Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

11 Kalkınma Planında Tarım İçin Neler Var?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
 
TARIM ARAZİLERİ ETKİN KULLANILACAK
Tarım arazilerinin korunması, etkin kullanımı ve yönetimi sağlanacak.
Ülke genelindeki toprağın detaylı etütleri, haritalanması ve sınıflandırılması yapılacak.
Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanım baskısını azaltacak düzenlemeler tamamlanacak ve denetimler artırılacaktır.
Atıl arazilerin tarımsal üretime kazandırılması başta olmak üzere, tarım arazisi piyasalarının geliştirilmesi için arazi bankacılığı sisteminin kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak, sözleşmeli üretim desteklenerek özendirilecektir.
Küçük aile işletmeleri korunurken, tarım işletmelerinin ölçeklerinin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaşması için başta kiralama olmak üzere arazi edinimine yönelik çalışmalar yürütülecek.
Tarım arazilerinin miras ve satış yolu ile bölünmesi önlenecek, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.
Arazi toplulaştırma çalışmalarına sulama yatırımları ile entegre bir şekilde devam edilecek, tescil işlemlerinin hızlandırılması için düzenlemeler yapılacak.
Sulama alanlarının genişletilmesi amacıyla yatırımlar önceliklendirilerek sürdürülecek, suyun kalite ve miktar olarak korunması ve etkin kullanımına yönelik çalışmalara devam edilecek.


 
2 MİLYON HEKTAR ALAN SULAMAYA AÇILACAK
Tarımda suyun verimli kullanılmasına yönelik su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama gibi modern sulama sistemleri yaygınlaştırılacak. 2 milyon hektar alan sulamaya açılacak.
Bitkisel üretimin sürdürülebilirliğini teminen girdi destekleri, başta mazot ve gübre olmak üzere maliyetlerdeki değişimler dikkate alınarak belirlenecek.
Başta yüksek katma değerli tıbbi ve aromatik bitkilerde olmak üzere, ürün güvenilirliği, çeşitliliği ve üretimini artırmak amacıyla, iyi tarım uygulamaları, organik tarım, sözleşmeli üretim, kümelenme, araştırma, pazarlama ve markalaşma faaliyetleri desteklenecek.

 
SERA YATIRIMLARI DESTEKLENECEK
Örtü altı yetiştiriciliğine yönelik modern seraların kurulmasının yanında mevcut seraların modernize edilmesi, büyütülmesi, paketleme tesisleri ve depo yapımı için yatırım ve işletme finansman desteği sağlanacak.
Özel sektör tohumculuk firmaları ile işbirliği içerisinde sertifikalı tohumların üretim alanlarının artırılmasına devam edilecek, elit tohum üretimi yapılarak yeni çeşitlerin üretimi sürdürülecek.
Kenevir başta olmak üzere lifli bitkilerin endüstriyel kullanımı yaygınlaştırılacak.
Ekonomik ömrünü tamamlamış ve verimliliği azalmış çay ve fındık gibi uzun ömürlü ve katma değeri yüksek bitkisel ürünlerin verimliliğini artırmak üzere ekim alanlarının yenilenmesi desteklenecek.
 


DİŞİ KUZU VE OĞLAĞA İLAVE DESTEK VERİLECEK
Damızlık materyal ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla hastalıktan ari, Soy Kütüğü Bilgi Sistemine kayıtlı işletmeler ve damızlık düve yetiştiriciliği merkezlerinden yapılan alımlar desteklenecek.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılması ile kırmızı et üretimindeki küçükbaş payının yükseltilmesi amacıyla Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği Projesi kapsamında yılı içerisinde doğup damızlık olarak kullanılmak üzere sürüye katılan her dişi kuzu ve oğlağa ilave destek verilecektir.


 
YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ DESTEKLENECEK
Kaliteli kaba yem üretiminin artırılması için meraların ıslahı sağlanacak ve yem bitkileri üretimi desteklenecek.
Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılmasını teminen barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek.


 
SU ÜRÜNLERİNDE ÜRETİM VE İHRACAT ARTACAK
Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek. Su ürünleri yetiştiriciliğinde üretim ve ihracatın artırılması sağlanacak. Nitekim su ürünleri ihracatında 2023 için 1 milyar dolar olan ihracat hedefi aşılarak, yeni hedef olarak 2 MİLYAR DOLAR belirlenmiştir.


 
BİYOLOJİK MÜCADELE DESTEKLENECEK
Gıda güvenilirliğini teminen denetimler etkinleştirilecek, bitki ve hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadele hizmetleri geliştirilecek. Bitkisel üretimde bilinçsiz zirai ilaç kullanımına yönelik denetim ve eğitimler artırılacak, kimyasal uygulamalara alternatif biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamaları desteklenerek yaygınlaştırılacak.
Gıdada kayıp ve israfının önlenmesine yönelik çalışmalara ağırlık verilecek.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaştırılması amacıyla destekler artırılacak.
Tarımsal ürünlerde soğuk zincirin tesisine yönelik lojistik altyapı iyileştirilecek.
Tarım-sanayi entegrasyonu ve işbirliğinin geliştirilmesine yönelik özendirici üretim modelleri uygulanacak.
 
PAZARLAMADA BİRLİK VE KOOPERATİFLERİN ETKİNLİĞİ ARTACAK
Tarım ürünlerinin pazarlanmasında dağıtım zincirindeki aracıların sayısının azaltılması, tüketicinin makul fiyatlardan ürüne erişimi, üretici ile tüketici arasında doğrudan bağlantı kurulması yönünde kooperatiflerin ve üretici birliklerinin sistemde etkin olarak yer alması sağlanacak.


 
ORMANLARIN EKONOMİYE KATKISI ARTIRILACAK
Odun hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla endüstriyel plantasyonların kurulmasına imkân verilecek. Sürdürülebilir orman yönetimiyle ormanların ekonomiye katkısı artırılacak. Ormancılıkta, hastalık ve zararlılar ile yangınlarla mücadele kapasitesi güçlendirilecek. Orman köylülerinin desteklenmesine devam edilecek.
 
TARIMSAL AR-GE’DE ETKİNLİK ARTACAK
Tarımsal araştırma faaliyetlerinde kamu, üniversite, özel sektör ve sanayi kesimi arasındaki koordinasyon ve işbirliği geliştirilerek tarımsal Ar-Ge çalışmalarının etkinliği ve niteliği artırılacak.
 
AKILLI TARIM TEKNOLOJİLERİ DESTEKLENECEK
Akıllı tarım teknolojileri başta olmak üzere yenilikçi ve çevreci üretim teknikleri geliştirilecek ve desteklenecek.
Tarım sigortacılığında ürün ve risk bazında kapsam genişletilecek ve gelir sigortasına geçilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.
Tarımsal eğitim ve yayım faaliyetlerinin etkinliği artırılacak ve yaygınlaştırılacaktır.
Kırsal alanda yaşam standartlarının yükseltilmesi için kırsal kalkınmaya ilişkin kurumsal ve yerel kapasitenin geliştirilmesi sağlanacak, kadınlara, genç çiftçilere vb. gruplara pozitif ayrımcılık uygulanması sağlanacak, üretici örgütlerinin sosyal dayanışma, işbirliği, eğitim ve finansman konularında öncü kurumlar olması sağlanacaktır.
 
Başta kadın ve genç çiftçilere yönelik olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, teknoloji kullanımı, kaliteli ve sağlıklı ürün üretimi konularında eğitim verilecek, yayım ve sertifika programları ile tarımsal becerinin geliştirilmesine yönelik kurslar düzenlenecek.
 
 

Tarım Arazisi Oto Yol Olunca Mahkemede Tescilini Arazi Sahiplerinin Üzerine Yaptı

İzmir-İstanbul Otoyolunun yapımı sırasında, güzergah üzerinde bulunan Kemalpaşa ilçesi Yenmiş Mahallesi'ndeki tarım arazileri, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldı.
Ancak Müdürlük, hak sahipleri ile kamulaştırma bedelleri konusunda uzlaşmaya varamadı. Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 yılında, kamulaştırma bedellerinin tespiti ve arazilerin tescilinin yapılması için Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalar açtı.

Bu davalarda yerel mahkemenin belirlediği kamulaştırma bedellerini düşük bulan köylüler Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu. Yargıtay'ın kararları bozup, bedellerin arttırılması gerektiğini belirtmesi üzerine, davalara yerel mahkemede devam edildi. Mahkeme tarafından bu kez, arazilerin yeri ve büyüklüğüne göre, hak sahiplerine farklı tutarlarda, daha yüksek bedeller ödenmesine karar verildi.

Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü, ödenek yokluğunu gerekçe göstererek, ödeme yapmak için mahkemeden birkaç kez süre istedi. Hakim sonuçlandırdığı bazı davalarda, kamulaştırma bedellerinin uzun süredir ödenmemesi nedeniyle Karayollarının süre talebini kabul etmeyerek, temyiz yolu açık almak üzere, arazilerin sahipleri adına tesciline karar verdi. Kamulaştırma sırasında yapılan ödemelerin de arazi sahipleri tarafından, yasal faiziyle Karayolları'na geri ödenmesine hükmetti.

"BİZ BU KARAYOLU ÜZERİNDE NE YAPACAĞIZ?"

Davası sonuçlanan hak sahiplerinden biri olan Fulya Ayşen Güleç, üzerinde tarım yaptıkları 12 dönüm tarlaları olduğunu, kamulaştırma ile ellerinde yalnızca 4.5 dönüm kaldığını belirtti. Bugüne kadar aldıkları kamulaştırma bedelinin 450 bin lira olduğunu, 1 milyon 500 bin lira daha alacakları bulunduğunu söyledi. Zararlarının karşılanmasını istediklerini belirten Güleç, Karayolları, kamulaştırma davasında beklenen ödemeleri yapmadı. Mahkeme, ödemelerin yapılması ile ilgili Karayollarını uyardı. Ancak ödemeler bugüne kadar yapılmadı. Şu anda bu yolun üzerinden geçtiği arazinin tapuda tekrar adımıza tesciline karar verildi. Biz bu otoyol üzerinde ne yapacağız Biz bu asfalt üzerinde buğday, kiraz tarımı mı yapacağız dedi. Mağdur edildiklerini belirten Güleç, bundan sonra, kararın kesinleşmesi halinde tapu tescil işlemlerini bekleyeceklarını dile getirdi.

"2 MİLYON TL ALACAKLIYIM"

Davası sonuçlananlardan Ahmet Çakmak (74) da, Üzerinde kiraz ve zeytin yetiştirdiğim 15,5 dönüm arazimi aldılar. Ben burayı 40 yıl Avrupa'da çalışarak satın aldım. Şimdi mağdurum. Kurumdan 2 milyon lira alacaklıyım dedi. Çiftçilerden Halil Savran (59) da şunları söyledi:

"8 dönüm arazim gitti. Paramızı beklerken hakim farklı bir karar verdi. Mağduruz. Arazilerimizin üzerine yol, köprü, otoyol yaptılar. Şimdi bunu bozmaya imkan yok. Yerimizi bize geri veriyorlar. Bizden de ödedikleri paraları geri istiyorlar. Biz parayı ödeyeceğiz, onlar da yerlerimizi eski haliyle versinler. Gerekçeli karar gelsin, gerekirse yolu kapatabiliriz."
 
 

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 

Türkiye'de 30 Milyon Dekar Araziyi Çiftçiler Yanlış Politikalar Nedeniyle Ekmiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarının artış sebepleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti;
 
Üretim Tepeden Tırnağa Dışa Bağımlı

Türkiye'de son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışı tüketicilerin tepkisini çekiyor. Sorun çiftçide ve ürettiği ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren AKP yaklaşımındadır. 

Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini ve yemini kullandığı için maliyetler bir türlü düşmemektedir. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyecek TMO, TEKEL, SEK, EBK, ÇAYKUR vb. devlet kurumları da özelleştirme, piyasa etkin rol oynamama gibi nedenlerle devre dışı bırakıldığı için çiftçi ciddi anlamda plansız bir üretim  yapmaktadır. Çiftçi destekleneceğine, Türkiye'de yetiştirilen buğday, arpa, mısır, soya, tütün, ayçiçeği, nohut, mercimek, pirinç gibi bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı ette ithalat rekorları kırıldı ve Türk tarımı dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Son olarak kuru soğan ve ardından domates konservesi, buğday, arpa, mısır, pirinç ve bakliyata ithalat kapısı açıldı.


Kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi Şubat sonuna kadar sıfırlandı.

Domates konservesi ithalatı için de 31 Mayıs'a kadar 25 bin ton sıfır gümrük vergili tarife kontenjanı tanındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) bu yıl 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat ithalatı yetkisi verildi.

Enflasyon Yüzde 20,3 Artarken, Gıda Enflasyonunda Artış Yüzde 25,1 Oldu

İthalat kararı, iç piyasada fiyatların aşırı derecede artmasının önüne geçmek için gerekçe gösteriliyor. Ancak bu fiyat artışlarını çözecek bir önlem olmadığı gibi fiyatlar kısa bir düşüşün ardından yeniden yükselişe geçmektedir. Enflasyon yüzde 20,3 artarken, gıda enflasyonunda artış yüzde 25,1 oldu. Fiyatı en çok artan ürün yüzde 184 ile kuru soğan olarak açıklandı. Kuru soğanı yüzde 91 ile salça, yüzde 75 ile patates izledi.

Peki Fiyatlar Neden Artıyor?

Tarımda yapısal sorunlar düzeltilemediği gibi AKP bu sorunları daha da ağırlaştırdı. Örneğin sulama altyapısı bir türlü tamamlanamadı. Altyapı eski ve 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. Ayrıca, tarım arazileri çok parselli. Türkiye'de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya'da 457, Amerika'da 1817, İngiltere'de 538, Fransa'da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Bir diğer yapısal sorun, ekonomik anlamda örgütlenmenin olmaması. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Tarımsal  girdilerde de ithalata bağımlı bir ülke olmamız yapısal sorunları ağırlaştırmaktadır. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksektir. Örneğin Antalya’dan İstanbul'a nakliye kamyondaki üründen fazladır. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam edecektir. Girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişi tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili  olmaktadır. Sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmelidir. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı yurtiçindeki fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye'de 30 milyon dekar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. 50 milyon dekar arazide nadas nedeniyle boşta. Yanı neredeyse 2 Trakya büyüklüğünde bir araziyi kullanmıyoruz. Fiyat artışları üretici ve tüketici arasındaki zincirin çok uzun oluşuna bağlıdır. Buna göre, üretici ürününü doğrudan tüketiciye ulaştıramadığı için tarladan sofraya fiyatlarda 6-7 kat fark oluşuyor. Yaş meyve-sebze, üreticiden, zincirin son halkası olan tüketiciye gelene kadar hal dışı tüccarlar, toptancı komisyoncular fiyatı belirliyor. Kısacası gıda fiyatlarının artmasında çiftçi suçlu değildir. Üretimi planlayamayan ve rantçılara teslim olan AKP baş suçludur. Dedi.
 

Tarım ve Orman Bakanlığı Atıl Tarım Arazileri İçin Kolları Sıvadı

Tarım ve Orman Bakanlığı atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı konusunda kolları sıvadı.  14 Ocak ile 17 Ocak tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi iş birliği çerçevesinde atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı kurumsal alt yapı çalıştayı Ankara’da gerçekleşti. Çalıştay’da bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli
“Tarımsal üretimde kullanılmayan, çeşitli nedenlerle ekilemeyen ve boş bırakılan atıl tarım arazilerinin, etkin ve verimli kullanımı amacıyla kolları sıvadık. Bu alanları yeniden tarıma kazandırarak yıllık ortalama 13 Milyar TL gelir artışını hedefliyoruz.” Dedi.
 

Ekilmeyen Tarım Arazisi Kalmayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, atıl tarım arazilerinin envanterinin tamamlanacağını belirterek, "İşlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlii, AA muhabirine, bakanlığının 2018 faaliyetleri ile 2019 hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tarım politikalarını yürütürken, çiftçiyi ve üreticiyi korurken, tüketiciyi de kolladıklarını aktaran Pakdemirli, bu politikaları, çiftçilerin yol göstericiliğinde, hep birlikte belirlediklerini söyledi. Pakdemirli, tarımsal desteklerin son 16 yılda yüzde 700 artışla 1,8 milyar liradan 14,5 milyar liraya çıktığına işaret ederek, "Bunun sonucunda, bitkisel üretimimiz yüzde 22 artışla 98 milyon tondan, 120 milyon tona, kırmızı et üretimimiz yüzde 167 artışla 421 bin tondan 1 milyon 126 bin tona yükseldi. Tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara ulaştı." diye konuştu.
Pakdemirli, yerli tohumda üretimi 150 bin tondan, 1 milyon tonun üzerine çıkardıklarını vurgulayarak, "Dünya sertifikalı tohum piyasasında 750 milyon dolarla 11. sıradayız. 2002 ve 2017 yılları arasında sertifikalı tohumda, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 31'den yüzde 74'e çıktı. Sertifikalı tohum üretici firma sayımız, 2002'de 152 iken, 2018'de 863 oldu." ifadesini kullandı.
Baraj sayısını 16 yıllık süreçte 276'dan 541'e, hidro elektrik santrali (HES) sayısını 105'ten 534'e, içme suyu tesis sayısını 31'den 236'ya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, şu anda 6,5 milyon hektar alanın sulandığını ve buna 2 milyon hektarlık alanı daha ekleyeceklerini anlattı. Pakdemirli, bunun sonucunda tarıma ekstra yıllık 15 milyar lira gelir artışı sağlanmış olacaklarını söyledi.
Pakdemirli, buğday ve arpada destekleme primini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını, buğday ve arpa gübre desteğini 4 liradan 8 liraya yükselttiklerini anımsatarak, şöyle devam etti:
"Çiftçimizin ve üreticimizin tüm sorunlarını yakından takip ediyoruz. Kendileriyle sık sık bir araya geliyoruz. Tarım sektörü ister istemez ekonomik hareketlilikten etkilenen bir sektör. Ekonomik hareketlilik tarımı, diğer sektörlere göre daha fazla etkiliyor. Çünkü tarım, dünya emtia fiyatlarına duyarlı bir sektör. Zaman zaman döviz kurundaki dalgalanmalara ve artışlara karşı, çiftçimizi korumak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi.
Başta kooperatifler olmak üzere çiftçi kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasını sağlayacak, tarımın finansmanını ve pazara giriş imkanlarını reforme edeceklerine işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 14 bin 200 birlik ve kooperatif var. Kooperatiflerin ve birliklerin yapısını tekrar ele almada fayda görüyoruz. Bu konularla ilgili önümüzdeki günlerde birden fazla çalıştay yapacağız. Kooperatiflerimiz üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görmeli. Bu süreçte, kooperatif ve birliklerimiz, tarımın finansmanına ve pazara gidiş noktalarında etkin rol alacak."
Pakdemirli, toprak kaynaklarının envanterini tamamlayacaklarını da vurgularken, "Bugüne kadar toplam 6,1 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamladık. 2018 sonu itibarıyla 496 bin hektar alanda daha toplulaştırma çalışmasını tamamlayacağız. 2023'e kadar 8,5 milyon hektar alandan toplulaştırma çalışmalarını tamamlamış olacağız. Atıl tarım arazilerinin envanter tamamlama çalışmalarını başlatıyoruz. Böylelikle işlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Altyapı reformları ve hukuki reformlar hayata geçecek. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." ifadesini kullandı.
Yer Altı Barajları Eylem Planı'nı da yakında duyuracaklarını ve bu çalışmayla, su kapasitesinin etkin kullanılmasının sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Yapılacak yer altı barajları ile buharlaşmanın önüne geçmemiz mümkün. Ayrıca bu işe fazla para harcamadan ufak yer altı bentleriyle önemli miktarda suyu tutabiliyorsunuz. Hatta kendi cazibesiyle de bunu ovalara vermemiz söz konusu. Böylelikle barajlarla ilgili yaşanan istimlak, yeniden yerleşim ve ÇED gibi problemler de yer altı barajlarına yapılacak yatırımlarla ortadan kalkacak." dedi.
 
 
 
 

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 

Hazine Arazilerine Rekor Başvuru

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacakları uygulamaya bugüne kadar 22 bin 860 çiftçinin başvuruda bulunduğunu bildirdi.

Bakan Kurum, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Hazineye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanmasını sağlayan düzenlemeye ilişkin verileri paylaştı. Yaklaşık 218 bin çiftçinin faydalanacağı uygulamaya başvuruların devam ettiğini belirten Kurum, “Yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden, 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayan üzenlemeye bugüne kadar 22 bin 860 çiftçimiz başvuruda bulundu” dedi.
 
 

Hazine Arazileri Çiftçiye Kiralanacak

Hazine arazileri çiftçilere kiraya verilecek. Çevre Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisi 10 yıla kadar kiralanması sağlanarak çiftçilere kiraya verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacaklarını ve uygulamadan 218 bin çiftçinin faydalanacağını söyledi.
 

Bakan Ağbal'dan 7 Eylül Uyarısı

Maliye Bakanı Naci Ağbal, kamuoyunda "2B yasası" olarak bilinen ve devlet ile vatandaş arasında yıllardır süregelen sorunu çözüme kavuşturan 6292 sayılı Kanun uyarınca, Orman Kanununun 2. maddesinin (b) fıkrası kapsamındaki taşınmazlardan bugüne kadar 666 bin hak sahibine yaklaşık 482 bin taşınmazın satıldığını ifade etti. 
 
Söz konusu satışların toplam değerinin 9,5 milyar lira olduğunu aktaran Ağbal, bu bedelin 6,5 milyar lirasının tahsil edildiğini, geri kalan kısmının ise taksitler halinde ödendiğini söyledi. 
 
Bu kanundan daha fazla hak sahibinin yararlanabilmesini sağlamak için süresi içinde başvurmayanlar, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenler ve taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenler için 6 aylık ek süre tanıdıklarını hatırlatan Ağbal, “Bu süre 7 Eylül 2017'de sona eriyor. Vatandaşlarımıza bilgilendirici mesajlar gönderdik. Bu mesajlarla, erken ödeme halinde faiz indiriminden yararlanılacağı konusunda hak sahiplerini bilgilendirdik” diye konuştu.

"25 Bin 200 kişiye 32 Bin taşınmaz satıldı"
 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, yine aynı kanunla çözüme kavuşturulan Hazine'ye ait tarım arazilerinin kiracılarına, kullanıcılarına ve paydaşlarına satışı uygulamasında rayiç bedel ve hak sahiplerini belirleme çalışmaları tamamlanan illerde satışlara başlandığını bildirdi.
 
Bu uygulamayla vatandaşlara büyük bir imkan sunduklarının altını çizen Ağbal, “Söz konusu uygulama kapsamında, Türkiye genelinde bugüne kadar yaklaşık 25 bin 200 kişiye toplam 32 bin taşınmaz, 399 milyon lira bedelle satıldı ve bu bedelin 182 milyon lirası tahsil edildi” ifadelerini kullandı.
 
Bayram tatiline dikkat
 
Ağbal, 2B ve Hazine'ye ait tarım arazileri için başvuru ve ödeme süresinin 7 Eylül’de bittiğini hatırlattı. Bu zamana kadar başvuru yapmayanların 7 Eylül’e kadar yapmaları halinde hak sahibi olacağını, ödemelerini kaçıranların da ödeme yapmaları halinde arazilerini alabileceğini belirten Ağbal, “Bu son şans. Hak sahibi olan ve olabilecek tüm vatandaşlarımızı bu büyük imkandan yararlanmaya davet ediyorum. Başvuru ve ödeme için önümüzdeki hafta ve bayram tatilinden sonra 3 gün var. Hiçbir vatandaşımızın hakkını kaybetmesini istemiyoruz. Bu nedenle herkesin bayram tatilini de dikkate alarak, başvuru ve ödemelerini yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.