Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

SON HABERLER

Süt Üreticisi Feryatta

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin   “süt çıkmaza girdi üretici zararına üretiyor yemin çuvalı 95 TL oldu. Artık dayanacak gücümüz kalmadığını kaydetti.
Aylardır konseyden çıkacak karara bakan süt üreticileri konseyde 1,70 kuruşluk zam’ıda net alamıyor. Edinilen bilgiye göre  bazı bölgelerde soğutulmuş süt 1,50 kuruşa kadar alındığı ifade ediliyor.
Başkan Keskin şunları kaydetti. “Dövizin hat safhaya geldiği ülkemizde girdi maliyetleri artık iki katını da geçti. Yemin çuvalı 95 TL oldu. Üretici iflas eşiğinde. Hayvancılık yapan herkes iflas noktasına geldi. Süt üreticimiz çok zor durumdadır. Acilen önlem alınmalıdır. Aksi takdirde 2019 yılına damızlık materyal kalmayacağı gibi süt üreten bir ineğimizde olmayacak” dedi.
Besici Zor Durumda
Hammadde ihtiyacının ithalatla karşılanması nedeniyle yem fiyatları yükselişini sürdürüyor. Çok zor durumda olan ve önünü göremeyen büyük ve küçükbaş hayvancılık sektörünün önünün açılması için, önü açık et ve kasaplık hayvan ithalatının durdurulması ile yem maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli tedbirlerin alınması artık kaçınılmaz.
Yem ve kepeğe gelen zamlar nedeniyle besiciler zor günler yaşıyor. Ülkemizin elverişli coğrafyası ile önemli hayvancılık merkezlerinde bile besiciler, ekonomideki gidişat ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle zor durumda. Yem ve kepek fiyatlarına ardı ardına yapılan zamlar besicilerin adeta belini büktü. Artan bakım masrafları altında ezilen besiciler, sahip oldukları hayvanlara alım gücünün eskiye oranla düşmesi sonucu alıcı da bulamıyor.
Zamlar Hayvan Alım Satımlarına Doğrudan Yansıdı
Zamların hayvan alım satımlarına doğrudan yansıdığını söyleyen üreticiler, “Akşam evimizde yediğimiz yemeğin içindeki salça bile 3 liradan 10 liraya çıkmış ise pazarın durumunu artık yetkililer düşünsün” dedi.

 
 
 
18.9.2018
Devamı

Üreticide 1,70 Markette 4.50

Kamu oyunu uzunca meşgul eden soğutulmuş süt fiyatı marketlerde 4,50 kuruştan satılıyor.
Geçtiğimiz aylarda Ulusal Süt Konseyi (USK) üyeleri bir araya gelerek soğutulmuş 1litre süt fiyatını belirlemiş; 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş ve aynı zamanda soğutma bedeli diğer giderler olarak karara bağlanmıştı. Karara bağlandı tam derken (USK) sitesinde bir açıklama yapılarak tüm giderler dahil 1,70 kuruş açıklandı. Gel gelelim soğutulmuş sütün üreticinin eline geçecek net bir fiyat bir türlü karara bağlanamazken net olan bir şey var ki markette 1 litre UHK süt 4,50kuruş. Üreticiden 1,70kuruşa alınan süt tüketiciye gelene kadar nasıl 4,50 oluyor? Sorusu hemen akıllara geliyor.  Üreticinin  1 litre soğutulmuş sütüne zam istendiğinde kırk dereden kırk su getirenler marketlerde kolayca 1litrse sütü 4,50 satıyorlar. Üreticinin bir tabak aşı evinde zor kaynarken kendileri aşlarını kaynatıyorlar. Üretici girdi maliyetleri altında ezile dursun. Kimi üretici hayvanını kese dursun. Ortada bir gerçek var ki  geleceğimiz olan üretici evde aşını kaynatamıyor.
17.9.2018
Devamı

Askerin Yağı Trakya Birlik'ten

Tağşiş ve Gıda Güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulunan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet SEZEN;
“Gıda, insan yaşamının her alanını kapsayan yaşamın olmazsa olmaz başlıca gereksinimlerinden biridir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam için güvenilir gıda üretimi ve tüketimi oldukça önem taşımaktadır. Dünyanın sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması ve dünyada her geçen gün insan nüfusunun artması, sağlıklı ve güvenli gıdanın önemini gittikçe artırmakta,  Bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik öneminin hızla yükselmesine sebep olmaktadır.
            Tarım kesiminin geniş istihdam yaratması, insanların beslenme ihtiyacını karşılaması, sanayiye hammadde temin etmesi nedenleriyle yarınların tek çözümü ve en önemli sektörü Tarım iken, üretimde artışı sağlayabilmek için tarımın bilimle, teknolojiyle ve sermaye ile buluşturularak aynı tarım alanlarından daha fazla ve sağlıklı ürün alınması, üretim miktarlarının gıda güvenliği çerçevesinde sağlıklı olarak arttırılması zorunluluk halini almıştır.
Tarımsal üretim ve gıda güvenliği kesimindeki sorunlara bu açıdan bakıldığında Trakya Birlik gibi önemli ve etkin teşkilat yapısına sahip kurumların gerekliliği de ön plana çıkmaktadır.
Türkiye’de en çok üretimi gerçekleştirilen yağlı tohumlar ayçiçek, pamuk, soya fasulyesi, kolza ve aspirdir. Yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon ton yağlı tohum üretimi gerçekleştirilmekte olup, yağlık ayçiçek tohumu üretimdeki yaklaşık % 50’lik payı ile ilk sırada yer almaktadır.
 
Türkiye genelinde üretilen yağlık ayçiçeğinin yaklaşık % 20 – 30’u, Trakya bölgesinde üretilen yağlık ayçiçeğinin de % 50-60’ı Trakya Birlikçe mübayaa edilmektedir. Trakya Birlik geçtiğimiz 2017/2018 hasat döneminde Trakya ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere 13 ile yayılmış 48 Kooperatifinde bulunan 108 alım ve hizmet noktasında yaklaşık 350.000 ton yağlık ayçiçek tohumu alımı gerçekleştirmiştir. Ülkemiz için stratejik öneme sahip yağlık ayçiçek tohumu üretiminin sürdürülebilirliğinin ve ülke ihtiyacına yeter seviyeye çıkartılmasında, ekim anından hasat zamanına ve yemeklik yağ olarak sofralara ulaştırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin bilfiil içinde bulunan Trakya Birlik, halkımız nezdinde yerleşmiş damak tadı ve nefasetiyle yemeklik yağ pazarında %80 payıyla açık ara en çok tercih edilen yağ olan ayçiçek yağı ve yıllık 300.000 ton ayçiçek tohumu işleme, 150.000 ton rafine yağ üretim kapasitesi ile sektöründe ülkemizdeki en büyük kuruluşlardan biri olduğu gibi yerli üründen üretim gerçekleştiren en büyük milli üretici konumundadır.
Birliğimiz ithal ikame ürün yapısı ve döviz kurlarına yüksek duyarlılığı nedeniyle spekülatif fiyatlamaya son derece uygun olan rafine yağ fiyatlarının regülasyonu konusunda ve diğer ucuz ham yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesinde önemli bir görev üstlenerek bu suretle üreticiden tüketiciye tüm halkımızın ekonomik menfaatlerinin korunmasında büyük rol oynamaktadır.
Türk çiftçisinin ürününün değerlendirilmesinde ve Türk halkının sağlıklı Ayçiçeği yağı tüketiminde önemli bir misyon üstlenen Trakya Birlik Türk ordusunun da kaliteli, dengeli, güvenli ve sağlıklı beslenmesi için Milli Savunma Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile oluşturulan protokol çerçevesinde Türk Askerinin de Ayçiçeği Yağ ihtiyacını karşılamaya başlamıştır.
Trakya Birlik olarak en büyük hedefimiz, Türk Halkına ve Türk Ordusuna sağlıklı güvenilir ve kaliteli ayçiçeği yağı kullandırmanın yanı sıra,  diğer ucuz bitkisel yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesi için de büyük çaba sarfetmektir.
Bu doğrultuda Türkiye’de ilk kez Gaziantep’teki mahkemenin firma sahibine, ayçiçeği yağına soya yağı kattığı için kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş ve değiştirilmiş gıda bulundurma gerekçesiyle açılan davada, bilirkişi raporuna dayanarak 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre uyarı ve teşhir etme yerine TCK 186.maddesi’ne istinaden hapis cezası vermesini çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Bu karar emsal niteliğinde olup tağşiş ve taklit yağların varlığı hakkında  kamuoyunun bilgilendirilmesine ve Tağşiş Yasası ile ilgili düzenlemelerin biran önce uygulamaya konulmasına da katkı sağlamıştır.
Ayçiçeği hasadından üretime oradan da sofralara kadar giden süreçte Türk Halkının sağlıklı ve güvenilir ayçiçeği yağı tüketmesinde büyük çaba sarfeden Trakya Birlik  olarak beklentimiz,   uzun süredir gündemde olan ve TBMM’de bekleyen Tağşiş Yasası’nın çıkmasıdır. Sektörümüz için hayati derecede önemli olan, hem üreticinin, hem de tüketicinin zarar görmesini önleyecek olan bu yasanın öncelikli düzenlemeler arasına alınacağını bekliyoruz.” dedi.
 
 
 
17.9.2018
Devamı

Döviz Baskısına Karşın İhracatı Artırmalıyız

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından Aydın’da organize edilen Ege Bölge toplantısına katıldı. Çiftçinin yaşadığı ecrimisil sorununun çözümüne yönelik verdiği katkıdan ötürü Bakan Pakdemirli’ye teşekkür ederek konuşmasına başlayan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ecrimisil meselesinin çözülmesinden dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz. Bakanımız, akşam bunun kaynağının da bulunduğu müjdesini verdi. Uzun süredir takip ettiğimiz bir konuydu. Üreticilerimiz üretim yapmalarına rağmen ÇKS’ye kayıt yaptıramadıkları için prim desteklerinden yararlanamıyorlardı. Mazot gübre desteğinden yararlanamıyorlar ve Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ürün veremiyorlardı. Ziraat Bankası ve diğer bankalardan kredi kullanamıyorlardı. Bunlar büyük işletmeler değil, küçük çiftçilerimizdi. En son Binali Bey’e durumu iletmiştik. Başbakanımızın da talimatıyla bu sorun çözüldü” dedi.
“DAHA ÇOK ÜRETMEKTEN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK"

Döviz kurundaki dalgalanma nedeniyle ürün ithal etmenin zorlaştığına işaret eden Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: 
“Dünyanın istediğim noktasından ucuz maliyete istediğim ürünü bulurum deme şansımız kalmadı. Buğdayın ithal maliyeti 88 kuruştan 1 lira 36 kuruşa, mısırın maliyeti 86 kuruştan 1 lira 33 kuruşa, ayçiçeğinin maliyeti 2 liradan 3 lira 8 kuruşa, pamuğun maliyeti 7 liradan 13 lira civarına yükseldi. İthal maliyetinin artması, içerisindeki çiftçimizin hareketlenmesi gibi bir avantaj sağlayabilir. Bu durum girdi maliyetleri karşısında ürünlerini değerinde satma şansı bulacak olan üreticilerimizi rahatlatacak ama asıl mesele artık biz daha çok üretmek zorundayız. Üretime odaklanmak zorundayız. İthalat şansımız kalmadığına göre o zaman çiftçimizi tarlada tutacağız. Çiftçimizi daha fazla destekleyeceğiz. Bakanımız da çiftçimizi desteklemek için kaynak arayışı içerisinde. Çünkü, bu coğrafyadaki komşularımızın başına gelenler bizim başımıza gelse bizi mülteci olarak kabul edebilecek bir ülke yok. Bizi besleyebilecek bir toprak yok, besleyecek bir çiftçi yok. O halde bu ülkede yaşayan insanlar olarak birbirimizin ve bu toprakların kıymetini çok iyi bilmek zorundayız.”
“ÇİFTÇİMİZİN EMEĞİNE GÖZ DİKTİRMEYECEĞİZ"

Tarım Bakanlığı olarak üreticiyi güldürmek ve bunun yanında tüketiciyi de enflasyona ezdirmemek gibi iki önemli misyonları olduğuna işaret eden Bakan Pakdermirli ise, “Aşırı bir enflasyon olmaması lazım. İki tarafı da dengeli bir şekilde götürmeye çalışacağız. 114 bin tane birlik ve kooperatif bu ülkeye ağır geliyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bir hesap yaptım; 114 bin tane birlik ve kooperatife eğer randevu verirsem 5 senelik görev süremin 2,5 yılı bu arkadaşları dinlemekle geçiyor. Ziraat odalarının öncülüğünde bir çalışma yapıp, bu yapıyı sağlıklı bir hale getirmeliyiz. Kim bu konuda ehil ise benim bildiğim Kanada, Fransa ve Hollanda gibi örnekler var. Kooperatifler değerli, kooperatifçilikten asla vazgeçemeyiz ama bu yapıyı sağlıklı bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Ziraat odalarını bir tarafa koyuyorum ama oda ve birliklerde çiftçi üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlar oluyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bunlara asla müsaade etmeyeceğim. Çiftçinin gelirine göz diken, gelip siyaset yapan oda ve birliklerle bundan sonra işimiz olmayacak. Herkesin sandıkta bir görüşü olabilir ama oda, birlik ve kooperatiflerin işi siyaset değil. Sandıkta isteyen istediği oyu kullanır ancak önemli olan köylümüze ve çiftçimize hizmet etmek, onun gelirine göz dikmemektir. Buna da biz müsaade etmeyeceğiz” dedi.
“TARIMSAL İHRACATIMIZI ARTIRMALIYIZ"

Yerel ve ulusal piyasaları yakından takip ettiklerini kaydeden Bakan Pakdemirli, konuşmasını şöyle tamamladı: 
“Uluslararası piyasalarda ve diğer taraflarda birçok emtiayı çok sıkı bir şekilde takibe başladık. Bu maliyetlerin düşürülmesi için ne gerekiyorsa, devletin elindeki tüm enstrümanları ve gümrük indirimi gibi vesaire tüm olanakları çiftçinin lehine olacak şekilde planlıyoruz, programlıyoruz. Tabi ki kurlardaki dalgalanmaları da oturmasını beklememiz gerekiyor. Döviz üzerindeki baskıya karşı tarım ürünleri ihracatımızın artırılması için planlamalarımızı yapmamız lazım.”
Bakan Pakdemirli, basına kapalı olarak devam eden 6 ilden 87 oda başkanının katıldığı toplantıda bölgedeki tarımsal faaliyetler ve yaşanılan sorunlar hakkında bilgi aldı. Toplantıya Vali Yavuz Selim Köşger, AK Parti Aydın Milletvekilleri Mustafa Savaş, Rıza Posacı ve Bekir Kuvvet Erim, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, AK Parti İl Başkanı Ömer Özmen ve bakanlık bürokratları da katıldı.
 
 
17.9.2018
Devamı

Şarbon Şimdide Kasapları Vurdu

Kurban bayramından ardından kırmızı ette çıkan ''Şarbon hastalığı'' iddiaları ve ete gelen yüzde 10 zam kasapları da zor durumda bıraktı. "Satış yapamıyorduk, hem zam, hem şarbon hastalığı satışları iyice bitirdi'' diyen esnaf, çareyi ise ürünlerin getirildiği yerleri belgelemekte buldu.
Sözcü Gazetesinden Seda Önceler ve Fatma vurgunun haberine göre Bakırköy’de yıllardır kasaplık yapan Fahrettin Ensari, şarbon hastalığının gündeme gelmesinden bu yana vatandaşların kırmızı etlere karşı tereddütlü yaklaştığını söyleyerek “Sadece kırmızı et satışlarımız değil, beyaz et satışlarımız da düştü. Vatandaş korkuyor” dedi.
 
“SATIŞLARIN DÜŞMESİ DÖRT NEDENE BAĞLI”
Kırmızı ve beyaz et satışının düşmesinde en büyük sebebinin “Şarbon” olduğunu söyleyen Ensari, “Diğer üç nedenden birisi ekonominin kötü gidişatıdır. İnsanların cebinde para yok. Et ve tavuk yemek adeta bir lüks haline geldi. Şarbon korkusu ve pahalılık, balık mevsiminin açılmasıyla vatandaşı balığa yöneltti. Diğer etken ise kurban bayramından yeni çıkmış olmamız. Vatandaş kurban kesemese bile bir şekilde evine et girdi. Kurban kesen vatandaşlar ise, gelecek bayrama kadar o etlerle idare ediyor” diye konuştu.
Kadıköy’de hizmet veren kasap İlhan Öykenek de, şarbon hastalığının hem vatandaşı hem de kendilerini etkilediğini söyleyerek, “Satışlarımız yüzde 70 düştü. Zaten vatandaşlar et alamıyordu. Şimdi alabilen de bu güvensizlikten dolayı almıyor. Biz çareyi belge asmakta bulduk. Müşteriye bu belgeleri gösteriyoruz. Ne yazık ki yine de çok etkili olmuyor.” dedi.
Bir diğer esnaf Ahmet Özaslan ise konuyla ilgili olarak: “Neredeyse hiç satış yapamaz hale geldik. Bunun sebebi sadece ithal edilen etler mi bilemiyorum ancak birileri çıkıp gerçekçi açıklamalar yapmalı. Sadece kırmızı et değil, beyaz et için de aynı söylentiler başladı. Durumumuz gerçekten çok zor” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Hazine Arazileri Çiftçiye Kiralanacak

Hazine arazileri çiftçilere kiraya verilecek. Çevre Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisi 10 yıla kadar kiralanması sağlanarak çiftçilere kiraya verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacaklarını ve uygulamadan 218 bin çiftçinin faydalanacağını söyledi.
 
14.9.2018
Devamı

Muş'ta Pancar Alım Kampanyası

Muş'ta "37. Dönem Pancar Alım Kampanyası" törenle başladı.
Muş Şeker Fabrikası'nda düzenlenen törende konuşan Vali Aziz Yıldırım fabrikanın özelleştirmenin ardından daha verimli çalışmasını beklediklerini söyledi.
Muş'un kalkınmasının tarım ve hayvancılık potansiyelinin daha yükseklere taşınmasıyla mümkün olacağını belirten Yıldırım, "Bunu yaptığımız sürece Muş daha çok zenginleşecek. Hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımız daha çok kazanacak ve batı illerine göç duracak." dedi.
Yıldırım, Muş, Bulanık,  Malazgirt ve Liz ovalarında, 2 milyon 800 bin dönüm arazi olduğunu ifade etti.
Muş Şeker Fabrikası'nın yeni gelen yatırımcılarla çok daha güzel hale geleceğini ve istihdamın artacağına işaret eden Yıldırım, "Geçen sene istihdamını en çok artıran il sıralamasında beşincilik ödülümüzü Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın elinden almıştık. Umuyorum gelecek yıl da Muş Şeker Fabrikası desteği ile ödüller alırız. Bu fabrika endüstriyel olarak Muş'taki en büyük fabrika. Buradan pek çok eve ekmek gidiyor." diye konuştu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda makam aracı açıklaması!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Yardımcısına tahsis edildiği iddia edilen zırhlı makam aracı ile ilgili gündeme gelen 169 bin lira bakım masrafı ödendiği yönündeki iddiaların doğru olmadığı belirtildi.
Sözcü gazetesinden Bora Erdin'in haberine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Bakan Yardımcısına tahsis edilen zırhlı makam arabasına 186 bin lira bakım masrafı yapıldığı belirtilmişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı, söz konusu iddialar üzerine yaptığı açıklamada Mercedes marka zırhlı makam aracının Bakanlık makamında kullandığı ve yapılan ödemenin rutin bakım masrafı olarak değil kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamında ödendiğini belirtti.
Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:
"Haberde yer verilen araç bakan makamı tarafından kullanılan makam aracı olup, ifade edildiği gibi bakan yardımcısı tarafından kullanılmamaktadır. Söz konusu araç 25 Haziran 2018 tarihinde Şanlıurfa'dan Ankara'ya dönerken Aksaray –Ulukışla istikametinde trafik kazası yapmıştır.
Trafik kazası sonucunda yapılması zaruri olan maddi hasarların giderilmesi, onarım ve parça değişikliklerinin sağlanması maksadıyla araç için 4734 sayılı kanunun 21/F maddesi kapsamında tarafımızdan ihaleye çıkılmıştır. Haberde iddia edildiği gibi ihaleye tek firma katılmamıştır. Ankara'da hizmet veren 4 adet yetkili firmaya ihaleye katılmak üzere davet yazısı gönderilmiş ve bu firmalardan 3 tanesi idaremizden ihale dökümanını satın almıştır. Bu firmalardan ikisi tekliflerini iletmişler ihale komisyonunun değerlendirmesi sonucunda 169 bin TL ile en düşük teklifi veren firma ihaleyi almıştır. Yine haberde doğru olmayan ve iddia şeklinde yer verilen söz konusu rakam, makam aracının rutin bakım masrafı değil, kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamaktadır. “denildi.
 
 
 
14.9.2018
Devamı

Sasaon Çileği Cipse Dönüşüyor

Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı 2017 yılı Türkiye İkincisi olan “Çıtır Çileğim Projesi “ hayata geçirilerek, çilek hasat edilmeye başlandı. Sason Çileği, tesiste cipse dönüşüyor.
Batman ili Sason ilçesi Kavaklı mezrasında çiftçilikle uğraşan kadın çiftçi Lale Basut’un 2017 yılında program kapsamında hazırladığı ve ikincilik ödülü aldığı projeye, programın ödül sponsoru Şekerbank tarafından destek sağlandı.
5 dekar alanda Sason çileği bahçesi kuruldu
Proje ile 5 dekar alanda örnek çilek bahçesi kuruldu. Üretilen çilekler, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi kullanılarak katma değeri arttırıldı.
Güneş paneli ile çalışan fırınlarda kurutularak cips haline getirilen çilekler, bölgede örnek bir kazanç kapısı oldu. Raf ömrü kısa olan çileğin katma değerini artırarak farkındalık oluşturan kadın çiftçi, bölgede bu uygulamanın yaygınlaşmasına önderlik yaparak, çilek cipsinin il içi ve dışında pazarlanması ile ailenin ve bölge çilek üreticilerinin gelir düzeyinin yükseltilmesini hedefleniyor.
2017 Birincisi kadın girişimci işletmesine kavuştu!
Kahramanmaraşlı kadın çiftçi Sultan Kaçamaz’ın “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığınca yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi” kapsamında gerçekleştirilen “Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi” programında, 2017 yılında 1200 girişimci kadın çiftçi projesi arasından Türkiye birincisi seçilmişti.
Kadın çiftçinin projesi Şekerbank ödül sponsorluğunda 40 bin TL ile ödüllendirilerek hayata geçirildi. “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesinin işletme açılışı ve tanıtım günü de yapıldı.
Etkinlikte konuşan Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Bozkurt ve Eğitim ve Yayım Daire Başkanı Sürur Kır; kırsaldaki kadın girişimcilerin özendirilmesi, desteklenmesi ve yatırım imkânlarının geliştirilmesi adına 2015 yılından bu yana Tarımda Kadın Girişimcilerin Güçlendirilmesi Programının hayata geçirildiğini bildirdiler.
Konuşmalarda, kadınların İŞKUR ve KOSGEB işbirliği ile girişimcilik eğitimi verilerek proje hazırlamalarının sağlandığı, son 4 yılda 63 ilde 4 bin 211 kadın çiftçi eğitim alarak sertifika sahibi olduğu, 2019 yılı itibariyle 81 ilde programın tamamlanmasının planlandığı bilgisi verildi.
 
 
13.9.2018
Devamı

Gıdada Tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?

Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taklit ve tağşiş yaptıkları gerekçesiyle 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladığını ancak topu vatandaşa attığını belirterek konuyu yeniden gündeme getirdi. Şimşek, hileli gıda konusunda var olan  yasanın sorunlu olduğuna, düzeltilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi" diye yazdı. 
"Daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor"
En yetkili makamların dahi tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram ettiğini hatırlatan yazar, " Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor" dedi. "Gıdada tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?" sorusunu yönelten Güntay Şimşek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: 
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanları uzun süredir ifşa ediyor. Bakanlık bu yılın başlarında da kesinleşen 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıklayarak, topu vatandaşa atmıştı. Ben de bu gelişme üzerine şunları yazmıştım:
“2012’de gerçekleşen bir yasal düzenlemeyle, tüketiciler kanalıyla, üreticiler üzerinde denetim kurulması maksadıyla bu uygulama yapılıyormuş. 2012’den bu yana da 769 firmanın, bin 605 parti, taklit ve tağşiş ürünü ifşa edilmiş. Bakanlığımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Fakat son partide açıklanan şirket sayısı ortada olduğuna göre bu iş, bu şekilde nereye kadar yürüyebilir?”
Ve gelelim günümüze. Konya Karatay’da kabak çekirdeği yetiştiriciliği yapan çiftçiler, hasat zamanı ürünlerini asfalta serip kurutuyorlarmış. Tağşişe falan gerek var mı? Güneydoğu’da biberlerin nasıl kurutulduğu da ayrı bir hikaye. Tarım ülkesinde ilgili bakanlığın bu işlere odaklanmak yerine ifşaatı tercih etmesi ne kadar doğru? Netice de alamıyor. Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar.
İlginçtir; Gaziantep’te ayçiçeği yağına soya karıştıran üreticiye 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verilmesi sebebiyle ‘hileli gıda’ cezalarında yeni bir dönem başlayacağına dair inanç artmış. Halbuki 2012’de ifşayla bu meselenin önüne geçilmesi amaçlanan yasa sorunlu. O yasanın acilen düzeltilmesi lazım. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, kararın gıda güvenliği için emsal niteliğinde olduğunu belirterek, “Cezayı öder, yoluma devam ederim’ devri bitti” şeklinde yorumlamış ama o yasa değişmediği takdirde pek de öyle gözükmüyor.
Hasılı kelam; BYSD ve Tarım İl Müdürlüğü, mahkemeye başvurmuş, mahkeme de tağşiş yapan hakkında kararını vermiş. Peki mahkemeye verilmeyenler ne olacak? Burada dikkat çeken husus şu: Şimdiye kadar benzer davalarda ‘Kabahatler Kanunu’ kapsamında cezalar veriliyormuş. Gıdada hileli karışım, ilk kez ‘halk sağlığını tehdit’ suçundan TCK’nın 186. maddesine göre değerlendirilip, ceza verilmiş.
Daha önceki yazılarımda okudunuz. Ülkemizde en yetkili makamlar bile tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram etmişlerdi. Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor. İşte o zaman bu ülkenin gıdaları sağlıklı olur, ihracatını yaptığı tarım ürünleri de kıymetli hale gelir. Doğru iş yapanlar korunur ve rekabetçi bir piyasa oluşur."
 
 
13.9.2018
Devamı

Dergimiz hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için lütfen e-Bülten listemize kaydolun

KURUMSAL

10 yılı aşkın süredir Türk tarımının ve Türk çiftçisinin sesi olan dergimiz, yayın hayatına başladığı günden beri Türk Tarım sektörünün öncüsü olmuştur. 

“Türk Tarımının Sesi” sloganıyla yola çıkan Anadolu İzlenimleri, 81 ilden on binlerce okuyucusuna ulaşarak, çiftçinin sorunlarına eğilmiş ve gündemi belirleyen bir pozisyonda yer almıştır.
Dergimiz, Atatürk’ün “Kılıç ve saban, bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur.” sözünü kendine