Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Damızlık Alabalığa Destek Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek sağladıklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini bildirdi.

Bu çerçevede, hazırladıkları “Su Ürünleri Yetiştiriciliği Kapsamında Hastalıktan Ari Alabalık Kuluçkahanelerinde Damızlık Alabalık Desteğine İlişkin Tebliğ”in dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:

ANAÇ ALABALIK BAŞINA 60 LİRA DESTEK VERİLECEK
“Söz konusu tebliğle, alabalık kuluçkahane işletmelerinin hijyenik ve sağlıklı şartlarda kurulumlarını sağlamak, biyogüvenlik tedbirlerinin alınmasını temin etmek, balık hastalıklarının yayılmasını engellemek, kaliteli yumurta ve yavru üretimlerini sağlamak, ülkemizde yetiştirilen alabalıkların uluslararası standartlarda tüketime sunulma kalitesini artırmak için Bakanlığımızca izin verilen kuluçkahanelere damızlık alabalık desteği ödeniyor. Buna göre, hastalıktan ari kuluçkahanelere yılda en fazla 10 bin adet damızlık anaça kadar sınırlı olmak kaydıyla birim başına 60 lira destek vereceğiz.”

“100’DEN FAZLA ÜLKEYE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI YAPIYORUZ”

2003 yılında ilk defa destekleme kapsamına aldıkları su ürünleri üreticilerine son 16 yılda toplam 1,350 milyar lira ödeme yaptıklarını dile getiren Pakdemirli, şunları söyledi:

“Verilen bu desteklerle, bin 245 olan yetiştiricilik tesisi sayısı yüzde 70 artışla 2.127’ye, 61 bin ton olan su ürünleri üretim miktarı ise yüzde 511 artışla 373 bin tona yükseldi. Bu gelişmelerle su ürünleri ihracatımız da önemli oranda artış gösterdi. Bu kapsamda, 2002 yılında 27 bin ton olan su ürünleri ihracatımız 2019 yılında yüzde 640 artışla 200 bin tona, değer olarak ise 97 milyon dolardan 1,025 milyar dolara çıktı. Bugün itibariyle başta AB ülkeleri olmak üzere aralarında Japonya, ABD, Rusya ve Kore gibi ülkelerin de yer aldığı 100’ün üzerinde ülkeye su ürünleri ihracatı yapıyoruz.”​
 
 
29.11.2020
Devamı

Hayvancılık'ta Yeni Yönetmelikler Bürokrasiyi Azaltacak

Hayvan tanımlanması, tescili, izlenmesi, göçer hayvanların, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakli ile ilgili yönetmelikler hayvancılıkta bürokrasiyi azaltacak. Tanımlama ve bildirim işlemlerinde süreyi uzatarak hayvan sahiplerinin işlerini kolaylaştıracak”
“Yetiştiricilerimiz idari para cezaları ile karşı karşıya kalmaması için tanımlama süresi sığır cinsi hayvanlarda 6 aya, koyun ve keçi türü hayvanlarda 1 yıla çıkarılarak kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemlerinin daha geniş zamana yayılması sağlandı”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan hayvan tanımlanması, tescili, izlenmesi, göçer hayvanların, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakli ile ilgili yönetmeliklerinin hayvancılıkta bürokrasiyi azaltacağını, tanımlama ve bildirim işlemlerinde süreyi uzatarak hayvan sahiplerinin işlerini kolaylaştıracağını bildirdi.

Çelik, “Bakanlığımızın yönetmelikleri işimizi kolaylaştıracak, dikkatimizi büyümeye vereceğiz, hem biz hem ülke kazanacak” dedi.



Nihat Çelik, yaptığı açıklamada, mevcut durumda sığır cinsi hayvanlar 3 aylık yaşa kadar, koyun ve keçi türü hayvanlar ise 6 aylık yaşa kadar (göçer hayvanlar için bu süre 9 ay) küpelenerek kayıt altına alınırken, yetiştiricilerin idari para cezaları ile karşı karşıya kalmaması için bu sürelerin sığır cinsi hayvanlarda 6 aya, koyun ve keçi türü hayvanlarda ve göçer hayvanlarda 1 yıla çıkarılarak kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemlerinin daha geniş zamana yayılmasının sağlandığını belirtti.

Türkiye’de küçük ölçekli geleneksel aile işletmeciliğinin yaygın olmasının, göçer, yayla ve kurban bayramı başta olmak üzere hayvan hareketlerinin çok yoğun görülmesinin, ağır kış şartları ve coğrafi koşulların uygun olmamasının zaman zaman tanımlama süreleri içinde hayvanların küpelenerek kayıt altına alınamamasına yol açtığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Yetiştiricilerimiz idari para cezaları ile karşı karşıya kalıyordu. Bu nedenle yönetmeliklerde yapılan değişiklik ile süreler sığırda 3 aydan 6 aya, koyun ve keçide 6 aydan 12 aya çıkarıldı.

Ayrıca hayvan sahipleri tarafından yapılması gereken hayvan giriş-çıkışı veya alım-satımları için 7 gün olan bildirim süresi 30 güne yükseltildi.
İlin coğrafi yapısı, personel ve araç durumu, iklim şartları, doğal afet, idare kaynaklı gecikmeler veya mücbir sebepler nedeniyle yönetmelik hükümlerine uygun olarak tanımlanamayan her yaştaki büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alınabilmesi amacıyla İl Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonuna yetki verildi.”
 
“Pasaport ve nakil belgesi il/ilçe müdürlüğüne gidilmesine gidilmeden e-devlet üzerinden alınabilecek”
 
Yapılan düzenleme ile sığır cinsi hayvan pasaportu ve koyun keçi nakil belgesinin il/ilçe müdürlüğüne gidilmesine gerek kalmadan yetiştiricilerimiz tarafından e-Devlet üzerinden alınarak il içi nakillerde kullanılması sağlandığını belirten Çelik, şöyle devam etti:
“Yine işletme ziyaretleri ve aşılama çalışmaları sırasında, yeni mevzuat kapsamında işletmelerin güncellenmesi daha kolay ve hızlı bir şekilde yapılabilecek.
Yönetmelik değişiklikleri ve yeni yayımlanan Göçer Hayvanların Tanımlanması ve Nakilleri Hakkında Yönetmelik kapsamında, hayvancılıkta özellikle kayıt ve nakil işlemleri için yerinden yönetim imkânı verildi. Her bölgenin kendi sorunlarını yerinde çözmesine imkân tanındı.
Göçer hayvancılık yapan vatandaşlarımızın yaptıkları hayvancılığa uygun ihtiyaçlarını karşılayacak mevzuatla mağduriyetlerinin en aza indirilmesi amaçlandı.
Yayımlanan Göçer Hayvanların Tanımlanması ve Nakilleri Hakkında Yönetmelik kapsamında göçer hayvan sevklerinde belirlenen güzergâh üzerinde gidiş ve dönüş için tek veteriner sağlık raporu yeterli olacak. Göçer hayvanların nakli esnasında doğan kuzu ve oğlakların en yakın sevk kontrol noktasında küpelenerek kayıt altına alınması sağlanacak.”
 
“Düzenlemeler büyümeye odaklanmamızı sağlayacak”
 
Bütün bu düzenlemelerin hayvan sahiplerinin işini kolaylaştıracağına dikkati çeken Çelik, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli hayvancılığımızın sorunlarını biliyorlar, her türlü desteği yapıyorlar. Verdikleri destek hayvan sayısının ve verimliliğinin artışında görülüyor. Kendilerine şahsım ve sektörümüz adına teşekkür ediyorum” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılıkta çok önemli çalışmaları bulunduğunu, sektörün önünü açtığını, hayvan sayısının hızla artmasını sağladığını bildiren Çelik, “Tarım Bakanımız küçükbaş hayvancılıkta çalışmalarıyla birçok kez zirve yaptı. Bakanımızın yaptığı ilklerden biri de budur. Şahsımız sektörümüz adına minnettarız” ifadelerini kullandı.

Hayvancılıkla ilgili çıkarılan 4 yönetmeliğin de önemli olduğunu bildiren Çelik, açıklamasını, yetiştiricilerin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması, zaten kıt kanaat geçinmeye çalışan hayvan sahiplerinin idari para cezalarıyla mağdur olmaması, sadece işine yoğunlaşarak ülkeye daha fazla katkı yapmasının sağlanması gerektiğini, bu yönetmeliklerin bu yönde atılmış adımlar olduğunu belirterek tamamladı.
 
 
 
29.11.2020
Devamı

Adana'nın 40 Yıllık Rüyası Gerçekleşiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından taşkınların engellenmesi ve zararlarının asgariye indirilmesi için "seferberlik" ilan edildi.
 
Bakan Pakdemirli, Adana'da tarım arazilerine zarar veren taşkınların önüne geçmek için yürütülen projelerden olan ve incelemelerde bulunduğu Seyhan Nehri Toplu Makinalı Çalışması ile ilgili konuştu. 


 
Bakan Pakdemirli; “Adana Yüreğir, Seyhan, Sarıçam ve Karataş İlçeleri ile Mersin Tarsus İlçesine bağlı toplam 90 mahalle ve 1 milyon 552 bin dekarlık alanda, yıllık 5 milyar 207 milyon TL’lik tarımsal üretimi taşkın risklerine karşı korumayı hedefliyoruz” dedi. 
 
Çalışmalar neticesinde Aşağı Seyhan Ovasında, taban suyu ve yüzey sularını deşarj eden toplam 2000 km uzunluğunda ana drenaj, yedek-tersiyer drenaj ve tahliye kanallarının temizlenmesi, Seyhan Nehri mansap yatağında toplam 60 km yatak tanzimi yapılarak, iç seddinin yükseltilmesi hedefleniyor.
 
Bakan Pakdemirli projede gelinen aşama hakkında da bilgi verdi;
 
“Aşağı Seyhan Ovasında toplam 2.000 km uzunluğunda 10 milyon m³ rusubat temizliği planlandı. Bugüne kadar DSİ 6. Bölge Müdürlüğümüz bünyesindeki makinalarla 2020 yılı Ocak ayı başından itibaren toplam 550 km uzunluğunda 3,2 milyon m³ rusubat temizliği yapıldı. Çalışmalar kapsamında 1450 km uzunluğunda, 6,8 milyon m³ rusubat temizliği daha yapılmasını planlıyoruz. 
60 km uzunluğunda 5 milyon m³ rusubat temizliği planlanan Seyhan Nehir Yatağında ise Temmuz ayında başlanan Toplu Makinalı Çalışma kapsamında nehrin denize mansaplandığı ve rusubat birikiminin fazla olduğu 7 km’lik kısımda 2,8 milyon m³ kazı çalışması yaptık. Seyhan Nehir yatağında 53 km uzunluğunda 2,2 milyon m³ rusubat temizliği daha yapılacak” ifadelerini kullandı.  
 
 
80 Milyon TL’ye Mal Olacak Büyük Proje…
Projenin Mayıs 2021 itibariyle tamamlanmasının hedeflendiğini belirten Bakan Pakdemirli;
 
“Bu çalışma ile Adana Yüreğir, Seyhan, Sarıçam ve Karataş İlçeleri ile Mersin’in Tarsus İlçesine bağlı toplam 90 mahalle ve 1 milyon 552 bin dekarlık alanda, yıllık 5 milyar 207 milyon TL’lik tarımsal üretimin taşkın risklerine karşı korunmasını hedefliyoruz. Çalışmanın maliyeti 2020 yılı fiyatlarıyla 80 milyon lira” dedi.
 
Adana’nın 40 Yıllık Rüyası ‘İmamoğlu Sulama Projeleri’
Bölgedeki bir diğer önemli proje ‘İmamoğlu Sulamaları Projesi’…
Projeye dair detaylı incelemede bulunan Bakan Pakdemirli;
“İmamoğlu Sulamaları Adana’da, İmamoğlu, Sarıçam, Ceyhan, Kozan ve Yüreğir ilçelerinde toplam 1 milyon 66 bin 800 dekar arazinin sulanmasını sağlayacak. Su kaynağı Seyhan Nehri üzerinde kurulu olan ve 2010 yılından bu yana işletmede olan Yedigöze Barajı. Proje kapsamında bugüne kadar 26 bin 230 dekar arazi sulamaya açılmış olup 522 bin 920 dekar arazide inşaat, 142 bin 150 dekar arazide ise ihale çalışmaları devam ediyor. 375 bin 500 dekarlık ek sahanın da planlama çalışmalarını tamamladık” dedi.
Sulu Tarım İle Yıllık 1,6 Milyar TL Gelir Artışı Sağlanacak. İmamoğlu Sulamaları Projesi’nin tamamlanması ile yıllık 1 milyar 600 milyon TL gelir artışı beklendiğini de belirten Bakan Pakdemirli;
“106 bin kişiye de ilave istihdam imkanı sağlanacak. Toplam yatırım bedeli 4 Milyar TL olan proje 2,5 yıl gibi kısa bir sürede kendini amorti edecek” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli’nin yerinde yaptığı incelemelerde kendisine DSİ Genel Müdürü Kaya Yıldız da eşlik etti.
 
 
 
29.11.2020
Devamı

EKONOMİDEN SONRA EĞİTİM DE Mİ DÜNYA VİRÜSLE HİZAYA GETİRİLİYOR

İngiliz The Ekonomist dergisi kapaklarına  skandal veya sıra dışı mesajları taşıyarak devamlı gündem olmaya çalışıyor. Her nasılsa,bunların adına da kehanet diyorlar? Aslında hiç de öyle değil. 2018 yılı Ocak ayı kapağına bir baktığımızda, hemen sağ üst köşede “Amerikan meşalesi Sert rüzgârlar altında” başlığını görüyoruz.Onun biraz altında “Avrupa Birliği dökülüyor” ibaresi yer alıyor ve Avrupa Birliğini temsil eden bayrağın üstündeki yıldızdan bir tanesi (İngiltere)dökülüyor.

Aşağıdaki diğer resimlerde de başlıklar “Arap İsrail Sorunu” “Hibrit Araba Geldi”, “İklim Sorunlarına Devam”, “Üç Kutuplu Dünya”,“Uzaydan Wi-Fi Kontrol Altında”,“Petrol Savaşları”, “Mülteciler Sorunu” ve bir deköprü resmi var.Onu da Yavuz Sultan Selim köprüsüne benzetmişler sanki.Öteki konu başlıkları da; “Yeni oyuncu Çin, İngiltere, Fransa, Japonya Yedek kulübesinde” ibaresi ile“Dinler Arası Diyalog İslam’ı Ehlileştirmek İstedikleri Projesi”,“Robot Ve Mutant İnsanlar”“Netenyahuve Bilişimle Siyaset”, “Uzay Bilimine Devam”. İçlerinden engarip olanı da“Haçın Galibiyeti İçin Gerekirse  Biyolojik Savaş”yaparız diyorlar.Yani içlerindeki her türlü iyi-kötü beklentiyi gizlemeden açıkça yazmışlar hani.

 Bu gün için baktığımızda yapmak istedikleri ne varsa büyük çoğunluğunu da gerçekleştirmişler. İnsan kendine sorup duruyor daha neler yapacaklar, ne naneler yiyecekler acaba. Ama çok da düşünmeye gerek yok. 

Mesela şimdi 8 Ağustos 2020 kapağını bir inceleyelim.  Kapakta tek resim görünüyor. Mezun olan bir öğrenci portresi çizilmiş. Tabloda cübbe giymiş bir öğrenci kravat takmış,  önünde kırmızı fiyonklu bir diploma, başında mezuniyet kepi var AMA İÇİNDE İNSAN  YOK. Unutmadan belirteyim. Başlıkta daşöyle yazıyor:“Devamsız Öğrenci: “Covid19 Üniversiteyi Nasıl Değiştirecek”.Ne demek şimdi bu? Yazının alt başlığında da;“Covid19 Üniversiteler İçin Acı Verici Olacak Ama Aynı Zamanda Değişim Getirecek”  deniyor.

Bakın ben anlatayım.

Aslında dünyaya Coronapandemisini yayanlar  gerçekte ne yapmak istediklerini de gayet iyi biliyorlar. Yani söylenmek istenen şu; biz “Öncelikle Hristiyanlık adına savaşırız, dünyada başka din ve düşüncelere yer vermeyeceğiz” mesajıdır bu. Bunun yanı sıra siz Müslüman ülkeleri köle gözünde görüyoruzve elinizdeki bütün sermaye bizim, canımız istediği gibi kullanırız, engel olmak isteyeni de dünyadan sileriz”den başka bir şey değil. Bir de içi boş elbiseli mezun öğrenciden maksat; artık nasıl olsa uzaktan eğitim yapılacak onda da bizim programları kullanacaksınız, dolayısıyla öğrencilere istediğimiz kadar bilgi yükleyeceğiz ama bomboş yetiştirilecekler. İleride dünyayı tam bir cehalet bekliyor, diyorlar sanırım. Hâlbuki gerek savaşlardan, gerekeğitim projelerindenkendilerinden olan insanlar da fazlasıyla etkilenecek, kendi ülkeleri de bunu yaşayacak. Ama gelin görün ki bu  rezillerin umurunda değil.  Varsa yoksa petrol, altın,gümüş, silah ve güç her şey bizde, bizim tekelimizde olsun,  geri kalan dünya yanarsa yansın modundalar. Hatta bir de 2018'in kapak resminde bildirilen; petrol ile savaşlar arasındaki ilişki devam edecek, gerekirse nükleer güç kullanılacak yazılmış.  Yani kendi zevklerine kendi keyiflerine göre dünyada her çeşit sorun oluşturulacak, eğer itiraz eden olursa ellerindeki her çeşit silahla tehdit edip, yok edilecek. 

Şayet nükleer güç kullanılır ve 1940'larda Japonya'da yaptıkları katliam ve pervasızlık olursa, resmen 3. Dünya savaşı çıkar. Aman inşallah böyle bir deliliğe meydan verilmez. Böyle bir çılgınlık yapılmaz diye dua edelim. Bakın önceden kullandıkları nükleer bombaların tesiri hala Japonya'da devam ediyor. Hatta kazara meydana gelen bir olayda komşumuz Ukrayna'da 1986’da Çernobil Nükleer Santrali patladıktan sonra Karadeniz başta olmak üzere ülkemizin birçok şehrinde radyasyona bağlı yan etkiler görüldü. Hala bu patlamanın cezasını çeken insanlarımız var. Neredeyse  her çeşit kanserle karşı karşıya kalmış vatandaşlarımız bulunuyor? Birçok ocağı söndürüp gencecik insanları toprağa veren bu patlama ve radyasyon değil miydi? Birçok anneyi evlatsız, yavruları da anne babasız bırakmadı mı?  

Sonuç olarak; daha önceleri gözümüzde çok büyüttüğümüz medeniyetin beşiği diye yutturulanBirleşik devletler ile Avrupakendi içine düştükleri kuyudan çıkmaya çalışıyor. Ülkelerindeki insanlar kum gibi kaynıyor. Adalet ve insanlık meziyetlerinden yoksun bu memleketler patlamaya hazır bir bomba durumundalar. Başkalarına ayar verelim derken yarın ayarı fena bozulacak haldeler yani. İşte bizler bu yaşananlardan bir ders çıkaralım. Bizleri cahilleştirip kendilerine köle edecek sistemleri  onların beklemedikleri şekle çevirelim. Ülkemiz adına bu bir dijital dönüşüm olsun kendimize ait program ve yazılımlar geliştirmemize vesile olsun. Biz de kimseye  küsmeden kızmadan birbirimizin ayıbını aramadan ülkemize hizmet edelim. Yoksa bizlere çok daha ağır bedeller ve faturalar ödetecekler.  İnsanlara özgürlük diye pompaladıkları fakat başkasının kişisel hak ve düşüncelerini hiçe saydıkları dünyaları da kendilerine kalsın. Üç yanı denizlerle, dört yanı da düşmanlarla sarılı  ülkemizi pazarlayıp satmayalım. Eğitimde üzerimize düşen görevleri en iyi şekliyle yaparak bizi cahilleştirmeye çalışan bu zihniyete dersini verelim. Kalın sağlıcakla...

Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Anabilim Dalı Başkanı

 
27.11.2020
Devamı

Hindistan’da Çiftçilere Polis Müdahalesi!

Hindistan’da hükümetin çıkardığı tarım alanındaki yeni yasaları protesto etmek için sokaklara dökülen binlerce çiftçi, polis tarafından durduruldu.

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de çiftçiler, Başbakan Narendra Modi hükümeti tarafından kısa süre önce onaylanan bir dizi tarım alanındaki yeni yasalara karşı ayaklandı. Yapılan değişikliklerle hükümetin garanti ettiği fiyatlardan tahıl alımına son verileceği ve çiftçileri piyasaya karşı savunmasız bırakacağını öne süren binlerce çiftçi sokaklara döküldü. Yeni Delhi'nin komşu eyaleti Haryana'da polis, başkente yürüyerek ulaşmaya çalışan çiftçilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale etti. Çiftçilerin barikatları iterek polise tuğlayla saldırması sonucu tansiyon yükseldi. Delhi sınırında durdurulan 100'den fazla çiftçi gözaltına alınırken, Güney Hindistan'da 500 kişi tutuklandı.

Protestolar Eylül'den bu yana devam ediyor

Çiftçilerin protestoları ilk olarak Eylül ayında, “Hindistan'ın tahıl merkezi” olarak bilinen Pencap ve Haryana'nın kuzey eyaletlerinde başlamıştı. Toplamda 5 farklı eyaletten çiftçiler “Delhi'ye git” adında bir kampanya başlatarak bugün için protestoculara çağrıda bulunmuşlardı. Bunun üzerine hükümet, bugün için önlem alarak Delhi'nin tüm giriş-çıkış noktalarına yüzlerce polis ve asker konuşlandırdı. Başkent sınırları polis tarafından kapatılırken, bazı bölgelerde metro hizmeti de kısıtlandı.

Modi hükümeti kararlılığını sürdürüyor

Öte yandan Modi hükümeti, Eylül ayında parlamentodan geçen yasaların çiftçilerin ürünlerini büyük kurumsal alıcılara satmalarını kolaylaştıracağı konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Hükümet, yeni düzenlemelerle birlikte aracıların ticaretteki hakimiyetinin zayıflayacağını, bu sayede fiyatların iyileştirildiğini ve çiftçilerin özgürleştirildiğini ileri sürüyor.
27.11.2020
Devamı

Siirtli Çiftçilere Yem Bitkisi Tohumu Dağıtıldı

Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yürütülen "Yem Bitkileri Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi" kapsamında Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerinde üreticilere yonca ve fiğ tohumları dağıtıldı.

Şirvan, Pervari ve Eruh ilçelerinde çiftçilere yem bitkileri tohumu dağıtım programı düzenlendi.
Programda 3 ilçede toplam 3 bin 330 dönümlük arazide ekilmek üzere çiftçilere 38 ton yem bitkisi tohumu dağıtıldı.
Dağıtım programlarının ilkinin düzenlendiği Şirvan'da konuşan Kaymakam Recep Hasar, "Şirvan ilçemiz Siirt tarım ve hayvancılığının parlayan yıldızıdır. İl Müdürlüğümüzün katkıları ile dağıtılan yem bitkileri tohumları ile hayvanlarımız kaliteli beslenecek, verim artacaktır. Katkı sağlayanlara teşekkür ederim" dedi.

"Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek"

Tarımsal üretimin devamlılığı için şartlar ne olursa olsun çiftçilerin üretmeye devam ettiğini ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan, şunları söyledi:
Daha kaliteli bir üretim, verim artışı ve kârlı hayvancılık yapabilmek için projeyle Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerimizde 38 ton yem bitkileri tohumu dağıtarak 3 bin 330 dönüm alanda yapılacak ekimler ile ilimizin kaba yem ihtiyacının bir kısmını karşılamak istiyoruz. Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek.

Pervari ilçesinde düzenlenen tohum dağıtım programında konuşan Pervari Kaymakamı Aziz Kayabaşı, hayvancılık ve yem bitkileri üretim potansiyeli yüksek olan ilçede yem bitkilerinin büyük önem arz ettiğini belirterek bu konuda üreticilere yem bitkileri tohum desteği sağlayan Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne teşekkür etti.
Eruh ilçesinde de yem bitkileri tohum dağıtım programı düzenlendi. Eruh'ta da yem bitkisi üreticilerine tohumlar dağıtıldıktan sonra program sona erdi. 
27.11.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Havzalarda Kuraklık Mücadelesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla bu yıl 15 havza için kuraklık yönetim planlarını hazırlarken gelecek yıl 7 havza ölçeğinde bu çalışmaların yapılmasını ve 2023'e kadar 25 havzada söz konusu planların tamamlanmasını hedefliyor.
Plan kapsamında, ttarım sektörünün iklim değişikliğine karşı uyum sağlaması, verim kaybının minimize edilmesi, gıda güvenliğine katkıda bulunması amacıyla tarımsal faaliyet kaynaklı sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve azaltılmasına yönelik faaliyetler belirlenerek sürdürülebilir arazi yönetimi ve iklim dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması çalışmaları yapılıyor.
Bakanlık tarafından, orman alanlarında, tarım arazilerinde, mera alanlarında, sulak alanlarda, yerleşim yerlerinde ve diğer arazilerde, arazi kullanımı ve kullanım değişikliği ile ormancılıktan kaynaklı sera gazı emisyonları ve yutakların hesaplamaları yapılarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasına (UNFCCC) raporlandı.
Bu yıl hazırlanan Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri sonuçlarına göre, 2018 yılı toplam sera gazı emisyonu, bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,5 azaldı. 2018 yılı emisyonlarında karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,6 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla yüzde 12,5 ile tarımsal faaliyetler, yüzde 12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 3,4 ile atıklar takip etti.
Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektöründen kaynaklı yutak miktarı 94,6 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplanıyor. AKAKDO sektörü sayesinde ulusal net sera gazı emisyonları 426,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerine düşerek önemli sera gazı azaltımı sağlandı.
Yine Bakanlık yetkililerince, arazi bozunumunun önlenmesi için sürdürülebilir toprak yönetimi, iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması için iklim dostu tarım uygulamaları, tarım alanlarının verimli kullanımı çerçevesinde düşük karbon salımı teknolojilerinin adaptasyonu ve yaygınlaştırılması açısından tarımsal çevrenin koruma-kullanma dengesi içinde dış kaynaklı projelerle yerinde uygulama projeleri yürütülüyor.
Bu bağlamda, 24 uygulamalı çiftçi okulu kuruldu ve bu zamana kadar 550 çiftçiye uygulamalı eğitimler verildi. Bakanlık tarafından 39 il ve toplam 32 milyon hektar alanı kapsayan Bozkır Ekosistem Haritası oluşturularak Tarım Bilgi Sistemi'ne (TARBİL) entegre edildi.
Bakanlık tarafından Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla havza ölçeğinde kuraklık yönetim planları hazırlanıyor.
Bu yıl sonu itibarıyla 15 havzada (Konya, Akarçay, Kuzey Ege, Küçük Menderes, Doğu Akdeniz, Batı Akdeniz, Burdur, Van Gölü, Antalya, Asi, Seyhan, Ceyhan, Gediz, Büyük Menderes ve Fırat-Dicle) kuraklık yönetim planları tamamlandı.
2021'de 7 havzada (Sakarya, Susurluk, Meriç-Ergene, Marmara, Yeşilırmak, Batı Karadeniz, Kızılırmak) söz konusu planların hazırlanmasına devam edilecek. 2023 yılına kadar toplam 25 havzanın planlarının tamamlanması hedefleniyor. 
27.11.2020
Devamı

Kuş Gribi Avrupa’da Hızla Yayılıyor!

Avrupa ülkelerinde hızla yayılan kuş gribi, kümes hayvancılığını tehdit etmeye başladı. Tavuk vebası olarak da adlandırılan hastalığın daha önceki salgınlarında milyonlarca kanatlı hayvan itlaf edilmiş, sektör ağır kayba uğramıştı.

Fransa, Hollanda, Almanya, İngiltere, Danimarka, İrlanda, İsveç’in ardından Hırvatistan, Slovenya ve Polonya’da da kuş gribine yol açan virüse rastlandı. Hastalık, Avrupa dışında ise Rusya, Kazakistan ve İsrail’de de yayıldı.

Kuş gribi vakalarının çoğunluğu göçmen kuşlarda görülse dahi, virüsün çiftliklere kadar ulaşması 1,6 milyon tavuk ve ördeğin itlafına yol açtı.

Avrupa’nın en büyük tavuk eti ve yumurta tedarikçisi Hollanda’da son aylarda yaklaşık yarım milyon hayvan ya itlaf edildi ya da telef oldu. Polonya’da sadece bir çiftlikte 900 bin tavuk öldü.

Almanya’nın hayvan hastalıkları araştırma merkezi Friedrich-Loeffler Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, Avrupa’da kuş gribi virüsünün farklı türlerinde daha sık rastlandığından, salgının yayılma riskinin bu yıl son iki yıla göre çok daha yüksek olduğu belirtildi.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü verilerine göre Rusya’daki kümes hayvanı kaybı ekim ayı sonunda 1,8 milyona ulaştı. Bu kayıpların 1,6 milyonu Kazakistan yakınlarındaki bir çiftlikte kaydedildi.

Bu yıl çoğunlukla H5N8 virüsü tespit edilse de H5N5 ve insanlara da bulaşabilen H5N1 türlerine de rastlandığı rapor edildi. Şu an için insanlara yönelik riskin çok düşük olduğunu bildiren Avrupa Gıda Güvenliği Dairesi, buna rağmen virüsün seyrini yakından takip etmek gerektiğini aktardı.

Salgından dolayı kümes hayvancılığı sektöründe önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Virüsün görüldüğü ülkelerde, çiftliklerdeki kanatlı hayvanların tamamının göçmen kuşlarla temasını engellemek için kapalı alanlarda tutulmaları istendi.

Diğer ülkeler ise önlem amaçlı tavuk ve tavuk ürünleri ithalini askıya aldı.
27.11.2020
Devamı

2. Dönem Buzağı Destekleme Ödemeleri Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2. Dönem Buzağı Destekleme ödemelerinin yarın yapılacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, 2019 yılı 2. dönem buzağı desteklemeleri kapsamında yetiştiricilerimize toplam 641,6 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“2019 yılı 2. Dönem Buzağı Desteği kapsamında; 599. Bin 551 yetiştiricimizin 1 milyon 570 bin buzağısı için toplam 641,6 milyon lirayı yarın saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı olsun” ​
 
26.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Kadrolu İşçi Alım Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda yeni bir alım daha yapacaklarını duyurarak bakanlığın taşra teşkilatında görev yapmak üzere 826 adet kadrolu tarım işçisi istihdam edileceğini söyledi.

  Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Alımı yapılacak 826 işçi, İŞKUR üzerinden gerekli şartları taşıyanlar arasından kura ile belirlenecek. Dolayısıyla alımda mülakat olmayacak”
  
2019-2020 döneminde Bakanlık, taşra birimleri ve bağlı kuruluşlarda toplam 11 bin 717 personel istihdamı gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu dönemde Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerine Veteriner, Ziraat Mühendisi, tarım işçisi ve memur olmak üzere 2 bin 419, OGM’ye 6 bin 90, DSİ’ye 535, Meteorolojiye 100, TMO’ya 231, ÇAYKUR’a 911, TİGEM’e 496, Tarım Kredi Kooperatiflerine 810 ve ESK’ya 115 personel alımı gerçekleştirdik” dedi.
Bakan Pakdemirli, 826 kadrolu tarım işçisi alımının hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.​
 
26.11.2020
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine