Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin Bal Tüketin

Günümüzde arıcılık faaliyeti büyük ilerlemeler göstererek sektörel bir hayvancılık kolu haline gelmiştir. Türkiye’de önceleri geleneksel yöntemlerle yapılan arıcılık faaliyeti ekonomik önemlerinden dolayı son yıllarda modern gezginci arıcılık halini almıştır. Küreselleşme yolunda hızla ilerlerken, sanayi ve hizmet sektöründeki gelişmeler nüfusun kırsaldan kentlere göç etmesiyle yeterli ve kaliteli tarımsal üretimin geliştirilmesi ve uygulanması ülkeler için oldukça önem arz etmektedir. Bu anlamda kendi gıdalarını yeterli düzeyde üretebilen ülkeler dünyada ki varlıklarını sürdürmenin yanında güçlü aktörler olacaklardır. Tarımsal üretimdeki gelişmeler bir yandan hızlı bir şekilde sürdürülürken diğer yandan kirlilik ve doğanın tahrip edilmemesi de göz ardı edilmemelidir. Bu anlamda arıların varlığı, dünya ve insanlar için küçümsenmeyecek öneme sahiptir (Çankaya ve ark, 2008).
 
                          

          
                                     Şekil 1.1. Arıcılık Faaliyetinden Bir Görünüş

            Arıcılık tarımsal faaliyetler içerisinde teknik olarak daha kolay yapılması, birçok ürünün elde edilmesi, belli bir toprağa gereksinim duyulmaması, çok düşük yatırım ve işletme sermayesi ile kurulabilmesi, ilk sezonda bile gelir sağlaması, işgücü ihtiyacının az olması, toplumun her kesimi tarafından yapılabilmesi gibi özelliklerinden dolayı alternatif bir ekonomik faaliyet olmuştur (Çelik ve ark, 2014). Bu duruma paralel olarak günümüzde arıcılık faaliyeti büyük ilerlemeler göstererek sektörel bir hayvancılık kolu haline gelmiştir (Vural ve ark, 2007).

            Arı ürünlerini kıymetli yapan bileşenler esasında içermiş oldukları vitamin, mineral madde, organik asit düzeyleri ve en önemlisi enzim düzeyleri olması nedeniyle daha kolay sindirilebilir ve besleyici olmasının yanı sıra hastalıklara karşı koruma, bağışıklık ve tedavi edici özelliklerinden dolayı tercih edilen gıdalardandır (Özmen ve ark, 2006). Arıların üretmiş oldukları en önemli ürün olan balın yanı sıra diğer arı ürünlerinin de insan sağlığının korunması üzerine olumlu etkilerinin bilinmesi arı ürünlerine olan talebi her geçen gün daha da artırmaktadır (Çelik ve ark, 2014).

            En fazla bilinen balın, rengi, tadı ve aroması nektar alındığı bitkinin türüne göre farklılık gösterir. Bal akıcı, viskoz, yoğun ve bulunduğu ortamın sıcaklığında kısmen veya tamamen kristalize olabilir. Balın kristalize olarak tanımlanması, balda mevcut olan şekerin belli sıcaklık derecelerinde doyması sonucunda dibe çökmesi olarak tanımlanır. Bal genellikle oda sıcaklığında kristalize olmaz ama yine de bazı türler oda sıcaklığında da kristalize olabilir. Arı kovan içerisinde, topladıkları nektarı bazı işlemlerden geçirirken (bala dönüştürürken) balın içerdiği suyu uçurarak olgunlaştırır. Bu anlamda petekli ballarda kristalize ya hiç görülmez ya da çok geç ve kısmen görülebilir. Kristalize olan bal tüketiciler için tercih edilmeyen, şekerli (dışardan şeker ile besleme) diye algılanıyor. Ancak yapısı gereği kristalize olma balın doğal bir sürecidir. Kristalize olan ballar belli sıcaklıklarda ve denetimli bir şekilde su banyosu içerisinde eski haline dönüştürülebilirler. Tabi ısıl işlem uygulanırken yüksek sıcaklıkta uzun süre kalan ballar için, içerdiği enzimler bozulmaya uğrayarak HMF miktarında artışlar meydana gelecektir (Günbey 2009). HMF miktarının artması istenmeyen bir durumdur.

Balın içerisinde tespit edilen yaklaşık 15 ayrı aminoasit (Prolin, Tirosin, Triptofan, Lisin, Glutamik Asit, Histidin, Arjinin, Treonin, Serin, Glisin, Valin, Metionin, Lösin, Alanin, Fenilalanin) bulunmaktadır. Koyu renkli ballarda tirosin ve triptofan’a rastlarken açık renkli ballarda bu iki aminoasit tespit edilmemiştir. Aynı zamanda, balda en fazla bulunan aminoasit prolin olmuştur (Hışıl ve ark. 1986).

Balın, su aktivitesinin düşük olması ve asit oranının ise yüksek olması yapısında bulunan hidrojen peroksit, fenolik asit ve flavonoid gibi bileşikleri bünyesinde bulundurmasından kaynaklı olarak antimikrobiyal özellik gösterdiği bilinmektedir. Balın bu özelliklerinden kaynaklı, insan sağlığını tehdit eden hastalık yapıcı bakterilerin gelişmesini önleyerek, inhibe edici bir ortam halini alır (Mutlu ve ark. 2017).
 
Zir. Yük. Mühendisi Ümit SAYLAK
Beyçeri Arıcılık Üretim Müdürü
 

 
03.04.2020
Devamı

Tarım Bakanlığı Misafirhaneleri Sağlık Çalışanlarına Tahsis Edildi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin talimatlarıyla Bakanlığa ait Türkiye genelinde ve 81 ilde bulunan 5 bin 450 oda kapasiteli misafirhaneler sağlık çalışanlarına tahsis edildi.
Konuyla alakalı açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanı Fatih Sarıkaya, “Sayın Bakanımızın talimatlarıyla bu zor günlerde canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızın yanında olduğumuzu göstermek ve onlara destek vermek maksadıyla ülke genelinde bulunan 5 bin 450 oda kapasiteli, toplam 307 misafirhanemizi tahsis ettik.

ÜCRET TALEP EDİLMEYECEK
Tahsis edilen misafirhanelerde kalan sağlık çalışanlarından ücret talep edilmeyeceğine vurgu yapan Sarıkaya "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak virüsün etkilerini en aza indirmek için tüm imkanlarımızı seferber ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Şu anda 5 bin 450 oda kapasiteli misafirhanelerimizin hemen hemen yarısı dolmuş durumda” diye konuştu.

MİSAFİRHANELERDE HER TÜRLÜ İMKAN VAR

Misafirhanelere yerleştirme işlemlerinin Valilik koordinasyonunda yapıldığını belirten Sarıkaya “Valiliklerin yetkilendirdiği il müdürlükleri bize bir liste yönlendiriyor. Bizde bu listeleri misafirhanelerdeki yetkili arkadaşlarımıza iletiyoruz ve sağlık çalışanlarımız burada konaklamasını sağlıyoruz. Sağlık çalışanlarına konaklayacakları misafirhanelerde her imkanı sunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tüm dünyanın ve Türkiye'nin 'korona virüs' salgınıyla bir mücadele içerisinde olduğunu aktaran Sarıkaya, "Bilindiği gibi yaklaşık 4 ay önce Çin'de ortaya çıkan 'korona virüs' salgını tüm dünyayı tehdit ediyor. Tüm dünyada olduğu gibi bizde ülke olarak bu virüs salgınıyla çetin bir mücadele içerisindeyiz. Bakanlık olarak bu mücadeleye her türlü desteği veriyoruz.  Buradan Sayın Bakanımız ve şahsım adına hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yine tedavisi devam eden tüm vatandaşlarımıza da Allah'tan acil şifalar diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
 
 
03.04.2020
Devamı

Üreticinin Elektrik Borçları Ertelenmeli Desteklerden Blokeler Kaldırılmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sulama ve elektrik borçlarını ödeyemeyen üreticilerin desteklerine bloke konulduğunu bildirerek, “Elektrik şirketleri, DSİ- sulama birlikleri, diğer su kullanıcı teşkilatların üreticilerimizin desteklerine koydukları blokeleri kaldırmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

DSİ- sulama birlikleri ve diğer su kullanıcı teşkilatlara olan sulama suyu borcu ve elektrik dağıtım şirketlerine olan tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlarını vadesinde ödeyemeyen üreticilerin, 2020 yılı Mart ayında hesaplarına yatan gübre ve mazot desteklerine bloke konulduğunu ifade eden Bayraktar, “Dicle Elektrik A.Ş. desteklere konulan blokeleri kaldırmıştır. Kendilerine teşekkür ediyor, diğer şirketlerin de örnek almasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
-“Üreticilerimizin borçları son yıllarda uygulanan zamlar nedeniyle ödenemez duruma geldi”
 
Üreticilerin sulama ve elektrik borçlarının, son yıllarda uygulanan zamlar nedeniyle ödenemez duruma geldiğine işaret eden Bayraktar şöyle devam etti:
“2017 Aralık ayında 35,6 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz yapılan yüzde 126,2'lik artışla birlikte 2019 Aralık ayında 80,60 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kalmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce her yıl yayınlanan ‘Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine’ göre de 2015 yılından bu yana sulama ücretlerinde yüzde 43,3 ile yüzde 47,1 arasında değişen oranlarda artış olmuştur.
Üreticilerimizin birçoğu bu artışlar karşısında çaresiz kalmış, borçlarını ödeyememiştir. Koronavirüs salgını nedeniyle önünü görmekte, üretimini planlamakta güçlük yaşayan üreticilerimizin bu borçlarını ödemesine imkan bulunmamaktadır.

Üreticilerimizin sulama ve elektrik borçları 1 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmeli, desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak üreticilerin sorunlarının çözümü için girişimlerde bulunduklarını ifade eden Bayraktar, “Dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi arayarak talebimizi ilettim. Pakdemirli, bu konuda bir çalışma yaptıklarını söyledi. Kendilerinden en kısa zamanda üreticilerimizi memnun edecek bir haber bekliyoruz” diye konuştu.
 
 
02.04.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Dünyayı Doyuran Ülke Dünyanın Lider Ülkesi Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Covid-19 salgını tedbirleri dolayısıyla illerde gerçekleştirdiği tarım orman sektör toplantılarını ilk kez videokonferans yöntemiyle Antalya tarım orman sektör temsilcileri ile gerçekleştirdi.

Toplantıda yaptığı konuşmada geldiği ilk günden beri, ülkemizi karış karış gezerek, çiftçilerin problemlerini yerinde çözmek adına toplam 70 ilde ve 200’ün üzerinde toplantı ve program gerçekleştirdiğini söyleyen Bakan Pakdemirli “Ancak şuan koronavirüsten sonra alınan tedbirlerden dolayı, il ziyaretlerimizi erteledik, ama çalışmalarımıza ara vermedik” diye konuştu.
“Bu günlerde çiftçilerimizim, üreticilerimizin bizim desteğimize daha çok ihtiyacının olduğunu biliyoruz” diyen Bakan Pakdemirli Bu sebeple “söz sizde” buluşmalarımızın videokonferanslı ilk toplantısını ülkemizin sebze-meyve hali, cennet şehir Antalya ile yapmaya karar verdim” dedi.

Artık insanlığın farklı bir dünyaya doğru evirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bu hastalık bittiği zaman, nasıl bir tablo ile karışılacağımızı net bir biçimde bilmiyoruz. Fakat bazı öngörülerimize bağlı olarak, planlarımızı yapıyor, tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz” açıklamasını yaptı.

DÜNYAYI DOYURAN ÜLKE, DÜNYA’NIN LİDER ÜLKESİ OLACAK
Göreve geldiği günden beri ortaya koydukları öngörülerin bir bir kendilerini doğruladığını ifade eden Pakdemirli şöyle devam etti:
“Peki ne idi bu öngörüler?  İlk olarak, göreve geldiğimizde dedim ki; ‘Dünyayı doyuran ülke, Dünya’nın lider ülkesi olacak’ Şuan gündemde sağlık, gıda, eğitim var. Tüm dünyada teknoloji üreten fabrikalar kepenklerini kapattı. Tekstil sektörü yavaşladı. Ulaşım sektörü durdu. Mobilya sektöründe üretim durdu. Ancak bu süreçte, tek bir sektör kapasitesini arttırarak hızlı bir şekilde üretime devam ediyor: O da “GIDA” sektörü.  Bu da ön görümüzde ne kadar haklı olduğumuzun göstergesidir.  Çünkü en basit ifadesiyle; karnınız açsa, elinizdeki telefonun kaçıncı seri olduğu önemli olmuyor.

İkinci öngörümüz ise; yurt dışından tarımsal üretim için arazi kiralama meselesiydi. Biz Sudan’dan arazi kiralama konusunu gündeme aldığımızda;  gıda arz güvenliğimizi garanti almak amacıyla yola çıktığımızı defaten söylememize rağmen, bize olmadık söylemlerde bulundular. Şimdi bunu kabul etmeyenler, bizlerden gıda arz güvenliğini garanti altına almamızı istiyor.

Üçüncü olarak da bütçe görüşmelerinde, “2020 yılının, Tarım ve Orman Bakanlığının Dijitalleşme Yılı” olacağını kurguladığımızı, ve çalışmalarımızı bu doğrultuda gerçekleştirdiğimizi bildirmiştik. Şimdi görüyoruz ki şükürler olsun; bu konuda da isabetli kararlar almışız. Böylelikle; çiftçimiz, üreticimiz, İl ve İlçe tarım müdürlüklerinde yapacakları iş ve işlemleri, bir tıkla hemen halledilebiliyor. E-TARIM portalı ile mevcutta kullandığımız E-ÇİFTÇİ Portalını yeniden düzenleyerek, Çiftçi, İşletme, Vatandaş ve Firmalar için çok kapsamlı bir e-TARIM portalına dönüştürdük. Böylece portal üzerinden, çiftçiler destekleme ön başvurularını yapabilecek ve Sanal POS sistemi ile ödemelerini gerçekleştirerek, ÇKS ön başvurularını yapacabilecek ve mevcut ÇKS’lerini sistem üzerinden alabileceklerdir”

TARIM, SAVUNMA SANAYİSİ KADAR ÖNEMLİ, COVİD-19’LA TOP VE TÜFEKLE SAVAŞILMIYOR
2020 yıllında, gıda güvenliğimizin sağlanması açısından çiftçilerimizin daha çok sübvanse edilmesi gerektiğini bildiklerini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Onun için destekleme ödemelerini, 2019 yılına göre %36 artırarak, 22 milyar liraya çıkardık ve bakanlığımız 2020 yılı bütçesinin %54,6’sını tarımsal desteklemelere ayırdık. Hep söylediğimiz gibi Tarım, savunma sanayisi kadar önemli, çünkü COVİD-19’ la top ve tüfekle savaşılmıyor. İlaç ile savaşılıyor, bağışıklık ile savaşılıyor, gıda ile savaşılıyor. İnsanımızın bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için, kaliteli ve sağlıklı gıdaya her durumda ulaşabiliyor olması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Son 17 yıldır alınan tedbir ve önlemlerle gıda ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşanmadığının altını çizen Bakan Pakdemirli, vatandaşlarımızın gıda arz güvenliği konusunda endişeleri olmaması gerektiğini ifade etti.

KREDİLERİ YÜZDE 25 İLA YÜZDE 100 ORANLARINDA SÜBVANSE EDECEĞİZ
Bu zorlu süreçte çiftçilere destek olmak adına ve tarımsal üretimimizde sorun olmaması için, İl Tarım ve Orman Müdürlerine çiftçimiz için tüm imkânlarını seferber etmeleri talimatını verdiğini belirten Pakdemirli “Çiftimizin üretim için finansman kaynağı sağlaması amacıyla 3,5 miyar liralık destekleme ödemesini hesaplarına yatırdık. Çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacakları kredileri yüzde 25 ila yüzde 100 oranlarında sübvanse edeceğiz” dedi.

BU SÜREÇTE ÜLKEMİZİN SAVUNMA SANAYİSİ BİZLERİZ
Diğer yandan Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile verilen kredilerde COVID-19 virüsüne karşı çiftçimizin yanında olduklarını ve 4 karar aldıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli şu şekilde konuştu:
“-30 Nisan 2020 tarihine kadar, yurt genelinde yürütülmekte olan icra ve iflas takipleri durdurulmuş olup, bu çerçevede yeni takip işlemleri yapılmayacak,  ihtiyati haciz kararları icra edilmeyecektir.
-Kredi ödemlerindeki gecikmelere esneklik tanınarak,  gecikmeye giren krediler, takip ve hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenecek.
-Çiftçilerimizin kredi borçları sebebiyle risk merkezindeki siciline “Mücbir Sebep” notu düşülmesi sağlanacak.

-Vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarları 2 ay süreyle faizsiz olarak ertelenecek.
Siz yeter ki üretmeye devam edin, biz her daim arkanızdayız. Unutmayalım bu süreçte ülkemizin savunma sanayisi bizleriz. COVID-19’a karşı kullanacağımız topla tüfek; ürettiğiniz et, süt, balık, buğday, mısır, sebze ve meyvelerdir.

ANTALYA BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR CEPHE, ÇOK ÖNEMLİ BİR CEPHANEDİR
Antalyalı çiftçilerin, ürettiği tarımsal ürünlerin hem ülkemizin gıda ihtiyacını karşıladığını hem de yaptığı ihracat ile dünyanın gıda ihtiyacını karşıladığını ifade eden Pakdemirli “Biz, son 17 yıldır yaptığımız yatırım ve desteklerle her daim Antalyalı çiftçilerimizin yanında idik, bundan sonrada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Antalya’ya son 17 yılda, 8 milyar 800 Milyon lira tarımsal destek verdiklerini söyleyen Bakan Pakdemirli “Kırsal Kalkınma desteklerimiz ile ulusal kaynaklarımızdan Antalya’mıza,  209 proje için 103 Milyon Lira hibe desteği ödedik.  Bu hibeler ile yapılan yatırımlar neticesinde, 2.640 kişiye istihdam sağlandı.  Genç Çiftçilerimizin toplam 689 projesini, yaklaşık 21 Milyon Lira ile destekledik. Hayvancılığın olmazsa olmazı meralarımıza, Antalya’da özel hassasiyet gösterdik ve 85 bin dekar alanda mera ıslah çalışmasını tamamladık” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının devamında Antalya’ya yapılan destek ve yatırımlar hakkında ayrıntılı bilgi veren Bakan Pakdemirli” İnşallah bugünler gelip geçicidir. Antalya bu salgında bizim için çok önemli bir cephe, çok önemli bir cephanedir” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
 
 
01.04.2020
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazileri Kiraları Ertelendi

Çevre ve Şehircilik Bakanı  Murat Kurum, tarımsal amaçlı kiralanan hazine arazilerinden alınacak kira bedellerinin 6 ay süreyle ertelendiğini açıkladı.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, dünya genelinde etkili olan yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının tarım sektöründeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik yeni tedbirler aldıklarını belirtti.

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Ecrimisil Bedelinin Yarısı Üzerinde Kiralama Projesi kapsamındaki çiftçilerin ödemelerini kolaylaştırmak için kira ödemelerinin ertelenmesi kararı aldıklarını bildiren Kurum, şunları kaydetti:

"Koronavirüs salgını nedeniyle Hazineye ait tarım arazisini kiralayan çiftçilerin nisan, mayıs ve haziran ayı kira ödemelerinin 6 ay süreyle ertelenmesine karar verildi. Uygulama koyduğumuz erteleme kararından yaklaşık 600 milyon metrekare alan için kiralama sözleşmesi düzenlenen 51 bin çiftçi yararlanacak."
Bakan Kurum, Hazineye ait tarım arazilerine ilişkin ecrimisil işlemlerinin de hasat dönemi dikkate alınarak yürütüleceğini ifade etti.   
 
 
01.04.2020
Devamı

Deli Dana

Bu sayımızda AB’de görülen ama biz de kesinlikle olmadığı iddia edilen “Deli Dana” hastalığına değineceğim.
 Deli Dana hastalığı, insana hastalıklı hayvanın eti yenirse bulaşıyor. Hastanın kanını doğrudan alsanız bile bulaşma ihtimali düşük. Hasta hayvanın etini yiyen kişide hastalık pusuya yatıyor. Yaşlılık ya da aniden gelişen herhangi bir hastalık gibi durumlarda yani vücut direnci düştüğünde, ortaya çıkıyor. Hastanın beyni hızla süngerimsi bir yapıya dönüşüyor. Süngerleşme ilerledikçe, sırasıyla hastada yürüme, el kol hareketleri, konuşma ve en son yutkunma bitiyor. Bu arada hayaller görmeye başlıyor, kendini bile tanıyamaz hale geliyor ve derin bir uykuya dalıyor. Yani önce felç oluyor ve sonra komaya giriyor. Sonunda enfeksiyon, zatürre ya da çoklu organ yetmezliği gibi nedenlerden hasta kısa sürede ölüyor.

Deli Dana ile ilgili AB ülkelerine baktığınızda; hastalıklı hayvan sayısı, mücadelesine yönelik yapılan faaliyet sayısı, hastalanan insan sayısı, tedavi çalışmalar gibi çeşitli istatistik verilere ve bilgilere şeffaf bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. AB mevzuatında, nasıl sürekli saha taraması yapılması ve müdahale edilmesi gerektiğini belirten özel hükümler bulunduğunu görüyorsunuz. Hastalık 2001 yılından bu yana yıllık resmi raporlarla yakından takip ediliyor ve yayınlanıyor. Yıllar içinde sayılar giderek azalsa da sonuç sıfır olmadıkça hastalık önemini korumaya devam ediyor. Çünkü hasta hayvan 1 tane bile olsa ondan elde edilecek eti yüzlerce kişinin tüketme riski var. Örneğin; sadece tek bir hastalıklı hayvandan elde edilen etin, ucuz kıyma satan bir reyondan yüzlerce kişiye bir defada bulaştırabilmesi mümkün. Bu nedenle AB konuyu sıkı takip ediyor.

Deli Danalı hayvanların ülkemize girmesi kanunen yasaklandığı için bu hastalığın ülkemizde hiç görülmediği iddia edilmektedir. Yani, ülkemize girmesi yasak hayvansal kaynaklı hastalıkların, ülkemizde görülmesi resmi olarak “imkansız” kabul edilmektedir. İstatistiklere göre ülkemizde hiç vaka bulunmamaktadır. Bu durumda Deli Dana hastalığından ölen hiç kimsenin olmaması gerekmektedir. Böyle biri varsa kesinlikle yurt dışına gidip, hastalıklı hayvan etini orada yediğine ya da yurt dışında hastalanmış birinin kanını aldığına inanılmaktadır.
Hâlbuki, babam kısa bir süre önce bu hastalıktan vefat etti. Hem de hiç yurt dışına çıkmadığı ve kan transfer yapmadığı halde bu hastalığa yakalandı. Demek ki; hastalığı resmen imkansız ilan etmek yeterli değilmiş. Bu durumda aklınıza, yukarıdaki belirtilerle kısa sürede ölen biri varsa, “acaba deli danadan mı öldü ya da bu hastalıktan ölen başkaları var mı” soruları gelebilir.

Bu durumda yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Çünkü tahlili bile ülkemizde yapılamayan bu hastalığın teşhisini koymak bile çok zaman alıyor. Hastalığı kısa sürede ilerleyen hastanızın, ilk anda hangi bölüme götürüleceği bile bilenemiyor. İlgili olabilecek bölümleri dolaşmak, tetkik yaptırmak hatta görüntülü tetkikler için randevu almak için geçen süre, hastalığın seyrinden fazla sürüyor. Diyelim ki; kısa sürede 15 bin dolar harcayabilecek kadar varlıklı bir kişisiniz. Özel bir sağlık kurumunda birçok bölümün doktoru sizi gördü ve verdikleri tetkikleri kısa sürede cebinizden yaptırdınız. Buna rağmen ilk anda, hızla ilerleyen bir kanser ile karşılaşıldığı sanılıyor. Normalde aylar sonrasına verilen kanser taramasını ancak özel bir yerde yaptırabilirseniz hızla kanser olmadığınız cevabını alıyorsunuz. İşte ancak bu durumda ileri derece uzman bir doktor, devletin yasakladığı bir hastalığa yakalanmış olabileceğinizi düşünüyor. Bir mühendis maaşından fazla para verip Fransa’ya numune göndermenizi istiyor. Cevap gelince “ülkemizde kesinlikle imkansız” olan hastalığa yakalandığınızı anlıyorsunuz. Bütün ümitleriniz bitiyor. Sonrasında hastayı huzur içinde acısız bir şekilde uğurlayabilmek için kalan kısa sürede elinizden geleni yapıyorsunuz.  

Tarım Bakanlığında çalışan bir mühendis olarak, Ankara’nın merkezinde oturan, devletin en yüksek makamlarının işaret ettiği yerlerden et alan, emekli devlet memuru babam, “nasıl Deli Dana oldu” sorusunun cevabını arıyorum. Muhtemelen “dış mihraklar tarafından havadan paraşütle atılmış” eti yoldan geçerken buldu. Bütün eti tek başına yedi. Başka hiç kimse yemedi. Üstelik bilmeden dahi olsa, devlet tarafından yasaklanmış bir hastalığın bulaşık olduğu eti yediği için bir de devlete karşı suç işledi.

İşin kinayesi bir tarafa, sağlık alanında lüks inşaat kalitesinde Dünyanın en büyük hastanelerine sahip ülkemizde, bu hastalığın hiç görülmediğinin sanılmasının ardındaki gerçekler araştırılmalıdır. Yeterli maddi varlığa sahip olmadığı için aylar sonrasına verilen tetkiklerin günü gelinceye kadar bu hastalığa yakalanan belki de binlerce kişiye teşhis koymak mümkün olmuyorsa ne yapacağız. Hastanın niçin öldüğü anlaşılamıyor ve bu nedenle kayıtlara da geçmiyorsa “Ülkemizde Deli Dana yoktur” demeye devam mı edeceğiz.

Bu arada kendimi “taammüden öldürülen ve katili serbestçe dolaşan birinin oğlu” olarak hissettiğimi söylediğimde, “Allah verdi, Allah aldı” sözüyle karşılaşıyorum. Beni derinden etkileyen bu söz, inançlı kişiler tarafından çok iyi irdelenmelidir. Çünkü bu sözün arkasına sığınıp cinayete kurban gideni de en nihayetinde Allah aldı diyerek tedbir almamak, katili aklayıp suçu Allah’a atmak olacaktır. Sanırım kimse böyle bir vebalin altında kalmak istemez. Umarım hiç birimiz buna izin vermeyiz.

DR. Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi
 

 
 
 
31.03.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Koronavirüs Bilim Kurulana Tepkiler Büyüyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca oluşturulan Bilim Kurulu’nda Ziraat Mühendisi bulunmamasına tepki yağdı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Bilim Kurulu Ziraat Mühendisi olmadan neyi tartışacak?” derken, Adana Milletvekili Ayhan Barut da, “Bakanlık Ziraat Mühendislerini yok sayıyor” dedi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı da, “Mesleğimiz dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez” açıklaması yaptı.

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, koronavirüs salgınıyla ilgili olarak oluşturduğu 9 kişilik COVID-19 Komisyonunda bir tane bile ziraat mühendisinin bulunmaması ile ilgili bir açıklama yaptı.

Oluşturulan bilim kurulunda bürokrat olarak Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili ve Genel Müdür Yardımcısı ile 3 adet Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi, 3 adet Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi, 1 adet Tıp Fakültesi Öğretim Üyesinin bulunduğunu belirten Başevirgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bilim kuruluna bir tane bile ziraat mühendisi almayan Bakan, “Ziraat Mühendisi” diye bir meslek dalı olduğunu unuttu mu? Kurula ziraat mühendisi alınmaması, bu işe ne kadar ciddiyetsiz baktıklarının göstergesidir. Aralarında ziraat mühendisi olmayan kurul bir araya gelerek tarımsal ürün, tarımsal üretim ve sağlıklı gıda konusunda neyi tartışacak?
Tarım Bakanlığı uyguladığı yanlış tarım politikalarına bir yenisini daha ekledi, Sayın Bakan bizi yine şaşırtmadı. Bilim Kurulu niteliğinde oluşturulan komisyonda, Ziraat Mühendisi ve/veya Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesinin olmaması, sorunların çözümü için ziraat mühendislerinin görüşlerine önem verilmemesi, en basit ifade ile tarım sektörüne ve anılan meslek dalına ihanettir. Tarım açısından alınması gereken tedbirlerin görüşüleceği Bilim Kurulunda ziraat mühendisinin bulunmaması, tarıma verdikleri önemin net bir göstergesi olmuştur.”

“Tüm bileşenleri sürece dahil edin!”
CHP’li Başevirgen, içinden geçilen sürecin ayrıştırarak değil, birleştirici ve kapsayıcı bir iş birliği ile sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Tarımsal üretimin ve gıdanın stratejik önem arz ettiği bir süreçte oluşturulan kurula üretimle ilgili genel müdürlerin ve ziraat mühendislerinin dahil edilmemiş olması, COVID-19 ile mücadelede ziraat mühendislerinin devre dışı bırakılması büyük bir hatadır. Özellikle bu kritik süreçte Bakanlığın, tarım ve gıda sektörünün tüm bileşenlerini sürece dahil ederek bilimsel önlemlerle krizi yönetmeleri gerekmektedir.”
 
“Bakanlık Ziraat Mühendislerini yok sayıyor”
Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı’nca 9 kişiden oluşturulan komisyonda bir tane ziraat mühendisinin yer almadığına dikkat çeken CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut da, “Salgın nedeniyle tarım, hayvancılık ve gıda alanında kararlar alması beklenen komisyon üyeleri arasında gıda mühendisi, veteriner, tıp doktoru var ama tek bir ziraat mühendisi bile yok. Elbette bu meslek grupları komisyonlarda olmalı. Ancak aralarında ziraat mühendislerinin de yer alması gerekmez mi? Ziraat mühendisi olmadan tarımla ilgili nasıl karar alıp, tavsiyeler verilecek? Bakanlıktan açıklama bekliyor, ziraat mühendislerini yok sayan anlayışı kınıyoruz” diye konuştu.

“Uyduruk değil, bilimsel olsun!”
Küresel ve ulusal çapta Koronavirüs salgınının sağlık ve ekonomiyi tehdit ettiğini ifade eden Barut, şunları vurguladı:
“Bu tehdidi ortadan kaldırmanın yolu; etkin önlem almak, tarım ve hayvancılığın ilgili ve yetkin tüm paydaşlarını bir araya getirip çareler bulmaktır. ‘Uyduruk’, ‘Dostlar alışverişte görsün’, ‘Yaptık, olduk’ veya ‘İşte kurduk’ diye değil, gerçek anlamda tarımın ve hayvancılığın tüm bileşenlerini, uzmanları, akademisyenleri ve konunun tüm muhataplarını barındıran ‘Tarımda Bilim Kurulu’ oluşturulmalı.
Tarım ve hayvancılık olmadan güvenli bir gelecekten, daha da doğrusu yarınlara ulaşmaktan söz bile edilemez. Gelin aklı başında herkesin dile getirdiği bu çağrımıza kulak verin. Yarın çok geç olmadan tarım ve hayvancılığımız için yani çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için kararlı bir adım atalım, sorunları kökünden çözecek politikalar geliştirelim.”
 
Ziraat Mühendisleri Odası: “Mesleğimiz dışlanarak tarım ve gıda sorunları çözülemez”
Yazılı bir açıklama yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez de, Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu içerinde Ziraat Mühendisliği mesleği ve meslektaşlarının dışlanması şiddetle kınadı, “Ziraat Mühendisliği Mesleği dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez” dedi.
Koronavirüs salgınının sektöre yıkıcı etkilerini en aza indirmek amacıyla “Tarımsal Üretim Seferberliği” ilan edilmesini talep ettiklerini hatırlatan Suiçmez, seferberliğin sağlıklı işletilebilmesi, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde Kamu, Üniversite, Meslek Odaları, Meslek Kuruluşları, ilgili Özel Sektör ve STK’ların temsil edildiği “Koronavirüs Tarım Bilim Kurulu” kurulmasını önerdiklerini vurguladı. Medyada, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “COVID-19 Komisyonu” kurulduğu haberlerinin yer aldığına dikkat çeken ZMO Başkanı Suiçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın nedeniyle tarım sektörü açısından alınması gereken önlemlerin görüşüleceği ve bir çeşit Bilim Kurulu niteliğinde kurulan Komisyonda, 1 adet bile Ziraat Mühendisi, Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesinin olmaması, sorunların çözümü için görüşlerimize önem verilmemesi, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanması, en basit ifade ile vahimdir.

“Ziraat Mühendisliği mesleğinin dışlanmasını şiddetle kınıyoruz”
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki “meslek şovenizmi”ne dayalı, dar meslekçi eğilimleri güçlendiren bu anlayışı, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve tarım sektörümüz adına kabul edilemez buluyoruz. Ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne yaklaşımlarını açıkça gösteren bu tercihten, bu yanlıştan bir an önce geri dönülmesini talep ediyoruz.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; “Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu” içerinde Ziraat Mühendisliği mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanmasını şiddetle kınıyoruz.”
 
 
31.03.2020
Devamı

500 Milyon Fidan Üretimi ile 97 Milyon Dolarlık Döviz Geliri Elde Edildi

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılında özel sektörle birlikte 854 farklı türde, 500 milyon adet orman ağacı, dış mekan süs bitkisi ve meyve fidanı üreterek, 50 milyon adedini yurtdışına ihraç etti.
Türkiye’nin bir çok bitki ve meyve türünün anavatanı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Ülkemiz meyvecilik ve fidan yetiştiriciliği konusunda iklim ve ekolojik koşullar bakımından önemli avantajlara sahip bulunuyor. Bu kapsamda 2019 yılında ülkemizde ceviz, badem başta olmak üzere 100 milyon adet meyve fidanı üretimi yapıldı” diye konuştu.
 
97 MİLYON DOLARLIK DÖVİZ GELİRİ
Üretilen meyve ve orman ağacı fidanlarından ülkemiz vatandaşlarınca bahçe tesisi ve çevre düzenlemesinde kullanılmak üzere 11 milyon adedi bedelsiz verilerek 31 Milyon TL’lik katkı sağlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Üretimi yapılan fidanların 50 milyonunu yurtdışına ihraç ettik. Yapılan ihracattan 97 milyon dolar döviz geliri elde edildi”  açıklamasını yaptı.
 2002 yılına göre yaklaşık 5 kat artırılan ihracatın 2019 yılında  ağırlıklı olarak Türki Cumhuriyetleri olmakla üzere 55 ülkeye yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli “İhracata en fazla konu olan türler ise; servi türleri, ıhlamur, ardıç, süs eriği, süs elması, ceviz, elma, zeytin, badem ve kirazdır” dedi.
 
TÜRKİYE FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE NET İHRACATÇI
 Ülkemiz fidancılık sektöründe net ihracatçı konumunda olduğunu, gelinen bu noktada kazanılan ihracat ivmesinin artarak sürdürülmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli “Gerek AB normları gerekse ihracat yaptığımız ülkelerin talepleri doğrultusunda ismine doğru, güvenilir, hastalık ve zararlılardan ari fidan üretimi ile ilgili mevzuat çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda ihraç edilen fidanların 2019 yılından itibaren,  ülkemizde hastalık ve zararlılar yönünden kontrolleri yapılıp sertifikalandırılmış olma zorunluluğu getirilmiştir. Böylelikle kalitesiz fidanların yurtdışına satışı yasaklanarak mevcut pazar payının kaybedilme riski önlenmiştir” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
 
31.03.2020
Devamı

Tarım Kredi Kredi Ödemeleri Faizsiz Erteleniyor

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, çiftçilerin vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarlarının 2 ay süreyle faizsiz olarak erteleneceğini açıkladı.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, corona virüsü salgınıyla mücadele kapsamında tarımsal üretimin kesintiye uğramaması amacıyla, çiftçilerin vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarlarının 2 ay süreyle faizsiz olarak erteleneceğini açıkladı.

30 Nisan tarihine kadar yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulduğunu, bu çerçevede yeni takip işlemlerinin yapılmayacağını, ihtiyati haciz kararlarının icra edilmeyeceğini belirten Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, şu bilgileri paylaştı:

“Kredi ödemelerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler, takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenecek. Çiftçilerimizin kredi borçları sebebiyle Risk Merkezi’ndeki siciline mücbir sebep notu düşülmesi sağlanacak.”

“Kredi faaliyetleri çerçevesinde ortaklarımıza tarımsal girdi ihtiyaçları için ayni kredi, nakdi kredi ve yatırım kredisi veriyor; uygun koşullarda finansmana erişimlerini sağlamak amacıyla piyasadaki değişimler de yakından takip ediyoruz” diyen Poyraz, “Çiftçilerimiz üretmeye mutlaka devam etmeli. Bu zor dönemi üreterek, birlikte aşacağız” ifadelerini kullandı.
 
 
 
30.03.2020
Devamı

Biz Senin İçin Tarladayız Sen Evde Kal Türkiye

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, vatandaşları evde kalmaya davet ederken, çiftçilerin ise gıda ihtiyacını karşılamak için büyük bir özveriyle üretmeye devam ettiğini bildirdi.
Tüm kesimlere “evde kal” çağrısı yapılırken çiftçilerin çalışmak zorunda olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Salgınla mücadele ettiğimiz bu süreçte gıdaya erişimde sıkıntı yaşamıyorsak, çiftçilerimizin gösterdiği fedakârlık sayesindedir. Biz senin için tarladayız sen evde kal Türkiye’m” diye konuştu.
 
-“Üreticilerimize daha fazla destek vermek, tarımsal üretimimizi artırmak zorundayız”
 
Beslenmenin hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Çiftçilerimiz de herkes gibi endişeli ancak ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak için evlerinden çıkmak, tarlaya gitmek durumundalar. Üretimin aksamaması için, çiftçilerimizin sağlığı güvence altına alınmalı, acil çözüm bekleyen sorunları çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.
COVİD-19 salgını ile mücadele edilen süreçte yeterli ve kaliteli gıdaya ulaşmanın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirten Bayraktar şunları söyledi:

“İklim değişikliğiyle, doğal afetlerle mücadele eden dünyamız bugün ise uluslararası ölçekte etkili olan koronavirüs salgını ile savaş veriyor. Yaşanan bu gelişmeler tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Diğer ülkelerden gelen, marketlerin yağmalandığı, insanların gıda stoğu yapmak için yarıştığı görüntüler tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Henüz kontrol altına alınamayan bu salgının etkisini devam ettirmesi durumunda küresel çapta bir gıda kıtlığı ile karşı karşıya kalabiliriz. Gıda güvencemizi korumak istiyorsak, üreticilerimize daha fazla destek vermek, tarımsal üretimimizi artırmak zorundayız.”


 
“Risk alarak evinden çıkan ve üretmeye devam eden çiftçilerimize borçluyuz”
Koronavirüsle mücadele edebilmek için güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “Bağışıklığımızın güçlü olması için yeterli ve dengeli beslenmemiz gerekiyor. Çiftçilerimiz üretemezse gıdaya erişemeyiz, bedenimizi virüslere karşı savaşta güçsüz bırakırız” diye konuştu.
Bayraktar, evlerimizden çıkmamamız gereken şu günlerde market, pazar ve manavlarda her türlü gıdanın bulunduğuna işaret ederek, “Hepimiz risk alarak evinden çıkan ve üretmeye devam eden çiftçilerimize borçluyuz” dedi.


 
 
30.03.2020
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine