Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Avrupa'nın En büyük Barajı Dicle Nehri Üzerinde Kuruluyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapımı süren Çetin Barajı’nın tamamlandığında Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Dicle Nehri’nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı’nda inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Siirt’in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Çetin Barajı ve hidroelektrik santralinin tamamlandığında temelden 165 metre gövde yüksekliğinde ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj gövdesine günlük 15.327 metreküp beton dökümü yapılıyor. Tamamlandığında gövde beton hacmi 4.726.527 metreküp olacak. Gövde yüksekliği şuan 102 metreye ulaştı. Barajın maksimum işletme kotunda rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir göl alanı oluşacak. Baraj yılda 1175 GWh enerji üretimi sağlayacak.”



BARAJ 2020’DE HİZMETE GİRECEK
Bakan Pakdemirli, Çetin Barajı ve HES’te fiziki gerçekleşmenin şuanda yüzde 84 seviyesinde olduğunu ve projenin 2020 yılının ilk çeyreğinde işletmeye alınmasının planlandığını da sözlerine ekledi. 
 
 
16.09.2019
Devamı

Çiftçiye Ücretsiz Tohum Ne zaman Verilecek?

Ücretsiz tohum dağıtımı ne zaman? Binlerce çiftçi ücretsiz ata tohumların ne zaman dağıtılaca konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ücretsiz tohumların dağıtımına ilişkin tarihi açıkladı. Peki ücretsiz tohum ne zaman verilecek? 

Türkiye’nin dört bir yanından ata tohumu ve maya topladığını anlatan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı aracılığıyla 2020 yılında isteyen tüm vatandaşlara ücretsiz olarak ata tohumu verileceğini söyledi. Saraçoğlu, ata tohumunu alan kişilerin bunları çoğaltmakla yükümlü olduklarını anlattı.
 
16.09.2019
Devamı

Bakanlığı Eleştiren Çiftçinin Destekleri Kesildi

Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan, tarım politikalarına ilişkin görüşlerini sosyal medyada ve konuk olduğu televizyonlarda anlatan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Twitter hesabından açıklama yapan Solakoğlu, “Kendisine komplo kurulduğunu, cezanın kendisine ait olmayan ürün numuneleri ve yalan yanlış tutanaklar dayanak gösterilerek verildiğini” öne sürdü.
Solakoğlu 5 yıl boyunca tüm tarımsal desteklemelerden men edildiğini belirtti.

 
16.09.2019
Devamı

Okul Gıda Logosunda Erteleme

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesindeki gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl ertelendi.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının "Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğ hükümlerine uyum sağlamaları için gıda işletmecilerine 7 Eylül 2020 tarihine kadar süre tanındı. Tarım ve Orman, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında imzalanan protokolle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi işletmelerde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde "Okul Gıdası" logosunun yer alması kararlaştırılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan tebliğin yürürlüğe girme tarihi daha önce 16 Eylül olarak belirlenmişti. 
 
 
16.09.2019
Devamı

CARETTA YAVRULARI DENİZE KAVUŞMA YOLCULUĞUNDA

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliğiyle deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarını sürdürüyor. Bu koruma çalışmalarının başarısı sayesinde ülkemiz sahillerine gelerek yumurtlayan deniz kaplumbağalarının yavrularının yumurtadan çıkarak denizle buluşma serüvenleri ise belgesel tadında görüntüler vermeye devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye’nin taraf olduğu BERN (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

GEÇEN YIL 590 BİN 984 YAVRU DENİZLE BULUŞTU
Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 ‘ünde düzenli olarak “İzleme, Koruma ve Yuva Tespit” çalışmaları yürütülüyor. 2018 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 301 bin 224 adet Caretta caretta yavrusu ve 289 bin 760 adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 590 bin 984 adet yavru sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu.
Bu yıl da sahillerimiz deniz kaplumbağalarını uğurlamaya başladı. Adana Akyatan kumsalından DKMP ekiplerinin kamerasına yansıyan ve denize kavuşma telaşıyla çırpınan yavru deniz kaplumbağalarının mücadelesi adeta belgesel tadında görüntüler ortaya koydu.

Deniz kaplumbağa yavrularının denizle buluşma serüveni her yıl Ekim ayı sonuna kadar devam ediyor.
 
 
16.09.2019
Devamı

Tarımsal projelerde "teminat" düzenlemesi

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmamış yatırımcılar, 30 gün içinde müracaatta bulunursa teminatlarını geri alabilecek.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme alamamış yatırımcılara, 30 gün içinde müracaatta bulunmaları halinde teminatları geri ödenecek.

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar, kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarımsal projeleri için hibe sözleşmesi imzalayan yatırımcıları kapsıyor.

Buna göre, söz konusu projeleri için hibe sözleşmesi imzalanmasına karşın kendilerine herhangi bir ödeme yapılmayan yatırımcılar, bugünden itibaren 30 gün içinde hibe desteğine konu projeden vazgeçtiklerine dair ilgili il müdürlüklerine yazılı müracaatta bulunabilecek. İlgili il müdürlüğünün onayı halinde projeleri tasfiye olan yatırımcılara teminatları iade edilecek.
 
 
13.09.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılık Yapılan Alanlar da İlaçlamalar Başladı

İçel Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kırsal mahallelerde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda, özellikle ahırlarda sürekli ilaçlama yaparak, hayvansal ve bitkisel atıklardan kaynaklanan çevre kirliliğinin ve sinek üremesinin önüne geçiyor.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, sivrisinek, karasinek, larva ve uçkunlara karşı mücadelenin yanı sıra hamamböceği, kene ve haşerelere karşı da İçel’in kırsal mahallelerinde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda ilaçlama yapıyor. 23 personelden oluşan 7 ekip ile 7 holder-atomizör ve 7 el dumanlaması ile ilaçlama çalışmaları düzenli olarak devam ediyor.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, sinekle mücadele kapsamında Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları içerisinde yer alan kırsal alanlarda; göletler, havuzlar, bataklıklar, doğal çukurlarda biriken yağmur suları, sulama kanalları, su kuyuları, su varilleri, eski otomobil lastikleri, fosseptikler, kanallar, durgun su birikintileri, dere yatakları, metruk alanlar, çöp konteynerleri gibi vektörlerin üreme alanlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen ürünler ve yöntemlerle larva ve uçkunla mücadele çalışmaları gerçekleştiriliyor.



 
13.09.2019
Devamı

Çin'e su ürünleri ihracatı başlıyor

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, Türkiye ile Çin arasında imzalanan Çin'e su ürünleri ihracatı protokolüne ilişkin, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu." dedi.

Çin Gümrükler Genel İdaresi ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında, 9 Eylül'de Ankara'da, Türkiye'den Çin'e gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin ihracatını hedefleyen protokol imzalandı.

Çin'in Ankara Büyükelçiliği, protokole ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'da yaptığı paylaşımda, "Bu protokol, her iki tarafça son imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl geçerlidir." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu protokol ile gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin Çin Halk Cumhuriyeti'ne ihracatının önünün açıldığını belirtti.

Bu ürünlerde geçen yıl Türkiye'nin toplam ihracatının 80 milyon dolar, Çin'in ithalatının ise 250 milyon dolar olduğunu bildiren Önen, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu.” dedi.

Önen, girişimleri sonucu bu yıl içinde Türkiye'den Çin'e kiraz ve Antep fıstığı ihracatının başladığını hatırlatarak, su ürünleri ihracatının ardından kanatlı hayvan ile süt ve narenciye ürünleri ihracatının başlamasına yönelik çabalarının da devam ettiğini söyledi. 
 
12.09.2019
Devamı

Bayburt’lu Arıcılar Uyarıldı

Bayburt'ta faaliyet gösteren arıcılar, Amerikan yavru çürüklüğü hastalığına karşı neler yapması gerektiği konusunda uyarıldı.
Bayburt’ta arı kolonilerinde ölümlere ve verim düşüklüğüne neden olan bazı hastalıklar oluştu. Arı larvalarının ölümüne neden olan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık olan "Amerikan Yavru Çürüklüğü" hastalığına karşı Bayburtlu arıcılar uyarıldı.

Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı nedir?
Hastalığın etmeni Bacillus larvae isimli sporla çoğalan bir bakteri ve arılara yeni bulaşmış bu hastalığın farkına varmak çok zor. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler.

Başlıca bulaşma nedenleri
Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığının bulaşma nedenlerine ise sterilize edilmemiş petekler, hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi, oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi, hastalık etkeni taşıyan ergin arılar, yağmacılık, sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi ve hastalıklı eski kovanların kullanılması gibi sebepler sayılabilir.

Hastalığın tedavisi
Amerikan Yavru Çürüklüğü arıcılar için tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalı. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra dayanıklı kolonilerin oluşturulması önemli etkendir. Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Ancak hastalığın ileri dönemlerinde ilaçla tedavinin yararı yoktur.
 
12.09.2019
Devamı

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?
Geçtiğimiz günlerde (TDSYMB) Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan’a Anadolu İzlenimleri olarak sorularımızı yöneltmiştik. Konu ile ilgili birçok kesimden telefon ihbarı aldık.  Başkan Özcan tarafından sorularımızın cevaplanıp cevaplamadığı merak konusu oldu. Kamuoyu da bu soruların cevaplanmasını beklerken, Genel Başkan Özcan sessizliğini korumaya devam ediyor.

Yetiştiricinin büyük emek ve çabaları ile kurulan TDSYMB 20 yıllık kazanımlarını kaybederken, yetiştirici Yeter artık!  TDSYMB ve İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinde Vurgun mu Var? Sorusunu soruyor.

Tarım ve Orman Bakanlığınca ıslah amaçlı süt içerik Analiz destekleme ödemesi her yıl yetiştiriciye yapılarak yetiştiriciyi daha kaliteli süte yönlendiriliyor.
Gel gelelim 2018 yılında Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesinde öyle bir rakam göze çarpıyor ki teknik olarak bakıldığında bu işin yapılabilirlik noktası soru işaretlerine neden oluyor.
2018 yılı süt analiz desteklerine baktığımızda 7 ilin yapmış olduğu süt analizi İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin yapmış olduğu süt analizi ve destek rakamı bile etmiyor.
2018 yılında bakanlıkça toplamda süt analiz desteği 46.624.800 TL olarak ödenirken, toplam rakamdan en büyük aslan payı 30.148.800 TL sini İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile birlikte Denizli, Aydın Manisa, Antalya ve Uşak alıyor.
 
İzmir Tek Başına 2018 yılı Süt Analiz Desteğinde 20.875.950 TL Alıyor
 
 İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tek başına 158 Bin 845 baş hayvanın süt analizini yaparak 20.875.950 TL almış oluyor. Uzmanlardan edindiğimiz bilgiye göre Türkiye’de bulunan süt analiz makinaları bu kadar sayıdaki analizi 7/24 çalıştırılmış olsa bile bunu yapamayacağını belirtirken; İzmir DSYB’ nin elindeki bu makinalarla bu işin olamayacağını da ayrıca belirttiler.
 
Analiz Desteği Çıkmazsa Ne Olacak?
 
Diğer taraftan aldığımız duyumlara göre 2019 yılı Hayvancılık Desteklemesi kararnamesi çıkmamasına rağmen İzmir Damızlık Sığır Birliği destekleme çıkacakmış gibi üreticiyi eksik bilgilendirme yaparak Temmuz ayından beri ücretli süt analizi yapmaya devam ettiğini de İzmirli yetiştiricilerden duymuş olduk.
 
7 İlin 2018 Yılı Süt Analiz Desteği ise 16 Milyon 476 bin
Adana, Aksaray, Erzincan, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir ve Burdur illeri ise 2018 yılı süt analiz desteğinden sadece 16 Milyon 476 bin TL almış oluyor. Süt analiz laboratuvarlarındaki süt analiz cihazları aynı ölçümleri aynı hızıda aynı ve 3 numune ile yapılabilirken, İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 229 bin 727 baş hayvandan üç numune alımına göre 689 bin 181 numuneyi nasıl gerçekleştirdi? Sorusu akıllara geliyor.

 Yetiştiricinin ve kamuoyu adına soruyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği bu kadar numune aldınız mı?

Bu kadar baş hayvandan 3 numune alarak bir ay ara ile analizi nasıl gerçekleştirdiniz?

Süt analiz sistemine her hangi bir müdahalede bulundunuz mu?

Bu analizler yapılırken tüm işletmelere gidildi mi?

Aldığınız 20 Milyon desteği gerçekten hak ettiniz mi?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi yanılttınız mı?

Yetiştiricinin hakkını yediniz mi?

Tarım ve Orman Bakanlığınca 20 Milyon destek nasıl ödendi?

Merkez Birliğinden ıslah amaçlı süt analiz sistemi nasıl ayarlandı?

 Önceki bakanların döneminde açılmış olan ve Türkiye’de bir ilk olan hastalıktan ari 2 adet damızlık düve merkezini İzmir birliği neden kapattı?

Türkiye hala damızlık düve ithal ediyor. İzmir Birliği düve üretmekten vaz mı geçti?

Diğer taraftan edinilin bilgiye göre bu destekleme ödemesi Sayıştay’ında dikkatini çekmiş Sayıştay denetçileri konu ile ilgili araştırma ve inceleme yaptığının duyumlarını aldık.
Bizlerde kamuoyunun ve yetiştiricinin sesine kulak vererek kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruların cevaplandırılmasını bekliyoruz.
 
 
11.09.2019
Devamı

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Mümtaz Sinan’ın görevden alınmasının ardından yerine bu göreve vekâleten Harun Seçkin atandı.

Harun Seçkin kimdir?

1962 yılında Bursa’da doğan Harun Seçkin, 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında Adıyaman Tarım il Müdürlüğü’nde göreve başlayan Seçkin, 1992-2003 yılları arasında Bursa Orhangazi İlçe Müdürlüğü’nde görevine devam etti.

2003 -2004 yılları arasında Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Veteriner Hekim, 2004 - 2009 yılları arasında da aynı kurumda Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 2009-2016 yılları arasında Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Enstitü Müdürü olarak görev yapan Harun Seçkin, 2016 yılı Nisan ayından bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Vekilli olarak görev yapıyordu.

Evli ve 4 çocuk babası olan Harun Seçkin, iyi derece Almanca bilmektedir.
 
11.09.2019
Devamı

Bakanlıkta Revizyon Başladı Sıra Hangi Genel Müdürlükte

Tarım ve Orman Bakanlığı bugünlerde hareketli günler geçiriyor.  Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü de  görevden alınlar arasında yerini aldı.
Peki, şimdi sırada Bakanlığın hangi genel Müdürleri ve daire başkanları görevden alınacak. Kamuoyunda sürekli kabine revizyonu konuşulurken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından ataması yapılan Genel Müdürlerinde görevden alınacağı kulislerde konuşulmaya başlandı. Bakan PAKDEMİRLİ tarafından atanan Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü görevden alınırken gözler bakanlığın diğer Genel Müdürlüklerine çevrildi.

 Geçtiğimiz günlerde Gıda ve Kontrol Genel Müdürü, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü görevlerinden alınmıştı. 

Eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ’nün ağabeyi Hasan Özlü, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı olarak atanmıştı. Özlü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Müsteşar Yardımcılıkları kaldırılınca Bekir Pakdemirli tarafından Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne getirilmişti. 
 
 
10.09.2019
Devamı

TÜDKIYEB'ten 11 Milyon Fidan Kampanyasına Tam Destek

Tarım ve Orman Bakanlığının 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasına Türkiye Koyun Keçi Yetiştiriciler Merkez Birliğinden tam destek. 
Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKIYEB), Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasını desteklediklerini açıkladı.

Genel Başkan Nihat Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Tarım ve Orman Bakanlığınca 11 Kasım saat 11:11 de 11 Milyon fidan toprakla buluşacak kampanyasına bizlerde TÜDKIYEB olarak tam destek veriyoruz. Merkez Birliğimizin yanısıra 80 İl Birliğimiz tarafından da kampanyaya özellikle sosyal medyada tam destek verilecektir. İzmir ve Dalaman başta olmak üzere farklı illerde tek seferde ve aynı anda 11 milyon fidan dikimi gerçekleştirilecek olması nedeniyle Dünya çapında bir rekor elde etmek ve yaz boyunca yanan alanlarda yeni fidan dikimleriyle birlikte ülkemizin akciğeri konumunda olan orman alanlarımızın artırılması ve daha yeşil bir Türkiye için milli servetimiz olan ormanlarımızı ağaçlandırmak adına kampanyayı canı gönülden destekliyoruz.” İfadelerine yer verdi.
10.09.2019
Devamı

Bakan Test Etti BE 200 Yangın Söndürme Uçakları Görüşmeleri Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus üretimi yangın söndürme uçaklarını yerinde incelemek üzere beraberindeki heyet ile birlikte Rusya’nın Azak Denizi kenarında bulunan Taganrog kentine gitti. Türkiye’nin Rusya’dan almayı planladığı BE 200 çok amaçlı amfibi uçağını üretildiği fabrikada inceleyen Pakdemirli, yangın söndürme uçağınıda kullandı.

  Uçağı indirdikten sonra pilot kokpitinde konuşan Bakan Pakdemirli, “Kaptan pilotumuzla birlikte az evvel uçtuk. Uçağın kumandaları son derece yumuşak manevraya gelebiliyor. Bizim yangınlarımız için en önemli unsurlardan biri dar alanlarda manevra kabiliyeti, aslında bu uçak uzun zamandır takip ettiğimiz bir uçak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da Rusya ziyaretinde fuarda gördüğü ve bizi talimatlandırdığı bir uçak. Diğer alternatifler üzerinde de çalışmakla birlikte bu uçağı da gelip görelim istiyorduk. Bugün itibarıyla Beriev uçak firmasının fabrikasının uçağını test ettik. Manevraya gelebiliyor. Türkiye'de ormanlarda yangınla mücadelede kullanabileceğimiz biz uçak. Bundan sonrasında ikili görüşmelerimiz var. Karşılıklı şartları görüşeceğiz. Uçağın teknik kabiliyetlerini, yakıt yakışından tutunda diğer Türkiye için gerekli olan hem teknik özellikler hem de bizim coğrafyaya uygunluğu konusunda teknik görüşmelerimiz olacak. Görüşmeleri tamamladıktan sonra daha net bir açıklama yapabiliriz” dedi.

 B-200 çok amaçlı amfibi uçağı UAC yapısında olan HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ tarafından tasarlanmış ve seri üretime geçilmiştir.
Be-200 ilk uçuşu 1998 Eylül ayında yapıldı. Aralık 2003 tarihinde Rusya Doğal Affetler Bakanlığı için özel olarak tasarlanan Be-200ChS versiyonundaki Be-200 uçağına Devletlerarası Havacılık Komitesi (MAK) havacılık sicilinden Tip Sertifikası, Kasım 2010 tarihinde ise Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı’ndan (EASA) Tip Sertifikası aldı. Bundan dolayı, uçağın Avrupa şirket ve kurumları tarafından ve EASA normlarını standart olarak kabul eden ülkelerin şirket ve kurumları tarafından kullanılmasına imkan sağlandı. Günümüzde uçağa Dairelerarası Hava Tankerler Komitesi’nden (ABD) izin alma çalışmaları yapılmaktadır.

  Amfibi uçağının başlangıç müşterisi, şu anda 10 adet Be-200ChS uçak parkına sahip olan Rusya Federasyonu Doğal Afetler Bakanlığı olmuştur. Haziran 2004 tarihinden itibaren Be-200ChS uçakları yangın tehlikesi yüksek dönemlerinde havaalanlarında daimi görevini sürdürmektedir. Nisan 2008 tarihinde bir adet Be-200ChS uçağı Azerbaycan Doğal Affetler Bakanlığına teslim edilmiştir. Daha iki adet uçak (Be-200 ve Be-200ChS) HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ şirketinde kullanılmaktadır. Taganrog fabrikasından ilk Be-200ChS uçağı Doğal Affetler Bakanlığı’na Ocak 2017 tarihinde teslim edilmiştir.
Mayıs 2017 tarihinde, Be-200 seri üretiminin İrkutsk fabrikasından Taganrog fabrikasında geçildikten sonra Doğal Affetler Bakanlığı ile daha altı tane Taganrog üretimi yeni Be-200ChS uçağının tedarik devlet sözleşmesi imzalanmıştır. Şimdi Be-200ChS seri üretimi yapılmaktadır. İç ve dış piyasalara toplam tedarik hacmi 2025 yılına kadar 50 uçaktan fazla Be-200ChS seri üretiminde yapılan varyasyonlarda olabilmektedir. Amfibinin baz modifikasyonu orman yangınların su veya ateş söndürme sıvıları ile söndürülmesi için yapılmıştır. Tamamen su geçirmez gövdesi sayesinde, Be-200 tarafından yapılan görev listesi büyük ölçüde artmaktadır. Uçak yolcu taşımacılığı, arama-kurtarma çalışmaları, çevre izleme, deniz ekonomik bölgesinin ve deniz sınırların gözlemlemesini yapabilmektedir. Be-200 birkaç kere Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Malezya, Çin’de yangın söndürme çalışmalarına katılmış ve gösterilmiştir. Uçağı Fransız, Amerikan, İtalya pilotları kullanmış ve teknik özellikler ile imkanları hakkında en yüksek puan vermiştir.
 
 
10.09.2019
Devamı

BİRLİKLERİN FERYADI Kamil Özcan Ne İş yapıyor?

Yetiştirici soruyor? Birliklerin Geleceği merak ediliyor?

20 yıl önce temelleri atılan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği büyük emek ve zahmetlerle kurularak ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu ve misyonu olmuş bugün gelinen noktada TDSYMB kazanımlarını kaybediyor mu?

 Yüzlerce yetiştiricinin adına soruyoruz?

Soru: TDSYMB Başkanı Kamil Özcan seçildiği 17 Ağustos 2017 gününden bugüne Merkez Birliği ve il birlikleri adına hangi projeleri gerçekleştirmiştir? Projeleri var mıdır?

Soru: Merkez Birliğinin 7 olağan Genel Kurulunda karar alınarak merkez birliği tarafından satın alınan Polatlı’daki araziye boğa istasyonu kurulacaktı. Boğa istasyonu temeli atıldı mı? Boğa istasyonu temeli ne zaman atılacak?

Soru: Soy kütüğü desteği 4 yıldır artırılmadı. Soy kütüğünün artırılmasına yönelik çalışmalar var mı? Ne zaman artırılacak?

Soru: Sayın Özcan birçok İl birliği huzur hakkı ve harcırah almazken siz iki yıldır görevdesiniz. İki yılda aldığınız huzur hakkı ve harcırahlar ne kadar? Günlük kaç TL harcırah alıyorsunuz?

Soru: Sayın Özcan yerli sperma Gentürk kullanıyor musunuz? Daha önce 400 bin doz Gentürk satışı olan sperma 250 bin doza düştü mü?

Soru: Tarım ve Orman Bakanlığınca görevlendirildiği dillendirilen Metin Bey isminde birisi var mıdır?

Bu kişi Merkez Birliğinde hangi görev ve vasıfla ne gibi işler yapmaktadır? Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığından görevlendirilmiş olur yazısı var mıdır?  Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığında resmi olarak bir görevi var mıdır?  Metin bey hangi vasıf ve durumla merkez birliğinin imkânlarından yararlandırılmaktadır?

Anadolu İzlenimleri aracılığı ile yüzlerce yetiştiricinin adına kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruları Genel Başkan Özcan tarafından cevaplandırılmasını kamuoyu adına bekliyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin dosyasını da yakında açıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
09.09.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Ödeyemiyor

Geçtiğimiz Haziran ayında Eskişehir’de etkili olan sel ve dolu felaketinden etkilenen çiftçiler şimdi de yeni bir mağduriyetle karşı karşıya. CHP Milletvekili Utku Çakırözer, 31 Ağustos’ta ödeme süresi dolan çiftçinin borçlarını ödeyemediğine dikkat çekti.

100 milyon zarar
Selden etkilenen çiftçinin kendi hesabıyla 100 milyon zararı olduğunu aktaran Çakırözer, “Eskişehirimizde selden etkilenen çiftçilerimizin kendi hesaplarıyla zaten 100 milyon zararı var. İktidar yetkililerinin yaptığı hasar tespit çalışmalarında bu zarar 60 milyona yakın tespit edilmiş. TARSİM selden etkilenen çiftçilerimiz için 9 milyon tutarında yardım yapıldığını açıklıyor. Hasar tespiti yapılan çiftçilerimizle konuştum. TARSİM’e kayıtlı olan çiftçilerimize çok az miktarlarda ödeme yapılmış. TARSİM’e kayıtlı olmayan çiftçimize ise hiçbir destek yapılmamış. Çiftçinin 100 milyon zararının 10’da 1’ini ödemek marifet mi? Bu rakamları ödedik diyerek hiç kimsenin derdine derman olamazsınız” dedi.

Derhal ertelenmeli
Çakırözer yetkililere çağrıda bulunarak, “31 Ağustos çiftçilerimizin borçlarını ödemesi için son tarihti. Ama çiftçimiz borçlarını ödeyemedi. Herhangi bir ertelemeye gidilmedi. Şu an çiftçilerimizin borçları cezalı faiz üzerinden işliyor. Çiftçimiz borç ertelemesi bekliyor. Borç yapılandırması bekliyor. 9 milyon ödeme yaptık diyerek kurtulamazsınız. Çiftçimizin mağduriyetleri derhal giderilmeli” dedi.
 
 
09.09.2019
Devamı

1,5 Milyon Balığın Ölümü Engellendi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü uygulamaya koyduğu proje ile 2014-2018 arasında denizlerde ve iç sularda yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğü alanda hayalet ağ taraması yaptı. Balıkçılar tarafından terk edilen ve halk arasında hayalet ağ diye adlandırılan bu ağların temizlenmesi ile ise yaklaşık 1,5 milyon balığın ölmesi engellendi.
“Denizlerin Terkedilmiş Av Araçlarından Temizlenmesi Projesi” 2014 yılında ülkemizin deniz ve iç sularında unutulan veya terk edilen, halk arasında hayalet ağ olarak tabir edilen av araçlarının temizlenmesi amacı ile uygulamaya konuldu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin yakından takip ettiği ve geçtiğimiz aylarda da farkındalığı arttırmak amacıyla Çeşme’de dalış yaptığı denizlerin temizlenmesi projesi denizlerimizde sürdürülebilirlik noktasında büyük önem taşıyor.

AKDENİZ ÜLKELERİNDE BİR İLK

Pakdemirli, Projenin kamu kaynağı kullanılması, çalışma süresi ve çalışma alanı büyüklüğü bakımından Akdeniz ülkeleri arasında bir ilk olma özelliği taşıyacağını belirtti.
“Bu proje bizim Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüzün projesi. Şimdilik tamamen devletimizin, Bakanlığımızın imkânlarıyla gerçekleşiyor. Ama ilerleyen günlerde burada inşallah sivil toplum kuruluşlarımızda olacak" dedi

63 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE HAYALET AĞ ÇIKARILDI
Projenin ülkemiz iç su ve denizlerinde 2014 yılından itibaren uygulandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Proje kapsamında 4 yıl içinde 600 lokasyonda yaklaşık 65 bin dekar, yani 9 bin futbol sahası büyüklüğünde alanı taradık. Bu tarama neticesinde ise yine yaklaşık 449 bin m2,  yani 63 futbol sahası büyüklüğünde terkedilmiş ağı ve 4.420 adet sepeti sularımızdan çıkardık” diye konuştu.

"100 METRE AĞ, 300 DENİZ CANLISININ ORTADAN KALKMASINA SEBEP OLUYOR"
Pakdemirli, “100 metre ağ yaklaşık 300 deniz canlısını, organizmasını ortadan kalkmasına sebep oluyor. Bizim şu ana kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 1,5 milyon deniz canlısını ve ekosistemi korumuş kollamış oluyoruz. Dünya'da da böyle bir durum söz konusu. Geçen yıl 650 bin ton ağ atılmış dünyada. Bunlar bir şekilde denize karıştı. Biz bu proje ile denizlerimizi temiz tutarak, sürdürülebilirliği arttırmayı amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

 
 
09.09.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Görevden Alınma

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 5 ay önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atadığı Mümtaz Sinan’ı dün itibari ile görevden aldı.

Mümtaz Sinan, 3 Nisan 2019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Mümtaz Sinan 05 Eylül 2019 tarihinde görevden alındı.

Mümtaz Sinan önceden Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı ve Ardeşen eski belediye başkanı olarak görev yapmıştı.

Genel Müdür Mümtaz Sinan 05 Eylül itibariyle görevden alındı. Mümtaz Sinan’dan önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürü olarak Muharrem Selçuk görev almıştı. 

 
06.09.2019
Devamı

Fındıkta ödemeler başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan fındıkta ödemelerin bugün başladığını söyledi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulanan Bakan Pakdemirli, TMO'nun alım döneminin ilk 10 gününde mahsullerini teslim eden 700 üreticinin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldığını, üreticilerin yarından itibaren paralarını tahsil edebileceğini söyledi. Bakanın açıklamasında,"Alım döneminin ilk 10 gününde Toprak Mahsulleri Ofisi’mize mahsullerini teslim eden; 700 üreticimizin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldı. Üreticilerimiz bugünden itibaren paralarını tahsil edebilir. Hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

 
06.09.2019
Devamı

Siirt Dünyaya Açılacak

Siirt Üniversitesi ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) arasında ’Keçi Payetleme Projesi’ imza töreni düzenlendi. Türkiye’de küçükbaş hayvancılıkta pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi ile Siirt’te hayvancılığın merkezi haline gelmesi hedeflendiği belirtildi.
 
Mardin’de düzenlenen programın imza törenine Siirt Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Murat Erman ve DİKA adına da Genel Sekreter Yılmaz Altındağ katıldı.

Proje ile Siirt’te yüksek verimli saf kültür ırkı hayvanların kazandırılması, yüksek verimli saf kültür ırklarına ait natif ve dondurulmuş sperma ihtiva eden payetler ile ıslah çalışmalarının yoğunlaştırılması, birim hayvandan elde edilen verim miktarının artırılması hedefleniyor.

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, “Üniversitemiz ve DİKA arasında yapılan iş birliği çerçevesinde ülkemizde ve bölgemizde bir ilk olan proje imzalama töreninde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu çerçevede küçükbaş hayvanlarda sperma payetleme  birimi isimli projemizin ilimizde kurulması ve bunun neticesinde bölgesel kalkınma ve üreticilerin gelir seviyesini artırmaya yönelik bir hedefimizi gerçekleştirmiş olacağız. Bu proje çerçevesinde üreticilerin gelir seviyesi arttırılırken akademik düzeyde de öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin ARGE ve uygulama çalışmaları bu proje çerçevesinde kurulacak birimde gerçekleştirilecektir. Üstün verim özelliklerine sahip saf hayvan ırklarının geliştirilmesi yine bu projemizin çerçevesinde hayvan ıslahı çerçevesinde yapılacak faaliyetler arasında bulunmaktadır. İlimiz keçi yetiştiriciliği noktasında ülkemizde 5 il arasında yer almaktadır. Ancak keçi yetiştiriciliğinde en önemli sorunlardan biri verim ve kalite düşüklüğüdür. Bu verim ve kalite düşüklüğünün önüne geçmek için özellikle ülkemizde kamu ve özel sektörde daha önce kurulmamış küçükbaş hayvancılıklarda sperma payetleme biriminin üniversitemiz faaliyetleriyle ilimizde kurulacak olması tek ve ilk olma özelliği taşımaktadır" dedi.

“Yurt dışına ihracat edilme potansiyeli bulunmaktadır”

Rektör Prof. Dr. Murat Erman, projenin ülke ve bölgeye hayırlı olmasını söyledi.

Prof. Dr. Murat Erman, “Sperma payetleme biriminde gerçekleştirilecek çalışmalar neticesinde ortaya çıkacak payetler hem ilimizin hem bölgemizin hem ülkemizin ihtiyacını karşılayacağı gibi aynı zamanda yurt dışına ihraç edilme potansiyeli de bulunmaktadır. Böylelikle ülkemize bir döviz girdisinin sağlanmasında bu proje çerçevesinde gerçekleşecek olacaktır. Projenin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlar getirmesini hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
 
06.09.2019
Devamı

Barajlarda ki Doluluk Oranı Arttı mı?

Bu yıl barajlarda su seviyelerinde görülen artış, yurt genelinde su sıkıntısı yaşanmayacağını gösteriyor.

Su Seviyesi Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 19 Arttı

Su seviyesi 2018 yılında düşen barajlarımızda bu sene itibariyle artış yaşanıyor. Yüksek ve engebeli topoğrafik yapıda ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemizde, yağışların mevsimlere göre dağılımı ve şiddetleri düzensizdir. Ülkemizde 1973, 1985, 1989, 1994, 2001, 2007, 2014 yıllarında yaşanan kuraklığın yanı sıra, 2017 yılında da son 44 yılın en kurak dönemi yaşandı.  
Bu yıl ise 1 Ekim 2018 – 03 Eylül 2019 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 19,4, 2018 yılına göre ise yüzde 18,8 oranında artış meydana geldi.

3 Büyük Barajda Doluluk Geçen Yıla Göre Yüzde 40 Arttı

Fırat-Dicle Havzasında yer alan barajlar ülkemizin enerji ve tarımı için hayati önem taşıyor.  Ülkemizin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı’nda geçen yıl yüzde 21 olan doluluk oranı bu yıl İtibariyle yüzde 53,8 seviyesine, Karakaya Barajı’nda yüzde 25,5 seviyesinde olan doluluk yüzde 69 seviyesine, Keban Barajı’nda geçen yıl yüzde 50 seviyesinde olan doluluk bu yıl yüzde 79 seviyesine çıkmıştır.

Bununla birlikte, İşletmede olan 246 adet sulama maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 55,3 yine işletmede olan 122 adet enerji maksatlı barajda ise doluluk oranı yüzde  59,7’dir.

4 Büyükşehirde İçme Suyu Barajlarında Doluluk Yüzde 4,5 Arttı

Enerji ve tarım için önemli su kaynakları kadar içme suyu kaynaklarındaki doluluk oranlarında da ciddi bir artış yaşandı. Bu yıl 4 Büyükşehrimize ait İçme suyu barajlarında geçen seneye göre yüzde  4,5 oranında daha fazla su mevcuttur.

Modern Sulama Sistemleri İle Yüzde 60 Tasarruf Edilebilir

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl görülen yağışlarla içme, sulama ve enerji maksatlı barajlarda doluluk olmasının memnuniyet verici olduğunu belirtirken, vatandaşlarımıza da suyumuza sahip çıkma noktasında uyarıda bulundu. ‘Su hayattır, en önemli kaynaktır’ diyen Bakan Pakdemirli, suyun başta tarım olmak üzere her alanda tasarruflu kullanılması noktasında uyarıda bulundu. ‘Bulunduğumuz coğrafyada ortalama olarak her 7 yılda bir kuraklık hadisesi görülüyor. Bu sebeple, su zengini bir ülke olmadığımız için de tasarruflu sistemleri tercih etmeliyiz. Kullanılan suyun 40 milyar metreküpünü yani yüzde 74'ünü sulamada, geri kalanını ise içme, kullanma ve sanayide kullanıyoruz. Bu sebeple en büyük su tasarrufu sulamada yapılabilir. 2003'ten itibaren eski sistemleri terk ederek modern sulama sistemlerini hayata geçirmeye başladık. Borulu sistemlerle yapılan yağmurlama ve damlama metotlarıyla sulamada yüzde 60'ın üzerinde tasarruf yapılabiliyor" diye konuştu.
 
05.09.2019
Devamı

Kırsal Kalkınma Yatırım Toplantısı

Bingöl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Ticaret ve Sanayi Odasınca Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı nedeniyle, Karlıova’da toplantı yapıldı.
Karlıova Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık ortaokulunda düzenlenen toplantıda konuşan Gıda, Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik; “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliklerinin artırılması ve kırsal toplumda belirli bir kapasitenin oluşturulması amacıyla bu program uygulanıyor” dedi.

“Cansuyu olacak”

Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayas ise; “Kırsal Kalkınma projeleri Karlıova ilçesine cansuyu olacak. Geçmiş dönemlerde hayvancılığın yoğun olduğu Karlıova ilçesinde, son dönemlerde ciddi bir azalma söz konusu. Kırsal Kalkınma ve Yatırımların desteklenmesi programları sayesinde çiftçilerimiz bu konuda bilinçlenerek, özellikle besicilik faaliyetlerin yoğunlaşmasına katkı sağlanacaktır” diye konuştu.

Toplantıda daha sonra Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde Ziraat Mühendisi Kerim Kaya tarafından katılımcılara Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hakkında sunum yapıldı.
Kırsal kalkınma Yatırımların Desteklenme programına, Karlıova Kaymakamı Ahmet Güneri, Karlıova Belediye Başkanı Veysi Bingöl, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayaz, Bingöl il Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik, Ak Parti İlçe Başkanı İlyas Bingöl ve çok sayıda katılımcı katıldı.
05.09.2019
Devamı

Emine Erdoğan: Ata Tohum Projesi Milli Bağımsızlığımızın Anahtarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir." dedi.

Emine Erdoğan, himayesinde başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen "Ata Tohumu Projesi" kapsamında TİGEM Polatlı İşletmesi'nde gerçekleştirilen, "Mirasımız Ata Tohum" tanıtım toplantısına katıldı. 

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 2017'de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ata Tohumu Projesi'ni başlattıklarını hatırlatarak o günden bugüne proje kapsamında yerel tohum buluşmaları gerçekleştirdiklerini anlattı.

Bu buluşmalarda çiftçilerin hazine sandıklarını açtıklarını dile getiren Emine Erdoğan, "Bu toprağın mirasının gelecek nesillere aktarılması için tohumlarını devletimize emanet ettiler. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki, kısa sürede binden fazla tohum çeşidi bağışlandı. TİGEM aracılığı ile tohumlar kayıt altına alındı ve gen bankalarında muhafaza edildi." diye konuştu.
Bakanlığın, bu tohumları gen bankasında çoğalttığına ve fide haline getirip tekrar toprakla buluşturduğuna da dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ata tohumlarımızdan ilk etapta 60 ton ürün elde ettik. Kandıra'nın sivri biberinden Samsun'un köy salatalığına, Çorum'un on dilim kavunundan Ayaş'ın beyaz bodur domatesine kadar 11 çeşit ürün mağazalarda satışa sunuldu. Bu sayede, anılarımızda dahi yok olmaya başlayan tatlar ve kokular bundan sonra nostalji olmayacak, inşallah yaşamaya devam edecek. Besinlerimiz, içeriği açısından zengin, özgün tadında ve kokusunda, seneler önce neyse şimdi de o şekilde soframıza gelecek."

Bu başarının sağlanmasındaki emeklerinden dolayı çiftçilere teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, "Ülkemizin parlak geleceğinin tohumları, sizlerin elleri ve yürekleriyle serpiliyor. Bu tohumlar sizlerin alın teriyle sulanıyor. Sağ olun, var olun." dedi.

Emine Erdoğan, tarımın ülkelerin en büyük gücü olduğunu belirterek, Anadolu'nun bereketli topraklarının "buğdayın anavatanı" olduğuna işaret etti. 
Tarımın, Anadolu'da 8 bin yıldan fazla zamandır yapıldığını ve bir anlamda tarımın beşiği konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Tarıma olan ihtiyaç gelecekte çok daha fazla karşımıza çıkacak. Dolayısıyla bugün attığımız adımlar geleceğimize sahip çıkmak ve çocuklarımızı kimseye muhtaç etmemek anlamına geliyor. Böyle bir amaca ulaşmak ise ancak ortak bir bilinç ve ortak bir çabanın ürünü olabilir. Biz bugün sizlerle birlikte toprağımıza milli bağımsızlığı ve geleceği ekiyoruz. İnşallah ileride çocuklarımız bu değerleri bizleri hayırla yad ederek biçecekler." diye konuştu. 

"GÜNÜMÜZDE YAKLAŞIK 800 MİLYON İNSAN YETERSİZ BESLENİYOR"
 Küresel gıda sistemlerinin dünya nüfusuna sürdürülebilir şekilde besleyici gıda sunamadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
"Günümüzde yaklaşık 800 milyon insan yetersiz besleniyor. Buna karşılık 2 milyar insan ise fazla kilolu ya da obeziteyle mücadele ediyor. Bildiğiniz gibi obezitenin bir sebebi de sürekli olarak besin değeri açısından düşük yiyeceklere maruz kalmaktır. Yani kimyasallarla doldurulan, genetiği ile oynanan yiyecekler bir yandan hasta nesiller yetiştiriyor. Bildiğiniz gibi yüksek tansiyondan kansere kadar birçok hastalığın çıkış noktası beslenme alışkanlıklarımızdır. Dolayısıyla ata tohumlarımızla yapacağımız yerli üretimin, sofralarımızdaki tehlikeyi de bertaraf edeceğine inanıyorum. Tükettiğimiz her lokmadaki katkı maddesinden kurtularak bedensel sağlığımızı iyileştirebilir, hayat kalitemizi artırabiliriz."
Emine Erdoğan, dünyada küresel olarak organik ürünlere karşı büyük bir ilgi olduğunu vurgulayarak insanların doğal ürünlere olan hasretinin, beslenme alışkanlıklarının, sağlık açısından nasıl büyük bir tehlike yarattığının farkındalığına işaret ettiğine değindi.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,7 milyar kişiye ulaşmasının beklendiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Gelecekte kendi tarımını yapamayan ülkeler dünyanın açlık noktaları olmaya mahkum olacaklar. Savaşlar, iklim krizi, kıtlık ve doğal afetler gibi dünyanın yaşadığı buhranlar karşısında varlıklarını en iyi koruyabilen ülkeler, tarımda bağımsızlığa kavuşmuş ülkeler olacak. Yani tohum demek, bir anlamda yaşam sigortası demektir. O yüzden tarımı çok daha geniş anlamıyla düşünmek ve ele almak zorundayız. Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir. Ülkemizin potansiyelinde dünyanın en önde gelen tohum üreticisi olmak var. Umudum odur ki kısa bir zamanda Türkiye'de inşallah yerli üretimden başka bir şey görmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. 

"GENÇLERİN TARIM SEKTÖRÜNDEN ÜMİTVAR OLMALARINI SAĞLAMALIYIZ"
Ata tohumlarının muhafazası kadar, bu alanda insan kaynağının devamlılığının da önemine işaret eden Emine Erdoğan, "Kariyer denildiğinde, sadece plazaların anlaşıldığı bir çağdayız. Maalesef günümüzde özellikle gençler arasında masa başı bir iş sahibi olmak, statü elde etmek olarak düşünülüyor. Tarımsal üretim hangi gencimizin gelecek hayalini süslüyor? Demek ki burada bir şeyi yanlış yapıyoruz. Bu yanlışı düzeltmek için tarımdaki büyük potansiyeli doğru bir şekilde anlatmalıyız. Gençlerin tarım sektöründen ümit var olmalarını sağlamalıyız. Toprakla aramızda oluşan bu mesafeyi kaldırmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.  
Emine Erdoğan, tarımın yaşatılmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu da vurgulayarak çiftçilerden topraktaki gizli bilgeliği gençlere anlatmaları ricasında bulundu. 
Aşık Veysel'in "Dost dost nicesine sarıldım/ Benim sadık yarim kara topraktır/Beyhude dolandım, boşa yoruldum/Benim sadık yarim kara topraktır." dizelerini hatırlatan Erdoğan, başta çiftçiler olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığı ve TİGEM'e titiz çalışmalarından dolayı teşekkür ederek Ata Tohumu Projesi'nin daha da güçlenmesini  temenni etti. 

"TOHUM BİR ZAMAN KAPSÜLÜ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu da tüm canlıların tohumdan çoğaldığına işaret ederek, tohumun bir "zaman kapsülü" olduğunu; geçmişten gelirken bir yandan geleceği taşıdığını söyledi. 

Tohumu korumak ve çoğaltmanın, gelecek nesiller için önemine işaret eden Saraçoğlu, tarihteki savaşlarda, tohumların yok edildiğine ilişkin örnekler verdi.  
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece'nin konuşma yaptığı programda, Ata tohumu tanıtım filmi gösterimi de yapıldı. 

Program sonunda Emine Erdoğan, projeye emeği geçenlere ve tohum bağışçıları Cemali Koro, Hazel Güçen, Halil Halaç, Ferdi Tercanoğlu'na plaket takdim etti.
Bakan Pakdemirli de Emine Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu. 

Emine Erdoğan, program öncesinde ata tohumlarının ekildiği TİGEM'deki bahçeyi gezdi. 
Bahçeye gelişinde tohumları getiren çiftçilerle de selamlaşan Emine Erdoğan, bahçede yetişen ürünlerle ilgili de Işıkgece'den bilgi aldı.  
Daha sonra ata tohumları ve tohumların ürünlerinin sergilendiği stantları gezen Emine Erdoğan, buradaki ürünler hakkında da bilgi edindi.
 
04.09.2019
Devamı

71 Gıda Ürünü İncelendi Trans Yağ Tüketiyor Olabilirsiniz

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği tarafından İstanbul'da yapılan bir çalışma, markette ve açıkta satılan gıda ürünlerinin bir kısmında tehlikeli oranda trans yağ bulunduğunu ortaya koydu! Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi. Bitkisel yağ denilince sağlıklıymış izlenimi verse de yediğiniz şeyin trans yağ olma ihtimali çok yüksek. Yapılan araştırmada 71 gıda ürünü incelendi ve çıkan sonuç oldukça korkutucu. İşte trans yağ ibaresi kullanılmadığı halde içerisinde trans yağ bulunduran yani hidrojenize bitkisel yağ bulunduran sağlıksız besinler...

Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç.Dr. Öner Özdoğan, bu etiketle tüketicide "Bitkisel ise güvenlidir" algısı yaratılmak istendiğini belirtti.
Dünya Sağlık Örgütü'nün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önerdiğini anımsatan Özdoğan, şöyle devam etti:
"Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı trans yağın gıdalarda mevcut toplam yağ miktarının yüzde 2'si ile sınırlı olması için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Sivil toplum kurumları bu girişimi desteklemekte ve sınırın yüzde 1'e çekilmesini önermektedir. Türkiye'de dolaşım sistemi hastalıkları ölümlerin yüzde 40'ından sorumludur. Sanayi üretimi trans yağ, kalp krizi ve ölüme neden olan zehirli gıda katkısıdır. Günde 5 gram trans yağ tüketmek kalp hastalıkları riskini yüzde 25 artırmaktadır. Çalışmada bazı gıda ürünlerinde o denli yüksek trans yağ bulunmuştur ki, her gün bu gıdayı tüketen birinde kalp hastalığı riskinin artacağı öngörülebilir. Kalp ve damar sağlığı için satışa sunulan yiyecek maddelerinin trans yağ içeriklerini mutlaka denetlemeliyiz. Trans yağın tedarik zincirinden kaldırılması yiyeceğin tadını ve maliyetini değiştirmeyecektir."

Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof.Dr. Pınar Ay ise araştırmanın Türkiye'de satılan gıda ürünlerinde trans yağ miktarını saptamak üzere yapıldığını belirtti.
Çalışma çerçevesinde İstanbul'da marketlerde ve dükkanlarda satışa sunulan paketli ve açık 71 gıda ürününden örnek alınarak laboratuvarda trans yağ miktarının ölçüldüğünü ifade eden Ay, şu bilgileri verdi: "Trans yağın bu ürünlerin yüzde 7'sinde toplam yağ miktarında yüzde 3'ünü aştığı, yüzde 13'ünde ise 1 gram üzerinde olduğu saptanmıştır. En yüksek trans yağ değerleri açıkta satılan börek çeşitleri ile paketlenmiş bazı keklerde bulunmuştur. Örnek alınan simit, açma gibi çokça tüketilen hamur ürünlerinde, margarinlerde, süt ürünlerinde, dondurulmuş gıda ve çerezlerde trans yağ oranı yüzde 1'in altında bulunmuştur.

Okuldaki Çocuklar Tehlike Altında
Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği tarafından 2014-2018 yıllarında yapılan başka çalışmalarda da örnek alınan margarin, sıvı yağ, çikolata, bisküvi, gofret gibi gıda ürünlerinin hepsinde trans yağ oranı yüzde 1 değerinin altında saptanmıştır. Bazı gıda üreticilerinin kullandıkları yağlar toplum sağlığını tehdit etmektedir.
Açıkta satılan yağlı börekler ve paketli kekler özellikle okullar civarında kısıtlı bütçe ile karın doyurmaya çalışan öğrenciler tarafından tüketilmektedir. Çalışmayı genişleterek başka ürünlerin trans yağ oranlarını ölçmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığı açısından sağlıklı yeni bir nesil yetiştirmeyi önemsiyoruz."
 
 
04.09.2019
Devamı

ATB Başkanı Çondur İncire Destek Verilsin

Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur incire destek istedi. Çondur yaptığı açıklamada İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. Dedi.
Başkan Çondur incir ile ilgili şunları kaydetti.

“İncir ve üzüm rekolte tahminleri Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından İzmir Ticaret Borsasında açıklanmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı himayelerinde yapılan, Borsamızın da çalışmalarda yer aldığı rekolte çalışmaları Sonuçlanmıştır.
Sayın Bakanımız, yapılan çalışmalar neticesinde 2019-2020 sezonunda yaş incirde 329 bin ton üretim beklendiğini ifade etti. Bu yıl ürünümüz çok kaliteli.
Hava koşullarının uygun gittiği zaman incirimiz verimli oluyor, bu vesileyle ticaretimizde kolaylaşıyor, üreticilerimizin de içi rahat oluyor.



İncire destek verilsin

İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. İncir de prim desteğinin verilmesi konusunda ilgili makamlara olan taleplerimiz Borsamız tarafından sürekli yenilenmektedir. İfadelerine yer verdi.
 
04.09.2019
Devamı

Büyük Şuraya Hazırlıklar Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Tarım ve Orman Şurası'na ilişkin, "Bakanlığımız tarafından yapılacak şura, kurumumuz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacak." Dedi.

DSİ'den yapılan açıklamaya göre, Genel Müdür Mevlüt  Aydın başkanlığında kurum yöneticilerinin katılımıyla Tarım ve Orman Şurası değerlendirme toplantısı yapıldı.

Aydın, burada yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ekim ayında yapılması planlanan şuranın kurum ve ülke için son derece önemli olduğunu bildirdi. Aydın, "Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacaktır. Bizler de DSİ olarak ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda bu şurada söz sahibi olup katkı sağlamak amacındayız. Kurum olarak hedeflerimiz var ve inşallah bu hedeflerimize ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaya göre, toplantıda, şuranın çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi, hedefleri, işleyişi ve görevlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların istişareleri gerçekleştirildi.
 
04.09.2019
Devamı

Çiftçi Tarımsal Desteğini Bekliyor

Temmuz ayında gerçekleşen Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde büyük şuraya yönelik çalışmalar hızla devam ediyor. Tarım ve Hayvancılık sektörü ise ekim ayında gerçekleştirilmesi planlanan büyük şuradan çıkacak sonuçları bekliyor.

Ağustos ayında mevsimlerin değişmesi ile birlikte Anadolu’nun birçok yöresinde sağanak ve dolu şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine büyük oranda zarar verdi. Çiftçinin mahsul kaldırdığı şu günlerde sağanak yağmur ve dolu fındık başta olmak üzere Fasulye, salata, domates gibi birçok ürüne zarar verdi.

Zarar gören ürünlerin hasar tespit çalışmaları devam ederken anlaşılan şu ki;  mevsiminde yiyeceğimiz ürünler bu senede pahalı olacak gibi.

Ülkemizde diğer sektörler olduğu gibi tarım sektöründe de büyük oranda daralma yaşamaktayız. Üstüne birde sağanak yağış ve dolu tarım ürünlerinin fiyat artışına neden olacağı şimdiden görülebiliyor.

Ağustos ayını geride bıraktık. Tarım ve hayvancılık sektörünün dört gözle beklediği ve hala açıklanmayan 2018 tarımsal destekler üreticiyi geleceğe yönelik planlamalar yapmasında büyük engel olmaktadır. Umudumuz daha fazla geç kalınmadan tarımsal desteklerin bir an önce açıklanıp üreticinin önünü görmesidir. Aksi halde Anadolu’dan edindiğimiz bilgilere göre tarım sektöründe daha büyük krizler bekleniyor.

Temennimiz ülkemizin tüm sektörlerinde ve özellikle tarım sektöründe geleceğe yönelik planlamaların ve işlevlerinin yerinde ve zamanında uygulanarak tarımın şahlanmasıdır.

Kalın Sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
03.09.2019
Devamı

TMO Üzüm Fiyatları İçin Devreye Girdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz." dedi.

İzmir Ticaret Borsası'nda (İTB) sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirinin borsaya getirilmesi nedeniyle düzenlenen sembolik açık artırma törenine katılan Pakdemirli, İzmir'in tarımsal faaliyetler anlamında önde gelen iller arasında yer aldığını belirtti. Dünyada hem üretimde hem ihracatta lider konumdaki ürünlerde fiyat belirleyici olmak gerektiğini söyleyen Pakdemirli, bu yıl 4,2 milyon ton yaş üzüm 305 bin ton da kuru üzüm üretimi beklendiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş incirde de 329 bin ton üretim beklendiğini dile getirdi.
Manisa Ticaret Borsasında yaptıkları toplantıda "çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının 10 liranın altına düşmesi halinde TMO olarak müdahale edeceklerini" söylediğini anımsatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Geçen sürede bakanlık ve TMO olarak piyasayı dikkatle takip ettik. Her ne kadar borsada alım fiyatları 10 lira civarında seyretse de üretim olan ilçelerde çiftçimizin daha düşük fiyatlardan satış yaptığına şahit olduk. Bizim bu durama kayıtsız kalmamız söz konusu değil. Buradan açıklıyorum. TMO olarak kuru üzüm alımı karar teklifimizi bu sabah imzaladım ve onay gönderdim. Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz"
Manisa'nın Alaşehir ilçesi üreticilerinden Veli Şentürk'ün getirdiği çekirdeksiz kuru üzüm, kilogramı bin liradan Ege İhracatçı Birlikleri, Aydın'ın Nazilli ilçesi üreticilerinden Mutlu Yılmaz'ın getirdiği kuru incir de kilogramı bin 50 liradan İzmir Ticaret Borsası tarafından satın alındı. 
 
 
03.09.2019
Devamı

Tarım Sektörü Yüzde 3,4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan-Haziran 2019 dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla rakamlarını açıkladı. Buna göre, ekonomi yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1.5 daralırken, tarım sektörü ise aynı dönemde yüzde 3.4 büyüdü. 

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2019 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 15 artarak 1 trilyon 24 milyar 226 milyon TL oldu.

KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR 9 BİN 693 DOLAR
Kişi başına GSYH, 2018 yılında cari fiyatlarla 45 bin 750 TL, ABD doları cinsinden 9 bin 693 dolar oldu.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'yı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 3,4 arttı, sanayi sektörü yüzde 2,7 ve inşaat sektörü yüzde 12,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,1 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3,3 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 22,8 azaldı.

MAL VE HİZMET İHRACATI YÜZDE 8,1 ARTTI, MAL VE HİZMET İTHALATI İSE YÜZDE 16,9 AZALDI
Mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 8,1 artarken ithalatı ise yüzde 16,9 azaldı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 21,1 ARTTI
İşgücü ödemeleri, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 21,1, net işletme artığı/karma gelir yüzde 9,9 arttı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİNİN GAYRİSAFİ KATMA DEĞER İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE 37,1 OLDU
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın aynı çeyreğinde yüzde 35,6 iken bu oran 2019 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 37,1 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 47,2'den yüzde 44,6'ya düştü.
 
 
03.09.2019
Devamı

Enflasyon Rakamları Açıklandı

TÜİK ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre Enflasyon ağustosta yüzde 0,86 artarken, yıllık bazda yüzde 15,01 oldu
TÜFE'de (2003=100) 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,35, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,62 artış gerçekleşti.
Aylık en yüksek artış yüzde 19,11 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu
Ana harcama grupları itibarıyla 2019 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan, eğitimde yüzde 4,26, konutta yüzde 2,04, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,89 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,75 artış gerçekleşti.
TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 20,98, ev eşyası yüzde 20,13, lokanta ve oteller yüzde 18,52 ve eğitim yüzde 17,59 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.
Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) aylık yüzde 0,16 arttı
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'de 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,05 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,87 artış gerçekleşti.
Ağustos 2019'da endekste kapsanan 418 maddeden; 43 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 243 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 132 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
 
 
03.09.2019
Devamı

Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, projenin uygulandığı Ünye ilçesinde Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi AŞ'ye bağlı olarak çalışan sigortalı fındık işçilerini ziyaret etti. 
Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor" projesi kapsamında sigortalı fındık işçileri durumlarından memnun.

Bir süre işçilerle fındık hasadı gerçekleştiren Belediye Başkanı Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, projenin bu yıl Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerinde pilot bölge olarak uygulandığını söyledi.
Güler, projenin istenildiği gibi gittiğinin vurgulayarak, "Ekiplerimiz hazırlıklarını aylar öncesinden tamamladılar. Yapılan duyurular ve haberler ile fındık işçiliğine başvurular alındı. İlk defa yaptığımız bu çalışmayı bu yıl pilot ilçelerimiz olan Altınordu, Fatsa ve Ünye'de gerçekleştirdik. Elde edilen sonuçlar olumlu. İnşallah bu uygulamayı seneye daha kapsamlı yapacağız." diye konuştu.

Projeye çevre illerden talep var

Projenin sadece Ordu'da ses getirmediğini, komşu illerden de taleplerin olduğunu işaret eden Güler, "Hayata geçirdiğimiz projeye çevre illerden de talepler var. Mesela Giresunlu üreticiler bizden fındık işçisi başvurusunda bulundu. Bu durum projenin doğru olduğunu ve gelecek vadettiğini gösteriyor. İnşallah seneye bu projeyi tüm ilçelerimize yayacağız. Bu proje hepimizin ortak projesidir." dedi.

Güler, fındık işçiliği için başvuruda bulunan kişilerin, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş’ye bağlı olduğunu da anımsatarak, şöyle devam etti:
"Fındık işçiliği için başvuruda bulunan ekipler, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan (ORTAR) Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş'ye bağlanıp sigortalı olarak çalışıyorlar. Bu işçilerin tüm giderleri bizim tarafımızdan karşılanıyor. Onların tek yaptıkları üreticilerin bahçelerinden fındık toplamak. Maaşları ve sigortaları belediye tarafından karşılanıyor. Yapılan bu proje sayesinde her yıl il dışına çıkan yüklü miktarda para ilimizde kalmış oluyor. Bu proje aynı zamanda yeni bir istihdam kapısı haline geldi. Gelecek yıl bu projeye olan ilgilinin daha da artacağını düşünüyorum."

Öte yandan Güler, fındık sezonu sonrası fındık işçiliğinde çalışan işçilerin ağustos ve eylül ayında yapılacak hasadın ardından bahçe temizleme, ot biçme gibi işlere de başvuru yapabileceğini sözlerine ekledi. 
 
02.09.2019
Devamı

Tarımı Olmayan Balkonsuz Eve Benzer

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Kayseri’de katıldığı ’Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecek" dedi.
Kayseri Ticaret Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısına, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar ve davetliler katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Tarım ve Orman Bakanlığının 9 farklı biriminin genel müdür ve yardımcılarını vatandaşlarımız ve esnaflarımızla burada bir araya getiren sayın Mustafa Aksoy’a teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın uzun süredir çok güzel teşvikleri var fakat Kayseri olarak tarım ve hayvancılıkta istediğimiz noktada olmadığımızı söylemeliyiz. Ankara’nın bütçe imkanlarını biliyoruz ama mümkün olduğu kadar Kayseri’nin aslında tarıma elverişli olan topraklarının Yamula, Bahçecik ve Develi projesinin sulama kanallarının tamamlanması ile hem köyden şehre göçün önüne geçeceğiz hem de tarım ve hayvancılıkta kendi kendimize yeten bir yer olacağız” dedi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin de, "Bugün tarım ve hayvancılık yönündeki sorunlarımızı konuşarak 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine yön vereceğimiz bir dönemi hep birlikte başlatmış olacağız. Kayseri dışarıdan bakıldığında bir sanayi şehri olarak tanımlansa da gerçek anlamda tam bir tarım ve hayvancılık kentidir. Bitkisel üretimde kabak çekirdeğinde ilk sırada yer almaktayız, çilek fidesi üretiminin yüzde 60’ı ilimizden gerçekleşmektedir ve çerezlik ay çekirdeğinde 2. Sırada Kayserimiz yer almaktadır. Şeker pancarı ve arpa üretiminde 4. sıradayız. Elma üretiminde 7. ve buğday üretiminde 16. sıradayız. Biz ülkemizin yavru alabalık ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyoruz ve bunu aynı zamanda ülkenin çeşitli noktalarına gönderiyoruz ve oradan da yurtdışına ihraç ediliyor. Ülkemizde tüketilen her 3 yumurtadan 1’i ilimizden ihraç edilmektedir. Katılımlarınızdan ötürü hepinize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, "Her sektörün kendine özgü problemleri ve beklentileri var. Bizim şehir olarak uyum içerisinde, dayanışma içerisinde çalışmamızın bir bereket olduğunu burada herkes takdir eder. Bugüne kadar Kayserili deyince onların ihtiyacı yok ya da onlar kendi imkanlarıyla yapar mantığını artık şöyle revize ediyoruz, Kayserili işini bilir ama işini takip eder ve etmelidir diyoruz. Yapılanlar iyi ve güzel ama yeterli değil. Daha fazlasını hak ettiğimize ben inanıyorum. Orta Anadolu’da tarım ve hayvancılığın merkezi olan ve kendinden çok güzel şekilde söz ettiren bu şehrimizi daha iyi konum ve durumlara taşımak bizlerin de görevidir” diye konuştu.

AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, "Biz 1 yıl içerisinde 17 milyar TL şu veya bu şekilde farklı başlıklar altında tarım sektörüne teşvik veriyoruz. Bu zaman zaman koltuk değnekleri tarzında değerlendirilebilir ama biz sektörün yalnızca Türkiye içerisinde değil, aynı zamanda uluslar arası piyasada da rekabet edebilmesinin önünü açmak açısından bunu yapıyoruz. İnşallah verimlerimiz arttıkça bu tür teşviklerin hangi noktada yapılması lazım geldikçe gün ve gün hesaplanmakta” şeklinde konuştu.

Tarımı olmayan ülkelerin balkonsuz eve benzeyeceğini belirten Tarım VE Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, "Dünyanın bütün ülkelerinde beslenme,gıda ve sağlık kolları, önem sıralamasında ilk sırayı oluşturmakta. Bu bağlamda küresel ölçekte gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe giderek öneminin arttığını daha da net bir şekilde her yıl görünmekte. Her seferinde ifade ettiğimiz gibi, bir devlet için gıda ve tarım ihtiyacı önümüzdeki süreçte savunma sanayiden daha da önemli bir hal alacağını ifade etmek isterim. Dünyayı doyuran ülkenin dünyanın lider ülkesi olacağını çok net bir şekilde göreceğiz. Şu da bir gerçek ki, tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecekler. Bir şey eksik olacak ve bir şeyi gidermek için, bir başka ülkeye, bir başkasına ihtiyaç duymak zorunda kalacak. Türkiye olarak tarımsal hasılatta Avrupa’da ilk sıradayız. Bu da gerçek rakamlar. Dünyada 7.’yiz. yani bu sayıları toprak varlığı olarak değerlendirdiğimizde, toprak varlığı tarımsal alanda 17. sırada. Bu da şu demek, biz aslında fena değiliz ama çok daha iyi bir noktaya gitmemiz lazım ki nüfusumuz hızlı bir şekilde artmakta. Bu tabloda bize aslında arazilerimizi iyi kullandığımızı göstermekte" dedi.
 
02.09.2019
Devamı

AB PANORAMA

AB’DE VE ÜLKEMİZDE KIRSAL KALKINMA (IPARD) VE ÖRGÜTLENME – I
 
Gelişmişlik düzeyi, bir ülke değerlendirilirken önemli göstergelerden biridir. Genellikle sayısal verilere dayanılarak yapılan bu değerlendirmenin, o ülkenin bütün alanlarında, topyekûn bir gelişmişliği kapsaması ve ülkenin bütün fertleri arasında dengeli bir dağılıma sahip olması gerekmektedir. Değilse, gelişmişlik düzeyi sadece bir takım sayılardan oluşan ama o toplum için çok anlamlı olmayan bir gösterge olacaktır. Bu nedenle bir ülkenin gelişmişliğinden bahsederken kır-kent dengesinin iyi ayarlanmış olması, kırsal alanda yaşayan fertlerin ekonomik ve sosyal refahı ile yaşam kalitesinin kentteki insanlar kadar artırılabilmesi gereklidir. Sosyal devlet olduğunu iddia eden bütün ülkeler, toplumsal huzuru tesis edebilmek amacıyla sürdürülebilir bir kırsal kalkınma gerçekleştirmeye çalışırlar. Bunu başaran ülkeler ise gerçek anlamda gelişmiş ülke olarak nitelendirilebilirler.
 
Kabul edilebilir bir kalkınmanın sağlanması, ancak sürdürülebilir bir kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi ile sağlanabilir. Her ülke kendi şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun Kırsal Kalkınma faaliyetlerini etkin bir şekilde uygulayabilmek üzere politikalara belirlemekte ve bu kapsamda tedbirler oluşturmaktadır. İki bölümden oluşan bu yazımızda AB’de ve ülkemizdeki tarımsal alandaki kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler, IPARD uygulamaları ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki önemi üzerinde durulacaktır.
 
Bu ilk bölümde AB’de durum ele alınmakta, kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki rolleri üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda AB’deki son mevzuatın uygulamaya yansımaları ve son durum hakkında bilgiler verilecektir. Gelecek sayıdaki bölümde ise; ülkemizde kırsal kalkınma alanındaki mevcut durum geçmişten günümüze kısaca ele alınıp, mevzuatımız ve stratejik planlarımızdaki son durum tespit edilecektir. Bu tespitler ve AB ile mukayeseler sonunda elde edilen veriler ışığında ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.
 
 
AB’deki Durum
 
Avrupa Birliği’nde başlangıçta Akdeniz bölgesindeki üye ülkeler ve dağlık alanlardaki çiftçilere yönelik olarak başlayan kırsal kalkınma politikaları, her yeni üyelik sonrasında artan gelişmişlik farklılıkları nedeniyle giderek daha da önem kazanmış ve zamanla Ortak Tarım Politikasının (OTP) tamamlayıcı unsuru olarak görülmeye başlamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan çalışmalar sonunda Gündem 2000 adı altında yapılan reform çalışmaları ile OTP, çok yıllı programlar ile kırsal kalkınmayı da kapsayacak şekilde genişletilmiş ve bu tarihten sonra adı “Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası” olarak anılmaya başlamıştır.
 
AB yapısal fonların daha etkin kullandırılabilmesi amacıyla mevzuatda yapılan değişiklikler ile bir takım tedbirler alınmaya başlamıştır. Geri kalmış bölgelerde tarım ve ormancılıkta üretim ve işleme yapılarının düzenlenmesiyle gelişmenin desteklenmesi ve yapısal uyum sağlanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda üreticilere yatırım yardımı, işleme ve pazarlama için yatırım yardımları, 55 yaşın üstündeki çiftçiler için erken emeklilik primleri, gıda dışı amaçlı tarım ürünlerinin teşviki, çevre dostu uygulamalara destek gibi konular ile kırsal alanlarda ekonomik çeşitliliğin teşvik edilmesi hedeflenmiştir.
 
AB’de son reform sürecinden sonra kırsal kalkınma ile ilgili son esas mevzuat 20 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan 1305 sayılı Kırsal Kalkınma Tüzüğü olmuştur. Son mevzuat içinde özellikle 27’inci madde olmak üzere üretici örgütlerine kanunun birçok yerinde yer verilmiştir. Üretici örgütlerinin ticari planların hazırlanması ile kırsal alanda üretim ve çıktıların pazar taleplerine göre şekillendirilmesi, interbranş örgütler ve kümeler ile kırsal yerel eylem grupları arasında işbirliği kurulması, kuruluşlarının (üretici gruplarının kurulması ve 1308/2013 sayılı Ortak Piyasa Düzenleri Tüzüğünde belirtilen üretici örgütlerine dönüşünceye kadar) desteklenmesi gibi birçok konuya değinilmektedir.
 
AB’de kırsal kalkınma ile ilgili süreci etkileyen en önemli unsur genişlemedir. Son katılımlardan sonra, AB nüfusunun %60’a yakın bir kısmı kırsal alanda yaşar hale gelmiştir. Toplam istihdamın ve toplam üretim değerinin yarıya yakını kırsal alan olarak nitelendirilen bölgelerden sağlanmaktadır. Bu nedenle AB, yeni üyeler için katılım öncesinde sağladığı fonlar ile kırsal alanda denge sağlamayı amaçlamıştır. AB üyeliğine son katılan 10 Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkesi için adaylık sürecinde geliştirilen genişleme stratejisi çerçevesinde tarımsal yapıyı yeniden şekillendirmek amacıyla verilen SAPARD (Special Accession Programme for Agriculture and Rural Development) ve aralarında ülkemizin de olduğu son aday ülkelere yönelik uygulanan katılım öncesi mali yardım aracı kırsal kalkınma için verilen IPARD (Instrument for Pre Accession Rural Development-Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Yardımı) destekleri önemli birer fon kaynağı olmuştur.
 
Genel olarak; AB’de kırsal kalkınma politikaları ile tarım ve orman sektörünün güçlendirilmesi, kırsal alanların rekabet gücünün artırılması ve çevrenin ve kırsal mirasın korunması hedeflerine ulaşmak hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ve Avrupa Birliği içinde kır-kent arası dengesizliği azaltmak amacıyla uzun yıllardan bu yana ciddi politikalar uygulanmakta ve büyük paralar harcanmaktadır. Halen Ortak Tarım Politikasının %25’i kadar bir miktar Kırsal Kalkınma Politikaları için ayrılmakta ve birlikte Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası bütçesini oluşturmaktadır. Aslında AB’nin tarım desteklemelerinde kırsal kalkınmaya yönelmesinin ardında yatan bir diğer gerçek; Dünya Ticaret Örgütü’nün kısıtlamalarından kaçınmak ve destekleri mavi ya da yeşil kutu içinde gösterebilmektir.
 
Bu arada zamanla kırsal alanlarda gerçekleştirilen projelerde hedeflenen başarıya ulaşabilmek için bir yapıya ihtiyaç duyulmaya başlamıştır. Kırsal kalkınma projelerinde karşılıklı dayanışma ortamı yaratmak, deneyimleri paylaşmak, yenilikleri desteklemek üzere LEADER (Links Between Actions For The Development Of Rural Economy-Kırsal Ekonominin Geliştirilmesinde Faaliyetlerin Birleştirilmesi) denen ortak faaliyetler başlatılmıştır. LEADER yaklaşımı olarak adlandırılan bu faaliyetlerin uygulanması sırasında karşılaşılan organizasyon ve idare ile ilgili düzenlemelere ilişkin yapılara ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir.
 
Bu aşamada hem LEADER faaliyetleri kapsamında, hem de SAPARD ve IPARD Tedbirleri kapsamında ağırlıklı olarak üreticiler tarafından kurulmuş örgütlerin önemli sorumluluklar alabildikleri görülmektedir. Aslında sadece kırsal kalkınma alanında değil, AB’deki tarım ve balıkçılık ile ilgili ortak politikaların ve bu kapsamdaki Ortak Piyasa Düzenlemelerinin temel uygulama aracı olarak karşımıza hep örgütler çıkmaktadır. Kırsal Kalkınma ile ilgili üretici örgütlerinin rolleri ve uygulamalar Ortak Piyasa Düzenlerindeki uygulamalardan çok farklı değildir.
 
Kırsal kalkınmada üretici örgütlerinin görevi, dağlık ya da geri kalmış yörelerde sürdürülecek kalkınma faaliyetlerinde etkinliğin arttırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle bölgede bulunan faal üretici örgütü kullanılmaktadır. Eğer halihazırda bir üretici örgüt yoksa daha önce kurulmuş fakat halen etkinliğini yitirmiş olan üretici örgütünün yeniden yapılandırılması tercih edilmektedir. Eğer bu da yoksa yeni bir üretici örgüt kurulması yoluna gidilmektedir.
 
Herhangi bir örgüte üye olmayan üreticiler bir araya gelerek ya da Mevcut Örgütler (Any Legal Entity) AB kriterlerine uygun olarak tanınma hakkını kazanmaları halinde “Üretici Örgütleri” (Producer Organizations) olarak adlandırılmaktadırlar. Özellikle kırsal alanlarda bu kriterleri karşılayabilmek güçleşebilmektedir. Bu tip durumlarda ilk 5 yıl cirosunun %5-3’lük bir kısmı oranında kuruluş desteği adı altında bir ön destek alarak “Üretici Grubu” (Producer Groups) oluşturulmaktadır. İşte bu örgütler Kırsal Kalkınma politikalarının uygulanmasında öne çıkmaktadırlar. Kırsal ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve arttırılması kapsamında üretim, destekleme, işleme, pazarlama, dış ticaret, stoklama, kalite/pazarlama standartları, tüketici bilgisi, rekabet kuralları, piyasa istihbaratı gibi konularda hükümlerin ve bu kapsamdaki kuralların uygulanmasına yönelik hazırladıkları özel planlama dökümanları yürütülen kırsal kalkınma çalışmalarının başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. AB’de Üretici Gruplarına Örgütlerine verilen görevler ana hatları ile aşağıdaki şekilde özetlenmeye çalışılmıştır:
 
  1. Kırsal Kalkınma Politikalarının uygulanacağı yerde bulunan güçsüz üreticilerin ekonomik faaliyetlere katılımını desteklemek ve yönlendirmek,
  2. Üyelerinin kaydını tutmak,
  3. Üretilen ve pazarlanan ürünlerin kaydını tutmak,
  4. Üyeleri tarafından üretilen ürünlerin piyasaya satışını - arzını düzenlemek,
  5. Piyasanın talep ettiği miktar, standart ve kalitede üretiminin planlanması yapmak,
  6. Planlama yönelik İşletim Programın hazırlanmak,
  7. Uygulama için bir İşletim fonu oluşturmak ve bunu finanse etmek,
  8. Üretim maliyetlerini azaltıcı tedbirler almak,
  9. Kırsal piyasada fiyat istikrarını sağlayıcı müdahalelerde bulunmak,
  10. Kırsal alanda planlanan üretimin gerçekleştirilmesi için gerekli müdahale sistemlerinin kurmak ve gerektiğinde işletilmek,
  11. Pazarlama (doğrudan satış/mezat) faaliyetinde bulunulmak,
  12. Kırsal alanda hedef sektöre verilen destekleme, depolama, girdi gibi fonları ve maddi tazminatları üyeleri arasında paylaştırmak,
  13. Ürünlerin işlenmesi ve atıkların değerlendirilmesinde kırsal çevreyi koruyucu tekniklerin uygulanmasını sağlamak,
  14. Kırsal alanda su ve toprak kaynakları ile peyzajın korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesine yönelik uygulamaları teşvik etmek.
 
Üye ülke yetkili otoritesi olan Tarım Bakanlıkları, bu mekanizma içinde işletim görevinden sorumlu olan üretici örgütlerinin kurulması, tanınması ve AB Komisyonu tarafından bu örgütlere verilen görevlerin yerine getirilmesini kontrol etmek ile yükümlüdür.
 
Avrupa Birliği’nde üye devletlerin bu kadar çok yetkiyi üretici örgütlerine devretmelerinin kendilerine göre haklı gerekçeleri bulunmaktadır. Hem AB Komisyonu, hem de üye devlet yetkili makamları, tarımsal verilerin doğruluğunu takip etmek ve kararların uygulanabilirliğini arttırmak için OPD hükümlerinin uygulanmasında üretici örgütlerine önemli roller vermektedir. Ayrıca bu yöntem, üye devletler açısından sahada büyük kolaylıklar sağlamakta ve daha ucuza mal olmaktadır.
 
Gelecek sayıda, kırsal kalkınma alanında ülkemizdeki son durum tespit edilecek, IPARD ile ilgili bilgiler verilecek ve ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde özellikle de IPARD desteklerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.

Erhan EKMEN
 
01.09.2019
Devamı

NEDEN BUZAĞI ÖLÜMLERİYLE BAŞ EDEMİYORUZ

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kurulan işletmeler yüksek kar beklentisiyle bu işe soyunuyorlar. Bir takım etüt ve projeksiyon çalışmaları sonrası modern ahırlar oluşturuluyor. İşletmeci imkânı varsa biraz arazi satın alarak işe başlıyor. Kişi hayvancılık sektörüne yeni giriyor ve konuyla ilgili bir deneyimi yoksa, bazı zorluklarla karşılaşıyor. Mecburen ilk planda çiftlikle birilerinin alakadar olması gerekiyor. Öncelikle çiftliğe bakacak, sahip olacak yetkili bulunuyor, sonra da bir takım oluşturulmaya çalışılıyor. Takımda; bekçiler, hayvan bakıcıları, sağımcılar, tohumlama ve aşı elemanları ile veteriner hekimler, zooteknistler bulunmak zorunda. Bunlara ek olarak bir de tecrübe… Bakın en önemlisini sona yazdım “TECRÜBE”. İşte bu kapının altın anahtarı…
       Ne demek Tecrübe?
  • Yapılan hangi iş olursa olsun deneyim demek,
  • İş ciddiyeti demek,
  • Çalışılan konuda detay bilgi sahibi olmak demek,
  • Verilen emir ve komutları alıp, hem bilimin hem de kendi kazanımlarının süzgecinden geçirerek uygulayan demek,
  • Kısaca iyi ve faydalı olan her şeyi kullanmak demektir.
Şimdi konu başlığına gelelim “Neden buzağı ishalleriyle baş edemiyoruz “. İşletmelerin pek çoğu neden bu konuda hala sıkıntı yaşıyor?

En büyük neden iş kalitesi, tecrübesizlik ve teknik ekibin yetersizliği ya da uyumsuzluğudur. Çünkü iyi bir işletme, iyi bir takım oyunu demektir. Herkesin verilen görevi tam manasıyla yapması, tabiri caizse tüm imkanları sonuna kadar kullanıp, sinekten yağ çıkartması demektir. Ancak böylelikle kar edilebilir, böylelikle para kazanılabilir. Bir de zamanlamayı doğru yapıp işletmeye lazım olan ne varsa vakitlice almalıdır. Yani yemini-ilacını zamanında stoklamalıdır. İyi bir depolama alanı oluşturmalı ve alınan her şey son damlasına kadar çürütmeden, kokutmadan kullanılmalıdır. Bunları iyi ve deneyimli bir ekiple yapmalıdır. İşletmede alınan kararlar harfiyen ilgililer tarafından yerine getirilmeli. Aşılamalar, tohumlamalar gününde, zamanında ve düzenli yapılmalı, kayıtlar dosdoğru tutulmalıdır. Ayrıca sık sık personel değiştirilmeden ve de işten anlayan kişilerle çalışılmalıdır. İşetmede hijyen kuralları sıkı sıkıya çalıştırılmalı, anaç sürü, çok kalabalık olmadan ve diğer hayvanlardan ayrı tutulmalı. Genç hayvanlar ve buzağılar da farklı alanlarda bakılmalıdır. Özellikle buzağılarda yeni doğanları imkân varsa tek tek kulübelere yerleştirmeli, yoksa ağız sütünü aldığı ilk günler ister anne yanında, isterse de ayrı bir bölmede temiz, havadar ve hayvanı rahatsız etmeyecek sıcaklıkta bakmalıdır. Yine, doğuma veteriner hekimler, teknikerler, teknisyenler ya da çok tecrübeli elemanlarca müdahale edilmelidir. Yeni doğan buzağının göbek kordonu bakımı, kurulanması ve en önemlisi ilk emeceği ağız sütünü 2-3 saatlik zaman dilimi içinde vermeli. Elle beslenecekse kulübeye alınmalı veya annesiyle geniş ve rahat bir padokta birkaç gün geçirecek zemin hazırlanmalıdır. Bu süreçte ishal olmamaları için; derhal septisemi aşısı “E. Coli F5(K99)” yapılmalı.  Rotavirus, Coronavirus, Clostridium Perfringens ve Cryptosporidium gibi etkenlere karşı önlemler de alınmalıdır. İşletmede doğan hiçbir buzağı asla bir ihmale kurban gitmemelidir.
Aslında bu yazdıklarımı profesyonel işletmeler zaten yapıyor. Hatta dünyadaki yeni gelişen teknolojiyi birçok tesis iyi bir şekilde kullanıyor. Onlarla gurur duyuyor ve çoğalmalarını canı gönülden istiyoruz. Ancak, bizim esas dikkat kesilmemiz gereken küçük ya da orta ölçekli yetiştiriciler. İşin aslı herkes her şeyin farkında, ama nedense ısrarla ihmaller zincirini sürdürmeye devam ediyoruz. Ben söze başlarken modern bir işletme ve onların gereksinimlerini vurguladım. Aslında modern işletme diye bir tabir olmamalı. Hayvancılıkla uğraşan herkesin ahırı yeterli, teknik donanıma sahip bakılıp beslenen hayvanların rahatını ve sağlığını koruyor olmalıdır. Ahırlar, ağıllar günün şartlarını sağlar nitelikte olmalı ki, doğan yavrular-buzağılar ölmesin. Hala bugün olmuş işletmelerin bazılarında elektrik yok, su yok, yeterli havalandırma yok.  İşletmeye girdiğinizde, geniz yakan kesif bir gübre kokusu, bir delikten sızan ince bir ışık hüzmesi her yer karanlık, vıcık vıcık idrarın, gübrenin içinde yüzen yeni doğmuş buzağılar. Son derece sağlıksız, kalabalık bir ahır, birbiri üstüne basıp geçen koyun, keçi, kaz, ördek vs… Birçok şehirde, birçok yerde görmeye alıştığımız manzaralar bunlar. Ahır şatları o kadar yetersiz o kadar bozuk ki, çalışan insanlar bile etkileniyor. Yakın zamanda bir veteriner hekim arkadaşımız bir ineğe sezaryen operasyonu yaparken elektrik akımına kapıldı ve hayatını kaybetti. Ne kadar üzüldük. Ahırda doğru düzgün bir elektrik sistemi olmadığından uzatma kablosu kullanılarak ortam aydınlatılmak istenmiş ve bu sırada meydana gelen elektrik kaçağından kardeşimiz kaza kurbanı olmuştur. Her şeyin çok kolay elde edildiği bir çağda bu nasıl oluyor? Hayat bu kadar mı ucuz? Soruyorum şimdi; bir hekimin hayatta kalamadığı bir yerde, diğer canlılar nasıl yaşasın, nasıl sağ kalsın? Akıl mantık işimi bu? Oradakilere “bu hal nedir!” diye sorsanız; “ne yapalım, imkanlar böyle” ya da “başka bir çarem yok” gibi kaçamak cevaplar alırsınız. Halbuki ahır doğru düzgün inşa edilse, ya da ne bileyim adam akıllı bir bina, bir alan olsa bu acılar yaşanmayacaktır. İşte vurgulamak istediğim bu. Siz bir sürü eksiklerle dolusunuz, ama ne hikmetse tam sonuca varmak istiyorsunuz. Yok böyle bir şey. Bu arada dikkat çekilmesi gereken bir husus daha var o da; sahada çalışan veteriner hekimler sadece yıpranmıyor, ölüyor. Bunu tüm devlet büyüklerinin görmesi ve fark etmesi gerekiyor artık. Bir an önce özverili ve gayretli arkadaşlarımızın sosyal güvenlik hakları, yıpranma durumları göz önüne alınarak yeniden tanzim edilip, düzenlenmelidir.

Tekrar ana konuya dönersek; imkansızlıklar içinde çalışmak ya da hayvan bakmak büyük ölçüde verim kaybına uğramak demektir. Yani işletmeye sığacak kadar veya gücü yettiğince hayvan bakılmazsa, o tesisin kazanç sağlaması oldukça zordur. Ancak hala belli saplantılarla hayvancılık yapanlar, hala kendini düzeltmeyi ısrarla reddedenler var.

Onlara soruyoruz;
- “ Neden camı-kapıyı kapatıyorsunuz?, cevap; hayvanlar üşür”.
- “ Neden hayvanların altları ıslak?” İdrarı, suyu tahliye edecek gider yok.
- “ Neden zemine kuruluk atmıyorsunuz?” , sap saman pahalı.
- “ Neden aynı ahırda tavuk, koyun-keçi, buzağı bir arada?”, yerim dar veya başka alan yok.
- “ Neden böyle hayvancılık yapıyorsun?”, biz atamızdan böyle gördük, böyle biliriz.
İşte atamızdan böyle gördük, böyle biliriz TECRÜBE’si de bize yaramıyor. İyi bir netice vermiyor. Bu tecrübeyle biz buzağıları ölmekten kurtaramıyoruz, bu tecrübeyle biz kaliteli hayvan yetiştiremiyoruz, bu tecrübeyle biz sektörde ayakta kalamıyoruz?
Peki ne yapacağız?
Aslında yapılacakların başında işi sevmek ve bilinçli yapmak geliyor. Bir diğeri kendi olanaklarını göz önüne alarak yatırıma başlamak, ahırın yanı sıra, kendi yemini kendi temin eden kazanır ilkesinden hareketle arazi satın almak veya kiralamak gerekiyor. Tesis eskiyse modernize etmek şarttır. Hayvanlara bakacak yeterli alan oluşturulduktan sonra, temizlik ve hijyen kuralları tavizsiz işletilmelidir. Söz konusu aile işletmesi ise tüm bireyler anne - buzağı ve ahır bakım tekniklerini tam anlamıyla öğrenip uygulamalıdır. Tertipli ve düzenli olunursa karlılık artacaktır. Eğer iyi bir işletmecilik örneği oluşturulmak isteniyorsa; kulaktan dolma, atadan dededen kalma hatalı bilgiler değil, bilimsel gerçeklerle hareket etmek son derece faydalı olacaktır. Özellikle işletmede doğan her buzağı özenli bir şekilde ve yukarda belirttiğim kurallar çerçevesinde bakılıp beslenirse sonuç iyi olacaktır. Yoksa kötü örneklerle yürüyüp gitmek, tedbirleri artırmadan, gerekli kuralları işletmeden devam etmek değil. Bundan sonra daha dikkatli, daha teknik hayvancılık yaparak bol bereketli kazançlar sağlamak dileklerimle...
                       
 
    Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ANA Bilim Dalı Başkanı

 
01.09.2019
Devamı

SU ÜRÜNLERİ AV SEZONU AÇILIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  31 Ağustos Cumartesi gecesi su ürünleri av sezonunu açacak.
Gırgır ve trol ağları ile avcılık faaliyetinde bulunan balıkçılar için 15 Nisan 2019’da kapanan genel av sezonu, 1 Eylül 2019’da açılıyor. Akdeniz’de avcılık yapan balıkçılar için ise av sezonu 16 Eylül 2019’da başlayacak.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla, Tarım ve Orman BakanımI  Bekir Pakdemirli’nin ev sahipliğinde İstanbul Poyrazköy’de “2019-2020 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış” programı yapılarak ‘vira bismillah’ denilecek.
Açılış programında denize çeşitli türlerden balıklar da bırakılacak.
 
30.08.2019
Devamı

Tarım ve İnsan Fotoğraf Sergisi Amasya'da Açıldı

Amasya'da Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenlediği tarım ve insan fotoğraf sergisinin açılışı gerçekleştirildi.

10’uncu Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nda dereceye giren eserler, Hazeranlar Konağı Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergilendi. Serginin açılışına Vali Vekili Turgay İlhan, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ İl Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Şeker, daire amirleri ile vatandaşlar katıldı.

Açılış öncesi konuşan Zekeriya Şeker, 2009 yılından bu yana aralıksız yapılan Tarım ve İnsan Fotoğraf yarışmasına 10 yılda 5 bin 500 kişinin 25 bin eserle katıldığını belirtti.

Bu yılki 11. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın konusunun tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, her türlü tarım hareketliliğinin işlenmesi, üretici, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyet ile tematik kategorinin 'su' olarak belirlendiğine değinen Şeker, başvuruların 30 Eylül tarihine kadar yapılabileceğini söyledi.
 
29.08.2019
Devamı

Kantinlerde Gıda Denetimleri Hızlandırılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde okul kantinlerine yönelik denetimini artırdı. Tarım Bakanığı’ndan yapılan açıklamada, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde denetlenen 47 bin 805 kantinden mevzuata uygun olmayan 195'ine idari para cezasının kesildiği bildirildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tüketici sağlığını koruma hedefi doğrultusunda gıda konusundaki çalışmalarını okul kantinlerine yönelik olarak da sürdürüyor.  Bakanlıkça yayımlanan Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği ve Kılavuzu ile işletmeler için özel hijyen kuralları belirlenirken, kantinlerde çalışan bütün personel için ayrıca hijyen eğitimi alma şartı getirildi. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim bakanlıkları koordinasyonunda hijyen eğitimleri düzenlenerek toplamda 45 bin 29 kantin çalışanı ve Milli Eğitim Bakanlığı personeline eğitim verildi.  Düzenleme dolayısıyla 2015 yılının başından itibaren hijyen eğitimi almamış kişilerin kantin ve yemekhanelerde çalışmasına izin verilmiyor. Gelen talepler doğrultusunda eğitimlerin düzenlenmesine devam ediliyor.  Bakanlıkça, en hassas tüketici gruplarından olan öğrencilerin gıda güvenilirliği konusunda bilinçlenmesine yönelik 2018-2019 eğitim öğretim döneminde bin 370 eğitim verildi ve 130 bin 174 öğrenciye ulaşıldı. 2023 yılına kadar sürecek bu çalışmalarla ülkedeki tüm okullarda öğrenim gören çocukların eğitim alması hedefleniyor.  Bakanlık tarafından, 2011 yılından bugüne kadar tüm eğitim öğretim dönemlerinde okullar, yaz okulları ve kamplarda bulunan kantin ve yemekhaneler her sömestrde bir kez olmak üzere yılda en az 2 kez denetleniyor. Bu çerçevede, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde kantinlere 47 bin 805 denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde mevzuata uygun olmadığı belirlenen 195 kantine idari para cezası uygulandı.
 
Veliler ve Öğrenciler Alo Gıda Hattı’na Başvurabilecek

Resmi kontrollerle okul kantin ve yemekhanelerinin genel ve özel hijyen şartlarının tespiti ve kantinde satılan gıdaların Türk Gıda Kodeksi'ne uygunluğu denetleniyor. Bakanlık tarafından, tüketiciler ve özellikle çocukların sağlığının en üst düzeyde korunması ve sağlıklı bir toplumun oluşturulması adına gelecek dönemde de çalışmalar aralıksız sürdürülecek. Bakanlıkça, veliler ve öğrencilerin, okul kantinlerinde karşılaştıkları olumsuzlukları mutlaka bakanlığın 174 Alo Gıda Hattı'na bildirmesi talep ediliyor.
 
29.08.2019
Devamı

Makine Ekipman Desteği Başvuruları Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığının tarım alanlarında makine kullanımının arttırılması yönelik çalışmaları kapsamında makine hibe desteği başvuruları devam ediyor.
Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik yatırım programı kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi için çiftçilere hibe desteği sağlamaya devam ediyor.

Bayburt'un ekonomisinde önemli bir yere sahip olan hayvancılığında gelişmesi bakımından yem karma, balya ve silaj makineleri alımlarında çiftçilere verilecek olan yüzde 50 hibe desteğine başvuru devam ediyor. Hayvancılıkla uğraşan çiftçileri büyük oranda rahatlatacak olan hibe destek paketine ise son başvuru 30 Eylül'de sona eriyor. Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, kırsal turizm yatırımları, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, el sanatları ve katma değerli ürünler, bilişim sistemleri ve eğitimi gibi çok çeşitli konularda proje başvuruları da devam ediyor. Bu kapsamda 50 bin TL ile 2 milyon 500 bin TL arasında hazırlanacak olan proje konularına Bakanlık tarafından yüzde 50 hibe desteği sağlanacak. 
 
 
29.08.2019
Devamı

‘Vira Bismillah’ İçin Geri Sayım

Denizlerde 15 Nisan’da başlayan av yasağı 1 Eylülde sona erecek. Yeni sezona başlayacak balıkçılar, geçen dönem olduğu gibi özellikle hamsi, çinekop ve istavritte bolluk bekliyor.

1 Eylül’de başlayacak yeni sezon öncesi balıkçıların büyük beklenti içine girdiğini söyledi.
 
Balığın bol olmasının fiyatları düşürdüğünü vurgulayan Özkurnaz, şöyle devam etti:
“Her yıl olduğu gibi özellikle göç döneminde torik, palamut, lüfer ve bunun gibi birçok pullu balık, çipura, mercan, karagöz, sinarit, Karadeniz’den Ege’ye ve oradan da Akdeniz’e açılır. Balıkçıya ekonomik anlamda en çok katkı sağlayacak balık çeşidi lüferdir. Bu yıl özellikle lüfer, geçen yıldan bu yana yataklama yaptı, doğal olarak havyarı da bu bölgeye bırakmış oldu. Bu yıl bu bölgedeki balıkçılığın lüfer bakımından ciddi anlamda artış göstereceği düşüncesindeyiz. Balıkçılarımız geçen sezondan memnundu. Bu sezondan da umutluyuz. Balığın, balıkçılığın özellikle palamut, torik, lüfer gibi balıkların popülasyonunun daha çok artacağını ve balıkçılarımızın da güzel bir dönem geçireceğini umuyoruz.”

 
“Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır”
Balıkçı Tuncay Dinç ise avlanma sezonunun bereketli geçmesi beklentisinde olduklarını anlattı.
Av yasağı nedeniyle tezgahlarında birkaç çeşit balık bulunduğunu aktaran Dinç, “Levrek, çipura kültür balığı. Oltadan gelen çipuraları satıyorum. Dalyan’dan gelen kefal, turna ve levrek var.” dedi.
Dinç, bugünlerde en çok sardalyanın ilgi gördüğünü dile getirdi.
Haftaya başlayacak yeni sezondan beklentilerine değinen Dinç, “Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır. 20-25 lira aralığında satılan sardalyanın 15-20 liraya düşeceğini tahmin ediyoruz. Geçtiğimiz sezon hamsi, çinekop ve istavrit çok bereketliydi, inşallah bu sene de aynısı olur. Bu yıl sardalya fiyatları yüksek gitti ancak bu yıldan umutluyuz.” ifadelerini kullandı.

 
“Balıkçının umudu bitmez”
Balıkçılardan Melih Kayıkçı da sezonun açılmasını dört gözle beklediklerini belirtti.
Palamut, sarıkanat ve lüferin bol olmasını umut ettiklerini kaydeden Kayıkçı, “Sezonun açılışı palamutla başlar, sarıkanat, lüfer, istavrit ve tekir gibi balıklarla devam eder. Fiyatlarda düşme olur. Geçen yıl güzel bir sezon geçirdik, umarım bu sezon da bereketli bir sezon olur. Balıkçının umudu bitmez.” diye konuştu.
 
28.08.2019
Devamı

"Akıncı ruhlu çiftçi, girişimci ve yatırımcılara ihtiyacımız var"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, artık fetihlerin coğrafyalarda değil, zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapıldığını belirterek, "Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." dedi.

Fatih Metin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Bolu’da Ziraat Odası tarafından Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı.
Konuşmasında bazı yatırım rakamlarının çok büyük ya da küçük olmasının önemli olmadığını dile getiren Fatih Metin,  önemli olan konunun bu yatırımların arkasından gelecek yatırımlarla üretimlere vesile olması gerektiğini vurguladı.

Tarım da ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret eden Metin, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." diye konuştu.

"Desteklerimiz devam edecek"

Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

Ülkede protein tüketiminin arttırılması gerektiğine dikkati çeken Metin, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi arttırmamız gerek." ifadelerini kullandı.
 
28.08.2019
Devamı

Balon balıklarına karşı savaş açtılar

Mersın'in Anamur ilçesinde balık popülasyonlarını tehdit eden balon balığının etki alanını zayıflatmak amacıyla bu yıl ilk kez "İstilacı Balon Balığı Turnuvası" düzenlendi. Belediye ile Avcılar Doğa ve Su Sporları Derneği'nin organize ettiği turnuvaya 79 balıkçı, tekneleriyle katıldı. Sabah saat 06.30'da Anamur Dragon çayından denize açılan tekneler, saat 13.00'e kadar en çok balon balığını yakalamak için yarıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde 49 tekneyle toplam 400 balon balığı yakalandı. Gün sonunda 70 balıkla 1'inci olan Serkan Meteris 4 beygir gücünde deniz motoru, 2'nci olan Meltem Ceren Gülener fiber tekne, 36 balıkla 3'üncü olan Cihangir Uygur ise elektrikli çıkrık kazandı.
 
27.08.2019
Devamı

Holstein ırkı damızlık inek Yarışması Yetiştiricilerini Bekliyor

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Durgun, 5 Eylül 2019 tarihinde Karaevli Tarım ve Teknoloji Fuarında, 3. Damızlık İnek Yarışması düzenleyeceklerini açıkladı. Durgun, yarışmanın kaliteli damızlık özelliğe sahip sığır yetiştiriciliği yapan üyelerini ödüllendirmek ve teşvik etmenin yanısıra, üyelerin yetiştirdiği kaliteli damızlık özelliğe sahip damızlık inek ve düveleri bölge ve ülke genelinde tanıtmak için düzenlendiğini belirtti.  
Durgun, yapılacak olan damızlık inek yarışmasına birlik üyelerini ve tüm yetiştiricileri davet etti. 

YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI
Damızlık Birliği Üyesi Olmak
Holstein Irkı Damızlık İneğe Sahip Olmak
Yarışmaya katılmak isteyenlerin 30 Ağustos 2019 tarihinden önce başvuruda bulunmaları, 
DEĞERLENDİRME VE ÖN ELEME
Yarışma 2 aşamadan oluşmaktadır.
 
Ön eleme yetiştiricinin ahırında yapılacaktır,
Ön elemeyi geçen 8 Holstein İnek katılacaktır,
Yarışma günü ineklerin nakliyesi birliğimiz tarafından sağlanacaktır,
Yarışma anında yetiştiriciler ineklerinin yanında olacaktır,
Yarışmaya katılan inekler Uzman Kişiler tarafından değerlendirmeye alınacaktır.

ÖDÜLLER
Yarışma birincisi ineğin sahibi 13-17 Kasım 2019 tarihinde Almanya’da düzenlenen Agritechnica Fuarına ve Çiftlik Gezisine tüm masrafları DLG Fuarcılık tarafından karşılanarak gitme hakkı kazanacak.
Dereceye giren diğer ineklerin sahiplerine de sürpriz hediyeler verilecek.
 
 
26.08.2019
Devamı

Dolu, 10 Bin Dekar ekili tarım arazisini vurdu

Dün akşam saatlerinde Aksaray’da etkili olan sağnak yağmur ve ardından dolu yağışı 45 dakika içerisinde 10 bin dekar ekili tarım arazisini vurdu. Şiddetli dolu yağışı ayçiçeği başlarını adeta delik deşik ederken, mısır ve bahçelerde ekili sebzeleri yerle bir etti. Tarım arazileri adeta göle dönüşürken, ekili mahsuller tamamen zarar gördü.

Özellikle Çimeli köyü, Topakkaya beldesi, Baymış köyü, Yeşilova beldesi ve Yeşiltepe beldesindeki tarım arazilerinde ayçiçeği, mısır tarlaları ile bağ ve bahçelerde büyük zarara neden oldu. Afetin ardından Tarım ve orman Müdürlüğü ekipleri, Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri tarım arazilerine inerek detaylı tespit çalışmalarını sürdürüyor..
 
22.08.2019
Devamı

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.
 
22.08.2019
Devamı

Giresun’da İlk Fındık Fiyatı 18, 36 dan Alındı

Fındık alımlarının bugün başlaması ile Ordu da başlayan program Giresun’da da hızlı bir şekilde devam ediyor.

Giresun Valisi Harun SARIFAKIOĞULLARI Fındık alımları açılışın konuşmasında söyledi: “ Bütün çiftçilerimize bütün Karadeniz’e kazasız belasız, bol kazançlı bir hasat dönemi diliyorum. Bugün de TMO Genel müdürümüz ile beraber borsamızın fındık alımını başlatıyoruz. Hepinizin bildiği üzere Giresun kalite fıstığın kalite fiyatı 17 TL olarak tespit edilmiştir. Bugünden itibaren de fındık alımları başlamıştır. Bu vesile ile ben fındık üreticilerimizin namına başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Bakanımıza ve bölge milletvekillerimize emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
Gerçekten fındık üretimi toparlanması meşakkatli bir ürün. Her açıdan besleyici bir ürün bizim az önce ifade ettiğimiz üzere kahverengi bir altın aslında elimizde bir altın var. Bu altını en verimli şekilde kullanmak istiyoruz. Üreticimizin de gene az önce belirttiği üzere dönüm başına yaklaşık 170 kg ürün aldığını ifade etti diyorlar. Burada yine ilk gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğümüzün yardımları bilimsel çalışmaları,  gençleştirme, ilaçlama gübreleme çalışmaları,  çiftçilerimizin ürün verimliliğini pozitif yönde etkilemiştir.  Bu sene biz her köyümüze bir örnek fındık bahçesi oluşturduk. İnşallah bunu önümüzde ki yıl her köyümüzde 3 örnek bahçe uygulaması ile yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Burada ki hedefimiz az önceki üreticimizinde ifade ettiği üzere dönüm başı min. 170 kg ürün almak. Eğer örnek bahçelerde ki vurgulamaları genele yayarsak bunu başarabiliriz. Erişilemeyecek bir hedef değil. Tekrar hasat döneminin ve TMO alım dönemini bütün çiftçilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Çitçilerimiz randevu almak sureti ile borsamıza ve TMO’un gösterdiği noktalara ürünlerini getirmek sureti ile rahatlıkla ürünlerini teslim edebilirler.  Yine bu konuda da Genel Müdürümüz başta olmak üzere, borsa başkanımıza, tarım müdürümüze ve çalışanlarına teşekkür ederim”.



TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal  Giresun da yaptığı konuşmasında, Fındığın kalitesini ve ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguladı. Güldal: “Giresun fındık ile çok örnek bir yatırımı gerçekleştirmiş oluyor. Buradan Giresun Ticaret borsasını kutluyor tebrik ediyorum. Örnek olarak da her yerde söylüyor gösteriyoruz. Bu yatırımın Giresun’da olması, üreticilerimiz için ayrı bir gelir olacaktır. İlk fındığı teslim alırken 17 TL olarak açıklanana fındık kalitesinden ötürü de 18.36 kuruşu. 2019 yılı fındık alım dönemi için TMO olarak tüm hazırlıklarımızı yaptık.  Cumhurbaşkanımızın da belirledi fiyatlar tüm üreticileri memnun etti.  Bizimde TMO olarak bir takım beklentilerimiz var tabi ki. Fındığın standart kriterlerini kesinlikle istiyoruz. 2019 yılı çiftçi kayıtlarının mutlaka güncellenmiş olasını istiyoruz. TMO alım noktalarından randevu alarak ürünlerini teslim edebilirler” dedi.
 
21.08.2019
Devamı

Adıyaman'da 10'uncu Fotoğraf sergisi açıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından toprağın ve tarımın önemi konusunda sosyal ve bireysel duyarlılığın geliştirilmesi amacıyla 2009 yılından bu yana düzenlenen 'Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışmasında' dereceye girerek sergilenmeye değer bulunan eserlerin yer aldığı fotoğraflar AVM'de sergilendi.

Serginin açılış kurdelesi Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, ATSO Başkanı Mustafa Uslu, Ziraat Odası Başkanı Salih Şahan kesti.

Adıyaman Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan yaptığı açıklamada, "Yarışmacılar tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, tarım ürünlerinin işlenmesi, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyeti konu alan fotoğraflarla yarışmaya katıldı. 2019 yılı tema konusu 'su' olarak belirlenmiştir. Yarışmaya ilimizden de yoğun katılımının gerçekleşmesini ümit ediyorum" dedi.

63 Fotoğrafın sergilendiği sergiye vatandaşlarda ilgi gösterdi. 
21.08.2019
Devamı

TMO'dan İlk Fındığa 18 TL Fiyat

İlk defa Ordu Ünye’de yılın ilk fındık alımı yapıldı. 54 randımanlı fındığa 18 TL fiyat verildi.

Ordu Ünye’de bugün Başlayan Fındık alımları ile ilgili TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal şu açıklamalarda bulundu: “21 Ağustos itibari ile Ordu Ünye’de 2019 yılı fındık alım dönemini besmele ile başlatıyoruz. Tüm üreticilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. TMO olarak 7’inci defa Sayın cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirildik. 26 Temmuz tarihinde fındık fiyatları Sayın cumhurbaşkanımız tarafından açıklanmıştı.  Üreticilerimizi mutlu eden,  fındık geleceğine umut veren fiyat değindirmesi oldu. Biz TMO olarak bütün hazırlıklarımızı bayramdan önce bitirmiştik.  Yaklaşık 2 yüz bin ton civarında depo hazırlığı yaptık. 33 noktadan 60 ekip ile alım yapacağız. Personelimizi, bütçemizi hazırladık çiftlerimizi bekliyoruz.


TMO olarak çiftçilerimizin işlerini kolaylaştırmak, sıra beklemelerini önleme ve zorluk çekememeleri için randevu sistemi uygulamaya başladık. İnternet üzerinden ya da alım noktalarından randevularını alabilirler. Bunu aldıktan çiftçilerimizden il ve ilçelerindeki tarım müdürlüklerinde çiftçi kayıt sisteminde güncellemelerini yapılmasını istiyoruz.  Havalar yağışlı gidiyor. Fındığın geri gitmemesi için TMO’nun alım kriterlerine dikkat etmesi gerekiyor.  Fındığın kalitesinin düşmemesi için dikkat edilmesi gerekiyor. Nasıl olacak peki.  Yüzde 6 oranında rutubet istiyoruz.  Dışarda yağmur yağar iken fındığı alamayız, aldığımız da bekletemeyiz. Dolayısi ile üreticilerimizin buna dikkat etmesi lazım. Ayrıca alım noktalarımızda kriterlerimizde bildirdik. Randımanı yüzde 50 üzerinde olursa artı pirim alabilecekler yani 16 liralık fındık 17 – 18 liraya çıkabiliyor.  Randıman oldukça önemli.



Üreticilerimiz merak etmesin fındık bitene kadar yanı yılsonuna kadar devam edecek.  Herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında fındık alım noktalarında ki koordinatör arkadaşlarımız kendilerine yardımcı olacaklar. Hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”.
 
21.08.2019
Devamı

TKDK’dan Hayvancılık Kredisi

TKDK hayvancılık kredi desteklerinden yararlanmak için tarım ve hayvancılığa dair faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarfından; koyun, keçi vb. küçükbaş hayvancılık yapan vatandaşlar için çeşitli destekler sunulmaktadır. TKDK geri ödemesiz kredi hizmeti sayesinde tarım ve hayvancılık üretiminin arttırılması ve desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda düşük faizli ve geri ödemesiz destekler kamu bankaları üzerinden vatandaşlara sunulmaktadır.
TKDK’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ziraat Bankası ortaklığında çeşitli hayvancılık kredileri sunulmaktadır. Proje ve kredi kapsamında belirlenen şartları taşıyan kişilerin bu kredi ve desteklerden yararlanmaları mümkündür.

TKDK Kredi Destekleri Nelerdir?

TKDK destekleri birçok farklı alanda tarım ve hayvancılığın bölgesel olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin desteklenmesini hedeflemektedir. 2020 yılına kadar geçerli olması planlanan geri ödemesiz kredi destekleri arasında;
  • Süt üreten tarım işletmeleri kredisi
  • Kırmızı et üreticisi tarımsal işletmeler
  • Kanatlı et üreten işletmeler
  • Yumurta üretim tesisleri
  • Su ürünleri yetiştiriciliği
  • Arıcılık ve arı ürünü üretimi
  • Bitkisel ürün çeşitlendirme ve ürün işlenme tesisleri
  • Yenilenebilir enerji yatırımları
  • Kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri
  • Yerel tarımsal ürün yetiştiriciliği vb.
Birçok farklı kredi destekleri bulunmaktaıdr. Faaliyet alanlarına göre TKDK üzerinden ilgili kredilere başvurularınızı iletebilirsiniz. Belirli dönemlerde açıklanan proje çağrılarını takip ederek bu desteklerden yararlanmanız mümkündür.
TKDK başvuru şartları sağlandığı takdirde herkes bu kredilere başvuru yapabilir. Proje kapsamında geri ödemesiz kredilerin yer alması özellikle hayvancılık kredisi almak isteyenler için büyük avantaj sağlayacaktır. TKDK tarafından yaklaşık 42 şehirde belirli dönemlerde kredi çağrıları yapılmaktadır. Bu çağrıları takip ederek kredilerden yararlanmanız mümkündür.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sunulan destekler kapsamında %40 - %70, %55 - %65 oranında faaliyetlerinize ilişkin geri ödemesiz kredi desteği alabilirsiniz. TKDK’nın yanı sıra KOSGEB, kamu bankaları ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde de kredilerden yararlanabilirsiniz.

TKDK Desteklerinden Kimler Yararlanabilir?

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında yararlanmak için TKDK tarafından çağrı yapılan illerde ikamet ediyor olmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin tarımsal faaliyetleri yürütebileceklerine ilişkin emarelere ve şartlara sahip olması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı bulunan kişiler kredi desteklerine başvurularını rahatlıkla iletebilirler. TKDK geri ödemesiz kredi taleplerinizi çağrı dönemlerinde ilgili kurumlara iletmeniz gerekir

TKDK Geri Ödemesiz Kredi Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?

TKDK hibe proje örnekleri incelenerek geri ödemesiz kredi desteklerinden yararlanma şansınızı büyük ölçüde arttırabilirsiniz. TKDK desteklerinden yararlanmak isteyen kişilerden istenen belgeler arasında;
  • Proje
  • Sözleşme belgesi
  • Mali tablolar (harcamalar, gelir, gider, masraf vb.)
  • Varlıklara ilişkin belgeler
  • Ruhsat
  • Başvuru formu
  • Diğer
Yer almaktadır. Desteklerden yararlanabilmek için mutlaka proje oluşturulması gerekmektedir. Destek kredileri sadece uygun projeler için detaylı incelemer sonucunda verilmektedir.
 
21.08.2019
Devamı

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında 'Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri' sergisi açılacak.

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında "Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri" sergisi açılacak.

Sivas Valiliği koordinesinde Atatürk Kongre Müzesi bahçesinde gerçekleştirilecek sergiyle insanları tarım ve hayvancılığa özendirip tarımın hayatımızdaki yerini ve önemini göstermek ve yeni nesillere tarımı sevdirmek amaçlanıyor.

Cumhuriyet döneminden günümüze tarımda kullanılan alet ve ekipmanların görücüye çıkacağı sergiye yoğun ilgi bekleniyor. 
 
20.08.2019
Devamı

Pazaryeri'ndeki Tarım Arazilerinde Hasar Tespit Çalışmaları Başladı

Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde geçtiğimiz hafta sonu etkili olan şiddetli sonrası zarar gören şerbetçi otu ve Pazaryeri Boncuğu fasulyesi tarlalarında hasar tespit çalışmaları başladı.

Pazaryeri İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri şiddetli yağmurdan zarar görmüş tarlalarda inceleme yapıyor. İlçe Tarım Müdürlüğünden alınan bilgiye göre Pazaryeri ilçesinde ve çevre köylerde 64 dönüm şerbetçi otu tarlası ve 10 dönüm fasulye tarlasında hasar tespit edilirken ekipler çalışmalarına devam ediyor.

Öte yandan Pazaryeri ilçesine bağlı Dereköy köyündeki fasulyesi yetiştiricisi Fehmi Özbay, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, "Pazaryeri Boncuğu fasulyemizden yaklaşık 16 dönüm tarla ektim. Cumartesi günü şiddetli yağışta tarlamın büyük bir bölümü çöktü. Daha hiç toplamadığım fasulyeler vardı. Tarlamda zarar çok büyük. Allah beterinden saklasın. İlçe Tarım Müdürlüğünden ekipler geldi tarlamda inceleme yaptı" ifadesinde bulundu. 
 
20.08.2019
Devamı

TÜRKİYE 4 ÜRÜNÜN ÜRETİM VE İHRACATINDA DÜNYA LİDERİ

Türk fındığı, kirazı, incir ve kayısısı lezzeti ve kalitesi ile dünyaya yayılıyor.

Türkiye fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Dünyada fındık üretiminin yüzde 67’sini, kirazın yüzde 26’sını, incirin yüzde 27’sini ve kayısının yüzde 23’ünü tek başına sağlayan Türkiye, bu ürünlerin üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor.

Fındık, Kiraz, İncir, ve Kayısıdan 2.17 Milyar Dolar İhracat Geliri
Türkiye’de, yıllara göre değişmekle birlikte, bir yılda ortalama 500 bin ile 750 bin ton arasında Fındık üretiliyor. Bu rakam dünya fındık üretiminin yüzde 67’sine denk geliyor. Türkiye Eylül 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında 1,4 milyar dolarlık fındık ve fındık mamulleri ihracatı yaptı.

Yine geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 306 bin ton ile dünya İncir üretiminin yüzde 27’sini karşılayan Türkiye, bu ürünün kuru ve taze olarak ihracatından 286 milyon dolarlık döviz girdisi elde etti.
627 bin tonluk üretim ile dünya Kiraz üretiminin de yüzde 26’sını gerçekleştiren ve 162 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye’de; Kayısı üretimi ise 750 bin ton ile 985 bin ton arasında değişiyor. Kayısı ihracatından da 294 milyon dolarlık gelire ulaşıldı.

Böylece sadece fındık, kiraz, incir kayısı ihracatından 2018 yılında 2,17 milyar dolarlık döviz girdisi sağlandı.

20 Üründe Dünyada İlk Dörtteyiz

Türkiye üretiminde dünyada birinci olduğu fındık, kiraz, incir kayısının yanı sıra ayva, haşhaş tohumu, kavun ve karpuzda ikinci; mercimek, Antepfıstığı, kestane, vişne ve hıyarda üçüncü; ceviz, zeytin, elma, domates, patlıcan, ıspanak ve biberde ise dördüncü sırada bulunuyor.

Bakan Pakdemirli:
  “Türkiye tarımsal üretim bakımından Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Son 16 yılda tarımsal milli gelirimiz 37 milyar liradan 213,4 milyar liraya ulaştı.
Bu dönemde; meyve üretimi 13,3 milyon tondan 22,3 milyon tona, sebze üretimi 25,8 milyon tondan 30 milyon tona, tarla bitkileri üretimi 58 milyon tondan 64,4 milyon tona çıktı. Toplam bitkisel üretimimiz 98 milyon tondan 117 milyon tona yükseldi.

Üretimdeki bu artış ihracatımıza da olumlu yansıyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar tarım ürünleri ihracatımız 2018 yılında 17,7 milyar dolara yükseldi. 
Ülkemiz fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Sadece bu üründen toplam 2,17 milyar dolarlık ihracat geliri elde ettik.
20 üründe ise dünyada ilk dört içerisinde yer alıyoruz.”
 
19.08.2019
Devamı

27 Yıllık Çiftçinin Domatesi Tarlada Kaldı

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Pozluk Mahallesi’nde ailesi ile birlikte binlerce lira verip tarla kiralayan ve 27 yıldır çiftçilik yapan İsmail Menek, domates fiyatının ucuz olduğunu ifade ederek satamadıkları tonlarca domatesi tarlaya döktü. 

27 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Menek, kiraladığı tarlada domates ekip üretim yaptığını söyledi. Menek, “Hep sıkıntı çekiyoruz. Satın aldığımız fidelerin parasını bile çıkaramıyoruz. Şu anda ektiğim tonlarca domates satılmadığı için tarlada çürüyüp gidiyor. Satmak istiyorum fakat alıcı bulamıyoruz. Hepsi kızarmış, hazırdır, bölgede en güzel domatesi bu topraklarda yetişiyoruz ama satacak bir pazar ya da alıcı bulamıyoruz. Kış mevsiminde domates fiyatları tavan yapıyor ve bizlere domates ekin diyorlar ama biz yaz mevsiminde domates ekiyoruz fakat satacak bir tüccar dahi bulamadığımız için domatesler çürüyüp gidiyor ve bizler zararımız ile baş başa kalıyoruz. 170 dönüm tarlanın tamamını domates ekledim yaklaşık 350 bin lira masraf ettim, bunların masrafını nasıl geri alacağımı kara kara düşünüyorum. Elimizden bulunan tonlarca domatesi alıcı bulamadığımızdan kaynaklı olarak hayvanlara yem olması için tarlaya dökeceğiz. Devlet bizlere destek olsun, borç altındayız, çek ve senetlerimizi dahi ödeyemiyoruz” dedi. 



Eşi ve çocukları ile aylarca tarlada çadır kurarak yaşadığını belirten Saddet Minigül isimli kadın çiftçi ise ektikleri domatesleri satılmadığından dolayı döktüklerini söyledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

TMO Fındık Alımı için Randevu Vermeye Başlayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bugünden itibaren 2019 ürünü fındık alımı için çiftçilere randevu vermeye başlayacak.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaliteli kabuklu Giresun fındığı için taban fiyatın kilogramda 17 lira, levant kalite fındık için 16,5 lira olarak açıklandığını anımsattı.

TMO tarafından çiftçilere 19 Ağustos'tan itibaren alımlar için randevu verileceğini, 21 Ağustos'ta da ürün kabulüne başlanılacağı yönünde açıklamada bulunulduğunu belirten Öztürk, sürecin Türkiye ve fındık üreticilerine hayırlı olmasını diledi.

Öztürk, ofisin tüm hazırlıklarını tamamladığını ifade ederek, "TMO alım esaslarını da açıkladı. Şartlar üreticilerimizin lehine, gayet güzel. Şimdi sıra üreticilerimizde. Çiftçi Kayıt Sistemi belgelerini güncelleyerek randevularını alabilirler. Verilen tarihte de ürün teslimi gerçekleştirilecek." dedi.

Çiftçilerden fındık teslimlerinde aceleci davranmamalarını isteyen Öztürk, "Üreticimiz sabırlı olmalı. TMO'dan aldıkları randevulara riayet etmeleri ve alım şartlarına uymaları halinde hem fiyattan memnun olurlar hem de piyasada fiyatın düşmesi önlenir. Onun için çok acele davranılmamalı." diye konuştu.

Öztürk, Giresun'da Fındık Lisanslı Deposu'na ürün teslim edecek çiftçilerin de buradan alacakları ELÜS (elektronik ürün senedi) ile 9 ay vadeli, sıfır faizli kredi kullanabileceklerini sözlerine ekledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

Baraj ve Göletler Su Ürünleri Üretimini'de Zenginleştiriyor

Enerjiden tarıma, içme suyu temininden taşkın korumaya kadar birçok alanda ülke ekonomisine hizmet veren baraj ve göletler, su ürünleri üretimine de zemin hazırlayarak hem vatandaşlarımıza yeni bir gelir kapısı açıyor hem de nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin devamlılığını sağlıyor.
Ülkemizdeki baraj ve göletlerde doğal olarak yaşayan ve ekonomik değeri olan yaklaşık 30 farklı balık türü bulunuyor. Bu doğal türlerin desteklenmesi ve balıkçılık faaliyetlerinden yüksek gelir elde edilmesi maksadıyla DSİ’ye ait 7 adet Su Ürünleri İstasyonunda çalışmalar yürütülüyor.

DSİ Su Ürünleri İstasyonlarında yılda yaklaşık 30 milyon pullu sazan (Cyprinus carpio) ve 2 milyon civarında Şabut balığı (Tor grypus) üretiliyor. Yine ekonomik değeri yüksek olan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) ve Sivriburunun (Acipenser stellatus) anaç adayı olarak bakım ve besleme çalışmalarına Amasya-Yedikır ve Bolu-Gölköy Su Ürünleri İstasyonlarında devam ediliyor. Bu çerçevede, yayın balığı (Silurus glanis) üretimi ise ülkemizde ilk kez DSİ Keban Barajı Su Ürünleri İstasyonunda yapıldı.

BARAJLARA 575 MİLYON BALIK BIRAKILDI
Etütleri tamamlanmış ve stok tespiti yapılmış baraj göllerinde DSİ tarafından belirlenen program dâhilinde düzenli olarak balıklandırma da yapılıyor. DSİ tarafından bugüne kadar 235 baraj gölü ve çok sayıda gölete toplam 575 milyon değişik türde balık bırakıldı. Bu kapsamda yıllık olarak ortalama 30 milyon pullu sazan yavrusu yaklaşık 120 baraj gölü ile 30 adet gölete bırakılıyor. Şabut balığı ise havzaya özgü olması nedeniyle Atatürk ve Karakaya Baraj Göllerine bırakılıyor.

EKONOMİYE YILLIK 940 MİLYON LİRA KATKI
Baraj göllerinin, tarımsal sulama ile ülkemizin gıda güvenliğinin teminatı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajlar ve göllerimiz aynı zamanda balıkçılık faaliyetlerine de zemin hazırlıyor. Bu çerçevede DSİ’nin kullanımında bulunan baraj ve göletlerde gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin ekonomik değeri yıllık olarak yaklaşık 940 milyon TL’yi buluyor” dedi.

2018’DE YETİŞTİRİCİLİKTEN 110 BİN TON ÜRETİM YAPILDI
Baraj ve göletlerde yürütülen yetiştiricilik faaliyetleri neticesinde 2018 yılında 110 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını vurgulayan Pakdemirli “Bu üretimin ekonomik değeri 880 milyon TL’yi buluyor. Ayrıca, ticari avcılık yoluyla üretime açılan 179 baraj gölünde 2018 yılında 14 bin ton çeşitli türde su ürünü elde edildi. Bu üretimin ekonomik değeri de 60 milyon TL civarında” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, DSİ’nin uygun gördüğü baraj gölleri ve göletlerde özel sektör tarafından yetiştiricilik faaliyetlerinin yapılabildiğini de sözlerine ekledi.
 
19.08.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Düştü

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,06 gerilerken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,06 azalışla 154,38 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,2 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,22, balıkçılıkta yüzde 0,9 düşüş, ormancılık ürünlerinde ise yüzde 6,6 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,14, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,72 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,26 artış kaydedildi.
Alt tarım gruplarından, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,86, koyun ve keçi, canlı, bunların işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 1,95, yağlı meyveler yüzde 0,9 yükseliş, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar 0,51 düşüş gösterdi.
Temmuzda endekste kapsanan 87 maddeden, 5 madde bu ay endekse girerken, 43 maddenin fiyatlarında artış, 33 maddenin fiyatlarında azalış oldu. 6 maddenin fiyatları ise değişmedi.
 
 
16.08.2019
Devamı

Kurban Bayramının Olmazsa Olmazı Kavurma

Kurban Bayramının olmaz ise olmazı Kavurma
 
Kurban Bayramı'nın gelmesi ile birlikte olmazsa olmazı olan kavurma tarifini siz değerli okuyucularımız için araştırdığımız  konulardan birisi oldu.
Kurban eti ile kavurma tarifini adım adım yazması,  bizden pişirip yemesi sizden…

Kuşbaşı doğranmış etimizi tenceremize koyup orta ateşte kendi bırakacağı suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Bıraktığı suyu çektikten sonra üzerine 2 çay bardağı sıcak su ilave edip pişirmeye devam ediyoruz. Etimizi beklemeye alıp yağımızı tenceremize koyuyoruz. Ardından ısınan yağımıza sırasıyla pul biber karabiber kekik ve tuzumuzu da ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Ortalama 5 dk karıştırdığımız malzemelerimizin üzerine pişirdiğimiz etimizi de ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Etlerimiz kızarıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Etimiz kızardıktan sonra altını kapatıp servise hazırlıyoruz.
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Satılmayan Kurbanları ESK alacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Kurban Bayramı öncesi NTV verdiği özel röportajda çok merak edilen soruları yanıtladı.
Herkesin Kurban Bayramı'nı kutlayarak sözlerine başlayan Pakdemirli,  "Gönül rahatlığıyla kurbanlıklarını kessinler ve gönül rahatlığıyla yesinler. Türkiye'nin her tarafı hareketli. Her kurbanlıkta yeterince kurbanlık var mıdır diye sorulur. Bu sene 1 milyon 217 bin büyükbaş, 3 milyon 895 bin küçükbaşımız var.

Kurban sonrası et fiyatlarında bir değişiklik beklemiyoruz. Hayvanbilgi.tarim.gov.tr adresinden kulak küpe numarasını girerek kesilecek hayvanın tüm bilgilerine ulaşılabilir. "HaySag" adlı uygulamamızdan da bilgi edinebilirler." dedi.

Satılamayan kurbanlıkları ESK alacak
Satılamayan kurbanlıkların ESK tarafından alınacağını açıklayan Pakdemirli  fiyatın bayramın üçüncü-dördüncü günü açıklanacağını, arzu edenlerin ESK'da bu hayvanları kestirebileceğini dile getirdi. Kanlı görüntülerden uzak durma ve veteriner kontrolünde kesimlerin önemli olduğunu vurguladı. 

Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık'tan müdahale geldi
Pakdemirli, yağlı tohum ve hububat desteğinde 6 Ağustos tarihinde ödemelerin yapıldığını söyledi. Yıl sonuna kadar da ödemeler devam edecek dedi.
Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık olarak ilk kez biz müdahale ettik. Geçen yıl dövizdeki durumdan ötürü ikame fiyatları çok arttı. Bugün ise farklı. Ayçiçek üreticisinin eline 2 bin 492 lira eline geçmiş olacak. Üreticimizin lehinde olsun diye bu işte ilk defa tüm birlikleri bir araya getirerek karara vardık.

AR-GE faaliyetimizi tamamladık
Pekdemirli AR-GE çalışmalarına yönelik şunları söyledi:
"Çiftçiye elektrikli traktörde pil yedi saat dayanıyor, prototip seri üretime hazır. Ben bizzat test ettim son derece güçlü bir prototip oldu. Dünyada bir örneği olmayan traktör. Seri üretimde normal eşdeğer traktör neyse kategorisinin biraz daha pahalısı olabilir ama yakıtta tasarruflu olacak. AR-GE faaliyetimizi tamamladık, bu Türkiye'nin bir başarısıdır."

Çeltikte Cumhuriyet Tarihi'nin rekoru kırılıyor
2019 buğday tahminimiz 19,5 milyon ton olduğunu dile getiren Pakdemirli,  "Cumhuriyet Tarihi'nin rekor çeltik üretimine doğru gidiyoruz. Gıda fiyatlarında doğal olarak kışın sebze-meyve fiyatları artıyor. Fiyatların trendini ve seyrini tarımsal girdiler belirliyor." dedi.

Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacağını kaydeden Pakdemirli şunları söyledi:
"Yeni nesil sera alanında yatırım 2 milyar TL'yi bulduğunu söyleyerek Ziraat Bankası çok düşük faizle 7 yıl ödemeli sera kredisi sundu
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak. Herkesin bir fikri var. Tüm paydaşlar konuşsun istiyoruz. Başta üreticiler, örgütler, birlikler, üniversiteler konuşacak. Cumhuriyet Tarihi'nin en büyük bilgi ve belge kütüphanesini oluşturmak istiyoruz.
Tarımda atama bekleyenler konusunda bu imkan bütçe meselesidir. Ben hayatım boyunca devletten maaş almamış bir insanım. Devleti tek istihdam kapısı olarak görmemek lazım. İhtiyaç oldukça alım yapıyoruz. Personel Genel Müdürlüğümüz ile bu arkadaşlarımız yazışabilirler. Önümüzdeki aylarda bunlarla ilgili belli açıklamalarımız olacaktır."
 
 
09.08.2019
Devamı

Gürer'den Tarım Politikaları Eleştirisi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekim alanlarının hızla azalmasını, tarımda uygulanan yanlış politikaların yol açtığı etkileri ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. 

 “TEŞVİKLER DOĞRU ADRESLERE GİTMİYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarımda yaşanan sorunların aşılmasının iktidarın bakışına bağlı olduğunu belirtti. Her Bakan değişikliğinde tarım uygulamalarının da değiştiğini hatırlatan Gürer, “Bir yıl alınan karar bir yıl sonra uygulamadan kalktı. Yapılması gereken, girdi fiyatlarından başlayarak, ekimden hasada, pazarlamadan ürünün nihai tüketiciye ulaşımına kadar tarımda uzun vadeli kalıcı planlama sağlanmalıdır. Teşvikler, doğru adrese ve yeterli düzeyde verilmelidir” dedi. 


 
“VERİMLİ TARIM ARAZİLERİMİZ HIZLA AZALIYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1998’den günümüze kadar olan süreçte  4,5 milyon hektar arazisinin tarım dışı kaldığını belirtti. Buğdayda ekim alanlarının her geçen gün azaldığını hatırlatan CHP’li Gürer “Verimli tarım arazilerimiz var. Buğday, arpa, patates, domates… Her çeşit ürünü yetiştirebilecek, dört mevsimin yaşandığı zengin toprakları olan bir ülkemiz var. Ama yanlış tarım politikaları tarım alanlarının daralmasına neden oluyor. 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılmıyor artık. Tarımdaki sorun, planlamanın eksikliğinden kaynaklanıyor. Çiftçi, 1 yıl önce hangi ürünü ekeceğini ve ektiği ürünü hasat ettikten sonra ne kadar para kazanacağını bilirse daha çok üretimin içinde olur ve tüketici daha uygun fiyata ürün alır. Ne yazık ki verimli arazilerimizin her yıl bir kısmı daha üretim dışı kalıyor. Türkiye'de 30 yıl önce  28,5 milyon hektar tarım arazisi  varken 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda, farklı ürünlerin ekim alanları da daraldı” dedi.
 
“AFET YARDIMI, BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZE SAĞLANMALI”
Gürer,  Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kaldığını, çiftçinin TARSİM kapsamına alınmasının engellendiğini ve iklim değişikliği ile ortaya çıkan sorunların çiftçinin mağduriyetini katladığını belirtti. Gürer, “Afet halinde ayırt etmeden tüm mağdur çiftçilere destek sağlanmalıdır” dedi.
 
“İKTİDAR, DESTEKLERİ YANDAŞA DEĞİL, İŞİN EHLİ OLAN ÇİFTÇİYE SAĞLAMALI”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere bütçeden aktarılması gereken desteğin olması gerektiği gibi kullanılmadığını ve desteklerin çiftçiye aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirtti. Avrupa Birliği Kırsal Desteklemeden (IPARD), 42 ilin yararlandığını, aralarında Niğde gibi tarım illerinin bulunduğu illerin bu destek dışında bırakıldığını söyleyen Gürer, “Sayıştay, bu desteklerin kırsala yeterince ulaşmadığına raporlarında yer vermiş. Tarımsal  desteklemenin  bu yönü ile de incelenmesi gerekir. Sektöre sağlanan desteklerin  ne yönde ve ne derecede etkin kullanıldığı bilinmelidir. Doğal olarak hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı araştırmalarla açığa çıkarılmalıdır. Etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modelinin  oluşturulması ve desteğin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması önemlidir. Siyasi iktidar, tarımda yaptığı desteklerin büyük payını yandaşa değil işin ehli olan çiftçiye sağlamalıdır. Aile tipi işletmelerin gelişmesi ve kooperatifleşme özendirilmelidir” dedi.
 

“ÇİFTÇİ ZORDA”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ciddi sorunlar yaşadığını, girdi fiyatlarındaki artışın  arayışlara neden olduğunu belirtti. Gürer, “Gübre ve ilaç kullanımında azalma var. Borçlanma artıyor. Ekim öncesi, ekim sonrası  ve hasat ile pazarlamada sorunlar katlıyor. Ürün yelpazesi, sürekli arayış ile değişkenlik gösteriyor. Üretimde istikrar dengesi oynuyor. Bilgi ile bilime dayalı tarım sınırlı kalıyor. Toplulaştırma sorun olmaya devam ediyor. Sulama suyunun sorun olduğu yerler var. Çiftçi verdiğini alamayınca topraktan uzaklaşıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. Üretici maliyetine ürün satamıyor, aracılık sisteminin kötü tarafları yanında özellikle nakliye fiyatları sıkıntıları artırıyor” dedi.
 
“İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI HIZLA ARTIYOR”

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan tarımın en önemli aktörleri olan çiftçilerin sorunlarının kapsamlı bir şekilde ele alınmasının göçü engelleyeceğinin altını çizen Gürer, “Çiftçi, tarım kredi kooperatiflerinden, bankalardan ve elden alınan borçlarını ödeyemediği için icra tehdidi altında. Yalnız geçen yıl tarım kredisi 8 bin çiftçiyi icralık duruma düşürmüş. Üretimden  gerekli kazanç elde edemeyen çiftçiler, kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıyor. Ancak girdi maliyetleri arttığı için ürününü değerine satamayan çiftçi, borcunu ödeyemez duruma düşüp, icralık oluyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, girdi maliyetlerini artırıyor. Çiftçi de ürününü değerinde satamıyor. Bu durum, tarım alanların daralmasına, üretimin azalmasına neden oluyor. Üretim olmayınca iktidar çareyi ithalatta arıyor” dedi.
 

 


 
 
09.08.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde Dağıtılan Koyunlar ve Keçilerde Veba Hastalığı İddiası

Genç Çiftçi Projesi Kapsamında Havza’da dağıtılan koyun ve keçilerde veba hastalığı çıktığı iddia edildi.
Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta Havza Ziraat Odasını ziyaret ederek burada Oda Başkanı Coşkun Genç, yönetimi ve çiftçiler ile bir araya geldi.
Ziraat Odası ziyaretinde çiftçiler ile bir araya gelen Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta çiftçilerin sorunlarını dilendi.

"Genç Çiftçi Projesi" kapsamında 29 Temmuz'da Havza'da 7 kırsal mahallede 11 çiftçiye 344 koyun ve keçi dağıtıldı. Yetkililerden alınan bilgiye göre, dağıtıldıktan kısa bir süre sonra hastalanan hayvanlarda vebaya rastlandı. Proje kapsamında küçükbaş hayvan alıp mağdur olan çiftçiler mağduriyetlerini dile getirmek, çözüm yollarını bulabilmek için Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç'in yanına gitti.



Proje kapsamında koyunların teslim edilmeye başlanıldığında hasta olduklarını ileri süren yetiştirici Hasan Alkan, "Koyunların hastalıklı olduğunu bildirdiğimiz halde yetkililer bize 'alırsanız alın almazsanız yedeklerinize veririz' dediler. Bizler de almak zorunda kaldık. Aradan 10-12 gün geçince koyunlarda rahatsızlıklar başladı, ölümler başladı. Koyunlardan örnekler alarak Samsun Veteriner Araştırma Enstitüsüne götürdük. Ancak oradan bize 'hastalık yoktur' diye rapor verdiler. Bu sefer OMÜ Veteriner Hekimlik Fakültesine götürdük ve koyunların vebalı olduğu ortaya çıktı. Oradan aldığımız raporu enstitüye iletildiğinde hastalığı fark edemediklerini söylediler. Şu an 7 köyde karantina uygulandı. Kurban Bayramı öncesinde mağdur olduk" dedi.
Proje kapsamında eşinin adına koyun alan Mürsel Polat, "Koyunları getiren araçta ölü olanlar, bitkin olanlar vardı. Uyardığımızda ilgililer bunları görmezden gelip dediklerimize kulak asmadılar. Eksper getirdik, koyunlarımızı sigortalasın diye ama sigortalamadılar. Bizlere gelen evraklarda bu koyunlar 2,5 yaşında gözüküyor. Ama bu koyunlar en fazla 6-7 aylık. Şimdi köylerimiz karantina altına alındı. Kurban Bayramı geldi, pazara götürüp kurbanlıklarımızı satamıyoruz. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç, genç çiftçi projesi kapsamında ilçede dağıtılan küçükbaş hayvanlarda hastalık olduğunu ve bu sebepten ötürü bazı mahallelerde karantina uygulandığını belirterek; “ Hayvanlarda çıkan veba neden ile sadece genç çiftçi projesinden faydalanalar değil, bölgedeki tüm besiciler bu hastalıktan olumsuz etkilenecek.  7 Mahallemizde 11 çiftçimize toplan 374 küçük baş hayvan dağıtıldı ve hayvanlar veba nedeni ile tek tek ölmekte. Besicilerimiz sigorta yaptırmak için başvurduklarında hayvanlar hasta olduğu için sigortaları yapılmadı. Hastalık nedeni ile bu besiciler hayvanlarını pazara çıkaramıyor. Yarın hastalık yayıldığında daha büyük sıkıntılar yaşanacak.” Dedi.

Toplantıya katılan çiftçilerden de bilgiler alan Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta iddiaların boyutunun çok ciddi olduğunu belirterek; “Bu işin takipçisi olacağız. Derdimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek.  Burada sadece mesele devletin dolandırılması değil, hastalığın yayılma riski ile yaşanacak sıkıntılar var. Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım.” Dedi.
Kurban bayramı öncesi böyle bir olayın yaşanmasının çiftçileri mağdur ettiğine değinen Usta; “Verilen bu hibeler üretimi arttırmak, çiftçileri desteklemek için.  Bunlar herkesin ödediği vergiler ile oluyor. Bunun hesabı sorulmalı ve toplum olarak bu gibi olaylara duyarlı olmalıyız.” Dedi.

Samsun'da küçükbaş hayvanlarda görülen hastalık
Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü, Havza ilçesinde küçükbaş hayvanlarda hastalık görüldüğü iddiasıyla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, vatandaşları tedirgin edecek bir durumun söz konusu olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Havza ilçesinde bazı yetiştiricilerimizin küçükbaş hayvanlarında hastalık görüldüğü bildirimi alınarak, veteriner hekimlerimiz görevlendirilmiş, hastalığın teşhisi için Samsun Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğüne numune gönderilmiştir. Yapılan tetkikler sonrasında işletme sahipleri bilgilendirilmiş olup, idari ve fenni tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede tedbir amacıyla İl Müdürlüğü olarak öncelikle bu işletmelerimiz koruma ve gözetim bölgesinde bulunan sağlıklı küçükbaş hayvanların tamamı aşılanmıştır. Ayrıca ilçe genelinde yapılan kontrollerde diğer işletmelerimizde hastalığa rastlanılmamış olup, bu işletmelerde tedbir amaçlı sağlık taraması yapılmıştır."

Söz konusu hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olmadığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Büyükbaş hayvanların kordon ve izolasyon bölgesinde ve bu bölge içinde bulunan canlı hayvan satış pazarına girmesi ile ilgili olarak herhangi bir engel yoktur. Küçükbaş hayvanlar için ise yaklaşan Kurban Bayramı dolayısı ile oluşacak hayvan hareketlerine azami dikkat gösterilerek saha çalışmalarımız devam etmektedir. Aynı zamanda gerek yetiştiricilerimizin, gerekse kurban kesecek vatandaşlarımızın süreçten rahatsız olmaması için Kurban Hizmetleri Komisyonu'nca belirlenen 'Geçici Kurban Satış ve Kesim Yerlerine' küçükbaş hayvanların 'Resmi Veteriner Hekim' kontrolü ile girişinin ve kesiminin sağlanması yönünde gerekli tedbirler alınmıştır. Samsun il genelinde kurban satış noktalarında sıkı denetimlerimiz devam etmekte olup, vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile kurbanlıklarını temin edebilirler."
Açıklamada, hayvanları ölen yetiştiricilere hayvan temin edileceği bilgisine de yer verdi.
 
 
09.08.2019
Devamı

ZMO: Hayvancılıkta 1960'tan Gerideyiz

Ziraat Mühendisleri Odası’nın Hayvancılık Raporu’na göre, Türkiye’nin hayvan varlığında ciddi düşüş yaşandığı belirtildi. Raporda, Türkiye'nin sahip olduğu sığır, koyun, keçi ve manda sayının toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçtiği ifade edilirken, söz konusu sayısının 1960 yılında 72 milyonu geçtiği kaydedildi.

Detay Haberden Orhan Dede’nin haberine göre Türkiye'de hayvancılıkta yaşanan sorunlar artarak devam ederken, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle yeterli hayvanımız var mı yok mu sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Her ne kadar hükümet yetkilileri yeterli hayvanımızın olduğunu ifade ediyor olsa da Türkiye'nin hayvan eksiği ithalatla sağlandığı için hayvan üreticileri giderek daha zor şartlarda mücadele ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Türkiye tarihinde resmi olarak ilki 2010 yılında olmak üzere 2011, 2017 ve 2018 yıllarında kurbanlık amaçlı ithalat yapıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından hazırlanan Hayvancılık Raporu-2019 çalışmasına göre; son iki yıldaki aşırı ithalat miktarları nedeniyle, 2019 yılı için hayvan ithalatına gerek kalmadı.

10 milyon hayvan kesiliyor

Son on yıldaki verilere göre, Türkiye'nin kırmız et ihtiyacı için yılda yaklaşık 10 milyon civarında hayvan kesiliyor. Bu hayvanların yaklaşık yüzde 55'ini koyun, yüzde 14'ünü keçi, yüzde 31'ini sığır oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl kesilen büyükbaş hayvanların yüzde 25'i, küçükbaş hayvanların ise yüzde 58'i kurbanlık olarak kesildi. Türkiye'nin 2018 yılında kırmızı et üretimi ise 1 milyon tonun üzerinde gerçekleşti. Üretimin tümü tüketildiği kabul edilecek olunursa, kişi başı kırmızı et tüketimi ülkemizde 13.84 kg seviyesinde.

Hayvan varlığı 1960'tan geride

ZMO raporuna göre sığır, koyun, keçi ve manda sayısına bakıldığında, Türkiye'nin sahip olduğu toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçiyor. Verilere göre 1960 yılında 72 milyonu geçen hayvan sayısı, 2009 yılında en düşük seviyesi olan 37.7 milyon seviyesine indikten sonra tekrar yükselişe geçmiştir.

 1960 yılı baz alındığında 2018 yılına kadar olan dönemde kırmızı et üretimi gerçekleştirilen toplam hayvan sayısında yüzde 13'lük bir azalış olmuştur.

Aynı dönemde sığır sayısında yüzde 37'lik, koyun sayısında yüzde 2'lik artış meydana gelirken, keçi sayısında yüzde 56'lık, manda sayısında yüzde 64'lük bir azalış olmuştur. Kıyaslanan dönemdeki nüfusumuz ise yaklaşık üç kat artmıştır. 1960 yılında nüfusu 27 milyon 754 bin olan Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 72 milyon 670 bindi. O yıl ülkemizde kişi başına düşen hayvan sayısı 2.6 adetti.

Türkiye'nin nüfusunun 80 milyon 810 bini aştığı 2018 yılında ise resmi verilere göre Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 63 milyon 338 oldu. Buna göre geçtiğimiz yıl kişi başına düşen hayvan sayısı 0.8 adet oldu.

Bu yıllar arasında dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta ise kişi başına 2.6 hayvan düşen 1960'ta Türkiye'de bir tane bile hayvan ithal edilmemişken, kişi başına 0.8 adet hayvanın düştüğü 2018 yılında Türkiye'ye milyonlarca hayvan ithal edildi.

İthalata 4.5 yılda 4 milyar dolar gitti

Hayvan sayısının azalması ile ortaya çıkan kırmızı et ihtiyacını ithalat yoluyla giderilmeye çalışan Türkiye'nin hayvan ithalatı ZMO raporuna göre; 2010 yılından sonraki dönemde ciddi derecede artış gösterdi.

2019 yılının ilk altı ayı dâhil olmak üzere son dört buçuk yılda yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında 3.35 milyon sığır ithal edildi. 2018 yılındaki sığır ithalatı 1.5 milyona yaklaşan sayısı ile en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıl Haziran sonunda kadar üç yüz bin sığır ithalatı yapıldı.

Son dört buçuk yılda 765 bin koyun ithal edilirken, bu ithalata ise 110 milyon dolar ödendi. Brezilya, Uruguay ve Macaristan başta olmak üzere Çekya, Romanya, Almanya, Avusturya, Slovakya, İrlanda ve Avusturya'dan büyük baş hayvan ithal eden Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Rusya ve Ukrayna'dan da koyun ithal etti.



 
 
09.08.2019
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ’DEN KURBAN UYARISI;

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli Kurban bayramı dolayısıyla vatandaşlara uyarıda bulunarak “Kurbanlarımızı Kurban Komisyonlarınca belirlenen yerlerde hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermeden keselim. Ayrıca ormanlarımızın yangınlara karşı çok daha hassas olduğu bu dönemde yangınlara karşı dikkatli olmaya özen gösterelim” diye konuştu.

KESİM YERLERİNDE VETERİNERLER GÖREVLENDİRİLDİ
Tüm vatandaşlarımızın kurbanlarını komisyonlar tarafından belirlenen yerlerde kesmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu kesim yerlerinde Kurban Bayramı süresince görevlendirdiğimiz veteriner hekimlerimiz, dini vecibelerini yerine getiren vatandaşlarımıza hem teknik hem de hijyen ve hayvan sağlığı hususlarında yardımcı olacaklar. Vatandaşlarımız da bu yerler dışında kurbanlarını keserek hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermemeliler” ifadelerini kullandı.

HAYVANLARA EZİYET YASAK
Kurban keserken hayvanlara eziyet edilmemesi gerektiğini de vurgulayan Pakdemirli “Hayvanları uygunsuz şekillerde yakalayarak, uygun olmayan gereç ve şartlarda kesim yaparak insani ve dini bakımdan uygun olmayan hallerle, hayvanların gereksiz yere acı çekmelerine sebep olmayalım” açıklamasını yaptı.
5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda ‘Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel şartlar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır’ hükmünün bulunduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Hükme aykırı hareket edenlere hayvan başına 1.552 TL idari para cezası uygulanacak. Bununla birlikte, yayınlanan Kurban Hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere de 5199 sayılı kanunun gereği olarak hayvan başına 3 bin 897 TL idari para cezası uygulanacak. 2019 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ çerçevesinde Bölge Müdürlükleri ve İl Şube Müdürlüklerine tedbirlerin alınması için talimatlar verildi” diye konuştu.

ORMAN YANGINLARINA DİKKAT
Bayram süresince ülke genelinde havaların sıcak ve dolayısıyla orman yangınları açısından riskli olacağını da vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu sebeple vatandaşlarımız orman içlerinde ve kenarlarında yangınlara karşı çok dikkatli olsunlar. Özellikle mangal ateşini muhakkak söndürsünler ve orman içlerinde ateş yakmasınlar. Vatandaşlarımız tüm tedbirlerin alındığı mesirelik alanlarda ve piknik yapmaya izin verilen korunan alanlarımızda pikniklerini yapabilirler. Bir anlık dalgınlıkla ormana sıçrayacak bir kıvılcımın sonuçları ağır olabilir” diye konuştu.
 
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Yağlık Ayçiçeği Tohum Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 2019/2020 üretim sezonu ayçiçeği alım fiyatını açıkladı. Pakdemirli, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Yağlık ayçiçeği, Ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyelerinde payı olan ve yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer alıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile sektör temsilcilerinin bir süredir fiyat konusunda birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Bakan Pakdemirli, çalışmalarının nihayete erdiğini söyledi.  
Bakan Pakdemirli, Dünyadaki yağlık ayçiçeği üretimi ile dış piyasalardaki gelişmeler ve iç piyasa dinamiklerinin değerlendirilmesi neticesinde, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Üreticilerimizin açıklanan fiyata ilave olarak, Bakanlığımızca verilen ton başına 400 TL fark ödemesi ve 92 TL mazot-gübre desteği ile birlikte toplam 492 TL daha kazanacaklarının altını çizen Bakan Pakdemirli, “Açıkladığımız bu fiyatın ayçiçeği üreticilerimiz, sanayicimiz ve sektörün tüm birimleri için hayırlı, uğurlu olmasını diliyor ve bol verimli, bereketli hasat temenni ediyorum” dedi.
 
 
08.08.2019
Devamı

Fındık Borsası İçin Orduda İmzalar Atıldı

Ordu'da Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu' imzalandı. Dünyada 5 büyük fındık üreticisi bulunduğunu belirten Pakdemirli, “3’ü burada. Diğer üreticiler de gelmek isterse onlara da gönlümüz, kapımız açık” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili, fındık hasat şenliği programı için Ordu'ya geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler'i makamında ziyaret eden Bakan Bekir Pakdemirli ve beraberindekiler, daha sonra Belediye Meclis Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi. Programa, AK Parti Ordu milletvekilleri, Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler de katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu'nun imzalandığını açıkladı. Bakan Pakdemirli, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan halkları arasındaki dostane ilişkileri güçlendirmek ve fındık alanında işbirliğini geliştirmek; üretim, kalite, verimlilik için potansiyel ve ihtiyaç duyulan bilimsel, teknik ve teknolojik işbirliğini sağlamak ve fındık alanında daha yakın bir işbirliği geliştirmek, ortak yararları ve ortak çıkarları gözetmek amacı ile deklarasyon imzalandığını söyledi.
 

Deklarasyonun oldukça önemli olduğunu vurgulan  Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Bu deklarasyon; Dünya fındık üretiminde en büyük paya sahip ilk 5 ülke içerisinde yer alan 3 ülke olarak, omuz omuza, bir arada, fındığın anavatanında, kültür fındığının dünyaya yayıldığı topraklarda fındığın üretimini, kalitesini ve verimini artırmak, hastalık, zararlılarla mücadele, yeni çeşitlerin geliştirilmesi yönündeki kararlılıkları ortaya koymaktadır. Biz 3 bakan olarak, her zaman üretenin ve tüketenin yanındayız. Yeni çeşitleri üreticimize sunmak, verim ve kaliteyi arttırmak, bölgemizdeki hastalık ve zararlılarla mücadele etmek, ürün kalitesi ve çeşitliliğini arttırarak fındığa katma değer kazandırmak ile kaliteli ürünün tüketicilere ulaşması yönündeki stratejik işbirliğimizde kararlı olduğumuzu bu iyi niyet beyanı ile de açıklıyoruz."

Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili de birer konuşma yaparak, fındıktaki bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekti.


 
08.08.2019
Devamı

Türkiye'nin İlk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu Açıldı

Çorum İli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından merkeze bağlı Sevindikalan köyünde 12 dekarlık arazi üzerine kurulan Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu törenle hizmete açıldı.

Küçükbaş hayvancılığın gelişmesine önemli katkı sunması hedeflenen Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu'nun açılışı Vali Mustafa Çiftçi, AK Parti Çorum Mlletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, İl Jandarma Komutanı Albay Abdurrahman Başbuğ, Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Belediye Başkan Yardımcısı Zübeyir Tuncel, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odası (ÇESOB) Başkanı Recep Gür, Çorum Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, Çorum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yılmaz Kaya, Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, Çorum Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan, PANKOBİRLİK Başkanı Ahmet Pehlivan, Çorum ili Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı, Birliğin Yönetim Kurulu Üyeleri ve birlik üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.
Açılışta konuşan Vali Mustafa Çiftçi, "Ülkemiz bir tarım ülkesi. Hayvancılık ülkemizin milli bir meselesidir. Çorum bir tarım ilidir. Küçükbaş hayvan yetiştiricileri için son derece elverişli iklim ve topraklara sahibiz." dedi.



Türkiye'de küçükbaş hayvan sayısının 100 milyona ulaşması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm bulunabileceğini ifade eden Çiftçi, "Ülkemizde yaklaşık 47 milyon küçükbaş hayvan varlığımız var. Bu rakamın 60 milyona orta vadede ise 100 milyona çıkması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm gelecektir. Koyun yetiştiriciliğinde birinci sırada Van var. İkinci sırada Konya ve Urfa geliyor. Keçi yetiştiriciliğinde ise birinci sırada Mersin var. İkinci sırada Antalya ve Siirt geliyor. Bizim sıralamaya girmemiz için gayretlerimizi artırmamız gerekiyor. 240 bin olan küçükbaş hayvan sayımızı artırmamız gerekiyor. Birliğimiz ilimizde hayvan sayısının artırılması, ıslahı, yetiştirilmesi noktasında faaliyetlerini devam ettiriyor. Bizde elimizden geldiği kadar destek vermeye devam ediyoruz. Birliğimizin yem deposu, suluk, yemlik, traktör ve yem karma makinesi gibi ihtiyaçları olduğunu biliyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Çorum Milletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, Çorum'da hükümetin hayvancılık ve bitkisel üretime 196 milyon TL destek verdiğini söyledi. 2018 yılında ise 72 milyon TL hayvancılığa destek verildiğini aktaran Ceylan, "İlimizde genelinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Akkaraman koyun ırkının ıslah edilerek verim kalitesinin yükseltilmesi için kurulan bu tesis ile ilimizde küçükbaş hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atılmıştır. Hükümetimizin hayvancılık ve bitkisel üretime vermiş olduğu destek 196 milyon TL'dir. İlimizde 240 bin adet koyun ve keçi varlığı bulunmaktadır. 2018 yılında hayvancılığa verilen destek 72 milyon TL'dir. Koyun ve keçi destekleme tutarı ise 4 milyon TL'dir. İlimizde yürütmüş olduğumuz ıslah projemiz koyun-keçi olarak 16 bin adettir. Bu sayıyı artırmamız gerekir. Bizim için hayvancılığın ıslahı birinci önceliktir. Sağlıklı ve kaliteli ıslah edilmiş küçükbaş hayvan ile ülke hayvancılığına büyük katkı sağlamış oluruz. Çorum'da küçükbaş desteği hayvan başına 25 TL'dir. Islah projesinde olan üreticilerimiz ise koyun ve kuzu başı toplamda 64 TL destek almaktadır." ifadelerini kullandı.
Tesiste yetişen kaliteli koç ve tekelerin Çorum'un küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inandığını kaydeden Ceylan, "Bu proje çıktığında ilimiz kapsam dışında idi. 36 il içinde yoktuk. Dönemin Tarım Bakam Faruk Çelik ile yaptığımız görüşme sonucu Çorum'u da bu proje içine dahil ettik. Üzerime düşeni her zaman yapmaya hazırım. Burada yetiştirdiğimiz kaliteli koç ve tekelerin ilimiz küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inanıyorum. Geçen yıl Vali Beye rica ettik. Birliğe 40 bin lira Özel İdare kaynaklarından aktarıldı. 34 kuzu aldık ve şu anda koç oldular. Bu istasyonu Çorum üreticisine örnek yapacağız. Ayrıca ıslah projesi kapsamında Tarım Bakanlığı'nda 120 bin TL birliğimize geldi. Bu parayla TİGEM Çiftliği'ne alınan 73 damızlık koç, üreticilerimize dağıldı. İlimizde hayvancılığa yapılacak tüm projeler Tarım ve Orman Bakanlığı Komisyonu üyesi olarak yakın takibimizde. Tarım Bakanlığı'nın projelerini ilimizde uygulamamız ve örnek olmamız gerekir." şeklinde konuştu.



Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu açılışında bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye'de son 17 yılda büyükbaş hayvan sayısının %75, küçükbaş hayvan sayısının ise %44 arttığını söyledi. Hükümet olarak yetiştiricileri desteklediklerini ve sadece 2018 yılında koyun desteği kapsamında üreticilere 567 milyon TL destek sağladıklarını aktaran Ceylan, "Ülkemizde hızlı bir nüfus artışı gözlenmekte buna bağlı olarak da gıdanın önemi artmaktadr. Hayvansal gıdaların önemi fazlalaşmakta. Bütün dünyada gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hükümet olarak hayvancılığa destek veriyoruz. Yetiştiricilerimizin daha fazla ve kaliteli üretmesi için destek ödemeleri yapıyoruz. Büyükbaş hayvan sayımız 2002 yılında 9.9 milyon iken bugün 17.2 milyon. Küçükbaş hayvan sayımız ise 2002 yılında 31 milyon iken bugün 46 milyon. Biz üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz." dedi.
 Türkiye'nin tarımsal ve hayvansal faaliyetler bakımından gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğunu ifade eden Ceylan, "Son yıllardaki gelişen refah düzeyinin ve nüfus artışının etkisiyle gıda tüketimi artmıştır. Özellikle gıda tüketiminde hayvansal proteinin önemi büyüktür. Bu nedenle gerekli hayvan ihtiyacımızı karşılamak için iki doğum arasındaki süreyi azaltarak döl verimini artırmalı ve hayvanlanmızın yem ihtiyacını karşılamak için kaba yem üretimimizi artırmalıyız." diye konuştu.




Etkinlik kapsamında bir konuşma gerçekleştiren Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, "Bu tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte artık Çorum'da damızlık sorununun ortadan kalkacağı, damızlık koç ve teke ihtiyacının bu merkezden karşılanacak olması sektörümüz adına gurur verici olacaktır." dedi.
 Tesis ile Çorum'da küçükbaş hayvancılığın çok daha iyi yerlere geleceğine inandığını belirten Çelik, "Merkez Birliğimiz ve il birliklerimizin temel amacı ıslah faaliyetlerini yürütmek ve neticesinde de yüksek verimli hayvanlar elde etmektir. Biz ancak üstün vasıflı damızlık koç ya da teke üretmekle ıslah çalışmalarından istediğimiz sonuçları alabiliriz. Bu nedenle ülkemiz genelinde olmasını arzu ettiğimiz ve Çorum Birliğimizce yapılan bu Koç Teke Üretim İstasyonu'nu fazlasıyla önemsiyoruz. Bizim Merkez Birliği olarak ana hedefimiz halen 47 milyon civarında olan küçükbaş hayvan sayımızı yapacağımız çalışmalarla orta vadede 100 milyona çıkarmak ve bu hedefe ulaşırken de özellikle yerli ırklarımızı ıslah ederek verimlerini yükseltmektir. Vatandaşlarımızın ihtiyacı olan hayvansal proteini küçükbaştan karşılamaları, doğal ve sağlıklı beslenme adına büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.



Çelik, "Buğdayla Koyun Gerisi Oyun" sözü ülkemiz tarım ve hayvancılığını 4 kelimeyle özetleyen ve ülkemiz gerçeğini anlatan en güzel söylemdir. Ülkemiz, coğrafyası, iklimi ve mera yapısı ile küçükbaş hayvancılığın en uygun üretim dalı olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi Peygamberler mesleği olmasıyla övündüğümüz ve bizlere atalarımızdan kalan bu mirası en iyi şekilde değerlendirmek hepimizin boynunun borcudur. Bu nedenle çok zor şartlarda küçükbaş hayvancılıkla meşgul olarak geçimlerini sağlayan ve ülkemiz ekonomisi için katma değer ortaya koyan tüm yetiştiricilerimizin alınlarından, mübarek ellerinden öpüyorum. Bizler Merkez Birliği olarak hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz çok değerli yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın emrinde olduk, bundan böyle de çalışmalarımıza azimle devam edeceğiz. Bugün Çorum ilimizde inşa edilen bu tesisin Çorum hayvancılığına büyük katkılar sağlayacağını inşallah önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ben tekrar emeği geçen herkesi cam gönülden tebrik ediyor bir kez daha hayırlı olması dileklerimle teşekkürlerimi sunuyorum." şeklinde konuştu.

Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı ise, "Tarımın önemli ana kollarından biri olan koyunculuk bu coğrafyada binlerce yıldır çiftçilerimizin geçim kaynağı olmuştur." dedi.
Çorum'da 240 bin küçükbaş hayvan varlığı olduğunu belirten Sarı, Çorum'da koyunculuğun en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu kaydederek, "Bu sektörün nüfusa göre değerlendirmesi yapıldığında et ve süt ürünleri kendine yeten konumda iken günümüzde artan nüfus ile birlikte ihtiyaçlan karşılamamaktadır. 240 bin koyun,keçi sayısına sahip olan ilimizde koyunculuk önemli geçim kaynağıdır. Bunun en önemli sebeplerinden biri 66 bin hektar mera alanlarına sahip olmamızdır. İlimizde var olan potansiyelin geliştirilmesi, hayvanların verim bakımından daha kaliteli bir ırka dönüştürülmesi, bölgemiz ve ülke ekonomisi için önem arz etmektedir. Müdürlüğümüz, Bakanlığımızın desteği ile küçükbaş hay van yetiştiriciliğinde mevcut ırkın et verim kalitesinin iyileştirilmesi ve döl veriminin artırılması amacıyla 73 çiftçimize damızlık koç ve 40 adet damızlık kuzu dağıtımı yapılmıştır. Bu destekle ırk ıslahı ve genç girişimcilerin sektöre katılımı sağlanarak koyun sayısı artırılacak, ülkemizin et açığının giderilmesine katkıda bulunmuş olacağız." diye konuştu.



Sarı, Çorum'a kazandırılan Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu ise hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atıldığına dikkat çekti.
Çorum ili Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı ise yaptığı konuşmada, Çorum'u damızlık merkezi haline getirmek istediklerini söyledi. Koyun üretiminde ilk sıralarda yer alan Konya'ya yetişmek için çaba göstereceklerini belirten Avcı, ana hedeflerinin Çorum'daki koyun ve keçi yetiştiricilerinin damızlık ihtiyacını karşılamak ve daha sonra çevre illere göndermek olduğunu ifade etti. Çorum hayvancılığı için çok önemli bir merkezin faaliyete geçtiğini dile getiren Avcı, elit sürülerin ıslah programlan ile burayı daha da büyütmek ve geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Program, üretim istasyonunun oluşturulmasında emeği geçenlere plaket ve teşekkür belgelerinin dağıtımının ardından sona erdi. Bu kapsamda Vali Mustafa Çiftçi, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’e bir takdir plaketi verdi.

08.08.2019
Devamı

KOP İle KOYUN GERİSİ OYUN KONYA DKKYB'den

Konya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği küçükbaş hayvanlarda dış parazit mücadelesi amacı ile yapılan banyo işini teknoloji kullanarak Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasını üyelerin hizmetine sundu.
Konu ile ilgili Anadolu İzlenimlerine bilgiler veren Başkan Fettah Öztürk şunları kaydetti. “Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu projenin Kop İdaresi Başkanlığı tarafından kabulü ile “KOP İLE KOYUN GERİSİ OYUN” projesi kapsamında alınan,  Küçükbaş hayvanlar için özel üretilen yıkama makinası ile dış parazitlere karşı geliştirilen dezenfekte sıvısıyla hayvanlar tek tek seri bir şekilde yıkanmaktadır.” Dedi.


Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği olarak profesyonel çalışma ekibi ile proje bölgesinde çalışmalara başlayarak üyelerinin hayvanlarına dış parazit mücadelesi hizmet vermekteyiz. Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasının küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin günümüzde de kullandığı geleneksel banyoluklardan çok daha avantajlı olduğu çalışmalar sonucunda görülmüş olup yetiştiricilerden olumlu tepkiler aldık.
Bu proje ile Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Türkiye’de öncü bir birlik olduğunu bir kez daha kanıtlayarak çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.


 
 
08.08.2019
Devamı

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Hububat, Baklagil Dane Mısır Destek Ödemeleri Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerine ilişkin açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli;

“ Sayın Cumhurbaşkanımızın Hasat Bayramı'nda açıkladığı gibi yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerini Kurban Bayramı öncesi ödüyoruz.
Bu çerçevede ‘Yağlı Tohumlu Bitkiler’ fark ödemelerinin kalan %30’luk kısmı ile ‘Hububat, Baklagil ve Dane Mısır desteği’ olarak toplam 227 bin çiftçimize 1 milyar 200 milyon TL ödenecek.
Ödemeler bugün saat 18:00’dan itibaren başlayacak. Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun.” Dedi.
 
 
06.08.2019
Devamı

2019 Yılı Tarımsal Destekler Neden Açıklanmıyor?

Ağustos ayına geldik. Çiftçinin, yetiştiricinin gözü kulağı Tarımsal desteklerde. Tohumlar ekildi. Biçildi 2019 tarımsal destekler hala açıklanmadı. Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım 2019 Tarımsal desteklerle ilgili bir yazı kaleme alarak Hazine ve Maliye bakanlığının tarımsal desteklerin düşürülmesini istiyor dedi.

Çiftçiye verilen tarımsal desteklerin temel hedeflerinden birisi üretim planlaması yapmaktır. Devlet hangi ürünün daha çok üretilmesini istiyorsa, o ürüne daha çok destek verir. Arz fazlası olan ve üretimini artırmak istemediği ürüne ise daha az destek verir veya hiç vermez. Böylece üretimde bir planlama sağlanır.
İkinci temel hedef, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapmakta zorlanan çiftçiye destek verilerek üretimin devamı sağlanır.
Bir başka önemli hedef, ithal ürünlere karşı çiftçinin rekabet gücünü artırmak, tüketicinin güvenilir,sağlıklı ürünleri uygun fiyata almalarını sağlamaktır.
Gıda sanayisine uygun koşullarda hammadde temin edilmesi,ihracatta rekabet gücünün artırılması ve daha bir çok amaç,hedef sıralanabilir. Fakat, asıl önemli olan bu hedeflere ulaşabilmek için doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal desteklemelerin yapılmasıdır.

Türkiye’deki uygulamalar bakıldığında bu hedeflerin hemen hiçbirisinin gerçekleşmediğini görüyoruz. Çünkü, Türkiye, doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal destek vermiyor. Her yıl bütçeye konulan bir kaynak var. Bu kaynak para olarak dağıtılıyor. Amacı,hedefi olmayan bir şekilde para dağıtılıyor.
Verilen desteklerin üretime,verimliliğe yansıması hesaplanmıyor. Etki analizi yapılmıyor. Toplamda 100’den fazla destek kalemi var. Her sene ayrılan bütçe ile bu kalemlerde bir kaç kuruşluk artış yapılıyor.Bazıları yıllarca artırılmıyor. Çiftçi aldığı destekten, devlet verdiği destekten memnun değil.

Tohum ekilmeden destekler belli olmalı
Bu yılın 7 ayı geride kaldı tarımsal destekleri henüz açıklanmadı.Bir çok üründe ekim yapıldı, hasat büyük oranda tamamlandı fakat çiftçinin alacağı destek daha açıklanmış değil. Bu durumda üretim planlaması hedefini nasıl gerçekleştireceksiniz?
Yüksek girdi fiyatları karşısında çiftçiyi nasıl koruyacaksınız?
Çiftçinin en çok ihtiyaç duyduğu ekim zamanı desteği açıklamaz ve ödemezseniz üretimi nasıl sürdüreceksiniz?
Denilebilir ki, bu destekler zaten bir yıl sonraki bütçeden ödenecek. Erken açıklansa ne olacak? Doğrudur. 2019 yılında üretilen ürünlerin desteği büyük oranda 2020 yılı bütçesinden ödenecek. Geçen yılın hububat,yağlı tohumlar desteğinin üçte biri bugün çiftçiye ödenecek. Bu kadar geç ödenen desteğin bir yararı olur mu?
Her fırsatta yazıyoruz,söylüyoruz. Avrupa Birliği 7 yıllık bütçe yapar ve 7 yıllık dönem itibariyle tarıma verilecek destek miktarları bellidir.Amerika 5 yılda bir çıkardığı Tarım Kanunu ile tarımsal destekleri açıklıyor. Türkiye’de hükümet değişmese de bakan değiştikçe destekleme politikası değişiyor.
Hatırlarsanız daha 3 yıl önce 2016’da dönemin Başbakanı Binali Yıldırım tarım desteklerinin yılda iki kez, iki taksitle ödeneceğini söyledi. Bir yıl bile uygulanamadan bundan vazgeçildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı desteklerin düşürülmesini istiyor
Bir çok çiftçi, tarım teşkilatında çalışanlar ;”2019 destekleri ne zaman açıklanacak?” diye soruyor. Son 12 yılın 9’unda tarım desteklerini bakanlıktan önce açıkladık. Çok önceden açıklanması gereken tarım desteklerini “atlatma haber” olarak yazdık. Fakat bu yıl ortada henüz hazırlanmış bir kararname yok. Sadece bir takım söylentiler var.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı tarımsal destekleme bütçesi 20 milyar lirayı aşıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı “bütçede para yok, bu kadar desteği veremeyiz” diyerek desteklerin düşürülmesini istiyor. Bu nedenle 2019 tarım desteklerinin açıklanamadığı ifade ediliyor.

Hayvancılık destekleri düşürülecek
Sızan bilgilere göre hayvancılık desteklerinde kısıtlamaya gidilecek. Besilik erkek hayvan desteği kapsamında hayvanlarını bakanlık onaylı kesimhanede kestiren besicilere 200 başa kadar hayvan başına ödenen 250 liralık desteğin 100 liraya indirileceği ifade ediliyor.
Besicilik bölgesi olarak ilan edilen illerde değişiklik yapılacak. Hayvan varlığı yüksek bazı iller bu kapsamdan çıkarılırken hayvan varlığı az olan yeni iller eklenecek. Besicilik bölgesi kapsamındaki illerde buzağı başına ödenen 200 lira ilave desteğin kaldırılması veya azaltılması yine sızan haberler arasında. Soykütüğüne kayıtlı hayvan başına ilave desteğinde kaldırılabileceği konuşuluyor.

Yerel seçim öncesi verilen sözler
2019 tarım destekleri konusunda 31 Mart’ta yapılan yerel seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin seçim meydanlarında verdiği vaatler,sözler de var. Bazı ürünlerde fiyat açıklanırken verilecek destek miktarı da açıklandı. Bunlar destekleme kararnamesine ne oranda yansıyacak?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim öncesi Van mitinginde küçükbaşta hayvan başına 25 lira olan desteğin 100 liraya çıkarılacağını söyledi.Doğan her kuzuya 100 lira destek verileceğini açıkladı. O zaman doğan kuzular koyun oldu ama daha ortada destek yok.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, buğday ve arpada 2018 yılında kilo başına 5 kuruş olan destekleme priminin yüzde 100 artışla 10 kuruşa çıkarılacağını açıkladı.
Pakdemirli, Rize’de yaş çay alım fiyatını açıklanırken çayda destekleme priminin kiloda 13 kuruş olacağını söyledi.Geçen yıla göre artış olmayacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Manisa Akhisar’da zeytin üreticileri ile konuşurken, zeytinyağının yanı sıra ilk kez zeytin danesine de prim verileceğini söyledi.
Bakan Pakdemirli, seçim öncesinde ve geçtiğimiz günlerde Aksaray’daki konuşmasında düve alımında 31 ilde uygulanan yüzde 40 hibe desteğinin 81 ilde uygulanacağını açıkladı. Bu nedenle düve satışları durdu.Herkes hibe desteğinin resmi olarak açıklanmasını bekliyor.

Özetle, çiftçi,sanayici,tüccar, ihracatçı, tarım teşkilatı çalışanları;tarımla ilgili herkes 2019 tarım desteklerinin bir an önce açıklanmasını istiyor. Ödemesi 2020 yılında yapılsa da çiftçi ne kadar mazot,gübre desteği alacağını, hayvancılıkta hangi desteklerin artacağını hangilerinin azalacağını, alan bazlı ve prim(fark ödemesi) desteklerindeki artış oranlarını merakla bekliyor. Destekler acilen açıklanmalı. 2019 üretim yılı geride kalırken,en azından 2020 üretim yılı için belirleyici olur.
 
 
 
06.08.2019
Devamı

Türk Balıkçılar Moritanya’da Zor Günler Geçiriyor

 Dem- Bir Yönetim Kurulu Başkanı Ali GÜNEY   Moritanya’da ki avcıların zor durumda olduğunu dile getirdi. Başkan Güney; “Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz. 3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz. Fakir ülkelerde aracısız hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz. İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar. Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. ”dedi.


 
Başkan Ali Güney Moritanya’da ki son durumu şöyle değerlendirdi. 

“Yaşama şartları oldukça zor bir Ülke Moritanya. Sosyal hayat yok, ekmek parası için evlerinden vatanlarından uzakta çalışmaya gittiler. Teknelerimizde onların 1 yılda tutukları balıkları 1 günde avlıyorlar.  Buda başta Çin olmak üzere herkesi hayrete düşürüyor. Türkler Bu işi nasıl yapıyorlar dedirtiyor. Avcılarımız en son teknoloji ile avlama yapıyorlar ve oldukça başarılı işler çıkartıyorlar. Ancak son 1,5’ yıldır dır çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Yaşadığımız bu sorun çözülemediği durumda üzülerek söylüyorum ki teknelerimizi Moritanya’dan geri gelecek.
Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz.
3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz.
Şu anda 50 tekne var her tekneden en az 35 kişi çalışıyor 1 kişinin aylık maaşı 10 bin.
Fakir ülkelerde rüşvetsiz hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz.
İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar.



Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. Örneğim Çin gemileri kendi iskelesi var ve pek çok yatırım yapmışlar kolaylıkla her işlerini yapabilirken,  bizim avcılarımız zor şartlar altında geri çalışmaya devam ediyor.
Günlük 50 ton balık avlıyoruz. 2’şer yıllık sözleşmelerimiz var.  Sektörün sürdürüle birliğine bakıyorum.
Liman bakım onarımı Olması gerekiyor. Moritanyalı yetkililer Türkiye Cumhuriyetinden liman yapmamızı veya iskele yapmamızı istiyor. Acilen Devletimizden bu konuda desteklerini bekliyoruz. ”dedi.
 
06.08.2019
Devamı

Tarım ve Orman Şurasına Vatandaştan Yoğun İlgi

15 yıl aranın ardından yapılacak olan ve ilk defa, tüm Türkiye’nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkılan III. Tarım Orman Şurası‘na vatandaşlardan yoğun ilgi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca Tarım ve Orman Şurasının çalışmaları hakkında yazılı bir açıklama yapılarak Türkiye’nin her kesiminden sürece katkı geldiği ifade edildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada
Çiftçi (756 öneri), Mühendis(490), Veteriner(176) gibi sektörle direk bağlantılı vatandaşlarımızın yanı sıra; Öğretmen, Doktor, Avukat, Gazeteci, Kaptan, Borsacı, Asker, Hemşire ve daha birçok meslek grubundan vatandaşımız da duyarlılık gösterip bugüne kadar Tarıma, Ormana dair önerisini iletenlerden olduğu bildirildi.   

Ayrıca Vatandaşlardan gelen önerilerin yanı sıra, 1,6 Milyon çiftçi ve sektörün tüm paydaşlarına, SMS kanalıyla ulaşılarak da katkıları talep ediliyor.
 Gönderilen SMS’de “Kıymetli Üreticimiz, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Ekim ayında birlikte gerçekleştireceğimiz III. Tarım ve Orman Şurası için “Bir fikrim var!” diyorsanız, sizi de https://sura.tarimorman.gov.tr  adresindeki “Görüşünü Bildir” sayfasına bekliyoruz” ifadeleri yer alıyor.

SMS’in yanı sıra “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşvik ve himayeleriyle kıvanç duyduğumuz ve güç bulduğumuz Şura süreci, önümüzdeki üç ay boyunca sizlerin fikir ve projeleriyle daha anlamlı ve değerli hale gelecektir. Bunun için sizleri de https://sura.tarimorman.gov.tr adresli web sitemizdeki “Görüşünü Bildir” sayfasına davet ediyoruz. Birlikten kuvvet, beraberlikten bereket doğar. Ekim’de buluşmak üzere” İfadelerini içeren mail ile de vatandaşlardan görüş ve önerileri talep ediliyor.

Vatandaşlardan gelecek tüm görüşler konuları itibariyle 21 Çalışma Grubuna iletilirken, III. Tarım Orman Şûrası’nın çalışma grupları da mesaiye devam ediyor.
Program kapsamında oluşturulan 21 adet Çalışma Grubundan Bitkisel Üretim Ve Bitki Sağlığı Çalışma Grubu, Tarımsal Üretim Planlaması Çalışma Grubu, Tarım Ve Orman Hukuku Çalışma Grubu, Gıda Güvencesi Çalışma Grubu, Tarımsal Yapı ve Dönüşüm Grubu, Orman Kaynaklarından Faydalanma Grubu ile Balıkçılık ve Su Ürünleri Grubu ilk toplantılarını gerçekleştirdi.
Grup Toplantıları Bakanlık Personelleri, Sivil toplum kuruluşu üyeleri ve Çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin yanı sıra Şûra Genel Sekreterliğinin de katılımıyla gerçekleşiyor.
Bütün öneri ve görüşlerin titizlikle ele alındığı 21 çalışma grubunun mesaisi 3 ay devam edecek. Bu çalışmalarla hazırlanacak raporlar neticesinde, Tarım ve Ormancılığın 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan kararlar, Eylül veya Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile yapılacak toplantıda kamuoyuna duyurulacak.
 
 
06.08.2019
Devamı

TÜRKİYEDE TARIMSAL ÖRGÜTLENME VE KOOPERATİFÇİLİK

Tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının artması, teknik bilginin büyük işletmelerde uygulama imkânı bulması, tarımsal nüfusun önemli bir çoğunluğunu oluşturan küçük tarım işletmelerinin/küçük üreticilerin giderek üretimde kalmasını zorlaştırmaktadır. Büyük işletmeler, daha ziyade gelişmiş ülkelerdeki teknik tarımla ve büyük üretim gücüne sahip üreticilerle rekabet etmekte zora girerken, küçük üreticiler veya işletmeler ise hem iç piyasada var olabilme, hem de büyük işletmelerle rekabet etme gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumda üretici açısından ortaya çıkan en önemli ihtiyaç örgütlenme ihtiyacı olmaktadır.
            Kırsal kesimde yaşayan üreticilerimizin ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli yasaları dayanak almak suretiyle, değişik çiftçi organizasyonları oluşturarak örgütlendikleri bilinmektedir. Tarımsal Kalkınma kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri, Tarımsal Üretici Birlikleri, Damızlık Birlikleri, Tohum Birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri, Sulama Birlikleri, Tarım Satış Kooperatifleri, Ziraat Odaları vb. Örgütlenme yapısını incelediğimizde faaliyet konularında ve etki alanlarında çakışmalar görülmektedir. Bu yapılanma şekliyle belki bir zenginlik gibi düşünülse de çoğu zaman aynı faaliyette bulunan örgütler arasında ciddi sürtüşmelere neden olmaktadır. Türkiye’deki tarımsal örgütlenme yapısının yeniden masaya yatırılarak yetki ve sorumlulukların yeniden belirlenmesi ve bunun devamında da güçlü bir yapılaşma ile daha fonksiyonel bir hale getirilmesi gerekmektedir.
 
            Amaç:
 
          Örgütlenmenin amacı; Tarımda verimliliği yükseltmek ve üretimden tüketim aşamasına kadar tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi suretiyle üreticinin gelirini ve pazardaki konumunu yükseltmektir.
Bu nedenle, tarımda üretici örgütlerinin; Üreticilerin çıkarlarını koruma, Yenilik ve gelişmeleri izleme ve yaymada her türlü bilgi alışverişini sağlama, Politik baskı grubu oluşturma, Demokratik karar alma sürecini hızlandırma, Verimlilik ve kalitenin arttırılması için gereken girdileri ve teknolojileri sağlama, Kırsal alanın ekonomi içindeki etkinliğini arttırma, Tarım üreticisinin gelir ve yaşam düzeyini yükseltmek gibi amaçları vardır.
Tarımsal üretimi arttırmanın, kaliteli ürün elde etmenin ve tarım ile             uğraşanların yaşam düzeylerini yükseltmenin en önemli yollarından biri, üreticilerin etkili bir biçimde örgütlenmesidir. Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, tarımın gelişip sanayileştiği ve üreticilerin de örgütlendiği görülür. Çünkü tarım politikalarını oluşturmak, uygulama koşullarını belirlemek ve böylece politik mekanizmaları etkileyebilmek, pazarda etkin olabilmek, çağdaş üretim yöntemlerini kullanıp verimliliği arttırarak kırsal alan kalkınmasını gerçekleştirmek, ancak örgütsel güçle yani örgütlü üreticilerle olmaktadır.
Üreticinin örgütlenmesi ve pazarda etkin bir konuma gelebilmesinde en önemli araç tüm gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kooperatiflerdir. Türkiye gibi, işletmeleri küçük olan ülkelerde üreticiler ancak, kooperatifler aracılığıyla modern ve ekonomik ölçekli tarım yapabilirler. Türkiye'de sayısal olarak 4-5 milyon ortağı bulunan tarımsal kooperatifler çeşitli alanlarda faaliyet göstermesine rağmen, batı ülkelerinde olduğu gibi etkili değildirler. Çünkü; Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Finlandiya gibi ülkelerde tarımsal kooperatiflerin pazarlamadaki payı %50 ila %100 arasındadır. Bizde ise %1 ila %10 arasındadır.
Kooperatif Projelerinin Desteklenmesi:
Günümüzde tüm dünyayı etkileyen finansal kriz ve gıda krizi koşulları kooperatifçiliği daha önemli ve öncelikli hale getirmiştir. Ekonomik durgunluğun devam etmesi nedeniyle işsizlik oranları gelişmiş ülkelerde dahi ciddi oranlara tırmanmaktadır. Günümüzde Türkiye’de en önemli sorun olan işsizliğin azaltılması köyden kente olan göçün önlenmesi ile yakından ilişkilidir. Bu göçün engellenmesinde kırsal kesimin kalkınmasını sağlayacak tarımsal kooperatiflerin varlığı ve gelişimi belirleyicidir.
            Bu kapsamda; başta ülkemizde kırsal refahın sağlanmasında örgütlü yapılanmanın temelini oluşturan tarımsal amaçlı kooperatiflerin idari, teknik ve mali kapasitelerinin geliştirilmesi desteklenmelidir.
             AB ülkelerinde özellikle tarımda kooperatifçilik çok büyük bir ağırlığa sahiptir. Kooperatiflerin payı tarımsal girdi sağlamada % 50, tarımsal ürünlerin alımı, işlenmesi ve pazarlanmasında % 60 ve dış satımda ise % 50’den fazladır. AB ülkelerinde 32 bin tarımsal kooperatif var olup, bunların ortak sayısı 12 milyondur. Tarım kooperatiflerinin AB ülkelerinde yıllık iş hacmi yaklaşık 200 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Toplulukta tarım kooperatiflerinin cirosunun tarımsal üretime oranı günümüzde %90’a ulaşmıştır .(İnan,2008)
Üretici örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
          Tarımsal kalkınma kooperatifleri, çok amaçlı kooperatifler olmaları ve bünyelerinde hayvancılık, seracılık, depolama, nakliye gibi önemli tarımsal faaliyetleri bulundurmaları nedeniyle çiftçi gelirini doğrudan etkileyecek olan kooperatiflerdir.     Ülkemiz süt sektöründe özellikle ihale yapılan bölgelerde üreticiler çoğunlukla ihalelerde tarımsal kalkınma kooperatifleri aracılığıyla temsil edilmektedir. Ülkemizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin pazar etkinlikleri son derece düşük düzeydedir. Ancak, hayvancılık, seracılık ya da yaş meyve, sebze üretimi, depolanması, ambalajlanması ve nakliyesi konusunda faaliyet gösteren ve çoğu küçük ölçekli de olsa kendi tesislerini kuran başarılı tarımsal kalkınma kooperatifleri mevcuttur. Bakanlığımız faaliyet alanında yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri; kırsal alanda mahalle, köy, belde ve ilçe düzeyinde kurulmakta olup, küçük ölçekli, az ortaklı ve düşük sermayeli faaliyet göstermelerinden dolayı, amaçlarına ulaşmada beklenilen düzeyde başarılı olamamaktadırlar.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununda 1988 yılında 3476 sayılı Kanunla önemli değişiklikler yapılmıştır. O zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, 3476 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin mevcut kooperatiflere yansıtılabilmesi için çalışma konuları aynı veya benzer nitelikte olan kooperatiflerin ana sözleşmelerinde birleştirme çalışmaları yapılmıştır.
           Tarımsal kalkınma kooperatifleri; tarım işletmelerini verimli hale getirmek, pazarlamayı düzenlemek, girdi, kredi vb ihtiyaçları karşılamak, kırsal sanayinin kurulmasını sağlamak gibi birden fazla amacı gerçekleştirmek için kurulmuşlardır. Ülkemizde halen faaliyet gösteren Tarımsal Kalkınma kooperatiflerinin sayıları bugün itibariyle 9.942 olup, ortak sayıları ise 2.500.000 civarındadır.
           Türkiye tarımsal kalkınma kooperatiflerini desteklemeye 1990 yılında başlamış olup, 2002’ye kadar desteklediği toplam 287 kooperatife 87 Milyon TL destek verilmiştir. Türkiye’nin tarımsal kalkınma kooperatiflerinin desteklenmesi 2003 yılından 2011 yılına kadar çok büyük oranda artmış olup, yaklaşık 2 milyar TL’yi  bulmuş, 1932 tarımsal kalkınma kooperatifi yatırım programına alınarak desteklenmiştir. 180 bin aile bu kooperatiflerde üye olmak suretiyle üretim sürecine dahil oldu. Bu projelerdeki temel amaç;  köylerde, kırsal alanda yaşayan, gerek yoksul, ama çiftçilikten ve hayvancılıktan başka yapacak işi olmayan kişilerin bir araya gelmek suretiyle bir ekonomik güce dönüştürülmesi ve bunun üzerinden hem istihdam yaratılması hem de milli ekonomiye katkı sağlanması olmuştur.
            Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin desteklendiği ilk yıllarda “Kooperatif Mülkiyetindeki Projeler”e destek verilmiş, ancak bu modelde üyelerin üretime iştiraki sağlanamadığından Zeytinyağı işleme, konserve, salça, süt işleme, yem fabrikası, ürün paketleme, soğuk hava deposu, gibi projelerin dışında özellikle üretim projelerinde “Ortaklar Mülkiyetindeki Projeler”in desteklenmesine geçilmiştir. Bir köy bir proje olarak değerlendirilmiş, değişik kapasitelerde hayvancılık ve bitkisel üretim projeleri geliştirilerek desteklenmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta 100 aileye 2 baş damızlık projesi 2003 yılından sonra ihtiyaca göre 50 aileye 4 veya 6 baş damızlığa, daha sonra da 30 aileye 10 baş damızlığa çıkarılarak desteklenmiş, işletme kapasiteleri artırılmıştır. Proje uygulamasında ipotek veya teminat alınmadan tamamen güven esasıyla üyeler üçer kişilik gruplar halinde müteselsil kefaletle, Ziraat Bankasının uyguladığı zirai kredi faiz oranının dörtte biri oranında ilk yıl ödemesiz, ikinci yıl sadece faiz ödemesi toplam beş yıl vadeli borçlandırılıyordu. 2003 yılında uygulamaya konulan “Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi”nde ise iki yıl ödemesiz beş yıl vadeli ve faizsiz borçlandırılıyordu.
            Yatırım proğramına alınan kooperatifler önce Genel Müdürlükte görevli Kontrolörler tarafından idari, mali ve hukuki yönden denetleniyor, uygun olmayanlar uygun hale getiriliyordu. Projeye dahil olan üyeler Tarım İl Müdürlüğü elamanlarınca eğitime tabi tutuluyordu. Hayvancılık projelerinde proje kapsamında olan üyelerin mevcut ahır veya ağılları ihtiyaç varsa onarılıyor veya yenisi yapılıyor, isteyen üyeler bitişik veya toplu ahır yapabiliyor, Süt ve damızlık üretim projelerinde süt toplama ve sağım sistemi kuruluyor, Kooperatif işletme binası yapılıyor, şartnameye uygun damızlık hayvanlar temin edilerek teslim ediliyor, ayrıca projenin devamında 3 veya 4 yıl süreyle işletme sermayesi ile destekleniyordu. Genel Müdürlükçe oluşturulan veri tabanı ile her türlü takip yapılıyordu. Verilen kredilerin % 80-90 oranında geri dönüşü sağlanıyordu. Değişik nedenlerle ödeme güçlüğü çeken kooperatiflerin borçları erteleniyor veya yapılandırılıyordu. Tökezleyen düşmeden tutuluyordu.
            Bugün hayvancılıkta yaşanan damızlık sıkıntısı da bu projeler uygulanırken yaşanmıyordu. Özellikle büyükbaş hayvancılık projeleri ile 2003 yılı öncesi ülke genelinde yılda 4 bin civarında damızlık sığır dağıtılırken, 2003-2011 yıllarında yurtiçinden yıllık ortalama 28 bin baş damızlık sığır temin edilerek dağıtılmıştır. Damızlık sığır verilen kooperatifler iki yıl sonra damızlık satmaya başlıyordu.
            Sera projelerinde de bitişik veya toplu projeler teşvik edildi. Örneğin bugün muzun serada üretilmesinin temelinde kooperatif projeleri yatmaktadır. Ortaklar Mülkiyetindeki Projelerde her çiftçi kendi adına çalışır, kooperatif yönetimi uygun girdi temin eder, üretilen ürünleri uygun şartlarda toplu pazarlardı.
            2011 Yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeniden yapılanması ile çiftçi örgütlenmesi, desteklenmesi ve eğitim-yayım hizmetlerinden sorumlu olan TEDGEM (Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü) kaldırılmış, Örgütlenme kısmı Tarım Reformu bünyesinde bir daire başkanlığına, Eğitim-yayım kısmı da Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığına aktarılmıştır. Bununla birlikte eskiden Kooperatifler Genel Müdürlüğünden beri devam eden kooperatif projelerinin desteklenmesi hizmetleri de iptal edilmiştir. Kooperatiflerin kredi ihtiyaçlarının Ziraat Bankasından sübvansiyonlu kredi kullanarak karşılanması öngörülmüş ancak, teminat ve ipotekteki ağır şartlar yüzünden hemen hemen hiçbir kooperatif bu kredilerden yararlanamamıştır. Bütçede “Borç verme” faslında olan ödeneğin de iptaliyle bazı projeler yarım kalmış, işletme sermayesi alamayan kooperatifler de ödeme güçlüğüne düşmüştür. Uygulanan projelere satmak için yetiştirilen damızlıkların da çoğu kesime gitmiştir.
 
            Sonuç:
Genel bazda incelediğimizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sermaye, karlılık oranı açısından yetersiz olduğu görülmektedir. Kooperatiflerin çalışmalarında daha etkin ve verimli olabilmeleri için şunlar yapılmalıdır;
- Kooperatif ortak ve yöneticileri kooperatifçilik konusunda daha çok bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmeli, Kooperatif yöneticileri ve ortakların aralarındaki iletişimi daha etkin kılacak bir yapının kooperatifte etkin kılınması,
- Devletin kooperatifçiliği destekleyecek politikalar uygulayarak, kooperatifleşmeyi daha çekici bir hale getirmesi,
 - Kooperatiflerde çalışan personel kooperatifçilik alanı ile ilgili okullardan tercih edilmeli ve çalışan personel hizmet içi eğitime tabi tutulmalıdır,
- Kooperatifçilik Bankasının biran önce finansman sağlanabilmesi için kurulmasına ihtiyaç bulunmaktır.
Ekonomik örgütlenmenin yetersizliği, Tarımda üretim planlaması yapılamamasına, Pazarlamada sorunlara, Tüketicide fiyat ve üreticide gelir istikrarsızlığının oluşmasına neden olmaktadır. Üretim planlaması yapılmadığından üretici kendi bildiği şekilde üretim yapmakta, pazar sıkıntısı yaşamaktadır. Bu durum üreticiyi de olumsuz etkilemektedir.
Üretici birlikleri, ekonomik kuruluşlar olarak piyasaya girmeli, ürün alıp satarak piyasayı düzenlemeli, üreticiye ucuz girdi temin etmeli, soğuk hava depoları, ürün işleme ve paketleme tesisleri kurmalı, ürüne katma değer kazandırmalıdır. Kısacası üretimin yapıldığı yerlere entegre tesisler kurarak paketli ve ambalajlı, fiyatları yerinde tespit edilen ürünleri Avrupa’da olduğu gibi, fiyatları değiştirmeyecek şekilde piyasaya arz etmeleri gerekir.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde eskiden olduğu gibi Çiftçi Örgütlenmesinden sorumlu bir Genel Müdürlüğün kurularak, geçmişte uygulanan ve olumsuzlar olmakla birlikte çoğu başarılı örnekleri olan Ortaklar Mülkiyetinde Kooperatif Projelerine benzer projeler geliştirilerek Kooperatif ve Üretici Birlikleri Projeleri cazip şartlarda desteklenmelidir. Proje ve uygulamalarda gerekli revizyonlar yapılarak hataların asgari düzeye inmesi sağlanmalıdır.
Devlet kural koyucu, yönlendirici, destekleyici ve denetleyici olmalıdır. 

Mehmet TAŞAN
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı
TEDGEM ve TİGEM E. Genel Müdürü

 
 
 
            
                
 
           
 
 
06.08.2019
Devamı

MAVİDİL HASTALIĞINA BİR BAKIŞ

  Ender olarak sığırlarda görülen, genellikle koyunlara mahsus, viral  ve bulaşıcı bir hastalıktır. Virusun 24 serotipi bulunmaktadır. Etken 50 C0 sıcaklıkta 3 saatte, 60 C0'de 15 dakikada yok edilebilir.

Fenol içerikli veya iyotlu kimyasallara karşı duyarlı olduğundan bu dezenfektanlar hastalıkla mücadelede yaygın kullanılmaktadır. Ancak  virus 20 C0'de muhafaza edilen kan içerisinde uzun yıllar aktif kalabilir. Bulaşma genellikle sivrisinekler, tatarcıklar ya da kan emici bitler vasıtasıyla meydana gelir.
Hastalığın taşınıp bulaştırılmasında vektör olarak adlandırılan insektler (böcekler) daha çok yaz ve sonbahar başlarında, düşük rakımlı bölgelerde etkilidir. Bu dönemde virusu kolayca bulaştırıp yayarlar. Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin, merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenirler. Kuzular da, koyunlara nazaran hastalığa karşı daha duyarlıdır. Ağız, burun ve sindirim sisteminin mukozası denen yüzeysel katmanları ile ayak- tırnak arasındaki canlı dokularda mavi mor renkte bir görüntü veya halka oluşmaya başlar. Dil şişerek dışarı doğru sarkar, yem ve nefes alımında son derece zorlanan hayvan halsiz düşer. Hastalık yüksek yağış, sıcaklık, nem gibi ekolojik faktörlere bağlı olarak yayılma oranında farklılıklar gösterir. Rahatsızlanan hayvanlarda ölümler %20-100'e ulaşabilir. İhbarı mecburi olduğundan, görüldüğü her yerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerine bildirilmesi gerekir.

            Hastalık dünyada ilk kez 1905’ te yılında ortaya konulmuş, ülkemizde ise 1944 yılında rastlanmıştır. Sonraki yıllarda maalesef yurdumuzun bir çok ilinde özellikle batı ve kuzeybatıdaki şehirlerde  belirli aralıklarla ortaya çıkmıştır. Bilhassa Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi ülkelerden zaman zaman ülkemize hastlalık geçişleri olmuştur. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve hatta İstanbul'un Trakya kesiminde yer alan küçükbaş işletmelerimiz ciddi düzeyde etkilenmiştir. Bazı yıllarda hastalık Trakya'yı geçerek Marmara ve Ege bölgesini de tehdit etmiş, hatta bazı Anadolu vilayetlerimizde de tek tük görülmüştür.

            Böyle sıkıntılı bir problemle ilgili çiftçilerimizin çok dikkatli ve uyanık olması gerekir. Son derece büyük ekonomik kayıplar yaşatan bu hastalıkla ilgili direkt tedavi olmadığı için, korunma yollarını çok iyi bilmek ve uygulamak lazımdır. Zaten bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, aşı ve hijyen kurallarını sıkı sıkıya işletmek zorundayız. Eğer bir bölgede hastalık çıktığını duyarsak, hemen yetkililerle diyaloga geçip, aşılamaları başlatmalı kendi işletmelerimizde de resmen hastalık çıkmış gibi giriş çıkış kısıtlanmalı, temizlik ve hijyeni üst düzeyde tutulmalıdır. 15 Nisan 2018 pazar tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele yöntemlerinden bahsedilmektedir.  Buna göre hastalık çıktığında bakanlık yetkililerinin ve işletme sahiplerinin neler yapması gerektiği ayrıntılı  olarak verilmiştir. İlgili Yönetmelikte;

Hastalık bildirimi

Madde 5 – (1) Mavidil virüsünün varlığından şüphe duyulması veya varlığının doğrulanması ile ilgili, hayvan sahipleri ve bakıcıları, veteriner hekimler ile muhtarlar, köy korucuları, celepler, çobanlar, gemi kaptanları, istasyon ya da gümrük memur veya idarecileri gibi ilgililer derhal yetkili otoriteye bildirimde bulunmak zorundadır.

Şüphe

Madde 6 – (1) Mavidil hastalığına yakalandığından şüphe duyulan bir veya birden fazla hayvan varsa, resmi veteriner hekim hastalığın varlığını doğrulamak veya bu ihtimali ortadan kaldırmak için derhal resmi araştırma yöntemlerini uygular.
(2) Hastalığın varlığından şüphe duyulduğuna dair bildirimde bulunulmasını takiben resmi veteriner hekim en kısa sürede;
a) Şüphelenilen işletme veya işletmeleri resmi gözetim altına alır.
b) Aşağıdaki tespitleri gerçekleştirir:

1) Hayvanların envanterini hazırlar, envanterde, her bir tür için hâlihazırda ölmüş olan, enfekte olan veya enfekte olması muhtemel hayvanların sayılarını belirtir ve hastalıktan şüphelenilen dönem içerisinde doğan veya ölen hayvanları tespit etmek için bu envanteri günceller; bu envanterdeki veriler istek üzerine hayvan sahibi ya da bakıcısı tarafından ibraz edilir; veriler her ziyaret sırasında kontrol edilebilir.

2) Vektörün hayatta kalabilmesini kolaylaştıracak veya barınması muhtemel yerlerin ve özellikle de üremesi için müsait olan alanların bir envanterini hazırlar.
3) 9 uncu maddeye uygun olan epidemiyolojik survey yürütür.

c) İşletme veya işletmelere düzenli ziyaretlerde bulunur ve her seferinde ölen veya enfekte olduğundan şüphelenilen hayvanlar üzerinde ayrıntılı bir klinik muayene veya nekropsi yapar ve laboratuvar testleri aracılığıyla hastalığı teyit eder.

ç) Aşağıdaki uygulamaların yürütülmesini sağlar:

1) Şüpheli işletmelere veya buralardan başka işletmelere hayvanların hareketinin yasaklanmasını.
2) Vektörlerin aktif olduğu zamanlarda hayvan hareketlerinin kısıtlanması için hayvanların belli sınırlar içerisinde tutulmasını.
3) Hayvanların ve hayvanların barındırıldığı binalar ile binaları çevreleyen alanların (özellikle Culicoides popülasyonlarının geliştiği ortamların) düzenli ruhsatlı insekt öldürücülerle (insektisitlerle) ilaçlanmasını.

4) İşletmedeki ölü hayvanların yakılarak veya gömülerek imha edilmesini.
d) Diğer işletmelerin konumları, coğrafi durumları veya hastalıktan şüphelenilen işletmeye olan temasları kontaminasyon ihtimalinden şüphelenmek için yeterli gerekçe oluşturuyor ise, resmi veteriner hekim bu işletmelerde de ikinci fıkrada değinilen önlemleri uygulayabilir.

(3) İkinci fıkradaki hükümlere ek olarak, hayvanların serbestçe yaşadıkları korumalı doğa alanları için spesifik hükümler uygulanabilir.

(4) Mavidil hastalığının varlığından duyulan şüphe yetkili otorite tarafından giderilene kadar, bu maddede değinilen önlemler kaldırılmaz.

(5) İkinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen önlemler uygulamaya koyulana kadar, enfekte olmasından şüphe duyulan herhangi bir hayvanın sahibi veya bakıcısı, ikinci fıkranın (ç) bendinin birinci ve ikinci alt bentlerindeki hükümlerine uymak için tüm koruyucu önlemleri alır.

Aşılama
Madde 7 – (1) Mavidil hastalığına karşı aşılama ancak Bakanlık tarafından yürütülen risk değerlendirmesi sonucunda yapılan programlamaya göre uygulanabilir.
(2) Uygulanacak aşıya Bakanlık tarafından karar verilir. Aşılama alanı, Bakanlık tarafından başka şekilde talimatlandırılmadığı takdirde 10 uncu maddede belirtilen koruma ve gözetim bölgesini kapsar.
 
Dikkat edilirse hastalığın her aşaması tek tek yazılarak gerekli tedbirler sıralanmıştır.  Burada resmi veteriner hekimlerimizin yanı sıra, işletme sahiplerinin ve diğer yetkililerin de sayılan maddeleri okuyup öğrenmeleri, hastalıkla yapılan mücadelede katkılarını artırmalarından bahsediliyor.  Hayvancılık işletmelerimizin devamlılığı ve ülke ekonomisinin zarar görmemesi adına artık hiçbir çiftçilerimizin  gerek Mavidil gerekse diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili kenar durmaları söz konusu değildir. Herkesin kendi üzerine düşenleri aksatmadan  sıkı sıkıya yapmaları memleket millet menfaatine olacaktır.

KAYNAKLAR
1- HS Saltık, M Kale. Mavidil Virus Hastalığı Bluetongue Virus Disease. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2017, 5(1): 32-44
2- TE Walton.The History of Bluetongue and a Current Global Overview. Vet Ital. 2004 Jul-Sep;40(3):31-8.
3- World Health Organisation. Bluetongue. http://www.oie.int/en/animal-health-in-the-world/animal-diseases/bluetongue/
4- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği. Resmi Gazete Tarih: 15.04.2018 ve Sayı :  30392
 
 
 
02.08.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteği Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca süt üreticisine yapılan çiğ süt  desteği bugün ödeniyor. 2019 Nisan ayı süt desteklemesi kapsamında soğutulmamış çiğ inek süt desteği litre başına 0,18 TL olurken; soğutulmuş çiğ inek sütü desteği ise litre başına 0,22TL olarak ödenecek. Üretici örgütleri üzerinden pazarlanan soğutulmuş  sütün litre fiyat desteği ise 0,25 TL olarak bugün mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarını yatırılmış olacak.
 
02.08.2019
Devamı

Tarım Kart Hayata Geçti

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ve PTT A.Ş. işbirliği ile başlatılan Tarım Kredi Ortak Kart Projesi’nin ilk uygulaması pilot bölge Trabzon’da yapıldı.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifi'nde düzenlenen tanıtım toplantısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ve PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik, tarım kart ile birlikte 9 milyon evrakın israf olmasının önleyeceğini belirterek, “Vatandaşımızın, çiftçimizin hayatını kolaylaştırmak, verimliliği ve karlılığı arttırmak, ülkemizin adına yeni kazanımlar kazandırmak üzere bir araya geldik. 550 bin çiftçimize tarım kart vermek üzere ülkemizin göz bebeği olan Trabzon’umuzda bir araya geldik. Lansmanın ilk başlangıcını buradan yapıyoruz.  Bu kart ile biz 9 milyon evrakın israf olmasını önleyeceğiz. Dijitalleştiriyoruz, sistemi elektronikleştiriyor en ileriki teknoloji ile çiftimize hizmet getiriyoruz. Bununla kalmayarak çiftçimizin gelirlerini arttırıyoruz. Çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak  PTT hizmetlerinin tümünden çiftçilerimizin indirimli olarak yararlanmasını sağlıyoruz. 550 bin çiftçimize verilecek olan bu kartlardan bugün 20 bin tanesi Trabzon’umuzda ilk olarak dağıtmış olacağız” dedi.

"VERİMLİLİĞİ ARTTIRMA, MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKME GAYRETİNDEYİZ"
 
Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ise yaptığı konuşmada, verimliliği arttırma ve maliyetleri aşağıya çekme gayreti içerisinde olduklarını dile getirerek, “Değişen çağın, dijitalleşen ortamın çiftçimizin, vatandaşımızın hayatını kolaylaştırma anlamında bir fırsata dönüştürülmesinde yaptığımız bu işbirliği son derece önem arz ediyor. Şuanda tarım sektöründe şikayet ettiğimiz hususlardan bir tanesi verimlilik maliyetlerinin yüksek olması ve bunların aşağıya çekilebilir olması sorunu. Dolayısıyla biz şuanda her türlü fırsatı bu anlamda verimliliği arttırma, maliyetleri aşağıya çekme anlamında kullanma gayreti içerisindeyiz. Bu bir adım, başlangıç ve temel. Bundan sonra ki adımlar bu temelin üzerine inşa edilecek.  Bundan sonra atılacak olan adımlarda sadece ortak kart kullanımı değil, yine cep telefonuna uyumlu programlar ile birlikte oradan işlemler yapmak, sipariş vermek ve e-ticaret anlamında yapılan ticaretin aynı zamanda tarım sektörüne taşınması gündeme gelecek. Biz Tarım Kredi Kooperatifleri olarak bin 625 kooperatif, 209 şube, 17 bölge müdürlüğü ve 15 şirketimizle birlikte bir taraftan Türk tarımında çiftçilerimizin girdi tedarikini ihtiyacını karşılarken özellikle yakın zamanda tüketici tarafında da doğrudan doğruya çiftçilerimizin ürettiği ürünleri işletip pazara arz etme noktasında kabiliyetimizi arttırma gayreti içerisindeyiz. Önümüzdeki dönem özellikle tüketici haklarının korunması, gıda arz güvenliğinin sağlanması noktasında sözleşmeli tarımın ve planlı üretimin daha çok tartışıldığı ve uygulamaya geçildiği dönem olacak. Özellikle sözleşmeli tarım uygulamasının yaygınlaşması durumunda bugün yaptığımız işbirliğimiz çok daha önem arz edecek. Bundan sonra Türkiye genelinde yapılmış olan her türlü üretim pazarın ihtiyaçlarına bağlı olarak bir sözleşme bağıtlanmış olarak yapılacağı için iş ve işlemlerin kayıt altında, dijital ortamda yapılması son derece önem arz edecek. Bu çalışma bu anlamda temel bir altlık oluşturacak” şeklinde konuştu.
 
 "TARIM, ÜLKE OLARAK BİZİM ÖTEDEN BERİ BASTIĞIMIZ EN TEMEL ZEMİNDİR"
 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, bu çağda teknoloji olmadan hiçbir işte beklenilen sonuca ulaşılamayacağını vurgulayarak, “Tarım, ülke olarak bizim öteden beri bastığımız en temel zemindir. Ecdadımız bu zeminden yani bereketli topraklarımızdan aldığı güçle 3 kıtaya hükmetmiştir. Bu zemin sayesinde Anadolu yüzyıllar boyu bolluğun, bereketin, refahın beşiği olmuştur. Bugün eli nasırlı, gönlü iman dolu çiftçilerimizin bu topraklardan elde ettiği ürünlerle karnımızı doyuruyoruz. Bugün ülke olarak dünyanın sayılı ekonomilerinden biri isek kalkınma ve refah noktasında millet olarak yüzümüz gülüyorsa bunda en büyük pay tarımıdır. Eli dualı kalbi merhametli, eli bereketli çiftçilerimizindir. Allah onlardan sizlerden hepimizden razı olsun. Tüm bunların yanında ulaşım ve haberleşme yani yol, köprü, internet, telefon, iletişim teknolojileri bizleri çok daha yukarılara taşıyan faktörlerdir. Bu çağda bunlar olmadan bunları hesaba katmadan yaptığımız hiçbir işte beklediğimiz sonuca ulaşamayız” diye konuştu.
 
"BİR YIL ÖNCE ATILAN MÜŞTEREK TOHUMUN BUGÜN MEYVEYE DURDUĞUNU GÖRÜYORUZ"
 
“Bugün ulaşım ve haberleşme hizmetleri tarımdan turizme, sanayiden sağlığa her alana her noktaya adeta kan pompalayan damarlar konumundadır” diyen Bakan Turhan, “Tarım ve teknolojiyi ne kadar çok buluşturursak elde edilen ürünleri en tasarruflu ve en güvenli yollarla pazara ne kadar kolay ulaştırabilirsek üreticimizin, çiftçimizin önündeki engelleri ne kadar çok kaldırıp üzerindeki yükü hafifletirsek o kadar çok ülkemize, milletimize, istikbalimize, ekonomimize hizmet etmiş oluruz. İşte bu kapsamda yaklaşık bir yıl önce PTT Genel Müdürlüğümüzle, Tarım Kredi Kooparatifleri Genel Müdürlüğümüz imzaladığı işbirliği protokolü ile tarım kartı hayata geçirmeye karar vermişlerdi. Amaç çiftçimizin yükünü hafifleterek üretime katkı sunmaktı elbette. Bugün burada bir yıl önce atılan müşterek tohumun bugün meyveye durduğunu görüyoruz, tanık oluyoruz. Tohumu atan iki güzide kuruluşumuz PTT ve Tarım Kredi. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile dün bir işbirliği protokolü imzaladık. Dijital dönüşüm süreciyle ürün ve hizmetlerini çağın gereklerine göre yenileyen posta ve telgraf teşkilatımız bugün mesai yükünü azaltan kaynak israfını önleyen işlem sürecini hızlandıran ürün ve hizmetleriyle kurumlara sürat, kalite ve verimlilik getirmeye çalışıyor. Elbette tüm bunlardan çiftçilerimizde istifade etsin istiyoruz. İşte tarım kartla bu mümkün olacak” ifadelerini kullandı.
 
"500 BİNDEN FAZLA ÇİFÇİMİZİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK PTT BANK UYGULAMASININ ALTYAPI ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI, TESTLERİ YAPILDI"
 
Hayata geçirilen tarım kartın 500 binden fazla çiftçinin hayatını kolaylaştıracağını söyleyen Bakan Turhan, “Bir yıl önce Tarım Kredi Kooparatifleriyle imzalanan tarım kart protokolünde ön görülen maddeler bir bir hayata geçiyor. Bugün bu protokolün hazırlık aşaması tamamlanan önemli maddelerinden birini hayata geçiriyoruz. Buna göre hali hazırda Tarım Kredi Kooparatiflerinin ayni ve nakdi kredi onaylarındaki senet süreçleri, PTT'nin sağladığı pratik çözümlerle ortadan kalkıyor. 500 binden fazla çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak PTT Bank uygulamasının altyapı çalışmaları tamamlandı, testleri yapıldı. Artık kullanım zamanı ülkemize, milletimize çiftçilerimize hayırlı olsun. Her işte olduğu gibi tarım karttaki nihai amacın yüzlerin gülmesidir.  Yüzler güldükçe, ocaklar tüttükçe, çarklar döndükçe, yolar uzandıkça, köprüler yükseldikçe yollarımız tüm ülkede ağ gibi örüldükçe hedeflerimize daha emin adımlarla ilerleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olamasın” diye konuştu.
 
 
 
 
01.08.2019
Devamı

Kurban Alırken ve Keserken Nelere Dikkat Edilmeli?

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeni ile Anadolu İzlenimleri olarak kurbanlık alırken ve keserken nelere dikkat edilmeli? Hususlarına dikkat çekmek istedik. Ülkemizde yaklaşık 3.6 milyon hayvanı kurban bayramında kesiyoruz. 11 Ağustos 2019 günü Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Durumu iyi olanlara farz olan bu ibadette kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli? Hangi hayvanlardan kurban kesilir? Hangi hayvanlardan kurbanlık olur? Kurban hangi hayvanlardan seçilir? Soruları şu günlerde merak konusu olmaya devam ediyor.

Sığır cinsi büyükbaş hayvanların kurban edilebilmesi için, en az iki yaşlarını bitirmeleri gerekir. İki yaşını bitirdikleri kesin olarak bilinen büyükbaş hayvanların kapak atmamaları kurban olmalarına engel olmaz. Yine kapak attığı halde iki yaşını doldurmamış olurlarsa kurban olarak kesilemezler. Ancak doğumu kesin olarak bilinmeyen büyükbaş hayvanlar için kapak atma, bir ölçü olarak kabul edilebilir.

Kurbanlık hayvan alırken dikkat edilmesi gereken noktalar

1. Etli, canlı olması gerekiyor.
2. Kulağının veya kuyruğunun kopuk olmaması gerekiyor.
3, Gözünün veya memesinin kör olmaması gerekiyor.
4. Çok hasta, zayıf olmaması gerekiyor.
5, Tüylerinin parlak olması gerekiyor.
6, Küçükbaş hayvanlarda, oğlaklar en az 1 yaşında, kuzuların en az 6 aylık ve annesi kadar olması gerekiyor. Koyun ve koçlar zaten kurban edilebiliyor ama yaş şartı koyun ve keçilerde farklılık gösteriyor.
7. Oğlaklar 1 yaşında olması lazım. Erkek kuzular en az 6 aylık olmalı. 1 yaşını doldurmuş olan hayvanlar zaten kurban edilebiliyor.
8. Büyükbaş hayvancılıkta en az 2 yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Tüm hayvanların 2 yaşını doldurması dişlerinden belli oluyor. Ortadaki küçük kuzu dişlerinin düşüp büyük anaç dişlerinin çıkmış olması gerekli.
9. Alt çenelerinde 2 büyük dişin olması gerekiyor. İslami bir ibadet yapıyoruz, bunu düzgün yapmak zorundayız.
Kurban kesmek durumu olanlara farz olan bir ibadettir. Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir? Kurban keserken usule göre kesim yapmak oldukça önemlidir. Özellikle; kurban kesilirken hayvana acı çektirilmemeli, ehil kişiler tarafından yapılmalı ve çevre temizliği için tedbirler alınmalıdır.
Kurban Bayramı'nın ilk günü, ikinci günü kurban ibadetleri yerine getirilebilir. Kurban keserken kurbanın faziletini kazanmak için, bazı kurallar ve değerler söz konusudur. Kurbanlık hayvanın canı çıkmadan başın gövdeden ayrılmamasına özel gösterilmelidir.

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?

 Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla, iki atardamarından en az birinin kesilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan bir kesim sırasında, hayvanın omuriliğinin kesilmesi mekruhtur. Bu konuda etlik kesim ile kurbanlık kesim arasında bir fark yoktur.
 Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.
 Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Bu nedenle hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve boğazlama işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir.
 Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.
 Hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir.
 
 
01.08.2019
Devamı

BELKOOP

Değerli okurlar, AB Panorama başlığı altında bu sayıda, kooperatiflerin hayat pahalı konusunda belediyeler ile birlikte nasıl faydalı hizmetler verebileceğine geçmişten bu güne örneklerle ve değineceğim.
Son zamanlarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle satın alma gücünün düşmesi, hane halkı harcamaları içinde gıdanın payını arttırmıştır. Özellikle son birkaç yıldır aile bütçesinde mutfak harcamaları büyük pay almaktadır. Mutfaktaki sıkıntı, doğal olarak seçimlere denk gelince siyasete de malzeme olmuştur. Ama toplumun her ferdinin istediği anda sağlıklı besine, ucuza ulaşabilmesi siyaset üstü olmalıdır. Bu nedenle enflasyon ile mücadelede belki de en önemli konu, gıda enflasyonudur. Bunu sadece hayat pahalılığı olarak ele almak dar açısından yaklaşım olacaktır. Öncelikle gıda ihtiyacının yurt içinden karşılanması bakımından ülkenin tam bağımsızlığının korunması hedeflenmeli ve bunun için tarım sektörü, üretim öncesinden sofraya kadar bütün aşamaları ile ele alınmalıdır. Ekonomide “Değer Zinciri” denilen bu süreç tarımda gittikçe hem üretici hem de tüketici aleyhine işler hale gelmektedir. Son 40 yıldır devletin piyasadan çekilmesi, EBK, SEK TÜGSAŞ, İGSAŞ, Yem ve Şeker Fabrikaları, TEKEL gibi KİT’leri çok değerli taşınmazları ile birlikte özelleştirmesi, devletin piyasaya müdahale gücünü azaltmıştır. Bu durum değer zincirindeki aktör sayısı artmasına neden olmuştur. Her ne kadar rekabet bakımından bu sayının artması iyi gibi görünse de; artan her bir basamak ile ürünün değeri göreceli olarak artarken, fiyatı da artmıştır. Her türlü tarım ürününü nüfusunun tamamı için yetiştirebilecek potansiyele sahip bir ülkede, gıda fiyatlarındaki bu artış vatandaşı rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlık nedeniyle fiyatlar üzerinde oluşan baskı ise; doğrudan çiftçinin gelirine yansımaktadır. Bir de sınırsız iletişim çağında gördükleri yeni hayallerin peşinden giden gençler nedeniyle, her ne olursa olsun tarıma devam edeceğini sandığımız küçük aile çiftçisi giderek azalmaktadır. Yani üreticinin dolayısıyla da tarımsal üretimin geleceği risk altındadır. Yıllardır süre gelen bu gelişmeler sonunda; piyasada fiyatlara müdahale edebilecek araçlar yok olmuş, girdilerde dışa bağımlı bir durum oluşmuştur.

Hâlbuki bu gelişmeleri tersine çevirecek ve potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmamıza fırsat verecek, üstelik piyasaya kamu yararına AB’deki gibi müdahalelerde bulunabilecek önemli bir imkan sahibiz. Gelişiş ülkelerde, olduğu gibi bütün bu sorunlarını kooperatiflerimiz aracılığıyla çözebiliriz. Ülkemizde kooperatifçilikte 150 yıllık uzun bir geçmişe ve ciddi bir alt yapıya sahiptir. Neredeyse çiftçilerimiz tamamının birkaç farklı yere üye ya da ortak oldukları 18 farklı türde 16 binden fazla çiftçi örgütü bulunmaktadır. Bunlar içinde kooperatifler ve kooperatif benzeri örgütler piyasada öne çıkmaktadırlar. Halen 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı faaliyet alanında toplam 13 bin adet Tarımsal Amaçlı Kooperatif ve bunlara ortak 4 milyona yakın çiftçi bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere sorun, mevcut örgütlerin piyasada yukarıda bahsettiğimiz hizmetleri verebilmeleri konusunda yaşanmaktadır. İşte bu noktada kooperatiflerimizi piyasada doğrudan tüketici ile buluşturabilecek, değer zincirindeki mesafeyi azaltabilecek kamu yararı güden bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Artık ülkemizde üretici kooperatiflerin, gelişmiş ülkelerde emsalleri görüldüğü gibi tüketici kooperatifler ile bir araya gelerek birlikte faaliyetlerde bulundukları yapılar oluşturmalarını gerekmektedir. İşte bu yapı geçmişte olduğu gibi yine Belediyeler sayesinde tekrar oluşturulabilir. Ülkemizde bu yaklaşım 1970’li yıllarda İzmir, Aydın ve Muğla Belediyeleri tarafından denenmiş ve Tarım Satış Kooperatifleri ile birlikte iyi sonuçlar elde edilmiştir. Belediye Tanzim satış Mağazaları (TANSA) adı verilen bu yapı 1990’li yıllarda şirketleşmiş TANSAŞ adını almıştır. Zamanla gelişerek 2000’li yıllara gelindiğinde tamamen süpermarket haline dönüşmüş ve en sonunda başka zincir marketler ile birleşerek kuruluşundaki hedeflerinin dışına çıkmıştır.
 
BELKOOP nedir ve neleri başarabilir:

Belediyelerimiz, gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi; kentin potansiyelini, kentin insanlarıyla üretime ve halka hizmete dönüştüren modelleri bir an evvel uygulamalıdır. Örneğin; en temel ihtiyaç olan tarım ürünlerini, belediyelerimiz kendi hizmet bölgesinde vatandaşa sağlıklı ve ucuza ulaştırabilmelidir. Bir belediyenin bunu başarabilmesinin en iyi yolu, kooperatif tipi girişimlerdir. BELKOOP adı verilen bu yapı, üretim ve pazarlama kooperatifi olarak kurulacak ve üretici ile tüketici birlikte yer alacaktır.

BELKOOP sayesinde; tarladan sofraya kadar her aşamada; üreticinin üretebilmesi için bazı temel ihtiyacının karşılanmasında, paketleme, depolama, nakliye gibi katma değer arttırıcı basit faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ve nihai ürün şehirde tüketiciye sunulurken temel mağazacılık hizmetlerinin verilmesinde belediyelerin imkanları kolaylıkla kullanılabilecektir. Ayrıca bir kooperatif olduğu için, başlangıçtaki kuruluş sermayesi ile ciddi birikimler oluşturulabilecektir. Topluma sağlanan ekonomik faydanın yanı sıra risturn ile ortaklara ikinci gelir sağlanabilecektir. Bu şekilde belediyeler, ülkemizde daha önceki yıllarda yaptıkları tanzim satış ile ilgili hizmetleri vermekte bugün karşılaştıkları mevzuat engelini de rahatlıkla aşabilecektir.
BELKOOP, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlıklarının görev ve sorumlulukları arasında yer alan hizmetlerin adil bir şekilde vatandaşa ulaştırmanın en az maliyetli ve en kazançlı yoludur. Bu yaklaşım sayesinde belediye, önemli bir gelir kaynağına ve ciddi istihdam imkanına ulaşacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr
 


 
01.08.2019
Devamı

Mobilya, Kağıt ve Ağaç Sektörü Sorunlara Çözüm Bekliyor

Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Mobilya, Kağıt ve Ağaç sektöründe örgütlü Öz Ağaç-İş Sendikası tarafından ikincisi organize edilen, Ulusal ve Uluslararası pazarda Türk Mobilya Sektörünün yüzde 50’sini temsil eden 100’e yakın mobilya üretim firmalarının temsilcilerinin katılarak sektöre dair görüşlerini ve çözüm önerilerini sunduğu "Mobilya Sektöründeki Sorunlar ve Çözüm Yolları Paneli" Ankara’da bir otelde düzenlendi.

Sektör temsilcilerinin başlıklar halinde belirlediği sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirme panelinde, Mobilya sektörünün canlanması ve 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi için çözüm yolları belirlendi.
Öz Ağaç İş Sendikası tarafından gerçekleştirilen panelde  Öncelikli olarak, hükümetin ekonomik reform planlamalarında yer alan ve ülkemize uluslararası ve ulusal pazarda önemli seviyede katma değer sağlayan Mobilya sektörünün ekonomik olarak zor günlerden geçtiği vurgulandı.

 Mobilya sektörü temsilcileri, sektörün büyümesi, gelişmesi ve 2023 hedeflerine ulaşması için devletten, ilgili kurum ve kuruluşlardan taleplerini sıraladı.

Döviz Kurundaki Dalgalanmalar Fabrikaları Kapatılma Noktasına Getirmiştir

Mobilya sektörü temsilcileri konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Sektörümüzde kullanılan hammadde ve yarı mamül maddelerin yüzde 40’ı ithal edilmekte buna bağlı olarak döviz kurundaki dalgalanmalar ve faiz oranları dolayısıyla maliyetlerdeki artış sektörümüzü büyük bir çıkmaza sokmuştur. Üreticiler mecburen küçülmeye gitmekte hatta üretim durma fabrikalar kapatılma noktasına gelmiştir. Özellikle küçük ölçekli esnafta dayanma gücü kalmamıştır.

Bu sebeple Sektörde istihdam, üretim ve satışların artması için 2009, 2017 ve son olarak Kasım 2018’de başlayıp 2019’un Haziran ayında son bulan, sektörü hem satış hem üretim hem de istihdam açısından yüzde 30 büyüten KDV indiriminin hammadde, mamul ve yarı mamul ürünlerin alımını da kapsayacak şekilde sürekli hale getirilmesini öncelikli olarak devletimizden talep ediyoruz.  Ayrıca üretimin teşvik edilmesi için yeni fonların ve kaynakların oluşturulmasını, tüm bunların yapılırken de uluslararası uygulamalar ve ülke gerçeklerinin dikkate alınmasını talep ediyoruz. ”denildi.
 
Gelir Vergisi,  stopaj ve SGK primleri Ülke gerçeklerine göre Düzenlensin
 
Mobilya Temsilcileri sektörü gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinin ödenmesi hususlarına ’da değinerek şu sözler ifade edildi.
“Üreticiye kamu yükü oluşturan Gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinde yine ülke gerçekleri dikkate alınarak mobilya üretimi gibi emek gücü yoğun olan sektörlerde yeniden düzenlemeye gidilmesini kaçınılmaz bir gerçek olarak görüyor ve kamu yükünün en aza indirgenmesini istiyoruz.

Şuan için, yüzde 1’lerde olan Türkiye’nin dünya mobilya pazarından aldığı payın artması adına, sektörün ve ürünlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetler yapılmalı, firmaların yatırım ve ihracat teşviklerinden yaygın olarak yararlanmalı ve sektörün gerçek potansiyeli ihracata yansıtılmalıdır. Bunun için ise Türkiye mobilya ihracatçılarının rekabet gücünün desteklenmesi, uluslararası finansman ve fuar imkânlarından yararlandırılması gerekmektedir. Yine bunda da devletimizden özellikle kamu bankaları aracılığıyla firmalarımızı finans kaynakları konusunda desteklemesini talep ediyoruz.” Denildi.

Kayıt Dışı İstihdam ve Kaçak Göçmenler Çalıştırılmamalı

“Kayıt dışı üretim oranının yüzde 60’lara, buna bağlı olarak da yine kayıt dışı istihdamın büyük oranlara ulaştığı Mobilya sektöründe, üretimde ve istihdamda mutlaka uluslararası standartlar yakalanmalıdır. Üretimin daha kaliteli hale getirilmesi için nitelikli elemanlar ve yöneticiler yetiştirilmelidir.
Tüm dünya da etkili olan ancak en çok ülkemizin etkilendiği kaçak göçmenlerin çalıştırılması ve istihdam edilmesi konusunda mutlaka bir acil eylem planı yapılmalıdır. Ülkemizin ev sahipliği yapmasına karşı olmadığımız göçmenlerin, kaçak olarak düzensiz göç etmesi ve buna bağlı olarak oluşan kayıt dışı göçmen istihdamı global olarak yaşanan ekonomik savaşta bir silah olarak kullanılmamalı ve üreticiler tarafından kaçak göçmenlerin çalıştırılması için tercih sebebi olmamalıdır.

Milli İş Gücü Desteklensin

Tüm sektörlerde olduğu gibi sektörümüz de de istihdam sorunu açısından büyük önem arz eden düzensiz kaçak göçmenlerin kayıt dışı çalıştırılması, hem kalifiye çalışan işçi hem de milli iş gücü potansiyeli açısından ülke ekonomisine ve istihdama büyük zarar vermektedir. Ucuz iş gücü düşüncesiyle kaçak göçmenlerin çalıştırılması ülkemize katma değer sağlayan sektörümüz ve üretim kalitesi için büyük tehlike arz etmektedir. Bu durum ayrıca ülkemize kaçak göçmen akımını da daha da arttırmaktadır.
Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2017 yılındaki KDV indirimi ile artış gösteren ve 242 bine ulaşan sektörde çalışan sayısı ve TİM verilerine göre artan ihracat oranları, 2019 yılı ilk yarısında açıklanan verilere göre yaklaşık yüzde 10 azalmıştır. Yani 20 bin kalifiye eleman işsiz kalmıştır ve buna bağlı üretim ve ihracatta ciddi boyutta daralma yaşanmış, birçok üretici firma üretimini durdurmuştur.

Tüm bunlar üretim kalitesini etkilemekte ve hedeflediğimiz 2023 büyüme planlarımıza ulaşmamızda önemli engel teşkil etmektedir. Bunun en büyük somut örneği ise şuan itibari ile resmi istatistik oranlarına göre Mobilya sektörü 2023 hedefleri kapsamında yüzde 50 geride kalmıştır. Denildi.
 
 
31.07.2019
Devamı

“Türk Tarımı Kalkınsın Türkiye Kalkınsın”

Türkiye’nin gündeminden hiç düşmeyen tarım sektörüne Temmuz ayında Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısı damgasını vurdu. 17 Temmuz’da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile gerçekleşen tanıtım toplantısının 15 yıl aradan sonra ardından sonra 3.cü Tarım ve Orman Şurası gerçekleşecek.

 2019 yılının Ekim ayında yapılması planlanan büyük şura için 21 çalışma grubu oluşturuldu. Bu şurada öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev aldı.  Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağladı. Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde de büyük şuraya kadar çalışmalar devam ediyor. Umut ediyoruz ki Tarım ve Orman Şurasından çıkacak kararlar Türkiye Tarımının yol haritası olsun.
Başta eli nasırlı üreticiler olmak üzere Tarım sektörünün bütün paydaşları umutla yapılacak olan büyük tarım ve orman şurasından güzel haberleri bekliyor. Tarım Türkiye için olmazsa olmazdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ında dediği gibi “Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiye’yi Kalkındıramayız” sözünü yol haritası edinerek tarım sektörüne dört elle sarılıp hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun edecek formüller aramalıyız.
Geçtiğimiz günlerde TBMM’de 11. Kalkınma planı kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 11. Kalkınma Planı ile Söz konusu 5 yıllık dönemde çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, ülke insanının yeterli ve dengeli beslenmesinin yanı sıra arz-talep dengesini gözeten üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörünün oluşturulması amaçlanıyor.

Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
Tarımsal girdi ve ürün fiyat dalgalanmalarının izlenmesi, rekabetin korunması ve piyasa aksaklıklarının giderilmesine yönelik piyasa bilgi ve izleme sistemi oluşturulacak.
Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapıya kavuşturulacak.

11.ci Kalkınma planı içeriğinde ağırlıklı olarak Tarım var. Bu kalkınma planı 2019 ve 2023 yılları arasında tam olarak uygulamaya geçerse aynı zamanda 3. Tarım ve Orman Şurasında da alınacak kararlarla ve bu kararların takibi ile Türk tarımı ve Türkiye kalkınmış olacak.  Kalın sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
31.07.2019
Devamı

Elektrikli Traktör Mazot Maliyetini Yüzde 90'dan Fazla Düşürecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, elektrikli traktörün mazot maliyetlerini yüzde 90’dan fazla düşüreceğini belirterek, elektrikli traktörün dünyada ve Türkiye’de ilk, yazılımı ve tasarımının da yerli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli TİGEM tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘Hasat Bayramı’nın 69.sunda konuştu. 
Hasadın ve bereketin coşkusunun paylaşıldığı, tarımda alın terinin, toprağa verilen emeğin, atılan tohumun, edilen duanın ve bir yıllık emeğin meyvelerinin toplandığı Hasat Bayramı’nın tarımla geçinenler için oldukça önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Bu bayram, Türkiye’nin en büyük çiftçisi olan TİGEM’in şahsında simgeleşmiştir” dedi.
Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olanTİGEM’in, oldukça önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Kısa sürede; etkin bir finans yönetimine gittik, banka faizi ödemelerinde, ciddi bir toparlanma yaşandı.Yeni fiyat politikasıyla son 6 ayda yurt dışına, önceki yıllara göre 20 kat fazla tohum satışı gerçekleştirdik” diye konuştu. 

Arazilerin %50’sini ve cironun %65’ini oluşturan, Ceylanpınar İşletmesinde,sorunlu noktalar üzerine giderek ciddi bir revizyon da yapıldığını hatırlatan Pakdemirli, “bu toparlanmaya, başarılı bir hasat sezonu da eklenince, yeni projeler için, elverişli ortamı sağlamayı da başardık. 2019 yılında, 2018’e kıyasla kârlılıkta, 10 kattan daha fazla iyileşme sağladık.Burada temel amacımız, TİGEM’i; Çiftçiye daha iyi hizmet verecek,Sürdürülebilirlik ilkesiyle, kendi kaynaklarıyla yetinir hale gelecek seviyeye ulaştırmaktır” dedi. 

ELEKTRİKLİ TRAKTÖRLE MAZOT MALİYETLERİ YÜZDE 90’DAN FAZLA DÜŞECEK
69. Hasat Bayramı kapsamında başta elektrikli traktör olmak üzere, yerli tarım teknolojileride görücüye çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu geniş alanın Teknoloji ve ARGE İle Buluşturulduğuna dikkat çekti; “Mazot maliyetlerini, %90’dan fazla düşürecek, Dünyada ve Türkiye’de ilk, Yazılımı ve tasarımı yerli ve milli,Elektrikli Traktörümüz; Etkin planlama ve verimlilik sağlayacak Akıllı Küpe Sistemimiz; Ata tohumu ve yerli sebze tohumu gibi diğer milli ve yerli üretim projeleri kapsamındaki ürünlerimiz görücüye çıktı” dedi. 
 
 
 
29.07.2019
Devamı

Tarım'da Görevden Almalar Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığında aylar öncesinden görevden alınan Genel Müdür ve Genel Müdür yardımcılarının kararnameleri dünkü Resmi Gazete ‘de ancak yayınlandı.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Atama Kararına göre, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Salih Çelik, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcısı Necati Tulgar,  Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Özgün, Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Mustafa Gözükara, Doğa Koruma ve Milli Partlar Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Yıldırım, Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, görevden alındı. 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcıları Ali Karataş ve Mustafa Yıldırım  görevden alınırken, Meteoroloji Genel Müdürlüğünde açık bulunan Genel Müdür Yardımcılığına Mustafa Çelik, Meteoroloji Genel Müdürlüğünde açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliğine ise Süleyman Okcu atandı. 
 
26.07.2019
Devamı

Buğday Çiftçinin Beklentisini Karşılamadı

Diyarbakır'da aşırı yağışlar çiftçilerin beklentisini karşılayamadı. Çiftçi ve buğday pazarında tüccar olan Medeni Kaya, yağışların fazla olmasının hem verimi azalttığını, hem de buğday, arpa ve mercimeğin kilosunda düşüş olmasına sebep olduğunu söyledi. 

Diyarbakır'da buğday hasadının bitmeye yakın olmasıyla çiftçilerin yüzü gülmedi. Aşırı yağışlarla birlikte hasat veriminin yüksek olması beklenirken, hasadın bitmeye yakın olmasıyla çiftçi umduğunu bulamadı. Aşırı yağışlardan, birden yağışların kesilmesi ve sıcakların bastırması buğday, arpa ve mercimeğin habbesinin olgunlaşmadan yanmasına sebep oldu. Çiftçiler hasadın masraflarını karşılamadığını söyledi.

"100 ton geleceği yerde 25-30 ton verim alabildik"

Çiftçi ve buğday pazarında esnaf olan Medeni Kaya, bu sene beklentilerini bulamadıklarını söyledi. Kaya, "Bu sene yağışlar çoktu. Yağışların çok olması ve son zamanlarda yağışların kesilmesi ve aniden sıcakların basması verimi yüzde 60-70 etkiledi. Mesela bu sene 100 ton geleceği yerde 25-30 ton verim alabildik. Birde Toprak Mahsulleri Ofisi bu sene fiyat düşük verdiği için kimse mal vermedi. Çiftçiler piyasada normal bizim gibi esnafa malını veriyor. Bizde fabrikalara veriyoruz. Fiyatlarda normaldir düşük de değil. Ama verim azdı. Bu seneki mercimek piyasası yüksektir. Gaziantep, Mersin analizi 3 lira 600 kuruştur. Burada da değişiyor. 1 Türk lirasından başlıyor, 3 liraya kadar bizde alıyoruz. Buğdayın fiyatı da ekmeklik buğday, 1 lira 100 kuruştan, 1 lira 300 kuruşa kadar alıyoruz tahlile göre. Sert buğdayda da fiyatı 1 lira 400'den 1 lira 750 kuruşa kadar da çıktı. Şuanda o da biraz duraklama yapmış. Arpa da 1 lira 200 kuruştur. Çiftçiler hepsi zarardadır. Bu verdiği parayı, yaptığı masrafını alamadı. Bu sene yağışın çok olması, sonradan da bir birden kesilmesi ve sıcaklığın basması buğdayın habbesinin yetişmemesine neden oldu. Habbesi yetişmediği için verim az oldu" diye konuştu.
 
26.07.2019
Devamı

69.cu Hasat Şenliği Elektrikli Traktörle Yapılacak

TİGEM 69'uncu Hasat Bayramı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin iştirakleriyle Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde 26 Temmuz'da gerçekleştirilecek. 
Tarım ve Orman Bakanlığından konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, "69. Hasat Bayramı kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yürütülen, milli ve yerli projelerin tanıtımı da gerçekleştirilecek" denildi. 

Ayrıca açıklamada şunlar kaydedildi: "69’unca Hasat Şenliğinde çiftçilerin ve üreticilerin geniş katılımıyla gerçekleşecek olan hasat bayramı etkinliklerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı ilgili ve ilişkili kuruluşların faaliyet alanlarına ilişkin sergi alanları yer alacak. 

Bu sergi alanında tarımda devrim niteliğinde olan ve fikir öncüsünün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin olduğu elektrikli traktör başta olmak üzere yerli tarım teknolojileri ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edilerek, sunulacak" 

ELEKTRİKLİ TRAKTÖRLE HASAT YAPILACAK! 
Yaklaşık 10 bin dolayında çiftçi ve vatandaşın katılımının beklendiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "69. Geleneksel Hasat Bayramı’nda buğday tarlasında hasat duasının ardından biçerdöverle hasat başlatılacak ve milli ve yerli elektrikli traktör, tarla faaliyeti yaparken görücüye çıkacak.
Program kapsamında tarım ve hayvancılığa büyük hizmetler vermiş önemli isimler ile tarımda çığır açacak projelerin sahiplerine de“vefa plaketi” verilecek.
 
 
25.07.2019
Devamı

Sahte Evrakla İthal Hayvan Getiren Firmaya Hibe Verilmiş

Türkiye’ye sahte evrakla besilik sığır ithal ettiği iddia edilen MKA Hayvancılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2014 yılında Tarım Bakanlığına bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan 1.3 milyon lira hibe aldığı ortaya çıktı.

Şirketin Kurucusu Veteriner Hekim M.Kazım Aşuk, Ankara Sincan’da 2.3 milyon liralık yatırımla kurduğu besilik hayvancılık işletmesi yatırımının 1.3 milyon lirasını hibe olarak devletten aldı.
Tarım Dünyası'ndan Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, İspanya’dan yola çıkan ve Lübnan’a gönderilen 2 bin 939 baş besilik sığırı sahte evrakla Türkiye’ye soktuğunu iddia ettiği MKA Hayvancılık şirketinin sahibi Kazım Aşuk devletten aldığı hibe desteği ile hayvancılık sektörüne yatırım yaparak büyüdü.

BAKANLIK "BAŞARI HİKAYESİ" OLARAK SUNDU
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yayınlanan Kırsal Kalkınma dergisinin 6.sayısında (Ekim- Kasım -Aralık 2016) Kazım Aşuk’un çalışmaları “Başarı Hikayesi” olarak yayınlandı. Dergide, Kazım Aşuk’un, 2014 yılında 2.3 milyon liralık yatırım yaptığı ve bunun 1.3 milyon lirasının kendisine TKDK tarafından hibe olarak verildiği yer alıyor.
Dergide,asıl mesleği veteriner hekimlik olan Kazım Aşuk’un, mesleki birikimini, TKDK’nın destekleri ile birleştirerek, dev bir besicilik tesisinin sahibi olduğu ifade ediliyor.. Besicilikle ilgili bilgi birikimiyle çevresindeki herkese yol gösteren Aşuk’un başarı hikayesi şöyle ifade ediliyor:” Aşuk’un başarı hikâyesi, 1997’de Ankara Üniversitesi’nden veteriner hekim olarak mezun olması ile başlıyor. Mezun olduktan sonra Ankara Yem Sanayii’nde işe girdi. 2008 yılının sonuna kadar da burada çalıştı. 2009’dan itibaren, kendi işini kurma kararı aldı. Yurtdışından canlı hayvan alıp, Türkiye’de satışını yapma işine adım attı. Tesis kurma gerekliliği oluşunca, TKDK’dan hibe almak için girişimde bulundu. 2013’ün sonunda projelerini hazırlayarak, Kuruma sundu. 2014 yılının başında projeleri kabul edilen Kazım Aşuk, kısa süre içinde tesisin inşasına başladı. Sincan Doğal Besin Hayvancılık Kooperatifi bölgesinde Közde Tarım ismi ile kurulan tesis için 2,3 milyon liralık yatırım yaptı. Aşuk, bu miktarın 1,3 milyon liralık kısmını TKDK’dan hibe olarak aldı.”

TESİSİ 1 YILDA KURDU
Dergideki yazıya göre Kazım Aşuk 1 yılda dev bir tesis kurdu. Dergide tesisi yatırımı ile ilgili şu bilgilere yer verildi. “Toplamda 12 aylık bir süreçte; projemizi hazırladık, kabul edildi, arazimizi bulduk, tesisimizi inşa ettik. İlk hayvanlarımız da bir yılın sonunda tesisin içindeydi.” diyen Kazım Aşuk, sürecin hızlı ilerlemesinden oldukça memnun… Aşuk, tesisini şöyle anlatıyor: “Hibe almış olmaktan dolayı işletmemizi çok daha yüksek standartlarla kurabildik. Destek almasak bu kadarını yapamazdık. Tüm tesisat üstün özellikli ve modern. Yem sistemi, depolama sistemi son derece modern. Hibe geldiği için daha modern tesis kurma şansımız oldu. TKDK’nın getirdiği avantajla çok hızlı bir şekilde tesisi bu standartta kurabildik.”

YERLİ HAYVAN TERCİH ETMİYOR
Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun yayınladığı Kırsal Kalkınma dergisinde Kazım Aşuk’un yerli besi hayvanları yerine ithal hayvanları neden tercih ettiği ise o tarihte şöyle anlatılıyor: “Şu anda üçüncü dönem ithal hayvanları getiren Aşuk, aynı anda 250 baş hayvanı tesisinde besleyebiliyor. 9-11 aylık ve 250-280 kilo ağırlığındayken, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Avusturya’dan getirilen buzağıların cinsi; şarole, limuzin, simental… Bu cins hayvanları et yönünden verimli oldukları için tercih eden Kazım Aşuk, 8 aylık besi döneminden sonra kesilmek üzere hayvanları satıyor. Yerli ırkları neden tercih etmediği ile ilgili soruyu yanıtlayan Aşuk, “Aynı besleme ile yerli ırkların bir günde aldığı kilo 900 gr civarında, ithal ırklarda bu miktar 1,5 kilo. O sebeple yerli ırkları tercih edemiyoruz çünkü besicilik işi aynı zamanda para kazanma işidir.” diyor. Hayvanların pazarlanma işini de kendisi yürüten Aşuk, Ankara bölgesine satış yapıyor. ”

HASTALIK RİSKİNE KARŞI İŞLETMESİNİ KORUYOR
Çevresinde besicilik işine girecek olanlarla tecrübelerini paylaştığını, işletmesinin sık sık ziyaret edildiği vurgulanan dergideki yazıda hastalık riskine karşı şu bilgilere yer veriliyor: “Yurt dışından da gelip tesisleri gezenler oluyor. Ancak hijyen ve hastalık tehlikesi dolayısıyla, tesis kısıtlı ziyaretçiye açılıyor. Mesleği gereği hayvanları çok iyi tanıyan, onların beslenmesi, hastalıkları ile yakından ilgilenen Aşuk şu değerlendirmeyi yapıyor: “Hayvanların yemlerini yemesi çok önemli. Sabah-akşam yemlerini yerler. Ben de sürekli olarak gelir yemlerini yiyip yemediklerini kontrol ederim. Çünkü hayvanlarda hastalığın en önemli belirtisi yemlerini yememeleridir. Hayvanlarımızı doğal besliyoruz ve tamamen sağlıklı et ulaştırıyoruz tüketiciye. Biz hazır yemle, samanla hayvanları beslemeyiz. Bu etin kalitesini çok düşürür. Yonca, mısır silajı (turşu), özel yaptırdığımız konsantre yem yediriyoruz. Uzmanlığım yem üzerine olduğu için hayvanların beslenmesini en iyi şekilde yaptırıyorum. Yılların birikimini burada değerlendiriyoruz.”
"TÜRKİYE BÜYÜKBAŞ HAYVANA UYGUN DEĞİL" 
Hayvan ithalatı yapan ve son iki yılda 278 bin baş sığır ithalatı yapan Kazım Aşuk, Kırsal Kalkınma Dergisi’ne 2016 yılında Türkiye’nin büyükbaş hayvancılığa uygun olmadığını söylüyor. Dergide yer alan yazıya göre Aşuk’un görüşleri şöyle: “Türkiye’nin coğrafyası büyük baş hayvancılığa uygun değil çünkü meramız yok, kurak bir ülkeyiz. Mera olmadan etçi ırk yetişme şansı da yok. Kapalı besleme sistemleri de pahalı. Bizde merası uygun olan 8-10 il var. Bu durumda damızlık hayvanı artırarak, et ihtiyacını karşılayamazsınız. İthal edilmek durumunda.”

BAKAN PAKDEMİRLİ NE DEMİŞTİ?
Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun soru önergesi ile ortaya çıkan MKA Hayvancılık şirketinin İspanya’dan yaptığı 2 bin 939 baş besilik hayvan ithalatı ile ilgili yaşanan skandal üzerine Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli bu hayvanların İspanya’dan Lübnan’a gönderilirken sahte evraklarla Türkiye’ye sokulduğunu iddia etti.
“Yeraltı Barajları Eylem Planı” tanıtım toplantısında gazetecilerin soruları üzerine açıklama yapan Pakdemirli, söz konusu hayvanların İspanya’dan yola çıkıp, Lübnan’a gitmesinin planlandığını ancak Türkiye’ye getirildiğinin tespit edildiğini, bakanlığın şüphe ve tespitleri üzerine hayvanların kontrol belgelerinde sahtekarlık yapıldığının görüldüğünü belirterek, şunları söyledi: “Bundan sonra hayvanlara el koyduk. Hayvanlar karantina altında, her türlü kan alındı. Hiçbir sıkıntı yok, karantina süresi devam ediyor. Karantinada Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü 21 gün süre veriyor. Bu 21 gün süre içerisinde siz karantina tedbirlerini alıyorsunuz ve sağlıklıysa hayvanları Türkiye’ye ithal edip millileştiriyorsunuz, sağlıklı değilse de itlaf ediyorsunuz. Normal şartlarda İspanya’dan alınarak Lübnan için yola çıkmış ama evrakta bir sahtekarlık yapılarak Türkiye’ye sokulmak istenmiş.”

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’nün şüphe üzerine İspanya’dan gıda kontrol sertifikalarını doğrulama yoluna gittiğine dikkati çeken Bekir Pakdemirli, bu kapsamda sertifikalarda değişiklik olduğunu görerek, hayvanlara el konulduğunu söyledi. Pakdemirli; “Konu tamamen teknik, siyasete alet edilemeyecek bir konudur. Cumhuriyet savcılarına intikal etmiş bir konudur. Yani konu, hem teknik, bakanlığımızca değerlendirilecek, hem de suç tarafı olan, günlük siyasete mal edilmemesi gereken bir konudur. Bırakalım teknik adamlar işlerini yapsınlar. Arkadaşlarımız işlerini de gayet güzel yapıyorlar. Bu konudaki neticeler çıktıkça kamuoyuyla paylaşmaya devam ederiz.”

BAKANLIKLA ŞİRKETİN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI KAFALARI KARIŞTIRDI
Tarım ve Orman Bakanlığının İspanya’dan sahte evrakla ithal edildiği iddia edilen hayvanlarla ilgili açıklamaları ile ithalatı yapan şirketin açıklaması birbiriyle çelişiyor. İthalatı yapan şirket 4 Temmuz’da İspanya’dan ithal edilen hayvanların besicilere teslim edildiğini belirtirken, Bakanlık 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada hayvanların serbest dolaşıma sokulmadığını açıkladı.
 
 
25.07.2019
Devamı

Sel Felaketinde Bin 687 Çiftçi Zarar Gördü

Düzce Valiliği, Akçakoca ve Cumayeri ilçelerinde meydana gelen sel felaketinde yapılan çalışmalar ve hasarın boyutu hakkında açıklamada bulundu. Açıklamada kapalı köy yolunun kalmadığı belirtilirken, kapalı olan 5 mahallede yol açma çalışmalarının sürdüğü aktarıldı. Bölgede ayrıca 22 köy ve 3 plajda ilaçlama çalışması yapıldı.
Elektrik ve suyun kesildiği bölgede 23 araç, 56 personelle elektrik alt yapısı hizmeti sağlanmaya çalışılırken, 5 jeneratörle selden zarar gören yerlere elektrik sağlanıyor. Bölgede ayrıca Kızılay tarafından yemek dağıtımı hizmeti de veriliyor.
Sel felaketinin ardından geçen 6 günde Kızılay tarafından 7 bin 650 kap sıcak yemek, 6 bin 120 adet ekmek, 3 bin 96 adet ikramlık, 6 bin adet gıda malzemesi, 78 adet hijyen seti, 75 adet battaniye, 134 adet giyim malzemesi sağlandı. Ayrıca bölgeye bidon ve pet şişelerle 6 gündür içme suyu hizmeti sağlanıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı ekipler tarafından sel felaketinden zarar gören 722 kişiye psikososyal destek verildi.

100 BİNA YIKILDI
Valilikten yapılan açıklamada selde meydana gelen hasarın boyutu da aktarıldı. Selde, Akçakoca ve Cumayeri ilçesinde toplam 300 bina az hasar görürken, 75 bina ağır hasar gördü. 100 binanın ise yıkıldığı belirtildi. Ayrıca ahır, samanlık ve tarlalarla ilgili de 402 hasar kaydı yapıldı.

BİN 687 ÇİFTÇİ ZARAR GÖRDÜ
Sel felaketinde zarar gören çiftçi sayısının bin 687 olduğu aktarıldı. Zarar gören fındıklık alanı 5 bin 562 dekar olarak hesaplanırken, 14 ahırın zarar gördüğü ve 72 adet büyükbaş, 177 adet de küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtildi. Bölgede de ayrıca 621 dekar mısır tarlası, 443 adet arılı kovan, 200 adet arısız kovan, 2 adet kümes, 2 adet traktör, 25 adet balıkçı teknesi, 2 alabalık tesisi zarar gördü. 160 bin 500 adet tavuk da telef oldu.
 
 
24.07.2019
Devamı

İspanya'dan Gelen Hayvanların Sahibi Ürdünlü Şirket Çıktı

Kurban Bayramı öncesi İspanya’dan ithal edilen ve veteriner sertifikaları sahte olduğu için alarm verilen ithal kurbanlık skandalı’nın altından Ürdünlü Al Mahmoud International şirketi çıktı. Ürdünlü şirketin Türkiye’deki partneri MKA Hayvancılık’ın ise veteriner hekim Musa Kazım Aşuk’a ait olduğu belirlendi.
Skandal bayrama haftalar kala, CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakıroğlu’nun Meclis’e verdiği soru önergesiyle ortaya çıkmıştı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, söz konusu sertifikaların ‘sahte’ olduğunu doğrulayarak hayvanların karantinaya altına alındığını belirtmişti.
İspanya’nın salgın hastalık nedeniyle hayvan giriş ve çıkışının yasaklı olduğu bölgeden ithal edilen 2 bin 939 canlı hayvanın ithalat işleminde sahtecilik yapıldı.
Veteriner sağlık sertifikalarının sahte olduğu belirtilen hayvanların, İskenderun limanına geldikten sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağıtıldığı anlaşıldı.

Hayvanları bulan Ürdünlü şirket
Türkiye’ye sevk eden şirket Al Mahmoud International General Trading LLC. Şirket, Türkiye’nin yanısıra başka çok sayıda ülkeye de hayvan temin ediyor.
Bakan Pakdemirli, söz konusu hayvanların İspanya’dan yola çıkıp Lübnan’a gitmesinin planlandığını ancak Türkiye’ye getirildiğinin tespit edildiğini söyleyerek, “Bundan sonra hayvanlara el koyduk. Hayvanlar karantina altında, her türlü kan alındı. Hiçbir sıkıntı yok, karantina süresi devam ediyor”demişti.
Al Mahmoud’un Türkiye’deki partneri ise MKA Hayvancılık Sanayi Ve Tic. AŞ. Bu şirketin daha önceki unvanı Düvebnk Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret AŞ idi. Şubat 2017’de kurulan Düvebnk Hayvancılık’ın iki eşit hissedarı Bekir Yıldız ve Musa Kazım Aşuk.

Şubat 2018’e gelindiğinde ise şirketin tek hissedarı Musa Kazım Aşuk oldu. Ankara Balgat’ta bulunan bir et restoranın da sahibi olan Veteriner Hekim Musa Kazım Aşuk, şirket sitesinde kendisiyle ilgili verdiği bilgide 2010 yılından bu yana yurt dışından Türkiye’ye canlı hayvan getirdiğini kaydediyor. 
MKA Hayvancılık AŞ’nin sitesinde yer alan bilgiye göre de 2017-19 arası dönemde ithal edilen hayvan sayısı 2 milyon 227 bin 999.
 
 
 
24.07.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : "Tarım ve Orman Alanında 3-4 Misli Büyümemiz Olmuş"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de futboldan çok konuşulan konunun tarım ve hayvancılık olduğunu söyleyerek, “Her alanda olduğu gibi tarım ve orman alanında da 3-4 misli büyümemiz olmuş. Zaman zaman para kaybettiğimiz alanlar olabilir, sektörün sıkıntılı noktaları olabilir ama genel itibariyle bir başarı var. Ama bunu daha da büyük bir başarıya taşımanın yolunu hep birlikte bulmamız lazım” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Aksaray'a geldi. Bakan Pakdemirli ilk olarak Aksaray Ticaret Borsası'nda hububat satış ihalesine katıldı. Burada Başkan Özkök ve üreticilerle de buluşan Bakan Pakdemirli, çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Ardından Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) tarım alanında faaliyet gösteren fabrikaları ziyaret eden Bakan Pakdemirli, Organize Sanayi İşadamları Derneği'nin (OSİAD) açılışını yaptı. Daha sonra bir tesiste gerçekleştirilen Tarım Orman Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katılan Bakan Pakdemirli, burada tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri ile bir araya geldi.

 “Aksaray hakikaten önemli bir kent. Yani Aksaray tarım için çok önemli bir kent. Ama aynı zamanda Aksaray'ın bir sanayi kenti olduğunun da farkındayız. Geçtiğimiz yıl dövizin çok hızlı arttığı, ondan sonra maliyetlerimizin çok arttığı bir dönemdeydik. Ama ben Ankara'da kedimi ofise hapsetmedim. Dedim ki, ‘Ben sahaya çıkacağım' 65'e yakın ili dolaştım. Problemler aslında ortak. Yani tabi ki artan maliyetler karşısında o oranda ve ya daha fazlasını gelirlerimiz arttırıyor olmamız lazım. Bütün çabamız aslında bu. Ama işte buğdayda, arpada, birçok konuda da biz geçen yol itibari ile erken bir uyarı sistemi kurduk. Dedik ki, buğday, arpa, buradaki teşvikleri arttıralım. 5 kuruşu 10 kuruşa çıkardık. Gübre desteğini 4 liradan 8 liraya çıkardık. Geçen yıl 850 liraya sattığımız buğdayı bugün bir 350, bir 400'ler seviyesinde almaya başladık. Yani mümkün mertebe artan maliyetlere çiftçimizi üreticimizi, köylümüzü ezdirmemek gayreti içinde olduk. Hakeza hayvancılıkta da öyle. Şu an sütteki durum fena değil. İşini düzgün yapan arkadaşlarımız bir 30 yem paritesini tutturabiliyorlar. Ama besicilikte hala sıkıntılarımız var. İnşallah bu yapısal problemlere de dayanan bir bu işin geçmişi var. İnşallah en yakın zamanda çözme yolunda gayretli adımlarımızı atacağız. Et süt kurumu olarak piyasalara müdahale edip mümkün mertebe bu besi fiyatlarının, kesim fiyatlarının artması yönünde önümüzdeki günlerde gerekli tedbirleri alıyor olacağız" dedi.

"Tarım ve orman alanında 3-4 misli büyümemiz olmuş" 

Türkiye'de futboldan daha çok konuşulan konunun tarım ve hayvancılık olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, “Türkiye'de futboldan daha çok konuşulan bir konu daha var oda tarım ve hayvancılık. Herkes konuşuyor ve herkes en iyi ben bilirim diyor. Bu konuda da bir fikir birlikteliği, bir yol haritası tam anlamı ile bugüne kadar çizilememiş durumda. Biz de dedik ki, şurayı toplayalım. Bu şura normalde 5 yılda bir toplanması lazım ama son 15 yıldır toplanmamış. Şurayı toplayalım dedik. Ama şurayı toplarken de memleketimde konuşmak isteyen herkes konuşsun. Her alanda olduğu gibi tarım ve orman alanında da 3-4 misli büyümemiz olmuş. Zaman zaman para kaybettiğimiz alanlar olabilir, sektörün sıkıntılı noktaları olabilir ama genel itibariyle bir başarı var. Ama bunu daha da büyük bir başarıya taşımanın yolunu hep birlikte bulmamız lazım” şeklinde konuştu. 
Konuşmaların ardından toplantı basına kapatılırken, Bakan Pakdemirli sektör temsilcileri ile görüş alışverişinde bulundu.  
 
 
24.07.2019
Devamı

İspanya'dan İthal Edilen Hayvanlar Sertifikasız Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeraltı barajlarına dikkat çekmek ve faydalarını kamuoyuyla paylaşmak adına düzenlenen "Yeraltı Barajları Eylem Planı" adlı tanıtım toplantısı ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde düzenlenen "Yeraltı Barajları Eylem Planı" adlı tanıtım toplantısı ardından İspanya'dan ithal edilen besilik canlı hayvanların sertifikalarının sahte çıkması ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki 6 bürokratın görevlerine son verilmesi üzerine konuştu.



"Karantina süresi devam ediyor"

Kurban Bayramı öncesi İspanya'dan ithal edilen 2 bin 939 besilik canlı hayvanın veteriner sağlık sertifikaları sahte çıkması hakkında gelen soruyu yanıtlayan Pakdemirli, "Gelen hayvanlarla ilgili İspanya'dan yola çıkıp Lübnan'a gitmesi planlanan ama sonrasında bizim şüphelerimiz ve tespitimiz üzerine Türkiye'ye getirilen hayvanların kontrol belgelerinde bir sahtekarlık yapılmış. Bu hayvanlara el koyduk ve karantina altına aldık. Bu hayvanlardan her türlü kan alındı, hiçbir sıkıntı yok karantina süresi devam ediyor. Böyle bir durumda biliyorsunuz; Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü 21 gün süre veriyor. Bu 21 gün süre içerisinde karantina tedbirlerini aldıktan sonra sağlıklıysa hayvanları Türkiye'ye ithal edip millileştiriyorsunuz. Sağlıklı değilse de itlaf ediyorsunuz. Normal şartlarda İspanya'dan alınıp Lübnan'a götürülmek için yola çıkarılmış ama bir evrakta sahtekarlık yapılarak Türkiye'ye sokulmak istenmiş. Türkiye tarihinde bir ilk olarak Gıda Kontrol Genel Müdürlüğümüz çok güzel bir çalışmayla şüphe üzerine bu konuda İspanya'da Gıda Kontrol sertifikalarını doğrulama yoluna gitmiştir. Bu sertifikalarda değişiklik olduğu için hayvanlara el konuldu ve hayvanların millileşme yolundaki prosedürü devam ediyor. Konu tamamen teknik bir konu, siyasete alet edilmeyecek bir konu. Cumhuriyet Savcılığına intikal etmiş bir konu. Bırakalım teknik adamlar görevlerini yapsınlar günlük siyasete alet edilmemesi gereken bir konu. Bu konuda neticeler çıktıkça da paylaşmaya devam ederiz" şeklinde konuştu.



"Bu bir bayrak yarışı"
Tarım ve Orman Bakanlığında görevden alınan 6 bürokrat hakkında basın mensuplarından gelen soruyu cevaplayan Pakdemirli, "Bu bir bayrak yarışı gidenler kötüdür gelenler iyidir diye bir şey yok. Bu bayrak yarışında bazen yorulan arkadaşlarımız olabilir. Bazen görev tazelemesi gereken arkadaşlar olabilir, değişiklik gerekiyor olabilir. Bunlar Bakanımızın, Bakanlığın ve Cumhurbaşkanı'nın takdirindedir. Bunlar gerektiğinde, gerektiği koşullarda yapılır" ifadelerini kullandı.
 
 
23.07.2019
Devamı

Kent'ten Köye Dönüş Cazip Hale Geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın destek sağladığı "Genç Çiftçi Projesi", "300 Koyun Projesi" gibi tarım ve hayvancılık alanındaki birçok proje, kentten köye dönüşü cazip hale getiriyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'de belde ve köylerde yaşamayı tercih edenlerin sayısında artış görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2017'de 6 milyon 49 bin 393 olan köy ve beldelerde ikamet eden nüfus, 2018'de 6 milyon 337 bin 385'e yükseldi.

Tarım ve hayvancılık sektörlerine yönelik destek ve hibeler kentten köye dönüşü hızlandırırken tarım sektöründe istihdama da katkı sağlıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırsal kalkınma desteklerinden, "Genç Çiftçi Projesi", "300 Koyun Projesi", "Düve Desteği Projesi" gibi birçok proje ve uygulama, köyden kente göçü tersine çevirmeye katkıda bulunuyor.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun da tarım, hayvancılık, gıda, balıkçılık alanlarında faaliyet gösteren işletmelere, üreticilere, kooperatiflere ve üretici birliklerine programları aracılığıyla finansman desteği sağlamaya devam ediyor. Bu destekler de çiftçilerin kente göç etmesini engelleyerek mevcut işletmelerine değer katmalarına yardımcı oluyor.

Kalkınma Planı'nda da öncelikli konu
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda da tarım ve hayvancılık sektörü ile kırsal kalkınmaya yönelik hedeflere yer veriliyor.
Plana göre, tarım öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alacak ve tarımsal desteklerin etki analizi yapılarak etkinliği artırılacak.
Damızlık materyal ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla hastalıktan ari, Soy Kütüğü Bilgi Sistemine kayıtlı işletmeler ve damızlık düve yetiştiriciliği merkezlerinden yapılan alımlar desteklenecek.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılması ile kırmızı et üretimindeki küçükbaş payının yükseltilmesi amacıyla "Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği Projesi" kapsamında yılı içerisinde doğup damızlık olarak kullanılmak üzere sürüye katılan her dişi kuzu ve oğlağa ilave destek verilecek.
Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılmasını teminen barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek.

Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek.
 
 
 
22.07.2019
Devamı

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Görevden Alındılar

Tarım ve Orman Bakanlığına ilişkin görevden alma kararları   dünkü Resmi Gazete ‘de yayımlandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, bakanlığın DSİ  7. Bölge Müdürü Etem Boz, Şırnak Tarım ve Orman Müdürü Bekir Kılıç ile Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Sarıkoca, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2'nci maddesi gereğince görevinden alındı.

Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcıları Yusuf Şahin, Mehmet Zeki Temur ve Zekeriya Mete de görevden alınan diğer isimler oldu.
 
22.07.2019
Devamı

Güneydoğu'da Toplulaştırma Çalışmaları Tamamlanarak Tapular Çiftçilere Dağıtıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen parçalı tarım arazilerinin toplulaştırma çalışmaları çerçevesinde Diyarbakır, Mardin ve Batman’da 400 köyde arazi birleştirmeleri tamamlandı. Bu kapsamda Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Karabaş ve Silvan’a bağlı Sulak mahallelerinde yeni parsellere ait tapular hak sahiplerine dağıtıldı.

3.6 MİLYON HEKTAR ALANDA TESCİL İŞLEMLERİ TAMAMLANDI
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde 8.2 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmaları yürütülüyor. Yapılan bu çalışmalar neticesinde 3.6 milyon hektar alanda tescil işlemleri tamamlandı, 4.6 milyon hektar alanda ise birleştirme çalışmaları sürüyor.
2023 yılına kadar toplulaştırma çalışmalarını tamamlamayı hedefleyen Bakanlık, çalışmaların tamamlandığı arazilerde yeni oluşturulan tapuları ise çiftçilere dağıtmaya devam ediyor.

TAPULAR HAK SAHİPLERİNE DAĞITILDI
Bu çerçevede DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Diyarbakır’da 445 köy, Mardin’de 8 köy ve Batman’da 36 köy olmak üzere toplam 489 köy ve 680 bin 444 dönüm alanda toplulaştırma çalışması yapıldı. Bölgede yapılan toplulaştırma kapsamında 400 köyde çalışmalar tamamlandı, 89 köyde ise çalışmalar sürüyor.



Toplulaştırma çalışmaları tamamlanan Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Karabaş ve Silvan’a bağlı Sulak mahallelerinde oluşturulan yeni parsellere ait tapular hak sahiplerine törenle dağıtıldı.
Arazi Toplulaştırması ile küçük, parçalı ve dağınık arazilerin modern tarım işletmeciliğine göre yeniden düzenlenerek, daha az zaman, işgücü ve sermaye kullanımı sağlayarak, üretimin ve verimliliğin artırılması hedefleniyor.

19.07.2019
Devamı

11 Kalkınma Planında Tarım İçin Neler Var?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
 
TARIM ARAZİLERİ ETKİN KULLANILACAK
Tarım arazilerinin korunması, etkin kullanımı ve yönetimi sağlanacak.
Ülke genelindeki toprağın detaylı etütleri, haritalanması ve sınıflandırılması yapılacak.
Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanım baskısını azaltacak düzenlemeler tamamlanacak ve denetimler artırılacaktır.
Atıl arazilerin tarımsal üretime kazandırılması başta olmak üzere, tarım arazisi piyasalarının geliştirilmesi için arazi bankacılığı sisteminin kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak, sözleşmeli üretim desteklenerek özendirilecektir.
Küçük aile işletmeleri korunurken, tarım işletmelerinin ölçeklerinin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaşması için başta kiralama olmak üzere arazi edinimine yönelik çalışmalar yürütülecek.
Tarım arazilerinin miras ve satış yolu ile bölünmesi önlenecek, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.
Arazi toplulaştırma çalışmalarına sulama yatırımları ile entegre bir şekilde devam edilecek, tescil işlemlerinin hızlandırılması için düzenlemeler yapılacak.
Sulama alanlarının genişletilmesi amacıyla yatırımlar önceliklendirilerek sürdürülecek, suyun kalite ve miktar olarak korunması ve etkin kullanımına yönelik çalışmalara devam edilecek.


 
2 MİLYON HEKTAR ALAN SULAMAYA AÇILACAK
Tarımda suyun verimli kullanılmasına yönelik su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama gibi modern sulama sistemleri yaygınlaştırılacak. 2 milyon hektar alan sulamaya açılacak.
Bitkisel üretimin sürdürülebilirliğini teminen girdi destekleri, başta mazot ve gübre olmak üzere maliyetlerdeki değişimler dikkate alınarak belirlenecek.
Başta yüksek katma değerli tıbbi ve aromatik bitkilerde olmak üzere, ürün güvenilirliği, çeşitliliği ve üretimini artırmak amacıyla, iyi tarım uygulamaları, organik tarım, sözleşmeli üretim, kümelenme, araştırma, pazarlama ve markalaşma faaliyetleri desteklenecek.

 
SERA YATIRIMLARI DESTEKLENECEK
Örtü altı yetiştiriciliğine yönelik modern seraların kurulmasının yanında mevcut seraların modernize edilmesi, büyütülmesi, paketleme tesisleri ve depo yapımı için yatırım ve işletme finansman desteği sağlanacak.
Özel sektör tohumculuk firmaları ile işbirliği içerisinde sertifikalı tohumların üretim alanlarının artırılmasına devam edilecek, elit tohum üretimi yapılarak yeni çeşitlerin üretimi sürdürülecek.
Kenevir başta olmak üzere lifli bitkilerin endüstriyel kullanımı yaygınlaştırılacak.
Ekonomik ömrünü tamamlamış ve verimliliği azalmış çay ve fındık gibi uzun ömürlü ve katma değeri yüksek bitkisel ürünlerin verimliliğini artırmak üzere ekim alanlarının yenilenmesi desteklenecek.
 


DİŞİ KUZU VE OĞLAĞA İLAVE DESTEK VERİLECEK
Damızlık materyal ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla hastalıktan ari, Soy Kütüğü Bilgi Sistemine kayıtlı işletmeler ve damızlık düve yetiştiriciliği merkezlerinden yapılan alımlar desteklenecek.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde anaç hayvan sayısının artırılması ile kırmızı et üretimindeki küçükbaş payının yükseltilmesi amacıyla Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği Projesi kapsamında yılı içerisinde doğup damızlık olarak kullanılmak üzere sürüye katılan her dişi kuzu ve oğlağa ilave destek verilecektir.


 
YEM BİTKİSİ ÜRETİMİ DESTEKLENECEK
Kaliteli kaba yem üretiminin artırılması için meraların ıslahı sağlanacak ve yem bitkileri üretimi desteklenecek.
Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılmasını teminen barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek.


 
SU ÜRÜNLERİNDE ÜRETİM VE İHRACAT ARTACAK
Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek. Su ürünleri yetiştiriciliğinde üretim ve ihracatın artırılması sağlanacak. Nitekim su ürünleri ihracatında 2023 için 1 milyar dolar olan ihracat hedefi aşılarak, yeni hedef olarak 2 MİLYAR DOLAR belirlenmiştir.


 
BİYOLOJİK MÜCADELE DESTEKLENECEK
Gıda güvenilirliğini teminen denetimler etkinleştirilecek, bitki ve hayvan hastalık ve zararlıları ile mücadele hizmetleri geliştirilecek. Bitkisel üretimde bilinçsiz zirai ilaç kullanımına yönelik denetim ve eğitimler artırılacak, kimyasal uygulamalara alternatif biyolojik ve biyoteknik mücadele uygulamaları desteklenerek yaygınlaştırılacak.
Gıdada kayıp ve israfının önlenmesine yönelik çalışmalara ağırlık verilecek.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaştırılması amacıyla destekler artırılacak.
Tarımsal ürünlerde soğuk zincirin tesisine yönelik lojistik altyapı iyileştirilecek.
Tarım-sanayi entegrasyonu ve işbirliğinin geliştirilmesine yönelik özendirici üretim modelleri uygulanacak.
 
PAZARLAMADA BİRLİK VE KOOPERATİFLERİN ETKİNLİĞİ ARTACAK
Tarım ürünlerinin pazarlanmasında dağıtım zincirindeki aracıların sayısının azaltılması, tüketicinin makul fiyatlardan ürüne erişimi, üretici ile tüketici arasında doğrudan bağlantı kurulması yönünde kooperatiflerin ve üretici birliklerinin sistemde etkin olarak yer alması sağlanacak.


 
ORMANLARIN EKONOMİYE KATKISI ARTIRILACAK
Odun hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla endüstriyel plantasyonların kurulmasına imkân verilecek. Sürdürülebilir orman yönetimiyle ormanların ekonomiye katkısı artırılacak. Ormancılıkta, hastalık ve zararlılar ile yangınlarla mücadele kapasitesi güçlendirilecek. Orman köylülerinin desteklenmesine devam edilecek.
 
TARIMSAL AR-GE’DE ETKİNLİK ARTACAK
Tarımsal araştırma faaliyetlerinde kamu, üniversite, özel sektör ve sanayi kesimi arasındaki koordinasyon ve işbirliği geliştirilerek tarımsal Ar-Ge çalışmalarının etkinliği ve niteliği artırılacak.
 
AKILLI TARIM TEKNOLOJİLERİ DESTEKLENECEK
Akıllı tarım teknolojileri başta olmak üzere yenilikçi ve çevreci üretim teknikleri geliştirilecek ve desteklenecek.
Tarım sigortacılığında ürün ve risk bazında kapsam genişletilecek ve gelir sigortasına geçilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.
Tarımsal eğitim ve yayım faaliyetlerinin etkinliği artırılacak ve yaygınlaştırılacaktır.
Kırsal alanda yaşam standartlarının yükseltilmesi için kırsal kalkınmaya ilişkin kurumsal ve yerel kapasitenin geliştirilmesi sağlanacak, kadınlara, genç çiftçilere vb. gruplara pozitif ayrımcılık uygulanması sağlanacak, üretici örgütlerinin sosyal dayanışma, işbirliği, eğitim ve finansman konularında öncü kurumlar olması sağlanacaktır.
 
Başta kadın ve genç çiftçilere yönelik olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, teknoloji kullanımı, kaliteli ve sağlıklı ürün üretimi konularında eğitim verilecek, yayım ve sertifika programları ile tarımsal becerinin geliştirilmesine yönelik kurslar düzenlenecek.
 
 
19.07.2019
Devamı

11. Kalkınma Planı TBMM'de Kabul Edildi

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 11. Kalkınma Planı ile Söz konusu 5 yıllık dönemde çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, ülke insanının yeterli ve dengeli beslenmesinin yanı sıra arz-talep dengesini gözeten üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörünün oluşturulması amaçlanıyor.

Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
Tarımsal girdi ve ürün fiyat dalgalanmalarının izlenmesi, rekabetin korunması ve piyasa aksaklıklarının giderilmesine yönelik piyasa bilgi ve izleme sistemi oluşturulacak.
Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapıya kavuşturulacak.
Tarımsal desteklerin etki analizi yapılarak etkinliği artırılacak.
 
 
19.07.2019
Devamı

TÜKETBİR'den Diyanet Kurban Fiyatlarına Eleştiri

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) İstişare Toplantısı, Van Ticaret ve Sanayi Odası'nda (VANTSO) kırmızı et üreticileri ve sanayicilerin katılımıyla yapıldı.
Burada konuşan Erdurmuş, Türkiye'de hayvan kesim standardının olması gerektiğini belirterek, "Şu an karkas kesim yönetmeliğini yayınlamaya hazırlanıyoruz. Çalışmalarımızı sivil toplum kuruluşlarımızla da görüşmek suretiyle yıl sonuna kadar hem kırmızı etteki kesim standardını hem de karkas kalite standardımızı yürürlüğe koymak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de etçi buzağı sayısının artırılması gerektiğine işaret eden Erdurmuş, Türkiye'de yerli besilik hayvanın 320 kilograma çıkarıldığında hayvan ithalatıyla ilgili durumun ortadan kalkacağını söyledi. Erdurmuş, "Verimli üretim yapan üreticilerimize daha çok destek vermek için çalışmalar yapıyoruz. Verimliliğe uygun üretim yapanlar ödüllendirilerek daha çok destek alacak." diye konuştu.

TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da kırmızı et üreticilerinin emeklerinin karşılığını alamadıklarını dile getirerek üreticinin kestiği hayvanı yerine koyamadığını ifade etti.
Tunç, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan vekalet yoluyla kurban kesim bedellerini eleştirerek, fiyatların üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Tunç, "Bu rakamlar bizim malımızın yok pahasına satılmasını sağlıyor. Hangi maliyet hesaplarına göre bu rakam bulundu, bunun açıklanmasını bekliyoruz." dedi.

VANTSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva da kentin hayvancılık açısından potansiyeline değindi.
Türkiye'deki toplam mera büyüklüğünün yüzde 10'unun Van'da olduğuna işaret eden Takva, "Küçükbaş varlığıyla 1.sırada, büyükbaş varlığıyla 34. sırada yer alan ilimiz bu anlamda hem kendisi için hem ülkemiz için üretmenin azmi içerisindedir. Van önemli üretim merkezlerinden biri olacak potansiyele sahiptir." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
19.07.2019
Devamı

Başkan Güngör : "Milli Tarım Projesi Unutuldu mu"?

Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden GÜNGÖR Tarım ve Orman Şurası üzerinde değerlendirmelerde bulundu. Başkan Güngör “Türkiye’nin 2019-2023 yıllarını kapsayan Beş Yıllık Kalkınma Planı oluşturuldu. Daha bu çalışmaların mürekkebi dahi kurumamışken, Tarım Şurası hangi yeni bilgi ve hedefleri ortaya koyacaktır? Karar vericiler, politika yapıcılar tarım ve ormancılık konularında Kalkınma Planı yerine Tarım ve Orman Şurasını mı dikkate alacaktır.”? Dedi.
 
Güngör Tarım ve Orman Şurasına yönelik şunları kaydetti.
 
 “Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, III. Tarım ve Orman Şurasıyla ilgili olarak kamuoyuna yaptığı açıklamada, on beş yıldır toplanamayan Tarım Şurasından çıkacak sonuçlarla gelecek beş yılın programının hazırlanacağını duyurdu. Tarım Şurasının bugüne kadar toplanamamasının nedeni bizce bilinmediği gibi, önceki iki Şuradan ne gibi sonuçlar alındığını ve uygulamaya yansıtıldığını da kimse bilmiyor. Ayrıca bir ayrıntı olarak, Bakan Pakdemirli’nin Tarım Şurasının on beş yıldır toplanmadığı ifadesi doğru olmakla birlikte, Bakanlığın birleşmesi nedeniyle şuranın adının “Tarım ve Orman Şurası” olduğu, bu adla yapılan ilk şura olması nedeniyle birinci denmesinin daha doğru olacağı, çünkü 2017 yılında “II. Orman ve Su Şurası” yapıldığını hatırlatmakta yarar görüyoruz.” Dedi.
 
Başkan Özden Güngör Tarım şurasının TBMM’de On Birinci kalkınma planın görüşülmesine denk gelmesine de değinerek şu sözlere yer verdi.
 
“III. Tarım ve Orman Şurasının açılış toplantısının, TBMM’de On Birinci Kalkınma Planının görüşülmesi ile aynı zamana denk gelmesi oldukça ilginç bir görüntü oluşturuyor. Kalkınma Planlarının hazırlanması öncesi tüm sektörlerle ilgili değişik konularda ihtisas komisyonları ve çalışma grupları oluşturuluyor. On Birinci Kalkınma Planı kapsamında tarım sektörüyle doğrudan ilgili olarak Tarım ve Gıdada Rekabetçi Üretim ile Tarımda Toprak ve Suyun Sürdürülebilir Kullanımı konularında ihtisas komisyonları kuruldu. Tarım ve Gıdada Rekabetçi Üretim ihtisas komisyonu içinde Bitkisel Üretim, Hayvansal Üretim, Su Ürünleri ve Gıda konularında alt komisyonlar görev yaparak alanları ile ilgili raporlarını hazırladı. Ayrıca Bakanlıkla ilgili Ormancılık ve Orman Ürünleri ile Çevre ve Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Yönetimi konularında da çalışma grupları görev yaparak raporlarını hazırladı.
 
Tüm sektörlere ilişkin kurulmuş olan ihtisas komisyonları ve çalışma gruplarının raporları değerlendirilerek Türkiye’nin 2019-2023 yıllarını kapsayan Beş Yıllık Kalkınma Planı oluşturuldu. Daha bu çalışmaların mürekkebi dahi kurumamışken, Tarım Şurası hangi yeni bilgi ve hedefleri ortaya koyacaktır? Karar vericiler, politika yapıcılar tarım ve ormancılık konularında Kalkınma Planı yerine Tarım ve Orman Şurasını mı dikkate alacaktır.”? Dedi.
 
Milli Tarım Projesi Unutuldu mu?
 
“Tarım ve Orman Şurasıyla ilgili bir diğer ilginç nokta da Bakanlığın yaptığı önceki çalışmaları unutmasıdır. Unutulan bu çalışmalardan ilk akla gelenlerden biri, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde hazırlanmış, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmış olan Milli Tarım Projesidir. Bu proje bugün neredeyse kimse tarafından hatırlanmamaktadır.
 
Ahmet Eşref FAKIBABA’nın Bakanlığı sırasında, halen Bakan Yardımcısı olan Hadi Tunç’un Müsteşar olarak görev yaptığı dönemde hazırlanmış “2018-2022 Stratejik Plan” bulunmaktadır. Tarım Bakanlığı ile birleşen Orman Su İşleri Bakanlığınca, Veysel Eroğlu’nun Bakanlığı sırasında, halen Bakan Yardımcısı olan Akif Özkaldı’nın Müsteşar olarak görev yaptığı dönemde hazırlanmış “2017-2021 Stratejik Plan” bulunmaktadır.
 
Bakan Pakdemirli’nin adı geçen planları o dönem görevde olmadığı için bilemeyeceğini farz etsek dahi, en azından sunuşunu yazdığı Orman Genel Müdürlüğünün “2019-2023 Stratejik Plan”ını ya da Bakanlığı döneminde Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünce değişik alanlarla ilgili hazırlanan 2018-2022 Sektör Politika Belgelerini hatırlaması gerekir. Bu belgelerden Kanatlı Hayvancılık, Süt, Tohumculuk, Gübre ve Tarımsal Mekanizasyon ile ilgili olan sektör politika belgeleri yayınlanmış olup; Su Ürünleri, Yem, Kırmızı Et, Dijital Tarım gibi konularla ilgili Sektör Politika Belgelerinin de hazırlanma/tamamlanma aşamalarında olduğu biliniyor. Kuşkusuz ilk akla gelen bu çalışmalar dışında, Bakanlığın değişik birimlerince de hazırlanmış strateji, plan, program vardır.
 
Bu bilgiler göz önüne alındığında akla gelen soru, Bakanlığın strateji, plan, program içinde yüzerken, niye bu kadar aceleye getirerek on beş yıl aradan sonra Tarım Şurası yaptığıdır. Sanırız bunun cevabı geçtiğimiz Mayıs ayında kamuoyuna çok genel hatları ile sızdırılan, ayrıntısını Cumhurbaşkanının açıklayacağı duyurulan, kamuoyundan ve hatta Cumhurbaşkanlığından da geldiği söylenen tepkiler üzerine geri çekilen Tarımda Milli Birlik Projesidir. Bakanlık projeden vazgeçtim diyememiş, konuyu sonbaharda Tarım Şurası yaparak orada tartışmaya açacağım diyerek topu taca atmıştır. Tarım Şurasının konuları ve sektörün çok değişik kesimlerinden katılımcı yapısı göz önüne alındığında, Bakanlık personelinin bile infialle karşıladığı Tarımda Milli Birlik Projesinin, Şurada kabul edilmesi değil, görüşülmesi bile söz konusu olamayacaktır.” Dedi.
 
18.07.2019
Devamı

Tarım'da 25 yıllık Yeni Yol Haritası Belirleniyor

 Tarım sektöründe çok konuşulan ve çok yazılan Tarım ve Orman şurası tanıtım toplantısı Ankara’ da gerçekleşti. Tarım ve Orman şurasının tanıtım toplantısında 1158 kişi katılım gösterirken;  programa 2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek Şûra’ya kadar geçecek sürede 21 adet çalışma grubunda; öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev aldı.  Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağladı.

Tarım ve Orman Şurasında bir açılış konuşması yapan bakan Pakdemirli Şunları kaydetti.

“15 yıl aradan sonra Tarım ve Orman şurasını gerçekleştiriyoruz. Şuaramızın tanıtım toplantısına 1158 kişi katılım gösterdi. Son baharda yapacağımız tarım şurasının tanıtım toplantısındayız. Bu şurada 21 adet çalışma grubumuz var. Güçlü ülkenin yolu güçlü tarımdan geçiyor. Önümüzdeki 25 yılı planlıyoruz. Tarım ve Ormanı geleceği taşıyacağız. İstedik ki Tarımda konuşmayan kalmasın.
 Tarım ve Orman Şurası'na tüm vatandaşların tarım fikri ile katılmaları bekliyoruz. Türkiye’nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkıldığını belirten Pakdemirli, “Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 3. Tarım ve Orman Şurası tanıtım toplantısında, "Önümüzdeki 3 aylık süreçte dinleyeceğiz, tartışacağız, istişare edeceğiz. Tüm bilgilerimizi bir araya getireceğiz. Eksisiyle artısıyla mevcut durumumuzu göreceğiz. 'Görüşünü Bildir' sayfası sayesinde tüm vatandaşlarımız görüşlerini ve projelerini özgür bir şekilde bizimle paylaşabilecekler. Ayrıca 1,6 milyon çiftçimize ve sektörün tüm paydaşlarına da SMS kanalıyla ulaşarak katkılarını talep edeceğiz. En yalından en detaylı projelere kadar tüm fikirler, 21 çalışma grubu tarafından tasnif edilecek, değerlendirilecek ve şura gündemini oluşturacaktır. Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak" dedi.

TARIM VE ORMANIN 25 YILLIK YOL HARİTASI BELİRLENECEK
Türkiye'nin en geniş katılımlı sektör istişare platformu olması hedeflenen 3. Tarım ve Orman Şurası'nın amacını "Türkiye'de tarımsal üretimi ve orman ürünleri üretimini arttırmak, güvenilir gıda teminini, doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini, çiftçilerimizin refahını ve planlı üretimi sağlayacak çalışmalar yapmak ve stratejiler geliştirmek" olarak özetleyen Bakan Pakdemirli, şura ile tarım ve ormancılıkta önümüzdeki beş yılı planlayarak, gelecek 25 yılı yönetmeyi hedeflediklerini söyledi.



"TARIM SEKTÖRÜNDE YAKLAŞIK 940 MİLYON KİŞİ İSTİHDAM EDİLİYOR"
Sektörün büyüklüğüne dikkat çekerek, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerini paylaşan Bakan Pakdemirli, "2019 yılında sadece tarımda yaklaşık 940 milyon kişi istihdam edilmektedir. Tarımsal faaliyet, küresel anlamda arazilerin yaklaşık yüzde 50'sinde yürütülmekte olup, su kaynaklarının da yüzde 70'ini kullanmaktadır" dedi.
Şu anda yaklaşık 7,7 milyar olan dünya nüfusunun 2030'da 8,6 milyar, 2050'de 9,8 milyar ve 2100 yılında 11,2 milyar olmasının beklendiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, bu doğrultuda önümüzdeki yıllarda gıda talebinin yüzde 60-70 oranında artacağını belirtti. Pakdemirli, bu nedenle 2050 yılına kadar beslenme için yüzde 67 daha fazla tarıma ve yüzde 65 daha fazla sulama suyuna ihtiyaç duyulacağının tahmin edildiğini kaydetti.

"TARIMSAL POTANSİYELİMİZ 132 MİLYON KİŞİYE YETİYOR"
Küresel anlamda tarımda kişi başı işlenen arazi miktarı da her geçen yıl azalırken, Bakan Pakdemirli tarımda farklı bakış açısıyla yeni yaklaşımlar oluşturmanın, küresel ve bölgesel imkânları en iyi şekilde değerlendirecek stratejiler geliştirmenin, yeni politikalar üretmenin önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin coğrafi yapısı ve ekolojik koşulları sayesinde ürün çeşitliliği ve miktarı yönünden tarımsal üretimde büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Pakdemirli, "Bugün tarım sektörümüz, 82 milyon ülke nüfusunun yanı sıra, yaklaşık 5 milyon mülteci ve göçmen ile 50 milyon turisti beslemektedir" dedi.

"2,9 MİLYON HEKTAR ATIL DURUMDAKİ ALAN TARIMA KAZANDIRILACAK"
"Ülkemizde halen 24 milyon hektar alanda tarım yapılmakta, 14,6 milyon hektar alanda ise meralardan faydalanmaktayız" diyen Pakdemirli, ayrıca arazi kullanım planlaması ile halen atıl durumda bulunan 2,9 milyon hektar alanın tarıma kazandırılması için çalışma başlatıldığını duyurdu. "'Ormanlar', nefesimiz olan akciğerlerimiz; 'tarım', tüm hücrelerimizi besleyen damarlarımız; 'su' ise o damarlar içinde akan kandır" diyen Bakan Pakdemirli, ülkemiz için ormanlar, tarım ve su olmazsa gelecekten bahsetmenin de mümkün olmadığını vurguladı. Pakdemirli, Bakanlık olarak bu doğrultuda doğru yönetimle, doğru planlamayla, var olanı koruyarak, eksik olanı gidererek ülkenin büyümesi için çalıştıklarını belirtti.

ŞURA İLE ÖNÜMÜZDEKİ 25 YILIN YOL HARİTASI BELİRLENECEK
Üçüncüsü gerçekleştirilecek olan Tarım Orman Şurası ile ilk defa tüm Türkiye'nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkıldığını belirten Pakdemirli, "Önümüzdeki 3 aylık süreçte dinleyeceğiz, tartışacağız, istişare edeceğiz. Tüm bilgilerimizi bir araya getireceğiz. Eksisiyle artısıyla mevcut durumumuzu göreceğiz. 'Görüşünü Bildir' sayfası sayesinde tüm vatandaşlarımız görüşlerini ve projelerini özgür bir şekilde bizimle paylaşabilecekler. Ayrıca 1,6 milyon çiftçimize ve sektörün tüm paydaşlarına da SMS kanalıyla ulaşarak katkılarını talep edeceğiz. En yalından en detaylı projelere kadar tüm fikirler 21 çalışma grubu tarafından tasnif edilecek, değerlendirilecek ve şura gündemini oluşturacaktır. Hedefimiz ortak akılla önümüzdeki 25 yılı kuşatacak yeni bir yol haritası oluşturmak" dedi.

2018 yılı tarım ürünleri üretim rakamlarına da değinen Pakdemirli, "Bitkisel üretimde 64,4 milyon ton tarla bitkileri, 22,2 milyon ton meyve ve 30 milyon ton sebze üretimini gerçekleştirmişiz. Yine, 2018 yılında, buğday üretimimiz 20 milyon ton, mısır üretimimiz 5,7 milyon ton, çeltik üretimimiz 940 bin ton ve ayçiçeği üretimimiz 1,9 milyon ton olarak gerçekleşmiştir" diye konuştu.

"HAYVAN VARLIĞIMIZ YETERLİ"
2018 yılındaki canlı hayvan varlığına ilişkin rakamları da paylaşan Bakan Pakdemirli, 17,2 milyon büyükbaş, 46,1 milyon küçükbaş, 229,5 milyon et tavuğu ve 124,1 milyon yumurta tavuğu olduğunu açıkladı. Pakdemirli, 2018 yılında kırmızı et üretiminin 1,1 milyon ton, süt üretiminin 22,1 milyon ton, bal üretiminin 108 bin ton, beyaz et üretiminin ise 2, 16 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıkladı.

"2018 YILI TARIM VE GIDA ÜRÜNLERİ İHRACATIMIZ 17,7 MİLYAR DOLAR"
Tarım sektörünün ülke ekonomisine sağladığı büyük katkıya da dikkat çeken Bakan Pakdemirli, "2018 yılında tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 17,7 milyar dolar, ithalatımız 12,8 milyar dolar, dış ticaret dengesi ise +4,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" ifadelerini kullandı.

Tarımsal verimi ve sürdürülebilirliği artırmak adına verilen desteklere de değinen Pakdemirli, "2018 yılında üreticilerimize 14,9 milyar lira nakit hibe tarımsal destek sağlanmış olup, 2019 yılında üreticilerimize sağlanacak tarımsal desteği 16,1 milyar lira olarak belirledik. Bunun da 12 milyar lirasını üreticimize ve çiftçimize ödedik" dedi.

2018 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince üreticilere faiz oranı sıfır ila yüzde 8,25 aralığında olmak üzere 42,8 milyar lira kredi kullandırıldığını belirten Pakdemirli, Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve toplamda 9 milyar lira hibe ödemesiyle 200 bin vatandaşa istihdam sağlandığını da belirtti. Tohumluk ihtiyacının tamamının iç üretimle karşılanması ve tohumluk ihracatının artırılması yönündeki çalışmalara ağırlık verildiğini de belirten Pakdemirli, yerli tohumculuğu ve fidancılığı geliştirmek için yaklaşık 1,7 milyar lira destek verildiğini belirtti. Pakdemirli, "Tohumluk üretiminde ihracatın ithalatı karşılama oranı 2002'de yüzde 31 iken, 2018'de yüzde 85 oranına ulaşmıştır. 2023'te ise bu oranı yüzde 100'ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.

Türkiye'de organik tarım üretiminin 214 ürün çeşidine ulaşmış olup, 543 bin hektar alanda 2,4 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıklayan Pakdemirli, "İyi Tarım Uygulaması yapılan alan 6,2 milyon hektara, üretim miktarı ise yaklaşık 7 milyon tona çıkarılmıştır" diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 3. Tarım ve Orman Şurası kapsamında çalışacak 21 farklı çalışma grubunda sektörün her bileşeninin detaylı olarak ele alınacağını vurgulayarak, "Hazırlanacak çalışma belgeleri, şura komisyonları için kılavuz niteliği taşıyacak belgeler olup, bu açıdan büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.


 
 
 
 
17.07.2019
Devamı

Tarım ve Orman Şurası Ekim Ayında Gerçekleşecek

Tarım ve Orman Bakanlığı 15 yıl aradan sonra Tarım ve orman şurası yapacak. Bakanlığın kısa, orta ve uzun dönem stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak amacıyla yapılacak olan ve Türkiye’nin en geniş katılımlı sektör istişare platformu olması hedeflenen, III. Tarım ve Orman Şûrası 15 yıl aradan sonra Ekim ayında gerçekleştirilecek.

Şurada 882 Kişi Görev Alacak 

III. Tarım Ve Orman Şûrası’nın tanıtım toplantısı 17 Temmuz 2019 Çarşamba günü Orman Genel Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirecek. Saat 09.00’da başlayacak lansmanın ardından, saat 13:30’da Şûra yönetmeliği çerçevesinde belirlenen çalışma grupları, Şûra’da üzerinde çalışılacak çalışma belgelerini hazırlamak için başlatılacak süreçte ilk toplantısı gerçekleşecek.
2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek Şûra’ya kadar geçecek sürede 21 adet çalışma grubunda; öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev alacak. Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağlayacak.

Sektör istişare platformu olarak Türkiye’nin en büyüğü olacak olan Şûra kapsamında ayrıca, oluşturulan web sitesindeki “Görüşünü Bildir Platformu” ile önerisi ve katkısı olan tüm vatandaşların fikirlerine ulaşmayı hedeflemekte.

Tarımın 25 Yıllık Yol Haritası Belirlenecek

Ekim ayında gerçekleştirilecek ve Tarıma dair 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan Şûra sonucunda, alınacak kararlar ve oluşturulacak olan sonuç bildirgesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Külliye’de yapılacak özel programla kamuoyu ile paylaşılacak.
 
 
 
16.07.2019
Devamı

Hayvancılık İthalattan Kurtarılmalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği  Merkez Konsey başkanı Ali Eroğlu, ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz. Dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge toplantısında açılış konuşması yapan Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
Ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz.

 Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerini unutmamalıdır. Hayvancılık ve veteriner hekimlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uluslararası kurallara uygun bir yapılanmanın Türkiye’de de gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılar veteriner otoritesidir. Tarım ve Hayvan Bakanlığındaki yapılanmada bu yoktur. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekmektedir.

Aktif, etkin, motivasyonu yüksek, hızlı karar alabilen, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, yeterli bütçesi ve insan kaynakları olan bir yapı oluşturulursa sorunları giderilmiş, standartları yüksek bir veteriner hekimlik icara edilecek ve istenilen hayvancılık hedefine de ulaşılmış olacaktır. Hayvancılık yönetimsel olarak veteriner otoritesi merkezli olmalıdır" ifadelerini kullandı.
 
16.07.2019
Devamı

Fiskobirlik Fındık Alımı Yapacak

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK) Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, fındık alımı konusunda açıklamalarda bulundu. 2019 ürünü fındık alımı için piyasaya gireceklerini dile getiren Bayraktar, pazar şartlarının üzerinde alım fiyatı uygulayacaklarını söyledi.

Yeni mahsul fındık alımı için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden Bayraktar, "Peşin" ve "Emanet" sistem politikalarını uygulamaya devam edeceklerini belirterek, isteyen çiftçinin ürün bedellerini hemen, arzu edenlerin de daha sonra değerlendirmek üzere depolarına emanete bırakabileceklerini aktardı.

TİCARİ İŞLETME OLARAK ALIMLAR YAPACAĞIZ
Bayraktar, serbest piyasada oluşacak fiyatın bir miktar üzerine çıkarak ürün kabullerini gerçekleştireceklerini belirterek, “Son 4 yıldan bu yana uyguladığımız bir metot var, piyasada oluşan fiyatın bir miktar üzerinde üreticilerimizden fındık alımı yapıyoruz. Bu politikamızı 2019 fındığı için de sürdüreceğiz” diye konuştu. Kendilerini tercih edecek tüm çiftçilerin ürünlerine talipli olduklarına değinen Bayraktar, "Bu anlamda alım depolarımız ve ekiplerimiz hazır durumda. Yine fındık işleme tesisimiz de hazır. Dolayısıyla biz üreticilerimizi korumaya çalışarak, FİSKOBİRLİK'in de bir ticari işletme olduğunu düşünerek alımlarımıza devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

FINDIKTA 700 BİN TON REKOLTE BEKLENİYOR
Hasat döneminin yaklaşmasıyla rekolte tartışmalarının da başladığına işaret eden Bayraktar, bazı kesimlerin rekolteyi az, bazılarının da yüksek gösterme çabası içerisinde olduklarına dikkati çekti.  Bayraktar, yeni mahsul rekoltesinin 700 bin ton olacağını yönünde tahminlerinin bulunduğunu dile getirerek, "Bilişim çağında olduğumuz bir dönemde, dünyanın bir ucundaki kapı numarasının bile görüldüğü bir dönemde rekolte ile oynayarak piyasayı etkilemeye çalışmak doğru değil. Doğru bilgi vermek lazım. Bizim kanaatimiz bu sene fındık 700 bin ton civarında olur. Bir miktar da geçebilir." değerlendirmesinde bulundu.

FİSKOBİRLİK YİNE TALİP
Türkiye'de fındık stokunun bulunmaması sebebiyle 700 bin tonluk rekoltenin yüksek gibi görülemeyeceğini ifade eden Bayraktar, Avrupa'da fındık üretimi yapan ülkelerde de rekoltelerin istenilen düzeylerde olmadığını vurguladı.  FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar, devletin müdahale alımı yapması durumunda bu işlemi birlik üzerinden gerçekleştirmesini istediklerini belirterek, "Bu işi yapabilecek en uygun kurumuz. 70-80 yıllık bir geçmiş tecrübemiz var. Bu işe talibiz." ifadelerini kullandı.
 
 
 
16.07.2019
Devamı

Karpuzlar Tarlada Kaldı

Adana'daki tarlalarda karpuzun kilosu 10 kuruşa düştü. Maliyetini kurtaramayan üretici hasat yapamadı.
Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre, CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, karpuzun tarlada kaldığını ve üreticinin hasat yapmadığını açıkladı. Adana'da tarlaları dolaşan Barut, “Karpuz tarlada kilogramı 10 kuruşa kadar düştüğü için ne yazık ki üreticiler, karpuzu hasat etmeden tarlayı terk edip, traktörlerle tarlalarını sürüyor. Tarlada kilosu 10 kuruş ama büyükşehirlerdeki marketlerde 1 liranın üzerinde satılıyor. Üretici zarar ederken tüketiciler ise yüksek fiyattan karpuz almak zorunda kalıyor” dedi.
Tarımda planlı üretime geçilmesi, üretim ve üreticinin mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade eden Barut, “Hem üreticinin hem tüketicinin mutlu olacağı ve birlikte kazanacağı bir sistem için, tarımsal faaliyetlerin ve çiftçilerin mutlak suretle desteklenmesi gerekiyor” dedi ve şunları söyledi:

“Yurt dışındaki üretilen ürünlere ve diğer ülkelerin çiftçilerine değil, kendi çiftçimize ve tarımımıza destek verilmeli. Çok acıdır ki, sıcağın altında yüksek girdilerle üretilen karpuz maalesef tarlada kaldı, hasat dahi yapılmadı. Tarımsal üretimin ve çiftçilerin desteklenmesini isterken, ulusal bir tarım politikası belirlenmesini, tarımsal üretim planı yapılmasını, mağduriyeti önleyecek adımlar atılmalı.”
 
16.07.2019
Devamı

Tohumcular Hedef Büyüttü

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Ahmet Yılmaz, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." dedi.

Yılmaz, yaptığı değerlendirmede, tohumculuk sanayisinin hem yarattığı yüksek katma değer hem de stratejik önemi sebebiyle ülke ekonomisi için öncü sektörler arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'de tarımsal ürün ihracatının önemli boyutlara ulaştığını ve buna bağlı olarak tohumculuk sektörünün de gelişiminin hızla arttığının altını çizen Yılmaz, "2008'de 71 milyon dolarlık tohum ihracatı yapılırken, geçen yıl yaklaşık 152 milyon dolarlık tohum ihracatı gerçekleştiren bir sektör oluştu. Bu ihracat Rusya, Ukrayna ve Irak başta olmak üzere 85 ülkeye yapıldı. 'Türk tohumları dünyada filizleniyor' demekte bir sakınca görmüyoruz." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, Türkiye'de bulunan 900 tohum sanayicisinin 841'inin yerli olduğuna dikkati çekerek, yerli firmaların ürünlerini geliştirerek ihracatta rekabet gücü kazanmak için çalışma yürüttüklerini kaydetti.

"Üretim hedefi revize edildi"

Geçen yıl 178 milyon 800 bin dolarlık tohum ithalatı yapıldığını belirten Yılmaz, "En çok Fransa'dan tohum ithal ediyoruz. Bu ithalatta Fransa'nın payı yüzde 15,4, İtalya'nın yüzde 11 ve Hollanda'nın yüzde 8,8'dir. Tohum ithalatında en çok adı geçen İsrail'in geçen yıl yapılan ithalattaki payı ise yüzde 6,9'dur." bilgisini paylaştı.
Yılmaz, üretim hedeflerine de değinerek, "Geçen yıl, 2023 hedefimiz olan 1 milyon ton tohum üretimini tutturarak 1 milyon 59 bin 316 ton sertifikalı üretimi yakaladık. 2023 için sertifikalı tohum üretim hedefimizi büyüterek 1,5 milyon ton olarak revize ettik." diye konuştu.
Tohumculuk firmalarından 212'sinin araştırıcı kuruluş statüsüne sahip olduğunun altını çizen Yılmaz, son yıllarda yürütülen çalışmalarla hibrit sebze tohumculuğunda yeterlilik oranını yüzde 60'lara, hububatta da yüzde 90'lara yükseldiğini kaydetti.

Tohumculukta karıştırılan kavramlar

Yılmaz, tohumculuk sektöründe yerel tohum, yerli tohum, hibrit, sertifikalı tohum ve genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) kavramlarının karıştırıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Yerel tohumlar, bulunduğu yerin koşullarına adapte olmuş, resmi ıslah programına alınmamış, yetiştiren kişilerin kullanım, bilgi, alışkanlık ve gelenekleriyle yakından ilişkili olarak özellikleri değişebilen genetik kaynaklardır. GDO ise gen teknolojisi kullanılarak doğal süreçler ile elde edilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalardır. Türkiye'de GDO'lu tohum kullanımı ve ticareti yasaktır. Sertifikalı tohumluk da bilimsel tanımının dışında, en kısa ve anlaşılır tarifiyle, çiftçimizin kaliteli ve verimli bir ürün alması ve piyasada değerine satabilmesi için kullanması gereken tohumluktur. Hibrit tohuma gelince, aslında yüzyıllardır çiftçimizin yaptığını, uzmanların daha profesyonelce yapmasıyla ortaya çıkmaktadır."
 
 
16.07.2019
Devamı

Yerli ve Milli Kurbanlıkları Keseceğiz

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı dönemindeki hazırlıkları üreticilerle konuştuklarını ve bu çerçevede düzenlenen toplantılarla çözümler geliştirdiklerini söyledi.

YERLİ ÜRETİMLER HAZIR

Kurban Bayramı'nın yaklaştığını ve hazırlıkların hızlandığını belirten Ceylan, "Yerli üreticilerimizin ürettiği kurbanlıklar şu anda hazır ve yeterli durumda. Yerli ve milli olarak ürettiğimiz kurbanlıklarımızı keseceğiz. Kurbanlıkların yüzde 100'ü yerli olacak. Bu sene kurbanda ithalat düşünülmüyor. Sayın bakanımız da bu konuda açıklamalarda bulundu." diye konuştu.
Ceylan, yetiştiricilerin kurbanlıklarını hazırlayıp bayramı beklemeye başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Şu anda kurban için yeteri sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan bulunuyor. 1 milyon 250 bin büyükbaş hayvan kurban için hazır. Geçen yıllarda 850-900 bin arasında büyükbaş hayvan, 2 milyon 700 bin civarında küçükbaş hayvan kesimi yapılmış. Bu sene 3 milyon 700 bin civarında küçükbaş kurbanlık hazır olarak beklemektedir."
Ceylan, yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını aldığı ve kar edip yüzünün güldüğü bir Kurban Bayramı geçirmesi temennisinde de bulundu.
 
 
12.07.2019
Devamı

Kırsal Alanda Yaşamayı Taahhüt Edene 100 Bin lira Hibe Verilecek

Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.
Tarımsal faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik amacıyla Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlara, tarımsal projeleri için 100 bin liraya kadar hibe verilecek.

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, 2019-2020 yıllarındaki pilot uygulama kapsamında Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, mahallinde uygulayacakları projelere 100 bin liraya kadar hibe alabilecek.

Hayvansal ve bitkisel ürünler, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler karar kapsamında desteklenecek.
Desteklerin ödenebilmesi için, hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek. Hibe desteklerinden sadece bir kez yararlanılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu projelere yönelik diğer hibe programlarına dahil olanlar, bu karar kapsamındaki desteklerden faydalanamayacak.

 
 
12.07.2019
Devamı

Elektrik Dağıtım Şirketi Mahkeme Kararını Tanımadı

Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Anadolu İzlenimlerine bir açıklama yaparak Aras Dağıtım Elektrik AŞ’nin mahkeme kararını tanımadığını bildirdi.
            Erzincan’da yaklaşık bir aydır çiftçinin elektrik borcu yüzünden tarlalara su verilmezken’ tarlada ekili olan Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca Aras Elektrik Dağıtım AŞ tarafında kurumaya terkedildi. Geçtiğimiz günlerde çiftçiler Erzincan’da konu ile ilgili Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Önünde bir eylem yaparak yetkililere seslerini duyurmaya çalışmıştı.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik Şunları kaydetti.

"Elektrik dağıtım şirketi mahkeme kararını tanımadı"

“30 bin çiftçi ailesi Aras Elektrik Dağıtım AŞ. Tarafından mağdur olmuştur. Ekili 20 bin dekar arazide ürünler yok olmaya terkedilmiştir. Bu bir milli servettir. Çiftçilerimiz devletimizden bu konuda yardım beklemektedir. Tarlada Şeker Pancarı, Mısır ve Yonca kurumak üzeredir. Su hayattır. Bir elektrik sıkıntısı yüzünden 30bin çiftçi ailesi mağdur edilmektedir. Aras Elektrik dağıtım AŞ. Mahkeme kararını da tanımayarak hukukun üstüne çıkmaya çalışmaktadır.

Çiftçimiz borcunu da öder üstüne düşeninde her zaman en iyisini yapar. Bildiğiniz gibi ülke olarak ekonomik sıkıntılardan geçmekteyiz. Çiftçimiz mahsul kaldırmadan nasıl para ödesin, 20 günde bir çiftçimize elektrik faturası gelmektedir. Bu konuda Erzincanlı çiftçiler olarak acilen yetkililerimizden çözüm bekliyoruz.  Milli servetimize el emeği göz nuru alın teri insanlarına sahip çıkılsın. Çiftçi zaten çıkmazdadır. Çiftçi elektriğe, ürünler ise suya kavuşsun. Yarın geç olmadan ürünler daha da fazla zarar görmeden çözüme ulaşsın istiyoruz.
30 bin çiftçi ailesi olarak daha büyük eylem yapmayı düşünüyoruz.” Dedi.
 
 
 
11.07.2019
Devamı

Besiciler Konya'da İsyan Etti

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istemişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı besicilerin sorunlarının çözülmesine yönelik Hayvancılık Genel Müdürlüğü  (HAYGEM)  Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutu görevlendirdi. Konya’da Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile bir araya gelen Bulut Konyalı üreticileri dinledi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliğinde gerçekleşen toplantı tartışmalı geçerken; besiciler isyan etti.



Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Nazif Karabulut bir açılış konuşması yaparak şunları kaydetti. "Konrolsüz şekilde ithalat yapıldı. Üreticiler bu hale geldi.3 yıldır aynı fiyata et satıyoruz. 3 yıl önce yemim çuvalı 40Tl idi. Bugün yemin çuvalı 85TL oldu. İthalatı artık durdurun. Bize 32 TL mal olan eti 29 TL sattık. Biz pahalı et satmanın derdinde değiliz. evimize ekmek götürmenin derdindeyiz. böyle devam ederse seneye işletmelerde birtane bile hayvan kalmayacak. Et ve Süt Kurumu üreticiyi eziyor. Üreticiye rakp oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı kiloda 2 TL versin. İşletmelerimizde hayvan var. Kurban bayramı yaklaşıyor. Kurban bayramından sonra üreticiler batacak. 1 hafta içinde çözüm olması gerekiyor. Acilen önlem alınmasını bekliyoruz”. Dedi.

Konya Kırmızı Et Üreticileri üyeleri ile tartışmalı ortamda gerçekleşen toplantı karşılıklı söz atışmalarına neden oldu. Öte yan dan HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Erol Bulutun konuşması zaman zaman kesilirken, Bulut çalışmalar yapılıp sorunlara çözüm bulunacaktır." dedi. üreticiler ise sorunların biran önce çözülmesini bekliyor. 

 
10.07.2019
Devamı

Erzincanlı Çiftçilerin Elektrik Borcu Yüzünden Su İsyanı

Erzincan’da 1 milyon 200 bin TL'lik elektrik borcu nedeniyle sulama suları kesilen çiftçiler, kuruyan mahsulleri ellerine alıp traktörleriyle eylem yaptı.
Elektrik dağıtım şirketinin önünde toplanan çiftçiler, sulamada kullandıkları pompaları elektrik kesintisinden ötürü kullanamadıklarını ifade etti. Çiftçiler “Eylemimizin gerekçesi 15-20 gündür sulama suyumuzun kesilmesi. Yıllardır biz bu çileyi çekiyoruz. Yeter diyoruz artık” dedi.



Çiftçiler adına basın açıklaması yapan Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik ise “İlimiz nüfusu içerisinde yaklaşık 30 bin çiftçi ailesi geçimini tarımdan kazanmaktadır. Bahse konu elektrik dağıtım şirketi sulama suyu ücretlerini bahane ederek sulama enerjisini kesmekte ve dolayısıyla milli servet zarar görmekte ve üreticilerimiz de mağdur olmaktadır" diye konuştu. 
 
10.07.2019
Devamı

Çin Antep Fıstığını İthal Edecek

Antepfıstığı’nın Çin’e ihracı konusunda pürüzler aşıldı. Çin ile Türkiye arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ 2016 yılında imzalanmış ancak bugüne kadar bazı sorunlar nedeniyle ihracat başlayamamıştı. Hatta son yıllarda artan fıstık stokçuluğunun nedeni olarak Çin’e başlayacak ihracat gösteriliyordu. Çin’in her yıl 100 bin ton Antepfıstığı alması bekleniyor.

Müjdeyi Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi, Emin Önen verdi. Emin Önen, “Yaptığımız çalışmalar neticesinde Çin, Türkiye’den Antep Fıstığı alımını resmen başlattı. Çin’in 2018 yılında kabuklu/ kabuksuz 352,5 M. $’lık Antep Fıstığı ithal ettiğini bilmek önemli. Ülkemiz, üreticimiz ve ihracatçımız için hayırlı olsun. 3 Eylül 2016’da Türkiye/Çin arasında ‘Antep Fıstığı için Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü’ imzalanmış, ancak bazı teknik şartlar sebebiyle Çin’e Antep Fıstığı ihracatımız resmî olarak başlayamamıştı.” Dedi. Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Kalite Kontrol, Denetim ve Karantina Genel İdaresi Arasında Türkiye’den Çin’e İhraç Edilen Antepfıstığı İçin Bitki Sağlığı Gereklilikleri Protokolü, 3 Eylül 2016 tarihinde imzalanmıştı.
Başka bir ülke ve/veya bölge orjinli Antepfıstığı Türkiye’den Çin’e ihraç edilemeyecek.

Türkiye’de yeni bir zararlı ortaya çıkarsa, Çin tarafı zamanlıca bilgilendirilecek.

Türkiye’den Çin’e Antepfıstığı ihraç etmek isteyen depolama ve işleme tesisleri Türk Tarafınca kayıt altına alınacak. Tesislerin listesi Çin tarafınca denetlenecek ve onaylanacak.
Türkiye’den ihraç edilen Antepfıstığı toprak, yabancı ot tohumları ve her türlü bitki kalıntılarından ari olacak. Her pakette; ürün adı, orijin yeri, parti numarası, depolama ve işleme tesisinin adı veya kayıt numarasına ek olarak, Çince “Bu Antepfıstığı partisi Çin Halk Cumhuriyeti’ne ihraç edilecektir” ifadesi de yer alacak.
 
 
09.07.2019
Devamı

Polatlıdaki Hayvan Ölümlerinin Nedeni Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’nın Polatlı ilçesinde ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulgularının gözlemlendiğini açıkladı.
Ankara’nın Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan, aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

İlhan Adanur’un hayvanlara verdiği suyu Sakarya Nehri’nden aldığı belirlenirken, Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri bölgeye giderek incelemede bulundu. Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia etmişti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yassıhöyük Mahallesinde meydana gelen hayvan ölümleri ile ilgili Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Polatlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 6 Temmuz 2019 tarihinde gerekli incelemelerin başlatıldığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlk incelemeler neticesinde 05.07.2019 tarihinde koyunların sahibince, Sakarya Nehri’nden pancar tarlasına çekilen sulama sisteminin içine üre gübresi katarak gübreleme yapıldığı anlaşılmıştır. Tarla içindeki yalağa da aynı sulama sisteminden su çekilerek, hayvanlar sulanmıştır ve 9 hayvanın ölümü gerçekleşmiştir.

Polatlı İlçe Müdürlüğümüz ekipleri tarafından, 06.07.2019 günü öğle saatlerinde hayvanlardan numune alınmıştır. Bu numuneler Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’nde incelenmektedir.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince de Sakarya Nehri’nden su numuneleri, incelenmek üzere alınmıştır.

Ayrıca resmi ve özel Veteriner Hekimler tarafından ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulguları gözlemlenmiştir.

Bölgeye yönelik denetim ve kontrol işlemleri sürerken, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçlar ayrıca kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

08.07.2019
Devamı

Ülke Geleceğinin Sigortası Ardıçlar OGM Tarafından Artık Üretiliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) Dünya ormancılığında bir ilke imza atarak suni yollardan üretilemeyen ardıç fidanlarını üretmeyi başardı. Soğuğa ve kuraklığa dayanıklılıklarıyla bilinen ardıçlar, küresel ısınmanın yoğun bir şekilde hissedilmeye başlandığı dünyada, ülkemizin gelecekteki sigortası olacak.

ARDIÇ TOHUMUNUN ÇİMLENMESİNDE, ARDIÇ KUŞU TEKELİ KIRILDI
Tüm dünyada yakın zamana kadar ardıç tohumlarının yalnızca ardıç kuşlarınca yenilerek dışkı yoluyla atıldığında çimlenebileceği, ardıç tohumlarını üretmede başka yol olmadığı düşünülüyordu. Ancak OGM, Isparta Eğirdir’de bulunan fidanlığında yaptığı çalışmalar ile ardıç ormanlarının oluşmasında ardıç kuşlarının tekelini ortadan kaldırdı.



SUNİ ÇİMLENDİRME MEŞAKKATLİ BİR İŞ
Meşakkatli bir iş olan suni çimlendirme için her yıl Kasım ve Şubat ayları arasında orman köylüleri olgunlaşmış ardıç kozalaklarını topluyor ve fidanlıklarda açık hava koşullarında kurutuluyor. Bazı işlemlerin ardından ham tohumlar elde ediliyor. Tuzlu su vasıtasıyla bu tohumların boş ve dolularını belirlenerek, dolu olanları %5-10’luk küllü suda 3 gün bekletiliyor. Her gün suyu değiştirilerek karıştırılan tohumlar eleklerde yıkanıp 1-2 saat güneşte serilerek kurutuluyor. Daha sonra %5-10’luk limon tuzu ve su karışımında 1 gün bekletilen tohumlar yüzdürme havuzunda tekrar yıkanıyor. Böylece tohumların çimlenme engeli gideriliyor. Daha sonra soğuk hava deposunda +4 derecede 45-50 gün katlamaya alınan tohumlar, çimlenmek üzere Eylül ayının ilk haftası toprakla buluşturuluyor.

25 MİLYON FİDAN ÜRETİLDİ
Dünyada ilk kez bu zor sürecin ardından ardıç tohumların çimlenmesini Türk ormancılarının başardığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Bu işlemlerle 2011 yılından 2018 yılı sonuna kadar 25 milyon ardıç fidanı üretimi gerçekleştirdik. Ayrıca yine aynı dönemde yaklaşık 30 ton ardıç tohumu ürettik. Üretilen fidanlar ise Anadolu’muzun topraklarında yeniden yeşeriyor” değerlendirmesinde bulundu.

ÜLKE GELECEĞİNİN SİGORTASI
Ardıçların ülkemiz ormanlarının yüzde 3’ünü kapladığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Anadolu bozkırının umudu olan ardıçlar özellikleri bakımından oldukça faydalı ağaçlardır. Bilhassa ardıçlar, soğuğa ve kuraklığa karşı dayanıklılıkları sebebiyle, iklim değişikliğinin kendini hissettirdiği dünyamızda ülkemizin geleceği açısından sigorta görevi üstlenecek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ardıçların ekstrem iklim koşullarına dayanıklı olmalarının yanında, sık ibre yapıları ve besi değeri yüksek kozalakları ile yabanıl hayvanlara iyi bir sığınak ve besin maddesi sağladıklarını, yaygın kök sistemleri sayesinde erozyon ile mücadelede ülkemiz için son derece önemli bir tür olduğunu da sözlerine ekledi.
 
 
08.07.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : GÖL VE GÖLETLERE 5,1 MİLYON YAVRU BALIK BIRAKILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunun ülke genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü işbirliğinde "Su Kaynaklarının Balıklandırılması  Projesi”ni yürüttüklerini dile getirdi.



Projeyle, iç sulardaki küçük ölçekli balıkçılığı destekleyerek kırsalda yaşayan vatandaşların kaliteli protein kaynağına ulaşmalarını ve hane halkı gelirini artırmayı, sportif olta balıkçılığı ve reakrasyonel balıkçılığın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Proje kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitümüzde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunu, ülkemiz genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakacağız. Ürettiğimiz bu balık yavruları 11 Temmuz tarihine kadar göl ve göletlerimizle buluşmuş olacak.

Pakdemirli, bırakılan balıkların su ürünleri stoklarının gelecek nesillere aktarılması için en az bir kez üremelerine imkân tanınmasının, zaman ve boy konusundaki yapılan düzenlemelere uyulmasının sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
 
 
06.07.2019
Devamı

TVHB Konsey Başkanı Eroğlu;"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Bir şeyler Var"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu 6Temmuz Dünya Zoonoz günü dolayısı ile bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Birlik ve Eylül ayında yapılması planlanan Tarım Şurasına değindi.

Eroğlu Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.

Miili Birlik Projesi'nde Yapılanma Yanlış 

“Tarımda Milli Birlik Projesine ilk açıklama yapan STK’yız. Bu projenin hedefleri itibariyle doğru olduğunu, kaliteden üretici, tüketici, kaliteli ucuz ürüne ulaşma. Bunlara baktığınız zaman bunlar doğru. Ama yapılanmanın yanlış olduğunu beyan ettik. Türkiye’de tarıma ve hayvancılığa atak yaptırabilecek ve hedeflere ulaşılabilecek bir yapı yok tam tersi bir kaos oluşturabilecek bir yapı kurulmuş.” Dedi.
Tarım Şuarasına yönelik ise şu sözlere yer verdi.

"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Birşeyler Var"

“Türkiye’de üçüncü tarım şurası olacak. Daha öncede 90’lı yıllar, 2004 ve şimdi olmak üzere üç kez yapıldı. Tarım şurası bir ihtiyaç üzerine yapılır. İyi gitmeyen, düzeltilmesi gereken bir şeyler var. Gerek ulusal gerek ise uluslararası alanlarda yapılaması gerekenler olduğu düşünüldüğü için yapılması isteniyor. Olumsuzluğa neden olan sepeleri ortadan kaldırabiliyorsanız olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu şuranın gündeme getirilmesini olumlu buluyoruz. Hayvancılıkta etkin bir STK olduğumuzdan çalışma gruplarının içinde yer almak istedir. 17 çalışma grubu kurulacak. Bunlara başvuru yaptık. Biz de birliğimiz adına katılacak isimleri sunduk.” Dedi.



6 Temmuz Dünya Zoonos’la ilgili ise başkan Eroğlu Şunları söyledi.
“Fransa’da kuduz bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph ölümü beklerken, Louis Pasteur mucizevi aşısını uygulayarak Joseph’in hayatını kurtardı. 6 Temmuz 1885 yılında kuduz aşısının başarı ile kullandığı bu güne ithafen bu tarih zoonotik hastalıklara dikkat çekmek ve bilinçli olmayı teşvik etmek için Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Dünya Zoonoz Günü, Dünya Sağlık Örgütü( WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sistemi Influenza Koordinasyon (UNSIC)  gibi Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilip desteklenmektedir.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir. Zoonotik hastalıklar,  bakteriyel (%41,4), viral (%37.7), paraziter (%18,3) ve mantar (%2) enfeksiyonları olarak geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle dünya küçülmüş, ancak buna karşılık dertler büyümüştür. İnsan ve hayvan popülasyonlarındaki artarak büyüme, hızlı şehirleşme, çiftçilik sistemlerindeki hızlı değişme, çiftlik hayvanları ve yaban hayatının daha yakın entegrasyonu, ormanlara zarar verilmesi, ekosistemlerdeki değişiklik, hayvan ve hayvansal ürünleri ticaretinin küreselleşmesi, global çapta ticaret ve seyahatlerin artması, terörizm ile istikrarsız yönetimler gibi sebeplerle insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi gibi daha birçok sınır aşan zoonotik hastalıkları Dünyada bilmeyen kalmamış, küresel krizlere sebep olarak zamanla küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir. Zoonozlar tüm kıtaların problemidir. Ancak bu hastalıkların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Bunlar arasında Kuş Gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, BSE, SARS, MERS, Ebola, Nipah virüsü, Batı Nil Virüsünün sebep olduğu hastalıklar sayılabilir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl 5 yeni insan hastalığı ortaya çıkmaktadır ve bunun 3’ü hayvan orijinlidir. Dünyada biyo-terörizm amacıyla kullanılan hastalık etkenlerinin %70’ten fazlası hayvansal kökenlidir.
 
Zoonotik hastalıkların global bilançosu; Her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl 21.5 milyar Euro değerinde ölen çiftlik hayvanı ve her yıl 43 milyar Euro insan sağlığı için yapılan masraflar.
 
Ülkemizde, Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Bu hastalıklar çok çeşitli olup, bulaşma yollarının basitliği ve etkileri bakımından oldukça da yüksek tehlike arz etmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada, Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Ülkemizde halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir. Bakteriyel ve viral zoonozlar yanında paraziter zoonozlarda vardır. Bunlar arasında en yaygın olanı kist hidatik ya da halk deyimiyle kist hastalığıdır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı ise, günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arzeden, giderek küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır. Bu gün vesilesi ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı örgütü hastalıkların sınır tanımadığını, hiçbir ülkenin zoonoz tehlikesinden muaf olmadıklarını ve hazırlıklı olmaları gerektiği konusunda uyarmaktadır.

Dünyanın ve ülkemizin, hayvan -insan-ekosistem ara yüzünde enfeksiyöz zoonotik hastalıkların yıkıcı etkilerinin risklerini azaltmak ve tehditleri ele almak için işbirlikçi, uluslararası, sektörler arası, multidisipliner mekanizmalara, HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI KONUSUNDA BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMA, TEK SAĞLIĞA ihtiyacı vardır.
Tek Sağlık, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. Tek sağlık, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara odaklanan, insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında toplum sağlığına hizmet eden bir yaklaşım olmasının yanı sıra zoonotik hastalıklara yönelik multidisipliner veya disiplinler arası yaklaşımları destekleyen yükselen bir kavramdır. Bu konsept, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşer hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır.
Veteriner hekimlik, hayvan, insan ve çevre sağlığı alanlarıyla aynı anda çalışan tek meslek grubudur. Veteriner hekimler, hayvanlardan kaynaklanan hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolünde çok önemli bir rol üstlenerek, toplum sağlığını koruyan meslek mensuplarıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık' yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz.
 
Ülkemizde, ileri bir hayvancılık  ve  Zoonotik hastalıklara karşı başta koruyucu hekimlik olmak üzere yapılacak bütün çalışmaların başarıya ulaşması için Veteriner Otoritesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu hastalıkların önlenememesinin temel nedeni veteriner hizmetlerini koordine edecek merkezi otoritenin olmamasıdır.
Önemine binaen veteriner hekimliği Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bağımsız bir veteriner otoritesi tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise maalesef bu anlamda bir veteriner otoritesi bulunmamaktadır. Mevcut organizasyon bütüncül olmayan parçalı, yetki ve sorumluluk kargaşası oluşturan bir durumdadır. Bu organizasyonla her yönü ile etkin, ileri bir veteriner hekimlik uygulaması mümkün değildir. Güçlü bir veteriner hekimliği teşkilatının oluşturulması ve yetkili kılınması halk sağlığı ve gıda güvenliliğinin de teminatı olacak, bu otorite ile sağlıklı nesiller hedefine ulaşılabilecektir.
Şu hususa dikkat çekmek isterim. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde bitkisel üretim mevcut hayvan varlığına ve hayvansal üretim hedeflerine göre planlanmaktadır. Tüm dünyada hayvancılık sektörü yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Yine gelişmiş ülkelerde tarım politikaları hayvancılık sektörüne göre planlanırken, yıllarca hayvancılık için tarım değil, tarım için hayvancılık modeli ve politikalarının tercihi ülkemizi hayvan ithal eden ülke konumuna sürüklemiştir
 
1983 yılında yapılan reorganizasyon ile Veteriner İşleri, Zirai Mücadele ve Teknik Ziraat Genel Müdürlükleri bir araya getirilerek konu bazlı yapılanma kaldırılarak yerine fonksiyonel bazlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir. Bugün Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. Bu yapı bir kırılma noktası olmuş, o günden bugüne bir türlü rasyonel, bütüncül, etkin, hızlı ve verimliliği yüksek bir hale gelememiştir. Bu yapı, uluslararası kurallara da uygun değildir.
 
Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde etkin motivasyonu yüksek Veteriner Otoritesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı oluşturulmalıdır.

Dünya Zoonoz Gününün ülkemize, mesleğimize olumlu katkılarının olmasını umut ediyorum.

Bu yıl Dünya Zoonoz Günü bir farkındalık ortaya koyarak daha sağlıklı yarınlara vesile olsun diyorum.” Dedi.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığının kurulmasını istiyoruz. Zoonozdan bütün kıtalar muhatap olmaktadır. Orta gelir grubunda olan ülkelrede yüzde 80 oranında karşılaşılıyor. İşin birinci basamadğında vetereniyer hekimler var. Veteriner yapılanmasının iyi olması lazım. Bu şekilde halka bulaşmasının önüne geçilir. Zoonozlar küreselleşti mücadelesi de küresel boyutta olmalı. Halk sağlığının en önemli muhatabı belediyelerdir. 1398 belediyede 234 tanesinde hayvan barınağı veya hayvanların sığınacağı yer var. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Bilgi yönetimini başarmamız lazım. Kim neyi biliyor ve nerede görevlendirilmesi lazım. Bunun için uygun bir organizasyona ihtiyaç var. Hekimlikte üç basamak var. Hastalığa karşı koruyucu önlemlerin alınması. Koruyucu hekimlik. Hastalığın tanısını yapacak ve bulaşmanın önüne geçecek. Üç hastalığı tedavi edecek. Orta vadede bu hastalıkları bu şekilde ancak tedavi edebiliriz. Bütün bunları ön yargılardan uzak, meslek fanatizminden uzak bir şekilde gerekli tespitleri yaparak işlem yapmak lazım. Gıda terörü tüm insanlığı etkileyen bir terör haline geldi. Kentteki de kırsaldaki de aynı şeyin muhatabı olmaya başladı. Bu dünya için iyi bir şey değil. Bunu düzeltmemiz lazım.” dedi.
 
 
06.07.2019
Devamı

TSÜMB Başkanı Keskin; "İthalatlar Tarım ve Orman Bakanlığın Uhdesinde Değil"

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği (TSÜMB) Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığına özelikle Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yönelik Spekülasyon içerikli ve yanlış haberler konusunda bakanlığın ve Bakan Pakdemirli’nin yıpratıldığını dile getirdi. TSÜMB Başkanı Tevfik Keskin “Bakan Pakdemirli’nin dinamik akılcı kişiliği ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına umut ışığı olduğu vurguladı.” 

Başkan Keskin  “Tarım ve Orman Bakanlığı Bürokratlarının insafsızca eleştiriye maruz kalmalarına, Tarım ve Hayvancılığın Sivil Toplum Örgütü olarak duyarsız kalamadık.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Keskin ithalat konularına değinerek yapılan ithalatların sadece Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesinde olmadığını ve tek bir kuruma yüklenilmesinin yanlış olduğunun altını çizdi.

TSÜMB  Başkanı Keskin şunları kaydetti.
“Ağır eleştiriler yapmadan önce ülkemizde ithalat kalemlerinde T.C. Ticaret Bakanlığı, T.C. Hazine Maliye Bakanlığı ve diğer bakanlıkların ithalat ve kotalarda etkili olduklarını ve ayrıca konseylerde belirlenen ürün fiyatlarında da görüşlerinin alınmadan gerçekleşmediğinin altını çizmek isteriz. Tek başına T.C. Tarım ve Orman Bakanlığının yetkisindeymiş gibi lanse edilmesini ve sorumluluğun tek bir kuruma yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının bu tür yıpratmalarla  Tarım ve Hayvancılık sektörüne daha çok zarar vermektedir. 

Bizler Türkiye’nin Süt Üreticileri olarak zor süreçlerden geçtik gerek fiyatlar, gerek zorluklarla mücadele ettik ve hala ediyoruz. Bu zorlukları yaşarken dönemin Bakanları ve T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir PAKDEMİRLİ’ den ne zaman görüşme talebi istesek olumlu karşılık aldık ve sorunlarımıza çözüm bulduk.
 Özellikle Sayın PAKDEMİRLİ dinamik ve akılcı kişiliği ile ülkemiz Tarım ve Hayvancılığına umut ışığı olmuştur. Bakanlığımızın da kaynak ve bütçesi dahilinde her zaman üretene destek olan Bakanımız ne zaman başımız sıkışsa taleplerimize imkanlar çerçevesinde karşılık vermiştir.

Ülkemiz Dünya da tarım alanında 7. Sırada, Avrupa da ise 1. sıradadır. Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz Bitkisel ve hayvansal üretimde FAO ve Birleşmiş Milletlerin takdirle izlediği Dünyaya örnek olan bir gelişme sergilemektedir.  Tarımsal sorunlarımıza rağmen; iklim kuraklığı, parçalı arazi yapısı, coğrafi yapımızdan kaynaklı olumsuzluklar karşısında, Ülkemiz Tarım ve Hayvancılığı yükselen bir ivme kazanmıştır.  Daha iyi seviyelere geleceğimiz ve planlı bir şekilde üretim yapmak için T.C. Tarım ve Orman Bakanımız dinamik ve yenilikçi tarım modelleri için tüm ekibiyle çalışmalarını sürdürmekte ve zaman zaman yaptığımız görüşmelerde de istişarelerde bulunmaktayız. Hepimiz bir bütünüz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece Ülkemiz adına mutlu gelişmeler olacaktır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirdiği takdirde üstesinden gelinmeyecek bir şey olmadığını da vurgulamak isteriz.

Özellikle dış güçlere karşı kendi ülkemize bu gerçek dışı eleştirileri yapmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Toplumda kötü algı ve tepki yaratmak yerine Tarım ve Hayvancılık alanında çözüm önerileri ve politikalarımızı geliştirme konusunda vakit harcamanın daha yerinde ve doğru bir davranış olacağı kanaatindeyiz.
 
Türkiye 52 Milyarlık Hâsıla İle Avrupa Birincisi

Kaldı ki Bakanlığımızın yaptığı istatistik açıklamasında Türkiye tarımda 52 milyarlık hasılayla Avrupa birincisi ve 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.  Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükselmiştir. ”dedi.
 
 
05.07.2019
Devamı

Merkez Bankası Enflasyonun Yavaşlamasının Ana Belirleyicisi Gıda Fiyatları

TCMB tarafından haziran ayına ilişkin 'Fiyat Gelişmeleri Raporu' yayımlandı. Rapora göre, haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0.03 arttı ve yıllık enflasyon 2.99 puan azalarak yüzde 15.72'ye geriledi.
Çekirdek enflasyon göstergesi B endeksinin yıllık değişim oranı ise 0.62 puan düşüşle yüzde 16.28 olarak gerçekleşti. Tüketici enflasyonundaki yavaşlamanın ana belirleyicisi sebze ürünlerindeki görünüme bağlı olarak düşen işlenmemiş gıda fiyatları oldu. 

'SEBZE FİYATLARI MEVSİMSEL ORTALAMALARININ ÜSTÜNDE DÜŞTÜ'
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu haziran ayında 9.24 puan azalarak yüzde 19.20 oldu. Bu gelişmede sebze fiyatlarına bağlı olarak yüzde 15.31’e gerileyen işlenmemiş gıda enflasyonu ana belirleyici olurken, işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonu yükselişini sürdürdü.
Bu dönemde taze meyve-sebze grubunda yıllık enflasyon baz etkilerinin yanı sıra sebze fiyatlarının mevsimsel ortalamalarının üstünde düşüş göstermesiyle birlikte yüzde 11.48’e geriledi.
Diğer işlenmemiş gıda grubunda ise patates ve yumurta fiyatlarındaki gerileme devam etmekle birlikte, başta beyaz et (yüzde 4.67) ve süt (yüzde 4.57) olmak üzere diğer kalemlerde fiyat artışları sürdü.

İşlenmiş gıda grubunda fiyatlar mayıs ayının ardından bu ayda da maliyet artışlarının fiyatlara gecikmeli yansımasına bağlı olarak, yüzde 2.44 ile yüksek bir oranda arttı ve grup yıllık enflasyonu 1.42 puan yükselişle yüzde 23.41 oldu. Bu grupta, ekmek ve tahıllar ile süt ürünlerinde daha belirgin olmak üzere alt kalemler geneline yayılan artışlar izlendi.

'ÜRETİCİ FİYATLARI KAYNAKLI MALİYET BASKILARI BİR MİKTAR AZALDI'

Yurt içi üretici fiyatları haziran ayında yüzde 0.09 yükselirken, yıllık enflasyon 3.67 puan düşüşle yüzde 25.04'e geriledi. Aylık artışın ılımlı gerçekleşmesinde, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici oldu. Bu dönemde, petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi bir miktar gerilemekle birlikte yüksek seviyesini korudu.
 
 
05.07.2019
Devamı

Torku'nun Bir Benzeri Sivas'ta Kuruluyor

Konya Şeker öncülüğünde kurulan çiftçi işletmesi Torku’nun bir benzeri Sivas’ta hayata geçiriliyor. Sivas Valiliği, köylünün alın terine anlam katmak için “Üreten Çiftçi Gelişen Sivas” sloganıyla Sivaslı üreticilerin tarım sektörüne bakışını değiştirerek ’Sivas Tarım Anonim Şirketi (SİVTAŞ)’ın kurulduğunu duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, “Verimliliği yüksek, dünya standartlarında üretim yapan, sürdürülebilir bir sektör hedefleyen SİVTAŞ ile, üretime dayalı kalkınma anlayışıyla birlikte; 

Damızlık Hayvancılık, Yem Fabrikası, Süt İşleme Tesisi, Dondurulmuş Patates, Koyun Yapağı Ünitesi, Jeotermal Seracılık, Tohumluk Üretimi gibi alanlarda çiftçisini koruyan, ona cesaret veren, güvenle işbirliği yapacağı; beraber üretip beraber pazarlayacağı çatı kuruluyor. Kendi markalarımızı ortaya çıkararak, hem istihdama katkı sağlayacak hem de tarım ve hayvancılığa yeni bir soluk kazandıracak olan SİVTAŞ, güvenli liman olarak şehrimizin çiftçisine de cesaret verecektir” denildi.
 
 
05.07.2019
Devamı

Diyarbakır'da 29 Genç Çiftçiye Koyun Dağıtıldı

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, Genç Çiftçi Projesi kapsamında 8 ilçede toplamda 29 genç çiftçiye 986 adet koyun dağıtımı gerçekleştirildi.
26 Şubat 2016 tarih ve 29636 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar Bakanlar Kurulu Kararı, genç çiftçi desteklerine yönelik oluşturularak, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ilk spesifik proje olarak yasal düzenleme ile hayata geçirildi. Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlamak için Bakanlık tarafından projesi kabul edilen her genç çiftçiye 30 bin lira hibe ödemesi yapıldı. Diyarbakır ülke sıralamasında 6. sırada yerini alırken, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında Diyarbakır'da 2016, 2017 ve 2018 yıllarında hayvansal üretim konusunda 731, bitkisel üretim konusunda ise 78 olmak üzere toplam 809 genç çiftçiye, 24 milyon 270 bin liralık hibe ödemesi yapıldığı ifade edildi.

"Çiftçilere 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacak"

Diyarbakır Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "Hayvansal üretim proje konularında, küçükbaş hayvan, Hani 7, Lice 2 ve Kulp ilçemizde 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 12 genç çiftçimize 408 küçükbaş hayvan teslim edildi. Bağlar 4, Çermik 3, Dicle 3, Eğil 3, Ergani 6, Sur 4, Yenişehir 2 ve Kayapınar 3 genç çiftçi olmak üzere toplam 28 genç çiftçimize 986 küçükbaş koyun teslim edildi. Toplamda 17 ilçemizde 60 genç çiftçimize 2 bin 40 adet küçükbaş koyun teslimatı yapılacaktır. Geri kalan 19 genç çiftçimize teslim edilecek 646 küçükbaş hayvan, müdürlüğümüzce görevlendirilen il seçim heyetimiz tarafından seçilerek genç çiftçilere 10 gün içinde tamamı teslim edilecektir. Toplamda ise 1 milyon 800 bin lira hibe ödemesi yapılacaktır" denildi.
 
 
05.07.2019
Devamı

FAO, Entegre Arazi Kullanım Planlamasını Türkiye’de başlatıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve  Tarım ve Orman Bakanlığı’ iş birliğiyle gerçekleşen ‘İklim Esnekliği ile Ekosistem Yönetimini Geliştirerek Gıda Güvenliğine Yönelik Entegre Arazi Kullanım Planlaması (ILUP)’ projesinin açılış toplantısı Ankara’da gerçekleşti.
 
Proje açılış etkinliğine Tarım ve Orman Bakanlığı ile uluslararası organizasyonların üst düzey yetkilileri, akademisyenler ve FAO uzmanları katıldı.
 
Açılış konuşmasında söz alan FAO Orta Asya Altı Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, toprağa, suya bitki örtüsüne ve diğer doğal kaynaklara ev sahipliği yapan arazinin, tarım ve kırsal kalkınma için öneminin altını çizerken sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanlar gıda güvencesinden, barınmaya ve kültürel ihtiyaçlara kadar pek çok toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için arazilerden faydalanmışlardır. Ve bugün araziler; açlığa son verilmesi, suyun arıtılması, biyoçeşitliliğin korunması ve pek çok diğer konuyla ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada bilhassa önem kazanmıştır.”
Toprağın gıda üretimi için olmazsa olmaz vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise gelecek nesiller için toprağa iyi davranmamız gerektiğini ifade etti.
Gıda ihtiyacının yüzde 90’ını topraktan karşıladığımızı sözlerine ekleyen Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Artan dünya nüfusunun ve iklim değişikliği ve çölleşme ile tarıma elverişli araziler tehdit altında. 2050 yılında Türkiye nüfusu 100 milyon olacak ve kentleşme yüzde 86 artmış olacak. Tüm bunlar göz önüne alınarak gıdanın güvenliğini korumamız gerekiyor.” dedi.
FAO’nun Teknik İş Birliği programı kapsamında fonlanmakta olan proje ile ülke bütününde ihtiyaç duyulan arazi kullanım planlaması için bir rehber oluşturulması ve küçük ölçekli çiftçilerin kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Etkinliğin çalıştay bölümünde ise FAO program sorumlusu Sheikh Ahaduzzaman, FAO’nun sürdürülebilir kalkınma için Türkiye’nin tarımsal arazi politikalarının güçlendirilmesindeki katkılarını paylaştı. Ayrıca, FAO arazi-kullanımı politikası uzmanı Hakkı Emrah Erdoğan arazi kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının öneminin altını çizdi ve konuyla ilgili FAO yaklaşımını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.
 
 
04.07.2019
Devamı

Tarım Arazisi Oto Yol Olunca Mahkemede Tescilini Arazi Sahiplerinin Üzerine Yaptı

İzmir-İstanbul Otoyolunun yapımı sırasında, güzergah üzerinde bulunan Kemalpaşa ilçesi Yenmiş Mahallesi'ndeki tarım arazileri, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldı.
Ancak Müdürlük, hak sahipleri ile kamulaştırma bedelleri konusunda uzlaşmaya varamadı. Karayolları Genel Müdürlüğü 2013 yılında, kamulaştırma bedellerinin tespiti ve arazilerin tescilinin yapılması için Kemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalar açtı.

Bu davalarda yerel mahkemenin belirlediği kamulaştırma bedellerini düşük bulan köylüler Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu. Yargıtay'ın kararları bozup, bedellerin arttırılması gerektiğini belirtmesi üzerine, davalara yerel mahkemede devam edildi. Mahkeme tarafından bu kez, arazilerin yeri ve büyüklüğüne göre, hak sahiplerine farklı tutarlarda, daha yüksek bedeller ödenmesine karar verildi.

Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü, ödenek yokluğunu gerekçe göstererek, ödeme yapmak için mahkemeden birkaç kez süre istedi. Hakim sonuçlandırdığı bazı davalarda, kamulaştırma bedellerinin uzun süredir ödenmemesi nedeniyle Karayollarının süre talebini kabul etmeyerek, temyiz yolu açık almak üzere, arazilerin sahipleri adına tesciline karar verdi. Kamulaştırma sırasında yapılan ödemelerin de arazi sahipleri tarafından, yasal faiziyle Karayolları'na geri ödenmesine hükmetti.

"BİZ BU KARAYOLU ÜZERİNDE NE YAPACAĞIZ?"

Davası sonuçlanan hak sahiplerinden biri olan Fulya Ayşen Güleç, üzerinde tarım yaptıkları 12 dönüm tarlaları olduğunu, kamulaştırma ile ellerinde yalnızca 4.5 dönüm kaldığını belirtti. Bugüne kadar aldıkları kamulaştırma bedelinin 450 bin lira olduğunu, 1 milyon 500 bin lira daha alacakları bulunduğunu söyledi. Zararlarının karşılanmasını istediklerini belirten Güleç, Karayolları, kamulaştırma davasında beklenen ödemeleri yapmadı. Mahkeme, ödemelerin yapılması ile ilgili Karayollarını uyardı. Ancak ödemeler bugüne kadar yapılmadı. Şu anda bu yolun üzerinden geçtiği arazinin tapuda tekrar adımıza tesciline karar verildi. Biz bu otoyol üzerinde ne yapacağız Biz bu asfalt üzerinde buğday, kiraz tarımı mı yapacağız dedi. Mağdur edildiklerini belirten Güleç, bundan sonra, kararın kesinleşmesi halinde tapu tescil işlemlerini bekleyeceklarını dile getirdi.

"2 MİLYON TL ALACAKLIYIM"

Davası sonuçlananlardan Ahmet Çakmak (74) da, Üzerinde kiraz ve zeytin yetiştirdiğim 15,5 dönüm arazimi aldılar. Ben burayı 40 yıl Avrupa'da çalışarak satın aldım. Şimdi mağdurum. Kurumdan 2 milyon lira alacaklıyım dedi. Çiftçilerden Halil Savran (59) da şunları söyledi:

"8 dönüm arazim gitti. Paramızı beklerken hakim farklı bir karar verdi. Mağduruz. Arazilerimizin üzerine yol, köprü, otoyol yaptılar. Şimdi bunu bozmaya imkan yok. Yerimizi bize geri veriyorlar. Bizden de ödedikleri paraları geri istiyorlar. Biz parayı ödeyeceğiz, onlar da yerlerimizi eski haliyle versinler. Gerekçeli karar gelsin, gerekirse yolu kapatabiliriz."
 
 
04.07.2019
Devamı

Bakanlık'tan Seyahat Eden Hayvanlar İçin Dinleme Tesisi

Tarım ve Orman Bakanlığı hayvan refahına yönelik Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında hayvanların nakil sırasındaki refahı için uzun yolculuklarda dinlenmeleri maksadıyla istasyonlar kurulacağını açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığınca Veteriner mevzuatının AB Müktesebatına Uyumu çerçevesinde yürütülen çalışmalardan birisini de hayvan refahı konusu oluşturuyor. Çiftlik hayvanlarının refahı, nakil ve kesim sırasındaki refah olmak üzere üç başlık altında yürütülen bu çalışmalardan hayvanların nakli sırasındaki refah şartlarına uygun olarak taşınması ve korunmasını belirleyen yönetmelikler zaman içinde yayınlanmıştı.

Yönetmelikler ile nakil sırasında araçların taşıyacağı teknik ve sağlığa uygun asgari şartlar, refakat eden bakıcılar ile nakil araçlarının sürücülerinin sahip olması gereken yeterlilik belgeleri gibi işlemler ile denetim ve yaptırımları düzenleyen kurallar belirlendi.

 KONTROL VE DİNLENME İSTASYONLARI KURULACAK
Ayrıca nakilde hayvan refahı için uzun yolculuklar sırasında hayvanların dinlendirilmesi, beslenmesi ve kontrol edilmesi amacıyla dinlendirme istasyonları kurulması planlandı. Bu çerçevede Adana, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Kayseri, Sivas ve Edirne’de olmak üzere toplam 7 kontrol ve dinlendirme istasyonu kurulması çalışmaları devam ediyor.

ORTALAMA 300 BÜYÜKBAŞ İLE 1.000 KÜÇÜKBAŞ KAPASİTELİ OLACAK
Ortalama 300 büyükbaş ile 1.000 küçükbaş kapasiteli bu istasyonlardan Afyonkarahisar, Ankara, Kayseri ve Sivas illerinde yapılacaklar için projeler hazırlandı ve ihalesi için Milli Emlak Genel Müdürlüğüne bildirildi. Edirne’de yapılacak istasyon için arazi tahsis ve teslim işlemleri ise tamamlandı ve proje çalışmaları devam ediyor.

31 MİLYON 136 BİN HAYVAN SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇİRİLDİ
Diğer ana başlıklardan olan çiftliklerdeki hayvan refahına yönelik olarak ise yine yönetmelikler ile hayvanların yetiştirildikleri koşulların asgari standartları belirlendi.
Yönetmelikler ile hayvanların barındırıldıkları işletmelerin, genişlik, zemin, binaların yalıtımları ve ekipmanların özellikleri, kullanılan otomatik ve mekanik donanımların taşıması gereken özellikler, beslenme, hareket özgürlüğü ve hayvanlara uygulanması yasak olan prosedürler ortaya koyuldu.

Çiftliklerde hayvan refahına ve hayvan hastalıklarıyla mücadele için Bakanlık taşra teşkilatı tarafından yetiştiricilere yönelik eğitim faaliyetleri de düzenlendi. Ayrıca 2018 yılı içerisinde çiftliklerde toplam 31 milyon 136 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan sağlık taramasından geçirildi. Bu çalışmalar 2019 yılı için de devam ediyor.
 
 
03.07.2019
Devamı

Irak'tan Yumurtadan Sonra Makarna İhracatına'da Engel

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın Irak-Türkiye ikili ticaret hacminin 20 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda mevcut ticari engellerin kaldırılmasına yönelik talebine olumlu adımlar beklenirken, Irak’tan ihracata yönelik bir engel kararı daha geldi. Mayıs ayında yumurta, haziran ayı itibariyle de içecek ve dondurma ithalatında Türkiye’ye yasak getiren Irak şimdi de Türkiye’den yapılacak sofralık tuz, şehriye türleri ve makarna çeşitlerinin yasaklandığına dair tebliğ yayınladı. Irak Bakanlar Kurulu’nca alınan kararın 60 günün ardından yürürlüğe gireceği ve bir yıl yürürlükte kalacağı bildirildi.

Dünya Gazetesi’nden Burçak Göral’ın haberine göre; Türkiye’de bulunan 24 makarna üreticisinin en önemli ihracat pazarlarından biri konumunda olan Irak’ın aldığı bu kararın başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere tüm sektörü etkilemesi bekleniyor. Sektör temsilcileri Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesini, yaşanan bu sorunun ilerlemeden ve diğer tarım ürünleri ihracatını etkilemeden çözülmesini talep ediyor. TİM verilerine göre 2018 yılında Irak’a 1 milyar 600 milyon dolar değerinde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yapıldı. Bu ihracatın 1 milyar 20 milyon dolarlık kısmı Mardin firmaları başta olmak üzere Güneydoğu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’ne üye firmalar tarafından gerçekleştirildi. Siyasi ve coğrafi olarak en avantajlı olduğumuz ülke olan Irak’a ihracatımız son 10 yılda artışını sürdürdü. 2018 yılında Irak’ın toplamda 47.7 milyon dolar olarak gerçekleşen makarna-şehriye ithalatının 32.6 milyon dolarlık kısmı Türkiye’den gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri bu yılın ilk 4 ayında 11.5 milyon dolar değerinde gerçekleşen Irak makarna ihracatının alınan bu kararla birlikte giderek düşeceği, hatta Irak’la yoğun ticaret ilişkisi içinde olan bölgelerde bulunan fabrikaların ticarette durma noktasına geleceği konusunda endişeli.

Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, Bağdat rejiminin aldığı kararla birlikte Irak makarna ihracatının tamamen durduğunu vurgulayarak, kararın sebeplerinin Türkiye-Irak arasında devam eden gergin siyasi ilişkiler ve Irak’ta kurulan makarna fabrikalarıyla yerli üretimi yaygınlaştırma çabası olduğunu söyledi.
Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarının bir an önce alınan bu kararlara müdahale etmesi gerektiğine dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak Hükümetinin tamamen siyasi ve İran firmalarının pazar payının artırılmasına yönelik olarak aldığı bu karar ve alınması muhtemel kararlar, bölge ekonomisine büyük zarar verecek, işsizlik oranlarını yükseltecektir. Yumurta üreticilerinin kısıtlamadan sonra yaşadığı sıkıntılar herkesçe bilinmektedir. İmalatçı-ihracatçı firmaların yanı sıra sayıları on binleri bulan kamyoncular da etkilenecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den boşalan pazara İran girecek
Kararda ifade edildiği gibi, bir yıl sonra Irak pazarı ihracata açılsa bile sektör olarak aynı performansı yakalayabilmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Külahçıoğlu, aksine her şey daha da zor olacağını ve uygulamanın sektörde kalıcı bir hasara sebep olacağını belirtti.
Makarna gibi ürünlerin piyasadan ve raflardan çekildiğinde yerini başka ülkeler doldurduğuna dikkat çeken Külahçıoğlu, “Irak’ın aldığı bu kararın altında aynı zamanda İran ekonomisini güçlendirmek olduğuna inanıyorum. Pazardan çekilmemizle birlikte İran ürünleri Irak pazarına girecek ve ticarette yerini alacak. İran’ın yanında Dubai, Tunus Mısır da Irak pazarına girecektir. Irak kendi üretimini başlayacağı için yerli makarna tüketimi artacaktır. Yâda belli başlı üreticiler üretimlerini Irak’a taşıyabilir. Halk, İran makarnasının lezzet ve tarzına alıştıktan sonra sektörümüz için İran pazarı kaybedilmiş olacak. Pazarı tekrar elde etmemiz mümkün değil” diye konuştu.

Mardin’de makarna ticareti durma noktasında
Türkiye’nin Irak’a gerçekleştirdiği makarna ihracatının yüzde 60’ını gerçekleştiren Mardin, Irak’a yılda 50 bin ton makarna ihraç ediyor ve ülkeye 23 milyon dolar döviz girdisi sağlıyordu.
Mardin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu üyesi Şükrü Karaboğa, uygulanan yasakla birlikte Mardin’in Irak’ta kaybettiği pazarı coğrafi koşulları nedeniyle ikame edebilme imkânının olmadığını vurguladı. Sektörde önemli bir yere sahip olan Mardin makarna sanayisinin mecburen küçülmeye gideceğini belirten Karaboğa “Artık bu bölgede bu sektörde yatırım yapılamaz. Bu kaybı yurtiçinde ikame etmemiz mümkün değil. Mardin’de makarna ticareti bu kararla birlikle durma noktasına geldi” dedi.
 
 
02.07.2019
Devamı

Büyükbaş Hayvan Sayısı Yüzde 6 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hayvansal Üretim İstatistikleri raporuna göre, toplam süt üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 22 milyon 121 bin ton olarak gerçekleşti ve rekor kırdı. Bu miktarın %90,6’sını inek sütü, %6,5’ini koyun sütü, %2,5’ini keçi sütü ve %0,3’ünü manda sütü oluşturdu. 2017 yılı süt üretimi 20 milyon 699 bin 894 ton olmuştu. TÜİK’in belirlemelerine göre, büyükbaş hayvan sayısı ise 2018 yılında bir önceki yıla göre %6,9 artarak 17 milyon 221 bin baş oldu. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı %6,9 artarak 17 milyon 43 bin baş olurken, manda sayısı %10,5 artış ile 178 bin 397 baş olarak kayıtlara geçti. Kırmızı et üretimi ise 1 milyon 118 bin 695 ton olarak gerçekleşti.
 
02.07.2019
Devamı

Bakanlık'tan Kurbanlık Hayvan Sayısı ve Fiyatlarla İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi çalışmalarını hızlandırıldı. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre bu yıl da kurbanlık hayvan sayısında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacak. Denildi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla açıklamada bulunarak, mevcut hayvan varlığımızın kurbanlık ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğunu belirtti.
Pakdemirli, “Kurbanlık olarak ülkemizde bu yıl 1 milyon 217 bin büyükbaş,  3 milyon 895 bin adet ise küçükbaş hayvanımız var” dedi. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan sayılarını da hatırlatan Pakdemirli, “2018 yılında büyükbaş 866 bin, küçükbaş 2 milyon 682 bin olarak gerçekleşti. Netice itibarıyla bu yıl sahip olduğumuz kurbanlık hayvan varlığı, bayramda herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

VETERİNER SAĞLIK RAPORU OLAN HAYVANLARIN İLLER ARASI NAKLİNE İZİN VERİLECEK
 “Salgın veya bulaşıcı hayvan hastalığı bulunan, kayıt altına alınmamış, kulak küpesiz ve yanlarında sığır cinsi hayvanlar için pasaport, koyun keçi türü hayvanlar için nakil belgesi bulunmayan hayvanların sevklerine, alınıp satılmalarına ve kesilmelerine hiçbir surette izin verilmeyecektir diyen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Kurbanlık olarak sevk edilecek hayvanların resmi veteriner hekimler tarafından muayene ve gerekli kontrolleri yapılacak, sağlıklı bulunan hayvanlar için veteriner sağlık raporu düzenlenerek iller arası nakline müsaade edilecek”

ARINDIRILMIŞ BÖLGE TRAKYA’YA KURBANLIKLARIN SEVKİNDE GEREKLİ TÜM KONTROLLER YAPILACAK
Bakan Pakdemirli ayrıca, Kurbanlıkların arındırılmış bölge Trakya’ya sevki sırasında gerekli tüm kontrollerin yapılacağını da ifade etti.
Anadolu’da bulunan illerden hastalıklara karşı arındırılmış bölge olarak ilan edilen Trakya’ya sevk edilecek hayvanlar için de veteriner sağlık raporu düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pakdemirli, bunun yanında bazı şartlarında yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Trakya’ya sevk edilecek hayvanların doğumlarından itibaren işletme değiştirmemiş veya en az 3 aydır halen bulundukları işletmede barındırılmış olması gerektiğini söyleyen Pakdemirli şöyle devam etti: “Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile bir işletmede izole edilmeli, bu süre sonunda Şap Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan NSP test sonuçları negatif olmalıdır.”
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu şartlar yerine getirilmeden Anadolu’dan Trakya’ya sevk edilen hayvanlar için de gerekli idari yaptırımların uygulanacağını vurguladı.

KURBANLIK FİYATLARI TAKİP EDİLECEK
Kurbanlık hayvanların sağlık şartları ve sevkleriyle ilgili kontrollerin eksiksiz yerine getirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli, kurbanlık hayvan fiyatlarının Bayramın ikinci günü dahil son 20 gün boyunca takip edileceğini de sözlerine ekledi.
 
 
02.07.2019
Devamı

TÜKETBİR'den Karskas Kesim Fiyatı 34 TL Çıkarılsın Çağrısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan besicilerin sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. 
Taleplerini Bakanlığa rapor halinde ileten Merkez Birliği, şunları dile getirdi.
“Ülkemizde son beş yılda kırmızı et üretimi yıllık ortalama 1.100.000 ton ila 1.200.000 ton bandında olup bu üretimin yaklaşık yüzde 80’lik kısmı büyük baş hayvan besiciliğinden sağlanmaktadır. Büyükbaş hayvan besiciliği sektörü ülke ekonomisi ile eşgüdümlü olarak ve devletimizin sektöre sağladığı teşviklerden faydalanarak son yıllarda yatırımlarını arttırıp daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir üretim olanaklarını arttırmıştır. 

SEKTÖR ZARARINA ÜRETİM YAPIYOR
Ancak, sektörün ana maliyet kalemlerini oluşturan besilik dana ve yem hammaddeleri ithalata bağlı olduğundan ve son bir yıldır döviz kurlarında yaşanan olumsuz dalgalanmalardan dolayı sektöre aşırı girdi maliyetleri ile üretim yapmak zorunda kalmış, buna karşın bu maliyeti satış fiyatlarına yansıtamadığından zararına üretim yapar hale gelmiştir. 
 
Bakanlığımızın ve Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü gibi sektör ile ilgili kurumların karkas üretim maliyet araştırmaları, karkas maliyetlerinin yaklaşık 30.5 TL/kg olduğunu ve yüzde 10 gibi düşük bir yaşam payı eklendiğinde karkas satış fiyatının en az 33.5 TL/kg olması gerektiğini göstermesine rağmen şu an karkas satış fiyatı 29 TL/kg’ın altındadır. 
Sektör üreticileri zararlarını başta önceki dönem karlarından karşılamış olup son aylar da ise büyük borçlanmalar yaparak üretimlerini devam ettirmelerine rağmen maliyetin altında kalan satış fiyatları dolayısı ile şu an sektör iflas noktasına gelmiştir. 

SEKTÖRÜN ÇÖZÜM BEKLEYEN TALEPLERİ 
Kırmızı et üretim sektörünün bu kaçınılmaz sondan kurtulması için biz üreticilerin bir an önce alınması gerektiğini düşündüğümüz çözüm önerilerimiz aşağıdaki gibidir: 
1- ESK, karkas kesim fiyatını en 34 TL/kg olarak açıklayarak acilen yurt genelinde kesim yapmaya başlamalıdır. 
2- Tüm besiciler özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kurbanlık işi yapmış üreticilerin mağdur olmaması için Kurban Bayramı için bağış toplayan vakıfların yurt dışından kurbanlık vasfında canlı hayvan ve kurban için kesimini yaptıkları hayvanların etlerini yurdumuza sokmalarına izin verilmemelidir. Hatta ihtiyaçlarını yurt içinden karşılamaları yönünde gerekli uyarılar yapılmalıdır. 
3- Yurt dışından alınan besilik hayvanların besi süreci sonunda kasaplık hayvan olarak ihracatının yapılabilmesi için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. 
4- ESK stoklarında bulunan donmuş karkas etlerin yurt içi satışını durdurup ihracata yönelmelidir.  

 

 
02.07.2019
Devamı

Hileli Gıdalar Arasına Dondurmada Girdi

Gözünü kâr hırsı bürüyenler dondurmaya da el attı. Çocukların vazgeçilmezi dondurmaya; süt yerine su, şeker yerine yapay tatlandırıcı, meyve yerine boya ve suni salep katıyorlar. Hayvan derisi ile de kıvamı tutturuluyor. Sağlıksız dondurma zehirliyor...

Hileli gıdalar arasına dondurma da girdi. Dondurma diye sunulan soğuk tatlı, sağlığa zarar veriyor. Küçük-büyük hemen herkesin severek tükettiği dondurmada tam bir aldatmaca yaşandığını ifade eden Gıda Mühendisi Şerif Aktürk, özellikle ucuz, markasız ürünlerden kaçınmak gerektiğini belirtti.

En büyük hilenin açıkta satılan dondurmada yaşandığını vurgulayan Şerif Aktürk, "Şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine suni salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay gıda boyası katarak dondurmayı adeta zehirleyen bazı üreticiler, kıvamını tutturmak için de hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen katkı maddesi jelatin (E441) kullanıyor. Süt, şeker ve salep üçlüsü ile yapılan dondurma gerçek dondurmadır" dedi. Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmanın sağlığı tehlikeye attığını kaydeden Aktürk, şöyle devam etti: "Açıkta satılanlara kuşkuyla yaklaşın. Nerede üretilmiş, içinde ne var sorgulayın. Kötü koşullarda, sağlıksız malzemelerle üretilenler bağırsak enfeksiyonları ve zehirlenmelere neden olabilir."

BUZLU TATLI SATIYORLAR

Market ve bakkallarda 'dondurma' diye satılan ürünlerin bir kısmının aslında dondurma olmadığını, ancak bunu neredeyse kimsenin bilmediğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin ambalajında genelde 'Ice cream' yani buzlu yiyecek yazıyor. Etiket bilgileri ise mercekle okunacak kadar küçük olduğu için fark edilemiyor" dedi. Gerçek dondurmada neredeyse hiç katkı maddesi bulunmazken, bu tür ürünler içeriğindeki katkı maddelerinin çokluğu ile de dikkat çekiyor.
 
01.07.2019
Devamı

Elektrik, Su, Hava ve Mikroptan Üretilen Gıdalar, Yakında Satışa Sunulacak

Elektrik, su ve havayı kullanarak gıda üreten Finli şirket Solar Foods, ürünlerini iki yıl içinde süper marketlerde 50 milyon adet satmayı planlıyor.
Solar Foods, 2017 yılında Finlandiya’da kurulmuş bir şirket. Şirketin amacı elektrik, su ve havayı kullanarak besin üretmek. Şirket, aynı zamanda Avrupa Uzay Ajansı ile birlikte çalışıyor ve Mars’a gidecek astronotlara, protein ağırlıklı, buğday unu gibi tadı olan ve görünen bir ürün temin ediyor. 

Helsinki merkezli şirket, ticari üretime başlayacakları 2021 yılı öncesinde Avrupa Birliği’ne yeni gıda lisansı başvurusu yapacak. Şirket tarafından üretilen Solein, protein ağırlıklı bir toz. Eğer istenirse 3D yazıcılarla bir şekil verilebileceği de söyleniyor. Bira yapımına benzer bir işlemle üretilen bu toz, canlı mikropların bir sıvıya sokulup, elektrik uygulanmasıyla sudan çıkan karbondioksit ve hidrojen kabarcıkları ile beslenmesiyle başlıyor. Daha sonrasında ise mikroplar, işlemin ileriki safhalarında toz halini alacak proteini üretmeye başlıyor. 

Teknoloji girişiminin genel müdürü olan Dr.Pasi Vainikka, şirketin tamamen doğal bir protein kaynağı üretmek için toprak ve su israfı yapmadan karbon nötr bir yöntem ürettiğini belirtti. Vainikka, “Gıda türleri arasında tamamen yeni protein türü, bugün marketlerde olan tüm gıdalardan farklı olarak balık yetiştiriciliğine ya da tarıma ihtiyaç duymadan üretiliyor” dedi. 
 
01.07.2019
Devamı

Hakkari'de Hayvancılığı Geliştirme Projesi Kapsamında 987 Küçükbaş Hayvan Dağıtıldı

Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında 47 aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yeni bir projeyle hayvancılığı geliştirmeyi amaçlıyor. Hakkâri’de Hayvancılığı Geliştirme Projesi kapsamında aileye, 987 küçükbaş hayvan dağıtıldı.

Hakkâri Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüğü yeni bir proje ile hayvancılığı geliştirmeyi ve arttırmayı planlıyor. Hakkâri kent merkezine 30 kilometre kadar uzakta olan köylere küçükbaş hayvan dağıtımı yapıldı. Ailelere hem işsizlik problemini çözmek hem de ekonomiye katkı sağlamak için küçükbaş hayvanlar verildi.

Valilik bu proje hakkında Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte çalıştığını ve hem hayvancılık hem de tarım ile ilgili yeni projeler geliştireceklerini belirtti. Valilik şu açıklamalarda da bulundu: "Bizim bu yıl İl Özel İdaresi'nden ayırdığımız destekleme payı 1,5 milyonu geçti. Merkezde küçükbaş hayvan, Şemdinli, Derecikte arıcılık, Yüksekova'da mandacılık ve aspir bitkisini destekliyoruz. Yüksekova'da ekilebilir aspir alanı da 15 bin dekara çıktı. Yine Çukurca'da seracılık ile tahin üretimi konusunda desteklerimiz var. Amacımız, Hakkâri’de insanımızın bütçesine katkı sunarken, işsizliği bitirip, hayvancılığı de eski günlerine kavuşturmak istiyoruz. Turizm konusunda da Hakkâri’nin yüksek bir potansiyeli var. Dağları, kayak merkezini, gölleri turizme açmak istiyoruz. Hakkâri’ye ekonomik bir hareketlilik getirmek istiyoruz. Vatandaşlarımız almış oldukları hayvanlar için de 2 yıla kadar ödeme yapmayacaklar, 2 yılın ardından ise faizsiz üç eşit taksitle ödemelerini yapacaklar. Tabi yine başka bir amacımız da önek işletmeler oluşturmak. İnşallah amacımıza ve hedeflerimize ulaşırız. Herkese hayırlı ve uğurlu olsun." Hakkâri merkezine 30 km uzaklıkta olan köylerde 27 aileye 540 koyun, 27 koç verildi. 20 aileye 400 keçi ve 20 tane de erkek keçi verildi. Vali’ye yaptığı bu projeden dolayı keçi tiftiğinden yapılmış üzerinde ismi yazılı bir kilim verildi.



 
01.07.2019
Devamı

Süt Üreticileri Başkan Keskinle Devam Dedi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin olağan genel kurulunda Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin, yeniden seçilerek güven tazeledi. Keskin, genel kurula katılan Bakan Pakdemirli'ye de teşekkür ederek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Türkiye Süt Üreticiler Merkez Birliği'nin olağan kongresi Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Konferans salonunda yapıldı.



Yapılan olağan kongreye Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti STK’lardan sorumlu başkan yardımcısı Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Mesut Akdamar ile çok sayıda bakanlık bürokratı katıldı. 
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, genel kurulda yaptığı konuşmada Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin tarımda karşılaşılan sorunların çözümü konusunda büyük bir çaba gösterdiğini belirterek, "Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır" dedi. 
Başkan Keskin, şunları kaydetti: 

"Bugün burada bayram havasında bir Genel Kurul gerçekleştirdik Sayın Bakanımızın genel kurula katılması bizleri onurlandırdı ve sektöre verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Bizim dertlerimiz ile dertlenen ve çözüm yolları için elinden ne geliyorsa yapan Bakanımız bu toplantıda da bizi yalnız bırakmayarak her zaman üreticinin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi.



SEKTÖRDE OLUMLU SONUÇLARINI HİSSETMEYE BAŞLADIK 
Sayın Bakanımızın Genel kurulumuzda yapmış olduğu konuşmada açıkladığı 81 ilde düve desteği, Et ve Süt Kurumunun ithalat yerine kendi etini üretecek olması, Et fiyatlarının Ulusal Et Konseyince belirlenecek olması gibi bazı başlıklar bizlere mutlu etti. Önümüzdeki dönemde bakanımızın göstermiş olduğu çabaların ve tedbirlerin sonuç verdiğini hep birlikte göreceğiz, ülkemizin zor günlerden geçtiği bu dönemde bile alınan kararların olumlu sonuçlarını hissetmekteyiz. 

Unutulmamalıdır ki Tarım ve Hayvancılıkta alınan kararları etkisini görmek uzun vadeli olmaktadır, bugün aldığınız bir kararın sahadaki sonuçları en erken 2-3 yılda kendini göstermektedir. Bakanımızın bu çabalarıyla tarımda üstesinden gelemeyeceği bir konu olmadığına güvenimiz tamdır. 

Ayrıca buraya katılamasalar da telgrafla bu güzel günümüzde yanımızda olan Başta Sayın Meclis Başkanımız Mustafa Şentop ve diğer telgraf çeken tüm misafirlerimize, bizzat buraya gelerek bizleri onurlandıran Sayın Bakanımız Bekir Pakdemirli’ye Sayın Milletvekilimiz Mustafa Yel’e , Bakanlığımızın Genel Müdürleri, Genel Müdür yardımcıları, katılan tüm STK başkan ve temsilcilerine, çok değerli süt birlik başkanlarıma bir kez daha teşekkür ederim" dedi.


 
 
28.06.2019
Devamı

Buğday Verimi Düşüyor Çiftçi Endişeli

Diyarbakır’da buğday hasadı devam ediyorken bu yıl aşırı yağışlardan dolayı verim de ciddi düşüklük yaşanıyor. Buna ek olarak mazot ve gübre fiyatları ise el yakarken, buğday taban fiyatları da çiftçiyi düşündürüyor. Verimin az olmasından dolayı fiyatların yükselebileceğini söyleyen çiftçi, tarım bakanının çiftçiyi mağdur etmeden çözüm bulması gerektiğini söyledi.

Çiftçi ve esnaf, tepkisini, "Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler" diyerek gösterdi.
Evrensel'den Fırat Topal'ın haberine göre, buğday pazarında 15 yıllık esnaf olan Aydın Malay, fiyatların yüksek olduğunu bu tüccardan çok normal vatandaşı etkileyeceğini belirterek, “Daha yazın başında mercimek 3 TL fiyatlar bu kadar yüksek. Kışın bu fiyat 5 TL’yi bulur. Sezon başında bu fiyat çok yüksek. Bu sorun bizlik bir sorun değil. Bu Tarım Bakanlığının sorunudur. Verim az olmasından kaynaklı un fabrikaları yüksek fiyata mahsul almak zorunda kalıyor. Bu biz tüccarları etkiliyor ama bu normal vatandaşı da etkiliyor. Bu yüksek fiyat makarnaya, bulgura, ekmeğe de her şeye yansıyor, yansıyacak. Tarım Bakanı çiftçiyi de mağdur etmeden bir çözüm bulmalı. Şu an buğday fiyatı 1800-1850 TL arasında değişiyor. TMO düşük fiyat verdiği için çiftçi mahsulünü fabrikalara veriyor” diye konuştu.

"Vatandaş mağdur olacak"
Buğday pazarında 20 yıllık esnaf olan Ayhan Budak, tarım politikası ile birlikte ülkenin genel politikasının da değişmesi gerektiğini belirterek, “Tarım politikası kötü mazot, gübre pahalı verdikleri 100 bin TL’lik destekleme 10 bin TL’ye iniyor. Aldığı desteklemeden fayda görmüyor çiftçi. Daha vermedikleri desteklemenin parasını da alıyorlar. Yani ben tüccarım aldığım mahsulü üzerine kârımı atarak satarım. Az kazanırım fiyat ne kadar da yüksek olursa olsun kazanırım. Fakat bu vatandaşa sirayeti olacak. Her şey zamlanacak normal vatandaş mağdur olacak. Bu sorun üretici desteklenerek çözülür. Yalnız tarım politikası değil ülke politikasının da değişmesi lazım” dedi.

"Olan yine halka oluyor"
50 yıllık esnaf Akın Barış ise çiftçinin tarım maliyetinin yüksek olması bu yıl aşırı yağışlardan kaynaklı mahsulün az olmasının fiyatı fazlasıyla etkilediğini ifade etti. Barış, “Mazot, gübre, ilaç maliyeti yüksek üretici de mahsulünü yüksek fiyata vermek istiyor. Diğer türlü çiftçiyi kurtarmıyor. Burada olan yine halka oluyor. Bir torba un 100 TL’nin üzerinde asgari ücretli için durum zorlaşıyor. Burada sadece devlet değil, çiftçi de tüccar da üzerine düşeni yapmıyor. Zaten denetim de yok. Çiftçi de mağdur edilmeden bir çözüm bulunmalı” ifadelerini kullandı.

"Böyle giderse fındık toplamaya gideriz"
35 yıllık çiftçi olan Nezir Başakçı, bu yıl mahsulün kötü olduğunu fakat ülkede  genel olarak sorunlu bir tarım politikası yürütüldüğünü ifade ederek, çiftçinin ürettiği mahsulden kazanç elde etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Başakçı, çiftçinin aldığı desteklemenin yetersiz olduğunu da ekleyerek, “Bize desteklemenin 4’te 1’i gelmiş. Buğdayı 3 TL’ye versek de kurtarmıyor ki. Biz mazotu 6-6.25 TL’ye alıyoruz. Bizim için mazot fiyatında herhangi bir indirim yok. Biçer ve diğer masrafları bir yana. Çiftçinin zararı 1000-2 bin TL ile kurtarılmaz ki. Bu yıl aşırı yağmur çiftçiyi perişan etti. Zarar üstüne zarar. Dün mazota zam geldi. Seçimin acısı bizden çıkıyor. Olan bize oluyor. Patos, gübre, mazot her şey pahalı, destekliyor ama masraflarımızı karşılamıyor. 50 bin TL desteklemenin 30 bin TL’si elimize ulaşıyor. Çiftçiyi üretime cesaretlendiriyor sonra yine tek başına bırakıyorlar. Bize verilen desteğin yarısını yine kendileri alıyor. Böyle giderse hepimiz batıda çapaya gideceğiz. Fındık toplamaya gideceğiz. Zaten bize orada da tam yevmiye vermezler. 100 TL ise 70 TL verirler” sözlerini kaydetti.
 
 
28.06.2019
Devamı

FAO'nun Uygulamalı Çiftçi Okulları 30.Yılında

Çiftçilerin öğrenme ve çözüm bulma sürecine öncelik veren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, (FAO) 1980’lerde Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı geliştirdi. FAO, diğer BM kurumları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar, çiftçi örgütleri ve özel sektörden artan sayıda ortakla birlikte Uygulamalı Çiftçi Okulları’nı küresel olarak desteklemeye devam ediyor.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları
Uygulamalı Çiftçi Okulları, programlanmış bir öğrenme süreci sayesinde, çiftçilerin kendi alanlarında uzmanlaşmalarına, güçlü eleştirel ve analitik beceriler geliştirmelerine ve daha güçlü tarımsal üretim sistemleri yönünde kararlar alabilmelerine katkıda bulunuyor.
FAO Orta Asya Alt Bölge Ofisi ve Türkiye Temsilciliği, Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. Yıl Dönümünü (UÇO), 25 Haziran’da Konya’da düzenlenen bir etkinlikle kutladı.
Konya’daki Ramada Plaza by Wyndham Otel’de düzenlenen etkinlik, FAO Orta Asya Bölge Alt Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu’nun açılış konuşması ile başladı.
Gutu, “Çiftçiler hayatımızda, küresel ve ulusal gıda güvenliği açısından çok büyük öneme sahip. Bu nedenle herkesin güçlerini birleştirerek tarımsal üretimin desteklenmesi için büyük çaba sarf etmesi gerekiyor” dedi.

FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları’nın 30. yılı kutlamalarından sonra “Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım” Projesi kapsamında, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile FAO arasında imzalanan Uygulamalı Çiftçi Okulları Alt Projesinin başlangıç çalıştayı da gerçekleştirildi.
 
27.06.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Etçi Buzağıya Destek Müjdesi

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Tarım ve Orman Bakanlığının Atatürk konferans salonunda genel kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurula Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin yanı sıra 
TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Hayvancılık Genel Müdürü Zekariya Erdurmuş, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Gıda Kontrol Genel Müdürü Mümtaz Sinan Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik,Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç ve çok sayıda Türkiye'nin dört bir tarafından gelen birlik başkanları ve delegeler katıldı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın Atatürk Konferans Salonu'nda düzenlenen  TSÜMB Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hayvancılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. 

Bakan Pakdemirli 2002'den bugüne büyükbaş hayvan varlığının 9,9 milyon baştan yüzde 74 artışla 17,2 milyon başa ulaştığını ifade eden Pakdemirli, küçükbaş hayvan varlığının da yüzde 43 artarak 46,1 milyona ulaştığını söyledi. 

Bakan Pakdemirli, söz konusu dönemde süt üretiminin yüzde 163 artışla 22,1 milyon tona yükseldiği bilgisini verdi. 

Bu büyümelerin ihracat rakamlarına da yansıdığını vurgulayan Pakdemirli, "Ülkemiz süt ve süt ürünleri ihracatı, 290 milyon dolar seviyelerine ulaşmıştır. Bu yılın ilk 5 ayında da 130 milyon dolarla çok memnun edici seviyelerde gerçekleşmektedir." diye konuştu. 
Pakdemirli, hayvancılığa son 17 yılda verilen desteklerin 46 kat artarak 3,7 milyar liraya ulaştığına işaret ederek, bu yıl da yem bitkileri dahil desteklerin 4,7 milyar lirayı bulacağını bildirdi. 



Genç Çiftçi Projesi kapsamında, hayvancılık alanında yaklaşık 27 bin genç çiftçiye 808 milyon lira hibe desteği verildiğini aktaran Pakdemirli, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla süt sektörüne yönelik bin 604 projeye, 1,7 milyar lira hibe sağlandığını, yem bitkileri desteklemeleri kapsamında toplam 5,9 milyar lira yem bitkileri desteği ödemesi yapıldığını ifade etti. 

Pakdemirli, geçen yıl dövizdeki spekülatif artışa bağlı yem fiyatlarında yaşanan değişiklik nedeniyle üreticilerin mağdur olmaması için atılan adımlara dikkati çekerek, süt destek primlerinin 10 kuruştan 25 kuruşa, süt alım fiyatının da 1,7 liradan 2 liraya çıkarıldığını hatırlattı. 
Bölgesel kalkınma projeleri kapsamında 41 ilde 650 hayvancılık projesine 100 milyon lira hibe desteği verildiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: 
"41 ilde uygulanan Düve Desteği Projesi'ni 81 ile yaygınlaştırıyoruz. Düve tutarının yüzde 40'ını bakanlıkça hibe ediyoruz. Bakanlık politikalarına uygun olarak, etçi buzağı üreten işletmelerimize, buzağı desteğinin üzerine 250 lira ilave destek ödeyeceğiz." 

"Et ve Süt Kurumu, Temmuzdan İtibaren Kıyma ve Kuşbaşı Üretecek”

Pakdemirli, tüketiciyi "ucuz et"le buluşturmak için yürütülen yeni çalışmaları da anlattı. 
Hem vatandaşın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticinin mağduriyet yaşamaması adına Et ve Süt Kurumunun (ESK) ucuz et çalışmasında gelecek aydan itibaren yeni bir uygulamanın başlayacağını bildiren Pakdemirli, "ESK, hem vatandaşlarımızın daha ucuza ete ulaşması hem de üreticimizin mağduriyet yaşamaması adına temmuzdan itibaren kıyma ve kuşbaşını kendisi üreterek tüketiciye ulaştıracak. Ulusal Kırmızı Et Konseyi de Süt Konseyinin fiyatları açıkladığı gibi, kesim fiyatlarını açıklayacak." ifadelerini kullandı. 

Pakdemirli, 15 yıldır toplanmayan Tarım Şurası'nı toplayarak sektörünün yol haritasının birlikte çizilmesi gerektiğini kaydetti. 

"BAKANLIĞIN MÜDAHALESİ SEKTÖRÜ AYAKTA TUTTU"



TSÜMB Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Keskin de sektörde bütün tarafların uyumlu çalıştığını belirterek, "Biz üreticiler Cumhuriyet tarihinde ilk defa bakanı, genel müdürü ve üretici örgüt başkanları ve üreticileriyle son derece uyumlu çalışan bir ekip olduk." dedi. 

Keskin, geçen yıl sektörde yaşanan sorunlara dikkati çekerek, Bakanlığın yaptığı acil ve yerinde müdahalenin sektörü ayakta tuttuğunu dile getirdi. 



TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel de "Bu topraklar herkesin gözünün üzerinde olduğu topraklar. Bizlerin de mutlaka buna daha fazla sahip çıkmamız ve daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yöneticisiyle, politikacısıyla, çiftçisiyle, esnafıyla, memuruyla hep beraber, birlik ve beraberliğimizi koruduğumuz zaman çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığını biliyoruz." diye konuştu. 


27.06.2019
Devamı

Yenişafak'tan FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor İddiası

Yenişafak gazetesi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda FETÖ ile mücadelenin yeterince etkin bir şekilde yürütülemediği iddia ederek kripto olarak kalmayı başaran örgüt mensuplarının bakanlık bürokrasisinde halen kilit noktalarda görev yaptığını yazdı.

Yenişafak gazetesinden Tarım ve Orman  Bakanlığı’na ağır suçlamalar. Gazete "FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor" başlığı ile yayınladığı haberinde bakanlığın Ankara’da ‘FETÖ’nün kalesi’ olarak adlandırıldığını ifade etti. Bakanlığın Ankara’daki lojmanlarında yaşayanların Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP'ye oy vermelerinin FETÖ ile ilişkilendirildiği haberde "31 Mart seçimlerini patates ve soğanla sabote ettiler" ifadeleri kullanıldı.

31 Mart seçimlerinin en önemli gündem maddesi olan patates ve soğan fiyatlarının yüksekliğinde bürokratların payının olduğunu iddia eden Yenişafak gazetesi, 15 Temmuz’un ardından bakanlıktan ihraç edilen kişilerin sayısının azlığına dikkat çekildi.
 
 
26.06.2019
Devamı

Bakanlıktan Karaçam Ormanları ile İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü’ne bağlı Karaçam Ormanları’nda yenileme amacıyla karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi yapıldığını duyurdu. Açıklamada, sosyal medyada yer alan iddiaların aksine bölgenin farklı bir amaçla kullanılmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Karaçam Ormanları'yla ilgili sosyal medyada yer alan kimi iddialar üzerine orman alanında yapılan çalışmalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü'ne bağlı Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği 119 No'lu Bölmesinde geçmiş yıllarda oluşturulmuş olan Karaçam Ormanları'nın 'büyümelerinin durmuş olması, çeşitli zararlıların etkilerine maruz kalmaları ve yetişme ortamına yeterli uyumu sağlayamamaları' gibi nedenlerle yeni fidanlarla ormanın yenilenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle mevcut karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi ve ağaçlandırma yapmak amacıyla arazinin hazırlanması çalışmalarına başlanmıştır. 2019 Kasım-Aralık aylarında 8 bin 300 adet fidan alana dikilecektir. Söz konusu çalışma idaremizin gözetim ve denetimi altında, ormancılık teknik icaplarına göre yürütülmektedir" denildi.

Açıklamada, bölgedeki orman sahalarının başka bir amaçla kullanılmasının asla söz konusu olmadığı ve yapılan çalışmanın ormanın devamlılığını sağlamak maksadıyla yapılan bir ormancılık faaliyeti olduğu vurgulandı.
 
 
26.06.2019
Devamı

AKTAŞ BARAJI ÖDEMİŞ’E BEREKET KATACAK

BU YAZ BARAJDAN 15 BİN 800 DEKAR ARAZİYE SU VERİLECEK
Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’in Ödemiş ilçesinde inşa edilen Aktaş Barajı’ndan bu yaz 15 bin 800 dekar araziye sulama suyu verilecek. Tarım arazilerinin suyla buluşmasıyla bölge topraklarının bereketine bereket katılacak.

ÜRETİCİ, 14 MİLYON LİRA DAHA FAZLA KAZANÇ SAĞLAYACAK
Geçtiğimiz yıl tamamlanarak su tutmaya başlayan Aktaş Barajı’nda 17,25 milyon m3 su biriktiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajdan bu yaz Ödemiş Ovasına ilk kez su verilecek.  15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini modern sulama ile buluşturacak baraj, bölge üreticisine yaklaşık 14 milyon lira daha fazla kazanç sağlayacak ve çiftçilerimiz adeta bayram havası yaşayacak” dedi.

ÜRETİCİ 2. HATTA 3. ÜRÜN HASADI YAPABİLECEK
Barajın sulama hattında son kontrollerin yapıldığının altını çizen Pakdemirli “Kontrollerin ardından su sıkıntısı çeken bölgenin kaderini değiştirecek proje ile suya hasret toprakları suyla buluşturacağız. Bu sayede üreticimiz bir yılda 2. hatta 3. ürün hasadı olanağı yakalayacak. Ayrıca proje, sulama maliyetlerini düşürecek, tarlalarda % 40 ile 60 arası verim artışı sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Pakdemirli, projenin 1350 kişiye istihdam olanağı sağlayacağını da sözlerine ekledi.



BARAJIN YÜKSEKLİĞİ 105 METRE
Ödemiş’in Karaköy Beldesi yakınlarındaki Aktaş Çayı üzerine kurulan barajın gövdesi kil çekirdekli yarı geçirimli dolgu tipinde inşa edildi. Barajın gövde inşaatı kapsamında 4.79 milyon m3’lük dolgu yapıldı. Temelden yüksekliği 105 metre olan baraj 15 bin 800 dekar verimli tarım arazisini 2019 yazında tarihinde ilk kez modern sulama ile tanıştıracak. 44.38 milyon m3 su tutma hacmine sahip olacak Aktaş Barajı Ödemiş’e bağlı; İlk kurşun, Bülbüldere, Yusufdere, Sekiköy ve Yeniköy mahalleleri ile Kayaköy Beldesi’ndeki arazileri sulayacak. 


 
 
26.06.2019
Devamı

Yumurta Üreticisine 90 Gün Vade Farksız Mısır Satışı

Tarım ve Orman Bakanlığı  yumurta üreticilerine yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklama’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığı ile yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.

YUMURTA ÜRETİCİLERİNE 90 GÜN VADELİ MISIR SATIŞI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde ihracat daralması nedeniyle mali sıkıntı yaşayan yumurta üreticilerine destek olmak amacıyla harekete geçti.
Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.
Söz konusu mısır satışıyla birlikte, ürettikleri yumurtaların büyük bir bölümünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlayan yumurta sektörünün rahatlaması bekleniyor.
TMO’nun mısır satışları, sektörün yem hammadde temininde sıkıntıya düşmemesi için aralıksız devam edecek.
Öte yandan TMO nun Mısır satışı, piyasa istikrarının sağlanması için de önemli bir adım olacağı ifade edildi.
 
 
25.06.2019
Devamı

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 
24.06.2019
Devamı

Ankara'da Yabancı Sığınmacılara Gıda Denetimi

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Altındağ’da, yabancı sığınmacılara ait 9 işletmede denetim gerçekleştirildi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekiplerince, Altındağ İlçesi Battalgazi Mahallesi ve civarında ikamet etmekte olan yabancı sığınmacılar tarafından işletilen gıda işletmelerinde üretilen/satışa sunulan/toplu tüketime sunulan gıda maddeleri bir bir kontrol edildi.



Gerçekleştirilen uygulama kapsamında, 9 işletmede yapılan kontrolde Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğu tespit edilen 350 Kg muhtelif gıda maddesi ile 120 koli yumurtaya, imha edilmek üzere Altındağ Belediye Başkanlığı zabıta ekiplerince el konulduğu bildirildi.
 
 
21.06.2019
Devamı

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 
21.06.2019
Devamı

TAGEM'den İpek Böceği Atağı

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ipek böceği yetiştiriciliği konusunda gerekli altyapı çalışmalarını yaparak ipek böcekçilik’le ilgili ünite açılışını gerçekleştirdi. Ankara Lalahan’da Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleşen programa TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları daire başkanı Dr.Ali AYAR, Koordinatör Dr. Belgin GÜNBEY, Ankara Tarım Orman İl Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Eyüp ÖNCÜ’nün yanı sıra Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Engin Ünay ve Enstitü personeli katıldı.



Programda ipek böcekciliği konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi Ezgi Odabaş Şunları kaydetti.

“Yaşam evresi boyunca toplamda 5 yaş 4 uyku geçirip koza ören ipekböceği ilk olarak Çinliler tarafından M.Ö. 2600 yıllarında keşfedilmiş olup, devlet sırrı olarak uzun süre saklanmış ve ülke dışına çıkarılmaması için idam gibi ağır cezalar konulmuştur. Ardından ilk defa M.S. 149 yılında Çinli bir prensesin Türkistan’a gelin giderken eşine düğün hediyesi olarak saçlarının içlerinde ipekböceği yumurtalarını saklayarak getirmesi ile Çin dışında bir ülkede üretim yapılmıştır. Buradan da Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Asya’yı boydan boya geçip, bu güzergâhın ipek yolu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 1500 yıldan beri ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde dut ağacı yetişmesine uygun olan iklimi sağlayan her ortamda geleneksel olarak yapılabilen ve tarım sektörüne ek gelir olarak katkıda bulunan bir uğraştır. Ancak suni elyafın keşfi, sosyal ve ekonomik krizlerin yanısıra özellikle de arz-talep arasındaki dengesizlikler bu faaliyeti önemli ölçüde gerileterek değerini gün geçtikçe kaybetmesine neden olmuştur. Son zamanlarda ise insanların doğal liflerden yapılan tekstil maddelerine doğru yönelmesi ile tüketim artmış ve buna paralel olarak ipek ve ipek ürünlerine olan talep de arttırmıştır.”dedi.





Türkiye'nin Yaş Koza Üretimi 100Ton


Proje sorumlusu odabaş sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türkiye’de yaş koza üretimi 2018 yılında ortalama 100 ton civarında olup 58 farklı ilimizde 2210 aile tarafından üretimi yapılmaktadır. Türkiye Çin'den son 5 yılda 40 ton iplik ithal etmiştir. Dünyada yaklaşık 30 ülkede ipekböcekçiliği yapılmaktadır. ISC (International Sericultural Commission) verilerine göre toplamda 202.072,83 ton ipek üretilmekte olup 170 bin ton ipek üretimi ile Çin birinci sırada iken Türkiye ise 30 ton ipek üretimi ile 11. sıradadır (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü İpekböcekçiliği Raporu,2013). Çin Başta olmak üzere Hindistan, Özbekistan, Brezilya milli gelirlerine ipekböcekçiliği faaliyetleri ile büyük katkı sağlamaktadır. Dünyada ilk sıralarda yer almalarının ve ülke ekonomilerine katkı sağlamalarının en büyük sebebi ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi konusunda yaptıkları AR-GE çalışmaları ve bilimsel araştırmalara verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu AR-GE çalışmaları sonucunda; yüksek kalite ve miktarda ipek üretimi yapabilen, hastalıklara karşı dirençli, çevre şartlarına daha uyumlu yeni ipekböceği hatların geliştirilmesi ve ipek üretiminin bu yüksek verimli hatlar ile yapılmasıdır.” Dedi.


 

 
20.06.2019
Devamı

Okul Gıdası Logosu Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında 2/1/2019 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde okul gıdası logosu bulunacak.
Resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile logunun özellik ve kullanım detayları da belli oldu..
Buna göre;
-Okul Gıdası Logosu, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İşletme Kayıt/Onay Belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında belirtilen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılır.

-Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında yer alan eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içecekler için Okul Gıdası Logosu kullanılmaz.
- Okul Gıdası Logolu ürünleri satan gıda işletmecileri Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyarlar.
- Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdalar; Genelgede yer alan kriterler yanında Türk Gıda Kodeksine de uygun olur.

- Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde Okul Gıdası Logosu yer alır.
- Bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olmayan gıdalar okul gıdası olarak değerlendirilmez.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1,5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.
Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2'şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.
 
 
20.06.2019
Devamı

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 
19.06.2019
Devamı

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 
19.06.2019
Devamı

TAKVA'dan Çölleşmeyle İlgili Önemli Uyarı

Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAKVA) Genel Başkanı Mehmet Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Taşan açıklamasında meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımının önemine değindi.
Başkan Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günün ’de şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.
Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek te mümkündür. 
Çölleşme, dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellemekte, geniş alanlardaki nüfusun yoksullaşmasına ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Çölleşmenin en önemli sebepleri;  meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.
Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor.
Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır.

Ülkemiz topraklarının % 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir.
Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın % 35’i ve tarım alanlarımızın %36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.
Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmaları; bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz.
Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.
Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak”
Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” Dedi.
                                                         
 
 
 
 
 
 
18.06.2019
Devamı

Türkiye'nin En Büyük İşletmesinde Değişiklik

Dünyanın sayılı, Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin idari kadrosu tamamen değişti.
1 Milyon 634 bin dekar arazi varlığıyla Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan, sertifikalı tohumluk alanında önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde de çıkan yangınla gündeme gelen Ceylanpınar Tarım İşletmesine Bülent Öztürk atandı.

Daha önce Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün birçok işletmesinde görevlerde bulunan Öztürk, son olarak Muğla Dalaman Tarım İşletmesi’nde Müdür olarak görev yaptı. 2000-2005 yıllarında Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde Tarla Birim Şefi olarak da görev yapan Bülent Öztürk’ün yardımcı kadrosunda da köklü değişimler yapıldı. İdari Müdür Yardımcılığı, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Bitkisel Üretim, Makine ve Hayvancılık Müdür yardımcılıklarına da yeni isimler getirildi.
Genel iş disiplini sağlandı.

Bilindiği gibi yakın zamanda TİGEM Genel Müdürlüğü’nde katkılarıyla, Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde uzun süreli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştı.
Yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda yönetim kadrosunun da tamamen değişmesinin ardından kurumun zarara uğratılmasında etkili olan sebepler ve benzeri konular ortadan kaldırılarak kısa sürede genel iş disiplini sağlandığı vurgulandı.
Edinilen bilgiye göre, idari yönetimde yapılan değişimlerle genel iş disiplinin kısa sürede yeniden sağlandığı ve bunda yeni yönetimin büyük payı olduğu ifade edildi.


 
 
18.06.2019
Devamı

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor
Türkiye’de Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş fiyat aralıklarında idi. Mayıs ayında ise Orta doğu ülkelerinden ithalat talebi üzerine yüzlerce ton kuru yonca ihracat bağlantısı yapıldı. Halen edindiğimiz bilgilere göre yüzlerce ton kuru yonca otu özellikle İç Anadolu ve Çukurova bölgelerinden balyalı kuru yonca ihracatı yapılmaya devam edilmektedir.

Türkiye sığırcılık sektöründeki gerek besiciler gerekse süt sığırcılığı Et ve Süt yetiştirme noktasında fiyatlar artmamasına rağmen üretmeye devam ederken; Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş arasında iken bugünlerde Çukurova’da kilosu 1TL ye kadar geldi. Sıkıntı içerisinde olan hayvancılık sektörü 2 ay içerisinde kuru yonca fiyatlarına yüzde elli zam gelmesi üzerine hayvancılık sektörünü daha da zora soktu.

Türkiye’den çok ciddi miktarda yani yüzlerce ton balyalı kuru yonca otu Ortadoğu ya ihraç edilmektedir. Görüştüğümüz onlarca yerli besici ve süt sığır yetiştiricisi yonca otu ihracatının acilen durdurulmasını talep etmektedir. Bu yüksek ve fahiş fiyatlar ile hayvancılık sektörünün sürdürebilirliği zora girecektir. Konu ile ilgili olarak üreticiler İhracat genel müdürlüğünün acilen gerekli tedbirleri almalı; Kuru yonca ihracatını durdurmalısını istemekteler.
 
 
17.06.2019
Devamı

Erzurum'da Gölet Rekoru

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı desteklemeye yönelik yatırımlarda Türkiye rekorunu kırdı. Büyükşehir Belediyesi, inşa ettiği ve her biri küçük birer baraj niteliğindeki yüzlerce göletle milyonlarca metreküp su toplayarak büyük bir başarıya imzasını attı. Tarım ve hayvancılık alanında çok büyük potansiyellere sahip olan Erzurum’da, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı yatırımlar dikkat çekmeye devam ediyor. Canlı hayvan borsasından mobil ve modüler mezbahalara ve ilçelerde kurulan hayvan pazarlarından çiftçilere ücretsiz dağıtılan araç ve gereçlere kadar tarım ve hayvancılık sektörlerine tam destek veren Erzurum Büyükşehir Belediyesi, gölet yatırımlarıyla da, Türkiye’de yeni bir rekora imzasını attı.

İl genelinde tam 250 gölet inşa ederek hem tarımsal sulama ihtiyacını gideren ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olan Büyükşehir Belediyesi, söz konusu göletlerde bugüne kadar 37 milyon 751 bin metreküp su toplanmasını sağladı. Bu alanda yeni bir Türkiye rekoru kıran Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bölge illeri başta olmak üzere tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu çok sayıda kent için de örnek teşkil etti. Konuyla ilgili olarak bir değerlendirme yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un kalkınma dinamiklerinin başında tarım ve hayvancılık sektörlerinin geldiğine vurgu yaparak, “İşte bu dinamikleri harekete geçirmek gerekiyordu ve biz tam da bunu yaptık” dedi.
 
Erzurum’da işbaşına geldikleri 2014 yılından bu yana şehrin muhtelif kırsal bölgelerinde irili-ufaklı tam 250 gölet inşa ettiklerini dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Her birisi küçük birer baraj niteliğindeki bu göletlerle hem tarımsal üretime ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olduk. Bugüne kadar göletlerimizde topladığımız su miktarı 37 milyon 751 bin metreküpe ulaştı. Elde ettiğimiz rakam, Türkiye’de bu alanda kırılan bir rekor niteliği de taşıyor. Bir belediye düşünün ki; temel belediyecilik hizmetlerinin dışında sektörel yatırımlara yöneliyor ve rekor üstüne rekor kırıyor. Biz, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni işte bu noktaya taşımış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu sayede tarımsal üretim ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin sadece ihtiyaçlarını gidermiş olmakla kalmıyor, onları aynı zamanda üretim yapmaya da teşvik etmiş oluyoruz” diye konuştu.


Orta Doğu’nun en büyük yatırımı yolda

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılık yatırımlarına yoğunlaşmaya devam edeceğinin altını çizen Başkan Sekmen, Orta Doğu’nun en büyük canlı hayvan borsasını da tamamladıklarını anımsatarak, “Bu yatırımımızı da en kısa sürede hayvancılık sektörümüzün emrine tahsis ederek, Erzurum’un bu bölgenin yeniden hayvancılık merkezi haline gelmesini sağlayacağız. Tarımsal üretimin yanı sıra, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi faaliyetlerinin genişlemesi ve geliştirilmesi en büyük hedeflerimizden birisi. Bu bağlamda çalışmaya, koşmaya ve koşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
 
 
17.06.2019
Devamı

Bakan'dan Koyun Üreticisinin Anaç Desteğinin Artırılmasına Yönelik Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otelde toplantı gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşen toplantıda Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.

“ Bakan Pakdemirli; Öncelikle her şeyden önce örgüt kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Geçmişte çürük yumurtalar yüzünden birçok şey yaşadık. Ben birliklere karşı değilim hepimizin bir müşterisi var oda üretici. O zaman ne yapmalıyız kendimizi o müşterinin isteklerine göre şekillendirmeliyiz.” diye Kaydetti.

Bakan Pakdemirli toplantıda üretici örgütlerinin başkanlarına seslendi. Anaç koyun keçi desteğine değinen bakan Pakdemirli anaç koyun keçi desteğini önümüzdeki süreçte artıracağız dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli destekler konusunda üretici örgütlerine şu mesajları verdi.



 “Türkiye tekrardan hayvan ihracat edecek duruma gelecektir. Destekler konusunda benim gönlümden geçenler belli siz şimdi ne alıyorsanız 5 mislisini almanızdır. Üretici her şeyi hak ediyor.
Ama bütçe ile ilgilide belli gerçeklerimiz var. Bütçe imkânları el verdiği sürece Anaç koyun keçi desteğini de artıracağız.  Ama 25 den 100 e çıkarma gibi bir şansımız yok”. Diye kaydetti.
Öte yandan TÜDKIYEB, TDSYMB gibi ıslah birliklerinin katıldığı toplantı bir diğer arıcılık ile ilgili faaliyetler yürüten Türkiye Arıcılar Birliğinin çağrılmaması da dikkat çekti.
 
 
 
14.06.2019
Devamı

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 
14.06.2019
Devamı

Bahri Dağdaş'taki Koç Satışına Yoğun İlgi

TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Konya Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsünde  Merinos, Hasmer, Hasak  ırklarından 126 baş Damızlık Koç açık artırma usulü ile üreticilere satışa sunuldu.



Konya Bahri Dağdaştaki açık artırma usulü satış yapılan damızlık koçlara Konyalı üreticilerin yanı sıra İç Anadolu’nun diğer illerinden katılan üreticiler yoğun rağbet gösterdi.


 
14.06.2019
Devamı

Küçükçekmece deki Düşük Oksijen Balıkların Ölmesine Neden Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili gelen ihbarların değerlendirildiğini ve gerekli incelemelerin başlatıldığını duyurdu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölündeki şüpheli balık ölümleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamada, "Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili ihbarın Müdürlüğümüze ulaşması üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Küçükçekmece İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelleri tarafından 12.06.2019 tarihinde gerekli incelemeler başlatılmıştır" denildi.

"Ölümlere düşük oksijen neden oldu"

İstanbul ve Küçükçekmece Tarım Orman Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde gel git olayları ve göl tabanında çakıl vb. birikimler nedeniyle Mimar Sinan Köprüsü civarında, göl ile deniz arasında, yeterli su sirkülasyonunun olmadığı ve bunun neticesinde göl suyundaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kanaatine varıldığı kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, göl suyundan ve ölü balıklardan numuneler alınarak, göl suyu İstanbul İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne, ölü balıklar ise analiz için Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi.
Öte yandan bölgeye yönelik denetimlerin süreceğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı, kontrol işlemleri sürdüğünü, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçların kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
 
 
 
14.06.2019
Devamı

Konya'da Yaş Meyve Sebze Çalıştayı

Konya’da Selçuk Üniversitesi ve TAGEM’in katkılarıyla “Domates Pazarlama Kanallarının ve Pazar Marjının Tespiti Üzerine Bir Araştırma” projesi kapsamında “Toplumsal Mutabakat ve Kalkınma” vizyonu ile “Yaş Meyve ve Sebze Çalıştayı” programı düzenlendi. 
 
Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, “Ana misyonu insanları beslemek olan tarım sektörü bizim vazgeçemeyeceğimiz bir sektördür. Her teknolojinin bir doyum noktası olacaktır, bir tek tarım ve gıdaya olan talep bitmeyecektir. Bu yüzden tarım bizim için çok önemli bir sektör. Bölgesel gelişmelere üniversitelerin katkısı çok önemlidir. Disiplinler arası tarım bir bütündür ve disiplin her zaman gereklidir. Rektörümüzün ve YÖK’ün desteğiyle de Biyoekonomi Tezsiz Yüksek Lisansını da açmış ve tüm paydaşlarımıza bölgesel gelişme içerisinde sunmuş bulunuyoruz. Konya bölgesi Türkiye’de gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Buradaki tarımsal yapıyı ve kaynakları daha iyi kullanabilmek ve etkinliğini artırabilmek için bu çalıştay tertip edildi. Bu nedenle çalıştaya katkı veren Tarım Bakanlığımıza, Rektörlüğümüze ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm konuklarımıza çok teşekkür ederim” dedi. 

Türkiye Halciler Federasyonu Yüksel Tavşan yaptığı konuşmasında tarımda üretilen ürünün karşılığının alınmasında ki zorluğa değinerek, sektörün irdelenmeye ve incelenmesine ihtiyacı olduğunu bu sebeple gerçekleşen çalıştayın önemli olduğunu söyledi. 

Planlanmanın altını çizen Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek ise, “Sebze ve meyvenin planlanarak, ihtiyacı belirlenerek ve çiftçilerimizin ya da üreticilerimizin, köylümüzün, desteklenerek yapılmasıdır” diye konuştu. 

Çalıştayın amacına ulaştığından dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ise konuşmasında, “Gıda sektörü bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Gıda eksikliğini uzun süre tolere edemezsiniz çünkü yaşamla özdeştir. Bu çerçevede üniversitelere çok büyük görevler düşmektedir, biz bunun farkındayız. Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi ve kalkınması için lokomotif görevi üstlenecek kurum ve kuruluşlardır. Selçuk Üniversitesi ülkemizde kurulan ilk 15 üniversiteden biridir. Çeşitli alanlarda çok etkin ve kaliteli eğitim birimlerimiz, kurumlarımız var ama Ziraat Fakültesi için ayrı başlık açmak istiyorum. Türkiye’de üçüncü sırada Dünya’da ise 340’larda. Ziraat fakültesinin akademisyenlerini tebrik ediyorum. Çünkü sürekli sahadalar, sürekli üretici ile yan yanalar, onların sorunlarına çözümler aramaktalar. İşte bu çalıştay da bu sorunların konuşulacağı ve tartışılacağı bir ortam olması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. 
Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ise, “Üretim maliyetli bir iş, üretenin para kazanmadığı bir süreç mümkün değil. O yüzden tarımla uğraşan insanları orada tutmamız gerekiyor, onların sorunlarına çözümler bulmak zorundayız. Üreticiye güç katacak projelere imza atmamız gerekiyor” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da yaptığı konuşmada, “Yaş meyve, sebze ve gıda olsun, her konuda biz üreticiyi korumak zorundayız. Ticaret Bakanlığımız ile Maliye Bakanlığımızın bir arada olduğu komitemizde bu sorunları konuşup çeşitli çözümler aramaktayız. Emsal niteliğinde destekler veriyoruz ama bu desteklerin toparlanması konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Çalıştayda paydaşlarımızı bir araya getiren Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne çok teşekkür ediyorum. Rektörümüzün dediği Ziraat Fakültesinin dereceleri bizler için çok önemli. Bizim bu çalıştayı burada yapmamızı sağlayan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve hocalarımıza çok teşekkür ederiz. Üreticiyi korurken tüketiciyi de korumak zorundayız, bizim amacımız budur” diye konuştu. 

Program plaket takdimi ile sona erdi. Çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Seyfettin Baydar, TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, çeşitli illerden akademisyenler katılım sağladı. 
 
 
13.06.2019
Devamı

Tarım Sigortalarında Toplam Sigorta Bedeli Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin devlet destekli tarım sigortaları istatistiklerini açıkladı. 
Buna göre, devlet destekli tarım sigortalarında toplam sigorta bedeli geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 39,3'lük artışla 42 milyar 217 milyon 541 bin 73 lira olarak hesaplandı.
Branş özelinde en yüksek yıllık artış yüzde 88,7 ile kümes hayvanları hayat sigortasında görüldü.
Devlet destekli tarım sigortalarında toplam poliçe sayısı da yıllık yüzde 9,9 artışla 1 milyon 756 bin 428'e çıktı.

Prim tutarı arttı

Bu dönemde, toplam prim tutarı yüzde 25,9 artışla 2 milyar 50 milyon 635 bin 88 lira, toplam devlet desteği prim tutarı da yüzde 24 artışla 1 milyar 72 milyon 36 bin 127 lira olarak gerçekleşti.
Sigorta ettirilen alan (sera dahil) geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 5,9 artarak 24 milyon 742 bin 18 dekara ulaştı. Sigorta ettirilen büyükbaş hayvan sayısı yüzde 59,4, küçükbaş hayvan sayısı yüzde 33,8 arttı.
Toplam ödenen hasar bedeli branşlara göre incelendiğinde, ilk sırayı 723 milyon 949 bin 578 lirayla bitkisel ürünler, ikinci sırayı 225 milyon 521 bin 410 lirayla büyükbaş hayvan hayat sigortası aldı. Ödenen hasar bedeli nedenlerine göre değerlendirildiğinde ise 468 milyon 780 bin 791 lira bedelle dolu ilk sırada yer aldı. 
 
 
13.06.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Dijital Dönüşüm

Yerli ve milli dijital servisleriyle hayatın her alanında çözüm üreten Turkcell, akıllı ürünleriyle Türk tarımına özellikle hayvancılık sektörüne yönelik değer katacak
Türkiye'nin ilk NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpeleriyle büyükbaş hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları anlık takip ediliyor, hatta doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Hedef Türkiye'deki 17 milyon büyükbaş hayvanı akıllı küpeyle izleyerek verimliliği artırmak.

Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell,  tarım ve hayvancılıktaki dijital dönüşümde de öncü oldu. Türk çiftçisi artık hayvanlarını daha yakından izliyor. Turkcell'in Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürüttüğü proje kapsamında tamamen yerli ve milli teknoloji ile ürettiği akıllı küpelerle; hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları bilgisi anlık takip ediliyor ve doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Dijital sağlık karnesi olarak da kullanılan bu çözümde, yetiştiriciler hayvanlarının tüm sağlık bilgilerini dijital ortamdan öğrenerek veterinerler ile kolayca haberleşebiliyor. Akıllı küpelerle hastalığın önlenmesi, erken tespiti ve hızla tedavisi ile salgına dönüşmesinin engellenmesi gibi çok kritik değerde çözümler sunuluyor. Turkcell, Türkiye'deki 17 milyon hayvana takılmak üzere NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpe üretimini hedefliyor.
 
 
13.06.2019
Devamı

Türkiye'nin Gelişiminin en Stratejik Sektörleri Arasına Koymamız için Hayvancılık yeter

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Odakule'de gerçekleştirilen İSO 5. Grup Hayvansal Gıda Ürünleri Sanayi Genişletilmiş Sektör Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hayvansal gıdalardan oluşan dünyadaki gıda ticaretinin 1.9 trilyon dolara yaklaştığını, bu rakamın dünyadaki 18.5 trilyon dolarlık mal ticaretinde çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Gıdaya olan talebin giderek arttığını belirten Bahçıvan, "Bugün artık gıda ile ilgili yapılmakta olan bilimsel araştırmalar ve konferanslar da bu talebi dikkate alarak gerçekleşiyor" dedi.
Bahçıvan, Türkiye'nin, gıdaya olan talep artışı bağlamında, sahip olduğu doğal imkan ve zenginlikleriyle dünyadaki en şanslı ülkelerden olduğunu, bu şansın iyi kullanılması halinde anlam kazanabileceğini vurguladı.

Türkiye'nin doğal imkânları ve üretim kapasitesiyle bugün dünyanın önemli tarım, gıda ve hayvancılık ülkelerinden olduğunu belirten Bahçıvan, şunları kaydetti: "Diğer yandan genç ve dinamik nüfusa bağlı olarak geniş bir iç pazara sahibiz. Son derece elverişli ve çeşitli iklim koşullarımız var. Bu iki faktör bile tarım, gıda ve hayvancılık sanayisini Türkiye'nin gelişiminin en stratejik sektörleri arasına koymamız için yeter. Önemli olan, önümüzdeki dönemde bu konuda vereceğimiz kararlar ve atacağımız adımlar olacaktır. Bunun için meralarımızın kullanımından besicilik politikalarına, teşviklerden üretim ve tüketim dengelerine kadar alınacak olan kararlar bu alandaki geleceğimizi belirleyecektir."

Küçükbaş hayvan tüketimi artmalı

Erdal Bahçıvan, Türkiye'de tarımsal işletmelerin hala küçük ve dağınık halde olduğunu, bu nedenle özellikle hayvancılıkta ciddi bir ölçek sorunu yaşanmaya devam ettiğini aktararak, et tüketiminin yüzde 90'ının sığır etinden oluştuğunu, kokusundan dolayı küçükbaş hayvan tüketiminin azaldığını, bazı uygulamalarla küçükbaş etinin kokusuz olmasının sağlanabileceğini ifade etti.

Bahçıvan, tarım ve gıdada markalı ürün üretirken sektörün AB standartlarının karşılanması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sektörümüzün pazardaki güçlü rakiplerine karşı güvenilir marka imajı oluşturması ve bunu koruması, kendini AB pazarında kabul ettirmesi gerekiyor. Ancak sektör için sadece AB pazarı yeterli değildir. İhracat hedeflerimize ulaşmak için aynı kaliteyi alıp Rusya, Afrika, Orta Doğu, Asya pazarına götürmeli ve bu ülkelerde de marka haline gelmeliyiz. Pazarı genişlettikçe de üretimi arttırmalıyız."



Kırsal kesim boşaldı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, Türkiye'de 2018'de şehirlerde yaşayan nüfusun 75.7, buna karşılık kırsal kesimde yaşayan nüfusun 6.3 milyon olduğuna işaret ederek, kırsal kesimde ciddi kaçış olduğunu kaydetti.
Son birkaç yıldır enflasyon ile gıda konularının fazlasıyla konuşulmaya başlandığını belirterek, önlem alınmaması halinde gelecekte gıda arzı ve tarımsal arazi büyüklüğünün ihtiyacı karşılamayacağını, sera gazı salımındaki azalmanın ise çevresel etkilerin sınırlanması için yeterli olmayacağını kaydeden Menlik, "Küresel olarak acilen yapılması gerekenler tarımda verimliliği artırmak, ormanlık alanları korumak ve kaybedilenleri yerine koymak, balıkçılık ve su kültürüne ağırlık vermek, tarımsal sera gazı salınımını azaltmaktır" dedi.

Dünya nüfusunun ve kişi başına düşen milli gelirin artmasının gıdaya talebi yükselttiğini aktaran Menlik, Türkiye'de de benzer bir durumun söz konusu olduğunu vurguladı.

İlknur Menlik, Türkiye'de hali hazırda besiciliğin en önemi girdilerinin besi hayvanı ve yem olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Besi hayvanının girdi masraflarındaki payı yüzde 50-60, yemin payı yüzde 25-40 arasındadır. Türkiye'de yılda 400 bin buzağı ölüyor. 2018'de karma yem ithalatımız 18 milyon ton olacak. Buna karşılık aynı tarihte yaklaşık 80 milyon ton kaba yeme ihtiyacımız var. Dünyada hayvancılık konusunda başarılı ülkelerin bu iki konuda büyük avantaj sahibi oldukları görülmektedir. Ülkemiz hayvancılık sektörünün bir diğer sorunu, mevcut kapasitenin yüzde 70-80'i arasındaki bir bölümün 10 baştan daha az hayvan sahibi işletmelerce kapsanmakta olmasıdır. Bunun yanında kayıt dışı ve kaçak hayvanlar, ciddi boyuttaki buzağı ölümleri hayvancılığımızı olumsuz etkileyen faktörlerdir."



 
 
13.06.2019
Devamı

YÖK'ten Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi İçin Doktora Bursu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen öncelikli alanlarda doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, yurt içindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek. Doktora bursu verilecek alanlar arasında, Sürdürülebilir Tarım, Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji, Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği ile Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi ile Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, 100/2000 YÖK Doktora Bursu 2019-2020 Güz Dönemi için üniversitelerden başvurular alınmaya başlandı.

Doktora Bursu üniversite başvuruları için son tarih 19 Haziran

Program kapsamında, YÖK tarafından belirlenen öncelikli alanlarda ülkemizin doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere, yurtiçindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek.

Devlet Yükseköğretim kurumları, başvurmak istedikleri alanlar için 30 Mayıs 2019 – 19 Haziran 2019 (Saat17:00) tarihleri arasında https://webuyg.yok.gov.tr/doktora adresinden başvuru yapacak.
Yükseköğretim Kurumları ilan edilen öncelikli alanlardan, en fazla 10 alan için en az 3 kontenjan talep edilerek başvuru yapabilecek. Geçmiş dönemlerden kalan hiçbir kontenjan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Güz dönemine aktarılmayacak.

YÖK’ün duyurusunda, bu aşamada sadece Üniversitelerin kontenjan taleplerine yönelik başvurularının alınacağı, öğrencilere yönelik başvuruların ise bu başvuruların sonuçlanması sonrasında kontenjan hak eden üniversitelerce ilan edileceğinin altı çizildi.

100 tematik alan arasında Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi de var!

YÖK Doktora Bursu için belirlenen 100 Tematik Alan, Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sosyal Bilimler, Sağlık ile Mimarlık ve Tasarım başlıkları altında sıralandı.
Fen ve Mühendislik Bilimleri başlığı altında doktora bursu verilecek alanlar arasında Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji (Tohum Araştırmaları ve Aşı Teknolojisi dahil), Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği, İklim Değişikliği, Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi, Sürdürülebilir Ormancılık, Sürdürülebilir Su Kaynakları (Su Tasarruf Teknolojileri ve Arıtma Teknolojileri dahil), Sürdürülebilir Tarım (Yenilikçi ve İyi Tarım Uygulamaları dahil), Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi, Zootekni ve Hayvan Besleme de yer alıyor.
Sağlık başlığı altında ise Çocuk Gelişimi ve Beslenme, Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
 
 
 
11.06.2019
Devamı

Dere'den Su alan Çiftçi Yargılanmayacak

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dereden tarlasını sulayan çiftçiye müjdeli haber Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden geldi. Emsal teşkil eden karara göre, dereden tarla sulamak için su alan çiftçi yargılanamayacak. Sözcü’den Halil Ataşın haberine göre Bursa'da devlete ait dereden su alan çiftçi hakkında kooperatif yöneticileri şikayetçi olmuştu. Mahkeme, "Davalı çiftçinin eyleminin suç olduğuna dair hiç bir iddia ve delil dosyaya ileri sürülmediğine" dikkat çekerek davayı reddetti.

Mahkeme, verdiği ilk kararında direnerek, şu ifadeleri kullandı; “Davalının su aldığı iddia edilen devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir genel su olduğu, davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan kooperatifin cevabında suyun verildiğinin belirtildiği ortadadır. Davalının su aldığı derenin kimsenin özel mülkiyetinde bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda ve kamunun ortak kullanımına açık olduğu ve kamuya açık bu dereden su alma eyleminin de suç olamayacağı, davalının bu eylem nedeniyle hukuki (tazminat) sorumluluğu olabileceği ancak cezai sorumluluğu olamayacağı aşikardır. Davalı hakkında yapılmış bir suç duyurusu da olmadığı, buna göre davalının umuma açık dereden sulama amaçlı su alması eyleminin suç teşkil etmeyeceği açık olduğundan ceza zaman aşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması da gereksiz olduğu ve davacının alacağının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile bozma ilamına direnilmiş ve bozma öncesi hüküm doğrultusunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir” denildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
 
 
11.06.2019
Devamı

Bakanlıktan Ceylanpınar'daki Yangına Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, 9 Haziran tarihinde fırtına ve yıldırım düşmesi sonucu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde meydana gelen yangın nedeniyle ekili alanlarda zarar oluştuğu belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin en büyük sertifikalı hububat tohumu üreticisi olan TİGEM'e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nin 3 ayrı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu saat 20.00 sularında başlayan ve rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yayılan yangına tarım işletme personeli ve itfaiye araçları ile anında müdahale edildi. Ayrıca çıkan yangına Ceylanpınar ve Viranşehir Belediyeleri başta olmak üzere AFAD ekipleri, Urfa, Mardin ve Diyarbakır Orman teşkilatı arazöz araçları ile Emniyet Müdürlüğünün TOMA araçları da müdahalede bulundu. Bölge halkının da üstün çabaları sayesinde yangın 2 saat içerisinde kontrol altına alınarak, soğutma işlemleri gerçekleştirildi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı" denildi.

"Bin 240 ton mahsul buğday kaybı yaşandı"

Açıklamada, "Ekili alanlarda meydana gelen yangınların hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık 3 bin 895 dekar buğday ekili alanın yandığı ve bin 240 ton mahsul buğday kaybının yaşandığı tespit edildi. Ayrıca sulama sistemlerinde kısmi hasarlar meydana geldiği belirlendi. Sadece bölge için değil, ülkemiz için hayati öneme sahip Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nden 2019 yılı için 180 bin tonluk bir üretim beklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
 
 
11.06.2019
Devamı

Koyunculuk Kazanç Kapısı Olacak

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, tarım projeleri kapsamında gelir getirecek projeleri uygulamaya başladıklarını açıkladı.
Başkan Güler, tarım ürünlerini çeşitlendirmek, tarımsal üretim ile ilgili olarak kullanılmayan potansiyeli aktif hale getirerek ekonomiye kazandırmak ve yeni üretim modelleri oluşturarak yerelde yeni sektörlerin gelişmesini teşvik etmek amacıyla sıkı bir çalışma içine girdiklerini söyledi.
29 Nisan tarihinde 'Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliğini Geliştirme' projesi kapsamında üreticilere 235 bin liralık 40 bin adet hıyar, 50 bin adet aşılı domates fidesi, 4, 5 ton ağırlığında 51 top sera naylonu dağıtımı yaptıklarını hatırlatan Başkan Güler, 400 üreticinin yararlanacağı proje kapsamında yaklaşık 600 ton domates, 300 ton hıyar üretimi gerçekleştirileceğini, bu üretimin il ekonomisine katkısının ise yaklaşık 4 milyon TL civarında olacağını kaydetti.
 
Tarıma yönelik destek ve projelerin devam edeceğini kaydeden Başkan Güler, 13 Haziran Perşembe günü 15 çiftçiye toplam 330 adet damızlık dişi, 30 adet damızlık koç olmak üzere toplam 330 adet Bafra koyunu dağıtımı gerçekleştireceklerini aktardı.
Başkan Güler, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla et, süt ve döl verimi oldukça yüksek olan, 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde edilebilen Bafra koyunu dağıtımıyla et, süt verimini arttırmayı hedeflediklerini ve hayvancılık sektörüne destek vereceklerini dile getirdi. Başkan Güler, "Bölgemizde yetiştiriciliği yapılan koyun ırkı Karayaka koyunudur. Karayaka ırkı süt ve döl verimi düşük yerli bir ırktır. Proje kapsamında örnek sürüler oluşturulması amaçlanan koyun ırkı ise Sakız ırkı ile Karayaka ırkının melezi olan Bafra koyunudur. Bafra koyunu Karayaka ırkına göre oldukça süt ve döl verimi yüksek olan, bölgeye adaptasyon sorunu bulunmayan melez ırklarımızdan biridir. Bölgemiz koyunu olan Karayaka ırkı koyunlardan 2 yılda iki kuzu elde edilirken, ikizlik oranı oldukça yüksek olan Bafra koyunundan 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde etmek mümkündür. Proje kapsamında kurulacak örnek sürüler ile hem ilimizdeki koyun varlığı hızla arttırılacak hem de koyun yetiştiriciliği çok daha karlı bir meslek haline dönüşmüş olacaktır" dedi.

"Koyunculuk kazanç kapısı olacak"

Başkan Güler, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile ortaklaşa sürdürecekleri projeyi üreticiler açısından ekonomik kazanç haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek şu bilgileri verdi:
 
"Proje özellikle ilimizin sahil kesimi başta olmak üzere koyunculuğun yaygın yapıldığı mera ve yaylak alanlara sahip ilçelerinde de uygulanacaktır. Bu sene ilki gerçekleştirilecek olan proje kapsamında 15 yetiştiriciye 20'şer koyun ve 2 şer koç verilmek suretiyle Bafra koyunu sürüleri oluşturulacaktır. Projenin beş yıllık projeksiyonu ışığında yıllar içerisinde sürüler hem büyüyecek hem de ürettiği damızlık materyallerin satışı ile gelir elde edeceklerdir. Yapılan fizibilite çalışmalarına göre koyun dağıtılan her kişiye ilk yılın sonunda 36 bin, ikinci yıl 70 bin, üçüncü yıl 145 bin, dördüncü yıl 300 bin, beşinci yıl ise yaklaşık 500 bin lira kar elde etmelerini bekliyoruz. Proje kapsamında dağıtacağımız koyunlardan doğan kuzuların kesimine müsaade edilmeyecek olup bu sürülerden 5 yıl boyunca elde edilecek damızlık dişi ve erkek Bafra koyunları ile ilimiz ve bölgemizde yeni sürüler oluşturulacak. Özetle; bölgemizdeki Karayaka ırkı koyunu Bafra koyunu ırkına dönüştürerek koyunculuğu yüksek gelir getiren bir sektör haline getireceğiz."
Kaynak: İHA
 
 
11.06.2019
Devamı

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 
10.06.2019
Devamı

Süneye Karşı Mücadele Başlatıldı

Kırıkkale'de önceden tespit edilen 'hububat' ekili yaklaşık 200 bin dekarlık tarım arazisinde 'süne' zararlılarını önlemek amacıyla biyolojik mücadele başlatıldı.
Kırıkkale Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı 11 ekip, 33 teknik personel "süne" ile mücadelede görev aldı. İlaçlama yapılması gereken hububat ekili alanlar önceden tespit edilerek, ilgili köy muhtarları ve çiftçiler, uzmanlar tarafından bilgilendiriliyor. 'Süne' tespit edilen ekili tarım arazilerinde Tarım ve Orman Bakanlığının tavsiye ettiği ilaçlarla zaman kaybetmeden traktörlerle ilaçlama yapılıyor.
 
 
10.06.2019
Devamı

ÜLKEMİZDE ARI ÖLÜMLERİ

Dünyada; arılı kovan bakımından 2. Sırada bulunmaktayız.
Bu sebeple arıcılık konusunda sorunlarımızın da olacağı muhakkaktır. Bu sorunların çözümü konusunda başarılı olmuş muyuz veya ne kadarında başarılı olmuşuz.
Tabi ki birçok konu çözülmeye çalışılmış başarılı olan kısımlarda vardır. Fakat gerek dünyada gerekse ülkemizde çözmeye çalışılan sorunlara yenileri baş göstermiştir. Yeni yeni sorunlar çıkmaktadır ve bu sıkıntılar bitmeyecektir. İnsan oğlu var oldukça sorunlarda var olacaktır.

Ancak sorunların birikmemesi için problemleri zamanında çözmek gerekir.
Ülkemizde de arı varlığı bakımından mutlaka gerekli tedbirleri zamanında alınmalı, aksi halde arıcılık konusunda da sınıfta kalırız. Mevcut durumda halen arılı kovan başına 17 kg bal alırken Avrupa ve diğer ileri ülkelerde arılı kovan başına 40 kg ve 80 kg kadar arılı kovan başına bal elde edebilmektedirler. Tabi ki ; arı sağlığı hijyenik durum, flora planlanması ve arı yönetimigibi nedenlerden dolayı kovan başına alınan bal ile bu ülkelerde dünya piyasasında fiyat konusunda rekabet etme şansımız azalmaktadır. Birim başına alınan bal yüksek olduğundan dolayı maliyetleri de bu oranda düşmektedir. Ülkemizde; arı sağlığı konusunda yeterince bir proje yoktur. Özelikle tarım ilaçları konusu almış başını gitmektedir. Arılarımızın kışlatılması ve geliştirilmesi Ak deniz sahil illerde yapılmaktadır. Meyve, sebze özelikle narinciye deki bilinçsiz ilaçlama arılara yıllarca zarar vermektedir. Arıcı ve bahçe sahipleri birbirinden habersiz gelişi güzel ilaçlama yaparak, arılara çok zarar vermektedir arı ölümlerinin en büyük sebebidir. Bilinçsiz ilaçlama bununla bitmemektedir. Trakya da ayçiçeği ilaçlaması iç Anadolu ve güneydoğuda bölgelerinde yapılan süne ve diğer (insektisit ve herbisit) pamuk ilaçlamalarında
gelişi güzel yapılması arı kayıplarının başında gelmektedir ve dünyada 8 milyon arılı kovana sahip dünya ikincisi bir ülke olmamıza rağmen, gerekli tedbirler ve projeler uygulanmıyor. Dolayısı ile arı ölümleri çok büyük masraf ve verim kaybına uğramaktadır. Flora ve ballı bitkilerin ülkemizde zengin olması bu milli servetin bal a dönüştürerek ekonomiye katkı sunmak yerine heba etmekteyiz. Bu konuda mutlaka projeler geliştirilmeli arılara zararsız ilaçları teşvik edimeli gerekirse kamu bu ilaçları sübanse etmelidir.

Arı hastalıkları konusu da gerekli tedbirler önceden alınmamaktadır. Hastalık yayıldıktan sonra her tarafa bulaştıktan sonra tedbirler düşünülmeye başlar. Bu da büyük ekonomik maliyetler ve arı kayıplarına sebebiyet vermektedir. Bunun içinde mutlaka bir proje yapılmalıdır. Bu konuda bazı ülkeler örnek verirsek; üreticiye verilen destekten ve kamu bir fon oluşturmakta, üniversite ve Arıcılık Enstitüsü ile her yıl İlk bahar ve Sonbaharda her ilden ve arıcılığın yoğun konaklama yerlerinden arılardan numuneler alınır ve analizler yapılır. Hangi hastalığın belirtisi var ise hemen önlem alınır gerekli tedaviler yapılır, gerekirse o bölgede yoğun hastalık var ise bulaştırılmaması için karantina uygulanır ve arı ölümleri en aza indiriyorlar, çünkü sürekli kontrol altında takip edilmektedir. Varsa hastalık ve zararlılarla ani müdahale söz konusudur. Her yıl veriler incelenir tespit edilen hastalık hangi aşamada olduğu takip edilir ve kontrol altına alınır.

Özellikle parazit olarak varroa, yıllardır mücadele ediliyor fakat başarılı olamiyoruz. Bir milli ilaçımız yok bu konuda eksikliğimiz vardır. Oysa 8 milyon arılı kovanımız vardır. Bu kovanların yılda 4 veya 6 defa ilaçlanması 24 milyon doz eder buda birçok ilaç firmanın iştahını azda olsa kabartmaktadır. Bu arada bakanlığımızın ruhsat verdiği ilaçları kullanıyoruz fakat ülkemizde kaçak uygun olmayan ilaçlar daha fazla satılıyor ve o ilacın içinde hangi etken maddeler var bilinmiyor.Bu maddelerin arıya ve bal a ne kadar etki ettiğini bilinmemektedir. Neden tercih edildiğine gelince ucuz olduğundan, vergi yok etkili maddeler belki konulmamış veya fazla etkili madde konulmuş bu arıya ana arıya ne kadar zarar verilmiştir. Bu kaçak ilaçlar normal ilaçların 3,4 katı kadar daha fazla satılmaktadır ve denetimler yapılmamaktadır arıcılar, birlikler veya başkaları, şikayet etikleri zaman nerde ise suçlu duruma düşmemektedirler. Her tarafta güçlü lobileri vardır sağlıksız bal a sirayet eden ilaçlar maalesef ülkemizde üretilip satılıyor. İlaç üretmek bir sürü prosedürü; denemeler, etkili madde, girdi masrafları, üretim yerinin hijyenik yeri ve maliyetin yükselmesi dolayısı ile merdiven altında yaptığı ilaçlar daha ucuz maalesef buna rağbet daha fazladır. Bilinçsiz arıcılık eğitimsiz arıcılık ve her yıl kamu tarafından yeniden arıcı yetiştirmeye çalışmak genç çiftçi vb.

Arıların beslenmesinde; arı kekleri ve çeşitli şuruplar yapılmaktadır ve satılmaktadır. Önüne gelen bu yemleri üretmekte ve piyasaya sürmektedir. Biraz da ucuz sattıkları için rağbet görmekte ve daha çok bu yemler tüketilmektedir. Tabi ki bu konuda da denetim yapılmamakta ve bu konuda bir kodeks uygulanmamakta
Vergisiz masrafsız ürettiği için, ucuz maliyet, kaçak imal ettiği için pazar fiyatı bakımından daha güçlüdür.
Arıcılıkta; Tarım Bakanlığımızın izin verdiği ruhsatlandırdığı gerek ilaç gerekse arı yemi veya bal dolum tesisleri olsun hiç birisinin rekabet şansı, kaçak yapanlar karşısında olamaz. Buda sektörü olumsuz etkilemektedir.
Tüm bu olumsuzlukları yan yana getirdiğimizde; yine karşımıza çıkan yeterince kamu denetimsizliği.
Gelişi güzel Arı yemleri, yapay ballardan yapılan kekler, arı hastalık ve zarlılara karşı ruhsatsız ilaçlar, bazı önemli hastalıklarda yani ihbarı mecburi hastalıklarda arıların tazim edilmemesi ve hastalığın gizlenmesi ve yayılması. Ve her yıl binlerce arılı kovan kayıp etmekteyiz bu da arıcımızın ve ülkemizin çok önemli bir ekonomik kayıptır.
 
Umudumuz bu konunun özerinde durulması ülke olarak bu konuda projeler yapılması uygulanması dileklerimle
Saygılar sunarım,

Fahri SAYLAK
Diyarbakır İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
03.06.2019
Devamı

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 
01.06.2019
Devamı

GÜÇ BİRLİĞİ KOOPERATİFLERİ

Değerli okurlar, Bundan sonra AB Panorama başlığı altında her sayıda, sizlerle ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili mevcut durumu, AB’den karşılaştırmalar yaparak anlatmaya çalışacağım. Amacım kısa bilgilerle ilginizi kooperatiflere çekebilmek. Bu sayıdaki ilk yazımızda son günlerde çok tartışılan milli birlik kooperatifleri ile ilgili ortaya atılan durumu daha iyi tartışabilmeniz için sizlere AB’deki ve ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili genel durumu anlatacağım.

AB’de tarım alanında örgütlerin yapılanmasına baktığımızda, genellikle ürün ya da ürün grupları temelinde kurulduklarını görürüz. Bunun yanı sıra örgütlenme şekilleri ülkelerin ekonomik ve sosyal şartlarına göre ülkeden ülkeye hatta bazen aynı ülkede eyaletler arasında bile değişebilmektedir. Bu durum bazı ülkelerde ırk ve din gibi ülkeye özgü sosyolojik, kültürel ihtiyaçlara göre daha da özelleşebilmektedir. Örneğin Katolik-Protestan olmak üzere dini ya da Fransız, Alman, Felemenk, Katalan veya İskoç gibi etnik temelli oluşumlara da sıklıkla rastlanabilmektedir. Örneğin sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonların da bulunduğu kalabalık bir yapılanmaya sahip Fransa’da tarım alanında faaliyet gösteren farklı yapılarda çok sayıda ve tipte örgüt bulunmaktadır. Bu durumun diğer Akdeniz bölgesi ülkelerinde de görüldüğü, Kuzey ülkelerinde özelikle Almanya’da ise disipline edildiği şeklinde bir genellemede bulunulabilir.

Sanırım burada hepimizin aklına gelen ilk soru, bu kadar çok örgütün bizdeki gibi bir “örgüt kirliliği”ne sebep olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı duruma göre değişecektir. Bir bölgede aynı alanda birden fazla örgütün üreticiye hizmet yarışında olması kötü bir şey değildir. Fakat bu örgütler birbirlerine zarar veren bir rekabete girişirlerse durum değişecektir.
AB’de sektörde birbirinin rakibi olarak görülen örgütler piyasada ortaklarının menfaati sözkonusu olduğu zaman bir araya gelmesini bilmektedir. Özellikle AB kanunları bu konuda yol göstericidir. Ama kesinlikle zorlayıcı değildir. Bir örgütün piyasada etkin olmak amacıyla üye ülke hükümetlerinden yetki devri (tanınma) hakkını alabilmesi gereklidir. Bunun için bulundukları bölgeyi temsil edebilecek büyüklüğe ve güce sahip olma şartı bulunmaktadır. Bu şart, onları AB Tanınma Hakkı Almış Üretici Örgütü (Producer Organisation-PO) olarak birleşmeye itmektedir. Örneğin İspanya’da yüzyıllık balıkçı kooperatif örgütleri olan Kofraderia’lar, Üretici Örgütü (PO) olarak birleşmiş ve piyasada güçlü hale gelmişlerdir. AB’de buna benzer bir diğer durum ise; özellikle Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında son zamanlarda yaşanan düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. Bu düzenler üretici örgütlerini piyasa şartlarında daha aktif rol almaya yöneltmekte dolayısıyla onları kooperatifler ile ortak olmaya ya da kooperatifleşmeye sevk etmektedir. Örneğin süt kotalarının serbest bırakılması, ürünün pazarlanabilmesinde özellikle kooperatifleri ön plana çıkartmış ve üretici örgütlerinin bu alanda yeni birliktelikler kurmasına neden olmuştur. Bir başka örnek ise; Hollanda’da balıkçılık alanındaki üretici örgütlerinden (PO) verilebilir. Bu ülkede bulunan mevcut 10 adet Balıkçılık Üretici Örgütünün (PO) 9 tanesinin adı kooperatif ile başlamaktadır. Özellikle mezat işlerinde bir müdahale gerektiğinde karşılıklı etkileşime girmekte ve ortaklarının menfaatlerini korumaktadırlar.
AB tarımında üretici örgütlerine verilen önemin giderek arttığını biliyoruz. En son yapılan büyük reform çalışmaları sonucunda 2013 yılında çıkartılan mevzuatta bu durum iyice belirgin hale gelmiştir. Artan bu önem kooperatiflere olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Yani artık AB’de örgütleri, diğer örgütler ile birleşmeye teşvik eden ekonomik bir ortam oluşmaktadır. Burada özellikle bir kere daha belirtmek gerekirse, ekonomik şartlar karşısında güç birliği oluşturmak için yapılan bu birleşmelerde hiçbir şekilde devletlerin üretici örgütüne zorla el koyması, baskı yapması ya da çiftçiye ortaklık konusunda bir zorlaması olmamaktadır.

Peki, ülkemizde durum ne?
Ülkemizde halen 4 Bakanlığın sorumluluğunda, 13 kanuni dayanağı olan, 18 farklı türde tarımsal amaçlı örgüt bulunmaktadır. Toplam sayısı 16.000’e ulaşan bu örgütler, 10 milyondan fazla ortak/üyeye sahiptirler. Bu örgütleri ekonomik ve mesleki olarak iki grup halinde ele alabiliriz.

Çiftçinin üye olduğu, ekonomik amaçlı olmayan mesleki amaçlı üretici örgütleri içinde ülke çapında ürün bazında ilçelerde kurulan 600 bine yakın çiftçinin üye olduğu 900 üretici birliği ve yine 750’den fazla ilçede yapılanmış 5 milyon üyesi olan ziraat odaları öne çıkmaktadır. Ayrıca 500’den fazla dernek, 400’e yakın sulama birliği, 15 vakıf, tohumculuk alt birlikleri ve ürün konseyleri bu grupta yer almaktadır. AB’de devletin muhatap aldığı ekonomik amaçlı üretici örgütlerine emsal olmaları amacıyla oluşturulan üretici birliklerinin ülkemizdeki yapısının, ne AB’de, ne de Dünya’da bir benzeri yoktur ve ne yazık ki ticari faaliyet gösterememektedirler.

Tarımsal örgütler içinde ekonomik amaçlı örgütler olan kooperatiflerin elbette farklı bir yeri vardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında tarımsal kooperatif olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı sorumluğunda 10 bine yakın, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ise 500’e yakın kooperatif bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Tarım ve Orman Bakanlığı altında 1581 sayılı kanun ile kurulan 1600’den biraz fazla Tarım Kredi Kooperatifi ve yine Ticaret Bakanlığı altında bu sefer 4572 sayılı kanun ile kurulan 300 kadar Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.
 

 
Sonuç olarak, ülkemizde; 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı alanda faaliyet gösteren yaklaşık 3,8 milyon çiftçinin ortağı olduğu 13 bine yakın Tarımsal Amaçlı Kooperatif bulunmaktadır.
Bu kooperatifler arasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulan kooperatifler ele alındığında dikey yapılanmaları açısından karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 1988’li yıllarda çıkardığı mevzuata göre; faaliyet konularına göre en altta Tarımsal kalkınma, Sulama, Su ürünleri ve Pancar ekicileri olmak üzere 4 grupta kurulmaya başlayan kooperatifler, kendi bölge birlikleri ve merkez birlikleri altında dikey yapılanmalarını oluşturmuşlardır. Bu kapsamda Tarım, Ormancılık, Hayvancılık, Su Ürünleri, Sulama, Pancar Ekicileri, Çay ve El Sanatları Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili anasözleşmeleri hazırlanmış ve geçen 31 yıl içerisinde bunların ilk altısının kuruluşları yapılmıştır. Ayrıca kooperatif benzeri yapıda 81 ilde kurulan ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri bulunmaktadır. Ekonomik amaçlı bütün bu örgütler aslında çiftçinin özel mülkleridir ve Türk Ticaret Kanuna göre birer Anonim Şirket olarak kabul edilmektedirler. Yani bunlar üzerinde genel denetim haricinde devletin hiçbir konuda müdahale hakkı bulunmamaktadır.

Çerçevesi devlet tarafından çizilmiş bu durumun bir kirlilik mi, yoksa Fransa’da olduğu gibi bir zenginlik mi olduğunu iyi irdelemek gereklidir. Devletin görevi örgütlenmenin önünü açmaktadır. Demokratik bir ülkede kanunlar ile örgütlenmeye bir sınırlama getirilmesi düşünülemez. Bu nedenle, örgüt sayısının çok olduğu bir ülkede bu fazlalığın bir zenginliğe mi, yoksa bir kirliliğe yol açtığı birbirleri ile uyumlarına ve piyasada mensuplarının menfaatlerini koruyacak tedbirler alabilmelerine yani kooperatiflerin kendilerine bağlıdır. Sonuç olarak, kooperatiflerin gerektiğinde bir araya gelebilme ya da birleşebilme bilinçleri, bunu başarabilme kabiliyetleri hem bu sorunun cevabı olacaktır, hem de ülke tarımının sorunlarının çözümü için büyük bir fırsat oluşturacaktır.
Örgütlenmede her alanda, her zaman önder olan kooperatifler bu sorunun çözümünde de yine önder olmalıdır. Çünkü kooperatiflerin birleşme alanında gösterecekleri başarı diğer örgütlere de örnek olacak hatta onları da bu güçlü yapının altına çekecektir.

Daha önceki yıllarda da gündeme gelen ve kanuni bir engeli bulunmayan birleşme konusunda kooperatiflerimiz üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirebileceklerine inanıyorum. Almanya’da son yıllarda sıkça görülen kooperatif sayısı azalırken ortak sayısının artması durumu, ülkemizde Tarım Kredi Kooperatiflerinde de görülmektedir. Bu durumun diğer kooperatiflerde ve üst yapılanmada da zamanla kendini göstermesi gerekmektedir.

150 yıllık bir örgütlenme geçmişine sahip ülkemizde; marifet bir kooperatif kurmakta değil, gerektiğinde daha büyük birliktelikleri başarabilmektedir. Ramazanınızı kutluyor, Ülkemize ve ailenize huzur ve bereket getirmesini diliyorum.
 
31.05.2019
Devamı

Can Yakan Hastalık

     Brusellozis,  kendi adiyla anilan bakterilerce olusturulan, ciddi ekonomik kayiplara yol açan bir hastaliktir. Insan dahil,  bir çok hayvanda görülür. Gebe sigir, koyun, keçilerde yavru atmalara (abort), erkeklerde de kisirliga yol açabilir. Hayvanlardan insanlara geçen, zoonoz tabir edilen hastalik grubundandir. Malta Hummasi, Akdeniz Hummasi, Bang Hastaligi adlariyla anildigi gibi, halk arasinda Koyun Hastaligi, Mal Hastaligi, Peynir Hastaligi olarak da bilinir (1,2).
Hastalik, bizlere çogu zaman enfekte hayvanlara ait iyi pisirilmemis ya da tamamen çig sütten elde edilmis peynir, krema, tereyagi, dondurma vb. ürünlerle bulasir. Kasar peyniri ve yogurttan geçtigi bildirilmemistir. Ayrica etken brusellali yeni dogum yapmis hayvanlara, dogum aletlerine, yavru sularina ya da yavruya yara-bereli çiplak ellerle temas ederek de alinabilir. Et ve et ürünlerinden meydana gelebilecek bulasmalara daha az rastlanir.

Her yas ve cinsiyetteki insanda hastalik yapabilir. Ilk hastalik vakasi 1854 yilinda meydana gelen Kirim savasinda bildirilmistir. Daha sonra bakteri "Davide Bruce" adli arastirici tarafindan 1885 yilinda ilk olarak izole edilmis, ilerleyen yillarda Brucella abortus (sigir, manda, çakal, sirtlan, at ve insan), Brucella melitensis (koyun, keçi, deve, antilop, sigir, insan), Brucella ovis (koçlarda), Brucella suis (domuz, sigir, kurt, tilki ve insan), Brucella canis (köpekte),  Brucella neatomae (çöl faresinde) adli türler de bulunmustur (1,3). Hastalikla ilgili hayvan yetistiricileri, celepler (alim satim yapanlar), veteriner hekimler, mezbahane çalisanlari, et sanayisindeki isçiler, kontrolsüz satilan süt ve süt ürünlerini tüketenler, veteriner saglik teknisyenleri, laboratuar personeli öncelikli risk grubunu olustururlar.

Son derece rahatsiz edici olan hastalik  insana geçtiginde; yüksek ates, gece terlemesi, eklem ve kas agrilari ilk planda ortaya çikar. Devaminda istahsizlik, halsizlik, bas, sirt ve bel agrilari ile dalgali bir vücut isisi meydana gelir. Aksamlari üsüme, titreme ve gece terlemesiyle süren, sabaha dogru düsen bir ates vardir. Nedeni bilinmeyen ates tanisi ile takip edilen hastalarin bir çogunda da brusellaya rastlamak sasirtici degildir. Tam olarak klinik belirti göstermeden meydana gelen vakalarda, hastalik ancak serolojik testler vasitasiyla ortaya konulabilir. Bazi durumlarda semptomlar görülse bile, hastalik genellikle kisinin bagisiklik durumuna göre hafif seyredebilir. Hasta oldugunu bilmeden yasayan, daha dogrusu hastalik belirtilerini göstermeyen bir çok sahis vardir aramizda. Çogu zaman bu vakalarda vücutta sadece kronik bruselloz tablosunda görülen yorgunluk, kirginlik belirtileri dikkati çeker. Bu tür klinik tablo çocuklarda nadir izlenirken, ileri yastakilerde siklikla görülür. Hastalar genellikle depresif psikiyatrik semptomlardan, halsizlikten, çabuk yorulma, güç kaybi, terleme ve kilo kaybindan yakinir. Brusella enfeksiyonunda isitme kaybi bile gelisebilir. Olusan Isitme kaybi genellikle tedavi ile düzeltilir. Ancak bu dönemde kulakta çinlama ve bas dönmesiyle seyreden vertigo gibi hastaliklara da rastlamak mümkündür.

Uzun uzadiya özellikle insanlardaki etkisini anlattigim Brusella, ciddiye alinmasi gereken ülkemiz zoonoz hastaliklarinin en basinda yer almaktadir. Gerek Saglik Bakanligimiz, gerekse Tarim ve Orman Bakanligimizca hastalik sürekli olarak ortadan kaldirilmaya çalisilmakta ve bir çok mücadele yöntemi kullanilmaktadir. Bunun için genellikle asilamalar vasitasiyla, büyük bütçeler harcanarak mücadele edilen bu problem, hala onca uyariya, onca tedbire ragmen bir türlü durdurulamamistir.

Ülkemizde Brusellanin kontrol ve eradikasyon (ortadan kaldirilmasi) çalismalari ilk olarak 1930 yilinda sigirlarda "Brusella Abortus" türü ile baslatilmistir. 1951 yilina gelindiginde, Ankara Etlik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü bünyesinde kurulan laboratuvarda devam edilmis, sonrasinda faaliyetler Istanbul Pendik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü'ne tasinmistir.  Koyun ve keçilere uygulanan Brusella Melitensis Rev. 1 asisinin genis kapsamli üretimi ise 1965 yilinda kurulan Brusella Melitensis Laboratuvar'indaki çalismalarla baslatilmis ve ilk asi uygulamasi 1969 yilinda yapilmistir. Ileriki yillarda "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" uygulanmaya konmus (1984) ve disi sigir yavrulari ile koyun ve keçi yavrularinin asilanacagi projenin 26 yilda tamamlanmasi planlanmistir.

Hastaligin ulusal çapta yayginligini tespit etmek için 1998 yilinda Brusella Fert Prevalans (Yayginlik) çalismasi yapilmis, elde edilen sonuçlara göre oranlar; sigirlarda % 1.43, koyunlarda  % 1.97 olarak tespit edilmis, sürü prevalansi ise sigirlarda % 11.4, koyunlarda % 15 olarak bulunmustur. 1969 yilinda baslatilan "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" nin neticesini görmek amaciyla 2011 yilinda, Bakanlikça uygulanan hastaligin sigir ve koyunlardaki yayginliginin tespiti yapilmis ve ilk degerlendirmelere göre sigirlardaki Brusella sürü prevalansinin; %7,8 (fert prevalansi %2,7) ve koyunlarda ise; sürü prevalansi %22,5 (fert prevalansi %3,4) oldugu tespit edilmistir. 1969'daki sonuçlarin 2011'den daha düsük oldugu ve uzun yillar geçmesine ragmen mücadelede iyi bir sonuç alinamadigi görüldügünden, hastaligin ortadan kaldirilmasi için yeni metotlar kullanilmasi gerektiginin farkina varilmis ve Brusellanin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi çalismalar Bakanlik uzmanlarinca detaylica incelenmistir. Buna göre; sürü prevelansi % 1 den az olan durumlarda hastalik, test ve kesim metodu ile kisa süreli eradikasyon programina tabi tutuldugu, hastalik prevalansinin % 1 den daha yüksek oldugu durumlarda ise asilamalar yapilarak sürü prevalansinin önce % 1 in altina çekildigi, sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastaligin ortadan kaldirildigi görülmüstür. Bu nedenle en etkili mücadele yönteminin  hastaligin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi stratejik yöntemler oldugu kanaatiyle, ayni sekilde 2011 yilinda Brusellanin yayginligini azaltmak adina, ülkemizde de Brusella mücadeledesi yön degistirmistir. Kitle asilamasi yapilmasinin en etkili yöntem olduguna karar verilmistir. Sadece belirli yastaki disilere yapilan derialti asi çalismalarina son verilerek, kitle asilamasinin her yastaki hayvana yapilmasi gerektigi ön görülmüstür. Bu kapsamda sigirlarda 10 yil, koyun ve keçilerde 6 yil sürdürülecek olan "Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi'nin uygulamasina 01/01/2012 tarihinden itibaren baslanmis ve bu güne kadar da devam etmektedir (4).

     Hayvanlarda özellikle koyun ve keçiler basta olmak üzere, tüm gevis getirenlerde binlerce yavrunun kaybedilmesine neden olan brucellozis, sürülerde bir anda yavru atmalarla baslamaktadir. Hastaligin farkina varilip teshis konulana kadar, geçen sürede epey kuzu, oglak ve buzagi telef olmaktadir. Maalesef bu bakteriyel hastalik her yil çok ciddi miktarda can ve mal kaybi yapiyor. Milyonlarca liralik zarar ve ziyana yol açiyor. Koruyucu tedbirleri artirmadigimiz takdirde, daha da can yakacaga benziyor. Hastaliktan korunmak adina insanlarda asi tavsiye edilmezken, veterinerlik alaninda asi mücadelenin en temel tasini olusturmaktadir. Bunun için Bakanlikça yapilan asi çalismalarinin çok daha etkin ve siki sürdürülmesi zorunludur. Pek çok ugrasa ve çalismaya ragmen hala Türkiye'mizin hemen her yöresinde hastalik çiktigina dair haberlerin gelmesi hepimizi üzmektedir. Kuskusuz dünyada oldugu gibi hastaligin görülme oranlarini %1'in altina düsürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde basariya ulasamayacagiz.

Peki ne yapmali ya da nasil bertaraf edilmeli bu sorun ?
Brucelloz, sürülerde ve hayvanlarda ilaçlarla yok edilemiyor. O nedenle mücadelenin temelini temizlik, hijyen ve düzenli asilamalar olusturuyor. Burada hayvancilik yapanlarla, Tarim Bakanligi basta olmak üzere onlara hizmet veren birlikler, kooperatifler, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerin her birimin birbirleriyle siki isbirligi içinde olmasi gerekiyor. Mümkünse hastalik çikmadan tüm tedbirler alinmali, çikmasi halinde de hiç bir seyi saklayip gizlemeden yetkililere haber vererek yasada belirtildigi gibi olay çözülmelidir. Aksi halde basari beklenemez.  Diger yapilacaklari da söyle  bir siralarsak;


*  Hastalikla mücadele için genis bütçeler ayrilarak, acilen ülkede Milli Mücadele Seferberligi yeniden baslatilmali, Tarim ve Saglik Bakanliklari tüm zoonoz hastaliklarda oldugu gibi koordineli olarak çalismali,  ne var ne yok tüm hayvanlar testten geçirilmeli, hasta olanlar ve enfeksiyonu tasiyanlar sürülerden derhal uzaklastirilmali ve bulasma kaynaklari yok edilmelidir.
*  Asilanabilecek hayvanlar çok siki bir sekilde, uygun asilarla tek tek asilanmalidir. Yapilan göz asilarinin sürülerdeki kan titreleri Enstitülerce sik sik ölçülüp degerlendirilmeli ve yeterli düzeyde titre olusmuyorsa, o bölgedeki hayvanlara derhal yeni asilar tatbik edilmelidir.
* Ahir ve agillar modernize edilerek, genel hijyene sadik kalinmali, özellikle dogum zamaninda daha dikkatli olunmali, ölen veya ölü dogan yavrularla onlara ait yavru zarlari ve tibbi atiklar da hem dezenfekte edilmeli hem de gömülerek bertaraf edilmelidir.
* Insan brusellozunun önlenmesinde en önemli husus, çig süt tüketimi veya çig sütten elde edilen ürünlerden kaçinmak gerektigi bilinci yayginlastirilmalidir. Insan gidasi olarak kullanilacak tüm süt ürünlerini isil islemden geçirmeli, kaynatmali veya pastörize etmelidir.
* Risk grubunu olusturanlar çok dikkatli davranmali, hastaligin temas yoluyla bulasmasini önlemek için özellikle mezbaha isçileri, veteriner hekimler, veteriner tekniker ve teknisyenler, hayvan bakicilari, et paketleyiciler hayvanlarin atiklarina karsi mutlaka koruyucu tedbirler almali, önlük, eldiven, gözlük vb. ekipman zorunlu olarak giymeli, hastaliktan kuskulanildiginda, en yakin saglik kurulusuna basvurarak gerekli muayene ve tedavilerini olmalidirlar (1,2,3,4).
            Sonuç olarak; tüm yetkililerin bu konuya dikkat kesilmesini diler, bereketli ve güzel yurdumuzda bu ve benzeri hastaliklarin tez zamanda ortadan kaldirilmasini umarim. Saygilarimla...

Dr. Öğretim Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ABD
 

 
KAYNAKLAR
 
1- Ö Kandemir. Türkiye Klinikleri J Inf Dis-Special Topics 2015;8(2).
2- S Cesur, Y Çapar, P Demir, H Kurt, T H Sözen, E Tekeli. Klimik  Dergisi, Cilt 15, Sayi:1 2002, s:22-24.
3- World Health Organisation 2006. Brucellosis in Humans and Animals. WHO Library Cataloguing-in-Publication ISBN 978 92 4 154713 0 , Data WHO/CDS/EPR/2006.7.
4- Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi Gida ve Kontrol Genel Müdürlügü. Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi Genelgesi. Tarih: 13.01.2012 ve Sayi : B.12.0.GKG.0.02.01-010.06- NO:2012/03.
 
 
 
 
 
30.05.2019
Devamı

Eski Bakan Ziraat Bankasının Yönetim Kurulu Üyesi Oldu

3 kamu bankasinin genel kurullari, önceki gün  gerçeklestirildi. Genel kurullarda önemli görev degisiklikleri gerçeklesti.
Son olarak Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi yapan Faruk Çelik, Ziraat Bankasi'na yönetim kurulu üyeligine getirildi.
17 Ocak 1956 Artvin Yusufeli dogumlu olan Çelik, 21, 22 ve 23. dönemde Bursa, 24. dönemde Sanliurfa Milletvekili seçildi. 60, 61 ve 62. hükümetlerde Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi ile Devlet Bakanligi, 64 ve 65. hükümetlerde Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi görevlerini yürüttü.

Öte yandan, Abdulkadir Aksu Vakifbank Yönetim Kurulu Baskanligi'na, Mevlüt Uysal Halkbank yönetim kurulu üyeligine getirilmisti.
 
 
30.05.2019
Devamı

Reishi Mantarı Kansere Karsi Koruyucu

Günümüz yasam tarzina baktigimizda çok hizli ve telasli bir yasamdan geçiyoruz. Bu hizli yasamla birlikte stresi, sagliksiz ve yetersiz beslenmeyi, spor aliskanliginin olmamasini da ekledigimizde ortaya saglik sorunu yasayan mutsuz bireyler ortaya çikiyor.     Kisi, sürekli sersemlik, yorgunluk, istahsizlik, konsantrasyon kaybi, migren ataklari, kabizlik veya diger semptomlar yasamaya basladiginda, vücudunda bir seylerin yolunda gitmedigini fark edip bir an önce bu konuyu ciddiye alarak önlemini almalidir.

            Bu nedenle, yukarida ki hususlar isiginda kisinin sagligina dikkat etmesi ivedi ve toleransi olmayan bir ihtiyaçtir. Artik sifali bitkiler (gida takviyeleri) kullanmak zorunda kaldigimizin göstergesidir. Tükettigimiz gidalarda ki besin degerleri düserken zirai ilaçlar, hormonlar ve çesitli kimyasallar artmaktadir. Bu kimyasallarin vücudumuza alinmasiyla birlikte gelecekte daha büyük tehlikeler ve çesitli hastaliklar ortaya çikacak demektir.

            Bu korkunç senaryoyu yasamamak için gida takviyeleri kullanmamiz zorunlu bir hal almistir. Gida takviyelerini arastirmaya basladigimda karsima çikan en önemli bitkilerin basinda Ganoderma lucium(Reishi Mantari) çikiyor. Ganoderma lucium çesitli ülkelerde farkli isimlere sahiptir. Japonca “Reishi” Çince “Lingzi” Korece “Youngzi” olarak bilinir. Ganoderma lucium, dogal olarak yikilmis agaçlar ve diger genis yaprakli agaçlarin gövdelerinde büyüyen mantar familyasinin bir üyesidir.
 Yakin geçmiste yapilan arastirmalar, bitkinin kanserli hücrelere yönelik anti-tümör, hipoglisemik etkinlik, antienflamasyon etkileri ve sitotoksisite özellikleri dahil olmak üzere son derece önemli biyolojik etkilere sahip oldugunu ortaya koymustur. Ganodermanin besleyici ve sifa nitelikleri ile ilgili agirlikli olarak Çin, Kore, Japonya ve Amerika’da yapilan arastirmalar, bitkinin içerisinde hipertansiyon, diyabet, kanser, aids gibi çesitli hastaliklarin önlenmesinde ve tedavisinde faydali olabilecek belli biyoaktif maddeler (triterpenler ve polisakkaritler gibi) bulundugunu ortaya koymustur. Ayrica bagisiklik sistemini kuvvetlendirdigi, hücre yeniledigi, enerji verdigi ve vücut direncini artirdigi bilimsel çalismalarda görülmüstür.


 
“GANODERMA MANTARI KANSERE KARSI KORUYUCU”

Doç.Dr. Hatira Taskin, “Tibbi mantarlar arasinda yer alan ve ülkemizde ölümsüzlük mantari olarak isimlendirilen Ganoderma lucidum bu mantarlardan bir tanesidir. Protein, selüloz, kül, azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, germanyum ve selenyum içeren Ganoderma mantari son yillarda özellikle kanser hastalarinin dikkatini çekiyor. Germanyum elementinin bu mantardaki molekül seklinin, insan vücudunun kendini yenilemesi için en fazla ihtiyaç duyulan sekil oldugu biliniyor. Ganoderma mantarinin içerdigi polisakkaritlerden bir tanesi olan beta glukan bagisiklik sistemini uyararak, enfekteli hücrelere karsi savasan T hücrelerinin olusumunu tesvik ediyor. Içeriginde yer alan ganoderik asit vücuttaki kan basincini, kan sekerini, yagi düzenliyor, kolesterol seviyesini düsürüyor ve kanin pihtilasmasini önlüyor. Fenol içermesi de kansere karsi koruyucu özelligini pekistiriyor.”

Merih Nebioglu
Yasam Koçu

 
 
29.05.2019
Devamı

Artan Yem Fiyatları Nedeni ile Kendi Yemini Kendi ÜRETİYOR

Rize’de emekli Beden Egitimi Ögretmeni Recep Kaya hobi olarak basladigi hayvanciligi gelistirerek hayvanlari için yem üretmeye basladi. Yem üretirken asamalarini kayit ederek video olarak sosyal medya hesabindan paylasan Kaya, paylasimini görüp kendisini arayanlara nasil yapilacagini anlatiyor.

Yem ücretlerinin fiyatindan sikayetçi olan Kaya arastirarak maliyeti düsürmenin yollarini aradi ve 15 metre karelik hobi atölyesinde yem için bir sistem kurdu. Önce karanlik alanda yemleri ortalama 24 saat ile 48 saat arasinda suyun içerisinde bekleten Kaya daha sonra yemleri çikartarak hazirladigi tepsiye seriyor.
Tepsiyi yine karanlikta 24 saat boyunca bekletiyor ama bu kez 24 saatte 3 veya 4 kez su veriyor. 24 saat daha bekleyen yem tohumlari yesermeye hazir oluyor ve raflarda ki yerini aliyor. Raflar ise günlerine göre kisimlara ayriliyor. 10 günü dolduran yemler artik hayvanlar için hazirlanmis oluyor.



Ineklerin süt verimi iki katina çikti

Kurdugu yem atölyesi sayesinde yüzde 60 kar ettigini ve yemlerin otlara oranla daha fazla protein verdigini dile getiren Recep Kaya, ayni zamanda hayvanlardan aldigi sütünde arttigini dile getirdi. Kaya “Son zamanlarda ülkede hayvancilik ve tarim alaninda biraz sikinti gördügüm için böyle bir yola basvurdum. Kendi otumu, kendi yemimi kendim üretmeye basladim. Herkese siddetle tavsiye ediyorum.
Örnegin 100 liraya mal ettiginiz bir yemi bu sekilde 40 liraya mal edersiniz. Yani yüzde 60 kazanciniz var. 100 liraya mal ettiginiz bir yemden, atiyorum birim olarak 100 protein aliyorsaniz, 40 liraya ürettiginiz bu yemden 600 protein aliyorsunuz. Burasi isin en can alici noktasi.
Daha önce ben ahira inekleri sagmaya giderken 1 kap süt alip geliyorduk. Bu yemi yedikten sonra ikinci kap ta dolamaya basladi. Herhalde bu gidisle bizi üçüncü kaba da getirecek” dedi.

“Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz”
Sistemin çok basit oldugunu dile getiren Kaya “Bunun yapimi çok kolay, çok basit. Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz. 25-30 saat suda bekledikten sonra bunlari tavalara dizip karanlik bir yerde 24 saat daha bekletmek zorundayiz.
Bu arada 3 veya 4 kez de islatiyoruz. Daha sonra raflara diziyoruz, onlar kendi kendine büyüyor zaten. Serada da 3-4 bölüm olacak. Örnegin burada 10 günlük var, 5 günlük var, 4 günlük var, 1 günlük var. Bir taraftan bitiyor, diger taraftan yenisi yetisiyor” ifadelerini kullandi.



15 Metrekare alanda 1 ayda 2 ton yem üretti
Küçücük hobi atölyesini bir üretim haneye çevirdigini sözlerine ekleyen Kaya “15 metre kare yerde ben yarisini kullanarak ayda 2 ton yem elde ediyorum. 6 tane hayvanim var, yemler terekte kaldi. Bekliyorum hayvanlara verdigim bitsin de bunlari da onlara vereyim diye. Zaten fazla bile gelse 10 günden sonra herhangi bir yere serince orada gelisimine devam eder. Raflarinizi her zaman dolu tutun. Ülkenin hayvanciliginin ve tariminin bununla gelisecegine inaniyorum ben” dedi.
Sosyal medyada gören Kaya’yi aradi.

Sosyal medyada yem yetistirirken videolar paylasan Kaya gören herkesin kendisine ulasarak nasil yapildigini sordugunu ve herkesi yem yetistirme noktasinda tesvik ettigini dile getiren Kaya “Özel egitimini veriyorum artik bunun. Günde 3-4 kisi gelip nasil yapildigini ögreniyorlar. Arayanlar var onlara anlatiyorum, motorumun arkasina koyuyorum gidiyorum gördügüme anlatiyorum.
Bir sekilde bu tutacak yani, tutmamasi için hiçbir sebep yok. Aksine tutmasi için çok sebep var tutmamasi için hiçbir sebep yok. Devletten is beklemeyin, kendi isinizi kendiniz kurun” seklinde konustu.
 

 
 
29.05.2019
Devamı

Tarim ve Orman Bakanligi Geyik Vurana 14 Bin TL Verecek

Dogal yasami, tabiati korumakla yükümlü olan Tarim ve Orman Bakanligi, 2 adet kizil geyigi vurulmasi için ihaleye çikti. Her bir geyik için 14 bin lira ödenecek. Ihale ilani Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü web sitesinde yayinlandi.
Tarim ve Orman Bakanligi Bursa 2. Bölge Müdürlügü, ihale yöntemiyle, 10 Haziran 2019 günü saat 11.00’de yapilacak olan satista, vurulacak her bir geyik için 14 bin lira ödenecek.

Hedef av turizmini gelistirmek
“Çalismanin” kent turizminin gelismesine katki saglamasi planlanirken, hedefin ise geyiklerin neslini bir seviyede tutarak düzenli hale getirmek ve av turizmini gelistirmek oldugu açiklandi.
Bir geyigin en fazla 15-16 yil yasadigi ifade edilirken, öldürme hakki oldugunu ve bunun turizme katki saglayacagini düsünen bakanlik, 2004 yili ve sonrasinda av turizmi kapsamindaki av organizasyonlarindan en az ikisinin yabanci avcilar için düzenlendigi bildirildi.


 
 
 
28.05.2019
Devamı

SENEYE ISIMIZ DAHA ZOR OLACAK

Bu yil üretici için zor bir yil olacak. Son bir yil içerisinde gübre, yem, mazot, tohum gibi tarimsal girdilerde fiyat artislari karsisinda ürün fiyatinin ne olacagini kimse tahmin edemiyor. Peki, bu durumdan üretici memnun mu? Onu bilmiyoruz ancak belirsizlikten 2018 yilinda bir milyon ton gübre kullanilmadigini biliyoruz.
Tarim ve Orman Bakani Dr. Bekir Pakdemirli, “Gübrede geçen seneye göre yüzde 60 ve yemde yüzde 40 daha fazla girdi maliyeti var” demisti hatirlarsiniz.

Iste bu durum üreticinin gübreden kaçinmasinin en büyük nedenidir. Ülkemize has olan “BIZDE YÜKSELEN FIYAT INMEZ”  sözünü yasiyoruz.  Fiyatlar asagi seyredebilir diyebilirsiniz. Evet, ancak ülkede dolar kurunun sürekli yükselmesi ve faizlerin yüksek olmasinin yaninda piyasa güvenin olusmamasi fiyatlar üzerinde bir baski olarak durmaktadir.
Biraz hatirlatmadan sonra Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan tarafindan açiklanan hububat alim fiyatlarindan bugday fiyatina deginmekte yarar var.

 2009 yilindan bu yana TMO’nun alim fiyatlari hiçbir zaman TÜIK’in açikladigi üreticinin ortalama satis fiyatinin üzerinde olmamistir. 2019 yili için açiklanan Kirmizi/Beyaz Sert Ekmeklik Bugday için 1.350 TL/Ton alim fiyati üretici için bir üst limit oldugunu kabul etmekte fayda var. Buna göre bugdayin piyasa fiyatinin 1200-1250 TL/Ton olacagini düsünmekteyim. Bu fiyat üreticiyi kurtarir mi? Üreticinin kendisine sormasi gereken bir soru olarak durmaktadir.
Ancak bildigim, son 17 yilda üreticimizin 20 milyon dekar arazide bugday üretimini biraktigi gibi üretimimizin 20 milyonda sabit kaldigidir. Nüfus artarken, ekim azalirken bugday üretiminin sabit kalmasi üzerinde düsünmek gerek. Bu durum böyle giderse önümüzdeki ekim zamaninda bugday ekecek üretici bulamayiz.
Son söz, zaman varken çiftçimizi küstürmeyelim.
 
Gazi Kutlu
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarim Pusulasi Genel Yayin Yönetmeni
gazi.kutlu@tarimpusulasi.com



 
28.05.2019
Devamı

Ithalat Üreticiye Darbe Vuruyor

Adana’da 3 hafta önce basladiginda 4 lira olan turfanda patatesin fiyati 2 liraya geriledi. Evrensel ’den Volkan Pekal’in haberine göre Hasat baslarken yapilan sifir gümrük vergili patates ithalatinin fiyatlari düsürdügünü söyleyen üretici Fahrettin Ates, ithalatin üreticiye darbe vurdugunu söyledi Bir yil içerisinde tohum, gübre, ilaç, mazot gibi girdi fiyatlarinin dövize bagli oldugu için en az yüzde yüz oraninda arttigini dile getiren Ates, patatesi 2 liraya satan üreticinin bu yil zarar ettigini belirterek borç yükü altindaki üreticinin önümüzdeki yil ekim yapamayacagini, halkin ithal de edilse pahali patates yiyecegini dile getirdi.

"ÜRETIM MALIYETI YÜZDE YÜZ ARTTI"
Bu sene asiri yagislar, dolu gibi afetlerden dolayi rekoltenin çok düstügünü anlatan patates üreticisi Fahrettin Ates, “Bunun üzerine bir de ithal gelen patatesler fiyati çok düsürdü. Bundan dolayi çok zarar ediyoruz. Zirai ilaç, gübre yurt disindan geliyor. Yüzde 50 ila yüzde 100 arasinda maliyet artisi oldu” dedi. Geçen yil patatesi 50 avro sente satarken bu yil Türk Lirasi olarak daha yüksek görünse de 30 avro sente sattiklarini söyleyen Ates, “Biz girdileri avro ve dolar üzerinden aliyoruz. Zararin anlasilmasi için fiyatlari da avro üzerinden söylüyorum” diye konustu.

"ÇIFTÇI HACIZLIK, POLITIKA YOK"
Bir sene patates fiyati iyi gerçeklestigi zaman herkesin patates ektigini ve arkasindan çiftçiler ekim alanini arttirdigi için fiyatlarin düstügünü ifade eden Ates, “Ciddi bir tarim politikasi yok. Ciddi bir kayit sistemi olmadigi için kendi halinde kendi çarkinda bir ekonomi olusuyor” dedi. 3 yil önce fiyati 30 kurusa gerçeklesen patatesin tarlada kaldigini ve üreticinin hasat masrafini bile karsilayamadigini hatirlatan Ates, “Çiftçi 3 yil öncesinden hâlâ borçlu. Patates, sogan eken çiftçinin yüzde 90’ninin Ziraat Bankasina, gübrecilere, ilaççilara ciddi miktarda borcu var. Hepsi hacizlik. Bu seneyi bir umut olarak görmüslerdi. Borçlarini kapatacaklarini zannederken ithal patates gelmesi ile bu umutlar da yok oldu. Bu böyle sürdükçe Adana’da patates ekimi düsecektir. Ve avro bu seviyede oldugu müddetçe vatandas ithal patatesi yüksek fiyatlarla yiyecek” dedi.

Bu kosullarda ekim alaninin azalacagini ifade eden Ates, “Yurt disindan pahali gelen patatesi devlet zararina marketlere sattirdigi için Türk çiftçisine darbe vurmustur. Türkiye’de nisanin 25’inde patates hasadi baslar, 10’uncu ayin 10’na kadar, sirasiyla Adana, Ödemis, Reyhanli, Nevsehir, Kayseri, Konya, Sivas diye 6-7 ay hasat olur. Ama ithalatla çiftçinin önü kesilirse önümüzdeki yilarda patates ekimi düsecektir. Avronun yüksek olmasindan dolayi yurt disindan daha pahaliya getirecektir. Fiyat dengesini hiçbir zaman olusturamayacak devlet. Bunun çözümü için devletin çiftçilere destek vermesi gerekiyor. Devletimiz yurt disindan patates ithal edene kadar, ‘Adana çiftçisinin patatesini ben aliyorum’ deseydi belki de bugün bu böyle olmazdi” diye konustu.

"MARKETLER KAZANIYOR"
“Tarladan 2 liraya çikan patates markete gidene kadar nasil 5-6 lira oluyor?” sorusunu sordugumuz Tüccar Suat Turan, tüccarlarin tarladan satilan fiyatin yüzde 10’unu kendilerine aldigini söylüyor. Kilo basina 30 kurus da nakliye ücreti biniyor. Halden 2.8 liraya çikan patatesin marketlerde yüzde 70’lere varan kârla satildigi Turan’in iddiasi. Turan, “Halden patatesi alan pazarci üstüne bir de isgaliye parasi verecek, yaninda çalisan varsa ücretini verecek. Çok bir sey kazanmiyor. Patatesin yüzde 70-80’i marketlere gidiyor. Ithal edilen patatesi hükümetimiz oraya sifir maliyetle alip gönderiyor. Hamallik stopaji vermiyor. Bizimle onun arasinda 70-80 kurus ekstra maliyet farki oluyor” dedi.

TARIM ISÇISININ KOSULLARI AGIRLASTI
Tarimsal üretimin kahramani tarim isçileri açisindan durum geçtigimiz yillara göre daha da agirlasmis durumda. Geçtigimiz yil günlük 55 lira ücret alan tarim isçileri bu yil 60 lira ücret aliyor. Suriyeli mülteci 23 yasindaki Osman Sinaf, aldiklari ücret için “Neye yetecek? Bir elektrik, su parasi etmez. 3 yasinda çocugum var, sütü, bezi, ücret hiçbir seyi kurtarmaz. 5 lira zam bir simit etmez. Kira parasini bile borç aldim. 600 kira 100’er lira fatura, bir sey yemezsen bin lira gider. Kalan yok zaten” dedi.
Sinaf, “50 kilo torba kaldiriyoruz. 5’te geliyoruz aksama kadar. Sigortamiz olsun. Ücretimiz artsin. Aldigimiz yevmiyeye 4 kilo sogan patates alamiyoruz. Hastaneye gidersen ilaç ödemesi oluyor. Yevmiye 100 lira olsun. 3 bin lira da yetmez ama borç almayiz en azindan” dedi. Suriye’de lisede okurken savas nedeniyle Türkiye’ye gelen Sinaf burada tarim isçiligine baslamis. Evlenmis, bir çocugu var. Okul ile ilgili “Maas yetmeden hiçbir yere gidemem” diyen söyle devam ediyor: “Eve ayda iki gün gidiyorum. Esim çocugum, kardesimi göremiyorum. Yevmiyem neredeyse ben oraya giderim.”
Elcilik yapan Yakup Kargal, burada 2 liraya çikardiklari patatesin Istanbul’da 6 liraya satilmasini anlamadigini söylüyor. Ne isinin, ne çiftçinin kazandigini, ne de halkin ucuza patates yedigini ifade ediyor. Patatesi toplayan, çuvallayan, yükleyen isçinin kazanamadigini söyleyen Kargal, “Isçiye faydasi yok. Isterse markette 10 lira olsun isçiye faydasi olmaz. Tarladan 4 liradan gitse, 3 lira tarlaya verilse, 1 lira kâr kalsa ücret de artabilir ama böyle halk da faydalanmiyor, isçi de faydalanmiyor” dedi. Ücretlerin düsük olmasinin bir baska sebebine iliskin ise sunu söylüyor: “Isçi sayisi az olsa mecburen 100, 150 liraya da çalistirabilir.”

KILOSU 1 LIRAYA KURU SOGAN!
Kilosu 10 liraya ulasan kuru sogan, dün Ankara’da bir markette “Kilo 1 TL” etiketiyle tezgahtaki yerini aldi. Bu düsük fiyatin sirri ise soganlarin çürük olmasi... Ancak kilosu 1 TL’ye satilan sogan, çürük olmasina ragmen ilgi gördü.
 
 
27.05.2019
Devamı

Çiftçi Kendine Uzanacak Dost Eli Bekliyor

11 ayin sultani Ramazan ayini hep birlikte idrak ediyoruz. Tarim sektörü ise sorunlara kalici çözümler bekliyor. Ülke olarak tekrardan Istanbul’da yapilacak olan seçime yöneldik. Hükümeti’nde muhalefetinde gündeminde Yüksek seçim Kurulu tarafindan iptal edilen Istanbul seçimi var.
Tarim sektörünün gündeminde ise çesitli sorunlar karsisinda üretimden çekilmesi var.
Kimisi küçülmeye dogru gidiyor. Kimi üreticiler ise bulundugu isten vaz geçerek arayis içerisinde.
Ülke olarak diger sektörler ’de oldugu gibi tarim sektöründe de sikintilar git gide artiyor.

Özellikle hayvancilik sektörü son dönemde büyük sikintilar içerisinde. Yem fiyatlarina ardi ardina yapilan zamlar hem besiciyi hem de süt üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Üreticiler artan yem fiyatlarinin altinda ezilirken devlet babasindan uzanacak sefkatli eli bekliyor. Özellikle hükümet ’ten ve Tarim ve Orman Bakanligindan yem fiyatlarina müdahale edilmesini istiyor.
Anadolu’dan edindigimiz bilgilere göre üretici ve üreten tedirgin. Herkes gemisini kurtarmanin pesinde. Girdi fiyatlarinin altinda ezilmeye devam eden tarim sektörünün olmazsa olmazi çiftçi kendisine uzanacak dost eli beklerken; diger taraftan ’da ülkesine ve milletine bagliligi ile kendi çapinda da sorunlarina çözüm arayisinda.

Geçtigimiz günlerde de hiç gündemden düsmeyen Milli Birlik Projesini çok konustuk. Çok yazdik. Birçok kesimden bu projeye yönelik görüsler ve yorumlar yapildi. Bilindigi üzere kurulu bir sistemi bozup tekrardan yapilandirma yapmak uzun zaman alir.  Tarim sektörünün böyle uzun zamanlara ihtiyaci hasil degil. Tarim ’da holding yâda bir baska sey disinda Ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar var.  Asil olan bunlara egilerek yerli ve milli üretime ve üreticiye katkilar saglayarak deger katmaktir.

Sayin Cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdogan’in dedigi gibi ‘Türk Tarimini Kalkindirmadan Türkiye’yi Kalkindiramayiz.’  Bu sözden yola çikarak Türkiye’yi kalkindirmak, tarimi sahlandirmak istiyorsak yerli ve milli olana yüzümüzü dönerek ayni zamanda tarim ürünlerine yönelik ithalatlardan vaz geçip iç piyasaya yönelirsek özelikle et ithalatindan vaz geçerek Türk Tarimini kalkindiririz.

Muhammet Oluklu
Anadolu Izlenimleri Genel Yayin Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
 
 
 
 
 
 
 
27.05.2019
Devamı

RAMAZANDA BESLENME

Ramazan ayinda optimal beslenmeyi saglamak önemlidir. Yapilan birçok bilimsel çalismada Ramazan orucunun vücuttaki metabolizmayi yavaslattigi belirlenmistir. Bu sonuçlara göre beslenmemiz normal vücut agirligimizi korumak, agirlik kaybetmemek veya agirlik kazanmamayi destekleyecek sekilde olmalidir. Oruç sirasinda bas agrisi ve hazimsizlik gibi minör, böbrek ve sindirim sorunlari gibi ciddi saglik sorunlari ortaya çikabilir. Bu nedenle saglikli kalmak, dengeli bir diyeti sürdürmek ve hijyenik besinleri tüketmek önemlidir.

Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir. Son yillarda Ramazan ayinin yaz aylari içinde olmasi nedeniyle, açlik süresi daha uzun oldugundan iftar ve sahur ögünlerinde besin tüketimi daha fazla olmaktadir. Tüketimin fazla olmasi saglik sorunlarini da hayli arttirmaktadir. Açlik süresinin uzun olmasi, ara ögünlerin olmamasi ve günlük ögün sayisinin azalmasindan dolayi metabolizma yavaslamakta ve kilo kontrolü de kolay olmamaktadir… Sahur, ise Ramazan ayinda dikkat edilmesi gereken diger önemli ögündür. Kan sekerini dengede tutabilmek için, sahur yapilmalidir. Kizartma, kavurma, salam, sosis, sucuk gibi sarküteri ürünleri çok yagli, çok baharatli, tuzlu oldugundan bu besinlerden uzak durmaliyiz.

Iklim kosullari, çalisma kosullari degisikligi gibi etmenlerinin yani sira Ramazan ayi da beslenme düzenimizde radikal degisikliklere neden olmaktadir. Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir.
Bazi bireyler Ramazan sirasinda diyet aliskanliklarini minimize etmeye egilimlidir. Bu kisiler iftar ögününde toplam karbonhidrat miktarinin önemli bir kismini basit sekerler olarak almayi tercih ederler. Bu durumda da ögün sonrasinda kanda glukoz dalgalanmalarina neden olmaktadir. Sahur ve iftar yemeginde, besin ögeleri içeriklerinde büyük farkliliklar bulunmaktadir. Bu nedenle her iki ögünde besin ögeleri içeriklerine büyük özen gösterilmelidir.

Bunun için:
Karbonhidrat içeren besinler sinirlanmalidir.
 Basit seker içerikleri yüksek olan besinler iftar ögününün sonunda tüketilmelidir. Buradaki amaç proteinler ve yaglarla birlikte karisik bir diyetle birlikte tüketilen karbonhidratlarin ince bagirsaklardan emilimi ve yüksek glisemik yüklerinin yavaslatilmasidir. Karbonhidrat içeren besinlerin glisemik yüklerine ( miktar ve kalitesi) dikkat edilmelidir.
Bunlar saglikli besinleri ve uygun porsiyonlari tercih ederek yapilmalidir. Oruç tutan bütün bireyler gereksinmelerini besin ögelerinden zengin, degisik besinleri içeren saglikli bir diyetle saglamalidir
Genellikle Ekmek, Hamur isi, unlu mamuller, kirmizi et ve özellikle tatli tüketimi artmaktadir. Meyve ve sebze tüketimi ise azalmaktadir. Ramazan ayi boyunca vücudun günlük ihtiyaci olan karbonhidrat, protein, yag, vitamin ve mineral miktari diger günlerle ayni olmalidir. Beslenme aliskanliklarinin planlanmasi ve düzenli uyku ile bedenimiz Ramazan ayinda zararli fazlaliklardan kurtularak yenilenmeye baslar. Mide, karaciger, bagirsak gibi organlar dinlenerek kanin temizlenmesine büyük yarar saglamaktadir. Ramazan ayinin ilk günlerinde beslenme düzenindeki degisiklik sebebiyle mide yanmasi, uyku bozuklugu, kabizlik, dikkatsizlik, bas agrisi, bas dönmesi gibi bazi saglik problemleriyle karsi karsiya gelinebilmektedir.
Metabolizmamiz için gerekli olmayan aktivitelerden kaçinan vücut, odaklanma, ögrenme ve algilama ve hafizanin daha iyi çalismasina katki saglamaktadir. Ramazan ayin da özellikle iftar sofralarinda çok çesitli yemekler ve büyük porsiyonlar oldugu görülmektedir. Orucu açarken kan sekerinin çok düsük olmasindan dolayi f a z l a miktarda besin tüketimi istegi olmaktadir. Bu durumda çok hizli sekilde ve yüksek miktarlarda besin tüketilmektedir. Beslenme ve saglik açisindan yapilan en ciddi yanlis budur.

BAZI ÖNERILER:
Sahur yemegi: Yavas sindirilen gün boyu besleyici özelligini sürdüren besinlerden olusmalidir. Bu amaç için;
– Tam bugday ürünleri, kurubaklagiller ve sert kabuklu yemisler seçilmelidir.
– Posadan zengin besinler kepek, tahillar, tam bugday, tohumlar, patates, sebzeler, meyvelerde bulunur ve yavas sindirilmektedir. Bu besinler posa saglar ve oruç süresince kabizligi, midenin bulanti ve bozulmalarini önlemeye yardimcidir.
– Çok hizli sindirilen besinlerden sakinilmalidir. Örnegin, seker, beyaz un ve diger saflastirilmis sekerleri içeren besinler gibi.
– Sahur yemegi sirasinda tatlilarin tüketilmesinden sakinilmalidir.
– Kizartilmis besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler gün boyunca midenin bulanti ve bozulmasina neden olabilir.
– Yüksek tuz/sodyum içeren besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler oruç süresince susamayi arttirmaktadir.
– Sahur süresince 1 bardak taze meyve suyu veya 2-3 bardak su tüketilmelidir.
Iftar yemeginde:
– Iftarda yemege 2-3 adet hurma ve 1-2 bardak yagsiz süt veya su ile baslanmalidir. Hurmalar karbonhidratlar, posa, potasyum ve magnezyum için mükemmel bir kaynaktir. Süt ise protein ve kalsiyumun önemli bir kaynagidir.
– Yogun besinler yenmeye baslamadan önce 1 kase çorba 1 ince dilim tam bugday ekmegi tüketilebilir. Iftar yemeginin kalaninda ise tam tahillar, haslanarak ve firinda pisirilmis sebzeler ve taze meyveler seçilmelidir. Baharatli besinlerin tüketilmesinden sakinilmalidir. Baharatli besinler mide salgilarini uyarir ve oruç sirasinda rahatsizlik hissedilmesine neden olabilir. Eger baharatli besinler tüketilecekse pisirmede veya yemekler tüketilirken sinirli miktarda baharatlar kullanilmalidir.

Iftar yemeginden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karsisina geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kisa mesafeli yürüyüsler yapmak sindirime yardimci olmasi açisindan yararli olmaktadir. Ramazan ayinda yemeklerin pisirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle izgara, haslama ve firinda yapilan yemekler tercih edilmeli, kavrulmus, tütsülenmis ve kizartilmis besinlerden uzak durulmalidir. Günde ortalama 2 - 2,5 litre su içmeye özellikle dikkat edilmelidir. Az su içilmesi durumunda vücut yorgunluk, dikkat güçlügü, hafiza bozukluklari gibi sorunlarla karsi karsiya kalir. Enerji verirken sivi ihtiyacini da karsilayacak ayran, taze sikilmis meyve sulari, soda, sebze sulari vb. içmeye özen gösterilmelidir ancak bunlar günlük su ihtiyacimizin giderilmesine yardimci olmamaktadir. Beslenme düzenindeki degisikliklere bagli olarak olusabilecek kabizligi önlemek için, yemeklerde lif orani yüksek gidalar (kuru baklagiller, kepekli tahillar, sebzeler) taze ve kuru meyveler, ceviz, findik, badem gibi kuru yemisler tercih edilmelidir.

Dr. Mehmet Beykaya
Igdir Üniversitesi Ögretim Üyesi
Gastronomi ve Mutfak Sanatlari

 
27.05.2019
Devamı

Icralik Olan Çiftçi Organlarini Satacak

Çiftçi Numan Yildiz’in, mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünün üzerine yazdigi yazi saskina çevirdi.
Kaynarca ilçesinde yasayan ve kardesleriyle mal paylasimi yapamayinca evi ile ahiri icra yoluyla satiliga çikarilan 54 yasindaki çiftçi Numan Yildiz, traktörünü satamazsa tüm organlarini satisa çikaracagini söyledi.

"TRAKTÖRÜMÜ SATAMAZSAM TÜM ORGANLARIMI SATIYORUM"
Sakarya’nin Kaynarca ilçesi Büyükkaynarca Mahallesi'nde yasayan ve çiftçilik yapan 54 yasindaki Numan Yildiz, kardesleri ile mal paylasimi yapamayinca evi ve ahiri icra yoluyla satisa çikti. 13 kisinin hisse sahibi oldugu evin mahkeme karari sonrasinda satiliga çikartilmasi konusuna karsi çikan Yildiz, satilik traktörünün üzerine ‘Evimi ve ahirimi icradan almak için acil satilik. Traktörümü satamazsam tüm organlarimi satiliga çikariyorum’ yazisini yapistirdi.


YÜZDE 60 ENGELLILIK RAPORU VAR
Mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünü Kaynarca ilçe merkezine park eden ve yüzde 60 engellilik saglik raporu bulunan Numan Yildiz, konuyla ilgili yetkililerden yardim istedi.
 
 
 
23.05.2019
Devamı

Hayvancilik'ta En Büyük Sorun Yem

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Nigde’nin Altunhisar ilçesinde hayvan yetistiricileriyle bir araya geldi. Ilçeye bagli köy ve kasabalardaki ahirlara giderek, besicilerin sorunlarini dinleyen Gürer, “Tarim ve hayvancilikta sorunlar çözülemiyor. Eger böyle giderse hayvanciligin gelecegi sorunlu olur. Ithalata mecbur kaliriz” dedi. 
 
MALIYETLER ARTIYOR
 
CHP Nigde Milletvekili Gürer’e sorunlarini anlatan küçükbas hayvan yetistiricileri ise maliyetlerdeki yüksek artisa dikkat çekti. Yem fiyatlarindaki sürekli artisi dile getirip, yemi bu yil vadeli olarak 90 liraya alabildiklerini, hayvan hastaliklarina karsi kullandiklari ilaç ve ignelerin ise yüzde 200’e yakin oranlarda zamlandigini belirten yetistiriciler, “Yeme bir ay içinde 3 kez zam geldi. Mera alanlari sürekli daraldigi için hayvanlarimizi otlatamiyoruz ve çogunlukla yemle beslenmek zorunda kaliyoruz. Ayrica çoban sorunu da yasiyoruz. Çoban bulmakta zorlaniyoruz” diye konustu. 
 
KOYUN FIYATI YERINDE SAYIYOR, KUZU FIYATI DAHA DA DÜSTÜ. 
 
Geçen yil 1000 liradan sattiklari koyunun bu yil da 1000 lira civarinda oldugunu ifade eden hayvan yetistiricisi “Hayvan yetistiricisinin sicak parasi olmaz. Kurban Bayramindan Kurban Bayrami’na elimize para geçer. Yemi veresiye aldigimiz için etiket fiyatlarindan daha fazla fiyata yem ediniyoruz. Geçen yil 750 liraya sattigimiz kuzuyu bu yil 700 liraya satiyoruz. Girdi maliyetleri sürekli artarken, koyun fiyati yerinde sayiyor, kuzu fiyati ise daha da düsüyor. Bu durumda bizim hayvancilik yapma sansimiz azaliyor” seklinde konustu. 
 
25 LIRALIK DESTEKTEN 4 LIRA KESINTI YAPILIYOR 
 
Yetkililerden hayvanciligin girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için önlem almasini isteyen yetistiriciler, “Hayvanciligin, desteklenmesi gerekiyor. Devlet hayvan basina 25 lira prim veriyor ama bankaya 21 lira yatiyor. Küçücük destekte bile kesinti yapiliyor” dedi. 
 
CHP Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvan yetistiricilerinin büyük sorunlarla bogusurken, iktidarin, bu sorunlara kulak tikadigini belirtti. Sorunlarin çözümü için bir an önce yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yetistiricilerin desteklenmesi ve girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için çalisma yapilmasi gerektigini anlatan Gürer, “Tarim ve hayvanciligin bitmesi demek ülkenin geleceginin bu alanlarda daha sorunlu  olmasi demektir. TÜIK verilerine göre, bugün ülkemizde küçükbas hayvan varligi; 35 milyonu koyun ve 11 milyonu keçi olmak üzere 46 milyonu asmistir. Ancak sorunlarin devam etmesi halinde, ülkemiz ekonomisinde önemli bir yeri olan hayvancilik daha sorunlu noktaya gelecektir. Büyükbas hayvan yetistiricileri yaninda küçükbas hayvan yetistiricileri de son yillarda artan girdi fiyatlari ile magdurdur. Banka kredilerini ödemeyen hayvan sahipleri desteklerin yetersiz oldugunu belirtmekte yem ve ilaç konusunda iktidarin önlem almasi gerektigini ifade etmektedirler. Hayvancilik yapan sayisi, çiftçilik yapan sayisi her geçen gün gibi düsmektedir. Bu gidis iyi gidis degildir. Hayvan varligi son bir yilda olusan girdi fiyatlarinin tehdidi altindadir. Özellikle kirsalda aile tipi besicilere destek artirilmalidir  ” ifadelerini kullandi. 
 
 
21.05.2019
Devamı

Türkiye'de Et Sorunu Yok Ot Sorunu Var

Aksaray Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Türkiye’nin hayvancilik alaninda meralarin son derece önemli oldugunu belirterek, ülkede et sorunu degil ot sorunu oldugunu söyledi. 
Aksaray’in merkeze bagli Ataköy köyünde Aksaray Valiligi, Tarim ve Orman Müdürlügü ve Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi tarafindan yapilan çalismalar ile mera arazisi hayvancilarin hizmetine açildi. 
Açilis töreninde bir konusma yapan Damizlik Koyun ve Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, “Hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin devam edebilmesi, verimliligin ve üretimin artirilmasi için meralar çok önemli. Küçükbas hayvancilikta 2 ayri sorun var. Birincisi çoban, ikincisi mera. Bu isi yapmak için meralara çok ihtiyacimiz var. Ilimizde 187 bin hektar mera arazisi var. Bunun büyük bir kismi su anda tarim tecavüzleri altinda insanlar tarafindan ekilip biçiliyor. Kalanlari da oldukça verimsiz ve ciliz. Girdi maliyetlerimiz, yem maliyetlerimiz çok yüksek. Meralardan yeterince faydalanmamiz gerekiyor. O yüzden meralarin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi, islah edilerek gerçekten hak sahibi olan yetistiricilere, üreticilere teslim edilmesi gerekiyor. 187 bin hektarlik mera arazisinin tamaminin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi ve islah edilmesi hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin önünü açacaktir. Çünkü bu yem fiyatlari, bu rakamlarla bu hayvancilik yapmak mümkün degil. Türkiye’de bir et sorununun varligindan söz ediliyor ama aslinda Türkiye’de bir et sorunu yok, Türkiye’de bir ot sorunu vardir. Avrupa’daki et fiyatlari ile Türkiye’deki et fiyatlari kiyaslaniyor. Avrupa’daki meralarin durumu ile Türkiye’deki meralarin durumlari çok farkli. Bizim meralarimiz çok zayif. Hayvanlarimiza 67 ay evlerimizde bakmak zorunda kaliyoruz. Özellikle büyükbas hayvanlarin tamami mandiralarda besleniyor. Meralarimizin islah edilmesi ve gerçek hak sahibi olan üreticilerimize teslim edilmesini bekliyoruz” dedi.

“Meralarimiz zayif karakterde”

Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise "Ilimizin mera varligi 187 bin hektar oldugu için, çok az yagis alan bir bölgede bulunmamiz ve ayni zamanda su kisitli oldugu için ilimizdeki meralarin tümünün vasfi zayif ve ciliz karakterde. Bu durumun ortadan kaldirilmasi için bakanligimiz ve valiligimizin talimatlari ile müdürlügümüz tarafindan mera islah projeleri uygulanmaktadir. Bugüne kadar il merkezindeki köyler ve ilçelerdeki köylerimizde 80 bin 124 bin dekar merada islah çalismasi yapilmis, 38 bin dekar hazine arazisi de meraya çevrilmistir. Bugün açilisini yapacagimiz Ataköy meramizda 240 dekar olup gübreleme ve bakim çalismalari ile islah edilmistir” dedi.
Mera açilis programina Aksaray Vali Yardimcisi Sahin Bayhan, Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Ziraat Odasi Baskani Emin Koçak, Ticaret Borsasi Baskani Hamit Özkök, Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav, köy muhtarlari ve çok sayida üretici katildi. Yapilan konusmalarin ardindan protokol üyeleri tarafindan mera alaninin açilis kurdelesi kesilerek hayvanlar mera alanina alindi.
 
21.05.2019
Devamı

TMO 26 Yıl Aradan Sonra Kabuklu Kırmızı Mercimek Alacak

Toprak Mahsulleri Ofisi'nce (TMO), 26 yıl sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılması kararı alınırken, alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi.
TMO tarafından, 2019 dönemi kabuklu kırmızı mercimek alım fiyat ve politikalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.
 
TMO dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de 2019 yılı kabuklu kırmızı mercimek hasadının mayıs ayı sonu itibarıyla başlaması öngörülüyor.
 
TMO tarafından 26 yıl aradan sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılacak.
 
Ofis tarafından Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınacak. Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO'ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacak.
 
TMO, üreticilerin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla hububat alımlarında uyguladığı randevulu alım sistemine kabuklu kırmızı mercimek alımlarında da devam edecek. Randevular internet üzerinden "www.tmo.gov.tr", "randevu.tmo.gov.tr" adreslerinden ya da yine internet sitesi üzerinden şube müdürlükleri ile ajans amirliklerinden alınabilecek.



Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü alım yapılacak.
 
2019 döneminde kabuklu kırmızı mercimek alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi. Belirlenen bu fiyat, Tarım ve Orman Bakanlığınca verilecek ton başına yaklaşık 800 lira prim ve diğer desteklerle 3 bin 300 liraya kadar yükselecek.
 
TMO'ya kabuklu kırmızı mercimek teslim edecek üreticilerin alım noktalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmaması için ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları, ürünlerini randevu alınan günde getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri, ürünün, ürün sahibi veya vekalet verdiği kişi tarafından getirilmesi gerekiyor.
 
 
 
20.05.2019
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu: "Hayvancılıkta İyi Noktada Değiliz"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.” dedi.
Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı’yı ziyaretinde açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye‘de 30 bin veteriner hekimi temsil eden bir kuruluş olduklarını söyledi.



“Hayvancılıkta iyi bir noktada değiliz”
Türkiye’nin hayvancılıkta istenilen yerde olmadığını belirten Eroğlu, “Halen hayvan ithal ediliyor, et ithal ediliyor. Bu, kendi ihtiyacımızı karşılayamadığımız anlamanı gelir ki o zaman üretime dönük planların yapılması gerekiyor. Dünya, bugün iki noktada yarış halinde. Biri artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek, diğeri ise kaliteli ürün elde edebilmek. Burada veteriner hekimlik önemli bir yerde bulunuyor.” diye konuştu.

Veteriner hekimlerin daha etkin role kavuşturulması gerektiğine işaret eden Eroğlu, “Bugün ne yazık ki ülkemizde hayvansal yönetim ileri seviye ülkelerdeki gibi değil. Bunun nedenleri konuşmak gerekir. Bizde hep sonuçlar konuşulur ancak bunun bir de o sonuca ulaştıran sebepleri vardır. Hem veteriner hekimin icrası noktasında hem hayvancılığımızın geldiği konumdan mutlu değilsek, bunun nedenleri üzerinde düşünüp çözüm üretmek gerekir. Veteriner hekimlerin önündeki yetki karmaşıklığının önüne geçmek ve yapılandırmayı gerçekleştirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“İthal ettiğimiz kadar hayvanı hastalıktan kaybediyoruz”
Hayvan sağlığının önemine vurgu yapan Ali Eroğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.
Dünyada hayvan hastalıkları, hayvansal üretiminin yüzde 20’sini yok ediyor. Gelişmiş ülkelerde bu kaybın önüne geçmek için hayvan hastalıkları konusunda çeşitli önlem alınıyor. Bunu veteriner hekimler aracılığıyla yapıyorlar. Hastalık sonrasında iyileştirmek için harcanan bütçe, hastalığı önlemek amacıyla harcanan bütçenin üç katı. O zaman koruyucu hekimlik büyük önem arz etmektedir.”

“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler, başkalarının ürettiklerini tüketir”
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, üretimi artırmak gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onların istediği kalitede ve fiyattan. Dolayısıyla sizin fiyat belirleme şansınız yoktur. Dünyada kendi ayaklarınız üzerinizde durabilmeniz, insanınızın sağlıklı ve mutlu olabilmesi için üretim artmalıdır.
Hayvan ıslahı noktasında ülkemiz çalışmalar yaptı. Bence bu çalışmada başarılı olamadı. Geldiğimiz noktada hala hayvanı ithal edip, ithal yemle besliyoruz. Hem besleme hem ıslah hem hastalıklarla mücadelede hem desteklemelerde hem de fonksiyonel yapı kazandırıldığı takdirde ülkemizin potansiyelini yüksek görüyorum.

“Meralara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirilmeli”
Hayvansal yem üretiminin artırılması gerekmektedir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 milyon hektarlık alan nadasa bırakılıyor. Devlet alacağı bir kararla bu alanlara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirebilir. Meraları yeniden rehabilite etmeliyiz. Avrupa ülkelerinde mera hayvancılığı olduğu için et fiyatları Türkiye’ye göre daha uygun. Tüketici, Avrupa’da daha ucuza tüketirken Türkiye’de daha pahalıya yiyoruz. Avrupa’da tarım arazilerinin yüzde 70’i yem bitkilerine ayrılıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 26. Yüzde 26 ile bunu çözemeyiz.”
Türkiye’de çok fazla veterinerlik fakültesi bulunduğunu da yineleyen Eroğlu, “Türkiye’de 31 veterinerlik fakültesi bulunuyor. Bunun 26’sı eğitim ve öğretim veriyor. Her yıl bu fakültelerden binlerce öğrenci mezun oluyor. Yaptığımız hesaplamaya göre, şu anda kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının yarısına yakın bölümünün daha kamuda istihdam edilmesi gerekiyor. Bu fakülteler lise açılır gibi açılmaz. Laboratuvar, hastane altyapısı, uygulama alanları, değişik fiziki mekânlar olması gerekiyor.” diye konuştu.
 
 
 
20.05.2019
Devamı

Ekonomik Kriz Çiftçiye Gübre Darbesi Yaptı

Ekonomik kriz, çiftçiye gübre darbesi yaptı. Çiftçiler, fiyatların aşırı ölçüde yükselmesi nedeniyle gübre kullanamaz hale geldi. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!

329 MİLYON TL ZARAR ETTİ
Gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da çiftçi iştiraki olan GÜBRETAŞ geldi. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre, GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. Kötü geçen 2018 yılına rağmen GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 80-88 artırıldı.

YANGINDAN MAL MI KAÇIRIYORSUNUZ?
GÜBRETAŞ Genel Kurulu’nda, Yönetim Kurulu başkanı olan Fahrettin Poyraz’ın aylık huzur hakkı ücreti 5 bin liradan 9 bin liraya, diğer yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri ise 4 bin liradan 7 bin 500 liraya yükseltildi.
Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri her yıl yüzde 20-25 oranında artırılırken, şirketin yüksek oranda zarar açıkladığı bir dönemde yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artırılması; “Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?” eleştirilerini gündeme getirdi.

GÜBRETAŞ’ın 2 Mayıs’ta yapılan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu üyeliklerine; Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bağcı, Tarım Kredi Kooperatifleri eski Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti İnegöl Belediye Meclis üyesi Selahattin Külcü, GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, AK Parti  Bursa eski Milletvekili ve eski İl Başkanı Mehmet Tunçak ve Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Okan Ateş seçildi.
Çiftçi, yaşanan ekonomik krizden dolayı aşırı yükselen gübre fiyatları sebebiyle gübre kullanamadı. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!.

Çiftçi yaşanan krizden dolayı zor günler geçirirken, çiftçinin gübre şirketinde Yönetim Kurulu’nun maaşına yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artış yapıldı. Çiftçinin gübre şirketi olan GÜBRETAŞ’ın, 2018 yılına ilişkin genel kurulu 2 Mayıs’ta yapıldı. Genel kurula sunulan bilgiler dikkat çekerken, AKP eski milletvekili ve belediye meclis üyelerinin de bulunduğu Yönetim Kurulu üyelerinin maaşlarına yapılan yüksek artış çiftçide şok etkisi yaptı.

ASIL DARBEYİ SATIŞLARDAN YEDİ
GÜBRETAŞ için 2018 yılı diğer gübre firmaları gibi iyi bir yıl olarak geçmedi. Yaşanan krizle birlikte gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da GÜBRETAŞ geldi. GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. Yaşanan ekonomik krizin faturası GÜBRETAŞ’a ağır oldu. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. 2018 yılı hem çiftçi hem de iştiraki olan GÜBRETAŞ için iyi bir yıl olarak geçmezken, GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretlerinin bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 100’e yakın bir oranda artırılması ‘Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?’ eleştirilerine neden oldu.

ÜRETİM VE SATIŞI DÜŞTÜ
GÜBRETAŞ, satışlarının önemli bir kısmını bağlı ortaklığı olduğu Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile gerçekleştirirken, yaşanan krizden dolayı 2018 yılında hem gübre üretimi hem de gübre satışı düştü. 2018 yılında 515.880 ton kompoze, 91.810 ton azotlu ve 62.440 ton fosfatlı gübre olmak üzere toplam 670.130 ton katı gübre üreten GÜBRETAŞ, katı gübre üretimini 2017 yılına göre yüzde 1,92, sıvı ve toz gübre üretimi ise yüzde 5,35 düştü.
 
 
 
 
20.05.2019
Devamı

Yaş Çay Taban Fiyat Açıklandı

 ÇAYKUR Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen basın toplantısında yaş çay taban fiyatını açıklayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, taban fiyatı bu sene 2 lira 90 kuruş olarak belirlediklerini, 13 kuruş destekleme ile bu rakamın 3 lira 3 kuruş olduğunu söyledi. 

Kimseye haber vermeden geçen günlerde Rize’ye gelerek çay bahçelerini incelediğini belirten Pakdemirli, yaşlı çay bahçelerinin artık yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş çay taban fiyatını açıklayarak “Cumhurbaşkanımız bizim düşündüğümüzün de biraz daha ötesinde bir çay fiyatı açıklamamızı istedi. Yaş çay taban fiyatını inşallah bu sene 2,90 TL olarak belirledik. 13 kuruş destekleme ile 3 TL 03 Kuruş olarak belirledik” dedi.

ÇAYKUR’un yaptığı çalışmalara da değinen Bakan Pakdemirli, kurumun kendini modernize etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, “ÇAYKUR’un finansal performansı bölge ekonomisi için de son derece önemli. ÇAYKUR, 2018 yılında 732 bin ton yaş çay alımı yaptı, müstahsile de 1 milyar 768 milyon lira da peşin ödemede bulundu. 2018 yılında da üretim olarak 134 bin ton kuru çay üretti. 105 bin ton satış yaparak 2018 yılını kapatmış oldu” ifadelerini kullandı. 

Çayın bölge ekonomisi için önemine de dikkat çeken Bakan Pakdemirli, çay bahçelerinin yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti.
 
 
17.05.2019
Devamı

Tarım Şurası Yönetmeliği Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığından:
TARIM ŞÜRASI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Dayanak, Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tarım Şürasının oluşumu, işleyişi ve görevleri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 - (1) Bu Yönetmelik, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 410 uncu ve 508 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 - (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakan: Tarım ve Orman Bakanını,
b) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,
c) Bakan yardımcısı: Şüra toplantılarını yürütmek için Bakan tarafından görevlendirilen Bakan yardımcısını,
ç) Çalışma belgesi: Çalışma gruplarınca, Şüra gündemindeki konularla ilgili hazırlanan belgeyi,
d) Çalışma grubu: Şüra gündemindeki konularla ilgili çalışma belgesini hazırlamak üzere oluşturulan grubu,
e) İlgili birim: Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığını,
f) Komisyon: Şüra üyeleri arasından Şüra gündemindeki konularla ilgili oluşturulan komisyonu,
g) Şüra: Tarım Şürasını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Şüranın Hedefleri, Kuruluşu, İşleyişi ve Görevleri
Şüranın hedefleri
MADDE 4 - (1) Şüranın hedefleri, bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi; gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliğini temin; kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyo-çeşitliliğin korunması ile bu kaynakların sürdürülebilir kullanımı; çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi; tarımsal ve hayvansal üretimin planlanması, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi; tarımsal piyasaların düzenlenmesi; orman ve mera yönetimi; tabiatın korunması, konularında çalışmalar yapmaya ve stratejiler oluşturmaya yardımcı olacak kararları almaktır.
Şüranın kuruluşu ve işleyişi
MADDE 5 - (1) Şüra istişari bir organ olup; Bakanlığın faaliyetleri ile ilgili olan diğer bakanlıkların kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve Bakanlık birimlerinden Şüra gündemine göre Bakanlıkça belirlenecek yönetici ve ilgili personelden oluşur. Şüranın Başkanı Bakandır.
(2) Şüra, Bakan tarafından belirlenecek tarihlerde toplanır. Şüranın açılışı Bakan tarafından yapılır. Bakanın katılamadığı durumlarda Şüra toplantıları, görevlendirilen Bakan yardımcısı başkanlığında yapılır.
(3) Şüra, katılan üyelerin oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Bakanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
(4) Şüranın açılışının ardından toplantıların yönetiminde başkana yardımcı olmak üzere Şüra üyeleri arasından, biri Bakanlık personeli olmak üzere, iki başkan vekili ile üç raportör Şüra üyeleri tarafından seçilerek Şüra Başkanlık Divanı oluşturulur.
Şüra Yürütme Kurulunun kuruluşu
MADDE 6 - (1) Şüra Yürütme Kurulu, Bakanın görevlendireceği Bakan yardımcısı başkanlığında; Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Sekreteri, bir öğretim üyesi ve Bakanın uygun göreceği en fazla üç bakanlık personelinden oluşur. Şüra Yürütme Kurulu, kararlarını oy çokluğu ile alır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
Şüra Yürütme Kurulunun görevleri
MADDE 7 - (1) Şüra Yürütme Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Şüra çalışmaları ile ilgili kararları almak.
b) Şüra gündemine esas teşkil edecek konuları belirleyerek çalışma gruplarını oluşturmak.
c) Çalışma gruplarının sayısını, toplantı esaslarını ve sürelerini belirlemek.
ç) Şüranın tarih ve gündemini belirlemek.
d) Şüra esnasında komisyonlarda yer alacak Şüra üyelerini belirlemek.
Şüra Genel Sekreterliği
MADDE 8 - (1) Şüra Genel Sekreterliği, ilgili birimden Bakan onayı ile görevlendirilen, en az lisans düzeyinde eğitim almış bir Genel Sekreter ile iki genel sekreter yardımcısı ve yeterli sayıda yardımcı personelden oluşur.
Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri
MADDE 9 - (1) Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri şunlardır:
a) Şüranın oluşumu için Şüra Yürütme Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda gerekli çalışmaları yapmak.
b) Şürada görüşülecek konuların belirlenmesi ve çalışma gruplarının oluşturulmasına yardımcı olmak.
c) Çalışma grupları tarafından hazırlanarak sunulan çalışma belgeleri ile ilgili gerekli çalışmaları yapmak.
ç) Şüra Yürütme Kurulunca belirlenen, Şüra tarih ve gündemini Bakanın onayına sunmak.
d) Şüra gündemi ile hazırlanan çalışma belgesinin Şüra üyelerine gönderilmesini sağlamak.
e) Çalışma grupları arasındaki koordinasyonu sağlamak.
f) Şüranın düzenli ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almak ve komisyonlar arasındaki koordinasyonu sağlamak.
g) Şüra kararlarının, Şüra üyelerine ve ilgili yerlere gönderilmesi için gerekli çalışmaları yapmak.
Çalışma gruplarının kuruluşu
MADDE 10 - (1) Çalışma grupları; Şüra gündemindeki konularla ilgili olarak çalışma belgesi hazırlamak üzere, Şüra Yürütme Kurulu tarafından oluşturulur. Çalışma grubu üyeleri konusunda uzman olan en az on kişiden oluşur.
Çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları
MADDE 11 - (1) Çalışma grupları ilk toplantılarında başkan, başkan yardımcısı ve iki raportör seçer. Bu seçim oy çokluğu esasına göre yapılır.
(2) Çalışma grupları, Şüra Yürütme Kurulunun belirlediği çalışma esaslarına uygun olarak gerektiğinde alt çalışma grupları kurar. Her bir çalışma grubu kendi konularında çalışma belgesi hazırlayarak, en geç doksan gün içerisinde bu çalışma belgesini Şüra Genel Sekreterliğine sunar.
Şüranın çalışma usul ve esasları
MADDE 12 - (1) Komisyonlar; çalışma gruplarında görev alan Şüra üyeleri ile konuyla ilgili diğer Şüra üyelerinden oluşur. Komisyonlar çalışmalarını ayrı ayrı yürütür. Şüra Başkanlık Divanınca, benzer konularda çalışma yapan çalışma grupları, aynı komisyon altında birleştirilebilir. Şüra çalışmaları sırasında gündemdeki konular ile ilgili olarak oluşturulan komisyonlar Şüra Başkanlık Divanınca açıklanır.
(2) Komisyonlar ilk toplantılarında, kendi üyeleri arasından açık oy ve oy çokluğu esasına göre bir başkan, bir başkan yardımcısı ve iki raportör seçer.
(3) Komisyonlar, Şüra programı ve gündemine uygun olarak kendi konusuyla ilgili çalışmalar yapar ve raporunu hazırlar. Komisyonlar, kararlarını oy çokluğu ile alır ve tutanağa bağlar. Hazırlanan bu raporlar başkan, başkan yardımcıları ve raportörler tarafından imzalanır ve Şüra Başkanlık Divanına sunulur.
(4) Hazırlanan raporlar, komisyon başkanınca veya seçilen bir sözcü tarafından Şüraya sunulur. Bu raporlar Şüra tarafından incelenir, görüşülür ve karara bağlanır.
(5) Şürada alınan bu kararlara göre komisyonlar; sonuç raporlarını düzenler ve toplantı tutanakları ile birlikte Şüra Başkanlık Divanına teslim eder.
(6) Şüra Başkanlık Divanınca raporlar tekrar okutulur ve söz almak isteyen üyelerin tümünün görüşünü belirtmesi ile görüşmeler tamamlanır ve oylama yapılır. Komisyon raporlarına ilişkin olarak yapılan oylamada her üye kabul veya ret şeklinde oy kullanır. Çekimser oy kullanılmaz. Komisyon raporları, oy çokluğu esasına göre kabul edilir. Kabul edilenler Şüra kararına dönüştürülür.
(7) Şüra çalışmalarının tamamlanmasının ardından çalışmaları değerlendiren bir sonuç bildirgesi hazırlanır ve Bakan tarafından kamuoyuna açıklanır. Kararlardan hangilerinin yürürlüğe gireceği Bakan Onayı ile kesinleşir.
(8) Bakanlığı doğrudan ilgilendiren Şüra kararları önem ve önceliğine göre uygulama programlarına konulur. Diğer bakanlıklar ile ilgili hususların uygulama programlarına alınması için ilgili bakanlıklara önerilerde bulunulur.
Şüra kararlarının yayımlanması
MADDE 13 - (1) Şüra Kararları, Şüra toplantı bitimini takip eden en geç altı ay içinde Bakanlık tarafından yayımlanarak ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara gönderilir.
(2) Yayımlanan kararlara ilişkin uygulamaların izlenmesi amacıyla Şüra Genel Sekreterliği tarafından bir program hazırlanır ve ilgili kuruluşların işbirliği ile bu programa göre yapılan çalışmalar izlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler
MADDE 14 - (1) 5/10/2004 tarihli ve 25604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) 31/3/2012 tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ormancılık ve Su Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 15 - (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 16 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.05.2019
Devamı

Tarım ve Orman'da Hangi Bakan Yardımcısı Hangi Kurumu Bakıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Bakan Yardımcıları arasındaki iş bölümü yeniden düzenlendi. Düzenleme ile Bakanlık Merkez Teşkilatındaki genel müdürlük ve daire başkanlıkları ile bağlı ve ilgili kuruluşların bağlı olduğu Bakan Yardımcıları da belli oldu.
Bakan Yardımcıları, Tarım ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen görevleri, 28 Ağustos 2018 tarihli Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı doğrultusunda yürütüyorlardı.
Söz konusu Talimat yürürlükten kaldırılarak, Bakan Yardımcıları için iş bölümü yeniden düzenlendi. Yeni Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı uyarınca Bakan Yardımcıları ile bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlar şöyle:

Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı
Şeker Dairesi Başkanlığı
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
Hayvancılık Genel Müdürlüğü
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı
Orman Genel Müdürlüğü
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü
Meteoroloji Genel Müdürlüğü
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Fatih Metin
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
Strateji Geliştirme Başkanlığı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Türkiye Su Enstitüsü
 
 
16.05.2019
Devamı

Tarım'da Milli Seferberlik Başlatılmalı

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Türkiye’den daha küçük yüz ölçümüne sahip birçok Avrupa ülkesinde tarımsal verimlilik çok daha yüksek. Ülkemizdeki gıda fiyatlarının artmasının temel nedenlerinden biri bilinçli tarım uygulamalarının olmamasından kaynaklanıyor. Maliyetleri düşürmek, verimi artırmak ve tarımdaki başarıyı üst seviyelere çıkarmak için tarım alanlarında mutlaka toprak analizi yapılmalıdır” dedi. 

Ürün pahalılığının önüne geçmek ve tarımsal verimliliği artırmanın önemini vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bilinçli tarım politikaları ve toprak analizinin önemine dikkat çekti. Tarım alanlarında yapılan toprak analizinin verimlilik açısından hayati önem taşıdığını ifade eden Palandöken, “Dünyada kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında yer alan ülkemiz, büyük bir tarım potansiyeline sahip. İklimsel özellikler ve ülkemizin coğrafi konumu sayesinde fındık, kiraz ve incir üretiminde dünyada birinci sıradayız. Verimli Anadolu topraklarında yetişen çok sayıda tarım ürünüyle dünyanın önde gelen tarım ülkelerinden biriyiz. Eğer ülkemizdeki tarım politikaları daha bilinçli ve kaliteli bir şekilde uygulanırsa tarımsal gelir açısından milli ekonomiye daha büyük bir katkı sağlayabiliriz. Bunun için de öncelikle toprak analizinin üzerinde durmalıyız. Toprak anayı küstürmemek için yanlış sulama ve bilinçsiz gübrelemenin önüne geçmeliyiz. Son zamanlarda tarım ürünlerinde görülen fiyat artışının önüne geçmenin yolu da doğru tarım politikalarını uygulamaya koymaktan geçiyor” diye konuştu.

Tarım ’da Milli Seferberlik Başlatılmalı

Ülkemizdeki tarım arazilerinin çok parçalı ve dağınık olduğuna değinen Palandöken, “Tarımsal arazilerin bu yapısı, tarımdaki bazı modern tekniklerin uygulanmasını zorlaştırdığı gibi maliyetleri de artırıyor. Hem çiftçinin kazancı düşüyor hem de fiyatlara olumsuz yansıyor. Gıda kalemindeki enflasyonu da olumsuz etkileyen bu durumun önüne geçebilmek için tarım politikalarımız gözden geçirilmeli. Yapılan araştırmalara göre bir dönümlük arazide bile doğru gübre kullanmak yüzde 40 civarında ürün artışı sağlıyor. En yüksek verimi almak için tarım alanlarında toprak, gübre, tohum ve su doğru kullanılmalı. Öte yandan BM Gıda ve Tarım Örgütü tahminlerine göre 2050 yılına kadar dünyada gıda talebinin bugüne oranla yüzde 70 artması bekleniyor. Her geçen gün çoğalan nüfus ve buna bağlı olarak artan gıda talebini fırsata çevirmek için tarım alanında milli seferberlik başlatmalıyız” ifadelerini kullandı.
 
16.05.2019
Devamı

Tarım ÜFE Yıllık Bazda Rekor Kırdı

Türkiye İstatistik Kurumu, nisan ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, nisanda bir önceki aya göre yüzde 1,09 artışla 162,35 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,75 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 18,12 yükseldi.
Böylece Tarım-ÜFE endeksi yıllık bazda endeks tarihinin rekorunu kırdı.

Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 1,06, ormancılık ürünlerinde yüzde 4,43 artış gerçekleşirken balıkçılıkta yüzde 0,06 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,33, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,67 artış kaydedildi.
Tarım_ÜFE endeksinde aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş ürünlerin başında yüzde 17,02'lik artışla domates geldi. Kuru soğan yüzde 14,74 artarken, patates yüzde 13,44 yükseldi.
 
15.05.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: "Elektrikli Traktörde Yakın Zamanda Seri Üretime Geçilecek"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çiftçiler ile iftar etkinliğinde konuştu. "Toplamda 3 milyar 447 milyon lira destek ödemesi yapmış olacağız" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu sene buğday ve arpa alım fiyatını erkenden açıkladık. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından geçen yıl ton başına 1050 TL'den alınan sert ekmeklik buğdayın fiyatı, yüzde 29 artışla ton başına 1350 TL olmuştur" dedi. Erdoğan konuşmasının son bölümünde ise "Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz" dedi.

Başkan Erdoğan hayvancılık sektörüne değinerek şunları kaydetti
 
"Büyükbaş hayvanda 2023 yılında 19 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz. 2002 yılında 32 milyon baş olan küçükbaş hayvan sayısını 2023 yılında sürü büyütme projemiz ile 100 milyon başa yükseltmeyi planlıyoruz. Süt üretimini ise 2023 yılında 24 tona, kırmızı et üretimini ise 1,7 milyon tona taşıyacağız. Ülkemizde kişi başı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Aynı şekilde kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Halen et fiyatlarının arzu ettiğimiz seviyelerde olmadığını biliyorum. İnsanımıza eti uygun fiyattan yedirmeye kararlıyız. Maliyetlerinizi düşürecek politikalara daha fazla ağırlık vereceğiz"

Bayrama kadar 2,4 Trilyon Ödenecek

" Muhalefet bilmeden konuşsa da bu rakamlar dünya fiyatlarının üzerindedir. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize yaklaşık 200 lira prim, mazot ve gübre desteği yapılacaktır. Bayrama kadar yapılan desteklerin müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bayrama kadar 2,4 katrilyon küklü pamuk desteği, 662 trilyon yağlık ayçiçeği desteği ve 385 trilyon çiğ süt desteği ödemelerini yapıyoruz. Türk çiftçisini teknolojik bakımdan daha avantajlı konuma getirecek projeleri de tek tek hayata geçiriyoruz. Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz. Tarım Şurası'nı da Eylül ayında topluyoruz. Tüm paydaşların katılacağı şurada hem son 10 yılın kapsamlı değerlendirmesini yapacak hem de gelecek döneme dair yol haritasını çıkaracağız. Rabbim bizleri Ramazana kavuşturduğu gibi inşallah bayrama da kavuştursun duasıyla yeni hasat döneminin bereketli olmasını diliyorum. Soframızı şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Allah'a emanet olun.
 
 
15.05.2019
Devamı

Besici'ye Dünya Çiftçiler Günün'de ŞOK

Besilik İthalat Açıldı
Tarım ve Orman Bakanlığınca 25 Aralık 2018 den beri kapalı olan besilik ithalatı bugün açıldı.
Karkas fiyatları 1TL düşerken besici feryatta.
Hayvancılık sektörünün üzerinden bir türlü kara dumanlar gitmek bilmiyor. İç piyasada yerli üretici ekonomik sıkıntılarla uğraşıp dururken bu kez de besilik ithalat kapıları açılarak yerli üreticinin işletmesine kilit mi vuruluyor? Sorusu akıllara geldi.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğünce açılan besilik ithalatın 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günün ’de açılması da manidar oldu. 
 
14.05.2019
Devamı

Bugün Elleri Nasırlı Olanların Günüdür

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik dünya çiftçiler günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Başkan Çelik; “ Bugün nasırlı elleri öpülesi insaların günüdür. ”dedi.
TÜDKIYEB Başkanı Çelik Şunları kaydetti.
“4 Mayıs, Dünya’da ve ülkemizde insanların gıda ihtiyacını büyük zorluklara rağmen karşılamak adına, toprağını işleyerek, hayvanına bakıp besleyerek üreten, nasırlı elleri öpülesi insanların günüdür.
Bu vesileyle sadece 14 Mayıs değil, yılın her gününün alın teri ile çalışan, üreten çiftçilerin günü olması düşüncesiyle bütün çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü kutluyorum.”dedi.
 
 
14.05.2019
Devamı

14 Mayıs ve Çiftçi

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü! Dünya Çiftçiler Günü Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun (IFAP) kuruluş tarihi olan 14 Mayıs 1984 yılından beri her yıl kutlanıyor. Dünya Çiftçiler Günü'nde beslenmemiz için gerekli tarım ürünleri üreten çiftçilerimizin bağ, bahçe ve tarlada nasıl zor şartlar altında çalıştıkları hatırlatılarak onların haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesine dikkat çekiliyor. 

14 Mayıs ve Çiftçi

Peki 14 Mayıs’ta mı çiftçi sadece hatırlanacak ve anılacak. Anılacak diyorum çünkü Anadolu’nun bir çok yerinde çiftçiler üretimi çiftçiliği bırakmış durumda. Her geçen gün çiftçimiz eriyip gidiyor. Bizlerde sadece seyrediyoruz. 
 Nereye kadar? Bu duruma Dur demek için Tarım sektörünü ayağa kaldırmak için neyi bekliyoruz. Çiftçi sadece 14 Mayıs gününde hatırlanmamalı. Bu hatırlamayı yılın her gününe yayarak reelde destekleyerek, girdilerini düşürerek bugün zor günde oldukları gibi yanlarında olarak;
Mazotu yarı fiyatına vererek, Tarımsal destekleri gününde ve zamanında ödeyerek, sıkıştığımızda ithalat kapısını çalmadan yerliyi destekleyerek gibi 14 Mayıs Çiftçiler gününü çok daha güzel kutlarız.
Muhammet Oluklu
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni

 
 
14.05.2019
Devamı

Tarım Bakanları Zirvesinde İkili Görüşmeler Dikkat Çekti

Bakan Pakdemirli başkanlığındaki Türk Heyeti, Japonya'da düzenlenen "G20 Tarım Bakanları Zirvesi"nde Hindistan, Çin, İngiltere, Hollanda, Japonya tarım bakanları ve AB Komiseri ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve beraberindeki Türk heyeti, Japonya'nın Niigato kentinde başlayan zirve kapsamında, ilk olarak Hindistan Devlet Bakanı Ulusal Dönüşüm Enstitü üyesi ve aynı zamanda FAO Başkan adayı Prof. Ramesh Chand ve heyetiyle bir araya geldi.
Görüşmede Hindistan ile Türkiye arasındaki ticaretin geliştirilmesi, iklim değişikliği ve gıda güvenliği konularında iki ülkenin sorunlarının aşılmasına ilişkin atılacak adımlar ele alındı.
Pakdemirli, Çin Tarım Bakanı Changfu Han ile gerçekleştirdiği görüşmede, ilişkilerin iyi seviyede yürütüldüğü, iş birliğinin ticari anlamda daha ileri taşınması gerektiğini belirtti.
İngiliz Tarım Bakanı Robert Goodwill ile de bir araya gelen Pakdemirli, iki ülke ilişkilerini daha ileri taşımak için yapılacak çok şey olduğunu vurguladı. Goodwill'i Türkiye'ye davet eden Pakdemirli, iş birliğinin geliştirilebileceğini kaydetti.

Pakdemirli, Hollanda Bakanı Carola Johanna Schouten ile görüşmesinde, iki ülke teknik heyetlerinin bir araya gelebileceğini ve tarım yürütme komitesi toplantısının yapılabileceğini aktardı.
G20 ev sahibi Japonya Tarım Bakanı Takamori Yoshikawa ile de görüşen Pakdemirli, iki ülkenin tarımsal ilişkilerinin daha ileriye taşınması adına izlenecek yollara dair görüşlerini aktardı. Pakdemirli, iki bakanlık arasında ilişkilerin yasal temellerini oluşturmak için daha önceden müzakerelerine başlanan tarım alanındaki iş birliği anlaşmasının imzalanması gerektiğine değinerek, Bakan Yoshikawa'yı Türkiye'ye davet etti.  Pakdemirli, ayrıca AB Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldi.
 
 
 
13.05.2019
Devamı

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Temsilcileri İle İftarda Buluştu

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Kuruluşları Temsilcileri ile iftarda buluştu.

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Tanrıverdi Medya Temsilcileri ile bir araya gelerek gündeme ilişkin konular üzerinde fikir alış verişinde bulunuldu. Başkan Tanrıverdi şunları kaydetti. “ Başı rahmet ortası mağfiret sonu ise cehennem çukurundan kurtuluş olan mübarek ramazan ayını idrak ediyoruz. Bu güzel günde sizlerle bir aradayız. İstedik ki Medya Temsilcilerimiz ve mensuplarımız ile bir arada olalım. Bu vesile ile buraya kadar gelip iftarımıza davetimize katılımlarınızdan ötürü yönetim Kurulum adına teşekkür ediyorum.”dedi.




 
 
12.05.2019
Devamı

TİGEM'den Genç Çiftçi İçin İkinci ihale Çağrısı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM), Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde bir ihale duyurusu yaparak 13 294 baş muhtelif ırklarda alıma çıkmıştı. İhale sonuçları açıklandı. Edinilin bilgiye göre TİGEM muhtelif ırklarda ivesi, Akkaraman ve mor karaman ırklarından alım gerçekleştirdi. TİGEM bu kez de yeni ilana çıkarak 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun alımını Resmi Gazeteden duyurdu.

Buna göre, Genç Çiftçi Projesi kapsamında dağıtılmak üzere toplam 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun satın alınacak.

İhaleye katılacak istekliler, ihale dokümanını TİGEM Ticaret Daire Başkanlığından 50 lira karşılığında temin edebilecek.

İstekliler tarafından teklif edilen toplam tutarın en az yüzde 3'ü oranında geçici teminat verilmesi zorunlu olacak.

Teklif mektuplarının 15 Mayıs saat 15.30'a kadar TİGEM Genel Evrak Servisine teslim edilmesi gerekiyor. 


 







 
10.05.2019
Devamı

Üretici'de Yetiştirici'de 2019 Yılına Ait Tarımsal Desteklerin Açıklanmasını Bekliyor

Ramazan ayı girdi. Hala Seçimlerden kurtulamadık. Toplum seçimlerden ziyade icraat ve ekonominin düzelmesini bekliyor. Şimdi de sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin süreç.

Ekonomide, Tarım sektörü ’de yeterince sallandı. Artık bu seçimleri bir kenarı bırakıp sorunların çözüm noktasına gidilse. Ekonomiye ve Tarım sektörüne bir can suyu planı devriye girse de piyasalar düzene girse. Şubat ayının başlarında 5,16 seviyelerinde olan dolar bugün 6,17 leri gördü.

Tarımda 2019 Desteklemeleri Açıklanmadı.
Üreticinin, yetiştiricinin Tarımla uğraşan her kesimin gözü kulağı 2019 yılına ait Tarımsal Desteklemelerinde. Tarım deyip geçmeyelim. Bu ülkenin ayağa kalkması ve şahlanması Tarım sektöründen geçiyor. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Milli Ekonominin Temeli Ziraat’tır”. Peki nerde kaldı?

Bu işlere neden ehemmiyet göstermiyoruz. Hükümetin aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılına ait yaklaşık 16 .1 Milyar TL Tarımsal Desteği açıklaması gerek. Çiftçi, yetiştirici üretim kararı verebilmesi için tarımdaki planlamayı görmesi gerek. Çünkü şuan desteklemeler kilit dönemde.
Edindiğimiz bilgilere göre kırsalda üretici motivasyonunu kaybetmiş durumda. Ekimden ’de bakımdan da zarar ediyor. Devlet babasından uzanacak eli bekliyor.

Pancar üreticisi 6 aydır fiyat bekliyor
Şimdi çiftçi pancar ekmese Şeker sıkıntımız var denilip ithalat kapılarını açarız. Önce içerdeki yerli ve milli üreticiyi sahip çıkılması gerek Tarımda artık şu planlamaları yerinde ve zamanında yapalım.
Başta Tarım ve Hayvancılık sektörü olmak üzere herkesin motivasyona ve can suyuna ihtiyaç var. Tarım ’da ve Hayvancılık ’ta üretene, yetiştirene kulak verelim.
 Tarımsal destekleri biran önce açıklayalım. Hem Ödenmeyen 2018 yılına ait yağlı tohumlar desteğini, aynı zamanda 6 aydır açıklanmayan pancar fiyatını açıklayalım.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın dediği gibi "Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiyeyi Kalkındıramayız" Artık Anadolu tarımsal üretimle tekrar ayağa kalkmak istiyor.


Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
09.05.2019
Devamı

ESK'nın Ek Bütçesi Tarımsal Destekleme Bütçesinden Karşılanacak

Tarım ve Orman Bakanlığının "Et Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Et Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde hazırlanan tebliğe göre, et piyasasının düzenlenmesi için gerekli kaynak, bütçede 2019 yılı tarımsal desteklemeleri için ayrılan ödenekten karşılanacak.

Piyasada oluşan kırmızı et alım fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında olması halinde, yerli üreticiyi korumak için ESK tarafından gerçekleştirilen alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma ödenecek. 

Perakende kırmızı et satış fiyatlarının tüketici aleyhine yükselmesi halinde, tüketicilerin alım gücü göz önünde bulundurularak ESK'nin piyasaya yapacağı et satış faaliyetleri neticesinde oluşacak alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma aktarılacak.

İhtiyaç duyulması halinde, ESK'nin kırmızı et piyasasına müdahale amacıyla yaptığı alım satımları neticesinde oluşacak farkı gösteren ıslak imzalı ve onaylı icmal ESK tarafından hazırlanarak Hayvancılık Genel Müdürlüğüne gönderilecek.

ESK HESABINA ÖDENEK AKTARILACAK

2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden, hayvancılık desteklemeleri kalemine kırmızı et piyasasının düzenlenmesine ilişkin olarak aktarılan ödenek, bütçe işlemlerini takiben ESK'nin hesabına aktarılacak. Ziraat Bankası AŞ Genel Müdürlüğü'ne hizmetlerinden dolayı, ödenen tutarın yüzde 0,2'si oranında komisyon ödenecek.

Bakanlık, ödemelerde ihtiyaç duyulacak belgeleri belirlemeye ve değiştirmeye, ödemeye esas işlemlerin yürütülmesine ilişkin diğer düzenlemeleri yapmaya, banka ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla protokol yapmaya yetkili olacak.

Bu arada, Belirli Canlı Tırnaklı Hayvanların İthalatı ve Transit Geçişine İlişkin Hayvan Sağlığı Kurallarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik'te de değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin, "canlı tırnaklı hayvanların ithalatına ve transit geçişine yalnızca bakanlıkça hazırlanan listelerde yer alan ülkelerden izin verilmesine" ilişkin hükmünün yürürlük tarihi 2 yıl daha uzatıldı.
 
08.05.2019
Devamı

Sıfır Atık Temalı Lider Çocuklar Tarım Kampında

Tarım ve Orman Bakanlığınca her yıl ilköğretim 4. sınıf öğrencilerine yönelik doğa bilinci ve çevre farkındalığını kazandırmak, tarladan sofraya gıda üretim teknolojileri ve gıda güvenilirliği hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen "Lider Çocuk Tarım Kampı" etkinliği gerçekleştirildi. 

Bu yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce 6.’sı gerçekleştirilen kamp programının teması bakanlık tarafından "Sıfır Atık" olarak belirlendi. Çukurova İlçesi Emine Nabi Menemencioğlu İlkokulu 4A sınıfı öğrencileriyle Lider Çocuk Tarım Kampı etkinliğinde israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, oluşan atık miktarının azaltılması, etkin toplama sistemlerinin önemi, atıkların geri dönüştürülmesi, atık önleme yaklaşımının benimsenmesi konularında Adana’da bulunan atık firmalarıyla ve Çevre Şehircilik Müdürlüğüyle görüşülerek tarım kampına katılan çocuklara farkındalık eğitimleri verildi. Adana çöplüğü gezilerek bilgiler alındı.
Temaya uygun olarak öğrencilerin kullanılmış ayakkabı, çizme, su şişeleri ve farklı eşyaları çilek fideleri ve çiçek dikimi gerçekleştirildi. Bu etkinliklerle Çocuklara Sıfır Atık konusunda farkındalık kazanmaları sağlandı.

Lider Çocuk Kampı programı etkinliğine Vali Mahmut Demirtaş'ın eşi Beyhan Demirtaş, Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Ali Tekin ve eşi, idarecileri ve personeller katıldı. Beyhan Demirtaş, çocuklarla birlikte atık şişe ve pet şişelere çiçek ve çilek fidesi dikti.
Demirtaş, atıkların kontrol altına alınarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Geri dönüşüm bilincinin çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılanması gerektiğinin altını çizen Beyhan Demirtaş, bu tarz farkındalık etkinliklerinin arttırılmasının önemini de belirterek çevre bilincinin her şeyden önce bir kültür göstergesi olduğunu ve Türk kültüründe tasarrufun önemli bir yer kapladığını dile getirdi.
Etkinliğin sonunda öğrencilere katılım belgeleri verildi. 
07.05.2019
Devamı

Gübre Analiz Laboratuvarları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2019 yılı gübre analiz ücretleri ile gübre analizlerinin yaptırılacağı analiz ve referans kurum laboratuvarlarını açıkladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Gübre Analizlerinin Yaptırılacağı Analiz ve Referans Kurum Laboratuvarları ile Analiz Ücretleri Hakkında Tebliğ (No: 2019/24), 5 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlandı.

Kimyevi gübre analiz kuruluşları
Tebliğe göre, Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan kimyevi gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar şunlar:
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarı/İSTANBUL,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Zeytincilik Araştırma İstasyonu/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA,
Proanaliz – ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları

Organik gübre analiz kuruluşları
Tarımda Kullanılan Organik, Mineral ve Mikrobiyal Kaynaklı Gübrelere Dair Yönetmelik gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan organik gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar da şöyle:
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ERZURUM,
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi/ADANA,
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ADANA,
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/KONYA,
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarları/İSTANBUL,
Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Şahinbey/GAZİANTEP,
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Alata/MERSİN,
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ANTALYA,
GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ŞANLIURFA,
Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü Menemen/İZMİR,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma Enstitüsü/KONYA,
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü/İZMİR, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ESKİŞEHİR,
Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Tarımsal Analiz Laboratuvarı/MANİSA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Proanaliz- ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
Biyotar Organik Tarım Orman Kimya San. ve Tic. A.Ş./ANKARA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları.

Gübre analizleri için referans kuruluşlar
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınacak kimyevi ve organik gübre numunelerinin analiz çalışmalarında uyulacak usul ve esaslar, analiz kuruluşları ile Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü arasında imzalanan bir protokol ile belirlendi.

Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan kimyevi gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Laboratuvarları ile bu kurumdan yeterlilik belgesi almış olan Gübretaş Gübre Fab. T.A.Ş. Körfez/KOCAELİ Laboratuvarı referans kuruluş olarak yetkilendirildi.
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan organik gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa tabi hastalıklar yönünden Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA, diğer parametreler yönünden de Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA ve TSE Laboratuvarları referans kuruluş olarak  yetkilendirildi.
 
 
 
06.05.2019
Devamı

Çiftçi Tarım'dan Soğutuluyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan “Tarımda Milli Birlik Projesi’nin”, aslında holdingleşmenin önünü açmak suretiyle, yerli ve milli tarımı bitirme projesi olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin tarımsal yapısını tüm kurumlarıyla birlikte tamamen değiştirecek olan Tarımda Milli Birlik Projesi’nin, Türkiye’de uygulanmasının çözüm üretmeyip yeni sorunlar üreteceğini belirtti.
Bu projenin, yerli ve milli tarımı yok etmek için hazırlanmış bir proje olduğunu vurgulayan Gürer, “AKP iktidarı, güya tarımda yaşanan sorunların çözümü için hazırladığı proje ile yurtdışındaki tekellerin taleplerini öne alıyor” dedi.

TÜRK TARIMININ DEVREDİLECEĞİ ŞİRKETE YABANCI SERMAYE DE ORTAK OLACAK
Tarım ve Orman Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatlarının ve tarımda faaliyet gösteren devlet kurumlarının organizasyon yapısını tamamen değiştirecek olan projeyle, Türk tarımının kurulacak olan bir şirkete devredilmek istendiğini anlatan Ömer Fethi Gürer, “Bu şirketin yarısına özel sektör ortak olacak. Aralarında TMO, Atatürk Orman Çiftliği, Türk Şeker, Çaykur gibi kuruluşlar şirket iştiraki haline gelecek. Davul boyunlarında asılı ama tokmak başkasında olacak . Bu yerli ve milli tarımı bitirme projesidir” diye konuştu.
AKP’nin kamu kurumlarındaki TC ibaresini kaldırttığını da anımsatan Gürer, “İktidar, milli kelimesinin içini boşaltıp yerli ve milli olan her şeyi yok etme çabasını devam ettiriyor. Tarımda kurbağanın suyunu ısıta ısıta son aşamaya getirdiler. Şimdi kurbağanın haşlanıp ölüm noktasına geldiği dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

BENZER BİR PROJE DENENDİ AMA BAŞARILI OLMADI
Benzer bir projenin 1990’lı yıllarda denendiğini ancak uygulamadan sonuç gelmediği için vazgeçildiğini anımsatan CHP Milletvekili Gürer, bugün hayata geçirilmek istenen projenin de geçmişte denenen ancak başarılı olamayan projenin başka bir versiyonu olduğuna dikkat çekti.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, başta Ziraat Odaları olmak üzere tarımla ilgili olan tüm kesimlerin, tarımda yerli ve milli olan her şeyi bitirmeyi amaçlayan bu projeye karşı hassas ve duyarlı olması gerektiğine de vurgu yaptı.
Gürer, içerik olarak tarımın şirketleşmesine yol açacak projeyle, yabancı tekellerin Türk tarımını ele geçirme girişimine karşı çıkılması gerektiğini söyledi.

TARIMDA İSTATİKSEL VERİLER
AKP İktidarının 17 yıldır uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle zaten tarımın bitme noktasına getirildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜİK verilerinin giderek tarım arazileri ve çiftçi sayısında düşüşü işaret ettiğini belirtti. Gürer, son 10 yılda çiftçi sayısının yüzde 38, tarımda istihdam edilen tarım çalışanı sayısının yüzde 50 oranında azaldığına belirtti.
2002 yılında 7 milyon 458 bin kişinin çalıştığı tarım sektöründe 2018 yılında 4 milyon 983 bin kişinin çalıştığına vurgu yapan Gürer, 17 yıl önce 930 bin hektar olan sebze ekili alanın bugün 790 bin hektara gerilediğini belirtti. 25 yılda 4,5 milyon hektar tarım alanın yok olduğunu söyledi.
Projenin hayata geçmesi halinde yaşanabilecek sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Milletvekili Gürer, “Tarım şirketlere devredilecek, yerli tohumu geliştirme ve yerli fidanı koruma gibi uygulamalar tümden yok edilecek ve bu işlemler yabancı tekellerin eline verilecek. Çiftçilik üretimi sekteye uğratılacak, büyük işletmelerle köy ve kırsalda aile tipi işletmeler ortadan kaldırılıp köyden kente göç artacak, yabancı holdinglerin GDO’lu ürünlerini üretmenin yolu açılacak” dedi.

"ÇİFTÇİ TARIMDAN SOĞUTULUYOR"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Büyükşehir Yasasıyla birlikte köy tüzel kişiliğini sona erdiren, 16 bin civarında köyün tarım alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasının tarım alanları için ciddi sorunlar ürettiğini ifade ederek, “Halen bir türlü bitmeyen toplulaştırmada, parçalı arazilerin birleştirilmesi uygulaması son yıllarda bakanlık bakanlık gezen bir duruma getirildi, girdi fiyatlarında artış ile toprağın sorunları sonucu çiftçi topraktan bilinçli olarak uzaklaştırılıyor” diye konuştu.

Gürer uygulanması düşünen projenin Üretici çiftçi lehine olmadığını belirterek, “Üretici ürününü değerinde satamayacak, tüketici ise pahalılığa mahkum edilecek. Tarım ve Orman Bakanlığının ve bağlı kuruluşlarının etkinliği azaltılacak, uluslararası tekellerin ülkemizdeki kontrolü artacak, ithalat ve bağımlılık daha da artacak. Çiftçi şirketin kararlarına teslim edilecek. Sertifikalı tohum sonrası bu kez çiftçinin, üreticinin ekeceği, üreteceği ürünler şirket kontrolüne geçecek. Fiyatları şirket belirleyecek, çiftçinin geliri düşüp zamanla kendi topraklarında amele durumuna düşürülecek. Tarımda kooperatifçiliğin sonu getirilecek. Sömürünün, tekelleşmenin önü açılacak, Kırsal kalkınma diye bir kavram kalmayacak, tekeller kalkındırılacak” dedi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu modelin tarımda birlik değil holding dönemini başlatacağını ve kırsal kalkınmanın tamamen göz ardı edileceğini ifade etti. Gürer, yatırım desteklerinin ise holdingin kontrolüne geçeceğini vurguladı.
 
 
06.05.2019
Devamı

Yem Fiyatları Karşısında Süte Yapılan Zam'ın Bir Önemi Kalmamıştır


Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Kayan, artan yem fiyatlarını Anadolu İzlenimleri ’ne değerlendirdi. Başkan Kayan hayvancılığın ciddi anlamda köşeye sıkıştığını belirterek, bir an önce önlem alınması gerektiğini söyledi.

Başkan Kayan, "Son zamanlarda yem fiyatlarına gelen zamlar gerçekten üreticiye çok zor durumda bıraktı. Şu anda üretici ne yapacağını bilemez durumda. Süt fiyatları da 1 Mayıs itibariyle 2 TL yapılarak zam geldiği söylendi. Ancak bilinen ama görmezlikten gelinen  bir şey varki yeme son 1 ayda gelen 3 ayrı zam 13 TL yem fiyatlarını artırarak yüzde 20'lik bir zam oranı oldu. Bu zam gerçekten üreticiyi zor duruma soktu. Tabii sütümüze gelen zam ile yem fiyatlarına gelen zammı kıyasladığımızda süte gelen zammın hiçbir önemi kalmamıştır. Yani, Ulusal Süt Konseyinin verdiği fiyat şu anda üreticinin cebine değil, otomatik olarak yem sanayicisinin cebine gitmiştir.

 Burada devletimiz gerçekten hayvancıların zor durumda olduğunu da biliyor ama gerekli destekleri, gerekli çalışmaları biran evvel başlatması gerektiğini düşünüyorum. İnşallah devletimiz, yılbaşından bu tarafa vermiş olduğu 25 kuruşluk desteği sürdürürse, yıl boyunca bu destek devam ederse bir nebze de olsa ayakta durma ihtimali var. Yoksa bütün hayvanları üreticilerimiz yavaş yavaş kestirme yoluna gidecekler ve şu anda da müthiş bir kesim var. Özellikle dişi hayvanların kesimi. Yani artık insanların dayanacak gücü kalmadı. Bu yüzden devletimizin bir an evvel önlem ve tedbir almasını istiyoruz" dedi.
 
04.05.2019
Devamı

Buğday'da Ton Başına 1350 Lira

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin 75'inci Genel Kurulu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan buğday ve arpa alım fiyatlarıyla ilgili açıklamada bulundu. ''Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir'' dedi.

Malum mevsim itibariyle çiftçimiz toprağını sürdü, alın terini akıttı ve hasat dönemi için hazırlanmaya başladı. Yağış bakımından bereketli bir yıl geçiriyoruz. Hububat alım fiyatını, hasat dönemi başlamadan açıklayarak üreticimizin emeğine göz diken fırsatçıların önüne geçiyoruz. Şimdi bu yılın hububat alım fiyatlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir.

Ayrıca çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize 200 lira mazot, gübre desteği yapılacaktır." Dedi.
 
 
03.05.2019
Devamı

Balığın Padişahına Çalıştay

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından hamsi çalıştayı yapıldı.
Trabzon’da  bir otelde 7cisi gerçekleştirilen Hamsi çalıştayına TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Daire Başkanı Ali Ayar, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanı Vekili Melih ER,  Trabzon Tarım ve Orman Müdürü Cahit Gülbay, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Ercan Küçüğün yanı sıra Dembir Başkanı Ali Güney ve çok sayıda akademisyenler ve reisler katıldı.



Programda bir açılış konuşması yapan TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan şunları kaydetti.




Öncelikle Hamsi çalıştayının 2010 yılından beri yapılması ve sürdürebilirliği açısından çok önemli. Enstitümüz Trabzon’a çok büyük değerler katmaktadır. Hamsiyi anlatamaya gerek yok. TAGEM olarak entimüzüde stok tespitleri yapılıyor sadece kendi kara sularımızda değil komşu ülkelerimizin kara sularında da stok tespiti yapıyoruz. Hedefimiz Karadeniz’in tamamında stok tespiti yapmak. Bu çalışmalar hamsiyi daha uzun yıllar yaşatmak ve tüketebilmek içindir. Türkiye’de avlanan balığın yüzde ellisini hamsi oluşturmakta. Hamsinin baklavasına kadar her şey yapılıyor. Buda Karadeniz insanın ne kadar azimli ve çalışkan olduğunun bir göstergesidir. “dedi.


 
 
 
 
03.05.2019
Devamı

TİGEM ÜRETİCİ BİRLİĞİ’NDEN DAHA UYGUN FİYATA KOYUN MU ALACAK

(TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıtılmak üzere 13.294 baş muhtelif ırklarda koyun satın alacak.

30 Nisan 2019 tarihli resmi gazetede yayınlanan 13,294 baş muhtelif ırklarda koyun satın almak için resmi gazeteye ilan çıkan TİGEM; koyun üretemiyor mu? Sorusunu akıllara getirdi.

TİGEM ile TÜDKİYEB arasında 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında bir protokol imzalayarak Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden koyun alımı gerçekleşecekti.

Ancak TİGEM 30 Nisan 2019 tarihli ve 30760 sayılı 3993/1-1 resmi gazetede muhtelif ırklarda koyun alım ihalesinin duyurusunu yaptı.
TİGEM’in bu duyurusu Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıttığı koyunları Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden aldığı fiyattan daha altına almayı mı planlıyor. Sorusunu akıllara getirdi.



 
 
 
 
 
02.05.2019
Devamı

Süt Üreticileri Merkez Birliğinden Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın Çağrısı

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği artan yem fiyatlarına yönelik yazılı  bir açıklama yaparak “Yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır. ”denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.”
 
 
Ulusal Süt Konseyince 01 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yıl sonuna kadar çiğ süt tavsiyesi fiyatı 2.00TL olarak açıklanmıştır.
Ancak tavsiye çiğ süt fiyatı belirlenmeden çok kısa zaman öncesinde ve sonrasında yem fiyatlarına defalarca uygulanan zamlar, yem ve süt paritesinin istikrarlı bir şekilde sağlanamaması, üreticilerimizi ve sektörü ciddi anlamda olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur.


Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın
Gelinen noktada yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır.
Hal böyleyken Tarım ve Orman Bakanlığımızın vereceği desteklerin artması, üreticilerimizin en büyük beklentisi olmuştur. 2019 yılı ilk 3 ayında verilen süt destekleme rakamının yıl boyunca devam etmesi ve yem bitkilerinin üretiminin arttırılması için ilave destekler verilmesi gerekmektedir.
2019 yılı Ocak Şubat Mart ayları süt destek primi 25 kuruş olarak belirlenmiş ve ocak ayı destek primleri yatırılmış, önümüzdeki süreçte şubat ve mart aylarının desteklerinin ödenmesi beklenmektedir. Bu destekleme rakamlarının yem fiyatları stabil bir durum kazanana kadar devam etmesi sektörümüz için önem arz etmektedir.
 
Döviz’den En çok Etkilenen Sektör Tarım
 
Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.

İstikrarlı Üretim İçin Destek Artırılmalı
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.
Hedefimizin büyümek için üretimden geçtiği unutulmamalıdır.
 Üretmemiz için ise süt ve süt ürünleri politikasının günün şartlarına göre sürekli güncellenmesi ve tedbirlerin alınması sektörün ve üretimin gelişmesinde olumlu katkılar sağlayacaktır.
Her zaman üreticilerimizin yanında olan Sayın Bakanımız ve çalışma ekibinin bozulan yem süt paritesiyle ilgili çalışmalarını da destekliyoruz.
 
 
02.05.2019
Devamı

 HAMSİ AVCILIĞI

 Ülkemizde deniz ürünleri üretiminin ortalama %60’ını tek başına oluşturan hamsi, Karadeniz Bölgesi kültürünün bir parçasını oluşturmuş, istihdam ve ekonomik faaliyetin yanında edebiyattan türkülerine kadar konu olmuş bir canlıdır. TÜİK-2017 verilerine göre avlanan deniz ürünlerinin içerisinde (269.676 ton) hamsi tek başına birinci sıradadır (158.093 ton). Görüldüğü üzere tek başına hamsi avcılığından elde edilen ürün miktarı ülkemizin toplam üretim miktarında belirleyici olmaktadır. Geçmişten günümüze hamsi avcılığının gelişimine bakıldığında, balıkçılarımızın deneyim kazandığı, teknolojik gelişmelerin balıkçı teknesi sahipleri tarafından takip edildiği ve buna bağlı olarak günümüzde hamsi av filomuzun modern teknik donanıma sahip olduğu görülmektedir.
Ülkemizde balıkçılık yönetiminde son yıllarda bazı önemli adımlar atılmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı AB uyum kapsamında veya Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) gibi uluslararası kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarla yürütülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı,  Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar sonucunda Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SUBİS) ve Balıkçı Gemilerinin İzlenme Sistemi (BAGİS) oluşturulmuş, tekne ve av verileri web üzerinden kayıt edilmeye başlanmıştır. Balıkçılık aktivitelerinin izlenmesi açısından son derece önemli bir uygulama olmuştur. Ayrıca avlanan balıkların belirli liman ve barınaklardan karaya çıkarılmasını sağlamak için karaya çıkış noktalarına liman ofisleri kurulmuştur.
Bütün balık türleri için uygulanan yönetim aktiviteleri yanında sadece hamsi avcılığını ilgilendiren bazı uygulamalar da yürürlüğe alınmıştır. Son yıllarda hamsi sezonu boyunca gündüzleri avcılık yapılmamakta gece avcılığı yapılmaktadır. Avlanan hamsinin nakli sırasında hamsi nakil belgesi düzenlenmesine başlanmıştır. Günümüzde uygulamaya aktarılan bu kararların hamsi türünü korumaya yönelik etkileri olumlu sonuçlar vermektedir.



Hamsi yönetim politikası için pek çok araştırma yapılmaktadır. Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından 1989’da başlayan dönemsel hamsi çalışmaları 2005’den beri sürekli izleme projeleri ile devam etmektedir. 2013 yılından itibaren yapılan çalışmalarla hamsi hem karaya çıkış noktalarında hem de denizden akustik yöntemlerle takip edilmektedir. Gürcistan yetkililerinden gelen davet üzerine bu yıl ilk kez Karadeniz’in Türkiye kıyılarında yapılan çalışmalara Gürcistan kıyıları da eklenerek akustik seferlere devam edilmiştir. Böylece ilk kez Tarım ve Orman Bakanlığına ait bir araştırma gemisi ile yabancı ülke sularında araştırma seferi icra edilmiş ve ülkemizin uluslararası denizlerde de araştırma kabiliyeti gözler önüne serilmiştir.  

Hamsi avcılığının yıllık sezon değerlendirilmesi için, balıkçılık sezonunun nisan ayı itibari ile son bulmasına müteakip mayıs ayı içerisinde Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından hamsi çalıştayı yapılmaktadır. İlki 2010 yılında yapılan ve bu yıl 7.si düzenlenecek olan hamsi çalıştayına, balıkçılar başta olmak üzere TAGEM, BSGM, üniversitelerin ilgili fakülteleri, enstitüler, kooperatifler, birlikler, sivil toplum örgütleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşları katılım sağlamaktadır. Çalıştaylarda Hamsi stoklarının sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi, av filosunun takibi, karaya çıkarılan balık miktarının izlenebilmesi ve sürdürülebilirliği ile ilgili konularını içeren çalışmalar sunulmaktadır. Ayrıca Enstitü araştırmacılarının sahada balıkçı ile birlikte çalışmalar yaparken, balıkçının karşılaştığı problemleri, sektör sorunlarını analiz edebilme ve sorun çözümüne odaklı panel de çalıştay içerisinde görüşülebilmektedir. Karar verme aşamasında üniversitelerden, BSGM ve sektör çalışanlarından fikir alışverişinde bulunulmaktadır. Her çalıştay için hamsi balıkçılığının diğer ülkelerdeki uygulamalarını görebilme amaçlı yurt dışından davet edilen konu uzmanları ile de bu çalıştaylar uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu güne kadar kadar Gürcistan, Ukrayna, Rusya ve Peru’dan uzman bilim adamları katılım sağlamışlardır.

Hamsi tarihte olduğu kadar bugün de Türkiye ve Karadeniz için çok önemli bir balık türüdür. Gelecekte de Türkiye balıkçılık sektörü için önemli rol oynamaya devam edecektir. İnsanlarımızın beslenmesi, istihdamı ve ekonomisi için hamsi stoklarında sürdürülebilirliğin sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Stokları etkileyen başta deniz kirliliği olmak üzere çevre sorunları, küresel iklim değişikliği ve bunun yarattığı işgalci türlerin Karadeniz’e girişi gibi çok boyutlu sorunların kısa vadede üstesinden gelmek mümkün değildir. Mümkün olan en akılcı yönetim önlemi avcılığının bilimsel esaslar çerçevesinde düzenlenmesi olacaktır.
 
 N. Selda BAŞÇINAR, Murat Erbay, Ahmet Faruk YEŞİLSU
Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Trabzon
 
 
 
 
02.05.2019
Devamı

Oyuncakçıdan Arı Ölümlerine Anlamlı Destek

Antalya'da yaşayan oyuncak zanaatkarı Haşim Süzme ile Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle 'Arılar ölmesin' kampanyası başlatıldı. Kampanya ile arıların insan hayatındaki önemini vurgulanacak. Arılar ölmesin kampanyası ile dünya çapında bir farkındalık yaratmayı amaçlayan Haşim Usta, atölyesinde ahşap minyatür arı kovanları yaparak öğrencilere hediye ediyor. Öğrenciler ise bu kovanları boyayarak arılar için doğaya bırakıyor. Usta, "Amacımız arıların önemini öğrencilere aşılamak" dedi.



ÖZEL ÖĞRENCİLER İŞ BAŞINDA

Öte yanda Proje kapsamında Aksu Mustafa Kemal Özel Eğitim Meslek Okulu öğrencileri EXPO 2016 alanında oluşturulan atölyede arı kovanlarını boyadı. Özel öğrenciler farklı renklere boyadıkları minik kovanları, daha sonra doğaya bıraktı. Öğrencilerin el becerileri ve arı farkındalığı bilincinin oluştuğunu söyleyen El Sanatları Öğretmeni Gülay Yıldız Sırlan, "Arıların yardımlaşması ve çalışkanlığı özel öğrencilerimize örnek oldu" dedi. Oyuncakçı Haşim Usta ise özel öğrenciler için okula bir atölye yapacağını belirtti.
 
02.05.2019
Devamı

Çoban Sorununu Çözeceğiz

Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, "Çoban konusu çok ciddi bir sorun. Bu konuda girişimlerimizi başlattık" dedi. 
Tarımda Milli Birlik Projesi kapsamında düzenlenen Hayvancılık Şurası Antalya'da başladı. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) tarafından gerçekleştirilen programda sektörün sorunlarını dinleyen ve bir konuşma gerçekleştiren Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, küçükbaşla ilgili çalışma yapılırken sektörün tüm paydaşlarıyla bir araya gelindiğini kaydetti. Türkiye'nin küçükbaş hayvan varlığında artış meydana geldiğini ve 46 milyon seviyesinde olduğunu ifade eden Erdurmuş, aynı şekilde büyükbaş ve sütte de bir artış olduğunu aktardı.
Erdurmuş, Türkiye'deki canlı hayvan varlığındaki artışın dünya ülkelerinin hiçbirinde olmadığını söyledi. Erdurmuş, "Bundan sonraki günlerimiz geçmiş yaşadığımız günlerden çok daha güzel olacak. Tabi bizler sektörün sorunlarıyla ilgilenirken gelecekle ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Şu anda bir başarı hikayemiz var ve yerimizde sayamayız, kendimizi geliştirmemiz lazım. İlk çalışmamız küçükbaş üzerine, bu konuda projemizi hazırladık. Ülkenin geleceğini coğrafyanın kaderine uygun olarak küçükbaş üzerine uygulamaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Çoban ciddi bir sorun"

Hayvancılık sektöründeki sorunlar üzerinden spekülasyon yapıldığının altını çizen Erdurmuş, bu tür spekülasyonların üreticinin emeğine saygısızlık olduğunu söyledi. Erdurmuş, "Bu coğrafya kendi kaderini çizebilir, yeter ki biz inanalım, devlet üreticinin arkasında" mesajını verdi.
Çoban konusunun ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Erdurmuş, bu konuda girişimlerin başlatıldığını ve ilgili bakanlıklarla temasa geçildiğini açıkladı. Bir diğer konu olan meranın önemli bir kültür olduğunu dile getiren Erdurmuş, bu konuyu sosyolojik yapıyla ele almak gerektiğini kaydetti. Erdurmuş, "Küçükbaştaki hedefimize hep birlikte hızlı bir şekilde ulaşacağız" mesajını verdi. 
 
30.04.2019
Devamı

ŞEKER PANCARI POSASI DEYİP GEÇMEYELİM

Uzun zamandır hayvancılık sektörünün konuştuğu en büyük konu, kaba yem ve onun tedarikidir. Yıllardır bu sorunun nasıl çözüleceği veya nasıl halledileceği hala sorgulanıp duruyor. Gerek kendi arazilerimizi tam manasıyla sulayamıyor ve kullanamıyor olmamız, gerekse tarlaların parçalı, ufak tefek alanlara sahip olması sorunu iyice derinleştirmektedir. Türkiye coğrafyası genel manada yağış bakımından fakir durumdadır. Öyle zengin değildir. Peki bunca olumsuzluğa, bunca sıkıntıya rağmen hiç mi bir çıkış yolu yoktur? Hiç mi olumlu bir senaryomuz bulunmuyor? Sanırım sektörden olsun olmasın herkes, benim gibi kendine bu soruyu sorup durmaktadır. Pek tabi, dış ülkelerden sap-saman getirmekle, bir takım ürünler ithal etmekle de bu iş çözülemez. Bunu herkes bilir. O zaman, öncelikli olarak mevcut şartlarımızı ve eldeki pozitifleri ortaya koymalı. Kendi öz sermayemizi koruyup güçlendirmemiz gerekmektedir. Mısır, yonca, korunga, soya fasulyesi ve daha pek çok kaba yem üretimimizi bir gözden geçirmeliyiz. Özellikle yıllık ihtiyaca göre bir üretim politikamız olmalı. Son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerince ciddi çalışmalar yapılıyor. Bir takım yönlendirmeler oluyor. Ama bunlar üreticiyle  daha güçlü ve daha sıkı yapılmalı, onları cezbedici olmalı ve hatta farklı formüller sunmalı ki, başarılı olsun. Gıda ürünleri, yenilebilir sanayi atıkları çok iyi irdelenmelidir. Yeni teknikler, yeni yöntemler geliştirilerek bu malzemeleri son tanesine, son damlasına kadar değerlendirmelidir.

            Örneğin; senelerdir bildiğimiz "Şeker Pancarı Posası". Geviş getiren hayvanlar için enerji düzeyi yüksek ve ucuz bir yemdir. Hala klasik yöntemle zenginleştirilmeden, basitçe kullanılmaktadır. Hayvan yetiştiren, özellikle besicilik yapanlar çok iyi bilir, tanır bu malzemeyi. Ancak, ürün belirli kilogram ve tonajda sarılıp paketlenmez ve dökme olarak kullanılırsa, büyük oranda zayi olabilmektedir.  O sebeple taze verilecekse, sıraladığım yöntemlerden biri ile depolanmalı, yoksa pelet ya da silaj yaparak daha uzun süre saklayabilmeliyiz. Bir de posayı tek başına vermek yerine, diğer kaba ve konsantre yemlerle karıştırılarak, en az bir hafta içinde alıştırmak suretiyle yedirmeliyiz. Yığın halinde üstü örtülmeden depolanan posanın yarıdan fazlası bozulmaktadır. Böylesi kayıpların önüne geçmek için, bir başka yol da posanın silolanmasıdır.  Hollanda gibi hayvancılığı gelişmiş ülkeler, ürettiği posanın %70’ini silolayarak saklamaktadır. Fakat posanın su miktarı fazla olduğundan, saman, kuru ot kesleri gibi bir miktar kuru yemlerle karıştırarak verilmesi, çok daha fazla fayda getirmektedir.  Ayrıca hayvanları asidoz gibi öldürücü, verim kaybedici bir beslenme probleminden de uzaklaştırmaktadır.

            Aslında, ülkemizin şeker pancarı üretiminde son yıllarda azalan bir performansı olsa da, Avrupa'da yine de 3. sırada yer almaktayız. Evet, dünyada şeker üretiminin % 78’i şeker kamışından,  % 22’si şeker pancarından elde edilmektedir. Avrupa'da şeker üretiminin % 95'i pancara dayalıdır. Dikkat edersek, Avrupa Birliği ülkeleri elde ettikleri şekeri % 50 daha ucuza kamış şekerinden sağlayabileceği halde, bunu yapmayıp pancar üretimini devam ettirmektedir. Bununda nedeni, aşağıda saydığımız pancar ziraatının ve sanayisinin üreticilere sağladığı katma değerlerdir.
Bu katkılar:
1- Pancar ciddi bir istihdam oluşturmaktadır.
2- Getirisi ve katma değeri yüksek bir üründür.
3- Son yıllarda stratejik yapısı daha iyi anlaşılmıştır.
4- Yan ürünlerden posa, melas ve alkol eldesiyle ekstra kazanç sağlayabilmektedir.
Türkiye Şeker Kurumu verilerine göre; Ülkemizde 1 ton şeker pancarından 160 kg şeker, 500 kg posa ve 38 kg melas elde edilmektedir. Yıllık yaklaşık 5 milyon ton şeker pancarı posası üretilmektedir. Yaş posanın kuru madde içeriği %6-12'dir. Su miktarı fazla olduğundan kolay bozulabilmektedir. Bu amaçla kurutularak veya silajı yapılarak muhafaza edilmesi daha uygundur. Sade verildiğinde bazı olumsuz etkileri vardır. Ancak yaş posa geviş getirenlere günlük olarak kuru madde ihtiyacının % 25’i kadar veya  canlı ağırlığın en fazla % 3’ü kadar verilirse pek sorun oluşturmaz.
            Pancar üreticisi, verdiği miktarın % 20’si kadar posayı fabrikadan ücretsiz alabilmektedir. Dolayısıyla paketlenmemiş fabrikadan çıkan posa, tez zamanda döküldüğü yerde ezilmeli ve üstü naylonla kapatılıp havasız (anaerob) bir ortam sağlanarak uygun fermentasyona tabi tutulmalıdır. Üstü kapatılamayan posa en fazla 5 gün içinde tüketilmelidir. Aksi halde, iyi sıkıştırılmamış veya hava almış ise bütirik asidin etkisi ile bozulan kısımlar siyahlaşmakta ve kokusu değişmektedir. Bozulan posasının içinde betainden kaynaklanan koku süte geçtiğinden sağmal hayvanlara sağım sonrası verilmesi daha doğrudur. Olumlu yönlerine bakıldığında; yapısındaki pektinden ve selülozdan dolayı, sütte yağ miktarını artırır, işkembenin ekşimesini (asidoz) azaltır. Besi yemi + Saman+ Kuru ot ve Yaş posa karışımları yapılarak verilirse, çok kaliteli bir yem karması elde edilir.  Böylece merada otlatma imkanı olmayan hayvanların beslenmesinde ucuz yollu kaliteli bir ürün elde edilmiş olacaktır.
            Sonuç olarak, bu ve benzer basit teknikler geliştirilerek elde edilecek yeni yem karışımları, elimizdeki ürünlere değer katacak, çiftçimize ve Milli ekonomiye  de çok önemli destekler sağlayacaktır.
 
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı

 
30.04.2019
Devamı

SORUNLARIN ÇÖZÜLEMEDİĞİ TARIMDA NEO LİBERAL ARAYIŞ

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş, Tarım Orkam-Sen, Çiftçi-Sen, Tüketici Hakları Derneği ve
Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak bir basın toplantısı yaparak kamuoyuna yansıyan Milli Birlik Projesine yönelik açıklama yaptı.  Ortak basın açıklamasını yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör “Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.”dedi.
 
Başkan Güngör Tarım Ve Orman Bakanlığının Özelleştirilmesine ve Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.
 
 
 
Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla gündeme gelen yeni yapılanmaya ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan bilgiler son derece kısıtlı olmakla birlikte, bu kısıtlı bilgiler dahi yeni yapılanma girişiminin Bakanlığın kendisinde olduğu kadar, ülkemizin kamu örgütlenmesinde de çok büyük tartışmalara yol açacağını gösteriyor.
 
“Tarımda Milli Birlik Projesi” tarımımıza neler getirir, tarımımızdan neler götürür?
 
Tarım ve Orman Bakanlığı tarımsal üretimde her geçen gün artan sorunlara çözüm bulamazken, daha önce kamuoyuna iddialı bir şekilde açıklanan Milli Tarım Projesinin şimdilerde adı bile hatırlanmazken, tarımda yaşanan sorunların hiçbirine çözüm getirmeyecek bu yeni girişiminçok daha önemli sorunlara yol açmasından kaygı duyuyoruz.
 
Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.


 
“Yalın Sistem” ne anlama geliyor?
 
Tarımda Milli Birlik Projesinin temelini “Yalın Sistem” adı verilmiş piramit şeklinde bir yapı oluşturmaktadır. Dört katmanlı olarak tasarlanan piramidin en alt katmanında “çiftçiler”, “ormancılar”, “balıkçılar” şeklinde sıralanan üreticiler, üzerindeki katmanda Milli Birlik Kooperatifi, üçüncü katmanında ise Semerat Holding, piramidin en tepesinde ise ne anlama geldiği açıklanmayan Dünya Markası yer almaktadır.
 
Yeni sistemde Bakanlığın merkezinde yer alan Genel Müdürlükler birleştirilerek Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmektedir. Üreticilerin bir üst örgütlenmesi olarak sunulan Milli Birlik Kooperatifi (MBK), Bakanlık taşra teşkilatı ile “Tarım Kredi Kooperatifinin konsolide” edilmesiyle kurulmaktadır. MBK on iki bölge müdürlüğünden oluşurken, bölge müdürlüklerinin de bölümlerden oluşması öngörülmektedir. Bakanlığın il müdürlüğü örgütlenmesine karşılık gelen bölümlerle, il müdürlüğü düzeyindeki örgütlenme, şube müdürlüğü düzeyine indirgenmekte, bu yapıda ilçe müdürlüğü örgütlenmesine ilişkin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu yapılanmayla Bakanlık taşra teşkilatı ortadan kaldırılmakta, Bakanlık karar merci olmaktan çıkarılarak temsili, işlevsiz bir yapıya dönüştürülmektedir.
 
Ürün tedarikçisi olarak rol verilen MBK’nın %35, KİT’lerin %15, özel sektörün ise %50 pay ile ortak olduğu Semerat holdingin, ürün ticareti ve pazarlaması görevini üstlenmesi planlanmaktadır. “Milli” iddiasıyla yola çıkılmasına karşın, Semerat holdingin hakim ortağı olan özel sektör şirketleri içerisinde yer verilen Unilever gibi küresel bir şirket ve sayılan diğer şirketlerin ortaklık yapıları,  üreticilerin, tüketicilerin, meslek kuruluşlarının ve kamunun hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağı, neoliberal politikalara göre belirlenecek bir “milli tarımı (!)”açıkça göstermektedir. Yapının içerisine dahil edilecek KİT’ler ise tümüyle yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının egemenliğine açılacaktır.
 
Tarımsal İthalat Artarak Devam Edecek!
2023 yılına kadar 100 Milyar Dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedeflenen projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan “Arz açığı olan kategorilerde yurt dışından Yalın Sistemle ürün temin edilecek” hedefi, ülkemizde arz açığını kapatmaya yönelik önlemlerin alınmayacağını, aksine dışalımın kurumsallaşacağını göstermektedir. Uzun vadeli hedeflerden bir diğeri olan “2030’da genel bütçeden pay almayan bir bakanlık yapısı sağlanacaktır” hedefi ise, özelleştirme yoluyla dünyada bir ilk olarak kamunun tümüyle tarım sektöründen çekilmesini öngörmektedir.
 
Tarım sektörünün kamusal örgütlenmesini genelleştirerek küçülten, taşra örgütlenmesini ortadan kaldırıp merkezde işlevsiz hale getirerek etkisizleştiren, kurumsal uzmanlaşmaya, konu bazlı çalışmaya imkân vermeyen bu tür bir yapı, ülkemizin ve halkımızın yararına olmayacaktır. Tarımsal üretime ve kırsal alana ilişkin sorunların çözümü yerine, kamunun tarım alanındaki düzenleyici, destekleyici ve denetleyici işlevleri kaldırılmaktadır. Kamu gücü ile kamu yararı ilkesi doğrultusunda yapılan bu görevler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatiflere devredilemez.
 
Tarımda Milli Birlik Projesi, daha önce örneklerini gördüğümüz birçok çalışmada olduğu gibi, konuyla ilgili tarafların ve bilimsel çevrelerin görüşleri alınmadan, kamuoyunda tartışılmadan “yaptık, oldu” mantığıyla hazırlanmıştır. Kullanılan terminolojiden projenin Bakanlık dışında, konunun temel bilgilerinden yoksun bir danışmanlık şirketine hazırlatıldığı açıkça görülmektedir.

 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir
Ülkemizin önceliği bu tür ayağı yere basmayan, yalnızca büyük sermayenin çıkarlarını ön plana alan projeler değil; tarımsal kaynakları, üreticiyi, tüketiciyi ve kırsal kalkınmayı öncelikleyen planlı bir tarım politikası olmalıdır. Bakandan Bakana, ortaya çıkan her soruna göre değişen, üreticilerin hiçbir şekilde geleceğe dönük planlamalarını yapamadığı bir tarım politikasıyla sorunlara çözüm getirilmesi mümkün değildir.
 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmeli, sulama, arazi toplulaştırması gibi tarımsal altyapı hizmetleri ivedilikle bitirilmelidir. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, hızla el değiştirmesi ve köylünün mahalleli yapılıp üretim süreçlerinden koparılarak şehir merkezlerine göçmesi ya da kendi toprağında işçi haline getirilmesi önlenmelidir. Bu amaçla üreticilerin piyasaya karşı menfaatlerini korumak amacıyla kooperatifler şeklinde örgütlenmesinin özendirilmesi, etkin ve verimli çalışmalarının önündeki engellerin kaldırması, güçlenmelerinin sağlaması önemli ve gereklidir. Ama bunun yolu tüm üreticileri tek bir kooperatif çatısı altında örgütleyerek, onları kâr güdüsüyle hareket eden yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının belirleyicisi olduğu bir holdingin insafına terk etmek olmamalıdır.
 
Tarımsal üretimimizin artırılması, gıda güvenliği ve güvencesinin sağlanması, kırsal alanın sorunlarının çözümü için gerekli adımların atılması zorunludur.  Bunlar bilinmeyen sorunlar değildir. Ancak bu sorunların çözümüne odaklanılması yerine, bir öncekinin sonucu alınmadan, bir yenisinin uygulamaya konulduğu, tarım teşkilatının enerjisini ve motivasyonunu düşüren, kurumsal yıkımlara yol açan yeni yapılanma denemelerinden artık vazgeçilmelidir.
 
Sonuç olarak…
 
Tarımda Milli Birlik Projesi;
  • Tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzak;
  • Anayasal ve yasal birçok yeni soruna neden olacak;
  • Tarım örgütlenmesini kamusal olmaktan çıkarıp, tümüyle yerli ve yabancı sermayenin destekçiliğine indirgeyecek;
  • Tarımsal üretimimizde gıda güvenliği ve
  • güvencesini sağlayamayacak,
  • Yalnızca kârlılık amacını öne çıkaracak;
  • Ülkemizde tarımsal üretiminin temeli olan küçük üreticilerin tasfiyesine neden olacak;
  • İthalatçı politikalar kurumsallaştırarak tarımsal ürün ve gıdada dışa bağımlılığı pekiştirecektir!
 
Bu nedenlerle; Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla uygulanmak istenen bu projeden vazgeçilmelidir.
 
  • Tarımsal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak,
  • Üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek,
  • Gıda güvencesinden, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek;
  • İthalata dayalı politikalardan vazgeçerek, ülkemizin gıdada kendine yeterliliğini sağlayacak;
  • Tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik planlamayı ilke edinecek;
  • Ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını sağlayabilecek,
Demokratik bir kamusal tarımsal örgütlenme, konuyla ilgili tüm tarafların işbirliğiyle ülke gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanarak yaşama geçirilmelidir. ”dedi.
                                                                                                                                           
 
 
 
 
29.04.2019
Devamı

EVCİL HAYVAN GEN KAYNAKLARIMIZ KORUMA VE ISLAH PROGRAMINDA

              
Tarım Orman bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında   Sayıları azalmakta olan, olan ırklarımız;  üretici şartlarında, enstitülerde ve genetik materyal olarak gen bankasında koruma atına alınmıştır.
        Sayısı fazla olan ırklarımızla ilgili olarak, ülkemiz tarihindeki en geniş işbirliği ile  yerli ırklarımızın performanslarını yetiştirici şartlarında ortaya koyan ıslah programı yürütülmektedir. Bu ıslah programı ile yerli ırklarımızın performanslarının yabancı ırklarla yarışabileceği görülmüştür. Bu ırklarımız, ilaveten ülkemiz coğrafyasının şartlarına özellikle hastalıklarına dayanıklı olmakla da ayrıca öne geçmektedirler.
Proje, yerli ırklarla ilgili daha önceki tüm yazılanların, ders kitaplarındaki bilgilerin, kayıtların tamamına yakınının değişmesi gerektiğini ortaya koyacak veriler ortaya koymuştur.
 
  1. “HALK ELİNE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”    (ISLAH PROGRAMI)
Ülkemizdeki Tüm Koyun/Keçi Ve Mandalarda İşletmelerinin Kaliteli Damızlık İhtiyacı Karşılanacak Düzeye Ulaşıldı.
Bakanlığımızca yürütülen “HALK ELİNDE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”  meyvelerini vermeye başladı.
Ülkemize ait ırklarda 23 koyun ve 7 keçi ırkında doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlıklarında ve süt verimlerinde önemli artışlar sağlandı.
* Kuzuların kasaplık ağırlığa bir ay önce ulaşmaları sağlanmış ve önemli bir maliyet avantajı sağlanmıştır.
* Sütten kesim de bazı ırklara ait kuzularda 5 kg ilave canlı ağırlık artışı sağlanmıştır.
* İkizlik oranlarında ırklara göre % 20- 50  oranında artış sağlanmıştır.
* Uygulanan ıslah programları sonucu, Yerli ırklarımızın diğer ülke ırklarım ile pek çok özellik ve verim yönünden yarışabileceği görülmüştür.
* Coğrafi şartlara, iklime uyumlu olmaları ve hastalıklara dirençli olmaları da önemli avantajlarımızdır.
* Projede 60 ilde yaklaşık 1.200.000 anaç hayvanın ıslah kayıtları alınarak yürütülen ıslah programı sonucu;
Koyun ve keçide tüm ırklardan kaliteli damızlık vasfında 350.000 dişi ve 150.000 erkek olmak üzere yılda en az 500.000 baş damızlık üreticilerimizin kullanımına hazır hale geldi.
Uluslararası bilimsel normlara uygun metot ve yetişmiş bir ekiple ıslah çalışmaları sürdürülmektedir.
                             
 
Projede, Üniversite-Kamu-STK işbirliği geliştirilmiştir.
Bakanlığımızca yürütülen projede 30 Üniversiteden 70 civarında akademisyen,  Yetiştirici Birliğinde paydaş olarak katıldığı prje, yetiştiricilerin işletme koşullarında yürütülmektedir.
165 Proje Teknik Elemanı (veteriner hekim, zooteknist ve teknisyen)  istihdam sağlanmış,
 
Ülkemize ait bir gen kaynağı olan Anadolu mandasında ise, 18 ilde 30.000 anaç manda ıslah sisteminde bulunmaktadır.
  • Ortalama 855 kg olan yıllık süt verimi, 1200 kg’ a çıkarılmıştır. 2500-3000 kg’a ulaşan hayvanlar bulunmaktadır. Bu da ortalama süt verimin proje sürecinde daha da yükseltilebileceğini göstermektedir.  (İtalya ortalaması 2000 kg).
  • Doğum ağırlıklarında 2 kg,
  • Altı ay canlı ağırlıklarında 10 kg,
  • Bir yaş canlı ağırlıkta 20 kg,
  • Tabii tohumlama için erkek damızlıkların iller arası transferleri yapılarak ıslah faaliyetleri sürdürülmektedir.
  • Ankara Lalahan’daki enstitümüzde süt verimi genetik kapasitesi 2500 kg üzerinde olan iki manda boğasından dondurulmuş sperma üretimine başlanmış. Mandalarda Suni tohumlamanın ülke çapında yapılabilmesi yolu açılmıştır.
 
Proje uluslararası bilimsel kriterlere uygun sistemle ve yetişmiş ve uzman elemanlar ve geniş bir paydaşla yürütülmektedir. Önümüzdeki dönemde de projenin ülke hayvancılığına olan yaygın etkisi artarak devam edecektir.
 
   Irk ve Islah Proje Sayısı   İl ve Proje Sayısı Hayvan sayısı (Baş)
 
   Akkaraman Koyunu (33)
Aksaray   (2),       Ankara (1),Bingöl   (1), Çankırı (2),                       Çorum  (2),      Kayseri (3),Karaman  (2),Kırıkkale  (1), Kırşehir  (2), Konya  (4), Malatya  (2), Niğde (5), Osmaniye(1), Tokat (1),Yozgat (4)  
            207.900
Şavak Akkaraman Koyunu (9) Elazığ (4), Erzincan  (4), Tunceli (1) 56.700
Ankara (Tiftik) Keçisi (6) Ankara (5), Siirt (1) 37.800
Dağlıç Koyunu (1) Afyonkarahisar (1) 6.300
Eşme Koyunu  (1) Uşak (1)   6.300
GüneyKaramanKoyunu  (3) Mersin (3)                       18.900
Hemşin Koyunu (4) Artvin (4) 25.200
Honamlı Keçisi (3) Antalya (2), Burdur (1) 18.900
İvesi Koyunu (11) Adana (1), Adıyaman (1), Gaziantep (2), Kilis (1), Mersin  (2), Osmaniye (1), Şanlıurfa  (3)  
69.300
Kangal Akkaraman Koyunu (8) Sivas (8) 50.400
Karacabey Merinosu Koyunu (4) Balıkesir (1), Edirne (1), Tekirdağ(1), Çanakkale (1)  25.200
Karayaka Koyunu (8) Ordu (2), Sinop (1), Tokat (2), Trabzon (2),           Giresun (1)
 
 
50.400
Karakaş Koyunu  (3) Diyarbakır (3) 18.900
Karya Koyunu (3) Aydın (1), Denizli  (2) 18.900
 
Kıl Keçisi (26)
Adana (2), Adıyaman (1), Amasya (1), Antalya(1),   Aydın   (1),   Burdur   (1), Çanakkale  (2), Çorum(1), Denizli(1),Diyarbakır   (1),    Isparta    (1),    İzmir  (1), Kahramanmaraş (2),Karaman (1), Konya(1),Mersin  (2), Muğla (1), Niğde (1), Osmaniye(1), Tekirdağ (1), Tokat (1), Yozgat (1)  
 
                   163.800
Kıvırcık Koyunu (9) Aydın        (1),     Balıkesir (1),Bilecik(1), Bursa  (1), İzmir (1), Kırklareli (1),
Manisa (2), Yalova (1)
 56.700
Kilis Keçisi (4) Gaziantep  (2), Kilis (2) 25.200
Koçeri Koyunu (2) Batman (2) 12.600
Maltız Keçisi  (2) İzmir (1), Kırklareli (1) 12.600
Morkaraman Koyunu (12) Ağrı  (2), Bingöl (5), Erzurum (2), Elazığ (1),Muş (1), Kars (1) 75.600
Orta Anadolu Merinosu Koyunu (7) Ankara  (2),Eskişehir  (2), Karaman  (2), Konya (1) 44.100
Ramlıç Koyunu  (3) Afyonkarahisar (1), Eskişehir  (2) 18.900
Pırlak Koyunu (6) Afyonkarahisar (2), Antalya (1),
 
Eskişehir (1),Kütahya  (2)
37.800
Pırıt Koyunu (2) Isparta  (2) 12.600
Sakız Koyunu  (2) Çanakkale (1), İzmir  (1) 12.600
Şam Keçisi (2) Hatay (1), Kahramanmaraş (1) 12.600
Zom Koyunu  (2) Diyarbakır (2) 12.600
Türk Saanen Keçisi (3) Çanakkale (2), İzmir (1) 18.900
Tahirova Koyunu  (1) Çanakkale (1) 6.300
TOPLAM 1.134.000
Anadolu Mandası (18) Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Bartın, Bitlis, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Giresun, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Kütahya, Muş, Samsun, Sivas, Tokat, Yozgat  
30.000
         
 

   YERLİ IRKLARIMIZ KORUMA ALTINDA
- Koruma altına alınan büyükbaş hayvan yetiştiricilerine 2019 yılı için 600, küçükbaş hayvanlar için 90 lira destek verilecek.
 Tarımsal kaynakları korumak, iyileştirmek ve devamlığını sağlamak amacıyla Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) 1995 yılında başlattığı “Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Projesi” kapsamında  birçok hayvan ırkını koruma altına aldı.
Geçen yıl 41 hayvan ırkı ya da hattı (Gen bankalarında muhafaza edilen materyal dahil) koruma altına alındı.

Bu kapsamda Yerli Kara, Doğu Anadolu Kırmızısı, Güneydoğu Anadolu Kırmızısı, Yerli Güney Sarısı, Boz Irk'ı olmak üzere 5 adet sığır ırkı koruma altında.
Halk Elinde, Enstitüde ve Gen Bankasında koruma kapsamında olmak üzere; Sakız, Kıvırcık, Gökçeada, Güney Karaman, Karagül, Çine Çaparı, Hemşin, Dağlıç, Karakaçan, Herik, Norduz, Karayaka, Akkaraman, Morkaraman, İvesi olmak üzere 15 koyun ırkı koruma altına alınırken, 2017 yılına kadar koruma kapsamında olan Anadolu Mandası, bu yıldan sonra neslini devam ettirebileceği sayıya ulaştığından halk elinde koruma kapsamından çıkarılmış olup enstitü şartlarında korunmasına devam edilmektedir.

Ankara, Kilis, Honamlı, Abaza, Kaçkar, , Renkli Ankara Keçisi, Halep, Gürcü (Osmanlı Keçisi), Kıl ırkı keçiler ve Denizli ve Gerze ırkı tavuklar da koruma altına alındı.
Öte yandan Kafkas arısı, Bursa Beyazı ve Bursa Beyaz-Alaca ipekböceği halk elinde; Çukurova, Ayvacık Midillisi, Canik, Hınısın Kolu Kısası, Malakan ırkı atlarına ait genetik materyal ise Gen Bankalarında koruma altında bulunmaktadır..
Yerinde koruma kapsamına alınması planlanan İspir Keçisi ile Norduz, ve Tuj, Koyun ırklarında ve diğer ırk ve türlerde koruma Sahada arama ve tarama çalışmaları devam etmekte olup, koruma şartlarını karşılayan yetiştirici ve hayvan materyali bulunması halinde koruma altına alınacaklardır.
- Koruma altına alınan ırklara destek
TAGEM, tarafından hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması kapsamında yetiştiricilere hayvan gen kaynakları desteği yapılıyor. Bu yıl destekler, yıllık, büyükbaş hayvan başına 600 lira, küçükbaş hayvan başına 90 lira, arı koruma için ise 40 lira olarak belirlendi.
Bu ırk hayvanları besleyen yetiştiriciler, ilgili tebliğ yayınlandıktan sonra tebliğde belirtilen tarihlerde İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde Proje Lideri, TAGEM’den gelen konu uzmanı, ilgili Enstitü ve İl/İlçe Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan Seçim Komisyonu tarafından sürünün belirtilen hayvan ırkına ait olduğu belirlenerek rapor tutulması, daha sonra yetiştirici ile ilgili Enstitü arasında sözleşme imzalanması suretiyle destek almaya hak kazanıyor.
 
 
29.04.2019
Devamı

Çok Kapsamlı Tarım Şurası Yapılacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarımda Milli Birlik Projesi'ni A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritasını belirlemek amacıyla Tarım Şurası düzenleneceğini belirtti.
Pakdemirli, Tanzanya Mill Günü nedeniyle bir otelde düzenlenen resepsiyonda gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.
Bakanlık görevinin başından beri 53 tanesi birebir olmak üzere 95 il ziyareti gerçekleştirdiğini aktaran Pakdemirli, bu ziyaretleri sırasında yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşuyla istişarede bulunduğunu söyledi.
Pakdemirli, bakanlık olarak çok güzel bir yolda ilerlediklerini, Tarımda Milli Birlik Projesi'ne ilişkin olarak kamuoyuna yansımış bir takım içeriklerden dolayı bu konudaki ilginin daha da arttığını gördüğünü dile getirdi.

"Eylül ayına yetiştireceğiz"

Bu ilginin artmasının kendisini memnun ettiğini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Önümüzdeki aylarda bir Tarım Şurası düzenleyecektik. Bu şurada her konuyu A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritamızı belirlemek maksadıyla Tarım Şuramızda bu konuları görüşüyor olacağız. Türkiye'de 2004 yılından beri Tarım Şurası olmadı. Şurayı haziran ayına yetiştirebilir miyiz diye baktık ama çok kapsamlı olacak. Sonbahara, eylül ayına yetiştirebiliriz diye düşünüyorum. Bu konudaki kamuoyu hassasiyeti ve merakından dolayı tüm bu konuları tüm paydaşlarla Tarım Şurası'ndan konuşmaya karar verdik."

 
 
26.04.2019
Devamı

Et Fiyatlarındaki Artışa Karşılık ESK ya 150 Milyon liralık Kaynak

Ramazan ayı öncesi et fiyatlarında olası artışa karşı önlem alındı. Et piyasasının düzenlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.
 
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.

"Hayvancılık faaliyetlerinin sürdürebilirilliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla" hazırlanan kararda şöyle denildi:

"Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürlüğü'nün ana statüsünün beşinci maddesinin ikinci fırkasına binaen; ihtiyaç duyulması halinde, ESK'nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, ESK tarafından hazırlanacak icmal karşılığında, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenir."
Bu ödemeler için, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ziraat Bankası ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmaya yetkilendirildi. Karara göre, ödemeler Ziraat Bankası'na aktarılmasından sonra yapılacak.

 
 
26.04.2019
Devamı

Tarıma Yeni Vizyon

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi.
Seçimler bitti. Tarımda Milli Tarım projesinden Milli Birlik Projesine doğru yöneldik. “Milli Birlik Projesi” içerisinde neler olacak sinyalleri hemen hemen her kesimden dillendiriliyor. Sektör ise ivedilikle sorunlara yönelik çözüm bekliyor. Çünkü Tarım ve Hayvancılık sektörü ayağa kalkmadan ne üretim ayağa kalkar. Ne de tüketim ile ilgili fiyatlar ’da bir istikrar yakalayabiliriz.
Hayvancılık sektörüne yönelik üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında idi. Ulusal Süt Konseyi ise geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı binasında bir araya gelerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirledi. Buna göre soğutulmuş sütün referans fiyatı 2TL oldu.

Soğutulmuş sütün referans fiyatının 2TL olarak açıklanması süt üreticisi açısından güzel bir gelişme. Ancak öyle bir sorun var ki süt fiyatından ziyade Süte ve Et’e bağlı önemli olan yem fiyatları. Yem fiyatları üreticinin önünde büyük bir engel. Öncelikli olarak hükümetin ve bakanlık bürokratlarının yem fiyatlarına yönelik hızlı bir adım atması. Çünkü süt fiyatını artırıyoruz. Arkasından yem fiyatlarına ’da zam geliyor. Üreticin en büyük girdisi olan yem fiyatlarına bir çözüm üretilebilirse üretici ’de ürettiği üründen zarar etmeyecek. Bunun arkasından üretmeye devam edecek. Aynı zamanda her alanda üretim artacak. Böylelikle ne sütü ne eti ne de tarım ürünlerinde yükselen fiyatlar yerine gelişmeleri konuşacağız.

Tarım ve hayvancılık sektöründe bölgesel üretim ve bölgesel teşviklere geçmeliyiz. Ülke olarak tarımsal ürün alanında bütün planlamayı yaparak nerde ne ekilecek Ne kadar ekilecek ne kadarını ihraç ne kadarını iç piyasaya süreceğimizi ivedilikle gerçekleştirmek zorundayız.

Böylelikle Nohut, Mercimek, Domates, Biber Patlıcan, patates ve soğan gibi tüketicinin sürekli ihtiyaç duyduğu ürünleri hem yeterleri sayıda üretmiş olacağız. Hem de ihraç edeceğiz.
Bunları yaparsak hem üreticimizin yüzü, hem tüketicinin yüzü hem de Ülkemizin yüzü gülecek.
Gülen yüzler ve emeğini kazanalar bol olması dileği ile.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
26.04.2019
Devamı

Tarla'da 1,5 Pazar'da 8TL

Hatay İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Çolakoğlu, Hatay’da soğan hasadına başlandığını belirterek “Hatay soğan üretiminde Ankara ve Amasya’dan sonra yurdumuzun önemli soğan üreticisi illerinden bir tanesidir. Kumlu ilçemizde 3 bin dekara yakın, Reyhanlı ilçemizde 16 bin dekara yakın ve diğer ilçelerimizde olmak üzere 20 bin dekara soğan üretimimiz bulunmaktadır. Hasat edilen soğanlar ülkemizin değişik bölgelerine, hallere ve pazarlara gönderilmektedir. Bu sene yağışların fazla olması sebebiyle hasat biraz gecikti, araziye ancak girilebildi. Hasadın 15-20 Mayıs’a kadar süreceğini tahmin etmekteyiz. Temennimiz bu soğanların piyasaya girmesi ile beraber fiyatların dengeleneceğini düşünüyoruz” dedi. 

Hataylı çiftçi Recep Balcı ise, soğanı tarlada 1 buçuk liraya satabildiklerini, kendilerinin değil aracıların para kazandığını ifade ederek, "1996 yılından sonra aralıksız olarak bu işle uğraşıyorum. Pamuk, buğday, soğan gibi bu tip ürünleri ekiyoruz. Son birkaç yıldır bayağı sıkıntı çekiyoruz. İlaç konusunda olsun, mazot, gübre ve tohumların maliyetleri çok yükseldi. Şimdi haberleri izliyoruz, hallere gidiyoruz, pazarlara gidiyoruz. Soğana 5-7 lira, 8 lira fiyat çekiliyor. Biz bunu ürettiğimizde bizler tarlada bu ürünü 1-1.5 liraya ancak verebiliyoruz. Çiftçi para kazanıyor diyorlar ama çiftçi hiçbir şekilde para kazanamıyor, hep aradaki aracılar parayı kazanıyor. Soğanın tohumunu 9.5 liraya Bursa’dan getiriyoruz. 1 tonuna 10 bin liraya yakın para veriyoruz. 20 dönümü yetiştirene kadar bize maliyeti 30-40 bin lira oluyor. Bunu 1.5 liraya sattığımızda ancak kafa kafaya çıkabiliyoruz ya da çıkamıyoruz. Bu ürünlerde kazananlar sadece aracılar, çiftçi kazanamıyor, çiftçi sıkıntılı” dedi. 
Yetkililerin aracılar konusunda çalışmalar yaptığını ancak engellenemediğini belirten Balcı, “Hükümetimizin bu aracılar konusunda bilgisinin olduğunu biliyorum ama bir şekilde reisimiz de bu durumun önüne geçmeye çalışıyor, bir şekilde bu durumu engellemeye çalışıyorlar. Aradaki komisyoncular, tüccarlar, parayı kazanan hep bunlar” dedi. 

Soğanları pazarlayacak yerleri olmadığını, Haziran ayı sonunda yol kenarlarında file şeklinde satabildiklerini belirten Balcı, “Haziran ayının sonunda gelin görürsünüz biz bu soğanları karayolu kenarına indiririz. Pazarlayacak yerimiz de yok, biz bunu çuval çuval file şeklinde kiloyla satıyoruz. Yola indirdiğimiz zaman gelin biz bunun kilosunu 1.5 liraya dahi zor vereceğiz. Bizden mal çıkıp gittiği zaman altın pahasına gidiyor ama çiftçinin elindeyken mal bir şekilde bunu öldürüyorlar. Nasıl yapıyorlar, kim yapıyor bilemiyorum. Ama çiftçinin elinden çıktıktan sonra bir dünya para ediyor. Çiftçi para kazanamıyor kardeşim” diye konuştu. 

Çiftçi Recep Balcı, aracıların çekilmesini ve ürünlerini satabilecekleri bir pazar istediklerini ifade ederek, “Biz çiftçiler olarak bu aracıların aradan kaldırılması, çekilmesini istiyoruz. Bize bir satış pazarının gösterilmesi, ürünümüzü çıkardığımız zaman götürüp oraya verebilmemiz lazım. Mesela ofisler diyorlar, ofislere verdiğimiz zaman ofislerde de sıkıntı yaşıyoruz, belirli aralıklarla paramız peyderpey ödeniyor. Ofislere verdiğimizde dışarıya yapacağımız ödemelerde sıkıntı yaşıyoruz” dedi.
 
 
25.04.2019
Devamı

2' Dönem Buzağı Desteğine Başvurmayanlara Fırsat

Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılında buzağısı doğan ve destek başvurusu yapamayanlara imkan tanıdı.

2018 yılında doğan buzağıya başvuru yapamayanlar için 2018 yılı buzağı desteği için 2 dönem başvuruları 2 Mayıs ve 1 Temmuz tarihleri arasında başvurabilecekler. Buzağı desteklemesine daha önce başvuranların ise tekrar başvuru yapmasına gerek yok.

Öte yandan buzağı desteğinden aranan şartlar ise Erkek buzağıda Şap aşısı, dişi buzağı da ise Şap ve Brucella aşı şartı aranırken; doğan buzağın aynı zamanda 4 ay boyunca işletme ’de kalması gerekiyor.
.
 
24.04.2019
Devamı

Bakan Mesaj verdi Mili Birlik Ramazan'dan Önce Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin 2023 tarım hedefleri politikasına ilişkin plan ve programlarını ramazan ayından önce açıklayacağını kaydetti.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu'nda düzenlenen 23 Nisan resepsiyona katılan Bakan Pakdemirli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'de tarım alanında yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, "Kolay çözülebilecek sorunları zaten çözüyoruz. Diğer sorunlar ile ilgili bazıları için bir sene, bazıları için iki sene, bazıları için ise üç sene sürecek programlar hazırladık. Her şey takvimlendirildi. Tarımda 2023 yılına kadar yapılacak her şey takvimlendirildi. Bu takvim hızlı bir şekilde işleyecek. Tarıma ilişkin 2023 vizyonumuzu ve bunun yol haritasını açıklayacağız. Bu programlarımızı ramazan ayından önce açıklayacağız." diye konuştu.
 
 
24.04.2019
Devamı

Et Süt Yem Kardeşliği Olacak mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı üreticinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının artışını durdurmaya yönelik düğmeye bastı.  Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve sektörün paydaşları ile bir araya gelinerek hayvancılık sektöründe en büyük sorun haline gelen artan yem fiyatlarını masaya yatırdı.



ATO  ‘da gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu üyesi Prof. Dr. Zümrüt Begüm’ün yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü,  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politakalar Genel Müdürlüğü’nden Üst düzey Yöneticiler Katıldı.  Et, Süt, Yem kardeşliği başlıklı toplantıda sektör temsilcilerinin ve tüm tarafların yer aldığı toplantıda hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yeme yönelik çözümler aranıyor.
 
22.04.2019
Devamı

Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin Tarım Okulları Kurulsun

Gıda fiyatlarını düşürmek için Tarım Okulları'nın açılması gerektiğine dikkat çeken CHP Niğde milletvekili  Fethi Gürer, "Tarım okulları kurulmalı, ortaokuldan başlayarak, tarım ortaokulu, tarım lisesi, tarım üniversiteleri kurulmalı. Buradan mezun olanlara, verimli tarım arazileri uygun koşullarda kiraya verilmeli, bu bölgelerin özelliklerine göre verimli ürünler ekilerek, tarım ve hayvancılık sanayi geliştirilmeli" dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Yeniçağ gazetesini ziyaret etti. Burada gıda fiyatlarıyla ilgili  değerlendirme yapan Fethi Gürer, iktidarın ithalat yaparak soğan, patates fiyatlarını düşüremediğini vurguladı. Fethi Gürer, tarım okullarına, Kalkınma ajansı destek sağlaması gerektiğini belirterek " Ayrıca aile tipi şirket yapılarına dönülmeli ve bu aile içi şirketler de ketten köye göçü sağlamalı. Bu şekilde tarımda dünya lideri olmak işten bile değil" dedi.

İktidarın yabancı şirketleri ve yabancı çiftçiyi kalkındırmak için çalıştığını vurgulayan Fethi Gürer, "Adana'da turfanda patates 4-5 lira civarında iken patates ithaline izin vermek çiftçiye aba altından sopa göstermektir" dedi. 20 Nisana kadar olan gümrüksüz patates ithalatı uygulamasının 31 Mayıs'a kadar uzatılması kararını da eleştiren CHP Milletvekili Gürel, "Bazı bölgelerde tam patates hasadı yapılırken, patates için ithal üründe gümrük vergisinin sıfırlanması, Türk tarımına, Türk çiftçisine vurulmuş en büyük darbedir" ifadelerini kullandı.
Fethi Gürer, 2017 yılında 2 milyon 130 bin ton olan soğan üretiminin 2018 yılında yüzde 6.4 oranında azalarak 1 milyon 900 bin tona kadar düştüğünü hatırlattı.
Soğan ekili alanlarda dekarda 4 ila 5 ton arasında verim beklendiğine işaret eden  Ömer Fethi Gürer, maliyet hesabını da açıkladı. Gürer, "Ürün için dekarda tarla kirası 600-700 TL, tohum bedeli 200-400 TL, gübre bedeli 200-250 TL, ilaç bedeli 600-700 TL, mazot bedeli 300-350 TL, su bedeli 150 TL, hasat ve işçi bedeli de 600-800 TL arasında değişiyor. Bu rakamlar üst üste toplandığında bir dekarda elde edilecek 4-5 ton soğan için 2 bin 650 TL ile 3 bin 350 TL arasında değişen fiyatlarla masraf oluşuyor. Bunlara nakliye, vergiler, üretici ve pazarcı karı da eklendiğinde maliyet katlanarak artıyor. Şayet, maliyet giderlerini azaltılmaz ve üretici desteklenmez ise diğer ürünlerde olduğu gibi soğanda da fiyatların dengelenmesi, fiyat artışının önlenmesi mümkün görünmüyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ PATATESİ 15 KURUŞA SATTI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçtiğimiz hasat döneminde 1 milyon 200 bin ton patates üretimi yapılan Niğde'de, üreticilerin patatesin kiloğramını 15-20 kuruştan tüccara vermek zorunda kaldığını hatırlattı. Niğdeli üreticinin 50 kuruşa mal ettiği patatesi 15 kuruştan verdiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Depolarda bekletilen ve mart, nisan döneminde piyasaya sürülmesi gereken patates için üreticiye stokçu muamelesi yapıldı, depolar basıldı ve zamanından önce bu ürünler piyasaya verildi. Geldiğimiz noktada piyasada patates fiyatları düşmedi.Bu tablo hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor" diye konuştu.

YERLİ NOHUT 3 TL, İTHAL 18 TL
Üreticinin 3 liraya nohut satamamasına rağmen iktidarın nohut ithal ettiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Markete gidiyorsun ithal