Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

TÜRKİYE 4 ÜRÜNÜN ÜRETİM VE İHRACATINDA DÜNYA LİDERİ

Türk fındığı, kirazı, incir ve kayısısı lezzeti ve kalitesi ile dünyaya yayılıyor.

Türkiye fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Dünyada fındık üretiminin yüzde 67’sini, kirazın yüzde 26’sını, incirin yüzde 27’sini ve kayısının yüzde 23’ünü tek başına sağlayan Türkiye, bu ürünlerin üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor.

Fındık, Kiraz, İncir, ve Kayısıdan 2.17 Milyar Dolar İhracat Geliri
Türkiye’de, yıllara göre değişmekle birlikte, bir yılda ortalama 500 bin ile 750 bin ton arasında Fındık üretiliyor. Bu rakam dünya fındık üretiminin yüzde 67’sine denk geliyor. Türkiye Eylül 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında 1,4 milyar dolarlık fındık ve fındık mamulleri ihracatı yaptı.

Yine geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 306 bin ton ile dünya İncir üretiminin yüzde 27’sini karşılayan Türkiye, bu ürünün kuru ve taze olarak ihracatından 286 milyon dolarlık döviz girdisi elde etti.
627 bin tonluk üretim ile dünya Kiraz üretiminin de yüzde 26’sını gerçekleştiren ve 162 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye’de; Kayısı üretimi ise 750 bin ton ile 985 bin ton arasında değişiyor. Kayısı ihracatından da 294 milyon dolarlık gelire ulaşıldı.

Böylece sadece fındık, kiraz, incir kayısı ihracatından 2018 yılında 2,17 milyar dolarlık döviz girdisi sağlandı.

20 Üründe Dünyada İlk Dörtteyiz

Türkiye üretiminde dünyada birinci olduğu fındık, kiraz, incir kayısının yanı sıra ayva, haşhaş tohumu, kavun ve karpuzda ikinci; mercimek, Antepfıstığı, kestane, vişne ve hıyarda üçüncü; ceviz, zeytin, elma, domates, patlıcan, ıspanak ve biberde ise dördüncü sırada bulunuyor.

Bakan Pakdemirli:
  “Türkiye tarımsal üretim bakımından Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Son 16 yılda tarımsal milli gelirimiz 37 milyar liradan 213,4 milyar liraya ulaştı.
Bu dönemde; meyve üretimi 13,3 milyon tondan 22,3 milyon tona, sebze üretimi 25,8 milyon tondan 30 milyon tona, tarla bitkileri üretimi 58 milyon tondan 64,4 milyon tona çıktı. Toplam bitkisel üretimimiz 98 milyon tondan 117 milyon tona yükseldi.

Üretimdeki bu artış ihracatımıza da olumlu yansıyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar tarım ürünleri ihracatımız 2018 yılında 17,7 milyar dolara yükseldi. 
Ülkemiz fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Sadece bu üründen toplam 2,17 milyar dolarlık ihracat geliri elde ettik.
20 üründe ise dünyada ilk dört içerisinde yer alıyoruz.”
 
19.8.2019
Devamı

27 Yıllık Çiftçinin Domatesi Tarlada Kaldı

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Pozluk Mahallesi’nde ailesi ile birlikte binlerce lira verip tarla kiralayan ve 27 yıldır çiftçilik yapan İsmail Menek, domates fiyatının ucuz olduğunu ifade ederek satamadıkları tonlarca domatesi tarlaya döktü. 

27 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Menek, kiraladığı tarlada domates ekip üretim yaptığını söyledi. Menek, “Hep sıkıntı çekiyoruz. Satın aldığımız fidelerin parasını bile çıkaramıyoruz. Şu anda ektiğim tonlarca domates satılmadığı için tarlada çürüyüp gidiyor. Satmak istiyorum fakat alıcı bulamıyoruz. Hepsi kızarmış, hazırdır, bölgede en güzel domatesi bu topraklarda yetişiyoruz ama satacak bir pazar ya da alıcı bulamıyoruz. Kış mevsiminde domates fiyatları tavan yapıyor ve bizlere domates ekin diyorlar ama biz yaz mevsiminde domates ekiyoruz fakat satacak bir tüccar dahi bulamadığımız için domatesler çürüyüp gidiyor ve bizler zararımız ile baş başa kalıyoruz. 170 dönüm tarlanın tamamını domates ekledim yaklaşık 350 bin lira masraf ettim, bunların masrafını nasıl geri alacağımı kara kara düşünüyorum. Elimizden bulunan tonlarca domatesi alıcı bulamadığımızdan kaynaklı olarak hayvanlara yem olması için tarlaya dökeceğiz. Devlet bizlere destek olsun, borç altındayız, çek ve senetlerimizi dahi ödeyemiyoruz” dedi. 



Eşi ve çocukları ile aylarca tarlada çadır kurarak yaşadığını belirten Saddet Minigül isimli kadın çiftçi ise ektikleri domatesleri satılmadığından dolayı döktüklerini söyledi.
 
 
19.8.2019
Devamı

TMO Fındık Alımı için Randevu Vermeye Başlayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bugünden itibaren 2019 ürünü fındık alımı için çiftçilere randevu vermeye başlayacak.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaliteli kabuklu Giresun fındığı için taban fiyatın kilogramda 17 lira, levant kalite fındık için 16,5 lira olarak açıklandığını anımsattı.

TMO tarafından çiftçilere 19 Ağustos'tan itibaren alımlar için randevu verileceğini, 21 Ağustos'ta da ürün kabulüne başlanılacağı yönünde açıklamada bulunulduğunu belirten Öztürk, sürecin Türkiye ve fındık üreticilerine hayırlı olmasını diledi.

Öztürk, ofisin tüm hazırlıklarını tamamladığını ifade ederek, "TMO alım esaslarını da açıkladı. Şartlar üreticilerimizin lehine, gayet güzel. Şimdi sıra üreticilerimizde. Çiftçi Kayıt Sistemi belgelerini güncelleyerek randevularını alabilirler. Verilen tarihte de ürün teslimi gerçekleştirilecek." dedi.

Çiftçilerden fındık teslimlerinde aceleci davranmamalarını isteyen Öztürk, "Üreticimiz sabırlı olmalı. TMO'dan aldıkları randevulara riayet etmeleri ve alım şartlarına uymaları halinde hem fiyattan memnun olurlar hem de piyasada fiyatın düşmesi önlenir. Onun için çok acele davranılmamalı." diye konuştu.

Öztürk, Giresun'da Fındık Lisanslı Deposu'na ürün teslim edecek çiftçilerin de buradan alacakları ELÜS (elektronik ürün senedi) ile 9 ay vadeli, sıfır faizli kredi kullanabileceklerini sözlerine ekledi.
 
 
19.8.2019
Devamı

Baraj ve Göletler Su Ürünleri Üretimini'de Zenginleştiriyor

Enerjiden tarıma, içme suyu temininden taşkın korumaya kadar birçok alanda ülke ekonomisine hizmet veren baraj ve göletler, su ürünleri üretimine de zemin hazırlayarak hem vatandaşlarımıza yeni bir gelir kapısı açıyor hem de nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin devamlılığını sağlıyor.
Ülkemizdeki baraj ve göletlerde doğal olarak yaşayan ve ekonomik değeri olan yaklaşık 30 farklı balık türü bulunuyor. Bu doğal türlerin desteklenmesi ve balıkçılık faaliyetlerinden yüksek gelir elde edilmesi maksadıyla DSİ’ye ait 7 adet Su Ürünleri İstasyonunda çalışmalar yürütülüyor.

DSİ Su Ürünleri İstasyonlarında yılda yaklaşık 30 milyon pullu sazan (Cyprinus carpio) ve 2 milyon civarında Şabut balığı (Tor grypus) üretiliyor. Yine ekonomik değeri yüksek olan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) ve Sivriburunun (Acipenser stellatus) anaç adayı olarak bakım ve besleme çalışmalarına Amasya-Yedikır ve Bolu-Gölköy Su Ürünleri İstasyonlarında devam ediliyor. Bu çerçevede, yayın balığı (Silurus glanis) üretimi ise ülkemizde ilk kez DSİ Keban Barajı Su Ürünleri İstasyonunda yapıldı.

BARAJLARA 575 MİLYON BALIK BIRAKILDI
Etütleri tamamlanmış ve stok tespiti yapılmış baraj göllerinde DSİ tarafından belirlenen program dâhilinde düzenli olarak balıklandırma da yapılıyor. DSİ tarafından bugüne kadar 235 baraj gölü ve çok sayıda gölete toplam 575 milyon değişik türde balık bırakıldı. Bu kapsamda yıllık olarak ortalama 30 milyon pullu sazan yavrusu yaklaşık 120 baraj gölü ile 30 adet gölete bırakılıyor. Şabut balığı ise havzaya özgü olması nedeniyle Atatürk ve Karakaya Baraj Göllerine bırakılıyor.

EKONOMİYE YILLIK 940 MİLYON LİRA KATKI
Baraj göllerinin, tarımsal sulama ile ülkemizin gıda güvenliğinin teminatı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajlar ve göllerimiz aynı zamanda balıkçılık faaliyetlerine de zemin hazırlıyor. Bu çerçevede DSİ’nin kullanımında bulunan baraj ve göletlerde gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin ekonomik değeri yıllık olarak yaklaşık 940 milyon TL’yi buluyor” dedi.

2018’DE YETİŞTİRİCİLİKTEN 110 BİN TON ÜRETİM YAPILDI
Baraj ve göletlerde yürütülen yetiştiricilik faaliyetleri neticesinde 2018 yılında 110 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını vurgulayan Pakdemirli “Bu üretimin ekonomik değeri 880 milyon TL’yi buluyor. Ayrıca, ticari avcılık yoluyla üretime açılan 179 baraj gölünde 2018 yılında 14 bin ton çeşitli türde su ürünü elde edildi. Bu üretimin ekonomik değeri de 60 milyon TL civarında” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, DSİ’nin uygun gördüğü baraj gölleri ve göletlerde özel sektör tarafından yetiştiricilik faaliyetlerinin yapılabildiğini de sözlerine ekledi.
 
19.8.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Düştü

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,06 gerilerken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,06 azalışla 154,38 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,2 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,22, balıkçılıkta yüzde 0,9 düşüş, ormancılık ürünlerinde ise yüzde 6,6 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,14, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,72 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,26 artış kaydedildi.
Alt tarım gruplarından, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,86, koyun ve keçi, canlı, bunların işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 1,95, yağlı meyveler yüzde 0,9 yükseliş, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar 0,51 düşüş gösterdi.
Temmuzda endekste kapsanan 87 maddeden, 5 madde bu ay endekse girerken, 43 maddenin fiyatlarında artış, 33 maddenin fiyatlarında azalış oldu. 6 maddenin fiyatları ise değişmedi.
 
 
16.8.2019
Devamı

Kurban Bayramının Olmazsa Olmazı Kavurma

Kurban Bayramının olmaz ise olmazı Kavurma
 
Kurban Bayramı'nın gelmesi ile birlikte olmazsa olmazı olan kavurma tarifini siz değerli okuyucularımız için araştırdığımız  konulardan birisi oldu.
Kurban eti ile kavurma tarifini adım adım yazması,  bizden pişirip yemesi sizden…

Kuşbaşı doğranmış etimizi tenceremize koyup orta ateşte kendi bırakacağı suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Bıraktığı suyu çektikten sonra üzerine 2 çay bardağı sıcak su ilave edip pişirmeye devam ediyoruz. Etimizi beklemeye alıp yağımızı tenceremize koyuyoruz. Ardından ısınan yağımıza sırasıyla pul biber karabiber kekik ve tuzumuzu da ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Ortalama 5 dk karıştırdığımız malzemelerimizin üzerine pişirdiğimiz etimizi de ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Etlerimiz kızarıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Etimiz kızardıktan sonra altını kapatıp servise hazırlıyoruz.
 
9.8.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Satılmayan Kurbanları ESK alacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Kurban Bayramı öncesi NTV verdiği özel röportajda çok merak edilen soruları yanıtladı.
Herkesin Kurban Bayramı'nı kutlayarak sözlerine başlayan Pakdemirli,  "Gönül rahatlığıyla kurbanlıklarını kessinler ve gönül rahatlığıyla yesinler. Türkiye'nin her tarafı hareketli. Her kurbanlıkta yeterince kurbanlık var mıdır diye sorulur. Bu sene 1 milyon 217 bin büyükbaş, 3 milyon 895 bin küçükbaşımız var.

Kurban sonrası et fiyatlarında bir değişiklik beklemiyoruz. Hayvanbilgi.tarim.gov.tr adresinden kulak küpe numarasını girerek kesilecek hayvanın tüm bilgilerine ulaşılabilir. "HaySag" adlı uygulamamızdan da bilgi edinebilirler." dedi.

Satılamayan kurbanlıkları ESK alacak
Satılamayan kurbanlıkların ESK tarafından alınacağını açıklayan Pakdemirli  fiyatın bayramın üçüncü-dördüncü günü açıklanacağını, arzu edenlerin ESK'da bu hayvanları kestirebileceğini dile getirdi. Kanlı görüntülerden uzak durma ve veteriner kontrolünde kesimlerin önemli olduğunu vurguladı. 

Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık'tan müdahale geldi
Pakdemirli, yağlı tohum ve hububat desteğinde 6 Ağustos tarihinde ödemelerin yapıldığını söyledi. Yıl sonuna kadar da ödemeler devam edecek dedi.
Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık olarak ilk kez biz müdahale ettik. Geçen yıl dövizdeki durumdan ötürü ikame fiyatları çok arttı. Bugün ise farklı. Ayçiçek üreticisinin eline 2 bin 492 lira eline geçmiş olacak. Üreticimizin lehinde olsun diye bu işte ilk defa tüm birlikleri bir araya getirerek karara vardık.

AR-GE faaliyetimizi tamamladık
Pekdemirli AR-GE çalışmalarına yönelik şunları söyledi:
"Çiftçiye elektrikli traktörde pil yedi saat dayanıyor, prototip seri üretime hazır. Ben bizzat test ettim son derece güçlü bir prototip oldu. Dünyada bir örneği olmayan traktör. Seri üretimde normal eşdeğer traktör neyse kategorisinin biraz daha pahalısı olabilir ama yakıtta tasarruflu olacak. AR-GE faaliyetimizi tamamladık, bu Türkiye'nin bir başarısıdır."

Çeltikte Cumhuriyet Tarihi'nin rekoru kırılıyor
2019 buğday tahminimiz 19,5 milyon ton olduğunu dile getiren Pakdemirli,  "Cumhuriyet Tarihi'nin rekor çeltik üretimine doğru gidiyoruz. Gıda fiyatlarında doğal olarak kışın sebze-meyve fiyatları artıyor. Fiyatların trendini ve seyrini tarımsal girdiler belirliyor." dedi.

Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacağını kaydeden Pakdemirli şunları söyledi:
"Yeni nesil sera alanında yatırım 2 milyar TL'yi bulduğunu söyleyerek Ziraat Bankası çok düşük faizle 7 yıl ödemeli sera kredisi sundu
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak. Herkesin bir fikri var. Tüm paydaşlar konuşsun istiyoruz. Başta üreticiler, örgütler, birlikler, üniversiteler konuşacak. Cumhuriyet Tarihi'nin en büyük bilgi ve belge kütüphanesini oluşturmak istiyoruz.
Tarımda atama bekleyenler konusunda bu imkan bütçe meselesidir. Ben hayatım boyunca devletten maaş almamış bir insanım. Devleti tek istihdam kapısı olarak görmemek lazım. İhtiyaç oldukça alım yapıyoruz. Personel Genel Müdürlüğümüz ile bu arkadaşlarımız yazışabilirler. Önümüzdeki aylarda bunlarla ilgili belli açıklamalarımız olacaktır."
 
 
9.8.2019
Devamı

Gürer'den Tarım Politikaları Eleştirisi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekim alanlarının hızla azalmasını, tarımda uygulanan yanlış politikaların yol açtığı etkileri ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. 

 “TEŞVİKLER DOĞRU ADRESLERE GİTMİYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarımda yaşanan sorunların aşılmasının iktidarın bakışına bağlı olduğunu belirtti. Her Bakan değişikliğinde tarım uygulamalarının da değiştiğini hatırlatan Gürer, “Bir yıl alınan karar bir yıl sonra uygulamadan kalktı. Yapılması gereken, girdi fiyatlarından başlayarak, ekimden hasada, pazarlamadan ürünün nihai tüketiciye ulaşımına kadar tarımda uzun vadeli kalıcı planlama sağlanmalıdır. Teşvikler, doğru adrese ve yeterli düzeyde verilmelidir” dedi. 


 
“VERİMLİ TARIM ARAZİLERİMİZ HIZLA AZALIYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1998’den günümüze kadar olan süreçte  4,5 milyon hektar arazisinin tarım dışı kaldığını belirtti. Buğdayda ekim alanlarının her geçen gün azaldığını hatırlatan CHP’li Gürer “Verimli tarım arazilerimiz var. Buğday, arpa, patates, domates… Her çeşit ürünü yetiştirebilecek, dört mevsimin yaşandığı zengin toprakları olan bir ülkemiz var. Ama yanlış tarım politikaları tarım alanlarının daralmasına neden oluyor. 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılmıyor artık. Tarımdaki sorun, planlamanın eksikliğinden kaynaklanıyor. Çiftçi, 1 yıl önce hangi ürünü ekeceğini ve ektiği ürünü hasat ettikten sonra ne kadar para kazanacağını bilirse daha çok üretimin içinde olur ve tüketici daha uygun fiyata ürün alır. Ne yazık ki verimli arazilerimizin her yıl bir kısmı daha üretim dışı kalıyor. Türkiye'de 30 yıl önce  28,5 milyon hektar tarım arazisi  varken 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda, farklı ürünlerin ekim alanları da daraldı” dedi.
 
“AFET YARDIMI, BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZE SAĞLANMALI”
Gürer,  Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kaldığını, çiftçinin TARSİM kapsamına alınmasının engellendiğini ve iklim değişikliği ile ortaya çıkan sorunların çiftçinin mağduriyetini katladığını belirtti. Gürer, “Afet halinde ayırt etmeden tüm mağdur çiftçilere destek sağlanmalıdır” dedi.
 
“İKTİDAR, DESTEKLERİ YANDAŞA DEĞİL, İŞİN EHLİ OLAN ÇİFTÇİYE SAĞLAMALI”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere bütçeden aktarılması gereken desteğin olması gerektiği gibi kullanılmadığını ve desteklerin çiftçiye aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirtti. Avrupa Birliği Kırsal Desteklemeden (IPARD), 42 ilin yararlandığını, aralarında Niğde gibi tarım illerinin bulunduğu illerin bu destek dışında bırakıldığını söyleyen Gürer, “Sayıştay, bu desteklerin kırsala yeterince ulaşmadığına raporlarında yer vermiş. Tarımsal  desteklemenin  bu yönü ile de incelenmesi gerekir. Sektöre sağlanan desteklerin  ne yönde ve ne derecede etkin kullanıldığı bilinmelidir. Doğal olarak hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı araştırmalarla açığa çıkarılmalıdır. Etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modelinin  oluşturulması ve desteğin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması önemlidir. Siyasi iktidar, tarımda yaptığı desteklerin büyük payını yandaşa değil işin ehli olan çiftçiye sağlamalıdır. Aile tipi işletmelerin gelişmesi ve kooperatifleşme özendirilmelidir” dedi.
 

“ÇİFTÇİ ZORDA”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ciddi sorunlar yaşadığını, girdi fiyatlarındaki artışın  arayışlara neden olduğunu belirtti. Gürer, “Gübre ve ilaç kullanımında azalma var. Borçlanma artıyor. Ekim öncesi, ekim sonrası  ve hasat ile pazarlamada sorunlar katlıyor. Ürün yelpazesi, sürekli arayış ile değişkenlik gösteriyor. Üretimde istikrar dengesi oynuyor. Bilgi ile bilime dayalı tarım sınırlı kalıyor. Toplulaştırma sorun olmaya devam ediyor. Sulama suyunun sorun olduğu yerler var. Çiftçi verdiğini alamayınca topraktan uzaklaşıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. Üretici maliyetine ürün satamıyor, aracılık sisteminin kötü tarafları yanında özellikle nakliye fiyatları sıkıntıları artırıyor” dedi.
 
“İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI HIZLA ARTIYOR”

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan tarımın en önemli aktörleri olan çiftçilerin sorunlarının kapsamlı bir şekilde ele alınmasının göçü engelleyeceğinin altını çizen Gürer, “Çiftçi, tarım kredi kooperatiflerinden, bankalardan ve elden alınan borçlarını ödeyemediği için icra tehdidi altında. Yalnız geçen yıl tarım kredisi 8 bin çiftçiyi icralık duruma düşürmüş. Üretimden  gerekli kazanç elde edemeyen çiftçiler, kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıyor. Ancak girdi maliyetleri arttığı için ürününü değerine satamayan çiftçi, borcunu ödeyemez duruma düşüp, icralık oluyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, girdi maliyetlerini artırıyor. Çiftçi de ürününü değerinde satamıyor. Bu durum, tarım alanların daralmasına, üretimin azalmasına neden oluyor. Üretim olmayınca iktidar çareyi ithalatta arıyor” dedi.
 

 


 
 
9.8.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde Dağıtılan Koyunlar ve Keçilerde Veba Hastalığı İddiası

Genç Çiftçi Projesi Kapsamında Havza’da dağıtılan koyun ve keçilerde veba hastalığı çıktığı iddia edildi.
Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta Havza Ziraat Odasını ziyaret ederek burada Oda Başkanı Coşkun Genç, yönetimi ve çiftçiler ile bir araya geldi.
Ziraat Odası ziyaretinde çiftçiler ile bir araya gelen Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta çiftçilerin sorunlarını dilendi.

"Genç Çiftçi Projesi" kapsamında 29 Temmuz'da Havza'da 7 kırsal mahallede 11 çiftçiye 344 koyun ve keçi dağıtıldı. Yetkililerden alınan bilgiye göre, dağıtıldıktan kısa bir süre sonra hastalanan hayvanlarda vebaya rastlandı. Proje kapsamında küçükbaş hayvan alıp mağdur olan çiftçiler mağduriyetlerini dile getirmek, çözüm yollarını bulabilmek için Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç'in yanına gitti.



Proje kapsamında koyunların teslim edilmeye başlanıldığında hasta olduklarını ileri süren yetiştirici Hasan Alkan, "Koyunların hastalıklı olduğunu bildirdiğimiz halde yetkililer bize 'alırsanız alın almazsanız yedeklerinize veririz' dediler. Bizler de almak zorunda kaldık. Aradan 10-12 gün geçince koyunlarda rahatsızlıklar başladı, ölümler başladı. Koyunlardan örnekler alarak Samsun Veteriner Araştırma Enstitüsüne götürdük. Ancak oradan bize 'hastalık yoktur' diye rapor verdiler. Bu sefer OMÜ Veteriner Hekimlik Fakültesine götürdük ve koyunların vebalı olduğu ortaya çıktı. Oradan aldığımız raporu enstitüye iletildiğinde hastalığı fark edemediklerini söylediler. Şu an 7 köyde karantina uygulandı. Kurban Bayramı öncesinde mağdur olduk" dedi.
Proje kapsamında eşinin adına koyun alan Mürsel Polat, "Koyunları getiren araçta ölü olanlar, bitkin olanlar vardı. Uyardığımızda ilgililer bunları görmezden gelip dediklerimize kulak asmadılar. Eksper getirdik, koyunlarımızı sigortalasın diye ama sigortalamadılar. Bizlere gelen evraklarda bu koyunlar 2,5 yaşında gözüküyor. Ama bu koyunlar en fazla 6-7 aylık. Şimdi köylerimiz karantina altına alındı. Kurban Bayramı geldi, pazara götürüp kurbanlıklarımızı satamıyoruz. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç, genç çiftçi projesi kapsamında ilçede dağıtılan küçükbaş hayvanlarda hastalık olduğunu ve bu sebepten ötürü bazı mahallelerde karantina uygulandığını belirterek; “ Hayvanlarda çıkan veba neden ile sadece genç çiftçi projesinden faydalanalar değil, bölgedeki tüm besiciler bu hastalıktan olumsuz etkilenecek.  7 Mahallemizde 11 çiftçimize toplan 374 küçük baş hayvan dağıtıldı ve hayvanlar veba nedeni ile tek tek ölmekte. Besicilerimiz sigorta yaptırmak için başvurduklarında hayvanlar hasta olduğu için sigortaları yapılmadı. Hastalık nedeni ile bu besiciler hayvanlarını pazara çıkaramıyor. Yarın hastalık yayıldığında daha büyük sıkıntılar yaşanacak.” Dedi.

Toplantıya katılan çiftçilerden de bilgiler alan Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta iddiaların boyutunun çok ciddi olduğunu belirterek; “Bu işin takipçisi olacağız. Derdimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek.  Burada sadece mesele devletin dolandırılması değil, hastalığın yayılma riski ile yaşanacak sıkıntılar var. Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım.” Dedi.
Kurban bayramı öncesi böyle bir olayın yaşanmasının çiftçileri mağdur ettiğine değinen Usta; “Verilen bu hibeler üretimi arttırmak, çiftçileri desteklemek için.  Bunlar herkesin ödediği vergiler ile oluyor. Bunun hesabı sorulmalı ve toplum olarak bu gibi olaylara duyarlı olmalıyız.” Dedi.

Samsun'da küçükbaş hayvanlarda görülen hastalık
Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü, Havza ilçesinde küçükbaş hayvanlarda hastalık görüldüğü iddiasıyla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, vatandaşları tedirgin edecek bir durumun söz konusu olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Havza ilçesinde bazı yetiştiricilerimizin küçükbaş hayvanlarında hastalık görüldüğü bildirimi alınarak, veteriner hekimlerimiz görevlendirilmiş, hastalığın teşhisi için Samsun Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğüne numune gönderilmiştir. Yapılan tetkikler sonrasında işletme sahipleri bilgilendirilmiş olup, idari ve fenni tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede tedbir amacıyla İl Müdürlüğü olarak öncelikle bu işletmelerimiz koruma ve gözetim bölgesinde bulunan sağlıklı küçükbaş hayvanların tamamı aşılanmıştır. Ayrıca ilçe genelinde yapılan kontrollerde diğer işletmelerimizde hastalığa rastlanılmamış olup, bu işletmelerde tedbir amaçlı sağlık taraması yapılmıştır."

Söz konusu hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olmadığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Büyükbaş hayvanların kordon ve izolasyon bölgesinde ve bu bölge içinde bulunan canlı hayvan satış pazarına girmesi ile ilgili olarak herhangi bir engel yoktur. Küçükbaş hayvanlar için ise yaklaşan Kurban Bayramı dolayısı ile oluşacak hayvan hareketlerine azami dikkat gösterilerek saha çalışmalarımız devam etmektedir. Aynı zamanda gerek yetiştiricilerimizin, gerekse kurban kesecek vatandaşlarımızın süreçten rahatsız olmaması için Kurban Hizmetleri Komisyonu'nca belirlenen 'Geçici Kurban Satış ve Kesim Yerlerine' küçükbaş hayvanların 'Resmi Veteriner Hekim' kontrolü ile girişinin ve kesiminin sağlanması yönünde gerekli tedbirler alınmıştır. Samsun il genelinde kurban satış noktalarında sıkı denetimlerimiz devam etmekte olup, vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile kurbanlıklarını temin edebilirler."
Açıklamada, hayvanları ölen yetiştiricilere hayvan temin edileceği bilgisine de yer verdi.
 
 
9.8.2019
Devamı

ZMO: Hayvancılıkta 1960'tan Gerideyiz

Ziraat Mühendisleri Odası’nın Hayvancılık Raporu’na göre, Türkiye’nin hayvan varlığında ciddi düşüş yaşandığı belirtildi. Raporda, Türkiye'nin sahip olduğu sığır, koyun, keçi ve manda sayının toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçtiği ifade edilirken, söz konusu sayısının 1960 yılında 72 milyonu geçtiği kaydedildi.

Detay Haberden Orhan Dede’nin haberine göre Türkiye'de hayvancılıkta yaşanan sorunlar artarak devam ederken, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle yeterli hayvanımız var mı yok mu sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Her ne kadar hükümet yetkilileri yeterli hayvanımızın olduğunu ifade ediyor olsa da Türkiye'nin hayvan eksiği ithalatla sağlandığı için hayvan üreticileri giderek daha zor şartlarda mücadele ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Türkiye tarihinde resmi olarak ilki 2010 yılında olmak üzere 2011, 2017 ve 2018 yıllarında kurbanlık amaçlı ithalat yapıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından hazırlanan Hayvancılık Raporu-2019 çalışmasına göre; son iki yıldaki aşırı ithalat miktarları nedeniyle, 2019 yılı için hayvan ithalatına gerek kalmadı.

10 milyon hayvan kesiliyor

Son on yıldaki verilere göre, Türkiye'nin kırmız et ihtiyacı için yılda yaklaşık 10 milyon civarında hayvan kesiliyor. Bu hayvanların yaklaşık yüzde 55'ini koyun, yüzde 14'ünü keçi, yüzde 31'ini sığır oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl kesilen büyükbaş hayvanların yüzde 25'i, küçükbaş hayvanların ise yüzde 58'i kurbanlık olarak kesildi. Türkiye'nin 2018 yılında kırmızı et üretimi ise 1 milyon tonun üzerinde gerçekleşti. Üretimin tümü tüketildiği kabul edilecek olunursa, kişi başı kırmızı et tüketimi ülkemizde 13.84 kg seviyesinde.

Hayvan varlığı 1960'tan geride

ZMO raporuna göre sığır, koyun, keçi ve manda sayısına bakıldığında, Türkiye'nin sahip olduğu toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçiyor. Verilere göre 1960 yılında 72 milyonu geçen hayvan sayısı, 2009 yılında en düşük seviyesi olan 37.7 milyon seviyesine indikten sonra tekrar yükselişe geçmiştir.

 1960 yılı baz alındığında 2018 yılına kadar olan dönemde kırmızı et üretimi gerçekleştirilen toplam hayvan sayısında yüzde 13'lük bir azalış olmuştur.

Aynı dönemde sığır sayısında yüzde 37'lik, koyun sayısında yüzde 2'lik artış meydana gelirken, keçi sayısında yüzde 56'lık, manda sayısında yüzde 64'lük bir azalış olmuştur. Kıyaslanan dönemdeki nüfusumuz ise yaklaşık üç kat artmıştır. 1960 yılında nüfusu 27 milyon 754 bin olan Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 72 milyon 670 bindi. O yıl ülkemizde kişi başına düşen hayvan sayısı 2.6 adetti.

Türkiye'nin nüfusunun 80 milyon 810 bini aştığı 2018 yılında ise resmi verilere göre Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 63 milyon 338 oldu. Buna göre geçtiğimiz yıl kişi başına düşen hayvan sayısı 0.8 adet oldu.

Bu yıllar arasında dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta ise kişi başına 2.6 hayvan düşen 1960'ta Türkiye'de bir tane bile hayvan ithal edilmemişken, kişi başına 0.8 adet hayvanın düştüğü 2018 yılında Türkiye'ye milyonlarca hayvan ithal edildi.

İthalata 4.5 yılda 4 milyar dolar gitti

Hayvan sayısının azalması ile ortaya çıkan kırmızı et ihtiyacını ithalat yoluyla giderilmeye çalışan Türkiye'nin hayvan ithalatı ZMO raporuna göre; 2010 yılından sonraki dönemde ciddi derecede artış gösterdi.

2019 yılının ilk altı ayı dâhil olmak üzere son dört buçuk yılda yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında 3.35 milyon sığır ithal edildi. 2018 yılındaki sığır ithalatı 1.5 milyona yaklaşan sayısı ile en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıl Haziran sonunda kadar üç yüz bin sığır ithalatı yapıldı.

Son dört buçuk yılda 765 bin koyun ithal edilirken, bu ithalata ise 110 milyon dolar ödendi. Brezilya, Uruguay ve Macaristan başta olmak üzere Çekya, Romanya, Almanya, Avusturya, Slovakya, İrlanda ve Avusturya'dan büyük baş hayvan ithal eden Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Rusya ve Ukrayna'dan da koyun ithal etti.



 
 
9.8.2019
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine