Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Bakanlık Tabelası Yine Değişiyor

Tarım Bakanlığında teşkilat ve tabela yine değişiyor. "Tarımda Milli Birlik Projesi" ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı tamamen değişecek. Böylelikle bakanlık 2011’den bu yana 3. kez değişiklik yaşayacak.

8 yıl önce Tarım ve Köyişleri Bakanlığının adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. 2018'deki 24 Haziran'da seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildi. Bu kez de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Yeni projeyle tabelalar ve bakanlığın teşkilat yapısı yine değiştirilecek.
Konunun ayrıntılarını Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım kaleme aldı.

Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım Bakanlığı tabelaları bir kez daha değişecek. Son 8 yılda bakanlığın organizasyon yapısı 3. kez değiştirilecek. 2011 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nm adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. Merkez ve taşra teşkilatında tüm tabelalar yeni isme göre düzenlendi. Bazı birimler, genel müdürlükler kapatıldı, yenileri açıldı. Böylece bakanlık kadrosu da yeniden düzenlendi. Geçen sene 24 Haziran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi sonrasında yönetim sistemi değişti. Bakanlıklarda da değişiklikler yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Merkez ve taşra teşkilatında bir kez daha tabelalar değişti.
Tarım Bakanlığı'nda tabelalar 3. kez değişecek larda önemli değişiklikler yapıldı. Daha bir yıl bile geçmeden Tarımda Milli Birlik Projesi ile bakanlığın rolü, organizasyon yapısı merkez ve taşra teşkilatında yine değiştirilecek. Tabelalar ve kadrolar da buna göre yenilenecek. Bakanlık tabela ve kadro değişiminden tarım sektörünün sorunlarına çözüm üretecek zaman bulamaz oldu. Bakanlığın merkez ve taşra kadroları "acaba yerimi koruyabilir miyim" endişesi ile yaşıyor.

BAKANLIĞIN YENİ ROLÜ VE ORGANİZASYON YAPISI
Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni rolü ve organizasyon yapısı 4 ana başlıkta toplanacak. Yine bazı genel müdürlükler, birimler kapatılacak. Yeni daire başkanlıkları yeni birimler kurulacak. Tarımda Milli Birlik Projesi ile Bakan ve Bakan yardımcılarına bağlı olarak 4 ana birim oluşturuluyor. Bu birimler ve yapıları şöyle olacak.

1- Ortak Hizmet Birimleri:
Destek ve Satm Alma, Uluslararası İlişkiler, Digital Dönüşüm ve Bilgi İşlem, Merkezi Operasyonlar, Teftiş ve İç Denetim, Hukuk, İnsan Kaynakları (Eğitim ve Yayın Daire Başkanlığı'nı kapsayacaktır.)
2- Strateji Hizmet Birimleri:

Ar-Ge (Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü - TİGEM ve Enstitüler doğrudan bağlı olacak), Yatırımlar Koordinasyon, Strateji Geliştirme (Strateji Geliştirmeye bağlı olarak Toprak Politikaları Daire Başkanlığı, Su Politikaları Daire Başkanlığı, Hayvancılık Politikaları Daire Başkanlığı, Gıda ve Sağlık Politikaları Daire Başkanlığı, Orman Politikaları Daire Başkanlığı olacak), Düzenleyici Denetleyici Fonksiyonlar (Gıda Kontrol -Tütün ve Alkol -Şeker, bu kapsamda yer alacak) Meteoroloji Genel Müdürlüğü.

3- Milli Birlik Kooperatifi:
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatı birleştirilerek kurulacak. Ayrıca 12 bölgeden oluşacak taşra teşkilatı da bu birimin altında yer alacak

4- Ticari Operasyon Birimleri:
Özel sektörün yüzde 50 hisse sahibi olacağı Semerat Holding ve bu holdingin iştiraklerine dönüştürülecek olan Toprak Mahsulleri Ofisi, Çaykur, Atatürk Orman Çiftliği ve Türk Şeker bu birimde yer alacak.
 
 
19.4.2019
Devamı

Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç etti

Dünya’nın ağzını Türk meyve suları tatlandırıyor. Türkiye’nin Meyve suyu ihracatı 2018 yılında yüzde 30’luk ihracat artış hızı yakaladı ve 279 milyon dolarlık tutarla meyve sebze mamulleri sektöründe ihracatın yıldızı oldu. Meyve suyu ihracatımız 2017 yılında 214 milyon dolar olmuştu.

 
Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç ederken; Meyve suyu ihracatı, 2018 yılında su ve gazlı içecekler ihracatı ile turşu ihracatını geçerek birinci sıraya yükseldi. Türkiye’nin katma değeri en yüksek ihraç kalemleri arasında yer alan meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatı ise; 2018 yılında yüzde 11’lik artışla 1 milyar 415 milyon dolardan, 1 milyar 564 milyon dolara yükseldi.
 
Meyve sebze mamulleri sektöründe; Sular ve gazlı içecekler sektörü 255 milyon 278 bin dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırarak zirve ortağı olurken, Türkiye’nin turşu ihracatından elde ettiği döviz ise; 221 milyon 67 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Domates salçası ve soslar ihracatı 184 milyon dolar olurken, dondurulmuş sebze ve meyve ihracatı yüzde 21’lik artışla 157 milyon dolara ulaştı. Konserveler ve közlenmiş sebzeler ihracatı 142 milyon dolar ile temsil edilirken, kurutulmuş sebze ihracatından 95 milyon dolar döviz kazandık. Alkollü içecek ihracatımız 94 milyon dolar, meyve konservelerinin ihracatı ise; 88 milyon dolara ulaştı.


 
Meyve suyu ihracatında çok başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, meyve suyu ihracatının meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatındaki payının yüzde 15’ten, yüzde 18’e çıktığı bilgisini verdi.
 
Elma suyundan, armut suyuna, karışık meyve sularından greyfurt suyuna, portakal suyundan domates suyuna, tropikal meyve suyundan kiraz suyuna kadar çeşit çeşit meyve sularını dünyanın tüm coğrafyalarına ihraç ettiklerini belirten Uçak, “Türk meyve suyu ihracatçıları 2018 yılında büyük bir başarı hikayesine imza attılar. Başarılarının bundan sonraki yıllarda da devam edeceğine inanıyorum” dedi.
 
Meyvelerimiz katma değere dönüşüyor
 
Meyve suyu sektörünün ihracat artışının, Türk üreticisinin ürettiği meyvelerin katma değerli bir şekilde değerlendirilmesine de zemin hazırladığına işaret eden Uçak, “Meyvelerimizin üretim sezonları belli. Meyve suyu sektörümüz, meyvelerimizi sezonda katma değere dönüştürememe riskimizi ortaya kaldırıyor ve meyvelerimizi işleyerek sektörün toplamda elde ettiği katma değeri arttırıyor” şeklinde konuştu.
 
Meyve suyumuzu en çok Amerikalılar tercih etti
 
Türkiye 2017 yılında 135 ülkeye meyve suyu ihraç etmişken, 2018 yılında meyve suyu ihraç ettiğimiz ülke sayısı 150’ye yükseldi. Türk meyve suyunu en çok tercih eden ülke ise 73,7 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. Hollanda, 37,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu alırken, İtalya 16,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu tercih etti. Bu ülkeleri İspanya, Almanya, İngiltere, Libya, Fransa, Güney Kore takip etti.
 
 
 
19.4.2019
Devamı

Üretici'nin Hayvanları Haciz'de

2018 yılından bugüne, dolardaki yükseliş, sel felaketleri, iklim değişikliği, artan maliyetler derken Türkiye'deki çiftçiler zor duruma düştü. Kimi çiftçi borcunu ödeyemez duruma gelirken kimisinin de evine haciz gitti ve vatandaşın canlı hayvanları icradan dolayı satışa çıkarıldı. 2018 yılında 231 adet büyükbaş hayvan icradan dolayı satışa çıkarılırken bu rakam 2019 yılının daha ilk çeyreğinde yüzde 32 artarak 306 rakamına ulaştı. Yani icradan satışa çıkarılan büyükbaş hayvan sayısı 2019 yılının ilk çeyreğinde yüzde 32 arttı.
Sözcü’den Derin Gökçe’nin haberine Türkiye son günlerde tarım sektörünü konuşuyor. TÜİK, Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin de Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27.33 arttığını açıkladı. Yem fiyatları, artan maliyetler derken Türkiye’de çok sayıda çiftçi borcunun ödeyemez duruma geldi. Kimisinin tavukları haczedilirken kimisinin de atına haciz konuldu. Haciz konulan canlı hayvanlar açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. 2019 yılının ilk çeyreğinde 19 adet icralık dosya bulunuyor. Toplam 445 adet hayvan icralık ve açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. Bunlar sırasıyla şöyle; 1 adet yarış atı, 138 adet küçükbaş, 306 adet büyükbaş hayvan… Peki hangi bölgede kaç adet canlı hayvan icradan dolayı satılık? İşte cevabı…



 
“ÇİFTÇİLER KREDİNİN ALTINDA EZİLİP ÖDEYEMİYOR”

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’deki çok sayıda çiftçinin borcunun ödeyemediğini belirterek, yapılması gereken en önemli adımın süt fiyatlarının artırılması olduğunu söyledi .Yıldırım sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Canlı hayvanlara haciz işlemlerinin bu yıl içerisinde bu kadar artmasının öncelikli sebebi çiftçinin borcunu ödeyememesi. Çünkü hayvanlar ithal edilirken kredi kullandırılıyor. Daha sonra çiftçiler bu kredinin altında ezilip ödeyemiyorlar” dedi.
 
 “PATATES SOĞAN DERKEN HAYVANCILIĞI GÖZ ARDI ETTİK”
Üreticilerin yeme para veremediğini belirten Yıldırım, “Çiftçinin ürettiği süt para etmiyor. Bu nedenle çiftçi borcunu ödeyemiyor. Biz patates soğanla uğraşırken, hayvancılığı göz ardı ettik. Hayvancılığın kalkınması için süt politikasının doğru yapılması gerekiyor. İnanın borcunu ödeyemeyen çok sayıda çiftçi hapis yatıyor. “ifadelerini kullandı.


 
CANLI HAYVAN HACİZ İŞLEMLERİ SON DÖNEMDE ARTTI
icraburada.com Genel Müdürü Caner Çakı da konu hakkında sozcu.com.tr’ye açıklamalarda bulundu. Tüm Türkiye genelindeki icra ihalelerinin yayını yaptıklarını söyleyen Çakı, “Taşıt ve gayrimenkul ihalelerinin dışında birçok farklı ürünün satışı gerçekleşmektedir. Bu satışlardan biri olan icradan canlı hayvan satışları ile sık sık karşılaştığımızı söylemek yanlış olmaz. Özellikle son dönemlerde bu sayının daha da arttığını ifade etmek isterim. Canlı hayvan satışlarının geneline baktığımızda büyükbaş, küçükbaş, kanatlı ve az da olsa yarış atlarının icralık olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde ise besiciliğin yaygın olduğu iller bu konuda ilk sıralarda yer almaktadır.”dedi.
Genel Müdür Caner Çakı Canlı hayvan bakımının zor olması nedeni ile satışlarının en hızlı şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
 


 
 
18.4.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılıktaki Halimiz

Tarım ve hayvancılıkta kendini kendine yeten bir ülkeyken, hemen hemen tarımda ve hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı hale geldik. Bırakın bitkisel ve hayvansal gıdaları; hayvanlarımıza ot, bitkilerimize gübre ve tohumu bile dışarıdan temin ediyoruz. Bu işlerle uğraşanlar da zaten borç batağında boğuşmakla ya da ürettiğine pazar bulamamakla uğraşıyor. 

Yeni Mesajdan Uğur Kepekçinin yazısına göre tarım ve hayvancılık analizi
Ne oldu da bu hallere geldik? Büyüklerimiz "suç altından gömlek olsa kimse giymez" demişler. Suçu üstüne alan yok, ya da birbirini suçlayan çok. Biz vatandaşız, sorunlarımıza çözüm bulsunlar diye yöneticiler seçeriz ve çözüm noktasında da onları görürüz. Tarımda ve hayvancılıktaki sorunun kaynağı yanlış yönetimdir. Yani bu işin birinci derede sorumlusu hükümetlerdir. 
Öyle rakamsal ya da teknik konulara girerek fikir karmaşasına gerek yoktur. Düz bir mantıkla yapılan yanlışlara kısaca değinelim. 

Bizim ülkemiz yaşam koşulları, tarım ve hayvancılık; suyu, havası, iklim koşulları bakımından tabir yerindeyse cenneti andıran imkânlarla donatılmıştır. 
Yüce Allah'ın bize lutfettiği bu vatan toprakları üzerinde yaşayan hiç kimsenin açlıktan, yokluktan, yoksulluktan sıkıntı çekmemesi lazımdır. Ama halimiz, "hazine üzerinde oturan dilencileri" andırıyor. 
Barınma, beslenme, huzur içinde, varlık içinde yaşama hakkını yönetenlere vermişiz. Öyleyse bizi bu hallere siz düşürdünüz. Yanlış politikalar uyguladınız. Küresel güçlerin ve nefislerinizin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularına uydunuz. En milli olanınız da, en dini olanınızda aynı şeylere hizmet ettiniz. 

Atatürk "köylü milletin efendisidir" diyerek tarım ve hayvancılıkla uğraşanların ne büyük işler becerdiğine, onların sosyal yaşantımızdaki önemine dikkat çekti. Siz köylüye hizmet vermediniz, onu hor gördünüz, onu hep şehirlere muhtaç ettiniz. Bir de kalktınız köyleri mahalle statüsüne aldınız. 

AB talimatlarıyla tarım ve hayvancılığı yok etmek amacıyla, üzerlerinden desteklerinizi çekerek mahvettiniz. Şehirleşmeyi teşvik ederek göçleri desteklediniz. Şehirleri verimli araziler üzerine kurdunuz. Verimli arazilere sahip olanlar, arazileri para ediyor diye topraklarını sattılar; yerli, yabancı demeden... Şimdi ne köylü kaldı, ne hayvancılıkla uğraşan, ne de çiftçilikle uğraşan. Her şeye rağmen uğraşanlar da zaten perişan.

Bu işlerin çözümü çok ama çok acildir. Ulusal bir kriz masası kurulmalıdır. Şayet önlem alınmazsa kıtlık yaşarız. Açlık yaşarız. Hükümet, hemen Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modelinde" bulunan; tarım, hayvancılık ve diğer konulardaki acil çözüm önerilerinden istifade etmek için kendisiyle irtibat kurup yardım talep etmelidir. Bu konu ulusal çapta bir sorundur. Bırakın inadı, gidin Haydar Hocanın kapısına; hem siz kazanın, hem millet kazansın, hem de insanlık kazansın. Çünkü bu işin çözümü, Onun bilgisi ve modeli içerisinde mevcuttur.
 
 
18.4.2019
Devamı

Zeytin ve zeytinyağı ihracat şampiyonlarının gurur günü

Zeytincilik sektörü, 2018 yılında Türkiye’ye 405 milyon dolar döviz kazandırırken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği sektörün ihracatının 180 milyon dolarlık dilimini gerçekleştiren 20 üyesini ödüllendirdi.

 
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı olağan mali genel kurulunda, 2018 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen genel kurulda konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, 2018 yılını ihracat rekoru ile tamamladıklarını, ambalajlı zeytinyağı ihracatının bu sezon yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini dile getirdi.


 
Ege Bölgesi’nden tarım ürünleri ihracatı 5 milyar doları geçti
 
Türkiye’nin 2018 yılında 168,1 milyar dolar ihracatla rekor kırdığı bilgisini veren EZZİB Başkanı Davut Er, “Toplam ihracatta tarım ürünlerinin payı yüzde 14 ile 23 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamın 5 milyar doları, yani yüzde 22’si ise Ege İhracatçı Birlikleri üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Bu rakamları bölgemiz için son derece sevindirici ve gurur verici olarak görüyorum. Bu son derece önemli bir rakam ama Ege Bölgesi için yeterli değil. Katma değerli ürünlerle bu rakamı iki katına çıkarmak içten bile değil” dedi.


 
Zeytincilik sektörü ihracatı 400 milyon doları geçti
 
2017/2018 zeytin ve zeytinyağı sezonu ve yeni sezon hakkında da konuşan Er, şöyle devam etti: “1 Ekim 2017 tarihinde başlayan 2017/2018 sofralık zeytin sezonu Eylül sonu itibariyle tamamlandı. 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle sofralık zeytin ihracatımız, bir önceki sezonun tamamına kıyasla miktar olarak yüzde 16 artarak 58 bin tondan 68 bin tona, değerde ise yüzde 15 artarak 110 milyon dolardan 127 milyon dolara yükseldi. 2017/18 sezonu özellikle zeytinyağı ihracatımız için çok verimli geçti diyebiliriz. 1 Kasım 2017 tarihinde başlayan zeytinyağı sezonu, 31 Ekim 2018 tarihi itibariyle tamamlandı. İhracat rakamlarımıza baktığımızda, bir önceki sezona oranla miktar bazında yüzde 49 artarak 44 bin tondan 66 bin tona, tutarda ise yüzde 46 artarak 174 milyon dolardan 255 milyon dolara ulaştı Prina yağı ile birlikte toplam sektör ihracatımız 400 milyon doları geçti.”

 
Ambalajlı zeytinyağı ihracatında yüzde 83’lük artış
 
2017/18 sezonunda ambalajlı zeytinyağı ihracatının yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini anlatan EZZİB Başkanı Er, “Toplamda 92 milyon dolar tutarında zeytinyağını ambalajlı olarak ihraç ettik. Özellikle katma değeri yüksek bir ürün olarak ambalajlı zeytinyağı ihracatımızın yükselişini sektörümüz için son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum. Dünya standartlarına göre kaliteli bir zeytinyağı üretimimiz var ve bu yağların ambalajlı olarak ihracatındaki artışı görmek bizi sevindiriyor ve ihracat hedeflerimize ulaşma konusunda umutlandırıyor” diye konuştu.
 
Sofralık zeytin ihracatındaki artış zeytinyağı ihracatındaki düşüşü telafi ediyor
 
2018/2019 sezonu ile ilgili de bilgi veren Er, sözlerini şöyle sonlandırdı: “1 Ekim 2018-31 Mart 2019 arasındaki 6 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatımız miktarda yüzde 46 oranında artış ile 52 bin tona ulaştı, 1 Kasım 2018-31 Mart 2019 arasındaki 5 aylık dönemde zeytinyağı ihracatımızın ise miktarda yüzde 28 düşüş ile 30 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sezon zeytinyağı ihracatımızdaki düşüşü zeytin ihracatımızdaki artış ile önemli ölçüde telafi ettiğimizi düşünüyorum. Umarım önümüzdeki sezonlarda hem zeytin, hem zeytinyağı ihracatımız artarak devam edecek ve Türkiye’de tek birlik durumunda olan Zeytin ve Zeytinyağı Birliğimiz tarım sektörlerinin parlayan yıldızı olmaya devam edecektir.”
 
 
 
18.4.2019
Devamı

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 
17.4.2019
Devamı

32 Bin Çiftçi Arazi Kiraladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce, Hazineye ait tarım arazilerinin, tarımsal amaçlı kullanılması için 350 milyon metrekare taşınmazın kiralandığını, 32 bin vatandaşın kira sözleşmelerini imzaladığını bildirdi.
 
KONYA, ÇORUM VE KIRKLARELİ ALDI 
Kurum, tarım arazilerinin tarımsal amaçlı kullanımı, hayvancılık sektörünün canlandırılması ve yerli hayvan üretimi seferberliğine destek verilmesi amacıyla düzenlemeler yaptıklarını söyledi.  Bakan Kurum, düzenlemeye başvuru süresinin 19 Kasım 2018’de sona erdiğini anımsatarak, “Bu dönemde 180 bin kişi başvurdu, bunların değerlendirilmesi ve kiralama işlemleri devam ediyor. Bugün itibarıyla bu düzenleme kapsamında, 350 milyon metrekare yüzölçümlü taşınmaz kiralanarak, 32  bin vatandaş kira sözleşmelerini imzaladı. Böylelikle hem kullanımlarını sözleşmeye bağlayarak ‘kiracı’ sıfatını kazandılar hem de tarımsal desteklerden yararlanma imkanına kavuştular.” diye konuştu. En çok kiralama yapılan ilk 5 ilin, sırasıyla 46.7 milyon metrekare ile Konya, 18 milyon metrekare ile Çorum, 6.4 milyon metrekare ile Kırklareli, 4.8 milyon metrekare ile Muğla ve 2.4 milyon metrekare ile Kütahya olduğunu bildiren Kurum, diğer başvuruların da hızla değerlendirildiğini, işlemlerin kısa sürede sonuçlandırılacağının altınIı çizdi. 

HAYVANCILIK DESTEĞİ DE VAR
Bakan Kurum, ayrıca hayvancılık sektörünü canlandırmak ve yerli hayvan üretimi seferberliğine hız vermek amacıyla Hazine taşınmazları üzerinde üretim yapmak isteyen vatandaşlara 30 yıl süreyle arazi desteği sağladıklarını anlattı. Kurum “Ayrıca bu bedel yeni ya da esaslı nitelikte ilave tesis yatırım yapılması durumunda ilk 3 yıl için yüzde 70 oranında indirim, sonraki yıllar içinse yüzde 50 oranında indirim uygulanarak gerekli kolaylığı sağlıyoruz. Yerli hayvan üretimini teşvik etmek amacıyla 2018 yılında 12,2 milyon metrekare yüzölçümlü 46 Hazine taşınmazı üzerinde 49 yıla varan sürelerle irtifak hakkı  tesis edildi. Böylece en az 17 bin 300 büyükbaş veya muadili küçükbaş hayvancılık yatırımının yapılmasına imkan sağladık” dedi.    
 
 
17.4.2019
Devamı

Konya Şeker Embriyo Transfer Projesi Başlatılıyor

Konya Şeker, “Bilgiyi Ürüne Dönüştüren Üniversite” parolasıyla kurduğu Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin öncülüğünde, Türkiye’de ilk defa üretim amaçlı embriyo transfer projesini başlatıyor. Konya Şeker, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsünün proje ortağı olarak yer aldığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmesi uygun bulunan ‘’İnvitro Embriyo Üretiminde (IVEP) Farklı Yöntemlerin Denenmesi ile Damızlık Elit Süt İneği Sürüsü Oluşturulması’’ projesinin tanıtım toplantısı Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde gerçekleştirildi. Toplantıya, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, TAGEM yetkilileri, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyeleri, Bahri Dağdaş Enstitüsü yetkilileri ve öğretim üyeleri katıldı. 

Proje tanıtım toplantısında açış konuşmasını Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş; “Bu projeye Konya Şeker’in çok önemli bir düzeyde katkı sağladığını ifade eden Çökmüş, “Torku bizim yerli ve milli markamız, bu tür projeleri özellikle de destekliyor. Buradan Sayın Recep Konuk beye de teşekkür ediyorum, bize bu ufku açtı ve destek oldu, cesaretli olmamızı sağladı. Bu proje bilimsel olarak ayakları yere basan bir projedir” dedi. 



Daha sonra kürsüye gelen Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Dursun Ali Dinç konuştu. Konya Şeker’in desteği ile bu projenin yürüyeceğini anlatan Dinç, farklı yöntemlerin denenmesi ile oldukça verimli damızlık süt ineklerinin proje ile yetiştirileceğini ifade etti ve “Proje ile süt verimi oldukça yüksek olan damızlık süt ineği üreteceğiz. İnvitro Embriyo transfer metodunu ülkemizde bu proje ile ilk defa uygulayacağız. Ayrıca ilk kez üniversite sanayi işbirliğini de bu alanda sağlamış oluyoruz. Bu proje ile elit ve elit üstü süt ineğini ülkemizde üretmiş olacağız, proje ile yüksek süt verimine sahip dişi Gen kaynağını da oluşturmuş olacağız. Amacımız, hızlı genetik dönüşümü sağlamaktır. Biz bu proje ile bu teknolojinin oluşturulması ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacağız, bunu da Torku’nun bünyesinde, Torku’nun çiftliklerinde yapacağız. Bu proje tamamlandığında ülkemiz üstün süt ineği ırkını ithal etmeden kendi bünyesinde temin etmiş olacak” şeklinde konuştu. 

HAYVAN İTHALATINA ALTERNATİF BİR MODEL OLMASI HEDEFLENİYOR

Proje ile yıllık süt ortalaması en az 18 ton olan, genetik kusur taşımayan, hastalıklara dayanıklı 30 baş üstün özellikli dişi materyalden proje süresi olan 3 yıl sonunda en az 1000 başlık bir sürü oluşturulması, özel sektör, üniversite ve kamu işbirliğini sağlayarak üretim amaçlı proje gerçekleştirilmesi, Konya Şeker bünyesindeki Embriyo Transfer Merkezinin güçlendirilmesi, aktif hale getirilmesi, merkezde çalışacak çok sayıda teknik personel yetiştirilerek sürekli üretim yapar hale getirilmesi, projenin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile Konya Şeker’in üstün özellikli yavrular taşıyan gebe düve üretim merkezi kurarak ülke hayvancılığında hayvan ithalatına alternatif bir model olması hedefleniyor.

SÜT VERİMİ VE HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİNİN GELİRİ ARTACAK

AK Parti 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’un teşvikleri ile başlanan proje tamamlandığında; süt verimi oldukça yüksek, hastalıklara dayanıklı 1000 başlık bir süt ineği sürüsü elde edilecek ve sonrasında Konya Şeker’in öncülüğünde ülke sathında yaygınlaştırılarak ülkemizin süt ineği ithalatı azalmış ve süt verimi artırılarak hayvan yetiştiricilerinin gelir düzeyi artırılmış olacak. Mevcut süt üretiminin proje sonunda yaklaşık iki kat artması bekleniyor. 
Projeyi yürütecek olan kurum, Konya Şeker’in bir iştiraki olan Pankent Mimarlık İnş. Loj. Nak. San. ve A.Ş., projenin yürütücüsü ise Prof. Dr. Dursun Ali Dinç. Proje ortakları da Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü. 
 
15.4.2019
Devamı

Fındığın Katkısı 3 Milyar Dolar Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "(Fındık ihracatındaki döviz girdisi) İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık ihracatındaki döviz girdisi hedeflerine değinerek, "İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz." dedi.
Pakdemirli, Boztepe'deki bir otelde düzenlenen Ulusal Fındık Çalıştayının değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmasında, 25 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle tarımda milli birlik projesini açıklayacaklarını söyledi.

"Fındığın en büyük fındık çalıştayı var. Amerika bunu her sene konuşuyor. Biz vermiş olduğumuz önemi göstermek maksadıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve ben bu yıl mayıs ayında fındığı konuşmaya Amerika'ya gidiyoruz. Her sene de mümkün mertebe orada olacağız. Çünkü dünyanın en büyük üretici olarak bizim orada olup en üst seviyeden temsil edilmemiz gerekiyor. Bu temsiliyet içerisinde fındıktaki kaliteyi ve verimi nasıl artırabiliriz, en iyi fiyatla, en iyi katma değerle nasıl değerlendiririzi mutlaka konuşuyor olmamız gerekiyor."

"TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün"

"TMO olarak bugüne kadar çiftçimize ve müstahsilimize tam destek olduk, bundan sonra ida gerekiyorsa bölge insanına destek olmaya devam ederiz." diyen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Ama benim isteğim şu. FİSKOBİRLİK burada. Ben isterim ki TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün. Tabii ki bazı şartlar yüzünden FİSKOBİRLİK bu görevi yerine getiremiyordu ama biz devlet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu güçle FİSKOBİRLİK'e bu sene bir can suyu verdik. İnşallah FİSKOBİRLİK de bunu iyi değerlendirecek ama bunun bir sonraki adımı FİSKOBİRLİK'in tek başına artık piyasada regüle edebilmesidir. Edemezse de biz yine TMO olarak oradayız ama bu işlerin, regülasyon kısmının asıl sadece fındık değil, tüm tarım ürünlerinde mutlaka birliklerin ve kooperatiflerin bu işleri yapıyor ve regülasyon görevini onların görüyor olması lazım ama olmadığı yerde de her zaman TMO olarak bölge çiftçisinin, insanının ve üreticisinin her zaman yanında oluruz."

"10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım"

Pakdemirli, fındık çeşitlerinin ayrı ayrı pazarlanması gerektiğinin altını çizerek, "Fındık ürünlerinin her birini ayrı torbalara koyup 10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım. Bunu da mutlaka yapmamız lazım. Eğer bunu yaparsak burada katma değeri mutlaka artırırız. Biz mutlaka daha fazla bu işin girdisini getirmemiz lazım." diye konuştu. Bakan Pakdemirli, bunun yapılabilmesi için TMO'ya görev vereceği bilgisini paylaştı.

Fındığın senede 2-3 milyar dolarlara kadar Türkiye'nin ihracatına katkı sunan bir ürün olduğunun altını çizen Pakdemirli, bu ürüne çok daha hassasiyetle yaklaşıp işin gereğini yapmaları gerektiğini söyledi.

Fındıkta bazı sorunların olduğuna da dikkati çeken Pakdemirli, "Fındıkta verimi ve hastalıklarla mücadeleyi artırmamız, lisanslı depoculuğu da mutlaka halletmemiz lazım." dedi.

Pakdemirli, tanıtımına desteklerini sürdürecekleri fındıkta iç tüketimin mutlaka artırılması gerekiğine işaret ederek, "Ürünlerin sağlıklı olarak piyasada satılabilmesi için genel kural yüzde 50 ihracat, yüzde 50 iç tüketim. Bunlar olduğu zaman fiyatlar birbirini dengeliyor ama iç tüketim fazla ihracat yok veya ihracat var, iç tüketim azsa her zaman fiyat dengesizlikleri yaşayabiliyoruz. O yüzden iç tüketimimizi mutlaka artırmamız lazım." diye konuştu.

Pakdemirli, Ulusal Fındık Çalıştayı'nın sektör açısından milat olduğuna inandığının altını çizerek, "İnanıyorum ki ortaya koyulacak çalışmalarla üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz daha güçlü olacak. Türkiye fındığının marka değeri daha da artacak. İnşallah bu konudaki liderliğimizi daha da geliştirecek hale geleceğiz ama bu çalıştayı her sene de takip etmemiz lazım." açıklamasında bulundu.

14.4.2019
Devamı

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.
 
14.4.2019
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine