Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

HASTALIK ÜÇ GÜN AMA DERDİ BÜYÜK

Son günlerde ülkemizin güney illerinde büyükbaş hayvanlarda özellikle sığır ve mandalarda bir hastalık çıktığına dair bilgiler geliyor. Hastalık yüksek ateş, titreme, halsizlik, tutuk yürüyüş ve topallık gibi belirtiler gösteriyor. Bir kısım hayvan kendiliğinden iyileşirken, bazıları da malesef telef oluyor. Ayrıca, aynı anda birçok hayvanda görüldüğü ve hayvanlar arasında bulaşıcı bir karakterde seyrettiği sahadan aldığımız bilgiler arasıda. Aslına bakarsanız bu hastalık çok bilinmedik, çok gizemli bir sorun değil. Teknik adı “Efemeral Fewer”, Türkçesi  ÜÇ GÜN HASTALIĞI olan bu rahatsızlık önceki yıllarda da karşımıza çıkmıştır. Basına yansıyan haberleri şöyle bir gezerseniz, 2012 yılı yaz ve sonbahar aylarında aynı şeylerin yazıldığını görmeniz mümkün. Örneğin; 13 Kasım 2012 tarihli Anadolu Ajansının bir haberlerine bakalım. Haberde şu başlıkla karşılaşıyoruz;
Bakanlıktan “Üç Gün Hastalığı“ açıklaması 
devamında da;
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) tarafından bildirimi zorunlu olmayan ''üç gün hastalığından'' dolayı çok sayıda hayvanın telef olduğu ve bu hayvanlara ait etlerin tüketime sunulduğu şeklindeki açıklamaların gerçekle ilgisi bulunmadığını, hastalıkla ilgili her türlü takip ve tedbirlerin ivedilikle sürdürüldüğünü bildirdi.
Bakanlık'tan yapılan açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organlarında, ''üç gün hastalığı''na ilişkin çeşitli iddiaların yer aldığı belirtildi. Söz konusu iddialar kamuoyunda yanlış anlaşılmalara neden olacağı için bilgilendirme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilen açıklamada, bunun, Haziran-Eylül döneminde görülen ve sinekler aracılığıyla hayvanlara bulaşan mevsimsel bir hastalık olduğu anlatıldı.
Bu yıl sıcakların Ekim ortalamalarının üzerinde seyretmesi sonucu görülme süresi uzayan hastalığın, görülme döneminin sona erdiği belirtilen açıklamada, insan sağlığı için herhangi bir risk oluşturmayan bu hastalığın hayvandan hayvana bulaşmadığı bildirildi.
Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'da, kısmen de Şanlıurfa'da görülen ve haberlere konu edilen hastalıkla ilgili şu ana kadar 2 bin 200 ölüm vakasının meydana geldiği ve bunların veteriner hekim kontrolünde imha edildiği ifade edilen açıklamada, hastalık belirtileri görülen ancak antibiyotik kullanılmadığı kesim öncesi ve kesim sonrası muayenede resmi veteriner hekimlerin kontrolüyle kesinleşen 722 hayvanın kombinalarda kesildiği vurgulandı.” türünde bir açıklamayı görüyoruz.
Dikkat ederseniz şimdi de benzer haberler gündemde. Yukarıda size güney illerimiz derken; Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Diyarbakır gibi vilayetlerden bahsediyorum. Şimdilerde bu şehirlerimiz Üç Gün hastalığından oldukça şikayetçiler. Bu subtropik alanlarda yaygın seyreden hastalığın pençesindeler. Malesef etken bir virus ve bazı sinek ve sivrisinekler tarafından bulaştırılmakta. Enfekte hayvanın kanını emen sinek hastalık taşıyan hortumunu başka bir hayvana batırdığında o da bu derde yakalanıyor. Ya da aynı ortamda yer alan hayvanlarda damlacık enfeksiyonu tabir edilen solunum havası veya aksırık tıksırıkla bile geçtiği bildirilen hastalığın aslında aşısı var. Ama, her yıl ortaya çıkmadığı için çiftçilemiz tarafından pek bilinmiyor ve de yaptırılmıyor. Öyle olunca hastalık çıktığı bölgede hızla yayılıyor. Hatta rüzgarlar ve hayvan nakilleri de bunu körüklüyor. Ama bir sevindirici tarafı var ki, o da 3-4 gün içinde kendiliğinden geçebiliyor. Fakat böyle olması hayvanı tedavi etmeyin anlamına gelmiyor. Mutlaka veteriner hekimlerin muayenesi sonrasında, önerecekleri ateş düşürücüler, antibiyotikler, vitamin ve mineral takviyelerini kullanmak çok çok fayda sağlıyor. Bakın bu son söylediklerimi lütfen yabana atmayın. Aksi halde istemeden de olsa hayvanlarınızın bir kısmını telef edeceğinizi bilin. Memleket ekonomisine büyük darbe vuran böylesi hastalıklar dünyanın pek çok ülkesinde de görülmektedir ve onlarda da ciddi kayıplara yol açmaktadır. Malesef hayvan hastalıklarıyla yeterli mücadele edemeyen Irak, Suriye, İran gibi sınır koşumlarımızdan bizlere gelip bulaşan pek çok hastalık vardır. Bu da onlardan biridir. Dolayısıyla bu gibi ülkelere komşu olan vilayetlerimizdeki üreticilerimizin bir kat daha dikkatli olması gerekmektedir.
Sevgili okurlar sonuç olarak; Üç Gün hastalığı ülkenin her yerinde değil, iklimin sıcak olduğu yerleri seçiyor. Sıklıkla uçucu ve sokucu sinekler vasıtasıyla bulaşıyor. Çok çabuk yayılıyor. Bunu engellemek için adı geçen sineklerle mücadeleden bahsediliyor ancak takdir edersiniz ki bu çok başarılı bir yöntem olmuyor. Ayrıca maharet hasta olanları tedavi etmek değil, onları hasta olmaktan korumaktır. Her zaman “hastalıklarla mücadelede en iyi yöntem aşılamadır”. O yüzden işletmelerinizde hastalık görülmesini istemiyorsanız lütfen hayvanlarınızı zamanında AŞILATINIZ.
                                                                                              
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
             Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı  

 
 
28.10.2020
Devamı

HERKESE AFERİN YOK

Değerli Okurlar, Son iki sayıda birbirini takip eden makaleler yayınladık. İlkinde “Çiftçi Uyanırsa” başlığı altında, eğer çiftçi devletin verdiği 3 kuruş desteklemeyi kenara itip, kendi gücünü kullanırsa önünde kimsenin duramayacağını anlatmıştım. İkinci makalede ise, “Çiftçi Nasıl Harekete Geçer” başlığı altında ise, bunu başarabilmek için kooperatifler sayesinde çok kısa sürede nasıl güç birleştirilebileceklerini 10 maddede açıklamıştım. Bu yazımızda ise; oy kaygısı ya da şahsi menfaat içinde olan bazı küçük gruplar haricinde bütün vatandaşlarımızın faydasına olacak bu durumun toplumda kabullenilmesi için yapılması gerekenlere bakalım.

Burada toplumu 3 gruba ayırabiliriz. İlk grup, hiç şüphesiz çiftçiler olacaktır. Ama bu kadar büyük bir grubu, özellikle de gördüğünü yapmayı benimsemiş insanları kısa sürede bilinçlendirmek ve harekete geçirmek zor olacaktır. İkinci grup, yukarıda bahsi geçen sayıca çok az olmalarına rağmen sistemdeki açıkları çok iyi bildikleri ve değerlendirdikleri için belli bir güce ulaşanlardan oluşmaktadır. Durumun farkında oldukları için de çiftçinin uyanmaması ve harekete geçmemesi için her türlü önlemi almaktadırlar. Son grup ise; tüketiciden oluşan bütün vatandaşlarımızdır. Bu insanların mutlaka yeterli ve kaliteli gıdaya, ucuz şekilde ve sürekli ulaşmaları gerekmektedir. İşte bu mutlak şartın yerine getirilmesi önemli bir kamuoyu gücü oluşturmaktadır. Halkımıza bu koşulun ancak üreticinin bilinçlenmesi ve güçlenmesi ile garanti altına alınabileceğinin anlatılmalıdır.
Peki, burada bize düşen görev nedir, ne yapabiliriz?

Öncelikle bu kamuoyu gücünü harekete geçirecek adımlar atmalıyız. Bunun içinde toplumda milyonları etkileyebilen, kitleler üzerinde farkındalık oluşmasında yönlendirici olabilen kişiler ile çalışmaya başlamalıyız. İlk anda çok zor bir iş gibi gözükse de; aslında ülkemizde tarım sektöründe fikir ileri süren insanların sayısı çok fazla değildir. Sadece sorunlardan bahseden ve çözümlere değinmeyenleri bile saysak, kötümser bir tahminle birkaç yüz kişiden fazla oldukları söylenemez. Örneğin; tarım ve gıda alanında akademik unvanı olan, sektörde bizzat deneyimi olan, sivil toplum kuruluşlarında sözcü olan hatta başka meslekten olduğu halde hariçten gazel okuyanların hepsini toplasak sektörde söz sahibi olan ya da yazıp, çizen kişi sayısı, sektörün büyüklüğüne oranla gerçekten az olduğunu görebiliriz. Bu nedenle de bu kişiler bizim ilk etapta hedef kitlemizdir.
Bu kitle üzerinde aslında ilk başarı sağlandı. Yakın zamana kadar yukarıda bahsettiğim küçük ama etkili menfaat gruplarının da etkisi ile toplumda kooperatifçilik kötüdür, işe yaramaz algısı oluşturulmuştu. Uzun süredir kooperatifçiliği dava haline getirmiş bir avuç kişi, özellikle gelişmiş ülkelerden örnekler vererek, kooperatifçiliği çözümün temeli olarak yeniden gündeme getirmeyi başardılar. Yani çark tekrar işlemeye başladı.

Bundan sonra, sektörde fikri olan ve bunu beyan etmek için gayret gösteren kişileri gerçekten tebrik etmek ve kendilerine “Aferin” demeliyiz. Ama önerileri nasıl gerçekleştirilecek sorununa cevap olarak; yapmalı, etmeli, vermeli, kesmeli, asmalı gibi sadece mevzuat değişikliği ya da destekler gibi devletten beklentilere dayandığında hata yaptıklarını, aslında daha iyi bir çözüm olduğunu anlatmalıyız. Artık herkes “yapılan çalışmaların kooperatifler olmadan asla başarıya ulaşamayacağını ve devlet desteği ile gerçekleştirilemeyeceğini” bilmeli.

Sonuç olarak; her kim, ne öneriyor ya da neyi savunuyorsa mutlaka nasıl hayata geçirilebileceğini sorun. Özellikle kim, kiminle, nerede, ne zaman, hangi kaynaklarla, hangi yetkiyle, ne kadar sürede, hangi araçları kullanarak bu önemli fikri uygulamaya gerçekleştireceğini sorgulayın. Eğer tatminkar bir cevap yoksa emekler boşa gidecektir. Doğru cevabın kooperatif olduğunu kavrayabilen olursa; işte o zaman lütfen bu kişilere “Aferin” deyin. Bu onuru sadece hak edene verin, rastgele fikri olan ama daha nasıl yapacağını bile bilmeyen herkese değil.

Dr. Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
28.10.2020
Devamı

Trakya’lı Çiftçilerde Kuraklık Endişesi!

Türkiye'nin buğday, ayçiçeği, çeltik gibi ürünlerin en önemli merkezlerinden olan Trakya, son 91 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Kuraklık nedeniyle, buğdayda yüzde 25- 30, ay çekirdeğinde de yüzde 40- 50'lere veren verim kaybı yaşandı. Edirne'ye temmuz ayından bu yana sadece ağustosta, 1,6 milimetre yağış düştü. Kurak dönemin ardından ekim ayında, bugüne kadar metrekareye toplam 58,8 kilogram yağış düşmesi, ekim hazırlığında olan üreticiye az da olsa nefes aldırdı.
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kuraklığın ardından son yağışlarla birlikte üreticilerin nefes aldığını ve tarlalarını ekmeye başladığını söyledi. İklimlerin artık değiştiğini ve ürünlerine ekim ayı yerine kasım ayında ekmeye başladıklarını belirten Arabacı, "Yağışlar geç gelmeye başladığından bizim ekilişlerimizde geçe kalıyor. Bunun sebebi erken ektiğimiz yerlerde, yağış zamanında düşmüyor, kurak oluyor ve çeşitli sebeplerden dolayı hastalık oluşuyor buğdaylarda. Önceden ekim ayının 15'i gibi ekilişe başlardık, şimdi artık ekim ayının sonu ya da kasım ayının başı diyoruz. Özellikle geçen sene çok ılıman bir kış geçirdik. O yüzden ekilişleri hastalık yapmaması adına daha geç gerçekleştiriyoruz. Bu yıl biraz yağış aldık, buğday yerlerinin hazırlanması ve kızgın tav dediğimiz tav dönemi kalmadı. Güzel bir tav var arazide. O yüzden çiftçilerimiz birkaç gün içinde hazırlıklarına başlayıp, ekim ayının sonuna doğru ekilişlerine başlayacaktır. Kasım ayının ilk haftası da birçok çiftçimiz ekilişini yapacaktır" dedi.
27.10.2020
Devamı

Zeytin Alım Fiyatları Belli Oldu

Zeytin alımına başlayan Tarım Kredi Kooperatifi, Gemlik zeytinlerine 13 TL ile 5 TL arasında fiyat uygularken, yeşil çizik zeytinde de ebatlarına göre 8 TL ile 4,5 TL arası fiyat uyguluyor.

 
Burhaniye kırsal Börezli Mahallesi'nde kurulan zeytin alım merkezinde eleklerde zeytinler sınıflandırılırken, Havran Barajı'ndan sulanan zeytinlerde kalitenin arttığı kaydedildi. Burhaniye’de yeşil zeytin hasadının başlamasıyla birlikte çeşitli noktalarda elekler kurulurken, Tarım Kredi Kooperatifi de zeytin alımına başladı. Börezli’deki alım merkezinde, traktörlerle getirilen zeytinler eleklerde sınıflandırılırken, Havran Barajı sulama havzasında kalan zeytinlerde kalitenin yüksek olduğu açıklandı. Tarım Kredi Kooperatifi, Gemlik zeytininde 13 TL ile 5 TL arasında fiyat uygularken, yeşil çizik zeytinde ise 8 TL ile 4,5 TL arasında fiyatlarla alınıyor.
Elek altı olarak adlandırılan yağlık zeytin de 2 TL 75 kuruştan satın alınıyor. Tarım Kredi Kooperatifi'nin zeytin alımına başlaması çiftçileri sevindirdi. Tarım Kredi Kooperatifi adına alım yaptıklarını anlatan Berkan Sözaltın, "Tarım Kredi Kooperatifi yörede ilk defa zeytin alımı yapıyor. Börezli, Kızıklı ve Bahadınlı mahallelerinde Havran Barajı'ndan sulama yapıldığı için ürün çok kaliteli. Gemlik, Edremit yağlık ve Domat cinsi zeytin alımı yapıyoruz. Fiyatlarımız da iyi. Çiftçiler çok memnun. Tarım Kredi Kooperatifi olarak çiftçiye desteğimiz devam edecek" dedi.
Gemlik zeytinlerinde verimin iyi olduğunu söyleyen çiftçi Recai Emre de, "Gemlik zeytinleri sulandığı için mahsul oldukça kaliteli. Zeytinler irileşti. Gemlik duble zeytin 13 liradan alınıyor. Bu fiyat iyi. Bu sene inşallah Gemlik zeytininde yüzümüz gülecek. Hayırlı ve bereketli bir sezon diliyorum" dedi.

27.10.2020
Devamı

TARIM-KOOP Başkanı Özkurnaz’dan Süt Fiyatına Tepki!

Maliyetlerdeki artışa rağmen süt fiyatlarının Ulusal Süt Konseyi tarafından 2 lira 30 kuruşta sabit tutulmasına tepki gösteren TARIM-KOOP Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz, Üreticilerin zor durumda kaldığını ve süt üretiminin de geçen yıla göre düştüğünü söyledi.

 
Ulusal Süt Konseyi tarafından süt fiyatlarında bu yıl değişiklik yapılmamasına karar verildi. Yem ve gıda fiyatları artarken, süt fiyatlarının 2 lira 30 kuruşta kalması üreticiler tarafından tepkiyle karşılandı. Süt sanayicileri ile bir araya gelen Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (TARIM-KOOP) Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz , “Kasım ayının 15’inden sonra hangi firmaya lazımsa, sütün fiyatı 3 liradan aşağı kalmamak şartı ile bizimle sözleşme yapabilirler ve 1 Aralık’ta da sütlerini alabilirler” dedi.
Gıda Komitesi'nin süt fiyatlarını neye göre belirlediğinin belli olmadığını söyleyen Özkurnaz, “Geçen yıl 15 Kasım tarihinde sütün fiyatı 2 lira 30 kuruş olarak belirlendi. Bir yıla yakın süredir fiyatlar bu şekilde seyrediyor. Çiftçimiz bu süreçte et ve süt fiyatlarının yükselmesi gerektiği noktasında bir isyan içerisinde. Sütün fiyatlarını Gıda Komitesi belirliyor. Bu komitede Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı ile Tarım Orman Bakanlığı’ndan oluşuyor. Bu ülkede ekonomide bir sıkıntı varsa bunun sebebi sütçü olamaz. Gıda Komitesi’nin belirlediği bu fiyatları doğru bulmuyoruz” şeklinde konuştu.
Süt üretimindeki düşüşe dikkat çeken Özkurnaz, “Geçmişte Biga ilçemizde 435 ton civarında süt üretimi varken, bugün geldiğimiz nokta günlük 230 ton süt üretimi var. Çiftçimiz tarım yapıyorsa ve yaptığı tarımdan zarar ediyorsa artık yapmama eğilimine giriyor ve son dönemde de hayvan kesimlerinin oldukça fazla olduğu söyleniyor. Süt üretimine baktığımızda, düşüşün ne seviyede olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.” Dedi.

27.10.2020
Devamı

Anız Yakmak İsteyen Çiftçi, Araziyi de Yaktı

Denizli’nin Çameli İlçesine bağlı Belevi mahallesinde  bir çiftçinin anız yakması sonucu yaklaşık 10 dönüm arazi zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre, Bağbaşı mevkiinde öğle saatlerinde bir çiftçinin anız yakması neticesinde yangın çıktı. Çevredeki vatandaşlar yangını söndürmeye çalıştı. Vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını söndürürken yaklaşık 10 dönüm arazi zarar gördü. Kontrol altına alınan yangın soğutma çalışmalarının ardından tamamen söndürülmüş oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
26.10.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığınca Yapılan Sınavın İptali İstendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı’nda, 80 sorudan 40’ının cevabı ‘A’ şıkkı çıktı. 11 Nisan'da yapılması gerekirken, pandemi nedeniyle 17 Ekim'e ertelenen sınav için adaylar duruma itiraz etti. Sınavın iptali için kampanya başlatıldı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı tartışma yarattı.  Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleştirilen sınav için adaylar tarafından iptal kampanyaları başlatıldı.
 
Aradan geçen sürede yapılan yönetmelik değişikliği ile sınava orman ve endüstri mühendislerinin de katılmasının yolu açıldı. 14 bin 948 kişinin katıldığı sınavda 80 sorudan 40'ının doğru cevabının ‘A’ şıkkı olduğu belirlendi. Sınavdan geçer puan olan 70'i alabilmek için 80 sorudan 56 soruyu doğru yanıtlamak gerekiyor. Sınavda yanlışlar doğruları götürmüyor. Tüm soruları ‘A’ işaretleyen bir kişi bu sınavdan 50 puan alacak. Geçer notların az olması halinde ise ‘çan eğrisi' uygulaması yapılacak.
 
Bu uygulama ile 50 puan alan kişilerin de sınavı geçme ve zirai ilaç satma yetkisi alma olasılığı bulunuyor. Sınav sonuçlarının 16 Kasım'da açıklanacağı belirtilirken, adaylar sınavın iptali için kampanya başlattı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yaptığı açıklamada konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye bilgi vereceklerini söyledi.
26.10.2020
Devamı

Mutlu Hayvancılık Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği (AB) ve aday ülkeler arasında Sivil Toplum Diyaloğu Programı'nın beşinci dönemi kapsamında hibe almaya hak kazanan Avrupa Birliği ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi tamamlandı.

 

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliğinin (SETBİR) yaptığı açıklama da proje ortağı İspanya'dan Valencia Bölgesel Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) olan proje, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yürütüldü.

Çiftlikte ve taşıma sırasında hayvan refahının sağlanması konulu projenin genel amacı; çiftçiler, hayvan sahipleri, nakil aracı sürücüleri, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce yaygın olarak yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesi ve doğru uygulamaların öğretilip, benimsetilmesi yoluyla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi.

 

SETBİR Başkanı Tarık Tezel, online gerçekleştirilen kapanış toplantısındaki konuşmasında, hayvancılığın gelişmesinde önemli basamaklardan olan hayvan refahını layıkıyla uygulayan bir üreticinin hayvanından elde ettiği sütün ve etin kalitesinin de artacağını belirtti.

"Bu projenin en büyük çıktısı, çiftlikte ve nakil esnasında hayvan refahına yönelik anlaşılır, kullanımı kolay rehberlerin ve bilgi notlarının hazırlanmış olmasıdır. Bu rehberler, çiftçilerimiz, hayvan sahiplerimiz, sınır kontrol noktalarında çalışan personelimiz ve taşıma elemanlarımızın her zaman başvurabilecekleri basit, anlaşılması kolay rehberlerdir. Projemizin en büyük ikinci çıktısı ise çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sahiplerine ve tüm veteriner sınır kontrol noktalarına yönelik yaptığımız eğitim faaliyetleri olmuştur. Bu eğitim faaliyetleri, hayvan refahı uygulamaları, bunların hayvan ve hayvansal ürün kalitesi üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık yaratmak açısından çok değerlidir."

AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi'ne ilişkin tüm bilgiler, toplantı notları, eğitimlerde gerçekleştirilen sunumlar ve hazırlanan rehberlere "www.hayvanrefahiprojesi.org" adresinden erişilebiliyor.

26.10.2020
Devamı

Aksaray'da Yüzde 75 Hibeli Yem Bitkisi Dağıtıldı

Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray'da mera alanlarının korunması ve kurtarılması amacıyla hayvan üreticilerine yüzde 75 hibeli olarak 56 bin 400 kilo yem bitkisi dağıtıldı.

Tarımsal üretimde Türkiye'de ilk 10'da yer alan Aksaray'da mera alanlarının kurtarılması ve korunması kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "Topraklarımız yeşerdi Aksaray’ımız şenlendi" projesi ile hayvan üreticilerine yem bitkisi dağıtıldı. Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen programla üreticiler yem bitkilerini alırken, toplam 21 köyde 83 üreticiye 56 bin 400 kilo 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav, "Bakanlığımızca yapmış olduğumuz 'Topraklarımız yeşerdi Aksaray'ımız şenlendi' projesi kapsamında 21 köyde 83 çiftçimize 56 bin 400 kilogram 2 bin 800 dekar alanda ekilecek olan 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıyoruz. Tabii bu projedeki amacımız mera alanlarımızdaki baskıyı azaltıp, otlatma kapasitesini artırarak boş ve nadas alanların da ekimini sağlamak. Bilindiği üzere ilimiz 387 bin hektar tarım arazisinin tamamını eken bir il her zaman. Bu alanları artırmak amacıyla bu projemizi yaptık. Bu projemizle üretilecek olan kaba yem hayvancılık üretimine katkı sağlayacak. Amacımız mera alanlarını çoğaltmak ve aynı zamanda üretimi artırmak. Bu şekilde çiftçilerimize yüzde 75 hibeli olarak verdiğimiz tohumlarla birlikte destek çıkmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
23.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Yeni 10 Yılın Stratejisi Açıklaması

Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi'nde gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni 10 yılın stratejisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyguladıkları tarımsal destekleme mekanizmalarına değinen Pakdemirli, hem destek hem de müdahale alımlarını aynı paketin içinde yürüttüklerini, aynı zamanda kırsal kalkınmaya yönelik ciddi desteklerin de bulunduğunu söyledi.

Pakdemirli, tarımsal desteği artırmanın moral etkisi yarattığını, tarımsal GSYH'ya etkisinin görüldüğünü kaydetti. 2018'de 14.5 milyar TL, 2019'da 16.1 milyar TL olan tarımsal desteklerin 2020'de 22 milyar TL'ye taşındığını vurgulayan Pakdemirli, "Bu yıl 2 bin TL'nin altında destek almayacak kimse kalmayacak. İlk sene, önümüzdeki yıl 2 bin TL'nin altında alanlar, bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin TL'ye tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak, hesaba yatacak duruma gelecek. 12 yeni destek başlattık. 32 desteğin birim miktarını artırdık" dedi.

Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görünmeden günler önce hazırlıklara başladıklarını söyleyen Pakdemirli, bakanlık olarak tüm marketleri toplayarak, stokları artırmalarını istediklerini vurguladı. Özellikle perakende sektörünün çok iyi bir sınav verdiğinin altını çizen Pakdemirli, "Gıda arzıyla ilgili bir problem olmamasına, tüketilenden fazlasının üretilmesine rağmen tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Hem bakanlık hem ilgili tüm sektörler, iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Perakende zincirlerini yönlendirdik. Yurtdışındaki market manzaralarının hiçbirini görmedik. Çiftçiye diplomatik pasaport vereceğiz dedik. Karşılığını da aldık" dedi.


Bakan Pakdemirli, tarımın ekonomideki yerine değindi. Türkiye'de tarımın GSYH'dan yüzde 6 pay aldığını dile getiren Pakdemirli, istihdam edilen kesimin ise beşte birinin tarımla uğraştığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal üretimde yaşanan değişimi ortaya koyma adına son üç yılın verilerini karşılaştıran Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin 2017'de 187 milyar TL olan tarımsal hasılasının yüzde 46 artışla 2019'da 277 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı. 2019'da 48.9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye'nin Avrupa'da lider olduğunu, geçen sene Fransa'nın da önüne geçtiğini dile getirdi.


Türkiye'nin sağlıklı gıda üreten bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş gıda (GDO) konusunda çok yüksek alarma sahip ülkelerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin 18 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'nin sağlıklı gıdalar ürettiğinin çok iyi pazarlanması gerektiğini vurguladı. Dünyada kişi başı milli geliri yüksek ülkelerde organik, sağlıklı gıdaya bir yönelim olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Burada da Türkiye'nin çok daha fazla söz sahibi olması gerekli. Gerçekten topraklarımız bu anlamda çok temiz. İyi ürünler üretiyoruz. Bir yandan da dünyadaki teknolojiyi yakından takip etmek gerekiyor" dedi.

Türkiye’nin 18 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net fazla veren ve kendine yüzde 135 yeterli bir ülke olduğunu vurgulayan Pakdemirli, 2002'de 3.7 milyar dolar olan Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatının 2019'da 18 milyar dolara çıktığını dile getirdi. Pakdemirli, 2020 yılı sonunda 20 milyar doların zorlanacağını düşündüğünü ifade etti. 18 yılda 220 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı olduğunu, 73 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirten Pakdemirli, "Birçok üründe Türkiye dünyada birinci veya ikinci. Büyük hedefler koyduk. Tohum ihracatımız dokuz kat artışla 17 milyon dolardan 150 milyon dolarlara kadar geldi" dedi.
23.10.2020
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine