Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Gaytancıoğlu :Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyonu, 27.Dönem ilk toplantısını gerçekleştirdi. İslam Güvenliği Teşkilatı Tüzüğü’nün onaylanmasına ilişkin yasa teklifini görüşmek üzere toplanan komisyon, CHP’li üyelerin sert tartışmalarına şahit oldu.
Komisyonun işlevsel olmadığına ve tarımın güncel sorunları ile alakalı toplanmadığına dikkat çeken  Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türk tarımını ayağa kaldırmak için İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri ve yanlış politikalar sebebiyle artan ithalatın konuşulması gerektiğine vurgu yaptı.

CHP’li Gaytancıoğlu, Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda şunları kaydetti;



Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

Hayvancılık bitmiş, fiyatlar yükselmiş, gübrede sıkıntı var, çiftçi gübre kullanamamış.
Bizim Türk tarımını ayağa kaldırmamız ve bu yüzden acilen toplantılar yapmanız gerekiyor. Senede bir toplanan komisyonda öncelikle İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri arttırmayı, ithalatı konuşmalıyız.
Bu ülke yaklaşık iki yıldan beri gümrük vergilerinden para kazanamıyor. Hükümet olarak AKP, harıl harıl vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor, askerliği bedelli yapıyor, bütün vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor ama gümrük vergisi toplayamıyor. Gıda fiyatları bir türlü dengeye giremiyor, her şey ithalatla çözülüyor.
Nişasta bazlı şekerin kotası düşürüldü; denetleyen kurum kapatıldı. Bakanlık hala bir denetleme raporu yayınlayamadı. Dün bir rapor çıktı, şeker kotası 2 milyon 700 bin ton. Ne kadarı nişasta bazlı üretiliyor, ne kadarı tüketiliyor, neden NBŞ üreticileri hiç itiraz etmiyorlar, destek de vermiyorlar, ne olduğu belli değil?
Her getirilen torba yasada bir mera talanı var. Gelişmiş ülkelere ya da hayvancılığı iyi ülkelere bakıldığında meraların korunduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Türkiye’de ise termik santralleri meralara yapılıyor, mineral madenleri oralarda aranıyor, haberleşme, baz istasyonları meralara konabiliyor.
 
Çiftçinin Tefeciye Borcu 100 Milyarın Üzerinde

Resmî rakam 110 milyar lira ama 100 milyar liranın üzerinde de tefecide var. Türkiye’nin dış borcu ise 470 milyar dolarlara geldi.

Türkiye Yedi Yıldan beri Net Et İthalatçısı

Kıyma fiyatı 18 liraydı şimdi 50 lira. Et ithalatının fiyatlara bir yansıması olmuş mu, fiyatları düşürmüş mü? Ama yandaşlara destek olmuş. Birkaç tane yandaş türemiş, onlar büyümüş, büyümüş, stoklar dolu şu anda. Bir besicinin hayvanı varsa inanın iki ay sıra bekliyor. Fiyat düşüyor.


Rusya'dan 1,5 Liraya Buğday Alıyoruz

Biz kendi çiftçimizi korumayacağız da başka ülkelerin çiftçilerini mi koruyacağız? Yani kendi çiftçimiz daha 1 liradan buğday satamadı, biz Rusya'dan 1,5 liraya buğday alıyoruz. Bunun neresi akıllı bir ticaret?
Buzağı Maması Adı Altında Süt Tozu İthalatı mı Yapılıyor

Ciddi anlamda sütte sıkıntı var. Yem ve süt paritesi çok bozuldu. Yem fiyatları süt fiyatlarını geçti ve nedense süt hayvanları da kesilmesine rağmen biz bu konuda bir destek yapmıyoruz. Şu anda piyasalarda süt nasıl bulunuyor?

"Buzağı maması" adı altında süt tozu ithal edildiğine yönelik bilgiler var. Daha önce Faruk Çelik döneminde, fazla olan sütü alıp süz tozu yapıyorlardı, buna karşıydık ama bu bir şekilde, fazla olan sütün değerlendirilmesine yol açıyordu. Şimdi tamamen süt tozu ithalatı yapıyoruz ve bunu da "buzağı maması" adı altında yapıyoruz. Ayrıca bazı süt ürünlerinde ciddi anlamda hile yapıldığı söyleniyor. Burada "sütte oyun" diyebiliriz. Örneğin, ne yapıyorlar? Fazla olan sütün içilmesi, yardıma muhtaç kesimlere okul sütü olarak değerlendirilmesi gerekirken biz şunları yapıyoruz: Birçok süt ürününde süt kullanılmıyormuş. Örneğin, piyasada kemik unu ve nişasta ağırlıklı olarak -süt de tabii katılıyor- böyle bir karışımdan peynir yiyoruz. Bunlar basında yer aldığı için söylüyorum. Bu konuda denetimlerimiz var mıdır?



Ekilmeyen 50 milyon Dönüm Arazi Var

Ekilmeyen 50 milyon dönüm arazi var, aşağı yukarı bir 45 milyon dönüm de nadas arazisi var. Daha 1980'li yıllarda Türkiye bu sorunu çözmüşken, nadas arazilerinde nohut ve mercimek nadas alanlarının daraltılması projesi gerçekleştirilmişken biz nohudu, mercimeği alıp yiyoruz, hiçbir sanayi ürününe de çevirmiyoruz. Onun dışında arpa ithal ediyoruz. Politika geliştiremediğimiz için ithalat yapıyoruz. Oysaki dünya veriminin üzerinde verime sahibiz.

9,5 Katrilyon Değerindeki Çiftlikler Çürümeye Mahkum

TKDK'dan bahsettik, IPART desteklerinden bahsettik. Bir sürü yatırım yapılmış, paraları ödenmiş, beton olarak duruyor. İnternete girin "satılık çiftlik" yazın, sadece Trakya bölgesinde 200'e yakın, Kırklareli'nde çok fazla, bin başlık devasa çiftlikler, içinde hayvan yok, içinde süt kazanları var, çürümeye terk edilmiş, içinde beton binalar var, çürümeye terk edilmiş. Bedeli ne kadar? 9,5 katrilyon. Bu 2014 rakamları. 9,5 katrilyonunu gömmüşüz "hayvancılığı geliştireceğiz" adı altında sıfır faizli kredi vermişiz. O kredileri küçük çiftçilere versek, 3'er, 4'er tane ineğinin yanına 2'şer tane daha ilave edebilseydik, onlar bakabilseydiler ne köyden kente göç ederlerdi, köylerinde kalırlardı, üretime de devam ederlerdi, en azından hayvan varlığımızı artırırdık.

 

Türkiye'de 30 Milyon Dekar Araziyi Çiftçiler Yanlış Politikalar Nedeniyle Ekmiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarının artış sebepleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti;
 
Üretim Tepeden Tırnağa Dışa Bağımlı

Türkiye'de son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışı tüketicilerin tepkisini çekiyor. Sorun çiftçide ve ürettiği ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren AKP yaklaşımındadır. 

Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini ve yemini kullandığı için maliyetler bir türlü düşmemektedir. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyecek TMO, TEKEL, SEK, EBK, ÇAYKUR vb. devlet kurumları da özelleştirme, piyasa etkin rol oynamama gibi nedenlerle devre dışı bırakıldığı için çiftçi ciddi anlamda plansız bir üretim  yapmaktadır. Çiftçi destekleneceğine, Türkiye'de yetiştirilen buğday, arpa, mısır, soya, tütün, ayçiçeği, nohut, mercimek, pirinç gibi bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı ette ithalat rekorları kırıldı ve Türk tarımı dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Son olarak kuru soğan ve ardından domates konservesi, buğday, arpa, mısır, pirinç ve bakliyata ithalat kapısı açıldı.


Kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi Şubat sonuna kadar sıfırlandı.

Domates konservesi ithalatı için de 31 Mayıs'a kadar 25 bin ton sıfır gümrük vergili tarife kontenjanı tanındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) bu yıl 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat ithalatı yetkisi verildi.

Enflasyon Yüzde 20,3 Artarken, Gıda Enflasyonunda Artış Yüzde 25,1 Oldu

İthalat kararı, iç piyasada fiyatların aşırı derecede artmasının önüne geçmek için gerekçe gösteriliyor. Ancak bu fiyat artışlarını çözecek bir önlem olmadığı gibi fiyatlar kısa bir düşüşün ardından yeniden yükselişe geçmektedir. Enflasyon yüzde 20,3 artarken, gıda enflasyonunda artış yüzde 25,1 oldu. Fiyatı en çok artan ürün yüzde 184 ile kuru soğan olarak açıklandı. Kuru soğanı yüzde 91 ile salça, yüzde 75 ile patates izledi.

Peki Fiyatlar Neden Artıyor?

Tarımda yapısal sorunlar düzeltilemediği gibi AKP bu sorunları daha da ağırlaştırdı. Örneğin sulama altyapısı bir türlü tamamlanamadı. Altyapı eski ve 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. Ayrıca, tarım arazileri çok parselli. Türkiye'de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya'da 457, Amerika'da 1817, İngiltere'de 538, Fransa'da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Bir diğer yapısal sorun, ekonomik anlamda örgütlenmenin olmaması. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Tarımsal  girdilerde de ithalata bağımlı bir ülke olmamız yapısal sorunları ağırlaştırmaktadır. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksektir. Örneğin Antalya’dan İstanbul'a nakliye kamyondaki üründen fazladır. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam edecektir. Girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişi tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili  olmaktadır. Sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmelidir. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı yurtiçindeki fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye'de 30 milyon dekar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. 50 milyon dekar arazide nadas nedeniyle boşta. Yanı neredeyse 2 Trakya büyüklüğünde bir araziyi kullanmıyoruz. Fiyat artışları üretici ve tüketici arasındaki zincirin çok uzun oluşuna bağlıdır. Buna göre, üretici ürününü doğrudan tüketiciye ulaştıramadığı için tarladan sofraya fiyatlarda 6-7 kat fark oluşuyor. Yaş meyve-sebze, üreticiden, zincirin son halkası olan tüketiciye gelene kadar hal dışı tüccarlar, toptancı komisyoncular fiyatı belirliyor. Kısacası gıda fiyatlarının artmasında çiftçi suçlu değildir. Üretimi planlayamayan ve rantçılara teslim olan AKP baş suçludur. Dedi.
 

TMO'ya SIFIR GÜMRÜK VERGİSİ İLE İTHALAT YETKİSİ

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne verilen 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi 31 Aralık 2019 tarihine kadar kullanılabilecek.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yıl sonuna kadar Toprak Mahsulleri Ofisi'ne sıfır gümrükle 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat (nohut, mercimek, kuru fasulye, bakla) ürünleri olmak üzere toplamda 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi verildi.
 
Konu ile ilgili TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türkiye'nin önümüzdeki yaz buğday üretiminde açıklarla karşılaşacağını öne sürdü.
Gaytancıoğlu, düzenlediği basın toplantısında, "2 milyon 600 bin ton tahıl ve bakliyatın sıfır gümrük vergisiyle alınmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı kararının" bugün Resmi Gazetede yayımlandığını anımsattı.
Bununla yapılmak istenenin gıda enflasyonunu düşürmek olduğunu belirten Gaytancıoğlu, "Gıda enflasyonu düşüyor mu? Hayır. Devlet gelir kaybına uğruyor. Ette yüzde 230, buğdayda yüzde 90, mısırda ise yüzde 80 olan gümrük vergisini almıyoruz." dedi.
Okan Gaytancıoğlu, "Türkiye nereye gidiyor, neden biz çiftçimize destek vermiyoruz, neden her şeyi sıfır gümrükle çözmeye çalışıyoruz? Bir milyon ton buğday, 700 bin ton arpa ve mısır, 100 bin ton pirinç ve bakliyat, 300 bin ton ayçiçeğinde sıfır gümrük vergisi var. Türkiye bunları üretemiyor mu? Hayır. Türkiye toprakları, tropikal ürünler dışında her şeyi yetiştirmeye müsaitken biz bunları ithal ediyoruz." diye konuştu.
Gıda enflasyonunu çözmenin tek yolunun, çiftçiyi üretici ve borçlarını ödeyebilir hale getirmek olduğunu vurgulayan Gaytancıoğlu, çiftçi borçlarının 110 milyar lirayı aştığını iddia etti.
CHP'li Gaytancıoğlu, çiftçinin bugüne kadar birikmiş 154 milyar lira alacağının olduğunu ifade ederek, "Bunu silin ve çiftçiye ciddi anlamda destekler verin, bakın o zaman sıfır gümrüğe gerek kalacak mı? Devletimiz neden gümrük vergisi gelirlerinden mahrum olsun." dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisinin ülke tarımını çökerttiğini ve iyi yönetemediğini ileri süren Gaytancıoğlu, "Gümrük vergileri sıfıra çekilerek çiftçi, üretici korunamaz. Üretemeyen bir ülke maalesef başka ülkelerin ithal cenneti olur. Üreten ve hakça bölüşen bir Türkiye istiyoruz. Özellikle 2019 yazı çok kötü geçecek. Çünkü Türkiye buğday üretiminde açıklarla karşılaşacak. Taban gübre kullanılamadığı için verim ve kalite düşecek." ifadelerini kullandı.
 
 
 

Poşet Uygulamasına Farklı Tepkiler Gelmeye Devam Ediyor

Kamuoyunda günlerdir tartışılan ücretli poşet uygulaması 1 Ocak 2019'dan itibaren plastik poşetlerin satış noktalarında kullanıcılara ücreti karşılığı verilmesi ile hayatımıza girdi. Uygulama ile poşetlerin 25 kuruş ücretlendirilmesine farklı tepkiler gelmeye devam ediyor. Kimi vatandaş poşete ücret vermemek adına aldıklarını montuna doldururken kimi vatandaş evinden poşet getirmeye başladı.
 
Konu ile ilgili açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, kamuoyuna düşen Çevre Komisyonu Başkanı AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddialarını, Çevre ve Şehircilik Bakanına sordu.
 
Vatandaştan 5 Milyar TL Kaynak Sağlanacak
 
Uygulamadaki amaç, çevreyi korumak adına, plastik poşetlerin ücretlenmesi ve bu sayede çevre kirliliğini önlenmesi iken basında yer alan haberlere göre yılda 5 milyar TL'nin üzerinde bir kaynağın da sağlanması öngörülüyor. Ayrıca  TBMM Çevre Komisyonu Başkanı olan AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddiaları basında yer alması kamuoyu vicdanını yaralıyor.
 
Amaç Gerçekten Plastik Tüketimini Azaltmak mı?
 
Konu ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı’na yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren CHP’li Gaytancıoğlu, şu sorulara yanıt aradı;

 
1. Basında çıkan haberler doğru mudur? Yani
Çevre Komisyonu Başkanı, AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası var mıdır?
 
2. Ülkemizde aşırı plastik kullanılmaktadır. Bu yüzden plastik poşete yaptırım uyguluyoruz denilerek çıkarılmış olan bu yönetmelik gerçekte plastik tüketimini azaltmak amacıyla mı çıkartılmıştır?
 
3. Türkiye, çöp ithal eden ülkeler arasında kaçıncı sırada yer almaktadır?
 
4. Türkiye'nin en çok plastik çöp ithal eden ikinci ülke olduğu iddiası doğru mudur?
 
5. Türkiye, plastik atıkları geri dönüştürme konusunda en başarısız ilk 20 ülkeden biri iken, bunun iyileştirilmesi yönünde ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
 
 
 

Çeltik Üreticisi Kan Ağlıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, “Çeltik Üreticileri Kan Ağlıyor! TMO Piyasalara Müdahale Etmeli!” çağrısında bulundu.
Gaytancıoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, kişi başına 7-8 kilogram pirinç tüketildiğini, Türkiye'nin çeltikte kendine yetmediğini, ithalat yaptığını, tüketimin yaklaşık yüzde 30'unun ithal ürünlerden oluştuğunu belirtti.
Edirne'nin, Türkiye çeltik üretiminin yüzde 60'ını tek başına karşıladığına işaret eden Gaytancıoğlu, Ergene Nehri'nin kirliliği nedeniyle bölgede çeltik ekiminin azaldığını, bunun ithalatın artması anlamına geldiğini anlattı.
Gaytancıoğlu, TMO'nun, çeltikteki düşük fiyatlar karşısında piyasaya müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
Çeltik üretiminin zorluğuna değinen Gaytancıoğlu, bunun yanı sıra pirinç haline gelene kadar ciddi anlamda girdi; akaryakıt, gübre, iş gücü kullanıldığını kaydetti.
Gaytancıoğlu, “Maliyeti 2 bin 200 olan bir üründe neden üreticinin alın terinin karşılığı görünmek istenmez? Temel gıda maddelerinde neden böyle yapıyorsunuz, neden sürekli ithalatçı ülke konumuna geliyoruz, neden Türkiye'nin üretim potansiyelini harekete geçirmiyorsunuz?” diye sordu.
AKP'nin tüm ürünlerde sınıfta kaldığını, mısır, arpa, buğday, tütün, soya, yağlı tohum bitkilerinin ithal edildiğini vurgulayan Gaytancıoğlu, “Neden çiftçiye daha fazla destek vermeyi düşünmez? Çeltikte 10 kuruş destekleme var. Neden bu 40 kuruşa çıkartılmıyor? Tarımsal kredilerde niye yapılandırma söz konusu değil? Çiftçinin bankalara borcunu yapılandırmayı düşünüyor musunuz? Bankalara borçlarının faizini silmeyi düşünüyor musunuz?” diye konuştu.
Her ürün için nitelikli ve tutarlı tarım politikası izlenmemesi halinde Türkiye'yi kıtlık beklediğini belirten Gaytancıoğlu, Türkiye'de yetişmesi mümkün olan bütün tarım ürünlerinde ithalatın durdurulması gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısının ardından genel kurulda söz alarak çeltik üreticilerinin mağduriyetini dile getirdi. Okan Gaytancıoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
 
“Bugünlerde bütün bölgelerde çeltik hasadı yapılıyor. Ancak fiyat o kadar düştü ki Türkiye'nin ithal ettiği bir üründe, ortalama 570 dolara ithal ettiği bir üründe çeltik fiyatının en az 3,5 lira olması gerekirken üreticiler 2 liralara çeltik satıyorlar ve çok zor durumlarda kalıyorlar. Üreticiler borçlarını ödemekte güçlük çekiyorlar; gübre fiyatları son derece arttı, akaryakıt fiyatları son derece arttı. Burada madem çiftçinin kara gün dostu olan bir kurum var, bu kurumun devreye girmesini istiyoruz, bu kurumun piyasaya müdahale etmesini istiyoruz. Yoksa önümüzdeki sene gerçekten Türkiye bir kıtlıkla karşı karşıya kalacak. Her şeyi ithal etmekle çözüm bulamayız. Madem yerliysek madem millîysek çiftçimizi desteklemek, üretenin alın terinin karşılığını ödemek zorundayız.” Dedi.
 
 
 

Şeker Fabrikaları Vatandır

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu,  Şeker Fabrikalarına verilen önemi ve fabrikalar için verilen büyük mücadelenin anlamını değerlendirdi.” Cumhuriyet Halk Partisine göre Şeker Vatandır, Satılamaz ama 16 yıldır Türkiye’yi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisine göre fabrikalar zarar ediyor, satalım gitsin. Neden Şeker Fabrikaları Vatandır, Satılamamalı neden bu fabrikalara gözümüz gibi bakmalıyız.” İfadesini kullandı.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu şöyle devam etti “Şeker fabrikalarını kim kurmuş? Türkiye Cumhuriyetini yöneten neredeyse herkes şeker fabrikası kurmuş. Atatürk kurmuş, İnönü kurmuş, Menderes kurmuş, Demirel kurmuş, Ecevit kurmuş, Erbakan kurmuş, Özal kurmuş. Kim satıyor,16 yıllık iktidarlarında bir tane bile şeker fabrikası kurmamış Ak parti iktidarı ve onun genel başkanı satıyor.PEKİYİ, şekerpancarı, şeker fabrikaları Türkiye için neden önemli, neden fabrikalar birer kaledir, biz neden şeker fabrikaları vatandır diyoruz. Bu coğrafya herkese nasip olmayan bir ürünü yani ŞEKERPANCARINI bize vermiş. Dünya’da  şekerpancarı üretiminde Türkiye beşinci sırada. Şekerpancarı üretimi Türkiye’nin yüz akı. Şeker fabrikaları bölgelerinde Cumhuriyet’in kültür devrimlerinin gelişmesine katkı sağlamış, Fabrikalarda okuma yazma kursları, tiyatro, sinema, bale gösterileri düzenlenmiştir.” dedi.
Şekerpancarı Türkiye’de Üretimi Planlı Yapılan Tek Ürün
Şekerpancarı vasıfsız işgücüne (çapacı-toplayıcı vb.) istihdam yaratmaktadır. Bu haliyle işsizlik sorununa da katkı sağladığı, köyden kente göçü önlediği söylenebilir.Şekerpancarı işlenip içindeki şeker alındıktan sonra kalan posası değerli bir hayvan yemidir. Türkiye hayvancılığının bugün içindeki durumu gördüğümüzde, önemi daha iyi anlaşılır.                                       Üretilen pancar; taşımacılık ve birçok sanayinin gelişmesine, önemli katkılar sağlamaktadır.Şeker pancarı, bir ormana kıyasla 3 kat daha fazla oksijen yarattığından, tüm canlılar için hayati önem arz eden bir oksijen kaynağı olmakta, kendinden sonra ekilecek ürünlerde verim artışı sağlamakta, alternatiflerine göre daha fazla istihdam olanağı yaratmaktadır.
Bu yararlara baktığımızda Devletin elindeki bazı şeker fabrikalarının sosyal amaçlı kurulduğu, yani zarar edebileceği, bazılarının da karlı olabileceği, iyi bir işletmecilikle zarar etmeden düşük karlılık ile “kamu hizmetinin” öncelikli olarak yapılması gerektiği anlaşılır. Nitekim Devlete ait 25 şeker fabrikasının kuruluş yerleri dikkate alınırsa bulundukları il ve ilçelere ciddi sosyal ve ekonomik katkılar yaptığı anlaşılır.
Gaytancıoğlu Şeker Fabrikaları Neden Özelleştirilmek İsteniyor?
Gaytancıoğlu şeker Fabrikaları ile ilgili değerlendirmesinde “Kendilerine yerli ve milli, diyenler, bilmezler mi, tekel özelleştirildi, Türkiye tütün ve sigara ithal ediyor, Et Balık özelleştirildi, Türkiye Canlı Hayvan ver Kırmızı Et ithal ediyor, devlete ait Yem Sanayii A.Ş özelleştirildi, Türkiye samana muhtaç kaldı. Demek ki özelleştirme bir çözüm değil. Bilgisizler ve anlayamıyorlar. Enflasyonu arttıran unsurlardan biri de gıda fiyatlarıdır diyen bir Ak parti hükümeti var. “Dünya’da şeker fiyatları 250-300 $, Türkiye’de şekerin maliyeti 700 $’ a denk geliyor”, diyen bir NBŞ lobisi tarafından kuşatılmış olan bu Ak parti hükümeti 700 $’lık şekerin aslında daha ucuz olduğunu, Türkiye ekonomisine ciddi katma değer yarattığını anlayamaz. Anlasa da anlamak istemez.” dedi.
Gaytancıoğlu Şekerde ki stok fazlalığı gerekçe gösterilerek şeker pancarı üretimine kota getirilirken, diğer taraftan kendine yeterliliği halen sağlayamadığımız hatta ithalatçı olduğumuz mısırı hammadde olarak kullanan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimine geniş olanaklar sunuldu. “Bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa Türkiye’de şekerpancarı üretimi yerine GDO’lu mısır ithalatı yapılacak ve bir başka küresel dev olan “MONSANTO, BAYER” gibi tohum firmaları kazanacağını, bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa AB ülkelerinde ortalama % 1.5, Türkiye’de şimdilik göstermelik olarak% 5’e düşürülen ancak denetimi yapılamayan NBŞ kotası daha yukarılara çıkacak (belki de sınırsız olacak) ve bir başka küresel dev olan CARGILL kazanacak.” İfadesini kullandı.
Şeker Fabrikaları Zarar Etmiyor, Zarar Ettiriliyor.
Gaytancıoğlu Tarım piyasalarını düzenleyen hiçbir KİT bugün için yeterince görevini yapmıyor. Var olan Toprak Mahsulleri Ofisi, ÇAYKUR gibi kurumlarda piyasa düzenleme görevini yapamaz hale getirilmiştir. Objektif bakarsak, Devletin elinde sadece Şeker Fabrikaları kaldığını belirterek,
Şekerpancarı üretimi kasıtlı olarak engellenmiştir
Ak parti,  şekerpancarı üretimini desteklememiştir. Ülkemizdeki şeker fabrikalarını kapattıracak ve bir sanayi kolunu çökertecek kadar sıkıntı yaratan bir ürün olan şeker pancarı, hala havza bazlı destekleme modelinde desteklenecek ürünler içerisinde yer almamaktadır. Ayrıca şekerpancarından şeker üretimine yönelik üretici gelirini arttırmaya yönelik özel bir destekleme yoktur. Örneğin 2017 için şekerpancarı alım fiyatı 2016’daki fiyatlarla uygulanmıştır.                                                                                                                                    
Nişasta Bazlı Şeker’in Önü açılsın diye şekerpancarı üretimine kota konmuştur
IMF anlaşmalarıyla 2001’de şekerpancarına konulan kotalar, IMF anlaşmalarının bitmesine rağmen AKP tarafından kaldırılmamıştır. Üretime konulan kotalar üretimi engellenmiştir. 2002’de % 10 olarak belirlenen NBŞ kotası Bakanlar Kurulu Kararı ile %50 arttırılarak sürekli % 15 olarak uygulanmıştır. CHP, sahaya indiği için NBŞ kotası % 5’e çekilmiştir. Ancak, son 2 yıldır ŞEKER KURUMUNUN denetim yapmaması ile % 30’ların üzerine çıktığı tahmin edilmektedir.                                                                                                                          
Şeker Fabrikaları zarar etmemiş, zarar ettirilmiştir
Bazıları Cumhuriyet döneminin başında, bazıları 1930’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar da kurulan ve son fabrikaların 1990’larda yapıldığı düşünülürse, modernize edilmeleri gerekmekteyken Ak parti bilerek bu fabrikaları modernize etmemiş, teknolojilerini yenilememiştir.                                                                                                                                                        
Bazı Şeker Fabrikaları kasıtlı olarak çalıştırılmamıştır
Alpullu, Ağrı, Çarşamba ve Susurluk şeker fabrikaları bölgelerinde şekerpancarı tarımı yapılmasına rağmen 2012-1016 yılları arasında çalıştırılmamıştır. Bu fabrikalar hiç şeker üretmeden bakım masrafları, personel masrafları yapmışlardır. Ayrıca toplanan pancar başka fabrikalara nakledildiği için maliyetler yükselmiştir. Bu fabrikalar için çiftçimizin yeterli miktarda şeker pancarı üretmediği/ürettirilmediği sonucuna kolaylıkla ulaşılabilir. Buradan da şeker fabrikalarının zarar etmesinin kökeninde tarım politikalarındaki yetersizlikler net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Gaytancıoğlu “CHP NBŞ kotası AB ülkeleri seviyesine çekilecek, şeker fabrikaları modernize edilecek ve halkın şeker ihtiyacı tamamen şekerpancarından karşılanacaktır.” diye konuştu.

Tritikale Meclis Gündeminde

TBMM Tarım komisyonu üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, meclis genel kurulunda yem ham maddelerinden Tritikale bitkisini gündeme getirdi.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, günümüzde yem ham maddelerinden birisi olan tritikalenin, daha az döviz ödenmesi için her yerde desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Tane İçin Yetiştirilen Tritikale Desteklenmiyor
AKP'nin uyguladığı niteliksiz tarım politikaları sonucu Türkiye'nin et ve hayvan ithalatı için ciddi bir döviz ödediğini hatırlatan CHP’li Gaytancıoğlu, Edirne’nin Süloğlu ilçesi çiftçilerinden elde ettiği bilgilere göre, Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikalenin desteklendiğini ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikalenin desteklenmediğini belirtti.
Tarım Bakanlığı Çiftçiye Duyurmuyor
CHP’li Gaytancıoğlu TBMM Genel Kurulu’nda şunları kaydetti; “Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikale destekleniyor ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikale desteklenmiyor. Çiftçilerimizin bundan yeni haberi olmaktadır. Her fırsatta "Kapatılsa çiftçinin haberi dahi olmayacak" dediğimiz Tarım Bakanlığı bunu neden çiftçilere duyurmamıştır? Çiftçilerimizi neden mağdur ediyorsunuz? Onlar Atatürk'ün "Üreten efendi" dediği çiftçilerimizdir. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini diliyorum”dedi.