Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Su Zirvesi Budapeşte’de Gerçekleştiriliyor

İlki 2013'te ikincisi 2016 yılında düzenlenen ve karar vericilerin yanı sıra su alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getiren Budapeşte Su Zirvesi'nin üçüncüsü 15-17 Ekim 2019 tarihleri arasında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştiriliyor.

Zirvenin açılışı, Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader'in konuşması ile gerçekleşirken; Zirveye pek çok ülkeden ilgili bakanlar ve dünyada su alanında görev yapan uluslararası ve bölgesel kuruluşların başkanları katılım sağlıyor.

Bu yılki teması "Su Krizlerinin Önlenmesi" olan Zirve'de sudan kaynaklanan problemlerin çözümüne yönelik siyasi, ekonomik, finansal konular ele alınıyor.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Pakdemirli, Budapeşte Su Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Macaristan'da temaslarda bulundu. Burada Macaristan Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen ile bir araya gelen Pakdemirli, Macaristan'ın, "Barış Pınarı Harekatı"na verdiği desteğin Türkiye için çok önemli olduğunu bildirdi. Pakdemirli, "Suriye Barış Pınarı Operasyonu kapsamında Türkiye'nin yalnızlaştırılmasına karşı Macaristan'ın ülkemiz lehine sergilediği duruş için müteşekkiriz." değerlendirmesinde bulundu.
 
16.10.2019
Devamı

TAŞAN: “Farkındalık sağlamak amaçlanıyor”

Kadınların tarımsal üretimde, kaynakların sürdürülebilir kullanımında, gıda üretiminde ve güvenliğinde sahip oldukları önemli konumdan hareketle Birleşmiş Milletler bünyesinde “15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü” olarak kabul edilmiş ve 1997 Yılından itibaren tüm dünyada ve Ülkemizde kutlanıyor.
Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı Mehmet TAŞAN, 15  Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü nedeniyle yaptığı açıklama Kadın Çiftçilerinin desteklenerek sayılarının daha da çoğaltılması gerektiğini vurguladı.
 
Mehmet TAŞAN:  “ ‘15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’ ile çiftçi kadınların toplumdaki sosyal statüsünü yükseltmek, kadın çiftçilerin faaliyetlerinin görünür olmasını sağlamak, kamuoyunun kadın çiftçilerin sorunları ve toplumdaki rolleri konusunda hassas olmalarını sağlamak, kadın çiftçiler ile ilgili örgütlerin ve toplulukların bugünü kutlamalarını desteklemek ve ortak bir ruh oluşturarak bir farkındalık sağlamak amaçlanıyor.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından pozitif ayrımcılık yapılarak, süt sığırcılığı konusunda kadın çiftçilerin kurduğu kooperatifler desteklenmiştir. Ancak halen Kadın çiftçilerin yönetimde yeterince yer almaması önemli bir yönetim sorunudur. Genel olarak baktığımızda Kadın çiftçiler eğitimlerden de yeterince faydalanmamaktadırlar.
 
Kadın çiftçilere üretici örgütleri aracılığıyla pazarladıkları üretimleriyle orantılı sigorta priminde destek uygulanmalıdır. Kooperatifler ve üretici birlikleri ortaklarına verilen eğitimler sadece ortağa yönelik olmamalı, “aile eğitimi” şeklinde planlanarak üretimde yer alan kadınların da eğitim almaları sağlanmalıdır.

Ülkemizde genellikle çiftçilik meslek olarak kabul edilmemekte, babadan oğula geçen bir yapı zamanla göçler nedeniyle bozulmakta, etkin ve verimli tarım yapılmamaktadır. Üretici örgütleri aracılığıyla kadınların çiftçilerin sosyal, ekonomik, kültürel alanda güçlü olması sağlanarak kalkınma süreçlerine de katkı sağlanmış olacaktır. Çiftçiliği özendirmek, köylerin ve kırsal kesimin boşalmasını önlemek ve istihdam yaratmak açısından, kadın çiftçilerin ortak ve üye olduğu üretici örgütlerine belirli kotalara ulaştıklarında özel destekler verilmelidir.
Bu vesileyle elleri nasırlı fedakâr ve cefakâr Kadın Çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutluyor, bol kazançlar diliyorum” dedi.
                                                                                                                                                                     
 
15.10.2019
Devamı

Tarım'da Çalışanların Yüzde 45,2'si Kadın

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, yaklaşık 5,5 milyon istihdam sağlayan, 82 milyon ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti besleyen tarımın Türk ekonomisinin temeli olduğuna dikkati çekti.

 
 Bayraktar, tarımda çalışanların yarıya yakınını kadınların oluşturduğunu belirterek, “kırsalda çocukların bakımı ve ev işlerinin yanı sıra tarımın yükünü de kadınlar omuzluyor. Yaklaşık 2,5 milyon kadın çiftçimiz, günde 16-17 saat çalışıyor, üretime omuz veriyor, ülkenin gıda güvencesini sağlıyor” dedi. 



Tarımda çalışanların yüzde 45,2’si kadın-
 
Erkeklerin ağırlıklı olarak tarım dışında çalışmasıyla, kadınların tarımın en önemli istihdam unsuru haline geldiğini bildiren Bayraktar, “Haziran ayı rakamlarına göre, tarımda çalışan 5 milyon 392 bin kişinin yüzde 45,2’si olan 2 milyon 438 binini kadınlar oluşturuyor. Kadının olmadığı her alan çorak bir toprak gibidir. Kadın çiftçilerimizi destekleyerek tarla, bağ ve bahçelerimizi yeşertmeliyiz” dedi.
 
“Kadın çiftçilerin eğitimi, tarımda verimliliği ve üretimde kaliteyi artıracak”-
 
Kadınların tarımdaki ağırlığının zaman geçtikçe artacağını, Türkiye’nin, tarımda verimliliği yakalamak istiyorsa işe kadın çiftçilere eğitim vermekle başlaması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kırsalda çalışma hayatında kadının yeri çok önemli. Tarımda kültürel işlemlerin iyi bir şekilde yapılması, hem bitkisel hem de hayvansal üretimde verimliliğin yakalanmasında en önemli unsurların başında kadınlar geliyor. Bundan dolayı, kadın çiftçilerimizin, geçmişten öğrendikleri geleneksel yöntemleri bırakmaları tarımsal üretime büyük katkı sağlayacaktır. Bunun en kestirme yolu kadın çiftçilerimizin eğitiminden geçer. Kadın çiftçilerimizin eğitimi, tarımda modern tekniklerin uygulanmasını kolaylaştıracak, verimliliği ve kaliteli üretimi artıracak, ülke tarım ve ekonomisine en büyük katkıyı yapacaktır. Tarımda verimliliği yakalamak istiyorsak kadın çiftçilerimizin eğitimine öncelik vermeliyiz.
Bu gerçekten hareket ederek, TZOB olarak, 2012 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı ile çiftçi eğitimi, kadın çiftçi eğitimi, genç çiftçi eğitimi, sürü yönetimi elemanı eğitimi, tarım danışmanları eğitimi üzerine iş birliği protokolü imzaladık.

Bu kapsamda, 2013-2018 yılları arasında “Kadın Çiftçi”, “Genç Çiftçi”, “Sürü Yönetimi Elemanı Benim”, “SGK Bilgilendirme”, “Güvenli Traktör Kullanımı”, “Tarım Danışmanları”, “Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı”, “Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri”, “Ceviz Budama”, “Ziraat Odaları Otomasyon Sistemi”, “Mevzuat”, “Sulama” eğitimleri ve Ziraat Odalarının düzenlemiş olduğu eğitimler kapsamında toplam 560 bin kişiye eğitim verdik. Bunların 190 binini kadın çiftçilerimiz oluşturmuştur. Bu eğitimlerden “Kadın Çiftçi”, “Genç Çiftçi”, “Sürü Yönetimi Elemanı Benim”, “Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı”, “Bitki Sağlığı” ile ilgili çiftçi eğitimleri devam etmektedir.”

Tarımdaki kadınların büyük çoğunluğu ücretsiz aile işçisi-
 
Tarımdaki istihdamın en önemli sorununun kayıt dışılık olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Tarımda çalışan 5 milyon 392 bin kişinin yüzde 46,5’i olan 2 milyon 509 bini ücretsiz aile işçisi konumundadır. Bu rakamın yüzde 78,7’si olan 1 milyon 919 bini kadınlardan oluşuyor. Tarımda, kadın işveren sayısı 2 binde, ücretli veya yevmiyeli kadın sayısı 273 binde, kendi hesabına çalışan kadın sayısı 244 binde kalıyor.

Tarımda çalışan kadınların ezici bir çoğunluğu olan yüzde 95,9’u primlerin yüksekliğinden dolayı kayıt dışı kalıyor, sosyal güvenlik kapsamına girmiyor. Kayıt dışılık oranı tarımda kendi nam ve hesabına çalışanlarda yüzde 96,7’yi, işveren kadınlarda yüzde 100’ü, ücretli veya yevmiyeli çalışan kadınlarda yüzde 85,7’yi, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlarda yüzde 97,3’ü buluyor.”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de yönetiminde yer aldığı Sosyal Güvenlik Kurumu’nda genelde çiftçilerin, özelde kadın çiftçilerin mağduriyetleri ve hak kayıplarının giderilmesi için büyük gayret gösterdiklerini anlatan Bayraktar, kadın çiftçiler için senede 90 gün yıpranma payı, primlerin yüzde 50’sinin devlet tarafından ödenmesi başta olmak üzere birçok alanda pozitif ayrımcılık talep ettiklerini bildirdi.
 
-“Kadın çiftçilere tarım Bağ-Kurunda ayrıcalık şart”-
 
Tarımda, mevcut sigorta primleriyle kayıt dışılığın önlenemeyeceğini ve kadın çiftçilere tarım Bağ-Kur’unda ayrıcalığın şart olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tarım Bağ-Kur prim ödeme gün sayısı, 2019 yılında 26’ya çıktı. 2023 yılında diğer sigortalılarda olduğu gibi 30 güne yükselecek. Kırsalda gelir seviyesi ülke gelir ortalamasının yüzde 31,3’ünde kalmaktadır. Ülkemizin en yoksul kesimi kırsalda yaşamaktadır. Bu şartlarda, çiftçimiz, 26 gün üzerinden, mevcut primini bile ödemekte zorlanırken 30 gün üzerinden primi ödemesi mümkün olmayacağından, prim gün sayısı 2008’de olduğu gibi 15 güne indirilmelidir.
Zor şartlarda çalışanlara kamuoyunda yıpranma payı olarak bilinen fiili hizmet tazminatı verilmektedir. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için sigorta gün sayılarına 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir.
Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkânı verilmelidir.
Sigortalı kadınlarda 3 çocuğa kadar, her çocuk için 2 yıl borçlanma imkanı bulunmaktadır. Kadınlarda sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğumla ilgili de hizmet borçlanması yapabilmesi mümkün kılınmalıdır.”

Bütün kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Gününü kutlayan Bayraktar, kadın çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de azami gayreti göstereceklerini belirtti.
 
 
15.10.2019
Devamı

Gıda Güvenliği Önlemleri Alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı 618 firmaya ait 1211 parti üründe taklit ve tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiğini açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada “ Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetleri Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütülmektedir. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ve bu Kanun kapsamında hazırlanan, "Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik" gereğince; laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdaları üreten/ithal eden; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasını içeren bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.” İfadelerine yer verildi.

Bakanlık yürüttüğü resmi kontroller ve firmaların otokontrol sistemlerine ek olarak bu uygulama ile tüketici sağlığının ve menfaatinin korunması, sektörde haksız rekabetin önlenmesi, tüketiciler aracılığıyla firmalar üzerinde bir denetim mekanizması oluşturulması ve firmaların "güvenilir gıda üretiminin teşvik edilmesini amaçladığını belirtti.

Tüketici ihbar ve şikâyetleri büyük önem taşıyor

Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkın sağlığının korunması yönündeki çalışmaları için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 618 firmaya ait 1211 parti ürün Bakanlığın internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. Böylece ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1283 firmaya ait 2816 parti ürün tüketicilerin bilgisine arz edildi.

Son olarak gıda konusunda kamu otoritesi olan Bakanlık, yasalarla verilmiş tüm yetkileri tereddütsüz kullanarak gıda güvenilirliğinin sağlanmasına ve tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalarını aralıksız olarak ve büyük bir titizlikle sürdürdüğünü kamuoyuna duyurdu.
 
 
14.10.2019
Devamı

Kriz Yok ise Yetiştiriciye Desteklemeler Konusunda  Neden Bir şey Yapılmıyor?

Kriz Yok ise Yetiştiriciye Desteklemeler Konusunda  Neden Bir şey Yapılmıyor?
CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, TBMM’de yaptığı konuşma ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticiye vadeliden fakat henüz ödenmeyen desteklemeleri sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, üreticinin sorunlarını TBMM’de gündeme getirdi.



Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2018 yılı buzağı desteklemesini hala tamamlamadığını ve birçok alanda olduğu gibi arıcılık ve sürü yöneticisi istihdamı, yani çoban desteklemesi ile ilgili tebliğin de henüz yayınlanmadığını belirten Ünver; “Bu yıl artan maliyetler hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerimizi zor durumda bırakmıştır. Her fırsatta ‘Kriz yok.’ diyen ekonomi yönetimi, eğer öyleyse yetiştiriciye ödenecek desteklemeler konusunda neden bir şey yapmıyor?” diye sordu.
 
 
14.10.2019
Devamı

MEYVE VE SEBZE SEKTÖRÜNE 640 MİLYON LİRALIK YATIRIM

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma destekleri sayesinde meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerine 640 milyon liralık yatırım yapıldığını söyledi.
Bakan Pakdemirli, Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla hazırlanan Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) Programı kapsamında, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla, kırsal kalkınma projelerine destek sağlandığını dile getirdi.

IPARD kapsamında, meyve-sebze paketleme, kurutma, dondurma ve depolama yatırımlarının 1 milyon 250 bin avroluk kısmına yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hibe verildiğine işaret eden Pakdemirli, “Bu kapsamda, yatırım değeri 640 milyon lira olan 220 adet sebze-meyve işleme ve paketleme projesine 263 milyon lira hibe verildi. Kurulan bu tesisler sayesinde meyve ve sebzeler daha uzun süre saklanacak, ürün kayıpları azaltılacak ve ürün kalitesi yükselecek, rekabet gücümüz ve ihracatımız artacak. Ayrıca, ürünlerin mevsimi dışında ve ekonomik getirisi yüksek olarak satılmasına imkân sağlanacak.” açıklamasında bulundu.

6 BİN İSTİHDAM
Bakan Pakdemirli, AB standartlarında kurulan bu tesislerde 6 bin kişinin istihdam edildiğini ve tesislerde işlenen ürünlerin büyük bir bölümünün komşu ve bölge ülkelere ihraç edildiğini ifade etti.

ISPARTA İLK SIRADA
İl bazında değerlendirildiğinde en çok yatırımın 130 milyon lirayla Isparta’ya yapıldığını ve buradaki projelere 54 milyon lira hibe verildiğini belirten Pakdemirli, Isparta’dan sonra en çok yatırımın Mersin, Manisa, Denizli ve Karaman illerine yapıldığını söyledi.  
Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınma” anlayışı çerçevesinde, bölgelerde ekonomik çeşitliliğin artırılması ve kentlere göçün önlenmesi amacıyla kırsal kalınma desteklerine devam edeceklerini dile getirdi.

2019 YILINDA 156 PROJE BAŞVURUSU YAPILDI
2019’da çıkılan IPARD-II 5. Başvuru çağrısı kapsamında ise meyve ve sebze sektörüyle ilgili toplam yatırım tutarı 680 milyon lira olan 156 proje başvurusu yapıldığını kaydeden Pakdemirli, TKDK tarafından proje değerlendirme işlemlerinin tamamlandıktan sonra uygun projelerin açıklanacağını ifade etti.
 
 
14.10.2019
Devamı

TMO Kuru İncir Alımlarına Başlıyor

Toprak Mahsulleri Ofisi, kuru incir üretici fiyatlarındaki istikrarsızlığın giderilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kuru incir alımı ile görevlendirildi. TMO'nun A1 kalite kuru incir alım fiyatı 18,00 TL/Kg olup kalitesine göre kuru incirin fiyatı artabilecek.

TMO, kuru incir alımlarına TARİŞ İncir Birliği ile yaptığı protokol kapsamında 14 Ekim de başlıyor.
TMO Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güldal twitter hesabından müjde vererek kuru incir alımı ile ilgili şartları duyurdu.

TMO kuru incir alımları; TARİŞ İncir Birliğine bağlı Germencik ve Nazilli İncir Kooperatiflerinin depolarında yapılacak. TARİŞ, üyesi olmayan üreticilerden de alım yapacak TMO, üretici dışındaki kesimlerden ise (tüccar vb.) alım yapmayacak.

 TMO tarafından ilk kez yapılacak olan kuru incir alımlarının şartları şu şekildedir: “Ürün bedeli ödemeleri ürün tesliminden sonra en geç 10 gün içerisinde TARİŞ tarafından üreticilerin banka hesaplarına aktarılacaktır. Rutubet oranı %22'ye kadar olan ürünler satın alınacaktır. Boşaltma ücreti alınmayacaktır. Ürün teslimatları sadece ürün sahipleri tarafından yapılabilecektir. Yalnızca 2019 mahsulü kuru incirler satın alınacaktır.

Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü alım yapcak TMO  en az %60 A serisi (iş malı), en fazla %40 B serisi (kürek malı) olan kuru incirlerİ satın alacak.




 
11.10.2019
Devamı

11 Ekim Dünya Yumurta Günü

Her yıl Ekim ayının ikinci cuma günü, dünyanın birçok ülkesinde 'Dünya Yumurta Günü' olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Yumurta ihracatını yıllık 350 milyon dolara çıkarak dünyada ikinci sıraya  Türkiye yerleşiyor. Uluslararası Yumurta Komisyonu'nun (IEC) 1996'da ilan ettiği "Dünya Yumurta Günü", dünyanın birçok ülkesinde ve son beş yıldır da Türkiye'de kutlanıyor. Bu yıl 11 Ekim'de kutlanacak Dünya Yumurta Günü'nde, 2011 yılında 284 milyon dolarlık yumurta ihracatını 2012 sonunda 350 milyon dolara çıkaran Türk kanatlı sektörü, ihracatta Hollanda’dan sonra ikinci sıraya yerleşerek dikkat çekiyor. Son dört yıllık ihracat artışı değerlendirildiğinde yüzde 194 büyüme kaydeden sektör, dünyada en çok büyüme kaydeden ülke olarak da birinci sırada yer alıyor.

Hedef Türkiye'de de tüketimi arttırmak
Besin değeri açısından özellikle çocuklar için çok önemli bir protein kaynağı olan yumurtanın Türkiye'de kişi başı tüketimini, Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasına çıkarmayı amaçlayan KTG ve YUM-BİR, Dünya Yumurta Günü'nde bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyor. KTG Yönetim Kurulu Üyesi ve YUM-BİR Başkanı Pala, "Avrupa'da yıllık kişi başı tüketim ortalaması 225 adet, Japonya'da 328, Amerika'da 247. Türkiye'de ise bu rakam 185. Yumurta üretiminde ilk 10'da, ihracatta ise ikinci sırada olan Türkiye için bu rakam oldukça düşük. İçeriğinde özellikle çocukların zihin gelişimi için gerekli olan kolini de barındıran yumurta protein ve vitamin bakımından da çok değerli bir besin. 7'den 70'e herkesin tüketmesi gerekiyor. Sektör olarak bu konuda sosyal sorumluluk projelerini önemsiyor, son dört yıldır da Ankara'da LÖSEV ve Omurilik Felçlileri Derneği'nin haftalık taze yumurta ihtiyacını karşılıyoruz. Yıl içinde dönemsel olarak farklı yumurta yardımları da yapıyoruz. Hedefimiz ihracatımızı artırırken, ülkemizde de yumurta tüketimini artırabilmek ve sağlıklı nesiller yetişmesine yardımcı olabilmek." diyor.
KTG Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Aydemir ise sektörün dünyadaki ekonomik başarısına değinirken, hayvansal protein tüketimine de dikkat çekiyor, "Türkiye'de üretilen yumurta, piliç eti, damızlık kümes hayvanlarının kalitesini dünya çapında duyurarak Türkiye'nin dünya pazarındaki payını yükseltmek istiyoruz. Bu yıl hedefimiz, tavuk etinde 1.9 milyon ton, yumurtada 15 milyar adet üretim gerçekleştirmek. Ancak sağlıklı beslenme için ülkemizde de hayvansal protein tüketimini arttırmamız gerekiyor. Tüm dünyada ve ülkemizde de son beş yıldır kutlanan 'Dünya Yumurta Günü', hayvansal proteinin, özellikle yumurtanın vücut gelişimi ve sağlığı için önemini anlatmamız için bir araç."
 
11.10.2019
Devamı

Havadan aşılama Aydın’da başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yaban hayatında kuduz hastalığı ile mücadele kapsamında uygulamaya konulan havadan aşılama çalışması Aydın'da başladı.

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu bilgiler verildi, "Bilindiği üzere Bakanlığımız, yaban hayatında kuduz hastalığı ile mücadele amacıyla Türkiye' de Kuduza Karşı Oral Aşı Temini" isimli yeni bir Avrupa Birliği Projesini uygulamaya koymuştur. Proje kapsamında yaban hayatı kaynaklı kuduz hastalığının yoğun olarak görüldüğü 225 bin kilometrekare alanda 3 yıl süreyle senede iki defa olmak üzere havadan aşılama çalışması yürütülecektir. Aşıların atımı için Uçak Kiralanması Hizmet Alımı İhalesi, 05.08.2019 tarihinde gerçekleştirilmiş ve sonrasında gerekli hazırlıkların yapılması ile birlikte 2019 yılı Sonbahar Aşı Kampanyası kapsamında aşı atım işine, 19 Eylül 2019 tarihinden itibaren Orta Anadolu'daki aşılama alanında başlanmıştır. Ege, İç Ege ve Orta Anadolu'da aşılama yapılmayan 16 ilde aşı atım çalışmaları 09 Ekim 2019 tarihinden itibaren, haftanın her günü, resmi tatiller dahil olmak üzere (Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Manisa, Aydın, Denizli, Burdur, Muğla, Isparta, Afyonkarahisar, Uşak, Kütahya, Ankara, Konya, İzmir, Antalya) gerçekleştirilecektir."
 
11.10.2019
Devamı

Şeker Pancarı Konya’da Çiftçinin Yüzünü Güldürüyor

Türkiye'de en fazla şeker pancarı üretiminin yapıldığı Konya'da şeker pancarı hasadı başladı. Şeker fabrikalarının pancar alım ve işleme kampanyası başlamasıyla birlikte üreticiler pancarı sökmeye başladı.

Konya'da binlerce çiftçinin ekimini gerçekleştirdiği şeker pancarının hasadı ile çiftçilerin tarlalarda zorlu mesaisi başladı. Tarladan sökülen pancarların geçen yıllara oranla daha verimli olması ise çiftçilerin yüzünü güldürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirdiği Konya ziyaretinde, "Bu yıl, pancar üretiminde yüzde 11 artış bekliyoruz. Pancar alım fiyatını da bu yıl için ton başına 235 liradan 300 liraya yükseltiyoruz"  dedi. Böylece pancar alım fiyatında yaklaşık yüzde 28 bir artış gerçekleşti.

Çiftçiler, kampanya döneminde 122 gün boyunca pancarlarını fabrikaya ulaştırabilecek. Çiftçiler, bu yıl daha yüksek rekolte bekliyor. Bu üretimlerle birlikte ülke genelinde toplam şeker pancarı üretiminin yaklaşık yüzde 29'u karşılanacak. Konya Şeker'in, bu yıl üreticilerden toplamda 3 milyon 650 bin ton pancar alımı yapması planlanıyor. Konya Şeker, bu kampanya döneminde 3 milyon 220 bin ton pancar işleyecek ve bu işlenen pancarlarla 455 bin ton şeker, 690 bin bin ton yaş pancar küspesi, 126 bin ton melas, 50 bin ton kuru küspe üretilmesi bekleniyor.

Tarlada şeker pancarında elle söküm yapan çiftçilere de rastlanırken, büyük söküm makineleriyle pancarlar topraktan sökülerek yapraklardan ayrılıyor. Şeker pancarının bu yıl daha verimli olduğunu belirten pancar üreticisi Halil İbrahim Çalık, "Hasadımız bu sene güzel, bereketli çok şükür. Tarlalardan dönümden 20 ton hasat yapıyoruz, tabii hepsinden 20 ton çıkmıyor ama beklentimiz bizim o yönde. Çiftçilerimiz onun için çabalıyor bir yaz boyunca inşallah beklediğimizi umuyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.10.2019
Devamı

Tarım Şurası Sonuç Bildirgesi 21 Kasım'da Külliye'de Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kısa, orta ve uzun dönem stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen 3'üncü Tarım ve Orman Şûrası'nın sonuç bildirgesi, 21 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek programda kamuoyuna duyurulacak.

Türkiye'nin tarım ve ormancılığının 25 yıllık vizyonunu çizmek üzere yola çıkan Tarım ve Orman Bakanlığı, geçen Temmuz ayında başlattığı 3'üncü Tarım ve Orman Şûrası' çalışmalarında sona gelindi.
Şura kapsamında üretici, öğretim üyesi, özel sektör temsilcisi, meslek odası temsilcisi, dernek temsilcisi, uluslararası kuruluş temsilcisi gibi üyelerden oluşan bin 611 kişilik çalışma platformu oluşturuldu.

Platformda 21 ayrı çalışma grubu oluşturularak, 'Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı', 'Hayvansal Üretim ve Hayvan Sağlığı', 'Tarımsal Destekleme Politikaları', 'Tarımsal Yapı ve Dönüşüm', 'Kırsal Kalkınma ve Tarımda İstihdam', 'Gıda Güvencesi', 'Tarımsal Sulama ve Su Yönetimi', 'Balıkçılık ve Su Ürünleri', 'Mera Yönetimi', 'Tarım ve Orman Hukuku', 'Sürdürülebilir Orman Yönetimi', 'Tarımda Teknolojik Dönüşümler' ve 'Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yenilikçi Yaklaşımlar' gibi alanlarda kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler belirlendi.

Çalışma gruplarının mesaisi 27 Eylül'de sona erdi. Belirlenen stratejiler Kasım ayında başlayacak şura sürecinde bildirge halini alacak.
Tarım ve Ormancılığın 25 yıllık yol haritasını belirleyecek sonuç bildirgesi, 21 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilecek törende kamuoyuyla paylaşılacak. 
 
 
09.10.2019
Devamı

182 Projeye 200 Milyon Hibe

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II kırsal kalkınma destekleri 5. Başvuru Çağrısı 2. Grubunda destek almaya hak kazan ve 200 milyon liralık hibe sağlanacak 182 projenin onaylandığını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlık olarak, kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla kırsal kalkınma desteklerini yatırımcılarla buluşturmaya devam ettiklerini bildirdi.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını belirten Pakdemirli, şöyle konuştu:


“Hayvancılık ve işleme-pazarlama sektörlerinde “Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu” tarafından değerlendirmeleri tamamlanan 182 proje onaylandı ve hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci başladı. 

182 projeye toplam 200 milyon TL hibe sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 500 milyon TL’nin üzerinde yatırım yapılması ve 1000 yeni istihdam oluşturulması hedefleniyor.
Onaylanan ve hibe desteği alacak projelerin; 71’i besi çiftliği, 44’ü süt çiftliği, 13’ü broyler, 1’i yumurtacılık, 12’si süt işleme, 5’i kırmızı et işleme, 1’i su ürünleri işleme, 35’i de meyve ve sebze soğuk hava deposu yatırımını kapsıyor.”

Pakdemirli, IPARD-II 5.Başvuru Çağrı Döneminde onaylanacak diğer projelerin de önümüzdeki aylarda kamuoyuna açıklanmaya devam edeceğini söyledi.  
Türkiye’nin, IPARD Kırsal kalkınma uygulamalarında Avrupa Birliğine aday ülkeler içinde en başarılı ülke olduğunu kaydeden Pakdemirli, 2011 yılında uygulaması başlayan IPARD programı kapsamında ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli tarım ve hayvancılık işletmelerinin modernizasyonu, teknoloji seviyelerinin iyileştirilmesi ve AB standartlarına ulaştırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

KIRSALDA 8 YILDA 10 MİLYAR TL YATIRIMLA, 60 BİN İSTİHDAM OLUŞTURULDU
Pakdemirli, 42 ilde uygulanan IPARD Programı kapsamında, 16 sektördeki yatırımlara sektöre göre değişmekle birlikte 125 bin Avro ila 3 milyon Avro arasındaki bölümüne yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe sağlandığını belirterek, “TKDK tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde son 8 yılda kırsalda 7 bini kadın ve gençlere ait olmak üzere 14 binden fazla projeye 4 milyar Lira hibe sağlandı. Bu hibe sayesinde kırsalda 10 milyar Liralık yatırım yapıldı ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu.” dedi.
Pakdemirli, “yerinde üretim, yerinde işleme ve yerinde kalkınma anlayışıyla” kırsaldaki dinamizmi daha çok enerjiye, daha çok üretime çevirmek için çalışmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. 
 
 
09.10.2019
Devamı

Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Açıklandı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, "2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı öngörülmektedir." dedi.

Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde düzenlenen 2019-2020 Zeytin Rekolte Tahmini Toplantısı'nda konuşan Tunç, dane zeytindeki desteklerle ilgili bilgiler paylaştı.
Üreticileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tunç, "Sayın Bakanımız kilogram başına 15 kuruş destek verileceğinin sözünü vermişti. Bu sözün gereği olarak kararname Cumhurbaşkanlığına sevk edildi. Kilogram başına 15 kuruşluk destek hayırlı uğurlu olsun." diye konuştu. 

Türkiye'nin zeytinin gen merkezi olduğunu ifade eden Tunç, zeytinin dünyaya Anadolu'dan yayıldığını vurguladı. Zeytinyağı üretiminde ise dünyada 5. sırada olduklarını hatırlatan Tunç, "2001'de 600 bin hektar olan zeytin alanı 2018'de yaklaşık 864 bin hektara, 99 milyon olan zeytin ağacı 177 milyona ulaştı. Zeytin üretimi ise 2018'de 427 bin ton oldu. Yağlık zeytin üretimimiz ise 1 milyon 74 bin tona çıktı." bilgisini verdi. 
Zeytin üretiminde artışın gerçekleşmesinde bakanlığın yanında sektörün de ciddi katkısı olduğunun altını çizen Tunç, tüketici bilincinin gelişmesinin Türkiye'deki zeytinyağı tüketimini artırdığını belirtti. 
Son yıllarda zeytinyağı üretiminde ciddi gelişmeler katedildiğini ve ürünlerin uluslararası yarışmalarda dereceler kazandığını dile getiren Tunç, bunların dış pazarda rekabet gücünü artırdığını vurguladı. 

Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin 2009'dan itibaren sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi koordinatörlüğünde oluşturulan "Zeytin Rekolte Tahmin Komisyonu" tarafından belirlendiğine dikkati çeken Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, şöyle konuştu:  "Arkadaşlarımız 2 hafta süreyle sahada görev yaptılar. 2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı  öngörülmektedir. Zeytinyağı bu sene kaliteli olacak. Zeytinde hastalık ve zararlılar nedeniyle sorun yaşamadık ama son dönemdeki iklimsel faktörlerdeki düzensizlikler, aşırı yağmur ve dolu yağışları yer yer ürün kaybına sebep oldu. Bu sene ürünümüz kaliteli, asit oranı 0,2 ve 0,3 ile istenilen seviyede. Bu durum bizim için sevindirici, dış pazar için avantaj oluşturacak." 
 
08.10.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanunu'nda Değişiklik Teklifi

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda başlandı.

Düzenleme ile su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarının korunması amaçlanıyor.

Kanun teklifiyle, Su Ürünleri Kanununun Kabahatler Kanunu ile uyumlaştırılarak, yasa dışı su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiği teklifte, su ürünleri faaliyetleri için su alanı ve suyun kiralanmasında yetkili kurumlar belirlenecek.

Teklif ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetleri yeni teknolojik imkânlarla izlenecek, denetlenecek ve kayıt altına alınacak.

Su ürünlerinin kaçak yollardan yurt dışına çıkarılmasının ve canlı olarak yurt içine sokulmasının önlenmesinin de amaçlandığı teklifte, su yapılarının bulunduğu alanlarda biyoçeşitliliğin korunması amacıyla bazı değişikliklerin yapılması da gündemde.

Komisyonda teklifin tümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
 
08.10.2019
Devamı

Bakanlıktan Güvenlik Güçlerine Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürlüğü kış aylarında terörle mücadele eden güvenlik güçleri için çığ tehlikesine karşı emniyetli yürüyüş güzergâhlarını belirledi.

Bilindiği üzere özellikle çetin kış koşulları başta olmak üzere her türlü koşulda vatan savunmasını yerine getiren güvenlik güçlerimiz, kış aylarında çığ tehlikesi ile karşılaşabiliyor. Maalesef kahraman askerlerimiz kışın yürütülen bu operasyonlarda çığ sebebiyle şehit de düşebiliyor.

Bu minvalde Tarım ve Orman Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı'nın talepleri doğrultusunda kış aylarında terörle mücadele faaliyetlerinde kullanılmak üzere, öncelikli olarak 10 ilde "Potansiyel Çığ Başlangıç Bölgeleri ve Emniyetli Yürüyüş Güzergâhları"nı belirlemişti.

Son olarak yine Jandarma Genel Komutanlığı'nca daha önceden çalışılmış olan 10 ile ilaveten 24 ilde daha çalışılma talep edildi. Bu çerçevede 24 adet il için daha çalışma yapılarak emniyetli güzergâhlar belirlendi.

Belirlenen güzergâhlar ise Jandarma Genel Komutanlığı başta olmak Harita Genel Müdürlüğü ve AFAD'a gönderildi.

 
07.10.2019
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri Mağaza Sayısını Artırıyor

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, çiftçinin ürettiği ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabilmesini istediklerini belirterek, "2017'de 1 şubeyle başlayan ve şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız" dedi.

Tarımsal girdileri çiftçiye sağlamalarının yanı sıra çiftçinin ürettiği ürünleri de tüketiciye ulaştırmak için çaba harcadıklarını söyleyen Poyraz, söz konusu gayretlerini son birkaç yılda somut hale getirdiklerini söyledi.

Poyraz, birlik ortaklarından alınan ürünleri tesislerde işleyerek tüketicinin kullanımına uygun hale getirdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bir diğer yöntem ise çiftçilerimizden ürünlerimizi alalım, kendimiz tesis kurmak yerine, aldığımız ürünleri özellikle eksik kapasite çalışan ama altyapısı düzgün olan sanayici arkadaşlarımıza teslim edelim. Sonra standardını kendimiz belirlediğimiz ürünleri kendi markamızla piyasaya sunalım."

Geçen yıl, ortaklarından 20 bin ton civarında buğday alıp makarna ürettirerek tüketiciye sunduklarını anlatan Poyraz, 30 bin tondan fazla domatesin de salça haline getirilerek satışa sunulduğunu vurguladı.

Poyraz, çiftçiden ürünü değerinde almaya özen gösterdiklerini belirterek, zaman zaman piyasadaki arz daralmasından kaynaklanan yüzde 100'e yakın fiyat artışlarını takip ettiklerini söyledi.

Her İle Bir Market Olacak
Poyraz, Tarım Kredi'nin ürünlerinin yaklaşık 26 bin markette satıldığına işaret ederek, şöyle devam etti: "Her köşede bir marketimiz olsun istemiyoruz ama her ilde bir marketimiz olsun, çiftçi ürettiği ürünü doğrudan doğruya tüketiciyle buluşturabilsin istiyoruz. 2017'de 1 şubeyle başlayan şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız. 500 marketi Anadolu'nun il ilçelerine doğru bir şekilde yaygınlaştırmak için planlama yapıyoruz."

Poyraz, marketlerde diğer kooperatiflerin ve kamu kuruluşlarının ürünlerinin de yer aldığına dikkati çekerek, özellikle kadın kooperatiflerini önemsediklerini ve yaygınlaşması için çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

Gıda arz güvenliğinin özgür bırakılacak bir alan olmadığını da vurgulayan Poyraz, birlik olarak üretici ve tüketiciyi mağdur edecek spekülasyonlara karşı devreye girecek alternatif yapı oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. 
 
07.10.2019
Devamı

Uzat Elini Onlar da Yaşasın

 Türk Veteriner Hekimleri Birliği 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü münasebetiyle  “UZAT ELİNİ ONLAR DA YAŞASIN” sloganıyla Çankaya Belediyesine ait hayvan barınağında hayvan severlerle ile bir araya geldi.

Programda konuşma yapan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu:” Biz insanlar olarak kendi geleceğimiz açısından da, hayvanları korumak ve yaşatmak zorundayız. Toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmalı, hassasiyeti artırılmalı, mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırarak, konuya ilişkin kayda değer mesafeler alınmalıdır. Bunun için; Kamu ve STK’ların birlikte çalışarak en kısa zamanda stratejik bir plan hazırlanması ve uygulamaya konulmalıdır” dedi.

Başkan Eroğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti; “ İlköğretim öğrencilerine hayvan sevgisine yönelik dersler konulmalı, vatandaşlarımız hayvan satış yerlerinden hayvan satın almak yerine, ücretsiz olarak barınaklardaki hayvanlardan sahiplenmelidirler. Hayvan sahiplenme ehliyeti olmayan insanların, hayvan sahiplenmesi engellenmelidir.  4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yalnızca bir vesile, bir hatırlatma günüdür. Gerek okul eğitimleriyle gerekse hayat boyu öğrenme etkinlikleri ile dünyayı tüm canlılarla paylaştığımızı toplumun her kesimine benimsetmeliyiz. Hayvanları Koruma günü kutlu olsun” dedi.


Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin barınağa bağışladığı mamalarla, barınaktaki hayvanlar Eroğlu ve yönetim kurulu üyeleri tarafından beslendi. Sonrasın da ise Başkan Eroğlu barınaktaki minik canların bakımıyla ilgili barınak görevlileri ve veteriner hekimlerden bilgi aldı.
 
04.10.2019
Devamı

Bu yıl Patatesler Daha Kaliteli ve Lezzetli Olacak

Patates üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer alan Niğde'de bu yıl yaklaşık 260 bin dekar alanda 900 bin ton ürün bekleniyor.

Patates üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer alan Niğde'de bu yıl yaklaşık 260 bin dekar alanda 900 bin ton ürün bekleniyor. Türkiye'nin patates üretiminde % 17 ile ilk sırada yer alan Niğde'de kışlık patates hasadı sürerken, kalitesiyle ön plana çıkıyor. Niğde'de yaklaşık 260 bin dekarda 900 bin ton rekolte bekleniyor.

Mevsimin serin ve soğuk geçmesiyle kalitesi artan patateste vatandaşlar, daha lezzetli patates tüketecek. Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar, Konaklı beldesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Niğde'nin Türkiye'nin patates ihtiyacının yüzde 17'sini karşıladığını söyledi. Üretilen patatesin yaklaşık yüzde 80'inin depolara konularak kış aylarında tüketildiğini belirten Kenar, şunları söyledi: "Yaklaşık 10 gün daha sürecek hasat dönemimiz var. Bu yıl kayıt dışı 30 bin olmak üzere yaklaşık 260 bin dekar alanda üretim bekliyoruz. Bu da yaklaşık 900 bin ton patatesimizin depolara gireceğini tahmin ediyoruz. Kış boyunca patatesi tüketicilerimize arz edeceğiz.
 Geçen seneye üretimde çok fazla artış yok, ekili alanlarımız aynı. Geçen seneye göre bu yıl, patatesimiz biraz daha kaliteli ve lezzetli. Çünkü bölge, biraz daha soğuk geçti. O yüzden bu yıl patates daha kaliteli. Tüketicimiz gönül rahatlığıyla ürünleri tüketebilir.
 
04.10.2019
Devamı

TMO'nun Mısır Alımları Devam Ediyor

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından mısır alımları ile ilgili bilgilendirme açıklaması yapıldı.  Yapılan açıklamaya göre 2019 yılının 2’inci hasadının önümüzde ki günlerde başlayacağı söylenirken, mısırda , fiyat istikrarının sağlanması ve oluşabilecek üretici mağduriyetlerini engellemek amacıyla hasattan önce fiyatları açıklayarak alımları başlattıklarını vurguladılar.

TMO tarafından yapılan açıklama şöyle: "2019 yılı I. ürün mısır hasadı ağustos ayının ilk haftası başlamış olup ülke genelinde %35 seviyelerine ulaşmıştır. II. ürün mısır hasadının ise önümüzdeki günlerde başlaması beklenmektedir. Hasadın hızlanmasına bağlı olarak piyasaya arz edilen ürünün artması ve alıcıların isteksiz davranması nedeniyle mısır piyasa fiyatlarının düşme eğilimine girdiği, %14 rutubetli mısırın, yöresine göre değişmekle birlikte 1.050-1.200 TL/Ton aralığında işlem gördüğü belirlenmiştir. Kurumumuz, faaliyet alanındaki diğer ürünlerde olduğu gibi mısırda da, fiyat istikrarının sağlanması ve oluşabilecek üretici mağduriyetlerini engellemek amacıyla hasattan önce fiyat açıklayarak alımlara başlamıştır. 

Mısır alım fiyatımız 9 Ağustos'ta bir önceki yıla göre %21 artışla, ton başına 1.150 TL olarak belirlenmiş ve alımlara başlanmıştır. Bu fiyat Bakanlığımızca verilen yaklaşık 60 TL/ton prim ve diğer desteklerle birlikte 1.210 TL/tona kadar yükselmekte olup üretici; maliyete göre %48, yani ton başına 390 TL gelir elde etmektedir. TMO protokol imzaladığı lisanslı depolara bırakılan mısırlara da alım garantisi vermekte olup ürünlerini lisanslı depolara teslim eden üreticiler, uygulanan vergi muafiyetleri yanında verilen desteklerin etkisiyle birlikte ton başına 72 TL daha fazla gelir elde etmektedir. Bu avantajların yanı sıra Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden ürün bedelinin % 75'ine kadar 9 ay vadeli kredi kullanma imkânı sunulmakta olup faizin tamamı devlet tarafından karşılanmaktadır. Kuruluşumuz ve lisanslı depo kapasitesi ile işyerlerindeki randevu doluluk oranı dikkate alındığında ne Kuruluşumuza ne de lisanslı depolara ürün teslim edilmesinde hiçbir sıkıntı bulunmamaktadır. Gelinen noktada alımlarımız sorunsuz bir şekilde devam etmektedir. Ancak, hasat yoğunluğuna bağlı olarak bugünlerde piyasalarda yaşanan fiyat düşüşlerini önlemek amacıyla üreticilerimizin de hasat ve piyasaya ürün arzında çok aceleci davranmamaları önem arz etmektedir.  Bu kapsamda, üreticilerimizin ürünlerini düşük fiyatlardan satmamalarını teminen Kuruluşumuz gereken tüm tedbirleri almış olup kendisine arz edilecek ürünün tamamını alacak şekilde hazırlıklarını tamamlamıştır."

 
03.10.2019
Devamı

Bünyanlı Kadın Çiftçilere Destek

Ak Parti Kayseri Milletvekili Hülya Atçı Nergis ile Bünyan Belediye Başkanı Özkan Altun, Kadın Çiftçiler Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi’ni ziyaret etti. Kadın çiftçilerin sorunlarını ve taleplerini dinlediklerini ifade eden Başkan Özkan Altun, ‘’Bünyan’ın marka değerini artıran KAÇEM projesi kadınların iş hayatında aktif olmasını sağlamaktadır. Kadın çiftçilerimizin ürettiği ürünler Türkiye’nin dört bir yanına dağılıyor. Her zaman destekçileri olacağız’’ diye konuştu. Başkan Altun burada yaptığı değerlendirmede; "Burada tarlada ürettiğini bu merkezde organik ürünlere dönüştüren kadın çiftçilerimizin istek ve taleplerini dinledik. Hem ilçemizin marka değeri hem de kadınlarımızın iş hayatında aktif rol almaları adına oldukça önemsediğimiz bir merkez. Bünyan Belediyesi olarak her zaman merkezin tanıtımı, üretim yelpazesinin genişletilmesi, pazar ihtiyacının karşılanması olmak üzere elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız" dedi.

 
03.10.2019
Devamı

Çiğ Sütte Referans Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi (USK) çiğ sütün referans litre fiyatını 15 Kasım 2019 - 31 Aralık 2020 dönemi için 2 lira 30 kuruş olarak belirledi.

USK'nin de  yapılan toplantısında bu yılın Mayıs-Aralık döneminde 2,00 lira olarak belirlenen çiğ sütün referans litre fiyatı 15 Kasım 2019 - 31 Aralık 2020 dönemi için revize edildi ve 2 lira 30 kuruşa yükseltildi.

Çiğ sütün minimum yağ değerinin yüzde 3,6 minimum protein değerinin de 3,2 olması kararlaştırıldı.
 
03.10.2019
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve Orman Bakanlığı’na buradan sesleniyorum. Biz planlamaya her türlü desteği vereceğiz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bugün yaptığı basın açıklamasında çiftçilerin kanayan yarası olan konuları dile getirdi.
TZOB Başkanı Bayraktar; “Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanının geldiğini, çoğu çiftçinin ise kredi vadelerinin geçtiğini bildirerek, “Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezinde düzenlediği basın toplantısında Eylül ayı üretici-market fiyatlarını açıkladı, tarımdaki güncel sorunları değerlendirdi. Eylül ayı sonu itibarıyla çoğu üründe hasadın tamamlandığını, Ekim ayı itibarıyla yeni bir üretim sezonuna girildiğini vurgulayan Bayraktar, “Biz de hasatlara katıldık. 19 Eylül’de Şanlıurfa’da, 23 Eylül’de Edirne’de çiftçilerimizle bir aradaydık. Çiftçimizin durumunu net bir şekilde gördük. Şunu söylemeliyim, çiftçimizin sıkıntıları var. Geçtiğimiz üretim sezonunda, çiftçimiz bir taraftan afetlerle mücadele etti, diğer taraftan da artan girdi masraflarının yükünü çekti. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı ama tarlasından, bahçesinden beklediği geliri elde edemedi” diye konuştu.
 
-“Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçimiz borcunu ödeyemedi”-
 
Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçinin borcunu da ödeyemediğini, yeni üretim sezonunun masraflarını da karşılayamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:
“Çiftçimiz rahatlatılmalı. Özellikle hükümetimizden beklentilerimiz birkaç yıldır doğal afet geçiren çiftçilerimiz var. Bunların önemli bir miktarda borç stoku var. Üreticimizin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır. Bunları, tüm borçların bir hasat sezonunda, defaten ödenmesi mümkün değildir.

Bunun dışında maliyetlerimiz yüksek. Para kazanamayan üreticilerimiz var. Bunlar da borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Eylül sonu Ekim başı gibi kredi vadeleri de geldi. Borçlarını ödeyemedikleri takdirde hepsi icralık olacak. Bugünler çok önemli acil olarak hükümetimizden borçların yapılandırılmasını bekliyoruz. Türkiye’nin her tarafından yoğun bir şekilde çiftçilerimizden talep var. Borçların acil olarak yapılandırılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Ve bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz.

Dün söyledik bugün de söylemeye devam ediyoruz. Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiş, çoğu çiftçimizin ise kredi vadeleri geçmiştir. Çiftçilerimize, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Kefiller ile asıl borçlular arasında sorunlar her geçen gün artmaktadır. Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.”
 
-“Artan girdi fiyatları üretimi tehdit eder hale geldi”-
 
Artan girdi fiyatlarının üretimi tehdit eder hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlaması için başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir. Özellikle elektrik fiyatları son zamanlarda çiftçimizi çok fazla zorlar hale gelmiştir. En son 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere üreticilerimizin kullandığı elektriğin fiyatı yüzde 14,9 artmıştır. Tarımda elektriğin kilowattsaat fiyatı 70,2 kuruştan 80,6 kuruşa çıkmıştır. Oysa bu rakam konutlarda 69,3 kuruştur. Çiftçimiz, bu elektrik fiyatıyla, 82 milyon nüfusu, 5 milyon aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti doyurmaya çalışmaktadır. Zaman geçirilmeden tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalıdır. Yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Çiftçimizin her ay elektrik parası ödemesinin imkanı yoktur. Elektrik tahsilatı hasat dönemlerinde yapılmalıdır.”
 
-“Mısırda piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır”-
 
Mısır üreten çiftçilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır. Yüzde 30 rutubetli mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra 730 liraya kadar gerilemiştir. Bu fiyatlarla üreticimizin tarlada kalması mümkün değildir. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatın bu seviyelere inmesi üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır. Piyasa fiyatlarının gerilememesi için mısır hasadı devam ederken, ithalat yapılmasının da önüne geçilmelidir. Fiyat istikrarsızlıkları sebebiyle oluşan üretici zararı mısır prim destekleri artırılarak telafi edilmelidir. Yaptığımız görüşmede TMO Genel Müdürü, üreticiden gelen mısırın tamamını alacağını üreticiyi mağdur etmeyeceğini iletmiştir. Üreticilerimiz fiyatlar daha da düşecek diye panik içinde hasat yapmamalıdır. Üretici ürününü lisanslı depolara koymalıdır. Lisanslı depolar, kurutma maliyetini özel sektör seviyesine çekmelidir. Lisanslı depoya götürülen ürün daha yüksek fiyattan alıcı bulacaktır. Fiyat da lisanslı depolarda sabit olacağı için düşüşlerden etkilenmeyecektir.”
 
-“Sütte ve besi hayvancılığında sorunlar devam ediyor”-
 
Sütte ve besi hayvancılığında sorunların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“En son 23 Eylül’de Tekirdağ’da Ziraat Odaları Başkanları ve Süt Birliği Başkanlarıyla bir araya geldik, çiftçimizin sorunlarını ele aldık. Buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Üreticimiz sürdürülebilir bir gelir elde edemiyor. Sektörde kazan kazan yok. Sanayici kazanmaya devam ederken, süt üreticimiz geçimini sağlayamıyor. Üretici de kazanırsa sistem yürür.
Halen çiftçimizin eline çiğ sütte litre başına ortalama 1 lira 83 kuruş geçiyor. Bu fiyatın çok daha altında süt satan üreticilerimiz de var. Sadece biz değil, uzmanlar da söylüyor. Süt/yem paritesi 1,5 olmalıdır diyorlar. Yani üreticimiz 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yemi rahatlıkla alabilmelidir. Bugün alamıyor. Parite 1,1 civarında seyrediyor. Süt yemi fiyatı halen 1 lira 67 kuruş civarında. 1,5 paritenin tutturulabilmesi için çiğ sütün litre fiyatı 2 lira 51 kuruşa yükseltilmelidir.
Önümüzdeki aylarda maliyetler daha da artacak. Süt hayvancılığımız için zorlu bir dönem başlayacak. Hayvanların kesime gitmemesi için acilen tedbir alınmalıdır.
 
-“Beside piyasada neredeyse yaprak kımıldamıyor”-
 
Sadece süt hayvancılığında değil besi hayvancılığında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Piyasa da hayvan alım satımları durağan vaziyette. Hayvan fiyatlarında geçen yıla göre düşüş var. Besilik hayvanını satmak isteyen de kesime gelip hayvanını kestirmek isteyen de memnun değil. Üreticilerimiz, devletin bu duruma el atmasını bekliyor.
Bazı yerlerde yağsız karkas kilogram fiyatı 28-28,5 liraya kadar düştü. Et ve Süt Kurumu yerli hayvanı 32 liraya, ithal hayvanı ise 31 liraya kesiyor ama kesim için çok az hayvan kabul ediyor. Konya ilinde günde 80 hayvanı ancak kesiyor, 56-57 gün de vade yapıyor. Özel sektörde de durum pek farklı değil. Kasaplar hayvanı 28,5 liraya, 1 ay vadeli hem de nazlanarak kesiyorlar. En az 33-34 lira olması gereken fiyatlar, 28 liraya kadar düşmüş vaziyette. Üretici Eylül ayı itibariyle 1 kilogram karkas et sattığında; 2016 yılında 29,18 kilogram yem alabiliyordu. Bu rakam, 2019 yılında 19,11 kilograma geriledi.”
 
-“Besicilikte üreticinin alım gücü her gezen gün azaldı”-
 
“Görüldüğü üzere üreticinin alım gücü her geçen gün azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Önünü göremeyen, ahırına bağladığı hayvanı kesim zamanında kaça satacağını bilemeyen, yem fiyatlarının besi boyunca ne kadar artacağını kestiremeyen üretici, ahırına yeni mal koymakta tereddüt etmektedir.
Üreticilerimiz;
Kısa, orta ve uzun vadede ithalatı bitirecek politikalar uygulanmasını,
Yem piyasasına müdahale edilmesini,
Ahırlarına koydukları hayvanlar için kendilerine besi sonunda üretimi sürdürebilecekleri fiyatın garanti edilmesini (destekler+piyasa müdahalesi ile),
Kredi borçlarının faizsiz uzun süreye yayılmasını talep etmektedirler.”
 
-“Birçok üründe destek yetersiz kaldı”-
 
Desteğin, maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda çiftçi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bilindiği gibi Tarım Kanunu’nda “bütçeden ayrılacak kaynak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” hükmü bulunmasına rağmen, desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,4’e gerilemiştir. Her fırsatta birçok üründe desteğin yetersiz kaldığını dile getiriyoruz. Çiftçimiz de hükümetimizden daha fazla destek bekliyor. 2019 yılı destekleriyle ilgili kararname henüz yayınlanmadı. Hükümetimizden tarıma verilen desteğin azaltılmamasını, hatta üretimi destekleyecek düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.
Çiftçinin üretimden vazgeçmesi halinde bu fiyatların aranacağını bildiren Bayraktar, “Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu olmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi üretim, üretim, üretim. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
-Üretici-market fiyatları-
 
Basın toplantısında, Eylül ayı üretici market fiyatlarını açıklayan Bayraktar, market fiyatlarında, Eylül ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini, kuru soğan, kuru kayısı, dana eti, toz şeker ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildirdi.
Fiyat düşüşünün markette yüzde 41,39 ile en fazla limonda meydana geldiğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 12 ile elma, yüzde 8,11 ile kuru incir izledi. Kuru üzüm, fındık, kaşar peyniri, beyaz peynir, yeşil mercimek, süt, tereyağı ve kuzu etinde fiyatlar yüzde 0,39 ile yüzde 1,72 arasında değişen oranlarda azaldı.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,31 ile patlıcanda oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 32,73 ile sivri biber, yüzde 32,25 ile kabak takip etti. Fiyat marulda yüzde 20,22, salatalıkta yüzde 15,95, domateste yüzde 13,47, pirinçte yüzde 8,50 arttı. Kırmızı mercimek, yoğurt, yumurta, kuru fasulye, tavuk eti, patates, nohut, yeşil fasulye, Antep fıstığı, mısırözü yağı, havuç, maydanoz, ayçiçeği yağı ve zeytinyağında fiyatlar yüzde 0,58 ile yüzde 4,84 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
Üretici fiyatlarında ise; Eylül ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 6 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini, yeşil fasulye, havuç, maydanoz, kuru soğan, kuru kayısı, süt ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:
“Fiyat düşüşü üreticide yüzde 43,60 ile en fazla limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10 ile kuru incir takip etti. Fiyat, kuru üzümde yüzde 1,70, fındıkta yüzde 1,54, Antep fıstığında yüzde 1,09, dana eti yüzde 0,49 geriledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 80,33 ile patlıcanda meydana geldi. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 52,17 ile kabak,  yüzde 51,28 ile sivri biber izledi. Patateste yüzde 29,55, salatalıkta yüzde 24,07, pirinçte yüzde 20, yeşil mercimekte yüzde 17,55, domateste yüzde 12,64, yumurtada yüzde 9,22, elmada yüzde 7,24 arttı. Yumurta, elma, marul, nohut, zeytinyağı, kuru fasulye, mercimek ve kuzu eti fiyatlarında yüzde 0,32 ile yüzde 4,35 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
 
-Fiyat değişimlerinin nedenleri-
 
Eylül ayında marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün limon, fiyatı en fazla artan ürün ise patlıcan olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patlıcan, kabak, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde açıkta yetiştiriciliğin sonuna yaklaşılması, kıyı bölgelerdeki seralarda ise henüz hasada girilmemesi fiyatları yükseltti. Patates üretiminde ise hasadın yaklaşık yüzde 50’sinin tamamlanmış olması fiyatlara yansıdı. Yeni sezona ait pirinç ve elma fiyatlarında artan maliyetlerin etkisi görüldü. Yeşil ve kırmızı mercimekte tohumlukların ayrılmaya başlaması fiyat artışında etkili oldu. Fiyat düşüşünde limon ilk sırada yer aldı. Kuru incirde tüccarın alımları tamamlaması fiyata yansırken, kuru üzümde ise tüccarın peşin alım yapması etkili oldu” dedi.
 
-Üretici-market fiyat farkı-
 
Eylül ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 334,50 ile en fazla mandalinada görüldüğünü, mandalinadan sonra fiyat farkının sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 307,25, nohutta yüzde 288,45, kuru soğanda yüzde 284, domateste yüzde 277,69 olduğunu bildiren Bayraktar, “mandalina 4,3 kat, kuru kayısı 4,1 kat, nohut 3,9 kat, kuru soğan 3,8 kat, domates 3,8 fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Üreticide 80 kuruş olan mandalina 3 lira 48 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 88 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ediyor.
Tarladan markete olan zincirin kısalması, fiyatların çiftçimiz lehine oluşturulabilmesi, tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün almalarının sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor.

Üreticilerin üretim ve pazarlamada ortak hareket ve örgütlü hareket etmelerini teşvik edici mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu örgütlerinin finansal bakımdan daha güçlü hale gelmesi, etkinlik ve işlevselliklerinin artırılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere çiftçimizin durumu gün gibi ortadadır. Kazananın da kim olduğu bellidir.
Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir.”
Şemsi Bayraktar, basın toplantısının bitiminde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Tarımda yeni ekim sezona girildiğini bildiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçiye, tabii afetlerden uzak, bol ve bereketli bir üretim sezonu diledi.
 
 
02.10.2019
Devamı

Tezel: 'Süt hayvancılığıyla sürdürülebilir refahı yakalayabiliriz'

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, süt hayvancılığının da tarım sektöründe aylık düzenli gelir getiren bir kaynak ve yüksek finansal esnekliği olan bir yatırım olduğunu vurgulayarak, 'Dolayısıyla sütün tüketiminin sağlığımıza olan faydalarının yanı sıra üretilmesi de çok önemli bir ekonomik faaliyettir. Süt sektörü, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme konusunda en duyarlı sektörlerden biridir' değerlendirmesinde bulundu.

Tarık Tezel, tarımsal üretimin ve gıda üretiminin, sadece halkın beslenmesi için bir zorunluluk olmadığını belirterek, bu üretimin aynı zamanda sürdürülebilir refaha ulaşmak için bir gereklilik olduğunu kaydetti. Süt üretiminin kalkınma için önemine işaret eden Tezel, 'Doğru koşullarda süt hayvancılığı yapılarak daha iyi bir iş, daha iyi bir gelir arayışı için göç etmeye gerek kalmadan, insanın doğup büyüdüğü topraklarda sürdürülebilir bir refah seviyesini yakalayabileceği inancındayız' ifadesini kullandı. Sütçülüğün gıda güvenliğini olumlu yönde etkilemesini temin için kademeli olarak ev içi çiftçilikten aile çiftçiliğine ve çiftlik işletmelerine geçiş için strateji ve planlar oluşturmaları gerektiğini vurgulayan Tezel, 'Sürdürülebilir süt hayvancılığı; süt üretimini, çiftlik verimlilik ve karlılığı ile insan ve hayvan refahını iyileştirirken, çiftliklerin karbon ayak izini de azaltacak sistemler oluşturmaktır' dedi.
 
01.10.2019
Devamı

'1000 Çiftçi 1000 Bereket’

Cargill, ülkemizin çiftçilerini sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda destekleyip verim ve kazançlarını artırmak hedefiyle başlattığı ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ kurumsal sosyal sorumluluk programı kapsamında, mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının gelişmesine katkı sunmak amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri’ne başladı.

 Bu yılın başında hayata geçirdiği “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programıyla çiftçilerin verimliliklerini ve refahlarını artırmak için çalışmalar yapan Cargill, Türkiye’de mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sunmak için, Konya’nın Çumra, Karaman, Ereğli ve Karapınar ilçelerinde iki gün süren eğitim programları gerçekleştirdi.

Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir’de mısır tarımı yapan 1000 çiftçi ile yürütülen program kapsamında üreticiler, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla bir araya geliyor. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili farkındalık oluşturulması ve üretimde bu kültürün yerleşmesi amacıyla düzenlenen eğitimlere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanları da katılıyor. Çiftçilerin yenilikçi dijital araçlara erişimini sağlayarak refah artıran tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını hedefleyen program kapsamında üreticiler, alanında uzman ziraat mühendislerinden zirai ve teknik danışmanlık almaya ise devam ediyor.

2019 üretim sezonundan başlayan ve üç sezona yayılması planlanan “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programı Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir illerinde mısır tarımıyla uğraşan 1000 çiftçi ile yürütülüyor. İlk yıl program kapsamında 1000 çiftçi ekim öncesi ziyaret edildi ve tarlalarında dijital toprak analiz cihazı ile toprak analizleri yapıldı. 22 ziraat mühendisinin görev aldığı programda çiftçiler, ekimden hasada kadar doğru gübreleme, sulama yöntemleri ve hastalıklarla mücadele konusunda verilen danışmanlık hizmetinden yararlanıyor. Çiftçiler 444 5 175 numaralı telefon hattından ulaşabildikleri 1000 Çiftçi 1000 Bereket Danışma Hattı kanalıyla her türlü zirai problemlerini uzman ziraat mühendislerine danışabiliyor ve Çiftlik Yönetim Sistemi online portalı ile de tarlalarını bir işletme gibi yönetme imkânı buluyorlar.
 
01.10.2019
Devamı

75 Milyon Olan Yıllık Fidan Üretimi, Son 16 Yılda Ortalama 350 Milyona Yükseldi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarında gösterdiği büyük başarıyı fidan üretiminde de yakaladı. 1992-2002 yılları arasında ortalama yıllık 75 milyon fidan üretimi gerçekleşirken, son 16 yılda yapılan çalışmalar ile yıllık fidan üretim miktarı ortalama 350 milyon adete yükseldi.

Eskiden fidan ithal edildiğini hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Son yıllarda nasıl ki ağaçlandırma konularında büyük bir mesafe ve başarı elde etmişsek, fidan üretimi hususunda da önemli mesafeler kat ettik. 2003 öncesi 1992-2002 yılları arasında ortalama yıllık 75 milyon fidan üretimi gerçekleşirken, son 16 yılda ortalama yıllık 350 milyon adet fidan üretim rakamını yakaladık. Bazı yıllar ise bu üretim miktarımız 470 milyon adete kadar da yükseldi" dedi.

2018'de 320 Milyon Fidan Üretildi

Ülke geneline yayılmış olan orman fidanlıklarının üretim kapasitelerini ihtiyaca göre artırdıklarını vurgulayan Pakdemirli "Yıllık fidan üretim kapasitemizi son 10 yılda 54 milyon arttırdık. Bu çerçevede geçen yıl 320 milyon fidan üreterek bu fidanları toprakla buluşturduk. Ayrıca üretilen bu fidanlar ile belediyeler ve vatandaşlar başta olmak üzere toplumun her kesiminin fidan ihtiyacını karşıladık" değerlendirmesinde bulundu.

Üretimi Yapılan Türler Arttı
Orman fidanlıklarında üretilen tür sayısını son 5 yılda 400'den 854 adete çıkardıklarının da altını çizen Bakan Pakdemirli "Bu yıl Ağustos ayı itibarıyla 183 milyon fidan üretim rakamını yakaladık. Nesli tehlike altında olan ardıçların toplu üretimini ise kimyasal yöntemler kullanmadan Dünya'da ilk kez biz başardık" açıklamasını yaptı.

Ayrıca alıç, ahlat, üvez, kuşburnu gibi yöresel türlerden her yıl ortalama 23 milyon fidan ürettiklerini ifade eden Bakan Pakdemirli "Bu fidanlar ile yaban hayvanlarının gıda ihtiyaçlarını güvenceye alıyoruz. Diğer yandan her yıl ortalama 8 milyon adet tıbbi ve aromatik bitkiyi de üretiyoruz" diye konuştu.

Tohum Üretiminde Artış
Tohum üretim noktasında da artışlar yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli "2003 yılında üretilen tohum üretim miktarı 100 ton iken 2018 yılında ibreli ve yapraklı orman ağacı türleri ile süs bitkilerinden, 223 ton tohum üretimi yapıldı." diyerek sözlerini tamamladı.
 
01.10.2019
Devamı

Çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıtıldı

DAP İdaresi tarafından "Bitkisel Üretim Altyapısının Geliştirilmesi Projesi" kapsamında, 155 ton tritikale tohumu ile 52 ton macar fiği tohumu Erzurum'daki çiftçilere dağıtıldı.

Ekim sezonuna kavuşturulan dağıtım, Erzurum Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirildi. 23-24 Eylül tarihinde Aşkale ve Aziziye ve Pasinler ilçelerinde dağıtılan tohumların ardından, 26 Eylül 2019 tarihinde ise tohumların diğer ilçelere dağıtımı gerçekleştirildi. Hayvanların et ve süt verimini artıracak uygulamayla 800 ila bin çiftçiye ulaşmak hedefleniyor.

DAP İdaresi Başkanı Adnan Demir, burada yaptığı konuşmada, 2016 yılında, Erzurum'da pilot uygulamayla başlatılan yem bitkisi uygulamasının bölge illerinde yaygınlaşmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Erzurum Valiliği ile imzalanan protokol kapsamında, 1 milyon lira ödenekle, yem bitkileri tohumunun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda Erzurum'daki bütün ilçelere dağıtılacağını ifade eden Başkan Demir, konuşmasında, DAP İdaresi tarafından başlatılan değişim ve dönüşümün önemine dikkat çekti.

Hayvancılıkta önemli bir yere sahip olan Erzurum'da en büyük problemin yem bitkisi olduğunu belirten Başkan Demir, sonbaharda ekimi yapılan ve kıraç arazide bile yetişen, buğday ve çavdarın melezlenmesinden elde edilmiş, protein değeri çok yüksek tritikalenin, macar fiği tohumuyla karışık ekilmesini istedi.

Hayvanların kaliteli kaba yemle beslenmesinde rasyoyu tarlada hazırlanın yolunu açmak istediklerini dile getiren Başkan Demir, "Avrupa öyle yapıyor, biz neden yapmayalım" dedi.

Hiçbir protein değeri bulunmayan ve sadece tokluk hissi veren saman ile hayvancılıkta beklenen verimin sağlanamayacağına dikkat çeken Başkan Demir, "Eğer, süt verimini artıramıyorsak, et verimini artıramıyorsak demek ki hayvanın beslenmesinde bir sıkıntı var. Aslında yeterli hayvan sayımız var, asıl problemimiz nitelik" ifadelerini kullandı.

Silajlık kaba yemin ve hayvancılıkta maliyet hesabının önemli olduğunu söyleyen DAP İdaresi Başkanı Adnan Demir, şunları kaydetti:

"Hayvancılık girdi maliyetinin yaklaşık yüzde 65-70'ini oluşturan kaba yemin kaliteli bir şekilde üretilmesi ve ucuza mal edilmesi gerekiyor. Minimum maliyetle maksimum faydayı sağlayacak şekilde ekim alanının yaygınlaştırılması lazım. Zaten hayvancılıkta önemli olan iki şey et ve süttür. Hayvan başına süt verimini artırmak istiyorsak, karkas ağırlığı artırmak istiyorsak hayvanın yediği yeme dikkat etmek gerekiyor. Enerji ve proteini bünyesinde barındıran kaba yemlerdir. Kaliteli kaba yemin silaj yapılıp hayvana verilmesi lazım. İşte o zaman beklenen fayda sağlanabilir. Avrupa'da saman, hayvanların yemesi için değil altlık olarak kullanılıyor. Samanın enerji ve proteini yok gibidir. Sadece hayvana tokluk hissi verir. Onun için samanla hayvancılık olmaz. Bizim yaptığımız ise hem farkındalık oluşturmak hem de bu işi yaygınlaştırmak"

Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar ise tohumlar dağıtılmadan önce çiftçilere bu konuda eğitim verdiklerini, eğitime katılan ve başarılı olanlar arasından kura ile çiftçilerin belirlendiğini söyledi.

Proje kapsamında, tritikale ve macar fiğini karışık ekmek isteyen çiftçiye tohumların hibe yoluyla dağıtıldığını söyleyen Akar, sadece tek tohumu ekmek isteyen çiftçiden yüzde 20 tohum bedeli ücreti alınacağını söyledi. Tohum verilecek çiftçilerde ÇKS kaydı aranacağını, en az 10 da araziye sahip olmak ve 20 büyükbaş veya dengi küçükbaş hayvana sahip olmanın çiftçilerin tohum desteği almasına yeterli şart olduğunu belirtti.

Akar, can suyu niteliğindeki bu uygulaya destek saplayan DAP İdaresi'ne teşekkür ederek, tohumların çiftçilere hayırlı olmasını ve ürünlerinin bereketli olmasını diledi.
 
30.09.2019
Devamı

Özcan Sessizliğini Neden Koruyor?

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Sayın Özcan’a geçtiğimiz günler ’de Anadolu İzlenimleri olarak bazı sorular sormuştuk. Gel gelelim aradan iki hafta geçmesine rağmen Özcan’dan tarafımıza iletilmiş henüz bir açıklama yok. Kamuoyunun ve yetiştiricilerin merak ettiği bu hususlar başkan Özcan tarafından açıklanmazken, haberimizin ardından birçok kesim ve yetiştiricilerden çok sayıda telefon aldık. Aldığımız bu telefonlar doğrultusunda yetiştiriciler, TDSYMB Başkanı Özcan’ın bu sorulara cevap vermesini bekliyor.

Diğer taraftan edindiğimiz bilgilere göre TDSYMB önümüzdeki günlerde bir mali genel kurula hazırlanıyor. Başkan Özcan Merkez Birliğinin mali genel kurulunda bu sorduğumuz soruların cevabını genel kurul üyelerine açıklayacak mı?

Başkan Özcan Merkez Birliğinde 2 yılık bir süreçte ne gibi çalışmalar yaptı? Başkan Özcan göreve geldiğinde Merkez Birliğinin kasasını ne kadar bir para ile devraldı? Merkez Birliğinde hangi projeler yapıldı. Bu projelere ne kadar harcamalar yapıldı?

Ankara Kızılay’daki Starton otelinde Merkez Birliğinin adına bugüne kadar kimler konakladı?

Merkez Birliğinin misafir hanesi varken 2 yılda (2018 ve 2019 yıllarında)bu otele ne kadar ödeme yaptınız? Metin beyi ağırladınızmı?  kimleri ağırladınız?

Sayın Özcan hem otelde kalıp, hem harcırah aldınız mı?

Merkez Birliği Genel Başkanı Özcan’dan hem bu sorulara hem de daha önceki yönelttiğimiz diğer soruların cevaplarını kamuoyu adına bir kez daha bekliyoruz.
 
30.09.2019
Devamı

Başkan Ali Eroğlu: 'Kuduz hastalığıyla mücadelede toplumsal bilinç artırılmalı'

Türk Veteriner Hekimleri Birliği 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle konuyla alakalı farkındalık ve bilinçlendirme toplantısı yaptı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Kuduz hastalığıyla mücadelede toplumsal bilinç artırılmalı." dedi.



Türk Veteriner Hekimleri Birliği 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak ve halkı bu konuda bilinçlendirmek için toplantı yaptı. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre, kuduz hastalığı dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri olarak kabul edilen kuduz hastalığı nedeni ile her gün 160 kişi, her 9 dakikada bir 1 kişi ve yüzde 40'ı çocuk olmak üzere yılda 59 bin kişinin hayatını kaybettiğinin altını çizen Eroğlu, “İnsanlar birlikte hareket ederek kuduz hastalığının kontrolü ve eradikasyonu ile ortak mücadelesine vesile olmak için amacıyla ‘Kuduzla Mücadele Küresel Birliği’ tarafından kuduz aşısını keşfeden Louis Pasteur’ün ölümünün anısına Dünya Kuduz Günü olarak 28 Eylül tarihi seçilmiştir. 2007 senesindenden bu yana da Dünya Kuduz Günü olarak kutlanmaktadır. Bu yılın teması olarak ‘Aşılat ve Yok Et’ olarak seçilmiştir.” şeklinde konuştu.

Kuduz Halk Sağlığı Açısından Büyük Önem Taşımaktadır
Başkan Eroğlu konuşmasında şu konulara değindi: “Halk sağlığı açısından büyük önem taşıyan kuduz hastalığı, insan, evcil ve vahşi hayvanlarda görülen ve hayvanlardan insanlara geçen % 99.9 oranında ölümcül aynı zamanda % 100 oranında da önlenebilir bir hastalıktır. Kuduz, tilki, kurt, çakal gibi yabani memeliler ve köpek, kedi, inek, koyun, keçi gibi evcil hayvanlardan insana ısırık, salya ve tırmalama gibi yollarla bulaşabilmektedir. Kuduz hastalığı ülkemizde yaygın olarak görülmekte olup, hastalık köpek ve tilki kaynaklı olmak üzere iki farklı siklus şeklinde devam etmektedir. Köpek kaynaklı kuduz, Trakya ve Orta Anadolu’nun bazı illeri hariç diğer bölgelerimizde görülmektedir. Tilki kaynaklı kuduz ise Çanakkale, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Uşak olmak üzere Ege Bölgesinde ve Orta Anadolu ile Doğuda bazı illerimizde görülmekte olup, bu yıl 2012 yılında olduğu gibi, Ege Bölgesinden tekrar İç Anadolu’ya doğru ilerlemektedir. Tilkilerle ilişkilendirilen ilk vakalar 1999 yılında İzmir İlinde görülmüş olup, 2014 yılında Çorum, Yozgat ve Kayseri İline kadar ulaşmıştır. Hastalık 2018 yılında batıda İzmir ve Balıkesir çevresinde, doğuda ise önceki yıllarda görülen alanlarda devam etmektedir.”
Kuduzla Mücadele Küresel Birliği kuduzun neden olduğu küresel ekonomik yükün her yıl 8,6 milyar dolar olduğunu tahmin etmektedir. Dünya çapında ise her yıl yaklaşık olarak 9 ile 12 milyon kişi kuduz profilaktik aşısı tedavisi olmakta ve toplam maliyeti yaklaşık 2.1 milyar doları bulmaktadır.

Kuduzun Neden Olduğu Ölümler Ortadan Kaldırılabilir
Kuduzla Mücadele Küresel Birliği’ne göre; “Dünyadaki köpek popülasyonunun en az yüzde 70’inin aşılanmasıyla insanlarda kuduz hastalığına bağlı ölümler ortadan kaldırılabilir.”
Bu gün, kuduz hastalığı dünyanın birçok bölgesinde hayvanlar ve insanlar üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmakta olup, başta Asya’da ve Afrika ülkelerinde olmak üzere, 150’den fazla ülke ve bölgede halen hastalık görülmektedir.

Ülkemizde, geçmişte ağırlıklı olarak köpekler aracılığıyla yayılan hastalık, son yıllarda değişim göstermiştir. Hastalık, sokak köpeklerinden tilkilere, tilkilerden tekrar sokak köpeklerine, bunun yanında yabani hayvanların saldırıları ile meralarda çiftlik hayvanlarına bulaşmaktadır. Sahipli hayvanlar, sahipsiz hayvanlar ve yabani hayvanların eş zamanlı bağışıklığı sağlanamadığından, hastalık bu gruplar arasında sirküle olmakta ve yok edilememektedir. Bunun doğal sonucu olarak Ülkemizde, yıllık 230-240 bin insan kuduz şüpheli ısırık vakası yaşanmakta ve bazen insan ölümleri ile karşı karşıya kalınılmaktadır. Bu kapsamda sahipli ve sahipsiz hayvanların kuduz aşısının yapılması ve/veya yaptırılması ve denetlenmesi, yaban kaynaklı kuduz hastalığına karşı sürekli bir oral aşılamanın devamı gerekmektedir.
 
28.09.2019
Devamı

Ülkemizin Tabiat Anıtı Sayısı 115’e yükseldi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülkemizin doğal güzelliklerini koruma altına almaya devam ediyor.

 DKMP Genel Müdürlüğü, ülkemizin doğal, kültürel ve rekreasyonel kaynak değerlerine sahip yerlerini, 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve tabiat anıtı olarak tescil ederek koruma altına alıyor.



Ülkemizin ulusal düzeyde öneme sahip alanlarının korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanması, bu sahalarımıza olan farklı kullanım taleplerinin kontrollü ve planlı bir şekilde karşılanabilmesi ve buraların koruma-kullanma dengesi gözetilerek gelecek nesillere bırakılması gayesiyle yeni bir tabiat anıtı ilan edildi.
 
Hatay Hassa ilçe sınırları içinde bulunan lav tüpü mağaraları ve leçeliklerinde 2016 yılından beri sürdürülmekte olan bilimsel araştırmalar sonucunda, 1.189 hektarlık saha ülkemizin 115. tabiat anıtı olarak tescil edildi.
 
Dünya üzerinde oldukça nadir rastlanan ve çok önemli bir jeomorfolojik kaynak değeri olan lav tüpü mağaraları ülkemizde sadece Hassa’ da tespit edildi. Yöre halkı tarafından “leçe” olarak adlandırılan alan, magmanın yüzeyde serbest akışından çok, neotektonik dönemde (genç tektonik dönem – 60 milyon yıldan genç) yaşlı, yerli kayaçlarda meydana gelmiş yaygın yarık ve çatlakları yüzeye çıkarak dolduran bazaltik magmatizma ve bunun içini boşaltarak tüp haline getiren ikincil bir magmatik evreden oluşuyor.

 Tabiat anıtı olarak tescil edilen saha içerisinde gerçekleştirilen çalışmalarda en uzunu Altınini Mağarası olmak üzere 9 adet lav tüpü mağarada araştırma yapıldı.
 
27.09.2019
Devamı

Menemen Belediyesi’nden Zeytin Üreticilerine Destek

Menemen’de köylerin kalkındırılması ve köylünün desteklenmesi amacıyla yapılan çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Menemen Belediyesi tarafından eksiklikleri tamamlanarak, günümüz şartlarına göre revize edilen Menemen Belediyesi Emiralem Kontinü Zeytinyağı Fabrikası, son teknoloji makineleri ile hizmete girdi.

Menemen Belediyesi’nden zeytin üreticilerine destek

Güçlü ve üreten bir Menemen hayal ettiğini her konuşmasında vurgulayan Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy Zeytinyağı Fabrikası’nın açılışı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Menemen’de köylümüz ile el ele verdik kalkınma için çalışıyoruz. Açtığımız fabrika ve kurduğumuz Tarım ve Hayvancılık Kooperatifi ile Menemen’in zeytinini markalaştırmak istiyoruz” dedi. Serdar Aksoy, yerelden kalkınma için çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini özellikle vurguladı.  
 
27.09.2019
Devamı

Bursa Yenişehir Küçükbaş Hayvancılıkta Kalitesini Tescilledi

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde yetiştirilen damızlık koyun ve koçlar Türkiye genelinde düzenlenen fuarlarda birinciliği kimseye kaptırmazken, ilçede son yıllarda Avrupa standartlarında hayvancılık yapılmaya başlandı.

Yenişehirli hayvan üreticileri Avrupa standartlarında tesislerinde yetiştirdikleri kaliteli koyun ırkları sayesinde başarılarını tescilleyerek Avrupa'daki sistemle hayvanların pedigrilerini de tutuyor. Damızlık koyun üreticisi Berkay Yıldız, "İşletmemizde çeşitli katıldığımız fuarlarda hayvanlarımızın kaliteli olduğunu söylemiş belgelerini hayvan üreticilerine göstermiştik. Katıldığımız fuarlarda da birincilik ödülleri alarak kalitemizi Türkiye çapında tescillemiş olduk. Bunun başarısı da hayvanlarımıza iyi bakarak, iyi rasyonla, doğru bir aşılama programı sayesindedir. İşletmemizde ile de france ve suffolk yetiştiriyoruz. İle de France konusunda Türkiye'de 81 ilde satış gerçekleştiriyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz" diye konuştu.

Yıldız, "İşletmemiz Avrupa standartlarına uygun bir tesistir. Hayvanların zemini komple ızgara sistemiyle donatılmıştır. Avrupa'da pedigrili hayvan dedikleri konuyla alakalı bizde işletmemiz olarak kendimiz çalışma yapıyoruz. Kendi pedigrimizi kendimiz tutuyoruz" dedi.
 
26.09.2019
Devamı

"Tarım Müzesi" projesi için ilk adım atıldı

Türkiye’nin ve Konya’nın en önemli tarım merkezlerinden, 9 Bin yıllık tarihi ile Anadolu’nun en eski çiftçilerinin yaşadığı Çatalhöyük şehri Çumra için önemli bir proje olan tarım müzesi projesi için ilk adım atıldı.

Çumra Belediyesi ( MEVKA )  Mevlana Kalkınma Ajansı ile tarımsal potansiyeli güçlendirmeye yönelik 'Tarım Tarihine Işık Tutan Müze’ proje protokolünü imzaladı.

Protokolün imza törenine ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Halit Oflaz, "Tarım Çumra için çok önemli bir konu.  Rabbim ilçemize bereketli topraklar vermiş ve güzel tarım potansiyelimiz var. Tarımın kalkınmasında ve tarım bilincinin yükselmesinde vesile olacak ve Çumralı hemşehrilerimize hizmet verecek Tarım Müzesi projesinin ilk adımını atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bereketli topraklarımızda gücünü üreticimizden alan potansiyelimiz ile; kavun, pancar ve  buğday gibi ürünlerin yetiştirilmesinde yalnızca ülkemizde değil dünyada da önemli bir konumdayız…  Çumra’nın  ülke ve dünya tarımındaki ağırlığını ve önemini bu projeyle çağın ötesine aktaracağız. Tarım müzesi projesiyle tarımın kalbinin attığı bu topraklarda tarımsal potansiyelimizi daha da  güçlendirmeyi hedefliyoruz.  " dedi.
 
26.09.2019
Devamı

‘Zeytin ile Hayat Projesi’ Bozova’da Başlıyor

Şanlıurfa’da başlayan ‘Yemyeşil Urfa’ kampanyasının ardından kentteki ağaç dikme seferberliği devam ediyor. Bozova İlçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bozova Ziraat Odası tarafından ‘Zeytin ile Hayat Projesi’ hazırlandı.

Bozova’da İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bozova Ziraat Odası tarafından hazırlanan ‘Zeytin ile Hayat Projesi’ ile 36 bin zeytin fidanı dağıtılması hedefleniyor.
370 bin lira bütçesi olan ve “Bozova'da Zeytinciliğin Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması-Zeytin ile Hayat Projesi” kapsamında önümüzdeki Kasım ayında zeytin fidanı dağıtılması planlanıyor. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından desteklenen proje, yüzde 70 hibe, yüzde 30 çiftçi katkısı ile yürütülüyor.

Toplamda 36 bin fidan hedeflenirken, şu ana kadar ulaşılan sayı ise 11 bin civarında. Öte yandan alınması düşünülen zeytin fidanlarının 2 yaşında, 75 cm- 125 cm boy arasında, gemlik yağlık olması planlanıyor.

Zeytin fidanı almak isteyen çiftçilerin, en az 100 fidan talep etmek kaydıyla Bozova İlçe Tarım Orman Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat etmeleri ve zeytin fidanı başına 3,4 TL yatırmaları gerekiyor.
 
 
26.09.2019
Devamı

Tarım arazisinde 1 kilometrelik yarık oluştu

Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesindeki tarım arazisinde, yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve yer yer 5 metre derinliğinde yarık oluşması üzerine bölgede inceleme başlatıldı.

Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesine bağlı Doğanlı köyünde tarlalarında derin yarıkların oluştuğunu görünce endişelenen köylüler, durumu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İl Müdürlüğüne bildirdi.

AFAD ekiplerinin bölgede yaptığı incelemede, yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki oluşumun derinliğinin bazı yerlerde 5 metreyi bulduğu tespit edildi.
Yetkililerin hazırlayacağı raporu, AFAD Başkanlığına sunacağı öğrenildi.

AFAD yetkilileri, kuraklık ve bilinçsiz su kullanımı nedeniyle yeraltı sularının zamanla azalmasına bağlı olarak arazide deformasyonların oluştuğunu bildirdi.
Benzeri durumların, önceki yıllarda yakın çevredeki Haydarlı beldesi ile Bolvadin ve Sultandağı ilçelerinde de görüldüğü belirtildi.

Öte yandan Dinar Kaymakamlığı tarafından arazideki oluşumun doldurulması için çalışma yapılacağı ifade edildi.
Kaynak: AA
 
25.09.2019
Devamı

"Muş Ovası Uluslararası Tarım Kongresi"

Muş Valiliği ve Muş Alparslan Üniversitesince düzenlenen "Muş Ovası Uluslararası Tarım Kongresi" başladı.

Muş Alparslan Üniversitesi 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrenin açılışına katılan Vali İlker Gündüzöz, iktisadi açıdan tarımın her şeyden önce devletin müdahalesi ve desteğinin gerektiği bir alan olduğunu söyledi.

Tarımın her ülkede devlet tarafından himaye edildiğini belirten Gündüzöz, hükümetin de son zamanlarda tarım alanında önemli çalışma yürüttüğünü ifade etti.
 
Sadece bir sektörden ibaret olmayan tarımın aynı zamanda güvenlik konsepti içinde yer aldığını vurgulayan Gündüzöz, şöyle konuştu:
"Milli güvenlikte bugün gıda, çevre ve enerji güvenliği kavramları asli olarak önümüze çıkmaktadır. Muş, tarım alanında son derece önemli bir potansiyele sahip. Muş Ovası 1700 kilometrekare civarında bir ova. Bunun yanında Liz, Bulanık ve Malazgirt ovalarını hesaba kattığımızda 2 bin 800 kilometrekarelik devasa bir ova potansiyelimiz var. Bu ova potansiyelinin yanında mevsimsel şartlardan dolayı 3 ürün alma kabiliyetimiz zayıf olabilir ama ova varlığı olarak çok önemli bir alana sahibiz."
"Verimdeki artışın en önemli nedenlerinden biri Ar-Ge'" 
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Özkan Kayacan da gıda ve tarım sektörünün insanların beslenmesinde, dış ticarette ülkeye döviz kazandıran en önemli sektörlerin başında geldiğini kaydetti. Türkiye'nin tarım sektöründe son yüzyılda önemli mesafeler katettiğini aktaran Kayacan, "Tarımsal gayrisafi milli hasıla son 10 yılda sürekli artış göstermiştir. Ancak tarımsal hasıladaki hızlı artış bazen talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu süreçte tarım sektöründe verim ve kalite artışının önemi gittikçe artıyor. Tarıma yönelik politikaların çok daha önemli olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Verimdeki artışın en önemli nedenlerinden biri Ar-Ge'dir. Yapılan Ar-Ge'de her yüzde bir artışla toplam faktör verimliliği yüzde 0.67 artıyor." diye konuştu.

"Muş Ovası'nın kimyasallarla kirletilmemiş toprakları var"
Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ise kentte sulama sorununu çözecek baraj, göl ve nehir gibi su rezervlerinin olduğunu belirtti.
Kentin tarımsal açıdan önemli bir merkez olduğunu dile getiren Polat, "Muş Ovası'nın kimyasalla kirletilmemiş toprakları var. En önemli husus genç kırsal nüfusun çok olması. Bu nedenle tarım potansiyelimizi harekete geçirecek bir motivasyon sağlanması durumunda hem ilimize hem de ülkemize çok önemli getiriler sunacaktır." dedi.
Kongreye başkanlık yapan Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Karadağ ise Muş'un Çukurova ve Konya'dan sonra ülkenin 3. büyük ovası konumunda olduğunu söyledi.

Muş'un yonca üretiminde 53 bin hektar alanla Türkiye'de 4. sırada yer almasına rağmen 1 milyon 343 bin ton yeşil ot verimiyle Türkiye'de zaman zaman ilk sırada da yer aldığını aktaran Karadağ, ülke genelindeki hayvan sayısı bakımından da kentin önlerde yer aldığını kaydetti.

Kongre, Türkiye, Tunus, İran, Pakistan, Makedonya, Azerbaycan ve Kırgızistan'daki üniversitelerden gelen bilim insanlarının sunumlarıyla devam etti. 105 bilim insanının katıldığı kongre 27 Eylül'de tamamlanacak.

Programa, İl Jandarma Komutanı Albay Bülent Baykal, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, akademisyenler, kurum amirleri ve öğrenciler katıldı.

Kaynak: AA
 
25.09.2019
Devamı

Yılda 100 Milyon Metreküp Daha Az Yeraltı Suyu Kullanılacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Mavi Tünel içme suyu isale hattı ve arıtma tesisinin hizmete girmesiyle Konya'da 180 adet yeraltı kuyusunun kapatıldığını, böylece her yıl 100 milyon metreküp daha az yeraltı suyu kullanılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2018 yılında açılışı yapılan Mavi Tünel içme suyu isale hattı ve arıtma tesisinin devre alınmasıyla Konya'daki musluklardan memba kalitesinde içme suyu akmaya başladığını belirterek, 1,2 milyon kişinin su ihtiyacının karşılandığını dile getirdi.

Bağbaşı Barajı'nda depolanan suyun 17 kilometre uzunluğundaki Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzasına aktarıldığını ifade eden Pakdemirli, aktarılan suyun bir kısmının arıtma tesisine bir kısmının da sulamaya ayrıldığını belirtti. Hedeflerinin tarımsal sulama ve içme suyunun yanında yeraltı su kaynaklarını da desteklemek olduğunu açıklayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Konya yıllık ortalama yağış ve sahip olduğu yerüstü suyu bakımından Türkiye ortalamasının altındadır, yeraltı suyu tüketimi ise oldukça yüksektir. Mavi Tünel Projesiyle stratejik öneme sahip yeraltı suyu kullanımını da azaltıyoruz. Projenin devreye girmesiyle içme suyu temininde kullanılan 180 adet yeraltı suyu kuyusu ve 2 adet pompa istasyonu kapatıldı. Bu kuyulardan artık su çekilmiyor. Bu sayede her yıl 100 milyon metreküp daha az yeraltı suyu kullanmış olacağız.

Çumra İçme Suyu Hattında Çalışmalar Sürüyor
Pakdemirli, Mavi Tünel içme suyu arıtma tesisinde arıtılan suyun bir kısmının 23 bin 261 metre uzunluğundaki isale hattı ile Çumra'ya da ulaştıracağını belirterek, "Hattın yaklaşık 9 bin metrelik kısmı tamamlandı. Hattın tamamlanıp Çumra ilçemizi de sisteme dâhil ettiğimizde 8 adet yeraltı suyu kuyusunu daha kapatacağız. Suyun her damlasına sahip çıkmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
24.09.2019
Devamı

Süt Hayvancılığında Sorunlar Büyüyor

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci,  Süt Hayvancılığı ile ilgili açıklama yaptı. Dermenci yaptığı açıklamada; üretimin devamlılığını sağlamak için acilen süt fiyatının süt-yem paritesi göz önüne alınarak revize edilmesi,  Tarım ve Orman Bakanlığının da süt destek primini artırması gerektiğini vurguladı.

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci sözlerine söyle devam etti.

“ En son 10 Nisan 2019 da Ulusal Süt Konseyi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği toplantı kapsamında; 1 Mayıs-31 Aralık 2019 tarihleri arası 2 TL olarak belirlenen Soğutulmuş Çiğ süt referans fiyatının, aradan sadece 5 ay geçmesine rağmen artan girdi fiyatları, enflasyon oranı ve süt üretimindeki düşüşler neticesinde yetersiz kaldığı, Aralık ayı beklenmeden bir an önce revize edilmesi gerektiği görülmektedir.

Son TUİK verilerine bakıldığında Ülkemizde süt üretiminde yüzde 10’lara varan bir düşüş yaşanmaktadır. Kırklareli’nin süt üretiminde 2018 yılının ilk 6 ayı ve 2019’un ilk 6 ayı karşılaştırıldığında, 2018 yılının ilk 6 ay süt üretim oranı 93.213.621,17 lt olurken, 2019 yılının ilk 6 aylık süt üretim oranı 81.117.546,15 lt olduğu görüşmüştür. Yani süt üretiminde yaklaşık yüzde 15’lik bir düşüş yaşanmıştır. Bu da 6 ay gibi kısa bir zamanda ciddi bir düşüştür.

Süt üretiminin düşüşüne, süt yem paritesinin korunamaması, yem fiyatlarının yüksek olması, bakım- beslemenin yetersiz kalması ve bunun yanında da anaç inek sayımızın düşmesi etkili rol oynamıştır. Ayrıca ekonomik zorluklar böyle devam ederse sadece süt üretimi ve süt veriminin düşmesiyle kalmayıp, yetersiz beslenmeden dolayı döl tutmama bununla birlikte yavru kayıplarına da sebep olacaktır.

 

Bu nedenle üretimin devamlılığını sağlamak için acilen süt fiyatının süt-yem paritesi göz önüne alınarak revize edilmesi ve Tarım ve Orman Bakanlığının da süt destek primini artırması gerekmektedir.

 

Bir diğer sorun da geçmiş yıllarda olduğu gibi besi maliyetinin yüksek olmasına karşılık karkas et fiyatının düşük olmasıdır. Ayrıca etçi ırk hayvanların besi için tercih edilmesi ve üreticinin elinde olan sütçü ırk erkek hayvanlarının ise besi için tercih edilmemesi yetiştiricimizin elinde çok miktarda besi metaryelinin birikmesine neden olmuştur. Bu da süt üreticilerimize ayrı bir maliyet getirmektedir.

Süt fiyatları ve et fiyatlarında yaşanan bu sorunlar ve sıkıntılar neticesinde de bölgemiz üreticilerinin önemli bir geçim kaynağı olan 1. Sınıf kaliteli damızlık gebe düve satışlarımız da maalesef durma noktasına gelmiş ve satılan damızlık düvelerin de değerinin altında satıldığı üzücü bir şekilde görülmektedir.

Mevcut maliyetlere ve fiyat artışlarına bakıldığında, hayvancılığın tekrar cazip bir hale getirilmesi için süt fiyatlarının en az 2.50 TL ve karkas et fiyatının da 38-40 TL civarlarında olması gerektiği, böylelikle hayvancılığa tekrar bir ivme kazandırılacağı ve üretimin devam edeceği görüşündeyiz. Aksi taktirde süt üretiminin daha da düşeceği ve sürdürülebilir bir hayvancılığın kalmayacağı katidir

24.09.2019
Devamı

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 
24.09.2019
Devamı

Zonguldak'ın Yeni Gelir Kapısı Sıfır Kalorili Şeker

Sıfır kalorili şeker üretilebilen stevia bitkisinin Zonguldak’ın yeni gelir kapısı olması bekleniyor. Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde ekimi yapılan ve sıfır kalorili şeker elde edilebilen stevia bitkisinin bölge için yeni gelir kapısı olması bekleniyor.

Çaycuma’da 17 kişi, Zonguldak Valiliği ve Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünün desteğiyle kiraladıkları araziye anavatanı Güney Amerika olan bitkiyi ekti. Üreticiler birlik kurarak bitkinin ihracatına da başladı.

Birliğin kurucu üyelerinden Mükerrem Sarıöz “Dönümünde aşağı yukarı 10 bin lira civarında bir gelir getirisi var. Bu bölgemiz adına çok sevindirici. Şu anda durumdan çok memnunuz. Şu anda kilosu 22 ila 25 lira arası satış pazarı var. Üretiyoruz, kurutuyoruz, kilosu 22-25 liradan aynı firmaya geri veriyoruz. Onlar da işliyorlar, üretiyorlar veya yurt dışına ihraç ediyorlar. Hem sağlık hem de gelir kapısı yönünden çok faydalı bir bitki. Özellikle Çaycuma halkı bu bitkiyi burada görsünler, tanısınlar. Bence bizim bölgemiz buna çok uyumlu. Bir tek suyu çok seviyor. Sürekli su istiyor, zaten damlama sistemiyle her gün sulanıyor burası.” ifadelerini kullandı.
24.09.2019
Devamı

Arıları Tarım İlaçları mı öldürüyor?

Tekirdağ'da kullanılan tarım ilacı arı ölümlerine yol açmaya başladı. Bakanlık  ise konuyu aralık ayında ele alacağını söyledi.

Arı  ölümleri en çok Silivri, Çatalca, Marmaraereğlisi, Malkara, Şarköy, Keşan, Enez ve Uzunköprü ilçelerinde yaşandı. Tekirdağ’da ayçiçeği tohumlarında toprak altı kurtlarına karşı kullanılan bir tarım ilacının arıları etkilediğini belirten Gıda Mühendisleri Odası Tekirdağ İl Temsilcisi ve Tekirdağ Arı Yetiştiricileri Birliği’nin eski başkanı Şakir Ada, “2006 ve 2007’de kullanılan bir tarım ilacı o dönem arı kolonilerinin yüzde 60’ının kaybedilmesine yol açmıştı. O ilaç, mücadelemiz sonucu yasaklandı. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2016’da başka bir ilaca ruhsat vermesi, bu yıl arı kolonilerinin en az yüzde 80’inin zarar görmesine yol açtı” dedi.

İlacın etkilerine dikkat çeken Ada, “Bu ilaç, bitkinin çiçek kısmına geçiyor ve toprakta uzun yıllar kalıyor. Arıların yön bulma kabiliyetini zayıflatıyor, Yüksek dozdaysa öldürüyor” dedi.
Yasaklanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na müracaat ettiklerini belirten Ziraat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şube Başkanı Cemal Polat, bakanlıktan ,“Bahse konu sorun, aralık 2019’da toplanacak komisyonca çözüme kavuşturulacak” yanıtı aldıklarını söyledi. Polat, bu durumun 2020 ürünlerini de etkileyeceğini vurguladı.
 
24.09.2019
Devamı

IDF Dünya Süt Zirvesi İstanbul’da Başladı

Türkiye, süt sektörünün küresel anlamda en geniş kapsamlı organizasyonu olan ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) tarafından düzenlenen, "IDF Dünya Süt Zirvesi'ne (World Dairy Summit)" ev sahipliği yapıyor.



Tarımsal Hasılada Avrupa'da İlk Sıradayız
Zirve kapsamında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli; Ülkemizin, tarımsal hâsıla bakımından Dünyada 7'inci, Avrupa'da 1'inci sırada yer alan bir tarım ülkesi olduğunu hatırlatarak, hayvancılık ile süt üretimindeki yerini belirtti; 'Avrupa'da Küçükbaş hayvan varlığında 1'inci, büyükbaş hayvan varlığında 2'nci sırada yer alan ülkemiz, süt üretiminde ise, Dünyada 8'inci, Avrupa'da 3.'üncü sırada yer almaktadır' dedi.

Bakan Pakdemirli, 2019 yılı itibariyle hayvan varlığımızı da paylaştı; 'Ülkemizin, 2017 FAO verilerine göre 16,1 milyon büyükbaş, 44,3 milyon küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. Dünya çiğ süt üretimin %2,5'i, kırmızı et üretiminin %1,2'si ülkemizde gerçekleşmiştir. 2019 yılı haziran sonu itibari ile büyükbaş hayvan varlığımız 18,2 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımız 50 milyon başa ulaşmıştır.'
Tarım Ürünleri İhracatı İle 4,9 Milyar Dolar Fazla Gelir Elde Edildi
Verilen destek ve teşviklerle, Ülkemiz hayvancılığında, son 17 yılda, önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Pakdemirli, 2002 yılına göre, Büyükbaş hayvan sayısında %74,
Küçükbaş hayvan sayısında %44, Süt üretiminde %163, Kırmızı et üretiminde %166 artış sağlandığını belirtti.  'Türk tarımı; 82 milyon vatandaşımız, 3,5 milyonu aşkın göçmen ve 50 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir' diyen Bakan Pakdemirli, Ülkemizin tarım ürünlerinde, 2018 yılında, 12,8 milyar dolar ithalata karşılık, 17,7 milyar dolar ihracat yaparak, yaklaşık 4,9 milyar dolar fazla verdiğini de vurguladı.

2019'da Süt Ve Süt Ürünleri İhracatı 227,9 Milyon Dolar'a Yükseldi
2019 yılında bir önceki yıla göre hayvansal ürün ihracatı ile süt ürünleri ihracatında da artış yaşandığını söyleyen Bakan Pakdemirli, '2019 yılının ilk yedi ayında, hayvan ve hayvansal ürün ihracatımız, 803,5 Milyon Dolar olarak gerçekleşmiş, bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam ihracatta ise %2.5'lik artış sağlanmıştır. Bu dönemde, süt ve süt ürünlerinin ihracatı ise %20'lik artış göstererek, 227,9 Milyon Dolar'a yükselmiştir' dedi.

17 Yılda 32,7 Milyar Lira Hayvancılık Hibe Desteği Ödemesi Yapıldı
Sütün katma değeri yüksek bir ürün olduğu ve bu doğrultuda politikalara yön verildiğini belirten Pakdemirli, Son 17 yılda, Hayvancılığın gelişmesi için verilen destekleri hatırlattı; 'Hayvancılık desteklemelerimizi, 4 kalemden 10 kaleme çıkartarak, 32,7 milyar lira hayvancılık hibe desteği ödemesi yaptık. Kırsal kalkınma yatırımları ve Avrupa Birliği fonları – IPARD kapsamında; 2.985 projeye, 2,7 milyar lira hibe verdik. Orman Köylerimizde, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla; 4.000 aileye, 110 milyon lira süt sığırcılığı ve koyunculuğu desteği verdik. Organik ve İyi Tarım uygulamaları kapsamında, yetiştiricilerimizi destekliyoruz. 48.258 baş hayvanımız bu kapsamda desteklenmektedir' dedi.
2002 yılında, 122 kg olan kişi başına düşen süt üretim miktarının 2018 yılında 270 kg'a yükseldiğini ifade eden Pakdemirli, son 17 yılda, yüzde 130'u bulan bu artışın yetiştiricilerimizin gayreti ve hükümetlerimizin destekleri ile gerçekleştiğini vurguladı. Sütten en iyi yararlanma şeklinin, sütü içerek tüketmek olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, 'Ülkemizde içme sütü tüketimi kişi başına 41 kg, Avrupa Birliğinde ise 65 kg'dır. Sağlıklı ve dengeli bir gelişim için içme sütü tüketiminin, daha da arttırılması gerektiğinin farkındayız. Süte dikkat çekmek, sütün tüketilmesinin ilk ayağıdır!' ifadelerini kullandı.

Hayvancılık Ve Sütte Potansiyelimizi Artıracak Politikalar Hayata Geçiriyoruz
'Ülkemizin potansiyelini katlayacak kritik birkaç politikayı, önümüzdeki günlerde hayata geçirmek için istişare ediyoruz' diyen Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, detayları paylaştı; 'Öncelikle, büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz. Bunu yaparken de ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Yine, sektörün aciliyet arz eden yapısal problemlerini, silsile yoluyla çözecek bir reformun, çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının da sonuna yaklaştığımızı müjdelemek istiyorum. Süt fiyatının belirlenmesinde, tek fiyat uygulamasından, sütün vasıflarını gözeten, özellikle yağ ve protein değerlerini önceleyen bir fiyatlama sistemine geçme fikri üzerinde duruyoruz. Hem arz güvenliğini hem de tüketici açısından gıda güvenirliğini etkileyen karkas et sınıflandırması çalışmasına da sizlerden katkılar bekliyoruz. Karkas etin standartlarının belirlenmesinin hem et hem de süt sektörüne doğrudan ve dolaylı katkıları olacağına inancım tam' dedi.

Dünya Süt Zirvesi'nde, Bölge Ülkeleri İle İşbirliği İçin Çağrı
Dünya Süt Zirvesi katılımcılarına da çağrıda bulundu Bakan Pakdemirli; 'Hem yurt dışından gelen misafirlerimize hem de yerli yatırımcılarımıza bir çağrı yapmak istiyorum. Ülkemiz istisnai dönemler haricinde, et ve sütte kendine yeterli bir ülke.
Ancak, bizi çevreleyen coğrafyalardaki pazarlara, ülkemizi lojistik üs olarak kullanarak hem et hem süt tedariki yapmak mümkün. Bölgemizdeki tüm ülkelerle ortak işbirliği yapacağımız projeler için sizleri birlikte çalışmaya davet ediyorum. Bu alanda, Bakanlık olarak, var gücümüzle yanınızda olacağımızın da çağrısını yapıyorum' diye seslendi.



Çiğ Süt Eylem Planı Proje Taslağı Hazır
Ülkemizde, 2.242 adet süt ve süt ürünleri işleyen gıda işletmesi olduğunu belirten Pakdemirli, İşletmelerin verimliliği açısından nitelikli çiğ süt tedarikinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün katılımı ile IPA II kapsamında, Çiğ Süt Eylem Planı Proje taslağı hazırlandığını söyledi. 'Söz konusu taslakta; hayvan hastalıkları, çiğ sütün toplanması ve toplayıcıların eğitimi, uygun olmayan çiğ sütün kullanımı, çiftliklerin yapısının büyütülmesi, antibiyotikli sütun imhası için prosedür hazırlanması gibi eylemler yer almakta olup, projenin Avrupa Birliği tarafından kabul edilmesi halinde, süt ve süt ürünleri sektörüne, önemli katkılar sağlayacağını düşünmekteyim' ifadelerini kullandı.

Çin'e Süt İhracatında Sona Yaklaşıldı
Bakan Pakdemirli, süt ürünlerinde Ortadoğu'ya yapılan ihracatın Uzakdoğu pazarına yayılmasının da hedeflendiğini belirterek, Çin ile süt ihracatı noktasında sona yaklaşıldığını duyurdu. 'Çin'e Süt ihracatı yapmak amacıyla, Veteriner Sağlık Sertifikası üzerinde anlaşmayı sağladık. 67 adet işletmenin CİFER sisteminde kaydı yapıldı. Çin tarafının onaylamasına takiben, düşük riskli süt ürünleri için ihracat başlayacak. Ayrıca, İran ve Özbekistan ile Sağlık Sertifikası konusunda, son bir yıl için anlaştığımızın da müjdesini size vermek isterim. Ayrıca sanayicilerimizin finansmana erişim konusundaki sorunlarının farkındayız. Bu noktada Ziraat Bankası ile görüşüp çözüm için gayret göstereceğiz' diye konuştu.
Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Başkanı Dr. Judith Bryans, "Burada bulunmamızın sebebi, Türkiye'deki sektörün sesini tüm dünyaya duyurmak. IDF dünyası olarak, sütün geleceğinin şekillenmesi için Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu burada konuşacağız." dedi.

Bryans, Türkiye'nin zengin tarihi ve kültürüne işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bugün burada bulunmamızın sebebi, Türkiye'deki sektörün sesini tüm dünyaya duyurmak. IDF dünyası olarak, sütün geleceğinin şekillenmesi için Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu burada konuşacağız. Süt sektörü olarak kendi adımıza epey iddialıyız. El ele çalıştığımız takdirde karşımızdaki bütün engelleri aşıp çok parlak ve iyimser bir geleceğe doğru gidebiliriz. Zorlukları fırsata dönüştürmek bizim elimizde. Son zamanlarda hayvansal tarımı eleştiren ve iklim değişikliği nedeniyle hayvan sayısının azalması gerektiğini söyleyen pek çok rapor var. Bakıldığında, süt ürünleri olmadan gerçek gıda güvenliğini sağlayamayız. Sütü her alanda savunmamız gerek. Çevre konusunda üzerimize düşen sorumlulukları her zaman yerine getiriyor, iyileştirmeye devam ediyoruz."
Zirvede, global süt ve süt ürünleri sektörünün yol haritası belirlenecek

Verilen bilgiye göre, her yıl farklı bir ülkede düzenlenen Dünya Süt Zirvesi'nin Türkiye ayağında, global süt ve süt ürünleri sektörünün yol haritası belirlenecek.
Zirve kapsamında düzenlenecek forum ve oturumlarda, sektörün geçen yıl neler yaptığı ve gelecekteki hedefleri ele alınacak.

Dünya ve Türkiye'den çiğ süt üreticileri, süt ürünleri üretimi yapan sanayiciler, makine ve ekipman üreticileri, lojistikçiler gibi bin 500'e yakın sektör paydaşının katıldığı zirve kapsamında, süt üretim çiftlikleri, süt işleme fabrikaları ve araştırma enstitülerinin yanı sıra turistik bölgeler de ziyaret edilecek.




Türkiye'deki süt hayvancılığı sektörünün dünyada tanıtılmasına katkı sağlaması beklenen IDF Dünya Süt Zirvesi, 26 Eylül'e kadar devam edecek.
 
 
 
23.09.2019
Devamı

Karaman’da Çiftçi Kayıt Sistemi başvuruları başladı

Karaman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2020 Üretim Yılı Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS) başvurularının başladığını duyurdu. Başvurular 30 Haziran 2020 tarihine kadar sürecek.

Çiftçilerin 2020 üretim yılına ilişkin ÇKS başvuruları başlamış olup başvurular 30 Haziran 2020 tarihinde sona erecektir.  "Bu doğrultuda çiftçiler, 2020 yılına ilişkin ÇKS başvurularını Eylül 2019 - 30 Haziran 2020 tarihleri arasında yapacaklardır.

Üreticilerin, Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularını veya kayıt güncellemelerini yapabilmeleri için, istenilen belgelerle birlikte 30 Haziran 2020 tarihine kadar bağlı bulundukları İl / İlçe Müdürlüklerine şahsen müracaat etmeleri gerekmektedir. ÇKS başvurusu bulunmayan üreticilerimizin yıl içerisinde mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri, fark ödemesi… vb. gibi tarımsal faaliyetlere ilişkin desteklemelerden yararlanmaları mümkün değildir.

Üreticiler Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS )başvurularını veya kayıt güncellemelerini yapabilmeleri için istenilen belgeleri İl/İlçe Müdürlüklerinden temin edeceklerdir.  Çiftçilerin mağdur olmamaları için başvuru dilekçesi ve belgelerini zamanında teslim etmeleri önemle duyurulur.

Ayrıca "2018 üretim yılından başlamak üzere, örtüaltı üretimler ve çeltik hariç olmak üzere bir parsele aynı tek yıllık bitki arka arkaya üç kez ekilirse, üçüncü üretim için ilgili Tebliğde belirtilen destekleme ödemeleri yapılmaz." hükmü ile 2018 yılından itibaren bitkisel üretim desteklemelerinden yararlanmada münavebe şartı getirilmiştir.

2018 ve 2019 üretim yıllarında aynı ürünü yetiştirmiş/yetiştirecek olan ve 2020 üretim sezonunda da aynı ürünü yetiştirmeyi planlayan üreticilerimiz, Tebliğin İlgili maddeleri gereğince hem mazot/gübre desteğinden hem de varsa fark ödemesi desteklemeleri gibi diğer bitkisel üretim desteklemelerinden faydalanamayacaktır.

Bu nedenle üreticilerimizin desteklemelerden faydalanabilmeleri için 2018 ve 2019 üretim yılında aynı parsele aynı ürünü ekmişler ise; 2020 yılında münavebe esasına uyarak farklı bir ürün için planlama yapmaları gerekmektedir.
 
23.09.2019
Devamı

Çiftçilere Hazine arazisi kiraya verilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, tarımsal yerli üretim için 200 milyon metrekare Hazine arazisi çiftçilere kiraya verilecek. Türkiye genelinde uygulamaya en çok başvuru 14 binle Adana'dan geldi. Hatay'dan 10 bin 200, Konya'dan 8 bin 900, İzmir'den 8 bin 73, Muğla'dan ise 7 bin 830 çiftçi uygulamaya başvurdu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, Türkiye'deki tarımsal faaliyetleri desteklemek, yerli üretim potansiyeli bulunan tarım ürünlerinin yetiştirilmesini teşvik etmek için Hazine taşınmazlarından daha aktif yararlanmaya yönelik projeler geliştiriliyor.

Bu kapsamda, Hazineye ait tarım arazilerinin ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden doğrudan kullanıcılarına kiralanması için Bakan Murat Kurum'un talimatıyla geçen yıl mayıs ayında başlatılan, yaklaşık 218 bin çiftçiyi kapsayan uygulamaya 180 bin çiftçi başvuruda bulundu.

En çok başvuru Adana'dan geldi

Türkiye genelinde uygulamaya en çok başvuru 14 binle Adana'dan geldi. Hatay'dan 10 bin 200, Konya'dan 8 bin 900, İzmir'den 8 bin 73, Muğla'dan ise 7 bin 830 çiftçi uygulamaya başvurdu.
Gerekli şartları taşıyan 45 bin çiftçiye 497 milyon metrekare taşınmaz kiralaya verildi. Diğer başvuruların ise değerlendirme süreci devam ediyor.
Uygulama kapsamında geliştirilen projeyle şimdiye kadar 46 ilde, 23 milyon metrekare Hazine taşınmazı ilana çıkarıldı. Bu taşınmazların 13 milyon metrekarelik kısmı lavanta, gül, adaçayı, kekik gibi bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla kiralandı. En çok Balıkesir, Kütahya, Bursa ve Antalya'daki çiftçiler başvurdu.
139 çeşit bitkinin yerli üretiminin arttırılması hedefleniyor
Tıbbi ve aromatik bitkilere ek olarak bu sene aronya, frenk inciri, hodan otu, ıtır, kızılcık, laden, maviyemiş, moringa türleri de teşvik kapsamına alındı. Teşviklerle 139 çeşit bitki türünün yerli üretiminin arttırılması hedefleniyor.

Yerli üretimi arttırmak için geçen yıl ceviz, badem, Antep fıstığı, zeytin başta olmak üzere ağaçlandırma amacıyla, 9,7 milyon metrekare yüzölçümlü Hazine taşınmazı ilana çıkarıldı. 2,5 milyon metrekaresinin kiralaması tamamlandı.

Bakanlık tarafından geçen ay başlatılan yeni bir projeyle de Hazine taşınmazları üzerinde seracılık dahil tarımsal üretimde bulunmak isteyen tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşlarına taşınmazın emlak vergi değerinin yüzde biri üzerinden 20 yıla kadar kiralama imkanı getirildi.
Başta ceviz, badem olmak üzere ağaçlandırma ve tıbbı, aromatik ve süs bitkileri yetiştiriciliği ile hayvancılık amaçlı kiralanmak üzere Bakanlık tarafından 2023 yılına kadar 200 milyon metrekare Hazine taşınmazı ilana çıkarılacak.
 
23.09.2019
Devamı

Konya DSYB Fabrika Satış Mağazası’nın Açılışını Yaptı

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Fabrika Satış Mağazası ile Karapınar Süt Üreticileri Birliği Doğrudan Satış Mağazası açılışlarını gerçekleştirildi. Açılışa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, Konya İl Başkanı Hasan Angı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üreticiler katılım sağladı.
Açılış töreninde konuşma yapan Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız N1 markalarının nasıl hayat bulduğunu ve hedeflerini anlattı. Başkan Yıldız Konya halkının ürünlerini kısa sürede beğenerek tükettiğini bunun ise en büyük nedeninin üreticilerinin kaliteli ve sağlıklı besicilik yaptığını vurguladı.
  


Konya DSYB Başkanı Yıldız sözlerine söyle devam etti. “Öncelikle doğal, sağlıklı ve güvenilir süt ve süt ürünlerinin üretildiği N1 markamızın Ereğli’deki fabrika satış mağazamızın açılışına gerçekleştirdik.’ Yetiştiriciden Sofranıza’ inancıyla yola çıktığımız, Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin markası olan “N1” her geçen gün güçlenerek büyüyor. Yönetim kurulu olarak daima yetiştiricilerimizin ürettiği ürünlerin vatandaşlarımıza sağlıklı bir şekilde ulaşmasını amaç ediniyoruz.  Ürettiğimiz sağlıklı süt ve süt ürünlerinin daima günlük ve taze olmasını hedefledik.  Çünkü başta çocuklarımız olmak üzere ailelerimizin sağlığı bizim için çok önemli!  Kısa zamanda Konya’nın en önemli marketler zincirlerinin raflarında en beğenilen markalardan biri olmayı başardık. Vatandaşlarımızın en beğendiği markalardan biri olmamız kısa zamanda fabrika üretim kapasitemizi artırmamıza neden oldu.  Sütten peynire, yoğurttan ayrana, kaşardan kaymağa varıncaya kadar süt ve süt ürünlerinde birçok lezzeti sofralarınıza sunmanın gururunu yaşıyoruz.




Fatma Anamızın, Mehmet Amcamızın Hakkını Savunuyoruz

Biz burada, ineklerine gözü gibi bakan Fatma anamızın, Mehmet amcamızın hakkını savunuyoruz. Onların kazanıp güçlenmesi, milletimizin kazanıp güçlenmesi anlamına gelmektedir.
Konya ve ilçelerine yaptığımız bu yatırımlarda birçok kişiye istihdam sağladık. Yerli ve milli üretim bilincini daima üst seviyede tuttuk. Daima “ Bu tür yatırımlar Konya’nın ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.” Düşüncesini aklımızdan hiç çıkarmadık. Ürünlerimiz tesislerimizde el değmeden üretilmektedir. Yetiştiricilerimizin bizlerin arkasında durduğu sürece el birliği vererek, birliğimizi güçlendirmeye ve ülke genelinde N1 markasının söz sahibi hale gelmesine devam edeceğiz. Tekrar açılışımıza katılarak bizleri onurlandırdığınız için çok teşekkür ederim.”
 
20.09.2019
Devamı

Otobüs Bagajındaki 1,5 Ton Balığa El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Jandarma ekiplerinin, Ankara- Çankırı yolu üzerinde yaptığı yol kontrolleri sırasında otobüs bagajında taşınan, ancak belirlenen boy ve hijyen kurallarına uymadığı tespit edilen 1,5 ton balığa el konularak imha edildi.



19 Eylül 2019 tarihinde gece saatlerinde Ankara’nın Akyurt ilçesi Karacabey mevkisinde gerçekleştirilen yol kontrollerinde iki adet yolcu otobüsünün bagajında 85 adet kasa içerisinde yaklaşık 1,5 ton istavrit cinsi balığın taşındığı tespit edildi.

Yapılan inceleme sonrasında taşınan balıkların 8-9 cm boyunda olduğu ve belirlenen boy yasaklarına uymadığı, ayrıca nakil ve sevk belgelerinin de bulunmadığı anlaşıldı.
Yakalanan balıkların, insan sağlığı açısından tüketime uygun olmaması üzerine veteriner hekim tarafından düzenlenen raporla imha işlemi gerçekleştirildi.

Balıkları taşıyan otobüs şoförlerine ise gerekli idari para cezaları uygulandı.


20.09.2019
Devamı

Pamuk Hasadı Başladı

Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da, GAP Eylem Planı kapsamında sulanabilen arazilerin artmasına paralel olarak tarımsal üretim de katlanıyor. Bu kapsamda ekim alanı her yıl genişleyen ve bölgede beyaz altın olarak adlandırılan pamuk, lifiyle tekstile, yağ sanayisine, küspesiyle de hayvancılık sektörüne ham madde sağlıyor.

Tarlalarına pamuk eken çiftçiler, ürünlerinden bereketli bir hasat sezonu geçirmeyi umut ediyor. Pamuk fiyatlarının makul bir sevide olmasının isteyen çiftçiler, bugün tarlada Şanlıurfa Ziraat Odası ev sahipliğinde Haliliye ilçesine bağlı Osmanbey Mahallesi'nde düzenlenen hasat günü etkinliğinde buluştu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın açıklamalarda bulunduğu hasat günü etkinliğinde çiftçiler, seslerini genel başkan aracılığıyla ilgililere ulaştırmaya çalıştı. Bayraktar, pamuk fiyatlarının bir an önce yükseltilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.
Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu da etkinlikte yaptığı açıklamada, yakıt, su ve elektrik ücretlerinin çiftçiler için yüksek olduğunu belirterek çiftçiye kolaylık tanınması gerektiğini söyledi.

Bölge çiftçisinin katıldığı hasat günü etkinliğinde, açıklamaların ardından Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, biçerdöverde şoför koltuğuna oturarak hasada start verdi.
 
20.09.2019
Devamı

TKDK’dan Elbistan’da 4 yatırıma 6 milyon TL hibe

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kahramanmaraş İl Koordinatörlüğü, Elbistan’da 4 adet hayvancılık projesi için yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzaladı. TKDK, toplam bütçesi 12 milyon lirayı bulan projelere, 6 milyon lira hibe desteği sunacak.

Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) IPARD II Programı 5. Çağrı Dönemi çerçevesinde sunulan projelerden Elbistan’a kazandırılacak 4 adet yeni yatırım için ilk imzalar atıldı. İmza töreninde değerlendirme yapan TKDK Kahramanmaraş İl Koordinatörü Ahmet Cemil Ceyhan, “Beşinci başvuru çağrı döneminde kurumumuza sunulan ve destek almak üzere seçildiği daha önce kamuoyuyla paylaşılan projeler için yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzaladık. Elbistan ilçesinde kurulacak olan 4 adet besi çiftliği için atılan imzaların hayırlı olmasını diliyorum. Hibe desteği kazanan yatırımcılarımızı da tebrik ediyorum” dedi.

Toplam yatırım bütçesi 12 milyon liraya ulaşan hayvancılık projelerinin destek sözleşmeleri, İl Koordinatörü Ahmet Cemil Ceyhan ile yatırımcılar arasında imzalandı.
 
 
20.09.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli: "Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lider Ülkesi Olacak"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada dünya nüfusunun 2050 yılında 10 Milyara çıkmasının beklendiğini ve bu kapsamda gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade etti. Pakdemirli, bu paralelde bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemliyse, tarımın da o nispette öneme sahip olduğunu belirterek; 'Yakın gelecekte hep beraber göreceğiz: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak!
Bu gerçekten yola çıkarak; Geleceğin dünyasında gıda ve tarımın, bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacağından şüphemiz yok. Bu sebeple tarımı ve hayvancılığı çok önemsiyoruz' dedi.

'Tarım ekonomisinde avrupa'da birinci sıradayız'
Ülkemiz tarımının ekonomik büyüklük açısından Avrupa'da birinci sırada yer aldığını da belirten Bakan Pakdemirli, 'Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde Türkiye, dünyada da liderliğini sürdürmektedir' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, bu başarıyı, bitkisel üretimimize ilişkin rakamlarla örneklendirdi. '2002 yılında, 98 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2018 yılında, %19 oranında artarak, 117 milyon tona ulaşmış, üretim değeri ise, 159 milyar liraya çıkmıştır. 2019 yılında, bitkisel üretim miktarını, 122 milyon ton olarak tahmin ediyoruz.

Tarım Ürünleri Toplam İhracatımız, 17,7 Milyar Dolar
Türk tarımının 82 milyon vatandaşımız, 3 milyonu aşkın muhacir ve yaklaşık 40 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, ihraçta da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 'Türk tarımı 186 ülkeye, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, tarım ürünleri toplam ihracatımız, 4 milyar dolardan 17,7 milyar dolara yükselmiştir' dedi.

2019 Yılında 4,3 Milyon Ton Yağlı Tohum Üretimi Bekleniyor
Türkiye'de son yıllarda, stratejik kategoriler arasında yer alan yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşandığını da ifade eden Pakdemirli, yağlı tohum üretim miktarlarını da açıkladı. 'Son 17 yılda 2,6 milyon ton olan toplam yağlı tohum üretimini, %48 artarak yaklaşık 4 milyon tona yükselttik. 2019 yılında ise, 4,3 milyon ton üretim olacağını öngörüyoruz. Yağlık ayçiçeği; ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyesinde paya sahip olup, yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer almaktadır. Toplam ayçiçeği üretimimiz, 2002 yılında, 850 bin ton iken, 2018 yılında, 1 milyon 949 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ise, rekoltenin, 2 milyon 137 bin ton olmasını öngörüyoruz.'
Pakdemirli, bakanlıkça destek verilen Kanola, Soya ve Aspir'e de değindi. Bu yağların da en az Ayçiçek kadar besleyici ve üretici için de karlı olduğunu söyleyen Pakdemirli 'Soya'ya kilogramda 60 kuruş, Aspir'e 55 kuruş, Kanola'ya kilogramda 50 kuruş fark ödemesi desteğinin yanında Organik Tarım Desteği de vermekteyiz. Ayrıca, Tüm yağlı tohumlarda arzı yerli kaynaklardan sağlamak için 11. Kalkınma planında, 2 milyon hektar sulama planlandık' dedi.

Zeytin Üretiminde Dünyada Üçüncü Sıradayız
Bakan Pakdemirli, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olduğumuz zeytinyağına da vurgu yaptı; tıpkı fındık, kayısı, incir gibi stratejik ürünlerimizin başında yer alan zeytinyağı ve zeytin üretimine ilişkin miktarları paylaştı. 'Türkiye, sofralık zeytin üretiminde 460.000 ton üretim ile İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sıradadır. Zeytinyağı üretiminde ise, yaklaşık, 275 bin ton üretim ile İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer almaktadır.

2018'de Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatından 375 Milyon Dolar Gelir Elde Edildi
2002 yılında, 99 milyon olan zeytin ağacı varlığımızın 2018 yılında, 178 milyon âdete çıktığını belirten Bakan Pakdemirli, zeytin ve zeytinyağı ihracat rakamlarını da paylaştı; '2001-2002 sezonunda, 65 Bin ton olan zeytinyağı üretimi, 2018-2019 sezonunda, %197 artarak, 193 Bin tona yükselmiştir. Ülkemizde 2018 yılında, toplam 143,4 bin ton zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapılmış olup, 375 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Aynı yıl, 5 bin ton zeytin ve zeytinyağına karşılık, 8,8 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır' dedi.

2015-2019 yılları arasında uygulanmak üzere yayımlanan "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" ile ülkemizin değişik coğrafyalarında bulunan yabani zeytinlerin aşılanarak, ülkemizdeki zeytin üretim miktarının artırılmasının hedeflendiğini de belirten Pakdemirli, bu sayede 1,5 milyon Yabani Zeytin (Delice) aşılandığını ve 100 bin zeytin fidanı dikildiğini de söyledi.
Yağlı tohum üreticilerimizin, daha geniş alanda üretim yapabilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için desteklenmesine devam edileceğini söyleyen Pakdemirli, '2019- 2020 üretim sezonunda %40 yağ oranlı, %9 rutubetli ve %2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun ton fiyatını, 2.500 lira olarak açıkladık. Üreticilerimiz, açıklanan fiyata ilave olarak; Bakanlığımızca verilen ton başına 400 lira fark ödemesi ve 92 lira mazot-gübre desteği ile birlikte, toplam 492 TL daha kazanacaklar' dedi.
2019'da Yağlı Tohumlu Bitkilere, 2.88 Milyar Destekleme Ödemesi Yapıldı
Uygulanan destek politikaları ile sektörün gelişmesine büyük katkı sağlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '2002 yılında 1,8 milyar lira olan nakdi destekleri, 2019 yılında, 9 kat artışla, 16,1 milyar liraya çıkardık. 2019 yılında, bu güne kadar bitkisel üretim ve fark ödemesi desteği kapsamında, yağlı tohumlu bitkilere, 2,88 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Çiftçimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılından itibaren mazot ve gübre başta olmak üzere girdi destekleri başlattık. Mazot ve gübreye, son 17 yılda, toplam 20,1 milyar lira destekleme ödemesi yaptık' diyerek verilen destekleri paylaştı.

İyi Tarım Ve Organik Tarım Destek Ödemeleri Başlıyor
Bakan Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada ayrıca, İyi Tarım ve Organik Tarım destek ödemeleriyle ilgili de bir müjde verdi. 'Destek ödemeleri, 20 Eylül 18.00'dan sonra başlayacak. Ödemeler TC kimlik numarasına göre yapılacak. Son hanesi 4-6-8 olanlar 20 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra, Son hanesi 0 ve 2 olanlar 27 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra alacak. İyi Tarım Desteklemeleri; 55 bin 849 üreticiye 162 milyon 974 bin 573 TL, Organik Tarım Desteklemeleri; 67 bin 455 üreticiye 232 milyon 916 bin TL, Toplamda 123 bin 304 üreticiye 395 milyon 890 bin 789 TL ödenmiş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun.'
 
20.09.2019
Devamı

Emirdağ'a 50 Milyon Avroluk Yatırım

Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu,  ilçelerindeki organize sanayi bölgesine 50 milyon avroluk yatırımla dondurulmuş gıda ürünleri tesisinin kurulacağını bildirdi.

Belediye Başkanı Koyuncu, yaptığı yazılı açıklamada, Bursa ilindeki ziyaretleri esnasında tanınmış bir gıda firmasıyla Emirdağ'a yapacakları yatırım için sözleşme imzaladıklarını belirtti.
Açıklamasında Emirdağ Organize Sanayi Bölgesini, bölgedeki yatırımcılara tanıttıklarını aktaran Koyuncu, "Emirdağ ve bölgesi için büyük bir yatırım olacak olan bu fabrikanın yatırım maliyeti yaklaşık 50 milyon avro olarak belirledik. Yapılacak yatırım ilçe ekonomisine ciddi katma değer sağlayacak. Bu güzel tesise de ilk etapta 250 kişi istihdam edilecek. Emirdağ'da çok iyi bir uyum yakaladık ve yatırım için çalmadığımız kapı kalmıyor. Meyvelerini de toplamaya başladık. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz." ifadelerine yer verdi
 
20.09.2019
Devamı

Gıda Sektörü URGE ile Dünya’ya Açılıyor

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından, Ticaret Bakanlığı destekleriyle hazırlanan 'Bursa Dondurulmuş Gıda, Taze Sebze Meyve ve Süt Ürünleri Üreticilerinin Uluslararası Rekabet Gücünün Geliştirilmesi' (UR-GE) projesi başladı.
 
19.09.2019
Devamı

İhtiyacımız Olan Şekerin Tamamı Yerli Üretim

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Ilgın Şeker Fabrikası kampanya dönemi açılış törenine katılım sağladı.  Törende konuşma yapan Bakan Pakdemirli, Pancar Şekeri satışında rekor kırıldığını dile getirdi.

İhtiyacımız Olan Şekerin Tamamı Yerli Üretim
Cumhuriyetin ilk yıllarını hatırlatan Bakan Pakdemirli, o dönemde buğday, arpa, hatta yumurta satılarak sermaye sağlandığını ve şekerin ithal edildiğini; şimdi ise ihtiyacın tamamının yerli üretimle sağlandığını belirtti; 'İlk şeker fabrikasının kuruluş öyküsüne baktığımızda, bu ülkenin inançlı, gözü kara insanlarını görüyoruz. Nakit sermaye olmadığı için 50 eşraftan, buğday, arpa, tütün, koyun, kuzu hatta tavuk yumurtası gibi ürünler alınarak, şirketin ambarına toplanıp, değer fiyatlarıyla satılarak sermaye yapıldı. Nereden nereye… Şimdi halkımızın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamı, milli ve yerli üretimle, siz değerli Konyalı çiftçilerimizin de katkısı ile bu topraklarda üretilmekte' ifadelerini kullandı.




Pancar Üretiminde Yüzde 11 Artış Bekleniyor

Pakdemirli, şeker kotalarında yapılan düzenlemeye de değindi; bu sayede pancar üretiminde bir önceki yıla göre yüzde 11 artış beklendiğini ifade ederek; 'Şeker kotalarında yaptığımız düzenleme ile Nişasta Bazlı Şeker Kotası; 2018 yılında, yüzde 10'dan yüzde 5'e, 2019 yılında ise, yüzde 2,5'a düşürüldü. Böylelikle çiftçimizin, ilave 1,5 milyon ton pancarı kota kapsamında üretmesi sağlandı. Yaptığımız bu düzenleme doğrultusunda, ülkemizde pancar üretimi artmakta, 2019 yılında, bir önceki yıla göre pancar üretiminde, yüzde 11'lik bir artış beklenmekte' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, 2019-2020 pazarlama yılı için ise şeker kotalarının 2 milyon 700 bin ton olarak belirlendiğini belirten Pakdemirli, 'Bu kotanın, 2 milyon 632 bin 500 tonu, pancardan şeker üreten fabrikalarımıza tahsis edildi. Cumhurbaşkanımız pancar alım fiyatları ile ilgili müjdeyi de 1 Eylül'de Konya'da açıkladılar. 2018 yılında, tonu 235 TL olan pancar alım fiyatı, yaklaşık yüzde 28 artırılarak 2019 yılında 300 TL'ye yükseltildi' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, Şeker Kanunu gereğince uygulanan kota sistemi ile üretimin sınırlandırılmadığını; arz ve talep dengesi tesis ederek, ülke ihtiyaçlarına göre sektörün planlandığını belirtti. Böylece üretimde dalgalanmaların önüne geçerek, pancar çiftçimizin refahının istikrarlı bir şekilde korunduğunu, ayrıca uygulanan sözleşmeli model ile hem şeker fabrikasının hem de çiftçilerimizin hak ve sorumluluklarının güvence altına alındığını vurguladı.

Pancar Şekeri Satışlarında Cumhuriyet Tarihinin Rekoru Kırıldı
2018 yılında, şeker sektöründe yaşanan değişimle Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu'nun kapatılarak, görevlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı'na verildiğini de hatırlatan Pakdemirli, yürütülen çalışmalar neticesinde pancar şekerinin satışında Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını belirtti. '2018-2019 pazarlama yılında, yurt içi tüketim amacıyla, 2.455.402 ton pancar şekeri satıldı. Toplam pancar şekeri satışında, bir önceki pazarlama yılına göre, 333.980 ton ile yüzde 14 artış sağlandı. Buna karşılık 2001-2002 yıllarında, 460 bin ton olarak gerçekleşen Nişasta Bazlı Şeker satışı, 2018-2019 yıllarında, yüzde 71 oranında azalarak 135 bin tona geriledi' diyerek rakamları paylaştı.
2018 yılında 10 şeker fabrikasının özelleştirildiğini ve o fabrikaların kesintisiz olarak faaliyetlerine devam ettiğini belirten Bakan Pakdemirli, 'Kamuya ait TÜRKŞEKER A.Ş. Ilgın şeker fabrikasının da içerisinde olduğu 15 şeker fabrikası ile faaliyetine devam etmekte olup, sektörün yüzde 34'üne hâkimdir. Kamu yanında şeker üretiminde en büyük pay, yüzde 37 ile pancar ekicileri kooperatiflerine ait fabrikalardadır. Bu veriler dikkate alındığında, başka hiçbir üründe olmayan düzeyde üretimin çiftçi kooperatiflerince yapıldığı ve kamunun şeker üretimine güçlü bir şekilde devam ettiği görülmektedir' diye konuştu.

Konya'nın Tarımsal Üretim Değeri 19.4 Milyar Tl, Konya'dan Tarımsal İhracatımız 398 Milyon Dolar
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ülke genelindeki tarımsal desteklere bakıldığında Konya'nın yüzde 5 gibi büyük bir oranda destek aldığını da belirtti. Pakdemirli hem destekler hem de Konya'nın ekonomideki yerini rakamlarla açıkladı; 'Son 17 yılda, Konya'ya 8,4 Milyar TL hibe verdik. 2002'de 146,1 Milyon TL olan tarımsal hibe desteğimizi, 6,4 kat artırarak 2019 yılı itibariyle 938 Milyon TL'ye çıkardık.  Konya'nın Tarımsal üretim değeri son 17 yılda, 9 kat artarak 19,4 Milyar TL'ye çıkmıştır. Konya Tarımsal ihracatımız yine son 17 yılda, 20,3 kat artarak 398 Milyon dolara ulaşmıştır. Yine Konya'ya verdiğimiz tarımsal kredilerimiz son 17 yılda, tam tamına 89 kat artarak 2 Milyar TL'ye ulaşmıştır. Orman ve Su alanlarında toplamda Konya'mıza 10 Milyar TL yatırım yaptık. Toplamda 49 adet baraj ve gölet yaparak, 740 bin dekar alanı sulamaya açtık. Daha yeşil bir Konya için, 105 milyon fidanı toprakla buluşturduk.'

Ilgın'a İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Müjdesi
Bakan Pakdemirli bundan sonraki süreçte de desteklerin ve yatırımların devam edeceğini belirterek, Ilgınlılara bir dizi müjde verdi.
'Ilgın ilçemizde, jeotermal kaynakların değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapılması talimatını verdim. Bu çalışma sonucunda, yeterli sıcaklık ve debide jeotermal enerji kaynağı bulduğumuz takdirde, Tarıma Dayalı Jeotermal Enerji ile Isıtmalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kuracağız inşallah. Bu alanda, her biri minimum 25 dekar olan, jeotermal enerji ile İleri teknolojik toprak seralar, Sebze kurutma tesisleri kurulacak. Bu seraların kurulmasıyla, kendi tarlanızda yetiştirdiğiniz domatesten 5-10 ton verim alırken, kuracağımız bu seralarda dekara, 50-60 ton ürün alacaksınız. Beni heyecanlandıran asıl kısım; bu yatırım sayesinde, 1.200 vatandaşımız İnşallah, iş ve aş sahibi olacak. Bu projemizi hayata geçirmek için düğmeye bastığımızın müjdesini vermek istiyorum!

2020'de İhalesi Yapılacak; Ekonomiye 65 Milyonluk Katkı Sağlayacak
Bakan Pakdemirli'nin Konyalılara bir diğer müjdesi de ekonomiye 65 milyonluk katkı sağlayacağı tahmin edilen, sulamanın borulu şebekeye çevrilmesi projesi oldu. Pakdemirli, 'Ilgın ilçemizde, 1970 yılında işletmeye açılan, 171.590 dekar sulama sahası bulunan Ilgın Atlantı Sulamasının, borulu şebekeye çevrilmesi projesinin çalışmalarında son aşamaya geldik. 2020 yılında inşaat ihalesini yapmayı planlıyoruz. Sulama tesisini tamamladığımızda, ekonomiye yıllık 65 milyon lira katkı sağlayacak' dedi.

Ilgın'da 55 Hektarlık Alanda Teraslama Çalışması Yapılacak
'Ilgın'a heybemiz dolu geldik' diyen Bakan Pakdemirli'nin bir diğer müjdesi de teraslama projesi oldu. Pakdemirli, 'Ilgın Gedikören Mahallemizde, 55 hektar alanda teraslama çalışması yapacağız. Çalışma yaptığımız alanları, badem, alıç, zerdali, iğde gibi gelir getirici tür fidanları ile ağaçlandıracağız. Bu fidanların bakımlarını da 3 yıl boyunca biz yapacağız. Ayrıca sahanın 13 hektarlık alanına 43.000 adet badem fidanı dikeceğiz. Ilgınımıza hayırlı uğurlu olsun!' dedi. 
 
19.09.2019
Devamı

Tokat'ta, tarım fuarında hayvan yarışmaları düzenlendi

Tokat'ta bu yıl 8'incisi düzenlenen Tarım, Hayvancılık, Gıda Fuarı ve Yöresel Ürünler Fuarı'nda çeşitli yarışmalar düzenlendi.
 
Tokat Valiliği ve Tokat Belediyesi'nin desteğiyle Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Tarım Fuarı ziyarete açıldı. Kent merkezinde kapalı pazar yeri olarak kullanılan alanda düzenlenen törenle açılan Tarım Fuarı'na farklı illerden yaklaşık 200 firma katıldı. Açılış öncesinde Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından buzağı yarışması düzenlendi. Buzağılar jüri ve protokol önünde yürütülerek aralarından en güzeli seçildi. Fuarda ayrıca koyun, keçi ve mandalar arasında da yarışma gerçekleştirildi. Yarışmada dereceye giren hayvan sahiplerine çeşitli hediyeler ve başarı belgeleri verildi.

Açılışta konuşan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği Başkanı İlhan Köten, "İlimiz hayvancılık potansiyeli açısından ülke genelinde söz sahibi illerden bir tanesidir. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 30'luk kesimi geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlimizdeki hayvan sayısında ciddi artış gözleniyor" dedi.

Tokat Ticaret Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik fuarın tarihini bu yıl daha erkene çekerek soğuk hava nedeni ile yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldırdıklarını belirterek, "Fuar kapsamına gıda, hayvancılık, yöresel ürünleri ekledik. Bunlar bizim için çok değerli şeyler. Tokat için olmazsa olmazlarımız" diye konuştu.
 
19.09.2019
Devamı

Coğrafi İşaretli Biber, Maraş Biberidir

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Serdar Zabun, ‘Maraş Biberi’nin Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası adına tescilli bir ürün olarak tüm dünyaya tanıtımı yapıldığını ve artık bir global marka konumuna ulaşarak dünya pazarlarında tüketildiğini söyledi.

Kahramanmaraş’ın kırmızı pul ve toz biber üretiminde Türkiye lideri olduğunu, sektörün kent ekonomisine çok önemli katkı sağladığını, aynı zamanda kalite, gıda güvenirliği standartları ve lezzet bakımından başarı çıtasının yüksek olduğunu hatırlatan Zabun, “Maraş Biberi bu coğrafyaya özgü tadı ve kalitesi ile Türk ve dünya mutfaklarının vazgeçemediği bir ürünüdür. Farklı iklim karakterlerinin eşsiz bir bileşkesidir. Kahramanmaraş ve bölgesinde yetişen, Türk mutfağının vazgeçilmez tadı, sağlık ve lezzet sembolü olan, Kahramanmaraş ekonomisi için büyük önem taşıyan "Maraş Biberi", ilimiz adına coğrafi işareti olarak tescilli, ilimizin ismi ile tüm dünyaya tanıtımı yapılan ve artık bir global marka konumuna ulaşan stratejik bir ürünümüzdür. Coğrafi İşareti de 2002 yılından buyana Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’na aittir.” dedi.

'MARAŞ BİBERİ KAHRAMANMARAŞ'IN TEMEL GEÇİM KAYNAKLARINDANDIR'

Biber üretimi konusunda bilgi veren Zabun, “Esas olarak Acı Kırmızı Maraş Biberi olarak tanımlanan ‘Maraş Biberi’ başta rengi olmak üzere aroması ve acılık oranı ile dünyanın en kaliteli ve aranan biberi durumundadır. İlimiz, Baharatlık Kırmızı Biber üretimi, yıllara göre değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık 30 bin ton düzeyindedir. Maraş Biberi Coğrafi İşaret hinterlandında Kahramanmaraş’ın yanı sıra, Gaziantep, Hatay, Kilis, Adıyaman ve Şanlıurfa yer almaktadır. Bu illerdeki üretim Türkiye üretiminin %83’üne tekabül etmektedir Kırmızı pul ve toz biber üretim kapasitesi bakımından Türkiye lideri olan Kahramanmaraş, 227 bin ton biberin %62’sini gerçekleştirmektedir. Baharatlık Kırmızı Biber sektöründe 70 fabrika ilimizde faaliyet göstermektedir. Bu anlamda kırsal kalkınmaya çok önemli katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla istihdam açısından da Kahramanmaraş ekonomisine katkısı büyüktür. Bu fabrikalar Kahramanmaraş’ta 20 bin ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu. 'ADI ÜSTÜNDE MARAŞ BİBERİ' ‘Maraş Biberi’nin sağlık açısından önemine de değinen Zabun, “Maraş Biberi orta acılıkta olup çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Metabolizmayı hızlandırıyor. İçeriğinde bulunan antioksidanlar, mineraller, vitaminler, lif ve kapsaisin bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve sağlıklı yaşama katkıda bulunuyor.” ifadelerini kullandı.Zabun, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaklaşa finanse ettiği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında, Kahramanmaraş İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası ortaklığında, Kahramanmaraş Biberciler Derneği işbirliği ile yürütülen Maraş Biberi Kümelenme Projesi hakkında bilgi verdi.Zabun, kamu finansmanı ile desteklenen bu proje ile çiftçiden son tüketiciye kadar ulaşan zincirin tüm taraflarını bir araya getirdiklerini, Maraş biberinin rekabetçi gücünü artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi.KMTSO Başkanı Zabun, şunları kaydetti: “Devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve teknoloji merkezleri sektörel gelişimin bir parçası olarak el ele veriyor. Baharatlık kırmızıbiber endüstrisinin tüm aşamalarında, üretim ve biber işleme teknolojisinin modernize edilmesi, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sunulması, pazarlama ve tanıtım desteğinin sağlanması konusunda faaliyetlerimiz devam ediyor. Proje kapsamında ortak paketleme tesisi ve gıda laboratuvarı kuruldu. Bu tesislerle gıda kalitesi ve güvenirliğinin güçlendiriyoruz. Amacımız tüketiciye güvenle tüketebileceği lezzeti sunmak ve sürdürülebilir üretim hedefine ulaşmak.
19.09.2019
Devamı

Organik Tarıma EBRD Desteği

EBRD tarafından İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde organik kuru meyve üretimi ve ihracatı yapan Işık Organik Tarım şirketine 16 milyon avroluk kredi desteği sunulması nedeniyle firmanın üretim tesislerinde imza töreni gerçekleştirildi.

Tören ve tesis gezisinin ardından AA muhabirine açıklama yapan EBRD Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner, hazırladıkları 5 yıllık stratejik planlama ile inovasyon ve teknoloji alanlarında belirli ihtiyaçlara karşılık vermek niyetinde olduklarını ifade etti.

Tuerkner, Türkiye’nin yatırımlar noktasında EBRD’nin en hacimli ülkesi olduğuna işaret ederek, çok farklı portföydeki yatırımlara destek olduklarını, ülkenin istihdam ve ihracatına katkıda bulunduklarını aktardı.

Türkiye'nin geçen yılın ikinci yarısında yaşadığı ekonomik sorunları atlatma yolunda olduğunu, son 2 çeyrekte büyüme görüldüğünü dile getiren Tuerkner, "EBRD olarak zor zamanlarda dahi Türkiye’de yatırımları asla durdurmadık. Çünkü Türkiye’de her zaman iyi projeler bulmanız mümkün. Işık Organik, ihracatçı olarak bu örneklerden biri, özellikle böyle zamanlarda ihracat Türk şirketleri için çok iyi bir strateji." dedi.

Işık Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık ise halen 120 bin dekar alanda organik üretim yaptırdıklarını, anlaşma ile hem alanın genişleyeceğini hem çiftçi sayısının artacağını dile getirdi.
 
18.09.2019
Devamı

Tarım ÜFE Ağustos Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına dair Tarım ÜFE verilerini açıkladı.

Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,70 azalışla 153,30 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,05, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,69 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,50 yükseldi.

Ormancılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,56, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 0,72 azalış, balıkçılıkta ise yüzde 0,82 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,33, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 azalış olurken, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,60 artış kaydedildi.

Alt tarım gruplarından tropikal ve subtropikal meyveler yüzde 6,04, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,70, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 2,18 artarken, çeltik yüzde 5,17, üzüm yüzde 8,09 ve yağlı meyveler yüzde 1,03 azaldı.
 
18.09.2019
Devamı

OGM Memur Alımı Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine gerçekleştirilecek olan Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) yapacağı 5 bin personel alımında başvurular devam ediyor.  Başvuruda bulunacak olan adaylar, işlemlerini OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı  Orman Genel Müdürlüğünün  yapacağı yaklaşık 5 bin personel alımı için başvuru süreci devam ediyor. Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) alınacak personelden bin 146'sı mülakat ve uygulama sınavı yapılmadan, KPSS puan sıralaması esas alınarak, adayların mezuniyet durumlarına göre tercih ettiği pozisyon için en yüksek puan alan adaydan başlayarak yerleştirilecek.

 OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapılacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı sözleşmeli memur alımı başvurusu, yüzlerce kişi için istihdam kapısı olacak. Farklı pozisyonlar için gerçekleştirilecek Tarım ve Orman Bakanlığı personel alımı için süreç, kurumun resmi internet sitesinden devam edilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Orman Genel Müdürlüğü (OGM), sözleşmeli personel olarak istihdam edeceği adaylar için 12.09.2019-23.09.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresinden başvuruları alacak. Başvurular, E-Devlet şifresi ile alınabilecek.

Orman Muhafaza Memuru ve Orman Mühendisi olarak istihdam edilecek olan adaylar ise 24.09.2019-07.10.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresindeki sistemden e-devlet şifreleri ile başvuru yapacak.
 
18.09.2019
Devamı

Yeni Sezon Şeker Üretimi Bugün Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bugün şeker sektöründe 2019/2020 pazarlama yılının başlangıcı olması nedeniyle Konya’da düzenlenecek törene katılacak.

Bugün Konya Ilgın Şeker Fabrikası’nda düzenlenecek olan tören ’de çiftçiler başta olmak üzere üretici ve tüketiciler Bakan Pakdemirli’nin açıklamalarını büyük bir heyecan ile bekliyor. Şeker sektörü her üretim yılı başında pancar alımını ve şeker üretimini geleneksel olarak bir kampanya töreni ile başlatılıyor.
 
18.09.2019
Devamı

Buğday Trakyalıların Yüzünü Güldürdü

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, Trakya’da özellikle buğdayda bir önceki yıla göre yüzde 20’lik verim artışı yaşandığını söyledi. Bereketli topraklarıyla yıllardır Türkiye’nin ekmeklik buğday, ayçiçeği ve çeltik ihtiyacının önemli kısmını karşılayan Trakya’da üreticinin yüzü yüksek verimle güldü.

Trakyalı çiftçilerin en önemli geçim kaynağı buğday  hasatı mevsimi hızla devam ediyor. Buğdayda hasadı geride bırakan çiftçiler, bugünlerde ayçiçeğini biçmeye devam ederken, çeltikte ise tarlaya girmeye hazırlanıyor. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, bu yıl özellikle buğdayda bir önceki yıla göre verimde yüzde 20 artış yaşandığını ifade ederken, bu yıl üç kat artan kanola ekiminin ise önümüzdeki yıl daha da artacağını düşündüklerini dile getirdi. Buğday rekoltesindeki artışla çiftçinin yüzünün biraz da olsa güldüğünü dile getiren Arabacı, "Girdi maliyetleri yüksek. Aşağı yukarı geçen yıla nazaran bu yıl maliyetlerimizde yüzde 30 artış var. Buğday fiyatlarında yüzde 29 artış yaşandı, verim de arttığı için buğdayda bu yıl bizi verim kurtardı diyebiliriz. Bu yıl hem verimimiz hem de kalitemiz güzel. Buğdayda iyi bir sezon geçirdik diyebiliriz" diye konuştu.
 
17.09.2019
Devamı

Ordu Tarım A.Ş.’e Kadın Çiftçileri Ziyaret Etti

Ordu Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Fatsa Ziraat Odası’nı ziyaret etti.

Ordu Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri ziyaret kapsamında Kadın Çiftçiler Meyve Kurutma ve İşletme Evi ile Fatsa Çiftçi Eğitim Çiftliğinde detaylı incelemelerde bulundular.

Ortak Çalışmalar Yürütülecek

İncelemeler esnasında ortak fikir birliği oluşturan yönetim kurulu üyeleri, “Kadın çiftçilerimiz ile bir araya geldik. Her bir kadın çiftçimiz burada azimle çalışıyor. Bu işletme evinde yöresel meyvelerimiz kurutularak işleniyor. Eğitim çiftliğinde yetişen çiçek ve fidanların en verimli şekilde değerlendirilmesi lazım. Kadın çiftçilerin sürdürülebilir kazanç elde etmesi gerekiyor. Bunun için birlikte ortak çalışmalar yürüteceğiz. Ordu Tarım A.Ş. olarak Fatsa Ziraat Odası tarafından özel yetiştirilen Kudret Narı için ise ilk siparişlerimizi verdik” bilgisini verdiler.
 
17.09.2019
Devamı

Turuncu Bayrak ile İsrafa Dur Denilecek

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), ülkemizde son dönemde yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü nedeniyle yıllık 100 milyar liralık israf yaşandığını açıkladı. TİSVA, otellerde uygulanan ‘her şey dahil’ ve ‘ultra her şey dahil’ gibi sistemlerin de israfı arttırdığını vurguladı. Türkiye’nin gıda israfı tablosuna göre serpme kahvaltılar, yıllık 100 milyar liralık israfa neden oluyor.
Dünyada 67 ülkenin yer aldığı ‘gıda kaybı ve israf’ başlığı altında yapılan çalışmada Türkiye 65. sırada yer alıyor. Yılda 214 milyar liralık gıda israfı yapılan Türkiye’de bu miktar tam olarak 12 milyon tona denk geliyor.

Özellikle son dönemde giderek yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü 100 milyar liralık gıdanın israf edilmesine sebep oluyor. TİSVA Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül, kahvaltıda gelen zeytin, peynir, domates, tereyağı, reçel, yumurta ekmek gibi gıdaların birçoğunun tüketilmediği için çöpe gittiğini ifade etti.

İsrafının Önüne geçebilmek için Turuncu Bayrak Projesi devreye girecek.

Otel ve restoran işletmelerindeki gıda israfının önemli ölçüde azaltılması için hayata geçirilen Turuncu Bayrak projesi ile bu konuda 3 yıl içerisinde otellerdeki gıda israfını yüzde 30, 5 yıl içinde ise yüzde 70 azaltılması hedefleniyor.

Proje gıdaya saygılı, geri dönüşüm odaklı, çevre ve doğa dostu, hayvansever, işletme giderlerini azaltan, ülke ekonomisine katkı sağlayan otellere ekstra saygınlık katıyor.
 
17.09.2019
Devamı

Avrupa'nın En büyük Barajı Dicle Nehri Üzerinde Kuruluyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapımı süren Çetin Barajı’nın tamamlandığında Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Dicle Nehri’nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı’nda inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Siirt’in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Çetin Barajı ve hidroelektrik santralinin tamamlandığında temelden 165 metre gövde yüksekliğinde ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj gövdesine günlük 15.327 metreküp beton dökümü yapılıyor. Tamamlandığında gövde beton hacmi 4.726.527 metreküp olacak. Gövde yüksekliği şuan 102 metreye ulaştı. Barajın maksimum işletme kotunda rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir göl alanı oluşacak. Baraj yılda 1175 GWh enerji üretimi sağlayacak.”



BARAJ 2020’DE HİZMETE GİRECEK
Bakan Pakdemirli, Çetin Barajı ve HES’te fiziki gerçekleşmenin şuanda yüzde 84 seviyesinde olduğunu ve projenin 2020 yılının ilk çeyreğinde işletmeye alınmasının planlandığını da sözlerine ekledi. 
 
 
16.09.2019
Devamı

Çiftçiye Ücretsiz Tohum Ne zaman Verilecek?

Ücretsiz tohum dağıtımı ne zaman? Binlerce çiftçi ücretsiz ata tohumların ne zaman dağıtılaca konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ücretsiz tohumların dağıtımına ilişkin tarihi açıkladı. Peki ücretsiz tohum ne zaman verilecek? 

Türkiye’nin dört bir yanından ata tohumu ve maya topladığını anlatan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı aracılığıyla 2020 yılında isteyen tüm vatandaşlara ücretsiz olarak ata tohumu verileceğini söyledi. Saraçoğlu, ata tohumunu alan kişilerin bunları çoğaltmakla yükümlü olduklarını anlattı.
 
16.09.2019
Devamı

Bakanlığı Eleştiren Çiftçinin Destekleri Kesildi

Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan, tarım politikalarına ilişkin görüşlerini sosyal medyada ve konuk olduğu televizyonlarda anlatan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Twitter hesabından açıklama yapan Solakoğlu, “Kendisine komplo kurulduğunu, cezanın kendisine ait olmayan ürün numuneleri ve yalan yanlış tutanaklar dayanak gösterilerek verildiğini” öne sürdü.
Solakoğlu 5 yıl boyunca tüm tarımsal desteklemelerden men edildiğini belirtti.

 
16.09.2019
Devamı

Okul Gıda Logosunda Erteleme

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesindeki gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl ertelendi.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının "Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğ hükümlerine uyum sağlamaları için gıda işletmecilerine 7 Eylül 2020 tarihine kadar süre tanındı. Tarım ve Orman, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında imzalanan protokolle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi işletmelerde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde "Okul Gıdası" logosunun yer alması kararlaştırılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan tebliğin yürürlüğe girme tarihi daha önce 16 Eylül olarak belirlenmişti. 
 
 
16.09.2019
Devamı

CARETTA YAVRULARI DENİZE KAVUŞMA YOLCULUĞUNDA

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliğiyle deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarını sürdürüyor. Bu koruma çalışmalarının başarısı sayesinde ülkemiz sahillerine gelerek yumurtlayan deniz kaplumbağalarının yavrularının yumurtadan çıkarak denizle buluşma serüvenleri ise belgesel tadında görüntüler vermeye devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye’nin taraf olduğu BERN (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

GEÇEN YIL 590 BİN 984 YAVRU DENİZLE BULUŞTU
Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 ‘ünde düzenli olarak “İzleme, Koruma ve Yuva Tespit” çalışmaları yürütülüyor. 2018 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 301 bin 224 adet Caretta caretta yavrusu ve 289 bin 760 adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 590 bin 984 adet yavru sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu.
Bu yıl da sahillerimiz deniz kaplumbağalarını uğurlamaya başladı. Adana Akyatan kumsalından DKMP ekiplerinin kamerasına yansıyan ve denize kavuşma telaşıyla çırpınan yavru deniz kaplumbağalarının mücadelesi adeta belgesel tadında görüntüler ortaya koydu.

Deniz kaplumbağa yavrularının denizle buluşma serüveni her yıl Ekim ayı sonuna kadar devam ediyor.
 
 
16.09.2019
Devamı

Tarımsal projelerde "teminat" düzenlemesi

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmamış yatırımcılar, 30 gün içinde müracaatta bulunursa teminatlarını geri alabilecek.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme alamamış yatırımcılara, 30 gün içinde müracaatta bulunmaları halinde teminatları geri ödenecek.

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar, kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarımsal projeleri için hibe sözleşmesi imzalayan yatırımcıları kapsıyor.

Buna göre, söz konusu projeleri için hibe sözleşmesi imzalanmasına karşın kendilerine herhangi bir ödeme yapılmayan yatırımcılar, bugünden itibaren 30 gün içinde hibe desteğine konu projeden vazgeçtiklerine dair ilgili il müdürlüklerine yazılı müracaatta bulunabilecek. İlgili il müdürlüğünün onayı halinde projeleri tasfiye olan yatırımcılara teminatları iade edilecek.
 
 
13.09.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılık Yapılan Alanlar da İlaçlamalar Başladı

İçel Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kırsal mahallelerde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda, özellikle ahırlarda sürekli ilaçlama yaparak, hayvansal ve bitkisel atıklardan kaynaklanan çevre kirliliğinin ve sinek üremesinin önüne geçiyor.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, sivrisinek, karasinek, larva ve uçkunlara karşı mücadelenin yanı sıra hamamböceği, kene ve haşerelere karşı da İçel’in kırsal mahallelerinde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda ilaçlama yapıyor. 23 personelden oluşan 7 ekip ile 7 holder-atomizör ve 7 el dumanlaması ile ilaçlama çalışmaları düzenli olarak devam ediyor.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, sinekle mücadele kapsamında Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları içerisinde yer alan kırsal alanlarda; göletler, havuzlar, bataklıklar, doğal çukurlarda biriken yağmur suları, sulama kanalları, su kuyuları, su varilleri, eski otomobil lastikleri, fosseptikler, kanallar, durgun su birikintileri, dere yatakları, metruk alanlar, çöp konteynerleri gibi vektörlerin üreme alanlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen ürünler ve yöntemlerle larva ve uçkunla mücadele çalışmaları gerçekleştiriliyor.



 
13.09.2019
Devamı

Çin'e su ürünleri ihracatı başlıyor

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, Türkiye ile Çin arasında imzalanan Çin'e su ürünleri ihracatı protokolüne ilişkin, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu." dedi.

Çin Gümrükler Genel İdaresi ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında, 9 Eylül'de Ankara'da, Türkiye'den Çin'e gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin ihracatını hedefleyen protokol imzalandı.

Çin'in Ankara Büyükelçiliği, protokole ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'da yaptığı paylaşımda, "Bu protokol, her iki tarafça son imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl geçerlidir." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu protokol ile gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin Çin Halk Cumhuriyeti'ne ihracatının önünün açıldığını belirtti.

Bu ürünlerde geçen yıl Türkiye'nin toplam ihracatının 80 milyon dolar, Çin'in ithalatının ise 250 milyon dolar olduğunu bildiren Önen, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu.” dedi.

Önen, girişimleri sonucu bu yıl içinde Türkiye'den Çin'e kiraz ve Antep fıstığı ihracatının başladığını hatırlatarak, su ürünleri ihracatının ardından kanatlı hayvan ile süt ve narenciye ürünleri ihracatının başlamasına yönelik çabalarının da devam ettiğini söyledi. 
 
12.09.2019
Devamı

Bayburt’lu Arıcılar Uyarıldı

Bayburt'ta faaliyet gösteren arıcılar, Amerikan yavru çürüklüğü hastalığına karşı neler yapması gerektiği konusunda uyarıldı.
Bayburt’ta arı kolonilerinde ölümlere ve verim düşüklüğüne neden olan bazı hastalıklar oluştu. Arı larvalarının ölümüne neden olan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık olan "Amerikan Yavru Çürüklüğü" hastalığına karşı Bayburtlu arıcılar uyarıldı.

Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı nedir?
Hastalığın etmeni Bacillus larvae isimli sporla çoğalan bir bakteri ve arılara yeni bulaşmış bu hastalığın farkına varmak çok zor. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler.

Başlıca bulaşma nedenleri
Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığının bulaşma nedenlerine ise sterilize edilmemiş petekler, hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi, oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi, hastalık etkeni taşıyan ergin arılar, yağmacılık, sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi ve hastalıklı eski kovanların kullanılması gibi sebepler sayılabilir.

Hastalığın tedavisi
Amerikan Yavru Çürüklüğü arıcılar için tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalı. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra dayanıklı kolonilerin oluşturulması önemli etkendir. Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Ancak hastalığın ileri dönemlerinde ilaçla tedavinin yararı yoktur.
 
12.09.2019
Devamı

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?
Geçtiğimiz günlerde (TDSYMB) Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan’a Anadolu İzlenimleri olarak sorularımızı yöneltmiştik. Konu ile ilgili birçok kesimden telefon ihbarı aldık.  Başkan Özcan tarafından sorularımızın cevaplanıp cevaplamadığı merak konusu oldu. Kamuoyu da bu soruların cevaplanmasını beklerken, Genel Başkan Özcan sessizliğini korumaya devam ediyor.

Yetiştiricinin büyük emek ve çabaları ile kurulan TDSYMB 20 yıllık kazanımlarını kaybederken, yetiştirici Yeter artık!  TDSYMB ve İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinde Vurgun mu Var? Sorusunu soruyor.

Tarım ve Orman Bakanlığınca ıslah amaçlı süt içerik Analiz destekleme ödemesi her yıl yetiştiriciye yapılarak yetiştiriciyi daha kaliteli süte yönlendiriliyor.
Gel gelelim 2018 yılında Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesinde öyle bir rakam göze çarpıyor ki teknik olarak bakıldığında bu işin yapılabilirlik noktası soru işaretlerine neden oluyor.
2018 yılı süt analiz desteklerine baktığımızda 7 ilin yapmış olduğu süt analizi İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin yapmış olduğu süt analizi ve destek rakamı bile etmiyor.
2018 yılında bakanlıkça toplamda süt analiz desteği 46.624.800 TL olarak ödenirken, toplam rakamdan en büyük aslan payı 30.148.800 TL sini İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile birlikte Denizli, Aydın Manisa, Antalya ve Uşak alıyor.
 
İzmir Tek Başına 2018 yılı Süt Analiz Desteğinde 20.875.950 TL Alıyor
 
 İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tek başına 158 Bin 845 baş hayvanın süt analizini yaparak 20.875.950 TL almış oluyor. Uzmanlardan edindiğimiz bilgiye göre Türkiye’de bulunan süt analiz makinaları bu kadar sayıdaki analizi 7/24 çalıştırılmış olsa bile bunu yapamayacağını belirtirken; İzmir DSYB’ nin elindeki bu makinalarla bu işin olamayacağını da ayrıca belirttiler.
 
Analiz Desteği Çıkmazsa Ne Olacak?
 
Diğer taraftan aldığımız duyumlara göre 2019 yılı Hayvancılık Desteklemesi kararnamesi çıkmamasına rağmen İzmir Damızlık Sığır Birliği destekleme çıkacakmış gibi üreticiyi eksik bilgilendirme yaparak Temmuz ayından beri ücretli süt analizi yapmaya devam ettiğini de İzmirli yetiştiricilerden duymuş olduk.
 
7 İlin 2018 Yılı Süt Analiz Desteği ise 16 Milyon 476 bin
Adana, Aksaray, Erzincan, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir ve Burdur illeri ise 2018 yılı süt analiz desteğinden sadece 16 Milyon 476 bin TL almış oluyor. Süt analiz laboratuvarlarındaki süt analiz cihazları aynı ölçümleri aynı hızıda aynı ve 3 numune ile yapılabilirken, İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 229 bin 727 baş hayvandan üç numune alımına göre 689 bin 181 numuneyi nasıl gerçekleştirdi? Sorusu akıllara geliyor.

 Yetiştiricinin ve kamuoyu adına soruyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği bu kadar numune aldınız mı?

Bu kadar baş hayvandan 3 numune alarak bir ay ara ile analizi nasıl gerçekleştirdiniz?

Süt analiz sistemine her hangi bir müdahalede bulundunuz mu?

Bu analizler yapılırken tüm işletmelere gidildi mi?

Aldığınız 20 Milyon desteği gerçekten hak ettiniz mi?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi yanılttınız mı?

Yetiştiricinin hakkını yediniz mi?

Tarım ve Orman Bakanlığınca 20 Milyon destek nasıl ödendi?

Merkez Birliğinden ıslah amaçlı süt analiz sistemi nasıl ayarlandı?

 Önceki bakanların döneminde açılmış olan ve Türkiye’de bir ilk olan hastalıktan ari 2 adet damızlık düve merkezini İzmir birliği neden kapattı?

Türkiye hala damızlık düve ithal ediyor. İzmir Birliği düve üretmekten vaz mı geçti?

Diğer taraftan edinilin bilgiye göre bu destekleme ödemesi Sayıştay’ında dikkatini çekmiş Sayıştay denetçileri konu ile ilgili araştırma ve inceleme yaptığının duyumlarını aldık.
Bizlerde kamuoyunun ve yetiştiricinin sesine kulak vererek kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruların cevaplandırılmasını bekliyoruz.
 
 
11.09.2019
Devamı

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Mümtaz Sinan’ın görevden alınmasının ardından yerine bu göreve vekâleten Harun Seçkin atandı.

Harun Seçkin kimdir?

1962 yılında Bursa’da doğan Harun Seçkin, 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında Adıyaman Tarım il Müdürlüğü’nde göreve başlayan Seçkin, 1992-2003 yılları arasında Bursa Orhangazi İlçe Müdürlüğü’nde görevine devam etti.

2003 -2004 yılları arasında Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Veteriner Hekim, 2004 - 2009 yılları arasında da aynı kurumda Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 2009-2016 yılları arasında Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Enstitü Müdürü olarak görev yapan Harun Seçkin, 2016 yılı Nisan ayından bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Vekilli olarak görev yapıyordu.

Evli ve 4 çocuk babası olan Harun Seçkin, iyi derece Almanca bilmektedir.
 
11.09.2019
Devamı

Bakanlıkta Revizyon Başladı Sıra Hangi Genel Müdürlükte

Tarım ve Orman Bakanlığı bugünlerde hareketli günler geçiriyor.  Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü de  görevden alınlar arasında yerini aldı.
Peki, şimdi sırada Bakanlığın hangi genel Müdürleri ve daire başkanları görevden alınacak. Kamuoyunda sürekli kabine revizyonu konuşulurken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından ataması yapılan Genel Müdürlerinde görevden alınacağı kulislerde konuşulmaya başlandı. Bakan PAKDEMİRLİ tarafından atanan Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü görevden alınırken gözler bakanlığın diğer Genel Müdürlüklerine çevrildi.

 Geçtiğimiz günlerde Gıda ve Kontrol Genel Müdürü, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü görevlerinden alınmıştı. 

Eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ’nün ağabeyi Hasan Özlü, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı olarak atanmıştı. Özlü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Müsteşar Yardımcılıkları kaldırılınca Bekir Pakdemirli tarafından Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne getirilmişti. 
 
 
10.09.2019
Devamı

TÜDKIYEB'ten 11 Milyon Fidan Kampanyasına Tam Destek

Tarım ve Orman Bakanlığının 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasına Türkiye Koyun Keçi Yetiştiriciler Merkez Birliğinden tam destek. 
Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKIYEB), Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasını desteklediklerini açıkladı.

Genel Başkan Nihat Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Tarım ve Orman Bakanlığınca 11 Kasım saat 11:11 de 11 Milyon fidan toprakla buluşacak kampanyasına bizlerde TÜDKIYEB olarak tam destek veriyoruz. Merkez Birliğimizin yanısıra 80 İl Birliğimiz tarafından da kampanyaya özellikle sosyal medyada tam destek verilecektir. İzmir ve Dalaman başta olmak üzere farklı illerde tek seferde ve aynı anda 11 milyon fidan dikimi gerçekleştirilecek olması nedeniyle Dünya çapında bir rekor elde etmek ve yaz boyunca yanan alanlarda yeni fidan dikimleriyle birlikte ülkemizin akciğeri konumunda olan orman alanlarımızın artırılması ve daha yeşil bir Türkiye için milli servetimiz olan ormanlarımızı ağaçlandırmak adına kampanyayı canı gönülden destekliyoruz.” İfadelerine yer verdi.
10.09.2019
Devamı

Bakan Test Etti BE 200 Yangın Söndürme Uçakları Görüşmeleri Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus üretimi yangın söndürme uçaklarını yerinde incelemek üzere beraberindeki heyet ile birlikte Rusya’nın Azak Denizi kenarında bulunan Taganrog kentine gitti. Türkiye’nin Rusya’dan almayı planladığı BE 200 çok amaçlı amfibi uçağını üretildiği fabrikada inceleyen Pakdemirli, yangın söndürme uçağınıda kullandı.

  Uçağı indirdikten sonra pilot kokpitinde konuşan Bakan Pakdemirli, “Kaptan pilotumuzla birlikte az evvel uçtuk. Uçağın kumandaları son derece yumuşak manevraya gelebiliyor. Bizim yangınlarımız için en önemli unsurlardan biri dar alanlarda manevra kabiliyeti, aslında bu uçak uzun zamandır takip ettiğimiz bir uçak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da Rusya ziyaretinde fuarda gördüğü ve bizi talimatlandırdığı bir uçak. Diğer alternatifler üzerinde de çalışmakla birlikte bu uçağı da gelip görelim istiyorduk. Bugün itibarıyla Beriev uçak firmasının fabrikasının uçağını test ettik. Manevraya gelebiliyor. Türkiye'de ormanlarda yangınla mücadelede kullanabileceğimiz biz uçak. Bundan sonrasında ikili görüşmelerimiz var. Karşılıklı şartları görüşeceğiz. Uçağın teknik kabiliyetlerini, yakıt yakışından tutunda diğer Türkiye için gerekli olan hem teknik özellikler hem de bizim coğrafyaya uygunluğu konusunda teknik görüşmelerimiz olacak. Görüşmeleri tamamladıktan sonra daha net bir açıklama yapabiliriz” dedi.

 B-200 çok amaçlı amfibi uçağı UAC yapısında olan HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ tarafından tasarlanmış ve seri üretime geçilmiştir.
Be-200 ilk uçuşu 1998 Eylül ayında yapıldı. Aralık 2003 tarihinde Rusya Doğal Affetler Bakanlığı için özel olarak tasarlanan Be-200ChS versiyonundaki Be-200 uçağına Devletlerarası Havacılık Komitesi (MAK) havacılık sicilinden Tip Sertifikası, Kasım 2010 tarihinde ise Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı’ndan (EASA) Tip Sertifikası aldı. Bundan dolayı, uçağın Avrupa şirket ve kurumları tarafından ve EASA normlarını standart olarak kabul eden ülkelerin şirket ve kurumları tarafından kullanılmasına imkan sağlandı. Günümüzde uçağa Dairelerarası Hava Tankerler Komitesi’nden (ABD) izin alma çalışmaları yapılmaktadır.

  Amfibi uçağının başlangıç müşterisi, şu anda 10 adet Be-200ChS uçak parkına sahip olan Rusya Federasyonu Doğal Afetler Bakanlığı olmuştur. Haziran 2004 tarihinden itibaren Be-200ChS uçakları yangın tehlikesi yüksek dönemlerinde havaalanlarında daimi görevini sürdürmektedir. Nisan 2008 tarihinde bir adet Be-200ChS uçağı Azerbaycan Doğal Affetler Bakanlığına teslim edilmiştir. Daha iki adet uçak (Be-200 ve Be-200ChS) HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ şirketinde kullanılmaktadır. Taganrog fabrikasından ilk Be-200ChS uçağı Doğal Affetler Bakanlığı’na Ocak 2017 tarihinde teslim edilmiştir.
Mayıs 2017 tarihinde, Be-200 seri üretiminin İrkutsk fabrikasından Taganrog fabrikasında geçildikten sonra Doğal Affetler Bakanlığı ile daha altı tane Taganrog üretimi yeni Be-200ChS uçağının tedarik devlet sözleşmesi imzalanmıştır. Şimdi Be-200ChS seri üretimi yapılmaktadır. İç ve dış piyasalara toplam tedarik hacmi 2025 yılına kadar 50 uçaktan fazla Be-200ChS seri üretiminde yapılan varyasyonlarda olabilmektedir. Amfibinin baz modifikasyonu orman yangınların su veya ateş söndürme sıvıları ile söndürülmesi için yapılmıştır. Tamamen su geçirmez gövdesi sayesinde, Be-200 tarafından yapılan görev listesi büyük ölçüde artmaktadır. Uçak yolcu taşımacılığı, arama-kurtarma çalışmaları, çevre izleme, deniz ekonomik bölgesinin ve deniz sınırların gözlemlemesini yapabilmektedir. Be-200 birkaç kere Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Malezya, Çin’de yangın söndürme çalışmalarına katılmış ve gösterilmiştir. Uçağı Fransız, Amerikan, İtalya pilotları kullanmış ve teknik özellikler ile imkanları hakkında en yüksek puan vermiştir.
 
 
10.09.2019
Devamı

BİRLİKLERİN FERYADI Kamil Özcan Ne İş yapıyor?

Yetiştirici soruyor? Birliklerin Geleceği merak ediliyor?

20 yıl önce temelleri atılan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği büyük emek ve zahmetlerle kurularak ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu ve misyonu olmuş bugün gelinen noktada TDSYMB kazanımlarını kaybediyor mu?

 Yüzlerce yetiştiricinin adına soruyoruz?

Soru: TDSYMB Başkanı Kamil Özcan seçildiği 17 Ağustos 2017 gününden bugüne Merkez Birliği ve il birlikleri adına hangi projeleri gerçekleştirmiştir? Projeleri var mıdır?

Soru: Merkez Birliğinin 7 olağan Genel Kurulunda karar alınarak merkez birliği tarafından satın alınan Polatlı’daki araziye boğa istasyonu kurulacaktı. Boğa istasyonu temeli atıldı mı? Boğa istasyonu temeli ne zaman atılacak?

Soru: Soy kütüğü desteği 4 yıldır artırılmadı. Soy kütüğünün artırılmasına yönelik çalışmalar var mı? Ne zaman artırılacak?

Soru: Sayın Özcan birçok İl birliği huzur hakkı ve harcırah almazken siz iki yıldır görevdesiniz. İki yılda aldığınız huzur hakkı ve harcırahlar ne kadar? Günlük kaç TL harcırah alıyorsunuz?

Soru: Sayın Özcan yerli sperma Gentürk kullanıyor musunuz? Daha önce 400 bin doz Gentürk satışı olan sperma 250 bin doza düştü mü?

Soru: Tarım ve Orman Bakanlığınca görevlendirildiği dillendirilen Metin Bey isminde birisi var mıdır?

Bu kişi Merkez Birliğinde hangi görev ve vasıfla ne gibi işler yapmaktadır? Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığından görevlendirilmiş olur yazısı var mıdır?  Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığında resmi olarak bir görevi var mıdır?  Metin bey hangi vasıf ve durumla merkez birliğinin imkânlarından yararlandırılmaktadır?

Anadolu İzlenimleri aracılığı ile yüzlerce yetiştiricinin adına kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruları Genel Başkan Özcan tarafından cevaplandırılmasını kamuoyu adına bekliyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin dosyasını da yakında açıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
09.09.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Ödeyemiyor

Geçtiğimiz Haziran ayında Eskişehir’de etkili olan sel ve dolu felaketinden etkilenen çiftçiler şimdi de yeni bir mağduriyetle karşı karşıya. CHP Milletvekili Utku Çakırözer, 31 Ağustos’ta ödeme süresi dolan çiftçinin borçlarını ödeyemediğine dikkat çekti.

100 milyon zarar
Selden etkilenen çiftçinin kendi hesabıyla 100 milyon zararı olduğunu aktaran Çakırözer, “Eskişehirimizde selden etkilenen çiftçilerimizin kendi hesaplarıyla zaten 100 milyon zararı var. İktidar yetkililerinin yaptığı hasar tespit çalışmalarında bu zarar 60 milyona yakın tespit edilmiş. TARSİM selden etkilenen çiftçilerimiz için 9 milyon tutarında yardım yapıldığını açıklıyor. Hasar tespiti yapılan çiftçilerimizle konuştum. TARSİM’e kayıtlı olan çiftçilerimize çok az miktarlarda ödeme yapılmış. TARSİM’e kayıtlı olmayan çiftçimize ise hiçbir destek yapılmamış. Çiftçinin 100 milyon zararının 10’da 1’ini ödemek marifet mi? Bu rakamları ödedik diyerek hiç kimsenin derdine derman olamazsınız” dedi.

Derhal ertelenmeli
Çakırözer yetkililere çağrıda bulunarak, “31 Ağustos çiftçilerimizin borçlarını ödemesi için son tarihti. Ama çiftçimiz borçlarını ödeyemedi. Herhangi bir ertelemeye gidilmedi. Şu an çiftçilerimizin borçları cezalı faiz üzerinden işliyor. Çiftçimiz borç ertelemesi bekliyor. Borç yapılandırması bekliyor. 9 milyon ödeme yaptık diyerek kurtulamazsınız. Çiftçimizin mağduriyetleri derhal giderilmeli” dedi.
 
 
09.09.2019
Devamı

1,5 Milyon Balığın Ölümü Engellendi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü uygulamaya koyduğu proje ile 2014-2018 arasında denizlerde ve iç sularda yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğü alanda hayalet ağ taraması yaptı. Balıkçılar tarafından terk edilen ve halk arasında hayalet ağ diye adlandırılan bu ağların temizlenmesi ile ise yaklaşık 1,5 milyon balığın ölmesi engellendi.
“Denizlerin Terkedilmiş Av Araçlarından Temizlenmesi Projesi” 2014 yılında ülkemizin deniz ve iç sularında unutulan veya terk edilen, halk arasında hayalet ağ olarak tabir edilen av araçlarının temizlenmesi amacı ile uygulamaya konuldu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin yakından takip ettiği ve geçtiğimiz aylarda da farkındalığı arttırmak amacıyla Çeşme’de dalış yaptığı denizlerin temizlenmesi projesi denizlerimizde sürdürülebilirlik noktasında büyük önem taşıyor.

AKDENİZ ÜLKELERİNDE BİR İLK

Pakdemirli, Projenin kamu kaynağı kullanılması, çalışma süresi ve çalışma alanı büyüklüğü bakımından Akdeniz ülkeleri arasında bir ilk olma özelliği taşıyacağını belirtti.
“Bu proje bizim Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüzün projesi. Şimdilik tamamen devletimizin, Bakanlığımızın imkânlarıyla gerçekleşiyor. Ama ilerleyen günlerde burada inşallah sivil toplum kuruluşlarımızda olacak" dedi

63 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE HAYALET AĞ ÇIKARILDI
Projenin ülkemiz iç su ve denizlerinde 2014 yılından itibaren uygulandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Proje kapsamında 4 yıl içinde 600 lokasyonda yaklaşık 65 bin dekar, yani 9 bin futbol sahası büyüklüğünde alanı taradık. Bu tarama neticesinde ise yine yaklaşık 449 bin m2,  yani 63 futbol sahası büyüklüğünde terkedilmiş ağı ve 4.420 adet sepeti sularımızdan çıkardık” diye konuştu.

"100 METRE AĞ, 300 DENİZ CANLISININ ORTADAN KALKMASINA SEBEP OLUYOR"
Pakdemirli, “100 metre ağ yaklaşık 300 deniz canlısını, organizmasını ortadan kalkmasına sebep oluyor. Bizim şu ana kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 1,5 milyon deniz canlısını ve ekosistemi korumuş kollamış oluyoruz. Dünya'da da böyle bir durum söz konusu. Geçen yıl 650 bin ton ağ atılmış dünyada. Bunlar bir şekilde denize karıştı. Biz bu proje ile denizlerimizi temiz tutarak, sürdürülebilirliği arttırmayı amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

 
 
09.09.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Görevden Alınma

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 5 ay önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atadığı Mümtaz Sinan’ı dün itibari ile görevden aldı.

Mümtaz Sinan, 3 Nisan 2019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Mümtaz Sinan 05 Eylül 2019 tarihinde görevden alındı.

Mümtaz Sinan önceden Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı ve Ardeşen eski belediye başkanı olarak görev yapmıştı.

Genel Müdür Mümtaz Sinan 05 Eylül itibariyle görevden alındı. Mümtaz Sinan’dan önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürü olarak Muharrem Selçuk görev almıştı. 

 
06.09.2019
Devamı

Fındıkta ödemeler başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan fındıkta ödemelerin bugün başladığını söyledi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulanan Bakan Pakdemirli, TMO'nun alım döneminin ilk 10 gününde mahsullerini teslim eden 700 üreticinin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldığını, üreticilerin yarından itibaren paralarını tahsil edebileceğini söyledi. Bakanın açıklamasında,"Alım döneminin ilk 10 gününde Toprak Mahsulleri Ofisi’mize mahsullerini teslim eden; 700 üreticimizin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldı. Üreticilerimiz bugünden itibaren paralarını tahsil edebilir. Hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

 
06.09.2019
Devamı

Siirt Dünyaya Açılacak

Siirt Üniversitesi ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) arasında ’Keçi Payetleme Projesi’ imza töreni düzenlendi. Türkiye’de küçükbaş hayvancılıkta pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi ile Siirt’te hayvancılığın merkezi haline gelmesi hedeflendiği belirtildi.
 
Mardin’de düzenlenen programın imza törenine Siirt Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Murat Erman ve DİKA adına da Genel Sekreter Yılmaz Altındağ katıldı.

Proje ile Siirt’te yüksek verimli saf kültür ırkı hayvanların kazandırılması, yüksek verimli saf kültür ırklarına ait natif ve dondurulmuş sperma ihtiva eden payetler ile ıslah çalışmalarının yoğunlaştırılması, birim hayvandan elde edilen verim miktarının artırılması hedefleniyor.

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, “Üniversitemiz ve DİKA arasında yapılan iş birliği çerçevesinde ülkemizde ve bölgemizde bir ilk olan proje imzalama töreninde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu çerçevede küçükbaş hayvanlarda sperma payetleme  birimi isimli projemizin ilimizde kurulması ve bunun neticesinde bölgesel kalkınma ve üreticilerin gelir seviyesini artırmaya yönelik bir hedefimizi gerçekleştirmiş olacağız. Bu proje çerçevesinde üreticilerin gelir seviyesi arttırılırken akademik düzeyde de öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin ARGE ve uygulama çalışmaları bu proje çerçevesinde kurulacak birimde gerçekleştirilecektir. Üstün verim özelliklerine sahip saf hayvan ırklarının geliştirilmesi yine bu projemizin çerçevesinde hayvan ıslahı çerçevesinde yapılacak faaliyetler arasında bulunmaktadır. İlimiz keçi yetiştiriciliği noktasında ülkemizde 5 il arasında yer almaktadır. Ancak keçi yetiştiriciliğinde en önemli sorunlardan biri verim ve kalite düşüklüğüdür. Bu verim ve kalite düşüklüğünün önüne geçmek için özellikle ülkemizde kamu ve özel sektörde daha önce kurulmamış küçükbaş hayvancılıklarda sperma payetleme biriminin üniversitemiz faaliyetleriyle ilimizde kurulacak olması tek ve ilk olma özelliği taşımaktadır" dedi.

“Yurt dışına ihracat edilme potansiyeli bulunmaktadır”

Rektör Prof. Dr. Murat Erman, projenin ülke ve bölgeye hayırlı olmasını söyledi.

Prof. Dr. Murat Erman, “Sperma payetleme biriminde gerçekleştirilecek çalışmalar neticesinde ortaya çıkacak payetler hem ilimizin hem bölgemizin hem ülkemizin ihtiyacını karşılayacağı gibi aynı zamanda yurt dışına ihraç edilme potansiyeli de bulunmaktadır. Böylelikle ülkemize bir döviz girdisinin sağlanmasında bu proje çerçevesinde gerçekleşecek olacaktır. Projenin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlar getirmesini hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
 
06.09.2019
Devamı

Barajlarda ki Doluluk Oranı Arttı mı?

Bu yıl barajlarda su seviyelerinde görülen artış, yurt genelinde su sıkıntısı yaşanmayacağını gösteriyor.

Su Seviyesi Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 19 Arttı

Su seviyesi 2018 yılında düşen barajlarımızda bu sene itibariyle artış yaşanıyor. Yüksek ve engebeli topoğrafik yapıda ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemizde, yağışların mevsimlere göre dağılımı ve şiddetleri düzensizdir. Ülkemizde 1973, 1985, 1989, 1994, 2001, 2007, 2014 yıllarında yaşanan kuraklığın yanı sıra, 2017 yılında da son 44 yılın en kurak dönemi yaşandı.  
Bu yıl ise 1 Ekim 2018 – 03 Eylül 2019 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 19,4, 2018 yılına göre ise yüzde 18,8 oranında artış meydana geldi.

3 Büyük Barajda Doluluk Geçen Yıla Göre Yüzde 40 Arttı

Fırat-Dicle Havzasında yer alan barajlar ülkemizin enerji ve tarımı için hayati önem taşıyor.  Ülkemizin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı’nda geçen yıl yüzde 21 olan doluluk oranı bu yıl İtibariyle yüzde 53,8 seviyesine, Karakaya Barajı’nda yüzde 25,5 seviyesinde olan doluluk yüzde 69 seviyesine, Keban Barajı’nda geçen yıl yüzde 50 seviyesinde olan doluluk bu yıl yüzde 79 seviyesine çıkmıştır.

Bununla birlikte, İşletmede olan 246 adet sulama maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 55,3 yine işletmede olan 122 adet enerji maksatlı barajda ise doluluk oranı yüzde  59,7’dir.

4 Büyükşehirde İçme Suyu Barajlarında Doluluk Yüzde 4,5 Arttı

Enerji ve tarım için önemli su kaynakları kadar içme suyu kaynaklarındaki doluluk oranlarında da ciddi bir artış yaşandı. Bu yıl 4 Büyükşehrimize ait İçme suyu barajlarında geçen seneye göre yüzde  4,5 oranında daha fazla su mevcuttur.

Modern Sulama Sistemleri İle Yüzde 60 Tasarruf Edilebilir

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl görülen yağışlarla içme, sulama ve enerji maksatlı barajlarda doluluk olmasının memnuniyet verici olduğunu belirtirken, vatandaşlarımıza da suyumuza sahip çıkma noktasında uyarıda bulundu. ‘Su hayattır, en önemli kaynaktır’ diyen Bakan Pakdemirli, suyun başta tarım olmak üzere her alanda tasarruflu kullanılması noktasında uyarıda bulundu. ‘Bulunduğumuz coğrafyada ortalama olarak her 7 yılda bir kuraklık hadisesi görülüyor. Bu sebeple, su zengini bir ülke olmadığımız için de tasarruflu sistemleri tercih etmeliyiz. Kullanılan suyun 40 milyar metreküpünü yani yüzde 74'ünü sulamada, geri kalanını ise içme, kullanma ve sanayide kullanıyoruz. Bu sebeple en büyük su tasarrufu sulamada yapılabilir. 2003'ten itibaren eski sistemleri terk ederek modern sulama sistemlerini hayata geçirmeye başladık. Borulu sistemlerle yapılan yağmurlama ve damlama metotlarıyla sulamada yüzde 60'ın üzerinde tasarruf yapılabiliyor" diye konuştu.
 
05.09.2019
Devamı

Kırsal Kalkınma Yatırım Toplantısı

Bingöl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Ticaret ve Sanayi Odasınca Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı nedeniyle, Karlıova’da toplantı yapıldı.
Karlıova Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık ortaokulunda düzenlenen toplantıda konuşan Gıda, Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik; “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliklerinin artırılması ve kırsal toplumda belirli bir kapasitenin oluşturulması amacıyla bu program uygulanıyor” dedi.

“Cansuyu olacak”

Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayas ise; “Kırsal Kalkınma projeleri Karlıova ilçesine cansuyu olacak. Geçmiş dönemlerde hayvancılığın yoğun olduğu Karlıova ilçesinde, son dönemlerde ciddi bir azalma söz konusu. Kırsal Kalkınma ve Yatırımların desteklenmesi programları sayesinde çiftçilerimiz bu konuda bilinçlenerek, özellikle besicilik faaliyetlerin yoğunlaşmasına katkı sağlanacaktır” diye konuştu.

Toplantıda daha sonra Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde Ziraat Mühendisi Kerim Kaya tarafından katılımcılara Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hakkında sunum yapıldı.
Kırsal kalkınma Yatırımların Desteklenme programına, Karlıova Kaymakamı Ahmet Güneri, Karlıova Belediye Başkanı Veysi Bingöl, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayaz, Bingöl il Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik, Ak Parti İlçe Başkanı İlyas Bingöl ve çok sayıda katılımcı katıldı.
05.09.2019
Devamı

Emine Erdoğan: Ata Tohum Projesi Milli Bağımsızlığımızın Anahtarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir." dedi.

Emine Erdoğan, himayesinde başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen "Ata Tohumu Projesi" kapsamında TİGEM Polatlı İşletmesi'nde gerçekleştirilen, "Mirasımız Ata Tohum" tanıtım toplantısına katıldı. 

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 2017'de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ata Tohumu Projesi'ni başlattıklarını hatırlatarak o günden bugüne proje kapsamında yerel tohum buluşmaları gerçekleştirdiklerini anlattı.

Bu buluşmalarda çiftçilerin hazine sandıklarını açtıklarını dile getiren Emine Erdoğan, "Bu toprağın mirasının gelecek nesillere aktarılması için tohumlarını devletimize emanet ettiler. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki, kısa sürede binden fazla tohum çeşidi bağışlandı. TİGEM aracılığı ile tohumlar kayıt altına alındı ve gen bankalarında muhafaza edildi." diye konuştu.
Bakanlığın, bu tohumları gen bankasında çoğalttığına ve fide haline getirip tekrar toprakla buluşturduğuna da dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ata tohumlarımızdan ilk etapta 60 ton ürün elde ettik. Kandıra'nın sivri biberinden Samsun'un köy salatalığına, Çorum'un on dilim kavunundan Ayaş'ın beyaz bodur domatesine kadar 11 çeşit ürün mağazalarda satışa sunuldu. Bu sayede, anılarımızda dahi yok olmaya başlayan tatlar ve kokular bundan sonra nostalji olmayacak, inşallah yaşamaya devam edecek. Besinlerimiz, içeriği açısından zengin, özgün tadında ve kokusunda, seneler önce neyse şimdi de o şekilde soframıza gelecek."

Bu başarının sağlanmasındaki emeklerinden dolayı çiftçilere teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, "Ülkemizin parlak geleceğinin tohumları, sizlerin elleri ve yürekleriyle serpiliyor. Bu tohumlar sizlerin alın teriyle sulanıyor. Sağ olun, var olun." dedi.

Emine Erdoğan, tarımın ülkelerin en büyük gücü olduğunu belirterek, Anadolu'nun bereketli topraklarının "buğdayın anavatanı" olduğuna işaret etti. 
Tarımın, Anadolu'da 8 bin yıldan fazla zamandır yapıldığını ve bir anlamda tarımın beşiği konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Tarıma olan ihtiyaç gelecekte çok daha fazla karşımıza çıkacak. Dolayısıyla bugün attığımız adımlar geleceğimize sahip çıkmak ve çocuklarımızı kimseye muhtaç etmemek anlamına geliyor. Böyle bir amaca ulaşmak ise ancak ortak bir bilinç ve ortak bir çabanın ürünü olabilir. Biz bugün sizlerle birlikte toprağımıza milli bağımsızlığı ve geleceği ekiyoruz. İnşallah ileride çocuklarımız bu değerleri bizleri hayırla yad ederek biçecekler." diye konuştu. 

"GÜNÜMÜZDE YAKLAŞIK 800 MİLYON İNSAN YETERSİZ BESLENİYOR"
 Küresel gıda sistemlerinin dünya nüfusuna sürdürülebilir şekilde besleyici gıda sunamadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
"Günümüzde yaklaşık 800 milyon insan yetersiz besleniyor. Buna karşılık 2 milyar insan ise fazla kilolu ya da obeziteyle mücadele ediyor. Bildiğiniz gibi obezitenin bir sebebi de sürekli olarak besin değeri açısından düşük yiyeceklere maruz kalmaktır. Yani kimyasallarla doldurulan, genetiği ile oynanan yiyecekler bir yandan hasta nesiller yetiştiriyor. Bildiğiniz gibi yüksek tansiyondan kansere kadar birçok hastalığın çıkış noktası beslenme alışkanlıklarımızdır. Dolayısıyla ata tohumlarımızla yapacağımız yerli üretimin, sofralarımızdaki tehlikeyi de bertaraf edeceğine inanıyorum. Tükettiğimiz her lokmadaki katkı maddesinden kurtularak bedensel sağlığımızı iyileştirebilir, hayat kalitemizi artırabiliriz."
Emine Erdoğan, dünyada küresel olarak organik ürünlere karşı büyük bir ilgi olduğunu vurgulayarak insanların doğal ürünlere olan hasretinin, beslenme alışkanlıklarının, sağlık açısından nasıl büyük bir tehlike yarattığının farkındalığına işaret ettiğine değindi.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,7 milyar kişiye ulaşmasının beklendiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Gelecekte kendi tarımını yapamayan ülkeler dünyanın açlık noktaları olmaya mahkum olacaklar. Savaşlar, iklim krizi, kıtlık ve doğal afetler gibi dünyanın yaşadığı buhranlar karşısında varlıklarını en iyi koruyabilen ülkeler, tarımda bağımsızlığa kavuşmuş ülkeler olacak. Yani tohum demek, bir anlamda yaşam sigortası demektir. O yüzden tarımı çok daha geniş anlamıyla düşünmek ve ele almak zorundayız. Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir. Ülkemizin potansiyelinde dünyanın en önde gelen tohum üreticisi olmak var. Umudum odur ki kısa bir zamanda Türkiye'de inşallah yerli üretimden başka bir şey görmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. 

"GENÇLERİN TARIM SEKTÖRÜNDEN ÜMİTVAR OLMALARINI SAĞLAMALIYIZ"
Ata tohumlarının muhafazası kadar, bu alanda insan kaynağının devamlılığının da önemine işaret eden Emine Erdoğan, "Kariyer denildiğinde, sadece plazaların anlaşıldığı bir çağdayız. Maalesef günümüzde özellikle gençler arasında masa başı bir iş sahibi olmak, statü elde etmek olarak düşünülüyor. Tarımsal üretim hangi gencimizin gelecek hayalini süslüyor? Demek ki burada bir şeyi yanlış yapıyoruz. Bu yanlışı düzeltmek için tarımdaki büyük potansiyeli doğru bir şekilde anlatmalıyız. Gençlerin tarım sektöründen ümit var olmalarını sağlamalıyız. Toprakla aramızda oluşan bu mesafeyi kaldırmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.  
Emine Erdoğan, tarımın yaşatılmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu da vurgulayarak çiftçilerden topraktaki gizli bilgeliği gençlere anlatmaları ricasında bulundu. 
Aşık Veysel'in "Dost dost nicesine sarıldım/ Benim sadık yarim kara topraktır/Beyhude dolandım, boşa yoruldum/Benim sadık yarim kara topraktır." dizelerini hatırlatan Erdoğan, başta çiftçiler olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığı ve TİGEM'e titiz çalışmalarından dolayı teşekkür ederek Ata Tohumu Projesi'nin daha da güçlenmesini  temenni etti. 

"TOHUM BİR ZAMAN KAPSÜLÜ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu da tüm canlıların tohumdan çoğaldığına işaret ederek, tohumun bir "zaman kapsülü" olduğunu; geçmişten gelirken bir yandan geleceği taşıdığını söyledi. 

Tohumu korumak ve çoğaltmanın, gelecek nesiller için önemine işaret eden Saraçoğlu, tarihteki savaşlarda, tohumların yok edildiğine ilişkin örnekler verdi.  
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece'nin konuşma yaptığı programda, Ata tohumu tanıtım filmi gösterimi de yapıldı. 

Program sonunda Emine Erdoğan, projeye emeği geçenlere ve tohum bağışçıları Cemali Koro, Hazel Güçen, Halil Halaç, Ferdi Tercanoğlu'na plaket takdim etti.
Bakan Pakdemirli de Emine Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu. 

Emine Erdoğan, program öncesinde ata tohumlarının ekildiği TİGEM'deki bahçeyi gezdi. 
Bahçeye gelişinde tohumları getiren çiftçilerle de selamlaşan Emine Erdoğan, bahçede yetişen ürünlerle ilgili de Işıkgece'den bilgi aldı.  
Daha sonra ata tohumları ve tohumların ürünlerinin sergilendiği stantları gezen Emine Erdoğan, buradaki ürünler hakkında da bilgi edindi.
 
04.09.2019
Devamı

71 Gıda Ürünü İncelendi Trans Yağ Tüketiyor Olabilirsiniz

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği tarafından İstanbul'da yapılan bir çalışma, markette ve açıkta satılan gıda ürünlerinin bir kısmında tehlikeli oranda trans yağ bulunduğunu ortaya koydu! Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi. Bitkisel yağ denilince sağlıklıymış izlenimi verse de yediğiniz şeyin trans yağ olma ihtimali çok yüksek. Yapılan araştırmada 71 gıda ürünü incelendi ve çıkan sonuç oldukça korkutucu. İşte trans yağ ibaresi kullanılmadığı halde içerisinde trans yağ bulunduran yani hidrojenize bitkisel yağ bulunduran sağlıksız besinler...

Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç.Dr. Öner Özdoğan, bu etiketle tüketicide "Bitkisel ise güvenlidir" algısı yaratılmak istendiğini belirtti.
Dünya Sağlık Örgütü'nün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önerdiğini anımsatan Özdoğan, şöyle devam etti:
"Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı trans yağın gıdalarda mevcut toplam yağ miktarının yüzde 2'si ile sınırlı olması için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Sivil toplum kurumları bu girişimi desteklemekte ve sınırın yüzde 1'e çekilmesini önermektedir. Türkiye'de dolaşım sistemi hastalıkları ölümlerin yüzde 40'ından sorumludur. Sanayi üretimi trans yağ, kalp krizi ve ölüme neden olan zehirli gıda katkısıdır. Günde 5 gram trans yağ tüketmek kalp hastalıkları riskini yüzde 25 artırmaktadır. Çalışmada bazı gıda ürünlerinde o denli yüksek trans yağ bulunmuştur ki, her gün bu gıdayı tüketen birinde kalp hastalığı riskinin artacağı öngörülebilir. Kalp ve damar sağlığı için satışa sunulan yiyecek maddelerinin trans yağ içeriklerini mutlaka denetlemeliyiz. Trans yağın tedarik zincirinden kaldırılması yiyeceğin tadını ve maliyetini değiştirmeyecektir."

Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof.Dr. Pınar Ay ise araştırmanın Türkiye'de satılan gıda ürünlerinde trans yağ miktarını saptamak üzere yapıldığını belirtti.
Çalışma çerçevesinde İstanbul'da marketlerde ve dükkanlarda satışa sunulan paketli ve açık 71 gıda ürününden örnek alınarak laboratuvarda trans yağ miktarının ölçüldüğünü ifade eden Ay, şu bilgileri verdi: "Trans yağın bu ürünlerin yüzde 7'sinde toplam yağ miktarında yüzde 3'ünü aştığı, yüzde 13'ünde ise 1 gram üzerinde olduğu saptanmıştır. En yüksek trans yağ değerleri açıkta satılan börek çeşitleri ile paketlenmiş bazı keklerde bulunmuştur. Örnek alınan simit, açma gibi çokça tüketilen hamur ürünlerinde, margarinlerde, süt ürünlerinde, dondurulmuş gıda ve çerezlerde trans yağ oranı yüzde 1'in altında bulunmuştur.

Okuldaki Çocuklar Tehlike Altında
Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği tarafından 2014-2018 yıllarında yapılan başka çalışmalarda da örnek alınan margarin, sıvı yağ, çikolata, bisküvi, gofret gibi gıda ürünlerinin hepsinde trans yağ oranı yüzde 1 değerinin altında saptanmıştır. Bazı gıda üreticilerinin kullandıkları yağlar toplum sağlığını tehdit etmektedir.
Açıkta satılan yağlı börekler ve paketli kekler özellikle okullar civarında kısıtlı bütçe ile karın doyurmaya çalışan öğrenciler tarafından tüketilmektedir. Çalışmayı genişleterek başka ürünlerin trans yağ oranlarını ölçmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığı açısından sağlıklı yeni bir nesil yetiştirmeyi önemsiyoruz."
 
 
04.09.2019
Devamı

ATB Başkanı Çondur İncire Destek Verilsin

Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur incire destek istedi. Çondur yaptığı açıklamada İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. Dedi.
Başkan Çondur incir ile ilgili şunları kaydetti.

“İncir ve üzüm rekolte tahminleri Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından İzmir Ticaret Borsasında açıklanmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı himayelerinde yapılan, Borsamızın da çalışmalarda yer aldığı rekolte çalışmaları Sonuçlanmıştır.
Sayın Bakanımız, yapılan çalışmalar neticesinde 2019-2020 sezonunda yaş incirde 329 bin ton üretim beklendiğini ifade etti. Bu yıl ürünümüz çok kaliteli.
Hava koşullarının uygun gittiği zaman incirimiz verimli oluyor, bu vesileyle ticaretimizde kolaylaşıyor, üreticilerimizin de içi rahat oluyor.



İncire destek verilsin

İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. İncir de prim desteğinin verilmesi konusunda ilgili makamlara olan taleplerimiz Borsamız tarafından sürekli yenilenmektedir. İfadelerine yer verdi.
 
04.09.2019
Devamı

Büyük Şuraya Hazırlıklar Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Tarım ve Orman Şurası'na ilişkin, "Bakanlığımız tarafından yapılacak şura, kurumumuz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacak." Dedi.

DSİ'den yapılan açıklamaya göre, Genel Müdür Mevlüt  Aydın başkanlığında kurum yöneticilerinin katılımıyla Tarım ve Orman Şurası değerlendirme toplantısı yapıldı.

Aydın, burada yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ekim ayında yapılması planlanan şuranın kurum ve ülke için son derece önemli olduğunu bildirdi. Aydın, "Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacaktır. Bizler de DSİ olarak ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda bu şurada söz sahibi olup katkı sağlamak amacındayız. Kurum olarak hedeflerimiz var ve inşallah bu hedeflerimize ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaya göre, toplantıda, şuranın çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi, hedefleri, işleyişi ve görevlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların istişareleri gerçekleştirildi.
 
04.09.2019
Devamı

Çiftçi Tarımsal Desteğini Bekliyor

Temmuz ayında gerçekleşen Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde büyük şuraya yönelik çalışmalar hızla devam ediyor. Tarım ve Hayvancılık sektörü ise ekim ayında gerçekleştirilmesi planlanan büyük şuradan çıkacak sonuçları bekliyor.

Ağustos ayında mevsimlerin değişmesi ile birlikte Anadolu’nun birçok yöresinde sağanak ve dolu şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine büyük oranda zarar verdi. Çiftçinin mahsul kaldırdığı şu günlerde sağanak yağmur ve dolu fındık başta olmak üzere Fasulye, salata, domates gibi birçok ürüne zarar verdi.

Zarar gören ürünlerin hasar tespit çalışmaları devam ederken anlaşılan şu ki;  mevsiminde yiyeceğimiz ürünler bu senede pahalı olacak gibi.

Ülkemizde diğer sektörler olduğu gibi tarım sektöründe de büyük oranda daralma yaşamaktayız. Üstüne birde sağanak yağış ve dolu tarım ürünlerinin fiyat artışına neden olacağı şimdiden görülebiliyor.

Ağustos ayını geride bıraktık. Tarım ve hayvancılık sektörünün dört gözle beklediği ve hala açıklanmayan 2018 tarımsal destekler üreticiyi geleceğe yönelik planlamalar yapmasında büyük engel olmaktadır. Umudumuz daha fazla geç kalınmadan tarımsal desteklerin bir an önce açıklanıp üreticinin önünü görmesidir. Aksi halde Anadolu’dan edindiğimiz bilgilere göre tarım sektöründe daha büyük krizler bekleniyor.

Temennimiz ülkemizin tüm sektörlerinde ve özellikle tarım sektöründe geleceğe yönelik planlamaların ve işlevlerinin yerinde ve zamanında uygulanarak tarımın şahlanmasıdır.

Kalın Sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
03.09.2019
Devamı

TMO Üzüm Fiyatları İçin Devreye Girdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz." dedi.

İzmir Ticaret Borsası'nda (İTB) sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirinin borsaya getirilmesi nedeniyle düzenlenen sembolik açık artırma törenine katılan Pakdemirli, İzmir'in tarımsal faaliyetler anlamında önde gelen iller arasında yer aldığını belirtti. Dünyada hem üretimde hem ihracatta lider konumdaki ürünlerde fiyat belirleyici olmak gerektiğini söyleyen Pakdemirli, bu yıl 4,2 milyon ton yaş üzüm 305 bin ton da kuru üzüm üretimi beklendiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş incirde de 329 bin ton üretim beklendiğini dile getirdi.
Manisa Ticaret Borsasında yaptıkları toplantıda "çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının 10 liranın altına düşmesi halinde TMO olarak müdahale edeceklerini" söylediğini anımsatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Geçen sürede bakanlık ve TMO olarak piyasayı dikkatle takip ettik. Her ne kadar borsada alım fiyatları 10 lira civarında seyretse de üretim olan ilçelerde çiftçimizin daha düşük fiyatlardan satış yaptığına şahit olduk. Bizim bu durama kayıtsız kalmamız söz konusu değil. Buradan açıklıyorum. TMO olarak kuru üzüm alımı karar teklifimizi bu sabah imzaladım ve onay gönderdim. Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz"
Manisa'nın Alaşehir ilçesi üreticilerinden Veli Şentürk'ün getirdiği çekirdeksiz kuru üzüm, kilogramı bin liradan Ege İhracatçı Birlikleri, Aydın'ın Nazilli ilçesi üreticilerinden Mutlu Yılmaz'ın getirdiği kuru incir de kilogramı bin 50 liradan İzmir Ticaret Borsası tarafından satın alındı. 
 
 
03.09.2019
Devamı

Tarım Sektörü Yüzde 3,4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan-Haziran 2019 dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla rakamlarını açıkladı. Buna göre, ekonomi yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1.5 daralırken, tarım sektörü ise aynı dönemde yüzde 3.4 büyüdü. 

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2019 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 15 artarak 1 trilyon 24 milyar 226 milyon TL oldu.

KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR 9 BİN 693 DOLAR
Kişi başına GSYH, 2018 yılında cari fiyatlarla 45 bin 750 TL, ABD doları cinsinden 9 bin 693 dolar oldu.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'yı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 3,4 arttı, sanayi sektörü yüzde 2,7 ve inşaat sektörü yüzde 12,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,1 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3,3 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 22,8 azaldı.

MAL VE HİZMET İHRACATI YÜZDE 8,1 ARTTI, MAL VE HİZMET İTHALATI İSE YÜZDE 16,9 AZALDI
Mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 8,1 artarken ithalatı ise yüzde 16,9 azaldı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 21,1 ARTTI
İşgücü ödemeleri, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 21,1, net işletme artığı/karma gelir yüzde 9,9 arttı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİNİN GAYRİSAFİ KATMA DEĞER İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE 37,1 OLDU
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın aynı çeyreğinde yüzde 35,6 iken bu oran 2019 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 37,1 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 47,2'den yüzde 44,6'ya düştü.
 
 
03.09.2019
Devamı

Enflasyon Rakamları Açıklandı

TÜİK ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre Enflasyon ağustosta yüzde 0,86 artarken, yıllık bazda yüzde 15,01 oldu
TÜFE'de (2003=100) 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,35, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,62 artış gerçekleşti.
Aylık en yüksek artış yüzde 19,11 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu
Ana harcama grupları itibarıyla 2019 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan, eğitimde yüzde 4,26, konutta yüzde 2,04, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,89 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,75 artış gerçekleşti.
TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 20,98, ev eşyası yüzde 20,13, lokanta ve oteller yüzde 18,52 ve eğitim yüzde 17,59 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.
Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) aylık yüzde 0,16 arttı
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'de 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,05 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,87 artış gerçekleşti.
Ağustos 2019'da endekste kapsanan 418 maddeden; 43 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 243 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 132 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
 
 
03.09.2019
Devamı

Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, projenin uygulandığı Ünye ilçesinde Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi AŞ'ye bağlı olarak çalışan sigortalı fındık işçilerini ziyaret etti. 
Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor" projesi kapsamında sigortalı fındık işçileri durumlarından memnun.

Bir süre işçilerle fındık hasadı gerçekleştiren Belediye Başkanı Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, projenin bu yıl Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerinde pilot bölge olarak uygulandığını söyledi.
Güler, projenin istenildiği gibi gittiğinin vurgulayarak, "Ekiplerimiz hazırlıklarını aylar öncesinden tamamladılar. Yapılan duyurular ve haberler ile fındık işçiliğine başvurular alındı. İlk defa yaptığımız bu çalışmayı bu yıl pilot ilçelerimiz olan Altınordu, Fatsa ve Ünye'de gerçekleştirdik. Elde edilen sonuçlar olumlu. İnşallah bu uygulamayı seneye daha kapsamlı yapacağız." diye konuştu.

Projeye çevre illerden talep var

Projenin sadece Ordu'da ses getirmediğini, komşu illerden de taleplerin olduğunu işaret eden Güler, "Hayata geçirdiğimiz projeye çevre illerden de talepler var. Mesela Giresunlu üreticiler bizden fındık işçisi başvurusunda bulundu. Bu durum projenin doğru olduğunu ve gelecek vadettiğini gösteriyor. İnşallah seneye bu projeyi tüm ilçelerimize yayacağız. Bu proje hepimizin ortak projesidir." dedi.

Güler, fındık işçiliği için başvuruda bulunan kişilerin, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş’ye bağlı olduğunu da anımsatarak, şöyle devam etti:
"Fındık işçiliği için başvuruda bulunan ekipler, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan (ORTAR) Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş'ye bağlanıp sigortalı olarak çalışıyorlar. Bu işçilerin tüm giderleri bizim tarafımızdan karşılanıyor. Onların tek yaptıkları üreticilerin bahçelerinden fındık toplamak. Maaşları ve sigortaları belediye tarafından karşılanıyor. Yapılan bu proje sayesinde her yıl il dışına çıkan yüklü miktarda para ilimizde kalmış oluyor. Bu proje aynı zamanda yeni bir istihdam kapısı haline geldi. Gelecek yıl bu projeye olan ilgilinin daha da artacağını düşünüyorum."

Öte yandan Güler, fındık sezonu sonrası fındık işçiliğinde çalışan işçilerin ağustos ve eylül ayında yapılacak hasadın ardından bahçe temizleme, ot biçme gibi işlere de başvuru yapabileceğini sözlerine ekledi. 
 
02.09.2019
Devamı

Tarımı Olmayan Balkonsuz Eve Benzer

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Kayseri’de katıldığı ’Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecek" dedi.
Kayseri Ticaret Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısına, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar ve davetliler katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Tarım ve Orman Bakanlığının 9 farklı biriminin genel müdür ve yardımcılarını vatandaşlarımız ve esnaflarımızla burada bir araya getiren sayın Mustafa Aksoy’a teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın uzun süredir çok güzel teşvikleri var fakat Kayseri olarak tarım ve hayvancılıkta istediğimiz noktada olmadığımızı söylemeliyiz. Ankara’nın bütçe imkanlarını biliyoruz ama mümkün olduğu kadar Kayseri’nin aslında tarıma elverişli olan topraklarının Yamula, Bahçecik ve Develi projesinin sulama kanallarının tamamlanması ile hem köyden şehre göçün önüne geçeceğiz hem de tarım ve hayvancılıkta kendi kendimize yeten bir yer olacağız” dedi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin de, "Bugün tarım ve hayvancılık yönündeki sorunlarımızı konuşarak 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine yön vereceğimiz bir dönemi hep birlikte başlatmış olacağız. Kayseri dışarıdan bakıldığında bir sanayi şehri olarak tanımlansa da gerçek anlamda tam bir tarım ve hayvancılık kentidir. Bitkisel üretimde kabak çekirdeğinde ilk sırada yer almaktayız, çilek fidesi üretiminin yüzde 60’ı ilimizden gerçekleşmektedir ve çerezlik ay çekirdeğinde 2. Sırada Kayserimiz yer almaktadır. Şeker pancarı ve arpa üretiminde 4. sıradayız. Elma üretiminde 7. ve buğday üretiminde 16. sıradayız. Biz ülkemizin yavru alabalık ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyoruz ve bunu aynı zamanda ülkenin çeşitli noktalarına gönderiyoruz ve oradan da yurtdışına ihraç ediliyor. Ülkemizde tüketilen her 3 yumurtadan 1’i ilimizden ihraç edilmektedir. Katılımlarınızdan ötürü hepinize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, "Her sektörün kendine özgü problemleri ve beklentileri var. Bizim şehir olarak uyum içerisinde, dayanışma içerisinde çalışmamızın bir bereket olduğunu burada herkes takdir eder. Bugüne kadar Kayserili deyince onların ihtiyacı yok ya da onlar kendi imkanlarıyla yapar mantığını artık şöyle revize ediyoruz, Kayserili işini bilir ama işini takip eder ve etmelidir diyoruz. Yapılanlar iyi ve güzel ama yeterli değil. Daha fazlasını hak ettiğimize ben inanıyorum. Orta Anadolu’da tarım ve hayvancılığın merkezi olan ve kendinden çok güzel şekilde söz ettiren bu şehrimizi daha iyi konum ve durumlara taşımak bizlerin de görevidir” diye konuştu.

AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, "Biz 1 yıl içerisinde 17 milyar TL şu veya bu şekilde farklı başlıklar altında tarım sektörüne teşvik veriyoruz. Bu zaman zaman koltuk değnekleri tarzında değerlendirilebilir ama biz sektörün yalnızca Türkiye içerisinde değil, aynı zamanda uluslar arası piyasada da rekabet edebilmesinin önünü açmak açısından bunu yapıyoruz. İnşallah verimlerimiz arttıkça bu tür teşviklerin hangi noktada yapılması lazım geldikçe gün ve gün hesaplanmakta” şeklinde konuştu.

Tarımı olmayan ülkelerin balkonsuz eve benzeyeceğini belirten Tarım VE Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, "Dünyanın bütün ülkelerinde beslenme,gıda ve sağlık kolları, önem sıralamasında ilk sırayı oluşturmakta. Bu bağlamda küresel ölçekte gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe giderek öneminin arttığını daha da net bir şekilde her yıl görünmekte. Her seferinde ifade ettiğimiz gibi, bir devlet için gıda ve tarım ihtiyacı önümüzdeki süreçte savunma sanayiden daha da önemli bir hal alacağını ifade etmek isterim. Dünyayı doyuran ülkenin dünyanın lider ülkesi olacağını çok net bir şekilde göreceğiz. Şu da bir gerçek ki, tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecekler. Bir şey eksik olacak ve bir şeyi gidermek için, bir başka ülkeye, bir başkasına ihtiyaç duymak zorunda kalacak. Türkiye olarak tarımsal hasılatta Avrupa’da ilk sıradayız. Bu da gerçek rakamlar. Dünyada 7.’yiz. yani bu sayıları toprak varlığı olarak değerlendirdiğimizde, toprak varlığı tarımsal alanda 17. sırada. Bu da şu demek, biz aslında fena değiliz ama çok daha iyi bir noktaya gitmemiz lazım ki nüfusumuz hızlı bir şekilde artmakta. Bu tabloda bize aslında arazilerimizi iyi kullandığımızı göstermekte" dedi.
 
02.09.2019
Devamı

AB PANORAMA

AB’DE VE ÜLKEMİZDE KIRSAL KALKINMA (IPARD) VE ÖRGÜTLENME – I
 
Gelişmişlik düzeyi, bir ülke değerlendirilirken önemli göstergelerden biridir. Genellikle sayısal verilere dayanılarak yapılan bu değerlendirmenin, o ülkenin bütün alanlarında, topyekûn bir gelişmişliği kapsaması ve ülkenin bütün fertleri arasında dengeli bir dağılıma sahip olması gerekmektedir. Değilse, gelişmişlik düzeyi sadece bir takım sayılardan oluşan ama o toplum için çok anlamlı olmayan bir gösterge olacaktır. Bu nedenle bir ülkenin gelişmişliğinden bahsederken kır-kent dengesinin iyi ayarlanmış olması, kırsal alanda yaşayan fertlerin ekonomik ve sosyal refahı ile yaşam kalitesinin kentteki insanlar kadar artırılabilmesi gereklidir. Sosyal devlet olduğunu iddia eden bütün ülkeler, toplumsal huzuru tesis edebilmek amacıyla sürdürülebilir bir kırsal kalkınma gerçekleştirmeye çalışırlar. Bunu başaran ülkeler ise gerçek anlamda gelişmiş ülke olarak nitelendirilebilirler.
 
Kabul edilebilir bir kalkınmanın sağlanması, ancak sürdürülebilir bir kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi ile sağlanabilir. Her ülke kendi şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun Kırsal Kalkınma faaliyetlerini etkin bir şekilde uygulayabilmek üzere politikalara belirlemekte ve bu kapsamda tedbirler oluşturmaktadır. İki bölümden oluşan bu yazımızda AB’de ve ülkemizdeki tarımsal alandaki kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler, IPARD uygulamaları ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki önemi üzerinde durulacaktır.
 
Bu ilk bölümde AB’de durum ele alınmakta, kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki rolleri üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda AB’deki son mevzuatın uygulamaya yansımaları ve son durum hakkında bilgiler verilecektir. Gelecek sayıdaki bölümde ise; ülkemizde kırsal kalkınma alanındaki mevcut durum geçmişten günümüze kısaca ele alınıp, mevzuatımız ve stratejik planlarımızdaki son durum tespit edilecektir. Bu tespitler ve AB ile mukayeseler sonunda elde edilen veriler ışığında ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.
 
 
AB’deki Durum
 
Avrupa Birliği’nde başlangıçta Akdeniz bölgesindeki üye ülkeler ve dağlık alanlardaki çiftçilere yönelik olarak başlayan kırsal kalkınma politikaları, her yeni üyelik sonrasında artan gelişmişlik farklılıkları nedeniyle giderek daha da önem kazanmış ve zamanla Ortak Tarım Politikasının (OTP) tamamlayıcı unsuru olarak görülmeye başlamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan çalışmalar sonunda Gündem 2000 adı altında yapılan reform çalışmaları ile OTP, çok yıllı programlar ile kırsal kalkınmayı da kapsayacak şekilde genişletilmiş ve bu tarihten sonra adı “Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası” olarak anılmaya başlamıştır.
 
AB yapısal fonların daha etkin kullandırılabilmesi amacıyla mevzuatda yapılan değişiklikler ile bir takım tedbirler alınmaya başlamıştır. Geri kalmış bölgelerde tarım ve ormancılıkta üretim ve işleme yapılarının düzenlenmesiyle gelişmenin desteklenmesi ve yapısal uyum sağlanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda üreticilere yatırım yardımı, işleme ve pazarlama için yatırım yardımları, 55 yaşın üstündeki çiftçiler için erken emeklilik primleri, gıda dışı amaçlı tarım ürünlerinin teşviki, çevre dostu uygulamalara destek gibi konular ile kırsal alanlarda ekonomik çeşitliliğin teşvik edilmesi hedeflenmiştir.
 
AB’de son reform sürecinden sonra kırsal kalkınma ile ilgili son esas mevzuat 20 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan 1305 sayılı Kırsal Kalkınma Tüzüğü olmuştur. Son mevzuat içinde özellikle 27’inci madde olmak üzere üretici örgütlerine kanunun birçok yerinde yer verilmiştir. Üretici örgütlerinin ticari planların hazırlanması ile kırsal alanda üretim ve çıktıların pazar taleplerine göre şekillendirilmesi, interbranş örgütler ve kümeler ile kırsal yerel eylem grupları arasında işbirliği kurulması, kuruluşlarının (üretici gruplarının kurulması ve 1308/2013 sayılı Ortak Piyasa Düzenleri Tüzüğünde belirtilen üretici örgütlerine dönüşünceye kadar) desteklenmesi gibi birçok konuya değinilmektedir.
 
AB’de kırsal kalkınma ile ilgili süreci etkileyen en önemli unsur genişlemedir. Son katılımlardan sonra, AB nüfusunun %60’a yakın bir kısmı kırsal alanda yaşar hale gelmiştir. Toplam istihdamın ve toplam üretim değerinin yarıya yakını kırsal alan olarak nitelendirilen bölgelerden sağlanmaktadır. Bu nedenle AB, yeni üyeler için katılım öncesinde sağladığı fonlar ile kırsal alanda denge sağlamayı amaçlamıştır. AB üyeliğine son katılan 10 Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkesi için adaylık sürecinde geliştirilen genişleme stratejisi çerçevesinde tarımsal yapıyı yeniden şekillendirmek amacıyla verilen SAPARD (Special Accession Programme for Agriculture and Rural Development) ve aralarında ülkemizin de olduğu son aday ülkelere yönelik uygulanan katılım öncesi mali yardım aracı kırsal kalkınma için verilen IPARD (Instrument for Pre Accession Rural Development-Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Yardımı) destekleri önemli birer fon kaynağı olmuştur.
 
Genel olarak; AB’de kırsal kalkınma politikaları ile tarım ve orman sektörünün güçlendirilmesi, kırsal alanların rekabet gücünün artırılması ve çevrenin ve kırsal mirasın korunması hedeflerine ulaşmak hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ve Avrupa Birliği içinde kır-kent arası dengesizliği azaltmak amacıyla uzun yıllardan bu yana ciddi politikalar uygulanmakta ve büyük paralar harcanmaktadır. Halen Ortak Tarım Politikasının %25’i kadar bir miktar Kırsal Kalkınma Politikaları için ayrılmakta ve birlikte Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası bütçesini oluşturmaktadır. Aslında AB’nin tarım desteklemelerinde kırsal kalkınmaya yönelmesinin ardında yatan bir diğer gerçek; Dünya Ticaret Örgütü’nün kısıtlamalarından kaçınmak ve destekleri mavi ya da yeşil kutu içinde gösterebilmektir.
 
Bu arada zamanla kırsal alanlarda gerçekleştirilen projelerde hedeflenen başarıya ulaşabilmek için bir yapıya ihtiyaç duyulmaya başlamıştır. Kırsal kalkınma projelerinde karşılıklı dayanışma ortamı yaratmak, deneyimleri paylaşmak, yenilikleri desteklemek üzere LEADER (Links Between Actions For The Development Of Rural Economy-Kırsal Ekonominin Geliştirilmesinde Faaliyetlerin Birleştirilmesi) denen ortak faaliyetler başlatılmıştır. LEADER yaklaşımı olarak adlandırılan bu faaliyetlerin uygulanması sırasında karşılaşılan organizasyon ve idare ile ilgili düzenlemelere ilişkin yapılara ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir.
 
Bu aşamada hem LEADER faaliyetleri kapsamında, hem de SAPARD ve IPARD Tedbirleri kapsamında ağırlıklı olarak üreticiler tarafından kurulmuş örgütlerin önemli sorumluluklar alabildikleri görülmektedir. Aslında sadece kırsal kalkınma alanında değil, AB’deki tarım ve balıkçılık ile ilgili ortak politikaların ve bu kapsamdaki Ortak Piyasa Düzenlemelerinin temel uygulama aracı olarak karşımıza hep örgütler çıkmaktadır. Kırsal Kalkınma ile ilgili üretici örgütlerinin rolleri ve uygulamalar Ortak Piyasa Düzenlerindeki uygulamalardan çok farklı değildir.
 
Kırsal kalkınmada üretici örgütlerinin görevi, dağlık ya da geri kalmış yörelerde sürdürülecek kalkınma faaliyetlerinde etkinliğin arttırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle bölgede bulunan faal üretici örgütü kullanılmaktadır. Eğer halihazırda bir üretici örgüt yoksa daha önce kurulmuş fakat halen etkinliğini yitirmiş olan üretici örgütünün yeniden yapılandırılması tercih edilmektedir. Eğer bu da yoksa yeni bir üretici örgüt kurulması yoluna gidilmektedir.
 
Herhangi bir örgüte üye olmayan üreticiler bir araya gelerek ya da Mevcut Örgütler (Any Legal Entity) AB kriterlerine uygun olarak tanınma hakkını kazanmaları halinde “Üretici Örgütleri” (Producer Organizations) olarak adlandırılmaktadırlar. Özellikle kırsal alanlarda bu kriterleri karşılayabilmek güçleşebilmektedir. Bu tip durumlarda ilk 5 yıl cirosunun %5-3’lük bir kısmı oranında kuruluş desteği adı altında bir ön destek alarak “Üretici Grubu” (Producer Groups) oluşturulmaktadır. İşte bu örgütler Kırsal Kalkınma politikalarının uygulanmasında öne çıkmaktadırlar. Kırsal ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve arttırılması kapsamında üretim, destekleme, işleme, pazarlama, dış ticaret, stoklama, kalite/pazarlama standartları, tüketici bilgisi, rekabet kuralları, piyasa istihbaratı gibi konularda hükümlerin ve bu kapsamdaki kuralların uygulanmasına yönelik hazırladıkları özel planlama dökümanları yürütülen kırsal kalkınma çalışmalarının başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. AB’de Üretici Gruplarına Örgütlerine verilen görevler ana hatları ile aşağıdaki şekilde özetlenmeye çalışılmıştır:
 
  1. Kırsal Kalkınma Politikalarının uygulanacağı yerde bulunan güçsüz üreticilerin ekonomik faaliyetlere katılımını desteklemek ve yönlendirmek,
  2. Üyelerinin kaydını tutmak,
  3. Üretilen ve pazarlanan ürünlerin kaydını tutmak,
  4. Üyeleri tarafından üretilen ürünlerin piyasaya satışını - arzını düzenlemek,
  5. Piyasanın talep ettiği miktar, standart ve kalitede üretiminin planlanması yapmak,
  6. Planlama yönelik İşletim Programın hazırlanmak,
  7. Uygulama için bir İşletim fonu oluşturmak ve bunu finanse etmek,
  8. Üretim maliyetlerini azaltıcı tedbirler almak,
  9. Kırsal piyasada fiyat istikrarını sağlayıcı müdahalelerde bulunmak,
  10. Kırsal alanda planlanan üretimin gerçekleştirilmesi için gerekli müdahale sistemlerinin kurmak ve gerektiğinde işletilmek,
  11. Pazarlama (doğrudan satış/mezat) faaliyetinde bulunulmak,
  12. Kırsal alanda hedef sektöre verilen destekleme, depolama, girdi gibi fonları ve maddi tazminatları üyeleri arasında paylaştırmak,
  13. Ürünlerin işlenmesi ve atıkların değerlendirilmesinde kırsal çevreyi koruyucu tekniklerin uygulanmasını sağlamak,
  14. Kırsal alanda su ve toprak kaynakları ile peyzajın korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesine yönelik uygulamaları teşvik etmek.
 
Üye ülke yetkili otoritesi olan Tarım Bakanlıkları, bu mekanizma içinde işletim görevinden sorumlu olan üretici örgütlerinin kurulması, tanınması ve AB Komisyonu tarafından bu örgütlere verilen görevlerin yerine getirilmesini kontrol etmek ile yükümlüdür.
 
Avrupa Birliği’nde üye devletlerin bu kadar çok yetkiyi üretici örgütlerine devretmelerinin kendilerine göre haklı gerekçeleri bulunmaktadır. Hem AB Komisyonu, hem de üye devlet yetkili makamları, tarımsal verilerin doğruluğunu takip etmek ve kararların uygulanabilirliğini arttırmak için OPD hükümlerinin uygulanmasında üretici örgütlerine önemli roller vermektedir. Ayrıca bu yöntem, üye devletler açısından sahada büyük kolaylıklar sağlamakta ve daha ucuza mal olmaktadır.
 
Gelecek sayıda, kırsal kalkınma alanında ülkemizdeki son durum tespit edilecek, IPARD ile ilgili bilgiler verilecek ve ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde özellikle de IPARD desteklerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.

Erhan EKMEN
 
01.09.2019
Devamı

NEDEN BUZAĞI ÖLÜMLERİYLE BAŞ EDEMİYORUZ

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kurulan işletmeler yüksek kar beklentisiyle bu işe soyunuyorlar. Bir takım etüt ve projeksiyon çalışmaları sonrası modern ahırlar oluşturuluyor. İşletmeci imkânı varsa biraz arazi satın alarak işe başlıyor. Kişi hayvancılık sektörüne yeni giriyor ve konuyla ilgili bir deneyimi yoksa, bazı zorluklarla karşılaşıyor. Mecburen ilk planda çiftlikle birilerinin alakadar olması gerekiyor. Öncelikle çiftliğe bakacak, sahip olacak yetkili bulunuyor, sonra da bir takım oluşturulmaya çalışılıyor. Takımda; bekçiler, hayvan bakıcıları, sağımcılar, tohumlama ve aşı elemanları ile veteriner hekimler, zooteknistler bulunmak zorunda. Bunlara ek olarak bir de tecrübe… Bakın en önemlisini sona yazdım “TECRÜBE”. İşte bu kapının altın anahtarı…
       Ne demek Tecrübe?
  • Yapılan hangi iş olursa olsun deneyim demek,
  • İş ciddiyeti demek,
  • Çalışılan konuda detay bilgi sahibi olmak demek,
  • Verilen emir ve komutları alıp, hem bilimin hem de kendi kazanımlarının süzgecinden geçirerek uygulayan demek,
  • Kısaca iyi ve faydalı olan her şeyi kullanmak demektir.
Şimdi konu başlığına gelelim “Neden buzağı ishalleriyle baş edemiyoruz “. İşletmelerin pek çoğu neden bu konuda hala sıkıntı yaşıyor?

En büyük neden iş kalitesi, tecrübesizlik ve teknik ekibin yetersizliği ya da uyumsuzluğudur. Çünkü iyi bir işletme, iyi bir takım oyunu demektir. Herkesin verilen görevi tam manasıyla yapması, tabiri caizse tüm imkanları sonuna kadar kullanıp, sinekten yağ çıkartması demektir. Ancak böylelikle kar edilebilir, böylelikle para kazanılabilir. Bir de zamanlamayı doğru yapıp işletmeye lazım olan ne varsa vakitlice almalıdır. Yani yemini-ilacını zamanında stoklamalıdır. İyi bir depolama alanı oluşturmalı ve alınan her şey son damlasına kadar çürütmeden, kokutmadan kullanılmalıdır. Bunları iyi ve deneyimli bir ekiple yapmalıdır. İşletmede alınan kararlar harfiyen ilgililer tarafından yerine getirilmeli. Aşılamalar, tohumlamalar gününde, zamanında ve düzenli yapılmalı, kayıtlar dosdoğru tutulmalıdır. Ayrıca sık sık personel değiştirilmeden ve de işten anlayan kişilerle çalışılmalıdır. İşetmede hijyen kuralları sıkı sıkıya çalıştırılmalı, anaç sürü, çok kalabalık olmadan ve diğer hayvanlardan ayrı tutulmalı. Genç hayvanlar ve buzağılar da farklı alanlarda bakılmalıdır. Özellikle buzağılarda yeni doğanları imkân varsa tek tek kulübelere yerleştirmeli, yoksa ağız sütünü aldığı ilk günler ister anne yanında, isterse de ayrı bir bölmede temiz, havadar ve hayvanı rahatsız etmeyecek sıcaklıkta bakmalıdır. Yine, doğuma veteriner hekimler, teknikerler, teknisyenler ya da çok tecrübeli elemanlarca müdahale edilmelidir. Yeni doğan buzağının göbek kordonu bakımı, kurulanması ve en önemlisi ilk emeceği ağız sütünü 2-3 saatlik zaman dilimi içinde vermeli. Elle beslenecekse kulübeye alınmalı veya annesiyle geniş ve rahat bir padokta birkaç gün geçirecek zemin hazırlanmalıdır. Bu süreçte ishal olmamaları için; derhal septisemi aşısı “E. Coli F5(K99)” yapılmalı.  Rotavirus, Coronavirus, Clostridium Perfringens ve Cryptosporidium gibi etkenlere karşı önlemler de alınmalıdır. İşletmede doğan hiçbir buzağı asla bir ihmale kurban gitmemelidir.
Aslında bu yazdıklarımı profesyonel işletmeler zaten yapıyor. Hatta dünyadaki yeni gelişen teknolojiyi birçok tesis iyi bir şekilde kullanıyor. Onlarla gurur duyuyor ve çoğalmalarını canı gönülden istiyoruz. Ancak, bizim esas dikkat kesilmemiz gereken küçük ya da orta ölçekli yetiştiriciler. İşin aslı herkes her şeyin farkında, ama nedense ısrarla ihmaller zincirini sürdürmeye devam ediyoruz. Ben söze başlarken modern bir işletme ve onların gereksinimlerini vurguladım. Aslında modern işletme diye bir tabir olmamalı. Hayvancılıkla uğraşan herkesin ahırı yeterli, teknik donanıma sahip bakılıp beslenen hayvanların rahatını ve sağlığını koruyor olmalıdır. Ahırlar, ağıllar günün şartlarını sağlar nitelikte olmalı ki, doğan yavrular-buzağılar ölmesin. Hala bugün olmuş işletmelerin bazılarında elektrik yok, su yok, yeterli havalandırma yok.  İşletmeye girdiğinizde, geniz yakan kesif bir gübre kokusu, bir delikten sızan ince bir ışık hüzmesi her yer karanlık, vıcık vıcık idrarın, gübrenin içinde yüzen yeni doğmuş buzağılar. Son derece sağlıksız, kalabalık bir ahır, birbiri üstüne basıp geçen koyun, keçi, kaz, ördek vs… Birçok şehirde, birçok yerde görmeye alıştığımız manzaralar bunlar. Ahır şatları o kadar yetersiz o kadar bozuk ki, çalışan insanlar bile etkileniyor. Yakın zamanda bir veteriner hekim arkadaşımız bir ineğe sezaryen operasyonu yaparken elektrik akımına kapıldı ve hayatını kaybetti. Ne kadar üzüldük. Ahırda doğru düzgün bir elektrik sistemi olmadığından uzatma kablosu kullanılarak ortam aydınlatılmak istenmiş ve bu sırada meydana gelen elektrik kaçağından kardeşimiz kaza kurbanı olmuştur. Her şeyin çok kolay elde edildiği bir çağda bu nasıl oluyor? Hayat bu kadar mı ucuz? Soruyorum şimdi; bir hekimin hayatta kalamadığı bir yerde, diğer canlılar nasıl yaşasın, nasıl sağ kalsın? Akıl mantık işimi bu? Oradakilere “bu hal nedir!” diye sorsanız; “ne yapalım, imkanlar böyle” ya da “başka bir çarem yok” gibi kaçamak cevaplar alırsınız. Halbuki ahır doğru düzgün inşa edilse, ya da ne bileyim adam akıllı bir bina, bir alan olsa bu acılar yaşanmayacaktır. İşte vurgulamak istediğim bu. Siz bir sürü eksiklerle dolusunuz, ama ne hikmetse tam sonuca varmak istiyorsunuz. Yok böyle bir şey. Bu arada dikkat çekilmesi gereken bir husus daha var o da; sahada çalışan veteriner hekimler sadece yıpranmıyor, ölüyor. Bunu tüm devlet büyüklerinin görmesi ve fark etmesi gerekiyor artık. Bir an önce özverili ve gayretli arkadaşlarımızın sosyal güvenlik hakları, yıpranma durumları göz önüne alınarak yeniden tanzim edilip, düzenlenmelidir.

Tekrar ana konuya dönersek; imkansızlıklar içinde çalışmak ya da hayvan bakmak büyük ölçüde verim kaybına uğramak demektir. Yani işletmeye sığacak kadar veya gücü yettiğince hayvan bakılmazsa, o tesisin kazanç sağlaması oldukça zordur. Ancak hala belli saplantılarla hayvancılık yapanlar, hala kendini düzeltmeyi ısrarla reddedenler var.

Onlara soruyoruz;
- “ Neden camı-kapıyı kapatıyorsunuz?, cevap; hayvanlar üşür”.
- “ Neden hayvanların altları ıslak?” İdrarı, suyu tahliye edecek gider yok.
- “ Neden zemine kuruluk atmıyorsunuz?” , sap saman pahalı.
- “ Neden aynı ahırda tavuk, koyun-keçi, buzağı bir arada?”, yerim dar veya başka alan yok.
- “ Neden böyle hayvancılık yapıyorsun?”, biz atamızdan böyle gördük, böyle biliriz.
İşte atamızdan böyle gördük, böyle biliriz TECRÜBE’si de bize yaramıyor. İyi bir netice vermiyor. Bu tecrübeyle biz buzağıları ölmekten kurtaramıyoruz, bu tecrübeyle biz kaliteli hayvan yetiştiremiyoruz, bu tecrübeyle biz sektörde ayakta kalamıyoruz?
Peki ne yapacağız?
Aslında yapılacakların başında işi sevmek ve bilinçli yapmak geliyor. Bir diğeri kendi olanaklarını göz önüne alarak yatırıma başlamak, ahırın yanı sıra, kendi yemini kendi temin eden kazanır ilkesinden hareketle arazi satın almak veya kiralamak gerekiyor. Tesis eskiyse modernize etmek şarttır. Hayvanlara bakacak yeterli alan oluşturulduktan sonra, temizlik ve hijyen kuralları tavizsiz işletilmelidir. Söz konusu aile işletmesi ise tüm bireyler anne - buzağı ve ahır bakım tekniklerini tam anlamıyla öğrenip uygulamalıdır. Tertipli ve düzenli olunursa karlılık artacaktır. Eğer iyi bir işletmecilik örneği oluşturulmak isteniyorsa; kulaktan dolma, atadan dededen kalma hatalı bilgiler değil, bilimsel gerçeklerle hareket etmek son derece faydalı olacaktır. Özellikle işletmede doğan her buzağı özenli bir şekilde ve yukarda belirttiğim kurallar çerçevesinde bakılıp beslenirse sonuç iyi olacaktır. Yoksa kötü örneklerle yürüyüp gitmek, tedbirleri artırmadan, gerekli kuralları işletmeden devam etmek değil. Bundan sonra daha dikkatli, daha teknik hayvancılık yaparak bol bereketli kazançlar sağlamak dileklerimle...
                       
 
    Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ANA Bilim Dalı Başkanı

 
01.09.2019
Devamı

SU ÜRÜNLERİ AV SEZONU AÇILIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  31 Ağustos Cumartesi gecesi su ürünleri av sezonunu açacak.
Gırgır ve trol ağları ile avcılık faaliyetinde bulunan balıkçılar için 15 Nisan 2019’da kapanan genel av sezonu, 1 Eylül 2019’da açılıyor. Akdeniz’de avcılık yapan balıkçılar için ise av sezonu 16 Eylül 2019’da başlayacak.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla, Tarım ve Orman BakanımI  Bekir Pakdemirli’nin ev sahipliğinde İstanbul Poyrazköy’de “2019-2020 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış” programı yapılarak ‘vira bismillah’ denilecek.
Açılış programında denize çeşitli türlerden balıklar da bırakılacak.
 
30.08.2019
Devamı

Tarım ve İnsan Fotoğraf Sergisi Amasya'da Açıldı

Amasya'da Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenlediği tarım ve insan fotoğraf sergisinin açılışı gerçekleştirildi.

10’uncu Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nda dereceye giren eserler, Hazeranlar Konağı Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergilendi. Serginin açılışına Vali Vekili Turgay İlhan, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ İl Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Şeker, daire amirleri ile vatandaşlar katıldı.

Açılış öncesi konuşan Zekeriya Şeker, 2009 yılından bu yana aralıksız yapılan Tarım ve İnsan Fotoğraf yarışmasına 10 yılda 5 bin 500 kişinin 25 bin eserle katıldığını belirtti.

Bu yılki 11. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın konusunun tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, her türlü tarım hareketliliğinin işlenmesi, üretici, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyet ile tematik kategorinin 'su' olarak belirlendiğine değinen Şeker, başvuruların 30 Eylül tarihine kadar yapılabileceğini söyledi.
 
29.08.2019
Devamı

Kantinlerde Gıda Denetimleri Hızlandırılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde okul kantinlerine yönelik denetimini artırdı. Tarım Bakanığı’ndan yapılan açıklamada, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde denetlenen 47 bin 805 kantinden mevzuata uygun olmayan 195'ine idari para cezasının kesildiği bildirildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tüketici sağlığını koruma hedefi doğrultusunda gıda konusundaki çalışmalarını okul kantinlerine yönelik olarak da sürdürüyor.  Bakanlıkça yayımlanan Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği ve Kılavuzu ile işletmeler için özel hijyen kuralları belirlenirken, kantinlerde çalışan bütün personel için ayrıca hijyen eğitimi alma şartı getirildi. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim bakanlıkları koordinasyonunda hijyen eğitimleri düzenlenerek toplamda 45 bin 29 kantin çalışanı ve Milli Eğitim Bakanlığı personeline eğitim verildi.  Düzenleme dolayısıyla 2015 yılının başından itibaren hijyen eğitimi almamış kişilerin kantin ve yemekhanelerde çalışmasına izin verilmiyor. Gelen talepler doğrultusunda eğitimlerin düzenlenmesine devam ediliyor.  Bakanlıkça, en hassas tüketici gruplarından olan öğrencilerin gıda güvenilirliği konusunda bilinçlenmesine yönelik 2018-2019 eğitim öğretim döneminde bin 370 eğitim verildi ve 130 bin 174 öğrenciye ulaşıldı. 2023 yılına kadar sürecek bu çalışmalarla ülkedeki tüm okullarda öğrenim gören çocukların eğitim alması hedefleniyor.  Bakanlık tarafından, 2011 yılından bugüne kadar tüm eğitim öğretim dönemlerinde okullar, yaz okulları ve kamplarda bulunan kantin ve yemekhaneler her sömestrde bir kez olmak üzere yılda en az 2 kez denetleniyor. Bu çerçevede, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde kantinlere 47 bin 805 denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde mevzuata uygun olmadığı belirlenen 195 kantine idari para cezası uygulandı.
 
Veliler ve Öğrenciler Alo Gıda Hattı’na Başvurabilecek

Resmi kontrollerle okul kantin ve yemekhanelerinin genel ve özel hijyen şartlarının tespiti ve kantinde satılan gıdaların Türk Gıda Kodeksi'ne uygunluğu denetleniyor. Bakanlık tarafından, tüketiciler ve özellikle çocukların sağlığının en üst düzeyde korunması ve sağlıklı bir toplumun oluşturulması adına gelecek dönemde de çalışmalar aralıksız sürdürülecek. Bakanlıkça, veliler ve öğrencilerin, okul kantinlerinde karşılaştıkları olumsuzlukları mutlaka bakanlığın 174 Alo Gıda Hattı'na bildirmesi talep ediliyor.
 
29.08.2019
Devamı

Makine Ekipman Desteği Başvuruları Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığının tarım alanlarında makine kullanımının arttırılması yönelik çalışmaları kapsamında makine hibe desteği başvuruları devam ediyor.
Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik yatırım programı kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi için çiftçilere hibe desteği sağlamaya devam ediyor.

Bayburt'un ekonomisinde önemli bir yere sahip olan hayvancılığında gelişmesi bakımından yem karma, balya ve silaj makineleri alımlarında çiftçilere verilecek olan yüzde 50 hibe desteğine başvuru devam ediyor. Hayvancılıkla uğraşan çiftçileri büyük oranda rahatlatacak olan hibe destek paketine ise son başvuru 30 Eylül'de sona eriyor. Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, kırsal turizm yatırımları, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, el sanatları ve katma değerli ürünler, bilişim sistemleri ve eğitimi gibi çok çeşitli konularda proje başvuruları da devam ediyor. Bu kapsamda 50 bin TL ile 2 milyon 500 bin TL arasında hazırlanacak olan proje konularına Bakanlık tarafından yüzde 50 hibe desteği sağlanacak. 
 
 
29.08.2019
Devamı

‘Vira Bismillah’ İçin Geri Sayım

Denizlerde 15 Nisan’da başlayan av yasağı 1 Eylülde sona erecek. Yeni sezona başlayacak balıkçılar, geçen dönem olduğu gibi özellikle hamsi, çinekop ve istavritte bolluk bekliyor.

1 Eylül’de başlayacak yeni sezon öncesi balıkçıların büyük beklenti içine girdiğini söyledi.
 
Balığın bol olmasının fiyatları düşürdüğünü vurgulayan Özkurnaz, şöyle devam etti:
“Her yıl olduğu gibi özellikle göç döneminde torik, palamut, lüfer ve bunun gibi birçok pullu balık, çipura, mercan, karagöz, sinarit, Karadeniz’den Ege’ye ve oradan da Akdeniz’e açılır. Balıkçıya ekonomik anlamda en çok katkı sağlayacak balık çeşidi lüferdir. Bu yıl özellikle lüfer, geçen yıldan bu yana yataklama yaptı, doğal olarak havyarı da bu bölgeye bırakmış oldu. Bu yıl bu bölgedeki balıkçılığın lüfer bakımından ciddi anlamda artış göstereceği düşüncesindeyiz. Balıkçılarımız geçen sezondan memnundu. Bu sezondan da umutluyuz. Balığın, balıkçılığın özellikle palamut, torik, lüfer gibi balıkların popülasyonunun daha çok artacağını ve balıkçılarımızın da güzel bir dönem geçireceğini umuyoruz.”

 
“Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır”
Balıkçı Tuncay Dinç ise avlanma sezonunun bereketli geçmesi beklentisinde olduklarını anlattı.
Av yasağı nedeniyle tezgahlarında birkaç çeşit balık bulunduğunu aktaran Dinç, “Levrek, çipura kültür balığı. Oltadan gelen çipuraları satıyorum. Dalyan’dan gelen kefal, turna ve levrek var.” dedi.
Dinç, bugünlerde en çok sardalyanın ilgi gördüğünü dile getirdi.
Haftaya başlayacak yeni sezondan beklentilerine değinen Dinç, “Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır. 20-25 lira aralığında satılan sardalyanın 15-20 liraya düşeceğini tahmin ediyoruz. Geçtiğimiz sezon hamsi, çinekop ve istavrit çok bereketliydi, inşallah bu sene de aynısı olur. Bu yıl sardalya fiyatları yüksek gitti ancak bu yıldan umutluyuz.” ifadelerini kullandı.

 
“Balıkçının umudu bitmez”
Balıkçılardan Melih Kayıkçı da sezonun açılmasını dört gözle beklediklerini belirtti.
Palamut, sarıkanat ve lüferin bol olmasını umut ettiklerini kaydeden Kayıkçı, “Sezonun açılışı palamutla başlar, sarıkanat, lüfer, istavrit ve tekir gibi balıklarla devam eder. Fiyatlarda düşme olur. Geçen yıl güzel bir sezon geçirdik, umarım bu sezon da bereketli bir sezon olur. Balıkçının umudu bitmez.” diye konuştu.
 
28.08.2019
Devamı

"Akıncı ruhlu çiftçi, girişimci ve yatırımcılara ihtiyacımız var"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, artık fetihlerin coğrafyalarda değil, zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapıldığını belirterek, "Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." dedi.

Fatih Metin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Bolu’da Ziraat Odası tarafından Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı.
Konuşmasında bazı yatırım rakamlarının çok büyük ya da küçük olmasının önemli olmadığını dile getiren Fatih Metin,  önemli olan konunun bu yatırımların arkasından gelecek yatırımlarla üretimlere vesile olması gerektiğini vurguladı.

Tarım da ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret eden Metin, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." diye konuştu.

"Desteklerimiz devam edecek"

Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

Ülkede protein tüketiminin arttırılması gerektiğine dikkati çeken Metin, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi arttırmamız gerek." ifadelerini kullandı.
 
28.08.2019
Devamı

Balon balıklarına karşı savaş açtılar

Mersın'in Anamur ilçesinde balık popülasyonlarını tehdit eden balon balığının etki alanını zayıflatmak amacıyla bu yıl ilk kez "İstilacı Balon Balığı Turnuvası" düzenlendi. Belediye ile Avcılar Doğa ve Su Sporları Derneği'nin organize ettiği turnuvaya 79 balıkçı, tekneleriyle katıldı. Sabah saat 06.30'da Anamur Dragon çayından denize açılan tekneler, saat 13.00'e kadar en çok balon balığını yakalamak için yarıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde 49 tekneyle toplam 400 balon balığı yakalandı. Gün sonunda 70 balıkla 1'inci olan Serkan Meteris 4 beygir gücünde deniz motoru, 2'nci olan Meltem Ceren Gülener fiber tekne, 36 balıkla 3'üncü olan Cihangir Uygur ise elektrikli çıkrık kazandı.
 
27.08.2019
Devamı

Holstein ırkı damızlık inek Yarışması Yetiştiricilerini Bekliyor

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Durgun, 5 Eylül 2019 tarihinde Karaevli Tarım ve Teknoloji Fuarında, 3. Damızlık İnek Yarışması düzenleyeceklerini açıkladı. Durgun, yarışmanın kaliteli damızlık özelliğe sahip sığır yetiştiriciliği yapan üyelerini ödüllendirmek ve teşvik etmenin yanısıra, üyelerin yetiştirdiği kaliteli damızlık özelliğe sahip damızlık inek ve düveleri bölge ve ülke genelinde tanıtmak için düzenlendiğini belirtti.  
Durgun, yapılacak olan damızlık inek yarışmasına birlik üyelerini ve tüm yetiştiricileri davet etti. 

YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI
Damızlık Birliği Üyesi Olmak
Holstein Irkı Damızlık İneğe Sahip Olmak
Yarışmaya katılmak isteyenlerin 30 Ağustos 2019 tarihinden önce başvuruda bulunmaları, 
DEĞERLENDİRME VE ÖN ELEME
Yarışma 2 aşamadan oluşmaktadır.
 
Ön eleme yetiştiricinin ahırında yapılacaktır,
Ön elemeyi geçen 8 Holstein İnek katılacaktır,
Yarışma günü ineklerin nakliyesi birliğimiz tarafından sağlanacaktır,
Yarışma anında yetiştiriciler ineklerinin yanında olacaktır,
Yarışmaya katılan inekler Uzman Kişiler tarafından değerlendirmeye alınacaktır.

ÖDÜLLER
Yarışma birincisi ineğin sahibi 13-17 Kasım 2019 tarihinde Almanya’da düzenlenen Agritechnica Fuarına ve Çiftlik Gezisine tüm masrafları DLG Fuarcılık tarafından karşılanarak gitme hakkı kazanacak.
Dereceye giren diğer ineklerin sahiplerine de sürpriz hediyeler verilecek.
 
 
26.08.2019
Devamı

Dolu, 10 Bin Dekar ekili tarım arazisini vurdu

Dün akşam saatlerinde Aksaray’da etkili olan sağnak yağmur ve ardından dolu yağışı 45 dakika içerisinde 10 bin dekar ekili tarım arazisini vurdu. Şiddetli dolu yağışı ayçiçeği başlarını adeta delik deşik ederken, mısır ve bahçelerde ekili sebzeleri yerle bir etti. Tarım arazileri adeta göle dönüşürken, ekili mahsuller tamamen zarar gördü.

Özellikle Çimeli köyü, Topakkaya beldesi, Baymış köyü, Yeşilova beldesi ve Yeşiltepe beldesindeki tarım arazilerinde ayçiçeği, mısır tarlaları ile bağ ve bahçelerde büyük zarara neden oldu. Afetin ardından Tarım ve orman Müdürlüğü ekipleri, Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri tarım arazilerine inerek detaylı tespit çalışmalarını sürdürüyor..
 
22.08.2019
Devamı

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.
 
22.08.2019
Devamı

Giresun’da İlk Fındık Fiyatı 18, 36 dan Alındı

Fındık alımlarının bugün başlaması ile Ordu da başlayan program Giresun’da da hızlı bir şekilde devam ediyor.

Giresun Valisi Harun SARIFAKIOĞULLARI Fındık alımları açılışın konuşmasında söyledi: “ Bütün çiftçilerimize bütün Karadeniz’e kazasız belasız, bol kazançlı bir hasat dönemi diliyorum. Bugün de TMO Genel müdürümüz ile beraber borsamızın fındık alımını başlatıyoruz. Hepinizin bildiği üzere Giresun kalite fıstığın kalite fiyatı 17 TL olarak tespit edilmiştir. Bugünden itibaren de fındık alımları başlamıştır. Bu vesile ile ben fındık üreticilerimizin namına başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Bakanımıza ve bölge milletvekillerimize emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
Gerçekten fındık üretimi toparlanması meşakkatli bir ürün. Her açıdan besleyici bir ürün bizim az önce ifade ettiğimiz üzere kahverengi bir altın aslında elimizde bir altın var. Bu altını en verimli şekilde kullanmak istiyoruz. Üreticimizin de gene az önce belirttiği üzere dönüm başına yaklaşık 170 kg ürün aldığını ifade etti diyorlar. Burada yine ilk gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğümüzün yardımları bilimsel çalışmaları,  gençleştirme, ilaçlama gübreleme çalışmaları,  çiftçilerimizin ürün verimliliğini pozitif yönde etkilemiştir.  Bu sene biz her köyümüze bir örnek fındık bahçesi oluşturduk. İnşallah bunu önümüzde ki yıl her köyümüzde 3 örnek bahçe uygulaması ile yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Burada ki hedefimiz az önceki üreticimizinde ifade ettiği üzere dönüm başı min. 170 kg ürün almak. Eğer örnek bahçelerde ki vurgulamaları genele yayarsak bunu başarabiliriz. Erişilemeyecek bir hedef değil. Tekrar hasat döneminin ve TMO alım dönemini bütün çiftçilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Çitçilerimiz randevu almak sureti ile borsamıza ve TMO’un gösterdiği noktalara ürünlerini getirmek sureti ile rahatlıkla ürünlerini teslim edebilirler.  Yine bu konuda da Genel Müdürümüz başta olmak üzere, borsa başkanımıza, tarım müdürümüze ve çalışanlarına teşekkür ederim”.



TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal  Giresun da yaptığı konuşmasında, Fındığın kalitesini ve ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguladı. Güldal: “Giresun fındık ile çok örnek bir yatırımı gerçekleştirmiş oluyor. Buradan Giresun Ticaret borsasını kutluyor tebrik ediyorum. Örnek olarak da her yerde söylüyor gösteriyoruz. Bu yatırımın Giresun’da olması, üreticilerimiz için ayrı bir gelir olacaktır. İlk fındığı teslim alırken 17 TL olarak açıklanana fındık kalitesinden ötürü de 18.36 kuruşu. 2019 yılı fındık alım dönemi için TMO olarak tüm hazırlıklarımızı yaptık.  Cumhurbaşkanımızın da belirledi fiyatlar tüm üreticileri memnun etti.  Bizimde TMO olarak bir takım beklentilerimiz var tabi ki. Fındığın standart kriterlerini kesinlikle istiyoruz. 2019 yılı çiftçi kayıtlarının mutlaka güncellenmiş olasını istiyoruz. TMO alım noktalarından randevu alarak ürünlerini teslim edebilirler” dedi.
 
21.08.2019
Devamı

Adıyaman'da 10'uncu Fotoğraf sergisi açıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından toprağın ve tarımın önemi konusunda sosyal ve bireysel duyarlılığın geliştirilmesi amacıyla 2009 yılından bu yana düzenlenen 'Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışmasında' dereceye girerek sergilenmeye değer bulunan eserlerin yer aldığı fotoğraflar AVM'de sergilendi.

Serginin açılış kurdelesi Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, ATSO Başkanı Mustafa Uslu, Ziraat Odası Başkanı Salih Şahan kesti.

Adıyaman Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan yaptığı açıklamada, "Yarışmacılar tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, tarım ürünlerinin işlenmesi, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyeti konu alan fotoğraflarla yarışmaya katıldı. 2019 yılı tema konusu 'su' olarak belirlenmiştir. Yarışmaya ilimizden de yoğun katılımının gerçekleşmesini ümit ediyorum" dedi.

63 Fotoğrafın sergilendiği sergiye vatandaşlarda ilgi gösterdi. 
21.08.2019
Devamı

TMO'dan İlk Fındığa 18 TL Fiyat

İlk defa Ordu Ünye’de yılın ilk fındık alımı yapıldı. 54 randımanlı fındığa 18 TL fiyat verildi.

Ordu Ünye’de bugün Başlayan Fındık alımları ile ilgili TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal şu açıklamalarda bulundu: “21 Ağustos itibari ile Ordu Ünye’de 2019 yılı fındık alım dönemini besmele ile başlatıyoruz. Tüm üreticilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. TMO olarak 7’inci defa Sayın cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirildik. 26 Temmuz tarihinde fındık fiyatları Sayın cumhurbaşkanımız tarafından açıklanmıştı.  Üreticilerimizi mutlu eden,  fındık geleceğine umut veren fiyat değindirmesi oldu. Biz TMO olarak bütün hazırlıklarımızı bayramdan önce bitirmiştik.  Yaklaşık 2 yüz bin ton civarında depo hazırlığı yaptık. 33 noktadan 60 ekip ile alım yapacağız. Personelimizi, bütçemizi hazırladık çiftlerimizi bekliyoruz.


TMO olarak çiftçilerimizin işlerini kolaylaştırmak, sıra beklemelerini önleme ve zorluk çekememeleri için randevu sistemi uygulamaya başladık. İnternet üzerinden ya da alım noktalarından randevularını alabilirler. Bunu aldıktan çiftçilerimizden il ve ilçelerindeki tarım müdürlüklerinde çiftçi kayıt sisteminde güncellemelerini yapılmasını istiyoruz.  Havalar yağışlı gidiyor. Fındığın geri gitmemesi için TMO’nun alım kriterlerine dikkat etmesi gerekiyor.  Fındığın kalitesinin düşmemesi için dikkat edilmesi gerekiyor. Nasıl olacak peki.  Yüzde 6 oranında rutubet istiyoruz.  Dışarda yağmur yağar iken fındığı alamayız, aldığımız da bekletemeyiz. Dolayısi ile üreticilerimizin buna dikkat etmesi lazım. Ayrıca alım noktalarımızda kriterlerimizde bildirdik. Randımanı yüzde 50 üzerinde olursa artı pirim alabilecekler yani 16 liralık fındık 17 – 18 liraya çıkabiliyor.  Randıman oldukça önemli.



Üreticilerimiz merak etmesin fındık bitene kadar yanı yılsonuna kadar devam edecek.  Herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında fındık alım noktalarında ki koordinatör arkadaşlarımız kendilerine yardımcı olacaklar. Hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”.
 
21.08.2019
Devamı

TKDK’dan Hayvancılık Kredisi

TKDK hayvancılık kredi desteklerinden yararlanmak için tarım ve hayvancılığa dair faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarfından; koyun, keçi vb. küçükbaş hayvancılık yapan vatandaşlar için çeşitli destekler sunulmaktadır. TKDK geri ödemesiz kredi hizmeti sayesinde tarım ve hayvancılık üretiminin arttırılması ve desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda düşük faizli ve geri ödemesiz destekler kamu bankaları üzerinden vatandaşlara sunulmaktadır.
TKDK’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ziraat Bankası ortaklığında çeşitli hayvancılık kredileri sunulmaktadır. Proje ve kredi kapsamında belirlenen şartları taşıyan kişilerin bu kredi ve desteklerden yararlanmaları mümkündür.

TKDK Kredi Destekleri Nelerdir?

TKDK destekleri birçok farklı alanda tarım ve hayvancılığın bölgesel olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin desteklenmesini hedeflemektedir. 2020 yılına kadar geçerli olması planlanan geri ödemesiz kredi destekleri arasında;
  • Süt üreten tarım işletmeleri kredisi
  • Kırmızı et üreticisi tarımsal işletmeler
  • Kanatlı et üreten işletmeler
  • Yumurta üretim tesisleri
  • Su ürünleri yetiştiriciliği
  • Arıcılık ve arı ürünü üretimi
  • Bitkisel ürün çeşitlendirme ve ürün işlenme tesisleri
  • Yenilenebilir enerji yatırımları
  • Kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri
  • Yerel tarımsal ürün yetiştiriciliği vb.
Birçok farklı kredi destekleri bulunmaktaıdr. Faaliyet alanlarına göre TKDK üzerinden ilgili kredilere başvurularınızı iletebilirsiniz. Belirli dönemlerde açıklanan proje çağrılarını takip ederek bu desteklerden yararlanmanız mümkündür.
TKDK başvuru şartları sağlandığı takdirde herkes bu kredilere başvuru yapabilir. Proje kapsamında geri ödemesiz kredilerin yer alması özellikle hayvancılık kredisi almak isteyenler için büyük avantaj sağlayacaktır. TKDK tarafından yaklaşık 42 şehirde belirli dönemlerde kredi çağrıları yapılmaktadır. Bu çağrıları takip ederek kredilerden yararlanmanız mümkündür.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sunulan destekler kapsamında %40 - %70, %55 - %65 oranında faaliyetlerinize ilişkin geri ödemesiz kredi desteği alabilirsiniz. TKDK’nın yanı sıra KOSGEB, kamu bankaları ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde de kredilerden yararlanabilirsiniz.

TKDK Desteklerinden Kimler Yararlanabilir?

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında yararlanmak için TKDK tarafından çağrı yapılan illerde ikamet ediyor olmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin tarımsal faaliyetleri yürütebileceklerine ilişkin emarelere ve şartlara sahip olması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı bulunan kişiler kredi desteklerine başvurularını rahatlıkla iletebilirler. TKDK geri ödemesiz kredi taleplerinizi çağrı dönemlerinde ilgili kurumlara iletmeniz gerekir

TKDK Geri Ödemesiz Kredi Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?

TKDK hibe proje örnekleri incelenerek geri ödemesiz kredi desteklerinden yararlanma şansınızı büyük ölçüde arttırabilirsiniz. TKDK desteklerinden yararlanmak isteyen kişilerden istenen belgeler arasında;
  • Proje
  • Sözleşme belgesi
  • Mali tablolar (harcamalar, gelir, gider, masraf vb.)
  • Varlıklara ilişkin belgeler
  • Ruhsat
  • Başvuru formu
  • Diğer
Yer almaktadır. Desteklerden yararlanabilmek için mutlaka proje oluşturulması gerekmektedir. Destek kredileri sadece uygun projeler için detaylı incelemer sonucunda verilmektedir.
 
21.08.2019
Devamı

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında 'Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri' sergisi açılacak.

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında "Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri" sergisi açılacak.

Sivas Valiliği koordinesinde Atatürk Kongre Müzesi bahçesinde gerçekleştirilecek sergiyle insanları tarım ve hayvancılığa özendirip tarımın hayatımızdaki yerini ve önemini göstermek ve yeni nesillere tarımı sevdirmek amaçlanıyor.

Cumhuriyet döneminden günümüze tarımda kullanılan alet ve ekipmanların görücüye çıkacağı sergiye yoğun ilgi bekleniyor. 
 
20.08.2019
Devamı

Pazaryeri'ndeki Tarım Arazilerinde Hasar Tespit Çalışmaları Başladı

Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde geçtiğimiz hafta sonu etkili olan şiddetli sonrası zarar gören şerbetçi otu ve Pazaryeri Boncuğu fasulyesi tarlalarında hasar tespit çalışmaları başladı.

Pazaryeri İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri şiddetli yağmurdan zarar görmüş tarlalarda inceleme yapıyor. İlçe Tarım Müdürlüğünden alınan bilgiye göre Pazaryeri ilçesinde ve çevre köylerde 64 dönüm şerbetçi otu tarlası ve 10 dönüm fasulye tarlasında hasar tespit edilirken ekipler çalışmalarına devam ediyor.

Öte yandan Pazaryeri ilçesine bağlı Dereköy köyündeki fasulyesi yetiştiricisi Fehmi Özbay, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, "Pazaryeri Boncuğu fasulyemizden yaklaşık 16 dönüm tarla ektim. Cumartesi günü şiddetli yağışta tarlamın büyük bir bölümü çöktü. Daha hiç toplamadığım fasulyeler vardı. Tarlamda zarar çok büyük. Allah beterinden saklasın. İlçe Tarım Müdürlüğünden ekipler geldi tarlamda inceleme yaptı" ifadesinde bulundu. 
 
20.08.2019
Devamı

TÜRKİYE 4 ÜRÜNÜN ÜRETİM VE İHRACATINDA DÜNYA LİDERİ

Türk fındığı, kirazı, incir ve kayısısı lezzeti ve kalitesi ile dünyaya yayılıyor.

Türkiye fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Dünyada fındık üretiminin yüzde 67’sini, kirazın yüzde 26’sını, incirin yüzde 27’sini ve kayısının yüzde 23’ünü tek başına sağlayan Türkiye, bu ürünlerin üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor.

Fındık, Kiraz, İncir, ve Kayısıdan 2.17 Milyar Dolar İhracat Geliri
Türkiye’de, yıllara göre değişmekle birlikte, bir yılda ortalama 500 bin ile 750 bin ton arasında Fındık üretiliyor. Bu rakam dünya fındık üretiminin yüzde 67’sine denk geliyor. Türkiye Eylül 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında 1,4 milyar dolarlık fındık ve fındık mamulleri ihracatı yaptı.

Yine geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 306 bin ton ile dünya İncir üretiminin yüzde 27’sini karşılayan Türkiye, bu ürünün kuru ve taze olarak ihracatından 286 milyon dolarlık döviz girdisi elde etti.
627 bin tonluk üretim ile dünya Kiraz üretiminin de yüzde 26’sını gerçekleştiren ve 162 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye’de; Kayısı üretimi ise 750 bin ton ile 985 bin ton arasında değişiyor. Kayısı ihracatından da 294 milyon dolarlık gelire ulaşıldı.

Böylece sadece fındık, kiraz, incir kayısı ihracatından 2018 yılında 2,17 milyar dolarlık döviz girdisi sağlandı.

20 Üründe Dünyada İlk Dörtteyiz

Türkiye üretiminde dünyada birinci olduğu fındık, kiraz, incir kayısının yanı sıra ayva, haşhaş tohumu, kavun ve karpuzda ikinci; mercimek, Antepfıstığı, kestane, vişne ve hıyarda üçüncü; ceviz, zeytin, elma, domates, patlıcan, ıspanak ve biberde ise dördüncü sırada bulunuyor.

Bakan Pakdemirli:
  “Türkiye tarımsal üretim bakımından Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Son 16 yılda tarımsal milli gelirimiz 37 milyar liradan 213,4 milyar liraya ulaştı.
Bu dönemde; meyve üretimi 13,3 milyon tondan 22,3 milyon tona, sebze üretimi 25,8 milyon tondan 30 milyon tona, tarla bitkileri üretimi 58 milyon tondan 64,4 milyon tona çıktı. Toplam bitkisel üretimimiz 98 milyon tondan 117 milyon tona yükseldi.

Üretimdeki bu artış ihracatımıza da olumlu yansıyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar tarım ürünleri ihracatımız 2018 yılında 17,7 milyar dolara yükseldi. 
Ülkemiz fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Sadece bu üründen toplam 2,17 milyar dolarlık ihracat geliri elde ettik.
20 üründe ise dünyada ilk dört içerisinde yer alıyoruz.”
 
19.08.2019
Devamı

27 Yıllık Çiftçinin Domatesi Tarlada Kaldı

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Pozluk Mahallesi’nde ailesi ile birlikte binlerce lira verip tarla kiralayan ve 27 yıldır çiftçilik yapan İsmail Menek, domates fiyatının ucuz olduğunu ifade ederek satamadıkları tonlarca domatesi tarlaya döktü. 

27 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Menek, kiraladığı tarlada domates ekip üretim yaptığını söyledi. Menek, “Hep sıkıntı çekiyoruz. Satın aldığımız fidelerin parasını bile çıkaramıyoruz. Şu anda ektiğim tonlarca domates satılmadığı için tarlada çürüyüp gidiyor. Satmak istiyorum fakat alıcı bulamıyoruz. Hepsi kızarmış, hazırdır, bölgede en güzel domatesi bu topraklarda yetişiyoruz ama satacak bir pazar ya da alıcı bulamıyoruz. Kış mevsiminde domates fiyatları tavan yapıyor ve bizlere domates ekin diyorlar ama biz yaz mevsiminde domates ekiyoruz fakat satacak bir tüccar dahi bulamadığımız için domatesler çürüyüp gidiyor ve bizler zararımız ile baş başa kalıyoruz. 170 dönüm tarlanın tamamını domates ekledim yaklaşık 350 bin lira masraf ettim, bunların masrafını nasıl geri alacağımı kara kara düşünüyorum. Elimizden bulunan tonlarca domatesi alıcı bulamadığımızdan kaynaklı olarak hayvanlara yem olması için tarlaya dökeceğiz. Devlet bizlere destek olsun, borç altındayız, çek ve senetlerimizi dahi ödeyemiyoruz” dedi. 



Eşi ve çocukları ile aylarca tarlada çadır kurarak yaşadığını belirten Saddet Minigül isimli kadın çiftçi ise ektikleri domatesleri satılmadığından dolayı döktüklerini söyledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

TMO Fındık Alımı için Randevu Vermeye Başlayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bugünden itibaren 2019 ürünü fındık alımı için çiftçilere randevu vermeye başlayacak.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaliteli kabuklu Giresun fındığı için taban fiyatın kilogramda 17 lira, levant kalite fındık için 16,5 lira olarak açıklandığını anımsattı.

TMO tarafından çiftçilere 19 Ağustos'tan itibaren alımlar için randevu verileceğini, 21 Ağustos'ta da ürün kabulüne başlanılacağı yönünde açıklamada bulunulduğunu belirten Öztürk, sürecin Türkiye ve fındık üreticilerine hayırlı olmasını diledi.

Öztürk, ofisin tüm hazırlıklarını tamamladığını ifade ederek, "TMO alım esaslarını da açıkladı. Şartlar üreticilerimizin lehine, gayet güzel. Şimdi sıra üreticilerimizde. Çiftçi Kayıt Sistemi belgelerini güncelleyerek randevularını alabilirler. Verilen tarihte de ürün teslimi gerçekleştirilecek." dedi.

Çiftçilerden fındık teslimlerinde aceleci davranmamalarını isteyen Öztürk, "Üreticimiz sabırlı olmalı. TMO'dan aldıkları randevulara riayet etmeleri ve alım şartlarına uymaları halinde hem fiyattan memnun olurlar hem de piyasada fiyatın düşmesi önlenir. Onun için çok acele davranılmamalı." diye konuştu.

Öztürk, Giresun'da Fındık Lisanslı Deposu'na ürün teslim edecek çiftçilerin de buradan alacakları ELÜS (elektronik ürün senedi) ile 9 ay vadeli, sıfır faizli kredi kullanabileceklerini sözlerine ekledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

Baraj ve Göletler Su Ürünleri Üretimini'de Zenginleştiriyor

Enerjiden tarıma, içme suyu temininden taşkın korumaya kadar birçok alanda ülke ekonomisine hizmet veren baraj ve göletler, su ürünleri üretimine de zemin hazırlayarak hem vatandaşlarımıza yeni bir gelir kapısı açıyor hem de nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin devamlılığını sağlıyor.
Ülkemizdeki baraj ve göletlerde doğal olarak yaşayan ve ekonomik değeri olan yaklaşık 30 farklı balık türü bulunuyor. Bu doğal türlerin desteklenmesi ve balıkçılık faaliyetlerinden yüksek gelir elde edilmesi maksadıyla DSİ’ye ait 7 adet Su Ürünleri İstasyonunda çalışmalar yürütülüyor.

DSİ Su Ürünleri İstasyonlarında yılda yaklaşık 30 milyon pullu sazan (Cyprinus carpio) ve 2 milyon civarında Şabut balığı (Tor grypus) üretiliyor. Yine ekonomik değeri yüksek olan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) ve Sivriburunun (Acipenser stellatus) anaç adayı olarak bakım ve besleme çalışmalarına Amasya-Yedikır ve Bolu-Gölköy Su Ürünleri İstasyonlarında devam ediliyor. Bu çerçevede, yayın balığı (Silurus glanis) üretimi ise ülkemizde ilk kez DSİ Keban Barajı Su Ürünleri İstasyonunda yapıldı.

BARAJLARA 575 MİLYON BALIK BIRAKILDI
Etütleri tamamlanmış ve stok tespiti yapılmış baraj göllerinde DSİ tarafından belirlenen program dâhilinde düzenli olarak balıklandırma da yapılıyor. DSİ tarafından bugüne kadar 235 baraj gölü ve çok sayıda gölete toplam 575 milyon değişik türde balık bırakıldı. Bu kapsamda yıllık olarak ortalama 30 milyon pullu sazan yavrusu yaklaşık 120 baraj gölü ile 30 adet gölete bırakılıyor. Şabut balığı ise havzaya özgü olması nedeniyle Atatürk ve Karakaya Baraj Göllerine bırakılıyor.

EKONOMİYE YILLIK 940 MİLYON LİRA KATKI
Baraj göllerinin, tarımsal sulama ile ülkemizin gıda güvenliğinin teminatı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajlar ve göllerimiz aynı zamanda balıkçılık faaliyetlerine de zemin hazırlıyor. Bu çerçevede DSİ’nin kullanımında bulunan baraj ve göletlerde gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin ekonomik değeri yıllık olarak yaklaşık 940 milyon TL’yi buluyor” dedi.

2018’DE YETİŞTİRİCİLİKTEN 110 BİN TON ÜRETİM YAPILDI
Baraj ve göletlerde yürütülen yetiştiricilik faaliyetleri neticesinde 2018 yılında 110 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını vurgulayan Pakdemirli “Bu üretimin ekonomik değeri 880 milyon TL’yi buluyor. Ayrıca, ticari avcılık yoluyla üretime açılan 179 baraj gölünde 2018 yılında 14 bin ton çeşitli türde su ürünü elde edildi. Bu üretimin ekonomik değeri de 60 milyon TL civarında” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, DSİ’nin uygun gördüğü baraj gölleri ve göletlerde özel sektör tarafından yetiştiricilik faaliyetlerinin yapılabildiğini de sözlerine ekledi.
 
19.08.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Düştü

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,06 gerilerken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,06 azalışla 154,38 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,2 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,22, balıkçılıkta yüzde 0,9 düşüş, ormancılık ürünlerinde ise yüzde 6,6 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,14, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,72 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,26 artış kaydedildi.
Alt tarım gruplarından, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,86, koyun ve keçi, canlı, bunların işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 1,95, yağlı meyveler yüzde 0,9 yükseliş, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar 0,51 düşüş gösterdi.
Temmuzda endekste kapsanan 87 maddeden, 5 madde bu ay endekse girerken, 43 maddenin fiyatlarında artış, 33 maddenin fiyatlarında azalış oldu. 6 maddenin fiyatları ise değişmedi.
 
 
16.08.2019
Devamı

Kurban Bayramının Olmazsa Olmazı Kavurma

Kurban Bayramının olmaz ise olmazı Kavurma
 
Kurban Bayramı'nın gelmesi ile birlikte olmazsa olmazı olan kavurma tarifini siz değerli okuyucularımız için araştırdığımız  konulardan birisi oldu.
Kurban eti ile kavurma tarifini adım adım yazması,  bizden pişirip yemesi sizden…

Kuşbaşı doğranmış etimizi tenceremize koyup orta ateşte kendi bırakacağı suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Bıraktığı suyu çektikten sonra üzerine 2 çay bardağı sıcak su ilave edip pişirmeye devam ediyoruz. Etimizi beklemeye alıp yağımızı tenceremize koyuyoruz. Ardından ısınan yağımıza sırasıyla pul biber karabiber kekik ve tuzumuzu da ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Ortalama 5 dk karıştırdığımız malzemelerimizin üzerine pişirdiğimiz etimizi de ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Etlerimiz kızarıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Etimiz kızardıktan sonra altını kapatıp servise hazırlıyoruz.
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Satılmayan Kurbanları ESK alacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Kurban Bayramı öncesi NTV verdiği özel röportajda çok merak edilen soruları yanıtladı.
Herkesin Kurban Bayramı'nı kutlayarak sözlerine başlayan Pakdemirli,  "Gönül rahatlığıyla kurbanlıklarını kessinler ve gönül rahatlığıyla yesinler. Türkiye'nin her tarafı hareketli. Her kurbanlıkta yeterince kurbanlık var mıdır diye sorulur. Bu sene 1 milyon 217 bin büyükbaş, 3 milyon 895 bin küçükbaşımız var.

Kurban sonrası et fiyatlarında bir değişiklik beklemiyoruz. Hayvanbilgi.tarim.gov.tr adresinden kulak küpe numarasını girerek kesilecek hayvanın tüm bilgilerine ulaşılabilir. "HaySag" adlı uygulamamızdan da bilgi edinebilirler." dedi.

Satılamayan kurbanlıkları ESK alacak
Satılamayan kurbanlıkların ESK tarafından alınacağını açıklayan Pakdemirli  fiyatın bayramın üçüncü-dördüncü günü açıklanacağını, arzu edenlerin ESK'da bu hayvanları kestirebileceğini dile getirdi. Kanlı görüntülerden uzak durma ve veteriner kontrolünde kesimlerin önemli olduğunu vurguladı. 

Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık'tan müdahale geldi
Pakdemirli, yağlı tohum ve hububat desteğinde 6 Ağustos tarihinde ödemelerin yapıldığını söyledi. Yıl sonuna kadar da ödemeler devam edecek dedi.
Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık olarak ilk kez biz müdahale ettik. Geçen yıl dövizdeki durumdan ötürü ikame fiyatları çok arttı. Bugün ise farklı. Ayçiçek üreticisinin eline 2 bin 492 lira eline geçmiş olacak. Üreticimizin lehinde olsun diye bu işte ilk defa tüm birlikleri bir araya getirerek karara vardık.

AR-GE faaliyetimizi tamamladık
Pekdemirli AR-GE çalışmalarına yönelik şunları söyledi:
"Çiftçiye elektrikli traktörde pil yedi saat dayanıyor, prototip seri üretime hazır. Ben bizzat test ettim son derece güçlü bir prototip oldu. Dünyada bir örneği olmayan traktör. Seri üretimde normal eşdeğer traktör neyse kategorisinin biraz daha pahalısı olabilir ama yakıtta tasarruflu olacak. AR-GE faaliyetimizi tamamladık, bu Türkiye'nin bir başarısıdır."

Çeltikte Cumhuriyet Tarihi'nin rekoru kırılıyor
2019 buğday tahminimiz 19,5 milyon ton olduğunu dile getiren Pakdemirli,  "Cumhuriyet Tarihi'nin rekor çeltik üretimine doğru gidiyoruz. Gıda fiyatlarında doğal olarak kışın sebze-meyve fiyatları artıyor. Fiyatların trendini ve seyrini tarımsal girdiler belirliyor." dedi.

Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacağını kaydeden Pakdemirli şunları söyledi:
"Yeni nesil sera alanında yatırım 2 milyar TL'yi bulduğunu söyleyerek Ziraat Bankası çok düşük faizle 7 yıl ödemeli sera kredisi sundu
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak. Herkesin bir fikri var. Tüm paydaşlar konuşsun istiyoruz. Başta üreticiler, örgütler, birlikler, üniversiteler konuşacak. Cumhuriyet Tarihi'nin en büyük bilgi ve belge kütüphanesini oluşturmak istiyoruz.
Tarımda atama bekleyenler konusunda bu imkan bütçe meselesidir. Ben hayatım boyunca devletten maaş almamış bir insanım. Devleti tek istihdam kapısı olarak görmemek lazım. İhtiyaç oldukça alım yapıyoruz. Personel Genel Müdürlüğümüz ile bu arkadaşlarımız yazışabilirler. Önümüzdeki aylarda bunlarla ilgili belli açıklamalarımız olacaktır."
 
 
09.08.2019
Devamı

Gürer'den Tarım Politikaları Eleştirisi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekim alanlarının hızla azalmasını, tarımda uygulanan yanlış politikaların yol açtığı etkileri ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. 

 “TEŞVİKLER DOĞRU ADRESLERE GİTMİYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarımda yaşanan sorunların aşılmasının iktidarın bakışına bağlı olduğunu belirtti. Her Bakan değişikliğinde tarım uygulamalarının da değiştiğini hatırlatan Gürer, “Bir yıl alınan karar bir yıl sonra uygulamadan kalktı. Yapılması gereken, girdi fiyatlarından başlayarak, ekimden hasada, pazarlamadan ürünün nihai tüketiciye ulaşımına kadar tarımda uzun vadeli kalıcı planlama sağlanmalıdır. Teşvikler, doğru adrese ve yeterli düzeyde verilmelidir” dedi. 


 
“VERİMLİ TARIM ARAZİLERİMİZ HIZLA AZALIYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1998’den günümüze kadar olan süreçte  4,5 milyon hektar arazisinin tarım dışı kaldığını belirtti. Buğdayda ekim alanlarının her geçen gün azaldığını hatırlatan CHP’li Gürer “Verimli tarım arazilerimiz var. Buğday, arpa, patates, domates… Her çeşit ürünü yetiştirebilecek, dört mevsimin yaşandığı zengin toprakları olan bir ülkemiz var. Ama yanlış tarım politikaları tarım alanlarının daralmasına neden oluyor. 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılmıyor artık. Tarımdaki sorun, planlamanın eksikliğinden kaynaklanıyor. Çiftçi, 1 yıl önce hangi ürünü ekeceğini ve ektiği ürünü hasat ettikten sonra ne kadar para kazanacağını bilirse daha çok üretimin içinde olur ve tüketici daha uygun fiyata ürün alır. Ne yazık ki verimli arazilerimizin her yıl bir kısmı daha üretim dışı kalıyor. Türkiye'de 30 yıl önce  28,5 milyon hektar tarım arazisi  varken 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda, farklı ürünlerin ekim alanları da daraldı” dedi.
 
“AFET YARDIMI, BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZE SAĞLANMALI”
Gürer,  Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kaldığını, çiftçinin TARSİM kapsamına alınmasının engellendiğini ve iklim değişikliği ile ortaya çıkan sorunların çiftçinin mağduriyetini katladığını belirtti. Gürer, “Afet halinde ayırt etmeden tüm mağdur çiftçilere destek sağlanmalıdır” dedi.
 
“İKTİDAR, DESTEKLERİ YANDAŞA DEĞİL, İŞİN EHLİ OLAN ÇİFTÇİYE SAĞLAMALI”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere bütçeden aktarılması gereken desteğin olması gerektiği gibi kullanılmadığını ve desteklerin çiftçiye aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirtti. Avrupa Birliği Kırsal Desteklemeden (IPARD), 42 ilin yararlandığını, aralarında Niğde gibi tarım illerinin bulunduğu illerin bu destek dışında bırakıldığını söyleyen Gürer, “Sayıştay, bu desteklerin kırsala yeterince ulaşmadığına raporlarında yer vermiş. Tarımsal  desteklemenin  bu yönü ile de incelenmesi gerekir. Sektöre sağlanan desteklerin  ne yönde ve ne derecede etkin kullanıldığı bilinmelidir. Doğal olarak hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı araştırmalarla açığa çıkarılmalıdır. Etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modelinin  oluşturulması ve desteğin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması önemlidir. Siyasi iktidar, tarımda yaptığı desteklerin büyük payını yandaşa değil işin ehli olan çiftçiye sağlamalıdır. Aile tipi işletmelerin gelişmesi ve kooperatifleşme özendirilmelidir” dedi.
 

“ÇİFTÇİ ZORDA”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ciddi sorunlar yaşadığını, girdi fiyatlarındaki artışın  arayışlara neden olduğunu belirtti. Gürer, “Gübre ve ilaç kullanımında azalma var. Borçlanma artıyor. Ekim öncesi, ekim sonrası  ve hasat ile pazarlamada sorunlar katlıyor. Ürün yelpazesi, sürekli arayış ile değişkenlik gösteriyor. Üretimde istikrar dengesi oynuyor. Bilgi ile bilime dayalı tarım sınırlı kalıyor. Toplulaştırma sorun olmaya devam ediyor. Sulama suyunun sorun olduğu yerler var. Çiftçi verdiğini alamayınca topraktan uzaklaşıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. Üretici maliyetine ürün satamıyor, aracılık sisteminin kötü tarafları yanında özellikle nakliye fiyatları sıkıntıları artırıyor” dedi.
 
“İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI HIZLA ARTIYOR”

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan tarımın en önemli aktörleri olan çiftçilerin sorunlarının kapsamlı bir şekilde ele alınmasının göçü engelleyeceğinin altını çizen Gürer, “Çiftçi, tarım kredi kooperatiflerinden, bankalardan ve elden alınan borçlarını ödeyemediği için icra tehdidi altında. Yalnız geçen yıl tarım kredisi 8 bin çiftçiyi icralık duruma düşürmüş. Üretimden  gerekli kazanç elde edemeyen çiftçiler, kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıyor. Ancak girdi maliyetleri arttığı için ürününü değerine satamayan çiftçi, borcunu ödeyemez duruma düşüp, icralık oluyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, girdi maliyetlerini artırıyor. Çiftçi de ürününü değerinde satamıyor. Bu durum, tarım alanların daralmasına, üretimin azalmasına neden oluyor. Üretim olmayınca iktidar çareyi ithalatta arıyor” dedi.
 

 


 
 
09.08.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde Dağıtılan Koyunlar ve Keçilerde Veba Hastalığı İddiası

Genç Çiftçi Projesi Kapsamında Havza’da dağıtılan koyun ve keçilerde veba hastalığı çıktığı iddia edildi.
Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta Havza Ziraat Odasını ziyaret ederek burada Oda Başkanı Coşkun Genç, yönetimi ve çiftçiler ile bir araya geldi.
Ziraat Odası ziyaretinde çiftçiler ile bir araya gelen Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta çiftçilerin sorunlarını dilendi.

"Genç Çiftçi Projesi" kapsamında 29 Temmuz'da Havza'da 7 kırsal mahallede 11 çiftçiye 344 koyun ve keçi dağıtıldı. Yetkililerden alınan bilgiye göre, dağıtıldıktan kısa bir süre sonra hastalanan hayvanlarda vebaya rastlandı. Proje kapsamında küçükbaş hayvan alıp mağdur olan çiftçiler mağduriyetlerini dile getirmek, çözüm yollarını bulabilmek için Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç'in yanına gitti.



Proje kapsamında koyunların teslim edilmeye başlanıldığında hasta olduklarını ileri süren yetiştirici Hasan Alkan, "Koyunların hastalıklı olduğunu bildirdiğimiz halde yetkililer bize 'alırsanız alın almazsanız yedeklerinize veririz' dediler. Bizler de almak zorunda kaldık. Aradan 10-12 gün geçince koyunlarda rahatsızlıklar başladı, ölümler başladı. Koyunlardan örnekler alarak Samsun Veteriner Araştırma Enstitüsüne götürdük. Ancak oradan bize 'hastalık yoktur' diye rapor verdiler. Bu sefer OMÜ Veteriner Hekimlik Fakültesine götürdük ve koyunların vebalı olduğu ortaya çıktı. Oradan aldığımız raporu enstitüye iletildiğinde hastalığı fark edemediklerini söylediler. Şu an 7 köyde karantina uygulandı. Kurban Bayramı öncesinde mağdur olduk" dedi.
Proje kapsamında eşinin adına koyun alan Mürsel Polat, "Koyunları getiren araçta ölü olanlar, bitkin olanlar vardı. Uyardığımızda ilgililer bunları görmezden gelip dediklerimize kulak asmadılar. Eksper getirdik, koyunlarımızı sigortalasın diye ama sigortalamadılar. Bizlere gelen evraklarda bu koyunlar 2,5 yaşında gözüküyor. Ama bu koyunlar en fazla 6-7 aylık. Şimdi köylerimiz karantina altına alındı. Kurban Bayramı geldi, pazara götürüp kurbanlıklarımızı satamıyoruz. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç, genç çiftçi projesi kapsamında ilçede dağıtılan küçükbaş hayvanlarda hastalık olduğunu ve bu sebepten ötürü bazı mahallelerde karantina uygulandığını belirterek; “ Hayvanlarda çıkan veba neden ile sadece genç çiftçi projesinden faydalanalar değil, bölgedeki tüm besiciler bu hastalıktan olumsuz etkilenecek.  7 Mahallemizde 11 çiftçimize toplan 374 küçük baş hayvan dağıtıldı ve hayvanlar veba nedeni ile tek tek ölmekte. Besicilerimiz sigorta yaptırmak için başvurduklarında hayvanlar hasta olduğu için sigortaları yapılmadı. Hastalık nedeni ile bu besiciler hayvanlarını pazara çıkaramıyor. Yarın hastalık yayıldığında daha büyük sıkıntılar yaşanacak.” Dedi.

Toplantıya katılan çiftçilerden de bilgiler alan Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta iddiaların boyutunun çok ciddi olduğunu belirterek; “Bu işin takipçisi olacağız. Derdimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek.  Burada sadece mesele devletin dolandırılması değil, hastalığın yayılma riski ile yaşanacak sıkıntılar var. Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım.” Dedi.
Kurban bayramı öncesi böyle bir olayın yaşanmasının çiftçileri mağdur ettiğine değinen Usta; “Verilen bu hibeler üretimi arttırmak, çiftçileri desteklemek için.  Bunlar herkesin ödediği vergiler ile oluyor. Bunun hesabı sorulmalı ve toplum olarak bu gibi olaylara duyarlı olmalıyız.” Dedi.

Samsun'da küçükbaş hayvanlarda görülen hastalık
Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü, Havza ilçesinde küçükbaş hayvanlarda hastalık görüldüğü iddiasıyla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, vatandaşları tedirgin edecek bir durumun söz konusu olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Havza ilçesinde bazı yetiştiricilerimizin küçükbaş hayvanlarında hastalık görüldüğü bildirimi alınarak, veteriner hekimlerimiz görevlendirilmiş, hastalığın teşhisi için Samsun Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğüne numune gönderilmiştir. Yapılan tetkikler sonrasında işletme sahipleri bilgilendirilmiş olup, idari ve fenni tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede tedbir amacıyla İl Müdürlüğü olarak öncelikle bu işletmelerimiz koruma ve gözetim bölgesinde bulunan sağlıklı küçükbaş hayvanların tamamı aşılanmıştır. Ayrıca ilçe genelinde yapılan kontrollerde diğer işletmelerimizde hastalığa rastlanılmamış olup, bu işletmelerde tedbir amaçlı sağlık taraması yapılmıştır."

Söz konusu hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olmadığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Büyükbaş hayvanların kordon ve izolasyon bölgesinde ve bu bölge içinde bulunan canlı hayvan satış pazarına girmesi ile ilgili olarak herhangi bir engel yoktur. Küçükbaş hayvanlar için ise yaklaşan Kurban Bayramı dolayısı ile oluşacak hayvan hareketlerine azami dikkat gösterilerek saha çalışmalarımız devam etmektedir. Aynı zamanda gerek yetiştiricilerimizin, gerekse kurban kesecek vatandaşlarımızın süreçten rahatsız olmaması için Kurban Hizmetleri Komisyonu'nca belirlenen 'Geçici Kurban Satış ve Kesim Yerlerine' küçükbaş hayvanların 'Resmi Veteriner Hekim' kontrolü ile girişinin ve kesiminin sağlanması yönünde gerekli tedbirler alınmıştır. Samsun il genelinde kurban satış noktalarında sıkı denetimlerimiz devam etmekte olup, vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile kurbanlıklarını temin edebilirler."
Açıklamada, hayvanları ölen yetiştiricilere hayvan temin edileceği bilgisine de yer verdi.
 
 
09.08.2019
Devamı

ZMO: Hayvancılıkta 1960'tan Gerideyiz

Ziraat Mühendisleri Odası’nın Hayvancılık Raporu’na göre, Türkiye’nin hayvan varlığında ciddi düşüş yaşandığı belirtildi. Raporda, Türkiye'nin sahip olduğu sığır, koyun, keçi ve manda sayının toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçtiği ifade edilirken, söz konusu sayısının 1960 yılında 72 milyonu geçtiği kaydedildi.

Detay Haberden Orhan Dede’nin haberine göre Türkiye'de hayvancılıkta yaşanan sorunlar artarak devam ederken, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle yeterli hayvanımız var mı yok mu sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Her ne kadar hükümet yetkilileri yeterli hayvanımızın olduğunu ifade ediyor olsa da Türkiye'nin hayvan eksiği ithalatla sağlandığı için hayvan üreticileri giderek daha zor şartlarda mücadele ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Türkiye tarihinde resmi olarak ilki 2010 yılında olmak üzere 2011, 2017 ve 2018 yıllarında kurbanlık amaçlı ithalat yapıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından hazırlanan Hayvancılık Raporu-2019 çalışmasına göre; son iki yıldaki aşırı ithalat miktarları nedeniyle, 2019 yılı için hayvan ithalatına gerek kalmadı.

10 milyon hayvan kesiliyor

Son on yıldaki verilere göre, Türkiye'nin kırmız et ihtiyacı için yılda yaklaşık 10 milyon civarında hayvan kesiliyor. Bu hayvanların yaklaşık yüzde 55'ini koyun, yüzde 14'ünü keçi, yüzde 31'ini sığır oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl kesilen büyükbaş hayvanların yüzde 25'i, küçükbaş hayvanların ise yüzde 58'i kurbanlık olarak kesildi. Türkiye'nin 2018 yılında kırmızı et üretimi ise 1 milyon tonun üzerinde gerçekleşti. Üretimin tümü tüketildiği kabul edilecek olunursa, kişi başı kırmızı et tüketimi ülkemizde 13.84 kg seviyesinde.

Hayvan varlığı 1960'tan geride

ZMO raporuna göre sığır, koyun, keçi ve manda sayısına bakıldığında, Türkiye'nin sahip olduğu toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçiyor. Verilere göre 1960 yılında 72 milyonu geçen hayvan sayısı, 2009 yılında en düşük seviyesi olan 37.7 milyon seviyesine indikten sonra tekrar yükselişe geçmiştir.

 1960 yılı baz alındığında 2018 yılına kadar olan dönemde kırmızı et üretimi gerçekleştirilen toplam hayvan sayısında yüzde 13'lük bir azalış olmuştur.

Aynı dönemde sığır sayısında yüzde 37'lik, koyun sayısında yüzde 2'lik artış meydana gelirken, keçi sayısında yüzde 56'lık, manda sayısında yüzde 64'lük bir azalış olmuştur. Kıyaslanan dönemdeki nüfusumuz ise yaklaşık üç kat artmıştır. 1960 yılında nüfusu 27 milyon 754 bin olan Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 72 milyon 670 bindi. O yıl ülkemizde kişi başına düşen hayvan sayısı 2.6 adetti.

Türkiye'nin nüfusunun 80 milyon 810 bini aştığı 2018 yılında ise resmi verilere göre Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 63 milyon 338 oldu. Buna göre geçtiğimiz yıl kişi başına düşen hayvan sayısı 0.8 adet oldu.

Bu yıllar arasında dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta ise kişi başına 2.6 hayvan düşen 1960'ta Türkiye'de bir tane bile hayvan ithal edilmemişken, kişi başına 0.8 adet hayvanın düştüğü 2018 yılında Türkiye'ye milyonlarca hayvan ithal edildi.

İthalata 4.5 yılda 4 milyar dolar gitti

Hayvan sayısının azalması ile ortaya çıkan kırmızı et ihtiyacını ithalat yoluyla giderilmeye çalışan Türkiye'nin hayvan ithalatı ZMO raporuna göre; 2010 yılından sonraki dönemde ciddi derecede artış gösterdi.

2019 yılının ilk altı ayı dâhil olmak üzere son dört buçuk yılda yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında 3.35 milyon sığır ithal edildi. 2018 yılındaki sığır ithalatı 1.5 milyona yaklaşan sayısı ile en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıl Haziran sonunda kadar üç yüz bin sığır ithalatı yapıldı.

Son dört buçuk yılda 765 bin koyun ithal edilirken, bu ithalata ise 110 milyon dolar ödendi. Brezilya, Uruguay ve Macaristan başta olmak üzere Çekya, Romanya, Almanya, Avusturya, Slovakya, İrlanda ve Avusturya'dan büyük baş hayvan ithal eden Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Rusya ve Ukrayna'dan da koyun ithal etti.



 
 
09.08.2019
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ’DEN KURBAN UYARISI;

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli Kurban bayramı dolayısıyla vatandaşlara uyarıda bulunarak “Kurbanlarımızı Kurban Komisyonlarınca belirlenen yerlerde hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermeden keselim. Ayrıca ormanlarımızın yangınlara karşı çok daha hassas olduğu bu dönemde yangınlara karşı dikkatli olmaya özen gösterelim” diye konuştu.

KESİM YERLERİNDE VETERİNERLER GÖREVLENDİRİLDİ
Tüm vatandaşlarımızın kurbanlarını komisyonlar tarafından belirlenen yerlerde kesmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu kesim yerlerinde Kurban Bayramı süresince görevlendirdiğimiz veteriner hekimlerimiz, dini vecibelerini yerine getiren vatandaşlarımıza hem teknik hem de hijyen ve hayvan sağlığı hususlarında yardımcı olacaklar. Vatandaşlarımız da bu yerler dışında kurbanlarını keserek hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermemeliler” ifadelerini kullandı.

HAYVANLARA EZİYET YASAK
Kurban keserken hayvanlara eziyet edilmemesi gerektiğini de vurgulayan Pakdemirli “Hayvanları uygunsuz şekillerde yakalayarak, uygun olmayan gereç ve şartlarda kesim yaparak insani ve dini bakımdan uygun olmayan hallerle, hayvanların gereksiz yere acı çekmelerine sebep olmayalım” açıklamasını yaptı.
5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda ‘Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel şartlar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır’ hükmünün bulunduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Hükme aykırı hareket edenlere hayvan başına 1.552 TL idari para cezası uygulanacak. Bununla birlikte, yayınlanan Kurban Hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere de 5199 sayılı kanunun gereği olarak hayvan başına 3 bin 897 TL idari para cezası uygulanacak. 2019 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ çerçevesinde Bölge Müdürlükleri ve İl Şube Müdürlüklerine tedbirlerin alınması için talimatlar verildi” diye konuştu.

ORMAN YANGINLARINA DİKKAT
Bayram süresince ülke genelinde havaların sıcak ve dolayısıyla orman yangınları açısından riskli olacağını da vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu sebeple vatandaşlarımız orman içlerinde ve kenarlarında yangınlara karşı çok dikkatli olsunlar. Özellikle mangal ateşini muhakkak söndürsünler ve orman içlerinde ateş yakmasınlar. Vatandaşlarımız tüm tedbirlerin alındığı mesirelik alanlarda ve piknik yapmaya izin verilen korunan alanlarımızda pikniklerini yapabilirler. Bir anlık dalgınlıkla ormana sıçrayacak bir kıvılcımın sonuçları ağır olabilir” diye konuştu.
 
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Yağlık Ayçiçeği Tohum Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 2019/2020 üretim sezonu ayçiçeği alım fiyatını açıkladı. Pakdemirli, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Yağlık ayçiçeği, Ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyelerinde payı olan ve yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer alıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile sektör temsilcilerinin bir süredir fiyat konusunda birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Bakan Pakdemirli, çalışmalarının nihayete erdiğini söyledi.  
Bakan Pakdemirli, Dünyadaki yağlık ayçiçeği üretimi ile dış piyasalardaki gelişmeler ve iç piyasa dinamiklerinin değerlendirilmesi neticesinde, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Üreticilerimizin açıklanan fiyata ilave olarak, Bakanlığımızca verilen ton başına 400 TL fark ödemesi ve 92 TL mazot-gübre desteği ile birlikte toplam 492 TL daha kazanacaklarının altını çizen Bakan Pakdemirli, “Açıkladığımız bu fiyatın ayçiçeği üreticilerimiz, sanayicimiz ve sektörün tüm birimleri için hayırlı, uğurlu olmasını diliyor ve bol verimli, bereketli hasat temenni ediyorum” dedi.
 
 
08.08.2019
Devamı

Fındık Borsası İçin Orduda İmzalar Atıldı

Ordu'da Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu' imzalandı. Dünyada 5 büyük fındık üreticisi bulunduğunu belirten Pakdemirli, “3’ü burada. Diğer üreticiler de gelmek isterse onlara da gönlümüz, kapımız açık” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili, fındık hasat şenliği programı için Ordu'ya geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler'i makamında ziyaret eden Bakan Bekir Pakdemirli ve beraberindekiler, daha sonra Belediye Meclis Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi. Programa, AK Parti Ordu milletvekilleri, Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler de katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu'nun imzalandığını açıkladı. Bakan Pakdemirli, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan halkları arasındaki dostane ilişkileri güçlendirmek ve fındık alanında işbirliğini geliştirmek; üretim, kalite, verimlilik için potansiyel ve ihtiyaç duyulan bilimsel, teknik ve teknolojik işbirliğini sağlamak ve fındık alanında daha yakın bir işbirliği geliştirmek, ortak yararları ve ortak çıkarları gözetmek amacı ile deklarasyon imzalandığını söyledi.
 

Deklarasyonun oldukça önemli olduğunu vurgulan  Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Bu deklarasyon; Dünya fındık üretiminde en büyük paya sahip ilk 5 ülke içerisinde yer alan 3 ülke olarak, omuz omuza, bir arada, fındığın anavatanında, kültür fındığının dünyaya yayıldığı topraklarda fındığın üretimini, kalitesini ve verimini artırmak, hastalık, zararlılarla mücadele, yeni çeşitlerin geliştirilmesi yönündeki kararlılıkları ortaya koymaktadır. Biz 3 bakan olarak, her zaman üretenin ve tüketenin yanındayız. Yeni çeşitleri üreticimize sunmak, verim ve kaliteyi arttırmak, bölgemizdeki hastalık ve zararlılarla mücadele etmek, ürün kalitesi ve çeşitliliğini arttırarak fındığa katma değer kazandırmak ile kaliteli ürünün tüketicilere ulaşması yönündeki stratejik işbirliğimizde kararlı olduğumuzu bu iyi niyet beyanı ile de açıklıyoruz."

Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili de birer konuşma yaparak, fındıktaki bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekti.


 
08.08.2019
Devamı

Türkiye'nin İlk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu Açıldı

Çorum İli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından merkeze bağlı Sevindikalan köyünde 12 dekarlık arazi üzerine kurulan Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu törenle hizmete açıldı.

Küçükbaş hayvancılığın gelişmesine önemli katkı sunması hedeflenen Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu'nun açılışı Vali Mustafa Çiftçi, AK Parti Çorum Mlletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, İl Jandarma Komutanı Albay Abdurrahman Başbuğ, Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Belediye Başkan Yardımcısı Zübeyir Tuncel, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odası (ÇESOB) Başkanı Recep Gür, Çorum Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, Çorum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yılmaz Kaya, Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, Çorum Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan, PANKOBİRLİK Başkanı Ahmet Pehlivan, Çorum ili Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı, Birliğin Yönetim Kurulu Üyeleri ve birlik üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.
Açılışta konuşan Vali Mustafa Çiftçi, "Ülkemiz bir tarım ülkesi. Hayvancılık ülkemizin milli bir meselesidir. Çorum bir tarım ilidir. Küçükbaş hayvan yetiştiricileri için son derece elverişli iklim ve topraklara sahibiz." dedi.



Türkiye'de küçükbaş hayvan sayısının 100 milyona ulaşması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm bulunabileceğini ifade eden Çiftçi, "Ülkemizde yaklaşık 47 milyon küçükbaş hayvan varlığımız var. Bu rakamın 60 milyona orta vadede ise 100 milyona çıkması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm gelecektir. Koyun yetiştiriciliğinde birinci sırada Van var. İkinci sırada Konya ve Urfa geliyor. Keçi yetiştiriciliğinde ise birinci sırada Mersin var. İkinci sırada Antalya ve Siirt geliyor. Bizim sıralamaya girmemiz için gayretlerimizi artırmamız gerekiyor. 240 bin olan küçükbaş hayvan sayımızı artırmamız gerekiyor. Birliğimiz ilimizde hayvan sayısının artırılması, ıslahı, yetiştirilmesi noktasında faaliyetlerini devam ettiriyor. Bizde elimizden geldiği kadar destek vermeye devam ediyoruz. Birliğimizin yem deposu, suluk, yemlik, traktör ve yem karma makinesi gibi ihtiyaçları olduğunu biliyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Çorum Milletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, Çorum'da hükümetin hayvancılık ve bitkisel üretime 196 milyon TL destek verdiğini söyledi. 2018 yılında ise 72 milyon TL hayvancılığa destek verildiğini aktaran Ceylan, "İlimizde genelinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Akkaraman koyun ırkının ıslah edilerek verim kalitesinin yükseltilmesi için kurulan bu tesis ile ilimizde küçükbaş hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atılmıştır. Hükümetimizin hayvancılık ve bitkisel üretime vermiş olduğu destek 196 milyon TL'dir. İlimizde 240 bin adet koyun ve keçi varlığı bulunmaktadır. 2018 yılında hayvancılığa verilen destek 72 milyon TL'dir. Koyun ve keçi destekleme tutarı ise 4 milyon TL'dir. İlimizde yürütmüş olduğumuz ıslah projemiz koyun-keçi olarak 16 bin adettir. Bu sayıyı artırmamız gerekir. Bizim için hayvancılığın ıslahı birinci önceliktir. Sağlıklı ve kaliteli ıslah edilmiş küçükbaş hayvan ile ülke hayvancılığına büyük katkı sağlamış oluruz. Çorum'da küçükbaş desteği hayvan başına 25 TL'dir. Islah projesinde olan üreticilerimiz ise koyun ve kuzu başı toplamda 64 TL destek almaktadır." ifadelerini kullandı.
Tesiste yetişen kaliteli koç ve tekelerin Çorum'un küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inandığını kaydeden Ceylan, "Bu proje çıktığında ilimiz kapsam dışında idi. 36 il içinde yoktuk. Dönemin Tarım Bakam Faruk Çelik ile yaptığımız görüşme sonucu Çorum'u da bu proje içine dahil ettik. Üzerime düşeni her zaman yapmaya hazırım. Burada yetiştirdiğimiz kaliteli koç ve tekelerin ilimiz küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inanıyorum. Geçen yıl Vali Beye rica ettik. Birliğe 40 bin lira Özel İdare kaynaklarından aktarıldı. 34 kuzu aldık ve şu anda koç oldular. Bu istasyonu Çorum üreticisine örnek yapacağız. Ayrıca ıslah projesi kapsamında Tarım Bakanlığı'nda 120 bin TL birliğimize geldi. Bu parayla TİGEM Çiftliği'ne alınan 73 damızlık koç, üreticilerimize dağıldı. İlimizde hayvancılığa yapılacak tüm projeler Tarım ve Orman Bakanlığı Komisyonu üyesi olarak yakın takibimizde. Tarım Bakanlığı'nın projelerini ilimizde uygulamamız ve örnek olmamız gerekir." şeklinde konuştu.



Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu açılışında bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye'de son 17 yılda büyükbaş hayvan sayısının %75, küçükbaş hayvan sayısının ise %44 arttığını söyledi. Hükümet olarak yetiştiricileri desteklediklerini ve sadece 2018 yılında koyun desteği kapsamında üreticilere 567 milyon TL destek sağladıklarını aktaran Ceylan, "Ülkemizde hızlı bir nüfus artışı gözlenmekte buna bağlı olarak da gıdanın önemi artmaktadr. Hayvansal gıdaların önemi fazlalaşmakta. Bütün dünyada gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hükümet olarak hayvancılığa destek veriyoruz. Yetiştiricilerimizin daha fazla ve kaliteli üretmesi için destek ödemeleri yapıyoruz. Büyükbaş hayvan sayımız 2002 yılında 9.9 milyon iken bugün 17.2 milyon. Küçükbaş hayvan sayımız ise 2002 yılında 31 milyon iken bugün 46 milyon. Biz üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz." dedi.
 Türkiye'nin tarımsal ve hayvansal faaliyetler bakımından gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğunu ifade eden Ceylan, "Son yıllardaki gelişen refah düzeyinin ve nüfus artışının etkisiyle gıda tüketimi artmıştır. Özellikle gıda tüketiminde hayvansal proteinin önemi büyüktür. Bu nedenle gerekli hayvan ihtiyacımızı karşılamak için iki doğum arasındaki süreyi azaltarak döl verimini artırmalı ve hayvanlanmızın yem ihtiyacını karşılamak için kaba yem üretimimizi artırmalıyız." diye konuştu.




Etkinlik kapsamında bir konuşma gerçekleştiren Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, "Bu tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte artık Çorum'da damızlık sorununun ortadan kalkacağı, damızlık koç ve teke ihtiyacının bu merkezden karşılanacak olması sektörümüz adına gurur verici olacaktır." dedi.
 Tesis ile Çorum'da küçükbaş hayvancılığın çok daha iyi yerlere geleceğine inandığını belirten Çelik, "Merkez Birliğimiz ve il birliklerimizin temel amacı ıslah faaliyetlerini yürütmek ve neticesinde de yüksek verimli hayvanlar elde etmektir. Biz ancak üstün vasıflı damızlık koç ya da teke üretmekle ıslah çalışmalarından istediğimiz sonuçları alabiliriz. Bu nedenle ülkemiz genelinde olmasını arzu ettiğimiz ve Çorum Birliğimizce yapılan bu Koç Teke Üretim İstasyonu'nu fazlasıyla önemsiyoruz. Bizim Merkez Birliği olarak ana hedefimiz halen 47 milyon civarında olan küçükbaş hayvan sayımızı yapacağımız çalışmalarla orta vadede 100 milyona çıkarmak ve bu hedefe ulaşırken de özellikle yerli ırklarımızı ıslah ederek verimlerini yükseltmektir. Vatandaşlarımızın ihtiyacı olan hayvansal proteini küçükbaştan karşılamaları, doğal ve sağlıklı beslenme adına büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.



Çelik, "Buğdayla Koyun Gerisi Oyun" sözü ülkemiz tarım ve hayvancılığını 4 kelimeyle özetleyen ve ülkemiz gerçeğini anlatan en güzel söylemdir. Ülkemiz, coğrafyası, iklimi ve mera yapısı ile küçükbaş hayvancılığın en uygun üretim dalı olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi Peygamberler mesleği olmasıyla övündüğümüz ve bizlere atalarımızdan kalan bu mirası en iyi şekilde değerlendirmek hepimizin boynunun borcudur. Bu nedenle çok zor şartlarda küçükbaş hayvancılıkla meşgul olarak geçimlerini sağlayan ve ülkemiz ekonomisi için katma değer ortaya koyan tüm yetiştiricilerimizin alınlarından, mübarek ellerinden öpüyorum. Bizler Merkez Birliği olarak hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz çok değerli yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın emrinde olduk, bundan böyle de çalışmalarımıza azimle devam edeceğiz. Bugün Çorum ilimizde inşa edilen bu tesisin Çorum hayvancılığına büyük katkılar sağlayacağını inşallah önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ben tekrar emeği geçen herkesi cam gönülden tebrik ediyor bir kez daha hayırlı olması dileklerimle teşekkürlerimi sunuyorum." şeklinde konuştu.

Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı ise, "Tarımın önemli ana kollarından biri olan koyunculuk bu coğrafyada binlerce yıldır çiftçilerimizin geçim kaynağı olmuştur." dedi.
Çorum'da 240 bin küçükbaş hayvan varlığı olduğunu belirten Sarı, Çorum'da koyunculuğun en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu kaydederek, "Bu sektörün nüfusa göre değerlendirmesi yapıldığında et ve süt ürünleri kendine yeten konumda iken günümüzde artan nüfus ile birlikte ihtiyaçlan karşılamamaktadır. 240 bin koyun,keçi sayısına sahip olan ilimizde koyunculuk önemli geçim kaynağıdır. Bunun en önemli sebeplerinden biri 66 bin hektar mera alanlarına sahip olmamızdır. İlimizde var olan potansiyelin geliştirilmesi, hayvanların verim bakımından daha kaliteli bir ırka dönüştürülmesi, bölgemiz ve ülke ekonomisi için önem arz etmektedir. Müdürlüğümüz, Bakanlığımızın desteği ile küçükbaş hay van yetiştiriciliğinde mevcut ırkın et verim kalitesinin iyileştirilmesi ve döl veriminin artırılması amacıyla 73 çiftçimize damızlık koç ve 40 adet damızlık kuzu dağıtımı yapılmıştır. Bu destekle ırk ıslahı ve genç girişimcilerin sektöre katılımı sağlanarak koyun sayısı artırılacak, ülkemizin et açığının giderilmesine katkıda bulunmuş olacağız." diye konuştu.



Sarı, Çorum'a kazandırılan Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu ise hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atıldığına dikkat çekti.
Çorum ili Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı ise yaptığı konuşmada, Çorum'u damızlık merkezi haline getirmek istediklerini söyledi. Koyun üretiminde ilk sıralarda yer alan Konya'ya yetişmek için çaba göstereceklerini belirten Avcı, ana hedeflerinin Çorum'daki koyun ve keçi yetiştiricilerinin damızlık ihtiyacını karşılamak ve daha sonra çevre illere göndermek olduğunu ifade etti. Çorum hayvancılığı için çok önemli bir merkezin faaliyete geçtiğini dile getiren Avcı, elit sürülerin ıslah programlan ile burayı daha da büyütmek ve geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Program, üretim istasyonunun oluşturulmasında emeği geçenlere plaket ve teşekkür belgelerinin dağıtımının ardından sona erdi. Bu kapsamda Vali Mustafa Çiftçi, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’e bir takdir plaketi verdi.

08.08.2019
Devamı

KOP İle KOYUN GERİSİ OYUN KONYA DKKYB'den

Konya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği küçükbaş hayvanlarda dış parazit mücadelesi amacı ile yapılan banyo işini teknoloji kullanarak Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasını üyelerin hizmetine sundu.
Konu ile ilgili Anadolu İzlenimlerine bilgiler veren Başkan Fettah Öztürk şunları kaydetti. “Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu projenin Kop İdaresi Başkanlığı tarafından kabulü ile “KOP İLE KOYUN GERİSİ OYUN” projesi kapsamında alınan,  Küçükbaş hayvanlar için özel üretilen yıkama makinası ile dış parazitlere karşı geliştirilen dezenfekte sıvısıyla hayvanlar tek tek seri bir şekilde yıkanmaktadır.” Dedi.


Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği olarak profesyonel çalışma ekibi ile proje bölgesinde çalışmalara başlayarak üyelerinin hayvanlarına dış parazit mücadelesi hizmet vermekteyiz. Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasının küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin günümüzde de kullandığı geleneksel banyoluklardan çok daha avantajlı olduğu çalışmalar sonucunda görülmüş olup yetiştiricilerden olumlu tepkiler aldık.
Bu proje ile Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Türkiye’de öncü bir birlik olduğunu bir kez daha kanıtlayarak çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.


 
 
08.08.2019
Devamı

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Hububat, Baklagil Dane Mısır Destek Ödemeleri Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerine ilişkin açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli;

“ Sayın Cumhurbaşkanımızın Hasat Bayramı'nda açıkladığı gibi yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerini Kurban Bayramı öncesi ödüyoruz.
Bu çerçevede ‘Yağlı Tohumlu Bitkiler’ fark ödemelerinin kalan %30’luk kısmı ile ‘Hububat, Baklagil ve Dane Mısır desteği’ olarak toplam 227 bin çiftçimize 1 milyar 200 milyon TL ödenecek.
Ödemeler bugün saat 18:00’dan itibaren başlayacak. Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun.” Dedi.
 
 
06.08.2019
Devamı

2019 Yılı Tarımsal Destekler Neden Açıklanmıyor?

Ağustos ayına geldik. Çiftçinin, yetiştiricinin gözü kulağı Tarımsal desteklerde. Tohumlar ekildi. Biçildi 2019 tarımsal destekler hala açıklanmadı. Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım 2019 Tarımsal desteklerle ilgili bir yazı kaleme alarak Hazine ve Maliye bakanlığının tarımsal desteklerin düşürülmesini istiyor dedi.

Çiftçiye verilen tarımsal desteklerin temel hedeflerinden birisi üretim planlaması yapmaktır. Devlet hangi ürünün daha çok üretilmesini istiyorsa, o ürüne daha çok destek verir. Arz fazlası olan ve üretimini artırmak istemediği ürüne ise daha az destek verir veya hiç vermez. Böylece üretimde bir planlama sağlanır.
İkinci temel hedef, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapmakta zorlanan çiftçiye destek verilerek üretimin devamı sağlanır.
Bir başka önemli hedef, ithal ürünlere karşı çiftçinin rekabet gücünü artırmak, tüketicinin güvenilir,sağlıklı ürünleri uygun fiyata almalarını sağlamaktır.
Gıda sanayisine uygun koşullarda hammadde temin edilmesi,ihracatta rekabet gücünün artırılması ve daha bir çok amaç,hedef sıralanabilir. Fakat, asıl önemli olan bu hedeflere ulaşabilmek için doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal desteklemelerin yapılmasıdır.

Türkiye’deki uygulamalar bakıldığında bu hedeflerin hemen hiçbirisinin gerçekleşmediğini görüyoruz. Çünkü, Türkiye, doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal destek vermiyor. Her yıl bütçeye konulan bir kaynak var. Bu kaynak para olarak dağıtılıyor. Amacı,hedefi olmayan bir şekilde para dağıtılıyor.
Verilen desteklerin üretime,verimliliğe yansıması hesaplanmıyor. Etki analizi yapılmıyor. Toplamda 100’den fazla destek kalemi var. Her sene ayrılan bütçe ile bu kalemlerde bir kaç kuruşluk artış yapılıyor.Bazıları yıllarca artırılmıyor. Çiftçi aldığı destekten, devlet verdiği destekten memnun değil.

Tohum ekilmeden destekler belli olmalı
Bu yılın 7 ayı geride kaldı tarımsal destekleri henüz açıklanmadı.Bir çok üründe ekim yapıldı, hasat büyük oranda tamamlandı fakat çiftçinin alacağı destek daha açıklanmış değil. Bu durumda üretim planlaması hedefini nasıl gerçekleştireceksiniz?
Yüksek girdi fiyatları karşısında çiftçiyi nasıl koruyacaksınız?
Çiftçinin en çok ihtiyaç duyduğu ekim zamanı desteği açıklamaz ve ödemezseniz üretimi nasıl sürdüreceksiniz?
Denilebilir ki, bu destekler zaten bir yıl sonraki bütçeden ödenecek. Erken açıklansa ne olacak? Doğrudur. 2019 yılında üretilen ürünlerin desteği büyük oranda 2020 yılı bütçesinden ödenecek. Geçen yılın hububat,yağlı tohumlar desteğinin üçte biri bugün çiftçiye ödenecek. Bu kadar geç ödenen desteğin bir yararı olur mu?
Her fırsatta yazıyoruz,söylüyoruz. Avrupa Birliği 7 yıllık bütçe yapar ve 7 yıllık dönem itibariyle tarıma verilecek destek miktarları bellidir.Amerika 5 yılda bir çıkardığı Tarım Kanunu ile tarımsal destekleri açıklıyor. Türkiye’de hükümet değişmese de bakan değiştikçe destekleme politikası değişiyor.
Hatırlarsanız daha 3 yıl önce 2016’da dönemin Başbakanı Binali Yıldırım tarım desteklerinin yılda iki kez, iki taksitle ödeneceğini söyledi. Bir yıl bile uygulanamadan bundan vazgeçildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı desteklerin düşürülmesini istiyor
Bir çok çiftçi, tarım teşkilatında çalışanlar ;”2019 destekleri ne zaman açıklanacak?” diye soruyor. Son 12 yılın 9’unda tarım desteklerini bakanlıktan önce açıkladık. Çok önceden açıklanması gereken tarım desteklerini “atlatma haber” olarak yazdık. Fakat bu yıl ortada henüz hazırlanmış bir kararname yok. Sadece bir takım söylentiler var.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı tarımsal destekleme bütçesi 20 milyar lirayı aşıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı “bütçede para yok, bu kadar desteği veremeyiz” diyerek desteklerin düşürülmesini istiyor. Bu nedenle 2019 tarım desteklerinin açıklanamadığı ifade ediliyor.

Hayvancılık destekleri düşürülecek
Sızan bilgilere göre hayvancılık desteklerinde kısıtlamaya gidilecek. Besilik erkek hayvan desteği kapsamında hayvanlarını bakanlık onaylı kesimhanede kestiren besicilere 200 başa kadar hayvan başına ödenen 250 liralık desteğin 100 liraya indirileceği ifade ediliyor.
Besicilik bölgesi olarak ilan edilen illerde değişiklik yapılacak. Hayvan varlığı yüksek bazı iller bu kapsamdan çıkarılırken hayvan varlığı az olan yeni iller eklenecek. Besicilik bölgesi kapsamındaki illerde buzağı başına ödenen 200 lira ilave desteğin kaldırılması veya azaltılması yine sızan haberler arasında. Soykütüğüne kayıtlı hayvan başına ilave desteğinde kaldırılabileceği konuşuluyor.

Yerel seçim öncesi verilen sözler
2019 tarım destekleri konusunda 31 Mart’ta yapılan yerel seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin seçim meydanlarında verdiği vaatler,sözler de var. Bazı ürünlerde fiyat açıklanırken verilecek destek miktarı da açıklandı. Bunlar destekleme kararnamesine ne oranda yansıyacak?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim öncesi Van mitinginde küçükbaşta hayvan başına 25 lira olan desteğin 100 liraya çıkarılacağını söyledi.Doğan her kuzuya 100 lira destek verileceğini açıkladı. O zaman doğan kuzular koyun oldu ama daha ortada destek yok.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, buğday ve arpada 2018 yılında kilo başına 5 kuruş olan destekleme priminin yüzde 100 artışla 10 kuruşa çıkarılacağını açıkladı.
Pakdemirli, Rize’de yaş çay alım fiyatını açıklanırken çayda destekleme priminin kiloda 13 kuruş olacağını söyledi.Geçen yıla göre artış olmayacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Manisa Akhisar’da zeytin üreticileri ile konuşurken, zeytinyağının yanı sıra ilk kez zeytin danesine de prim verileceğini söyledi.
Bakan Pakdemirli, seçim öncesinde ve geçtiğimiz günlerde Aksaray’daki konuşmasında düve alımında 31 ilde uygulanan yüzde 40 hibe desteğinin 81 ilde uygulanacağını açıkladı. Bu nedenle düve satışları durdu.Herkes hibe desteğinin resmi olarak açıklanmasını bekliyor.

Özetle, çiftçi,sanayici,tüccar, ihracatçı, tarım teşkilatı çalışanları;tarımla ilgili herkes 2019 tarım desteklerinin bir an önce açıklanmasını istiyor. Ödemesi 2020 yılında yapılsa da çiftçi ne kadar mazot,gübre desteği alacağını, hayvancılıkta hangi desteklerin artacağını hangilerinin azalacağını, alan bazlı ve prim(fark ödemesi) desteklerindeki artış oranlarını merakla bekliyor. Destekler acilen açıklanmalı. 2019 üretim yılı geride kalırken,en azından 2020 üretim yılı için belirleyici olur.
 
 
 
06.08.2019
Devamı

Türk Balıkçılar Moritanya’da Zor Günler Geçiriyor

 Dem- Bir Yönetim Kurulu Başkanı Ali GÜNEY   Moritanya’da ki avcıların zor durumda olduğunu dile getirdi. Başkan Güney; “Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz. 3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz. Fakir ülkelerde aracısız hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz. İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar. Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. ”dedi.


 
Başkan Ali Güney Moritanya’da ki son durumu şöyle değerlendirdi. 

“Yaşama şartları oldukça zor bir Ülke Moritanya. Sosyal hayat yok, ekmek parası için evlerinden vatanlarından uzakta çalışmaya gittiler. Teknelerimizde onların 1 yılda tutukları balıkları 1 günde avlıyorlar.  Buda başta Çin olmak üzere herkesi hayrete düşürüyor. Türkler Bu işi nasıl yapıyorlar dedirtiyor. Avcılarımız en son teknoloji ile avlama yapıyorlar ve oldukça başarılı işler çıkartıyorlar. Ancak son 1,5’ yıldır dır çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Yaşadığımız bu sorun çözülemediği durumda üzülerek söylüyorum ki teknelerimizi Moritanya’dan geri gelecek.
Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz.
3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz.
Şu anda 50 tekne var her tekneden en az 35 kişi çalışıyor 1 kişinin aylık maaşı 10 bin.
Fakir ülkelerde rüşvetsiz hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz.
İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar.



Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. Örneğim Çin gemileri kendi iskelesi var ve pek çok yatırım yapmışlar kolaylıkla her işlerini yapabilirken,  bizim avcılarımız zor şartlar altında geri çalışmaya devam ediyor.
Günlük 50 ton balık avlıyoruz. 2’şer yıllık sözleşmelerimiz var.  Sektörün sürdürüle birliğine bakıyorum.
Liman bakım onarımı Olması gerekiyor. Moritanyalı yetkililer Türkiye Cumhuriyetinden liman yapmamızı veya iskele yapmamızı istiyor. Acilen Devletimizden bu konuda desteklerini bekliyoruz. ”dedi.
 
06.08.2019
Devamı

Tarım ve Orman Şurasına Vatandaştan Yoğun İlgi

15 yıl aranın ardından yapılacak olan ve ilk defa, tüm Türkiye’nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkılan III. Tarım Orman Şurası‘na vatandaşlardan yoğun ilgi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca Tarım ve Orman Şurasının çalışmaları hakkında yazılı bir açıklama yapılarak Türkiye’nin her kesiminden sürece katkı geldiği ifade edildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada
Çiftçi (756 öneri), Mühendis(490), Veteriner(176) gibi sektörle direk bağlantılı vatandaşlarımızın yanı sıra; Öğretmen, Doktor, Avukat, Gazeteci, Kaptan, Borsacı, Asker, Hemşire ve daha birçok meslek grubundan vatandaşımız da duyarlılık gösterip bugüne kadar Tarıma, Ormana dair önerisini iletenlerden olduğu bildirildi.   

Ayrıca Vatandaşlardan gelen önerilerin yanı sıra, 1,6 Milyon çiftçi ve sektörün tüm paydaşlarına, SMS kanalıyla ulaşılarak da katkıları talep ediliyor.
 Gönderilen SMS’de “Kıymetli Üreticimiz, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Ekim ayında birlikte gerçekleştireceğimiz III. Tarım ve Orman Şurası için “Bir fikrim var!” diyorsanız, sizi de https://sura.tarimorman.gov.tr  adresindeki “Görüşünü Bildir” sayfasına bekliyoruz” ifadeleri yer alıyor.

SMS’in yanı sıra “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşvik ve himayeleriyle kıvanç duyduğumuz ve güç bulduğumuz Şura süreci, önümüzdeki üç ay boyunca sizlerin fikir ve projeleriyle daha anlamlı ve değerli hale gelecektir. Bunun için sizleri de https://sura.tarimorman.gov.tr adresli web sitemizdeki “Görüşünü Bildir” sayfasına davet ediyoruz. Birlikten kuvvet, beraberlikten bereket doğar. Ekim’de buluşmak üzere” İfadelerini içeren mail ile de vatandaşlardan görüş ve önerileri talep ediliyor.

Vatandaşlardan gelecek tüm görüşler konuları itibariyle 21 Çalışma Grubuna iletilirken, III. Tarım Orman Şûrası’nın çalışma grupları da mesaiye devam ediyor.
Program kapsamında oluşturulan 21 adet Çalışma Grubundan Bitkisel Üretim Ve Bitki Sağlığı Çalışma Grubu, Tarımsal Üretim Planlaması Çalışma Grubu, Tarım Ve Orman Hukuku Çalışma Grubu, Gıda Güvencesi Çalışma Grubu, Tarımsal Yapı ve Dönüşüm Grubu, Orman Kaynaklarından Faydalanma Grubu ile Balıkçılık ve Su Ürünleri Grubu ilk toplantılarını gerçekleştirdi.
Grup Toplantıları Bakanlık Personelleri, Sivil toplum kuruluşu üyeleri ve Çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin yanı sıra Şûra Genel Sekreterliğinin de katılımıyla gerçekleşiyor.
Bütün öneri ve görüşlerin titizlikle ele alındığı 21 çalışma grubunun mesaisi 3 ay devam edecek. Bu çalışmalarla hazırlanacak raporlar neticesinde, Tarım ve Ormancılığın 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan kararlar, Eylül veya Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile yapılacak toplantıda kamuoyuna duyurulacak.
 
 
06.08.2019
Devamı

TÜRKİYEDE TARIMSAL ÖRGÜTLENME VE KOOPERATİFÇİLİK

Tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının artması, teknik bilginin büyük işletmelerde uygulama imkânı bulması, tarımsal nüfusun önemli bir çoğunluğunu oluşturan küçük tarım işletmelerinin/küçük üreticilerin giderek üretimde kalmasını zorlaştırmaktadır. Büyük işletmeler, daha ziyade gelişmiş ülkelerdeki teknik tarımla ve büyük üretim gücüne sahip üreticilerle rekabet etmekte zora girerken, küçük üreticiler veya işletmeler ise hem iç piyasada var olabilme, hem de büyük işletmelerle rekabet etme gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumda üretici açısından ortaya çıkan en önemli ihtiyaç örgütlenme ihtiyacı olmaktadır.
            Kırsal kesimde yaşayan üreticilerimizin ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli yasaları dayanak almak suretiyle, değişik çiftçi organizasyonları oluşturarak örgütlendikleri bilinmektedir. Tarımsal Kalkınma kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri, Tarımsal Üretici Birlikleri, Damızlık Birlikleri, Tohum Birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri, Sulama Birlikleri, Tarım Satış Kooperatifleri, Ziraat Odaları vb. Örgütlenme yapısını incelediğimizde faaliyet konularında ve etki alanlarında çakışmalar görülmektedir. Bu yapılanma şekliyle belki bir zenginlik gibi düşünülse de çoğu zaman aynı faaliyette bulunan örgütler arasında ciddi sürtüşmelere neden olmaktadır. Türkiye’deki tarımsal örgütlenme yapısının yeniden masaya yatırılarak yetki ve sorumlulukların yeniden belirlenmesi ve bunun devamında da güçlü bir yapılaşma ile daha fonksiyonel bir hale getirilmesi gerekmektedir.
 
            Amaç:
 
          Örgütlenmenin amacı; Tarımda verimliliği yükseltmek ve üretimden tüketim aşamasına kadar tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi suretiyle üreticinin gelirini ve pazardaki konumunu yükseltmektir.
Bu nedenle, tarımda üretici örgütlerinin; Üreticilerin çıkarlarını koruma, Yenilik ve gelişmeleri izleme ve yaymada her türlü bilgi alışverişini sağlama, Politik baskı grubu oluşturma, Demokratik karar alma sürecini hızlandırma, Verimlilik ve kalitenin arttırılması için gereken girdileri ve teknolojileri sağlama, Kırsal alanın ekonomi içindeki etkinliğini arttırma, Tarım üreticisinin gelir ve yaşam düzeyini yükseltmek gibi amaçları vardır.
Tarımsal üretimi arttırmanın, kaliteli ürün elde etmenin ve tarım ile             uğraşanların yaşam düzeylerini yükseltmenin en önemli yollarından biri, üreticilerin etkili bir biçimde örgütlenmesidir. Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, tarımın gelişip sanayileştiği ve üreticilerin de örgütlendiği görülür. Çünkü tarım politikalarını oluşturmak, uygulama koşullarını belirlemek ve böylece politik mekanizmaları etkileyebilmek, pazarda etkin olabilmek, çağdaş üretim yöntemlerini kullanıp verimliliği arttırarak kırsal alan kalkınmasını gerçekleştirmek, ancak örgütsel güçle yani örgütlü üreticilerle olmaktadır.
Üreticinin örgütlenmesi ve pazarda etkin bir konuma gelebilmesinde en önemli araç tüm gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kooperatiflerdir. Türkiye gibi, işletmeleri küçük olan ülkelerde üreticiler ancak, kooperatifler aracılığıyla modern ve ekonomik ölçekli tarım yapabilirler. Türkiye'de sayısal olarak 4-5 milyon ortağı bulunan tarımsal kooperatifler çeşitli alanlarda faaliyet göstermesine rağmen, batı ülkelerinde olduğu gibi etkili değildirler. Çünkü; Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Finlandiya gibi ülkelerde tarımsal kooperatiflerin pazarlamadaki payı %50 ila %100 arasındadır. Bizde ise %1 ila %10 arasındadır.
Kooperatif Projelerinin Desteklenmesi:
Günümüzde tüm dünyayı etkileyen finansal kriz ve gıda krizi koşulları kooperatifçiliği daha önemli ve öncelikli hale getirmiştir. Ekonomik durgunluğun devam etmesi nedeniyle işsizlik oranları gelişmiş ülkelerde dahi ciddi oranlara tırmanmaktadır. Günümüzde Türkiye’de en önemli sorun olan işsizliğin azaltılması köyden kente olan göçün önlenmesi ile yakından ilişkilidir. Bu göçün engellenmesinde kırsal kesimin kalkınmasını sağlayacak tarımsal kooperatiflerin varlığı ve gelişimi belirleyicidir.
            Bu kapsamda; başta ülkemizde kırsal refahın sağlanmasında örgütlü yapılanmanın temelini oluşturan tarımsal amaçlı kooperatiflerin idari, teknik ve mali kapasitelerinin geliştirilmesi desteklenmelidir.
             AB ülkelerinde özellikle tarımda kooperatifçilik çok büyük bir ağırlığa sahiptir. Kooperatiflerin payı tarımsal girdi sağlamada % 50, tarımsal ürünlerin alımı, işlenmesi ve pazarlanmasında % 60 ve dış satımda ise % 50’den fazladır. AB ülkelerinde 32 bin tarımsal kooperatif var olup, bunların ortak sayısı 12 milyondur. Tarım kooperatiflerinin AB ülkelerinde yıllık iş hacmi yaklaşık 200 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Toplulukta tarım kooperatiflerinin cirosunun tarımsal üretime oranı günümüzde %90’a ulaşmıştır .(İnan,2008)
Üretici örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
          Tarımsal kalkınma kooperatifleri, çok amaçlı kooperatifler olmaları ve bünyelerinde hayvancılık, seracılık, depolama, nakliye gibi önemli tarımsal faaliyetleri bulundurmaları nedeniyle çiftçi gelirini doğrudan etkileyecek olan kooperatiflerdir.     Ülkemiz süt sektöründe özellikle ihale yapılan bölgelerde üreticiler çoğunlukla ihalelerde tarımsal kalkınma kooperatifleri aracılığıyla temsil edilmektedir. Ülkemizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin pazar etkinlikleri son derece düşük düzeydedir. Ancak, hayvancılık, seracılık ya da yaş meyve, sebze üretimi, depolanması, ambalajlanması ve nakliyesi konusunda faaliyet gösteren ve çoğu küçük ölçekli de olsa kendi tesislerini kuran başarılı tarımsal kalkınma kooperatifleri mevcuttur. Bakanlığımız faaliyet alanında yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri; kırsal alanda mahalle, köy, belde ve ilçe düzeyinde kurulmakta olup, küçük ölçekli, az ortaklı ve düşük sermayeli faaliyet göstermelerinden dolayı, amaçlarına ulaşmada beklenilen düzeyde başarılı olamamaktadırlar.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununda 1988 yılında 3476 sayılı Kanunla önemli değişiklikler yapılmıştır. O zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, 3476 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin mevcut kooperatiflere yansıtılabilmesi için çalışma konuları aynı veya benzer nitelikte olan kooperatiflerin ana sözleşmelerinde birleştirme çalışmaları yapılmıştır.
           Tarımsal kalkınma kooperatifleri; tarım işletmelerini verimli hale getirmek, pazarlamayı düzenlemek, girdi, kredi vb ihtiyaçları karşılamak, kırsal sanayinin kurulmasını sağlamak gibi birden fazla amacı gerçekleştirmek için kurulmuşlardır. Ülkemizde halen faaliyet gösteren Tarımsal Kalkınma kooperatiflerinin sayıları bugün itibariyle 9.942 olup, ortak sayıları ise 2.500.000 civarındadır.
           Türkiye tarımsal kalkınma kooperatiflerini desteklemeye 1990 yılında başlamış olup, 2002’ye kadar desteklediği toplam 287 kooperatife 87 Milyon TL destek verilmiştir. Türkiye’nin tarımsal kalkınma kooperatiflerinin desteklenmesi 2003 yılından 2011 yılına kadar çok büyük oranda artmış olup, yaklaşık 2 milyar TL’yi  bulmuş, 1932 tarımsal kalkınma kooperatifi yatırım programına alınarak desteklenmiştir. 180 bin aile bu kooperatiflerde üye olmak suretiyle üretim sürecine dahil oldu. Bu projelerdeki temel amaç;  köylerde, kırsal alanda yaşayan, gerek yoksul, ama çiftçilikten ve hayvancılıktan başka yapacak işi olmayan kişilerin bir araya gelmek suretiyle bir ekonomik güce dönüştürülmesi ve bunun üzerinden hem istihdam yaratılması hem de milli ekonomiye katkı sağlanması olmuştur.
            Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin desteklendiği ilk yıllarda “Kooperatif Mülkiyetindeki Projeler”e destek verilmiş, ancak bu modelde üyelerin üretime iştiraki sağlanamadığından Zeytinyağı işleme, konserve, salça, süt işleme, yem fabrikası, ürün paketleme, soğuk hava deposu, gibi projelerin dışında özellikle üretim projelerinde “Ortaklar Mülkiyetindeki Projeler”in desteklenmesine geçilmiştir. Bir köy bir proje olarak değerlendirilmiş, değişik kapasitelerde hayvancılık ve bitkisel üretim projeleri geliştirilerek desteklenmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta 100 aileye 2 baş damızlık projesi 2003 yılından sonra ihtiyaca göre 50 aileye 4 veya 6 baş damızlığa, daha sonra da 30 aileye 10 baş damızlığa çıkarılarak desteklenmiş, işletme kapasiteleri artırılmıştır. Proje uygulamasında ipotek veya teminat alınmadan tamamen güven esasıyla üyeler üçer kişilik gruplar halinde müteselsil kefaletle, Ziraat Bankasının uyguladığı zirai kredi faiz oranının dörtte biri oranında ilk yıl ödemesiz, ikinci yıl sadece faiz ödemesi toplam beş yıl vadeli borçlandırılıyordu. 2003 yılında uygulamaya konulan “Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi”nde ise iki yıl ödemesiz beş yıl vadeli ve faizsiz borçlandırılıyordu.
            Yatırım proğramına alınan kooperatifler önce Genel Müdürlükte görevli Kontrolörler tarafından idari, mali ve hukuki yönden denetleniyor, uygun olmayanlar uygun hale getiriliyordu. Projeye dahil olan üyeler Tarım İl Müdürlüğü elamanlarınca eğitime tabi tutuluyordu. Hayvancılık projelerinde proje kapsamında olan üyelerin mevcut ahır veya ağılları ihtiyaç varsa onarılıyor veya yenisi yapılıyor, isteyen üyeler bitişik veya toplu ahır yapabiliyor, Süt ve damızlık üretim projelerinde süt toplama ve sağım sistemi kuruluyor, Kooperatif işletme binası yapılıyor, şartnameye uygun damızlık hayvanlar temin edilerek teslim ediliyor, ayrıca projenin devamında 3 veya 4 yıl süreyle işletme sermayesi ile destekleniyordu. Genel Müdürlükçe oluşturulan veri tabanı ile her türlü takip yapılıyordu. Verilen kredilerin % 80-90 oranında geri dönüşü sağlanıyordu. Değişik nedenlerle ödeme güçlüğü çeken kooperatiflerin borçları erteleniyor veya yapılandırılıyordu. Tökezleyen düşmeden tutuluyordu.
            Bugün hayvancılıkta yaşanan damızlık sıkıntısı da bu projeler uygulanırken yaşanmıyordu. Özellikle büyükbaş hayvancılık projeleri ile 2003 yılı öncesi ülke genelinde yılda 4 bin civarında damızlık sığır dağıtılırken, 2003-2011 yıllarında yurtiçinden yıllık ortalama 28 bin baş damızlık sığır temin edilerek dağıtılmıştır. Damızlık sığır verilen kooperatifler iki yıl sonra damızlık satmaya başlıyordu.
            Sera projelerinde de bitişik veya toplu projeler teşvik edildi. Örneğin bugün muzun serada üretilmesinin temelinde kooperatif projeleri yatmaktadır. Ortaklar Mülkiyetindeki Projelerde her çiftçi kendi adına çalışır, kooperatif yönetimi uygun girdi temin eder, üretilen ürünleri uygun şartlarda toplu pazarlardı.
            2011 Yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeniden yapılanması ile çiftçi örgütlenmesi, desteklenmesi ve eğitim-yayım hizmetlerinden sorumlu olan TEDGEM (Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü) kaldırılmış, Örgütlenme kısmı Tarım Reformu bünyesinde bir daire başkanlığına, Eğitim-yayım kısmı da Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığına aktarılmıştır. Bununla birlikte eskiden Kooperatifler Genel Müdürlüğünden beri devam eden kooperatif projelerinin desteklenmesi hizmetleri de iptal edilmiştir. Kooperatiflerin kredi ihtiyaçlarının Ziraat Bankasından sübvansiyonlu kredi kullanarak karşılanması öngörülmüş ancak, teminat ve ipotekteki ağır şartlar yüzünden hemen hemen hiçbir kooperatif bu kredilerden yararlanamamıştır. Bütçede “Borç verme” faslında olan ödeneğin de iptaliyle bazı projeler yarım kalmış, işletme sermayesi alamayan kooperatifler de ödeme güçlüğüne düşmüştür. Uygulanan projelere satmak için yetiştirilen damızlıkların da çoğu kesime gitmiştir.
 
            Sonuç:
Genel bazda incelediğimizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sermaye, karlılık oranı açısından yetersiz olduğu görülmektedir. Kooperatiflerin çalışmalarında daha etkin ve verimli olabilmeleri için şunlar yapılmalıdır;
- Kooperatif ortak ve yöneticileri kooperatifçilik konusunda daha çok bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmeli, Kooperatif yöneticileri ve ortakların aralarındaki iletişimi daha etkin kılacak bir yapının kooperatifte etkin kılınması,
- Devletin kooperatifçiliği destekleyecek politikalar uygulayarak, kooperatifleşmeyi daha çekici bir hale getirmesi,
 - Kooperatiflerde çalışan personel kooperatifçilik alanı ile ilgili okullardan tercih edilmeli ve çalışan personel hizmet içi eğitime tabi tutulmalıdır,
- Kooperatifçilik Bankasının biran önce finansman sağlanabilmesi için kurulmasına ihtiyaç bulunmaktır.
Ekonomik örgütlenmenin yetersizliği, Tarımda üretim planlaması yapılamamasına, Pazarlamada sorunlara, Tüketicide fiyat ve üreticide gelir istikrarsızlığının oluşmasına neden olmaktadır. Üretim planlaması yapılmadığından üretici kendi bildiği şekilde üretim yapmakta, pazar sıkıntısı yaşamaktadır. Bu durum üreticiyi de olumsuz etkilemektedir.
Üretici birlikleri, ekonomik kuruluşlar olarak piyasaya girmeli, ürün alıp satarak piyasayı düzenlemeli, üreticiye ucuz girdi temin etmeli, soğuk hava depoları, ürün işleme ve paketleme tesisleri kurmalı, ürüne katma değer kazandırmalıdır. Kısacası üretimin yapıldığı yerlere entegre tesisler kurarak paketli ve ambalajlı, fiyatları yerinde tespit edilen ürünleri Avrupa’da olduğu gibi, fiyatları değiştirmeyecek şekilde piyasaya arz etmeleri gerekir.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde eskiden olduğu gibi Çiftçi Örgütlenmesinden sorumlu bir Genel Müdürlüğün kurularak, geçmişte uygulanan ve olumsuzlar olmakla birlikte çoğu başarılı örnekleri olan Ortaklar Mülkiyetinde Kooperatif Projelerine benzer projeler geliştirilerek Kooperatif ve Üretici Birlikleri Projeleri cazip şartlarda desteklenmelidir. Proje ve uygulamalarda gerekli revizyonlar yapılarak hataların asgari düzeye inmesi sağlanmalıdır.
Devlet kural koyucu, yönlendirici, destekleyici ve denetleyici olmalıdır. 

Mehmet TAŞAN
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı
TEDGEM ve TİGEM E. Genel Müdürü

 
 
 
            
                
 
           
 
 
06.08.2019
Devamı

MAVİDİL HASTALIĞINA BİR BAKIŞ

  Ender olarak sığırlarda görülen, genellikle koyunlara mahsus, viral  ve bulaşıcı bir hastalıktır. Virusun 24 serotipi bulunmaktadır. Etken 50 C0 sıcaklıkta 3 saatte, 60 C0'de 15 dakikada yok edilebilir.

Fenol içerikli veya iyotlu kimyasallara karşı duyarlı olduğundan bu dezenfektanlar hastalıkla mücadelede yaygın kullanılmaktadır. Ancak  virus 20 C0'de muhafaza edilen kan içerisinde uzun yıllar aktif kalabilir. Bulaşma genellikle sivrisinekler, tatarcıklar ya da kan emici bitler vasıtasıyla meydana gelir.
Hastalığın taşınıp bulaştırılmasında vektör olarak adlandırılan insektler (böcekler) daha çok yaz ve sonbahar başlarında, düşük rakımlı bölgelerde etkilidir. Bu dönemde virusu kolayca bulaştırıp yayarlar. Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin, merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenirler. Kuzular da, koyunlara nazaran hastalığa karşı daha duyarlıdır. Ağız, burun ve sindirim sisteminin mukozası denen yüzeysel katmanları ile ayak- tırnak arasındaki canlı dokularda mavi mor renkte bir görüntü veya halka oluşmaya başlar. Dil şişerek dışarı doğru sarkar, yem ve nefes alımında son derece zorlanan hayvan halsiz düşer. Hastalık yüksek yağış, sıcaklık, nem gibi ekolojik faktörlere bağlı olarak yayılma oranında farklılıklar gösterir. Rahatsızlanan hayvanlarda ölümler %20-100'e ulaşabilir. İhbarı mecburi olduğundan, görüldüğü her yerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerine bildirilmesi gerekir.

            Hastalık dünyada ilk kez 1905’ te yılında ortaya konulmuş, ülkemizde ise 1944 yılında rastlanmıştır. Sonraki yıllarda maalesef yurdumuzun bir çok ilinde özellikle batı ve kuzeybatıdaki şehirlerde  belirli aralıklarla ortaya çıkmıştır. Bilhassa Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi ülkelerden zaman zaman ülkemize hastlalık geçişleri olmuştur. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve hatta İstanbul'un Trakya kesiminde yer alan küçükbaş işletmelerimiz ciddi düzeyde etkilenmiştir. Bazı yıllarda hastalık Trakya'yı geçerek Marmara ve Ege bölgesini de tehdit etmiş, hatta bazı Anadolu vilayetlerimizde de tek tük görülmüştür.

            Böyle sıkıntılı bir problemle ilgili çiftçilerimizin çok dikkatli ve uyanık olması gerekir. Son derece büyük ekonomik kayıplar yaşatan bu hastalıkla ilgili direkt tedavi olmadığı için, korunma yollarını çok iyi bilmek ve uygulamak lazımdır. Zaten bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, aşı ve hijyen kurallarını sıkı sıkıya işletmek zorundayız. Eğer bir bölgede hastalık çıktığını duyarsak, hemen yetkililerle diyaloga geçip, aşılamaları başlatmalı kendi işletmelerimizde de resmen hastalık çıkmış gibi giriş çıkış kısıtlanmalı, temizlik ve hijyeni üst düzeyde tutulmalıdır. 15 Nisan 2018 pazar tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele yöntemlerinden bahsedilmektedir.  Buna göre hastalık çıktığında bakanlık yetkililerinin ve işletme sahiplerinin neler yapması gerektiği ayrıntılı  olarak verilmiştir. İlgili Yönetmelikte;

Hastalık bildirimi

Madde 5 – (1) Mavidil virüsünün varlığından şüphe duyulması veya varlığının doğrulanması ile ilgili, hayvan sahipleri ve bakıcıları, veteriner hekimler ile muhtarlar, köy korucuları, celepler, çobanlar, gemi kaptanları, istasyon ya da gümrük memur veya idarecileri gibi ilgililer derhal yetkili otoriteye bildirimde bulunmak zorundadır.

Şüphe

Madde 6 – (1) Mavidil hastalığına yakalandığından şüphe duyulan bir veya birden fazla hayvan varsa, resmi veteriner hekim hastalığın varlığını doğrulamak veya bu ihtimali ortadan kaldırmak için derhal resmi araştırma yöntemlerini uygular.
(2) Hastalığın varlığından şüphe duyulduğuna dair bildirimde bulunulmasını takiben resmi veteriner hekim en kısa sürede;
a) Şüphelenilen işletme veya işletmeleri resmi gözetim altına alır.
b) Aşağıdaki tespitleri gerçekleştirir:

1) Hayvanların envanterini hazırlar, envanterde, her bir tür için hâlihazırda ölmüş olan, enfekte olan veya enfekte olması muhtemel hayvanların sayılarını belirtir ve hastalıktan şüphelenilen dönem içerisinde doğan veya ölen hayvanları tespit etmek için bu envanteri günceller; bu envanterdeki veriler istek üzerine hayvan sahibi ya da bakıcısı tarafından ibraz edilir; veriler her ziyaret sırasında kontrol edilebilir.

2) Vektörün hayatta kalabilmesini kolaylaştıracak veya barınması muhtemel yerlerin ve özellikle de üremesi için müsait olan alanların bir envanterini hazırlar.
3) 9 uncu maddeye uygun olan epidemiyolojik survey yürütür.

c) İşletme veya işletmelere düzenli ziyaretlerde bulunur ve her seferinde ölen veya enfekte olduğundan şüphelenilen hayvanlar üzerinde ayrıntılı bir klinik muayene veya nekropsi yapar ve laboratuvar testleri aracılığıyla hastalığı teyit eder.

ç) Aşağıdaki uygulamaların yürütülmesini sağlar:

1) Şüpheli işletmelere veya buralardan başka işletmelere hayvanların hareketinin yasaklanmasını.
2) Vektörlerin aktif olduğu zamanlarda hayvan hareketlerinin kısıtlanması için hayvanların belli sınırlar içerisinde tutulmasını.
3) Hayvanların ve hayvanların barındırıldığı binalar ile binaları çevreleyen alanların (özellikle Culicoides popülasyonlarının geliştiği ortamların) düzenli ruhsatlı insekt öldürücülerle (insektisitlerle) ilaçlanmasını.

4) İşletmedeki ölü hayvanların yakılarak veya gömülerek imha edilmesini.
d) Diğer işletmelerin konumları, coğrafi durumları veya hastalıktan şüphelenilen işletmeye olan temasları kontaminasyon ihtimalinden şüphelenmek için yeterli gerekçe oluşturuyor ise, resmi veteriner hekim bu işletmelerde de ikinci fıkrada değinilen önlemleri uygulayabilir.

(3) İkinci fıkradaki hükümlere ek olarak, hayvanların serbestçe yaşadıkları korumalı doğa alanları için spesifik hükümler uygulanabilir.

(4) Mavidil hastalığının varlığından duyulan şüphe yetkili otorite tarafından giderilene kadar, bu maddede değinilen önlemler kaldırılmaz.

(5) İkinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen önlemler uygulamaya koyulana kadar, enfekte olmasından şüphe duyulan herhangi bir hayvanın sahibi veya bakıcısı, ikinci fıkranın (ç) bendinin birinci ve ikinci alt bentlerindeki hükümlerine uymak için tüm koruyucu önlemleri alır.

Aşılama
Madde 7 – (1) Mavidil hastalığına karşı aşılama ancak Bakanlık tarafından yürütülen risk değerlendirmesi sonucunda yapılan programlamaya göre uygulanabilir.
(2) Uygulanacak aşıya Bakanlık tarafından karar verilir. Aşılama alanı, Bakanlık tarafından başka şekilde talimatlandırılmadığı takdirde 10 uncu maddede belirtilen koruma ve gözetim bölgesini kapsar.
 
Dikkat edilirse hastalığın her aşaması tek tek yazılarak gerekli tedbirler sıralanmıştır.  Burada resmi veteriner hekimlerimizin yanı sıra, işletme sahiplerinin ve diğer yetkililerin de sayılan maddeleri okuyup öğrenmeleri, hastalıkla yapılan mücadelede katkılarını artırmalarından bahsediliyor.  Hayvancılık işletmelerimizin devamlılığı ve ülke ekonomisinin zarar görmemesi adına artık hiçbir çiftçilerimizin  gerek Mavidil gerekse diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili kenar durmaları söz konusu değildir. Herkesin kendi üzerine düşenleri aksatmadan  sıkı sıkıya yapmaları memleket millet menfaatine olacaktır.

KAYNAKLAR
1- HS Saltık, M Kale. Mavidil Virus Hastalığı Bluetongue Virus Disease. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2017, 5(1): 32-44
2- TE Walton.The History of Bluetongue and a Current Global Overview. Vet Ital. 2004 Jul-Sep;40(3):31-8.
3- World Health Organisation. Bluetongue. http://www.oie.int/en/animal-health-in-the-world/animal-diseases/bluetongue/
4- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği. Resmi Gazete Tarih: 15.04.2018 ve Sayı :  30392
 
 
 
02.08.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteği Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca süt üreticisine yapılan çiğ süt  desteği bugün ödeniyor. 2019 Nisan ayı süt desteklemesi kapsamında soğutulmamış çiğ inek süt desteği litre başına 0,18 TL olurken; soğutulmuş çiğ inek sütü desteği ise litre başına 0,22TL olarak ödenecek. Üretici örgütleri üzerinden pazarlanan soğutulmuş  sütün litre fiyat desteği ise 0,25 TL olarak bugün mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarını yatırılmış olacak.
 
02.08.2019
Devamı

Tarım Kart Hayata Geçti

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ve PTT A.Ş. işbirliği ile başlatılan Tarım Kredi Ortak Kart Projesi’nin ilk uygulaması pilot bölge Trabzon’da yapıldı.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifi'nde düzenlenen tanıtım toplantısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ve PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik, tarım kart ile birlikte 9 milyon evrakın israf olmasının önleyeceğini belirterek, “Vatandaşımızın, çiftçimizin hayatını kolaylaştırmak, verimliliği ve karlılığı arttırmak, ülkemizin adına yeni kazanımlar kazandırmak üzere bir araya geldik. 550 bin çiftçimize tarım kart vermek üzere ülkemizin göz bebeği olan Trabzon’umuzda bir araya geldik. Lansmanın ilk başlangıcını buradan yapıyoruz.  Bu kart ile biz 9 milyon evrakın israf olmasını önleyeceğiz. Dijitalleştiriyoruz, sistemi elektronikleştiriyor en ileriki teknoloji ile çiftimize hizmet getiriyoruz. Bununla kalmayarak çiftçimizin gelirlerini arttırıyoruz. Çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak  PTT hizmetlerinin tümünden çiftçilerimizin indirimli olarak yararlanmasını sağlıyoruz. 550 bin çiftçimize verilecek olan bu kartlardan bugün 20 bin tanesi Trabzon’umuzda ilk olarak dağıtmış olacağız” dedi.

"VERİMLİLİĞİ ARTTIRMA, MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKME GAYRETİNDEYİZ"
 
Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ise yaptığı konuşmada, verimliliği arttırma ve maliyetleri aşağıya çekme gayreti içerisinde olduklarını dile getirerek, “Değişen çağın, dijitalleşen ortamın çiftçimizin, vatandaşımızın hayatını kolaylaştırma anlamında bir fırsata dönüştürülmesinde yaptığımız bu işbirliği son derece önem arz ediyor. Şuanda tarım sektöründe şikayet ettiğimiz hususlardan bir tanesi verimlilik maliyetlerinin yüksek olması ve bunların aşağıya çekilebilir olması sorunu. Dolayısıyla biz şuanda her türlü fırsatı bu anlamda verimliliği arttırma, maliyetleri aşağıya çekme anlamında kullanma gayreti içerisindeyiz. Bu bir adım, başlangıç ve temel. Bundan sonra ki adımlar bu temelin üzerine inşa edilecek.  Bundan sonra atılacak olan adımlarda sadece ortak kart kullanımı değil, yine cep telefonuna uyumlu programlar ile birlikte oradan işlemler yapmak, sipariş vermek ve e-ticaret anlamında yapılan ticaretin aynı zamanda tarım sektörüne taşınması gündeme gelecek. Biz Tarım Kredi Kooperatifleri olarak bin 625 kooperatif, 209 şube, 17 bölge müdürlüğü ve 15 şirketimizle birlikte bir taraftan Türk tarımında çiftçilerimizin girdi tedarikini ihtiyacını karşılarken özellikle yakın zamanda tüketici tarafında da doğrudan doğruya çiftçilerimizin ürettiği ürünleri işletip pazara arz etme noktasında kabiliyetimizi arttırma gayreti içerisindeyiz. Önümüzdeki dönem özellikle tüketici haklarının korunması, gıda arz güvenliğinin sağlanması noktasında sözleşmeli tarımın ve planlı üretimin daha çok tartışıldığı ve uygulamaya geçildiği dönem olacak. Özellikle sözleşmeli tarım uygulamasının yaygınlaşması durumunda bugün yaptığımız işbirliğimiz çok daha önem arz edecek. Bundan sonra Türkiye genelinde yapılmış olan her türlü üretim pazarın ihtiyaçlarına bağlı olarak bir sözleşme bağıtlanmış olarak yapılacağı için iş ve işlemlerin kayıt altında, dijital ortamda yapılması son derece önem arz edecek. Bu çalışma bu anlamda temel bir altlık oluşturacak” şeklinde konuştu.
 
 "TARIM, ÜLKE OLARAK BİZİM ÖTEDEN BERİ BASTIĞIMIZ EN TEMEL ZEMİNDİR"
 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, bu çağda teknoloji olmadan hiçbir işte beklenilen sonuca ulaşılamayacağını vurgulayarak, “Tarım, ülke olarak bizim öteden beri bastığımız en temel zemindir. Ecdadımız bu zeminden yani bereketli topraklarımızdan aldığı güçle 3 kıtaya hükmetmiştir. Bu zemin sayesinde Anadolu yüzyıllar boyu bolluğun, bereketin, refahın beşiği olmuştur. Bugün eli nasırlı, gönlü iman dolu çiftçilerimizin bu topraklardan elde ettiği ürünlerle karnımızı doyuruyoruz. Bugün ülke olarak dünyanın sayılı ekonomilerinden biri isek kalkınma ve refah noktasında millet olarak yüzümüz gülüyorsa bunda en büyük pay tarımıdır. Eli dualı kalbi merhametli, eli bereketli çiftçilerimizindir. Allah onlardan sizlerden hepimizden razı olsun. Tüm bunların yanında ulaşım ve haberleşme yani yol, köprü, internet, telefon, iletişim teknolojileri bizleri çok daha yukarılara taşıyan faktörlerdir. Bu çağda bunlar olmadan bunları hesaba katmadan yaptığımız hiçbir işte beklediğimiz sonuca ulaşamayız” diye konuştu.
 
"BİR YIL ÖNCE ATILAN MÜŞTEREK TOHUMUN BUGÜN MEYVEYE DURDUĞUNU GÖRÜYORUZ"
 
“Bugün ulaşım ve haberleşme hizmetleri tarımdan turizme, sanayiden sağlığa her alana her noktaya adeta kan pompalayan damarlar konumundadır” diyen Bakan Turhan, “Tarım ve teknolojiyi ne kadar çok buluşturursak elde edilen ürünleri en tasarruflu ve en güvenli yollarla pazara ne kadar kolay ulaştırabilirsek üreticimizin, çiftçimizin önündeki engelleri ne kadar çok kaldırıp üzerindeki yükü hafifletirsek o kadar çok ülkemize, milletimize, istikbalimize, ekonomimize hizmet etmiş oluruz. İşte bu kapsamda yaklaşık bir yıl önce PTT Genel Müdürlüğümüzle, Tarım Kredi Kooparatifleri Genel Müdürlüğümüz imzaladığı işbirliği protokolü ile tarım kartı hayata geçirmeye karar vermişlerdi. Amaç çiftçimizin yükünü hafifleterek üretime katkı sunmaktı elbette. Bugün burada bir yıl önce atılan müşterek tohumun bugün meyveye durduğunu görüyoruz, tanık oluyoruz. Tohumu atan iki güzide kuruluşumuz PTT ve Tarım Kredi. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile dün bir işbirliği protokolü imzaladık. Dijital dönüşüm süreciyle ürün ve hizmetlerini çağın gereklerine göre yenileyen posta ve telgraf teşkilatımız bugün mesai yükünü azaltan kaynak israfını önleyen işlem sürecini hızlandıran ürün ve hizmetleriyle kurumlara sürat, kalite ve verimlilik getirmeye çalışıyor. Elbette tüm bunlardan çiftçilerimizde istifade etsin istiyoruz. İşte tarım kartla bu mümkün olacak” ifadelerini kullandı.
 
"500 BİNDEN FAZLA ÇİFÇİMİZİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK PTT BANK UYGULAMASININ ALTYAPI ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI, TESTLERİ YAPILDI"
 
Hayata geçirilen tarım kartın 500 binden fazla çiftçinin hayatını kolaylaştıracağını söyleyen Bakan Turhan, “Bir yıl önce Tarım Kredi Kooparatifleriyle imzalanan tarım kart protokolünde ön görülen maddeler bir bir hayata geçiyor. Bugün bu protokolün hazırlık aşaması tamamlanan önemli maddelerinden birini hayata geçiriyoruz. Buna göre hali hazırda Tarım Kredi Kooparatiflerinin ayni ve nakdi kredi onaylarındaki senet süreçleri, PTT'nin sağladığı pratik çözümlerle ortadan kalkıyor. 500 binden fazla çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak PTT Bank uygulamasının altyapı çalışmaları tamamlandı, testleri yapıldı. Artık kullanım zamanı ülkemize, milletimize çiftçilerimize hayırlı olsun. Her işte olduğu gibi tarım karttaki nihai amacın yüzlerin gülmesidir.  Yüzler güldükçe, ocaklar tüttükçe, çarklar döndükçe, yolar uzandıkça, köprüler yükseldikçe yollarımız tüm ülkede ağ gibi örüldükçe hedeflerimize daha emin adımlarla ilerleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olamasın” diye konuştu.
 
 
 
 
01.08.2019
Devamı

Kurban Alırken ve Keserken Nelere Dikkat Edilmeli?

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeni ile Anadolu İzlenimleri olarak kurbanlık alırken ve keserken nelere dikkat edilmeli? Hususlarına dikkat çekmek istedik. Ülkemizde yaklaşık 3.6 milyon hayvanı kurban bayramında kesiyoruz. 11 Ağustos 2019 günü Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Durumu iyi olanlara farz olan bu ibadette kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli? Hangi hayvanlardan kurban kesilir? Hangi hayvanlardan kurbanlık olur? Kurban hangi hayvanlardan seçilir? Soruları şu günlerde merak konusu olmaya devam ediyor.

Sığır cinsi büyükbaş hayvanların kurban edilebilmesi için, en az iki yaşlarını bitirmeleri gerekir. İki yaşını bitirdikleri kesin olarak bilinen büyükbaş hayvanların kapak atmamaları kurban olmalarına engel olmaz. Yine kapak attığı halde iki yaşını doldurmamış olurlarsa kurban olarak kesilemezler. Ancak doğumu kesin olarak bilinmeyen büyükbaş hayvanlar için kapak atma, bir ölçü olarak kabul edilebilir.

Kurbanlık hayvan alırken dikkat edilmesi gereken noktalar

1. Etli, canlı olması gerekiyor.
2. Kulağının veya kuyruğunun kopuk olmaması gerekiyor.
3, Gözünün veya memesinin kör olmaması gerekiyor.
4. Çok hasta, zayıf olmaması gerekiyor.
5, Tüylerinin parlak olması gerekiyor.
6, Küçükbaş hayvanlarda, oğlaklar en az 1 yaşında, kuzuların en az 6 aylık ve annesi kadar olması gerekiyor. Koyun ve koçlar zaten kurban edilebiliyor ama yaş şartı koyun ve keçilerde farklılık gösteriyor.
7. Oğlaklar 1 yaşında olması lazım. Erkek kuzular en az 6 aylık olmalı. 1 yaşını doldurmuş olan hayvanlar zaten kurban edilebiliyor.
8. Büyükbaş hayvancılıkta en az 2 yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Tüm hayvanların 2 yaşını doldurması dişlerinden belli oluyor. Ortadaki küçük kuzu dişlerinin düşüp büyük anaç dişlerinin çıkmış olması gerekli.
9. Alt çenelerinde 2 büyük dişin olması gerekiyor. İslami bir ibadet yapıyoruz, bunu düzgün yapmak zorundayız.
Kurban kesmek durumu olanlara farz olan bir ibadettir. Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir? Kurban keserken usule göre kesim yapmak oldukça önemlidir. Özellikle; kurban kesilirken hayvana acı çektirilmemeli, ehil kişiler tarafından yapılmalı ve çevre temizliği için tedbirler alınmalıdır.
Kurban Bayramı'nın ilk günü, ikinci günü kurban ibadetleri yerine getirilebilir. Kurban keserken kurbanın faziletini kazanmak için, bazı kurallar ve değerler söz konusudur. Kurbanlık hayvanın canı çıkmadan başın gövdeden ayrılmamasına özel gösterilmelidir.

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?

 Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla, iki atardamarından en az birinin kesilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan bir kesim sırasında, hayvanın omuriliğinin kesilmesi mekruhtur. Bu konuda etlik kesim ile kurbanlık kesim arasında bir fark yoktur.
 Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.
 Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Bu nedenle hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve boğazlama işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir.
 Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.
 Hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir.
 
 
01.08.2019
Devamı

BELKOOP

Değerli okurlar, AB Panorama başlığı altında bu sayıda, kooperatiflerin hayat pahalı konusunda belediyeler ile birlikte nasıl faydalı hizmetler verebileceğine geçmişten bu güne örneklerle ve değineceğim.
Son zamanlarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle satın alma gücünün düşmesi, hane halkı harcamaları içinde gıdanın payını arttırmıştır. Özellikle son birkaç yıldır aile bütçesinde mutfak harcamaları büyük pay almaktadır. Mutfaktaki sıkıntı, doğal olarak seçimlere denk gelince siyasete de malzeme olmuştur. Ama toplumun her ferdinin istediği anda sağlıklı besine, ucuza ulaşabilmesi siyaset üstü olmalıdır. Bu nedenle enflasyon ile mücadelede belki de en önemli konu, gıda enflasyonudur. Bunu sadece hayat pahalılığı olarak ele almak dar açısından yaklaşım olacaktır. Öncelikle gıda ihtiyacının yurt içinden karşılanması bakımından ülkenin tam bağımsızlığının korunması hedeflenmeli ve bunun için tarım sektörü, üretim öncesinden sofraya kadar bütün aşamaları ile ele alınmalıdır. Ekonomide “Değer Zinciri” denilen bu süreç tarımda gittikçe hem üretici hem de tüketici aleyhine işler hale gelmektedir. Son 40 yıldır devletin piyasadan çekilmesi, EBK, SEK TÜGSAŞ, İGSAŞ, Yem ve Şeker Fabrikaları, TEKEL gibi KİT’leri çok değerli taşınmazları ile birlikte özelleştirmesi, devletin piyasaya müdahale gücünü azaltmıştır. Bu durum değer zincirindeki aktör sayısı artmasına neden olmuştur. Her ne kadar rekabet bakımından bu sayının artması iyi gibi görünse de; artan her bir basamak ile ürünün değeri göreceli olarak artarken, fiyatı da artmıştır. Her türlü tarım ürününü nüfusunun tamamı için yetiştirebilecek potansiyele sahip bir ülkede, gıda fiyatlarındaki bu artış vatandaşı rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlık nedeniyle fiyatlar üzerinde oluşan baskı ise; doğrudan çiftçinin gelirine yansımaktadır. Bir de sınırsız iletişim çağında gördükleri yeni hayallerin peşinden giden gençler nedeniyle, her ne olursa olsun tarıma devam edeceğini sandığımız küçük aile çiftçisi giderek azalmaktadır. Yani üreticinin dolayısıyla da tarımsal üretimin geleceği risk altındadır. Yıllardır süre gelen bu gelişmeler sonunda; piyasada fiyatlara müdahale edebilecek araçlar yok olmuş, girdilerde dışa bağımlı bir durum oluşmuştur.

Hâlbuki bu gelişmeleri tersine çevirecek ve potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmamıza fırsat verecek, üstelik piyasaya kamu yararına AB’deki gibi müdahalelerde bulunabilecek önemli bir imkan sahibiz. Gelişiş ülkelerde, olduğu gibi bütün bu sorunlarını kooperatiflerimiz aracılığıyla çözebiliriz. Ülkemizde kooperatifçilikte 150 yıllık uzun bir geçmişe ve ciddi bir alt yapıya sahiptir. Neredeyse çiftçilerimiz tamamının birkaç farklı yere üye ya da ortak oldukları 18 farklı türde 16 binden fazla çiftçi örgütü bulunmaktadır. Bunlar içinde kooperatifler ve kooperatif benzeri örgütler piyasada öne çıkmaktadırlar. Halen 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı faaliyet alanında toplam 13 bin adet Tarımsal Amaçlı Kooperatif ve bunlara ortak 4 milyona yakın çiftçi bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere sorun, mevcut örgütlerin piyasada yukarıda bahsettiğimiz hizmetleri verebilmeleri konusunda yaşanmaktadır. İşte bu noktada kooperatiflerimizi piyasada doğrudan tüketici ile buluşturabilecek, değer zincirindeki mesafeyi azaltabilecek kamu yararı güden bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Artık ülkemizde üretici kooperatiflerin, gelişmiş ülkelerde emsalleri görüldüğü gibi tüketici kooperatifler ile bir araya gelerek birlikte faaliyetlerde bulundukları yapılar oluşturmalarını gerekmektedir. İşte bu yapı geçmişte olduğu gibi yine Belediyeler sayesinde tekrar oluşturulabilir. Ülkemizde bu yaklaşım 1970’li yıllarda İzmir, Aydın ve Muğla Belediyeleri tarafından denenmiş ve Tarım Satış Kooperatifleri ile birlikte iyi sonuçlar elde edilmiştir. Belediye Tanzim satış Mağazaları (TANSA) adı verilen bu yapı 1990’li yıllarda şirketleşmiş TANSAŞ adını almıştır. Zamanla gelişerek 2000’li yıllara gelindiğinde tamamen süpermarket haline dönüşmüş ve en sonunda başka zincir marketler ile birleşerek kuruluşundaki hedeflerinin dışına çıkmıştır.
 
BELKOOP nedir ve neleri başarabilir:

Belediyelerimiz, gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi; kentin potansiyelini, kentin insanlarıyla üretime ve halka hizmete dönüştüren modelleri bir an evvel uygulamalıdır. Örneğin; en temel ihtiyaç olan tarım ürünlerini, belediyelerimiz kendi hizmet bölgesinde vatandaşa sağlıklı ve ucuza ulaştırabilmelidir. Bir belediyenin bunu başarabilmesinin en iyi yolu, kooperatif tipi girişimlerdir. BELKOOP adı verilen bu yapı, üretim ve pazarlama kooperatifi olarak kurulacak ve üretici ile tüketici birlikte yer alacaktır.

BELKOOP sayesinde; tarladan sofraya kadar her aşamada; üreticinin üretebilmesi için bazı temel ihtiyacının karşılanmasında, paketleme, depolama, nakliye gibi katma değer arttırıcı basit faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ve nihai ürün şehirde tüketiciye sunulurken temel mağazacılık hizmetlerinin verilmesinde belediyelerin imkanları kolaylıkla kullanılabilecektir. Ayrıca bir kooperatif olduğu için, başlangıçtaki kuruluş sermayesi ile ciddi birikimler oluşturulabilecektir. Topluma sağlanan ekonomik faydanın yanı sıra risturn ile ortaklara ikinci gelir sağlanabilecektir. Bu şekilde belediyeler, ülkemizde daha önceki yıllarda yaptıkları tanzim satış ile ilgili hizmetleri vermekte bugün karşılaştıkları mevzuat engelini de rahatlıkla aşabilecektir.
BELKOOP, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlıklarının görev ve sorumlulukları arasında yer alan hizmetlerin adil bir şekilde vatandaşa ulaştırmanın en az maliyetli ve en kazançlı yoludur. Bu yaklaşım sayesinde belediye, önemli bir gelir kaynağına ve ciddi istihdam imkanına ulaşacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr
 


 
01.08.2019
Devamı

Mobilya, Kağıt ve Ağaç Sektörü Sorunlara Çözüm Bekliyor

Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Mobilya, Kağıt ve Ağaç sektöründe örgütlü Öz Ağaç-İş Sendikası tarafından ikincisi organize edilen, Ulusal ve Uluslararası pazarda Türk Mobilya Sektörünün yüzde 50’sini temsil eden 100’e yakın mobilya üretim firmalarının temsilcilerinin katılarak sektöre dair görüşlerini ve çözüm önerilerini sunduğu "Mobilya Sektöründeki Sorunlar ve Çözüm Yolları Paneli" Ankara’da bir otelde düzenlendi.

Sektör temsilcilerinin başlıklar halinde belirlediği sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirme panelinde, Mobilya sektörünün canlanması ve 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi için çözüm yolları belirlendi.
Öz Ağaç İş Sendikası tarafından gerçekleştirilen panelde  Öncelikli olarak, hükümetin ekonomik reform planlamalarında yer alan ve ülkemize uluslararası ve ulusal pazarda önemli seviyede katma değer sağlayan Mobilya sektörünün ekonomik olarak zor günlerden geçtiği vurgulandı.

 Mobilya sektörü temsilcileri, sektörün büyümesi, gelişmesi ve 2023 hedeflerine ulaşması için devletten, ilgili kurum ve kuruluşlardan taleplerini sıraladı.

Döviz Kurundaki Dalgalanmalar Fabrikaları Kapatılma Noktasına Getirmiştir

Mobilya sektörü temsilcileri konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Sektörümüzde kullanılan hammadde ve yarı mamül maddelerin yüzde 40’ı ithal edilmekte buna bağlı olarak döviz kurundaki dalgalanmalar ve faiz oranları dolayısıyla maliyetlerdeki artış sektörümüzü büyük bir çıkmaza sokmuştur. Üreticiler mecburen küçülmeye gitmekte hatta üretim durma fabrikalar kapatılma noktasına gelmiştir. Özellikle küçük ölçekli esnafta dayanma gücü kalmamıştır.

Bu sebeple Sektörde istihdam, üretim ve satışların artması için 2009, 2017 ve son olarak Kasım 2018’de başlayıp 2019’un Haziran ayında son bulan, sektörü hem satış hem üretim hem de istihdam açısından yüzde 30 büyüten KDV indiriminin hammadde, mamul ve yarı mamul ürünlerin alımını da kapsayacak şekilde sürekli hale getirilmesini öncelikli olarak devletimizden talep ediyoruz.  Ayrıca üretimin teşvik edilmesi için yeni fonların ve kaynakların oluşturulmasını, tüm bunların yapılırken de uluslararası uygulamalar ve ülke gerçeklerinin dikkate alınmasını talep ediyoruz. ”denildi.
 
Gelir Vergisi,  stopaj ve SGK primleri Ülke gerçeklerine göre Düzenlensin
 
Mobilya Temsilcileri sektörü gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinin ödenmesi hususlarına ’da değinerek şu sözler ifade edildi.
“Üreticiye kamu yükü oluşturan Gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinde yine ülke gerçekleri dikkate alınarak mobilya üretimi gibi emek gücü yoğun olan sektörlerde yeniden düzenlemeye gidilmesini kaçınılmaz bir gerçek olarak görüyor ve kamu yükünün en aza indirgenmesini istiyoruz.

Şuan için, yüzde 1’lerde olan Türkiye’nin dünya mobilya pazarından aldığı payın artması adına, sektörün ve ürünlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetler yapılmalı, firmaların yatırım ve ihracat teşviklerinden yaygın olarak yararlanmalı ve sektörün gerçek potansiyeli ihracata yansıtılmalıdır. Bunun için ise Türkiye mobilya ihracatçılarının rekabet gücünün desteklenmesi, uluslararası finansman ve fuar imkânlarından yararlandırılması gerekmektedir. Yine bunda da devletimizden özellikle kamu bankaları aracılığıyla firmalarımızı finans kaynakları konusunda desteklemesini talep ediyoruz.” Denildi.

Kayıt Dışı İstihdam ve Kaçak Göçmenler Çalıştırılmamalı

“Kayıt dışı üretim oranının yüzde 60’lara, buna bağlı olarak da yine kayıt dışı istihdamın büyük oranlara ulaştığı Mobilya sektöründe, üretimde ve istihdamda mutlaka uluslararası standartlar yakalanmalıdır. Üretimin daha kaliteli hale getirilmesi için nitelikli elemanlar ve yöneticiler yetiştirilmelidir.
Tüm dünya da etkili olan ancak en çok ülkemizin etkilendiği kaçak göçmenlerin çalıştırılması ve istihdam edilmesi konusunda mutlaka bir acil eylem planı yapılmalıdır. Ülkemizin ev sahipliği yapmasına karşı olmadığımız göçmenlerin, kaçak olarak düzensiz göç etmesi ve buna bağlı olarak oluşan kayıt dışı göçmen istihdamı global olarak yaşanan ekonomik savaşta bir silah olarak kullanılmamalı ve üreticiler tarafından kaçak göçmenlerin çalıştırılması için tercih sebebi olmamalıdır.

Milli İş Gücü Desteklensin

Tüm sektörlerde olduğu gibi sektörümüz de de istihdam sorunu açısından büyük önem arz eden düzensiz kaçak göçmenlerin kayıt dışı çalıştırılması, hem kalifiye çalışan işçi hem de milli iş gücü potansiyeli açısından ülke ekonomisine ve istihdama büyük zarar vermektedir. Ucuz iş gücü düşüncesiyle kaçak göçmenlerin çalıştırılması ülkemize katma değer sağlayan sektörümüz ve üretim kalitesi için büyük tehlike arz etmektedir. Bu durum ayrıca ülkemize kaçak göçmen akımını da daha da arttırmaktadır.
Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2017 yılındaki KDV indirimi ile artış gösteren ve 242 bine ulaşan sektörde çalışan sayısı ve TİM verilerine göre artan ihracat oranları, 2019 yılı ilk yarısında açıklanan verilere göre yaklaşık yüzde 10 azalmıştır. Yani 20 bin kalifiye eleman işsiz kalmıştır ve buna bağlı üretim ve ihracatta ciddi boyutta daralma yaşanmış, birçok üretici firma üretimini durdurmuştur.

Tüm bunlar üretim kalitesini etkilemekte ve hedeflediğimiz 2023 büyüme planlarımıza ulaşmamızda önemli engel teşkil etmektedir. Bunun en büyük somut örneği ise şuan itibari ile resmi istatistik oranlarına göre Mobilya sektörü 2023 hedefleri kapsamında yüzde 50 geride kalmıştır. Denildi.
 
 
31.07.2019
Devamı

“Türk Tarımı Kalkınsın Türkiye Kalkınsın”

Türkiye’nin gündeminden hiç düşmeyen tarım sektörüne Temmuz ayında Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısı damgasını vurdu. 17 Temmuz’da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile gerçekleşen tanıtım toplantısının 15 yıl aradan sonra ardından sonra 3.cü Tarım ve Orman Şurası gerçekleşecek.

 2019 yılının Ekim ayında yapılması planlanan büyük şura için 21 çalışma grubu oluşturuldu. Bu şurada öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev aldı.  Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağladı. Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde de büyük şuraya kadar çalışmalar devam ediyor. Umut ediyoruz ki Tarım ve Orman Şurasından çıkacak kararlar Türkiye Tarımının yol haritası olsun.
Başta eli nasırlı üreticiler olmak üzere Tarım sektörünün bütün paydaşları umutla yapılacak olan büyük tarım ve orman şurasından güzel haberleri bekliyor. Tarım Türkiye için olmazsa olmazdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ında dediği gibi “Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiye’yi Kalkındıramayız” sözünü yol haritası edinerek tarım sektörüne dört elle sarılıp hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun edecek formüller aramalıyız.
Geçtiğimiz günlerde TBMM’de 11. Kalkınma planı kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 11. Kalkınma Planı ile Söz konusu 5 yıllık dönemde çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, ülke insanının yeterli ve dengeli beslenmesinin yanı sıra arz-talep dengesini gözeten üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörünün oluşturulması amaçlanıyor.

Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
Tarımsal girdi ve ürün fiyat dalgalanmalarının izlenmesi, rekabetin korunması ve piyasa aksaklıklarının giderilmesine yönelik piyasa bilgi ve izleme sistemi oluşturulacak.
Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapıya kavuşturulacak.

11.ci Kalkınma planı içeriğinde ağırlıklı olarak Tarım var. Bu kalkınma planı 2019 ve 2023 yılları arasında tam olarak uygulamaya geçerse aynı zamanda 3. Tarım ve Orman Şurasında da alınacak kararlarla ve bu kararların takibi ile Türk tarımı ve Türkiye kalkınmış olacak.  Kalın sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
31.07.2019
Devamı

Elektrikli Traktör Mazot Maliyetini Yüzde 90'dan Fazla Düşürecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, elektrikli traktörün mazot maliyetlerini yüzde 90’dan fazla düşüreceğini belirterek, elektrikli traktörün dünyada ve Türkiye’de ilk, yazılımı ve tasarımının da yerli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli TİGEM tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘Hasat Bayramı’nın 69.sunda konuştu. 
Hasadın ve bereketin coşkusunun paylaşıldığı, tarımda alın terinin, toprağa verilen emeğin, atılan tohumun, edilen duanın ve bir yıllık emeğin meyvelerinin toplandığı Hasat Bayramı’nın tarımla geçinenler için oldukça önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Bu bayram, Türkiye’nin en büyük çiftçisi olan TİGEM’in şahsında simgeleşmiştir” dedi.
Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olanTİGEM’in, oldukça önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Kısa sürede; etkin bir finans yönetimine gittik, banka faizi ödemelerinde, ciddi bir toparlanma yaşandı.Yeni fiyat politikasıyla son 6 ayda yurt dışına, önceki yıllara göre 20 kat fazla tohum satışı gerçekleştirdik” diye konuştu. 

Arazilerin %50’sini ve cironun %65’ini oluşturan, Ceylanpınar İşletmesinde,sorunlu noktalar üzerine giderek ciddi bir revizyon da yapıldığını hatırlatan Pakdemirli, “bu toparlanmaya, başarılı bir hasat sezonu da eklenince, yeni projeler için, elverişli ortamı sağlamayı da başardık. 2019 yılında, 2018’e kıyasla kârlılıkta, 10 kattan daha fazla iyileşme sağladık.Burada temel amacımız, TİGEM’i; Çiftçiye daha iyi hizmet verecek,Sürdürülebilirlik ilkesiyle, kendi kaynaklarıyla yetinir hale gelecek seviyeye ulaştırmaktır” dedi. 

ELEKTRİKLİ TRAKTÖRLE MAZOT MALİYETLERİ YÜZDE 90’DAN FAZLA DÜŞECEK
69. Hasat Bayramı kapsamında başta elektrikli traktör olmak üzere, yerli tarım teknolojileride görücüye çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu geniş alanın Teknoloji ve ARGE İle Buluşturulduğuna dikkat çekti; “Mazot maliyetlerini, %90’dan fazla düşürecek, Dünyada ve Türkiye’de ilk, Yazılımı ve tasarımı yerli ve milli,Elektrikli Traktörümüz; Etkin planlama ve verimlilik sağlayacak Akıllı Küpe Sistemimiz; Ata tohumu ve yerli sebze tohumu gibi diğer milli ve yerli üretim projeleri kapsamındaki ürünlerimiz görücüye çıktı” dedi. 
 
 
 
29.07.2019
Devamı

Tarım'da Görevden Almalar Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığında aylar öncesinden görevden alınan Genel Müdür ve Genel Müdür yardımcılarının kararnameleri dünkü Resmi Gazete ‘de ancak yayınlandı.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararına göre, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Salih Çelik, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcısı Necati Tulgar,  Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Özgün, Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Mustafa Gözükara, Doğa Koruma ve Milli Partlar Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Yıldırım, Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, görevden alındı. 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcıları Ali Karataş ve Mustafa Yıldırım  görevden alınırken, Meteoroloji Genel Müdürlüğünde açık bulunan Genel Müdür Yardımcılığına Mustafa Çelik, Meteoroloji Genel Müdürlüğünde açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliğine ise Süleyman Okcu atandı. 
 
26.07.2019
Devamı

Buğday Çiftçinin Beklentisini Karşılamadı

Diyarbakır'da aşırı yağışlar çiftçilerin beklentisini karşılayamadı. Çiftçi ve buğday pazarında tüccar olan Medeni Kaya, yağışların fazla olmasının hem verimi azalttığını, hem de buğday, arpa ve mercimeğin kilosunda düşüş olmasına sebep olduğunu söyledi. 

Diyarbakır'da buğday hasadının bitmeye yakın olmasıyla çiftçilerin yüzü gülmedi. Aşırı yağışlarla birlikte hasat veriminin yüksek olması beklenirken, hasadın bitmeye yakın olmasıyla çiftçi umduğunu bulamadı. Aşırı yağışlardan, birden yağışların kesilmesi ve sıcakların bastırması buğday, arpa ve mercimeğin habbesinin olgunlaşmadan yanmasına sebep oldu. Çiftçiler hasadın masraflarını karşılamadığını söyledi.

"100 ton geleceği yerde 25-30 ton verim alabildik"

Çiftçi ve buğday pazarında esnaf olan Medeni Kaya, bu sene beklentilerini bulamadıklarını söyledi. Kaya, "Bu sene yağışlar çoktu. Yağışların çok olması ve son zamanlarda yağışların kesilmesi ve aniden sıcakların basması verimi yüzde 60-70 etkiledi. Mesela bu sene 100 ton geleceği yerde 25-30 ton verim alabildik. Birde Toprak Mahsulleri Ofisi bu sene fiyat düşük verdiği için kimse mal vermedi. Çiftçiler piyasada normal bizim gibi esnafa malını veriyor. Bizde fabrikalara veriyoruz. Fiyatlarda normaldir düşük de değil. Ama verim azdı. Bu seneki mercimek piyasası yüksektir. Gaziantep, Mersin analizi 3 lira 600 kuruştur. Burada da değişiyor. 1 Türk lirasından başlıyor, 3 liraya kadar bizde alıyoruz. Buğdayın fiyatı da ekmeklik buğday, 1 lira 100 kuruştan, 1 lira 300 kuruşa kadar alıyoruz tahlile göre. Sert buğdayda da fiyatı 1 lira 400'den 1 lira 750 kuruşa kadar da çıktı. Şuanda o da biraz duraklama yapmış. Arpa da 1 lira 200 kuruştur. Çiftçiler hepsi zarardadır. Bu verdiği parayı, yaptığı masrafını alamadı. Bu sene yağışın çok olması, sonradan da bir birden kesilmesi ve sıcaklığın basması buğdayın habbesinin yetişmemesine neden oldu. Habbesi yetişmediği için verim az oldu" diye konuştu.
 
26.07.2019
Devamı

69.cu Hasat Şenliği Elektrikli Traktörle Yapılacak

TİGEM 69'uncu Hasat Bayramı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin iştirakleriyle Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde 26 Temmuz'da gerçekleştirilecek. 
Tarım ve Orman Bakanlığından konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, "69. Hasat Bayramı kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yürütülen, milli ve yerli projelerin tanıtımı da gerçekleştirilecek" denildi. 

Ayrıca açıklamada şunlar kaydedildi: "69’unca Hasat Şenliğinde çiftçilerin ve üreticilerin geniş katılımıyla gerçekleşecek olan hasat bayramı etkinliklerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşların faaliyet alanlarına ilişkin sergi alanları yer alacak. 

Bu sergi alanında tarımda devrim niteliğinde olan ve fikir öncüsünün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin olduğu elektrikli traktör başta olmak üzere yerli tarım teknolojileri ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edilerek, sunulacak" 

ELEKTRİKLİ TRAKTÖRLE HASAT YAPILACAK! 
Yaklaşık 10 bin dolayında çiftçi ve vatandaşın katılımının beklendiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "69. Geleneksel Hasat Bayramı’nda buğday tarlasında hasat duasının ardından biçerdöverle hasat başlatılacak ve milli ve yerli elektrikli traktör, tarla faaliyeti yaparken görücüye çıkacak.
Program kapsamında tarım ve hayvancılığa büyük hizmetler vermiş önemli isimler ile tarımda çığır açacak projelerin sahiplerine de“vefa plaketi” verilecek.
 
 
25.07.2019
Devamı

Sahte Evrakla İthal Hayvan Getiren Firmaya Hibe Verilmiş

Türkiye’ye sahte evrakla besilik sığır ithal ettiği iddia edilen MKA Hayvancılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2014 yılında Tarım Bakanlığına bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan 1.3 milyon lira hibe aldığı ortaya çıktı.

Şirketin Kurucusu Veteriner Hekim M.Kazım Aşuk, Ankara Sincan’da 2.3 milyon liralık yatırımla kurduğu besilik hayvancılık işletmesi yatırımının 1.3 milyon lirasını hibe olarak devletten aldı.
Tarım Dünyası'ndan Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, İspanya’dan yola çıkan ve Lübnan’a gönderilen 2 bin 939 baş besilik sığırı sahte evrakla Türkiye’ye soktuğunu iddia ettiği MKA Hayvancılık şirketinin sahibi Kazım Aşuk devletten aldığı hibe desteği ile hayvancılık sektörüne yatırım yaparak büyüdü.

BAKANLIK "BAŞARI HİKAYESİ" OLARAK SUNDU
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yayınlanan Kırsal Kalkınma dergisinin 6.sayısında (Ekim- Kasım -Aralık 2016) Kazım Aşuk’un çalışmaları “Başarı Hikayesi” olarak yayınlandı. Dergide, Kazım Aşuk’un, 2014 yılında 2.3 milyon liralık yatırım yaptığı ve bunun 1.3 milyon lirasının kendisine TKDK tarafından hibe olarak verildiği yer alıyor.
Dergide,asıl mesleği veteriner hekimlik olan Kazım Aşuk’un, mesleki birikimini, TKDK’nın destekleri ile birleştirerek, dev bir besicilik tesisinin sahibi olduğu ifade ediliyor.. Besicilikle ilgili bilgi birikimiyle çevresindeki herkese yol gösteren Aşuk’un başarı hikayesi şöyle ifade ediliyor:” Aşuk’un başarı hikâyesi, 1997’de Ankara Üniversitesi’nden veteriner hekim olarak mezun olması ile başlıyor. Mezun olduktan sonra Ankara Yem Sanayii’nde işe girdi. 2008 yılının sonuna kadar da burada çalıştı. 2009’dan itibaren, kendi işini kurma kararı aldı. Yurtdışından canlı hayvan alıp, Türkiye’de satışını yapma işine adım attı. Tesis kurma gerekliliği oluşunca, TKDK’dan hibe almak için girişimde bulundu. 2013’ün sonunda projelerini hazırlayarak, Kuruma sundu. 2014 yılının başında projeleri kabul edilen Kazım Aşuk, kısa süre içinde tesisin inşasına başladı. Sincan Doğal Besin Hayvancılık Kooperatifi bölgesinde Közde Tarım ismi ile kurulan tesis için 2,3 milyon liralık yatırım yaptı. Aşuk, bu miktarın 1,3 milyon liralık kısmını TKDK’dan hibe olarak aldı.”

TESİSİ 1 YILDA KURDU
Dergideki yazıya göre Kazım Aşuk 1 yılda dev bir tesis kurdu. Dergide tesisi yatırımı ile ilgili şu bilgilere yer verildi. “Toplamda 12 aylık bir süreçte; projemizi hazırladık, kabul edildi, arazimizi bulduk, tesisimizi inşa ettik. İlk hayvanlarımız da bir yılın sonunda tesisin içindeydi.” diyen Kazım Aşuk, sürecin hızlı ilerlemesinden oldukça memnun… Aşuk, tesisini şöyle anlatıyor: “Hibe almış olmaktan dolayı işletmemizi çok daha yüksek standartlarla kurabildik. Destek almasak bu kadarını yapamazdık. Tüm tesisat üstün özellikli ve modern. Yem sistemi, depolama sistemi son derece modern. Hibe geldiği için daha modern tesis kurma şansımız oldu. TKDK’nın getirdiği avantajla çok hızlı bir şekilde tesisi bu standartta kurabildik.”

YERLİ HAYVAN TERCİH ETMİYOR
Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun yayınladığı Kırsal Kalkınma dergisinde Kazım Aşuk’un yerli besi hayvanları yerine ithal hayvanları neden tercih ettiği ise o tarihte şöyle anlatılıyor: “Şu anda üçüncü dönem ithal hayvanları getiren Aşuk, aynı anda 250 baş hayvanı tesisinde besleyebiliyor. 9-11 aylık ve 250-280 kilo ağırlığındayken, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Avusturya’dan getirilen buzağıların cinsi; şarole, limuzin, simental… Bu cins hayvanları et yönünden verimli oldukları için tercih eden Kazım Aşuk, 8 aylık besi döneminden sonra kesilmek üzere hayvanları satıyor. Yerli ırkları neden tercih etmediği ile ilgili soruyu yanıtlayan Aşuk, “Aynı besleme ile yerli ırkların bir günde aldığı kilo 900 gr civarında, ithal ırklarda bu miktar 1,5 kilo. O sebeple yerli ırkları tercih edemiyoruz çünkü besicilik işi aynı zamanda para kazanma işidir.” diyor. Hayvanların pazarlanma işini de kendisi yürüten Aşuk, Ankara bölgesine satış yapıyor. ”

HASTALIK RİSKİNE KARŞI İŞLETMESİNİ KORUYOR
Çevresinde besicilik işine girecek olanlarla tecrübelerini paylaştığını, işletmesinin sık sık ziyaret edildiği vurgulanan dergideki yazıda hastalık riskine karşı şu bilgilere yer veriliyor: “Yurt dışından da gelip tesisleri gezenler oluyor. Ancak hijyen ve hastalık tehlikesi dolayısıyla, tesis kısıtlı ziyaretçiye açılıyor. Mesleği gereği hayvanları çok iyi tanıyan, onların beslenmesi, hastalıkları ile yakından ilgilenen Aşuk şu değerlendirmeyi yapıyor: “Hayvanların yemlerini yemesi çok önemli. Sabah-akşam yemlerini yerler. Ben de sürekli olarak gelir yemlerini yiyip yemediklerini kontrol ederim. Çünkü hayvanlarda hastalığın en önemli belirtisi yemlerini yememeleridir. Hayvanlarımızı doğal besliyoruz ve tamamen sağlıklı et ulaştırıyoruz tüketiciye. Biz hazır yemle, samanla hayvanları beslemeyiz. Bu etin kalitesini çok düşürür. Yonca, mısır silajı (turşu), özel yaptırdığımız konsantre yem yediriyoruz. Uzmanlığım yem üzerine olduğu için hayvanların beslenmesini en iyi şekilde yaptırıyorum. Yılların birikimini burada değerlendiriyoruz.”
"TÜRKİYE BÜYÜKBAŞ HAYVANA UYGUN DEĞİL" 
Hayvan ithalatı yapan ve son iki yılda 278 bin baş sığır ithalatı yapan Kazım Aşuk, Kırsal Kalkınma Dergisi’ne 2016 yılında Türkiye’nin büyükbaş hayvancılığa uygun olmadığını söylüyor. Dergide yer alan yazıya göre Aşuk’un görüşleri şöyle: “Türkiye’nin coğrafyası büyük baş hayvancılığa uygun değil çünkü meramız yok, kurak bir ülkeyiz. Mera olmadan etçi ırk yetişme şansı da yok. Kapalı besleme sistemleri de pahalı. Bizde merası uygun olan 8-10 il var. Bu durumda damızlık hayvanı artırarak, et ihtiyacını karşılayamazsınız. İthal edilmek durumunda.”

BAKAN PAKDEMİRLİ NE DEMİŞTİ?
Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun soru önergesi ile ortaya çıkan MKA Hayvancılık şirketinin İspanya’dan yaptığı 2 bin 939 baş besilik hayvan ithalatı ile ilgili yaşanan skandal üzerine Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bu hayvanların İspanya’dan Lübnan’a gönderilirken sahte evraklarla Türkiye’ye sokulduğunu iddia etti.
“Yeraltı Barajları Eylem Planı” tanıtım toplantısında gazetecilerin soruları üzerine açıklama yapan Pakdemirli, söz konusu hayvanların İspanya’dan yola çıkıp, Lübnan’a gitmesinin planlandığını ancak Türkiye’ye getirildiğinin tespit edildiğini, bakanlığın şüphe ve tespitleri üzerine hayvanların kontrol belgelerinde sahtekarlık yapıldığının görüldüğünü belirterek, şunları söyledi: “Bundan sonra hayvanlara el koyduk. Hayvanlar karantina altında, her türlü kan alındı. Hiçbir sıkıntı yok, karantina süresi devam ediyor. Karantinada Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü 21 gün süre veriyor. Bu 21 gün süre içerisinde siz karantina tedbirlerini alıyorsunuz ve sağlıklıysa hayvanları Türkiye’ye ithal edip millileştiriyorsunuz, sağlıklı değilse de itlaf ediyorsunuz. Normal şartlarda İspanya’dan alınarak Lübnan için yola çıkmış ama evrakta bir sahtekarlık yapılarak Türkiye’ye sokulmak istenmiş.”

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’nün şüphe üzerine İspanya’dan gıda kontrol sertifikalarını doğrulama yoluna gittiğine dikkati çeken Bekir Pakdemirli, bu kapsamda sertifikalarda değişiklik olduğunu görerek, hayvanlara el konulduğunu söyledi. Pakdemirli; “Konu tamamen teknik, siyasete alet edilemeyecek bir konudur. Cumhuriyet savcılarına intikal etmiş bir konudur. Yani konu, hem teknik, bakanlığımızca değerlendirilecek, hem de suç tarafı olan, günlük siyasete mal edilmemesi gereken bir konudur. Bırakalım teknik adamlar işlerini yapsınlar. Arkadaşlarımız işlerini de gayet güzel yapıyorlar. Bu konudaki neticeler çıktıkça kamuoyuyla paylaşmaya devam ederiz.”

BAKANLIKLA ŞİRKETİN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI KAFALARI KARIŞTIRDI
Tarım ve Orman Bakanlığının İspanya’dan sahte evrakla ithal edildiği iddia edilen hayvanlarla ilgili açıklamaları ile ithalatı yapan şirketin açıklaması birbiriyle çelişiyor. İthalatı yapan şirket 4 Temmuz’da İspanya’dan ithal edilen hayvanların besicilere teslim edildiğini belirtirken, Bakanlık 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada hayvanların serbest dolaşıma sokulmadığını açıkladı.
 
 
25.07.2019
Devamı

Sel Felaketinde Bin 687 Çiftçi Zarar Gördü

Düzce Valiliği, Akçakoca ve Cumayeri ilçelerinde meydana gelen sel felaketinde yapılan çalışmalar ve hasarın boyutu hakkında açıklamada bulundu. Açıklamada kapalı köy yolunun kalmadığı belirtilirken, kapalı olan 5 mahallede yol açma çalışmalarının sürdüğü aktarıldı. Bölgede ayrıca 22 köy ve 3 plajda ilaçlama çalışması yapıldı.
Elektrik ve suyun kesildiği bölgede 23 araç, 56 personelle elektrik alt yapısı hizmeti sağlanmaya çalışılırken, 5 jeneratörle selden zarar gören yerlere elektrik sağlanıyor. Bölgede ayrıca Kızılay tarafından yemek dağıtımı hizmeti de veriliyor.
Sel felaketinin ardından geçen 6 günde Kızılay tarafından 7 bin 650 kap sıcak yemek, 6 bin 120 adet ekmek, 3 bin 96 adet ikramlık, 6 bin adet gıda malzemesi, 78 adet hijyen seti, 75 adet battaniye, 134 adet giyim malzemesi sağlandı. Ayrıca bölgeye bidon ve pet şişelerle 6 gündür içme suyu hizmeti sağlanıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı ekipler tarafından sel felaketinden zarar gören 722 kişiye psikososyal destek verildi.

100 BİNA YIKILDI
Valilikten yapılan açıklamada selde meydana gelen hasarın boyutu da aktarıldı. Selde, Akçakoca ve Cumayeri ilçesinde toplam 300 bina az hasar görürken, 75 bina ağır hasar gördü. 100 binanın ise yıkıldığı belirtildi. Ayrıca ahır, samanlık ve tarlalarla ilgili de 402 hasar kaydı yapıldı.

BİN 687 ÇİFTÇİ ZARAR GÖRDÜ
Sel felaketinde zarar gören çiftçi sayısının bin 687 olduğu aktarıldı. Zarar gören fındıklık alanı 5 bin 562 dekar olarak hesaplanırken, 14 ahırın zarar gördüğü ve 72 adet büyükbaş, 177 adet de küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtildi. Bölgede de ayrıca 621 dekar mısır tarlası, 443 adet arılı kovan, 200 adet arısız kovan, 2 adet kümes, 2 adet traktör, 25 adet balıkçı teknesi, 2 alabalık tesisi zarar gördü. 160 bin 500 adet tavuk da telef oldu.
 
 
24.07.2019
Devamı

İspanya'dan Gelen Hayvanların Sahibi Ürdünlü Şirket Çıktı

Kurban Bayramı öncesi İspanya’dan ithal edilen ve veteriner sertifikaları sahte olduğu için alarm verilen ithal kurbanlık skandalı’nın altından Ürdünlü Al Mahmoud International şirketi çıktı. Ürdünlü şirketin Türkiye’deki partneri MKA Hayvancılık’ın ise veteriner hekim Musa Kazım Aşuk’a ait olduğu belirlendi.
Skandal bayrama haftalar kala, CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakıroğlu’nun Meclis’e verdiği soru önergesiyle ortaya çıkmıştı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, söz konusu sertifikaların ‘sahte’ olduğunu doğrulayarak hayvanların karantinaya altına alındığını belirtmişti.
İspanya’nın salgın hastalık nedeniyle hayvan giriş ve çıkışının yasaklı olduğu bölgeden ithal edilen 2 bin 939 canlı hayvanın ithalat işleminde sahtecilik yapıldı.
Veteriner sağlık sertifikalarının sahte olduğu belirtilen hayvanların, İskenderun limanına geldikten sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağıtıldığı anlaşıldı.

Hayvanları bulan Ürdünlü şirket
Türkiye’ye sevk eden şirket Al Mahmoud International General Trading LLC. Şirket, Türkiye’nin yanısıra başka çok sayıda ülkeye de hayvan temin ediyor.
Bakan Pakdemirli, söz konusu hayvanların İspanya’dan yola çıkıp Lübnan’a gitmesinin planlandığını ancak Türkiye’ye getirildiğinin tespit edildiğini söyleyerek, “Bundan sonra hayvanlara el koyduk. Hayvanlar karantina altında, her türlü kan alındı. Hiçbir sıkıntı yok, karantina süresi devam ediyor”demişti.
Al Mahmoud’un Türkiye’deki partneri ise MKA Hayvancılık Sanayi Ve Tic. AŞ. Bu şirketin daha önceki unvanı Düvebnk Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret AŞ idi. Şubat 2017’de kurulan Düvebnk Hayvancılık’ın iki eşit hissedarı Bekir Yıldız ve Musa Kazım Aşuk.

Şubat 2018’e gelindiğinde ise şirketin tek hissedarı Musa Kazım Aşuk oldu. Ankara Balgat’ta bulunan bir et restoranın da sahibi olan Veteriner Hekim Musa Kazım Aşuk, şirket sitesinde kendisiyle ilgili verdiği bilgide 2010 yılından bu yana yurt dışından Türkiye’ye canlı hayvan getirdiğini kaydediyor. 
MKA Hayvancılık AŞ’nin sitesinde yer alan bilgiye göre de 2017-19 arası dönemde ithal edilen hayvan sayısı 2 milyon 227 bin 999.
 
 
 
24.07.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : "Tarım ve Orman Alanında 3-4 Misli Büyümemiz Olmuş"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de futboldan çok konuşulan konunun tarım ve hayvancılık olduğunu söyleyerek, “Her alanda olduğu gibi tarım ve orman alanında da 3-4 misli büyümemiz olmuş. Zaman zaman para kaybettiğimiz alanlar olabilir, sektörün sıkıntılı noktaları olabilir ama genel itibariyle bir başarı var. Ama bunu daha da büyük bir başarıya taşımanın yolunu hep birlikte bulmamız lazım” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Aksaray'a geldi. Bakan Pakdemirli ilk olarak Aksaray Ticaret Borsası'nda hububat satış ihalesine katıldı. Burada Başkan Özkök ve üreticilerle de buluşan Bakan Pakdemirli, çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Ardından Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) tarım alanında faaliyet gösteren fabrikaları ziyaret eden Bakan Pakdemirli, Organize Sanayi İşadamları Derneği'nin (OSİAD) açılışını yaptı. Daha sonra bir tesiste gerçekleştirilen Tarım Orman Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katılan Bakan Pakdemirli, burada tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri ile bir araya geldi.

 “Aksaray hakikaten önemli bir kent. Yani Aksaray tarım için çok önemli bir kent. Ama aynı zamanda Aksaray'ın bir sanayi kenti olduğunun da farkındayız. Geçtiğimiz yıl dövizin çok hızlı arttığı, ondan sonra maliyetlerimizin çok arttığı bir dönemdeydik. Ama ben Ankara'da kedimi ofise hapsetmedim. Dedim ki, ‘Ben sahaya çıkacağım' 65'e yakın ili dolaştım. Problemler aslında ortak. Yani tabi ki artan maliyetler karşısında o oranda ve ya daha fazlasını gelirlerimiz arttırıyor olmamız lazım. Bütün çabamız aslında bu. Ama işte buğdayda, arpada, birçok konuda da biz geçen yol itibari ile erken bir uyarı sistemi kurduk. Dedik ki, buğday, arpa, buradaki teşvikleri arttıralım. 5 kuruşu 10 kuruşa çıkardık. Gübre desteğini 4 liradan 8 liraya çıkardık. Geçen yıl 850 liraya sattığımız buğdayı bugün bir 350, bir 400'ler seviyesinde almaya başladık. Yani mümkün mertebe artan maliyetlere çiftçimizi üreticimizi, köylümüzü ezdirmemek gayreti içinde olduk. Hakeza hayvancılıkta da öyle. Şu an sütteki durum fena değil. İşini düzgün yapan arkadaşlarımız bir 30 yem paritesini tutturabiliyorlar. Ama besicilikte hala sıkıntılarımız var. İnşallah bu yapısal problemlere de dayanan bir bu işin geçmişi var. İnşallah en yakın zamanda çözme yolunda gayretli adımlarımızı atacağız. Et süt kurumu olarak piyasalara müdahale edip mümkün mertebe bu besi fiyatlarının, kesim fiyatlarının artması yönünde önümüzdeki günlerde gerekli tedbirleri alıyor olacağız" dedi.

"Tarım ve orman alanında 3-4 misli büyümemiz olmuş" 

Türkiye'de futboldan daha çok konuşulan konunun tarım ve hayvancılık olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Türkiye'de futboldan daha çok konuşulan bir konu daha var oda tarım ve hayvancılık. Herkes konuşuyor ve herkes en iyi ben bilirim diyor. Bu konuda da bir fikir birlikteliği, bir yol haritası tam anlamı ile bugüne kadar çizilememiş durumda. Biz de dedik ki, şurayı toplayalım. Bu şura normalde 5 yılda bir toplanması lazım ama son 15 yıldır toplanmamış. Şurayı toplayalım dedik. Ama şurayı toplarken de memleketimde konuşmak isteyen herkes konuşsun. Her alanda olduğu gibi tarım ve orman alanında da 3-4 misli büyümemiz olmuş. Zaman zaman para kaybettiğimiz alanlar olabilir, sektörün sıkıntılı noktaları olabilir ama genel itibariyle bir başarı var. Ama bunu daha da büyük bir başarıya taşımanın yolunu hep birlikte bulmamız lazım” şeklinde konuştu. 
Konuşmaların ardından toplantı basına kapatılırken, Bakan Pakdemirli sektör temsilcileri ile görüş alışverişinde bulundu.  
 
 
24.07.2019
Devamı

İspanya'dan İthal Edilen Hayvanlar Sertifikasız Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeraltı barajlarına dikkat çekmek ve faydalarını kamuoyuyla paylaşmak adına düzenlenen "Yeraltı Barajları Eylem Planı" adlı tanıtım toplantısı ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde düzenlenen "Yeraltı Barajları Eylem Planı" adlı tanıtım toplantısı ardından İspanya'dan ithal edilen besilik canlı hayvanların sertifikalarının sahte çıkması ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki 6 bürokratın görevlerine son verilmesi üzerine konuştu.



"Karantina süresi devam ediyor"

Kurban Bayramı öncesi İspanya'dan ithal edilen 2 bin 939 besilik canlı hayvanın veteriner sağlık sertifikaları sahte çıkması hakkında gelen soruyu yanıtlayan Pakdemirli, "Gelen hayvanlarla ilgili İspanya'dan yola çıkıp Lübnan'a gitmesi planlanan ama sonrasında bizim şüphelerimiz ve tespitimiz üzerine Türkiye'ye getirilen hayvanların kontrol belgelerinde bir sahtekarlık yapılmış. Bu hayvanlara el koyduk ve karantina altına aldık. Bu hayvanlardan her türlü kan alındı, hiçbir sıkıntı yok karantina süresi devam ediyor. Böyle bir durumda biliyorsunuz; Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü 21 gün süre veriyor. Bu 21 gün süre içerisinde karantina tedbirlerini aldıktan sonra sağlıklıysa hayvanları Türkiye'ye ithal edip millileştiriyorsunuz. Sağlıklı değilse de itlaf ediyorsunuz. Normal şartlarda İspanya'dan alınıp Lübnan'a götürülmek için yola çıkarılmış ama bir evrakta sahtekarlık yapılarak Türkiye'ye sokulmak istenmiş. Türkiye tarihinde bir ilk olarak Gıda Kontrol Genel Müdürlüğümüz çok güzel bir çalışmayla şüphe üzerine bu konuda İspanya'da Gıda Kontrol sertifikalarını doğrulama yoluna gitmiştir. Bu sertifikalarda değişiklik olduğu için hayvanlara el konuldu ve hayvanların millileşme yolundaki prosedürü devam ediyor. Konu tamamen teknik bir konu, siyasete alet edilmeyecek bir konu. Cumhuriyet Savcılığına intikal etmiş bir konu. Bırakalım teknik adamlar görevlerini yapsınlar günlük siyasete alet edilmemesi gereken bir konu. Bu konuda neticeler çıktıkça da paylaşmaya devam ederiz" şeklinde konuştu.



"Bu bir bayrak yarışı"
Tarım ve Orman Bakanlığında görevden alınan 6 bürokrat hakkında basın mensuplarından gelen soruyu cevaplayan Pakdemirli, "Bu bir bayrak yarışı gidenler kötüdür gelenler iyidir diye bir şey yok. Bu bayrak yarışında bazen yorulan arkadaşlarımız olabilir. Bazen görev tazelemesi gereken arkadaşlar olabilir, değişiklik gerekiyor olabilir. Bunlar Bakanımızın, Bakanlığın ve Cumhurbaşkanı'nın takdirindedir. Bunlar gerektiğinde, gerektiği koşullarda yapılır" ifadelerini kullandı.
 
 
23.07.2019
Devamı

Kent'ten Köye Dönüş Cazip Hale Geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın destek sağladığı "Genç Çiftçi Projesi", "300 Koyun Projesi" gibi tarım ve hayvancılık alanındaki birçok proje, kentten köye dönüşü cazip hale getiriyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'de belde ve köylerde yaşamayı tercih edenlerin sayısında artış görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2017'de 6 milyon 49 bin 393 olan köy ve beldelerde ikamet eden nüfus, 2018'de 6 milyon 337 bin 385'e yükseldi.

Tarım ve hayvancılık sektörlerine yönelik destek ve hibeler kentten köye dönüşü hızlandırırken tarım sektöründe istihdama da katkı sağlıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırsal kalkınma desteklerinden, "Genç Çiftçi Projesi", "300 Koyun Projesi", "Düve Desteği Projesi" gibi birçok proje ve uygulama, köyden kente göçü tersine çevirmeye katkıda bulunuyor.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun da tarım, hayvancılık, gıda, balıkçılık alanlarında faaliyet gösteren işletmelere, üreticilere, kooperatiflere ve üretici birliklerine programları aracılığıyla finansman desteği sağlamaya devam ediyor. Bu destekler de çiftçilerin kente göç etmesini engelleyerek mevcut işletmelerine değer katmalarına yardımcı oluyor.

Kalkınma Planı'nda da öncelikli konu
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda da tarım ve hayvancılık sektörü ile kırsal kalkınmaya yönelik hedeflere yer veriliyor.
Plana göre, tarım öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alacak ve tarımsal desteklerin etki analizi yapılarak etkinliği artırılacak.
Damızlık materyal ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla hastalıktan ari, Soy Kütüğü Bilgi Sistemine kayıtlı işletmeler ve damızlık düve yetiştiriciliği merkezlerinden yapılan alımlar desteklenecek.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılması ile kırmızı et üretimindeki küçükbaş payının yükseltilmesi amacıyla "Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği Projesi" kapsamında yılı içerisinde doğup damızlık olarak kullanılmak üzere sürüye katılan her dişi kuzu ve oğlağa ilave destek verilecek.
Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılmasını teminen barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek.

Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek.
 
 
 
22.07.2019
Devamı

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Görevden Alındılar

Tarım ve Orman Bakanlığına ilişkin görevden alma kararları   dünkü Resmi Gazete ‘de yayımlandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, bakanlığın DSİ  7. Bölge Müdürü Etem Boz, Şırnak Tarım ve Orman Müdürü Bekir Kılıç ile Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Sarıkoca, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2'nci maddesi gereğince görevinden alındı.

Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcıları Yusuf Şahin, Mehmet Zeki Temur ve Zekeriya Mete de görevden alınan diğer isimler oldu.
 
22.07.2019
Devamı

Güneydoğu'da Toplulaştırma Çalışmaları Tamamlanarak Tapular Çiftçilere Dağıtıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen parçalı tarım arazilerinin toplulaştırma çalışmaları çerçevesinde Diyarbakır, Mardin ve Batman’da 400 köyde arazi birleştirmeleri tamamlandı. Bu kapsamda Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Karabaş ve Silvan’a bağlı Sulak mahallelerinde yeni parsellere ait tapular hak sahiplerine dağıtıldı.

3.6 MİLYON HEKTAR ALANDA TESCİL İŞLEMLERİ TAMAMLANDI
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde 8.2 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmaları yürütülüyor. Yapılan bu çalışmalar neticesinde 3.6 milyon hektar alanda tescil işlemleri tamamlandı, 4.6 milyon hektar alanda ise birleştirme çalışmaları sürüyor.
2023 yılına kadar toplulaştırma çalışmalarını tamamlamayı hedefleyen Bakanlık, çalışmaların tamamlandığı arazilerde yeni oluşturulan tapuları ise çiftçilere dağıtmaya devam ediyor.

TAPULAR HAK SAHİPLERİNE DAĞITILDI
Bu çerçevede DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Diyarbakır’da 445 köy, Mardin’de 8 köy ve Batman’da 36 köy olmak üzere toplam 489 köy ve 680 bin 444 dönüm alanda toplulaştırma çalışması yapıldı. Bölgede yapılan toplulaştırma kapsamında 400 köyde çalışmalar tamamlandı, 89 köyde ise çalışmalar sürüyor.



Toplulaştırma çalışmaları tamamlanan Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Karabaş ve Silvan’a bağlı Sulak mahallelerinde oluşturulan yeni parsellere ait tapular hak sahiplerine törenle dağıtıldı.
Arazi Toplulaştırması ile küçük, parçalı ve dağınık arazilerin modern tarım işletmeciliğine göre yeniden düzenlenerek, daha az zaman, işgücü ve sermaye kullanımı sağlayarak, üretimin ve verimliliğin artırılması hedefleniyor.

19.07.2019
Devamı

11 Kalkınma Planında Tarım İçin Neler Var?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
 
TARIM ARAZİLERİ ETKİN KULLANILACAK
Tarım arazilerinin korunması, etkin kullanımı ve yönetimi sağlanacak.
Ülke genelindeki toprağın detaylı etütleri, haritalanması ve sınıflandırılması yapılacak.
Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanım baskısını azaltacak düzenlemeler tamamlanacak ve denetimler artırılacaktır.
Atıl arazilerin tarımsal üretime kazandırılması başta olmak üzere, tarım arazisi piyasalarının geliştirilmesi için arazi bankacılığı sisteminin kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak, sözleşmeli üretim desteklenerek özendirilecektir.
Küçük aile işletmeleri korunurken, tarım işletmelerinin ölçeklerinin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaşması için başta kiralama olmak üzere arazi edinimine yönelik çalışmalar yürütülecek.
Tarım arazilerinin miras ve satış yolu ile bölünmesi önlenecek, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.
Arazi toplulaştırma çalışmalarına sulama yatırımları ile entegre bir şekilde devam edilecek, tescil işlemlerinin hızlandırılması için düzenlemeler yapılacak.
Sulama alanlarının genişletilmesi amacıyla yatırımlar önceliklendirilerek sürdürülecek, suyun kalite ve miktar olarak korunması ve etkin kullanımına yönelik çalışmalara devam edilecek.


 
2 MİLYON HEKTAR ALAN SULAMAYA AÇILACAK
Tarımda suyun verimli kullanılmasına yönelik su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama gibi modern sulama sistemleri yaygınlaştırılacak. 2 milyon hektar alan sulamaya açılacak.
Bitkisel üretimin sürdürülebilirliğini teminen girdi destekleri, başta mazot ve gübre olmak üzere maliyetlerdeki değişimler dikkate alınarak belirlenecek.
Başta yüksek katma değerli tıbbi ve aromatik bitkilerde olmak üzere, ürün güvenilirliği, çeşitliliği ve üretimini artırmak amacıyla, iyi tarım uygulamaları, organik tarım, sözleşmeli üretim, kümelenme, araştırma, pazarlama ve markalaşma faaliyetleri desteklenecek.

 
SERA YATIRIMLARI DESTEKLENECEK
Örtü altı yetiştiriciliğine yönelik modern seraların kurulmasının yanında mevcut seraların modernize edilmesi, büyütülmesi, paketleme tesisleri ve depo yapımı için yatırım ve işletme finansman desteği sağlanacak.
Özel sektör tohumculuk firmaları ile işbirliği içerisinde sertifikalı tohumların üretim alanlarının artırılmasına devam edilecek, elit tohum üretimi yapılarak yeni çeşitlerin üretimi sürdürülecek.
Kenevir başta olmak üzere lifli bitkilerin endüstriyel kullanımı yaygınlaştırılacak.
Ekonomik ömrünü tamamlamış ve verimliliği azalmış çay ve fındık gibi uzun ömürlü ve katma değeri yüksek bitkisel ürünlerin verimliliğini artırmak üzere ekim alanlarının yenilenmesi desteklenecek.
 


DİŞİ KUZU VE OĞLAĞA İLAVE DESTEK VERİLECEK
Damızlık materyal ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla hastalıktan ari, Soy Kütüğü Bilgi Sistemine kayıtlı işletmeler ve damızlık düve yetiştiriciliği merkezlerinden yapılan alımlar desteklenecek.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılması ile kırmızı et üretimindeki küçükbaş payının yükseltilmesi amacıyla Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği Projesi kapsamında yılı içerisinde doğup damızlık olarak kullanılmak üzere sürüye katılan her dişi kuzu ve oğlağa ilave destek verilecektir.


 
YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ DESTEKLENECEK
Kaliteli kaba yem üretiminin artırılması için meraların ıslahı sağlanacak ve yem bitkileri üretimi desteklenecek.
Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılmasını teminen barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek.


 
SU ÜRÜNLERİNDE ÜRETİM VE İHRACAT ARTACAK
Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek. Su ürünleri yetiştiriciliğinde üretim ve ihracatın artırılması sağlanacak. Nitekim su ürünleri ihracatında 2023 için 1 milyar dolar olan ihracat hedefi aşılarak, yeni hedef olarak 2 MİLYAR DOLAR belirlenmiştir.


 
BİYOLOJİK MÜCADELE DESTEKLENECEK
Gıda güvenilirliğini teminen denetimler etkinleştirilecek, bitki ve hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadele hizmetleri geliştirilecek. Bitkisel üretimde bilinçsiz zirai ilaç kullanımına yönelik denetim ve eğitimler artırılacak, kimyasal uygulamalara alternatif biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamaları desteklenerek yaygınlaştırılacak.
Gıdada kayıp ve israfının önlenmesine yönelik çalışmalara ağırlık verilecek.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaştırılması amacıyla destekler artırılacak.
Tarımsal ürünlerde soğuk zincirin tesisine yönelik lojistik altyapı iyileştirilecek.
Tarım-sanayi entegrasyonu ve işbirliğinin geliştirilmesine yönelik özendirici üretim modelleri uygulanacak.
 
PAZARLAMADA BİRLİK VE KOOPERATİFLERİN ETKİNLİĞİ ARTACAK
Tarım ürünlerinin pazarlanmasında dağıtım zincirindeki aracıların sayısının azaltılması, tüketicinin makul fiyatlardan ürüne erişimi, üretici ile tüketici arasında doğrudan bağlantı kurulması yönünde kooperatiflerin ve üretici birliklerinin sistemde etkin olarak yer alması sağlanacak.


 
ORMANLARIN EKONOMİYE KATKISI ARTIRILACAK
Odun hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla endüstriyel plantasyonların kurulmasına imkân verilecek. Sürdürülebilir orman yönetimiyle ormanların ekonomiye katkısı artırılacak. Ormancılıkta, hastalık ve zararlılar ile yangınlarla mücadele kapasitesi güçlendirilecek. Orman köylülerinin desteklenmesine devam edilecek.
 
TARIMSAL AR-GE’DE ETKİNLİK ARTACAK
Tarımsal araştırma faaliyetlerinde kamu, üniversite, özel sektör ve sanayi kesimi arasındaki koordinasyon ve işbirliği geliştirilerek tarımsal Ar-Ge çalışmalarının etkinliği ve niteliği artırılacak.
 
AKILLI TARIM TEKNOLOJİLERİ DESTEKLENECEK
Akıllı tarım teknolojileri başta olmak üzere yenilikçi ve çevreci üretim teknikleri geliştirilecek ve desteklenecek.
Tarım sigortacılığında ürün ve risk bazında kapsam genişletilecek ve gelir sigortasına geçilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.
Tarımsal eğitim ve yayım faaliyetlerinin etkinliği artırılacak ve yaygınlaştırılacaktır.
Kırsal alanda yaşam standartlarının yükseltilmesi için kırsal kalkınmaya ilişkin kurumsal ve yerel kapasitenin geliştirilmesi sağlanacak, kadınlara, genç çiftçilere vb. gruplara pozitif ayrımcılık uygulanması sağlanacak, üretici örgütlerinin sosyal dayanışma, işbirliği, eğitim ve finansman konularında öncü kurumlar olması sağlanacaktır.
 
Başta kadın ve genç çiftçilere yönelik olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, teknoloji kullanımı, kaliteli ve sağlıklı ürün üretimi konularında eğitim verilecek, yayım ve sertifika programları ile tarımsal becerinin geliştirilmesine yönelik kurslar düzenlenecek.
 
 
19.07.2019
Devamı

11. Kalkınma Planı TBMM'de Kabul Edildi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 11. Kalkınma Planı ile Söz konusu 5 yıllık dönemde çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, ülke insanının yeterli ve dengeli beslenmesinin yanı sıra arz-talep dengesini gözeten üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörünün oluşturulması amaçlanıyor.

Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
Tarımsal girdi ve ürün fiyat dalgalanmalarının izlenmesi, rekabetin korunması ve piyasa aksaklıklarının giderilmesine yönelik piyasa bilgi ve izleme sistemi oluşturulacak.
Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapıya kavuşturulacak.
Tarımsal desteklerin etki analizi yapılarak etkinliği artırılacak.
 
 
19.07.2019
Devamı

TÜKETBİR'den Diyanet Kurban Fiyatlarına Eleştiri

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) İstişare Toplantısı, Van Ticaret ve Sanayi Odası'nda (VANTSO) kırmızı et üreticileri ve sanayicilerin katılımıyla yapıldı.
Burada konuşan Erdurmuş, Türkiye'de hayvan kesim standardının olması gerektiğini belirterek, "Şu an karkas kesim yönetmeliğini yayınlamaya hazırlanıyoruz. Çalışmalarımızı sivil toplum kuruluşlarımızla da görüşmek suretiyle yıl sonuna kadar hem kırmızı etteki kesim standardını hem de karkas kalite standardımızı yürürlüğe koymak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de etçi buzağı sayısının artırılması gerektiğine işaret eden Erdurmuş, Türkiye'de yerli besilik hayvanın 320 kilograma çıkarıldığında hayvan ithalatıyla ilgili durumun ortadan kalkacağını söyledi. Erdurmuş, "Verimli üretim yapan üreticilerimize daha çok destek vermek için çalışmalar yapıyoruz. Verimliliğe uygun üretim yapanlar ödüllendirilerek daha çok destek alacak." diye konuştu.

TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da kırmızı et üreticilerinin emeklerinin karşılığını alamadıklarını dile getirerek üreticinin kestiği hayvanı yerine koyamadığını ifade etti.
Tunç, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan vekalet yoluyla kurban kesim bedellerini eleştirerek, fiyatların üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Tunç, "Bu rakamlar bizim malımızın yok pahasına satılmasını sağlıyor. Hangi maliyet hesaplarına göre bu rakam bulundu, bunun açıklanmasını bekliyoruz." dedi.

VANTSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva da kentin hayvancılık açısından potansiyeline değindi.
Türkiye'deki toplam mera büyüklüğünün yüzde 10'unun Van'da olduğuna işaret eden Takva, "Küçükbaş varlığıyla 1.sırada, büyükbaş varlığıyla 34. sırada yer alan ilimiz bu anlamda hem kendisi için hem ülkemiz için üretmenin azmi içerisindedir. Van önemli üretim merkezlerinden biri olacak potansiyele sahiptir." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
19.07.2019
Devamı

Başkan Güngör : "Milli Tarım Projesi Unutuldu mu"?

Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden GÜNGÖR Tarım ve Orman Şurası üzerinde değerlendirmelerde bulundu. Başkan Güngör “Türkiye’nin 2019-2023 yıllarını kapsayan Beş Yıllık Kalkınma Planı oluşturuldu. Daha bu çalışmaların mürekkebi dahi kurumamışken, Tarım Şurası hangi yeni bilgi ve hedefleri ortaya koyacaktır? Karar vericiler, politika yapıcılar tarım ve ormancılık konularında Kalkınma Planı yerine Tarım ve Orman Şurasını mı dikkate alacaktır.”? Dedi.
 
Güngör Tarım ve Orman Şurasına yönelik şunları kaydetti.
 
 “Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, III. Tarım ve Orman Şurasıyla ilgili olarak kamuoyuna yaptığı açıklamada, on beş yıldır toplanamayan Tarım Şurasından çıkacak sonuçlarla gelecek beş yılın programının hazırlanacağını duyurdu. Tarım Şurasının bugüne kadar toplanamamasının nedeni bizce bilinmediği gibi, önceki iki Şuradan ne gibi sonuçlar alındığını ve uygulamaya yansıtıldığını da kimse bilmiyor. Ayrıca bir ayrıntı olarak, Bakan Pakdemirli’nin Tarım Şurasının on beş yıldır toplanmadığı ifadesi doğru olmakla birlikte, Bakanlığın birleşmesi nedeniyle şuranın adının “Tarım ve Orman Şurası” olduğu, bu adla yapılan ilk şura olması nedeniyle birinci denmesinin daha doğru olacağı, çünkü 2017 yılında “II. Orman ve Su Şurası” yapıldığını hatırlatmakta yarar görüyoruz.” Dedi.
 
Başkan Özden Güngör Tarım şurasının TBMM’de On Birinci kalkınma planın görüşülmesine denk gelmesine de değinerek şu sözlere yer verdi.
 
“III. Tarım ve Orman Şurasının açılış toplantısının, TBMM’de On Birinci Kalkınma Planının görüşülmesi ile aynı zamana denk gelmesi oldukça ilginç bir görüntü oluşturuyor. Kalkınma Planlarının hazırlanması öncesi tüm sektörlerle ilgili değişik konularda ihtisas komisyonları ve çalışma grupları oluşturuluyor. On Birinci Kalkınma Planı kapsamında tarım sektörüyle doğrudan ilgili olarak Tarım ve Gıdada Rekabetçi Üretim ile Tarımda Toprak ve Suyun Sürdürülebilir Kullanımı konularında ihtisas komisyonları kuruldu. Tarım ve Gıdada Rekabetçi Üretim ihtisas komisyonu içinde Bitkisel Üretim, Hayvansal Üretim, Su Ürünleri ve Gıda konularında alt komisyonlar görev yaparak alanları ile ilgili raporlarını hazırladı. Ayrıca Bakanlıkla ilgili Ormancılık ve Orman Ürünleri ile Çevre ve Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Yönetimi konularında da çalışma grupları görev yaparak raporlarını hazırladı.
 
Tüm sektörlere ilişkin kurulmuş olan ihtisas komisyonları ve çalışma gruplarının raporları değerlendirilerek Türkiye’nin 2019-2023 yıllarını kapsayan Beş Yıllık Kalkınma Planı oluşturuldu. Daha bu çalışmaların mürekkebi dahi kurumamışken, Tarım Şurası hangi yeni bilgi ve hedefleri ortaya koyacaktır? Karar vericiler, politika yapıcılar tarım ve ormancılık konularında Kalkınma Planı yerine Tarım ve Orman Şurasını mı dikkate alacaktır.”? Dedi.
 
Milli Tarım Projesi Unutuldu mu?
 
“Tarım ve Orman Şurasıyla ilgili bir diğer ilginç nokta da Bakanlığın yaptığı önceki çalışmaları unutmasıdır. Unutulan bu çalışmalardan ilk akla gelenlerden biri, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde hazırlanmış, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmış olan Milli Tarım Projesidir. Bu proje bugün neredeyse kimse tarafından hatırlanmamaktadır.
 
Ahmet Eşref FAKIBABA’nın Bakanlığı sırasında, halen Bakan Yardımcısı olan Hadi Tunç’un Müsteşar olarak görev yaptığı dönemde hazırlanmış “2018-2022 Stratejik Plan” bulunmaktadır. Tarım Bakanlığı ile birleşen Orman Su İşleri Bakanlığınca, Veysel Eroğlu’nun Bakanlığı sırasında, halen Bakan Yardımcısı olan Akif Özkaldı’nın Müsteşar olarak görev yaptığı dönemde hazırlanmış “2017-2021 Stratejik Plan” bulunmaktadır.
 
Bakan Pakdemirli’nin adı geçen planları o dönem görevde olmadığı için bilemeyeceğini farz etsek dahi, en azından sunuşunu yazdığı Orman Genel Müdürlüğünün “2019-2023 Stratejik Plan”ını ya da Bakanlığı döneminde Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünce değişik alanlarla ilgili hazırlanan 2018-2022 Sektör Politika Belgelerini hatırlaması gerekir. Bu belgelerden Kanatlı Hayvancılık, Süt, Tohumculuk, Gübre ve Tarımsal Mekanizasyon ile ilgili olan sektör politika belgeleri yayınlanmış olup; Su Ürünleri, Yem, Kırmızı Et, Dijital Tarım gibi konularla ilgili Sektör Politika Belgelerinin de hazırlanma/tamamlanma aşamalarında olduğu biliniyor. Kuşkusuz ilk akla gelen bu çalışmalar dışında, Bakanlığın değişik birimlerince de hazırlanmış strateji, plan, program vardır.
 
Bu bilgiler göz önüne alındığında akla gelen soru, Bakanlığın strateji, plan, program içinde yüzerken, niye bu kadar aceleye getirerek on beş yıl aradan sonra Tarım Şurası yaptığıdır. Sanırız bunun cevabı geçtiğimiz Mayıs ayında kamuoyuna çok genel hatları ile sızdırılan, ayrıntısını Cumhurbaşkanının açıklayacağı duyurulan, kamuoyundan ve hatta Cumhurbaşkanlığından da geldiği söylenen tepkiler üzerine geri çekilen Tarımda Milli Birlik Projesidir. Bakanlık projeden vazgeçtim diyememiş, konuyu sonbaharda Tarım Şurası yaparak orada tartışmaya açacağım diyerek topu taca atmıştır. Tarım Şurasının konuları ve sektörün çok değişik kesimlerinden katılımcı yapısı göz önüne alındığında, Bakanlık personelinin bile infialle karşıladığı Tarımda Milli Birlik Projesinin, Şurada kabul edilmesi değil, görüşülmesi bile söz konusu olamayacaktır.” Dedi.
 
18.07.2019
Devamı

Tarım'da 25 yıllık Yeni Yol Haritası Belirleniyor

 Tarım sektöründe çok konuşulan ve çok yazılan Tarım ve Orman şurası tanıtım toplantısı Ankara’ da gerçekleşti. Tarım ve Orman şurasının tanıtım toplantısında 1158 kişi katılım gösterirken;  programa 2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek Şûra’ya kadar geçecek sürede 21 adet çalışma grubunda; öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev aldı.  Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağladı.

Tarım ve Orman Şurasında bir açılış konuşması yapan bakan Pakdemirli Şunları kaydetti.

“15 yıl aradan sonra Tarım ve Orman şurasını gerçekleştiriyoruz. Şuaramızın tanıtım toplantısına 1158 kişi katılım gösterdi. Son baharda yapacağımız tarım şurasının tanıtım toplantısındayız. Bu şurada 21 adet çalışma grubumuz var. Güçlü ülkenin yolu güçlü tarımdan geçiyor. Önümüzdeki 25 yılı planlıyoruz. Tarım ve Ormanı geleceği taşıyacağız. İstedik ki Tarımda konuşmayan kalmasın.
 Tarım ve Orman Şurası'na tüm vatandaşların tarım fikri ile katılmaları bekliyoruz. Türkiye’nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkıldığını belirten Pakdemirli, “Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 3. Tarım ve Orman Şurası tanıtım toplantısında, "Önümüzdeki 3 aylık süreçte dinleyeceğiz, tartışacağız, istişare edeceğiz. Tüm bilgilerimizi bir araya getireceğiz. Eksisiyle artısıyla mevcut durumumuzu göreceğiz. 'Görüşünü Bildir' sayfası sayesinde tüm vatandaşlarımız görüşlerini ve projelerini özgür bir şekilde bizimle paylaşabilecekler. Ayrıca 1,6 milyon çiftçimize ve sektörün tüm paydaşlarına da SMS kanalıyla ulaşarak katkılarını talep edeceğiz. En yalından en detaylı projelere kadar tüm fikirler, 21 çalışma grubu tarafından tasnif edilecek, değerlendirilecek ve şura gündemini oluşturacaktır. Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak" dedi.

TARIM VE ORMANIN 25 YILLIK YOL HARİTASI BELİRLENECEK
Türkiye'nin en geniş katılımlı sektör istişare platformu olması hedeflenen 3. Tarım ve Orman Şurası'nın amacını "Türkiye'de tarımsal üretimi ve orman ürünleri üretimini arttırmak, güvenilir gıda teminini, doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini, çiftçilerimizin refahını ve planlı üretimi sağlayacak çalışmalar yapmak ve stratejiler geliştirmek" olarak özetleyen Bakan Pakdemirli, şura ile tarım ve ormancılıkta önümüzdeki beş yılı planlayarak, gelecek 25 yılı yönetmeyi hedeflediklerini söyledi.



"TARIM SEKTÖRÜNDE YAKLAŞIK 940 MİLYON KİŞİ İSTİHDAM EDİLİYOR"
Sektörün büyüklüğüne dikkat çekerek, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerini paylaşan Bakan Pakdemirli, "2019 yılında sadece tarımda yaklaşık 940 milyon kişi istihdam edilmektedir. Tarımsal faaliyet, küresel anlamda arazilerin yaklaşık yüzde 50'sinde yürütülmekte olup, su kaynaklarının da yüzde 70'ini kullanmaktadır" dedi.
Şu anda yaklaşık 7,7 milyar olan dünya nüfusunun 2030'da 8,6 milyar, 2050'de 9,8 milyar ve 2100 yılında 11,2 milyar olmasının beklendiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, bu doğrultuda önümüzdeki yıllarda gıda talebinin yüzde 60-70 oranında artacağını belirtti. Pakdemirli, bu nedenle 2050 yılına kadar beslenme için yüzde 67 daha fazla tarıma ve yüzde 65 daha fazla sulama suyuna ihtiyaç duyulacağının tahmin edildiğini kaydetti.

"TARIMSAL POTANSİYELİMİZ 132 MİLYON KİŞİYE YETİYOR"
Küresel anlamda tarımda kişi başı işlenen arazi miktarı da her geçen yıl azalırken, Bakan Pakdemirli tarımda farklı bakış açısıyla yeni yaklaşımlar oluşturmanın, küresel ve bölgesel imkânları en iyi şekilde değerlendirecek stratejiler geliştirmenin, yeni politikalar üretmenin önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin coğrafi yapısı ve ekolojik koşulları sayesinde ürün çeşitliliği ve miktarı yönünden tarımsal üretimde büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Pakdemirli, "Bugün tarım sektörümüz, 82 milyon ülke nüfusunun yanı sıra, yaklaşık 5 milyon mülteci ve göçmen ile 50 milyon turisti beslemektedir" dedi.

"2,9 MİLYON HEKTAR ATIL DURUMDAKİ ALAN TARIMA KAZANDIRILACAK"
"Ülkemizde halen 24 milyon hektar alanda tarım yapılmakta, 14,6 milyon hektar alanda ise meralardan faydalanmaktayız" diyen Pakdemirli, ayrıca arazi kullanım planlaması ile halen atıl durumda bulunan 2,9 milyon hektar alanın tarıma kazandırılması için çalışma başlatıldığını duyurdu. "'Ormanlar', nefesimiz olan akciğerlerimiz; 'tarım', tüm hücrelerimizi besleyen damarlarımız; 'su' ise o damarlar içinde akan kandır" diyen Bakan Pakdemirli, ülkemiz için ormanlar, tarım ve su olmazsa gelecekten bahsetmenin de mümkün olmadığını vurguladı. Pakdemirli, Bakanlık olarak bu doğrultuda doğru yönetimle, doğru planlamayla, var olanı koruyarak, eksik olanı gidererek ülkenin büyümesi için çalıştıklarını belirtti.

ŞURA İLE ÖNÜMÜZDEKİ 25 YILIN YOL HARİTASI BELİRLENECEK
Üçüncüsü gerçekleştirilecek olan Tarım Orman Şurası ile ilk defa tüm Türkiye'nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkıldığını belirten Pakdemirli, "Önümüzdeki 3 aylık süreçte dinleyeceğiz, tartışacağız, istişare edeceğiz. Tüm bilgilerimizi bir araya getireceğiz. Eksisiyle artısıyla mevcut durumumuzu göreceğiz. 'Görüşünü Bildir' sayfası sayesinde tüm vatandaşlarımız görüşlerini ve projelerini özgür bir şekilde bizimle paylaşabilecekler. Ayrıca 1,6 milyon çiftçimize ve sektörün tüm paydaşlarına da SMS kanalıyla ulaşarak katkılarını talep edeceğiz. En yalından en detaylı projelere kadar tüm fikirler 21 çalışma grubu tarafından tasnif edilecek, değerlendirilecek ve şura gündemini oluşturacaktır. Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak" dedi.

2018 yılı tarım ürünleri üretim rakamlarına da değinen Pakdemirli, "Bitkisel üretimde 64,4 milyon ton tarla bitkileri, 22,2 milyon ton meyve ve 30 milyon ton sebze üretimini gerçekleştirmişiz. Yine, 2018 yılında, buğday üretimimiz 20 milyon ton, mısır üretimimiz 5,7 milyon ton, çeltik üretimimiz 940 bin ton ve ayçiçeği üretimimiz 1,9 milyon ton olarak gerçekleşmiştir" diye konuştu.

"HAYVAN VARLIĞIMIZ YETERLİ"
2018 yılındaki canlı hayvan varlığına ilişkin rakamları da paylaşan Bakan Pakdemirli, 17,2 milyon büyükbaş, 46,1 milyon küçükbaş, 229,5 milyon et tavuğu ve 124,1 milyon yumurta tavuğu olduğunu açıkladı. Pakdemirli, 2018 yılında kırmızı et üretiminin 1,1 milyon ton, süt üretiminin 22,1 milyon ton, bal üretiminin 108 bin ton, beyaz et üretiminin ise 2, 16 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıkladı.

"2018 YILI TARIM VE GIDA ÜRÜNLERİ İHRACATIMIZ 17,7 MİLYAR DOLAR"
Tarım sektörünün ülke ekonomisine sağladığı büyük katkıya da dikkat çeken Bakan Pakdemirli, "2018 yılında tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 17,7 milyar dolar, ithalatımız 12,8 milyar dolar, dış ticaret dengesi ise +4,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" ifadelerini kullandı.

Tarımsal verimi ve sürdürülebilirliği artırmak adına verilen desteklere de değinen Pakdemirli, "2018 yılında üreticilerimize 14,9 milyar lira nakit hibe tarımsal destek sağlanmış olup, 2019 yılında üreticilerimize sağlanacak tarımsal desteği 16,1 milyar lira olarak belirledik. Bunun da 12 milyar lirasını üreticimize ve çiftçimize ödedik" dedi.

2018 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince üreticilere faiz oranı sıfır ila yüzde 8,25 aralığında olmak üzere 42,8 milyar lira kredi kullandırıldığını belirten Pakdemirli, Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve toplamda 9 milyar lira hibe ödemesiyle 200 bin vatandaşa istihdam sağlandığını da belirtti. Tohumluk ihtiyacının tamamının iç üretimle karşılanması ve tohumluk ihracatının artırılması yönündeki çalışmalara ağırlık verildiğini de belirten Pakdemirli, yerli tohumculuğu ve fidancılığı geliştirmek için yaklaşık 1,7 milyar lira destek verildiğini belirtti. Pakdemirli, "Tohumluk üretiminde ihracatın ithalatı karşılama oranı 2002'de yüzde 31 iken, 2018'de yüzde 85 oranına ulaşmıştır. 2023'te ise bu oranı yüzde 100'ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.

Türkiye'de organik tarım üretiminin 214 ürün çeşidine ulaşmış olup, 543 bin hektar alanda 2,4 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıklayan Pakdemirli, "İyi Tarım Uygulaması yapılan alan 6,2 milyon hektara, üretim miktarı ise yaklaşık 7 milyon tona çıkarılmıştır" diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 3. Tarım ve Orman Şurası kapsamında çalışacak 21 farklı çalışma grubunda sektörün her bileşeninin detaylı olarak ele alınacağını vurgulayarak, "Hazırlanacak çalışma belgeleri, şura komisyonları için kılavuz niteliği taşıyacak belgeler olup, bu açıdan büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.


 
 
 
 
17.07.2019
Devamı

Tarım ve Orman Şurası Ekim Ayında Gerçekleşecek

Tarım ve Orman Bakanlığı 15 yıl aradan sonra Tarım ve orman şurası yapacak. Bakanlığın kısa, orta ve uzun dönem stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak amacıyla yapılacak olan ve Türkiye’nin en geniş katılımlı sektör istişare platformu olması hedeflenen, III. Tarım ve Orman Şûrası 15 yıl aradan sonra Ekim ayında gerçekleştirilecek.

Şurada 882 Kişi Görev Alacak 

III. Tarım Ve Orman Şûrası’nın tanıtım toplantısı 17 Temmuz 2019 Çarşamba günü Orman Genel Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirecek. Saat 09.00’da başlayacak lansmanın ardından, saat 13:30’da Şûra yönetmeliği çerçevesinde belirlenen çalışma grupları, Şûra’da üzerinde çalışılacak çalışma belgelerini hazırlamak için başlatılacak süreçte ilk toplantısı gerçekleşecek.
2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek Şûra’ya kadar geçecek sürede 21 adet çalışma grubunda; öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev alacak. Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağlayacak.

Sektör istişare platformu olarak Türkiye’nin en büyüğü olacak olan Şûra kapsamında ayrıca, oluşturulan web sitesindeki “Görüşünü Bildir Platformu” ile önerisi ve katkısı olan tüm vatandaşların fikirlerine ulaşmayı hedeflemekte.

Tarımın 25 Yıllık Yol Haritası Belirlenecek

Ekim ayında gerçekleştirilecek ve Tarıma dair 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan Şûra sonucunda, alınacak kararlar ve oluşturulacak olan sonuç bildirgesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Külliye’de yapılacak özel programla kamuoyu ile paylaşılacak.
 
 
 
16.07.2019
Devamı

Hayvancılık İthalattan Kurtarılmalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği  Merkez Konsey başkanı Ali Eroğlu, ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz. Dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge toplantısında açılış konuşması yapan Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
Ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz.

 Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerini unutmamalıdır. Hayvancılık ve veteriner hekimlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uluslararası kurallara uygun bir yapılanmanın Türkiye’de de gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılar veteriner otoritesidir. Tarım ve Hayvan Bakanlığındaki yapılanmada bu yoktur. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekmektedir.

Aktif, etkin, motivasyonu yüksek, hızlı karar alabilen, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, yeterli bütçesi ve insan kaynakları olan bir yapı oluşturulursa sorunları giderilmiş, standartları yüksek bir veteriner hekimlik icara edilecek ve istenilen hayvancılık hedefine de ulaşılmış olacaktır. Hayvancılık yönetimsel olarak veteriner otoritesi merkezli olmalıdır" ifadelerini kullandı.
 
16.07.2019
Devamı

Fiskobirlik Fındık Alımı Yapacak

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, fındık alımı konusunda açıklamalarda bulundu. 2019 ürünü fındık alımı için piyasaya gireceklerini dile getiren Bayraktar, pazar şartlarının üzerinde alım fiyatı uygulayacaklarını söyledi.

Yeni mahsul fındık alımı için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden Bayraktar, "Peşin" ve "Emanet" sistem politikalarını uygulamaya devam edeceklerini belirterek, isteyen çiftçinin ürün bedellerini hemen, arzu edenlerin de daha sonra değerlendirmek üzere depolarına emanete bırakabileceklerini aktardı.

TİCARİ İŞLETME OLARAK ALIMLAR YAPACAĞIZ
Bayraktar, serbest piyasada oluşacak fiyatın bir miktar üzerine çıkarak ürün kabullerini gerçekleştireceklerini belirterek, “Son 4 yıldan bu yana uyguladığımız bir metot var, piyasada oluşan fiyatın bir miktar üzerinde üreticilerimizden fındık alımı yapıyoruz. Bu politikamızı 2019 fındığı için de sürdüreceğiz” diye konuştu. Kendilerini tercih edecek tüm çiftçilerin ürünlerine talipli olduklarına değinen Bayraktar, "Bu anlamda alım depolarımız ve ekiplerimiz hazır durumda. Yine fındık işleme tesisimiz de hazır. Dolayısıyla biz üreticilerimizi korumaya çalışarak, FİSKOBİRLİK'in de bir ticari işletme olduğunu düşünerek alımlarımıza devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

FINDIKTA 700 BİN TON REKOLTE BEKLENİYOR
Hasat döneminin yaklaşmasıyla rekolte tartışmalarının da başladığına işaret eden Bayraktar, bazı kesimlerin rekolteyi az, bazılarının da yüksek gösterme çabası içerisinde olduklarına dikkati çekti.  Bayraktar, yeni mahsul rekoltesinin 700 bin ton olacağını yönünde tahminlerinin bulunduğunu dile getirerek, "Bilişim çağında olduğumuz bir dönemde, dünyanın bir ucundaki kapı numarasının bile görüldüğü bir dönemde rekolte ile oynayarak piyasayı etkilemeye çalışmak doğru değil. Doğru bilgi vermek lazım. Bizim kanaatimiz bu sene fındık 700 bin ton civarında olur. Bir miktar da geçebilir." değerlendirmesinde bulundu.

FİSKOBİRLİK YİNE TALİP
Türkiye'de fındık stokunun bulunmaması sebebiyle 700 bin tonluk rekoltenin yüksek gibi görülemeyeceğini ifade eden Bayraktar, Avrupa'da fındık üretimi yapan ülkelerde de rekoltelerin istenilen düzeylerde olmadığını vurguladı.  FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, devletin müdahale alımı yapması durumunda bu işlemi birlik üzerinden gerçekleştirmesini istediklerini belirterek, "Bu işi yapabilecek en uygun kurumuz. 70-80 yıllık bir geçmiş tecrübemiz var. Bu işe talibiz." ifadelerini kullandı.
 
 
 
16.07.2019
Devamı

Karpuzlar Tarlada Kaldı

Adana'daki tarlalarda karpuzun kilosu 10 kuruşa düştü. Maliyetini kurtaramayan üretici hasat yapamadı.
Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre, CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, karpuzun tarlada kaldığını ve üreticinin hasat yapmadığını açıkladı. Adana'da tarlaları dolaşan Barut, “Karpuz tarlada kilogramı 10 kuruşa kadar düştüğü için ne yazık ki üreticiler, karpuzu hasat etmeden tarlayı terk edip, traktörlerle tarlalarını sürüyor. Tarlada kilosu 10 kuruş ama büyükşehirlerdeki marketlerde 1 liranın üzerinde satılıyor. Üretici zarar ederken tüketiciler ise yüksek fiyattan karpuz almak zorunda kalıyor” dedi.
Tarımda planlı üretime geçilmesi, üretim ve üreticinin mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade eden Barut, “Hem üreticinin hem tüketicinin mutlu olacağı ve birlikte kazanacağı bir sistem için, tarımsal faaliyetlerin ve çiftçilerin mutlak suretle desteklenmesi gerekiyor” dedi ve şunları söyledi:

“Yurt dışındaki üretilen ürünlere ve diğer ülkelerin çiftçilerine değil, kendi çiftçimize ve tarımımıza destek verilmeli. Çok acıdır ki, sıcağın altında yüksek girdilerle üretilen karpuz maalesef tarlada kaldı, hasat dahi yapılmadı. Tarımsal üretimin ve çiftçilerin desteklenmesini isterken, ulusal bir tarım politikası belirlenmesini, tarımsal üretim planı yapılmasını, mağduriyeti önleyecek adımlar atılmalı.”
 
16.07.2019
Devamı

Tohumcular Hedef Büyüttü

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Ahmet Yılmaz, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." dedi.

Yılmaz, yaptığı değerlendirmede, tohumculuk sanayisinin hem yarattığı yüksek katma değer hem de stratejik önemi sebebiyle ülke ekonomisi için öncü sektörler arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'de tarımsal ürün ihracatının önemli boyutlara ulaştığını ve buna bağlı olarak tohumculuk sektörünün de gelişiminin hızla arttığının altını çizen Yılmaz, "2008'de 71 milyon dolarlık tohum ihracatı yapılırken, geçen yıl yaklaşık 152 milyon dolarlık tohum ihracatı gerçekleştiren bir sektör oluştu. Bu ihracat Rusya, Ukrayna ve Irak başta olmak üzere 85 ülkeye yapıldı. 'Türk tohumları dünyada filizleniyor' demekte bir sakınca görmüyoruz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, Türkiye'de bulunan 900 tohum sanayicisinin 841'inin yerli olduğuna dikkati çekerek, yerli firmaların ürünlerini geliştirerek ihracatta rekabet gücü kazanmak için çalışma yürüttüklerini kaydetti.

"Üretim hedefi revize edildi"

Geçen yıl 178 milyon 800 bin dolarlık tohum ithalatı yapıldığını belirten Yılmaz, "En çok Fransa'dan tohum ithal ediyoruz. Bu ithalatta Fransa'nın payı yüzde 15,4, İtalya'nın yüzde 11 ve Hollanda'nın yüzde 8,8'dir. Tohum ithalatında en çok adı geçen İsrail'in geçen yıl yapılan ithalattaki payı ise yüzde 6,9'dur." bilgisini paylaştı.
Yılmaz, üretim hedeflerine de değinerek, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." diye konuştu.
Tohumculuk firmalarından 212'sinin araştırıcı kuruluş statüsüne sahip olduğunun altını çizen Yılmaz, son yıllarda yürütülen çalışmalarla hibrit sebze tohumculuğunda yeterlilik oranını yüzde 60'lara, hububatta da yüzde 90'lara yükseldiğini kaydetti.

Tohumculukta karıştırılan kavramlar

Yılmaz, tohumculuk sektöründe yerel tohum, yerli tohum, hibrit, sertifikalı tohum ve genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) kavramlarının karıştırıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Yerel tohumlar, bulunduğu yerin koşullarına adapte olmuş, resmi ıslah programına alınmamış, yetiştiren kişilerin kullanım, bilgi, alışkanlık ve gelenekleriyle yakından ilişkili olarak özellikleri değişebilen genetik kaynaklardır. GDO ise gen teknolojisi kullanılarak doğal süreçler ile elde edilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalardır. Türkiye'de GDO'lu tohum kullanımı ve ticareti yasaktır. Sertifikalı tohumluk da bilimsel tanımının dışında, en kısa ve anlaşılır tarifiyle, çiftçimizin kaliteli ve verimli bir ürün alması ve piyasada değerine satabilmesi için kullanması gereken tohumluktur. Hibrit tohuma gelince, aslında yüzyıllardır çiftçimizin yaptığını, uzmanların daha profesyonelce yapmasıyla ortaya çıkmaktadır."
 
 
16.07.2019
Devamı

Yerli ve Milli Kurbanlıkları Keseceğiz

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı dönemindeki hazırlıkları üreticilerle konuştuklarını ve bu çerçevede düzenlenen toplantılarla çözümler geliştirdiklerini söyledi.

YERLİ ÜRETİMLER HAZIR

Kurban Bayramı'nın yaklaştığını ve hazırlıkların hızlandığını belirten Ceylan, "Yerli üreticilerimizin ürettiği kurbanlıklar şu anda hazır ve yeterli durumda. Yerli ve milli olarak ürettiğimiz kurbanlıklarımızı keseceğiz. Kurbanlıkların yüzde 100'ü yerli olacak. Bu sene kurbanda ithalat düşünülmüyor. Sayın bakanımız da bu konuda açıklamalarda bulundu." diye konuştu.
Ceylan, yetiştiricilerin kurbanlıklarını hazırlayıp bayramı beklemeye başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Şu anda kurban için yeteri sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan bulunuyor. 1 milyon 250 bin büyükbaş hayvan kurban için hazır. Geçen yıllarda 850-900 bin arasında büyükbaş hayvan, 2 milyon 700 bin civarında küçükbaş hayvan kesimi yapılmış. Bu sene 3 milyon 700 bin civarında küçükbaş kurbanlık hazır olarak beklemektedir."
Ceylan, yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını aldığı ve kar edip yüzünün güldüğü bir Kurban Bayramı geçirmesi temennisinde de bulundu.
 
 
12.07.2019
Devamı

Kırsal Alanda Yaşamayı Taahhüt Edene 100 Bin lira Hibe Verilecek

Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.
Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlara, tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, 2019-2020 yıllarındaki pilot uygulama kapsamında Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, mahallinde uygulayacakları projelere 100 bin liraya kadar hibe alabilecek.

Hayvansal ve bitkisel ürünler, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler karar kapsamında desteklenecek.
Desteklerin ödenebilmesi için, hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek. Hibe desteklerinden sadece bir kez yararlanılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu projelere yönelik diğer hibe programlarına dahil olanlar, bu karar kapsamındaki desteklerden faydalanamayacak.

 
 
12.07.2019
Devamı

Elektrik Dağıtım Şirketi Mahkeme Kararını Tanımadı

Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Anadolu İzlenimlerine bir açıklama yaparak Aras Dağıtım Elektrik AŞ’nin mahkeme kararını tanımadığını bildirdi.
            Erzincan’da yaklaşık bir aydır çiftçinin elektrik borcu yüzünden tarlalara su verilmezken’ tarlada ekili olan Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca Aras Elektrik Dağıtım AŞ tarafında kurumaya terkedildi. Geçtiğimiz günlerde çiftçiler Erzincan’da konu ile ilgili Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Önünde bir eylem yaparak yetkililere seslerini duyurmaya çalışmıştı.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Şunları kaydetti.

"Elektrik dağıtım şirketi mahkeme kararını tanımadı"

“30 bin çiftçi ailesi Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Tarafından mağdur olmuştur. Ekili 20 bin dekar arazide ürünler yok olmaya terkedilmiştir. Bu bir milli servettir. Çiftçilerimiz devletimizden bu konuda yardım beklemektedir. Tarlada Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca kurumak üzeredir. Su hayattır. Bir elektrik sıkıntısı yüzünden 30bin çiftçi ailesi mağdur edilmektedir. Aras Elektrik dağıtım AŞ. Mahkeme kararını da tanımayarak hukukun üstüne çıkmaya çalışmaktadır.

Çiftçimiz borcunu da öder üstüne düşeninde her zaman en iyisini yapar. Bildiğiniz gibi ülke olarak ekonomik sıkıntılardan geçmekteyiz. Çiftçimiz mahsul kaldırmadan nasıl para ödesin, 20 günde bir çiftçimize elektrik faturası gelmektedir. Bu konuda Erzincanlı çiftçiler olarak acilen yetkililerimizden çözüm bekliyoruz.  Milli servetimize el emeği göz nuru alın teri insanlarına sahip çıkılsın. Çiftçi zaten çıkmazdadır. Çiftçi elektriğe, ürünler ise suya kavuşsun. Yarın geç olmadan ürünler daha da fazla zarar görmeden çözüme ulaşsın istiyoruz.
30 bin çiftçi ailesi olarak daha büyük eylem yapmayı düşünüyoruz.” Dedi.
 
 
 
11.07.2019
Devamı

Besiciler Konya'da İsyan Etti

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istemişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı besicilerin sorunlarının çözülmesine yönelik Hayvancılık Genel Müdürlüğü  (HAYGEM)  Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutu görevlendirdi. Konya’da Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile bir araya gelen Bulut Konyalı üreticileri dinledi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliğinde gerçekleşen toplantı tartışmalı geçerken; besiciler isyan etti.



Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Nazif Karabulut bir açılış konuşması yaparak şunları kaydetti. "Konrolsüz şekilde ithalat yapıldı. Üreticiler bu hale geldi.3 yıldır aynı fiyata et satıyoruz. 3 yıl önce yemim çuvalı 40Tl idi. Bugün yemin çuvalı 85TL oldu. İthalatı artık durdurun. Bize 32 TL mal olan eti 29 TL sattık. Biz pahalı et satmanın derdinde değiliz. evimize ekmek götürmenin derdindeyiz. böyle devam ederse seneye işletmelerde birtane bile hayvan kalmayacak. Et ve Süt Kurumu üreticiyi eziyor. Üreticiye rakp oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı kiloda 2 TL versin. İşletmelerimizde hayvan var. Kurban bayramı yaklaşıyor. Kurban bayramından sonra üreticiler batacak. 1 hafta içinde çözüm olması gerekiyor. Acilen önlem alınmasını bekliyoruz”. Dedi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile tartışmalı ortamda gerçekleşen toplantı karşılıklı söz atışmalarına neden oldu. Öte yan dan HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutun konuşması zaman zaman kesilirken, Bulut çalışmalar yapılıp sorunlara çözüm bulunacaktır." dedi. üreticiler ise sorunların biran önce çözülmesini bekliyor. 

 
10.07.2019
Devamı

Erzincanlı Çiftçilerin Elektrik Borcu Yüzünden Su İsyanı

Erzincan’da 1 milyon 200 bin TL'lik elektrik borcu nedeniyle sulama suları kesilen çiftçiler, kuruyan mahsulleri ellerine alıp traktörleriyle eylem yaptı.
Elektrik dağıtım şirketinin önünde toplanan çiftçiler, sulamada kullandıkları pompaları elektrik kesintisinden ötürü kullanamadıklarını ifade etti. Çiftçiler “Eylemimizin gerekçesi 15-20 gündür sulama suyumuzun kesilmesi. Yıllardır biz bu çileyi çekiyoruz. Yeter diyoruz artık” dedi.



Çiftçiler adına basın açıklaması yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik ise “İlimiz nüfusu içerisinde yaklaşık 30 bin çiftçi ailesi geçimini tarımdan kazanmaktadır. Bahse konu elektrik dağıtım şirketi sulama suyu ücretlerini bahane ederek sulama enerjisini kesmekte ve dolayısıyla milli servet zarar görmekte ve üreticilerimiz de mağdur olmaktadır" diye konuştu. 
 
10.07.2019
Devamı

Çin Antep Fıstığını İthal Edecek

Antepfıstığı’nın Çin’e ihracı konusunda pürüzler aşıldı. Çin ile Türkiye arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ 2016 yılında imzalanmış ancak bugüne kadar bazı sorunlar nedeniyle ihracat başlayamamıştı. Hatta son yıllarda artan fıstık stokçuluğunun nedeni olarak Çin’e başlayacak ihracat gösteriliyordu. Çin’in her yıl 100 bin ton Antepfıstığı alması bekleniyor.

Müjdeyi Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi, Emin Önen verdi. Emin Önen, “Yaptığımız çalışmalar neticesinde Çin, Türkiye’den Antep Fıstığı alımını resmen başlattı. Çin’in 2018 yılında kabuklu/ kabuksuz 352,5 M. $’lık Antep Fıstığı ithal ettiğini bilmek önemli. Ülkemiz, üreticimiz ve ihracatçımız için hayırlı olsun. 3 Eylül 2016’da Türkiye/Çin arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ imzalanmış, ancak bazı teknik şartlar sebebiyle Çin’e Antep Fıstığı ihracatımız resmî olarak başlayamamıştı.” Dedi. Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Kalite Kontrol, Denetim ve Karantina Genel İdaresi Arasında Türkiye’den Çin’e İhraç Edilen Antepfıstığı İçin Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü, 3 Eylül 2016 tarihinde imzalanmıştı.
Başka bir ülke ve/veya bölge orjinli Antepfıstığı Türkiye’den Çin’e ihraç edilemeyecek.

Türkiye’de yeni bir zararlı ortaya çıkarsa, Çin tarafı zamanlıca bilgilendirilecek.

Türkiye’den Çin’e Antepfıstığı ihraç etmek isteyen depolama ve işleme tesisleri Türk Tarafınca kayıt altına alınacak. Tesislerin listesi Çin tarafınca denetlenecek ve onaylanacak.
Türkiye’den ihraç edilen Antepfıstığı toprak, yabancı ot tohumları ve her türlü bitki kalıntılarından ari olacak. Her pakette; ürün adı, orijin yeri, parti numarası, depolama ve işleme tesisinin adı veya kayıt numarasına ek olarak, Çince “Bu Antepfıstığı partisi Çin Halk Cumhuriyeti’ne ihraç edilecektir” ifadesi de yer alacak.
 
 
09.07.2019
Devamı

Polatlıdaki Hayvan Ölümlerinin Nedeni Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’nın Polatlı ilçesinde ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulgularının gözlemlendiğini açıkladı.
Ankara’nın Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan, aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

İlhan Adanur’un hayvanlara verdiği suyu Sakarya Nehri’nden aldığı belirlenirken, Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri bölgeye giderek incelemede bulundu. Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia etmişti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yassıhöyük Mahallesinde meydana gelen hayvan ölümleri ile ilgili Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Polatlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 6 Temmuz 2019 tarihinde gerekli incelemelerin başlatıldığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlk incelemeler neticesinde 05.07.2019 tarihinde koyunların sahibince, Sakarya Nehri’nden pancar tarlasına çekilen sulama sisteminin içine üre gübresi katarak gübreleme yapıldığı anlaşılmıştır. Tarla içindeki yalağa da aynı sulama sisteminden su çekilerek, hayvanlar sulanmıştır ve 9 hayvanın ölümü gerçekleşmiştir.

Polatlı İlçe Müdürlüğümüz ekipleri tarafından, 06.07.2019 günü öğle saatlerinde hayvanlardan numune alınmıştır. Bu numuneler Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’nde incelenmektedir.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince de Sakarya Nehri’nden su numuneleri, incelenmek üzere alınmıştır.

Ayrıca resmi ve özel Veteriner Hekimler tarafından ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulguları gözlemlenmiştir.

Bölgeye yönelik denetim ve kontrol işlemleri sürerken, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçlar ayrıca kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

08.07.2019
Devamı

Ülke Geleceğinin Sigortası Ardıçlar OGM Tarafından Artık Üretiliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) Dünya ormancılığında bir ilke imza atarak suni yollardan üretilemeyen ardıç fidanlarını üretmeyi başardı. Soğuğa ve kuraklığa dayanıklılıklarıyla bilinen ardıçlar, küresel ısınmanın yoğun bir şekilde hissedilmeye başlandığı dünyada, ülkemizin gelecekteki sigortası olacak.

ARDIÇ TOHUMUNUN ÇİMLENMESİNDE, ARDIÇ KUŞU TEKELİ KIRILDI
Tüm dünyada yakın zamana kadar ardıç tohumlarının yalnızca ardıç kuşlarınca yenilerek dışkı yoluyla atıldığında çimlenebileceği, ardıç tohumlarını üretmede başka yol olmadığı düşünülüyordu. Ancak OGM, Isparta Eğirdir’de bulunan fidanlığında yaptığı çalışmalar ile ardıç ormanlarının oluşmasında ardıç kuşlarının tekelini ortadan kaldırdı.



SUNİ ÇİMLENDİRME MEŞAKKATLİ BİR İŞ
Meşakkatli bir iş olan suni çimlendirme için her yıl Kasım ve Şubat ayları arasında orman köylüleri olgunlaşmış ardıç kozalaklarını topluyor ve fidanlıklarda açık hava koşullarında kurutuluyor. Bazı işlemlerin ardından ham tohumlar elde ediliyor. Tuzlu su vasıtasıyla bu tohumların boş ve dolularını belirlenerek, dolu olanları %5-10’luk küllü suda 3 gün bekletiliyor. Her gün suyu değiştirilerek karıştırılan tohumlar eleklerde yıkanıp 1-2 saat güneşte serilerek kurutuluyor. Daha sonra %5-10’luk limon tuzu ve su karışımında 1 gün bekletilen tohumlar yüzdürme havuzunda tekrar yıkanıyor. Böylece tohumların çimlenme engeli gideriliyor. Daha sonra soğuk hava deposunda +4 derecede 45-50 gün katlamaya alınan tohumlar, çimlenmek üzere Eylül ayının ilk haftası toprakla buluşturuluyor.

25 MİLYON FİDAN ÜRETİLDİ
Dünyada ilk kez bu zor sürecin ardından ardıç tohumların çimlenmesini Türk ormancılarının başardığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Bu işlemlerle 2011 yılından 2018 yılı sonuna kadar 25 milyon ardıç fidanı üretimi gerçekleştirdik. Ayrıca yine aynı dönemde yaklaşık 30 ton ardıç tohumu ürettik. Üretilen fidanlar ise Anadolu’muzun topraklarında yeniden yeşeriyor” değerlendirmesinde bulundu.

ÜLKE GELECEĞİNİN SİGORTASI
Ardıçların ülkemiz ormanlarının yüzde 3’ünü kapladığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Anadolu bozkırının umudu olan ardıçlar özellikleri bakımından oldukça faydalı ağaçlardır. Bilhassa ardıçlar, soğuğa ve kuraklığa karşı dayanıklılıkları sebebiyle, iklim değişikliğinin kendini hissettirdiği dünyamızda ülkemizin geleceği açısından sigorta görevi üstlenecek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ardıçların ekstrem iklim koşullarına dayanıklı olmalarının yanında, sık ibre yapıları ve besi değeri yüksek kozalakları ile yabanıl hayvanlara iyi bir sığınak ve besin maddesi sağladıklarını, yaygın kök sistemleri sayesinde erozyon ile mücadelede ülkemiz için son derece önemli bir tür olduğunu da sözlerine ekledi.
 
 
08.07.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : GÖL VE GÖLETLERE 5,1 MİLYON YAVRU BALIK BIRAKILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunun ülke genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü işbirliğinde "Su Kaynaklarının Balıklandırılması  Projesi”ni yürüttüklerini dile getirdi.



Projeyle, iç sulardaki küçük ölçekli balıkçılığı destekleyerek kırsalda yaşayan vatandaşların kaliteli protein kaynağına ulaşmalarını ve hane halkı gelirini artırmayı, sportif olta balıkçılığı ve reakrasyonel balıkçılığın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Proje kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitümüzde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunu, ülkemiz genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakacağız. Ürettiğimiz bu balık yavruları 11 Temmuz tarihine kadar göl ve göletlerimizle buluşmuş olacak.

Pakdemirli, bırakılan balıkların su ürünleri stoklarının gelecek nesillere aktarılması için en az bir kez üremelerine imkân tanınmasının, zaman ve boy konusundaki yapılan düzenlemelere uyulmasının sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
 
 
06.07.2019
Devamı

TVHB Konsey Başkanı Eroğlu;"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Bir şeyler Var"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu 6Temmuz Dünya Zoonoz günü dolayısı ile bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Birlik ve Eylül ayında yapılması planlanan Tarım Şurasına değindi.

Eroğlu Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.

Miili Birlik Projesi'nde Yapılanma Yanlış 

“Tarımda Milli Birlik Projesine ilk açıklama yapan STK’yız. Bu projenin hedefleri itibariyle doğru olduğunu, kaliteden üretici, tüketici, kaliteli ucuz ürüne ulaşma. Bunlara baktığınız zaman bunlar doğru. Ama yapılanmanın yanlış olduğunu beyan ettik. Türkiye’de tarıma ve hayvancılığa atak yaptırabilecek ve hedeflere ulaşılabilecek bir yapı yok tam tersi bir kaos oluşturabilecek bir yapı kurulmuş.” Dedi.
Tarım Şuarasına yönelik ise şu sözlere yer verdi.

"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Birşeyler Var"

“Türkiye’de üçüncü tarım şurası olacak. Daha öncede 90’lı yıllar, 2004 ve şimdi olmak üzere üç kez yapıldı. Tarım şurası bir ihtiyaç üzerine yapılır. İyi gitmeyen, düzeltilmesi gereken bir şeyler var. Gerek ulusal gerek ise uluslararası alanlarda yapılaması gerekenler olduğu düşünüldüğü için yapılması isteniyor. Olumsuzluğa neden olan sepeleri ortadan kaldırabiliyorsanız olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu şuranın gündeme getirilmesini olumlu buluyoruz. Hayvancılıkta etkin bir STK olduğumuzdan çalışma gruplarının içinde yer almak istedir. 17 çalışma grubu kurulacak. Bunlara başvuru yaptık. Biz de birliğimiz adına katılacak isimleri sunduk.” Dedi.



6 Temmuz Dünya Zoonos’la ilgili ise başkan Eroğlu Şunları söyledi.
“Fransa’da kuduz bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph ölümü beklerken, Louis Pasteur mucizevi aşısını uygulayarak Joseph’in hayatını kurtardı. 6 Temmuz 1885 yılında kuduz aşısının başarı ile kullandığı bu güne ithafen bu tarih zoonotik hastalıklara dikkat çekmek ve bilinçli olmayı teşvik etmek için Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Dünya Zoonoz Günü, Dünya Sağlık Örgütü( WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sistemi Influenza Koordinasyon (UNSIC)  gibi Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilip desteklenmektedir.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir. Zoonotik hastalıklar,  bakteriyel (%41,4), viral (%37.7), paraziter (%18,3) ve mantar (%2) enfeksiyonları olarak geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle dünya küçülmüş, ancak buna karşılık dertler büyümüştür. İnsan ve hayvan popülasyonlarındaki artarak büyüme, hızlı şehirleşme, çiftçilik sistemlerindeki hızlı değişme, çiftlik hayvanları ve yaban hayatının daha yakın entegrasyonu, ormanlara zarar verilmesi, ekosistemlerdeki değişiklik, hayvan ve hayvansal ürünleri ticaretinin küreselleşmesi, global çapta ticaret ve seyahatlerin artması, terörizm ile istikrarsız yönetimler gibi sebeplerle insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi gibi daha birçok sınır aşan zoonotik hastalıkları Dünyada bilmeyen kalmamış, küresel krizlere sebep olarak zamanla küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir. Zoonozlar tüm kıtaların problemidir. Ancak bu hastalıkların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Bunlar arasında Kuş Gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, BSE, SARS, MERS, Ebola, Nipah virüsü, Batı Nil Virüsünün sebep olduğu hastalıklar sayılabilir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl 5 yeni insan hastalığı ortaya çıkmaktadır ve bunun 3’ü hayvan orijinlidir. Dünyada biyo-terörizm amacıyla kullanılan hastalık etkenlerinin %70’ten fazlası hayvansal kökenlidir.
 
Zoonotik hastalıkların global bilançosu; Her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl 21.5 milyar Euro değerinde ölen çiftlik hayvanı ve her yıl 43 milyar Euro insan sağlığı için yapılan masraflar.
 
Ülkemizde, Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Bu hastalıklar çok çeşitli olup, bulaşma yollarının basitliği ve etkileri bakımından oldukça da yüksek tehlike arz etmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada, Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Ülkemizde halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir. Bakteriyel ve viral zoonozlar yanında paraziter zoonozlarda vardır. Bunlar arasında en yaygın olanı kist hidatik ya da halk deyimiyle kist hastalığıdır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı ise, günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arzeden, giderek küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır. Bu gün vesilesi ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı örgütü hastalıkların sınır tanımadığını, hiçbir ülkenin zoonoz tehlikesinden muaf olmadıklarını ve hazırlıklı olmaları gerektiği konusunda uyarmaktadır.

Dünyanın ve ülkemizin, hayvan -insan-ekosistem ara yüzünde enfeksiyöz zoonotik hastalıkların yıkıcı etkilerinin risklerini azaltmak ve tehditleri ele almak için işbirlikçi, uluslararası, sektörler arası, multidisipliner mekanizmalara, HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI KONUSUNDA BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMA, TEK SAĞLIĞA ihtiyacı vardır.
Tek Sağlık, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. Tek sağlık, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara odaklanan, insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında toplum sağlığına hizmet eden bir yaklaşım olmasının yanı sıra zoonotik hastalıklara yönelik multidisipliner veya disiplinler arası yaklaşımları destekleyen yükselen bir kavramdır. Bu konsept, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşer hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır.
Veteriner hekimlik, hayvan, insan ve çevre sağlığı alanlarıyla aynı anda çalışan tek meslek grubudur. Veteriner hekimler, hayvanlardan kaynaklanan hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolünde çok önemli bir rol üstlenerek, toplum sağlığını koruyan meslek mensuplarıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık' yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz.
 
Ülkemizde, ileri bir hayvancılık  ve  Zoonotik hastalıklara karşı başta koruyucu hekimlik olmak üzere yapılacak bütün çalışmaların başarıya ulaşması için Veteriner Otoritesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu hastalıkların önlenememesinin temel nedeni veteriner hizmetlerini koordine edecek merkezi otoritenin olmamasıdır.
Önemine binaen veteriner hekimliği Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bağımsız bir veteriner otoritesi tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise maalesef bu anlamda bir veteriner otoritesi bulunmamaktadır. Mevcut organizasyon bütüncül olmayan parçalı, yetki ve sorumluluk kargaşası oluşturan bir durumdadır. Bu organizasyonla her yönü ile etkin, ileri bir veteriner hekimlik uygulaması mümkün değildir. Güçlü bir veteriner hekimliği teşkilatının oluşturulması ve yetkili kılınması halk sağlığı ve gıda güvenliliğinin de teminatı olacak, bu otorite ile sağlıklı nesiller hedefine ulaşılabilecektir.
Şu hususa dikkat çekmek isterim. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde bitkisel üretim mevcut hayvan varlığına ve hayvansal üretim hedeflerine göre planlanmaktadır. Tüm dünyada hayvancılık sektörü yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Yine gelişmiş ülkelerde tarım politikaları hayvancılık sektörüne göre planlanırken, yıllarca hayvancılık için tarım değil, tarım için hayvancılık modeli ve politikalarının tercihi ülkemizi hayvan ithal eden ülke konumuna sürüklemiştir
 
1983 yılında yapılan reorganizasyon ile Veteriner İşleri, Zirai Mücadele ve Teknik Ziraat Genel Müdürlükleri bir araya getirilerek konu bazlı yapılanma kaldırılarak yerine fonksiyonel bazlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir. Bugün Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. Bu yapı bir kırılma noktası olmuş, o günden bugüne bir türlü rasyonel, bütüncül, etkin, hızlı ve verimliliği yüksek bir hale gelememiştir. Bu yapı, uluslararası kurallara da uygun değildir.
 
Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde etkin motivasyonu yüksek Veteriner Otoritesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı oluşturulmalıdır.

Dünya Zoonoz Gününün ülkemize, mesleğimize olumlu katkılarının olmasını umut ediyorum.

Bu yıl Dünya Zoonoz Günü bir farkındalık ortaya koyarak daha sağlıklı yarınlara vesile olsun diyorum.” Dedi.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığının kurulmasını istiyoruz. Zoonozdan bütün kıtalar muhatap olmaktadır. Orta gelir grubunda olan ülkelrede yüzde 80 oranında karşılaşılıyor. İşin birinci basamadğında vetereniyer hekimler var. Veteriner yapılanmasının iyi olması lazım. Bu şekilde halka bulaşmasının önüne geçilir. Zoonozlar küreselleşti mücadelesi de küresel boyutta olmalı. Halk sağlığının en önemli muhatabı belediyelerdir. 1398 belediyede 234 tanesinde hayvan barınağı veya hayvanların sığınacağı yer var. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Bilgi yönetimini başarmamız lazım. Kim neyi biliyor ve nerede görevlendirilmesi lazım. Bunun için uygun bir organizasyona ihtiyaç var. Hekimlikte üç basamak var. Hastalığa karşı koruyucu önlemlerin alınması. Koruyucu hekimlik. Hastalığın tanısını yapacak ve bulaşmanın önüne geçecek. Üç hastalığı tedavi edecek. Orta vadede bu hastalıkları bu şekilde ancak tedavi edebiliriz. Bütün bunları ön yargılardan uzak, meslek fanatizminden uzak bir şekilde gerekli tespitleri yaparak işlem yapmak lazım. Gıda terörü tüm insanlığı etkileyen bir terör haline geldi. Kentteki de kırsaldaki de aynı şeyin muhatabı olmaya başladı. Bu dünya için iyi bir şey değil. Bunu düzeltmemiz lazım.” dedi.
 
 
06.07.2019
Devamı

TSÜMB Başkanı Keskin; "İthalatlar Tarım ve Orman Bakanlığın Uhdesinde Değil"

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği (TSÜMB) Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığına özelikle Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yönelik Spekülasyon içerikli ve yanlış haberler konusunda bakanlığın ve Bakan Pakdemirli’nin yıpratıldığını dile getirdi. TSÜMB Başkanı Tevfik Keskin “Bakan Pakdemirli’nin dinamik akılcı kişiliği ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına umut ışığı olduğu vurguladı.” 

Başkan Keskin  “Tarım ve Orman Bakanlığı Bürokratlarının insafsızca eleştiriye maruz kalmalarına, Tarım ve Hayvancılığın Sivil Toplum Örgütü olarak duyarsız kalamadık.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Keskin ithalat konularına değinerek yapılan ithalatların sadece Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesinde olmadığını ve tek bir kuruma yüklenilmesinin yanlış olduğunun altını çizdi.

TSÜMB  Başkanı Keskin şunları kaydetti.
“Ağır eleştiriler yapmadan önce ülkemizde ithalat kalemlerinde T.C. Ticaret Bakanlığı, T.C. Hazine Maliye Bakanlığı ve diğer bakanlıkların ithalat ve kotalarda etkili olduklarını ve ayrıca konseylerde belirlenen ürün fiyatlarında da görüşlerinin alınmadan gerçekleşmediğinin altını çizmek isteriz. Tek başına T.C. Tarım ve Orman Bakanlığının yetkisindeymiş gibi lanse edilmesini ve sorumluluğun tek bir kuruma yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının bu tür yıpratmalarla  Tarım ve Hayvancılık sektörüne daha çok zarar vermektedir. 

Bizler Türkiye’nin Süt Üreticileri olarak zor süreçlerden geçtik gerek fiyatlar, gerek zorluklarla mücadele ettik ve hala ediyoruz. Bu zorlukları yaşarken dönemin Bakanları ve T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir PAKDEMİRLİ’ den ne zaman görüşme talebi istesek olumlu karşılık aldık ve sorunlarımıza çözüm bulduk.
 Özellikle Sayın PAKDEMİRLİ dinamik ve akılcı kişiliği ile ülkemiz Tarım ve Hayvancılığına umut ışığı olmuştur. Bakanlığımızın da kaynak ve bütçesi dahilinde her zaman üretene destek olan Bakanımız ne zaman başımız sıkışsa taleplerimize imkanlar çerçevesinde karşılık vermiştir.

Ülkemiz Dünya da tarım alanında 7. Sırada, Avrupa da ise 1. sıradadır. Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz Bitkisel ve hayvansal üretimde FAO ve Birleşmiş Milletlerin takdirle izlediği Dünyaya örnek olan bir gelişme sergilemektedir.  Tarımsal sorunlarımıza rağmen; iklim kuraklığı, parçalı arazi yapısı, coğrafi yapımızdan kaynaklı olumsuzluklar karşısında, Ülkemiz Tarım ve Hayvancılığı yükselen bir ivme kazanmıştır.  Daha iyi seviyelere geleceğimiz ve planlı bir şekilde üretim yapmak için T.C. Tarım ve Orman Bakanımız dinamik ve yenilikçi tarım modelleri için tüm ekibiyle çalışmalarını sürdürmekte ve zaman zaman yaptığımız görüşmelerde de istişarelerde bulunmaktayız. Hepimiz bir bütünüz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece Ülkemiz adına mutlu gelişmeler olacaktır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirdiği takdirde üstesinden gelinmeyecek bir şey olmadığını da vurgulamak isteriz.

Özellikle dış güçlere karşı kendi ülkemize bu gerçek dışı eleştirileri yapmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Toplumda kötü algı ve tepki yaratmak yerine Tarım ve Hayvancılık alanında çözüm önerileri ve politikalarımızı geliştirme konusunda vakit harcamanın daha yerinde ve doğru bir davranış olacağı kanaatindeyiz.
 
Türkiye 52 Milyarlık Hâsıla İle Avrupa Birincisi

Kaldı ki Bakanlığımızın yaptığı istatistik açıklamasında Türkiye tarımda 52 milyarlık hasılayla Avrupa birincisi ve 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.  Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükselmiştir. ”dedi.
 
 
05.07.2019
Devamı

Merkez Bankası Enflasyonun Yavaşlamasının Ana Belirleyicisi Gıda Fiyatları

TCMB tarafından haziran ayına ilişkin 'Fiyat Gelişmeleri Raporu' yayımlandı. Rapora göre, haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0.03 arttı ve yıllık enflasyon 2.99 puan azalarak yüzde 15.72'ye geriledi.
Çekirdek enflasyon göstergesi B endeksinin yıllık değişim oranı ise 0.62 puan düşüşle yüzde 16.28 olarak gerçekleşti. Tüketici enflasyonundaki yavaşlamanın ana belirleyicisi sebze ürünlerindeki görünüme bağlı olarak düşen işlenmemiş gıda fiyatları oldu. 

'SEBZE FİYATLARI MEVSİMSEL ORTALAMALARININ ÜSTÜNDE DÜŞTÜ'
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu haziran ayında 9.24 puan azalarak yüzde 19.20 oldu. Bu gelişmede sebze fiyatlarına bağlı olarak yüzde 15.31’e gerileyen işlenmemiş gıda enflasyonu ana belirleyici olurken, işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonu yükselişini sürdürdü.
Bu dönemde taze meyve-sebze grubunda yıllık enflasyon baz etkilerinin yanı sıra sebze fiyatlarının mevsimsel ortalamalarının üstünde düşüş göstermesiyle birlikte yüzde 11.48’e geriledi.
Diğer işlenmemiş gıda grubunda ise patates ve yumurta fiyatlarındaki gerileme devam etmekle birlikte, başta beyaz et (yüzde 4.67) ve süt (yüzde 4.57) olmak üzere diğer kalemlerde fiyat artışları sürdü.

İşlenmiş gıda grubunda fiyatlar mayıs ayının ardından bu ayda da maliyet artışlarının fiyatlara gecikmeli yansımasına bağlı olarak, yüzde 2.44 ile yüksek bir oranda arttı ve grup yıllık enflasyonu 1.42 puan yükselişle yüzde 23.41 oldu. Bu grupta, ekmek ve tahıllar ile süt ürünlerinde daha belirgin olmak üzere alt kalemler geneline yayılan artışlar izlendi.

'ÜRETİCİ FİYATLARI KAYNAKLI MALİYET BASKILARI BİR MİKTAR AZALDI'

Yurt içi üretici fiyatları haziran ayında yüzde 0.09 yükselirken, yıllık enflasyon 3.67 puan düşüşle yüzde 25.04'e geriledi. Aylık artışın ılımlı gerçekleşmesinde, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici oldu. Bu dönemde, petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi bir miktar gerilemekle birlikte yüksek seviyesini korudu.
 
 
05.07.2019
Devamı

Torku'nun Bir Benzeri Sivas'ta Kuruluyor

Konya Şeker öncülüğünde kurulan çiftçi işletmesi Torku’nun bir benzeri Sivas’ta hayata geçiriliyor. Sivas Valiliği, köylünün alın terine anlam katmak için “Üreten Çiftçi Gelişen Sivas” sloganıyla Sivaslı üreticilerin tarım sektörüne bakışını değiştirerek ’Sivas Tarım Anonim Şirketi (SİVTAŞ)’ın kurulduğunu duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, “Verimliliği yüksek, dünya standartlarında üretim yapan, sürdürülebilir bir sektör hedefleyen SİVTAŞ ile, üretime dayalı kalkınma anlayışıyla birlikte; 

Damızlık Hayvancılık, Yem Fabrikası, Süt İşleme Tesisi, Dondurulmuş Patates, Koyun Yapağı Ünitesi, Jeotermal Seracılık, Tohumluk Üretimi gibi alanlarda çiftçisini koruyan, ona cesaret veren, güvenle işbirliği yapacağı; beraber üretip beraber pazarlayacağı çatı kuruluyor. Kendi markalarımızı ortaya çıkararak, hem istihdama katkı sağlayacak hem de tarım ve hayvancılığa yeni bir soluk kazandıracak olan SİVTAŞ, güvenli liman olarak şehrimizin çiftçisine de cesaret verecektir” denildi.
 
 
05.07.2019
Devamı

Diyarbakır'da 29 Genç Çiftçiye Koyun Dağıtıldı

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, Genç Çiftçi Projesi kapsamında 8 ilçede toplamda 29 genç çiftçiye 986 adet koyun dağıtımı gerçekleştirildi.
26 Şubat 2016 tarih ve 29636 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar Bakanlar Kurulu Kararı, genç çiftçi desteklerine yönelik oluşturularak, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ilk spesifik proje olarak yasal düzenleme ile hayata geçirildi. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlamak için Bakanlık tarafından projesi kabul edilen her genç çiftçiye 30 bin lira hibe ödemesi yapıldı. Diyarbakır ülke sıralamasında 6. sırada yerini alırken, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında Diyarbakır'da 2016, 2017 ve 2018 yıllarında hayvansal üretim konusunda 731, bitkisel üretim konusunda ise 78 olmak üzere toplam 809 genç çiftçiye, 24 milyon 270 bin liralık hibe ödemesi yapıldığı ifade edildi.

"Çiftçilere 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacak"

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "Hayvansal üretim proje konularında, küçükbaş hayvan, Hani 7, Lice 2 ve Kulp ilçemizde 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 12 genç çiftçimize 408 küçükbaş hayvan teslim edildi. Bağlar 4, Çermik 3, Dicle 3, Eğil 3, Ergani 6, Sur 4, Yenişehir 2 ve Kayapınar 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 28 genç çiftçimize 986 küçükbaş koyun teslim edildi. Toplamda 17 ilçemizde 60 genç çiftçimize 2 bin 40 adet küçükbaş koyun teslimatı yapılacaktır. Geri kalan 19 genç çiftçimize teslim edilecek 646 küçükbaş hayvan, müdürlüğümüzce görevlendirilen il seçim heyetimiz tarafından seçilerek genç çiftçilere 10 gün içinde tamamı teslim edilecektir. Toplamda ise 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacaktır" denildi.
 
 
05.07.2019
Devamı

FAO, Entegre Arazi Kullanım Planlamasını Türkiye’de başlatıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve  Tarım ve Orman Bakanlığı’ iş birliğiyle gerçekleşen ‘İklim Esnekliği ile Ekosistem Yönetimini Geliştirerek Gıda Güvenliğine Yönelik Entegre Arazi Kullanım Planlaması (ILUP)’ projesinin açılış toplantısı Ankara’da gerçekleşti.
 
Proje açılış etkinliğine Tarım ve Orman Bakanlığı ile uluslararası organizasyonların üst düzey yetkilileri, akademisyenler ve FAO uzmanları katıldı.
 
Açılış konuşmasında söz alan FAO Orta Asya Altı Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, toprağa, suya bitki örtüsüne ve diğer doğal kaynaklara ev sahipliği yapan arazinin, tarım ve kırsal kalkınma için öneminin altını çizerken sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanlar gıda güvencesinden, barınmaya ve kültürel ihtiyaçlara kadar pek çok toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için arazilerden faydalanmışlardır. Ve bugün araziler; açlığa son verilmesi, suyun arıtılması, biyoçeşitliliğin korunması ve pek çok diğer konuyla ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada bilhassa önem kazanmıştır.”
Toprağın gıda üretimi için olmazsa olmaz vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise gelecek nesiller için toprağa iyi davranmamız gerektiğini ifade etti.
Gıda ihtiyacının yüzde 90’ını topraktan karşıladığımızı sözlerine ekleyen Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Artan dünya nüfusunun ve iklim değişikliği ve çölleşme ile tarıma elverişli araziler tehdit altında. 2050 yılında Türkiye nüfusu 100 milyon olacak ve kentleşme yüzde 86 artmış olacak. Tüm bunlar göz önüne alınarak gıdanın güvenliğini korumamız gerekiyor.” dedi.
FAO’nun Teknik İş Birliği programı kapsamında fonlanmakta olan proje ile ülke bütününde ihtiyaç duyulan arazi kullanım planlaması için bir rehber oluşturulması ve küçük ölçekli çiftçilerin kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Etkinliğin çalıştay bölümünde ise FAO program sorumlusu Sheikh Ahaduzzaman, FAO’nun sürdürülebilir kalkınma için Türkiye’nin tarımsal arazi politikalarının güçlendirilmesindeki katkılarını paylaştı. Ayrıca, FAO arazi-kullanımı politikası uzmanı Hakkı Emrah Erdoğan arazi kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının öneminin altını çizdi ve konuyla ilgili FAO yaklaşımını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.
 
 
04.07.2019
Devamı

Tarım Arazisi Oto Yol Olunca Mahkemede Tescilini Arazi Sahiplerinin Üzerine Yaptı

İzmir-İstanbul Otoyolunun yapımı sırasında, güzergah üzerinde bulunan Kemalpaşa ilçesi Yenmiş Mahallesi'ndeki tarım arazileri, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldı.
Ancak Müdürlük, hak sahipleri ile kamulaştırma bedelleri konusunda uzlaşmaya varamadı. Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 yılında, kamulaştırma bedellerinin tespiti ve arazilerin tescilinin yapılması için Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalar açtı.

Bu davalarda yerel mahkemenin belirlediği kamulaştırma bedellerini düşük bulan köylüler Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu. Yargıtay'ın kararları bozup, bedellerin arttırılması gerektiğini belirtmesi üzerine, davalara yerel mahkemede devam edildi. Mahkeme tarafından bu kez, arazilerin yeri ve büyüklüğüne göre, hak sahiplerine farklı tutarlarda, daha yüksek bedeller ödenmesine karar verildi.

Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü, ödenek yokluğunu gerekçe göstererek, ödeme yapmak için mahkemeden birkaç kez süre istedi. Hakim sonuçlandırdığı bazı davalarda, kamulaştırma bedellerinin uzun süredir ödenmemesi nedeniyle Karayollarının süre talebini kabul etmeyerek, temyiz yolu açık almak üzere, arazilerin sahipleri adına tesciline karar verdi. Kamulaştırma sırasında yapılan ödemelerin de arazi sahipleri tarafından, yasal faiziyle Karayolları'na geri ödenmesine hükmetti.

"BİZ BU KARAYOLU ÜZERİNDE NE YAPACAĞIZ?"

Davası sonuçlanan hak sahiplerinden biri olan Fulya Ayşen Güleç, üzerinde tarım yaptıkları 12 dönüm tarlaları olduğunu, kamulaştırma ile ellerinde yalnızca 4.5 dönüm kaldığını belirtti. Bugüne kadar aldıkları kamulaştırma bedelinin 450 bin lira olduğunu, 1 milyon 500 bin lira daha alacakları bulunduğunu söyledi. Zararlarının karşılanmasını istediklerini belirten Güleç, Karayolları, kamulaştırma davasında beklenen ödemeleri yapmadı. Mahkeme, ödemelerin yapılması ile ilgili Karayollarını uyardı. Ancak ödemeler bugüne kadar yapılmadı. Şu anda bu yolun üzerinden geçtiği arazinin tapuda tekrar adımıza tesciline karar verildi. Biz bu otoyol üzerinde ne yapacağız Biz bu asfalt üzerinde buğday, kiraz tarımı mı yapacağız dedi. Mağdur edildiklerini belirten Güleç, bundan sonra, kararın kesinleşmesi halinde tapu tescil işlemlerini bekleyeceklarını dile getirdi.

"2 MİLYON TL ALACAKLIYIM"

Davası sonuçlananlardan Ahmet Çakmak (74) da, Üzerinde kiraz ve zeytin yetiştirdiğim 15,5 dönüm arazimi aldılar. Ben burayı 40 yıl Avrupa'da çalışarak satın aldım. Şimdi mağdurum. Kurumdan 2 milyon lira alacaklıyım dedi. Çiftçilerden Halil Savran (59) da şunları söyledi:

"8 dönüm arazim gitti. Paramızı beklerken hakim farklı bir karar verdi. Mağduruz. Arazilerimizin üzerine yol, köprü, otoyol yaptılar. Şimdi bunu bozmaya imkan yok. Yerimizi bize geri veriyorlar. Bizden de ödedikleri paraları geri istiyorlar. Biz parayı ödeyeceğiz, onlar da yerlerimizi eski haliyle versinler. Gerekçeli karar gelsin, gerekirse yolu kapatabiliriz."
 
 
04.07.2019
Devamı

Bakanlık'tan Seyahat Eden Hayvanlar İçin Dinleme Tesisi

Tarım ve Orman Bakanlığı hayvan refahına yönelik Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında hayvanların nakil sırasındaki refahı için uzun yolculuklarda dinlenmeleri maksadıyla istasyonlar kurulacağını açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığınca Veteriner mevzuatının AB Müktesebatına Uyumu çerçevesinde yürütülen çalışmalardan birisini de hayvan refahı konusu oluşturuyor. Çiftlik hayvanlarının refahı, nakil ve kesim sırasındaki refah olmak üzere üç başlık altında yürütülen bu çalışmalardan hayvanların nakli sırasındaki refah şartlarına uygun olarak taşınması ve korunmasını belirleyen yönetmelikler zaman içinde yayınlanmıştı.

Yönetmelikler ile nakil sırasında araçların taşıyacağı teknik ve sağlığa uygun asgari şartlar, refakat eden bakıcılar ile nakil araçlarının sürücülerinin sahip olması gereken yeterlilik belgeleri gibi işlemler ile denetim ve yaptırımları düzenleyen kurallar belirlendi.

 KONTROL VE DİNLENME İSTASYONLARI KURULACAK
Ayrıca nakilde hayvan refahı için uzun yolculuklar sırasında hayvanların dinlendirilmesi, beslenmesi ve kontrol edilmesi amacıyla dinlendirme istasyonları kurulması planlandı. Bu çerçevede Adana, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Kayseri, Sivas ve Edirne’de olmak üzere toplam 7 kontrol ve dinlendirme istasyonu kurulması çalışmaları devam ediyor.

ORTALAMA 300 BÜYÜKBAŞ İLE 1.000 KÜÇÜKBAŞ KAPASİTELİ OLACAK
Ortalama 300 büyükbaş ile 1.000 küçükbaş kapasiteli bu istasyonlardan Afyonkarahisar, Ankara, Kayseri ve Sivas illerinde yapılacaklar için projeler hazırlandı ve ihalesi için Milli Emlak Genel Müdürlüğüne bildirildi. Edirne’de yapılacak istasyon için arazi tahsis ve teslim işlemleri ise tamamlandı ve proje çalışmaları devam ediyor.

31 MİLYON 136 BİN HAYVAN SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇİRİLDİ
Diğer ana başlıklardan olan çiftliklerdeki hayvan refahına yönelik olarak ise yine yönetmelikler ile hayvanların yetiştirildikleri koşulların asgari standartları belirlendi.
Yönetmelikler ile hayvanların barındırıldıkları işletmelerin, genişlik, zemin, binaların yalıtımları ve ekipmanların özellikleri, kullanılan otomatik ve mekanik donanımların taşıması gereken özellikler, beslenme, hareket özgürlüğü ve hayvanlara uygulanması yasak olan prosedürler ortaya koyuldu.

Çiftliklerde hayvan refahına ve hayvan hastalıklarıyla mücadele için Bakanlık taşra teşkilatı tarafından yetiştiricilere yönelik eğitim faaliyetleri de düzenlendi. Ayrıca 2018 yılı içerisinde çiftliklerde toplam 31 milyon 136 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan sağlık taramasından geçirildi. Bu çalışmalar 2019 yılı için de devam ediyor.
 
 
03.07.2019
Devamı

Irak'tan Yumurtadan Sonra Makarna İhracatına'da Engel

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın Irak-Türkiye ikili ticaret hacminin 20 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda mevcut ticari engellerin kaldırılmasına yönelik talebine olumlu adımlar beklenirken, Irak’tan ihracata yönelik bir engel kararı daha geldi. Mayıs ayında yumurta, haziran ayı itibariyle de içecek ve dondurma ithalatında Türkiye’ye yasak getiren Irak şimdi de Türkiye’den yapılacak sofralık tuz, şehriye türleri ve makarna çeşitlerinin yasaklandığına dair tebliğ yayınladı. Irak Bakanlar Kurulu’nca alınan kararın 60 günün ardından yürürlüğe gireceği ve bir yıl yürürlükte kalacağı bildirildi.

Dünya Gazetesi’nden Burçak Göral’ın haberine göre; Türkiye’de bulunan 24 makarna üreticisinin en önemli ihracat pazarlarından biri konumunda olan Irak’ın aldığı bu kararın başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere tüm sektörü etkilemesi bekleniyor. Sektör temsilcileri Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesini, yaşanan bu sorunun ilerlemeden ve diğer tarım ürünleri ihracatını etkilemeden çözülmesini talep ediyor. TİM verilerine göre 2018 yılında Irak’a 1 milyar 600 milyon dolar değerinde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yapıldı. Bu ihracatın 1 milyar 20 milyon dolarlık kısmı Mardin firmaları başta olmak üzere Güneydoğu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’ne üye firmalar tarafından gerçekleştirildi. Siyasi ve coğrafi olarak en avantajlı olduğumuz ülke olan Irak’a ihracatımız son 10 yılda artışını sürdürdü. 2018 yılında Irak’ın toplamda 47.7 milyon dolar olarak gerçekleşen makarna-şehriye ithalatının 32.6 milyon dolarlık kısmı Türkiye’den gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri bu yılın ilk 4 ayında 11.5 milyon dolar değerinde gerçekleşen Irak makarna ihracatının alınan bu kararla birlikte giderek düşeceği, hatta Irak’la yoğun ticaret ilişkisi içinde olan bölgelerde bulunan fabrikaların ticarette durma noktasına geleceği konusunda endişeli.

Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, Bağdat rejiminin aldığı kararla birlikte Irak makarna ihracatının tamamen durduğunu vurgulayarak, kararın sebeplerinin Türkiye-Irak arasında devam eden gergin siyasi ilişkiler ve Irak’ta kurulan makarna fabrikalarıyla yerli üretimi yaygınlaştırma çabası olduğunu söyledi.
Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesi gerektiğine dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak Hükümetinin tamamen siyasi ve İran firmalarının pazar payının artırılmasına yönelik olarak aldığı bu karar ve alınması muhtemel kararlar, bölge ekonomisine büyük zarar verecek, işsizlik oranlarını yükseltecektir. Yumurta üreticilerinin kısıtlamadan sonra yaşadığı sıkıntılar herkesçe bilinmektedir. İmalatçı-ihracatçı firmaların yanı sıra sayıları on binleri bulan kamyoncular da etkilenecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den boşalan pazara İran girecek
Kararda ifade edildiği gibi, bir yıl sonra Irak pazarı ihracata açılsa bile sektör olarak aynı performansı yakalayabilmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Külahçıoğlu, aksine her şey daha da zor olacağını ve uygulamanın sektörde kalıcı bir hasara sebep olacağını belirtti.
Makarna gibi ürünlerin piyasadan ve raflardan çekildiğinde yerini başka ülkeler doldurduğuna dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak’ın aldığı bu kararın altında aynı zamanda İran ekonomisini güçlendirmek olduğuna inanıyorum. Pazardan çekilmemizle birlikte İran ürünleri Irak pazarına girecek ve ticarette yerini alacak. İran’ın yanında Dubai, Tunus Mısır da Irak pazarına girecektir. Irak kendi üretimini başlayacağı için yerli makarna tüketimi artacaktır. Yâda belli başlı üreticiler üretimlerini Irak’a taşıyabilir. Halk, İran makarnasının lezzet ve tarzına alıştıktan sonra sektörümüz için İran pazarı kaybedilmiş olacak. Pazarı tekrar elde etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Mardin’de makarna ticareti durma noktasında
Türkiye’nin Irak’a gerçekleştirdiği makarna ihracatının yüzde 60’ını gerçekleştiren Mardin, Irak’a yılda 50 bin ton makarna ihraç ediyor ve ülkeye 23 milyon dolar döviz girdisi sağlıyordu.
Mardin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu üyesi Şükrü Karaboğa, uygulanan yasakla birlikte Mardin’in Irak’ta kaybettiği pazarı coğrafi koşulları nedeniyle ikame edebilme imkânının olmadığını vurguladı. Sektörde önemli bir yere sahip olan Mardin makarna sanayisinin mecburen küçülmeye gideceğini belirten Karaboğa “Artık bu bölgede bu sektörde yatırım yapılamaz. Bu kaybı yurtiçinde ikame etmemiz mümkün değil. Mardin’de makarna ticareti bu kararla birlikle durma noktasına geldi” dedi.
 
 
02.07.2019
Devamı

Büyükbaş Hayvan Sayısı Yüzde 6 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hayvansal Üretim İstatistikleri raporuna göre, toplam süt üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 22 milyon 121 bin ton olarak gerçekleşti ve rekor kırdı. Bu miktarın %90,6’sını inek sütü, %6,5’ini koyun sütü, %2,5’ini keçi sütü ve %0,3’ünü manda sütü oluşturdu. 2017 yılı süt üretimi 20 milyon 699 bin 894 ton olmuştu. TÜİK’in belirlemelerine göre, büyükbaş hayvan sayısı ise 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 17 milyon 221 bin baş oldu. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı %6,9 artarak 17 milyon 43 bin baş olurken, manda sayısı %10,5 artış ile 178 bin 397 baş olarak kayıtlara geçti. Kırmızı et üretimi ise 1 milyon 118 bin 695 ton olarak gerçekleşti.
 
02.07.2019
Devamı

Bakanlık'tan Kurbanlık Hayvan Sayısı ve Fiyatlarla İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi çalışmalarını hızlandırıldı. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre bu yıl da kurbanlık hayvan sayısında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacak. Denildi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla açıklamada bulunarak, mevcut hayvan varlığımızın kurbanlık ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğunu belirtti.
Pakdemirli, “Kurbanlık olarak ülkemizde bu yıl 1 milyon 217 bin büyükbaş,  3 milyon 895 bin adet ise küçükbaş hayvanımız var” dedi. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan sayılarını da hatırlatan Pakdemirli, “2018 yılında büyükbaş 866 bin, küçükbaş 2 milyon 682 bin olarak gerçekleşti. Netice itibarıyla bu yıl sahip olduğumuz kurbanlık hayvan varlığı, bayramda herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

VETERİNER SAĞLIK RAPORU OLAN HAYVANLARIN İLLER ARASI NAKLİNE İZİN VERİLECEK
 “Salgın veya bulaşıcı hayvan hastalığı bulunan, kayıt altına alınmamış, kulak küpesiz ve yanlarında sığır cinsi hayvanlar için pasaport, koyun keçi türü hayvanlar için nakil belgesi bulunmayan hayvanların sevklerine, alınıp satılmalarına ve kesilmelerine hiçbir surette izin verilmeyecektir diyen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Kurbanlık olarak sevk edilecek hayvanların resmi veteriner hekimler tarafından muayene ve gerekli kontrolleri yapılacak, sağlıklı bulunan hayvanlar için veteriner sağlık raporu düzenlenerek iller arası nakline müsaade edilecek”

ARINDIRILMIŞ BÖLGE TRAKYA’YA KURBANLIKLARIN SEVKİNDE GEREKLİ TÜM KONTROLLER YAPILACAK
Bakan Pakdemirli ayrıca, Kurbanlıkların arındırılmış bölge Trakya’ya sevki sırasında gerekli tüm kontrollerin yapılacağını da ifade etti.
Anadolu’da bulunan illerden hastalıklara karşı arındırılmış bölge olarak ilan edilen Trakya’ya sevk edilecek hayvanlar için de veteriner sağlık raporu düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pakdemirli, bunun yanında bazı şartlarında yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Trakya’ya sevk edilecek hayvanların doğumlarından itibaren işletme değiştirmemiş veya en az 3 aydır halen bulundukları işletmede barındırılmış olması gerektiğini söyleyen Pakdemirli şöyle devam etti: “Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile bir işletmede izole edilmeli, bu süre sonunda Şap Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan NSP test sonuçları negatif olmalıdır.”
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu şartlar yerine getirilmeden Anadolu’dan Trakya’ya sevk edilen hayvanlar için de gerekli idari yaptırımların uygulanacağını vurguladı.

KURBANLIK FİYATLARI TAKİP EDİLECEK
Kurbanlık hayvanların sağlık şartları ve sevkleriyle ilgili kontrollerin eksiksiz yerine getirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli, kurbanlık hayvan fiyatlarının Bayramın ikinci günü dahil son 20 gün boyunca takip edileceğini de sözlerine ekledi.
 
 
02.07.2019
Devamı

TÜKETBİR'den Karskas Kesim Fiyatı 34 TL Çıkarılsın Çağrısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. 
Taleplerini Bakanlığa rapor halinde ileten Merkez Birliği, şunları dile getirdi.
“Ülkemizde son beş yılda kırmızı et üretimi yıllık ortalama 1.100.000 ton ila 1.200.000 ton bandında olup bu üretimin yaklaşık yüzde 80’lik kısmı büyük baş hayvan besiciliğinden sağlanmaktadır. Büyükbaş hayvan besiciliği sektörü ülke ekonomisi ile eşgüdümlü olarak ve devletimizin sektöre sağladığı teşviklerden faydalanarak son yıllarda yatırımlarını arttırıp daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir üretim olanaklarını arttırmıştır. 

SEKTÖR ZARARINA ÜRETİM YAPIYOR
Ancak, sektörün ana maliyet kalemlerini oluşturan besilik dana ve yem hammaddeleri ithalata bağlı olduğundan ve son bir yıldır döviz kurlarında yaşanan olumsuz dalgalanmalardan dolayı sektöre aşırı girdi maliyetleri ile üretim yapmak zorunda kalmış, buna karşın bu maliyeti satış fiyatlarına yansıtamadığından zararına üretim yapar hale gelmiştir. 
 
Bakanlığımızın ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü gibi sektör ile ilgili kurumların karkas üretim maliyet araştırmaları, karkas maliyetlerinin yaklaşık 30.5 TL/kg olduğunu ve yüzde 10 gibi düşük bir yaşam payı eklendiğinde karkas satış fiyatının en az 33.5 TL/kg olması gerektiğini göstermesine rağmen şu an karkas satış fiyatı 29 TL/kg’ın altındadır. 
Sektör üreticileri zararlarını başta önceki dönem karlarından karşılamış olup son aylar da ise büyük borçlanmalar yaparak üretimlerini devam ettirmelerine rağmen maliyetin altında kalan satış fiyatları dolayısı ile şu an sektör iflas noktasına gelmiştir. 

SEKTÖRÜN ÇÖZÜM BEKLEYEN TALEPLERİ 
Kırmızı et üretim sektörünün bu kaçınılmaz sondan kurtulması için biz üreticilerin bir an önce alınması gerektiğini düşündüğümüz çözüm önerilerimiz aşağıdaki gibidir: 
1- ESK, karkas kesim fiyatını en 34 TL/kg olarak açıklayarak acilen yurt genelinde kesim yapmaya başlamalıdır. 
2- Tüm besiciler özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurbanlık işi yapmış üreticilerin mağdur olmaması için Kurban Bayramı için bağış toplayan vakıfların yurt dışından kurbanlık vasfında canlı hayvan ve kurban için kesimini yaptıkları hayvanların etlerini yurdumuza sokmalarına izin verilmemelidir. Hatta ihtiyaçlarını yurt içinden karşılamaları yönünde gerekli uyarılar yapılmalıdır. 
3- Yurt dışından alınan besilik hayvanların besi süreci sonunda kasaplık hayvan olarak ihracatının yapılabilmesi için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. 
4- ESK stoklarında bulunan donmuş karkas etlerin yurt içi satışını durdurup ihracata yönelmelidir.  

 

 
02.07.2019
Devamı

Hileli Gıdalar Arasına Dondurmada Girdi

Gözünü kâr hırsı bürüyenler dondurmaya da el attı. Çocukların vazgeçilmezi dondurmaya; süt yerine su, şeker yerine yapay tatlandırıcı, meyve yerine boya ve suni salep katıyorlar. Hayvan derisi ile de kıvamı tutturuluyor. Sağlıksız dondurma zehirliyor...

Hileli gıdalar arasına dondurma da girdi. Dondurma diye sunulan soğuk tatlı, sağlığa zarar veriyor. Küçük-büyük hemen herkesin severek tükettiği dondurmada tam bir aldatmaca yaşandığını ifade eden Gıda Mühendisi Şerif Aktürk, özellikle ucuz, markasız ürünlerden kaçınmak gerektiğini belirtti.

En büyük hilenin açıkta satılan dondurmada yaşandığını vurgulayan Şerif Aktürk, "Şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine suni salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay gıda boyası katarak dondurmayı adeta zehirleyen bazı üreticiler, kıvamını tutturmak için de hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen katkı maddesi jelatin (E441) kullanıyor. Süt, şeker ve salep üçlüsü ile yapılan dondurma gerçek dondurmadır" dedi. Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmanın sağlığı tehlikeye attığını kaydeden Aktürk, şöyle devam etti: "Açıkta satılanlara kuşkuyla yaklaşın. Nerede üretilmiş, içinde ne var sorgulayın. Kötü koşullarda, sağlıksız malzemelerle üretilenler bağırsak enfeksiyonları ve zehirlenmelere neden olabilir."

BUZLU TATLI SATIYORLAR

Market ve bakkallarda 'dondurma' diye satılan ürünlerin bir kısmının aslında dondurma olmadığını, ancak bunu neredeyse kimsenin bilmediğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin ambalajında genelde 'Ice cream' yani buzlu yiyecek yazıyor. Etiket bilgileri ise mercekle okunacak kadar küçük olduğu için fark edilemiyor" dedi. Gerçek dondurmada neredeyse hiç katkı maddesi bulunmazken, bu tür ürünler içeriğindeki katkı maddelerinin çokluğu ile de dikkat çekiyor.
 
01.07.2019
Devamı

Elektrik, Su, Hava ve Mikroptan Üretilen Gıdalar, Yakında Satışa Sunulacak

Elektrik, su ve havayı kullanarak gıda üreten Finli şirket Solar Foods, ürünlerini iki yıl içinde süper marketlerde 50 milyon adet satmayı planlıyor.
Solar Foods, 2017 yılında Finlandiya’da kurulmuş bir şirket. Şirketin amacı elektrik, su ve havayı kullanarak besin üretmek. Şirket, aynı zamanda Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte çalışıyor ve Mars’a gidecek astronotlara, protein ağırlıklı, buğday unu gibi tadı olan ve görünen bir ürün temin ediyor. 

Helsinki merkezli şirket, ticari üretime başlayacakları 2021 yılı öncesinde Avrupa Birliği’ne yeni gıda lisansı başvurusu yapacak. Şirket tarafından üretilen Solein, protein ağırlıklı bir toz. Eğer istenirse 3D yazıcılarla bir şekil verilebileceği de söyleniyor. Bira yapımına benzer bir işlemle üretilen bu toz, canlı mikropların bir sıvıya sokulup, elektrik uygulanmasıyla sudan çıkan karbondioksit ve hidrojen kabarcıkları ile beslenmesiyle başlıyor. Daha sonrasında ise mikroplar, işlemin ileriki safhalarında toz halini alacak proteini üretmeye başlıyor. 

Teknoloji girişiminin genel müdürü olan Dr.Pasi Vainikka, şirketin tamamen doğal bir protein kaynağı üretmek için toprak ve su israfı yapmadan karbon nötr bir yöntem ürettiğini belirtti. Vainikka, “Gıda türleri arasında tamamen yeni protein türü, bugün marketlerde olan tüm gıdalardan farklı olarak balık yetiştiriciliğine ya da tarıma ihtiyaç duymadan üretiliyor” dedi. 
 
01.07.2019
Devamı

Hakkari'de Hayvancılığı Geliştirme Projesi Kapsamında 987 Küçükbaş Hayvan Dağıtıldı

Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında 47 aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yeni bir projeyle hayvancılığı geliştirmeyi amaçlıyor. Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı.

Hakkâri Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüğü yeni bir proje ile hayvancılığı geliştirmeyi ve arttırmayı planlıyor. Hakkâri kent merkezine 30 kilometre kadar uzakta olan köylere küçükbaş hayvan dağıtımı yapıldı. Ailelere hem işsizlik problemini çözmek hem de ekonomiye katkı sağlamak için küçükbaş hayvanlar verildi.

Valilik bu proje hakkında Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte çalıştığını ve hem hayvancılık hem de tarım ile ilgili yeni projeler geliştireceklerini belirtti. Valilik şu açıklamalarda da bulundu: "Bizim bu yıl İl Özel İdaresi'nden ayırdığımız destekleme payı 1,5 milyonu geçti. Merkezde küçükbaş hayvan, Şemdinli, Derecikte arıcılık, Yüksekova'da mandacılık ve aspir bitkisini destekliyoruz. Yüksekova'da ekilebilir aspir alanı da 15 bin dekara çıktı. Yine Çukurca'da seracılık ile tahin üretimi konusunda desteklerimiz var. Amacımız, Hakkâri’de insanımızın bütçesine katkı sunarken, işsizliği bitirip, hayvancılığı de eski günlerine kavuşturmak istiyoruz. Turizm konusunda da Hakkâri’nin yüksek bir potansiyeli var. Dağları, kayak merkezini, gölleri turizme açmak istiyoruz. Hakkâri’ye ekonomik bir hareketlilik getirmek istiyoruz. Vatandaşlarımız almış oldukları hayvanlar için de 2 yıla kadar ödeme yapmayacaklar, 2 yılın ardından ise faizsiz üç eşit taksitle ödemelerini yapacaklar. Tabi yine başka bir amacımız da önek işletmeler oluşturmak. İnşallah amacımıza ve hedeflerimize ulaşırız. Herkese hayırlı ve uğurlu olsun." Hakkâri merkezine 30 km uzaklıkta olan köylerde 27 aileye 540 koyun, 27 koç verildi. 20 aileye 400 keçi ve 20 tane de erkek keçi verildi. Vali’ye yaptığı bu projeden dolayı keçi tiftiğinden yapılmış üzerinde ismi yazılı bir kilim verildi.



 
01.07.2019
Devamı

Süt Üreticileri Başkan Keskinle Devam Dedi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin olağan genel kurulunda Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, yeniden seçilerek güven tazeledi. Keskin, genel kurula katılan Bakan Pakdemirli'ye de teşekkür ederek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Türkiye Süt Üreticiler Merkez Birliği'nin olağan kongresi Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Konferans salonunda yapıldı.



Yapılan olağan kongreye Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti STK’lardan sorumlu başkan yardımcısı Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Mesut Akdamar ile çok sayıda bakanlık bürokratı katıldı. 
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, genel kurulda yaptığı konuşmada Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin tarımda karşılaşılan sorunların çözümü konusunda büyük bir çaba gösterdiğini belirterek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Başkan Keskin, şunları kaydetti: 

"Bugün burada bayram havasında bir Genel Kurul gerçekleştirdik Sayın Bakanımızın genel kurula katılması bizleri onurlandırdı ve sektöre verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Bizim dertlerimiz ile dertlenen ve çözüm yolları için elinden ne geliyorsa yapan Bakanımız bu toplantıda da bizi yalnız bırakmayarak her zaman üreticinin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi.



SEKTÖRDE OLUMLU SONUÇLARINI HİSSETMEYE BAŞLADIK 
Sayın Bakanımızın Genel kurulumuzda yapmış olduğu konuşmada açıkladığı 81 ilde düve desteği, Et ve Süt Kurumunun ithalat yerine kendi etini üretecek olması, Et fiyatlarının Ulusal Et Konseyince belirlenecek olması gibi bazı başlıklar bizlere mutlu etti. Önümüzdeki dönemde bakanımızın göstermiş olduğu çabaların ve tedbirlerin sonuç verdiğini hep birlikte göreceğiz, ülkemizin zor günlerden geçtiği bu dönemde bile alınan kararların olumlu sonuçlarını hissetmekteyiz. 

Unutulmamalıdır ki Tarım ve Hayvancılıkta alınan kararları etkisini görmek uzun vadeli olmaktadır, bugün aldığınız bir kararın sahadaki sonuçları en erken 2-3 yılda kendini göstermektedir. Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır. 

Ayrıca buraya katılamasalar da telgrafla bu güzel günümüzde yanımızda olan Başta Sayın Meclis Başkanımız Mustafa Şentop ve diğer telgraf çeken tüm misafirlerimize, bizzat buraya gelerek bizleri onurlandıran Sayın Bakanımız Bekir Pakdemirli’ye Sayın Milletvekilimiz Mustafa Yel’e , Bakanlığımızın Genel Müdürleri, Genel Müdür yardımcıları, katılan tüm STK başkan ve temsilcilerine, çok değerli süt birlik başkanlarıma bir kez daha teşekkür ederim" dedi.


 
 
28.06.2019
Devamı

Buğday Verimi Düşüyor Çiftçi Endişeli

Diyarbakır’da buğday hasadı devam ediyorken bu yıl aşırı yağışlardan dolayı verim de ciddi düşüklük yaşanıyor. Buna ek olarak mazot ve gübre fiyatları ise el yakarken, buğday taban fiyatları da çiftçiyi düşündürüyor. Verimin az olmasından dolayı fiyatların yükselebileceğini söyleyen çiftçi, tarım bakanının çiftçiyi mağdur etmeden çözüm bulması gerektiğini söyledi.

Çiftçi ve esnaf, tepkisini, "Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler" diyerek gösterdi.
Evrensel'den Fırat Topal'ın haberine göre, buğday pazarında 15 yıllık esnaf olan Aydın Malay, fiyatların yüksek olduğunu bu tüccardan çok normal vatandaşı etkileyeceğini belirterek, “Daha yazın başında mercimek 3 TL fiyatlar bu kadar yüksek. Kışın bu fiyat 5 TL’yi bulur. Sezon başında bu fiyat çok yüksek. Bu sorun bizlik bir sorun değil. Bu Tarım Bakanlığının sorunudur. Verim az olmasından kaynaklı un fabrikaları yüksek fiyata mahsul almak zorunda kalıyor. Bu biz tüccarları etkiliyor ama bu normal vatandaşı da etkiliyor. Bu yüksek fiyat makarnaya, bulgura, ekmeğe de her şeye yansıyor, yansıyacak. Tarım Bakanı çiftçiyi de mağdur etmeden bir çözüm bulmalı. Şu an buğday fiyatı 1800-1850 TL arasında değişiyor. TMO düşük fiyat verdiği için çiftçi mahsulünü fabrikalara veriyor” diye konuştu.

"Vatandaş mağdur olacak"
Buğday pazarında 20 yıllık esnaf olan Ayhan Budak, tarım politikası ile birlikte ülkenin genel politikasının da değişmesi gerektiğini belirterek, “Tarım politikası kötü mazot, gübre pahalı verdikleri 100 bin TL’lik destekleme 10 bin TL’ye iniyor. Aldığı desteklemeden fayda görmüyor çiftçi. Daha vermedikleri desteklemenin parasını da alıyorlar. Yani ben tüccarım aldığım mahsulü üzerine kârımı atarak satarım. Az kazanırım fiyat ne kadar da yüksek olursa olsun kazanırım. Fakat bu vatandaşa sirayeti olacak. Her şey zamlanacak normal vatandaş mağdur olacak. Bu sorun üretici desteklenerek çözülür. Yalnız tarım politikası değil ülke politikasının da değişmesi lazım” dedi.

"Olan yine halka oluyor"
50 yıllık esnaf Akın Barış ise çiftçinin tarım maliyetinin yüksek olması bu yıl aşırı yağışlardan kaynaklı mahsulün az olmasının fiyatı fazlasıyla etkilediğini ifade etti. Barış, “Mazot, gübre, ilaç maliyeti yüksek üretici de mahsulünü yüksek fiyata vermek istiyor. Diğer türlü çiftçiyi kurtarmıyor. Burada olan yine halka oluyor. Bir torba un 100 TL’nin üzerinde asgari ücretli için durum zorlaşıyor. Burada sadece devlet değil, çiftçi de tüccar da üzerine düşeni yapmıyor. Zaten denetim de yok. Çiftçi de mağdur edilmeden bir çözüm bulunmalı” ifadelerini kullandı.

"Böyle giderse fındık toplamaya gideriz"
35 yıllık çiftçi olan Nezir Başakçı, bu yıl mahsulün kötü olduğunu fakat ülkede  genel olarak sorunlu bir tarım politikası yürütüldüğünü ifade ederek, çiftçinin ürettiği mahsulden kazanç elde etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Başakçı, çiftçinin aldığı desteklemenin yetersiz olduğunu da ekleyerek, “Bize desteklemenin 4’te 1’i gelmiş. Buğdayı 3 TL’ye versek de kurtarmıyor ki. Biz mazotu 6-6.25 TL’ye alıyoruz. Bizim için mazot fiyatında herhangi bir indirim yok. Biçer ve diğer masrafları bir yana. Çiftçinin zararı 1000-2 bin TL ile kurtarılmaz ki. Bu yıl aşırı yağmur çiftçiyi perişan etti. Zarar üstüne zarar. Dün mazota zam geldi. Seçimin acısı bizden çıkıyor. Olan bize oluyor. Patos, gübre, mazot her şey pahalı, destekliyor ama masraflarımızı karşılamıyor. 50 bin TL desteklemenin 30 bin TL’si elimize ulaşıyor. Çiftçiyi üretime cesaretlendiriyor sonra yine tek başına bırakıyorlar. Bize verilen desteğin yarısını yine kendileri alıyor. Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler” sözlerini kaydetti.
 
 
28.06.2019
Devamı

FAO'nun Uygulamalı Çiftçi Okulları 30.Yılında

Çiftçilerin öğrenme ve çözüm bulma sürecine öncelik veren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, (FAO) 1980’lerde Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı geliştirdi. FAO, diğer BM kurumları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar, çiftçi örgütleri ve özel sektörden artan sayıda ortakla birlikte Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı küresel olarak desteklemeye devam ediyor.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları
Uygulamalı Çiftçi Okulları, programlanmış bir öğrenme süreci sayesinde, çiftçilerin kendi alanlarında uzmanlaşmalarına, güçlü eleştirel ve analitik beceriler geliştirmelerine ve daha güçlü tarımsal üretim sistemleri yönünde kararlar alabilmelerine katkıda bulunuyor.
FAO Orta Asya Alt Bölge Ofisi ve Türkiye Temsilciliği, Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. Yıl Dönümünü (UÇO), 25 Haziran’da Konya’da düzenlenen bir etkinlikle kutladı.
Konya’daki Ramada Plaza by Wyndham Otel’de düzenlenen etkinlik, FAO Orta Asya Bölge Alt Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’nun açılış konuşması ile başladı.
Gutu, “Çiftçiler hayatımızda, küresel ve ulusal gıda güvenliği açısından çok büyük öneme sahip. Bu nedenle herkesin güçlerini birleştirerek tarımsal üretimin desteklenmesi için büyük çaba sarf etmesi gerekiyor” dedi.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. yılı kutlamalarından sonra “Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım” Projesi kapsamında, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile FAO arasında imzalanan Uygulamalı Çiftçi Okulları Alt Projesinin başlangıç çalıştayı da gerçekleştirildi.
 
27.06.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Etçi Buzağıya Destek Müjdesi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Tarım ve Orman Bakanlığının Atatürk konferans salonunda genel kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurula Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin yanı sıra 
TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekariya Erdurmuş, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Gıda Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik,Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç ve çok sayıda Türkiye'nin dört bir tarafından gelen birlik başkanları ve delegeler katıldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın Atatürk Konferans Salonu'nda düzenlenen  TSÜMB Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hayvancılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. 

Bakan Pakdemirli 2002'den bugüne büyükbaş hayvan varlığının 9,9 milyon baştan yüzde 74 artışla 17,2 milyon başa ulaştığını ifade eden Pakdemirli, küçükbaş hayvan varlığının da yüzde 43 artarak 46,1 milyona ulaştığını söyledi. 

Bakan Pakdemirli, söz konusu dönemde süt üretiminin yüzde 163 artışla 22,1 milyon tona yükseldiği bilgisini verdi. 

Bu büyümelerin ihracat rakamlarına da yansıdığını vurgulayan Pakdemirli, "Ülkemiz süt ve süt ürünleri ihracatı, 290 milyon dolar seviyelerine ulaşmıştır. Bu yılın ilk 5 ayında da 130 milyon dolarla çok memnun edici seviyelerde gerçekleşmektedir." diye konuştu. 
Pakdemirli, hayvancılığa son 17 yılda verilen desteklerin 46 kat artarak 3,7 milyar liraya ulaştığına işaret ederek, bu yıl da yem bitkileri dahil desteklerin 4,7 milyar lirayı bulacağını bildirdi. 



Genç Çiftçi Projesi kapsamında, hayvancılık alanında yaklaşık 27 bin genç çiftçiye 808 milyon lira hibe desteği verildiğini aktaran Pakdemirli, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla süt sektörüne yönelik bin 604 projeye, 1,7 milyar lira hibe sağlandığını, yem bitkileri desteklemeleri kapsamında toplam 5,9 milyar lira yem bitkileri desteği ödemesi yapıldığını ifade etti. 

Pakdemirli, geçen yıl dövizdeki spekülatif artışa bağlı yem fiyatlarında yaşanan değişiklik nedeniyle üreticilerin mağdur olmaması için atılan adımlara dikkati çekerek, süt destek primlerinin 10 kuruştan 25 kuruşa, süt alım fiyatının da 1,7 liradan 2 liraya çıkarıldığını hatırlattı. 
Bölgesel kalkınma projeleri kapsamında 41 ilde 650 hayvancılık projesine 100 milyon lira hibe desteği verildiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: 
"41 ilde uygulanan Düve Desteği Projesi'ni 81 ile yaygınlaştırıyoruz. Düve tutarının yüzde 40'ını bakanlıkça hibe ediyoruz. Bakanlık politikalarına uygun olarak, etçi buzağı üreten işletmelerimize, buzağı desteğinin üzerine 250 lira ilave destek ödeyeceğiz." 

"Et ve Süt Kurumu, Temmuzdan İtibaren Kıyma ve Kuşbaşı Üretecek”

Pakdemirli, tüketiciyi "ucuz et"le buluşturmak için yürütülen yeni çalışmaları da anlattı. 
Hem vatandaşın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticinin mağduriyet yaşamaması adına Et ve Süt Kurumunun (ESK) ucuz et çalışmasında gelecek aydan itibaren yeni bir uygulamanın başlayacağını bildiren Pakdemirli, "ESK, hem vatandaşlarımızın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticimizin mağduriyet yaşamaması adına temmuzdan itibaren kıyma ve kuşbaşını kendisi üreterek tüketiciye ulaştıracak. Ulusal Kırmızı Et Konseyi de Süt Konseyinin fiyatları açıkladığı gibi, kesim fiyatlarını açıklayacak." ifadelerini kullandı. 

Pakdemirli, 15 yıldır toplanmayan Tarım Şurası'nı toplayarak sektörünün yol haritasının birlikte çizilmesi gerektiğini kaydetti. 

"BAKANLIĞIN MÜDAHALESİ SEKTÖRÜ AYAKTA TUTTU"



TSÜMB Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin de sektörde bütün tarafların uyumlu çalıştığını belirterek, "Biz üreticiler Cumhuriyet tarihinde ilk defa bakanı, genel müdürü ve üretici örgüt başkanları ve üreticileriyle son derece uyumlu çalışan bir ekip olduk." dedi. 

Keskin, geçen yıl sektörde yaşanan sorunlara dikkati çekerek, Bakanlığın yaptığı acil ve yerinde müdahalenin sektörü ayakta tuttuğunu dile getirdi. 



TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel de "Bu topraklar herkesin gözünün üzerinde olduğu topraklar. Bizlerin de mutlaka buna daha fazla sahip çıkmamız ve daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yöneticisiyle, politikacısıyla, çiftçisiyle, esnafıyla, memuruyla hep beraber, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz zaman çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığını biliyoruz." diye konuştu. 


27.06.2019
Devamı

Yenişafak'tan FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor İddiası

Yenişafak gazetesi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda FETÖ ile mücadelenin yeterince etkin bir şekilde yürütülemediği iddia ederek kripto olarak kalmayı başaran örgüt mensuplarının bakanlık bürokrasisinde halen kilit noktalarda görev yaptığını yazdı.

Yenişafak gazetesinden Tarım ve Orman  Bakanlığı’na ağır suçlamalar. Gazete "FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor" başlığı ile yayınladığı haberinde bakanlığın Ankara’da ‘FETÖ’nün kalesi’ olarak adlandırıldığını ifade etti. Bakanlığın Ankara’daki lojmanlarında yaşayanların Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP'ye oy vermelerinin FETÖ ile ilişkilendirildiği haberde "31 Mart seçimlerini patates ve soğanla sabote ettiler" ifadeleri kullanıldı.

31 Mart seçimlerinin en önemli gündem maddesi olan patates ve soğan fiyatlarının yüksekliğinde bürokratların payının olduğunu iddia eden Yenişafak gazetesi, 15 Temmuz’un ardından bakanlıktan ihraç edilen kişilerin sayısının azlığına dikkat çekildi.
 
 
26.06.2019
Devamı

Bakanlıktan Karaçam Ormanları ile İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü’ne bağlı Karaçam Ormanları’nda yenileme amacıyla karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi yapıldığını duyurdu. Açıklamada, sosyal medyada yer alan iddiaların aksine bölgenin farklı bir amaçla kullanılmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Karaçam Ormanları'yla ilgili sosyal medyada yer alan kimi iddialar üzerine orman alanında yapılan çalışmalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü'ne bağlı Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği 119 No'lu Bölmesinde geçmiş yıllarda oluşturulmuş olan Karaçam Ormanları'nın 'büyümelerinin durmuş olması, çeşitli zararlıların etkilerine maruz kalmaları ve yetişme ortamına yeterli uyumu sağlayamamaları' gibi nedenlerle yeni fidanlarla ormanın yenilenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle mevcut karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi ve ağaçlandırma yapmak amacıyla arazinin hazırlanması çalışmalarına başlanmıştır. 2019 Kasım-Aralık aylarında 8 bin 300 adet fidan alana dikilecektir. Söz konusu çalışma idaremizin gözetim ve denetimi altında, ormancılık teknik icaplarına göre yürütülmektedir" denildi.

Açıklamada, bölgedeki orman sahalarının başka bir amaçla kullanılmasının asla söz konusu olmadığı ve yapılan çalışmanın ormanın devamlılığını sağlamak maksadıyla yapılan bir ormancılık faaliyeti olduğu vurgulandı.
 
 
26.06.2019
Devamı

AKTAŞ BARAJI ÖDEMİŞ’E BEREKET KATACAK

BU YAZ BARAJDAN 15 BİN 800 DEKAR ARAZİYE SU VERİLECEK
Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’in Ödemiş ilçesinde inşa edilen Aktaş Barajı’ndan bu yaz 15 bin 800 dekar araziye sulama suyu verilecek. Tarım arazilerinin suyla buluşmasıyla bölge topraklarının bereketine bereket katılacak.

ÜRETİCİ, 14 MİLYON LİRA DAHA FAZLA KAZANÇ SAĞLAYACAK
Geçtiğimiz yıl tamamlanarak su tutmaya başlayan Aktaş Barajı’nda 17,25 milyon m3 su biriktiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajdan bu yaz Ödemiş Ovasına ilk kez su verilecek.  15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini modern sulama ile buluşturacak baraj, bölge üreticisine yaklaşık 14 milyon lira daha fazla kazanç sağlayacak ve çiftçilerimiz adeta bayram havası yaşayacak” dedi.

ÜRETİCİ 2. HATTA 3. ÜRÜN HASADI YAPABİLECEK
Barajın sulama hattında son kontrollerin yapıldığının altını çizen Pakdemirli “Kontrollerin ardından su sıkıntısı çeken bölgenin kaderini değiştirecek proje ile suya hasret toprakları suyla buluşturacağız. Bu sayede üreticimiz bir yılda 2. hatta 3. ürün hasadı olanağı yakalayacak. Ayrıca proje, sulama maliyetlerini düşürecek, tarlalarda % 40 ile 60 arası verim artışı sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Pakdemirli, projenin 1350 kişiye istihdam olanağı sağlayacağını da sözlerine ekledi.



BARAJIN YÜKSEKLİĞİ 105 METRE
Ödemiş’in Karaköy Beldesi yakınlarındaki Aktaş Çayı üzerine kurulan barajın gövdesi kil çekirdekli yarı geçirimli dolgu tipinde inşa edildi. Barajın gövde inşaatı kapsamında 4.79 milyon m3’lük dolgu yapıldı. Temelden yüksekliği 105 metre olan baraj 15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini 2019 yazında tarihinde ilk kez modern sulama ile tanıştıracak. 44.38 milyon m3 su tutma hacmine sahip olacak Aktaş Barajı Ödemiş’e bağlı; İlk kurşun, Bülbüldere, Yusufdere, Sekiköy ve Yeniköy mahalleleri ile Kayaköy Beldesi’ndeki arazileri sulayacak. 


 
 
26.06.2019
Devamı

Yumurta Üreticisine 90 Gün Vade Farksız Mısır Satışı

Tarım ve Orman Bakanlığı  yumurta üreticilerine yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklama’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığı ile yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.

YUMURTA ÜRETİCİLERİNE 90 GÜN VADELİ MISIR SATIŞI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde ihracat daralması nedeniyle mali sıkıntı yaşayan yumurta üreticilerine destek olmak amacıyla harekete geçti.
Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.
Söz konusu mısır satışıyla birlikte, ürettikleri yumurtaların büyük bir bölümünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlayan yumurta sektörünün rahatlaması bekleniyor.
TMO’nun mısır satışları, sektörün yem hammadde temininde sıkıntıya düşmemesi için aralıksız devam edecek.
Öte yandan TMO nun Mısır satışı, piyasa istikrarının sağlanması için de önemli bir adım olacağı ifade edildi.
 
 
25.06.2019
Devamı

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 
24.06.2019
Devamı

Ankara'da Yabancı Sığınmacılara Gıda Denetimi

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Altındağ’da, yabancı sığınmacılara ait 9 işletmede denetim gerçekleştirildi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekiplerince, Altındağ İlçesi Battalgazi Mahallesi ve civarında ikamet etmekte olan yabancı sığınmacılar tarafından işletilen gıda işletmelerinde üretilen/satışa sunulan/toplu tüketime sunulan gıda maddeleri bir bir kontrol edildi.



Gerçekleştirilen uygulama kapsamında, 9 işletmede yapılan kontrolde Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğu tespit edilen 350 Kg muhtelif gıda maddesi ile 120 koli yumurtaya, imha edilmek üzere Altındağ Belediye Başkanlığı zabıta ekiplerince el konulduğu bildirildi.
 
 
21.06.2019
Devamı

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 
21.06.2019
Devamı

TAGEM'den İpek Böceği Atağı

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ipek böceği yetiştiriciliği konusunda gerekli altyapı çalışmalarını yaparak ipek böcekçilik’le ilgili ünite açılışını gerçekleştirdi. Ankara Lalahan’da Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleşen programa TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları daire başkanı Dr.Ali AYAR, Koordinatör Dr. Belgin GÜNBEY, Ankara Tarım Orman İl Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Eyüp ÖNCÜ’nün yanı sıra Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Engin Ünay ve Enstitü personeli katıldı.



Programda ipek böcekciliği konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi Ezgi Odabaş Şunları kaydetti.

“Yaşam evresi boyunca toplamda 5 yaş 4 uyku geçirip koza ören ipekböceği ilk olarak Çinliler tarafından M.Ö. 2600 yıllarında keşfedilmiş olup, devlet sırrı olarak uzun süre saklanmış ve ülke dışına çıkarılmaması için idam gibi ağır cezalar konulmuştur. Ardından ilk defa M.S. 149 yılında Çinli bir prensesin Türkistan’a gelin giderken eşine düğün hediyesi olarak saçlarının içlerinde ipekböceği yumurtalarını saklayarak getirmesi ile Çin dışında bir ülkede üretim yapılmıştır. Buradan da Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Asya’yı boydan boya geçip, bu güzergâhın ipek yolu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 1500 yıldan beri ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde dut ağacı yetişmesine uygun olan iklimi sağlayan her ortamda geleneksel olarak yapılabilen ve tarım sektörüne ek gelir olarak katkıda bulunan bir uğraştır. Ancak suni elyafın keşfi, sosyal ve ekonomik krizlerin yanısıra özellikle de arz-talep arasındaki dengesizlikler bu faaliyeti önemli ölçüde gerileterek değerini gün geçtikçe kaybetmesine neden olmuştur. Son zamanlarda ise insanların doğal liflerden yapılan tekstil maddelerine doğru yönelmesi ile tüketim artmış ve buna paralel olarak ipek ve ipek ürünlerine olan talep de arttırmıştır.”dedi.





Türkiye'nin Yaş Koza Üretimi 100Ton


Proje sorumlusu odabaş sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türkiye’de yaş koza üretimi 2018 yılında ortalama 100 ton civarında olup 58 farklı ilimizde 2210 aile tarafından üretimi yapılmaktadır. Türkiye Çin'den son 5 yılda 40 ton iplik ithal etmiştir. Dünyada yaklaşık 30 ülkede ipekböcekçiliği yapılmaktadır. ISC (International Sericultural Commission) verilerine göre toplamda 202.072,83 ton ipek üretilmekte olup 170 bin ton ipek üretimi ile Çin birinci sırada iken Türkiye ise 30 ton ipek üretimi ile 11. sıradadır (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü İpekböcekçiliği Raporu,2013). Çin Başta olmak üzere Hindistan, Özbekistan, Brezilya milli gelirlerine ipekböcekçiliği faaliyetleri ile büyük katkı sağlamaktadır. Dünyada ilk sıralarda yer almalarının ve ülke ekonomilerine katkı sağlamalarının en büyük sebebi ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi konusunda yaptıkları AR-GE çalışmaları ve bilimsel araştırmalara verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu AR-GE çalışmaları sonucunda; yüksek kalite ve miktarda ipek üretimi yapabilen, hastalıklara karşı dirençli, çevre şartlarına daha uyumlu yeni ipekböceği hatların geliştirilmesi ve ipek üretiminin bu yüksek verimli hatlar ile yapılmasıdır.” Dedi.


 

 
20.06.2019
Devamı

Okul Gıdası Logosu Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında 2/1/2019 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde okul gıdası logosu bulunacak.
Resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile logunun özellik ve kullanım detayları da belli oldu..
Buna göre;
-Okul Gıdası Logosu, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İşletme Kayıt/Onay Belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında belirtilen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılır.

-Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında yer alan eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içecekler için Okul Gıdası Logosu kullanılmaz.
- Okul Gıdası Logolu ürünleri satan gıda işletmecileri Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyarlar.
- Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdalar; Genelgede yer alan kriterler yanında Türk Gıda Kodeksine de uygun olur.

- Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde Okul Gıdası Logosu yer alır.
- Bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olmayan gıdalar okul gıdası olarak değerlendirilmez.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1,5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.
Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2'şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.
 
 
20.06.2019
Devamı

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 
19.06.2019
Devamı

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 
19.06.2019
Devamı

TAKVA'dan Çölleşmeyle İlgili Önemli Uyarı

Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAKVA) Genel Başkanı Mehmet Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Taşan açıklamasında meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımının önemine değindi.
Başkan Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günün ’de şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.
Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek te mümkündür. 
Çölleşme, dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellemekte, geniş alanlardaki nüfusun yoksullaşmasına ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Çölleşmenin en önemli sebepleri;  meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.
Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor.
Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır.

Ülkemiz topraklarının % 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir.
Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın % 35’i ve tarım alanlarımızın %36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.
Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmaları; bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz.
Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.
Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak”
Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” Dedi.
                                                         
 
 
 
 
 
 
18.06.2019
Devamı

Türkiye'nin En Büyük İşletmesinde Değişiklik

Dünyanın sayılı, Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin idari kadrosu tamamen değişti.
1 Milyon 634 bin dekar arazi varlığıyla Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan, sertifikalı tohumluk alanında önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde de çıkan yangınla gündeme gelen Ceylanpınar Tarım İşletmesine Bülent Öztürk atandı.

Daha önce Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün birçok işletmesinde görevlerde bulunan Öztürk, son olarak Muğla Dalaman Tarım İşletmesi’nde Müdür olarak görev yaptı. 2000-2005 yıllarında Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde Tarla Birim Şefi olarak da görev yapan Bülent Öztürk’ün yardımcı kadrosunda da köklü değişimler yapıldı. İdari Müdür Yardımcılığı, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Bitkisel Üretim, Makine ve Hayvancılık Müdür yardımcılıklarına da yeni isimler getirildi.
Genel iş disiplini sağlandı.

Bilindiği gibi yakın zamanda TİGEM Genel Müdürlüğü’nde katkılarıyla, Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde uzun süreli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştı.
Yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda yönetim kadrosunun da tamamen değişmesinin ardından kurumun zarara uğratılmasında etkili olan sebepler ve benzeri konular ortadan kaldırılarak kısa sürede genel iş disiplini sağlandığı vurgulandı.
Edinilen bilgiye göre, idari yönetimde yapılan değişimlerle genel iş disiplinin kısa sürede yeniden sağlandığı ve bunda yeni yönetimin büyük payı olduğu ifade edildi.


 
 
18.06.2019
Devamı

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor
Türkiye’de Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş fiyat aralıklarında idi. Mayıs ayında ise Orta doğu ülkelerinden ithalat talebi üzerine yüzlerce ton kuru yonca ihracat bağlantısı yapıldı. Halen edindiğimiz bilgilere göre yüzlerce ton kuru yonca otu özellikle İç Anadolu ve Çukurova bölgelerinden balyalı kuru yonca ihracatı yapılmaya devam edilmektedir.

Türkiye sığırcılık sektöründeki gerek besiciler gerekse süt sığırcılığı Et ve Süt yetiştirme noktasında fiyatlar artmamasına rağmen üretmeye devam ederken; Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş arasında iken bugünlerde Çukurova’da kilosu 1TL ye kadar geldi. Sıkıntı içerisinde olan hayvancılık sektörü 2 ay içerisinde kuru yonca fiyatlarına yüzde elli zam gelmesi üzerine hayvancılık sektörünü daha da zora soktu.

Türkiye’den çok ciddi miktarda yani yüzlerce ton balyalı kuru yonca otu Ortadoğu ya ihraç edilmektedir. Görüştüğümüz onlarca yerli besici ve süt sığır yetiştiricisi yonca otu ihracatının acilen durdurulmasını talep etmektedir. Bu yüksek ve fahiş fiyatlar ile hayvancılık sektörünün sürdürebilirliği zora girecektir. Konu ile ilgili olarak üreticiler İhracat genel müdürlüğünün acilen gerekli tedbirleri almalı; Kuru yonca ihracatını durdurmalısını istemekteler.
 
 
17.06.2019
Devamı

Erzurum'da Gölet Rekoru

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı desteklemeye yönelik yatırımlarda Türkiye rekorunu kırdı. Büyükşehir Belediyesi, inşa ettiği ve her biri küçük birer baraj niteliğindeki yüzlerce göletle milyonlarca metreküp su toplayarak büyük bir başarıya imzasını attı. Tarım ve hayvancılık alanında çok büyük potansiyellere sahip olan Erzurum’da, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı yatırımlar dikkat çekmeye devam ediyor. Canlı hayvan borsasından mobil ve modüler mezbahalara ve ilçelerde kurulan hayvan pazarlarından çiftçilere ücretsiz dağıtılan araç ve gereçlere kadar tarım ve hayvancılık sektörlerine tam destek veren Erzurum Büyükşehir Belediyesi, gölet yatırımlarıyla da, Türkiye’de yeni bir rekora imzasını attı.

İl genelinde tam 250 gölet inşa ederek hem tarımsal sulama ihtiyacını gideren ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olan Büyükşehir Belediyesi, söz konusu göletlerde bugüne kadar 37 milyon 751 bin metreküp su toplanmasını sağladı. Bu alanda yeni bir Türkiye rekoru kıran Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bölge illeri başta olmak üzere tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu çok sayıda kent için de örnek teşkil etti. Konuyla ilgili olarak bir değerlendirme yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un kalkınma dinamiklerinin başında tarım ve hayvancılık sektörlerinin geldiğine vurgu yaparak, “İşte bu dinamikleri harekete geçirmek gerekiyordu ve biz tam da bunu yaptık” dedi.
 
Erzurum’da işbaşına geldikleri 2014 yılından bu yana şehrin muhtelif kırsal bölgelerinde irili-ufaklı tam 250 gölet inşa ettiklerini dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Her birisi küçük birer baraj niteliğindeki bu göletlerle hem tarımsal üretime ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olduk. Bugüne kadar göletlerimizde topladığımız su miktarı 37 milyon 751 bin metreküpe ulaştı. Elde ettiğimiz rakam, Türkiye’de bu alanda kırılan bir rekor niteliği de taşıyor. Bir belediye düşünün ki; temel belediyecilik hizmetlerinin dışında sektörel yatırımlara yöneliyor ve rekor üstüne rekor kırıyor. Biz, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni işte bu noktaya taşımış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu sayede tarımsal üretim ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin sadece ihtiyaçlarını gidermiş olmakla kalmıyor, onları aynı zamanda üretim yapmaya da teşvik etmiş oluyoruz” diye konuştu.


Orta Doğu’nun en büyük yatırımı yolda

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılık yatırımlarına yoğunlaşmaya devam edeceğinin altını çizen Başkan Sekmen, Orta Doğu’nun en büyük canlı hayvan borsasını da tamamladıklarını anımsatarak, “Bu yatırımımızı da en kısa sürede hayvancılık sektörümüzün emrine tahsis ederek, Erzurum’un bu bölgenin yeniden hayvancılık merkezi haline gelmesini sağlayacağız. Tarımsal üretimin yanı sıra, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi faaliyetlerinin genişlemesi ve geliştirilmesi en büyük hedeflerimizden birisi. Bu bağlamda çalışmaya, koşmaya ve koşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
 
 
17.06.2019
Devamı

Bakan'dan Koyun Üreticisinin Anaç Desteğinin Artırılmasına Yönelik Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otelde toplantı gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşen toplantıda Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.

“ Bakan Pakdemirli; Öncelikle her şeyden önce örgüt kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Geçmişte çürük yumurtalar yüzünden birçok şey yaşadık. Ben birliklere karşı değilim hepimizin bir müşterisi var oda üretici. O zaman ne yapmalıyız kendimizi o müşterinin isteklerine göre şekillendirmeliyiz.” diye Kaydetti.

Bakan Pakdemirli toplantıda üretici örgütlerinin başkanlarına seslendi. Anaç koyun keçi desteğine değinen bakan Pakdemirli anaç koyun keçi desteğini önümüzdeki süreçte artıracağız dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli destekler konusunda üretici örgütlerine şu mesajları verdi.



 “Türkiye tekrardan hayvan ihracat edecek duruma gelecektir. Destekler konusunda benim gönlümden geçenler belli siz şimdi ne alıyorsanız 5 mislisini almanızdır. Üretici her şeyi hak ediyor.
Ama bütçe ile ilgilide belli gerçeklerimiz var. Bütçe imkânları el verdiği sürece Anaç koyun keçi desteğini de artıracağız.  Ama 25 den 100 e çıkarma gibi bir şansımız yok”. Diye kaydetti.
Öte yandan TÜDKIYEB, TDSYMB gibi ıslah birliklerinin katıldığı toplantı bir diğer arıcılık ile ilgili faaliyetler yürüten Türkiye Arıcılar Birliğinin çağrılmaması da dikkat çekti.
 
 
 
14.06.2019
Devamı

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 
14.06.2019
Devamı

Bahri Dağdaş'taki Koç Satışına Yoğun İlgi

TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Konya Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsünde  Merinos, Hasmer, Hasak  ırklarından 126 baş Damızlık Koç açık artırma usulü ile üreticilere satışa sunuldu.



Konya Bahri Dağdaştaki açık artırma usulü satış yapılan damızlık koçlara Konyalı üreticilerin yanı sıra İç Anadolu’nun diğer illerinden katılan üreticiler yoğun rağbet gösterdi.


 
14.06.2019
Devamı

Küçükçekmece deki Düşük Oksijen Balıkların Ölmesine Neden Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili gelen ihbarların değerlendirildiğini ve gerekli incelemelerin başlatıldığını duyurdu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölündeki şüpheli balık ölümleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamada, "Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili ihbarın Müdürlüğümüze ulaşması üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Küçükçekmece İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelleri tarafından 12.06.2019 tarihinde gerekli incelemeler başlatılmıştır" denildi.

"Ölümlere düşük oksijen neden oldu"

İstanbul ve Küçükçekmece Tarım Orman Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde gel git olayları ve göl tabanında çakıl vb. birikimler nedeniyle Mimar Sinan Köprüsü civarında, göl ile deniz arasında, yeterli su sirkülasyonunun olmadığı ve bunun neticesinde göl suyundaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kanaatine varıldığı kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, göl suyundan ve ölü balıklardan numuneler alınarak, göl suyu İstanbul İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne, ölü balıklar ise analiz için Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi.
Öte yandan bölgeye yönelik denetimlerin süreceğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı, kontrol işlemleri sürdüğünü, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçların kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
 
 
 
14.06.2019
Devamı

Konya'da Yaş Meyve Sebze Çalıştayı

Konya’da Selçuk Üniversitesi ve TAGEM’in katkılarıyla “Domates Pazarlama Kanallarının ve Pazar Marjının Tespiti Üzerine Bir Araştırma” projesi kapsamında “Toplumsal Mutabakat ve Kalkınma” vizyonu ile “Yaş Meyve ve Sebze Çalıştayı” programı düzenlendi. 
 
Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, “Ana misyonu insanları beslemek olan tarım sektörü bizim vazgeçemeyeceğimiz bir sektördür. Her teknolojinin bir doyum noktası olacaktır, bir tek tarım ve gıdaya olan talep bitmeyecektir. Bu yüzden tarım bizim için çok önemli bir sektör. Bölgesel gelişmelere üniversitelerin katkısı çok önemlidir. Disiplinler arası tarım bir bütündür ve disiplin her zaman gereklidir. Rektörümüzün ve YÖK’ün desteğiyle de Biyoekonomi Tezsiz Yüksek Lisansını da açmış ve tüm paydaşlarımıza bölgesel gelişme içerisinde sunmuş bulunuyoruz. Konya bölgesi Türkiye’de gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Buradaki tarımsal yapıyı ve kaynakları daha iyi kullanabilmek ve etkinliğini artırabilmek için bu çalıştay tertip edildi. Bu nedenle çalıştaya katkı veren Tarım Bakanlığımıza, Rektörlüğümüze ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm konuklarımıza çok teşekkür ederim” dedi. 

Türkiye Halciler Federasyonu Yüksel Tavşan yaptığı konuşmasında tarımda üretilen ürünün karşılığının alınmasında ki zorluğa değinerek, sektörün irdelenmeye ve incelenmesine ihtiyacı olduğunu bu sebeple gerçekleşen çalıştayın önemli olduğunu söyledi. 

Planlanmanın altını çizen Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek ise, “Sebze ve meyvenin planlanarak, ihtiyacı belirlenerek ve çiftçilerimizin ya da üreticilerimizin, köylümüzün, desteklenerek yapılmasıdır” diye konuştu. 

Çalıştayın amacına ulaştığından dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ise konuşmasında, “Gıda sektörü bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Gıda eksikliğini uzun süre tolere edemezsiniz çünkü yaşamla özdeştir. Bu çerçevede üniversitelere çok büyük görevler düşmektedir, biz bunun farkındayız. Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi ve kalkınması için lokomotif görevi üstlenecek kurum ve kuruluşlardır. Selçuk Üniversitesi ülkemizde kurulan ilk 15 üniversiteden biridir. Çeşitli alanlarda çok etkin ve kaliteli eğitim birimlerimiz, kurumlarımız var ama Ziraat Fakültesi için ayrı başlık açmak istiyorum. Türkiye’de üçüncü sırada Dünya’da ise 340’larda. Ziraat fakültesinin akademisyenlerini tebrik ediyorum. Çünkü sürekli sahadalar, sürekli üretici ile yan yanalar, onların sorunlarına çözümler aramaktalar. İşte bu çalıştay da bu sorunların konuşulacağı ve tartışılacağı bir ortam olması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. 
Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ise, “Üretim maliyetli bir iş, üretenin para kazanmadığı bir süreç mümkün değil. O yüzden tarımla uğraşan insanları orada tutmamız gerekiyor, onların sorunlarına çözümler bulmak zorundayız. Üreticiye güç katacak projelere imza atmamız gerekiyor” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da yaptığı konuşmada, “Yaş meyve, sebze ve gıda olsun, her konuda biz üreticiyi korumak zorundayız. Ticaret Bakanlığımız ile Maliye Bakanlığımızın bir arada olduğu komitemizde bu sorunları konuşup çeşitli çözümler aramaktayız. Emsal niteliğinde destekler veriyoruz ama bu desteklerin toparlanması konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Çalıştayda paydaşlarımızı bir araya getiren Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne çok teşekkür ediyorum. Rektörümüzün dediği Ziraat Fakültesinin dereceleri bizler için çok önemli. Bizim bu çalıştayı burada yapmamızı sağlayan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve hocalarımıza çok teşekkür ederiz. Üreticiyi korurken tüketiciyi de korumak zorundayız, bizim amacımız budur” diye konuştu. 

Program plaket takdimi ile sona erdi. Çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Seyfettin Baydar, TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, çeşitli illerden akademisyenler katılım sağladı. 
 
 
13.06.2019
Devamı

Tarım Sigortalarında Toplam Sigorta Bedeli Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin devlet destekli tarım sigortaları istatistiklerini açıkladı. 
Buna göre, devlet destekli tarım sigortalarında toplam sigorta bedeli geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 39,3'lük artışla 42 milyar 217 milyon 541 bin 73 lira olarak hesaplandı.
Branş özelinde en yüksek yıllık artış yüzde 88,7 ile kümes hayvanları hayat sigortasında görüldü.
Devlet destekli tarım sigortalarında toplam poliçe sayısı da yıllık yüzde 9,9 artışla 1 milyon 756 bin 428'e çıktı.

Prim tutarı arttı

Bu dönemde, toplam prim tutarı yüzde 25,9 artışla 2 milyar 50 milyon 635 bin 88 lira, toplam devlet desteği prim tutarı da yüzde 24 artışla 1 milyar 72 milyon 36 bin 127 lira olarak gerçekleşti.
Sigorta ettirilen alan (sera dahil) geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 5,9 artarak 24 milyon 742 bin 18 dekara ulaştı. Sigorta ettirilen büyükbaş hayvan sayısı yüzde 59,4, küçükbaş hayvan sayısı yüzde 33,8 arttı.
Toplam ödenen hasar bedeli branşlara göre incelendiğinde, ilk sırayı 723 milyon 949 bin 578 lirayla bitkisel ürünler, ikinci sırayı 225 milyon 521 bin 410 lirayla büyükbaş hayvan hayat sigortası aldı. Ödenen hasar bedeli nedenlerine göre değerlendirildiğinde ise 468 milyon 780 bin 791 lira bedelle dolu ilk sırada yer aldı. 
 
 
13.06.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Dijital Dönüşüm

Yerli ve milli dijital servisleriyle hayatın her alanında çözüm üreten Turkcell, akıllı ürünleriyle Türk tarımına özellikle hayvancılık sektörüne yönelik değer katacak
Türkiye'nin ilk NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpeleriyle büyükbaş hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları anlık takip ediliyor, hatta doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Hedef Türkiye'deki 17 milyon büyükbaş hayvanı akıllı küpeyle izleyerek verimliliği artırmak.

Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell,  tarım ve hayvancılıktaki dijital dönüşümde de öncü oldu. Türk çiftçisi artık hayvanlarını daha yakından izliyor. Turkcell'in Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürüttüğü proje kapsamında tamamen yerli ve milli teknoloji ile ürettiği akıllı küpelerle; hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları bilgisi anlık takip ediliyor ve doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Dijital sağlık karnesi olarak da kullanılan bu çözümde, yetiştiriciler hayvanlarının tüm sağlık bilgilerini dijital ortamdan öğrenerek veterinerler ile kolayca haberleşebiliyor. Akıllı küpelerle hastalığın önlenmesi, erken tespiti ve hızla tedavisi ile salgına dönüşmesinin engellenmesi gibi çok kritik değerde çözümler sunuluyor. Turkcell, Türkiye'deki 17 milyon hayvana takılmak üzere NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpe üretimini hedefliyor.
 
 
13.06.2019
Devamı

Türkiye'nin Gelişiminin en Stratejik Sektörleri Arasına Koymamız için Hayvancılık yeter

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Odakule'de gerçekleştirilen İSO 5. Grup Hayvansal Gıda Ürünleri Sanayi Genişletilmiş Sektör Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hayvansal gıdalardan oluşan dünyadaki gıda ticaretinin 1.9 trilyon dolara yaklaştığını, bu rakamın dünyadaki 18.5 trilyon dolarlık mal ticaretinde çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Gıdaya olan talebin giderek arttığını belirten Bahçıvan, "Bugün artık gıda ile ilgili yapılmakta olan bilimsel araştırmalar ve konferanslar da bu talebi dikkate alarak gerçekleşiyor" dedi.
Bahçıvan, Türkiye'nin, gıdaya olan talep artışı bağlamında, sahip olduğu doğal imkan ve zenginlikleriyle dünyadaki en şanslı ülkelerden olduğunu, bu şansın iyi kullanılması halinde anlam kazanabileceğini vurguladı.

Türkiye'nin doğal imkânları ve üretim kapasitesiyle bugün dünyanın önemli tarım, gıda ve hayvancılık ülkelerinden olduğunu belirten Bahçıvan, şunları kaydetti: "Diğer yandan genç ve dinamik nüfusa bağlı olarak geniş bir iç pazara sahibiz. Son derece elverişli ve çeşitli iklim koşullarımız var. Bu iki faktör bile tarım, gıda ve hayvancılık sanayisini Türkiye'nin gelişiminin en stratejik sektörleri arasına koymamız için yeter. Önemli olan, önümüzdeki dönemde bu konuda vereceğimiz kararlar ve atacağımız adımlar olacaktır. Bunun için meralarımızın kullanımından besicilik politikalarına, teşviklerden üretim ve tüketim dengelerine kadar alınacak olan kararlar bu alandaki geleceğimizi belirleyecektir."

Küçükbaş hayvan tüketimi artmalı

Erdal Bahçıvan, Türkiye'de tarımsal işletmelerin hala küçük ve dağınık halde olduğunu, bu nedenle özellikle hayvancılıkta ciddi bir ölçek sorunu yaşanmaya devam ettiğini aktararak, et tüketiminin yüzde 90'ının sığır etinden oluştuğunu, kokusundan dolayı küçükbaş hayvan tüketiminin azaldığını, bazı uygulamalarla küçükbaş etinin kokusuz olmasının sağlanabileceğini ifade etti.

Bahçıvan, tarım ve gıdada markalı ürün üretirken sektörün AB standartlarının karşılanması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sektörümüzün pazardaki güçlü rakiplerine karşı güvenilir marka imajı oluşturması ve bunu koruması, kendini AB pazarında kabul ettirmesi gerekiyor. Ancak sektör için sadece AB pazarı yeterli değildir. İhracat hedeflerimize ulaşmak için aynı kaliteyi alıp Rusya, Afrika, Orta Doğu, Asya pazarına götürmeli ve bu ülkelerde de marka haline gelmeliyiz. Pazarı genişlettikçe de üretimi arttırmalıyız."



Kırsal kesim boşaldı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, Türkiye'de 2018'de şehirlerde yaşayan nüfusun 75.7, buna karşılık kırsal kesimde yaşayan nüfusun 6.3 milyon olduğuna işaret ederek, kırsal kesimde ciddi kaçış olduğunu kaydetti.
Son birkaç yıldır enflasyon ile gıda konularının fazlasıyla konuşulmaya başlandığını belirterek, önlem alınmaması halinde gelecekte gıda arzı ve tarımsal arazi büyüklüğünün ihtiyacı karşılamayacağını, sera gazı salımındaki azalmanın ise çevresel etkilerin sınırlanması için yeterli olmayacağını kaydeden Menlik, "Küresel olarak acilen yapılması gerekenler tarımda verimliliği artırmak, ormanlık alanları korumak ve kaybedilenleri yerine koymak, balıkçılık ve su kültürüne ağırlık vermek, tarımsal sera gazı salınımını azaltmaktır" dedi.

Dünya nüfusunun ve kişi başına düşen milli gelirin artmasının gıdaya talebi yükselttiğini aktaran Menlik, Türkiye'de de benzer bir durumun söz konusu olduğunu vurguladı.

İlknur Menlik, Türkiye'de hali hazırda besiciliğin en önemi girdilerinin besi hayvanı ve yem olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Besi hayvanının girdi masraflarındaki payı yüzde 50-60, yemin payı yüzde 25-40 arasındadır. Türkiye'de yılda 400 bin buzağı ölüyor. 2018'de karma yem ithalatımız 18 milyon ton olacak. Buna karşılık aynı tarihte yaklaşık 80 milyon ton kaba yeme ihtiyacımız var. Dünyada hayvancılık konusunda başarılı ülkelerin bu iki konuda büyük avantaj sahibi oldukları görülmektedir. Ülkemiz hayvancılık sektörünün bir diğer sorunu, mevcut kapasitenin yüzde 70-80'i arasındaki bir bölümün 10 baştan daha az hayvan sahibi işletmelerce kapsanmakta olmasıdır. Bunun yanında kayıt dışı ve kaçak hayvanlar, ciddi boyuttaki buzağı ölümleri hayvancılığımızı olumsuz etkileyen faktörlerdir."



 
 
13.06.2019
Devamı

YÖK'ten Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi İçin Doktora Bursu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen öncelikli alanlarda doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, yurt içindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek. Doktora bursu verilecek alanlar arasında, Sürdürülebilir Tarım, Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji, Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği ile Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi ile Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, 100/2000 YÖK Doktora Bursu 2019-2020 Güz Dönemi için üniversitelerden başvurular alınmaya başlandı.

Doktora Bursu üniversite başvuruları için son tarih 19 Haziran

Program kapsamında, YÖK tarafından belirlenen öncelikli alanlarda ülkemizin doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere, yurtiçindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek.

Devlet Yükseköğretim kurumları, başvurmak istedikleri alanlar için 30 Mayıs 2019 – 19 Haziran 2019 (Saat17:00) tarihleri arasında https://webuyg.yok.gov.tr/doktora adresinden başvuru yapacak.
Yükseköğretim Kurumları ilan edilen öncelikli alanlardan, en fazla 10 alan için en az 3 kontenjan talep edilerek başvuru yapabilecek. Geçmiş dönemlerden kalan hiçbir kontenjan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Güz dönemine aktarılmayacak.

YÖK’ün duyurusunda, bu aşamada sadece Üniversitelerin kontenjan taleplerine yönelik başvurularının alınacağı, öğrencilere yönelik başvuruların ise bu başvuruların sonuçlanması sonrasında kontenjan hak eden üniversitelerce ilan edileceğinin altı çizildi.

100 tematik alan arasında Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi de var!

YÖK Doktora Bursu için belirlenen 100 Tematik Alan, Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sosyal Bilimler, Sağlık ile Mimarlık ve Tasarım başlıkları altında sıralandı.
Fen ve Mühendislik Bilimleri başlığı altında doktora bursu verilecek alanlar arasında Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji (Tohum Araştırmaları ve Aşı Teknolojisi dahil), Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği, İklim Değişikliği, Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi, Sürdürülebilir Ormancılık, Sürdürülebilir Su Kaynakları (Su Tasarruf Teknolojileri ve Arıtma Teknolojileri dahil), Sürdürülebilir Tarım (Yenilikçi ve İyi Tarım Uygulamaları dahil), Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi, Zootekni ve Hayvan Besleme de yer alıyor.
Sağlık başlığı altında ise Çocuk Gelişimi ve Beslenme, Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
 
 
 
11.06.2019
Devamı

Dere'den Su alan Çiftçi Yargılanmayacak

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dereden tarlasını sulayan çiftçiye müjdeli haber Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden geldi. Emsal teşkil eden karara göre, dereden tarla sulamak için su alan çiftçi yargılanamayacak. Sözcü’den Halil Ataşın haberine göre Bursa'da devlete ait dereden su alan çiftçi hakkında kooperatif yöneticileri şikayetçi olmuştu. Mahkeme, "Davalı çiftçinin eyleminin suç olduğuna dair hiç bir iddia ve delil dosyaya ileri sürülmediğine" dikkat çekerek davayı reddetti.

Mahkeme, verdiği ilk kararında direnerek, şu ifadeleri kullandı; “Davalının su aldığı iddia edilen devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir genel su olduğu, davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan kooperatifin cevabında suyun verildiğinin belirtildiği ortadadır. Davalının su aldığı derenin kimsenin özel mülkiyetinde bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda ve kamunun ortak kullanımına açık olduğu ve kamuya açık bu dereden su alma eyleminin de suç olamayacağı, davalının bu eylem nedeniyle hukuki (tazminat) sorumluluğu olabileceği ancak cezai sorumluluğu olamayacağı aşikardır. Davalı hakkında yapılmış bir suç duyurusu da olmadığı, buna göre davalının umuma açık dereden sulama amaçlı su alması eyleminin suç teşkil etmeyeceği açık olduğundan ceza zaman aşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması da gereksiz olduğu ve davacının alacağının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile bozma ilamına direnilmiş ve bozma öncesi hüküm doğrultusunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir” denildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
 
 
11.06.2019
Devamı

Bakanlıktan Ceylanpınar'daki Yangına Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, 9 Haziran tarihinde fırtına ve yıldırım düşmesi sonucu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde meydana gelen yangın nedeniyle ekili alanlarda zarar oluştuğu belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin en büyük sertifikalı hububat tohumu üreticisi olan TİGEM'e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nin 3 ayrı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu saat 20.00 sularında başlayan ve rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yayılan yangına tarım işletme personeli ve itfaiye araçları ile anında müdahale edildi. Ayrıca çıkan yangına Ceylanpınar ve Viranşehir Belediyeleri başta olmak üzere AFAD ekipleri, Urfa, Mardin ve Diyarbakır Orman teşkilatı arazöz araçları ile Emniyet Müdürlüğünün TOMA araçları da müdahalede bulundu. Bölge halkının da üstün çabaları sayesinde yangın 2 saat içerisinde kontrol altına alınarak, soğutma işlemleri gerçekleştirildi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı" denildi.

"Bin 240 ton mahsul buğday kaybı yaşandı"

Açıklamada, "Ekili alanlarda meydana gelen yangınların hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık 3 bin 895 dekar buğday ekili alanın yandığı ve bin 240 ton mahsul buğday kaybının yaşandığı tespit edildi. Ayrıca sulama sistemlerinde kısmi hasarlar meydana geldiği belirlendi. Sadece bölge için değil, ülkemiz için hayati öneme sahip Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nden 2019 yılı için 180 bin tonluk bir üretim beklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
 
 
11.06.2019
Devamı

Koyunculuk Kazanç Kapısı Olacak

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, tarım projeleri kapsamında gelir getirecek projeleri uygulamaya başladıklarını açıkladı.
Başkan Güler, tarım ürünlerini çeşitlendirmek, tarımsal üretim ile ilgili olarak kullanılmayan potansiyeli aktif hale getirerek ekonomiye kazandırmak ve yeni üretim modelleri oluşturarak yerelde yeni sektörlerin gelişmesini teşvik etmek amacıyla sıkı bir çalışma içine girdiklerini söyledi.
29 Nisan tarihinde 'Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliğini Geliştirme' projesi kapsamında üreticilere 235 bin liralık 40 bin adet hıyar, 50 bin adet aşılı domates fidesi, 4, 5 ton ağırlığında 51 top sera naylonu dağıtımı yaptıklarını hatırlatan Başkan Güler, 400 üreticinin yararlanacağı proje kapsamında yaklaşık 600 ton domates, 300 ton hıyar üretimi gerçekleştirileceğini, bu üretimin il ekonomisine katkısının ise yaklaşık 4 milyon TL civarında olacağını kaydetti.
 
Tarıma yönelik destek ve projelerin devam edeceğini kaydeden Başkan Güler, 13 Haziran Perşembe günü 15 çiftçiye toplam 330 adet damızlık dişi, 30 adet damızlık koç olmak üzere toplam 330 adet Bafra koyunu dağıtımı gerçekleştireceklerini aktardı.
Başkan Güler, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla et, süt ve döl verimi oldukça yüksek olan, 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde edilebilen Bafra koyunu dağıtımıyla et, süt verimini arttırmayı hedeflediklerini ve hayvancılık sektörüne destek vereceklerini dile getirdi. Başkan Güler, "Bölgemizde yetiştiriciliği yapılan koyun ırkı Karayaka koyunudur. Karayaka ırkı süt ve döl verimi düşük yerli bir ırktır. Proje kapsamında örnek sürüler oluşturulması amaçlanan koyun ırkı ise Sakız ırkı ile Karayaka ırkının melezi olan Bafra koyunudur. Bafra koyunu Karayaka ırkına göre oldukça süt ve döl verimi yüksek olan, bölgeye adaptasyon sorunu bulunmayan melez ırklarımızdan biridir. Bölgemiz koyunu olan Karayaka ırkı koyunlardan 2 yılda iki kuzu elde edilirken, ikizlik oranı oldukça yüksek olan Bafra koyunundan 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde etmek mümkündür. Proje kapsamında kurulacak örnek sürüler ile hem ilimizdeki koyun varlığı hızla arttırılacak hem de koyun yetiştiriciliği çok daha karlı bir meslek haline dönüşmüş olacaktır" dedi.

"Koyunculuk kazanç kapısı olacak"

Başkan Güler, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile ortaklaşa sürdürecekleri projeyi üreticiler açısından ekonomik kazanç haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek şu bilgileri verdi:
 
"Proje özellikle ilimizin sahil kesimi başta olmak üzere koyunculuğun yaygın yapıldığı mera ve yaylak alanlara sahip ilçelerinde de uygulanacaktır. Bu sene ilki gerçekleştirilecek olan proje kapsamında 15 yetiştiriciye 20'şer koyun ve 2 şer koç verilmek suretiyle Bafra koyunu sürüleri oluşturulacaktır. Projenin beş yıllık projeksiyonu ışığında yıllar içerisinde sürüler hem büyüyecek hem de ürettiği damızlık materyallerin satışı ile gelir elde edeceklerdir. Yapılan fizibilite çalışmalarına göre koyun dağıtılan her kişiye ilk yılın sonunda 36 bin, ikinci yıl 70 bin, üçüncü yıl 145 bin, dördüncü yıl 300 bin, beşinci yıl ise yaklaşık 500 bin lira kar elde etmelerini bekliyoruz. Proje kapsamında dağıtacağımız koyunlardan doğan kuzuların kesimine müsaade edilmeyecek olup bu sürülerden 5 yıl boyunca elde edilecek damızlık dişi ve erkek Bafra koyunları ile ilimiz ve bölgemizde yeni sürüler oluşturulacak. Özetle; bölgemizdeki Karayaka ırkı koyunu Bafra koyunu ırkına dönüştürerek koyunculuğu yüksek gelir getiren bir sektör haline getireceğiz."
Kaynak: İHA
 
 
11.06.2019
Devamı

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 
10.06.2019
Devamı

Süneye Karşı Mücadele Başlatıldı

Kırıkkale'de önceden tespit edilen 'hububat' ekili yaklaşık 200 bin dekarlık tarım arazisinde 'süne' zararlılarını önlemek amacıyla biyolojik mücadele başlatıldı.
Kırıkkale Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı 11 ekip, 33 teknik personel "süne" ile mücadelede görev aldı. İlaçlama yapılması gereken hububat ekili alanlar önceden tespit edilerek, ilgili köy muhtarları ve çiftçiler, uzmanlar tarafından bilgilendiriliyor. 'Süne' tespit edilen ekili tarım arazilerinde Tarım ve Orman Bakanlığının tavsiye ettiği ilaçlarla zaman kaybetmeden traktörlerle ilaçlama yapılıyor.
 
 
10.06.2019
Devamı

ÜLKEMİZDE ARI ÖLÜMLERİ

Dünyada; arılı kovan bakımından 2. Sırada bulunmaktayız.
Bu sebeple arıcılık konusunda sorunlarımızın da olacağı muhakkaktır. Bu sorunların çözümü konusunda başarılı olmuş muyuz veya ne kadarında başarılı olmuşuz.
Tabi ki birçok konu çözülmeye çalışılmış başarılı olan kısımlarda vardır. Fakat gerek dünyada gerekse ülkemizde çözmeye çalışılan sorunlara yenileri baş göstermiştir. Yeni yeni sorunlar çıkmaktadır ve bu sıkıntılar bitmeyecektir. İnsan oğlu var oldukça sorunlarda var olacaktır.

Ancak sorunların birikmemesi için problemleri zamanında çözmek gerekir.
Ülkemizde de arı varlığı bakımından mutlaka gerekli tedbirleri zamanında alınmalı, aksi halde arıcılık konusunda da sınıfta kalırız. Mevcut durumda halen arılı kovan başına 17 kg bal alırken Avrupa ve diğer ileri ülkelerde arılı kovan başına 40 kg ve 80 kg kadar arılı kovan başına bal elde edebilmektedirler. Tabi ki ; arı sağlığı hijyenik durum, flora planlanması ve arı yönetimigibi nedenlerden dolayı kovan başına alınan bal ile bu ülkelerde dünya piyasasında fiyat konusunda rekabet etme şansımız azalmaktadır. Birim başına alınan bal yüksek olduğundan dolayı maliyetleri de bu oranda düşmektedir. Ülkemizde; arı sağlığı konusunda yeterince bir proje yoktur. Özelikle tarım ilaçları konusu almış başını gitmektedir. Arılarımızın kışlatılması ve geliştirilmesi Ak deniz sahil illerde yapılmaktadır. Meyve, sebze özelikle narinciye deki bilinçsiz ilaçlama arılara yıllarca zarar vermektedir. Arıcı ve bahçe sahipleri birbirinden habersiz gelişi güzel ilaçlama yaparak, arılara çok zarar vermektedir arı ölümlerinin en büyük sebebidir. Bilinçsiz ilaçlama bununla bitmemektedir. Trakya da ayçiçeği ilaçlaması iç Anadolu ve güneydoğuda bölgelerinde yapılan süne ve diğer (insektisit ve herbisit) pamuk ilaçlamalarında
gelişi güzel yapılması arı kayıplarının başında gelmektedir ve dünyada 8 milyon arılı kovana sahip dünya ikincisi bir ülke olmamıza rağmen, gerekli tedbirler ve projeler uygulanmıyor. Dolayısı ile arı ölümleri çok büyük masraf ve verim kaybına uğramaktadır. Flora ve ballı bitkilerin ülkemizde zengin olması bu milli servetin bal a dönüştürerek ekonomiye katkı sunmak yerine heba etmekteyiz. Bu konuda mutlaka projeler geliştirilmeli arılara zararsız ilaçları teşvik edimeli gerekirse kamu bu ilaçları sübanse etmelidir.

Arı hastalıkları konusu da gerekli tedbirler önceden alınmamaktadır. Hastalık yayıldıktan sonra her tarafa bulaştıktan sonra tedbirler düşünülmeye başlar. Bu da büyük ekonomik maliyetler ve arı kayıplarına sebebiyet vermektedir. Bunun içinde mutlaka bir proje yapılmalıdır. Bu konuda bazı ülkeler örnek verirsek; üreticiye verilen destekten ve kamu bir fon oluşturmakta, üniversite ve Arıcılık Enstitüsü ile her yıl İlk bahar ve Sonbaharda her ilden ve arıcılığın yoğun konaklama yerlerinden arılardan numuneler alınır ve analizler yapılır. Hangi hastalığın belirtisi var ise hemen önlem alınır gerekli tedaviler yapılır, gerekirse o bölgede yoğun hastalık var ise bulaştırılmaması için karantina uygulanır ve arı ölümleri en aza indiriyorlar, çünkü sürekli kontrol altında takip edilmektedir. Varsa hastalık ve zararlılarla ani müdahale söz konusudur. Her yıl veriler incelenir tespit edilen hastalık hangi aşamada olduğu takip edilir ve kontrol altına alınır.

Özellikle parazit olarak varroa, yıllardır mücadele ediliyor fakat başarılı olamiyoruz. Bir milli ilaçımız yok bu konuda eksikliğimiz vardır. Oysa 8 milyon arılı kovanımız vardır. Bu kovanların yılda 4 veya 6 defa ilaçlanması 24 milyon doz eder buda birçok ilaç firmanın iştahını azda olsa kabartmaktadır. Bu arada bakanlığımızın ruhsat verdiği ilaçları kullanıyoruz fakat ülkemizde kaçak uygun olmayan ilaçlar daha fazla satılıyor ve o ilacın içinde hangi etken maddeler var bilinmiyor.Bu maddelerin arıya ve bal a ne kadar etki ettiğini bilinmemektedir. Neden tercih edildiğine gelince ucuz olduğundan, vergi yok etkili maddeler belki konulmamış veya fazla etkili madde konulmuş bu arıya ana arıya ne kadar zarar verilmiştir. Bu kaçak ilaçlar normal ilaçların 3,4 katı kadar daha fazla satılmaktadır ve denetimler yapılmamaktadır arıcılar, birlikler veya başkaları, şikayet etikleri zaman nerde ise suçlu duruma düşmemektedirler. Her tarafta güçlü lobileri vardır sağlıksız bal a sirayet eden ilaçlar maalesef ülkemizde üretilip satılıyor. İlaç üretmek bir sürü prosedürü; denemeler, etkili madde, girdi masrafları, üretim yerinin hijyenik yeri ve maliyetin yükselmesi dolayısı ile merdiven altında yaptığı ilaçlar daha ucuz maalesef buna rağbet daha fazladır. Bilinçsiz arıcılık eğitimsiz arıcılık ve her yıl kamu tarafından yeniden arıcı yetiştirmeye çalışmak genç çiftçi vb.

Arıların beslenmesinde; arı kekleri ve çeşitli şuruplar yapılmaktadır ve satılmaktadır. Önüne gelen bu yemleri üretmekte ve piyasaya sürmektedir. Biraz da ucuz sattıkları için rağbet görmekte ve daha çok bu yemler tüketilmektedir. Tabi ki bu konuda da denetim yapılmamakta ve bu konuda bir kodeks uygulanmamakta
Vergisiz masrafsız ürettiği için, ucuz maliyet, kaçak imal ettiği için pazar fiyatı bakımından daha güçlüdür.
Arıcılıkta; Tarım Bakanlığımızın izin verdiği ruhsatlandırdığı gerek ilaç gerekse arı yemi veya bal dolum tesisleri olsun hiç birisinin rekabet şansı, kaçak yapanlar karşısında olamaz. Buda sektörü olumsuz etkilemektedir.
Tüm bu olumsuzlukları yan yana getirdiğimizde; yine karşımıza çıkan yeterince kamu denetimsizliği.
Gelişi güzel Arı yemleri, yapay ballardan yapılan kekler, arı hastalık ve zarlılara karşı ruhsatsız ilaçlar, bazı önemli hastalıklarda yani ihbarı mecburi hastalıklarda arıların tazim edilmemesi ve hastalığın gizlenmesi ve yayılması. Ve her yıl binlerce arılı kovan kayıp etmekteyiz bu da arıcımızın ve ülkemizin çok önemli bir ekonomik kayıptır.
 
Umudumuz bu konunun özerinde durulması ülke olarak bu konuda projeler yapılması uygulanması dileklerimle
Saygılar sunarım,

Fahri SAYLAK
Diyarbakır İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
03.06.2019
Devamı

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 
01.06.2019
Devamı

GÜÇ BİRLİĞİ KOOPERATİFLERİ

Değerli okurlar, Bundan sonra AB Panorama başlığı altında her sayıda, sizlerle ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili mevcut durumu, AB’den karşılaştırmalar yaparak anlatmaya çalışacağım. Amacım kısa bilgilerle ilginizi kooperatiflere çekebilmek. Bu sayıdaki ilk yazımızda son günlerde çok tartışılan milli birlik kooperatifleri ile ilgili ortaya atılan durumu daha iyi tartışabilmeniz için sizlere AB’deki ve ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili genel durumu anlatacağım.

AB’de tarım alanında örgütlerin yapılanmasına baktığımızda, genellikle ürün ya da ürün grupları temelinde kurulduklarını görürüz. Bunun yanı sıra örgütlenme şekilleri ülkelerin ekonomik ve sosyal şartlarına göre ülkeden ülkeye hatta bazen aynı ülkede eyaletler arasında bile değişebilmektedir. Bu durum bazı ülkelerde ırk ve din gibi ülkeye özgü sosyolojik, kültürel ihtiyaçlara göre daha da özelleşebilmektedir. Örneğin Katolik-Protestan olmak üzere dini ya da Fransız, Alman, Felemenk, Katalan veya İskoç gibi etnik temelli oluşumlara da sıklıkla rastlanabilmektedir. Örneğin sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonların da bulunduğu kalabalık bir yapılanmaya sahip Fransa’da tarım alanında faaliyet gösteren farklı yapılarda çok sayıda ve tipte örgüt bulunmaktadır. Bu durumun diğer Akdeniz bölgesi ülkelerinde de görüldüğü, Kuzey ülkelerinde özelikle Almanya’da ise disipline edildiği şeklinde bir genellemede bulunulabilir.

Sanırım burada hepimizin aklına gelen ilk soru, bu kadar çok örgütün bizdeki gibi bir “örgüt kirliliği”ne sebep olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı duruma göre değişecektir. Bir bölgede aynı alanda birden fazla örgütün üreticiye hizmet yarışında olması kötü bir şey değildir. Fakat bu örgütler birbirlerine zarar veren bir rekabete girişirlerse durum değişecektir.
AB’de sektörde birbirinin rakibi olarak görülen örgütler piyasada ortaklarının menfaati sözkonusu olduğu zaman bir araya gelmesini bilmektedir. Özellikle AB kanunları bu konuda yol göstericidir. Ama kesinlikle zorlayıcı değildir. Bir örgütün piyasada etkin olmak amacıyla üye ülke hükümetlerinden yetki devri (tanınma) hakkını alabilmesi gereklidir. Bunun için bulundukları bölgeyi temsil edebilecek büyüklüğe ve güce sahip olma şartı bulunmaktadır. Bu şart, onları AB Tanınma Hakkı Almış Üretici Örgütü (Producer Organisation-PO) olarak birleşmeye itmektedir. Örneğin İspanya’da yüzyıllık balıkçı kooperatif örgütleri olan Kofraderia’lar, Üretici Örgütü (PO) olarak birleşmiş ve piyasada güçlü hale gelmişlerdir. AB’de buna benzer bir diğer durum ise; özellikle Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında son zamanlarda yaşanan düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. Bu düzenler üretici örgütlerini piyasa şartlarında daha aktif rol almaya yöneltmekte dolayısıyla onları kooperatifler ile ortak olmaya ya da kooperatifleşmeye sevk etmektedir. Örneğin süt kotalarının serbest bırakılması, ürünün pazarlanabilmesinde özellikle kooperatifleri ön plana çıkartmış ve üretici örgütlerinin bu alanda yeni birliktelikler kurmasına neden olmuştur. Bir başka örnek ise; Hollanda’da balıkçılık alanındaki üretici örgütlerinden (PO) verilebilir. Bu ülkede bulunan mevcut 10 adet Balıkçılık Üretici Örgütünün (PO) 9 tanesinin adı kooperatif ile başlamaktadır. Özellikle mezat işlerinde bir müdahale gerektiğinde karşılıklı etkileşime girmekte ve ortaklarının menfaatlerini korumaktadırlar.
AB tarımında üretici örgütlerine verilen önemin giderek arttığını biliyoruz. En son yapılan büyük reform çalışmaları sonucunda 2013 yılında çıkartılan mevzuatta bu durum iyice belirgin hale gelmiştir. Artan bu önem kooperatiflere olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Yani artık AB’de örgütleri, diğer örgütler ile birleşmeye teşvik eden ekonomik bir ortam oluşmaktadır. Burada özellikle bir kere daha belirtmek gerekirse, ekonomik şartlar karşısında güç birliği oluşturmak için yapılan bu birleşmelerde hiçbir şekilde devletlerin üretici örgütüne zorla el koyması, baskı yapması ya da çiftçiye ortaklık konusunda bir zorlaması olmamaktadır.

Peki, ülkemizde durum ne?
Ülkemizde halen 4 Bakanlığın sorumluluğunda, 13 kanuni dayanağı olan, 18 farklı türde tarımsal amaçlı örgüt bulunmaktadır. Toplam sayısı 16.000’e ulaşan bu örgütler, 10 milyondan fazla ortak/üyeye sahiptirler. Bu örgütleri ekonomik ve mesleki olarak iki grup halinde ele alabiliriz.

Çiftçinin üye olduğu, ekonomik amaçlı olmayan mesleki amaçlı üretici örgütleri içinde ülke çapında ürün bazında ilçelerde kurulan 600 bine yakın çiftçinin üye olduğu 900 üretici birliği ve yine 750’den fazla ilçede yapılanmış 5 milyon üyesi olan ziraat odaları öne çıkmaktadır. Ayrıca 500’den fazla dernek, 400’e yakın sulama birliği, 15 vakıf, tohumculuk alt birlikleri ve ürün konseyleri bu grupta yer almaktadır. AB’de devletin muhatap aldığı ekonomik amaçlı üretici örgütlerine emsal olmaları amacıyla oluşturulan üretici birliklerinin ülkemizdeki yapısının, ne AB’de, ne de Dünya’da bir benzeri yoktur ve ne yazık ki ticari faaliyet gösterememektedirler.

Tarımsal örgütler içinde ekonomik amaçlı örgütler olan kooperatiflerin elbette farklı bir yeri vardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında tarımsal kooperatif olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı sorumluğunda 10 bine yakın, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ise 500’e yakın kooperatif bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Tarım ve Orman Bakanlığı altında 1581 sayılı kanun ile kurulan 1600’den biraz fazla Tarım Kredi Kooperatifi ve yine Ticaret Bakanlığı altında bu sefer 4572 sayılı kanun ile kurulan 300 kadar Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.
 

 
Sonuç olarak, ülkemizde; 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı alanda faaliyet gösteren yaklaşık 3,8 milyon çiftçinin ortağı olduğu 13 bine yakın Tarımsal Amaçlı Kooperatif bulunmaktadır.
Bu kooperatifler arasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulan kooperatifler ele alındığında dikey yapılanmaları açısından karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 1988’li yıllarda çıkardığı mevzuata göre; faaliyet konularına göre en altta Tarımsal kalkınma, Sulama, Su ürünleri ve Pancar ekicileri olmak üzere 4 grupta kurulmaya başlayan kooperatifler, kendi bölge birlikleri ve merkez birlikleri altında dikey yapılanmalarını oluşturmuşlardır. Bu kapsamda Tarım, Ormancılık, Hayvancılık, Su Ürünleri, Sulama, Pancar Ekicileri, Çay ve El Sanatları Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili anasözleşmeleri hazırlanmış ve geçen 31 yıl içerisinde bunların ilk altısının kuruluşları yapılmıştır. Ayrıca kooperatif benzeri yapıda 81 ilde kurulan ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri bulunmaktadır. Ekonomik amaçlı bütün bu örgütler aslında çiftçinin özel mülkleridir ve Türk Ticaret Kanuna göre birer Anonim Şirket olarak kabul edilmektedirler. Yani bunlar üzerinde genel denetim haricinde devletin hiçbir konuda müdahale hakkı bulunmamaktadır.

Çerçevesi devlet tarafından çizilmiş bu durumun bir kirlilik mi, yoksa Fransa’da olduğu gibi bir zenginlik mi olduğunu iyi irdelemek gereklidir. Devletin görevi örgütlenmenin önünü açmaktadır. Demokratik bir ülkede kanunlar ile örgütlenmeye bir sınırlama getirilmesi düşünülemez. Bu nedenle, örgüt sayısının çok olduğu bir ülkede bu fazlalığın bir zenginliğe mi, yoksa bir kirliliğe yol açtığı birbirleri ile uyumlarına ve piyasada mensuplarının menfaatlerini koruyacak tedbirler alabilmelerine yani kooperatiflerin kendilerine bağlıdır. Sonuç olarak, kooperatiflerin gerektiğinde bir araya gelebilme ya da birleşebilme bilinçleri, bunu başarabilme kabiliyetleri hem bu sorunun cevabı olacaktır, hem de ülke tarımının sorunlarının çözümü için büyük bir fırsat oluşturacaktır.
Örgütlenmede her alanda, her zaman önder olan kooperatifler bu sorunun çözümünde de yine önder olmalıdır. Çünkü kooperatiflerin birleşme alanında gösterecekleri başarı diğer örgütlere de örnek olacak hatta onları da bu güçlü yapının altına çekecektir.

Daha önceki yıllarda da gündeme gelen ve kanuni bir engeli bulunmayan birleşme konusunda kooperatiflerimiz üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirebileceklerine inanıyorum. Almanya’da son yıllarda sıkça görülen kooperatif sayısı azalırken ortak sayısının artması durumu, ülkemizde Tarım Kredi Kooperatiflerinde de görülmektedir. Bu durumun diğer kooperatiflerde ve üst yapılanmada da zamanla kendini göstermesi gerekmektedir.

150 yıllık bir örgütlenme geçmişine sahip ülkemizde; marifet bir kooperatif kurmakta değil, gerektiğinde daha büyük birliktelikleri başarabilmektedir. Ramazanınızı kutluyor, Ülkemize ve ailenize huzur ve bereket getirmesini diliyorum.
 
31.05.2019
Devamı

Can Yakan Hastalık

     Brusellozis,  kendi adiyla anilan bakterilerce olusturulan, ciddi ekonomik kayiplara yol açan bir hastaliktir. Insan dahil,  bir çok hayvanda görülür. Gebe sigir, koyun, keçilerde yavru atmalara (abort), erkeklerde de kisirliga yol açabilir. Hayvanlardan insanlara geçen, zoonoz tabir edilen hastalik grubundandir. Malta Hummasi, Akdeniz Hummasi, Bang Hastaligi adlariyla anildigi gibi, halk arasinda Koyun Hastaligi, Mal Hastaligi, Peynir Hastaligi olarak da bilinir (1,2).
Hastalik, bizlere çogu zaman enfekte hayvanlara ait iyi pisirilmemis ya da tamamen çig sütten elde edilmis peynir, krema, tereyagi, dondurma vb. ürünlerle bulasir. Kasar peyniri ve yogurttan geçtigi bildirilmemistir. Ayrica etken brusellali yeni dogum yapmis hayvanlara, dogum aletlerine, yavru sularina ya da yavruya yara-bereli çiplak ellerle temas ederek de alinabilir. Et ve et ürünlerinden meydana gelebilecek bulasmalara daha az rastlanir.

Her yas ve cinsiyetteki insanda hastalik yapabilir. Ilk hastalik vakasi 1854 yilinda meydana gelen Kirim savasinda bildirilmistir. Daha sonra bakteri "Davide Bruce" adli arastirici tarafindan 1885 yilinda ilk olarak izole edilmis, ilerleyen yillarda Brucella abortus (sigir, manda, çakal, sirtlan, at ve insan), Brucella melitensis (koyun, keçi, deve, antilop, sigir, insan), Brucella ovis (koçlarda), Brucella suis (domuz, sigir, kurt, tilki ve insan), Brucella canis (köpekte),  Brucella neatomae (çöl faresinde) adli türler de bulunmustur (1,3). Hastalikla ilgili hayvan yetistiricileri, celepler (alim satim yapanlar), veteriner hekimler, mezbahane çalisanlari, et sanayisindeki isçiler, kontrolsüz satilan süt ve süt ürünlerini tüketenler, veteriner saglik teknisyenleri, laboratuar personeli öncelikli risk grubunu olustururlar.

Son derece rahatsiz edici olan hastalik  insana geçtiginde; yüksek ates, gece terlemesi, eklem ve kas agrilari ilk planda ortaya çikar. Devaminda istahsizlik, halsizlik, bas, sirt ve bel agrilari ile dalgali bir vücut isisi meydana gelir. Aksamlari üsüme, titreme ve gece terlemesiyle süren, sabaha dogru düsen bir ates vardir. Nedeni bilinmeyen ates tanisi ile takip edilen hastalarin bir çogunda da brusellaya rastlamak sasirtici degildir. Tam olarak klinik belirti göstermeden meydana gelen vakalarda, hastalik ancak serolojik testler vasitasiyla ortaya konulabilir. Bazi durumlarda semptomlar görülse bile, hastalik genellikle kisinin bagisiklik durumuna göre hafif seyredebilir. Hasta oldugunu bilmeden yasayan, daha dogrusu hastalik belirtilerini göstermeyen bir çok sahis vardir aramizda. Çogu zaman bu vakalarda vücutta sadece kronik bruselloz tablosunda görülen yorgunluk, kirginlik belirtileri dikkati çeker. Bu tür klinik tablo çocuklarda nadir izlenirken, ileri yastakilerde siklikla görülür. Hastalar genellikle depresif psikiyatrik semptomlardan, halsizlikten, çabuk yorulma, güç kaybi, terleme ve kilo kaybindan yakinir. Brusella enfeksiyonunda isitme kaybi bile gelisebilir. Olusan Isitme kaybi genellikle tedavi ile düzeltilir. Ancak bu dönemde kulakta çinlama ve bas dönmesiyle seyreden vertigo gibi hastaliklara da rastlamak mümkündür.

Uzun uzadiya özellikle insanlardaki etkisini anlattigim Brusella, ciddiye alinmasi gereken ülkemiz zoonoz hastaliklarinin en basinda yer almaktadir. Gerek Saglik Bakanligimiz, gerekse Tarim ve Orman Bakanligimizca hastalik sürekli olarak ortadan kaldirilmaya çalisilmakta ve bir çok mücadele yöntemi kullanilmaktadir. Bunun için genellikle asilamalar vasitasiyla, büyük bütçeler harcanarak mücadele edilen bu problem, hala onca uyariya, onca tedbire ragmen bir türlü durdurulamamistir.

Ülkemizde Brusellanin kontrol ve eradikasyon (ortadan kaldirilmasi) çalismalari ilk olarak 1930 yilinda sigirlarda "Brusella Abortus" türü ile baslatilmistir. 1951 yilina gelindiginde, Ankara Etlik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü bünyesinde kurulan laboratuvarda devam edilmis, sonrasinda faaliyetler Istanbul Pendik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü'ne tasinmistir.  Koyun ve keçilere uygulanan Brusella Melitensis Rev. 1 asisinin genis kapsamli üretimi ise 1965 yilinda kurulan Brusella Melitensis Laboratuvar'indaki çalismalarla baslatilmis ve ilk asi uygulamasi 1969 yilinda yapilmistir. Ileriki yillarda "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" uygulanmaya konmus (1984) ve disi sigir yavrulari ile koyun ve keçi yavrularinin asilanacagi projenin 26 yilda tamamlanmasi planlanmistir.

Hastaligin ulusal çapta yayginligini tespit etmek için 1998 yilinda Brusella Fert Prevalans (Yayginlik) çalismasi yapilmis, elde edilen sonuçlara göre oranlar; sigirlarda % 1.43, koyunlarda  % 1.97 olarak tespit edilmis, sürü prevalansi ise sigirlarda % 11.4, koyunlarda % 15 olarak bulunmustur. 1969 yilinda baslatilan "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" nin neticesini görmek amaciyla 2011 yilinda, Bakanlikça uygulanan hastaligin sigir ve koyunlardaki yayginliginin tespiti yapilmis ve ilk degerlendirmelere göre sigirlardaki Brusella sürü prevalansinin; %7,8 (fert prevalansi %2,7) ve koyunlarda ise; sürü prevalansi %22,5 (fert prevalansi %3,4) oldugu tespit edilmistir. 1969'daki sonuçlarin 2011'den daha düsük oldugu ve uzun yillar geçmesine ragmen mücadelede iyi bir sonuç alinamadigi görüldügünden, hastaligin ortadan kaldirilmasi için yeni metotlar kullanilmasi gerektiginin farkina varilmis ve Brusellanin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi çalismalar Bakanlik uzmanlarinca detaylica incelenmistir. Buna göre; sürü prevelansi % 1 den az olan durumlarda hastalik, test ve kesim metodu ile kisa süreli eradikasyon programina tabi tutuldugu, hastalik prevalansinin % 1 den daha yüksek oldugu durumlarda ise asilamalar yapilarak sürü prevalansinin önce % 1 in altina çekildigi, sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastaligin ortadan kaldirildigi görülmüstür. Bu nedenle en etkili mücadele yönteminin  hastaligin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi stratejik yöntemler oldugu kanaatiyle, ayni sekilde 2011 yilinda Brusellanin yayginligini azaltmak adina, ülkemizde de Brusella mücadeledesi yön degistirmistir. Kitle asilamasi yapilmasinin en etkili yöntem olduguna karar verilmistir. Sadece belirli yastaki disilere yapilan derialti asi çalismalarina son verilerek, kitle asilamasinin her yastaki hayvana yapilmasi gerektigi ön görülmüstür. Bu kapsamda sigirlarda 10 yil, koyun ve keçilerde 6 yil sürdürülecek olan "Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi'nin uygulamasina 01/01/2012 tarihinden itibaren baslanmis ve bu güne kadar da devam etmektedir (4).

     Hayvanlarda özellikle koyun ve keçiler basta olmak üzere, tüm gevis getirenlerde binlerce yavrunun kaybedilmesine neden olan brucellozis, sürülerde bir anda yavru atmalarla baslamaktadir. Hastaligin farkina varilip teshis konulana kadar, geçen sürede epey kuzu, oglak ve buzagi telef olmaktadir. Maalesef bu bakteriyel hastalik her yil çok ciddi miktarda can ve mal kaybi yapiyor. Milyonlarca liralik zarar ve ziyana yol açiyor. Koruyucu tedbirleri artirmadigimiz takdirde, daha da can yakacaga benziyor. Hastaliktan korunmak adina insanlarda asi tavsiye edilmezken, veterinerlik alaninda asi mücadelenin en temel tasini olusturmaktadir. Bunun için Bakanlikça yapilan asi çalismalarinin çok daha etkin ve siki sürdürülmesi zorunludur. Pek çok ugrasa ve çalismaya ragmen hala Türkiye'mizin hemen her yöresinde hastalik çiktigina dair haberlerin gelmesi hepimizi üzmektedir. Kuskusuz dünyada oldugu gibi hastaligin görülme oranlarini %1'in altina düsürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde basariya ulasamayacagiz.

Peki ne yapmali ya da nasil bertaraf edilmeli bu sorun ?
Brucelloz, sürülerde ve hayvanlarda ilaçlarla yok edilemiyor. O nedenle mücadelenin temelini temizlik, hijyen ve düzenli asilamalar olusturuyo