Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hayvancılık İthalattan Kurtarılmalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği  Merkez Konsey başkanı Ali Eroğlu, ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz. Dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge toplantısında açılış konuşması yapan Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
Ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz.

 Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerini unutmamalıdır. Hayvancılık ve veteriner hekimlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uluslararası kurallara uygun bir yapılanmanın Türkiye’de de gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılar veteriner otoritesidir. Tarım ve Hayvan Bakanlığındaki yapılanmada bu yoktur. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekmektedir.

Aktif, etkin, motivasyonu yüksek, hızlı karar alabilen, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, yeterli bütçesi ve insan kaynakları olan bir yapı oluşturulursa sorunları giderilmiş, standartları yüksek bir veteriner hekimlik icara edilecek ve istenilen hayvancılık hedefine de ulaşılmış olacaktır. Hayvancılık yönetimsel olarak veteriner otoritesi merkezli olmalıdır" ifadelerini kullandı.
 
16.7.2019
Devamı

Fiskobirlik Fındık Alımı Yapacak

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, fındık alımı konusunda açıklamalarda bulundu. 2019 ürünü fındık alımı için piyasaya gireceklerini dile getiren Bayraktar, pazar şartlarının üzerinde alım fiyatı uygulayacaklarını söyledi.

Yeni mahsul fındık alımı için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden Bayraktar, "Peşin" ve "Emanet" sistem politikalarını uygulamaya devam edeceklerini belirterek, isteyen çiftçinin ürün bedellerini hemen, arzu edenlerin de daha sonra değerlendirmek üzere depolarına emanete bırakabileceklerini aktardı.

TİCARİ İŞLETME OLARAK ALIMLAR YAPACAĞIZ
Bayraktar, serbest piyasada oluşacak fiyatın bir miktar üzerine çıkarak ürün kabullerini gerçekleştireceklerini belirterek, “Son 4 yıldan bu yana uyguladığımız bir metot var, piyasada oluşan fiyatın bir miktar üzerinde üreticilerimizden fındık alımı yapıyoruz. Bu politikamızı 2019 fındığı için de sürdüreceğiz” diye konuştu. Kendilerini tercih edecek tüm çiftçilerin ürünlerine talipli olduklarına değinen Bayraktar, "Bu anlamda alım depolarımız ve ekiplerimiz hazır durumda. Yine fındık işleme tesisimiz de hazır. Dolayısıyla biz üreticilerimizi korumaya çalışarak, FİSKOBİRLİK'in de bir ticari işletme olduğunu düşünerek alımlarımıza devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

FINDIKTA 700 BİN TON REKOLTE BEKLENİYOR
Hasat döneminin yaklaşmasıyla rekolte tartışmalarının da başladığına işaret eden Bayraktar, bazı kesimlerin rekolteyi az, bazılarının da yüksek gösterme çabası içerisinde olduklarına dikkati çekti.  Bayraktar, yeni mahsul rekoltesinin 700 bin ton olacağını yönünde tahminlerinin bulunduğunu dile getirerek, "Bilişim çağında olduğumuz bir dönemde, dünyanın bir ucundaki kapı numarasının bile görüldüğü bir dönemde rekolte ile oynayarak piyasayı etkilemeye çalışmak doğru değil. Doğru bilgi vermek lazım. Bizim kanaatimiz bu sene fındık 700 bin ton civarında olur. Bir miktar da geçebilir." değerlendirmesinde bulundu.

FİSKOBİRLİK YİNE TALİP
Türkiye'de fındık stokunun bulunmaması sebebiyle 700 bin tonluk rekoltenin yüksek gibi görülemeyeceğini ifade eden Bayraktar, Avrupa'da fındık üretimi yapan ülkelerde de rekoltelerin istenilen düzeylerde olmadığını vurguladı.  FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, devletin müdahale alımı yapması durumunda bu işlemi birlik üzerinden gerçekleştirmesini istediklerini belirterek, "Bu işi yapabilecek en uygun kurumuz. 70-80 yıllık bir geçmiş tecrübemiz var. Bu işe talibiz." ifadelerini kullandı.
 
 
 
16.7.2019
Devamı

Karpuzlar Tarlada Kaldı

Adana'daki tarlalarda karpuzun kilosu 10 kuruşa düştü. Maliyetini kurtaramayan üretici hasat yapamadı.
Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre, CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, karpuzun tarlada kaldığını ve üreticinin hasat yapmadığını açıkladı. Adana'da tarlaları dolaşan Barut, “Karpuz tarlada kilogramı 10 kuruşa kadar düştüğü için ne yazık ki üreticiler, karpuzu hasat etmeden tarlayı terk edip, traktörlerle tarlalarını sürüyor. Tarlada kilosu 10 kuruş ama büyükşehirlerdeki marketlerde 1 liranın üzerinde satılıyor. Üretici zarar ederken tüketiciler ise yüksek fiyattan karpuz almak zorunda kalıyor” dedi.
Tarımda planlı üretime geçilmesi, üretim ve üreticinin mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade eden Barut, “Hem üreticinin hem tüketicinin mutlu olacağı ve birlikte kazanacağı bir sistem için, tarımsal faaliyetlerin ve çiftçilerin mutlak suretle desteklenmesi gerekiyor” dedi ve şunları söyledi:

“Yurt dışındaki üretilen ürünlere ve diğer ülkelerin çiftçilerine değil, kendi çiftçimize ve tarımımıza destek verilmeli. Çok acıdır ki, sıcağın altında yüksek girdilerle üretilen karpuz maalesef tarlada kaldı, hasat dahi yapılmadı. Tarımsal üretimin ve çiftçilerin desteklenmesini isterken, ulusal bir tarım politikası belirlenmesini, tarımsal üretim planı yapılmasını, mağduriyeti önleyecek adımlar atılmalı.”
 
16.7.2019
Devamı

Tohumcular Hedef Büyüttü

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Ahmet Yılmaz, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." dedi.

Yılmaz, yaptığı değerlendirmede, tohumculuk sanayisinin hem yarattığı yüksek katma değer hem de stratejik önemi sebebiyle ülke ekonomisi için öncü sektörler arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'de tarımsal ürün ihracatının önemli boyutlara ulaştığını ve buna bağlı olarak tohumculuk sektörünün de gelişiminin hızla arttığının altını çizen Yılmaz, "2008'de 71 milyon dolarlık tohum ihracatı yapılırken, geçen yıl yaklaşık 152 milyon dolarlık tohum ihracatı gerçekleştiren bir sektör oluştu. Bu ihracat Rusya, Ukrayna ve Irak başta olmak üzere 85 ülkeye yapıldı. 'Türk tohumları dünyada filizleniyor' demekte bir sakınca görmüyoruz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, Türkiye'de bulunan 900 tohum sanayicisinin 841'inin yerli olduğuna dikkati çekerek, yerli firmaların ürünlerini geliştirerek ihracatta rekabet gücü kazanmak için çalışma yürüttüklerini kaydetti.

"Üretim hedefi revize edildi"

Geçen yıl 178 milyon 800 bin dolarlık tohum ithalatı yapıldığını belirten Yılmaz, "En çok Fransa'dan tohum ithal ediyoruz. Bu ithalatta Fransa'nın payı yüzde 15,4, İtalya'nın yüzde 11 ve Hollanda'nın yüzde 8,8'dir. Tohum ithalatında en çok adı geçen İsrail'in geçen yıl yapılan ithalattaki payı ise yüzde 6,9'dur." bilgisini paylaştı.
Yılmaz, üretim hedeflerine de değinerek, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." diye konuştu.
Tohumculuk firmalarından 212'sinin araştırıcı kuruluş statüsüne sahip olduğunun altını çizen Yılmaz, son yıllarda yürütülen çalışmalarla hibrit sebze tohumculuğunda yeterlilik oranını yüzde 60'lara, hububatta da yüzde 90'lara yükseldiğini kaydetti.

Tohumculukta karıştırılan kavramlar

Yılmaz, tohumculuk sektöründe yerel tohum, yerli tohum, hibrit, sertifikalı tohum ve genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) kavramlarının karıştırıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Yerel tohumlar, bulunduğu yerin koşullarına adapte olmuş, resmi ıslah programına alınmamış, yetiştiren kişilerin kullanım, bilgi, alışkanlık ve gelenekleriyle yakından ilişkili olarak özellikleri değişebilen genetik kaynaklardır. GDO ise gen teknolojisi kullanılarak doğal süreçler ile elde edilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalardır. Türkiye'de GDO'lu tohum kullanımı ve ticareti yasaktır. Sertifikalı tohumluk da bilimsel tanımının dışında, en kısa ve anlaşılır tarifiyle, çiftçimizin kaliteli ve verimli bir ürün alması ve piyasada değerine satabilmesi için kullanması gereken tohumluktur. Hibrit tohuma gelince, aslında yüzyıllardır çiftçimizin yaptığını, uzmanların daha profesyonelce yapmasıyla ortaya çıkmaktadır."
 
 
16.7.2019
Devamı

Yerli ve Milli Kurbanlıkları Keseceğiz

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı dönemindeki hazırlıkları üreticilerle konuştuklarını ve bu çerçevede düzenlenen toplantılarla çözümler geliştirdiklerini söyledi.

YERLİ ÜRETİMLER HAZIR

Kurban Bayramı'nın yaklaştığını ve hazırlıkların hızlandığını belirten Ceylan, "Yerli üreticilerimizin ürettiği kurbanlıklar şu anda hazır ve yeterli durumda. Yerli ve milli olarak ürettiğimiz kurbanlıklarımızı keseceğiz. Kurbanlıkların yüzde 100'ü yerli olacak. Bu sene kurbanda ithalat düşünülmüyor. Sayın bakanımız da bu konuda açıklamalarda bulundu." diye konuştu.
Ceylan, yetiştiricilerin kurbanlıklarını hazırlayıp bayramı beklemeye başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Şu anda kurban için yeteri sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan bulunuyor. 1 milyon 250 bin büyükbaş hayvan kurban için hazır. Geçen yıllarda 850-900 bin arasında büyükbaş hayvan, 2 milyon 700 bin civarında küçükbaş hayvan kesimi yapılmış. Bu sene 3 milyon 700 bin civarında küçükbaş kurbanlık hazır olarak beklemektedir."
Ceylan, yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını aldığı ve kar edip yüzünün güldüğü bir Kurban Bayramı geçirmesi temennisinde de bulundu.
 
 
12.7.2019
Devamı

Kırsal Alanda Yaşamayı Taahhüt Edene 100 Bin lira Hibe Verilecek

Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.
Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlara, tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, 2019-2020 yıllarındaki pilot uygulama kapsamında Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, mahallinde uygulayacakları projelere 100 bin liraya kadar hibe alabilecek.

Hayvansal ve bitkisel ürünler, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler karar kapsamında desteklenecek.
Desteklerin ödenebilmesi için, hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek. Hibe desteklerinden sadece bir kez yararlanılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu projelere yönelik diğer hibe programlarına dahil olanlar, bu karar kapsamındaki desteklerden faydalanamayacak.

 
 
12.7.2019
Devamı

Elektrik Dağıtım Şirketi Mahkeme Kararını Tanımadı

Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Anadolu İzlenimlerine bir açıklama yaparak Aras Dağıtım Elektrik AŞ’nin mahkeme kararını tanımadığını bildirdi.
            Erzincan’da yaklaşık bir aydır çiftçinin elektrik borcu yüzünden tarlalara su verilmezken’ tarlada ekili olan Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca Aras Elektrik Dağıtım AŞ tarafında kurumaya terkedildi. Geçtiğimiz günlerde çiftçiler Erzincan’da konu ile ilgili Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Önünde bir eylem yaparak yetkililere seslerini duyurmaya çalışmıştı.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Şunları kaydetti.

"Elektrik dağıtım şirketi mahkeme kararını tanımadı"

“30 bin çiftçi ailesi Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Tarafından mağdur olmuştur. Ekili 20 bin dekar arazide ürünler yok olmaya terkedilmiştir. Bu bir milli servettir. Çiftçilerimiz devletimizden bu konuda yardım beklemektedir. Tarlada Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca kurumak üzeredir. Su hayattır. Bir elektrik sıkıntısı yüzünden 30bin çiftçi ailesi mağdur edilmektedir. Aras Elektrik dağıtım AŞ. Mahkeme kararını da tanımayarak hukukun üstüne çıkmaya çalışmaktadır.

Çiftçimiz borcunu da öder üstüne düşeninde her zaman en iyisini yapar. Bildiğiniz gibi ülke olarak ekonomik sıkıntılardan geçmekteyiz. Çiftçimiz mahsul kaldırmadan nasıl para ödesin, 20 günde bir çiftçimize elektrik faturası gelmektedir. Bu konuda Erzincanlı çiftçiler olarak acilen yetkililerimizden çözüm bekliyoruz.  Milli servetimize el emeği göz nuru alın teri insanlarına sahip çıkılsın. Çiftçi zaten çıkmazdadır. Çiftçi elektriğe, ürünler ise suya kavuşsun. Yarın geç olmadan ürünler daha da fazla zarar görmeden çözüme ulaşsın istiyoruz.
30 bin çiftçi ailesi olarak daha büyük eylem yapmayı düşünüyoruz.” Dedi.
 
 
 
11.7.2019
Devamı

Besiciler Konya'da İsyan Etti

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istemişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı besicilerin sorunlarının çözülmesine yönelik Hayvancılık Genel Müdürlüğü  (HAYGEM)  Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutu görevlendirdi. Konya’da Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile bir araya gelen Bulut Konyalı üreticileri dinledi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliğinde gerçekleşen toplantı tartışmalı geçerken; besiciler isyan etti.



Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Nazif Karabulut bir açılış konuşması yaparak şunları kaydetti. "Konrolsüz şekilde ithalat yapıldı. Üreticiler bu hale geldi.3 yıldır aynı fiyata et satıyoruz. 3 yıl önce yemim çuvalı 40Tl idi. Bugün yemin çuvalı 85TL oldu. İthalatı artık durdurun. Bize 32 TL mal olan eti 29 TL sattık. Biz pahalı et satmanın derdinde değiliz. evimize ekmek götürmenin derdindeyiz. böyle devam ederse seneye işletmelerde birtane bile hayvan kalmayacak. Et ve Süt Kurumu üreticiyi eziyor. Üreticiye rakp oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı kiloda 2 TL versin. İşletmelerimizde hayvan var. Kurban bayramı yaklaşıyor. Kurban bayramından sonra üreticiler batacak. 1 hafta içinde çözüm olması gerekiyor. Acilen önlem alınmasını bekliyoruz”. Dedi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile tartışmalı ortamda gerçekleşen toplantı karşılıklı söz atışmalarına neden oldu. Öte yan dan HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutun konuşması zaman zaman kesilirken, Bulut çalışmalar yapılıp sorunlara çözüm bulunacaktır." dedi. üreticiler ise sorunların biran önce çözülmesini bekliyor. 

 
10.7.2019
Devamı

Erzincanlı Çiftçilerin Elektrik Borcu Yüzünden Su İsyanı

Erzincan’da 1 milyon 200 bin TL'lik elektrik borcu nedeniyle sulama suları kesilen çiftçiler, kuruyan mahsulleri ellerine alıp traktörleriyle eylem yaptı.
Elektrik dağıtım şirketinin önünde toplanan çiftçiler, sulamada kullandıkları pompaları elektrik kesintisinden ötürü kullanamadıklarını ifade etti. Çiftçiler “Eylemimizin gerekçesi 15-20 gündür sulama suyumuzun kesilmesi. Yıllardır biz bu çileyi çekiyoruz. Yeter diyoruz artık” dedi.



Çiftçiler adına basın açıklaması yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik ise “İlimiz nüfusu içerisinde yaklaşık 30 bin çiftçi ailesi geçimini tarımdan kazanmaktadır. Bahse konu elektrik dağıtım şirketi sulama suyu ücretlerini bahane ederek sulama enerjisini kesmekte ve dolayısıyla milli servet zarar görmekte ve üreticilerimiz de mağdur olmaktadır" diye konuştu. 
 
10.7.2019
Devamı

Çin Antep Fıstığını İthal Edecek

Antepfıstığı’nın Çin’e ihracı konusunda pürüzler aşıldı. Çin ile Türkiye arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ 2016 yılında imzalanmış ancak bugüne kadar bazı sorunlar nedeniyle ihracat başlayamamıştı. Hatta son yıllarda artan fıstık stokçuluğunun nedeni olarak Çin’e başlayacak ihracat gösteriliyordu. Çin’in her yıl 100 bin ton Antepfıstığı alması bekleniyor.

Müjdeyi Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi, Emin Önen verdi. Emin Önen, “Yaptığımız çalışmalar neticesinde Çin, Türkiye’den Antep Fıstığı alımını resmen başlattı. Çin’in 2018 yılında kabuklu/ kabuksuz 352,5 M. $’lık Antep Fıstığı ithal ettiğini bilmek önemli. Ülkemiz, üreticimiz ve ihracatçımız için hayırlı olsun. 3 Eylül 2016’da Türkiye/Çin arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ imzalanmış, ancak bazı teknik şartlar sebebiyle Çin’e Antep Fıstığı ihracatımız resmî olarak başlayamamıştı.” Dedi. Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Kalite Kontrol, Denetim ve Karantina Genel İdaresi Arasında Türkiye’den Çin’e İhraç Edilen Antepfıstığı İçin Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü, 3 Eylül 2016 tarihinde imzalanmıştı.
Başka bir ülke ve/veya bölge orjinli Antepfıstığı Türkiye’den Çin’e ihraç edilemeyecek.

Türkiye’de yeni bir zararlı ortaya çıkarsa, Çin tarafı zamanlıca bilgilendirilecek.

Türkiye’den Çin’e Antepfıstığı ihraç etmek isteyen depolama ve işleme tesisleri Türk Tarafınca kayıt altına alınacak. Tesislerin listesi Çin tarafınca denetlenecek ve onaylanacak.
Türkiye’den ihraç edilen Antepfıstığı toprak, yabancı ot tohumları ve her türlü bitki kalıntılarından ari olacak. Her pakette; ürün adı, orijin yeri, parti numarası, depolama ve işleme tesisinin adı veya kayıt numarasına ek olarak, Çince “Bu Antepfıstığı partisi Çin Halk Cumhuriyeti’ne ihraç edilecektir” ifadesi de yer alacak.
 
 
9.7.2019
Devamı

Polatlıdaki Hayvan Ölümlerinin Nedeni Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’nın Polatlı ilçesinde ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulgularının gözlemlendiğini açıkladı.
Ankara’nın Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan, aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

İlhan Adanur’un hayvanlara verdiği suyu Sakarya Nehri’nden aldığı belirlenirken, Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri bölgeye giderek incelemede bulundu. Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia etmişti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yassıhöyük Mahallesinde meydana gelen hayvan ölümleri ile ilgili Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Polatlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 6 Temmuz 2019 tarihinde gerekli incelemelerin başlatıldığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlk incelemeler neticesinde 05.07.2019 tarihinde koyunların sahibince, Sakarya Nehri’nden pancar tarlasına çekilen sulama sisteminin içine üre gübresi katarak gübreleme yapıldığı anlaşılmıştır. Tarla içindeki yalağa da aynı sulama sisteminden su çekilerek, hayvanlar sulanmıştır ve 9 hayvanın ölümü gerçekleşmiştir.

Polatlı İlçe Müdürlüğümüz ekipleri tarafından, 06.07.2019 günü öğle saatlerinde hayvanlardan numune alınmıştır. Bu numuneler Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’nde incelenmektedir.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince de Sakarya Nehri’nden su numuneleri, incelenmek üzere alınmıştır.

Ayrıca resmi ve özel Veteriner Hekimler tarafından ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulguları gözlemlenmiştir.

Bölgeye yönelik denetim ve kontrol işlemleri sürerken, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçlar ayrıca kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

8.7.2019
Devamı

Ülke Geleceğinin Sigortası Ardıçlar OGM Tarafından Artık Üretiliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) Dünya ormancılığında bir ilke imza atarak suni yollardan üretilemeyen ardıç fidanlarını üretmeyi başardı. Soğuğa ve kuraklığa dayanıklılıklarıyla bilinen ardıçlar, küresel ısınmanın yoğun bir şekilde hissedilmeye başlandığı dünyada, ülkemizin gelecekteki sigortası olacak.

ARDIÇ TOHUMUNUN ÇİMLENMESİNDE, ARDIÇ KUŞU TEKELİ KIRILDI
Tüm dünyada yakın zamana kadar ardıç tohumlarının yalnızca ardıç kuşlarınca yenilerek dışkı yoluyla atıldığında çimlenebileceği, ardıç tohumlarını üretmede başka yol olmadığı düşünülüyordu. Ancak OGM, Isparta Eğirdir’de bulunan fidanlığında yaptığı çalışmalar ile ardıç ormanlarının oluşmasında ardıç kuşlarının tekelini ortadan kaldırdı.



SUNİ ÇİMLENDİRME MEŞAKKATLİ BİR İŞ
Meşakkatli bir iş olan suni çimlendirme için her yıl Kasım ve Şubat ayları arasında orman köylüleri olgunlaşmış ardıç kozalaklarını topluyor ve fidanlıklarda açık hava koşullarında kurutuluyor. Bazı işlemlerin ardından ham tohumlar elde ediliyor. Tuzlu su vasıtasıyla bu tohumların boş ve dolularını belirlenerek, dolu olanları %5-10’luk küllü suda 3 gün bekletiliyor. Her gün suyu değiştirilerek karıştırılan tohumlar eleklerde yıkanıp 1-2 saat güneşte serilerek kurutuluyor. Daha sonra %5-10’luk limon tuzu ve su karışımında 1 gün bekletilen tohumlar yüzdürme havuzunda tekrar yıkanıyor. Böylece tohumların çimlenme engeli gideriliyor. Daha sonra soğuk hava deposunda +4 derecede 45-50 gün katlamaya alınan tohumlar, çimlenmek üzere Eylül ayının ilk haftası toprakla buluşturuluyor.

25 MİLYON FİDAN ÜRETİLDİ
Dünyada ilk kez bu zor sürecin ardından ardıç tohumların çimlenmesini Türk ormancılarının başardığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Bu işlemlerle 2011 yılından 2018 yılı sonuna kadar 25 milyon ardıç fidanı üretimi gerçekleştirdik. Ayrıca yine aynı dönemde yaklaşık 30 ton ardıç tohumu ürettik. Üretilen fidanlar ise Anadolu’muzun topraklarında yeniden yeşeriyor” değerlendirmesinde bulundu.

ÜLKE GELECEĞİNİN SİGORTASI
Ardıçların ülkemiz ormanlarının yüzde 3’ünü kapladığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Anadolu bozkırının umudu olan ardıçlar özellikleri bakımından oldukça faydalı ağaçlardır. Bilhassa ardıçlar, soğuğa ve kuraklığa karşı dayanıklılıkları sebebiyle, iklim değişikliğinin kendini hissettirdiği dünyamızda ülkemizin geleceği açısından sigorta görevi üstlenecek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ardıçların ekstrem iklim koşullarına dayanıklı olmalarının yanında, sık ibre yapıları ve besi değeri yüksek kozalakları ile yabanıl hayvanlara iyi bir sığınak ve besin maddesi sağladıklarını, yaygın kök sistemleri sayesinde erozyon ile mücadelede ülkemiz için son derece önemli bir tür olduğunu da sözlerine ekledi.
 
 
8.7.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : GÖL VE GÖLETLERE 5,1 MİLYON YAVRU BALIK BIRAKILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunun ülke genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü işbirliğinde "Su Kaynaklarının Balıklandırılması  Projesi”ni yürüttüklerini dile getirdi.



Projeyle, iç sulardaki küçük ölçekli balıkçılığı destekleyerek kırsalda yaşayan vatandaşların kaliteli protein kaynağına ulaşmalarını ve hane halkı gelirini artırmayı, sportif olta balıkçılığı ve reakrasyonel balıkçılığın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Proje kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitümüzde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunu, ülkemiz genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakacağız. Ürettiğimiz bu balık yavruları 11 Temmuz tarihine kadar göl ve göletlerimizle buluşmuş olacak.

Pakdemirli, bırakılan balıkların su ürünleri stoklarının gelecek nesillere aktarılması için en az bir kez üremelerine imkân tanınmasının, zaman ve boy konusundaki yapılan düzenlemelere uyulmasının sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
 
 
6.7.2019
Devamı

TVHB Konsey Başkanı Eroğlu;"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Bir şeyler Var"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu 6Temmuz Dünya Zoonoz günü dolayısı ile bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Birlik ve Eylül ayında yapılması planlanan Tarım Şurasına değindi.

Eroğlu Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.

Miili Birlik Projesi'nde Yapılanma Yanlış 

“Tarımda Milli Birlik Projesine ilk açıklama yapan STK’yız. Bu projenin hedefleri itibariyle doğru olduğunu, kaliteden üretici, tüketici, kaliteli ucuz ürüne ulaşma. Bunlara baktığınız zaman bunlar doğru. Ama yapılanmanın yanlış olduğunu beyan ettik. Türkiye’de tarıma ve hayvancılığa atak yaptırabilecek ve hedeflere ulaşılabilecek bir yapı yok tam tersi bir kaos oluşturabilecek bir yapı kurulmuş.” Dedi.
Tarım Şuarasına yönelik ise şu sözlere yer verdi.

"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Birşeyler Var"

“Türkiye’de üçüncü tarım şurası olacak. Daha öncede 90’lı yıllar, 2004 ve şimdi olmak üzere üç kez yapıldı. Tarım şurası bir ihtiyaç üzerine yapılır. İyi gitmeyen, düzeltilmesi gereken bir şeyler var. Gerek ulusal gerek ise uluslararası alanlarda yapılaması gerekenler olduğu düşünüldüğü için yapılması isteniyor. Olumsuzluğa neden olan sepeleri ortadan kaldırabiliyorsanız olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu şuranın gündeme getirilmesini olumlu buluyoruz. Hayvancılıkta etkin bir STK olduğumuzdan çalışma gruplarının içinde yer almak istedir. 17 çalışma grubu kurulacak. Bunlara başvuru yaptık. Biz de birliğimiz adına katılacak isimleri sunduk.” Dedi.



6 Temmuz Dünya Zoonos’la ilgili ise başkan Eroğlu Şunları söyledi.
“Fransa’da kuduz bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph ölümü beklerken, Louis Pasteur mucizevi aşısını uygulayarak Joseph’in hayatını kurtardı. 6 Temmuz 1885 yılında kuduz aşısının başarı ile kullandığı bu güne ithafen bu tarih zoonotik hastalıklara dikkat çekmek ve bilinçli olmayı teşvik etmek için Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Dünya Zoonoz Günü, Dünya Sağlık Örgütü( WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sistemi Influenza Koordinasyon (UNSIC)  gibi Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilip desteklenmektedir.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir. Zoonotik hastalıklar,  bakteriyel (%41,4), viral (%37.7), paraziter (%18,3) ve mantar (%2) enfeksiyonları olarak geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle dünya küçülmüş, ancak buna karşılık dertler büyümüştür. İnsan ve hayvan popülasyonlarındaki artarak büyüme, hızlı şehirleşme, çiftçilik sistemlerindeki hızlı değişme, çiftlik hayvanları ve yaban hayatının daha yakın entegrasyonu, ormanlara zarar verilmesi, ekosistemlerdeki değişiklik, hayvan ve hayvansal ürünleri ticaretinin küreselleşmesi, global çapta ticaret ve seyahatlerin artması, terörizm ile istikrarsız yönetimler gibi sebeplerle insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi gibi daha birçok sınır aşan zoonotik hastalıkları Dünyada bilmeyen kalmamış, küresel krizlere sebep olarak zamanla küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir. Zoonozlar tüm kıtaların problemidir. Ancak bu hastalıkların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Bunlar arasında Kuş Gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, BSE, SARS, MERS, Ebola, Nipah virüsü, Batı Nil Virüsünün sebep olduğu hastalıklar sayılabilir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl 5 yeni insan hastalığı ortaya çıkmaktadır ve bunun 3’ü hayvan orijinlidir. Dünyada biyo-terörizm amacıyla kullanılan hastalık etkenlerinin %70’ten fazlası hayvansal kökenlidir.
 
Zoonotik hastalıkların global bilançosu; Her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl 21.5 milyar Euro değerinde ölen çiftlik hayvanı ve her yıl 43 milyar Euro insan sağlığı için yapılan masraflar.
 
Ülkemizde, Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Bu hastalıklar çok çeşitli olup, bulaşma yollarının basitliği ve etkileri bakımından oldukça da yüksek tehlike arz etmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada, Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Ülkemizde halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir. Bakteriyel ve viral zoonozlar yanında paraziter zoonozlarda vardır. Bunlar arasında en yaygın olanı kist hidatik ya da halk deyimiyle kist hastalığıdır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı ise, günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arzeden, giderek küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır. Bu gün vesilesi ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı örgütü hastalıkların sınır tanımadığını, hiçbir ülkenin zoonoz tehlikesinden muaf olmadıklarını ve hazırlıklı olmaları gerektiği konusunda uyarmaktadır.

Dünyanın ve ülkemizin, hayvan -insan-ekosistem ara yüzünde enfeksiyöz zoonotik hastalıkların yıkıcı etkilerinin risklerini azaltmak ve tehditleri ele almak için işbirlikçi, uluslararası, sektörler arası, multidisipliner mekanizmalara, HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI KONUSUNDA BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMA, TEK SAĞLIĞA ihtiyacı vardır.
Tek Sağlık, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. Tek sağlık, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara odaklanan, insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında toplum sağlığına hizmet eden bir yaklaşım olmasının yanı sıra zoonotik hastalıklara yönelik multidisipliner veya disiplinler arası yaklaşımları destekleyen yükselen bir kavramdır. Bu konsept, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşer hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır.
Veteriner hekimlik, hayvan, insan ve çevre sağlığı alanlarıyla aynı anda çalışan tek meslek grubudur. Veteriner hekimler, hayvanlardan kaynaklanan hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolünde çok önemli bir rol üstlenerek, toplum sağlığını koruyan meslek mensuplarıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık' yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz.
 
Ülkemizde, ileri bir hayvancılık  ve  Zoonotik hastalıklara karşı başta koruyucu hekimlik olmak üzere yapılacak bütün çalışmaların başarıya ulaşması için Veteriner Otoritesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu hastalıkların önlenememesinin temel nedeni veteriner hizmetlerini koordine edecek merkezi otoritenin olmamasıdır.
Önemine binaen veteriner hekimliği Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bağımsız bir veteriner otoritesi tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise maalesef bu anlamda bir veteriner otoritesi bulunmamaktadır. Mevcut organizasyon bütüncül olmayan parçalı, yetki ve sorumluluk kargaşası oluşturan bir durumdadır. Bu organizasyonla her yönü ile etkin, ileri bir veteriner hekimlik uygulaması mümkün değildir. Güçlü bir veteriner hekimliği teşkilatının oluşturulması ve yetkili kılınması halk sağlığı ve gıda güvenliliğinin de teminatı olacak, bu otorite ile sağlıklı nesiller hedefine ulaşılabilecektir.
Şu hususa dikkat çekmek isterim. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde bitkisel üretim mevcut hayvan varlığına ve hayvansal üretim hedeflerine göre planlanmaktadır. Tüm dünyada hayvancılık sektörü yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Yine gelişmiş ülkelerde tarım politikaları hayvancılık sektörüne göre planlanırken, yıllarca hayvancılık için tarım değil, tarım için hayvancılık modeli ve politikalarının tercihi ülkemizi hayvan ithal eden ülke konumuna sürüklemiştir
 
1983 yılında yapılan reorganizasyon ile Veteriner İşleri, Zirai Mücadele ve Teknik Ziraat Genel Müdürlükleri bir araya getirilerek konu bazlı yapılanma kaldırılarak yerine fonksiyonel bazlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir. Bugün Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. Bu yapı bir kırılma noktası olmuş, o günden bugüne bir türlü rasyonel, bütüncül, etkin, hızlı ve verimliliği yüksek bir hale gelememiştir. Bu yapı, uluslararası kurallara da uygun değildir.
 
Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde etkin motivasyonu yüksek Veteriner Otoritesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı oluşturulmalıdır.

Dünya Zoonoz Gününün ülkemize, mesleğimize olumlu katkılarının olmasını umut ediyorum.

Bu yıl Dünya Zoonoz Günü bir farkındalık ortaya koyarak daha sağlıklı yarınlara vesile olsun diyorum.” Dedi.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığının kurulmasını istiyoruz. Zoonozdan bütün kıtalar muhatap olmaktadır. Orta gelir grubunda olan ülkelrede yüzde 80 oranında karşılaşılıyor. İşin birinci basamadğında vetereniyer hekimler var. Veteriner yapılanmasının iyi olması lazım. Bu şekilde halka bulaşmasının önüne geçilir. Zoonozlar küreselleşti mücadelesi de küresel boyutta olmalı. Halk sağlığının en önemli muhatabı belediyelerdir. 1398 belediyede 234 tanesinde hayvan barınağı veya hayvanların sığınacağı yer var. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Bilgi yönetimini başarmamız lazım. Kim neyi biliyor ve nerede görevlendirilmesi lazım. Bunun için uygun bir organizasyona ihtiyaç var. Hekimlikte üç basamak var. Hastalığa karşı koruyucu önlemlerin alınması. Koruyucu hekimlik. Hastalığın tanısını yapacak ve bulaşmanın önüne geçecek. Üç hastalığı tedavi edecek. Orta vadede bu hastalıkları bu şekilde ancak tedavi edebiliriz. Bütün bunları ön yargılardan uzak, meslek fanatizminden uzak bir şekilde gerekli tespitleri yaparak işlem yapmak lazım. Gıda terörü tüm insanlığı etkileyen bir terör haline geldi. Kentteki de kırsaldaki de aynı şeyin muhatabı olmaya başladı. Bu dünya için iyi bir şey değil. Bunu düzeltmemiz lazım.” dedi.
 
 
6.7.2019
Devamı

TSÜMB Başkanı Keskin; "İthalatlar Tarım ve Orman Bakanlığın Uhdesinde Değil"

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği (TSÜMB) Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığına özelikle Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yönelik Spekülasyon içerikli ve yanlış haberler konusunda bakanlığın ve Bakan Pakdemirli’nin yıpratıldığını dile getirdi. TSÜMB Başkanı Tevfik Keskin “Bakan Pakdemirli’nin dinamik akılcı kişiliği ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına umut ışığı olduğu vurguladı.” 

Başkan Keskin  “Tarım ve Orman Bakanlığı Bürokratlarının insafsızca eleştiriye maruz kalmalarına, Tarım ve Hayvancılığın Sivil Toplum Örgütü olarak duyarsız kalamadık.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Keskin ithalat konularına değinerek yapılan ithalatların sadece Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesinde olmadığını ve tek bir kuruma yüklenilmesinin yanlış olduğunun altını çizdi.

TSÜMB  Başkanı Keskin şunları kaydetti.
“Ağır eleştiriler yapmadan önce ülkemizde ithalat kalemlerinde T.C. Ticaret Bakanlığı, T.C. Hazine Maliye Bakanlığı ve diğer bakanlıkların ithalat ve kotalarda etkili olduklarını ve ayrıca konseylerde belirlenen ürün fiyatlarında da görüşlerinin alınmadan gerçekleşmediğinin altını çizmek isteriz. Tek başına T.C. Tarım ve Orman Bakanlığının yetkisindeymiş gibi lanse edilmesini ve sorumluluğun tek bir kuruma yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının bu tür yıpratmalarla  Tarım ve Hayvancılık sektörüne daha çok zarar vermektedir. 

Bizler Türkiye’nin Süt Üreticileri olarak zor süreçlerden geçtik gerek fiyatlar, gerek zorluklarla mücadele ettik ve hala ediyoruz. Bu zorlukları yaşarken dönemin Bakanları ve T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir PAKDEMİRLİ’ den ne zaman görüşme talebi istesek olumlu karşılık aldık ve sorunlarımıza çözüm bulduk.
 Özellikle Sayın PAKDEMİRLİ dinamik ve akılcı kişiliği ile ülkemiz Tarım ve Hayvancılığına umut ışığı olmuştur. Bakanlığımızın da kaynak ve bütçesi dahilinde her zaman üretene destek olan Bakanımız ne zaman başımız sıkışsa taleplerimize imkanlar çerçevesinde karşılık vermiştir.

Ülkemiz Dünya da tarım alanında 7. Sırada, Avrupa da ise 1. sıradadır. Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz Bitkisel ve hayvansal üretimde FAO ve Birleşmiş Milletlerin takdirle izlediği Dünyaya örnek olan bir gelişme sergilemektedir.  Tarımsal sorunlarımıza rağmen; iklim kuraklığı, parçalı arazi yapısı, coğrafi yapımızdan kaynaklı olumsuzluklar karşısında, Ülkemiz Tarım ve Hayvancılığı yükselen bir ivme kazanmıştır.  Daha iyi seviyelere geleceğimiz ve planlı bir şekilde üretim yapmak için T.C. Tarım ve Orman Bakanımız dinamik ve yenilikçi tarım modelleri için tüm ekibiyle çalışmalarını sürdürmekte ve zaman zaman yaptığımız görüşmelerde de istişarelerde bulunmaktayız. Hepimiz bir bütünüz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece Ülkemiz adına mutlu gelişmeler olacaktır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirdiği takdirde üstesinden gelinmeyecek bir şey olmadığını da vurgulamak isteriz.

Özellikle dış güçlere karşı kendi ülkemize bu gerçek dışı eleştirileri yapmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Toplumda kötü algı ve tepki yaratmak yerine Tarım ve Hayvancılık alanında çözüm önerileri ve politikalarımızı geliştirme konusunda vakit harcamanın daha yerinde ve doğru bir davranış olacağı kanaatindeyiz.
 
Türkiye 52 Milyarlık Hâsıla İle Avrupa Birincisi

Kaldı ki Bakanlığımızın yaptığı istatistik açıklamasında Türkiye tarımda 52 milyarlık hasılayla Avrupa birincisi ve 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.  Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükselmiştir. ”dedi.
 
 
5.7.2019
Devamı

Merkez Bankası Enflasyonun Yavaşlamasının Ana Belirleyicisi Gıda Fiyatları

TCMB tarafından haziran ayına ilişkin 'Fiyat Gelişmeleri Raporu' yayımlandı. Rapora göre, haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0.03 arttı ve yıllık enflasyon 2.99 puan azalarak yüzde 15.72'ye geriledi.
Çekirdek enflasyon göstergesi B endeksinin yıllık değişim oranı ise 0.62 puan düşüşle yüzde 16.28 olarak gerçekleşti. Tüketici enflasyonundaki yavaşlamanın ana belirleyicisi sebze ürünlerindeki görünüme bağlı olarak düşen işlenmemiş gıda fiyatları oldu. 

'SEBZE FİYATLARI MEVSİMSEL ORTALAMALARININ ÜSTÜNDE DÜŞTÜ'
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu haziran ayında 9.24 puan azalarak yüzde 19.20 oldu. Bu gelişmede sebze fiyatlarına bağlı olarak yüzde 15.31’e gerileyen işlenmemiş gıda enflasyonu ana belirleyici olurken, işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonu yükselişini sürdürdü.
Bu dönemde taze meyve-sebze grubunda yıllık enflasyon baz etkilerinin yanı sıra sebze fiyatlarının mevsimsel ortalamalarının üstünde düşüş göstermesiyle birlikte yüzde 11.48’e geriledi.
Diğer işlenmemiş gıda grubunda ise patates ve yumurta fiyatlarındaki gerileme devam etmekle birlikte, başta beyaz et (yüzde 4.67) ve süt (yüzde 4.57) olmak üzere diğer kalemlerde fiyat artışları sürdü.

İşlenmiş gıda grubunda fiyatlar mayıs ayının ardından bu ayda da maliyet artışlarının fiyatlara gecikmeli yansımasına bağlı olarak, yüzde 2.44 ile yüksek bir oranda arttı ve grup yıllık enflasyonu 1.42 puan yükselişle yüzde 23.41 oldu. Bu grupta, ekmek ve tahıllar ile süt ürünlerinde daha belirgin olmak üzere alt kalemler geneline yayılan artışlar izlendi.

'ÜRETİCİ FİYATLARI KAYNAKLI MALİYET BASKILARI BİR MİKTAR AZALDI'

Yurt içi üretici fiyatları haziran ayında yüzde 0.09 yükselirken, yıllık enflasyon 3.67 puan düşüşle yüzde 25.04'e geriledi. Aylık artışın ılımlı gerçekleşmesinde, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici oldu. Bu dönemde, petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi bir miktar gerilemekle birlikte yüksek seviyesini korudu.
 
 
5.7.2019
Devamı

Torku'nun Bir Benzeri Sivas'ta Kuruluyor

Konya Şeker öncülüğünde kurulan çiftçi işletmesi Torku’nun bir benzeri Sivas’ta hayata geçiriliyor. Sivas Valiliği, köylünün alın terine anlam katmak için “Üreten Çiftçi Gelişen Sivas” sloganıyla Sivaslı üreticilerin tarım sektörüne bakışını değiştirerek ’Sivas Tarım Anonim Şirketi (SİVTAŞ)’ın kurulduğunu duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, “Verimliliği yüksek, dünya standartlarında üretim yapan, sürdürülebilir bir sektör hedefleyen SİVTAŞ ile, üretime dayalı kalkınma anlayışıyla birlikte; 

Damızlık Hayvancılık, Yem Fabrikası, Süt İşleme Tesisi, Dondurulmuş Patates, Koyun Yapağı Ünitesi, Jeotermal Seracılık, Tohumluk Üretimi gibi alanlarda çiftçisini koruyan, ona cesaret veren, güvenle işbirliği yapacağı; beraber üretip beraber pazarlayacağı çatı kuruluyor. Kendi markalarımızı ortaya çıkararak, hem istihdama katkı sağlayacak hem de tarım ve hayvancılığa yeni bir soluk kazandıracak olan SİVTAŞ, güvenli liman olarak şehrimizin çiftçisine de cesaret verecektir” denildi.
 
 
5.7.2019
Devamı

Diyarbakır'da 29 Genç Çiftçiye Koyun Dağıtıldı

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, Genç Çiftçi Projesi kapsamında 8 ilçede toplamda 29 genç çiftçiye 986 adet koyun dağıtımı gerçekleştirildi.
26 Şubat 2016 tarih ve 29636 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar Bakanlar Kurulu Kararı, genç çiftçi desteklerine yönelik oluşturularak, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ilk spesifik proje olarak yasal düzenleme ile hayata geçirildi. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlamak için Bakanlık tarafından projesi kabul edilen her genç çiftçiye 30 bin lira hibe ödemesi yapıldı. Diyarbakır ülke sıralamasında 6. sırada yerini alırken, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında Diyarbakır'da 2016, 2017 ve 2018 yıllarında hayvansal üretim konusunda 731, bitkisel üretim konusunda ise 78 olmak üzere toplam 809 genç çiftçiye, 24 milyon 270 bin liralık hibe ödemesi yapıldığı ifade edildi.

"Çiftçilere 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacak"

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "Hayvansal üretim proje konularında, küçükbaş hayvan, Hani 7, Lice 2 ve Kulp ilçemizde 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 12 genç çiftçimize 408 küçükbaş hayvan teslim edildi. Bağlar 4, Çermik 3, Dicle 3, Eğil 3, Ergani 6, Sur 4, Yenişehir 2 ve Kayapınar 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 28 genç çiftçimize 986 küçükbaş koyun teslim edildi. Toplamda 17 ilçemizde 60 genç çiftçimize 2 bin 40 adet küçükbaş koyun teslimatı yapılacaktır. Geri kalan 19 genç çiftçimize teslim edilecek 646 küçükbaş hayvan, müdürlüğümüzce görevlendirilen il seçim heyetimiz tarafından seçilerek genç çiftçilere 10 gün içinde tamamı teslim edilecektir. Toplamda ise 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacaktır" denildi.
 
 
5.7.2019
Devamı

FAO, Entegre Arazi Kullanım Planlamasını Türkiye’de başlatıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve  Tarım ve Orman Bakanlığı’ iş birliğiyle gerçekleşen ‘İklim Esnekliği ile Ekosistem Yönetimini Geliştirerek Gıda Güvenliğine Yönelik Entegre Arazi Kullanım Planlaması (ILUP)’ projesinin açılış toplantısı Ankara’da gerçekleşti.
 
Proje açılış etkinliğine Tarım ve Orman Bakanlığı ile uluslararası organizasyonların üst düzey yetkilileri, akademisyenler ve FAO uzmanları katıldı.
 
Açılış konuşmasında söz alan FAO Orta Asya Altı Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, toprağa, suya bitki örtüsüne ve diğer doğal kaynaklara ev sahipliği yapan arazinin, tarım ve kırsal kalkınma için öneminin altını çizerken sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanlar gıda güvencesinden, barınmaya ve kültürel ihtiyaçlara kadar pek çok toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için arazilerden faydalanmışlardır. Ve bugün araziler; açlığa son verilmesi, suyun arıtılması, biyoçeşitliliğin korunması ve pek çok diğer konuyla ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada bilhassa önem kazanmıştır.”
Toprağın gıda üretimi için olmazsa olmaz vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise gelecek nesiller için toprağa iyi davranmamız gerektiğini ifade etti.
Gıda ihtiyacının yüzde 90’ını topraktan karşıladığımızı sözlerine ekleyen Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Artan dünya nüfusunun ve iklim değişikliği ve çölleşme ile tarıma elverişli araziler tehdit altında. 2050 yılında Türkiye nüfusu 100 milyon olacak ve kentleşme yüzde 86 artmış olacak. Tüm bunlar göz önüne alınarak gıdanın güvenliğini korumamız gerekiyor.” dedi.
FAO’nun Teknik İş Birliği programı kapsamında fonlanmakta olan proje ile ülke bütününde ihtiyaç duyulan arazi kullanım planlaması için bir rehber oluşturulması ve küçük ölçekli çiftçilerin kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Etkinliğin çalıştay bölümünde ise FAO program sorumlusu Sheikh Ahaduzzaman, FAO’nun sürdürülebilir kalkınma için Türkiye’nin tarımsal arazi politikalarının güçlendirilmesindeki katkılarını paylaştı. Ayrıca, FAO arazi-kullanımı politikası uzmanı Hakkı Emrah Erdoğan arazi kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının öneminin altını çizdi ve konuyla ilgili FAO yaklaşımını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.
 
 
4.7.2019
Devamı

Tarım Arazisi Oto Yol Olunca Mahkemede Tescilini Arazi Sahiplerinin Üzerine Yaptı

İzmir-İstanbul Otoyolunun yapımı sırasında, güzergah üzerinde bulunan Kemalpaşa ilçesi Yenmiş Mahallesi'ndeki tarım arazileri, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldı.
Ancak Müdürlük, hak sahipleri ile kamulaştırma bedelleri konusunda uzlaşmaya varamadı. Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 yılında, kamulaştırma bedellerinin tespiti ve arazilerin tescilinin yapılması için Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalar açtı.

Bu davalarda yerel mahkemenin belirlediği kamulaştırma bedellerini düşük bulan köylüler Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu. Yargıtay'ın kararları bozup, bedellerin arttırılması gerektiğini belirtmesi üzerine, davalara yerel mahkemede devam edildi. Mahkeme tarafından bu kez, arazilerin yeri ve büyüklüğüne göre, hak sahiplerine farklı tutarlarda, daha yüksek bedeller ödenmesine karar verildi.

Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü, ödenek yokluğunu gerekçe göstererek, ödeme yapmak için mahkemeden birkaç kez süre istedi. Hakim sonuçlandırdığı bazı davalarda, kamulaştırma bedellerinin uzun süredir ödenmemesi nedeniyle Karayollarının süre talebini kabul etmeyerek, temyiz yolu açık almak üzere, arazilerin sahipleri adına tesciline karar verdi. Kamulaştırma sırasında yapılan ödemelerin de arazi sahipleri tarafından, yasal faiziyle Karayolları'na geri ödenmesine hükmetti.

"BİZ BU KARAYOLU ÜZERİNDE NE YAPACAĞIZ?"

Davası sonuçlanan hak sahiplerinden biri olan Fulya Ayşen Güleç, üzerinde tarım yaptıkları 12 dönüm tarlaları olduğunu, kamulaştırma ile ellerinde yalnızca 4.5 dönüm kaldığını belirtti. Bugüne kadar aldıkları kamulaştırma bedelinin 450 bin lira olduğunu, 1 milyon 500 bin lira daha alacakları bulunduğunu söyledi. Zararlarının karşılanmasını istediklerini belirten Güleç, Karayolları, kamulaştırma davasında beklenen ödemeleri yapmadı. Mahkeme, ödemelerin yapılması ile ilgili Karayollarını uyardı. Ancak ödemeler bugüne kadar yapılmadı. Şu anda bu yolun üzerinden geçtiği arazinin tapuda tekrar adımıza tesciline karar verildi. Biz bu otoyol üzerinde ne yapacağız Biz bu asfalt üzerinde buğday, kiraz tarımı mı yapacağız dedi. Mağdur edildiklerini belirten Güleç, bundan sonra, kararın kesinleşmesi halinde tapu tescil işlemlerini bekleyeceklarını dile getirdi.

"2 MİLYON TL ALACAKLIYIM"

Davası sonuçlananlardan Ahmet Çakmak (74) da, Üzerinde kiraz ve zeytin yetiştirdiğim 15,5 dönüm arazimi aldılar. Ben burayı 40 yıl Avrupa'da çalışarak satın aldım. Şimdi mağdurum. Kurumdan 2 milyon lira alacaklıyım dedi. Çiftçilerden Halil Savran (59) da şunları söyledi:

"8 dönüm arazim gitti. Paramızı beklerken hakim farklı bir karar verdi. Mağduruz. Arazilerimizin üzerine yol, köprü, otoyol yaptılar. Şimdi bunu bozmaya imkan yok. Yerimizi bize geri veriyorlar. Bizden de ödedikleri paraları geri istiyorlar. Biz parayı ödeyeceğiz, onlar da yerlerimizi eski haliyle versinler. Gerekçeli karar gelsin, gerekirse yolu kapatabiliriz."
 
 
4.7.2019
Devamı

Bakanlık'tan Seyahat Eden Hayvanlar İçin Dinleme Tesisi

Tarım ve Orman Bakanlığı hayvan refahına yönelik Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında hayvanların nakil sırasındaki refahı için uzun yolculuklarda dinlenmeleri maksadıyla istasyonlar kurulacağını açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığınca Veteriner mevzuatının AB Müktesebatına Uyumu çerçevesinde yürütülen çalışmalardan birisini de hayvan refahı konusu oluşturuyor. Çiftlik hayvanlarının refahı, nakil ve kesim sırasındaki refah olmak üzere üç başlık altında yürütülen bu çalışmalardan hayvanların nakli sırasındaki refah şartlarına uygun olarak taşınması ve korunmasını belirleyen yönetmelikler zaman içinde yayınlanmıştı.

Yönetmelikler ile nakil sırasında araçların taşıyacağı teknik ve sağlığa uygun asgari şartlar, refakat eden bakıcılar ile nakil araçlarının sürücülerinin sahip olması gereken yeterlilik belgeleri gibi işlemler ile denetim ve yaptırımları düzenleyen kurallar belirlendi.

 KONTROL VE DİNLENME İSTASYONLARI KURULACAK
Ayrıca nakilde hayvan refahı için uzun yolculuklar sırasında hayvanların dinlendirilmesi, beslenmesi ve kontrol edilmesi amacıyla dinlendirme istasyonları kurulması planlandı. Bu çerçevede Adana, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Kayseri, Sivas ve Edirne’de olmak üzere toplam 7 kontrol ve dinlendirme istasyonu kurulması çalışmaları devam ediyor.

ORTALAMA 300 BÜYÜKBAŞ İLE 1.000 KÜÇÜKBAŞ KAPASİTELİ OLACAK
Ortalama 300 büyükbaş ile 1.000 küçükbaş kapasiteli bu istasyonlardan Afyonkarahisar, Ankara, Kayseri ve Sivas illerinde yapılacaklar için projeler hazırlandı ve ihalesi için Milli Emlak Genel Müdürlüğüne bildirildi. Edirne’de yapılacak istasyon için arazi tahsis ve teslim işlemleri ise tamamlandı ve proje çalışmaları devam ediyor.

31 MİLYON 136 BİN HAYVAN SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇİRİLDİ
Diğer ana başlıklardan olan çiftliklerdeki hayvan refahına yönelik olarak ise yine yönetmelikler ile hayvanların yetiştirildikleri koşulların asgari standartları belirlendi.
Yönetmelikler ile hayvanların barındırıldıkları işletmelerin, genişlik, zemin, binaların yalıtımları ve ekipmanların özellikleri, kullanılan otomatik ve mekanik donanımların taşıması gereken özellikler, beslenme, hareket özgürlüğü ve hayvanlara uygulanması yasak olan prosedürler ortaya koyuldu.

Çiftliklerde hayvan refahına ve hayvan hastalıklarıyla mücadele için Bakanlık taşra teşkilatı tarafından yetiştiricilere yönelik eğitim faaliyetleri de düzenlendi. Ayrıca 2018 yılı içerisinde çiftliklerde toplam 31 milyon 136 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan sağlık taramasından geçirildi. Bu çalışmalar 2019 yılı için de devam ediyor.
 
 
3.7.2019
Devamı

Irak'tan Yumurtadan Sonra Makarna İhracatına'da Engel

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın Irak-Türkiye ikili ticaret hacminin 20 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda mevcut ticari engellerin kaldırılmasına yönelik talebine olumlu adımlar beklenirken, Irak’tan ihracata yönelik bir engel kararı daha geldi. Mayıs ayında yumurta, haziran ayı itibariyle de içecek ve dondurma ithalatında Türkiye’ye yasak getiren Irak şimdi de Türkiye’den yapılacak sofralık tuz, şehriye türleri ve makarna çeşitlerinin yasaklandığına dair tebliğ yayınladı. Irak Bakanlar Kurulu’nca alınan kararın 60 günün ardından yürürlüğe gireceği ve bir yıl yürürlükte kalacağı bildirildi.

Dünya Gazetesi’nden Burçak Göral’ın haberine göre; Türkiye’de bulunan 24 makarna üreticisinin en önemli ihracat pazarlarından biri konumunda olan Irak’ın aldığı bu kararın başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere tüm sektörü etkilemesi bekleniyor. Sektör temsilcileri Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesini, yaşanan bu sorunun ilerlemeden ve diğer tarım ürünleri ihracatını etkilemeden çözülmesini talep ediyor. TİM verilerine göre 2018 yılında Irak’a 1 milyar 600 milyon dolar değerinde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yapıldı. Bu ihracatın 1 milyar 20 milyon dolarlık kısmı Mardin firmaları başta olmak üzere Güneydoğu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’ne üye firmalar tarafından gerçekleştirildi. Siyasi ve coğrafi olarak en avantajlı olduğumuz ülke olan Irak’a ihracatımız son 10 yılda artışını sürdürdü. 2018 yılında Irak’ın toplamda 47.7 milyon dolar olarak gerçekleşen makarna-şehriye ithalatının 32.6 milyon dolarlık kısmı Türkiye’den gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri bu yılın ilk 4 ayında 11.5 milyon dolar değerinde gerçekleşen Irak makarna ihracatının alınan bu kararla birlikte giderek düşeceği, hatta Irak’la yoğun ticaret ilişkisi içinde olan bölgelerde bulunan fabrikaların ticarette durma noktasına geleceği konusunda endişeli.

Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, Bağdat rejiminin aldığı kararla birlikte Irak makarna ihracatının tamamen durduğunu vurgulayarak, kararın sebeplerinin Türkiye-Irak arasında devam eden gergin siyasi ilişkiler ve Irak’ta kurulan makarna fabrikalarıyla yerli üretimi yaygınlaştırma çabası olduğunu söyledi.
Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesi gerektiğine dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak Hükümetinin tamamen siyasi ve İran firmalarının pazar payının artırılmasına yönelik olarak aldığı bu karar ve alınması muhtemel kararlar, bölge ekonomisine büyük zarar verecek, işsizlik oranlarını yükseltecektir. Yumurta üreticilerinin kısıtlamadan sonra yaşadığı sıkıntılar herkesçe bilinmektedir. İmalatçı-ihracatçı firmaların yanı sıra sayıları on binleri bulan kamyoncular da etkilenecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den boşalan pazara İran girecek
Kararda ifade edildiği gibi, bir yıl sonra Irak pazarı ihracata açılsa bile sektör olarak aynı performansı yakalayabilmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Külahçıoğlu, aksine her şey daha da zor olacağını ve uygulamanın sektörde kalıcı bir hasara sebep olacağını belirtti.
Makarna gibi ürünlerin piyasadan ve raflardan çekildiğinde yerini başka ülkeler doldurduğuna dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak’ın aldığı bu kararın altında aynı zamanda İran ekonomisini güçlendirmek olduğuna inanıyorum. Pazardan çekilmemizle birlikte İran ürünleri Irak pazarına girecek ve ticarette yerini alacak. İran’ın yanında Dubai, Tunus Mısır da Irak pazarına girecektir. Irak kendi üretimini başlayacağı için yerli makarna tüketimi artacaktır. Yâda belli başlı üreticiler üretimlerini Irak’a taşıyabilir. Halk, İran makarnasının lezzet ve tarzına alıştıktan sonra sektörümüz için İran pazarı kaybedilmiş olacak. Pazarı tekrar elde etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Mardin’de makarna ticareti durma noktasında
Türkiye’nin Irak’a gerçekleştirdiği makarna ihracatının yüzde 60’ını gerçekleştiren Mardin, Irak’a yılda 50 bin ton makarna ihraç ediyor ve ülkeye 23 milyon dolar döviz girdisi sağlıyordu.
Mardin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu üyesi Şükrü Karaboğa, uygulanan yasakla birlikte Mardin’in Irak’ta kaybettiği pazarı coğrafi koşulları nedeniyle ikame edebilme imkânının olmadığını vurguladı. Sektörde önemli bir yere sahip olan Mardin makarna sanayisinin mecburen küçülmeye gideceğini belirten Karaboğa “Artık bu bölgede bu sektörde yatırım yapılamaz. Bu kaybı yurtiçinde ikame etmemiz mümkün değil. Mardin’de makarna ticareti bu kararla birlikle durma noktasına geldi” dedi.
 
 
2.7.2019
Devamı

Büyükbaş Hayvan Sayısı Yüzde 6 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hayvansal Üretim İstatistikleri raporuna göre, toplam süt üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 22 milyon 121 bin ton olarak gerçekleşti ve rekor kırdı. Bu miktarın %90,6’sını inek sütü, %6,5’ini koyun sütü, %2,5’ini keçi sütü ve %0,3’ünü manda sütü oluşturdu. 2017 yılı süt üretimi 20 milyon 699 bin 894 ton olmuştu. TÜİK’in belirlemelerine göre, büyükbaş hayvan sayısı ise 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 17 milyon 221 bin baş oldu. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı %6,9 artarak 17 milyon 43 bin baş olurken, manda sayısı %10,5 artış ile 178 bin 397 baş olarak kayıtlara geçti. Kırmızı et üretimi ise 1 milyon 118 bin 695 ton olarak gerçekleşti.
 
2.7.2019
Devamı

Bakanlık'tan Kurbanlık Hayvan Sayısı ve Fiyatlarla İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi çalışmalarını hızlandırıldı. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre bu yıl da kurbanlık hayvan sayısında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacak. Denildi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla açıklamada bulunarak, mevcut hayvan varlığımızın kurbanlık ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğunu belirtti.
Pakdemirli, “Kurbanlık olarak ülkemizde bu yıl 1 milyon 217 bin büyükbaş,  3 milyon 895 bin adet ise küçükbaş hayvanımız var” dedi. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan sayılarını da hatırlatan Pakdemirli, “2018 yılında büyükbaş 866 bin, küçükbaş 2 milyon 682 bin olarak gerçekleşti. Netice itibarıyla bu yıl sahip olduğumuz kurbanlık hayvan varlığı, bayramda herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

VETERİNER SAĞLIK RAPORU OLAN HAYVANLARIN İLLER ARASI NAKLİNE İZİN VERİLECEK
 “Salgın veya bulaşıcı hayvan hastalığı bulunan, kayıt altına alınmamış, kulak küpesiz ve yanlarında sığır cinsi hayvanlar için pasaport, koyun keçi türü hayvanlar için nakil belgesi bulunmayan hayvanların sevklerine, alınıp satılmalarına ve kesilmelerine hiçbir surette izin verilmeyecektir diyen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Kurbanlık olarak sevk edilecek hayvanların resmi veteriner hekimler tarafından muayene ve gerekli kontrolleri yapılacak, sağlıklı bulunan hayvanlar için veteriner sağlık raporu düzenlenerek iller arası nakline müsaade edilecek”

ARINDIRILMIŞ BÖLGE TRAKYA’YA KURBANLIKLARIN SEVKİNDE GEREKLİ TÜM KONTROLLER YAPILACAK
Bakan Pakdemirli ayrıca, Kurbanlıkların arındırılmış bölge Trakya’ya sevki sırasında gerekli tüm kontrollerin yapılacağını da ifade etti.
Anadolu’da bulunan illerden hastalıklara karşı arındırılmış bölge olarak ilan edilen Trakya’ya sevk edilecek hayvanlar için de veteriner sağlık raporu düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pakdemirli, bunun yanında bazı şartlarında yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Trakya’ya sevk edilecek hayvanların doğumlarından itibaren işletme değiştirmemiş veya en az 3 aydır halen bulundukları işletmede barındırılmış olması gerektiğini söyleyen Pakdemirli şöyle devam etti: “Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile bir işletmede izole edilmeli, bu süre sonunda Şap Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan NSP test sonuçları negatif olmalıdır.”
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu şartlar yerine getirilmeden Anadolu’dan Trakya’ya sevk edilen hayvanlar için de gerekli idari yaptırımların uygulanacağını vurguladı.

KURBANLIK FİYATLARI TAKİP EDİLECEK
Kurbanlık hayvanların sağlık şartları ve sevkleriyle ilgili kontrollerin eksiksiz yerine getirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli, kurbanlık hayvan fiyatlarının Bayramın ikinci günü dahil son 20 gün boyunca takip edileceğini de sözlerine ekledi.
 
 
2.7.2019
Devamı

TÜKETBİR'den Karskas Kesim Fiyatı 34 TL Çıkarılsın Çağrısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. 
Taleplerini Bakanlığa rapor halinde ileten Merkez Birliği, şunları dile getirdi.
“Ülkemizde son beş yılda kırmızı et üretimi yıllık ortalama 1.100.000 ton ila 1.200.000 ton bandında olup bu üretimin yaklaşık yüzde 80’lik kısmı büyük baş hayvan besiciliğinden sağlanmaktadır. Büyükbaş hayvan besiciliği sektörü ülke ekonomisi ile eşgüdümlü olarak ve devletimizin sektöre sağladığı teşviklerden faydalanarak son yıllarda yatırımlarını arttırıp daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir üretim olanaklarını arttırmıştır. 

SEKTÖR ZARARINA ÜRETİM YAPIYOR
Ancak, sektörün ana maliyet kalemlerini oluşturan besilik dana ve yem hammaddeleri ithalata bağlı olduğundan ve son bir yıldır döviz kurlarında yaşanan olumsuz dalgalanmalardan dolayı sektöre aşırı girdi maliyetleri ile üretim yapmak zorunda kalmış, buna karşın bu maliyeti satış fiyatlarına yansıtamadığından zararına üretim yapar hale gelmiştir. 
 
Bakanlığımızın ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü gibi sektör ile ilgili kurumların karkas üretim maliyet araştırmaları, karkas maliyetlerinin yaklaşık 30.5 TL/kg olduğunu ve yüzde 10 gibi düşük bir yaşam payı eklendiğinde karkas satış fiyatının en az 33.5 TL/kg olması gerektiğini göstermesine rağmen şu an karkas satış fiyatı 29 TL/kg’ın altındadır. 
Sektör üreticileri zararlarını başta önceki dönem karlarından karşılamış olup son aylar da ise büyük borçlanmalar yaparak üretimlerini devam ettirmelerine rağmen maliyetin altında kalan satış fiyatları dolayısı ile şu an sektör iflas noktasına gelmiştir. 

SEKTÖRÜN ÇÖZÜM BEKLEYEN TALEPLERİ 
Kırmızı et üretim sektörünün bu kaçınılmaz sondan kurtulması için biz üreticilerin bir an önce alınması gerektiğini düşündüğümüz çözüm önerilerimiz aşağıdaki gibidir: 
1- ESK, karkas kesim fiyatını en 34 TL/kg olarak açıklayarak acilen yurt genelinde kesim yapmaya başlamalıdır. 
2- Tüm besiciler özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurbanlık işi yapmış üreticilerin mağdur olmaması için Kurban Bayramı için bağış toplayan vakıfların yurt dışından kurbanlık vasfında canlı hayvan ve kurban için kesimini yaptıkları hayvanların etlerini yurdumuza sokmalarına izin verilmemelidir. Hatta ihtiyaçlarını yurt içinden karşılamaları yönünde gerekli uyarılar yapılmalıdır. 
3- Yurt dışından alınan besilik hayvanların besi süreci sonunda kasaplık hayvan olarak ihracatının yapılabilmesi için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. 
4- ESK stoklarında bulunan donmuş karkas etlerin yurt içi satışını durdurup ihracata yönelmelidir.  

 

 
2.7.2019
Devamı

Hileli Gıdalar Arasına Dondurmada Girdi

Gözünü kâr hırsı bürüyenler dondurmaya da el attı. Çocukların vazgeçilmezi dondurmaya; süt yerine su, şeker yerine yapay tatlandırıcı, meyve yerine boya ve suni salep katıyorlar. Hayvan derisi ile de kıvamı tutturuluyor. Sağlıksız dondurma zehirliyor...

Hileli gıdalar arasına dondurma da girdi. Dondurma diye sunulan soğuk tatlı, sağlığa zarar veriyor. Küçük-büyük hemen herkesin severek tükettiği dondurmada tam bir aldatmaca yaşandığını ifade eden Gıda Mühendisi Şerif Aktürk, özellikle ucuz, markasız ürünlerden kaçınmak gerektiğini belirtti.

En büyük hilenin açıkta satılan dondurmada yaşandığını vurgulayan Şerif Aktürk, "Şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine suni salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay gıda boyası katarak dondurmayı adeta zehirleyen bazı üreticiler, kıvamını tutturmak için de hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen katkı maddesi jelatin (E441) kullanıyor. Süt, şeker ve salep üçlüsü ile yapılan dondurma gerçek dondurmadır" dedi. Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmanın sağlığı tehlikeye attığını kaydeden Aktürk, şöyle devam etti: "Açıkta satılanlara kuşkuyla yaklaşın. Nerede üretilmiş, içinde ne var sorgulayın. Kötü koşullarda, sağlıksız malzemelerle üretilenler bağırsak enfeksiyonları ve zehirlenmelere neden olabilir."

BUZLU TATLI SATIYORLAR

Market ve bakkallarda 'dondurma' diye satılan ürünlerin bir kısmının aslında dondurma olmadığını, ancak bunu neredeyse kimsenin bilmediğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin ambalajında genelde 'Ice cream' yani buzlu yiyecek yazıyor. Etiket bilgileri ise mercekle okunacak kadar küçük olduğu için fark edilemiyor" dedi. Gerçek dondurmada neredeyse hiç katkı maddesi bulunmazken, bu tür ürünler içeriğindeki katkı maddelerinin çokluğu ile de dikkat çekiyor.
 
1.7.2019
Devamı

Elektrik, Su, Hava ve Mikroptan Üretilen Gıdalar, Yakında Satışa Sunulacak

Elektrik, su ve havayı kullanarak gıda üreten Finli şirket Solar Foods, ürünlerini iki yıl içinde süper marketlerde 50 milyon adet satmayı planlıyor.
Solar Foods, 2017 yılında Finlandiya’da kurulmuş bir şirket. Şirketin amacı elektrik, su ve havayı kullanarak besin üretmek. Şirket, aynı zamanda Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte çalışıyor ve Mars’a gidecek astronotlara, protein ağırlıklı, buğday unu gibi tadı olan ve görünen bir ürün temin ediyor. 

Helsinki merkezli şirket, ticari üretime başlayacakları 2021 yılı öncesinde Avrupa Birliği’ne yeni gıda lisansı başvurusu yapacak. Şirket tarafından üretilen Solein, protein ağırlıklı bir toz. Eğer istenirse 3D yazıcılarla bir şekil verilebileceği de söyleniyor. Bira yapımına benzer bir işlemle üretilen bu toz, canlı mikropların bir sıvıya sokulup, elektrik uygulanmasıyla sudan çıkan karbondioksit ve hidrojen kabarcıkları ile beslenmesiyle başlıyor. Daha sonrasında ise mikroplar, işlemin ileriki safhalarında toz halini alacak proteini üretmeye başlıyor. 

Teknoloji girişiminin genel müdürü olan Dr.Pasi Vainikka, şirketin tamamen doğal bir protein kaynağı üretmek için toprak ve su israfı yapmadan karbon nötr bir yöntem ürettiğini belirtti. Vainikka, “Gıda türleri arasında tamamen yeni protein türü, bugün marketlerde olan tüm gıdalardan farklı olarak balık yetiştiriciliğine ya da tarıma ihtiyaç duymadan üretiliyor” dedi. 
 
1.7.2019
Devamı

Hakkari'de Hayvancılığı Geliştirme Projesi Kapsamında 987 Küçükbaş Hayvan Dağıtıldı

Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında 47 aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yeni bir projeyle hayvancılığı geliştirmeyi amaçlıyor. Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı.

Hakkâri Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüğü yeni bir proje ile hayvancılığı geliştirmeyi ve arttırmayı planlıyor. Hakkâri kent merkezine 30 kilometre kadar uzakta olan köylere küçükbaş hayvan dağıtımı yapıldı. Ailelere hem işsizlik problemini çözmek hem de ekonomiye katkı sağlamak için küçükbaş hayvanlar verildi.

Valilik bu proje hakkında Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte çalıştığını ve hem hayvancılık hem de tarım ile ilgili yeni projeler geliştireceklerini belirtti. Valilik şu açıklamalarda da bulundu: "Bizim bu yıl İl Özel İdaresi'nden ayırdığımız destekleme payı 1,5 milyonu geçti. Merkezde küçükbaş hayvan, Şemdinli, Derecikte arıcılık, Yüksekova'da mandacılık ve aspir bitkisini destekliyoruz. Yüksekova'da ekilebilir aspir alanı da 15 bin dekara çıktı. Yine Çukurca'da seracılık ile tahin üretimi konusunda desteklerimiz var. Amacımız, Hakkâri’de insanımızın bütçesine katkı sunarken, işsizliği bitirip, hayvancılığı de eski günlerine kavuşturmak istiyoruz. Turizm konusunda da Hakkâri’nin yüksek bir potansiyeli var. Dağları, kayak merkezini, gölleri turizme açmak istiyoruz. Hakkâri’ye ekonomik bir hareketlilik getirmek istiyoruz. Vatandaşlarımız almış oldukları hayvanlar için de 2 yıla kadar ödeme yapmayacaklar, 2 yılın ardından ise faizsiz üç eşit taksitle ödemelerini yapacaklar. Tabi yine başka bir amacımız da önek işletmeler oluşturmak. İnşallah amacımıza ve hedeflerimize ulaşırız. Herkese hayırlı ve uğurlu olsun." Hakkâri merkezine 30 km uzaklıkta olan köylerde 27 aileye 540 koyun, 27 koç verildi. 20 aileye 400 keçi ve 20 tane de erkek keçi verildi. Vali’ye yaptığı bu projeden dolayı keçi tiftiğinden yapılmış üzerinde ismi yazılı bir kilim verildi.



 
1.7.2019
Devamı

Süt Üreticileri Başkan Keskinle Devam Dedi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin olağan genel kurulunda Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, yeniden seçilerek güven tazeledi. Keskin, genel kurula katılan Bakan Pakdemirli'ye de teşekkür ederek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Türkiye Süt Üreticiler Merkez Birliği'nin olağan kongresi Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Konferans salonunda yapıldı.



Yapılan olağan kongreye Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti STK’lardan sorumlu başkan yardımcısı Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Mesut Akdamar ile çok sayıda bakanlık bürokratı katıldı. 
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, genel kurulda yaptığı konuşmada Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin tarımda karşılaşılan sorunların çözümü konusunda büyük bir çaba gösterdiğini belirterek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Başkan Keskin, şunları kaydetti: 

"Bugün burada bayram havasında bir Genel Kurul gerçekleştirdik Sayın Bakanımızın genel kurula katılması bizleri onurlandırdı ve sektöre verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Bizim dertlerimiz ile dertlenen ve çözüm yolları için elinden ne geliyorsa yapan Bakanımız bu toplantıda da bizi yalnız bırakmayarak her zaman üreticinin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi.



SEKTÖRDE OLUMLU SONUÇLARINI HİSSETMEYE BAŞLADIK 
Sayın Bakanımızın Genel kurulumuzda yapmış olduğu konuşmada açıkladığı 81 ilde düve desteği, Et ve Süt Kurumunun ithalat yerine kendi etini üretecek olması, Et fiyatlarının Ulusal Et Konseyince belirlenecek olması gibi bazı başlıklar bizlere mutlu etti. Önümüzdeki dönemde bakanımızın göstermiş olduğu çabaların ve tedbirlerin sonuç verdiğini hep birlikte göreceğiz, ülkemizin zor günlerden geçtiği bu dönemde bile alınan kararların olumlu sonuçlarını hissetmekteyiz. 

Unutulmamalıdır ki Tarım ve Hayvancılıkta alınan kararları etkisini görmek uzun vadeli olmaktadır, bugün aldığınız bir kararın sahadaki sonuçları en erken 2-3 yılda kendini göstermektedir. Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır. 

Ayrıca buraya katılamasalar da telgrafla bu güzel günümüzde yanımızda olan Başta Sayın Meclis Başkanımız Mustafa Şentop ve diğer telgraf çeken tüm misafirlerimize, bizzat buraya gelerek bizleri onurlandıran Sayın Bakanımız Bekir Pakdemirli’ye Sayın Milletvekilimiz Mustafa Yel’e , Bakanlığımızın Genel Müdürleri, Genel Müdür yardımcıları, katılan tüm STK başkan ve temsilcilerine, çok değerli süt birlik başkanlarıma bir kez daha teşekkür ederim" dedi.


 
 
28.6.2019
Devamı

Buğday Verimi Düşüyor Çiftçi Endişeli

Diyarbakır’da buğday hasadı devam ediyorken bu yıl aşırı yağışlardan dolayı verim de ciddi düşüklük yaşanıyor. Buna ek olarak mazot ve gübre fiyatları ise el yakarken, buğday taban fiyatları da çiftçiyi düşündürüyor. Verimin az olmasından dolayı fiyatların yükselebileceğini söyleyen çiftçi, tarım bakanının çiftçiyi mağdur etmeden çözüm bulması gerektiğini söyledi.

Çiftçi ve esnaf, tepkisini, "Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler" diyerek gösterdi.
Evrensel'den Fırat Topal'ın haberine göre, buğday pazarında 15 yıllık esnaf olan Aydın Malay, fiyatların yüksek olduğunu bu tüccardan çok normal vatandaşı etkileyeceğini belirterek, “Daha yazın başında mercimek 3 TL fiyatlar bu kadar yüksek. Kışın bu fiyat 5 TL’yi bulur. Sezon başında bu fiyat çok yüksek. Bu sorun bizlik bir sorun değil. Bu Tarım Bakanlığının sorunudur. Verim az olmasından kaynaklı un fabrikaları yüksek fiyata mahsul almak zorunda kalıyor. Bu biz tüccarları etkiliyor ama bu normal vatandaşı da etkiliyor. Bu yüksek fiyat makarnaya, bulgura, ekmeğe de her şeye yansıyor, yansıyacak. Tarım Bakanı çiftçiyi de mağdur etmeden bir çözüm bulmalı. Şu an buğday fiyatı 1800-1850 TL arasında değişiyor. TMO düşük fiyat verdiği için çiftçi mahsulünü fabrikalara veriyor” diye konuştu.

"Vatandaş mağdur olacak"
Buğday pazarında 20 yıllık esnaf olan Ayhan Budak, tarım politikası ile birlikte ülkenin genel politikasının da değişmesi gerektiğini belirterek, “Tarım politikası kötü mazot, gübre pahalı verdikleri 100 bin TL’lik destekleme 10 bin TL’ye iniyor. Aldığı desteklemeden fayda görmüyor çiftçi. Daha vermedikleri desteklemenin parasını da alıyorlar. Yani ben tüccarım aldığım mahsulü üzerine kârımı atarak satarım. Az kazanırım fiyat ne kadar da yüksek olursa olsun kazanırım. Fakat bu vatandaşa sirayeti olacak. Her şey zamlanacak normal vatandaş mağdur olacak. Bu sorun üretici desteklenerek çözülür. Yalnız tarım politikası değil ülke politikasının da değişmesi lazım” dedi.

"Olan yine halka oluyor"
50 yıllık esnaf Akın Barış ise çiftçinin tarım maliyetinin yüksek olması bu yıl aşırı yağışlardan kaynaklı mahsulün az olmasının fiyatı fazlasıyla etkilediğini ifade etti. Barış, “Mazot, gübre, ilaç maliyeti yüksek üretici de mahsulünü yüksek fiyata vermek istiyor. Diğer türlü çiftçiyi kurtarmıyor. Burada olan yine halka oluyor. Bir torba un 100 TL’nin üzerinde asgari ücretli için durum zorlaşıyor. Burada sadece devlet değil, çiftçi de tüccar da üzerine düşeni yapmıyor. Zaten denetim de yok. Çiftçi de mağdur edilmeden bir çözüm bulunmalı” ifadelerini kullandı.

"Böyle giderse fındık toplamaya gideriz"
35 yıllık çiftçi olan Nezir Başakçı, bu yıl mahsulün kötü olduğunu fakat ülkede  genel olarak sorunlu bir tarım politikası yürütüldüğünü ifade ederek, çiftçinin ürettiği mahsulden kazanç elde etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Başakçı, çiftçinin aldığı desteklemenin yetersiz olduğunu da ekleyerek, “Bize desteklemenin 4’te 1’i gelmiş. Buğdayı 3 TL’ye versek de kurtarmıyor ki. Biz mazotu 6-6.25 TL’ye alıyoruz. Bizim için mazot fiyatında herhangi bir indirim yok. Biçer ve diğer masrafları bir yana. Çiftçinin zararı 1000-2 bin TL ile kurtarılmaz ki. Bu yıl aşırı yağmur çiftçiyi perişan etti. Zarar üstüne zarar. Dün mazota zam geldi. Seçimin acısı bizden çıkıyor. Olan bize oluyor. Patos, gübre, mazot her şey pahalı, destekliyor ama masraflarımızı karşılamıyor. 50 bin TL desteklemenin 30 bin TL’si elimize ulaşıyor. Çiftçiyi üretime cesaretlendiriyor sonra yine tek başına bırakıyorlar. Bize verilen desteğin yarısını yine kendileri alıyor. Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler” sözlerini kaydetti.
 
 
28.6.2019
Devamı

FAO'nun Uygulamalı Çiftçi Okulları 30.Yılında

Çiftçilerin öğrenme ve çözüm bulma sürecine öncelik veren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, (FAO) 1980’lerde Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı geliştirdi. FAO, diğer BM kurumları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar, çiftçi örgütleri ve özel sektörden artan sayıda ortakla birlikte Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı küresel olarak desteklemeye devam ediyor.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları
Uygulamalı Çiftçi Okulları, programlanmış bir öğrenme süreci sayesinde, çiftçilerin kendi alanlarında uzmanlaşmalarına, güçlü eleştirel ve analitik beceriler geliştirmelerine ve daha güçlü tarımsal üretim sistemleri yönünde kararlar alabilmelerine katkıda bulunuyor.
FAO Orta Asya Alt Bölge Ofisi ve Türkiye Temsilciliği, Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. Yıl Dönümünü (UÇO), 25 Haziran’da Konya’da düzenlenen bir etkinlikle kutladı.
Konya’daki Ramada Plaza by Wyndham Otel’de düzenlenen etkinlik, FAO Orta Asya Bölge Alt Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’nun açılış konuşması ile başladı.
Gutu, “Çiftçiler hayatımızda, küresel ve ulusal gıda güvenliği açısından çok büyük öneme sahip. Bu nedenle herkesin güçlerini birleştirerek tarımsal üretimin desteklenmesi için büyük çaba sarf etmesi gerekiyor” dedi.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. yılı kutlamalarından sonra “Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım” Projesi kapsamında, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile FAO arasında imzalanan Uygulamalı Çiftçi Okulları Alt Projesinin başlangıç çalıştayı da gerçekleştirildi.
 
27.6.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Etçi Buzağıya Destek Müjdesi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Tarım ve Orman Bakanlığının Atatürk konferans salonunda genel kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurula Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin yanı sıra 
TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekariya Erdurmuş, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Gıda Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik,Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç ve çok sayıda Türkiye'nin dört bir tarafından gelen birlik başkanları ve delegeler katıldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın Atatürk Konferans Salonu'nda düzenlenen  TSÜMB Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hayvancılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. 

Bakan Pakdemirli 2002'den bugüne büyükbaş hayvan varlığının 9,9 milyon baştan yüzde 74 artışla 17,2 milyon başa ulaştığını ifade eden Pakdemirli, küçükbaş hayvan varlığının da yüzde 43 artarak 46,1 milyona ulaştığını söyledi. 

Bakan Pakdemirli, söz konusu dönemde süt üretiminin yüzde 163 artışla 22,1 milyon tona yükseldiği bilgisini verdi. 

Bu büyümelerin ihracat rakamlarına da yansıdığını vurgulayan Pakdemirli, "Ülkemiz süt ve süt ürünleri ihracatı, 290 milyon dolar seviyelerine ulaşmıştır. Bu yılın ilk 5 ayında da 130 milyon dolarla çok memnun edici seviyelerde gerçekleşmektedir." diye konuştu. 
Pakdemirli, hayvancılığa son 17 yılda verilen desteklerin 46 kat artarak 3,7 milyar liraya ulaştığına işaret ederek, bu yıl da yem bitkileri dahil desteklerin 4,7 milyar lirayı bulacağını bildirdi. 



Genç Çiftçi Projesi kapsamında, hayvancılık alanında yaklaşık 27 bin genç çiftçiye 808 milyon lira hibe desteği verildiğini aktaran Pakdemirli, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla süt sektörüne yönelik bin 604 projeye, 1,7 milyar lira hibe sağlandığını, yem bitkileri desteklemeleri kapsamında toplam 5,9 milyar lira yem bitkileri desteği ödemesi yapıldığını ifade etti. 

Pakdemirli, geçen yıl dövizdeki spekülatif artışa bağlı yem fiyatlarında yaşanan değişiklik nedeniyle üreticilerin mağdur olmaması için atılan adımlara dikkati çekerek, süt destek primlerinin 10 kuruştan 25 kuruşa, süt alım fiyatının da 1,7 liradan 2 liraya çıkarıldığını hatırlattı. 
Bölgesel kalkınma projeleri kapsamında 41 ilde 650 hayvancılık projesine 100 milyon lira hibe desteği verildiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: 
"41 ilde uygulanan Düve Desteği Projesi'ni 81 ile yaygınlaştırıyoruz. Düve tutarının yüzde 40'ını bakanlıkça hibe ediyoruz. Bakanlık politikalarına uygun olarak, etçi buzağı üreten işletmelerimize, buzağı desteğinin üzerine 250 lira ilave destek ödeyeceğiz." 

"Et ve Süt Kurumu, Temmuzdan İtibaren Kıyma ve Kuşbaşı Üretecek”

Pakdemirli, tüketiciyi "ucuz et"le buluşturmak için yürütülen yeni çalışmaları da anlattı. 
Hem vatandaşın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticinin mağduriyet yaşamaması adına Et ve Süt Kurumunun (ESK) ucuz et çalışmasında gelecek aydan itibaren yeni bir uygulamanın başlayacağını bildiren Pakdemirli, "ESK, hem vatandaşlarımızın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticimizin mağduriyet yaşamaması adına temmuzdan itibaren kıyma ve kuşbaşını kendisi üreterek tüketiciye ulaştıracak. Ulusal Kırmızı Et Konseyi de Süt Konseyinin fiyatları açıkladığı gibi, kesim fiyatlarını açıklayacak." ifadelerini kullandı. 

Pakdemirli, 15 yıldır toplanmayan Tarım Şurası'nı toplayarak sektörünün yol haritasının birlikte çizilmesi gerektiğini kaydetti. 

"BAKANLIĞIN MÜDAHALESİ SEKTÖRÜ AYAKTA TUTTU"



TSÜMB Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin de sektörde bütün tarafların uyumlu çalıştığını belirterek, "Biz üreticiler Cumhuriyet tarihinde ilk defa bakanı, genel müdürü ve üretici örgüt başkanları ve üreticileriyle son derece uyumlu çalışan bir ekip olduk." dedi. 

Keskin, geçen yıl sektörde yaşanan sorunlara dikkati çekerek, Bakanlığın yaptığı acil ve yerinde müdahalenin sektörü ayakta tuttuğunu dile getirdi. 



TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel de "Bu topraklar herkesin gözünün üzerinde olduğu topraklar. Bizlerin de mutlaka buna daha fazla sahip çıkmamız ve daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yöneticisiyle, politikacısıyla, çiftçisiyle, esnafıyla, memuruyla hep beraber, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz zaman çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığını biliyoruz." diye konuştu. 


27.6.2019
Devamı

Yenişafak'tan FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor İddiası

Yenişafak gazetesi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda FETÖ ile mücadelenin yeterince etkin bir şekilde yürütülemediği iddia ederek kripto olarak kalmayı başaran örgüt mensuplarının bakanlık bürokrasisinde halen kilit noktalarda görev yaptığını yazdı.

Yenişafak gazetesinden Tarım ve Orman  Bakanlığı’na ağır suçlamalar. Gazete "FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor" başlığı ile yayınladığı haberinde bakanlığın Ankara’da ‘FETÖ’nün kalesi’ olarak adlandırıldığını ifade etti. Bakanlığın Ankara’daki lojmanlarında yaşayanların Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP'ye oy vermelerinin FETÖ ile ilişkilendirildiği haberde "31 Mart seçimlerini patates ve soğanla sabote ettiler" ifadeleri kullanıldı.

31 Mart seçimlerinin en önemli gündem maddesi olan patates ve soğan fiyatlarının yüksekliğinde bürokratların payının olduğunu iddia eden Yenişafak gazetesi, 15 Temmuz’un ardından bakanlıktan ihraç edilen kişilerin sayısının azlığına dikkat çekildi.
 
 
26.6.2019
Devamı

Bakanlıktan Karaçam Ormanları ile İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü’ne bağlı Karaçam Ormanları’nda yenileme amacıyla karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi yapıldığını duyurdu. Açıklamada, sosyal medyada yer alan iddiaların aksine bölgenin farklı bir amaçla kullanılmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Karaçam Ormanları'yla ilgili sosyal medyada yer alan kimi iddialar üzerine orman alanında yapılan çalışmalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü'ne bağlı Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği 119 No'lu Bölmesinde geçmiş yıllarda oluşturulmuş olan Karaçam Ormanları'nın 'büyümelerinin durmuş olması, çeşitli zararlıların etkilerine maruz kalmaları ve yetişme ortamına yeterli uyumu sağlayamamaları' gibi nedenlerle yeni fidanlarla ormanın yenilenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle mevcut karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi ve ağaçlandırma yapmak amacıyla arazinin hazırlanması çalışmalarına başlanmıştır. 2019 Kasım-Aralık aylarında 8 bin 300 adet fidan alana dikilecektir. Söz konusu çalışma idaremizin gözetim ve denetimi altında, ormancılık teknik icaplarına göre yürütülmektedir" denildi.

Açıklamada, bölgedeki orman sahalarının başka bir amaçla kullanılmasının asla söz konusu olmadığı ve yapılan çalışmanın ormanın devamlılığını sağlamak maksadıyla yapılan bir ormancılık faaliyeti olduğu vurgulandı.
 
 
26.6.2019
Devamı

AKTAŞ BARAJI ÖDEMİŞ’E BEREKET KATACAK

BU YAZ BARAJDAN 15 BİN 800 DEKAR ARAZİYE SU VERİLECEK
Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’in Ödemiş ilçesinde inşa edilen Aktaş Barajı’ndan bu yaz 15 bin 800 dekar araziye sulama suyu verilecek. Tarım arazilerinin suyla buluşmasıyla bölge topraklarının bereketine bereket katılacak.

ÜRETİCİ, 14 MİLYON LİRA DAHA FAZLA KAZANÇ SAĞLAYACAK
Geçtiğimiz yıl tamamlanarak su tutmaya başlayan Aktaş Barajı’nda 17,25 milyon m3 su biriktiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajdan bu yaz Ödemiş Ovasına ilk kez su verilecek.  15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini modern sulama ile buluşturacak baraj, bölge üreticisine yaklaşık 14 milyon lira daha fazla kazanç sağlayacak ve çiftçilerimiz adeta bayram havası yaşayacak” dedi.

ÜRETİCİ 2. HATTA 3. ÜRÜN HASADI YAPABİLECEK
Barajın sulama hattında son kontrollerin yapıldığının altını çizen Pakdemirli “Kontrollerin ardından su sıkıntısı çeken bölgenin kaderini değiştirecek proje ile suya hasret toprakları suyla buluşturacağız. Bu sayede üreticimiz bir yılda 2. hatta 3. ürün hasadı olanağı yakalayacak. Ayrıca proje, sulama maliyetlerini düşürecek, tarlalarda % 40 ile 60 arası verim artışı sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Pakdemirli, projenin 1350 kişiye istihdam olanağı sağlayacağını da sözlerine ekledi.



BARAJIN YÜKSEKLİĞİ 105 METRE
Ödemiş’in Karaköy Beldesi yakınlarındaki Aktaş Çayı üzerine kurulan barajın gövdesi kil çekirdekli yarı geçirimli dolgu tipinde inşa edildi. Barajın gövde inşaatı kapsamında 4.79 milyon m3’lük dolgu yapıldı. Temelden yüksekliği 105 metre olan baraj 15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini 2019 yazında tarihinde ilk kez modern sulama ile tanıştıracak. 44.38 milyon m3 su tutma hacmine sahip olacak Aktaş Barajı Ödemiş’e bağlı; İlk kurşun, Bülbüldere, Yusufdere, Sekiköy ve Yeniköy mahalleleri ile Kayaköy Beldesi’ndeki arazileri sulayacak. 


 
 
26.6.2019
Devamı

Yumurta Üreticisine 90 Gün Vade Farksız Mısır Satışı

Tarım ve Orman Bakanlığı  yumurta üreticilerine yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklama’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığı ile yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.

YUMURTA ÜRETİCİLERİNE 90 GÜN VADELİ MISIR SATIŞI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde ihracat daralması nedeniyle mali sıkıntı yaşayan yumurta üreticilerine destek olmak amacıyla harekete geçti.
Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.
Söz konusu mısır satışıyla birlikte, ürettikleri yumurtaların büyük bir bölümünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlayan yumurta sektörünün rahatlaması bekleniyor.
TMO’nun mısır satışları, sektörün yem hammadde temininde sıkıntıya düşmemesi için aralıksız devam edecek.
Öte yandan TMO nun Mısır satışı, piyasa istikrarının sağlanması için de önemli bir adım olacağı ifade edildi.
 
 
25.6.2019
Devamı

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 
24.6.2019
Devamı

Ankara'da Yabancı Sığınmacılara Gıda Denetimi

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Altındağ’da, yabancı sığınmacılara ait 9 işletmede denetim gerçekleştirildi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekiplerince, Altındağ İlçesi Battalgazi Mahallesi ve civarında ikamet etmekte olan yabancı sığınmacılar tarafından işletilen gıda işletmelerinde üretilen/satışa sunulan/toplu tüketime sunulan gıda maddeleri bir bir kontrol edildi.



Gerçekleştirilen uygulama kapsamında, 9 işletmede yapılan kontrolde Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğu tespit edilen 350 Kg muhtelif gıda maddesi ile 120 koli yumurtaya, imha edilmek üzere Altındağ Belediye Başkanlığı zabıta ekiplerince el konulduğu bildirildi.
 
 
21.6.2019
Devamı

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 
21.6.2019
Devamı

TAGEM'den İpek Böceği Atağı

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ipek böceği yetiştiriciliği konusunda gerekli altyapı çalışmalarını yaparak ipek böcekçilik’le ilgili ünite açılışını gerçekleştirdi. Ankara Lalahan’da Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleşen programa TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları daire başkanı Dr.Ali AYAR, Koordinatör Dr. Belgin GÜNBEY, Ankara Tarım Orman İl Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Eyüp ÖNCÜ’nün yanı sıra Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Engin Ünay ve Enstitü personeli katıldı.



Programda ipek böcekciliği konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi Ezgi Odabaş Şunları kaydetti.

“Yaşam evresi boyunca toplamda 5 yaş 4 uyku geçirip koza ören ipekböceği ilk olarak Çinliler tarafından M.Ö. 2600 yıllarında keşfedilmiş olup, devlet sırrı olarak uzun süre saklanmış ve ülke dışına çıkarılmaması için idam gibi ağır cezalar konulmuştur. Ardından ilk defa M.S. 149 yılında Çinli bir prensesin Türkistan’a gelin giderken eşine düğün hediyesi olarak saçlarının içlerinde ipekböceği yumurtalarını saklayarak getirmesi ile Çin dışında bir ülkede üretim yapılmıştır. Buradan da Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Asya’yı boydan boya geçip, bu güzergâhın ipek yolu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 1500 yıldan beri ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde dut ağacı yetişmesine uygun olan iklimi sağlayan her ortamda geleneksel olarak yapılabilen ve tarım sektörüne ek gelir olarak katkıda bulunan bir uğraştır. Ancak suni elyafın keşfi, sosyal ve ekonomik krizlerin yanısıra özellikle de arz-talep arasındaki dengesizlikler bu faaliyeti önemli ölçüde gerileterek değerini gün geçtikçe kaybetmesine neden olmuştur. Son zamanlarda ise insanların doğal liflerden yapılan tekstil maddelerine doğru yönelmesi ile tüketim artmış ve buna paralel olarak ipek ve ipek ürünlerine olan talep de arttırmıştır.”dedi.





Türkiye'nin Yaş Koza Üretimi 100Ton


Proje sorumlusu odabaş sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türkiye’de yaş koza üretimi 2018 yılında ortalama 100 ton civarında olup 58 farklı ilimizde 2210 aile tarafından üretimi yapılmaktadır. Türkiye Çin'den son 5 yılda 40 ton iplik ithal etmiştir. Dünyada yaklaşık 30 ülkede ipekböcekçiliği yapılmaktadır. ISC (International Sericultural Commission) verilerine göre toplamda 202.072,83 ton ipek üretilmekte olup 170 bin ton ipek üretimi ile Çin birinci sırada iken Türkiye ise 30 ton ipek üretimi ile 11. sıradadır (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü İpekböcekçiliği Raporu,2013). Çin Başta olmak üzere Hindistan, Özbekistan, Brezilya milli gelirlerine ipekböcekçiliği faaliyetleri ile büyük katkı sağlamaktadır. Dünyada ilk sıralarda yer almalarının ve ülke ekonomilerine katkı sağlamalarının en büyük sebebi ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi konusunda yaptıkları AR-GE çalışmaları ve bilimsel araştırmalara verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu AR-GE çalışmaları sonucunda; yüksek kalite ve miktarda ipek üretimi yapabilen, hastalıklara karşı dirençli, çevre şartlarına daha uyumlu yeni ipekböceği hatların geliştirilmesi ve ipek üretiminin bu yüksek verimli hatlar ile yapılmasıdır.” Dedi.


 

 
20.6.2019
Devamı

Okul Gıdası Logosu Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında 2/1/2019 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde okul gıdası logosu bulunacak.
Resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile logunun özellik ve kullanım detayları da belli oldu..
Buna göre;
-Okul Gıdası Logosu, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İşletme Kayıt/Onay Belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında belirtilen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılır.

-Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında yer alan eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içecekler için Okul Gıdası Logosu kullanılmaz.
- Okul Gıdası Logolu ürünleri satan gıda işletmecileri Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyarlar.
- Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdalar; Genelgede yer alan kriterler yanında Türk Gıda Kodeksine de uygun olur.

- Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde Okul Gıdası Logosu yer alır.
- Bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olmayan gıdalar okul gıdası olarak değerlendirilmez.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1,5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.
Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2'şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.
 
 
20.6.2019
Devamı

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 
19.6.2019
Devamı

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 
19.6.2019
Devamı

TAKVA'dan Çölleşmeyle İlgili Önemli Uyarı

Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAKVA) Genel Başkanı Mehmet Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Taşan açıklamasında meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımının önemine değindi.
Başkan Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günün ’de şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.
Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek te mümkündür. 
Çölleşme, dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellemekte, geniş alanlardaki nüfusun yoksullaşmasına ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Çölleşmenin en önemli sebepleri;  meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.
Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor.
Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır.

Ülkemiz topraklarının % 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir.
Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın % 35’i ve tarım alanlarımızın %36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.
Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmaları; bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz.
Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.
Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak”
Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” Dedi.
                                                         
 
 
 
 
 
 
18.6.2019
Devamı

Türkiye'nin En Büyük İşletmesinde Değişiklik

Dünyanın sayılı, Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin idari kadrosu tamamen değişti.
1 Milyon 634 bin dekar arazi varlığıyla Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan, sertifikalı tohumluk alanında önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde de çıkan yangınla gündeme gelen Ceylanpınar Tarım İşletmesine Bülent Öztürk atandı.

Daha önce Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün birçok işletmesinde görevlerde bulunan Öztürk, son olarak Muğla Dalaman Tarım İşletmesi’nde Müdür olarak görev yaptı. 2000-2005 yıllarında Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde Tarla Birim Şefi olarak da görev yapan Bülent Öztürk’ün yardımcı kadrosunda da köklü değişimler yapıldı. İdari Müdür Yardımcılığı, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Bitkisel Üretim, Makine ve Hayvancılık Müdür yardımcılıklarına da yeni isimler getirildi.
Genel iş disiplini sağlandı.

Bilindiği gibi yakın zamanda TİGEM Genel Müdürlüğü’nde katkılarıyla, Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde uzun süreli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştı.
Yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda yönetim kadrosunun da tamamen değişmesinin ardından kurumun zarara uğratılmasında etkili olan sebepler ve benzeri konular ortadan kaldırılarak kısa sürede genel iş disiplini sağlandığı vurgulandı.
Edinilen bilgiye göre, idari yönetimde yapılan değişimlerle genel iş disiplinin kısa sürede yeniden sağlandığı ve bunda yeni yönetimin büyük payı olduğu ifade edildi.


 
 
18.6.2019
Devamı

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor
Türkiye’de Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş fiyat aralıklarında idi. Mayıs ayında ise Orta doğu ülkelerinden ithalat talebi üzerine yüzlerce ton kuru yonca ihracat bağlantısı yapıldı. Halen edindiğimiz bilgilere göre yüzlerce ton kuru yonca otu özellikle İç Anadolu ve Çukurova bölgelerinden balyalı kuru yonca ihracatı yapılmaya devam edilmektedir.

Türkiye sığırcılık sektöründeki gerek besiciler gerekse süt sığırcılığı Et ve Süt yetiştirme noktasında fiyatlar artmamasına rağmen üretmeye devam ederken; Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş arasında iken bugünlerde Çukurova’da kilosu 1TL ye kadar geldi. Sıkıntı içerisinde olan hayvancılık sektörü 2 ay içerisinde kuru yonca fiyatlarına yüzde elli zam gelmesi üzerine hayvancılık sektörünü daha da zora soktu.

Türkiye’den çok ciddi miktarda yani yüzlerce ton balyalı kuru yonca otu Ortadoğu ya ihraç edilmektedir. Görüştüğümüz onlarca yerli besici ve süt sığır yetiştiricisi yonca otu ihracatının acilen durdurulmasını talep etmektedir. Bu yüksek ve fahiş fiyatlar ile hayvancılık sektörünün sürdürebilirliği zora girecektir. Konu ile ilgili olarak üreticiler İhracat genel müdürlüğünün acilen gerekli tedbirleri almalı; Kuru yonca ihracatını durdurmalısını istemekteler.
 
 
17.6.2019
Devamı

Erzurum'da Gölet Rekoru

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı desteklemeye yönelik yatırımlarda Türkiye rekorunu kırdı. Büyükşehir Belediyesi, inşa ettiği ve her biri küçük birer baraj niteliğindeki yüzlerce göletle milyonlarca metreküp su toplayarak büyük bir başarıya imzasını attı. Tarım ve hayvancılık alanında çok büyük potansiyellere sahip olan Erzurum’da, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı yatırımlar dikkat çekmeye devam ediyor. Canlı hayvan borsasından mobil ve modüler mezbahalara ve ilçelerde kurulan hayvan pazarlarından çiftçilere ücretsiz dağıtılan araç ve gereçlere kadar tarım ve hayvancılık sektörlerine tam destek veren Erzurum Büyükşehir Belediyesi, gölet yatırımlarıyla da, Türkiye’de yeni bir rekora imzasını attı.

İl genelinde tam 250 gölet inşa ederek hem tarımsal sulama ihtiyacını gideren ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olan Büyükşehir Belediyesi, söz konusu göletlerde bugüne kadar 37 milyon 751 bin metreküp su toplanmasını sağladı. Bu alanda yeni bir Türkiye rekoru kıran Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bölge illeri başta olmak üzere tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu çok sayıda kent için de örnek teşkil etti. Konuyla ilgili olarak bir değerlendirme yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un kalkınma dinamiklerinin başında tarım ve hayvancılık sektörlerinin geldiğine vurgu yaparak, “İşte bu dinamikleri harekete geçirmek gerekiyordu ve biz tam da bunu yaptık” dedi.
 
Erzurum’da işbaşına geldikleri 2014 yılından bu yana şehrin muhtelif kırsal bölgelerinde irili-ufaklı tam 250 gölet inşa ettiklerini dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Her birisi küçük birer baraj niteliğindeki bu göletlerle hem tarımsal üretime ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olduk. Bugüne kadar göletlerimizde topladığımız su miktarı 37 milyon 751 bin metreküpe ulaştı. Elde ettiğimiz rakam, Türkiye’de bu alanda kırılan bir rekor niteliği de taşıyor. Bir belediye düşünün ki; temel belediyecilik hizmetlerinin dışında sektörel yatırımlara yöneliyor ve rekor üstüne rekor kırıyor. Biz, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni işte bu noktaya taşımış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu sayede tarımsal üretim ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin sadece ihtiyaçlarını gidermiş olmakla kalmıyor, onları aynı zamanda üretim yapmaya da teşvik etmiş oluyoruz” diye konuştu.


Orta Doğu’nun en büyük yatırımı yolda

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılık yatırımlarına yoğunlaşmaya devam edeceğinin altını çizen Başkan Sekmen, Orta Doğu’nun en büyük canlı hayvan borsasını da tamamladıklarını anımsatarak, “Bu yatırımımızı da en kısa sürede hayvancılık sektörümüzün emrine tahsis ederek, Erzurum’un bu bölgenin yeniden hayvancılık merkezi haline gelmesini sağlayacağız. Tarımsal üretimin yanı sıra, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi faaliyetlerinin genişlemesi ve geliştirilmesi en büyük hedeflerimizden birisi. Bu bağlamda çalışmaya, koşmaya ve koşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
 
 
17.6.2019
Devamı

Bakan'dan Koyun Üreticisinin Anaç Desteğinin Artırılmasına Yönelik Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otelde toplantı gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşen toplantıda Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.

“ Bakan Pakdemirli; Öncelikle her şeyden önce örgüt kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Geçmişte çürük yumurtalar yüzünden birçok şey yaşadık. Ben birliklere karşı değilim hepimizin bir müşterisi var oda üretici. O zaman ne yapmalıyız kendimizi o müşterinin isteklerine göre şekillendirmeliyiz.” diye Kaydetti.

Bakan Pakdemirli toplantıda üretici örgütlerinin başkanlarına seslendi. Anaç koyun keçi desteğine değinen bakan Pakdemirli anaç koyun keçi desteğini önümüzdeki süreçte artıracağız dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli destekler konusunda üretici örgütlerine şu mesajları verdi.



 “Türkiye tekrardan hayvan ihracat edecek duruma gelecektir. Destekler konusunda benim gönlümden geçenler belli siz şimdi ne alıyorsanız 5 mislisini almanızdır. Üretici her şeyi hak ediyor.
Ama bütçe ile ilgilide belli gerçeklerimiz var. Bütçe imkânları el verdiği sürece Anaç koyun keçi desteğini de artıracağız.  Ama 25 den 100 e çıkarma gibi bir şansımız yok”. Diye kaydetti.
Öte yandan TÜDKIYEB, TDSYMB gibi ıslah birliklerinin katıldığı toplantı bir diğer arıcılık ile ilgili faaliyetler yürüten Türkiye Arıcılar Birliğinin çağrılmaması da dikkat çekti.
 
 
 
14.6.2019
Devamı

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 
14.6.2019
Devamı

Bahri Dağdaş'taki Koç Satışına Yoğun İlgi

TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Konya Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsünde  Merinos, Hasmer, Hasak  ırklarından 126 baş Damızlık Koç açık artırma usulü ile üreticilere satışa sunuldu.



Konya Bahri Dağdaştaki açık artırma usulü satış yapılan damızlık koçlara Konyalı üreticilerin yanı sıra İç Anadolu’nun diğer illerinden katılan üreticiler yoğun rağbet gösterdi.


 
14.6.2019
Devamı

Küçükçekmece deki Düşük Oksijen Balıkların Ölmesine Neden Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili gelen ihbarların değerlendirildiğini ve gerekli incelemelerin başlatıldığını duyurdu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölündeki şüpheli balık ölümleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamada, "Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili ihbarın Müdürlüğümüze ulaşması üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Küçükçekmece İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelleri tarafından 12.06.2019 tarihinde gerekli incelemeler başlatılmıştır" denildi.

"Ölümlere düşük oksijen neden oldu"

İstanbul ve Küçükçekmece Tarım Orman Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde gel git olayları ve göl tabanında çakıl vb. birikimler nedeniyle Mimar Sinan Köprüsü civarında, göl ile deniz arasında, yeterli su sirkülasyonunun olmadığı ve bunun neticesinde göl suyundaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kanaatine varıldığı kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, göl suyundan ve ölü balıklardan numuneler alınarak, göl suyu İstanbul İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne, ölü balıklar ise analiz için Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi.
Öte yandan bölgeye yönelik denetimlerin süreceğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı, kontrol işlemleri sürdüğünü, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçların kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
 
 
 
14.6.2019
Devamı

Konya'da Yaş Meyve Sebze Çalıştayı

Konya’da Selçuk Üniversitesi ve TAGEM’in katkılarıyla “Domates Pazarlama Kanallarının ve Pazar Marjının Tespiti Üzerine Bir Araştırma” projesi kapsamında “Toplumsal Mutabakat ve Kalkınma” vizyonu ile “Yaş Meyve ve Sebze Çalıştayı” programı düzenlendi. 
 
Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, “Ana misyonu insanları beslemek olan tarım sektörü bizim vazgeçemeyeceğimiz bir sektördür. Her teknolojinin bir doyum noktası olacaktır, bir tek tarım ve gıdaya olan talep bitmeyecektir. Bu yüzden tarım bizim için çok önemli bir sektör. Bölgesel gelişmelere üniversitelerin katkısı çok önemlidir. Disiplinler arası tarım bir bütündür ve disiplin her zaman gereklidir. Rektörümüzün ve YÖK’ün desteğiyle de Biyoekonomi Tezsiz Yüksek Lisansını da açmış ve tüm paydaşlarımıza bölgesel gelişme içerisinde sunmuş bulunuyoruz. Konya bölgesi Türkiye’de gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Buradaki tarımsal yapıyı ve kaynakları daha iyi kullanabilmek ve etkinliğini artırabilmek için bu çalıştay tertip edildi. Bu nedenle çalıştaya katkı veren Tarım Bakanlığımıza, Rektörlüğümüze ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm konuklarımıza çok teşekkür ederim” dedi. 

Türkiye Halciler Federasyonu Yüksel Tavşan yaptığı konuşmasında tarımda üretilen ürünün karşılığının alınmasında ki zorluğa değinerek, sektörün irdelenmeye ve incelenmesine ihtiyacı olduğunu bu sebeple gerçekleşen çalıştayın önemli olduğunu söyledi. 

Planlanmanın altını çizen Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek ise, “Sebze ve meyvenin planlanarak, ihtiyacı belirlenerek ve çiftçilerimizin ya da üreticilerimizin, köylümüzün, desteklenerek yapılmasıdır” diye konuştu. 

Çalıştayın amacına ulaştığından dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ise konuşmasında, “Gıda sektörü bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Gıda eksikliğini uzun süre tolere edemezsiniz çünkü yaşamla özdeştir. Bu çerçevede üniversitelere çok büyük görevler düşmektedir, biz bunun farkındayız. Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi ve kalkınması için lokomotif görevi üstlenecek kurum ve kuruluşlardır. Selçuk Üniversitesi ülkemizde kurulan ilk 15 üniversiteden biridir. Çeşitli alanlarda çok etkin ve kaliteli eğitim birimlerimiz, kurumlarımız var ama Ziraat Fakültesi için ayrı başlık açmak istiyorum. Türkiye’de üçüncü sırada Dünya’da ise 340’larda. Ziraat fakültesinin akademisyenlerini tebrik ediyorum. Çünkü sürekli sahadalar, sürekli üretici ile yan yanalar, onların sorunlarına çözümler aramaktalar. İşte bu çalıştay da bu sorunların konuşulacağı ve tartışılacağı bir ortam olması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. 
Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ise, “Üretim maliyetli bir iş, üretenin para kazanmadığı bir süreç mümkün değil. O yüzden tarımla uğraşan insanları orada tutmamız gerekiyor, onların sorunlarına çözümler bulmak zorundayız. Üreticiye güç katacak projelere imza atmamız gerekiyor” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da yaptığı konuşmada, “Yaş meyve, sebze ve gıda olsun, her konuda biz üreticiyi korumak zorundayız. Ticaret Bakanlığımız ile Maliye Bakanlığımızın bir arada olduğu komitemizde bu sorunları konuşup çeşitli çözümler aramaktayız. Emsal niteliğinde destekler veriyoruz ama bu desteklerin toparlanması konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Çalıştayda paydaşlarımızı bir araya getiren Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne çok teşekkür ediyorum. Rektörümüzün dediği Ziraat Fakültesinin dereceleri bizler için çok önemli. Bizim bu çalıştayı burada yapmamızı sağlayan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve hocalarımıza çok teşekkür ederiz. Üreticiyi korurken tüketiciyi de korumak zorundayız, bizim amacımız budur” diye konuştu. 

Program plaket takdimi ile sona erdi. Çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Seyfettin Baydar, TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, çeşitli illerden akademisyenler katılım sağladı. 
 
 
13.6.2019
Devamı

Tarım Sigortalarında Toplam Sigorta Bedeli Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin devlet destekli tarım sigortaları istatistiklerini açıkladı. 
Buna göre, devlet destekli tarım sigortalarında toplam sigorta bedeli geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 39,3'lük artışla 42 milyar 217 milyon 541 bin 73 lira olarak hesaplandı.
Branş özelinde en yüksek yıllık artış yüzde 88,7 ile kümes hayvanları hayat sigortasında görüldü.
Devlet destekli tarım sigortalarında toplam poliçe sayısı da yıllık yüzde 9,9 artışla 1 milyon 756 bin 428'e çıktı.

Prim tutarı arttı

Bu dönemde, toplam prim tutarı yüzde 25,9 artışla 2 milyar 50 milyon 635 bin 88 lira, toplam devlet desteği prim tutarı da yüzde 24 artışla 1 milyar 72 milyon 36 bin 127 lira olarak gerçekleşti.
Sigorta ettirilen alan (sera dahil) geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 5,9 artarak 24 milyon 742 bin 18 dekara ulaştı. Sigorta ettirilen büyükbaş hayvan sayısı yüzde 59,4, küçükbaş hayvan sayısı yüzde 33,8 arttı.
Toplam ödenen hasar bedeli branşlara göre incelendiğinde, ilk sırayı 723 milyon 949 bin 578 lirayla bitkisel ürünler, ikinci sırayı 225 milyon 521 bin 410 lirayla büyükbaş hayvan hayat sigortası aldı. Ödenen hasar bedeli nedenlerine göre değerlendirildiğinde ise 468 milyon 780 bin 791 lira bedelle dolu ilk sırada yer aldı. 
 
 
13.6.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Dijital Dönüşüm

Yerli ve milli dijital servisleriyle hayatın her alanında çözüm üreten Turkcell, akıllı ürünleriyle Türk tarımına özellikle hayvancılık sektörüne yönelik değer katacak
Türkiye'nin ilk NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpeleriyle büyükbaş hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları anlık takip ediliyor, hatta doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Hedef Türkiye'deki 17 milyon büyükbaş hayvanı akıllı küpeyle izleyerek verimliliği artırmak.

Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell,  tarım ve hayvancılıktaki dijital dönüşümde de öncü oldu. Türk çiftçisi artık hayvanlarını daha yakından izliyor. Turkcell'in Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürüttüğü proje kapsamında tamamen yerli ve milli teknoloji ile ürettiği akıllı küpelerle; hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları bilgisi anlık takip ediliyor ve doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Dijital sağlık karnesi olarak da kullanılan bu çözümde, yetiştiriciler hayvanlarının tüm sağlık bilgilerini dijital ortamdan öğrenerek veterinerler ile kolayca haberleşebiliyor. Akıllı küpelerle hastalığın önlenmesi, erken tespiti ve hızla tedavisi ile salgına dönüşmesinin engellenmesi gibi çok kritik değerde çözümler sunuluyor. Turkcell, Türkiye'deki 17 milyon hayvana takılmak üzere NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpe üretimini hedefliyor.
 
 
13.6.2019
Devamı

Türkiye'nin Gelişiminin en Stratejik Sektörleri Arasına Koymamız için Hayvancılık yeter

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Odakule'de gerçekleştirilen İSO 5. Grup Hayvansal Gıda Ürünleri Sanayi Genişletilmiş Sektör Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hayvansal gıdalardan oluşan dünyadaki gıda ticaretinin 1.9 trilyon dolara yaklaştığını, bu rakamın dünyadaki 18.5 trilyon dolarlık mal ticaretinde çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Gıdaya olan talebin giderek arttığını belirten Bahçıvan, "Bugün artık gıda ile ilgili yapılmakta olan bilimsel araştırmalar ve konferanslar da bu talebi dikkate alarak gerçekleşiyor" dedi.
Bahçıvan, Türkiye'nin, gıdaya olan talep artışı bağlamında, sahip olduğu doğal imkan ve zenginlikleriyle dünyadaki en şanslı ülkelerden olduğunu, bu şansın iyi kullanılması halinde anlam kazanabileceğini vurguladı.

Türkiye'nin doğal imkânları ve üretim kapasitesiyle bugün dünyanın önemli tarım, gıda ve hayvancılık ülkelerinden olduğunu belirten Bahçıvan, şunları kaydetti: "Diğer yandan genç ve dinamik nüfusa bağlı olarak geniş bir iç pazara sahibiz. Son derece elverişli ve çeşitli iklim koşullarımız var. Bu iki faktör bile tarım, gıda ve hayvancılık sanayisini Türkiye'nin gelişiminin en stratejik sektörleri arasına koymamız için yeter. Önemli olan, önümüzdeki dönemde bu konuda vereceğimiz kararlar ve atacağımız adımlar olacaktır. Bunun için meralarımızın kullanımından besicilik politikalarına, teşviklerden üretim ve tüketim dengelerine kadar alınacak olan kararlar bu alandaki geleceğimizi belirleyecektir."

Küçükbaş hayvan tüketimi artmalı

Erdal Bahçıvan, Türkiye'de tarımsal işletmelerin hala küçük ve dağınık halde olduğunu, bu nedenle özellikle hayvancılıkta ciddi bir ölçek sorunu yaşanmaya devam ettiğini aktararak, et tüketiminin yüzde 90'ının sığır etinden oluştuğunu, kokusundan dolayı küçükbaş hayvan tüketiminin azaldığını, bazı uygulamalarla küçükbaş etinin kokusuz olmasının sağlanabileceğini ifade etti.

Bahçıvan, tarım ve gıdada markalı ürün üretirken sektörün AB standartlarının karşılanması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sektörümüzün pazardaki güçlü rakiplerine karşı güvenilir marka imajı oluşturması ve bunu koruması, kendini AB pazarında kabul ettirmesi gerekiyor. Ancak sektör için sadece AB pazarı yeterli değildir. İhracat hedeflerimize ulaşmak için aynı kaliteyi alıp Rusya, Afrika, Orta Doğu, Asya pazarına götürmeli ve bu ülkelerde de marka haline gelmeliyiz. Pazarı genişlettikçe de üretimi arttırmalıyız."



Kırsal kesim boşaldı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, Türkiye'de 2018'de şehirlerde yaşayan nüfusun 75.7, buna karşılık kırsal kesimde yaşayan nüfusun 6.3 milyon olduğuna işaret ederek, kırsal kesimde ciddi kaçış olduğunu kaydetti.
Son birkaç yıldır enflasyon ile gıda konularının fazlasıyla konuşulmaya başlandığını belirterek, önlem alınmaması halinde gelecekte gıda arzı ve tarımsal arazi büyüklüğünün ihtiyacı karşılamayacağını, sera gazı salımındaki azalmanın ise çevresel etkilerin sınırlanması için yeterli olmayacağını kaydeden Menlik, "Küresel olarak acilen yapılması gerekenler tarımda verimliliği artırmak, ormanlık alanları korumak ve kaybedilenleri yerine koymak, balıkçılık ve su kültürüne ağırlık vermek, tarımsal sera gazı salınımını azaltmaktır" dedi.

Dünya nüfusunun ve kişi başına düşen milli gelirin artmasının gıdaya talebi yükselttiğini aktaran Menlik, Türkiye'de de benzer bir durumun söz konusu olduğunu vurguladı.

İlknur Menlik, Türkiye'de hali hazırda besiciliğin en önemi girdilerinin besi hayvanı ve yem olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Besi hayvanının girdi masraflarındaki payı yüzde 50-60, yemin payı yüzde 25-40 arasındadır. Türkiye'de yılda 400 bin buzağı ölüyor. 2018'de karma yem ithalatımız 18 milyon ton olacak. Buna karşılık aynı tarihte yaklaşık 80 milyon ton kaba yeme ihtiyacımız var. Dünyada hayvancılık konusunda başarılı ülkelerin bu iki konuda büyük avantaj sahibi oldukları görülmektedir. Ülkemiz hayvancılık sektörünün bir diğer sorunu, mevcut kapasitenin yüzde 70-80'i arasındaki bir bölümün 10 baştan daha az hayvan sahibi işletmelerce kapsanmakta olmasıdır. Bunun yanında kayıt dışı ve kaçak hayvanlar, ciddi boyuttaki buzağı ölümleri hayvancılığımızı olumsuz etkileyen faktörlerdir."



 
 
13.6.2019
Devamı

YÖK'ten Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi İçin Doktora Bursu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen öncelikli alanlarda doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, yurt içindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek. Doktora bursu verilecek alanlar arasında, Sürdürülebilir Tarım, Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji, Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği ile Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi ile Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, 100/2000 YÖK Doktora Bursu 2019-2020 Güz Dönemi için üniversitelerden başvurular alınmaya başlandı.

Doktora Bursu üniversite başvuruları için son tarih 19 Haziran

Program kapsamında, YÖK tarafından belirlenen öncelikli alanlarda ülkemizin doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere, yurtiçindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek.

Devlet Yükseköğretim kurumları, başvurmak istedikleri alanlar için 30 Mayıs 2019 – 19 Haziran 2019 (Saat17:00) tarihleri arasında https://webuyg.yok.gov.tr/doktora adresinden başvuru yapacak.
Yükseköğretim Kurumları ilan edilen öncelikli alanlardan, en fazla 10 alan için en az 3 kontenjan talep edilerek başvuru yapabilecek. Geçmiş dönemlerden kalan hiçbir kontenjan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Güz dönemine aktarılmayacak.

YÖK’ün duyurusunda, bu aşamada sadece Üniversitelerin kontenjan taleplerine yönelik başvurularının alınacağı, öğrencilere yönelik başvuruların ise bu başvuruların sonuçlanması sonrasında kontenjan hak eden üniversitelerce ilan edileceğinin altı çizildi.

100 tematik alan arasında Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi de var!

YÖK Doktora Bursu için belirlenen 100 Tematik Alan, Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sosyal Bilimler, Sağlık ile Mimarlık ve Tasarım başlıkları altında sıralandı.
Fen ve Mühendislik Bilimleri başlığı altında doktora bursu verilecek alanlar arasında Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji (Tohum Araştırmaları ve Aşı Teknolojisi dahil), Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği, İklim Değişikliği, Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi, Sürdürülebilir Ormancılık, Sürdürülebilir Su Kaynakları (Su Tasarruf Teknolojileri ve Arıtma Teknolojileri dahil), Sürdürülebilir Tarım (Yenilikçi ve İyi Tarım Uygulamaları dahil), Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi, Zootekni ve Hayvan Besleme de yer alıyor.
Sağlık başlığı altında ise Çocuk Gelişimi ve Beslenme, Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
 
 
 
11.6.2019
Devamı

Dere'den Su alan Çiftçi Yargılanmayacak

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dereden tarlasını sulayan çiftçiye müjdeli haber Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden geldi. Emsal teşkil eden karara göre, dereden tarla sulamak için su alan çiftçi yargılanamayacak. Sözcü’den Halil Ataşın haberine göre Bursa'da devlete ait dereden su alan çiftçi hakkında kooperatif yöneticileri şikayetçi olmuştu. Mahkeme, "Davalı çiftçinin eyleminin suç olduğuna dair hiç bir iddia ve delil dosyaya ileri sürülmediğine" dikkat çekerek davayı reddetti.

Mahkeme, verdiği ilk kararında direnerek, şu ifadeleri kullandı; “Davalının su aldığı iddia edilen devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir genel su olduğu, davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan kooperatifin cevabında suyun verildiğinin belirtildiği ortadadır. Davalının su aldığı derenin kimsenin özel mülkiyetinde bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda ve kamunun ortak kullanımına açık olduğu ve kamuya açık bu dereden su alma eyleminin de suç olamayacağı, davalının bu eylem nedeniyle hukuki (tazminat) sorumluluğu olabileceği ancak cezai sorumluluğu olamayacağı aşikardır. Davalı hakkında yapılmış bir suç duyurusu da olmadığı, buna göre davalının umuma açık dereden sulama amaçlı su alması eyleminin suç teşkil etmeyeceği açık olduğundan ceza zaman aşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması da gereksiz olduğu ve davacının alacağının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile bozma ilamına direnilmiş ve bozma öncesi hüküm doğrultusunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir” denildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
 
 
11.6.2019
Devamı

Bakanlıktan Ceylanpınar'daki Yangına Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, 9 Haziran tarihinde fırtına ve yıldırım düşmesi sonucu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde meydana gelen yangın nedeniyle ekili alanlarda zarar oluştuğu belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin en büyük sertifikalı hububat tohumu üreticisi olan TİGEM'e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nin 3 ayrı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu saat 20.00 sularında başlayan ve rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yayılan yangına tarım işletme personeli ve itfaiye araçları ile anında müdahale edildi. Ayrıca çıkan yangına Ceylanpınar ve Viranşehir Belediyeleri başta olmak üzere AFAD ekipleri, Urfa, Mardin ve Diyarbakır Orman teşkilatı arazöz araçları ile Emniyet Müdürlüğünün TOMA araçları da müdahalede bulundu. Bölge halkının da üstün çabaları sayesinde yangın 2 saat içerisinde kontrol altına alınarak, soğutma işlemleri gerçekleştirildi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı" denildi.

"Bin 240 ton mahsul buğday kaybı yaşandı"

Açıklamada, "Ekili alanlarda meydana gelen yangınların hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık 3 bin 895 dekar buğday ekili alanın yandığı ve bin 240 ton mahsul buğday kaybının yaşandığı tespit edildi. Ayrıca sulama sistemlerinde kısmi hasarlar meydana geldiği belirlendi. Sadece bölge için değil, ülkemiz için hayati öneme sahip Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nden 2019 yılı için 180 bin tonluk bir üretim beklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
 
 
11.6.2019
Devamı

Koyunculuk Kazanç Kapısı Olacak

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, tarım projeleri kapsamında gelir getirecek projeleri uygulamaya başladıklarını açıkladı.
Başkan Güler, tarım ürünlerini çeşitlendirmek, tarımsal üretim ile ilgili olarak kullanılmayan potansiyeli aktif hale getirerek ekonomiye kazandırmak ve yeni üretim modelleri oluşturarak yerelde yeni sektörlerin gelişmesini teşvik etmek amacıyla sıkı bir çalışma içine girdiklerini söyledi.
29 Nisan tarihinde 'Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliğini Geliştirme' projesi kapsamında üreticilere 235 bin liralık 40 bin adet hıyar, 50 bin adet aşılı domates fidesi, 4, 5 ton ağırlığında 51 top sera naylonu dağıtımı yaptıklarını hatırlatan Başkan Güler, 400 üreticinin yararlanacağı proje kapsamında yaklaşık 600 ton domates, 300 ton hıyar üretimi gerçekleştirileceğini, bu üretimin il ekonomisine katkısının ise yaklaşık 4 milyon TL civarında olacağını kaydetti.
 
Tarıma yönelik destek ve projelerin devam edeceğini kaydeden Başkan Güler, 13 Haziran Perşembe günü 15 çiftçiye toplam 330 adet damızlık dişi, 30 adet damızlık koç olmak üzere toplam 330 adet Bafra koyunu dağıtımı gerçekleştireceklerini aktardı.
Başkan Güler, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla et, süt ve döl verimi oldukça yüksek olan, 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde edilebilen Bafra koyunu dağıtımıyla et, süt verimini arttırmayı hedeflediklerini ve hayvancılık sektörüne destek vereceklerini dile getirdi. Başkan Güler, "Bölgemizde yetiştiriciliği yapılan koyun ırkı Karayaka koyunudur. Karayaka ırkı süt ve döl verimi düşük yerli bir ırktır. Proje kapsamında örnek sürüler oluşturulması amaçlanan koyun ırkı ise Sakız ırkı ile Karayaka ırkının melezi olan Bafra koyunudur. Bafra koyunu Karayaka ırkına göre oldukça süt ve döl verimi yüksek olan, bölgeye adaptasyon sorunu bulunmayan melez ırklarımızdan biridir. Bölgemiz koyunu olan Karayaka ırkı koyunlardan 2 yılda iki kuzu elde edilirken, ikizlik oranı oldukça yüksek olan Bafra koyunundan 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde etmek mümkündür. Proje kapsamında kurulacak örnek sürüler ile hem ilimizdeki koyun varlığı hızla arttırılacak hem de koyun yetiştiriciliği çok daha karlı bir meslek haline dönüşmüş olacaktır" dedi.

"Koyunculuk kazanç kapısı olacak"

Başkan Güler, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile ortaklaşa sürdürecekleri projeyi üreticiler açısından ekonomik kazanç haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek şu bilgileri verdi:
 
"Proje özellikle ilimizin sahil kesimi başta olmak üzere koyunculuğun yaygın yapıldığı mera ve yaylak alanlara sahip ilçelerinde de uygulanacaktır. Bu sene ilki gerçekleştirilecek olan proje kapsamında 15 yetiştiriciye 20'şer koyun ve 2 şer koç verilmek suretiyle Bafra koyunu sürüleri oluşturulacaktır. Projenin beş yıllık projeksiyonu ışığında yıllar içerisinde sürüler hem büyüyecek hem de ürettiği damızlık materyallerin satışı ile gelir elde edeceklerdir. Yapılan fizibilite çalışmalarına göre koyun dağıtılan her kişiye ilk yılın sonunda 36 bin, ikinci yıl 70 bin, üçüncü yıl 145 bin, dördüncü yıl 300 bin, beşinci yıl ise yaklaşık 500 bin lira kar elde etmelerini bekliyoruz. Proje kapsamında dağıtacağımız koyunlardan doğan kuzuların kesimine müsaade edilmeyecek olup bu sürülerden 5 yıl boyunca elde edilecek damızlık dişi ve erkek Bafra koyunları ile ilimiz ve bölgemizde yeni sürüler oluşturulacak. Özetle; bölgemizdeki Karayaka ırkı koyunu Bafra koyunu ırkına dönüştürerek koyunculuğu yüksek gelir getiren bir sektör haline getireceğiz."
Kaynak: İHA
 
 
11.6.2019
Devamı

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 
10.6.2019
Devamı

Süneye Karşı Mücadele Başlatıldı

Kırıkkale'de önceden tespit edilen 'hububat' ekili yaklaşık 200 bin dekarlık tarım arazisinde 'süne' zararlılarını önlemek amacıyla biyolojik mücadele başlatıldı.
Kırıkkale Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı 11 ekip, 33 teknik personel "süne" ile mücadelede görev aldı. İlaçlama yapılması gereken hububat ekili alanlar önceden tespit edilerek, ilgili köy muhtarları ve çiftçiler, uzmanlar tarafından bilgilendiriliyor. 'Süne' tespit edilen ekili tarım arazilerinde Tarım ve Orman Bakanlığının tavsiye ettiği ilaçlarla zaman kaybetmeden traktörlerle ilaçlama yapılıyor.
 
 
10.6.2019
Devamı

ÜLKEMİZDE ARI ÖLÜMLERİ

Dünyada; arılı kovan bakımından 2. Sırada bulunmaktayız.
Bu sebeple arıcılık konusunda sorunlarımızın da olacağı muhakkaktır. Bu sorunların çözümü konusunda başarılı olmuş muyuz veya ne kadarında başarılı olmuşuz.
Tabi ki birçok konu çözülmeye çalışılmış başarılı olan kısımlarda vardır. Fakat gerek dünyada gerekse ülkemizde çözmeye çalışılan sorunlara yenileri baş göstermiştir. Yeni yeni sorunlar çıkmaktadır ve bu sıkıntılar bitmeyecektir. İnsan oğlu var oldukça sorunlarda var olacaktır.

Ancak sorunların birikmemesi için problemleri zamanında çözmek gerekir.
Ülkemizde de arı varlığı bakımından mutlaka gerekli tedbirleri zamanında alınmalı, aksi halde arıcılık konusunda da sınıfta kalırız. Mevcut durumda halen arılı kovan başına 17 kg bal alırken Avrupa ve diğer ileri ülkelerde arılı kovan başına 40 kg ve 80 kg kadar arılı kovan başına bal elde edebilmektedirler. Tabi ki ; arı sağlığı hijyenik durum, flora planlanması ve arı yönetimigibi nedenlerden dolayı kovan başına alınan bal ile bu ülkelerde dünya piyasasında fiyat konusunda rekabet etme şansımız azalmaktadır. Birim başına alınan bal yüksek olduğundan dolayı maliyetleri de bu oranda düşmektedir. Ülkemizde; arı sağlığı konusunda yeterince bir proje yoktur. Özelikle tarım ilaçları konusu almış başını gitmektedir. Arılarımızın kışlatılması ve geliştirilmesi Ak deniz sahil illerde yapılmaktadır. Meyve, sebze özelikle narinciye deki bilinçsiz ilaçlama arılara yıllarca zarar vermektedir. Arıcı ve bahçe sahipleri birbirinden habersiz gelişi güzel ilaçlama yaparak, arılara çok zarar vermektedir arı ölümlerinin en büyük sebebidir. Bilinçsiz ilaçlama bununla bitmemektedir. Trakya da ayçiçeği ilaçlaması iç Anadolu ve güneydoğuda bölgelerinde yapılan süne ve diğer (insektisit ve herbisit) pamuk ilaçlamalarında
gelişi güzel yapılması arı kayıplarının başında gelmektedir ve dünyada 8 milyon arılı kovana sahip dünya ikincisi bir ülke olmamıza rağmen, gerekli tedbirler ve projeler uygulanmıyor. Dolayısı ile arı ölümleri çok büyük masraf ve verim kaybına uğramaktadır. Flora ve ballı bitkilerin ülkemizde zengin olması bu milli servetin bal a dönüştürerek ekonomiye katkı sunmak yerine heba etmekteyiz. Bu konuda mutlaka projeler geliştirilmeli arılara zararsız ilaçları teşvik edimeli gerekirse kamu bu ilaçları sübanse etmelidir.

Arı hastalıkları konusu da gerekli tedbirler önceden alınmamaktadır. Hastalık yayıldıktan sonra her tarafa bulaştıktan sonra tedbirler düşünülmeye başlar. Bu da büyük ekonomik maliyetler ve arı kayıplarına sebebiyet vermektedir. Bunun içinde mutlaka bir proje yapılmalıdır. Bu konuda bazı ülkeler örnek verirsek; üreticiye verilen destekten ve kamu bir fon oluşturmakta, üniversite ve Arıcılık Enstitüsü ile her yıl İlk bahar ve Sonbaharda her ilden ve arıcılığın yoğun konaklama yerlerinden arılardan numuneler alınır ve analizler yapılır. Hangi hastalığın belirtisi var ise hemen önlem alınır gerekli tedaviler yapılır, gerekirse o bölgede yoğun hastalık var ise bulaştırılmaması için karantina uygulanır ve arı ölümleri en aza indiriyorlar, çünkü sürekli kontrol altında takip edilmektedir. Varsa hastalık ve zararlılarla ani müdahale söz konusudur. Her yıl veriler incelenir tespit edilen hastalık hangi aşamada olduğu takip edilir ve kontrol altına alınır.

Özellikle parazit olarak varroa, yıllardır mücadele ediliyor fakat başarılı olamiyoruz. Bir milli ilaçımız yok bu konuda eksikliğimiz vardır. Oysa 8 milyon arılı kovanımız vardır. Bu kovanların yılda 4 veya 6 defa ilaçlanması 24 milyon doz eder buda birçok ilaç firmanın iştahını azda olsa kabartmaktadır. Bu arada bakanlığımızın ruhsat verdiği ilaçları kullanıyoruz fakat ülkemizde kaçak uygun olmayan ilaçlar daha fazla satılıyor ve o ilacın içinde hangi etken maddeler var bilinmiyor.Bu maddelerin arıya ve bal a ne kadar etki ettiğini bilinmemektedir. Neden tercih edildiğine gelince ucuz olduğundan, vergi yok etkili maddeler belki konulmamış veya fazla etkili madde konulmuş bu arıya ana arıya ne kadar zarar verilmiştir. Bu kaçak ilaçlar normal ilaçların 3,4 katı kadar daha fazla satılmaktadır ve denetimler yapılmamaktadır arıcılar, birlikler veya başkaları, şikayet etikleri zaman nerde ise suçlu duruma düşmemektedirler. Her tarafta güçlü lobileri vardır sağlıksız bal a sirayet eden ilaçlar maalesef ülkemizde üretilip satılıyor. İlaç üretmek bir sürü prosedürü; denemeler, etkili madde, girdi masrafları, üretim yerinin hijyenik yeri ve maliyetin yükselmesi dolayısı ile merdiven altında yaptığı ilaçlar daha ucuz maalesef buna rağbet daha fazladır. Bilinçsiz arıcılık eğitimsiz arıcılık ve her yıl kamu tarafından yeniden arıcı yetiştirmeye çalışmak genç çiftçi vb.

Arıların beslenmesinde; arı kekleri ve çeşitli şuruplar yapılmaktadır ve satılmaktadır. Önüne gelen bu yemleri üretmekte ve piyasaya sürmektedir. Biraz da ucuz sattıkları için rağbet görmekte ve daha çok bu yemler tüketilmektedir. Tabi ki bu konuda da denetim yapılmamakta ve bu konuda bir kodeks uygulanmamakta
Vergisiz masrafsız ürettiği için, ucuz maliyet, kaçak imal ettiği için pazar fiyatı bakımından daha güçlüdür.
Arıcılıkta; Tarım Bakanlığımızın izin verdiği ruhsatlandırdığı gerek ilaç gerekse arı yemi veya bal dolum tesisleri olsun hiç birisinin rekabet şansı, kaçak yapanlar karşısında olamaz. Buda sektörü olumsuz etkilemektedir.
Tüm bu olumsuzlukları yan yana getirdiğimizde; yine karşımıza çıkan yeterince kamu denetimsizliği.
Gelişi güzel Arı yemleri, yapay ballardan yapılan kekler, arı hastalık ve zarlılara karşı ruhsatsız ilaçlar, bazı önemli hastalıklarda yani ihbarı mecburi hastalıklarda arıların tazim edilmemesi ve hastalığın gizlenmesi ve yayılması. Ve her yıl binlerce arılı kovan kayıp etmekteyiz bu da arıcımızın ve ülkemizin çok önemli bir ekonomik kayıptır.
 
Umudumuz bu konunun özerinde durulması ülke olarak bu konuda projeler yapılması uygulanması dileklerimle
Saygılar sunarım,

Fahri SAYLAK
Diyarbakır İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
3.6.2019
Devamı

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 
1.6.2019
Devamı

GÜÇ BİRLİĞİ KOOPERATİFLERİ

Değerli okurlar, Bundan sonra AB Panorama başlığı altında her sayıda, sizlerle ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili mevcut durumu, AB’den karşılaştırmalar yaparak anlatmaya çalışacağım. Amacım kısa bilgilerle ilginizi kooperatiflere çekebilmek. Bu sayıdaki ilk yazımızda son günlerde çok tartışılan milli birlik kooperatifleri ile ilgili ortaya atılan durumu daha iyi tartışabilmeniz için sizlere AB’deki ve ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili genel durumu anlatacağım.

AB’de tarım alanında örgütlerin yapılanmasına baktığımızda, genellikle ürün ya da ürün grupları temelinde kurulduklarını görürüz. Bunun yanı sıra örgütlenme şekilleri ülkelerin ekonomik ve sosyal şartlarına göre ülkeden ülkeye hatta bazen aynı ülkede eyaletler arasında bile değişebilmektedir. Bu durum bazı ülkelerde ırk ve din gibi ülkeye özgü sosyolojik, kültürel ihtiyaçlara göre daha da özelleşebilmektedir. Örneğin Katolik-Protestan olmak üzere dini ya da Fransız, Alman, Felemenk, Katalan veya İskoç gibi etnik temelli oluşumlara da sıklıkla rastlanabilmektedir. Örneğin sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonların da bulunduğu kalabalık bir yapılanmaya sahip Fransa’da tarım alanında faaliyet gösteren farklı yapılarda çok sayıda ve tipte örgüt bulunmaktadır. Bu durumun diğer Akdeniz bölgesi ülkelerinde de görüldüğü, Kuzey ülkelerinde özelikle Almanya’da ise disipline edildiği şeklinde bir genellemede bulunulabilir.

Sanırım burada hepimizin aklına gelen ilk soru, bu kadar çok örgütün bizdeki gibi bir “örgüt kirliliği”ne sebep olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı duruma göre değişecektir. Bir bölgede aynı alanda birden fazla örgütün üreticiye hizmet yarışında olması kötü bir şey değildir. Fakat bu örgütler birbirlerine zarar veren bir rekabete girişirlerse durum değişecektir.
AB’de sektörde birbirinin rakibi olarak görülen örgütler piyasada ortaklarının menfaati sözkonusu olduğu zaman bir araya gelmesini bilmektedir. Özellikle AB kanunları bu konuda yol göstericidir. Ama kesinlikle zorlayıcı değildir. Bir örgütün piyasada etkin olmak amacıyla üye ülke hükümetlerinden yetki devri (tanınma) hakkını alabilmesi gereklidir. Bunun için bulundukları bölgeyi temsil edebilecek büyüklüğe ve güce sahip olma şartı bulunmaktadır. Bu şart, onları AB Tanınma Hakkı Almış Üretici Örgütü (Producer Organisation-PO) olarak birleşmeye itmektedir. Örneğin İspanya’da yüzyıllık balıkçı kooperatif örgütleri olan Kofraderia’lar, Üretici Örgütü (PO) olarak birleşmiş ve piyasada güçlü hale gelmişlerdir. AB’de buna benzer bir diğer durum ise; özellikle Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında son zamanlarda yaşanan düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. Bu düzenler üretici örgütlerini piyasa şartlarında daha aktif rol almaya yöneltmekte dolayısıyla onları kooperatifler ile ortak olmaya ya da kooperatifleşmeye sevk etmektedir. Örneğin süt kotalarının serbest bırakılması, ürünün pazarlanabilmesinde özellikle kooperatifleri ön plana çıkartmış ve üretici örgütlerinin bu alanda yeni birliktelikler kurmasına neden olmuştur. Bir başka örnek ise; Hollanda’da balıkçılık alanındaki üretici örgütlerinden (PO) verilebilir. Bu ülkede bulunan mevcut 10 adet Balıkçılık Üretici Örgütünün (PO) 9 tanesinin adı kooperatif ile başlamaktadır. Özellikle mezat işlerinde bir müdahale gerektiğinde karşılıklı etkileşime girmekte ve ortaklarının menfaatlerini korumaktadırlar.
AB tarımında üretici örgütlerine verilen önemin giderek arttığını biliyoruz. En son yapılan büyük reform çalışmaları sonucunda 2013 yılında çıkartılan mevzuatta bu durum iyice belirgin hale gelmiştir. Artan bu önem kooperatiflere olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Yani artık AB’de örgütleri, diğer örgütler ile birleşmeye teşvik eden ekonomik bir ortam oluşmaktadır. Burada özellikle bir kere daha belirtmek gerekirse, ekonomik şartlar karşısında güç birliği oluşturmak için yapılan bu birleşmelerde hiçbir şekilde devletlerin üretici örgütüne zorla el koyması, baskı yapması ya da çiftçiye ortaklık konusunda bir zorlaması olmamaktadır.

Peki, ülkemizde durum ne?
Ülkemizde halen 4 Bakanlığın sorumluluğunda, 13 kanuni dayanağı olan, 18 farklı türde tarımsal amaçlı örgüt bulunmaktadır. Toplam sayısı 16.000’e ulaşan bu örgütler, 10 milyondan fazla ortak/üyeye sahiptirler. Bu örgütleri ekonomik ve mesleki olarak iki grup halinde ele alabiliriz.

Çiftçinin üye olduğu, ekonomik amaçlı olmayan mesleki amaçlı üretici örgütleri içinde ülke çapında ürün bazında ilçelerde kurulan 600 bine yakın çiftçinin üye olduğu 900 üretici birliği ve yine 750’den fazla ilçede yapılanmış 5 milyon üyesi olan ziraat odaları öne çıkmaktadır. Ayrıca 500’den fazla dernek, 400’e yakın sulama birliği, 15 vakıf, tohumculuk alt birlikleri ve ürün konseyleri bu grupta yer almaktadır. AB’de devletin muhatap aldığı ekonomik amaçlı üretici örgütlerine emsal olmaları amacıyla oluşturulan üretici birliklerinin ülkemizdeki yapısının, ne AB’de, ne de Dünya’da bir benzeri yoktur ve ne yazık ki ticari faaliyet gösterememektedirler.

Tarımsal örgütler içinde ekonomik amaçlı örgütler olan kooperatiflerin elbette farklı bir yeri vardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında tarımsal kooperatif olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı sorumluğunda 10 bine yakın, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ise 500’e yakın kooperatif bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Tarım ve Orman Bakanlığı altında 1581 sayılı kanun ile kurulan 1600’den biraz fazla Tarım Kredi Kooperatifi ve yine Ticaret Bakanlığı altında bu sefer 4572 sayılı kanun ile kurulan 300 kadar Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.
 

 
Sonuç olarak, ülkemizde; 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı alanda faaliyet gösteren yaklaşık 3,8 milyon çiftçinin ortağı olduğu 13 bine yakın Tarımsal Amaçlı Kooperatif bulunmaktadır.
Bu kooperatifler arasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulan kooperatifler ele alındığında dikey yapılanmaları açısından karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 1988’li yıllarda çıkardığı mevzuata göre; faaliyet konularına göre en altta Tarımsal kalkınma, Sulama, Su ürünleri ve Pancar ekicileri olmak üzere 4 grupta kurulmaya başlayan kooperatifler, kendi bölge birlikleri ve merkez birlikleri altında dikey yapılanmalarını oluşturmuşlardır. Bu kapsamda Tarım, Ormancılık, Hayvancılık, Su Ürünleri, Sulama, Pancar Ekicileri, Çay ve El Sanatları Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili anasözleşmeleri hazırlanmış ve geçen 31 yıl içerisinde bunların ilk altısının kuruluşları yapılmıştır. Ayrıca kooperatif benzeri yapıda 81 ilde kurulan ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri bulunmaktadır. Ekonomik amaçlı bütün bu örgütler aslında çiftçinin özel mülkleridir ve Türk Ticaret Kanuna göre birer Anonim Şirket olarak kabul edilmektedirler. Yani bunlar üzerinde genel denetim haricinde devletin hiçbir konuda müdahale hakkı bulunmamaktadır.

Çerçevesi devlet tarafından çizilmiş bu durumun bir kirlilik mi, yoksa Fransa’da olduğu gibi bir zenginlik mi olduğunu iyi irdelemek gereklidir. Devletin görevi örgütlenmenin önünü açmaktadır. Demokratik bir ülkede kanunlar ile örgütlenmeye bir sınırlama getirilmesi düşünülemez. Bu nedenle, örgüt sayısının çok olduğu bir ülkede bu fazlalığın bir zenginliğe mi, yoksa bir kirliliğe yol açtığı birbirleri ile uyumlarına ve piyasada mensuplarının menfaatlerini koruyacak tedbirler alabilmelerine yani kooperatiflerin kendilerine bağlıdır. Sonuç olarak, kooperatiflerin gerektiğinde bir araya gelebilme ya da birleşebilme bilinçleri, bunu başarabilme kabiliyetleri hem bu sorunun cevabı olacaktır, hem de ülke tarımının sorunlarının çözümü için büyük bir fırsat oluşturacaktır.
Örgütlenmede her alanda, her zaman önder olan kooperatifler bu sorunun çözümünde de yine önder olmalıdır. Çünkü kooperatiflerin birleşme alanında gösterecekleri başarı diğer örgütlere de örnek olacak hatta onları da bu güçlü yapının altına çekecektir.

Daha önceki yıllarda da gündeme gelen ve kanuni bir engeli bulunmayan birleşme konusunda kooperatiflerimiz üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirebileceklerine inanıyorum. Almanya’da son yıllarda sıkça görülen kooperatif sayısı azalırken ortak sayısının artması durumu, ülkemizde Tarım Kredi Kooperatiflerinde de görülmektedir. Bu durumun diğer kooperatiflerde ve üst yapılanmada da zamanla kendini göstermesi gerekmektedir.

150 yıllık bir örgütlenme geçmişine sahip ülkemizde; marifet bir kooperatif kurmakta değil, gerektiğinde daha büyük birliktelikleri başarabilmektedir. Ramazanınızı kutluyor, Ülkemize ve ailenize huzur ve bereket getirmesini diliyorum.
 
31.5.2019
Devamı

Can Yakan Hastalık

     Brusellozis,  kendi adiyla anilan bakterilerce olusturulan, ciddi ekonomik kayiplara yol açan bir hastaliktir. Insan dahil,  bir çok hayvanda görülür. Gebe sigir, koyun, keçilerde yavru atmalara (abort), erkeklerde de kisirliga yol açabilir. Hayvanlardan insanlara geçen, zoonoz tabir edilen hastalik grubundandir. Malta Hummasi, Akdeniz Hummasi, Bang Hastaligi adlariyla anildigi gibi, halk arasinda Koyun Hastaligi, Mal Hastaligi, Peynir Hastaligi olarak da bilinir (1,2).
Hastalik, bizlere çogu zaman enfekte hayvanlara ait iyi pisirilmemis ya da tamamen çig sütten elde edilmis peynir, krema, tereyagi, dondurma vb. ürünlerle bulasir. Kasar peyniri ve yogurttan geçtigi bildirilmemistir. Ayrica etken brusellali yeni dogum yapmis hayvanlara, dogum aletlerine, yavru sularina ya da yavruya yara-bereli çiplak ellerle temas ederek de alinabilir. Et ve et ürünlerinden meydana gelebilecek bulasmalara daha az rastlanir.

Her yas ve cinsiyetteki insanda hastalik yapabilir. Ilk hastalik vakasi 1854 yilinda meydana gelen Kirim savasinda bildirilmistir. Daha sonra bakteri "Davide Bruce" adli arastirici tarafindan 1885 yilinda ilk olarak izole edilmis, ilerleyen yillarda Brucella abortus (sigir, manda, çakal, sirtlan, at ve insan), Brucella melitensis (koyun, keçi, deve, antilop, sigir, insan), Brucella ovis (koçlarda), Brucella suis (domuz, sigir, kurt, tilki ve insan), Brucella canis (köpekte),  Brucella neatomae (çöl faresinde) adli türler de bulunmustur (1,3). Hastalikla ilgili hayvan yetistiricileri, celepler (alim satim yapanlar), veteriner hekimler, mezbahane çalisanlari, et sanayisindeki isçiler, kontrolsüz satilan süt ve süt ürünlerini tüketenler, veteriner saglik teknisyenleri, laboratuar personeli öncelikli risk grubunu olustururlar.

Son derece rahatsiz edici olan hastalik  insana geçtiginde; yüksek ates, gece terlemesi, eklem ve kas agrilari ilk planda ortaya çikar. Devaminda istahsizlik, halsizlik, bas, sirt ve bel agrilari ile dalgali bir vücut isisi meydana gelir. Aksamlari üsüme, titreme ve gece terlemesiyle süren, sabaha dogru düsen bir ates vardir. Nedeni bilinmeyen ates tanisi ile takip edilen hastalarin bir çogunda da brusellaya rastlamak sasirtici degildir. Tam olarak klinik belirti göstermeden meydana gelen vakalarda, hastalik ancak serolojik testler vasitasiyla ortaya konulabilir. Bazi durumlarda semptomlar görülse bile, hastalik genellikle kisinin bagisiklik durumuna göre hafif seyredebilir. Hasta oldugunu bilmeden yasayan, daha dogrusu hastalik belirtilerini göstermeyen bir çok sahis vardir aramizda. Çogu zaman bu vakalarda vücutta sadece kronik bruselloz tablosunda görülen yorgunluk, kirginlik belirtileri dikkati çeker. Bu tür klinik tablo çocuklarda nadir izlenirken, ileri yastakilerde siklikla görülür. Hastalar genellikle depresif psikiyatrik semptomlardan, halsizlikten, çabuk yorulma, güç kaybi, terleme ve kilo kaybindan yakinir. Brusella enfeksiyonunda isitme kaybi bile gelisebilir. Olusan Isitme kaybi genellikle tedavi ile düzeltilir. Ancak bu dönemde kulakta çinlama ve bas dönmesiyle seyreden vertigo gibi hastaliklara da rastlamak mümkündür.

Uzun uzadiya özellikle insanlardaki etkisini anlattigim Brusella, ciddiye alinmasi gereken ülkemiz zoonoz hastaliklarinin en basinda yer almaktadir. Gerek Saglik Bakanligimiz, gerekse Tarim ve Orman Bakanligimizca hastalik sürekli olarak ortadan kaldirilmaya çalisilmakta ve bir çok mücadele yöntemi kullanilmaktadir. Bunun için genellikle asilamalar vasitasiyla, büyük bütçeler harcanarak mücadele edilen bu problem, hala onca uyariya, onca tedbire ragmen bir türlü durdurulamamistir.

Ülkemizde Brusellanin kontrol ve eradikasyon (ortadan kaldirilmasi) çalismalari ilk olarak 1930 yilinda sigirlarda "Brusella Abortus" türü ile baslatilmistir. 1951 yilina gelindiginde, Ankara Etlik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü bünyesinde kurulan laboratuvarda devam edilmis, sonrasinda faaliyetler Istanbul Pendik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü'ne tasinmistir.  Koyun ve keçilere uygulanan Brusella Melitensis Rev. 1 asisinin genis kapsamli üretimi ise 1965 yilinda kurulan Brusella Melitensis Laboratuvar'indaki çalismalarla baslatilmis ve ilk asi uygulamasi 1969 yilinda yapilmistir. Ileriki yillarda "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" uygulanmaya konmus (1984) ve disi sigir yavrulari ile koyun ve keçi yavrularinin asilanacagi projenin 26 yilda tamamlanmasi planlanmistir.

Hastaligin ulusal çapta yayginligini tespit etmek için 1998 yilinda Brusella Fert Prevalans (Yayginlik) çalismasi yapilmis, elde edilen sonuçlara göre oranlar; sigirlarda % 1.43, koyunlarda  % 1.97 olarak tespit edilmis, sürü prevalansi ise sigirlarda % 11.4, koyunlarda % 15 olarak bulunmustur. 1969 yilinda baslatilan "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" nin neticesini görmek amaciyla 2011 yilinda, Bakanlikça uygulanan hastaligin sigir ve koyunlardaki yayginliginin tespiti yapilmis ve ilk degerlendirmelere göre sigirlardaki Brusella sürü prevalansinin; %7,8 (fert prevalansi %2,7) ve koyunlarda ise; sürü prevalansi %22,5 (fert prevalansi %3,4) oldugu tespit edilmistir. 1969'daki sonuçlarin 2011'den daha düsük oldugu ve uzun yillar geçmesine ragmen mücadelede iyi bir sonuç alinamadigi görüldügünden, hastaligin ortadan kaldirilmasi için yeni metotlar kullanilmasi gerektiginin farkina varilmis ve Brusellanin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi çalismalar Bakanlik uzmanlarinca detaylica incelenmistir. Buna göre; sürü prevelansi % 1 den az olan durumlarda hastalik, test ve kesim metodu ile kisa süreli eradikasyon programina tabi tutuldugu, hastalik prevalansinin % 1 den daha yüksek oldugu durumlarda ise asilamalar yapilarak sürü prevalansinin önce % 1 in altina çekildigi, sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastaligin ortadan kaldirildigi görülmüstür. Bu nedenle en etkili mücadele yönteminin  hastaligin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi stratejik yöntemler oldugu kanaatiyle, ayni sekilde 2011 yilinda Brusellanin yayginligini azaltmak adina, ülkemizde de Brusella mücadeledesi yön degistirmistir. Kitle asilamasi yapilmasinin en etkili yöntem olduguna karar verilmistir. Sadece belirli yastaki disilere yapilan derialti asi çalismalarina son verilerek, kitle asilamasinin her yastaki hayvana yapilmasi gerektigi ön görülmüstür. Bu kapsamda sigirlarda 10 yil, koyun ve keçilerde 6 yil sürdürülecek olan "Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi'nin uygulamasina 01/01/2012 tarihinden itibaren baslanmis ve bu güne kadar da devam etmektedir (4).

     Hayvanlarda özellikle koyun ve keçiler basta olmak üzere, tüm gevis getirenlerde binlerce yavrunun kaybedilmesine neden olan brucellozis, sürülerde bir anda yavru atmalarla baslamaktadir. Hastaligin farkina varilip teshis konulana kadar, geçen sürede epey kuzu, oglak ve buzagi telef olmaktadir. Maalesef bu bakteriyel hastalik her yil çok ciddi miktarda can ve mal kaybi yapiyor. Milyonlarca liralik zarar ve ziyana yol açiyor. Koruyucu tedbirleri artirmadigimiz takdirde, daha da can yakacaga benziyor. Hastaliktan korunmak adina insanlarda asi tavsiye edilmezken, veterinerlik alaninda asi mücadelenin en temel tasini olusturmaktadir. Bunun için Bakanlikça yapilan asi çalismalarinin çok daha etkin ve siki sürdürülmesi zorunludur. Pek çok ugrasa ve çalismaya ragmen hala Türkiye'mizin hemen her yöresinde hastalik çiktigina dair haberlerin gelmesi hepimizi üzmektedir. Kuskusuz dünyada oldugu gibi hastaligin görülme oranlarini %1'in altina düsürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde basariya ulasamayacagiz.

Peki ne yapmali ya da nasil bertaraf edilmeli bu sorun ?
Brucelloz, sürülerde ve hayvanlarda ilaçlarla yok edilemiyor. O nedenle mücadelenin temelini temizlik, hijyen ve düzenli asilamalar olusturuyor. Burada hayvancilik yapanlarla, Tarim Bakanligi basta olmak üzere onlara hizmet veren birlikler, kooperatifler, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerin her birimin birbirleriyle siki isbirligi içinde olmasi gerekiyor. Mümkünse hastalik çikmadan tüm tedbirler alinmali, çikmasi halinde de hiç bir seyi saklayip gizlemeden yetkililere haber vererek yasada belirtildigi gibi olay çözülmelidir. Aksi halde basari beklenemez.  Diger yapilacaklari da söyle  bir siralarsak;


*  Hastalikla mücadele için genis bütçeler ayrilarak, acilen ülkede Milli Mücadele Seferberligi yeniden baslatilmali, Tarim ve Saglik Bakanliklari tüm zoonoz hastaliklarda oldugu gibi koordineli olarak çalismali,  ne var ne yok tüm hayvanlar testten geçirilmeli, hasta olanlar ve enfeksiyonu tasiyanlar sürülerden derhal uzaklastirilmali ve bulasma kaynaklari yok edilmelidir.
*  Asilanabilecek hayvanlar çok siki bir sekilde, uygun asilarla tek tek asilanmalidir. Yapilan göz asilarinin sürülerdeki kan titreleri Enstitülerce sik sik ölçülüp degerlendirilmeli ve yeterli düzeyde titre olusmuyorsa, o bölgedeki hayvanlara derhal yeni asilar tatbik edilmelidir.
* Ahir ve agillar modernize edilerek, genel hijyene sadik kalinmali, özellikle dogum zamaninda daha dikkatli olunmali, ölen veya ölü dogan yavrularla onlara ait yavru zarlari ve tibbi atiklar da hem dezenfekte edilmeli hem de gömülerek bertaraf edilmelidir.
* Insan brusellozunun önlenmesinde en önemli husus, çig süt tüketimi veya çig sütten elde edilen ürünlerden kaçinmak gerektigi bilinci yayginlastirilmalidir. Insan gidasi olarak kullanilacak tüm süt ürünlerini isil islemden geçirmeli, kaynatmali veya pastörize etmelidir.
* Risk grubunu olusturanlar çok dikkatli davranmali, hastaligin temas yoluyla bulasmasini önlemek için özellikle mezbaha isçileri, veteriner hekimler, veteriner tekniker ve teknisyenler, hayvan bakicilari, et paketleyiciler hayvanlarin atiklarina karsi mutlaka koruyucu tedbirler almali, önlük, eldiven, gözlük vb. ekipman zorunlu olarak giymeli, hastaliktan kuskulanildiginda, en yakin saglik kurulusuna basvurarak gerekli muayene ve tedavilerini olmalidirlar (1,2,3,4).
            Sonuç olarak; tüm yetkililerin bu konuya dikkat kesilmesini diler, bereketli ve güzel yurdumuzda bu ve benzeri hastaliklarin tez zamanda ortadan kaldirilmasini umarim. Saygilarimla...

Dr. Öğretim Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ABD
 

 
KAYNAKLAR
 
1- Ö Kandemir. Türkiye Klinikleri J Inf Dis-Special Topics 2015;8(2).
2- S Cesur, Y Çapar, P Demir, H Kurt, T H Sözen, E Tekeli. Klimik  Dergisi, Cilt 15, Sayi:1 2002, s:22-24.
3- World Health Organisation 2006. Brucellosis in Humans and Animals. WHO Library Cataloguing-in-Publication ISBN 978 92 4 154713 0 , Data WHO/CDS/EPR/2006.7.
4- Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi Gida ve Kontrol Genel Müdürlügü. Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi Genelgesi. Tarih: 13.01.2012 ve Sayi : B.12.0.GKG.0.02.01-010.06- NO:2012/03.
 
 
 
 
 
30.5.2019
Devamı

Eski Bakan Ziraat Bankasının Yönetim Kurulu Üyesi Oldu

3 kamu bankasinin genel kurullari, önceki gün  gerçeklestirildi. Genel kurullarda önemli görev degisiklikleri gerçeklesti.
Son olarak Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi yapan Faruk Çelik, Ziraat Bankasi'na yönetim kurulu üyeligine getirildi.
17 Ocak 1956 Artvin Yusufeli dogumlu olan Çelik, 21, 22 ve 23. dönemde Bursa, 24. dönemde Sanliurfa Milletvekili seçildi. 60, 61 ve 62. hükümetlerde Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi ile Devlet Bakanligi, 64 ve 65. hükümetlerde Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi görevlerini yürüttü.

Öte yandan, Abdulkadir Aksu Vakifbank Yönetim Kurulu Baskanligi'na, Mevlüt Uysal Halkbank yönetim kurulu üyeligine getirilmisti.
 
 
30.5.2019
Devamı

Reishi Mantarı Kansere Karsi Koruyucu

Günümüz yasam tarzina baktigimizda çok hizli ve telasli bir yasamdan geçiyoruz. Bu hizli yasamla birlikte stresi, sagliksiz ve yetersiz beslenmeyi, spor aliskanliginin olmamasini da ekledigimizde ortaya saglik sorunu yasayan mutsuz bireyler ortaya çikiyor.     Kisi, sürekli sersemlik, yorgunluk, istahsizlik, konsantrasyon kaybi, migren ataklari, kabizlik veya diger semptomlar yasamaya basladiginda, vücudunda bir seylerin yolunda gitmedigini fark edip bir an önce bu konuyu ciddiye alarak önlemini almalidir.

            Bu nedenle, yukarida ki hususlar isiginda kisinin sagligina dikkat etmesi ivedi ve toleransi olmayan bir ihtiyaçtir. Artik sifali bitkiler (gida takviyeleri) kullanmak zorunda kaldigimizin göstergesidir. Tükettigimiz gidalarda ki besin degerleri düserken zirai ilaçlar, hormonlar ve çesitli kimyasallar artmaktadir. Bu kimyasallarin vücudumuza alinmasiyla birlikte gelecekte daha büyük tehlikeler ve çesitli hastaliklar ortaya çikacak demektir.

            Bu korkunç senaryoyu yasamamak için gida takviyeleri kullanmamiz zorunlu bir hal almistir. Gida takviyelerini arastirmaya basladigimda karsima çikan en önemli bitkilerin basinda Ganoderma lucium(Reishi Mantari) çikiyor. Ganoderma lucium çesitli ülkelerde farkli isimlere sahiptir. Japonca “Reishi” Çince “Lingzi” Korece “Youngzi” olarak bilinir. Ganoderma lucium, dogal olarak yikilmis agaçlar ve diger genis yaprakli agaçlarin gövdelerinde büyüyen mantar familyasinin bir üyesidir.
 Yakin geçmiste yapilan arastirmalar, bitkinin kanserli hücrelere yönelik anti-tümör, hipoglisemik etkinlik, antienflamasyon etkileri ve sitotoksisite özellikleri dahil olmak üzere son derece önemli biyolojik etkilere sahip oldugunu ortaya koymustur. Ganodermanin besleyici ve sifa nitelikleri ile ilgili agirlikli olarak Çin, Kore, Japonya ve Amerika’da yapilan arastirmalar, bitkinin içerisinde hipertansiyon, diyabet, kanser, aids gibi çesitli hastaliklarin önlenmesinde ve tedavisinde faydali olabilecek belli biyoaktif maddeler (triterpenler ve polisakkaritler gibi) bulundugunu ortaya koymustur. Ayrica bagisiklik sistemini kuvvetlendirdigi, hücre yeniledigi, enerji verdigi ve vücut direncini artirdigi bilimsel çalismalarda görülmüstür.


 
“GANODERMA MANTARI KANSERE KARSI KORUYUCU”

Doç.Dr. Hatira Taskin, “Tibbi mantarlar arasinda yer alan ve ülkemizde ölümsüzlük mantari olarak isimlendirilen Ganoderma lucidum bu mantarlardan bir tanesidir. Protein, selüloz, kül, azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, germanyum ve selenyum içeren Ganoderma mantari son yillarda özellikle kanser hastalarinin dikkatini çekiyor. Germanyum elementinin bu mantardaki molekül seklinin, insan vücudunun kendini yenilemesi için en fazla ihtiyaç duyulan sekil oldugu biliniyor. Ganoderma mantarinin içerdigi polisakkaritlerden bir tanesi olan beta glukan bagisiklik sistemini uyararak, enfekteli hücrelere karsi savasan T hücrelerinin olusumunu tesvik ediyor. Içeriginde yer alan ganoderik asit vücuttaki kan basincini, kan sekerini, yagi düzenliyor, kolesterol seviyesini düsürüyor ve kanin pihtilasmasini önlüyor. Fenol içermesi de kansere karsi koruyucu özelligini pekistiriyor.”

Merih Nebioglu
Yasam Koçu

 
 
29.5.2019
Devamı

Artan Yem Fiyatları Nedeni ile Kendi Yemini Kendi ÜRETİYOR

Rize’de emekli Beden Egitimi Ögretmeni Recep Kaya hobi olarak basladigi hayvanciligi gelistirerek hayvanlari için yem üretmeye basladi. Yem üretirken asamalarini kayit ederek video olarak sosyal medya hesabindan paylasan Kaya, paylasimini görüp kendisini arayanlara nasil yapilacagini anlatiyor.

Yem ücretlerinin fiyatindan sikayetçi olan Kaya arastirarak maliyeti düsürmenin yollarini aradi ve 15 metre karelik hobi atölyesinde yem için bir sistem kurdu. Önce karanlik alanda yemleri ortalama 24 saat ile 48 saat arasinda suyun içerisinde bekleten Kaya daha sonra yemleri çikartarak hazirladigi tepsiye seriyor.
Tepsiyi yine karanlikta 24 saat boyunca bekletiyor ama bu kez 24 saatte 3 veya 4 kez su veriyor. 24 saat daha bekleyen yem tohumlari yesermeye hazir oluyor ve raflarda ki yerini aliyor. Raflar ise günlerine göre kisimlara ayriliyor. 10 günü dolduran yemler artik hayvanlar için hazirlanmis oluyor.



Ineklerin süt verimi iki katina çikti

Kurdugu yem atölyesi sayesinde yüzde 60 kar ettigini ve yemlerin otlara oranla daha fazla protein verdigini dile getiren Recep Kaya, ayni zamanda hayvanlardan aldigi sütünde arttigini dile getirdi. Kaya “Son zamanlarda ülkede hayvancilik ve tarim alaninda biraz sikinti gördügüm için böyle bir yola basvurdum. Kendi otumu, kendi yemimi kendim üretmeye basladim. Herkese siddetle tavsiye ediyorum.
Örnegin 100 liraya mal ettiginiz bir yemi bu sekilde 40 liraya mal edersiniz. Yani yüzde 60 kazanciniz var. 100 liraya mal ettiginiz bir yemden, atiyorum birim olarak 100 protein aliyorsaniz, 40 liraya ürettiginiz bu yemden 600 protein aliyorsunuz. Burasi isin en can alici noktasi.
Daha önce ben ahira inekleri sagmaya giderken 1 kap süt alip geliyorduk. Bu yemi yedikten sonra ikinci kap ta dolamaya basladi. Herhalde bu gidisle bizi üçüncü kaba da getirecek” dedi.

“Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz”
Sistemin çok basit oldugunu dile getiren Kaya “Bunun yapimi çok kolay, çok basit. Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz. 25-30 saat suda bekledikten sonra bunlari tavalara dizip karanlik bir yerde 24 saat daha bekletmek zorundayiz.
Bu arada 3 veya 4 kez de islatiyoruz. Daha sonra raflara diziyoruz, onlar kendi kendine büyüyor zaten. Serada da 3-4 bölüm olacak. Örnegin burada 10 günlük var, 5 günlük var, 4 günlük var, 1 günlük var. Bir taraftan bitiyor, diger taraftan yenisi yetisiyor” ifadelerini kullandi.



15 Metrekare alanda 1 ayda 2 ton yem üretti
Küçücük hobi atölyesini bir üretim haneye çevirdigini sözlerine ekleyen Kaya “15 metre kare yerde ben yarisini kullanarak ayda 2 ton yem elde ediyorum. 6 tane hayvanim var, yemler terekte kaldi. Bekliyorum hayvanlara verdigim bitsin de bunlari da onlara vereyim diye. Zaten fazla bile gelse 10 günden sonra herhangi bir yere serince orada gelisimine devam eder. Raflarinizi her zaman dolu tutun. Ülkenin hayvanciliginin ve tariminin bununla gelisecegine inaniyorum ben” dedi.
Sosyal medyada gören Kaya’yi aradi.

Sosyal medyada yem yetistirirken videolar paylasan Kaya gören herkesin kendisine ulasarak nasil yapildigini sordugunu ve herkesi yem yetistirme noktasinda tesvik ettigini dile getiren Kaya “Özel egitimini veriyorum artik bunun. Günde 3-4 kisi gelip nasil yapildigini ögreniyorlar. Arayanlar var onlara anlatiyorum, motorumun arkasina koyuyorum gidiyorum gördügüme anlatiyorum.
Bir sekilde bu tutacak yani, tutmamasi için hiçbir sebep yok. Aksine tutmasi için çok sebep var tutmamasi için hiçbir sebep yok. Devletten is beklemeyin, kendi isinizi kendiniz kurun” seklinde konustu.
 

 
 
29.5.2019
Devamı

Tarim ve Orman Bakanligi Geyik Vurana 14 Bin TL Verecek

Dogal yasami, tabiati korumakla yükümlü olan Tarim ve Orman Bakanligi, 2 adet kizil geyigi vurulmasi için ihaleye çikti. Her bir geyik için 14 bin lira ödenecek. Ihale ilani Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü web sitesinde yayinlandi.
Tarim ve Orman Bakanligi Bursa 2. Bölge Müdürlügü, ihale yöntemiyle, 10 Haziran 2019 günü saat 11.00’de yapilacak olan satista, vurulacak her bir geyik için 14 bin lira ödenecek.

Hedef av turizmini gelistirmek
“Çalismanin” kent turizminin gelismesine katki saglamasi planlanirken, hedefin ise geyiklerin neslini bir seviyede tutarak düzenli hale getirmek ve av turizmini gelistirmek oldugu açiklandi.
Bir geyigin en fazla 15-16 yil yasadigi ifade edilirken, öldürme hakki oldugunu ve bunun turizme katki saglayacagini düsünen bakanlik, 2004 yili ve sonrasinda av turizmi kapsamindaki av organizasyonlarindan en az ikisinin yabanci avcilar için düzenlendigi bildirildi.


 
 
 
28.5.2019
Devamı

SENEYE ISIMIZ DAHA ZOR OLACAK

Bu yil üretici için zor bir yil olacak. Son bir yil içerisinde gübre, yem, mazot, tohum gibi tarimsal girdilerde fiyat artislari karsisinda ürün fiyatinin ne olacagini kimse tahmin edemiyor. Peki, bu durumdan üretici memnun mu? Onu bilmiyoruz ancak belirsizlikten 2018 yilinda bir milyon ton gübre kullanilmadigini biliyoruz.
Tarim ve Orman Bakani Dr. Bekir Pakdemirli, “Gübrede geçen seneye göre yüzde 60 ve yemde yüzde 40 daha fazla girdi maliyeti var” demisti hatirlarsiniz.

Iste bu durum üreticinin gübreden kaçinmasinin en büyük nedenidir. Ülkemize has olan “BIZDE YÜKSELEN FIYAT INMEZ”  sözünü yasiyoruz.  Fiyatlar asagi seyredebilir diyebilirsiniz. Evet, ancak ülkede dolar kurunun sürekli yükselmesi ve faizlerin yüksek olmasinin yaninda piyasa güvenin olusmamasi fiyatlar üzerinde bir baski olarak durmaktadir.
Biraz hatirlatmadan sonra Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan tarafindan açiklanan hububat alim fiyatlarindan bugday fiyatina deginmekte yarar var.

 2009 yilindan bu yana TMO’nun alim fiyatlari hiçbir zaman TÜIK’in açikladigi üreticinin ortalama satis fiyatinin üzerinde olmamistir. 2019 yili için açiklanan Kirmizi/Beyaz Sert Ekmeklik Bugday için 1.350 TL/Ton alim fiyati üretici için bir üst limit oldugunu kabul etmekte fayda var. Buna göre bugdayin piyasa fiyatinin 1200-1250 TL/Ton olacagini düsünmekteyim. Bu fiyat üreticiyi kurtarir mi? Üreticinin kendisine sormasi gereken bir soru olarak durmaktadir.
Ancak bildigim, son 17 yilda üreticimizin 20 milyon dekar arazide bugday üretimini biraktigi gibi üretimimizin 20 milyonda sabit kaldigidir. Nüfus artarken, ekim azalirken bugday üretiminin sabit kalmasi üzerinde düsünmek gerek. Bu durum böyle giderse önümüzdeki ekim zamaninda bugday ekecek üretici bulamayiz.
Son söz, zaman varken çiftçimizi küstürmeyelim.
 
Gazi Kutlu
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarim Pusulasi Genel Yayin Yönetmeni
gazi.kutlu@tarimpusulasi.com



 
28.5.2019
Devamı

Ithalat Üreticiye Darbe Vuruyor

Adana’da 3 hafta önce basladiginda 4 lira olan turfanda patatesin fiyati 2 liraya geriledi. Evrensel ’den Volkan Pekal’in haberine göre Hasat baslarken yapilan sifir gümrük vergili patates ithalatinin fiyatlari düsürdügünü söyleyen üretici Fahrettin Ates, ithalatin üreticiye darbe vurdugunu söyledi Bir yil içerisinde tohum, gübre, ilaç, mazot gibi girdi fiyatlarinin dövize bagli oldugu için en az yüzde yüz oraninda arttigini dile getiren Ates, patatesi 2 liraya satan üreticinin bu yil zarar ettigini belirterek borç yükü altindaki üreticinin önümüzdeki yil ekim yapamayacagini, halkin ithal de edilse pahali patates yiyecegini dile getirdi.

"ÜRETIM MALIYETI YÜZDE YÜZ ARTTI"
Bu sene asiri yagislar, dolu gibi afetlerden dolayi rekoltenin çok düstügünü anlatan patates üreticisi Fahrettin Ates, “Bunun üzerine bir de ithal gelen patatesler fiyati çok düsürdü. Bundan dolayi çok zarar ediyoruz. Zirai ilaç, gübre yurt disindan geliyor. Yüzde 50 ila yüzde 100 arasinda maliyet artisi oldu” dedi. Geçen yil patatesi 50 avro sente satarken bu yil Türk Lirasi olarak daha yüksek görünse de 30 avro sente sattiklarini söyleyen Ates, “Biz girdileri avro ve dolar üzerinden aliyoruz. Zararin anlasilmasi için fiyatlari da avro üzerinden söylüyorum” diye konustu.

"ÇIFTÇI HACIZLIK, POLITIKA YOK"
Bir sene patates fiyati iyi gerçeklestigi zaman herkesin patates ektigini ve arkasindan çiftçiler ekim alanini arttirdigi için fiyatlarin düstügünü ifade eden Ates, “Ciddi bir tarim politikasi yok. Ciddi bir kayit sistemi olmadigi için kendi halinde kendi çarkinda bir ekonomi olusuyor” dedi. 3 yil önce fiyati 30 kurusa gerçeklesen patatesin tarlada kaldigini ve üreticinin hasat masrafini bile karsilayamadigini hatirlatan Ates, “Çiftçi 3 yil öncesinden hâlâ borçlu. Patates, sogan eken çiftçinin yüzde 90’ninin Ziraat Bankasina, gübrecilere, ilaççilara ciddi miktarda borcu var. Hepsi hacizlik. Bu seneyi bir umut olarak görmüslerdi. Borçlarini kapatacaklarini zannederken ithal patates gelmesi ile bu umutlar da yok oldu. Bu böyle sürdükçe Adana’da patates ekimi düsecektir. Ve avro bu seviyede oldugu müddetçe vatandas ithal patatesi yüksek fiyatlarla yiyecek” dedi.

Bu kosullarda ekim alaninin azalacagini ifade eden Ates, “Yurt disindan pahali gelen patatesi devlet zararina marketlere sattirdigi için Türk çiftçisine darbe vurmustur. Türkiye’de nisanin 25’inde patates hasadi baslar, 10’uncu ayin 10’na kadar, sirasiyla Adana, Ödemis, Reyhanli, Nevsehir, Kayseri, Konya, Sivas diye 6-7 ay hasat olur. Ama ithalatla çiftçinin önü kesilirse önümüzdeki yilarda patates ekimi düsecektir. Avronun yüksek olmasindan dolayi yurt disindan daha pahaliya getirecektir. Fiyat dengesini hiçbir zaman olusturamayacak devlet. Bunun çözümü için devletin çiftçilere destek vermesi gerekiyor. Devletimiz yurt disindan patates ithal edene kadar, ‘Adana çiftçisinin patatesini ben aliyorum’ deseydi belki de bugün bu böyle olmazdi” diye konustu.

"MARKETLER KAZANIYOR"
“Tarladan 2 liraya çikan patates markete gidene kadar nasil 5-6 lira oluyor?” sorusunu sordugumuz Tüccar Suat Turan, tüccarlarin tarladan satilan fiyatin yüzde 10’unu kendilerine aldigini söylüyor. Kilo basina 30 kurus da nakliye ücreti biniyor. Halden 2.8 liraya çikan patatesin marketlerde yüzde 70’lere varan kârla satildigi Turan’in iddiasi. Turan, “Halden patatesi alan pazarci üstüne bir de isgaliye parasi verecek, yaninda çalisan varsa ücretini verecek. Çok bir sey kazanmiyor. Patatesin yüzde 70-80’i marketlere gidiyor. Ithal edilen patatesi hükümetimiz oraya sifir maliyetle alip gönderiyor. Hamallik stopaji vermiyor. Bizimle onun arasinda 70-80 kurus ekstra maliyet farki oluyor” dedi.

TARIM ISÇISININ KOSULLARI AGIRLASTI
Tarimsal üretimin kahramani tarim isçileri açisindan durum geçtigimiz yillara göre daha da agirlasmis durumda. Geçtigimiz yil günlük 55 lira ücret alan tarim isçileri bu yil 60 lira ücret aliyor. Suriyeli mülteci 23 yasindaki Osman Sinaf, aldiklari ücret için “Neye yetecek? Bir elektrik, su parasi etmez. 3 yasinda çocugum var, sütü, bezi, ücret hiçbir seyi kurtarmaz. 5 lira zam bir simit etmez. Kira parasini bile borç aldim. 600 kira 100’er lira fatura, bir sey yemezsen bin lira gider. Kalan yok zaten” dedi.
Sinaf, “50 kilo torba kaldiriyoruz. 5’te geliyoruz aksama kadar. Sigortamiz olsun. Ücretimiz artsin. Aldigimiz yevmiyeye 4 kilo sogan patates alamiyoruz. Hastaneye gidersen ilaç ödemesi oluyor. Yevmiye 100 lira olsun. 3 bin lira da yetmez ama borç almayiz en azindan” dedi. Suriye’de lisede okurken savas nedeniyle Türkiye’ye gelen Sinaf burada tarim isçiligine baslamis. Evlenmis, bir çocugu var. Okul ile ilgili “Maas yetmeden hiçbir yere gidemem” diyen söyle devam ediyor: “Eve ayda iki gün gidiyorum. Esim çocugum, kardesimi göremiyorum. Yevmiyem neredeyse ben oraya giderim.”
Elcilik yapan Yakup Kargal, burada 2 liraya çikardiklari patatesin Istanbul’da 6 liraya satilmasini anlamadigini söylüyor. Ne isinin, ne çiftçinin kazandigini, ne de halkin ucuza patates yedigini ifade ediyor. Patatesi toplayan, çuvallayan, yükleyen isçinin kazanamadigini söyleyen Kargal, “Isçiye faydasi yok. Isterse markette 10 lira olsun isçiye faydasi olmaz. Tarladan 4 liradan gitse, 3 lira tarlaya verilse, 1 lira kâr kalsa ücret de artabilir ama böyle halk da faydalanmiyor, isçi de faydalanmiyor” dedi. Ücretlerin düsük olmasinin bir baska sebebine iliskin ise sunu söylüyor: “Isçi sayisi az olsa mecburen 100, 150 liraya da çalistirabilir.”

KILOSU 1 LIRAYA KURU SOGAN!
Kilosu 10 liraya ulasan kuru sogan, dün Ankara’da bir markette “Kilo 1 TL” etiketiyle tezgahtaki yerini aldi. Bu düsük fiyatin sirri ise soganlarin çürük olmasi... Ancak kilosu 1 TL’ye satilan sogan, çürük olmasina ragmen ilgi gördü.
 
 
27.5.2019
Devamı

Çiftçi Kendine Uzanacak Dost Eli Bekliyor

11 ayin sultani Ramazan ayini hep birlikte idrak ediyoruz. Tarim sektörü ise sorunlara kalici çözümler bekliyor. Ülke olarak tekrardan Istanbul’da yapilacak olan seçime yöneldik. Hükümeti’nde muhalefetinde gündeminde Yüksek seçim Kurulu tarafindan iptal edilen Istanbul seçimi var.
Tarim sektörünün gündeminde ise çesitli sorunlar karsisinda üretimden çekilmesi var.
Kimisi küçülmeye dogru gidiyor. Kimi üreticiler ise bulundugu isten vaz geçerek arayis içerisinde.
Ülke olarak diger sektörler ’de oldugu gibi tarim sektöründe de sikintilar git gide artiyor.

Özellikle hayvancilik sektörü son dönemde büyük sikintilar içerisinde. Yem fiyatlarina ardi ardina yapilan zamlar hem besiciyi hem de süt üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Üreticiler artan yem fiyatlarinin altinda ezilirken devlet babasindan uzanacak sefkatli eli bekliyor. Özellikle hükümet ’ten ve Tarim ve Orman Bakanligindan yem fiyatlarina müdahale edilmesini istiyor.
Anadolu’dan edindigimiz bilgilere göre üretici ve üreten tedirgin. Herkes gemisini kurtarmanin pesinde. Girdi fiyatlarinin altinda ezilmeye devam eden tarim sektörünün olmazsa olmazi çiftçi kendisine uzanacak dost eli beklerken; diger taraftan ’da ülkesine ve milletine bagliligi ile kendi çapinda da sorunlarina çözüm arayisinda.

Geçtigimiz günlerde de hiç gündemden düsmeyen Milli Birlik Projesini çok konustuk. Çok yazdik. Birçok kesimden bu projeye yönelik görüsler ve yorumlar yapildi. Bilindigi üzere kurulu bir sistemi bozup tekrardan yapilandirma yapmak uzun zaman alir.  Tarim sektörünün böyle uzun zamanlara ihtiyaci hasil degil. Tarim ’da holding yâda bir baska sey disinda Ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar var.  Asil olan bunlara egilerek yerli ve milli üretime ve üreticiye katkilar saglayarak deger katmaktir.

Sayin Cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdogan’in dedigi gibi ‘Türk Tarimini Kalkindirmadan Türkiye’yi Kalkindiramayiz.’  Bu sözden yola çikarak Türkiye’yi kalkindirmak, tarimi sahlandirmak istiyorsak yerli ve milli olana yüzümüzü dönerek ayni zamanda tarim ürünlerine yönelik ithalatlardan vaz geçip iç piyasaya yönelirsek özelikle et ithalatindan vaz geçerek Türk Tarimini kalkindiririz.

Muhammet Oluklu
Anadolu Izlenimleri Genel Yayin Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
 
 
 
 
 
 
 
27.5.2019
Devamı

RAMAZANDA BESLENME

Ramazan ayinda optimal beslenmeyi saglamak önemlidir. Yapilan birçok bilimsel çalismada Ramazan orucunun vücuttaki metabolizmayi yavaslattigi belirlenmistir. Bu sonuçlara göre beslenmemiz normal vücut agirligimizi korumak, agirlik kaybetmemek veya agirlik kazanmamayi destekleyecek sekilde olmalidir. Oruç sirasinda bas agrisi ve hazimsizlik gibi minör, böbrek ve sindirim sorunlari gibi ciddi saglik sorunlari ortaya çikabilir. Bu nedenle saglikli kalmak, dengeli bir diyeti sürdürmek ve hijyenik besinleri tüketmek önemlidir.

Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir. Son yillarda Ramazan ayinin yaz aylari içinde olmasi nedeniyle, açlik süresi daha uzun oldugundan iftar ve sahur ögünlerinde besin tüketimi daha fazla olmaktadir. Tüketimin fazla olmasi saglik sorunlarini da hayli arttirmaktadir. Açlik süresinin uzun olmasi, ara ögünlerin olmamasi ve günlük ögün sayisinin azalmasindan dolayi metabolizma yavaslamakta ve kilo kontrolü de kolay olmamaktadir… Sahur, ise Ramazan ayinda dikkat edilmesi gereken diger önemli ögündür. Kan sekerini dengede tutabilmek için, sahur yapilmalidir. Kizartma, kavurma, salam, sosis, sucuk gibi sarküteri ürünleri çok yagli, çok baharatli, tuzlu oldugundan bu besinlerden uzak durmaliyiz.

Iklim kosullari, çalisma kosullari degisikligi gibi etmenlerinin yani sira Ramazan ayi da beslenme düzenimizde radikal degisikliklere neden olmaktadir. Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir.
Bazi bireyler Ramazan sirasinda diyet aliskanliklarini minimize etmeye egilimlidir. Bu kisiler iftar ögününde toplam karbonhidrat miktarinin önemli bir kismini basit sekerler olarak almayi tercih ederler. Bu durumda da ögün sonrasinda kanda glukoz dalgalanmalarina neden olmaktadir. Sahur ve iftar yemeginde, besin ögeleri içeriklerinde büyük farkliliklar bulunmaktadir. Bu nedenle her iki ögünde besin ögeleri içeriklerine büyük özen gösterilmelidir.

Bunun için:
Karbonhidrat içeren besinler sinirlanmalidir.
 Basit seker içerikleri yüksek olan besinler iftar ögününün sonunda tüketilmelidir. Buradaki amaç proteinler ve yaglarla birlikte karisik bir diyetle birlikte tüketilen karbonhidratlarin ince bagirsaklardan emilimi ve yüksek glisemik yüklerinin yavaslatilmasidir. Karbonhidrat içeren besinlerin glisemik yüklerine ( miktar ve kalitesi) dikkat edilmelidir.
Bunlar saglikli besinleri ve uygun porsiyonlari tercih ederek yapilmalidir. Oruç tutan bütün bireyler gereksinmelerini besin ögelerinden zengin, degisik besinleri içeren saglikli bir diyetle saglamalidir
Genellikle Ekmek, Hamur isi, unlu mamuller, kirmizi et ve özellikle tatli tüketimi artmaktadir. Meyve ve sebze tüketimi ise azalmaktadir. Ramazan ayi boyunca vücudun günlük ihtiyaci olan karbonhidrat, protein, yag, vitamin ve mineral miktari diger günlerle ayni olmalidir. Beslenme aliskanliklarinin planlanmasi ve düzenli uyku ile bedenimiz Ramazan ayinda zararli fazlaliklardan kurtularak yenilenmeye baslar. Mide, karaciger, bagirsak gibi organlar dinlenerek kanin temizlenmesine büyük yarar saglamaktadir. Ramazan ayinin ilk günlerinde beslenme düzenindeki degisiklik sebebiyle mide yanmasi, uyku bozuklugu, kabizlik, dikkatsizlik, bas agrisi, bas dönmesi gibi bazi saglik problemleriyle karsi karsiya gelinebilmektedir.
Metabolizmamiz için gerekli olmayan aktivitelerden kaçinan vücut, odaklanma, ögrenme ve algilama ve hafizanin daha iyi çalismasina katki saglamaktadir. Ramazan ayin da özellikle iftar sofralarinda çok çesitli yemekler ve büyük porsiyonlar oldugu görülmektedir. Orucu açarken kan sekerinin çok düsük olmasindan dolayi f a z l a miktarda besin tüketimi istegi olmaktadir. Bu durumda çok hizli sekilde ve yüksek miktarlarda besin tüketilmektedir. Beslenme ve saglik açisindan yapilan en ciddi yanlis budur.

BAZI ÖNERILER:
Sahur yemegi: Yavas sindirilen gün boyu besleyici özelligini sürdüren besinlerden olusmalidir. Bu amaç için;
– Tam bugday ürünleri, kurubaklagiller ve sert kabuklu yemisler seçilmelidir.
– Posadan zengin besinler kepek, tahillar, tam bugday, tohumlar, patates, sebzeler, meyvelerde bulunur ve yavas sindirilmektedir. Bu besinler posa saglar ve oruç süresince kabizligi, midenin bulanti ve bozulmalarini önlemeye yardimcidir.
– Çok hizli sindirilen besinlerden sakinilmalidir. Örnegin, seker, beyaz un ve diger saflastirilmis sekerleri içeren besinler gibi.
– Sahur yemegi sirasinda tatlilarin tüketilmesinden sakinilmalidir.
– Kizartilmis besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler gün boyunca midenin bulanti ve bozulmasina neden olabilir.
– Yüksek tuz/sodyum içeren besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler oruç süresince susamayi arttirmaktadir.
– Sahur süresince 1 bardak taze meyve suyu veya 2-3 bardak su tüketilmelidir.
Iftar yemeginde:
– Iftarda yemege 2-3 adet hurma ve 1-2 bardak yagsiz süt veya su ile baslanmalidir. Hurmalar karbonhidratlar, posa, potasyum ve magnezyum için mükemmel bir kaynaktir. Süt ise protein ve kalsiyumun önemli bir kaynagidir.
– Yogun besinler yenmeye baslamadan önce 1 kase çorba 1 ince dilim tam bugday ekmegi tüketilebilir. Iftar yemeginin kalaninda ise tam tahillar, haslanarak ve firinda pisirilmis sebzeler ve taze meyveler seçilmelidir. Baharatli besinlerin tüketilmesinden sakinilmalidir. Baharatli besinler mide salgilarini uyarir ve oruç sirasinda rahatsizlik hissedilmesine neden olabilir. Eger baharatli besinler tüketilecekse pisirmede veya yemekler tüketilirken sinirli miktarda baharatlar kullanilmalidir.

Iftar yemeginden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karsisina geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kisa mesafeli yürüyüsler yapmak sindirime yardimci olmasi açisindan yararli olmaktadir. Ramazan ayinda yemeklerin pisirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle izgara, haslama ve firinda yapilan yemekler tercih edilmeli, kavrulmus, tütsülenmis ve kizartilmis besinlerden uzak durulmalidir. Günde ortalama 2 - 2,5 litre su içmeye özellikle dikkat edilmelidir. Az su içilmesi durumunda vücut yorgunluk, dikkat güçlügü, hafiza bozukluklari gibi sorunlarla karsi karsiya kalir. Enerji verirken sivi ihtiyacini da karsilayacak ayran, taze sikilmis meyve sulari, soda, sebze sulari vb. içmeye özen gösterilmelidir ancak bunlar günlük su ihtiyacimizin giderilmesine yardimci olmamaktadir. Beslenme düzenindeki degisikliklere bagli olarak olusabilecek kabizligi önlemek için, yemeklerde lif orani yüksek gidalar (kuru baklagiller, kepekli tahillar, sebzeler) taze ve kuru meyveler, ceviz, findik, badem gibi kuru yemisler tercih edilmelidir.

Dr. Mehmet Beykaya
Igdir Üniversitesi Ögretim Üyesi
Gastronomi ve Mutfak Sanatlari

 
27.5.2019
Devamı

Icralik Olan Çiftçi Organlarini Satacak

Çiftçi Numan Yildiz’in, mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünün üzerine yazdigi yazi saskina çevirdi.
Kaynarca ilçesinde yasayan ve kardesleriyle mal paylasimi yapamayinca evi ile ahiri icra yoluyla satiliga çikarilan 54 yasindaki çiftçi Numan Yildiz, traktörünü satamazsa tüm organlarini satisa çikaracagini söyledi.

"TRAKTÖRÜMÜ SATAMAZSAM TÜM ORGANLARIMI SATIYORUM"
Sakarya’nin Kaynarca ilçesi Büyükkaynarca Mahallesi'nde yasayan ve çiftçilik yapan 54 yasindaki Numan Yildiz, kardesleri ile mal paylasimi yapamayinca evi ve ahiri icra yoluyla satisa çikti. 13 kisinin hisse sahibi oldugu evin mahkeme karari sonrasinda satiliga çikartilmasi konusuna karsi çikan Yildiz, satilik traktörünün üzerine ‘Evimi ve ahirimi icradan almak için acil satilik. Traktörümü satamazsam tüm organlarimi satiliga çikariyorum’ yazisini yapistirdi.


YÜZDE 60 ENGELLILIK RAPORU VAR
Mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünü Kaynarca ilçe merkezine park eden ve yüzde 60 engellilik saglik raporu bulunan Numan Yildiz, konuyla ilgili yetkililerden yardim istedi.
 
 
 
23.5.2019
Devamı

Hayvancilik'ta En Büyük Sorun Yem

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Nigde’nin Altunhisar ilçesinde hayvan yetistiricileriyle bir araya geldi. Ilçeye bagli köy ve kasabalardaki ahirlara giderek, besicilerin sorunlarini dinleyen Gürer, “Tarim ve hayvancilikta sorunlar çözülemiyor. Eger böyle giderse hayvanciligin gelecegi sorunlu olur. Ithalata mecbur kaliriz” dedi. 
 
MALIYETLER ARTIYOR
 
CHP Nigde Milletvekili Gürer’e sorunlarini anlatan küçükbas hayvan yetistiricileri ise maliyetlerdeki yüksek artisa dikkat çekti. Yem fiyatlarindaki sürekli artisi dile getirip, yemi bu yil vadeli olarak 90 liraya alabildiklerini, hayvan hastaliklarina karsi kullandiklari ilaç ve ignelerin ise yüzde 200’e yakin oranlarda zamlandigini belirten yetistiriciler, “Yeme bir ay içinde 3 kez zam geldi. Mera alanlari sürekli daraldigi için hayvanlarimizi otlatamiyoruz ve çogunlukla yemle beslenmek zorunda kaliyoruz. Ayrica çoban sorunu da yasiyoruz. Çoban bulmakta zorlaniyoruz” diye konustu. 
 
KOYUN FIYATI YERINDE SAYIYOR, KUZU FIYATI DAHA DA DÜSTÜ. 
 
Geçen yil 1000 liradan sattiklari koyunun bu yil da 1000 lira civarinda oldugunu ifade eden hayvan yetistiricisi “Hayvan yetistiricisinin sicak parasi olmaz. Kurban Bayramindan Kurban Bayrami’na elimize para geçer. Yemi veresiye aldigimiz için etiket fiyatlarindan daha fazla fiyata yem ediniyoruz. Geçen yil 750 liraya sattigimiz kuzuyu bu yil 700 liraya satiyoruz. Girdi maliyetleri sürekli artarken, koyun fiyati yerinde sayiyor, kuzu fiyati ise daha da düsüyor. Bu durumda bizim hayvancilik yapma sansimiz azaliyor” seklinde konustu. 
 
25 LIRALIK DESTEKTEN 4 LIRA KESINTI YAPILIYOR 
 
Yetkililerden hayvanciligin girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için önlem almasini isteyen yetistiriciler, “Hayvanciligin, desteklenmesi gerekiyor. Devlet hayvan basina 25 lira prim veriyor ama bankaya 21 lira yatiyor. Küçücük destekte bile kesinti yapiliyor” dedi. 
 
CHP Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvan yetistiricilerinin büyük sorunlarla bogusurken, iktidarin, bu sorunlara kulak tikadigini belirtti. Sorunlarin çözümü için bir an önce yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yetistiricilerin desteklenmesi ve girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için çalisma yapilmasi gerektigini anlatan Gürer, “Tarim ve hayvanciligin bitmesi demek ülkenin geleceginin bu alanlarda daha sorunlu  olmasi demektir. TÜIK verilerine göre, bugün ülkemizde küçükbas hayvan varligi; 35 milyonu koyun ve 11 milyonu keçi olmak üzere 46 milyonu asmistir. Ancak sorunlarin devam etmesi halinde, ülkemiz ekonomisinde önemli bir yeri olan hayvancilik daha sorunlu noktaya gelecektir. Büyükbas hayvan yetistiricileri yaninda küçükbas hayvan yetistiricileri de son yillarda artan girdi fiyatlari ile magdurdur. Banka kredilerini ödemeyen hayvan sahipleri desteklerin yetersiz oldugunu belirtmekte yem ve ilaç konusunda iktidarin önlem almasi gerektigini ifade etmektedirler. Hayvancilik yapan sayisi, çiftçilik yapan sayisi her geçen gün gibi düsmektedir. Bu gidis iyi gidis degildir. Hayvan varligi son bir yilda olusan girdi fiyatlarinin tehdidi altindadir. Özellikle kirsalda aile tipi besicilere destek artirilmalidir  ” ifadelerini kullandi. 
 
 
21.5.2019
Devamı

Türkiye'de Et Sorunu Yok Ot Sorunu Var

Aksaray Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Türkiye’nin hayvancilik alaninda meralarin son derece önemli oldugunu belirterek, ülkede et sorunu degil ot sorunu oldugunu söyledi. 
Aksaray’in merkeze bagli Ataköy köyünde Aksaray Valiligi, Tarim ve Orman Müdürlügü ve Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi tarafindan yapilan çalismalar ile mera arazisi hayvancilarin hizmetine açildi. 
Açilis töreninde bir konusma yapan Damizlik Koyun ve Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, “Hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin devam edebilmesi, verimliligin ve üretimin artirilmasi için meralar çok önemli. Küçükbas hayvancilikta 2 ayri sorun var. Birincisi çoban, ikincisi mera. Bu isi yapmak için meralara çok ihtiyacimiz var. Ilimizde 187 bin hektar mera arazisi var. Bunun büyük bir kismi su anda tarim tecavüzleri altinda insanlar tarafindan ekilip biçiliyor. Kalanlari da oldukça verimsiz ve ciliz. Girdi maliyetlerimiz, yem maliyetlerimiz çok yüksek. Meralardan yeterince faydalanmamiz gerekiyor. O yüzden meralarin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi, islah edilerek gerçekten hak sahibi olan yetistiricilere, üreticilere teslim edilmesi gerekiyor. 187 bin hektarlik mera arazisinin tamaminin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi ve islah edilmesi hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin önünü açacaktir. Çünkü bu yem fiyatlari, bu rakamlarla bu hayvancilik yapmak mümkün degil. Türkiye’de bir et sorununun varligindan söz ediliyor ama aslinda Türkiye’de bir et sorunu yok, Türkiye’de bir ot sorunu vardir. Avrupa’daki et fiyatlari ile Türkiye’deki et fiyatlari kiyaslaniyor. Avrupa’daki meralarin durumu ile Türkiye’deki meralarin durumlari çok farkli. Bizim meralarimiz çok zayif. Hayvanlarimiza 67 ay evlerimizde bakmak zorunda kaliyoruz. Özellikle büyükbas hayvanlarin tamami mandiralarda besleniyor. Meralarimizin islah edilmesi ve gerçek hak sahibi olan üreticilerimize teslim edilmesini bekliyoruz” dedi.

“Meralarimiz zayif karakterde”

Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise "Ilimizin mera varligi 187 bin hektar oldugu için, çok az yagis alan bir bölgede bulunmamiz ve ayni zamanda su kisitli oldugu için ilimizdeki meralarin tümünün vasfi zayif ve ciliz karakterde. Bu durumun ortadan kaldirilmasi için bakanligimiz ve valiligimizin talimatlari ile müdürlügümüz tarafindan mera islah projeleri uygulanmaktadir. Bugüne kadar il merkezindeki köyler ve ilçelerdeki köylerimizde 80 bin 124 bin dekar merada islah çalismasi yapilmis, 38 bin dekar hazine arazisi de meraya çevrilmistir. Bugün açilisini yapacagimiz Ataköy meramizda 240 dekar olup gübreleme ve bakim çalismalari ile islah edilmistir” dedi.
Mera açilis programina Aksaray Vali Yardimcisi Sahin Bayhan, Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Ziraat Odasi Baskani Emin Koçak, Ticaret Borsasi Baskani Hamit Özkök, Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav, köy muhtarlari ve çok sayida üretici katildi. Yapilan konusmalarin ardindan protokol üyeleri tarafindan mera alaninin açilis kurdelesi kesilerek hayvanlar mera alanina alindi.
 
21.5.2019
Devamı

TMO 26 Yıl Aradan Sonra Kabuklu Kırmızı Mercimek Alacak

Toprak Mahsulleri Ofisi'nce (TMO), 26 yıl sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılması kararı alınırken, alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi.
TMO tarafından, 2019 dönemi kabuklu kırmızı mercimek alım fiyat ve politikalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.
 
TMO dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de 2019 yılı kabuklu kırmızı mercimek hasadının mayıs ayı sonu itibarıyla başlaması öngörülüyor.
 
TMO tarafından 26 yıl aradan sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılacak.
 
Ofis tarafından Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınacak. Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO'ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacak.
 
TMO, üreticilerin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla hububat alımlarında uyguladığı randevulu alım sistemine kabuklu kırmızı mercimek alımlarında da devam edecek. Randevular internet üzerinden "www.tmo.gov.tr", "randevu.tmo.gov.tr" adreslerinden ya da yine internet sitesi üzerinden şube müdürlükleri ile ajans amirliklerinden alınabilecek.



Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü alım yapılacak.
 
2019 döneminde kabuklu kırmızı mercimek alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi. Belirlenen bu fiyat, Tarım ve Orman Bakanlığınca verilecek ton başına yaklaşık 800 lira prim ve diğer desteklerle 3 bin 300 liraya kadar yükselecek.
 
TMO'ya kabuklu kırmızı mercimek teslim edecek üreticilerin alım noktalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmaması için ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları, ürünlerini randevu alınan günde getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri, ürünün, ürün sahibi veya vekalet verdiği kişi tarafından getirilmesi gerekiyor.
 
 
 
20.5.2019
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu: "Hayvancılıkta İyi Noktada Değiliz"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.” dedi.
Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı’yı ziyaretinde açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye‘de 30 bin veteriner hekimi temsil eden bir kuruluş olduklarını söyledi.



“Hayvancılıkta iyi bir noktada değiliz”
Türkiye’nin hayvancılıkta istenilen yerde olmadığını belirten Eroğlu, “Halen hayvan ithal ediliyor, et ithal ediliyor. Bu, kendi ihtiyacımızı karşılayamadığımız anlamanı gelir ki o zaman üretime dönük planların yapılması gerekiyor. Dünya, bugün iki noktada yarış halinde. Biri artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek, diğeri ise kaliteli ürün elde edebilmek. Burada veteriner hekimlik önemli bir yerde bulunuyor.” diye konuştu.

Veteriner hekimlerin daha etkin role kavuşturulması gerektiğine işaret eden Eroğlu, “Bugün ne yazık ki ülkemizde hayvansal yönetim ileri seviye ülkelerdeki gibi değil. Bunun nedenleri konuşmak gerekir. Bizde hep sonuçlar konuşulur ancak bunun bir de o sonuca ulaştıran sebepleri vardır. Hem veteriner hekimin icrası noktasında hem hayvancılığımızın geldiği konumdan mutlu değilsek, bunun nedenleri üzerinde düşünüp çözüm üretmek gerekir. Veteriner hekimlerin önündeki yetki karmaşıklığının önüne geçmek ve yapılandırmayı gerçekleştirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“İthal ettiğimiz kadar hayvanı hastalıktan kaybediyoruz”
Hayvan sağlığının önemine vurgu yapan Ali Eroğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.
Dünyada hayvan hastalıkları, hayvansal üretiminin yüzde 20’sini yok ediyor. Gelişmiş ülkelerde bu kaybın önüne geçmek için hayvan hastalıkları konusunda çeşitli önlem alınıyor. Bunu veteriner hekimler aracılığıyla yapıyorlar. Hastalık sonrasında iyileştirmek için harcanan bütçe, hastalığı önlemek amacıyla harcanan bütçenin üç katı. O zaman koruyucu hekimlik büyük önem arz etmektedir.”

“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler, başkalarının ürettiklerini tüketir”
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, üretimi artırmak gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onların istediği kalitede ve fiyattan. Dolayısıyla sizin fiyat belirleme şansınız yoktur. Dünyada kendi ayaklarınız üzerinizde durabilmeniz, insanınızın sağlıklı ve mutlu olabilmesi için üretim artmalıdır.
Hayvan ıslahı noktasında ülkemiz çalışmalar yaptı. Bence bu çalışmada başarılı olamadı. Geldiğimiz noktada hala hayvanı ithal edip, ithal yemle besliyoruz. Hem besleme hem ıslah hem hastalıklarla mücadelede hem desteklemelerde hem de fonksiyonel yapı kazandırıldığı takdirde ülkemizin potansiyelini yüksek görüyorum.

“Meralara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirilmeli”
Hayvansal yem üretiminin artırılması gerekmektedir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 milyon hektarlık alan nadasa bırakılıyor. Devlet alacağı bir kararla bu alanlara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirebilir. Meraları yeniden rehabilite etmeliyiz. Avrupa ülkelerinde mera hayvancılığı olduğu için et fiyatları Türkiye’ye göre daha uygun. Tüketici, Avrupa’da daha ucuza tüketirken Türkiye’de daha pahalıya yiyoruz. Avrupa’da tarım arazilerinin yüzde 70’i yem bitkilerine ayrılıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 26. Yüzde 26 ile bunu çözemeyiz.”
Türkiye’de çok fazla veterinerlik fakültesi bulunduğunu da yineleyen Eroğlu, “Türkiye’de 31 veterinerlik fakültesi bulunuyor. Bunun 26’sı eğitim ve öğretim veriyor. Her yıl bu fakültelerden binlerce öğrenci mezun oluyor. Yaptığımız hesaplamaya göre, şu anda kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının yarısına yakın bölümünün daha kamuda istihdam edilmesi gerekiyor. Bu fakülteler lise açılır gibi açılmaz. Laboratuvar, hastane altyapısı, uygulama alanları, değişik fiziki mekânlar olması gerekiyor.” diye konuştu.
 
 
 
20.5.2019
Devamı

Ekonomik Kriz Çiftçiye Gübre Darbesi Yaptı

Ekonomik kriz, çiftçiye gübre darbesi yaptı. Çiftçiler, fiyatların aşırı ölçüde yükselmesi nedeniyle gübre kullanamaz hale geldi. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!

329 MİLYON TL ZARAR ETTİ
Gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da çiftçi iştiraki olan GÜBRETAŞ geldi. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre, GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. Kötü geçen 2018 yılına rağmen GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 80-88 artırıldı.

YANGINDAN MAL MI KAÇIRIYORSUNUZ?
GÜBRETAŞ Genel Kurulu’nda, Yönetim Kurulu başkanı olan Fahrettin Poyraz’ın aylık huzur hakkı ücreti 5 bin liradan 9 bin liraya, diğer yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri ise 4 bin liradan 7 bin 500 liraya yükseltildi.
Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri her yıl yüzde 20-25 oranında artırılırken, şirketin yüksek oranda zarar açıkladığı bir dönemde yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artırılması; “Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?” eleştirilerini gündeme getirdi.

GÜBRETAŞ’ın 2 Mayıs’ta yapılan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu üyeliklerine; Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bağcı, Tarım Kredi Kooperatifleri eski Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti İnegöl Belediye Meclis üyesi Selahattin Külcü, GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, AK Parti  Bursa eski Milletvekili ve eski İl Başkanı Mehmet Tunçak ve Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Okan Ateş seçildi.
Çiftçi, yaşanan ekonomik krizden dolayı aşırı yükselen gübre fiyatları sebebiyle gübre kullanamadı. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!.

Çiftçi yaşanan krizden dolayı zor günler geçirirken, çiftçinin gübre şirketinde Yönetim Kurulu’nun maaşına yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artış yapıldı. Çiftçinin gübre şirketi olan GÜBRETAŞ’ın, 2018 yılına ilişkin genel kurulu 2 Mayıs’ta yapıldı. Genel kurula sunulan bilgiler dikkat çekerken, AKP eski milletvekili ve belediye meclis üyelerinin de bulunduğu Yönetim Kurulu üyelerinin maaşlarına yapılan yüksek artış çiftçide şok etkisi yaptı.

ASIL DARBEYİ SATIŞLARDAN YEDİ
GÜBRETAŞ için 2018 yılı diğer gübre firmaları gibi iyi bir yıl olarak geçmedi. Yaşanan krizle birlikte gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da GÜBRETAŞ geldi. GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. Yaşanan ekonomik krizin faturası GÜBRETAŞ’a ağır oldu. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. 2018 yılı hem çiftçi hem de iştiraki olan GÜBRETAŞ için iyi bir yıl olarak geçmezken, GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretlerinin bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 100’e yakın bir oranda artırılması ‘Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?’ eleştirilerine neden oldu.

ÜRETİM VE SATIŞI DÜŞTÜ
GÜBRETAŞ, satışlarının önemli bir kısmını bağlı ortaklığı olduğu Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile gerçekleştirirken, yaşanan krizden dolayı 2018 yılında hem gübre üretimi hem de gübre satışı düştü. 2018 yılında 515.880 ton kompoze, 91.810 ton azotlu ve 62.440 ton fosfatlı gübre olmak üzere toplam 670.130 ton katı gübre üreten GÜBRETAŞ, katı gübre üretimini 2017 yılına göre yüzde 1,92, sıvı ve toz gübre üretimi ise yüzde 5,35 düştü.
 
 
 
 
20.5.2019
Devamı

Yaş Çay Taban Fiyat Açıklandı

 ÇAYKUR Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen basın toplantısında yaş çay taban fiyatını açıklayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, taban fiyatı bu sene 2 lira 90 kuruş olarak belirlediklerini, 13 kuruş destekleme ile bu rakamın 3 lira 3 kuruş olduğunu söyledi. 

Kimseye haber vermeden geçen günlerde Rize’ye gelerek çay bahçelerini incelediğini belirten Pakdemirli, yaşlı çay bahçelerinin artık yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş çay taban fiyatını açıklayarak “Cumhurbaşkanımız bizim düşündüğümüzün de biraz daha ötesinde bir çay fiyatı açıklamamızı istedi. Yaş çay taban fiyatını inşallah bu sene 2,90 TL olarak belirledik. 13 kuruş destekleme ile 3 TL 03 Kuruş olarak belirledik” dedi.

ÇAYKUR’un yaptığı çalışmalara da değinen Bakan Pakdemirli, kurumun kendini modernize etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, “ÇAYKUR’un finansal performansı bölge ekonomisi için de son derece önemli. ÇAYKUR, 2018 yılında 732 bin ton yaş çay alımı yaptı, müstahsile de 1 milyar 768 milyon lira da peşin ödemede bulundu. 2018 yılında da üretim olarak 134 bin ton kuru çay üretti. 105 bin ton satış yaparak 2018 yılını kapatmış oldu” ifadelerini kullandı. 

Çayın bölge ekonomisi için önemine de dikkat çeken Bakan Pakdemirli, çay bahçelerinin yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti.
 
 
17.5.2019
Devamı

Tarım Şurası Yönetmeliği Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığından:
TARIM ŞÜRASI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Dayanak, Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tarım Şürasının oluşumu, işleyişi ve görevleri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 - (1) Bu Yönetmelik, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 410 uncu ve 508 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 - (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakan: Tarım ve Orman Bakanını,
b) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,
c) Bakan yardımcısı: Şüra toplantılarını yürütmek için Bakan tarafından görevlendirilen Bakan yardımcısını,
ç) Çalışma belgesi: Çalışma gruplarınca, Şüra gündemindeki konularla ilgili hazırlanan belgeyi,
d) Çalışma grubu: Şüra gündemindeki konularla ilgili çalışma belgesini hazırlamak üzere oluşturulan grubu,
e) İlgili birim: Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığını,
f) Komisyon: Şüra üyeleri arasından Şüra gündemindeki konularla ilgili oluşturulan komisyonu,
g) Şüra: Tarım Şürasını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Şüranın Hedefleri, Kuruluşu, İşleyişi ve Görevleri
Şüranın hedefleri
MADDE 4 - (1) Şüranın hedefleri, bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi; gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliğini temin; kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyo-çeşitliliğin korunması ile bu kaynakların sürdürülebilir kullanımı; çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi; tarımsal ve hayvansal üretimin planlanması, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi; tarımsal piyasaların düzenlenmesi; orman ve mera yönetimi; tabiatın korunması, konularında çalışmalar yapmaya ve stratejiler oluşturmaya yardımcı olacak kararları almaktır.
Şüranın kuruluşu ve işleyişi
MADDE 5 - (1) Şüra istişari bir organ olup; Bakanlığın faaliyetleri ile ilgili olan diğer bakanlıkların kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve Bakanlık birimlerinden Şüra gündemine göre Bakanlıkça belirlenecek yönetici ve ilgili personelden oluşur. Şüranın Başkanı Bakandır.
(2) Şüra, Bakan tarafından belirlenecek tarihlerde toplanır. Şüranın açılışı Bakan tarafından yapılır. Bakanın katılamadığı durumlarda Şüra toplantıları, görevlendirilen Bakan yardımcısı başkanlığında yapılır.
(3) Şüra, katılan üyelerin oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Bakanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
(4) Şüranın açılışının ardından toplantıların yönetiminde başkana yardımcı olmak üzere Şüra üyeleri arasından, biri Bakanlık personeli olmak üzere, iki başkan vekili ile üç raportör Şüra üyeleri tarafından seçilerek Şüra Başkanlık Divanı oluşturulur.
Şüra Yürütme Kurulunun kuruluşu
MADDE 6 - (1) Şüra Yürütme Kurulu, Bakanın görevlendireceği Bakan yardımcısı başkanlığında; Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Sekreteri, bir öğretim üyesi ve Bakanın uygun göreceği en fazla üç bakanlık personelinden oluşur. Şüra Yürütme Kurulu, kararlarını oy çokluğu ile alır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
Şüra Yürütme Kurulunun görevleri
MADDE 7 - (1) Şüra Yürütme Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Şüra çalışmaları ile ilgili kararları almak.
b) Şüra gündemine esas teşkil edecek konuları belirleyerek çalışma gruplarını oluşturmak.
c) Çalışma gruplarının sayısını, toplantı esaslarını ve sürelerini belirlemek.
ç) Şüranın tarih ve gündemini belirlemek.
d) Şüra esnasında komisyonlarda yer alacak Şüra üyelerini belirlemek.
Şüra Genel Sekreterliği
MADDE 8 - (1) Şüra Genel Sekreterliği, ilgili birimden Bakan onayı ile görevlendirilen, en az lisans düzeyinde eğitim almış bir Genel Sekreter ile iki genel sekreter yardımcısı ve yeterli sayıda yardımcı personelden oluşur.
Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri
MADDE 9 - (1) Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri şunlardır:
a) Şüranın oluşumu için Şüra Yürütme Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda gerekli çalışmaları yapmak.
b) Şürada görüşülecek konuların belirlenmesi ve çalışma gruplarının oluşturulmasına yardımcı olmak.
c) Çalışma grupları tarafından hazırlanarak sunulan çalışma belgeleri ile ilgili gerekli çalışmaları yapmak.
ç) Şüra Yürütme Kurulunca belirlenen, Şüra tarih ve gündemini Bakanın onayına sunmak.
d) Şüra gündemi ile hazırlanan çalışma belgesinin Şüra üyelerine gönderilmesini sağlamak.
e) Çalışma grupları arasındaki koordinasyonu sağlamak.
f) Şüranın düzenli ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almak ve komisyonlar arasındaki koordinasyonu sağlamak.
g) Şüra kararlarının, Şüra üyelerine ve ilgili yerlere gönderilmesi için gerekli çalışmaları yapmak.
Çalışma gruplarının kuruluşu
MADDE 10 - (1) Çalışma grupları; Şüra gündemindeki konularla ilgili olarak çalışma belgesi hazırlamak üzere, Şüra Yürütme Kurulu tarafından oluşturulur. Çalışma grubu üyeleri konusunda uzman olan en az on kişiden oluşur.
Çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları
MADDE 11 - (1) Çalışma grupları ilk toplantılarında başkan, başkan yardımcısı ve iki raportör seçer. Bu seçim oy çokluğu esasına göre yapılır.
(2) Çalışma grupları, Şüra Yürütme Kurulunun belirlediği çalışma esaslarına uygun olarak gerektiğinde alt çalışma grupları kurar. Her bir çalışma grubu kendi konularında çalışma belgesi hazırlayarak, en geç doksan gün içerisinde bu çalışma belgesini Şüra Genel Sekreterliğine sunar.
Şüranın çalışma usul ve esasları
MADDE 12 - (1) Komisyonlar; çalışma gruplarında görev alan Şüra üyeleri ile konuyla ilgili diğer Şüra üyelerinden oluşur. Komisyonlar çalışmalarını ayrı ayrı yürütür. Şüra Başkanlık Divanınca, benzer konularda çalışma yapan çalışma grupları, aynı komisyon altında birleştirilebilir. Şüra çalışmaları sırasında gündemdeki konular ile ilgili olarak oluşturulan komisyonlar Şüra Başkanlık Divanınca açıklanır.
(2) Komisyonlar ilk toplantılarında, kendi üyeleri arasından açık oy ve oy çokluğu esasına göre bir başkan, bir başkan yardımcısı ve iki raportör seçer.
(3) Komisyonlar, Şüra programı ve gündemine uygun olarak kendi konusuyla ilgili çalışmalar yapar ve raporunu hazırlar. Komisyonlar, kararlarını oy çokluğu ile alır ve tutanağa bağlar. Hazırlanan bu raporlar başkan, başkan yardımcıları ve raportörler tarafından imzalanır ve Şüra Başkanlık Divanına sunulur.
(4) Hazırlanan raporlar, komisyon başkanınca veya seçilen bir sözcü tarafından Şüraya sunulur. Bu raporlar Şüra tarafından incelenir, görüşülür ve karara bağlanır.
(5) Şürada alınan bu kararlara göre komisyonlar; sonuç raporlarını düzenler ve toplantı tutanakları ile birlikte Şüra Başkanlık Divanına teslim eder.
(6) Şüra Başkanlık Divanınca raporlar tekrar okutulur ve söz almak isteyen üyelerin tümünün görüşünü belirtmesi ile görüşmeler tamamlanır ve oylama yapılır. Komisyon raporlarına ilişkin olarak yapılan oylamada her üye kabul veya ret şeklinde oy kullanır. Çekimser oy kullanılmaz. Komisyon raporları, oy çokluğu esasına göre kabul edilir. Kabul edilenler Şüra kararına dönüştürülür.
(7) Şüra çalışmalarının tamamlanmasının ardından çalışmaları değerlendiren bir sonuç bildirgesi hazırlanır ve Bakan tarafından kamuoyuna açıklanır. Kararlardan hangilerinin yürürlüğe gireceği Bakan Onayı ile kesinleşir.
(8) Bakanlığı doğrudan ilgilendiren Şüra kararları önem ve önceliğine göre uygulama programlarına konulur. Diğer bakanlıklar ile ilgili hususların uygulama programlarına alınması için ilgili bakanlıklara önerilerde bulunulur.
Şüra kararlarının yayımlanması
MADDE 13 - (1) Şüra Kararları, Şüra toplantı bitimini takip eden en geç altı ay içinde Bakanlık tarafından yayımlanarak ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara gönderilir.
(2) Yayımlanan kararlara ilişkin uygulamaların izlenmesi amacıyla Şüra Genel Sekreterliği tarafından bir program hazırlanır ve ilgili kuruluşların işbirliği ile bu programa göre yapılan çalışmalar izlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler
MADDE 14 - (1) 5/10/2004 tarihli ve 25604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) 31/3/2012 tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ormancılık ve Su Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 15 - (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 16 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.5.2019
Devamı

Tarım ve Orman'da Hangi Bakan Yardımcısı Hangi Kurumu Bakıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Bakan Yardımcıları arasındaki iş bölümü yeniden düzenlendi. Düzenleme ile Bakanlık Merkez Teşkilatındaki genel müdürlük ve daire başkanlıkları ile bağlı ve ilgili kuruluşların bağlı olduğu Bakan Yardımcıları da belli oldu.
Bakan Yardımcıları, Tarım ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen görevleri, 28 Ağustos 2018 tarihli Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı doğrultusunda yürütüyorlardı.
Söz konusu Talimat yürürlükten kaldırılarak, Bakan Yardımcıları için iş bölümü yeniden düzenlendi. Yeni Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı uyarınca Bakan Yardımcıları ile bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlar şöyle:

Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı
Şeker Dairesi Başkanlığı
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
Hayvancılık Genel Müdürlüğü
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı
Orman Genel Müdürlüğü
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü
Meteoroloji Genel Müdürlüğü
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Fatih Metin
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
Strateji Geliştirme Başkanlığı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Türkiye Su Enstitüsü
 
 
16.5.2019
Devamı

Tarım'da Milli Seferberlik Başlatılmalı

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Türkiye’den daha küçük yüz ölçümüne sahip birçok Avrupa ülkesinde tarımsal verimlilik çok daha yüksek. Ülkemizdeki gıda fiyatlarının artmasının temel nedenlerinden biri bilinçli tarım uygulamalarının olmamasından kaynaklanıyor. Maliyetleri düşürmek, verimi artırmak ve tarımdaki başarıyı üst seviyelere çıkarmak için tarım alanlarında mutlaka toprak analizi yapılmalıdır” dedi. 

Ürün pahalılığının önüne geçmek ve tarımsal verimliliği artırmanın önemini vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bilinçli tarım politikaları ve toprak analizinin önemine dikkat çekti. Tarım alanlarında yapılan toprak analizinin verimlilik açısından hayati önem taşıdığını ifade eden Palandöken, “Dünyada kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında yer alan ülkemiz, büyük bir tarım potansiyeline sahip. İklimsel özellikler ve ülkemizin coğrafi konumu sayesinde fındık, kiraz ve incir üretiminde dünyada birinci sıradayız. Verimli Anadolu topraklarında yetişen çok sayıda tarım ürünüyle dünyanın önde gelen tarım ülkelerinden biriyiz. Eğer ülkemizdeki tarım politikaları daha bilinçli ve kaliteli bir şekilde uygulanırsa tarımsal gelir açısından milli ekonomiye daha büyük bir katkı sağlayabiliriz. Bunun için de öncelikle toprak analizinin üzerinde durmalıyız. Toprak anayı küstürmemek için yanlış sulama ve bilinçsiz gübrelemenin önüne geçmeliyiz. Son zamanlarda tarım ürünlerinde görülen fiyat artışının önüne geçmenin yolu da doğru tarım politikalarını uygulamaya koymaktan geçiyor” diye konuştu.

Tarım ’da Milli Seferberlik Başlatılmalı

Ülkemizdeki tarım arazilerinin çok parçalı ve dağınık olduğuna değinen Palandöken, “Tarımsal arazilerin bu yapısı, tarımdaki bazı modern tekniklerin uygulanmasını zorlaştırdığı gibi maliyetleri de artırıyor. Hem çiftçinin kazancı düşüyor hem de fiyatlara olumsuz yansıyor. Gıda kalemindeki enflasyonu da olumsuz etkileyen bu durumun önüne geçebilmek için tarım politikalarımız gözden geçirilmeli. Yapılan araştırmalara göre bir dönümlük arazide bile doğru gübre kullanmak yüzde 40 civarında ürün artışı sağlıyor. En yüksek verimi almak için tarım alanlarında toprak, gübre, tohum ve su doğru kullanılmalı. Öte yandan BM Gıda ve Tarım Örgütü tahminlerine göre 2050 yılına kadar dünyada gıda talebinin bugüne oranla yüzde 70 artması bekleniyor. Her geçen gün çoğalan nüfus ve buna bağlı olarak artan gıda talebini fırsata çevirmek için tarım alanında milli seferberlik başlatmalıyız” ifadelerini kullandı.
 
16.5.2019
Devamı

Tarım ÜFE Yıllık Bazda Rekor Kırdı

Türkiye İstatistik Kurumu, nisan ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, nisanda bir önceki aya göre yüzde 1,09 artışla 162,35 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,75 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 18,12 yükseldi.
Böylece Tarım-ÜFE endeksi yıllık bazda endeks tarihinin rekorunu kırdı.

Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 1,06, ormancılık ürünlerinde yüzde 4,43 artış gerçekleşirken balıkçılıkta yüzde 0,06 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,33, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,67 artış kaydedildi.
Tarım_ÜFE endeksinde aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş ürünlerin başında yüzde 17,02'lik artışla domates geldi. Kuru soğan yüzde 14,74 artarken, patates yüzde 13,44 yükseldi.
 
15.5.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: "Elektrikli Traktörde Yakın Zamanda Seri Üretime Geçilecek"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çiftçiler ile iftar etkinliğinde konuştu. "Toplamda 3 milyar 447 milyon lira destek ödemesi yapmış olacağız" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu sene buğday ve arpa alım fiyatını erkenden açıkladık. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından geçen yıl ton başına 1050 TL'den alınan sert ekmeklik buğdayın fiyatı, yüzde 29 artışla ton başına 1350 TL olmuştur" dedi. Erdoğan konuşmasının son bölümünde ise "Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz" dedi.

Başkan Erdoğan hayvancılık sektörüne değinerek şunları kaydetti
 
"Büyükbaş hayvanda 2023 yılında 19 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz. 2002 yılında 32 milyon baş olan küçükbaş hayvan sayısını 2023 yılında sürü büyütme projemiz ile 100 milyon başa yükseltmeyi planlıyoruz. Süt üretimini ise 2023 yılında 24 tona, kırmızı et üretimini ise 1,7 milyon tona taşıyacağız. Ülkemizde kişi başı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Aynı şekilde kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Halen et fiyatlarının arzu ettiğimiz seviyelerde olmadığını biliyorum. İnsanımıza eti uygun fiyattan yedirmeye kararlıyız. Maliyetlerinizi düşürecek politikalara daha fazla ağırlık vereceğiz"

Bayrama kadar 2,4 Trilyon Ödenecek

" Muhalefet bilmeden konuşsa da bu rakamlar dünya fiyatlarının üzerindedir. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize yaklaşık 200 lira prim, mazot ve gübre desteği yapılacaktır. Bayrama kadar yapılan desteklerin müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bayrama kadar 2,4 katrilyon küklü pamuk desteği, 662 trilyon yağlık ayçiçeği desteği ve 385 trilyon çiğ süt desteği ödemelerini yapıyoruz. Türk çiftçisini teknolojik bakımdan daha avantajlı konuma getirecek projeleri de tek tek hayata geçiriyoruz. Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz. Tarım Şurası'nı da Eylül ayında topluyoruz. Tüm paydaşların katılacağı şurada hem son 10 yılın kapsamlı değerlendirmesini yapacak hem de gelecek döneme dair yol haritasını çıkaracağız. Rabbim bizleri Ramazana kavuşturduğu gibi inşallah bayrama da kavuştursun duasıyla yeni hasat döneminin bereketli olmasını diliyorum. Soframızı şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Allah'a emanet olun.
 
 
15.5.2019
Devamı

Besici'ye Dünya Çiftçiler Günün'de ŞOK

Besilik İthalat Açıldı
Tarım ve Orman Bakanlığınca 25 Aralık 2018 den beri kapalı olan besilik ithalatı bugün açıldı.
Karkas fiyatları 1TL düşerken besici feryatta.
Hayvancılık sektörünün üzerinden bir türlü kara dumanlar gitmek bilmiyor. İç piyasada yerli üretici ekonomik sıkıntılarla uğraşıp dururken bu kez de besilik ithalat kapıları açılarak yerli üreticinin işletmesine kilit mi vuruluyor? Sorusu akıllara geldi.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğünce açılan besilik ithalatın 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günün ’de açılması da manidar oldu. 
 
14.5.2019
Devamı

Bugün Elleri Nasırlı Olanların Günüdür

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik dünya çiftçiler günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Başkan Çelik; “ Bugün nasırlı elleri öpülesi insaların günüdür. ”dedi.
TÜDKIYEB Başkanı Çelik Şunları kaydetti.
“4 Mayıs, Dünya’da ve ülkemizde insanların gıda ihtiyacını büyük zorluklara rağmen karşılamak adına, toprağını işleyerek, hayvanına bakıp besleyerek üreten, nasırlı elleri öpülesi insanların günüdür.
Bu vesileyle sadece 14 Mayıs değil, yılın her gününün alın teri ile çalışan, üreten çiftçilerin günü olması düşüncesiyle bütün çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü kutluyorum.”dedi.
 
 
14.5.2019
Devamı

14 Mayıs ve Çiftçi

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü! Dünya Çiftçiler Günü Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun (IFAP) kuruluş tarihi olan 14 Mayıs 1984 yılından beri her yıl kutlanıyor. Dünya Çiftçiler Günü'nde beslenmemiz için gerekli tarım ürünleri üreten çiftçilerimizin bağ, bahçe ve tarlada nasıl zor şartlar altında çalıştıkları hatırlatılarak onların haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesine dikkat çekiliyor. 

14 Mayıs ve Çiftçi

Peki 14 Mayıs’ta mı çiftçi sadece hatırlanacak ve anılacak. Anılacak diyorum çünkü Anadolu’nun bir çok yerinde çiftçiler üretimi çiftçiliği bırakmış durumda. Her geçen gün çiftçimiz eriyip gidiyor. Bizlerde sadece seyrediyoruz. 
 Nereye kadar? Bu duruma Dur demek için Tarım sektörünü ayağa kaldırmak için neyi bekliyoruz. Çiftçi sadece 14 Mayıs gününde hatırlanmamalı. Bu hatırlamayı yılın her gününe yayarak reelde destekleyerek, girdilerini düşürerek bugün zor günde oldukları gibi yanlarında olarak;
Mazotu yarı fiyatına vererek, Tarımsal destekleri gününde ve zamanında ödeyerek, sıkıştığımızda ithalat kapısını çalmadan yerliyi destekleyerek gibi 14 Mayıs Çiftçiler gününü çok daha güzel kutlarız.
Muhammet Oluklu
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni

 
 
14.5.2019
Devamı

Tarım Bakanları Zirvesinde İkili Görüşmeler Dikkat Çekti

Bakan Pakdemirli başkanlığındaki Türk Heyeti, Japonya'da düzenlenen "G20 Tarım Bakanları Zirvesi"nde Hindistan, Çin, İngiltere, Hollanda, Japonya tarım bakanları ve AB Komiseri ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve beraberindeki Türk heyeti, Japonya'nın Niigato kentinde başlayan zirve kapsamında, ilk olarak Hindistan Devlet Bakanı Ulusal Dönüşüm Enstitü üyesi ve aynı zamanda FAO Başkan adayı Prof. Ramesh Chand ve heyetiyle bir araya geldi.
Görüşmede Hindistan ile Türkiye arasındaki ticaretin geliştirilmesi, iklim değişikliği ve gıda güvenliği konularında iki ülkenin sorunlarının aşılmasına ilişkin atılacak adımlar ele alındı.
Pakdemirli, Çin Tarım Bakanı Changfu Han ile gerçekleştirdiği görüşmede, ilişkilerin iyi seviyede yürütüldüğü, iş birliğinin ticari anlamda daha ileri taşınması gerektiğini belirtti.
İngiliz Tarım Bakanı Robert Goodwill ile de bir araya gelen Pakdemirli, iki ülke ilişkilerini daha ileri taşımak için yapılacak çok şey olduğunu vurguladı. Goodwill'i Türkiye'ye davet eden Pakdemirli, iş birliğinin geliştirilebileceğini kaydetti.

Pakdemirli, Hollanda Bakanı Carola Johanna Schouten ile görüşmesinde, iki ülke teknik heyetlerinin bir araya gelebileceğini ve tarım yürütme komitesi toplantısının yapılabileceğini aktardı.
G20 ev sahibi Japonya Tarım Bakanı Takamori Yoshikawa ile de görüşen Pakdemirli, iki ülkenin tarımsal ilişkilerinin daha ileriye taşınması adına izlenecek yollara dair görüşlerini aktardı. Pakdemirli, iki bakanlık arasında ilişkilerin yasal temellerini oluşturmak için daha önceden müzakerelerine başlanan tarım alanındaki iş birliği anlaşmasının imzalanması gerektiğine değinerek, Bakan Yoshikawa'yı Türkiye'ye davet etti.  Pakdemirli, ayrıca AB Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldi.
 
 
 
13.5.2019
Devamı

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Temsilcileri İle İftarda Buluştu

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Kuruluşları Temsilcileri ile iftarda buluştu.

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Tanrıverdi Medya Temsilcileri ile bir araya gelerek gündeme ilişkin konular üzerinde fikir alış verişinde bulunuldu. Başkan Tanrıverdi şunları kaydetti. “ Başı rahmet ortası mağfiret sonu ise cehennem çukurundan kurtuluş olan mübarek ramazan ayını idrak ediyoruz. Bu güzel günde sizlerle bir aradayız. İstedik ki Medya Temsilcilerimiz ve mensuplarımız ile bir arada olalım. Bu vesile ile buraya kadar gelip iftarımıza davetimize katılımlarınızdan ötürü yönetim Kurulum adına teşekkür ediyorum.”dedi.




 
 
12.5.2019
Devamı

TİGEM'den Genç Çiftçi İçin İkinci ihale Çağrısı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM), Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde bir ihale duyurusu yaparak 13 294 baş muhtelif ırklarda alıma çıkmıştı. İhale sonuçları açıklandı. Edinilin bilgiye göre TİGEM muhtelif ırklarda ivesi, Akkaraman ve mor karaman ırklarından alım gerçekleştirdi. TİGEM bu kez de yeni ilana çıkarak 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun alımını Resmi Gazeteden duyurdu.

Buna göre, Genç Çiftçi Projesi kapsamında dağıtılmak üzere toplam 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun satın alınacak.

İhaleye katılacak istekliler, ihale dokümanını TİGEM Ticaret Daire Başkanlığından 50 lira karşılığında temin edebilecek.

İstekliler tarafından teklif edilen toplam tutarın en az yüzde 3'ü oranında geçici teminat verilmesi zorunlu olacak.

Teklif mektuplarının 15 Mayıs saat 15.30'a kadar TİGEM Genel Evrak Servisine teslim edilmesi gerekiyor. 


 







 
10.5.2019
Devamı

Üretici'de Yetiştirici'de 2019 Yılına Ait Tarımsal Desteklerin Açıklanmasını Bekliyor

Ramazan ayı girdi. Hala Seçimlerden kurtulamadık. Toplum seçimlerden ziyade icraat ve ekonominin düzelmesini bekliyor. Şimdi de sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin süreç.

Ekonomide, Tarım sektörü ’de yeterince sallandı. Artık bu seçimleri bir kenarı bırakıp sorunların çözüm noktasına gidilse. Ekonomiye ve Tarım sektörüne bir can suyu planı devriye girse de piyasalar düzene girse. Şubat ayının başlarında 5,16 seviyelerinde olan dolar bugün 6,17 leri gördü.

Tarımda 2019 Desteklemeleri Açıklanmadı.
Üreticinin, yetiştiricinin Tarımla uğraşan her kesimin gözü kulağı 2019 yılına ait Tarımsal Desteklemelerinde. Tarım deyip geçmeyelim. Bu ülkenin ayağa kalkması ve şahlanması Tarım sektöründen geçiyor. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Milli Ekonominin Temeli Ziraat’tır”. Peki nerde kaldı?

Bu işlere neden ehemmiyet göstermiyoruz. Hükümetin aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılına ait yaklaşık 16 .1 Milyar TL Tarımsal Desteği açıklaması gerek. Çiftçi, yetiştirici üretim kararı verebilmesi için tarımdaki planlamayı görmesi gerek. Çünkü şuan desteklemeler kilit dönemde.
Edindiğimiz bilgilere göre kırsalda üretici motivasyonunu kaybetmiş durumda. Ekimden ’de bakımdan da zarar ediyor. Devlet babasından uzanacak eli bekliyor.

Pancar üreticisi 6 aydır fiyat bekliyor
Şimdi çiftçi pancar ekmese Şeker sıkıntımız var denilip ithalat kapılarını açarız. Önce içerdeki yerli ve milli üreticiyi sahip çıkılması gerek Tarımda artık şu planlamaları yerinde ve zamanında yapalım.
Başta Tarım ve Hayvancılık sektörü olmak üzere herkesin motivasyona ve can suyuna ihtiyaç var. Tarım ’da ve Hayvancılık ’ta üretene, yetiştirene kulak verelim.
 Tarımsal destekleri biran önce açıklayalım. Hem Ödenmeyen 2018 yılına ait yağlı tohumlar desteğini, aynı zamanda 6 aydır açıklanmayan pancar fiyatını açıklayalım.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın dediği gibi "Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiyeyi Kalkındıramayız" Artık Anadolu tarımsal üretimle tekrar ayağa kalkmak istiyor.


Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
9.5.2019
Devamı

ESK'nın Ek Bütçesi Tarımsal Destekleme Bütçesinden Karşılanacak

Tarım ve Orman Bakanlığının "Et Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Et Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde hazırlanan tebliğe göre, et piyasasının düzenlenmesi için gerekli kaynak, bütçede 2019 yılı tarımsal desteklemeleri için ayrılan ödenekten karşılanacak.

Piyasada oluşan kırmızı et alım fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında olması halinde, yerli üreticiyi korumak için ESK tarafından gerçekleştirilen alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma ödenecek. 

Perakende kırmızı et satış fiyatlarının tüketici aleyhine yükselmesi halinde, tüketicilerin alım gücü göz önünde bulundurularak ESK'nin piyasaya yapacağı et satış faaliyetleri neticesinde oluşacak alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma aktarılacak.

İhtiyaç duyulması halinde, ESK'nin kırmızı et piyasasına müdahale amacıyla yaptığı alım satımları neticesinde oluşacak farkı gösteren ıslak imzalı ve onaylı icmal ESK tarafından hazırlanarak Hayvancılık Genel Müdürlüğüne gönderilecek.

ESK HESABINA ÖDENEK AKTARILACAK

2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden, hayvancılık desteklemeleri kalemine kırmızı et piyasasının düzenlenmesine ilişkin olarak aktarılan ödenek, bütçe işlemlerini takiben ESK'nin hesabına aktarılacak. Ziraat Bankası AŞ Genel Müdürlüğü'ne hizmetlerinden dolayı, ödenen tutarın yüzde 0,2'si oranında komisyon ödenecek.

Bakanlık, ödemelerde ihtiyaç duyulacak belgeleri belirlemeye ve değiştirmeye, ödemeye esas işlemlerin yürütülmesine ilişkin diğer düzenlemeleri yapmaya, banka ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla protokol yapmaya yetkili olacak.

Bu arada, Belirli Canlı Tırnaklı Hayvanların İthalatı ve Transit Geçişine İlişkin Hayvan Sağlığı Kurallarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik'te de değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin, "canlı tırnaklı hayvanların ithalatına ve transit geçişine yalnızca bakanlıkça hazırlanan listelerde yer alan ülkelerden izin verilmesine" ilişkin hükmünün yürürlük tarihi 2 yıl daha uzatıldı.
 
8.5.2019
Devamı

Sıfır Atık Temalı Lider Çocuklar Tarım Kampında

Tarım ve Orman Bakanlığınca her yıl ilköğretim 4. sınıf öğrencilerine yönelik doğa bilinci ve çevre farkındalığını kazandırmak, tarladan sofraya gıda üretim teknolojileri ve gıda güvenilirliği hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen "Lider Çocuk Tarım Kampı" etkinliği gerçekleştirildi. 

Bu yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce 6.’sı gerçekleştirilen kamp programının teması bakanlık tarafından "Sıfır Atık" olarak belirlendi. Çukurova İlçesi Emine Nabi Menemencioğlu İlkokulu 4A sınıfı öğrencileriyle Lider Çocuk Tarım Kampı etkinliğinde israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, oluşan atık miktarının azaltılması, etkin toplama sistemlerinin önemi, atıkların geri dönüştürülmesi, atık önleme yaklaşımının benimsenmesi konularında Adana’da bulunan atık firmalarıyla ve Çevre Şehircilik Müdürlüğüyle görüşülerek tarım kampına katılan çocuklara farkındalık eğitimleri verildi. Adana çöplüğü gezilerek bilgiler alındı.
Temaya uygun olarak öğrencilerin kullanılmış ayakkabı, çizme, su şişeleri ve farklı eşyaları çilek fideleri ve çiçek dikimi gerçekleştirildi. Bu etkinliklerle Çocuklara Sıfır Atık konusunda farkındalık kazanmaları sağlandı.

Lider Çocuk Kampı programı etkinliğine Vali Mahmut Demirtaş'ın eşi Beyhan Demirtaş, Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Ali Tekin ve eşi, idarecileri ve personeller katıldı. Beyhan Demirtaş, çocuklarla birlikte atık şişe ve pet şişelere çiçek ve çilek fidesi dikti.
Demirtaş, atıkların kontrol altına alınarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Geri dönüşüm bilincinin çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılanması gerektiğinin altını çizen Beyhan Demirtaş, bu tarz farkındalık etkinliklerinin arttırılmasının önemini de belirterek çevre bilincinin her şeyden önce bir kültür göstergesi olduğunu ve Türk kültüründe tasarrufun önemli bir yer kapladığını dile getirdi.
Etkinliğin sonunda öğrencilere katılım belgeleri verildi. 
7.5.2019
Devamı

Gübre Analiz Laboratuvarları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2019 yılı gübre analiz ücretleri ile gübre analizlerinin yaptırılacağı analiz ve referans kurum laboratuvarlarını açıkladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Gübre Analizlerinin Yaptırılacağı Analiz ve Referans Kurum Laboratuvarları ile Analiz Ücretleri Hakkında Tebliğ (No: 2019/24), 5 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlandı.

Kimyevi gübre analiz kuruluşları
Tebliğe göre, Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan kimyevi gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar şunlar:
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarı/İSTANBUL,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Zeytincilik Araştırma İstasyonu/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA,
Proanaliz – ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları

Organik gübre analiz kuruluşları
Tarımda Kullanılan Organik, Mineral ve Mikrobiyal Kaynaklı Gübrelere Dair Yönetmelik gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan organik gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar da şöyle:
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ERZURUM,
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi/ADANA,
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ADANA,
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/KONYA,
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarları/İSTANBUL,
Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Şahinbey/GAZİANTEP,
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Alata/MERSİN,
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ANTALYA,
GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ŞANLIURFA,
Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü Menemen/İZMİR,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma Enstitüsü/KONYA,
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü/İZMİR, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ESKİŞEHİR,
Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Tarımsal Analiz Laboratuvarı/MANİSA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Proanaliz- ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
Biyotar Organik Tarım Orman Kimya San. ve Tic. A.Ş./ANKARA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları.

Gübre analizleri için referans kuruluşlar
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınacak kimyevi ve organik gübre numunelerinin analiz çalışmalarında uyulacak usul ve esaslar, analiz kuruluşları ile Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü arasında imzalanan bir protokol ile belirlendi.

Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan kimyevi gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Laboratuvarları ile bu kurumdan yeterlilik belgesi almış olan Gübretaş Gübre Fab. T.A.Ş. Körfez/KOCAELİ Laboratuvarı referans kuruluş olarak yetkilendirildi.
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan organik gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa tabi hastalıklar yönünden Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA, diğer parametreler yönünden de Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA ve TSE Laboratuvarları referans kuruluş olarak  yetkilendirildi.
 
 
 
6.5.2019
Devamı

Çiftçi Tarım'dan Soğutuluyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan “Tarımda Milli Birlik Projesi’nin”, aslında holdingleşmenin önünü açmak suretiyle, yerli ve milli tarımı bitirme projesi olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin tarımsal yapısını tüm kurumlarıyla birlikte tamamen değiştirecek olan Tarımda Milli Birlik Projesi’nin, Türkiye’de uygulanmasının çözüm üretmeyip yeni sorunlar üreteceğini belirtti.
Bu projenin, yerli ve milli tarımı yok etmek için hazırlanmış bir proje olduğunu vurgulayan Gürer, “AKP iktidarı, güya tarımda yaşanan sorunların çözümü için hazırladığı proje ile yurtdışındaki tekellerin taleplerini öne alıyor” dedi.

TÜRK TARIMININ DEVREDİLECEĞİ ŞİRKETE YABANCI SERMAYE DE ORTAK OLACAK
Tarım ve Orman Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatlarının ve tarımda faaliyet gösteren devlet kurumlarının organizasyon yapısını tamamen değiştirecek olan projeyle, Türk tarımının kurulacak olan bir şirkete devredilmek istendiğini anlatan Ömer Fethi Gürer, “Bu şirketin yarısına özel sektör ortak olacak. Aralarında TMO, Atatürk Orman Çiftliği, Türk Şeker, Çaykur gibi kuruluşlar şirket iştiraki haline gelecek. Davul boyunlarında asılı ama tokmak başkasında olacak . Bu yerli ve milli tarımı bitirme projesidir” diye konuştu.
AKP’nin kamu kurumlarındaki TC ibaresini kaldırttığını da anımsatan Gürer, “İktidar, milli kelimesinin içini boşaltıp yerli ve milli olan her şeyi yok etme çabasını devam ettiriyor. Tarımda kurbağanın suyunu ısıta ısıta son aşamaya getirdiler. Şimdi kurbağanın haşlanıp ölüm noktasına geldiği dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

BENZER BİR PROJE DENENDİ AMA BAŞARILI OLMADI
Benzer bir projenin 1990’lı yıllarda denendiğini ancak uygulamadan sonuç gelmediği için vazgeçildiğini anımsatan CHP Milletvekili Gürer, bugün hayata geçirilmek istenen projenin de geçmişte denenen ancak başarılı olamayan projenin başka bir versiyonu olduğuna dikkat çekti.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, başta Ziraat Odaları olmak üzere tarımla ilgili olan tüm kesimlerin, tarımda yerli ve milli olan her şeyi bitirmeyi amaçlayan bu projeye karşı hassas ve duyarlı olması gerektiğine de vurgu yaptı.
Gürer, içerik olarak tarımın şirketleşmesine yol açacak projeyle, yabancı tekellerin Türk tarımını ele geçirme girişimine karşı çıkılması gerektiğini söyledi.

TARIMDA İSTATİKSEL VERİLER
AKP İktidarının 17 yıldır uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle zaten tarımın bitme noktasına getirildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜİK verilerinin giderek tarım arazileri ve çiftçi sayısında düşüşü işaret ettiğini belirtti. Gürer, son 10 yılda çiftçi sayısının yüzde 38, tarımda istihdam edilen tarım çalışanı sayısının yüzde 50 oranında azaldığına belirtti.
2002 yılında 7 milyon 458 bin kişinin çalıştığı tarım sektöründe 2018 yılında 4 milyon 983 bin kişinin çalıştığına vurgu yapan Gürer, 17 yıl önce 930 bin hektar olan sebze ekili alanın bugün 790 bin hektara gerilediğini belirtti. 25 yılda 4,5 milyon hektar tarım alanın yok olduğunu söyledi.
Projenin hayata geçmesi halinde yaşanabilecek sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Milletvekili Gürer, “Tarım şirketlere devredilecek, yerli tohumu geliştirme ve yerli fidanı koruma gibi uygulamalar tümden yok edilecek ve bu işlemler yabancı tekellerin eline verilecek. Çiftçilik üretimi sekteye uğratılacak, büyük işletmelerle köy ve kırsalda aile tipi işletmeler ortadan kaldırılıp köyden kente göç artacak, yabancı holdinglerin GDO’lu ürünlerini üretmenin yolu açılacak” dedi.

"ÇİFTÇİ TARIMDAN SOĞUTULUYOR"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Büyükşehir Yasasıyla birlikte köy tüzel kişiliğini sona erdiren, 16 bin civarında köyün tarım alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasının tarım alanları için ciddi sorunlar ürettiğini ifade ederek, “Halen bir türlü bitmeyen toplulaştırmada, parçalı arazilerin birleştirilmesi uygulaması son yıllarda bakanlık bakanlık gezen bir duruma getirildi, girdi fiyatlarında artış ile toprağın sorunları sonucu çiftçi topraktan bilinçli olarak uzaklaştırılıyor” diye konuştu.

Gürer uygulanması düşünen projenin Üretici çiftçi lehine olmadığını belirterek, “Üretici ürününü değerinde satamayacak, tüketici ise pahalılığa mahkum edilecek. Tarım ve Orman Bakanlığının ve bağlı kuruluşlarının etkinliği azaltılacak, uluslararası tekellerin ülkemizdeki kontrolü artacak, ithalat ve bağımlılık daha da artacak. Çiftçi şirketin kararlarına teslim edilecek. Sertifikalı tohum sonrası bu kez çiftçinin, üreticinin ekeceği, üreteceği ürünler şirket kontrolüne geçecek. Fiyatları şirket belirleyecek, çiftçinin geliri düşüp zamanla kendi topraklarında amele durumuna düşürülecek. Tarımda kooperatifçiliğin sonu getirilecek. Sömürünün, tekelleşmenin önü açılacak, Kırsal kalkınma diye bir kavram kalmayacak, tekeller kalkındırılacak” dedi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu modelin tarımda birlik değil holding dönemini başlatacağını ve kırsal kalkınmanın tamamen göz ardı edileceğini ifade etti. Gürer, yatırım desteklerinin ise holdingin kontrolüne geçeceğini vurguladı.
 
 
6.5.2019
Devamı

Yem Fiyatları Karşısında Süte Yapılan Zam'ın Bir Önemi Kalmamıştır


Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Kayan, artan yem fiyatlarını Anadolu İzlenimleri ’ne değerlendirdi. Başkan Kayan hayvancılığın ciddi anlamda köşeye sıkıştığını belirterek, bir an önce önlem alınması gerektiğini söyledi.

Başkan Kayan, "Son zamanlarda yem fiyatlarına gelen zamlar gerçekten üreticiye çok zor durumda bıraktı. Şu anda üretici ne yapacağını bilemez durumda. Süt fiyatları da 1 Mayıs itibariyle 2 TL yapılarak zam geldiği söylendi. Ancak bilinen ama görmezlikten gelinen  bir şey varki yeme son 1 ayda gelen 3 ayrı zam 13 TL yem fiyatlarını artırarak yüzde 20'lik bir zam oranı oldu. Bu zam gerçekten üreticiyi zor duruma soktu. Tabii sütümüze gelen zam ile yem fiyatlarına gelen zammı kıyasladığımızda süte gelen zammın hiçbir önemi kalmamıştır. Yani, Ulusal Süt Konseyinin verdiği fiyat şu anda üreticinin cebine değil, otomatik olarak yem sanayicisinin cebine gitmiştir.

 Burada devletimiz gerçekten hayvancıların zor durumda olduğunu da biliyor ama gerekli destekleri, gerekli çalışmaları biran evvel başlatması gerektiğini düşünüyorum. İnşallah devletimiz, yılbaşından bu tarafa vermiş olduğu 25 kuruşluk desteği sürdürürse, yıl boyunca bu destek devam ederse bir nebze de olsa ayakta durma ihtimali var. Yoksa bütün hayvanları üreticilerimiz yavaş yavaş kestirme yoluna gidecekler ve şu anda da müthiş bir kesim var. Özellikle dişi hayvanların kesimi. Yani artık insanların dayanacak gücü kalmadı. Bu yüzden devletimizin bir an evvel önlem ve tedbir almasını istiyoruz" dedi.
 
4.5.2019
Devamı

Buğday'da Ton Başına 1350 Lira

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin 75'inci Genel Kurulu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan buğday ve arpa alım fiyatlarıyla ilgili açıklamada bulundu. ''Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir'' dedi.

Malum mevsim itibariyle çiftçimiz toprağını sürdü, alın terini akıttı ve hasat dönemi için hazırlanmaya başladı. Yağış bakımından bereketli bir yıl geçiriyoruz. Hububat alım fiyatını, hasat dönemi başlamadan açıklayarak üreticimizin emeğine göz diken fırsatçıların önüne geçiyoruz. Şimdi bu yılın hububat alım fiyatlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir.

Ayrıca çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize 200 lira mazot, gübre desteği yapılacaktır." Dedi.
 
 
3.5.2019
Devamı

Balığın Padişahına Çalıştay

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından hamsi çalıştayı yapıldı.
Trabzon’da  bir otelde 7cisi gerçekleştirilen Hamsi çalıştayına TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Daire Başkanı Ali Ayar, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanı Vekili Melih ER,  Trabzon Tarım ve Orman Müdürü Cahit Gülbay, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Ercan Küçüğün yanı sıra Dembir Başkanı Ali Güney ve çok sayıda akademisyenler ve reisler katıldı.



Programda bir açılış konuşması yapan TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan şunları kaydetti.




Öncelikle Hamsi çalıştayının 2010 yılından beri yapılması ve sürdürebilirliği açısından çok önemli. Enstitümüz Trabzon’a çok büyük değerler katmaktadır. Hamsiyi anlatamaya gerek yok. TAGEM olarak entimüzüde stok tespitleri yapılıyor sadece kendi kara sularımızda değil komşu ülkelerimizin kara sularında da stok tespiti yapıyoruz. Hedefimiz Karadeniz’in tamamında stok tespiti yapmak. Bu çalışmalar hamsiyi daha uzun yıllar yaşatmak ve tüketebilmek içindir. Türkiye’de avlanan balığın yüzde ellisini hamsi oluşturmakta. Hamsinin baklavasına kadar her şey yapılıyor. Buda Karadeniz insanın ne kadar azimli ve çalışkan olduğunun bir göstergesidir. “dedi.


 
 
 
 
3.5.2019
Devamı

TİGEM ÜRETİCİ BİRLİĞİ’NDEN DAHA UYGUN FİYATA KOYUN MU ALACAK

(TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıtılmak üzere 13.294 baş muhtelif ırklarda koyun satın alacak.

30 Nisan 2019 tarihli resmi gazetede yayınlanan 13,294 baş muhtelif ırklarda koyun satın almak için resmi gazeteye ilan çıkan TİGEM; koyun üretemiyor mu? Sorusunu akıllara getirdi.

TİGEM ile TÜDKİYEB arasında 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında bir protokol imzalayarak Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden koyun alımı gerçekleşecekti.

Ancak TİGEM 30 Nisan 2019 tarihli ve 30760 sayılı 3993/1-1 resmi gazetede muhtelif ırklarda koyun alım ihalesinin duyurusunu yaptı.
TİGEM’in bu duyurusu Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıttığı koyunları Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden aldığı fiyattan daha altına almayı mı planlıyor. Sorusunu akıllara getirdi.



 
 
 
 
 
2.5.2019
Devamı

Süt Üreticileri Merkez Birliğinden Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın Çağrısı

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği artan yem fiyatlarına yönelik yazılı  bir açıklama yaparak “Yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır. ”denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.”
 
 
Ulusal Süt Konseyince 01 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yıl sonuna kadar çiğ süt tavsiyesi fiyatı 2.00TL olarak açıklanmıştır.
Ancak tavsiye çiğ süt fiyatı belirlenmeden çok kısa zaman öncesinde ve sonrasında yem fiyatlarına defalarca uygulanan zamlar, yem ve süt paritesinin istikrarlı bir şekilde sağlanamaması, üreticilerimizi ve sektörü ciddi anlamda olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur.


Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın
Gelinen noktada yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır.
Hal böyleyken Tarım ve Orman Bakanlığımızın vereceği desteklerin artması, üreticilerimizin en büyük beklentisi olmuştur. 2019 yılı ilk 3 ayında verilen süt destekleme rakamının yıl boyunca devam etmesi ve yem bitkilerinin üretiminin arttırılması için ilave destekler verilmesi gerekmektedir.
2019 yılı Ocak Şubat Mart ayları süt destek primi 25 kuruş olarak belirlenmiş ve ocak ayı destek primleri yatırılmış, önümüzdeki süreçte şubat ve mart aylarının desteklerinin ödenmesi beklenmektedir. Bu destekleme rakamlarının yem fiyatları stabil bir durum kazanana kadar devam etmesi sektörümüz için önem arz etmektedir.
 
Döviz’den En çok Etkilenen Sektör Tarım
 
Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.

İstikrarlı Üretim İçin Destek Artırılmalı
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.
Hedefimizin büyümek için üretimden geçtiği unutulmamalıdır.
 Üretmemiz için ise süt ve süt ürünleri politikasının günün şartlarına göre sürekli güncellenmesi ve tedbirlerin alınması sektörün ve üretimin gelişmesinde olumlu katkılar sağlayacaktır.
Her zaman üreticilerimizin yanında olan Sayın Bakanımız ve çalışma ekibinin bozulan yem süt paritesiyle ilgili çalışmalarını da destekliyoruz.
 
 
2.5.2019
Devamı

 HAMSİ AVCILIĞI

 Ülkemizde deniz ürünleri üretiminin ortalama %60’ını tek başına oluşturan hamsi, Karadeniz Bölgesi kültürünün bir parçasını oluşturmuş, istihdam ve ekonomik faaliyetin yanında edebiyattan türkülerine kadar konu olmuş bir canlıdır. TÜİK-2017 verilerine göre avlanan deniz ürünlerinin içerisinde (269.676 ton) hamsi tek başına birinci sıradadır (158.093 ton). Görüldüğü üzere tek başına hamsi avcılığından elde edilen ürün miktarı ülkemizin toplam üretim miktarında belirleyici olmaktadır. Geçmişten günümüze hamsi avcılığının gelişimine bakıldığında, balıkçılarımızın deneyim kazandığı, teknolojik gelişmelerin balıkçı teknesi sahipleri tarafından takip edildiği ve buna bağlı olarak günümüzde hamsi av filomuzun modern teknik donanıma sahip olduğu görülmektedir.
Ülkemizde balıkçılık yönetiminde son yıllarda bazı önemli adımlar atılmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı AB uyum kapsamında veya Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) gibi uluslararası kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarla yürütülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı,  Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar sonucunda Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SUBİS) ve Balıkçı Gemilerinin İzlenme Sistemi (BAGİS) oluşturulmuş, tekne ve av verileri web üzerinden kayıt edilmeye başlanmıştır. Balıkçılık aktivitelerinin izlenmesi açısından son derece önemli bir uygulama olmuştur. Ayrıca avlanan balıkların belirli liman ve barınaklardan karaya çıkarılmasını sağlamak için karaya çıkış noktalarına liman ofisleri kurulmuştur.
Bütün balık türleri için uygulanan yönetim aktiviteleri yanında sadece hamsi avcılığını ilgilendiren bazı uygulamalar da yürürlüğe alınmıştır. Son yıllarda hamsi sezonu boyunca gündüzleri avcılık yapılmamakta gece avcılığı yapılmaktadır. Avlanan hamsinin nakli sırasında hamsi nakil belgesi düzenlenmesine başlanmıştır. Günümüzde uygulamaya aktarılan bu kararların hamsi türünü korumaya yönelik etkileri olumlu sonuçlar vermektedir.



Hamsi yönetim politikası için pek çok araştırma yapılmaktadır. Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından 1989’da başlayan dönemsel hamsi çalışmaları 2005’den beri sürekli izleme projeleri ile devam etmektedir. 2013 yılından itibaren yapılan çalışmalarla hamsi hem karaya çıkış noktalarında hem de denizden akustik yöntemlerle takip edilmektedir. Gürcistan yetkililerinden gelen davet üzerine bu yıl ilk kez Karadeniz’in Türkiye kıyılarında yapılan çalışmalara Gürcistan kıyıları da eklenerek akustik seferlere devam edilmiştir. Böylece ilk kez Tarım ve Orman Bakanlığına ait bir araştırma gemisi ile yabancı ülke sularında araştırma seferi icra edilmiş ve ülkemizin uluslararası denizlerde de araştırma kabiliyeti gözler önüne serilmiştir.  

Hamsi avcılığının yıllık sezon değerlendirilmesi için, balıkçılık sezonunun nisan ayı itibari ile son bulmasına müteakip mayıs ayı içerisinde Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından hamsi çalıştayı yapılmaktadır. İlki 2010 yılında yapılan ve bu yıl 7.si düzenlenecek olan hamsi çalıştayına, balıkçılar başta olmak üzere TAGEM, BSGM, üniversitelerin ilgili fakülteleri, enstitüler, kooperatifler, birlikler, sivil toplum örgütleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşları katılım sağlamaktadır. Çalıştaylarda Hamsi stoklarının sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi, av filosunun takibi, karaya çıkarılan balık miktarının izlenebilmesi ve sürdürülebilirliği ile ilgili konularını içeren çalışmalar sunulmaktadır. Ayrıca Enstitü araştırmacılarının sahada balıkçı ile birlikte çalışmalar yaparken, balıkçının karşılaştığı problemleri, sektör sorunlarını analiz edebilme ve sorun çözümüne odaklı panel de çalıştay içerisinde görüşülebilmektedir. Karar verme aşamasında üniversitelerden, BSGM ve sektör çalışanlarından fikir alışverişinde bulunulmaktadır. Her çalıştay için hamsi balıkçılığının diğer ülkelerdeki uygulamalarını görebilme amaçlı yurt dışından davet edilen konu uzmanları ile de bu çalıştaylar uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu güne kadar kadar Gürcistan, Ukrayna, Rusya ve Peru’dan uzman bilim adamları katılım sağlamışlardır.

Hamsi tarihte olduğu kadar bugün de Türkiye ve Karadeniz için çok önemli bir balık türüdür. Gelecekte de Türkiye balıkçılık sektörü için önemli rol oynamaya devam edecektir. İnsanlarımızın beslenmesi, istihdamı ve ekonomisi için hamsi stoklarında sürdürülebilirliğin sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Stokları etkileyen başta deniz kirliliği olmak üzere çevre sorunları, küresel iklim değişikliği ve bunun yarattığı işgalci türlerin Karadeniz’e girişi gibi çok boyutlu sorunların kısa vadede üstesinden gelmek mümkün değildir. Mümkün olan en akılcı yönetim önlemi avcılığının bilimsel esaslar çerçevesinde düzenlenmesi olacaktır.
 
 N. Selda BAŞÇINAR, Murat Erbay, Ahmet Faruk YEŞİLSU
Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Trabzon
 
 
 
 
2.5.2019
Devamı

Oyuncakçıdan Arı Ölümlerine Anlamlı Destek

Antalya'da yaşayan oyuncak zanaatkarı Haşim Süzme ile Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle 'Arılar ölmesin' kampanyası başlatıldı. Kampanya ile arıların insan hayatındaki önemini vurgulanacak. Arılar ölmesin kampanyası ile dünya çapında bir farkındalık yaratmayı amaçlayan Haşim Usta, atölyesinde ahşap minyatür arı kovanları yaparak öğrencilere hediye ediyor. Öğrenciler ise bu kovanları boyayarak arılar için doğaya bırakıyor. Usta, "Amacımız arıların önemini öğrencilere aşılamak" dedi.



ÖZEL ÖĞRENCİLER İŞ BAŞINDA

Öte yanda Proje kapsamında Aksu Mustafa Kemal Özel Eğitim Meslek Okulu öğrencileri EXPO 2016 alanında oluşturulan atölyede arı kovanlarını boyadı. Özel öğrenciler farklı renklere boyadıkları minik kovanları, daha sonra doğaya bıraktı. Öğrencilerin el becerileri ve arı farkındalığı bilincinin oluştuğunu söyleyen El Sanatları Öğretmeni Gülay Yıldız Sırlan, "Arıların yardımlaşması ve çalışkanlığı özel öğrencilerimize örnek oldu" dedi. Oyuncakçı Haşim Usta ise özel öğrenciler için okula bir atölye yapacağını belirtti.
 
2.5.2019
Devamı

Çoban Sorununu Çözeceğiz

Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, "Çoban konusu çok ciddi bir sorun. Bu konuda girişimlerimizi başlattık" dedi. 
Tarımda Milli Birlik Projesi kapsamında düzenlenen Hayvancılık Şurası Antalya'da başladı. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) tarafından gerçekleştirilen programda sektörün sorunlarını dinleyen ve bir konuşma gerçekleştiren Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, küçükbaşla ilgili çalışma yapılırken sektörün tüm paydaşlarıyla bir araya gelindiğini kaydetti. Türkiye'nin küçükbaş hayvan varlığında artış meydana geldiğini ve 46 milyon seviyesinde olduğunu ifade eden Erdurmuş, aynı şekilde büyükbaş ve sütte de bir artış olduğunu aktardı.
Erdurmuş, Türkiye'deki canlı hayvan varlığındaki artışın dünya ülkelerinin hiçbirinde olmadığını söyledi. Erdurmuş, "Bundan sonraki günlerimiz geçmiş yaşadığımız günlerden çok daha güzel olacak. Tabi bizler sektörün sorunlarıyla ilgilenirken gelecekle ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Şu anda bir başarı hikayemiz var ve yerimizde sayamayız, kendimizi geliştirmemiz lazım. İlk çalışmamız küçükbaş üzerine, bu konuda projemizi hazırladık. Ülkenin geleceğini coğrafyanın kaderine uygun olarak küçükbaş üzerine uygulamaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Çoban ciddi bir sorun"

Hayvancılık sektöründeki sorunlar üzerinden spekülasyon yapıldığının altını çizen Erdurmuş, bu tür spekülasyonların üreticinin emeğine saygısızlık olduğunu söyledi. Erdurmuş, "Bu coğrafya kendi kaderini çizebilir, yeter ki biz inanalım, devlet üreticinin arkasında" mesajını verdi.
Çoban konusunun ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Erdurmuş, bu konuda girişimlerin başlatıldığını ve ilgili bakanlıklarla temasa geçildiğini açıkladı. Bir diğer konu olan meranın önemli bir kültür olduğunu dile getiren Erdurmuş, bu konuyu sosyolojik yapıyla ele almak gerektiğini kaydetti. Erdurmuş, "Küçükbaştaki hedefimize hep birlikte hızlı bir şekilde ulaşacağız" mesajını verdi. 
 
30.4.2019
Devamı

ŞEKER PANCARI POSASI DEYİP GEÇMEYELİM

Uzun zamandır hayvancılık sektörünün konuştuğu en büyük konu, kaba yem ve onun tedarikidir. Yıllardır bu sorunun nasıl çözüleceği veya nasıl halledileceği hala sorgulanıp duruyor. Gerek kendi arazilerimizi tam manasıyla sulayamıyor ve kullanamıyor olmamız, gerekse tarlaların parçalı, ufak tefek alanlara sahip olması sorunu iyice derinleştirmektedir. Türkiye coğrafyası genel manada yağış bakımından fakir durumdadır. Öyle zengin değildir. Peki bunca olumsuzluğa, bunca sıkıntıya rağmen hiç mi bir çıkış yolu yoktur? Hiç mi olumlu bir senaryomuz bulunmuyor? Sanırım sektörden olsun olmasın herkes, benim gibi kendine bu soruyu sorup durmaktadır. Pek tabi, dış ülkelerden sap-saman getirmekle, bir takım ürünler ithal etmekle de bu iş çözülemez. Bunu herkes bilir. O zaman, öncelikli olarak mevcut şartlarımızı ve eldeki pozitifleri ortaya koymalı. Kendi öz sermayemizi koruyup güçlendirmemiz gerekmektedir. Mısır, yonca, korunga, soya fasulyesi ve daha pek çok kaba yem üretimimizi bir gözden geçirmeliyiz. Özellikle yıllık ihtiyaca göre bir üretim politikamız olmalı. Son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerince ciddi çalışmalar yapılıyor. Bir takım yönlendirmeler oluyor. Ama bunlar üreticiyle  daha güçlü ve daha sıkı yapılmalı, onları cezbedici olmalı ve hatta farklı formüller sunmalı ki, başarılı olsun. Gıda ürünleri, yenilebilir sanayi atıkları çok iyi irdelenmelidir. Yeni teknikler, yeni yöntemler geliştirilerek bu malzemeleri son tanesine, son damlasına kadar değerlendirmelidir.

            Örneğin; senelerdir bildiğimiz "Şeker Pancarı Posası". Geviş getiren hayvanlar için enerji düzeyi yüksek ve ucuz bir yemdir. Hala klasik yöntemle zenginleştirilmeden, basitçe kullanılmaktadır. Hayvan yetiştiren, özellikle besicilik yapanlar çok iyi bilir, tanır bu malzemeyi. Ancak, ürün belirli kilogram ve tonajda sarılıp paketlenmez ve dökme olarak kullanılırsa, büyük oranda zayi olabilmektedir.  O sebeple taze verilecekse, sıraladığım yöntemlerden biri ile depolanmalı, yoksa pelet ya da silaj yaparak daha uzun süre saklayabilmeliyiz. Bir de posayı tek başına vermek yerine, diğer kaba ve konsantre yemlerle karıştırılarak, en az bir hafta içinde alıştırmak suretiyle yedirmeliyiz. Yığın halinde üstü örtülmeden depolanan posanın yarıdan fazlası bozulmaktadır. Böylesi kayıpların önüne geçmek için, bir başka yol da posanın silolanmasıdır.  Hollanda gibi hayvancılığı gelişmiş ülkeler, ürettiği posanın %70’ini silolayarak saklamaktadır. Fakat posanın su miktarı fazla olduğundan, saman, kuru ot kesleri gibi bir miktar kuru yemlerle karıştırarak verilmesi, çok daha fazla fayda getirmektedir.  Ayrıca hayvanları asidoz gibi öldürücü, verim kaybedici bir beslenme probleminden de uzaklaştırmaktadır.

            Aslında, ülkemizin şeker pancarı üretiminde son yıllarda azalan bir performansı olsa da, Avrupa'da yine de 3. sırada yer almaktayız. Evet, dünyada şeker üretiminin % 78’i şeker kamışından,  % 22’si şeker pancarından elde edilmektedir. Avrupa'da şeker üretiminin % 95'i pancara dayalıdır. Dikkat edersek, Avrupa Birliği ülkeleri elde ettikleri şekeri % 50 daha ucuza kamış şekerinden sağlayabileceği halde, bunu yapmayıp pancar üretimini devam ettirmektedir. Bununda nedeni, aşağıda saydığımız pancar ziraatının ve sanayisinin üreticilere sağladığı katma değerlerdir.
Bu katkılar:
1- Pancar ciddi bir istihdam oluşturmaktadır.
2- Getirisi ve katma değeri yüksek bir üründür.
3- Son yıllarda stratejik yapısı daha iyi anlaşılmıştır.
4- Yan ürünlerden posa, melas ve alkol eldesiyle ekstra kazanç sağlayabilmektedir.
Türkiye Şeker Kurumu verilerine göre; Ülkemizde 1 ton şeker pancarından 160 kg şeker, 500 kg posa ve 38 kg melas elde edilmektedir. Yıllık yaklaşık 5 milyon ton şeker pancarı posası üretilmektedir. Yaş posanın kuru madde içeriği %6-12'dir. Su miktarı fazla olduğundan kolay bozulabilmektedir. Bu amaçla kurutularak veya silajı yapılarak muhafaza edilmesi daha uygundur. Sade verildiğinde bazı olumsuz etkileri vardır. Ancak yaş posa geviş getirenlere günlük olarak kuru madde ihtiyacının % 25’i kadar veya  canlı ağırlığın en fazla % 3’ü kadar verilirse pek sorun oluşturmaz.
            Pancar üreticisi, verdiği miktarın % 20’si kadar posayı fabrikadan ücretsiz alabilmektedir. Dolayısıyla paketlenmemiş fabrikadan çıkan posa, tez zamanda döküldüğü yerde ezilmeli ve üstü naylonla kapatılıp havasız (anaerob) bir ortam sağlanarak uygun fermentasyona tabi tutulmalıdır. Üstü kapatılamayan posa en fazla 5 gün içinde tüketilmelidir. Aksi halde, iyi sıkıştırılmamış veya hava almış ise bütirik asidin etkisi ile bozulan kısımlar siyahlaşmakta ve kokusu değişmektedir. Bozulan posasının içinde betainden kaynaklanan koku süte geçtiğinden sağmal hayvanlara sağım sonrası verilmesi daha doğrudur. Olumlu yönlerine bakıldığında; yapısındaki pektinden ve selülozdan dolayı, sütte yağ miktarını artırır, işkembenin ekşimesini (asidoz) azaltır. Besi yemi + Saman+ Kuru ot ve Yaş posa karışımları yapılarak verilirse, çok kaliteli bir yem karması elde edilir.  Böylece merada otlatma imkanı olmayan hayvanların beslenmesinde ucuz yollu kaliteli bir ürün elde edilmiş olacaktır.
            Sonuç olarak, bu ve benzer basit teknikler geliştirilerek elde edilecek yeni yem karışımları, elimizdeki ürünlere değer katacak, çiftçimize ve Milli ekonomiye  de çok önemli destekler sağlayacaktır.
 
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı

 
30.4.2019
Devamı

SORUNLARIN ÇÖZÜLEMEDİĞİ TARIMDA NEO LİBERAL ARAYIŞ

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş, Tarım Orkam-Sen, Çiftçi-Sen, Tüketici Hakları Derneği ve
Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak bir basın toplantısı yaparak kamuoyuna yansıyan Milli Birlik Projesine yönelik açıklama yaptı.  Ortak basın açıklamasını yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör “Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.”dedi.
 
Başkan Güngör Tarım Ve Orman Bakanlığının Özelleştirilmesine ve Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.
 
 
 
Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla gündeme gelen yeni yapılanmaya ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan bilgiler son derece kısıtlı olmakla birlikte, bu kısıtlı bilgiler dahi yeni yapılanma girişiminin Bakanlığın kendisinde olduğu kadar, ülkemizin kamu örgütlenmesinde de çok büyük tartışmalara yol açacağını gösteriyor.
 
“Tarımda Milli Birlik Projesi” tarımımıza neler getirir, tarımımızdan neler götürür?
 
Tarım ve Orman Bakanlığı tarımsal üretimde her geçen gün artan sorunlara çözüm bulamazken, daha önce kamuoyuna iddialı bir şekilde açıklanan Milli Tarım Projesinin şimdilerde adı bile hatırlanmazken, tarımda yaşanan sorunların hiçbirine çözüm getirmeyecek bu yeni girişiminçok daha önemli sorunlara yol açmasından kaygı duyuyoruz.
 
Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.


 
“Yalın Sistem” ne anlama geliyor?
 
Tarımda Milli Birlik Projesinin temelini “Yalın Sistem” adı verilmiş piramit şeklinde bir yapı oluşturmaktadır. Dört katmanlı olarak tasarlanan piramidin en alt katmanında “çiftçiler”, “ormancılar”, “balıkçılar” şeklinde sıralanan üreticiler, üzerindeki katmanda Milli Birlik Kooperatifi, üçüncü katmanında ise Semerat Holding, piramidin en tepesinde ise ne anlama geldiği açıklanmayan Dünya Markası yer almaktadır.
 
Yeni sistemde Bakanlığın merkezinde yer alan Genel Müdürlükler birleştirilerek Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmektedir. Üreticilerin bir üst örgütlenmesi olarak sunulan Milli Birlik Kooperatifi (MBK), Bakanlık taşra teşkilatı ile “Tarım Kredi Kooperatifinin konsolide” edilmesiyle kurulmaktadır. MBK on iki bölge müdürlüğünden oluşurken, bölge müdürlüklerinin de bölümlerden oluşması öngörülmektedir. Bakanlığın il müdürlüğü örgütlenmesine karşılık gelen bölümlerle, il müdürlüğü düzeyindeki örgütlenme, şube müdürlüğü düzeyine indirgenmekte, bu yapıda ilçe müdürlüğü örgütlenmesine ilişkin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu yapılanmayla Bakanlık taşra teşkilatı ortadan kaldırılmakta, Bakanlık karar merci olmaktan çıkarılarak temsili, işlevsiz bir yapıya dönüştürülmektedir.
 
Ürün tedarikçisi olarak rol verilen MBK’nın %35, KİT’lerin %15, özel sektörün ise %50 pay ile ortak olduğu Semerat holdingin, ürün ticareti ve pazarlaması görevini üstlenmesi planlanmaktadır. “Milli” iddiasıyla yola çıkılmasına karşın, Semerat holdingin hakim ortağı olan özel sektör şirketleri içerisinde yer verilen Unilever gibi küresel bir şirket ve sayılan diğer şirketlerin ortaklık yapıları,  üreticilerin, tüketicilerin, meslek kuruluşlarının ve kamunun hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağı, neoliberal politikalara göre belirlenecek bir “milli tarımı (!)”açıkça göstermektedir. Yapının içerisine dahil edilecek KİT’ler ise tümüyle yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının egemenliğine açılacaktır.
 
Tarımsal İthalat Artarak Devam Edecek!
2023 yılına kadar 100 Milyar Dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedeflenen projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan “Arz açığı olan kategorilerde yurt dışından Yalın Sistemle ürün temin edilecek” hedefi, ülkemizde arz açığını kapatmaya yönelik önlemlerin alınmayacağını, aksine dışalımın kurumsallaşacağını göstermektedir. Uzun vadeli hedeflerden bir diğeri olan “2030’da genel bütçeden pay almayan bir bakanlık yapısı sağlanacaktır” hedefi ise, özelleştirme yoluyla dünyada bir ilk olarak kamunun tümüyle tarım sektöründen çekilmesini öngörmektedir.
 
Tarım sektörünün kamusal örgütlenmesini genelleştirerek küçülten, taşra örgütlenmesini ortadan kaldırıp merkezde işlevsiz hale getirerek etkisizleştiren, kurumsal uzmanlaşmaya, konu bazlı çalışmaya imkân vermeyen bu tür bir yapı, ülkemizin ve halkımızın yararına olmayacaktır. Tarımsal üretime ve kırsal alana ilişkin sorunların çözümü yerine, kamunun tarım alanındaki düzenleyici, destekleyici ve denetleyici işlevleri kaldırılmaktadır. Kamu gücü ile kamu yararı ilkesi doğrultusunda yapılan bu görevler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatiflere devredilemez.
 
Tarımda Milli Birlik Projesi, daha önce örneklerini gördüğümüz birçok çalışmada olduğu gibi, konuyla ilgili tarafların ve bilimsel çevrelerin görüşleri alınmadan, kamuoyunda tartışılmadan “yaptık, oldu” mantığıyla hazırlanmıştır. Kullanılan terminolojiden projenin Bakanlık dışında, konunun temel bilgilerinden yoksun bir danışmanlık şirketine hazırlatıldığı açıkça görülmektedir.

 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir
Ülkemizin önceliği bu tür ayağı yere basmayan, yalnızca büyük sermayenin çıkarlarını ön plana alan projeler değil; tarımsal kaynakları, üreticiyi, tüketiciyi ve kırsal kalkınmayı öncelikleyen planlı bir tarım politikası olmalıdır. Bakandan Bakana, ortaya çıkan her soruna göre değişen, üreticilerin hiçbir şekilde geleceğe dönük planlamalarını yapamadığı bir tarım politikasıyla sorunlara çözüm getirilmesi mümkün değildir.
 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmeli, sulama, arazi toplulaştırması gibi tarımsal altyapı hizmetleri ivedilikle bitirilmelidir. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, hızla el değiştirmesi ve köylünün mahalleli yapılıp üretim süreçlerinden koparılarak şehir merkezlerine göçmesi ya da kendi toprağında işçi haline getirilmesi önlenmelidir. Bu amaçla üreticilerin piyasaya karşı menfaatlerini korumak amacıyla kooperatifler şeklinde örgütlenmesinin özendirilmesi, etkin ve verimli çalışmalarının önündeki engellerin kaldırması, güçlenmelerinin sağlaması önemli ve gereklidir. Ama bunun yolu tüm üreticileri tek bir kooperatif çatısı altında örgütleyerek, onları kâr güdüsüyle hareket eden yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının belirleyicisi olduğu bir holdingin insafına terk etmek olmamalıdır.
 
Tarımsal üretimimizin artırılması, gıda güvenliği ve güvencesinin sağlanması, kırsal alanın sorunlarının çözümü için gerekli adımların atılması zorunludur.  Bunlar bilinmeyen sorunlar değildir. Ancak bu sorunların çözümüne odaklanılması yerine, bir öncekinin sonucu alınmadan, bir yenisinin uygulamaya konulduğu, tarım teşkilatının enerjisini ve motivasyonunu düşüren, kurumsal yıkımlara yol açan yeni yapılanma denemelerinden artık vazgeçilmelidir.
 
Sonuç olarak…
 
Tarımda Milli Birlik Projesi;
  • Tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzak;
  • Anayasal ve yasal birçok yeni soruna neden olacak;
  • Tarım örgütlenmesini kamusal olmaktan çıkarıp, tümüyle yerli ve yabancı sermayenin destekçiliğine indirgeyecek;
  • Tarımsal üretimimizde gıda güvenliği ve
  • güvencesini sağlayamayacak,
  • Yalnızca kârlılık amacını öne çıkaracak;
  • Ülkemizde tarımsal üretiminin temeli olan küçük üreticilerin tasfiyesine neden olacak;
  • İthalatçı politikalar kurumsallaştırarak tarımsal ürün ve gıdada dışa bağımlılığı pekiştirecektir!
 
Bu nedenlerle; Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla uygulanmak istenen bu projeden vazgeçilmelidir.
 
  • Tarımsal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak,
  • Üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek,
  • Gıda güvencesinden, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek;
  • İthalata dayalı politikalardan vazgeçerek, ülkemizin gıdada kendine yeterliliğini sağlayacak;
  • Tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik planlamayı ilke edinecek;
  • Ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını sağlayabilecek,
Demokratik bir kamusal tarımsal örgütlenme, konuyla ilgili tüm tarafların işbirliğiyle ülke gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanarak yaşama geçirilmelidir. ”dedi.
                                                                                                                                           
 
 
 
 
29.4.2019
Devamı

EVCİL HAYVAN GEN KAYNAKLARIMIZ KORUMA VE ISLAH PROGRAMINDA

              
Tarım Orman bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında   Sayıları azalmakta olan, olan ırklarımız;  üretici şartlarında, enstitülerde ve genetik materyal olarak gen bankasında koruma atına alınmıştır.
        Sayısı fazla olan ırklarımızla ilgili olarak, ülkemiz tarihindeki en geniş işbirliği ile  yerli ırklarımızın performanslarını yetiştirici şartlarında ortaya koyan ıslah programı yürütülmektedir. Bu ıslah programı ile yerli ırklarımızın performanslarının yabancı ırklarla yarışabileceği görülmüştür. Bu ırklarımız, ilaveten ülkemiz coğrafyasının şartlarına özellikle hastalıklarına dayanıklı olmakla da ayrıca öne geçmektedirler.
Proje, yerli ırklarla ilgili daha önceki tüm yazılanların, ders kitaplarındaki bilgilerin, kayıtların tamamına yakınının değişmesi gerektiğini ortaya koyacak veriler ortaya koymuştur.
 
  1. “HALK ELİNE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”    (ISLAH PROGRAMI)
Ülkemizdeki Tüm Koyun/Keçi Ve Mandalarda İşletmelerinin Kaliteli Damızlık İhtiyacı Karşılanacak Düzeye Ulaşıldı.
Bakanlığımızca yürütülen “HALK ELİNDE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”  meyvelerini vermeye başladı.
Ülkemize ait ırklarda 23 koyun ve 7 keçi ırkında doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlıklarında ve süt verimlerinde önemli artışlar sağlandı.
* Kuzuların kasaplık ağırlığa bir ay önce ulaşmaları sağlanmış ve önemli bir maliyet avantajı sağlanmıştır.
* Sütten kesim de bazı ırklara ait kuzularda 5 kg ilave canlı ağırlık artışı sağlanmıştır.
* İkizlik oranlarında ırklara göre % 20- 50  oranında artış sağlanmıştır.
* Uygulanan ıslah programları sonucu, Yerli ırklarımızın diğer ülke ırklarım ile pek çok özellik ve verim yönünden yarışabileceği görülmüştür.
* Coğrafi şartlara, iklime uyumlu olmaları ve hastalıklara dirençli olmaları da önemli avantajlarımızdır.
* Projede 60 ilde yaklaşık 1.200.000 anaç hayvanın ıslah kayıtları alınarak yürütülen ıslah programı sonucu;
Koyun ve keçide tüm ırklardan kaliteli damızlık vasfında 350.000 dişi ve 150.000 erkek olmak üzere yılda en az 500.000 baş damızlık üreticilerimizin kullanımına hazır hale geldi.
Uluslararası bilimsel normlara uygun metot ve yetişmiş bir ekiple ıslah çalışmaları sürdürülmektedir.
                             
 
Projede, Üniversite-Kamu-STK işbirliği geliştirilmiştir.
Bakanlığımızca yürütülen projede 30 Üniversiteden 70 civarında akademisyen,  Yetiştirici Birliğinde paydaş olarak katıldığı prje, yetiştiricilerin işletme koşullarında yürütülmektedir.
165 Proje Teknik Elemanı (veteriner hekim, zooteknist ve teknisyen)  istihdam sağlanmış,
 
Ülkemize ait bir gen kaynağı olan Anadolu mandasında ise, 18 ilde 30.000 anaç manda ıslah sisteminde bulunmaktadır.
  • Ortalama 855 kg olan yıllık süt verimi, 1200 kg’ a çıkarılmıştır. 2500-3000 kg’a ulaşan hayvanlar bulunmaktadır. Bu da ortalama süt verimin proje sürecinde daha da yükseltilebileceğini göstermektedir.  (İtalya ortalaması 2000 kg).
  • Doğum ağırlıklarında 2 kg,
  • Altı ay canlı ağırlıklarında 10 kg,
  • Bir yaş canlı ağırlıkta 20 kg,
  • Tabii tohumlama için erkek damızlıkların iller arası transferleri yapılarak ıslah faaliyetleri sürdürülmektedir.
  • Ankara Lalahan’daki enstitümüzde süt verimi genetik kapasitesi 2500 kg üzerinde olan iki manda boğasından dondurulmuş sperma üretimine başlanmış. Mandalarda Suni tohumlamanın ülke çapında yapılabilmesi yolu açılmıştır.
 
Proje uluslararası bilimsel kriterlere uygun sistemle ve yetişmiş ve uzman elemanlar ve geniş bir paydaşla yürütülmektedir. Önümüzdeki dönemde de projenin ülke hayvancılığına olan yaygın etkisi artarak devam edecektir.
 
   Irk ve Islah Proje Sayısı   İl ve Proje Sayısı Hayvan sayısı (Baş)
 
   Akkaraman Koyunu (33)
Aksaray   (2),       Ankara (1),Bingöl   (1), Çankırı (2),                       Çorum  (2),      Kayseri (3),Karaman  (2),Kırıkkale  (1), Kırşehir  (2), Konya  (4), Malatya  (2), Niğde (5), Osmaniye(1), Tokat (1),Yozgat (4)  
            207.900
Şavak Akkaraman Koyunu (9) Elazığ (4), Erzincan  (4), Tunceli (1) 56.700
Ankara (Tiftik) Keçisi (6) Ankara (5), Siirt (1) 37.800
Dağlıç Koyunu (1) Afyonkarahisar (1) 6.300
Eşme Koyunu  (1) Uşak (1)   6.300
GüneyKaramanKoyunu  (3) Mersin (3)                       18.900
Hemşin Koyunu (4) Artvin (4) 25.200
Honamlı Keçisi (3) Antalya (2), Burdur (1) 18.900
İvesi Koyunu (11) Adana (1), Adıyaman (1), Gaziantep (2), Kilis (1), Mersin  (2), Osmaniye (1), Şanlıurfa  (3)  
69.300
Kangal Akkaraman Koyunu (8) Sivas (8) 50.400
Karacabey Merinosu Koyunu (4) Balıkesir (1), Edirne (1), Tekirdağ(1), Çanakkale (1)  25.200
Karayaka Koyunu (8) Ordu (2), Sinop (1), Tokat (2), Trabzon (2),           Giresun (1)
 
 
50.400
Karakaş Koyunu  (3) Diyarbakır (3) 18.900
Karya Koyunu (3) Aydın (1), Denizli  (2) 18.900
 
Kıl Keçisi (26)
Adana (2), Adıyaman (1), Amasya (1), Antalya(1),   Aydın   (1),   Burdur   (1), Çanakkale  (2), Çorum(1), Denizli(1),Diyarbakır   (1),    Isparta    (1),    İzmir  (1), Kahramanmaraş (2),Karaman (1), Konya(1),Mersin  (2), Muğla (1), Niğde (1), Osmaniye(1), Tekirdağ (1), Tokat (1), Yozgat (1)  
 
                   163.800
Kıvırcık Koyunu (9) Aydın        (1),     Balıkesir (1),Bilecik(1), Bursa  (1), İzmir (1), Kırklareli (1),
Manisa (2), Yalova (1)
 56.700
Kilis Keçisi (4) Gaziantep  (2), Kilis (2) 25.200
Koçeri Koyunu (2) Batman (2) 12.600
Maltız Keçisi  (2) İzmir (1), Kırklareli (1) 12.600
Morkaraman Koyunu (12) Ağrı  (2), Bingöl (5), Erzurum (2), Elazığ (1),Muş (1), Kars (1) 75.600
Orta Anadolu Merinosu Koyunu (7) Ankara  (2),Eskişehir  (2), Karaman  (2), Konya (1) 44.100
Ramlıç Koyunu  (3) Afyonkarahisar (1), Eskişehir  (2) 18.900
Pırlak Koyunu (6) Afyonkarahisar (2), Antalya (1),
 
Eskişehir (1),Kütahya  (2)
37.800
Pırıt Koyunu (2) Isparta  (2) 12.600
Sakız Koyunu  (2) Çanakkale (1), İzmir  (1) 12.600
Şam Keçisi (2) Hatay (1), Kahramanmaraş (1) 12.600
Zom Koyunu  (2) Diyarbakır (2) 12.600
Türk Saanen Keçisi (3) Çanakkale (2), İzmir (1) 18.900
Tahirova Koyunu  (1) Çanakkale (1) 6.300
TOPLAM 1.134.000
Anadolu Mandası (18) Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Bartın, Bitlis, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Giresun, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Kütahya, Muş, Samsun, Sivas, Tokat, Yozgat  
30.000
         
 

   YERLİ IRKLARIMIZ KORUMA ALTINDA
- Koruma altına alınan büyükbaş hayvan yetiştiricilerine 2019 yılı için 600, küçükbaş hayvanlar için 90 lira destek verilecek.
 Tarımsal kaynakları korumak, iyileştirmek ve devamlığını sağlamak amacıyla Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) 1995 yılında başlattığı “Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Projesi” kapsamında  birçok hayvan ırkını koruma altına aldı.
Geçen yıl 41 hayvan ırkı ya da hattı (Gen bankalarında muhafaza edilen materyal dahil) koruma altına alındı.

Bu kapsamda Yerli Kara, Doğu Anadolu Kırmızısı, Güneydoğu Anadolu Kırmızısı, Yerli Güney Sarısı, Boz Irk'ı olmak üzere 5 adet sığır ırkı koruma altında.
Halk Elinde, Enstitüde ve Gen Bankasında koruma kapsamında olmak üzere; Sakız, Kıvırcık, Gökçeada, Güney Karaman, Karagül, Çine Çaparı, Hemşin, Dağlıç, Karakaçan, Herik, Norduz, Karayaka, Akkaraman, Morkaraman, İvesi olmak üzere 15 koyun ırkı koruma altına alınırken, 2017 yılına kadar koruma kapsamında olan Anadolu Mandası, bu yıldan sonra neslini devam ettirebileceği sayıya ulaştığından halk elinde koruma kapsamından çıkarılmış olup enstitü şartlarında korunmasına devam edilmektedir.

Ankara, Kilis, Honamlı, Abaza, Kaçkar, , Renkli Ankara Keçisi, Halep, Gürcü (Osmanlı Keçisi), Kıl ırkı keçiler ve Denizli ve Gerze ırkı tavuklar da koruma altına alındı.
Öte yandan Kafkas arısı, Bursa Beyazı ve Bursa Beyaz-Alaca ipekböceği halk elinde; Çukurova, Ayvacık Midillisi, Canik, Hınısın Kolu Kısası, Malakan ırkı atlarına ait genetik materyal ise Gen Bankalarında koruma altında bulunmaktadır..
Yerinde koruma kapsamına alınması planlanan İspir Keçisi ile Norduz, ve Tuj, Koyun ırklarında ve diğer ırk ve türlerde koruma Sahada arama ve tarama çalışmaları devam etmekte olup, koruma şartlarını karşılayan yetiştirici ve hayvan materyali bulunması halinde koruma altına alınacaklardır.
- Koruma altına alınan ırklara destek
TAGEM, tarafından hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması kapsamında yetiştiricilere hayvan gen kaynakları desteği yapılıyor. Bu yıl destekler, yıllık, büyükbaş hayvan başına 600 lira, küçükbaş hayvan başına 90 lira, arı koruma için ise 40 lira olarak belirlendi.
Bu ırk hayvanları besleyen yetiştiriciler, ilgili tebliğ yayınlandıktan sonra tebliğde belirtilen tarihlerde İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde Proje Lideri, TAGEM’den gelen konu uzmanı, ilgili Enstitü ve İl/İlçe Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan Seçim Komisyonu tarafından sürünün belirtilen hayvan ırkına ait olduğu belirlenerek rapor tutulması, daha sonra yetiştirici ile ilgili Enstitü arasında sözleşme imzalanması suretiyle destek almaya hak kazanıyor.
 
 
29.4.2019
Devamı

Çok Kapsamlı Tarım Şurası Yapılacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarımda Milli Birlik Projesi'ni A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritasını belirlemek amacıyla Tarım Şurası düzenleneceğini belirtti.
Pakdemirli, Tanzanya Mill Günü nedeniyle bir otelde düzenlenen resepsiyonda gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.
Bakanlık görevinin başından beri 53 tanesi birebir olmak üzere 95 il ziyareti gerçekleştirdiğini aktaran Pakdemirli, bu ziyaretleri sırasında yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşuyla istişarede bulunduğunu söyledi.
Pakdemirli, bakanlık olarak çok güzel bir yolda ilerlediklerini, Tarımda Milli Birlik Projesi'ne ilişkin olarak kamuoyuna yansımış bir takım içeriklerden dolayı bu konudaki ilginin daha da arttığını gördüğünü dile getirdi.

"Eylül ayına yetiştireceğiz"

Bu ilginin artmasının kendisini memnun ettiğini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Önümüzdeki aylarda bir Tarım Şurası düzenleyecektik. Bu şurada her konuyu A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritamızı belirlemek maksadıyla Tarım Şuramızda bu konuları görüşüyor olacağız. Türkiye'de 2004 yılından beri Tarım Şurası olmadı. Şurayı haziran ayına yetiştirebilir miyiz diye baktık ama çok kapsamlı olacak. Sonbahara, eylül ayına yetiştirebiliriz diye düşünüyorum. Bu konudaki kamuoyu hassasiyeti ve merakından dolayı tüm bu konuları tüm paydaşlarla Tarım Şurası'ndan konuşmaya karar verdik."

 
 
26.4.2019
Devamı

Et Fiyatlarındaki Artışa Karşılık ESK ya 150 Milyon liralık Kaynak

Ramazan ayı öncesi et fiyatlarında olası artışa karşı önlem alındı. Et piyasasının düzenlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.
 
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.

"Hayvancılık faaliyetlerinin sürdürebilirilliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla" hazırlanan kararda şöyle denildi:

"Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürlüğü'nün ana statüsünün beşinci maddesinin ikinci fırkasına binaen; ihtiyaç duyulması halinde, ESK'nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, ESK tarafından hazırlanacak icmal karşılığında, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenir."
Bu ödemeler için, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ziraat Bankası ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmaya yetkilendirildi. Karara göre, ödemeler Ziraat Bankası'na aktarılmasından sonra yapılacak.

 
 
26.4.2019
Devamı

Tarıma Yeni Vizyon

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi.
Seçimler bitti. Tarımda Milli Tarım projesinden Milli Birlik Projesine doğru yöneldik. “Milli Birlik Projesi” içerisinde neler olacak sinyalleri hemen hemen her kesimden dillendiriliyor. Sektör ise ivedilikle sorunlara yönelik çözüm bekliyor. Çünkü Tarım ve Hayvancılık sektörü ayağa kalkmadan ne üretim ayağa kalkar. Ne de tüketim ile ilgili fiyatlar ’da bir istikrar yakalayabiliriz.
Hayvancılık sektörüne yönelik üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında idi. Ulusal Süt Konseyi ise geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı binasında bir araya gelerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirledi. Buna göre soğutulmuş sütün referans fiyatı 2TL oldu.

Soğutulmuş sütün referans fiyatının 2TL olarak açıklanması süt üreticisi açısından güzel bir gelişme. Ancak öyle bir sorun var ki süt fiyatından ziyade Süte ve Et’e bağlı önemli olan yem fiyatları. Yem fiyatları üreticinin önünde büyük bir engel. Öncelikli olarak hükümetin ve bakanlık bürokratlarının yem fiyatlarına yönelik hızlı bir adım atması. Çünkü süt fiyatını artırıyoruz. Arkasından yem fiyatlarına ’da zam geliyor. Üreticin en büyük girdisi olan yem fiyatlarına bir çözüm üretilebilirse üretici ’de ürettiği üründen zarar etmeyecek. Bunun arkasından üretmeye devam edecek. Aynı zamanda her alanda üretim artacak. Böylelikle ne sütü ne eti ne de tarım ürünlerinde yükselen fiyatlar yerine gelişmeleri konuşacağız.

Tarım ve hayvancılık sektöründe bölgesel üretim ve bölgesel teşviklere geçmeliyiz. Ülke olarak tarımsal ürün alanında bütün planlamayı yaparak nerde ne ekilecek Ne kadar ekilecek ne kadarını ihraç ne kadarını iç piyasaya süreceğimizi ivedilikle gerçekleştirmek zorundayız.

Böylelikle Nohut, Mercimek, Domates, Biber Patlıcan, patates ve soğan gibi tüketicinin sürekli ihtiyaç duyduğu ürünleri hem yeterleri sayıda üretmiş olacağız. Hem de ihraç edeceğiz.
Bunları yaparsak hem üreticimizin yüzü, hem tüketicinin yüzü hem de Ülkemizin yüzü gülecek.
Gülen yüzler ve emeğini kazanalar bol olması dileği ile.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
26.4.2019
Devamı

Tarla'da 1,5 Pazar'da 8TL

Hatay İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Çolakoğlu, Hatay’da soğan hasadına başlandığını belirterek “Hatay soğan üretiminde Ankara ve Amasya’dan sonra yurdumuzun önemli soğan üreticisi illerinden bir tanesidir. Kumlu ilçemizde 3 bin dekara yakın, Reyhanlı ilçemizde 16 bin dekara yakın ve diğer ilçelerimizde olmak üzere 20 bin dekara soğan üretimimiz bulunmaktadır. Hasat edilen soğanlar ülkemizin değişik bölgelerine, hallere ve pazarlara gönderilmektedir. Bu sene yağışların fazla olması sebebiyle hasat biraz gecikti, araziye ancak girilebildi. Hasadın 15-20 Mayıs’a kadar süreceğini tahmin etmekteyiz. Temennimiz bu soğanların piyasaya girmesi ile beraber fiyatların dengeleneceğini düşünüyoruz” dedi. 

Hataylı çiftçi Recep Balcı ise, soğanı tarlada 1 buçuk liraya satabildiklerini, kendilerinin değil aracıların para kazandığını ifade ederek, "1996 yılından sonra aralıksız olarak bu işle uğraşıyorum. Pamuk, buğday, soğan gibi bu tip ürünleri ekiyoruz. Son birkaç yıldır bayağı sıkıntı çekiyoruz. İlaç konusunda olsun, mazot, gübre ve tohumların maliyetleri çok yükseldi. Şimdi haberleri izliyoruz, hallere gidiyoruz, pazarlara gidiyoruz. Soğana 5-7 lira, 8 lira fiyat çekiliyor. Biz bunu ürettiğimizde bizler tarlada bu ürünü 1-1.5 liraya ancak verebiliyoruz. Çiftçi para kazanıyor diyorlar ama çiftçi hiçbir şekilde para kazanamıyor, hep aradaki aracılar parayı kazanıyor. Soğanın tohumunu 9.5 liraya Bursa’dan getiriyoruz. 1 tonuna 10 bin liraya yakın para veriyoruz. 20 dönümü yetiştirene kadar bize maliyeti 30-40 bin lira oluyor. Bunu 1.5 liraya sattığımızda ancak kafa kafaya çıkabiliyoruz ya da çıkamıyoruz. Bu ürünlerde kazananlar sadece aracılar, çiftçi kazanamıyor, çiftçi sıkıntılı” dedi. 
Yetkililerin aracılar konusunda çalışmalar yaptığını ancak engellenemediğini belirten Balcı, “Hükümetimizin bu aracılar konusunda bilgisinin olduğunu biliyorum ama bir şekilde reisimiz de bu durumun önüne geçmeye çalışıyor, bir şekilde bu durumu engellemeye çalışıyorlar. Aradaki komisyoncular, tüccarlar, parayı kazanan hep bunlar” dedi. 

Soğanları pazarlayacak yerleri olmadığını, Haziran ayı sonunda yol kenarlarında file şeklinde satabildiklerini belirten Balcı, “Haziran ayının sonunda gelin görürsünüz biz bu soğanları karayolu kenarına indiririz. Pazarlayacak yerimiz de yok, biz bunu çuval çuval file şeklinde kiloyla satıyoruz. Yola indirdiğimiz zaman gelin biz bunun kilosunu 1.5 liraya dahi zor vereceğiz. Bizden mal çıkıp gittiği zaman altın pahasına gidiyor ama çiftçinin elindeyken mal bir şekilde bunu öldürüyorlar. Nasıl yapıyorlar, kim yapıyor bilemiyorum. Ama çiftçinin elinden çıktıktan sonra bir dünya para ediyor. Çiftçi para kazanamıyor kardeşim” diye konuştu. 

Çiftçi Recep Balcı, aracıların çekilmesini ve ürünlerini satabilecekleri bir pazar istediklerini ifade ederek, “Biz çiftçiler olarak bu aracıların aradan kaldırılması, çekilmesini istiyoruz. Bize bir satış pazarının gösterilmesi, ürünümüzü çıkardığımız zaman götürüp oraya verebilmemiz lazım. Mesela ofisler diyorlar, ofislere verdiğimiz zaman ofislerde de sıkıntı yaşıyoruz, belirli aralıklarla paramız peyderpey ödeniyor. Ofislere verdiğimizde dışarıya yapacağımız ödemelerde sıkıntı yaşıyoruz” dedi.
 
 
25.4.2019
Devamı

2' Dönem Buzağı Desteğine Başvurmayanlara Fırsat

Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılında buzağısı doğan ve destek başvurusu yapamayanlara imkan tanıdı.

2018 yılında doğan buzağıya başvuru yapamayanlar için 2018 yılı buzağı desteği için 2 dönem başvuruları 2 Mayıs ve 1 Temmuz tarihleri arasında başvurabilecekler. Buzağı desteklemesine daha önce başvuranların ise tekrar başvuru yapmasına gerek yok.

Öte yandan buzağı desteğinden aranan şartlar ise Erkek buzağıda Şap aşısı, dişi buzağı da ise Şap ve Brucella aşı şartı aranırken; doğan buzağın aynı zamanda 4 ay boyunca işletme ’de kalması gerekiyor.
.
 
24.4.2019
Devamı

Bakan Mesaj verdi Mili Birlik Ramazan'dan Önce Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin 2023 tarım hedefleri politikasına ilişkin plan ve programlarını ramazan ayından önce açıklayacağını kaydetti.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu'nda düzenlenen 23 Nisan resepsiyona katılan Bakan Pakdemirli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'de tarım alanında yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, "Kolay çözülebilecek sorunları zaten çözüyoruz. Diğer sorunlar ile ilgili bazıları için bir sene, bazıları için iki sene, bazıları için ise üç sene sürecek programlar hazırladık. Her şey takvimlendirildi. Tarımda 2023 yılına kadar yapılacak her şey takvimlendirildi. Bu takvim hızlı bir şekilde işleyecek. Tarıma ilişkin 2023 vizyonumuzu ve bunun yol haritasını açıklayacağız. Bu programlarımızı ramazan ayından önce açıklayacağız." diye konuştu.
 
 
24.4.2019
Devamı

Et Süt Yem Kardeşliği Olacak mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı üreticinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının artışını durdurmaya yönelik düğmeye bastı.  Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve sektörün paydaşları ile bir araya gelinerek hayvancılık sektöründe en büyük sorun haline gelen artan yem fiyatlarını masaya yatırdı.



ATO  ‘da gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu üyesi Prof. Dr. Zümrüt Begüm’ün yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü,  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politakalar Genel Müdürlüğü’nden Üst düzey Yöneticiler Katıldı.  Et, Süt, Yem kardeşliği başlıklı toplantıda sektör temsilcilerinin ve tüm tarafların yer aldığı toplantıda hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yeme yönelik çözümler aranıyor.
 
22.4.2019
Devamı

Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin Tarım Okulları Kurulsun

Gıda fiyatlarını düşürmek için Tarım Okulları'nın açılması gerektiğine dikkat çeken CHP Niğde milletvekili  Fethi Gürer, "Tarım okulları kurulmalı, ortaokuldan başlayarak, tarım ortaokulu, tarım lisesi, tarım üniversiteleri kurulmalı. Buradan mezun olanlara, verimli tarım arazileri uygun koşullarda kiraya verilmeli, bu bölgelerin özelliklerine göre verimli ürünler ekilerek, tarım ve hayvancılık sanayi geliştirilmeli" dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Yeniçağ gazetesini ziyaret etti. Burada gıda fiyatlarıyla ilgili  değerlendirme yapan Fethi Gürer, iktidarın ithalat yaparak soğan, patates fiyatlarını düşüremediğini vurguladı. Fethi Gürer, tarım okullarına, Kalkınma ajansı destek sağlaması gerektiğini belirterek " Ayrıca aile tipi şirket yapılarına dönülmeli ve bu aile içi şirketler de ketten köye göçü sağlamalı. Bu şekilde tarımda dünya lideri olmak işten bile değil" dedi.

İktidarın yabancı şirketleri ve yabancı çiftçiyi kalkındırmak için çalıştığını vurgulayan Fethi Gürer, "Adana'da turfanda patates 4-5 lira civarında iken patates ithaline izin vermek çiftçiye aba altından sopa göstermektir" dedi. 20 Nisana kadar olan gümrüksüz patates ithalatı uygulamasının 31 Mayıs'a kadar uzatılması kararını da eleştiren CHP Milletvekili Gürel, "Bazı bölgelerde tam patates hasadı yapılırken, patates için ithal üründe gümrük vergisinin sıfırlanması, Türk tarımına, Türk çiftçisine vurulmuş en büyük darbedir" ifadelerini kullandı.
Fethi Gürer, 2017 yılında 2 milyon 130 bin ton olan soğan üretiminin 2018 yılında yüzde 6.4 oranında azalarak 1 milyon 900 bin tona kadar düştüğünü hatırlattı.
Soğan ekili alanlarda dekarda 4 ila 5 ton arasında verim beklendiğine işaret eden  Ömer Fethi Gürer, maliyet hesabını da açıkladı. Gürer, "Ürün için dekarda tarla kirası 600-700 TL, tohum bedeli 200-400 TL, gübre bedeli 200-250 TL, ilaç bedeli 600-700 TL, mazot bedeli 300-350 TL, su bedeli 150 TL, hasat ve işçi bedeli de 600-800 TL arasında değişiyor. Bu rakamlar üst üste toplandığında bir dekarda elde edilecek 4-5 ton soğan için 2 bin 650 TL ile 3 bin 350 TL arasında değişen fiyatlarla masraf oluşuyor. Bunlara nakliye, vergiler, üretici ve pazarcı karı da eklendiğinde maliyet katlanarak artıyor. Şayet, maliyet giderlerini azaltılmaz ve üretici desteklenmez ise diğer ürünlerde olduğu gibi soğanda da fiyatların dengelenmesi, fiyat artışının önlenmesi mümkün görünmüyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ PATATESİ 15 KURUŞA SATTI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçtiğimiz hasat döneminde 1 milyon 200 bin ton patates üretimi yapılan Niğde'de, üreticilerin patatesin kiloğramını 15-20 kuruştan tüccara vermek zorunda kaldığını hatırlattı. Niğdeli üreticinin 50 kuruşa mal ettiği patatesi 15 kuruştan verdiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Depolarda bekletilen ve mart, nisan döneminde piyasaya sürülmesi gereken patates için üreticiye stokçu muamelesi yapıldı, depolar basıldı ve zamanından önce bu ürünler piyasaya verildi. Geldiğimiz noktada piyasada patates fiyatları düşmedi.Bu tablo hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor" diye konuştu.

YERLİ NOHUT 3 TL, İTHAL 18 TL
Üreticinin 3 liraya nohut satamamasına rağmen iktidarın nohut ithal ettiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Markete gidiyorsun ithal nohutun kilosu 18 lira. Vatandaşı buna mahkum ediyorlar, ancak Niğde'de üretici nohutun kilosunu 3 liradan satamıyor. Aynı durum ayçiçekte de var. Kuruyemiş olarak tükettiğimiz ayçekirdeğinin kilosunu yerli üretici 3 liradan satarken, bu fiyatı pahalı bulup ithal getiren iktidar, vatandaşa 20 liradan Çin çekirdeği yediriyor. Maalesef iktidar ithalatı gıda fiyatlarını düşürmek için yapmıyor. Sadece yerli üreticiye 'Sen üretme' diyerek bazı ithalatçı firmaları zengin ediyor" diye eleştirdi.
 
 
22.4.2019
Devamı

Çilek İhracatına Aşırı Yağışlar Engel Oldu

Hristiyanların Paskalya Bayramı nedeniyle Aydın’ın çilek üretim merkezi olan Sultanhisar’da hızlı başlayan ihracatın, son dört gündür azaldığı belirtildi. Toptan 8 liradan başlayan çilek fiyatı ihracatın düşüşüyle 5 liraya kadar geriledi.
Aydın’da her yıl 60-65 bin çilek üretimi yapılan Sultanhisar’da ihracat Hristiyanların her Nisan kutladıkları Paskalya Bayramı nedeniyle sezona oldukça hızlı başladı. İhracatın büyük bir bölümünün Rusya’ya yapıldığını belirtilen Sultanhisarlı halciler, ürün talebinin azaldığını ve soğuk havalar nedeniyle iç piyasanın da fazla mal çekmemesinden dolayı fiyatların 5-6 lira seviyelerine gerilediğini belirtti.

“ÇİFTÇİ ŞUANDA MEMNUN DEĞİL”
Rusya’ya çilek ihraç eden Hüseyin Özer, yağmurlu havalarda Rusya’ya çilek götürmenin bazı tüccarları kötü etkilediğini söyledi. Özer, “Yağmurlu havalarda bazı tüccarlarımızın Rusya’ya çilek göndermesi kötü etkiledi. Bu yüzden şuanda Rusya pazarımız sıkıntılı ama iklim şartlarının şuanda soğuk olması nedeniyle çileklerimizde kalite biraz düştü. Bir hafta sonra havalar düzelince daha da güzelleşeceğini umuyorum. Ama çiftçi şuanda memnun değil, tüccar da memnun değil. İç piyasa ürün çekmiyor. İlk başladığımızda tır üstü fiyat 7.5-8 civarındaydı. Şimdi 5.5 – 6 liraya kadar düştü. Üreticinin eline 4-4.5 anca geçiyor” diye konuştu.
Çilek üreticisi Yaşar Türkoğlu ise “Çilekler havadan etkilendi ama havaların düzelmesiyle çileğin kalitesi de düzelecektir. Fiyatları şuan tam olarak bilmiyoruz. Ürünü teslim ediyoruz ama fiyatı bende bilmiyorum” diye konuştu.

“GİRDİ MALİYETİ DAHA ÇOK ARTTI”
Çilek fiyatlarının başlarda iyiyken şimdi kötüye gittiğini söyleyen çilek üreticisi Hayrettin Karayakas da “Yağmur dolayısıyla ihracat kesildi ve fiyat düştü. Girdi maliyeti ise daha çok arttı. Geçen sene 1 çuvalı 200 lira olan gübre, şuanda 400 lira olmuş. Mazot 4 liraydı, şuan 6,50 lira oldu. Çilekçiyi 5’ten aşağısı kurtarmaz. Böyle giderse normaldir ama bundan aşağı giderse para kazanamayız. Rusya fiyatları iyiydi. Ama yağmur yağdığı için fiyatlar düştü” dedi.

“RUSYA ÇOK TALEPLİ”
Aydın Sultanhisar’da halcilik yapan İsa Özkurt da şöyle konuştu;
“Fiyatlarımız geçen seneye oranla biraz daha iyi, nedeni ihracat olması. Rusya çok talepli iç piyasa da istekli geçen seneye oranla kalite de yüksek hem fiyatlarımız iyi memnunuz durumdan bundan sonrası daha iyi olur” ifadelerini kullandı.

“HAFTA İÇİ 4 TIR ÇİLEK ÇEKİYORUZ”
Azerbaycan’dan Rusya pazarı için Aydın’a gelen Hüseyinov Elmirhan ise, Rusya’nın çileklerden memnun olduğunu dile getirdi. Elmirhan, “Buranın çileği kaliteli, onun için burayı tercih ediyoruz. Hafta içi 4 tır çilek çekiyoruz. Rusya’daki talep malın kalitesi, orada iyi gidiyor. Paskalya bayramı için talep daha da arttı” dedi.

“BİRKAÇ ESNAFIN AÇ GÖZLÜLÜĞÜNDEN OLDU”
Çileğin toplanmaması gerekirken, ihracata ürün gönderen bazı halciler nedeniyle kendilerinin sıkıntı yaşadığını belirten Fatih Özaslan, “İç piyasa biraz ağır bu sene, iç piyasanın ağır olmasından dolayı ilk etapta ihracat devreye girdi. Zaten mallarımızda güzeldi. Yalnız birkaç gün yağmur yağdı. yağmurun hemen ardından buradaki birkaç esnaf mal yaptılar. Oysaki biraz daha bekleselerdi ihracat sıkıntısı olmazdı. İhracatın önü kesilmezdi. Şuanda ihracat fiyatı 5 lira 5,5 liraya inmek zorunda kaldı. Bu buradaki birkaç esnafın aç gözlülüğünden oldu” diye konuştu.
 
 
22.4.2019
Devamı

Milli Birlik Projesi Tanıtım Toplantısı İptal

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Nisan'da yapılacağı açıklanan Tarımda Milli Birlik Projesi'nin tanıtım toplantısı ertelendi. Tarım sektörü temsilcileri kamuoyunda oluşan büyük tepki nedeniyle toplantının ertelendiğini söylüyor.
Projeyi hazırlayan ekip ise, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin  ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği ifade ediyor. Projeyi hazırlayan ekip hafta başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yetkililerle görüşerek sunum için yeni tarih ve içerik üzerinde görüşmeler yapacak.

Sektörden  ve bakanlıktan habersiz hazırlandı iddiası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyle ilgili sunum yapılmasını ertelemesinde tarım sektöründen gelen büyük tepkilerin etkili olduğu ifade ediliyor. Tarım sektörü temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Tarımda Milli Birlik Projesi hazırlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarının, ziraat odalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu Başkan ve üyelerinin, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin, birlik ve kooperatiflerin hiçbirinin görüşü alınmadı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun da bu çalışmadan haberdar olmadığı öğrenildi. Bakanlık bürokratları ve sektör temsilcileri, tarımda yapısal bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ancak bunun sektörle birlikte hazırlanacak bir çalışma ile yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda Milli Birlik Projesi'nin sadece bir kaç firmanın çıkarlarına hizmet edeceğini iddia eden sektör temsilcileri, tarımda yapısal reform için üreticinin, çiftçinin, sektörün tüm kesimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda bir çalışma yapılmasını istiyor.

Projeye  büyük tepki var
Proje ilk olarak DÜNYA Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım tarafından  17 Nisan 2019'da yayınlandıktan sonra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokrasisinde, tarımla ilgili kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Bir çok tarım örgütü, sivil toplum kuruluşu yazılı olarak bu projenin uygulanamayacağını açıklarken,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'ne de projenin uygulanmaması için çok sayıda şikayetin iletildiği biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tepkiler üzerine proje sunumunu ertelediği ifade ediliyor.
 
 
22.4.2019
Devamı

Bakanlık Tabelası Yine Değişiyor

Tarım Bakanlığında teşkilat ve tabela yine değişiyor. "Tarımda Milli Birlik Projesi" ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı tamamen değişecek. Böylelikle bakanlık 2011’den bu yana 3. kez değişiklik yaşayacak.

8 yıl önce Tarım ve Köyişleri Bakanlığının adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. 2018'deki 24 Haziran'da seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildi. Bu kez de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Yeni projeyle tabelalar ve bakanlığın teşkilat yapısı yine değiştirilecek.
Konunun ayrıntılarını Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım kaleme aldı.

Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım Bakanlığı tabelaları bir kez daha değişecek. Son 8 yılda bakanlığın organizasyon yapısı 3. kez değiştirilecek. 2011 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nm adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. Merkez ve taşra teşkilatında tüm tabelalar yeni isme göre düzenlendi. Bazı birimler, genel müdürlükler kapatıldı, yenileri açıldı. Böylece bakanlık kadrosu da yeniden düzenlendi. Geçen sene 24 Haziran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi sonrasında yönetim sistemi değişti. Bakanlıklarda da değişiklikler yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Merkez ve taşra teşkilatında bir kez daha tabelalar değişti.
Tarım Bakanlığı'nda tabelalar 3. kez değişecek larda önemli değişiklikler yapıldı. Daha bir yıl bile geçmeden Tarımda Milli Birlik Projesi ile bakanlığın rolü, organizasyon yapısı merkez ve taşra teşkilatında yine değiştirilecek. Tabelalar ve kadrolar da buna göre yenilenecek. Bakanlık tabela ve kadro değişiminden tarım sektörünün sorunlarına çözüm üretecek zaman bulamaz oldu. Bakanlığın merkez ve taşra kadroları "acaba yerimi koruyabilir miyim" endişesi ile yaşıyor.

BAKANLIĞIN YENİ ROLÜ VE ORGANİZASYON YAPISI
Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni rolü ve organizasyon yapısı 4 ana başlıkta toplanacak. Yine bazı genel müdürlükler, birimler kapatılacak. Yeni daire başkanlıkları yeni birimler kurulacak. Tarımda Milli Birlik Projesi ile Bakan ve Bakan yardımcılarına bağlı olarak 4 ana birim oluşturuluyor. Bu birimler ve yapıları şöyle olacak.

1- Ortak Hizmet Birimleri:
Destek ve Satm Alma, Uluslararası İlişkiler, Digital Dönüşüm ve Bilgi İşlem, Merkezi Operasyonlar, Teftiş ve İç Denetim, Hukuk, İnsan Kaynakları (Eğitim ve Yayın Daire Başkanlığı'nı kapsayacaktır.)
2- Strateji Hizmet Birimleri:

Ar-Ge (Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü - TİGEM ve Enstitüler doğrudan bağlı olacak), Yatırımlar Koordinasyon, Strateji Geliştirme (Strateji Geliştirmeye bağlı olarak Toprak Politikaları Daire Başkanlığı, Su Politikaları Daire Başkanlığı, Hayvancılık Politikaları Daire Başkanlığı, Gıda ve Sağlık Politikaları Daire Başkanlığı, Orman Politikaları Daire Başkanlığı olacak), Düzenleyici Denetleyici Fonksiyonlar (Gıda Kontrol -Tütün ve Alkol -Şeker, bu kapsamda yer alacak) Meteoroloji Genel Müdürlüğü.

3- Milli Birlik Kooperatifi:
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatı birleştirilerek kurulacak. Ayrıca 12 bölgeden oluşacak taşra teşkilatı da bu birimin altında yer alacak

4- Ticari Operasyon Birimleri:
Özel sektörün yüzde 50 hisse sahibi olacağı Semerat Holding ve bu holdingin iştiraklerine dönüştürülecek olan Toprak Mahsulleri Ofisi, Çaykur, Atatürk Orman Çiftliği ve Türk Şeker bu birimde yer alacak.
 
 
19.4.2019
Devamı

Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç etti

Dünya’nın ağzını Türk meyve suları tatlandırıyor. Türkiye’nin Meyve suyu ihracatı 2018 yılında yüzde 30’luk ihracat artış hızı yakaladı ve 279 milyon dolarlık tutarla meyve sebze mamulleri sektöründe ihracatın yıldızı oldu. Meyve suyu ihracatımız 2017 yılında 214 milyon dolar olmuştu.

 
Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç ederken; Meyve suyu ihracatı, 2018 yılında su ve gazlı içecekler ihracatı ile turşu ihracatını geçerek birinci sıraya yükseldi. Türkiye’nin katma değeri en yüksek ihraç kalemleri arasında yer alan meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatı ise; 2018 yılında yüzde 11’lik artışla 1 milyar 415 milyon dolardan, 1 milyar 564 milyon dolara yükseldi.
 
Meyve sebze mamulleri sektöründe; Sular ve gazlı içecekler sektörü 255 milyon 278 bin dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırarak zirve ortağı olurken, Türkiye’nin turşu ihracatından elde ettiği döviz ise; 221 milyon 67 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Domates salçası ve soslar ihracatı 184 milyon dolar olurken, dondurulmuş sebze ve meyve ihracatı yüzde 21’lik artışla 157 milyon dolara ulaştı. Konserveler ve közlenmiş sebzeler ihracatı 142 milyon dolar ile temsil edilirken, kurutulmuş sebze ihracatından 95 milyon dolar döviz kazandık. Alkollü içecek ihracatımız 94 milyon dolar, meyve konservelerinin ihracatı ise; 88 milyon dolara ulaştı.


 
Meyve suyu ihracatında çok başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, meyve suyu ihracatının meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatındaki payının yüzde 15’ten, yüzde 18’e çıktığı bilgisini verdi.
 
Elma suyundan, armut suyuna, karışık meyve sularından greyfurt suyuna, portakal suyundan domates suyuna, tropikal meyve suyundan kiraz suyuna kadar çeşit çeşit meyve sularını dünyanın tüm coğrafyalarına ihraç ettiklerini belirten Uçak, “Türk meyve suyu ihracatçıları 2018 yılında büyük bir başarı hikayesine imza attılar. Başarılarının bundan sonraki yıllarda da devam edeceğine inanıyorum” dedi.
 
Meyvelerimiz katma değere dönüşüyor
 
Meyve suyu sektörünün ihracat artışının, Türk üreticisinin ürettiği meyvelerin katma değerli bir şekilde değerlendirilmesine de zemin hazırladığına işaret eden Uçak, “Meyvelerimizin üretim sezonları belli. Meyve suyu sektörümüz, meyvelerimizi sezonda katma değere dönüştürememe riskimizi ortaya kaldırıyor ve meyvelerimizi işleyerek sektörün toplamda elde ettiği katma değeri arttırıyor” şeklinde konuştu.
 
Meyve suyumuzu en çok Amerikalılar tercih etti
 
Türkiye 2017 yılında 135 ülkeye meyve suyu ihraç etmişken, 2018 yılında meyve suyu ihraç ettiğimiz ülke sayısı 150’ye yükseldi. Türk meyve suyunu en çok tercih eden ülke ise 73,7 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. Hollanda, 37,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu alırken, İtalya 16,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu tercih etti. Bu ülkeleri İspanya, Almanya, İngiltere, Libya, Fransa, Güney Kore takip etti.
 
 
 
19.4.2019
Devamı

Üretici'nin Hayvanları Haciz'de

2018 yılından bugüne, dolardaki yükseliş, sel felaketleri, iklim değişikliği, artan maliyetler derken Türkiye'deki çiftçiler zor duruma düştü. Kimi çiftçi borcunu ödeyemez duruma gelirken kimisinin de evine haciz gitti ve vatandaşın canlı hayvanları icradan dolayı satışa çıkarıldı. 2018 yılında 231 adet büyükbaş hayvan icradan dolayı satışa çıkarılırken bu rakam 2019 yılının daha ilk çeyreğinde yüzde 32 artarak 306 rakamına ulaştı. Yani icradan satışa çıkarılan büyükbaş hayvan sayısı 2019 yılının ilk çeyreğinde yüzde 32 arttı.
Sözcü’den Derin Gökçe’nin haberine Türkiye son günlerde tarım sektörünü konuşuyor. TÜİK, Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin de Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27.33 arttığını açıkladı. Yem fiyatları, artan maliyetler derken Türkiye’de çok sayıda çiftçi borcunun ödeyemez duruma geldi. Kimisinin tavukları haczedilirken kimisinin de atına haciz konuldu. Haciz konulan canlı hayvanlar açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. 2019 yılının ilk çeyreğinde 19 adet icralık dosya bulunuyor. Toplam 445 adet hayvan icralık ve açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. Bunlar sırasıyla şöyle; 1 adet yarış atı, 138 adet küçükbaş, 306 adet büyükbaş hayvan… Peki hangi bölgede kaç adet canlı hayvan icradan dolayı satılık? İşte cevabı…



 
“ÇİFTÇİLER KREDİNİN ALTINDA EZİLİP ÖDEYEMİYOR”

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’deki çok sayıda çiftçinin borcunun ödeyemediğini belirterek, yapılması gereken en önemli adımın süt fiyatlarının artırılması olduğunu söyledi .Yıldırım sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Canlı hayvanlara haciz işlemlerinin bu yıl içerisinde bu kadar artmasının öncelikli sebebi çiftçinin borcunu ödeyememesi. Çünkü hayvanlar ithal edilirken kredi kullandırılıyor. Daha sonra çiftçiler bu kredinin altında ezilip ödeyemiyorlar” dedi.
 
 “PATATES SOĞAN DERKEN HAYVANCILIĞI GÖZ ARDI ETTİK”
Üreticilerin yeme para veremediğini belirten Yıldırım, “Çiftçinin ürettiği süt para etmiyor. Bu nedenle çiftçi borcunu ödeyemiyor. Biz patates soğanla uğraşırken, hayvancılığı göz ardı ettik. Hayvancılığın kalkınması için süt politikasının doğru yapılması gerekiyor. İnanın borcunu ödeyemeyen çok sayıda çiftçi hapis yatıyor. “ifadelerini kullandı.


 
CANLI HAYVAN HACİZ İŞLEMLERİ SON DÖNEMDE ARTTI
icraburada.com Genel Müdürü Caner Çakı da konu hakkında sozcu.com.tr’ye açıklamalarda bulundu. Tüm Türkiye genelindeki icra ihalelerinin yayını yaptıklarını söyleyen Çakı, “Taşıt ve gayrimenkul ihalelerinin dışında birçok farklı ürünün satışı gerçekleşmektedir. Bu satışlardan biri olan icradan canlı hayvan satışları ile sık sık karşılaştığımızı söylemek yanlış olmaz. Özellikle son dönemlerde bu sayının daha da arttığını ifade etmek isterim. Canlı hayvan satışlarının geneline baktığımızda büyükbaş, küçükbaş, kanatlı ve az da olsa yarış atlarının icralık olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde ise besiciliğin yaygın olduğu iller bu konuda ilk sıralarda yer almaktadır.”dedi.
Genel Müdür Caner Çakı Canlı hayvan bakımının zor olması nedeni ile satışlarının en hızlı şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
 


 
 
18.4.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılıktaki Halimiz

Tarım ve hayvancılıkta kendini kendine yeten bir ülkeyken, hemen hemen tarımda ve hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı hale geldik. Bırakın bitkisel ve hayvansal gıdaları; hayvanlarımıza ot, bitkilerimize gübre ve tohumu bile dışarıdan temin ediyoruz. Bu işlerle uğraşanlar da zaten borç batağında boğuşmakla ya da ürettiğine pazar bulamamakla uğraşıyor. 

Yeni Mesajdan Uğur Kepekçinin yazısına göre tarım ve hayvancılık analizi
Ne oldu da bu hallere geldik? Büyüklerimiz "suç altından gömlek olsa kimse giymez" demişler. Suçu üstüne alan yok, ya da birbirini suçlayan çok. Biz vatandaşız, sorunlarımıza çözüm bulsunlar diye yöneticiler seçeriz ve çözüm noktasında da onları görürüz. Tarımda ve hayvancılıktaki sorunun kaynağı yanlış yönetimdir. Yani bu işin birinci derede sorumlusu hükümetlerdir. 
Öyle rakamsal ya da teknik konulara girerek fikir karmaşasına gerek yoktur. Düz bir mantıkla yapılan yanlışlara kısaca değinelim. 

Bizim ülkemiz yaşam koşulları, tarım ve hayvancılık; suyu, havası, iklim koşulları bakımından tabir yerindeyse cenneti andıran imkânlarla donatılmıştır. 
Yüce Allah'ın bize lutfettiği bu vatan toprakları üzerinde yaşayan hiç kimsenin açlıktan, yokluktan, yoksulluktan sıkıntı çekmemesi lazımdır. Ama halimiz, "hazine üzerinde oturan dilencileri" andırıyor. 
Barınma, beslenme, huzur içinde, varlık içinde yaşama hakkını yönetenlere vermişiz. Öyleyse bizi bu hallere siz düşürdünüz. Yanlış politikalar uyguladınız. Küresel güçlerin ve nefislerinizin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularına uydunuz. En milli olanınız da, en dini olanınızda aynı şeylere hizmet ettiniz. 

Atatürk "köylü milletin efendisidir" diyerek tarım ve hayvancılıkla uğraşanların ne büyük işler becerdiğine, onların sosyal yaşantımızdaki önemine dikkat çekti. Siz köylüye hizmet vermediniz, onu hor gördünüz, onu hep şehirlere muhtaç ettiniz. Bir de kalktınız köyleri mahalle statüsüne aldınız. 

AB talimatlarıyla tarım ve hayvancılığı yok etmek amacıyla, üzerlerinden desteklerinizi çekerek mahvettiniz. Şehirleşmeyi teşvik ederek göçleri desteklediniz. Şehirleri verimli araziler üzerine kurdunuz. Verimli arazilere sahip olanlar, arazileri para ediyor diye topraklarını sattılar; yerli, yabancı demeden... Şimdi ne köylü kaldı, ne hayvancılıkla uğraşan, ne de çiftçilikle uğraşan. Her şeye rağmen uğraşanlar da zaten perişan.

Bu işlerin çözümü çok ama çok acildir. Ulusal bir kriz masası kurulmalıdır. Şayet önlem alınmazsa kıtlık yaşarız. Açlık yaşarız. Hükümet, hemen Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modelinde" bulunan; tarım, hayvancılık ve diğer konulardaki acil çözüm önerilerinden istifade etmek için kendisiyle irtibat kurup yardım talep etmelidir. Bu konu ulusal çapta bir sorundur. Bırakın inadı, gidin Haydar Hocanın kapısına; hem siz kazanın, hem millet kazansın, hem de insanlık kazansın. Çünkü bu işin çözümü, Onun bilgisi ve modeli içerisinde mevcuttur.
 
 
18.4.2019
Devamı

Zeytin ve zeytinyağı ihracat şampiyonlarının gurur günü

Zeytincilik sektörü, 2018 yılında Türkiye’ye 405 milyon dolar döviz kazandırırken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği sektörün ihracatının 180 milyon dolarlık dilimini gerçekleştiren 20 üyesini ödüllendirdi.

 
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı olağan mali genel kurulunda, 2018 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen genel kurulda konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, 2018 yılını ihracat rekoru ile tamamladıklarını, ambalajlı zeytinyağı ihracatının bu sezon yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini dile getirdi.


 
Ege Bölgesi’nden tarım ürünleri ihracatı 5 milyar doları geçti
 
Türkiye’nin 2018 yılında 168,1 milyar dolar ihracatla rekor kırdığı bilgisini veren EZZİB Başkanı Davut Er, “Toplam ihracatta tarım ürünlerinin payı yüzde 14 ile 23 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamın 5 milyar doları, yani yüzde 22’si ise Ege İhracatçı Birlikleri üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Bu rakamları bölgemiz için son derece sevindirici ve gurur verici olarak görüyorum. Bu son derece önemli bir rakam ama Ege Bölgesi için yeterli değil. Katma değerli ürünlerle bu rakamı iki katına çıkarmak içten bile değil” dedi.


 
Zeytincilik sektörü ihracatı 400 milyon doları geçti
 
2017/2018 zeytin ve zeytinyağı sezonu ve yeni sezon hakkında da konuşan Er, şöyle devam etti: “1 Ekim 2017 tarihinde başlayan 2017/2018 sofralık zeytin sezonu Eylül sonu itibariyle tamamlandı. 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle sofralık zeytin ihracatımız, bir önceki sezonun tamamına kıyasla miktar olarak yüzde 16 artarak 58 bin tondan 68 bin tona, değerde ise yüzde 15 artarak 110 milyon dolardan 127 milyon dolara yükseldi. 2017/18 sezonu özellikle zeytinyağı ihracatımız için çok verimli geçti diyebiliriz. 1 Kasım 2017 tarihinde başlayan zeytinyağı sezonu, 31 Ekim 2018 tarihi itibariyle tamamlandı. İhracat rakamlarımıza baktığımızda, bir önceki sezona oranla miktar bazında yüzde 49 artarak 44 bin tondan 66 bin tona, tutarda ise yüzde 46 artarak 174 milyon dolardan 255 milyon dolara ulaştı Prina yağı ile birlikte toplam sektör ihracatımız 400 milyon doları geçti.”

 
Ambalajlı zeytinyağı ihracatında yüzde 83’lük artış
 
2017/18 sezonunda ambalajlı zeytinyağı ihracatının yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini anlatan EZZİB Başkanı Er, “Toplamda 92 milyon dolar tutarında zeytinyağını ambalajlı olarak ihraç ettik. Özellikle katma değeri yüksek bir ürün olarak ambalajlı zeytinyağı ihracatımızın yükselişini sektörümüz için son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum. Dünya standartlarına göre kaliteli bir zeytinyağı üretimimiz var ve bu yağların ambalajlı olarak ihracatındaki artışı görmek bizi sevindiriyor ve ihracat hedeflerimize ulaşma konusunda umutlandırıyor” diye konuştu.
 
Sofralık zeytin ihracatındaki artış zeytinyağı ihracatındaki düşüşü telafi ediyor
 
2018/2019 sezonu ile ilgili de bilgi veren Er, sözlerini şöyle sonlandırdı: “1 Ekim 2018-31 Mart 2019 arasındaki 6 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatımız miktarda yüzde 46 oranında artış ile 52 bin tona ulaştı, 1 Kasım 2018-31 Mart 2019 arasındaki 5 aylık dönemde zeytinyağı ihracatımızın ise miktarda yüzde 28 düşüş ile 30 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sezon zeytinyağı ihracatımızdaki düşüşü zeytin ihracatımızdaki artış ile önemli ölçüde telafi ettiğimizi düşünüyorum. Umarım önümüzdeki sezonlarda hem zeytin, hem zeytinyağı ihracatımız artarak devam edecek ve Türkiye’de tek birlik durumunda olan Zeytin ve Zeytinyağı Birliğimiz tarım sektörlerinin parlayan yıldızı olmaya devam edecektir.”
 
 
 
18.4.2019
Devamı

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 
17.4.2019
Devamı

32 Bin Çiftçi Arazi Kiraladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce, Hazineye ait tarım arazilerinin, tarımsal amaçlı kullanılması için 350 milyon metrekare taşınmazın kiralandığını, 32 bin vatandaşın kira sözleşmelerini imzaladığını bildirdi.
 
KONYA, ÇORUM VE KIRKLARELİ ALDI 
Kurum, tarım arazilerinin tarımsal amaçlı kullanımı, hayvancılık sektörünün canlandırılması ve yerli hayvan üretimi seferberliğine destek verilmesi amacıyla düzenlemeler yaptıklarını söyledi.  Bakan Kurum, düzenlemeye başvuru süresinin 19 Kasım 2018’de sona erdiğini anımsatarak, “Bu dönemde 180 bin kişi başvurdu, bunların değerlendirilmesi ve kiralama işlemleri devam ediyor. Bugün itibarıyla bu düzenleme kapsamında, 350 milyon metrekare yüzölçümlü taşınmaz kiralanarak, 32  bin vatandaş kira sözleşmelerini imzaladı. Böylelikle hem kullanımlarını sözleşmeye bağlayarak ‘kiracı’ sıfatını kazandılar hem de tarımsal desteklerden yararlanma imkanına kavuştular.” diye konuştu. En çok kiralama yapılan ilk 5 ilin, sırasıyla 46.7 milyon metrekare ile Konya, 18 milyon metrekare ile Çorum, 6.4 milyon metrekare ile Kırklareli, 4.8 milyon metrekare ile Muğla ve 2.4 milyon metrekare ile Kütahya olduğunu bildiren Kurum, diğer başvuruların da hızla değerlendirildiğini, işlemlerin kısa sürede sonuçlandırılacağının altınIı çizdi. 

HAYVANCILIK DESTEĞİ DE VAR
Bakan Kurum, ayrıca hayvancılık sektörünü canlandırmak ve yerli hayvan üretimi seferberliğine hız vermek amacıyla Hazine taşınmazları üzerinde üretim yapmak isteyen vatandaşlara 30 yıl süreyle arazi desteği sağladıklarını anlattı. Kurum “Ayrıca bu bedel yeni ya da esaslı nitelikte ilave tesis yatırım yapılması durumunda ilk 3 yıl için yüzde 70 oranında indirim, sonraki yıllar içinse yüzde 50 oranında indirim uygulanarak gerekli kolaylığı sağlıyoruz. Yerli hayvan üretimini teşvik etmek amacıyla 2018 yılında 12,2 milyon metrekare yüzölçümlü 46 Hazine taşınmazı üzerinde 49 yıla varan sürelerle irtifak hakkı  tesis edildi. Böylece en az 17 bin 300 büyükbaş veya muadili küçükbaş hayvancılık yatırımının yapılmasına imkan sağladık” dedi.    
 
 
17.4.2019
Devamı

Konya Şeker Embriyo Transfer Projesi Başlatılıyor

Konya Şeker, “Bilgiyi Ürüne Dönüştüren Üniversite” parolasıyla kurduğu Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin öncülüğünde, Türkiye’de ilk defa üretim amaçlı embriyo transfer projesini başlatıyor. Konya Şeker, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsünün proje ortağı olarak yer aldığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmesi uygun bulunan ‘’İnvitro Embriyo Üretiminde (IVEP) Farklı Yöntemlerin Denenmesi ile Damızlık Elit Süt İneği Sürüsü Oluşturulması’’ projesinin tanıtım toplantısı Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde gerçekleştirildi. Toplantıya, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, TAGEM yetkilileri, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyeleri, Bahri Dağdaş Enstitüsü yetkilileri ve öğretim üyeleri katıldı. 

Proje tanıtım toplantısında açış konuşmasını Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş; “Bu projeye Konya Şeker’in çok önemli bir düzeyde katkı sağladığını ifade eden Çökmüş, “Torku bizim yerli ve milli markamız, bu tür projeleri özellikle de destekliyor. Buradan Sayın Recep Konuk beye de teşekkür ediyorum, bize bu ufku açtı ve destek oldu, cesaretli olmamızı sağladı. Bu proje bilimsel olarak ayakları yere basan bir projedir” dedi. 



Daha sonra kürsüye gelen Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Dursun Ali Dinç konuştu. Konya Şeker’in desteği ile bu projenin yürüyeceğini anlatan Dinç, farklı yöntemlerin denenmesi ile oldukça verimli damızlık süt ineklerinin proje ile yetiştirileceğini ifade etti ve “Proje ile süt verimi oldukça yüksek olan damızlık süt ineği üreteceğiz. İnvitro Embriyo transfer metodunu ülkemizde bu proje ile ilk defa uygulayacağız. Ayrıca ilk kez üniversite sanayi işbirliğini de bu alanda sağlamış oluyoruz. Bu proje ile elit ve elit üstü süt ineğini ülkemizde üretmiş olacağız, proje ile yüksek süt verimine sahip dişi Gen kaynağını da oluşturmuş olacağız. Amacımız, hızlı genetik dönüşümü sağlamaktır. Biz bu proje ile bu teknolojinin oluşturulması ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacağız, bunu da Torku’nun bünyesinde, Torku’nun çiftliklerinde yapacağız. Bu proje tamamlandığında ülkemiz üstün süt ineği ırkını ithal etmeden kendi bünyesinde temin etmiş olacak” şeklinde konuştu. 

HAYVAN İTHALATINA ALTERNATİF BİR MODEL OLMASI HEDEFLENİYOR

Proje ile yıllık süt ortalaması en az 18 ton olan, genetik kusur taşımayan, hastalıklara dayanıklı 30 baş üstün özellikli dişi materyalden proje süresi olan 3 yıl sonunda en az 1000 başlık bir sürü oluşturulması, özel sektör, üniversite ve kamu işbirliğini sağlayarak üretim amaçlı proje gerçekleştirilmesi, Konya Şeker bünyesindeki Embriyo Transfer Merkezinin güçlendirilmesi, aktif hale getirilmesi, merkezde çalışacak çok sayıda teknik personel yetiştirilerek sürekli üretim yapar hale getirilmesi, projenin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile Konya Şeker’in üstün özellikli yavrular taşıyan gebe düve üretim merkezi kurarak ülke hayvancılığında hayvan ithalatına alternatif bir model olması hedefleniyor.

SÜT VERİMİ VE HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİNİN GELİRİ ARTACAK

AK Parti 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’un teşvikleri ile başlanan proje tamamlandığında; süt verimi oldukça yüksek, hastalıklara dayanıklı 1000 başlık bir süt ineği sürüsü elde edilecek ve sonrasında Konya Şeker’in öncülüğünde ülke sathında yaygınlaştırılarak ülkemizin süt ineği ithalatı azalmış ve süt verimi artırılarak hayvan yetiştiricilerinin gelir düzeyi artırılmış olacak. Mevcut süt üretiminin proje sonunda yaklaşık iki kat artması bekleniyor. 
Projeyi yürütecek olan kurum, Konya Şeker’in bir iştiraki olan Pankent Mimarlık İnş. Loj. Nak. San. ve A.Ş., projenin yürütücüsü ise Prof. Dr. Dursun Ali Dinç. Proje ortakları da Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü. 
 
15.4.2019
Devamı

Fındığın Katkısı 3 Milyar Dolar Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "(Fındık ihracatındaki döviz girdisi) İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık ihracatındaki döviz girdisi hedeflerine değinerek, "İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz." dedi.
Pakdemirli, Boztepe'deki bir otelde düzenlenen Ulusal Fındık Çalıştayının değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmasında, 25 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle tarımda milli birlik projesini açıklayacaklarını söyledi.

"Fındığın en büyük fındık çalıştayı var. Amerika bunu her sene konuşuyor. Biz vermiş olduğumuz önemi göstermek maksadıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve ben bu yıl mayıs ayında fındığı konuşmaya Amerika'ya gidiyoruz. Her sene de mümkün mertebe orada olacağız. Çünkü dünyanın en büyük üretici olarak bizim orada olup en üst seviyeden temsil edilmemiz gerekiyor. Bu temsiliyet içerisinde fındıktaki kaliteyi ve verimi nasıl artırabiliriz, en iyi fiyatla, en iyi katma değerle nasıl değerlendiririzi mutlaka konuşuyor olmamız gerekiyor."

"TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün"

"TMO olarak bugüne kadar çiftçimize ve müstahsilimize tam destek olduk, bundan sonra ida gerekiyorsa bölge insanına destek olmaya devam ederiz." diyen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Ama benim isteğim şu. FİSKOBİRLİK burada. Ben isterim ki TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün. Tabii ki bazı şartlar yüzünden FİSKOBİRLİK bu görevi yerine getiremiyordu ama biz devlet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu güçle FİSKOBİRLİK'e bu sene bir can suyu verdik. İnşallah FİSKOBİRLİK de bunu iyi değerlendirecek ama bunun bir sonraki adımı FİSKOBİRLİK'in tek başına artık piyasada regüle edebilmesidir. Edemezse de biz yine TMO olarak oradayız ama bu işlerin, regülasyon kısmının asıl sadece fındık değil, tüm tarım ürünlerinde mutlaka birliklerin ve kooperatiflerin bu işleri yapıyor ve regülasyon görevini onların görüyor olması lazım ama olmadığı yerde de her zaman TMO olarak bölge çiftçisinin, insanının ve üreticisinin her zaman yanında oluruz."

"10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım"

Pakdemirli, fındık çeşitlerinin ayrı ayrı pazarlanması gerektiğinin altını çizerek, "Fındık ürünlerinin her birini ayrı torbalara koyup 10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım. Bunu da mutlaka yapmamız lazım. Eğer bunu yaparsak burada katma değeri mutlaka artırırız. Biz mutlaka daha fazla bu işin girdisini getirmemiz lazım." diye konuştu. Bakan Pakdemirli, bunun yapılabilmesi için TMO'ya görev vereceği bilgisini paylaştı.

Fındığın senede 2-3 milyar dolarlara kadar Türkiye'nin ihracatına katkı sunan bir ürün olduğunun altını çizen Pakdemirli, bu ürüne çok daha hassasiyetle yaklaşıp işin gereğini yapmaları gerektiğini söyledi.

Fındıkta bazı sorunların olduğuna da dikkati çeken Pakdemirli, "Fındıkta verimi ve hastalıklarla mücadeleyi artırmamız, lisanslı depoculuğu da mutlaka halletmemiz lazım." dedi.

Pakdemirli, tanıtımına desteklerini sürdürecekleri fındıkta iç tüketimin mutlaka artırılması gerekiğine işaret ederek, "Ürünlerin sağlıklı olarak piyasada satılabilmesi için genel kural yüzde 50 ihracat, yüzde 50 iç tüketim. Bunlar olduğu zaman fiyatlar birbirini dengeliyor ama iç tüketim fazla ihracat yok veya ihracat var, iç tüketim azsa her zaman fiyat dengesizlikleri yaşayabiliyoruz. O yüzden iç tüketimimizi mutlaka artırmamız lazım." diye konuştu.

Pakdemirli, Ulusal Fındık Çalıştayı'nın sektör açısından milat olduğuna inandığının altını çizerek, "İnanıyorum ki ortaya koyulacak çalışmalarla üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz daha güçlü olacak. Türkiye fındığının marka değeri daha da artacak. İnşallah bu konudaki liderliğimizi daha da geliştirecek hale geleceğiz ama bu çalıştayı her sene de takip etmemiz lazım." açıklamasında bulundu.

14.4.2019
Devamı

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.
 
14.4.2019
Devamı

Soğutulmuş Süt'ün Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün litre fiyatını belirlemek üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş’un başkanlığında toplanarak bir araya geldi.

Aylardır Süt üreticisinin gözü, kulağı Ulusal Süt Konseyinden çıkacak bu kararı bekledi.

Nihayet soğutulmuş Sütün litre fiyatı belli oldu.


 Sütün litre fiyatı 2 TL olurken; sütün soğutmadan kaynaklı bedelleri ise belirlenen 2TL fiyatın içinde ödenmiş olacak.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Süt Konseyinin toplantısının ardından Süt fiyatlarına ve Süt desteklerine yönelik açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere Ulusal Süt Konseyi çiğ sütün tavsiye fiyatını 2018 yılı Temmuz ayında Litre başı 1,70 TL olarak belirlemişti.

Geçen süreç içerisinde Bakanlığımız, üretimde sürdürülebilirlik ile arz/talep dengesinin sağlanması için süt destek primi fiyatlarını 2018 yılı son dört ayında 15 Krş, 2019 yılı Ocak Şubat Mart ve Nisan dönemi için ise 25 Krş olarak belirlemişti.

Bu kapsamda Ulusal Süt Konseyi üretim maliyetlerini göz önünde bulundurarak, 
1 Mayıs 2019’tan geçerli olmak üzere “Soğutulmuş Çiğ Sütün” tavsiye fiyatını litre başı 2 TL olarak belirlemiştir.

Bu sürece katkı yapan, üreticilerimize, örgütlerimizin başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum.

Açıklanan süt tavsiye fiyatı, 1 milyon 200 bin işletmemize, üreticimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”dedi.


 
10.4.2019
Devamı

Süt Üreticisi : En Az 2 TL Olsun

Ulusal Süt Konseyi, 1 Nisan'dan itibaren geçerli olacak çiğ süt referans fiyatını belirlemek için bugün toplanıyor. Girdi maliyetlerinin artmasına rağmen günlerdir zararına üretim yapmak zorunda bırakılan üreticinin gözü kulağı bugün yapılacak toplantıda.

Süt üreticisi soğutulmuş süte zam beklerken; Sütün litresinin ise en az 2TL olmasını istiyor. Öte yandan Süt Üreticisi seçim sonrası yem fiyatlarına gelen zamları ’da dikkate alınması ve bu kez üreticiden yana bir fiyat belirlenmesini bekliyor.

Ulusal Süt Konseyi, Aralık ayında yaptığı son toplantıda 1 Nisan 2019'a kadar geçerli çiğ süt referans fiyatında hiçbir artış yapmayarak 1.70 lirada sabit tutmuştu. Üreticinin buradaki mağduriyeti süt prim desteklerine yapılan artışla karşılanmaya çalışılmıştı.
 
 
10.4.2019
Devamı

Banka Borcunu Ödeyemeyen Çiftçiye Yapılandırma Fırsatı

Ziraat Bankası, 2019 yılı tarım ve kredi borçları yapılandırması konusunda yeni bir çalışma başlattı. Banka, borcunu ödeyemeyen çiftçilere yapılandırma imkânı tanıyacak.

Ziraat Bankası, kredi başvurusunda bulunan ve maddi sıkıntılar yaşadığı için kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin borçlarının kapanmasına ilişkin kampanya başlattı. Basında yer alan haberlere göre, Tarım Kredi Kooperatiflerinden veya Ziraat Bankası aracılığıyla kredi çeken bireylerin 03.06.2019 tarihine kadar olan borçlarının yeniden vadelendirilmesine karar verildi.

Krediler 12 Aya Kadar Yapılandırılabilecek Tarım kredisi kullanan ve yaşadığı sorunlar sebebiyle borcunu ödeyemeyecek durumda olan bireylerin, 30 Haziran 2019’a kadar olan borçları yapılandırılabilecek. Ziraat Bankası bu noktada kişiye özel yeni ödeme planı oluşturacak. Borç yapılandırması noktasında bireye özel fırsatlar sunulabilmektedir. Ödenmemiş borçlarınızı daha uygun koşullar altında ve daha uzun vadelerle ödeyebilmenizi sağlayacak çalışma hakkında detaylar kısa bir süre sonra duyurulacak.



 
9.4.2019
Devamı

Türkiye'nin İhraç Ürünlerinden Tütün Yüz Güldürüyor

Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden tütünde yüzler gülüyor. 2018 yılı için 1 milyar dolar ihracat hedefi koyan Tütün sektörü, 1 milyar 11 milyon 883 bin dolarlık ihracata imza attı.
 
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, 2017 yılında 945 milyon dolar ihracat rakamına ulaştıklarını, 2018 yılı için 1 milyar dolar ihracat hedefi belirlediklerini, bu hedefe ulaşmaktan dolayı sektörde faaliyet gösteren firmaların başarılı bir yılı geride bıraktığını kaydetti.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nde, Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı mali genel kurul toplantısı yapıldı. Genel kurul sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Umur, “Tütün ihracatımızın 383 milyon dolarlık kısmı yaprak tütün ihracatı olurken, tütün mamulleri ihracatımız 628 milyon dolar oldu” şeklinde konuştu.
 
Üretici de enflasyon oranında artış aldı
 
Tütün üretiminin Ege Bölgesi’nde 44 milyon kilogram seviyesinde olduğu bilgisini veren Umur sözlerini şöyle sürdürdü; “2017 yılında üreticinin eline ortalama kilogram başına 17 TL geçerken, 2018 yılında 20-21 TL geçti. Üretici enflasyon kadar artış aldı, hem ihracatçı, hem de üreticinin memnun olduğu bir yılı geride bıraktık.”


 
Basma tütününde rekabetçi olduk
 
2019 yılında Ege Bölgesi’nde mevsimsel etkiler olmadığı takdirde 44 ila 48 milyon kilogram tütün rekoltesi beklediklerini anlatan Umur, “Adıyaman’da İzmir tipi tütün üretimi son 10 yılda 6 milyon kg seviyesine ulaştı. Karadeniz’de üretilen Basma tipi tütün geçen yıl 4 milyon kg. olurken, Samsun tipi tütün üretimi 7.5 milyon kg oldu. Basma tipi tütün Yunanistan’da da üretiliyor ancak orada fiyatlarda bir artış oldu. Türkiye olarak biraz daha avantajlı konuma geldik. O nedenle bu sene Basma tipi tütün üretiminde artış olabilir. Toplamda 70 milyon kg tütün rekoltemiz olur” şeklinde konuştu.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı ile önümüzdeki günlerde Tütün sektörünün gündemindeki konuları görüşeceklerini dile getiren Umur, Türkiye’deki sigara fabrikalarında kullanılan ithal tütünlerin bir kısmının Türkiye’de yetiştirilebilmesi ve dünya genelinde üretilen Amerikan tipi sigaralarda yüzde 12 civarında kullanılan Oryantal tipi tütünlerdeki Türk tütün oranının arttırılabilmesi için yapılabileceklerini Tarım ve Orman Bakanlığı ile görüşeceklerini sözlerine ekledi.


 
Yaprak tütünde ABD, Tütün mamullerinde İran lider
 
Türkiye, 2018 yılında en fazla yaprak tütün ihracatını 158 milyon 800 bin dolarlık tutarla Amerika Birleşik Devletleri’ne yaparken, ikinci sırada 85 milyon 662 bin dolarla Belçika yer aldı. Endonezya ise; 29 milyon 664 bin dolarlık Türk tütünü tercih etti.
 
Tütün mamulleri ihracatında İran 94 milyon 79 bin dolarlık tutarla birinci sırada yer alırken, Irak 89 milyon 668 bin dolarlık Türk tütün mamulleri ithal etti. Listenin üçüncü sırasına ise; 80 milyon 410 bin dolarlık tütün mamulleri ile Bahreyn adını yazdırdı.
 
Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı’nda, 2019 yılı bütçesi ve iş programı kabul edildi.

 
 
 
9.4.2019
Devamı

Türk Kirazı Çin Pazarında

Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, kirazın en çok sevildiği ülkelerden biri olan ve yıllık 800 milyon dolarlık kiraz ithal eden Çin’e Türk kirazının girişindeki engelleri kaldırmak için mücadelesini sürdürüyor. Kiraz ihracatçıları, 2431 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdikleri Çin seyahati ile “Türk kirazı Çin’e girecek” mesajı verdi. 
Türkiye’nin üretiminde dünya lideri olduğu kiraz ve taze üzümde ihraç pazarlarının çeşitlendirilmesi ve üretimden sonra ihracatta da dünya lideri olması amacıyla Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından 2016 yılından beri yürütülen URGE Projesi’ne katılan kiraz ve üzüm ihracatçıları, Çin’in Guanco ve Şanghay kentlerinde 2431 Mart tarihleri arasında inceleme ve görüşmelerde bulundu. 2016 yılında start alan URGE Projesi kapsamında Şili, Almanya, Malezya, Vietnam ve Güney Afrika’yı ziyaret eden taze kiraz ve üzüm ihracatçılarının son durağı Çin oldu. Türk ihracatçıları, Çin’in önemli ithalat merkezleri olan Guanco ve Şanghay’da ithalatçı birlikleri ve ithalat halleri yönetimleri ile verimli görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde Türk kirazı başta olmak üzere diğer meyvelerin de detaylı tanıtımı yapıldı. Türk heyetinde yer alan 13 firmanın yetkilileri, Çin’in Guanco şehrinde 14, Şanghay’da ise 19 firmayla ikili görüşmeler yaptı. 

Çin temasları hakkında bilgi veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, “Çin, giderek artan kişi başı gelirleri ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle gıda sektörleri için önemli bir ülke. Biz meyve sebze ihracatında yoğunlukla Avrupa ülkeleri ile diğer bölge ülkelerine odaklanmış durumdayız. Ancak Şanghay’da bir araba kiralasanız ve 2 saatlik bir şehir turu yapsanız Avrupa pazarı kadar büyük bir pazar gezmiş olursunuz. Dolayısı ile bu pazara girmemiz sadece ihracatımızı artırmayacak, aynı zamanda diğer pazarlardaki rekabetimize de olumlu yansıyacak. Etkinliğimiz kapsamında toplam 168 ikili görüşmesi gerçekleştirildi ve bu görüşmeleri gerçekleştiren firmalarımız bu görüşmelerin 33’ünü ciddi olarak değerlendirdi. Bu etkinliğin en önemli katkılarından biri de işbirliği geliştireceğimiz ortaklarla önemli bağlantılar kurmamız oldu” diye konuştu.

"Çin’de kiraz zenginlik göstergesi"
Çin’de kirazın zenginlik göstergesi olduğunu ve çok sevildiğini anlatan Uçak, şöyle devam etti: 
“Çin’de Çinlilerin evlerine gelen misafirlerine kiraz ikram etmesi büyük bir prestij kaynağı. İthalatlarında Şili, ABD ve Yeni Zelanda öne çıkmış durumda. İki ülke arasındaki yasal süreçlerin Türk kirazı lehine iyileştirilmesi için çaba gösteriyoruz. Bu konuyu çözerek Çin’in 800 milyon dolarlık kiraz ithalatından pay almak istiyoruz.”
Güney Çin Gıda İthalatçılar Birliği, Çin Gıda Birliği ve Şanghay Meyve ve Sebze İthalatçıları Birliği ile yapılan görüşmelerde Türkiye’nin Guangzhou Ticaret Müşaviri Serdar Afşar, Şanghay Konsolosu Kenan Ağa ve Ticaret Ataşesi Mustafa Akseli de Türk firmalarına eşlik etti. Heyet, Çin temasları sırasında ithal ürünlerin yer aldığı haller ve marketleri ziyaret etti. İkili görüşmeler öncesinde yoğun ilgi gören "Türk Kirazı" Konulu bir seminer gerçekleştirildi. Seminerde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Cengiz Balık bir sunum gerçekleştirdi.

Chunhua: “Türkiye dünyanın en kaliteli kirazlarını üretiyor”

Şanghay Yaş Meyve ve Sebze Birliği Başkanı ve Şanghay Hali Genel Müdürü Zhang Chunhua yaptığı konuşmada, “Türkiye, dünyanın en kaliteli kirazlarını üretiyor ve üretimde dünyada ilk sırada yer alma özelliğini taşıyor. Çin’in kiraz ithalatı 180 bin ton ve 800 milyon dolar değerinde. Ülke ithalatında ilk sırada Şili yer alıyor, ardından ABD ve Yeni Zelanda geliyor, Türkiye’nin dördüncü sırada yer almasını bekliyoruz. Türk kirazlarının Çin'e ihracatı için imzalanan Bitki Sağlığı Protokolü gereğince Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ve Çin AQSIQ (Tarım Bakanlığı Karşılığı) temsilcileri Çin'e ihraç edilecek kirazların üretildiği bahçe ve paketleme tesislerini yerinde inceledi. 2015 yılında protokol imzalanmasından sonra 2017’de küçük bir miktar ihracat yapıldı. Bunun artması için uğraşıyoruz. Avrupa’da marketlerde Türk kirazı olarak bilinen bu güzel ürünü Çin raflarında da görmeyi, aynı başarıyı yakalamayı umuyoruz. İhracatın düzenli olması için teknik düzenlemeler gerekiyor. Yeterli tecrübemiz var, kapasitemiz yüksek ve kısa zamanda engelleri aşacağımıza inanıyoruz. Çin’de kiraz özel hediye paketleri olarak hazırlanıyor. O kadar kıymetli ki yeni yılda hediye olarak götürülüyor” ifadelerini kullandı.
Heyete Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyesi olan Beyobası Tarım Ürünleri Gıda Tur. Pet. Plastik Ambalaj İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti., Cena Dış Ticaret ve Tarım Ür. San. A.Ş., Bumey Gıda Tarım Nak. Hizm. San. Ve Tic. Ltd. Şti., Kral Tarım Ürünleri ve Gıda San. Dış Tic. A.Ş., Sultar Tarım Ürünleri Değerlendirme San. ve Tic. Ltd. Şti., Yalıcan Gıda Tarım Ür. Nak. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti., Yetimler Tarım Ür. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti., Yonca Gıda Sanayi İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş. ve Ayhan 34 Tarım Ürünleri İth. İhr. Müm. Ve Tic. Ltd. Şti. firmaları katıldı.

Türkiye’nin kiraz ihracatı 162 milyon dolar oldu
Türkiye, 2018 yılında 162 milyon dolarlık kiraz ihraç ederken, 2017 yılına göre yüzde 2 artış gösterdi. Almanya, 84.5 milyon dolarlık tutarla Türk kirazını en çok tercih eden ülke olurken, ikinci sırada 31.4 milyon dolar ile Rusya yer aldı. Zirvenin üçüncü basamağının sahibi ise 8.4 milyon dolarlık tutarla Norveç oldu. 2018 yılında Türkiye 52 ülkeye kiraz ihraç etmeyi başarırken, Çin Halk Cumhuriyeti’ne 27 bin dolarlık Türk kirazı gitti. 
 
8.4.2019
Devamı

Çip'le Hayvanların Sağlık Durumu Takip Edilecek

Ortem firmasının geliştirdiği ‘İnternetin İnekleri’ projesi ile hayvanların sağlık durumunun takip edilmesi, kaybolma ve çalınma riskinin azaltılması hedefleniyor.
Bilişim Vadisi’nde çalışmalarını sürdüren Ortem firmasının ‘İnternetin İnekleri’ projesi kapsamında geliştirilen çiple hayvanların sağlık durumunun takip edilmesi, kaybolma ve çalınma riskinin azaltılması hedefleniyor. Firmanın genel müdürü Ömer Şahin Karaman, proje için dört senedir çalıştıklarını belirterek, “Nihai ürünleştirme bölümüne geçtik. Seri üretime de 2020’de başlamayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
8.4.2019
Devamı

Sabiha Nine Bu Kez Mutluluktan Ağladı

Denizli’de ineği uçurumdan düşerek telef olan 70 yaşındaki Sabiha nine için Bakanlık harekete geçti. Bakan Pakdemirli nineye buzağılı inek hediye etti.
Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde geçtiğimiz gün ineği uçurumdan düşerek telef olan Sabiha Özel'in (70), ineğinin arkasından döktüğü gözyaşları tüm Türkiye'nin yüreğini sızlattı. Sabiha ninenin acısına ortak olmak isteyen yetkililer ve yardımsever vatandaşlar, Sabiha nineye 2 inek ve 2 buzağı hediye etti. Sabiha nineyi basında gören Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sabiha nineye yeni bir inek alınarak gerekli tüm eksiklerinin tamamlanması konusunda Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne talimat verdi.

Talimat üzerine harekete geçen Tarım ve Orman il Müdürü Yılmaz Erkaya, Merkezefendi İlçe Tarım Müdürü Nurdoğan Yaşar ve beraberindekiler, buzağılı bir inek alarak Sabiha nineye hediye etti. Sabiha ninenin acısına kayıtsız kalmayan Denizli Trafik ve Yaşam grubu üyeleri sosyal medya üzerinden aralarında para toplayarak, Özel'e bir buzağılı inek daha hediye etti. Sabiha nine ile telefonda görüntülü konuşan Bakan Pakdemirli, "Hiç merak etme ne gerekiyorsa yapılacak. Senin ellerinden öpüyorum, sizler var oldukça bizle de var oluyoruz. Devlet şefkatli kollarıyla her zaman yanınızda" dedi. Yapılan yardımlardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Bakan Pakdemirli'ye, İl Müdürü Erkaya'ya ve yardımsever vatandaşlara teşekkür eden Sabiha nine ise, yeni ineklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Hayvanları çok sevdiğini belirten Sabiha nine, ineklerine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Küçük yaştan beri hayvancılık yapan Sabiha nine, kendisine hediye edilen inek ve buzağıları tek tek sevdi. Tarım ve Orman İl Müdürü Yılmaz Erkaya, Sabiha ninenin tüm eksiklerinin giderilip inekler için yem desteği sağlanacağın ve evi için gerekli çalışmaların yapılacağını aktardı. Sabiha nineye Önümüzdeki günlerde hayırsever vatandaşların da Sabiha nineye inek hediye edeceği öğrenildi.
 
8.4.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesi İle Kocaeli'nde İş Kadını Oldu

Kocaeli’nde Genç Çiftçi Programı kapsamında 2018 yılında Mandacılık Projesine başvuru yaparak hibe almaya hak kazanan Merve AKKUZU Kandıra ilçesi  Selim köyde ikamet ediyor. Eşi ile birlikte küçük aile işletmesi bulunan AKKUZU, aldığı destekleme ile kandıra ve çevre yerleşim yerlerinde meşhur kandıra yoğurdu yapıp pazara sunarak aile geçimine ciddi katkıda bulunduğunu söylüyor.

Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri tarafından sağlık ve denetim amaçlı dönemsel olarak yapılan işletme ziyaretinde işletmelerinin eksikliklerini anlatan AKKUZU, köyde yapılan işlerin devam ettirilmesi, çocukları için gelecek vaat edebilmesi için kırsal bölgede yaşayan ve sanayii bölgesinde daha da önem kazanan küçük aile işletmeciliğin sürdürülebilmesi için devlet desteklemelerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.



 6 adet sağılır inek, 5 adet manda ve köy tavuğu yanında sebze ve meyve yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlayan aile, özellikle mandacılık konusunda yeni destekleme modellerini merakla beklediklerini, yerleşim bölgelerinden çok az sayıda aile kaldığını ve ancak desteklemelerle köy yerlerini cazip hale getirilmesi sonucunda üretimin artacağını ve birlik ve kooperatif kurularak işletmede üretilen köy ürünlerinin pazara yaklaştırılmasının kolaylaştırılacağını söyledi. Akkuzu gibi daha birçok ailenin Genç Çiftçi Projesi sayesinde bir başlangıç yaparak üretime katkı sağlayacaklarını kaydetti.
 
5.4.2019
Devamı

Kocaeli'nde Yatırımlara Hibe Desteği

Kocaeli ilinde Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında, tabandan yukarıya doğru yaklaşımla katılımcılığı sağlayan, yerel kapasiteyi ve örgütlenmeyi geliştiren, istihdam yaratma potansiyeli olan, üretici gelirlerini artıran ve çeşitlendiren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını esas alan projelerin yanı sıra kırsal altyapının rehabilitasyonuna yönelik projeler ile üretime yönelik makine-ekipman alımı projeleri de desteklenmiş olup 2006 -2017 yılları arasında 53 adet ekonomik yatırım projesi desteklenmiş olup proje kapsamında 269 adet istihdam yaratılarak yatırımcılara 19.763.885,35 TL hibe destek ödemesi yapılmıştır.

Hibe destek ödemesi yapılan; kanatlı hayvan yetiştiriciliği projesi 21 adet, hayvansal ürün işleme paketleme ve depolama tesisi projesi 8 adet, bitkisel ürün işleme paketleme  ve depolama tesisi projesi 7 adet, Büyükbaş Hayvan yetiştiriciliği projesi(Besi, Süt, Manda) 8 adet, Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği projesi 2 adet, Mantar Üretim Tesisi Projesi 5 adet, Soğuk Hava Deposu Projesi 1 adet, Çiftlik Faaliyetlerinin geliştirilmesi projesi 1 adet uygulanmıştır.

Kırsal Kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı kapsamında;   2017 yılında yayınlanan tebliğle 12. Etap Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında Müdürlüğümüze 21 adet proje müracaatı yapılmış olup, hibe programı kapsamında desteklenmesi uygun görülen 8 adet proje Bakanlığımıza gönderilmiştir. Bakanlık tarafından İlimize ayrılan bütçe doğrultusunda 8 adet projenin desteklenmesi uygun görülmüş olup, ancak 4 adet yatırımcı ile hibe sözleşmesi imzalanmıştır. Proje uygulamalarımız devam etmektedir.
Kocaeli’nde Kırsal alanda yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği vererek tarıma dayalı sanayinin gelişmesine katkı sağlamayı sürdürüyoruz.

 Fatma KARAYEL
Kocaeli Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü


 
5.4.2019
Devamı

Gıda Kontrol Genel Müdürlüğüne Atama

Ardeşen Eski Belediye Başkanı Mümtaz Sinan, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin imzasıyla Genel Müdürlüğe Atandığı bildirildi.

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk'un Özel Kalem Müdürlüğü Emrine geçici görevle görevlendirilmesi sebebiyle boşalan Genel Müdürlüğü görevine aynı yerde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevli Mümtaz Sinan'ın atandığı bildirildi.
Mümtaz Sinan Kimdir?
1967 Rize Ardeşen Sinan Köyünde doğdu. İlkokul ve ortaokulu Ardeşen'de, lise tahsilini Rize Ticaret Lisesinde tamamladı. 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bilimi ve Teknolojisi bölümünden 1991 yılında Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu.
1991-1993 yıllarında gıda sektöründe faaliyet gösteren bir fabrikada Gıda Kontrol ve Kalite Sorumlusu olarak yöneticilik yaptı. 1994 yılında Ardeşen Belediyesinde Başkan Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 2002 yılında Ardeşen Belediye Başkanlığına seçildi.
13 yıl Ardeşen Belediye Başkanı olarak görev yaptı. 2014 Haziran ayında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına Müşavir olarak atandı.
 
 
4.4.2019
Devamı

Besiciliğe Hayat Veren Proje

Tarım ve Orman Bakanlığınca geçtiğimiz yıl Desteklenen ve Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Projesi Kapsamında Kocaeli’nde Ahmet CECE Büyükbaş Besi İşletmeciliği projesini hayata geçirdi. Ülkemizin ve Kocaeli’nin Et İhtiyacı açığının kapatılması hayvancılığın geliştirilmesini hedefleyen bu proje kapsamında;
Kocaeli’nin Derince ilçesine bağlı Toylar mahallesinde Ahmet CECE, Muammer CECE Kardeşler devletten 604 bin TL hibe kullanarak Toplam 1 Milyon 346 bin 565 TL ye kurduğu Çiftlikte 400 büyükbaş hayvan Yetiştiriyor.
 
Sektöre önemli yatırım yapan Ahmet ve Muammer CECE Kardeşler Amerika’dan getirilen Uruguay menşeli Hayvanlar ve Ülkemizin Çeşitli yerlerinden getirilen Büyükbaş Hayvanlar Kocaeli hayvancılığına büyük katkı sağlıyor.
 Kaba Yem Üretimini de teşvik edecek bu projede CECE Çiftliğinde 220 başlık yarı açık ahır yapımı, Yem karma makinası, Gübre sıyırıcı, Gübre pompası, yemlik ve suluk, kaba yem deposu, İdari binanın yapım ve alım işleri hibe kapsamında değerlendirilerek gerçekleşti.


 
Gelişime açık olan CECE Çiftliği kendi öz kaynakları ile Kurbana yönelik olarak bir adet kesimhaneyi de devriye almış bulunmaktadır.
Öte yandan; CECE Kardeşler bu yatırımın Kocaeli’ne kazandırılmasında Emeği geçen Başta Sayın Valimiz olmak üzere Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz yetkililerine Teşekkür ettiğini ifade etti.       
 
4.4.2019
Devamı

IPARD'ta Son Başvuru 17 Mayıs

Tarım ve Orman Bakana Bekir Pakdemirli, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı IPARD-2 Beşinci Çağrı Programında hayvancılık yatırımlarına 1 milyar lira destek verileceğini belirterek, “Hayvancılık yatırımlarına son başvuru tarihi 17 Mayıs'tır. Projelerinizi heyecanla bekliyor olacağız” dedi.
Bakan Pakdemirli, Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen 'Avrupa Birliği' Kırsal Kalkınma Programı IPARD-2 Beşinci Çağrı Programı bilgilendirme toplantısına katıldı.
Seçim sonuçlarını değerlendiren Pakdemirli, "Millet, yüce iradesiyle yol gösterici kararı verdi. Milletimiz ne karar verdiyse başımızın üstünde yeri vardır. Milletimizin terazisi en iyi terazidir. Dün olduğu gibi bugün de liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ile yürümekten gurur duyuyoruz” dedi.

Avrupa Birliğine Teşekkür
IPARD kapsamında, kırsal kalkınmaya sağladığı kaynaktan dolayı, Avrupa Birliği'ne teşekkür eden Pakdemirli, bu desteklerin daha da artmasını istediklerini belirtti. Bu hibe paketiyle iki ana grupta, 9 alt sektördeki yatırımlara, yüzde 40 ile yüzde 70 arasında hibe sağlanacağını ifade eden Pakdemirli,
“Birinci grupta hayvancılık, ikinci grupta işleme ve pazarlama yatırımları olacak. Hayvancılıkta süt, besi ve kanatlı yatırımlarını destekleyeceğiz. Alt sektöre göre değişmekle birlikte, yatırımın 500 bin avroya, yani, 3 milyon liraya kadar olan kısmına destek sağlayacağız. Yeni işletme kurulumuna yüzde 40 hibe, mevcut işletmelerin modernizasyonunda yüzde 50 hibe vereceğiz. Kooperatifler, üretici örgütlerinin ve bunların hakim ortak oldukları tüzel kişiliklerin başvurularında, vereceğimiz hibe oranı yüzde 60 olacak. 250 milyon avronun, 170 milyon avrosunu, yani 1 milyar lirasını hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi için kullanacağız. Hayvancılık yatırımlarında son başvuru tarihi 17 Mayıs'tır. Projelerinizi heyecanla bekliyor olacağız."
 
 
4.4.2019
Devamı

AB Projesi IFISH'le Balık Hareketleri ve Göç Yolları Belirlenecek

TAGEM tarafından geliştirilen Balıkçılık Faaliyetlerinde stok değerlendirme Uygulamalarına ilişkin teknik yardım başlıklı program Ankara’da düzenlendi. Programa İtalya Büyükelçisi Massımo Gaıanı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunun yanı sıra Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar  (TAGEM) Genel Müdürü Özkan Kayacan, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü M. Altuğ Atalay, Hayvancılık ve Su  Ürünleri Araştırması Daire Başkanı Dr. ALi Ayar ve paydaşlar katıldı.

 
(IFISH Project ) Balıkçılık faaliyetlerinde stok değerlendirme uygulamaları tanıtım toplantısında bir konuşma yapan TAGEM Genel Müdürü Özkan KAYACAN şunları kaydetti.
“Balıkçılık Faaliyetlerinde Stok Değerlendirme Uygulamaları başlıklı AB IPA 2 kapsamında desteklenen yaklaşık 7 milyon Avro bütçeli proje, teknik yardım ve tedarik bileşeni olarak 2 kısımdan oluşmakta.

Teknik Yardım Bileşeni
25 Şubat 2019 tarihinde başlamış olan proje; Bakanlık personel alt yapısını desteklemek, Bakanlık-STK ve diğer kurumlarla işbirliğini arttırarak tavsiye komitesi oluşturmak, ayrıca Yerli ve Milli balıkçılık veri tabanı oluşturularak stok değerlendirme Programı oluşturulacak.

Tedarik Bileşeni
Denizlerde 9 noktaya şamandıra sistemi ve 2 adet otonom su altı aracı alınarak Denizlerin fiziko-kimyasal verileri ile sonarlar vasıtası ile balık hareketleri ve göç yolları belirlenecek su altı kamera sistemleri vasıtasıyla balık tür çeşitliliği belirlenecek. Su altı hidrofon ile deniz memelileri de bu proje ile detaylı olarak izlenecek.
 Ayrıca su üstü hareketliliği su üstü kameralar, AIS, RACON ve radarla tespit edilecek her şamandıra üzerinde bulunan meteoroloji istasyonları ile hem balıkçılar hemde denizel aktivitelerle uğraşanlara da yardımcı olacak. Otonom su altı cihazlar ile 0-250 metre derinlikteki denizel tüm hareketlilik ve Türkiye denizlerinin dip yapısı ortaya konacaktır.


 
3.4.2019
Devamı

Meyve Üreticisinin ve Yörenin Can Simidi MAŞUKİYE

Kocaeli’nin Kartepe İlçesine bağlı Maşukiye Beldesinin önemli değerlerinden olan S.S. Maşukiye Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Kooperatifçilik ’de öncü oldu. 1974 yılından beri bölgenin çiftçisine her alanda destek veren soğuk hava depoculuğunda bir marka olan Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bölgenin lokomotifi rolünü oynuyor.
 Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hikmet Kırvanoğlu Maşukiye’yi ve Kooperatifi şöyle ifade ediyor. “Kooperatifin çalışma alanı olan Maşukiye Mahallesinde elma, Armut, Ceviz, kestane yüksek üretim potansiyeline sahip olup, bu ürünlerin üretim mevsimi dışındaki tüketimlerinde kooperatifin soğuk hava depolarında saklanmasından dolayı daha lezzetlidir. Bundan dolayı meyvelerimiz aromasını hep korur, tadından hiçbir şey kaybetmez.” Dedi.


 
 
1974 yılında temelleri atılan Kooperatif aynı yıl 2.000 ton/yıl kapasiteli soğuk hava deposunu satın alarak ortakların ürünlerini depolamaya başlamış, Kooperatif depolama kapasitesini artırmak için 2006 yılında ise Tarım ve Orman Bakanlığının rehabilitasyon programından 1.703.000,00 TL kredi tahsis edilerek 2.000 tonluk ilave soğuk hava deposu yapılarak kapasitesini 4.000 ton /yıl çıkarmıştır. Ancak 1974 yılında satın alınan soğuk hava deposu 2017 yılında Kartepe Belediyesi tarafından kamulaştırıldığından proje faaliyetini sonlandırmıştır.
Kooperatif halihazırda 2000 ton/yıl soğuk hava deposu projesiyle faaliyetine devam etmektedir. Kamulaştırma nedeniyle kooperatife belediye tarafından ödenen  bedelle kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi hibe programından  yeni proje uygulanması planlanmakta.

 
Kooperatif ortaklarının depolama işlemlerini genelde  ağaç kasa ile yaparken, bugün ise depolama işlemlerimizin tamamını plastik kasalarla yapmakta. Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hikmet KIRVANOĞLU kooperatifle ilgili şunları kaydetti.
“Kooperatifimizin 270 ortağı bulunmaktadır. Bütün ortaklarımızın ve ortak dışı çiftçilerin meyveleri depomuzda muhafaza edilmekte ve pazara kooperatifimiz tarafından arz edilmektedir.
Kooperatifin çalışma alanı olan Maşukiye Mahallesinde elma, Armut, Ceviz, kestane yüksek üretim potansiyeline sahip olup, bu ürünlerin üretim mevsimi dışındaki tüketimlerinde kooperatifin soğuk hava depolarında saklanmasından dolayı daha lezzetlidir. Bundan dolayı meyvelerimiz aromasını hep korur, tadından hiçbir şey kaybetmez.” Dedi.

 
 
 
3.4.2019
Devamı

Arazi Toplulaştırma Çalışmaları Meyvelerini Veriyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın toplulaştırma çalışmaları Kocaeli’nde de meyvelerini vermeye başladı. Aysa Mühendislik tarafından gerçekleştirilen arazi toplulaştırma çalışmaları Kocaeli’nin Derince İlçesine bağlı Tahtalı, Geredeli, Kaşıkçı, Terziler, Toylar, Karagöllü mahalleleri ile Körfez İlçesi Cuma, Çıraklı, Himmetli, Karayakuplu, Kutluca, Osmanlı, Sevindikli ve Sipahiler mahallelerin ’de sevinçle karşılandı.



Aysa Mühendislik tarafından gerçekleştirilen Arazi Toplulaştırma çalışmaları hakkında Anadolu İzlenimleri Dergisi’ne bilgi aktaran Ziraat Mühendisi Ufuk Çelik şunları kaydetti.
“Kocaeli Tahtalı arazi toplulaştırma tarla içi geliştirme hizmetleri projesi kapsamında Proje sahası, Kocaeli İlinin kuzeyinde, coğrafi konum olarak 40.914672 enlemi ile 29.821949 boylamında yer almakta olup, İzmit Körfezi ile Karadeniz arasında kalmaktadır. Genel olarak bölge Karadeniz iklimi etkisi altındadır.”dedi.
Ziraat Mühendisi Ufuk Çelik; Projenin yürütüldüğü mahalle ve köyler hakkında bilgiler vererek şunları söyledi.
“Projenin yürütüldüğü mahalleler (köy) arasında Derince İlçesi Tahtalı, Geredeli, Kaşıkçı, Terziler, Toylar, Karagöllü mahalleleri ile Körfez İlçesi Cuma, Çıraklı, Himmetli, Karayakuplu, Kutluca, Osmanlı, Sevindikli ve Sipahiler mahalleleri yer almaktadır.
 
 
 
Projeden 15 Mahalle ve 75 Yerleşim Yeri Faydalanıyor
Proje ve uygulama alanı toplamda 14600 ha olup, projeden Derince İlçesine bağlı 7 mahalle, Körfez ilçesine bağlı 8 mahalle olmak üzere toplamda 15 mahalle 75 yerleşim birimi faydalanmaktadır. İnşaat ve Mühendislik işleri olarak iki aşamada devam eden projemiz şuanda  %60 seviyelerindedir.
Projenin inşaat işleri içerisinde tarla içi yol yapımı, eski parsel sınırlarının düzeltilmesi, geçit ve köprü yapımları yer alıyor. Mühendislik hizmetlerinde ise Derince ilçesine bağlı Tahtalı, Geredeli ve Terziler mahallelerinde yeni parsellerin tapu dağıtımları yapılmış, Çavuşlu ve Toylar mahalleleri tapu tescil çalışmaları, Kaşıkçı ve Karagöllü mahallelerinde askı süreçleri devam etmektedir. Körfez ilçesine bağlı Cuma ve Çıraklı mahallelerinde mülakat görüşmeleri yapılmış olup, askı süreçleri devam etmektedir. Körfez ilçesine bağlı diğer mahallelerde ise proje altlık çalışmaları tamamlanmış olup, mülakat görüşmeleri aşamasına gelinmiştir. “dedi
.
 
 
 
 
2.4.2019
Devamı

KOCAELİ’DE GIDA VE YEMİN RESMİ KONTROLLERİ

Kocaeli, Karadeniz ve Marmara Denizine olan kıyıları ile ticaret , kültür ve turizm açısından önem taşıyan 2018 yılı verilerine göre 1.906.391  nüfusa sahip  12 ilçesi olan bir ilimizdir. 37 limanı bulunmakta olup bunun 8 adetin de gıda ve yemin ithalat ve ihracatı gerçekleşmektedir. Kara ,demir,  deniz ve hava yolu ulaşımları ile Türkiye’nin önemli bir geçiş noktasıdır. 16 adet  Organize Sanayi Bölgesi  ve  4 adet  Teknoparkı ile ülke Sanayinin başkenti konumundadır. Bünyesinde 1.389  adet gıda üretim işyeri, 13.895 adet gıda maddesi satış ve toplu tüketim  yeri olmak üzere toplam 15.284  adet işletme faaliyet göstermektedir.

Gıda ve Yemin Resmi Kontrolleri
Gıda ve yemin güvenliğinin sağlanmasından sorumlu kuruluş Tarım ve Orman Bakanlığıdır (TOB). Bu kapsamda yurt içinde üretilen, yurt dışından gelen ve gerektiğinde yurt dışına giden gıda, gıda ile temas eden malzemeler ve yemlik maddeler   resmi kontrollere tabi tutulurlar. Bu kontroller; hammaddenin üretildiği hayvan, onun yediği yem, tarladaki bitki ve onun tohumunu da   içerecek şekilde son tüketiciye ulaşana kadar tüm aşamaları kapsar. Güvenli gıda ve yemi piyasaya  arz etmek  işletmecisinin görevidir. Bu işletmelerin denetimi, tüketicinin ve halk sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınması da TOB’nın sorumluluğundadır. TOB, öncelikle gıdalar  ve yemler ile  bunlara ait  zincire uygulanacak işlemlerle ilgili usulleri belirlemek üzere yönetmelik, tebliğ gibi düzenlemeler yapar. Daha sonrasında, bu düzenlemelerde saptanan kurallar doğrultusunda resmi kontrolleri gerçekleştirir.

Bu kapsamda yapılan resmi kontroller;
• İşletmelerin kontrol görevlileri tarafından yerinde kontrolü,
• Gerektiğinde üretilen ürün ve hammaddelerden numune alınması ve analizi,
• Gıda işletmecisi tarafından analiz sonuçlarına itiraz edilmesi durumunda kontrol sırasında alınan ikinci (şahit) numunenin yeniden analiz edilmesi,
 • Gerektiğinde ceza verilmesi, işletmenin kapatılması, uygunsuz ürünlere el konulması ve/ veya imhasını, içeren bir dizi işlemden oluşmaktadır.
Resmi kontroller risk esasına dayanılarak yapılmakta üretilen ürünün türü ve/veya işletmenin şartları dikkate alınarak belli aralıklarla yürütülmektedir. Risk esasına dayalı kontroller; kabaca, riskli ürünlerin veya denetim geçmişinde uygunsuz sonuçların yoğun olduğu işletmelerin daha sık denetimi anlamına gelmektedir.
Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak, il genelinde, Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi, Veterinerlerden oluşan 67 Gıda Kontrolörü ile 2018 yılı içerisinde 15.284  işletmede risk durumları da göz önüne alınarak  21.817 denetim gerçekleştirilmiştir.Bu denetimler 12 ilçesi olan ilimizde  yetkilendirilmiş olan ilçe 12 ilçe  Müdürlükleri  tarafından yapılmıştır.
Yurt dışından gelen (ithal) gıda ve yemlik maddelerde yurt içinde uygulanan aynı kurallar uygulanmak kaydı ile gümrüklerde yine TOB tarafından resmi kontroller yürütülmektedir. 2018 yılında bu kapsamda 80 ülkeden 184 gıda ve yem grubuna ait toplam 17.982 adet ithalat işlemi  gerekli kontrolleri sağlanarak yurt içine girişleri sağlanmıştır.
2018 yılında  gıda ve yemle ilgili 7.427 adet ihracat işleminin kontrol işlemleri yapılmıştır.
Yurt dışına gönderilen (ihraç edilen) ancak çeşitli sebeplerle yeniden ülkeye dönen gıda ve yemler ise aynı yurt dışından gelen ürünler için uygulanan kurallara göre resmi kontrolden geçirilerek uygun olması halinde yurda  yeniden girmesine izin verilmektedir. Bu üç alanda da aynı kuralların uygulanması yurt içinde üretilen, ithal edilen veya ihraç edilip geri gelen ürünlerin eşit gıda güvenliği şartlarını taşımasını sağlamaktadır.

Gıdalarda Şikâyet Mekanizması
TOB tarafından yürütülen rutin kontrollerin yanı sıra şüphe ve şikâyet üzerine de resmi kontroller gerçekleştirilmektedir. Tüketicilerin sorun yaşadıkları ürünlerle ilgili ALO 174 vasıtası ile bildirimde bulunarak şikâyet etmesi kontrol sistemini harekete geçirmektedir. Bu durumda, belirtilen gıda işletmesi yerinde  denetlenmekte , özellikle belirtilen ve sorun yaşanan parti numarasını taşıyan üründen numune alınarak resmi laboratuvarlarda kontrol edilmekte ve sonuca göre işlem yapılmaktadır.
Burada önemli olan tüketicinin doğru bilgileri şikayetinde dile getirmesidir. İşletmenin adı, ürünün adı ve ambalaj üzerindeki parti numarası şikâyette belirtilmelidir. Bu bilgiler etkin bir kontrol yapılması için önemli ipuçlarıdır. Tarım ve Orman İl Müdürlükleri veya İlçe Müdürlüklerine şikâyete konu ürünün götürülerek analizinin istenmesi doğru bir yöntem değildir. Açılmış ve kontrol görevlisi dışında başka kişilerce alınmış örnekler resmi kontrole tabi tutulamaz. Resmi analizler sadece kontrol görevlisi tarafından alınmış, mühürlenmiş ve laboratuvara gönderilmiş ürünler üzerinde yapılır. Bu nedenle şikâyet edilen ürünün ve/veya işletmenin, kontrol görevlileri tarafından yerinde denetlenmesi doğru bir şikâyet ve oto kontrol mekanizmasını sağlayacaktır.

Resmi Kontrollerde Uygulanan Kurallar Tüketiciler üzerine düşen görevler;
 • Özellikle ambalajlı ürünleri tercih ederek, marka, üretici, parti numarası gibi bilgilere gerektiğinde ulaşabilir olmalıyız.
• Açıkta satılan ürün alırken de yine zorunlu etiket bilgileri istenmelidir.
• Bu bilgiler gıda ile ilgili sorun yaşamamız halinde bize lazım olacaktır.
 
Resmi Kontrollerde Cezalar
 TOB yaptığı resmi kontrollerin sonucuna göre uygunsuz üretimler için 5996 sayılı Kanun kapsamında;
 • Para cezası uygulamakta,
• Gerektiğinde işletme eksiklerini giderene kadar faaliyetten men edilmekte,
 • İşletmeci tarafından ürünleri piyasadan toplatılmakta,
 • Ürünlere veya hammaddelere el konulmakta,
• Ürünlerin mülkiyeti kamuya geçirilmekte,
• Gerektiğinde ürünler imha edilmekte,
• Bazı durumlarda savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını sağlamaktadır.
2018 yılında Kocaeli il genelinde çeşitli sebeplerden dolayı 5996 sayılı kanuna aykırı hareket eden işletmelere 322 adet İdari Para cezası uygulanmıştır. İdari para cezalarının  çoğunlukla; hijyen kurallarına aykırılık, kodekse aykırılık, son kullanma tarihi dolmuş olan ürün tespiti nedeniyle olduğu görülmektedir.
Ayrıca TOB yaptığı resmi kontroller neticesinde tüketiciyi aldatacak şeklinde üretim yapan gıda maddesinde taklit ve tağşiş yapan işletmeleri tespit etmekte ve diğer uygulanan cezaların yanı sıra bunları ifşa etmektedir. Taklit ve tağşiş ;tüketicinin aslında alması gereken üründen farklı bir ürünün kendisine satılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle tüketicinin korunması için bu tür ürünleri ürettiği tespit edilen gıda işletmeleri ve ürünleri Tarım ve Orman Bakanlığı kendi resmi web sitesinden 30 gün boyunca duyurmaktadır. Ayrıca bunlar çeşitli gazetelerde de haber olarak yer almaktadır. Bu açıklanan işletmeler ve ürünlerinin takip edilmesi tüketicilerin tercihlerini belirlerken önemli bir bilgi kaynağıdır.

Sonuç olarak ;
Biz tüketicilerin kendi sağlığını ve çevresindekilerin sağlığını korumak için öncelikle;
• Ambalajlı ve etiketli ürünleri tercih etmesi,
• Ambalaj üzerinde işletmenin kayıt veya onay numarasının bulunması,
• Açıkta satılan dökme ürünlerde zorunlu etiket bilgilerinin (ürün adı, son kullanma tarihi, menşei ülke, üretim yeri) mutlaka istenmesi bu bölümde bahsedilen resmi kontrol sistemi içerisinde denetlenen ürünlere ulaşmamızın garantisi olacaktır.
Açıkta etiket bilgisi olmadan satılan ve/veya kayıt/onay numarası olmayan işletmelerde üretilen ürünler merdiven altı dediğimiz, resmi kontrol mekanizması içine girmemiş TOB tarafından kayıt veya onay verilmemiş işletmelerdir. Bunların ürettiği ürünlerden uzak durulması kişilerin sağlığı için kısa ve uzun vadeli olarak çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki birçok hastalık gıda kaynaklı olabilmektedir.

Halide SANCAR
Kocaeli Gıda Yem Şube Müdürü
2.4.2019
Devamı

Hayvancılık ’ta Islah Çalışmalarını Yaparsak İthalata DUR Deriz

Anadolu İzlenimleri Dergisi olarak Kocaeli ziyaretlerimizde Kocaeli ilinde Kırsal Kalkınma yatırımlarını desteklenmesine yönelik yapılan çalışmaları yerinde görme adına Kocaeli’nin Derince ilçesine bağlı İshakçılar köyünü ’de ziyaret ederek Kırsal Kalkınma desteklerinden faydalan yetiştiriciyi çiftliğinde ziyaret edip hem sektörü hem de yüzde elli hibe desteklerinden memnuniyetlerini sorduk.
İshakçılar köyündeki Gülfen çiftliğinin sahibi, yetiştiriciliğinin yanı sıra Kocaeli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin hem üyesi hem de başkanlığını yapıyor. Başkan Cemil GÜLFEN Kırsal Kalkınma ve Desteklemesinden faydalanarak yüzde elli hibe ile 105 başlık çiftliğinde son sistemde hijyenik olarak süt üretiyor. Başkan Gülfen; hem yatırımı hem de sektörü Anadolu İzlenimlerine Şöyle değerlendirdi.



Öncelikle bizleri her fırsatta yalnız bırakmayan sektöre büyük emek ve katkıları olan aynı zamanda buralara kadar gelip sektörün sorunlarını sıkıntılarını yerinde görüp merkez ve taşra arasında bir köprü vazifesi gören siz değerli Anadolu İzlenimleri Dergisine ve yöneticilerine teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Bildiğiniz gibi hayvancılık sektörü inişli ve çıkışlı bir sektör. Şuanda da zor günlerden geçiyoruz. Yem, Mazot, gübre pahalı girdilerimizin birçok kalemi pahalı. Üstüne ’de üretmiş olduğumuz sütü ’de istediğimiz fiyata satamıyoruz. Konseyin almış olduğu fiyatlar dahi uygulanmıyor. Bizler bıkmadan usanmadan var gücümüz ile çalışmaya devam ediyoruz.
Kocaeli’nde hayvancılık konusunda baktığımızda 130 bin büyük baş hayvan varlığından bugün 117 binlere gerilemiştir.  Bu konuda birlik olarak tekrar toparlanması için bütün gücümüz ile gayret göstermekteyiz. Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşması için yetiştiriciler olarak üretimden vaz geçmeyip bütün zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışıyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığımızın bölgemizde yapmış olduğu Arazi Toplulaştırma çalışmaları üreticinin ve yetiştiricinin yüzünü güldürdü. Köylerdeki toplulaştırma çalışmaları işleri kolaylaştırdı. Ancak, Bakanlığımızdan miras yolu ile bölünen arazilere hızlı bir şekilde önleyerek yeni projeler konusunda da adım atmasını bekliyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığımızın özellikle Genç Çiftçi ve Buzağılar Ölmesin projeleri tarım ve hayvancılık sektörüne fayda sağlamıştır.



Sayın Gülfen Islahla İlgili neler söyleyebiliriz?
Bildiğiniz gibi Damızlık Birlikleri Islah amaçlı birliklerdir.  Geçtiğimiz yıllarda yapmış olduğumuz ıslahlarla ülke hayvancığına büyük katkılar sağladık. Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Islaha tekrardan önem vermesi ve ithalata dur demesi gerekmektedir. Yerli ve milliye destek vererek iç piyasadaki üretimi artırarak hem etçi hem de sütçü ırklarla hayvancılık sektörünü şaha kaldırabiliriz.
Tarım ve hayvancılıkta 2023 vizyonunu yakalamak adına ıslah çalışmalarına dönülmesi gerekmektedir. Bu yönde de hayvancılığı desteklemek gerekmektedir. Bunu dışında kaybolmaya yüz tutmuş yerli ırklarımıza yönelikte aynı zamanda adımlar atılmalıdır. Örneğin bölgemizde boz ırk ırkı vardır. Sanıyorum şuanda 25 binin altına kadar inmiştir. Bakanlığımızın bu konuda acilen girişimler yapması gerekmektedir. 
Son olarak sizin aracılığınız ile Tarım ve Orman Bakanlığımıza şunları söylemek isterim. Tarım ’da 4-0 ların konuşulduğu günümüzde 2023 hedeflerine ulaşabilmek için Tarım ve Hayvancılık Şurasının yapılmasını temenni ediyorum.
 
 
2.4.2019
Devamı

Kandıra’dan Uzakdoğu’ya Deniz Salyangozu

Kandıra’da 1981 yılında kurulan Marmara Gıda’nın (MARTAŞ) Marmara ve Karadeniz’den çıkarttığı salyangozlar, Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyor.
Marmara Gıda San. İth. İhr. Tic. A.Ş.in sahiplerinden Selçuk UZTÜRK MARTAŞ’ı Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi. UZTÜRK “Firmamızın temelini 1966 yılında Babam Salih Zeki Uztürk tarafından atıldı. 1981 yılında yılında yönetimini devraldığımız şirketi kardeşim Selman Uztürk’le devam ettirmekteyiz.” Dedi.
 
Sayın Uztürk Türkiye’de çok fazla yaygın olmayan bir sektörde hizmet veriyorsunuz. Sektöre nasıl girdiniz? Sektörü ve ihracatınızı bize anlatırmısınız?
Babam Salih Uztürk daha önceden salyangozları toplayıp sahibi olduğu fabrikada salyangozların satışını gerçekleştiriyordu. Bir süre sonra bu işin ihracatını yapmaya karar verdi. 1972’den beri de işin ihracatını ve üretimini devam ettirmekteyiz.
1981 yılından itibaren kardeşimin yurtdışı bağlantıları vesilesi ile ihracatımızı kendimiz yapmaya başladık. İlk başlarda kara salyangozu üretimi ve ihracatı ile uğraşıyorduk. 1987 yılında Uzakdoğu ile çalışmaya başladık. Uzakdoğu’ya deniz salyangozu ihraç eder olduk. Deniz salyangozunda kapisitemiz 1987 yılılında yıllık 150 ton civarındaydı. Şimdi ise 600 ton civarında. Ancak şuan kapasitemizin  %30’unu kullanabiliyoruz.



Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
Yeni projemiz yaklaşık 2 milyon Euroluk bir bütçe ile bin ton kapasiteli bir tesis kurmak. Yıllık ihracatı 25 milyon dolarlık bir projeyi hedefliyorum. Kara salyangozu, dağ mantarı,deniz kestanesi, deniz patlıcanı gibi bir çok ürünü barındıran bir yapı oluşturmak.  Dünyada en çok deniz salyangozu ihracatı yapan ülke Türkiye. İhraç ettiğimiz salyangoz, Karadeniz’de deniz suyunun az tuzlu olması nedeni ile rağbet görüyor. Unutkanlığın giderilmesi dahil bir çok faydasısın yanında özelikle E vitamini ağırlıklı enerji yiyeceği olarak  tüketilen deniz salyangozu için uzak doğu ülkeleri gözünü Karadeniz’e dikti diyebiliriz. Protein ve içerdiği genetik özellikleri bakımından tercih edilen Karadeniz salyangozu bir çok Uzakdoğu ülkesinin lüks lokantalarında satılıyor. Deniz salyangozu  1985 yılından sonra ticari olarak önem kazanmaya başladı.  Türkiye’de yaklaşık 12 tesis ’de dondurulmuş taze ve soğutulmuş olarak işlenen salyangoz etleri başta Japonya, Güney Kore ve Tayvan başta olmak üzere 13 ülkeye ihraç edilmektedir. Türkiye İhracatçılar Birliğinin kayıtlarına göre yıllık ihracat miktarı 434 ile 2 bin 288 ton arasında değişmektedir.



Salyangozların İhracata hazırlanmasından bahsedermisiniz?
Deniz salyangozlarını Karadeniz ve Marmara’daki balıkçılarımız ve dalgıçlarımız vasıtası ile topluyoruz. Toplanan salyangozlar araçlarımızla tesisimize getiriyoruz.  Salyangozları 5 dakika boyunca buharda pişiriyoruz. Sonra özel çatallarla salyangozları kabuklarından ayırıyoruz. Ardından bağırsaklarını alıyoruz. Burada yıkama ünitesine getiriyoruz. Yıkamadan sonra  kalibrasyon yapıyoruz. En küçük boydan en büyük boya kadar kalibre edip 10 kg blok kasalarda -35 santigrat derecede şokluyoruz.  Sonra iki tane 10kg lık kasayı 20 kg lık naylon torbalara koyup -18 santigrat derecede muhafaza altına alıyoruz. Bu durumda salyangozlarımız yükleme pozisyonunu hazırlanmış oluyor.
Salyangozların kabukları dahil her şeyini değerlendiriyoruz. Koreliler ahtapot avladıkları için kabukları alıyorlar. Salyangozun kapağını yine kozmetikte kullanıldığı için Dubaiye gönderiyoruz. Çıkan bağırsakları ise gübre olarak kullanılması için köylümüze satıyoruz.

Mantar İhracatından da Bahsedermisiniz?
Salyangoz üretimin dışında Fransa ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya dağ mantarı ihraç ediyoruz. Dondurulmuş, kurutulmuş ve salamura olarak yabani mantarı ihraç ediyoruz. Mevsimine ve hava şartlarına bağlı olarak senede 100 ile 150 ton arası dağ mantarı yurt dışına ihraç ediyoruz.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Mandayı Markalaştıran BUFFA

Ülkemizin ve Kocaeli’nin önemli değerlerinden olan,  aynı zamanda manda yetiştiriciliğinde yapmış olduğu yatırımlarla hem gündeme gelen hem de Manda Sütü, Manda Yoğurdu ve Manda Kaymağını markalaştırmış bir İş adamı. Kocaeli Manda Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan Niyazi YELKENCİOĞLU mandayı ve mandacılık sektörünü Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi.

A.İ.: Sayın Yelkencioğlu İşletmeniz Hakkında bilgi verir misiniz?
İşletmemizi 2014 yılında ortağım Ömer Aral ile birlikte Kandıra’da kurduk.
Yerli mandaların süt verimi az olduğundan araştırmalar yapmak üzere defalarca İtalya’ya gittik.
İlk olarak İtalya’dan 200 adet gebe düve ithal ederek başladık.
Manda ve hayvancılık konusunda deneyimimiz ve bilgimiz olmadığından, çiftliğimizin başına İtalya’dan çiftlik sahibi bir İtalyan 'ı getirdik.
Çiftliğimiz şu anda yaklaşık 70.000m2 alanda kurulmuş olup, manda sayımızda 750 civarındadır.
3 adet yetişkin manda,1 adette yavru manda ahırı bulunmaktadır.
3000 tonluk silaj depomuz ve 2x8 ilk sağım hanemiz vardır.
2015 yılında da çıkan sütlerimizi işleyip değerlendirdiğimiz mandıramız Buffa markasıyla üretime başladı.
Mandıramızda mozzarella, burrata, ricotta,  gibi İtalyan peynirleri ile kaymak, yoğurt, tereyağ gibi manda sütünün özelliğini taşıyan ürünleri katkısız ve 100% manda sütünden üretiyoruz.
A.İ.: İşletmenizi Kandıra’da kurma tercihinizi bize anlatırmısınız?
 
İşletmemizi Kandıra’da kurma tercihimiz öncelikle Kandıra’nın mandaları ile meşhur bir yer olması ve de benim Kandıralı olmamdır.
Bütün yaşamımı İstanbul’da geçirdikten sonra kökleri 170 senedir Kandıra’da olan ve Kandıra’ya hep ilkleri getiren bir ailenin ferdi olarak memleketimde böyle bir yatırım yapmak bana ayrı bir gurur verdi.

A.İ.: Ülkemizin ve Kocaeli mandacılığını değerlendirirmisiniz?
 
Ülkemizde manda sayısı 30-40 sene önceleri 1.000.000 civarındayken 2000 lerde 70-80.000 lere kadar gerilemiştir.
Devletin manda konusuna el atmasıyla  sayıları son senelerde 130-140.000 lere kadar çıkmıştır.
 
Ben 2014 yılında Kocaeli manda yetiştiricileri Birliğini kurdum. Nerede ise yok olmakta olan manda sayısı ve üreticilerin mandaya olan ilgisi o tarihten itibaren hızlıca artmıştır.
Birlik üyesi olan üreticilere devlet her sene destekler vermektedir, Buda mandacılığı tekrardan popüler hale getirmiştir.
Ayrıca bizim manda çiftliği için yaptığımız yatırımda  üreticilere cesaret vermiştir.
 
 Az önce ifade ettiğim güzel şeyler maalesef son zamanlarda terse dönmeye başlamıştır. Üreticilerimiz mandalarını kesime göndermeye veya satmaya başlamıştır. Bunun sebebi de yem maliyetlerinin çok artması ve köylünün finansal zorluk yaşamasıdır.
Kocaeli Avrupa Birliği IPARD  programı kapsamında olmadığından Avrupa Birliği’nin verdiği avantajlı hibelerden faydalanamamaktadır.
Üreticiler finansman için ilk müracaat etmeleri gereken kaynak Ziraat Bankası olması gerekirken, gerekli desteği bulamadıklarından başka bankalardan yüksek faizli kredi aldıklarından sonunda zora düşmektedirler.
Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlara hem düşük faizli kredi imkânı sunulması, hem de uygun fiyatlı yem hammaddesi ve yakıt temin edilmesi gerekmektedir.
Köylerde tarımla uğraşan genç nüfus maalesef pek kalmamıştır.
Tarım ve hayvancılığın cazip hale getirilmesi gerekmektedir. Bu bereketli topraklarda bilinçli tarım ve hayvancılık programları ile Çok başarılı sonuçlar alınacağına inanıyorum.



A.İ.: Ülke mandacılığının gelişimi için Tarım ve Orman Bakanlığına önerileriniz var mıdır?
Türkiye’de mandacılığın gelişmesi için önemli bir konuda kaliteli ve genetiği iyi mandaların yetiştirilmesidir.
Bunun için çok önemli bir fırsatta bizim yetiştirdiğimiz anne ve babaları İtalyan olan erkek malakların, boğaların, yerli üreticilerin mandalarına damızlık olarak verilmesidir. Bunu için bakanlıktan yetkililerle görüşüldü fakat tahsis olmadığı söylendi.
O yüzden İtalya’da 5000-6000 Euro olan boğalar damızlık olarak kullanılmak yerine sucuk olmak üzere kasaba gitmektedir.

A.İ.: Mandacılık sektörüne yatırım yapacak genç çiftçilere önerileriniz nelerdir?
 
Mandacılık sektörüne yatırım yapacak genç çiftçilere önerim öncelikle yapacakları işe ve mandaya güvenmeleri olacaktır.
Mandanın çok kaliteli sütü olduğunu ve ürünlerinin geleceği olduğunu anlamaları gerekmektedir.
İşe başlarken ucuzuna kaçmadan kaliteli mandalarla başlangıç yapmalarını tavsiye ederim.
A.İ.: Sayın YELKENCİOĞLU Son olarak Anadolu İzlenimleri Dergisi aracılığı ile okurlarımıza mesajlarınız nedir?
 
Okurlarınıza şu mesajı verme isterim ki, manda bizim atalarımızdan gelen, maalesef son 30-40 seneye kadar sayıları iyice azalarak yok olma seviyesine kadar inen, sütünün besin değeri  yüksek olan, çok önemli bir değerimizdir.
Dünyada Anadolu Mandası diye bilinen bir ırk vardır. Bu sene dünya manda kongresi İstanbul’da yapılacaktır. Türkiye’de manda için yatırım yapana az sayıda da olsa bilinçli yatırımcı var. Manda konusunda çalışmalar yapan bilgili ve kıymetli öğretim üyeleri var.
Eğer çok eskilerden gelen manda soyunu geliştirmek, besin değeri çok yüksek olan ürünlerini bizim halkımızın kullanımına ve bilgisine sunmak istiyorsak manda üretimini desteklenmesi gerekmektedir.
İtalya yaklaşık 50 sene önce Akdeniz mandasının(bir rivayet Akdeniz mandası, Osmanlının Avrupa’ya seferleri sırasında ağır yükleri taşıyan Anadolu mandasının devamıdır) genetiğini iyileştirme yoluna gitmiş olup bugün dünyanın dört bir yanına İtalyan mandası adı altına da satışını yapmaktadır.
Meşhur İtalyan peyniri mozzarella sadece manda sütünden yapılmakta olup dünyaca bilinen bir peynirdir.
Türkiye’de ise Anadolu mandasını ıslah çalışmaları daha yeni başlamış bulunmaktadır. Bilinçli bir çalışma ile bu fark çok kolay olmasa da kapanabilir.
Türkiye’deki İtalyan mandalarının boğaları ile dişi Anadolu mandaları  çiftleştirilmesi sonucunda genetiği yüksek, çok daha fazla süt veren mandalar elde edilebilir.
Bakanlığın bu konuya özellikle önem vermesini arzuluyoruz.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Tarım, Sanayi ve Ticaretin Lokomotifi Kocaeli

Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU; Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürü Nuri Al’ı ziyaret ederek Kocaeli tarımına yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulundu. İl Müdürü AL Kocaeli tarımına yönelik şunları kaydetti. “Sanayi ve teknolojide ne kadar ileri gidersek gidelim, biz insanoğlu aş, ekmek yemek zorundayız. Aşın ekmeğin kaynağı topraktır, tarımdır, Çiftçidir. Her şeyden önce çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 8.846 adet ve kayıtsız 14.825 adet toplamda 23.671 çiftçi ailemizin geçim kaynağıdır. Bunun yanı sıra 1.389 adet işleme, paketleme, pazarlama, yetiştirme yapan firmaların giderlerinin sağlayan önemli bir faaliyettir. Tarım, sanayi ve ticaretin lokomotifi konumundadır.” dedi.
 
KOCAELİ’NDEKİ TARIM POTANSİYELİ
Kocaeli yüzölçümü bakımından küçük, ancak katma değeri bakımından büyük bir ildir. Kocaeli’nin ekonomik faaliyetlerinde sanayinin payı yüzde 51’dir. Son 10 yıllık istatistikî verilere göre İlin Türkiye imalat sanayine sağladığı katkı yüzde 13’tür. Kocaeli’nin sektörlerine bakıldığında;
*Türkiye araç üretiminin yüzde 35,84’ü Kocaeli’nden karşılanmaktadır. (2017 yılı)
*Türkiye kimya sanayi içerisindeki payı yüzde 27’dir.
*Türkiye Metal Sanayinin yüzde 19’unu karşılamaktadır.
Bu bağlamda İlimiz sanayileşme bakımında ülkemizin en gelişmiş şehirlerinden biridir ve Kocaeli İstanbul’dan sonra toplanan vergilerin %12,95’ini karşılayan ikinci ildir. (2017 yılı)
İlde verimli ovaların büyük kısmı sanayi kuruluşlarına ve yerleşim sahalarına kayması sebebiyle tarım arazileri baskı altında kalmıştır. İlimizde önemli ölçekte tarım yapılmasına rağmen ekonomiye yöne veren sektör sanayi ve hizmet sektörüdür.
İlimizin nüfusu 1.906.391 kişidir. Bu nüfusun %93’ü şehir merkezlerinde %7’si ise kırsalda ikamet etmektedir.Nüfusun dağılımına bakıldığında tarım sektörünün toplam içinde mütevazi bir yeri kapsadığı görülmektedir.
 
 
KOCAELİ’NİN TARIMLA İLGİLİ İSTATİSTİKLERİNE DAİR KISACA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Kocaeli, 342.001 hektar yüz ölçümünün %43,76’sı 149.687,4 hektarı toplam tarım arazisi,  1.795,78 hektar mera alanıyla, 10.297 adet hayvancılık işletmesinde, 124.716 adet büyükbaş, 125.020 adet küçükbaş, 8.071.500 adet tavuk sayısı, 459 arıcılık işletmesiyle 51.672 adet kovan sayısıyla, 424 adet ruhsatlı balıkçı gemisiyle, 91 adet tarımla ilgili birlik ve kooperatifin 40.022 üyesinin bulunduğu, 15.384 adet gıda üretim ve satış yerinin olduğu bir ildir.


 
KOCAELİ'DE TARIM NEYİ İFADE EDİYOR?
Sanayi ve teknolojide ne kadar ileri gidersek gidelim, biz insanoğlu aş, ekmek yemek zorundayız. Aşın ekmeğin kaynağı topraktır, tarımdır, Çiftçidir. Her şeyden önce çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 8.846 adet ve kayıtsız 14.825 adet toplamda 23.671 çiftçi ailemizin geçim kaynağıdır. Bunun yanı sıra 1.389 adet işleme, paketleme, pazarlama, yetiştirme yapan firmaların giderlerinin sağlayan önemli bir faaliyettir. Tarım, sanayi ve ticaretin lokomotifi konumundadır.
 
İlimizin fuana ve florası her türlü bitkisel ve hayvansal üretime elverişlidir. Tarımsal ürünlerin depolanması, paketlenmesi, işlenmesi, nakliyesi ve dolayısıyla pazarlanmasıyla ilgili herhangi bir sorun yoktur. Bu sorunlardan hareketle başlatılmış olan toplulaştırma çalışmaları yaygınlaştırılarak, parçalanmış ve ekonomik değerini yitirmiş arazileri birleştirerek sürdürülebilir ekonomik ölçekte tarım havzaları oluşturulacaktır. Bu bağlamda özel sektöründe tarımsal üretimin avantajlarına dikkat çekilerek tarımsal gelişme sağlanacaktır.
 
İlimizin şartlarına en uygun yapılabilen ve birim alandan en fazla ürün alınan örtü altı sebzecilik ve bodur, yarı bodur meyveciliktir (kiraz, ceviz, elma, erik ). ayrıca İlimizde yem bitkileri, silaj üretimi her geçen gün artmaktadır. İlimiz çiftçisi tarla ziraatını artık hayvancılığa yem tedariki için yapmaktadır. Buna bağlı olarak da büyükbaş hayvancılıkta ölçek giderek artmaktadır. Su ürünleri işletmeleri, tavukçuluk ve arıcılık da her geçen gün kalite ve kapasitesi artmaktadır.
 
 
KOCAELİ'NDE NELERİ GERÇEKLEŞTİRDİNİZ?
Kocaeli’de tarımla ilgili çok önemli gelişmeler sağladık. Halkımızın sağlığını direkt etkileyen ve güvenilir gıdaya ulaşması için 145 gıda denetçisiyle 21.817 adet gıda denetimi gerçekleştirildi. Bakanlığımızın ALO174 gıda hattı 7gün/24saat esasına göre çalışan, ihbar ve şikayetler için hizmetine devam etmektedir.
 
 
Tarımın makineleşmesine katkıda bulunmak için bakanlığımızın %50 hibe desteğiyle tarıma dayalı sanayi için bugüne kadar 53 adet ekonomik yatırıma 19.763.885,35 TL hibe desteği sağlamıştır.
 
Bakanlığımızın genel bütçesinde yer alan tarımsal desteklemelerin bitkisel üretimde üreticimize 17.460.465,65 TL, hayvancılıkta ise 16.227.565,23 TL destekleme ödemesi yapılmıştır.
 
Kocaeli hem ithalatın hem de ihracatın gerçekleştirildiği önemli noktalardandır. İlimizde, müdürlüğümüzü ilgilendiren tarımsal ihracat miktarı 10.468 adet, ithalat ise 21.455 adettir.
 
KOCAELİNDE ÖNE ÇIKAN KONULAR NELERDİR?
Kocaeli’nin sanayi şehri olması hava, deniz, karayolu ağlarının kesiştiği nokta olması ve büyük şehirlere yakınlığı artılarıdır. Bunun tarıma bağlı sanayinin gelişmesine önemli yansımaları olmaktadır. Gerek ithalat yoluyla hammaddenin Türkiye'ye giriş noktası olmakla birlikte ihracatında yapıldığı noktaların başında gelmektedir.
 
Müdürlüğümüzü ilgilendiren konularla ilgili olarak örnekler verirsek; Türkiye'nin 126.629 adet gıda ithalat işleminin 11.654 adet işlemi, yani %9,2'si ilimizde yapılmaktadır. bu Türkiye’de 4.'lük anlamına gelmektedir. Orman ürünlerinde 1.309.109 ton, 20.441 adet ve 260.112 m3 Türkiye ithalatının %75'ini kapsıyor. Sadece ithalat mı, ihracatta da Türkiye 7.siyiz. İhracatta detaya girersek 13.181.828 kg ekmek mayasıyla Türkiye üretiminin %65'ini yapmakta olup bu konuda Türkiye birincisiyiz.
1.553.808 kg işlenmiş fındıkla Türkiye 2.'si, 31.745.235 kg ham fındıkla Türkiye 4.'süyüz. Bu arada tarımda kullanılan gübreden de bahsetmek istiyorum, üretimde Türkiye 3.'süyüz.
Kocaeli, sanayi şehri olmasının yanında, tarıma dayalı sanayide gelişmiş olmakla birlikte lojistik sektöründe de Türkiye'nin önde gelen illerindendir.
 
OKUYUCULARIMIZA İLETMEK İSTEDİĞİMİZ MESAJINIZ NELERDİR?
Kocaeli’ndeki amacımız ilimizi geliştirmektir. Bu hedef doğrultusunda yukarıda saydığımız hizmetlerin yerine getirilmesinde bizle beraber hareket eden ziraat odalarımızla, birliklerimizle, kooperatiflerimizle tarımın bütün sektörleriyle, çiftçilerimizle ve  mesai arkadaşlarımızla çalışmalarımıza aynı şevk ve heyecanla devam edeceğiz. Kocaeli’nde tarıma yatırım yapan kazanacaktır.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığına 5 Bin Personel Alınacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, HaberTürk’ten Veyis Ateş'in sorularını yanıtladı. Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda gelen soruya toplam 5 bin personel alımı yapacaklarını açıkladı.
"1200 orman mühendisi 2700 orman muhafaza memuru, 800 memur, 300 şoför toplam 5000 personel alımı yapılacak. KPSS puanına göre yapılacak" dedi.

 Bugün saat 18.00'den sonra tek seferde yapılacak 244 bin yetiştiricimize 784 bin ton çiğ sürt için 184 milyon 300 bin lira ödenecek. Litre başı 10 kuruş olan desteği de 2019 Ocak, Şubat ve Mart ayları için 25 kuruşa çıkardık. dedi.
Elektirikli tarktör ile ilgilide bir açıklama yapan Bakan Pakdemirli şunu söyledi.
 Dünyada şimdiye kadar ticarileşmiş herhangi bir elektrikli traktör yok. Biz prototipini yaptık. Ben de denedim. Seri üretime hazır.dedi.
 
 
29.3.2019
Devamı

Çiftçiliği Cazip Hale Getirmeliyiz

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı ’da 2018 yılına ait buzağı, Koyun, keçi, yem bitkileri derken hemen hemen diyebiliriz ki seçim öncesi çiftçinin, üreticinin bütün desteklerini ödedi ve ödemeye de devam ediyor.

Ancak Tarım ve Hayvancılık ’ta hepimizin gözden kaçırdığı bir konu var ki oda hepimizin tarımsal ya da hayvansal ürünleri sadece hibeler ya da teşviklerle arttıramamamız.
Tarım ve Hayvancılık sektörünü öncelikli olarak cazip hale getirmeliyiz. Tarımı ve Hayvancılığı hem büyüklere hem de gelecekteki küçüklere sevdirmeliyiz. Hollanda’da Tarım ve Hayvancılık sektörünü benimsetmeler küçüklerden başlıyor. Bizlerde geleceğimizin teminatı çocuklarımızdan başlayarak çiftçiliği, üreticiliği ve yetiştiriciliği çocukluktan sevdirmeliyiz. Onlara emeğin ve alın terini öğretmeliyiz. İşte buna yaparsak çiftçiliği cazip hale getirmiş oluruz.

Bugün hepimizin bildiği gibi herkes şehirde yaşamak istiyor. Şehirde büyümek istiyor. Unuttuğumuz ve kaybettiğimiz bir şey var ki oda eskilerimiz. Tarım ve Hayvancılık ‘ta eskiyi unutmamak gerek. Bizim bugün ağıllarımız ve ahırlarımız yenileniyor. Evlerimizi yeniliyoruz. Avrupa’da ise eskiyi yenileyerek dedemden atamdan kaldı diyerek hem övünüyor. Hem de tarihi bir yapı diyor. İşte bizlerde eskiye hem sahip çıkıcaz. Hem de eskileri unutmayıp yenilerinde değerini bilerek hem eski hem de yeni diyerek tarım ve Hayvancılıktaki gelişmeleri yenilikleri geleceğimizin teminatı çocuklarımıza benimseterek böylelikle çiftçiliği özendirmiş olacağız.

Kısacası çiftçiliği yani tarımı ve hayvancılığı her alanda ve her noktada etkileşim yaparak benimsetmeliyiz.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
29.3.2019
Devamı

Hayvansal Üretimde Son Trend MISIR Cipsi Yemi

İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizde de çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla proteinli besinler gelir. Proteinli besinler iki kaynaktan sağlanır.
 
1-Hayvansal kaynaklı Proteinler
2-Bitkisel kaynaklı proteinler günlük ortalama  70 g proteine ihtiyaç duyan bir insan bu ihtiyacının yarısını bitkisel kaynaklı,yarısınıda  et gibi hayati öneme sahip hayvansal gıdalardan temin eder.Bu açıdan bakıldığında Türkiyede hızla artan nüfusun yeterli ve dengeli beslenmesi için hayvancılık büyük önem taşımaktadır. ET ve Süt üretimini artırmak, insanların yiyecek sorunlarını çözmek demektir. Hayvancılıkta amaç;bol,kaliteli ve düşük maliyetli hayvansal ürünler elde etmektir.2019 yılı itibarı ile Ülkemizin Büyükbaş hayvan varlığı 17 milyona,Küçükbaş hayvan varlığı 44 milyona ulaşmıştır. Bu göstergeler ışığında baktığımızda girdi maliyetlerini en aza indirip en yüksek verimi elde etmek gerekir,verimde yemlerin kaliteli ve hayvanların iştahını açacak nitelikte olmasına bağlıdır.İşte tam da bu noktada Tarımsal sanayi sektörüne ve çiftçilerimize yeni bir  prosesin Lansmanı nı yapmak uygun düşecektir.           
  Süt verimini ve süt proteinini arttırır, Sindirile bilirliği yüksek olup üretim teknolojileri sayesinde yüksek sıcaklıkta zararlı mikro organizmalar yok edilmiş olur. Dane ve kırılmış mısıra göre kullanım miktarı daha yüksek olup rasyonda iyi bir enerji kaynağıdır. Ayrıca erken Laktasyonda vücüt kondisyonunu dengede tutar Mısır Cipsi Teknolojisinin Ülkemizde yaygınlaşması ile Süt ve Besi İşletmelerinde karlılık %10-15 oranında artacaktır. Buna Bağlı olarak Tahıl Üreticileri Üretim aşamasında kaliteyi yakalamak adına nitelikli girdiler kullanmak durumunda kalacaklar böylece birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi artacaktır.Büyük Hayvancılık ailesini beslemek ve İnsanlık ailesine ise temiz ve sağlıklı et yedirilmesi için gece gündüz  çalışan sektör yaklaşık 25 milyon tona yaklaşan yem üretimi gerçekleştirmektedir. Çok çeşitli yem alternatiflerinin olduğu bu sektöre,   

 
 
 

Mısır Cips Yeminin Yeni bir Proses olduğunu ve bu Teknolojik olanakların da beraberinde getirdiği bu yeni ürün ile yem fabrikasının buharla pişirilmiş mısır ezmesi (mısır cipsi) yemi üretmesi olanağını İş İnsanlarının dikkatine sunmak istedik.
 Üretilen mısır ezmesi yemleri daha iyi bir paçal oluşturmak için veya tek başına çelik silolara alınarak ve buradan istenen karışımla paketleme makinelerine gönderilebilir.Bu proses ile (Mısır Cipsi) hayvancılık yapan çiftçilerimiz daha çok kazanacak ve ülkemizin hem et verimine hem de süt verimine büyük katkı sunacaktır. Hayvancılığın en önemli girdisi yemdir. Yemin kalitesi de son derece önemlidir. Şu anda kullanılan toz yemlerin maalesef içeriğini gözle anlamak mümkün değildir.Hâlbuki  bu yeni yem çeşidinde insanlar yemi ellerine alarak yemin içinde neler olduğunu gözle görebileceklerdir. Çiftçimize sadece mısır cipsi vererek veya isteyen arpa ezmesi karıştırarak, isteyen bu ezmelerin içine toz yem ilave ederek. Böylece yavru veya yetişkin küçük veya büyükbaş beslemesinde her çeşit ihtiyaca göre rasyonun da kullanacaktır.
Bizim amacımız Ülkemizdeki küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerimize daha kaliteli, daha verimli, daha besleyici ve her türlü hile ve hurdadan uzak şeffaf yeni bir yem çeşidi sunmaktır. Mevcut yemlerin içeriklerini analiz etmek son derece zordur. Ülkemiz Hayvancığının gelecek yıllarda daha üst seviyelere çıkması için çalışan Tüm sektör paydaşları ve saygıdeğer yetiştiricilerimiz büyük gayret göstermektedirler. Bu emeklerin heba olmaması için Tarım ve Orman Bakanlığımız Tüm imkânlarını seferber ederek, Türk Çiftçisinin ve Türk Sanayicisinin yanında olduğunu her zaman hissettirmiş ve hissettirmeye devam edecektir. Ana olmadan Dana olmaz (Bu tabirde Ana, Tarım ve Orman Bakanlığı)
   Yapılacak olan yeni yem çeşidi (buharla pişirilmiş mısır cipsi) üretimi ve paketlenmesi için aşağıdaki makine ve teçhizat listesine ihtiyaç bulunmaktadır.

 
  1. Buhar Kazanı: Bir saatte 5 ton buhar üretebilen buhar kazanı ve diğer yardımcı ekipmanları.
  2. Buharlı Pişirme Sistemi: Mısırı 150 Cº  sıcaklıkta pişirecek seri üretime uygun mısır pişirme sistemi. Bu sistem sürekli akacak olup mısırlar hareket halinde iken buharla pişirilecektir.
  3. Mısır Ezme Makinesi: Buharla pişirilmiş mısırlar silindirlerden geçirilerek cips haline getirilecektir.
  4. Soğutma ve Kurutma Tüneli: Pişirilmiş, ezilmiş ve cips haline getirilmiş mısırların depolamaya ve paketlemeye gönderilmeden önce kurutulması gerekir. Mısır cipsleri soğuk hava üflemeli bir tünelden geçecek ve içindeki nem oranı düşürülerek kurutulacaktır.
  5. Mamül Ürün Çelik Siloları: Yem imalatının gece gündüz herhangi bir zaman yapılabilmesi için ürünün mamül ürün silolarında depolanabilmesi gerekir. Bu nedenle farklı ürünleri paçal yapabilmek veya mısır cipsi içine arpa cipsi veya toz yem katabilmek için imal edilen mısır cipsinin önce 100 tonluk çelik silolara gönderilmesi gerekir. Burada toplam 6 adet 100’er tonluk çelik silo imalatı yapılacaktır. Siloların altında bulunan otomatik paçal sistemi ile müşterinin talebi doğrultusunda yem hemen çuvallanacaktır.
  6. Yem Paketleme Makinesi: Siloların altından paçal yapılarak gelen yemler çuvallanabilmek için paketleme makinesine gönderilecektir. 25 veya 50 kg çuvallara paketleme yapabilen bu makine sayesinde yemler çuvallara paketlenerek bir bant aracılığı ile kamyona veya traktöre yüklenecektir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       Ali KOÇ Ziraat Yüksek Mühendisi /  Kocaeli Tarım ve Orman Müdürlüğü  Email: alikoc1968@hotmail.com
 
 
 
 
 
29.3.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : Türkiye Samana, Buğday'a Muhtaç Değil

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarımsal üretim alanında yaşanan tartışmalara değindi. Pakdemirli, yapısal problemlerin bulunduğunu, düzeltilmesi gereken tarafların olduğunu, ancak Türkiye'nin samana, buğdaya muhtaç olmadığını söyledi.

Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından ilki düzenlenen 'ESİAD SÜR 19 Sürdürülebilir Tarım ve Teknolojiö Konferansı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla İzmir'de gerçekleştirildi. Konferansa İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve çok sayıda davetli katıldı. Konferansta konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarım konusunun herkesin, muhalefet liderlerinin sürekli eleştirdiği bir konu olduğunu söyledi. Bekir Pakdemirli, "Duruma gerçekten böyle mi bakmak lazım. Algıyı biraz düzeltmemiz lazım. Tarımda kavga edip bir noktaya varamayız. Gerçekleri rakamlarla ortaya koyup, bundan sonra ne yapacağımızı konuşmalıyız. Gerçekler düşündüğünüz kadar kötü değil, ama 25 yıl içerisinde bugün yaptığımız, bizi başarıya ulaştırmaz. Bu zor ev ödevini birlikte yapmamız lazım. Sivil toplum kuruluşlarından, devlet, muhalefet bir olursa, bu zor ödevin altından kalkarız" diye konuştu.

'İTHAL EDİLEN SAMAN 10 BİNDE 4'
Yapısal problemlerin bulunduğunu, düzeltilmesi gereken tarafların olduğunu da söyleyen Bekir Pakdemirli, bunlara rağmen Türkiye'nin samana, buğdaya muhtaç olmadığını söyledi. Pakdemirli, "Türkiye'de iki günde bir muhalefet liderleri 'Türkiye'yi samana muhtaç ettiniz' diyor. İthal edilen saman 10 binde 4. İthal etmenin günah olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz? Buğday üst üste Türkiye'de 21.5 milyon ton üretiliyor. 19 milyon ton tüketim var. Her gün ağzımızda tarımı sakızla çiğneyerek başarıya ulaşamayız. Eleştiri olacak, ama yapıcı eleştiri ve rakamlar konuşulmalı" dedi.
Rakamları konuşmak gerektiğini de kaydeden Bakan Bekir Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 18 milyar dolar ihracat, 12 milyar ithalat ile tarımda fazla veren bir ülke. Tabii ki bazı kalemleri ithal edeceğiz. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın elinde güneşi açma, güneşi kapatma bulutları aralama, yağmurları yağdırma yetkinliği yok. Bazı ürünlerin planlamasında, ki en iyisini yaptığımızı söylemem, ama çalışıyoruz. Bazı ürünlerin planlamasında örneğin ekim gecikmelerinden dolayı Türkiye ithalat da yapabilmelidir."

'GEÇEN YIL AVRUPA'DA PATATESİN TONU 20 EURO'YDU, BU SENE 360 EURO'

Bakanlığın ilk görevinin üreticiyi korumak olduğunu anlatan Bekir Pakdemirli, tüketicinin de yüksek fiyatla ürünleri yememesi gerektiğini belirterek, "Korkarak alacağımız kararlar olmamalı. Eksiklik olabilir, hatalar olabilir, ama emin olun en iyi niyetimizle vatandaşa en iyi şartlarda, en kaliteli ürünleri yemesi için çalışmaları sürdürüyoruz. Bundan sonra başarı istiyorsak, tarım ve orman sektörü algısını yukarı çekmemiz lazım. En başta İzmir Manisa, Afyon, Uşak, Denizli sahip çıkacak. Her zaman konuşan biz olmamalıyız. Konuşan bizler adına STK'lar olmalı. STK'lar 'Durun bakalım, bir hata yapılıyor bu işin doğrusu budur' diyebilmeli. Geçen yıl Avrupa'da patatesin tonu 20 Euro'ydu, bu sene 360 Euro. Orda da yağış, rekolte sorunu yaşanabiliyor, ama hiçbir muhalefet arkasında animasyonlu film çekmiyor" diye konuştu.

KOOPERATİFLERİN ÖNEMİNE DEĞİNDİ'
Tarımın, savunma sanayinden önemli olduğunu, en temel ihtiyacın tarım olduğunu da söyleyen Pakdemirli, "En temel ihtiyaç maddemiz üzerine her gün sakız gibi ağzımıza alıp konuşamayız. Eleştirilmeyecek diye bir bir şey yok, ama eleştiriye hesaplı, kitaplı, doğru veriler üzerinden gitmemiz lazım. Türkiye'de  2050'de 105 milyon nüfus olacak gibi" dedi. Konuşmasında kooperatiflerin önemli olduğuna da dikkat çeken Bekir Pakdemirli, "14 bin 200 kooperatif var. Dünya klasmanına giren bir tane var mı, yok. İlk 10'a, ilk 50'ye, ilk 100'e giren yok. Kooperatifte başarı modellerine alışmamışız. Bir elin parmağını geçmiyor. Kooperatifin görevi, üretici ile tüketiciyi yan yana getirmek" şeklinde konuştu.

'DEVLET SAHAYA İNER Mİ?'

Türkiye'de tanzim satışların gündemde olduğunu anımsatarak konuşmasını sürdüren Bekir Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Devlet sahaya iner mi? İnmemesi lazım, ama buradaki görev, kooperatiflerin görevi. Üreticiyle tüketiciyi birleştirecek. Zinciri kısaltarak tüketiciye ulaşılabilir fiyatlar, üreticiye de maksimum fayda sağlayacak fiyatlar olmalı. Bugün en büyük şikayet, tarlada 1 lira, tüketicide 4 lira. Dengeye gitmemiz lazım. Kooperatifler görevlerini doğru yapmıyorlar. Dağınık ekosistem olamamalı. Bunu başarmış ülkeler var. Her ilçe, köyde dört kooperatif var. Vatandaşın elini sıkıyorsun, cebinden başkan kartı çıkarıyor. Gerekirse bir ilçede bir tane tarım hayvancılık kooperatifi olacak. Kooperatifin biri bin para. Yüzde 50 gıda üretimi artırmanın en önemli anahtarlarından biri sulamayı çözmemiz. 2 milyon hektarı sulamaya açmamız lazım. Bunun kabaca maliyeti 100 milyar. 1 hektarı 40 bine sulamaya açıyorsunuz, size getirdiği 8 bin lira. 5 senede sulama yatırımları kendini ödüyor. Bütçe kaynaklarımız tabii ki sınırlı. Bizim de zor ödevimiz, sürdürebilir modellerle yapişletdevret veya farklı modellerle bu işi en hızlı şekilde yapmak istiyoruz."

'TOHUM İŞİ TÜRKİYE'DE KALMALI'

Yerel tohumlar hakkında da konuşan Pakdemirli, tohum işinin Türkiye'de kalmasında fayda olduğunu açıklayarak, 150 bin ton tohum üreten Türkiye'nin, bugün 1 milyon ton tohum üretir halde geldiğini anlattı. Pakdemirli, "Türkiye GDO'suz ülke. Bunun avantajını ihracatta yaşamamız lazım. Türkiye'nin toprak kaynakları sınırlı olduğu için GDO'suz ülke olarak kalmak lazım. GDO ile ilgili teknolojileri de takip ediyor olmamız lazım. Hayvancılıkta, Türkiye'de zaman zaman ithalat yaşadığımız oluyor. Bakanlığın başından beri doğru dürüst ithalat yapmadık. Tedbirler, 3 yıl içinde Türkiye ithalattan bağımsız hale getirebilir. Türkiye bugün 80 milyon nüfus, 5 milyon mülteci, 40 milyon da turist. 80'lerin 40 milyonluk ülkesi değil. Nostaljik 'kendi kendine yeten ülke' deyip de gerçeklere bakmadan yürümemek lazım. Küçükbaş ve büyükbaş ile ilgili; küçükbaşta Türkiye yeterli bir ülke, ama büyükbaşta da yeterli ülke haline gelecek" dedi.

'ÜRÜNDE ŞÜPHE VARSA 174'Ü ARAYIN'

Pakdemirli, konuşmasını söyle sürdürdü:
"Tarım ürünlerini sadece üretip satmanın, tüketmenin ötesinde, işlenmiş gıdaya çevirip marka yüklememiz lazım. Bir şeylere anlam yüklememiz lazım. Tarımdaki başarımızın işlenmiş gıda sanayinde aynı olmadığını söyleyebilirim. Daha yürüyecek çok yerimiz var. Özel sektörün büyük ve yeni markalar oluşturması büyük sermaye gerekiyor. Bir çatı Türkiye markası oluşturup, altına lokum, incir, zeytinyağı, ürettiğimiz ürünleri koyalım. İyi çerçeve ile hızlı dünyada pazarlamaya gidebiliriz, katma değerini artırırız. Lisanslı depoculuk çok önemli. Tarımın finansal enstrümanlara ulaşması açısından son derece önemli. Bir şekilde finansal enstrümanlara ulaşmamız lazım. Ürünleri denetlemiyoruz gibi bir şey var. Alo 174 hattımız var. Bir hanımefendi bir ürünü açmış, sıcak suya atıp 'renk verdi' diyor sosyal medyada. Kıyma sıcak suya atıldığında renk verir. Üründen şüphelenmek normal ama şüphe varsa 174'ü arayın."

'TARIMSAL ÜRETİM İHTİYACI 13,5 MİLYAR TONA ÇIKACAK'

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Sivri de, yaptığı konuşmada Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO), 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 30 artacağına ve buna paralel olarak tarımsal üretim ihtiyacının 8,4 milyar tondan 13,5 milyar tona çıkacağını öngördüğünü aktardı. Fadıl Sivri, "Oysa tarım, sadece artan ihtiyacı karşılamaya değil, aynı zamanda kısıtlı arazi, azalan su ve enerji kaynakları için artan rekabet ve iklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin de üstesinden gelmek durumunda. Zira sadece son 50 yılda, daha fazla gübre ve su kullanımı, tarımsal mekanizasyon, zirai mücadele ilaçları ve yanlış tarım uygulamaları, su kaynaklarının tüketilmesine ve kirletilmesine, toprağın bozulmasına, biyoçeşitliliğin kaybına, bitki ve hayvan hastalıklarının hızlı biçimde yayılmasına yol açabiliyor ve riskler barındırıyor. Üretimi yetebilir seviyelere çıkartmak, tarım ve gıda sistemlerinde önemli değişiklikler yapmadan mümkün görünmüyor" diye konuştu.

KARBON AYAK İZİMİZİ HESAPLAMA ÇALIŞMALARINA BAŞLADIK

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, yaptığı konuşmada Küresel Ayak İzi Ağı tarafından her yıl açıklanan dünya limit aşım günü hesaplamasına göre, insanoğlunun, yerkürenin bir yılda sağlayabileceği kapasiteyi 2018 yılında 1 Ağustos tarihi itibariyle tükettiğini belirterek, "İnsanoğlu, 1 Ağustos'tan 2018 sonuna kadar olan 5 aylık süreçte 2019'un kaynaklarından borç aldı" dedi.
Kestelli, İzmir Ticaret Borsası olarak kendilerinin de birtakım çalışmalar yaptığını açıkladı.
Yapılan konuşmaların ardından, konferans sunumlarla devam etti.
 
28.3.2019
Devamı

Elektrikli Traktör 10 Liralık Şarzla 8 Saat Çalışacak

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, yerli elektrikli traktörle ilgili kısa zamanda büyük bir adım atıldığını belirterek, "Şu anda seri üretime hazır" dedi. Elektrikli traktörün 8 saat tek şarjla çalışacağını anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:
 "7 ila 10 liralık bir şarjla 8 saat boyunca köylüye, üreticiye, çiftçiye hizmet verecektir. Yaşlı traktörlerden kurtulacağız. Dünyadaki çok büyük traktör firmaları dahil bunu yaptırdığımız firmaya gidiyorlar 'Birlikte üretim yapalım' diyorlar. Dünyada şu anda ticarileşmiş bir elektrikli traktör yok. Çalışmaları çok kısa bir zamanda bitirdik, prototipini ortaya koyduk." Dedi.
 
28.3.2019
Devamı

Bakanının Adiler Sözünün Tepki Çekmesi üzerine Açıklama

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin Amasya Taşova'da partisinin seçim mitinginde yaptığı konuşma da sözleri sosyal medyada gündeme damgasını vurdu. Pakdemirli, "Bu adilere sandıkta derslerini verecek misiniz?' şeklinde hakarette bulunurken, vatandaşların 'kötü söz sahibine aittir, kalpte ne varsa dilde de o olur!' şeklinde tepki göstermesi dikkat çekti.

Öte yandan Bakan Pakdemirli sosyal medyada çıkan ve çığ gibi büyüyen tepkiler üzerine basın açıklması yaparak sözlerine açıklık getirdi. 
Bakan Pakdemirli'den yapılan açıklama




 
26.3.2019
Devamı

Bakanlık'tan Kamuoyundaki İddialara Kitapçıkla Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, kendi alanıyla ilgili kamuoyunda tartışılan konulara hazırladığı kitapçıkla yanıt verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan bir kitapçıkla, tarımsal destekler, saman, buğday ve tohum üretim ile patates ekim alanları gibi konularda gündeme gelen iddialar cevaplandı.

Bakanlık, faaliyet alanındaki sıkça tartışılan konulara ilişkin, "Kamuoyunda Gündeme Gelen Asılsız İddialar ve Gerçekler" adında bir kitapçık hazırlayarak, kamuoyuyla paylaştı. 
Kitapçıkta yer alan bilgilere göre, tarımda net ithalatçı olduğu görüşlerine karşın Türkiye, 51,8 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla Avrupa'da birinci sırada bulunurken, 2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracat, 2018'de 17,7 milyar dolara yükseldi. 



Tarla bitkileri ile meyve ve sebze üretimine yönelik bitkisel üretim miktarı, aynı dönemde 98 milyon tondan, 117 milyon tona çıktı. 

Tarımsal desteklerin kırsala ulaşmadığı iddialarına da yanıt verilen kitapçığa göre, kırsal kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlandı. Bu yıl başlayan Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi'yle de 45 ilçe ve 2 bin 162 köydeki çiftçilere 98 milyon avro destek sağlanacak. 

Kitapçıkta tarımsal desteklerdeki artışa da işaret edildi. Bu kapsamda 2002'de 1,8 milyar lira olan destek miktarı, 8 katına çıkarak geçen yıl 14,5 milyar liraya ulaştı. Hayvancılık destekleri de bu dönemde 45 katına yükselerek 83 milyon liradan, 3,7 milyar liraya çıktı. 

Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükseldi. 

İTHAL SAMAN, ÜRETİMİN 10 BİNDE 4'Ü

Kitapçıkta, saman üretimine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, Tükiye'nin yıllık saman üretimi ortalama 25 milyon ton civarında ikenithal edilen saman miktarı ise üretimin 10 binde 4'üne karşılık gelen 9 bin 525 ton oldu. İthalatın toplam değeri de 1 milyon doların altında bulunuyor. 

Türkiye'nin tohumluk üretimi de 2002'de 145 bin ton iken geçen yıl 1 milyon 59 bin ton oldu. 2002'de 17 milyon dolar olan tohum ihracatı, geçen yıl 151 milyon dolara çıktı. 

Kitapçıkta, Türkiye'nin yeşil alan varlığının azaldığı iddialarına da yanıt verildi. Bu çerçevede son 16 yılda dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye, söz konusu varlığını artıran nadir ülkelerden oldu. Orman alanlarındaki ağaç sayısı 2002'de 16,1 milyar iken 2018'de 21,8 milyara ulaştı. 

Şeker pancarı üretimi de 2002'de 16,5 milyon ton iken geçen yıl 19 milyon ton oldu. 15 yılda pancar üretiminde dekar başına verimde yüzde 41 artış sağlandı. Nişasta bazlı şeker kotası indirilirken, şeker pancarı üretimi artırıldı. 

Öte yandan Türkiye'de tüketilen şekerin tamamı yurt içinde üretilirken, bu şekerin yüzde 95'i pancardan elde ediliyor, 2019-2020 pazarlama yılında bu oran yüzde 97,5'e çıkarılacak. 
Türkiye, un ihracatında dünyada birinci sırada yer alıyor. Ancak buğdayda ihracat bazlı ithalat yapılıyor. Bu buğday, ihracat amacıyla makarna ve irmik üretiminde kullanılıyor. Son 16 yılda mamul maddenin (un, makarna, irmik) buğday karşılığı dahil toplam buğday dış ticaret rakamlarına göre, 53,4 milyon tonluk ithalata karşılık, 68,1 milyon tonluk ihracat yapıldı. 

Kitapçığa göre, büyükbaş hayvan sayısı 2002'de 10 milyon iken, geçen yıl 17 milyon oldu. Bu dönemde küçükbaş hayvan sayısı 32 milyondan 46 milyona çıktı. Kanatlı sayısı da 251 milyondan 356 milyona ulaştı. 

PATATES YERİNE DİĞER ÜRÜNLER EKİLEBİLİYOR

Kitapçıkta, son dönemde gündeme gelen patates ekim alanlarının yasaklandığı iddialarına da yer verildi. 

Buna göre, patateste siğil hastalığının kimyasal mücadelesi bulunmadığı için toprakta uzun süre etkileri devam ediyor. Bu alanlarda ekim yapılmaya devam edilmesi nedeniyle, diğer üretim alanlarına da bulaşarak yayılma tehlikesi bulunurken, sadece bulaşık alanlarda karantina tedbirleri alınıyor. Hastalık bulgusu bulunmayan alanlarda ise söz konusu tedbirler kaldırılıyor. Bu alanlarda diğer ürünler ise ekilebiliyor. Karantinaya alınan alanlarda hububat, baklagil, yem bitkileri ekimi teşvik edilirken, çiftçinin gelir kaybını önlemek için de 3 yılda bir dekara 110 lira destekleme ödemesi yapılıyor. 

Kitapçıkta yer alan bilgi ve değerlendirmeler dikkate alındığında Türkiye'de gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatına izin verilmezken, gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatı onaylanmıyor. 

GDO'lu tohumlukların yurda girişine de müsaade edilmiyor. Geçen yıl ithalat aşamasında GDO'ya yönelik resmi kontrollerde yüzde 1 olumsuzluk tespit edilirken, GDO varlığı tespit edilen gıdaların yurda girişi engellendi. 
 
 
26.3.2019
Devamı

TEMA Umut Yeşertiyor

TEMA Vakfı bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde 31 Mart yerel seçimleri öncesi yayımladığı Ekos iyaset Belgesi çerçevesinde ormanların insan sağlığına olumlu etkilerine vurgu yapıyor ve su üretimi işlevlerine dikkat çekiyor. TEMA Vakfı gönüllüleri su varlıklarının (göl, nehir, sulak alan, dere, sahil, vb.) etrafında ve orman, park gibi alanlarda, son günlerde dünya çapında da yaygınlaşan çevre temizliği etkinliği (#trashtag) gerçekleştirerek, çocuklara ve gençlere yönelik eğitim etkinlikleri düzenleyerek konunun önemine dikkat çekiyor.


 
Tatlı suyun %75’inin kaynağı ormanlar

Ormanların ve suyun kent yaşamı için önemine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Ormanların yaşamsal önemine dair bilgiler her geçen gün artıyor. Dünya’daki tatlı suyun %75’i karasal alanın sadece %30’unu teşkil eden ormanlardan geliyor. Giderek kentleşmenin arttığı dünyamızda su temini olmaksızın sürdürülebilir kent yaşamı mümkün değildir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre orman varlığımızın karasal alana oranı dünya ortalamasının altında olan ülkemizde sürdürülebilir kentler için orman varlığının korunması kadar, artırılmasının da büyük önemi bulunuyor. İstanbul’un su temini için Belgrad Ormanı’nda kurulan bentler ve bu ormanın sadece su üretimi işlevi ön plana çıkarılarak korunması bunun güzel bir örneğini gösteriyor. Kentsel nüfusun her saniyede iki kişi arttığı dünyada su varlığının; nüfus artışı, çevre kirliliği baskısı ve iklim değişikliği nedeniyle ilerleyen zamanlarda çok daha kritik bir konuma geleceği görülüyor. Bununla beraber çok değerli olan su varlıklarının çoğu zaman kullanılamaz hale geldiği bölgeler de bulunuyor. Atık su arıtma ile ilgili yetersizlikler nedeniyle Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Ergene ve Bakırçay gibi önemli su havzalarının su kalitesi çok kirli sular kategorisindedir. Bu nedenle belediyelerin en önemli ve öncelikli görevleri arasında kentsel atık su arıtma tesislerini kurmaları veya yetersiz kalan arıtma kapasitelerini büyütmeleri gelmelidir” dedi.

 
Kent ormanları ve yeşil alanlar insan ömrünü uzatıyor
Toprağı koruma, biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapma, iklim düzenleme gibi ekosistem hizmetlerinin yanında temiz su temini ve döngüsünde rolü olan ormanların sağladığı su, sadece nehirlere değil kentlere de hayat veriyor. Yaşamsal önemi tartışmasız olan suyun temininde ve döngüsünde rol alan, kentlerin çeperinde meralarla birlikte yaşam destek sistemi görevi gören ormanlar, su havzaları ve tarım arazileri; kentlilere temiz su, temiz hava, gıda, iklimin dengelenmesi gibi ekosistem hizmetleri sunuyor. Örneğin, kent ağaçları ve ormanlarının zararlı toz ve parçacıkları tutması ve hava kirliliğini azaltması insan sağlığını koruyan özelliklerinden biridir. Her yıl bir km2 ormanlık alanda gerçekleşen toz ve parçacık tutulumunun 10.000 tondan fazla olduğu, kent ağaçlarının hava kirliliğini %1 oranında azalttığı biliniyor. Kent ağaçları ve ormanlarının kent sıcaklıklarının düzenlenmesinde de önemli rolü bulunuyor. Ağaçlar kentlerin kışın daha sıcak, yazın ise daha serin olmasını sağlıyor. Bugün kentleşme nedeniyle ortaya çıkan ve/veya yaygınlaşan hastalıkların azaltılmasında ağaçların, yeşil alanların ve kent ormanlarının kullanılması sağlık politikalarının önemli bir parçasıdır. Ormanlar ve yeşil alanlar insan ömrünü de uzatıyor. Japonya’da 3.341 insanın ölüm kayıtlarında yapılan incelemede orman alanlarına yakın olan ve ormanda yürüyüş yapan insanların ortalama 5 yıl daha uzun ömürlü olduğu belirlendi. Bu bakımdan belediye başkanı adaylarını kent ormanlarının ve yeşil alanların artırılması, şehirlerin ağaçlandırılması ve su yönetimi konusunu çalışmalarında göz önünde bulundurmaya çağırıyoruz.
 
 
26.3.2019
Devamı

Verimli Üretim Tohumdan Geçiyor

“Sebze ve Patateste Tohum/Fide ile Taşınan Bakteriyel Hastalıklar” semineri, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) ve Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TOTEM) iş birliği ile 20-21 Mart tarihlerinde Antalya’da düzenlendi.

TSÜAB Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz  “Sebze ve Patateste Tohum/Fide ile Taşınan Bakteriyel Hastalıklar” seminerinde şu sözlere yer verdi.
“Bugün TOTEM ile sektörümüzün önemli bir konusunu tartışmak için bir araya gelerek bu semineri düzenlemiş bulunuyoruz.
Biz TSÜAB olarak 3 ana unsura çok önem veriyoruz; kamu kurumları, üniversite ve özel sektör.  İşte bu 3 ana unsur ellerindeki olanakları birleştirerek tohumculuk sektörünü daha iyi noktalara getirecektir. Bugün özel sektör ve üniversite olarak birlikte yaptığımız bu çalışmayla üniversitede olan bilgi birikimini, özel sektörün girişimciliği, katılımcılığı ve ürettiğini yurt içi ve yurt dışı ile buluşturma becerisi ile bir araya getirip, etkin bir sonuç almanın yolunu açacağımızı düşünüyorum.

Tohum hayatın başlangıcı ve bitkisel üretimdeki en önemli girdilerinden birincisidir. Tohumun ıslahından üretimine kadar hepimiz kutsal bir görevi yerine getiriyoruz. Çünkü dünya nüfusu artarken kullanılabilir tarım arazileriyse her geçen gün azalıyor.  Artan nüfusla bir lokma ekmeğe muhtaç olanların sayısı da ne yazık ki artıyor. İşte bunun önüne geçmek için olması gereken birim alandan daha fazla verim ve kaliteli ürün alabilmektedir. Bu, bizim en önemli görevlerimizden birisidir.
Bu görevi yerine getirirken bizler de bir takım sıkıntılar yaşıyoruz. Üretim sürecinin içerisinde hastalık ve zararlılar ile karşılaşıyoruz. Bugün bu hastalıklardan bazılarının tanı ve çözümünün ortaya konulacağı, bilgi birikimi, tecrübe ve araştırma sonuçlarının değerlendirileceği bir toplantıda birlikteyiz.

Uzun yıllar üretimi yapılan aslında verim ve kalite bakımından oldukça iyi olan çeşitlerin, toprak ve tohum kaynaklı hastalıklar nedeniyle kaybolduğunu yani üretiminden vazgeçildiğini gözlemledim. Burada tohumculuk bir kez daha öne çıkıyor. Temiz, hastalıksız, sertifikalı tohum üretme konusunda hepimize önemli görevler düşüyor.
Tohumculuk sektörü çok kısa zamanda büyük mesafeler katetti. 2023 hedeflerimize çok daha önce ulaşıyoruz.  Burada en büyük etkenlerden birinin; sebze sektöründe araştırma yapan, Ar-Ge’sini her geçen gün geliştiren, sektöre katkı sağlayan siz değerli üyelerimizin olduğu gerçeğini kimse inkâr edemez.
Daha önce bölgeler bazında yürüttüğümüz Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) projelerinin türler bazında devam etmesi ve ilk URGE projesinin sebze konusunda başlaması için Yönetim Kurulu kararı aldık.

Sizinle paylaşmak istediğimiz bir diğer konu da Bitki Sağlığı Laboratuvarımızdır. Bazı yetkilerin özel sektöre devrinin önünü açacak olan bu uygulamanın, yönetime geldiğimiz günden itibaren takipçisi olduk. Bu konuda yaptığımız girişimler sonrasında malzeme harici sabit yatırımlarımız tamamlanmak üzeredir. Patates ve sebzeden başlayarak sektörün ihtiyacı olan bitki laboratuvarını hizmete açmak için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.”



  
ABAY: “Tohum Bilimi ve Teknolojileri Enstitüsü için YÖK’e başvurduk”
Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Canan Fisun Abay katılımcıları Üniversite adına selamladıktan sonra sözlerine şu şekilde devam etti.
“Üniversitemiz, bir Araştırma Üniversitesi olma yolunda ilerlerken Üniversite - Özel Sektör iş birliğine büyük önem vermektedir. Özellikle Dünyada ve Ülkemizde tohumculuk sektörünün öneminin bilinciyle sektör ile birlikte Ar-Ge yapmak, sektörün ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan gücünü sağlamak konusunda desteğimizi sağlıyoruz.
Tohumculuk sektörüne hizmet veren TOTEM ve TSÜAB’ın güçlerini birleştirmesi bizleri de memnun etmektedir. Bu bağlamda her iki kuruma teşekkürler ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.”
 
Açılış konuşmalarından sonra verilen aranın ardından “Bakteriyologların Babası” olarak anılan Amerikalı Araştırmacı Dr. Norman W. Schaad’ın “Dünya Çapında Karpuz Meyvesi Leke Hastalığının Durumu (Acidovorax citrulli)” konusundaki sunumu ile seminer sunumları başladı.

 
25.3.2019
Devamı

Bakan'dan Çatı Marka Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yüksek kalite yerli ve milli ürünlerin uluslararası alanda pazarlanması için "çatı marka" oluşturma hedefleri olduğunu belirterek, "Bu markayı yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." dedi.
Pakdemirli, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin tarımsal hasılada Avrupa'da birinci olduğunu anlatan Pakdemirli, ancak ülkenin işlenmiş gıdada aynı başarıyı sağlayamadığını kaydetti.
Türkiye menşeli ürünlerin kendi özelliklerinin yanı sıra ambalaj, kalite ve tüketici açısından önemine işaret eden Pakdemirli, "Bizim ürünlerimize mutlaka bir hikaye ekleyip bunu satmayı öğrenmemiz lazım. Diğer taraftan işlenmiş gıdalara da bir anlam yüklememiz gerekiyor. Bakanlık olarak Türk ürünleriyle ilgili uluslararası bir çatı marka kurma hedefimiz var. Yüksek kalite yerli ve milli ürünleri yurt dışında sergileme, bunlar için talep oluşturma ve söz konusu ürünleri yüksek fiyatla satmayı planlıyoruz." diye konuştu.
Özel sektör eliyle marka yaratmanın zorluğuna da değinen Pakdemirli, "Devletin derdi kendi cebine para girsin değil. Özel sektörün cebine para girerse Türkiye'ye para girmiş olacak. Bu markayı, yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." değerlendirmesinde bulundu.

Pakdemirli, satışa sunulacak ürünlere ilişkin çerçevenin de çatı markayla birlikte açıklanacağını belirterek, "Bu ürünlerin içerisine lokum girecekse lokum, zeytinyağımız girecekse zeytinyağımız, incirimiz girecekse incirimiz girecek. Fındığımız girecekse fındık veya işlenmiş olacaksa o şekilde girecek. Bunlarla ilgili genel çerçeveyi açıklayacağız. Bu genel çerçevede ürünün çok premium bir ürün olması, gıdanın sağlıklı gıda olması çok önemli. İşte bunların hepsi, premium bir şekilde pazarlanacak." ifadelerini kullandı.

"ÇİFTÇİMİZİ YENİ SEZON ÖNCESİ RAHATLATTIK"
Bakanlığın renkli pamuk hamlesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretimini çeşitlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Bakan Pakdemirli, çiftçilerin borçlarını ortadan kaldırma hedefiyle bu yılın ilk üç ayında yaklaşık 9 milyar liralık tarımsal desteğin öne çekilerek verildiğini hatırlatarak, "Çiftçimizi, üreticimizi yeni sezonda hasattan önce rahatlatma hedefimizi ortaya koymuştuk, bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi.

"METEOROLOJİ REKOLTE TAHMİNİ DE YAPACAK"
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün polen tahminlerini yayınlama konusundaki çalışmasına değinen Pakdemirli, "Alerjisi olan birçok kesim var. Alerjisi olanlar için evden çıkarken ne yapacağı bile önemli, belki ilacını alacak, belki almayacak. O anlamda da hava, yağış durumu gibi meteorolojik bilgi yanında bir de polen bilgisini veriyor olmamız toplumda son derece memnuniyetle karşılandı." diye konuştu.
Pakdemirli, kurumun birçok sektöre destek sağladığını ve bu hizmetlerin devam edeceğini, fakat tarımın her zaman öncelikleri olacağını söyledi. Bakan Pakdemirli, "Tarım sektörü için hava durumundan çok geleceğe yönelik matematiksel tahmin ve modellemeler ile rekolte ve ürün fiyatları tahminleri konusunda da meteorolojimiz çalışıyor." açıklamasında bulundu.

KATAR İLE TARIMSAL İŞ BİRLİĞİ
İş insanlarıyla Katar'a bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Pakdemirli, iki ülke arasında tarımsal faaliyetlerin ve yatırımların artırılması üzerine görüşmeler gerçekleştirildiğini anlattı.
Bakan Pakdemirli, "Katar biliyorsunuz iki yıl evvel bir ambargo yaşadı. Bu ambargodan büyük bir ders almış gözüküyorlar, üretimlerini de yüzde 400 artırmışlar ama seracılık alanında bizim Türkiye olarak onlara verebileceğimiz Batı'dan çok daha fazla şey var. Bunların da altını çizerek söyledik. Hem seracılık, hem hayvancılık, hem de kanatlı ette yapabileceklerimizi ortaya koyduk." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
25.3.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Destekleme Prim Müjdesi

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Adıyaman'a giden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti il teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Adıyaman Belediyesini ziyaret eden Bakan Pakdemirli, daha sonra Ziraat Odası'nda çiftçiler ile düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Pakdemirli, üreticilere destekleme primlerinin yarın akşam itibariyle ödeneceğini ifade ederek, şöyle dedi:

"2018 yılı 3'üncü dönem besi desteğini ödüyoruz. 34 bin 835 yetiştirici için 196 bin büyük baş hayvanı için 49 milyon lira besi desteğini 22 Mart Cuma günü saat 18'den sonra tek seferde ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı süt analiz desteğini veriyoruz. 8217 işletmemize 310 bin 832 baş hayvan için 46,7 milyon lira süt analiz desteğini tekrar 22 Mart Cuma akşamı saat 18'den sonra bunu da tek seferde ödüyor olacağız. 2018 anaç manda desteğini 10 bin 797 yetiştiricimizin 68 bin 150 hayvan için 18 milyon lira anaç manda desteğini tekrar 22 Mart Cuma günü 18 itibariyle ödüyoruz. 2018 yılı büyük baş desteklerini ödüyoruz 8 bin 569 yetiştiricimizin 32 bin 207 baş mala için 8 milyon lira desteğini 22 Mart Cuma günü tekrar tek seferde 18'de ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı sürü yöneticisi istisnamı kamuoyunda bilinen çoban desteğini 7 bin 23 işletmeye 35 milyon lira çoban desteğini de tekrar 22 Mart Cuma akşamı hepsini ödüyor olacağız. Yani 22 Mart akşam saatleri itibariyle de toplam 156,7 milyon lira yetiştiricilerimizin hesabına yatırmış olacağız."
 
 
21.3.2019
Devamı

Yem Bitkileri Destekleri Ödeniyor

Tarım Orman Bakanlığınca 2018 yılı yem bitkileri desteklemesi ödemeleri yarın gerçekleşiyor.
2018 Yılı Yem Bitkileri ödemeleri T.C. kimlik numarası 8 ile başlayanlar yarın mesai bitiminden sonra alırken; T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 ile başlayanlar ise 29 Mart Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.  T.C. Kimlik numarası 0 ve 2 ile başlayanlar ise 5 Nisan günü mesai bitiminde ödenmiş olacak.
 
21.3.2019
Devamı

IPARD'da 5. Çağrı Lansman Toplantısı Gerçekleşti

TKDK tarafından IPARD II 5. başvuru çağrı proje lansman tanıtım programı Erzurum Ticaret Borsasında düzenlenen törenle gerçekleştirildi.
Erzurum Ticaret Borsası ev sahipliğinde, Tarım ve Kırsal kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum il Koordinatörlüğü'nün çalışmaları, Erzurum Ticaret Borsası'nın destekleri ile hazırlanan IPARD II 5.Başvuru Çağrısı Tanıtım Programı düzenlenen program çerçevesinde gerçekleştirildi.
Tanıtım toplantısına; Erzurum Valisi Okay Memiş, TKDK İl Koordinatörü Dr. Atilla Özlü, Erzurum Ticaret Borsası Yönetim kurulu Başkanı Hakan Oral, Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Akar, Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Merkezi Müdürü Şerafettin Çakal, Ticaret İl Müdürü Muhammed Güneş Ziraat Bankası Bölge Yönetici Eroğlu Er, Ziraat Bankası Erzurum Şubesi Müdürü Ümmet Bilmez, Erzurum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yavuz Güney, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muammer Aydın ile Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerimiz, Kamu Kurum Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve üreticiler ile çiftçiler katıldı.
Vali Memiş: "Tarım ve Hayvancılık uzmanlarımız, çiftçilerimize devlet kaynaklarından yararlanma konusunda destek olmalı"
Saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başlayan proje tanıtım programının açılışında bir konuşma gerçekleştiren Erzurum Valisi Okay Memiş, yaptığı konuşmada Tarım ve hayvancılığın önündeki engelleri devletimizin destekleri ile aşmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Yaklaşık 5 aydır Erzurum Valisi olarak görev yapmaktayım. Görev yaptığım süre zarfında, devlet kaynaklarımızı çarçur etmeden, tarım ve hayvancılık odaklı çalışmayı kendimize görev edindik. Sayın Cumhurbaşkanımızın özel bir önem verdiği Erzurum'da şimdiye kadar yaklaşık 30 Milyon TL'lik bir kaynağı tarım ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin kullanımı için Tarım il Müdürlüğümüzü görevlendirdik. Bizler sizlere hizmet için buradayız. Çiftçilerimizin her daim Tarım İl Müdürlüklerimiz ile irtibatlı olmalarını istiyoruz. Çünkü desteklerden ve hibe programlarından ziyadesi ile faydalanmalarını istiyoruz. Bu konuda da tarım ve hayvancılık uzmanlarımıza büyük görev düşüyor. Uzmanlarımız çiftçilerimize kılavuz olmak zorunda. Yani Devlet kaynaklarından nasıl yararlanacakları konusunda kendilerine yol göstermelerini istiyorum." dedi.
Başkan Oral: "Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir"
Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, tarım ve hayvancılığın önündeki engellerin destek ve hibelerle aşılabileceğine vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti. "Bildiğiniz üzere Erzurum İli Tarım ve Hayvancılık yönünden Türkiye'nin önde gelen illeri arasındadır. Erzurum ilinde hayvancılıkla uğraşan ve ürün işleyen üreticilerimizin mevcut koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. IPARD proje hazırlama aşaması, üreticilerimiz ve yatırımcılarımız açısından süreci zorlaştıran önemli bir faktördür. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin imzaladığı IPARD Projesi hazırlama işbirliği protokolü kapsamında Erzurum Ticaret Borsası olarak, üreticimizden ve yatırımcımızdan ücret talep etmeksizin danışmanlık hizmeti sunmaya başlıyoruz. Tüm yatırımcılarımızı da davet ediyoruz. Erzurum Ticaret Borsası olarak yürütücülüğünü yapmış olduğumuz "Erzurum İli Süt Sektörü Soğuk Zincir Kurulumu Projesi" kapsamında, bütçemiz 4.618.500,00 TL olup, Erzurum İlinde süt sektöründe yaşanan en önemli sorun olan kaliteli çiğ süt elde edilmemesi hususunun ortadan kaldırılmasını hedeflemekteyiz. Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir. Dolayısıyla tüm tarım sektörünün direk ve endirekt desteklemiş olmanın haklı gururunu hep birlikte yaşamış olacağız. Yine tarım ve hayvancılığa dayalı olan, üreticilerimizi yakından ilgilendiren ve kalite standardının sürdürülebilirliği açısından (süt ve süt ürünleri; et ve et ürünleri; bal gibi hayvansal ürünler ile tarımsal ürünler) gerekli bütün analizlerin yapılması amacıyla geliştirilen, Romanya Ticaret Odası ile ortak yürütülen (Euro Chambers) tarafından bütçelendirilen 150.000,00 Euro'luk modernizasyon projemiz devam etmektedir. Yine Borsamız tarafından Borsa Kompleksi Projemizin 1. etap bütçesi 10.000.000,00 TL olup, ajansa başvurusu yapılmıştır. Bu projemizle üreticilerimizin tarımsal ürünlerinin gerçek piyasa fiyatı ve uygun satış zamanının sağlanabilmesi amacıyla depolama hizmeti verilecektir. Projenin 2. etabı ise, Lisanslı Depoculuğa geçiş sürecidir. Erzurum İlindeki ziraatçimizin ve üreticimizin devletimiz tarafından verilen Lisanslı Depoculuk teşviklerinden yararlanmaları sağlanacaktır. Kadın çiftçilerimizin kalkınmalarını hedeflediğimiz Erzurum İlinde solucan gübresi üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla sunmuş olduğumuz projemizin bütçesi 655.500,00 TL olup, Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirilecektir. Geri dönüşüm kapsamı taşıyan projemizde, Atatürk Üniversitesinde üretim merkezi kurularak, Erzurum'da çiftçimize yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğümüz "Erzurum İli'nde Doğru Yem Bitkisi Haritası" Projemiz devam etmektedir. Ayrıca Başvuruda bulunacağımız projelerimiz ise Örnek Köy Et Sektörü, Örnek Köy Süt Sektörü ve Ortak Pazarlama Merkezi Projelerimizdir." şeklinde konuştu.

TKDK Koordinatörü Özlü: "Lokomotif Sektörlerden biri olan hayvancılığı desteklemeye devam ediyoruz."

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörü Atilla Özlü ise 2019 yılı çiftçilerimiz için yeni bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Erzurum İli'nin lokomotif sektörlerinden biri olan hayvancılığa yönelik yatırımları desteklemeye devam ettiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu olan TKDK, 16 Şubat 2019 tarihinde yayınladığı çağrı ilanında 42 ilde yapılacak Tarımsal İşletmelerin ve Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasıyla ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar için 250 milyon avro (1.5 Milyar TL) bir destek bütçesi ayırdığını duyurdu.

Bu çağrı ilanında desteklemelerin IPARD II Programı kapsamında olup hibe oranlarının %40-70 arasında değiştiği ve toplam yatırım süresinin 18 ay ile sınırlı olduğu bildirildi. Söz konusu proje çağrısında hayvancılık (büyükbaş ve küçükbaş, kaz, hindi ve broyler) sektörü için proje başvurularının 8 Nisan 2019 - 17 Mayıs 2019 tarihleri arasında, diğer sektörler için ise 8 Nisan 2019 - 24 Mayıs 2019 tarihleri arasındadır. Her iki yatırım başlığı içinde oldukça ciddi bir destek bütçesinin bulunduğunu ve bu bütçeden ilimiz yatırımcılarının daha fazla yararlanması için bütün yatırımcıları projeleriyle birlikte il koordinatörlüğüne davet ettiğini ifade etti.

Özlü, 5. Başvuru çağrısı için 250 milyon avro'luk bütçenin %68'lik (170 milyon avro) kısmının manda yetiştiriciliği de dahil olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık sektörü kapsamında "süt ve besi" ahır ve ağıllarının yeniden yapımına veya mevcutlarının yenilenmesine, kanatlı et sektörün de "hindi ve kaz" yetiştiriciliği için yeni ve mevcut işletmelerin kurulumuna, "broyler" yetiştiriciliği ve "yumurta tavukçuluğunda" ise kapasite artırımı olmadan aktif ve mevcut işletmelerin modernizasyonuna ayrıldığını belirtti. Ayrıca katma değer oluşturan Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik sektörlere de 80 milyon avro'luk bir bütçenin ayrıldığını ifade etti. Bu kapsamda kırmızı ve kanatlı eti işleme, süt işleme, su ürünleri işleme, meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerinin, süt toplama merkezlerinin ve soğuk hava depolarının kurulumunun desteklenecek.

Bu dönemde üretici örgütlerine yönelik önemli bir fırsat sunulduğunu böylece üretici örgütlerinin kendilerinin veya ortağı oldukları tüzel kişiliklerin ahır yapımında ve süt toplama merkezlerinin kurulumunda hibe desteğinden faydalanabileceklerini belirtti. Ayrıca, üretici gruplarının dahil oldukları projelerin hibe destek oranlarının özel ve tüzel kişiliklere oranla daha yüksek olduğunu ifade ederek üretici örgütlerinin böyle bir fırsatı kaçırmamaları gerekmektedir. Tüm yatırımlarda uygulanmak üzere yatırımlara ait uygun harcama tutarları üzerinden KDV muafiyeti uygulanacağını da belirterek böylece yatırımcılar için hibe destek oranlarının daha karlı bir duruma geleceğini vurguladı. Diğer taraftan yine tüm yatırımlar kapsamında mevzuata uygun mevcut ya da kurulacak yeni işletmeler için 300 kW'ye kadar olan yenilenebilir enerji yatırımlarının da destek kapsamında olduğunu söyledi. Bu nedenle projelerinde enerji yatırımı bulundurmak isteyen yatırımcıların Lisanssız Elektrik Yönetmeliğinin 7. Maddesi uyarınca yenilenebilir enerji yatırımı kapsamında "muafiyet belgesi" almak için 25 Mart 2019 tarihine kadar bir dilekçe ile Erzurum İl Koordinatörlüğüne başvurmalarının gerektiğini belirtti.
Ayrıca Koordinatör Özlü hibe ve destek programları için detaylı bilgi almak isteyen tüm yatırımcılarımızın vakit geçirmeden İl Koordinatörlüğümüzle irtibata geçmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
 
21.3.2019
Devamı

Acıpayam'da Deprem Hayvanlar Göçük Altında

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde yaşanan depremde hayvanlar göçük altında kaldı.
Merkez üssü Denizli’nin Acıpayam olan 5.5 büyüklüğündeki depremde Acıpayam ilçesine bağlı Yeniköy, Karahöyük, Uçarı, Gedikli ve Yeşildere mahallerinde 50 ev hazar gördü.

Denizli Valiliğinden yapılan açıklamaya göre Eski toprak bazı yapıların yıkıldığı. Hasar tespit çalışmaların ise devam ettiği söylendi.

Öte yandan Toprak yapılarda hayvanlar göçük altında kalırken kurtarma çalışmalarının ise devam edildiği kaydedildi.



 
20.3.2019
Devamı

Bakanlık Gıda Alışverişleri Konusun'da Uyardı

Gıdada yapılan hilelere karşı Bakanlık uyardı: Ambalajsız ya da ambalajı bozulmuş besinleri almayın
Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, gıda alışverişi yaparken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin uyarıda bulunuldu. Buna göre;

 Ambalajsız besinler ile ambalajı yırtılmış veya bozulmuş besinler alınmamalı.
 Özellikle ambalajın bombeleşmemiş olmasına dikkat edilmelİ
 Her besinin, sıcaklık, nem ve ışık gibi kendine özgü muhafaza koşullarında satışa sunulup sunulmadığı dikkate alınmalı.
 Kaynağı bilinmeyen, denetimsiz sokak sütü alınmamalı. Pastörize ve uzun ömürlü sütler (UHT) tercih edilmeli.

 Kırık, çatlak, kirli yumurtalar satın alınmamalı ve yumurtalar kullanılmadan önce yıkanmalı. Tahıl, kuru baklagiller, sert kabuklu yemişler ve yağlı tohumların küflü, böcek yenikli, kırık taneli olmamasına özen gösterilmeli.

Hayvansal besinlerin etiketinde oval şekilde ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen işletme onay numarasının bulunduğu "tanımlama işareti" aranmalı, diğer ürünler için ise yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan gıda işletmelerine verilen "İşletme Kayıt Numarası" (İKN) bulunan besinler tercih edilmeli.
 
 
20.3.2019
Devamı

Türkiye'nin Et ve Süt Merkezi Van Olacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca Van'da kurulmasına onay verilen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Hayvancılık Bölgesi'nde (TDİOHB),12 bin büyükbaş hayvan yetiştirilecek, et işleme ve yem fabrikaları bulunacak ve binlerce kişi istihdam edilecek.
Valilik öncülüğünde hazırlanan, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İpekyolu, Tuşba, Gevaş, Gürpınar belediyeleri, Van Ticaret Borsası, Van Kırmızı Et Üreticileri Birliği ve Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin de paydaş olduğu TDİOHB projesi, Tarım ve Orman Bakanlığınca onaylandı.
Edremit, Gevaş ve Gürpınar ilçelerinin kesiştiği noktada 80 bin dönüm alanda inşa edilecek organize hayvancılık bölgesinde, 50 ile 500 büyükbaş hayvan kapasiteli 100 besi işletmesi kurulacak, yılda 12 bin büyükbaş besi hayvanı yetiştirilecek.
Günlük 4 ton et işleme, deri işleme ve yem fabrikalarının kurulacağı bölgede, ayrıca hayvan gübrelerinden de elektrik enerjisi üretilerek işletmelerin maliyetleri düşürülecek.
Ürünlerin işlenmesine dayalı sanayi tesislerinin, muhafazası ve pazarlanmasına yönelik işletmelerin kurulacağı proje sayesinde doğrudan ve dolaylı binlerce kişinin iş sahibi olması sağlanacak.

"TÜRKİYE'YE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK"
Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, proje ile kent merkezindeki hayvancılığı kent dışına çıkarmayı ve kentte modern besicilik faaliyetini geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Bilmez, şu bilgileri verdi:
"Burada et kesimhanemiz, et işleme tesisimiz ve yem fabrikamız olacak. Et ve et mamullerinin depolandığı 2 büyük hava deposu yapılacak. Besiciler için yıllık 4 bin 500 ton yonca üretimi yapılacak. Hayvan atıklarından elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Her yönüyle bu işletmemiz Türkiye'ye örnek teşkil edecek. Binlerce insan istihdam imkanı bulacak. Bölgemiz hayvancılığın ciddi bir merkezi. Artık eski aile işletmeciliğinden modern hayvancılığa geçmek istiyoruz. Kent merkezindeki hayvancılığı da kentin dışına çıkartarak toplulaştırmayı amaçlıyoruz. Proje, kentteki şehirleşme sürecine de katkı sunacak."
Van'da aile işletmeciliği şeklindeki hayvancılığı modern hale getirerek daha çok istihdam alanı yaratmak istediklerini kaydeden Bilmez, meralarıyla, bitki örtüleriyle ciddi potansiyele sahip Van'da, 1970'li yıllarda 7,5 milyon küçükbaş hayvan yetiştirildiğini anımsatarak, bu rakamların üstüne çıkmayı hedeflediklerini belirtti.
İşletmelerde önceliği kent merkezindeki hayvan yetiştiricilerine vereceklerini anlatan Bilmez, şöyle devam etti:
"Burada direkt ve dolaylı binlerce insan iş sahibi olacak. 3 ilçenin ortasında sulama konusunda da sıkıntısı olmayan büyük bir alan. Buranın hepsi tahsise uygun hale getirildi. Biz Türkiye'nin et ve süt deposu olmaya talibiz. 12 ay boyunca hayvan beslenen ender illerden biriyiz. Havanın sıcak olduğu illerde hayvanları yazın yaylalara çıkarmadığınız zaman köyde besleyemezsiniz ama burada Van'ın her yerinde hayvan beslenebiliyor. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Daha fazla verimin elde edildiği modern tesislerin kurulmasını amaçlıyoruz. Hayvan sayıları Van için çok az, önceki yıllardaki rakamları yakalamamız lazım."

"5 BİN DÖNÜM ALAN YEM BİTKİSİ ÜRETİMİNDE DEĞERLENDİRİLECEK"
Proje koordinatörü Yusuf Taşkın ise projenin esas çıkış noktasının kent merkezinde hayvancılık yapan işletmelere yatırım ortamı sağlamak, hayvancılığa yatırım yapmak isteyenlere de entegre bir tesis kazandırmak olduğunu söyledi.
Hayvancılığın katma değerini, et ürünleri üreterek yükseltmeyi, böylece kent ekonomisini de canlandırmayı amaçladıklarını kaydeden Taşkın, "Türkiye'de 20 yerde bu şekilde kurulan tesisler var. Burayı özellikli kılan, diğer bölgelerden ayıran en önemli özellik, yem bitkilerinin de üretilecek olması. Hayvancılıkta kaba yemde dışa bağımlıysanız rekabet imkanınız olmuyor. Burada 5 bin dönüm alan yem bitkisi üretiminde değerlendirilecek. Verimsiz araziler ilk etapta hayvanlardan elde edilecek gübrelerle ıslah edilerek, sonrasında da kaba yem ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak." ifadesini kullandı.
Hayvanlardan elde edilecek gübrenin de tüzel kişiliğin kuracağı şirket tarafından yönetileceğini anlatan Taşkın, şirketin her işletmenin gübresini bir yerde toplayacağını ve kurulacak biyometan tesislerinde enerjiye dönüştüreceğini aktardı.
Buradan elde edilecek değerli gübrenin piyasaya arz edileceğini belirten Taşkın, şunları kaydetti:

"Enerjiden atıl ısı çıkacak bununla da 50 dekara yetecek sera ısıtılabilecek. Ahırların çatısına kurulacak güneş enerjisi panelleri ile işletmelerin elektrik ihtiyaçlarının bir kısmı da buradan karşılanacak. Sanayi entegreli olduğu için katma değer artacak. Çok boyutlu, kent için önemli bir proje olacak. Bölgenin en önemli iktisadi faaliyet alanı hayvancılık. Proje ile üretilen ürünler yerinde katma değeri yüksek ürünlere dönüşecek. Sucuk, salam gibi ürünler elde edilecek ve ihracat imkanı da olacak. Şu an ilin hayvancılığının yüzde 8'i burada yapılabilecek. İlerleyen dönemlerde bu yüze 20'ye çıkacak. Bu çok önemli bir oran. "
 
 
 
19.3.2019
Devamı

Gübre Sektörüne Rekabet Soruşturması

Rekabet Kurumu; Gübretaş, Bagfaş ve Ege Gübre'nin aralarında bulunduğu 6 firmaya soruşturma açtı.
Rekabet Kurumu, gübre sektöründeki fiyat artışlarına yönelik olarak re'sen yürütülen ön araştırma sonucunda altı firma hakkında soruşturma açıldığını duyurdu.
Rekabet Kurumu'nun internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, soruşturma açılan şirketler arasında Bandırma Gübre Fabrikaları, Ege Gübre, Gemlik Gübre, Gübre Fabrikaları, İstanbul Gübre Sanayii ile Toros Tarım bulunuyor.
Öte yandan kurum, Türk Telekom aleyhinde de toptan sabit genişbant internet hizmetleri pazarında hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığını tespit amacıyla soruşturma başlattı.
Kaynak: Reuters
 
 
19.3.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteğinden Kimler Yararlanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği (No: 2019/22), 14 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlandı.
 
Çiğ süt üretimi ve kalitesi ile uygulanan hayvancılık politikalarının etkinliğini artırmak suretiyle çiğ süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak üzere yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartıan Tebliğ, 817 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Kararda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Çiğ süt desteklemesi
Buna göre, çiğ süt desteklemesi; üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları karşılığında kendisi, yetiştirici/üretici örgütü veya bunların %50’nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan ve BSKS veri tabanına aylık olarak kaydettiren bir yetiştirici/üretici örgütüne üye olan yetiştiricilere ödenecek.
Destekleme, hazırlanan ödeme icmalleri esas alınarak; inek, manda, koyun ve keçi sütü ile soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalı ile pazarlanan soğutulmuş inek sütüne, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden ödenecek. Döneminde başvurusunu ve evraklarını tamamlamayanlar desteklemeden yararlandırılmayacak.



ESK’ya satan üreticiler de yararlanacak
Üretmiş olduğu çiğ sütü, üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne satan üreticiler de desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede Bakanlıkça belirlenen 1 kg süt tozu eşdeğeri süt miktarı esas alınacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/20) kapsamında hastalıktan ari işletme belgeli süt üreten işletmeler, ürettikleri çiğ sütü, faaliyet alanında sütün arzı/satışı bulunan işletme kayıt belgesine sahip ve BSKS’ye kayıtlı yerel perakendecilere, işletme kayıt belgesine sahip BSKS’ye kayıtlı süt dolum tesislerine fatura/müstahsil makbuzu karşılığında satmaları şartıyla çiğ süt desteklemesinden yararlandırılacak.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanmak isteyen üreticiler; BSKS’ye veri girişi için yetkilendirilmiş bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise bu yetiştirici/üretici örgütüne, BSKS’ye veri girişi yetkisi bulunmayan bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise örgüt aracılığı ile il/ilçe müdürlüklerine başvuracaklar.
1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere satılan çiğ sütlere ait fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları, yetiştirici/üretici örgütlerine teslim edilecek.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve sütün elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması gerekecek.
Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenecek.

Üye yetiştiricilerden kesinti
Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri ve/veya 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden çiftçi örgütlerini güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Destekleme ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya ve Tebliğin uygulamasında ortaya çıkan sorunlar ve öngörülmeyen durumlarda HAYGEM, genelge ve talimat çıkarmaya yetkili olacak. Destekleme ödemelerinin amacına uygun ve gerçek hak sahiplerine ödenmesi için, il müdürlüğü gerekli tedbirleri alacak.
Çiğ süt desteğinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin konularda Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre kurulan İl/İlçe Tahkim Komisyonları yetkili olacak.
Desteklemelerden Tebliğde belirlenen hükümlere uymayanlar, Gerçeğe aykırı beyanda bulunan ve/veya belge ibraz edenler, Kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Tamamlanamayan işlemler
8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21) hükümlerine göre başvuruları yapılmış ve sonuçlandırılamamış işlemler söz konusu Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılacak.
Destekleme ödemelerinde kullanılan kayıt sistemlerinin Bakanlıkça yeniden oluşturulması halinde yürütülecek iş ve işlemler talimatla belirlenecek.
Tebliğ 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 
15.3.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, şubat ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,73 artışla 157,84 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,79 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 14,34 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 2,85, balıkçılıkta yüzde 6,32 artış gerçekleşirken ormancılık ürünlerinde yüzde 7,13 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,31, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,44 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,01 artış kaydedildi.

Alt tarım gruplarından, turunçgiller yüzde 9,11, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 3,14, çeltik yüzde 1,92, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,67 artış gösterirken, lifli bitkiler yüzde 2,45, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 0,15 azaldı.
Şubat ayında endekste kapsanan 86 maddeden, 65'inin fiyatlarında artış, 17'sinin fiyatlarında azalış, 4'ünün fiyatlarında ise değişim olmadığı görüldü.
 
 
15.3.2019
Devamı

Anaç Koyun Keçi Destekleri Ödeniyor

2018 yılı anaç koyun keçi destekleme ödemeleri 15 Mart 2019 tarihinde mesai bitiminden hemen sonra yetiştiricilerin hesabına yatırılmaya başlanacak. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarafından yapılan açıklamada 187 bin 209 küçükbaş hayvan yetiştiricisinin 21 milyon 495 bin hayvanı için 537 milyon 385 lira anaç koyun keçi destekleme ödemesi yapılacağı belirtilmişti.

Buna göre T.C. Kimlik numarası 8 i başlayanlar 15 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına yatırılmış olacak. T.C. Kimlik numarası 4ve 6 olanlar 22 Mart 2019 tarihinde alırken; T.C. Kimlik numarası 02 ile başlayanlar ise 29 Mart 2019 günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.
 
14.3.2019
Devamı

Gümrük Vergisiz 200 Bin Ton Patates İthalatı

Patates ithalatında 200 bin tona kadar tarife kontenjanı açıldı. Gümrük vergisiz  patates ithalatı 20 Nisan'a kadar yapılabilecek.
Ticaret Bakanlığı'nın Patates İthalatın da Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliği ve konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete 'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, 200 bin tona kadar patates ithalatında gümrük vergisi alınmayacak. Tarife kontenjanı 20 Nisan'a kadar geçerli olacak.

Patates ithalatında uygulanacak tarife kontenjanının dağıtım yöntemiyle başvuru, kullanım usul ve esasları Ticaret Bakanlığının tebliğiyle belirlendi.
Kararda yer almayan hususlarda, İthalat Rejimi Kararı ve diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak.

Tebliğ, tarife kontenjanı kapsamında ithalatı gerçekleşecek eşyanın ithalatının tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasını engellemeyecek.
 
 
 
12.3.2019
Devamı

Büyüme Rakamları Açıklandı

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak tarım sektörünün katma değeri yüzde 1,3, sanayi sektörü yüzde 1,1 arttı, inşaat sektörü ise yüzde 1,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 5,6 arttı.

Kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2018 yılında 45 463 TL oldu

2018 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 45 463 TL, ABD Doları cinsinden 9 632 Dolar olarak hesaplandı.

GSYH 2018 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 3 azaldı

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100), 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3 azaldı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2018 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 13,4 artarak 1 trilyon 10 milyar 114 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 0,5, sanayi sektörü yüzde 6,4 ve inşaat sektörü yüzde 8,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,2 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 azaldı.

11.3.2019
Devamı

Bakan Yardımcısı Özkaldı: İlacımızı Kendimiz Üreteceğiz

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Türkiye’nin kendi ilacını üretme konusunda çalışmalara başladığını belirtti. 

Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde AK Parti İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Özkaldı, “İlçemizde bulunan Alkaloid Fabrikasında morfini nasıl üretiyorsak ilacı da kendimiz üreteceğiz. Bununla ilgili fizibilite çalışmaları başlamıştır. Ayrıca enerji gideri yüksekolacağından atık su arıtma tesisleri için büyük bir güneş enerjisi üsleri kuracağız. Enerji gideri de kendi kendini karşılayacaktır” ifadelerini kullandı.

Haşhaş üretimini de internetten takip edeceklerini belirten Özkaldı, ilçede haşhaş ekiminin iki katına çıktığını bildirdi. Hükümet tarafından ilçeye yapılan yatırımları anlatan Akif Özkaldı, “Bu hizmetler ekip işi. Bugüne kadar bu hizmetler nasıl yapıldı? Güçlü iktidar, güçlü hükümet ve istikrarlı ekonomi ile yapıldı. Bu gemi bizim, batacaksak bu gemide batalım. Dolayısıyla iyi günde de, kötü günde de hep birlikte olmamız lazım. Güçlü bir belediye olursa biz de hep birlikte bu projelerimizi kaldığımız yerden devam ederiz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Bakanlarımızın da desteklerini alarak Afyonkarahisar ve Bolvadin’de büyük işlere imza atacağız” dedi.

Daha sonra ilçe esnafını ziyaret eden Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, vatandaşların hal ve hatırlarını sorarak notlar aldı. 
 
11.3.2019
Devamı

TMO Mahsullere Yüzde 30 Fazla Ödeyecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu belirterek "Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız." dedi.

Türkiye’nin ekonomisine yönelik yurt dışı kaynaklı bir operasyon düzenlendiğini aktaran Pakdemirli, bu süreçten sonra alınan yerinde tedbirlerle kontrolün sağlandığını söyledi. Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektör tarım sektörü oldu ama bu sene TMO olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız. Ayrıca sizleri biraz rahatlatmak adına bütün desteklerinizi ödeyeceğiz. 2018'den kalan elimize ulaşmış hiçbir destek ödemeniz kalmayacak."
Kaynak:AA

 

 

11.3.2019
Devamı

Üretici Pancarı Hayvan Yemi Yaptı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada buluştuğu pancar  üreticilerinin sorunlarını dinledi. Gürer, “Üretici, pancarı fabrikaya vermek yerine hayvan yemi olarak kullanmaya başladı. Besiciler artık küspe olarak pancardan yararlanıyor, yem fiyatı arttı. Pancardan para kazanamayan üreticiler, pancarı da hayvan yemi yaptı” dedi.
Gürer, çiftçinin fabrika ile yıllık ekim anlaşması yaptığını hatırlatarak, “Çiftçi geçen yıl taahhüt ettiği pancarı fabrikaya veremedi. Kota doldurulamayınca çiftçiye 30-40 bin lirayı bulan kota cezaları çıktı. Çiftçi perişan. Kota cezalarının kaldırılmaması halinde önümüzdeki dönemde çok sayıda üretici pancar ekimi yapamayacak” dedi. Gürer, şunları söyledi.

ÜRÜN TARLADA KALDI
“Şeker pancarı tohumunun fabrika satış fiyatı 150 lira ama daha çok verim alabilmek için üretici 350 liralık ithal tohuma yöneldi. Fabrikanın verdiği tohumun fiyatı düşük olmasına rağmen eski tohum olduğu için çiftçi kullanmak istemiyor. Tohumdan hasata girdi fiyatları da arttı. Nisan ayı ekim zamanı ama kota cezaları silinmezse pancar ekemeyecek.”
100 kilogram şeker pancarından ortalama 16 kilogram şeker elde edildiğini hatırlatan Gürer, “Fabrika çiftçinin ürününü olabildiğince düşük fiyatla almanın yolunu arıyor. Şeker pancarı ekim alanının hazırlanması, çapalanması, sulanması, ekimi, ot alımı, tarladan çekimi, çiftçi için büyük yük ve emek gerektiriyor. Eylül ayında hasadı yapılan şeker pancarının bir bölümü de tarlada kaldı” diye konuştu.

Gürer'e dert yanan üreticiler de, “Bizi ekim yapmama noktasına getirdiler. Bugüne kadarki pancar paralarını da alamadık. Kota cezaları nedeniyle mağduruz. Cezalar kaldırılmazsa, önümüzdeki dönem ekim yapamayız. Pancarı fabrikaya vermek yerine artık hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Yem fiyatları çok arttı” dediler.
 
 
11.3.2019
Devamı

Çiftçiye Mart Ayında Destek Müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında, mart ayında 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.
 
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

TARIM VE HAYVANCILIK DESTEĞİ

"2019 yılı destekleme ödemelerini hızla gerçekleştiriyoruz. Yılın ilk iki ayında 5 milyar liralık destekleme ödemesini yaptık. Mart ayında yapılacak desteklerin de müjdesini paylaşmak istiyorum. Mart ayı içinde alan bazlı desteklerde 2 milyar lira, buzağı desteklerinde 730 milyon lira, diğer hayvancılık desteklerinde 198 milyon lira, yem bitki desteklerinde 98 milyon lira, sulama desteğinde de 148 milyon lira olmak üzere 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapacağız. böylece yılın ilk 3 ayında üreticilerimize 8 milyar 770 milyon liralık desteği sağlamış olacağız.
Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Türkiye 2002 yılında tarımsal milli gelir bakımından 37 milyar lirayı bulmayan bir büyüklüğe sahipti. Tarımsal destek 1,8 milyar lirayı ancak buluyordu. Bugün artık ülkemiz tarımsal hasıla bakımından Avrupa'da ilk sırada yer alıyor.

"VATANA İHANET EDERİZ"
Arazi toplulaştırması projesinin ilk başladığı 1960 yılından 2002 yılına kadar toplam 450 bin hektar toplulaşması yapılabilmiştir. Biz 10 yılda 6,1 milyon hektar alanda arazi toplulaşmasını tamamladık. Halen 3,6 milyon hektar alanda da tescil işlemleri sürüyor. Genç çiftçilerimize 30 bin lira hibe desteği veriyoruz. Hayvancılıktan bitkisel üretime kadar geniş alana yayılan bu uygulama ile 48 bine yakın çiftçimizi destekledik. Tarım ve hayvancılık yapılan ovalarımızı sit alanı ilan ediyoruz. Tarım alanlarına beton yığınlarını dikersek bu vatana ihanet ederiz. 258 ovamızı sit alanı ilan etmiş durumdayız. Bu sayıyı 300'e çıkarıyoruz.

"TÜM ÜLKEME SESLENİYORUM..."
Tarım sektöründe de para çok önemli. Geçtiğimiz yıl çiftçilerimize Ziraat Bankası aracılığıyla 32 milyar lira, Tarım Kredi Kooperatifiyle 6,4 milyar lira kredi kullandırdık. Bu kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98 oranında olmasını önemli görüyorum.
Spekülatörlerin gayesi üreticinin hakkını korumak değil, bir kısmı kar hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Bu tür tezgahları bozmaya devam edeceğiz. Tüm ülkeme sesleniyorum, hiç kimsenin ne üreticimizin alınterine, ne tüketicimizin sofrasına göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tıpkı teröristler gibi spekülatörlere muamele ediyoruz.
Ülkemizde en çok tartışılan hususlardan birisi hayvancılıktır. Maalesef vatandaşlarımıza istediğimiz fiyat seviyelerinden et sunamadığımızı itiraf etmemiz gerekiyor. Üretimdeki artışlar sayesinde kişibaşı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Yapmamız gereken girdi maliyetlerini düşürerek, üretimi teşvik etmektir. Planlı üretime geçerek ithalatı azaltmayı, ihracatı artırmayı amaçlıyoruz.
 
 
6.3.2019
Devamı

Başkan Erdoğan "Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz"

Türkiye’nin en büyük Çiftçi ailesi Milletin evinde
Başkan Erdoğan’dan Tarıma Yönelik işte satır başları

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Her iki üründe de dışa bağımlılık söz konusudur. Türkiye, bu konularda ithalatçı değil ihracatçı olmalıdır. Millî Tarım Projemizin hedeflerinden biri de budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine ne de tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, sınırlarımıza dayanan teröristler gibi, bir millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre muamele ediyoruz.”

“Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Çiftçilerimize bugüne kadar yaptığımız 126,8 milyar liralık destek ödemesi, bunun en somut ifadesidir.”
 
6.3.2019
Devamı

Genç Çiftçide İkinci Dalga

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çiftçiyi desteklemek amacıyla başlattığı 'Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi' projesini suistimal ederek, çok sayıda vatandaşı dolandırıp, devleti zarara uğratan şüphelilere yönelik bu sabah ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan merkezli operasyonda 10 ilde 13'ü veteriner 23 şüpheli gözaltına alındı. 15 Ocak'ta yapılan ilk operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 17'si tutuklanmıştı.

Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre; 'Genç Çiftçi Hibe Desteği' projesi kapsamında, işi ihalesiz alan yüklenici şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları rüşvet karşılığında bazı veterinerlere ürettirerek talep sahiplerine, 'küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan' hayvanları vermeye çalıştıkları, böylelikle devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalıştıkları yönündeki iddialar üzerine harekete geçildi.
Başsavcılık koordinesinde, Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 2018 yılı Ekim ayından itibaren suç örgütüne yönelik fiziki takip başlattı. 15 Ocak günü de Ankara, Erzurum, Kars, Van, Aydın ve Ardahan'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner ve 2 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 30 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 17’si tutuklanırken, 13’ü adli kontrol ile serbest bırakıldı.

GENÇ ÇİFTÇİ’DE İKİNCİ DALGA

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak-vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında, bugün ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan, Kars, Erzurum, Van, Diyarbakır, Sivas, Niğde, Yozgat, Çorum ve Sinop'ta yapılan eş zamanlı operasyonda, 13’ü kamu görevlisi veteriner olmak üzere 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda hayvan küpesi ele geçirildi.  

 GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİ: Tarım ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 'Genç Çiftçi Projesini' uygulamaya soktu. 2018 yılında tamamlanmak üzere proje kapsamında 44 bin 50 büyükbaş ve 132 bin 431 küçükbaş hayvanın hibe yoluyla ihtiyaç sahibi çiftçilere dağıtımı planlandı. Projenin yürütülmesi için Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TİGEM) ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü görevlendirildi. Proje amacı doğrultusunda 2 kurum ile yüklenici şirketler arasında projenin yürütülmesine ait detayları içeren protokol daha önce hayata geçirilmişti.
Kaynak:DHA
 
 
 
6.3.2019
Devamı

Sınır'da Ekin Yasağı

Hatay Valiliği 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgelerinde, kısa boylu ürünler haricinde boyu 1 metreyi aşan mısır ve ayçiçeği gibi sınır emniyetini zafiyete uğratan bitkilerin ekiminin yapılmasına izin verilmeyeceğini duyurdu.

Valilik sitesinden yapılan açıklamada, Suriye'de yaşanan iç karışıklık ve otorite boşluğu nedeniyle il sınır güvenliğinin sağlanması için alınan tedbirlerden etkilenen 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi içerisinde tarım arazisi bulunan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin bazı usul ve esaslara göre yapmalarının uygun görüldüğü bildirildi.
 
 
6.3.2019
Devamı

Şeker Pancarında Sözleşme

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, şeker fabrikalarının, bu yılki ekim dönemi öncesinde çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalamaya başladığı belirtildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Şeker Kanunu gereğince pancar tarımı "sözleşmeli" yapılıyor.
Bu kapsamda, 2019 yılının ekim dönemi öncesinde, tüm fabrikalar çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalıyor. Pancar çiftçisi ile şeker fabrikası, ekim öncesinde sözleşme yaparken, üretim şartları ile alım usul ve esasları bu sözleşmede belirleniyor. Sözleşmeyle tarafların hak ve sorumlulukları güvence altına alınıyor.
Sözleşme kapsamında, çiftçilerin tohum ve gübreleri fabrikalar tarafından teslim edilmeye başlandı. Böylece pancar tarımının sürdürülebilirliği sağlanıyor.
Fabrikalar, hasat öncesinde bakım, sulama, söküm gibi adlar altında çiftçilere avans ödemesi yapıyor. Pancar çiftçisi, daha hasat gerçekleşmeden ürün bedelinin yaklaşık yüzde 40'ını peşin olarak alıyor.

Pancar üretiminde artış beklentisi
Kanun gereğince uygulanan kota sistemiyle şeker üretiminde arz ve talep dengesi tesis ediliyor, üretim planlanıyor ve istikrar sağlanıyor. Kota sistemiyle üretimde dalgalanmaların önüne geçilerek, pancar çiftçisinin refahı istikrarlı şekilde korunuyor.
Ayrıca, nişasta bazlı şeker kotalarının yüzde 2,5'e indirilmesi çiftçiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken, bu yıl pancar üretiminde büyük artış bekleniyor.
Şeker üretiminde en büyük pay yüzde 37 ile pancar ekicileri kooperatiflerine ait fabrikalarda bulunuyor. Kamuya ait Türk Şeker AŞ halen 15 şeker fabrikasıyla sektörün yüzde 34'üne hakim görünüyor. Böylece, başka hiçbir üründe olmayan düzeyde üretim çiftçi kooperatiflerince yapılıyor ve kamu şeker üretimine güçlü bir şekilde devam ediyor.
Kaynak: AA
 
 
5.3.2019
Devamı

Kayseri Tarım Fuarına 900 Yerli ve Yabancı Firma

7-10 Mart tarihleri arasında Kayseri OSB Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenecek olan 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı’na yerli ve yabancı bin 900 firmanın katılacağı açıklandı. 

Kayseri OSB Hizmet Binasında düzenlenen toplantıda 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı konusunda bilgiler veren Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Nursaçan, "Kayseri OSB’nin 1 Mart tarihinde gerçekleştirmiş olduğu 17. Olağan Genel Kurul sonucunun, başta sanayimiz olmak üzere, ilimiz ve ülkemiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu seçimin kaybedeni yoktur. Seçimi Kayseri sanayisi / sanayicisi kazanmıştır. OSB yönetimi olarak hiçbir ayrım gözetmeden herkesi kucaklayacağız. Zira bizler, OSB’ni sahiplenmeye değil, Organize Sanayi Bölgesi’nin sahiplerine hizmet etmek için buradayız.

İş dünyası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devletimizin emrinde, milletimizin hizmetinde olacağız. Üstlenmiş olduğumuz sorumluluk da bunu gerektiriyor. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi daim etsin" dedi.

Nursaçan, "Milli iradenin hakim olduğu, yani , daha önce olduğu gibi, sadece parmak kaldırma yerine, üyelerimizin huzuruna sandık konulmak suretiyle ve herkese örnek olacak şekilde, demokratik, hür ve şeffaf bir seçim olmuştur. Bu yeni dönemde, yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla birlikte, örnek alan değil, örnek alınan; edilgen değil, etken OSB olma yolunda, belirlenen hedeflere tek tek ulaşacağız inşallah.
Bu hedeflere ulaşmada; basınımızın da önemli katkı sağladığını burada özellikle belirtmek isterim. Kendilerine huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Fuarların tüm sektörlerin gelişime katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçektir.” ifadesinde bulundu.
Başkan Nursaçan konuşmasında; “Yenilikleri ve teknolojiyi takip etmek, kendimizi geliştirmek, ileriye dönük çalışmalar için bir öngörüye sahip olmak anlamında fuarlar; Üreticilerle müşterileri buluşturan önemli bir köprüdür" diyerek şunları söyledi:
"Günümüzde sadece kaliteli mal üretip pazara sürmek, satış yapabilmek için yeterli değildir. Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru bir organizasyonla katılımcılarla iletişim kurabilmek te önemlidir.
Fuarlar, serbest ticaretin dünyamıza kazandırdığı, en önemli pazarlama ve tanıtım ortamlarından biridir. Fuarların önemi, sayılamayacak kadar fazladır.
Hepinizin Bildiği Üzere; sanayicilerimizden gelen yoğun talep üzerine Fuar projesine karar verdik. 15. Genel Kurulumuzdan aldığımız onayla, 2017 Nisan ayı başında temelini attık.
Allah'a Hamdolsun 22 ayda tamamladık. Fuarın, 1. etabı olan 18 bin m2’lik kısmı bir kaç gün sonra hizmete girecektir. İkinci etap 12 bin metrekarenin ise, temeli atılmış olup, 2020 yılında tamamlanmasıyla 30 bin metrekareye ulaşmış olunacaktır.
Tüm etaplarının tamamlanmasıyla toplamda 60 bin metrekarelik kapalı alanıyla, şehrimizin ve sanayicimizin hizmetinde olacaktır.
İşletilmesi konusunda sektörün lideri konumda TÜYAP ile anlaşma sağlanmıştır.
Şehrimiz ticareti bu sayede büyük bir canlılık kazanacaktır. Yılda yaklaşık olarak 2 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapacaktır.

7-10 Mart tarihleri arasında “14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı” nın hep birlikte açılışını yapacağız, inşallah. Fuara yaklaşık 1900 yerli ve yabancı marka katılacaktır.
Gördüğünüz üzere; hem konuşuyoruz, hem de projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Zira, kaybedecek zamanımız yoktur. Allah bütün bu hayırlı hizmetlerin devamını nasip etsin.
Kayseri OSB tarafından planlanan Fuar ve Kongre Merkezi yatırımı, OSB’nin sanayicilere destek ve hizmet misyonuna uygun nitelikte hizmet sunacaktır. Bu önemli, büyük ve örnek projenin, sanayicimiz, ilimiz ve ülkemiz için hayır uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.
Bu münasebetle; fuarın çevre düzenlemesine katkıda bulunan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Çelik Bey’e ve Belediyenin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Katkı ve destekleri her türlü takdirin üzerindedir.
Ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için iş dünyamıza her türlü desteği sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Hükümetimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu vesile ile; 7 Mart Perşembe günü açılışı yapılacak olan 14. Kayseri Tarım Hayvancılık ve Gıda Fuarının hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum. Huzurunuzda bu organizasyonda emeği geçen Atlas Fuarcılık yetkilisi Sayın Fevzi Atasagun Bey’e, İl Tarım ve Orman Müdürü Sayın Mustafa Şahin Bey’e, Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Sayın Abdulkadir Güneş Bey’e ve organizasyonda emeği geçen herkese başarılar diliyorum. “
Atlas Fuarcılık yetkilisi Fevzi Atasagun ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdulkadir Güneş ise; günümüzde fuar organizasyonlarının önemi ve bu fuara ait detaylar hakkında bilgiler verdi. Söz konusu fuara ülke çapında bilinen markaların katılacağı, 350 bin ila 400 bin arasında ziyaretçinin geleceği, diğer vilayetlerde de benzeri fuarların düzenlendiği, ancak Kayseri OSB Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek bu fuarın farklı bir ses getireceği “ ifade edildi. 
 
5.3.2019
Devamı

Tarıma Yüzde 12 İndirimli Elektrik Dönemi

Hatırlanacağı üzere Mart ayının ilk gününde Resmi Gazete'de elektrik tüketim desteğine dair karar yayımlanmıştı. Bu karara göre devlet sosyal yardım alan muhtaç ailelere elektrik tüketim desteği sağlayacak. Devlet tarafından atılan bu adım tarım ve hayvancılıkta da uygulanmaya hazırlanıyor. 

Hayvancılık İçin Yüzde 12 İndirimli Elektirik

Ekonomi gündemine oldukça yer tutan elektrik desteğine dair son gelişme ise Tarım ve Hayvancılık alanında geldi. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yapmış olduğu bir konuşmasında hayvancılığın gelişimi adına yeni bir destek başlayacağını söyledi. Enerji Bakanlığı'nca sağlanacak bu destek ile hem tarımsal üretim hem de hayvancılığı geliştirilmesi amaçlanıyor. 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez bu konuya ilişkin detaylı bir açıklamada bulundu. Bu kapsamda çalışmaların bittiğini ve kurul kararınında bu hafta içerisinde çıkacağını dile getiren Bakan Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı. 

"Bununla ilgili çalışmalar bitti, önümüzdeki hafta kurul kararı da çıkacak. Tarımsal sulama gurubuna, sulamanın yanı sıra sera, hayvancılık küçükbaş, büyükbaş, kanatlı hayvancılık, süt toplayıcıları ve işleyicileri dahil olmak üzere tarımsal faaliyetlerin hemen hemen tamamını içeren bir düzenleme yapıyoruz. Bunlar dana önce iç ticari işletme grubunda yer almaktaydı. Kilovatsaat elektrik ücretleri görece daha yüksekti. Bu uygulamadan sonra yüzde 12 civarında indirimden yararlanmış olacaklar. Biz bu uygulamayla hayvancılığı da desteklemiş olacağız. İnşallah hem yereldeki destekler hem hükümetimizin yapmış olduğu bu desteklerle tarımı hayvancılığı da kalkındırmış olacağız."
 
4.3.2019
Devamı

Türkiye Dünya'yı Doyuran Ülke Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Önümüzdeki 20 sene içerisinde Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak” dedi. 
Karabük’te Tarım ve Orman Sektörü değerlendirme toplantısına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, zor bir ev ödevlerinin olduğunun altını çizerek, “ 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” diye konuştu.
İşçi lokalinde düzenlenen toplantıda konuşan Pakdemirli, Türkiye’nin 1990’lı yıllarda koalisyon prangasının eline düştüğünü belirterek, “ 2000’li yıllarla beraber istikrarlı bir büyüme ve istikrar sayesinde bu iktidar da ciddi hizmetlerde bulundu. Türkiye’nin koalisyon üretmeyen bir sisteme ihtiyacı var. Bundan sonra da buna kavuşmuş olduk. Bununla beraber yeni dönemde millete hizmet etmemiz gerekiyor. Millete hizmet ancak bürokrasiyi azaltmakla olur. Bürokrasiyi azaltmak için bakanlıklarımızın sayısı azaldı. Her bakanlığımız ayrı bir tarafa bir yerlere çekiyordu. Tarım ve orman bakanlığı ayrı idi. Suyu ve toprağı ayrı yönetiyorduk. Suyu ve toprağı ayrı yönettiğimiz zaman bir yere baraj yapıyorduk ama sulaması yoktu. Şimdi toprağı ve suyu birlikte yöneteceğiz. Tarımı ve ormanı birlikte yöneteceğiz. Karabük için orman önemli. Orman alanlarının da tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerde kullanıyor olmamız lazım” dedi.

“Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak”

20 yıl içerisinde Türkiye’nin dünyayı doyuran ülke olacağını da kaydeden Pakdemirli, “ Yüzde 50 daha fazla gıdaya ihtiyacımız var. Bugün ne üretiyorsak daha fazlasını üretmemiz lazım. O yüzden bu bilinçle mutlaka daha fazla gıda üretecek şekilde programlamamız lazım. Ormanlık alanlarımızı daha düzgün kullanmamız lazım. Toprağın ve tarımın siyasetinin olmaması lazım ama Türkiye’de bugün toprak ve tarım siyasete en kolay alet edilen konudur. Muhalif kanallarında çoğunda her gün tarımı yerin dibine vuruyorlar. Aslında Türkiye’nin durumu böyle değil. Çok entelektüel dediğimiz eski bakanlık yapmış insanlar bile bana telefon edip sen kafana takma, ‘Türkiye saman ithal etmiş’ diyorlar. Yani bize diyorlar ki, Türkiye’yi samana muhtaç ediyorsunuz. Rakamlara bakıyorum, Türkiye’nin saman ithalatı 150 bin dolar veya 9 bin ton. Türkiye’nin kaba yem ihtiyacı 66 milyon ton. Bu kadar ucuz siyaset ile üstümüze geliyorlar. Tabi ki bulunduğumuz yeri beğenmeyeceğiz. Daha iyiye doğru gitmemiz lazım. Daha iyiye gitmeden önce de bulunduğumuz yerle ilgili fotoğrafını da çekmek lazım. Türkiye tarımsal hasıla da birinci sırada dünyada 7. sıradayız. Toprak kaynağı olarak 17 sırada olmamıza rağmen dünyada biz 7. sırayı yakalamışız. Türkiye kendine şöyle bir hedef koydu, her alanda ilk 10’a girmek. Biz Tarım alanında ilk 10’a hatta ilk 7’ye girmişiz. Küçük baş hayvan varlığında Türkiye Avrupa’da birinci sırada. Süt sığırcılığında Avrupa’da birinci, büyükbaş hayvan varlığında Fransa’dan sonra ikinci sıradayız. Bütün bu rakamlar baktığımızda fevkalade iyi. Tavuk ihracatında 400 milyon dolar, balık ihracatında 1 milyon dolar civarında ihracatımız var. Et noktasında henüz ihracatımız yok. İnşallah 2022 yılı itibari ile et ihracatı yapan ülke haline mutlaka geleceğiz. Su ürünleri üreticiliği noktasında ülkemiz dünyada en hızla büyüyen ilk üç ülke haline gelirken, Avrupa’da yedinci sıradan ikinci sıraya yükseldik. 2017 yılında 276 bin ton, 2018’de 315 bin ton su ürünleri üretimimiz var” diye konuştu.

“Zor bir ev ödevimiz var”

Yerli tohum konusunun Türkiye’de çok konuşulan ve eleştirilen bir konu olduğunu da dile getiren Bakan Pakdemirli, “2002’de 150 bin yerli tohumumuz varken, bugün üretimimiz 1 milyon 50 bine gelmiş. 150 tane üretici varken 850 üreticiye ulaşmışız. Zor bir ev ödevimiz var. 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” ifadesinde bulundu.

Pakdemirli, ayrıca tanzim satış noktalarının ihtiyaç olmadığı takdirde kaldıracaklarını, eğer ihtiyaç süreklilik gerektirirse sürekli hale getirmenin yollarını arayacaklarını belirtti.
Darbe dönemlerini de anımsatan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Millet olarak her şeyi çabuk unutuyoruz. Bizde darbe oluyor ertesi gün hayat normale dönüyor. Başka bir ülkede veya batılı ülkede böyle bir şey olmaz. Bunun iyi tarafları var hayat akıyor, kötü tarafları da var çabuk unutuyoruz. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu istikrarsızlıkla ilgili tehditleri hep birlikte düşünsek AK Parti’nin oy oranı 100’de yüze çıkar. Herkesin gönlünde bir parti olabilir. Bugün itibari ile Türkiye’nin sistematik olarak istikrarsızlaştırıldığı ile ilgili tespiti var. Bu tespitte hem fikiriz. Koalisyonlarda Türkiye paramparça, ülkeye hizmet gitmemiş. Türkiye’de hakikaten zamanla bir yarışımız var. Türkiye olarak biz Osmanlı döneminde endüstri devrimini kaçırmışız. Bizim Avrupa’yı muasır medeniyetleri yakalamamız lazım. Bunu yakalamak için başkaları bir çalışırken bizim iki çalışmamız lazım. Bizim ayağımızın taşa asla takılmaması lazım ve bunun içinde siyasi istikrar lazım. Allah’a şükür koalisyon çıkarmayan bir sistem geldi. 2023’e kadar AK Parti’nin devam etmesi lazım. Ondan sonra kimi beğeniyorsanız verin. Hangi parti gelip size benim projem var, ben daha iyiyim diyorsa oyunuzu ona verin. Bu demokrasi. Ama AK Parti’nin 2023’e kadar devam etmesi lazım. Bu seçimde AK Parti’nin oylarında olacak düşüş, muhalefet şöyle yapacak, ‘Başımızda boza pişirecek.’ Diyecekler ki, 2023’e kadar sen gitme seçime gidelim. Türkiye’nin seçime ihtiyacı yok. 16 yılda iktidarda olduğu halde 13 kez seçime gitmiş. Onun için bu seçimi çok önemsiyoruz. Bu aynı zamanda yerelde AK Parti’yi seçmeniz, aynı zamanda AK Parti’nin tasdiki ve devamı için vatandaşın desteğinin bir göstergesi olacak” diye konuştu. 
 
1.3.2019
Devamı

Yumurta Rekor Kırdı

Türkiye’nin üretim alt yapısını sürekli geliştirerek ve kalitesini yükselterek dünya yumurta üretiminde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Derya Pala “Yumurta sektörü 22 milyar adet üretimi ile dünyada dokuzuncu, her yıl artan ihracatı ile üçüncü sırada yer alıyor. Yumurta ihracatı, 2018’de yaşanan maliyet ve enflasyon artışlarına rağmen 430,7 milyon dolara ulaştı. Bu rakam ile son on yılın rekorunu kırdık” dedi.
Sürdürülebilir bir yapıya sahip Türk yumurta sektörünün hem kendi insanının hayvansan protein ihtiyacını karşıladığını hem de birçok ülkeye yaptığı ihracat ile insanlığın beslenmesine katkı sunduğunu ifade eden Pala, “Yumurta üreticileri olarak başarımızı gelecek yıllarda da artırarak sürdürmek istiyoruz. Bunun için kamu otoritelerinden öncelikli beklentimiz; haksız rekabete yol açan kayıt dışı tavukçuluğun önlenmesi, nüfus artışı, kişi başına tüketim ve ihracat potansiyelini temel alan bir üretim planlamasına gidilmesidir. Bir diğer talebimiz ise yumurtanın birincil üretim ve temel bir gıda maddesi olduğu gerçeğinden hareketle yumurtada KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesi ve tüketicinin daha ucuz yumurta tüketmesinin sağlanmasıdır” dedi. 


“Yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır”

Yumurta fiyatlarındaki artışın da düşüşün de arz-talep dengesine göre oluştuğunu belirten Pala, “Yumurtanın üretimi, paketlenmesi ve pazarlanması mevzuatla belirlenmiş olup yumurtanın rafta kalma süresi 21, tüketim süresi ise 28 gündür. Üretici yüksek maliyetler ile üretimini sürdürme çabası içinde olup bir an önce ürününü paraya çevirme derdindedir. Üreticiyi ciddi anlamda etkileyen maliyet kalemlerindeki fiyat artışları da yumurta fiyatlarına yansıyamamaktadır.
Yumurta stoklanabilen bir ürün olmadığı için üretici yumurtasını günlük paketlemekte ve pazara sunmaktadır. Dolayısıyla şunu net olarak ifade etmek isterim ki; yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır. Arz yani üretim kısa sürede artıp azalmaz, ancak dönemsel olarak talebin artışı ya da azalması fiyat artışına ya da düşüşüne sebep olur. Ancak bu noktada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum, üreticinin makul kârla sattığı ürünü aracı tüccar ve marketlerin de makul kâr ile satmaları gerekiyor.” dedi.

“Nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın”

Yumurta yetiştirme metodları ve kodları hakkında da bilgi veren Pala, “16 Nisan 2018 tarihinden itibaren yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerine damgalanması zorunlu hale geldi. A sınıfı yumurtaların etiketleri üzerinde üretim yöntemine dair yer alan ifadeler şu anlama geliyor:
0: Organik Yumurta Üretimi (Organik yemlerle beslenen, açık havaya da erişimi olan, sertifikalandırılmış işletmelerden elde edilen yumurta)
1: Açık havaya da erişimi olan kümeste yetişen tavuklardan elde edilen yumurta
2: Kapalı kümeste, serbest dolaşabilen tavuklardan elde edilen yumurta
3: Kafeste yaşayan tavuklardan elde edilen yumurta.
Tüketicilerin yumurta satın alırken etiketlere dikkat etmesi gerektiğini belirten Pala, “Yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerinde damgalanması zorunluluğu, gıda güvenirliğinin sağlanması ve gıda zincirinde izlenebilirliğin oluşturulması açısından son derece önemli. Etiketlere mutlaka dikkat edilmeli, nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın” dedi.

Son yıllarda ülkemizde yumurta sektöründe kayıt dışı üretim gözle görülür şekilde arttığını ifade eden Pala, “Serbest dolaşan tavuklardan elde edilen yumurta toplam üretimin yaklaşık %1’idir. Organik yumurta üretimi ise toplam üretimin yüzde 0,4'üdür. Organik yumurta üretiminin azlığını dikkate alırsak tüketicilerimizin organik yumurta alırken dikkatli olması ve mutlaka organik ürün sertifikasını sorması gerekiyor. Tavuk pisliğine bulanmış yumurtalar saman içine konarak “köy yumurtası” “gezen tavuk yumurtası” “organik yumurta” gibi adlarla ve 3-4 misli fiyatla satılıyor. Bu durum hem tüketicileri yanıltıyor, hem de vergisini ödeyen kayıtlı üreticiler açısından haksız rekabet oluşturuyor” dedi.

“Yumurtanın besleyici değeri aynıdır”
Yumurta üretimi yapmak ve pazarlamak isteyen her üreticinin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onay almak, tavuklarını sağlıklı yemlerle beslemek, izinli ilaç ve aşı kullanmak zorunda olduğunun altını çizen Pala, “Yetiştirme metodu (organik, serbest, kafeste, kümeste) ne olursa olsun Bakanlıkça kayıtlı işletmelerde üretilen yumurtalar sağlıklıdır ve yumurtaların hepsinde ilaç vs. kullanımı kesinlikle yasaktır. Ne yazık ki özellikle sosyal medyada dolaşan bazı bilgilerde 2 ve 3 numaralı yetiştirme modellerinde hormon ve antibiyotik kullanımının yasak olmadığına, dolayısıyla bu tip yumurtaların en sağlıksız ve tüketilmemesi gereken yumurtalar olduğuna dair son derece yanlış bilgiler dolaşmakta. Hiçbir yetiştirme şeklinde hormon ve izinsiz ilaç kullanılmamaktadır, kayıtlı işletmelerin tamamında sürekli numune alınarak Bakanlık tarafından kontroller yapılmaktadır. Burada sağlıksız olduğundan şüphe edilmesi gereken tek yumurta üzerinde işletme numarası olmayan, kayıtsız ve denetimsiz üretilen yumurtalardır. Kafeslerde yetişen tavuklar da serbest dolaşan tavuklar da mısır, buğday, soya, ayçiçeği gibi doğal olan aynı yemlerle beslenmektedir. Sadece organik yetiştirilen tavukların organik yem yeme zorunluluğu vardır. Kısacası rengi, büyüklüğü, yetiştirme yöntemi ne olursa olsun yumurtanın besleyici değeri aynıdır. Dolayısıyla yapay yem, endüstri yumurtası gibi tabirlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen tüketicide algı yanılgısı yaratmaya dönüktür.
 
 
1.3.2019
Devamı

Bakanlıktan Aşırı Tuz Tüketimi Protokolü

Sağlık Bakanlığında ”Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı” düzenlendi. Toplantıya sektörü temsilen Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu da katıldı, toplantı sonucunda protokol imzalandı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, ”Kronik hastalıkların önlenmesinde yiyecek ve içeceklerde sodyum tuz alımının azaltılması önemlidir” dedi.
Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu tarafından Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü imzalandı. Protokol ile birlikte gıda ve içecek sektörüne yönelik oluşturulan, Protokol Uygulama ve Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı’nda tuz tüketiminin azaltılmasının sağlıklı nesiller için çok önemli olduğuna değinildi.
 
 
28.2.2019
Devamı

Yağışlar Çiftçi ve Yetiştiricilerinin Beklentisini Artırdı

Türkiye'nin önemli tahıl ile küçükbaş hayvan üretim merkezlerinden olan ve "GAP'ın başkenti" olarak adlandırılan Şanlıurfa'da, sonbahardan itibaren etkili olan yağışlar, çiftçi ve besicinin rekolte beklentisini yükseltti. 

Tarım alanı bakımından ülkede ilk sıralarda yer alan Şanlıurfa'da, Türkiye'de üretilen mercimeğin yüzde 36'sı, buğdayın yüzde 8'i, arpanın ise yüzde 11'i yetiştiriliyor. Yaklaşık 6 milyon 393 bin 49 dekar alanda hububat tarımının yapıldığı kentte, sulama imkanı olmayan birçok çiftçi, kuru tarımla üretim yapıyor. 
Geçen yıl özellikle sulama imkanının olmadığı yerlerde kuraklık nedeniyle sıkıntı yaşayan hububat üreticisi, bu yıl şimdiye kadar etkili olan yağışlar sayesinde bereketli bir sezon geçirmeyi umuyor. 

Yaklaşık 2 milyon küçükbaş hayvanın bulunduğu kentte, sonbahardan itibaren etkisini gösteren yağmurlar, meraların da yeşermesini sağladı. Tek Tek Dağları bölgesi, Siverek, Viranşehir ve Hilvan ilçesi bölgelerinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bol yağışla yüzleri güldü. 

"CİDDİ VERİM ARTIŞI BEKLİYORUZ" 

Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hububat üreticisinin bu yıl verimli bir dönem geçireceğini söyledi. 

Geçen yıl kuraklığın buğday verimini ortalama 2 milyon ton düşürdüğünü hatırlatan Çullu, "Şimdiye kadar etkili olan yağışların, mart ve nisan ayında sürmesi durumunda özellikle kuru alanlardaki hububat, ortalama verimin üzerinde olacaktır. Bu anlamda ciddi verim artışı bekliyoruz." diye konuştu. Çullu, yağışların çiftçinin yanı sıra besiciyi de çok ilgilendirdiğini belirterek, yağışlar sayesinde meraların iyice geliştiğini, bu durumun da üreticiyi memnun ettiğini vurguladı. 

Meralardaki durumun, süt üretimini olumlu etkileyeceğine dikkati çeken Çullu, "Yeşeren meralar hayvan yetiştiricilerini sevindirdi. Yem fiyatlarının yüksek olması hayvancılığın karlılığını olumsuz etkilemekteydi. Geçen yılın kurak geçmesi hayvancılığa da yansıdı. Bu yıl ki yüksek yağışlar ise mera hayvancılığı
için umut oluşturdu. Meralardaki canlanma süt üretimini de olumlu etkileyecektir." değerlendirmesinde bulundu. 

BESİCİLER UMUTLU 

Şanlıurfa Canlı Hayvan Pazarı Derneği Başkanı İzzet Çiftçi de bölgede hayvancılığın, daha çok meraya bağlı olduğunun altını çizerek, bu anlamda yıllık yağış miktarının besiciyi yakından ilgilendirdiğini söyledi. 

Şanlıurfa ve bölgedeki besicilerin ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığına değinen Çiftçi, şöyle devam etti:
 
"Geçen yıl yağışlar çok kötüydü. Bu nedenle besiciler açısından büyük sıkıntılar yaşandı. Ama sonbahardan itibaren yağışlar etkili olmaya başladı. Bu da meraların gelişmesini sağladı. Otlar iyi olunca hayvanlar kışın merada doymaya başladı. Bu durum bizleri sevindirdi. İnşallah bu durum ilkbahara kadar devam eder ve üreticimiz bereketli bir sezon geçirir." 
 
28.2.2019
Devamı

Ette Tanzim Satışa Gerek Yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Tanzim satış yerlerinde kıyma ve kuşbaşının da satılması yönündeki soruları cevaplandıran Pakdemirli, “Ette tanzime gerek yok" dedi.

Buna gerekçe olarak Et ve Süt kurumu'nun (ESK) satış noktalarının mevcut olduğunu ve bu noktaların haricinde üç zincir mağazada ucuz kırmızı et satıldığını dile getiren Pakdemirli, tanzim satış noktalarının et için hem hijyen hem de diğer açıklardan uygun olmadığını kaydetti. Pakdemirli, “Bu nedenle kırmızı ette tanzim satışına şu aşamada gerek yok" dedi.
 
 
27.2.2019
Devamı

Dünyaya İhraç Edebileceğimiz Ürünlerden Biri Kırmızı Et

Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, ülkemizde kırmızı et tüketiminin yıllara bağlı olarak değişmekle beraber 12,4 kilogram olduğunu açıkladı. Başkan Yıldız,  “Üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir.”



Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, başta Türkiye olmak üzere, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ortalama kırmızı et tüketimi rakamlarını açıkladı. Yıldız, “Ülkemizde et tüketimi yıllara bağlı değişmekle beraber 12,4 kilogramdır. Bazı yıllar bu rakam 15 kilogramı buluyor. Dünya’dan örnek verecek olursak en çok Amerika Birleşik Devletleri et tüketiyor. Yılda ortalama kişi başına tüketilen et miktarı 116,7 kilogramdır. Bu rakam Avrupa kıtasında 80100 kilogram, Arjantin’de ise 99,5 kilogramdır” dedi.

Rakamları açıklamasındaki nedeninin, hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir açık pazar olduğunu söyleyen Yıldız, “Hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir pazar var. Pazar çok büyüktür, pazarı milyarlarca dolar olarak açıklarsak yanılmış olmayız. Yapılması gereken tek eylem, üretmek üretmektir. Anadolu coğrafyasında eğer siz üretmiyorsanız ticarette böyle bir potansiyeli kullanmamış olursunuz” diye konuştu.

Türkiye’de kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahip olunduğunu ve uygun kalıcı yerel tarım ile hayvan politikaları oluşturulması gerektiğini belirten Mustafa Yıldız, “Bununla birlikte mutlaka, üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir. Kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahibiz. Hayvancılık için ihtiyaç duyulan araziden tutunda ihtiyaç duyulan teknik insanlara kadar her şeye fazlasıyla sahibiz. Anadolu coğrafyası iklimi hayvancılık için gerekli olan her türlü imkanı bize sunmaktadır. Bizim tek yapmamız gereken eyleme geçmektir” şeklinde konuştu. 
 
26.2.2019
Devamı

Çiftçim Markette Hem Üretici Hemde Tüketici Korunuyor

İzmir  Bornova'da kurulan Çiftçim Market'te et, süt ve bakliyat gibi ürünler, aracısız olarak tüketiciyle buluşuyor. Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, market sayesinde hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığını söyledi.
İzmir Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, Çiftçim Market olarak adlandırdıkları ve Bornova'da İl Tarım Müdürlüğü girişinde açtıkları tanzim satış noktasında, üreticilerin et, süt ve bakliyat ürünlerini aracısız olarak tüketiciye ulaştırdıklarını söyledi.
Üreticinin kalkınması için çabaladıklarını ve kooperatiflerin bu süreçte önemli bir misyon üstlendiklerini kaydeden Mahmut Eskiyörük, oluşturdukları tanzim satış noktasının, önemli bir kırsal kalkınma modeli olduğunu söyledi. Eskiyörük, "Biz üreticiyi kurtarmadan, tüketiciyi kurtaramayız. Önce üreticiyi kurtarmamız gerekiyor. Biz bunu sağladık. Şu anda ortaklarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayarak onların düşük maliyetli bir üretim yapmalarının yolunu açarak, ürün kalitesini iyileştirip pazar yerini arttırarak, ürünlerinin hammaddesini mamule dönüştürerek bir model yarattık. Şimdi tüketiciyi korumak için de Çiftçim Market'i oluşturduk. Buranın farklı bir yönü var. Biz ürünü alıp satmıyoruz. Biz üretip satıyoruz. Marketimizdeki tüm ürünler, üretici örgütlerinin ürünleri. Özel sektörün hiçbir ürününü burada göremezsiniz" dedi.

ÜRETİCİ İÇİN DESTEK İSTEDİ
Bu markette İzmir'deki kooperatiflerin et, süt ve bakliyat ürünlerinin bulunduğunu belirten Mahmut Eskiyörük, "Buradan kazandığımız parayla da üreticiyi güçlendiriyoruz. Üretici memnun, tüketici memnun. Tüketici en azından güvenilir gıda elde ediyor. Güvenerek tüketiyor. Bir güven oluştu. İşin doğrusu bu" diye konuştu. Tanzim satış formülü konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eskiyörük, şunları söyledi: "Niyet iyi ama yöntem yanlış. Biz üreticiyi ve tüketiciyi korumak istiyorsak, onlara daha uygun fiyata güvenilir gıda sunmak istiyorsak, bunlar kooperatifler kanalıyla yapılmalı. Ne yapılmalı? Belediyelerdeki uygun yerler ve Milli Emlak Müdürlüklerine ait yerler kooperatiflere tahsis edilmeli. Burada üretici ile tüketici buluşturulmalı. O aradaki haksız kazanç sağlayanlar ortadan kaldırılmalı. Böylece hem üreticinin yüzünü hem de tüketicinin yüzünü güldürebiliriz. Doğru model bu, bunları çoğaltmak gerekiyor. Biz böyle örnek model yarattık. Çok da benimsendi. İzmir buraya sahip çıktı. İnsanlar buradan ürün temin etmekle emeği ile üreten insanları desteklemiş oluyor. Bunlara ticari bakmamak gerekiyor."

'AMAÇ HEM ÜRETİCİYİ HEM DE TÜKETİCİYİ KORUMAK'
Ürünlerin satıldığı marketi, Milli Emlak'tan yıllık 30 bin lira karşılığında kiraladıklarını da aktaran Mahmut Eskiyörük, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamı bugün bir kooperatif tabii ki kaldıramaz. Bunlar bedava tahsis edilsin. Amacımız burada ticaret yapmak değil. Hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumak. Üretimden tüketicinin cebine girene kadar ürün bedelinin en az yüzde 40'ı arada gidiyor. Biz bunu yüzde 20'ye düşürebilsek, burada doğacak olan yüzde 20, yüzde 25'lik bir artı ile yüzde 10-15 düşük maliyetli ürün sağlayabiliriz. Üreticinin cebine yüzde 10 daha fazla para girer, onlar üretmeye devam eder, yerinde yaşamaya devam eder. Hak eden insanlar kazanmış olur."
 
 
 
26.2.2019
Devamı

Konya Bir kez daha Yıldız'ını Seçti

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin 9 olağan Genel Kurulu yetiştiricilerinin yoğun ilgisi ile yeniden Yıldız dedi.
 Konya DSYB’nin 9 olağan Genel Kurulunda 2 dönemdir başkanlık yapan ve Konya’da Süt İşletme Tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi önemli projelere imza atan Edip Yıldız ve ekibi kazandı.
Seçimde iki aday yarışırken beyaz listede yarışan Konya DSYB Başkanı Yıldız 2483 yetiştiricinin oyunu alarak 3 dönemde ’de Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin Başkanı oldu. Mavi listede yarışan Mustafa Türk ise 323 oy aldı. 3008 oyun kullanıldığı seçimde 26 oyda geçersiz sayıldı.



Başkan Yıldız Genel Kurulda yetiştiricilere seslenerek şu sözlere yer verdi.

“Eli nasırlı üreten cefakâr ve vefakâr yetiştiricilerimiz bugün sizin gününüzdür. Geçmişte seçildiğimiz günden bu yana Süt İşletme tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi söz verdiğimiz önemli projeleri sizlerin desteği ve teveccühü ile gerçekleştirdik. Bugün 9 olağan Genel Kurulu sizlerle birlikte gerçekleştirmekteyiz. Bizim listemiz beyaz liste. Tıpkı ürettiğiniz sütünüz gibi Ak ve beyazdır. Bundan sonraki hedefimizde Birliğimizin ve yine emek veren alın teri ile kazanan yetiştiricilerimizin büyük ihtiyaç duyduğu Et entegre tesisini de en kısa sürede sizlerin hizmetine aşmaktır.” dedi.


 
 
24.2.2019
Devamı

Bakan Açıkladı:Tarım'da İndirimli Enerji Tarifesi Geliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Şanlıurfalı çiftçilere hayvancılık sektörünün tarımsal enerji tarifesinden faydalanacağı açıkladı.
Bakan Dönmez, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, il protokolü ve partililer tarafından Şanlıurfa GAP Havalimanında karşılandı.
Beraberindeki bakanlık bürokratlarından oluşan heyetle Şanlıurfa Valiliğini ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Valilik şeref defterini imzaladıktan sonra Vali Erin tarafından makamında ağırlandı.

Dönmez, Şanlıurfa’nın kadim kültürümüzün en önemli şehirlerinden biri olduğunu ve fırsat buldukça bölgeye geldiğini ifade ederek, “Bakanlığımızın faaliyet alanlarıyla ilgili ilimizin sorunlarını, taleplerini dinlemek, sorunlara yerinde çözüm üretmek maksadıyla temaslarda bulunacağız. Şanlıurfa’da sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de konuyu ayrıntılı masaya yatıracağız.” dedi.

Şanlıurfa’nın tarımda çok güçlü bir şehir olduğunu kaydeden Bakan Dönmez, sulamada kullanılan indirimli elektrik tarifesi için geçen yıl karar çıktığını hatırlatarak, bugünkü temaslarında ilgili kararın uygulamasıyla ilgili yerinde bilgiler alacaklarını ve çiftçilerin görüşlerini alacaklarını söyledi.
Tarımda indirimli elektrik enerjisi tarifesi uygulamasını, hayvancılık sektörü için de uygulanmasına yönelik bir karar aldıklarını ve hazırlıklarını tamamladıklarını kaydeden Dönmez, “Bu uygulamamız ile özellikle hayvancılık faaliyetiyle ilgilenen üreticilerimiz de tarımsal elektrik tarifesinden faydalanmış olacaklar. Gerekli hazırlıkları tamamladık, en geç bir ay içerisinde uygulamaya başlamış olacağız. Bu uygulamayı da Şanlıurfa’daki çiftçi kardeşlerimizle paylaşmış olalım” diye konuştu.

Şanlıurfa’nın güneş enerjisi potansiyelinin farkında olduklarını ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Güneş Enerji Santrali (YEKA GES) projelerinden birini de Şanlıurfa için planladıklarını kaydeden Dönmez, yaklaşık 500 megavatlık bir potansiyelin söz konusu olduğunu, aynı şekilde Niğde Bor ve Hatay’da da uygun kapasiteler olduğunu ifade etti. Dönmez, çiftçilerin tarımsal amaçlı kullanacakları elektrik enerjisini, uygun yerlere kuracakları güneş enerjisi santralleriyle karşılamaları için de desteklediklerini ve prosedürleri de mümkün olduğunca hafiflettiklerini söyledi.
Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden ve cuma namazını Dergah Camii’nde kılan Bakan Dönmez, öğleden sonraki programında Şanlıurfa’da faaliyet gösteren elektrik ve gaz dağıtım şirketi yetkilileri ve STK temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıya katıldı.

Bakan Dönmez ve beraberindeki heyeti Şanlıurfa’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, “Sayın Bakanımız bir günlerini Şanlıurfa’ya ayırdılar. Gün boyu programlar gerçekleştireceğiz. Şanlıurfa’mızın enerji sektöründe yaşadığı sıkıntı ve problemlere yönelik çözümleri müzakere edeceğiz.” diye konuştu.
Şanlıurfa’ya hükümetlerin 15-16 yıldır çok büyük kaynaklar aktardığını hatırlatan Vali Erin, enerji alanında da Şanlıurfa’nın altın devrini yaşadığını, yaşanan sıkıntıların da zaman içerisinde giderek azaldığını ve alınacak tedbirlerle sorunların tamamen çözüleceğine inandığını söyledi.
Kaynak: İLK HA





 
23.2.2019
Devamı

İhtisas Sera Organize Sanayi Sanayi Bölgesi Hayata Geçiyor

Tarıma dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi hayata geçiyor. Zonguldak’ta bir ilk geçekleştirilerek Tarıma Dayalı Sera İhtisas Organize Sanayi Bölgesi hayata geçecek.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştirerek  Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçirdiklerini söyledi.
​​​​​​

Çolakoğlu yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi: “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştiriyoruz, Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. 52 hektar alana kurulacak organize sera bölgesinde 30 adet sera işletme faaliyet gösterecek ve sebze üretimi yapılacak.
Proje ile 500 kişi iş sahibi olacak. Yüksek teknolojili sera sahası olacak olan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. Proje ile Zonguldak’ta seracılık işletmeleri bu bölgede toplanacak.  2019 yılı yatırım programına Zonguldak-Çaycuma tarıma dayalı ihtisas sera organize sanayi bölgesinin yeni proje olarak alındığının müjdesini vermek istiyorum. Projeye ilişkin Revize Fizibilite Etüdünün onaylanmasından hemen sonra temelini atacağız Zonguldaklıların hiç şüphesi olmasın ki şehrimizin ihtiyacı olan tüm projeleri tek tek yerine getiriyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz.”



 
22.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı ödemesi tarihi belli oldu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 821 milyon TL buzağı desteği çiftçiye ödeniyor.  Buna göre T.C. Kimlik numarası son hanesi 8 olanlar 22 Şubat 2019 günü mesai bitiminden sonra hesaplara geçecek.

T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 olanlara ise 1 Mart 2019 günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. T.C. Kimlik numarası son hanesi 02 bitenlere ise  8 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. Böylece Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı desteğinin 821 Milyon TL si Çiftçiye ödenmiş olacak.
 
 
21.2.2019
Devamı

İthalatı Çözüm Görüyoruz Nerede Kaldı Bizim Irklarımız

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hükümetin tarım politikasını eleştirerek, bitki tohumlarında ve hayvanlarda artık yerli ırkların kalmadığını belirterek, 'Yerli Karası' isimli büyükbaş hayvanın yerini Amerika'nın Brangusu, “sert yayla” isimli buğday tohumunun yerini, çılgın tohum diye tanıtılan glosanın aldığını, patates tohumlarının ise madalyn, agata, jeli, agriya, gibi isimlerden oluştuğunu ifade etti.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu'nda konuşmasında, Aksaray, Konya ve Niğde'de görüştüğü çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere değindi. Ömer Fethi Gürer, ithal gübre, ilaç ve tohumun yanı sıra elektrik ve mazottaki fiyat artışlarının çiftçileri kaygılandırdığını anlatan Gürer, çitçiler ve üreticilerin gelecek yıl nasıl üretim yapacaklarını kara kara düşündüğünü vurguladı.



NEREDE BİZİM YERLİ IRKLARIMIZ?
Ziyaret ettiği yerleşim birimlerindeki hayvan ırkı isimlerinden bahseden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Anadolu'muzda, Orta Anadolu Yerli Karası, az ot ve samanla beslenir ve etiyle sütüyle isteğimizi sağlardı. Trakya'nın Boz ırkı, Torosların Güney Doğu Anadolu Kırmızısı ve Doğu Anadolu Kırmızısı diye anılan büyükbaş hayvanlarımız vardı. Şimdi, Anadolu'daki büyükbaş hayvanların isimlerini sordum: Hollanda'nın Holstein'i, Belçika'nın Mavisi, İskoç'un Angusu, Hindistan'ın Brahmanı, Amerika'nın Brangusu, Fransız'ın Şarolesi ve Montofon, Limuzin, Simental adıyla büyükbaş hayvanlarımız var. Doğal olarak, bu hayvanlarımızı daha çok süt almak için, daha çok et almak için ülkemize ithal etmişiz ama bunların yerine yerli ırkları geliştirip… Bu kadar üniversitesi olan, tarımla uğraşan, bilgi ve bilimsellikle buluşmuş kişisi bulunan ülkemizde ne yazık ki dışarıyı, ithali kendimiz için çözüm gibi görüyoruz” şeklinde konuştu.

BUĞDAY TOHUMUNUN ADI BİLE YABANCI

Ülkemizin 1937 yılında 'akyayla sert' isimli buğday tohumu geliştirdiğini hatırlatan Gürer, Tarım Kredi Kooperatifinin "çılgın tohum" diye tanıttığı buğday tohumunun adının "glosa" olduğunu, bunun yanında esperia isimli tohum ekiminin yapıldığını vurguladı.

Patates isimlerine vurgu yapan Gürer, "Patatesin tohumlarının ismi ne diye baktım: Belmanda, madalyn, agata, jeli, agriya, marabel, melodi, esteralla. İyi ki Niğde Patates Enstitüsü şimdi bir denemeye başladı, onunla ilgili bir çalışma yürüyor, onun dışında yerli patates tohumumuz dahi yok” ifadelerini kullandı.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gaziantep'te 350 Çiftçiye 70 Ton Nohut Tohumu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulamaya konulan Baklagil Üretimini Geliştirme Projesi kapsamında 350 çiftçiye 70 ton nohut tohumu dağıtıldı. 
Büyükşehir Belediyesi Suludere Şantiyesi’nde nohut tohumu dağıtım törenine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Davut Gül, il protokolü ve çiftçiler katıldı.

Kurum: “Gönül Belediyeciliğini net bir şekilde görüyoruz”
Törende konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Her zaman tarım sektörünü desteklememiz gerekiyor. Fatma başkanımız bu noktada belediye olarak çiftçiye tohum dağıtıyor. Bu Türkiye’ye örnek bir belediyecilik anlayışıdır. 2014 yılında başladılar bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 100 bin lira harcayarak bin çiftçimize 200 ton tohum dağıttılar. Böylece hem çiftçiye destek oldular hem de bir belediye başkanı olarak çiftçinin gönlüne girmeye başardı Fatma başkanımız burada gönül belediyeciliğini net bir biçimde bizlere gösteriyor. Bu çalışmalar tüm Türkiye’ye örnek olacaktır. Sosyal belediyecilik anlayışını gönül belediyeciliğine götüren süreci en güzel şekilde burada hep birlikte iştigal edeceğiz. Çiftçinin harmanın da ne varsa bizim torbamızda o var. Çiftçimiz ne ekiyorsa biz onu yiyoruz. Ekonomik savaşla başa çıkamayanlar bugünlerde gıdayla alakalı halde üreticinin 2 liraya sattığı malı marketlerde 910 liraya kadar satmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bütün belediyelerimiz tanzim satış noktalarında çalışmaları başlattı belediyelerimiz hem çiftçimizin hem de vatandaşları mağdur etmeyecek bu çalışmaları yürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı seçim manifestosunu hatırlatan Bakan Kurum, “15 maddelik seçim manifestosunun 8’i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerimizi direkt ilgilendiren konulardır. Artık şehir planları, 50100 yıl süreç içeren ve içerisinde hakkaniyet çerçevesinde vatandaşın rızası doğrultusunda yapılacak. Bu şehir planlaması da bütün şehrin geleceğini ilgilendirecek şekilde bir çalışma yapılmasıydı. İkinci önemli bir madde ise kentsel dönüşümdü. Geçen günlerde Kartal’da 21 tane canımız gitti. Göçükten annesinin kucağındaki yavrusuyla annesini çıkardık. Çok üzüldük, bütün Türkiye çok üzüldü. 2012 yılında cumhurbaşkanımızın başlattığı kentsel dönüşüm seferberliğinde bugüne kadar 590 bin konutun dönüşümünü sağladık. Hedefimiz, 5 yılda 1,5 milyon konutun dönüşümünü sağlamaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de riskli bina kalmayacak”
Belediyelerin kentsel dönüşümle alakalı büyük bir çalışma yürüttüklerini aktaran Bakan, “Manifesto çerçevesinde zaten bütün belediyelerimiz bütün başkanlarımız bakanlarımız kentsel dönüşümle alakalı her yerde her noktada çalışmaya gayret gösteriyoruz. Ve dün itibariyle 81 ilimize bir genelge yolladık. Neydi bu genelgenin içeriği genelgenin içerisinde şehirde riskli bina varsa vatandaşın canını malını riske atan bir durum söz konusuysa 3 ay içinde bütün belediye başkanlarımız bu riskli alanları tespit edecekler, bu riskli alanların öncelik sırasına göre de bir kentsel dönüşüm strateji planı getirecekler” ifadelerini kullandı. Bu strateji planı çerçevesinde de şehirlerimizde kentsel dönüşümü inşallah hızlı etkin bir şekilde cumhurbaşkanı hükumet sistemi ruhuna uygun bir şekilde vatandaşımızı mağdur etmeyecek şekilde bu dönüşüm işini inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Hedefimiz 20 yılda Türkiye’deki 6,7 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirmek. Bu noktada biz bakanlık olarak her türlü fedakarlığa hazırız. Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde arkadaşlarımız tüm Türkiye’ye ilişkin planlarını yaptılar ve belediyelerimizle birlikte İnşallah bu süreci yöneteceğiz. Ve önümüzdeki 20 yıllık süreçte de artık Türkiye’de riskli bina kalsın istemiyoruz ve deprem riski taşıyan vatandaşımız olsun istemiyoruz. Çünkü istiyoruz ki biz bir daha analar ağlamasın bir daha başka ocaklara ateş düşmesin diyoruz ve buna ilişkin de gerçekten kararlıyız. 81 ilimizde de bu çalışmayı kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Biliyorsunuz şehirlerdeki yaşam kalitesini arttırmak adına biz 81 ilimizde en az bir tane millet bahçesi projemiz var. Bu millet bahçesi projesiyle birlikte de kişi başı yeşil alan miktarını arttırıyoruz ve bu yeşil alan miktarıyla birlikte gencimiz çocuklarımız, yaşlılarımız bu alanlarda vakit geçirebilecekler. Bu alanlarda genci çocuğu yaşlısı 7 gün 24 saat huzurlu bir şekilde yaşam sürecekler. Marka şehirler adına bu projelerimiz önemli. Bu vesileyle biliyorsunuz Antep’te biz 2 tane millet bahçesi yapıyoruz. Daha önce yaptığımız açtıklarımız Şahinbey’de bitirdiğimiz büyük bir kent ormanı var. Bunu artık saymıyoruz bitirdiğimiz için ama yeni 2 tane millet bahçemiz var. İnşallah bugün birinin ziyaretini gerçekleştireceğiz. Değerli iş adamımız Hasan Celal Güzel’in adını taşıdığı bir millet bahçemiz var. Bir de Gaziantep stadının olduğu alanda bir millet bahçesi yapıyoruz ve bu millet bahçeleriyle birlikte vatandaşımız burada huzurlu bir şekilde yaşamını sürdürecek. Şehirlerin yaşam kalitesini arttırmak adına altyapıdan üst yapıya bütün şehrin ihtiyaçları olan atık su arıtma tesisleri düzenli depolama tesislerini de 2023 yılı hedefimiz tüm Türkiye’deki nüfusumuzun tamamına İnşallah 2023 yılı sonu itibarıyla hizmet vermek. Bu çerçevede zaten belediye başkanlarımızla projelerimizi yürütüyoruz. Gaziantep’imizin önemli bir ihtiyacı sosyal konut işi. Başkanımız ifade ettiler geneyikte bayramlıda ve kuzey şehirde 3 bölgede biz hem sosyal konut, hem orta gelir düzeyi konut hem emeklilerimize hem de çalışan memurlarımıza yönelik projeler yürütüyoruz ve biliyorsunuz bir ay önce ben buradaydım. Tüm bakanlık çalışanlarımızla belediye başkanlarımızla şehrin ihtiyacı olan işleri konuştuk. Ve burada kararlar aldık. Kentsel dönüşüm noktasında sosyal konut ihtiyacı noktasında ve bunların da uygulamalarına başladık. İnşallah çok yakın süreçte de sahada artık projeleri inşa ediyor olacağız.”

Artık şehirlerimize çöp kamyonu girsin istemiyoruz 
Çevre bilincini geliştirmek için birçok proje geliştirdiklerini sıfır atık projesinin de bunlardan bir tanesi olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Artık şehirlerimize ve köylerime çöp kamyonu girsin istemiyoruz. Köylerimizde çöp diye bir şey yoktu, sütümüz sağılırdı peynir olurdu, bir atığı yoktu, şehirden alış veriş yapılırdı karpuzun kabuğu hayvanlarımıza verilirdi. Aslında çöp kendi içerisinde dönüşümünü sağlıyordu. Çöp olmuyordu bez torbalarımızla pazarlardan alışverişlerimiz yapardık. Bu noktada kararlıyız, şehirlerin yaşam kalitesini artırmak, çiftçimizin yaşam kalitesini artırmak, sanayicimizin yaşam kalitesini artırmak için de bu çalışmaları yapacağız. Kentsel dönüşümü, şehir planlamasını yaparken şehir trafiğini dahi düşünerek yapıyoruz. Organize sanayi bölgesi çalışanları daha uzağa gitmesin yakında otursunlar diye kuzey şehir projesini yaptık. Hem trafik sorunun halledelim hem de sosyal konut sorununu halledelim düşüncesiyle hemen organize sanayi bölgesinin yanında konut üretiyoruz. Bundan sonra şehirlerimiz daha planlı büyüyecek, gelecek nesillere daha doğru dürüst şehirler bırakacağız. Biz her gönüle dokunmak zorundayız, çiftçimize, sanayicimize, turizmcimize dokunmak zorundayız, bunların gönlüne girmek zorundayız. Onların kalplerine dokunamıyorsak bizim yaptığımız belediyecilik te bakanlık ta boşa. Bu anlayışla hepinize geleceğiz. Fatma Şahin başkanlığında gelecek doğru projelere destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de eli nasırlı çiftçileri yalnız bırakmadığını söyleyerek, ”Eğer bugün Kuzey Şehir, Geneyik ve Bayramlı gibi bu şehrin en önemli konut meselesiyle ilgili bir umut varsa cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde sizin bakanlığınızın vermiş olduğu destekten dolayıdır. Burası bereketli hilal, Mezopotamya Doğu Akdeniz arasında toprak kıpkırmızı, çevreyi korumak, toprağı korumak, suyu korumak, havayı korumak en büyük görevimizdir, bunlar Allah’ın bize verdiği emanettir. Bu emanetlerle uğraşan çiftçilerimiz de bizim gözümüzün nurudur. Bütün çiftçileri çok özel seviyoruz. Cumhurbaşkanımızla çıktığımız yolda; ‘işçiyi çiftçiden, zengini fakirden, işvereni hiç kimseden ayırt etmeyeceğiz, herkes birinci sınıf vatandaş olacak, işçinin derdi bizim derdimiz çiftçinin derdi bizim derdimiz, işçi huzurluysa çiftçi huzurluysa biz huzurlu ve mutluyuz’ dedik. Milletimle kader birliği yaptık” ifadelerine yer verdi.

“Tarımda da çok iddialıyız”
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığının Türkiye’ye bir model olduğunu anlatan Şahin ise, “Bereketli hilalin nimetini rakamlara baktığımız zaman sanayide gıdaya dayalı üretimde en iyilerden bir tanesiyiz. Niye başta bu işi sağlam tuttuk, toprak anadır toprak yardır, toprak tevazudur, toprak berekettir. Cumhurbaşkanımız, ‘bu ülkede savunma sanayi ne kadar önemliyse gıda güvenliği de o kadar önemlidir’ diyor. Eğitimle ilgili kısmı Eğitim Bakanlığından, sağlıkla ilgili kısmı Sağlık Bakanlığından tarımla ilgili kısmı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bekleyemeyiz, artık yeni bir belediyecilik var. Artık altyapı belediyeciliği bitmiştir. Artık sosyal belediyecilikte yetim, yoksul, yaşlı, mağdur, muhtaç hayat bulmaktadır. Sosyal devletten kimsenin haberi yoktu. Devletin şefkat yüzü, rahmet ve merhamet yüzü cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde 1990’lı yıllarda tanıştık. Bugün açtığımız alzheimer merkeziyle yetkin koordinasyon merkeziyle engelsiz yaşam merkeziyle örneğiz, lideriz. Tarımda da çok iddialıyız, lezzetin başkentiyiz. Bu bir zincir bu zinciri nasıl oluşturacağız, sof domatesi üretemezsen, Nurdağı’nın İslahiye’nin kırmızı biberini üretemezsen, o tat ne olacak, o salça olmazsa, o lezzet olmazsa, o baharat olmazsa, nohut, mercimek olmazsa nasıl olacak? İthalatı önlemenin yolu yerli ve milli üretimi desteklemekten geçiyor” dedi.

“31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz”

Şahin,”Artık belediyeler her şeye dahil, ilk nefes ve son nefes arasında. Gönül belediyeciliği topluma dokunabilmektir. ‘Önce millet önce memleket’, ‘memleket işi gönül işi’ diyen Cumhurbaşkanımıza çok güçlü gitmeliyiz. Çiftçilerimizden yüzde 90 destek istiyorum, bunu hak ettiğimize inanıyorum. Bugün harman zamanı, 5 senedir biz size çalışıyoruz, artık 31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz. Daha güçlü Türkiye, daha güçlü bir Gaziantep olacağız. Sandığımızda yeni bir destan yazacağız, alnımız ak başımız dik Cumhurbaşkanımıza gideceğiz ve ‘gazi şehir, çiftçimiz çok sağlam durdu size sonucu getirdik’ diyeceğiz. Sizlere güveniyorum inanıyorum, birlikte başaracağız, başarımızı birlikte tescil edeceğiz” diye konuştu.
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz, büyükşehir belediyesi olarak tarıma önemli desteklerde bulunduklarını belirterek, Kahramanmaraş’ta geliştirilen tamamen yerli olan 70 ton nohut tohumunu 350 çiftçiye dağıtacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından, Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, çiftçilere verdikleri destekten dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e plaket takdim etti.
Bakan Kurum ve başkan Şahin, çiftçilere nohut tohumu dağıttı. 
 
21.2.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Yüzde Elli Hibe Esasları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığının GAP, DAP, DOKAP ve KOP Kapsamındaki İllerde Yatırımlarının Hayvancılık  Desteklenmesi Uygulama Hayvancılık Tebliği, Resmi Gazetede yayımlandı.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu illerdeki hayvancılık yatırımlarına yönelik destekler, 2019-2023 yıllarını kapsayacak şekilde yeniden yürürlüğe girmişti. Bugün yayımlanan tebliğle de projenin uygulanmasına ilişkin esaslar belirlendi.

Söz konusu 4 kalkınma bölgesindeki 41 ilde, 2019-2023 yıllarında en az 1 yıldır hayvancılık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmesi bulunan ve aktif hayvancılık yapan, büyükbaşta 10-50 baş ve küçükbaşta 100-200 baş arasında anaç varlığına sahip üreticiler için yeni ahır/ağıl yapımı ile tadilatlarına, damızlık boğa, koç/teke alımları ve gübre sıyırıcısı sistemi ile seyyar süt sağım makinesi alımlarına bakanlık tarafından belirlenecek üst limitler dahilinde yüzde 50 hibe verilecek.

İnşaat  yatırımı ile makina ve ekipman alımı yapmak isteyenler, yatırımı gerçekleştireceği yerdeki il müdürlüğüne, damızlık boğa ve koç-teke alımı hibe desteğinden yararlanmak isteyenler il/ilçe müdürlüklerine, her üç yatırımı da yapmayı planlayanlar ise il müdürlüğüne başvuracak.
Başvurular her yıl 1 Ocak-31 Mart döneminde alınacak. Gerekli görüldüğü takdirde başvuru süresi uzatılıp kısaltılabilecek veya yıl içinde yeniden başvuru çağrısı yapılabilecek.
Başvurular, yıl için geçerli olacak, yatırıma alınamadığı takdirde sonraki yıllar için yeniden başvuru yapılması gerekecek. Geçmiş yıllarda başvurusu onaylanıp yatırımı yapmaktan vazgeçenlerin, yeniden başvurmaları halinde puanlamasında eksi puan verilecek.

Yatırımcı ile il müdürlüğü arasında, yatırımcının aynı yatırım konusunda bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanan faiz indirimi veya hibe desteği programlarından yararlanmadığına, yararlanmış ise karar kapsamındaki hibe desteğinin iptal edileceğini kabul ettiğine dair taahhütname imzalanacak.
İnşaat  yatırımları, makine alet ve ekipman alımları  ile  damızlık boğa ve koç-teke alımı başvurularında istenecek belgeler, bakanlıkça belirlenecek ve uygulama rehberiyle yayımlanacak.
Tebliğ, 1 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gıda Fiyatları Çiftçi Örgütlenirse Düşer

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretici örgütlenmesinin güçsüzlüğünün Türkiye'de tarım sektörünün en önemli sorunu olduğunu belirtti.

Çiftçilerin ürünlerini pazara doğrudan ulaştıramamalarının fiyat artışına yol açtığını dile getiren Selışık, "Spekülasyon, fırsatçılar ve aracılar dünyanın her yerinde var fakat çiftçiler kurumsallaşıp pazara erişim kapasiteleri arttıkça karları artacak, çiftçinin tüketiciye doğrudan ulaşması ekonomiye katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

Tarım sektörünün gelişmesi için Türkiye'de yasal altyapının yeterli olduğunu ifade eden Selışık, şöyle devam etti:

"Türkiye, üretim çeşitliliği ve yeni teknolojilerin aktarılması anlamında çok zengin bir ülke. Biraz daha planlı ve örgütlü çalışmaya ihtiyaç var. Gıda fiyatlarının ucuzlaması ve üretici kazancının artması için çiftçi örgütlenmesinin güçlenmesi gerekiyor. Tarım danışmanlığının ve ziraat mühendislerinin çiftçiye nasıl ulaşacağına dair yasal altyapı Türkiye'de mevcut. Sadece bu daha da aktifleştirilmeli ve güçlendirilmeli."

"ARACI, FİYATLARI MANİPÜLE EDEBİLİYOR"

Uluslararası ve ulusal ölçekteki müdahalelerin gıda fiyatlarını etkileyen en önemli unsur olduğunu anlatan Selışık, aracıların, özellikle stokçuluk yaparak, fiyatların artmasına yol açtıklarını söyledi.

Selışık, "Aracı, stoklama imkanı varsa, fiyatları manipüle edebiliyor ya da ürüne talep olduğunda stoklarını kullanıyor" açıklamasında bulundu.

Küçük ölçekli çiftçiler desteklendiğinde fiyatların da dengeleneceğini kaydeden Selışık, fiyatların dengede tutulması adına özel sektör ve kamunun farklı bir model yaratmalarının ve birbirleriyle iletişim halinde olmalarının önemine işaret etti.

"ARACILAR TAMAMEN ORTADAN KALKMAZ"
Selışık, çiftçiler pazara doğrudan ulaşsalar bile aracıların tamamen ortadan kalkmayacağını belirterek, buna karşın örgütlenme yoluyla çiftçilerin maliyetlerinin bir miktar üzerinde kazanabileceklerini ifade etti.

Gıda kaynaklı atıkların azaltılmasının da ekonomiye ciddi katkı sağlayacağını anlatan Selışık, "Tarladan sofraya kadar geçen sürede ciddi bir gıda israfı var. Bunun azaltılması da çiftçinin cebine girecek olan paraya katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

FAO olarak gıda fiyatlarının hesaplanması açısından dünya genelinde temel besin ihtiyaçlarının üretimini takip ettiklerini belirten Selışık, verileri toplayıp analizinin yapılmasının yanında tüketici taleplerini ve maliyetlerini dikkate alan fiyat analizi yaptıklarını da sözlerine ekledi.
 
20.2.2019
Devamı

Ziraat Bankası Hasar Gören Seraları Ayağa Kaldırmak İstiyor

Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, seracılık kredileri ilse hasar gören seraları ayağa kaldırmak istediklerini ve yeni seraların kurulmasına öncülük etmek istediklerini bildirdi. 

Ziraat Bankası Seracılık Toplantıları, Antalya’da kent merkezindeki bir otelde, ziraat odaları, ticaret oda ve borsaları, Tarım ve Orman Bakanlığı İlçe Müdürlükleri, tarım kredi kooperatifleri, üretici örgütleri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda katılımcılara bilgiler veren Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, 2011, 2018 döneminde kredi kullanan üretici sayısının 3 milyona ulaştığını söyledi.
Pişmaf, kredisi devam eden üretici sayısının ise 676 bin olduğunu belirterek, bu 7 yıllık dönemde artışın ise yüzde 30 olduğunu vurguladı.
Her 100 kişiden 98.5’unun kredisi ödediğini 1.5’unun ise gecikmeli olarak ödediğine değinen Pişmaf, erteleme ve yapılandırma şartlarının dışında üreticilerle baş başa görüşüp çiftçilerin sorununu çözmeye çalıştıklarını kaydetti. 
Antalya’da yayla seracılığına kayışın olduğunu ifade eden Pişmaf, cam örtüden ise naylon örtüye geçişin olduğunu söyledi. 

"Amaçları"
Seralarda ağırlıklı olarak domates,salatalık, biber patlıcan, karpuz ve muz üretildiğini bildiren Pişmaf,“ Verdiğimiz kredinin yüzde 80’i Akdeniz bölgesinde, bununda yüzde 50’sini Antalya oluşturuyor. Mersin ve Muğla takip eden iller. 770 bin dönüm kadar kayıtlı örtü altı olduğu belirtiliyor. Amacımız örtü altı tarımın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, kapasite kullanımın arttırılması, jeotermal kaynakların kullanılmasını arttırma, üretimde verimlilik ve karlılığın arttırılması, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır."ifadelerine yer verdi.

"Yüzde 75'ini banka karşılayacak"
Pişmaf Üreticinin hangi harcamalarına kredi verileceğini, ise şöyle açıkladı,“ Yeni sera yapımı, kurulu sera alımı, modernizasyon ve onarım, ısıtma, soğutma nemlendirme, serada kullanılan ekipmanlar, kullanım ömrü 24 aydan uzun olan demirbaşlar. İşletme kredileri ise, tohum, fide, gübre, ilaç, enerji, ısıtma,soğutma, işçilik, nakliye gibi. Yatırım harcamalarının yüzde 75’ine kadar kredi vereceğiz. Yüzde 25’in ise üreticinin kendi karşılayacak.”

"Ödeme koşulları"
Ödemelerden bahseden Pişmaf, “ Yatırım kredileri 2 yıla kadar ana para ödemesiz dönem, toplam yedi yıla kadar vade veriyoruz. Bu krediler yılda bir ödemeli, eşit ana para taksitli ödemeli, eşit taksit ödeme, esnek ödemeli olarak gerçekleşecek. Faizi yüzde 11 uyguluyoruz ama hazinenin desteğiyle bu oran yüzde 8.25 olarak gerçekleşiyor.” diye konuştu.
Pişmaf, kredi değerlendirmelerinde yapı ruhsatı aranması uygulamasını kaldırdıklarını kaydetti.
Amaçlarının hasar gören seraların biran önce ayağa kaldırılması ve üreticilerin yoluna devam etmesini sağlamak olduğunun altını çizen Pişmaf, yeni seraların ve yayladaki seraların kurulmasını teşvik etmek olduğunu kaydetti.
Pişmaf, sübvansenin ise 2020 yılına kadar geçerli olduğunu sözlerine ekledi.

"Kayıt önemli"
Tarsim Antalya Bölge Müdürü Mustafa Değer, Örtü Altı Kayıt Sistemi’ne kayıtlı bulunan her üreticinin sigortadan faydalanabileceğini kaydetti.
Değer, en çok karşılaştıkları risklerin ise dolu, fırtına, hortum ve su baskınının başı çektiğini ifade etti.


 
20.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını da İlgilendiren Torba Yasa Geçti

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, Petrol Piyasası Kanunu'nda yer alan "Bir tüketim tesisinde her bir cins üründen yılda 20 bin ton ve üzeri akaryakıt kullanan serbest kullanıcılar, tüketimlerinin 15 günlük kısmını karşılayacak miktarda kendi depolarında stok bulundurmak mecburiyetindedir ve bunlar ulusal petrol stoku içinde mütalaa edilir." hükmü, metinden çıkarılıyor.
Serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin, ulusal petrol stok yükümlülüğünün kaldırılması hedefleniyor.

Teklife göre, konusu suç teşkil etmemek kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personelinin çocukları için kreş ve gündüz bakımevi hizmetini bütçesinden hizmet alımı yoluyla karşılayan belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacak, başlamış olanlar işlemden kaldırılacak.
Hazineye ait deniz ve iç sularda ya da buralardan yararlanılarak karada yapılacak su ürünleri üretiminde, üretim hakkının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca kiralanmasına ilişkin uygulamanın süresi 1 Ocak 2020'ye kadar uzatılacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılarak, tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet veren B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri, kamu kurumları ve 50'nin altında çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi ile eşleştiriliyor.
Teklifle, tarımsal üretime devam etmeleri şartıyla; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından 31 Aralık 2018 itibarıyla tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılanlar ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ilgili mevzuat kapsamında ertelenmiş olan borçlular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar banka/kooperatife başvuruda bulunarak tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yapılandırılan ve ödemeleri halihazırda devam eden krediler, bu madde hükmünden etkilenmeyecek ancak başvurmaları durumunda bu madde hükümlerinden faydalandırılabilecek.

 
20.2.2019
Devamı

Et Üreticileri TANZİM İstiyor

Son zamanlarda sebze-meyve fiyatlarındaki fahiş artışın önüne geçmek amacıyla, büyükşehirler başta olmak üzere şehirlerin meydanlarında, tanzim satış noktaları kuruldu.
Geçtiğimiz hafta pazartesi günü başlayan uygulama; tüketiciyi memnun ederken, fiyatlarda da yüzde 50'ye yakın düşüş oldu.

ET ÜRETİCİLERİ DE İSTİYOR

Sebze-meyvedeki olumlu gelişmelerin ardından Kırmızı Et Üreticileri Birliği de kırmızı et için tanzim satış noktası kurulmasını istiyor.

ŞARKÜTERİ YÜZDE 50 UCUZLAR

Üreticiler, kendi alanlarında da aracıların aradan çıkacağı bu sistemde, şarküteri ürünlerinin yüzde 50, karkas etin ise yüzde 30 ucuzlayacağı düşüncesinde.
Öte yandan Kırmızı Et Üreticileri, Et ve Süt Kurumu üzerinden ve marketler üzerinden yapılan ucuz et satışının ise yetersiz olduğu görüşünde.
Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) sınırlı sayıdaki satış noktasıyla vatandaşa ulaşamadığını, ucuz eti de ucuzcu zincir marketlere verdiğini dile getiren Tunç, "ESK ithal et satışı da yapıyor. Biz aracı olmadan ucuz yerli eti vatandaşa ulaştırmak için tanzim satışa başlamak istiyoruz" dedi. Gerekirse ESK bünyesinde de bu işi yapabileceklerinin altını çizen Tunç, sadece üretici ve tüketicinin olacağı bir modelle fiyatların ciddi oranda düşebileceğini kaydetti.

'ARACILAR KAZANIYOR'

Ette tanzim satışı başlarsa karkasta yüzde 30, şarküteride yüzde 50'ye varan indirimin söz konusu olabileceğinin altını çizen Tunç, "İlerleyen zamanlarda fiyatı 3'e katlanan süt ürünlerini de sisteme dahil edebiliriz" dedi.
Mevcut sistemin aracılara kazandırdığını ve bu işte inanılmaz bir rant olduğunu ifade eden Tunç, "Başkan Erdoğan'a görüşme talebimizi ilettik. Bu iş için düşünülecek her modele hazırız. Yeter ki üretici birlikleri bu işin içine dahil olsun" diye konuştu. Tunç, konunun detaylarını netleştirmek için yarın üreticilerle de bir araya geleceklerini kaydetti.
 
 
 
20.2.2019
Devamı

Fındığa 2 Milyon Kalite Farkı

Türk fındığının yaklaşık üçte birini satın alan Ferrero Fındık'ın Genel Müdürü Bamsı Akın, fındığa bakış açılarının kalite bazlı olduğunu belirterek, "Türkiye'de bu sezon için fındığa 2 milyon lira kalite farkı ödedik" dedi. Ferrero'nun cirosunun 10 yılda ikiye katlandığını ifade eden Akın, "Bu fındık talebimizin de arttığını gösteriyor. Fındık tarımının sadece veriminin değil, kalitesinin de arttırılması gerekiyor" diye konuştu.

VERİM ARTMALI
Fındıkta verimi arttırmak ve sosyal, çevresel konularda çiftçileri bilgilendirmek amacıyla uygulamaya koyduğu projelere 25 milyonluk yatırım yaptıklarını belirten Akın, Değerli Tarım Uygulamaları adını verdikleri projeye ilişkin, "Türkiye'de şu an dekar başına ortalama 80-100 kilogram ürün alınıyor. Biz model bahçelerimizde dekarda 300-350 kg ürün alabiliyoruz. Profesyonel fındık tarımı için yılda 120 gün bahçede çalışmak gerekiyor. Türkiye'de bu süre ortalama 30 gün. Ferrero olarak uzun vadeli projelere açığız" açıklamasında bulundu.

FINDIK ELÇİSİYİZ
Fındık için en önemli merkezin Türkiye olduğuna değinen Akın, şunları söyledi: "Dünyada toplam 1 milyon ton kabuklu fındık üretimi var, iç fındık bunun yarısı eder. Türkiye'de üretim 600-700 bin ton civarında. Türkiye'nin fındık elçisi olduğumuzu söylüyoruz. Soramartec'in yani Ferrero Ar-Ge Bölümü'nün Türkiye'de de bir ofisi var. Tarım il müdürlükleriyle, üniversitelerle, ziraat odalarıyla, Giresun Tarımsal Araştırmalar ile Türk fındığının gelişmesine yönelik ortak yürüttüğümüz ya da katkı sağladığımız projeler oluyor. Ayrıca, TOÇEV ve AYDER gibi sivil toplum kuruluşları ile sosyal projeler yürütüyoruz."dedi.
 
20.2.2019
Devamı

Gübre'de Mazotta Tanzim Satış Açıklaması Çiftçiyi Sevindirdi

Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenen Geniş Katılımlı Buluşma Programı'nda konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu çiftçi için de gübre, ilaç ve tohum gibi girdilerin maliyetinin yüksek olduğunu, bunu düşürmek için de bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Gerekirse bu girdiler için de tanzim satış yapabiliriz." Dedi.
Çavuşoğlu’nun sözleri çiftçileri heyecanlandırdı. Mardinli çiftçiler, tanzim kararının bir an önce yürürlüğe girmesini istiyor.

"Çiftçiler olarak tanzim satışına çok sevindik"

Çiftçilikte girdi maliyetinin yüksek olduğundan yakınan Mardinli  çiftçi Hasan Yılmaz, "Bu yıl buğday ekiminde gübrenin tonu bin 800 TL’ye aynı şekilde tohumun tonunu da bin 800 TL’ye aldım. Tabi ilaç da almamız lazım. Ektiğimiz arazi yabancı otla dolmuş bu yabancı ot için ilaçlamanın yapılması gerekir. İlaçlama yapılmasa hiçbir ürün alamayız. İlaç, gübre, tohum, mazot hepsi pahalıdır. Çiftçi arazisini nadasa bırakmak istemediği için ekiyor. Çünkü girdiler ile geliri hesapladığınızda hemen hemen baş başa çıkıyor yani çiftçiye pek fazla bir şey kalmıyor. Meyve sebzede uygulanan tanzim satışı gübre, ilaç ve tohumda da yapılırsa biz çiftçilere iyi bir yardım olur ve rahat bir nefes alırız. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gübre, ilaç ve tohumda tanzim satışa gidileceğini açıkladığında çiftçiler olarak çok sevindik. Çünkü bizde böyle şey istiyorduk." diye konuştu.
"İnşallah tanzim kararı bir an önce yürürlüğe girer"
 
 
19.2.2019
Devamı

TZOB'da İmparatorluk mu?

TZOB Mayıs ayında yapılacak Merkez Birliği seçimlerine hazırlanıyor.
Tarımdan Haber’den Sadettin İnanın Haberine göre Bayraktar'ın karşısına yine kimse aday olamayacak. Bayraktar'ı seçecek 300 üst kurul delegesi, TOBB, sendikalar ve hiçbir meslek örgütünde olmayan seçim sisteminden dolayı özel olarak seçilecek. Özel olarak seçilecek 300 delege ise Bayraktar'ı yeniden Başkan koltuğuna oturtacak.
Tarımdan Haber’ den Sadettin İnan yaklaşan TZOB seçimleri ile ilgili yazısında şunlara değindi.
 
Ülke tarımı can çekişirken, çiftçinin en önemli meslek örgütü olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) yönetimi ise koltuk peşinde. TZOB, çiftçinin örgütlü yapısından ziyade Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. 16 yıldır TZOB Başkanlığını yapan Şemsi Bayraktar, Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. TZOB seçimlerinde Türkiye genelindeki bütün odalar temsil edilmezken, mevcut seçim sistemine göre de Bayraktar'ın karşısına kimse aday çıkamıyor.

ÇİFTÇİ SAHİPSİZ DURUMDA

Ülke tarımı ithalat ve girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı can çekişirken, çiftçide üretimden çekiliyor. TZOB gibi örgütlü bir yapı bulunmasına rağmen, koltuk kaygısından dolayı çiftçi şu anda sahipsiz durumda. Çiftçi, girdi maliyetlerinin yüksekliği, finans sorunu, ithalat ve ağır borç yükü altında ezilirken, bu sorunların çözümü konusunda TZOB güçlü bir lobi faaliyeti yürütemiyor. Ülke tarımı ve çiftçi her geçen gün kan kaybederken, TZOB Başkanı Bayraktar 16 yıllık koltuğunu kaybetmemek için Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. Demokratik olmayan seçim sisteminden dolayı da Bayraktar'ın karşısına yine aday çıkamayacak.

4.5 MİLYON ÜYESİ VAR BAŞKANI 300 DELEGE SEÇİYOR!

TZOB seçimlerinde çiftçi tam anlamıyla temsil edilmezken, demokratik olmayan bu seçim sistemine ise yıllardır göz yumuluyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB'un gücünü göstermek için 4.5 milyon üyesinin bulunduğunu söylemesine rağmen, seçimlere sadece 300 delege katılabiliyor. TZOB'un üst kuruluna katılacak 300 delege de Mart ayında yapılan özel bir seçimle belirlenecek.

BÜTÜN ODALAR TEMSİL EDİLMİYOR

TZOB'un Türkiye genelinde 750 civarında odası bulunmasına rağmen, bu odaların tamamı Başkan seçimlerinde temsil edilmiyor. Normalde her oda başkanı veya Meclis Başkanı'nın Merkez Birliği'nin seçimlerine katılması gerekirken, seçim sistemi buna müsaade etmiyor. Demokratik olmayan ve çiftçinin tam manasıyla temsil edilmediği seçim sistemi ise yıllardır değiştirilmiyor.

BAŞKANI SEÇEÇEK 300 DELEGE ÖZEL SEÇİLİYOR!

TZOB'un Mayıs ayında yapılacak seçimlerine katılacak üst kurul delegeleri, ilçe oda seçimlerinde değil, Mart ayında Ankara'da yapılacak özel bir seçimde belirlenecek. TOBB, sendikalar ve diğer meslek örgütlerinde görülmeyen bu seçim sisteminden dolayı TZOB, Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. TZOB Başkanını seçecek 300 delegenin belirlenmesi için Mart ayında yapılacak seçimlere ise ilçe odalarının üye sayılarına göre delege gönderiliyor. Ankara'ya muhalif olabilecek delegeler bu seçimlere gönderilmezken, gönderilen de eleniyor. Zaten Merkez Birliği'nin istediği adayların gönderilmemesi durumunda Ankara'nın o odaya müfettiş gönderme yetkisi bulunuyor. Yani Mayıs ayında yapılacak seçimlerde Bayraktar'ın karşısına aday olabilecek isimler, Mart ayında yapılacak seçimlerle tamamen elenmiş olacak.

BAYRAKTAR'A DOĞAL ÜYE AYRICALIĞI

Diğer yandan TZOB Başkanı Bayraktar ile yönetim kurulu üyelerinin doğal üye ayrıcalığı bulunuyor. Bu ayrıcalıktan dolayı Bayraktar ve yönetim kurulu üyeleri, ilçelerinden seçilmeden Merkez Birliği seçimlerine aday olabiliyorlar. Yani Bayraktar, seçim bölgesi olan Sakarya Akyazı'dan seçime girmeden TZOB Başkanı seçilebiliyor. Doğal üye hakkı ise 750 oda başkanının hiç birinde bulunmuyor.
 
 
 
19.2.2019
Devamı

Rusya’dan Patates İthalatı Gerçekleştirilecek mi?

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu TBMM’de Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Gaytancıoğu’nun soru önergesinde Et ve Et ürünlerinin yanı sıra Patates ithalatı önergesi de dikkat çekti.
CHP’li Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu bakana yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;
 
Rusya’dan et ve et ürünleri ithalatının yanında patates ithalatı da gerçekleştirilecek midir?
Eğer Rusya’dan patates ithalatı  gerçekleştirilecekse miktarı ne olacaktır?
Türkiye'de patates ekimlerine ne zaman izin verilecektir?
Patateste yerli üretimi arttırabilmek için bir politikanız ve üretim planlamanız var mıdır?

Öte yandan Gaytancıoğlu soru önergesine yönelik şu açıklamayı kaydetti.

  “Son zamanlarda çeşitli illerde patates depo baskınları ve arkasından sözde hastalık riski nedeni ile 25 ana üretici ilde yasaklanan patates  üretiminin ana nedeninin Rusya ile yapılan et, et ürünleri, canlı hayvan, süt tozu, süt ve süt ürünleri yanında patateste olduğu şeklinde kamuoyuna da yansımıştır” dedi.
 
 
18.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırklareli Üniversitesi'nde düzenlenen 'Tarım ve Orman Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Çiftçinin merakla beklediği destek ödemeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Pakdemirli, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız da müjdesini verdi, ben de detaylarını vereceğim" dedi.

Ocak ayında 2,3 milyar lira destek ödemelerini yaptıklarını hatırlatan Pakdemirli, "Ocak ayında 2,3 milyar lira, eski parayla 2,3 katrilyon destek ödemelerini yaptık" diye konuştu.
Mart ayında ise ödemelerin devam edeceğini dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti: “Alan bazlı destekler 1 katrilyon 855 milyar 977 milyon, buzağı desteklemeleri ödemeleri 510 milyon, diğer hayvancılık ödemeleri 133 milyon 650 bin, fark ödemeleri 260 milyon, yem bitkileri desteği 120 milyon diğer tarımsal desteklemeler 144 milyon 527 bin. Toplam 3 milyar 24 milyon 154 bin eski parayla 3 katrilyondan daha fazla bir paranın destek ödemesi olarak cebinize giriyor; üretici olarak bu da hayırlı olsun."
 
 
18.2.2019
Devamı

Tarım Kredi Katılım Bankacılığında Kararlı

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, katılım bankacılığında kararlı olduklarını belirterek, "Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız" dedi.
Poyraz, tarım sektöründe katılım bankacılığı ihtiyacına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bir ürünün tarladan tüketiciye gelirken geçtiği süreçlerde birçok aşamada finansmana ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Poyraz, finansman sağlamada kullanılan kredinin faiz maliyetlerinin ürünlerin fiyatlarına eklendiğini anlattı.

Poyraz, gübre alım satımı üzerinden örnek vererek, "Tarım Kredi olarak gübreyi alırken bizim de çok ciddi anlamda finansman ihtiyacımız var, bunun için bankadan kredi kullanıyoruz. Çiftçiye bunu satarken çiftçi de parası yoksa kredi kullanıyor. Sonrasında ürün üretiliyor. Bu ürünün 1 ay içinde alınması ve işleme tabi tutulması gerekiyor. Milyonlarca tonla ifade edilen ürün alınırken de kredi kullanarak çiftçiye parası ödeniyor. Sonrasında da çiftçi bize, biz de kredi kullandığımız yere ödüyoruz. Bütün bu katmanların her birinde ayrı ayrı finansman kullanıldığı için burada çok ciddi bir faiz yükü var" ifadelerini kullandı.
Faiz yükünün maliyetleri bu kadar etkilediği bir durumda alternatif bir sistem oluşturulması gerektiğini vurgulayan Poyraz, tarım sektörünün katılım bankalarının yatırım yapmalarına müsait olduğunu ve fırsatlar sunduğunu anlattı.

Poyraz, örnek olması için bir katılım bankasıyla ticaret yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Fıstık ve badem işleme tesisimizde işlemek üzere vatandaşımızdan fıstık ve badem alırken parasını ödüyoruz. Parayı öderken bankadan borçlanıyoruz. Katılım bankasına dedik ki '50 milyon lira siz, 50 milyon lira biz koyalım, ortaklarımızdan aldığımız ürünün bedelini ödeyelim. Sonra fabrikada bunları işleyip satalım, dönem sonunda bir hesap yapalım. Fabrikadaki masrafları düşelim, ne kadar kaldı ikiye bölelim' dedik."
Tarım Kredi'nin katılım bankası kurma yönünde kararlı olduğunun altını çizen Poyraz, şöyle devam etti: "Bu işe sermaye koymak isteyen yabancı ortaklarla ya da Türkiye'de bu işe yatırım yapmak isteyen, bu işe varız diyen katılım bankalarıyla veya en nihayetinde biz biraz daha küçük başlayalım ama biz başlayalım dersek de bu işe başlayabiliriz.
Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da bu projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız. Yani ete kemiğe büründüğünü söyleyebilirim. İllaki biz yapalım demiyoruz." 
 
 
18.2.2019
Devamı

e Çiftçi Portalı Devrede

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.
Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"DÜNYANIN EN KAPSAMLI TARIM BİLİŞİM ALTYAPISI"

Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."
.
 
18.2.2019
Devamı

Hayvancılık Desteklerinde Ana Olmadan Dana Olmaz

Türkiye’de tarımsal desteklerin tutarı ve veriliş şekli ile yerindeliği hemen her zaman çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Türkiye’de tarımsal destekler yakın zamanda gündeme gelmiş değildir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana şu ya da bu şekilde tarımsal destekler gündemde olmuştur. Öyleki hem temel işlevi destekleme olan birçok kurum oluşturulmuş, hem de bu konulara ilişkin çok sayıda yasal düzenleme yapılmıştır. Hatta bunlar da yeterli olmamış olacak ki, tarımsal destekler zaman zaman Türkiye ile uluslararası kuruluşların müzakere ettikleri konular arasında da yer almıştır.

Tarımsal Destek Nedir?
Tarımsal ürün üreten, işleyen ve tüketenlere doğrudan ya da dolaylı biçimde kullandırılan kamu kaynakları “tarımsal destek” adı altında toplanabilir. Mesele bu şekilde ele alındığında günümüzde tarımsal destek kapsamında sayılabilecek uygulamaların bir kısmını;
  • Faizsiz yatırım kredisi,
  • Mazot, gübre, toprak analizi desteği,
  • Çevre amaçlı tarım arazilerinin koruma programı desteği,
  • Fark ödemeleri destekleri,
  • Anaç sığır, anaç manda, anaç koyun-keçi desteği,
  • Buzağı desteği,
  • Süt primi,
  • Yem bitkileri üretimi desteği vb. şeklinde sıralamak mümkündür.
Tarım ve Orman Bakanlığının internet sayfasında destek verilen alanlar sıralanmıştır. Burada hayvancılık desteklemeleri başlığı altında 20, onların altında da yaklaşık 35 alt başlık saymak mümkündür . Kısaca; sığırdan su ürünlerine, hayvan sağlığından yem üretimine oldukça geniş bir çerçevede olmak üzere hayvancılığa 50’ye yakın başlık altında destek verilmektedir.

Tarım Desteklerinin Amacı
Tarıma verilen desteklerin birçok amacı vardır. Bunlar arasında ilk sırayı şüphesiz üretimin devamlılığı ve yeterliliğini sağlamak alır. Üretimin devamlılığı; üretici refahı ile başta toprak olmak üzere üretim unsurlarını korumayı gerektirir. Besin nitelikli tarım ürünleri söz konusu olduğunda, üretimin sürekliliğinin esas tetikleyicilerinden olan talep her zaman olacaktır. En azından tarımsal ürünler olmadan yaşamın olamayacağı ve dünya nüfusunun önemli bir bölümünün (yaklaşık % 10) açlıkla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu olumsuzluklara ek olarak hem yetersiz hem de aşırı beslenen çok sayıda insanın varlığından da söz etmek gerekir.
Özetle tarımsal üretim hem dünya hem de Türkiye için önemlidir. Ama Türkiye için hayvansal ürünler üretimini artırmak yaşamsal öneme sahiptir. Türkiye’nin hayvansal protein üretiminin yarıya yakını sütten elde edilir. Türkiye’nin süt üretimine katkıda bulunan türler de; sığır, koyun, keçi ve mandadır. Ama süt üretiminin yaklaşık %91.2’si sığırdan elde edilmektedir. Türkiye’nin hayvan kökenli protein üretimine katkı yapan ürünlerden kanatlı eti ikinci, sığır eti de üçüncü sırayı almaktadır. Bahsettiğimiz bu hususlardan tahmin edileceği üzere, Türkiye hayvansal protein üretiminin yarıdan çoğu (yaklaşık %62) sığırdan elde edilmektedir.



Sığırın Türkiye süt ve kırmızı et üretiminin en önemli kaynağı haline gelmesinde, onun biyolojik avantajları yanında, Türkiye’de yıllardır hayvansal üretimde ilgili sorunların çözüm anahtarı olarak görülen entansif üretime, diğer memelilerden daha uygun olmasının da payı vardır. Bu avantajlarına son yıllarda, yatırımcıların başta faizsiz ya da düşük faizli yatırım kredileri vb. özendirici unsurlarla desteklenmeleri de eklenince, entansif süt sığırı ve sığır besiciliği yatırımları artmıştır. Bu değişimin ülke üretimine doğrudan artış olarak yansıyıp yansımadığı konusunda net ifadeler kullanmak pek mümkün değildir. Ama sığır eti üretiminde çok önemli artışlar olmadığı, hatta beklenmemesi gerektiği de, bilinmelidir.
Genelde tarım, özelde de hayvansal üretime verilen desteklerin yetersizliğinden şika­yetçi olanlar yanında, dağınıklığından, dağıtımında adil davranılmamasından, birçok hileye imkan vermesinden, hatta kesinti ve masrafların yüksekliğinden söz edenler de vardır. En azından çok çeşitli olması ve dağınıklığı konularında tereddüt yoktur.

Hayvancılık Neden Desteklemelidir?

İnsanların beslenmesi ve çeşitli sanayi kollarına hammadde sağlaması başta olmak üzere toplumlar için vazgeçilmez olan hayvansal üretimin desteklenmesinin birçok nedeni vardır.

Hayvansal Üretimi Artırmak

Ülkede yetersiz olduğu veya gelecekte yetersiz kalacağı saptanan ürün ve ürünlerin üretimini artıracak tedbirlerin alınması yönetimlerin önemli bir görevi kabul edilmelidir. Türkiye bu açıdan değerlendirildiğinde ilk dikkat çeken hayvansal ürünler kırmızı et grubunda yer alanlardır.
 
Üretici Örgütleri Desteklenmesi Gerek

Ürün satış fiyatları ile üretim girdilerinin temin fiyatları üretimden sağlanan gelirin ana unsurlarıdır. Bunların üretici lehine oluşmasına üretici örgütleri katkı sağlayabilir. Bu nedenle üretici örgütlerinin bu tip faaliyetlerde bulunmalarını mümkün kılacak yasal düzenlemeler yanında, onları ekonomik açıdan güçlü kılacak desteklemelere de ihtiyaç vardır. Kısaca, refahın yükseltilmesi için sadece üreticileri değil, bunlara hizmet veren örgütlerini de uygun biçimde desteklemek gerekir.
Tarımsal desteklerin şeffaf ve izlenebilir olması oldukça önemlidir. Bu tip desteklerin hak edildiğinden; ne desteği alan, ne desteği veren ne de üçüncü kişiler kuşku duymalıdır. Bunun için de doğru tasarlanmış ve gerçeği yansıtacak biçimde işleti­lebilen veri tabanları ya da bilgi sistemlerine ihtiyaç vardır.
Kısacası Hayvancılık desteklerinde yerinde ve zamanında verilerek daha etkin sonuçlar alınmalıdır. Özellikle buzağı desteklemesinden vaz geçilerek tekrardan anaya verilmelidir. Çünkü ana olmadan dana olmaz. Umut ediyoruz ki hayvancılıkta sağlıklı anneler kazandırılarak ithalata bağımlı olmaktan kurtuluruz. Aynı zamanda bu sağlıklı anneler ’den sağlıklı buzağılar elde edilerek hayvancılıktaki en büyük çıkmaz olan yetiştiricinin aynı zamanda ülkemizin ve ekonomimizin belini büken bu ithalat bağımlığından kurtuluruz.
Hayvancılıkta analarımıza sahip çıkmak dileği ile.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordintörü
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Yapılandırılması TBMM Sunuldu

Çiftçi borçları yapılandırılmasını ve kitaplardaki KDV'nin sıfırlanmasını içeren 18 maddelik torba Meclis Başkanlığı'na sunuldu. 
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, düzenlediği basın toplantısında, çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi'ye olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı, kitaplarda KDV oranının sıfıra indirilmesini de içeren 18 maddelik torba kanunun Meclis Başkanlığı'na sunulduğunu ifade etti. Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, “Bu yüzde 15’in 5 puanını hazine karşılayacak, 10 puanını çiftçi karşılayarak yapılandırma sağlanacak” ifadelerine yer verdi. Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında verilen 1000 TL’lik ikramiyenin gelir testi uygulamasına dahil edilmeyeceğine ilişkin bir maddenin de teklifte yer aldığının altını çizen Mehmet Muş, “Dahil edildiği zaman gelir hesaplamasında gelir yükseldiği için engelli yardımı alan bazı vatandaşlarımızın engelli yardımının kesilebileceğini gördük. Bu 2 bin liranın gelir testine dahil edilmemesi ile alakalı da bir düzenleme de teklifte mevcut” şeklinde konuştu.

3600 ek göstergeyle ilgili sorulara yanıt veren Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, 3600'ün masada olduğunu, “Ancak bu çalışmalar tamamlandıktan sonra adım atılabilir. Bu AK Parti’nin masasında ajandasında olan bir konudur. 3600 ile ilgili çalışmanın seçim öncesi alelacele getirilmesini etik olarak çok doğru bulmuyoruz” dedi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili bir çalışmanın olmadığını ve Hal Yasası, Askerlik Yasası ile Hayvanları Koruma Yasası gibi düşünülen konuların ise şu anda yasalaşmasının mümkün olmadığını söyleyerek sıkışık Meclis takvimi nedeniyle ileriki zamanları işaret etti.

Yapılması gereken diğer düzenlemeler ise şöyle:
 Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesini ismi Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi olarak değiştirilecek. 

 Çevre Kanuna göre, alınan geri kazanım katılım paylarının beyan edildikleri ayın son gününe kadar ödenecek.
 Özel Tüketim Kanunu ekli 4 sayılı listede yer alan cep telefonu ile diğer alıcısı bulunan verici portatif telsiz telefon cihazlarının vergi oranlarının belirlenmesinde ÖTV vergisi matrahları esas alınarak farklı dilimler ihdas edilmesi yönünde düzenleme yapılıyor.
Petrol piyasası Kanununda değişiklik yapılarak serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin ulusal petrol stok bulundurma yükümlülüğü kaldırılıyor. Yasa teklifinin gerekçesinde, bu kapsamda yer alan lisans sahibi sayısının sınırlı olması ve tutulan stok miktarının düşük olması nedeniyle ülkenin ulusal stok miktarında kayda değer bir azalmanın olmayacağı belirtildi.
Teklifle tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet vermekte olan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde hizmet vermekte olan B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme sürelerinin kamu kurumları ile 50’nin altında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi eşleştirilerek, iş güvenliği uzmanları için iş gücü piyasasının daralmanın önüne geçilmekte.
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Tarımsal Üretim Projesinde Pilot İl'de İmzalar Atıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırşehir'de Ak Parti'nin seçim bürosunun açılışını yaptı. Burada 31 Mart seçimlerinin önemine dikkat çeken Pakdemirli, tarım ve hayvancılıkta üreticilere ve çiftçilere verdikleri destekleri anlattı.

Burada çiftçiye, “Derdinizi, sıkıntılarınızı biliyoruz” diye konuşan Pakdemirli, tarım girdilerinin dövizden kaynaklanan artışlar nedeniyle arttığını kaydetti. Bunları mümkün mertebe imkanları çerçevesinde yardımcı olacaklarını dile getiren Pakdemirli, “Artan girdi maliyetlerini azaltmaya çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Tarım ve hayvancılık desteklerini bu ay içerisinde bitireceğiz. Yem fiyatlarını da aşağı çekmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Diğer yandan Ürün Alım Garantili Tarımsal Üretim Projesi, pilot il olarak belirlenen Kırşehir'de Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci tarafından imzalanan protokolle hayata geçirildi.

Bakan Pakdemirli şunları kaydetti: "Sözleşmeli tarımda daha çok üreticinin hakkını koruyacak bir kanun tasarısı üzerinde çalışıyoruz. Sanayici bir malı alırken fiyat aleyhinde geliştiği zaman sözleşmeyi bir kenara bırakıyor, serbest piyasadan alıyor. Bunu karşılıkı olarak düzenleyeceğiz. Üreticiler baştan alacağı parayı bilecek, hesabını kitabını ona göre yapacak. Sözleşmeli tarım bu açıdan çok önemli. Burada da bunun iş birliği protokolü imzalanacak. Kooperatifler var, biz varız. Değerli belediyemiz var. 18 bin dekar arazide sözleşmeli tarım yapılıyor olacak. Bunun da Kırşehir'imize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum”
 
 
15.2.2019
Devamı

Fırsatçılar Yola Geldiğinde Tanzim Satışlar Sona Erecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Esnaf Buluşması Toplantısında konuştu. Erdoğan tanzim satışlarla ilgili, "Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde, uygulama sona erecek" dedi.

YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARIN AMACI ESNAFI RAHATLATMAK

Aile içindeki sıkıntının bize etkisi ne ise esnaftaki sıkıntının etkisi de aynıdır. Esnaf kardeşlerimizle yapmış olduğumuz sohbetin ve içmiş olduğumuz bir bardak çayın keyfini başka hiçbir şeyde bulamadım.
 Esnaf kredilerinin faiz oranını yüzde 47'den yüzde 4-5 seviyelerine indiren iktidarız. Esnaf ve sanatkarlarımızın borçlarını yeniden yapılandırarak önlerini görmelerini temin ettik. Ticari araçlardaki ÖTV ve KDV indirimini Mart ayı sonuna kadar uzattık. Vergi konusunda esnafımızın yükünü azaltmak için çalışmalar yaptık. Vergisini düzenli ödeyene 5 puan indirim sağladık. Yaptığımız bütün çalışmaların bir amacı var o da esnafımızı rahatlatmaktır.
Fırsatçılar her yerde karşımıza çıkabiliyor. Milletimiz bunlar karşısında haklı olarak çok öfkeli. Biz de öyleyiz. İşte bu yüzden tanzim satış uygulamasını başlattık. Şu anda fiyatlar yarı yarıya indi. Bundan sonraki süreçte yani seçim sonrasında belediyelerimizin organizasyonunda bakanlığımızın kontrolünde bu işin en ücra köşelere kadar yapılmasına yönelik adımlar da atacağız. Sadece buralarda sebze meyve değil temizlik ürünlerine kadar pek çok şeyi buralarda vatandaşımıza ucuza satma arzusu içindeyiz. Amacımız asla esnafa rakip olmak değildir. İşlerin normale döndüğünü gördüğümüzde artık bu tür yöntemlere gerek kalmayacak. Bizim işimiz zaten bu değil ki. Biz şu anda bu işi yoluna sokalım diye bu adımları attık.

FIRSATÇILAR YOLA GELDİĞİNDE TANZİM SATIŞLAR SONA ERECEK

Fırsatçılara ikazlarımızı yaptık. Karlarını makul seviyelere çekmeleri yönünde çağrıda bulunduk. Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde tanzim satış uygulaması sona erecek. Bu ekonomik tetikçilere de sağlamından bir Osmanlı tokadını hep birlikte vuracağız.

BUGÜNKÜ MESELE SOFRAYI DONATMAK MESELESİDİR

Bugünkü mesele kuru ekmek bulmak değil sofrayı donatmak meselesidir. Bu hayat standartlarını talep etmek vatandaşlarımızın hakkıdır. Bizim de bu standartlarımızı sağlamak görevimizdir. Biz milletimizi dünyanın en ileri ülkelerinin standartlarına çıkarma sözü veriyoruz. İcraatlarımıza yetişemeyenler aradaki farkı göremezler.
 
 
 
14.2.2019
Devamı

KÜÇÜKBAŞLARDA KOYUN-KEÇİ VEBASI (PPR)  VE ÇİÇEK  HASTALIĞI

 
Türkiye, koyun-keçi yetiştiriciliği için uygun şartlara ve coğrafi özelliklere sahip bir ülkedir. Bunu birçok uzman veya hayvan yetiştiricisi bilir ve her yerde  vurgular. Memleketimizin doğusunda meşelikler ve meralar, Orta Anadolu’da uçsuz bucaksız bozkırlar, batıda sulu-susuz araziler küçükbaş yetiştiricileri için caziptir ve nice fırsatlar sunar. Aile işletmeciliği adına bir çok insana iş sahası ve gelir kaynağı oluşturan bir sektördür.

Fakat son zamanlarda ülkemizin bazı bölgelerinde küçükbaş hayvanlarda Koyun-Keçi Vebası “Peste des Petits Ruminants” (PPR)  ya da Çiçek hastalığı tespit edildiğine dair haberler bulunmaktadır.  Böylesi şeyler zaman zaman hem üreticilerimiz, hem de sektörde çalışanlar için bir baskı unsuru olup can sıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bahsedilen hastalıklar sadece bizde değil, pek çok ülkede de sorun oluşturmaktadır. Ortadoğu ülkeleri, Orta Afrika, Arap Yarımadası, Hindistan, Pakistan ve Afganistan’da da sıklıkla görülmektedir. İtalya, Kıbrıs, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde de rastlanmıştır. Koyun Keçi Vebası (PPR) Türkiye'de 2000 yılından itibaren ortaya konulmuş, önemli ekonomik kayıplara yol açmıştır. 2005-2015 yılları arasında PPR vakaları yönünden incelendiğinde, en fazla Marmara bölgesinde (%32), daha sonra Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde (%22) görüldüğü bildirilmiştir.



İl bazında 12 ilde hastalık bildirimi yapılmışken, bu dönemde en fazla hastalık çıkan şehir İzmir olmuş, onu Konya ve Adana izlemiştir. Sonraki yıllarda başka şehirlerden de hastalık bildirimleri tek tük gelmiştir. Veba hastalığı koyunlara nazaran keçilerde daha fazla görülür.  Erginlere göre oğlaklar daha duyarlıdır. Hastaların gözyaşı, burun akıntısı, salya ve dışkılarında yüksek düzeyde virusa  rastlanır. Bir hayvandan diğerine yakın temas ve ağız-burun akıntılarıyla bulaşır. Yine etkenin bulaştığı yem ve sular da hastalığı yaymada büyük rol oynar. Özellikle kalabalık sürülerde hastalık hızlı yayılır. Yüksek ateş, iştahsızlık, durgunlukla başlar. Başlangıçta berrak karakterde göz ve burun akıntısı varken, hastalık ilerledikçe sümüksü akıntılar irinli bir hal alır.  Bir kaç gün sonra diş etlerinde, dudaklarda, dilde, damakta kepek serpilmiş tarzda bir görüntü ve burun içinde yaralar şekillenir. İleriki zamanlarda yaralar ülserleşir. Ağızdan oldukça pis ve kötü kokular gelmeye başlar. Öksürük çok sık rastlanan başka  bir belirtidir. Akciğerlerde pnömoni (iltihaplanma) ile karakterizedir. İshalin başlaması ile beden ısısı düşer. Bu dönemde gebe hayvanlarda yavru atmalar meydana gelebilir. Bir hafta içinde ölümler başlar. Ancak hastalığı kendi kendine atlatan hayvanlar da olabilir. Genç hayvanlarda gerek bulaşma ve gerekse ölüm oranı çok daha fazladır.

            Koyun ve keçi vebası bir yerde tespit edilir edilmez, derhal yetkili mercilere bildirmeli ve acil tedbirler alınmalıdır. Hastalığı bir an evvel söndürmek için genel tedbirler alındığı gibi, özel ilave tedbirlere de baş vurulur. Hastalık çıkan yer ve yakın çevresi Tarım Orman Müdürlüğü yetkilileri tarafından derhal karantinaya alınır. Yine bu bölgede küçükbaş hayvan satışları yasaklanır. Karantina süresince hayvan sevkiyatına da izin verilmez. Hastalığın bulaşma riskine karşı yakın çevredeki tüm küçükbaşlar PPR aşısı ile aşılanırlar. Vebadan ölenlere kesinlikle otopsi yapılmaz, öylece derin çukurlara gömülür. Ancak gerektiğinde uzmanlar tarafından hastalık şüphesiyle otopsi yapılacak olursa, otopsi sonrası hayvanlara ait kadavralar ya yakılarak imha edilmeli ya da çok derin çukurlara gömülmeli ve üzerine güçlü dezenfektanlar, çamaşır suyu ya da sönmemiş kireç gibi kimyasallar dökülerek kapatılmalıdır. Son olarak hastalıklı veya şüpheli hayvanlarla temas eden kişiler ellerini, elbiselerini, ayakkabılarını ve ayrıca kullandıkları aletleri, malzemeleri ve ağılın her yerini mutlaka dezenfekte etmelidir. Karantina tedbirleri, son ölüm vakasından ya da iyileşmeden 30 gün geçtikten sonra yetkililerce kaldırılacaktır.
            Çiçek hastalığına gelince; Asya, Afrika ve Ortadoğu’da sıklıkla görülür. Virus solunum, salya ve çiçeğe ait deri döküntüleri yoluyla ya da süt ile çevreye saçılır. Hayvandan hayvana aynı ortamda bulunmakla bulaşır ve genç hayvanlar hastalığa daha duyarlı olsa da, hemen her yaştaki koyunları da etkileyebilir.
            Yüksek ateş, nabız ve solunum  sayısında  artış, gözlerde şişme görülür. Burundan sümüksü bir akıntı gelir. Enfeksiyonun birinci gününden itibaren derinin kılsız bölgelerinde, burun ,dudaklar, göğüs, bacak arası, meme ve karın altında içi su dolu kabarcıklar veya kabuklar görülür.  Daha sonra bu kabarcıklar patlar, kabuklaşır. Kabuklar da döküldükten sonra yerlerinde izler kalır. Bazen döküntüler irinleşirler. Hastalığın şiddetli seyrettiği durumlarda kuzularda akciğer iltihaplanması (bronkopnömoni) meydana gelir.  Bu durumda 1-2 haftada içinde ölümler başlar. Ayrıca meme iltihabı (mastitis) ve yavru atmalar olur. Hastalığın seyri sırasında bakım, beslenme ve hijyen koşullarının etkisi çok büyüktür. Özellikle kuzularda ölüm oranı % 80’ e çıkabilir. Bu hastalıkla mücadelede yapılması gerekenler  yukarıda vebada belirtilen tedbirlere benzer. İşe enfeksiyon çıkan bölgede yer alan tüm koyun ve keçiler en kısa sürede aşılama yapılarak başlanmalıdır. Bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, hastalıkların bulaşmasını engellemek, ölümlerden kurtulmak istiyorsak, aşılamalara yeterince önem verilmelidir. Bu kurala dikkat etmek gerçekten son derece hayatidir. Her iki enfeksiyonda kullanılan aşıları özetlemek gerekirse;

Koyun-Keçilerde Veba Aşısı (PPR): Normalde aşılama faaliyetleri sonbaharda (Eylül-Kasım) her yaş ve kilodaki koyun ve keçilerin deri altına, 1 ml dozda yapılır. Gebe hayvanlara da uygulanabilir. Eğer altı aydan büyüklere yapılacaksa tek doz olarak, 6 aydan küçüklere uygulanacaksa 3-6 ay arayla iki defada yapılır. Aşı daha sonra yılda bir tekrarlanır. Koruyucu bağışıklık 21 günün sonunda başlar. Yaptırılması gereken aşılar içindedir. O sebeple bu aşıyı yaptırmayan ve hayvan sevki talep eden hayvan sahiplerine Veteriner Sağlık Raporu verilemez.

Koyun-Keçi Çiçek Aşısı: Bu aşı genellikle ilkbaharda (Mart-Nisan) kuzu ve koyunlarda koltuk altından, oğlak ve keçilerde de kuyruk dibindeki kılsız bölgeden deri altına yapılır. 6-12 haftalık kuzu ve oğlaklarda 0.2 ml, 3 aydan büyüklerde de 0.5 ml miktarında uygulanır. Gebe koyun-keçilerde gebeliğin son üçte birlik dönemiyle, doğumu takip eden ilk ayda ve hastalık çıkmayan yerlerde de 6 haftalıktan küçük kuzu-oğlaklara aşı yapılmamalıdır. Yirmi bir gün sonra başlayan bağışıklık en az sekiz ay sürmektedir.

            Sonuç olarak; hayvan yetiştiricileri tarafından yaptırılması zorunlu olan bu iki aşıyı, hastalık çıkmasını beklemeden, sürü sahipleri düzenli olarak kendileri  yaptırmalıdır. Aşı yaptırdıktan sonra bölgede bir salgın çıkması halinde üretici dikkatli davranmalı. Ağılın giriş-çıkışları kontrol altına alınarak, yabancı insanların ve hayvanların girmesi engellenmeli veya kısıtlanmalıdır. Ağıl kapısına dezenfeksiyon havuzları oluşturup içine klorlu, florlu sular katıldıktan sonra ayaklar dezenfekte edilerek içeri alınıp, dışarı çıkarılmalıdır. Hastalıklı sürülerin otlatıldığı mera veya otlaklara salgın geçene kadar hayvanlar sokulmamalı, en az bir ay boyunca tedbirler boşluk bırakılmaksızın sürdürülmelidir. Unutmayalım ki alınacak her tedbir bizi ve hayvanlarımızı koruduğu gibi, maddi kayıpları da en aza indirecektir. Hastalıksız, sorunsuz ve bereketli bir yıl geçirilmesi dileklerimle...
 
1- N. ALTUĞ, R. ÖZDEMİR, Z. CANTEKİN: Ruminantlarda Koruyucu Hekimlik: I. Aşı Uygulamaları. Erciyes Üniv. Vet. Fak. Derg. 10(1) 33-44, 2013)
2- Dollvet Veteriner Aşı, İlaç, Biyolojik Madde Üretimi Sanayi Ticaret A.Ş. https://www.dollvet.com.tr/urun-detay/Poxdoll.html /PestdollS.html
3- VETAL Hayvan Sağlığı Ürünleri A.Ş.http://www.vetal.com.tr/urun/PESTVAC-K /POXVAC
4- U. ÇAYANOĞLU. Adana ve Konya illerinde 2005-2015 yılları arasında görülen ppr (peste des petits ruminants) olgularının seyri ve patolojik yönden değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi. Konya -2016
5- S. GÜMÜŞOVA, Y. Selim MEMİŞ. Bazı Keçi Irklarında Küçük Ruminant Vebası Aşısı Sonrası Antikor Dağılımı. Kocatepe Vet J (2014) 7(1):53-55.
6- S. ÇERİBAŞI, M. ÖZKARACA, A. O. ÇERİBAŞI, H. ÖZER. Elazığ Yöresinde Pnömonili Keçi Akciğerlerinde Küçük Ruminant Vebası (PPR) Viral Antijeninin İmmunohistokimyasal Olarak Belirlenmesi.
7- C.N. AYTUĞ, Ü. ÖZKOÇ. Koyun Keçi Hastalıkları ve Yetiştiriciliği. Tüm Vet. Hayvancılık Hizmetleri Yayını 1990 İstanbul.
 
Dr Öğr Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı
 
 
14.2.2019
Devamı

Komşu'da İthal Et Kararı

İran, ekonomik krizle fiyatı çok artan kırmızı etin fiyatını düşürebilmek için Avustralya, Brezilya ve Kırgızistan ve daha birçok ülkeden canlı hayvan ve hazır et ithalatı yapacak.
İran'da ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra yerel para birimi tümenin dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle oluşan ekonomik krizden en fazla etkilenen sektörlerin biri de hayvancılık ve bununla bağlantılı olarak kırmızı et fiyatı oldu. 


Coğrafya, tabiat ve iklim şartlarının uygun olması nedeniyle hayvancılık alanında bölge ülkelerine göre iyi durumda olan İran, 11 Şubat 1979 devriminin 40'ıncı yılını kutladığı bu günlerde kırmızı et krizine çözüm arıyor.   
Komşu ülkelerden Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkmenistan'a canlı hayvan ihraç eden İran'da, besicilerin ülke içerisinde sattıkları etten kar etmedikleri gerekçesiyle hayvanları kaçak yollarla komşu devletlere satması, kırmızı et fiyatının 2 katına çıkmasına ve hükümetin fiyatları düşürmek için Kırgızistan, Brezilya ve Avustralya başta olmak üzere dünyanın birçok yerinden et ithal etmesine yol açıyor. 

Tahran'da geçen yıl bu aylarda 50 bin tümen olan kırmızı etin kilosu, şimdi kasaplarda ve marketlerde 100 bin tümenden satılıyor. Hükümetin yabancı ülkelerden ithal edip belediye pazarlarında sattığı kırmızı etin kilosu ise 40 ila 50 bin tümen arasında değişiyor. Fiyatların yarı yarıya fark etmesi, belediye pazarları ve ithal ucuz etin satıldığı diğer satış noktalarında uzun kuyrukların oluşmasına neden oluyor. 

Ülkede kesilen hayvan sayısının önceki yıla göre yüzde 20 azalmasıyla et fiyatlarında oluşan  artışın önemli bir faktör olduğu belirtiliyor. 
Ülkenin hayvancılık ve tarım alanında en güçlü ve zengin bölgesi olan kuzeydoğudaki Kuzey Horasan eyaletinin Teavün Odası temsilcisi  Emin Receppur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İran yerel para biriminin değerini kaybetmesi ve diğer ülkelere göre kazancın az olması nedeniyle besicilerin hayvanları kaçak yollarla Türkmenistan, Irak ve diğer Arap ülkelerine sattığını" söyledi. 
Sadece Kuzey Horasan'da 2 milyon 55 bin küçük baş ve 78 binden fazla da büyük baş hayvanın bulunduğunu aktaran Receppur, şunları anlattı:
"Kuzey Horasan eyaletindeki köylülerin tek meşguliyeti ve geçim kaynağı hayvancılıktır. Bölgenin 500'den fazla köyünde halk hayvancılıkla uğraşıyor. Eyalet, havası, suyu ve coğrafyasının uygun olması nedeniyle hayvancılık ve tarım alanında İran'ın en zengin ve güçlü bölgesidir.

Receppur, Kuzey Horasan'da yaygın olan hayvancılık faaliyetleri nedeniyle önceki yıllarda bu eyaletin kırmızı et konusunda kendisine fazlasıyla yettiğini ve ülkenin birçok yerine et satışı yaptığını dile getirdi. 
Receppur, "Kuzey Horasan'dan yurt dışına resmi ya da kaçak yollarla çok fazla küçük baş hayvan satılıyor ve bu durum birkaç sene sonrası için çok daha büyük bir tehlike meydana getirecek. Halkımızın bu konuda daha fazla zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü hayvancılığın gelişebilmesi için hayvanların doğurması ve süt vermesi gerekir." dedi.

Güvenlik güçlerinin kaçak et ticaretini önlemek i&cc