Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Türkiye İsrail'den Tohum İthal Etmiyor

Türkiye Tohumcular Birliğinin düzenlediği geleneksel İftar Yemeğine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar yardımcıları Ahmet Güldal ve Hasan Özlünün yanı sıra bakanlığın üst düzey bürokratları ve tohumculuk sektörünün duayenleri bir araya geldi.

İsrail'den Tohum İthalatı Yok

İftar yemeğinde bir konuşma yapan TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz; “Türkiye tohumlarını İsrail’den ithal ediyor gibi çok yanlış bir algı var. Türkiye’nin 2017 yılındaki 185 milyon dolarlık tohum ithalatı içinde İsrail’in payı oldukça düşüktür.(sadece % 7’dir.) Kaldı ki ülkemiz İsrail’e yaklaşık 3 milyon dolarlık tohum ihraç etmektedir. Bırakınız İsrail’i, şu an tohum ithalatı toptan yasaklansa Türkiye 80 milyon yurttaşını, 40 milyona dayanan turisti ve 4 milyonu aşan mülteciyi rahatlıkla doyurabilecek potansiyele sahiptir.” Dedi. Başkan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti.

“GDO ve Hibrit tohumlar meselesidir.  Türkiye’de GDO’lu tohum üretim ve ithalatı yasaktır. Bu konuda çok ciddi yaptırımlar ve etkin bir denetim söz konusudur.       
GDO teknolojisi ile Hibrit / melez teknolojisi çok farklıdır. Hibrit tohumlarla üretilen ürünler doğaldır.Bu ürünler sağlık riski taşımaz. Tüketicilerimizi yediği meyve sebzeden ve diğer gıda ürünlerinden soğutmak ülkemize yapılacak en büyük kötülüklerden biridir.
Ayrıca, ülkemizin yaş meyve-sebze, tahıl ürünleri ve süs bitkileri ihracatı sürekli artmaktadır. Bu artışta kaliteli tohumlukların ve çoğaltım materyallerinin kullanılmasının payı çok büyüktür.”  Başkan Yılmaz;  Atadan tohum konusunu da dile getirdi. Sözlerine şöyle devam etti.
“Tohumculuk Kanunu’nun temelinde; çiftçinin ve tohum kullanan tüketicinin korunması amacıyla tohumlukların kamunun veya yetki verdiği kurumların denetiminde hastalık ve zararlılardan ari, tohum kalite kontrolleri test edilerek standartlara uygunluğu onaylanmış olmaları ve piyasaya arz edilmeleri esası yer almaktadır.” Dedi.
 

"Türkiye’de Kaçak Tohum Gerçeği"

TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz; tohumculuk sektörünün en önemli problemlerinden birinin kayıt dışı tohumluk üretimi ve satışı olduğunu söyledi.

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz yaptığı açıklamada çiftçilerin kendi ürününden ayırdıkları tohumlukları kullanmalarının yasal olduğunu ancak 5553 Sayılı Tohumculuk Kanununa aykırı olarak bazı çeşitlerin tohumluklarının ticarete konu edildiği kaydetti.

Milli Ekonomimizi Zarara Uğratmayalım

Tohumluk denildiğinde tohum, fide, fidan gibi çoğaltım materyallerinin anlaşılması gerektiğini belirten TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz, ‘’Burada bir haksız kazanç ve haksız rekabet söz konusudur. Bu kaçak ürünlerin maliyetleri daha düşük olduğundan sertifikalı tohumluklara göre daha ucuza satılabiliyor. Haksız ticarete konu olan bu kaçak tohum, fide ve fidanlar, kaliteli ve sertifikalı materyallerin satışını olumsuz etkiliyor. Ayrıca vergilendirilemeyen kaçak satışlar nedeniyle bitkisel üretimde verim ve kalite düşük olduğundan, çiftçimiz ve milli ekonomimiz büyük zarar görüyor.’’ ifadelerini kullandı.

Kaçak Tohumluk Nedir?

TÜRKTOB Başkanı Yılmaz, ka- çak tohumluğu ise şöyle tanımladı: ‘’ Kaçak tohumluk dediğimizde anlamamız gereken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylı olmayan, hiçbir kontrolü yapılmayan yani çeşidin ismine doğruluğu, genetik safiyeti, biyolojik özellikleri, çimlenmesinin yeterliliği, hastalıklardan ari olup olmadığı bilinmeyen üründür. Dikkat ediniz, ürün diyorum, çünkü bunlar tohumluk değildir.’’ Türkiye’de Kaçak Tohum Gerçeği TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz; tohumculuk sektörünün en önemli problemlerinden birinin kayıt dışı tohumluk üretimi ve satışı olduğunu söyledi. 



Çiftçimiz Aldanmasın

Çiftçinin tohumluk diye aldığı sahte ürünlerin çok büyük bir oranda çimlenmeyeceğini ve adaptasyon sorunu yaşayacağını bu nedenle baş- ta kâr ettiğini düşünen çiftinin hasat zamanı mağdur olacağını kaydeden Yılmaz, ‘’ Bazen bu ürünlerin paketlenerek satıldığını bile tespit ediyoruz. Çiftçimiz aldanmasın. Ayrıca, hastalık ve zararlılarla mücadele için harcanan zaman, emek ve para da cabası. Hatta bu kayıt dışı, sahte ürünlerin fide, fidan ve yumru ile çoğaltılan bitki türleri başta olmak üzere topraklarımıza hastalık bulaştırma ihtimali çok yüksek’’ şeklinde konuştu.

Yerel Yönetimlerin Selektör Dağıtması Yanlış

Belediyelerin tarıma ve kırsal kalkınmaya hizmet adına tohum eleme makinası (selektör) dağıtmasının kaçak tohumluk üretimi ve satışını, dolayısıyla haksız rekabeti körüklediğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu: ‘’ Ülkemizde ihtiyacımızı karşılayacak kapasitede, dünya standartlarında, gelişmiş bir tohum endüstrisi var. Yeterli çeşidimiz var, bu çeşitlerin tohumluklarını üreten sayıları sekiz yüze yaklaşan kuruluşumuz var. Bu nedenle belediyelerin selektör dağıtması artık son bulmalı. Tohumculuk sektörüne mutlaka hizmet edilecekse sertifikalı tohumluk dağıtılsın.’’

Kaçak Ürünlere Erişim Kolay Olmamalı

Çiftçilerin sertifikalı tohumluk kullanımı konusunda eğitim ve farkındalığın oluşturulmasının şart olduğunu ve tohumluk olarak satılan kaçak ürünlere erişimin bu kadar kolay olmamasını, bunun içinde sektör tarafından otokontrol ve yetkililer tarafından etkin piyasa denetimi yapılmasının önemli olduğunu açıklayan TÜRKTOB Başkanı Yılmaz, ‘’Şartlar ne olursa olsun çiftçimiz sertifikalı tohumluk kullandığında birim alandan yüksek verim ve kaliteli ürün elde edecek ve daha çok kazanacaktır. Mahsulünde tohumdan kaynaklı bir sorun çıktığında da hakkını arayabilecektir. Ayrıca, beşeri ilaçları nasıl eczaneden almak zorundaysak, tohumlukları da yetkilendirilmiş bayilerden almalıyız’’ ifadelerini kullandı.



Haber: Ali Suzi doğan

Kayıt Dışı Tohuma Dikkat!

Tohumculuk sektörünün en önemli problemlerinden birinin kayıt dışı tohumluk üretimi ve satışı olduğunu söyleyen TÜRKTOB Başkanı Yılmaz, bu ürünleri kullanan çiftçilerin sonradan mağduriyete uğrayacağını ifade etti.

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, tohumculuk sektörünün en önemli problemlerinden birinin kayıt dışı üretim ve satış olduğunu belirterek, “Çiftçinin tohumluk diye satın aldığı sahte ve kaçak ürünler çok büyük oranda çimlenmeyecek ve adaptasyon sorunu yaşayacak, daha ucuz olması nedeniyle başta kâr ettiğini düşünen çiftçi hasat zamanı mağduriyete uğrayacaktır.” dedi.

Yılmaz yaptığı açıklamada, kayıt dışı tohumluk üretimi ve satışının, tohumculuk sektörünün en önemli problemlerinden biri olduğunu söyledi.

Çiftçilerin kendi ürününden ayırdıkları tohumlukları kullanmalarının yasal olduğunun altını çizen Yılmaz, buna karşın 5553 Sayılı Tohumculuk Kanunu’na aykırı olarak bazı tohumlukların kaçak ticarete konu edildiği bildirdi.

Yılmaz, burada haksız kazanç ve haksız rekabetin söz konusu olduğuna işaret ederek, kaçak ürünlerin maliyetleri daha düşük olduğundan sertifikalı tohumluklara göre ucuza satılabildiğini ve haksız ticarete konu olan kaçak tohum, fide ve fidanların kaliteli ve sertifikalı materyallerin satışını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca onaylı olmayan, hiçbir kontrolü yapılmayan, genetik safiyeti, biyolojik özellikleri, çimlenmesinin yeterliliği, hastalıklardan ari olup olmadığı bilinmeyen ürünlerin, “kaçak ürün” olarak tanımlandığının altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Dikkat ediniz ‘ürün’ diyorum çünkü bunlar tohumluk değildir. Çiftçinin tohumluk diye satın aldığı sahte ve kaçak ürünler çok büyük oranda çimlenmeyecek ve adaptasyon sorunu yaşayacak, daha ucuz olması nedeniyle başta kâr ettiğini düşünen çiftçi hasat zamanı mağduriyete uğrayacaktır. Bazen bu ürünlerin paketlenerek satıldığını bile tespit ediyoruz. Çiftçimiz aldanmasın. Ayrıca, hastalık ve zararlılarla mücadele için harcanan zaman, emek ve para da cabası. Kayıt dışı, sahte ürünlerin fide, fidan ve yumruyla çoğaltılan bitki türleri başta olmak üzere topraklarımıza hastalık bulaştırma ihtimali de oldukça yüksek.”

‘Toprağını seven sertifikalı tohumluk kullansın’

Yılmaz, belediyelerin tarıma ve kırsal kalkınmaya hizmet adına dağıttığı tohum eleme makinelerinin (selektör) kaçak tohumluk üretimi ve satışı için de kullanıldığına dikkati çekerek, bu hizmetlerin kontrollü şekilde verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’de ihtiyacı karşılayacak kapasitede, dünya standartlarında gelişmiş bir tohum endüstrisinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, “Yeterli çeşidimiz var, bu çeşitlerin tohumluklarını üreten, sayıları 800’e yaklaşan kuruluşumuz bulunuyor. Belediyeler hizmet etmek için selektör dağıtmak yerine sertifikalı tohumluk dağıtabilir.” diye konuştu.

Yılmaz, çiftçilerin sertifikalı tohumluk kullanımı konusunda eğitilmesinin ve farkındalık oluşturulmasının şart olduğunu belirterek, tohumluk olarak satılan kaçak ürünlerle ilgili etkin piyasa denetimi yapılması gerektiğini söyledi.

Çiftçinin sertifikalı tohumluk kullandığında birim alandan daha yüksek verim ve kaliteli ürün elde ederek daha çok kazanacağını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Toprağını seven, yüksek verim almak isteyen sertifikalı tohumluk kullansın. Üretici, sertifikalı tohumluk kullandığında mahsulünde tohumdan kaynaklı bir sorun çıkarsa hakkını arayabilir. Ayrıca, beşeri ilaçları nasıl eczaneden almak zorundaysak, tohumlukları da yetkilendirilmiş bayilerden almalıyız.”

Tohumculuk Sektörü Hedef Büyüttü

Türkiye Tohumcular Birliği’nin (TÜRKTOB), TÜBİTAK’a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) ile birlikte yürüttüğü Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi’nin kapanış toplantısı, 16 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Kamil Yılmaz, sertifikalı tohum üretiminde daha önce 1 milyon ton olarak açıkladıkları 2023 hedeflerini, 1,5 milyon tona çıkardıklarını söyledi.

Proje ile tohumculuk sektöründe uygulanabilir etkin stratejiler ve politikalar ile farkındalık oluşturmak, yenilikçilik perspektifiyle; üretimin, ihracatın, verimliliğin, kullanım alanlarının ve katma değerinin arttırılarak yerel kalkınmanın ve tohumculuk sektöründe Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlamak amaçlandı.

Sektör temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında projenin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz, “Türkiye tohumculuk sektörünün bir fotoğrafını çektik. Mevcut durum analizi yaptık, ihtiyaçları belirledik, kendimize bir yol haritası çıkardık. Küresel tohum pazarında, Türkiye tohumculuk sektörü nasıl etkin olabilir, Türkiye bitkisel üretiminde, sertifikalı tohum üretiminde kendi ihtiyacını nasıl karşılayabilir, bununla ilgili eylem planlarımızı ve tedbirlerimiz ortaya koyduk” dedi.

Türkiye’nin yurt dışından tohum ithal etmese bile temel besin maddelerini içeren ürünlerde (buğday, mısır, ayçiçeği, patates, baklagiller, yem bitkileri) kendi talebini üretimiyle karşılayabilecek düzeyde olduğunun altını çizen Yılmaz, Türkiye’de GDO’lu  tohumların üretilmediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Türkiye’de GDO’lu tohumların üretimi ve ticareti, 2010 yılında çıkartılan Biyogüvenlik Yasası kapsamında yasaklanmış durumda. GDO üretimi bir teknoloji. Özellikle küresel tohumculuk sektöründe gelişmiş ülkeler bu teknolojiye sahip. Özellikle uluslararası firmalar bu teknolojiyle öne çıkmakta. Belirli ülkeler mısırda, ayçiçeğinde ve soyada ciddi oranda kullanıyor. Türkiye’de üretimin ve kullanımın yasak olduğunu söyleyebiliriz. Bununa ilgili ciddi tedbirler alınıyor.”

Bitkisel üretimde hibrit (melez) tohumların önemine vurgu yapan Kamil Yılmaz, “Hibrit tohumlar, verimliliği ve kalitesi ile ülke ihtiyacının karşılanması noktasında önemli misyona sahip. Normal bir popülasyon, dekara 200-300 kg verim verirken, kalite problemleri yaşarken, hastalıklara hassasiyet gösterirken, hibrit tohumlarda 2 tona yakın verim elde edilmekte. Kalite artmakta ve hastalıklara dayanıklılık konusunda önemli işlev yerine getirmektedir. Bitkisel üretimde hibrit tohumlar önemli, sertifikalı tohum kullanımı önemli, kaliteli tohum kullanımı önemli. Çiftçi aynı miktar sertifikalı ve hibrit tohumu kullanarak yüzde 25’den yüzde 100’e yakın daha fazla verim alabilmekte” bilgisini verdi.

Yerel tohumda özellikle buğdayda, hububatta, bazı sebze türlerinde, yem bitkilerinde, meyve türlerinde ve baklagillerde Türkiye’nin önemli gen kaynağı merkezi olduğunun altını çizen Yılmaz, “13 bine yakın farklı bitki türümüz var. Bunların 3 bin 500 tanesi endemik bitki türü. Dünyanın hiçbir yer olmaya türler. Biz farkındalığı arttırmak için 2005 yılında bir ‘Tohum İzinde’ projesi yaptık. Yerel çeşitler, yerel tohumlarla ilgili farkındalığı arttırmak, toplumu bilinçlendirmek ve toplanan genetik kaynakların tanımlanması ve kayıt altına alınması ile ilgili maddi destek sağlıyoruz. Yerel tohumlar ve yerel çeşitler aynı zamanda tohumculuk sektöründe, bitki ıslah programlarında, Ar-Ge çalışmalarında ve yeni çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır” diye konuştu.

Türkiye’de 90’lı yılların sonunda 100 bin ton olan sertifikalı tohum üretiminin, 2015 yılında 896 bin tona, 2016 yılında 957 bin tona ulaştığını bildiren Yılmaz, “Türkiye son 20-30 yılda sertifikalı tohum üretiminde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Daha önce 2023 vizyon hedefimizi 1 milyon ton olarak açıklamıştık. Ulusal Tohumculuk Strateji Belgesi, bakanlığın yapmış olduğu destekler ve özel sektörün üretim kapasitesinin artması neticesinde 2016 yılında 957 bin tona çıkan sertifikalı tohum üretiminde 2023 hedefimizi, 1,5 milyon tona yükselttik” dedi.
 
Haber: Ali Suzi Doğan