Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Devlet Arazilerine ‘de Tarım İzni Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, devlet arazileri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Devletin, ‘Münbit topraklarının kiraya açılacağını söyleyen Pakdemirli, şunları kaydetti: “Devletin çok münbit toprakları var. Bunları ilerleyen dönemde kiralamaya açmak istiyoruz. Burada işte kooperatifleşmenin önemi ortaya çıkıyor. Tek kişinin, 3-5 kişinin yetmeyeceği güçlerde bu kiralamaları yapıp çok büyük arazilerde, ölçek ekonomisine uygun tarımı, hayvancılığı yapma imkânımız olacak. Güzel bir kira kontratı yapacağız. İyi kontratların üzerinde bunların halkımızla buluşmasını sağlayacağız. Hem üreticilerimize bir kazanç kapısı imkânı olacak hem de tüketici yerli ürünlerden dolayı gıda enflasyonundan bir nebze daha kurtulmuş olacak”

Görevi boyunca üretici ve tüketiciyle semt pazarlarında da buluşacağını, sorunlara ortak çözüm yollarını bulacağını vurgulayan Pakdemirli, “Beni pazarda da görecekler” dedi.
“Gıda enflasyonunu yapısal reform ve günlük taktiksel hareketlerle önlemek mümkün” diyen Bakan Bekir Pakdemirli, “Stokçuluğu hassasiyetle takip edeceğiz. Çiftçimize yıl boyu daha kaliteli saklama getirirsek ürün fiyatıyla ilgili spekülasyonlardan uzak bir ortam yaratmış oluruz” dedi.
 
17.7.2018
Devamı

Mısır Üreticisi İsyanda

Ekonomik sıkıntılar, mazot, tohum ve gübre gibi girdi maliyetlerin sürekli yükselmesi çiftçiye zor günler yaşatıyor. Silvan’da 40 dönüm üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, gelecek dönem mısır ekimini bırakacaklarını dile getirdi.
Evrenselin haberine göre Diyarbakır merkez başta olmak üzere Silvan, Bismil, Çınar ve Ergani ilçelerinde yetiştirilen mısır, bu yıl masrafı kurtaramıyor. Silvan ilçesinde yaklaşık 40 bin dönümlük arazi üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, taban fiyatının açıklanmasını bekliyor. Devlet desteğinin yetersiz olduğunu, mazot, gübre ve tohum gibi girdi maliyetlerinin yükseldiğini dile getiren çiftçiler, zor günler geçiriyor. Yerli tohum yerine ithal tohum kullanmaya teşvik edilen çiftçiler, 12-13 kilogramlık mısır tohumlarını ise 350 ile 500 lira arasında değişen fiyatlarda almak zorunda kalıyor.
BİR DÖNÜME BİN LİRA
Bir buçuk liraya alınan gübrenin ise bazen karaborsaya düşmesi sonucunda kilosu 2 liraya çıkıyor. Yine, mazotun 6 lirayı bulması çiftçinin belini büküyor. Şubat ayından itibaren mısır yetiştirmek için hazırlıklar yapılırken, ağustosun ayının sonlarına doğru ise mısır hasadı yapılıyor. Yoğun emek isteyen mısırın ekildiği bir dönümlük arazide ise çiftçilere maliyeti en az bin lira. Silvan’da yetiştirilen mısır ise bölge illerinde bulunan fabrikalara götürülerek, hayvan yemi ve mısır yağı olarak işlendikten sonra piyasaya sürülüyor. 40 yıldır Silvan’da çiftçilik yapan Abdulbaki İlterli (55), son 12 yıldır mısır ekiyor.  150 dönüm arazide mısır eken İlterli, yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. İlterli, “Devlet, çiftçiye sahip çıkmıyor. Bizleri, ölüme mahkum etti” dedi.
‘DEVLET DESTEĞİ BİZİM İÇİN HİÇTİR’
Çiftçi desteklemelerine ilişkin de konuşan İlterli, “Devletin desteği, bizim için hiçtir. Bize dönüm başı en fazla 15 lira destek veriyor. 100 dönümde bin 500 lira veriyor. Her çanta, 85 litre mazot alıyor. Verilen para 4 çanta mazot etmiyor. Destekleme bizim için bir şey ifade etmiyor. 100 dönümde 100 bin lira masrafın oluyor” dedi.
Hasat ettikleri mahsulleri ya Devlet Mahsulleri Ofisi’ne ya da mısır alıcısı tüccarlara sattıkları belirten İlterli, geçen yıl mısırın kilosunu 70 kuruşa sattıklarını, bu yıl 80 kuruştan düşmemesi gerektiğini, aksi takdir zarar edeceklerini belirtti.
‘ÇİFTÇİNİN BELİ KIRILIYOR’
Önümüzdeki yıl mısır yerine buğday ekeceğini ifade eden İlterli, şöyle devam etti: “Mısırın maliyeti yüksek. Mazot pahalı. Bu şekilde beni kurtarmıyor. Buğdayın masrafı daha az. Önümüzdeki yıl buğday ekmeyi düşünüyorum. Zaten borçlanıyoruz. Borçlarımızı ödeyemediğimiz vakit ne yapacağız.” Mazot, tohum ve gübre fiyatlarının artmasıyla durumlarının gittikçe kötüye gittiğini ifade eden İlterli, “Bu üçü çiftçinin belini kırıyor. Gemiye 2 liradan verilen mazot, çiftçiye neden 6 liraya veriliyor” diye konuştu.  
‘ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEK İÇİN HER ŞEY YAPILIYOR’
Emek veren çiftçinin olduğu, ancak zarar edenin de yine çiftçi olduğunu vurgulayan İlterli, “Çiftçiler, komisyonculara, sebze haline ve marketlere çalışıyor. Bizler çalışıyoruz, onlar kazanıyor” dedi. Bu yıl yetiştirilen mısırdan herhangi bir kazanç elde edemedikleri durumunda mısır yetiştirmeyi bırakacaklarını dile getiren İlterli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet çiftçiye bakmıyor. Diğer devletler çiftçilerine destek veriyor. Ama burada çiftçiye destek verilmiyor. Çiftçiyi öldürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Neden çiftçileri üretimden uzaklaştırıyorsunuz? Dışardan ithal ettiğiniz ürünleri almayın. Diyorlar, ‘Daha ucuza alıyoruz.’ Mazotu, gübreyi ve tohumu ucuzlatın. Çiftçinizi destekleyin. Maliyet ucuz oldu mu ürünler de ucuz olur” diyerek yetkililerin duyarsızlığına dikkat çekti. 
 
 
16.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 
13.7.2018
Devamı

Çiftçi gelecekten umutlu değil

Türkiye’de çiftçilerin nabzını tutarak tarım sektöründeki mevcut tablonun daha net ve doğru şekilde anlaşılmasına yardımcı olacak önemli bir anket çalışması yapıldı. Doktar tarafından yapılan anket 81 ilin 665 ilçesinde üçbin yüzseksen yedi çiftçi ile görüşülerek gerçekleşti.
 
Tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3 bin 187 üreticiyle görüşerek “Çiftçinin Nabzı Araştırması”nı gerçekleştirerek çiftçilerin 5 yıl öncesine göre kazançlarının %61 azalırken, çiftçilerin %84 ise para biriktirecek kadar kazanç elde etmediklerini söyledi. Çiftçilerin %56 sı maliyet hesabı yapmazken %71i ise girdileri vadeli alıyor. Bloomberk ten İrfan Donatın haberine Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
 
Kırsaldaki üreticilerin profil ve gelirini, finans ve bankacılık konusundaki uygulamalarını, ürün satışında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ortaya koyan anket çalışması, çiftçilerin teknik yeterliliklerini, yaşama ve teknolojiye karşı bakışını ve tarım markaları ile ilişkilerine yönelik de ipuçları veriyor.
Dolayısıyla bu araştırma, tarımla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan tüm kamu kurumları ve özel sektör için yol haritası niteliğinde bulgulara sahip.
Lafı fazla uzatmadan ankette gözümüze çarpan ilginç verileri özetle sizlerle paylaşalım:
ÇİFTÇİLERİN %61’İNİN KAZANCI 5 YIL ÖNCESİNE GÖRE AZALDI
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19.



Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Bir diğer deyişle çiftçilik faaliyetinden tasarruf yapabilecek kadar para kazandığını söyleyen üreticilerin oranı sadece yüzde 16.


Çiftçilerin yüzde 46’sı tarım ile para kazanılabileceğini söylüyor. Yüzde 47’lik bir kesim ise tarımsal faaliyetle iyi para kazanılamayacağını savunurken, yüzde 7 ise kararsız.
Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde.
Son 3 yıl içinde yatırım yapabilenlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda ise yüzde 59’u tercihini traktörden yana kullanmış. Sulama tarafında damla/yağmurlama gibi sistemlere yatırım yapanların oranı sadece yüzde 31 seviyesinde. Yüzde 9’u ise dondan koruma sistemleri, yeni bahçe tesisi gibi alanlara yatırım yapıyor.
ÇİFTÇİLERİN %56’SI MALİYET HESABI YAPMIYOR
Anket sonuçları çiftçinin finansal okuryazarlık konusundaki mevcut durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankete göre çiftçilerin yarıdan fazlası maliyet hesabı yapmıyor.
Türkiye’de maliyet hesabı yapan çiftçi oranı sadece yüzde 44 seviyesinde, geriye kalan yüzde 56’lık kesim gider/gelir hesabı tutmuyor.
ÇİFTÇİLERİN %71’İ GİRDİLERİ VADELİ ALIYOR
Her zaman dile getirdiğimiz üzere üreticilerin en büyük sorunlarından bir tanesi ithalata bağımlı durumdaki girdilerin maliyeti ve erişim koşulları.
Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor.


 
Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
ÇİFTÇİLERİN YARISI ÖDEDİĞİ FAİZİ BİLMİYOR
Ama işin daha da ilginç ve vahim tarafı şu ki kredi kullanan çiftçilerin yüzde 52’si ödediği faizin oranı ya da miktarını yani borçlanma maliyetini bilmiyor.
Banka ile çalışma oranı en düşük bölgeler olarak Doğu ve Batı Karadeniz karşımıza çıkıyor. Bu bölgelerdeki çiftçiler aynı zamanda girdileri peşin temin etmede en yüksek orana sahip.
Peki çiftçiler bankalar ile çalışmak konusunda neden çekimser?
Ankete göre bankalarla çalışmak istemeyen çiftçilerin yüzde 27’si yüksek faiz ödeyeceklerini düşündükleri için bankanın kapısını çalmıyor.
Yüzde 21’i ihtiyaç duymadığı için, yüzde 13’ü kredi alamadığı için ve yüzde 10’u da vade günü ertelemesi olmadığı için bankalarla çalışmayı tercih etmiyor. Gerekçelerini prosedür çokluğu olarak gösterenlerin oranı yüzde 8 iken başka borcu olduğu için banka ile çalışmak istemeyen çiftçilerin oranı yüzde 7. Çiftçilerin yüzde 6’sı banka ile çalışmanın avantajı olmadığını görüşünde iken yüzde 5’i ise güvenmediği gerekçesiyle banka ile çalışmaya sıcak bakmıyor.

 
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 24’ü tarım sigortası yaptırıyor. Büyük üreticilerin yüzde 39’u sigorta yaptırırken, küçük üreticilerde bu oran yüzde 16’da kalıyor.
ÇİFTÇİLERİN %59’U ÜRÜNÜNÜ TÜCCARA SATIYOR
Anketin en can alıcı bölümlerinden bir tanesi de üreticinin malını kime hangi kanal üzerinden sattığı ile ilgili.
Çiftçilerin verdiği yanıtlara bakıldığından neredeyse her ürün grubundaki üretici için tüccar, bir numaralı alıcı konumunda. Çiftçilerin yüzde 59’u ürününü tüccara satıyor.
Kooperatif, birlik ya da kurum üzerinden ürününü pazarlayan çiftçilerin oranı sadece yüzde 16. Çiftçilerin yüzde 11’i ürününü fabrikalara satarken, yüzde 11’i ise ürününü aracısız şekilde son tüketiciye ulaştırma şansı buluyor. Çiftçilerin yüzde 7’si de ürününü hal üzerinden satıyor.


ÜRETİCİLERİN %68’İ PARASINI HASATTA ALIYOR
Peki üreticiler sattıkları ürünlerin parasını ne zaman alabiliyor?
Ürününü hemen hasatta alan üreticilerin oranı yüzde 68 seviyesinde. Hasattan 1 ay sonra parasını alanların oranı yüzde 18 iken, hasattan 2-3 ay sonra alabilenlerin oranı yüzde 8 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 5’i ise hasattan ancak 4-6 ay sonra ürününün parasını alabiliyor.
Anketten çıkan önemli bir sonuç da şu: Çiftçi büyüklüğü ile beraber çiftçinin ürünü saklayarak satış gücünü arttırma kapasitesi de artıyor.
Gelecek dönemde arz-talep dengesinin ve fiyatlarda istikrarın sağlanması açısından en önemli enstrümanlardan biri olarak nitelenen lisanslı depoculuk konusuna da çiftçi şuan için uzak gözüküyor.
Ankete göre çiftçilerin sadece yüzde 1’i lisanslı depoculuğu kullanırken, yüzde 77’si ise lisanslı depoculuğu hiç duymadığını belirtiyor. Küçük üreticiler arasında lisanslı depoculuk kullanan neredeyse yok gibiyken büyük ölçekli üreticilerde lisanslı depoculuğu kullananların oranı yüzde 4 seviyesinde.
ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNE KENDİ KARAR VERİYOR
Tarımda planlama sorunu olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz.
Anket sonuçları da bize çiftçinin bu konuda kendi başına karar verdiğini gösteriyor. Çiftçilerin yaklaşık yüzde 80’i ne ekeceğine kendisi karar veriyor. Aile ve yakın çevresinin telkiniyle üreteceği ürüne karar verenlerin oranı yüzde 10 iken, üreticilerin yüzde 4’ü ise ziraat mühendislerine danışarak ekeceği ürüne karar veriyor.
Peki çiftçi başta gübre ve ilaç olmak üzere girdi kullanımında en çok kime danışıyor?
Ankete göre çiftçilerin yüzde 55’i kendi kararına göre gübre ve ilaç kullanıyor.
Kendi kararı dışında gübre ve ilaç için bayiye danışanların oranı yüzde 18 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 12’si il/ilçe tarım müdürlüklerine, yüzde 8’i aile ve yakın çevresine, toplamda yüzde 17’lik kısmı ise serbest danışman niteliğindeki ziraat mühendisleri, Tarım Kredi Kooperatifi ya ziraat odasına bağlı ziraat mühendislerine söz konusu girdilerin kullanımında danışıyor.

 
Çiftçilerin yüzde 27’si teknik konularda kimseye danışmıyor. Yüzde 25’lik kesim ise Tarım Müdürlüklerine danışırken yüzde 24’ü ise bayilere danışıyor.
Aslında anketteki bu sonuçları şöyle de okuyabiliriz: Ziraat Odaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin ne ilaç ve gübre tercihinde ne de teknik konulardaki danışmanlık ihtiyacında etkili olamıyor. Bayiler bu konuda çok daha etkin ve yönlendirici konumda.
TOPRAK ANALİZSİZ ÜRETİM
Toprak analizinin tarımsal üretimin maliyeti, verimi ve kalitesi açısından ne kadar önemli olduğu konusunda çiftçilerde tam bir farkındalık yaratılamadığı da ankette karşımıza çıkan bir başka sonuç.
Çünkü Doktar’ın çiftçi anketine göre Türkiye’de hâlâ üreticilerin yüzde 57’si toprak analizi yaptırmıyor, yüzde 51’i de düzenli ziraat mühendisi desteği almıyor.
Peki mevcut koşullarda çiftçi açısından en önemli 3 sorun ne?
Mazot maliyeti, gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk, çiftçinin en önemli 3 sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu cevaplar çok şaşırtıcı değil, zira bahsedilen meseleler tarım sektörü açısından kronik sorunlar ama yine de bu veriler tarımın geleceğini şekillendirmek isteyenler açısından önemli.
Çiftçilerin yüzde 57’si en önemli sorun olarak yüksek mazot maliyetini gösterirken, yüzde 44’lük bir kesim için en önemli sorun yüksek gübre maliyeti.
Üreticilerin yüzde 27’si ise en önemli sorun olarak pazara erişimdeki zorluklar ve hak edilen fiyata ürünlerini satamamayı gösteriyor.

 
ÇİFTÇİLER GELECEKTEN NE BEKLİYOR?
Anketin “Hayata ve Geleceğe Bakış” kısmında ise çiftçinin geleceğe yönelik umut taşıyıp taşımadığına değinilmiş.
Türkiye’deki çiftçilerin yüzde 45’i gelecekten umutlu değil, yüzde 19’u ise bu konuda kararsız.
Üreticilerin yüzde 41’i gelecekten umutlu olduğunu söylüyor ama ilginç olan ise büyük çiftçilerin daha da umutsuz olması. Zira büyük çiftçilerin yüzde 52 gibi yarıdan fazla bir oranı gelecek için umutlu olmadığını dile getiriyor.
Umut olmayınca kırsaldaki nüfusu tutmak da zor oluyor.
Ankete göre çiftçilerin yarısından fazlasının – yüzde 52- ailesinde şehre göç eden bir birey mevcut. Küçük, orta ve büyük ölçekli çiftçiler arasında küçük çiftçiler göçten en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle Doğu Anadolu, Doğu ve Batı Karadeniz göçten en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.
ÇİFTÇİLERİN %64’Ü ÇOCUKLARININ TARIMLA UĞRAŞMASINI İSTEMİYOR
Bu işte gelecek görmeyen çiftçilerin önemli bir kısmı çocuklarının ileride tarımla uğraşmasını istemiyor.
Ankete göre üreticilerin yüzde 64’ü çocuklarının kendileri gibi çiftçilikle uğraşmasını, tarımsal üretim yapmasını istemiyor.
Bu soruya ‘İsterim’ ve ‘Kesinlikle isterim’ şeklinde yanıt veren çiftçilerin oranı ise sadece yüzde 30. Ancak ‘kesinlikle isterim’ diyen yüzde 5 ile ‘kesinlikle istemem’ diyen yüzde 20 arasındaki 4 katlık keskin fark da dikkat çekici.


ÜRETİCİLERİN %56’SI TARIM POLİTİKALARINDAN MEMNUN DEĞİL
Anketin önemli başlıklarından bir tanesi de çiftçinin kamu politikalarına yönelik görüşü.
Üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun olmadığını dile getiriyor. Memnun olanların oranı ise yüzde 29 iken çiftçilerin yüzde 13’ü ise bu konuda kararsız olduğunu belirtiyor.

 
Büyük çiftçilerin tarım politikalarından memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 72 ile ortalamanın daha da üzerinde. Büyük çiftçilerde memnuniyet oranı yüzde 16 seviyesinde.
Doktar’ın çiftçinin nabzı anketinde öne çıkan noktaları paylaşmaya çalıştık.
Doktar Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen, ankette öne çıkan bulguları şu şekilde özetliyor: “Çalışmanın en önemli bulgusu, çiftçi işini profesyonel yönetmiyor. Profesyonel yönetimden kastım ne? Kârlı bir şirket için finansal ve operasyonel olarak dikkat etmeniz konular var. Çiftçiler bunların hiçbirini yapmıyor. Yani birkaç cümle ile özetlemek gerekirse çiftçi için ‘tarım eşittir tarla’ halbuki ‘tarım eşittir tarımsal işletme’ olmalı.”
Özetle, bu anketi değerlendirirken karşımıza yine finansal okuryazarlık, eğitim, planlama ve örgütlenme tarafındaki eksikliklerimiz çıkıyor.
Umarız bu anketin sonuçları iyi analiz edilerek yeni dönemdeki tarım politikalarının ve kırsal kalkınma stratejilerinin şekillenmesine katkıda bulunur.
 
 
12.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Görev Yetkileri Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde iki bakanlığın birleştirilmesiyle oluşturulan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görev ve yetkileri belli oldu.
Gıda üretimi güvenliği, kırsal kalkınma, çiftçilerin örgütlenmesi, tarım piyasalarının düzenlenmesi gibi konulardan sorumlu olacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı aynı zamanda ormanların korunarak geliştirilmesi, çölleşme ve erozyonla mücadele, mera ıslahı gibi alanlardan da sorumlu olacak.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dair 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri ile teşkilat yapısı da belirlendi.
Bakanlığın görev ve yetkileri arasında, gıda üretimi güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasını sağlamak yer aldı. Çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlenmesi, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi hususlar bakanlığın ana faaliyet konuları arasında sıralandı. Ayrıca, ormanların korunması, geliştirilmesi, işletilmesi, ıslahı ve bakımı, çölleşme ve erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve ormanla ilgili mera ıslahı konularında politikalar oluşturulması amacıyla çalışmalar yapmak, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilikle av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi bakanlığın sorumluluk sahaları olarak belirtildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarından oluşacak.
Bakanlığın hizmet birimlerinde, Gıda ve Kontrol, Bitkisel Üretim, Hayvancılık, Balık ve Su Ürünleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele, Doğa Koruma ve Milli Parklar, Su Yönetimi, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler ve Personel genel müdürlükleri ile Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı, Şeker Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Özel Kalem Müdürlüğü yer alacak.
Bakanlığa bağlı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, hayvan refahını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacak, güvenilir gıda ve yem arzını sağlayacak. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü de çayır, mera ve yaylaları koruyacak tedbirleri alacak.
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, toprağın korunması ve tabi kaynakların geliştirilmesi amacıyla havza bütünlüğü esas alınarak çölleşme ve erozyonla mücadele, çığ, heyelan ve sel kontrolüyle entegre havza ıslahı plan ve projelerini yapacak, uygulanmasını izleyecek, bu faaliyetlere proje bazında destek verecek.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesiyle ilgili işleri yürütecek.
Öte yandan bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla geçici çalışma grupları oluşturabilecek. 
 
 
11.7.2018
Devamı

Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün

Bakan Pakdemirli’den İlk Mesaj :  Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün
Yeni kabinenin açıklanması ile birlikte kabinenin 16 bakanı TBMM de yemin töreninin ardından devir teslim törenleri ’de gerçekleşti. İl tören Orman bakanlığında gerçekleşirken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise yeni dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevi Ahmet Eşref Fakıbaba’dan devraldı. Bakanlığın makam katında gerçekleşen törende  Yeni Bakan Bekir Pakdemirli Çiftçimizin yüzü gülsün Çocuklarımız ormanla büyüsün mesajı verdi. Bakan Pakdemirli devir teslim töreninde şu sözlere yer verdi.  "Elinizi ayağınızı buradan çekmeyin, biz her zaman sizden faydalanmak isteriz" dedi.
Yeni dönemde üretici ve tüketiciyi koruyan bir şekilde çiftçiliği ileriye götüreceklerini söyleyen Pakdemirli, yerli ve milli duruş sergileyeceklerinin altını çizdi. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacaklarını kaydeden Pakdemir, "Petrolümüz yok, altınımız yok ama çok güzel topraklarımız var. Tarımın yapıldığı ilk yer. Suyumuzu, toprağımızı iyi kullanacağız. Zaman zaman hata da yapacağız, bizi koruyup kolladıkları için medya mensuplarımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Kimdir

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'deki  töreninin ardından yeni kabinede yer alan bakanları açıkladı. Buna göre 1973 yılında İzmir'de doğan merhum eski Başbakan Yardımcısı Ekrem Pakdemirli'nin oğlu Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanı oldu. BİM, Turkcell ve Albara'nın yönetim kurulu üyesi görevlerini de yapan Pakdemirli, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Başkent Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı ve Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü. Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanlarında serbest girişimcilik yapan Pakdemirli, çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında genel müdürlük görevlerini üstlenen Pakdemirli, uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından yine aynı şirkette danışmanlık yaptı. Pakdemirli, sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında Tarihi Kemeraltı AŞ ve Türkiye Ruh Sağlığı Tedavi Vakfı Yönetim Kurulu üyeliklerini, Anadolu Otizm Vakfı Mütevelli üyeliğini, Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği üyeliğini de sürdürüyor. Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik gibi hobileri bulunan Pakdemirli, İngilizce biliyor. Pakdemirli, evli ve üç çocuk babası.
 
10.7.2018
Devamı

Pakdemirliden İlk Açıklama

Bakan Pakdemirli, tarımın her tarafına dokunmuş bir aileden geldiğini söyledi.
Pakdemirli, "Bize bu görevi layık gören Reis-i Cumhurumuza, Erdoğan Bey'e çok çok teşekkür ederim. Çok büyük bir sorumluluk. Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk hissettiriyor ama bir yandan da çok büyük bir şeref. Memleketimize, insanlarımıza hizmet etmek büyük mutluluk" dedi.
Bakanlığı bekleyip beklemediği sorusu üzerine Pakdemirli, "Açıkçası ben çok yakın bir zamanda duydum. Ancak bakanlığın bu olacağını ben de bilmiyordum. Ama bu bizim uzak olduğumuz bir şey değil. Çiftliğimiz var. Üzümümüz, incirimiz, tavuk kümeslerimiz var. Yani tarımın her tarafına dokunmuş bir aileyiz. Zor olmayacak diye düşünüyorum. Allah hepimizi muvaffak etsin. Tabii görevlerin hepsi zor. İnşallah zoru hemen yaparız, imkansız da biraz zaman alır" diye konuştu.
 
 
10.7.2018
Devamı

Ya Süt Fiyatları Yükseltilsin, Ya Yem Fiyatları Düşürülsün

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci  süt ve yem fiyatlarını değerlendirdi. Başkan Dermenci “Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.”dedi.  Başkan Dermenci yem fiyatlarına ilişkin ise şu sözlere yer verdi. “Bakanlığımızdan acilen yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz.” Dedi.
Dermenci yazılı açıklamasında şunlara değindi.
 
"Ankara’da gerçekleştirilen son Ulusal Süt Konseyi toplantısında, bir litre sütün fiyatı 1,53 TL olarak belirlenmişti. Aradan 7 ay geçmesine rağmen Haziran ayı içerisinde yapılması planlanan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı hala yapılamamıştır.
 
Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
 
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.
 
Süt fiyatı belirlenirken girdi maliyeti kesinlikle ve kesinlikle göz önünde bulundurulmalı veya süt fiyatı yem fiyatının artış oranına göre belirlenmeli ya da Devletimiz acilen yem fiyatlarına müdahale ederek, yem fiyatında indirime gitmelidir. Aksi takdirde bu yem fiyatlarıyla sürdürülebilir bir süt ve besi hayvancılığının yapılması mümkün olmayacaktır.
 
Yem sanayicilerimiz yaklaşık 2-3 ay önce kur’daki artış ve hammadde bulmadaki yaşadığı sorunu ortaya koyarak yem fiyatlarında anlık ve güncel olarak ciddi bir artışa gittiler.   
 
Yem Fiyatlarında indirim bekliyoruz
 
Fakat bugün baktığımızda seçimlerden sonra kur fiyatlarında bir istikrar sağlandığı aşikârdır. Ülkemizde hasat mevsiminin gelmesiyle, arpa ve buğday hasadının birçok bölgemizde yapılmış ve yapılmakta olduğu bu dönemde, yemlik arpa ve buğday fiyatları da göz önüne alındığında, yem sanayicimizin daha önce ciddi artış uyguladığı yem fiyatlarının, maliyet oranlarının düşmesiyle yem fiyatlarında indirim bekliyoruz.
 
Eğer yetiştiricilerimiz sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapamaz ve yeteri kadar bir kazanç elde edemezse, hayvanlarını satıp üretimden çekilmek zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumun yaşanmaması için Bakanlığımızda acil olarak Ulusal Süt Konseyinin toplanmasını ve bunun yanında da yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz."dedi.
 
 
 
5.7.2018
Devamı

Süt Üreticisinin Gözü Komite'de

Süt üreticisinin gözü komitede. Çiğ süte 6 ay önce zam yapılmıştı. 6 aylık zaman diliminde birçok ürüne zam geldi. Yetiştiricinin en çok girdisi olan yem’e ise yüzde yirmi ile yirmi beş arasında zam geldi. Ulusal Süt Konseyi (USK ) ise temmuz ayında yapacağı toplantıda Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi'nden süt fiyatının artırılması hususunda destek bekliyor.
Yetiştirici ise artan girdi maliyetlerinden dem vurmaya devama ediyor. Üretimin devam edebilmesi açısından yem fiyatlarında veya çiğ süt fiyatlarında acilen yetiştirici revizyon bekliyor. Üretim maliyetlerinin istenilen ölçülere düşürülememesi durumunda üreticileri daha da zor günler bekliyor. Çiğ sütte acilen fiyat artımı yapılmalı. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının aşağı çekilmesi için de süspanse uygulanmalıdır.
Bunların yapılmaması durumunda üreticinin alın teri damızlık süt hayvanları yaklaşan kurban bayramında kurban olacak.
 
 
4.7.2018
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine