Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Tarım ve Ormanda Atama Kararları

Tarım ve Orman Bakanlığında Değişim
Resmi gazetenin bugünkü ekinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2 ve 3 maddeleri gereğince Tarım ve Orman Bakanlığı’nda devrim yapıldı.
Buna göre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne Mevlüt Aydın
Meteoroloji Genel Müdürlüğüne Volkan Mutlu Coşkun
Hayvancılık Genel Müdürlüğüne Zekeriya Erdurmuş
Balıkçılık ve Su ürünleri Genel Müdürlüğüne Mustafa Altuğ ATALAY
Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne Hasan Özlü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğüne Bilal Dikmen
Çölleşme ve Erozyon Genel Müdürlüğüne Ahmet İpek
Milli Parklar Genel Müdürlüğüne Yusuf Kandazoğlu
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne Ahmet GÜLDAL
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne Ayşe Ayşin IŞIKGECE
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne Osman UZUN
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğüne  Fuat Fikret AKTAŞ
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne Özkan Kayacan
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne Aylin Çağlayan Özcan
Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığına  Süleyman Değerli
Strateji Geliştirme Başkanlığına Oruç Baba
1 Hukuk Müşavirliğine Dursun Kelkit
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığına İsa Sertkaya
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığına Ahmet Kavak
Şeker Dairesi Başkanlığına Mehmet Hasdemir
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına Ecmel Ercan
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına Selçuk Kavasoğlu nun atamaları bugünkü resmi gazetede Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yayınlandı.
 
 
 
 
 
19.8.2018
Devamı

IPARD'dan 245 Milyon Hibe Destek


 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD programı kapsamında bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılara kullandırılmakta. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde çıkılan 3. Çağrı kapsamında alınan projelerden ilk etapta değerIendirmeleri tamamlanan 1.274 adedi Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu tarafından onaylandı., Hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci ise başladı. 
IPARD-II kapsamında toplam 245 Milyon TL hibe verilecek bu projeler IPARD-II 302-Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri kapsamındaki sektörleri içermekte.
TKDK tarafından IPARD-II 3. Çağrı kapsamında değerlendirmeleri tamamlanan uygun projelerin hızlı bir şekilde Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonuna sunulması ve hibe sözleşmelerinin imzalanması için çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmekte.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sitesinden yapılan duyuruda sitesinden “IPARD-II Programı kapsamında; kırsalda yatırımlarının artması, tarım ve hayvancılığımızın gelişmesi ve istihdamın güçlendirilmesi için projeleri desteklemeye ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edecektir.”denildi.

 
17.8.2018
Devamı

YEMEKLERİN EFENDİSİ ET

Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği’ne göre;
            “Evcil ruminantlar, kanatlılar, tavşan ve domuzdan elde edilen insan tüketimine uygun tüm parçalar”
Genel anlamda;
            “Yeterli olgunluğa erişmiş sağlıklı hayvanlardan (büyük-küçükbaş, kanatlı ve su hayvanları) tekniğine uygun şekilde elde edilen yenilebilir hayvansal dokular”
Bilimsel anlamda;
            “Büyük çoğunluğu kas doku olmak üzere bağ doku, epitel, yağ, kemik ve sinir doku ile kandan oluşan hayvansal gıda” olarak tanımlanır.
 (Mehmet BEYKAYA'nın Kaleminden)
ETİN BESLENMEDEKİ ÖNEMİ
Önemli bir protein kaynağıdır
Hayvansal kaynaklı proteinler (jelatin hariç) esansiyel aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içermektedir.            Günlük protein gereksinimimizin % 50’sinin hayvansal kökenli olması öneriliyor
Ülkemizde günlük protein tüketimi yaklaşık 97 g, bunun 24 g’ı hayvansal 73 g kadarı bitkisel kaynaklı proteinlerden sağlanıyor.
Vitaminleri (A vitamini ve B grubu vitaminler) ve mineral maddeleri (özellikle Fe ve P) önemli oranda içerir. İştah artırıcı, lezzetli, doyurucu ve üretimi kolaydır.
Et proteininin biyolojik değeri yüksektir
                                                                                               
                                    Biyolojik değer          
Yumurta akı                                        100     
Yumurta (tam)                                                  95
Süt                                                         85
Et (sığır)                                               75
Soya fasulyesi                                      75
Nohut                                                   65
Mısır                                                    50
 
Esansiyel aminoasitler
Proteinler asitler, alkaliler ve proteolitik enzimlerle (sindirim enzimleri, bakteriyel enzimler gibi) muamele edildiğinde yapı taşları olan aminoasitlere ayrışır.
Aminoasitler, organizmada sentez edilme durumlarına göre 2 grup altında incelenebilir
  1. Endojen aminoasitler
            İnsan vücudunda sentez edilebilirler
  1. Eksojen aminoasitler
İnsan vücudunda sentezlenemez ve bu nedenle besin maddeleri ile alınmaları gerekir
            Erişkin insanlar için başlıca eksojen aminoasitler:
            Lösin                İsolösin
            Lizin                 Metiyonin
            Fenilalanin      Valin
            Treonin           Triptofan
Çocuklarda bunlara ilave olarak……. Arjinin ve Histidin
Bütün eksojen aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içeren proteinler tam protein olarak
tanımlanır (örneğin; sütte bulunan kazein)
ETİN BİLEŞİMİ
Genel olarak; ortalama  %75 (%65-80) su
                                          %18.5 (%16-22) protein
                                          %3 (%1-3) yağ
                                          %1.5 protein olmayan azotlu maddeler
                                          %1 (%0.5-1.5) karbonhidrat
                                          %1 mineral maddeler
SU
Genç hayvan etleri yaşlı hayvan etlerine, Taze etler olgunlaşmış etlere,Vücudun ön bölge kasları arka bölge kaslarına göre daha yüksek oranda su içerir.
            Su, ette 3 şekilde bulunur:
1) Bağlı su (hidratasyon suyu): Etteki toplam suyun % 8-10’nu Protein moleküllerine bağlanmış olup, etten ayrılmaz
2) İmmobilize (hareketsiz) su: Bağlı suya bir tabaka şeklinde bağlanmıştır. Kendiliğinden dışarı sızmaz. Basınç etkisiyle sızabilir.
3) Serbest su: Ette hücreler arasında bulunur (%20-40 oranında)
Dışarıya kendiliğinden sızabilir (kesilen parça etler veya çözünmüş etlerden sızan sular) Mikroorganizmalar tarafından kullanılabilen sudur
YAĞLAR
Etteki yağ miktarı;
Hayvan türüne,ırkına, yaşına, cinsiyetine, vücut bölgelerine ve beslenme koşullarına göre değişebilir
Organizmada; İntraselüler (hücre içi), İnterselüler (hücreler arası) ve Depo yağlar (deri altında, sırtta, kalp ve böbreklerin etrafında, sindirim sistemi organları üzerinde)
KARBONHİDRATLAR
Etin en önemli karbonhidratı glikojen
  1. Kasın ete dönüşümünde enerji kaynağı olarak kullanılır
  2. Ette %1, karaciğerde % 6 oranında bulunur
  3. Miktarı üzerinde hayvanın yaşı, cinsiyeti, bakım, beslenme ve hareketlilik durumu etkilidir
MİNERAL MADDELER (inorganik maddeler)
Ette bulunan Fe, bağırsaklarda bitkisel gıdalarda bulunan Fe’den daha fazla emilir (en az 5 kat)

VİTAMİNLER
  1. Yağlı etler A, D, E, K
  2. Yağsız etler B grubu vitaminler yönünden zengindir
  3. Et, Vitamin C bakımından fakirdir

Eti genel olarak tanıttıktan sonra şimdi biraz da hazırlanması ve tüketimi hakkında bilgi verelim;
Yukarıda da belirttiğimiz gibi et bizim için son derece önemli bir besin öğesidir ve mutlaka tüketilmelidir. Ancak vücudun ihtiyacından daha fazla et tüketimi sonucunda protein fazlası oluşmakta ve proteinin fazla alınması durumunda ise kolestrol problemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fazla et tüketimi böbrek hastalıklarına ve gut hastalığına yol açmaktadır. Minareller içinde etin kanında bulunan demir araştırmalara göre DNA’yı bozduğunu belirtmektedir. Bu keşif, kırmızı et tüketimi fazlalığının kansere yol açabileceğini söylemektedir. Et tüketiminde aşırıya kaçmak kolon kanseri ve kalın bağırsak kanserine davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden fazla kırmızı et tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Tabii ki burada bahsedilen miktar kişi bünyesi ile de ilintilidir. Ayrıca gelişmiş ülkelere göre et tüketimimiz ne yazık ki oldukça düşüktür.
Eti tüketirken belli pişirme yöntemleri ve sürelerine de dikkat etmek gerekiyor. Kurban Bayramı’nda özellikle yeni kesilen etlerin mutlaka en az 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca eti pişirirken kullanılan kuyruk yağı ya da tereyağında aşırı kullanmamaya dikkat etmek gerekir. Eti pişirirken ekstra yağ kullanılmaması özellikle trans yağlardan kaçınılması gerekiyor. Etin en ideal pişirme yöntemleri ise haşlama, fırında ya da ızgaradır. Böylece ekstra yağ kullanmanıza gerek olmayacaktır. Et çok çiğ kalmayacak bir biçimde pişirilmelidir. Fakat aynı zamanda ateşle doğrudan yoğun bir biçimde temas etmemesi de gerekir. Çünkü kömürleşmiş et ya da fazla kızartılmış et kanserojen maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Etin pişirilmeden çok sıcak ortamlarda saklanması da bakteri üretimine neden olduğu için et mutlaka buzdolabı ya da buzlukta saklanmalıdır. Etin yanında mutlaka bol miktarda yeşil sebzeler tüketilerek gıda çeşitliliği sağlanmalıdır.
Et pişirme konusunda, Et sindirimi zor olan besindir. Özellikle yeni kesilmiş hayvanların etindeki sertlik hem sindirimde hem de pişirmede zorluğa yol açar. Mide ve bağırsak hastalarının yeni kesilmiş et tüketimine dikkat etmesi gerekir. Yağlı etlerin kolesterol değeri yüksek olduğu için kalp damar hastalığı olan kişilerin, diyabet, yüksek tansiyon olan hastaların et tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Bu hastaların az yağlı et tüketmelerini öneriyoruz. Tükettiğimiz et miktarı kadar eti nasıl pişirdiğimizde çok önemlidir. Etlerimizi kızartma değil de özellikle haşlama ve ızgara olarak pişirilmesini öneriyorum. Etlerin yüksek ısıda ve çok uzun süre pişirilmesi sonucu etlerde oluşan kanserojen maddeler zararlı etkilere yol açar, o yüzden etlerimizi düşük ısıda uzun zaman diliminde yavaş yavaş pişirilmesini sağlamamız gerekmektedir.
Beslenme açısından vazgeçilemez gıdaların başında gelen et ve et ürünleriyle ilgili her geçen gün yeni gelişmeler ortaya konmakta hayvan verimliliği, etin teknolojik ve beslenme kalitesini artırma, kolesterol seviyesini düşürme, katkısız et ürünleri geliştirme gibi konular üzerine yoğunlaşılmaktadır. Özellikle protein ve demir kaynağı olması açısından etin insan diyetinde yer alması gerekmektedir. Ancak her türlü besin açısından riskli bir durum olan dengesiz tüketim sonucu çeşitli sağlık problemleri et tüketimi sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Etin beslenmedeki öneminden dolayı ekonomik bir ürün haline getirilmesi üzerine de verimliliği artırmayla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak et diyette dengeli bir şekilde tüketilmesi gereken gıdaların başında yer aldığından verimlilik, besin değeri, teknolojik işlemler, ambalajlama gibi esas konularda kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalara ihtiyaç duymaktadır.
 
 
17.8.2018
Devamı

Zambiya ile Ormanda İş Birliği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Zambiya Toprak ve Doğal Kaynaklar Bakanı Jean Kapata ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti.
Bakanlık'ta yapılan heyetler arası görüşmede Bakan Pakdemirli,  Türkiye'nin her zaman dost ülke Zambiya'nın yönetimi ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Görüşmede Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu'nun 2016'da ülkemizi ziyareti ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yıl Zambiya'ya gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilere ivme kazandırdığına dikkat çekildi.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki ormancılık işbirliği anlaşmasının hayata geçmesiyle özellikle orman yangınlarıyla mücadele, sürdürülebilir odun üretimi, kurak alan ağaçlandırma faaliyetleri, orman yönetim planları, fidanlık tesisi, ormanların korunması ve odun dışı orman ürünleri alanında da Türkiye'nin bilgi ve tecrübesinin Zambiyalı yetkililere aktarılma imkânı doğduğunu belirtti.

"Türkiye Tecrübesini Paylaşacak"

Pakdemirli, tarımsal kullanım, plansız kesimler ve iklim değişikliği sebebiyle her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya maruz kalan Zambiya'da ormanların korunması, geliştirilmesi ve Türkiye ile orman ürünleri ticaretinin artırılması için ormancılık, çölleşme, erozyonla mücadele ve tarımsal işbirliği konularında uzman bir heyetin en yakın zamanda Zambiya'ya gönderileceğini açıkladı. Öte yandan Zambiyalı orman muhafız mamurlarının eğitimi ve Türkiye'deki balık çiftliklerinin yerinde görülmesi maksadıyla Zambiyalı uzmanlar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın konuğu olarak Türkiye'ye davet edilecek.
İkili görüşmelerde tarımsal üretim ve ticaretin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek ortak işbirliği alanlarının kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi için ortak komite kurulmasına karar verildi.
 
 
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB 500 bin Baş Küçükbaş Hayvanın Tedarikçisi olacak

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında 81 ili kapsayan küçükbaş hayvancılığı geliştirme projesi protokolü imzalandı. Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme Projesi çerçevesinde 500 bin baş hayvan tedariki konusunda TÜDKİYEB TİGEM’in çözüm ortağı misyonunu üstlenecek.
TİGEM'in tedarik edeceği damızlık küçükbaş hayvanların alımında TÜDKİYEB  etkin bir rol alırken Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, TİGEM ile imzalanan protokolü, 'Küçükbaş hayvan yetiştiricilerimize müjde' diye duyurdu.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, protokolün imzalanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek “Protokol neticesinde yetiştiricilerimizin asli temsilcisi olan Merkez Birliğimize duyulan bu güvenden dolayı, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ile TİGEM Genel Müdürümüz Sayın İsmail Şanlı 'ya tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın güvenini boşa çıkarmamak ve yetiştiricilerimizin memnuniyetini sağlamak üzere canla başla tüm Birlik Başkanlarımızla üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağımızı kamuoyuna duyurur, hayırlı uğurlu olmasını dilerim” dedi.
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, protokolün imzalanması sonrasında, protokolün ülke hayvancılığına hayırlı olması temennilerinde bulundu. Genel Müdür Şanlı, projenin kırsalda kalkınmayı amaçladığını ifade ederek “Bu proje başarıya ulaştıkça kırsaldan şehirlere göç önlenebilecektir. Üretim döngüsünü doğru planladığımızda başaracağımıza inanıyorum. Bu projeyi model olarak hayvancılığımıza kazandırarak önemli bir görevi yerine getirmiş olacağız” denildi.
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜRKİYE’NİN KABA YEM ÜRETİMİNDE TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ

25-28 Haziran 2018 tarihlerinde Erzurum Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2. Uluslararası Tritikale Konferansı düzenlenmiştir. Tritikale tarımı ve ıslahı yapan ülkelerden gerek yabancı ve gerekse yerli bilim insanları konferansa iştirak etmiştir. Bu konferansın son oturumunda ise “Türkiye’de Tritikalenin Gelişimi ve Kullanım Potansiyeli” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Bu panelde konuşmacılardan biri olarak yer alan, bu makalenin yazarı, kaliteli kaba yem üretimi açısından tritikalenin önemi ve potansiyeli konusunda bir konuşma ve değerlendirme yapmıştır. Bu panelde kısaca dile getirdiğimiz hususlar makalenin konusu olmuştur.
 
  1. KALİTELİ KABA YEM İHTİYACIMIZ
 
2017 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizin büyük ve küçükbaş hayvan varlığı aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi yer almaktadır. (TABLO-1)
 
                                                                                                                      TABLO-1
CANLI HAYVAN SAYISI
 
YIL                   SIĞIR (adet)                KOYUN (adet)            KEÇİ (adet)                 TOPLAM (adet)
 
2017                15.943.586                  33.677.636                  10.634.672                 60.255.894
 
            500 kg canlı ağırlığında bir kültür ırkı hayvanın günlük yem ihtiyacı “Büyük Baş Hayvan Birimi” (BBHB) ile ifade edilmektedir. Büyükbaş hayvanlarımız kültür ırkı, melez ve yerli ırk olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin ışığında 13.417.689 Büyük Baş Hayvan Birimi (BBHB) yapmaktadır. Koyun ve keçileri de büyükbaş hayvan birimine çevirdiğimizde toplam hayvan varlığımız 17.636.227 Büyük Baş Hayvan Birimi yapmaktadır.
 
            Yaşam payı için günlük ihtiyaç 4 kg kaliteli kuru ot + 10 kg silaj / yeşil yem olarak önerilmektedir. (Kaynak:7) (Ham protein ihtiyacı 370 gram ve metabolik enerji 14.000 K cal’dır.)
 
            Bu durumda yaşam payı için gerekli kaba yem ihtiyacı:
 
  • 4 kg kuru ot x 17.636.227 BBHB x 365 gün = 25.748.891 ton kuru ot
  • 10 kg silaj/yeşil  x 17.636.227 BBHB x 365 gün= 64.372.228 ton silaj/yeşil kaba yem ihtiyacı doğmaktadır.
Genel Toplam kuru ot ve silaj/ yeşil ot olarak 90.121.119 ton yapmaktadır.
 
            Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) 2017 yılı verilerine bakıldığında kaba yem üretimi doğal haliyle aşağıdaki gibidir. (TABLO-2)
 
                                                                                                                                  TABLO-2
YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİ
 
YIL       KORUNGA (ton)         BURÇAK (ton) HASIL MISIR (ton)      SİLAJ MISIR (ton)
             (Yeşil  ot              )       

2017    2.001.379                    17.327             220.884                                  23.152.841
 
 
HAYVAN PANCARI (ton)       FİĞ (ton)         ÜÇGÜL (ton)               YONCA (ton)
                                                             (Yeşil ot)         (Yeşil ot        )              (Yeşil ot         )

98.537                                    4.597.600        2.280                           17.561.190
 
KABA YEM ÜRETİMİ GENEL TOPLAMI: 47.652.038 tondur.
            Günlük yaşam payı ihtiyacı ile üretim miktarı arasındaki fark 42.469.908 tondur. Yani üretimin yaşam payı kaba yem ihtiyacını karşılama yeterliliği % 53’tür. Aradaki fark için yem kaynakları ise bitkisel artıklardan oluşmaktadır. Bunların başında ise hububat sapı- samanı gelmektedir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf ekim alanlarının toplamı 10.307 bin hektardır. İyimser bir yaklaşımla bu kadar alandan dekardan 200 kg hesabı ile 20.600.000 ton civarında sap alınabilir. Zira buğday çeşitlerinin boyları kısalmış (80-100 cm) sap verimleri azalmış, dane verimleri artmıştır. Hedef kaliteli kaba yemdir. Sap samanla kültür hayvanlarını beslemek doğru bir yaklaşım değildir. Saman hayvanın işkembesini doldurarak tokluk hissi veren, besleyiciliği az olan yemlerdendir. Buğday samanı % 2,5 protein ihtiva ederken, yonca % 15 ham protein ihtiva etmektedir. Hububat sapı hayvanlara altlık olarak kullanılmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında 20.000.000 tondan fazla kaliteli kaba yem açığımız bulunmaktadır. Muhtelif kaynaklarda bu açık 15.000.000 tondan başlayan rakamlarla ifade edilmektedir. Rakamlar farklı olsa da gerçek olan kaliteli kaba yem açığımızın bulunmasıdır. Bu sadece günlük yaşam payı için ortaya çıkan ihtiyaç rakamlarıdır. Öte yandan rasyonel bir hayvan beslemesi için, sadece yaşam payı için kaba yem ihtiyacının kaba yemle karşılanması değil, yaşam payına ilaveten en az 5 kg süt üretiminin kaliteli kaba yemle karşılanması planlanmalıdır. (Kaynak:7) (450 gram ham protein, 6.000 K cal metabolik enerji). Zira kaba yem, kesif yemlere göre daha az maliyetlidir. Bu durum dikkate alındığında kaliteli kaba yem açığımız daha da artmaktadır.
 
  1. TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ
 
Kaba yem sorununun çözümünde tritikale yeni gelişme gösteren ancak olumsuz şartlara dayanımı sebebiyle yararlanabileceğimiz hububat türlerinden biridir. Tritikale buğday ile çavdarın melezi olup, buğdayın verimi ve kalitesi ile çavdarın olumsuz şartlara (soğuğa, kuraklığa, limit toprak şartlarına) dayanma özelliklerini taşıyan bir bitkidir. Danesi için yetiştirilen tritikale makarnalık buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=42 kromozomlu haploid tritikaledir. Dünyada yetiştiriciliği yapılan bu 42 kromozlu  tritikaledir. Bir de ekmeklik buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=56 kromozomlu oktaploid tritikale vardır ki, dünyada çayır tipi tritikale olarak bilinmektedir.
 
  • Tritikale Doğu Anadolu gibi kışı sert geçen yerlerde soğuktan zarar görmeden yetişme imkanına sahiptir. Sonbaharda eylül-ekim aylarında ekimi yapılmaktadır.
  • Tritikale, soğuklara ve kuraklığa diğer hububatlardan daha dayanıklı olduğu gibi; tuzlu, taşlı, çakıllı, limit şartlardaki topraklarda da yetiştirilme imkanına sahiptir.
  • Sapı sağlamdır ve yatmaz. Diğer hububat türlerinden daha boyludur ve yeşil aksamı fazladır. Bu nedenle silaj ve kuru ot amaçlı ekilişlerde daha fazla ürün verir. Silaj ve kuru ot verimi arpa ve buğdaya göre % 15-20 fazladır. (Kaynak-4) Macar fiği ve yem bezelyesi gibi baklagillerle karışık ekildiğinde dekardan 700 kg kuru ot, 3-4 ton silaj alınabilir. Zira protein bakımından zengin fiğin veya yem bezelyesinin, nişasta değeri yüksek bir ürünle karıştırılması sindirimi kolay ve mükemmel bir yem teşkil eder. (Kaynak:7) Tritikale bu anlamda da önemlidir.
  • 2017 yılı istatistiklerine göre 456.414 dekar alanda tritikale ekilmiş ve buradan 150.000 ton dane ürünü alınmıştır. Danesinde protein oranı yüksektir. Değirmen paçalında ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Tritikale dane üretiminin ötesinde yem açığımızın giderilmesinde, gerek silaj olarak ve gerekse fiğ ve yem bezelyesi ile karışık hasıl olarak ekilerek kaba yem sorunumuzun çözümünde önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır.
  • Ancak hayvanların tercihi bakımından tritikalenin diğer hububat türlerine göre sapının biraz sert oluşu bir olumsuzluk olarak görülse de, kuru ot üretiminde ortaya çıkan bu durumunun iyileştirilmesi konusunda ıslah çalışmalarının yapılması önemli olacaktır.
 
 
KAYNAKLAR:
 
  1. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi Sorunlar ve Öneriler. TÜRKTOB Dergisi Sayı 25
  2. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi ve Bir Öneri. Anadolu İzlenimleri Sayı 97
  3. Harmanşah, F. Türkiye için Macar Fiğinin Önemi. Anadolu İzlenimleri Dergisi Sayı 98
  4. Devlet İstatistik Enstitüsü verileri
  5. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri
  6. Ekiz, H. 2013 Yılı Tritikale Biçme Denemesi.
  7. Alçiçek, A. Kılıç, A. Ayhan V. Özdoğan, M. Türkiye’de Kaba Yem Üretimi ve Sorunları.
 
Fahri Harmanşah Kaleminden
TİGEM Emekli Dai.Bşk.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.8.2018
Devamı

Döviz Kuru Hayvan İthalatını da Vurdu

Son günlerde döviz kurlarında yaşanan aşırı artış Türkiye'nin besilik ve kasaplık hayvan ithalatında politika değişikliğine gitmesine neden oldu. Canlık kasaplık ve karkas et ithalatında daha önce yapılmış bazı sözleşmeler iptal edildi.
Bu kapsamda Sırbistan ve Ukrayna'dan yapılacak 12 bin 500 ton kasaplık et ithalatında yüzde 50 iş eksiltimine gidildi. Bulgaristan ve Romanya'dan yapılacak ithalatlar durduruldu. İspanya'dan yapılan ithalatta ise iş eksiltimi yapıldı.
 
Artan döviz kurundan dolayı üretici önünü göremediği için besilik başvurularını iptal ettirirken, Et ve Süt Kurumu da gelen iptaller üzerine anlaşma yaptığı firmalarla iş eksiltimine gidecek. Ancak üreticinin besilik ithalatından vazgeçmesi 6 ay sonrası için ette yeni bir kriz endişesine neden oldu. Bunun için Bakanlık yetkililerinin besilik ithalatında üreticiyi koruyacak bir sistem üzerinde çalışma başlattığı kaydediliyor.
 
15.8.2018
Devamı

Süt Üreticilerin'den Milli Birlik Kampanyası

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği yazılı bir açıklama yaparak “ABD tarafından Ülkemize yapılan hukuk dışı saldırıları şiddetle kınıyoruz.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Devletimizin uygulayacağı politikalara, tasarruflara, verilecek kararlara, her koşulda kayıtsız ve şartsız destek olacağımızı milletimizle paylaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği üzere Türk ekonomisinin içerisinde olduğu dar boğazdan ve savaştan galip çıkacağız. Bu yapılan haksız ve hukuksuz ekonomik saldırılara, Hükümetimizin uygulayacağı reform planlarına ve eylem planlarına daima destek verecek ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve alt birlikler olarak daha çok üreteceğiz.” Denildi.
Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada  “Üreten Türkiye olarak dünyadaki gelişmiş ülkeler arasında hak ettiğimiz yerimizi alacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu büyük Türk Milletimizin birlikte ve tek yürek olarak hareket ederek, vereceği ekonomik mücadelen kısa ve/veya uzun vadede daha güçlü şekilde çıkacağına inancımız sonsuzdur. Ülkemizin refahı için, daha güçlü bir Türkiye için üretmeye devam edecek, güçlü Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bütün dünyaya örnek olacağız.” denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yazılı yapılan açıklamada Kamuoyunu yerli ürün ve mamullerini her sektörde ve her alanda kullanmaya davet edilmesi de dikkatleri çekerken öte yandan  “Birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla Milli Birlik Kampanyasını ilan ediyoruz.”denildi.Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği  “VAKİT ÜRETME VAKTİDİR, VAKİT BİRLİK VAKTİDİR.” Sözlerine yer verildi.
 
14.8.2018
Devamı

Karkas Et İthalatı Yerli Besici Vuruyor

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç, besicilerin zor bir süreç geçirdiğini belirterek, “Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor” dedi. Üretimin artmasına rağmen karkas et ithalatından vazgeçilmediğini bildiren Tunç, ithalatın yerli üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç "Ciddi anlamda bir karkas ithalatı var. Ayrıca bizim üretimimiz de artıyor. Doğu'da terörün bitmesiyle meraları çok iyi kullanmaya başladık ve üretimimiz arttı. Bu da fiyatları etkiliyor. Üretici şu an sıkıntıda. Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) piyasanın dengesini iyi kurmalı. Planlamayı doğru yapar ve doğru yönlendirirse üretimimiz katlanarak artar ama bunu yaparken üreticinin yarınlarını da görmesi lazım."
Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yaptığı açıklamada, kurbanlık hayvan varlığıyla ilgili bir sorun olmadığını söyledi. Kurbanlık alırken tüyü düzgün, gözleri parlak ve iki yaşını doldurmuş hayvanların tercih edilmesi gerektiğini anlatan Tunç, kurbanlıkların bütün uzuvlarının yerinde olması gerektiğini belirtti.
Bu sene üreticilerin, kurbanlık satışlarından kazanç elde etmediğini ifade eden başkan Tunç, "Büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen seneki fiyatlarla aşağı yukarı aynı. Üretici bu sene girdi maliyetlerinin altında ezilmiş durumda." Dedi.
Kurbanlık fiyatları ile ilgilide bilgi veren Tunç, "Büyükbaş kurbanlık hayvan fiyatları 7 bin liradan başlıyor, 15 bin liraya kadar ulaşıyor." Dedi.
 
 
13.8.2018
Devamı

ÜLKEMİZDE TARIM VE HAYVANCILIĞA BİR BAKIŞ

Ülkemiz doğudan batıya, güneyden kuzeye pek çok güzelliğe sahiptir. Ormanlar, göller, akarsular, yaylalar, ovalar, dağlar ve üç tarafı denizlerle çevrili harikulade olanakları barındıran bir yapıdadır. Aslında bunları hepimiz ziyadesiyle biliyoruz. Bu güzelim, bu münbit topraklarda daha teknik, daha düzgün tarım ve hayvancılık yapılarak milyarlarca dolarlık kar sağlamak hiçte zor değildir. Ama işin iç yüzü hiç de öyle kolay değil. Son yıllarda tarım ve hayvancılıkta ilerleme kaydetmek için bir şeyler yapılması gerektiğini hemen herkes vurguluyor.  Bu nasıl olacak, ne şekilde yapılacak? Özellikle milli ve yerli olanaklarla neler yapılabilir veya yapılmalidır? İnanın her gün basında, televizyon programlarında, gazetelerde bu konuda düzinelerce yazılar pek çok fikirler beyan edilmektedir. Yüzlerce, binlerce insan buna kafa yormaktadır. Fakat sonuç ortada, malesef anlatılan ya da vurgulanan hususlar kolay kolay hayata geçirilemiyor bir türlü. Daha doğrusu bazı noktalar yakalanıyor, hatta atağa geçiliyor, başlanıyor ama istikrarlı bir şekilde ilerleme sağlanamıyor.
Nasıl mı ? Ülkemizde profesyonel anlamda çiftlikler, mandıralar ve besihaneler 2009-2010 yıllarına kadar tam olarak bulunmuyordu. Büyük ve küçükbaş hayvancılık Ege ve Marmara bölgesi dışındaki yerlerde, genellikle küçük veya orta ölçekli ticarethanelerde yapılıyordu. Bu tarihlerde Ziraat Bankası desteğiyle başlatılan faizsiz kredi olanakları büyük kapasiteli (250-1000 başlık) hayvancılık çiftliklerinin bir anda ortaya çıkmasını sağladı. Hatta maddi durumu iyi olan çok sayıda kişi ve kuruluş koşar adım bu sektöre yatırımlar yapmaya başladı. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın Kırsal Kalkınma Yatırımlarıyla da bu tür faaliyetler çok yönlü desteklendi. Bu sayede büyük ve orta ölçekli binlerce yeni tesis eklendi yenilerine. GAP, DAP, DOKAP vs gibi bölgesel gelişme olanakları ve hibe destekler sayesinde işletmeler yenilendi, kapasiteleri artırıldı ve modernize edildi. Kısa zamanda gerçekleşen faaliyetler sayesinde gerçekten Türkiye hayvancılığında bir çığır açılıyor, Cumhuriyet tarihinde çok geniş, kapsamlı ve çok etkili bir ivme sağlanıyordu adeta. Gerçekten çok güzel şeyler oluyordu yurt genelinde, ama bir şeyi unutuyorduk. Bu işletmelerin içine konulacak kalifiye damızlıklar elimizde yeterli miktarda bulunuyor muydu? İstenenler nereden temin edilecekti? Malum ülkemizde küçükbaş hayvan varlığımız da istenen düzeyde değildi, mavi sertifikalı büyükbaş hayvan sayısı da talebi karşılayacak düzeyde bulunmuyordu. Yani kısıtlıydı ve damızlık birliklerine kaydolmuş işletmelerdeki üç yıllık döl ve süt verim kayıtları tutularak hazırlanıyordu mavi sertifikalar. Ama olsun “biz beyaz sertifika sayesinde çözeriz” bu sorunu diye düşünenler oldu. Beyaz sertifika neydi? Sadece ana babası belli, bir birliğe kayıt olan hayvanlardı. Ama verim kayıtları olmadığından et-süt açısından ne tür hayvanlar olduğu belli değildi. Maalesef o da yetmedi ve başladı bizim ithalat maceramız. Üzücü ama hala sürüyor. Şimdilik dur diyebilme imkanımız da yok ne yazık ki. Gerek büyükbaş gerek küçükbaş hayvancılıkta engellenemez bir ithalatla karşı karşıya kalmış durumdayız. Yetmezmiş gibi üretim maliyetlerimiz çok çok artmış durumda. Bir kilogram et ya da sütün eldesi; doğudan batıya, güneyden kuzeye çok farklı. Kaba ve kesif yemi kendi üreten çiftçinin maliyetiyle, dışarıdan satın alan işletmeler arasında korkunç fiyat farkları doğuyor. Hele bir de bulunduğu yerden kilometrelerce uzaktan kaba yemi temin ediyorsa, vay o üreticinin haline! Bu durum işletmelerin ayakta kalıp kalamayacağını, ilerisi için ne tür projeksiyonlar oluşturacağını belirlemekte çok zorluyor onları. Bu sayede hem süt, hem de et üreten işletmecilerin ağzını bıçak açmıyor desek yeridir. Ne olacakları konusunda bir şey söylemek bile istemiyorlar. Dövizdeki dalgalanmalar, piyasalardaki keskin iniş çıkışlar epey endişelendiriyor yatırımcıları. Çünkü hayvan yemlerinin büyük bir kısmı ithalatla sağlanıyor. Mısır, soya, arpa, buğday bunların başlıcaları. Bir de kasaplık erkek danalarla sütçü işletmelerin ham maddesi olan düvelerin ithalatı da bıçağın öteki yüzü hani. Hangisini seçersen seçin kesiyor adam akıllı. Daha önce söylediğim gibi 2009-2010 yılları baz alındığında, Avrupa'da bir süt ineğinin veya düvenin fiyatı 1000-1200 Euro civarında, 11-12 aylık yaklaşık 300 kg bir erkek dananın fiyatı da 800-1000 Euro civarındaydı. Dünyanın diğer ülkelerinde de fiyatlar bu seviyelerde seyrediyordu. Ancak bugün gelinen fiyat aralığı düvelerde 3000-3500 Euro, besilik ithal danalarda da; canlı kilo dört Amerikan Dolarına merdiven dayamış durumda. Bu maliyetlerle bizler nasıl ucuz et yiyeceğiz veya nasıl süt tüketeceğiz merak ediyorum? Son sekiz dokuz yılda bizim gibi sıkı ithalat yapan ülkeler sayesinde dünya hayvancılık piyasası, olandan daha fazla yükselmiş durumda. Fiyatların aşağı çekilmesi arz talep dengesiyle ilgili olduğundan, gerektiğinde ithalat durdurulup sıkı pazarlıklar yapılarak sürdürülmeli bu politika. Yoksa hayvan alıyorum diye pek çok kişinin yurt dışında gezinmesi, sürekli artan talep  bu fiyatları indirmez, aksine artırır. Ayrıca Brezilya gibi yıllık yağış ortalaması 2000 mm olan, devasa tarımsal alanların bulunduğu yerlerde bir takım tarımsal yatırımların kontrollü bir şekilde, işbirliği esas alınarak kısa vadede çözüme kavuşturulması mümkündür. Tıpkı Çin’in yaptığı gibi, sadece hayvan ithal ederek değil, ucuz kaba yem bulmak ve sektörün ihtiyaçlarını hızla kapatmalıyız. Yurt içinin yanı sıra, bilhassa Güney Amerika veya Güney Afrika’da yer alan İklim ve arazinin uygun olduğu ülkeler seçilip, gerek devlet kuruluşlarımız, gerek özel girişimcilerimiz teşvik edilerek, buralarda kiralama ya da satın alma usulleriyle acilen yerli üretim desteklenmeli ve maliyetler düşürülmelidir.
Bir de hayvan hastalıkları yönüyle bakalım bu işe. Ben 1993 yılında Veteriner Fakültesinden mezun olduğumda, adını hiç duymadığım veya ülkemizde bulunmaz deyip geçiştirilen bir takım hastalıklar (Mavi Dil, LSD,BSE, Enzootiklöykoz, Batı Nil Ateşi,Schmallenberg Virüsü vs) yazık ki yurdumuzda ortaya çıkmış durumda. Burada tek sebep ithalattır deyip tüm herşeyi buna bağlamak istemiyorum. Kimseyi de bu hususta suçlamıyorum ama, “ithalatla farkında olmadan bahsedilen hastalıklar bize  gelip bulaşabiliyor” diyorum. Çünkü, karantina ülkenin girişinde ve sınırda uygulanırsa etkili olur.  Yoksa bizdeki gibi, hayvanlar yurda sokulur da, Edirne’den Kars'a kadar yolculuk ettikten sonra Kars’taki bir işletmeye girerse, ve de karantina üreticinin  işletmesinde uygulanırsa, en az 21 günlük bu süreçte bir hastalığın ortaya çıkması halinde yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır. O zaman hastalık artık ülkenize gelmiştir, bulaşmıştır. Bu saatten sonra ister aşılayın, ister imha edin bir şey değişmez. Bu sizin envanterinize eksi olarak yazılmıştır. Hasta olanı mevzuatta belirtildiği gibi “Menşeine İade” edemezsiniz. Gerek Tarım Bakanlığı personeli, gerek serbest çalışan veteriner hekimlerimiz, teknikerler ve teknisyenlerimiz seferber olsa bile, hatta milyonlarca dolarlar, bir dünya emek dökseniz dahi kurtulamazsınız bu illetten. Bu politikanın acilen değiştirilmesi şart. Aksi takdirde durum daha iyi olmayacak besbelli. Bu arada yurt içinde canla başla çalışan Veteriner Hekim camiamızı kutlamak istiyorum. Emin olun kendilerini ifade edemeyen meslektaşlarımın bu ülkenin gelişmesinde katkıları büyük, canla başla bu işte gece gündüz gayret sarfetmekteler. Bu günlerde sağlık çalışanlarına verilmesi gündemde olan yıpranma payı haklarının bu camiayı da kapsamasını ısrarla sayın yetkililerden istiyorum. Şöyle bir düşünün; aşılama yaparken canlı Brucella aşısını eline batırıp hastanelik olan, herkesin köşe bucak kaçtığı kuş gribi hastalığında ahır ahır, kümes kümes gezip, üzerindeki kağıttan korunaksız giysilerle hastalığa karşı mücadele eden, at, sığır tepmesi, kedi köpek ısırmasına karşı kuduzla can siperane çalışan bu kardeşlerimizin haklarının verilmesi gerektiğini savunuyorum. Unutmayın Veteriner hekimlik çok kutsal, koruyucu bir hekimlik dalıdır. İnsanları birçok hastalığa karşı korumak ve önlemler almakla yükümlüdür. 
Sonuç olarak; ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan hayvancılıkta daha radikal, daha samimi, daha şeffaf kararlar alınmalı, çok hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Yeni bakanımız ve yeni ekibine görevlerinin hayırlı olmasını diliyor, bahsedilen hususları tekrar gözden geçirmelerini, profesyonel anlamda köylü, çiftçi ayırımı yaparak, bu sektörden geçimini sağlayanlara pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Hem üretici, hem sanayici terazinin ayrı ayrı kefeleri olduğundan her iki tarafı dengeleyecek politikalar üretilmesini canı gönülden bekliyorum.
 
Dr Öğr.Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
10.8.2018
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine