Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Üreticiye 651 Milyonluk Destek Ödemesi Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Baklagil, Dane Mısır Fark Ödemeleri ile Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği” olarak 6 kalemde daha destek ödemelerinin başlayacağını duyurdu.

Bakan Pakdemirli desteklemeleri ilişkin şunları kaydetti.
 “ Yaklaşık 651 milyon TL’lik destek ödemeleri 10 Temmuz Cuma günü (yarın) saat 18.00’dan sonra üreticilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlanacak.
Yapılacak destek ödemeleri:
Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği kapsamında  45.523 üreticimize, 484 miyon TL
 
Hububat Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında 35.330 üreticimize, 112,5 milyon TL
 
Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği Kapsamında 11.347 üreticimize, 41 milyon TL
 
Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği Ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği kapsamında ise 2.838 üreticimize 13,5 milyon TL şeklindedir. Tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli olsun.”dedi.
 
 
09.07.2020
Devamı

Kurbanlık Alacak ve Satacaklara Kurban Rehberi

Tarım ve Orman Bakanlığı yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurbanlık alacaklara yol gösterecek "kurban rehberi"ni yayımladı. Güncellenen rehber, hayvanların sevklerinde, alımı ve satımı ile kesiminde dikkat edilmesi gereken hususlar ile "HaySag-Hayvan Sağlığı ve Refahı" mobil uygulaması hakkında vatandaşların bilgilendirilmesini içeriyor.
Sağlıklı hayvanların belirgin görünüşleri, kurbanlıkların özellikleri ve yaş tayini için bilgiler yer alan rehbere göre, kurban edilebilmesi için koyun ve keçinin bir, sığır ve mandanın iki, devenin ise beş yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Altı ayını tamamlayan koyun da bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması halinde kurban edilebiliyor.



Kurbanlık seçiminde dikkat edilecek konuların altı çizilen rehberde, sığır ve manda ile koyun ve keçinin küpesinin olup olmadığına bakılmasının önemi vurgulandı. Rehberde, şu önerilerde bulunuldu:

"Çok zayıf, gebe ya da yeni doğum yapmış hayvanlar olmamalı. Hayvanın kılları düzgün ve parlak, bakışları ve dış görünümü canlı olmalı. Yüksek ateş, salyası ve gözde akıntısı olmamalı. Pis kokulu ishali ve burun akıntısı olmamalı. Öksürük ve nefes darlığı yaşamamalı. Çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız olmamalı. Yara, şişlik ve ödemi olmamalı. Hayvan varlığının devamı açısından öncelikle erkek hayvanlar kurban olarak tercih edilmeli."
Rehberde kurbanlık kesimi, deri yüzme ve tuzlama, karkas parçalama, iç organların çıkarılması ve sonrasında tüketmeden önce etlerin dinlendirilmesi ve saklanmasına ilişkin ayrıntılı bilgi yer alıyor.

Kurbanlıkların, onay belgeli ve belirlenmiş yerlerde kesilmesi gerektiği belirtilen rehberde, cadde, sokak ve park gibi kamusal alanlarda kurbanlık kesimi yapılmaması istendi.
 
09.07.2020
Devamı

Bozkurt'ttan Ücretsiz Suni Tohumlama

Denizli’de Bozkurt Belediyesi hayvancılık projeleri ile damgasını vurdu. Projenin tanıtımını bugün gerçekleştiren Denizli Belediye Başkanı Birsen Çelik, Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Türkay Berberoğlu, Denizli Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Başkanı Mehmet Varol gazetecilere projenin detaylarını aktardı. 

 PROJE TÜRKİYE’DE BİR İLK 
 Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen proje ile ilçede hayvancılığın kalkınması planlanıyor.  Bozkurtlu vatandaşların hayvancılıkta gelişmesi ve ilçede bulunan sokak hayvanları için geliştirilen projeler 4 basamaktan oluşuyor. Mayıs ayının başında planlanan proje korona virüs sebebiyle Temmuz ayında hayata geçirildi. Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı projenin detayları hakkında bilgiler verirken aynı zamanda sokak hayvanları için de çalışmalar yapılacağını söyledi. Ayrıca konuyla ilgili hazırlık aşamalarını aktaran Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik Türkiye Belediyeler Birliği’nden hayvancılıkla ilgili yapılmış projelerin örneklerini almak için başvurduklarını ancak daha önce böyle bir projenin hiçbir belediye tarafından yapılmadığı söyledi. 

BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIK BOZKURT’TA SUNİ TOHUMLA ÜCRETSİZ
 Proje ile Bozkurt’ta bulunan her büyükbaş işletmesinde 1 hayvana suni tohumlama ücretsiz olarak Bozkurt Belediyesi tarafından yapılacak. Ayrıca büyük baş hayvancılık için ilçede büyük bir sorun haline gelen gübre sorunu içinde çözümler üreten iş birliği, ilçedeki büyükbaş çiftliklerinin haftada bir kere temizliğini ücretsiz olarak yapacak. Ahırlardan ve çiftliklerden ele edilen gübreler yine Bozkurt Belediyesi tarafından tahsis edilen boş arazide kurutularak, poşetlendikten sonra ihtiyacı olan vatandaşlara iade edilecek. 

KÜÇÜKBAŞLARIN KIRPMASINI BELEDİYE YAPACAK
Hayvancılık için çok basamaklı olarak geliştirilen projede ilçedeki küçükbaş hayvancılığın sorunları da ele alınıyor. İlçede küçükbaş hayvancılık ile geçimini sağlayan vatandaşlar için koyunların kırpma işlemi yine belediye tarafından ücretsiz yapılacak. Veteriner Hekimleri Odası ve Hayvan Kooperatifleri Birliği’nden uzmanların Belediye personellerine vereceği eğitim ile belediye personelleri koyun, keçi gibi hayvanları kırpacak. 

SOKAK HAYVANLARINI DA UNUTMADILAR
İlçedeki sokak hayvanlarının da unutulmadığı projede kedi köpek gibi hayvanların kısırlaştırma, tedavi gibi hizmetleri sağlanacak. Ayrıca ilçede bu hizmetlerin verilmesi için belediye bünyesinde bir veteriner kliniği de kurulacak.





 
08.07.2020
Devamı

138 Ülkenin Kurbanlık sayısından Fazla Kurbanımız Var

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin kurbanlık ve kesilen kurban sayısı bakımından dünya çapında bir boyuta sahip olduğunu bildirerek, “Ülkemizdeki kurban organizasyonu, dünyanın en büyük etkinliklerinden biri durumundadır. Kurbanlığa ayrılan 3,5 milyon küçükbaş hayvan sayımız, tek tek 138 ülkenin koyun, keçi toplam varlığından fazladır.” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, sahadan aldıkları bilgilere göre, yetiştiricinin 5 milyona kadar koyun, keçiyi kurbanlık olarak pazara sunacak durumda olduğunu, bu durumda kurbanlık küçükbaş hayvan sayısının koyun, keçi hayvan varlığını geçtiği ülke sayısının 148’e çıktığını belirtti.
 
Kurbanlığa ayırdığımız hayvan sayısı bile ülkelerin toplam hayvanvarlığıyla yarışıyor
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, koyun, keçi varlığıyla dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin koyun sayısında dünyada 8’inci, keçi sayısında 22’inci sırada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmesi halinde, kısa bir zamanda, koyun sayısında ilk 4’e, keçi sayısında ilk 12’ye girebileceğine dikkati çeken Çelik, FAO’nun kapsama aldığı 214 ülkeden 7’sinde (Amerikan Samoa, Aruba, Niue, Norfolk Adaları, Samoa, Solomon Adaları ve Tuvalu) koyun keçi varlığı bulunmadığı, koyun, keçi bulunan 207 ülkeden sadece 76’sının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı 3,5 milyondan fazla koyun, keçi varlığına sahip olduğu bilgisini paylaştı.
 
Kurban organizasyonunun büyüklüğü
 
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Eritre, Mozambik, Kuzey Kore, Burundi, Filipinler, Ürdün, Şili, Namibya’nın 3,5-5 milyon arasında, 138 ülkenin ise 3,5 milyondan daha az koyun, keçi varlığı olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki kurban organizasyonunun büyüklüğünü karşılaştırmak için, 2019’da hacda Suudi Arabistan’a giden hacı adayları için kesilen hayvan varlığının ancak 1 milyonu geçtiğini söylememiz yeterlidir. Üstelik hacı adayları için kesilen 1 milyonun üzerindeki kurbandan 83 bini Türk hacı adaylarınca kesilmiştir. Hacı adayları içindeki payı düşünüldüğünde Türk hacı adaylarının çok daha fazla kurban kesimi yaptığı görülmektedir.

Ülkemizde kurbanlık için ayrılan küçükbaş hayvan sayısından daha az koyun, keçi varlığına sahip ülkeler içinde Kamerun, Arnavutluk, Vietnam, Küba, Portekiz, Norveç, Venezüela, Sırbistan, Kolombiya, Almanya, Bulgaristan, Hollanda, Ukrayna, Macaristan, Bosna Hersek gibi ülkeler var. Bunların koyun, keçi varlıkları 1 milyon ile 3,5 milyon baş arasında değişiyor. Lübnan, Filistin, Gürcistan, Kuveyt, Kanada, Makedonya, Moldova, Hırvatistan, Ermenistan, Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Malezya, Jamaika, Katar, Tayland, Avusturya, İsviçre, Slovakya, Güney Kore, İsveç, Polonya, Çekya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya gibi ülkelerin koyun, keçi varlığı ise 100 bin ile 1 milyon baş arasında seyrediyor.”
Bu ülkelerin rakamlarının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı küçükbaş hayvan sayısıyla karşılaştırmanın imkanı dahi bulunmadığını vurgulayan Nihat Çelik, “içlerinde Çekya, Karadağ, Litvanya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya, Estonya, Japonya gibi ülkelerin de bulunduğu 69 ülkenin koyun, keçi sayısı toplansa bile Türkiye’nin kurbanlığa ayırdığı küçükbaş hayvan sayısını ancak bulabiliyor.” dedi.
 
Sadece Kurban Bayramı’nda Almanya’nın toplam hayvan varlığının 1,5 katını kesiyoruz
 
Sadece Kurban Bayramında Almanya’nın toplam koyun, keçi varlığının 1,5 katının ülkemizde kesildiğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:

“82 milyonluk Almanya’da 1 milyon 570 bin koyun, 146 bin de keçi var.  Nüfusu 42 milyonu bulan Ukrayna, sadece 727 bin koyun, 582 bin keçi varlığına sahip 38 milyon nüfuslu, Türkiye’nin 12 katından fazla alana yayılan Kanada’da ise 829 bin koyun, 30 keçi var. Ülkemizde geçen yıl Kurban Bayramı’nda kesilen 2,7 milyon koyun, keçi sayısı, Almanya’daki koyun, keçi varlığının 1,5 katından, Ukrayna’dakinin 2 katından, Kanada’dakinin ise 3 katından fazla. Ülkemiz, hem koyun, keçi, sığır varlığı hem kurbanlığa ayrılan hayvan sayısıyla dünya çapında bir boyuta sahip. Üstelik, potansiyelimizin de tamamını kullanabilmiş değiliz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da hedefi olan nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına ve kırmızı ette küçükbaş etinin payını yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarma hedefine en kısa zamanda ulaşabiliriz. Potansiyelin değerlendirilmesi için hayvancılığa verilen destekler sürdürülmelidir.”
 
 
08.07.2020
Devamı

Dijital Tarım Pazarı 100 Milyonun Üzerine Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz aylarda devreye alınan 'Dijital Tarım Pazarı' (DİTAP) ile ilgili "Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Dijital Tarım Pazarı'nı çok önemsiyoruz. Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Hedefimiz milyarlarca lira ciroya ulaşmak, belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak, üretici daha fazla para kazanacak, tüketici belki biraz daha ucuza yiyecek." açıklamasında bulundu.
 
 
07.07.2020
Devamı

Kayısılarda Manolya Hastalığı

Dünyanın dört gözle hasadını beklediği Malatya kayısı, bu yıl yağışların mevsim şartlarının üzerinde seyretmesi nedeniyle ağaçlarda manolya hastalığının baş göstermesiyle çiftçilerin beklentisinin altında bir düşüş yaşandı.

Eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesinde ürünün iyi olduğu, diğer bölgelerde ise kayısı ürününün yok denecek kadar az olduğunu belirten çiftçiler, devletin kendilerine sahip çıkması çağrısında bulundu. Bu yılki rekoltenin, Tarım Orman Müdürlüğünün açıkladığı rekoltenin çok altında olduğuna dikkat çeken çiftçiler, kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin yüksek gösterildiğini ileri sürdüler.

Malatya kayısının bazı tüccarların tekelinde olduğunu ileri süren çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığının buna el atması çağrısında bulundular.
Geçen sene bir ağacın yaklaşık 15 kasa ürün verdiğini belirten çiftçiler, bu sene ancak bir iki kasa ürün verdiğini ve bazı ağaçların ise hiç ürün vermediğini söylediler. Mahsulün azlığından dolayı işçi alımının da bu sene az olduğunu belirten çiftçiler, geçen sene 20 işçinin çalıştığı bahçede bu yıl 3 kişinin çalıştığını belirttiler.

Yetkililere seslenen çiftçiler, kayısı işinin zahmetli ve masrafının çok olduğunu ve kendilerine gübre ve mazot desteğinde bulunması talebinde bulundular.
Mevsimlik işçilerden Adile Kama geçimlerini sağlamak için Şanlıurfa’dan aile olarak geldiklerini belirtirken, işçilerden Amine Halisçelik ise bu sene liseye başlayacağını, okul masrafını karşılamak için ailesiyle birlikte çalışmaya geldiğini söyledi.

Bu sene eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesi dışında verimin çok düşük olduğuna dikkat çeken çiftçi Hasan Atalay, " Bazı yerlerde kayısı yemeğe bile yok Bazı ağaçlarda ancak yarım kasa var yani toplanmayacak kadar azdır. Bu sene verimin en iyi olan yer burasıdır. Bu da Cenab-ı Allah’ın (Celle Celaluhu) takdiridir. Bu senede rızık taksimi bu şekilde oldu." dedi.

"Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye bilerek rekolteyi yüksek gösteriyorlar"

Kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin bilerek yüksek gösterildiğini ileri süren Atalay, "Kayısı ne kadar az olursa fiyat ta o şekilde yükseliyor. Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye rekolteyi yüksek gösteriyorlar. Rekolte açıklanan rakamdan daha çok düşük! Kayısı çok da olsa az da olsa tüccarlar kâr ediyor. Malatya kayısının sahibi yok. Ziraat Odaları kayısıya hiç sahip çıkmıyor. Bizlere hiçbir faydaları yok. Malatya kayısısı 4 tane tüccarın elinde devletin, Tarım Bakanlığının buna el atması lazım." dedi.
 
 
07.07.2020
Devamı

“HER YIL 2.7 MİLYON İNSAN ZOONOTİK HASTALIKLARDAN ÖLÜYOR”

Türk veteriner hekimleri merkez konseyi Başkanı Ali Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu;
“Louis Pasteur tarafından kuduz aşısının başarı ile kullanıldığı 6 Temmuz 1885 tarihi dikkate alınarak, her yıl 6 Temmuz, Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir.” Dedi.

Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili olarak şunları kaydetti.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle küçülen Dünyada; insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, COVID-19 gibi küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir.

Yapılan araştırmalarda COVID-19’a kadar Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, COVID-19, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl ortaya çıkan 5 yeni insan hastalığının 3’ü hayvan orijinlidir. Zoonotik hastalıklar grubunda yer alan etkenlerin %80’i potansiyel biyoterör etkenleri arasında bulunmaktadır.
 
Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar olup, ülkemizde Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir.


 
Zoonotik hastalıkların küresel bilançosu; COVID-19 sürecinden önce her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl ölen çiftlik hayvanın değeri yaklaşık 21.5 milyar Euro ve her yıl insan sağlığı için yapılan masraflar 43 milyar Euro. COVID-19 ile birlikte bugün tüm Dünya çok daha ağır bir bilanço ile karşı karşıyadır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı; günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arz eden ve küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır.

Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler COVID-19 Pandemisi ile daha önemli hale gelmiştir.

Genel olarak pandemilerde erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon ile hızla gerekli tedbirleri alarak hastalığın kontrol ve eradikasyonunu sağlamak en temel yaklaşımdır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede başarı “Tek Sağlık” yaklaşımı ile mümkündür. COVID-19 bu yaklaşımın vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur. 

“Tek Sağlık”, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu küresel etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı, yerel ulusal ve küresel alanda çalışan farklı disiplinlerin insan, hayvan ve çevrenin optimal sağlığı için işbirliği faaliyetlerini kapsamaktadır.

 “Korunma Tedaviden Daha Etkili ve Daha Ekonomiktir.” Sloganı ile yola çıkan, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşeri hekimler, veteriner hekimler, çevre uzmanları ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayan “Tek Sağlık” kavramıyla ilgili somut girişimlerde bulunmak büyük önem taşımaktadır.

Ancak, ülkemizde “Tek Sağlık” kavramı için girişimler olsa da, “Tek Sağlık" sistemi mevcut mevzuatlar ve yapılarla kurumsallaşmakta ve katma değer yaratmakta istenen başarıyı yakalayamamıştır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık” yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz. Veteriner hekimlik hizmetlerinin temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası gerçeği kabul edilmeli,

“Tek Sağlık” yasası çıkarılarak, gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu doğrultuda “Tek Sağlık” sistemine uygun olarak Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulmalı, Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığında Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatları ihdas edilmelidir.
 
Dünya Zoonoz Günü vesilesiyle, zoonotik hastalıklara karşı can siperane mücadele eden veteriner hekimlerin de bir an önce sağlıkta şiddet yasasına dahil edilmesini, yıpranma payı ve  özlük haklarında gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
 
Dünya Zoonoz Gününün ülkemiz ve mesleğimiz için daha güzel yarınlara vesile olmasını haklarının temenni ediyoruz.
 
 
06.07.2020
Devamı

Çay Üreticileri Gübreleme İçin Çay Bahçelerinde

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının, Türkiye’de de görülmesinin ardından salgının önüne geçilebilmesi için çeşitli önlemler alındı. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşların sokağa çıkma yasağı, seyahat yasağı, maskesiz sokağa çıkma yasağı, toplu alanların kapanması gibi yasakların yanı sıra üretimi etkilemeyecek şekilde çay üreticilerine de tavsiyelerde bulunuldu. Rize Valiliği başta olmak üzere, Rize Ticaret Borsası, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Çay Üreticileri Dayanışma Derneği de çay üreticilerini gübreleme yapmamaları ve 1. sürgünden sonraya bırakmaları konusunda tavsiyede bulunmuştu.

Uyarıyı dikkate alan çay üreticileri 19 Mayıs itibarıyla başlayan 2020 yaş çay sezonu öncesinde yapması gerektiği gübreleme işlemini çay arası denilen 1’inci sürgünden sonrasına bıraktı. Toplamda 3 sürgün olarak toplanan, yer yer 4 sürgünü bulan çay toplama işleminin ilkinin bugünlerde tamamlanması nedeniyle çay üreticileri yaprağını topladığı çay bahçelerine girerek, gübreleme işlemlerine başladı. Rize Ziraatçılar Odası ise her yıl yaptığı uyarıyı yineleyerek vatandaşları 1 dönüm çay tarım arazisine maksimum 80 kilogram gübre vermesi gerektiğini hatırlattı.

Yetkililerin uyarısı nedeniyle 1’inci sürgün yaş çay kampanyası açılmadan önce gerçekleşmesi gereken gübreleme işleminin 1’inci sürgünden önceye bırakıldığını dile getiren Rize’nin Derepazarı ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki çay üreticisi Ömer Demir, “Pandemiden dolayı nisan ayında gübreyi verememiştik. O nedenle gübrelemeyi yeni yaptık. Gübreyi verirken dikkat ettiğimiz şeyler var. Çayı siliyoruz, gübre çay yaprağının üzerinde kalmasın, yaprak yanmasın diye. O nedenle çay bahçesinin altından vermeye çalışıyoruz gübremizi” dedi.

Üretici çayı kendi topladı, gelir cepte kaldı
Pandemiden dolayı sınır kapıları kapalı olduğu için bölgeye gelemeyen Gürcistan uyruklu çay işçilerinin yerine herkesin kendi çayını toplamak zorunda kaldığını ve bu nedenle çay gelirinin çay üreticisinin cebinde kaldığını sözlerine ekleyen Demir, “Ayrıca bu yıl çayımızı da kendimiz topladık. Gürcü komşularımız gelemediği için herkes kendi çayını kendisi toplamak zorunda kaldı. Eskiden vatandaşımız çaylığa Gürcü işçi gönderiyordu, kendisi sosyal dayanışmaya yardım istemeye gidiyordu. Şimdi artık yardım istemez kimse herhalde. Çay topladı para kazandı” ifadelerini kullandı. Kendilerinden önceki neslin gübreleme işini yılda 2 aya böldüğünü dile getiren Demir, “Bundan 20 yıl önce büyüklerimiz gübreleme işlemini 2 ayda yapardı. Yani ilk gübreleme 1’inci sürgünden önce, 2’nci gübreleme ise 1’inci sürgünden hemen sonra yapılırdı. Şimdi artık işten kaçtığımız için tek seferde yapıyor, çıkıyoruz çaylıktan” şeklinde konuştu.
 
 
06.07.2020
Devamı

Tarım İhracatı Geriledi

TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, tarım, gıda ve içecek sektörü ihracatı mayısta 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Ocak-mayıs döneminde öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
 
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli'ne göre, mayıs ayında gıda ve tarım ürünleri ihracatı geriledi.
TGDF'den yapılan açıklamaya göre, TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'ne bakıldığında, yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü, 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi.
İhracat, ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9, ithalat da yüzde 18,4 artış gösterdi. Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 4 ayında ihracat yüzde 16,1, ithalat da yüzde 20,6 artış kaydetmişti.

Aylık bazda bakıldığında, mayısta ihracat 2019'un aynı dönemine göre yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aylık ithalat ise yüzde 11,2 artışla 1,47 milyar dolara yükseldi. Mayıs; geçen yıla göre ihracatın gerilediği, ithalatın ise arttığı bir ay olarak öne çıktı.
2020'nin ilk 5 ayında sektörün dış ticaret dengesi yüzde 14 düşüşle 1,46 milyar dolara geriledi.
İhracat birim değeri, 2020'nin ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,6 düşerek 1.035 dolar/ton, ithalat birim değeri de yüzde 3,6'lık artışla 480 dolar/ton olarak gerçekleşti.

İHRACATIN YÜZDE 41'İ 5 SEKTÖRDE
Yılın ilk 5 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
En çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla buğday, soya fasulyesi ve ayçiçeği yağı oldu. Söz konusu ürünler toplam ithalatın yüzde 23,9'unu oluşturdu.
2020 yılı ilk 5 ayındaki dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde, sert kabuklu meyveler, şeker ve şekerli mamuller, yaş meyve, bitkisel yağ, kuru meyve/sebze sektörleri en fazla ihracat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ihracatın yüzde 41,4'ü, söz konusu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi.
Hayvan yemi, bitkisel yağ, un, kakao ve çikolata, sert kabuklu meyveler sektörleri ise aynı dönemde en çok ithalat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ithalatın yüzde 63,8'i, söz konusu 5 sektör tarafından yapıldı.

Yılın ilk 5 ayında 2019'un aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla artıran sektörlerin başını 208 milyon dolar artış ile sert kabuklu meyveler çekti. Bu sektörü, 208 milyon dolarlık artış ile bitkisel yağ ve 175 milyon dolarlık artışla yaş meyve sektörü izledi.

İhracatın en çok gerilediği sektörler ise un, yumurta, tütün ve mamulleri, balıkçılık ve su ürünleri sektörleri oldu.

Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 5 ayında ithalatı en çok artan sektörler; 188 milyon dolar artış ile bitkisel yağ, 162 milyon dolar ile baklagil, 158 milyon dolarla sert kabuklu meyveler olarak sıralandı. Baklagil alanındaki ithalat yüzde 206,4, sert kabuklu meyveler sektörünün ithalatı da yüzde 133,5 artış gösterdi.
İthalatın en çok düştüğü sektörler ise 188 milyon dolar ile canlı hayvan ticareti, 60 milyon dolar ile sebze ve 15 milyon dolar ile kırmızı et sektörleri oldu.
 
 
 
06.07.2020
Devamı

Süt Analiz Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 38,6 milyon liralık destek ödemesinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.
Bakan Pakdemirli, verilecek desteğe ilişkin şöyle konuştu;
 
‘‘Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 11 bin 758 üreticimize, 385 bin 431 Büyükbaş hayvan için, 38,6 milyon liralık destek ödemesi bugün saat 18.00’da hesaplarına aktarılacak.
 
Özellikle bu zorlu Pandemi döneminde, milletimiz, ülkemiz için özveriyle ve durmadan çalışan bütün üreticilerimize teşekkürlerimi iletirken, devlet olarak onların her daim yanlarında olduğumuzu da bir kez daha söylüyorum. Sizler ürettikçe bizler de sizi desteklemeye devam edeceğiz.
Bugün ödediğimiz Süt içerik Analiz Desteğimiz de bütün üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun…’’
 
 
03.07.2020
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine