Amasya, meyvecilikte ülkemizin önemli merkezlerden biri... Özellikle yüksek kesimlerde yetişen meyveler kalitesi ve lezzeti ile hem iç piyasa da hem ihracatta yoğun talep görüyor. Amasya çiftçisi elma, kiraz, şeftali, erik gibi meyvelerin yanı sıra ceviz ve badem ile de hem şehir ekonomisine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Kiraz hasadını sizler için yerinde izledik; dalından reyona kirazın yolculuğuna eşlik ettik.
Enflasyonist ortamda iğneden ipliğe her ürünün fiyatı, aldığınız her hizmetin ücreti olağanüstü artarken çiftçinin ürünü de emeği de maalesef para etmiyor. Hayvancılıkta geldiğimiz nokta, çiftçinin artan maliyetler karşısında süt ineğini kesime vermek zorunda kalması ile başladı ve maalesef sektör ithalata teslim oldu. Küçük aile işletmelerinde meyve yetiştiricisi çiftçinin durumu da u noktaya yakın! İşçilik, ilaç, mazot, sulama, bakım maliyetleri bir önceki yıla göre 2-3 kat artarken ürünün fiyatı artmak bir yana geçen yılın gerisinde bile kalıyor! Meyveyi sadece reyonda görenler için kiraz özelinde, meyvenin tüketiciye gelinceye kadar olan emek yoğun yolculuğuna sizler için eşlik etik.
Amasya Yenice Köyü’nde meyvecilik yapan İbrahim; kendi bahçesi var; kiraz, elma, erik, şeftali yetiştiriyor. Bahçesinden çıkan ürün ile bırakın geçimini sağlamayı maliyetleri bile karşılayamıyor, bu sebeple başka bahçelerde ailece işçilik yapıyorlar. Kiraz hassas bir meyve toplama zamanından, toplama şekline kadar büyük bir özen ve özveri gerektiriyor. Aynı zamanda iş güvenliği açısından da kazalara açık oldukça riskli bir iş. Ağaçların boyuna göre 9-10 metreye varan yükseklikte merdivenlere çıkarak sıcağın altında gün boyu tek tek meyveler toplanıyor.
Tarım sektöründe yaş ortalaması arttığı için gençleri hele hele çocukları gördüğüm zaman doğrusu mutlu oluyorum. Fakat durum hiç benim gördüğüm gibi değil, gençler iş arıyor, şehirde asgari ücretle bir iş buldular mı arkalarına bakmadan gidiyorlar. Maalesef haksız da değiller!
İbrahim ilaçtan işçiliğe, bütün masrafların 2-3 kat artmasına karşın kiraz fiyatlarının geçen yılın bile gerisinde kaldığını söyledi. Daha acısı ise başka bir iş imkânım olsa bu işi bugün bırakırım diyor ve ekliyor;
“Biz ailece meyvecilik yapıyoruz, her birimizin kendi bahçemiz var ama maalesef geçimimizi bile sağlamaya yetmiyor, fiyatlar çok düşük. Tüketici daha pahalıya alıyor ama bizden çıkışı öyle değil. Geçen yıl ihracatlık kirazın bahçeden çıkış fiyatı 70-80 lira arasındayken, bu yıl 45-50 lira civarında. Bu fiyatlarla sadece işçi çalıştırmak zorunda kalırsanız aldığınız mahsul maliyetini bile kurtarmıyor. Bir işçinin 1 kilo kirazı toplama maliyeti 20 lirayı buluyor. Kiraz, işçiliği en zor olan meyvelerden biri... Böyle giderse meyve dalda kalır, sonu ağaçların kesilmesine kadar gider! Önceki yıllarda bu iş bizim ana gelir kaynağımızdı maalesef artık kendini bile kurtarmıyor.
Devlet bizim gibi küçük işletmeciyi desteklemiyor, büyük yatırımcıları destekliyor. Ama bizim işimiz bu, devletin köylüyü desteklemesi gerekiyor. Başka türlü ayakta kalmamız mümkün değil. Bizim yaşadığımızı çocuklarımız yaşasın istemiyoruz. İki çocuğum var onların bu işleri yapmasını istemiyorum. Bizim başka bir şansımız yok ama onlar bu zorlukları yaşasın istemiyoruz.”
Aile işletmelerinin yaşaması ve tarımın geleceği adına çocukların gençlerin tarıma ilgi duymasını çok önemsiyorum. Burada aileler çocuklarını teşvik etmek işi öğretmek için değil, işin zorluğunu görsün ki kendilerine başka bir yol çizsin diye bahçeye getiriyorlar!
Aydınlık Köyü ziyaretimizde de Muhtar Hüseyin Gül ile sohbet ettik. Köyün başlıca geçim kaynağı meyvecilik. O da başta maliyetler olmak üzere sektörün sorunlarının altını çizdi. Pazarlama konusunda köyün içinde yer alan kiraz satış yerinin fiziki koşullarının iyileştirilmesi, daha çok alıcının gelmesi gibi konularda çalışmalar yapıyor.
Üreticisinden işçisine, aracısından ihracatçısına sektöre emek veren birçok insanla sohbet ettik. İsmet Kantar; “sadece Aydınlık Köyünde bile hem ihracat açısından hem iç piyasa açısından ciddi bir potansiyel var, her gün tonlarca ürün alım yerine getiriliyor. Burası bir nevi borsa gibi işlem yapıyor, ürün miktarına ve alıcı firma sayısına göre fiyat değişiyor. Üreticilerin birlik- kooperatif çatısı altında toplanması gerekiyor.”
Eksper Hüseyin Koç ile ihracat ve ürün kalitesi üzerine yaptığımız söyleşide ise kirazın önemli bir ihraç kalemi olduğunu belirterek; burada ihracat standartlarına uygun dünyanın birçok ülkesine sattığımız ürünler var. Kalibrasyonları iyi en çok karşılaştığımız sorun pestisit kalıntısı, bilinçsiz ilaç kullanımı. Çiftçilerin bu konuda daha bilinçli olmaları gerekiyor.
Her zaman tarım da kadının emeğini, özverisini dile getiriyorum. Çocuk yaşta evin de üretimin de sorumluluğunu üstlenen kadın çiftçiler meyvecilikte de yine başı çekiyor. Fadime o kadınlardan sadece biri. Metrelerce yüksekteki kirazları itina ile toplarken sadece kendi çocuklarının değil ülkenin bütün çocuklarının geleceğine katkı sunuyor ve şöyle haklı bir sitemde bulunuyor; “yazın kiraz, şeftali, erik, elma topluyorum, bamya yetiştiriyorum, kışın serada maydanoz, marul, yeşil soğan yetiştiriyorum, yaz kış demeden sürekli çalışıyorum, üretiyorum sadece borç ödüyorum. Bu da bir tarafa maalesef değer görmüyoruz, hatta görünmüyoruz! Salgında biz çalıştık insanımız hiçbir ürünün eksikliğini görmedi. Maalesef ne devlet ne de sofralarına bin bir emekle ürünler yetiştirdiğimiz insanımız bizlere değer vermiyor. Bu sebeple çocuklarımın çiftçi olmasını istemiyorum.”
Sabahın erken saatinde çalışmaya başlayıp akşama kadar zor koşullarda çalışan-üreten çiftçilerimizin bir gününe eşlik ettik. Samimiyetle yaşadıkları zorlukları, beklentilerini anlattılar, tüm zorluklara rağmen büyük bir özveri ve tutkuyla çalıştıklarına tanıklık ettik. Emek yoğun, zorlu işlerde çalışan insanımızın hak ettiği değeri almak bir yana her geçen gün ekonomik güçlükler altında ezilmesi son derece üzücü. Bizleri konuk eden Aydın Yağlıoğlu ve ailesine şükranlarımızı sunuyoruz.
Karar vericilere de ara sıra ayaklarını toprağa basmalarını, insanımızın gözünün için bakıp samimiyetle ellerini tutmalarını tavsiye ediyorum. Ülkemizin gıda güvencesi küçük aile işletmelerinden geçiyor. Onların yaşatılması, desteklenmesi, örgütlenmesi son derece önemli, sorunlar var evet, hiç biri aşılamaz değil yeter ki çözüm odaklı bakılsın!