Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 
24.6.2019
Devamı

Ankara'da Yabancı Sığınmacılara Gıda Denetimi

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Altındağ’da, yabancı sığınmacılara ait 9 işletmede denetim gerçekleştirildi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekiplerince, Altındağ İlçesi Battalgazi Mahallesi ve civarında ikamet etmekte olan yabancı sığınmacılar tarafından işletilen gıda işletmelerinde üretilen/satışa sunulan/toplu tüketime sunulan gıda maddeleri bir bir kontrol edildi.



Gerçekleştirilen uygulama kapsamında, 9 işletmede yapılan kontrolde Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğu tespit edilen 350 Kg muhtelif gıda maddesi ile 120 koli yumurtaya, imha edilmek üzere Altındağ Belediye Başkanlığı zabıta ekiplerince el konulduğu bildirildi.
 
 
21.6.2019
Devamı

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 
21.6.2019
Devamı

TAGEM'den İpek Böceği Atağı

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ipek böceği yetiştiriciliği konusunda gerekli altyapı çalışmalarını yaparak ipek böcekçilik’le ilgili ünite açılışını gerçekleştirdi. Ankara Lalahan’da Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleşen programa TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları daire başkanı Dr.Ali AYAR, Koordinatör Dr. Belgin GÜNBEY, Ankara Tarım Orman İl Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Eyüp ÖNCÜ’nün yanı sıra Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Engin Ünay ve Enstitü personeli katıldı.



Programda ipek böcekciliği konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi Ezgi Odabaş Şunları kaydetti.

“Yaşam evresi boyunca toplamda 5 yaş 4 uyku geçirip koza ören ipekböceği ilk olarak Çinliler tarafından M.Ö. 2600 yıllarında keşfedilmiş olup, devlet sırrı olarak uzun süre saklanmış ve ülke dışına çıkarılmaması için idam gibi ağır cezalar konulmuştur. Ardından ilk defa M.S. 149 yılında Çinli bir prensesin Türkistan’a gelin giderken eşine düğün hediyesi olarak saçlarının içlerinde ipekböceği yumurtalarını saklayarak getirmesi ile Çin dışında bir ülkede üretim yapılmıştır. Buradan da Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Asya’yı boydan boya geçip, bu güzergâhın ipek yolu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 1500 yıldan beri ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde dut ağacı yetişmesine uygun olan iklimi sağlayan her ortamda geleneksel olarak yapılabilen ve tarım sektörüne ek gelir olarak katkıda bulunan bir uğraştır. Ancak suni elyafın keşfi, sosyal ve ekonomik krizlerin yanısıra özellikle de arz-talep arasındaki dengesizlikler bu faaliyeti önemli ölçüde gerileterek değerini gün geçtikçe kaybetmesine neden olmuştur. Son zamanlarda ise insanların doğal liflerden yapılan tekstil maddelerine doğru yönelmesi ile tüketim artmış ve buna paralel olarak ipek ve ipek ürünlerine olan talep de arttırmıştır.”dedi.





Türkiye'nin Yaş Koza Üretimi 100Ton


Proje sorumlusu odabaş sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türkiye’de yaş koza üretimi 2018 yılında ortalama 100 ton civarında olup 58 farklı ilimizde 2210 aile tarafından üretimi yapılmaktadır. Türkiye Çin'den son 5 yılda 40 ton iplik ithal etmiştir. Dünyada yaklaşık 30 ülkede ipekböcekçiliği yapılmaktadır. ISC (International Sericultural Commission) verilerine göre toplamda 202.072,83 ton ipek üretilmekte olup 170 bin ton ipek üretimi ile Çin birinci sırada iken Türkiye ise 30 ton ipek üretimi ile 11. sıradadır (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü İpekböcekçiliği Raporu,2013). Çin Başta olmak üzere Hindistan, Özbekistan, Brezilya milli gelirlerine ipekböcekçiliği faaliyetleri ile büyük katkı sağlamaktadır. Dünyada ilk sıralarda yer almalarının ve ülke ekonomilerine katkı sağlamalarının en büyük sebebi ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi konusunda yaptıkları AR-GE çalışmaları ve bilimsel araştırmalara verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu AR-GE çalışmaları sonucunda; yüksek kalite ve miktarda ipek üretimi yapabilen, hastalıklara karşı dirençli, çevre şartlarına daha uyumlu yeni ipekböceği hatların geliştirilmesi ve ipek üretiminin bu yüksek verimli hatlar ile yapılmasıdır.” Dedi.


 

 
20.6.2019
Devamı

Okul Gıdası Logosu Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında 2/1/2019 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde okul gıdası logosu bulunacak.
Resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile logunun özellik ve kullanım detayları da belli oldu..
Buna göre;
-Okul Gıdası Logosu, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İşletme Kayıt/Onay Belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında belirtilen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılır.

-Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında yer alan eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içecekler için Okul Gıdası Logosu kullanılmaz.
- Okul Gıdası Logolu ürünleri satan gıda işletmecileri Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyarlar.
- Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdalar; Genelgede yer alan kriterler yanında Türk Gıda Kodeksine de uygun olur.

- Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde Okul Gıdası Logosu yer alır.
- Bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olmayan gıdalar okul gıdası olarak değerlendirilmez.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1,5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.
Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2'şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.
 
 
20.6.2019
Devamı

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 
19.6.2019
Devamı

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 
19.6.2019
Devamı

TAKVA'dan Çölleşmeyle İlgili Önemli Uyarı

Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAKVA) Genel Başkanı Mehmet Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Taşan açıklamasında meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımının önemine değindi.
Başkan Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günün ’de şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.
Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek te mümkündür. 
Çölleşme, dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellemekte, geniş alanlardaki nüfusun yoksullaşmasına ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Çölleşmenin en önemli sebepleri;  meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.
Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor.
Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır.

Ülkemiz topraklarının % 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir.
Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın % 35’i ve tarım alanlarımızın %36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.
Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmaları; bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz.
Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.
Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak”
Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” Dedi.
                                                         
 
 
 
 
 
 
18.6.2019
Devamı

Türkiye'nin En Büyük İşletmesinde Değişiklik

Dünyanın sayılı, Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin idari kadrosu tamamen değişti.
1 Milyon 634 bin dekar arazi varlığıyla Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan, sertifikalı tohumluk alanında önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde de çıkan yangınla gündeme gelen Ceylanpınar Tarım İşletmesine Bülent Öztürk atandı.

Daha önce Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün birçok işletmesinde görevlerde bulunan Öztürk, son olarak Muğla Dalaman Tarım İşletmesi’nde Müdür olarak görev yaptı. 2000-2005 yıllarında Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde Tarla Birim Şefi olarak da görev yapan Bülent Öztürk’ün yardımcı kadrosunda da köklü değişimler yapıldı. İdari Müdür Yardımcılığı, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Bitkisel Üretim, Makine ve Hayvancılık Müdür yardımcılıklarına da yeni isimler getirildi.
Genel iş disiplini sağlandı.

Bilindiği gibi yakın zamanda TİGEM Genel Müdürlüğü’nde katkılarıyla, Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde uzun süreli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştı.
Yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda yönetim kadrosunun da tamamen değişmesinin ardından kurumun zarara uğratılmasında etkili olan sebepler ve benzeri konular ortadan kaldırılarak kısa sürede genel iş disiplini sağlandığı vurgulandı.
Edinilen bilgiye göre, idari yönetimde yapılan değişimlerle genel iş disiplinin kısa sürede yeniden sağlandığı ve bunda yeni yönetimin büyük payı olduğu ifade edildi.


 
 
18.6.2019
Devamı

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor
Türkiye’de Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş fiyat aralıklarında idi. Mayıs ayında ise Orta doğu ülkelerinden ithalat talebi üzerine yüzlerce ton kuru yonca ihracat bağlantısı yapıldı. Halen edindiğimiz bilgilere göre yüzlerce ton kuru yonca otu özellikle İç Anadolu ve Çukurova bölgelerinden balyalı kuru yonca ihracatı yapılmaya devam edilmektedir.

Türkiye sığırcılık sektöründeki gerek besiciler gerekse süt sığırcılığı Et ve Süt yetiştirme noktasında fiyatlar artmamasına rağmen üretmeye devam ederken; Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş arasında iken bugünlerde Çukurova’da kilosu 1TL ye kadar geldi. Sıkıntı içerisinde olan hayvancılık sektörü 2 ay içerisinde kuru yonca fiyatlarına yüzde elli zam gelmesi üzerine hayvancılık sektörünü daha da zora soktu.

Türkiye’den çok ciddi miktarda yani yüzlerce ton balyalı kuru yonca otu Ortadoğu ya ihraç edilmektedir. Görüştüğümüz onlarca yerli besici ve süt sığır yetiştiricisi yonca otu ihracatının acilen durdurulmasını talep etmektedir. Bu yüksek ve fahiş fiyatlar ile hayvancılık sektörünün sürdürebilirliği zora girecektir. Konu ile ilgili olarak üreticiler İhracat genel müdürlüğünün acilen gerekli tedbirleri almalı; Kuru yonca ihracatını durdurmalısını istemekteler.
 
 
17.6.2019
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine