İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun merkezinde olduğu siyasi gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) de gündemi değiştirdi. Medya A.Ş’de çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, liderliğini üstlenmek ve yerel seçimlerdeki Kent Uzlaşısı ile PKK-KCK terör örgütüne yardım etmekle suçlanan İmamoğlu hakkında yürütülen operasyonlar, yasama organı için gerilimli bir hava oluşturdu. 

İmamoğlu hadisesi, Meclis’in yasama faaliyetlerini de sekteye uğrattı. Genel Kurul ve komisyonlardaki çalışmalar durma noktasına geldi. Haftalık çalışmasına 18 Mart Salı günü başlayan Genel Kurul, önemli bir düzenlemeyi görüşecekti. Bu düzenlemenin içinde emekli bayram ikramiyesinin yükseltilmesi ile doğum yardımına ilişkin maddeler vardı.

Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi adını taşıyan düzenlemenin görüşmelerine geçilemmedi. CHP’li vekillerin tepkilerini ortaya koyan söz ve değerlendirmeleri üzerine Genel Kurul’da tabiri caizse düzen bozuldu. CHP’li milletvekilleri, kürsüyü adeta işgal ederek konuşmalara izin vermedi. Oturumları yöneten TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, Çarşamba günü Genel Kurulda “çalışma düzeni kurulamadığı için” birleşime ara verdi. Önder, CHP milletvekillerinin kürsü işgalini sürdürmeleri ve slogan atmaya devam etmeleri nedeniyle birleşimi kapattı.

CHP’li vekillerin tepkileri Perşembe günü de devam etti. Bir milletvekili konuştuğu sırada AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ile CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır birbirlerine laf attı. Daha sonra ayağa kalkan Başarır, AK Parti sıralarına kolonya şişesi fırlattı. Başarır’a, “sükuneti ve çalışma düzenini bozma” gerekçesiyle “uyarı cezası” verildi.

Muhalefet partilerinden de İmamoğlu hakkında yürütülen operasyonlara tepki geldi. Gerek parti liderlerinden, gerekse milletvekillerinden yapılan açıklamalarda AK Parti iktidarı eleştirildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı ihtirası ve tek adam despotizmini harmanlayıp, bu yarışa aday olmak isteyen İmamoğlu’na zincirleme davalar açmak, diplomasını idari işlemle iptal etmek ve sabahın ilk ışıklarıyla onlarca polisle gözaltına almak; zulümdür, zorbalıktır ve ancak diktatörlüklerde yaşanabilecek bir gözü dönmüşlüktür.” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da benzer bir tepki gösterdi. Ortadoğu cğrafyası yeniden şekillenirken, bölgedeki bütün dengeler ve haritalar değişirken, Türkiye'nin gece yarısı yapılan gözaltıları, "haksız, adil olmayan uygulamaları" konuşmak durumunda kaldığını söyleyen Arıkan, "Hukuk, siyasi hesaplara boğdurulmamalı, siyasi operasyon formülü olarak görülmemelidir. Halkın iradesiyle demokrasiyi şekillendiremeyeceğini anlayanlar, muhalifleri susturarak, siyasi rakipleri bertaraf ederek siyasi mühendisliğe soyunmamalıdır.” diye kounuştu.

Kulislerde ise söz konusu operasyon olası sonuçları konusundaki tahminler dile getirildi. Diplomasının iptal kararı yürürlükte olduğu sürece İmamoğlun’nun cumhurbaşkanı adayı olamayacağı vurgulandı. İstanbul Büyük Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kayyum atanmasının kısa süre içinde yapılacağı da kulislerde konuşuldu.

Önce diploması iptal edilen, ardından da iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ekrem İmamoğlu ile ilgili hadise sadece yargıyı değil, siyaseti, ekonomiyi ve sosyal hayatı da etkiledi. Ülkenin gündeminde uzun süredir ekonomi vardı. İsrail’in Gazze’ye tekrar eden ve sınır tanımayan saldırıları, Suriye’de istikrarın sağlanması yönünde evrilen dış politika meseleleri ve enflasyon ve geçim sıkıntısı odağındaki ekonomik sorunlar son bir haftadır konuşulmaz oldu. Ekrem İmamoğlu hadisesi, tüm bu meseleleri gölgede bırakarak hem kısa hem de uzun vadede sadece hukuku ve iç siyaseti değil, aynı zamanda Türkiye’nin diplomatik ilişkilerini de etkilemeye devam edecek gibi duruyor.