Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Marmara’da Yasadışı Trol Avcılığına Geçit Yok

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürdürebilir su ürünleri avcılığını sağlamak üzere İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nde geniş çaplı denetim yapıldı.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan denetimler 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında ve Kanun'un 33. maddesinde yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları ile müşterek gerçekleştirildi.

Yenikapı Limanı ve çevresi ile İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yasadışı trol avcılığını önlemeye yönelik denetimlere İstanbul İl Tarım Müdürlüğünün yanısıra yetkili kurumlardan 4’ü dalgıç olmak üzere 56 personel katıldı.

 6 bot, 2 vinç ve 1 kamyonun da kullanıldığı geniş kapsamlı denetimlerde 14 adet büyük boy trol kapısına, 1.000 metre misina ağına ve 20 takım trol ağına el konuldu. El konulan istihsal vasıtaları ise mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere yeddi emin limanına teslim edildi.
19.09.2020
Devamı

Hazine Arazisi Kiralama Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

Hazine arazisi kiralamak isteyenler için Resmi Gazete tebliği yayımlandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Milli Emlak Tebliğinde kritik değişiklikler yapıldı. Hazine arazisi kiralamak için çiftçi olmak ve o köy ya da beldede 3 yıldır oturuyor olmak koşulu kaldırıldı. Bunun yerine o köy ya da mahallede kayıtlı olan, oturan ya da oraya kayıtlı olmasa da 3 yıldır oturan, oturmasa da kayıtlı olan topraksız veya yeterli toprağı olmayanlara kiraya verilebilir hale getirildi. Daha önce 5 yıl olan ve bağ, bahçeler için 10 yıla kadar uzatılabilen kiralama süresi, yeni tebliğde 10 yıl olarak belirlendi ve bu sürenin sonunda tüm ekip biçmeler için 10 yıl daha uzatma hakkı verildi. Böylece isteyen tek yıllık bitki ekecek, bahçe yapacak, isteyen çok yıllık bağ, badem, ceviz dikebilecek.

HAZİNE ARAZİSİ KİRALAMA BAŞVURU ŞARTLARI NELER? 

Köy nüfusuna kayıtlı olmayan, köyde ikamet etmeyenler yani dışarıdan kişiler de hazine arazilerini veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerleri ekip biçme amaçlı kiralayabilecek. Ancak bu, köye kayıtlı kişilerin talep etmemeleri durumunda mümkün olacak. Bir başka ifadeyle topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçilere kiraya verilecek yerler ilan edilecek. Yeterli başvuru olmadığında bu taşınmazlar, gerçek veya tüzel kişilere kiraya verilebilecek.

EN FAZLA 60 DÖNÜM 

Bir kişinin kiralayabileceği hazine arazi miktarı 60 dönümü geçemeyecek. Yüzölçümü 60 dönümden fazla olan taşınmazlar, krokisinde ulaşım yolu da gösterilerek, 60 dönümlük bölümler halinde kiraya verilecek. Topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçiler bu tebliğ kapsamında sadece bir kez hak sahibi olabilecek. Daha önce kiralanacak arazinin büyüklüğü sulu ve kuru tarım yapılabilirliğine göre her il için ayrı ayrı belirleniyordu. Yeni düzenlemede tüm iller için bu miktar 60 dönümle sınırlandırılmış oldu.

 

Kiraya verilecek yerler, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nce belirlenecek ve nihai onay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilecek. Bakanlığın onay verdiği taşınmazlar, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nin internet sayfasında ve hükümet konaklarında 20 gün süreyle ilan edilecek. Tarım idaresince bu ilanlar çiftçilere, ilgili muhtarlıklara ve ziraat odalarına da duyurulacak.

PUANA GÖRE SIRALAMA 

İlana çıkılan araziyi kimin kiralanacağı kararı, başvuru sahiplerinin puanlarına göre belirlenecek. Köyde oturan ve o köye kayıtlı olanlar 20 puan, köyde kayıtlı olmayıp 3 yıldır oturanlar 10 puan, köy nüfusuna kayıtlı olanlar 5 puan alacak. Toprağı olmayanlar 60 puan, 10 dönümden az toprağı olanlar 40 puan, 30-40 dönüm arası toprağı olanlar 10 puan, evli ve 3’ten fazla reşit olmayan çocuğu olanlar 20 puan, 2’ye kadar çocuğu olanlar 15 puan alacak. Ayrıca ziraat teknikeri, teknisyeni, mühendisi, 20-40 yaş aralığında genç ya da kadın çiftçi olmak, iyi tarım, organik tarım yapacak olmak da puan üstünlüğü sağlayacak. Tüm değerlendirmelerin sonunda aynı puanı toplayan birden fazla kişi olursa kura çekilecek.

KİRALAMADA PAZARLIK

Arazinin kiralaması pazarlık usulüne göre yapılacak ancak ilk yıl tahmini kira bedeli, taşınmazın rayiç bedelinin yüzde 1.5’i olarak belirlenecek. Yani 100 bin liralık bir tarlanın yıllık kirası 1.500 lira civarında olabilecek. Sonraki yıllarda kira bedeli TÜİK’in yayımladığı Tarım ÜFE (Tarım Ürünleri Üretici Fiyatları Endeksi) oranında artırılacak. Sözleşmenin başlama ve bitiş tarihleri, ekim ve hasat dönemleri dikkate alınarak belirlenecek. İlk yıl kira bedeli peşin olarak veya faiz uygulanmaksızın dörtte biri peşin, kalanı üçer aylık dönemler hâlinde üç eşit taksitle alınacak. Sonraki yıllarda ise kira, peşin veya üçer aylık dönemler hâlinde dört eşit taksitte ödenebilecek. Kiracılar, arazileri başkalarına kiraya veremeyecek.

19.09.2020
Devamı

Silaj Makinesine Kolunu Kaptıran Çiftçi Ağır Yaralandı

Muğla'nın Milas ilçesinde kolunu silaj makinesine kaptırması nedeniyle yaralanan çiftçi, hastaneye kaldırıldı.

Pinar Mahallesi'nde mısır hasat eden Ali Faik Yakar, kolunu traktörün arkasına bağladığı silaj makinesine kaptırdı.

Dirsek altından kolu kopan Yakar, 112 Acil Servis ekiplerince Milas Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı, buradaki müdahalenin ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, çiftçinin yaralanmasından üzüntü duyduğunu belirterek, makineli hasat yapan üreticilerin dikkatli olmasını istedi.

19.09.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığı Nedir, En Çok Hangi Bölgede Yapılır?

Küçükbaş hayvancılık keçi yetiştiriciliği, koyun yetiştiriciliği olarak bilinmektedir. Ülkemizde oldukça fazla yapılan küçükbaş hayvancılık ekonomiye de büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizin hemen her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılır. Küçükbaş hayvancılıkta, hayvanların etinden sütünden bir kürkünden yararlanır.
Küçükbaş hayvancılık genellikle keçicilik ve koyunculuk olarak adlandırılan Türkiye'de genellikle Orta Anadolu Bölgesi'nde, kurak iklim sebebiyle yetiştirilen hayvan türleri küçükbaş hayvanlar arasında yer almaktadır. Küçükbaş hayvancılık; koyun keçi ve kürk hayvanlarını kapsayan bir hayvancılık çeşididir. Ülkemizin her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizde koyun ırkları birbirinden farklılık gösterir. Orta Anadolu ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde de küçükbaş hayvancılık türlerini farklılıklar görülmektedir. Keçi cinsinden olan hayvanlar ise özellikle tiftik ve Ankara kedisi olarak bilinen Türkiye'nin dağlık bölgelerinde daha çok yetiştirmekte olan keçilerdir. Ülkemizin az bir bölümünde ise süt keçileri bulunur

Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık daha çok Orta Anadolu'da ve Akdeniz Kuzey bölgelerinde küçükbaş hayvancılık görülür. En çok orta Anadolu, Akdeniz’in Kuzey kesimleri en yoğun küçükbaş hayvancılık yapılan bölgeler arasında yer alır. Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık bu bölgelerde yapılmaktadır. Ülkemizi onlarca farklı türde küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

İl İl Koyun Sayısı

Van 1733665 koyun
Şanlıurfa 1361371 koyun
Ağrı 1385709 koyun
Muş 770944 koyun
Ankara 770.948 koyun

İl İl Keçi Sayısı
Keçi yetiştiriciliğinde;
Mersin başı çekerek 660 325 keçi ile 1. Sırada yer alırken,
Antalya 512 621 keçi
Adana 248 1758 keçi
Mersin 345499 keçi
Siirt 310014 keçi
Ülke İçinde toplam 1532000 Merinos koyununun 345.000 kadarı Ankara'da bulunmaktadır. Ankara'yı 341796 merinos koyunuyla Eskişehir takip eder. Keçi sayısında ise tiftik keçisi ile Ankara 1. Sırada yer alırken, Ankara'yı ise Siirt, Karaman ve Eskişehir takip eder.
 
19.09.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi
19.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 
18.09.2020
Devamı

Chp’li Vekillerden İş Bırakan tarım İşçilerine Destek

Çukurova’da ücret zammı taleplerinin karşılanmaması nedeniyle günlerdir iş bırakma eylemi yapan tarım işçilerine, Chp Adana milletvekilleri Ayhan Barut ve Orhan Sümer’den destek geldi.

Barut ve Sümer, “İnsanca bir yaşam isteyen tarım işçilerimiz ücret zammı konusunda çözüm bekliyor. İşçilerimizin mağdur edilmemesini istiyoruz” dedi.
Adana’nın Yüreğir ilçesindeki Doğankent Mahallesi’nde dün sabaha karşı tarım işçileriyle bir araya gelen Barut ve Sümer, işçilerin sorun ve taleplerini dinledi. Ziyarete Çukurova Aracılar ve Elçiler Derneği Başkanı Fevzi Ete de katıldı. Ete, “110 liranın altındaki bir teklifi kabul etmiyoruz. Talebimiz karşılanmadan işbaşı yapmayacağız” diye konuştu.

Çukurova Bölgesi’ndeki tarım işçisi dernekleriyle Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) arasında yapılan işçi yevmiyelerine ilişkin görüşmeler olumsuz sonuçlanmıştı. İşçi temsilcileri bu yıl için gündelik ücretin 116 lira olmasını talep ederken, AKİB yönetimi 101 lira dayatmasında bulunmuştu. Bunun üzerine tarım işçileri pazartesi günü itibariyle ‘işe çıkmama kararı’ almış; Mersin, Hatay ve Adana’da çok sayıda işçi tarla ve bahçelere gitmemişti. Öte yandan işçilere iş bırakma çağrısı yapan üç dernek temsilcisi gözaltına alınmıştı.
18.09.2020
Devamı

TSÜAB Başkanı Dr. Ahmet YILMAZ: Çuvala Konulan Her Ürün Sertifikalı Tohumluk Değildir

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz yapmış olduğu açıklamada tohumluk vasfı taşımayan ürünlerin çuvallanarak yasa dışı yollarla çiftçilere pazarlandığını belirtti. Sertifikalı tohumun çiftçinin verim ve kalite güvencesi olduğunu vurgulayan Yılmaz şu ifadeleri kullandı:
“Tohumda sertifika; devletin kontrol ve denetiminin varlığını gösterdiği için çiftçinin ve tüketicinin en büyük kalite ve verim güvencesidir. Devletin kontrol ve denetimi nedeniyle sertifikalı tohum, aynı zamanda gıda güvenilirliği açısından da bir güvencedir.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmemiş, hiçbir kontrolden geçmemiş ve tohumluk vasfı taşımayan ürünler, çiftçilerimize tohum adı altında satılıyor. Elenen mahsulün çoğu zaman koruyucu özelliği bile olmayan boyalara bulanmasıyla elde edilen bu ürünler çuvallanarak çiftçilere pazarlanıyor.
Sonuçta ise çimlenme garantisi olmayan, içerisinde başta yabancı ot tohumları olmak üzere farklı tür ve çeşidin tohumları bulunan, doğru ilaçlarla ilaçlanmadığı için hastalık ve zararlılara karşı dayanıksız, tohum denmeyecek özellikteki bu sözde tohumlar ekilmektedir. Sonuçta da üretici hem verim ve hem de özellikle kalite yönünden büyük mağduriyetler yaşamakta bunun sonucunda da ülke ekonomisi zarara uğramaktadır. 
Mağdur olan çiftçi, yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir muhatap bulamıyor ve ne yazık ki bütün bir sezon harcanan zaman, alın teri ve para da heba oluyor. İşte tam burada atalarımızın bir sözü geliyor aklımıza; “Biçtiğini beğenmiyorsan ektiğine bakacaksın”.
Sertifika, tohumun garanti belgesidir. Çiftçilerimiz, aynı zamanda ileride doğacak tohum kaynaklı bir mağduriyette ancak sertifika ve fatura ile hakkını arayabilmektedir.
Çiftçilerimiz ekim zamanında yani üretim için ilk adımı attığında dikkatli olmalı, ne ektiğini bilmelidir.  Sertifikalı tohum kullanan çiftçiler ne ektiğini de ne biçeceğini de bilir. Sertifikalı tohum ile %20-25 verim artışı sağlanır. Hasat edilen verimli ve kalitesi yüksek ürünler ise hem üreticinin yüzünü güldürür hem de ülke ekonomisine katkı sağlar.
Kaçak / Yasa dışı Faaliyetler Denetlenmeli
Sertifikalı tohum üretebilmek için Bakanlıktan mutlaka yetki belgesi alınmalıdır. Bakanlığımızdan aldığı yetki ile tohumculuğa yatırım yaparak sertifikalı üretimi yapan Tohum Sanayicisi ve Üreticilerimizin denetimi ve piyasadaki her türlü denetim 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiştir. Bakanlık tarafından yapılması gereken bu piyasa denetimleri maalesef yeterince ve etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Bunun sonucunda da tohumculukla hiç alakası olmadan merdiven altı yasa dışı / kaçak tohum üretimi yapılmakta, hatta kamuya hizmet düşüncesi ile devletin koyduğu yasayı çiğneyen bazı şahıslar, Belediye ve Ziraat Odaları vasıtasıyla yasa dışı / kaçak tohum üretilmektedir. Bunun sonucunda da aldığı yetkiyi dürüstçe kullanarak üretim yapan Tohumcu, haksız rekabetle karşı karşıya kalmakta, Ülkemiz ise kayıt dışı ekonomi nedeniyle vergiden ve hedeflediği rekolteye ulaşmaktan geri kalmaktadır.
Tekrar vurgulamak gerekirse bu yasa dışı / kaçak tohum faaliyetinde haksız kazanç ve haksız rekabet söz konusudur. Haksız ticarete konu olan ve “tohum” diye satılan bu yasa dışı / kaçak ürünler, sertifikalı tohumun satışını olumsuz etkilemektedir. Yasal olarak tohum üreten birçok firma uzun vadede bu haksız rekabete direnemeyecek hale gelecektir. Ayrıca vergilendirilemeyen kaçak satışlar ekonomimize büyük ölçüde zarar vermektedir.
Çiftçiyi Sertifikalı Tohuma Yönlendirmeliyiz
Son yıllarda hızla artan tohum üretim maliyetlerine paralel olarak artış göstermeyen sertifikalı tohum kullanım destekleri, ödeme tarihlerinin gecikmesi ve hatta belirsizliği sertifikalı tohuma olan talebi düşürerek çiftçileri kaçak tohuma yöneltmektedir. Tohumculuk destekleri diğer tarımsal desteklerden ayrı değerlendirilmeli ve özellikle Tohumculuk Kanuna dayandırılarak düzenlenmelidir.”
 
Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da çağrı yapan Dr. Ahmet YILMAZ; “Eleme tesisi kurarak üründen elediklerini tohum diye çiftçilerimize satmak yerine, Tohumculuk Kanununun gereği olarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş tohum üreticisi üyelerimizin ürettiği sertifikalı tohumları çiftçilerimizle buluşturmaları daha doğru olacaktır. Böylece kanuna aykırı bir işlem yapmadıkları gibi ülke ekonomisine de olumlu katkı sağlamış olacaklardır.” dedi ve eleme faaliyeti yerine sertifikalı tohum dağıtımı yapan Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da teşekkürlerini sundu.
Eğer bu konularda ivedilikle çözüm üretilmezse Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’nin de 2023 hedefi olarak açıkladığı 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi hedefini yakalamamız mümkün olmayacaktır.”
 
“Bu Etiketleri Görmeden Tohum Almayın” “Kırmızı etiket ve mavi etiket görselleri”
Sertifikalı tohum paketlerinin üstünde mutlaka Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) veya Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü (TTSM) tarafından verilmiş olan “Sertifikalı Tohumluk Etiketi” bulunmaktadır.
18.09.2020
Devamı

Sincan Belediyesi’nden Tarım İşçilerine Yardım

Sincan Belediyesi Polatlı’da yaşanan kum fırtınasının ardından mağdur olan mevsimlik tarım işçilerine yardım elini uzattı. Sincan Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 90 adet gıda kolisini bölgeye ulaştırdı. Mağdur olan ailelere 200 adet terlik dağıtıldı. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan ve AK Parti Polatlı İlçe Başkanı Aysel Demir, tarım işçilerini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Fırtına mağduru çocuklar da unutulmadı. Başkan Ercan'ın yakından ilgilendiği çocuklara uzaktan kumandalı araba, top, bebek gibi oyuncaklar hediye edildi.
 
18.09.2020
Devamı

Türkşeker’den Çiftçi Lokallerine Modern Görünüm

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) yeni iletişim stratejileri çerçevesinde çiftçi lokallerini modern bir görünüme kavuşturdu. Çiftçi karşılama alanları olarak da kullanılacak olan lokaller de çiftçiler çay ve çorba hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde faydalanacak.
Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamaya göre; büyüklükleri fabrika kapasitelerine göre belirlenen çiftçi lokallerinin çevre ve iç mekânları yeniden düzenlendi. Yeni kampanya döneminde modern görünümüyle hizmete giren lokaller de çiftçilerin yararlanabilmesi için mescit ve duş alanları oluşturuldu.

Çiftçi lokalleri, Türkşeker ile çiftçiler arasındaki iletişim ağının güçlendirilmesi ve fabrika çalışanları ile çiftçiler arasında daha iyi bir iletişim ortamının kurulmasını sağladı. Bu sayede Türkşeker, çiftçilerin daha rahat diyalog kuracağı bir ortamı onların kullanımına sunmuş oldu. Çiftçi lokalleri sayesinde fabrika alanları içerisinde daha sosyal bir ortama kavuşan çiftçiler, fabrikaların açılışlarında lokallerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkşeker'in çiftçilerin kullanımına sunduğu lokaller, sivil toplum kuruluşları tarafından takdirle karşılandı. Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cengizhan Yorulmaz, çiftçilere kampanya döneminde tüketmeleri için bedava ayran taahhüdünde bulundu. Ankara Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Muhittin Bıyıkoğlu ise Ankara Şeker Fabrikası Lokali'ni çok beğendiğini ifade ederek lokalde kullanılmak üzere bir televizyon hediye etti.
17.09.2020
Devamı

Süt Üreticilerinden İsyan: Oynatmaya Az Kaldı

Antalya’da üretilen sütün girdilerine zam yapılmasına rağmen ham süte zam gelmiyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav, süte bir yıldır zam gelmediğini söyleyerek “Oynatmaya az kaldı” dedi
Süt üretiminde sektör girdilerine her geçen gün zam geliyor. Geçtiğimiz ay samana yüzde 80 oranında zam gelmesine rağmen üreticiden alınan süt aynı seyirde ilerliyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve 4. Meslek Grubu Üyesi Hüseyin Simav süte bir yıldır zam gelmediğini söyledi. 50 kilogram yemin 75 lirayken sütün 2 lira 30 kuruş olduğunu söyleyen Simav, şu anda 50 kilogram yemin 110 lira olduğunu sütün ise hala 2 lira 30 kuruş olduğunu söyledi. Üreticinin üretimden uzaklaştığını anlatan Simav böyle giderse süt kıtlığı yaşayacağımızı anlattı.
Ulusal Süt Konseyi adında bir çatı altında toplanmak için bir konsey kurduklarını belirten Hüseyin Simav, “Gemiyi batmaktan kurtarmak için çok büyük hayallerle kurduk. Biz de kurucusu olduk. Maalesef konseyden ses çıkmıyor. Bütün sivil toplum örgütleri, ‘Süt üretimi duracak, süt veren inekler kesime gidiyor. Konsey bu konu hakkında uyumamalı, uyanmalı’ diye herkes söylüyor. Ama maalesef konsey kulaklarını tıkadı. Konsey de Tarım Bakanlığı’nın güdümünde. Yani Tarım Bakanlığı ne derse o oluyor. Bakanlık da büyük ihtimalle süte zam gelmesini istemiyor. Süte zam gelirse ürüne zam gelir diye düşünüyorlar. Ürüne zaten defalarca zam geldi. Yeme de samana da yoncaya da zam geldi. Geçen sene 20 kuruş olan mısır silajı bu sene 50 kuruş. Bütün girdilerimiz arttı. Yüzde yüz zam olan girdilerimiz var. Ama sütümüze 1 yıldır zam gelmiyor” diyerek açıklama yaptı.
Konseyin sanayici lehine çalıştığını anlatan Simav, 9 bölümü olduğunu söyleyerek bunların üçünün üretici örgütleri ayağından, üçünün sanayici ayağından, üçünün de Tarım Bakanlığı ayağından olduğunu ekledi. “Tarım Bakanlığı’nın kararları ne tarafa ağır basıyorsa tarafın dediği oluyor” diyen Simav, “Şu anda sanayici ürününe zam yaptı. Ama üreticiden sütü alırken ki fiyata zam olmadı. Ortada günah keçisi olan biz olduk. ‘Ürün fiyatını arttırmak isterseniz ette olduğu gibi ithal ederim’ korkusunu üreticiye dikte edip bastırmaktan başka yaptıkları bir şey yok. Üreticinin canına yetti. Son direnişlerini sergiliyor” dedi.
Küçük üreticinin özellikle çok zor durumda olduğunu anlatan Simav durumu “Oynatmaya az kaldı” diyerek özetledi. Antalya’da Korkuteli, Döşemealtı, Manavgat, Elmalı, Serik gibi bölgelerde süt üretiminin yapıldığını söyleyen Simav, “Antalya örtü altı üretiminde başarılı olduğu kadar sütte de başarılı. Yani süt üretimi de çok yüksek. Köylerde biraz genç varsa hayvancılık sayesinde duruyorlar. Yoksa onlar da şehre inecek. Hayvancılık bitme noktasına geldi. Tarım Bakanlığı süte bir an önce çözüm üretmezse süt veren hayvanlar kesime gidecek” diyerek bunun ileride et açığı yaratacağını ve ithale dönüleceğini ekledi.
17.09.2020
Devamı

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
17.09.2020
Devamı

Nihat Çelik: Cari Açığın İlacı Küçükbaş Hayvancılıkta

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, doların 7,5 liraya yükseldiği, döviz geliri elde etmenin ekonomi açısından en önemli unsurlardan biri haline geldiği bu ortamda, cari açığın kapatılması açısından ihracatın ayrı bir anlam kazandığını bildirerek, “cari açığın ilacı küçükbaş hayvancılıkta. Dünyada koyun keçide 10 milyar doların üzerinde canlı hayvan ve et ihracatı yapılıyor. Talebin gittikçe arttığı bu alanda, milyarlarca dolarlık bir potansiyelimiz olduğu gözden kaçırılmamalıdır” dedi.
Çelik, “eğer Avustralya 3 milyar dolara, Yeni Zelanda 2,7 milyar dolara yakın ihracat yapıyorsa, ithalat pazarlarının tam ortasında yer alan Türkiye’nin ihracatı çok uzun olmayan bir zamanda bu rakamlara ulaşabilir” görüşünü paylaştı.
Nihat Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018 verilerine göre, Avustralya’nın 2 milyar 667 milyon dolar koyun, 136 milyon dolar keçi eti ihracatıyla ilk sırada yer aldığını, bu ülkeyi koyun etinde 2 milyar 633 milyon dolarla Yeni Zelanda’nın izlediğini, Yeni Zelanda’nın 7 milyon doların üzerinde de keçi eti ihraç ettiğini bildirdi. Çelik, Avustralya’nın koyun keçi eti ihracatının yanı sıra 118 milyon dolarlık canlı koyun, 6 milyon dolarlık canlı keçi ihracatı gerçekleştirdiğini belirtti.
 
Hollanda ve İngiltere ithal ettiği eti yeniden ihraç ediyor
Koyun eti ihracatında 487 milyon dolarla İngiltere’nin üçüncü, 359 milyon dolarla İrlanda’nın dördüncü sırayı aldığı, 5. olan Hollanda’nın bu başarıyı 1 milyon baştan daha az koyun varlığıyla, ithal ettiği ürünü ihraç ederek gerçekleştirdiği bilgisini veren Çelik, “Hollanda 347 milyon dolarlık koyun eti ihracatını gerçekleştirmek için 413 milyon dolarlık ithalat yapıyor. İngiltere de bundan farklı değil. 487 milyon dolarlık koyun eti ihracatı için 483 milyon dolarlık ithalat yapıyor. Yeni Zelanda, 2 milyar 633 milyon dolarlık canlı koyun ve koyun eti ihracatını 27,3 milyon koyun varlığıyla gerçekleştiriyor. Bizim ise son rakamlara göre 42,7 milyon başa ulaşan koyun,12,35 milyon keçi varlığımıza rağmen ihracatımız neredeyse yok denecek kadar az düzeyde kalıyor. 4 milyon dolarlık ihracatımız, 62,5 milyon dolarlık ithalatımız var. İhracata odaklı üretime geçmemiz gerekiyor” dedi.
 
Türkiye çok daha avantajlı bir bölgede
Türkiye’nin ithalat pazarlarına çok uzak olan Avustralya ve Yeni Zelanda’ya nazaran ihracatta çok daha avantajlı bir bölgede yer aldığını belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Uçakla 3 saatlik uçuş mesafesinde yer alan ülkelerden Fransa 570, İngiltere 483, Almanya 477, Hollanda 413,  Birleşik Arap Emirlikleri 291, Katar 221, İran 215, Suudi Arabistan 177, Ürdün 142, Kuveyt 82, Bahreyn 56, Umman 48 milyon dolarlık koyun eti ithalatı yapıyorlar. Hatta 1 milyar 308 milyon dolarla en büyük koyun eti ithalatçısı olan Çin ve 933 milyon dolar ikinci büyük ithalatçı olan ABD bile çoğu noktasında Türkiye’ye daha yakın. İş bununla da sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan 518, Libya 190, Katar 141, Kuveyt 113 milyon dolarlık canlı koyun, Umman 110, Suudi Arabistan 67 milyon dolarlık canlı keçi ithalatı yapıyor. Üstelik Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da koyun keçi eti ithalatı ve koyun keçi eti ithalatı yapan ülkelerin çoğu Müslüman. Bizim bu pazarlara girmemiz dini açıdan da daha kolay.
 
10 milyar dolarlık pazar var
2018 yılında çok sayıda ülke 7 milyar 694 milyon dolarlık koyun eti, 335 milyon dolarlık keçi eti, 1 milyar 696 milyon dolarlık canlı koyun, 319 milyon dolarlık canlı keçi olmak üzere 10 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı. Biz, bu pazardan neden en az yüzde 10 pay almayalım? Dünyanın diğer ucundaki Yeni Zelanda Ortadoğu ülkelerine ihracat yaparken, biz neden yapamıyoruz diye kendimize soralım.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa gereken önem ve desteği verdiklerini, hayvan varlığında son yıllarda görülen hızlı artışın da bunu göz önüne koyduğunu belirten Çelik, Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün de hem kırmızı etteki ithalata ebediyen son vererek hem de büyük miktarlarda ihracat rakamlarına ulaşarak cari açığı belli bir oranda kapatmasının da yolunun küçükbaş hayvancılıktan geçtiğine dikkati çekti.
 
Ne yapılmalı?
Küçükbaş hayvancılıkta 90 milyon başa ulaşma hedefleri olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:
“Sadece sayıyı artırmamız yetmez. Verimliliği de artırmak zorundayız. Bir hayvandan daha fazla et, süt, kuzu, oğlak almalıyız. En kısa sürede hayvan ağırlığında optimal ağırlığa ulaşmak zorundayız. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazilerini de mera kapsamına almak, çayır ve meraları ıslah ederek verimlerini artırmak zorundayız. Sulama yatırımlarını tamamlamak zorundayız. Sulanan alanların bir kısmını yem bitkileri üretiminde kullanmak zorundayız. Yem maliyetlerini aşağı çekmek zorundayız. Kısaca, üretim artışı ve ihracat için destekler artırılarak sürdürülmeli, ihracata yönelik özel destekler verilmeli, çoban sorunu çözülmeli, mera alanları artırılmalı ve ıslah edilmeli, maliyetler aşağı çekilmelidir.”
16.09.2020
Devamı

Tarım Özelliğini Kaybetmiş Alanların Kazanılması Projesi Meyvelerini Veriyor

Tarım vasfını kaybetmeye yüz tutmuş alanların tekrar tarıma kazandırılması amacıyla uygulamaya konulan Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesinin (SAY) meyvelerini vermeye başladığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Belirlenen pilot alanlarda uyguladığımız proje sayesinde alandan alınan verim yaklaşık yüzde 26 arttı” diye konuştu.
Çiftçilere Etkin Sulama Sistemi Uygulaması Gösteriliyor
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projenin amacının arazi bozulumu, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım ve orman alanlarının verimli kullanımı ve dolayısıyla yönetiminin sürdürülebilirliği olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“2018 yılında başlattığımız ve pilot çalışma sahası olarak Konya Kapalı Havzasını seçtiğimiz proje kapsamında 11 adet elma bahçesi ile 15 adet şeker pancarı ve 13 adet mısır tarlası kuruldu. Kurulan bu araziler aracılığı ile çiftçilerimize etkin sulama sistemi uygulaması gösterildi. Bu kapsamda elma bahçelerine toprak altı sulama, mısır ve şeker pancarı tarlalarında damla sulama sistemleri kuruldu. FAO destekli projede kurulan sistemlerin toplam maliyeti 400 bin doları buldu”
Verim Yüzde 26 Arttı
Proje kapsamında bölge çiftçilerine programlı sulama konusunda eğitimler verildiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli “Pilot uygulama alanlarında programlı sulamaya dair ilk sonuçları ise almaya başladık. Yapılan çalışmalar sonucunda örnek arazilerde programlı sulama ile yüzde 25.8 su, yüzde 26.6 enerji tasarrufu edilirken, verim  yaklaşık yüzde 26 arttı” değerlendirmesinde bulundu.
Projenin hedefinin bozulmuş arazilerinin rehabilitasyonu,  iklim dostu tarım uygulamaları ve sürdürülebilir arazi yönetimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Pilot alanlardan aldığımız bu olumlu sonuçlar bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için büyük umut vadediyor. Bu bağlamda uygulamanın ülke çapında yaygınlaştırılması maksadıyla çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
16.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.
15.09.2020
Devamı

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi'ni açıkladı. Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,22, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 arttı

 

Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %0,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre %9,25, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,36 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,74 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre değişim; ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %1,54, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde %0,24 azalış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %0,27 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde %0,81 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde %0,55 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde %2,01 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren diğer alt gruplar ise %7,90 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular, %9,59 ile yağlı meyveler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla %30,50 ile üzüm, %30,39 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve %27,47 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Alt gruplar itibarıyla bir önceki aya göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %6,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve %2,75 ile üzüm oldu. Buna karşılık, 2020 yılı Ağustos ayında artışın yüksek olduğu alt gruplar, %4,49 ile tahıllar (pirinç hariç),baklagiller ve yağlı tohumlar, %2,62 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve %2,23 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Ağustos 2020'de, endekste kapsanan 86 maddeden, 28 maddenin ortalama fiyatında azalış olurken 8 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 50 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

15.09.2020
Devamı

Tavuk Üreticisi Oynanan Oyunu Açıkladı

Bolu'da tavuk üretimi yapan firmanın sahibi Mustafa Aksoy, pandemi sürecinde beyaz et sektörünün durumu ile ilgili bilgiler verdi.

Aksoy, korona virüs süresince tavuk tüketiminin düşmesi nedeniyle fiyatların da ucuz olduğunu ifade ederek, "Tavuk kesildiği an itibariyle en hızlı şekilde tüketilmelidir. Çünkü bozulabilen bir ürün. Firmalar burada günlük satabildiklerini taze olarak satıyorlar. Elde kalan malları da şoklayıp depoluyorlar. Bu tüketimin az olması ve satışların düşük olması fiyatlara da yansıyor. Şu anda tavuk fiyatları düşük ve firmalar zarar ediyor. Dolayısıyla piyasadaki bütün ürünlerdeki artışlara rağmen tavuk eti fiyatlarında düşüş olduğunu herkes gözlemleyebilir. Sadece kanatta belki düşüş yaşanmamış. Onun haricinde göğüs ve but eti fiyatlarında aşırı bir düşüş söz konusu" dedi.

Mustafa Aksoy, organik tavuk, gezen tavuk gibi farklı isimlerle satılan tavukların fabrika tavuklarından çok farkı olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: 

"Fabrika üretimi dediğimiz tavuklar da 2 bin metrekare alanda geziyor. Eğer gezme tabiri buysa bizim fabrika tavukları da geziyor. İnsanlara gezen tavuk derken, sanki köyde, bahçemizde yetiştirdiğimiz tavuk gibi bir izlenim veriliyor. Gezen tavuk satan firmalarda da bu durum söz konusu değil. Onlar da belli sınırlar içerisinde bu tavukları gezdiriyorlar. Gezen tavukların yaşam süreleri biraz daha uzun olduğu için, köy tavukları gibi satılabiliyor. Ama aradaki fiyat farkının bir anlamı yok. İnsanların gezen tavuk alacağız diye çok fazla para ödemelerinin bir mantığı yok."
15.09.2020
Devamı

Pakdemirli: Son 2 Yılda Tarımsal Hasıla 275 Milyar Liraya Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 2 yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.

Pakdemirli, video konferans yoluyla katıldığı 11. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın ödül töreninde, söz konusu yarışmayla tarım ve ormanın arka planının paylaşılmasının amaçlandığını söyledi.

İnsanların bazen marketten aldıkları ürünlerin markete geliş öyküsündeki emeği, sabrı, heyecanı unutabildiklerini dile getiren Pakdemirli, "Tarım, Orman ve İnsan, bu hikayeyi çok iyi anlatan bir yarışmadır." diye konuştu.

Pakdemirli, 11 yılda toplam 31 bin 418 fotoğrafın yarışmaya katıldığını ifade ederek, tarımın kültürü, geleneği, sanatı, edebiyatı da şekillendirdiğini bildirdi.

Türkiye'nin 55,1 milyon küçükbaş hayvanla Avrupa'da birinci, 18,7 milyon büyükbaş hayvanla ikinci, süt üretiminde de üçüncü sırada yer aldığını anlatan Pakdemirli, "Tarımsal alan bakımından dünyada 17'inci sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk 10 arasında yer alıyoruz."

Üretimi desteklemek için atılan adımlara da değinen Pakdemirli, son 18 yılda tarım ve ormana sağladıkları desteklerle güçlü bir üretim altyapısı oluşturduklarını anlattı.

Bakan Pakdemirli, bu sürede çiftçiye toplam 310 milyar lira tarımsal destek ödemesi yaptıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle son iki yılda tarımsal desteği yüzde 52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık. Bütçemizin yüzde 55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı."

Desteklerin ve çalışmaların üretime, hasılaya nasıl dönüştüğünü izlediklerini dile getiren Pakdemirli, son iki yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarımsal üretime dair aldıkları tedbirlerle üretimin bu dönemde kesintisiz sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Üretimin devamı için üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Bu süreci alnımızın akıyla, gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık." dedi.
15.09.2020
Devamı

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST Festivalinde Tanıtılıcak

Türkiye, son yıllarda sağlıktan savunmaya, sanayiden uzaya kadar birçok alanda yerli ve milli teknolojilere odaklanırken tarım teknolojilerindeki yenilikler de TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'ne taşındı. Festivalde bu yıl ilk kez tarım teknolojileri de yarışıyor.

TEKNOFEST 2020, 24-27 Eylül'de Gaziantep'te düzenlenecek. Türkiye'nin en büyük teknoloji etkinliği niteliğindeki festival, Milli Teknoloji Hamlesi'nin yeni ve stratejik başlıklarından tarım teknolojilerine de ev sahipliği yapacak. Bu yıl ilk kez robotik ve jet motor tasarımı gibi yarışmaların yanı sıra tarım teknolojilerinde de ekipler rekabet ediyor.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin (Tarım Kredi) teknoloji alanında faaliyet gösteren iştiraki TARNET yürütücülüğünde düzenlenen tarım teknolojileri yarışmasında ekipler teknoloji kullanarak tarımdaki problemlere çözümler üretmeye çalıştı.

Bu kapsamda TARNET'in destek verdiği tarım teknolojileri alanındaki yarışmalara ilgi yoğun oldu. Söz konusu yarışmalara 35'i yurt dışından 728'i yurt içinden olmak üzere toplam 763 takım ve yaklaşık 2 bin 600 kişi başvuruda bulundu. Elemeler sonucu 35 takım finale kaldı. Finale kalan yarışmacıların 8'i robotik, 5'i insansız hava araçları, 9'u nesnelerin interneti, geri kalanları da sera, hayvancılık ve bitki sağlığına ilişkin projelerden oluştu.
Finale kalan 35 takıma yarışma sonunda ürünleştirme çalışmaları için destek verilmesi hedefleniyor.

Festivalde tarım teknolojileri tanıtılacak
Festival boyunca tarım teknolojileri alanında bilgilendirme yapacak olan TARNET, 850 bin çiftçi ortağı ve 15 şirketiyle çiftçiler için çalışan Tarım Kredi'nin ülkeye sunduğu katkıları da katılımcılarla paylaşacak.
Katılımcıların bilgilendirileceği konuların başında akıllı tarım teknolojileri, sulama ve gübreleme sistemleri, sera otomasyon sistemleri, tarımda İHA teknolojilerinin kullanılması, otomatik dümenleme sistemleri, dijital feromon tuzak teknolojileri, erken uyarı sistemleri ve hayvancılık teknolojileri geliyor.
 
 
14.09.2020
Devamı

Bayraktar'dan Çağrı: Antep fıstığı da Alan Bazlı Destek Kapsamına Alınmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, adil rekabet şartlarının oluşmadığı serbest piyasa koşullarının asla kabul edilemeyeceğini belirterek, “Çok sayıda üretici ve az sayıda alıcının olduğu Antep fıstığında istikrar ancak bir müdahale kurumunun varlığıyla sağlanabilir” diye konuştu.

Bayraktar, çok sayıda Antep fıstığı üreticisinin karşısında az sayıda alıcı bulunduğunu ve bu alıcıların da tekelci bir yapı oluşturduklarını bildirdi. Bu tekelci yapının piyasa üzerinde her türlü oyunu oynayarak Antep fıstığı fiyatları üzerinde spekülasyona neden olduklarını belirten Bayraktar şunları söyledi:

“Üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği Antep fıstığını sezon başında ucuz fiyatla alarak stok yapan bu yapı, ürün arzının bitmesiyle birlikte stok yaptığı Antep fıstığını yüksek fiyatlarla piyasaya sürerek haksız kazanç sağlamaktadır. Bu durum başta tatlı üreticileri olmak üzere, fıstığı ham madde olarak kullanan imalatçıları ve tüketicileri olumsuz etkilemektedir.

Devletimiz bu durumu net şekilde görmelidir. Devletimiz üreticilerimizi serbest piyasa adı altında Antep fıstığında tekelleşen alıcılara teslim etmemelidir. Çiftçinin elinden tutmalıdır. Fındıkta olduğu gibi müdahale kurumu piyasayı takip etmeli, gerektiğinde fiyat açıklamalı, piyasayı regüle etmelidir. Ancak bu şekilde piyasa içerisindeki tekelci yaklaşımlar kırılacak, üretici arkasında bir desteğin olduğu bilinci ile daha fazla üretime odaklanacaktır.”
 
 "Üretim miktarlarındaki büyük değişiklikler, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açıyor”

Bayraktar yaptığı açıklamada, 2019 yılında Antep fıstığının periyosite göstermesi sebebiyle rekoltede düşüş yaşandığını, bu yıl geçen yıla göre daha yüksek üretim beklendiğini bildirdi.

Üretim miktarlarındaki değişikliklerin, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtığını, bu durumun hem üretici hem de tüketiciye olumsuz yansıdığını belirten Bayraktar, “Antep fıstığı ağacı periyodisiteye bağlı olarak bir yıl ürün verirken ertesi yıl ya hiç vermemekte ya da çok az vermektedir. Bu nedenle üretim bir yıl yüksek, ertesi yıl düşük oluyor. Bu durumda piyasayı kontrol etmek zorlaşıyor” diye konuştu.

Ürünün az olduğu yıllarda fiyatın yükseldiğine, çok olduğu yıllarda ise düştüğüne işaret eden Bayraktar, “Ürünün çok olduğu yıllarda bir müdahale kuruluşu ürünü alarak depolamalı ve az olduğu dönemde piyasaya arz etmelidir” önerisinde bulundu.
 
İller arasında Şanlıurfa birinci”
2010 yılında 718 bin ton olan dünya Antep fıstığı üretiminin 2018 yılında yüzde 91,5 oranında artarak 1 milyon 375 bin ton seviyesine yükseldiğini belirten Bayraktar, “Bu üretimin 551 bin tonunu İran, 447 bin tonunu ABD, 240 bin tonunu Türkiye, 74 bin tonunu Çin, 28 bin tonunu Suriye gerçekleştiriyor” diye konuştu.
Türkiye’de 38 ilde Antep fıstığı yetiştirildiğini, üretimin büyük bölümünün Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunan dokuz ilimiz Türkiye Antep fıstığı üretiminin yaklaşık yüzde 92’sini üretmektedir. 2019 yılında Şanlıurfa 31 bin 931 tonluk üretimle ilk sırada yer alırken, bu ilimizi 26 bin 343 tonla Gaziantep, 12 bin 208 tonla Siirt takip etti.”
 
“Üretim ve ihracatı artırma potansiyelimiz var”
Bayraktar, Antep fıstığı üretiminde artış yaşandığını belirterek, “Yüksek rekolte beklentisi fiyatların gerilemesine neden oldu. Fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanalları zorlanmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye’nin, 2016 yılında 4 bin 709 ton, 2017 yılında 2 bin 706 ton, 2018 yılında 4 bin 776 ton, 2019 yılında ise 5 bin 734 ton Antep fıstığı ihraç ettiğini bildirdi.
Türkiye’nin Antep fıstığında üretim ve ihracatı artırma potansiyeli olduğunu vurgulayan Bayraktar şunları söyledi:

“2017 yılında Antep fıstığı ihracatımız 45 milyon 430 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında 71 milyon 914 bin dolara yükselen ihracatımız, 2019 yılında 90 milyon 310 bin dolar, 2020 yılının ilk yedi ayında 20 milyon 463 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl yüksek rekolte avantajı ve piyasada fiyat istikrarının sağlanması halinde ihracatımız 6 bin tonu, ihracat gelirimiz ise 100 milyon doları aşabilir.”
 
Yapılması gerekenler
Antep fıstığı üreticilerinin en önemli sorunlarından birinin yüksek girdi maliyetleri olduğunu belirten Bayraktar, “Girdi fiyatlarındaki artışlardan Antep fıstığı üreticilerimiz de olumsuz etkilenmiştir. Verilen destekler girdi maliyetlerindeki yüksekliğin yanında yetersiz kalmaktadır. Antep fıstığı da fındıkta olduğu gibi alan bazlı destek kapsamına alınmalıdır” diye konuştu.
Verim ve kaliteyi arttırıcı önlemlerin teşvik edilerek üretim kapasitesinin arttırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:
“Türkiye’nin mevcut Antep fıstığı bahçelerinde, verim ve kaliteyi artırıcı önlemler teşvik edilerek üretim kapasitesinin artırılması gerekmektedir.
Yeni kurulacak bahçelerde ihracata yönelik çeşitler tercih edilmeli, tanıtım faaliyetleri ile “Türk Fıstığı” imajı oluşturulmalıdır. Türkiye’de yetiştirilen Antep fıstığı genellikle aroması yoğun, yeşil içli ve lezzetli çeşitlerdir. Ürünün damağa hitap eden bu belirgin özellikleri yapılacak tanıtımlarda öne çıkarılmalıdır.

İthalatçı ülkeler ürünü tamamen tüketmekte, stok yapmamaktadır. Ülkemizde var yılı ve yok yılı arasında belirgin bir fark olmasından dolayı, yok yıllarında dış piyasaya düzenli ürün sunulamamaktadır. Her yıl kaliteli ürününün piyasada bulunabilirliğinin sağlanması ancak lisanslı depolarla mümkün olabilmektedir. Gaziantep’de kurulumu devam eden lisanslı depolar toplam 15 bin ton kapasiteye sahip olmasına rağmen bu yıl ancak 2 bin ton Antep fıstığı alabilecektir. Depoların kurulumu hızla tamamlanmalıdır.

Antep fıstığı üreten diğer illerimizde de lisanslı depolar yaygınlaşmalı, ürün ihtisas depoları hayata geçirilmelidir. Böylece üretici ürününü yok pahasına elden çıkarmayacak, depoya teslim ettiği ürün için alacağı ürün senedi ile nakit sıkışıklığını da giderebilecektir. Lisanslı depolar ile depolama süresi uzun olan Antep fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi sağlanmış olacaktır.

Komşu ülkelerden özellikle de İran’dan kaçak olarak giren fıstık, üreticimizin satış fiyatını etkilemekte, üreticilerimizi zor durumda bırakmaktadır. Kaçak fıstık girişi önlenmelidir.
Sulama imkanlarının yetersiz olması sebebiyle verim kayıpları yaşanmaktadır. Bu sebeple sulama yatırımlarının arttırılması gerekmektedir.
Toprak işleme, gübreleme, budama gibi kültürel işlemler etkin bir şekilde ve bilinçli olarak yapılmalı, uluslararası pazarların ihtiyaçlarını karşılayacak miktar ve kalitede Antep fıstığı üretilmelidir.”
 
 
14.09.2020
Devamı

Su Ürünlerine Sıkı Denetim

Av sezonunun açılmasının ardından su ürünleri denetimi hız kazandı. İstanbul Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde yapılan denetimde mevzuata aykırı satışa sunulan 7 ton su ürününe el konuldu, sorumlulara 40 bin lira idari para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla 1 Eylül’de açılan su ürünleri av sezonuyla birlikte denetimlere de ağırlık verildi.

Bu çerçevede, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ekipleri, Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde ortak denetim gerçekleştirdi.

Yapılan denetimde balıkların belirlenen boy kriterlerine uygun olup olmadığına bakıldı. Bu kapsamda, mevzuata uygun olmayan 360 kasa istavrit, 47 kasa lüfer, 5 kasa tekir, 11 kasa kolyoz, 83 kasa bakalyaro, 12 kasa kırlangıç, 6 kasa dil, 2 adet kalkan, 3 adet sivriburun karagöze el konuldu. Canlı olan 1 adet ıstakoz da denize bırakıldı.
Denetimde toplam 7 ton su ürününe el konulurken, 8 kişiye toplam 40 bin idari para cezası uygulandı.
El konulan 7 ton su ürününün mülkiyeti kamuya geçirildi.

Öte yandan Su ürünleri denetimi yurt genelinde aralıksız bir şekilde devam edecek.​
 
 
14.09.2020
Devamı

Doğu Anadolu Tarım ve Hayvancılık Fuarı Ziyaretçilerini Bekliyor

Van'da Ajans Asya Fuarcılık tarafından bu yıl 10'uncusu düzenlenen ve dört gün sürecek olan 'Doğu Anadolu Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı' kapılarını ziyaretçilere açtı.
Ortadoğu Expo Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen fuara, çeşitli illerden yaklaşık 70 firma katıldı. 81 ilin ürünlerinin sergilendiği fuarın açılışına Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, Van İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Görentaş, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nayif Süer, Van Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Van Terziler Konfeksiyoncular Kunduracılar Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Çetin Karaduman, Van Demirciler Tornacılar ve Tamirciler Odası Başkanı Kenan Akalın, firma yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

Açılışta konuşan Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, yerli üretimlerin teknolojik anlamda fuarlarda tanıtılmasının çok önemsenecek bir durum olduğunu ifade etti. Fuarda Türkiye'nin dört bir tarafından ürünlerin Van'da sergilendiğini dile getiren Vali Yardımcısı Candemir, "Bu tür oluşumlar, her zaman vizyon geliştirici organizasyonlardır. Burada her bir çiftçimiz gezerken, belki bir fikir edinecek ve bunu tatbik etmek için İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz veya ticaret odamızla işbirliği ile güzel bir üretim yapacak. Van, gördüğüm kadarıyla potansiyeli olan bir ilimiz. İnşallah bu potansiyelin tam manasıyla kullanılması noktasında bu tür organizasyonlar güzel işlere vesile olacak" dedi.

Fuarda korona virüs pandemisine karşı tüm tedbirlerin alındığını belirten Vali Yardımcısı Canpolat, "Vatandaşlarımızın bu bilinçte olması gerekiyor. Ayrıca görevlilerimiz de fuar süresince gerekli tedbirlerin alınması noktasında hizmet verecek. Ben bu anlamda fuarda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, fuarın ilimize, ülkemize ve firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Fuar ile ilgili açıklamada bulunan Ajans Asya Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Güler ise korona virüs nedeniyle fuarların yasaklandığını belirterek, "Tarım anlamında bölgedeki ilk fuarı gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin gözü şu anda Van'da. İnsanlar, Van'daki fuarın nasıl geçeceğini merak ediyordu. Şuan da gördük ki bizim insanlarımızın ilgisi çok iyi. Biz Van'da fuarcılığa başlarken hep şunu diyorduk. Van, güzel bir şehir ve güzel bir potansiyeli var. Bu şiarla yol çıktık. Şuanda insanlarımızın morale ihtiyacı var. Eğer biz moralli olamazsak, üretmezsek çok daha zor günlerin bizi bekleyeceğini düşünerek bu yola başladık. Allah'a şükür yoğun bir ilgiyle devam ediyoruz" diye konuştu.
Fuarda bilim kurulu tarafından belirlenen kuralların uygulandığını da sözlerine ekleyen Güler, "Bilim kurulunun öngördüğü kurallar çerçevesinde stantlar arası mesafeye dikkat edildi. Ayrıca girişte misafirlerin ateşleri ölçülerek, maske ve sosyal mesafe uyarıları yapılıyor. Bunun yanında birçok noktada sosyal mesafe ve maske uyarılarının bulunduğu afişler bulunuyor. İnşallah fuarımız her anlamda olumlu geçer. Ben bu anlamda fuarımızın gerek firmalarımız gerekse misafirlerimiz açısından olumlu geçmesini diliyorum" dedi.
 
 
 
11.09.2020
Devamı

“İNŞALLAH KIBRIS'I 25 EYLÜL'DE TEKRAR BU HATTAN MEMBA KALİTESİNDEKİ SUYUNA KAVUŞTURACAĞIZ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) 25 Eylül'de Su Temin Projesi kapsamındaki hattan yeniden memba kalitesindeki suya kavuşturacaklarını bildirdi.
Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile KKTC Su Temin Projesi onarım çalışmalarının yürütüldüğü gemide yaptığı incelemenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Projenin çok büyük olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şu ifadeleri kullandı:
"Akla hayale sığmayacak, Türkiye'nin son yıllarda yapmış olduğu dünyadaki en iddialı projelerden bir tanesi. Hatırlamak gerekirse, neredeyse 50 tane Osmangazi Köprüsü'nü yan yana koyduğunuzda elde edeceğiniz büyüklükte bir proje. Aslında temelinde bir asma köprü mantığıyla çalışıyor. Asma köprü ötesinde mühendislik hesapları ve karmaşık mühendislik içeren Türkiye, Kıbrıs ve iki ülke için çok faydalı büyük dünyaya örnek olacak bir proje. Dünyada çalışmaları yapılan, Amerikalıların dahi ilgilendiği bir proje."
Pakdemirli, projede 8 Ocak'ta ufak bir sorun yaşandığını dile getirerek, buna karşın derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda kalıcı çözüm üretmek amacıyla projede bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini gördüklerini söyledi.
"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDE YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR"
Bu nedenle hızlı şekilde tamir etmek yerine kalıcı değişikliklerin yapılması yoluna gittiklerini anlatan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:
"Böylece bugünkü noktaya gelmiş olduk. Türkiye pandemi sürecinde yatırımlarına devam ediyor. Böyle bir yatırımı devam ettirmek son derece zor. Gerçekten bir ay yüzeyinde hareket etmek kadar zor olan denizin binlerce metre altında robotların yapmış olduğu operasyonlar santim santim yukardan hesaplanarak birçok şeyde de ilk yaşanarak yapılan tamir ve onarım süreci."
Pakdemirli, proje kapsamında 80-100 kilometrelik geçiş ve 530 kilometrelik ishale hatları, iki baraj ve 17 bin dekarlık sulama alanının yer aldığına dikkati çekti. Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Özellikle tarımsal sulama alanında da KKTC Tarım Bakanımızla çalışıyoruz. Tarım Bakanımızla ilişkilerimiz son derece iyi. Pandemi sürecinde de karşılıklı fikir alışverişi ve yardımlaşmalarda da bulunduk. Buradaki onarım sürecini Kıbrıs tarafında da Tarım Bakanımız ve Başbakanımız da gün gün takip ettiler. Biz de inşallah Kıbrıs'ı 25 Eylül'de tekrar bu hattan memba kalitesindeki suyuna kavuşturacağız."
 
11.09.2020
Devamı

Temmuzda Yumurta Üretimi Yıllık Yüzde 2.1 Düştü

Türkiye İstatistik Kurumu, temmuz ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, tavuk yumurtası üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1.5 artarken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.1 azaldı. Bu dönemde 1 milyar 541 milyon 760 bin adet tavuk yumurtası üretildi.

Temmuzda kesilen tavuk sayısı aylık bazda yüzde 6.2 azalarak 99 milyon 95 bin adet olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı ayına göre de kesilen tavuk sayısı yüzde 13.5 azaldı.

Tavuk eti üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7.3, geçen yılın aynı dönemine kıyasla da yüzde 13.5 geriledi. Bu dönemde tavuk eti üretimi 174 bin 329 ton oldu.

Hindi eti üretimi ise temmuzda aylık yüzde 10.7 azalırken, yıllık yüzde 8.4 artış gösterdi. Söz konusu ayda hindi eti üretimi 5 bin 620 ton olarak kaydedildi.

Ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre hindi eti üretimi yüzde 9.3, tavuk eti üretimi yüzde 2.9, kesilen tavuk sayısı yüzde 2.3, tavuk yumurtası üretimi de yüzde 0.5 arttı.
10.09.2020
Devamı

Şap Aşılama Kampanyası Erzurum’da başlatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde uygulamaya konulan 'Bölgesel risklerin azaltılmasına dayalı şap hastalığının kontrolü ve eradikasyonu projesi' kapsamında Erzurum'un 20 ilçesinde büyükbaş hayvanlara yönelik olarak ‘Şap Aşılama Kampanyası' başlatıldı.
Erzurum Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erhan Çiftgül, şap aşısı çalışması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Erzurum ilinde hayvan hastalıkları ile mücadele programı kapsamında 2020 yılı sonbahar dönemi şap aşılama kampanyası 16 Kasım 2020 tarihine kadar devam edecektir. Erzurum ilinde şap aşısı uygulama çalışmalarında 820 bin büyükbaş hayvan şap hastalığına karşı aşılanacaktır. Şap hastalığı, salgın ve bulaşıcı, viral bir hayvan hastalığıdır. Şap hastalığının hayvan ölümlerine sebebiyet vermesinin yanı sıra, bu hastalık nedeniyle oluşan et, süt gibi verip kayıpları ayrıca çiftçilerimize ve ülke ekonomimize olumsuz yönde etkilemektedir. Çok hızlı bir bulaşma ve yayılma gösteren şap hastalığının ve neden olduğu ekonomik kayıpların önlenmesi için büyükbaş hayvanların İlkbahar ve Sonbahar dönemlerinde olmak üzere yılda bir kez şap hastalığına karşı aşılanması gerekmektedir. Hayvancılıktan beklenen verimin alınabilmesi için bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek büyük önem arz etmektedir” dedi.
Erzurum'da 2019 yılında iki dönemde 1 milyon 600 bin hayvana şap aşısı yapıldığını anımsatan Çiftgül, “Yetiştiricilerimizin şap aşılama kampanyası ile ilgili Erzurum Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yapılacak duyuruları dikkate almaları ve hayvanlarını şap hastalığından korumak için en etkili ve ucuz yöntem olan aşılama hususunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Yetiştiricilerimizin hastalıkla mücadele için hayvanlarını aşılatmalarını ve aşılama kampanyasına duyarlı olmaları, ülkemiz hayvancılığı açısından büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.

Hayvanlarını aşılama yaptırmayanlara para cezası uygulanacağını belirten Çiftgül, “5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereği hayvan sahiplerinin hayvanlarını aşılatmaları zorunlu olup, aşılamaya katılmayan yetiştiricilere 13 bin 934 lira idari para cezası uygulanacaktır” şeklinde konuştu.
10.09.2020
Devamı

Uçurumdan Yuvarlandı Hayatını Kaybetti

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, tarım arazisini düzenlediği iş makinesinin kontrolden çıkması sonucu 200 metrelik uçurumdan yuvarlanan Hüsame Pişkin (34) yaşamını yitirdi.

Olay, Kırahmetler Mahallesi’nde saat 13.00 sıralarında meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Hüsame Pişkin kendisine ait paletli ekskavatörle tarım arazisi düzenleme işi yaptığı sırada aracın kontrolünü kaybetti. Tonlarca ağırlıktaki iş makinesi taklalar atarak Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gazipaşa İtfaiye Birimi ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde yaşamını yitirdiği belirlenen Hüsame Pişkin’in cesedi itfaiye erleri, jandarma ve çok sayıdaki vatandaşın yardımıyla bulunduğu yerden alındı. Hüsame Pişkin’in cansız bedeni, sarp arazi nedeniyle zorlukla yukarı taşındı. Yaklaşık 200 metre taşınıp, kamyonet kasasına konulan Pişkin’in cesedi, D400 yolunda bekleyen cenaze aracına alınarak Gazipaşa Devlet Hastanesi’ne götürüldü.
10.09.2020
Devamı

Tevfik Keskin: Süt Üreticisi Daha Fazla Zararına Üretim Yapamayacak

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: "Hayvancılığın başlıca sorunlarından biri olan girdi maliyetlerinde sürekli yaşanan artış son zamanlarda giderek artmaktadır.
Yeme gelen üst üste zamlarla üreticilerimiz ezilirken temsilcisi olduğumuz süt üreticileri için Gıda Komitesinin acilen toplanması talebimizi tekrar dile getiriyoruz Büyük emekler vererek üretim yapan süt üreticilerimizi bu dar boğazdan kurtaramaz isek dayanabilecek ve maalesef üretimi devam ettirecek güçleri kalmayacak.
Yeme. Samana, Silaja kısacası tüm girdi maliyetlerimize sürekli yapılan zamlar hayvancılığımızın ve üretimimizin sürdürülebilirliğine ciddi anlamda zarar verdi. Süt Üreticilerimiz zor durumda ve zor şartlarda… Neredeyse üretim yapılamayacak duruma geldi, İneklerimizin kesilmemesi ve referans fiyatın yeniden düzenlenmesi için Komitenin bize tavsiyede bulunması lazım.
2020 yılı itibariyle defalarca yapılan bu zam oranlarının karşılığında çiğ süt fiyatları revize edilmezken, yeni bir yem zammıyla karşı karşıyayız. Ayrıca Süt Konseyinde açıklanan referans fiyat 1 yıllıktı fakat Gıda Komitesinin aldığı kararda sıkıntılı bir durum olduğunda fiyatlar tekrar revize edilebilecekti.
Gıda komitesinin acilen durumu değerlendirip, toplanması talebimizi yeniliyoruz. 
Temsilcisi olduğumuz Süt Üreticilerimiz için, çiğ süt fiyatlarının günümüz şartlarına göre tekrar değerlendirilmesi konusunda sektör toplantımızı yaparak, üreticilerimizi bir nebze olsun rahatlatmak istiyoruz. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği olarak, Sayın Bakanımıza sürekli konuyu arz ediyoruz. Genel Müdürlerimizle ve Bakanlığımız yetkilileri ile devamlı istişare halindeyiz. Merkez Birliği Yönetim Kurulu olarak konunun takipçisiyiz.
Ardı arkası kesilmeyen yem zamları karsısında bekleyecek gücümüz kalmadı... Gereken tedbirler alınmazsa sut üreticisi daha fazla zararına üretim yapamayacak. 
Ülkemizin her köşesinde bu zorlu şartlara rağmen üretim yapmaya çalışan sut üreticilerimizin artık hayvanlarını besleyecek yem alma güçleri yok. Hayvan beslenmezse süt yok, süt yoksa hayvanını kesime göndermek zorunda, süt hayvanlarımız kesime giderse de artık süt ihtiyacımızı yurt dışından karşılamak zorunda kalabiliriz. 
Gıda Komitesinin tavsiyesi ve Sayın Bakanımızın kararıyla bizde konsey olarak, üreticilerimizi ve sanayicilerimizi bir araya getirip referans fiyatı belirleyerek üreticilerimize duyurmak istiyoruz"
10.09.2020
Devamı

Gençlere ve Kadın Çiftçilere Hibe Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük aile işletmeleri kapsamında gençlerimize ve kadın çiftçilerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam ettiklerini belirterek, hibe müjdesi verdi.

Ülkemizde tarımsal işletmelerin büyük bölümünü oluşturan küçük aile işletmelerinin büyük işleme tesisi oluşturmak için ekonomik güçlerinin yeterli olamadığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda özellikle gençleri ve kadınları destekleyerek bu işletmelerin pazardaki paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti.  

Bu doğrultuda hibe müjdesi veren Bakan Pakdemirli; “Kırsal Kalkınma yatırırım destekleri ile küçük aile işletmeleri kapsamında ve özellikle genç (18-40 yaş) ve kadın çiftçilerimize 2021-2025 döneminde bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi (meyve sebzelerin dondurulması, kurutulması, konserve, reçel, erişte vb.), paketlenmesi faaliyetlerine %50 hibe desteği vereceğiz. Bunun için yeni dönem Cumhurbaşkanlığı kararını Temmuz ayında çıkardık” dedi.

Bakan Pakdemirli %50 Hibede öncelik tanınacak alanları da örnekledi;

“Genç ve kadın olması, kırsal da yaşıyor olması ve birincil tarım ürünlerini işleyerek katma değerli ürünlere dönüştürecek küçük ölçekli tesis kurmak istemeleri.

Örnek işletmeler; Salamura yaprak tesisi, Bal İşleme ve Paketleme Tesisi, Sebze Meyve Kurutma Tesisi, İstiridye Mantarı Üretim Tesisi vb.”

Bakan Pakdemirli ayrıca 4 ilde (Mardin, Düzce, İzmir, Amasya) pilot olarak uygulanan Uzman Eller Projesi’ni yeni dönemde 81 ile yayacaklarını da belirtti.
10.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

10.09.2020
Devamı

Süt Toplama Merkezi İçin TKDK Desteği

Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında Süt Toplama Merkezi için sözleşme imzalandı. İmzalanan sözleşme kapsamında Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne 4 adet süt taşıma kamyonu, 4 adet soğutmalı araç üstü tank, 4 adet transfer pompası ve sütlerin elektrik kesintisinden etkilenmemesi için 1 adet jeneratör desteği verilecek.
Konu ile ilgili olarak açıklama yapan Yozgat İl Koordinatörü Selim Türker,  “Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği merkez ve bağlı köylerinin sütlerini günlük, soğuk ve hijyenik olarak toplamakta ve çiftçilerimizin sütlerini değerlendirmektedir. Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Kurumumuza müracaat etmiş ve projeleri onaylanmıştır” dedi.

KDV VE ÖTV’DEN MUAF
Türker, yapılan sözleşmenin KDV ve ÖTV’den muaf olduğunu belirterek, “Projenin yatırım tutarı 652 bin 760 TL’dir. Birliğe verilecek olan destek ile daha fazla kişi ve köyden sütler toplanacak ve değerlendirilecektir. Üretici Birlikleri çiftçilerin ürünlerini değerlendirme ve pazarlamada aktif olarak rol oynamaktadır. Sütünü satabileceğini bilen ve gören diğer kişiler de hayvancılığa sıcak bakmaktadır. Ayrıca süt ürünleri yetiştiriciliği için de üretilen yem bitkileri yıldan yıla artış göstermektedir. Hayvancılık bir yandan da tarımı geliştirmekte ve güçlendirmektedir. Yozgat İlimize Et ve Süt Kurumumuzun açacağı süt işleme tesisi ile birlikte bu yatırımlar bir bütünlük sağlayacak ve tarım ve hayvancılığımız bu sayede daha hızlı bir gelişim gösterecektir. Bu projemizin ilçelerimizde olan süt birlikleri için de örnek olmasını temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.  
 
 
09.09.2020
Devamı

Sütte Oscar'lık Vurgun

Sütte akılalmaz vurgun ortaya çıktı. Türk dizi ihracatçısı Calinos Holding’in patronu Gülgen, yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurup, kanunların arkasından dolanarak süt işletmesi için faizsiz destekleri kaptı. Banka dava açıp faizi geri isteyince devlete karşı hukuk mücadelesine girişti

Sabah Gazetesinden Dilek Güngör’ün haberine göre Tarım ve hayvancılıkta girişimcilere verilen sübvansiyonlu (faiz destekli) kredilerde 'vurgun' mahkemelik oldu. Çiftçilere sağlanan Hazine destekli kredide kanunun arkasından dolanan dizi ihracatçısı Calinos Holding'in sahibi Melih Fırat Gülgen, Niğde'de kurduğu 26 bin dönümlük süt hayvancılığı işletmesine sıfır faizli kredi almak için yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurdu. Tek işletmeyi muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi göstererek her biri için 7.5 milyon TL kredi aldı. Böylece, toplam 45 milyon TL'lik kredinin faizi Hazine'ye yıkıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar'ın Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü döneminde verilen kredilerin faizinin tahsili için daha sonra dava üzerine dava açıldı. Faizi ödememek için direnerek kamuyu zarara uğratan Gülgen devlete de savaş açtı.

AKBULUT DA ALMIŞ!
Hükümet 2010 yılında süt ve et hayvancılığını desteklemek için çiftçilere sıfır faizli kredi imkânı sağladı. İşletme kredileri iki yıl, yatırım kredileri ise ilk iki yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıl vadeliydi. Her bir işletme 7.5 milyon TL'ye kadar kredi kullanabiliyordu. Kredilerin faizini de Hazine üstleniyordu. Ziraat Bankası'nın o dönemdeki yönetimi daha önce hiç hayvancılık yapmamış birçok şirkete kredi verdi. Kanunda yasak olmasına rağmen işadamları, tek bir firmanın yararlanması gereken krediden yakınlarına üçer beşer şirket kurdurarak faydalandı. Aralarında FETÖ firarisi Ali Akbulut ve Dursun Akdağ gibi isimlerin de olduğu pek çok kişi, yakınlarına üçer, beşer işletme kurdurarak sübvansiyonlu kredileri cebe attı. Ziraat Bankası'nda 2011'de yönetim değiştikten sonra faiz destekli krediler mercek altına alındı. Muvazaalı şirket kuranların kredileri donduruldu. 2012'de yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıp, aynı risk grubundaki şirketlere kredi kullanımında limit getirildi.

Yeni yönetim Akbulut ve Akdağ'dan Hazine'nin üstlendiği faizleri geri aldı. Sübvansiyonlu kredilerden hülleyle yararlanan isimlerden birisi de film/ dizi sektörünün yakından tanıdığı Melih Fırat Gülgen'di. Gülgen, faizsiz krediden yararlanmak için Murat Hayvancılık, Leben Tarım, Cıngıllı Organik Tarım İşletmeleri, Çevik Süt, Gülbahar Süt, Şeker Ziraat ve Hayvancılık adıyla şirketler kurdurdu. Bu şirketlerin bir kısmını yakınlarının üzerine yaptı. Ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan 6 şirketi bir araya getirip entegre tesise dönüştürdü. 2016'da bu şirketlerin tamamının hisselerini emanetçi hissedarlardan alarak kendi üzerine geçirdi.

DANIŞTAY'DAN ŞAŞIRTAN KARAR
Üçkağıtla sübvansiyonlu kredileri alan Gülgen ise soluğu Danıştay'da aldı. 2012 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı'nın sübvansiyonlu kredilere limit getiren maddelerinin iptali için Başbakanlık ve Hazine Müsteşarlığı aleyhine dava açtı. Danıştay 10. Dairesi, Gülgen'in şirketi Şeker Ziraat ve Hayvancılık'ın devlete karşı açtığı davanın reddine karar verdi.

MUVAZAALI İŞLEME GEÇİT
Ancak Gülgen boş durmadı. İlk derece mahkemesinin kendi aleyhine çıkan kararından sonra temyize başvurdu. Temyiz duruşmasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bakanlar Kurulu Kararı'nın ilgili maddelerinin iptaline karar verdi. Davaya Hazine adına fer'i müdahil olan Ziraat Bankası karar düzeltme talebinde bulundu. Ancak Danıştay İdari Davaları Kurulu düzeltme talebini reddederek, muvazaalı şekilde elde edilen sübvansiyonlu kredilere yol verdi. Böylece kanunları arkadan dolanarak kamu zararına yol açanlara göz yumuldu.


BANKA DAVA AÇTI
Ziraat Bankası, arkadan dolanarak kanunlara hiçe sayan Gülgen'e karşı hukuk mücadelesi başlattı. Davalarda, Gülgen'in kanuna karşı hile yaptığı, aslında tek olan firmasını muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi gösterdiği, fiilen aynı kampüste bulunan, ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan tesislerin her bölümüne farklı isim vererek haksız yere fazladan sübvansiyona ulaşmayı hedeflediği anlatıldı. Yaklaşık 11 milyon TL'lik faiz sübvansiyonunun iadesi istendi.
 
 
09.09.2020
Devamı

Türkiye'nin İhracatında Tarım Damgası

Genel ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon dolara geriledi. Tarım ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 15 milyar dolara yaklaştı.
Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ve dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın ilk sekiz ayında, özellikle gıda sektörünün önemi anlaşıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi. Türkiye'de de bu dönemde 7 sektör dış satım hacmini artırırken, söz konusu sektörlerden 5'inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi, tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu çerçevede yılın 8 ayında, 2019'un aynı dönemine göre Türkiye'nin tarım ihracatı yüzde 4,5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

HİSSEDİLİR ARTIŞ
Dış satım hacmi yüzde 28,6 artarak 1,2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat; yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23,8 artışla yaklaşık 1,5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7,8 yükselişle 4,6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5,3 artarak 1 milyar 32,4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0,6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Türkiye'nin Covid-19 salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen "temassız ticaret" uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle, tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.

GELECEK BURADA
19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden  Prof. Dr. Yusuf Demir “Türkiye’nin geleceği tarım ve tarıma dayalı sanayidedir. Günümüzde gıda güvenliği, beslenme ve tarımsal üretimin önemi, tartışılmaz bir gerçek olarak gündemdeki yerini almıştır. İnsanların temel ihtiyacı olan sürdürülebilir yaşam, sağlıklı beslenme, nesillerin devamı gibi konular da ana gündem maddelerini oluşturmakta. Araştırmalar ve ülke stratejileri buna göre planlanmaktadır. Özellikle son dönemde yaşadığımız pandemi süreci bunu daha önemli hâle getirmiştir. Ülkemizde daha fazla profesyonel tarım yönetimi anlayışına geçilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Bu bağlamda son dönemde çıkarılan yasaların uygun yönetmelikler ile desteklenmesi, yeni yasalar ile köylü ile çiftçi ayırımın yapılarak profesyonel tarıma geçilmesi, mevcut büyükşehir yasasının kırsalda ortaya çıkardığı sorunların çözülmesi gerekmektedir" diye konuştu.
 
 
09.09.2020
Devamı

1,5 Klogramlık Domates Hayrete Düşürdü

Kütahya'da bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domatesin ağırlığı 1,5 kilograma ulaştı. Üretenin de şaşırdığı domates, görenleri hayrete düşürdü.
Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde, bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domates, 1,5 kilogram ağırlığa ulaştı. Domatesi iş yerinde sergileyen İsmail Ceylan, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
İlçede zücaciye dükkanı işleten İsmail Ceylan, Hasanlar Yüzü Mevkii'nde sadece hayvan gübresi ve doğal malzemeler kullanarak yetiştirdiği domateslerden birinin 1,5 kilogram gibi devasa boyuta ulaşmasının kendisini çok şaşırttığını söyledi.
Ceylan, "Dükkanımın vitrininde sergilediğim devasa domates vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor. Şu an satmayı düşünmüyorum. Belli bir süre sergi amaçlı bekleteceğim" dedi.


Vatandaşlara hormonsuz sebze ve meyve tüketmelerini tavsiye eden Ceylan, "Yıllardan beri sebze ve meyveleri büyüklerimden gördüğüm şekilde hayvan gübresi kullanarak yetiştiriyorum. Sebze tohumlarını yine yetiştirdiğimiz ürünlerden elde ediyoruz. Bu nedenle yetiştirdiğimiz ürünler kendi doğal tatlarını muhafaza ettiği için lezzetli oluyor" diye konuştu.
 
09.09.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik :Küçükbaşta Verimlilik Daha Çok Et ve Süt Demek

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta verimliliğin katma değer açısından en önemli unsurlardan biri olduğunu, gelişmiş ülkelerin verimliliği artırarak daha az sayıda hayvanla daha fazla süt ve et elde ettiğinin görüldüğünü belirterek, “FAO ve TÜİK verilerini esas alırsak, yıllık olarak, koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et, her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkün” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 2004-2019 arasındaki 15 yıllık dönemde yıllar itibarıyla, sağılan hayvan başına yıllık süt veriminin koyunda 76,6 kilogram ile 78 kilogram arasında, keçide 104,6 kilogram ile 105,7 kilogram arasında, kesilen hayvan başına et veriminin ise koyunda 17,2 kilogram ile 21,7 kilogram arasında, keçide 17 kilogram ile 19,8 kilogram arasında değiştiğini bildirdi.
 
Et ve süt üretim artışları, hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklanmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta et ve sütteki üretim artışlarının esas itibarıyla hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklandığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
“Küçükbaş hayvan sayısı 2020 Haziran ayı verileriyle 2019 sonuna göre 6,5 milyon başlık artışla 48,5 milyondan 55 milyonun üzerine çıktı. Bu dönemde koyun sayısı yüzde 14,6 artışla 37,3 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısı yüzde 10,2 artışla 11,2 milyondan 12,35 milyona yükseldi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus başına bir küçükbaş hayvana ulaşma konusunda talimatı var. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin destek ve gayretleriyle, Tarım ve Orman Bakanlığımızın küçükbaş hayvancılığa yönelik desteklemeleriyle adım adım hedefimize yaklaşıyoruz.”
 
Çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta sadece sayı artırmayla sınırlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır. En az girdiyle en fazla, sürdürülebilir, yüksek kalite ve standartta üretimin ekonominin temel amacı olduğunu hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“2019 yılı itibarıyla koyunda 21,6, keçide 19,8 kilogramlık et, koyunda yıllık 76,7, keçide 105,5 kilogramlık süt verimliliğini ıslah çalışmalarıyla çok daha yüksek rakamlara çıkarabiliriz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında 19,8 milyon koyun, 5,5 milyon keçi sağılmaktadır. Her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkündür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 verileri esas alındığında koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et elde etmek imkanlar dahilindedir.
Tabii sağılan hayvan sayısı arttıkça elde edilecek süt miktarı, kesilen hayvan sayısı arttıkça elde edilecek et miktarı artacaktır.”
 
Islah çalışmalarıyla verimlilik kolaylıkla artırılabilir
 
Verimliliğin yapılacak ıslah çalışmalarıyla kolaylıkla artırılabileceğini, Anadolu’nun et ve sütte verimli koyun ve keçi ırkları bulunduğunu, bunların yaygınlaştırılması gerektiğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Ülkemizde bazı koyun ırklarında yıllık süt verimi 200 kilograma kadar çıkmaktadır. Kültür ırkı keçilerde bu rakam 400 kilogramı aşmaktadır. Karkas ağırlık bazı koyun ırklarında 29-30 kilograma yaklaşmaktadır.
Buna göre, koyunda ve keçide süt verimini ıslahla en az ikiye katlamak mümkündür.  Et verimini ise yüzde 50 oranında artırma imkanı vardır.
Islah çalışmaları daha fazla desteklenmeli, küçükbaş hayvan varlığımızın tamamı ıslah edilmeli, et ve süt verimliliği artırılmalıdır.
Memnuniyetle söylemeliyim ki artık küçükbaş hayvancılıkta soy kütüğü yürütme çalışmaları başlamıştır. Çalışmalar hızla devam etmektedir. Önümüzdeki birkaç yılda ıslah çalışmalarının temelini oluşturan soy kütüğü kayıtları ile verimliliğin artırılması yolunda çok daha önemli mesafeler kaydedilecektir.”
Verimlilik artışında bakım ve beslenmenin de büyük önemi bulunduğu bildiren Çelik, “ıslah çalışmalarının başarıyla uygulanabilmesinin bir yolu da çevre şartlarının iyileştirilmesidir. Bu çerçevede bakım ve besleme konuları da son derece önemlidir. Yetiştiricimiz yem maliyetleri nedeniyle hayvanlarını yeterince iyi besleyememektedir. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Halen 14,6 milyon hektar olan mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar verimsizdir. Bu alanlar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır” dedi.
 
 
 
09.09.2020
Devamı

TESK: Gıda ve Temizlik Ürünlerinde Kdv Düşürülsün

Yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını döneminde vatandaşların gıda ve temizlik ürünleri harcamalarının arttığını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bu ürünlerin KDV oranının düşürülmesini istedi.

Palandöken, yazılı açıklamasında, salgının ekonomiye olumsuz etkisinin azaltılması için KDV oranının düşürülmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Gıda ve temizlik ürünlerinin bu dönemde vatandaşların en çok harcama yaptığı kalemler olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Pandemi devam ettiği sürece, gıda ürünlerindeki yüzde 8 ve temizlik malzemelerindeki yüzde 18 KDV'nin yüzde 1'e indirilmesi hem halkımızı rahatlatacak hem de enflasyonun aşağı inmesine sebep olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Palandöken, söz konusu ürünlerde KDV'nin düşürülmesiyle özellikle dar gelirli vatandaşların salgın döneminde rahat bir nefes alacaklarını belirterek KDV'nin düşürülmesinin vergi gelirlerini artıracağını söyledi.
08.09.2020
Devamı

Antalya’da Toprak Altında Kalan Çiftçi Hayatını Kaybetti

Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Bıçakçı Mahallesi'nde Ahmet Teker, kepçe operatörü İsmail Turan ile birlikte kendisine ait bahçeden su çıkarmak için çalışmaya başladı.

Kazılan alanı kontrol etmek isteyen Ahmet Teker, aşağı indiği sırada toprak kayması oldu.

Üzerine toprak yığılan Ahmet Teker, sıkıştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine ekiplerine bildirmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri gelirken, vatandaşların yardımıyla çıkarılan Teker'in yaşamını yitirdiği belirlendi.

Ahmet Teker'in cansız bedeni savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Kepçe operatörü İsmail Turan ifadesi için gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
08.09.2020
Devamı

Üzüm Alımları Başladı, Çiftçiler Kuyruk Oluşturdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 7 Eylül'de üzüm alımlarının 9 numara üzüm için 12,5 lira taban fiyat üzerinden alımlara başlanacağının açıklanması üzerine Manisa'da çiftçiler mahsullerini getirmeye başladı. Ürünlerini satmak için alım noktalarına gelen çiftçiler traktör kuyrukları oluşturdu.

Geçtiğimiz 27 Ağustos'ta Manisa Ticaret Borsası tarafından düzenlenen alım törenine canlı bağlantıyla katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9 numara üzüm için TMO'nun 12.5 lira alım garantisi verdi. Bu kapsamda TMO bugün itibarıyla Manisa ile ilçeleri Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Sarıgöl, Saruhanlı ve Denizli Buldan'ın yanı sıra İzmir ve Salihli Ticaret Borsaları üzerinden alımların yapılabileceği çekirdeksiz kuru üzüm alımına başlandı. Bakan Pakdemirli'nin alımların 7 Eylül'de başlayacağını açıklaması üzerine üzümlerini çuvallayan üreticiler soluğu TMO ve TARİŞ'te aldı. TMO'ya internet üzerinden randevu aldıktan sonra çiftçi kayıt sistemi belgeleriyle birlikte gelen çiftçilerin mahsulleri ekspertizler tarafından değerlendirildikten sonra numara verilerek fiyatları belirlendi. Çuvallarla getirilen ürünler daha sonra depolara konulmaya başlandı.

TARİŞ depolarında da üzüm alımları başlarken, çiftçilerin traktörleri uzun kuyruklar oluşturdu. TARİŞ'te de ekspertizler tarafından numaralandırılan üzümler depolara yerleştirildi.

Üzümünü TARİŞ'e getiren üreticilerden Mustafa Kököz, "TARİŞ'e geldik. Senelerden beri TARİŞ'in ortaklarından olduğum için her yıl üzümümüzü buraya veriyoruz. Biz üzüm fiyatlarını 13,5 olarak bekliyorduk. Ama çoğu çevrede konuşulan 'Her şeye yüzde 25 zam geldi' dediler. Bu fiyat 9 numara için verildi. Ama 8 numara üzüm için 12,5 lira fiyat verilmesi gerekiyordu. Şu anda tabi TARİŞ daha fiyatını açıklamadı" dedi.

Bu yıl bağlarda hava şartlarından dolayı zarar meydana geldiğini belirten Kököz, "Bu sene bağlarda silkinti yaptı. Bu yüzde neredeyse bütün çiftçilerde zarar var. Havalar bir sıcak bir soğuk gidince silkinti oldu. Ona istinaden geçen seneye nazaran çok büyük bir zarar var" diye konuştu.

Sezonun pek iyi geçmediğini belirten üzüm üreticisi Hüseyin Hasacar, "Şu an üzüm fiyatları için bir şey söyleyemem. Bana göre normal. Eskiden üzüm 1 dolar diyorlardı. Şu an aşağı yukarı 2 dolar seviyelerinde. Yağışlar zamanında yağmadı. Çok fazla üzüm vardı bazı yerlerde üzüm kendini besleyemedi. Sezon çok iyi geçti diyemem" dedi.

"7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda"

Bugün itibariyle TMO tarafından üzüm alımlarına başlandığını belirten Manisa Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, "27 Ağustos'ta Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli canlı yayında üzüm törenimize katılmış ve orada Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 9 numara Sultani çekirdeksiz kuru üzümün 12 lira 50 kuruştan alınacağını belirtmişti. 7 Eylül itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımları başlayacağını söylemişti. Bugün 7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda. 7 ayrı noktadan TMO tarafından çekirdeksiz Sultani kuru üzümün alımları gerçekleştiriliyor. Eksperler sahada. Bugün saat 11.00 itibariyle alımlar başladı. Eksperler numuneler alarak, numaraları vererek üreticimizin ürünlerini alıyorlar" ifadelerini kullandı.
08.09.2020
Devamı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç: 2020 Yılı Tahmini Kuru İncir Rekoltesi 85 bin 585 Ton

Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Aydın Ticaret Borsası Soğuk Hava Deposu'nda gerçekleştirilen 2020-2021 sezonu kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın'a geldi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, incir üretiminin yüzde 61'nin Aydın'da yapıldığını hatırlatarak, "İncir üretiminde dünya lideriyiz. 284 milyon dolar ihracatla piyasaya yön veriyoruz. Lisanslı depoculuk ile ürünlerimiz saklanarak dünya pazarlarına ulaşacak" dedi.
Aydın genelinde 7 milyon incir ağacının olduğunu belirten AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, "Geçen yılki rakamlara baktığımızda şu anki Aydın olarak ihracatımız 750 milyon dolar civarında. Bunun üçte biri incirden karşılanıyor. Son zamanda incirin, daldan sonraki kısmında da işletmelerimiz, faaliyetler, bir marka oluşturma yolunda hızlı adımlar atıyorlar" diye konuştu.
Kuru incir sezonu açılış töreninin geleneksel hale gelmesini istediğini ifade eden AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise, "Bu töreni bir başlangıç olarak görüyorum. Bu törenin geleneksel hale gelmesini temenni ediyorum. Tarlada ürettiğimizle karnımızı doyururuz. Tesiste işlersek zenginleşiriz. Bu tür tesislerin sayısının artırılarak ilimizin gıda ambarı olacağına inanıyorum. Afiyetle yiyelim ve afiyetle yedirelim" ifadelerini kullandı.
"TMO ile Tariş İncir Birliği arasında protokol imzalandı"
Açılış töreninde konuşma yapan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç da gerekli görüldüğü takdirde Toprak Mahsulleri Ofisi'nin incir alımı yapacağını açıklayarak, "Türkiye kuru incir ihracatında birinci sırada. Aydın ilimiz 373 bin dekarda yaptığı üretim ile Türkiye'deki incirin yüzde 61,4'ünü tek başına üretmektedir. İncir yetiştiriciliği 16 bin aileye gelir kapısı olmuştur. 2019 yılında kuru incir ve yaş olarak yaklaşık 268 milyon dolarlık incir ihracatı yapılmıştır. Tarımsal ihracatın yaklaşık yüzde 1,6'sı incirden gelmektedir. 2020 yılının ilk yarısında ise 134 ülkeye gerçekleştirilen 605 milyon dolarlık kuru meyve ihracatının 92 milyon dolarını incir tek başına karşılamaktadır. İncir katma değerli bir üründür. Japonya'ya incir ihracatı kapsamında Mart 2020 tarihi itibariyle çalışmaları başlattık. Bu kapsamda Japon tarafı detaylı bir bilgi talebinde bulundu. Amacımız Aydın incirini dünyada tatmayan kalmasın. Bu yıl iklimsel faktörlere bağlı olarak bazı bölgelerde rekolte kısmen etkilendi. Elde edilen veriler neticesinde 2020 yılı Ege Bölgesi kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olacağı öngörülmektedir. Biz de elimizdekinin kıymetini çok iyi biliyor. Üretimi desteklemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Son 18 yılda üreticilerimize ciddi destek ve hibeler veriyoruz. Mazot, gübre, organik, desteği veriyoruz. Aydın'da 50 projeye 22 milyon destek verdik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile üreticinin yanındayız. İncir rekoltesi 85 bin 585 ton olacağını bekliyoruz. Geçen yıl TMO olarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez kuru incir alım fiyatı A4 kalite olarak 16 lira olarak açıkladık. Cumhurbaşkanımız kuru incir alımı için TMO'yu görevlendirildi. TMO şu andaki fiyatları izlemeye devam edecek. Şayet fiyatlar çiftçi memnuniyetsizliğine sebep olacak bir noktaya gelirse TMO hemen devreye girecek ve alım yapmaya başlayacaktır. Geçen yıl olduğu gibi Tariş ile işbirliğine gidildi. Bugün burada bir protokolü imzalayacağız. TMO, 14 Eylül'den itibaren Nazilli ve Germencik'te gerekirse incir alacak" dedi.
Aydın'ın, Türkiye'nin önemli ürünlerinin yetiştirildiği illerden birisi olduğuna dikkat çeken Aydın Valisi Hüseyin Aksoy da incir sezonunun hayırlı olmasını dileyerek, "Aydın tarım potansiyeli yüksek bir şehir. İncirde de sadece Türkiye'de değil dünyada birinciyiz, İl genelinde 16 bini aşkın çiftçimiz incir üretimi yapıyor. Özellikle bölgemizde incir üretiminde her geçen gün yeni çalışmalar ortaya konmaktadır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından TMO ile Tariş İncir Birliği arasında kuru incir alım protokolü imzalandı. Törenin ardından Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy ve törene katılanlar tarafından, Aydın Ticaret Borsası tarafından yapılan Soğuk Hava Deposu gezilerek incelemelerde bulunuldu.
Törene; Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Aydın milletvekilleri Metin Yavuz, Mustafa Savaş, Rıza Posacı, Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir ve davetliler katıldı.
07.09.2020
Devamı

Nihat Çelik’ten Üniversite Kazanan Çoban Muhammet Taş’a Ödül

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, üniversite sınavında Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak Erciş’in gururu olan Ercişli çoban Muhammet Taş’ı altınla ödüllendirdi.
Çelik, Muhammet Taş’ı Van İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin Erciş Şubesinde kabul etti.
Nihat Çelik, çobanlık yaparken Tıp Fakültesini kazanacak kadar da başarılı bir öğrenci olan Muhammet Taş ile kendisi de bir Ercişli olarak gurur duyduğunu belirtti. Çobanlığın en önemli mesleklerden biri olduğuna dikkati çeken Çelik, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere hemen her peygamberin hayatlarının bir devresinde çobanlık yaptığını, Musa, Yakup ve İshak peygamberlerin asıl mesleklerinin de çobanlık olduğunu belirtti.
 
Buhâri’nin, Peygamber Efendimizin de “Allah hiçbir peygamber göndermedi ki çobanlık yapmamış olsun” şeklinde buyurduğunu, dinleyenlerin, “Sen de mi Ey Allah’ın Resûlü” diye sormaları üzerine, “Evet, ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm” dediğini naklettiğine vurgu yapan Çelik, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da 2016 yılında Beştepe’te ‘Milli Tarım Projesi’nde yaptığı konuşmada, ‘peygamberlerin mesleği olan çiftçiliği ve çobanlığı teknolojinin tüm imkanlarıyla destekleyerek doğru planlamayla, yönlendirmeyle, bilgilendirmeyle teşvik ederek ülkemizde hak ettikleri konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayım. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım’ demişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında AA fotoğraf yarışmasında, yaşam kategorisinde oyunu, foto muhabiri Hasan Namlı’nın koyun sürüsü içindeki bir çobanın yüzündeki huzuru kadraja sığdıran ‘Huzur yaylası’ isimli eser için kullanmıştı.”
 
Bu vesileyle ülkenin mera ve çoban sorununa da değinmek istediğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılığa önem vermesi ve desteklemesi sonucu küçükbaş hayvan sayımız 55 milyonu aşmıştır. Bilindiği gibi 2,7 milyon küçükbaş hayvan sayısı ile ülke birincisi olan Van ilimizin ve Erciş ilçemizin bu sektörde ayrı bir yeri vardır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizlere hedef koyduğu her nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına, 90 milyon baş küçükbaş hayvana en kısa sürede ulaşacağımızdan kimse kuşku duymamalıdır. Mera ve çoban sorumuz çözüldüğünde bu hedefe çok daha hızlı ulaşırız” dedi.
 
Peygamberlerin, bu topraklarda Cihan imparatorluğuna giden yolda Selçukluyu, Osmanlıyı kuran ecdadın mesleğini icra eden çobanların bir mensubunun olan Muhammet Taş’ın dağda, taşta, bayırda, gece gündüz son derece meşakkatli bir şekilde çobanlık yaparken, kıt imkanlarına rağmen aynı zamanda bu ülkenin en parlak öğrencileri arasına girmesinin kendilerini gururlandırdığını, onurlandırdığını belirten Çelik, “Senin bu toprakların bir evladı, halkın içinden gelen bir kişi olarak okulundan mezun olduktan sonra da ülkene, milletine, Van’a ve Erciş’e faydalı bir hekim olacağına yürekten inanıyorum. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Sektöre ve bu ülkenin gençliğini desteklemek, yanında olmak ve sahiplenmek için Ankara’dan Erçiş’e geldiğini belirten Çelik, “anne ve babasına da ülkeye böyle hayırlı bir evlat yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Ülke çapında çobanlık yapan bütün gençlerimizin de Muhammet Taş’ı örnek almalarını temenni ediyorum” dedi.
Çelik, Muhammet Taş’ı eğitim hayatına bir katkıda bulunmak amacıyla çam sakızı çoban armağanı olarak tam altınla ödüllendirdi.
07.09.2020
Devamı

Tarım İhracatında Artış

Türkiye yılın ilk 8 ayında toplamda 102 milyar 478 milyon 277 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

Koronavirüs salgını ve salgın kapsamında dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın 8 ayında, Türkiye’de 7 sektör ihracat hacmini arttırırken, söz konusu sektörlerden 5’inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin ihracatı, ağustosta yüzde 5.7 düşüşle 12 milyar 463 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat, temmuz ayının sonuna denk gelen Kurban Bayramı tatilinin ağustosa uzamasıyla geçen ayın ilk 10 gününde düşük seyretti. Ağustosun son 20 gününde ise pandemi öncesi dönemdeki günlük ihracat rakamlarına ulaşıldı. Türkiye’nin ocak-ağustos dönemi ihracatı ise yüzde 12.8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi.
Salgın kaynaklı etkilere karşın ocak-ağustos döneminde 7 sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydederken, bunlardan 5’ini tarıma bağlı sektörler oluşturdu. Bu dönemde ihracat artışı yakalayan sektörler, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri, yaş meyve ve sebze, meyve sebze mamulleri, fındık ve mamulleri, tütün, gemi ve yat, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri oldu. Türkiye’nin koronavirüs salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen ‘temassız ticaret’ uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle bu dönemde özellikle tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.
İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi de tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu kapsamda yılın 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi. Bu dönemde dış satım hacmi yüzde 28.6 artarak 1.2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat, yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23.8 artışla yaklaşık 1.5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7.8 yükselişle 4.6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5.3 artarak 1 milyar 32.4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0.6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Fındık ve mamulleri, meyve sebze mamulleri sektörleri en fazla Almanya’ya, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü en fazla Irak’a, tütün sektörü en fazla İran’a, yaş meyve ve sebze sektörü de en fazla Rusya’ya ihracat yaptı.

07.09.2020
Devamı

6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı Açılıyor

Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın, 17 Eylül 2020'de kapılarını açacak 6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı'na tüm üreticileri davet etti.

32 bin çiftçi nüfusuyla tarım ve hayvancılık şehri olan Uşak, bu yıl Uşak Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı'na altıncı kez ev sahipliği yapacak.
GL Platform tarafından düzenlenecek Uşak 6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı, 17 Eylül 2020 tarihinde kapılarını ziyaretçiye açacak. Çakın, Uşak’ta 2.4 milyon dekar tarım alanı bulunduğuna dikkat çekerek “Tarımsal hasıla olarak 2018 yılında 3.2 milyar liralık bir hacim yakalayan Uşak, tarımsal ihracatta ise 28.4 milyon dolarlık bir gelir elde etti. 2002 yılından bu yana tarımsal ihracattaki gelir miktarı, yapılan desteklemelerin de katkısıyla yüzde 115’in üzerinde arttı” diye konuştu. Uşak’ın üretim çeşitliliği ve yenilikçi vizyonuyla tarım ve hayvancılıkta önemli bir noktada yer aldığını vurguladı.

Uşak’ın tarım ve hayvancılık konusunda birçok yeniliğe imza attığını da hatırlatan Çakın şöyle devam etti:
“Nohut üretimi ile Türkiye’de sekizinci; çörekotu yetiştiriciliğinde üçüncü; kekik, haşhaş ve susam yetiştiriciliğinde dördüncü; mercimek yetiştiriciliğinde ise beşinci sırada yer alıyoruz. Toprak yapısının iyileştirilmesinde kullanılan mürdümük bitkisi ihtiyacının yüzde 30,3’lük bir üretimle karşılayarak 29 bin 782 ton ile Türkiye’de ilk sıradayız. 2025 yılında 11 milyar dolara kadar çıkacağı öngörülen kenevir üretiminde pilot iller arasındayız. Lavanta bahçesi ile hem turizme hem de farklı sektörlere destek veriyor, topraksız tarıma da ev sahipliği yapıyoruz. Bu yöntemle domates üretimi gerçekleştirip ve 17 milyon TL’lik üretimin yüzde 20’lik kısmını ihraç ediyoruz. İşte bu nedenlerle dışa bağımlılığı ve yüksek miktardaki ithalatı önlemek, milli ekonomimize güç katmak adına Uşak önemli bir misyonu üstlenmiş durumda”

Tarım ve hayvancılık sektörünün dünya için her zamankinden çok daha büyük bir öneme taşıdığını vurgulayan Çakın “Bu sektörler artık yalnızca ekonomik ve sosyal bir olgu olmaktan öte, bir ülkenin milli güvenliği demektir. Gıdada dışa bağlılık, milli gardın düşmesi demektir” diye konuştu.
Yarınlara güvenle bakmanın altın anahtarının, üreticinin teknolojiyi yakından takip etmesi olduğunu söyleyen Çakın, Uşak 6.Ege Tarım ve Haycancılık Teknolojileri Fuarı'nın da bu misyona sahip olduğunu belirtti. Çakın "Fuar ile üretici yeniliklerle buluşacak. Bu buluşma hem ülke ekonomimize hem de bölgemizdeki üreticilere önemli bir katkı sağlamış olacak. Üreticimiz büyüyecek, sektör can kazanacak” dedi.
Uşak Belediyesi olarak üretimle Türkiye'ye güç katan tüm müteşebbislerin destekçisi olduklarını belirten Çakın “Bu kapsamda belediye olarak fuarın gerçekleşeceği alanı temin edecek, daha geniş bir kitlenin ulaşım sağlayabilmesi adına koordinasyon ve temizlik gibi konularda desteklerimizi sunacağız. Ayrıca fuarda bizzat yer alarak kültürel değerlerimizi tanıtacağız" diye konuştu.
07.09.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar: Yumurtada Yeni Pazarlar Bulunmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yumurta sektörünün zor günler geçirdiğini bildirerek, “Yumurtada yeni pazarlar bulunmalı” diye konuştu.

Bayraktar, 7,4 milyar liralık üretim değerine sahip yumurta sektörünün zor günler yaşadığını bildirdi. Yumurta üreticilerinin acil çözüm beklediğine işaret eden Bayraktar, “Irak pazarının kapanması, pandemi nedeniyle yaşanan talep düşüşü, döviz kuruna bağlı artış gösteren yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışlar ve üretici fiyatlarının maliyetin altında seyretmesi sektörde küçülmeyi de beraberinde getirdi” diye konuştu.

2020 yılı ilk altı aylık dönemi ile bir önceki yılın aynı dönemi kıyaslandığında, yumurtacı tavuk civcivi üretimindeki azalmanın dikkat çektiğini bildiren Bayraktar şunları söyledi:

“Yumurtacı tavuk civcivi üretimi için kuluçkaya basılan yumurta sayısı yüzde 21,1 azalarak 108 milyon 799 bin adetten, 85 milyon 799 bin adete, üretilen yumurtacı tavuk civcivi sayısı ise yüzde 19,9 azalarak 40 milyon 523 bin adetten, 32 milyon 448 bin adete geriledi.

Üretilen civciv sayısındaki azalmanın nedeni üreticilerin para kazanamadığı için yeni civciv üretim maliyetine katlanmak istememeleri, ellerindeki tavuğu 80 haftalıkken elden çıkarmak yerine bu süreyi 110-150 haftaya kadar uzatmalarıdır. Bu bir miktar verim düşüşüne neden olacaktır ama birçok üretici zararına üretim yapmaktansa böyle davranmaya mecbur kalmaktadır.

Yumurtacı civciv üretiminde küçülmeye gidilmesi ilerleyen dönemde yumurta üretiminde bir miktar azalma yaşanmasına neden olacaktır.

Sektörün acilen maliyetleri, pazar taleplerini, iç dinamikleri dikkate alarak ‘referans fiyat’ belirleyebilecek; üretici örgütü, perakendeci, toptancı ve kamunun da içinde olduğu bir oluşuma ihtiyacı vardır. Böylece; hem üretici hem de tüketici korunabilir, iç ve dış pazar planlanabilir, sektöre rekabetçi yapı kazandırılabilir, üretimin sürdürülebilirliği sağlanabilir.”

“Yumurta üreticisi zararına satış yapıyor”

Döviz kurundaki dalgalanmaların, yem maliyetlerini artırdığına işaret eden Bayraktar, “2020 yılı 8 aylık verilere göre yumurta yemi fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,42 oranında arttı” bilgisini paylaştı.

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği verilerine göre; üretici için bir yumurtanın maliyetinin 40-42 kuruş civarında olduğunu ifade eden Bayraktar, “Yumurtanın maliyeti 40-42 kuruşken, üreticiden çıkış fiyatı 33-35 kuruştur. Üreticinin, yumurta başına yüzde 17 oranında zararı söz konusudur. Buna karşılık marketlerde yumurta, yaklaşık 56 kuruşa tüketiciye satılmaktadır. Yumurtanın üreticiden çıkış fiyatı 42 kuruşun üzerinde olmalı ki, üretim devam edebilsin, üretici para kazanabilsin” diye konuştu.

"Üretici maliyetin altında satış yapmak zorunda kalıyor”

Sektörün en büyük sorununun plansız üretim ve arz fazlasına bağlı üretici fiyatında yaşanan düşüşler olduğunu belirten Bayraktar, üreticinin çoğu zaman maliyetin altında satış yapmak zorunda kaldığını ifade etti.

Arz fazlası üretim için Et ve Süt Kurumu (ESK) ya da üretici örgütlerinin devreye girmesi, ihtiyaç duyulan tesisi kurarak, gerektiğinde piyasadan yumurta çekmesinin önemine işaret eden Bayraktar şunları söyledi:

“Likit yumurta ve yumurta tozu üretim tesisine ihtiyaç vardır. Günde 750 bin yumurtayı piyasadan çekecek, pazarı rahatlatacak bir tesisin kurulumu sağlanmalıdır.

Bu tesisle arz fazlası yumurta, piyasa fiyatları referans fiyat seviyelerine gelene kadar çekilir, piyasadan çekilerek likit hale dönüştürülenler 45 güne kadar, toz haline dönüştürülenler ise 1,5 yıl saklanabilir. Likit ve toz haline getirilen ürünler gerektiğinde iç pazara veya uzak dış pazarlara satılabilir. Bunun yan sıra taze olarak tüketilmesi yasak olan ‘B Sınıfı’ yani kirli ve kırık yumurtalar da bu tesiste değerlendirilebilir.

Türkiye'de makarnacılar tamamı ithal olmak üzere yumurta tozu ithal ediyorlar. Üretilecek bu tozla, makarnacıların ithalatı da ortadan kaldırılabilir. Üretim, makarnacıların 1 yıllık ithalatını karşılamaya yeter.”

Yumurta ihracatında ülke bazlı stratejik adımlar şart

Dış ticarette yaşanan sorunların da üreticileri fiyat konusunda sıkıntıya soktuğunu ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği Olarak, dış pazarda tek bir ülkeye bağımlı olmanın çok riskli olduğunu, dış pazar yelpazesini geliştirecek, ülke bazlı stratejilere ve adımlara ihtiyaç olduğunu, aksi takdirde yaşanacak herhangi bir olumsuzluk durumunda sektörün ciddi zarar göreceğini her platformda belirttik.

Düşündüğümüz şey başımıza geldi, büyük oranda bağımlı olduğumuz Irak pazarı 2019 yılının ortasından itibaren kapandı, yerine etkili alternatif pazarlar bulunamadı.

Irak'ın toplam ihracattaki payı 2016 yılında yüzde 86,8, 2017 yılında yüzde 90,2, 2018 yılında yüzde 81,7, 2019 yılında yüzde 44,6 iken 2020 yılında bu ülkenin ithalatı yasaklamasıyla birlikte sıfıra inmiştir. Irak kendi içinde büyük kümesler kuruyor, yaptıkları bu yatırımlarla da ithalata son vermeyi planlıyor. Bu pazarın yakın gelecekte eski haline gelmesi pek mümkün görünmüyor.

Sektör kapanan Irak pazarının yarasını körfez ülkeleri ile sarmaya çalışsa da karşılarına yüksek maliyet faktörü çıkıyor.

Şu aşamada sektörün bir araya gelip, yeni pazarlar için ülke bazı stratejik adımları belirlemesine ihtiyaç vardır.

Ülkenin dövize şiddetle ihtiyaç duyduğu bu dönemde en önemli ihraç kaleminin sekteye uğraması kabul edilebilir bir durum değildir.

Maliyeti düşürecek tedbirler alınmalı, ihracat destekleri üreticiyi pazarda kalıcı ve rekabet edici seviyeye getirecek düzeylere çıkarılmalıdır.”
07.09.2020
Devamı

Başkent’te Ekmeğe yüzde 20 zam geldi

Ankara'da ekmek fiyatlarına zam yapılacağına ilişkin bilgilendirme yapıldı. Daha önce Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın Ocak ayında aldığı zam kararı valilik tarafından iptal edilmişti. 
Ancak açıklanan karar ile Ankara'da daha önce 1.25 TL olarak satılan 200 gram ekmek, 5 Eylül 2020 tarihinden itibaren 1.50 TL'den satılıyor.
 
05.09.2020
Devamı

Tarım İşçilerinin Zorlu Mesaisi Devam Ediyor

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Tokat’ta, kavurucu sıcağın altında domates hasadı yapan tarım işçileri ekmek parası için mücadele veriyor.

Kadın tarım işçileri, sabahın erken saatlerinde başladıkları mesaiye, güneşin altında öğle saatlerine kadar devam ediyor.

Verimli ovalara sahip kentte kadınlar tarafından toplanan domatesler kasalara konularak hale gönderiliyor.

Yöre halkının başlıca geçim kaynakları arasında ilk sıralarda yer alan tarım sektörü binlerce kişiye ekmek kapısı oluyor.

Şehir merkezinden Ulaş köyüne gelerek çalışan 2 çocuk annesi Fadime Eliaçık, 55 yaşında çalışmak zorunda olduğunu ifade ederek, “Bu yıl üniversiteyi kazanan çocuğum var. Burada aldığım yevmiye ve eşimin yaşlılık maaşı ile geçinmeye çalışıyoruz” dedi. Ayten Aytekin ise 40 derece sıcağın altına tek önlem olarak şapka takıp çalıştıklarını söyledi. Sıcak havada maske ile çalışmanın da işlerini zorlaştırdığını belirten Aytekin, “Sabah 05.00’te geliyoruz 15.00 gibi işi bırakıyoruz. Sıcakta çalışmak çok zor ama yapacak bir şey yok. Geçim için çalışmak zorundayız” dedi.
05.09.2020
Devamı

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

05.09.2020
Devamı

Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Projesinde ilk Damızlık İhracatı

Halk elinde küçükbaş hayvan ıslahı ülkesel projesi kapsamında ilk damızlık ihracatı gerçekleşti.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından yürütülen “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi" meyvelerini vermeye devam ediyor. Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi 2005 yılında başlamış olup, bugün itibariyle 56 ilde ve 171 alt proje ile devam etmektedir. Proje; 21 koyun ırkı ile 6 keçi ırkında, toplam 1 milyon 100 bin baş küçükbaş hayvan materyalinde uygulanmaktadır. Proje kapsamında yer alan ve proje gerekliliklerinin yerine getiren yetiştiricilere bu zamana kadar toplam 511,5 milyon TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Proje sayesinde kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmeye başlanmış ve yetiştiriciler kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç/teke üretmişlerdir. Aynı zamanda, proje dışındaki yetiştiricilere de yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi damızlık sağlanabilecek düzeye gelinmiştir.
TAGEM daire başkanı Dr. Ali AYAR’ yaptığı açıklamaya göre; Bu projelerden Mersin ilinde yürütülen İvesi Koyun Irkı Halk Elinde Hayvan Islahı Alt Projesi I ve II kapsamında üretilen 240 baş dişi, 13 baş erkek damızlık anaç hayvan materyali Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı aracılığıyla, yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Devlet Üretme Çiftliği bünyesine yetiştirilmek üzere götürülmüştür. Bu girişimle; “proje çıktısı” olarak da değerlendirilebilecek yurt dışına “damızlık koyun ihracatı” ilk defa gerçekleştirildiğini belirterek proje kapsamında hem yurt içi hem de yurt dışı damızlık taleplerinin karşılamanın mümkün olduğunu bildirdi.
Ülke çapında projeye emek veren tüm paydaşlara ve bu İhracat aşamasındaki gayretleri nedeniyle Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışanlarına, Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği yönetimine, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürlüğüne, personeli ve Proje Liderine çalışmaları ve emeklerinden dolayı da  teşekkürlerini ifade etti.
05.09.2020
Devamı

Bekir Pakdemirli: Tarımsal Üretimimiz Yüzde 4 Büyüdü

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'li Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte de yüzde 4 büyüdüğünü belirterek, "Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum." dedi.
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası Salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok da yol olduğunu ifade etti.
 
ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin 

Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi." diye konuştu.
ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabi ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi."
Pakdemirli, bu sene bir musibet yaşandığını ve halen daha maskelerle dolaşıldığını belirterek, "İster istemez Gürcistan'dan gelen işçileri engellemek zorunda kaldık hastalığın yayılmaması için. Ama bu musibet bir hayır da getirdi, paramız ülkemizde kaldı, şu an çayın kalitesi arttı. Bugün fabrikalara gelen çayın kokusunda bile bir değişik hava var, kalitenin artışını kokudan bile hissedebiliyorsunuz. İster istemez kendinize ait olmayan bir işi yaptığınızda çok daha geniş davranıyorken, kendinize ait çaylıklardan çay topladığınızda çok daha iyi bir sahiplenme oluyor." dedi.
Bu anlamda pandeminin getirdiği artılar ve eksiler olduğuna işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Pandemi döneminde yönetilmesi gereken bir süreç vardı özellikle toplamayla ilgili. Şehirlerden buraya gelmek isteyen müstahsille alakalı. Bu süreci de bölgemizdeki bakanlarla, milletvekillerimizle, il başkanlarımızla ve ÇAYKUR'un da katkılarıyla iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Çünkü ister istemez tarımsal üretimin artması gerekiyor. Bu süreçte de Allah'a şükür ilk iki çeyrekte de tarımsal üretimimiz yüzde 4 büyümüş durumda. Türkiye'de diğer sektörler bunun çok gerisinde olmasına rağmen, tarımsal üretimde büyümemiz oldu. Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum."
 
Pakdemirli, arazilerin küçük olduğunu ve bu konu üzerinde çalışılması gerektiğini ifade ederek, "Bunlar tabi ki bölge insanı için sosyolojik olarak çok kolay konular olmamakla birlikte hepsinin üzerinde durmamız lazım." diye konuştu.
Çay Kanunu'nun konuşulan bir konu olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Ben kanunları amaç değil de araç olarak görüyorum. Ana amacımızı tespit ettikten sonra araç olarak o kanunlara ihtiyaç varsa bunları da ortaya koymakta fayda var." dedi.
Pakdemirli, Çay Kanunu'nun ilgili tüm paydaşların üzerinde anlaşacağı hale getirilmesi durumunda Gazi Meclisin de gereğini yapacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz de Bakanlık olarak bunun önünde durmayız yanında veya gerisinde oluruz, arkadan da bu konuyu ittiririz. Tabi burada problemlere genel itibariyle bakıyorum, ihracatın desteklenmesi, fabrikalara sistematik kota verilmeli ve bu kota aşılmamalıdır. Bana göre bu konu üniversitemizce çalışılmalı, üniversitemiz zaten bir ihtisas üniversitesi. Üniversitemizin bize önerdiği konuda bizde gereken inisiyatifi bakanlık olarak üstümüze alırız. Ama burada en önemli olan konu müstahsilin memnun edilmesi ve müstahsilin karşı çıkmayacağı bir çözüm bulunması. Yani tüm paydaşların arasında herkesin aynı eşit önemi vardır ama müstahsilin önemini de bir çıt daha fazla mutlaka öne çıkarmamız gerekiyor."
Yaş çay ve kuru çay arasındaki fiyat farkının farkında olduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti: "Tabi ki ÇAYKUR'un gelirlerini artırma konusunda çaba ve gayretimizin bir yandan da artıyor olması lazım ama özel sektörün de aslında burada ÇAYKUR'a göre daha verimli çalışabileceğini ve burada bir miktar halen karlılığın taşınabildiğini düşünmek istiyorum ve böyle olduğunu görüyorum arkadaşlardan sorduğum zaman. Elbette bütün bunları ÇAYKUR, ÇAYKUR'un sağlıklı olması, sektör, sektörün sağlıklı olması ve aynı zamanda müstahsilin memnun olması ve aynı zamanda özellikle enflasyon sepetinde çok yüksek bir payı olan çayın da doğru şekilde fiyatlandırılmasının sağlanması gerekir diye düşünüyorum."
Bakan Pakdemirli, bir gazetecinin, Çorum-Sinop arasındaki yangındaki son durumu sorması üzerine, müdahalenin sürdüğünü söyledi. Bölgeye, tüm diğer bölgelerden dinlenmiş olan, yangınlarda en deneyimli ve en yetkin teknik personeli gönderdiklerini aktaran Pakdemirli, "Üzerinde çalışılıyor, henüz kontrol altında değil ama hızlı bir şekilde kontrol altına alma üzerinde arkadaşların gayreti sürüyor. Yangın, tahmin ettiğiniz kadar büyük bir yangın değil ancak parçalı ve araziye yayılmış olmasından dolayı bazı endişeler doğuruyor ama inşallah hızlı bir şekilde diğer yangınları hallettiğimiz gibi bu yangını da halledeceğiz." ifadesini kullandı.

Toplantıya, Rize Valisi Kemal Çeber, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Pakdemir, ayrıca ÇAYKUR Genel Müdürlüğünü ziyaret etti, Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde de incelemelerde bulundu.
 
04.09.2020
Devamı

Bağrıbütün Kavunu Coğrafi İşaret Tescil Belgesi Aldı

Yozgat'ın Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, ilçeye özgü "bağrıbütün kavunu"nun coğrafi işaret tescil belgesi aldığını söyledi.

Aydıncık yöresinde yetişen bağrıbütün kavununun coğrafi işaret alması için 2017 yılında Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile ortak proje başlattıklarını hatırlatan Koçak, yapılan çalışmalar sonucunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından bağrıbütün kavununun 25 Ağustos'ta Aydıncık adına tescillenerek belgesinin verildiğini aktardı.

Koçak, "İlçemizin tarihi ve kültürel birikimine katkı sağlamış olduk. Bu gelişme, özellikle çiftçilerimizin daha fazla ekim yapmasına ve daha fazla gelir etmesine katkı sunacaktır. Bundan sonra daha planlı şekilde pazarlamasını yaparak çiftçilerimize katkı sağlamak amacındayız." dedi.

Koçak, belediyelerin görevinin sadece yol, su, kaldırım yapmak olmadığını vurgulayarak, "Bölgemizin değerlerine de sahip çıkıyoruz. 3-5 yıl öncesine kadar çiftçimiz sadece yiyeceği kadar bağrıbütün ekiyordu. Yaptığımız çalışmalarla ekim alanları her geçen yıl artıyor, daha planlı ekimler yapılıyor. Talepler artıyor ve şu an kilosu 5 liradan satılıyor. Coğrafi işaret belgesi alınması için bize büyük destek veren Bozok Üniversitemiz öğretim üyelerine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum." diye konuştu.
04.09.2020
Devamı

Tigem’den Silaj İhalesi

Tarım ve Orman Bakanlığının bağlı kuruluşu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğü, mısır silajı nakliye ve sıkıştırma işini ihale edecek. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 18 ton üzeri kapasiteli damperli kamyon ile 430 sefer hasıl mısır silajı nakliyesi ve teknik şartnamede belirtilen makineyle 100 saatlik mısır silajı sıkıştırma işi için ihale düzenlenecek.İhale şartnamesi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde, tigem.gov.tr internet sitesinde ve idarenin adresinde ücretsiz görülebilecek ya da 100 liraya satın alınabilecek.Kapalı teklif usulüyle yapılacak ihalede teklif mektupları en geç 17 Eylül saat 14.30'a kadar Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğüne verilecek veya söz konusu saatten önce ulaşacak şekilde postayla gönderilecek. İlk ihalede netice alınamadığı takdirde ihale, 24 Eylül'de aynı yer ve saatte tekrarlanacak.

04.09.2020
Devamı

Türkşeker'den Sözleşmeli Tarım Modeli

Antalya bölgesinde sera üreticileri ve sektör temsilcileri ile bir araya gelen Türkşeker Genel Müdürü Mücahit Alkan, hububat ve gıda sektöründe uygulamaya koyduğu 'Sözleşmeli Tarım Modeli'nin çiftçiler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandığını söyledi. Alkan, Türkşeker olarak aynı ilgiyi sera çiftçisiyle de yaşamak istediklerini kaydetti. Alkan, çiftçilerin girdileri temin etme hususunda kredi ve faiz yükü altına girmek zorunda kaldığını belirtti. Sözleşmeli tarım modeliyle çiftçinin tüm girdilerinin Türkşeker tarafından karşılanacağını, bu sayede çiftçinin kredi ve faizden kurtulacağını ifade eden Alkan, "Türkşeker Ankara, Ereğli ve Ilgın fabrikalarında belirlediği alanlarda sera üretimine başlayacak. Türkşeker milli emlak genel müdürlüğünün belirleyeceği hazine arazilerinde de sera üretimine geçecek. Gıda fiyatlarını dengelemek, istihdamı artırmak ve ithal ürünlerin Türkiye'de yetiştirilmesini sağlamak için hububat ve gıda sektöründe başlattığımız 'Sözleşmeli Tarım Modeli'ni seracılık sektöründe de hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Belirlenen araziler sera üretimi yapmak isteyen fakat yer problemi yaşayan çiftçilere avantajlı fiyatlarla kiralanacak. Bu konuda özellikle genç çiftçilerimize pozitif ayrımcılık minimize edilmesi için gayret sarf ediyoruz. Sera yapımında kullanılan hammadde ve diğer malzemelerin toplu temini ve aracıların ortadan kalktığı bir yöntemle sera yatırımlarında yüzde 25 ile yüzde 30 uygulamayı planlıyoruz. Türkşeker sera yatırımlarında girdi maliyetlerini düşürmek için çalışıyor. Girdi maliyetlerinin arasında bir kazanç elde etmeyi hedefliyoruz" dedi.
 
04.09.2020
Devamı

TÜİK Verilerine Göre Ağustos Ayında Gıda Fiyatları Düştü!

TÜİK verilerine göre ağustos ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 0,08’lik bir azalma meydana geldi. Öte yandan Birleşik Kam-İş Konfederasyonu; 1 Eylül’de sunduğu raporunda gıda fiyatlarının bir yılda yüzde 26,2 olduğunu öne sürmüştü.

En düşük artış ise yüzde 2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. En yüksek artış, yüzde 26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler grubunda gerçekleşirken; bunu yüzde 14,68 ile sağlık sektörü izledi.

Hazırlanan raporda en yoksul yüzde 20’lık kesimin aile bütçesinin gıdaya ayırdığı pay önceden yüzde 28,7 iken, yüzde 30,7’ye yükseldi.

Yıllık en düşük artış %2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, %6,37 ile haberleşme, %6,61 ile eğlence ve kültür ve %8,50 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, %26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler, %14,68 ile sağlık ve %13,51 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

Alternatif araştırma: Gıda fiyatları bir yılda yüzde 26 arttı

Öte yandan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasına göre, gıda fiyatları son bir yılda yüzde 26.2 oranında arttı.

12 aylık ortalama fiyatlara göre artış ise yüzde 32.2 olarak hesaplandı. Gıda harcamaları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0.5 oranında artarken, ocak-ağustos dönemindeki fiyat artışı da yüzde 15.2’yi buldu.

Gıda fiyatlarının diğer harcamalara göre daha yüksek oranda arttığı 2019 yılında en yoksul yüzde 20’lik kesimin aile bütçesinden gıda için yapmak zorunda olduğu harcamanın payı yüzde 28.7’den yüzde 30.7’ye yükseldi. En zengin yüzde 20’lik kesimin gıda harcamalarının toplam aile harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 15.4’ten yüzde 15.3’e indi.

Türkiye’deki ailelerin gıda için harcadıkları her 100 liranın 17.8 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi ürünler oluşturuyor. Diğer ülkelere göre miktar olarak çok az tüketilmesine rağmen, dünyanın belki de en yüksek fiyatlarının geçerli olması nedeniyle et ve balık için yapılan harcamalar ise gıda harcamalarının yüzde 19.4’ünü oluşturuyor.
04.09.2020
Devamı

TİGEM 2020 Tohum Satış Fiyatlarını Açıkladı Çiftçi Hibe Desteği İstiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) 2020 tohum satış fiyatlarını açıkladı.
Açıklanan fiyatlara bakıldığında 2019’a göre ortalama yüzde 20 zam yapıldığı dikkat çekiyor. Geçen yıl tonu 2 bin 100 lira olan tohumluk makarnalık buğday fiyatı 2020’de 2 bin 500 liraya çıkarıldı. Ekmeklik buğday tohumluğunun tonu 1900 liraydı, 2 bin 300 lira oldu. Arpa tohumluğunun tonu 1700 liradan 2 bin liraya yükseldi. Tritikale ve yulaf tohumluğunun tonu 1750 liradan 2 bin 100 liraya çıkarıldı.
Bu fiyatlara ilaç, bayi karı, nakliye eklenecek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre açıklanan bu fiyatlara bazı ilaveler yapılacak. Açıklanan fiyatlara;
Kök ve kök boğazı çürüklüğüne karşı ilaçlanan tohumlukların kilogram fiyatına (KDV Hariç) 4 kuruş ilave olarak eklenmesi,
Tarım ve Orman Müdürlüklerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere, Üniversitelere ve İşletmelerden çiftçilere yapılacak doğrudan peşin bedelle tohumluk satışlarında, dağıtıcı kuruluşlara uygulanan peşin satış fiyatı üzerine 0,20 TL/ Kg eklenmesi,
Dağıtıcı kuruluşların, belirlenen tohumluk satış fiyatları üzerine nakliye, sigorta v.s. masraflar ve kar karşılığı azami %14’e kadar ilave yapılarak belirlenecek fiyat üzerinden, çiftçiye satışı yapılması öngörülüyor.
Çiftçi yüzde 75 hibe desteği istiyor Tarım ve Orman Bakanlığı, koronavirüs sürecinde çiftçilere destek olmak ve daha fazla ekim yapılması amacıyla yazlık ekim yapılan alanlarda çiftçilere %75 doğum desteği sağladı. Bu destekten çok sınırlı sayıda çiftçi yararlanabildi. Çiftçiler bu desteğin güz ve kışlık ekimlerde ülke genelinde uygulanmasını istiyor.
04.09.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Pamuk Üreticisi Prim Artışı Bekliyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, pamuk üreticisinin prim desteğinde artış beklediğini bildirerek, “Pamukta üretim düşüyor. Üretim artışı üreticinin desteklenmesine bağlıdır. Pamukta kendi kendine yeten üretime ulaşabilmemiz için üreticilerimiz teşvik edilmelidir” diye konuştu.

Bayraktar, pamuğun, yüksek katma değer sağlayan bir tarım ürünü olması, üretim, istihdam ve ihracat açısından lokomotif sektör konumunda olan tekstil ve konfeksiyon sektörü için temel girdi niteliğinde olması, doğrudan veya dolaylı şekilde milyonlarca insana istihdam sağlaması nedeniyle stratejik bir önem arz ettiğini bildirdi.

Türkiye’nin, pamuk ekim alanında dünyada 11’nci sırada olmasına rağmen, verimde dünya ikincisi olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’de hektara 1944 kilogram olan pamuk veriminin, 790 kilogram olan dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu vurguladı.

Pamukta ekim alanlarındaki değişimin, çiftçinin kazancıyla; yani ürün maliyetleri, fiyat ve desteklerle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Ülkemizde, 2000 yılında 6 milyon 541 bin dekar olan ekim alanı son 20 yılda hızla daralarak 2019 yılında yüzde 27 azalmayla 4 milyon 778 bin dekara kadar gerilemiştir. Bu dönemde üretim ise 2 milyon 260 bin tondan 2 milyon 200 bin tona düşmüştür. Ekim alanlarında yaşanan yüzde 27 oranında düşüşe rağmen üretimdeki azalışın çok az olmasının sebebi, verim artışından kaynaklanmaktadır.”

 

“Pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır”

Türkiye’de, pamuk üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 60’da kaldığını belirten Bayraktar, üretimdeki bu açığın ithalatla karşılandığına işaret etti. 2019 yılında yaklaşık 935 bin ton lif pamuk ithalatına 1,6 milyar dolar döviz ödendiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Pamuk, AB-Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında, sanayi ürünü olarak işlem görmesi nedeniyle, pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır. Bu anlaşmanın yerli üreticimizi mağdur ettiği göz önünde bulundurulmalı, bu dezavantajın giderilmesi için üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. Türkiye toprakları pamuk üretimine elverişlidir ve Türk çiftçisi ülke ihtiyacını sağlayacak hatta ihracat yapacak çalışma azmine sahiptir.”

 

Yapılması gerekenler

Pamuk üreticilerinin fiyat konusundaki belirsizlik nedeniyle tedirginlik yaşadığını belirten Bayraktar, pamuk üreticisinin üretime devam edebilmesi için alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:

“Gübre, elektrik, ilaç gibi yüksek girdi fiyatları üreticinin maliyetlerini enflasyonun çok üzerinde artırmış, çiftçi borçlanarak ekim yapmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle üreticiye verilen desteklerin artırılması önem arz etmektedir.

2017 yılından itibaren kilogramda 80 kuruşa çıkarılan prim desteği 1 lira 50 kuruşa yükseltilmelidir.

Primde dekar başına 500 kilogramlık verim üst sınırı uygulaması kaldırılmalıdır.

Özellikle gübre, ilaç, elektrik gibi girdi fiyatları ve sulama ücretleri makul düzeylere çekilmelidir.

Üreticilerimizin hasat ettiği pamuğun tatminkâr bir fiyatla alınması için Tariş, Çukobirlik, Antbirlik gibi tarım satış kooperatifleri güçlendirilmeli ve müdahale alımı yapmaları sağlanmalıdır.

Pamuk üreticimiz korunmalı, pamuk, gümrük birliğinde tarım ürünleri kapsamına alınmalı, gümrük vergileri tekrar konulmalıdır.

Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiye göre pamuk maliyeti illere göre değişmekle birlikte beklenti, kilogram fiyatının en az 5 lira olması yönündedir.

Üretim, verimlilik ve çiftçimizin deneyim üstünlüğüne sahip olduğu bu ürünü sektörde yer alan sanayicilerimizin de sahiplenmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Sanayi ürünü kapsamında değerlendirilen pamuk tarım ürünü olarak işlem görmelidir.”
04.09.2020
Devamı

2020 Dönemi Çeltik Alım Fiyatları Açıklandı

(TMO) Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünce 2020 dönemi çeltik alım fiyatları açıklandı.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada 2020 dönemi çeltik alım fiyatları ise şöyle;

2020 dönemi
55 randımanlı Baldo çeşidi çeltik alım fiyatı; 4.500 TL/Ton,
60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.600 TL/Ton,
65 randımanlı Luna çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.200 TL/Ton,
olarak belirlenmiştir. Denildi.
Öte yandan TMO dan yapılan açıklamada “60 randıman Osmancık çeşit çeltik için belirlenmiş olan 3.600 TL/Ton alım fiyatı, Bakanlıkça verilen yaklaşık 190 TL/Ton prim ve diğer desteklerle birlikte 3.790 TL/Tona kadar yükselmektedir”. İfade edildi.
Randıman Değeri ve Pirinç Bin tane Ağırlıkları eklendi
Son yıllarda Ülkemiz üretiminde çeşit sayısının hızla artmasıyla birlikte kaliteli üretimin teşvik edilebilmesi ve çeşitlerin korunması bakımından geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl çeltik alım baremine çeşitlerin özelliklerine göre ortalama randıman değerleri ve pirinç bin tane ağırlıkları eklenmiştir.
Üreticilerimizin dikkat edeceği hususlar;
TMO’ya ürün teslim edecek üreticilerimizin, alım noktalarımızda herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için;
Covid-19’a karşı önlemlerini mutlaka almaları,
ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları ve ürünlerini randevu alınan gün getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri,
Lisanslı depolara ürün teslim edeceklerin bankadan ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve TÜRİB acentelerine başvurarak TÜRİB’e üye olmaları, ürünün, iş yerlerimize/lisanslı depolara ürün sahibi tarafından veya vekâlet verilerek getirilmesi,
gerekmektedir.
Üreticiler, TMO işlemleri ile ilgili her türlü bilgiyi TMO internet sitesinden (www.tmo.gov.tr), TMO iş yerlerinden ve Alo Ürün Hattından [312 416 34 10 (8 hat)] alabileceklerdir.
 
 
03.09.2020
Devamı

Tekirdağ'da Tarım ve Teknoloji Fuarı Kapılarını Açtı

Tekirdağ’da 10 yıldır devam eden Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, 122 bin metrekare açık alanda korona virüs tedbirleriyle kapılarını açtı.
2011 yılından beri her yıl Tekirdağ Süleymanpaşa Karaevli’de düzenlenen açık alan uygulamalı Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, bu sene 25 Eylül tarihleri arasında Covid19 tedbirleri dikkate alınarak ziyaretçileriyle buluştu. Fuarın açılışına Tekirdağ Valisi Aziz, Yıldırım, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Tekirdağ milletvekilleri, kurum müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Fuar girişlerinde alınan tedbirler kapsamında ateş ölçümleri yapıldıktan sonra maske ve sosyal mesafe kurallarına uygun olarak ziyaretçilerin ve katılımcıların sağlıklı bir fuar ziyareti gerçekleştirmesi sağlandı. Zirai ilaç, tohum ve gübre üreticilerinin en yeni ürünlerini tarlada uygulanmış olarak ziyaretçilere tanıtma şansını yakalayan fuarda aynı zamanda ziyaretçiler tarım profesyonelleri ve uzmanlarından kendi işletmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri ürünler ile ilgili tüm bilgileri alabilecek. 122 bin metrekarelik fuar alanında ziyaretçilerin ilgisini çekecek tarla bitkileri ve bahçe bitlerinin yanı sıra alternatif bitkilerde yer alıyor. Tarımsal mekanizasyon ve Traktör firmalarının en yeni teknolojilerinin yer aldığı fuar ziyaretçilerine, aynı ürün gamında farklı markaları aynı anda görüp kıyaslama yapabilme ve alım kararını verme imkanı sunuyor.

“Kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz”

Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım fuar açılışı öncesi yaptığı açıklamada, “Hepinizin bildiği gibi 10 yıldan beri başarıyla devam eden fuarın açılışına katıldık. Bu fuarlar bize şunu gösteriyor ki tarım ülkemizde bizim için baş rolde çok öneme sahip. Biz bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Fuarlar, tarımda yeni gelişmeleri, yeni teknolojileri, yeni üretim şekillerinin sergilendiği, öğretildiği ve öğrenildiği alanlar. Hakikatten tarımımıza ve hayvancılığımıza çok büyük bir ivme kazandırıyor. Ben tarım fuarlarını dolaştığımda o kadar güzel makinalar görüyorum ki, o kadar çok üretim modelleri ile karşılaşıyorum ki bunların büyük sahalarda yer aldığını düşünerek te çok seviniyoruz. Dünyanın kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz” diye konuştu.

Fuarın ikinci gününde Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından buzağı ırk tanıtımı ve damızlık inek yarışmaları düzenlenecek. Aynı zamanda Tekirdağ Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından koyun kırkım yarışması ve merinos koç güzellik yarışmaları düzenlenecek. Bu yarışmalarda dereceye giren hayvanların üreticilerine çeşitli ödüller takdim edilecek.
 
03.09.2020
Devamı

Covid 19 Salgınına Rağmen Tarım Sektörü Büyüme Devam Ediyor

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde birçok ülke ekonomisi ve sektörü küçülürken, Türkiye'de tarım sektörü 8'inci çeyrekte de büyümesini sürdürdü. Salgının etkili olduğu nisan-haziran döneminde sektörün büyüme oranı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4'ü buldu.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgiye göre, ülke ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 büyümesine karşın, Kovid-19 salgını ve kısıtlama tedbirlerinin etkisiyle ikinci çeyrekte yüzde 9,9 daraldı.

Gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde, nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 11, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 27,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 1,7 arttı.

Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü de zorlu sürece karşın büyüme gösterdi. Geçen yıl, 2018'e göre yüzde 4,8 büyüyen tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründeki büyüme trendi, yılın ilk çeyreğinde de 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 2,6 artışla sürdü. Sektör, Kovid-19 salgını ve tedbirlerinin etkili olduğu yılın ikinci çeyreğinde de büyümesine devam etti. Nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 büyüyen sektör, böylece 8 çeyrek üst üste büyüme başarısı gösterdi.
İktisadi faaliyet kolları içinde tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü hacim olarak da yılın ikinci çeyreğinde 17 milyar 972 milyon liradan 18 milyar 683 milyon liraya yükseldi.

"Büyümede sürekliliğin sağlanması çok önemli"
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yılın ikinci çeyreğinin tarım sektöründe birçok ürünün üretim zamanı olduğunu söyledi. Suiçmez, "Sektörde büyümenin sürekliliğinin sağlanması çok önemli. Tarımın desteklenmesi, üretime devam etmemiz ve büyümedeki sürekliliğin sağlanması dış ticaret açısından da çok önemli. Bu dönemde girdi fiyatlarının yükselmesi tarımsal üretimi olumsuz etkiledi. Girdi fiyatları bu kadar yüksek olmasaydı belki daha yüksek büyüme oranına ulaşacaktık. Verilerin daha iyi değerlendirilebilmesi için ekim alanları ve üretim miktarları bilgisine de ulaşmamız lazım." dedi.
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş da tarım sektörünündeki büyümede market alışverişlerinin artmasının etkili olabileceğini bildirdi. Demirtaş, "Tarım sektörü pandemi sürecinden güçlenerek çıktı." diye konuştu.

Salgın sürecindeki destekler de etkili oldu
Tarım sektöründeki büyüme trendinin devamında sağlanan destekler de etkili oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, tarımsal üretimin kesintisiz devam etmesi için sektörel bazda yönlendirmeler yapıldı. Tarımsal desteklerin yüzde 77'si 7 ay içinde ödendi. Kovid-19 salgınının etkili olduğu nisan ve mayıs aylarının tarımsal kredi borçları ertelendi. Tohumun yüzde 75'i çiftçilere hibe olarak verilerek, ekilmeyen hazine arazileri üretime kazandırıldı.

Tarım sektörünün son 3 yıllık büyüme rakamları şöyle:
 
Yıllar 1. çeyrek (%) 2. çeyrek (%) 3.çeyrek (%) 4. çeyrek (%)
2018 7,5 -1,3 2,8 0,8
2019 3,9 4,6 4,0 2,5
2020 2,6 4,0  

 
 
 
03.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli:Türkiye tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı itibariyle Bakanlığa bağlı Araştırma Enstitüleri tarafından tarla bitkilerinde 74, bahçe bitkilerinde 8 çeşidin tescil edildiğini belirterek toplamda 82 yerli tohum çeşidini sektörün kullanımına sunduklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, video konferans aracılığıyla TİGEM Tohum Bayileri toplantısına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin başlangıcı olan tohumun gelecek için tüm dünyada kritik ve stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Pakdemirli, geçen yıl Tarım Orman Şûrası’nda tohumculuk konusunu etraflıca ele aldıklarını ve sonrasında da tohumla ilgili yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.
Önümüzdeki 30 yılda dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağını ve Türkiye nüfusunun da 100 milyonu geçeceğini belirten Pakdemirli, “Nüfusun bu kadar artacak olması önümüzdeki 30 yıl içerisinde gıdaya talebin %60 oranında artacağını; hatta sadece insanlar değil, hayvanlar için de gıda ihtiyacının artarak devam edeceğini göstermektedir. Bu nedenle; gelecekte gıda arz güvenliğinin sağlanması için tohumun genetik kodlarının iyi okunması ve planlamaların ona göre yapılması, artık hayati öneme sahiptir.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer aldığına işaret eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılında 145 bin ton iken, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır. Yine 2002 yılında, 17 milyon dolar olan tohum ihracatımız, 2019 yılında 9 kat artışla, yaklaşık 150 milyon dolara çıkmıştır. 2002 yılında tohum ihracatının ithalatı karşılama oranı %31 iken, 2019 yılında bu oran %86’ya ulaşmıştır.
Ülkemizde en fazla üretim alanı bulan buğday ekilişlerinde; 2002 yılında 80 bin ton olan sertifikalı tohum kullanımı, 2019 yılında 5  kat artışla 450  bin tona çıkmıştır. Yine ülkemizde ikinci büyüklüğe sahip arpa üretiminde kullanılan sertifikalı tohum artışı da, 42 kat olarak gerçekleşmiştir.
Keza bu artışları, bitkisel üretimin tüm alanlarında kullanılan çeşitlerdeki tohumlar için de sıralayabiliriz. İşte bütün bu artışlar, ülkemiz tohumculuk sektörünün hızla geliştiğini ve bir atılım halinde olduğunu göstermektedir.
Ancak, bu artışlar hala yeterli seviyede değildir! Bitkisel üretimimizin tamamında sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak, milli tohumculuk sektörümüzün gelişmesi için ilk şarttır.”



“TOHUMCULUK SEKTÖRÜNE 2,4 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLADIK”

Bakanlık olarak, tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesini sağlamak, tarımsal üretimde verim, kalite ve güvenilirliği arttırmak, üreticilerimizin tohumluk maliyetinin bir kısmını karşılamak ve girdi maliyetini azaltmak için, son 18 yılda çok büyük destekler verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, 2005’ten beri sertifikalı tohum ve fide/fidan kullanımını, 2008’ten bu yana sertifikalı tohumluk üretimini ve 2016 yılından itibaren de sertifikalı fidan üretimini desteklediklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, bu kapsamda 2,1 milyon çiftçiye 1,8 milyar lira sertifikalı tohum-fidan kullanım desteği ve 650 milyon lira tohum-fidan üretim desteği olmak üzere tohumculuk sektörüne toplamda 2,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını dile getirdi.
Yine bakanlığa bağlı araştırma enstitülerinin farklı türlerde ve ülkemiz şartlarına uygun yerli çeşitler geliştirdiğini ve bunları çiftçilerin hizmetine sunduğunu hatırlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Özellikle, 2020 yılında tescil ettirilen çeşitlerle birlikte, 833 tarla bitkisi ve 242 sebze çeşidi geliştiren ve üreten Araştırma Enstitülerimiz; bilgi, beceri ve tecrübeleriyle, yerli ve milli tohumculukta büyük pay sahibi olduklarını bir kere daha ortaya koymuşlardır.
Ayrıca 2019 yılında, üretilen toplam 1 milyon 143 bin 466 ton sertifikalı tohumluk miktarının 503 bin 557 ton ile %44’ü,sadece Bakanlığımıza bağlı Araştırma Enstitülerimiz tarafından üretilen %100 yerli ve milli tohumlardan sağlanmıştır.

2020 YILINDA 82 YERLİ TOHUM ÇEŞİDİ SEKTÖRÜN HİZMETİNE SUNULDU
2020 yılı itibariyle Bakanlığımız Araştırma Enstitüleri tarafından; Tarla bitkilerinde 74, Bahçe bitkilerinde 8 çeşit tescil edilmiş olup, toplamda 82 yerli tohum da sektörün kullanımına sunulmuştur. 
Diğer taraftan; 10 adet Yerli Patates çeşidi geliştirilerek tescil ettirilmiştir. Çeltik tohumluğunda ithalattan ihracata geçilmiş ve ilk “Yerli Siyah Çeltik” çeşidi geliştirilmiştir. Lif amaçlı endüstriyel tip kenevir çeşidini geliştirmeye yönelik işbirlikleri yapılmıştır. Tarla bitkilerinde sağlık yönünden özellikle mineral madde içeriği ve yarayışlılığı yüksek çeşit ıslah çalışmalarına başlanmıştır.

“Türkiye F1 Hibrit Sebze Çeşitlerinin Geliştirilmesi ve tohumluk Üretiminde Kamu-Özel Sektör İşbirliği Projesi” ile yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranı, son 18 yılda %10’dan %60’a çıkarılmıştır. Ayrıca enstitülerimizdeki sebze gen havuzu büyüklüğü 10 kat artmış ve 8 sebze türüne ait 15.000’den fazla örnek, 5 araştırma enstitümüzde muhafaza altına alınmıştır. 21 özel sektör tohum firması ile işbirliği kapsamında 200’den fazla genetik materyal de özel sektöre aktarılmıştır.

Yazlık sebze türlerinde 320 nitelikli hat ve 42 çeşit geliştirilmiş olup, bunlardan 214 hat ve 31 çeşit özel sektöre devredilmiştir. İlaç, parfümeri, gıda, tekstil ve bazı diğer sektörlerin ihtiyacı olan tıbbi ve aromatik bitkilerin yurtiçinde temin edilebilmesi için de araştırma enstitülerimiz, 14 farklı türde toplam 24 çeşit tescil ettirmiştir.”
“ÇİFTÇİ EĞİTİMLERİ SAYESİNDE TOHUM ÜRETİMİNDE VERİM VE KALİTE ARTACAK”
Tohumculuğa verdikleri önemin bir göstergesi olarak Şubat ayında “Atadan Toruna Tohum Seferberliği” lansmanını yaptıklarını anımsatan Pakdemirli, lansman kapsamında eğitim, test ve sertifikasyon, analiz ve fidan ihtisas eğitimi olmak üzere, 4 ayaklı bir strateji izlemeye karar verdiklerini söyledi.

Çiftçi eğitimi projesi kapsamında, 2 yıl süre ile 15 bin tohum yetiştiricisine; modern tarımsal teknolojilerin kullanıldığı kaliteli tohum üretimini hedefleyen yetiştiricilik metotları hakkında teorik ve pratik eğitimler vermeye başladıklarını anlatan Pakdemirli, “Bilgi birikimi yüksek bir tohum yetiştirici kitlesi oluşturulacak ve tohum sanayicisinin talep ettiği istekli, bilgili ve tekniğine uygun tohum üreten tohum yetiştiricileri yetiştirilecektir. Böylece ülkemiz ihtiyacına uygun olarak, üst kademe sertifikalı tohumluk üretim planlaması sağlanacak, sertifikalı tohum üretiminde verimliliği artırılacak ve üretim kayıplarını azaltarak kalite yükseltilecektir. Ülkemiz tohumluk sektörünün ihracat kapasitesi artırılarak ithalat düşürülecektir.” diye konuştu.
Pakdemirli, diğer taraftan ise Tohum Veri Tabanı ile Türkiye’nin dijital tohum arşivi ve kataloğu ile tüm resmi ve özel yetkili laboratuvarların, üniversitelerin, tohum analistlerinin yararlanabileceği bir veri tabanını kurmaya başladıklarını dile getirdi.

“TİGEM SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR”
TİGEM’in sertifikalı tohumluk üretimi ve çiftçilere dağıtımı konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
Bu kapsamda 2020 yılında; 24 çeşitte 175 bin ton buğday, 6 çeşitte 20 bin ton arpa, 3 çeşitte 5 bin ton tritikale, 4 çeşitte 230 ton yonca, 6 çeşitte 1.375 ton fiğ, 2 çeşitte 510 ton korunga, 5 tür 6 çeşitte 1000’er adetlik 207 bin paket sebze tohumluğu üretti. Ve modern tohum hazırlama tesislerinde hızla tohum üretimine başladı. İnşallah TİGEM tarafından sertifikalı tohumlarının ekim sezonundan önce, ülkemiz coğrafyasının tüm bölgelerine dağıtılmasını ve siz değerli bayilerimiz tarafından ülkemiz çiftçileriyle buluşturulmasını sağlayacağız.”
TİGEM’İN TOHUMLUK SATIŞ FİYATLARI BELLİ OLDU
TİGEM’in 2020 yılı sezonunda pazara arz edeceği hububat fiyatları ile 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını kapsamlı bir piyasa araştırması ve sektör değerlendirmeleri ile belirlediklerini söyleyen Pakdemirli, “Buna göre, TİGEM 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını; makarnalık buğdayda kilogramda 2,50 lira, ekmeklik buğdayda kilogramda 2,30 lira, tritikalede kilogramda 2,10 lira ve arpada kilogramda 2,00 lira olarak belirledik. TİGEM yetkili bayilerine, işletme teslimi satış olarak belirlenen bu fiyatlara, bayilerimizin tüm maliyetleri içinde en fazla %14 artış yaparak ve üzerine %1 KDV uygulayarak, çiftçilerimizle buluşturulmasını sağlıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılmasında bayilerin çok büyük rolü olduğunu söyledi.

“2023 YILI SONUNA KADAR SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 1,5 MİLYON TONA ÇIKACAK”
Bakan Pakdemirli, Yerli ve Milli Tohumculuğun Geliştirmesi ve Yaygınlaştırılması kapsamında 2023 yılı sonuna kadar sertifikalı tohum üretimini 1,5 milyon tona çıkarmak istediklerini vurguladı.
Pakdemirli, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) işbirliği ile 2018 yılında uygulamaya konulan “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirme Projesi”nin bu yıl ilk ürünlerini vermeye başladığını, projeyle ülkemiz sebzecilik sektörünün verim ve kalitesi yüksek, tohum ihtiyaçlarının yerli ve milli olarak ülkemiz üretimlerinden karşılamayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının ardından 6 çeşit sebze tohumunun tanıtımını yaptı. ​
 
 
02.09.2020
Devamı

Koyun Sürüsü Tarım İlacı İle Zehirlendi

Adana'nın Kozan ilçesine bağl Güneri Mahallesi'nde hayvancılık yapan Döndü Araz, yemek için eve gittikten iki saat sonra ahırdaki 40 koyununun telef olduğunu gördü.

TARIM İLACIYLA ZEHİRLENDİLER
Olayın İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine bölgeye gelen veteriner hekim, koyunların tarım ilacıyla zehirlendiğini tespit etti. 165 koyunu bulunan Ayşe Araz, veteriner hekimin tarım ilacı ile sürüsünün zehirlendiğine dair rapor tuttuğunu, bunu yapan kişinin mutlaka bulunmasını istedi.
 
 
02.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 3,2 Milyon Lira Fındık Üreticilerinin Hesaplarına Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ürünlerini teslim eden fındık üreticilerine alım bedellerini hemen ödediklerini belirtti. Pakdemirli "Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Twitter hesabından fındık alımlarına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fındık alım bedellerinin hemen ödendiğini vurgulayan Pakdemirli, "Başta Giresun fındık üreticilerimiz olmak üzere, TMO'ya ürünlerini teslim eden üreticilerimize fındık alım bedellerini hemen ödüyoruz. Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.

01.09.2020
Devamı

Mersin’li Çiftçiden Ters Ev

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaşan ters evlere bir örnek de Mersin'in Çamlıyayla ilçesine bağlı Çayırekinliği Mahallesi'nden çıktı.

Yaz aylarında yaylacıların akınına uğrayan mahallede çiftçilik yapan Derya Sakallı, babasına ait boş arsaya geçen ay 250 bin TL yatırımla ters duran dubleks ev inşa ettirdi.

100 metrekare büyüklüğündeki evde mutfak, yatak odası, salon takımları, çocuk odası, tuvalet-banyo donanımları ile birlikte halıların üzerindeki oyuncaklar da özenle hazırlanıp, ters şekilde yerleştirildi.

İlçedeki vatandaşlar tarafından beğeniyle karşılanan ve giriş ücreti istenmeyen ters ev, fotoğrafseverlerin de uğrak noktası oldu.

Evin sahibi Sakallı, ilçe turizminin gelişmesine katkı sağlamak için ters ev de inşa ettiğini söyledi.

2020 yılının ters giden bir yıl olduğunu söyleyen Sakallı, "Seller, doğal afetler, koronavirüs nedeniyle 2020 yılı ters giden bir yıl olunca, 'evimizi de ters yapalım' dedik, o da ters oldu." dedi.
01.09.2020
Devamı

Yerli Mısır Verimi Artırdı

Kırklareli'nde geliştirilen ve verimliliği ile dikkati çeken yerli mısır çeşidi 'aga' ile üreticilerin yüzü gülecek. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Funda Eylem Özel 'Burada dekar başına 12 tonluk bir verimden bahsediliyor’ dedi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Pehlivanköy Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen “Trakya'ya mısırın agası geliyor” projesi kapsamında, Kırklareli'nin Armağan köyünde oluşturulan demostrasyon sahasındaki çalışmalar sonucu, geliştirilen yerli mısır tohumunun, ithal çeşitlerine göre dekara yaklaşık 6 ton daha fazla verim sağladığı tespit edildi.
 
“Aga” ismi verilen mısır çeşidinin ithal mısırlara göre verim ve kalitesinin yüksekliğiyle ön plana çıktığını aktaran Özel, üretici ve besicilerin yerli ve milli tohumlara yönelmesini istediklerini belirtti. Bazı ithal tohumlarda dekarda yaklaşık 4 ton verim elde edildiğini anlatan Özel, 'aga' çeşidinde ise dekar başına yer yer 10 ya da 12 tonluk verim gözlendiğini aktardı.
İthal tohuma göre geliştirilen yerli tohumun birçok avantajı olduğunu anlatan Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeni geliştirilen 'ağa' ismini verdiğimiz mısır çeşidinde ithal tohumlara göre yüzde 100 oranında bir verim artışı var. Ekonomiye en büyük katkısı yerli ve milli olması. Dışa bağımlılığımızın olmaması çok büyük avantaj. Ayrıca besi hayvanlarının süt veriminde de yaklaşık yüzde 10 verim artışı sağlıyor. Boyunun uzunluğu ve dekara alınacak verimin yüksek olması, silajlık mısır üretiminde üretici için avantaj. Burada dekara 12 tonluk bir verimden bahsediliyor. Daha fazla kaba yem üretmesi, hayvanlara daha fazla besin ulaştırılması sürecini getirecektir. Normalde hayvancılık işletmelerinde hayvanların süt veriminin artması için dengeli beslenme rasyon dediğimiz programın oluşturulması gerekiyor. Sırf samana bağladığımız zaman süt verimi 10 kiloları, 12 kiloları geçmez. Ne kadar kaliteli kesif yem verirseniz, o kadar süt verimi artar. Birden süt verimi 20-25 kilolara çıkan durumlar var. Bu projede uyguladığımız 5 çeşit var ancak en çok biz 'aga'yı önemsiyoruz.”
 
Çiftçi Bülent Özkaya da yerli mısır çeşidinden çok memnun kaldığını vurguladı. İlk kez yerli mısır üretimi yaptığını ve ithal ürünlere göre yer yer 5-6 ton daha fazla verim elde ettiğini dile getiren Özkaya, “Çok yüksek bir verim çıktı. Yaklaşık dekarda 6 ton kadar fark var. İthal mısır ile aynı gübreyi kullanıyor ve aynı sulamayı yapıyoruz. Girdi maliyetlerimiz aynı ama yerli mısırda daha çok verim aldık” dedi.
 
01.09.2020
Devamı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Giresun’da İncelemelerde Bulundu

Giresun'un 22 Ağustos günü 50 yılda bir rastlanabilecek büyük bir yağış felaketine maruz kaldığını anımsatan Erdoğan, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Afette hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileyen Erdoğan, "Devlet felaketin ilk anından itibaren tüm kurumları ve imkânlarıyla vatandaşının yanına, yardımına koşmuştur." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun felaket gününden beri ekibiyle çalışmaları koordine ettiğini, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çevre ve Şehircilik, ile Ulaştırma ve Altyapı başta olmak üzere tüm ilgili bakanların kendi görev alanlarıyla ilgili her hususu yakından takip ettiğini ifade eden Erdoğan, afetin ilk anından itibaren çeşitli kurumların 1264 araç ve 3 bin 672 personel ile çalışmalarda yerini aldığını aktardı.

Ekonomik ve sosyal hayatın süratle normale dönmesi için afet bölgesine desteklerin devreye sokulduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

" Üreticilerimize verilecek tarımsal destekleme ödemeleri erkene alınarak 8 milyon lira ödeme yapılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alım tarihini bir hafta öne çekmiş ve alım noktası sayısını artırmıştır. Üreticilerimizin ödemeleri aynı hafta içerisinde yapılmaktadır. Balık yetiştiricilerimize 8 bin kırmızı benekli alabalık hibe olarak dağıtılmıştır. Biliyorsunuz bugün aynı zamanda balıkçılık sezonunun açılışı var. Bunu da Giresun'dan yapacağız inşallah. ORKÖY destekleri kapsamında toplam 5 milyon liralık hibe verilecektir. 2020 sonuna kadar Giresun iline özel hayvanlara yapılacak aşılarda bedel alınmayacaktır. Bölgede 55.000 dekar mera ve yaylanın ıslahı gerçekleştirilecektir"

"Giresun'da bir daha böyle bir afet yaşanmaması için toplam keşif bedeli 1 milyar 290 milyon lirayı bulan proje hayata geçirilecektir." müjdesini veren Erdoğan, ilk etapta 120 milyon liralık bütçe ile bent yapımı, ıslah, beton duvar ve kanal inşası, kargir duvar ve taş tahkimat inşası ile köprü yapımının gerçekleştirileceğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Harşit Çayı inşasında vadisindeki tüm kum, çakıl ocakları kapatılacak, derelere yapılacak müdahaleler mutlak kontrol altına alınacaktır. Aksu Deresi, Yağlıdere, Gelivera Deresi ve Harşit Çayı vadisinde Dünya Bankası kredisiyle entegre havza projesi hazırlanacak ve uygulanacaktır. Görüldüğü gibi yaraları sarmak, afetin izlerini ortadan kaldırmak, ilçelerimizi ekonomik ve sosyal olarak yeniden canlandırmak için her türlü tedbiri aldık, yatırımları planladık, çalışmalara başladık. Rabb'imiz dünyayı bir düzen üzere kurmuştur. Bu düzende tabiatın hakkı vardır. Tabii insanın hakkı vardır, diğer canlıların da hakkı vardır."

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'a inceleme sırasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun, da eşlik etti.
01.09.2020
Devamı

Tarımsal İlaçta Drone Tasarrufu

Tarımda girdi maliyetlerinin düşürülmesi için projeler geliştirip uygulayan Tarnet a.ş, 800 milyon doları aşan tarım ilaçları kullanımını “drone’la” yüzde 45 azaltacak.

Pilot ürün olarak seçilen çeltikte, 1 yılda 150 milyon liralık tarım ilacı kullanıldığına dikkat çeken TARNET AŞ Genel Müdürü Huzeyfe Yılmaz, “Yaptığımız Ar-Ge çalışmaları sonucunda drone ile ilaçlama yapıldığında, ilaç kullanımının yüzde 45-50 oranında düşürülebileceğini gördük. Pilot ürün olarak çeltiği seçtik. Bugün 120 bin hektar alanda çeltik tarımı yapılıyor ve yıllık yaklaşık 150 milyon liralık ilaç kullanılıyor. Drone ile ilaçlama yaparak sadece ilaçta yıllık 70 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Araziye tekerlekli araçların girmemesi nedeniyle, ilaçlama ve gübreleme işleminden kaynaklanan yüzde 15’lik ürün zayiatı da önlenmiş olacak. İlacı, Tarım Kredi Kooperatifleri’nden alan çiftçimize ise hizmeti ücretsiz vereceğiz. Çeltikten sonra mısır ve pamukla devam edeceğiz” dedi.

Tarım Kredi Kooperatiflerimin bin 600’ün üzerindeki hizmet noktasının ve 17 iştirak şirketinin bilişim altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan TARNET AŞ’nin son dönemde tarım teknolojilerine de odaklandığını ifade eden Yılmaz, “Tarım alanında Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmeye başladık. Yürüttüğümüz birçok projemiz var. Tarım Kredi’nin sahadaki gücü ile TARNET’in çiftçiye dokunur, çiftçiye hizmet eden bir tarafının da olmasını istedik. Aslında çok geniş bir hareket alanı var, ama kısaca girdi maliyetlerinin düşürülmesi, tarımsal veri ve farkındalık olmak üzere üç ana konuya odaklandık” şeklinde konuştu.

Yılmaz, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesinde öncelikle ilaçlama konusuna eğildik. Bunun için de en doğru teknolojinin İnsansız Hava Aracı olduğunu gördük. İlaçlamayı tekerlekli bir makine ile yapmadığınız için tarla ve ürün ezilmiyor. Doğru ilacı doğru miktarda vermek de önemli. Bu nedenle ilk etapta ilaçlama zorlukları ve İHA ile ilaçlamanın yüksek verimliliği nedeniyle çeltik ürününü seçtik. Mevcut yöntemlerin öncelikle sağlık sorunlarına, sonrasında ürün kayıplarına neden olan sakıncaları var. Biz Zirai İnsansız Hava Aracı (ZİHA) adını verdiğimiz bir teknoloji ile bu sorunların da önüne geçmeyi planlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda sona yaklaştık. İlaçlama yaptığımız alanlarda verimliliği artırarak yabancı otların tamamını öldürdük ve ilaçta yüzde 50’ye kadar tasarruf sağladığımız yerler oldu” diye konuştu.

İlaçlamanın ardından gübreleme ve tohumlama işini de ZİHA aracılığıyla yapmayı planladıklarını dile getiren Yılmaz, “Gelecek sene ZİHA’larımızı yerli ve milli olarak çiftçimizin hizmetine sunmak için çalışıyoruz. Ayrıca biz sadece ilaçlama yaparak sahadan çekilmek istemiyoruz. Üzerinde çalıştığımız multispektral İHA’lar ile tarla sağlığını ilaçlama öncesinde ve sonrasında takip etmek, ilaçlamayı da değişken oranlı yapabilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte toprak daha sağlıklı hale geleceği için verimlilik de artacak” ifadelerini kullandı.
31.08.2020
Devamı

MHP’den Çiftçi Borç Yapılandırması Soru Önergesi

Tarım Kredi Kooperatifleri salgından etkilenen 122 ortağın borç yapılandırmasından, 24 bin 457 çiftçinin ise borç ertelemesinden yararlandığını açıkladı. Şartlar değişmediği için borçlarını ödeyemeyeceğini belirten çiftçinin ise yeni bir erteleme için başvurduğu ortaya çıktı.
Çiftçinin durumuna ilişkin bilgi almak isteyen MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Osmanoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle çiftçilerin ödemekte zorluk çektiği Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve borçlarının ertelenmesiyle ilgili bazı adımlar atıldığını ancak bu önlemlerin yeterli olmadığını söyledi.
Osmanoğlu, “Kangren haline gelmiş bazı sorunların çözüme kavuşturulması için çok daha köklü adımların atılması gerekmektedir” diyerek şu soruyu yöneltti: “Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın borçlarını ödeyememesine sebep olan gerekçeler ortadan kalkmadığına göre sonbahar aylarına tekamül eden yeni ödeme planının faiz yükü de göz önünde bulundurulduğunda çiftçilerimize yeni yükler getireceği öngörülmekte midir?”
Önergeyi yanıtlayan Tarım Bakanı Pakdemir’li ise erteleme için kredi borçlarının ertelenmesi ya da yapılandırılmasının yürürlüğe konulan yasa veya kararnamelerle verilen görevler doğrultusunda yapıldığını belirtti. Bakanın Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü’nden aldığı verilere göre borcunu yapılandıran ya da erteleten çiftçi sayısı şöyle açıklandı: “Temmuz sonuna kadar 122 ortak, borcunu yapılandırdı. Borç ertelemesinden yararlanan çiftçi sayısı ise 24 bin 457 kişiye ulaştı.

31.08.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Denizlerde Av Yasağı Sona Eriyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, denizlerde av yasağının bu gece sona ereceğini bildirerek, “Bu gece balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açılacaklar. Bütün balıkçılarımıza ürünü bol, bereketli bir sezon diliyorum” diye konuştu.

Bayraktar, insan sağlığı için değerli bir gıda olan balığın, aynı zamanda önemli bir geçim kaynağı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen, su ürünlerinde var olan potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini belirten Bayraktar, “Ülkemiz, 8 bin 333 kilometrelik uzun sahil şeridi, yaygın içsuları ve nehirleriyle kıymetli balıkçılık kaynaklarına sahiptir. Bulunduğumuz coğrafyanın bahşettiği bu nimeti doğru değerlendirmek zorundayız” diye konuştu.

Ülkemizde su ürünleri avcılığının, daha çok kıyı balıkçılığı şeklinde yapıldığını ifade eden Bayraktar, “Balıkçılığımızı kıyıya hapsolarak geliştiremeyiz. Denizlerimizin bize sunduğu fırsatı değerlendirmeli, yeterli altyapıyı sağlamalı, açık deniz avcılığını geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“2019’da su ürünleri üretimi yüzde 33,1, su ürünleri avcılığı yüzde 47,5 oranında arttı”

Bayraktar, 2015 yılında 672 bin 241 ton olarak gerçekleşen su ürünleri üretiminin, 2016 yılında yüzde 12,4 oranında azalışla 588 bin 715 ton, 2017 yılında yüzde 7,2 oranında artışla 630 bin 820 ton, 2018 yılında yüzde 0,3 oranında azalışla 628 bin 631 ton olduğunu belirtti. Bayraktar, 2019 yılı su ürünleri üretiminin ise yüzde 33,1 oranında artış göstererek 836 bin 524 tona ulaştığına dikkati çekti.

2019 yılında su ürünleri avcılığının yüzde 47,5, yetiştiriciliğin ise yüzde 18,7 oranında arttığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Avcılık yoluyla yapılan toplam üretim 463 bin 168 ton, yetiştiricilik üretimi de 373 bin 356 ton olarak gerçekleşmiştir.

Kişi başına düşen balık tüketimimizde artış yaşanmıştır. Kişi başına tüketim 2019 yılında yüzde 2 oranında artarak, 6,14 kg’dan 6,26 kg’a çıkmıştır. Balığın dengeli beslenmedeki önemi düşünüldüğünde bu oran yeterli düzeyde değildir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır.

Kişi başına düşen yıllık balık tüketimi Japonya, Norveç gibi ülkelerde 80, İspanya'da 40, Yunanistan'da 23, dünyada 19 kilogram, Avrupa Birliği ülkelerinde 25 kilogramdır. Balık tüketimi teşvik edilmelidir."

 

Üretimi artırmak için alınması gereken tedbirler

Su ürünleri sektörünün önü açık ve gelecek vadeden bir sektör konumunda bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması için üreticilerin desteklenmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiğini belirtti. Türkiye’yi, dünyada ve içinde bulunduğu bölgede su ürünleri yetiştiriciliği konusunda söz sahibi, güçlü ve lider bir ülke haline getirmenin mümkün olduğunu vurgulayan Bayraktar, su ürünleri üretimini artırmak için alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı:  

“Sektörün geleceği açısından sürdürülebilir avcılığın sağlanması şarttır. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde gerekli çalışmaların ve araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının arttırılmasına öncelik verilmesi gerekmektedir.

Denizlerde ve iç sularda yapılacak ticari ve amatör amaçlı su ürünleri avcılığına yönelik düzenlemeleri içeren tebliğlerle Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda önemli çalışmalar yapmıştır. Su ürünleri avcılığında yer, zaman, tür, boy, avlanma mesafesi ve ışık kullanımı gibi getirilen yasaklar ve kontroller su ürünleri üretiminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Hayvansal protein temininde önemli yeri olan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın av yasaklarına ve tebliğ ile getirilen düzenlemelere titizlikle uyması büyük önem taşımaktadır.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.”
31.08.2020
Devamı

IPARD-II Kapsamında 68 Projeye 71 Milyon Lira Hibe Sağlanacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 8. Başvuru Çağrısı 3. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 68 projeye 71 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.
Kırsal kalkınmayı sadece “destek vermek” olarak değil, üretimi çeşitlendirip artıran, çok yönlü ve uzun soluklu bir çaba olarak gördüklerini vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Kırsala verdiğimiz desteklerle insanlarımıza dokunmayı, hayatlarını olumlu yönde değiştirmeyi ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı amaçlamaktayız” diye konuştu.
IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması sektörü çerçevesinde, et ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, süt toplama merkezleri, meyve-sebze soğuk hava depoları, işleme ve paketleme tesisleri ile su ürünleri işleme ve pazarlama yatırımlarına destek veriyoruz. AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz.
Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 25 Kasım 2019 tarihinde yayımlanan 8. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 3. grup sonuçları belli oldu”
Açıklanan 68 adet projeye 71 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemirli “Bu hibe sayesinde 179 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Açıklanan 3. grup sonuçlarıyla birlikte, 8. Çağrı kapsamında bugüne kadar, yatırım tutarı 606 Milyon TL, hibe tutarı ise 237 Milyon TL olan 244 proje sözleşme imzalamaya hak kazandı” değerlendirmesinde bulundu.
Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar tedbirinde açıklanan projelerin; 29'u süt işleme tesisi ve süt toplama merkezi, 13'ü kırmızı et işleme ve kesimhane, 4'ü kanatlı eti işleme ve kesimhane, 22'si ise meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını kapsıyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanacak.​
28.08.2020
Devamı

Pakdemirli: Giresun’un Yaralarını Sarmaya Devam Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Giresun 2020 2. Dilim Buzağı Desteği kapsamında toplamda 8 Milyon 152 Bin TL Buzağı Desteği ödeneceğini müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, açıklamasında şöyle konuştu;
“Giresun’da 15 bin 850 buzağı için 7 milyon 415 bin, TL destek ödemesi yapıyoruz. Selden en çok etkilenen Develi’de ise 1394 buzağı için 737 bin TL destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Ödemeler bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Toplamda 8 milyon 152 bin TL buzağı desteği bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’
28.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Kuru Üzüm Alım Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Giresun'da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 Yılı Fındık Alım Törenine katılarak fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2020-2021 Sezonunun Açılışı ve Geleneksel İlk Çekirdeksiz Kuru Üzüm Töreni'ne de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı.

Konuşmasına Giresun'da yaşanan sel felaketinden dolayı şehit olan askerlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İnşallah, vatandaşlarımızın yaralarını çok hızlı bir şekilde saracağız. Bunun için bölgeye, Bakanlığımızın imkânlarını seferber ettik" diye konuştu.

Bugün, Dünyada fındık denince akla ilk Türkiye'nin geldiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Türkiye'de fındık denilince ise, açık ara Karadeniz ve Giresun gelir. Fındık, bizim stratejik ürünümüz. Dünya fındık alanlarının %76'sına sahibiz. 734 bin hektar alanda ürettiğimiz fındık, 612 bin aileye gelir kapısı olmuştur. Fındık üretiminde Dünya lideri olan Türkiye, üretiminin %70'ini, ihracatının ise %76'sını tek başına yapmaktadır.  Fındık, bugün ülkemiz tarım ihracatının bir numaralı ürünüdür. Ürettiğimiz fındığın % 80'ini ihraç ediyoruz. Bu bizim için bir iftihar tablosudur. Tarımsal ihracat gelirimizin %12'si fındıktan geliyor. 100'den fazla ülkeye, yılda ortalama 250 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. İhraç birim fiyatlarında, son 1 yılda %16'lık bir artış sağladık. Geçen yıl kilogramı 5,80 Dolar olan fındık ihraç fiyatı, bugün itibariyle 6,72 dolara yükseldi. Bu artışla, ihraç edilen 335 bin ton fındıktan, ilave 300 milyon Dolarlık bir katkı sağlandı. Bu ilave ihracat artışının 50 milyon Doları Giresun ekonomisine, Giresun esnafına, Giresunlu vatandaşımıza doğrudan katkı sağladı. Fındık ihraç geliri ise 2 milyar Dolara ulaştı. İnşallah fındık ihracatında rekorlar kırmaya devam edeceğiz"

Karadeniz'in kalite, tadı ve içerdiği yağ oranı ile Dünya'nın en kaliteli fındığını yetiştirdiğini belirten Pakdemirli " Biliyoruz ki; fındık denilince akla Giresun ve Levant gelir. Giresun'da 116 bin çiftçimizden, yaklaşık %73'ü yani 85 bini fındık üretimi yapıyor. Biz de, üretimi artırmak ve katma değere çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Fındık üretimini ve piyasaları günlük takip ettiklerini ve üreticiyi mağdur etmeyecek, geliri artıracak tüm tedbirleri aldıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli " 2019 yılında Fındık alım fiyatını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez hasat öncesinde, yani fındık dalda iken açıkladık. Geçen yıl TMO tarafından kilogramı 16,5-17 Liradan fındık alımı yaptık.  Açıkladığımız fiyatlar; üreticiler, üretici örgütleri, ilgili STK'lar, yani bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca, üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı. Hasat dönemi düşme eğiliminde olan fındık fiyatları hızla toparladı ve sezon içerisinde 18-20 Lira civarında seyretti. Böylece kg başına 3-4 Lira gibi artış ile fındık üreticilerimizin cebine ve Karadeniz ekonomisine en az 2 milyar Liralık fazladan gelir sağlanmış oldu.

2020 yılı fındık fiyatları ise yine hasattan önce, 27 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklandı. TMO üzerinden; Giresun kalite fındığı 22,5 Liradan, Levant kalite fındığı 22 Liradan, Sivri kalite fındık ise 21 Liradan alıyoruz. Yine, randıman ve Bakanlığımız destekleri ile birlikte Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatı 25,5 liraya çıkmıştır. Böylece fındık alım fiyatında son 1 yılda ortalama %33, son iki yılda ise ortalama %55 artış sağladık ve üreticilerin yüzünü bir kez daha güldürdük" değerlendirmesinde bulundu.

Üreticilerin 19 Ağustos'tan itibaren randevu almaya ve 24 Ağustos'tan itibaren de ürünlerini TMO'ya satmaya başladığını söyleyen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunun da müjdesini vermek istiyorum. Ödemeler Lisanslı depoya teslimde peşin, diğer alım noktalarına teslimlerde 10 gün içinde yapılacaktır. Ancak, alımların başladığı Pazartesi gününden bugüne kadar teslim edilen fındık bedellerini, 10 gün beklenmeden Cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktaracağız.

TMO'ya fındık alım görevi verildiği 2006 yılından bugüne, Karadenizli üreticilerimizden, yaklaşık 6 milyar Liralık fındık alımı yaptık. Giresun'da ise son 3 yılda toplam 30 bin ton kabuklu fındık alımı yaparak, üreticilere 400 milyon Lira ödedik" 

Daha sonra canlı bağlantı ile çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını açıklamak üzere Manisa'ya bağlanan Bakan Pakdemirli "Üzüm Alım Fiyatı Açıklanması Programını, sizlerle birlikte yüz yüze yapacaktık. Giresun'da meydana gelen sel felaketi sebebiyle afetin yaralarını bir an önce sarmak için Giresunlu kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çok iyi biliyorum ki, benim Manisalı hemşerilerim de, her daim dualarıyla Giresunlu kardeşlerimizin yanında" açıklamasını yaptı.

Ülkemizin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bağ alanı bakımından Dünya'da 5'inci sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise Dünya'da 6'ncı sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de; Dünya'da kuru üzüm ihracatında 1'inci sıradayız. Öyle ki Manisa'da, yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden, ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında, Manisa'da toplam üzüm üretimimiz, 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye'deki Kurutmalık Üzümün % 85 ini, Sofralık Üzümün %20'sini üretmektedir. Bundan dolayı, ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa'dan gerçekleşmektedir.  Manisa'dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da, Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir.  Ayrıca Manisa, üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında, sofralık ve kuru olarak, yaklaşık toplamda 672 milyon Dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık %4'ü üzümden geliyor" diye konuştu.

Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre, 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini; geçen seneye oranla %12'lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli "Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 Liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte, TMO kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramını 10 Lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar; üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı; üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli "Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda, bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramı 12,5 Lira olarak açıklıyoruz. TARİŞ'te, TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül'den itibaren başlayacak" açıklamasını yaptı.

TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli "Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize, hayırlı, uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını, açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi, üreticimizi asla mağdur etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "28 Ağustos 2020 cuma günü -yani yarın - saat 18.00 itibariyle, 11 kalemde, 86 milyon 464 bin Liralık tarımsal destekleme ödemesini, Değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız.

Destekleme ödemesi kapsamında;

İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak; 44 milyon 888 bin Lira,

Organik Tarım desteği kapsamında; 19 milyon 384 bin 800 Lira,

Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin Lira,

Mazot ve Gübre Desteği kapsamında; 255 bin Lira,

Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin Lira,

Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında;

11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin Lira,

Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; 73 bin Lira, /18

Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin Lira,

Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında; 11 milyon 210 bin Lira,

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin Lira,

Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin Lira ödeme yapacağız.

Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin Liralık destek ödemesinin; üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun" diyerek sözlerini tamamladı.
28.08.2020
Devamı

Çiftçinin Umudu Mısır

Batman’ın dört bir yanını saran mısır hasadına start verilirken, çiftçi bu yıl bol verim bekliyor. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebubekir Doğan, korona sürecine rağmen çiftçinin tarladan kopmadığına dikkat çekerek, çiftçinin umudunun mısır olduğunu söyledi. Batman ovasında 70 Bin ton mısır rekoltesinin beklendiğini belirten Doğan: “Korona salgını sürecinde Tarım alanında çalışanlar da Sağlık sektöründekiler gibi hiç durmadı. Hep tarlasına bağlı kaldı. Çiftçiler çok büyük bir emek sarf ediyor. Sabah erken saatlerinden geç saatlere kadar tarlasından kopmayan çiftçi, haklı olarak emeğinin karşılığını bekliyor. Batman ovasında yetişen kaliteli mısıra Marmara ve İç Anadolu Bölgelerindeki  illerinden  talep var. Mısır üreticisi hasadı tarlasında topladıktan sonra kendisine uygun koşullar tercih edene ürününü teslim ediyor. Mısır üreticilerine bereketli ve bol kazançlı bir hasad mevsimi diliyoruz” diye konuştu.
28.08.2020
Devamı

Dünya Yaban Hayatı Fonundan Çarpıcı Rapor

Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF) tarafından hazırlanan rapora göre, dünya genelindeki orman yangınlarının yüzde 75'i insan eliyle çıkarılıyor. Bunların çoğunu da, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere, ekonomik nedenlerle kasıtlı olarak çıkarılan yangınlardan oluşuyor.
WWF tarafından hazırlanan ve bugün yayımlanan "Yangınlar, Ormanlar ve Gelecek: Kontrolden Çıkan Bir Kriz" raporuna göre, dünya genelinde yangın sayısı ve süresi giderek artıyor.
Orman yangını mevsiminin ortalama uzunluğu, artan aşırı sıcaklar ve değişen iklim koşulları nedeniyle son 35 yılda yüzde 19 oranında arttı. Rapora göre, yangınların en önemli iki nedeni, insanlar ve iklim değişikliği.
Avrupa'daki orman yangınlarının yüzde 95'i ihmallerden kaynaklanırken, tropikal bölgeler başta olmak üzere, dünyanın büyük bölümünde kasıtlı olarak çıkarılıyor.
Raporda, dünya genelindeki orman yangınlarının yüzde 75'inden insanların doğrudan sorumlu olduğu vurgulandı. WWF Orman Uzmanı Merijn van Leuwen'e göre, yangınların bir kısmı, bilinçsizce yapılan insan hataları ya da ihmaller sonucu meydana gelse de, büyük bölümü insanlar tarafından kasıtlı olarak çıkarılıyor.
Van Leuwen, orman yangınlarının bazı ülkelerde ekonominin bir parçası haline geldiğini vurguluyor.
Tarım, hayvancılık ve diğer ekonomik nedenlerle yangınlar çıkarıldığına işaret eden Hollandalı uzmana göre, Endonezya ve Brezilya'daki orman yangınlarının arkasında genellikle büyük şirketler bulunuyor.
WWF raporuna göre, iklim değişikliğine bağlı yangınlar da, dünya genelinde daha belirgin hale gelmeye başladı. Geçtiğimiz aylarda Sibirya'da meydana gelen orman yangınları bunun en önemli örneklerinden.
Sibirya ve Kanada gibi yerlerde daha önce, yıldırım düşmesi sonucu birkaç yüz hektarlık alan zarar görürken, şimdi iklim değişikliği nedeniyle binlerce hektarlık alanlar yanıyor.
Havada daha fazla enerji olması, yıldırım düşmesi olasılığını artırıyor.
Rüzgarların daha kuvvetli hale gelmesi ve hava sıcaklıklarının artması da, orman yangınlarının çoğalmasında etkili oluyor.
Orman yangınları konusunda "felaket yılı" olarak nitelenen 2019'dan daha kötüsünü görmemeyi umduklarını belirten WWF uzmanına göre, 2020'de durum daha da kötüye gitti.
Nisan ayında çıkan orman yangını oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 arttı. Bu da 2020'nin orman yangınları konusunda yeni bir "rekor yılı" olması endişesini gündeme getirdi.
"Kötü görüntüler çabuk unutuldu"
Hollanda medyasına değerlendirmede bulunan Van Leuwen'e göre, geçen yıl medyaya yansıyan orman yangınlarından etkilenen insan ve hayvanlara ait korkunç görüntülerin yarattığı etki çok çabuk unutuldu.
İklim değişikliğine bağlı olarak yangın mevsimi süresinin uzaması ve doğanın kendini yenileme için daha az zamana sahip olması, doğal hayatı da olumsuz etkiliyor. Yiyecek yetersizliği nedeniyle doğadaki genç hayvanlar zor durumda kalıyor.
Dünya genelinde orman yangınları, insanlar için de ciddi olumsuz sonuçlara yol açıyor. Brezilya'daki Amazonlar başta olmak üzere, dünyadaki 148 bölgede yerli topluluklar, toprak ve su kaynaklarını tahrip eden yangınlar nedeniyle zor durumda kaldı.
Orman yangınlarından çıkan dumanlar yüzünden de, her yıl yaklaşık 340 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Geçen yıl Endonezya'da çıkan orman yangınları nedeniyle 1 milyon kişi solunum sorunları yaşadı.
WWF Orman Uzmanı Leuwen, bu yıl koronavirüse bağlı akciğer sorunlarının da eklenmesiyle, orman yangınlarına bağlı solunum rahatsızlıklarının daha da artacağına dikkati çekiyor.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ormansızlaşmayla mücadele amacıyla bir düzenleme hazırladı. Eylül ayından itibaren Avrupa genelinde, bu konuda kapsamlı bir çalışma başlatılacak.
WWF uzmanı Leuwen, AB ülkelerinin, dünyadaki tüm ormansızlaşmayla ilgili ürünlerin üçte birinin ithalatı ve transit geçişinden ortaklaşa sorumlu olduklarına işaret ederek, düzenlemenin önemine vurgu yapıyor.
 
28.08.2020
Devamı

Giresun’ daki Felaketin Yaraları Sarılmaya Devam Ediyor

Taşkın felaketinin yaşandığı Giresun’da incelemelerini sürdüren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bir iş makinesinin rusubat altından çıkarılmasına yardım ederek ekskavatör kullandı.
Geçtiğimiz cumartesi günü Giresun’da yaşanan sel felaketinin ardından bölgeye giden ve çalışmaları yakından takip ederek koordine eden Bakan Pakdemirli, felaketin vurduğu Doğankent ilçesinde de incelemelerde bulundu.
Doğankent’te Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün rusubat altında kalan bir iş makinesini çıkarma çalışmalarına yardım eden Bakan Pakdemirli, ekskavatör kullanarak selin getirmiş olduğu rusubatı temizledi.
26.08.2020
Devamı

Çevrim İçi Toplantıda Terk Edilen Tarım Arazileri Görüşüldü

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünden (FAO) uzmanlar, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da arazilerin terk edilmesiyle mücadele için gerçekleştirilebilecek ortak çalışmaları çevrim içi toplantıda görüştü.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, Avrupa ve Orta Asya'daki birçok ülkede tarım arazilerinin terk edilmesi veya kullanılmaması ortak sorun oluşturuyor. Türkiye'de de yaklaşık 2 milyon hektar verimli tarım arazisi kullanılmıyor veya terk edilmiş durumda bulunuyor.

FAO, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da terk edilmiş tarım arazilerini yeniden faaliyete geçirmek için yeni bir proje uygulamaya hazırlanıyor. FAO-Türkiye Gıda ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP II) aracılığıyla Türkiye tarafından finanse edilen proje, arazi terki sorununu ele almanın yanı sıra, arazi toplulaştırması ve iyileştirilmiş arazi politikası ve kamu politikası hedefleri aracılığıyla tarımın yapısal gelişimini desteklemeyi amaçlıyor.

Söz konusu proje özellikle, Türkiye'de bir arazi bankacılığı enstrümanının ortaya konulmasını, Azerbaycan ve Özbekistan'da ihtiyaçların analiz edilerek kapasitelerin geliştirilmesini ve ülkeler arasında bilgi alışverişi için bir iş birliği mekanizması kurulmasını hedefliyor.

Verimli tarım arazilerinin terk edilmesi, ulusal ekonomiler ve gıda güvenliğine olumsuz etkilerinin yanı sıra, araziyi koruyucu tedbirlerin uygulanmasını engelliyor, özellikle kurak bölgelerde arazinin bozulmasını tetikliyor ve tarım sektörünün iklim değişikliğinin etkileri karşısındaki kırılganlığını artırıyor.

Tüm bunların yanı sıra özellikle çiftliklerin küçük olması ve arazilerin çokça bölünmesi arazi terkinin ana sebepleri arasında olduğundan, arazi kullanım hakkı sorununun çözümü, ülkelerin "Arazi Tahribatının Dengelenmesi" hedeflerine ve Paris Anlaşması çerçevesinde ulusal olarak belirlenmiş katkılara ulaşmada oldukça önem arz ediyor.

Proje çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkı sağlayacak

Yeni proje, çiftliklerin genişlemesini kolaylaştıracak ve arazi parçalanmasını azaltarak çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkıda bulunacak.

Bu kapsamda ilk adım olarak, aralarında FAO Toprak Mülkiyeti Uzmanı Morten Hartvigsen ve Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Metin Türker'in de bulunduğu kıdemli yetkililer ve uzmanlar geçen hafta çevrim içi bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı katılımcıları, tarım sektörünün iklim değişikliği etkileri karşısındaki kırılganlığını

azaltacağı konusunda hemfikir oldu.

26.08.2020
Devamı

Balıkesir'de Kadın Çiftçi Akademisi Kuruluyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında, Balıkesir Karesi Belediyesi tarafından Güney Marmara Kalkınma Ajansı’na (GMKA) sunulan “Karesi Kadın Çiftçi Akademisi Projesi”, 1 Milyon 533 Bin 760 TL bütçesiyle kabul edildi.

 
Karesi’de toplumun dezavantajlı kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha aktif katılmalarını sağlamak, istihdam edilebilirliği artırmak, sosyal içermeyi, sosyal girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemek ve sosyal sorumluluk uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla kurgulanan projede 18-40 yaş arası kadınların çiftçi akademisinde iyi tarım uygulamaları ve modern tarım yöntemlerinin öğrenilmesine yönelik eğitimler hedefleniyor.
Kadınlar Üretim, Pazarlama ve Satış Eğitimi Alacak
Proje kapsamında günümüzde popüler kimlik kazanan istiridye mantarı, kültür mantarı, örtü altı sera yetiştiriciliği, yaş sebze ve meyve kurutma tesisi kurulum çalışmaları yapılacak. Karesi Yeni Mahalle’de kurulacak olan tesisle birlikte kadınlar kooperatif kurma, tarımsal işletmelerde çalışma, kendi ürettikleri ürünleri pazarlama ve satış konularında eğitimler alacak.
Balıkesir Karesi Kaymakamlığı, Balıkesir Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Balıkesir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ve Balıkesir Karesi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün iştirakçi olarak yer aldığı projenin 18 ayda hayata geçirilmesi planlanıyor.
Başkan Orkan: "Her Alanda Gelişen Bir Karesi"
2019-2024 yılları arasına yönelik Karesi'nin gelişmesi amacıyla kurgulanan projeleri sırasıyla hayata geçirdiklerini ifade eden Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, “Amacımız her alanda gelişen bir Karesi meydana getirmek. Bu projede kırsal kalkınmaya öncelik vererek ilçemiz sınırları içerisinde tarım ve istihdamın gelişimine destek olmak istiyoruz. Önceliklerimiz arasında yer alan sosyal politikalar ve istihdam bizim için vazgeçilmez hedefler arasında yer almaktadır. Uygulamaya geçireceğimiz Karesi Kadın Çiftçi Akademisi ile birlikte tarımda istihdam oranlarında artış sağlamayı hedefliyoruz. Şu anda bir yerel bir de uluslararası Avrupa Birliği projemiz geçmiş bulunmakta. AB projemiz çevre ve tarım kaynaklarının korunmasına yönelik faaliyetleri içermektedir. Bu noktadan bakıldığında Karesi Kadın Çiftçi Akademisi, bu projenin tamamlayıcısı niteliğindedir” dedi.Hali hazırda başvuru sonuçları beklenen 3 yerel proje ve 17 Avrupa Birliği projesi bulunduğunu ifade eden Başkan Orkan, "Diğer oluşturacağımız fon ve kaynaklarla Karesi Kadın Çiftçi Akademisini Türkiye’de örnek bir tesis ve proje olmasını sağlayacağız" diye konuştu.
Karesi Belediyesi’nin hali hazırda başvuru sonuçları beklenen 3 yerel proje ve 17 Avrupa Birliği projesi bulunuyor.
26.08.2020
Devamı

Kıymada Mide Bulandıran Sahtekarlık!

Gıda teröristler halkı kandırmaya ve zehirlemeye devam ediyor. Halkın sağlığını tehlikeye atan gıda teröristlerinin yeni taktiği pes dedirtti. Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Murat Yağmur, hazır kıyma satın almamaları konusunda halkı uyararak, bazı marketlerin bu kıymaları tavuk taşlığı, atık iç yağ, kemik gibi malzemelerden elde edip, bici bici tatlısında kullanılan gıda boyasıyla kırmızı rengi verdiklerini dile getirdi.

Sahte kıyma yapımını anlatan Yağmur, halkın kasaplardan kendi gözleri önünde çekilmiş etlerin kıymalarını gönül rahatlığıyla alabileceğini söyledi.
Koyun ve dana eti kullanılıp elde edilen kıymanın, tavuğun 'atık' olarak bilinen kısımlarından yapılarak, marketlerde tüketiciye sunulduğunu öne süren Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Murat Yağmur, etin kırmızı renginin ise bici bici tatlısına da koyulan gıda boyasıyla sağlandığını kaydetti.
Bu kıymanın yapımını uygulamalı olarak anlatan ve halkın bunu ayırt edemeyeceğini dile getiren Yağmur, "Sahte kıymada tavuk taşlığı, koç yumurtası, atık dediğimiz tavuk derisi, iç yağ, kemik ile hazır kıyma haline getiriliyor. Bici bici tatlısında kullanılan gıda boyasını karıştırarak et rengini veriyorlar. Bunları marketlerde makinede çekip paketleyip tüketiciye ucuz yolla satıyorlar. Vatandaş bunu ayırt edemez, çok zor. Bunu anca işin uzmanı, kasaplarımız ayırt edebilir" diye konuştu.
Paketlenmiş kıymadan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Başkan Yağmur, "Kasaplar kıymayı vatandaşların gözünün önünde çekiyor. Ama marketlerin depoları içler acısı. Biz vatandaşlarımızdan hazır kıymadan uzak durmalarını istiyoruz. Veteriner hekim kontrolü olmadan, market elemanları çekiyor bunları. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile temas halindeyiz. Adana'da böyle bir sorunla karşılaşırsak gereği yapılacak. Ben Kasaplar Odası Başkanı'yım. Ben dahi olsam hazır kıyma almamaları gerekir" dedi.
Hazır, önceden çekilmiş kıymaların gıda zehirlenmesine yol açabileceğini belirten gıda mühendisi Deniz Kaypak Tona, tüketicinin de kandırıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bu kıymaların ne zaman hazırlandığını bilmiyoruz. Kıymalar da bütünlüğü bozulan et olduğundan bozulmaya daha yatkın. Bu nedenle ürünün raf ömrünü kısaltmış oluyoruz. Ayrıca gerçekten bir et parçasından mı çekildi yoksa katkı olarak sakatat ya da başka bir bileşen eklendi mi; bunu görmüyoruz. En masum şekilde etin sinir ve yağ gibi kullanılmayan kısımlarından elde ediliyor olabilir. Canlı ve parlak rengi vermek için gıda boyaları kullanılıyor. Bu bileşenler size etten üretilmiş kıyma yerine daha ucuz alt malzemelerden ya da atık diyebileceğimiz malzemelerin kullanılarak yapıldığı bir ürüne dönüştürmüş olabilir. Bu da sağlıksız koşullarda yapılmışsa gıda zehirlenmesine bile yol açabilir. Aslında biz sakatatı ayrıca tüketiyoruz, gıda boyalarının yasal kullanılma izinleri var. Bununla ilgili sağlık sıkıntısı olmasa dahi biz bir ürünü et ve et ürünü olarak alıyoruz. Kandırılmış oluyoruz."

25.08.2020
Devamı

Çiftçi - Sen: Çekirdeksiz Kuru Üzüm Taban Fiyatı 14 Lira Olmalı

Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), yaptığı yazılı açıklamada üzümde taban fiyatın 14 tl olması gerektiğini belirtti.

Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu tarafından yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı ve son yıllarda TMO’ya sınırlı miktarda aldırdığı kuru üzüm alım fiyatlarının kuru üzümün gerçek maliyetinden düşük olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Hiçbir altyapı ve işleme yatırımları yapmadan, ihracat için dış pazar aramadan kuru üzüm alan TMO bu üzümleri iç pazarda tüccarlara ve TARİŞ’e kârlı bir şekilde satarak üreticinin sırtından para kazanmaktadır. Piyasayı üreticiler aleyhine, tüccarlar ve şirketler lehine düzenlemeye çalışmaktadır. Şaraplık üzüm üreten üreticilerin durumu da farklı değildir. Üreticilerin kendi üzümlerini işleyip satmaları yasak olduğundan dolayı fiyat belirlemesi de tamamen şarap fabrikalarının insafına kalmış durumdadırlar. Üzüm üreticilerinin insanca yaşayabilmesi ve üretimlerini devam ettirebilmeleri için en azından (tesis masrafları amortisman payı ve çıplak arazi değerinin faizi hesaba katılmadan oluşan) kuru üzüm maliyeti olan 10.20 Lira’nın üzerine yüzde 25 kar payı artık yüzde 10 insanca yaşam payı eklenerek fiyat belirlenmelidir. Bu hesaplamaya göre referans taban fiyatın en az 14 Lira olması gerekir” denildi.

TARİŞ TARAFINDAN DESTEKLEME ALIMI YAPILMALI

Uluslararası sözleşmelerden ve Anayasa’dan gücünü alan çiftçilerin sendikal örgütlenmesi fiyat belirlemelerinde sürece dahil edilmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “ Ziraat Odaları, Birlikler, kooperatifler vb. çiftçi örgütleri de demokratik yapılara kavuşturulmalı,4572 sayılı kooperatif yasasının şirketler lehine olan hükümleri kaldırılmalı, TARİŞ, üretimden pazarlamaya kadar olan zincirin her halkasında, yönetim organlarında, üreticilerin söz ve karar sahibi olacağı şekilde yeniden yapılandırılarak kuru üzüm alımında devreye sokulmalıdır. Kuru üzüm fiyatlarında maliyet, kar payı ve insanca yaşama payı gözetilerek sendikamızın referans fiyatları üzerinden TARİŞ tarafından destekleme alımı yapılmalı, hükümet bu konuda desteğini vermelidir. Sofralık üzüm yetiştiren üreticilerin erkencisinden geççisine üzüm çeşitlerini arttıracak tarzda üretim yapması için planlamalar yapılmalı ve teşvikler verilmelidir. Şaraplık üzüm üreten üreticilerin üzümlerini işleyip satabilecekleri yasal düzenlemeler yapılmalı ve ürünlerini işleyerek satmaları konusunda teşvikler verilmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Üreticilerin üretimleri sürecinde zirai kimyasallardan ve şirketlere bağımlı girdilerden kurtulmaları için Hükümet ve yerel yönetimler tarafından agroekolojik üretime ilişkin eğitimler verilmeli ve üretim tarzında bu eğitimlere uygun hareket eden üreticilere teşvikler verilmelidir. Sağlıklı ürün sağlıklı ortamda yetişir. Bu nedenle tarım topraklarını, suyu havayı kirleten JES yatırımlarına son verilmeli var olanların faaliyetleri durdurulmalıdır. Tarım Sigortaları Yasası şirketlerin kazancını artırmak için değil, üzüm üreticilerini zor günlerinde yardımcı olmak amacıyla yeniden düzenlenmelidir. Bizler ürünlerimizi yok pahasına satın alarak emeğimizi sömürmeye çalışanlara, insanların ve tüm canlıların yaşam alanlarını yok etmeye çalışanlara karşı durmak için örgütlenmeye çalışıyoruz. Çiftçiler Sendikası olarak küçük üreticilerin hakları için mücadele etmeye ve bu konuda hükümeti ve yetkilileri uyarmaya devam edeceğiz.”
25.08.2020
Devamı

Pakdemirli'den, Adana'daki Orman Yangını İle İlgili Açıklama

Adana'nın Kozan ilçesindeki orman yangınına ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangına 2 uçak, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale edildiğini belirterek "En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün." dedi.

 
Pakdemirli, helikopterle geldiği ilçedeki yangın alanında gazetecilere yaptığı açıklamada, dün saat 12.50 civarında yangınla ilgili ilk ihbarı aldıklarını söyledi.
Ekiplerin ilk müdahaleyi saat 13.04'te yaptığını belirten Pakdemirli, "Rüzgar kuzeyden yaklaşık 35-40 kilometre saatle, yani yüksek süratle esiyor. Yüzde 19 gibi ciddi bir şekilde nemin azlığıyla karşı karşıyayız. Sıcaklık 32 derece. Sürekli olarak değişen bir rüzgarla karşı karşıyayız. Yangına 2 uçağımız, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale ediyoruz. Böyle bir yangın alanında müdahale edilebilecek maksimum derecede hem insan hem araç hem de hava aracıyla müdahalemiz sürüyor." diye konuştu.
"Kasıt olma ihtimali üzerinde duruyoruz"
Pakdemirli, yangından etkilenen bölgelerin bulunduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:
"Yangından 8 mahalle etkilenmiş gözüküyor. Çok şükür can kaybımız yok. Bu mahalleler dün gerekli saatlerde Valiliğimizin koordinesinde tahliye edildi. En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün. Yangının çıkış sebebiyle ilgili hem biz hem de Valiliğimiz, bunun 'kasıt' olma ihtimali üzerinde duruyoruz ama şu anda bizim için önemli olan yangının ne sebeple kim tarafından çıkarıldığından daha çok yangını söndürmek, bir an evvel buradaki tehlikeyi tam anlamıyla bertaraf etmektir."
Bir gazetecinin  yönelttiği "Şu ana kadar ne kadarlık alan zarar gördü?" sorusuna Pakdemirli, şöyle yanıt verdi:
"Çok parçalı bir alanda bunu tespit etmek ve şu anda da ekiplerimizi buna yoğunlaştırmak istemiyoruz. Yangını söndürelim, ondan sonra bütün rakamlar çıkar, bunlar kamuoyu ile paylaşılır. Görünen o ki parçalı bir alanda olmasına rağmen, önemli bir miktarda alanda etkilenme gözüküyor. Şöyle söyleyebilirim ki buradaki yangın, Türkiye'deki büyük yangınlardan biri değil. En azından onu söyleyebilirim şimdilik. Etkilenen alan itibarıyla çok parçalı ve zirai alanları da kapsadığı için tahmin ediyorum ancak yangın söndükten sonra resmi rakamları veya gerçeğe daha yakın rakamları açıklayabiliriz."
25.08.2020
Devamı

Tzob Başkanı Bayraktar: Süt Üreticisi Zorda

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışların süt üreticisini zora soktuğunu bildirerek “Süt fiyatları acilen artırılmalı, üreticide en düşük fiyat 2 lira 80 kuruş olmalıdır" dedi.

Bayraktar, çiğ süt fiyatlarının Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlendiğine dikkati çekti. Çiğ süt fiyatlarının 15 Kasım 2019 tarihinden itibaren brüt 2 lira 30 kuruş olarak belirlendiğini, daha sonra yapılan toplantıda da bu fiyatın 2020 Aralık ayına kadar sabitlendiğini anımsatan Bayraktar, bugün itibariyle üreticinin eline 2 lira 13 kuruş geçtiğini bildirdi.

Dövize bağlı girdi maliyetlerindeki artışlarının kontrol edilemediği bir ortamda, üretici fiyatlarının sabit kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi en kısa zamanda yeni fiyat belirlemek için bir araya gelmelidir” diye konuştu.

Süt fiyatı sabit olmasına rağmen, yem fiyatlarının sürekli artış gösterdiğinin altını çizen Bayraktar şunları söyledi:

“Çiğ süt fiyatları 14 aylık süre için brüt 2 lira 30 kuruşta sabitlenirken, bu tarihler arasında süt yem fiyatları yüzde 15,4, saman yüzde 12,9, mısır silajı yüzde 21,1, yonca otu ise yüzde 15,2 oranında artmıştır. Maliyetlerdeki bu artışlar üreticilerimizin zor durumda kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.

1 litre çiğ süt satan üreticimiz, karşılığında 1.5 kilogram yem alabilmeli, bunun için de üreticide en düşük süt fiyatı 2 lira 80 kuruş olmalıdır.

Fiyatlar belirlenirken yemde meydana gelen artışlar dikkate alınmalı, fiyat 1,5 pariteye göre belirlenmeli, ya da maliyet artışlarını durdurmaya yönelik tedbirler hayata geçirilmelidir. Girdi fiyatlarındaki artışı kontrol edemeyen fakat üretici fiyatlarını uzun süre sabitleyen bir sistem ülke hayvancılığına ve üreticilerimize zarar vermektedir. Bu soruna çözüm bulunamazsa, üreticilerimiz üretimden kopacak, hayvanlar kesime gidecektir.”

Türkiye'de üreticilerin diğer ülke üreticilerine kıyasla daha düşük fiyata çiğ süt sattığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Temmuz 2020 itibariyle dünya ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarına bakıldığında Arjantin ve Uruguay gibi meraya dayalı ucuz maliyetli üretim yapan ülkelerden sonra en ucuz çiğ süt fiyatının Türkiye'de olduğu görülmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarıyla, ülkemizdeki çiğ süt fiyatları karşılaştırıldığında, 100 litre süt Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 32,50 euroya satılırken bizde 27,24 euroya satılmaktadır. Süt üreticilerimiz, Letonya ve Litvanya'dan sonra en düşük fiyata süt satan üretici konumundadır. Fiyat sorununa çözüm bulunmazsa süt üreticileri ve süt sektörünün geleceği sıkıntıya girecektir.”
24.08.2020
Devamı

Çiftçi Telefonundan Tarlasını Takip Edebilecek

Tarım Kredi tarafından, tarımda verimliliğin artırılması, maliyet ve risklerin azaltılması amacıyla geliştirilen Uydu Tarla Takip Sistemi (TARKİP) ile Tarım Kredi ortağı çiftçiler, tarlalarını mobil cihazlarından takip edebilecek, ürünlerin gelişim, sağlık, su, stres, hastalık ve ilaç durumlarını harita üzerinden izleyebilecek

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi'nin ekim öncesi girdi temininden, hasat sonrası ürünlerin pazara ulaşmasına kadar tarımsal üretimin her alanında sorumluluk aldığını belirtti.

Uzaktan algılama teknolojileri ve güncel uydu görüntülerinin analiziyle geliştirilen TARKİP'i Tarım Kredi ortaklarının kullanımına açtıklarını ifade eden Poyraz, şunları kaydetti:

Tarımda, ürün ve toprak şartlarını uygun hale getirmek için gerekli girdileri hassas tarımın gerektirdiği gibi sağlamak, üretim işlemlerini daha etkin gerçekleştirmek, araziden sürekli bilgi akışını sağlamak ve olası risklere engel olabilmek için uzaktan algılama teknolojileri geliştirdik. Kullanıma açtığımız mobil yazılım TARKİP ile ortaklarımız, tarladaki ürünlerine ait gelişim, verim, sağlık, su ve stres (besin eksikliği, klorofil geriliği, hastalık, ilaç takip gibi) durumlarını harita üzerinden takip edebilir, arazinin farklı yerlerinde meydana gelen riskleri tespit edebilir ve farklı üretim dönemleriyle karşılaştırarak yorumlar alabilirler.

Poyraz, uzaktan algılama teknolojisinin sağladığı en önemli faydanın, ürün çeşidi, sezon ve fenolojik safhadan bağımsız olarak değerlendirme yapılabilmesi olduğuna dikkati çekti.

TARKİP ile ürünün, tarlanın tümüne yayılmış konumsal durumuna göre verimlilik ve gelişim dağılımının tespit edilebildiğini dile getiren Poyraz, tarlanın her yerinde aynı homojenlikte dağılım, iyi kalite ve yüksek ürün hasadı yapabilmek için tarlanın neresinde nasıl bir farklılık olduğunun izlenilebildiğini bildirdi.

Ziraat mühendisleri başta olmak üzere sahadaki tüm Kooperatif personelince de kullanıma açılan TARKİP'in, ortakların kullanımına Kooperatif Ortak Bilgi Sistemi mobil uygulaması üzerinden ücretsiz olarak sunulduğunu ve online zirai destek verilmesinin sağlandığını ifade eden Poyraz, sistem hakkında ayrıntılı bilginin http://www.korbis.org.tr/uydutakip internet sitesinden alınabileceğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tarımsal üretimi uzaktan takip edebilmenin öneminin arttığına işaret eden Poyraz, Tarımsal Hava Bilgi ve Erken Uyarı Sistemi entegrasyonu çalışmalarının da devam ettiğini kaydetti.

Poyraz, bilgi ve teknoloji çağının sağladığı olanakları kullanmak, Tarım Kredi ortaklarına tarımsal üretimde verimliliği artıracak teknik ve teknolojiler geliştirmek, adaptasyonlarını sağlamak için çaba sarf ettiklerini sözlerine ekledi.
24.08.2020
Devamı

Çapa Makinesine Sıkışan Çiftçi Hayatını Kaybetti

Hatay'ın Altınözü ilçesinde traktörün çapa makinesine sıkışan çiftçi hayatını kaybetti.

Hacıpaşa Mahallesi'ndeki bir arazide çapa makinesiyle tarla süren Senet Aslan (41) araçtan inip çapa makinesine bakmak istedi.

Bu sırada Aslan, çalışır durumdaki makineye sıkıştı. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından sıkıştığı makineden kurtarılan Aslan'ın hayatını kaybettiği belirlendi.

Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.

24.08.2020
Devamı

CHP'li Vekil’den Soru Önergesi: 280 Bin Çiftçiye Ne Oldu?

Türkiye’de son bir yıl içerisinde 280 bin çiftçinin bitkisel üretim desteklerinden yararlanmanın temel koşulu olan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt yaptırmadığı ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesine verdiği yanıt tarım nüfusundaki korkunç detayı gözler önüne serdi. Pakdemirli, 2019 yılı Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 83 bin iken 2020 yılı Ağustos ayı itibariyle ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısının 1 milyon 803 bin olduğunu açıkladı. KAYITLI ÇİFTÇİ SAYISI NEDEN DÜŞTÜ? Haziran ayında covid-19 salgını nedeniyle ÇKS işlemlerini bekletmek durumunda kalan çiftçiler için başvuru süresinin uzatılması için Bakan Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Dr. Şevkin’in, “2019 yılında ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır? 2020 yılında önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır?” sorularına verilen yanıt şöyle: “2019 yılı ÇKS kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 83 bin olup, 2020 yılında günümüze kadar ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı ise 1 milyon 803 bindir ve kayıtlarımız devam etmektedir. Salgın süresince ÇKS başvuruları e-devlet üzerinden de alınmıştır.” Kayıtların devam etmesine karşın geçen yılki sayıya ulaşılmasının mümkün görünmediğine dikkat çeken Dr. Şevkin, salgın süresince ÇKS başvurularının e-devlet üzerinden de alınmasına rağmen çiftçi sayısının oldukça düştüğüne dikkat çekti. Bitkisel üretim desteklerinin ÇKS Yönetmeliği çerçevesinde sadece ÇKS kayıtlı üreticilere verildiğine işaret eden Dr. Şevkin, “Bakanlığın bu açıklaması gösteriyor ki; tarım toprakları azaldı, ÇKS’ye kaydı bulunmayan üreticilerin bir çoğu üretimden çekildi, bir çoğu da bitkisel üretim desteklerinden faydalanamadı” diye konuştu.
24.08.2020
Devamı

Giresun'da Sel Felaketi! Tarım Bakanı: Şehrin Silüeti Değişmiş Durumda

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin "İlk defa böyle büyük bir afet görüyorum, şehrin silüeti tamamen değişmiş durumda" sözleri durumun vahametini gözler önüne serdi.

Giresun'da dün akşam meydana gelen ve 6 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan sel felaketinin ardından Dereli ilçesinde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli "Gerçekten şehrin tamamen silüeti değişmiş durumda. Şehrin seviyesi değişmiş durumda" diyerek tabloyu gözler önüne serdi.

Bakan Pakdemirli şunları söyledi "Ben de ilk defa böyle büyük bir taşkın böyle büyük bir afet görüyorum. Gerçekten şehrin tamamen silüeti değişmiş durumda. Şehrin seviyesi değişmiş durumda. Şu anda 2-3 metre yükseklikte toprağa basıyoruz ama tahmin ediyorum dün bulunduğumuz yer 2-3 metre daha aşağıdaydı. Yol tabelalarını görüyoruz. Dükkanları gördük. Bazı dükkanlar tavana kadar kumla dolmuş durumda. Öncelikle can kayıpları son derece önemli. Üzülerek söylüyorum ki her defasında meteoroloji olarak ciddi uyarılar yapmamıza rağmen, bu uyarıların da muhtarlıklar, belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler tarafından da defalarca tekrarlanıyor olmasına rağmen vatandaşlarımız 'nasıl olsa bana olmaz, nasıl olsa benimle alakası olmaz' diye bir düşünce içerisine giriyorlar. Maalesef bu da zaman zaman can kayıplarına yol açabiliyor."

Zarar gören tüm yerlerle alakalı hem temizlik hem tespit çalışmaları yapıldığını aktaran Pakdemirli, "Bunların bir daha olmaması için tüm gerekli tedbirleri alacağız. Ayrıca Doğu Karadeniz Bölgesi'de bir mastır plan çerçevesinde de yatırımlarımız sürüyor. Mümkün mertebe bu taşkınları önlemeye yönelik. Ancak şunu da hatırlatmak isterim. 120 bin tane derenin olduğu Karadeniz'de bu taşkınları tamamıyla önlemenin imkanı yok. İsterseniz süper güç olun, süper devlet olun ama bunların hepsine yetme imkanı yok. Öncelikle kendimizi koruyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Dere yataklarında yapı yapmaktan kaçınılması gerektiğine işaret eden Pakdemirli, şöyle devam etti: "Maalesef dün uzun yıllar ağustos ayı ortalamasının 1,5 misli bir günde yağdı. Yani 135 milimetrenin üzerinde yağış aldık. Bu afetle beraber de maalesef bunları yaşadık. Üzülerek söylüyorum ilk değil, son da olmayacak. İklim değişiyor. Bu tarz felaketleri yaşıyor olacağız. Öncelikle can kaybı yaşamamamız için her tülü tedbirleri kişi olarak almamız lazım. Devletin uyarılarını dikkate almamız lazım. Vatandaşlarımızın bu konuda daha fazla iş birliği yapması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bir kişinin dahi kaybı son derece herkesi üzüyor. Bütün milletimizi üzüyor. Bu anlamda çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Burası tüm kurumların iş birliğiyle temizlenir. Hızlı bir şekilde inşallah yaralar da sarılır. Özellikle şehir içine yönelik ne tedbirler alınabilir ilerleyen saatlerde tahmin ediyorum onun da açıklamaları olacak. Biz de şu anda gerekli tespitleri devam ettiriyoruz."

24.08.2020
Devamı

TMO, Fındık Alımlarında Covid-19 Tedbirlebini Tam Uygulayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO) fındık alımlarının 24 Ağustos itibari ile başlayacağını bildirerek, fındık alımlarında Koronavirüs (Covid-19) tedbirlerinin tam olarak uygulanacağını belirtti.
 
TMO’dan yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 2020 Yılı kabuklu fındık alım fiyatlarının hasat öncesinde açıklandığı hatırlatılarak TMO olarak bütün hazırlıkların tam olduğu, fındık alımlarının 24 Ağustos itibariyle  başlayacağı belirtildi.
 
TMO açıklamasında alımların sorunsuz devam etmesi amacıyla tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınına karşı da gerekli tedbirin alındığı aktarılarak şunlar kaydedildi: “Üreticilerimiz ve çalışanlarımızın sosyal mesafesini tesis etmek adına üretici izleme odaları oluşturulmuştur.  Bu sayede üreticilerimiz ürün analizlerini kameralı sistem sayesinde sürekli dezenfekte edilen bir alanda izleyeceklerdir.
Ürün alım noktalarının giriş kısımları ile bekleme alanlarında dezenfektan ve maske bulundurulacaktır.
Alım noktalarına girişlerde ateş ölçümü ve maske denetimleri yapılacaktır.
Alım noktalarında yalnızca üreticilerimiz bulunacak, ürün sahibi dışındaki kişilerin alana girişine izin verilmeyecektir.
Sosyal mesafenin sağlanması için gerekli her türlü önlem alınacaktır.
Üreticilerimiz ile çalışanlarımız için Covid-19’a karşı gerekli bütün tedbirler uygulanacak olup maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyulması önem arz etmektedir.”
21.08.2020
Devamı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne Başvuru Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Buna göre, 2020 üretim yılına ilişkin 30 Haziran'a kadar ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçiler için süre 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

21.08.2020
Devamı

Tüdkiyeb ve Burdur Üniversitesinden Hayvancılık İçin İşbirliği Kararı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) küçükbaş hayvancılıkta işbirliği yapma kararı aldı.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Öner, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’i ziyaret etti.
Ziyarette hayvancılık sektörü ele alınırken, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
 
Prof. Dr. Korkmaz; “hayvancılıkta ölçeği büyütmek, verimliliğimizi artırmak zorundayız”
 
MAKÜ’nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hayvancılık konusunda bölgesel kalkınma üniversitesi olarak belirlenen ilk üniversitelerden biri olduğunu bildiren Prof. Dr. Korkmaz, “Cumhurbaşkanımızın himayelerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. TÜDKİYEB ile işbirliği halinde iyi sürü belgesi veren akreditasyon kurumu haline gelmeyi amaçlıyoruz. Bu belgeye sahip olanların teşviklerde de öncelik almasını sağlamalıyız. Çünkü, hayvancılıkta ölçeği büyütmek, verimliliğimizi artırmak zorundayız” dedi.
 
Prof. Dr. Korkmaz, şunları söyledi: Hayvancılık, yetiştiricilik, hayvan hastalıklarıyla ilgili 60 milyon lira bütçeli 41 proje yürütüyoruz. Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın destek verdiği 15 üniversiteden biriyiz. Projelerimiz yatırım programında yer alıyor. Bir üniversitenin hayvancılık sektörüne kendini adamış olması önemli ama tek başımıza sorunları çözemeyiz. Kamunun ve Merkez Birliğimizin destekleri çok önemlidir.
Çok çeşitli projeler yürütüyoruz. Çiftlik Belgelendirme Sistemi geliştirdik. 175 kriter belirledik. 20 civarında çiftliği belgelendirdik. Belgelerimizi altın, gümüş, bronz olarak sınıflandırdık. Bu belgeyi alanlara iyi sürü belgesi veriyoruz. İyi tarım uygulaması gibi. 2 yıl izliyoruz. Hayvancılık sektöründe belgelendirme akreditasyon kurumu olmayı, iyi sürü belgesini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bunun için işbirliğine hazırız. Belgeyi TÜDKİYEB ile birlikte verebiliriz.
Genel Başkan Çelik, MAKÜ ile ortak akıl çalışması yaptıklarını belirterek, “çalışmamızdan işbirliği kararı çıktı. Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli küçükbaş hayvancılığı destekliyor. Bize ne görev verilirse yapmaya hazırız. Küçükbaş hayvancılık bu ülkenin geleceğidir. Bu topraklar küçükbaş hayvancılığa uygundur” dedi.
 
Çelik; “Çalışmalarımızı üniversitelerle ortaklaşa yapmak istiyoruz”
 
Hayvancılık Genel Müdürlüğü ile birlikte üniversite kırsal işbirliğini sağlamak istediklerini bildiren Çelik, şunları söyledi:
“Bu çerçevede söz konusu projeler pilot bölgelerle tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılacak sadece Burdur ile sınırlı olmayacak. Köyden şehre değil şehirden köye göçü sağlamalı, insanları kırsalda tutarak üretimi artırmalıyız. Burdur Mehmet Akif Üniversitemiz ile işbirliği içinde çalışacağız. Amacımız ülkemize hizmet etmek, tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalardan üreticimizin yararlanmasını sağlamaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bizden beklentisi bu yönde. Hayvancılıkta verimliliği, kaliteyi artırmak zorundayız. Hayvan ıslahını tamamlamak zorundayız. Atadan babadan kalma yöntemlerle hayvancılığımızı geliştiremeyiz. Üniversitelerle işbirliği yapmamız şart. Çalışmalarımızı üniversitelerle ortaklaşa yapmak istiyoruz. Başta iyi sürü olmak üzere hayvancılığımıza, ekonomimize katkı sağlamak için ortak çalışma yapmaya karar verdik. Rektörümüzden gelen birlikte çalışma teklifini önemsiyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.”
Dekan Prof. Dr. Öner ise, Üniversite olarak Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Islahı ve Yaygınlaştırılması projesini yürüttüklerini, Burdur’da bir köyü pilot bölge haline getirdiklerini, gebelikten doğuma ve doğum sonrasına beslenme takibini yaptıklarını, bir model oluşturmaya çalıştıklarını bildirdi.
Çelik, sektöre yaptıkları katkı dolayısıyla Rektör Prof. Dr. Korkmaz ve Dekan Prof. Dr. Öner’e Hayvancılık Genel Müdürü Erdurmuş ile birlikte plaket takdim etti.
21.08.2020
Devamı

Uzmanlardan Korkutan Uyarı! Dondurulmuş Gıda Paketinden Korona Virüs Bulaşabilir

Çin'den korkutucu haber geldi. Brezilya ve Ekvador'dan Çin'e ulaşan bazı dondurulmuş gıda paketlerinde korona virüs tespit edildi. Ülkenin bazı kesimlerinde bu ürünlere yasak getirilirken, uzmanlar, "Paketlerden virüs bulaşabilir" uyarısı yaptı
 
Brezilya ve Ekvador'dan gelen dondurulmuş gıda paketleri üzerinde yeni tip korona virüs tespit eden Çinli yetkililer harekete geçti ve bazı ürünlerin ithalini durdurdu. Yaklaşık 220 milyar dolarlık bir pazara sahip olan soğuk zincir endüstrisine büyük bir sorun olan bu gelişmeyi uzmanlar değerlendirdi.
ABD'nin köklü medya kuruluşlarından Bloomberg, donmuş gıdalar üzerinde korona virüs tespit edilmesinin ardından bu şekilde insanlara virüs bulaşma ihtimalini gündeme getirdi.
Uzmanlar donmuş gıdadan korona bulaşma ihtimalinin olduğunu açıklarken, bunun düşük bir ihtimal olduğunu vurguladı. Özellikle soğuk depolama alanları ve et kesim merkezlerinin virüsün yayılması için soğuk ve kuru olduğu için elverişli bir ortam oluşturduğu kaydedildi.
Hong Kong Üniversitesi'nde Biyoistatistik ve Epidemiyoloji Bölüm Başkanı Benjamin Cowling, "Virüsün dondurulduğu zaman hayatta kaldığını biliyoruz. Bu da enfeksiyonun donmuş gıdalar aracılığıyla yayılabileceğinin mümkün olduğunu gösteriyor. Fakat gerçekte bu çok düşük bir ihtimal, çünkü korona virüs bulaşması için birçok farklı adım olması gerekiyor" dedi.
Cowling, korona virüs bulaşması için ise, "Virüs öncelikle dondurulurken hayatta kalması gerek ve ısı artınca hayatta kalması gerek. Daha sonra bir kişinin eline bulaşması ve o kişinin de elini burnuna ya da ağzına götürmesi gerek. Ayrıca bu durumda bile canlı olması gerek. Bence bu çok yaygın bir bulaşma yöntemi değil, fakat böyle bulaşması mümkün" yorumunu yaptı.
Çin hükümetine danışmanlık yapan ünlü doktorlardan Zhong Nanshan ise, "İthal edilmiş donmuş gıdadan virüsün bulaşması çok nadir bir durum" ifadesini kullandı. Fakat Nanshan'ın bu açıklamasına rağmen Çin, dondurulmuş ithal ürünler konusunda bazı önlemler aldı. Çin'in güneyindeki Guangzhou'da bulunan Soğuk Zincir Derneği, Kovid-19 salgınının yaygın olduğu bölgelerden donmuş et ve deniz ürünü ithal edilmemesine karar kıldı.
21.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin Barajlardaki Doluluk Oranını Açıkladı

Gölköy Projesi ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, "Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor." dedi.

Bolu'nun sulama ihtiyacının karşılandığı ve aynı zamanda da bir mesire alanı olan Gölköy Sulama Göletinin çevresinde yapılan çalışmalar hakkında gazetecilere bilgiler veren Metin, "Allah Bolu'ya, memleketimize çok güzel bir doğa nasip etmiş. Gölleri ile ormanları ile ve diğer doğal güzellikleri ile bir cennet Bolu. Dolayısı ile her köşesini de en güzel şekilde değerlendirmek, vatandaşımızın hizmetine de en iyi şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz." şeklinde konuştu.

Metin, Kovid-19 sürecinde su kullanımının arttığı ifade edilerek, gelinen noktada Türkiye'nin barajlarının doluluk oranlarının ne durumda olduğu yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Pandemi süreci ile beraber haliyle hijyen çok ön plana çıktı. Bununla beraber temizlik aracı olan her şeyde hassasiyet daha fazla. Buna göre kullanım arttı. Her ne kadar Türkiye su zengini bir ülke olmasa da çünkü zengin olunduğu yönünde bir algı var. Su zengini gibi bir şey yok. Netice itibarıyla kaynaklarımız sınırlı. Ama DSİ olarak bu kaynaklarımızı en iyi şekilde kullanma adına takibimizi yapıyoruz. Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor. Gerek içme suyunda gerek sulama suyunda şu anda Türkiye’nin hiçbir yerinde sıkıntımız yok. Çiftçimiz sulamasını yapıyor. İçme suyunda da başta büyükşehirler olmak üzere hiçbir şehrimizde sıkıntımız söz konusu değil."

Koronavirüs tedbirleri kapsamında "tabiat parkları ile milli parklara HES kodu ile girilmesinin sorun yaşatıp yaşatmayacağı" yönündeki bir soruya da cevap veren Metin, "Pandemi sürecinde tabiat parklarına HES ile girilecek. Bu açıdan ziyaretçi sayısının etkileneceğini zannetmiyorum. Zaten pandemi sürecinde kurallara alıştık. Halkımız, bu sisteme de alıştı. HES kodunu kullanarak her şeyi yapıyor. HES kodu hayatın bir parçası haline geldi. Bunun tabiat parklarına girişlerde uygulanması anlamında sorun olacağını düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

Milli parklar ve tabiat parklarına giriş için sanal uygulama

Metin, özelikle Abant ve Yedigöller’in girişlerinde bazı dönemlerde yaşanan araç kuyrukları ve yoğunlukları ile ilgili bir çalışma yaptıklarını, sanal randevulu sistem getireceklerini kaydetti.

Gölcük Tabiat Parkı'nda yapılan ve daha sonra bazı STK'ların başvurusu ile mahkeme süreci başlayan 25 bungalov evin akıbetinin sorulması üzerine Metin, "Devam eden bir mahkeme var. Bakanlığımıza intikal eden bir karar yok. Ama tabii ki mahkeme ne karar verirse onun uygulanması mecburi. Ama onun dışında şunu ifade edeyim; oradaki asıl problem bu 25 evden ziyade yapılmak istenen bir oteldi. O otel zaten olmayacak. Çünkü öyle bir otelin oraya yapılma şansı yok. Öyle bir şeye izin vermeyiz. Onu net olarak söyleyeyim." diye konuştu.
21.08.2020
Devamı

Dsö’den Tüm Dünyaya Kritik Aşı Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başdanışmanı Bruce Aylward, Covid-19 ile benzer belirtiler gösteren grip hastalarındaki artışı engellemek için tüm dünyaya ‘grip aşısı olma’ çağrısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde video konferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında konuşan DSÖ Başdanışmanı Bruce Aylward, grip hastalığının önüne geçilmesi için tüm dünyaya ‘grip aşısı’ olma çağrısı yaptı.

Aylward, Covid-19 ile benzer belirtiler gösteren gribin önlenmesinin salgınla mücadeledeki önemine işaret etti.

Grip aşısı sayesinde hastalığın önüne geçilerek, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması hedefleniyor.

“Aşı milliyetçiliğini önlemeliyiz”

Toplantıda konuşan DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus da, yeni tip koronavirüs (Covid-19) aşısı için ülkelere uyarıda bulundu.

Covid-19’un tedavisi, ilaç ve aşıları konusunda ülkeleri paylaşıma davet eden Ghebreyesus, ülkelerin aşı tedarikini sağlarken ulusal çıkarlarını öncelikli hale getirmesinin salgını daha da kötüleştireceğine dikkat çekti.

Ghebreyesus, “Sınırlı tedarikleri stratejik ve küresel olarak paylaşmak, aslında her ülkenin ulusal çıkarına. Herkes güvende olana kadar kimse güvende değil. Aşı milliyetçiliğini önlemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Genel Direktör, DSÖ’nün bu amaçla “ACT-Accelerator” programı kapsamında hükümet ve özel sektörle birlikte çalıştığını, böylelikle en yüksek risk altında olanların salgın konusundaki yeni tedavi yöntemlerinden faydalanmasının amaçlandığını kaydetti.

DSÖ, Rusya’nın aşısına henüz onay vermedi

Virüse ilişkin başarılı bir aşı geliştirildiğinde, DSÖ’nün stratejik danışma grubunun bunu onaylayacağını ve adil kullanımı için öneriler sunacağını aktaran Ghebreyesus, Rusya’nın seri üretimine başladığını açıkladığı korona virüs aşısına henüz onay vermedikleri imasında bulundu.

Ghebreyesus, DSÖ üyesi ülkelere, çok uluslu COVAX aşı çalışmalarına katılım için mektup gönderdiğini de bildirdi.
19.08.2020
Devamı

Türkiye'de Gıda İsrafı 87 Milyon Ailenin Yıllık Geçim Masrafına Eşit

Konuyla ilgili çalışma yapan Fazla Gıda, Türkiye’de yıllık gıda israfının ekonomik karşılığının yaklaşık 280 milyar TL’yi bulduğunu belirtiyor.
Bu rakamın özellikle pandemi dönemi ile yaşanan tedarik zincirindeki kırılmalar ile yıl sonunda 300 milyar TL’yi bulacağını söylüyor. Bu rakam yaklaşık 87 milyon ailenin aylık geçim masrafına eşit gösteriliyor. Bu israfın önlenmesi ile 109 milyon çocuğun yıllık eğitim masrafı, 219 milyon öğrencinin yıllık yabancı dil masrafı karşılanabilir
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun araştırmalarına göre her yıl üretilen gıdaların üçte biri renk, şekil gibi kalite standartları, fazla üretim, yanlış lojistik kararlar ve tüketim tarihleri ile ilgili basit bilgilerin eksikliğinden dolayı çöpe gidiyor.
Oluşan gıda atığı her yıl 1,3 trilyon dolar finansal kayba neden oluyor. Çevresel gıda atığı total karbon salınımına yüzde sekiz etki ediyor. Bu yaklaşık olarak bir milyar arabanın yıllık karbon salınımına eşit geliyor.
Gıda sektöründe ise çoğu firmanın atık yönetimine özel atanmış departmanı bulunmuyor. Farklı departmanların sorumluluğu altına verilen atık yönetimi genellikle üretimin bir maliyeti olarak gösteriliyor. İnsani tüketime uygun olan gıdalar bile toprağa gömülüyor. Yarattığı atığı tanıyamayan, nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilmeyen firmalar atıkları değerlendirmek için en büyük faydayı yaratacak değerlendirme yöntemini belirliyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi ve Fazla Gıda Ar-Ge Mühendisi Atakan Özkan ile Bilgi öğrencisi Pelin Damla Ateş, Soğuk Zincir Takip Sistemi isimli projelerini Fazla Gıda Platformu için tasarladı.
Yürütücülüğünü Bilgi Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Okan Zafer Batur ile BİLGİ Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Yiğit Dağhan Gökdel’in yaptığı projede soğuk zincir kırılmasına bağlı gıda, zaman ve mali kayıpların en aza indirilmesi hedefleniyor.
Yapılan çalışmanın öğrencilerin Fazla Gıda A.Ş.’nin alandaki tecrübelerinden faydalanarak firma için gerçekleştikleri bir sistem olduğunu söyleyen Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, şöyle dedi:
“Uygun çevresel ortam testlerinde (THS5) başarılı sonuçlar elde edildi. Teknoloji hazırlık seviyesi 6’ya ulaşmak için sistem geliştirilmeye devam ediliyor.
"Bu iş birliği, esasen bir yazılım şirketi olan Fazla Gıda A.Ş’nin özellikle düşük güç tüketimli akıllı donanım geliştirme bilgi birikimine katkı sağlamasının yanında, projede kapsamında çalışan öğrencilerimizin de teknik anlamda gelişmesini sağlayıp, kendilerine iş olanakları sunuyor .
"Fazla Gıda A.Ş. ve İstanbul Bilgi Üniversitesi ortaklığını devam ettirip, 2020 yılı içerisinde söz konusu bu proje ile geniş kapsamlı bir Avrupa Birliği Projesi başvurusu da yapmayı planlıyoruz.”

360 derece soğuk zincir takip sistemi kurulacak

Türkiye’ de taşımacılık sektörü ile büyük perakende firmalarında soğuk zincir takip sistemlerinin en yaygın şekilde kullanıldığının altını çizen Fazla Gıda Platformu kurucularından Arda Eren şöyle dedi:
“Küçük işletmeler ve küçük lojistik operasyonlar için sistemin kullanımının yüksek yatırım maliyetleri ve yönetim maliyetleri sebebi ile çok da yaygın olmadığını gözlemledik. Buradan yola çıkarak; ön yatırımı yüksek olmayan, yönetim süreci kolay ve maliyeti düşük yaklaşımımız ile en küçük işletmelere kadar soğuk zincir takibini gerçek zamanlı hale taşımayı hedefliyoruz.
“Projenin tamamlanmasıyla çalışılan depo ve mağaza sayısı artacak. Eşsiz partner ekosistemimiz ile Türkiye’nin dört bir yanına hızla yayılabileceğiz. Bununla birlikte 360 derece kapsayıcı bir soğuk zincir takip sistem alt yapısı kurulup yaygınlaştırılmış olacağız. Bu nedenle oluşacak finansal kaybın önüne geçilebilecek zamanla yarışılan soğuk zinciri takip sürecinde atıl durumda kalan gıda ürünü farklı yöntemler ile ekosisteme yeniden kazandırılabilecek.”
19.08.2020
Devamı

Hatay Yardımlaşma Derneğinden Gıda Yardımı

Hatay Yardımlaşma Derneği (HAYAD) tarafından Kırıkhan ilçesindeki tarlaların kenarında kurdukları çadırlarda yaşayan tarım işçisi ailelere gıda yardımı yapıldı.

 
HAYAD üyeleri, çadırlarda kalan 100 aileye gıda yardımında bulunurken, çocuklara da çeşitli oyuncaklar hediye etti.Derneğin proje sorumlusu Hüsnü İnci, AA muhabirine, "İhtiyaç sahibi ailelere yardımlarımıza devam ediyoruz. Bugün Kırıkhan'ın yakın mahallelerinde tarım işlerinde çalışan ve çadırlarda kalan 100 aileye gıda kolisi yardımında bulunduk. Çocuklara ise oyuncak hediyelerimiz oldu." dedi.İnci, kış aylarının gelmesiyle bölgede yatak, battaniye ve kışlık kıyafet yardımı yapacaklarını da belirtti.Yaklaşık 9 yıldır mazlumun yanında yer almak için çalıştıklarını vurgulayan İnci, mazlumun dini, dili, ırkı, mezhebi sorulmaz" prensibiyle yardımlarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
19.08.2020
Devamı

Çiftçi: İflas Noktasına Geldik!

Türkiye’nin domates ihtiyacının yüzde 40’ının karşılandığı Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde çiftçiler iflasın eşiğine geldi. Türkiye’deki salça fabrikaların yüzde 70’inin bulunduğu iki ilçede fabrikaların tek taraflı fiyat belirleme politikaları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pandemi sürecinde “Ekilmedik yer kalmasın” çağrısı üzerine domates ekimlerini yoğunlaştıran çiftçiler domates fiyatlarının 35 kuruşa kadar düşmesi, düşürülmesi nedeniyle maliyetlerinin altında satış gerçekleştiriyor. Çiftçiler şimdi kendilerini koruyacak yasanın bir anca önce hayata geçmesini bekliyor. Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir, “Önümüzdeki yıl domates ektirmemek için elimden geleni yapacağım” diye konuştu.

 

Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir, domates fiyatların dip seviyelere düşmesi ve salça fabrikaların fırsatçılık yaptığının altını çizdiği açıklamalarında yetkililere seslendi. Aydemir yaptığı açıklamada, “Karacabey ve Mustafakemalpaşa Türkiye’nin domates ihtiyacının yüzde 40’ını karşılarken, Türkiye’deki toplam salça fabrikalarının yüzde 70’i bu bölgede bulunuyor. Bu yıl çiftçilerimiz mısırdan çok domates ekti. Ekimler başladı ama iklim şartlarından ve yağışlardan dolayı hastalıklar baş gösterdi. Domateslerin bir kısmı hastalıklardan dolayı yandı. Yüzde 40 verim kaybı yaşandı. Hastalıklardan dolayı çiftçilerin ilaçlama maliyetleri iki katına çıktı. Salça fabrikalarında ürünlerdeki hastalıklardan ve yanmalardan dolayı korku başladı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısından sonra ürün çok olduğu için; sanayiciler fiyatları düşürdü. Bir kilo domatesin ortalama maliyeti 60 kuruşa kadar çıktığı bu dönemde sanayiciler 35-40 kuruşa domates almayı amaçladılar. Bu yıla kadar salça fabrikalarının yanındaydık fakat pandemi nedeniyle zor günler geçirdiğimiz bu günlerde çiftçileri zarara uğratacak kadar düşük fiyatta alım yapan fabrikalara artık fırsat vermeyeceğiz. Onların fırsatçılığına göz yumarsak çiftçimizin seneye tarım yapacak sermayesi elinde olmayacak ve bu kriz tüm Türkiye’yi, tarım sektörünü ciddi anlamda etkileyecek. Bu süreç bu şekilde devam eder çiftçi sahipsiz bırakılırsa, çiftçiler iflas edecek ve domates üretimi duracak.” dedi.

“Boş senetlere imza atıyoruz”

Çok çarpıcı açıklamalarda bulunan ve salça fabrikalarının çiftçileri iflasın eşiğine getiren adımlarından bahseden Aydemir, “Hastalıklardan ve yanmalardan dolayı domateslerde erken oluşmalar başladı. Bunlarla beraber İzmir ve Manisa bölgelerinin hasat zamanıyla aynı zamana denk geldi. Köylülerimiz erken oluşmalardan dolayı ürünlerini topladı. Ürün çokluğundan dolayı Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki salça fabrikaları özellikle de piyasayı belirleyen fabrikalar, domates fiyatlarını düşürerek çiftçilerimizi çok zor durumda bıraktılar. Bölgedeki domateslerin yüzde 50’sinin fabrikalarla anlaşmalı olarak taahhütlü olduğunu aktaran Aydemir, “Geri kalan yüzde 50’lilik kısım ise serbest piyasada satışa sunuluyor. Taahhüt gereği domatesi kilogram fiyatı 50-55 kuruş. Fabrikalar, çiftçilerimize boş senetlere yani tek taraflı sözleşmelere imza attırdıkları için çiftçilerimiz taahhüt yapmaktan çekiniyorlar. Bizler sözleşmeli tarımdan yanayız. Şu anda serbest ekilişten dolayı serbest domates fiyatları 36 kuruşa kadar düştü. Piyasada 35-40 kuruşa domates olunca fabrikalarda bizden alımlarını düşürdüler. Fire oranlarını artırdılar. Çok büyük oyunlar oynanıyor. Devletimizden beklentimiz bu oyunlara son verilip, çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde kanunların çıkarılıp bir an önce hayata geçirilmesidir.” dedi.

“Salça fabrikaları üreticinin kanını emiyor”

Salça fabrikalarının birçoğunun yurtdışına ihracat yaptığını ve dolar kurundan dolayı kar oranlarının büyük ölçüde arttığını anlatan Aydemir, “İç piyasa da şuan da gıda toptancılarında salça sıkıntısı var. Piyasayı belirleyen fabrikalar kendi aralarında anlaşarak özellikle taahhütlü ürünlerde fire oranlarını artırarak ürün alımını daha ucuza getirmeye çalışıyorlar. Ayrıca fiyat politikalarıyla da çiftçilerin kanını emiyorlar. Çiftçilerin battıklarını, bittiklerini, bildikleri halde bunu yapıyorlar. En azından sözleşme fiyatlarının altına fiyat belirlemeseler çiftçiler daha az zarar edecek. Domatesin satış fiyatı en az 60 kuruş olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

18.08.2020
Devamı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden Amatör Balıkçılar İçin Yarışma

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Amatör ve sportif olta balıkçılığını tanıtmak, sevdirmek ve gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Değirmendere Yüzbaşılar Sahili’nde 1’inci Ulusal Kocaeli LFR Balık Tutma Yarışması  yapacak. Türkiye’nin çeşitli illerinden amatör olta balıkçılarının katılacağı yarışma 29 Ağustos Cumartesi günü yapılacak.

Olta ile balık avının özendirileceği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük Belediyesi, Kocaeli Sportif Olta Balıkçılığı ve Doğa Sporları Derneği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın işbirliğinde gerçekleştirilecek 1’inci Ulusal Kocaeli LFR (Balık Tutma) Yarışması 29 Ağustos tarihinde büyük heyecana sahne olacak. İMEAK Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi’nin ana sponsoru olduğu yarışmaya birçok firma da sponsor olarak destek verecek.

Sosyal mesafe ve maske kullanımı şartı

Kocaeli Sportif Olta Balıkçılığı ve Doğa Sporları Derneği tarafından düzenlenen olta ile balık avına özendirileceği yarışmaya amatör olta balıkçılığına gönül vermiş herkes katılabiliyor. Balıkçılar LRF yöntemi ile yarışma gerçekleştirilecek. Pandemi nedeniyle sosyal mesafe ve maske kullanımı şartlarına uygun yarışılacak.

Ödül dağıtılacak

Büyük heyecana sahne olacak balık tutma yarışması Yüzbaşılar Sahili askeri sınırından, amfi tiyatro arasındaki geniş alanda yapılacak. Amatör balıkçılar çeşitli kategorilerde yarışacaklar ve sponsorların desteğiyle ödül dağıtılacak. 29 Ağustos Cumartesi günü saat 14.00'de kayıt işlemi ile başlayacak olan organizasyon, 17.30 ‘da kuralların okunmasının ardından açılış ve selamlama konuşmaları yapılacak. Sektörlere yerleşim ile birlikte saat 19.00'da yarışma başlayacak. Saat 22.30'da sona erecek yarışmada 22.45’de ödül töreni yapılacak.

Yarışma alanında balık tutmak yasak

Yarışmanın sağlıklı yapılması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan izin neticesinde; 29 Ağustos tarihlerinde, Yüzbaşılar askeri sınırından amfi tiyatro arasında yarışmaya katılanlar dışında balık tutmak yasak olacak. Ayrıca karadan denize 200 metre boyunca da tekne girişi yapılmayacak. Sahil Güvenlik Komutanlığı da bu konuda gerekli önlemleri alacak. Değirmendere’de yarışmanın yapıldığı alanlar dışında ise olta balıkçıları balık tutabilecek.

LRF balık avı nedir?

Lrf avcılığı ( Light Rock Fishing ) İngilizceden Türkçeye çevrildiğinde hafif kaya balıkçılığı anlamına gelmekte. Daha çok uzak doğudaki gerçek ismi hafif iğne ile küçük balık yakalama sitilidir. LRF sisteminin gerçek amacı kıyıda yaşayan, (kumda kayalıkta, sazlıkta, otlukta) kıyı şeridine yakın yaşayan yavru balıkların büyüyüp göç edecek kıvama gelene kadar beslendiği, kendine yuva yaptığı yerlerde yaşayan balıkları avlama şeklidir.
18.08.2020
Devamı

Örnek Fındık Bahçeleri Projesi Verimi Artırıyor

Fındık üretilen Karadeniz illerinde uzman ekipler eşliğinde uygulanan projede oluşturulan örnek fındık bahçeleri, ürünün verim ve kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadı.

Perşembe ilçesine bağlı Efirli Mahallesi'ndeki örnek bahçede açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, ülke için oldukça önemli olan fındığın verim ve kalitesinin artırılması noktasında son yıllarda çok ciddi çalışmaların olduğunu, bu çalışmalarının sonucunu olumlu şekilde almaya başladıklarını söyledi.

Birkaç yıldır sürdürülen projeler sayesinde fındıkta verim ve kaliteyi artırmayı başardıklarını belirten Soydan, bu projelerden birinin de Örnek Fındık Bahçeleri Projesi olduğunu aktardı. Soydan, tarım il ve ilçe müdürlüklerinin yanı sıra ziraat odalarının katkılarıyla bölgede örnek fındık bahçelerinin hızla yaygınlaştığına dikkati çekerek, sadece Ordu'da 1000 bahçede projenin başarılı şekilde uygulandığını, hedeflerinin 2 bin bahçeye ulaşmak olduğunu kaydetti.

"Proje sayesinde üreticimiz daha fazla kazanmış oluyor"

Üreticilerden aldıkları bilgi ve kendi gözlemlerine göre, örnek bahçelerdeki verimin ve kalitenin önceki yıllara göre 2-3 katına kadar çıktığına dikkati çeken Soydan, "Geçmiş yıllarda dekarda 90-100 kilogram fındık alan bir üretici, örnek fındık bahçeleri uygulamaları sonrasında 300 kilograma kadar ürün alabilmekte. Bu proje, ihracatımız açısında da son derece önem arz etmektedir" dedi.

Soydan, verim ve kalitenin artmasının kent ekonomisine yaklaşık 400 milyon lira ekstra gelir getireceğine vurgu yaparak, proje sayesinde üreticinin daha fazla kazanmış olduğunu söyledi.

Örnek bahçelerde uygulanan tarım teknikleri hakkında Soydan, şu bilgileri paylaştı: "Fındık hasadı tamamlandıktan sonra uzman tarım danışmanları nezaretinde bahçelerin tüm yıl boyunca bakımı yapılıyor. İlk olarak bahçenin toprak tahlilleri analiz ediliyor. Ardından kışlık bakım ve dal budamaları uzmanlar nezaretinde sürdürülüyor. Bunun yanı sıra sonbahar bakımları uygulanıyor. Bahçenin ilaçlamaları ve gübreleme işlemleri de yine tekniğine uygun şekilde yapılıyor. Zararlı böceklerle ve hastalıklarla bilinçli mücadele bu bahçelerde gerçekleştiriliyor. Kısaca A'dan Z'ye tüm bakımlar ve mücadeleler bu ekipler tarafından bahçelerde titizlikle yapılıyor."

Soydan, tarım danışmanlarının uygulama sırasında bahçe sahiplerine işin teknik boyutunu anlattığını ve eğitim verdiğini de belirterek, örnek bahçelerde ömrünü tamamlamış yaşlı dallar kesildiği için hasat işleminin daha kolay olduğunu da sözlerine ekledi.

Üreticiler projeden memnun

Fındık üreticisi Tahir Karadeniz ise tavsiye üzerine başvurduğu projeyi, tarım danışmanı aracılığıyla bahçesinde uyguladığını ifade ederek, "Bahçemin bakımlarını ziraat mühendislerinin dedikleri şekilde yaptım. Bu uygulamayı yaptıktan sonra her sene ürünümde artış görmeye başladım" diye konuştu.

Ziraat danışmalarıyla bahçedeki tüm bakımları gerçekleştirdiklerini anlatan Karadeniz, "Geçen sezon bahçemden 8 ton fındık topladım. Bu sezon 16-17 ton hasat bekliyorum. Önceden fındığım bu kadar iri değildi. Bu projeyi uygulamaya başladıktan sonra fındığım daha irileşti ve randımanı arttı" ifadesini kullandı.
18.08.2020
Devamı

TVHB den Covid 19 Açıklaması

“İlk olarak Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinde bildirildiği günden itibaren COVID-19 hastalığı zoonoz yani hayvan kökenli bir hastalık olması ve halk sağlığını ciddi olarak etkilemesi nedeniyle süreç Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) tarafından ciddiyetle takip edilmiş, toplumun bilgilendirilmesi ve mücadele sürecine katkı sağlanması amacıyla zaman zaman TVHB Bilim Kurulu ve uzman görüşleri doğrultusunda açıklamalarda bulunulmuştur.
Bugünde gelinen süreci ve TVHB’nin konu ile ilgili görüşlerini özetleme ihtiyacı hasıl olmuştur.
 
Şöyle bir baktığımızda COVID-19 hastalığı ile enfekte insan sayısı tüm dünyada yirmi milyonu geçmiş ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısı ise 750.000’e ulaşmıştır. Hastalığının tanısında kullanılan ticari real time PZR (PCR) ve ELISA kitleri sahada başarı ile kullanılmaktadır. Birçok ülke hastalığın tedavisinde farklı metotlar ile mücadele etmektedir. Aynı zamanda hastalık hala 65 yaş üstü bireylerde yüksek ölüm ile seyretmektedir.
 
COVID-19 hastalığı ile mücadele de kullanılmak üzere hala etkin antiviral ve aşı geliştirilememiş ve ticari olarak piyasaya sürülmemiştir. 9 Ağustos 2020 tarihi itibari ile Dünyada 28 adet aşı adayı klinik insan deneyleri aşamasında iken, 139 adet aşı adayı ise klinik öncesi aşamalarda yer almaktadır. 12 Ağustos 2020 tarihi itibari ile Rusya Federasyonu ise COVID-19 aşısı ürettiğini ve bunun aşının ticari olarak kullanımı iki hafta içerisinde hazır olduğunu (tartışmalıda olsa) beyan etmiştir.
 
Ülkemizden Ege Üniversitesi DNA aşısı, Selçuk ve Erciyes Üniversitesi inaktif aşı, Acıbadem Üniversitesi kodon deoptimized edilmiş zayıflatılmış canlı aşı, Ankara ve Erciyes Üniversitesi Adenovirüs tabanlı aşı, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi Rekombinant S proteini aşısı, Boğaziçi Üniversitesi Peptid aşısı, Bezmi Alem ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Virüs benzeri partikül aşısı, Selçuk Üniversitesi mRNA aşısı ile Dünya Sağlık Örgütü Aşı platformuna kayıt yaptırmıştır.
 
Bugün ülkemizde COVID-19’a yönelik olarak gerçekleştirilen aşı ve ilaç çalışmalarında Veteriner Hekim Uzmanlar, Virologlar, Veteriner Kontrol Enstitüleri ve Veteriner Fakülteleri önemli roller üstlenmişlerdir. Yine veteriner hekimler ile beşeri hekimlerin ortak çalışmaları neticesinde anti serum geliştirme çalışmalarında da önemli bir mesafe kat edilmiştir.
 
Birliğimizce salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren COVID-19 başta olmak üzere zoonoz hastalıklarla mücadelede Tek Sağlık kavramının önemi vurgulanmıştır. Gelinen nokta itibariyle veteriner hekimler ile insan hekimlerinin hatta çevre uzmanlarının birlikte çalışmasının başarıda ne denli önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
COVID-19‘un Çin’de ortaya çıktığı günden sonra Dünya’da ve Türkiye’de hastalığın yayılımının önlenmesine yönelik tedbirler kademeli olarak arttırılmış ve bu kapsamda alınan tedbirlerin gıda üretim, tedarik ve arzında kesintiye neden olmaması içinde de önlemler ve çalışmalar veteriner hekimlerin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte birincil üretimden perakende satış noktasına kadar olan tüm aşamalar hayvansal gıda üretiminde kesinti yaşanmaması ve sürdürülebilir bir hayvancılık için aktif ve canlı tutulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda da veteriner hekimler ülke hayvancılığı açısından sahada faaliyetlerini büyük bir özveriyle devam etmişlerdir.
İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte COVID-19’un evcil hayvanlardan insanlara geçebildiği yönündeki asılsız ve gerçek dışı bilgiler nedeniyle insanların pet hayvanlarını sokağa terk ettiği ile ilgili bilgiler ortaya çıkmıştır. Ancak kedi ve köpek gibi evcil hayvanların hastalığın bulaşmasında rol oynadığına dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün (OIE) de görüşü kedi ve köpek gibi evcil hayvanların hastalığı bulaştırmada rol oynamadığı şeklindedir.
Elde edilen bilgilere göre çeşitli ülkelerden az sayıda köpek, kedi, aslan, kaplan, vizondan COVID-19 etkeni virüs tespit edildiği rapor edilmiştir. Etken tespit edilen evcil hayvanlarda bulaşmanın büyük oranda insandan hayvana doğru olduğu resmi makamlarca rapor edilmiştir.
 
Yine son günlerde Çin’e Brezilya’dan ithal edilen tavuk kanatlarında COVID-19 etkeni virüs tespit edildiği yönündeki haberlerin basına yansıması üzerine konuya ilişkin Birliğimizce açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur. Mart ayının başında gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında da belirttiğimiz gibi, gıdalar bir cisim olarak düşünüldüğünde hastalık taşıyan bir kişi hijyen şartlarına uymadığında gıdaya veya gıda ambalajına etkeni bulaştırması söz konusu olabilecektir. Yapılan değerlendirmeler bu vakada da etkenin tavuk kanatlarına işleme veya taşımada görevli personelden geçmiş olabileceği yönündedir. Zira tavukların COVID-19 etkeni virüse duyarlı olmadıkları ve rezervuarı olmadığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.
Ancak özellikle kesimhaneler gibi kalabalık çalışma ortamlarında COVID-19’un çalışanlar arasında yayılması söz konusudur. Bu durum gıda güvenliği riski oluşturabileceği gibi hastalığın personel arasında yayılması neticesinde işgücü kayıplarına ve üretimde aksamalara neden olabilecektir.
Uluslararası kuruluşların ve uzmanların yaptığı açıklamalar COVID-19’un insandan insana damlacık yolu ile bulaşan bir solunum sistemi hastalığı olduğu ve gıda tüketimi yoluyla bulaşmadığı yönündedir.
 
Birliğimiz Bilim Kurulu tarafından, bu süreçte özellikle hayvansal gıdalar ile ilgili olarak ilave bir halk sağlığı riskinin olmadığı, bu nedenle genel gıda hijyeni tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olduğu belirtilmektedir.
 
Öncelikle hayvansal gıdalara temas öncesi ve sonrasında eller ve temas eden cisimler iyice yıkanmalıdır.
 
Çapraz bulaşmaların önlenmesi için, çiğ tüketilecek gıdalar ile pişirildikten sonra tüketilecek gıdaların hazırlanmasında farklı kesme tahtası, bıçak ve kap gibi mutfak gereçleri kullanılmalıdır.
 
Hayvansal gıdaların iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.
 
Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının tespit edildiği 11 Mart 2020’den itibaren çok ciddi tedbirler alınmış ve COVID-19 ile mücadelede önemli kazanımlar elde edilmiştir. Ancak son günlerde yeni vaka sayılarındaki artış endişe vericidir. Toplumun büyük bölümünde fiziki mesafe, maske kullanımı ve el temizliği bilinci istenilen seviyeye ulaşamamıştır.
Ödenen bedellerin karşılıksız kalmaması, gıda arzında sıkıntı yaşanmaması, okulların Eylül ayında açılması, işletmelerin yeniden kapanmaması, insanımızın işsiz kalmaması, ekonomimizin daha fazla yara almaması, yoğun bakımların dolup taşmaması, yaşlı ve kronik hastalığı olanların bu mücadeleye yenik düşmemesi için COVID-19 tedbirlerine ciddiyetle uyulması gerekmektedir. Bu kapsamda gıda satan her türlü işletmeye büyük sorumluluk düşmektedir. Zira her türlü ihtiyaç ertelenebilmekte ancak gıda ve su tüketiminden vazgeçilememektedir. Dolayısıyla kesimhaneden fabrikaya, büfeden restorana, marketten pastaneye, her türlü gıda üreten, işleyen ve satan işletmelere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluk gıda güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra personel ve müşterilerin sağlığının korunması ve toplumda COVID-19 tedbirlerinin yaygınlaşması açısından büyük önem taşımaktadır.
Koronavirüs hastalığının özellikle ülkemizde Mart ayının başlarında etkisini göstermiş olması nedeniyle bu yıl birinci üretim olarak adlandırdığımız çiftlikte ve ahırda bir sıkıntı yaşanmamıştır. Ancak ihracatta yaşanan sıkıntılar ve girdi maliyetlerinin artması ve bakım döneminde işçi teminindeki sıkıntılar bu süreçte gıda arzını tehdit eden en önemli unsur olmuştur. Ancak önümüzdeki süreçte gıda üretim ve pazarlama zinciri için daha hazırlıklı olunması gerekmektedir. Zira COVID-19’un Eylül-Ekim ayından sonra da etkisini sürdürebileceği öngörülmektedir.
 
TVHB olarak diyoruz ki; Güvenli aşı ve antiviral tedaviler bulunana kadar COVID-19 hastalığı ile sürdürülebilir ve disiplinli mücadele hala en öncelikli konudur. Bu nedenle Tek Sağlık kavramı hayata geçirilmeli, multidisipliner bir çalışma ile hastalıkla etkin mücadeleye devam edilirken vatandaşlarımızın da alınan tedbirlere hassasiyetle uymaları gerekmektedir.
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” 17.08.2020
 
                                                                                                                                                                                            Ali EROĞLU
                                                                                                                                                                            TVHB Merkez Konseyi Başkanı
17.08.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Domates Tarlada Kaldı. İhracat Acilen Açılmalı…

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fiyatların salçalık domateste 30, sofralık domateste 60 kuruşa kadar düştüğünü ifade ederek, “Üretim maliyetinin altında kalan fiyatlar üreticilerimizi mağdur ediyor” diye konuştu.
Bayraktar, fiyatlardaki düşüşün devam etmesi durumunda domates üreticisinin üretimden çekilebileceğini veya alternatif ürünlere yönelebileceğini bildirdi. Pandemi ile birlikte gıda güvencesinin öneminin daha iyi anlaşıldığına işaret eden Bayraktar, Türk çiftçisinin bu süreçte büyük fedakarlık göstererek tarlasında kaldığını, üretime devam ettiğini hatırlattı.
 
“Üretim maliyetleri arttı”
 
Ülkesi için, vatandaşlarını doyurmak için büyük bir özveri ile üreten çiftçilerin, bu süreçte çeşitli olumsuzluklarla karşılaştığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Doğal afetler ve bitki hastalıkları ile mücadele eden, aralarında domates üreticilerimizin de bulunduğu çiftçilerin birçoğu fidelerini yeniden dikmek zorunda kaldı. Bu durum üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırdı.
 
Pazarlama sorunları
 
Bütün bu olumsuzluklara rağmen pes etmeden üretime devam eden çiftçilerimiz bugün ise pazarlama sorunları ile karşı karşıya kalıyor. Domatesin tarlada kalmaması için ihracatın acilen açılması gerekiyor. Sofralık domateste sorunun çözümü için Irak ve Suudi Arabistan’a ihracatın yolu açılmalı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Büyükşehir Belediyeleri de alım yaparak zor durumdaki üreticilerimize destek olmalıdır.”
 
Salçalık domates
 
Salçalık domates üreticilerinin de maliyetin altına düşen fiyatlar nedeniyle zarara uğradığını belirten Bayraktar, sözleşmenin esaslarına uymayan salça fabrikalarını insafa davet etti.
Sorumluluklarını yerine getirmeyen bazı salça fabrikalarının üreticilerin zararına göz yumduğunu ifade eden Bayraktar, “Sözleşmenin gereğini yerine getirmeyip maliyeti karşılamayacak fiyatlardan alım yapan fabrikalar, fiyatların düşmesine neden olmuştur. Fabrikalar şunu çok iyi bilmelidir ki, eğer çiftçilerimiz üretimden uzaklaşırsa önümüzdeki yıl domates bulmak hayal olacak. Üreticimiz fabrikaların insafına bırakılmamalı, Ziraat Odalarımıza sözleşmelere uyumu denetleme yetkisi verilmelidir” diye konuştu.
Salçalık domateste Türkşeker’in piyasaya girmesini olumlu karşıladıklarını ifade eden Bayraktar, sözleşmeli olarak salçalık domates alan Tarım Kredi Kooperatifleri’nin de kotalarını artırarak üyeleri olan çiftçilere yardımcı olmaları gerektiğini vurguladı.
 
“Çiftçilerimizin sorunlarını ilettik”
 
Bayraktar, Türkiye geneline yayılan 9 bölgeden 765 Ziraat Odası başkanı aracılığıyla, üreticilerin sorunlarını yakından takip etiklerini belirtti. Çiftçi sorunlarının çözümü için ilgili Bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulunduklarını vurgulayan Bayraktar, “Sofralık ve salçalık domates üreticisi çiftçilerimizin sorunlarını ilgili Bakanlıklarımıza ilettik. Aktardığımız sorunların bir an önce çözüme kavuşmasını bekliyoruz” diye konuştu.
17.08.2020
Devamı

Manda Hibesi Gelir Kapısını Açtı

Hayvancılık ile uğraşan vatandaşlara destek amaçlı mandalar dağıtıldı. Verilen bu destek vatandaşların yüzlerini güldürdü.
Muş’ta devlet desteği ile 2018 yılında dağıtılan mandalar, hayvan sahiplerinin yüzünü güldürmeye başladı. Son 10 yılda devlet eliyle geliştirilen ve sağlanan desteklerle manda sayısı 7 bin 100’e çıkarken, hayvancılığın yeniden canlandırılmasıyla birlikte köylünün de yüzü gülmeye başladı. Manda besleyerek geçimlerini sağlayan vatandaşlar elde ettikleri süt, peynir, tereyağı ve yoğurttan ihtiyaç duydukları kadarını evlerine alırken, ihtiyaç fazlası ürünleri de marketlere satıyor.
Mandacılığın gelişmesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Muş Manda Birliği Başkanı Yüksel Erkul, 2012’de manda birliğini kurduklarını hatırlatarak, “Birliği kurduğumuzda 960 manda ile bu işe girdik. Şu anda bin 700 tane halk elinde ıslah projesi yürütüyoruz.
İnşallah bu gidişle daha sayıyı artıracağız. Mandanın bakımı kolay, devlet desteği var ve samanı da bedava geliyor. O yüzden vatandaşlarımız mandaya daha önem vermeye başladı. Bir de bölgemiz sulak alan olduğu için mandacılığı önemsiyoruz” dedi.
Mandadan elde edilen ürünün bir kısmını ihtiyaçları için ayırdıklarını geri kalanını ise satarak aile bütçelerine katkı sunduklarını ifade eden Erkul, “Mandaya rağbetin başlıca nedeni elde edilen ürünün kaliteli olmasıdır. Mandacılık 2010’da bitme aşamasına geldi. Devlet desteği ile mandacılık Türkiye’de canlanmaya başladı.
Bu gidişle manda sayısı Türkiye genelinde yılda 10-15 bin civarında olabilir. Bizim bölgemizde de yılda bin ile bin 500 arasında bir artış bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Sazlıkbaşı köyünde manda besleyen vatandaşlardan Cezayir Güngör de, babasından kalma besiciliği devam ettirdiğini dile getirerek, “Mandanın sütü, peyniri, yağını satıyoruz. Çok güzel ürünler elde ediyoruz” dedi.
17.08.2020
Devamı

Üreticilere Damızlık Koç Dağıtıldı

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından küçükbaş hayvan üreticilerine 90 adet koç dağıtıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürü Orhan Sarı, Kırşehir'deki devlet üretme çiftliğinden en iyi koçları seçerek. Çorum'a getirdiklerini belirterek, "750 TL vatandaş katkısı, 1250 TL devletin hibesi var. 2 bin TL'ye mal ettik. Buradaki amacımız, sürülerde kan değişikliğine gitmek, verimliliği artırabilmek, kaliteli yavrular alabilmek için iki yılda bir farklı koçlar getirerek bunların kanını değiştirmemiz lazım. Bu projeyi daha da artırarak devam ettireceğiz. Çorum'a faydalı işler yapmaya gayret edeceğiz" dedi.

Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Birol Alanbay da, hedeflerinde 120 koç dağıtmak olduğunu ifade ederek, getirilen koçları hiç yararlanmayan üyelerine vereceklerini söyledi.

Vali Yardımcısı Recep Yüksel ise üretimin önemine değinerek üreticilere kadınları, gençleri ve çocukları toprağa bağlı tutmaya devam etmeleri gerektiğini kaydetti.

"İthale karşı değiliz ama kendi öz malımızı hem ihya etmeye hem daha çok üretmeye hem de toplumuzu sağlıklı tüketmeye özen gösteriyoruz" diyen Vali Yardımcısı Yüksel, "Bunun için sizlerle birlikte çalışmaya ihtiyacımız var. Projelerin küçüğü büyüğü olmaz. Parasal miktarı az çok önemli değil. Önemli olan ata-dede yadigarımızı, değerlerimizi aynı anlayışla sahiplenmeye bizi götürebilmesi, örgütlerimizi sizlerle beraber canlı tutmaya, üretimlerimizi sizlerle beraber canlı tutmaya, artırmaya, bereketli kılmaya devam etmesi önemli. Size dağıtılan koçlar hayatta kalmalı, soy sürdürmeye devam etmeli. Bunlara özen göstermelisiniz. Farkına varmazsınız sizin üreticiliğiniz, sahip çıkmışlığınız birçok genci köye, çiftliğe, toprağa bağlı tutar. Herkesin gözü şehirde olmamalı. O yüzden sizler örnek çiftçisiniz. Buna da devam edin" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından kura çekilerek koçlar üreticilere dağıtıldı. Hayvan pazarında gerçekleşen dağıtım törenine, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Başkanı Yılmaz Kaya, Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan ile üreticiler katıldı.

17.08.2020
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifi Fındık Alımı Yapacak

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, kooperatifin bu sene üreticilerden fındık alımı yapacağını bildirdi.

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, “Tarım Kredi Kooperatifi fındık alımına geçtiğimiz sene Giresun ve Trabzon bölgesinde başlamıştı. Bu kez Samsun ve Ordu bölgesinde de fındık alımlarına başlayacak. Biz Samsun bölgeye bağlıyız. Samsun bölgesi bu sene ilk kez alım yapacak. Alım yeri de Altınordu ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde Atatürk Bulvarı’nın kenarında bulunan kooperatif önünde yapacak. Depo olarak alım yapılmayacak. Kamyonlar aracılığıyla alım yapacağız. Altınordu’nun yanı sıra Fatsa ve Ünye ilçelerinde de alımlar yapılacak. Naylon çuvalda değil kara çuvallardaki fındıklar alınacak. Fındık ücretlerine çuval parası ve nakliye bedeli peşin ödenecek. 44 randıman altında fındık alınmayacak.” ifadelerini kullandı.
 
17.08.2020
Devamı

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılmaya Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesinin tanıtım çalışmaları, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı köylerde de devam ediyor. Çiftçi, DİTAP projesi sayesinde yetiştirdiği ürünlerini online sistem üzerinden satabilecek.

Kırklareli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlığımızın tarımda dijitalleşme adına hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) sayesinde, üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünler değer fiyattan alıcı ile buluşabilmektedir.

DİTAP üzerinden üretici ile alıcı doğrudan bağ kurabilmektedir. Bu sayede üretici elindeki ürünü değerinde satabilmekte, alıcı da daha uygun fiyattan ürüne ulaşabilmektedir. Online bir platform olan DİTAP’a üreticilerimiz ve alıcılar e-Devlet şifresi ile kolaylıkla üye olabilmektedir. İstenilen yer ve zamanda platforma rahatlıkla giriş yapılabilmektedir” bilgilerine yer verildi

Açıklamada ayrıca, “Bakanlığımızın üretici ve alıcıları yanında olmak adına hayata geçirmiş olduğu bu projenin tanıtımı ve üyelik için Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gereken çalışmaları sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Vize İlçe Müdürümüz Zeynep Şeyda Gürsu ve İlçe Müdürlüğümüz teknik personelleri Müsellim, Hasbuğa ve Sergen köylerinde üreticilerimizle bir araya gelerek, DİTAP projesi hakkında bilgilendirme yapmıştır. Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yararı için hayata geçen DİTAP projesinin tanıtımı ve kullanımı için çalışmalarımız devam edecektir” denildi.
17.08.2020
Devamı

Sivas’ta Buğday Satışları Başladı

Çiftçiler hasat yaptıkları arpa, buğday ve yulaf gibi ürünleri traktör ve kamyonetlerle Toptancılar Sitesinde bulunan Buğday Pazarına getiriyor. Pazarda bulunan esnaflar çiftçinin ürünlerini alarak Türkiye’nin çeşitli illerine satış gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Sivas Ziraat Odası Başkanı’nın yaptığı açıklamada rakımın yüksek olması, soğuk havanın etkisi ve dolu yağışı sebebiyle rekolte de kayıp olduğu söylenmişti. Buğday pazarında satış yapan çiftçi buğdayın veriminden memnun değilken alım yapan bazı esnaflar ise halinden memnun gözüküyor. Buğdayın fiyatını ise kalitesi ve çeşidi belirliyor.
Buğday Pazarı esnaflarından Ahmet Yiğit, bu sene hasadın iyi olduğunu ve çiftçinin yüzünün güldüğünü belirterek, “Buğdayları bu sene çok pahalı alıyoruz. Beyaz buğdayları bin 750 liraya, Kızıltanları 850 bin-900 bin arası, bayraktarları ve gerekleri bin 740-bin760 arası ve tritikal tahılları 450-500 arası alıyoruz. Hasat iyi, köylünün yüzü gülüyor.Mazot ve gübre de biraz düşüm olursa, devletimiz büyük imkanlar sağlamış olur. Biz de aldığımız malın bir kısmını stokluyoruz bir kısmını ise satıyoruz.800 -810 lira gibi fiyatlara satıyoruz. Ama faturalar çok geldiği için pek bir şeyde öğrenemiyoruz. Ürünlerin kalitesi geçen seneye göre iyi. Kesik olmuş az bitmiş ama tahıllar kalorili’’ şeklinde konuştu.
Buğdayını pazara satmaya getiren çiftçi İdris Cırıtcı, doludan etkilenen bölgelerde ürün kaybı yaşandığını belirtip, “Satışlarımız şu an normal. Ama buğdayların durumları bu yıl çok zayıf. Tarlalardan mı hava durumlarından mı? ürünlerimiz çıkmıyor. Yöre yöre tarlalarımızdan verim alamıyoruz’’ dedi.

Çiftçi Yakup Çoban ise, buğdayın fiyatının kalitesine göre değiştiğini ifade ederek “Bu seneye geçen seneye gene olarak iyi gözüküyor. Milletimiz biraz tembel çalışıyor gibi bir izlenim var. Desteklemelerden ziyade hububat alımlarında biraz daha fiyatların iyi olmasını talep ediyoruz.Geçen seneye göre bu sene fiyatlar aşağı yukarı aynı.Fazla bir değişiklik olmadığı için bu konuda mustaribiz. Hasat zamanı yoğun bir hareketlenme olduğu için fiyatlarda çok aşırı bir oynama oluyor. Sabit bir fiyatımız yoktur. Buğdayın kalitesine göre fiyat değişiyor’’ ifadelerini kullandı.
 
14.08.2020
Devamı

Gıdada İlk Koronavirüs Bulgusu!

Çin’de Brezilya’dan ithal dondurulmuş tavuklarda koronavirüs tespit edildi.

Covid-19’un dünyaya yayıldığı Çin’den korkutan bir haber geldi. Brezilya’dan ithal edilen dondurulmuş tavuk kanadında koronavirüs tespit edildiği, ancak bu ürünlerle temas eden kişilerin testlerinin negatif çıktığı bildirildi.

 

Çin’in güneyinde Hong Kong sınırındaki Shenzhen kentinde Brezilya’dan ithal edilen dondurulmuş tavuk ürünleri ile temas eden kişiler ile onların akrabalarına koronavirüs taraması yapıldı, testler negatif çıktı.

Ayrıca Anhui bölgesinde Wuhu şehrinde Ekvador’dan gelen karides paketlerinde koronavirüse rastlandığı açıklandı.

Deniz ürünleri pazarı kapatılmıştı

Pekin’deki Xinfadi deniz ürünleri pazarı, buradaki çok sayıda kişide koronavirüs görülmesi üzerine Haziran ayında kapatıldı.

Geçtiğimiz yıl sonunda Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını bu ülkede büyük oranda kontrol altına alındı. Ülkede Mayıs ortasından bu yana koronavirüsten dolayı ölen olmadı.

14.08.2020
Devamı

Tarım İşçilerinin Yüzü Güldü

Kovid-19 salgını nedeniyle, Karadeniz Bölgesi’ne her yıl ağustos ayında gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik oluşturulan proje, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle Ordu’nun Ünye ilçesinde hayata geçirildi.

Karadeniz Bölgesi’nin geçim kaynağının büyük bir bölümünü oluşturan fındığın her yıl ağustos ayında toplanması nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden gelen mevsimlik tarım işçileri için hazırlanan proje dört kişilik bir ekibin çalışması sonucu Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandı. Proje sayesinde ise her yıl bölgeye gelen yaklaşık 4 bin kişilik tarım işçilerini korona virüs salgınından korumak, sosyal alanlarının iyileştirilmesi ve fındık üretimin azalmamasının sağlanması hedefleniyor.

“Bu projeyle tarım işçilerinin sahadaki sıkıntıları takip ediliyor”

Kovid-19 salgını nedeniyle oluşabilecek her hangi bir hastalığında önüne geçilmesinin planladığını ifade eden Ünye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Sinan Dinçer Ayyıldız, "12 Ağustos tarihi itibarıyla İlçe Kaymakamımız Ümit Hüseyin Güney tarafından da onaylanan bu proje, mevsimsel tarım işçilerinin sahadaki olabilecek sıkıntılarını takip etmek için hayata geçirildi. Tabii, fındık ayının başlamasıyla beraber olası bir salgın durumunun kontrolü ve fındık potansiyelinin gelirlerinin düşmemesi adına bu proje hayata geçirilmiş oldu. Bu anlamda proje koordinatörü Emine Cengiz ve ekibine çok teşekkür ederim” dedi.

“Proje bölgede üretimin azalmamasını sağlıyor”

Projenin hayata geçirilmesinin ardından çalışan mevsimlik işçilerinin sosyal olanaklarının sağlandığını ve iyileşmelerinin devam ettiğini ifade eden Proje Koordinatörü Emine Cengiz, ”Biz bu projeyi düşündüğümüzde başta bölgemize gelen mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik proje olsun istedik. Sağlık Bakanlığımızın bünyesinde hazırladığımız bu proje sayesinde sürdürülebilir fındık tarımını iyi hale getirmek ve pandemiden dolayı bulaşma durumunda kontrolleri sağlamak için ortak bir proje hazırladık. Projemiz içeriğinde mevsimlik tarım işçilerine hem sosyal sorumluluklarımızla beraber ayrımcılık, ücretler, zorla çalıştırılma ve yine bakanlığımız bünyesinde kanser taraması, çocuklarımız için aşı taraması, kadınlarımıza meme kanseri bilgilendirmeleri gibi birçok konuda bakanlığımızın desteği olacak. Tabi ailelerimize proje içeriğinde diş fırçası, diş macunu, tişört, çorap, maske, dezenfektanların yer aldığı hijyen paketini dağıtımı gerçekleştirdik. Bizler ekip olarak Trabzon’dan Ünye bölgesinde tarım işçilerinin durumu hakkında İlçe Sağlık Müdürümüz ile istişare ederek karşılıklı olarak yapılabilecekleri listeledik. Son olarak Ünye Kaymakamımız Ümit Hüseyin Güney ve İlçe Sağlık Müdürü Sinan Dinçer Ayyıldız’ın destekleriyle projemizi hayata geçirmiş olduk” diye konuştu.
Projeden, Ünye’de Aydıntepe, Düzsaylan, Gölceğiz, Günpınarı, Kaledibi, Taflancık, Tekkiraz, Yazkonağı Mahalleleri ile Çaybaşı ilçesinde 500 tarım işçisi ve 110 üretici faydalanıyor.
14.08.2020
Devamı

Iğdır'da bal hasadı başladı

Iğdır Arı Yetiştiricileri Birliği ve İl Tarım Orman Müdürlüğünce düzenlenen 2020 yılı Bal Hasadı, Iğdır'ın Tuzluca ilçesi Hamurkesen köyünde başladı.
Iğdır Arı Yetiştiricileri Birliği ve İl Tarım Orman Müdürlüğünce düzenlenen 2020 yılı Bal Hasadı, Iğdır'ın  aşladı.

Bal hasadı, Iğdır Valisi, Belediye Başkan Vekili Hüseyin Engin Sarıibrahim, İl Müdürü Özkan Yolcu, AK Parti İl Başkanı Ali Kemal Ayaz, SERKA Koordinatörü Ramazan Mutlu Doğaner, İl Jandarma Alay Komutanı Murat Binbaşı, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Öner, STK Temsilcileri ve kurum amirlerinin katılımları ile törenle yapıldı.

Bal sağımı gelen misafirlerle birlikte yapılırken, açıklamada bulunan Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Hüccet Şabahat, bu sene düzensiz geçen mevsim nedeniyle çiftçilerin fazla verim alamadığını, ona rağmen memnun kaldıklarını ifade etti. 
 
13.08.2020
Devamı

Nihat Çelik: Türkiye Koyun Sütü Üretiminde Dünya Şampiyonu

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin 1,5 milyon tona yakın koyun sütü, 600 bin tona yakın keçi sütü ürettiğini bildirerek, “FAO verilerine göre Türkiye koyun sütü üretiminde dünya şampiyonu. Keçi sütü üretiminde ise altıncı sırada. Bu durum, küçükbaş hayvancılığımızın büyüklüğünü gösteren en iyi örnektir” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, Türkiye’nin 1 milyon 446 bin ton koyun sütü üretimiyle dünya birinciliğini aldığını, ülkemizi, 1 milyon 180 bin tonla Çin’in, 754 bin tonla Yunanistan’ın, 647 bin tonla Suriye’nin, 626 bin tonla Romanya’nın, 545 bin tonla İspanya’nın, 525 bin tonla İtalya’nın, 414 bin tonla Sudan’ın, 381 bin tonla Mali’nin, 369 bin tonla Somali’nin takip ettiğini belirtti.
 
Keçi sütü üretiminde altıncı sıradayız
 
Keçi sütü üretiminde 6 milyon 99 bin tonla ilk sırada açık farkla Hindistan’ın bulunduğunu vurgulayan Çelik, “Sudan 1 milyon 151 bin tonla ikinci, Bangladeş 1 milyon 122 bin tonla üçüncü, Pakistan 915 bin tonla dördüncü, Fransa 652 bin tonla beşinci, Türkiye 562 bin tonla altıncı, Mali 526 bin tonla yedinci, İspanya 461 bin tonla sekizinci, Güney Sudan 459 bin tonla dokuzuncu, Yunanistan 398 bin tonla onuncu sırada” dedi.
 
Türkiye toplam koyun-keçi sütü üretiminde de dünya ikincisi
 
Dünya genelinde 81 ülkenin koyun sütü, 111 ülkenin keçi sütü üretimi verisinin yer aldığı listede, Türkiye’nin toplam koyun-keçi sütü üretiminde de 2 milyon 8 bin tonla Hindistan’ın ardından ikinci sırayı aldığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
1 milyon tondan fazla koyun-keçi sütü üreten 7 ülke var. Hindistan yüzde 96,8’i keçi sütü olmak üzere 6,3 milyon ton koyun-keçi sütü üretimiyle ilk sırayı alırken, ülkemiz 2 milyon 8 bin tonu geçen üretimiyle ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sırayı 1 milyon 565 bin tonla Sudan, dördüncü sırayı 1 milyon 403 bin tonla Çin, beşinci sırayı 1 milyon 152 bin tonla Yunanistan, altıncı sırayı 1 milyon 151 bin tonla Bangladeş, yedinci sırayı 1 milyon 6 bin tonla İspanya aldı. Bu ülkeleri Fransa, Pakistan ve Mali izledi.”
Çelik, Türkiye'nin koyun sütü üretiminin 2019'da 1,5 milyon tonu aşarak 1milyon 521 bin tona, keçi sütü üretiminin ise 577 bin tona yükseldiği bilgisini verdi.
 
Süt, beslenmede vazgeçilmez bir öneme sahip
 
Sütün, içerdiği protein, karbonhidrat, mineraller, vitamin ve yağ nedeniyle bebeklerden yaşlılara tüm insanoğlunun beslenmesinde vazgeçilmez bir öneme sahip bulunduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
 
Süt insan yaşamının her döneminde gerek duyulan mikro ve makro besin ögelerini içerir. Bebek ve yaşlılarda kemik sağlığı açısından önemlidir. Diyabet, obezite, hipertansiyon gibi rahatsızlıklara karşı da etkili olduğu yönelik çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Uzmanlar süt ve süt ürünleri tüketiminin artmasını sürekli olarak tavsiye etmektedir. Biz, buna katılıyoruz. Özellikle yüzde 18,8 kuru madde, yüzde 7,5 yağ, yüzde 5,6 protein, yüzde 4,6 laktoz, yüzde 1 mineral madde içeren koyun sütü ile yüzde 13,2 kuru madde, yüzde 4,5 yağ, yüzde 3,6 protein, yüzde 4,3 laktoz, yüzde 0,8 mineral madde içeren keçi sütünü tavsiye ediyoruz. Koyun ve keçi sütü, özellikle ülkemizde, küçükbaş hayvancılığın doğal yaylıma, meralara dayanması, besi hayvanı olmaması, ilaç kullanılmaması nedeniyle son derece doğal ve sağlıklı ürünlerdir. Halkımız çekinmeden, içleri ferah olarak koyun, keçi sütü ve süt ürünleri tüketebilirler.”
Koyun ve keçinin bu toprakların bir gerçeği olduğunu vurgulayan Çelik, Anadolu’da da Trakya’da da koyun, keçi olmadan bir tarım ve hayvancılık düşünülemeyeceğine vurgu yaptı.
 
Çelik, Türkiye’de hayvancılığın geleceğinin küçükbaş hayvancılıkta olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin verdikleri önem ve Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle hızla geliştiğini, bu şekilde sürmesi halinde yakın gelecekte küçükbaş hayvancılığın ülkenin kırmızı et açığını rahatlıkla kapatabileceğini, koyun-keçi peyniri ve yoğurdu üretimiyle çok daha fazla katma değer elde edebileceğini belirtti.
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Çarpıcı Rapor

Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
İklim Değişikliği Etkileri
Daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları görülecek.
Ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma görülecek.
Kuraklık şiddetinde artış olacak, su ve toprak kalitesi bozulacak.
Ekosistemi bozulacak ve biyolojik çeşitlilik azalacak.
Ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma yaşanacak.
Zararlılarda ve hastalıklarda artış görülürken, gübreleme ve ilaçlama sorunları olacak.
Sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları baş gösterecek.
 
Sıcak Artışıyla Neler Değişecek?
Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir santigrat derece artışın, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda yüzde 6, mısırda yüzde 7.4, pirinçte yüzde 3.2 ve soya fasulyesinde yüzde 3.1 azaltacağı öngörülüyor
Dünya genelinde 3 derecelik sıcaklık artışları için (2050 yılı civarında) yüzde 25-50 seviyesinde verim kayıpları yaşanacağı tahmin ediliyor.
Toprak verimliliğinin azalmasıyla birlikte topraktaki besin elementlerinde de azalmalar görülmekte. Bu durum da daha fazla kimyasal gübre kullanmaya zorluyor. 
 
Gelecekte Dünyayı Neler Bekliyor?
Raporda yer alan bilgilere göre 21’inci yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde önemli bir tehdit ile karşı karşıya. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında artırılması gerektiğini gösteriyor. IPCC’nin değerlendirme raporlarında, iklim değişikliğinin gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörülüyor.
Etkileri Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Türkiye’nin önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3 derece sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.
Tarımın olumlu etkilenmesi için yapılabilecek uygulamalar arasında yağmur hasadı kullanılmalı.
Tasarruflu su kullanımı, doğrudan ekim yöntemi, rüzgar perdesi uygulanmalı.
Gübreleme, arazi toplulaştırma, organik tarım, biyoenerji kaynakları da uygulamalar arasında olmalı.
İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için, tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli.
İklim değişikliğine ‘uyum fonu’ acilen oluşturulmalı.
Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.
Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli.
İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı. 
 
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı: Faiz Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı faaliyetlerinin 13 Haziran 2012 tarihli ve 28322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 'Orman Köylülerini Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik' ve bu yönetmelikte muhtelif tarihlerde yapılmış değişiklik ile yürütüldüğü anımsatıldı.

Orman köylüsü lehine gerçekleştirilecek iyileştirilmeler ve yönetmeliğin bazı maddelerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, yürürlükte bulunan mevzuat ile yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla yönetmelikte tekrar değişiklik yapılması ihtiyacı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu yönetmelik değişikliği ile özetle aşağıdaki iyileştirmeler sağlanmıştır. Orman köylülerine kullandırılan tüm ferdi, kooperatif ve kooperatif üst kuruluşları kredilerinde faiz kaldırılmıştır. Olası doğal afet, salgın, vb. durumlarda orman köylülerinin taksitlerinin faizsiz ertelenebilmesi imkanı getirilmiştir. Orman köyünde yaşayan gazilerin, şehidin dul ve yetimleri yanı sıra anne-baba ve kardeşlerinin öncelikli olarak kuraya tabi tutulmadan kredilerden faydalanabilmesi sağlanmıştır. Kredi başvurularının Kurumun resmi elektronik ortamı üzerinden veya e-devlet üzerinden yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Kredi kullandırılan orman köylülerinin kabul edilebilir bir gerekçeyle krediden vazgeçebilmesi sağlanmıştır. Bu durumda vazgeçme tarihi itibariyle borcu ve aldığı hibeyi ödemesi esastır."

11.08.2020
Devamı

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."
10.08.2020
Devamı

Denizli’li Domates Üreticisinden Güve Mücadelesi

Denizli'nin Buldan ilçesinde Domates üreticileri domates güvesi ile mücadele ediyor. İklim şartları sebebiyle domateste verimin düşmesinin üzerine birde domates güvesinin eklenmesi üreticileri zor durumda bıraktı. Tuta kelebeği olarak bilinen canlının domateslere bıraktığı yumurtalardan çıkan kurtçuklar çiçeklerin göbeğini yemesiyle ürün zarar görüyor. Domates güvesinin çiçeklenme döneminde domatese zarar verdiğini belirten çiftçi Ali Yangöz, "Verim oldukça düştü. İklim şartları da bu yıl oldukça kötü geçti. Birde başımıza bu Tuta hastalığı çıktı. Domates üretimi çok düştü. Normal şartlarda domates de dönüm de 20 ton hasat yapılması gerekirken bu yıl 5 ton ürün zor alınabiliyor. Bu yıl 7 dönüm diktiğim domatesten 2 dönümden ürünü zar zor alabildim. Domateslerde leke bırakıyor. Attığımız ilaçlarda fayda etmiyor. Babadan dededen gördüğümüz ilaçları dahi kullandık ancak sonuç alamadık" dedi
.
Sadece Domatese Değil Patlıcanlarada Zarar Veriyor

Domates güvesinin sadece domateslere değil patlıcanlara da zarar verdiğini belirten Yangöz, "Porsuk ve Kuzeyköy cinsi domateslerimizden önceki yıllarda yüksek verim alabiliyorduk. Ancak bu yıl durumumuz çok kötü. Ayrıca aynı zararlı, patlıcanlara da zarar veriyor. Patlıcanların uç kısımlarına ve yapraklarına zarar veriyor. Bu yıl sıcaklık bir yandan Tuta zararlısı bir yandan Korona virüsü bir yandan hepsi üst üste geldi. Allah beterinden korusun" dedi.
 
10.08.2020
Devamı

Anzer Balı Üretimi Tehdit Altında

Rize'nin İkizdere ilçesinde Anzer Yaylası’nda gerçekleşen küçükbaş hayvancılık nedeniyle Dünyaca ünlü Anzer balı üretimi tehlike altında bulunuyor.
Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Anzer Yaylası’nda 2300 - 3000 rakım arasında üretilen ve pek çok hastalığa iyi geldiği için alıcısı bir yıl önceden sıraya giren Anzer balı, yaylada yapılan küçük baş hayvancılık nedeniyle tehdit altında. Bu yıl yaklaşık 200 arıcının 3 bin kovan yerleştirdiği Anzer Yaylası'nda küçük baş hayvancılığa kısıtlama gelmemesi halinde rekoltenin her yıl daha da düşeceği dile getiriliyor. Anzerli bal üreticileri yaylarında küçük baş hayvancılığın devam etmesi halinde 40’ı endemik 300’e yakın çiçekten oluşan zengin Anzer Yaylası florasının bozulacağını ifade etti. Ağustos ayının başlamasıyla kovanlarını açarak bal sağımına başlayan arıcılar, yetkililerden bu konuda yardım istiyor.

"Bölgemizdeki çiçek türü azalmakta, hatta endemik denilen ve sadece burada yetişen bitkiler yok olmaktadır"
Anzer Ballıköy Muhtarı Remzi Güzel, Anzer Balı üretiminin yayladaki küçükbaş hayvancılık nedeniyle çok büyük tehlike ile karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Muhtar Güzel “Anzer Balı marka bilinirliği bu kadar artmasına rağmen önemli sıkıntılarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bundan 30 yıl önce kovan başına 5 kilogram civarında ürün alırken bugün 2 kilogramın altına düştü ve daha da azalmaktadır. Bölgemizin bilinirliği ve marka değeri artmasına rağmen gereken ilgiyi ne Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden ne de başka kurumlardan görmemektedir. Bölgemizdeki çiçek türü azalmakta, hatta endemik denilen ve sadece burada yetişen bitkiler yok olmaktadır. Dünyada bütün bitkilerin döllenmesini sağlayan arı, gerekli ilgiyi görmemekte, hatta hayvandan bile sayılmamaktadır. Anzer Yaylası'nda arılar son yıllarda gittikçe artan bir tehditle karşı karşıya. Anzer Balı, özelliğini yitirmeme savaşı vermektedir. Bu tehdit ise maalesef insan eliyle olmaktadır. Bölgede erken ve aşırı otlayan küçükbaş hayvanlar, arılardan önce alana girerek bal yapılacak çiçekleri yemekte, çiğnemekte, atıkları ile kirletmekte, kendine mera ortasında yürüyüş yolları açarak kökünden yok etmekte ve erozyon oluşturmaktadır” dedi.

"Anzer ’Arı merası’ olmalı"
Anzer yaylası için ‘Arı merası’ tanımı getirilip devlet tarafından koruma altına alınması gerektiğinin altını çizen Güzel “Hayvancılığın her çeşidi mutlaka yapılmalıdır. Fakat marka değeri olan bir yerde hayvancılık ve arıcılığın planlama dahilinde ve kontrollü yapılması gerekmektedir. Devletimiz tarafından desteklenen arı ve arıcılık, özellikle Anzer bölgesinde en azından diğer hayvanların mera hakkına kavuşmalı. Arıların gıdasını meralardan sağladığı göz önüne alınarak, ‘Arı merası’ tanımı oluşturulmalı ve nasıl korunacağı belirlenmelidir” ifadelerini kullandı.

"Arı 5 kilometrelik bir alanda çiçeklere ulaşıyor ama koyun her yere gidebilir"
Kendisine babadan kalma bir meslek olan arıcılığı 30 yıldır sürdüren Zinnet Güzel isimli bal üretecisi ise "Bölgedeki dağları arılarımız için hep gezdik, şu an bulunduğumuz yerden verimli daha iyi bir yer bulamadık. Ama maalesef küçükbaş hayvanlar burada arılarının özlerini topladığı çiçekleri yiyor, bitkileri eziyor. Bu zamanda çiçek ve dolu olması gereken yaylada maalesef şu anda hiç çiçek kalmadı. Bizim Anzer'de gelir bal üretim ile elde ediliyor. Kovanları açıyoruz ama neredeyse çoğunluğu, yarı yarıya boş. Arı 5 kilometrelik bir alanda çiçeklere ulaşıyor ama koyun her yere gidebilir. Arıcılığın geleceği için küçükbaş hayvanların bölgeden uzaklaştırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Pandemi nedeniyle bala zam yok

Öte yandan Anzer Balı korona virüs salgını nedeniyle son zamanların en çok tercih edilen ürünleri arasında yer aldı. Bağışıklık sistemini geliştirdiği için tercih edilen Anzer balı 1 kilogram, 500 gram ve 250 gramlık kavanozlarla kilogram fiyatı bin TL’den satılıyor. S.S. Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muzaffer Deniz, 20192020 yılında kilosu bin lira olarak açıklanan ve her yıl zam alan Anzer balında bu yıl pandemi nedeniyle zam yapılmayacağını dile getirmişti.
10.08.2020
Devamı

Sağlıklı Gıda İçin Bazı Tarım İlaçlarına Yasak

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, Tarım ve Orman Bakanlığının hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 9 tarım ilacına yasak, 7'sine kısıtlama getirdiğini hatırlatarak, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Avrupa'nın birinci, dünyanın 7. büyük tarım ülkesi Türkiye, bir yandan tarımsal üretimini artırmak için projeleri hayata geçirirken, diğer yandan ürettiği tarım ürünlerinin daha sağlıklı olması için adımlar atıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise 2021 Aralık tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığının bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını kaydetti.
"Dünya piyasalarında elimiz güçleniyor"
Tüketici taleplerinin, dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğinin altını çizen Celep, "Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesinin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesinde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz" diye konuştu.
"Büyük adımlar atıyoruz"
"Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı" diyen Celep sözlerini şöyle tamamladı: "Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşıyoruz. Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçiyoruz."
İmha edilmesi karara bağlandı
Türkiye'de zirai mücadele amacıyla kullanılan bitki koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, üretimi, ithalatı, piyasaya arzı ve kontrolü ile ilgili iş ve işlemler, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ile bu Kanuna bağlı olarak çıkarılan ilgili mevzuata göre Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılıyor. Söz konusu mevzuat çerçevesinde, Türkiye'de ilk kez ruhsatlandırılacak olan bitki koruma ürününün aktif maddesinin Avrupa Birliği veya G8 ülkelerinde ruhsatlı olması şartı aranıyor. Ayrıca, uluslararası kuruluşlarca insan ve çevre sağlığı ve benzeri konularda sakıncalı görülen aktif maddelerin kullanımının sonlandırılması halinde yine aynı mevzuat kapsamında bu aktif maddelerin ülkemizde de kullanımları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sonlandırılıyor. Tarımsal üretimde yasaklanan 9 pestisitin ithalatı, imalatı ve kullanımı sonlandırılırken, kullanım süresi sonunda piyasada bulunan söz konusu aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin firmasınca toplanarak bakanlığın bilgisi dahilinde imha edilmesi karara bağlandı. Yasaklanan ve kısıtlanan aktif maddelerin farklı tarım ürünlerinde hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılan bitkisel koruma ürünlerinden oluşuyor.
10.08.2020
Devamı

Tarım Orman İş Sendikasından Dikkat Çeken Araştırma

Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaşarak “Orman Genel Müdürlüğü bünyesindeki ormanlarımızda 2019’da 3 bin 400 iş kazası meydana geldi. Kazalar sonucu, 486 emekçi hayatını kaybetti. 2 bin 300 kişi uzuv kaybına uğradı.” dedi.
Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaştı. 3 bin 100’ünün sosyal güvenceden yoksun olduğu ve kayıt dışı çalıştırıldığı tespit edildi. Durmuş, sendikanın, bu olumsuz durumu Birleşmiş Milletler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali’ne (BWI) rapor ettiklerini belirtti.
Durmuş açıklamasında şunları kaydetti:
“Orman, orman köyü kooperatiflerinin elinden alınarak, ‘yandaş tüccara’ verildi, rantsal fayda öne çıkarıldı. Ormanla ‘hısım’ olan orman köylüsü ‘hasım’ konumuna getirildi. Başta orman yangınlarıyla mücadelede yerinde ve zamanında müdahale etmenin eksikliğiyle, orman yangınlarının sonucunda büyük alanların yanmasına sebep olurken, kurumun personel politikalarındaki yandaşlık anlayışı yangınları sevk idarede ciddi zafiyetlere düşürdü. Orman işçiliğinin çoğunlukla kayıt dışı işçilerle yapılıyor olması beraberinde iş kazalarının en üst seviyeye yükselmesine sebep oldu. Sayın Bakan Bekir Pakdemirli’nin yaptığı açıklamada ‘orman yangınlarıyla mücadelede hiç kayıp verilmediği hatta, Yunanistan’dan örnekler verilerek Avrupa’nın en iyisi olduğu’ söylemi gerçek değildir. İki hafta önce, yangına giderken arazözün devrilmesi sonucu, hayatını kaybeden iki orman emekçisi insandan sayılmıyor mu? Sayın Bakan bu verileri ya bilmiyor ya da örtbas etmek istiyor.”
10.08.2020
Devamı

TÜDKİYEB: Küçükbaş Hayvan Sayısı 55 Milyonu Geçti

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, son yıllarda küçükbaş hayvancılığa verilen desteklerin olumlu sonuçlarının alındığını bildirerek, “küçükbaş sayısı 55 milyonu aştı. Nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısı hedefine adım adım yaklaşıyoruz” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada hayvancılık üretim istatistiklerini değerlendirdi. Haziran ayı sonu itibarıyla koyun sayısının 2019 Aralık ayı sonuna göre, 6 aylık sürede, koyun sayısının 5 milyon 437 bin artarak 37 milyon 276 binden 42 milyon 713 bine, keçi sayısının 1 milyon 145 bin artışla 11 milyon 205 binden 12 milyon 351 bine çıktığını belirten Çelik, küçükbaş hayvan varlığının 6 ayda 6 milyon 582 bin artışla 48 milyon 481 binden 55 milyon 63 bine yükseldiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını belirtti.

Merinos koyunu sayısında 580 binlik artış
Nihat Çelik, koyunların 39 milyon 56 bin başının yerli, 3 milyon 656 bin başının merinos, keçilerin 12 milyon 88 bin başının kıl keçisi, 262 bin başının tiftik keçisinden oluştuğunu, özellikle yün sanayine hammadde sağlayan merinos koyunu sayısındaki 580 bin başlık artışın önemli olduğuna dikkati çekti.
Küçükbaş hayvan varlığının Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği desteklerle olağanüstü bir hızla arttığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“2020 yılının ilk yarısında sığır sayısı yüzde 4,2, manda sayısı yüzde 2,5 artarken, büyüme keçi sayısında yüzde 10,2, koyun sayısında yüzde 14,6 gibi çift haneli rakamlara ulaşıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her nüfus başına bir küçükbaş hedefi koydu. Bu hedefe ulaşmak için de Tarım ve Orman Bakanlığımız küçükbaş hayvancılığa daha önce olmayan destekler getirdi. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılığa verdikleri önem ve destekler için teşekkür ediyoruz.”

Çelik; “Verilen desteklerin boşa gitmediği görüldü”
Çelik, verilen desteklerin boşa gitmediğinin görüldüğünü bildirerek, küçükbaş hayvancılıktaki hızlı büyümenin devamı için yetiştiricinin mera ve çoban sorununun çözülmesi gerektiğini bildirerek, “hayvancılıkta yem maliyetlerini düşürmenin yolu meraların ıslah edilmesinden, verimliliğinin artırılmasından, tamamının otlatmaya açılmasından, tek karış meranın, otlatma dışında kalmamasından geçiyor. Yetiştiricimiz 5-6 bin lira maaşla çoban bulamıyor. Hayvan varlığı arttıkça çoban ihtiyacı da artacaktır. Çığ gibi büyüyen bu sorun çözülmelidir” dedi.
Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta genç nüfusun en önemli unsurlardan biri olduğunu, genç nüfusu tarımda tutabilmek için kır ile kent arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi, genç nüfusa yönelik desteklerin artırılması gerektiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, bunlar yapıldığında destekler artırılarak devam ettirildiğinde yetiştiricinin rahatlıkla küçükbaş hayvan sayılarını da hayvansal ürün üretimini de çok daha ileri rakamlara taşıyacağını, küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelire milyarlarca liralık gelir ekleyeceğini vurguladı.
07.08.2020
Devamı

Osman Akar: Kurbanlıkların Yüzde 99'u Satıldı

Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, Kurban Bayramı sonrası durum değerlendirmesi yaptı. Akar, "İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Erzurum hayvancılığın başkenti durumunda" dedi.

Türkiye'nin en önemli tarım ve hayvancılık illerinden biri olan Erzurum Kurban Bayramı'nda beklentileri karşıladı. Edinilen bilgilere göre, il içinde bulunan kurbanlık hayvanların yüzde 99'u satıldı. İl dışına ise 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın da küçükbaş hayvan sevkiyatı yapıldı.

Öte yandan, hayvanlarını satamayan besicilerin hayvanları ise Et ve Süt Kurumları tarafından belirli fiyatlara satın alınacak.

"Erzurum hayvancılıkta başkent durumunda"

Hayvan satışlarında geçen seneye oranla bu sene yüzde 25 artış olduğunu belirten Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, "Erzurum hayvan potansiyeli açısından Türkiye genelinde çok önemli bir merkez durumunda. Yaklaşık 827 bin büyükbaş, 800 bine yakın küçükbaş hayvan varlığıyla hayvancılığın başkenti durumunda. Bu kadar hayvan varlığının olduğu kurban dönemi de çok beklentilerin olduğu bir dönemdi. Erzurum'da kurban dönemi çok verimli geçti. İl dışına yaptığımız sevkiyatlar ve il içinde yaptığımız kesimler tamamen beklentileri karşıladı. İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakında küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Bunların dışında Erzurum içinde 25 bine yakın büyükbaş, 21 bin küçükbaş hayvan kesimi yapıldı. Geçen sene ile kıyasladığımızda yüzde 25 oranında artış sağladık" dedi.

"Kurban döneminde pandemi avantajımız oldu"

Pandemi sürecinin hayvan satımını olumlu yönde etkilediğini kaydeden Akar, "Pandemiden dolayı negatif düşüncelerimiz vardı. İnsanların beklentilerini karşılayabilir miyiz diye düşünüyorduk. Ama tam tersi pandeminin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Pandemi nedeniyle tatile gidemeyen veya hac görevini yapmaya gidemeyen vatandaşlarımız ellerinde olan imkanları hayvanlara verdiler. Bu nedenle pandemi bizim avantajımız oldu diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.

"Hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı"

Erzurum'un Türkiye'de besin kaynağı olarak ana iller arasında olduğunu söyleyen Akar, "Geçen seneye göre sevk ve kesim sayımızda artışlar oldu. Özellikle il dışına sevk ettiğimiz hayvanlardan bize geri dönüş olmadı. Hayvan pazarlarında görevli olan ekiplerimizin bildirilerine göre hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı. Kurban dönemi Erzurum'da beklentilerin karşılandığı bir dönem oldu. Biz önemli derecede Türkiye'yi besleyen ana illerden bir tanesiyiz. Biz yetiştirici bir iliz ve Türkiye'deki büyükşehirlere besin kaynağı olan ana iliz diyebilirim" ifadelerini kullandı.

"Besicilerin elinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları alacak"

Besicilerin elinde kalan hayvanların ise belirli fiyatlardan satın alınacağını vurgulayan Akar, "Sayın Bakanımızın açıklamalarına göre besicilerin ellerinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları belirli fiyatlardan satın alacak. Büyükbaş hayvanlarda 19 bin TL civarı, Küçükbaş hayvanlarda ise 15 bin ile 17 bin TL arasında değişen fiyatlarla Et ve Süt kurumu hayvanları sahiplerinden satın alacak bu konuda bakanlığımız her türlü tedbiri almış durumda" diye konuştu.

"Türkiye'nin en iyi hayvan pazarları Erzurum'da"

Vatandaşların en iyi imkanlara sahip olmak için Erzurum hayvan pazarlarını seçtiğini de ifade eden Akar, "Erzurum altyapı açısından Türkiye'de en iyi hayvan pazarlarına sahip durumda. Altyapının uygun olması insanların rahat bir şekilde hayvanlarını pazarlayabilmesinde etkili oldu. Şu anda 6 tane ruhsatlı hayvan pazarımız mevcut. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Avrupa'nın en büyük hayvan pazarına sahibiz. Bunlardan dolayı Erzurum'daki pazarlarımız vatandaşlar tarafından tercih sebebi oldu" dedi.
07.08.2020
Devamı

Limon İhracatında Flaş Karar

Limon İhracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı kaldırıldı.

İç piyasada fiyat artışlarına karşı limon ihracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı, Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle kaldırıldı.

Ticaret Bakanlığı tarafından 7 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ ile, taze limon ihracatı için Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı getirilmişti.

Limon ihracatında ön izin şartı, süre dolmadan kaldırıldı. Uygulamanın 31 Ağustos 2020 tarihinde sona ereceği hükmüne karşılık Tebliğ, 7 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ (İhracat: 2020/7)’in Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2020/14) ile yürürlükten kaldırıldı.

07.08.2020
Devamı

İşlenmiş Tarım Ürününe Ek Gümrük Vergisi

Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 115 işlenmiş tarım ürünü için yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergisi getirildi.

 
Buna göre, Paraguay çayı, kakao içermeyen şeker mamulleri, çikolata ve kakao içeren diğer gıda müstahzarları, makarnalar, ekmek, pasta, kek, bisküvi ve diğer ekmekçilik mamulleri, hububat veya hububat ürünlerinin kabartılması veya kavrulması suretiyle elde edilen gıda mamulleri, mayalar ve malttan üretilen biraları kapsayacak şekilde 115 işlenmiş tarım ürünü pozisyonundaki ürün için ek gümrük vergisi uygulanacak. Bu ürünlere, Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülke menşeli olanlar hariç, yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergileri konulacak. Karar, 15 gün sonra yürürlüğe girecek.
Öte yandan, Resmi Gazete’de yayımlanan bir başka İthalat Rejimi Kararına Ek Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yerli üretimin korunması ve desteklenmesi amacıyla sarımsak, ceviz, muz, çay, çerezlik ve yağlık ayçiçeği ithalatında uygulanan gümrük vergilerinde artış yapılmadan daha etkin uygulanmasını tesis edecek düzenlemeye gidildi.
Buna göre, söz konusu ürünlerin gümrük vergisinin bir kısmı nispi, daha yüksek kısmı ise maktu olarak uygulanacak. Karar,15 gün sonra yürürlüğe girecek.

07.08.2020
Devamı

Dolar ve Altındaki Artışın Çiftçi İçin Anlamı Nedir?

Hububat fiyatlarının bu yıl TMO'nun açıkladığı rakamların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatırken, kurdaki artışlar çiftçiyi şimdiden düşündürmeye başladı.
Tüm dünyada 19 milyon insana bulaşan koronavirüsün ikinci dalgasının gelip gelmeyeceği yönündeki endişeler, Lübnan'ın Beyrut Limanı'ndaki patlama, Türkiye'de dövize talebin güçlenmesi, alınan swap kısıtlamaları nedeniyle yabancı yatırımcının Türkiye piyasasına güveninin düşmesi gibi faktörler altın, döviz piyasasında yeni rekorları da beraberinde getirdi.
Uzun bir süredir yükselişini sürdüren altın fiyatları da yeni rekorlar kırdı. Peki, kur ve altın piyasasında yaşanan bu fiyat hareketlilikleri çiftçi için ne anlam ifade ediyor?
 
Bu yıl hububat fiyatlarının TMO'nun açıkladığı taban fiyatların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatmıştı. Ekmeklik buğday TMO tarafından 1650 TL olarak açıklanırken, fiyatlar bu rakamın üstünde seyretmiş, 1930 TL’ye kadar çıkmıştı. Çiftçi ürününü bu yıl iyi bir fiyattan sattığı için sevinirken, özellikle kurdaki artışlar, çiftçinin sevincini de altı götürdü.
Altın fiyatlarındaki yükseliş dolaylı yoldan etkilese de özellikle dolardaki yükseliş, çiftçiyi şimdiden kara kara düşündürmeye başladı. Çünkü dolardaki her birim artış, çiftçinin yeni dönemde girdi maliyetlerini de o oranda artıracak. Mozot, gübre, ilaç ve yem fiyatları artan kur fiyatlarından doğrudan etkileneceği için maliyetler bu kalemlerde ciddi oranda artacak. Diğer yandan çiftçilerin şimdiden piyasada gübre sıkıntısı yaşamaya başladığı da kaydediliyor.

07.08.2020
Devamı

Gıda ve tarımdan 10 milyar dolarlık ihracat

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Veri Paneli'ne göre, 2020'nin ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

TÜİK tarafından açıklanan Dış Ticaret Verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'nin sonuçları açıklandı. TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, 2020 yılının ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

Haziranda ihracat, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,5 artarak 1,68 milyar dolara yükseldi. Gıda ve tarım ürünleri ihracatının yılın ilk yarısında 10 milyar dolar çıtasını aşması, sektörün net ve güçlü ihracatçı konumunu yeniden gösterdi.

İhracat birim değeri 2020'nin ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artarak 1.071 dolar/ton olarak gerçekleşirken, ithalat birim değeri yüzde 2,1'lik düşüşle 515 dolar/ton olarak gerçekleşti. İhracat birim değerinin artması ve ithalat birim değerinin düşmesi, sektör açısından olumlu bir gösterge olarak kabul edildi.


 
07.08.2020
Devamı

Menderes’te Yangının Çıktığı An İha’larca Görüntülendi

İzmir'in Menderes ilçesinde, ekipler tarafından güçlükle kontrol altına alınan orman yangınıyla ilgili bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, bölgede sürekli olarak gözetleme yapan İnsansız Hava Araçları (İHA) yangının başladığı anları görüntüledi. İHA'lar, daha sonra ise kara birliklerine hemen koordinatları vererek erken müdahale edilmesini sağlarken, bölgede mangal yakanlarında izi tespit edildi.

Menderes ilçesi Çile Mahallesi'nde çıkan orman yangınına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin saatlerce havadan ve karadan söndürmek için mücadele verdiği yangınla ilgili piknik yapmak için mangal yakanların izi tespit edildi.

Yangının neden çıktığına ilişkin inceleme yapan ekipler, Çile Mahallesi'nde bir mangal ateşinin yakıldığını, söndürmek için ise hortumla su taşındığını belirledi. Yangının bu nedenle çıkabileceği düşünülürken, bölgeden fotoğraf kareleri de ortaya çıktı.

Öte yandan, İnsansız Hava Aracının (İHA) Menderes'te keşif yaptığı ve yangının başlamasıyla kara birliklerine lokasyon ve koordinat verdiği görüntülerde ortaya çıktı.

İHA'lar tarafından kaydedilen görüntülerde, yangının Menderes'te başlama anları yer alıyor. Bölgede o sırada gözetleme yapan ısıya duyarlı İHA'lar, yangını tespit etmesiyle kara birliklerine koordinat ve lokasyon gönderiyor.

Alınan bölgeye göre, üretilen İHA'larla ilgili yazılım çalışmalarına başlandığı öğrenildi. Yazılım çalışmalarının tamamlanmasıyla İHA'ların anında ormanlardan fotoğraflama çalışmaları yapabileceği, bu sayede orman yangınlarının neden çıktığı konusunda da bilgi sahibi olunabileceği aktarıldı.
06.08.2020
Devamı

Tagem’de Atama

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür (Tagem) yardımcılığına İsmail Hakkı Kalyoncu getirildi. Konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı yazısı:

Cumhurbaşkanlığından:

Karar: 2020 / 399

Tarım ve Orman Bakanlığında açık bulunan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince İsmail Hakkı Kalyoncu atanmıştır.

                                                                                                                                                                                                 Recep Tayyip ERDOĞAN
                                                                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI

05.08.2020
Devamı

Kars'ta Dolu, Ekili Tarım Arazilerine Zarar Verdi

Hafta boyunca etkili olan sağanak ve dolu, Selim, Kağızman, Akyaka ve Arpaçay ilçelerindeki ekili tarım arazilerine zarar verdi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hasada hazırlanan çiftçilerin zararlarının tespit edilmesi için çalışma başlattı.

İl Tarım ve Orman Müdürü Hüseyin Düzgün, AA muhabirine, dört ilçedeki bazı köyler ile merkez köylerde şiddetli sağanak ve dolu nedeniyle tarım arazilerinin zarar gördüğünü, ekiplerin sahada çalışmalara başladığını söyledi.

Arpaçay'da yaklaşık 20 dekarda sebze eken çiftçilerden Seyfettin Üneş, dolu nedeniyle birçok ürününün zarar gördüğünü anlattı.

Bostanda soğan, domates, kabak, lahana, aş otu, biber gibi birçok ürün yetiştirdiğini belirten Üneş, şöyle konuştu:

"Yumurta büyüklüğünde dolu yağdı. Salatalık, fasulye ve diğer ürünler yeşillikten görünmüyordu. Tam toplanma zamanları geldiğinde dolu vurdu. Yaklaşık 3 aydır yetiştiriyorduk ama emeklerimiz yarım saatte boşa gitti. Dolunun vurduğu soğanları biçiyoruz. Salata ve kabakları da temizleyeceğiz, daha sonra sulayacağız. İnşallah eskisi gibi olur."

Üneş, daha çok bakım yapıp ürünlerin bir kısmını kurtarmak için çalıştıklarını belirterek, "Allah beterinden saklasın. Bir şey olmamış gibi işimize odaklanıp çalışmamız lazım." ifadelerini kullandı.
05.08.2020
Devamı

Muş’ta Açılan Süt Toplama Üniteleri Hayvancılığı Canlandırıyor

Muş’ta, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından finanse edilen ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen “Çiğ Süt Soğuk Zincir” projesi çerçevesinde kentteki 17 köye 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri kuruldu.
Muş’ta tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan vatandaşların yüzü, DAP İdaresi ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan süt toplama merkezleri ile gülmeye başladı. Yılın 12 ayı sütlerini değerlendirmenin sevincini yaşayan vatandaşlar, günde 2 defa elde ettikleri sütü toplama ünitelerine teslim ediyor. İlk olarak 17 köye kurulan süt toplama ünitelerinden umutlu olan besiciler, hayvancılık ve üretimin artacağını ifade etti.
Günde iki defa süt toplama ünitesine süt teslim ettiğini ifade eden Kıyık köyü sakinlerinden Ali Sosan, uygulamadan memnun olduklarını söyledi. 12 ay sürekli olarak sütlerini buraya teslim edeceklerini belirten Sosan, “Yeni kuruldu. Köy olarak katılım da var. Günde 60 litre süt teslim ediyorum. Her ay başında paramız hesaplarımıza yatıyor” dedi.

“Yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk”
Kıyık Köyü Muhtarı Mustafa Sönmez ise çiğ süt soğuk zincirinin 12 ay boyunca günde 2 defa süt teslim aldığını belirterek, “Temmuz ayının birinden itibaren süt alımına başlandı. Büyük firmalarla anlaşmalar yapılmış. Buraya getirilen sütler hijyenik bir şekilde teslim alınıyor. Bu süt toplama ünitesi kurulmadan önce sütlerimizi mandıraya teslim ediyorduk. Piyasa şartları oluşmadan mandıra sütümüzü almıyordu. Biz yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk. Merkezin kurulmasıyla bu bölgede hayvancılık canlanacak. Başlangıç etabı olmasına rağmen günlük 30 vatandaşımız sabah akşam sütünü buraya teslim ediyor” diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Afyonkarahisar’da Ölümlü Kaza!

Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patpat diye tabir edilen tarım aracı ile tırın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında baba hayatını kaybederken kızı ise ağır yaralandı.
Kaza, Şuhut'un Atlıhisar köyü yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şuhut ilçesinden Karaadilli beldesi istikametine giden Osman A. idaresindeki 03 BP 793 plakalı tır, Atlıhisar köyü çıkışında Bayram Köken'in kullandığı patpat ile çarpıştı.
Kaza sonrası hurdaya dönen patpatın sürücüsü Bayram Köken ile kızı Nurcan K. yaralandı. Yaralılar çevredekilerin haber vermesi ile olay yerine gelen 112 Acil Servis ambulansları ile hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan sürücü Bayram Köken yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı, kızının tedavisi ise sürüyor.

Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.
05.08.2020
Devamı

Sivas'ta 10 Bin Dekar Tarım Arazisine Dolu Zararı

Sivas’ın Ulaş ilçesinde etkisini gösteren sağanak ve dolu nedeniyle Acıyurt, Kurtoğlu ve Çevirme köylerinde su baskını yaşandı. Baskınlarda ekili tarım arazileri zarar gördü.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Ulaş İlçe Tarım Müdürü Sevil Sırakaya ve Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu, köylülerle birlikte ekili alanlarda hasar tespitinde bulundu.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, "Dolu yağışı nedeniyle Acıyurt ve Kurtoğlu köylerinde zarar meydana geldi. Ben de yerinde görmek amacıyla buradayım. Arkadaşlarımız hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarına başladı. Tahmini 10 bin dekar arazi zarar görmüş gibi. İnşallah Bakanlık olarak da gereken desteği vereceğimizden herkes emin olsun. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum" dedi.

"Afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz"

 

Ekili alanların büyük ölçüde zarar gördüğünü belirten Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu ise "Tarlada ekin kalmamış. Afet olmuş. Bunun genel bir afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Çiftçilerimizin bazılarının sigortası yok, Çifti Kayıt Sistemi (ÇKS) yok. Bunları genel kapsamda değerlendirmek istiyoruz. Devletimizden yardım istiyoruz" diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Rekor Katılımlı Bayramlaşma

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli videokonferans yöntemiyle yaklaşık 32 bin Bakanlık personeliyle online olarak bayramlaştı.
Konuşmasına “öncelikle sizlerin ve çok kıymetli ailelerinizin Mübarek Kurban Bayramını kutluyorum” diyerek başlayan Bakan Pakdemirli “Kurban Bayramımızın; ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için huzur, barış ve esenliklere vesile olmasını diliyorum.  Allah kurbanlarınızı, hayırlarınızı kabul eylesin. Şüphesiz bu bayramlara erişmemize vesile olan kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum” dedi.
 
 150 Bin Personelimiz 81 İl, 922 İlçede Hizmet Veriyor
“Teşkilatımız içinde gerek orman, gerek tarım birimlerinde, görevi başında şehit olan personelimizi ve değerli ailelerini unutmamız mümkün değildir. Tüm görev şehitlerimizi de bu vesileyle, rahmetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun” diyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Çok sayıda meslek disiplininde; 150 Bin personelimiz 81 il, 922 ilçede hizmet veriyor. Biz, 83 Milyon vatandaşımızın tamamına hitap eden ve bunun sorumluluğunu taşıyan bir bakanlığız. Ülkemiz topraklarının yaklaşık %80’ninin sorumluluğu bizim üzerimizde. Tarıma, ormana, suya ve bilhassa gıdaya dokunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemiyle iki yılda büyük işlere beraber imza attık.18 yılda ortaya koyduğumuz güçlü tarım-orman alt yapısını, 2 yılda daha da sağlamlaştırdık. Hamdolsun, geldiğimiz noktada, üretecinin memnuniyeti ve Bakanlığımıza olan güveni daha da güçlendi. Burada sizlerin rolü ve gayreti çok kıymetli”
        Tarımsal Desteği %52 Artışla, 22 Milyar Liraya Çıkardık
Konuşmasında iki yılda hayata geçirilen projelere değinen Bakan Pakdemirli “Tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2019 yılında 12 yeni destek başlattık,  32 destek birim fiyatında da artış sağladık.  Desteklerdeki bu artışla, tarımsal hasılamız %45 artışla 275 Milyar Liraya ulaştı. 2019 yılında 5,3 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik.
Sertifikalı tohum üretimini %7 artırdık, 1 milyon 134 bin tona ulaştırdık. Üretici dostu politikalara ağırlık verdik, üreticimizin yüzünü güldürdük. Ekmeklik buğday fiyatını; son 2 yılda, %57 artışla, ton başına 1.650 Liraya çıkardık. Fındıkta alım fiyatını ilk kez hasat tarihinden önce açıkladık.  2 yılda, %55 artışla, kilogram başına 22-22,5 Lira aralığına çıkardık. Çay alım fiyatını; %34 artışla, kilogram başına, destek ile 3,40 Liraya çıkardık. Kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıyı regülasyon kapsamına dahil ettik. Hayvancılık desteklerini %78 artışla, 6,6 Milyar Liraya çıkardık. Büyükbaş hayvan varlığını, %8 artırarak 18,6 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığını, %20 artırarak 55,1 milyon başa çıkardık. Süt üretimi %4 artışla 23 milyon tona, Kırmızı et üretimi %7 artışla 1,2 milyon tona ulaştı. Su ürünleri üretimimiz %33 gibi rekor bir artışla 837 Bin tona ulaştı. Su ürünleri ihracatında 2023 hedefi olan 1 Milyar Doları, tam 4 yıl önce 2019’da yakaladık.
Gıda denetim sayısını %8 artırarak, yıllık 1,2 Milyonun üzerine çıkardık. 2020 yılında gıdalarda taklit ve tağşiş yapan firmaları 4 kez ifşa ettik. Kırsal Kalkınmada 7 Bin projeye, 2,7 milyar Lira hibe sağladık. Bu hibelerle 23.700 kişilik istihdam oluşturduk.  2 yılda 600 Milyon fidanı toprakla buluşturduk. “GELECEĞE NEFES” kampanyasıyla 1 günde 13,8 Milyon fidan diktik. Orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi güçlendirdik. İlk defa İHA’ları yangınları izleme amacıyla kullanmaya başladık. Öncekilerden 3 kat daha fazla su taşıyan amfibik uçakları ilk defa hizmete aldık. 47 adet yeni alanı Korunan Alan kapsamına aldık. Suyun gücünü milletle buluşturduk. 68 Baraj, 45 Gölet ve Bent, 42 HES yapımı tamamladık. 159 Bin hektar alan sulamaya açtık. 1,2 Milyon hektar alanda Arazi Toplulaştırma tescilini tamamladık” dedi.
Pandemi Sürecini Tarımsal Üretim ve Gıda Tedarikinde Sorun Yaşamadan Atlattık
Pandemi sürecinde 7/24 çalıştıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli “Perakende zincirlerini yönlendirdik, böylece, yurtdışındaki market manzaralarını görmedik. Sizlerin gayretleriyle tarımsal üretim kesintisiz devam etti. Pandemi sürecinin en yoğun hissettiğimiz ilk 5 ayda tarımsal desteklerin %55’ini ödedik. Tohumun %75’inin çiftçimize hibe vererek, ekilmeyen hazine arazilerini üretime kazandırıyoruz. Çiftçimize, ÇKS başvurularını dijital ortamda yapma imkânı getirdik. Allah’a şükür, bu süreci alnımızın akıyla, tarımsal üretim ve gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık. Bu gayretlerinden dolayı her bir personelimize çok teşekkür ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Pandemi sürecine rağmen, son iki yılda başlatılan projelere yenilerinin eklendiğini belirten Pakdemirli, bu projelere değinerek, projelerin tarım ve ormanın geleceği için kritik önem taşıdığını söyledi.
Potansiyelimiz Büyük, Hedeflerimiz de Büyük
Yapılanların durmayı ve izlemeyi değil, daha iyisini yapmayı, yeni projeleri hayata geçirmek için ışık olması gerektiğini ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
“Artık gelecek 1 yılı, 2 yılı değil; 10 yılı, 25 yılı çok doğru tasarlamak ve bütün altyapıları tamamlamak zorundayız.  Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz de büyük. Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmamalıyız. Hazine arazilerini üretime kazandırmak için her bir boş araziyi tespit ederek ekime-dikime kazandırmalıyız. İnşallah; Hazine arazilerinin kullanımı ile ilgili uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen mevzuatı en kısa sürede yayımlayacağız. Üreticileri; doğru ve kârlı üretime, verimli çeşitlere yönlendirelim. Demonstrasyonlar yaparak bu çeşitleri sahada çiftçimize gösterelim. Üretim planlamasında optimizasyon bizim önem verdiğimiz bir konu. Bu kapsamda yeni çalışmalarımız olacak.
Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı konusunda taviz vermeyelim. Bu konuda ciddi mesafeler aldık. 2002 öncesi tarım dışına çıkarılan arazi miktarı yıllık 120 bin hektar iken, bu miktarı ortalama 60 bin hektara düşürdük.  Geçen sene bu rakam 10 bin hektarın altına indi. Bu sürecin devamında sizin rolünüz çok önemli”
2023 Hedeflerimize Ulaşmak, Sizin Gayretlerinizle Olacaktır
Bakanlığın belirlediği hedeflerin ve ortaya koyduğu projelerin, sadece merkezin değil; tüm taşra birimlerimizin de hedefleri ve projeleri olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu bilinçle her zaman sahada, üreticinin ve tüketicinin yanında olmalıyız. Yaptığımız bütün icraatları; hece hece, kelime kelime, gerekirse köy köy, kahve kahve gezerek anlatmalıyız. 83 milyon vatandaşımıza; sorunlarını çözen, yeni projeler sunan ve bunu özveriyle yapan bir teşkilat olduğumuzu hiçbir zaman unutturmayalım. 2023 hedeflerimize ulaşmak, sizin gayretlerinizle olacaktır. Şimdi daha çok çalışmalıyız. Hedefleriniz her zaman büyük olsun.  Başta ben olmak üzere, tüm yöneticilerimiz, her zaman sizlerin yanınızda, arkanızda. Bu duygu ve düşüncelerle; tekrar sizlere ve ailelerinize hayırlı bayramlar, sağlıklı günler ve bereketli yarınlar diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
04.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kalkınmasına yönelik yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği vererek, kırsaldaki üreticilerimizin yanında durdu ve onları yalnız bırakmadı.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında kırsal kalkınma yatırımlarını desteklediklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “2006 yılında başlattığımız KKYDP ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi ile alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması maksadıyla çeşitli alanlardaki yatırımlara %50 oranında hibe desteği veriyoruz” diye konuştu.
GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER BAŞVURABİLİYOR
Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik, yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması ve alet ekipman alımlarına ilişkin hibe desteklerine gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Bu kapsamda 2006-2020 yılları arasında bu alanlarda 4,1 Milyar TL hibe desteği sağladık. Ayrıca modern sulama sistemlerinin desteklenmesi maksadıyla yapılan yaklaşık 625 milyon liralık hibe ile bu rakam 4,725 milyar liraya ulaştı” değerlendirmesinde bulundu.
GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİNE 1,43 MİLYARLIK HİBE
Diğer yandan kırsal kalkınma için 2016-2018 yılları arasında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programının uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Proje ile bitkisel üretime,  hayvansal üretime, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kişi başı 30.000 lira hibe desteği verdik. Bu bağlamda 47.775 genç çiftçimizin projesine toplam 1,43 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu proje 2018 yılında tamamlandı” açıklamasını yaptı.
UZMAN ELLER PROJESİNİ BAŞLATTIK
2019 yılında ise tarım ve orman alanında üniversite eğitimi alan genç çiftçilerimize yönelik Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesini pilot olarak başlattıklarını söyleyen Pakdemirli “Projeyi İzmir, Düzce, Mardin ve Amasya illerinde başlattık. 100 kişiye 100’er bin lira hibe sağladığımız bu projede destekleme verilen işletmelerin kâr-zarar durumu ve faaliyetleri yakından takip edilecek. Olumlu etkileri görüldüğü takdirde, projeyi, Türkiye’nin bütün illerine yaymayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
IPARD İLE KIRSALA 4,3 MİLYAR LİRALIK HİBE
Ülkemizde Avrupa Birliğinin ortak tarım politikasına uyum için politika geliştirmeyi destekleyen, tarım sektörü ve kırsal alanların sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlamayı amaçlayan Kırsal Kalkınma Programının da (IPARD) uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“IPARD-1 ve IPARD-2 programlarıyla son 10 yılda yaklaşık 16.500 projeyle sözleşme imzaladık, bu projelere 4.3 milyar TL hibe desteği ödedik. Böylece kırsalda 12.5 milyar TL yatırım yapıldı, 67 bin yeni istihdam oluştu”
KIRSALA TOPLAM HİBE YAKLAŞIK 10,5 MİLYAR LİRAYI BULDU
Bakanlık olarak kırsaldaki vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin her daim yanında olduklarını ve bundan sonra da onları yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bugüne kadar kırsal kalkınma maksadıyla yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği sağladık. Bu desteklemelerimiz bundan sonra da devam edecek” ifadelerini kullandı.​
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Gıda Cezası

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yılın ilk 7 ayında 705 bin gıda denetimi yaptıklarını ve uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 63 milyon liranın üzerinde idari cezası uyguladıklarını açıkladı.

Bakan Bekir Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, gıda üretim ve satış ile toplu tüketim yerlerine yönelik denetim ve kontrolleri her geçen yıl artırarak devam ettirdiklerini ifade etti. 2002 yılında 39 bin olan gıda denetim sayısını geçen yıl 1,2 milyona çıkardıklarını kaydeden Bakan Pakdemirli, "Bu yılın ilk 7 ayında ise gıda üretim yerinde 122 bin 989, gıda satış yerinde 311 bin 616 ve toplu tüketim yerinde 270 bin 574 olmak üzere toplamda 705 bin denetim gerçekleştirdik. Denetim sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik 7 bin 446 adet toplamda 63 milyon 111 bin 879 TL idari para cezası uyguladık. 87 işletme için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk" dedi.

 

Alo Gıda Hattı Aracılığı ile 2,4 Milyon Başvuru Yapıldı

Vatandaşların gıdayla ilgili gördükleri olumsuzlukları bakanlığa bildirmesi için 2009 yılında başlatılan 174 Alo Gıda hattına bugüne kadar toplamda 2,4 milyondan fazla arama yapıldığını belirten Pakdemirli, buna ek olarak bu yılın mart ayında hayata geçirdikleri WhatsApp ihbar hattına da yaklaşık 30 bin ihbar ve başvuru yapıldığını ifade etti.

04.08.2020
Devamı

Büyükbaş Hayvancılık Hibe kredisi ve Desteği Şartları 2020

2020 yılında dinamik çiftçilerimize hibe kredi desteği sağlanarak hayvancılık sektöründe büyük adımlar atılmıştır. Ziraat bankası da faizsiz kredi desteği sağlamaktadır. TKDK ve tarım il müdürlüğünün resmi gazetede yapmış olduğu açıklamaya göre büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin üst kredi limiti 10.000.000 TL’ye kadar yükseltilmiştir.

Büyükbaş hayvan hibe desteği nasıl alınır?

2020 yılın yıllık cari faiz oranı %10 olarak hesaplanarak çiftçilerimize ciddi bir oranda destek olunmuştur. Fakat bu destekten faydalanmak için hem hayvanlar hem de hayvan sahiplerinden istenilen bazı şartlar vardır. İstenilen bu şartlar resmi gazetede yayımlanmıştır.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Hayvanlar)

Büyükbaş hayvanının Türkvet’e kayıtlı olması gerekir.
Desteklenecek olan bu büyük baş hayvanının dişi ise en az bir kere doğum yapmış olması gerekmektedir.
3 yaşından büyük olması gerekmektedir
Söz konusu büyük baş manda ise 4 yaşından büyük ve bir kez doğum yapmış olması istenilmektedir.
Büyükbaş hayvanın verimi yüksek olan holstein siyah ya da alaca brownsiwis, simenta, jersey olması istenilmektedir.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Çiftçiler)

Hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken birkaç husus bulunmaktadır. Hepinizin aklında banka kredi notu geliyor ise doğru düşünüyorsunuz.
Banka kredi notunuzun 1690 puan üzeri olması şarttır.
Gerek duyulması durumunu düşünerek olası bir kötü durum için 2 adet kefil gösterilmesi istenilmektedir.
Hayvan sahibi olacak çiftçileri vergi dairesine borçlarının olmaması gerekmektedir.
Çiftçi kayıt sistemi belgesi alma zorunluluğu vardır.
Hayvanlar küpeli değil ise finansman bedeli olarak gösterilecek mal, mülk istenilmektedir.
Banka sözleşme kağıdının eksiksiz bir şekilde doldurulması ve imzalanması gerekmektedir.

Tüm bu şartlar sağlandıktan sonra hibe kredisi desteği almanızda herhangi bir engel yoktur. Bu müracaatı ziraat bankasının tarımsal işler bölümüne yapabilirsiniz. Ziraat bankasının sağlamış olduğu kredinin yıllık faiz oranı %10 dur. Bu orana 40 yaşından küçük ya da kadın olma durumunuz eklenirse %0,9 düşmektedir. Tüm bu bilgilere ek olarak damızlık düve yetiştirmek isterseniz faizsiz kredi imkanı da sunulmaktadır.

04.08.2020
Devamı

Çorumlu Köylüler: Birleşip Eylem Yapacağız

 MTA ekipleri, Çorum’un Dodurga ilçesinin Mehmetdede Tekke köyünde sondaj çalışması yapılması için ihale açtı. İhaleyi kazanan firmanın şantiye kurulumunu tamamladıktan sonra bölgede rezerv araştırması yapacak olmasına köy halkı tepki gösterdi. Köylüler, sondaj çalışmalarından sonra tarım ve meyvecilik üretiminin sekteye uğrayacağını, tarım yapılabilecek arazilerin azalacağını söyledi.
Muhtar: Kesinlikle bu aramaya karşıyız
Mehmetdede Köyü Muhtarı Ali Üremiş, köy sınırları içerisinde maden araması yapılmasına karşı olduklarını ifade ederek, “Altın siyanürle aranır, siyanür ise toprağa ve yer altındaki suya zarar verir. Köyümüzün geçim kaynağı ise çiftçiliktir. Tarlamızı, bahçemizi sulamak için sondaj vuruyoruz. Bu, bizi haliyle olumsuz etkileyecek, çiftçilik yapmamıza mani olacaktır” dedi.
Muhtar Ali Üremiş, arama yapılacak bölgenin HES Obruk baraj gölüne sadece 100 metre mesafede olduğuna dikkat çekerek, bu baraj gölünden çeltik tarlalarının ve diğer arazilerinin de sulandığını ayrıca baraj gölündeki balıklarında siyanürlü aramada zarar göreceğini vurguladı.
Maden Tetkik Arama Müdürlüğü ekipleri köylerinde arama yapmakta ısrar ettiği takdirde köy halkı olarak eylem yapacaklarını kaydeden Ali Üremiş, “Köyümüzün geleceği ile oynatmayız. Sadece bizim köy değil, bölgeye yakın diğer köyler de bu aramada zarar görecektir. Diğer köylerle birleşip eylem yapacağız. Ne olursa olsun suyumuzun kirletilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Ali Üremiş, konuyla ilgili olarak Vali Mustafa Çiftçi ile görüştüğünü ancak Vali Çiftçi’nin, kendisine, “Konuyla ilgili bilgim yok” dediğini belirterek, bir ilin valisinin bilgisi olmadan MTA’nın nasıl böyle bir arama yapacağını ve kimlerden izin aldığını merak ettiklerini söyledi. Üremiş, konuyla ilgili bilgi almak amacıyla Dodurga Kaymakamı Abdülkadir Işık’ın yanına gittiklerini, Kaymakam Işık’ın da yeterli bilgiye sahip olmadığını sözlerine ekledi.

04.08.2020
Devamı

Pakdemirli’den, Orman Yangınları İle İlgili Açıklama

Bakan Bekir Pakdemirli, orman yangınlarına yapılan müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakan Pakdemirli, Sivas Gemerek, Bolu Kıbrıscık, İstanbul Maltepe, Ataşehir, Diyarbakır Hani, Çardaklı, Balıkesir Dursunbey, Ayvacık, Eskişehir Tepebaşı ve Musaözü’ndeki orman yangınlarının ekiplerin yoğun çalışmaları sonucunda söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
 
KONTROL ALTINA ALINAN YANGINLAR
Pakdemirli, kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına başlanan yangınları ise şöyle sıraladı: "Kastamonu Taşköprü, Derebeysi, Denizli Çal, Poyrazlı, Kırklareli Demirköy, Bulanıkdere, Osmaniye Düziçi, Osmaniye Merkez, Adana Kozan, Antalya Konyaaltı, Hisarçandır, Muğla Menteşe, Dokuzçam, Yeşilyurt, Ankara Nallıhan, Kızılcahamam, Hatay İskenderun, Akarca, Gaziantep Şehitkamil, Tokat Erbaa, Yoldere, Manisa Alaşehir, Kozluca, İzmir Kiraz, Karaburç, Sinop Boyabat ve Oğlakcılar yangınları kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarına başlandı. Sinop Durağan yangınını söndürme çalışmalarımız ise devam ediyor."
 
04.08.2020
Devamı

KLORDİOKSİT’İN TARIM VE HAYVANCILIKTA KULLANIMI

Klordioksit, dünyada birçok sektörde değişik amaçlar ile kullanılmaktadır. Doğru kullanım ve doğru dozlama ile mükemmel sonuçlara ulaşmak mümkündür. Klordioksit, bakteri, rota-virüsler, mantar, küf, maya, parazit, yosun ve biyofilmin bertarafı üzerinde etkinliğini kanıtlamıştır. Tarımda ve hayvancılıkta bitkisel üretimde kanser, nematod ve fusarium, hayvancılıkta şarbon, şap, brusella sorunlarına karşı da bir çözüm olarak kullanılmaktadır.
 
FAO, WSU, FDA, WHO, US EPA gibi dünyanın önde gelen pek çok gıda, tarım ve sağlık kurumları klordioksiti, çevre ve insan dostu, organik tarım destekleyen, antikanserojen, hiçbir zararlı kalıntı bırakmayan bir dezenfektan olarak tanımlamış ve bu doğrultuda birçok projesinde yer vermiştir.
 
Klordioksit AB, USEPA, WHO standartları ve birçok ulusal içme suyu yönetmeliklerine göre insan ve hayvan tüketimi için izin verildi. Aynı zamanda Amerikan Çevre Koruma Dairesi klordioksitin patojenleri ve şarbon gibi hastalık mikroplarını güvenli bir şekilde yok ettiğini onaylamıştır.
 
KLORDİOKSİTİN KULLANIM ALAN-YERLERİ
 
Klor dioksit çok geniş alanlarda kullanılmaktadır. Sağlık sektörü, eğitim sektörü, toplu yaşam merkezleri, içme-kullanma ve arıtma suları, ağartma işlemleri, gıda sektörü, tarım ve hayvancılık bunlardan bir kısmıdır.
 
TARIM SEKTÖRÜNDE KLORDİOKSİT KULLANIMI
 
Topraktaki zararlıları yok etmek amacıyla kullanılan kimyasallar, toprağın ve bitkilerin biyolojik yapısını bozarak, bitkilerin zararlılarla ve hastalıklarla mücadele gücünü düşürmektedir. Özellikle toprak zararlılarının, kimyasallara karşı belli bir süre sonra bağışıklık kazanması, bazı kimyasalların toprakta kalan kalıntılarının bitkiler vasıtasıyla canlılara geçmekte ve canlı dokusunda kalıntılarının birikmesi nedeniyle kimyasal mücadele gün geçtikçe büyüyen bir sorun haline gelmektedir.
Tarımsal üretimde; kalite ve verimliliğin artırılmasında, hasat öncesi ve sonrası kayıpların önlenmesinde, hastalıklar ve patojenler ile mücadelenin önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu mücadele yöntemleri hem pahalı hem de zaman kaybına sebebiyet vermektedir. 
Günümüzde tarım sektöründe klordioksitin toprak dezenfeksiyonunda tercih edilmesinin nedeni, hem toprağın kimyasal ve biyolojik dengesini hem de bitkilerin biyolojik dengesinin korumasıdır. Ayrıca klordioksit, oksidasyon gücünün çok yüksek olması ve bilinen en kuvvetli dezenfektan olması sebebiyle mevcut kimyasallara oranla çok daha etkilidir ve arkasında kalıntı bırakmaz.
 
HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDE KLORDİOKSİT KULLANIMI
 
Hayvan işletmelerinde verimliliğin yanında elde edilecek ürününde sağlıklı ve kaliteli olması önemlidir. Birçok viral ve bakteriyel hastalıkların hayvanlardan insanlara geçmesi hayvansal ürünlerin hijyenik olması önemini artırmaktadır.
 
Bir işletmede kaliteli üretim açısından değerlendirmek için çok farklı alanlara bakmak gerekmekle birlikte en önemlisi hayvan temizliği ve dezenfeksiyon işlemidir. Çünkü, hijyenin en son ürüne kadar etkisini sürdürmesi sebebiyle önem sıralamasında en başta gelir.
Ülkemizde barınak içi koşullar konusu halen problemdir. Salgın hastalık oluşturabilecek mikrobun işletmeye girmesihastalığın kısa sürede yayılması anlamına gelir. Bu sebeple hayvan yetiştirme alanlarında ve kesimhanelerde, ortamda yaşayan patojen ve mikroorganizmaların etkilerini en aza indirmek, bulaşıcı hastalıklarınan ortaya çıkmasını ve yayılmasını önlemek hayvanlarının verimini artırmak için, hayvancılık işletmesi, barınak, alet ekipman, çalışanlarda ve kullanılan araç gereçlerin, güçlü dezenfektanlar ile dezenfekte edilmesi çok önem arz etmektedir.
Güçlü dezenfektanların kalıntı bırakması, insan ve hayvan sağlığın üzerine özellikle solunum yolu rahatsızlıklarına sebep olmaları gibi olumsuz yönleri oldukça yüksektir.
Ülkemizde genellikle halen dezenfektan yerine kireç ve kanserojen etkisi yüksek formaldehit gibi kimyasallar kullanılmaya devam edilmektedir.
Ülkemizde yeterli seviyede ve uygun özellikte dezenfektan kullanılmaması sebebiyle dünyada kontrol altında tutulan şap, brusella ve verem gibi bazı bulaşıcı hastalıkların daha yaygın olarak görülmesine sebep olmaktadır.
 
Unutmamak gerekir ki etkin bir dezenfektan kullanımı ile hayvan ve verim kayıpları da en aza indirilir. Dünyada bugüne kadar hayvancılıkta kullanılan en etkin dezenfektan KLORDİOKSİT olmuştur.
Klordioksit geniş spektruma (bakteri, virüs, mantar, alg, mikrobik tek hücreli canlılar, vb) sahip olması, etki süresinin kısa olması, geniş bir pH ve ısı aralığında etkili olması, organik atıkların varlığında dahi etkili olması ve onlarla etkilişime girmemesi, kullanıldığı ortam materyaline (beton, toprak, ahşap, vb) bağlı etkilişim göstermemesi, biyofilm oluşturmaması ve hatta temizliğinde kullanılması, atıkların da dezenfekte edilmesinde kullanılması, ortamda kansojen oluşturacak bileşiklere girmemesi, kalıntı bırakmaması, hayvancılık işletmelerinde kullanılmasının tercih nedenlerindendir.
 
Klordioksit bakteriyel kontaminasyonu temizlemek için en iyi ve kesin çözüm olarak uygulanmaktadır. Bu amaçlı kullanımlarda özellikle amonyak gazını okside ettiği için hayvandaki stresi azaltarak genel büyüme performansını pozitif olarak etkiler.
 
Ayrıca, hayvancılıkta kullanılan her türlü alet-ekipman, araç-gereç, yemlikler, suluklar, yem kapları ve el arabaları, hayvanlara yedilen yemler, klordioksitle materyalin özelliğine göre püskürtme, yıkama, silme şeklinde dezenfekte edilebilir. Hayvanların kaşınma fırça veya kazıkları da püskürtmek süretiyle klordioksitle dezenfekte edilebilir.
 
Bu sebeple hayvancılıkta yeni nesil dezenfektan klordioksit önerilmektedir.
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından all düzey dezenfektan olarak onaylanmıştır. Bu dezenfektan insanlar, hayvanlar ve çevre için zararsız, hızlı etkisi ile tüm virüs ve bakteriler için geniş spektrumlu etkinliğe sahip, mikroorganizmalar tarafından bağışıklık geliştirilemeyen, bakteri sporlarını öldürebilen dezenfektandır. Kullanımı kolay bir dezenfeksiyon olmakla beraber aynı zamanda koku önlemekte de etkindir.
 
Fransız bilim adamlarının ve Dünya Sağlık Örgütünün bağımsız olarak prionlara (hastalık etmeni olan prionların sebep olduğu örneğin Deli Dana hastalığına) karşı dezenfeksiyon konusunda yürüttüğü araştırmalarda görülmüştür ki Klordioksit her iki bağımsız çalışmada da prionlara karşı dezenfeksiyonda kısmen etkili kabul edilen tek dezenfektandır. Şu anda deli danaya karşı bilinen tek ve en etkili dezenfektandır. Ayrıca klordioksit; şarbon, brusella, vb zoonoza (insana geçebilen hayvan hastalıkları) karşı etkinliği kabul edilmiş bir dezenfektandır.
 
ABD'de 2001 yılında şarbon salgınından sonra binaların korunmasında ve hava dezenfeksiyonunda kullanılmıştır.
 
Büyükbaş ve Küçükbaş hayvancılıkta klordioksitin kullanım alanları;
 
İçme suyu, su depoları ve borularının dezenfeksiyonunda, içme suyu sistemlerinin düzenli dezenfeksiyonunda, su hatlarında oluşan hastalık yapıcı biofilm ve yosun tabakasının çözülmesinde, boş ve dolu barınakların dezenfeksiyonunda, işletmenin doğumhane,revir, sağımhane gibi hassas alanlarında, taban, tavan, duvar gibi yüzeylerin dezenfeksiyonunda, üretim ve işlemede kullanılan alet ve ekipmanların dezenfeksiyonunda, sağım üniteleri, biberonlar ve süt tanklarının dezenfeksiyonunda, yem, yemlik ve sulukların dezenfeksiyonunda, bulaşıcı hastalıklara karşı ortam ve hava dezenfeksiyonunda, bulaşıcı hastalıklara hayvanın ağız, burun ve bütün vücutlarının dezenfeksiyonunda, havalandırmada kullanılan fan ve pedlerin temizlik ve dezenfeksiyonunda, taşıma, nakil araçlarının ve malzemelerinin dezenfeksiyonunda, kaşınma fırça ve kazıkların dezenfeksiyonunda, soğuk hava depolarında, sıvı ve gübre alanlarında, güvenle kullanılır.
 
 
Adnan AKSU
Ziraat Mühendisi
 
29.07.2020
Devamı

Uzmanından Kurban Eti Önerileri

Kurban etinin saklanmasından pişirilmesine dikkat edilmesi gereken herşeyi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selin Cengiz anlattı.

Kurban eti konusunda uyarılarda bulunan Diyetisyen Selin Cengiz, "Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeden birkaç saat içinde pişirilerek tüketilir. Ancak Ölüm katılığı (rigor mortis) dediğimiz, hayvanın kesilmesi sırasında oluşan kas kasılması durumunun ortadan kaybolması ve etlerinizin pişince sert olmaması için, dolaba kaldırmadan ve tüketmeden önce yaklaşık 12-24 saat kadar beklemesi gerekiyor. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılı durumlara neden olabilir. Özellikle mide rahatsızlığı olan bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir." dedi. 

 
KURBAN ETİNİ NASIL SAKLAMALI?
 
Kurban etinin sağlık açısından risk oluşturmaması için saklanma koşulları ile ilgili de bilgi veren Cengiz, "Etler; büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 santigrat derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir." diye konuştu.
 
KURBAN ETİ NASIL PİŞİRİLMELİ?
 
Corona virüsün gıdalarla bulaştığına dair bir bulgu olmasa da gıda hazırlama süreçlerinde temizliğin en üst düzeyde sağlanması gerektiğine dikkat çeken Selin Cengiz, etlerin iyi pişirilmesi gerektiğini dile getirdi. Etin kömürleşecek şekilde kızırtılmaması gerektiği konusunda da uyaran Cengiz, demir emilimini artırmak için etin yanında mutlaka C vitamini tüketilmesinin de altını çizdi. 
 
Diyetisyen Selin Cengiz, etin pişirilmesi ve tüketilmesi konusunda şunları söyledi:
 
 "Et ürünleri başta olmak üzere; pişen tüm yiyeceklerin yüksek iç sıcaklığa erişmesi yani iyi pişirilmesi oldukça önemlidir. Kırmızı et; iyi kalite hayvansal protein olmasının yanı sıra, demir, fosfor, magnezyum mineralleri, çinko ile B1, B6, B12 ve A vitaminlerini içermektedir. Etler, C ve E vitaminini içermezler. Bu yüzden kırmızı etin yanında C vitamini içeriği yüksek besinlerle tüketilmesi, demir emilimini de artırması nedeniyle daha faydalı olacaktır. Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır. Etler mangal yapılacaksa; kömürleşecek şekilde kızartılmaması gerekir kömürleşen etler her zaman kanser riski taşır. Etin ateşe yakın olması B1, B12, folik asit gibi vitaminlerin kaybolmasına neden olmaktadır. Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılmalıdır. Ayrıca,pişirirken içerisine kuyruk yağı ve iç yağ eklemek yapılan hatalardan biri olmaktadır. Sakatatlar, kolesterol ve doymuş yağ içeriği bakımından oldukça zengindirler. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. Bu nedenle tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir."
 
BU UYARILARA DİKKAT!
 
- Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli 
- Akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa veya lif içeriği yüksek besinler tercih     edilmeli. 
- Et kullanılarak yapılan sebze ya da baklagil yemeklerine ekstra yağ ilave edilmemeli.
- Özellikle katı yağlar, et yemeklerinde kullanılmamalı. 
- Etin kendi yağı ile pişmesi sağlanmalı, 
- Etlerin yanında rafine edilmiş pilav/makarna yerine bulgur/esmer pirinç; asitli/gazlı içecekler yerine ayran/yoğurt/cacık tüketilmeli, 
-Günlük (2-2.5 lt) su tüketimine dikkat edilmeli

29.07.2020
Devamı

Buğday Ekili Tarla Yandı! Tarla Sahibi Çiftçi Hayatını Kaybetti

Konya'da, Ramazan Özbek'e ait buğday ekili tarlada henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Özbek, alevlerin arasında kalıp hayatını kaybetti.

Olay, bugün Akkise Mahallesi'nde meydana geldi. Ramazan Özbek'e ait 20 hektarlık buğday ekili tarlada belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Ramazan Özbek, alevler arasında kalıp yaşamını yitirdi. Tarlayı saran alevler ise çevre belediyelerinin itfaiye ekiplerinin de müdahalesiyle söndürüldü. Özbek'in cansız bedeni de otopsi için morga kaldırıldı. Soruşturma sürüyor.

29.07.2020
Devamı

Damızlık Analar Kesilmeden Süte Zam Yapılsın

Hayvancılıkta pandemi sonrası ardı ardına yeme yapılan zamlar süt üretimini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Üretici yeme yapılan zamlardan sonra üretimin sürdürülebilirliği konusunda son aşamaya gelmişken; 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının artırılmasını bekliyor.
Gözler Ulusal süt konseyine çevrilmişken, Ulusal Süt Konseyinden ise süt fiyatların yeniden güncellemesine yönelik hiçbir gelişme olmadığı gibi Konsey’de toplanmıyor.
Süt üreticisi, ya soğutulmuş sütün referans fiyatı artırılacak ya da üreten alın teri döken, işletmelerimizde gece gündüz çalıştığımız hayvanlarımızı kesime göndereceğiz diyor.
Hal böyle olunca süt üreticisi ürettiği 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının 2,75 TL olmasını bekliyor.
Üretici 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının 2,75 TL olmasını, bu belirlenecek olan fiyatında 1 Ağustos tarihi itibari ile uygulamaya biran önce geçmesini aynı zamanda yeme zam gelmeyecekse beklentisinin olduğu 2,75 TL fiyatının ‘da 2020 yılının sonuna kadar uygulanmasını istiyor.
Umuyorizki Ulusal Süt Konseyi biran önce toplanarak 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatında üreticinin lehine bir karar verir. Aksi takdirde gece gündüz çalışarak bayramı seyranı olmadan dumansız bir baca görevi gören işletmelerdeki damızlık hayvanlar kesime giderek damızlık ithalatının önü açılacaktır.
Damızlık kesimleri yapılmadan süt üreticisinin yüzü gülsün. Damızlık analar hayatta kalsın.
29.07.2020
Devamı

PANDEMİ GÖLGESİNDE KURBAN SPEKÜLASYONLARI VE ÖRGÜTLENME

     Bu sene yaşadığımız salgın hastalık Kurban Bayramındada birçok şeyi değiştirecek gibi görülüyor. Öncelikle yıllardır kurban yerlerinde hayvan refahı ve hijyen şartları ile alınmasını istediğimiz pek çok kuralın kendiliğinden minimum standart olarak uygulanacağını göreceğiz. Bu gerçekten olumlu bir gelişme olacak. Sosyal mesafenin ve diğer korunma şartlarının sağlanabilmesi amacıyla alınacak tedbirler belki işleri biraz yavaşlatıp aksatacak ama randevulu sistemle Bayram boyunca zaten geç kararan havanın da yardımıyla güzel bir bayram yaşayacağımızı umuyorum.
Benim merak ettiğim konu, bu sene de yine herKurbanda olduğu gibi gündeme gelmesine alıştığımız spekülatif haberlerin pandemi etkisiyle nasıl değişeceği. Bildiğiniz gibi Kurban geldiği zaman piyasalarda canlı hayvan ve kırmızı et fiyatlarında anormal değişlikler olacağına ilişkin çeşitli haberler yapılır. Vatandaş ya kurbanlık bulamazsam ya da pahalanır endişesiyle bir an evvel kurbanını almaya çalışır.Yetkililer kesinlikle bütün önlemleri aldıklarını iddia ederler. Hatta sıkışırlarsa ithalatı açma tehdidini kullanırlar. Ellerindeki tek müdahale silahı ile piyasayı kontrol etmeye çalışırlar. Hâlbuki telaffuzu bile tehlikeli bu tip söylemler sektöre verdiği zarar uzun sürede ve zor telafi edilebildiği için mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.
     Burada devletin görevi, ülke ihtiyaçlarının ülke kaynakları ile en uygun maliyetlerle karşılanabilmesini sağlamaktır. Kişi başına kırmızı et tüketimimiz 15 kg’in altındayken, AB ‘de bu miktar 60 kg’in üzerindedir. Tarımda güçlü bir ülkenin halkı için bu miktarların çok daha üzerine çıkılması gerektiği aşikardır.Bunun için bilimsel bulgular ışığında gerekli planlamalar yapılmalıdır. Dengeli bir beslenme için vücudumuzdaki her 1 kiloya karşılık günlük 1 gr protein tüketilmesi ve bunun % 70’inin hayvansal kökenli gerektiği dikkate alınırsa; yaş ve cinsiyete göre toplam nüfusumuzun ihtiyaç duyduğu protein miktarını karşılayacak hayvan varlığı hesaplanabilir. Bu ihtiyacın karşılanmasında üretimden sofraya kadar uzanan ekonomik değer dikkate alındığında ortaya devasa bir sektör çıkmaktadır. Bu hesaba göre hayvancılık temelli, sürdürülebilir, stratejik açıdan iyi planlanmış politikalar üretilmelidir.Tarımsal üretim değerinin %50’den fazlasını oluşturan hayvansal üretim içinde en büyük pay et sektörüne aittir.Ekonomik açıdan bu kadar büyük bir sektörün girdilerini temin edecek, kayıtları tutacak, piyasanın talep ettiği kalite ve miktarda üretimi ve hatta ürünlerin işlenmesini planlayacak, sözleşmeler ile satışları yapacak, gerektiğinde piyasaya müdahale edebilecek bir düzenlemeye ve bunu yürütecek bir yapıya ihtiyaç bulunmaktadır. Burada piyasaları kamu yararına denetleyebilecek ve gerektiğinde düzenleyebilecek bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır.
     Hiç şüphesiz bu yapı üretici örgütleridir.
Ülkemize göre yaklaşık 4 kat daha fazla et tüketenAB’nin, et üretiminde bize göre farklı ve avantajlı durumları söz konusudur. Üretimin%70’e yakını küçükbaştan ve ağırlıklı olarak domuzdan karşılanmaktadır. En önemli girdi olan yem üretimindeise avantajlı iklim şartlarına sahiptirler. Ama bunlardan daha dikkat çekici olanı; kooperatiflerin piyasadaki en etkili aktör olmasıdır. Hayvancılığın diğer alanlarında olduğu gibi etin üretimi, kesimi, işlenmesi ve ticareti konularında da kooperatifler piyasada etkin bir rol oynamaktadırlar. Hem girdi temini, hem de sürdürülebilirlik açısından ot-et dengesi üzerine kurulmuş “Yeşil Ekonomi” ile ilgili yeniliklerin yaygınlaştırılmasına dair çalışmalar kooperatifler tarafından sürdürülmektedir. Piyasayahakim kooperatifler, 2013 yılında çıkartılan 1308 sayılı Ortak Piyasa Düzenlerine ilişkin temel kanun ve buna istinaden 2016 yılında çıkan 492 sayılı yönetmelikle belirlenen esaslar çerçevesinde; bölgeyi temsil edebilecek düzeyde bir araya gelerek Üretici Örgütleri (Producer Organisations) kurmaktadırlar. Bunlar sektörün kayıt altına alınmasında, üretimde, pazarlamada, özellikle sözleşmelerin yapılmasında, kırsal kalkınmada ve çevrenin korunmasında AB’de piyasanın ortak düzenlenmesinde önemli görevler üstlenmektedirler. Üye ülkeler, verimliliğin ve çiftçi gelirlerinin arttırılması ve bununla birlikte tüketici fiyatlarının da ulaşılabilir olması konularında Üretici Örgütlerine sorumluluklar vermişlerdir.
     Ülkemizdeki tarımsal işletmelerin yaklaşık %70’nde bitkisel ve hayvansal üretim birlikte yapılırken sadece %2,5’unda hayvansal üretim yapılmaktadır. Bu nedenle sadece hayvancılık ve özellikle kırmızı et ile uğraşan örgüt sayısı da diğer sektörlere göre daha azdır. Bu kapsamda ülkemizde kırmızı et örgütlerini ele alacaksak; doğrudan kırmızı et üreten üreticilerin örgütlerinin yanı sıra hayvansal üretimde bulunanları, hatta ıslahla uğraşanları da dikkate almamız daha doğru olacaktır.Ülkemizde hayvancılık ile uğraşan üretici örgütlerinin çoğu aynı zamanda tarımın diğer alanları ile de faaliyetlerde bulunmaktadır. Bunların içinde hayvancılık alanında sadece et üretimi faaliyetinde bulunan örgüt sayısı yukarıda belirtiğim gibi çok azdır. Kimisi bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık faaliyetlerinde bulunmakta, kimisi ise hayvancılık kapsamında yaptıkları ıslah hizmeti, süt üretimi ya da tiftik üretimi sırasında yan ürün olarak et üretmektedirler. Aşağıdaki tabloda et üretentarımsal üretim ve satış kooperatifler ile üretici ve ıslah birlikleri hukuki dayanaklarına göre sınıflandırılmıştır. 
     Ülkemizde kırmızı et sektöründe faaliyet gösteren üretici örgütleri
Örgüt Tipi Kanuni Dayanak Merkez Birliği Adı Birim Örgüt Sayısı Ortak/Üye Çiftçi Sayısı
Tarımsal Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Tarımsal KalkınmaKoop. Haykoop. ( Hayvancılık KoopMer.Bir) 6.823 745.371
Köykoop (Köy Kalkınma KoopMer.B)
Tarkoop(Tarım Kooperatifleri Mer. B.)
Orkoop(Orman Kooperatifleri Mer. B.)
Pankobirlik (Pancar Ekicileri KoopM.B) 31 1.382.627
Tüskoop (Türkiye Sulama KoopMer.Bir) 2.451 298.301
Toplam  Kooperatif   Sayısı 9.305 2.426.299
Islah Amaçlı Damızlık Yetiştirici Birlikleri 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği 81 240.314
Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Merkez B. 80 249.409
Damızlık Manda Yetiştiricileri Merkez Birliği 30 8.898
Toplam Yetiştirici Birliği Sayısı 191 498.621
Üretici Birlikleri 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği 308 214.013
Kırmızı  Et  Üreticileri Merkez Birliği 120 55.034
Toplam Üretici Birliği Sayısı 428 269.047
Tarım Satış Kooperatifleri 4572 sayılı Tarım Satış Koop Kanunu Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Merkez Bir 12 19.765
Et ve Süt Üreten Toplam Üretici Örgütü Sayısı 9.936 3.213.732
 
     Görüldüğü üzere ülkemizde hayvancılıkta örgütlenme bakımında yeterince güçlü bir altyapı bulunmaktadır. Önemli olan bu gücün iyi kullanabilmesidir.Üretici örgütlerimiz,sektörde birçok sorunu çözmeye yetecek güce sahiptirler. Kırmızı et ve ürünlerinin AB kriterlerinde kaliteli, sağlıklı ve güvenilir bir şekilde üretilmesinde, girdi maliyetlerinin düşürülmesinde, sözleşmeli üretim yapılmasında, üreticinin desteklenmesinde, piyasada istikrarın oluşturulmasında ve kayıt dışı ile mücadelede önemli görevler üstlenmeleri sorunların çözümünde temel yoldur. Özellikle üreticinin emeğinin karşılığını almasını engelleyen ve halkımızın pahalıya et tüketmesine neden olan spekülatörlere karşı en etkili silah üretici örgütleridir.
     Mübarek Kurban bayramınızı kutlar, emeğinizin hakkını alabildiğiniz, bereketini gördüğünüz mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
 
    Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
29.07.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar: Anız Yakmak Toprağın Verimini Yakmaktır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anız yakmanın tarım alanlarına zarar veren çağ dışı bir uygulama olduğunu bildirerek, “Anız yakmak toprağın verimini yakmaktır. Çiftçilerimiz, gelecek yıl alacağı verimi ve toprakta yaşayan canları düşünmeli anız ateşinden uzak durmalıdır” diye konuştu.

Çiftçilerin tarlalarını hızlı bir şekilde ikinci ürüne hazırlamak ve toprağı daha kolay işlemek amacıyla anız yaktıklarını anlatan Bayraktar, “Anız yakmak, milli servetimiz olan doğal kaynaklarımızı, çevremizi ve geleceğimizi yok etmek demektir” diye konuştu.

Anız yakanların farkında olmadan bindiği dalı kestiğini ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Anız yangınları; doğal ve tarımsal ekosistemin tahrip olmasına, topraktaki organik madde miktarının ve toprağın su tutma kapasitesinin azalmasına, su ve toprak erozyonunun artmasına, omurgalı ve omurgasız canlıların yok olmasına kısacası toprağın verimsizleşmesine ve doğanın ölümüne neden olmaktadır.

Toprağın verimini topraktaki mineral, gübre ve biyolojik canlılar belirlemektedir. Anız yakmak, toprağın veriminin azalmasına neden olmaktadır. Anız yakan çiftçimiz, daha fazla gübre atmak zorunda kalmaktadır. Toprağa kazandırılmayan anız, daha fazla gübre kullanılmasına dolayısıyla maliyetin artmasına neden olmaktadır. Anız ateşinden uzak duran çiftçilerimiz, hem gübreden tasarruf etmekte hem de daha fazla verim almaktadır.”

 

“Sebebi ne olursa olsun kimsenin milli servetlerimize zarar vermeye hakkı yoktur”

  

Anız yakmanın, oksijen kaynağı ormanlara da zarar verdiğini belirten Bayraktar, son 5 yılda gerçekleşen 12 bin 604 orman yangından yüzde 7,8’e karşılık gelen 968’ine anız yangınlarının neden olduğunu belirtti. Bu süre zarfında, 3 bin 190 hektar ormanlık arazinin, anız yangını nedeniyle zarar gördüğünü belirten Bayraktar, “Milli servetlerimize sebebi ne olursa olsun kimsenin zarar vermeye hakkı yoktur. Dinimiz de canlıların yakılmasını, öldürülmesini haram kılmıştır. Anız yakmak binlerce canlıyı öldürmek demektir” diye konuştu.

 

Anıza doğrudan ekim

Anız yangınlarının son bulması için çiftçilere alternatif öneriler sunulması, doğrudan ekim teknolojisi gibi var olan uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Bayraktar, “Toprağın sürülmeden ekim yapılmasını sağlayan anıza doğrudan ekim yöntemi yaygınlaştırılmalıdır” diye konuştu. Gelişmiş ülkelerde uygulanan bu yöntemle, kullanılan girdilerden tasarruf etmenin de mümkün olduğunu ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:

“Anıza doğrudan ekim, verimlilik ve karlılığı artırmakta, çevreyi korumaktadır. Doğrudan ekimde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmaz ve ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine işlem yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştirilir. Geleneksel uygulamada tarlanın sürümü, ikileme, üçleme, tohum ekimi gibi işlemler akaryakıt sarfiyatına yol açmaktadır. Anıza doğrudan ekim yöntemi ile tek bir işlem yapılmakta bu sayede yakıt masrafı da azalmaktadır. Bu yöntem erozyonu da büyük oranda engellemektedir.

Büyükşehir belediyeleri ve il özel idareleri tarafından desteklenecek projeler ile Ziraat Odaları bünyesinde oluşturulacak makine parklarında anıza doğrudan ekim yapabilen mibzerler yer almalı, çiftçilerin hizmetine sunulmalıdır” diye konuştu.
29.07.2020
Devamı

Chp’li Vekilden Soru Önergesi: İcralık Çiftçi Sayısı Açıklansın

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesinde, kamu bankalarından kredi kullanan ve kredi borçlarını ödeyemedikleri için icra takibi başlatılan çiftçi sayısının açıklanmasını istedi.

CHP’li Başevirgen, “koronavirüs ile mücadeleye ilişkin hükümleri içeren 7226 sayılı kanunun, 26 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve bu kanunla, koronavirüsün ülkemizde görülmesi sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesine yönelik düzenlemeler yapıldığını hatırlatarak “30 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenen icra ve iflas takipleriyle ilgili uygulamaların durdurulması, son olarak 15 Haziran tarihine kadar ertelenmişti. 15 Haziran itibari ile bu süre doldu” ifadelerini kullandı.

Daha önce, konu ile ilgili verilen önergelerin Bakan tarafından “ticari sır” olarak değerlendirildiğini ve yanıtlanmadığını belirten Başevirgen, ülkenin içinden geçtiği ve koronavirüs nedeni ile daha da ağırlaşan ekonomik krizin çiftçi üzerindeki olumsuz etkilerinin net olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

“BANKALARA BORCU OLMAYAN ÇİFTÇİ YOK”

Özellikle son yıllarda çiftçilerin hiç olmadığı kadar zor koşullarda üretim yapmaya çalıştıklarını belirten CHP’li Bekir Başevirgen, pandemi sürecinin öncesinde ekonomik krizle mücadele etmeye çalışan çiftçilerin, koronavirüs döneminde de yalnız bırakıldığını, tarıma verilen hiçbir yeni destek olmadığını belirterek, şöyle devam etti: “Açıklanan ekonomik önlem paketlerinde, tarım ve gıda sektörü yok sayıldı. Koronavirüs salgınından doğrudan etkilenen ve ana faaliyet alanı bakımından; AVM’ler de dahil perakende, sağlık hizmetleri, mobilya imalatı, demir çelik ve metal sanayii, madencilik ve taş ocakçılığı, otomotiv, matbaacılık, lokantacılık dahil yeme içme sektörü gibi sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflere yönelik ‘Mücbir sebep’ düzenlemesi yapıldı. Bu sektördeki şirketlerin vergi başta olmak üzere kamuya olan borçları, ödemeleri ötelenirken, tarım şirketleri, gıda üreticileri bu kapsama alınmadı. Bu nedenle çiftçi hep borcu borçla çevirdi ve kredilere mahkum edildi. Bankalara borcu olmayan çiftçi yok. Bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu nedeniyle icra takibine başlanan çiftçi sayısının açıklanması, içinde bulunulan vahim durumun doğru ve net şekilde tespiti için oldukça önemli.”

Muhalefet tarafından verilen soru önergelerine iktidarın gayri ciddi yanıtlar vermesini de eleştiren Başevirgen, sözlerine şöyle devam etti:

“Halk adına sorgulama hakkımız ne yazık ki elimizden alınıyor. Birçok Bakanlığa verdiğimiz onlarca soru önergesine, içeriği ile hiç alakası olmayan kopyala-yapıştır cevaplar almaktan bıktık. Bizim görevimiz kamu adına, gördüğümüz, tespit ettiğimiz ve sorunlu olduğu kanaatine vardığımız durumların, denetim yetkimizi kullanarak açıklığa kavuşmasını sağlamak. İktidarın bu vurdumduymaz tavrı, şeffaf yönetim anlayışıyla bağdaşmadığı gibi, denetlenebilirlik ilkesini de yok etmektedir.”
29.07.2020
Devamı

Tarım Yatırımlarına Hibe Desteği

Tarımsal üretim ve istihdamı artırmak, gençler ile kadınların tarımsal üretime katılımını teşvik etmek amacıyla önümüzdeki beş yıl boyunca hibe desteği verilecek. Destek miktarı proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar olacak.
"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı" Resmî Gazete'de yayımlandı. Kararla 1 Ocak 2021 ile 31 Aralık 2025 döneminde, kırsal alanda ekonomik, sosyal ve altyapısal gelişimi sağlamak, tarımsal istihdamı artırmak, gelirleri çoğaltmak ve farklılaştırmak amacıyla ihracata yönelik yatırımlar ve üretici örgütleri ile kadın ve genç girişimciler öncelikli olmak üzere, gerçek ve tüzel kişilerin tarıma dayalı ekonomik ve kırsal ekonomik altyapı faaliyetlerine yönelik yatırımları için yapılacak hibe ödemelerine ilişkin hususlar düzenlendi. Buna göre tarıma dayalı ekonomik yatırımlar ile kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına hibeye esas proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar hibe yoluyla destek verilecek. Karar kapsamında gerekli kaynak, ilgili mali yıl bütçe kanunu ile tahsis edilen ödeneklerden karşılanacak ve Ziraat Bankası aracılığıyla ödenecek. Bankaya, kararın uygulanmasıyla ilgili yapılan nakdi ödeme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu verilecek. Destek verilecek alanlar ise şöyle:
 

-  Tarıma dayalı ekonomik yatırımlar kapsamında, tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik olanlar, tarımsal üretime yönelik sabit yatırımlar, karar kapsamındaki tesislerin enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları jeotermal ve biyogazdan ısı veya lisanssız elektrik üreten tesisler ile güneş ve rüzgâr enerjisinden lisanssız elektrik üreten tesisler desteklenecek.
 

-  Su ürünleri yetiştiriciliği yapılmasına yönelik yatırımlar ile hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesine yönelik yatırımlara destek verilecek.
-  Kırsal ekonomik altyapı yatırım konuları kapsamında ise aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, arıcılık ve arı ürünlerine yönelik yatırımlar, bilişim sistemleri ve eğitimi, el sanatları ve katma değerli ürünler, ipek böceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği destek kapsamında olacak.

-  Belirlenen yatırım konularının yeni olması, kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına yönelik gerçekleştirilmesi, kapasite artırımı, modernizasyon veya teknoloji yenilenmesine yönelik yapılması gerekecek.

29.07.2020
Devamı

ŞEYTANİ AKLIN YAPTIĞINA BAK

Geçen ay dünyaca ünlü Ekonomist  dergisinin  dış kapağındaki resimler  çok dikkat çekiciydi. Anne, baba, çocuk ve bir kedi kanepe üzerinde oturmakta, çocuk hariç anne- baba ve kedi ağzına gaz maskesi takmış, çocuk ise maskesiz  ama başında askeri bir miğfer taşır vaziyette oturmaktaydı.  Ailenin arkalarında yer alan duvarda 7 adet çerçeveli resim, 3 tane uçan ördek, bir tane de saat görünmekteydi. Kedinin durduğu tarafta yer alan en alt resimde bir domuz kafası, onun hemen üstünde aktif bir yanardağ, en üstteki resimde ise bir penguen denizde küçücük bir buz parçası üzerinde ve arkada kocaman bir güneş yer alırken, tam da bunun yanında duvarın ortasında 12 ye 1 dakika kaldığını gösteren bir duvar saati durmaktaydı. Saatin sol altında uçan ördeklerin arkasında dünyaya bir ateş topu yaklaşıyor, önlerindeki resimde de virüsler, bakteriler vs bulunuyordu. Bu resmin yanında üstte atom bombasını simgeleyen mantar bulutu izlenirken, son resimde de güneş ve uzay anlatılmaktaydı. Ne denmek isteniyordu, bunlarla okuyucuya ne mesaj veriliyordu acaba? Belli ki bir komplo teorisi gizlenmişti tüm bunların içine.

            Ben bu tür senaryolara, böylesi komplo teorilerine pek inanan biri değilim. Ama mantığımı işletince kafamda bir şeyler canlanmaya başladı.



            Değerli okurlar şöyle dünyaya ve etrafımıza kabaca bakarsak ne söylenmek istendiğini anlamak zor değil. Hepimizin başının belası, tüm insanlığı derde kedere boğan güçler ne amaçlıyorsa, ne yapacaksa onları özetliyordu kapakta yer alanlar. İlk önce Korona Virüs sahneye konuldu. Daha onun etkisi geçmeden Haziran sonunda Çin’de  yeni tür domuz gribi tespit edildiği açıklandı. “Bilimsel olarak G4 EA H1N1 adı verilen küresel salgın riski bulunan virüs domuzlarda görülüyor, ancak insanlara da bulaşabiliyor” deniliyordu. Birinci resmi hatırladık mı ? “DOMUZ”. Domuz Gribi’ni işaret etmiyormu?.  Peki uçan ördekler neydi? Tabi ki anladınız; “Kuş Gribi”. Ya virüsler, bakterilerin olduğu resim ? O da başka hastalıkları planladıklarının işareti değil mi? Bunların planlı bir şekilde yürütüldüğü ve de ne hikmetse her çeşit bilinmedik hastalığın kaynağı da ÇİN.  Bu tesadüf mü sizce? Bence değil? Peki diğer resimler,  uzay çalışmaları ve orada yaptıkları gizli saklı deneyler, jeomanyetik fırtınalar, doğaya verdikleri zararlarla meydana gelen İklim Değişiklikleri, bir çoğumuzun içeriğini tam manasıyla bilmediği, ama dünyanın belli bölgelerinde oluşturdukları yapay tektonik depremler, birçok yerde çıkarmayı düşündükleri saati de neredeyse tamamlanmak üzere olan kargaşalar veya savaşlar… Kimse saf değil. Herkes her şeyin farkında artık. Dünyada çeşit çeşit şeytani oyunlar oynanıyor. Bazı ünlü vakıflar insanları deney hayvanı gibi kullanıyor. Önce korkutulan insanlarda bir hastalık çıkartılıyor, sonra da yeni aşıları, biyolojik maddeleri üretip üretip pazara sunuyor ve tonla para kazanıyorlar. Ya da savaşlar çıkarıp silah ve teknoloji pazarlıyor bu vicdansızlar. Dua edelim de 3. dünya savaşı peydah olmasın. Yine dua edelim de kontrollü olarak planladıkları pislikler kendilerini boğsun. Artık Çin'in Wuhan şehrinde viroloji laboratuvarında çalışan uzmanlar birer birer dünya istihbarat servislerinin de yardımıyla başka ülkelere kaçıp sığınma talep ediyorlar. Bunları kabul eden ülkeler de Çin'e dava açmak için içerden bilgi topluyorlar. Şimdi soruyorum; Wuhan'da yaşanan bunca şeyi tesadüf olarak değerlendirebilir miyiz? Meydana gelen olaylar sizce de tuhaf değil mi?

            Bu sebeple daha güzel bir hayat sürmek için artık bizler tedbirli bir yaşam sürmeyi öğrenmeliyiz. Cenazeler, düğünler, asker uğurlamaları vs. yeni yaşama uyarlamamız gerekmez mi? Bazı gelenek-göreneklerimizi, bazı alışkanlıklarımızı değiştirme zamanı gelmedi mi? Yoksa daha büyük felaketleri üzerimize mi çekelim? Ya da elin ürettiği ve ne idüğü belirsiz aşıları, ilaçları sorgusuz sualsiz satın alıp kullanalım mı?  Ne dersiniz?

            Bence artık kaynaklarımızı ölçülü ve akıllıca kullanmalı, devlet, millet birbirimize daha sıkı sarılmalıyız. Vatanımızı bu şeytani zekalılara peşkeş çektirmemeliyiz. Her bir vatandaş ülke için elinden gelenin en iyisini yapmalı. Hedefimiz büyük olmalı, üretim olmalı. İhtiyacımız olan her şeyi yerli ve milli damgayla üretmeliyiz. Ülkemize ve ülkesini sevenlere canı gönülden yardımcı olmalı ve destek vermeliyiz.
 
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
                Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.

 
 
 
28.07.2020
Devamı

Dünya Sıfır Açlık Hedefinden Uzaklaşıyor mu?

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'ndan (TGDF) yapılan açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." ifadeleri kullanıldı.

TGDF'den yapılan açıklamaya göre, küresel ölçekte tarım ve gıdaya dair gelecek öngörülerini ortaya koyan ve 2020-2029 dönemini kapsayan OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu yayımlandı. Rapora göre, Kovid-19 sürecinde orta vadeli tarımsal tahminler için belirsizlikler artarken, pandeminin önümüzdeki yıllarda talebi azaltması ve gıda güvencesini daha da zayıflatması bekleniyor. Bu durum, gıdaya talepteki değişimlerle birlikte küresel gıda tedarik zincirlerinde de belirsizliklere neden oluyor.

Ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde tarım ve su ürünleri piyasaları için 10 yıllık beklentileri ortaya koyan rapor, kısa vadede ekonomik ve sosyal etkileri, küresel tarımsal üretim ve gıda tüketimi için genel olarak olumlu orta vadeli görünümü kesintiye uğratıyor. OECD-FAO Tarımsal Görünüm 2020-2029 Ortak Raporu'na göre, gelecek 10 yıl süresince arz büyümesi, talepteki artışı geride bırakacak ve çoğu emtia için fiyatlar ya değişmeyecek ya da düşecek. Arz ve talep cephesindeki keskin değişimler, fiyatlarda aşırı dalgalanmalara yol açabilecek.

"130 MİLYONDAN FAZLA İNSAN, KOVİD-19 SALGINI NEDENİYLE KRONİK AÇLIĞA DÜŞEBİLECEK"
TGDF, birbiri ardına yayımlanan BM'nin Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu Raporu ile OECD-FAO'nun Tarımsal Görünüm Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TGDF açıklamasında, BM'nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nden ikincisinin açlığı sıfırlamak olduğuna dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:

"2015 yılından itibaren küresel açlıkla mücadele sayesinde dünyadaki aç insanların sayısı giderek azalırken, tarım ve gıda üretimini tehdit eden iklim değişikliği başta olmak üzere yaşanan olumsuzluklar, bu azalmayı sekteye uğratmış, bu konudaki umutları da azaltmıştır. Son BM raporuna göre, dünyadaki 690 milyon, yani gezegenin nüfusunun neredeyse yüzde 9'u aç. 2019 yılında açlıkla mücadele edenlerin sayısı, 2018'deki rakamdan 10 milyon ve son 5 yıllık ortalamadan yaklaşık 60 milyondan daha fazla. Üstelik bütün dünyayı etkisi altına alan ve henüz aşısı, tedavisi bulunamamış olan Kovid-19 pandemisinin yarattığı belirsizlikler nedeniyle özellikle bu yıl çok daha fazla insan, açlıkla karşı karşıya kalabilecek. Yine rapora göre, dünya genelinde 2020 yılı sonuna kadar 130 milyondan fazla insan, Kovid-19 salgını nedeniyle kronik açlığa düşebilecek. Pandemi sürecinde yüksek maliyetler ve düşük satın alma gücü, milyarlarca insanın sağlıklı veya besleyici bir şekilde beslenmesini de zora sokuyor."

"GÜÇLÜ BİR TARIM VE GIDA ÜRETİMİNE SAHİP OLMAK HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ"
Açıklamada, bugün dünyada ilk önceliğin pandemiyi durdurmak ve sağlığı korumak olduğuna işaret edilerek, "Bunun bir ayağı da, insanların bağışıklığını destekleyecek düzeyde sağlıklı ve yeterli beslenmenin garanti altına alınmasıdır. Gıda sistemlerini herkes için daha sürdürülebilir ve sağlıklı diyetler için uygun fiyatlı ve erişilebilir hale getirmeliyiz. Bugün dünyada pandemiye karşı normalleşme adımları atılmasına rağmen henüz neyin, nereye kadar normalleşeceği de belli değildir. Artık ülkelerin önceliği, önce kendi vatandaşını beslemek, daha sonra gıdanın ticaretini yaparak ihtiyaçlarını karşılamak olacak. Bunun için güçlü bir tarım ve gıda üretimine sahip olmak her zamankinden daha önemlidir." ifadeleri kullanıldı.
OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu'nda pandemi sürecinin tarım ve gıdada belirsizliği artırdığının vurgulandığına işaret edilen açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." değerlendirmesinde bulunuldu.

28.07.2020
Devamı

Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Genel Kurula Gidiyor

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlimiz ve ilçelerinde 122 Tarımsal Kalınma Kooperatifi, 23 Sulama Kooperatifi, 12 adet Su Ürünleri Kooperatifi ile 18 adet Birlik faaliyet göstermektedir. 1163 sayılı kooperatifler kanunun kapsamında faaliyet gösteren kooperatifler mali yılının ilk altı ayı, birlikler ise ilk dört ayı içerisinde olağan genel kurullarını yapmaları gerektiği hükmü bulunmaktadır. Ancak; 17 Nisan 2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması hakkın da Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin (d) bendi ile 24 Nisan 1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birliklerin genel kurul toplantılarını yapmak üzere 31 Temmuz 2020 tarihine kadar çağrı ve ilana çıkmamaları, bu sürenin sonunda ise 2020/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine istinaden Vilayetlerde kurulmuş olan Pandemi Kurulları ile koordineli olarak Valiliklerce durumun değerlendirilerek genel kurul toplantılarının yapılabileceği veya üç aya kadar ertelenebileceği hüküm edilmektedir. Valilik Makamının 17 Temmuz 2020 tarih ve E.1992694 sayılı olurları ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birlikleri, tarım kredi kooperatif ve bölge birlikleri ile üretici ve yetiştirici birliklerinin sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uyarak ve gerekli tedbirleri alarak 2020 yılında yapmaları gereken genel kurul toplantılarını 01 Ağustos 2020 tarihinden itibaren 3 ay içinde yapmaları için izin verilmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 87 nci maddesi uyarınca Bakanlık Temsilcisi olarak görevlendirilecek İl/İlçe personelin genel kurul toplantı öncesi, toplantı sırasında ve toplantı sonrası yapması gereken hususlar hakkında bilgi verildi. Ayrıca genel kurul esnasında sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarına uyum konusu hassasiyetle vurgulandı” denildi.
 
28.07.2020
Devamı

Çiftçinin Yaş Ortalaması Artıyor

ATAK’ın yaptığı araştırmaya göre çiftçilerin yaş ortalaması 56. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, “Genç nüfusun geri dönmeksizin kırsaldan uzaklaşmasına sebep olan faktörlerin iyileştirilmesi öncelikli hedefimiz olmalı” dedi.

   Antalya Tarım Konseyi’nin (ATAK), İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ortak yaptığı bir çalışma, çiftçilerin yaş ortalamasının 56 olduğunu ortaya çıkardı. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler üzerinden yapılan araştırmada, Türkiye’de yaş ortalaması 32 iken, kırsalda bu rakamın 55 civarında olduğu saptandı. Kurumların yaptığı sektörel incelemeye göre, tarımda yaşanan bir diğer sorun da kırsal nüfusun azalmış olması. Son nüfus sayımı verileri baz alındığında kırsalda yaşayan nüfusun yüzde 23’e kadar gerilediği kaydediliyor.
Tarımda çalışan nüfusun ve kırsaldan kente göçün röntgenini çeken araştırmada, Türkiye’de toplam istihdam içinde tarımsal istihdam payının yüzde 18.4 olduğu belirlendi. Her 5 kişiden 1’inin tarım sektöründe çalıştığının altı çizilirken, “Tarım sektörü ancak genç, dinamik ve teknolojiye açık bir işgücü ile yoluna devam ettiğinde sürdürülebilirlik yoluna girer, kalite ve verimlilik gibi kıstaslarda gelişim trendlerini yakalayabilir. Giderek artmakta olan nüfusun gıda güvencesini sağlamanın yolu da sürdürülebilir tarımdan geçmektedir” denildi.
   Türkiye’nin dünyada kırsal nüfus kaybının en fazla olduğu ülkeler arasında yer aldığının altını çizen Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve ATAK Başkanı Ali Çandır, pandemi sürecinde tarımdaki küçük aile işletmelerinin ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını vurguladı. Sera ve bahçelerde üretim yapan küçük aile işletmelerinin özellikle Antalya’da sektöre hakim olduğunu aktaran Çandır, “Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında kırsal nüfus oranı yüzde 76 iken, son yıllarda bu oran yüzde 23’e geriledi. Sürdürülebilir üretim için tarım politikaları ile kırsal kalkınma politikalarının bir arada uygulanması zorunludur” dedi.
   Türkiye oransal olarak genç nüfus yapısına sahip görünse de son yıllardaki yaşlı nüfus artışının dikkat çekici olduğunu belirten Çandır, “Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün 10 yıl önce yaptığı araştırmaya göre, kırsal kesimde 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 10.3’tü. Şimdi bu yaş grubunun kırsaldaki oranının hızla yükseldiğini görüyoruz. Tarımın kırsal alanda varlığını sürdürebilmesi için genç nüfusun geri dönmeksizin kırsaldan uzaklaşmasına sebep olan faktörlerin tespit edilip iyileştirilmesi öncelikli hedefimiz olmalı. Tarımsal destekler çiftçilerin gelirini arttırmaya yönelik olsa da tarımdan kopuşun sebepleri arasında altyapı, eğitim, sağlık, güvenlik eksiklikleri de var” diye konuştu.

28.07.2020
Devamı

Kars, Erzurum ve Iğdır’da Kurban Bayramı Yoğunluğu

Erzurum, Iğdır ve Kars'ta, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hayvan pazarlarında yoğunluk yaşanıyor.

Erzurum'da bayram öncesi Erzurum-Ağrı kara yolu üzerindeki Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı ile Aziziye ilçesindeki Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Hayvan Pazarı'nda hareketlilik arttı.

Tüm önlemin alındığı pazarlarda, büyükbaş ve küçükbaş hayvan almak isteyenler ile besiciler arasında sıkı pazarlıklar yapılıyor.

Pazarda, küçükbaş hayvanlar 800 ile bin 600, büyükbaş hayvanlar ise 6 bin ile 23 bin lira arasında alıcı buluyor.

Erzurum Hancı, Besici ve Sütçüler Odası Başkanı Sebahattin Bingöl, AA muhabirine, alış ve satışlarda besiciler ve alıcıların her hangi bir mağduriyet yaşamayacağını belirterek, "Kilogram fiyatı geçtiğimiz yıla göre çok farklı değil. Canlı hayvanın kilogramı 22-23 liradan alıcı buluyor. Fiyatlar geçtiğimiz yıl ile hemen hemen aynı. Mahallelerde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bir bölümü daha gelmemesine rağmen yoğunluk var." dedi.

Karayazı ilçesinden pazara getirilen 950 kilogram ağırlığındaki "Cihangir" ismi verilen kurbanlık, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

Kurbanlığı satışa çıkaran besici Muzaffer Karataş, pazarın en güzel kurbanlıklarından birini bayram dolayısıyla satacağını aktardı.

Iğdır'da kurbanlıklar görücüye çıktı

Iğdır Belediyesinin canlı hayvan pazarına ilçe ve köylerden kamyonlarla getirilen büyük ve küçükbaş kurbanlıklar görücüye çıktı.

Pazara gelenler, beğendikleri kurbanlığı en uygun fiyata almak, besiciler ise istedikleri fiyata satabilmek için pazarlık yapıyor.

Küçükbaş hayvanlar 700 ile 1400 lira arasında alıcı bulurken, büyükbaş hayvanlar ise 4 bin ile 25 bin lira arasında satılıyor.

Yoğun pazarlığın yaşandığı pazarda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle daha önce yapılan el sıkışarak anlaşma geleneği yerine, sosyal mesafe kurallarına uyularak alıcı ve satıcı pazarlığı ellerindeki sopaları sallayarak tamamlıyor.

Kars'ta kurbanlık satışları arttı

Kars'ta da pazartesi ve perşembe günleri kurulan Selim Belediyesi Canlı Hayvan Pazarında, Kurban Bayramı'na sayılı günler kala yoğunluk yaşanıyor.

Kovid-19 tedbirlerine uyulan modern hayvan pazarında, kurbanlık satışlarının arttığı gözlendi.

Besicilerden Hüseyin Özbaş, Kovid-19 nedeniyle pazardaki hareketliliğin önceki yıllara göre biraz daha sakin geçtiğini ifade ederek, satışların iyi geçtiğini anlattı.

Kurbanlık almak üzere pazara gelen Turan Yılmaz da bayrama sayılı günler kalmasıyla pazar alanlarında yoğunluk yaşandığını belirterek, pazar alanlarına maskesiz gelinmemesi önerisinde bulundu.

28.07.2020
Devamı

Saman Fiyatlarına Uyarı: Stokçular Mahkemede Yargılansın

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, saman fiyatlarının iki hafta içinde yüzde 100’e yakın fiyatta arttığını söyledi. Artan fiyatlara karşı biran önce gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. 

Konu hakkında yazılı bir açıklama yapan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, saman fiyatlarına gerekli tedbirlerin biran önce alınmaması durumunda ülke hayvancılığının büyük bir darbe yiyeceğini söyledi. 
Hububat üretiminde bu yıl her bakımdan verimli bir yıl olduğunu ancak hasat döneminde saman fiyatlarının 350, 400 TL’lerden 700, 800 TL’ye çıkmasının normal bir durum olmadığının altını çizen Aras, fiyatların bu şekilde artmasında da hayvancılığın dışında diğer meslek gruplarının saman stoku yapmasından kaynaklandığının altını çizdi. Saman stoku yapanlara karşı devletin gerekli tedbirleri almasını isteyen Aras, eğer bu tedbirlerden bir sonuç alınamıyorsa fiyat artışının önüne geçilmesi için saman ithal edilmesi gerektiğini vurguladı. 
Aras, şunları söyledi: “Biz üreticiler olarak devlet yetkililerinden acil olarak şunları istiyoruz. Muhtarlara acil olarak yazı gönderip köylerde ve tarlalarda saman stoku yasaklanmalı. Eğer bu şekilde stok yapmış şahıslar varsa cezai işlem uygulanmalı. Bu karaborsacılar, mahkemede yargılanmalı. Eğer bunlar fayda etmiyorsa acil olarak yurt dışından samsan ithal edilmeli. Eğer üretici rahatlatılmazsa Türkiye et ithal etmek zorunda kalacak. Saman ithal etmek kesinlikle ayıp değildir ancak et ithal etmek ayıptır”
27.07.2020
Devamı

Çay Üreticisinin Destekleri Bayramdan Önce Ödeniyor

 
Çaykur’un Haziran ayında üreticilerden aldığı 140.000 ton yaş çay karşılığı olan 457.000.000 TL ve Mayıs ayı organik yaş çay farkı olan 15.000.000 TL’lik ödemeler  bayramdan önce ödenecek.
 
 
27.07.2020
Devamı

GMO Kayseri İl Temsilciliği Sağlıklı Et Tüketimini Anlattı

Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, "Sağlıklı gıda tüketmenin ilk şartı, sağlıklı hayvan almaktır" dedi.

 
Kurban Bayramı’nda vatandaşların kesilen etleri nasıl tüketmesi gerektiği hakkında bilgiler veren Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, “Sağlıklı gıda tüketmenin ilk şartı, sağlıklı hayvan almaktır” dedi.
Kesimden sonra işlemlerin en fazla 12 saat içinde bitmiş ve şoklanmaya hazır hale gelmesi gerektiğin söyleyen Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, “Kurban Bayramı, dini bir bayramımız ve birçok yerde kesimler olacak. Tarım Bakanlığımızın ve Tarım İl Müdürlüklerinin kesimhane ve çiftliklerde veteriner hekimlerimizin kontrolü ile kesim yapılacak. Sağlıklı bir gıdaya erişmek için, öncelikle bu gıdanın ham maddesi olan besilik hayvanın sağlıklı olması şartı çok önemlidir. Bu bakımdan sağlıklı hayvan seçiminden de başlanabilir. Sağlıklı hayvan seçilip, uygun şartlarda doğru yöntemlerle, hijyenik şartlarda kesimhane ya da belirlenen kontrollü yerlerde kesimi sağlandıktan sonra, doğru şekilde kan akıtılması ve sökümünün düzgün yapılması önemlidir. Hava sıcaklığının çok yüksek olduğu günlerde olduğumuz için, söküm ve parçalanma hızlıca yapılıp küçük parçalar haline getirdikten sonra en geç 12 saat içerisinde işlemleri bitirip buzdolabının şokuna atmamız lazım. Şok 18, 30 gibi düşük sıcaklıklarda etin serbest suyunun dondurulduğu ortamlardır. Eti buzdolabının alt kısmında bekletmek, kısa sürede bozulmasına neden olacaktır. Bu bakımdan buzdolabının şok kısmında küçük parçalar halinde eti muhafazaya almak gerekir” dedi. Türkaslan, etin iyi pişmesinin mikropları bertaraf etmek için önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti;
“Et tüketileceği zaman da bu küçük parçaları mümkünse tek seferde tüketeceğimiz şekilde buzdolabının alt kısmında 04 derecede çözünmeye bırakıp, daha sonra pişirme veya yemeklerde kullanabiliriz. Ya da hızlı çözünmesi için mikrodalgalar da kullanılabilir. Et çözündükten sonra, etin iyi pişmesi çok önemlidir. Bugün olası hastalık ve benzeri risklerin bertaraf edilmesi için, 70 derecenin üzerinde tüberküloz mikrobunu bertaraf edecek şekilde etin düzgün pişirilmesi çok önemlidir. İyi pişmiş et tüketime sunulabilir. Eğer kalan eti de buzdolabına yeniden atmışsak, bunu da bir sonraki gün ya da birkaç saat sonra yeniden tüketmek söz konusu olduğunda, yeniden 70 derecede ısıtmamız önemlidir. Tüm vatandaşlarımıza güzel, huzurlu bir Kurban Bayramı diliyorum.”
27.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: e-Tarım Çiftçilerin Hayatını Kolaylaştıracak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin e-Tarım portalıyla köylerinde en çok ihtiyaç duydukları hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabileceğini söyledi.

Tekirdağ Şarköy ilçesinde çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, zeytini, üzümü, bağları ve bahçeleriyle meşhur "Tekirdağ'ın incisi", "Marmara'nın mavi boncuğu" Şarköy'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Son 18 yılda Şarköy'ü hiç yalnız bırakmadıklarını, bundan sonra da yalnız bırakmayacaklarını belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 18 yılda Şarköy'e 130 milyon lira yatırım yaptık ve tarımsal destek verdik. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 72 projeyi 2,2 milyon lirayla destekledik. Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında 14 projeye 3,5 milyon lira hibe desteği sağladık. Süt desteği kapsamında üreticilerimize 8,4 milyon lira destekleme ödemesi yaptık. Tabii vermiş olduğumuz destekler ve sizlerin gayretleriyle Şarköy, tarımsal hasılasını 5,1 kat artışla 61 milyon liraya çıkardı."

Çiftçileri Bakanlık olarak gerçekleştirdikleri devrim niteliğindeki büyük, faydalı ve çok yönlü projelere  davet eden Pakdemirli, bu projelerden ilkinin sözleşmeli tarım modelinin ilk adımı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) olduğunu anlattı.

Pakdemirli, şunları kaydetti:

"DİTAP ile tohumdan çatala, gıdaya dair toplumun her kesimini birleştiriyoruz. Bu vesileyle sizleri de DİTAP'ta emeğinizin karşılığını almaya davet ediyorum. İkinci projemiz ise Gıdanı Koru Seferberliği. Bu konuyu çok fazla önemsiyorum çünkü gıda kaybı ve israfıyla mücadelede dünyaya örnek olacak, kapsamlı büyük bir mücadeleyi hayata geçirdik. Zira yüzde 2'lik gıdayı çöpe atmazsak 360 bin ailenin bir yıllık asgari geçimini sağlıyoruz. Bu nedenle artık Şarköy ile 'Gıdanı koru, sofrana sahip çık' diyoruz. Seferberlik için 'gidanikoru.com' web sitesini ziyaret etmenizi önemle rica ediyorum."

Pakdemirli, üçüncü büyük çalışmalarının da e-tarım portalı olduğunu vurgulayarak, "İnşallah bu sistemle çiftçimiz, artık köyünde en çok ihtiyacı olan hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabilecek. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için de 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti inşallah bundan sonra buradan sunuyor olacağız." diye konuştu.

27.07.2020
Devamı

Sel ve Dolu 3 Saatte 227 Milyon Lira Zarar Verdi

Bursa’da 22 Haziran günü Kestel, Yenişehir, Orhangazi ve İznik ilçelerinde 4 bin 500 çiftçiyi etkileyen sel ve dolu felaketinin bilançosunun 227 milyon 361 bin lira olduğu ortaya çıktı.
Büyükşehir Belediyesi Tarım Hayvancılık ve Orman Komisyonu üyeleri, 3 saat boyunca sel felaketinin yaşandığı Kestel’in Dudaklı ve Narlıdere ile Yenişehir’in Marmaracık köylerinde inceleme yaptı. 2 günlük inceleme gezisinin ardından komisyonun raporu Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde açıklandı.
Komisyon Başkanı Selahattin Külcü, 2 gün boyunca yaptıkları çalışmaları mecliste paylaştı. Sel ve doludan zarar gören bölge halkının Büyükşehir ve Kestel Belediyeleri’nin selin yaralarının sarılmasındaki gayretinden dolayı memnuniyetini dile getiren Külcü, “Bölge sakinleri Büyükşehir ve ilçe belediyemize ciddi anlamda teşekkür ve dua ediyorlar. Yaşanan sıkıntıyla alakalı çok kısa zamanda çözüm üretildi. Herkesin dua ettiğini komisyonumuzla yerinde gördük. Bursa İl Tarım Orman Müdürlüğü’nün 9 Temmuz genel değerlendirme raporuna göre, il genelinde 4 bin 500 çiftçi sel ve doludan zarar gördü. Zarar miktarı 72 milyon 325 bin lira, üretim kaybı 155 milyon 36 bin lira olarak tespit edilmiştir. Önlemler alınması adına meteorolojik olayların afetlere dönüşmemesi için gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Tarım sektöründe meteorolojik verilerin alınması için tüm Bursayı kapsayacak ağ kurulmalı, çiftçimizle online olarak anında paylaşılmalıdır. İklimsel değişimlere göre ürün çeşitliliği güncellenmeli ve çiftçiler yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Meyve bahçelerinin korunması için dolu topu teknolojisinin yaygınlaştırılması faydalı olacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım AŞ. Ziraat Odaları tarafından ortak çalışma yapılarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na rapor sunulmalıdır. Tarımsal sigortanın yaygınlaştırılması, Tarsim’in çiftçiyi bilgilendirmesi gerekmektedir” dedi.
Öte yandan Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır da bakanlık tarafından yaşanan olayla ilgili genel afet kararı alınmasının beklendiğini, kararın kısa sürede ellerine ulaşacağını bildirdi.

27.07.2020
Devamı

Köylüler Hayvanları İçin Su Taşıyor

Karaabük’ün merkez ilçeye bağlı Aşağı Kızılcaören köyü Çamlık Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan köylüler hayvanları için su bulmakta zorlanıyor. Hava sıcaklıklarının arttığı şu günlerde köylüler hayvanlarının su ihtiyaçlarını tankerlerle karşılamaya çalışıyor. Uzun zamandır yaşanan su sorunu nedeniyle göç veren köydeki vatandaşlar yetkililerden yardım bekliyor. Köyde büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Adem Ertan, susuzluk nedeniyle hayvanların telef olduğunu belirterek, “Bunlar cins hayvan. Getirme suyu ile uğraşıyoruz. Yetkililerden bir an önce çare istiyoruz” dedi.
Kardeşlerinin de kendisi gibi hayvancılık yapmak istediğini ifade eden Ertan, su sıkıntısından dolayı köye gelemediklerini söyledi. Kendi imkanları ile birkaç yer kazdıklarını ve su bulduklarını kaydeden Ertan, suyu çıkartmak için makine gücünün olması gerektiğini dile getirdi.
Köye gelen suyun ihtiyacı karşılamadığını söyleyen Selahattin Tuncer ise, “Hayvancılık yapacak arkadaşlarımız var. Aşağı bölgelerde kapalı besicilik yapıyorlar. Köyde su olması halinde köy canlanır. En büyük problem su sıkıntısı. Su olmadığı için herkes aşağıya göç etti. Köyün etrafında su çıkacak, sondaj vurulacak yerler var. 3040 metreden belki de su çıkar. Sondaj yapılsa buralarda su temin edilebilir. Yetkililer gelip incelese zaten onlarda görür” diye konuştu.
15 yıl önce ailesi ile birlikte Van’dan Karabük’e gelerek küçükbaş hayvancılık yapmak için Aşağı Kızılcaören köyüne yerleşen Hamdullah İzbekler, “Su sıkıntımız var. Tankerle su getiriyoruz ama yetmiyor. Yaklaşık 250300’e yakın koyunum var. Otlamadan getirdikten sonra köyün içerisine geldikleri zaman yarısı su içiyor yarısı da susuz kalıyor. Hayvanları çoğaltmak istiyoruz ama su olmadığı için bir şey yapamıyoruz. İnşallah e n kısa zamanda sıkıntımızı giderirler” ifadelerini kullandı.

27.07.2020
Devamı

Gölbaşı Türkiye'nin En Kapsamlı Hayvancılık Bölgesi Olacak

Türkiye’nin en güvenilir ve steril Kurban Pazarı alanı Gölbaşı’nda hayata geçti. Özellikle salgın süreci kapsamında pek çok tedbirin düşünülerek tasarlandığı alanı gezen Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek incelemelerde bulundu. Belediye Meclis Üyeleri ile Siyasi Partilerin İlçe Başkanlarının da katıldığı ziyarette açıklamalarda bulunan Başkan Ramazan Şimşek “Türkiye’nin en nitelikli kapsamlı hayvancılık bölgesinin ilk adımını attık. Salgın sürecini de dikkate alarak hijyenik kuralların ön planda olduğu bir alan tasarladık. 100 kurban çadırı konumlandırdığımız alan, 100.000 metrekare üzerine kuruldu. Otomatik kesim sistemi ile helal kesim sağlanırken vatandaşlarımızın da ibadetlerini usule ve hijyene uygun ortamda kesmelerine zemin hazırladık” ifadelerini kullandı.

Günde 240 kesim yapılacak

Kesim sistemi hakkında da ilgi veren Ramazan Şimşek “İlk kesimde 16 dk sonraki kesimlerde 8 dakikada kurban kesim işlemini tamamlayacağız. Alanda, günde 240 kesim yapabileceğiz. Hayvan satış alanının giriş kapılarına ve uygun yerlere çağımızın salgını olan corona virüsten korunma önlemlerini içeren tabelalar ve bilgilendirici yazılar yerleştirdik. Yine hayvan kesim noktalarına ateş ölçümü yapılarak giriş sağlayacağız.”

Otopark sorunu ve çocuklarda düşünüldü

“Aynı zamanda ailelerin kurbanları keserken, çocuklarında vakit geçirebileceği oyun alanı oluşturduk” açıklamasında bulunan Ramazan Şimşek sözlerine şunları ekledi: “Kurban pazarları alanında sıklıkla karşılaşılan otopark sorununu da düşünerek bin araçlık alan kurduk. Aynı zamanda acil durumlar için de kurmuş olduğumuz acil helikopter pisti de hizmette olacak. Buradan Fen İşleri Müdürlüğümüze bütün çalışmaları kendi bünyelerinde yürüttükleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Gölbaşı Belediyesi’nin yeni pazar yerinden çok memnun kaldıklarını belirterek Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek’e teşekkürlerini ileten çiftçiler “Çalışmadan çok memnun kaldık. Bundan iyisi can sağlığı emekleriniz için teşekkür ederiz” dedi. Bir başka kurban çiftçisi ise “6-7 belediye başkanı gördük söz verdiler sözler havada kaldı siz sözünüzü yerinize getirdiniz. Size yakışanı yaptınız Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.”

27.07.2020
Devamı

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın tarımda dijitalleşmeye yönelik başlattığı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesi tanıtılıyor. Platform, çiftçinin alın teri ile ürettiği ürünleri değerinde satabileceği, tüm alıcılar ve üreticiler ile buluşabileceği ve tüketicinin de kaliteli ürünü daha uygun fiyatlara almasına imkan sağlayacak. Projenin tanıtım ve kayıt çalışmaları, Isparta'nın Eğirdir ilçesinde yapıldı. Çiftçiler projeye büyük ilgi gösterdi.
 
27.07.2020
Devamı

Tarım Aracını Vermeyince Amcasını Başından Vurdu

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, tarım aracını kendisine vermediğini iddia ettiği amcası Dursun Atan'ı av tüfeğiyle vurup öldüren Ali Atan (40),yakalandı.
Olay, dün akşam saatlerinde Ereğli'ye bağlı Karakavuz Köyü'nde meydana geldi. Üç hafta önce cezaevinden çıkıp köye yerleşen Ali Atan, patpat olarak tabir edilen tarım aracını vermeyen amcası Dursun Atan'ı av tüfeğiyle başından vurarak, öldürdü. Olayın ardından ormanlık alana kaçan Ali Atan, jandarma tarafından gizlendiği yerde yakalandı.
Gözaltına alınan ve 96 suç kaydı olduğu öğrenilen Ali Atan, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Atan, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Atan, gazetecilerin 'Neden öldürdünüz?' sorusuna, 'Kaza' diye cevap verdi.
 
 
27.07.2020
Devamı

Tekirdağ'da Anlık Süt Kayıt Sistemi Protokolü İmzalandı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli Tekirdağ'ın Malkara ve Hayrabolu ilçelerinde çiftçilerle buluştu.


Tekirdağ programı kapsamında Malkara Süt Birliğini ziyaret eden Pakdemirli, üreticilerin sorunlarını dinledi.
Bakanlık ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinin yürüteceği "Anlık Süt Kayıt Sistemi Protokolü" imza törenine katılan Pakdemirli, Hayrabolu ilçesine geçerek belediyeyi ziyaret etti ve üreticilerle bir araya geldi.

Bakan Pakdemirli'ye programlarında Vali Aziz Yıldırım ile AK Parti Tekirdağ milletvekilleri Mustafa Yel ile Çiğdem Koncagül de eşlik etti.
 
 
27.07.2020
Devamı

Çiftçilerden Yaz Seralarıyla Üretime Destek

Kırıkkale'de hayata geçirilen proje kapsamında 10 üreticinin kurduğu toplamda 10.5 dekar sera alanında kentin üretimine destek sağlanacak.
Kırıkkale İl Tarım ve Orman Müdürü Sırrı Yılmaz, çiftçi ziyaretleri programına devam ediyor. Bu kapsamda Müdür Yılmaz, çiftçiler ile iletişimi sürdürmek, talep ve ihtiyaçları tespit ederek proje çalışmalarına yön vermek ve tarımda yakalanan gelişim ivmesine hız kazandırmak adına sürdürdüğü ziyaretlerinde Çelebi ilçesini ziyaret etti. Ziyareti kapsamında Yılmaz ilk olarak “KOP ile Çelebi'de yaz seraları kuruluyor” projesinde yapımı tamamlanan seralarda incelemelerde bulundu. Yılmaz; “Bu projemiz ile 10 üreticimize bin 50 metrekarelik seralar kuruluyor. Toplamda 10.5 dekar yeni sera alanı ilimiz üretimine katılacak” dedi.
Programına çiftçilerin hal ve hatırlarını sorarak devam eden Müdür Yılmaz, diyalog içerisinde çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
 
24.07.2020
Devamı

Çiftçi, Vatandaş ve Firmalar ‘e-tarım’da Toplandı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın toplantı salonundan, video konferans yöntemiyle düzenlenen ve tüm tarımsal-hayvansal kayıtlar ile işlemlerin tek bir platformda toplandığı e-Tarım Portalı'nın tanıtım programına katıldı.
 
Dijital teknolojinin hayatın her yerinde olduğuna işaret eden Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının da bu dijital hamle içinde güçlü bir altyapıyla yerini aldığını söyledi. 
 
Pakdemirli, Bakanlığının dijital çalışmalarını paylaşırken uydu teknolojilerini de yaygın kullandıklarını bildirdi. Uydu görüntüleri sayesinde su kaynaklarının, ekilemeyen tarım alanlarının ve ormanların izlendiğini vurgulayan Pakdemirli, coğrafi bilgi sistemleri sayesinde de uydu ve hava görüntülerinin sayısal veriye çevrildiğini dile getirdi.
 
Pakdemirli, e-Çiftçi Portalı ile üreticilerin işletmesindeki tüm bilgilere, cep telefonu ya da bilgisayarlarıyla kolayca ulaşabildiğini ve işlemlerini yapabildiğini anlattı.
 
Tarım Arazileri Yönetim Portalı'nın tapu işlemleriyle ilgili en büyük yazılım entegrasyonlarından biri olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, zamandan tasarruf sağlayan portalda 6 aylık sürede 80 binin üzerinde işlem yapıldığını kaydetti.
 
Pakdemirli, bu yıl hayata geçirilen önemli portallardan birinin de Pancar Kayıt Sistemi olduğunu belirterek şeker pancarının tohumdan başlayıp fabrikaya teslimine kadarki tüm süreçlerin, çiftçi bazında bu sisteme girildiğini kaydetti.
 
DİTAP'TAKİ ÜYE SAYISI 3 AYDA 28 BİNİ GEÇTİ
 
Bu yılın "Tarımda Dijitalleşme Yılı" ilan edildiğini hatırlatan Pakdemirli, bu doğrultuda atılan önemli adımlardan birinin de "Dijital Tarım Pazarı (DİTAP)" olduğunu söyledi. Pakdemirli, "DİTAP sadece üretici ve tüketiciyi buluşturan bir dijital platform değil. Bunun arkasında sözleşmeli üretim başta olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşmesi, fiyat istikrarının sağlanması, aracı unsurların kaldırılması, üreticinin pazar gücünün artması, finansman olanaklarının arttırılması gibi tarıma değer katacak birçok faktör var. DİTAP'taki üye sayısı, 3 ayda 28 bini, toplam ciro da 100 milyon lirayı geçti" diye konuştu.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede de dijital sistemlerin etkin kullanıldığına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'de askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığını söyledi.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede haberleşme sistemini güçlendirdiklerini vurgulayan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Yangın-Cell Haberleşme Sistemi'ni kurduk. Bu sistemde, 'Bas-Konuş' cihazları ile telsiz sistemleri arasında bağlantı kuruluyor. Akıllı telefonlar ile telsiz sistemlerinin entegrasyonu sağlandı. Böylece yangın anında mobil telefonlarla hızlıca iletişime geçiyoruz. Sistemin testleri başladı ve 3 ay içinde inşallah tam olarak hizmete alacağız. Diğer bir çalışmamız ise Navigasyon Takip Sistemi. Bu dijital sistem sayesinde, Orman Genel Müdürlüğümüzün yangın söndürme ve hizmet araçları uydu üzerinden online takip edilecek. Yangın olduğunda, o bölgeye söndürme araçlarının en hızlı ve en etkin şekilde yönlendirilmesi sağlanacak. Sistemin denemeleri başladı ve 2 ay içinde hizmete almayı planlıyoruz."
 
E-TARIM PORTALI ÜZERİNDEN 138 HİZMET SUNULUYOR
 
Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından biri olan e-Tarım Portalı sayesinde, başta çiftçiler olmak üzere, tüm vatandaşların, Bakanlıkla olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden, tamamen evraksız şekilde on-line yapabileceklerini bildirdi.
 
Bugün itibarıyla e-Tarım Portalı'nın hayata geçtiğini belirten Pakdemirli, "e-Tarım Portalı, Bakanlığımızın çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan on-line bir sistemdir. Yani her bir iş için il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, her bir işlem için ayrı ayrı sistemlere girmeden, e-Tarım Portalı üzerinden yüzlerce hizmete tek çatıda ulaşabileceksiniz. Sisteme 'etarim.gov.tr' web adresinden giriliyor. Android veya IOS uygulamalarıyla sistemi cep telefonunuza veya tabletinize indirebilirsiniz. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti buradan sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli, e-Tarım Portalı'nın getirdiği büyük kolaylıklar yanında, zaman ve mali olarak da önemli tasarruf ve katkı sağlayacağına dikkati çekerek şunları kaydetti: "Bir çiftçi, yıl içinde Çiftçi Kayıt Sistemi, destek başvuruları, hayvanlarıyla ilgili iş ve işlemleri için il/ilçe müdürlüğüne ortalama 3 ile 8 defa gidiyor. Her seferde yol dahil, ortalama 1 saatini harcıyor. Portal sayesinde bir kez bile il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, işlemini dijital olarak yapmasını sağlayabilirsek Türkiye'deki 2,7 milyon çiftçi için 2,7 milyon saat tasarruf etmiş oluruz ya da 55'lik bir traktörle 1 saatte ortalama 5 dekar arazinin işlemesi yapılırsa 2,7 milyon saatte 13,5 milyon dekar arazi işlenebilir. Bu da Türkiye'deki mısır ekili 6,4 milyon dekar arazinin 2 katından fazlasının işlenmesi demektir. Mali faydasına bakacak olursak yine bu sistem sayesinde üreticimiz işlemlerini dijital olarak yaparsa yılda ortalama 110 lira tasarruf etmiş olacaktır. 2,7 milyon çiftçimiz için de yaklaşık 300 milyon lira tasarruf sağlanacaktır. Bu miktarla 157 bin ton buğday tohumu alınabilir. Bu tohum ile 7,1 milyon dekar arazide, 2,5 milyon ton buğday hasat edilebilir. Böylece ekonomiye yılda 4,1 milyar lira katkı sağlanacaktır."

24.07.2020
Devamı

İletişim Başkanlığından Basın Çalışanlarının Haklarını İyileştirme Çalıştayı

İletişim Başkanlığı, “Basın Çalışanlarının Haklarının İyileştirilmesi Çalıştayı” Düzenledi
İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun 
“İletişim Başkanlığı, medya çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi noktasında, tüm kurum ve kuruluşlarla oturduğunuz her masada yanınızda yer alacaktır. Bundan en ufak bir kuşkunuz olmasın. Zira nasıl zor şartlar altında çalıştığınızı en iyi bizler biliyoruz.”
“Milli bilincin en damıtılmış, en saf halini o gün, 15 Temmuz 2016 gecesinde gördük. 15 Temmuz bu ülkenin vatan, bu halkın kalbi iman dolu bir millet olduğunu bir kez daha yedi düvele ilan ettiği gündür.”

“Bu milletin hiçbir ferdi, bu devletin hiçbir parçası FETÖ ile mücadele konusunda en küçük bir yumuşamaya, rehavete ya da kuşkuya kapılmaz, kapılamaz.”
“Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yok”
“Türkiyenin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın, küresel algı ve dezenformasyon merkezlerini rahatsız etmesinin yegâne nedeni yürüttüğü hakikat mücadelesidir”
 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, medya mensuplarının görevleri sırasında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi, çözüm önerileri getirilmesi ve sektör çalışanlarının haklarının iyileştirilmesine yönelik bir çalıştay düzenledi.

“Basın Çalışanlarının Haklarının İyileştirilmesi Çalıştayı” gazeteden televizyona, radyodan internete sektörün birçok mecrasından isimleri bir araya getirdi.
Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen çalıştayda, muhabirden kameramana, foto muhabirinden genel yayın yönetmenine, sektör derneklerinden sendikalara, sosyal güvenlik uzmanlarından ilgili kamu kurumlarının temsilcilerine ve akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede katılımcılar, basın mensuplarının haklarının iyileştirilmesine ve sorunlarının çözümüne yönelik önerileri masaya yatırdı.

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun,çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, medya çalışanlarının yaşadıkları sorunlara çözüm önerileri getirilmesini ve haklarınıniyileştirilmesini ele almak üzere bir araya geldiklerini ifade eti.

Bu toplantının 15 Temmuz destanının 4. yılının anıldığı bir dönemde gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlamı olduğuna işaret eden Altun, “Bu vesileyle şehitlerimize Allahtan rahmet ve gazilerimize mutlu, huzurlu bir ömür temennisinde bulunuyorum.O gün şehit düşen, gazi olan basın mensuplarımızı da buradan saygı ve minnetle anıyorum.” dedi.
 
“15 Temmuz destanı, mücadelelerimizin hülasasıydı”
15 Temmuz darbe ve işgal girişimine karşı milletin zaferinin üzerinden çok uzun bir zaman geçmemesine rağmen bu tarihi olayı, bu büyük hadiseyi idrak etme hususunda çok önemli bir mesafe kat edildiğini belirten Altun, şunları kaydetti:

“Zira o gün verdiğimiz destansı mücadele, bundan önce bağımsızlığımıza, istiklalimize, birliğimize ve dirliğimize yapılan saldırılar karşısında ortaya koyduğumuz mücadelelerin adeta hülasası niteliğindeydi.Milli bilincin en damıtılmış, en saf halini o gün, 15 Temmuz 2016 gecesinde gördük.Şunu çok iyi biliyoruz kiTürkiye demokrasi tarihi milletimizin, vesayetçilere karşı verdiği mücadelenin tarihidir. Bu mücadelenin tek bir nedeni vardı esasında. Millet, sadece kendi iradesi ile yönetilen bir Türkiye tahayyül etti.Dolayısıyla bu millet; 27 Mayıstan 12 Marta, 12 Eylülden 28 Şubata, 27 Nisandan 15 Temmuza kadar hep bağımsızlık ve demokrasi için mücadele etti. Millet ile vesayetçiler arasındaki bu mücadele 15 Temmuzda bambaşka bir boyut kazandı.Milletimiz, lideriyle birlikte ülkemizi çıplak elleriyle alçak bir işgal girişiminden kurtardı.Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, kendi kurumlarını kurtaran bu millet, dünyaya çok açık bir mesaj verdi: Bu ülkeyi benim dışımda kimse yönetemez, buna izin vermem” dedi. Milli İrade bunu söyledi. Sayın Cumhurbaşkanımızın o gece 'Milletin gücünün üstünde bir güç tanımadım ben bugüne kadar’ söylemi siyasi tarihimizin bu anlamda özetidir.Bu söz, Merhum Menderesin Yeter söz milletindir” ilkesinin açıkça bir devamıdır.”
 
“Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yok”
Fahrettin Altun, bu noktada Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ile mücadelede kararlı duruşun her geçen gün daha da güçlendiğini vurgulayarak,sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örgütün çözülmesi, yeni hücrelerin ortaya çıkması, örgüte dair kripto bilgilerin ele geçirilmesiyle birlikte devletin kurumlarında örgüte karşı çok önemli kazanımlar elde edilmiştir. Milletimizin de hassasiyetiyle birlikte bu örgüt her geçen gün daha büyük kayıplar yaşayacak ve sonuçta tarihin en kirli sayfalarında yerini almak üzere tamamen yok olacaktır.Hep söylediğimiz gibi onları dünyanın neresinde olursa olsun kıskıvrak yakalayacak ve adalete teslim edeceğiz. FETÖ ile millet adına görülecek hesabımız var.Devletimizin ve kurumların FETÖ’ye karşı mücadelede en ufak bir zafiyet içerisinde olduğu yanılgısına kapılmak sadece örgütün işine yarayacak bir dezenformasyondan ibarettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın canına kast etmeye, milletin iradesini yok etmeye, Meclisini ortadan kaldırmaya ve milletin ordusunu millete karşı kışkırtmaya çalışan alçak ve sinsi bir terör örgütüne karşı, ne devlet katında ne de millet nezdinde en ufak bir acıma ya da müsamahaya yer yoktur ve olamaz. Bu milletin hiçbir ferdi, bu devletin hiçbir parçası FETÖ ile mücadele konusunda en küçük bir yumuşamaya, rehavete ya da kuşkuya kapılmaz. Kapılamaz. Bunu bekleyenler daha çok bekleyecekler! Örgütü en ufak parçasına kadar yok etmeden hiçbirimize rahat yüzü yoktur. Yeri gelmişken şunu da belirtmeliyim. Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yoktur. Kimse boş hayaller içerisine girmesin!Kimse milletimizin bilincini, vicdanını, ferasetini yok saymaya kalkmasın!En son yok saydıklarında işgali ve darbeyi elleriyle, bedenleriyle durduran milyonlarla karşılaştıklarını kendilerine hatırlatırım.Ve tabi kimse devletin gücünü, hafızasını, mücadele azmini, kararlılığını, iradesini, kurumlar arasındaki eş güdümünü test etmeye kalkmasın!FETÖ, PKK/YPG, DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle gerek yurt içinde gerekse de sınır ötesinde nasıl mücadele ettiğimizi kimse görmezden gelemez. Sadece onlarla değil, onları yöneten, yönlendiren küresel güç merkezlerine karşı dimdik bir şekilde nasıl mücadele ettiğimizi unutmasınlar.Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle artık kuklalarla değil, kuklacılarla mücadele ettiğimizi iyi bilsinler!15 Temmuz, Milletin Zaferidir.15 Temmuz bu ülkenin vatan, bu halkın kalbi iman dolu bir millet olduğunu bir kez daha yedi düvele ilan ettiği gündür.”
 
“15 Temmuz ruhunu geleceğe taşıyacağız”
Prof. Dr. Altun, İletişim Başkanlığı olarak 15 Temmuzun tarihsel ve toplumsal önemini, alçak FETÖ’nün gerçek yüzünü ortaya koymayı en önemli vazifelerinden biri addettiklerini söyledi.
Bu amaçla son 2 yıldır hem yurt içinde hem de yurtdışında tüm 15 Temmuz etkinliklerinin koordinasyonunu sağlamaya çalıştıklarını anlatan Altun, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın, üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızın 15 Temmuz etkinliklerini eşgüdüm ve koordinasyon içerisinde yürütmelerine yardımcı oluyoruz.Her geçen yıl 15 Temmuz ruhunu daha güçlü hatırlamak ve geleceğe taşımak için daha büyük bir gayret içerisinde olacağız. Büyük bir memnuniyetle şunu söyleyebilirim ki gerek yurt içinde gerekse de yurtdışında tüm kamu, sivil toplum ve üniversitelerimizin 15 Temmuza yönelik hassasiyetlerinde hem nitelik hem de nicelik yönünden artan bir ilgi var.Bu, gelecek açısından bizlere umut veren bir durum. Zira 2019 yılında '15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ kapsamında yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 1.500 olan etkinlik sayısı bu yıl 3.000e ulaştı.Bununla birlikte, İletişim Başkanlığı olarak 15 Temmuz etkinliklerini sadece koordine etmedik, aynı zamanda birçok çalışma ve projeyi de bizzat yürüttük. Tüm çabamız, tüm heyecanımız 15 Temmuzu gerek dünyaya gerekse gelecek nesillere hakkıyla anlatabilmektir. Bunun için her geçen gün daha çok çalışacağız daha çok üretmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
 
"Misyonumuz Türkiye’nin gür sesi olmak”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Büyük ve Güçlü Türkiye” hedefine giden yolda tarihi bir adım ve demokrasi adına yeni bir kazanım olarak hayata geçtiğini belirten Altun, bu süreçte ihdas edilen İletişim Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanı Edoğan’ın çerçevesini çizdiği üzere, Türkiye markasını güçlendirmek için devlet ve millet arasındaki iletişimi daha sağlıklı bir hale getirmek, basın sektörüne kamu adına katkıda bulunmak, devletin kurumsal kimliğini ve kurumlar arasındaki söylem birliğini tesis etmek için yola çıktığını ifade etti.
 
24.07.2020
Devamı

Kurban Bayramı Öncesi Üreticiye 358 Milyon Lira Destek

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, Kurban Bayramı öncesi, 10 kalemde TOPLAM 358 MİLYON 204 BİN LİRA tarımsal desteğin çiftçilerimizin hesaplarına yatırılacağını müjdeledi.

Bakan Pakdemirli, 24 Temmuz’da saat 18.00 itibariyle hesaplara aktarılacak desteklere ilişkin detayları açıkladı.
Destek Ödeme kalemleri ve miktarları şöyle olacak;

      Çiğ Süt Desteği ödemesi; 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira,

 
   Hububat Ve Baklagil Desteği; 4.905 üreticimize 16 milyon 515 bin lira,

 
      Yağlı Tohumlu Bitkiler Desteği; 148 üreticimize 1 milyon 900 bin lira,

 
      Dane Mısır Desteği; 522 üreticimize 506 bin lira,

 
     Katı Organik-Organomineral Gübre Desteği; 2.391 üreticimize 1 milyon 525 bin lira,

 
      Toprak Analizi Desteği; 176 bin lira,

 
      Mazot Gübre Desteği; 102 üreticimize 74 bin lira,

 
      Kırsal Kalkınma Desteği; 69 projeye 6 milyon 464 bin lira,

 
      Uzman Eller Projesi; 9 projeye 880 bin lira

 
    Hayvan Gen Kaynakları Desteği kapsamında ise 112 yetiştiricimize 764 bin lira olmak üzere; toplamda 358 milyon 204 bin lira tarımsal destek bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’ 
 
24.07.2020
Devamı

Konya DSYB Et Entegre Tesisi için Geri Sayımda

Konya Damızlık Sığır yetiştiricileri birliğinin üyelerin menfaatini korumak hayvansal üretimin sürdürüle bilirliğini sağlamak amacı ile Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde Et Entegre Tesisini faaliyete geçirmeye hazırlanıyor.  Konu ile ilgili bir açıklama yapan Konya DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız şunları kaydetti.
 
“Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üyelerimizin menfaatlerini korumak, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mücadele etmekteyiz. Sadece üretmekle bitmediğini biliyor üretim sonrası pazarlama konusunda da üreticimizin yanında olmak amacıyla yatırımlarımızı planlıyoruz. Yetiştiricimizin ürettiği süte katma değer sağlamak için süt işleme tesisimizi faaliyete geçirdik ve artık bölgemizde hem üreticimize hem de tüketicimize hizmet ediyor. Bu yatırımımıza ilaveten yetiştiricimizin ürettiği kırmızı et de hak ettiği değeri bulsun diye Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde Et Entegre Tesisimizi faaliyete geçirmeye hazırlanıyoruz.




“Yetiştiricimiz üretmekten vazgeçmesin diye, sektöre küsmesin diye üreticimiz için dün de bugün de hep büyük taşların altına elimizi koyduk. Ancak hayvansal üretimin en önemli girdi maliyetini oluşturan yem fiyatlarındaki sürekli artış karşısında, süt fiyatlarında bir ilerleme kaydedilememiş olması üreticimizin ezilmesine sebep olmuştur. Bu sorunu görmemek mümkün değil, bu anlayıştan artık vazgeçilmelidir. Hepimiz bu sektörden rızkımızı kazanıyorsak, yetiştiricimizin de üretimde sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Aksi takdirde hayvansal üretim ve üretici olmadığında süt, yem ve ilaç sanayisinin ne anlamı var, kime hizmet edebilir. Sektörün her kademesindeki paydaşlarımızla sorunu kalıcı çözmeye yönelik çalışma yapmak zorundayız. Bunu başaramazsak devletimizin parası heba olur, sorunları çözmüş olmayız sadece ötelemiş oluruz. “dedi.
Başkan Yıldız süt sektörü ile ilgili şunları söyledi;



“Sektör içerisinde sadece üreticimiz emek emek üretmiş olduğu çiğ sütü belirli bir fiyata satmaya zorlanmasına karşılık diğer sektör paydaşlarımızın böyle bir zorunluluğu olmaması garip bir durumdur. Üreticiler olarak bu fiyat dayatması devam edecekse, diğer sektör paydaşlarımız için de ilgili konseyler tarafından da süt/yem paritesine uygun fiyat oluşturulması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyi öncülüğünde sektör paydaşlarımızla acilen toplanıp kangren olmadan bu sorunu çözmeliyiz.

“Üreticimizin süt fiyatlarında sene sonunu bekleyecek gücü kalmadı”
 
Üreticimizin sene sonunu bekleyecek gücü kalmamıştır. Damızlık hayvan kesimleri başlamadan herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Aksi takdirde telafisi zor bir süreç beraberinde bizi Avrupalı yetiştiricilerin insafına mahkum edecektir. Tarımsal ve hayvansal üretim bu ülkenin en önemli gündemi olmak zorundadır. Bu hatırlatmaların dikkate alınması ve herkesin taşın altına elini koyması ümidi ile diyorum.
 
 
23.07.2020
Devamı

Çiğ Süt Desteği Yarın Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemini kapsayan Çiğ Süt Destek Ödemelerinin Cuma Günü ödeneceğini müjdeledi.
 
Bakan Pakdemirli çiğ süt desteğine yönelik şunları kaydetti.
“2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemi, Çiğ Süt Desteği Ödemesi kapsamında, 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira destek ödemesini; 24 Temmuz Cuma Günü saat 18:00’dan sonra ödüyoruz. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun.”​dedi.
 
 
23.07.2020
Devamı

TAGYAD'dan Yönetmelik Değişikliğine Sert Tepki


Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ve Depolanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 18 Temmuz 2020 günü Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Konu ile ilgili bir basın açıklaması yapan TAGYAD Genel Sekreteri Ziraat Mühendisi Buket Sakmanlı Apaydın bu yanlıştan biran önce dönülmelidir. dedi. Apaydın konu ile ilgili şunları kaydetti.

 söz konusu Yönetmelik, bugüne kadar mevcut sistem içerisinde karşılaşılan sorunların çözümü yerine, tam aksine yeni bir kargaşaya yol açtı. Çünkü, Orman Mühendisleri Odası’nın açtığı dava sonucu, eczacı, kimyager, kimya mühendislerinden sonra orman mühendislerine de sınav hakkı verildi.


Oysa tarım ilaçları, uzman tavsiyesine göre kullanılmadığında, özellikle insan ve çevre sağlığı açısından büyük tehlike arz etmektedir. Zirai ilaç satış yetkisinin bu alanda eğitim almamış kişilere verilmesi, sürdürülebilir tarım, üretici, uygulayıcı ve tüketici için ciddi tehdit oluşturacaktır.

Araziyi gezen, ilacı, gübreyi, tohumu bilen, bitkinin fizyolojisine hâkim, hastalığı, zararlıyı tanıyan ve bu alanda 4 yıl eğitim alarak uzmanlaşan kişi Ziraat Mühendisidir.

Zirai ilaçların satış yetkisinin farklı meslek kollarına verilmesi, yıllarını tarıma adayan meslektaşlarımıza yapılan büyük bir haksızlıktır, meslek gaspıdır. Bu işi herkesin yapabileceği algısı yaratılarak ziraat mühendisliği mesleğinin itibarsızlaştırılmasıdır.


Son sözümüz, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur... 
22.07.2020
Devamı

Kars'ta Süt Toplantısı

Kars Valisi Türker Öksüz Başkanlığı’nda “Sütün Soğuk Zincirine Girmesi Çalışmaları” toplantısı düzenlendi
Kars Valilik Makam Toplantı Salonu’nda Vali Türker Öksüz, Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıya İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün ve süt işletmeleri yöneticileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Türker Öksüz, “Şehir olarak ekonomimiz büyük ölçüde hayvancılığa dayanan bir iliz. Hayvancılık vatandaşlarımızın günlük hayatında çok önemli yer tutuyor. Hem istihdam açısından, hem büyükbaş hayvan sayısı açısından özellikle Türkiye genelinde 5’inci sırada bulunuyoruz. Bu yönüyle de ülkemiz hayvancılığında da önemli bir şehir Kars, diğer yandan hayvanlarımızdan elde edilen süt ve süt ürünleri yani peynir yapma yönünden önemli bir şehir, marka olmuş bir şehir, coğrafi işareti olan kaşar peynirine sahibiz. Toplam 1 milyon 100 bine yakın hayvan varlığı, canlı hayvan sevklerimiz yönünden ülkemiz hayvancılığına katkı sunmaya çalışıyoruz” dedi.

Vali Öksüz, “yıllık yaklaşık 590 bin civarında bir sütümüz var. Onu buradaki tesislerde değerlendiriyoruz. Burada 57 tane tesisimiz var. Bizim amacımız coğrafi işareti sahip olan ve marka olan peynirimizin kalitesini artırmak. Daha uygun şartlarda üretimini temin etmek. Sütlerimizin toplanmasında soğuk zinciri oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu toplantıyı da bunun için düzenledik. Soğuk zincir içerisinde peynir üretimi yaparsak, kalitemizi artırmış olacağız. Hem de daha hijyenik şartlarda tüketicilerin hizmetine sunmuş olacağız peynirlerimizi, inşallah bu toplantı bir başlangıç olur” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
 
22.07.2020
Devamı

Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı: Çiftçi Psikolojik Olarak Rahatladı

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, Ticaret Bakanlığı'nın "İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" uyarınca, kuru soğan ile patates ihracatında Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ön izin alınması uygulamasına son verilmesini değerlendirdi.

Kararın ocak ayında, korona virüs salgını tedbirleri kapsamında iç piyasada fiyat artışı riskine karşı önlem olarak alındığını hatırlatan Özer Matlı, "Ocak ayında ön izin şartına bağlanan soğan ve patates ihracatı, mayıs ayından itibaren kontrollü olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştı. Gelinen noktada dünya genelinde normalleşme adımlarının ve yeni hasatların yoğunlaşmaya başlamasıyla birlikte, ihracatın önündeki tüm kısıtlamalar Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kaldırılmış oldu. Bakanlığımızın almış olduğu bu karar, ihracatımıza daha da ivme kazandıracaktır" dedi.

"Rekoltelerde ciddi oranda artış söz konusu"

Patates ve soğan ihracatında ön iznin kaldırılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Başkan Özer Matlı, "Bilindiği üzere Bursa'da da kuru soğan üretiminde Karacabey ve Yenişehir ilçelerimiz ön plana çıkmaktadır. Özellikle Karacabey, Türkiye'nin soğan ambarı olarak bilinmekte. Bu bölgelerde geçimini soğan üretiminden sağlayan çiftçilerimiz, pandemi sürecinde karşılaştıkları zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmedi. Geçtiğimiz yılın aksine, bu yıl rekoltede de çok ciddi bir artışın olması ve ihracatın önündeki engellerin kaldırılması, çiftçimizi psikolojik olarak rahatlatmıştır" diye konuştu.

"Dondurulmuş gıdalara talep arttı"

Pandemi sürecinde tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişikliklerin ardından, özellikle dondurulmuş gıdalara olan talepte büyük bir artış yaşandığını ifade eden Başkan Matlı, "Üreticilerimiz böylesi dönemlerde alınan önlemlerle hem korunmalı hem de katma değeri yüksek ürünlere yönlendirilmelidir. Bu noktada hazırlanacak yeni destek paketleriyle birlikte üreticimizin, bilhassa soğan ve patates ihracatını taze olarak yapması yerine katma değeri yüksek, dondurulmuş ve işlenmiş ürün olarak yapması için teşvik edilmesi, ekonomimiz açısından son derece önem arz etmektedir" dedi.
22.07.2020
Devamı

E-Tarım Portalında Yapılan İşlemler Neler

Tarımsal kayıtlar ve işlemler tek çatı altında toplanıyor. Çiftçiler E-Tarım portalında bürokrasiye takılmadan online işlem yapabilecek.
Gıda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından birisi olan E-Tarım portalının tanıtım toplantısına katılacak. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "E-Tarım portalı sayesinde başta çiftçilerimiz ve tüm vatandaşlarımız, Bakanlığımız ile olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden tamamen evraksız şekilde online olarak yapabiliyorlar" denildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi: "E-Tarım Portalı ile çiftçilerimiz artık Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar zaman ve emek kaybetmeden, bürokratik süreçlere takılmadan destekleme ön başvurularını, çiftçi kayıt sistemi ön kayıt ve başvuru durumlarını, ‘Çiftçi Kayıt Belgesi’ni, Büyük ve Küçük Baş hayvanların ölüm, doğum, satış ve hastalık bildirim işlemlerini, Hayvan Nakil ve Hayvan Pasaportu Belgelerini, İşletme Tescil Belgesi gibi daha birçok belge teminini ve takip işlemini bu sistemden anlık olarak tamamlayabiliyorlar.
Ayrıca kayıtlı tarım arazilerinin ada/parsel bilgilerine, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün bilgilerine erişim sağlayıp işlem yapabiliyorlar.
E-devlet şifresi ile giriş yapılabilen sistem ile çiftçimizin tamamen evraksız işlem yapması için gerekli alt yapı oluşturulmuş ve vatandaşların tarımsal faaliyetlerini tek bir çatı altında görmesi sağlanmıştır"
22.07.2020
Devamı

Çanakçı, “Çiftçilere Yapılandırma Yapılmalı”

Kocaeli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Bekir Çanakçı, Çiftçilerin zor günler geçirdiğini bu yüzden Çiftçilere yapılandırma yapılması gerektiğini söyledi.
Çiftçi borcunu nasıl kapatacak?’
 
Çanakçı, ‘Son yıllarda yaşadığımız olumsuz ekonomik gidişin ve 2020 yılında yaşamakta olduğumuz Corona 19 vakası ve olumsuz hava şartları nedeni ile çiftçilerimiz zor günler geçirmektedir. Çiftçilerimiz bu dönemlerde Bankalardan ve Tarım Kredi kooperatiflerinden kullanmış oldukları kredileri ödeyememişlerdir. Bundan dolayı yüzlerce çiftçimize icra takibi başlatılmıştır. Bu da üretimi durma noktasına getirmektedir. Çiftçilerimizin traktör ve ekipmanlarına haciz konulmaktadır. Çiftçilerimize adeta siz üretmeyin yatın denmektedir.  Çiftçilerimiz bankalardan kredi istedikleri zaman önceki durumları göz önünde tutularak, kredi verilmiyor. Peki kardeşim çiftçi borcunu nasıl kapatacak? Çiftçinin borcuna karşılık bağı, bahçesi değerinin altında, ölü fiyatına icra yolu ile satılacak mı? Çiftçinin elindeki malı gasp mı edilecek? Tüm bunları anlayamıyoruz. Bir diğer sıkıntılı durum KEFİL’lik konusu. Her çiftçi kredi alırken mutlaka 2 kefil isteniyor olup, zincirleme kefil olan herkes icralık oluyor. Bu duruma acilen dur denilmesi gerekiyor.  Hükümetimizden acilen bir istediğimiz var. Sanayicimizin, esnafımızın icra takibine düşmüş borçlarına yapılandırma imkanı getirilmiştir. Bizlerde yeni bir düzenleme ile çiftçilerimizin icra takibine düşmüş borçları için yapılandırma talep etmekteyiz. Konunun ivedilikle çözümlenmesi gerekmektedir. Üretim durmasın istiyoruz. Üretim durursa Türkiye aç kalır!. Bunu herkes böyle bilmeli ve önlem almalı.’ dedi.
22.07.2020
Devamı

2020 TDK Hayvancılık Destekleme Kredisi Başvuru Şartları

Gıda Tarım ve orman Bakanlığı her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi verme imkânı sağlıyor. Kredi Türkiye’nin çiftçi destekçisi Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi bakanlık tarafından talep edene veriliyor.
Ziraat bankası en uygun faiz oranlarıyla gerekli destek kredisi imkanını çiftçilere verirken devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme sağlama güvenirliği sağlıyor. Yeterli şartları bulundurması durumunda, aşağıda belirtilen biçimde hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır;
  • Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
  • Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
  • İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
 Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

  • Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
  • Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
  • Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
  • Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
  • Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
  • 3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.

Hayvancılık kredisi veren bankalar hangisidir?

Devlet destekli hibelerin yanında çeşitli bankalarda hayvancılık yapmak isteyen çitçi vfe çiftçi adaylarına çeşitli faiz miktarlarında kredi imkânı sağlamaktadır. Bu bankalardan bir kısmı şu şekilde sıralanmıştır;
•    Halk bankası,
•    Garanti Bankası,
•    Vakıf Bankası,
•    QNB Finansbank.
Yukarıda belirtilen bankalara ek olarak Denizbank da hayvan yetiştiriciliği için kredi sağlayan avantajlı bankalardan birisidir. Denizbank’ın sağladığı kredi çeşitleri şu şekildedir;
  • Hayvan yetiştiriciliği sırasında kullanılacak ekipman için kredi,
  • Süt üretimi hayvancılığı kredisi
  • Besi hayvancılığı için kredi imkânı sağlamaktadır.
Denizbank bu kredileri verirken çiftçi ve çiftçi adaylarından belirtilen evrakları tamamlamalarını istemektedir. Bu evraklar;
  • Başvuru yapan kişinin çiftçi belgesi ve ÇKS belgesi
  • Kimlik kağıdının fazladan bir nüshası
  • Başvuru yapan çiftçinin ve çiftçi adayının hayvancılığı yapacağı alanın ikamet adresi
  • Tapu fotokopisi
  • Traktör veya hangi taşıt kullanılacaksa ruhsat fotokopisi istenmektedir.
Başvuruda bulunacak şahsın ya da tüzel kişiliğin başvurusunda talep edilen evraklar Denizbank resmi intenet sitesinde yer almaktadır. Gerekli evrakların tamamlanmasının ardından en yakın Denizbank şubesine gidilerek başvuru gerçekleştirilebilir.

Devlet hayvancılığa ne kadar destek veriyor?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Türkiye’de hayvan yetiştiriciliğinin devamlılığını sağlamayı hedefler ve bu yönde vatandaşa gerekli yardım ve desteği sağlar. Kampanyalar üreterek, krediler vererek Türkiye’de çiftçiliğin gelişmesi yönünde adımlar atar. Her ilde bulunan İl Tarım Müdürlükleri üzerine düşen çalışmayı en faydalı olacak biçimde gerçekleştirir. Bakanlık, üreticilere düşük faizli ya da geri ödemesiz kredi ve destekler sunar. Bankalar güven gerekli güveni ve teminatı sağlamayan yetiştiricilere kredi başvuru onayı yapmaz. Son 10 yıldır yüzlerce kişiye hayvan başına destekleme paraları yatılmış, hibeler ve destek kredileri sağlanmıştır.
22.07.2020
Devamı

IPARD-II Kapsamında 71 Projeye 71 Milyon Lira Hibe

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 8. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 71 projeye 71 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme ve yerinde kalkınma” anlayışıyla kırsaldaki yatırımları desteklemeye devam ettiklerini bildirdi.
Bu çerçevede, kırsalı kalkındırmak, kente göçü önlemek, kadın ve genç girişimcileri desteklemek ve istihdama katkı sağlamak amacıyla IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla çeşitli sektördeki yatırımlara yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe desteği verdiklerini dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 25 Kasım 2019 tarihinde yayımlanan 8. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması sektöründe açıklanan 71 adet projeye 71 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 183 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar tedbirinde açıklanan projelerin; 43’ü süt işleme tesisi ve süt toplama merkezi, 3’ü kırmızı et işleme ve kesimhane, 4’ü kanatlı eti işleme ve kesimhane, 1’i su ürünleri işleme, 20’si meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını kapsıyor.”
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanacak.

21.07.2020
Devamı

Öztürk, “Hayvan Fiyatlarında Artış Var”

Düzce Ziraat Odası Başkanı Ramazan Öztürk hayvan yetiştiricilerine uyarılarda bulunarak, çiftçilerin kendi yetiştirdikleri ürünleri hayvanlarına vermesi halinde hayvancılıktan para kazanabileceklerini dile getirdi.
  Kurbanlık almak isteyenlere yada hisseye gireceklere Ziraat Odası Başkanı Ramazan Öztürk uyarılarda bulundu. Ramazan Öztürk, çiftçinin kendi yetiştirdiği yem ile beslediği hayvanın etinin daha lezzetli olacağını dile getirerek “Maliyetimiz çok yüksek. Öncelikle bunu belirteyim. Maliyetleri düşürmek için ise hayvancılık yapacak bir kişi öncelikle beslediği hayvanlara vereceği yiyecekleri kendi bahçesinde yetiştirmesi gerekir. Saman, slaj, buğday, arpa gibi hayvan yiyeceklerini bahçesinde yetiştirmesi gerekir. Bunları kendi yetiştirirse para kazanabilir. Bunların tamamını dışarıdan alıp getirirse para kazanması mümkün değil. Görüyoruz ben hayvancılık yapacağım diyor. Ancak hiçbir şey ekmemiş, biçmemiş. Para kazanması mümkün değil. Ayrıca kendimiz yem ürettiğimiz zaman hayvanın etinin lezzeti bile farklı olur. Dışarıdan aldığı sanayi yemiyle beslenen hayvanın etinin lezzeti başka oluyor. Aynı bahçemizden ürettiğimiz sebze gibidir beslediğimiz hayvanlarımız. Bu sene geçen senelere göre hayvan fiyatlarında yüzde 20 artış var. Kurban kesmek isteyenler hayvanlarını şimdiden bir an önce alırlarsa daha uygun fiyata gelecektir” dedi.

21.07.2020
Devamı

Lisanslı Depolara Ürün Teslim Eden Çiftçilere Destek

Şekerbank, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilerin nakit ihtiyaçları için Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) teminatlı kampanya başlattı. Banka kampanya ile çiftçilere 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarından yararlanma fırsatı sunuyor.

Şekerbank, lisanslı depolara teslim edilen tarım ürünleri karşılığındaki Elektronik Ürün Senedi’ne (ELÜS) sahip olan çiftçilere kısa vadeli nakit ihtiyaçları için finansman sunuyor.

Banka kampanya kapsamında, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilere ürün senetlerini teminat göstererek 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarıyla nakit ihtiyaçlarını karşılama fırsatı sunuyor. Ürünlerini sağlıklı koşullarda depolayarak fiyat avantajından yararlanmak isteyen çiftçiler, 31 Temmuz 2020 tarihine kadar Şekerbank şubelerine başvuru yapabilecek.

“Çiftçilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyoruz”

Şekerbank KOBİ, Perakende ve Tarım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Tuğbay Kumoğlu konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Şekerbank olarak, üç nesildir yol arkadaşı olduğumuz çiftçi müşterilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyor, onlara özel hizmetler sunuyoruz. Bu çerçevede Anadolu Bankacılığı misyonumuzun bir gerekliliği olarak üreticilerimizin yanında yer alıyor, yeni kampanyamızla ELÜS sahibi çiftçilerimize hızlı bir finansal çözüm getirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız ile hasadını değerinde satışa sunmak isteyen çiftçilerimiz hem sağlıklı bir şekilde ürünlerini depolayacak hem de nakit ihtiyacını karşılayacak. Çiftçilerimizin üretimini artırmak için onların yanında olmaya devam edeceğiz.”

21.07.2020
Devamı

Çiftçi Kazandığı İle Traktör Alıyor

Batman'da verimli bir hasat dönemini geride bırakan Batman ovasındaki Çiftçi, üründe elde ettiği kazancını traktöre yatırıyor. Batman’ın Binatlı (Bileyder) köyündeki 50 yaşındaki Bayram Demir "Bu yıl mercimek fena değildi. Buğdayda da verim iyiydi ama sünne verimi biraz da etkiledi. Son yılların en iyi hasad verimiyle karşılaştık. Genelde Buğday, arpa ve mercimek ekimi yapıyoruz. 1970'li yıllarda merhum babamın kullandığı traktör markasından biz de imkanlarımızı zorlayıp aynı marka traktör aldık. Bölge bayisi bize her türlü kolaylığı sağladı. Kendilerine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

60 TRAKTÖR SATIŞI

Çiftçinin bu yıl hububatta yüksek verim elde etmesine sevindiklerini belirten Cansağ Otomotiv Bölge Bayii Halil Cansağ, şunları kaydetti: "Son aylarda Batman ovasındaki çiftçilere yaklaşık 60 traktör satışımız oldu. Bazı serilerde elimizde traktör kalmadı. Çiftçimizin talebini anında karşılıyoruz. Önümüzdeki günlerde de çiftçilerimize tarla günü düzenlemeyi planlıyoruz. Bu yıl verim iyi gidince, çiftçi de haliyle yeni traktörlerin alımına yöneldi. Biz de toprak dostuyuz ve çiftçimizin her yıl daha çok kazanmasını istiyoruz."

21.07.2020
Devamı

Zeytinde Akılalmaz Hile!

Hileli gıdalara zeytin de katıldı. Özellikle siyah renkte ki zeytin türü gıda teröristlerinin hedefi oldu.
 
Kahvaltının vazgeçilmezi siyah zeytindeki hile pes dedirtti....
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zeytinde yapılan hileler hakkında uyarılarda bulundu. Özellikle siyah renkte tezgahlarda yer alan türünün hileye açık olduğunu ifade eden Toprak, çekirdeğin çok aşırı siyah olmaması gerektiğini belirterek, "Zeytin, dalından koparıldığı gibi yenemeyen tek çekirdekli meyve olarak geçer.
Çünkü içerisinde acılık içeren bir madde bulunur. Bunun uzaklaştırılması için de kostik dediğimiz bir hava verilerek koyulaşması sağlanır ve bu acılık yok edilir. Daha sonra da zeytine renklendirici maddeler katılabilir. Bunlar zeytin tebliğinde bulunan renklendirme amaçlı kullanılan maddelerdir. Yasaldır.
Ancak dikkat edilmesi gereken noktalardan biri; zeytin açıldığı zaman elle morumsu, pembemsi bir renk bulaşmaması gerekmektedir. Çekirdeği, kahverenginden mora dönük bir renkte olmalıdır. Her çekirdeği siyah olan zeytin boyalı zeytin değildir ama çok aşırı siyah olmaması gerekmektedir. Yendiğinde de ekşi bir tat bırakmaması gerekmektedir" dedi. Toprak, "Zeytinin olgunlaşma süresi 4-6 ay arası değişebilir bu süreyi biraz daha kısaltabilmek için boyalar kullanılıyor" ifadelerini kullandı.
Doğal ve organik ürün satışı yapan Bilge Altınmakas Özgenoğlu da en çok hilenin siyah zeytinde yapıldığını söyleyerek, şöyle konuştu: "Siyah zeytinde tüketicilerin yapması gereken en doğru tahlil; tadım yapmaları ve çekirdek rengine bakmaları gerekmektedir. Çekirdeğin rengi çok siyaha kaçmamalı daha doğal renginde olmalıdır.
Mora çalan, kahverengi tonlarında olması gerekmektedir. Bu renklendiricinin çok olmadığı, kostik maddenin çok olmadığını anlamına gelir. Siyah zeytinin daha parlak olması için fazla miktarda boya maddesi konuluyor, kostik havuzlarda çok fazla bekletiliyor. Bu da sağlık açısından çok fazla zararlı.

 

21.07.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik :"Talep olursa yetiştirici 5 milyona kadar küçükbaşı kurbanlık olarak pazarlayabilecek durumda”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Ankara Yenimahalle’deki Yakacık Kurban Satış ve Kesim Alanını ziyaret etti. Yetiştiricilerle bir araya gelen, onların sorunlarını dinleyen Çelik, basın mensuplarının kurbanlıklarla ilgili sorularını da yanıtladı.
Kurbanlıklarla ilgili hiçbir sıkıntımız olmadığını, halkın istediği kadar kurban kesebileceğini, oluşacak talebin çok üzerinde kurbanlığa ayrılan küçükbaş hayvan bulunduğunu söyleyen Çelik, şöyle konuştu:

“Türkiye, çok büyük bir ülke... Rakamlarıyla da büyüklüğünü ortaya koyuyor. Öyle ki kurbanlığa ayrılan küçükbaş sayısı 138 ülkenin koyun, keçi sayısından fazla. Kurban Bayramı organizasyonu bile bunu gösteriyor. Dünya çapında bir Kurban Bayramı organizasyonumuz var.
Yetiştiricimiz aylardır Kurban Bayramı için hazırlanıyor. 6,5 milyar liralık 5 milyon küçükbaşı kurbanlık için hazır etti. Bunu yapmak hiç de kolay değildir. Bunlardan 4,55 milyar lira değerindeki 3,5 milyon küçükbaşı kurbanlık için ayırdı.

Geçen yıl 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş kurbanlık kesildi. Bu yıl kesilecek kurbanlık sayısı bunun çok üzerinde olacaktır.
Çünkü, koronavirüs salgını nedeniyle birçok kişi tatil planını erteledi. İlinde, ilçesinde, mahallesinde, köyünde Kurban Bayramı’nı geçirecek. Bu kişilerin önemli bir bölümü de kurban kesecektir.


Suudi Arabistan da bu yıl yurt dışından hacı kabul etmeyeceğini açıkladı. Kutsal topraklara hac farizasını yerine getiremeyecek olan hacı adaylarımız da ülkemizde kurban kesimi yapacak.
Biz, küçükbaşta kesilecek kurban sayısının en az 300 bin artışla 3 milyona çıkacağını tahmin ediyoruz. Geçen yıla göre artış 1 milyona kadar çıkabilir. Bu durumda 3,7 milyon küçükbaş hayvanın kesimi yapılır.
Geçen yıla göre küçükbaş hayvan kesimi isterse 1 milyon fazla artsın sorun yok. Talep olursa yetiştiricimiz 5 milyona kadar küçükbaşı kurbanlık olarak pazarlayabilecek durumda.”
 
Kurbanlık fiyatları makul...
 
İl birliklerinden veri aldıkları ve teknik elemanların hayvan pazarlarını düzenli olarak takip ettiği bilgisini veren Çelik, şöyle devam etti:
“Şu an için kurbanlık koyunda fiyatlar 1050-1500 lira arasında değişiyor. Koyunda ortalama fiyat 1300 lira dolaylarında. Keçi de bu rakam 1000-1100 lira arasında değişiyor.
Tabii hem koyunda hem de keçide hayvanın koç, teke olmasına, vasfına göre fiyatlar yükseliyor. İyi bir koçta fiyat 3 bin-3 bin 500 liraya kadar çıkıyor.
Kurbanlık alışverişinde hem yetiştiricilerin hem de alıcı konumundaki vatandaşların memnun olacağı bir süreç geçirilmesini temenni ediyorum.
Büyük zorluklarla ve özellikle de artan yem masraflarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerimizin değerinden ve mağdur olmayacakları fiyatlarla hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ediyoruz.

Artan yem maliyetleriyle koronavirüsün birtakım olumsuz etkileri göz önüne alındığında, küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatları geçen yıla göre yüzde 10 civarında artabilir. Tabii ki bölgesel farklılıklardan dolayı da artış oranı illere göre farklı olacaktır.
Biz satışların artacağını tahmin ediyoruz ama her ihtimalde kurbanlık için ayrılan 5 milyon küçükbaşın tamamının satılamayacağını da öngörerek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da satılamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden alınmasını talep ediyoruz. Yetiştiricilerimizin için rahat olsun. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli her zaman her yerde yetiştiricimizin yanındadır.”
 
Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde fiyatlar yetersiz kaldı
 
Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde hisse bedellerinin yetersiz kaldığını bildiren Çelik, “Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfı, 2020 yılı vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini yurt içi için sadece 85 lira artışla 890 liradan 975 liraya, yurt dışı için 100 lira artışla 725 liradan 825 liraya çıkardı.
Kızılay, yurt içi kurbanlık ve adak için 1050 lira, yurt dışı kurbanlık için 850 lira fiyat belirledi. Hisse fiyatları yetersiz kaldı. Vekâlet yoluyla kurban kesim bedelleri belirlenirken yetiştiricinin mağdur edilmemesi için birliklerin de görüşü alınmalıdır.

Bu fiyatlar piyasada oluşan fiyatların altında kalmıştır.”

Kurbanda hem bağış sahibi hem de yetiştirici mağduriyetine son verilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, ayrıca, dernek ve vakıflara yatırılan her kuruşun kurban kesiminde kullanılması için denetiminin sıkı bir şekilde yapılmasına özen gösterilmesinin de bir zorunluluk olduğunu belirtti.


 
Marketlerin kurbanlık satışı
 
Marketlerin de kurbanlık için fiyatlarını açıkladığını hatırlatan Çelik, şunları söyledi:
“Bizim anlamadığımız bazı marketlerin 1450 lira fiyatla 16 kilogram karkas ağırlıklı kurbanlık koç fiyatı açıklaması. TÜİK’e göre kesilen koyunların ortalama karkas ağırlığı 21,6, keçilerinki 19,8 kilogram. Şimdi sormak lazım. 16 kilogram karkas ağırlığı olan koç olur mu? Bulsunlar getirsinler bir görelim. Ortalama karkas ağırlık kurban vasıflarını taşıyan koçta nereden baksanız 35-45 kilogram gelir. Bunlar koyunu 2’ye, koçu 4’e mi bölüyorlar?
Hesabı vatandaşımız yapsın.
Biz her zaman söylüyoruz. Kurban aynı zamanda bir ibadettir. Bunun kuralları vardır. İlgili kurumlarımız kurbanın olması gereken niteliklerini açıklıyor. Nitelikleri kurbanlık için uygun olmayan koyun, koç, keçi ve tekelerin kesilmemesi gerekir.”
 
Koronavirüs tedbirleri
 
Koronavirüs ortamında bir bayram geçirileceğini vurgulayan Çelik, kurban satış yerlerinin 80 ilde 1 Temmuz’da, İstanbul’da 16 Temmuz’da açıldığını, satış alanlarının yavaş yavaş dolduğunu belirtti.
Vatandaşların ve yetiştiricilerin kurban pazarlarında koronavirüs salgınına karşı belirlenen tedbirlere harfiyen uymasının hayati önem taşıdığına dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
“Diyanet İşleri Başkanlığımızın, Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ'i yayımlandı. Tebliğe göre, kesimlerin daha düzenli yapılması, zaman kaybının ve karmaşanın önlenmesi ile Kovid-19 bulaşma riskini en aza indirmek için kesim yerlerinde randevu sistemi uygulanacak, kesim işlemlerinin bayramın ilk gününde yoğunlaşmaması için gerekli tedbirler alınacak.
Satıcılar ve müşteriler arasında 'el teması' olmayacak ve bu nedenle kurban pazarlığında, gelenekselleşen ‘tokalaşma’ yapılmayacak.
Hayvan pazarlarında kontrol yapan kamu otoritelerimiz, hayvanların sağlık kontrollerini eksiksiz yerine getirmeli, hayvanların kurbanlık vasıfları taşıyıp taşımadığına da dikkatli bir şekilde bakmalıdır.”
 
Kurban satış yeri çadır ücretleri
 
Kurban satış yeri çadır ücretlerinin, yıldan yıla arttığı bilgisini veren Çelik, devletin bu konuya bir çeki düzen vermesinde yarar bulunduğunu, değişik kriterlere göre birbirinden çok farklı kurban satış yeri çadır ücreti talep edildiğini anlattı.
Çelik, yem başta olmak üzere artan maliyetlerle, bin bir güçlükle mücadele ederek kurbanlıklarını yetiştiren, fahiş nakil fiyatları vererek kurban satış yerlerine getiren yetiştiricilerden bir de yüksek çadır fiyatları talep edilmesinin üreticinin belini büktüğünü vurguladı.

Nihat Çelik, şöyle dedi:
“Belediyelerimiz, bu konuda yetiştiricimize destek olmalıdır. Bize gelen bilgilere göre, bazı belediyeler, 20 metrekarelik bir alana geçen yıl 135 lira satış yeri kirası alırken aynı yere bu yıl yüzde 363 artışla 625 lira, 100 metrekarelik bir alana sahip satış yerine geçen yıl 300 lira isterken bu yıl yüzde 942 artışla 3 bin 125 lira isteyebiliyor. Son bir yıllık enflasyonun yüzde 12,62 olduğu bir ortamda yüzde 942’lik, 10 kata varan bir fiyat artışı nasıl izah edilir?”
 
Hayvan satış yerleriyle ilgili yeni düzenleme
 
Tarım ve Orman Bakanlığının pazar günkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hayvan Satış Yerlerinin Ruhsatlandırılma ve Denetleme Usul ve Esasları Hakkındaki yeni yönetmeliği havan satış yerlerine otel konforunda ortam getirilmesini amaçladığına dikkati çeken Çelik, şunları söyledi:
“Yetiştiricimiz için insani şartlarda bir ortam sağlamayı hedefleyen düzenlemeyi çok yerinde buluyor ve takdir ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye teşekkür ediyoruz.

Tertemiz, hijyen şartları sağlanmış, kaba yem, kesif yem, su, gübre ve hayvansal atık depoları bulunan, yeterli kapalı ve açık alanları olan, ısı ve iklimlendirme merkezi bulunan, hayvanların gece rahat konaklamasına imkan veren düzenleme faaliyete geçince, yetiştiricimiz içi rahat bir şekilde hayvan toplama ve satış yerlerini kullanacaktır.
Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin yaptığı birçok ilkten sonra böyle düzenleme yapması bizim için büyük bir jest olmuştur. Kurban Bayramı'nı yetiştiricilerimiz daha güzel bir ortamda geçirecektir.

Yetiştiricilerimiz, Avrupa standartlarına uygun dünyadaki birçok ülkeye de örnek olacak hizmetinden dolayı Bakan Pakdemirli’ye minnettardır.
Güvenlik noktası, tıbbi ve biyolojik atıkların depolanmasına imkân sağlayan kapalı ve muhafazalı depolama alanı, ısı ve iklimlendirme merkezi olacak. Hayvan sahipleri veya bakıcılar için konaklama yeri, Veteriner hekimler için tam donanımlı büro ve dinlenme odası bulunacak.”
Genel Başkan Çelik, hayvan satış yerlerinin yeni düzenlemeye göre yapılanmasının en fazla bir yıl içinde gerçekleşeceğine inandıklarını bildirdi.
Çelik, hayvan satış alanında üreticiler sohbet etti, fiyat pazarlığı yaptı.
 
 
20.07.2020
Devamı

TZOB Kurbanlık Fiyatlarını Açıkladı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl yaklaşık 800 bini büyükbaş, 2,7 milyonu küçükbaş olmak üzere 3 milyon 500 bin baş hayvan kesileceğini tahmin ettiklerini bildirerek, “Kurbanlıklar için bu yıl ödenecek tutarın, 12,3 milyar liraya yaklaşacağını hesaplıyoruz” diye konuştu. Bayraktar, yaptığı açıklamada, kurbanlık fiyatları ve satış şeklinin illere ve bölgelere göre farklılık arz ettiğini, kimi yerlerde canlı kilogram (baskül) ve et (karkas) fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan üzerinden pazarlık yöntemiyle satış yapıldığını belirtti.

  Şemsi Bayraktar, Ziraat Odalarından aldıkları bilgilere göre, bu yıl kurban döneminde hayvan fiyatlarının; illere, canlı ağırlığa, ırkına (yerli-kültür) ve büyükbaşta düve, tosun, küçükbaşta koyun, keçi olmasına göre farklılık gösterdiğini belirtti. Bayraktar, “Hayvan başına büyükbaşta 5 bin ile 30 bin lira, küçükbaşta ise 800 lira ile 3 bin 500 lira arasında değişeceğini, canlı ağırlık fiyatının da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda 19 ile 30 lira, küçükbaş hayvanlarda 22 lira ile 35 lira arasında olacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

  Bu fiyatların bayram yaklaştıkça talebe göre değişebileceğini bildiren Bayraktar şöyle devam etti:

  “Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatının 24 lira 61 kuruş, küçükbaş canlı kilogram fiyatlarının ise 28 lira 43 kuruş olduğu görülmektedir.

  Fiyatlar, geçen yıla göre, büyükbaşta yüzde 14,61, küçükbaşta ise yüzde 18,81 oranında artmıştır. Ortalama fiyat kilogram başına büyükbaşta 21 lira 47 kuruştan 24 lira 61 kuruşa, küçükbaşta 23 lira 93 kuruştan, 28 lira 43 kuruşa çıkmıştır.

  Canlı kilogram olarak büyükbaş hayvan fiyatları, satışların en fazla olduğu üç büyük ilimizden, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasında 27 lira ile 28 lira, Ankara’da 22 lira ile 28 lira, İzmir’de 20 lira ile 30 lira arasında değişmektedir.

Küçükbaş hayvan fiyatları ise canlı kilogram olarak, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasında 28 lira ile 30 lira, Ankara’da 25 lira ile 30 lira, İzmir’de 25 ile 35 lira düzeyinde seyretmektedir.”

 

“Yeterli kurbanlık var”

  Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; halen kurbanlık vasfı taşıyan 1 milyon 200 bini büyükbaş, 3 milyon 500 bin küçükbaş olmak üzere toplam 4 milyon 700 bin baş kurbanlık hayvan bulunduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

  “Ülkemizde Kurban Bayramlarında, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre; 2015’te 867 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş, 2016’da 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş, 2017’de 817 bin 805 büyükbaş, 2 milyon 720 bin 271 küçükbaş, 2018’de ise 866 bin 143 büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş2019’da ise 800 bin büyükbaş, 2 milyon 682 bin 612 küçükbaş hayvan kurban olarak kesilmişti.

   Son yıllardaki kurban satışlarını göz önünde tuttuğumuzda, bu yıl da geçen yıla yakın yani yaklaşık 800 bini büyükbaş, 2 milyon 700 bini küçükbaş olmak üzere toplam 3,5 milyon hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz.

   Bu tahminden yola çıkacak olursak; 2020’de, kurbanlıklar için ödenecek tutarın 12,3 milyar liraya yaklaşmasını bekliyoruz. Kurban Bayramı’nda kesileceğini tahmin ettiğimiz hayvan sayısından daha fazla kesilebilecek nitelikte büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık hayvan vardır. Bu durum vatandaşlarımızın kurbanlık hayvan bulmada sıkıntı yaşamayacaklarını göstermektedir. Ziraat Odalarımızla yaptığımız görüşmeler de bu görüşü destekler niteliktedir. ‘Acaba hayvan bulabilir miyim?’ şeklinde bir endişe yaşanmasına gerek yoktur.”

 

“Et ve Süt Kurumu’nun bayram sonrasında uygun bir fiyataalması gerekir”

  

Üreticilerin, satışların geçen yıla göre yavaş seyrettiğini ifade ettiğini belirten Bayraktar, “Temennimiz satışlarda beklenilen ivmenin yakalanması, üreticilerimizin hayvanlarını uygun fiyata satarak emeklerinin karşılığını almasıdır” dedi.

   Satışların beklendiği gibi gerçekleşmemesi durumunda üreticilerin bayram döneminde satılamayan hayvanlarını, Et ve Süt Kurumu’nun bayram sonrasında uygun bir fiyata alması gerektiğine işaret eden Bayraktar şunları söyledi:

“Bu hem üreticimiz açısından hem de hayvancılıkta sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Üreticimizin hayvanlarını yok pahasına elden çıkarmalarının önüne geçilmesi kurbanlık yetiştiriciliğinin geleceği açısından önem taşımaktadır.

   Bunun için yetkililerden beklentimiz, elinde kurbanlık kalan üreticilerimize yönelik belirleyecekleri alım fiyatlarını, maliyetlerin yanı sıra yapılan ek masrafları da dikkate alarak belirlemeleridir. Bu durumda üreticilerimizin bir yıllık emekleri boşa gitmeyecek, mağdur olmaları engellenecektir.”

 

“Yem fiyatları önemli oranlarda arttı”

  

Kurban Bayramlarının, bu kadar çok hayvanın besiye alınması ve uzun süreyle bakılmaları dolayısıyla ekonomik olarak da ciddi bir hareketliliğe yol açtığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

   “Beslenme amaçlı hayvan alımları için ödenen para, yem, veteriner hizmetleri önemli bir yekun tutmaktadır. Bunun yanı sıra, hayvanların satış merkezlerine nakilleri, satış yerlerinde yer kiraları ve kişisel masrafları, kesimler için kasaplara ödenen para, sakatat ve derilerin satılmasına kadar birçok ticari faaliyet, bu dönemde söz konusu olmakta ve bütün bunlar ekonomik anlamda büyük meblağlara ulaşmaktadır. 

   Bu yıl Kurban Bayramı döneminde yaklaşık 800 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bini küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 500 bin baş hayvan kesileceği tahmininden yola çıkılacak olursa; yem fiyatları, 2019/2020 Haziran döneminde önemli oranlarda artmıştır. İlgili dönemde ton fiyatı; mısırda yüzde 10,5 artışla bin 370 liraya, buğday kepeğinde yüzde 6,4 artışla bin 170 liraya, pamuk tohumu küspesinde yüzde 13,2 artışla bin 500 liraya, besi yeminde yüzde 10,6 artışla bin 811 liraya, süt yeminde yüzde 8,2 artışla bin 862 liraya, samanda yüzde 37,2 artışla 782 liraya, mısır silajında yüzde 24,2 artışla 462 liraya, kuru yonca otu yüzde 17,1 artışla bin 201 liraya yükselmiştir.

   Üretimin en önemli kalemi yemdir. Dolayısıyla yem fiyatlarındaki yükseliş üretimi ve fiyatları ciddi anlamda etkilemektedir.

 

Yem masrafı 4,01 milyar lira

  

Kurbanlık için besiye alınan büyükbaş hayvanların ortalama 6 ay beslendiği, aylık 450 liraya yem yedirildiği hesabıyla, 6 aylık yem masrafı hayvan başına 2 bin 700 lira olacaktır. Kesilecek olan 800 bin büyükbaş kurbanlık hayvan için toplam yem masrafı 2,16 milyar lira civarındadır. Yine ortalama 6 ay besiye alınma hesabıyla, küçükbaş hayvanlarda hayvan başına yem masrafı 684 liraya, 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvan için yapılan toplam yem masrafı ise 1,85 milyar liraya yaklaşmaktadır. Toplamda 3,5 milyon baş kurbanlık canlı hayvan için üreticilerimizin 4,01 milyar lira civarında bir yem masrafı yaptıkları tahmin edilmektedir.

   Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip büyükbaş hayvanın canlı kilogramının 24,61 lira civarında satılacağı düşünüldüğünde bayram süresince kesilecek yaklaşık 800 bin baş büyükbaş hayvana ödenecek paranın, 11 milyar 856 milyon lirayı geçeceğini, bir küçükbaş hayvanın ortalama bin 626 liradan satılacağı tahminiyle, kesilecek yaklaşık 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvana ödenecek paranın ise 4 milyar 390 milyon liranın üzerinde olacağını belirten Bayraktar, “Daha önce de belirttiğim gibi, toplamda halkımızın kesilecek 3,5 milyon kurbanlık için 12,3 milyar liraya yakın para ödeyeceğini tahmin ediyoruz” diye konuştu.

 

   Kurban derilerinde kayıp yüzde 20’ler civarında

Standartlara uygun kesilmiş ve tuzlanmış yaş koyun derisinin yaklaşık 10 liraya satıldığını, ortalama 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvan kesileceği hesap edildiğinde küçükbaş hayvanların derilerinin ekonomik değerinin yaklaşık olarak 27 milyon lirayı bulacağını bildiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“400 kilogramlık bir sığırdan ortalama 30 kilogram deri çıkmaktadır. Standartlara uygun elde edilmiş, tuzlanmış sığır derisinin kilogramının 5 lira olduğu göz önüne alındığında kesilecek 800 bin büyükbaş hayvandan elde edilecek derinin değeri 120 milyon liraya ulaşacaktır. Toplam olarak kurbanlıklardan standartlara uyulursa yaklaşık 147 milyon liralık deri elde edilecektir. Fakat kurbanlıklar çoğu yerde ehil olmayan kişiler tarafından kesildiği için deride ciddi olarak ekonomik kayıp oluşmaktadır. Bu kaybın yüzde 20'ler civarında olduğu ve toplam kaybın 29,4 milyon lirayı bulduğu tahmin edilmektedir. Buna göre, kayıplar nedeniyle, Kurban Bayramında ekonomiye kazandırılan derinin değeri 117,6 milyon lira civarında kalmaktadır.”

 

   Hayvan pazar yerleri çadır kiraları

  

Kurbanlık satmak isteyen üreticilerin, büyükşehirlerde her ilçede farklı olmak üzere satış yerlerine çadır kirası ödediğini, fiyatların illere ve ilçelere göre farklılık arz ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

   “Buralardan yüksek ücretler alınmaması yönünde belediyelere her yıl uyarılarda bulunmamıza rağmen, ne yazık ki bu yıl da ciddi paralar alınmıştır. Belediyelerin buraları gelir kapısı olarak değil, halkına hizmet yeri olarak görmesi gerekmektedir. Kurban satıcıları 15 gün olarak kaldıkları süre içinde; Ankara’da 4 bin lira ile 5 bin 500 lira arasında, İstanbul’da 13 bin lira ile 25 bin lira arasında, İzmir’de 7 bin lira ile 9 bin lira civarında çadır kirası ödemişlerdir.

   Satış yerleriyle ilgili olarak belediye başkanlarımıza seslenmek istiyorum. Üreticilerimize 25 bin liraya kiralanan yerler var. Bu durum ciddi mağduriyetlere neden oluyor. Belediyelerden ricamız, lütfen buraları uygun fiyattan üreticilerimize kullandırın, Bin bir zorlukla satış yapmaya çalışanlara her türlü altyapı hizmetlerini götürün.”

 

  Nakliye masrafları

  

Üreticilerin, Türkiye'nin dört bir yanından hayvanları şehirlerdeki kurban satış yerlerine nakletmek için nakliye parası ödediğini bildiren Bayraktar, “25 büyükbaş hayvanın nakliyesi için üreticilerimiz Kars ilimizden Ankara’ya 7 bin , Bursa’ya 8 bin, İstanbul’da 8 bin 500 ve İzmir’e ise 8 bin lira ödeme yapmaktadır. Bu önemli bir masraftır. Ayrıca üreticilerimiz, sattıkları hayvanları, alıcıların kesim yapacakları yerlere taşımakta, bunun için de para harcamaktadır. Kesilen hayvanların sayısal büyüklüğü dikkate alındığında net rakam verememekle birlikte önemli bir nakliye masrafı olduğu söylenebilir” dedi.

   Bayraktar, Kurban Bayramı döneminde, talebe bağlı olarak artan nakliye fiyatlarının kurban satış fiyatlarına etkisini azaltabilmek için mutlaka pazar yerlerinin disipline edilmesi, buralarda fırsatçılık yapılmasına imkan tanınmaması gerektiğini söyledi.

 

   “Kasaplara ödenen para 344,5 milyon lirayı bulacaktır”

   Kurban bayramları son yıllarda kasaplar için önemli bir gelir kapısı olduğunu belirten Bayraktar, “Kasaplar, hayvanları kesme, yüzme, parçalama gibi işler için küçükbaşta 70 lira, büyükbaşta ise 625 lira civarında para almaktadır. Kesme işine parçalama da dahil edildiğinde özellikle büyükbaştaki fiyat daha da yukarılara çıkabilmektedir. Büyükbaş hayvanlarının yarısının kasaplar tarafından ücret mukabilinde kesileceği tahminiyle, 400 bin büyükbaş hayvan için kasaplara ödenecek meblağ 250 milyon lirayı bulacaktır.

   Aynı şekilde küçükbaş hayvanların yarısının kasaplar tarafından kesileceği hesabıyla 1 milyon 350 bin küçükbaş hayvan için kasaplara ödenecek tutar 94 milyon 500 bin lirayı bulacaktır.

   Buna göre, kasaplara ödenecek bedel toplamda 344,5 milyon lirayı bulacaktır. Bunların yanı sıra kelle, paça, işkembe, bağırsak gibi sakatatlar kurban kesenler tarafından çoğunlukla alınmamakta, kasaplara veya toplayıcılara bırakılmaktadır. Bu da ciddi bir ekonomik değer oluşturmaktadır” diye konuştu.

 

Vekaletle kesim

 

   Kurban Bayramı döneminde birçok dernek ve vakıfların, hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın verdiği vekaletle onlar adına kurban kesmek için faaliyet içine girdiğini hatırlatan Bayraktar, şöyle konuştu:

   “Vekaletle kesimde zaman zaman vatandaşlarımız mağdur olabilmektedir. Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi çok önemlidir. Vekaleten kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı nereden aldığı, hangi şartlarda ve nerelerde ne kadar kurbanlık kestiği, vekaleti veren kurban sahibinin vekaletinin yerine getirilip getirilmediği, yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. Aksi takdirde hem hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın hem de üreticilerimizin mağduriyeti söz konusu olabilecektirDernek ve vakıflar, kar amacıyla hareket etmemeli, üreticinin hakkını üreticiye vermelidir.

  

Yurt dışında kesim

   Son yıllarda vatandaşlarımızın önemli bir kısmı da dernek ve vakıflar kanalıyla yurt dışında kurban kesimine yönelmiştir. Bu durum, ülke içi kurbanlık satışlarının son yıllarda hemen hemen yerinde saymasından da anlaşılmaktadır.

   2020 yılı için kurban kesiminde hisse miktarını yurt içi ve yurt dışı olarak Diyanet Vakfı 975 ve 825 lira, Kızılay ise bin 50 ve 850 lira olarak belirlemiştir. Kurban hisse fiyatının daha düşük tutulması da yurt dışında kesimi teşvik etmektedir.

   Ülke dışındaki muhtaç Müslümanlara yapılacak her kuruş yardıma tam destek veriyoruz. Yalnız, kurban kesimi yurt içinde yapılır ve ülke dışındaki Müslümanlara ülkemizden gönderilirse üreticimizi de hayvancılığımızı da korumuş oluruz. Bütün dernek ve vakıfların bu hassasiyetle hareket etmesini bekliyoruz. Devletimiz bu konuda dernek ve vakıflara Diyanet Vakfı, Kızılay, Et ve Süt Kurumu, Türk Hava Kurumu gibi kuruluşları kanalıyla öncülük etmelidir.

   Bilindiği üzere hayvan pazarlarında kamu kuruluşlarınca, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmektedirler. Bu kontrollerin yanı sıra hayvanların yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı gibi vasıflar yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerekmektedir. Böylece halkımıza gönül rahatlığıyla kurbanlığını seçme imkanı getirilecek ve mağduriyeti önlenecektir”

 

 Koronavirüsle mücadele

   Her yıl kurban dönemini sabırsızlıkla bekleyen üreticilerin, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle talebin daralmasından endişe ettiklerini belirten Bayraktar, “Kurban pazarlarındaki hareketliliğin geçmiş bayramları aratmamasını, üreticilerimizin emeğinin karşılığını almasını temenni ediyorum” diye konuştu.

   Bu yıl Kurban Bayramı’nın koronavirüsle mücadele sürerken idrak edileceğine işaret eden Bayraktar, “Bu yıl kurban pazarlarında belediyelerimize, üreticilerimize ve vatandaşlarımıza her zamankinden daha büyük bir sorumluluk düşüyor. Alışverişimizi yaparken önce sağlığımızı düşünmek zorundayız. Belediyelerimizin kurban pazarlarında hijyen tedbirlerini her zamankinden daha fazla hassasiyet göstererek alması büyük önem taşıyor. Üreticilerimize ve vatandaşlarımıza ise sosyal mesafe kurallarına uymak, kişisel hijyene dikkat etmek düşüyor. Bu yıl pazarlığımızı sözlerimizle, gözlerimizle yapalım. Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığını riske atmayalım” diye konuştu.
20.07.2020
Devamı

Fındık Rekoltesine Mhp ve Chp’den Sert Tepki

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl fındıkta beklenen rekoltenin de 665 bin ton olduğunu açıkladı. Pakdemirli'nin rekolteyi yüksek açıklamasına çok sert tepkiler geldi. MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, "Tarım Bakanı bugün fındık üreticisine ihanet etmiştir" dedi. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ise "Sizler ahlaksızsınız. Bu şekilde Türkiye’yi uluslararası sermayeye peşkeş çekenlerin hepsi utanmazdır" dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘nin Ordu’da bir katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklama infial yarattı. Pakdemirli, Türkiye’nin en çok fındık üretimi yapan ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:

FİYATI CUMHURBAŞKANI AÇIKLAYACAK
* Biz dünyada en fazla fındık ürüten ülkeysek bizim dediğimiz olacak. Fındığın pazarını ABD’de kuruyorlar. Ben oraya gittim, kürsüye çıktım ve “Patron biziz, bizim dediğimiz olacak, fiyatları biz dikta edeceğiz” dedim.
* Bugün fiyat açıklamayacağım. Fiyatı Cumhurbaşkanımız açıklayacak. Rakam belki az daha azalabilir. Ama ilk kez burada açıklıyorum, 665 bin ton tahmini rekoltemiz var. Geçen yıla göre daha az. Bu yıl fındığımız daha değerli olacak.
HESAP SORMUYORSAN ART NİYETLİSİN
Bekir Pakdemirli’nin bu açıklamalarının ardından yerel televizyon kanalı ALTAŞ TV’de bir programa katılan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, zehir zemberek sözler sarfetti.
Tarım Bakanı rekolteyi 665 bin ton olarak açıklıyor. Ey Tarım Bakanı bu bilgiyi sana verenler seni kandırdı, inanmıyorsan art niyetlisin. Hesap sormuyorsan, yine art niyetlisin… İhracatçılar Birliği 613 bin ton, ABD 620 bin ton rekolte açıklıyor. Sen neye göre 665 bin ton rekolte açıklıyorsun dedi.
 
20.07.2020
Devamı

Soru Önergesine Bakan Pakdemirli’den Yanıt

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de bugüne kadar yaklaşık olarak 200 bin hektar mera alanında vasıf değişikliği yapıldığını bildirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesini yanıtlayan Pakdemirli, mera, yaylak ve kışlakların amacı dışında kullanılmasının mevzuat gereği mümkün olmadığını söylemesine karşın aynı cevapta zorunlu hallerde ve alternatif alan bulunmaması durumunda meralarda vasıf değişikliği yapılabildiğini kaydetti. Meraların amacı dışında kullanılmadığını savunan Pakdemirli, bu kapsamda 200 bin hektar mera alanında vasıf değişikliği yapıldığını söyledi.

MERA PARASI DEVAM EDECEK!

Pakdemirli, buna karşılık 2 milyon hektar hazine arazisinin mera olarak tescil edilerek hayvancılık sektörüne kazandırıldığını, enerji ve maden şirketlerine bedava ve teşvikler eşliğinde verilen mera alanı bulunmadığını öne sürdü.

Mera, yaylak ve kışlaklardan komisyonca tespit edilecek otlatma haklarına göre yararlanacak hak sahiplerinin bölgenin ekonomik durumu, otlatma kapasitesi ve otlatma süresi dikkate alınarak, komisyonca her yıl tespit edilecek belli bir ücreti ödemekle yükümlü olduğunu kaydeden Pakdemirli, bu bedellerin 1998 yılından bu yana alındığını savundu.

MERALAR KÖYLÜNÜNDÜR!

Pakdemirli’nin cevabını değerlendiren CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de son yıllarda uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi ve köylünün topraktan ve hayvancılıktan uzaklaştırıldığını belirtti. Çiftçinin üretemez ve geçinemez duruma düşürüldüğünü kaydeden Dr. Şevkin, maliyeti oldukça yükselen hayvancılığın olmazsa olmazı meraların köylünün kullanımından alınıp kiraya verilmesine, meralarda vasıf değişikliğine gidilmesine ve meralarda hayvan otlatmanın paraya bağlanmasına tepki gösterdi.

20.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Fındık Fiyatını Cumhurbaşkanımız Açıklayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık fiyatını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağını söyledi.

Bolaman Havzası Islah Projesi'nin tanıtımı için Ordu'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Fatsa ilçesinde organik tarım yapılan seralarda incelemelerde bulundu. Bakan Pakdemirli, bu sırada gazetecilere dönerek, “Boşuna beklemeyin. Fındık fiyatını Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak” dedi.
 
 
17.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: "Küçük Aile İşletmelerine Yem Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Kaliteli süt üretiminin teşvik edilmesi için 2020 yılında öncelikle pilot olarak belirlediğimiz Aksaray, Burdur ve Çanakkale illerimizi, 2 yıl sonra ise tüm illerimizi 'sınıflandırılan çiğ süt desteklemesi' kapsamına alarak, sütümüzün kalitesine göre ilave destek primi ödeyeceğiz. Covid-19 sürecinde süt üreticisi ve besicimizi korumak amacıyla bu yıl küçük aile işletmelerine yem desteği vereceğiz” dedi.

Video konferans yöntemiyle çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli Dijital Tarım Pazarı'na (DİTAP) lansmanından bu yana 25 binden fazla çiftçinin başvuru yaptığını söyledi.

Pakdemirli, "Cirosu 100 milyon lirayı geçti. Yine Mayıs ayında çok değerli bir kampanya daha başlattık. Gıda kayıplarının ve israfının önlenmesi amacıyla başlattığımız bu sosyal projede 'gıdanı koru sofrana sahip çık' diyoruz. Gıda kayıplarına ve israfa toplumsal bir savaş açmış bulunuyoruz. FAO ile birlikte yürüttüğümüz bu kampanya ile halkımızın da desteğini alarak gıda kayıpları ve israfın azaltılması konusunda büyük gelişmeler kaydedeceğimize yürekten inanıyorum. Sadece yüzde 2 civarında gıdayı israf etmezsek 10 milyar liranın çöpe gitmeyeceği, bunu yüzde 5 yapmayı başarırsak 25 milyar liranın ekonomimize katkı sağlayacağını bilmek bile konunun boyutunu anlamak için oldukça önemlidir" dedi.
17.07.2020
Devamı

Bakan PAKDEMİRLİ, TZOB Üyeleriyle Görüştü

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bakanlık toplantı salonunda, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) üyeleriyle video konferans yöntemiyle bir araya geldi.
Van'da şehit olan polislere Allah'tan rahmet ve ailelerine başsağlığı dileyen Pakdemirli, "Dün 15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yılıydı. Bu vesileyle milletimizin varlığını, birliğini tehdit eden her türlü unsuru nefretle kınıyorum. Şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.'' dedi.
Pakdemirli, pandemi sürecinde yoğun bir takvim oluşturduklarını dile getirerek, salgın süresince çiftçilerin, yetiştiricilerin ve gıda işletmelerinin faaliyetlerine kesintisiz devam etmesini sağladıklarını ifade etti.
Rize ve Artvin'deki doğal afetlerde yaşamını yitiren vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlara da geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, "Doğal afet nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin hasar tespit çalışmaları il ve ilçe müdürlüklerimizce devam etmektedir. İnşallah en kısa sürede hasar tespit çalışmalarını bitireceğiz. Burada önemli olan husus şu, çiftçilerimizin Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) sigortalarını yaptırmaları. Biliyorsunuz, poliçe bedelinin yüzde 50'sini hibe olarak devlet karşılıyor. Bu hibe oranı kuraklık verim sigortasında yüzde 60'a, açık alanlarda yetişen meyvelerde don riski için yüzde 67'ye kadar çıkmaktadır. Şu anda ÇKS'ye kayıtlı alanın sadece yüzde 20'si sigortalı." diye konuştu.
"AŞIRI SICAKLIK" TARSİM KAPSAMINA ALINACAK
Pakdemirli, ziraat odalarının sigortalı üretici sayısını artırmak için yapacağı çalışmaların TARSİM'in yaygınlaşması adına çok faydalı olacağının altını çizerek, "Ayrıca bu yıl yaşanan aşırı sıcak afetini de TARSİM kapsamına almak için çalışmaları başlattık. TARSİM sigortası yaptırmamış üreticilerimizin ise il-ilçe hasar tespit çalışmaları tamamlandıktan sonra valilikler aracılığı ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığından İl Acil Destek Ödeneği talep edilecektir." ifadelerini kullandı.
Hayvansal üretimde avantaja sahip illerin sütçü ırklarıyla ülkenin süt ihtiyacını gidereceklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sütte kaliteyi artırmayı hedefleyen mevzuat düzenlememizi de yaparak, yağ ve protein değerleri açısından kaliteli sütü ayrı fiyatlamaya başlıyoruz. Bu kapsamda çiğ sütün sınıflandırılması ile ilgili mevzuatımız da yayımlanmıştır. Kaliteli süt üretiminin teşvik edilmesi için 2020 yılında öncelikle pilot olarak belirlediğimiz Aksaray, Burdur ve Çanakkale illerimizi, 2 yıl sonra ise tüm illerimizi 'sınıflandırılan çiğ süt desteklemesi' kapsamına alarak, sütümüzün kalitesine göre ilave destek primi ödeyeceğiz. Pandemi sürecinde, süt üreticisi ve besicimizi korumak amacıyla, bu yıl küçük aile işletmelerine yem desteği vereceğiz. 20 başa kadar sağmal dişi sığırı olan işletmelere hayvan başına 65 lira, 20 başa kadar besilik erkek sığırı olan işletmelere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar anaç koyun keçisi olan işletmelere hayvan başına 6,5 lira yem desteği vereceğiz."

"ÜRETİCİYİ KORUMA, TÜKETİCİYİ DE KOLLAMA PRENSİBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Patates ve soğan ihracatının önünü açtıklarını söyleyen Pakdemirli, bu ürünlerde alınan tedbirleri hasat dönemi haricinde yaptıklarını anımsattı.
Pakdemirli, limonda ihracatın önünün açılması durumunda 83 milyon insanın astronomik rakamlardan limon tüketmesi gibi bir durumun ortaya çıkacağına işaret ederek, "Limonda da ihracatın önünü açsaydık Türkiye'de limon kalmıyordu. İthalat yapmak gerekiyordu, ithalat yapılsa dahi ithal edebileceğiniz bir ülke yok. Bu yüzden 'önce can' dedik ve tüm dünyanın almış olduğu tedbirleri aldık. Üreticiyi koruma, tüketiciyi de kollama prensibimizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz." dedi.
Sulama yatırımlarına hızla devam ettiklerini belirten Pakdemirli, "Bu sene 700 bin hektarlık bir sulamanın imzasını atıyoruz. 2023'e kadar kesinlikle bitirmek kaydıyla 700 bin hektarlık alanı daha sulamaya açmak için çalışmalarımıza başladık." ifadelerini kullandı.
17.07.2020
Devamı

Bağışlanan Kamu Arazisi Konut Arazisine Çevriliyor

Kayseri’de 1960'lı yıllarda okul yapılması için köylüler tarafından bağışlanan
Kocasinan İlçesi’ne bağlı Güneşli bölgesinde yer alan 981 bin 560 metrekarelik
kamu arazisi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından konut arazisine çevrilmek isteniyor. Öneri, muhalif meclis üyelerinin itirazlarıyla Tarım İmar Komisyonu’na gönderildi. CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer "Okul yapılsın diye bağışlanan arazilerin ‘konut alanı’ adı altında birilerine rant sağlamasına izin vermeyin" dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin (KBB), pazartesi günkü meclis toplantısında, 1960’lı yıllarda Tarım Meslek Lisesi yapılması için, bölgenin köylüleri tarafından bağışlanan Kocasinan İlçesi’ne bağlı Güneşli bölgesindeki 981 bin 560 m² alanlı kamu arazisinin konut arazisine çevrilmesi önerildi. Muhalif meclis üyelerinin itirazlarıyla Tarım İmar Komisyonuna gönderilen öneri Komisyon’dan onay alırsa, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclisinde oylamaya sunulacak.

ARAZİ KİMLERE GEÇMİŞTİ?

Kayseri Ak Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu’nun da aralarında olduğu altı ortaklı GÜNTA Tarım ve Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından kiralanan arazi, kısa bir süre sonra şirketin devredilmesiyle el değiştirdi. Devir alan iki ortaktan birisi olan Kayseri Ak Parti eski İl Başkanı Ömer Dengiz, bu arazide tarım ve hayvancılık alanında ticari faaliyet yürüttü.

Ömer Dengiz’in 17/25 Aralık operasyonlarında gözaltına alınmasının ardından GÜNTA’nın faaliyetine son verilerek arazinin hakları Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne devir edildi. Ardından, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Şehircilik bakanlıklarından onay alarak, Milli Emlak Genel Müdürlüğü bünyesine devir edilen devasa araziyi kendi bünyesine kattı.

CHP KAYSERİ İL BAŞKANI ÖZER: RANTTAN KİMLER NEMALANACAK?

Şu anda kamu arazisi statüsünde olan bu bölgenin, konut arazisine dönüşmesi için çalışmalara başlayan Kayseri Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz Pazartesi, Belediye Meclisi’nde bu konuyu ana gündem maddesi olarak değerlendirdi. Araziyi konut arazisine çevirmek isteyen KBB, Tarım İmar Komisyonu’na sevk edilen talep için onay bekliyor. Tarım ve İmar Komisyonu’nda muhalif partilerden hiçbir üye bulunmuyor.
CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla Kayseri Büyük Şehir Belediyesi’nin yeni rant peşinde olduğunu ileri sürerek; “Tarım arazilerinin zor bulunduğu, tarıma elverişli alanların oluşturulmasının tavsiye edildiği şu dönemde, yıllardır tarım politikaları ile çiftçileri zor duruma düşürmüş AKP zihniyeti, yeni rantlar yaratmak ve bunları da başta yöneticileri olmak üzere kendi yandaşlarına yeni kazanç kapıları oluşturmak niyetindedir. Acaba bölgede yeni rant kapılarını kim aralayacak, kimler ranttan nemalanacak, kimler ihale alacaktır?” dedi.

17.07.2020
Devamı

FAO'dan Bolaman Havzası Islah Projesi İçin İnceleme

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO), Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan heyet; Fatsa, Çatalpınar, Kabataş, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe, Çamaş, Korgan, kısmen Perşembe, Ulubey ve Tokat'ın bir bölümünü kapsayan 77 kilometrelik havzanın ıslah edilmesine yönelik 'Bolaman Havzası Rehabilitasyon Projesi’nin Fatsa ölçeğindeki etapları üzerinde incelemelerde bulundu.

Heyet incelemelerine Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar nezaretinde Bolaman Hazinedaroğlu Konağı'ndan başladı. Bolaman’da balıkçı gemilerinin geçiş yapmakta zorlandığı balıkçı barınağında tespitler yapan heyet tarihi konağın içerisini gezdi. Heyet ikinci olarak Bolaman Park’ta gerçekleşen toplantıda Bolaman havası içerisinde yer alan Organize Sanayi Bölgesi, Özel Sanayi gibi yerlerde önceki yıllarda meydana gelen sel afetleri ile ilgili brifing aldılar. Heyet son olarak Organize Sanayi Bölgesi, Meşebükü’nde bulunan içme suyu terfi merkezi ve Gaga Gölü'nde incelemelerde bulundular.

Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, Bolaman havzasını sel, heyelan, kırsal göç gibi problemlerinden arındırarak tarım, hayvancılık, turizm ve orman unsurlarıyla zenginleştirip yöre insanına ekonomik istihdam sağlanmasını planladıklarını belirterek, “Böylesine anlamlı bir projenin ilimizde, ilçemizde hayata geçecek olmasından duyduğum heyecanı belirtmek istiyorum. Projenin arazi kısmında incelemelere ilk Fatsa'dan başlıyoruz. Sorunlar, çözümler, doğa olayları, gelecekte kalkınma ile ilgili perspektiflerin Dünya Bankası'nın finanse edeceği proje ilimiz ve ilçemiz için çok kıymetli. Proje paydaşlarının tümünün uyumu ve koordinasyonu sayesinde 1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde iyi bir noktaya geldik. Güçlü alt yapısı, sanayisi, ekonomisi, tarihi, kültürü ve turizmi ile birlikte Fatsa’mızın adını her yerde söz ettireceğiz. Proje bizim birçok sorunumuzu çözme anlamında ve kaynak noktasında çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bir model olarak Karadeniz Bölgesi'nde benzer projelerin hayata geçeceğini düşünüyorum. Projenin A takımı çok önemli kişilerden oluşuyor” dedi.

Ordu Su Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) Genel Müdürü Murat Us da Fatsa’nın tüm içme suyunu karşılayan terfi merkezinin durumu ile ilgili bilgi verdi.

Türkiye’de 2020 yılı yatırım bütçe programında bulunan ve Dünya Bankası tarafından desteklenmesi kararı alınan Bolaman Havzası Islah Projesi’ni gerçekleştirecek olan kurum temsilcilerinin bölgedeki ziyaretleri dört gün sürecek.
 
16.07.2020
Devamı

Ay Çiçek Balında Taban Fiyat Belli Oldu

Türkiye Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, "Ayçiçek balının peşin para teneke fiyatı 400 lira." dedi.
Sarıoğlu, Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen "Türk Arıcısının Sektörde Yaşadığı Sorunlar ve Çözümleri" panelinde yaptığı konuşmada, her zaman üreticinin yanında olduklarını söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecini en iyi yöneten ülkenin, Türkiye olduğunu belirten Sarıoğlu, "Bu süreci en rahat atlatan arıcılık ve tarım sektörü oldu. Bizim için yarım saatte genelgeler çıkartıldı. Hükümetimize teşekkür ediyoruz. Platform olarak derdimiz, ülkemiz arıcısının problemlerinin doğru tespit edilip hükümetimizin gerekli kurumlarına bu sorunları götürüp, çözmek. 10 aylık süreçte bunu ispatladık." diye konuştu.
 
 
16.07.2020
Devamı

Honamlı Keçi Projesi İçin İlk Adım

Burdur E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu İşyurdu Müdürlüğü bünyesinde 2019 yılında açılan tarım ve hayvancılık iş kolu çalışmaları kapsamında, Yörük kültürü ile özdeşleşen ve dünyada sadece Teke Yöresinde yaşayan keçi türünün yaygınlaşması amacıyla hayata geçirilmesi planlanan 'Honamlı Keçi Yetiştiriciliği Projesi' için ilk adım atıldı.

Proje kapsamında daha önce Burtrak Traktör ve Önyükleyici Fabrikası'nın faaliyet gösterdiği ve 2015 yılında Adalet Bakanlığı'na 49 yıllığına tahsis edilen arazide yapılacak Honamlı keçisi ağıl binaları inşaatının temel atma törenine, Burdur Başsavcısı Özkan Gürdoğan, Savcı Osman Coskunpınar, Burdur E Tipi Kapalı Ceze İnfaz Kurumu Müdürü Mustafa Erdem Yılmaz ile işyurdu yöneticileri ve cezaevi personeli katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 2020 yatırım programına da alınan 2500 metrekare kapalı alana sahip keçi ağılı projesinin 1250 metrekarelik ve 800 keçi kapasitesine sahip ilk etabının tamamlanmasının ardından ikinci etabına başlanılacak. Projenin üçüncü etabında ise modern sağımhane binası kurularak yaklaşık 4 ton keçi sütü üretiminin sağlanması hedeflendi.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile koordineliyürütülen projede, verimliliğiyle ünlü ve ırksal özellikleri bakımından farklı bir Honamlı keçisi yetiştirilerek, hayvancılık alanında yerli ve milli üretimin desteklenmesi yoluyla hem bölge hem de ülke ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor.
Ayrıca aynı araziye, tarımsal ürün olarak 1200 ceviz ağacı dikildi. Arpa, yonca, kavun ve karpuz yetiştiriciliği de yapılıyor. Önümzüdeki günlerde ise 2000 metrekare sera kurulumuna başlanacak.
 
 
16.07.2020
Devamı

Türk Şeker'de Çiftçiye 122 Milyon Destek

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker), 122 milyon liranın dün çiftçinin hesabına yatırıldığını duyurdu. Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Türkşeker'in ağustos sonunda ödemesi gereken 122 milyon 593 bin TL avans bedelinin dün itibarıyla pancar çiftçisinin hesabına geçtiğini ve toplamda küspe bedelleri dâhil 355 milyon 787 bin TL'nin bu yıl ödenmiş olacağına vurgu yaptığı hatırlatıldı.

514 MİLYON TL DESTEK
Türkşeker'in ilk defa bu yıl hububat üretiminde sözleşmeli tarım sürecinde de çiftçiye ciddi destekler vermeye başladığı belirtilerek, "Sözleşmeli üretim sürecinde avans olarak 42 milyon TL, ürün bedeli olarak da 116 milyon 431 bin TL ödeme yapılarak, çiftçiye 158 milyon 431 bin TL ödeme gerçekleştirildi. Toplamda çiftçiye ödenen miktar 514 milyon 218 bin TL'yi buldu" denildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sosyal medya hesabından 'Bayram öncesi üreten ellerin yanındayız' başlığıyla paylaştığı mesajında, "600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini bedelinin yarısı üzerinden 20 bin çiftçimizin kullanımına sunmuştuk. Bugün (dün) de ağustos ayı yapılacak 122 milyon 593 bin TL avans bedelini pancar çiftçimizin hesabına yatırıyoruz. Hayırlı olsun" dedi.
 
16.07.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Hobi Bahçesi İçin Yeni Adım

Türkiye'de son dönemin en popüler yatırım araçları arasına giren hobi bahçeleri hakkında hatırlanacağı üzere 24 Haziran 2020 tarihinde meclise yeni kanun teklifi verilmişti. Verimli tarım arazileri üzerine kurulan, kaçak olan ve tapusu bulunmayan hobi bahçeleri yıkılacak iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü. Hobi bahçeleri olanların tedirginlikle izlediği süreçte bakanlık konu hakkında geniş kapsamlı bir anket çalışmasına imza attı.

Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında verilen kanun teklifi sonrası ilk geniş çaplı anket çalışmasını tamamladı. 

 HOBİ BAHÇELERİNİN YÜZDE 60'I TAPUSUZ! 
Milliyet Gazetesi yazarlarından Aykut Yılmaz tarafından yapılan habere göre Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında geniş çaplı bir anket çalışması hazırladı. Hazırlanan ankete katılan kişilerden yüzde 32,6'sı hobi bahçesi olduğunu dile getirirken bunlardan yüzde 60,9'ı tapusu olmadığını beyan etti. 

Ankette soru yöneltilen kişilerden yüzde 49,7'si ise hobi bahçelerinin kooperatif hisseli olduğunu söyledi. Anket çalışması hobi bahçesi satın alan kişilerin ne yazık ki bu bahçelerin verimli tarım arazileri üzerine kurulu bulunduğundan habersiz olduğunu ortaya koyarken ankete katılanlardan yüzde 90.2'lik bölüm hobi bahçelerinin verimli tarım arazilerine zarar vermesini istemediklerini dile getirdi.  Hobi bahçeleri kaldırılsın diyenlerin oranı yüzde 69 olurken, hobi bahçeleri ile alakalı yasal düzenleme talep edenlerin oranı ise yüzde 71 rakamına ulaştı. 

HOBİ BAHÇELERİ YIKILACAKMI?
Meclise AK Parti tarafından verilen kanun teklifi üzerindeki görüşmeler ve yasal süreç devam ederken görüşmeler sonrasında teklifin kanunlaşması durumunda verimli tarım arazileri üzerine kurulan hobi bahçelerinin yıkılması, bu bahçeleri yapan kişilerin yüksek para cezasına çarptırılması gibi yaptırımlar resmen hayata geçirilmiş olacak. 



 
16.07.2020
Devamı

Bilim Kurulu üyesinden Kurban Bayramı öncesinde ‘corona virüsü’ uyarısı

Tarım ve Orman Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, Ankara'daki kurban pazarında, salgına karşı alınması gereken tedbirleri anlattı. Prof. Dr. Ayaz, kurban pazarlarının salgın açısından riskli yerler olduğunu vurgulayarak, vatandaşı maske ve sosyal mesafe konusunda uyardı.

Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü öğretim üyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ayaz, Mamak ilçesinde bulunan Ortaköy Kurban Pazarı’nı gezdi.

Prof. Dr. Ayaz, henüz yeni kurulan pazarda Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı bilim kurullarının belirlediği tedbirler konusunda vatandaşı uyardı. Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, besiciler ile kurbanlık almak için pazarı ziyaret edenlerden özellikle maske ve sosyal mesafe konusuna dikkat etmelerini, el hijyenine özel hassasiyet göstermelerini istedi. Ayaz, pazarlık yaparken temastan kaçınılmasını, tokalaşma yerine mesafeye dikkat edilerek, sopa kullanılmasını önerdi.

Prof. Dr. Ayaz’ın uyarılarını dikkate alanların, kurallara uymaya çalıştığı görüldü. Maske takıp, hijyen ve sosyal mesafeye dikkat eden besicilerin, pazarlık yaparken de 1 metrelik sopa kullandığı görüldü.Ayaz, Kurban Bayramı öncesi yoğunluk oluşması muhtemel alanlardan kurban pazarlarının salgın açısından riskli olduğunu belirtti. Ayaz, bu yüzden pazarlarda giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması gerektiğini, hayvanların nakil belgesi ile sağlık raporlarının mutlaka bulunması ve kulak küpe numaralarına göre sisteme kayıtlı olması gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Ayaz, bu yıl 3,5 milyon hayvanın kesileceğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Bu hayvanların hareketliliği çok yoğun olacak bu dönemde, bu yüzden hayvan pazarlarında salgın tedbirleri çok önemli. Hayvanların içinde bulunduğu çadırlar arasında en az 2 metre mesafe kuralı var. Kurban pazarında bulunan besiciler ve müşterilerin ateşleri sık sık ölçülecek. Ateşi 38 derecenin üzerinde olanlar içeri alınmayacak.
Girişlerde el dezenfektanı uygulaması olacak. Sık sık maske kontrolü yapılacak, hayvan satıcılarının ve ziyaretçilerin maske kullanımı çok önemli. İçeride sosyal temasın önlenmesi ve korunması için pazarlıkta tokalaşma usulü uygulanmayacak.

İçeride 8 metre kareye bir kişi düşecek şekilde insan sayısı belirlenecek. Giriş çıkışlar kontrollü olduğu için içerideki toplam hayvan satış yerinin metrekaresi hesaplanarak içerideki insan sayısı belirlenecek. Çıkışlar olana kadar bir süre girecekler bekletilecek.”
 
15.07.2020
Devamı

Çiftçiye Faizsiz ve Taksitle Tarlalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Hazineye ait atıl tarım arazileri çiftçilere kiralandı.Yaklaşık 200 bin çiftçi üretim için Hazine arazisi başvurusunda bulunurken, uygulama alanı olan 600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini 20 milyon lira bedelle kiralandı. Hak sahibi çiftçilere dağıtılan topraklar, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda ve 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödeniyor.

4 YIL ÖDEMESİZ 10 EŞİT TAKSİT

Bakan Pakdemirli, bu yıla ilişkin kiralama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödendiğini anımsattı. Bakan Pakdemirli, "Örnek yazlık ekiliş için hazine arazisi tahsisi genç çiftçi olması (18-40) olması, ürün yetiştiriciliği kurslarından belge almış olması, üretici örgütleri, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet etmesi ve taşınmaza komşu tarlasının bulunması, hububat, baklagil, yağlı tohumlu bitkiler, yem bitkisi yetiştirecek olması, organik ve iyi tarım, sözleşmeli tarım yapanlar arasından puanlamaya göre yapılıyor" dedi. Bu kapsamda yaklaşık 41.7 milyon metrekare Hazine arazisi kiraya verilecek. Süs bitkileri, aromatik bitkiler, ağaçlandırma çalışmaları ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi adına araziler uygun kira bedelleri ile kiraya verilecektir. Bitki yetiştiriciliği için 12.7 milyon metre kare, hayvan yetiştiriciliği için ise 29 milyon metre kare yer kiralanacak.

20 BİN İŞLEM TAMAMLANDI

Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı. Hazineye tarım arazileri çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanıyor. Arazilerin daha etkin, verimli kullanmasını sağlayacak bu sistemle çiftçiler arazileri kiralayıp daha sonra da bedeliyle satın alabiliyor. On yıllık kira süresi sonunda çiftçiler ister kira süresini uzatabiliyor, isterlerse bu arazileri satın alabiliyor.
14.07.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli: “Çks başvuru süresini uzattık”

30 Haziran günü sona eren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvurusu süresi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 1 Eylül tarihine uzatıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli konu hakkında yaptığı açıklamada “ÇKS kayıtları haziran ayının sonu itibarıyla bitmişti. ÇKS kayıtlarını koşulsuz şekilde 1 Eylül’e kadar uzatmış olduk. Üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

“BAKANLIĞIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Uzatılan ÇKS başvurularınla ilgili olarak Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Yıldız Kılıç, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye teşekkür etti.

Başkan Kılıç çiftçilerin mağdur olmamaları için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına süre uzatımı yapılması için hem yazılı başvuru yaptıklarını hem de sözlü girişimlerde bulunduklarını ifade ederek, “Çiftçilerimizin 2020 yılı başvuru süresi devam eden desteklerden faydalanabilmeleri için, olası sıkışıklıkları düşünerek ÇKS başvuru tarihimiz uzatılmıştır. Bu konuda bakanlığımıza ve TZOB teşekkür ediyoruz.” dedi.
14.07.2020
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazilerinde Başvuru 200 Bini Geçti

Hazine’ye ait Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı.

Hazine’ye ait arazilerin çiftçilere kiralanması binlerce ailenin yüzünü güldürdü. 600 köyde 575 bin dekar arazi, 20 milyon TL bedelle kiralandı. 20 bin vatandaşın işlemi tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Hazineye ait atıl tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Yaklaşık 200 bin çiftçi üretim için Hazine arazisi başvurusunda bulunurken, uygulama alanı olan 600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini 20 milyon lira bedelle kiralandı. Hak sahibi çiftçilere dağıtılan topraklar, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda ve 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödeniyor.

Sabah'tan Hazal Ateş'in haberine göre Hazine arazileri, Arazi Dağıtım Projeleri tamamlanıncaya kadar dağıtımda hak sahiplerinde aranacak şartlara sahip çiftçilere yıllık olarak kiralanıyor. Örnek yazlık ekiliş yapmak isteyen üreticilere de bu sezon için hazine arazisi tahsisi de başladı.

14 BİN HEKTARDA ÜRETİM
Tarım ve Orman Bakanlığı mayıs ayında atıl olan mülk, Hazine ve vakıf arazilerinin parsel bazında tespiti için çalışma başlattı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli devlete ait Hazine arazileri ile az topraklı, topraksız çiftçi ailelerinin toprak sahibi olmasına yönelik Arazi Dağıtım Projeleri yapıldığını anımsattı. Bu çerçevede 14 bin dekar Hazine arazisinde üretime elverişli olanlar belirlendi, birinci aşamada Erzurum, Erzincan, Kars, Bingöl, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas'ta arazilerin tahsisi sağlandı.

21 PİLOT İL BELİRLENDİ
Program kapsamında çiftçilere bedelsiz kiralanacak atıl durumdaki bu araziler hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve yem bitkileri üretmek için kullanılıyor. 21 farklı şehirde başlatılan pilot uygulamalarda, atıl duran hazine arazilerinin kullanıma açılması hedefleniyor. Hazineye ait kullanılmayan tarım arazisinin olduğu köylerde ikamet eden çiftçilere, gençlere, kadınlara puanlama sistemiyle öncelik veriliyor.

4 YIL ÖDEMESİZ 10 EŞİT TAKSİT
Bakan Pakdemirli, bu yıla ilişkin kiralama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödendiğini anımsattı. Bakan Pakdemirli, "Örnek yazlık ekiliş için hazine arazisi tahsisi genç çiftçi olması (18-40) olması, ürün yetiştiriciliği kurslarından belge almış olması, üretici örgütleri, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet etmesi ve taşınmaza komşu tarlasının bulunması, hububat, baklagil, yağlı tohumlu bitkiler, yem bitkisi yetiştirecek olması, organik ve iyi tarım, sözleşmeli tarım yapanlar arasından puanlamaya göre yapılıyor" dedi. Bu kapsamda yaklaşık 41.7 milyon metrekare Hazine arazisi kiraya verilecek. Süs bitkileri, aromatik bitkiler, ağaçlandırma çalışmaları ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi adına araziler uygun kira bedelleri ile kiraya verilecektir. Bitki yetiştiriciliği için 12.7 milyon metre kare, hayvan yetiştiriciliği için ise 29 milyon metre kare yer kiralanacak.

20 BİN İŞLEM TAMAMLANDI
Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı. Hazineye tarım arazileri çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanıyor. Arazilerin daha etkin, verimli kullanmasını sağlayacak bu sistemle çiftçiler arazileri kiralayıp daha sonra da bedeliyle satın alabiliyor. On yıllık kira süresi sonunda çiftçiler ister kira süresini uzatabiliyor, isterlerse bu arazileri satın alabiliyor.
 
 
13.07.2020
Devamı

Bankadan Ucuz Krediyi Bulan Buğday Alıyor

Ekmeklik ve makarnalık buğdayda fiyat 15 günde bin 800 liradan 2 bin 50 liraya çıktı. Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Nihat Uysallı, “Ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu durum, yüksek enflasyonun habercisi" dedi.

Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, ekmeklik ve makarnalık buğdayda, sezon açıldıktan 15 gün sonra oluşan fiyatların “yüksek enflasyonun” habercisi olduğunu söyleyerek karar alıcıları uyardı. Uysallı, “Ucuz para ve TMO dışında Şeker Kurumu’nun alımları buğday fiyatını coşturdu. Bin 800 lira olarak açıklanan fiyat 15 günde 2 bin 50 liraya geldi. İşle alakası olmayan, ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu ekmek ve makarna da fiyat artışı demektir” dedi. Başlangıçta yüksek rekolte var diye sevindiklerini, ama fiyatların bambaşka bir aşamaya geldiğini dile getiren, Uysallı, “Bazı lisanslı depolar dahi alım yapıyor. Çiftçiye “Yer yok” diyen lisanslı depolar, kendi stoklarına yer açıyor. Spekülatif hareketler, yenisini doğuruyor” şeklinde konuştu.

Düşük faiz ortamında sağlanan ucuz paranın, daha fazla kazanç için adres aradığını dile getiren Uysallı, “Sektör paydaşı olmayan, bu işle hiç alakası olmayan insanların spekülasyon amaçlı buğday alımı yaptığını görüyoruz. Çok basit mantıkları var. Yüzde 0.6 faizli aylık krediyle buğday alıp, 1 ay beklettikten sonra yüzde 5-10 kârla satmak. Ve bu oyun tuttu. Türkiye’de 3.7 milyon ton rekolteden bahsettiğimiz makarnalık buğdayda, 22 milyon ton buğday alanında bir anda sistem yerle bir oldu. Biz rekoltenin bolluğuna övünüp, sevinemeden iş bambaşka bir yere gitti.

Artışta COVID-19 pandemisi nedeniyle kışın fiyatların yükselmesi beklentisinin de etkili olduğu kaydediliyor.

Böyle giderse tüm hububat ürünleri zamlanır
Bu gelişmenin enflasyonun yanı sıra ithalatı da artıracağına dikkat çeken Uysallı, “Bir yandan enflasyonla mücadele ediyoruz. Bir yandan da fiyatları artıracak kararlar alıyoruz. Böyle giderse tüm hububat ürünlerine zam gelecek. Yanı sıra ithalat da patlayacak” şeklinde konuştu.

200 bin tonluk alımla, 30 milyon tonluk pazara kontrol!
Fiyatların artmasında stokçuluğun dışında Türkiye Şeker Kurumu’na bağlı şirketin alım yapmasının da etkili olduğunu vurgulayan Uysallı, “Türkiye Şeker Kurumu çok anlayamadığımız bir biçimde buğday piyasasına girdi. TMO lisans depolarının yüzde 2 üzerinde fiyat verip buğday topluyor. Piyasadan buğdayı, hububat ürünlerini toplayıp marketlerde bir yıl zam yapmadan satacakmış. Bu yolla piyasaya sübvanse edecekmiş” diyerek, “22 milyon tonu buğday olmak üzere toplam 30 milyon hububat pazarını regüle eden TMO varken, 200 bin tonla şeker şirketi bunu nasıl yapacak” sorusunu yöneltti.

Gıda sektörünün pandemi döneminde çok onurlu bir duruş sergilediğinin altını çizen Uysallı, “Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, herkesin de saygısını kazandık. Şeker şirketi bize geldi, ‘Dönüşümlü şeker pancarı ekilen yerlerde tarım yapmak istiyoruz. Buğdayla ilgili sürece destek olur musunuz?’ dediler ve biz onları alkışladık. Yüzde 100 doğru bir projeydi. Bizimle bu projeyi konuşan kurum, şimdi buğday ticaretine başladı. Küçücük 100-200 bin tonluk alımlarla, piyasada buğday fiyatını yukarı çekiyorlar. Şeker kurumu farkında mı bilmiyorum ama tıpkı spekülatör gibi fiyatı yukarı taşıyor” iddiasında bulundu.

200 bin ton buğday toplamayla tüketiciye ucuz ürün sunulamayacağını ifade eden Uysallı, şunları söyledi:

“Kabaca 4 milyon tonluk makarnalık buğday ve 13 milyon tonluk ekmeklik buğday pazarına, 200 bin tonla fiyat müdahalesi yapılamaz. Bu uygulama ile daha çok spekülatörlerin ekmeğine yağ sürüp fiyatları şişirirsiniz. Ve çok büyük bir zam olarak döner. Eğer çiftçi ve tüketici desteklenecekse harika bir hamle yapılıyordu. Şeker pancarıyla ilgili dönüşümlü tarıma bütün firmalar destek verdi. Sonra iş ticarete dönüştü. Bu şirket yetkililerinin bazılarının ifadeleri şu ‘Köylüden çıkan buğday ile ürüne dönüşen buğday arasında devasa kayıplar var. Bu kimin cebine giriyor?’ Bu son derece yanlış bir soru. Çünkü, 4 milyon tonluk devasa ve kayıtlı bir lisanslı depoculuk sistemimiz var.”

Bazı lisanslı depo sahipleri yer olmadığını söylüyor
Bu ülkede sanayicinin akıllı ve aklı başında olduğunu vurgulayan Uysallı, “Sanayici dünya piyasalarında ne olduğunu biliyor. Çiftçinin para kazanması konusunda herkesin kafası net. Bu ülkede çiftçi para kazanmalı. Ama bu kararlarla sadece stokçunun cebine para gidiyor. Bazı lisanslı depolar, depo sahipleri, ‘Depomuzda yer kalmadı’ diye çiftçinin getirdiği buğdayı almıyor. Kendilerine buğday stokluyorlar. Spekülatif hareketler diğer spekülatif hareketleri doğruyor” dedi.

“Yoğun rekabet varken kim zam yapabilir”

Rekabetin yoğun olduğu bir ortamda kimsenin zam yapma lüksü olmadığını kaydeden Nihat Uysallı, “Tüm giderler 1 yıl sabit olsa, zaten kimse zam yapmaz. Yanı sıra rekabetin bu kadar yoğun olduğu ortamda kim durup dururken zam yapacak? Gıda piyasasında bu kadar sert rekabet içerisinde, spekülasyon yapmak mümkün değil. Burada da bir mantık hatası var” dedi. Politika yapıcılarına, bu işten sorumlu olanlara doğru veri gitmediği yönünde endişelerinin olduğunu vurgulayan Uysallı, “Biz devletin tarım politikaları ile ilgili hassasiyetine, bu kriz dönemindeki yaptıklarına minnettarız. Ama, şunu da net söylüyoruz, devlete bu konularda yanlış veri gidiyor” şeklinde konuştu.

“Buğdayda tağşiş yapıyorlar, cezası yok”

İhracattaki ucuz fiyat sıkıntısını senelerce anlattıklarını ama muhatap bulamadıklarına dikkat çeken Nihat Uysallı, “Senelerce anlattık. Sıkıntı büyüyecek dedik. Büyüdü. Makarnada, iç piyasada yüzde 50-60 oranında ekmeklik buğday kullanılıyor artık. Kontrolsüzlük buraya getirdi. Bu ülkeyi seviyorum, inanıyorum. Ve sadece iyi buğdaydan makarna yapabiliyorum. Benim başka prosesim yok. Ama öbür rafta benim 2 bin 200 liraya aldığım buğdayı adam 1500 liralık ekmeklik buğdayla harman edip satıyor iç piyasaya. Onun kavgasını da yapıyoruz. Tağşiş yapıyorlar ama cezası yok. Ekmek deyince alın teri, manevi değerler bir arada. O yüzden ekmeklik buğday lafını kullanmak istemiyorum, insanların zihninde ekmeği yanlış bir yere koymak istemiyorum. Ama, neden şimdi 24 saat bize ekmek yemeyi önermiyorlar. Çünkü birisi nişasta birisinde nişasta yok. Birisi şeker. Ve ceza yok.”
 
 
 
13.07.2020
Devamı

Değeri 6,5 Milyarı Bulan Küçükbaş Kurbanlıklar Alıcısını Bekliyor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, talep olursa yetiştiricinin 5 milyon başa kadar küçükbaş hayvanı pazara kurbanlık olarak indirebileceğini bildirerek, “Yaptığımız hesaplamalara göre, halen kurbanlık olarak ayrılan 3,5 milyon küçükbaşın değeri 4 milyar 550 milyon lirayı, 5 milyon küçükbaşın değeri ise 6,5 milyar lirayı buluyor” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin verdiği bilgiye göre, 2019’da 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçük hayvan kesildiğini, halen 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon küçükbaş kurbanlık hayvan bulunduğunu belirtti.

Bu yıl yaklaşık 3 milyon küçükbaş hayvan kesileceğini tahmin ettiklerini bildiren Çelik, şunları kaydetti:

“Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle birçok kişi tatil planını erteledi. Suudi Arabistan da yurt dışından hacı kabul etmeyeceğini açıkladı. Hem tatil planlarını erteleyenler hem de hac farizasını yerine getiremeyecek hacı adayları nedeniyle kurban kesimlerinin yüzde 10 civarında artacağını tahmin ediyoruz.
Her ne kadar 3,5 milyon küçükbaş hayvan kurbanlığa ayrılsa da sahadan aldığımız bilgilere göre, yetiştiricimiz 5 milyona kadar koyun, keçiyi kurbanlık olarak pazara sunacak durumdadır. Kurbanlıkta herhangi bir sıkıntı olmayacaktır.”
 
Ağırlıklı ortalama fiyat 1300 lira
 
Damızlık Koyun Keçi İl Birliklerimizden aldığımız verilere göre, küçükbaşta ortalama kurbanlık küçükbaş hayvan fiyatı 1300 liradır. Bu değer üzerinden yaptığımız hesaplamalara göre, bu yıl 4 milyar 550 lira değerindeki 3,5 milyon küçükbaş hayvanın kurbanlık olarak ayrıldı. Talep olması durumunda kurbanlığa ayrılacak küçükbaş hayvanlarla birlikte sayı 5 milyon başa ulaşıyor. 5 milyon küçükbaş hayvanın değeri ise 6,5 milyar lirayı bulmaktadır.”
 
 
13.07.2020
Devamı

Yem Yerlileşmesse Pahalıya Gelecek

 Hayvancılıktaki en büyük maliyet olan yem konusunda yerlileşme çalışmaları bekleniyor. İthal girdisi yüksek yemde yakın zamanda yüzde 10 artış yaşandı. Uzman dışa bağımlılık giderilmesse besicinin üretimde zorlanacağını, tükteicinin ise eti ve et ürünlerinin pahalıya almayı sürdüreceğini belirtiyor.

Milliyetten Duygu Erdoğan’nın haberine göre hayvancılık yapanların önündeki en büyük maliyet kalemi hayvan yemi. Hayvan sahibi küçüklü büyüklü işletmelerde maliyetlerin yüzde 45 ila 60’ını yemin oluşturduğu tahmin ediliyor. Tüm bu artan maliyetler, et fiyatlarında da temel belirleyici oluyor. Diğer taraftan ise karma yem üretiminde kullanılan hammaddelerin yüzde 45-50’sini aşan orandaki kısmı ithal ediliyor. Dolayısıyla yağlı tohum, küspe, kepek, DDGS gibi, yemlerde önemli oranlarda kullanılan hammaddelerin fiyatları kur fiyatındaki artışa bağlı olarak yükseliyor. Yanı sıra pandemi durumundan kaynaklı ülkelerin stoklarını artırması ve yaşanan lojistik aksaklıklar nedeniyle de bu süreçte bir artış var. Tüm bunların fiyatlara yakın zamanda yüzde 10-12 arasında yansıtıldığı görülüyor.

Konunun uzmanları, bir taraftan üreticinin; diğer yandan ise yem sanayicilerinin farklı maliyet yükleriyle karşılaştıklarını belirtiyor. Yemde bir ‘düğüm’ oluştuğunu belirten uzmanlar, ithal maddelere alternatif ürünlerin yetiştirilmesi ve mera alanlarına yönelik bakım çalışmaları gibi içeriklerle oluşturulması önerilen ‘özel bir plan’ın yemde dışarı bağımlılığı da kademeli olarak düşürebileceğine dikkat çekiyor. Aksi halde et fiyatlarına yansımasının devam edeceğine vurgu yapılıyor.

‘En yüklü maliyet’
TÜİK verilerine göre, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında tarımsal girdiler içinde en fazla artış yüzde 12.42 ile hayvan yeminde gerçekleşti. Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, hayvancılıkta yemin ithal girdiler nedeniyle üretici için büyük bir yük olduğunu söyledi. ‘Hayvandan sonra en büyük maliyet kalemi yem’ diyen Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hayvansal yemde yerlileşme Türkiye’nin en çok konuştuğu ama hala somut bir adım atılmayan sorunu. Bütün iş yemde düğümleniyor. Bu sorun ‘özel bir planla’ ele alınmalı. Örneğin yem için yılda 3 milyon tondan fazla soya ihtiyacı var. Üretim maksimum 150 bin ton. Bu açık uzun süre kapanmaz. Alternatif ürünlere bakmak lazım. Kaba yem ihtiyacını bile kendi karşılamayan işletmeler var. Yoncayı da dışarıdan alan işletmeler var. Mesela saman bile ithalata konu olabiliyor. Bunlar çok önemli sorunlar.”

‘Yerli yem için projemiz hazır’
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yemin maliyetleri ciddi anlamda değiştirdiğini vurgularken, üreticileri dünya yem sanayisine bağımlılıktan kurtarmak için çalıştıklarını söyledi. 160 bin üyesi olan bir birlik olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na hazırladıkları projeyi sunduklarını belirten Tunç, “Bakanlık destek de oluyor. Hatta yem makineleriyle ilgili de katkı olacak. Bölge bölge yem üretip üreticinin kapısına götürmek konusunda destek olacağız. Kendi yemimizi kendimiz üretir hale gelemezsek bu üretici ve tüketiciye hep zarar olarak yansımaya devam eder. Mesela Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yemde kullanılabilecek ürünleri vadeli olarak üreticiye veriyor. Elimizdeki ürünlerde en kaliteli yemi üretmek için paydaşlarla çalışacağız. Artık eylem zamanı” diye konuştu.

‘Hayvan dışarıda da beslenmeli’
Çözüm önerileri şöyle:
Buğday, ayçiçeği, mısır gibi birbirine alternatif ürünlere ağırlık verilebilir.
Soya; arpa, yemlik buğdayla ikame edilmeli ya da soyanın içerdiği maddeleri içeren belli ürünler sağlanmalı.
Yem fabrikası fazlası da var. Bu alana bir düzenleme şart.
Büyükbaş hayvanların yılın belli döneminde açık alanda beslenebilecek imkanı olmalı.
Meraların ıslahı ve yeterli bakımının sağlanması lazım.

Küçük işletmelere yem desteği verilecek
‘Küçük Kapasiteli Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmelerine 2020 Yılında Yapılacak Yem Desteği’ne İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Tarım ve Orman Bakanlığınca, Kovid-19 salgını nedeniyle yem tedarikinde zorluk yaşayan küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerine, yem maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilenmelerini önleyerek üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici fiyatlarında istikrarın korunması amacıyla bir defaya mahsus yem desteği sağlanacak.

Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmelerden, manda dahil 20 başa kadar (20 dahil) anaç sığırı veya besilik erkek sığırı olan yetiştiricilere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar (50 dahil) anaç küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilere hayvan başına 6.5 lira destekleme ödenecek.

‘Bundan sonra artış olmaz’
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, karma yemlerinin içeriğinde yüzde 50-55 oranında hububat olmak üzere, yağlı tohumlar, küspe ve kepek gibi bitkisel kökenli ürünler kullanıldığını söyledi. Karakuş, “Bitkisel üretimimiz yeterli olmadığı için hammadde ithalatı zorunlu. Karma yemde hammaddelerin yüzde 45-50’si ithal. Dünyada arpa, buğday, soya gibi ürün fiyatlarında artış olmayacağı öngörülmektedir” dedi. Karakuş, son 1 yılda hammaddeler, dolae kuru ve enerji maliyetlerindeki artışlarla yem fiyatlarında ‘yüzde 10-12 civarında bir güncelleme yapmak mecburiyeti’ oluştuğunu dile getirdi.
 
 
 
 
13.07.2020
Devamı

Yem Tedarikinde Zorluk Yaşayana Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığınca, Kovid-19 salgını nedeniyle yem tedarikinde zorluk yaşayan küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerine, yem maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilenmelerini önleyerek üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici fiyatlarında istikrarın korunması amacıyla bir defaya mahsus yem desteği sağlanacak.

Bu kapsamda, bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmelerden, manda dahil 20 başa kadar (20 dahil) anaç sığırı veya besilik erkek sığırı olan yetiştiricilere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar (50 dahil) anaç küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilere hayvan başına 6,5 lira destekleme ödemesi yapılacak.
 
 
13.07.2020
Devamı

ZİHA ile Havadan İlaçlama Dönemi…

TARNET ile TAGEM arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında zirai insansız hava aracı (ZİHA) ile tarım arazileri havadan ilaçlanacak.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki olan teknoloji şirketi Tarnet Tarım Kredi Bilişim ve İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ (TARNET) ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında zirai insansız hava aracı (ZİHA) ile tarım arazileri havadan ilaçlanacak.

TARNET, tarımsal ilaçlama ekipmanına sahip ZİHA'nın performansının belirlenmesi ve ilaçlama etkinliğinin araştırılması için TAGEM ile ortak Ar-Ge çalışmalarına, Samsun'un Bafra ilçesinde başlayacak.

Çalışma ile hava koşullarına ve ilaçlama karakteristiğine bağlı olarak düzgün ilaç dağılımı, hedefe ulaşan ilaç miktarının incelenmesi ve milli tarım teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkı sunulması hedefleniyor.

Proje, TARNET AŞ Tarım Teknolojileri ve Ar-Ge ekipleri ile TAGEM Genel Müdürlüğüne bağlı enstitü müdürlükleri tarafından ortaklaşa yürütülecek.

TÜRKİYE GENELİNE YAYGINLAŞTIRILACAK

ZİHA Ar-Ge Projesi'nin ön saha çalışmaları ise Samsun'un Bafra ve Terme ilçelerindeki çeltik tarlalarında devam ediyor.

Çeltik tarlaları, araziye traktör girmeden havadan ZİHA ile ilaçlanıyor. İlaçlamalardan çıkan araştırma sonuçları, milli tarım teknolojilerinin geleceği ve Türkiye'nin tarımsal teknolojilerin değerlenmesi için örnek teşkil edecek.

Ar-Ge çalışmalarından istenilen sonuçların alınmasıyla Türkiye geneline yaygınlaştırılması planlanan projenin, tarımsal üretim uygulamalarına ve çiftçiye teknolojinin desteği ile katma değer kazandıracağı belirtildi.

Proje, tarımda verimliliğin artırılması, tarımsal veriye sahip çıkılması, milli tarım teknolojilerine odaklanılması, Türkiye'nin rekabetçi piyasalar ile mücadelesi açısından önem taşıyor.

10.07.2020
Devamı

Gıda ve Beslenme Konusundaki Haber ve Paylaşımlara Sansür Endişesi

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “Gıda Bilim Kurulu” kurulması amacıyla hazırlanan düzenleme sansür endişesi yarattı. Kurul, bilimsel olmadığını düşündüğü her türlü yayın organındaki haber, makale ve görüş beyanını suç sayacak. 20 ila 50 bin lira arasında değişen para cezası kesecek. Kurula karşı çıkanlar, “görüş açıklama hürriyetinin zarar göreceğini” öne sürüyor. Buna göre gıda ve beslenme konusunda yapılan haber, sosyal medya paylaşımları ve kitaplar dahi cezalandırılabilecek.

Gıda,Tarım ve Ormancılık Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında TBMM’ye sunulan 34 maddelik kanun teklifi, gıda ve beslenme alanında tartışmalı yasak ve cezalar getiriyor. Komisyonda görüşülen tasarı Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Gıda Bilim Kurulu kurulmasını ön görüyor. Bu kurul, reklamlar istisna tutularak, bilimsel olmadığı iddia ettiği her türlü yayın organındaki haber, makale ve görüş beyanını suç sayacak ve bunun akabinde 20 ila 50 bin lira arasında para cezası kesecek.

'HİLE VE TUZAK VAR' DEMEK YASAK
Bilimsel olmadığı iddiasıyla hiç kimse gıda ve beslenmeye dair hile, tuzak, aldatma ve yalanlara karşı eleştiri yapamayacak. Eleştiri yapan kişi ve çıktığı medya kuruluşu ceza alacağı için, yayınlar otomatik olarak sansürlenmiş olacak. Parası olan dev şirketler; 20 veya 50 bin lirayı göze alsa da, pek çok kişi için bu cezalar susturucu görevi görecek.
 
 
 
10.07.2020
Devamı

Üreticiye 651 Milyonluk Destek Ödemesi Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Baklagil, Dane Mısır Fark Ödemeleri ile Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği” olarak 6 kalemde daha destek ödemelerinin başlayacağını duyurdu.

Bakan Pakdemirli desteklemeleri ilişkin şunları kaydetti.
 “ Yaklaşık 651 milyon TL’lik destek ödemeleri 10 Temmuz Cuma günü (yarın) saat 18.00’dan sonra üreticilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlanacak.
Yapılacak destek ödemeleri:
Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği kapsamında  45.523 üreticimize, 484 miyon TL
 
Hububat Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında 35.330 üreticimize, 112,5 milyon TL
 
Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği Kapsamında 11.347 üreticimize, 41 milyon TL
 
Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği Ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği kapsamında ise 2.838 üreticimize 13,5 milyon TL şeklindedir. Tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli olsun.”dedi.
 
 
09.07.2020
Devamı

Bozkurt'ttan Ücretsiz Suni Tohumlama

Denizli’de Bozkurt Belediyesi hayvancılık projeleri ile damgasını vurdu. Projenin tanıtımını bugün gerçekleştiren Denizli Belediye Başkanı Birsen Çelik, Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Türkay Berberoğlu, Denizli Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Başkanı Mehmet Varol gazetecilere projenin detaylarını aktardı. 

 PROJE TÜRKİYE’DE BİR İLK 
 Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen proje ile ilçede hayvancılığın kalkınması planlanıyor.  Bozkurtlu vatandaşların hayvancılıkta gelişmesi ve ilçede bulunan sokak hayvanları için geliştirilen projeler 4 basamaktan oluşuyor. Mayıs ayının başında planlanan proje korona virüs sebebiyle Temmuz ayında hayata geçirildi. Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı projenin detayları hakkında bilgiler verirken aynı zamanda sokak hayvanları için de çalışmalar yapılacağını söyledi. Ayrıca konuyla ilgili hazırlık aşamalarını aktaran Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik Türkiye Belediyeler Birliği’nden hayvancılıkla ilgili yapılmış projelerin örneklerini almak için başvurduklarını ancak daha önce böyle bir projenin hiçbir belediye tarafından yapılmadığı söyledi. 

BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIK BOZKURT’TA SUNİ TOHUMLA ÜCRETSİZ
 Proje ile Bozkurt’ta bulunan her büyükbaş işletmesinde 1 hayvana suni tohumlama ücretsiz olarak Bozkurt Belediyesi tarafından yapılacak. Ayrıca büyük baş hayvancılık için ilçede büyük bir sorun haline gelen gübre sorunu içinde çözümler üreten iş birliği, ilçedeki büyükbaş çiftliklerinin haftada bir kere temizliğini ücretsiz olarak yapacak. Ahırlardan ve çiftliklerden ele edilen gübreler yine Bozkurt Belediyesi tarafından tahsis edilen boş arazide kurutularak, poşetlendikten sonra ihtiyacı olan vatandaşlara iade edilecek. 

KÜÇÜKBAŞLARIN KIRPMASINI BELEDİYE YAPACAK
Hayvancılık için çok basamaklı olarak geliştirilen projede ilçedeki küçükbaş hayvancılığın sorunları da ele alınıyor. İlçede küçükbaş hayvancılık ile geçimini sağlayan vatandaşlar için koyunların kırpma işlemi yine belediye tarafından ücretsiz yapılacak. Veteriner Hekimleri Odası ve Hayvan Kooperatifleri Birliği’nden uzmanların Belediye personellerine vereceği eğitim ile belediye personelleri koyun, keçi gibi hayvanları kırpacak. 

SOKAK HAYVANLARINI DA UNUTMADILAR
İlçedeki sokak hayvanlarının da unutulmadığı projede kedi köpek gibi hayvanların kısırlaştırma, tedavi gibi hizmetleri sağlanacak. Ayrıca ilçede bu hizmetlerin verilmesi için belediye bünyesinde bir veteriner kliniği de kurulacak.





 
08.07.2020
Devamı

138 Ülkenin Kurbanlık sayısından Fazla Kurbanımız Var

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin kurbanlık ve kesilen kurban sayısı bakımından dünya çapında bir boyuta sahip olduğunu bildirerek, “Ülkemizdeki kurban organizasyonu, dünyanın en büyük etkinliklerinden biri durumundadır. Kurbanlığa ayrılan 3,5 milyon küçükbaş hayvan sayımız, tek tek 138 ülkenin koyun, keçi toplam varlığından fazladır.” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, sahadan aldıkları bilgilere göre, yetiştiricinin 5 milyona kadar koyun, keçiyi kurbanlık olarak pazara sunacak durumda olduğunu, bu durumda kurbanlık küçükbaş hayvan sayısının koyun, keçi hayvan varlığını geçtiği ülke sayısının 148’e çıktığını belirtti.
 
Kurbanlığa ayırdığımız hayvan sayısı bile ülkelerin toplam hayvanvarlığıyla yarışıyor
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, koyun, keçi varlığıyla dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin koyun sayısında dünyada 8’inci, keçi sayısında 22’inci sırada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmesi halinde, kısa bir zamanda, koyun sayısında ilk 4’e, keçi sayısında ilk 12’ye girebileceğine dikkati çeken Çelik, FAO’nun kapsama aldığı 214 ülkeden 7’sinde (Amerikan Samoa, Aruba, Niue, Norfolk Adaları, Samoa, Solomon Adaları ve Tuvalu) koyun keçi varlığı bulunmadığı, koyun, keçi bulunan 207 ülkeden sadece 76’sının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı 3,5 milyondan fazla koyun, keçi varlığına sahip olduğu bilgisini paylaştı.
 
Kurban organizasyonunun büyüklüğü
 
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Eritre, Mozambik, Kuzey Kore, Burundi, Filipinler, Ürdün, Şili, Namibya’nın 3,5-5 milyon arasında, 138 ülkenin ise 3,5 milyondan daha az koyun, keçi varlığı olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki kurban organizasyonunun büyüklüğünü karşılaştırmak için, 2019’da hacda Suudi Arabistan’a giden hacı adayları için kesilen hayvan varlığının ancak 1 milyonu geçtiğini söylememiz yeterlidir. Üstelik hacı adayları için kesilen 1 milyonun üzerindeki kurbandan 83 bini Türk hacı adaylarınca kesilmiştir. Hacı adayları içindeki payı düşünüldüğünde Türk hacı adaylarının çok daha fazla kurban kesimi yaptığı görülmektedir.

Ülkemizde kurbanlık için ayrılan küçükbaş hayvan sayısından daha az koyun, keçi varlığına sahip ülkeler içinde Kamerun, Arnavutluk, Vietnam, Küba, Portekiz, Norveç, Venezüela, Sırbistan, Kolombiya, Almanya, Bulgaristan, Hollanda, Ukrayna, Macaristan, Bosna Hersek gibi ülkeler var. Bunların koyun, keçi varlıkları 1 milyon ile 3,5 milyon baş arasında değişiyor. Lübnan, Filistin, Gürcistan, Kuveyt, Kanada, Makedonya, Moldova, Hırvatistan, Ermenistan, Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Malezya, Jamaika, Katar, Tayland, Avusturya, İsviçre, Slovakya, Güney Kore, İsveç, Polonya, Çekya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya gibi ülkelerin koyun, keçi varlığı ise 100 bin ile 1 milyon baş arasında seyrediyor.”
Bu ülkelerin rakamlarının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı küçükbaş hayvan sayısıyla karşılaştırmanın imkanı dahi bulunmadığını vurgulayan Nihat Çelik, “içlerinde Çekya, Karadağ, Litvanya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya, Estonya, Japonya gibi ülkelerin de bulunduğu 69 ülkenin koyun, keçi sayısı toplansa bile Türkiye’nin kurbanlığa ayırdığı küçükbaş hayvan sayısını ancak bulabiliyor.” dedi.
 
Sadece Kurban Bayramı’nda Almanya’nın toplam hayvan varlığının 1,5 katını kesiyoruz
 
Sadece Kurban Bayramında Almanya’nın toplam koyun, keçi varlığının 1,5 katının ülkemizde kesildiğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:

“82 milyonluk Almanya’da 1 milyon 570 bin koyun, 146 bin de keçi var.  Nüfusu 42 milyonu bulan Ukrayna, sadece 727 bin koyun, 582 bin keçi varlığına sahip 38 milyon nüfuslu, Türkiye’nin 12 katından fazla alana yayılan Kanada’da ise 829 bin koyun, 30 keçi var. Ülkemizde geçen yıl Kurban Bayramı’nda kesilen 2,7 milyon koyun, keçi sayısı, Almanya’daki koyun, keçi varlığının 1,5 katından, Ukrayna’dakinin 2 katından, Kanada’dakinin ise 3 katından fazla. Ülkemiz, hem koyun, keçi, sığır varlığı hem kurbanlığa ayrılan hayvan sayısıyla dünya çapında bir boyuta sahip. Üstelik, potansiyelimizin de tamamını kullanabilmiş değiliz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da hedefi olan nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına ve kırmızı ette küçükbaş etinin payını yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarma hedefine en kısa zamanda ulaşabiliriz. Potansiyelin değerlendirilmesi için hayvancılığa verilen destekler sürdürülmelidir.”
 
 
08.07.2020
Devamı

Dijital Tarım Pazarı 100 Milyonun Üzerine Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz aylarda devreye alınan 'Dijital Tarım Pazarı' (DİTAP) ile ilgili "Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Dijital Tarım Pazarı'nı çok önemsiyoruz. Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Hedefimiz milyarlarca lira ciroya ulaşmak, belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak, üretici daha fazla para kazanacak, tüketici belki biraz daha ucuza yiyecek." açıklamasında bulundu.
 
 
07.07.2020
Devamı

Kayısılarda Manolya Hastalığı

Dünyanın dört gözle hasadını beklediği Malatya kayısı, bu yıl yağışların mevsim şartlarının üzerinde seyretmesi nedeniyle ağaçlarda manolya hastalığının baş göstermesiyle çiftçilerin beklentisinin altında bir düşüş yaşandı.

Eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesinde ürünün iyi olduğu, diğer bölgelerde ise kayısı ürününün yok denecek kadar az olduğunu belirten çiftçiler, devletin kendilerine sahip çıkması çağrısında bulundu. Bu yılki rekoltenin, Tarım Orman Müdürlüğünün açıkladığı rekoltenin çok altında olduğuna dikkat çeken çiftçiler, kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin yüksek gösterildiğini ileri sürdüler.

Malatya kayısının bazı tüccarların tekelinde olduğunu ileri süren çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığının buna el atması çağrısında bulundular.
Geçen sene bir ağacın yaklaşık 15 kasa ürün verdiğini belirten çiftçiler, bu sene ancak bir iki kasa ürün verdiğini ve bazı ağaçların ise hiç ürün vermediğini söylediler. Mahsulün azlığından dolayı işçi alımının da bu sene az olduğunu belirten çiftçiler, geçen sene 20 işçinin çalıştığı bahçede bu yıl 3 kişinin çalıştığını belirttiler.

Yetkililere seslenen çiftçiler, kayısı işinin zahmetli ve masrafının çok olduğunu ve kendilerine gübre ve mazot desteğinde bulunması talebinde bulundular.
Mevsimlik işçilerden Adile Kama geçimlerini sağlamak için Şanlıurfa’dan aile olarak geldiklerini belirtirken, işçilerden Amine Halisçelik ise bu sene liseye başlayacağını, okul masrafını karşılamak için ailesiyle birlikte çalışmaya geldiğini söyledi.

Bu sene eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesi dışında verimin çok düşük olduğuna dikkat çeken çiftçi Hasan Atalay, " Bazı yerlerde kayısı yemeğe bile yok Bazı ağaçlarda ancak yarım kasa var yani toplanmayacak kadar azdır. Bu sene verimin en iyi olan yer burasıdır. Bu da Cenab-ı Allah’ın (Celle Celaluhu) takdiridir. Bu senede rızık taksimi bu şekilde oldu." dedi.

"Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye bilerek rekolteyi yüksek gösteriyorlar"

Kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin bilerek yüksek gösterildiğini ileri süren Atalay, "Kayısı ne kadar az olursa fiyat ta o şekilde yükseliyor. Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye rekolteyi yüksek gösteriyorlar. Rekolte açıklanan rakamdan daha çok düşük! Kayısı çok da olsa az da olsa tüccarlar kâr ediyor. Malatya kayısının sahibi yok. Ziraat Odaları kayısıya hiç sahip çıkmıyor. Bizlere hiçbir faydaları yok. Malatya kayısısı 4 tane tüccarın elinde devletin, Tarım Bakanlığının buna el atması lazım." dedi.
 
 
07.07.2020
Devamı

“HER YIL 2.7 MİLYON İNSAN ZOONOTİK HASTALIKLARDAN ÖLÜYOR”

Türk veteriner hekimleri merkez konseyi Başkanı Ali Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu;
“Louis Pasteur tarafından kuduz aşısının başarı ile kullanıldığı 6 Temmuz 1885 tarihi dikkate alınarak, her yıl 6 Temmuz, Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir.” Dedi.

Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili olarak şunları kaydetti.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle küçülen Dünyada; insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, COVID-19 gibi küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir.

Yapılan araştırmalarda COVID-19’a kadar Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, COVID-19, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl ortaya çıkan 5 yeni insan hastalığının 3’ü hayvan orijinlidir. Zoonotik hastalıklar grubunda yer alan etkenlerin %80’i potansiyel biyoterör etkenleri arasında bulunmaktadır.
 
Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar olup, ülkemizde Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir.


 
Zoonotik hastalıkların küresel bilançosu; COVID-19 sürecinden önce her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl ölen çiftlik hayvanın değeri yaklaşık 21.5 milyar Euro ve her yıl insan sağlığı için yapılan masraflar 43 milyar Euro. COVID-19 ile birlikte bugün tüm Dünya çok daha ağır bir bilanço ile karşı karşıyadır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı; günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arz eden ve küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır.

Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler COVID-19 Pandemisi ile daha önemli hale gelmiştir.

Genel olarak pandemilerde erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon ile hızla gerekli tedbirleri alarak hastalığın kontrol ve eradikasyonunu sağlamak en temel yaklaşımdır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede başarı “Tek Sağlık” yaklaşımı ile mümkündür. COVID-19 bu yaklaşımın vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur. 

“Tek Sağlık”, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu küresel etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı, yerel ulusal ve küresel alanda çalışan farklı disiplinlerin insan, hayvan ve çevrenin optimal sağlığı için işbirliği faaliyetlerini kapsamaktadır.

 “Korunma Tedaviden Daha Etkili ve Daha Ekonomiktir.” Sloganı ile yola çıkan, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşeri hekimler, veteriner hekimler, çevre uzmanları ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayan “Tek Sağlık” kavramıyla ilgili somut girişimlerde bulunmak büyük önem taşımaktadır.

Ancak, ülkemizde “Tek Sağlık” kavramı için girişimler olsa da, “Tek Sağlık" sistemi mevcut mevzuatlar ve yapılarla kurumsallaşmakta ve katma değer yaratmakta istenen başarıyı yakalayamamıştır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık” yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz. Veteriner hekimlik hizmetlerinin temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası gerçeği kabul edilmeli,

“Tek Sağlık” yasası çıkarılarak, gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu doğrultuda “Tek Sağlık” sistemine uygun olarak Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulmalı, Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığında Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatları ihdas edilmelidir.
 
Dünya Zoonoz Günü vesilesiyle, zoonotik hastalıklara karşı can siperane mücadele eden veteriner hekimlerin de bir an önce sağlıkta şiddet yasasına dahil edilmesini, yıpranma payı ve  özlük haklarında gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
 
Dünya Zoonoz Gününün ülkemiz ve mesleğimiz için daha güzel yarınlara vesile olmasını haklarının temenni ediyoruz.
 
 
06.07.2020
Devamı

Çay Üreticileri Gübreleme İçin Çay Bahçelerinde

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının, Türkiye’de de görülmesinin ardından salgının önüne geçilebilmesi için çeşitli önlemler alındı. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşların sokağa çıkma yasağı, seyahat yasağı, maskesiz sokağa çıkma yasağı, toplu alanların kapanması gibi yasakların yanı sıra üretimi etkilemeyecek şekilde çay üreticilerine de tavsiyelerde bulunuldu. Rize Valiliği başta olmak üzere, Rize Ticaret Borsası, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Çay Üreticileri Dayanışma Derneği de çay üreticilerini gübreleme yapmamaları ve 1. sürgünden sonraya bırakmaları konusunda tavsiyede bulunmuştu.

Uyarıyı dikkate alan çay üreticileri 19 Mayıs itibarıyla başlayan 2020 yaş çay sezonu öncesinde yapması gerektiği gübreleme işlemini çay arası denilen 1’inci sürgünden sonrasına bıraktı. Toplamda 3 sürgün olarak toplanan, yer yer 4 sürgünü bulan çay toplama işleminin ilkinin bugünlerde tamamlanması nedeniyle çay üreticileri yaprağını topladığı çay bahçelerine girerek, gübreleme işlemlerine başladı. Rize Ziraatçılar Odası ise her yıl yaptığı uyarıyı yineleyerek vatandaşları 1 dönüm çay tarım arazisine maksimum 80 kilogram gübre vermesi gerektiğini hatırlattı.

Yetkililerin uyarısı nedeniyle 1’inci sürgün yaş çay kampanyası açılmadan önce gerçekleşmesi gereken gübreleme işleminin 1’inci sürgünden önceye bırakıldığını dile getiren Rize’nin Derepazarı ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki çay üreticisi Ömer Demir, “Pandemiden dolayı nisan ayında gübreyi verememiştik. O nedenle gübrelemeyi yeni yaptık. Gübreyi verirken dikkat ettiğimiz şeyler var. Çayı siliyoruz, gübre çay yaprağının üzerinde kalmasın, yaprak yanmasın diye. O nedenle çay bahçesinin altından vermeye çalışıyoruz gübremizi” dedi.

Üretici çayı kendi topladı, gelir cepte kaldı
Pandemiden dolayı sınır kapıları kapalı olduğu için bölgeye gelemeyen Gürcistan uyruklu çay işçilerinin yerine herkesin kendi çayını toplamak zorunda kaldığını ve bu nedenle çay gelirinin çay üreticisinin cebinde kaldığını sözlerine ekleyen Demir, “Ayrıca bu yıl çayımızı da kendimiz topladık. Gürcü komşularımız gelemediği için herkes kendi çayını kendisi toplamak zorunda kaldı. Eskiden vatandaşımız çaylığa Gürcü işçi gönderiyordu, kendisi sosyal dayanışmaya yardım istemeye gidiyordu. Şimdi artık yardım istemez kimse herhalde. Çay topladı para kazandı” ifadelerini kullandı. Kendilerinden önceki neslin gübreleme işini yılda 2 aya böldüğünü dile getiren Demir, “Bundan 20 yıl önce büyüklerimiz gübreleme işlemini 2 ayda yapardı. Yani ilk gübreleme 1’inci sürgünden önce, 2’nci gübreleme ise 1’inci sürgünden hemen sonra yapılırdı. Şimdi artık işten kaçtığımız için tek seferde yapıyor, çıkıyoruz çaylıktan” şeklinde konuştu.
 
 
06.07.2020
Devamı

Tarım İhracatı Geriledi

TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, tarım, gıda ve içecek sektörü ihracatı mayısta 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Ocak-mayıs döneminde öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
 
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli'ne göre, mayıs ayında gıda ve tarım ürünleri ihracatı geriledi.
TGDF'den yapılan açıklamaya göre, TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'ne bakıldığında, yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü, 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi.
İhracat, ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9, ithalat da yüzde 18,4 artış gösterdi. Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 4 ayında ihracat yüzde 16,1, ithalat da yüzde 20,6 artış kaydetmişti.

Aylık bazda bakıldığında, mayısta ihracat 2019'un aynı dönemine göre yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aylık ithalat ise yüzde 11,2 artışla 1,47 milyar dolara yükseldi. Mayıs; geçen yıla göre ihracatın gerilediği, ithalatın ise arttığı bir ay olarak öne çıktı.
2020'nin ilk 5 ayında sektörün dış ticaret dengesi yüzde 14 düşüşle 1,46 milyar dolara geriledi.
İhracat birim değeri, 2020'nin ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,6 düşerek 1.035 dolar/ton, ithalat birim değeri de yüzde 3,6'lık artışla 480 dolar/ton olarak gerçekleşti.

İHRACATIN YÜZDE 41'İ 5 SEKTÖRDE
Yılın ilk 5 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
En çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla buğday, soya fasulyesi ve ayçiçeği yağı oldu. Söz konusu ürünler toplam ithalatın yüzde 23,9'unu oluşturdu.
2020 yılı ilk 5 ayındaki dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde, sert kabuklu meyveler, şeker ve şekerli mamuller, yaş meyve, bitkisel yağ, kuru meyve/sebze sektörleri en fazla ihracat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ihracatın yüzde 41,4'ü, söz konusu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi.
Hayvan yemi, bitkisel yağ, un, kakao ve çikolata, sert kabuklu meyveler sektörleri ise aynı dönemde en çok ithalat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ithalatın yüzde 63,8'i, söz konusu 5 sektör tarafından yapıldı.

Yılın ilk 5 ayında 2019'un aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla artıran sektörlerin başını 208 milyon dolar artış ile sert kabuklu meyveler çekti. Bu sektörü, 208 milyon dolarlık artış ile bitkisel yağ ve 175 milyon dolarlık artışla yaş meyve sektörü izledi.

İhracatın en çok gerilediği sektörler ise un, yumurta, tütün ve mamulleri, balıkçılık ve su ürünleri sektörleri oldu.

Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 5 ayında ithalatı en çok artan sektörler; 188 milyon dolar artış ile bitkisel yağ, 162 milyon dolar ile baklagil, 158 milyon dolarla sert kabuklu meyveler olarak sıralandı. Baklagil alanındaki ithalat yüzde 206,4, sert kabuklu meyveler sektörünün ithalatı da yüzde 133,5 artış gösterdi.
İthalatın en çok düştüğü sektörler ise 188 milyon dolar ile canlı hayvan ticareti, 60 milyon dolar ile sebze ve 15 milyon dolar ile kırmızı et sektörleri oldu.
 
 
 
06.07.2020
Devamı

Süt Analiz Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 38,6 milyon liralık destek ödemesinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.
Bakan Pakdemirli, verilecek desteğe ilişkin şöyle konuştu;
 
‘‘Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 11 bin 758 üreticimize, 385 bin 431 Büyükbaş hayvan için, 38,6 milyon liralık destek ödemesi bugün saat 18.00’da hesaplarına aktarılacak.
 
Özellikle bu zorlu Pandemi döneminde, milletimiz, ülkemiz için özveriyle ve durmadan çalışan bütün üreticilerimize teşekkürlerimi iletirken, devlet olarak onların her daim yanlarında olduğumuzu da bir kez daha söylüyorum. Sizler ürettikçe bizler de sizi desteklemeye devam edeceğiz.
Bugün ödediğimiz Süt içerik Analiz Desteğimiz de bütün üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun…’’
 
 
03.07.2020
Devamı

Doğal Afetten En Büyük Zararı Çiftçiler Görüyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, doğal afetlerin, tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini bildirerek, “Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle doğal afetler artıyor. Doğal afetlerden en çok zararı çiftçilerimiz görüyor” diye konuştu.

Bayraktar, 2009 yılında 461, 2010 yılında 555, 2011 yılında 324, 2012 yılında 538, 2013 yılında 461, 2014 yılında 500, 2015 yılında 781, 2016 yılında 654, 2017 yılında 598, 2018 yılında 871, 2019 yılında ise 935 doğal afet gerçekleştiğini belirtti.

2020 yılının ilk 6 ayında ise 600’ü aşkın doğal afet yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, “Son 10 yılda gerçekleşen doğal afetlere baktığımızda, 2020 yılının ilk 6 ayında, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2017 yıllarında yıl boyu yaşanan doğal afetlerden daha fazla afete maruz kaldık” diye konuştu.

2020 yılının doğal afetler nedeniyle tarımsal üretimde zor bir yıl olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Tarımda üretim üstü açık bir fabrikada gerçekleşiyor. Doğal afetler tarımsal üretime zarar veriyor” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Bu yıl çiftçilerimiz tam da üretim sezonumuz olan Nisan, Mayıs, Haziran aylarında ciddi hasarlara neden olan doğal afetlere maruz kaldı. Bu üç ayda 61 ilimiz doğal afetlerden etkilendi.

Buğday, arpa, mısır gibi tahıllar, domates, biber, kabak, patlıcan, hıyar, kavun, karpuz, gibi çeşitli sebzeler, mısır, patates, şekerpancarı, tütün, pamuk, ayçiçeği, kanola gibi endüstri bitkileri, kekik, lavanta, adaçayı, çay, yağlık gül, haşhaş gibi tibbi aromatik bitkiler, zeytin, kayısı, badem, erik, armut bağ, nar, çilek, kiraz, vişne, ceviz, narenciye, elma, antepfıstığı, fındık gibi meyveler ve yonca alanları doğal afetlerden zarar gördü. Ayrıca, seracılığın fazla olduğu Akdeniz Bölgesinde fırtına ve hortum seraların yıkılmasına ve sera örtülerinin yırtılmasına neden oldu, seralarda yetiştirilen sebzeler ve yeni dikimi yapılan sebze fideleri de zarar gördü.”
 
“Artan doğal afetler, iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesidir”
 
Bayraktar, son yıllarda artan doğal afetlerin, ülkemizde iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesi olduğunu belirtti.
Tarımın iklim değişikliğinden önemli oranda etkilendiğini ifade eden Bayraktar, “Sektör gıda ve giyim temininin yanı sıra, bağlı sanayilere hammadde sağlayan, hammadde alan, istihdam yaratan ve dış ticaret fazlası veren bir sektördür. Bu nedenle iklim değişikliği tarımı sosyo-ekonomik açıdan etkilemektedir. Üretim miktar ve kalitesindeki azalma ürün fiyatlarının artmasına, tüketicilerin daha fazla fiyat ödemesine, ithalatın artmasına ve ihracatın azalmasına neden olabilmektedir” diye konuştu.
 
“Doğal afetlerden en çok üreticiler zarar görüyor”
 
Doğal afetlerden en çok zarar gören kesimin üreticiler olduğunu vurgulayan Bayraktar, yaşanan doğal afetlerin sigorta yaptırmanın önemini bir kez daha gösterdiğine dikkati çekti. Tarımda sigortalılık oranının Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı olan üreticilerde yüzde 20’de kaldığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının nedenleri arasında, yüksek prim tutarları gelmektedir. Ürünlerini sigorta yaptırmak isteyen üreticilerin prim bedelleri devlet tarafından destekleniyor olsa da, prim tutarları halen oldukça yüksektir. Üreticiler bu fiyatlarla sigorta yaptırmakta zorlanmaktadır. Tarım sigortasında prim tutarları düşürülmeli veya devlet desteği artırılmalıdır. Ülkemizde sıkça yaşanan doğal afetler nedeniyle ürünlerde risklerin tamamı teminat kapsamına alınmalı ve tarım sigortası zorunlu olmalıdır.”
 
Yapılması gerekenler
 
Doğal afetlerin önüne geçebilmek için iklim değişikliği ile mücadelenin bir zorunluluk olduğunu belirten Bayraktar yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Tüm ülkeler iklim değişikliği ile mücadeleye odaklanmalıdır.

Emisyonların azaltılmasına yönelik politikalar ve çabalar etkili olsa dahi, az da olsa iklim değişikliği kaçınılmazdır. Bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak stratejiler geliştirilmelidir.

İklim değişikliği ve doğal afetlerin, ürünlerin verim ve kalitelerine olumsuz etkileri göz önüne alınarak önlem alınmalıdır. Tarımla ilgili tüm kesimlerin iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

İklim değişikliği ve doğal afetlerin etkisini azaltmada, erozyon kontrolü, sulama için baraj yapımı, doğru gübre kullanımı, yeni ürünlerin ortaya çıkarılması, toprak verimliliğinin iyileştirilmesi, ekim ve hasat zamanlarında değişiklik yapılması, kuraklığa dayanıklı ürünlerin geliştirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gibi çalışmalar yapılmalıdır. Toprağın ve suyun yönetimine, korunmasına yönelik eğitim programları düzenlenmelidir.

İklim değişikliğinin yavaşlatılmasında önemli faktörlerden birisi yutak alanlardır. Türkiye için en fazla yutağa fırsat veren kaynaklar sırasıyla ormanlar, tarım alanları ve meralardır. Bu alanlar korunmalı, amaçları dışında kullanılmamalıdır.”
 
 
03.07.2020
Devamı

Muş'ta Hayvanlar Sele Kapıldı

Muş’un Malazgirt ve Hasköy ilçelerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle 50 hayvan sele kapılarak hayatını kaybetti, tarım arazileri de zarar gördü.
Muş’ta dün saat 15.00 sıralarında etkili olan yağış sele neden oldu. Malazgirt ilçesine bağlı Hasretpınar ve Bostankaya köylerinde su baskınları meydana geldi.
Bostankaya köyünde yaşanılan sel nedeniyle 50 büyükbaş hayvan hayatını kaybetti.

Malazgirt ilçesine bağlı 15 köyde etkili olan dolu nedeniyle ise birçok tarla kullanılamaz hale geldi.
Önceki gün de yaşanan sağanak nedeniyle Van’ın Erciş ilçesine bağlı Kırkpınar Mahallesi’nde su baskınları yaşanmış, sel sularına kapılan 70 koyun yaşamını yitirmişti.
 
 
03.07.2020
Devamı

Hobi Bahçeleri'ne Büyük Cezalar Geliyor

AK Parti, tarım ve ormancılıkla ilgili düzenlemeler içeren gıdada taklit ve tağşiş yapanların üretimden men edilmesinden hapis cezasına kadar yaptırımların artırılmasını öngören yasa teklifini geçen hafta Meclis Başkanlığına sunmuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamada tarım ve ormancılıkla ilgili düzenlemeleri konu alan 34 maddelik kanun teklifinde hobi bahçelerinin tarım alanlarına verdiği zararların önüne geçilmesi başlığı dikkat çekti. Muş’un, birinci sınıf tarım arazileri üzerine hiçbir izin almadan yapılan hobi bahçelerinin sayısında son dönemde önemli bir artış yaşandığını belirtmesi ve tarım arazilerini tahrip eden bu yapılar için yeni yaptırımlar getirdiklerini söylemesi arsası üzerinde kaçak yapılar inşa edenleri paniğe sevk etti. İstanbul’da Silivri Belediyesi de, bu tür yapılara müsaade edilmediğini gerçekleştirdiği yıkımlarla ortaya koydu. Torba yasa teklifinin  TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundaki görüşmeleri ise devam ediyor.

Cezalar artırılıyor

“Vatandaşları, “Hobi bahçesi adı altında izinsiz, ruhsatsız, plansız programsız herhangi bir yapı almamaları konusunda özellikle uyarıyoruz” diyen Muş, hobi bahçesi adı altında tarım arazilerine yapılan bu yapılarla ilgili bin liradan az olmamak üzere her metrekare için 10 lira para cezası kesileceğini belirtti. Bu yapılardaki aykırılıkların giderilmemesi ve tarım toprağının eski haline getirilmemesi halinde iki aylık beklemeden sonra bu cezaların üç kat artırılarak uygulanacağını ve bunların yıkımı için belediye ve il özel idarelerini devreye gireceğini söyledi. Tarım Bakanlığı tarafından büyük oba olarak adlandırılan ve tescil edilen yerlerde hobi bahçelerinin kurulması halinde cezaların iki katı olarak uygulanacağını belirtti.

Hepsi yıkılmayacak

Konunun uzmanları ise kamuoyunda oluşturulan hobi bahçelerinin tümünün yıkılacağı algısının yanlışlığına işaret ederek, yasa teklifinde hobi bahçelerinin hepsinin yıkılacağına dair bir düzenlemenin olmadığını belirtiyor. Teklifin ana gayesinin verimli tarım arazileri üzerinde yasal olmayan yollarla oluşturulan  hobi bahçelerini kapsadığını kaydeden uzmanlar, tarım arazileri üzerinde oluşturulacak her türlü yapılaşmaya karşı çıkmanın yerel yönetimlerle, kamu otoritelerinin görevi olduğunu dile getiriyor.

Hobi bahçeli yapı kılıfına geçit yok 

1- Arsa özelliği kazanmamış tarım arazilerindeki hobi bahçeleri yıkılacak.
2- Bu amaçla bozulan tarım arazisinin metrekaresi için 165 lira idari ceza kesilecek.
3- Tarım arazilerine kurulan yapıların kaldırılması için 3 ay süre verilecek. Kaldırılmazsa, valilik veya il özel idaresi kaldıracak. Masrafı araziyi o hale getirenlerden alınacak
4- Hobi bahçesi ovadaki tarım arazisinde olması durumunda ceza iki kat artırılacak.
5- Çiftçiler bu uygulamanın dışında tutulacak. Tarımsal amaçlı ve izinsiz kurulan yapılar için çiftçiye 5 yıl süre ile cezanın yarısı uygulanacak.
6- Teklife göre 2005 yılından önce 1/5000 ve 1/ 1000’lik imar planı görmüş ve arsa vasfı kazanmış arazilerde olanlar etkilenmeyecek.

 

 
 
03.07.2020
Devamı

Kene'ler Can Almaya Devam Ediyor

Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, son dönemde yükselen sıcaklıklarla beraber artan kene vakalarından dolayı kentte 2 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, "Yılın yarısında olmamıza rağmen geçen yılki vaka sayısını yakaladık" dedi. Vali Çiftçi ayrıca, vatandaşların tedbirleri olması gerektiğini ifade etti.
 
Son dönemde yükselen sıcaklıklarla beraber artış gösteren kene vakalarına karşı dikkat çeken çorum Valisi Mustafa Çiftçi, bu yıl kene vakalarından dolayı 2 kişinin hayatını kaybettiğini açıklayarak vatandaşları uyardı.

Kene'den 38 Vaka Var

Virüs taşıyan kenelerin bulaştırdığı Kırım Kango Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından bu yıl iki ölüm olayı gerçekleştiğini dile getiren Vali Çiftçi, şuanda 8 kişinin hastanede tedavisinin devam ettiğini belirterek, bu yıl içerisinde 38 vakanın olduğunu dikkat çekti.
 
 
03.07.2020
Devamı

Tarlam Cepte'yi 20 Bin Çiftçi Kullanıyor

TürkTraktör tarafından geliştirilen "Tarlam Cepte" mobil uygulaması üzerinden 250 bin dekar tarım arazisinin takibi yapılıyor.
Türk traktör’ün çiftçilere tarımsal konularda tavsiyeler vererek destek sağlamak üzere geliştirdiği "Tarlam Cepte" mobil uygulamasını 20 bin çiftçi kullanıyor.
TürkTraktör açıklamasına göre, şirket, geçen yı, tarımda teknoloji kullanımını destekleyen ve saha çalışmalarında çiftçilere karar desteği sağlayan kullanıcı dostu "Tarlam Cepte" uygulamasını tanıtmıştı.

Çiftçilere tarımda girdi maliyetlerini azaltan ve operasyonel verimliliği artıran tavsiyelerde bulunurken, tarımsal üretime katma değer sunan bir çözüm olması için geliştirilen uygulama üzerinden 250 bin dekar tarım arazisinin takibi yapılıyor.

Uygulamadan en çok Ankara, İstanbul ve Konya illerindeki çiftçiler yararlanıyor

Açıklamaya göre, sektörde "bir ilk" olarak dikkati çeken Tarlam Cepte’nin sunduğu önemli avantajlardan faydalanarak uygulamayı kullanan çiftçilerin sayısı ise ilk yılında 20 bine ulaştı. Tarlam Cepte uygulamasından en çok Ankara, İstanbul ve Konya illerindeki çiftçiler yararlanıyor.
TürkTraktör, korona virüs salgınında tarımsal üretimin kesintiye uğramaması ve çiftçilerin sahadaki çalışmalarını kolaylaştırıp desteklemek adına nisan ve mayıs aylarında Tarlam Cepte’yi tamamen ücretsiz olacak şekilde kullanıma sunmuştu.
TürkTraktör’ün bu çalışmasıyla, salgın döneminde de yeni birçok çiftçi Tarlam Cepte’den yararlanmaya başladı. Uygulamanın en çok kullanılan ve sevilen yüksek çözünürlüklü uydudan bitki sağlığı takibi özelliği ise pandemi döneminde çiftçilerin en önem verdiği özelliklerden oldu.
 
Mobil cihazlar üzerinden arazi özelindeki tüm ulaşmak mümkün
 
Açıklamaya göre, uygulamayı akıllı cep telefonu veya tabletlerine indiren tüm kullanıcılar ücretsiz olarak bulundukları bölgenin hava durumundan, bakanlığın tarımsal hibe/desteklere ilişkin duyurularına, hal/borsa fiyatlarından mazot, gübre ve ilaç fiyatlarına kadar birçok güncel bilgiyi edinebiliyor.

Kullanıcılar ücretsiz özelliklere ek olarak, yılda 365 TL karşılığında tarlasına özel olarak sunulan ileri özelliklerden de faydalanabiliyor. Tarım yaptıkları arazi parçalarının harita üzerinde tanımlanarak izlenmesine imkan tanıyan "kullanıcının tarlasına özel" takip özelliği sayesinde çiftçiler, erken uyarı sistemiyle meteorolojik risk uyarılarını alıyor, uydudan sağlanan görüntüler ile bitki sağlığını düzenli olarak tarlaları özelinde takip edebiliyorlar. Risk ve kuraklık raporları, traktör ve ilaçlama kullanım saat önerileri ile yetiştiricilik tavsiyeleri ise çiftçilerin bu hizmet ile yararlanabileceği diğer imkanlar arasında yer alıyor.
 
 
 
03.07.2020
Devamı

KOOP Kapsamında 14 Bin Futbol Sahası Kadar Alan Daha Suya Kavuşuyor

Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında yer alan Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesi KOS 1,2,3’ün açılışı, Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans aracılığıyla teşrifi ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tesisten bizzat katılımıyla yarın açılacak.

Konya Ovası Projesi (KOP), Güneydoğu Anadolu Projesinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük entegre sulama projesi konumunda bulunuyor.

14 BİN FUTBOL SAHASINA DENK GELEN 72 BİN 650 DEKARLIK ALAN DAHA SUYA KAVUŞUYOR
Projenin en büyük ve geniş sulama kısmını Konya Çumra Projesi oluşturuyor.
Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesinde yer alan ve inşası tamamlanan KOS 1,2,3 ile Çumra, İçeriçumra, Doğanlı, Dineksaray ve Alibeyhüyüğü’nde 72 bin 650 dekarlık alan suya kavuşacak.
Bu sulama sayesinde ülke ekonomisine yıllık 65 milyon lira katkı ve 7 bin kişiye iş imkânı sağlanacak.
 
İNŞA EDİLECEK 3 BARAJ İLE KONYA’NIN YERALTI SUYU DESTEKLENECEK
Diğer taraftan, Konya-Çumra 3. merhale projesi ile Yukarı Göksu Havzası’nın Akdeniz’e boşalan suların yıllık 414 milyon metreküpü inşa edilecek olan 3 adet baraj ve Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılacak. Getirilecek bu su ile hem Konya Ovası’nın yeraltı suyu hem de 2 milyon 234 bin 100 dekarlık tarım alanının sulama suyu desteklenecek.
Öte yandan, 2015 yılında işletmeye alınan Bağbaşı Barajı’nda depolanan ve Mavi Tünel aracılığıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılan suyla 1 milyon 480 bin dekar alan sulanarak ekonomiye 2,5 milyar lira katkı sağlandı.
 
KONYA’NIN MAVİ RÜYASI; ‘MAVİ TÜNEL’
Konya-Çumra 3. merhale projesinin en önemli ayağını 17 kilometre uzunluğundaki Mavi Tünel oluşturuyor. 2015 yılında hizmete alınan Mavi Tünel Projesi, Urfa tünellerinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük sulama tüneli konumunda. Konya’nın Mavi Rüyası olarak bilinen tünelden saniyede 36 metreküp su Konya Ovası’na akıtılıyor.​
 
 
02.07.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik: Hacca Gidemeyen Hacı Adayları Kurbanlık Satışlarını Artıracak

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Kurban Bayramında geçen yıl yaklaşık 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş hayvan kesildiğini hatırlatarak, “bu yıl küçükbaş hayvan kesiminin geçen yıla oranla yüzde 10 civarında artarak 3 milyonu geçeceğini tahmin ediyoruz” dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı için yeterli hayvan sayının her yıl olduğu gibi bu yıl da fazlasıyla mevcut olduğunu belirten, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde verdiği bilgiye göre, halen 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon da küçükbaş hayvanın kesim için hazır beklediğini vurguladı.
 
Nihat Çelik, şunları kaydetti:
“Rakamlarımız 3,5 milyon küçükbaş hayvanla da sınırlı değil, yetiştiricimiz ihtiyaç olursa 5 milyona kadar küçükbaş hayvanı stoklarından pazara indirebilir. Kurban kesecek vatandaşlarımızın içi rahat olsun. Gönül rahatlığı içinde dini vecibelerini yerine getirebilirler. Yoksula, yetime, muhtaçlara yardım eden, onları doyurup gözeten kimseler, bunların karşılığını öbür dünyada alacaktır. Yüce rabbim bu insanlara kat kat fazlasıyla verecektir. Kurban bizim dini vecibelerimizden biridir. Kurban, Allah’a yaklaşmak demektir. Dolayısıyla Hazreti İbrahim’den bu yana her yıl Müslümanların özellikle kurban simgesi haline gelen koç kesimiyle yerine getirdikleri kutsal bir ibadettir. Kurban Bayramı, kurban kesip yoksullara dağıtacak insanlarımız için büyük bir fırsattır. Bunu her Müslüman çok iyi değerlendirmelidir.”
 
“Koronavirüs tedbirlerine harfiyen uyalım”
 
Çelik, bu yıl yeni koronavirüs salgını nedeniyle gerek insanların tatilden ziyade evlerinde kalmaları, gerekse Suudi Arabistan’ın, bu yıl yurt dışından hacı kabul edilmeyeceğini duyurmasının ardından hac farizasını yerine getiremeyecek olan hacı adaylarının kurbanlarını ülkede kesecek olmalarının kurbanlık kesimlerinin geçen yıla oranla artacağına dikkati çekti.
 
Nihat Çelik, vatandaşların ve yetiştiricilerin kurban pazarlarında yeni koronavirüs salgınına yönelik belirlenen tedbirlere harfiyen uymasının da hayati önemde olduğunu vurguladı.
 
Çelik, şunları kaydetti:
“Diyanet İşleri Başkanlığımızın, 26 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazete’de 2020 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliği yayımlandı.
 
Tebliğe göre, kesimlerin daha düzenli yapılması, zaman kaybının ve karmaşanın önlenmesi ile koronavirüs bulaşma riskini en aza indirmek için kesim yerlerinde randevu sistemi uygulanacak, kesim işlemlerinin bayramın ilk gününde yoğunlaşmaması için gerekli tedbirler alınacak.
 
Satıcılar ve müşteriler arasında ''el teması'' olmayacak ve bu nedenle kurban pazarlığında, gelenekleşen 'tokalaşma' yapılmayacak. Kurban satış yerleri İstanbul'da bayramdan 15 gün, diğer illerde ise 1 ay önce hazır hale getirilecek ve bu tarihten önce kurbanlık hayvan girişine izin verilmeyecek. İstanbul'a kurbanlık hayvan girişleri 16 Temmuz'dan itibaren başlayacak. Tabii tebliğde ayrıntılı düzenlemeler de var. Biz yetiştiricilerimizin kurallara harfiyen uyacağına inanıyoruz. Vatandaşlarımızın da kurallara uyma konusunda hassasiyet göstereceğini biliyoruz. İnşallah, herhangi bir sıkıntıya yol açmadan, koronavirüs salgınının yayılmasına sebep olmadan Kurban Bayramımızı sağ salim geçireceğiz. Bu salgının panzehiri hijyen, mesafe, maske ve karantinadır. Lütfen hepimiz kurallara uyalım. Ülkemiz bu konuda aldığı tedbirlerle koronavirüs salgınını en az hasarla atlatan ülkelerin başında gelmektedir. Süreci gayet iyi yöneten başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye, Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca’ya, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya ve tüm Bakanlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu sürece zarar vermememiz için elimizden geleni yapmak zorundayız.”
 
-Vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelleri
 
Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfının, 2020 yılı vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini yurt içi için 85 lira artışla 890 liradan 975 liraya, yurt dışı için 100 lira artışla 725 liradan 825 liraya çıkardığını hatırlatan Çelik, “Türkiye Diyanet Vakfımız, vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini belirlerken, birliklerin de görüşünü almalı diye düşünüyoruz” dedi.
 
Vekaletle kurban hisse kesim bedellerinde yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını alması gerektiğini bildiren Çelik, “Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde yetiştiricimiz mağdur edilmemelidir. Çünkü, yetiştiricilerimiz görevlerini her zaman eksiksiz yapmış, ülkemizin hiçbir zaman kurbanlık sıkıntısı çekmesine izin vermemişlerdir” diye konuştu.
 
Başta Diyanet Vakfı olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun yurt dışında yüzlerce noktada kurban kesimi yaparak ihtiyaç sahiplerine dağıtmakta olduğunu ve bunun takdir edilecek bir davranış olduğunu bildiren Çelik, öncelikle ülke yetiştiricilerinin kurbanlıkların satılmasının sağlanması ve bunun çözümü için çalışılması gerektiğine dikkati çekti.
 
Çelik, “Elbette vatandaşlarımız vekâlet yoluyla kurban kestirebilirler. Ama biz vatandaşlarımızın dini vecibelerini tam olarak yerine getirmeleri bakımından kurbanlarını bizzat kesmeleri veya kasaplar aracılığı ile kestirmelerinin daha doğru bir yaklaşım olacağı için tavsiye ediyoruz. Ayrıca büyük marketlerde kurbanlık diye satılan kilogramı düşük et alınmasını da tasvip etmiyoruz. Müslümanların zor günler yaşadığımız şu günlerde kurbanlarını keserek daha çok fakir fukarayı gözetmeleri de Allah katında makbul olacaktır” dedi.
 
Kurbanda bir diğer unsurun da kurbanlıkların kurban vasfını taşıması olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti;
 
“Zaten Diyanet İşleri Başkanlımız tebliğinde bu konuya da dikkati çekmiş, dini ve sağlık açısından kurban olması uygun olmayan hayvanların sevklerine asla izin verilmeyeceğini, sevk işlemleri hayvan refahı mevzuatına uygun yapılacağını, kurban satış yerlerinde her satıcıdan hayvanların kurban olmaya uygun olduğuna dair taahhütname alınacağını, yapılan denetimlerde uygun olmayan hayvanların satış yerine getirildiğinin anlaşılması durumunda (X) sembolüyle işaretlenerek vatandaşların uyarılacağını bildirmiştir. Bu tedbirleri destekliyoruz.”
 
Fiyatlar
 
Kurbanlık alışverişinde hem yetiştiricilerin hem de alıcı konumunda olan vatandaşların memnun olacağı bir bayram olması temennilerinde bulunan Çelik, şöyle devam etti:
 
“Büyük zorluklarla ve özellikle de artan yem masraflarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerin değerinden ve mağdur olmayacak fiyatlarda hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ediyoruz. Artan yem maliyetleri ile birlikte yeni koronavirüsün birtakım olumsuz etkileri göz önüne alındığında küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 10 civarında artabilir. Bölgesel farklılıklardan dolayı da artış oranı illere göre farklı olacaktır. Piyasada ortalama canlı kilogram fiyatının kuyruklu koyunda 24-25 lira, kuyruksuz koyunda 26-27 lira, kurbanlık fiyatlarının ise ortalama 1050-1500 lira arasında olacağını tahmin ediyoruz. Tabii hayvanın koç, teke olmasına ve vasfına göre de fiyatlar çok daha yüksek seviyelere çıkabilir.
 
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kurbanlık hayvanlarını satamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden satın alınmasını Tarım ve Orman Bakanımızdan talep ediyoruz.”
 
Çelik, bu bayramın ve bayrama kadar olan sürecin yurdun her yerinde sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçmesinin en büyük temenni olduğunu vurguladı.
 
02.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Kırsal Kalkınma Yatırımlarına 2 Yılda 855 Milyon Hibe Verdik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma yatırımlarına son iki yılda 855 milyon lira hibe verdiklerini, bu yıl ise 13.etap kapsamında kabul edilen 2745 projeye, 970 milyon lira daha destek sağlayacaklarını söyledi.
 
Bakan Pakdemirli, 2006 yılında başlatılan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla,  81 ilde üretici gelirlerini artırmak ve çeşitlendirmek, yeni teknoloji içeren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla ekonomik ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirtti.
 
Bu çerçevede; bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanan sera, el sanatları, soğuk hava deposu ve kırsal turizm gibi konularda yatırımcılara yüzde 50 oranında hibe desteği sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
 
“Son iki yılda, 2756’sı tamamlanan 2859 projeye 855 milyon lira hibe desteği verdik. Bu destek sayesinde kırsalda yaklaşık 1,8 milyar liralık yatırım yapılmış oldu. Bu yıl ise 13. etap kapsamında, 1063’ü ekonomik yatırımlar, 1682’si de kırsal ekonomik altyapı yatırımları olmak üzere toplamda 2745 adet projeye destek sağlayacağız. Bu projelere de 970 milyon lira hibe sağlayacağız.”
 
DESTEKLEME KAPSAMI DAHA DA GENİŞLEYECEK
 
2021-2025 yıllarını kapsayan 4. Dönem Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Bakan Pakdemirli, yeni dönemde kapsamın daha da genişleyeceğini söyledi.
 
Pakdemirli, bu kapsamda, mevcut konulara ek olarak, tarımsal ürünlerin işlenmesi, kurutulması, dondurulması, depolanması ve paketlenmesi, aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesi, su ürünleri yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları, yenilenebilir enerji üretimine bağlı olmaksızın yeni seraların yapılması, kanatlı yetiştiriciliği konularında destek vermeyi planladıklarını da dile getirdi.
 
 
 
02.07.2020
Devamı

Tarım Sektörünün İlk Sanal Fuarı'da Oldu

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AgriVirtual Tarım ve Hayvancılık Makineleri Sanal Fuarı’nın 3 farklı özelliğe sahip olduğunu  belirterek, “Hem tarım ve hayvancılık makineleri sektöründe uluslararası alanda ilk sanal fuar, hem Türkiye’nin ilk 3 boyutlu sanal fuarı hem de kendi yerli ve milli yazılımımızla ilk sanal fuarımız” dedi.

Pekcan, Ticaret Bakanlığı desteğiyle Makine İhracatçıları Birlikleri organizasyonunda Selçuk Üniversitesi tarafından düzenlenen sanal fuarın açılışını yaptı.3 boyutlu geziliyor
Normalleşme süreciyle yenilikçi adımların atılması gerektiğinin altını çizen Pekcan, “Bu sanal fuar aynı zamanda, Türkiye’nin ve Türk üreticisinin yenilikçiliğini, vizyonunu, inovatif kapasitesini ve dijital çağda yer alma becerisini gösteren en güzel örneklerden” dedi.

Bakanlığın, salgınla hızlı bir şekilde sanal ticaret heyeti ve sanal fuar uygulamalarını hayata geçirmeye başladığına işaret eden Pekcan, sanal ticaret heyeti programlarına mayıs ayında Özbekistan, Kenya, Hindistan ile başladıklarını hatırlattı. Pekcan, Güney Kore, Nijerya, Pakistan, Almanya, Meksika, Kolombiya, Şili, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a da ticaret  heyeti programı planladıklarını söyledi.
Pekcan, şöyle konuştu:
“Ziyaretçilerin sanal gerçeklik ile üç boyutlu olarak fuar alanında gezmelerine imkan tanınmıştır. Firmalarımız, aynı zamanda sanal ortamdaki ziyaretçileriyle, potansiyel müşterileri ile anlık mesajlaşma veya görüntülü görüşme imkanına sahip olacaklar.”

TİM Başkanı İsmail Gülle de, “Kovid-19 pandemisi sürecinden en çok etkilendiğimiz dönemi geride bıraktık. Mayısta toparlandık, inşallah haziranda ihracatımızı tekrar eski rakamlara getirmek adına önemli gelişme içindeyiz” dedi. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu ise, “Bu deneyimi, sektör olarak rakiplerimizden önce yaşayacak olmanın heyecanını derinden hissediyoruz” diye konuştu.
 
01.07.2020
Devamı

Van'dan Katar'a Hayvan İhracatı

Van'dan Katar’a 2019 yılında 30 sene aradan sonra toplam 32 bin 425 baş koyun gönderilirken, pandemi sürecinden sonra da bin 250 baş kesimlik erkek toklu ihraç edildi.

Saray ve Özalp ilçelerinde bulunan işletmelerde yetiştirildikten sonra Katar'a gönderilen akkaraman ve melezi ırklarından bin 250 baş erkek toklu, Saray ve Özalp ilçelerinden Ankara Esenboğa Havalimanına nakledildikten sonra Katar'a uçakla gönderildiği belirtildi.

Katar Doha'ya yapılan ihracat sonrası değerlendirmelerde bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Görentaş, Van'ın koyun varlığında ülkemizde birinci olduğunu söyledi. Van'ın hayvancılık potansiyelinin daha fazla olduğunu belirten Görentaş, yeni pazarlara açılmanın ülkemiz ve Van ekonomisi için ciddi bir katkı ve istihdam oluşturacağını kaydetti. İl Müdürü Görentaş, bu ihracatın başlangıç olduğunu ve yaklaşık 3 bin toklunun daha Katar'a gönderileceğini vurgulayarak, yurtdışı pazarlara ulaştıkça kentteki koyunculuğun daha iyi yerlere geleceğini söyledi. Görentaş, bu ihracatın hayırlı olması temennisinde de bulundu.
 
 
01.07.2020
Devamı

ÇKS'de Son Gün

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) 2020 yılına ait başvuruları için, 30 Haziran 2020 Salı günü mesai bitiminde müracaat süresi sona erecek.
ÇKS; tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik olarak çiftçilere ait tarımsal faaliyetlerin kayıt altına alınması, güncellenmesi ve geliştirilmesi ile bağlı sistemlere yönelik tarımsal destekleme programlarının denetlenebilir, izlenebilir, raporlanabilir bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kullanılan tarımsal veri tabanıdır.

Bakanlık İl/İlçe Müdürlükleri tarafından ilgili yönetmelik ve talimatlar gereği, 2020 yılı bitkisel üretim üretim sezonu ÇKS başvuruları 01 Eylül 2019 tarihinde alınmaya başlamış olup, 30 Haziran 2020 Salı günü mesai bitiminde başvuru süresi sona erecek.

2020 yılına ait ÇKS kaydını yaptırmayan üreticiler, ÇKS’ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunan tarımsal desteklemelerden faydalanamayacaklar. Bu nedenle, olası bir mağduriyet yaşanmaması için, bitkisel üretim yapan özel/tüzel kişilerin 30 Haziran 2020 Salı günü saat 17.00’ye kadar ÇKS başvurularını yapmaları gerekmektedir.
 
 
30.06.2020
Devamı

Zerdeçal ve Zencefil Talebi Arttı

Koronavirüs salgını boyunca bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler baharat talebini patlattı.  Araştırma şirketi Nielsen’in verilerine göre, ABD’de haziranın ikinci haftasına kadarki 14 haftalık dönemde zencefil satışları yüzde 94 artarken, zerdeçal satışları yüzde 68, sarımsak satışları yüzde 62 artış gösterdi.

Singapur merkezli gıda ticareti kuruluşu Olam, Hint zencefili için talebin yıllık bazda yüzde 20, Vietnam zencefili ve karabiberi satışlarının da sırasıyla yüzde 65 ve 15 arttığını bildirdi. Asya baharatı ticareti yapan Legend Exim’i kontrol eden AR Azeem, Myanmar da üretilen zerdeçal satışlarının son 3 ayda yüzde 30 arttığını söyledi. Baharat talebindeki artış fiyatlara da yansıyor. Çin zencefilinin fiyatı 2 yıl önceki 7.5 yuan/ kg seviyesinden 10 yuan/kg seviyelerine yükseldi.
 
30.06.2020
Devamı

Seydikemer'de Hayvancılık İhtisas OSB Kuruluyor

Muğla’nın  Seydikemer’de 2018 yılında başlatılan Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları sonuç veriyor. Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak, "Seydikemer İlçemizde Organize Sanayii Bölgesi projesini gerçekleştirmemiz için hiçbir engelimiz yok. Tüm prosedürleri yerine getirmek için büyük bir ekip olacağız" diye konuştu.
 
29.06.2020
Devamı

Yavru Karaca Keçiyi Anne Olarak Benimsedi

 Tarım ​ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından dereden kurtarılan yavru karaca kendisini emziren keçiyi anne olarak benimsedi.

Duyarlı vatandaşlardan Bartın’ın Arıt mevkiinde derede yavru karacanın bulunduğu ihbarını alan DKMP ekipleri ivedilikle olay yerine intikal ettiler. İlgili ekiplerce dereden kurtarılan yavru karacanın veteriner hekimce muayenesi gerçekleştirildi. Muayenesinin ardından veteriner hekimce sağlık durumunun iyi olduğu, güçten düştüğü tespit edilen yavru karaca, keçi sütü ile beslenmesi ve annesinin yokluğunu hissetmemesi maksadıyla keçi çiftliğine götürüldü.

Burada bulunan bir keçiyi anne gibi benimseyen yavru karaca, keçinin de kendisini yavrusu gibi kabullenmesi ile özlediği anne şefkatine kavuştu.
 
29.06.2020
Devamı

ESK'dan Mangallık Tavuk Eti Üretimi

Yaz dönemi mangal sezonunun açılması ile birlikte tavuk ürünlerine olan talep arttı. Tüketicinin kaliteli  ve ekonomik ürünlere ulaşmasını hedefleyen Et ve Süt Kurumu, müşterileri için mangallık gövde tavuk üretiyor.  ESK'nın mangal için özel olarak parçalayarak ürettiği  gövde tavuklar kilogramı 12,50 TL'den satışa sunuldu. 

Tüketicilere ekonomik ve kaliteli et ürünleri ulaştırmak amacı ile çalıştıklarını dile getiren Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, 'Ülkemize 68 yıldır güvenilir ve uygun fiyatla ürünler sunan Et ve Süt Kurumu yeni  ürünleriyle halkımıza hizmetini sürdürüyor.  Yaz sezonunda piknik mangal lezzetini yaşatmak için özel mangallık tüm tavuk üretip tüketicimize ekonomik fiyata sunuyoruz." dedi. 
 
 
29.06.2020
Devamı

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden Hayvancılığa Destek

Kırsal kalkınma hedefiyle ürün toplama merkezlerinden ihracata kadar her alanda çiftçiye destek olan Bursa Büyükşehir Belediyesi, Tarım AŞ. Vasıtasıyla ‘Koyun Yetiştiriciliği Projesi'ni başlattı.

 Bursa’da kırsal kalkınmaya ve köyden kente göçün önlenmesine büyük önem veren Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehrin hayvancılıkta daha da kalkınması amacıyla ‘Koyun Yetiştiriciliği Projesi'ni başlattı. Bu kapsamda ‘Damızlık küçükbaş hayvan çiftliği’ ve ‘Damızlık düve üretim merkezi’ yatırımlarını hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, projelerin uygulama noktalarından olan Mustafakemalpaşa Derekadı köyünde oluşturulan çiftlikte hayvancılığın özendirilmesi, yaygınlaştırılması ve hayvan varlığının artırılmasını amaçlıyor.

“1750 koyun üreticiyle buluşturuldu”
Geleceğin tarımda olduğunu belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, bu manada üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirebilmek için çalıştıklarını belirtti. Kırsalda kalkınmayı sağlamak amacıyla önemli adımlar attıklarını anlatan Başkan Aktaş, Bursa ve Türkiye’de hayvancılığının kalkınmasını ve üreticinin eğitilerek daha çok kazanmasını istediklerini dile getirdi. Üstün ırk verimli hayvanları üreticiye ulaştırarak kaliteyi ve verimliliği arttıracaklarını ifade eden Başkan Aktaş, “Özellikle damızlık hayvan getirerek ülkemiz ve şehrimizde hayvan varlığını arttıracak bir fayda üretiyoruz. Ürettiğimiz hayvanların, uygun ödeme imkânlarıyla ve piyasa koşullarına göre çok makul fiyatlarla satışlarını yapıyoruz. Projenin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyoruz. Yetiştirme sürecinde eğitim ve kontroller yapılıyor. Bugüne kadar 1750 koyunu üreticimizle buluşturduk. Şu an çiftliğimizde 262 adet küçükbaş hayvan bulunuyor. Çok kaliteli damızlık koçlarımız var” dedi.

“Tarım ve hayvancılığa tam destek”
Bugüne kadar birçok vatandaşın bu hizmetten yararlandığını dile getiren Başkan Aktaş, “Bundan sonra da hayvancılığa başlamak ya da sürüsünü büyütmek isteyen üreticiler, Tarım AŞ’ye başvurabilir. İyi hayvanları en uygun imkânlarla vatandaşımızla buluşturmaya devam edeceğiz. Tarıma ve hayvancılığa desteğimiz hep devam edecek. Bursa’mız için bereketli olsun” diye konuştu.
 
 
29.06.2020
Devamı

Ilısu Barajı Enerji Üretiminden Ekonomiye Yıllık 412 Milyon Dolar Katkı Sağlayacak

Başta Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illeri olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tamamının kalkınmasına katkı sağlayacak olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı’nda önemli bir eşik daha aşıldı. İlk ünitenin devreye alınmasıyla üretime başlanan barajın 2. ünitesinde de elektrik üretimine başlandı.

Türkiye'nin en büyük elektrik üretimi projelerinden biri olan Ilısu Barajı'nın ilk elektrik üretim ünitesi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle iştirak ettiği, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin ise bizzat barajdan katılım sağladığı törenle hizmete alınmıştı.

EKONOMİYE YILLIK 412 MİLYON DOLAR KATKI SAĞLANACAK

1 200 MW kurulu gücü ve yılda üreteceği yaklaşık 4 milyar 120 milyon kWh enerji ile kurulu güç bakımından Atatürk, Karakaya ve Keban Barajlarından sonra ülkemizin dördüncü büyük barajı konumunda olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı’nın tüm ünitelerinin devreye girmesiyle sadece enerji üretiminden ekonomiye yıllık 412 milyon dolar katkı sağlanacak. Bu üretim rakamıyla 6 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacı karşılanabilecek.

2. ÜNİTE DEVREDE

Bu kapsamda kademeli olarak hizmete alınan barajın 400 MW Kurulu güce sahip olan 2. Ünitesi devreye alındı. 3. ve 4. ünitelerin test çalışmaları ise devam ediyor. 3. ünitenin Temmuz ayının ilk yarısında devreye alınması planlanıyor.

18 MİLYAR LİRA YATIRIM BEDELİNE SAHİP

Önyüzü beton kaplı kaya dolgu baraj tipinde, dolgu hacmi ve gövde uzunluğu bakımından ise dünyada birinci sırada yer alan baraj, temelden 135 metre yüksekliğe, 24 milyon metreküp dolgu hacmine ve 1.820 metre kret uzunluğuna sahip bulunuyor. Ilısu projesi baraj, yeniden yerleşim, tarihi ve kültürel varlıkların korunması ve diğer inşaatlar ile beraber yaklaşık 18 milyar liraya mal oldu.

29.06.2020
Devamı

Başkan Eroğlu Pandemi Sürecinde Kurban Bayramında nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıkladı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Covıd-19 pandemisi tedbirleri süresince Kurban hizmetlerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda yazılı açıklamada bulundu.
 
Eroğlu basın bülteninde şunları açıkladı;
 
“Ülkemizde yıl içerisinde kesimi yapılan küçükbaş hayvan sayısının yüzde elliden fazlası ve büyükbaş hayvan sayısının ise tahmini yüzde 25’lik bir kısmı kurban bayramı’nda kesilmektedir.
Ülkemizde son beş yılda ortalama yıllık kurbanlık hayvan kesiminin, yaklaşık 900 bin adeti büyükbaş, 2 milyon 800 bin adeti ise küçükbaş, olarak gerçekleşmiştir.
Kurbanlık olarak kesilen hayvan sayılarına bakıldığında; artan nüfus ve son yıllarda müslüman ülkelerden ülkemize gelen sığınmacı ve göçlere rağmen genel bir düşüş eğilimi görülmektedir.
Kurbanlık hayvan kesim sayısındaki bu düşüşe, yurt dışında vekâlet yoluyla kurban kestirilmesi amaçlı organizasyonların etkisinin olduğu, bu kapsamda kesilen kurbanlık hayvan sayısının ortalama 80-100 bin büyük baş ve 200-250 bin küçükbaş hayvana ve toplamda 1.000.000 hisseye ve 150 milyon dolarlık bir mali büyüklüğe ulaştığı görülmektedir.
Bu uygulamanın, ülkemizdeki hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini ve yetiştiricilerimizi olumsuz yönden etkilediği ve genelde kayıtsız bir şekilde işlediğinden ülkemiz adına da cari açığa sebep olduğu düşünülmektedir.

Covid-19 salgını sonrasında büyük önem kazanan gıda arz güvenliği açısından da hayvancılık sektörü ve dolayısıyla hayvansal ürünler açısından ciddi riskler oluşmuştur. Özellikle yetiştiricilerimiz asgari iki yıl boyunca emek verdiği kurbanlık hayvanlarının her yıl olduğu gibi vatandaşa intikaline engel bir durumun ortaya çıkıp çıkmayacağından emin olamamaktadır.
Diğer taraftan covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizde halen devam ediyor olması kurban hizmetleri sürecince halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından geçmiş yıllara göre ilave bir kısım tedbirlerin alınması zorunluluğunu ortaya koymaktadır.



Bu çerçevede türk veteriner hekimleri birliği’ne intikal eden raporlara göre; kurbanlık hayvan nakillerinde, hayvan satış yerlerinin oluşturulmasında, kesim ve kesim sonrası halk sağlığı ve çevre sağlığı hususlarında, toplu satış yerleri ile kesim yerlerinde olası risklere ve olumsuzluklara yönelik acil ve sıkı tedbirlerin alınması ve söz konusu yerler ile ilgili etkin bir denetim mekanizması kurulmasına ve işletilmesine imkan sağlayacak bir altyapının kurulması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca kurulacak kontrol ve denetim sistemi içerisinde veteriner hekimlerin aktif olarak yer alması ve bu süreçte veteriner hekimlere dönük şiddet olaylarının yaşanmaması için gerekli idari ve güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir.

Türk veteriner hekimleri birliği olarak yaklaşan kurban bayramı sürecinde alınması gereken önlemler ve uygulamalara ilişkin görüş ve önerilerimiz aşağıda sunulmuştur.
Hayvansal gıda üretiminde tüketicilere güven vermek ve başta zoonoz hayvan hastalıkları olmak üzere olası hayvan hastalıkları ile mücadele ve gıda güvenliği için; çiftlikten başlayarak kesim, nakliye, dağıtım ve mutfağımıza girene kadar olan tüm süreçte veteriner hekimlerin daha etkin görev ve rol almaları sağlanmalıdır.

Kurban hizmetleri sürecinde kurbanlık hayvan tedarikinde, nakillerinde, satış ve kesim yerlerinde hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk ve aksaklık yaşanmaması için; çalışmalar il pandemi komisyonu ile kurban hizmetleri komisyonunun işbirliği içerisinde yürütülmeli, bu komisyonlarda mutlak suretle il ve bölge veteriner hekimleri odası temsilcileri yer almalı ve kurban hazırlık süreci hızla sonuçlandırılmalıdır.

Kurban satış, kesim ve parçalama yerlerinde veteriner hekim odaları ile işbirliği içerisinde serbest veteriner hekimlerden yararlanarak, yeterli sayıda veteriner hekim istihdamı ile etkin bir denetime imkan sağlayacak bir alt yapı oluşturulmalıdır.

Halk sağlığını korumak için fedakarca çalışan veteriner hekimlere dönük şiddet olaylarının önüne geçmek için acil olarak gerekli idari ve güvenlik önlemleri alınmalıdır.
Ülkemizde hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliği ve yetiştiricilerimizin bu süreçte mağdur olmaması açısından zaruret olmadıkça; yurt dışında vekâlet yoluyla kurban kestirilmesi amaçlı organizasyonlara müsaade edilmemelidir.

Bu tür organizasyonlar denetimli ve şeffaflık içerisinde yurt içindeki yetiştiricilerimizin kurbanlık hayvanları üzerinden gerçekleştirilmeli ve bu hayvanlardan elde edilen etlerin şoklanarak, konserve kavurma veya şarküteri şeklinde işlenerek raf ömrü uzun ürün hale getirildikten sonra yurt dışında ki ihtiyaç sahiplerine gönderilmesi sağlanmalıdır.
İller arasında hayvan nakilleri yapacak kişiler, hem gidiş hem de bayram sonrası kendi illerine dönüşlerde sağlık kontrolünden geçmelidir.
Nakilde hayvan refahına dikkat edilerek, nakil araçlarının genel temizlik ve dezenfeksiyonları yapılmalıdır.
Hayvan satış yerleri ile pazarların giriş ve çıkışları, hijyen tedbirlerin alınması ve uygulanması yönünden  sıkı kontrol altına alınmalıdır.
Hayvan pazarlarına mevcut kapasitelerinin azami yarısı kadar kullanım zorunluluğu tanınarak farklı sürüler arasında boş alanlar bırakılmalı ve kapalı padok sistemi kurulmalıdır.
Girişlerde tüm alıcı ve satıcıların ateşleri ölçülmeli, eldiven, maske, galoş vb. Koruyucu malzemeler giydirilmeli, hijyen tedbirlerinin alınması sağlanmalı, pazarlık ve para alışverişi aşamalarında asgari iki metrelik fiziksel mesafenin korunmasına yönelik tedbirler alınarak geleneksel el sıkışarak pazarlık yapma yönteminden vazgeçilmelidir.
Kesim hizmetleri kapsamında mevcut işletme onay belgesine sahip kesimhaneler ve mobil hayvan kesim üniteleri yer ve sayı olarak yeterli hale getirilmeli ve bu süreçte kamu ve özel sektöre ait tesislerin tamamının hizmet vermesi sağlanmalıdır.

Kamu veya özel sektörde işletme onay belgesi almadığından dolayı kapalı olan kesimhanelerin tekrar gözden geçirilerek bazı telafi edilebilir eksikliği olan veya yetersizliklerini kısa sürede tamamlayabilecek olanların geçici olarak hizmete açılması sağlanmalıdır.

Kurbanlık hayvan kesimi gerçekleştirilecek kesimhanelerde kapasiteye bağlı olarak değişmekle birlikte; hayvan hareketleri ve sevk raporları, kesim organizasyonu ve genel hijyen tedbirlerinin takibi, kasaplık hayvanların canlı (ante-mortem) muayenesinin yapılması, hayvan refahı koşullarının ve helal kesim şartlarının denetlenmesi ve kesim sonrası (post-mortem) muayenenin yapılması aşamaları için her vardiya döneminde asgari dört veteriner hekimin görev alması sağlanmalıdır.
Kesimde görev alan kasap ve yardımcı personelin öncesinde sağlık kontrolleri yapılmalı, söz konusu personelin görevli olduğu alanı terk etmesinin önüne geçilerek vatandaş mağduriyeti giderilmelidir.

Kesimhanede görev alacak kasap ve yardımcı personelin tulum, önlük, çizme, bone, maske ve eldiven kullanması sağlanmalıdır.
Kurbanlık hayvan kesimlerinde yığılma ve kargaşa yaşanmaması için tüm kesimhanelerin kurban bayramının 1. 2 ve 3 günü vardiyalı ve randevulu bir şekilde çalışması sağlanmalıdır.
Kesim, parçalama, paketleme vb. Aşamalarda hijyen kuralları ihlal edilmemeli, sosyal mesafe korunmalı ve asgari iki metre aralıklarla bariyer oluşturulmalıdır.
Kurban kesimi sonucu elde edilen etler ve tüketilebilir sakatatlar kurban sahiplerine ayrı ayrı ve gıda ambalajına uygun paketli bir şekilde teslim edilmelidir.
Kesim sonucu oluşan deri, işkembe, ayak vb. Yan ürün ve atıkların insan sağılığı ve çevre sağlığı açısından risk oluşturmaması için ivedilikle kesimhane içerisinden ve yakınından uzaklaştırılması ve bertaraf edilmesi sağlanmalıdır.

Yukarıda belirtilen tedbirlerin alınması ve kurban dönemi boyunca bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve tamamlanması için ilgili kurum ve kuruluşların merkezi birimleri nezdinde gerekli çalışmaların bir an önce başlatılmasını ve konu ile ilgili yapılacak düzenleme ve alınacak tedbirlerin taşra teşkilatları ve kamuoyu ile paylaşılmasının ve söz konusu süreçte yetiştiricilerimiz ve vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi amacı ile yazılı, görsel basın ve sosyal medya platformlarının etkin olarak kullanılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.
Türk veteriner hekimleri birliği olarak bu süreçte birliğimize bağlı 56 il ve bölge odası olarak ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmaya ve bu zorlu sürecin yetiştiricilerimiz ve kurban kesimi yapacak vatandaşlarımız açısından problemsiz geçmesi için gerekli katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.
 
28.06.2020
Devamı

Bakanlık Bölünüyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Çalışma Bakanlığı'nın bölünerek mevcut bakanlık sayısının 16'dan 19'a çıkarılması planlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber Bakanlık sayısı 16'ya düşürülmüştü. 1'de Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı atanmıştı.

Görevde olan Bakanlar, 10 Temmuz itibariyle özlük haklarını kazanmış olacak. Bu tarihten sonra bazı değişikliklerin olması bekleniyor.

Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugün ki yazısında bakanlık sayısının 16'dan 19'a, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı sayısının da 1'den 2'ye çıkacağını yazdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Çalışma Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bölünmesi üzerinde duruluyor dedi.
 
 
26.06.2020
Devamı

Tarım İşçilerini Taşıyan Minibüs Tır'la Çarpıştı

Konya'da tarım işçilerini taşıyan bir minibüs ile TIR'ın çarpışması sonucu ilk belirlemelere göre 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Konya'nın Yunak ilçesinde meydana gelen feci kazaya ilişkin edinilen son bilgilere göre tarım işçilerini taşıyan minibüs ile tır kavşakta çarpıştı. Kazada, minibüs hurdaya dönerken, tır devrildi. Olay yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi. İlk belirlemelere göre kazada 6 kişi hayatını kaybederken, sağlık ekipleri yaralılar müdahale etti.
 
26.06.2020
Devamı

CHP'li Kaplan: İthal Hayvan Yerli Üreticiyi Çaresiz Bırakıyor

CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması için Meclis Başkanlığına verdiği önergede; hayvancılık sektöründe yerli üreticiyi mağdur eden ithal hayvan politikalarını, süt ve yem paritesindeki düşüşü, döviz artışıyla ile artan girdi maliyetlerinin yanında sektördeki hibe teşviklerin yetersizliğinin sebeplerini sordu.



CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, ülke genelinde 2007 yılından itibaren devam eden hayvan ithalatının yanında, besici ve süt üreticilerin en önemli girdi maliyeti olan hayvan yeminin de ithal ediliyor oluşu, üreticileri çaresiz bırakmaya devam ediyor.’’ dedi. Dövizdeki sürekli ve hızlı artış sebebi ile girdi maliyetleri artarken, süt ve et fiyatlarının beklentiyi karşılanmaması sebebi ile üreticilerin sektörden çekilmek zorunda bırakıldığı sözlerine ekledi. Döviz artışından payını alan kalemlerden birinin de ilaç sektörü olduğunu söyleyen Kaplan, hayvan bakımında hayati öneme sahip olan birçok ilaç fiyatında %40’ın üzerinde artış gözlemlendiğini ekledi.

YEM, SÜTTEN DAHA PAHALI; SÜT MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR

Süt üretimi yapanların en önemli göstergesinin süt ve yem paritesi olduğuna dikkat çeken Kaplan, yemin sütten daha pahalı olduğunun ve sütün, maliyetini karşılamadığının altını çizdi. Milletvekili Kaplan, ‘’Sütten zarar eden üretici, hayvanlarını mecburen kesime göndermek durumunda kalıyor. Bu şekilde artan et üretiminin yanında ithal hayvanların da etkisiyle et fiyatları da üreticisini memnun etmiyor.’’ dedi. CHP’li Kaplan ‘’et randımanlarının yüksek olması ithal hayvanları tercih sebebi yaparken, yarı fiyatına satış yapmaya razı olan yerli üretici, en iyi ihtimalle zararına satış yapabiliyor, aksi halde besi hayvanı elinde kalıyor. Haksız rekabete sebep olan ithal hayvan politikası sebebi ile yalnızca Gaziantep’te beş büyük çiftlik üretimini durdurmuş, kayıtlı hayvan sayısında ciddi azalmalar olmuştur.’’dedi.

HİBE VE TEŞVİKLER YETERSİZ; MERA VE OTLAKLAR ÜCRETLİ
Milletvekili Kaplan, hayvancılıkta hibe ve teşvikler mevcut olmakla birlikte yetersiz ve üreticiyi borçlandıran bir sistem ile sunulmakta olduğunu söyledi. Gaziantep’te düve hibesine binlerce başvuru yapılmış iken; yalnızca 235 işletmenin faydalanabildiğini, küçükbaş besi üreticileri için hiçbir hibe ve teşvik sunulmadığını ayrıca mera ve otlaklardan ücret karşılında faydalanma uygulaması ile üreticinin daha da zor durumda bırakıldığının altını çizdi.

 Bakan Pakdemiriye yanıtlaması için Sorular;
1. Hayvancılık sektörünü bitirme noktasına getiren ithal hayvan politikasına devam edecek misiniz? Eğer edecekseniz sebebi nedir? Yerli üreticinin besi hayvanı elinde kalıyorken piyasanın ithal hayvanlara gerçekten ihtiyacı var mıdır?

2. Dövize endekslenmiş bu sektörde, üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

3. Yem satışçıları için bir fiyat sınırlaması yapılmıyorken; et ve süt fiyatlarında sınırlamanın devam etmesinin paritelere olan olumsuz etkisini düzenlemeye yönelik bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

4. Teşvik ve hibe ile desteklenmeyen yerli ve küçükbaş besi üreticileri için herhangi bir teşvik ve hibe programı planlıyor musunuz? Planlıyorsanız ne aşamadadır?



 
26.06.2020
Devamı

7 Alanda Daha Üreticiye Destekler Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çay Budama Tazminatı desteğinden, Uzaman Eller Projesine, Zeytin Bahçeleri Rehabilitasyonundan Organik Arıcılığa, 7 alanda daha üreticiye destek ödemelerinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakan Pakdemirli, verilecek desteklerin ayrıntılarını şöyle açıkladı;

‘‘Çay Budama Tazminatı Desteği kapsamında 256 milyon 370 bin lira, Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında 628 yetiştiriciye 27 milyon 500 bin lira, Geleneksel Zeytin Bahçelerinin Rehabilitasyonu Desteği olarak 422 çiftçiye 1 milyon 500 bin lira, Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon lira, Kırsal Kalkınma Desteği kapsamında 52 projeye 7 milyon 300 bin lira, Uzman Eller Projesi kapsamında 2 projeye 200 bin lira ve Organik Arıcılık Desteği kapsamında da 243 üreticiye 373 bin lira bugün saat 18.00 itibariyle hesaplara aktarılacak.

Toplamda 294 milyon 243 bin lira desteği daha üreticilerimize ödemiş olduk.
Üreticilerimiz, Çiftçilerimiz bu ülke için üretmeye devam ettikçe bizler de onları desteklemeye devam edeceğiz. Bütün üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli olsun.’’​ Dedi.
 
 
26.06.2020