Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Tarımın Temsilcilerine Milletvekilleri Aday Listelerinde Yer verilsin

Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili genel seçim ile ilgili bir basın açıklaması yaparak kamuoyuna  önemli bir çağrıda bulundu. TAGYAD’tan yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?” denildi.
 
Türkiye 24 Haziran 2018 tarihinde milletvekili genel seçimlerine gidiyor. Bizler de Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) olarak kamouyuna önemli bir çağrıda bulunmak istiyoruz.
 
Tarım Temsilcilerine Milletvekilliği aday listelerinde yer verilsin
 
Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?
 
Belki seçimlere çok az bir sürenin kaldığı düşünülebilir, ancak tarım ve gıda sektörü bir an önce harekete geçmeli ve siyasi partilere karşı bu çok önemli konuda açık tavır koymalıdır. TAGYAD'ın "Tarım Temsilcileri Meclise" çağrısı bu büyük sektör mensuplarınca mutlaka etkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
 
Aksi takdirde yine her seçim öncesi olduğu gibi siyasi partiler, tarım ve gıda sektörüne ve özellikle çiftçiye verdikleri önemden bahsedecekler fakat bunun gereğini yapmayacaklar!
 
Son sözümüz şudur; TARIM TEMSİLCİLERİNE milletvekili aday listelerinde mutlaka seçilecek sıralarda yer verilmelidir!
 
 

Domates İhracatçısına Rusya’dan Güzel Haber

Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) tarafından yapılan açıklamada, “Rosselhoznadzor, Türkiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında 1 Mayıs 2018’den itibaren Türkiye’de üretilen domateslere işletme kısıtlaması olmadan Rusya’ya sevkiyat yapmalarına izin verileceğini açıklıyor” denildi.
Rusya’ya yıllık 50 bin tonluk kotanın kaldırılıp kaldırılmayacağı ise kesinleştirilmedi.

Rosselhoznadzor’dan bir heyetin 16-20 Nisan 2018 tarihleri arasında Türkiye’de yaptığı ziyaretin ardından, yine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında, 4Ü Antalya’da biri ise Aydın da olmak üzere 5Türk şirketine daha Rusya’ya domates ithalatı için izin verilmişti.
Domates ihracatında öne çıkan illerden Antalya’daki ihracatçılar ise ithalatta şirket sınırlamasına karşı çıkmışlar ve bütün şirketlere ihracat yolunun açılması gerektiğini dile getirmişlerdi.
 

Konya Birlikten Genç Yetiştirici Platformu

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından Konya’da bir otelde düzenlenen genç yetiştiricilere yönelik tanıtım ve değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda Konya DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız, bir açılış konuşması yaparak “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız.” Dedi.
Başkan Edip Yıldız, “Gıdanın sosyal ve ekonomik açıdan önemi önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelmesini beklemekteyiz. Her ne kadar günümüzde bazı gıda ürünlerini dış pazardan temin ediyor olsak bile birçok gıda ürününü ülkemizde üretmeye mecburuz. Bunun içinde genç, dinamik, üretmenin önemini bilen bir kırsal nüfusa ihtiyacımız var. Maalesef ülkemizde kırsal nüfus her geçen gün azalmakta; buna karşılık devletimiz kentten kırsala göçü artırmaya yönelik yeni politikalar üretmektedir. Genç çiftçi bu durumun bir örneği olarak önümüze gelmektedir. Son 10 yıla baktığımızda belde ve köy nüfusu ise 14,6 milyon azalarak 6,1'e düşmüştür. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 7‘si oluşturuyor. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de genç nüfus tarımla uğraşmak istemiyor” vurgusu yaptı.
  
Sektörde Öncelik Genç Nüfus
Hayvancılık sorunlarının bazılarının  gündeme gelmediğini ifade eden Başkan Edip Yıldız,  “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız. Bizi Avrupa ülkelerinden farklı ve güçlü kılan en önemli unsur genç nüfusumuz, elimizdeki bu gücü genç nüfusu doğru yönlendirir üretimin önemini onlara daha iyi anlatır ve onları daha fazla hayvancılık sektörüne dahil edebilirsek inanıyorum ki sektöründe birçok sorunu zaman içerisinde çözüme ulaşacaktır. Çünkü sektördeki ve toplumdaki tüm sorunların çözümü gençlerdedir” şeklinde konuştu.
 

250 Bin Baş Düve Projesi Başvuraları Başladı

Geçtiğimiz ayda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım İşletmeleri (TİGEM) Genel Müdürü İsmail Şanlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından et ithalatını önlemeye ve hayvan varlığını artırmaya yönelik bir protokol imzalandı.
Et ithalatını önlemek ve hayvan varlığını artırmak amacıyla ithal edilerek kredi karşılığında çiftçilere verilmesi planlanan 250 bin baş damızlık düve için başvurular bugün başlıyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’nde yapılan açıklamaya göre, projeden isteyen herkes yararlanamayacak. Projeden sadece Tarım Kredi Kooperatifi ortakları yararlandırılacak. Buna göre projeden yararlanma koşulları ise  şöyle:
1- Projeye başvuru tarihi itibariyle Tarım Kredi Kooperatifi ortağı olmak. 
2- 2 Nisan 2018 ve öncesi tarihlerde büyükbaş süt hayvancılığı yapıyor olmak. 
3- En az 15 baş kapasiteli ve hayvancılık yapmaya elverişli ahıra sahip olmak. 
4- Ahırın bulunduğu yerde ikamet ediyor olmak. 
5- Kredi kullanmaya uygun mali durumda olmak.
Ziraat Bankası’ndan 7 yıl vadeli kredi
Proje kapsamında damızlık düve alacak Tarım Kredi Kooperatifi ortağı çiftçilere 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılacak. Tarım Kredi Kooperatifl eri’nin açıklamasına göre, Ziraat Bankası’nca kredi limiti tahsisi yapılacak ortaklara, işletme kapasitelerinin 15 başa tamamlanabilmesi amacıyla; damızlık gebe düve tedariki için 7 yıllık yatırım kredisi (İlk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli), yem tedariki için en fazla 18 ay vadeli işletme kredisi kullandırılacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın daha önce açıkladığı gibi, söz konusu proje kapsamında çiftçilere 100 bin lira kredi kullandırılacak. Bu kredinin yüzde 80’i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacak.
Proje kapsamında Ziraat Bankası’nın yatırım kredisi tahsisi yaptığı kooperatif ortaklarına Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce damızlık gebe düve teslimi yapılacak. Damızlık gebe düve teslimi yapılan ortakların yem ihtiyaçları da yine Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce karşılanacak.
Alınacak hayvan ırkları ve verilecek hizmetler
Ziraat Bankası’nın kredilendireceği, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin ise tedarik edeceği damızlık düveler Simental, Holstein, Esmer (Montafon) ve Montbeliard ırkı hayvan olacak.
Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce ortaklara teslimatı yapılacak düveler ile ilgili olarak ihtiyaç duyulacak; veterinerlik hizmeti, aşı ve küpeleme hizmeti, hayvan hayat sigortası (dar kapsamlı),Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) tarafından ücretsiz karşılanacak.
 
 

Sebzeler Pet Şişe İle Korunuyor

Yozgat'ta, bir çiftçi erken ürün almak için mevsiminden önce tarlasına ektiği domates ve fasulye fidelerini zirai dondan, üzerlerini pet şişelerle kapatarak korudu. Eksi 3 derecede ceviz ağaçları zarar görürken, sebze fideleri soğuk havadan etkilenmedi.
Yozgat'ın Başıbüyüklü köyünde çiftçilik yapan Hacı ömer kılıç kendine özgü yöntemle tarlasına mevsiminden yaklaşık 45 gün önce sebze fideleri dikti. Normal şartlarda Mayıs ayının ilk haftasında yapılması gereken sebze ekimini, Mart ayında yapan çiftçi, zirai dona karşı sebzelerini korumak için de önlemini aldı. Üç bin tane sebze fidesinin üzerini pet şişelerle kapatarak tek fidelik seralar oluşturdu.
'3 BİN PET ŞİŞEYİ 500 LİRAYA ALDIM'
Hacı Ömer Kılıç, bu yöntemi internette hobi bahçesi yapanlardan gördüğünü kendisinin de bunu uyguladığını söyledi. Tarlasının iki dönümüne sebze ektiğini anlatan Kılıç, 'Ekim yaptığım alanda sera yapmak veya örtü altı üretim yapmanın maliyeti yüksek. Ben hurdacılardan 3 bin pet şişeyi yaklaşık 500 liraya aldım dedi.
 
 

Tarım'da İç Anadolu'nun Sorunları Masada!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin dünkü grup toplantısında seçimlere ilişkin yaptığı açıklamanın ardından tarım sektörünün en çok sıkıntı yaşanan illere yönelik çalışmalara ve sorunlara yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bir araya geldi. 
Toplantı basına kapalı yapılırken; edinilen bilgiye göre İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bölgenin sorunları ve yatırımların değerlendirilmesi bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Niğde Bor şeker fabrikası ve Kırşehir Fabrikaları satılmıştı. Bunun üzerine bölgede şeker pancarı üreticisinin 2018 yılında gerçekleştirilecek seçimlere yönelik kırsalda yaşayan ve alın terini tarladan elde eden üreticiyi bir nebze memnun etmek için adımlar atılıyor. İç Anadolu Bölgesinde bazı illerin besi ve hayvancılık üzerine geçim kaynağı sağlarken Niğde ve Nevşehir illeri ise Patates ve diğer sorunlara ilişkin bir durum değerlendirilmesi yapılması düşünülüyor.
Ancak kırsalda yaşayan çiftçinin tarım sektörünün her alanda sorunlar yaşaması ve sorunlarında giderek büyümesi üreticiyi de her geçen gün tedirgin etmeye devam ediyor.
Ekonomi Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının geçtiğimiz günler de sıfır vergili ithalatında gündemde olması bukez de  yerli besiciyi ve üreticiyi tedirgin etmeye başladı. Kasaplık karkas etin gündeme gelmesi ile  özellikle İç Anadolu’nun  yerli beside öncü ve lokomotif görevi gören Kırşehirli üreticileri tedirgin ederken Bakan Fakıbaba’nın bölge Milletvekilleri ile bugün gerçekleştirdiği istişare toplantısında da masaya yatırılması bekleniyor.
 

Domates İhracatında Tam Serbestlik İlkesi

CHP’ Ankara Milletvekili Levent Gök’ün Rusya’nın tarım ürünlerine getirdiği ithalat kısıtlamalarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmıştır” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Binali Yıldırım'ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde Türkiye'den Rusya'ya ithal edilen başta domates olmak üzere tarım ürünlerini sordu. Gök, "Türkiye için önemli bir Pazar olan Rusya ile ticari ilişkilerin iyileştirilmesi ve kısıtlamaların kaldırılması için yapılan çalışmalar nelerdir?" dedi.

TAM SERBEST İLKESİNİN UYGULANMASININ ÖNEMİ DİLE GETİRİLDİ
 
"Bakanlığımız ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Rus makamları nezdinde gerçekleştirilen girişimlerde, iki ülke arasındaki tarım ürünleri dış ticaretinin sürdürülebilir bir nitelik arz edebilmesi için ihracatta tam serbesti ilkesinin uygulanmasının önemi dile getirilmiş ve münhasıran domates ithalatında firma listesi uygulamasının kabul edilebilir olmadığı müteaddit defalar ifade edilmiş ve konunun çözümüne yönelik irade en üst düzeyden Rus muhataplarına iletilmiştir.
"Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında muhtelif tarihlerde yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmış, domates ürününde ise ithalat yasağı (ülkemizin, Rusya Federasyonu tarafından uygulanmakta olan kısıtlamaların genel ticaret serbestisi kapsamında tamamen ve herhangi bir şarta bağlı olmaksızın kaldırılması minvalindeki yaklaşımına mukabil) belirli firmalardan ithalat yapılması şartıyla kaldırılmıştır."
 
ENGELLERİN KALKMASI İÇİN GEREKLİ ADIMLAR ATILMALI
 
Ekonomi Bakanı Zeybekci'nin önergeye verdiği yanıtı değerlendiren CHP'li Levent Gök, Rusya'nın sadece ihracat yapacak firmalara kısıtlama getirmediğini aynı zamanda Türkiye'ye 50 bin ton domates kotası uyguladığını belirtti. Gök, "Yasaktan önceki dönemlerde 500.000 ton seviyelerine kadar yükselen domates ihracatımızın önündeki engellerin kaldırılması için gerekli adımlar atılmalıdır" dedi
 
 

14 Şeker Fabrikasının Özelleştirmesine Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor

Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre "Türkşeker'in 14 fabrikasının özelleştirilmesi için ihale süreci başlatılmıştır”dedi. Aynı zamanda  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, şeker fabrikalarının  özelleştirilmesinde ihale süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüleceği ve kamuoyuna  açık sonuçlandırılacağını da duyurdu. Özelleştirme idaresi Başkanlığının bu duyuruya hem siyasisilerden hemde üreticilerden tepkiler yağıyor.
 
Başkanlık, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait bazı  fabrikaların özelleştirilmesine yönelik yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, Türkşeker'in, özelleştirmeye hazırlanmak amacıyla  2000  yılında özelleştirme kapsamına, 2008'de ise özelleştirme programına alındığı  anımsatıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun belirlediği strateji çerçevesinde  özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale  ilanı aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, bu kapsamda Afyonkarahisar,  Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için  ihale sürecinin başlatıldığına yer verildi.
Açıklamada, bu süreçte özelleştirme yapılırken söz konusu fabrikalarda  çalışanların ve pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması, fabrikalarda üretimin  devamlılığının temel ilke olarak ele alındığı ve bu konularda ihale belgelerinde  önemli düzenlemeler yapıldığı vurgulandı.
Özelleşecek Fabrikalarda Çalışanlara tanınan imkanlar ise şöyle
Edinilen bilgiye göre çalışanların haklarının korunmasına yönelik olarak, özelleşecek fabrikalarda çalışan memurlara diledikleri takdirde Türkşeker’e ait diğer  fabrikalarda çalışma, tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve  kuruluşlarına nakil olma, özelleştirilen fabrikalarda yeni yatırımcılar ile  çalışabilme gibi imkanlar sunulduğu belirtildi. Ayrıca daimi ve  geçici işçilere ise emeklilik hakkını henüz elde etmeyenler açısından Türkşeker'in diğer  fabrikalarında çalışma, ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma, özelleştirilen fabrikalarda çalışmaya devam  etmek isteyenlere Türkşeker tarafından tüm yasal hakları ödendikten sonra alıcı  ile çalışmaya devam edebilme daha sonraki dönemde emeklilik hakkını kazanmadan  önce kamuya geçmek istemeleri halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam  edilme gibi olanaklar tanındığı ifade edildi.
Mevcut durumda Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerin mevcut  kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceğine değinilen açıklamada,  alıcılara mevcut çiftçilerle asgari beş kampanya dönemi boyunca pancar üretim  sözleşmelerini devam ettirme zorunluluğu getirildiğine dikkati çekildi.  Açıklamada, bu düzenlemeyle mevcut tüm çiftçilere pancar üretim sözleşmelerini  devam ettirme imkanı sağlanacağı vurgulandı.
 Fabrikalarda üretim devamlılığı ve zorunluluğu getirildiği belirtilen  açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Özelleştirme modeli çerçevesinde temel hedeflerden birisi de  fabrikaların pancardan şeker üretimi faaliyete devam etmelerinin sağlanmasıdır.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere yatırımcıların üretim faaliyetlerini devam  ettirmeleri yönünde şartlar öngörülmüştür.
Şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale  dışında tutulmuştur. Şeker fabrikalarının üretim faaliyetleri için gerekli  olmayan taşınmazları ihale kapsamı dışında tutulmaktadır.
İhale süreçleri tamamen her aşamasında kamuoyunu bilgilendirilerek  şeffaf bir şekilde yürütülecek ve nihai aşamada özelleştirme ihaleleri tüm teklif  verenlerin katılımı ile kamuoyuna açık bir şekilde sonuçlandırılacaktır.
Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerine katılımın arttırılması  ve rekabetin tesis edilebilmesi amacıyla yerel yatırımcılar, kooperatifler ve  diğer paydaşların tek tek veya bir araya gelerek teklif verebilmelerini teminen  ihaleye katılım için geçici teminatların düşük seviyede tutulması da dahil olmak  üzere ihale belgelerinde bu çerçevede kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır."
Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın özelleştirmesi hem siyasilerden hem üreticilerden tepkileri üstüne çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılmasını sert bir üslupla eleştirdi. Özelleştirmedeki amacın, şekerpancarı üretimini sonlandırarak, sağlığa zararlı olan nişasta bazlı şeker ithalatının önünü açmak olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye’ye geçmiş olsun. 2008 yılından beri özelleştirme kapsamında olan fabrikalara düzenli bakım yapılmadı, modernize edilmedi, çoğu fabrika satılsa da sözde çalıştırılacak. 2019 seçim süreci dikkate alınıp 5 yıl durum idare edilecek, sonrası bu fabrikalar kapanacak, pazar nişasta bazlı şekere teslim edilecek, gidiş bu yönde” dedi.
Türkiye Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla birlikte, sürecin bu noktaya geleceğinin önceden görüldüğünü belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türk Şeker Fabrikaları A.Ş’ye (Türkşeker) ait, aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilerek satılması için ihale sürecinin başlatılmasına tepki gösterdi. 
Hükümetin, Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın satışı için resmen düğmene bastığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu fabrikaların özelleştirilmesinin ardından yaşanabilecek olumsuzlukları değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üreticilerinin, fabrika çalışanlarının ve hatta bir bütün olarak tüm vatandaşların, bu durumdan olumsuz etkileneceğini söyledi. Çiftçi, işçi, esnaf, şoför yaygın bir kesim bu süreçte mağdur olacak diyen Gürer, “Tütünden sonra pancar da sona doğru götürülüyor” diye konuştu.
Fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üretiminin durma noktasına geleceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün on binlerce şekerpancarı üreticisi, fabrikaların özelleştirilerek satışının ardından büyük sorunlar yaşayacak. Kota sorunu nedeniyle zaten sıkıntılı bir sürecin içinde olan şekerpancarı üreticileri, fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte belki de üretimi durdurmak zorunda kalacak” şeklinde konuştu.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanan 14 şeker fabrikasının satışının gerçekleşmesinin ardından, bu fabrikalarda memur, işçi, geçici işçi, taşeron işçi olarak çalışanların durumunun da netlik kazanmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Çalışanlara yeni yatırımcılarla çalışma imkânı verileceği belirtiliyor. Ya da özelleştirme kapsamında olmayan şeker fabrikalarında çalışabilecekleri ifade ediliyor. Görünen o ki, şeker fabrikası çalışanlarını da sıkıntılı bir süreç bekliyor” açıklamasını yaptı.
Şekerpancarının stratejik bir ürün olduğuna değinen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fabrikaların özelleştirilmesiyle oluşacak en önemli sorunlardan birinin ise şekerpancarı üretiminin sonlandırılması ve nişasta bazlı şeker ithalatının önünün açılması olacağını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Bilindiği gibi nişasta bazlı şeker ve bu tür şeker takviyesiyle üretilen ürünler, sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’ye şimdiden geçmiş olsun” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Niğde Millet Vekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin, şekerpancarı üreticileri, çiftçiler ve tüm vatandaşları olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, “Ülkemizin değerleri, özelleştirme kapsamında bir bir satılıyor ve yok oluyor. Üretim açısından onbinlerce çiftçinin, emek açısından binlerce çalışanın ve sağlık açısından tüm vatandaşların olumsuz etkileneceği biline biline, hangi amaç uğruna bu satış gerçekleştiriliyor? AKP hükümeti 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdi. İşsizlik hat safhaya ulaştı. Özelleştirme adı altında, ülkemizin tüm değerleri bir bir yok oldu” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 

300 Koyun Desteğinde Öncelik Merası Olanlara

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, ‘Tarım Zirvesi’nde 300 koyun projesinin ayrıntılarını paylaştı. Proje kapsamında ilk yıl 500 bin anaç koyun dağıtılacağı bilgisini veren Fakıbaba, “Her üreticimize 300 koyun verilecek. Burada öncelik köydeki üreticinin şehre gitmesini engellemek, yani şehirdekini köye döndürmek değil. Ayrıca bu hayvanları dağıtırken merası olan bölgeler öncelikli olacak. Geldiğimiz günden beri ithalatı bitirmek için çalışıyoruz. Bu zamana kadar besiciliğe önem verilmiş çünkü daha fazla para kazandırıyor. Ancak biz üretici olursak bu işi başarabiliriz. Yetiştiriciliğe zaman ayırmalıyız” diye konuştu.
1 YIL SONRA 300 KUZU
Türkiye’nin acil, orta ve uzun vadede yapması gerekenler olduğunun altını çizen Bakan Fakıbaba, “Şu anda ithalat yapıyoruz diye haklı olarak bize kızanlar oluyor. Ancak elimizden geldiğince ithalata ihtiyaç kalmadan kendi ürünümüzü nasıl üreteceğiz onun mücadelesini veriyoruz. Bu yüzden ‘ana sayısını’ arttırmaya çalışıyoruz. Hesaplarını yaptık. Biz 300 anaç koyun verdiğimizde 1 yıl sonra 300 kuzu gelmiş olacak. Bu 300 kuzu yine üreticinin olacak. Bunu biz satın alacağız. Başka üreticiye vereceğiz. Veterinerlik masrafları, asgari ücret, sigortalarını biz karşılayacağız. Biz bunu hibe olarak vermiyoruz. Bu paraları satacağımız 300 koyundan çıkarmış olacağız. Üreticimiz hem sigortalı olacak hem de sürü sayısı artmış olacak. Üreticinin cebine 30-40 bin lira para kalacak” diye konuştu.
BU İŞİ BİLMEYENLER YAPTI
Dağıtılacak 500 bin anaç hayvanın ülke içinden karşılanabileceğini belirten Ahmet Eşref Fakıbaba, “İç piyasada fiyat yükselmesi halinde ithalat başlayacak. Bunu da mecburiyetten yapacağız. Geçmişte de bazı çalışmalar olmuş. Geçmişte işi bilmeyenlere hayvanlar verilmiş. Hiç bilmeyenler hayvancılık yapmaya başlamış. Ancak bunda başarılı olamamış. Bu yüzden bu işi bilenlerin yapması gerekiyor. Merası olan, ahırı olanlar bu işi yapmalı. Bu proje Türkiye’nin projesi olacak. Bu projede başarı sağlanırsa Türkiye başarı sağlamış olacak” ifadelerini kullandı.
DÜVE KREDİSİNİN YÜZDE 20’Sİ YEME
KENDİ üretimini yapamayan ülkelerin bağımsız olamayacağına dikkat çeken Bakan Fakıbaba, 250 bin düve alımı ile ilgili de bilgiler verdi. Düveleri mümkün olduğu kadar sıfır faizli kredilerle üreticiye vereceklerini ifade eden Fakıbaba, “100 bin liralık kredinin 80 bin lirası düveler için verilecek. Geri kalanı ise yem için ayrılacak. Yem olmayınca olmuyor. Üretici yemi alamayınca ya hayvanını satıyor ya da mezbahaya kesime gönderiyor” ifadelerini kullandı.
ETLİYE DE SÜTLÜYE DE ARTIK KARIŞACAĞIZ
KARS’ın gıda, tarım ve hayvancılığın beşiği olduğuna dikkat çeken Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Kars sadece tarım ve hayvancılık da değil turizmde de marka bir kent. Bu zirveyi düzenleyen Türkiye’nin iki markası olan Hürriyet ve Denizbank’a teşekkür ediyorum. Böyle bir zirvenin Kars’ta yapılması için öncülük yaptılar” dedi. Kars’ın yem bitkiciliğine uygun bir arazi yapısına sahip olduğuna vurgu yapan Bakan Arslan, “Hayvancılık yaparken sulama olmazsa olmaz. Eksik kalırsınız. Biz de buna uygun baraj yapımlarına devam ediyoruz. Amacımız arazileri sulamak. Daha fazla yem üretebilmek. Hayvancılık üzerinde katma değer oluşturmayı hedefliyoruz. Zaman zaman bu bölgede de söylenen bir söz vardır. ‘Etliye sütlüye karışma’ derler. Başkalarının size biçtiği ölçüye göre hareket edin, ses çıkarmayın demektir bu. Ancak biz artık ‘etliye de sütlüye de’ karışacağız.. Karışmak zorundayız, daha da iyisini yapmak zorundayız. Tarım ve hayvancılıkta ülke bekası için ülke insanın menfaati ne gerekiyorsa onu yapacağız”dedi.
 
 

Üreticiye Kredi Müjdesi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi tarafından tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak. Bu çerçevede sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine ve sertifikalı tohum kullananlara söz konusu yatırımlarında kullanacakları kredi için faizlerde yüzde 100 indirim uygulanacak. Küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, arazi alımı, lisanslı depoculuğa yönelik yatırımlar da değişen oranlarda faiz indirimi ile desteklenecek. Su ürünleri sektöründe de 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi sağlanacak.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğince (Tarım Kredi), tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak.
Bakanlar Kurulunun konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Üreticilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla yapılan düzenleme çerçevesinde, gerçek veya tüzel kişi üreticilere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve lisanslı depo yatırımlarına yönelik krediler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM), 1 Ocak 2018-31 Aralık 2020 tarihleri arasında Banka tarafından uygulanan tarımsal kredi faiz oranlarından hayvansal ve bitkisel üretim kalemlerinde indirim yapılarak, kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilecek.
Birden fazla üretim konusunda kredi talebinde bulunan üreticilere kullandırılabilecek toplam kredi üst limiti, krediye konu ürünlerden en yüksek kredi limitine sahip ürüne göre belirlenecek.
Sözleşmeli Üretim Modeli kapsamında üreticiler ile imzaladığı sözleşmeler dahilinde yetiştirilen ürünü almayı garanti etmek suretiyle tarımsal üretim yaptıran gerçek veya tüzel kişi üreticilere, söz konusu üretim faaliyetlerinin finansmanı amacıyla azami 10 milyon liraya kadar sözleşmeli üretim kredisi açılabilecek.
Bankacılık Kanunu'nun risk grubu tanımına giren işletmelere söz konusu karar kapsamında kullandırılacak kredilerin toplamı üretim konuları itibarıyla belirlenen kredi üst limitlerini aşamayacak. Risk grubundaki işletmeler bu karar kapsamında tek bir işletme kabul edilecek.
Üreticiler indirim oranlarından, kullanacakları kredi miktarına göre ve yatırımla işletme dönemleri esas alınarak kademeli olarak yararlandırılacak.
  • Örneğin, sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine kredi üst limiti 12,5 milyon lira olmak üzere alacakları 100 bin liraya kadar kredilerin faizlerinde yüzde 100 indirim uygulanacak. Bu oran 100 bin lira ile 750 bin lira arasındaki kredilerde yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50, 750 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerde sırasıyla yüzde 75 ve yüzde 50, 5 milyon lira ve 12,5 milyon lira arasındaki kredilerde yüzde 50 ve yüzde 25 olarak uygulanacak. Yaygın hayvansal üretimde de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verilebilecek.
Damızlık düve yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, kanatlı damızlık yetiştiriciliğinde alınacak kredilerde de değişen oranlarda faiz indirimi sağlanacak.
Su ürünleri sektöründe de üst limiti 5 milyon lira olmak üzere 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi verilecek. 100 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerin faizlerinde de yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50 indirim uygulanacak.
Bitkisel üretim
Bitkisel üretimde de kontrollü örtüaltı tarım yapan işletmelere, kullanacakları 750 bin liraya kadar olan kredilerin faizlerinde yatırım döneminde yüzde 75, işletme döneminde yüzde 50 indirim yapılacak.
Yaygın bitkisel üretim için kullanılan 250 bin liraya kadar kredi için de faizlere yüzde 50, 250 bin lira ile 750 bin lira arasındaki krediler için de yüzde 25 indirim uygulanacak.
Yurt içi sertifikalı tohum, fide, fidan üretimi için 10 milyon liraya kadar, bunların kullanımı için de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi sağlanabilecek.
Ayrıca, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, tarımsal mekanizasyon, modern sulama, arazi alımı, lisanslı depoculuk ve soğuk hava deposu ve tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik yatırımlar da kredi faizi indirimi yoluyla desteklenecek.
Öte yandan, tarımsal amaçlı kooperatiflerin üretimlerine yönelik krediler için de üst limitler ve faiz indirim oranları belirlendi.
Kararla ayrıca, kredi kullanarak yapılan yatırımlardan sigortaya konu olabilecek varlıklar ile tarımsal ürünlerin kredi tutarı üzerinden sigorta ettirilmesi zorunluluğu getirildi.

 
 
 

Koyun Keçi Sütü Üreticileri Süt Fiyatlarından Memnun

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bülent Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il." dedi.
Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başakanı Bülent ORAL yaptığı açıklamada, süt üreticilerinin mağdur olmaması ve hak ettiğini kazanması için çalıştıklarını söyledi.
Kentte üretilen sütün kalitesi ve lezzetinin Avrupa standartlarında olduğunu belirten Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il. İzmir, Balıkesir, Çanakkale bu fiyatlara yakındır." ifadesini kullandı.
Koyun ve keçi sütü üreticilerinin fiyatlardan son derece memnun olduğunu vurgulayan Oral, bu rakamların örnek olacağına inandığını bildirdi.
 

Hayvancılığın Sorunları Çözülür mü?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurası gerçekleştirdi. Hayvancılık şurası  gerçekleştirilirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkatlari çekti. 
Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları  ise şöyle
 
Hayvancılık Şurasından Öne Çıkan Başlıklar
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli,
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı,
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli,
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı,
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli,
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli,
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
Peki bu başıklar hayvancığa köklü çözümler getirebilirmi? Yani bu başıklar hayvancılığın sorunlara köklü çözümler getirirde bu uygulamalar faaliyete geçermi? Sorusunu  akıllara getiriyor. Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanlığı uzun yıllar sonra hayvancığın sorunlarını köklü çözümler getirmek için büyük bir organizasyonla  bir çok kesimden kişileri bir araya getirdi. Şurada öne çıkan bir çok başlık hayvancılıkta yaşanan sorunlarıda dile getirmiş oldu. 2018 yılı tarım ve hayvancılık açısından diğer yıllara göre farklılık gösterecek.  İşte bu farklılıklardan bir tanesi de 2018 yılının Buzağı Yılı ilan edilmesi. Ancak bu farklılıkların yaşanabilmesi için gerek şuradan öne çıkan başlıkların gerekse kamu oyunda söylenenlere bence kulak kabartılmalı. Gelecek yüz yılın en önemli konularından birisi gıda.  Gıdayı, Tarım ve Hayvancılıkla entegre ederek bir çok hammaddeyi oluşturabiliyoruz.  O zaman tarım ve hayvancıllıkta geçmişte yaşanan sorunları dikkate alarak belirlenen bu çözüm önerileri ivedilikle faaliyete koyulmalı. Tarım ve Hayvancılık  üreticinin, yetiştiricinin sadece geçim kaynağı değil aynı zamanda para kazandığı, istihdam sağladığı, milli gelire katkı sağladığı, tüketiciye sağlıklı besinler ürettiği gibi görülmelidir.
Tarım olmadan yaşam olmayacağını, canlı olmayacağını sadece söylemlerde değil filiyata geçirerek hem bu sektörde hizmet eden eli nasırlı üreticinin yüzünü güldürmeyi hemde sağlıklı besinler üreterek ülkemizin geleceğine ışık tutmaktır. (Muhammet Oluklu’nun Kaleminden)
 
 

Yetiştiriciyi Sektörde Tutmak Gerekir

Haycancılık sektörü sizinde bildiğiniz gibi 2017 yılını kötü geçirdi. Yetiştiricinin tek geçim kaynağı olan süte geçtiğimiz günlerde  Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından  yeniden bir referans fiyatı belirlenerek 1,53 kuruşa çıkarıldı. Bu gelişme üretici bakımından sevindirici bir durumdu. Ancak süt üretimi yapan yetiştiriciyi tatmin edermi? Etmezmi?  Sorularıda akıllara gelmiyor değil. Süt fiyatı artıyor arkasından hemen yem fiyatları  ve diğer girdi maliyetlerinede zam yapılıyor. Muhammet oluklu'nun kaleminden
 Ulusal Süt Konseyi 1 litre soğutulmuş sütün maliyetini 1,18 kuruş olarak söylemişti. 1,53 kuruş olarak açıklanan 1 litre soğutulmuş sütün 0,9 kuruşu soğutmadan kaynaklı hizmet bedeli olarak yansıyacak. Yani masraflar ve girdi maliyetleri çıktıktan sonra üreticinin litre bazında eline geçen rakam 0,26 kuruş.  0,26 kuruşluk bir  gelirin üzerine girdi maliyetlerindeki bir artış söz konusu olursa üretici yine sütten zarar edebilir. Bir çok yetiştirici işletme giderlerini iyi hesaplamaya çalışıyor.  (USK) toplantısında firmaların üretici kısmına  bir serzenişleri vardı. Bu serzeniş sütteki yağ oranı ile ilgiliydi. İşte sütteki yağ oranın 4,2 olması yönünde bir açıklama gelsede üretici pencerisinden baktığımızda yetiştirici sütten para kazanabilmeliki hayvanına iyi bakarak sütteki yağ oranını artırabilsin.  Bu konuda gerek süt işleyen firmaların gerekse hayvancılık sektörüne girdi sağlayan kuluşların bunoktayı iyi irdelemesi gerek. Çünkü üretici geçim kaynağını karşılayamadığı durumda sektörden geri çekiliyor. Geçtiğimiz yıla tekrar geri dönüp baktığımızda  köyler boşalmış üretici hayvancılığı terketmiştir. Tekrar sektöre geri dönülmesi açısından gerek destekler gerekse yeni projeler üretilsede giden artık geri dönmeyebiliyor. Bu yüzden eli nasırlı yedi dört çalışan emek veren yetiştiriciyi memnun etmek gerekirki karşımıza birde 2018 yılında süt ithalatı çıkmasın.
 

Kuraklığa Karşı Devlet Desteği Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gaziantep'te Altunkaya Çiftliği'ni ziyareti sırasında gazetecilerin, tarımsal kuraklık olabileceği yönündeki endişelere ilişkin soruları  cevaplandırdı.
 Bakan Fakıbaba, "Allah'a şükür şu an tarımsal kuraklık seviyesinde değiliz. Biz bu konuda önlemlerimiz alıyoruz." diyerek bu konuda sıkıntı yaşanmaması için Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da özellikle GAP ve DAP'ın acil şekilde bitirilmesi gerektiğine inandığını vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da bu konuda çok önemli, ciddi çalışmalar yapıyorlar. İnşallah bunların neler olduğunu göreceksiniz. En kısa zamanda açıklanacaktır. Tarım Bakanlığı olarak elimizden geleni yapıyoruz. Esas sorumlu Orman ve Su İşleri Bakanlığı ama yine iki bakanlık el ele vererek, 'bu sorunla nasıl baş edebiliriz' bunun hesaplarını yapıyoruz. Başaracağımıza inanıyorum. İnşallah Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yağış görülüyor. Biz hem hava tahminlerini takip ederek hem de bakanlık ve hükümet olarak neler yapacağımızı en kısa zamanda bütün basına, halkımıza açıklayacağız. Tarımsal kuraklık endişesi yok. Olması durumunda Tarım Bakanlığımızın sigortaları var, devlet desteği olacak, bu konuda endişeye mahal yok."dedi
 
 

Sütte Yeni Fiyat Dönemi

Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirlemek üzere bir araya geldi. 1 Şubat 2018 den geçerli olmak üzere soğutulmuş 1litre süt fiyatı 1.53 kuruşa çıkarıldı. 1litre soğutulmuş sütün maliyeti 1.18 kuruş olarak belirlenirken  (USK) 1 şubattan geçerli olacak olan 1 litre sütün referans fiyatı 1.53 kuruş olarak belirlendi. 1,53 kuruşluk referans fiyatının 9 kuruşu birliklere yada kooperattiflere hizmet bedeli olarak kesilecek.
1 şubat 30 haziran tarihleri arasında geçerli olacak bu referans fiyatı firmalar ve üreticiler açısından tartışmalara neden oldu. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı  Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyin toplantısında  şu sözlere yer verdi.
 “ Hepimiz sektörün içerisinden geliyoruz.Öncelikle anlaşarak ve bir orta yolu bularak karar vermeliyiz. Her toplantıda dünya fiyatları, yem fiyatları ve iç piyasa şartları konuşuluyor. Birde bu ülkenin bir gerçeği var. Köylerde hayvan kalmadı bu işleri yapacak insanda kalmadı. Zaman zaman üreticiyi ezdiğinizide biliyorum. Biz her zaman konseyi baz aldık. Koseyin açıkladığı fiyat üzerinden süt satışlarını gerçekleştirdik. Yeri geldiğinde sütü almıyoruz bırakıyoruz diyerek üreticiyi ezdİğiniz dönemleride yaşadık Hatta başka şeylerde yapıyorsunuz ben burada bunları konuşmak istemiyorum.  Ben burada 300bin üreticim adına konuşuyorum. Artık şu gerçeği görelim Devletin bir kurumu var Türkiye İstatistik Kurumu açıklamış sütün fiyatını ne demiş? 1,55 kuruş olarak açıklamış bu bizim değil devletin istatistiği söylüyor ben söylemiyorum.  Bizde diyoruzki 1,55 kuruş artı prim diyoruz. Bu konuda artık gerçekleri görelim üreticinin omuzuna binerek bu işlerden vaz geçelim ayrıca şu konulardan da  vaz geçelim artık zaman zaman benden şu kadar yem alırsan senden sütü alırım gibi söylemlerede işleyişlerdende uzak duralım.”Dedi.

 Daha sonra Türkiye Damızlık Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN ise şu sözlere yer verdi. Üretim diyoruz. Üretici diyoruz. Biz şimdi burada köyde üreticinin ürettiği sütün pazarlığını yapıyoruz. Bu üreticinin bu üretimi yapabilmesi için para kazanması gerekiyor. Eğer üretici üretmesse biz burada olmayız siz de süt bulamassınız. Siz simdi burada  neyin pazarlığını yapacaksınız?  Ayrıca yüzde 8 prim tutarının ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Son günlerde birliklerle alakalı  karalama kampanyası başlatıldı. Birlikler lüks arabalara biniyor. Birlikler yolsuz işlere giriyor. Birlikler çok kesinti yapıyor gibi söylemler var biz bu karalama kampanyasını haketmiyoruz.” Dedi
Özcanın konuşmasının ardından Ulusal Süt Konseyi 10 dk ara vererek sanayici ve üretici ile ortak bir noktada karar kılınarak 1Şubattan geçerli 1 litre soğutulmuş sütün fiyatı 1,53 kuruş olarak belirlendi.
Öte yandan açıklanan 1,53 kuruşluk soğutulmuş sütün 9 kuruşu birliklere ve kooperatiflere kesinti olarak yansırken üreticinin eline 1 litre soğutulmuş süt 1,44 kuruş oalrak geçecek.
 

Hayvancılığa 250 Lira Mazota Yüzde Elli İndirim Başlıyor

Hayvancılığı geliştirilerek ülkedeki kırmızı et ihtiyacı sorununu çözmek isteyen hükümet, 2018 yılında yeni projeler hayata geçiriyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu yıl 200 büyükbaşa kadar hayvan varlığı olan besicilere, hayvan başına 250 lira destek verecek. Küçük aile işletmeleri uygun kredilerle desteklenecek. Bu projeden halen hayvancılık yapan veya işletmesi bulunan, ancak hayvanı bulunmayan üreticileri yararlandırılacak.

MAZOTU KARŞILANACAK
Yerli besiciliği korumak için Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından, uygun taban fiyattan alım garantisi sağlanacağı gibi 2018'de girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri destekleri de devam edecek. Bu kapsamda mazot desteğini 2003'te ilk kez hayata geçiren hükümet, şimdi ise ürün bazında mazot maliyetinin yarısını karşılayacak.

BESİ DESTEĞİ VERİLECEK
Önceki yıllarda olduğu gibi 2018'de de çiğ süt, süt regülasyon, buzağı, koyun keçi, besilik erkek sığır, tiftik, malak ve çoban istihdamı gibi çeşitli desteklerle hayvancılığın geliştirilmesi sağlanacak. DAP, GAP, KOP ve DOKAP Projesi kapsamındaki illerde hayvancılık yatırımları desteklenirken, kalkınma bölgelerindeki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatı için yüzde 50 hibe, damızlık boğa, koç ve teke alımlarına yüzde 80 hibe desteği başvurularıda devam ediyor.
 

Ahır ve Ağıl için Yüzde Elli Hibe Desteği Başvuruları Başladı

Hayvancılıkta modern ahır veya ağıl projeler için verilen yüzde 50 hibe desteğine başvuruları başladı.

Edinilen bilgiye göre , modern ahır ve ağıl projeleri için sağlanan yüzde 50 hibe desteği için başvuruların 2-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine başvuru yapabilecekler.

Başvuru yapanlarda, öncelikle en az 1 yıl öncesine dayanan Hayvancılık Bilgi Sistemine kayıt yaptırmış olma şartı aranacak. Bu ön koşula sahip en az 10, en fazla 49 baş anaç sığır veya en az 100, en fazla 200 baş anaç koyun-keçi kapasiteli aktif işletmesi olan yetiştiricilerin başvuruda bulunabileceği aktarıldı.



 
 

Konya DSYB 2018 Buzağı Yılı Eğitim Toplantılarına start Verdi

   Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından  geçtiğimiz aylarda başlatılan 2018 yılı buzağı yılı projesine yönelik çalışmalar hız kazandı. Artan buzağı ölümlerine ve yetiştiricinin sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Konya DSYB 2018'i Buzağı Yılı ilan ederek eğitim başta olmak üzere bir takım faaliyetler organize etmeyi şimdiden hedefliyor.  2018 Buzağı Yılı kapsamında Konya DSYB ilk eğitim toplantısını Konya Merkezde ikamet eden yetiştiricilere yönelik eğitim toplantısı gerçekleştirdi.
Eğitim toplantısına Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürülüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Süleymen Özcan, Meram İlçe Müdürü Mahir Keleş, Karatay İlçe Müdürü Esat Altuntaş, Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Nazif Karabulut, Karatay Süt Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Ali Kalaycı, Konya DSYB yönetim kurulu başkanı Edip Yıldız ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte çok sayıda yetiştirici katıldı.
Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin ev sahipliğinde bir açılış konuşması yapan Başkan Edip Yıldız, neden böyle bir organizasyon gerçekleştirildiğini ve Birliğin genel çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yıldız, "Buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır" dedi.
Damızlık Düve Merkezi Büyüyor
Edip Yıldız konuşmasında yönetim kurulunun iki dönemdir görev üstlendiklerini ve söz verdikleri gibi ikinci dönemin yatırımlarla dolu geçtiğinin altını çizdi. Yıldız "Yetiştiricilerimizin yüksek verimli ve kaliteli gebe düvelerle üretim yapmasını sağlamak ve piyasaya göre uygun fiyata damızlık materyale ulaşabilmesi amacıyla 570 baş kapasiteye sahip olan Damızlık Düve Merkezimizi büyütüyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteği ile 500 başlık yeni bir tesis daha yaparak toplam kapasitemizi 1070 başa çıkarıyoruz. Bu proje kapsamında Konya’da başka örneği olmayan Damızlık Düve Merkezimizin ülkemiz geneline örnek olacak. Artık daha fazla yetiştiricimize hizmet etme fırsatı bulacağız" dedi. 
Edip Yıldız'ın açılış konuşmasının ardından sözü Konya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube  Müdürü Süleyman Özcan aldı. Özcan ise  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yeni dönemdeki çalışmaları hakkında Konyalı yetiştiricilere bilgi verdi. Konuşmalarının ardından Veteriner Hekim Emrah Erbay Buzağı Bakım ve Beslemesi hakkında sunumunu gerçekleştirirken sunumundan hemen sonra  soruları cevaplandırdı ve toplantı sona erdi. 
 

 

Yeni Yıla Tarım Sektörü Yeni Uygulamalarla Girecek

Tarım sektörü yeni yıla yeni uygulamalarla girecek. Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018 yılında mazot, gübre, hayvancılık, et ve tohum konusunda yeni uygulamalar devreye girecek. Bu yeni uygulamalarla tarımsal üretim ve dış ticaret şekillenecek.
Özellikle girdilerle ilgili ve hayvancılık konusunda devreye girecek yeni uygulamalar tarımsal üretimi, ticareti ve fiyatları doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018’de uygulamaya başlanacak mazot desteğinin yüzde 50’ye kadar çıkarılması, gübre denetiminde DNA barkod uygulamasına geçilmesi, tohumda sertifikalı tohum kullanmayan üreticilere destek verilmemesi, hayvancılıkta ve kırmızı ette yeni desteklerin devreye girmesinin tarım sektörüne yeni bir yön vermesi bekleniyor.
aşbakan Binali Yıldırım’ın Milli Tarım Politikası’nı açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” sözü 2018’de uygulamaya geçiyor. Mazot desteğinin yaklaşık 3 kat artırılmasını öngören uygulama çerçevesinde ilk ödemenin 2018 yılı Mart-Nisan döneminde yapılması bekleniyor. Buna göre 2015 yılında 700 milyon, 2016’da 740 milyon ve 2017’de 723 milyon lira öngörülen mazot desteği 2018 yılı tarımsal destekleme bütçesine 1.9 milyar lira olarak girdi.
Mazottaki yeni destekleme uygulaması çerçevesinde ürün bazında verilecek destek miktarları belirlendi. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 üretim yılı için belirlenen ve 2018’de ödenecek ürün bazında mazot desteğinde en yüksek ödeme pamuk ve çeltik üreticilerine yapılacak. Pamuk ve çeltik üreten çiftçilere dekar başına 36 lira mazot desteği verilecek. Ayçiçeği, soya, dane mısır ve patates için çiftçilere dekar başına 17 lira, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale üretenlere dekar başına 13 lira aspir, nohut,mercimek ve kuru fasulye üreten çiftçilere dekar başına 11 lira, fındık, yem bitkileri, çay, soğan, kanola ve havza modeli kapsamındaki 21 ürünün dışındaki diğer ürünlere ise dekar başına 9 lira mazot desteği ödemesi yapılacak.Tarlasını ekmeyerek nadasa bırakan çiftçiler dekar başına 5 lira mazot desteği alacak. 
Gübrede Kerakod ve DNA Barkod uygulaması
Yeni yılın ilk gününden itibaren gübre sektörünü derinden etkileyecek Karekod ve DNA Barkod uygulaması başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 6 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ” kapsamında 1 Ocak 2018 itibariyle tüm gübre çeşitleri Karekod ve DNA Barkod uygulaması ile izlemeye alınıyor. Gübre üreticileri ve dağıtıcılarının karşı çıktığı ve “uygulanamaz” dedikleri yeni uygulama, gübrede maliyeti artıracak olması çiftçileri de olumsuz etkileyecek.
Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ, tarımda kullanılan kimyevi gübrelerin, organik, organomineral gübreler ve toprak düzenleyiciler ile mikrobiyal, enzim içerikli ve organik kaynaklı diğer ürünlerin son kullanıcıya kadar takibine yönelik içerik ve ambalajların işaretlenmesi ile gübre dağıtıcılarının depo ve/veya satış yerlerine kamera takılmasına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Tebliğ ile gübre üreticileri piyasaya arz edilecek gübrelerde izlenebilirliği sağlayacak şekilde Karekod ve DNA Barkod içeren işaretleyici etiketli takip sistemini kurmak ve uygulama zorunluluğu getiriliyor. İşaretleyici etiket ve karekod bulunmayan ürünler, 4703 sayılı Kanun kapsamında “güvensiz ürün” olarak değerlendirilecek. Ambalajlara Karekod uygulaması da getiren Tebliğ’in “ambalaj içindeki ürüne işaretleyici etiket uygulanması” gübre üreticileri ve ithalatçıları tarafından “uygulanamaz” olarak değerlendiriliyor.
Uygulama ilk kez Türkiye’de Yapılacak
Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin DNA Barkod ile izlenmeye alınmasını eleştiren gübre üreticileri, ithalatçıları, dağıtıcıları ve satıcıları bu tebliğin uygulanamayacağı, uygulanırsa kaos doğuracağı endişesini yaşıyor. Gübre sektörü temsilcileri, "Türkiye’de yüzlerce gübre çeşidi var. Bunların içinde patlama riski olan sadece iki çeşit var. O iki çeşit için yasak geldi. Fakat, Ankara’da masa başında alınan bir kararla tüm gübre çeşitlerinin izlenmesi için 1 Ocak 2018 itibariyle 'DNA Barkod' uygulaması başlatılacak. Gübrelerin içine DNA Barkod etiketi konularak izlenmesi sektörü işlemez duruma getirecek. Bu uygulama dünyada yok. İlk kez Türkiye’de denecek” bilgisini verdi.
Sertifikalı tohum kullanmayana destek verilmeyecek
Yeni yılda başlayacak bir başka uygulama ise tarımın temeli olan tohumculukta olacak. Sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2018 üretim yılında sertifikalı tohum kullanmayana tarımsal destek verilmeyecek. Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in gündeme getirdiği uygulama kapsamında çiftçiler tarımsal destekten yararlanmak için sertifikalı tohum kullanmak zorunda. Sadece 5 dekarın altında üretim yapanlar için bu şart aranmayacak. 
Türkiye’de yılda 2 milyon 700 bin ton tohum toprakla buluşurken, bunun 1 milyon tonu sertifikalı. 2018 yılında sertifikalı tohum ekmeyene destek vermeme uygulaması bir çok çiftçinin mağdur olmasına yol açabilir. Tohumculuk sektörü ise bu konuda farklı görüşler dile getiriyor. Sektör temsilcilerinden bazıları uygulamanın sektör açısından çok önemli olduğunu ve sertifikalı tohum üretimini artıracağını ve buna bağlı olarak tarımda verimin artacağını savunuyor. Bir diğer görüş ise, çiftçinin sertifikalı tohum ekmeye zorlamanın yanlış olacağını ve yeterli tohum olmayacağı için çiftçinin mağdur olacağını belirterek,uygulamanın geri çekilebileceğini ifade ediyor.
Küçük aile işletmeleri sözleşmeli üretim yapacak
Yeni yılda hayvancılık politikası deyim yerindeyse bir kez daha değişecek. Büyük işletmelerin teşvik edilmesi yerine 2018 yılından itibaren en az 3 yıl sürecek yeni bir proje ile sözleşmeli üretim yapacak küçük aile işletmeleri desteklenecek. Milli Hayvancılık Politikası temel alınarak hazırlanan proje ile küçük aile işletmeciliği, besicilik ve küçükbaş hayvancılığına yönelik destekler artırılırken, 2018 yılında 20 bin işletmenin rehabilitasyonu öngörülüyor. Bakanlığın 2018 yılında uygulayacağı hayvancılık politikası kapsamında canlı hayvan ve et ithalatı devem edecek. Ancak, bir yandan da üretimi artırmaya yönelik destekler sağlanacak.
Besi desteği bir yıllık aradan sonra yeniden başlayacak
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2016 yılında; yerli besilik hayvandan üretilen, 190 Kg ve üstü karkas et veren erkek hayvanlara hayvan başına 200 lira destek verirken, 2017’de bu destek kaldırıldı. 2018’de besi desteği yeniden uygulanacak. Yeni yılda 50 başa kadar kapasiteye sahip küçük aile işletmelerinin, yerli hayvanlardan ürettikleri karkas et için hayvan başına 250 lira destekleme yapılacak. Küçükbaş hayvan sayısını arttırmak ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen et miktarını yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltmek için; erken kuzu oğlak kesimlerini engelleyerek birim karkas ağırlığını arttırmak için kuzu ve oğlaklara 2018 yılında destek verilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını aynı zamanda Buzağı Yılı ilan etti. 2018’de buzağı ölümlerinin yüzde 15’ten yüzde 5’e kadar düşürülmesi ve hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesi hedefleniyor.
Aşı ve küpe ücretsiz olacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bakanlık bütçesi üzerine yaptığı konuşmada 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren hayvancılıkta küpe ve aşı bedelini kaldıracaklarını söyledi. Fakıbaba, ”Aşıların hepsi bedava, veteriner hekim bakımı bedava. Kulak küpesi bedava; bakın, ilk defa kulak küpeleri bedava. Aile hekimliğini getiriyoruz” dedi.
 
 

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 

ÇKS Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 31 Aralık 2017'ye uzatıldı.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.Buna göre, 2017 üretim yılı ÇKS kaydını 30 Haziran'a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017'ye kadar uzatıldı.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, ÇKS'nin çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı olarak hazırlandığı hatırlatıldı.ÇKS Yönetmeliği'ne göre, üretim yılına ilişkin çiftçi başvurularının 30 Haziran'da sona erdiği belirtilen açıklamada, "Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılmamaktadır." ifadesi kullanıldı.
 
 

Üzümler soğuklara karşı karaviçeyle korunuyor

Manisa’nın sarı altını olan çekirdeksiz sultaniye üzümü sarıgöl ilçesinde  soğuklara karşı üzüm üreticileri karaviçeli bir maddeyle korumaya çalışıyor.15 yıldır bu yöntemle korumaya çalışan üreticiler sultaniye üzümünü bu yöntemle yıl sonuna kadar koruyup ihracat yapıyor.
 

27 Çeşit Buğdayla Deneme

Edirneli üretici Ahmet Yürük, bölge topraklarına en uygun buğday ve ayçiçeği çeşitlerini bulmak için 27 çeşit buğday ve 5 çeşit ayçiçeği deneme ekimi yaptı.
 
Edirne'nin Küçükdöllük köyünde yaşayan ve hayatını tarımsal çalışmalara adayan Yürük, haftada 3 gün tarlalarını ziyaret ederek çeşitlerin başak, yaprak ve boylarını inceliyor, hastalıklara ve yabani otlara karşı dayanma güçlerini not ediyor.
 
Çalışma ofisinde tohumları inceleyen Yürük, ektiği çeşitlerin toprak ve iklim şartları karşısındaki durumlarını da bir ziraat mühendisi gibi araştırıyor.
 
Üretici Yürük, yaptığı çalışmalardan mali bir beklentisi olmadığını ve çalışmalarını gönüllü olarak yaptığını söyledi.
 
Emekli olduktan sonra tarımsal faaliyetlere ağırlık verdiğini, bölge ve ülke tarımına katkıda bulunmak için çalışmalar yürüttüğünü belirten Yürük, "30 yıldır tarımla uğraşıyorum. 2008 yılında öğretmenlikten emekli olduktan sonra tarım çalışmalarına yöneldim. Bu arada buğday ve ayçiçeği üzerine tohum, ilaç ve gübre denemeleri yapıyorum." dedi.
 
Bu yıl 27 dönümlük alanda 27 çeşit buğday denemesi yaptığını belirten Yürük, şunları kaydetti:
 
"Hasat sonrasında alacağımız verim ve kalite oranlarına göre ektiğimiz çeşitler arasından topraklarımıza en uygun çeşitleri seçmeye çalışacağız. Türkiye olarak geçtiğimiz yıllarda buğday anlamında kendimize yeten bir ülkeydik. Son yıllarda dışarıdan buğday ithal etme durumunda kaldık. O yüzden de verimin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapıyorum. Edindiğim bilgi ve tecrübeyle çiftçilerimize katkıda bulunacağımı düşünüyorum. Çiftçilerimize de tavsiyem ekim öncesi toprak tahliliyle yola çıkmalılar. Tohum seçimi ve toprak hazırlığı çok önemli. Bunların ardından gübreleme ve ilaçlama süreçleri çok önemli."
 
Yürük, 27 çeşit buğdayın yanı sıra 8 dönümlük tarlasına 5 çeşit ayçiçeği deneme ekimi yaptı.
 
Ayçiçeğinin bölge çiftçisi için önemli olduğunu ifade eden Yürük, "Yaptığımız deneme ekimleriyle çeşitlerin farklı özelliklerini, hastalıklara dayanma durumlarını görüyoruz. Şu an itibarıyla ektiğim 5 çeşit de gayet iyi görünüyor. Hasattan sonra her çeşidin ayrı ayrı verimine bakacağız. Laboratuvarda yağ oranlarını ölçeceğiz. Aldığımız sonuçlara göre değerlendirmemizi veriler ışığında yapacağız. Ben gönüllü olarak araştırmalar ve çalışmalar yapıyorum." diye konuştu. 

 Kaynak: haberturk.com
 

Yaş Çayda Beklenen Taban Fiyat Açıklaması!

Çaykur Genel Müdürlüğü'nde konuyla ilgili açıklama yapan Bakan Faruk Çelik, üreticiye yaş çay için 2 lira taban fiyat ve 13 kuruş da destekleme primi olmak üzere kilo başına 2.13 lira ödeme yapılacağını söyledi. Yaş çaya geçen yıl 1.77 lira taban fiyat, 13 kuruş da destekleme pirimi olmak üzere 1.90 lira ödeme yapılmıştı.

Çay tarımı yapan bölgeler

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun illerinde yaklaşık 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından yapılan yaş çay tarımında yıllık 1 milyon ila 1 milyon 200 bin ton arasında değişen miktarda ürün elde ediliyor. Üretilen yaş çay, 151’ i özel sektör, 46’sı ÇAYKUR’ a ait fabrikalarda işlenerek yılda ortalama 200 ila 230 bin ton arasında kuru çay elde ediliyor.

Çay Üreticisi Taban Fiyatın Belirlenmesini İstiyor!

Doğu Karadeniz’de yaklaşık 204 bin aileyi ilgilendiren yaş çay alım kampanyasında yaş çay hasadına başlandı. ÇAYKUR’A bağlı 46 yaş çay fabrikasında hazırlıkların tamamlandığı ancak hava sıcaklığının mevsim normallerinin altında olmasının hasat toplamayı olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Rize ağırlıkta olmak üzere Trabzon ve Artvin illerinde 2017 yılının ilk yaş çay hasadına başlandı.

Geçtiğimiz günlerde yaş çay alımlarına başlayacağının duyurması ile yaş çayı toplama olgunluğuna erişen çay üreticileri bahçelerine girdi. Ancak çay fiyatlarında taban sınırının belirlenmemesi üreticide endişe yaratmaya başladı.

Yağışların yeterli olduğunu belirten üreticiler, Sezonun verimli geçeceğini düşünüyor. Henüz taze olan çay havaların tamamen ısınmasıyla tamamen toplanmaya başlanacak. Hava şartlarının hasat toplamaya tam manasıyla uygun olmaması nedeniyle henüz hasada başlanmadı. Geçtiğimiz yıl üretici kg fiyatının 2 TL’nin altında olmasını talep etmişti. Ancak bu yıl hasadın ve satışların başlamış olmasına rağmen taban fiyatının belirlenmemiş olması üreticinin endişelerini artırıyor.

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç ise yaptığı açıklamada, "Sezonun verimli geçmesini diliyoruz. Havalar biraz soğuk gittiği için çay hasadı biraz gecikti. Şu anda da çok taze. Ancak havaların iyi gitmesi ile birkaç günde tamamen toplanacak olgunluğa ulaşır. Çay taban fiyatı henüz belirlenmedi. Ancak ülke şartlarını da göz önüne alarak kilo başına 2 20 fiyat verilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Çay, Rizeli’yi ilgilendirdiği kadar ülkemiz için de altın değerindedir. Üreticimiz yağmur çamur demeden tarlasına girip hasadını yapıyor bu anlamda dileğimiz üreticinin mağdur edilmemesidir" ifadelerini kullandı.

Yerli Domates mi Melez(Hibrid) Domates mi?


Anayurdu Orta ve Güney Amerika olan domates, patlıcangiller ailesinden yoğun olarak yetiştirilen bir yenidünya bitki türüdür.
 
16. yüzyılın ilk yarısında Meksika'dan Avrupa'ya yayılmış olduğu varsayılan domatesin zamanla farklı türden kültürlenerek yüzlerce türü ortaya konulmuştur. Kaç çeşit kültürlendiği tam olarak bilinmeyen domates, günümüzde önemli bir tüketim meyvesi olarak sofralarımızdaki yerini almıştır.
 
Dünyada hemen hemen her kültürde yerini alan domatesin en büyük üreticisi İtalya’dır. Türkiye’de de farklı türlerin gelişlimi kültürlenerek geliştirilip arttırılmaktadır. Türkiye’de yaygın olarak yetiştirilen ve ‘yerel domates’ olarak adlandırılan bazı türler; ticari amacına, yetiştirilme şekline ve lezzetine ilişkin belirli isimler almıştır.
 
Yerli domates çeşitleri:
 
Sırık Domates; Pazarda satılmak üzere, ömrü uzun ve pazar tezgâhlarına dayanıklı olan domates türüdür. Kendi içinde farklı tohum türleri vardır. Bu türler, Elif 190 F1, Gökçe 191 F1, Gülle F1, Target F1, Opera F1, Polaris F1, Astone F1, Mog F1'dir. 
 
Yer Sofralık Domates; Bitki yapısı bakımından oldukça güçlüdür. Bu gücü sayesinde meyveyi tamamen örterek güneşe karşı korur. Ortalama 210- 230 gr ağırlığında, kırmızı, yuvarlak yassı meyveli domateslerdir. Türleri arasında Sadık F1, Elegro F1 sayılabilir. 
 
Sanayi tipi Domates; Salça yapımında kullanılan domates türüdür. Güçlü bitki yapısına sahiptir.  Meyveleri tam yuvarlak olmaz. Nakliyeye dayanıklıdırlar. Rio Grande türü domatesler sanayi tipi, salçalık domates türleridir.   
 
Hibrid (melez) domates çeşitleri:
 
Adonis F1; Sıcak iklim isteyen orta güçte bir domates türüdür. Meyvelerinin ağırlığı 180-200 gram civarındadır. Bu türde meyveler sapları ile birlikte toplanabilmektedir. Az ya da çok tüylü yaprakları keskin kokuludur. Domates yetiştiriciliğinin yapıldığı her iklim ve bölgede yüksek performans göstererek bol ürün verir

Süper Red F1; Orta erkenci hibrid domates çeşididir. Orta erkenci diğer domates çeşitlerine göre daha büyük ve serttir. Yatay gelişen bir bitki türü olup yaprakları meyvelerini örter.  Domates yetiştiriciliğinin yapılabildiği yer alanda rahatça yetiştirilebilir. Nakliyeye uygun domates türlerinden biridir. 
 
Oturak Domates; Egemen F1; Çalı tipi domates türlerindendir. Yoğun yaprak oluşumu olan bu türde salkımda 3 ila 5 domates bulunur. Çatlamaya dirençli bir türdür. Meyveleri hafif yuvarlak ve parlak renklidir. 
 
Cevahir F1Örtü altı yetiştiriciliğine uygun, raf ömrü uzun, pazara yönelik domates türüdür. Bahar dönemi yetiştiriciliği daha verimli olur. Salkımında 3-4 meyvesi olur.Yoğun yaprak örtüsü olan bir türdür. Diğer tüm domates türlerinde olduğu gibi önce sıcak yastıklarda üretilir. Sonra asıl fide yerlerine geçirilerek şaşırtılır. Yüksek verimli bir domates çeşididir. 250-350 gram ağırlığında, meyveleri hafif yuvarlak, dilimli, şekli düzgün ve parlak kırmızı renklidir. 
 
Beton F1; Sonbahar yetiştiriciliğine uygun domates türüdür.. Orta güçlü bir bitki olan beton F1 türü domateslerde örtü altı yetiştiriciliği yapılır. Salkımında 5-7 meyve bulunur. Erkenci bir türdür. Ortalama meyve ağırlığı 160-170 gram kadardır. Sarı yaprak virüsüne karşı dayanıklıdır. 
 
Yeşim F1; Güz, bahar ve bahar sezonu boyunca yetiştirilebilir. Ortalama meyve ağırlığı 250-350 gram kadardır. Nakliyeye uygun, raf ömrü uzun bir domates çeşididir. Salkımında 3-5 meyve bulunur. Salkımları oluşturan çiçekleri 2 cm çapında ve sarı renklidir. Toprak açısından çok seçici değildir. Keskin bir kokusu ve tadı vardır. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde üretimi yaygındır. 



Haber: Ali Suzi Doğan

Üreticiler Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi'nden Memnun

Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden Doğu Anadolu'daki besiciler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının başlattığı "Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi" sayesinde hem daha iyi ahır ve ağıllarda buzağı yetiştirmenin hem buzağı ölümlerinin önüne geçilmesi sebebiyle fazla kazanç sağlamanın hem de ülke ekonomisine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, buzağı ölümlerinin önüne geçilmesi, yerli hayvan üretiminin teşvik edilmesi ve besicilerinin bilinçlendirilmesi amacıyla bir süre önce ülke genelinde "Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi" başlattı.

Yerli hayvan üretiminin artırılarak hayvan ithalatının önüne geçilmesi, hayvan ahırlarının şartlarının iyileştirilmesi amaçlanan proje kapsamında Bakanlık, üreticilere süt ve buzağı hibe desteği veriyor.

Bu desteklerden yararlanan ve Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden olan Erzurum ve çevre illerdeki besiciler, bu sayede hem buzağı ölümlerini azalttı hem de üretimini yükseltip, gelirlerini artırdı.

Erzurum Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Akar, buzağı yetiştiriciliğinde Doğu Anadolu'nun önemli bir bölge olduğunu söyledi.

Son yıllarda Bakanlığın buzağı desteğini artırdığını belirten Akar, 2016 yılında soy kütüğüne kayıtlı buzağılar için 350 lira, 2017 yılında da Doğu Anadolu Projesi ile yetiştirici ilan edilen illerde ise buzağı başına 750 lira destek verdiklerini ifade etti.

Bakanlığın desteğiyle ahırlarda yapılan iyileştirmelerle buzağı ölümlerinin azalmaya başladığını kaydeden Akar, "Buzağı ölümleri zaman zaman ülkemizde konuşuluyor ancak Erzurum ve bölgemizde yapılan desteklerle bu oran gittikçe düşüyor ve bu sevindirici durum. Bu ölümlerin temel sebepleri arasında ahır içindeki gaz ve beslenme şartlarının iyi olmamasını sayabiliriz. Bakanlığımızın desteğiyle buzağı ölümleri asgari seviyeye düşecek. Ölümlerin azalması aynı zamanda yurt dışından ithal ettiğimiz hayvan oranlarında da düşüş sağlayacak." diye konuştu.

Buzağı besicilerinden Yaşar Mutaf da buzağı desteğinden yararlandığını ifade ederek, "Bu destekten dolayı devletimize teşekkür ediyoruz. Tam da dananın doğma zamanında desteği devletimiz verdi. Bunlarla dananın yemini de ilacını da alırız çünkü bunlar çok pahalı ve sadece buzağıyı besleyebiliriz." dedi.

Buzağı 1 yaşına gelene kadar en az 300-400 lira ilaç parası ödediklerini belirten Mutaf, devletten bu konuda da destek istedi.

Kaynak: AA
 

Elektrik Borcu Olan Üreticiye Destek Yok !

Tarımsal sulamadan dolayı elektrik borcu bulunan çiftçiler, bu borçları ödenene kadar 2017 yılı tarımsal destekleme ödemelerinden yararlandırılmayacak.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçları Ödeninceye Kadar 2017 Yılında Tarımsal Destekleme Ödemesi Yapılmamasına İlişkin Uygulama Tebliği, 22 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğ ile Dağıtım Sistemindeki Kayıpların Azaltılmasına Dair Tedbirler Yönetmeliğinde belirtilen yüksek kayıplı elektrik dağıtım şirketleri kapsamına giren ve Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerinde 2016 yılında tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik için; 2017 yılında ödenecek fark ödemesi desteklerine konu ürünlerde çiftçinin alacağı bitkisel üretime konu destek ödemelerine ödeme zamanında bloke konulması, çiftçinin muvafakati ile ilgili şirkete aktarılması ve kalan kısmın çiftçiye ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Destekleme ödemelerinin yapılıp yapılmayacağına ilişkin uygulama kapsamında elektrik dağıtım şirketi ve/veya elektrik perakende satış şirketi, tarımsal sulamada elektrik kullanan ve alacaklı olduğu çiftçilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası ile beraber alacak tutarını Ziraat Bankası’na iletecek.

Bakanlık tarafından Bankaya iletilen tarımsal destekleme ödemesine esas icmallerdeki çiftçilere veya tüzel kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası ile Şirket tarafından Bankaya iletilen elektrik borcu bulunan tüketicilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarasının eşleşmesi halinde, 2016 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar uyarınca destekleme bedeli blokeli hale gelecek ve Banka bu bedelleri çiftçiye ödemeyecek.

Bloke konulmuş fark ödemesi desteklerine konu ürünlerde çiftçinin alacağı bitkisel üretim destekleme hakedişinin çiftçiye ödenebilmesi için, Şirketin borcun ödendiğini Bankaya bildirmesi gerekecek. Bu bildirim yapıldıktan sonra destekleme alacağı hak sahibine ödenecek.