Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 

Dere'den Su alan Çiftçi Yargılanmayacak

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dereden tarlasını sulayan çiftçiye müjdeli haber Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden geldi. Emsal teşkil eden karara göre, dereden tarla sulamak için su alan çiftçi yargılanamayacak. Sözcü’den Halil Ataşın haberine göre Bursa'da devlete ait dereden su alan çiftçi hakkında kooperatif yöneticileri şikayetçi olmuştu. Mahkeme, "Davalı çiftçinin eyleminin suç olduğuna dair hiç bir iddia ve delil dosyaya ileri sürülmediğine" dikkat çekerek davayı reddetti.

Mahkeme, verdiği ilk kararında direnerek, şu ifadeleri kullandı; “Davalının su aldığı iddia edilen devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir genel su olduğu, davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan kooperatifin cevabında suyun verildiğinin belirtildiği ortadadır. Davalının su aldığı derenin kimsenin özel mülkiyetinde bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda ve kamunun ortak kullanımına açık olduğu ve kamuya açık bu dereden su alma eyleminin de suç olamayacağı, davalının bu eylem nedeniyle hukuki (tazminat) sorumluluğu olabileceği ancak cezai sorumluluğu olamayacağı aşikardır. Davalı hakkında yapılmış bir suç duyurusu da olmadığı, buna göre davalının umuma açık dereden sulama amaçlı su alması eyleminin suç teşkil etmeyeceği açık olduğundan ceza zaman aşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması da gereksiz olduğu ve davacının alacağının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile bozma ilamına direnilmiş ve bozma öncesi hüküm doğrultusunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir” denildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
 
 

Koyun'da Veba ve Çiçek Hastalığı Alarmı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla uyguladığı 'Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi' ve 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında hayvan dağıtımları mercek altına alındığı ileri sürüldü.
Özellikle, Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçmişte yapılan koyun ithalatının hastalığın kaynağı olduğu iddia edilirken, sektör temsilcileri koyun vebası ve çiçek hastalığının bu iki proje uygulanmadan önce de zaman zaman ortaya çıktığını ifade ediyor. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ise, hayvanların ithalatla temin edilmesi yerine yurt içinden karşılanması için Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ile protokol imzaladı.

HASTALIK İTHAL KOYUNLARLA MI GELDİ?

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım'ın yazısına göre, CHP Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa'da 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında 50 üreticiye 1700 koyun dağıtıldığını belirterek, koyunların dağıtımından 10-15 gün sonra ölümlerin başladığını ve 50 koyunun öldüğünü söyledi. Yaptıkları incelemelerde ölümlerin koyun vebasından olduğunu vurgulayan Sarıbal, vebanın genç çiftçi projesi kapsamında ithal edilerek dağıtılan koyunlardan bulaştığını iddia etti. Sarıbal, koyunlarla birlikte hastalığın da ithal edildiğini öne sürerek insan ve hayvan sağlığının tehdit altında olduğunu ifade etti.
Zonguldak'ın Alaplı İlçesi Gümeli beldesinde bir üreticinin koyunlarında görülen veba hastalığı nedeniyle belde 21 günlük karantinaya alındı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesinde bir üreticiye ait 2 küçükbaş hayvanda koyun vebası görüldü. Veteriner hekimlerin çabalarına rağmen iyileşmeyen hayvanlar için Alaplı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bilgi verildi. Koyunlardan alınan örnekler Ankara'daki Merkez Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı'nda incelendikten sonra veba olduğu tespit edildi. Bulaşma riski nedeniyle belde 3 haftalığına karantinaya alındı. Hayvanlar aşılandı ve beldeye hayvan giriş çıkışı yasaklandı.

DENİZLİ'DE ÇİÇEK HASTALIĞI

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerden biri olan Denizli'de ise çiçek hastalığı görüldü. Denizli Çivril'de Kocakaya Mahallesi'nde bir besicilik işletmesinde koyun-keçi çiçek hastalığı görüldü.
Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe alarak besicilik yapan Mehmet Ali-Tuğba Erdoğdu çiftine ait işletmede görülen hastalık nedeniyle işletme karantinaya alındı. Çivril Belediyesi ise hastalığın yayılmaması için Çivril Hayvan Pazarı'nı 3 haftalığına kapatıldığını duyurdu. İhlas Haber Ajansı'nın bölgeden verdiği habere göre, Genç Çiftçi Projesi ile besiciliğe başlayan ve İŞKUR tarafından verilen engelli hibe desteğiyle sürüsünü büyüten Tuğba Erdoğdu, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğüne başvurarak yardım istedi.
Erdoğdu, koyunları kuzulamaya başladıktan sonra mahallede ortaya çıkan çiçek hastalığı yüzünden her gün bir koyununun ölmeye başladığını dile getirdi. Hibe yoluyla alınan hayvanların üç yıl boyunca devlet kontrolünde olduğunu belirten besici Tuğba Erdoğdu "Ölen hayvanın yerine yenisini alıyorum üç gün sonra o da ölüyor. Hayvanlar, TARSİM tarafından sigortalı. Ölümler başlayınca müracaat ederek durumu bildirdik ama bize ‘çiçek hastalığı kapsam dışında' dediler. Her gün bir koyunum ölüyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor" dedi.

KOYUN İTHAL EDİLMEYECEK

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvanlarda görülen hastalığın sadece genç çiftçi veya 300 koyun projesine bağlanmasının doğru olmadığını belirterek Dünya'ya şu bilgileri verdi:

“Büyükbaş hayvanlarda olduğu gibi küçükbaş hayvanlarda da zaman zaman hastalıklar görülüyor. Bunu uygulanan projelere bağlamak doğru değil. Biz birlik olarak 300 koyun projesinde başından beri görev aldık.Bu proje kapsamında 30 bin koyun dağıttık ve bir tek koyun ithal edilmedi. Türkiye'nin ithalata ihtiyacı var mı? Damızlık materyalinde elit sürülerden temin etmek şartıyla ithalata ihtiyacı var. Fakat biz birlik olarak bunu yapmadık. Biz ithalata karşıyız. Romanya'dan, Bulgaristan'dan ithalat yapılmasına karşıyız. Ayrıca döviz artışı nedeniyle geçen yazdan bu yana ithalat yapılamıyor. Hastalık şimdi çıkmış. Genç çiftçi projesindeki koyun temininde düne kadar biz yoktuk. Ama biz olmadık diye kimseyi suçlayamayız. Yanlışlar yapılmış olabilir. Önemli olan bunları tespit ederek sektöre zarar vermeden ilerlemektir. TİGEM ile bir protokol yaptık. Genç Çiftçi Projesi kapsamında ihtiyaç olan küçükbaş hayvanları yurt içinden temin edeceğiz. Bir tek ithal koyun vermeyeceğiz.” dedi.
 
 

Uludağ Eteklerinde Çin Kazı Yetiştirilecek

Bursa’da Uludağ’ın güney eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir girişimci, kuracağı çiftlikte Türk kazına oranla daha fazla yumurta veren “Çin kazı” üretecek.

Bursa’nın Uludağ eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir iş adamı, kuracağı kaz çiftliğinde sezonda 80 yumurta veren Çin kazı üretimi yapacak.

İlçeye bağlı Gedikören kırsal mahallesinde iş adamı İsmail Aygün’ün girişimleriyle yaklaşık 1,5 ay sonra faaliyete geçmesi planlanan çiftlikte üretilecek kazların eti ve diğer ürünleri, iç piyasanın yanı sıra çeşitli ülkelere gönderilecek.

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar ve AK Parti eski Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu’na tesisin yapılacağı bölgeyi ve yatırımını anlatan Aygün yaptığı açıklamada, doğduğu yere yatırım yapacak olmanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Bursa’da enerji sektöründe faaliyet gösterdiklerini ancak her zaman doğduğu kırsal mahalleye de yatırım yapmak istediğini anlatan Aygün, “İlçemiz yıllardır göç verdi. Zamana ayak uyduramadı. Göçün önüne de bir türlü geçilemedi. Bunun ancak burada yapılacak yatırımlarla önüne geçileceğini düşünüyorum. Bunun için de yıllardır ilçeme yatırım yapmayı hayal ediyordum.” dedi.

Aygün, tamamen rastlantı sonucu Uygur Türkü olan Çin vatandaşı veteriner Muhammed Ataman ile tanıştıklarını ve bu kişinin kaz üretimi konusunda uzman olduğunu öğrendiğini anlattı. Aygün, “Bu kişi ile yaptığımız uzun görüşmeler neticesinde kaz çifitliği kurmaya karar verdik. Yaptığımız araştırmalar sonucunda da Türkiye’de resmi kaz çiftliğinin olmadığını gördük. Resmi olarak ilk kaz çiftliğini Harmancık’ta biz kuracağız.” diye konuştu.

İlk olarak çiftliği doğduğu yer olan kırsal mahalleye kurmayı kararlaştırdıklarını dile getiren Aygün, şöyle devam etti:
“Muhammed Ataman’ı Türkiye’ye getirdik. İşin başında o bulunuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile gerekli yazışmalarımızı, görüşmelerimizi yaptık. Yasal izinlerimizi aldık. Projelerimizi hazırlattık ve işe başlamış olduk. 1,5 ay sonra faaliyete geçecek Türkiye’nin ilk resmi damızlık kaz çiftliği, damızlık, üretim ve kuluçkahene olarak 3 bloktan oluşacak. Bir sezonda Türk kazından 40-50, Çin kazından ise 80 yumurta alabiliyorsunuz. Bunun için ilk etapta biz de Çin kazı üreteceğiz. Ardından farklı ırklar da gelecek. Burası bir yıl içinde 20-30 bin kaz nüfusuna sahip olacak. Bu da ciddi bir ekonomidir.”  Aygün, kaz etine dış pazarda büyük ilgi olduğunu söyledi.

ETİNDEN, TÜYÜNDEN VE CİĞERİNDEN FAYDALANILACAK

Aygün, şunları kaydetti:  “Biz bu işe girerken ülke ülke epey dolaştık. Almanya’da bunun sosisi, sucuğu bile yapılıyor. Kazın etinden, tüyünden ve ciğerinden faydalanacağız. Kaz ciğeri Fransa’da ilaç sektöründe, şeker ilaçları için kullanılıyor. Tüyü önemli yerlerde, montlarda kullanılıyor. Eti zaten 5 yıldızlı otellerde, restoranlarda büyük talep görüyor. Daha üretime geçmeden iç ve dış pazardan talepleri almaya başladık. Özellikle dış pazardan büyük ilgi var.”

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar da bu projenin ilçelerinde gerçekleştirilmesinden büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, “Öncelikle Türkiye’de bir ilk olacak. Bunun yanı sıra bölgemize istihdam sağlayacak. İlçemizden 30 kişi burada çalışacak. Burasının bölgemize örnek olacağını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Anbarcıoğlu da yatırımcı İsmail Aygün’e teşekkür ederek, “Bölgemiz için önemli bir girişim. Oldukça getirisi olan bir alan. Bugüne kadar resmi olarak böyle bir çiftlik kurulmamış. 2 bin kazla başlayıp üretimi bir yılda 20 bine çıkarmayı planlıyorlar. Bölgemize de girişimcimize de hayırlı olsun.” dedi.

Dolu ve Sağanak Ekili Alanlara Zarar Verdi

Bursa'da meydana gelen şiddetli sağanak yağmur ve dolu, Mustafakemalpaşa İlçesi'nde 76 bin, Karacabey'de ise 18 bin dönümlük ekili araziye zarar verdi. Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem, toplam zararın 243 milyon lira dolayında olduğunu belirterek, “Çiftçi kayıt sistemindeki sorunlar nedeniyle zarar gören arazilerin yüzde 70’i Tarsim yaptırmamış. Bakanlık'tan bir kereye mahsus sigortalı gibi ödeme yapılmasını bekliyoruz” dedi.

Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde dünkü şiddetli sağanak ve dolunun verdiği zarar Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerinin incelemeleri sonucu ortaya çıkmaya başladı. Ekiplerin yaptıkları belirlemelere göre 2 ilçedeki bin 350 çiftçinin toplam 94 bin dönümdeki domates, biber, kavun, karpuz ve kabak ekili arazisi zarar gördü. Hasar tespit çalışmaları tamamlanarak bakanlığa gönderildi. Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem, toplam zararın 243 milyon lira dolayında olduğunu ifade ederek, çiftçi kayıt sistemindeki sorunlar nedeniyle zarar gören arazilerin yüzde 70’inin Tarsim yaptırmadığını söyledi.

Türkiye’de tarımın en büyük sorununun kayıtdışılık olduğunu vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:

"Karacabey’de 683 bin dönüm ekilebilir tarım arazisi var. Tapu ve miras sorunları nedeniyle biz ancak 320 bin dekarına çiftçi belgesi verebiliyoruz. Çiftçi belgesi alanlar Tarsim yapabiliyor. Diğer araziler ise sigorta kapsamı dışında kalıyor. Çiftçimizin zararı büyük buna bir çözüm bulunması lazım. Önerimiz bu insanlara bir sefere mahsus Tarsim yaptırmış gibi zararlarının ödenmesini bekliyoruz.”

Erdem, soruna köklü çözüm bulunması amacıyla çiftçi belgesiyle ilgili olarak bakanlığına çalışma yapmasını isterken, “Muhtar ve bakanlık uzmanlarından oluşan heyetler tespit yapabilir. Bunun için acilen bir yasa çıkarılarak çalışmalar yapılmalı yoksa sürekli bu durumlarla karşılaşırız. Çiftçinin Tarsim yaptırmasının önündeki engeller kaldırılmalı” dedi.

Tarsim Genel Müdüründen İnceleme

Bu arada Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu ile Genel Müdür Yardımcısı Zeki Karakurt Karacabey'de etkili olan dolu yağışı sonrası zarar gören tarlalarda incelemelerde bulundu. Karacabey'e bağlı Bakırköy Mahallesi'nde zarar gören tarlalarda büyük hasar oluştuğunu ifade eden TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, şöyle dedi:

"Karacabey ve Mustafakemalpaşa'da yoğun etkilenme söz konusu. Gördüğümüz kadarıyla da ciddi hasar var. TARSİM sigortası olan üreticilerimize hemen hasarlarını belirlemelerini istedik. Bugünden itibaren de eksperlerimiz hasar tespit çalışmalarını yapacaklar. Üreticilerimize hiçbir mağduriyet yaşatmadan çok hızlı bir şekilde işlemlerini tamamlayarak, ödemelerini de gerçekleştireceğiz. Ama gördüğümüz kadarıyla hasarın boyutu gerçekten çok büyük. Tarlalarda ürünlerin bir çoğu yüzde 100'e yakını hasar görmüş durumda."

Mevcut mevzuat gereği üreticilerin mutlaka poliçe düzenlenebilmesi için Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydının bulunması gerektiğini söyleyen Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, "ÇKS kaydı açılmamış ise ne yazık ki onlara TARSİM sigortası yapamıyoruz.  Çünkü bu devlet destekli bir model. Pirim desteği de devlet tarafından yapılıyor. Devlet desteği olabilmesi içinde ÇKS şartı aranıyor. Biliyorsunuz diğer desteklemelerde de ÇKS kaydı gerekiyor. ÇKS kaydı olmazsa TARSİM poliçesi düzenlenemiyor" ifadelerini kullandı.

KAYNAK:DHA

Bu Okulda Üretim Yapılıyor!

Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Meslek Yüksekokulu’nun açtığı organik tarım programına öğrenciler yoğun ilgi gösteriyor. Program sayesinde öğrenciler hayvancılıktan doğal gıda üretimine kadar çeşitli alanlarda bilimsel eğitim alıyor.

Bursa’nın Karacabey ilçesindeki meslek yüksekokulunda başlatılan organik tarım programı sayesinde öğrencilere farklı bir iş kapısı daha açıldı. 2016-2017 eğitim öğretim döneminde verilen eğitimler sayesinde onlarca öğrenci organik tarımın incelikleri hakkında bilgi sahibi oldu.

Program sayesinde bu alanda kendisini geliştirmek isteyen öğrencilerin teorik ve pratik eğitimler aldığını vurgulayan Karacabey MYO Öğretim Görevlisi Dr. Oya Girişgin, “Uludağ Üniversitesi Karacabey Meslek Yüksekokulu Uygulama Parsellerinde; Organik Tarım Bölümü öğrencileri uygulama derslerinde toprak hazırlıkları yaparak ekim dikim yapabiliyorlar. Bu parsellerde yazlık ve kışlık tüm sebzeler öğrenciler tarafından yetiştirilebiliyor. Ayrıca, yazında isteyen öğrenciler staj yapma imkânı bulabiliyorlar. Uygulama parsellerinde tamamen yerli tohum kullanıyoruz.” diye konuştu.

Birebir Uygulama Dersleri

Karacabey MYO Uygulama Kümeslerinde; 75 adet jumbojapon bıldırcını, 1 çift çin kazı, 15 adet Denizli horozu ve tavuğu, 5 çift etçi fransızbresse, 2 çift brahman, 3 çift buff brahman, 3 çift japonesse, 10 adet aracouna tavuğu 2 adet horozu, 20 det civciv ve yarkası, 30 adet köy tavuğu, 50 adet broiler bulunduğunu açıklayan Dr. Oya Girişgin, “120 adet yumurta çıkış kapasiteli kuluçka makinemiz var. Günlük 10 adet mavi ve yeşil yumurta, 15 adet köy yumurtası elde ediyoruz. Süt ve Besi Hayvancılığı ile Laborant ve Veteriner Sağlık Program öğrencileri kümeslerde uygulama derslerinde hayvanların yetiştirilmesi, beslenmesi ve sağlık konularında uygulama yapıyor. Ayrıca, meslek yüksekokulumuzda 200 kök lavanta ve 25 kök Isparta yağlık gül bulunuyor” dedi.

Okulda organik tarım eğitimi alan öğrencilerden Güngör Malgaz, bilerek bu bölümü seçtiğini ve mezun olmasının ardından ailesiyle birlikte bu mesleği devam ettirmek istediğini söyledi. Öğrencilerden Muhammed Alperen Armağan ise; “Rize’den geliyorum. Sınavdan sonra tercih yaparken Bursa Karacabey’de organik tarım eğitimlerinin verildiğini gördüm. Burayı tercih ettim. İlk yılımı bitirdim. Aldığımız eğitimler sayesinde artık organik hayvancılık ve tarım konusunda kendimi çok daha bilinçli hissediyorum. İleride de çiftçilik yapmak ve kendi çiftliğimde organik hayvancılık yapmak istiyorum” şeklinde konuştu.