Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Elit Kuzular Ceylanpınar'da Yetişiyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde "elit" damızlık koyunlardan her yıl yaklaşık 40 bin üstün özellikli "İvesi" cinsi kuzu elde ediliyor.
Yüksek süt verimi ve etinin lezzetiyle bilinen İvesi cinsi koyunlar, Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Ceylanpınar ilçesindeki işletmede damızlık olarak besleniyor. 
Her yıl ihaleyle yüksek fiyattan besicilere satılan koyunlar, hayvancılık sektörüne önemli katkı sağlıyor. 
Yaklaşık 50 bin koyunun bulunduğu işletmede, yüksek verimli hayvanların doğal yollarla döllenmesiyle elde edilen üstün özellikli yaklaşık 40 bin kuzu, veteriner hekim, sağlık teknisyeni ve 300 civarında çoban tarafından özenle büyütülüyor. Doğumların başlamasıyla kuzu seslerinin yankılandığı işletmede, yavruların sabah ve akşam belli saatlerde annelerini emmeleri sağlanıyor. 
Gün boyunca sürekli kontrol altında tutulan "özel kuzular", üç aydan sonra sütten kesilerek besiye alınıyor. 
Kuzulardan büyük bir bölümü daha sonra ihale ile satılırken, kuzular, damızlık olarak yetiştirildikten sonra sürüye dahil ediliyor. 
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yetiştirilen ve "drone" ile görüntülenen kuzuların yüzlerce koyun arasında annelerini bulmaları güzel görüntüler oluşturdu. 
"İKİZ DOĞUM ORANIMIZ YÜZDE 26'NIN ÜZERİNDE" 
İşletme şefi Bora Sarıçam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni doğan kuzularla birlikte 85 bin küçükbaş hayvana ev sahipliği yaptıklarını belirterek, kuzularla özel olarak ilgilendiklerini söyledi. 
Günde iki defa kuzuların süt emmelerini sağladıklarını ifade eden Sarıçam, "Sağımdan çıkan koyunlarımız kuzularla buluşuyorlar. Bir mucize gibi kuzular yüzlerce koyunun arasından annesini bulabiliyor." dedi. 
İşletmede 300'ün üzerinde çobanla çalıştıklarını, görevlilerin kuzuların açlık durumundan hastalığa kadar her şeyiyle ilgilendiğini anlatan Sarıçam, doğumların ise veteriner hekim ve teknisyenlerin kontrolünde gerçekleştiğini aktardı. 
Sarıçam, doğumların bu ay içinde biteceğini dile getirerek, bu yıl 32 bin kuzunun dünyaya geldiğini, doğum süreci sonunda 40 bin kuzu elde etmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: 
"Teknik personelimiz günde üç vardiya şeklinde 24 saat çalışıyor, doğumlarla tek tek ilgileniyoruz. İkiz doğum oranımız yüzde 26'nın üzerinde. İvesi popülasyonu için oldukça iyi bir rakam. Kuzularımız da gayet sağlıklı. Yaklaşık üç ay boyunca kuzular süt emer, daha sonra sütten keseriz. Sonrasında damızlığa uygun erkek ve dişileri ayırıyoruz, boy, cüsse, renk, anne ve babasının özelliklerine göre. Annelerinin ikizlik oranı, süt verimine bakıyoruz. Buna göre ayırıyoruz ve bu sayede kuzunun gelecekteki performansını belirliyoruz. Geriye kalanları ise ihaleyle satıyoruz." 
 
 
18.12.2017
Devamı

ÇKS Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 31 Aralık 2017'ye uzatıldı.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.Buna göre, 2017 üretim yılı ÇKS kaydını 30 Haziran'a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017'ye kadar uzatıldı.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, ÇKS'nin çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı olarak hazırlandığı hatırlatıldı.ÇKS Yönetmeliği'ne göre, üretim yılına ilişkin çiftçi başvurularının 30 Haziran'da sona erdiği belirtilen açıklamada, "Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılmamaktadır." ifadesi kullanıldı.
 
 
18.12.2017
Devamı

2018 Buzağı Yılı Olacak

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Edip YILDIZ birlik olarak ülke hayvancığının olmazsa olmazı olan buzağılara yönelik yapmış oldukları çalışmaları Anadolu İzlenimleri’nde değerlendirdi. Başkan YILDIZ; “Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır.”dedi. Yıldız ayrıca; “Ülkemizde yoğun bir şekilde hayvan itahalatı gerçekleştirilyor. İthalatın önüne geçebilmek adına Sadece buzağı kayıplarının önleyebilirsek , zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılar dır.” Dedi. Başkan YILDIZ projelerini şöyle değerlendirdi.
 
“Öncelikle ülke hayvancılığına ve özellikle Damızlık Birliklerine yönelik yapmış olduğunuz yayınlardan ötürü sizlere teşekkür ediyorum. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Tarım ve hayvancılık alanında bu zenginliklerimizi her zamankinden daha fazla, en verimli şekilde israf etmeden değerlendirmemiz gerekir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayvansal protein en önemli gıda maddesi olma özelliğini korumaktadır. Bu nedenle tarım ve hayvancılıkta verimliliğimizi artırarak dışa bağımlılığımızı azaltıcı daha çok proje üretmek zorundayız. Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak bizde ülkemizin kaynaklarını en verimli şekilde kullanılması için bir yandan üreticimize hizmet ederken bir yandan da tüketicimizin en sağlıklı şekilde gıdaya ulaşması için projeler üretiyoruz.
Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır.
Her koşulda yetiştiricimizin refah seviyesini ve ülke hayvancılığının geleceğini düşünen bir düstura sahip olan sivil toplum kuruluşu olarak, hayvancılık politikalarına destek vermek ve konuyla alakalı kamuoyunda bir farkındalığın oluşması amacıyla yeni bir kampanyayı başlatmış bulunmaktayız. Bu amaç doğrultusunda önümüzdeki seneyi 2018 Buzağı Yılı” olarak ilan ederek, yıl içerisinde sivil toplum kuruluşlarımızla ve sektör paydaşlarımızla istişarelerde bulunacağız. Kampanyanın önce bölgemiz, ardından da ülke hayvancılığına örnek olacağına inanıyorum. Kampanyanın en önemli ayağını eğitim oluşturmaktadır, bu nedenle ilimizin 31 ilçesinde mahalle düzeyinde hatta işletme düzeyinde eğitim programları düzenleyerek yetiştiricimizin bilinç düzeyini artırmaya başladık. Ayrıca pratikte karşılaşılan sorunların değerlendirilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için çalıştaylar düzenleyerek, etkinliklerimizle kampanyayı güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Böylelikle kampanya, ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulacaktır.
Sektörümüzün önemli sorunlarından birini çözmek amacıyla çıkmış olduğumuz bu yolda, sektör paydaşlarımızla birlikte hareket ederek ülkemizin kanayan bir yarasına merhem olmak istiyoruz. Hayvancılığın başkenti Konya’da bunu birlikte başarabilirsek bu anlamda Konya’nın da tanıtımına da katkı sağlamış olacağız. Kampanyamız başarıya ulaştığı takdirde şehrimiz ekonomisine de her yıl en az 160 milyon TL kazandırmış olacağız.
Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılardır.Yetiştiricimizin nazarında önemli bir farkındalık çalışması olan “2018 Buzağı Yılı” kampanyasına sizinde de yayın desteğinizden dolayı birkez daha yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum.”dedi.
 
 


 
 
18.12.2017
Devamı

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 
13.12.2017
Devamı

Hibe Edilen Hayvanlar Standartlara Uymayınca Hayvanlar İade Edildi

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesini istedi.
Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü tarafından Kızıltepe hayvan pazarında teslim edilmek üzere getirilen danalar, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi. Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Çiftçiler ile Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü yetkilileri arasında hararetli tartışmaların yaşadığı gözlemlendi. Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Bunları kabul etmiyoruz"
Devletin kendilerine 15 bin TL değerinde dana verdiğini ama gelen danaların bu değerde olmadığını öne süren Habip Akgün, "Bize gönderilen hayvanlar 6 bin değerinde. En iyilerini seçerseniz en fazla 7 bin TL eder. Devletimiz bize bir fırsat tanımış.İnsan hayatında ancak bir defa alabilir. Ben bu gece heyecandan yatamadım. devletimiz bize güzel hayvan verecek diye. Ama bize gelen öyle değil. Devlet bu hayvanlar için 15 bin TL ödeme yapıyor yalnız çiftçilere ulaşan sadece 6-7 bin TL değerinde. Eğer bu paranın devlete kalacağını bilsem aldığıma dair imza atarım, devletime kalsın ama öyle bir şey yok. Bu para aracılara kalıyor. 15 genç çiftçiyiz. Biz bunları kabul etmiyoruz. Almadığımıza dair tutanak tutup imzaladık. Bunlar bizim üzerimize 3 seneye kadar ipotektir. Bunları beslesek de bir kâr alamayız. Onun için Fakıbaba’dan yardım bekliyoruz." dedi.
Çiftçilerden Hamdullah Baran ise Batı ve Doğu bölgelerinde hibe edilen hayvanların eş değer olmadığını, Doğu'ya değeri düşük hayvanların verildiğini iddia etti.
Yaptıkları sözleşmeye göre danaların yurt dışından getirilmesi gerektiğini ancak danaların Kars’tan getirildiklerini ve gerekli ırkı taşımadıklarını savunan Mehmet Ali Bayram, durumun düzeltilmesini talep etti.
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir"
Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden konuya ilişkin alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde hibe desteği verildi. Bunun yarısı inşaat, kalan diğer yarısı ise hayvan desteğidir. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir.” ifadelerine yer verdi. Kaynak: İLKHA




 
11.12.2017
Devamı

Ekonomi On bir nokta bir Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı.Buna göre türkiye ekonomisi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüdü. 
Türkiye'nin bu oranla Hindistan ve Çin'i geride bıraktığı bildirildi. 
Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre tarım sektörü toplam katma değeri %2,8, sanayi sektörü %14,8 ve inşaat sektörü %18,7 arttı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %20,7 arttı.
Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,6 arttı.Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,2 arttı.
 
 
11.12.2017
Devamı

Üretici Birlikleri Kapanmanın Eşiğinde


Enflasyonun üzerinde artış gösteren tarımsal ürün fiyatları Türkiye'nin gündemine otururken, sektörden soruna kalıcı çözüm için cumhuriyet ile yaşıt olan kooperatiflerin ve üretici birliklerinin güçlendirilmesi, çiftçi örgütleri marketler zinciri kurulması önerisi yapıldı.
Bir taraftan bu öneriler gündeme gelirken Türkiye’de üretici birlikleri ise bakanlığın tutumundan dolayı kan kaybetmeye ve kapanmaya doğru gidiyor. 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının almış olduğu bir kararla bilindiği gibi desteklemeler birliklere değil üretici hesaplarına yatırılmıştı. O günden bugüne gelinen noktada birlikler ve kooperatifler kapanma noktasına geldi. Oysaki bu birlik ve kooperatifler üreticinin temsilciliğinin yanı sıra üretisicine girdi maliyetlerini düşürme noktasında ucuz ürün temini gibi bir çok konuda hizmet veriyordu. Ayrıca çalıştırdığı ziraat mühendisi, veteriner hekim, veteriner teknikeri gibi bir çok kişiyide istihdam ederek hem ülke kalkınıyordu hemde istihdam sahaları genişliyordu. Bugün gelinen noktada üretici birlikleri kapanmanın eşiğinde. Üreticinin temsilciğini yapan bu örgütlere bir çözüm yolu getirilmesse 1995 yıllarında temelleri atılan bir çocuk gibi gelişip ülke menfaatine üretim,yatırım ve iş istihdamı sağlayan bu örgütler kapandığında tarım’da, hayvancılıkta ve bitkisel üretimde başlanan noktaya geri dönülecektir.
Öte yandan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanılığının son günlerde küpeleme, aşılama gibi konularda bedelsiz yapacağız gibi  açıklamalarında hem üreticiyi hemde bu alanda üreticisine uzun yıllardır bu alanda hizmet vermeye çalışan sivil toplum örgütlerini tedirgin ediyor ve akla şu soru işaretleri getiriyor. Bakanlık üretici birliklerini gözdenmi çıkarıyor? Bakanlık üretici birliklerinin kapanmasınımı istiyor? Oysaki bugün Avrupa’da bu konular tam tersi. Avrupa’da  üretici birlikleri üreticisin ürettiği üründen tutunki bir çok konuya kadar  devlet eliyle yaptırılıyor umuyorizki üretici birliklerine  biran önce bir çözüm yolu bulunurda eskiden olduğu gibi hem üretim hem istihdam hemde girdi maliyelerinin düşürülmesi konusunda bir misyon görevi gören  bu birliklerin  önünü açarlar.
 
8.12.2017
Devamı

Türkiye’de 306 Tarım Satış Kooperatifi, 324 Bin Üreticiye Hizmet Götürmekte

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek adına Türkiye bunu başarabilmeli." dedi.

Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı'nın açılışında, 4 gün sürecek organizasyonun kooperatifçilik sektöründe bilgi ve deneyimlerin paylaşılması için fırsat sağlayacağını söyledi.

Türkiye'deki kooperatifçiliği geliştirmek, uluslararası alanda benzer kuruluşların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlamak için fuarın önemli olduğunu ifade eden Tüfenkci, yaklaşık 40 ilden, tarımdan hediyelik eşyaya, sigortadan gıdaya, kredi kefaletten lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 100'den fazla kooperatif ve üst kuruluşun fuarda bir araya geldiğini bildirdi.

Tüfenkci, kooperatifçiliğin merkezinde "insan" ve "topluma hizmet" anlayışı olduğuna işaret ederek, Türkiye kooperatifçiliğini güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler yapısına ulaştırmak için gayret gösterdiklerini dile getirdi.

Bakanlık olarak, tarım satış, kredi ve kefalet, motorlu taşıyıcılar, tüketim, küçük sanat, üretim ve pazarlama kooperatifleri başta olmak üzere 38 türde yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife doğrudan ve dolaylı hizmet sunduklarını anlatan Tüfenkci, "Ülkemizde bu kooperatiflerin 3 bakanlık çatısı altında örgütlendiğini görüyoruz. Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek, yeknesaklığı sağlayabilmek ve yönetim bütünlüğünü oluşturabilmek adına Türkiye bunu başarabilmelidir." diye konuştu.

"Kooperatifler yerel kalkınmanın anahtarı"

Tüfenkci, kooperatiflerin sermayenin tabana yayılması noktasında yerel kalkınmanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Kooperatifler aynı zamanda küçük işletmeleri büyük işletmelere dönüştürerek bulundukları bölgenin sanayisinde söz sahibi olabilmektedir. Türkiye 'nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Konya Şeker, Kayseri Şeker, Trakyabirlik, Marmarabirlik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin iştiraki Gübretaş gibi pek çok kooperatifle iştirakleri yer alıyor. Kooperatiflerin önünü açmak istiyoruz. İnanıyoruz ki kooperatifler, dayanışmanın sembolü olduğu gibi ticari işletmelerdir. Üyelerin kar elde edeceği işletmeleri oluşturmak önemli."

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Birlikleri Merkez Birliğinin de ülke ekonomisine önemli katkıları olduğunu belirten Tüfenkci, bu alanda yeni finans modelleri üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi.

Tarım satış kooperatifleri 6 bin kişiye istihdam sağlıyor"

Tüfenkci, tarım satış kooperatiflerinin ise ürün ticareti ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük ettiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde 306 tarım satış kooperatifi, 324 bin üreticiye hizmet götürmekte ve yaklaşık 6 bin kişiye de istihdam sağlamaktadır. Bu kooperatiflerimiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı ve gül gibi ürünlerde gerçekleştirdikleri ihracatla ülkemize önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Bu ürünlerde birliklerimiz tarafından zaman zaman 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı"nı güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşma hedefiyle 2012'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kamuoyuna açıkladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını anlatan Tüfenkci, 2018'de yeni bir eylem planı için çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

Tüfenkci, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle kooperatiflere iktisadi işletme kurulması şartıyla muafiyetleri bozulmadan ortak dışı işlem yapabilme imkanı getirildiğini hatırlatarak, yanlış uygulamalara sebep olan demirbaşların satımının ortak dışı işlem sayılmayacağına, kooperatiflerin elde ettikleri kazancın ve bunun ortaklara dağıtılmasının muafiyeti kaldırmayacağına ilişkin de düzenlemeler yapıldığını belirtti.

Ortak dışı işlem yapma düşüncesinde olan ve katıldıkları diğer kurumlardan elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmak isteyen kooperatiflerin de muafiyetleri korunarak ticari hayatta önlerinin açılmasını sağladıklarını dile getiren Tüfenkci, kooperatiflerin ilgili kurumdan izin almak kaydıyla tütün işleme tesisi kurabilmelerine ve ticaretini yapabilmelerine de imkan tanıdıklarını kaydetti.
 
 
8.12.2017
Devamı

Havza Bazlı Destekleme Modeli Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamındaki havza bazında desteklenecek ürünlerin dağılımı belirlendi.
Bitkisel üretim faaliyetlerinin planlanması, toprakların boşa ekilmemesi, üretilen ürünlerin elde kalmaması ve arz talep dengesizliğinin yaşanmaması için hayata geçirilecek bu model ile belirlenen 941 tarım havzasının ürün listeleri 18 Temmuz 2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlandı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Van Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Görentaş, piyasada ihtiyaç fazlası ürün ekildiğinde çiftçilerin pazarda karşılık bulamadığını ve bu durumdan dolayı üreticilerin mağduriyet yaşadığını belirtti. Havza bazlı üretim modelinin faydalarından bahseden İl Müdürü Görentaş, Havza Bazlı Destekleme Modeli sayesinde sadece ihtiyaç olan ve yöreye uygun olan ürünün ekileceğini ve üreticilerin pazar sorunu yaşamayacağını kaydetti. Ekim yapacak çiftçilerin kendi ilçeleri için Bakanlık tarafından belirlenmiş olan ürünleri ekmeleri gerektiğini ifade eden Görentaş, “Çiftçilerimizin havza bazlı üretim modeli kapsamındaki ilimiz ekolojisine uygun ürünleri ekmeleri durumunda, ilgili tüm desteklemelerden azami şekilde yararlanacaklar. Çiftçilerimizin bu konuda il ve ilçe müdürlüklerinden detaylı bilgi alabilirler. Van ili sınırları içerisinde desteklenecek ürünler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır” denildi.
8.12.2017
Devamı

İzmir'deTarım Konulu Resim Şiir Yarışması

 İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen "Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına İzmir ili genelindeki resmi ve özel ilkokul kurumlarında öğrenim gören tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri katılabilecek. Yarışmanın şu ana kadar gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten İTB Başkanı Işınsu Kestelli, "Çocuklarımıza tarımın ve toprağın değerini anlatmak, tarım sevgisini aşılamak amacıyla yola çıktığımız 'Toprak ve Çocuk' programımız kapsamında düzenlediğimiz faaliyetler sayesinde topraktan, tarladan, bahçeden uzaklaşan çocuklarımıza yeşili, toprağı, tarlayı sevdirmek ve onlara tarımla iç içe bir yaşam felsefesi aşılamak istiyoruz" dedi.
"Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına katılmak için son başvuru tarihi 15 Aralık 2017. Yarışmaya gönderilen ve sergilenmeye uygun bulunan eserler ise yarışma sonrasında İzmir Ticaret Borsası binasında ziyarete açılacak ve derece alanlara tablet, mini tablet, fotoğraf makinası, MP4 çalar gibi ödüller verilecek.
 
 
 
7.12.2017
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine