Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Nihat Çelik: Türkiye Koyun Sütü Üretiminde Dünya Şampiyonu

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin 1,5 milyon tona yakın koyun sütü, 600 bin tona yakın keçi sütü ürettiğini bildirerek, “FAO verilerine göre Türkiye koyun sütü üretiminde dünya şampiyonu. Keçi sütü üretiminde ise altıncı sırada. Bu durum, küçükbaş hayvancılığımızın büyüklüğünü gösteren en iyi örnektir” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, Türkiye’nin 1 milyon 446 bin ton koyun sütü üretimiyle dünya birinciliğini aldığını, ülkemizi, 1 milyon 180 bin tonla Çin’in, 754 bin tonla Yunanistan’ın, 647 bin tonla Suriye’nin, 626 bin tonla Romanya’nın, 545 bin tonla İspanya’nın, 525 bin tonla İtalya’nın, 414 bin tonla Sudan’ın, 381 bin tonla Mali’nin, 369 bin tonla Somali’nin takip ettiğini belirtti.
 
Keçi sütü üretiminde altıncı sıradayız
 
Keçi sütü üretiminde 6 milyon 99 bin tonla ilk sırada açık farkla Hindistan’ın bulunduğunu vurgulayan Çelik, “Sudan 1 milyon 151 bin tonla ikinci, Bangladeş 1 milyon 122 bin tonla üçüncü, Pakistan 915 bin tonla dördüncü, Fransa 652 bin tonla beşinci, Türkiye 562 bin tonla altıncı, Mali 526 bin tonla yedinci, İspanya 461 bin tonla sekizinci, Güney Sudan 459 bin tonla dokuzuncu, Yunanistan 398 bin tonla onuncu sırada” dedi.
 
Türkiye toplam koyun-keçi sütü üretiminde de dünya ikincisi
 
Dünya genelinde 81 ülkenin koyun sütü, 111 ülkenin keçi sütü üretimi verisinin yer aldığı listede, Türkiye’nin toplam koyun-keçi sütü üretiminde de 2 milyon 8 bin tonla Hindistan’ın ardından ikinci sırayı aldığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
1 milyon tondan fazla koyun-keçi sütü üreten 7 ülke var. Hindistan yüzde 96,8’i keçi sütü olmak üzere 6,3 milyon ton koyun-keçi sütü üretimiyle ilk sırayı alırken, ülkemiz 2 milyon 8 bin tonu geçen üretimiyle ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sırayı 1 milyon 565 bin tonla Sudan, dördüncü sırayı 1 milyon 403 bin tonla Çin, beşinci sırayı 1 milyon 152 bin tonla Yunanistan, altıncı sırayı 1 milyon 151 bin tonla Bangladeş, yedinci sırayı 1 milyon 6 bin tonla İspanya aldı. Bu ülkeleri Fransa, Pakistan ve Mali izledi.”
Çelik, Türkiye'nin koyun sütü üretiminin 2019'da 1,5 milyon tonu aşarak 1milyon 521 bin tona, keçi sütü üretiminin ise 577 bin tona yükseldiği bilgisini verdi.
 
Süt, beslenmede vazgeçilmez bir öneme sahip
 
Sütün, içerdiği protein, karbonhidrat, mineraller, vitamin ve yağ nedeniyle bebeklerden yaşlılara tüm insanoğlunun beslenmesinde vazgeçilmez bir öneme sahip bulunduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
 
Süt insan yaşamının her döneminde gerek duyulan mikro ve makro besin ögelerini içerir. Bebek ve yaşlılarda kemik sağlığı açısından önemlidir. Diyabet, obezite, hipertansiyon gibi rahatsızlıklara karşı da etkili olduğu yönelik çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Uzmanlar süt ve süt ürünleri tüketiminin artmasını sürekli olarak tavsiye etmektedir. Biz, buna katılıyoruz. Özellikle yüzde 18,8 kuru madde, yüzde 7,5 yağ, yüzde 5,6 protein, yüzde 4,6 laktoz, yüzde 1 mineral madde içeren koyun sütü ile yüzde 13,2 kuru madde, yüzde 4,5 yağ, yüzde 3,6 protein, yüzde 4,3 laktoz, yüzde 0,8 mineral madde içeren keçi sütünü tavsiye ediyoruz. Koyun ve keçi sütü, özellikle ülkemizde, küçükbaş hayvancılığın doğal yaylıma, meralara dayanması, besi hayvanı olmaması, ilaç kullanılmaması nedeniyle son derece doğal ve sağlıklı ürünlerdir. Halkımız çekinmeden, içleri ferah olarak koyun, keçi sütü ve süt ürünleri tüketebilirler.”
Koyun ve keçinin bu toprakların bir gerçeği olduğunu vurgulayan Çelik, Anadolu’da da Trakya’da da koyun, keçi olmadan bir tarım ve hayvancılık düşünülemeyeceğine vurgu yaptı.
 
Çelik, Türkiye’de hayvancılığın geleceğinin küçükbaş hayvancılıkta olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin verdikleri önem ve Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle hızla geliştiğini, bu şekilde sürmesi halinde yakın gelecekte küçükbaş hayvancılığın ülkenin kırmızı et açığını rahatlıkla kapatabileceğini, koyun-keçi peyniri ve yoğurdu üretimiyle çok daha fazla katma değer elde edebileceğini belirtti.
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Çarpıcı Rapor

Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
İklim Değişikliği Etkileri
Daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları görülecek.
Ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma görülecek.
Kuraklık şiddetinde artış olacak, su ve toprak kalitesi bozulacak.
Ekosistemi bozulacak ve biyolojik çeşitlilik azalacak.
Ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma yaşanacak.
Zararlılarda ve hastalıklarda artış görülürken, gübreleme ve ilaçlama sorunları olacak.
Sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları baş gösterecek.
 
Sıcak Artışıyla Neler Değişecek?
Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir santigrat derece artışın, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda yüzde 6, mısırda yüzde 7.4, pirinçte yüzde 3.2 ve soya fasulyesinde yüzde 3.1 azaltacağı öngörülüyor
Dünya genelinde 3 derecelik sıcaklık artışları için (2050 yılı civarında) yüzde 25-50 seviyesinde verim kayıpları yaşanacağı tahmin ediliyor.
Toprak verimliliğinin azalmasıyla birlikte topraktaki besin elementlerinde de azalmalar görülmekte. Bu durum da daha fazla kimyasal gübre kullanmaya zorluyor. 
 
Gelecekte Dünyayı Neler Bekliyor?
Raporda yer alan bilgilere göre 21’inci yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde önemli bir tehdit ile karşı karşıya. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında artırılması gerektiğini gösteriyor. IPCC’nin değerlendirme raporlarında, iklim değişikliğinin gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörülüyor.
Etkileri Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Türkiye’nin önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3 derece sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.
Tarımın olumlu etkilenmesi için yapılabilecek uygulamalar arasında yağmur hasadı kullanılmalı.
Tasarruflu su kullanımı, doğrudan ekim yöntemi, rüzgar perdesi uygulanmalı.
Gübreleme, arazi toplulaştırma, organik tarım, biyoenerji kaynakları da uygulamalar arasında olmalı.
İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için, tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli.
İklim değişikliğine ‘uyum fonu’ acilen oluşturulmalı.
Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.
Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli.
İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı. 
 
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı: Faiz Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı faaliyetlerinin 13 Haziran 2012 tarihli ve 28322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 'Orman Köylülerini Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik' ve bu yönetmelikte muhtelif tarihlerde yapılmış değişiklik ile yürütüldüğü anımsatıldı.

Orman köylüsü lehine gerçekleştirilecek iyileştirilmeler ve yönetmeliğin bazı maddelerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, yürürlükte bulunan mevzuat ile yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla yönetmelikte tekrar değişiklik yapılması ihtiyacı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu yönetmelik değişikliği ile özetle aşağıdaki iyileştirmeler sağlanmıştır. Orman köylülerine kullandırılan tüm ferdi, kooperatif ve kooperatif üst kuruluşları kredilerinde faiz kaldırılmıştır. Olası doğal afet, salgın, vb. durumlarda orman köylülerinin taksitlerinin faizsiz ertelenebilmesi imkanı getirilmiştir. Orman köyünde yaşayan gazilerin, şehidin dul ve yetimleri yanı sıra anne-baba ve kardeşlerinin öncelikli olarak kuraya tabi tutulmadan kredilerden faydalanabilmesi sağlanmıştır. Kredi başvurularının Kurumun resmi elektronik ortamı üzerinden veya e-devlet üzerinden yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Kredi kullandırılan orman köylülerinin kabul edilebilir bir gerekçeyle krediden vazgeçebilmesi sağlanmıştır. Bu durumda vazgeçme tarihi itibariyle borcu ve aldığı hibeyi ödemesi esastır."

11.08.2020
Devamı

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."
10.08.2020
Devamı

Denizli’li Domates Üreticisinden Güve Mücadelesi

Denizli'nin Buldan ilçesinde Domates üreticileri domates güvesi ile mücadele ediyor. İklim şartları sebebiyle domateste verimin düşmesinin üzerine birde domates güvesinin eklenmesi üreticileri zor durumda bıraktı. Tuta kelebeği olarak bilinen canlının domateslere bıraktığı yumurtalardan çıkan kurtçuklar çiçeklerin göbeğini yemesiyle ürün zarar görüyor. Domates güvesinin çiçeklenme döneminde domatese zarar verdiğini belirten çiftçi Ali Yangöz, "Verim oldukça düştü. İklim şartları da bu yıl oldukça kötü geçti. Birde başımıza bu Tuta hastalığı çıktı. Domates üretimi çok düştü. Normal şartlarda domates de dönüm de 20 ton hasat yapılması gerekirken bu yıl 5 ton ürün zor alınabiliyor. Bu yıl 7 dönüm diktiğim domatesten 2 dönümden ürünü zar zor alabildim. Domateslerde leke bırakıyor. Attığımız ilaçlarda fayda etmiyor. Babadan dededen gördüğümüz ilaçları dahi kullandık ancak sonuç alamadık" dedi
.
Sadece Domatese Değil Patlıcanlarada Zarar Veriyor

Domates güvesinin sadece domateslere değil patlıcanlara da zarar verdiğini belirten Yangöz, "Porsuk ve Kuzeyköy cinsi domateslerimizden önceki yıllarda yüksek verim alabiliyorduk. Ancak bu yıl durumumuz çok kötü. Ayrıca aynı zararlı, patlıcanlara da zarar veriyor. Patlıcanların uç kısımlarına ve yapraklarına zarar veriyor. Bu yıl sıcaklık bir yandan Tuta zararlısı bir yandan Korona virüsü bir yandan hepsi üst üste geldi. Allah beterinden korusun" dedi.
 
10.08.2020
Devamı

Anzer Balı Üretimi Tehdit Altında

Rize'nin İkizdere ilçesinde Anzer Yaylası’nda gerçekleşen küçükbaş hayvancılık nedeniyle Dünyaca ünlü Anzer balı üretimi tehlike altında bulunuyor.
Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Anzer Yaylası’nda 2300 - 3000 rakım arasında üretilen ve pek çok hastalığa iyi geldiği için alıcısı bir yıl önceden sıraya giren Anzer balı, yaylada yapılan küçük baş hayvancılık nedeniyle tehdit altında. Bu yıl yaklaşık 200 arıcının 3 bin kovan yerleştirdiği Anzer Yaylası'nda küçük baş hayvancılığa kısıtlama gelmemesi halinde rekoltenin her yıl daha da düşeceği dile getiriliyor. Anzerli bal üreticileri yaylarında küçük baş hayvancılığın devam etmesi halinde 40’ı endemik 300’e yakın çiçekten oluşan zengin Anzer Yaylası florasının bozulacağını ifade etti. Ağustos ayının başlamasıyla kovanlarını açarak bal sağımına başlayan arıcılar, yetkililerden bu konuda yardım istiyor.

"Bölgemizdeki çiçek türü azalmakta, hatta endemik denilen ve sadece burada yetişen bitkiler yok olmaktadır"
Anzer Ballıköy Muhtarı Remzi Güzel, Anzer Balı üretiminin yayladaki küçükbaş hayvancılık nedeniyle çok büyük tehlike ile karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Muhtar Güzel “Anzer Balı marka bilinirliği bu kadar artmasına rağmen önemli sıkıntılarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bundan 30 yıl önce kovan başına 5 kilogram civarında ürün alırken bugün 2 kilogramın altına düştü ve daha da azalmaktadır. Bölgemizin bilinirliği ve marka değeri artmasına rağmen gereken ilgiyi ne Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden ne de başka kurumlardan görmemektedir. Bölgemizdeki çiçek türü azalmakta, hatta endemik denilen ve sadece burada yetişen bitkiler yok olmaktadır. Dünyada bütün bitkilerin döllenmesini sağlayan arı, gerekli ilgiyi görmemekte, hatta hayvandan bile sayılmamaktadır. Anzer Yaylası'nda arılar son yıllarda gittikçe artan bir tehditle karşı karşıya. Anzer Balı, özelliğini yitirmeme savaşı vermektedir. Bu tehdit ise maalesef insan eliyle olmaktadır. Bölgede erken ve aşırı otlayan küçükbaş hayvanlar, arılardan önce alana girerek bal yapılacak çiçekleri yemekte, çiğnemekte, atıkları ile kirletmekte, kendine mera ortasında yürüyüş yolları açarak kökünden yok etmekte ve erozyon oluşturmaktadır” dedi.

"Anzer ’Arı merası’ olmalı"
Anzer yaylası için ‘Arı merası’ tanımı getirilip devlet tarafından koruma altına alınması gerektiğinin altını çizen Güzel “Hayvancılığın her çeşidi mutlaka yapılmalıdır. Fakat marka değeri olan bir yerde hayvancılık ve arıcılığın planlama dahilinde ve kontrollü yapılması gerekmektedir. Devletimiz tarafından desteklenen arı ve arıcılık, özellikle Anzer bölgesinde en azından diğer hayvanların mera hakkına kavuşmalı. Arıların gıdasını meralardan sağladığı göz önüne alınarak, ‘Arı merası’ tanımı oluşturulmalı ve nasıl korunacağı belirlenmelidir” ifadelerini kullandı.

"Arı 5 kilometrelik bir alanda çiçeklere ulaşıyor ama koyun her yere gidebilir"
Kendisine babadan kalma bir meslek olan arıcılığı 30 yıldır sürdüren Zinnet Güzel isimli bal üretecisi ise "Bölgedeki dağları arılarımız için hep gezdik, şu an bulunduğumuz yerden verimli daha iyi bir yer bulamadık. Ama maalesef küçükbaş hayvanlar burada arılarının özlerini topladığı çiçekleri yiyor, bitkileri eziyor. Bu zamanda çiçek ve dolu olması gereken yaylada maalesef şu anda hiç çiçek kalmadı. Bizim Anzer'de gelir bal üretim ile elde ediliyor. Kovanları açıyoruz ama neredeyse çoğunluğu, yarı yarıya boş. Arı 5 kilometrelik bir alanda çiçeklere ulaşıyor ama koyun her yere gidebilir. Arıcılığın geleceği için küçükbaş hayvanların bölgeden uzaklaştırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Pandemi nedeniyle bala zam yok

Öte yandan Anzer Balı korona virüs salgını nedeniyle son zamanların en çok tercih edilen ürünleri arasında yer aldı. Bağışıklık sistemini geliştirdiği için tercih edilen Anzer balı 1 kilogram, 500 gram ve 250 gramlık kavanozlarla kilogram fiyatı bin TL’den satılıyor. S.S. Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muzaffer Deniz, 20192020 yılında kilosu bin lira olarak açıklanan ve her yıl zam alan Anzer balında bu yıl pandemi nedeniyle zam yapılmayacağını dile getirmişti.
10.08.2020
Devamı

Sağlıklı Gıda İçin Bazı Tarım İlaçlarına Yasak

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, Tarım ve Orman Bakanlığının hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 9 tarım ilacına yasak, 7'sine kısıtlama getirdiğini hatırlatarak, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Avrupa'nın birinci, dünyanın 7. büyük tarım ülkesi Türkiye, bir yandan tarımsal üretimini artırmak için projeleri hayata geçirirken, diğer yandan ürettiği tarım ürünlerinin daha sağlıklı olması için adımlar atıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise 2021 Aralık tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığının bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını kaydetti.
"Dünya piyasalarında elimiz güçleniyor"
Tüketici taleplerinin, dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğinin altını çizen Celep, "Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesinin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesinde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz" diye konuştu.
"Büyük adımlar atıyoruz"
"Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı" diyen Celep sözlerini şöyle tamamladı: "Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşıyoruz. Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçiyoruz."
İmha edilmesi karara bağlandı
Türkiye'de zirai mücadele amacıyla kullanılan bitki koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, üretimi, ithalatı, piyasaya arzı ve kontrolü ile ilgili iş ve işlemler, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ile bu Kanuna bağlı olarak çıkarılan ilgili mevzuata göre Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılıyor. Söz konusu mevzuat çerçevesinde, Türkiye'de ilk kez ruhsatlandırılacak olan bitki koruma ürününün aktif maddesinin Avrupa Birliği veya G8 ülkelerinde ruhsatlı olması şartı aranıyor. Ayrıca, uluslararası kuruluşlarca insan ve çevre sağlığı ve benzeri konularda sakıncalı görülen aktif maddelerin kullanımının sonlandırılması halinde yine aynı mevzuat kapsamında bu aktif maddelerin ülkemizde de kullanımları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sonlandırılıyor. Tarımsal üretimde yasaklanan 9 pestisitin ithalatı, imalatı ve kullanımı sonlandırılırken, kullanım süresi sonunda piyasada bulunan söz konusu aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin firmasınca toplanarak bakanlığın bilgisi dahilinde imha edilmesi karara bağlandı. Yasaklanan ve kısıtlanan aktif maddelerin farklı tarım ürünlerinde hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılan bitkisel koruma ürünlerinden oluşuyor.
10.08.2020
Devamı

Tarım Orman İş Sendikasından Dikkat Çeken Araştırma

Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaşarak “Orman Genel Müdürlüğü bünyesindeki ormanlarımızda 2019’da 3 bin 400 iş kazası meydana geldi. Kazalar sonucu, 486 emekçi hayatını kaybetti. 2 bin 300 kişi uzuv kaybına uğradı.” dedi.
Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaştı. 3 bin 100’ünün sosyal güvenceden yoksun olduğu ve kayıt dışı çalıştırıldığı tespit edildi. Durmuş, sendikanın, bu olumsuz durumu Birleşmiş Milletler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali’ne (BWI) rapor ettiklerini belirtti.
Durmuş açıklamasında şunları kaydetti:
“Orman, orman köyü kooperatiflerinin elinden alınarak, ‘yandaş tüccara’ verildi, rantsal fayda öne çıkarıldı. Ormanla ‘hısım’ olan orman köylüsü ‘hasım’ konumuna getirildi. Başta orman yangınlarıyla mücadelede yerinde ve zamanında müdahale etmenin eksikliğiyle, orman yangınlarının sonucunda büyük alanların yanmasına sebep olurken, kurumun personel politikalarındaki yandaşlık anlayışı yangınları sevk idarede ciddi zafiyetlere düşürdü. Orman işçiliğinin çoğunlukla kayıt dışı işçilerle yapılıyor olması beraberinde iş kazalarının en üst seviyeye yükselmesine sebep oldu. Sayın Bakan Bekir Pakdemirli’nin yaptığı açıklamada ‘orman yangınlarıyla mücadelede hiç kayıp verilmediği hatta, Yunanistan’dan örnekler verilerek Avrupa’nın en iyisi olduğu’ söylemi gerçek değildir. İki hafta önce, yangına giderken arazözün devrilmesi sonucu, hayatını kaybeden iki orman emekçisi insandan sayılmıyor mu? Sayın Bakan bu verileri ya bilmiyor ya da örtbas etmek istiyor.”
10.08.2020
Devamı

TÜDKİYEB: Küçükbaş Hayvan Sayısı 55 Milyonu Geçti

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, son yıllarda küçükbaş hayvancılığa verilen desteklerin olumlu sonuçlarının alındığını bildirerek, “küçükbaş sayısı 55 milyonu aştı. Nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısı hedefine adım adım yaklaşıyoruz” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada hayvancılık üretim istatistiklerini değerlendirdi. Haziran ayı sonu itibarıyla koyun sayısının 2019 Aralık ayı sonuna göre, 6 aylık sürede, koyun sayısının 5 milyon 437 bin artarak 37 milyon 276 binden 42 milyon 713 bine, keçi sayısının 1 milyon 145 bin artışla 11 milyon 205 binden 12 milyon 351 bine çıktığını belirten Çelik, küçükbaş hayvan varlığının 6 ayda 6 milyon 582 bin artışla 48 milyon 481 binden 55 milyon 63 bine yükseldiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını belirtti.

Merinos koyunu sayısında 580 binlik artış
Nihat Çelik, koyunların 39 milyon 56 bin başının yerli, 3 milyon 656 bin başının merinos, keçilerin 12 milyon 88 bin başının kıl keçisi, 262 bin başının tiftik keçisinden oluştuğunu, özellikle yün sanayine hammadde sağlayan merinos koyunu sayısındaki 580 bin başlık artışın önemli olduğuna dikkati çekti.
Küçükbaş hayvan varlığının Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği desteklerle olağanüstü bir hızla arttığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“2020 yılının ilk yarısında sığır sayısı yüzde 4,2, manda sayısı yüzde 2,5 artarken, büyüme keçi sayısında yüzde 10,2, koyun sayısında yüzde 14,6 gibi çift haneli rakamlara ulaşıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her nüfus başına bir küçükbaş hedefi koydu. Bu hedefe ulaşmak için de Tarım ve Orman Bakanlığımız küçükbaş hayvancılığa daha önce olmayan destekler getirdi. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılığa verdikleri önem ve destekler için teşekkür ediyoruz.”

Çelik; “Verilen desteklerin boşa gitmediği görüldü”
Çelik, verilen desteklerin boşa gitmediğinin görüldüğünü bildirerek, küçükbaş hayvancılıktaki hızlı büyümenin devamı için yetiştiricinin mera ve çoban sorununun çözülmesi gerektiğini bildirerek, “hayvancılıkta yem maliyetlerini düşürmenin yolu meraların ıslah edilmesinden, verimliliğinin artırılmasından, tamamının otlatmaya açılmasından, tek karış meranın, otlatma dışında kalmamasından geçiyor. Yetiştiricimiz 5-6 bin lira maaşla çoban bulamıyor. Hayvan varlığı arttıkça çoban ihtiyacı da artacaktır. Çığ gibi büyüyen bu sorun çözülmelidir” dedi.
Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta genç nüfusun en önemli unsurlardan biri olduğunu, genç nüfusu tarımda tutabilmek için kır ile kent arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi, genç nüfusa yönelik desteklerin artırılması gerektiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, bunlar yapıldığında destekler artırılarak devam ettirildiğinde yetiştiricinin rahatlıkla küçükbaş hayvan sayılarını da hayvansal ürün üretimini de çok daha ileri rakamlara taşıyacağını, küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelire milyarlarca liralık gelir ekleyeceğini vurguladı.
07.08.2020
Devamı

Osman Akar: Kurbanlıkların Yüzde 99'u Satıldı

Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, Kurban Bayramı sonrası durum değerlendirmesi yaptı. Akar, "İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Erzurum hayvancılığın başkenti durumunda" dedi.

Türkiye'nin en önemli tarım ve hayvancılık illerinden biri olan Erzurum Kurban Bayramı'nda beklentileri karşıladı. Edinilen bilgilere göre, il içinde bulunan kurbanlık hayvanların yüzde 99'u satıldı. İl dışına ise 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın da küçükbaş hayvan sevkiyatı yapıldı.

Öte yandan, hayvanlarını satamayan besicilerin hayvanları ise Et ve Süt Kurumları tarafından belirli fiyatlara satın alınacak.

"Erzurum hayvancılıkta başkent durumunda"

Hayvan satışlarında geçen seneye oranla bu sene yüzde 25 artış olduğunu belirten Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, "Erzurum hayvan potansiyeli açısından Türkiye genelinde çok önemli bir merkez durumunda. Yaklaşık 827 bin büyükbaş, 800 bine yakın küçükbaş hayvan varlığıyla hayvancılığın başkenti durumunda. Bu kadar hayvan varlığının olduğu kurban dönemi de çok beklentilerin olduğu bir dönemdi. Erzurum'da kurban dönemi çok verimli geçti. İl dışına yaptığımız sevkiyatlar ve il içinde yaptığımız kesimler tamamen beklentileri karşıladı. İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakında küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Bunların dışında Erzurum içinde 25 bine yakın büyükbaş, 21 bin küçükbaş hayvan kesimi yapıldı. Geçen sene ile kıyasladığımızda yüzde 25 oranında artış sağladık" dedi.

"Kurban döneminde pandemi avantajımız oldu"

Pandemi sürecinin hayvan satımını olumlu yönde etkilediğini kaydeden Akar, "Pandemiden dolayı negatif düşüncelerimiz vardı. İnsanların beklentilerini karşılayabilir miyiz diye düşünüyorduk. Ama tam tersi pandeminin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Pandemi nedeniyle tatile gidemeyen veya hac görevini yapmaya gidemeyen vatandaşlarımız ellerinde olan imkanları hayvanlara verdiler. Bu nedenle pandemi bizim avantajımız oldu diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.

"Hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı"

Erzurum'un Türkiye'de besin kaynağı olarak ana iller arasında olduğunu söyleyen Akar, "Geçen seneye göre sevk ve kesim sayımızda artışlar oldu. Özellikle il dışına sevk ettiğimiz hayvanlardan bize geri dönüş olmadı. Hayvan pazarlarında görevli olan ekiplerimizin bildirilerine göre hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı. Kurban dönemi Erzurum'da beklentilerin karşılandığı bir dönem oldu. Biz önemli derecede Türkiye'yi besleyen ana illerden bir tanesiyiz. Biz yetiştirici bir iliz ve Türkiye'deki büyükşehirlere besin kaynağı olan ana iliz diyebilirim" ifadelerini kullandı.

"Besicilerin elinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları alacak"

Besicilerin elinde kalan hayvanların ise belirli fiyatlardan satın alınacağını vurgulayan Akar, "Sayın Bakanımızın açıklamalarına göre besicilerin ellerinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları belirli fiyatlardan satın alacak. Büyükbaş hayvanlarda 19 bin TL civarı, Küçükbaş hayvanlarda ise 15 bin ile 17 bin TL arasında değişen fiyatlarla Et ve Süt kurumu hayvanları sahiplerinden satın alacak bu konuda bakanlığımız her türlü tedbiri almış durumda" diye konuştu.

"Türkiye'nin en iyi hayvan pazarları Erzurum'da"

Vatandaşların en iyi imkanlara sahip olmak için Erzurum hayvan pazarlarını seçtiğini de ifade eden Akar, "Erzurum altyapı açısından Türkiye'de en iyi hayvan pazarlarına sahip durumda. Altyapının uygun olması insanların rahat bir şekilde hayvanlarını pazarlayabilmesinde etkili oldu. Şu anda 6 tane ruhsatlı hayvan pazarımız mevcut. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Avrupa'nın en büyük hayvan pazarına sahibiz. Bunlardan dolayı Erzurum'daki pazarlarımız vatandaşlar tarafından tercih sebebi oldu" dedi.
07.08.2020
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine