Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

HAYVAN ISLAHINA KURBAN GİDEN YERLİ VARLIKLARIMIZ

Dikkat edilirse hemen her yıl tarım ve hayvancılıkta bir sıkıntı bir sorun yaşamadan neredeyse hiç vakit geçirmedik. Kar, yağmur, don, heyelan,sel, fırtına, Et fiyatı, süt fiyatı, yem derken bir de bakıyoruz ki sezon gelmiş geçmiş. Sonunda konulan hedefler ya tutmuş, ya tutmamış. Karambol bir durum yani. Ama olsun ısrarla biz hakkımızı tekrar tekrar deniyoruz, deneyeceğiz de. O nedenle istikrarlı ve sürdürülebilir bir tarım ve hayvancılık hayaliyle yanıp tutuşuyoruz. Fakat zaman zaman yanlışa sarılıp duruyoruz. Bunlara ne gerek var. Yapacağımız işi baştan planlayıp zamana yayarsak başa çıkılamayacak ya da çözümlenemeyecek ne sorun olabilir ki. Biz tarım ve hayvancılığı dengeli, ölçülü ve akıllıca yaparsak kazanırız diye düşünüyorum. Bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmamalıyız.

Şimdi bakın hayvancılık alanında ülkemiz modern ıslah çalışmalarına Cumhuriyetin ilan edildiği dönemlerde başlamış, ilk Sun’i tohumlama çalışmaları 1926’larda koyunlarda, daha sonra 1949’lu yıllarda da sığırlarda Bursa ve Aydın vilayetlerimizde ilk olarak uygulanmıştır. Böylece çiftlik hayvanlarında ıslah çalışmaları da başlamış oldu. Islahı seleksiyon ve melezleme şeklinde iki usulde yapmaktayız. Ülkemizde yapılan ıslah türü genellikle melezleme yöntemini kullanmıştır. Bunun ana sebebi yerli ırklarımızın verimlerinin düşük olması olarak gösterilmektedir. Bunu da genellikle yüksek kalitede damızlık hayvanlar ithal edilerek sağlanmış.Böylece Devlet eliyle Koyunculukta Merinos ırkı ilk çalışma konusu olmuştur. Bunun için Almanya’dan getirilen koçlarla Yerli Kıvırcık koyunlar kullanılarak işe başlanmıştır. Böylelikle yapağı ve et kalitesi öncelikli olarak yükseltilmeye çalışılmış. Daha sonra diğer yerli ırklarımızla farklı ithal damızlıklar melezlenmiş ve elimizdeki yerli materyalin istenen yönleri geliştirilmeye gayret edilmiş ve bu güne gelindiğinde başarılı olduğumuz yanlar olduğu gibi maalesef istenmedik durumlar da ortaya çıkmıştır.

Seleksiyon yöntemine gelirsek o da sürüden iyi ve kaliteli olan türlerin bulunup ayıklanması olarak tanımlanabilir. Fakat bu yapılırken birçok veri dikkate alınarak yapılmaktadır. Bunlardan ilki hayvanların düzgün bir biçimde tutulan verim kayıtlarının değerlendirilmesidir. Örneğin et, süt verimi  ya da doğan yavruların ağırlıkları gibi. İşte hangi yönde ıslah yapılacaksa o karakterlerin en iyileri seçilip bunlardan yavrular elde etmek, bir sonraki neslin öncekinden daha kaliteli olmasını sağlamak amaçlanır. Biz ıslah çalışmalarında sadece koyun değil, aynı zamanda keçi, sığır ve mandada da bu çalışmaları sürdürmekteyiz. Ama hala tam olarak kendimize ait ticari olarak kullanabileceğimiz yerli bir marka oluşturduğumuz tam da söylenemez. Bu gün pek çok ülke bunu sağlamış sapır sapır dünyaya mal satarken biz hala onları izlemek onlardan mal almakta yarışıyoruz. Bakın özellikle büyükbaş hayvancılıkta son yıllarda yok Belçika Mavisi, yok Fransız Charolais, Alman  Holstein, Brezilya Nelloresi derken, say say bitmeyecek markaları ülkeye getirip getirip duruyoruz. Ayrıca ırk melezlemesi yapacağız derken kendi ülkemize has türleri bir bir yok edip bununla da övünüyoruz.

Köylerde yerli Kara, Doğu Anadolu Kırmızısı, boz ırk. Güney Anadolu Kırmızısı gibi ana ırklarımızı tamamen yok etme aşamasına getirmişiz. Irk ıslahı yapacağız diye kendi öz sermayemizi gaddarca harcamış durmuşuz. Hala buna devam etmeyi sürdürüyoruz. Bu gün sarp yamaçlı, dik kayalıklı köylerimizde traktörün bile giremediği yarlarda hala kara sabanla yerli kara boğaların, Boz ırk Öküzlerin kaba gücünden yararlanan köylümüz çiftçimiz mevcut. Bu gün bu insanlar kendi hayvanlarını tohumlayacak yerli çeşit döl bulamamaktan yakınıyor. Her şeyimizi daha fazla verim elde etmek uğruna melezledik durduk. Ama bu hayvanların binlerce yıllık hastalık ve zararlılara olan direncini, sağlamlığını da bir kenara attık. Ben yıllarca köylerde kırsalda çalıştım ve şunu gördüm.

Daha ağır kanlı ,daha az çevik ve yamaçlara çıkamayan ve çoğunlukla önüne yem dökülerek büyütülen saf ırk veya melezlerinin 1 litre süt maliyetinin deyarısının altında nerdeyse bedava diyebileceğimiz ev ineklerimizi ev keçilerimizi hep hor gördük ve görüyoruz. Lütfen günlük 5-6 kilo otla karnını doyurup, 5-6 litre süt veren ama yağı muhteşem, hastalıklara dayanıklı ve en önemlisi ata yadigârı yerli hayvanlarımıza sahip çıkalım. Sadece sığırlar için değil aynı tehlike koyun keçi varlığımız için de geçerli. O zaman şu vahşi kapitalist zihniyetin gözlüklerini bir kenara atıp kendi özümüzle gözümüzle çevremize bir bakalım. Ülkemize ait bu mükemmel hazineyi ıslah çalışmalarımızda bir bir kullanalım ve vakit geç olmadan elin sözüyle değil kendi fikrimizle, kendi aklımızla hareket edelim. Kalın sağlıcakla…

    Bingöl Ü. Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
                 Dr. Öğr Üyesi
                Hakan KEÇECİ

 
26.01.2021
Devamı

Eskişehir’li Çiftçi: Tarımı ve Hayvancılığı Yok Ediyorsunuz

Eskişehir’de Çiftçiler binlerce dönüm tarım arazisinin yok olacağını düşünerek Raylı Sistemler Test Merkezi Projesi (URAYSİM) test merkezinin verimli topraklar üzerinde yapılmamasını istiyor.

Alpu’nun Bozan, Çardakbaşı ve Yeşildon köylerinde proje kapsamında ray döşenecek binlerce dönüm verimli tarım arazisi için kamulaştırma kararı alındı. Bölgede tarım ve hayvancılığı bitireceği gerekçesiyle karara karşı çıkan köylüler, projenin bölgedeki kıraç arazilere kaydırılması çağrısında bulundu. Çiftçilerle bir araya gelen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Demiryolu kenti Eskişehir’e, Alpu’ya test merkezi yapılmasına karşı değiliz. Ama buğday deposu verimli topraklarımızın üzerine yapılması doğru değil. Bu bölgenin ana geçim kaynağı tarıma hayvancılığa darbe vurur, bitirir. Köylüler ayakta. Hiçbiri verimli toprağını vermek istemiyor. Bu proje verimli tarım arazileri yerine aynı bölgedeki verimsiz kıraç bölgeler üzerine kurulmalıdır. Türkiye buğday ithal etme noktasına geldi. Ama birileri hala buğday üreten verimli toprakları yok etme peşinde” dedi.

TOPRAKLARI İÇİN AYAKTALAR
Anadolu Üniversitesi bünyesinde Alpu’da hayata geçirilmesi planlanan URAYSİM test alanı için Bozan, Çardakbaşı ve Yeşildon köylerini içine alan 35 bin dönümlük alana raylar döşenecek. Yaklaşık 100 kilometrelik ray döşenecek test alanında yer alan binlerce dönüm tarım arazileri için kamulaştırma kararı çıktı. Verimli topraklarının ellerinden alınmasını istemeyen yaklaşık 500 çiftçi seslerini duyurma mücadelesi veriyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Bozan’da çiftçilerle bir araya gelerek, Anadolu Üniversitesi’ne ‘test merkezinin verimli tarım arazileri yerine aynı bölgedeki kıraç hazine arazilerine kaydırılması’ çağrısında bulundu.

EKMEĞİMİZLE OYNUYORLAR
Bozan Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Güven Kırgı, itirazlarının ana gerekçelerini şöyle anlattı:
“Yıllardır mücadele ediyoruz. Dilekçeler verdik. Projenin yerini değiştirin, kıraç bölgeye alın dedik. Ama dinlemeyip oldu bittiye getirmişler. Onayımızı dahi istemeden kamulaştırma çıkarmışlar. Bu araziler bizim ekmeğimiz. Burada tarım yapılsın diye toplulaştırma yaptık, kuyular açtık. Çok büyük emek ve para harcandı. Şimdi bu topraklara rızamız dışında kilometrelerce ray döşenecek. Hepsi bir kalemde yok olacak. Tarım da hayvancılık da bitecek. O raylar bu köyler yerine Akbayır dediğimiz kıraç bölgeye döşensin” dedi.

TARIMI, HAYVANCILIĞI BİTİRİR
Alpu Belediyesi Meclis Üyesi çiftçi Murat Erginbaş, “Alpu Ovamızın en verimli yerleri. O kadar bereketli topraklar ki senede 2 ayrı mahsul ekiyoruz. Aynı tarladan yıl boyu tonlarca ürün alıyoruz. Hayvancılıkta ise tüm bölgenin yüzde 60 besiciliği tam da bu bölgede yapılıyor. 60 bin küçük ve büyükbaş hayvan, bu rayların döşeneceği köylerde besleniyor. O yüzden gelin bu arazilere kıymayın” dedi.

Bozan Sulama Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi Ali Baş da, “Yüksek Hızlı Tren dediler en verimli arazilerimiz yok oldu. Şimdi tüm itirazlarımıza URAYSİM projesini yine verimli topraklarımız üzerine kurma çabasındalar. Dilekçelerimiz topladık, çağrılarımızı yaptık ama hiçbir cevap verilmedi. Şimdi bir anda arazilerimize kamulaştırma kararı çıktı. Bizler mağduruz. Biz buna tüm çiftçiler, köylüler karşıyız. Gitsinler ot bitmeyen yerlere bu projeleri yapsınlar” diye konuştu.

ÇAKIRÖZER: KÖYLÜYE OLDU BİTTİ YAPILDI
Projenin daha kıraç alanlara kaydırılması için çiftçilerle birlikte yıllardır direndiklerini dile getiren CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, “5 yıldır söylüyoruz. 2016’da TBMM’den çağrılarımız var. Köylülerin yüzlerce imzalı dilekçeleri var. Bu test merkezi yapılsın ama verimli araziler yerine, bölgedeki daha kıraç alanlara yapılsın. Ama çiftçinin sesine kulak veren yok. Oldu bittiye getirip kamulaştırma kararı çıkarmışlar. Eğer hukuk yoluyla engel olunmazsa Türkiye’nin en verimli tarım arazisine raylar döşenecek. Bu bölgede tarım da hayvancılık da bitecek. Türkiye buğday ithal etme noktasına işte bu politikalarla geldi. Verimli tarım topraklarını Alpu’da olduğu gibi yok etikleri için geldi” dedi.

ÜNİVERSİTE RAYLARIN YERİNİ DEĞİŞTİRMELi
URAYSİM projesinin sahibi konumundaki Anadolu Üniversitesi yönetimine de seslenen Çakırözer projedeki test alanının güzergahının değiştirilmesi çağrısında bulundu. Çakırözer, “Eskişehir demiryolcu kenti. Raylı sistemler alanında yatırım yapılması olumludur. Çiftçiler de projeye karşı değil. Ama Anadolu’nun verimli tarım topraklarını yok etme pahasına yapılmasına karşıyız. Aynı bölgede kıraç topraklar var. Hem de hazine arazisi. Oraya yapılarsa proje daha az maliyetle, tarımsal üretim kaybı yaşamadan ve daha süratli hayata geçirilebilir. Bu konuda hukuki mücadele de başlatılıyor. Ama dava sonucunu beklemek yerine Anadolu Üniversitesi kendisi karar alarak, projenin yerini değiştirmelidir ” diye konuştu.
 
26.01.2021
Devamı

Bir GDO’lu Yeme Daha Onay!

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi (BESD-BİR) genetiği deştirilmiş ‘MONN87427’ kod numaralı mısırın tavuklarda yem olarak kullanılması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık başvuruyu onaylayarak, kararını Resmi Gazete’de 23 Ocak'ta yayımladı.

Bakanlığın kararına göre 10 yıl kullanım izni verilen GDO’lu bu yem çeşidinin ambalajlanması, taşınması, muhafazası ve nakli için mevzuatta belirtilen kurallara uyulacak ve bu yemin GDO’lu olduğuna ilişkin etiketleme yapılacak.

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Remzi Baki Suiçmez, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bir GDO’lu mısır çeşidinin daha yem olarak tavuklarda kullanılmasına izin vermesini eleştirdi. Suiçmez, “GDO’yu tercih etmek, bir yerde GDO lobisini ülkemizde söz sahibi olmasının önünü açmaktadır. Çözüm GDO’lu yem ürünleri değil, doğal ürünler ve doğal beslenmedir” dedi.
26.01.2021
Devamı

Hindistan’da 12 Bin Traktörle Protesto!

Hindistan'da Eylül 2020'de kabul edilen tarım yasası, Çiftçilerin yaklaşık 12 bin traktörle protesto edilecek. Serbestleşme getirdiği iddia edilen 2 yasa, taban fiyatı ve destekleme alımı politikalarını sona erdireceği, aracı şirketlerin fiyatları düşürerek sonunda kendilerini topraksız bırakacağı gerekçesiyle çiftçiler tarafından protesto ediliyor.

Hindistan'da polis, yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçilerin Cumhuriyet Bayramı'nda traktörleriyle gösteri düzenlemesine izin verecek.

Hindistan Yüksek Mahkemesinin, hükümetin Cumhuriyet Bayramı'nda çiftçilerin başkentte yapmayı planladıkları gösterinin yasaklanması talebini reddetmesinin ardından Hindistan polisinden gösteriye izin verileceği açıklaması geldi.

Yeni Delhi Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Dependra Pathak, 26 Ocak'ta Cumhuriyet Bayramı’nda askeri geçit töreninin ardından, çiftçilerin 12 bin traktörle 64 kilometrelik alanda gösteri yapabileceklerini duyurdu.

İzin verilen gösterinin polis açısından zor bir görev olduğunu belirten Pathak, "Ancak barışçıl ve kontrollü bir çözüm olsun diye buna karar verdik" dedi.
Pathak, traktörlerin yarın sadece belirlenen giriş ve çıkış noktalarından geçmesine izin verilmesi için güvenlik düzenlemeleri yapıldığına, barışçıl gösterinin rayından çıkarılmaya çalışılacağına ilişkin istihbarat alındığına da dikkati çekti.

Çiftçiler, Cumhuriyet Bayramı'nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin izleyeceği askeri geçit töreni sırasında traktörlerini, Yeni Delhi'nin merkezine sürerek tarım reformlarını protesto etmek istemişti.

11'İNCİ MÜZAKERE SONUÇSUZ KALDI

Çiftçilerin, 22 Ocak'ta hükümet yetkilileriyle yaklaşık 5 saat sürmesi planlan görüşmeleri, yarım saatte sona ermişti.
Böylelikle hükümet ile çiftçiler arasındaki tartışmalı tarım kanunlarının görüşülmesine yönelik 11'inci müzakere de sonuçsuz kalmış oldu. Bir sonraki müzakere tarihi ise açıklanmamıştı.

Hükümetin tartışmalı kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.
Hükümetle sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, hükümetin kendilerine yönelik tutumunu "hakaret" olarak değerlendirirken, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.
26.01.2021
Devamı

Mansur Yavaş’tan Çiftçiye Mercimek Desteği

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla Başkentli çiftçilere yönelik destek projelerini çeşitlendirerek hayata geçirmeyi sürdürüyor. 

Yerli üretimi artırmak ve üreticiye destek olmak amacıyla yeni bir destek projesini daha devreye sokacak olan Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı; Şereflikoçhisar, Bala ve Haymana ilçelerinde çiftçilere ilk kez “Kırmızı Mercimek Tohumu” dağıtımı gerçekleştirecek.

YAKLAŞIK BİN 400 YERLİ ÜRETİCİYE TOPLAM 400 TON MERCİMEK DAĞITILACAK

Büyükşehir Belediyesi; üretimi teşvik ederek tarımı canlandırmak, nadas alanlarını daraltmak, üretimi ve çiftçilerin gelir seviyesini artırmak, üretim girdi maliyetlerini düşürmek, ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve iklim kaynaklı tarım alanlarından maksimum düzeyde fayda sağlamak amacıyla yüzde 90’ı hibe, yüzde 10’u çiftçi katkı payı olmak üzere “Kırmızı Mercimek Tohumu” desteğinde bulunacak.

Şereflikoçhisar, Bala ve Haymana ilçelerinde yaklaşık bin 400 yerli üreticiye toplam 400 ton “Kırmızı Mercimek Tohumu” dağıtımı yapılacak.

 BAŞVURULAR 25-27 OCAK 2021 TARİHLERİ ARASINDA

Mercimek tohumu desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin;

-Bala Gençlik Merkezi,

-Haymana ASKİ Şantiyesi,

-Şereflikoçhisar Fen İşleri Şantiyesine 25-27 Ocak 2021 tarihleri arasında gelerek bizzat başvuruda bulunması gerekiyor.

Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı başvurular tamamlandıktan sonra üç ilçede çiftçilere tohum dağıtımına başlayacak.
26.01.2021
Devamı

Yem Zammı Süt Üreticilerini Üzdü!

Ulusal Süt Konseyi’nin bu yıldan itibaren geçerli olmak üzere sütün litre fiyatını 2,30 liradan 2,80 liraya çıkarmasıyla bir derece olsun rahatlayacağını düşünen süt üreticileri, art arda gelen iki süt yemi zammıyla sarsıldı.

Geçtiğimiz yıl bu dönemde 60 liraya satılan bir çuval süt yeminin fiyatı, bu hafta yapılan 7 liralık zamla 135 liraya yükseldi. Aydın’ın İncirliova ilçesinde hayvancılık ve süt üreticiliği yapan Murat Şayık, yapılan zamma isyan ederek, “Süt fiyatlarının 50 kuruş artırılmasından sonra iki kez zam geldi. Artık yeter” diye tepki gösterdi.

60 Liradan 135 Liraya Yükseldi

Geçtiğimiz yıldan bu yana girdi fiyatlarının iki kat arttığını söyleyen Murat Şayık, “Benim 100 baş hayvanım var.Günde yedi çuval süt yemi kullanıyorum. Geçtiğimiz yıl süt fiyatı 2,30 lira iken, yemin çuvalı 60-70 liraydı. Fiyat sürekli arttı, en son yapılan 50 kuruşluk zam sonrası çuvalı 135 liraya yükseldi. Geçtiğimiz yıl 900 lira elektrik parası geliyordu, bu yıl bin 200 lira geliyor. Saman 15-16 liraydı, 25 liraya yükseldi. Bize verilen zam ise sadece 50 kuruş. Tarım Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın bunu görmeleri, ilgilenmeleri gerekiyor” dedi.

25.01.2021
Devamı

Mevsimlik Tarım İşçilerine Yeni Çadırlar!

Mersin Büyükşehir Belediyesi, mevsimlik tarım işçilerine Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından gönderilen çadırların kurulumunu gerçekleştirdi.

Maya Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin de yerel ortak olarak dahil olduğu proje kapsamında, UNHCR tarafından mülteci konumundaki Suriyeli mevsimlik tarım işçileri için gönderilen çadırlar, Büyükşehir Belediyesi’nin altyapı desteği ile merkez Akdeniz ilçesi Adanalıoğlu-Limonlu Mahallesi sınırları içerisinde kuruldu. Tarımda sürekliliğin sağlanması için büyük önem taşıyan mevsimlik tarım işçileri, hasat, budama, ot alma ve çapalama gibi işlerde çalışıyor.

Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler, Tarımsal ve Veteriner Hizmetleri, Engelliler ve Sağlık Hizmetleri, Yol Yapım Bakım ve Onarım, Fen İşleri ile Mezarlıklar Daireleri'nin ortak çalışması sonucunda çadırların kurulduğu alanın zeminine malzeme serilerek çamur ortadan kaldırıldı. Ekiplerin kurduğu çadırlarda yaşayan Suriyeli tarım işçilerinin sağlık kontrolleri yapılıp, hijyen kiti ve 150 koli süt dağıtımı gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra Engelliler ve Sağlık Hizmetleri Dairesi ekipleri tarafından ateş ölçümü ile tansiyon ve şeker ölçüm çalışmaları da uygulandı.

Yüzlerce Suriyeli tarım işçisinin yaşadığı alanda kurulan çadırlara aileler yerleşmeye başladı.

Mevsimlik tarım işçileri için kış ve yaz aylarında rahatlıkla kullanılabilecek, taşınması kolay, içinde keçe bulunan ve su geçirmeyen 33 çadır kurulurken, ayrıca 2 adet de ortak kullanım alanı olacak, içerisinde sağlık kontrolü veya sosyal bilgilendirmeler yapılabilecek çadır kuruldu.

Bölgede bulunan seralarda ve tarlalarda çalışan mevsimlik tarım işçilerinin yaşam alanlarının iyileştirilmesini hedefleyen proje, önümüzdeki günlerde Tarsus’a bağlı Atalar Mahallesi’nde bulunan mevsimlik tarım işçileri için de uygulanacak.
25.01.2021
Devamı

YENİ YILDA KAFA KARIŞTIRAN DÜŞÜNCELER

Sorunlarla dolu 2020 yılını geride bıraktık. 2021 yılına salgın hastalık ile başlamak gerek. Dünya gündemi 2020 yılında Covid-19 hastalığı ile epeyce bir meşgul oldu.

Sabah akşam Covid ile yattık, Covid ile kalktık. Şimdide aşılar ile meşgul ediliyoruz. Ancak; dünyamızı salgın hastalıktan daha fazla meşgul etmesi gereken gıdayı artık birinci sıraya koymamız gerekir.

Dünyanın birçok ülkesinde açlık ve susuzluk ile mücadele edilirken; biz ise hala salgın hastalık ve aşı ile uğraşmaya devam ediyoruz. Elbette salgın hastalık ve aşı için gerekli iş ve işlemler yapılmalı ve uygulanmalıdır. Ama “Tarım ve Gıda” unutulmamalıdır.

Gıda sorunu bütün insanlığı tehdit etmektedir. Tarımsal üretim açısından düşüş yaşamasak da çiftçi açısından geride bıraktığımız yılı iyi geçirmedik. Üreticimiz her ne kadar etkilenmedi gibi görünse de derinden yara almıştır. Tarımda sürdürülebilirliğe her zamankinden daha fazla önem vermemiz gereken bir zamandayız.
Geçtiğimiz günlerde Alman medyası ülkemizin buğday durumunu inceledi. Sonuçlar çok ilginç. “Türkiye’nin buğday politikası ne kadar sürdürülebilir? “ başlıklı incelemede “Türkiye’de son yıllarda buğday ekim alanları daralırken ithalat hızla artıyor. Son 18 yılda 59 milyon ton OLAN buğday ithalatı, 2019’ yılında 9.8 milyon ton yapıldı? “deniliyor. Aynı incelemede TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez’in tespitlerine yer verildi. Suiçmez, buğday ithalatı için belirlenen alım fiyatının Türkiye’de yerli üretim için belirlenen taban alım fiyatından yüksek olduğuna işaret ederek, Türkiye’deki çiftçiden esirgenen desteğin başka ülke çiftçilerine verildiğini söyledi. Yine aynı sayfadaki başka bir haberde, “Buğday, anavatanında ithal ediliyor. Çiftçinin traktörü hacizli, devletin traktörü Afrika’yı sürüyor.

Bir zamanlar ‘tarım ülkesi’ olarak bilinen Türkiye, Afrika’da arazi kiralıyor. Çiftçi, ‘Önce kendi üreticine destek ol’ diyerek hükümete karşı çıkıyor. Uzmanlara göreyse bu kiralamalar politik nedenlerle yapılıyor.” Deniliyor. Sonuç olarak buğday üretimi ve ithalatına, yapılan desteklemelere bakılarak bu konuda nasıl bir politika izlendiği anlaşılmaya çalışılıyor.

Dikkat çekici bu düşüncelerden sonra bir diğer konu ise 2021 yılı yatırım programları oldu. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde yüzdeler açıklanmıştı. Bu yatırım programlarından tarıma ayrılan para 8,7 olarak planlandı. Bütün bu açıklamaların ardından biraz düşünelim. Sizce acaba bu yatırım miktarı insanların gıdasını sağlayan Tarım sektörüne yeterlimi? Bu durum başka hangi soruları işaret ediyor.
Acaba asıl tarım yatırımlarını, yabancı şirketler mi yapacak? Yeni yılın ilk günlerinde tarım sektöründe kafa karıştıran ve neler olduğunu sorgulayan bu düşünceler konuşuluyor. Kalın sağlıcakla…

   Muhammet OLUKLU
   Anadolu İzlenimleri 
Genel Yayın Yönetmeni

 
25.01.2021
Devamı

Mültecilere Tarım ve Hayvancılık Eğitimi

Uluslararası kuruluşların desteğiyle, Türk yetkililer doğu Van ilinde tarım ve mülteci yetiştirme konusunda eğitim veriyor.

Eğitim, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın katkılarıyla Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.

Mültecilerin Türk toplumuna entegrasyonunu ve ekonomiye katkılarını desteklemek amacıyla İl Tarım Müdürlüğü gözetiminde yürütülmektedir.

Şu anda çiftlikler ve seralarda çiftçilik ve kümes hayvanları teknikleri ile makine ve ekipman kullanımı konusunda 50 mülteciye eğitim verilmektedir.

Bölge Tarım Müdürlüğü Başkanı İbrahim Gürintaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, katılımcıların istihdamda da sertifika ve öncelik alacaklarını söyledi.

Gürintaş, eğitimin Türkiye’de tarım ve kümes hayvanları sektörlerinde eğitimli işçi sıkıntısı çeken işverenlere yardımcı olacağını vurguladı.

Katılımcılardan altı yıl önce İran’dan ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelen Yadegar İsmailzadeh, eğitimden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“Hayatımda ilk defa bu tür becerileri öğrendim,” dedi ve “Fırsatım olsaydı, kendimi tarımda veya kümes hayvancılığında daha fazla geliştirmek isterdim.”

Diğer bir katılımcı, Afgan kökenli Muhammed Herandis, gerekli destek sağlanırsa kendi işini kurmakla ilgileneceğini söyledi.
25.01.2021
Devamı

ÜLKEMİZDEKİ HAYVAN ISLAHI SÜRECİ

Hayvancılıkta geleneksel bilgi birikiminin yanı sıra biliminde katkısıyla önemli gelişmeler, verim artışları, yetiştirme yöntemleri kullanılır olmuştur. Bilimle bütünleşmiş hayvancılık faaliyetleri yapamayan ülkeler geleneksel bilgi birikimleri ne kadar köklü olursa olsungeride kalmışlardır. Bireysel ihtiyaçların ötesinde büyük bir tüketici kitlesine üretim yapılması, küçük işletmeler de bile bir takım girdilerin işletme dışından temin zorluğu nedeniyle her ekonomik faaliyette olduğu gibi hayvancılığın da bir takım vazgeçilmez temeller üzerine kurulmuş olması ve faaliyeti yapan kişilere kar getirecek bir kurgu ile yapılması, işletmelerin ve sektörün sürdürülebilirlik düzeyinde karlılığı için zorunludur.

Ülkemiz, hem küçükbaş genetik çeşitliliği açısından çok zengindir. Hem genetik çeşitlilik hem de hayvan varlığı bakımından Avrupa ülkeleri arasında da birinci sıradayız. 
Sığır yetiştiriciliği ise, geçmişte yetiştirme ve tüketimde büyük ölçüde yer alan küçükbaşın yerini almıştır. Günümüzde gerek kırmızı et ve gerekse süt üretiminin kabaca % 85 civarı sığırlardan elde edilen üretimlerdir. Ülkemiz Sığır varlığı açısından Avrupa’da az bir farkla ikinci sıradadır.
Hayvancılıkta vazgeçilmez temel noktalar;
  1. Hayvan sayısı; ülkede yararlanılabilecek çayır, mera miktarı, yem bitkisi üretim kapasitesine, üretilmesi planlanan hayvansal ürün miktarına, coğrafi ve iklim şartlarına, üretici ve tüketici alışkanlıklarına göre hayvan tür ve ırkları belirlenmelidir. Bölgelere göre üretim modellemesi yapılmalı, sadece hayvan sayısını arttırmaya yönelik planlama sürdürülebilir olamaz.
  2. Hayvan Sağlığı; hayvan hastalıklarının önlenmesi, kontrolü, eradikasyonu konusu da istikrarlı, planlamalar ve uygulamalar vazgeçilmezdir.
  3. Hayvan Islahı; üretim hedefi olan hayvansal ürünlerin mümkün olduğunca az hayvandan elde edilmesi sağlanırken üreticinin de karlılığının artması yüksek verimli damızlıkların olmasına bağlıdır.Bunu sağlamamın yolu da hayvan ıslahıdır.
Hayvan ıslahı, nesilleri kapsayan uzun sürede ve sabırla kaydedilen verilerin, bilimsel metotlarla değerlendirilip hesaplanarak elde edilen damızlık değerlerine göre öne çıkan fertlerin bir sonraki generasyonda (nesil) çoğaltılmasına izin verilirken, diğerlerinin sürüden çıkartılması işlemlerini ve sürecini kapsar. Ekonomik önemi olan verim özelliklerinin çok sayıda gen tarafından belirleniyor olması, hayvan ıslahının bilimsel metotlarla yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Son dönemde genetik bilimindeki gelişmeler sonucu, süreci belli ölçüde kısaltan uygulamalar da başlamıştır. Sürülerin (popülasyon) verilerinin kayıtlarının genetik ilişkilendirmesi esasına dayanan bu uygulamalar için de et, süt, büyüme performansını gösteren veriler ve sağlık kayıtları, fenotipik değerlendirme, tip puantajı gibi kayıtlar tutulması genomik çalışmalar için de vazgeçilmez şarttır.

Damızlık ise, bu süreç sonunda istenen özellikler yönünden öne çıkan ve bu özelliklerini sonraki nesle aktarabilme kabiliyetinde olan bireyler demektir. Yani her dişi ve erkek hayvan damızlık olarak kullanılmamalıdır.

lkemizde hayvan ıslahı süreci;

Küçükbaşta ıslah çalışmaları,
Bu alandaki çalışmalar, 1800 lü yıllar itibariyle merinos koçların ithali ve yerli koyunlarımızla melezleme çalışmaları başlatılmıştır. Merinos koyunlarda getirilerek Marmara ve Trakya bölgelerindeki yetiştiricilere,yapağısını devlete satması koşulu ile maliyetinin üçte biri fiyatına verilmiş ve on yıl vergiden muaf tutulmuşlardır. Ülkemizdeki hayvancılık konusundaki ilk teşvik/destek ödenmesinin de bu olduğu söylenebilir. Türkiye’nin tekstil endüstrisine uygun yapağı ihtiyacını karşılamak üzere Bandırma Merinos Yetiştirme Çiftliği, Bursa Merinos Yetiştirme Çiftliği ile Bursa Merinos Fabrikası gibi oluşturulan kurumların katkısını da unutmamak lazımdır. Cumhuriyet dönemi ile birlikte merinos yetiştiriciliği tekrar ele alındı. Tarım ve hayvancılık üzerine kalkınma amacı doğrultusunda ülkede yünlü dokuma sanayisini geliştirmek için bu atılması gereken bir adım olarak görüldü. Nitekim 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nde ülkede her cins ehil hayvanın ıslahı ve çoğaltılması için çalışmalar yapılması gerektiği üzerine görüş beyan edilmişti.Bu kapsamda merinos koyunu da ıslah ve çoğaltım kapsamına alındı. Yoğun olarak Marmara bölgesi illerinde merinos koçlar kıvırcık koyunlarımızla melezlenerek sürdürülen faaliyetler 1951 yılından itibaren orta Anadolu başta olmak üzere diğer bölgelere de yaygınlaştırılması kararlaştırıldı. Bu bölgeler için ana hattı olarak akkaraman koyunlar kullanıldı. Doğu ve güney doğu bölgeleri için de çalışmalar yapılmıştır. Baba merinos, ana materyali Ege ve Marmara bölgelerinde kıvırcık, orta ve iç Anadolu bölgelerinde ise akkaraman olan iki temel merinos genotipi yaygınlaşmış durumdadır.

Günümüzde ise, TAGEM tarafından Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü ve Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitülerinde yürütülmekte olan Ülkesel Merinos Geliştirme Projesi ile, bulunduğu bölgedeki koyun yetiştiricisinin damızlık koç ve koyun ihtiyacını imkânları ölçüsünde karşılamaktadır. Bandırmadaki enstitümüzde Karacabey Merinosu, Konya’daki enstitüsünde ise Anadolu Merinosu uzun yıllardır pedigrili yetiştirilmekte ve ıslah süreci sürdürülmektedir. Bu Enstitülerimizin damızlık satışlarına üreticiler tarafından büyük rağbet gösterilmektedir.

Üreticinin elindeki Merinos varlığının ise, ıslaha, damızlık değer tespitine yönelik kayıtları tutulmadığından yapağı kalitesinin bozulmakta olduğu spekülasyonları yapılıyordu. TAGEM tarafından yerli ırklarımızın ıslahı amacıyla 2005 yılında başlatılan 56 ilde 28 koyun ve keçiırkıyla, 171 adet alt projede, bir milyon baş civarında hayvan materyalinde yetiştirici işletmesinde sürdürüldüğü “Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projesi” kapsamında 8 ilde 11 Merinos ıslah projesi üretici şartlarında yürütülmektedir.  Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projesi kapsamına doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlığında artış sağlanmış, kasaplık çağa gelme yaşı bir ay kısaltılmıştır. Aynı zamanda yapağı analizleri yapılarak ıslah parametreleri arasında değerlendirilmektedir. Bugün itibarıyla proje kapsamındaki hayvanlar da damızlık kalitesi açısından rağbet görür hale gelmiştir. Günümüzde toplam merinos varlığı 3 milyonu geçmiş durumdadır.

Ülkemizde ıslah çalışmaları ile elde edilen bazı ırklar olmuş ancak çeşitli nedenlerle merinos kadar yaygınlaşamamışlardır. Bu ırklardan bazıları olarak; Karacabey Merinosu, Malya Koyunu, Anadolu Merinosu, Konya Merinosu, Ramlıç, Tahirova, Sönmez, Türkgeldi, Bafra koyunu sayılabilir.

Ülkemiz iklim ve doğal şartları ile mera yapısı ve yetiştirici alışkanlıkları küçükbaş hayvancılık için çok uygun ortama sahiptir. Kırmızı et açığımızın kapatılmasında en büyük avantaj olarak durmaktadır.

Ülkemizdeki yerli ırkların gerçek potansiyelini ortaya çıkartan, küçükbaş ve manda da ülkenin kaliteli damızlık ihtiyacını karşılayabilecek düzeye ulaşan “Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projesi” konusunu da sonraki sayılarda ayrıntılı olarak ayrı bir başlık altında anlatabilmeyi umuyorum

Büyükbaş hayvanlarda ıslah süreci;

Yine,1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi kararları sonrası 1926 yılında 904 sayılı “Islahı Hayvanat Kanunu”nun çıkartılması ile birlikte gelişen süreci dönemler halinde incelemek daha anlaşılır olacaktır.
1926-1972 dönemi;

Devlet işletmelerinde oluşturulmuş olan yerli ırklardan oluşan sürüler süreç içerisinde azaltılmıştır. 1924 yılında Avusturya’dan ithal edilmiş esmer ırk hayvanların ithalatı, İsviçre’den (Brown Swiss/Montofon)  1935 ve 1947 yıllarında devam etmiştir. 1950 yılından itibaren “devlet üretme çiftliklerinde üretilen boğalar, 1970 yılından itibaren köylere dağıtılmaya başlanmıştır. Bu faaliyetler sonucu “Karacabey Esmer Sığırı” olarak bilinen genotip yaygınlaşmaya başlamıştır. 1958 yılında ise holstein (siyah alaca), jersey le birlikte aberden angus ve hereford da ithal edilerek yerli ırkların boşaltılmış olduğu devlet işletmelerinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

1972- 1984 dönemi;

Dünya bankası desteği ile uygulanan “Hayvancılığı Geliştirme Projesi” kapsamında çoğunluğu siyah alaca ırktan olma üzere gebe düveler ithal edilerek yetiştirici işletmeleri de dahil olma üzere “damızlık işletmeler” kurdurulmuştur.Daha önce bu konuda 1960 lı yıllaradn bu yana tecrübe ve birikimi olan TAGEM e bağlı Lalahan’daki enstitümüzde dondurulmuş boğa sperması üretimi ve ülke çapında dağıtım faaliyetleri özellikle 1973 ten itibaren arttı.

1987-1995 dönemi;

Gebe düve ithalatına dayalı “anlaşmalı çiftçi projesi” sürecinde yine çoğunluğu siyah alaca olan 300.000 kadar düve ithal edilerek yetiştiricilere dağıtılmıştır. Bu işletmelerde verim ve sok kütüğü kayıtlarının tutulması sağlanamamıştır. Bunu sağlamak için1989 yılında yurtdışı iki proje ile bu eksiğin giderilmesi planlanmıştır. Bu amaçla 1989 yılında Türk-İtalyan işbirliği ile ANAFi ve 1990 yılında Türk-Alman işbirliği ile GTZ projeleri uygulamaya konulmuştur.

1995-2010 dönemi;

Bu süreçte oluşan birikim ve ANAFİ ve GTZ projelerinin de etkisiyle, işletmelerde kayıt tutulması progeny test (döl kontrolüne dayalı) boğa seçim yapılması sistemi kurulmaya çalışıldı. 1995 yılından itibaren il üretici örgütleri ve üst örgüt DSYMB kurulmuş, 1998 yılında itibaren devlet eliyle ücretsiz yapılan suni tohumlama uygulamaları özelleştirilmiş ve ücretli hale getirilmiştir.

2010 sonrası dönem;

Talebin üretim miktarından daha hızlı artması ve kırmızı et arzının bunu karşılayamadığı gerekçesiyle, damızlık, besilik, kasaplık başlıkları altında önceleri etçi hayvan, sonra et olarak ithalatlar dönemsel olarak yapılmıştır. Buna sütçü damızlık ithalatları da eklenmiştir.
 
Değerlendirme Ve Sonuç

Küçükbaş olarak adlandırılan koyun/keçi varlığı açısından Avrupa ülkeleri arasında birinci, sığırda ise ikinci sırada olduğumuzu tekrar ederek bir değerlendirme yapılacak olursak;

TAGEM tarafından yürütülen ve 2005 yılında başlayan  “Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projesi” sayesinde proje kapsamındaki 23 koyun ve 7 keçi ırkı için projedeki hayvanların ıslah sürecindeki damızlık yenilemeleri karşılandığı gibi ayrıca, proje dışındaki işletmeler için de ülke ihtiyacı olan kaliteli damızlıklar karşılanabilecek hale gelinmiştir. Aynı durum Anadolu mandasında da söz konuş olup, ilaveten ıslah sisteminden seçilen, yüksek verim genetik kapasitesine sahip manda boğalarından dondurulmuş sperma üretimi de başlatılmıştır. Bu spermalar, proje kapsamında olsun olmasın tüm manda popülasyonu için sahada kullanıma sunulmuştur. Gerek küçükbaşta ve gerekse manda da sayının artmasında proje sürecinde kullanıma sunulan kaliteli damızlıkların etkisi yüksektir. Özellikle manda da projesinin başlangıcından bu güne manda sayısında 86.000 civarında olan sayı 200.000 sayısına ulaşmıştır. Uzun olmayan bir dönemde bu sayının 500.000 e çıkmasını sağlayacak üretici talebi ve ülke şartları çok uygundur.

Sığırlarda ise; ıslah süreci konusunu uzunca anlattığımız sığır konusunda, sadece suni tohumlama yapılarak ırkın dönüştürülmesine odaklanması, ırkların coğrafi bölgeler göre uygunlukları ile ilgili planlamaların yetersiz kalması, her ırkın her bölgede aynı destek kapsamında değerlendirilmesi sistemi sıkıntıya sokmaktadır. Ayrıca, ıslahla ilgiliverilerin yetersizliği nedeniyleüreticilerin bu sistemden üretilen hayvanların damızlık değerlendirmelerine ve kalitesine güveninin düşük olması sonucunu sistem içerindeki damızlık düvelere ve üretilen yerli spermaya talep olmamakta, ithal olması yönünde talep ve kulisler etkili olmaktadır. Ülkemizde üretimi yapılan sperma miktarı ihtiyacı karşılayacak sayıda olmasına rağmen, bunun üç katına yakın sperma ithalatı yapılmaktadır. Yerli spermaya ilave destek verilmesi üreticinin kayıtta yerli sperma, ancak gerçekte ithal sperma kullanımı spekülasyonları ve uygulamaları ıslahın temel yapısında yok eden bir faktördür.

Genel anlamda hızlıca düzeltilmesi gereken noktalar özetle;

*Sadece hayvan sayısı artışını tek hedef alarak planlama yaklaşımının revize edilmesi,
*Üretilecek hayvansal ürünler için, bölge, “kültür ırkı” seçimi, ıslah hedefi planlaması
*Marjinal bölgelerde ise yerel ırklarla maliyeti çok düşük yetiştirme modeli planlamaları yapılması,
*Hayvan kayıt sistemlerinin ıslaha yönelik verilerin toplanmasında spekülasyona ve suistimale açık alanların düzeltilmesi,
*Damızlık değerlendirme yöntemlerinin bilimsel temele dayandırılması,
*Hayvan varlığı, kesilen hayvan, toplam üretim miktarları konularındaki kayıtların/ istatistiklerin makul ve izah edilebilir olmasının sağlanması,
*Damızlık güç kullanımının yönetilmesine aksaklıkları giderilmesi,
*Sığırlardaki “ıslah istemi” nin çok köklü bir revizyonu..
 
Önümüzdeki 10 yıl içinde; Avrupa Birliği’nde süt ineği sayısının yüzde 6 azalması,
Süt ineği veriminin yüzde 14 artışla yıllık inek başına 8 bin 342 kilo olması bekleniyor.İnek sayısının (dolayısı ile) işletme sayısının azalmasına rağmen süt üretiminin yüzde 6 artması öngörülüyor. Ülkemizde bu planlama yapılırsa, artan fiziki kapasitenin et üretimi amaçla kullanılması yolu açılabilir.
 
Hayvancılık alanındaki konuların çözümünün tümünün bir bütünlük içinde ele alınması, Ülkemizde mevcut mera/çayır, yem üretim potansiyeli, coğrafi uygunluk, fiziki kapasitenin doğru kullanılması ve hayvan sayısı/ hayvansal üretim planlamasının yapılması halinde hayvansal üretim ihtiyacımızın tamamının ithalata gerek kalmayacak şekilde sağlanması mümkündür, böyle bir potansiyelimiz mevcuttur.
 

                           Dr. Ali AYAR

Hayvancılık ve Su Ürünleri Daire Başkanı-TAGEM
25.01.2021
Devamı

Saruhanlı Belediyesi’nden Traktör Desteği

Manisa'nın Saruhanlı Belediyesi, icralık çiftçiye traktör desteğinde bulundu.

 

Mazot, gübre ve ilaç maliyetlerinin artması, Tarım-Kredi kooperatiflerine, bankalara borçları yüzünden birçok çiftçinin tarlası ve traktörü icralık oldu. Türkiye'de tarımsal üretimde önemli bir noktada olan Manisa'da da traktörlerine haciz konulan yüzlerce çiftçi tarlasında ve bağında iş yapamaz hale geldi.

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, çiftçiden gelen 'traktörüm hacizli, mazot alacak param yok' şikayeti üzerine belediyeye ait 18 traktörü çiftçinin kullanımına verdi. Traktörün mazotu da hayırseverlerin katkılarıyla karşılanıyor.

‘KENDİ TRAKTÖRÜMÜ DE ONLARA VERDİM'

CHP'li Zeki Bilgin, “Kendi traktörümü de çiftçilerimizin kullanımına verdim” dedi.

Üretimin durmaması ve çiftçiye destek için CHP'li Saruhanlı Belediyesi devreye girdi. Saruhanlı'da tarımsal üretimin durmaması ve çiftçinin yükünü hafifletmek amacıyla CHP'li Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin ‘Üretim Durmasın, Çiftçimiz Kazansın' sloganıyla örnek bir uygulamaya imza attı. Belediyeye ait 18 traktör mazotuyla birlikte ücretsiz olarak çiftçinin kullanımına sunuldu.

"DEVAMI DA GELECEK"

Çiftçiyle sürekli diyalog halinde olduklarını söyleyen Bilgin, üreticinin ‘Üretemiyoruz' isyanına çözüm bulmak için belediye bünyesinde bir çalışma başlattıklarını ifade etti. Bilgin, şunları söyledi: “Pandemi döneminde ziyaret ettiğimiz çiftçilerden birisi bana ‘Üretemiyoruz başkan. Artık durma noktasına geldik. Traktörüm hacizli. Mazot alacak param yok' dedi. Ben de bu isyanın üzerine çiftçimize nasıl destek oluruz diye bir çalışma başlattım. Belediyemiz şantiyesinde 18 adet traktörümüz var. Bu traktörlerimizi işlerimizi aksatmayacak şekilde hafta sonları çiftçimizin hizmetine sunduk. Ayrıca şahsıma ait traktörümü de çiftlerimizin hizmetine sundum.”

ÇİFTÇİNİN DERDİNİ İYİ BİLİRİM

Üreticilerle sık sık bir araya gelip derdini dinleyen Bilgin, “Ben de çiftçiyim, onların derdini iyi bilirim” diye konuştu. Başkan Bilgin, üreticiye katkı sağlamak için başka uygulamaları da hayata geçireceklerini söyledi.

ÜRETİM TEKRAR BAŞLADI

Başkan Bilgin, “Çiftçinin mazotlarını da ilçemizdeki hayırseverlerin katkılarıyla karşılıyoruz. Böylece çiftçimizin üretime devam etmesi için traktörlerimizi mazotlarıyla birlikte ücretsiz olarak hizmetlerine sunmuş olduk. Bu şekilde traktörü icralık olması sebebiyle tarlasında çalışamayan çiftçimiz tekrar çalışır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca belediye bünyesindeki traktörleri çiftçiler için hazırlayan Bilgin, “Mazot desteğini hayırseverlerimiz karşılıyor” dedi.

'ÇİFTÇİ ÜRETMEZSE BİZ AÇ KALIRIZ'

Saruhanlı'da çiftçinin buğday, mısır, üzüm ve zeytin üretimi yaptığını dile getiren Bilgin, kendisinin de çiftçi olduğunu ve üreticinin sıkıntılarını çok iyi bildiğini söyledi.

Bir ülkeyi ayakta tutan en önemli lokomotifin tarım sektörü olduğuna dikkat çeken CHP'li Başkan Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: “Çiftçimizin hali ortada. Bir taraftan pandemi ile boğuşuyor, bir taraftan artan borç yüküyle. Özel bankalar yetmiyormuş gibi şimdi de Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin üzerine karabasan gibi çöktü. Bu şartlar altında ezilen çiftçi artık üretimi bırakma noktasına geldi. Şu bir gerçektir ki eğer çiftçi üretimi bırakırsa biz açız.”

Yeniden üretime başlayan çiftçileri ziyaret etti, üreticiye destek için başka projeleri olduğunu anlatan Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, “Belediye demek sadece bulunduğu bölgeye bina yapmak, alt ve üstyapı hizmetleri sunmak değil. Kentte yaşayanların sıkıntısına ortak olmak da gerekir. Kentin sıkıntı yaşayan esnafına, çiftçisine destek vermek lazım. CHP'li belediyeler sosyal belediyelik anlamında bunu en iyi şekilde yapıyor. Diğer belediyelerin de bunu gerçekleştirmesi gerekir. Saruhanlı Belediyesi olarak önümüzdeki günlerde de çiftçimize imkanlarımız çerçevesinde destek olmaya çalışacağız. Önümüzdeki üzüm sezonunda üreticimize bağ direklerini biz sağlayacağız. Üzümleri açığa dökmemelerini sağlamak için depo alanları sağlayacağız” dedi.
25.01.2021
Devamı

“Türkiye, Koyun Keçi Sayısı En Hızlı Artan Ülkeler Arasında”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik,  küçükbaş hayvancılığa verilen önem ve desteğin sonuçlarının alındığını bildirerek, “FAO verilerine göre, Türkiye, 2009-2018 döneminde, hayvan varlığını artırma hızında keçide tüm ülkeler içinde 5’inci, koyunda 15’inci, 10 milyonu aşan hayvan varlığı olan ülkeler içinde keçide 2’nci, 30 milyonu aşan hayvan varlığı olan ülkeler içinde koyunda 3’üncü oldu” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2009-2018 döneminde Türkiye’nin koyun sayısını yüzde 61,5, yıllık ortalama yüzde 5,47, keçi sayısını ise yüzde 113, yıllık ortalama yüzde 8,76 artırdığını, bu artış hızıyla dünya sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını belirtti.

Nihat Çelik, küçükbaş hayvan varlığını artırmayı sürdüren Türkiye’nin 2009-2020 döneminde, koyun sayısındaki artışını yüzde 96’ya, keçi sayısında yüzde 140,8’e çıkardığını ve toplam küçükbaş varlığını bu dönemde 26,9 milyondan 55 milyona yükselttiğini vurguladı.
 
Önemli ülkeler içinde koyunda Moğolistan ve Çad’ın, keçide Myanmar’ın
ardından hayvan sayısını en hızlı artıran ülke Türkiye
 
Koyun sayısını artırma hızında Katar, Litvanya, Fiji, Burundi, Tanzanya, Maruitus, Myanmar, Lübnan, Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri gibi koyun varlığı açısından dikkate alınmayan ülkelerin ilk sıralarda yer aldığını, ilk 15’te koyun varlığı 30 milyonu aşan önemli koyunculuk ülkelerinden yalnızca, Moğolistan, Çad ve Türkiye’nin yer aldığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

“Koyun varlığı açısından dikkate alınmayacak ülkeleri devre dışı bıraktığımızda Türkiye, 2009-2018 döneminde Moğolistan ve Çad’ın ardından koyun varlığını en hızlı artıran 3’üncü ülke konumunda bulunuyor.

Keçi varlığını artırma hızında Türkiye, 2009-2018 döneminde Myanmar, Katar, Malavi ve Togo’nun ardından 5’nci sırada yer alıyor ama bu ülkeler içinde Katar, Malavi ve Togo’nun keçi varlığı son derece sınırlı. Bu ülkeleri hesaplama dışında tuttuğumuzda Türkiye, 10 milyonu aşan keçi varlığı bulunan ülkeler içinde Myanmar’ın ardından 2’inci sırada yer alıyor.”
 
Koyun ve keçi sayısında Avrupa'da birinci sıradayız
 
Türkiye’nin, koyun ve keçi varlığı belli seviyenin üzerinde yer alan ülkeler içinde başa güreştiğini vurgulayan Çelik, şu bilgileri verdi:
“Küçükbaş hayvancılıkta hızlı bir büyüme içindeyiz. Koyun sayısında Avrupa’da birinci, dünyada 8’inci sırayı aldık. Kısa zamanda Çad, Sudan, İran, Nijerya’yı geride bırakarak Çin, Hindistan ve Avustralya’nın ardından 4’üncü sıraya yükseleceğiz.

Keçi sayısında da Avrupa’da birinciyiz. Dünyada 23’üncü sıradayız. Bu hızla gidersek, keçi sayısında da dünyada ilk 15’te yer alabiliriz.
Koyun sütü üretiminde ülke olarak Çin’i geride bıraktık ve dünya birincisi olduk. Keçi sütü üretiminde Hindistan, Sudan, Bangladeş, Pakistan ve Fransa’nın ardından altıncı sıradayız.

Koyun ve keçi süt ve süt ürünleri üretiminde çok daha önde yer alıyoruz. Koyun sütünde Çin’i geride bırakarak dünya birincisi olduk. Keçi sütünde, Hindistan, Sudan, Bangladeş, Pakistan ve Fransa’nın ardından altıncı sıradayız. Et e süt verimliliğimiz artıyor.

Yetiştiricimiz üretiyor, hayvan sayısını artırıyor. 365 gün uğraş isteyen, gecesi gündüzü olmayan, yağmurda, çamurda, sıcakta, soğukta, genellikle zor coğrafyada çalışma gerektiren dünyanın en zor mesleği olan hayvancılığı hakkıyla yapıyor ve sonucunu ülke olarak alıyoruz.”
 
Sektörün geleceği parlak
 
Sektörün geleceğinin parlak olduğunu, ihracata başlandığını, bu gelişimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin büyük desteklerini gördüklerini belirten Çelik, “kendilerine sektörümüz ve 270 bin yetiştiricimiz adına teşekkür ediyorum. Hem Cumhurbaşkanımız hem de Tarım ve Orman Bakanımız küçükbaş hayvancılığa büyük önem veriyorlar ve desteklerini esirgemiyorlar” dedi.

Hayvan sayısı artmaya devam ederken, üretimin sürdürülebilir olması için yapılması gerekenler de bulunduğunu bildiren Çelik, açıklamasını, “Hollanda’nın 5 katı kadar bir alana yayılan, 15,8 milyon hektarı bulan orman, mera ya da tarım alanı olarak kullanılmayan boş alanlar mera haline dönüştürülsün, en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlar ıslah edilsin, verimliliği artırılsın, suya kavuşturulmamış Kıbrıs adasının iki katından büyük olan 1,9 milyon hektar alan suya kavuşturulsun, bu alanlarda yem bitkileri ekimi teşvik edilsin, en önemli sorunlarımızdan biri olan çoban sorumuz çözülsün, girdi maliyetleri düşürülsün, destekler artırılarak sürdürülsün, destek ve teşviklerde, genç nüfusa, aile işletmelerine, hayvancılığa öncelik tanınsın” şeklinde bitirdi.
 
25.01.2021
Devamı

Diyarbakır’da Su Projeleri Birer Birer Hayata Geçiyor!

Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Projesi kapsamında inşa edilen Silvan Barajı’nın gövde dolgusu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle teşrifi, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin de tören alanından katılımıyla, 23 Ocak’ta tamamlanıyor.

Düzenlenecek törende ayrıca Diyarbakır’ın verimli topraklarını suyla buluşturacak Başlar ve Ergani Barajları ile Ergani ilçesinin 2045 yılına kadar su sorunuyla karşılaşmasına mani olacak Ergani İçmesuyu Arıtma tesisi de hizmete alınacak.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bakan Pakdemirli, Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük sulama sahasına sahip olan Silvan Barajı’nda gövde dolgusunun tamamlandığını ifade ederek “Silvan Barajı ülkemizin en büyük 2. Sulama projesi olan Silvan Projesi’nin ana depolama tesisi konumundadır. Ayrıca sınıfında 175,5 metre yüksekliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek barajıdır. Silvan Barajı ve HES’te, gövde dolgusu tamamlanarak önemli bir aşama geride bırakıldı. 8 milyon 680 bin metreküp gövde dolgu hacmine sahip olan Silvan Barajı’nda 7,3 milyar metreküp su depolanabilecek” diye konuştu.

6,4 milyar TL’ye mal olacak barajın tüm üniteleriyle tamamlandığında sulama ve enerji üretimini kapsayan 4 ayrı aşamada işletileceğini belirten Bakan Pakdemirli “Her aşamada, Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacaktır.  4. ve nihai aşamayla birlikte enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken, sulamaya verilen su miktarı 1 milyar 791 milyon metreküpe yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Baraj ile hâlihazırda kuru tarım yapılmakta olan 2 milyon 350 bin dekar arazide modern sistemler ile sulama yapılabileceğinin altını çizen Pakdemirli “Silvan Barajı ve HES, tarımsal sulama ve enerji üretiminden milli ekonomiye yıllık 1,91 milyar TL katkı sunarken, 305 bin kişiye de istihdam imkânı sağlayacak” açıklamasını yaptı.

BAŞLAR VE ERGANİ BARAJLARI İLE ERGANİ İÇMESUYU ARITMA TESİSİ AÇILIYOR

Hizmete alınacak Başlar Barajı’nın temelden 30 metre yüksekliğe sahip olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Yaklaşık 29 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip olan baraj ile halen kuru tarım yapılmakta olan, 38 bin 200 dekar alan modern sistemlerle sulanarak 29,28 milyon TL net gelir artışı ile 5 bin kişilik istihdam imkânı sağlanacak. Sulamadan Bismil ilçesine bağlı; Safyan, Akçay, Doluçanak, Bahçe, Seki, Belli, Çakıllı ve Çöltepe köyleri ile Silvan ilçesine bağlı; Kasımlı köyü faydalanacak”

Ergani Barajı ile de Ergani İlçesinde yer alan 18 bin 660 dekar tarım arazisinin modern sistemlerle sulanacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, barajdan yapılacak sulama ile 2 bin 450 kişiye iş imkânı ve yıllık 13 milyon TL ekonomik katkı sağlanacağını ifade etti.

Hizmete alınacak diğer bir tesis olan Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi ile ise güncel içme suyu ihtiyacı yıllık 9,9 milyon metreküp olan Ergani ilçesine, yıllık 15,6 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edilecek. Bakan Pakdemirli “Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi, günlük 42 bin 500 metreküplük arıtma kapasitesi ile ilçenin 2045 yılına kadar içme suyu sorunu yaşamasına mani olacak. Tesis; Ergani İlçesi ve Çavlı, Şölen, Koruköy, Gürünlü, Özbilek, Bademli, Bahçeköy, Deringöze, Gözekaya köylerine hizmet verecektir. Yapılan tesisler, söz konusu yerleşimlerin 2045 yılı nüfusu olması beklenen 130.000 kişiye hizmet verebilecek” diye konuştu.
 
22.01.2021
Devamı

Hindistan’da Çiftçiler Hükümetin Teklifini Reddetti!

Hindistan'da çiftçiler, hükümetin yeni tarım yasalarını askıya alma teklifini reddetti.

57. gününe giren protestolarda, çiftçi liderleri, hükümetin yeni düzenlemeleri 18 ay boyunca askıya alma ve yasaların çiftçilerin talepleri dikkate alınarak incelenmesini sağlayacak bir komitenin kurulması teklifini kabul etmedi.

Çiftçi sendikalarının oluşturduğu koalisyon Birleşmiş Çiftçiler Cephesi, yaptığı açıklamada, hükümetin önerisini reddettiklerini ve yasaların tamamen yürürlükten kaldırılmasından daha azına razı olmayacaklarını bildirdi.

Hindistan'da eylülde tarım sektörüne serbestlik getiren 3 yasanın parlamentoda kabul edilmesinin ardından protestolara başlayan çiftçiler, Pencap ve Haryana'dan başkent Yeni Delhi'ye doğru hareket etmişti.

Kasım ayından itibaren Yeni Delhi sınırındaki çok sayıda noktada kamp kuran çiftçiler, zaman zaman bazı yolları kapatarak protestolarını sürdürüyor.

Yoldaki polis barikatlarını kaldıran çiftçilere göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve coplarla müdahale edilmişti. Eylemlerini Yeni Delhi'ye taşıyan çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağından, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağından ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağından endişe ediyor.

Modi, çiftçilerin eylemlerini başkente taşıması üzerine Uttar Pradeş eyaletinde düzenlediği mitingde, çiftçilerin muhalefet partileri tarafından yanlış yönlendirildiğini ve yeni yasaların çiftçilerin yararına olduğunu söylemişti.

Hindistan'da muhalefet partileri ve Modi'nin bazı müttefikleri, yasaların çiftçi karşıtı olduğunu belirtiyor.

Hindistan'da son olarak Yüksek Mahkeme, yasalarla ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararı almıştı.

Narendra Modi hükümeti ve çiftçiler arasında 10. tur görüşmelerde, çiftçi liderlerine yasayı askıya alma teklifi yapılmıştı.

22.01.2021
Devamı

Elektrik Akımına Kapılan Çiftçi Hayatını Kaybetti!

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde yaşayan ve çiftçilik yapan Bayram cin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

Esentepe Mahallesi'nde komşusunun evinin önündeki ağacın dallarının, enerji nakil hattına değmemesi için budamak istedi. Bu sırada akıma kapılan Cin, ağır yaralandı.

Vatandaşlar tarafından hastaneye kaldırılan Cin, müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

Evli ve iki çocuk babası Bayram Cin'in cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.
22.01.2021
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Mobil Ekmek Büfesine Yasak

Tarım ve Orman Bakanlığı, ekmek satışına ilişkin yayımladığı genelgede mobil araçlarda ekmek satışını yasakladı. Bakanlığın yayımladığı genelge ile İBB'nin mobil ekmek büfelerinde ekmek satışı yasaklanmış oldu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, pazarlar dışında seyyar ekmek satışını yasaklayan bir genelge yayınladı. Genelgeye göre, mobil araçlarda ekmek satışı yasaklandı.
Yayınlanan genelge ile birlikte artık pazarlar dışında seyyar araçlar ve mobil araçlar ile manav, kasap ve sokaklarda ambalajsız veya ambalajlı ekmek, diğer ekmek çeşitleri ve pide satışı yapamayacak.
İBB Mobil Halk Ekmek Büfeleri için çıkarıldığı yorumlarıyla tepki çeken genelge şöyle:


 
Kararla ilgili açıklama yapan İBB Sözcüsü Murat Ongun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımız endişe etmesin. Gerekirse ihtiyaç duyduğunuz ekmeği evinize teslim ederiz" dedi.
Ekmek satışını devam edeceğini belirten İBB Sözcüsü Murat Ongun, "İstanbul Halk Ekmek, mobil hizmet araçları ile İstanbullulara sağlıklı ve ucuz ekmek hizmetini her koşulda sürdürecektir. Vatandaşlarımız kamuoyuna yansıyan haberlerle ilgili endişe etmesin. Gerekirse ihtiyaç duyduğunuz ekmeği evinize teslim ederiz" ifadelerini kullandı.
 
 
22.01.2021
Devamı

Erzincan DSYB’den Süt Üretimine Büyük Destek

Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği soğuk süt zincirinde kalite ve kapasitesini artırarak yüzde elli hibeli TKDK kapsamında 3.560.000 TL lik yeni yatırım gerçekleştirdi. Konu ile ilgili Anadolu İzlenimleri ’ne açıklama yapan Erzincan DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Faruk Günay Proje detaylarını şöyle değerlendirdi.



“Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üreticimizi kaliteli süte yönlendirmek amacı ile soğuk süt zincirine yatırımlarımız devam ediyor. Bu kapsamda Erzincan DSYB olarak yerli ve milli olan merkez süt toplama tesisimizde uzun yıllardır üreticimize hizmet vermekteyiz. Üreticimiz en iyisine ve en kaliteli sütü üretebilmesi düsturu ile TKDK yatırımları kapsamında proje adı Soğuk süt zincirinde kalite ve kapasitenin artırılması amacı ile proje bedeli 3560.000TL olan yüzde elli hibeli 1 adet 12 tonluk Mercedes marka kamyon, 10 adet Ford pikap, Refahiye ilçesi süt toplama merkezine :1 adet 3 tonluk,1 adet 2 tonluk süt soğutma tankı, Tercan ilçesi süt toplama merkezine: 1adet 5 tonluk,1adet 3 tonluk süt soğutma kazanı, Erzincan merkez süt toplama merkezine: 11 adet 1 tonluk araç üstü krom tank,2adet 5 tonluk süt soğutma tankı aldık. Amacımız Erzincanlı üreticimize daha kaliteli süte yönlendirmektir. Üreticimiz  hizmetin en iyisine layıktır. Bu proje Tarım ve Orman Bakanlığının TKDK kapsamında hazırlanmış ve Erzincan çiftçisinin  hizmetine sunulmuştur.” Dedi.





 
 
 
22.01.2021
Devamı

Çiftçi İsyanını 40 Saniyede Anlattı!

Antalya’lı çiftçi Mustafa Çetin çiftçinin yaşadığı güçlüklere rağmen ne kadar önemli bir iş yaptığını 40 saniyede anlattı. Kurduğu yer sofrasında çiftçilerin ürettiği ürünleri sıralayarak, "Zehirli dilleriyle çiftçinin ürettiği ürünü kirleten cahiller esas zehir domateste değil, sizin dilinizde. Şu sofraya bir bakın. Domates, çiftçiden, peynir çiftçiden, biber çiftçiden, çay çiftçiden, şeker çiftçiden çiftçi olmadan ne yiyeceksiniz ne!" dedi. 

Antalya Kumluca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Çetin çiftçilerin, pandemi döneminde vatandaşın sofrasına sağlıklı ürün koyabilmek için canla başla çalıştığını söyledi. Uzman olmayan kişilerin dile getirdiği "Kışın üretilen domatesin zehirli" olduğu iddialarının gerçeğini yansıtmadığını ve yerli üreticiye olan güveni de sarstığını belirten Çetin şunları söyledi:

"Onlarca problemin altında ezilen çiftçi bu kadar zulmü hak etmemektedir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Zehirli dilleriyle çiftçinin ürettiği ürünü kirleten cahiller esas zehir domateste değil, sizin dilinizde. Hele şu sofraya bir bakın. Domates çiftçiden, peynir çiftçiden, biber çiftçiden, çay çiftçiden, şeker çiftçiden... Çiftçi olmadan ne yiyeceksiniz ne... Bir düşünün. Çin sarımsağı mı yiyeceksiniz. Konuyla alakalı alakasız insanların konuşması bizi çok üzmektedir. Yaz aylarında üretilen domatesler neyse kış aylarında bizde aynısını aynı kalitede üretiyoruz. Neden çünkü bölgemiz mikroklima özelliğinden dolayı sıcak bölge yazın bu bölgede domates üretilemiyor. Onun için karalama kampanyası düzenleyen doktorlara sporculara kesinlikle izin vermeyelim."

Kumluca’da domatesin fiyatının 1,5-2 lira bandında üreticiden alınarak İstanbul'da 12-14 liradan satıldığını ifade eden Çetin, "Bugün 16 ocak 2021 domates fiyatı Kumluca da 1,5-2 lira İstanbul’da 12-14 lira bu üreteninde tüketenin de belini bükmektedir. Yerel kooperatifleri destekleyelim ki parayı götüren, aracıları aradan kaldırarak tarımı sürdürebilir hale getirelim. Bu konuyla alakalı gerekeni yapmazsak ülke tarımı çıkmaza gider. Geçtiğimiz yıllarda sarımsak krizi yaşamıştık. İthal çin sarımsağın analizlerinde kimyasallar çıkmıştı. Bugün domates de salatalık da biber de ithal ürün tüketen bir ülke olmak istemiyorsak ülkemize çiftçimize sahip çıkalım" diye konuştu.

21.01.2021
Devamı

Zirai Don Riskine Karşı Sobalı Nöbet!

Muğla’da sebze yetiştiriciliği yapan üreticiler, zirai don riskine karşı seralarda kurdukları sobaları yakarak nöbet tuttu.
Fethiye Meteoroloji İstasyon Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, hava sıcaklığı ilçede gece saatlerinden itibaren sıfır dereceye kadar düştü.
 
Karaçulha, Patlangıç, Çamköy, Kargı mahallelerinde domates, patlıcan ve kabak yetiştiriciliği yapan çiftçiler, havanın soğumasıyla seralarda kurdukları sobaları yakarak zirai dona karşı önlem aldı.
Seraların farklı noktalarına astıkları termometrelerle ortamın ısısını ölçen çiftçiler, sabahın ilk ışıklarına kadar sobaları yakmaya devam ediyor.

"Sabaha kadar aralıklarla sobaya odun atıyoruz"

Karaçulha Mahallesi'ndeki 2,5 dönümlük serasında domates üreten Zübeyde Ongün, sıcaklıkların şimdiye kadar düşmediğini, üç gündür serada nöbet tuttuklarını söyledi.
Hava sıcaklığı 1 dereceye düştüğünde seralarındaki sobayı yaktıklarını anlatan Ongün, "Sabaha kadar aralıklarla sobaya odun atıyoruz. Ürünlerimize soğuk zarar verirse emeğimizin hiçbir anlamı kalmaz." dedi.
21.01.2021
Devamı

Kar Yağışı Ekili Tarlanın Yorganı Oldu

Eskişehir'de, buğday ve arpa eken çiftinin kuraklık endişesi, 3 gündür etkili olan kar yağışıyla son buldu. Metrekareye 10 kilogramdan fazla düşen yağışı ‘cansuyu’ olarak nitelendiren Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, "Yağan kar ekili mahsulün adeta yorganı olmuş. Toprak donmuş, mahsul içinde oturuyor ve kar çok yavaş eriyecek. Kuraklık endişesi yaşayan çiftçiler için bu yağışlar cansuyu oldu” dedi.

Eskişehir'de, bu yıl 1 milyon 600 bin dekara buğday, 1 milyon 100 dekara ise arpa ekimi yapıldı. Ancak mevsim normallerinin altında seyreden yağışlar nedeniyle özellikle buğday tarlalarında tohumlar yağış göremediği için filizlenemedi. Geçen yıl dolu ve don olayları nedeniyle tarlasında yüzde 40 kadar zarar gören çiftçi, bu yıl da kuraklık nedeniyle büyük endişe yaşadı.

 Son 3 günde etkili olan kar yağışı ise çiftinin yüzünü güldürdü. Özellikle buğday tohumları yeniden filizlenmeye başlarken, çimlenerek boy attı.
Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, görülen yağışların tarlayı yorgan gibi kapladığını ve adeta cansuyu olduğunu söyledi.

 Kar yağışının kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzünü güldürdüğünü belirten Buluşan, "Bu yağışlar çiftçimiz için çok çok önemli. Kuraklık rüyalarımıza girdi diyebiliriz. Çünkü üreticinin en büyük sıkıntısı Ekim ayından önce yağmayan yağmur ve kar. Ekim ve Kasım aylarında ekmiş olduğumuz buğdaylar adeta toprağın altında oturur haldeydi. Patlamayan bir kısım tohumlarımız yok olmaya başlamıştı. Son 15 gündür tüm Türkiye olarak derin bir düşünceye dalmaya başlamıştık. Tabii biz bu susuzluğu Tepebaşı'nda daha fazla yaşadık. Yağış alan başka illerimiz mutlaka oldu. Kar yağışı çiftçilerimiz için çok önemli. Bu yağan kar adeta ekili mahsulün yorganı olmuş. Toprak donmuş, mahsul içinde oturuyor ve kar çok yavaş eriyecek. Gün yeli dediğimiz rüzgar yada hava sıcaklığı yüksek olmuş olsaydı, bu kar bir anda eriyip taban olan yerlere akıp gidecekti. Eğimli ya da yüksek olan yerlerde hiçbir şekilde kar ya da yağmur suyu durmayacaktı. Şu anda gördüğünüz gibi ovamızın her yeri adeta bembeyaz. Hava sıcaklığı sıfırın altında 5 derece olmasına rağmen güneş de çok güzel vuruyor. Hava tabii ki çok soğuk olacak, üşüyeceğiz ama bu bizim çok ihtiyacımız olan bir şey. Ne olursa olsun toprağın çalışması için bunların hepsini yaşamak zorundayız” dedi.



 
20.01.2021
Devamı

Bill Gates ABD'de Tarım Arazileri Topluyor

Kurduğu vakıf üzerinden aşı üreten şirketleri finanse etmesiyle bilinen Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in, ABD'de en büyük tarım arazisine sahip kişi olduğu ortaya çıktı!
Gates'in 242 bin dönüm tarım arazisine ve 27 bin dönüm civarında da farklı araziye sahip olduğu anlaşıldı.

 "Gates'in bu kadar fazla tarım arazisine neden yatırım yaptığıysa hala gizemini koruyor." deniliyor.
 
 
20.01.2021
Devamı

Çin Dünya'ya Yalan Söylemiş

Wuhan’lı doktorlar koronavirüsün ölümcül olduğunu ve insandan insana bulaştığını bildiklerini, ancak bu konuda yalan söylemelerinin istendiğini kabul etti…
Bu ifadeler, ITV tarafından hazırlanan Outbreak: The Virus That Shook The World (T. Dünyayı Sarsan Salgın) adlı belgesel için gizli çekim yapılırken kaydedildi. Çinli yetkilileri pandeminin ilk günlerinde yaşananları örtbas etmekle suçlayan belgeselin kısa süre içinde yayınlanması bekleniyor.
Dailymail.co.uk’in haberine göre Wuhan’daki doktorlar, koronavirüsle ilgili ölümleri Aralık 2019 itibariyle bildiklerini, ancak hastanelerin sessiz olmasının istendiğini söyledi.
 
Aynı dönemde Çin Yeni Yılı festivallerinin iptal edilmesi istenmiş, ancak devlet yetkilileri iyi bir toplum görüntüsü sunabilmek için bu talepleri reddetmişti.
Doktorlar ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nden önce virüsün insandan insana bulaştığını anladıklarını kabul etti. Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nde koronavirüs ölümleriyle ilgili ilk kez Ocak ayının (2020 yılı) ortasında bilgi vermişti.

Geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü destekli bir panel, Pekin’in salgına müdahale etmekte çok yavaş davrandığını söylemişti. ABD ise koronavirüsün Wuhan’daki bir laboratuvardan yayılmış olabileceğine dair yeni iddialar ortaya attı.
Belgeseldeki görüntüler de, Çin’in salgının ilk dönemlerinde tüm dünyaya yalan söylediği, COVID-19’un küresel bir salgına dönüşmesine izin verdiği iddialarını destekler nitelikte.
 
 
20.01.2021
Devamı

Bakan Pakdemirli: Elektrikli Traktör 3 Ay içinde Banttan İnecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, salgından dolayı geciken elektrikli traktörün 3 ay içinde banttan ineceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, büyük tasarruf sağlayacak olan elektrikli traktörle ilgili, “Dünyada Türkiye’den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen Covid-19 Süreci ve Sonrasında Gıda Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı.

Türkiye ekonomisinin büyümesinde tarımın önemli bir rolü olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Yüzde 5.3 büyüyen bir sektör tarım orman sektörü. Türkiye ilk üç çeyrekte 0.5 büyüdü. Yüzde 5.14 tarım sektörü büyüdü. Doğru işler yaptık ki gıdada, tarımda, tarımın paydaşlarında doğru neticeler alabildik” dedi.

Elektrikli traktör konusunda da açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli şunları söyledi;
Tarımın geleceği, geleceğin tarımı diye bir platform altında hem dijital projeler hem de Türkiye'nin büyük iş adamlarıyla buluşarak onları da tarıma yönlendirme konusunda bir platform oluşturduk.

Türkiye'nin elektrikli traktörünü bantlardan çıkarmak üzereyiz. Dünyada Türkiye'den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok. Tahmin ediyorum ilk 3 ay içerisinde, aslında sene başında olacaktı üretim, pandemiden dolayı bazı malzemeler tedarik edilemedi. İlk 3 ay içerisinde elektrikli traktörümüz hazır.
Bunun manası ne? Yüzde 80 daha tasarruflu bir ürünle, elektrikli traktörle çiftçimiz çok daha rahat bir şekilde üretimini yapabilecek. 45 dakikada 8 saatlik şarj olacak.

19.01.2021
Devamı

Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesine Siirt’te Yoğun İlgi

Siirt'te bin ailenin istihdamına olanak sağlayacak 'Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi' ile bir yılda 100 bin koyun artışı hedefleniyor.
Siirt'te küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla başlatılan "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi" kırsalda yoğun talep gördü.
 
Siirt Valiliğinin öncülüğünde, hayvancılığın geliştirilmesi, yerli ırk koyun yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ve kırsalda yaşayan vatandaşların hayat standartlarının yükseltilmesi amacıyla hayata geçirilen projeye başvurular sürüyor. İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince 4 Ocak'tan beri müracaatları kabul edilen projeye, il genelinde bir haftada 437 talep alındı. Proje kapsamında Ziraat Bankası tarafından üretici başına azami 150 bin lira verilecek. 100 bin liraya kadar sıfır faizli, +50 bin liraya kadar da düşük faizli kredi imkanı sağlanacak. Yatırım kredilerinde ilk 12 ay ödemesiz, azami 7 yıl vade, işletme kredilerinde ise 50 bin liraya kadar 18 ay vade uygulanacak. Ödemeler proje kapsamında hayvan temin edilen satıcılara yapılacak.

İSTİHDAMA KATKI SUNACAK

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Proje Koordinatörü Alim Öngören, projeye, başlangıç tarihinden itibaren en az bir yıldır hayvancılık yapan ve Bakanlık Hayvancılık Bilgi Sisteminde (HBS) işletme kaydı bulunan veya geçmişte hayvancılık yapmış şu an pasif hayvancılık işletmesi kaydı bulunan herkesin başvurabileceğini belirtti. 

SON GÜN 31 MART 

Valilik ile Ziraat Bankası Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan işbirliği protokolü ile projenin hayata geçirildiğini kaydeden Öngören, proje başvurularının 31 Mart'a kadar il ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine şahsen yapılabileceğini bildirdi.

BİN AİLE FAYDALANACAK 

Projenin amacının, küçükbaş hayvancılık konusunda faaliyet gösteren işletme ölçeklerinin büyütülmesi, ülkedeki küçükbaş hayvan varlığının artırılması, yerli koyun ırklarının artışı ile bölgesel kalkınmanın sağlanması olduğunu vurgulayan Öngören, "İlimizde bin ailenin projeden faydalanması sağlanarak bir yılda 100 bin koyun artışı ile üretim ve istihdama katkı sunulması hedeflenmektedir" diye konuştu.
19.01.2021
Devamı

Son Yağmurlar Çiftçinin Yüzünü Güldürdü!

Aşırı kuraklıktan dolayı tarlaya ektikleri ürünlerini kaybetme korkusu yaşayan Osmaniyeli çiftçilerin yüzü, 4 gündür yağan yağmurla güldü. Yağmurun tam zamanında imdatlarına yetiştiğini belirten çiftçiler, buğdaylarının kuraklıktan ölmek üzereyken tekrardan canlandığını söylediler.

Osmaniye’de yaz aylarının yağışsız geçmesi, kış aylarının da yeterince yağışlı olmaması nedeniyle bölgede yaşanan kuraklık çiftçileri tarlalarına ektikleri buğdayları sulamaya teşvik etmişti. Yaşanan kuraklığın ardından etkili olan sağanak yağışlar Düziçi ilçesinde çiftçilik yapan vatandaşların yüzünü güldürdü. Aşırı kuraklıktan dolayı kuruma aşamasına gelen ürünlerinin yağışla birlikte tekrardan canlandığını söyleyen çiftçiler, toprağın suya doyduğunu ifade ettiler.


"Allah’ın bereketi tam zamanında çiftçilerin imdadına yetişti"

Yaşanan kuraklıktan dolayı yağmur için dua ettiklerini kaydeden çiftçilerden biri şöyle konuştu:

“Son zamanlarda çok büyük bir kuraklık vardı. Dua ediyorduk Allah’a bizlere de yağmur nasip et diye çünkü sulama mevsimi değil. Yağmur bekliyorduk. 4 gündür güzel bir yağmur yağdı. Yağmurla beraber dağlarda kar yağdı, inşallah gelecek yıla kuraklık yaşamayacağız. Allah’ın bereketi tam zamanında çiftçilerin imdadına yetişti. Buğdaylarımız kuraklıktan ölmek üzereyken yağmurla birlikte tekrardan canlandı. Kuraklık nedeniyle ektiğimiz ürünlerden bir hayli zorluk çektik. Bazı çiftçiler tarlalarını sulamak zorunda kaldılar. Ama şu an yağmurla birlikte topraklar suya doydu. Şu anda buğdaylarımız su içerisinde inşallah daha fazla verim alacağız”

19.01.2021
Devamı

Hafriyat Tarım Alanlarına Dökülüyor!

Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattının yapımı devam ederken, güzergahtan çıkarılan hafriyat topraklarının Tekirdağ'ın Ergene ilçesi Karamehmet Mahallesi'nde meralara döküldüğü anlaşıldı. Bu durum bölgede tarım ve hayvancılık yapan vatandaşların tepkisini çekti.

CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, "Sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir gelişme için gerekeni yapmalıyız. Maalesef hayvancılık ve tarım sektörü can çekişirken, hızlı tren hattı çalışmalarında ortaya çıkan hafriyatın Karamehmet / Ergene mera sahalarına dökülmesi hem üreticimize hem üretimimize darbedir. Kaş yapayım derken göz çıkarılmasın, yapılan hatadan dönülsün" dedi
 
Hayvancılığın bitirildiğini ifade eden çevreci aktivist Murat Sevgi, "Hızlı tren güzergahından çıkan hafriyatı Tekirdağ'ın Ergene ilçesinde Avrupa Serbest Bölgesi'nin karşısındaki Karamehmet merasına dökmek hangi kafanın başarısıysa bu işe izin veren, yol veren yetkililer mutlaka teşhir edilmelidir. Güzelim meranın içine pisleyenleri herkes bilsin! Lafa gelince tarım şöyle, tarım böyle diye şirin şirin bir ton laf söylemesini bilirsiniz. Belediyeler İl Mera Komisyonlarından çıkarılmış. Bazı meralar için mera geri dönüşüm projesi hazırlayıp ilgili bakanlıktan onaylatıp izin almışlar. Dökülen hafriyat eğim nedeniyle yağmurlarla birlikte alt kısımlardaki tarlaların üzerini tarım dışı toprakla örterek çoraklaştırır ve dere yataklarını doldurarak taşkınlara neden olur. Demedi demeyin. Dediklerimizin çıkmasından sıkıldık artık" dedi.
19.01.2021
Devamı

İşçi Alımı Kura Sonucu Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatlarında istihdam edilmek üzere alınacak işçi kura sonuçlarının belli olduğunu açıkladı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
 İŞ-KUR kanalıyla ilana çıkılan 826 daimi İşçi alımı için Noter tarafından kura çekim işlemi 16.01.2021 tarihinde 10:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Adayların kura sonucuna yönelik işlemleri ise 17.01.2021 tarihinde tamamlanmıştır.

Bu kapsamda taşra teşkilatına, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi olarak yerleşenlerin göreve başlama taleplerini içeren başvuruları, başvuruda bulundukları kuruluş müdürlüklerimizce alınacak olup, göreve başlama işlemleri aşağıda belirtilen şekilde yapılacaktır.
Asil adayların;
  1. Kimlik Kartı (Nüfus Cüzdanı) örneği.
  2. İkametgah belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir).
  3. Adli Sicil Durum Belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  4. Askerlik Durum Belgesi. (Askerlik Şubesi onaylı veya e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  5. Başvurmuş olduğu açık iş pozisyonunu için gerekli olan öğrenim belgesi
  6. Özel şartlarda belirtilen diğer sertifikalar.
  7. Çalışmaya engel bir sağlık halinin olmadığına dair sağlık raporu
ile birlikte;
En geç 22.01.2021 tarihi mesai saati sonuna kadar başvuruda bulunduğu işyerine müracaat ederek, belgelerin teslim edilmesi gerekmektedir. Belge teslimi şahsen yapılacak olup posta, kargo, kurye ile yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

Teslim alınan belgeler işyerlerimiz tarafından Personel Genel Müdürlüğüne iletilecek olup, Personel Genel Müdürlüğü nezdinde oluşturulan Kura ve İnceleme Komisyonu tarafından incelendikten sonra atama işlemleri gerçekleştirilecektir. Yerleştirme sonucu atama için öngörülen niteliklere sahip olmayan adaylar ile yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunmuş olup tercihlerine yerleşenlerin atama işlemleri yapılmayacaktır. Asil adaylardan başvurmayanlar ile başvuruda bulunduğu pozisyonda aranan şartları taşımadığı sebebi ile ataması yapılmayanların yerlerine sırasıyla yedek adaylardan atama yapılacaktır. Yedek adaylar için yapılacak duyuru internet sayfamızdan ayrıca ilan edilecektir.

İlan, kura neticesinde yerleşmeye hak kazananlar için tebligat niteliğinde olup, hak sahiplerine ayrıca tebligat yapılmayacaktır.
18.01.2021
Devamı

Yeni Protokol Yayınladı: Trans Yağ Miktarı Artık İzlenebilecek!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayınlanan yeni laboratuvar protokolü ile gıdalardaki endüstriyel trans yağlar izlenebilecek.

Sağlığa Evet Derneği, gıdalarda kullanılan endüstriyel trans yağlar ile hayvansal kaynaklı trans yağları birbirinden ayrıştıracak analiz metodunun, Türkiye’de de uygulamaya alınması çağrısı yaptı.

Hayvansal kaynaklı yağlar ile endüstriyel trans yağlar ayırt edilebilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı, endüstriyel trans yağlara kısıtlama getiren Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Mineraller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 7 Mayıs 2020 tarihli ve 31120 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Yapılan değişiklikle, 100 gr yağda 2 gr’dan az endüstriyel trans yağ kısıtlaması, 1 Ocak 2021 tarihinde başladı. Söz konusu kısıtlamadan gıda sektörüne hammadde tedarik eden dev gıda firmaları ise muaf tutuldu.

Türkiye’de de kullanılan önceki analiz metodu ile hayvansal trans yağlar ile endüstriyel trans yağlar birbirinden ayırt edilemiyordu. Bu nedenle kısıtlamanın izlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Sağlığa Evet Derneği, düzenlemenin uygulanmasında zorluklar olacağı konusunda uyarı yapmıştı.

Trans yağ, yılda 500 bin kişinin ölümüne neden oluyor

 

DSÖ’nün yayınladığı yeni protokolde bildirilen analiz metodu kullanılmaya başlandığında ise, yönetmelik değişikliği fiilen uygulamaya konulmuş olacak.

Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, “Trans yağ tüketimi yılda 500 bin kişinin ölümüne neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü trans yağ tüketiminin günlük toplam enerji alımının %1’inden daha az olması gerektiğini belirterek, 2023 yılına kadar endüstriyel olarak üretilen trans yağların küresel gıda tedarikinden tümden kaldırılmasını öngörüyor.” diye belirtti.

“Yeni analiz metodunu Türkiye de uygulamaya almalı”

 

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Tanzer Gezer ise, gıdalarda kullanılan endüstriyel trans yağlar ile hayvansal kaynaklı trans yağları birbirinden ayrıştıracak analiz metodunun nihayet belirlendiğine vurgu yaptı. Gezer, “Türkiye’nin bu metodu en kısa zamanda uygulamaya alması önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı, endüstriyel trans yağların kısıtlanması yönünde gösterdiği kararlılığı, yönetmeliğe uyumu izlemek için de göstereceğine inanıyoruz. En kısa zamanda ilgili laboratuvarların alt yapılarının tamamlanması ve yeterliliği olan laboratuvarların sayılarının arttırılarak tüm ülkeye yayılması önemlidir.” dedi.

18.01.2021
Devamı

Altı Ayaklı Kuzu Görenleri Şaşkına Çevirdi!

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 6 ayaklı doğan kuzu herkesi şaşırttı. Uzun yıllardır hayvancılık ile uğraşan Bulut; "Doğum esnasında ters dünyaya geldi, ancak sağlığında her hangi bir sıkıntı yok, sütünü içiyor. Diğer kuzularla birlikte koşup eğleniyor. Onlardan tek farkı sadece 6 ayaklı olması" dedi.

İlçeye bağlı Düzova Mahallesi'nde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Maksut Bulut'a ait koyunlardan biri, ikisi boyun kısmında 6 ayaklı kuzu doğurdu.

Görenlerin şaşkınlıkla baktığı 6 ayaklı kuzu mahalle sakinlerinin ilgi odağı haline geldi.

Maksut Bulut, yaptığı açıklamada, yaklaşık 20 gün önce sağlıklı bir şekilde doğan kuzunun 6 ayağının olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadıklarını belirtti.

18.01.2021
Devamı

“Türkiye’nin Bugün Et İthalatı Diye Bir Şeyi Kalmamıştır”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, kırmızı et konusunda yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200’e düşeceğiz." dedi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ve Yönetim Kurulu üyeleri ile bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bakan Pakdemirli, 2021'de çiftçilere 24 milyar lira tarımsal destekleme yapılacağını belirterek, “Tarımsal hasıla 48.5 milyar liraya ulaştı. İki yıldır yüzde 50 büyüme var. Tüm rakamlar işlerin iyi gittiğini gösteriyor. Üreticiyi koruyor, tüketicileri kolluyoruz” dedi.

Bakan Pakdemirli, gıdada taklit ve tağşiş konusunda çok aktif rol üstlendiklerini belirterek, “Meslekten men getirdik. Bu Cezalar çok yüksek. Sadece üretene değil, satana, sattırana, ürettirene. Gıda üretenler kendilerine çeki düzen verecekler” diye konuştu. Bakan Pakdemirli 2023 yılına kadar 150 yeraltı barajı inşa edileceğini belirterek, bunlardan 25'inin tamamlandığını söyledi.

Geçen yılki yağışların normal yağış rejiminin yüzde 30 gerisinde olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Geçen yıl yine bir kuraklıkla karşı karşıya kaldık. Bu sene tabi ki yağış rejimindeki azalma ama inşallah bundan sonra toparlıyor olacak. Bundan da bitkisel üretimi  en az etkilenmesi konusunda bir gayret gösteriyoruz. Konuyu takip ediyoruz. Bu genel itibarı ile emtia fiyatlarında yükselme trendine yol açabilecek bir gidişat var. Dikkatle izliyoruz. Müdahale alımları hasat öncesi açıklandı. Üreticiyi koruyoruz, tüketiciyi kolluyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber hem destek veriyoruz hem de müdahale alımı yapıyoruz. Turbo destek haline getirdik. Gerçek regülasyon göreviyle beraber de kamu kurumlarımız zarar etmesin diyoruz” diye konuştu.

Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadığını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Küçükbaşı artırmak gerekiyor, çünkü bu coğrafya buna müsait. Türkiye'nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200'e düşeceğiz. O da besilik zaten kasaplık değil. 50 bin ton direkt ithal etten de geçen sene 3200'le kapattık. Ondan önceki sene 5 bindi. Ondan öncesi sene 55 bindi. Bu sene de sosyal sorumluluk kapsamında, ihtiyacımız olduğu için değil ama Sırbistan, Bosna gibi bir iki ülkeden, onların kırsal kalkınma programlarına destek amacıyla başlatılmış programlardan yerel köylüleri desteklemek için yine 2-3 bin ton mal gelir yani. Onun dışında Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadı” dedi.
18.01.2021
Devamı

Su Göletleri Hayvancılığı Yeniden Canlandırdı!

Geçimini hayvancılıkla sağlayan ve yaz aylarında su ihtiyacı artan üreticinin imdadına, İzmir Büyükşehir Belediyesinin kırsalda hayata geçirdiği 83 hayvan içme suyu göleti ile yetişti. Önceki yıllar susuzluk nedeniyle sürülerini yüzlerce kilometre uzağa taşımak zorunda kalan Menemen Telekler Mahallesi'ndeki çiftçiler artık neredeyse vazgeçmek zorunda kaldıkları hayvancılığa yeniden sarıldı.


İzmir Büyükşehir Belediyesi, Başkan Tunç Soyer’in “Başka bir tarım mümkün” vizyonu doğrultusunda üreticiye desteğini sürdürüyor. Kırsalda süt üretim kapasitesini ve hayvancılık faaliyetlerini artırmak amacıyla küçükbaş ve manda hibe eden, yem desteği veren Büyükşehir, su ihtiyacını karşılayamadığı için sürüsünü kilometrelerce uzağa taşımak zorunda kalan çiftçilere de el uzattı. Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu meralarda et ve süt üretimini yükseltmek ve beslenme maliyetini azaltmak amacıyla yeni içme suyu göletleri açılırken, kırsalda yer alan göletler temizlendi ve genişletilerek aktif hale getirildi. Geçimini hayvancılık yaparak sürdüren çiftçiler ise geleceğe umutla bakmaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından sürdürülen çalışmalar kapsamında 2019 ve 2020 yıllarında kırsalda 83 adet hayvan içme suyu göleti hizmete alındı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Eser Atak, 2021 yılında 15 yeni hayvan içme suyu göleti daha açacaklarının müjdesini vererek, “Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığımız ile birlikte yaptığımız çalışmalar doğrultusunda kuraklıktan en fazla etkilenen sektörlerin başında gelen tarım ve hayvancılığa desteğimizi sürdüreceğiz. İş makineleri ve ekiplerimiz kırsal alanda bir yandan mevcut göletlerin bakımını, temizliğini ve genişletme çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan topografik ve jeolojik koşulları uygun arazilerde ihtiyaç doğrultusunda yeni hayvan içme suyu göletleri açmaya devam edecek” diye konuştu.

hayvancılık yapamaz duruma gelmiştik. Gençlerimiz başka işler bulmak durumunda kalıyordu. Şu an suya kavuştuk. Su demek hayat demektir. Bizim için su bu köye yapılan yatırımdır” dedi.
Telekler’de küçük yaşlardan beri hayvancılıkla geçimini sağlayan Ahmet Ayhan ise duygularını şöyle özetledi:
"Başkanımızdan, belediye çalışanlarından Allah bin kez razı olsun. Susuzluktan dolayı sürümü 280 kilometre ötedeki Bandırma Ovası’na kamyonla taşıyor, yazı orada geçiriyordum. Sonra zor olduğu için bu işi azalttım. Bazı zamanlarda da taşıma suyu ile sürümün su ihtiyacını karşıladım. Bu sene su sıkıntısı olmayacak. Bu gölet dolduğu zaman bize yeter de artar bile."
Bozalan Mahallesi Muhtarı Ahmet Akarsu ise Büyükşehir’in çalışmalarıyla göletlerinin su tutmaya başladığını ve bu suyun yaz boyunca 23 yıl kendilerine yeteceğini belirterek, “Taşıma suyu ile hayvanlarımızın su ihtiyacını karşılıyorduk. Bize bundan daha güzel bir katkı olamaz. Fen İşlerine Daire Başkanlığımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Göletler nerelerde yapıldı?
Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından 2019 ve 2020 yıllarında Bergama (Alibeyli ve Gaylan), Dikili (Denizköy, Kocaoba, Demirtaş), Kınık (Arapdere) ile Menemen (Telekler’de 2 adet, Bozalan’da 2 adet), Bornova (Kayadibi, Çamiçi) mahallerinde 12 yeni içme suyu göletinin yapımı tamamlandı. Aliağa, Bergama, Bornova, Dikili, Kınık ve Menemen kırsalında yer alan toplam 71 hayvan içme suyu göletinin periyodik bakım, temizlik ve genişletme çalışmalarını da tamamlayarak kış mevsimi öncesi mevcut göletlerin su tutma kapasitesini arttırıldı. Depolama kapasitesi 3 bin ile 5 bin metreküp aralığında değişen hayvan içme suyu göletleri için 1.2 milyon liralık yatırım yapıldı. Fen İşleri Daire Başkanlığı Bergama, Kınık ve Aliağa’da önümüzdeki günlerde 32 hayvan içme suyu göletinde bakım, onarım ve yenileme çalışması yapacak. 2021 yılı içerisinde 15 yeni hayvan içme suyu göletinin daha yapımına başlanması planlanıyor.
17.01.2021
Devamı

Ergene Nehri Taştı Tarım Arazileri Su Altında Kaldı!

Trakya'daki yağış, kirliliğiyle gündemde olan Ergene Nehri’nin taşmasına neden oldu, binlerce dönüm tarım arazisi sular altında kaldı. DSİ'nin 'turuncu alarm' verdiği Ergene Nehri'nden taşan suların ekili ürünlere zarar vereceği endişesini taşıdıklarını söyleyen Trakya Platformu Sözcüsü avukat Bülent Kaçar, "Bu durum bizim açımızdan endişe verici. Şu an tarım yapılan tarlalarımıza, kimyasal sanayi atıkları yayılıyor. Ergene'de yıllardır kirlilik sonucu dipte olan çamur da yayılıyor. Kansorejen maddeler şu an tarıma ve doğaya saçılmış durumda" dedi.

Son 91 yılın en kurak dönemini yaşayan Trakya’da son günlerde etkili olan yağış, Edirne’deki Tunca ve Meriç nehirlerinin su seviyelerini arttırYağış, kirliliği ile gündemde olan Ergene Nehri'nin su seviyesini de 10 metreküp/saniyeden 250 metreküp/saniyeye yükseltti.

DSİ Edirne 11 Bölge Müdürlüğü'nün 'turuncu alarm' verdiği Ergene Nehri, Edirne'nin Uzunköprü ilçesinde taşarak, bölgedeki ekili tarım arazilerini sular altında bıraktı.

Taşkının kent merkezine doğru geldiği görülürken, nehir sularının getirdiği kimyasal atıklar, çevreyi siyaha boyadı.

Yıllardır sanayi atıklarıyla kirli akan Ergene Nehri’nin taşmasının büyük bir  çevre kirliliğine yol açacağını söyleyen Trakya Platformu Sözcüsü avukat  Bülent Kaçar, "Trakya'da beklenen, özlenen yağışlar geldi. Hem Meriç hem de Ergene Nehri'nin debileri arttı. Önlem alınmayan noktalarda taşkınlar yaşanıyor. Şu an Uzunköprü ilçesinin kenar mahallerindeki evlere kadar, tarım arazilerine yayın su çoğalmış durumda. Tabi bu durum bizim açımızdan endişe verici. Şu an tarım yapılan tarlalarımıza kimyasal sanayi atıkları yayılıyor. Ergene'de yıllardır kirlilik sonucu dipte çökermiş olan çamurlarda yayılıyor. Kansorejen maddeler şu an tarıma ve doğaya saçılmış durumda. Şu an taşan çamurlar, nehir kıyısındaki çimeni lacivert renge çevirirken betonları  siyaha boyamış durumda. Tarım arazilerine taşan bu zehirli su, çevreye ve yer altı kaynaklarına karışacak" dedi.

Uzunköprü İlçesi Ziraat Odası Başkan Vekili Özcan Kayalı da Ergene'nin taşmasıyla sular altında kalan buğday ve kanola bitkilerinin çürüme tehlikesi yaşadığını söyledi. Kayalı,  "Ergene ovasında 60 bin dekar tarım arazisi sular altında kaldı. Meriç Nehri'nde taşkın var ve orada da 100 bin dekar arazi ile ekili arazilerinin de sular altında kaldığı söyleniyor. Su 5 gün içinde çekilmez ise ekili buğday ve kanola suyun altında çürüyebilir. Bugün üçüncü gün, iki gün daha suyun altında kalırsa, bitki yok olur. Taşkın sularının bir an önce ekili araziden akması lazım. Ergene Nehri'nden tarım arazilerine yayılan suyun, tarlalara zararı olacaktır" şeklinde konuştu. İlçedeki ekili arazileri sular altında kalan üreticiler de tedirgin olduklarını dile getirdi.

17.01.2021
Devamı

Ağrı’lı Çiftçiler Ekmeklerini Buzun Altından Çıkarıyorlar!

Ağrı'nın Tutak ilçesine bağlı Batmış köyünde yazın tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar, kışın ailelerini geçindirmek için Murat Nehri'nde zorlu balık avına çıkıyor.

Hayvanlarının bakımını yaptıktan sonra köyün önünden geçen Murat Nehri'nin yolunu tutuyor.

Balık avı hazırlıklarını yapıp su geçirmeyen tulumlarını giyerek iyi bir başlangıç için "vira bismillah" diyen köylüler, nehrin yüzeyindeki buzlara küreklerle vurarak balıkların yerini tespit ediyor.

Bölge halkının nehirlerde avlanmak için kullandığı ve "serpme" ismini verdiği ağı suya atan balıkçılar, bir süre bekledikten sonra ağı sudan çıkarıp avladıkları balıkların sevincini yaşıyor.

Ağlarını atmak ya da toplamak için dondurucu soğuğa rağmen nehirdeki buzların üzerine çıkan vatandaşlar, avladıkları balıkları çuvallara dolduruyor.

Sabah erken saatlerde başladıkları zorlu mesailerini akşam saatlerine kadar sürdüren balıkçıları, çuval dolusu balığı tahtalardan yaptıkları kızaklara koyarak evlerine doğru dönüş yoluna koyuluyor.


Batmış köyünde yaşayan balıkçılardan Orhan Artış, çetin geçen kış nedeniyle balık avlarken çoğu zaman kaş ve kirpiklerinin kırağı tuttuğunu söyledi.

Köylülerin kışı balık avlayarak geçirdiğini anlatan Artış, şöyle konuştu:

"Murat Nehri'nin donmaya başlamasıyla biz de balık avına çıkıyoruz. Bu şekilde geçimimizi sağlıyoruz. Günde ortalama 50-100 kilogram balık avlıyoruz. Havalar soğuk olduğu için balık avlamak daha da zorlaşıyor. Kışın suya girmek balık avlamak kadar zordur. Bazen buzu kırıp suyun içine giriyoruz, bu da bizi çok zorluyor. Ne yapalım ekmek davası. Nehirdeki buzlar eriyinceye kadar sürekli balık avlıyoruz."

Avladıkları balıkların büyük bir kısmını satarak evlerini geçindirmeye çalıştıklarını aktaran Artış, geriye kalanını da tükettiklerini sözlerine ekledi.
17.01.2021
Devamı

Mersin’de Dolu Ekili Tarım Arazisine Zarar Verdi!

Mersin’in Tarsus ilçesinde dünkü dolu yağışı nedeniyle 600 dekar ekili tarım arazisinin zarar gördüğü açıklandı.

İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, dün etkili olan dolu yağışı sonrası ön hasar tespit çalışmasının tamamlandığı belirtildi.

Çalışmalar neticesinde ilçeye bağlı Kaklıktaşı, Tepetaşpınar, Pirömerli, Belen ve Karadiken mahallelerinde nergis, bakla, bezelye ve yeşil soğan gibi ürünlerin ekili olduğu 600 dekarlık ekili tarım arazisinin zarar gördüğünün tespit edildiği kaydedildi.

Dolu nedeniyle oluşan zararın, 1 milyon lira civarında olduğu ifade edildi.

16.01.2021
Devamı

Kar Yağdı, Çiftçinin Yüzü Güldü!

Aksaray'da 2 gündür devam eden kar yağışı, çiftçileri sevindirdi. Kar yağışıyla yüzü gülen ve 'beyaz altın' benzetmesi yapan çiftçi Hidayet Koçak, “Allah'ın verdiği kar umudumuz. Nasıl yeni doğan bir çocuk, umuduyla rızkıyla doğuyorsa bizim de çiftçiler olarak umudumuz yağmur ve kar. Kar bekliyorduk. Şu an emeklerimiz 'beyaz altınla buluştu" dedi.

Ülkede çoğu bölgede olduğu gibi 799 bin 700 hektar yüz ölçümünün yüzde 50,85'i tarım arazisi olan Aksaray'da da yağışların yetersiz olması nedeniyle kuraklık endişesi başlamıştı. Kentte 2 gündür yağan kar ise çiftçilere umut olduKar yağışı sonrası beyaz örtüyle kaplanan tarlalarına giden çiftçiler, ektikleri ürünleri kontrol etti.

Kazıcık Tolu köyünde oturan çiftçi Hidayet Koçak, yağan karı 'beyaz altına benzeterek, “Allah’ın verdiği kar umudumuz. Nasıl yeni doğan bir çocuk, umuduyla rızkıyla doğuyorsa bizim de çiftçiler olarak umudumuz yağmur ve kar. Kar bekliyorduk. Şu an emeklerimiz 'beyaz altınla buluştu. Tohumlara baktığımız zaman bir haftadır çok büyük bir risk altındaydı. Şükürler olsun ki 2 gündür yağan yağmur ve kar umutlarımızı tekrar yeşertti. Köylülerimizle dua ediyorduk. Allah’ın izniyle dualarımız kabul oldu. Köyde bayram havasındayız” diye konuştu. 

Aksaray Ziraat Odası Başkanı Emin Koçak ise “Allah’a binlerce şükürler olsun. 2 gündür bereket yağıyor. Şu anda Aksaray’da 'beyaz altın' yağışı var. Bu 'beyaz altın' da çiftçimiz için insanlık için her şey için berekettir, huzurdur. Dualarımız kabul oldu, Aksaray’da şu an ciddi şekilde kar yağışı devam ediyor. İnşallah bu şekilde devam eder. Çiftçiler olarak kara, 'beyaz altın' diyoruz. İnşallah 'beyaz altınımız 1 hafta, 10 gün daha metrelerce yağmaya devam eder ve kuraklıktan kurtulmuş oluruz'' dedi. 

Ziraat teknikeri Emrah Karaaslan da 10 gün daha yağış olmaması halinde yaşanabilecek kuraklığa değinerek, ''Şükürler olsun ki kar yağışı Aksaray’da çiftçilerimizi sevindirdi. 1 hafta, 10 gündür arazide tespit çalışmalarında bulunuyorduk. Çimlenme ve çıkış açısından arpa ve buğdayda sıkıntılarımız vardı. 10 gün daha yağış olmasaydı kuraklığın olumsuz etkilerini verim düşüklüğü olarak çok ciddi şekilde görecektik. Bu yağış hem çimlenme hem çıkışta ürünlerimize olumlu bir etki yapacak” diye konuştu.
16.01.2021
Devamı

Hamsi Avcılığına Kısmi Durdurma Uzatıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce ticari amaçlı hamsi avcılığı, 08 Ocak 2021 tarihinden, 18 Ocak 2021 tarihine kadar 10 gün süreyle İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz’in büyük bir bölümünde durdurulmuştu.  
Bu süre içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’müz tarafından yapılan araştırma, inceleme ve gözlemler ile başta bilim insanları olmak üzere, birçok balıkçı, balıkçılık örgütleri ve sektörün diğer paydaşları ile yapılan istişareler sonucunda yeniden bir değerlendirme yapılmıştır.

Bu değerlendirmeye göre; Karadeniz’in ülkemiz karasularında bulunan hamsilerin halen büyük bir bölümünün avlanabilir asgari boy uzunluğunun altında olduğu ve et veriminde bir artış olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca mevcut hamsi sürüleri haricinde asgari avlanabilir boy uzunluğu ve et verimi kriterlerine uygun başka sürü girişi de olmamıştır.

Bu nedenle;
İstanbul Boğazı’nın tamamı ile Karadeniz’de İstanbul İli Sarıyer İlçesi Kumköy Aslan Burnu’ndan (41 15' 25.13'' N - 29 2' 58.2'' E ) Gürcistan sınırına kadar olan karasularımızda her türlü av aracı ile ticari amaçlı hamsi avcılığının durdurulma süresi 28 Ocak 2021 tarihi 00.00 saatine kadar uzatılmıştır.
 
Bu süre içerisinde belirtilen alanların dışındaki bölgelerde asgari avlanabilir boy uzunluğuna sahip hamsi sürüleri avlanabilir.

Halkımız, buralardan kurallara göre avlanılmış hamsileri veya daha önceden yakalanarak, soğuk hava depolarında muhafaza edilen hamsileri gönül rahatlığıyla alabilir ve tüketebilir.
Hamsi başta olmak üzere denizlerde, karaya çıkış noktalarında, toptan ve perakende satış yerlerinde, gerekli kontroller yapılarak, yasal boy limitinin altında balık satışı yapanlara müsaade edilmeyecektir.
Mevcut durum takip edilecek olup, herhangi bir düzelme olmadığı takdirde kısıtlamaya 10 gün daha devam edilecektir.
16.01.2021
Devamı

Lahana Çiftçiyi Sevindirdi!

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde ikinci ürün olarak ekilen lahana, bu sezon kalitesi ve fiyatıyla çiftçiyi sevindirdi.

 Çiftçiler, yetiştirdikleri lahanaları sökerek traktörlerle getirdikleri "lahana borsası" adı verilen meydanda satışa sunuyor. Mahsulün önceleri talebe göre çiftçilerin belirlediği fiyatı, şimdilerde Kaynarca Sebze Üreticileri Birliği tarafından tespit ediliyor.

Kaynarca Ziraat Odası Başkanı İbrahim Çakar, ilçede 7 mahallede yaklaşık 100 çiftçi tarafından lahana üretimi yapıldığını söyledi.
Çakar, Kaynarca lahanasının sınırlı miktarda yetiştirildiğini dile getirerek, "Kaynarca lahanası, Türkiye genelinde tanınan en güzel lahana olarak bilinir. Toprağın yapısından kaynaklı bir lezzet farkı var. Hayvan gübresi harici kimyasal gübrelerden kullanılmaz, ilaçlamayı da minimum seviyede tutarız. O yüzden lahanamızın kalitesi de çok yüksektir." diye konuştu.

Bölgede yaklaşık 1500 dekar alanda lahana ekimi yapıldığını belirten Çakar, buradan yıllık yaklaşık 5 bin ton ürün hasadı yapıldığını bildirdi.
Çakar, başta İstanbul olmak üzere yakın illere lahana gönderildiğini ifade ederek, "Fiyat belirlemesini Sebze Üreticileri Birliğimiz yapıyor. Birlik başkanımız bu konuda fiyatları ayarlamaya çalışıyor, biz de elimizden geldiği kadar destek veriyoruz. Bu yıl üretim ve fiyatlar oldukça güzel, çiftçimiz memnun. Lahana ikinci ekim olduğu için kış sezonunda çiftçilerimize ekstra gelir kapısı oluyor. Şu anda tanesi 6 lira civarında satılıyor." dedi.

Kaynarca Sebze Üreticileri Birliği Başkanı Tuncay Yıldız da Birliğin öncelikli amacının aracıları ortadan kaldırmak olduğunu söyledi.
Satışların devam ettiğini dile getiren Yıldız, şunları kaydetti: "Sadece lahana değil, geçen sene kırmızı lahanaya, bu yıl karnabahara da başladık. Çeşitlerimizi çoğaltıyoruz. Şu an ürünlerimizi anlaştığımız yerlere Bursa, Ankara, İstanbul hallerine gönderebiliyoruz. Birlik açısından bir sıkıntımız yok. Şu an karnabaharımızı, lahanamızı, kırmızı lahanamızı kendimiz pazarlayabiliyoruz. Aracıları kaldırdıktan sonra malımızı tüketiciye doğrudan kendimiz daha uygun fiyata verebiliyoruz. Hem bizim açımızdan hem de çiftçi için kazançlı oluyor. İstanbul, Ankara, Bursa hallerine gidip vatandaşa doğrudan malımızı ulaştırabilmek için marketlerle, yemekhanelerle anlaşma yaptık. Aracı olmayınca hem çiftçi hem de vatandaş kazanıyor."

Yıldız, hava şartlarına bağlı olarak lahana fiyatının değişiklik gösterdiğine işaret ederek, "Şu an tane fiyatı 4 ile 6 lira aralığında. Hafta sonları vatandaşlarımız evinde oluyor, biz tarlamızda çalışarak üretime devam ediyoruz." dedi.

15.01.2021
Devamı

2021 Yılı, Su ve Sulama Yatırımların da Hamle Yılı İlan Edildi

2021 yılını su ve sulama yatırımlarında hamle yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gelecek yıl 51 baraj ve 39 gölet olmak üzere toplam 90 depolama tesisi daha bitirerek, depolama sayısını 1617’ye, kapasitesini ise 180 milyar metreküpe ulaştıracağız dedi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde gıda arz güvenliğinde ve vatandaşların temel gıda maddelerini temininde sorun yaşanmadığına dikkat çeken Pakdemirli, “Bakanlık olarak gıda ihtiyacını karşılayacak ürün stokları kontrol edilerek, fiyat artışlarının olmaması için takiplerimiz devam etmiştir. Aralık ayı itibarıyla 19,9 milyar lira destek ödenmiş olup, ödemeler devam etmektedir.

Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-Devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem gibi tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti.” diye konuştu. Pakdemirli, bu süreçte ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilde yüzde 75 hibe tohum teminiyle “Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi”ni başlattıklarını, Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak, atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını anlattı. Hububat, baklagiller, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladıklarını ve çiğ süt prim desteğini artırdıklarını ifade eden Pakdemirli, “Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik” dedi.
15.01.2021
Devamı

En Fazla Ölüm Tarım İş Kolunda!

İSİG Meclisi'nin hazırladığı 2020 Yılı İş Cinayetleri Raporu'na göre bir yılda en az 2 bin 427 işçi hayatını kaybetti, bu işçilerden 741'i ise Covid-19 sebebiyle yaşamını yitirdi.

2020 yılında en çok iş cinayetinin 442 can kaybıyla tarım ve orman işkolunda olduğunun aktarıldığı raporda, iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı ise şu şekilde paylaşıldı:

İnşaat, yol işkolunda 355 işçi; sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 330 işçi; ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 296 emekçi; taşımacılık işkolunda 248 işçi; belediye, genel işler işkolunda 141 işçi; metal işkolunda 106 işçi; savunma, güvenlik işkolunda 79 işçi; madencilik işkolunda 61 işçi; tekstil, deri işkolunda 54 işçi; enerji işkolunda 54 işçi; gıda, şeker işkolunda 44 işçi; petro-kimya, lastik işkolunda 44 işçi; konaklama, eğlence işkolunda 43 işçi; gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 26 işçi; ağaç, kağıt işkolunda 23 işçi; çimento, toprak, cam işkolunda 14 işçi; iletişim işkolunda 8 işçi; basın, gazetecilik işkolunda 7 işçi; banka, finans, sigorta işkolunda 5 işçi ve çalıştığı işkolunun belirlenemediği 47 işçi hayatını kaybetti.
15.01.2021
Devamı

Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş: 2021 Antalya Yılı Olsun

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, dünyada büyümesi beklenen tarım pazarından bölgenin yüksek pay alması için 2021’in ‘Dünyada Antalya Yılı’ olarak belirlenmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM), 2021’i ‘Meyve ve Sebze Yılı’ olarak ilan etti. Karar, tarımsal üretimi ve ihracatıyla öne çıkan Antalya’nın pazar potansiyelini artırıcı bir gelişme olarak değerlendirildi. BM’nin bu kararının bölge tarımı ve turizmi için umut vadettiğini belirten Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, 2021’in ‘Dünyada Antalya Yılı’ olarak sunulmasını önerdi.

 

DÜNYADA 5’İNCİ SIRADAYIZ

Türkiye’nin meyve üretiminde dünyada 5’inci sırada yer aldığına ve Antalya’nın da 10 milyar liranın üzerindeki hasılasıyla tarımda Türkiye’nin lider kenti olduğuna vurgu yapan Çatalbaş, “Dünya turizminde marka olan Antalya, 2021 yılında yaş meyve ve sebze üretim potansiyeliyle de gündeme getirilebilir. Bu Antalya imajına büyük katkı sağlar” diye konuştu.

SEBZEDE ÜRETİM ÜSSÜ

Turizmde bir dünya markası olan Antalya’nın, meyve ve sebzede de üretim üssü olması yönünde adımlar atılması gerektiğini söyleyen Orhan Özçatalbaş, “Antalya, 360 bin dekar alanda üretim faaliyeti gerçekleştiren yaklaşık 140 bin çiftçisiyle Türkiye’de lider konumunda. Türk tarımına katkısı son derece önemli ve özellikle meyve-sebze üretim gücü çok yüksek” dedi.

KÜRESEL BİR AKTÖR OLALIM

Antalya’nın tarımda küresel bir aktör olmak için büyük bir potansiyeli bulunduğunu savunan Prof. Dr. Özçatalbaş, şöyle bilgi verdi: “2021’in Meyve ve Sebze Yılı ilan edilmesi nedeniyle ortaya çıkan potansiyele sarılmak gerekir. Vizyoner bir bakışla kamu ve özel sektör, sivil toplum ve üniversite gibi tüm paydaşlarla birlikte yola çıkmak gerekiyor. Etkili koordinasyon ve yönetişimi sağlayacak tüm araçlar, Antalya’nın başarısı, dahası Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için kullanılmalı. Antalya avantajlı olduğu her alanda liderliğini sürdürmek kabiliyetinde olmalı. Bunun için yeni stratejiler geliştirmek ve rekabetteki üstünlüğümüzü korumak için yeni adımlar atmak durumundayız.”

TÜRKİYE’DE İLK SIRADA

Tarımsal üretim verilerine göre Antalya 9 üründe Türkiye’de ilk sırada. Domatesin yüzde 21’ini, mantarın yüzde 55’ini, salatalığın yüzde 28’ini, biberin yüzde 15’ini, baklanın yüzde 17’sini, narın yüzde 23’ünü, portakalın yüzde 28’ini ve avokadonun yüzde 81’ini Antalya üretiyor. Kabak, muz, armut, yenidünya ve karpuz üretiminde ise ikinci sırada yer alıyor. Son yıllarda muz ve avokado başta olmak üzere tropik ürünlerde de büyük atılım içinde olan Antalya, Türkiye genelindeki örtü altı üretim alanlarının yüzde 42’sine ve cam sera varlığının ise yüzde 85’ine sahip.

14.01.2021
Devamı

Ege İhracatçılar Birliği’nin İhracatı 2020’de Yüzde 4 Arttı

Tarım Haftası nedeniyle Ege İhracatçı Birlikleri'nin 2020 yılı tarım ürünleri ihracat performansını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanları, 2021 yılında Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatında yüzde 10 artış hedeflediklerini, 2021 yılında 5,5 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmak için çalışacaklarını vurguladı. Egeli tarım ihracatçılarının ortak kaygısı ise kuraklık.

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki tarım ihracatçı birliklerinin 2020 yılında EİB'nin gururu olduğunu söyleyen EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2020 yılında pandemi nedeniyle doğal ürünlere ilginin arttığını, bu trendin 2021 yılında da devam etmesini beklediklerini kaydetti.

2020 yılında yurtdışı seyahatlerinin, fiziki fuarlar ve ticaret heyetlerinin yapılamaz hale geldiği evrede hızlı aksiyon alarak dijital pazarlamayla hedefe ulaştıklarını anlatan Celep, "EİB olarak Dubai Sanal Sektörel Ticaret Heyeti ve The Fource sanal gıda fuarını düzenledik. Çin İthal Ürünler Fuarı'na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu gerçekleştirdik. Üreticilerimiz üretti, ihracatçılarımız dünyanın dört bir tarafına Ege'nin lezzetlerini ulaştırdı. Ortak çalışmanın sonucunda bu başarı geldi. Bu başarıda emeği olan tüm üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı kutluyorum. 2021 yılında daha parlak başarılara imza atmak için çaba göstereceğiz. Toprak anadan aldığımız, Güneş'in ışığıyla kuruttuğumuz içerisine herhangi bir şey katmadığımız ürünlerimize talep artışı olacaktır. Organik ürünlerimiz de bu süreçte daha fazla talep görecek." dedi.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 846 milyon dolarlık ihracatıyla Türkiye’nin kuru meyve ihracatının yüzde 60’ını yaptığını dillendiren Celep, tarım sektörünün 2021 yılı gündeminde olacak konu başlıklarını ise kuraklık, su tüketimi, kaynakların verimli kullanımı, tarımsal destekler, yenilebilir enerji, sürdürülebilirlik, kontrollü zirai ilaç kullanımı olarak özetledi.
14.01.2021
Devamı

“Az Su Tüketen Tarım Yapılmalı”

Ülkemizde yaşanan kuraklık, tarım için büyük tehlike oluşturuyor. Selçuk Üniversitesi Tarım ve İklim Değişiklikleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Baştaş konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Baştaş ‘’ İklim değişikliğinin ana nedeni insanoğlu ve insanoğlunun yaşam biçimidir. Bu gün dünyada 815 milyon insan yeterli besin bulamamaktadır. İklim değişiklikleri nedeni ile büyük göçlerin başlayacağı, 2050 yılına kadar sadece iklim değişikliklerinden dolayı 143 milyon kişinin göçe zorlanacağı ve özellikle bu tarihten sonra etkilerin katlanarak artacağı öngörülmektedir” dedi. Baştaş sözlerine şöyle devam etti:

 “Dünyada, ülkemizde ve bölgemizde etkileri giderek artan iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve diğer sorunlar tarımda etkilerini üst düzeyde göstermeye başladı” diyen Baştaş: “ Ülkemizin bazı illerinde ve Konya’mızda çok yakın gelecekte yaşanacak önemli su sıkıntılarını en az düzeye indirebilmek için gereken tedbirleri acilen almaya başlamamız ve bitkisel ürün desenimizi ve yetiştiricilik tekniklerimizi bu büyük sorunla mücadele etmeye yönelik geliştirmeliyiz. İlimizde yaklaşık 150 bin yer altı su kuyusu var. Yer altı sularımızın hızla ve önemli düzeyde çekilmelerinin bir kanıtı olan obruk sayısı bugün Konya İlinde 500’ü geçmiş durumdadır.  Günümüzde Konya’da üretimi yapılan ve yüksek su ihtiyacı olan bitkilerin, değişen iklim koşulları ve özellikle muhtemel su sorunundan dolayı yakın gelecekte birçok alanda yetiştirilmesi büyük sorun olacaktır ve tek arzumuz o güne gelmemektir” ifadelerini kullandı.

Küresel iklim değişikliğinin etkisi olarak birçok canlının yaşam alanlarının güney yarıküreden kuzey yarıküreye kaydığını belirten Kubilay Baştaş, “Ülkemizin de bitkisel ve hayvansal üretim yapısında 15-20 yıl içerisinde önemli değişiklikler olacağını, İç Anadolu bölgesinde de alışılmışın dışında bitkilerin yetiştirilme durumunda kalınacağını şimdiden söyleyebiliriz. Maalesef yaşanan su sıkıntıları artan sıcaklıklarla birlikte etkilerini daha da hissettirecek. Bu gün bile içme suyu sıkıntıları birçok şehrimizde yaşanırken kıt olan su kaynaklarımızı etkin kullanma ve gerekirse yer altında depolayarak kullanma düşünceleri oluşmaya başladı. Tarımda ise üreticilerimizin bu güne kadar alışkın oldukları ve geçimlerini sağladıkları ürünlere alternatif yaklaşımları refah düzeylerini bozmadan önlerine koymalıyız. Üreticilerimizde yaklaşan tehlikenin farkındalar ancak konu hakkında uzman desteğine ihtiyaçları var. Şu anda sulamada daha az sorun yaşanan bazı alanlarda da yakın gelecekte yaşanacak tehlike çocuklarımızı bekliyor ki bu vebalin altından kalkamayız” şeklinde konuştu. 
14.01.2021
Devamı

Uygulamalı Eğitim ile Otlu Peynirin Sırrını Öğreniyorlar

Avrupa Birliği'nin finansal desteği, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) uzmanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın iş birliğinde hayata geçirilen "Uygulamalı Çiftçi Okulu" projesi devam ediyor.

Proje kapsamında, Van ve yöresinde önemli geçim kaynaklarından olan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi otlu peynirin, marka değerinin ve kalitesinin artırılması, daha geniş pazarlara satılması amacıyla Çatak ilçesinde "uygulamalı otlu peynir yapımı kursu" başlatıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü görevlileri, kursa katılan 25 kadını, koyun sütü ile yaylalardan toplanan dağ nanesi, kekik, sirmo (yabani sarımsak), mendo, helis, siyabo gibi endemik otlarla hazırlanan otlu peynirin tuz oranı, sütün saklama koşulları, plastik bidonlar yerine topraktan yapılan küplerin kullanılması konularında bilgilendiriyor.

Daha önce geleneksel yöntemleri kullanan kadınların, 6 ay sürecek eğitimlerin ardından, belirlenen standartlar doğrultusunda ürettikleri peynirleri, daha sağlıklı koşullarda muhafaza ederek pazarlanması hedefleniyor.
Proje Koordinatörü Bünyamin Hakan, kentin en önemli değerlerinden otlu peynirin değerini artırmak ve özelliklerini koruyarak gelecek nesillere aktarmak amacıyla kursun düzenlendiğini söyledi.

Van'ın tarım, hayvancılık ve gıda yönünden önemli bir şehir olduğunu belirten Hakan, şunları kaydetti:

"Uygulamalı Çifti Okulu duvarı olmayan okuldur. Üreticilerimize sahada, karla kaplı bahçelerde ve ahırlarda eğitimler veriyoruz. Çiftçilerimizin iş becerilerini geliştirmeyi, kazançlarını artırmayı ve onlara iş olanağı sağlamayı amaçlıyoruz. Proje kapsamında Çatak'ta 25 kadın üreticiye otlu peynir yapımıyla ilgili eğitimler veriyoruz. Eğitimler sayesinde kentimizin en önemli değeri olan otlu peynir hak ettiği değeri görecek. Marka haline getireceğimiz otlu peyniri tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Otlu peyniri ihracatı olan bir ürün haline getireceğiz."
 
 

13.01.2021
Devamı

Kuraklık Nedeniyle Çiftçi Şimdiden Tarlasını Sulamaya Başladı!

Yaşanan kuraklık nedeni ile ortalamanın çok altında yağış alınan Konya'da bazı çiftçiler tarlasını sulamaya başladı.
Son 3 ayda, uzun yılların ortalamasının yarısı kadar yağış alan Türkiye'nin "tahıl ambarı" Konya'da, kışın da kurak gitmesi çiftçileri telaşlandırdı. Bazı çiftçiler, tarlasını suladı.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, son yıllarda yağış azlığı ve rejimindeki değişikliğin, tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Konya Ovası'nın, yıllık ortalama yağışın en az görüldüğü yerlerden biri olduğuna dikkat çeken Soylu, şöyle konuştu:
 
"Ekim, kasım ve aralıkta düşen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasının çok altında. Sulama imkanı olanlar, bu yıl 2-3 defa çıkış suyu vermek zorunda kaldı. Bu da maliyeti şimdiden artırdı. Bölgemizde, hububat çıkışlarında asıl sorun kıraç alanlarda. Ocak ayı içindeki yağış, sıkıntılı tarlaların kaderini belirleyecektir. Havaların mevsim normallerinin üzerinde sıcak olması da hububat ekim alanlarını olumsuz etkiledi. Rekolte kaybı konusunda yorum yapmak zor. Mart başlarında ovanın durumu ortaya çıkacak." 

Çumra ilçesinde, tarlasında sulama malzemelerini seren çiftçilerden 23 yaşındaki Ali Gürbüz de bugüne kadar ocak ayında sulama yapmadıklarını anlattı.

Yağış azlığına bağlı hububatın toprak üstüne çıkamadığını belirten Gürbüz, "Normalde mart ayına kadar araziye çıkmazdık. İlk kez bu mevsimde sulama yapıyorum. Kıraç yerlerde de Allah yardımcımız olsun, durum sıkıntılı. İnşallah bu hafta yağışları bekliyoruz. Sulamaya 15 gün önce başladık" dedi.

Çiftçilerden Hayrettin Altun ise çiftçilerin sulama telaşında olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Bu aylarda hiç sulama yapmazdık. Şu an tarlaların yeşermesi için sulamaya başladık. Kıraç arazilerde durum ciddi. İlerisi için bir tahminde bulunmak zor. Daha önce böyle bir durumla karşılaşmadık. Sulama imkanı bulan komşularımız tarlalarda çalışıyor. Tek umudumuz yağışlar. Bu hafta yağış tahmini var. İnşallah beklediğimiz yağmur düşer." 
13.01.2021
Devamı

Hindistan’da Tarım Reformu Yüksek Mahkemeden Döndü!

Hindistan’da aylardır tartışma konusu olan ve çiftçilerin protesto edip eylem yaptığı tarım reformu yasası Hindistan Yüksek Mahkemesi Tarafından askıya alındı. Yüksek Mahkeme yeni tarım yasalarının uygulanmasını askıya alma kararını, çiftçilerin reforma yönelik itiraz dilekçelerini görüştükten sonra açıklarken hükümetle çiftçiler arasındaki müzakereler için bağımsız uzmanlar kurulu oluşturulması da talep edildi.
 
Yüksek Mahkeme ayrıca 26 Ocak Cumhuriyet Günü'nde çiftçilerin traktörlerle geçit yapmasının engellenmesi için başkent Yeni Delhi polisine uyarıda bulundu.
Başyargıç SA Bobde ise "Bunlar ölüm kalım meseleleri. Biz yasalardan dolayı meydana gelen kargaşadan etkilenen insanların canları ve mallarıyla ilgileniyoruz. Sorunu en iyi şekilde çözmeye çalışıyoruz. Sahip olduğumuz yetkilerden biri de askıya almaktır." ifadelerini kullandı.
 
Hindistan Yüksek Mahkemesi dün de hükümetin, tartışmalı tarım yasalarını protesto eden çiftçilerle arasında çıkan krizi yönetememesini eleştirmişti.
 
Mahkemenin dünkü açıklamasında, "Sizin (hükümetin) bu konuyu ele alış şeklinizden aşırı derecede hayal kırıklığına uğradık. Grevle sonuçlanan bir kanunu yeteri kadar istişare yapmadan çıkarttınız. Birçok eyalet size karşı isyan içinde." ifadeleri kullanılmıştı.
 
PROTESTOLARA NEDEN OLAN TARIM REFORMU
 
Hindistan'da eylülde tarım sektörüne serbestlik getiren 3 yasanın parlamentoda kabul edilmesinin ardından protestolara başlayan çiftçiler, Pencap ve Haryana'dan başkent Yeni Delhi'ye doğru hareket etmişti.
 
Kasım ayından itibaren Yeni Delhi sınırındaki çok sayıda noktada kamp kuran çiftçiler, zaman zaman bazı yolları kapatarak protestolarını sürdürüyor.
 
Yoldaki polis barikatlarını kaldıran çiftçilere göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve coplarla müdahale edilmişti. Eylemlerini Yeni Delhi'ye taşıyan çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağından, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağından ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağından endişe ediyor.
Hindistan'da Başbakan Narendra Modi hükümeti, parlamentoda eylülde kabul edilen yeni yasaların, çiftçilere ürünlerini pazarlama özgürlüğü tanıyarak ve özel yatırımla tarımsal büyümeyi teşvik ederek tarım sektöründe reform amacı taşıdığını savunuyor.
 
Modi, çiftçilerin eylemlerini başkente taşıması üzerine Uttar Pradeş eyaletinde düzenlediği mitingde, çiftçilerin muhalefet partileri tarafından yanlış yönlendirildiğini ve yeni yasaların çiftçilerin yararına olduğunu söylemişti.
 
Hindistan'da muhalefet partileri ve Modi'nin bazı müttefikleri, yasaların çiftçi karşıtı olduğunu belirtiyor.
Ülkede çiftçilerin yarısından fazlasının ağır borç yükü altında olduğu ifade ediliyor.
 
 
13.01.2021
Devamı

Engelli Hibe Desteği ile Hayvancılığa Başladı!

Karabük’te, bir gözünde protez bulunan epilepsi hastası Samet Karaman (30), 3 yıl önce İŞKUR tarafından verilen hibe krediyle 5 inek, Tarım İl Müdürlüğü’nden de 3 inekle hayvancılığa başladı. Hayvan sayısını 17’ye çıkaran Samet Karaman, "Arkadaşlarıma tavsiyem gelip köyde hayvancılık yapsınlar‘’ diye konuştu.

Karabük’e bağlı Kahyalar köyünde yaşayan Samet Karaman, görme engelli olarak doğdu. Epilepsi hastası da olan Karaman'ın sağ gözüne protez takıldı. Çocukluktan bu yana dedesi ile hayvancılık yapan Karaman, 3 yıl önce İŞKUR'dan aldığı engelli hibe desteği ile 5 inek alarak hayvancılığa başladı. Tarım İl Müdürlüğü’nden de 3 inek alan Karaman, aradan geçen zamanda 17 hayvan sahibi oldu.

İŞKUR’dan 5, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden 3 olmak üzere 8 büyükbaş hayvan aldığını, şu anda hayvan sayısını 17'ye çıkardığını ifade eden Samet Karaman, ‘’Hafta sonları dedemin yanına geliyordum. Dedemle birlikte inekleri güdüyordum. Hayvancılığa dedemin sayesinde başladım. Devletten destek aldım. İŞKUR'dan 5, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden 3 tane aldım. Hayvanlarımı çoğalttım. 17 tane hayvanım var şuan. Bu işi yapmak ve büyütmek için daha da destek istiyorum. Epilepsi hastalığım var. Günde 3 tane ilaç kullanıyorum. Sağ gözümde de protez var. Arkadaşlarıma tavsiyem gelip köyde hayvancılık yapsınlar‘’ diye konuştu.

12.01.2021
Devamı

Çanakkale’ye Süt Verimi ve Üretimin Arttırılması Projesi

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale ilinde küçükbaş hayvanlarda süt verimi ve üretiminin arttırılması” projesi hazırlandı. Proje ile Ezine peynirinin ham maddesi olan koyun sütü talebini karşılamak ve bölgedeki küçükbaş hayvancılık işletmelerinin verimliliğini arttırmak amaçlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından proje desteklendi ve finanse edildi. Geçtiğimiz gün Vali İlhami Aktaş ve yetkililer, alanda incelemelerde bulundu. Çanakkale’de Ezine ve Bayramiç bölgesinde küçükbaş hayvancılık desteklenecek ve üretimin arttırılacak.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale İlinde Küçükbaş Hayvanlarda Süt Verimi ve Üretiminin arttırılması” projesi yapıldı. Hazırlanan projeye Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi ve finansman sağladı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları üzerine Ezine Merkez ve Bayramiç Yukarı Şevik köylerinde toplu küçükbaş yetiştiriciliği yapılacak. Alanda geçtiğimiz günlerde Vali İlhami Aktaş ve yetkililer incelemelerde bulundular.

Gerçekleşen incelemeye, Vali İlhami Aktaş, AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Ezine Kaymakamı Hacı Arslan Uzan, Bayramiç Kaymakamı Sercan Gökdemir, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, Ezine OSB Müdürü Alper Altınok, Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’da katıldı.

Ezine Danışment Mahallesi ve Bayramiç Yukarı Şevik Köyü mera alanında yapılan incelemelerde, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ tarafından proje kapsamında küçükbaş hayvanlarda kaliteyi ve üretim miktarını arttırmak amacıyla hayvancılığın toplu olarak yapılabileceği alanlarda hayvan ıslah çalışmaları, meralarda ihtiyaç duyulan altyapı çalışmalarını, barınakları iyileştirmesi, barınakların altyapılarını iyileştirilmesi ve hayvan bakım besleme konusunda verilecek eğitimler hakkında bilgi verildi.

“Çalışmalar birbiri ardına meyvelerini veriyor”

Konuyla ilgili açılamalarda bulunan AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, “Son yıllarda, kentimizin markasını daha üst seviyelere taşımak adına sürdürdüğümüz çalışmalar birbiri ardında meyvelerini veriyor. Grup Başkanvekilimiz Bülent Turan ile, her alanda büyük yatırımları kentimize kazandırarak, potansiyelimizi daha da iyi değerlendirmeyi amaçlıyoruz.

“Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak”

Çiftçimiz, üreticimiz, esnafımız, vatandaşımız çalışmalarının karşılığını hak ettikleri şekilde alsınlar istiyoruz. Gıda ürünlerimizi hem ülke hem dünya piyasasına daha kolay sunabileceğimiz Ezine Gıda OSB, Ayvacık jeotermal sera OSB… Sonrasında peynir denince ilk akla gelen ürün olan Ezine peynirinin hammaddesi koyun sütünü de daha bol, daha kaliteli, daha ulaşılabilir hale getirmek istiyoruz. Önümüzdeki dönem, ulaşımdan üretime, tarımdan hayvancılığa her yönüyle Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak” dedi.
12.01.2021
Devamı

“ 8 Ay’dır Bir Damla Su Düşmedi”

Çorum'un Alaca ilçesine bağlı İbrahim köyünde sulama amacıyla inşa edilen gölet, kuraklık nedeniyle kıyıdan yaklaşık 100 metre çekildi. Bölgede bulunan ve geçmişte kullanılan Alacahöyük yolu da tekrar gün yüzüne çıktı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, olağanüstü kuraklığın yaşandığı illerin başında Çorum geliyor. Yaşanan kuraklık nedeniyle içme suyu sağlanan barajlardaki rezervlerde önemli oranda düşüş yaşanırken kırsalda bulunan göletler de kuraklık nedeniyle olumsuz etkilendi.

Alaca ilçesine bağlı İbrahim köyünde sulama amaçlı inşa edilen İbrahim köyü göletindeki sular, kuraklık nedeniyle kıyıdan yaklaşık 100 metre çekilirken gölün altında kalan eski Alacahöyük yolu da su yüzüne tekrar çıktı.

Yaklaşık 35 yıl önce yapılan gölette son yılların en düşük su seviyesi yaşanıyor. Gölette yaşanan bölgedeki çiftçileri endişelendirirken, kuraklığın ürkütücü boyutları havadan görüntülendi.

Göletin daha önce tamamen su ile dolu olduğunu dile getiren çiftçi Ali Rıza Baz, “Mayıs ayından bugüne yağmur yağmıyor. Buraya damla düşmüyor. Burası deniz gibiydi. Derya gibiydi. Balıkyakalanıyordu” dedi.

Suyun hayat olduğunu vurgulayan Baz, suyun tasarruflu kullanılması çağrısında bulundu.

Kuraklık nedeniyle barajlar ve göletler gibi tarım arazilerinin de etkilendiğini anlatan Baz, “Önceden köyümüzde 4 tane çeşmemiz vardı. Köylüler bir tane çeşmemiz var ondan faydalanıyor. Damla su yok. Suyu tasarruflu kullanmamız gerekiyor. Tasarruflu olmazsak bir daha suyu da bulamayız. Arazi bitti. Bir avuç su kaldı. Bundan sonra ne yapacağız?” diye konuştu.

Suyun petrolden, altından her şeyden daha değerli olduğunu vurgulayan Baz, “Su olmazsa ne yapacağız? İnsan yaşamaz ki. Ayrıca ben arıcıyım. Susuzluk ve kuraklık nedeniyle arıcılık da bitti. Petrolsüz yaşarız ancak susuz yaşam olmaz” ifadelerini kullandı.
12.01.2021
Devamı

“Tarımı Plazalardan Daha Cazip İş Alanına Dönüştürmek İstiyoruz”

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından çevrimiçi gerçekleştirilen Türkiye'de tarım öğretiminin 175. yıldönümü kutlama programına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının başında Diyarbakır Lice'de teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Çelik'e rahmet, yaralı askerlere de şifa diledi. Pakdemirli ayrıca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü tebrik etti.

Türkiye'de futboldan sonra en çok konuşulan konunun tarım olduğunu, tarımdan sonra en çok konuşulan konunun ise eğitim olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, "İtiraf etmeliyim ki ben, makul olduğu müddetçe konuşanları da haklı buluyorum. Zira iki hayati şey vardır; karnın doyması, aklın doyması. İşte tam da bu noktada karşımıza tarım eğitimi çıkıyor. Çünkü biliyoruz ki tarım ile bilginin önemini çok iyi kavramış toplumlar daima öndedir, belirleyicidir, tetikleyicidir.

Tabii tarım eğitimi, neredeyse insanlık tarihi kadar eski. İnsanı yalnızca tüketen değil, üreten bir varlık konumuna yükselten de yine tarımın kendisi. Binlerce yıldan günümüze kadar şekil değiştirerek devam eden tarımsal üretim, bugün dünyada en önemli ticari sektör, en önemli üretim ve istihdam dalı olmuştur. Artık bütün dünya ülkeleri tarımsal üretime, üretim kaynaklarına bir başka önem veriyor. Çünkü tarımsal üretimin temel amacı olan gıda üretimi, dünyada stratejik sektör olma özelliğini her geçen gün daha da artırıyor. Hatırlarsınız, bundan 40-50 yıl kadar önce, az gelişmiş ülkeler, tarım ülkesi olarak nitelendirildi. Gelişmişlik düzeyini belirleyen ise, tarımdan çok sanayi ve teknolojiydi. Bugün görüyoruz ki tarım; ekonominin ve sanayinin ham maddesi. Bugün tarım; ekolojinin, biyolojinin, iktisadın kesişim merkezi. Tarım bugün; ticaret, sanayi, diplomasi, sağlık ve turizmin lokomotifi.

Bugün tarım; dengeli ekonomik büyümenin, sosyal gelişmişliğin göstergesi. Tabi bu tarım, ilkel tarım uygulamalarıyla yapılan tarım değil. Çünkü bugünkü büyük rekabet ortamında, her ne üretirseniz üretin; bilgisiz, bilimsiz, sanayisiz, teknolojisiz, markasız, reklamsız, dijital dünyasız hareket ederseniz, emeğinizin karşılığını alamıyorsunuz. Yani tarımın bilgi çağının nimetlerinden en üst düzeyde faydalanması, artık şarttır. Çünkü bu asır, teorik bilginin değil, bilgiyi pratik etmenin asrıdır.

Evet, hepimizin ezbere bildiği bir şey var; ülke ve dünya nüfusu artıyor, küreselleşme yükseliyor. İklim değişiklikleri ve buna bağlı etkiler kapıda. Bir yanda açlık, diğer yanda obezite artık hayatımızda. Ve tarım, artık Milli Savunma Sanayii kadar stratejik konumda. Bir şeyi itiraf etmemiz gerekiyor ki, hâlihazırda, sahip olduklarımızla bir süre daha idare edebilir, iyi gidebiliriz. Ancak geleceği öngöremezsek, tedbirli ve planlı hareket etmezsek ne kendimize, ne de dünyamıza yetemeyeceğiz. Öyle ki, suyunuz azalırsa sulama yapamazsınız. Toprağınız verimsizleşirse tarım yapamazsınız. Nüfus bu denli hızla artarken, birkaç dönüm tarlayla kimseyi doyuramazsınız. Ürettiğinizi markalaştıramazsanız, sürdürülebilirliği sağlayamazsınız. İşte burada yapılacak en iyi iş verimi ve kaliteyi yükseltmektir. Bunun yolu ise tarıma teknolojiyi, modern yöntemleri, kısacası bilgiyi hâkim kılmaktan geçmektedir" diye konuştu.
12.01.2021
Devamı

Antalya’da Tarım Alanları Su ile Doldu!

Antalya genelinde etkisini sürdüren gök gürültülü şiddetli sağanak, Kemer ilçesinde de hayatı olumsuz etkiledi. Tarım alanları suyla dolarken, Çıralı ile Olympos'u bağlayan köprü tıkanarak su taşkınına sebep oldu. Aynı zamanda şiddetli yağış nedeniyle yollara kaya parçaları düştü.

Kemer'de de etkisini devam ettiren gök gürültülü sağanak, ilçede bazı yerlerde su birikintilerine neden oldu. Bazı cadde ve yollar da suyla kaplandı. Tarım alanları suyla doldu, bazı ev ve iş yerlerini su bastı. Çıralı ile Olympos'u bağlayan köprü tıkanarak su taşkınına neden oldu. Yağışın etkisiyle yollara düşen kaya parçaları da belediye ekipleri tarafından hızlı bir şekilde temizlendi.

Belediye ekiplerinin çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, "Belediye olarak teyakkuzdayız. Bölgemizde devam eden şiddetli sağanaktan etkilenen halkımızın yanındayız. Mesai saati gözetmeksizin tüm ekiplerimizle sahadayız. Bazı iş yerlerinde su baskınları oldu. Tarım alanları suyla doldu. İlçemizde bazı yerlerde fırtına nedeniyle ağaçlar devrildi. Ekiplerimiz ağaç devrilmesi nedeniyle kapanan yolları kısa sürede içinde açtı. Belediye ekiplerimiz her türlü tedbiri almaya devam ediyor. Vatandaşlarımızın tedbir almasını rica ediyorum. Belediye ekiplerimize emeklerinden dolayı teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum" dedi.
11.01.2021
Devamı

Dr. İlhami Özcan Aygun: Tarımsal Eğitimin 175. Yılı Kutlu Olsun

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Dr. İlhan Özcan Aygun, Tarımsal Eğitimin 175. Yılı Dolayısı ile Bir kutlama mesajı yayınladı. Aygun yayınladığı mesajda şunları söyledi:
 
Tarım, bir ülkenin gıda güvencesidir, bir ülkenin bekasıdır, sağlıklı ve dengeli hayatın sigortasıdır. Pandemi sürecinde önemi bir kez daha ortaya çıkan tarım sektörünü ayağa kaldırmak en önemli görevimiz olmalıdır. Atatürk gibi tarım sektörünü "stratejik" gören zihniyete ihtiyaç varken maalesef AKP iktidarlarında tarımın sıfırlanmasına şahitlik ediyoruz. 
 
Tarıma ayrılan önem, bütçelerde ayrılan payda kendini göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında tarım, ormancılık ve balıkçılığın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı %10,2 iken 2019 yılında bu oran %6,4’de düşmüştür. 
 
3 TRAKYA BÖLGESİ KADAR ALAN TARIMDAN ÇIKTI
 
Nüfusumuz, sığınmacılarla birlikte katlanırken, tarımsal alanlarımız azalmıştır. 83 milyon 155 bin kişi olarak ölçülen nüfusumuza 3 milyon 632 bin kişi olarak bildirilen Suriyeli sığınmacı ve diğer göçmenler de eklendiğinde Türkiye’de 87 milyon yaşamaktadır. Büyüyen nüfus için daha çok gıda gerekmektedir. Ancak büyüyen nüfusa karşın tarım alanlarımız hızla gerilemektedir. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan tarım alanlarımız 2019 yılında 23 milyon 95 bin hektar alana düşmüştür. Üretimden düşen tarım alanlarımız yaklaşık 3 Trakya bölgesi alanı kadardır.
 
ÇİFTÇİ SAYIMIZ ERİDİ
 
AKP’nin iktidara geldiği 2003 yılında Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı 2 milyon 765 bin 287 çiftçi varken bu sayı bugün 2 milyon 110 bin çiftçiye düşmüştür. Başka bir deyişle AKP döneminde 655 bin 287 kayıtlı çiftçi üretimden çıkmıştır. ÇKS kaydı olmayan çiftçileri de hesaba kattığımızda bu sayının 1 milyonu geçtiği tahmin edilmektedir.
 
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21 inci maddesinde, “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılan kaynak, gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz” denilmektedir. Ama bu Kanun maddesi AKP tarafından uygulanmamaktadır. 
 
2014-2019 arasında tarımsal destek oranı gayri safi milli hasılanın yüzde 0.4 düzeyinde sabitlenmiştir. 2020 bütçesinde bu oran yüzde 0.45, 2021 bütçesi için yüzde 0.39’dur. Tarımsal desteklere yeterli kaynak ayrılmamaktadır. 
 
TARIMSAL DESTEKLERE VERGİ UYGULANAMAZ
 
Üreticiyi desteklemek için devlet tarafından uygulanan tarımsal destekleme araçlarından yine devlet eliyle vergi kesilmesi, tarımdaki sürdürülebilirliği engellemektedir.  Gelir Vergisi Kanunu dayanak gösterilerek çıkarılan Tebliğler yolu ile alan mazot desteği, gübre desteği, toprak analizi desteği, organik tarım desteği, fındık alan bazlı gelir desteği gibi desteklerden yüzde 4 vergi kesintisi yapılmaktadır. Kırsal kalkınma desteklerinden yüzde 4, yem bitkileri üretim desteğinden yüzde 4, aşı desteği, küpe uygulama desteği, çiğ süt desteği ve arıcılık desteğinden de yüzde 2 vergi kesintisine gidilmektedir. Çiftçiyi bezdiren bu uygulamaya son verilmelidir.
 
ÇİFTÇİYE BORÇ YAPILANDIRMASINA GİDİLMELİDİR
 
Destek görmeyen ve ürettiğinden para kazanamayan çiftçi borçlanarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Çiftçinin 2002 yılında kişi başına yaklaşık 1000 TL olan borcu bugün 61 bin TL civarındadır. 
 
Çiftçinin bu borcu ödeme imkânı kalmamıştır. Ne yazık ki iktidar, üretimin sigortası olan çiftçilerimizin borçlarını yapılandırmamakta direnmektedir. Elektrik, trafik ve vergi usulsüzlük borcuna ilişkin tüm alanlarda yapılandırmaya gidilirken, çiftçinin borcu yapılandırılmamıştır. Çiftçinin üretimde kalabilmesi ve sürdürülebilir tarımın yapılması için çiftçinin borcunun faizi silinmeli, anapara 5 yıllık taksitlere bölünmeli ve çiftçiye nefes verilmelidir. 
 
TRAKTÖR HACZEDİLMEMELİ
 
Tarımsal üretim ve destekleme araçlarına haciz konulamayacağı yönündeki üst mahkeme kararları da uygulanmamaktadır. Yargıtay 12. Dairesi’nin 2019 yılında “Çiftçinin tarım alet ve ekipmanları haczedilemez” yönündeki kararı uygulanmamaktadır. Tarla sulama elektrik borcu olan çiftçinin tarımsal destekleme ödemelerine bloke konulmaktadır. Danıştay 10. Dairesi, elektrik borçlarının kamu alacağı tahsil usulüne tabi olmadığını vurgulayarak, bu kesintilerin yasal olmadığına hükmetmiştir. Ne var ki Danıştay kararına uymayan elektrik dağıtım şirketleri, çiftçilerin tarımsal destek ödemelerine bloke koymaya devam etmektedir. Sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği için çiftçinin traktör ve tarımsal destekleme ödemelerine haciz konulmasını engelleyen yasal düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.
Çiftçiye tarımsal sulama elektrik desteği verilmelidir. 
 
Çiftçilerimiz buğday hasadı yaparken, yurtdışından gümrüksüz buğday alınacağına ilişkin Resmi Gazete’de yayımlanan kararlar,  Türk çiftçisinin elindeki ürününün piyasa değerini düşürmektedir. Türk çiftçisine destek vermek yerine her alanda ithalatı seçen iktidar, kendi ayağına kurşun sıkmaktadır. AKP hala ithalat ile abat olunamayacağını öğrenememiştir.
 
Tarımsal eğitimin 175. yılını kutlarken, ziraat mühendislerine, veterinerlere, gıda mühendislerine hak ettiği yeri ve kadroları vermeyen bu iktidarla kendi kendine yetebilir ülke konumumuzu kaybettik. Kovid-19 aşısını geliştirmek için Türkiye’de yürütülen çalışmalarda başrolde yer alan veterinerlerimize ve üretimin sigortası ziraat mühendislerimize hak ettiği konumun verilmesini dilerim.
11.01.2021
Devamı

Bakan Pakdemirli: Pandemi Başladıktan Sonra 101 Tedbiri Hayata Geçirdik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık" dedi.

Bakan Pakdemirli, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından video konferans ile gerçekleştirilen 'Türkiye'de Tarım Öğretiminin 175'inci Yıl Dönümü Kutlama Programı'na katıldı. Burada konuşan Pakdemirli, tarımda son 18 yılda oluşturulan  güçlü altyapı ve son iki buçuk yıldaki projelerle pandemi sürecini başarıyla yürüttüklerini söyledi. Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra ise tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Son iki yılda tarımsal hasılamız yüzde 47 artışla 277,5 milyar liraya ulaştı" dedi.

'TARIMSAL HASILADA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörünün iki yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösterdiğini belirten Pakdemirli, "2020’de en son açıklanan 3’ncü çeyrekte yüzde 6,2, ilk 3 çeyrek ortalamasında ise yüzde 5,3 gibi önemli bir büyüme gösteren tarım sektörü, ekonomimize büyük katkı sağladı. Bütün bu çalışmalarımız neticesinde hamdolsun, tarımsal hasılada bugün, Avrupa'da birinci, dünyada ilk ondayız" diye konuştu.

Pakdemirli, 'Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı' ile 47 bin 775 genç çiftçi projesine, toplam 1 milyar 435 milyon lira hibe desteği sağladıklarını ifade etti. Pakdemirli, "Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi' ile tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul ve üniversite mezunu olan 98 proje sahibine toplam 9,7 milyon lira hibe ödemesi yaptık. Pilot uygulamalarını 4 ilimizde başlattığımız bu projeyi, inşallah bu yıl 81 ilimizde yaygınlaştıracağız. Bu hafta içerisinde açıkladığımız IPARD-II 10'ncu çağrı ilanında, 1 milyar 250 milyon liralık destek ile gençlerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. İşte bu destek programlarıyla biz, esasen, kırsalı kalkındırmaya uğraşıyoruz. Yani gençlerimiz, doğdukları yerde doyabilsin istiyoruz" ifadesini kullandı.

'AR-GE ÇALIŞMALARINDA 1 MİLYAR LİRA BÜTÇE KULLANIYORUZ'

Bakan Pakdemirli, Türkiye genelinde 60 araştırma enstitüsü, 210 bin dekar arazi, 248 laboratuvar, yaklaşık 2 bini akademik seviyede olmak üzere toplam 6 bin 336 personel ile ihtiyaç duyulan her alanda hizmet verdiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Bakanlık olarak Ar-Ge çalışmaları için çeşitli kaynaklardan yaklaşık 1 milyar lira bütçe kullanıyoruz. Dünyanın 3'üncü Büyük Tohum-Gen Bankasına sahibiz. Dünyanın en büyük zeytin koleksiyonu ülkemizde bulunuyor. Dünyanın en büyük buğday ıslah programı, ülkemizin katkısıyla devam ediyor. İşte bu saymakla bitmeyecek Ar-Ge çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı fırsatlar ve getirdiği ivmeyle, daha da ileriye götürüyoruz. Son iki buçuk yılda yüzlerce yeniliği, çok sayıda teknolojiyi çiftçilerle buluşturduk ve ülke tarımına kazandırdık."
11.01.2021
Devamı

Bakan Pakdemirli: Türkiye’nin Tarımsal Altyapısı Sağlam

Türkiye’de tarım eğitiminin 175’inci yıldönümü dolayısıyla Ege Üniversitesinde düzenlenen programda konuşan Bakan Pakdemirli, “Türkiye’nin tarımsal altyapısı sağlam. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle en büyük diye düşüneceğimiz her türlü problemlerin üstesinden başarı ile geliyoruz. Biz her zaman yarınlarımıza pozitif bakıyoruz ama en kötünün de kötüsü senaryolara da her zaman Bakanlık olarak sektör paydaşlarımız ile birlikte hazırız” dedi.

 

Programın açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Tarım eğitiminin başlamasının 175. Yılı münasebeti ile bir aradayız. Tarım, dünyanın en eski mesleklerinden. Tarım eğitimi de insanlığın en köklü bilgilerini ve tecrübelerini nesilden nesile aktardığı hayati bir faaliyet alanı. 1955 yılında kurulan ve kurulduğu yıldan bugüne büyük gelişim gösteren Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de bölgenin ilk ve ülkemizin ikinci ziraat fakültesi olma özelliğini taşıyor. URAP’ın dünya üniversitelerini bilim alanlarına göre sıraladığı raporda, ziraat ve çevre alanında dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den 10 üniversite girdi. Bu üniversiteler arasında birinci sırada ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi yer almakta. Bu başarıdan dolayı hocalarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

 

“Ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha arttı”

 

Son yıllarda ülkeler arası mücadelelerin su ve gıda gibi temel besin kaynaklarına göre yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bu durum, ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Bu kapsamda biz de Bakanlık olarak Ar-ge faaliyetlerimize, akıllı tarım uygulamalarımıza teknolojik ve dijital tüm imkânlarımızla daima üniversitelerimizin yanında olduk. Geçen yıl Mayıs ayında tarım eğitimi adına çok önemli bir platform kurduk. Tarım Orman Akademisi adıyla kurduğumuz bu dijital eğitim sistemini tüm çiftçilerimizin, araştırmacılarımızın ve ilgililerin hizmetine açtık. İlk dersini benim verdiğim akademide bugüne kadar 70’den fazla akademisyen ve uzman ders verdi. EÜ’den de hocalarımızı bu platformda ders vermeye davet ediyoruz. Bakanlık olarak asırlarca edindiğimiz bilgileri tüm tecrübelerimizi, tüm tavsiyelerimizi bu akademide herkesle paylaşıyoruz. Akademimiz tam anlamıyla bir bilgi hazinesi” diye konuştu.
09.01.2021
Devamı

CHP Milletvekili Sarıbal: İklim Değişikliği Gıda Arzını Tehdit Ediyor!

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, yaşanan iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yaşanan kuraklığın dünyada gıda üretimini tehdit ettiğini söyleyerek, “Bizi zor günler bekliyor” dedi.
 
Yaşanan kuraklık bütün dünyada tedirginliğe neden olurken, ülkemizin birçok bölgesinde çiftçiler bu yıl yağışın az olmasından kaynaklı ürün rekoltelerinde düşüş beklediklerini ifade ediyor. Tahıllar ve kuru baklagiller üretimi başta olmak üzere birçok tarımsal üründe verim kaybı yaşanacağı endişesi hakim.
 
İklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklık konusunda değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkan Tarım Politikaları Başdanışmanı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, ülkemizin 7 ayı aşkın süredir ciddi bir kuraklık yaşadığını belirtti. “Kuraklık nedeniyle vatandaşlarımız haklı olarak içme suyu sıkıntısı yaşanabilir mi endişesi yaşıyor ama asıl büyük problem tarımda yaşanıyor” diyen Sarıbal, özellikle sonbaharda yeterli yağış olmamasının 2021 yılı ürün veriminde sorun yaratacağını kaydetti. 2021 yılında üretimde düşüş yaşanması durumunda zaten yüksek olan gıda fiyatlarının daha da yükseleceğini vurgulayan Sarıbal, “Bu da AKP politikalarıyla dışa bağımlı hale gelen ülkemiz için ithalata bağımlılığın daha da artması demek” dedi.
 
Uzun vadeli planlar yapılmazsa sadece ülkemizi değil bütün dünyayı ciddi bir gıda temini sorunu beklediğini kaydeden Sarıbal, şunları söyledi:
 
Gıdamız tehdit altında
 
“Kuraklığın ciddi bir problem olarak önümüzde duruyor. Karacabey’de (Bursa) geçen yıllar bu zamanlarda drenajlar yoluyla su tahliye ettiğimiz tarlalar bugün kupkuru. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemiz de ciddi bir kuraklık yaşıyor.
 
Yaşadığımız Covid -19 süreci gıdanın önemini bir kez daha bize gösterdi. Araştırmalar dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşacağını gösteriyor. 10 milyar insanın gıda ihtiyacını karşılamak için bugün üretilenden %60 daha fazla gıda üretmek gerekiyor. Oysa iklim değişikliği ve yaşanan kuraklık için gereken önlemler alınmaz ise bugünkü üretim miktarını bile kaybedebiliriz.
 
İklim değişikliği ve kuraklık herkesi, hepimizi ve bütün dünyayı tehdit ediyor. Küresel ısınma ve iklim değişikliği için radikal kararlar alınıp uygulanmaya konulmaz ise bizi ilerde çok zor günler bekliyor.”
 
Üretici ne olacak?
 
Çiftçinin 2020 yılında büyük zorluklar yaşadığını kaydeden Sarıbal, “2020 yılında iklim değişikliğine bağlı olarak 70’i aşkın ilimizde doğal afet yaşandı. Devlet üreticinin kaybını karşılamak için kayda değer bir önlem almadı, destek sağlamadı. 2020 yılında yaşanan kuraklığın 2021 yılı için çiftçiye olumsuz etkileri olacağı belli. Ama Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda bir açıklama yapmadı. Kaç aydır kuraklık yaşıyoruz çiftçiyi rahatlatacak açıklama yok. Onun yerine gümrük vergilerini sıfırladılar. Bütün üreticilerimiz gibi biz de kuraklığa karşı alınacak tedbirler ve olası kayıplarına karşı üreticiye yapacağı destek konusunda Bakanlıktan açıklama bekliyoruz” dedi.
 
 
09.01.2021
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kızılay Arasında İş Birliği!

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Kızılay Derneği arasında yardıma muhtaç kişiler için tarım, hayvancılık ve gıda üretimi alanlarında sosyo-ekonomik güçlendirme destekleri sağlamak adına bir iş birliği protokolü imzalandı.

Bakanlığımız ile Türkiye Kızılay Derneği arasındaki iş birliğine ilişkin protokol, Bakanlığımız adına Strateji Geliştirme Başkanı Kerim ÜSTÜN ve Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürü Dr. İbrahim ALTAN tarafından imzalandı.

Tarafların tarım ve gıda konularındaki çalışmalarını desteklemek maksadıyla imzalanan protokol ile Türkiye Kızılay Derneği’ne bağışlanan tarıma elverişli araziler üzerinde, yardıma muhtaç kişilerin tarımsal faaliyetlerde bulunması ve bu kişilerin tarımsal üretim yetenek ve kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Ortak faaliyet alanlarındaki konularda eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, tarımsal üretim, değer zinciri gibi teknik konuların geliştirileceği işbirliği kapsamında üretim yapılan alanlarda üretilen ürünlerin yine yardıma muhtaç kişilere dağıtılması amaçlanıyor.
08.01.2021
Devamı

Bıçağın Üzerine Düşen Çiftçi Hayatını Kaybetti!

Malatya'nın Doğanşehir ilçesinde, hindi kestikten sonra ayağı takılıp, bıçağın üzerine düşen çiftçi Mustafa Dinçer (62), yaşamını yitirdi.

Olay, akşam saatlerinde Doğanşehir ilçesine bağlı Doğu Mahallesi'nde meydana geldi. Çiftçilik yapan 4 çocuk babası Mustafa Dinçer, hindi kesmek için indiği bahçede ayağı takılıp yere düşünce, elindeki bıçak bir anda göğsüne saplandı. Kanlar içinde yığılan Dinçer, çevredekilerin yardımıyla Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumu ağırlaşan Dinçer, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedaviye alınan Dinçer, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Mustafa Dinçer'in cansız bedeni Adli Tıp Kurumu morguna konuldu.
 
08.01.2021
Devamı

Mevsimlik Tarım İşçilerine Konaklama Alanları Yapıldı

Mevsimlik tarım işçilerinin Covid-19 salgınına karşı yaşam koşullarının iyileştirilmesi projesi kapsamında yapılan konteynerler, köy muhtarlarına teslim edildi.  

Vali Bilal Şentürk, Milletvekili Selim Yağcı ile birlikte mevsimlik gezici tarım işçilerinin Covid-19 salgınına karşı yaşam koşullarının iyileştirilmesi projesi kapsamında Söğüt ilçesine bağlı Hamitabat ve Çaltı köylerine Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce hazırlanan Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) ile İl Özel Idaresinin destekleriyle yapılan konteynerler, köy muhtarlarına teslim etti. 

Vali Şentürk, projeyle birlikte Söğüt ve İnhisar ilçelerine yaz ve kış sezonunda seralarda çalışmak üzere gelen mevsimlik tarım işçilerinin sağlıklı bir ortamda barınmaları amacıyla 350 kişilik mekanların oluşturulduğunu söyledi.

 

Ağırlıklı olarak yaz sezonunda başka illerden gelecek mevsimlik tarım işçilerinin aileleriyle birlikte daha sağlıklı şartlarda kalabilmeleri ve tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri alanların oluşturulduğunu ifade eden Vali Şentürk, ''Tarım işçileri kilometrelerce uzaktan bölgeye geçimlerini sağlamak için geliyor ve alın teriyle ekmeklerini kazanıyorlar. Bu projeyle kaldıkları yerlerde yeni bir yaşam alanı yapıldı. Projeyle, koronavirüs salgınının mevsimlik tarım işçilerine yayılmasını önlemek ve salgının bu insanların hayatlarını tehdit etmesini engellemek amaçlanmıştır. Mevsimlik tarım işçilerinin, Covid 19 salgını nedeniyle zorlaşan yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedeflenmiştir.'' dedi.

 

Milletvekili Yağcı ise kurulan konteyner ile kayıt dışı çalışan mevsimlik tarım işçilerinin kayıt altına alındığını, aynı zamanda yaşam alanlarındaki güvenlik zafiyetlerinin giderildiğini belirterek, ''Mevsimlik tarım işçileri, virüsün etkilerinden korunacakları gibi aileleriyle birlikte kalabilecekleri yeterli büyüklük ve sayıda, iklim koşullarına dayanıklı, havalandırmaya müsait daha sağlıklı ve temiz koşullarda barınmaları sağlanacaktır.'' ifadesinde bulundu.  

Tarım ve Orman İl Müdürü Yoldaş da Hamitabat köyünde 150, Çaltı köyünde 200 kişilik olmak üzere toplam 350 kişilik konaklama alanı oluşturulduğunu bildirdi. 

ali Yardımcısı Yunus Fatih Kadiroğlu, Söğüt Kaymakamı Ömer Faruk Tuncer, Belediye Başkanı İsmet Sever, İl Özel İdare Genel Sekreteri Seda Bayrakçı, İl Genel Meclis Başkanı Osman Yılmaz ve üyeleri ile birlikte konteynerlerde incelemede bulunan Vali Şentürk ve Milletvekili Yağcı, ilgililerden bilgi aldı.

 

Vali Şentürk, daha sonra beraberindekilerle İnhisar ilçesinde Kaymakam Ali Açıkgöz ve Belediye Başkanı Mehmet Kepez ile birlikte 14 dekar alanda tarıma dayalı ekonomik yatırımların desteklenmesi projesi kapsamında 980 bin lira hibe destekli ''Yüksek plastik tünel sera'' projesini yerinde inceleyerek, Tarım ve Orman İl Müdürü Yoldaş ile üreticilerden bilgi aldı.
08.01.2021
Devamı

Su Ürünleri Genel Müdürlüğünden Hamsi Avcılığı Açıklaması!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Hamsi Avcılığının kısmi olarak durdurulduğunu bildirdi.

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi.

 

Yapılan gözlem ve denetimler ile araştırma kuruluşları tarafından yapılan izleme çalışmaları sonucunda, İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz'de hamsi balıklarında yasal avlanabilir boy uzunluğunun altındaki bireylerin oranında artış olduğu ve et verimlerinin ise oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir.

 

Özellikle bu yıl yaşanan çevresel ve iklimsel faktörlerin etkisine bağlı olarak gerçekleşen bu durum nedeniyle, gerek balığın avlanabilir yasal boy uzunluğuna, gerekse de balığın biyolojik yapısına uygun olmayan avcılık giderek artış göstermiştir.

 

Sonuç olarak da mevcut avlanılan balıkların avlanma miktarlarında, değerlendirilmeyen  ve pazara sunulmayan  balık miktarlarındaki oran artışı devam etmektedir.

 

Yaşanan bu durumun, gelecek yılların hamsi stoklarına ve anaçlarına olumsuz etki edeceğinden, balıkçılık yönetimi açısından acil bir önlem alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Sektör paydaşlarımız, bilim insanları ve çok sayıda balıkçı ve balıkçılık örgütleri temsilcileriyle yapılan istişareler sonucunda, “Hamsi Avcılığının” kısmi olarak durdurulması kararı alınmıştır.

Buna göre; İstanbul Boğazı’nın tamamında ve Karadeniz’de İstanbul İli Sarıyer İlçesi Kumköy Aslan Burnu’ndan, Gürcistan sınırına kadar olan karasularımızda 08 Ocak 2021 saat 00:01’den itibaren 18 Ocak 2021 saat 00:00’a kadar 10 gün süreyle her türlü av aracıyla ticari amaçlı Hamsi Avcılığı’na izin verilmeyecektir.

 

Bu süre içerisinde Bakanlığımızca yapılacak gözlem ve incelemeler neticesinde hamsi balıklarının biyolojisinde bir düzelme olmaması halinde, 10 ar günlük periyodlarla 20 gün daha hamsi avcılığı durdurulabilecektir.

 

Marmara Denizinde ve İstanbul Boğazının Karadeniz girişinin batısındaki hamsi stoklarında balığın biyolojisi açısından bir olumsuzluk tespit edilmediği için buralarda bir durdurma söz konusu olmayacaktır.

 

Halkımızın hamsi ihtiyacı, hamsi avcılığının serbest olduğu alanlardan yakalanan ve soğuk hava depolarında muhafaza edilen ürünlerle karşılanmaya devam edilecektir. Diğer taraftan istavrit, lüfer, mezgit, çaça gibi diğer türlerin avcılığında herhangi bir kısıtlamaya gidilmemiştir.

 

Getirilen düzenlemelere uygun avlanmanın temini için, Bakanlık olarak denetimlere geçmişte olduğu gibi tüm imkânlar seferber edilerek devam edilecektir.

 

Bunun için her türlü teknik ve altyapı önlemleri alınmıştır.

 

Balıkçılarımızın yavru ve yeterli et verimliliğine sahip olmayan hamsileri avlamamaları, halkımızın da bu konuda gerekli duyarlılığı göstererek, 9 cm'den küçük hamsileri almamaları ve bu tür balık satışı yapanları, Tarım Orman İl/İlçe Müdürlüklerine veya Alo 174 Gıda Hattı’na bildirmeleri, su ürünleri stoklarının korunması ve sürdürülebilir işletilmesi bakımından önem taşımaktadır.
08.01.2021
Devamı

Bakan Pakdemirli: 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-2 Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Hibe Programı 10. Başvuru Çağrısı tanıtım toplantısında konuştu. ‘Türkiye’nin kalkınması, kırsalın kalkınmasından geçer’ diyen Bakan Pakdemirli, “İşte bu nedenle tarımın, gıdanın, hayvancılığın, suyun ve ormanın olduğu bu Bakanlıkta, kırsal bizim buluşma noktamız, ortak hedefimizdir” diye de ekledi.
 
Son 2,5 Yılda 35 Bin Projeye, 3,3 Milyar Lira Destek Verdik, Kırsalda 104 Bin İstihdam Sağladık
Bugün nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’inin yaşadığı kırsal alanlarda, sürdürülebilir kalkınmanın temel hedef olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, kırsala 4 koldan destek verildiğini belirtti; “Ekonomik Yatırımlar, IPARD, ORKÖY ve Uzman eller projeleriyle kırsalı dört bir koldan destekliyoruz. Son 2,5 yıldır toplam 35 Bin projeye, 3,3 Milyar Lira destek verdik, kırsalda 104 Bin vatandaşımıza istihdam sağladık” dedi.
 
Kırsalda, çok yönlü kalkınmanın esas alınarak; yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınmanın amaçlandığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda IPARD destekleri ile kırsaldaki üretim zincirinin tüm halkalarının birbirine bağlandığını ifade etti, örnek verdi. “Bir taraftan süt ve besi çiftliklerine destek verirken, diğer taraftan bu hayvanların hijyenik şartlarda kesildiği mezbahalara, etlerin parçalanıp işlendiği tesislere, sütün peynire, yoğurda dönüştüğü işletmeler de destek oluyoruz.”
 
“Kırsalda Son 10 Yılda, 11 Milyar Liralık Yatırım, 70 Bin Yeni İstihdam Oluşturduk”
IPARD kapsamında 42 ilde, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kırsalda 16 sektördeki yatırımlara, konularına göre değişmekle birlikte %40 ile %70 arasında hibe sağlanıyor.
Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında, son 10 yılda önemli mesafeler kat edildiğini belirtti; “Sağladığımız 5,1 Milyar Lira hibe ile 16.103 projeyi destekledik. Kırsalda, 11 Milyar Liralık yatırım, 70 bin yeni istihdam oluşturduk. Oluşturulan istihdamın tamamının kırsal bölgelerde olduğu dikkate alındığında, IPARD’ın yerel kalkınmaya sağladığı katkıları daha net görebiliriz.”
 
“IPARD-2 10. Başvuru Çağrısı Kapsamında; Toplam 125 Milyon Avro, Yani 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun”
Ve IPARD-2 yeni hibe paketi…
Bakan Pakdemirli, IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında verilecek hibe miktarını açıkladı. “Bugün itibariyle IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında; hayvansal üretim sektörü için 45 Milyon Avro, işleme-pazarlama sektörü için ise 80 Milyon Avro olmak üzere toplam 125 Milyon Avro, yani 1 Milyar 125 milyon liralık hibe paketini üreticimize, yetiştiricimize, yatırımcımıza sunuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun.”
Bu hibe paketi ile kırsalda yeni yatırımların önünü açmayı, istihdamı artırmayı, katma değerli üretimi geliştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi Bakan Pakdemirli. IPARD-II 10. Başvuru çağrısında kapsamında desteklenecek sektörleri de tek tek sıraladı. “45 Milyon Avro bütçeli hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” altında Süt Üreten Tarımsal İşletmeler, Kırmızı Et Üreten Tarımsal İşletmeler, Kanatlı Eti Üreten Tarımsal İşletmeler ve Yumurta Üreten Tarımsal İşletmelere destek sağlıyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 500 Bin Avroya kadar olan kısmına destek vereceğiz. Hibe oranlarımız ise yatırımın içeriğine göre %50 ila %70 arasında olacaktır.
80 Milyon Avro bütçeli işleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri altında ise; Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kırmızı et ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kanatlı eti ve ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Meyve-sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımları destekliyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 3 Milyon Avroya kadar olan kısmı desteklenecektir. Hibe oranlarımız ise %40 ila %50 arasındadır.”
 
IPARD Yatırımlarındaki Vergi Muafiyeti ile Destek Miktarı Daha da Artıyor
IPARD-2 10. Başvuru çağrısında; yeni işletme kurulumu ile kapasite büyütme, modernizasyon ve teknoloji geliştirmeyi amaçlayan yatırımların hibe kapsamında olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 4 harcama kalemine destek verileceğini belirtti; “Bunlar; Yapım işleri, Makine-ekipman alımı, Proje, danışmanlık ve çizim işleri için hizmet alımı ile AB görünürlüğünü gösteren pano ve tabela alımıdır.”
IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti olduğunun da altını çizen Bakan Pakdemirli, uygulanan vergi muafiyetleri de dikkate alındığında, yatırıma verilen destek miktarının daha da arttığını söyledi.
 
Bugün itibariyle, proje hazırlama süresi başlarken, Proje kabul süreci 15 Şubat’ta başlayacak. Projelerin son teslim tarihi; Hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” için 16 Mart, İşleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri” için ise 23 Mart.
Hazırlanan projeler son teslim tarihinden önce TKDK il koordinatörlüklerine teslim edilecek.
 
IPARD Yatırımlarında Kadın ve Gençlere Pozitif Ayrımcılık
IPARD kapsamında kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıldığını da vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Kadın girişimcilerin projelerine ilave puan vererek, proje seçim aşamasında öne çıkmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar IPARD kapsamında 3.865 kadın yatırımcının projesini toplam 1 Milyar 263 Milyon Lira hibe ödedik. Yine 40 yaşın altındaki genç yatırımcılara hayvancılık tedbirinde ilave puan vererek daha fazla hibe almasını sağlıyoruz. IPARD kapsamında destek verdiğimiz projelerin %61 ’i genç girişimcilere aittir. Amacımız kadın ve gençleri kırsalda tutmak, kendi işlerini kurmalarına destek olmaktır” dedi.​
07.01.2021
Devamı

Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi

Adıyaman Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından "Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi" tanıtım toplantısı yapıldı.

Proje bilgilendirme toplantısına, İl Müdürü Nurettin Kıyas, İl Müdür Yardımcı M. Nedim Baybatmaz, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Sinan Bulut, Arıcılık Birim Sorumlusu M. Hakan Baybatmaz, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğünden Ayhan Çelikten ve İlker Yener ile sınırlı sayıda çiftçi katıldı.

Kovid-19 tedbirleri çerçevesinde, kurallara riayet edilerek ve sınırlı sayıda katılımla gerçekleştirilen proje bilgilendirme toplantısında konuşan İl Müdürü Nurettin Kıyas, kentte arıcılığın iyi seviyelerde olmasına rağmen bu konuda yapılacak daha çok şeyin olduğunu söyledi.

Kıyas, şunları kaydetti:

"Arıcılığı mevcut seviyesinden çok daha üst seviyelere taşımak için arıcılarımıza her türlü desteği vermeye hazırız. Uygulama rehberi yayınlanarak hayata geçirilen bu projenin ilimiz arı yetiştiricileri için çok önemli bir fırsattır. İl Müdürlüğü personeli olarak, şartlara haiz olan bütün arıcılarımızı bu projeden faydalandırmak için çalışacağız. İlimize ve tüm arıcılarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

20.10.2020 tarihli ve 3099 Sayılı Hayvancılık Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı, 05.12.2020 tarih ve 31325 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Buna bağlı olarak Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine ilişkin Uygulama Esasları Tebliği de (2020/36) yürürlüğe girmiş ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından “Uygulama Rehberi” yayınlanmıştır.

Uygulama rehberine göre; başvurular, 04.01.2021-22.01.2021 tarihleri arasında, şahsen ve Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerine yapılacaktır. Müracaatta kimlik fotokopisi, Maliyeden alınacak “borcu yok” kaydı ve adli sicil kaydı istenecektir. Hibe oranı KDV hariç yüzde 50 olup arıcılık makineleri, alet-ekipman ve arıcı barakası hibe kapsamındadır (Arıcılık Yatırımları Makine, Alet-Ekipman Listesi EK-5). Yapılan değerlendirme  sonucunda  yetiştirici  tarafından  alımları  tamamlandıktan  ve yerinde tespit edildikten sonra hakediş düzenlenecek ve tek seferde ödeme işlemi gerçekleştirilecektir.

Arı Yetiştiricileri Birliğine üye, Arıcılık Kayıt  Sistemine (AKS) müracaat  tarihi itibariyle en az 3 yıldır kayıtlı, AKS deki aktif kovan sayısıbakımından 50 ve üstü arılı kovana sahip, bal üretimine  ilaveten  bulunduğu  bölge  ve  ekotip  dikkate  alınarak  diğer  arı  ürünlerinden  arı  sütü, polen, propolis, arı ekmeği, (perga), arı zehiri, apilarnil' den en az ikisini üreteceğini taahhüt eden arıcılar faydalanabilecek olup arıcılık hibe desteği konusunda aynı haneden karı-koca, kardeş, anne-baba olması durumunda asil listeye giren veya puanı en yüksek olan tek bir yetiştirici değerlendirmeye alınacaktır."

07.01.2021
Devamı

“Üretimin Sürdürülebilmesi İçin Tarımda Destekler Artırılsın”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl çiftçinin üretimini sürdürebilmesi için verilen desteklerin artırılması gerektiğini söyledi.

 

Tarımda 2021'e ilişkin beklentileri ve üretici-market fiyatlarını değerlendiren Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi açısından geçen yılın zor bir sınav olduğunu ifade etti.

"Koronavirüs salgını sürecinde diğer sektörlere sağlanan desteklerden mahrum olmasına rağmen, salgınla mücadelede ülkesinin insanına yeterli gıdayı sağlayarak hizmet eden çiftçimiz bu sınavı başarıyla geçti" diyen Bayraktar, tarım sektörünün istihdamdaki önemini koruduğuna dikkat çekti.

Geçen yıl markette 42 ürünün 37'sinde fiyat artışı, 5'inde fiyat azalışı, üreticilerde ise 34 ürünün 28'inde fiyat artışı, 5'inde ise fiyat azalışı meydana geldiğine dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri paylaştı: "Geçen yıl markette en fazla fiyat artışı yüzde 79,39 ile portakalda görüldü. Üreticide sadece patateste fiyat değişmedi. Fiyatı en fazla düşen ürün ise marketlerde Antep fıstığı, üreticilerde yeşil soğan oldu. Antep fıstığındaki fiyat düşüşünü yüzde 12,35 ile kuru soğan, yüzde 3,98 ile limon, yüzde 2,28 ile yeşil soğan, yüzde 1,91 ile domates takip etti."

"Girdi maliyetlerinin makul seviyeye çekilmesi için destek verilmeli"

Bu yıl, girdi fiyatlarının makul seviyeye çekilmesi için destek verilmesi gerektiğini belirten Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti: "Çiftçinin tarlada kalması ve üretimini sürdürebilmesi için verilen destekler kesinlikle artırılmalıdır. Destek bütçesi, gayri safi milli hasılanın en az yüzde 1'i oranında olmalıdır. Destekler ekimden önce açıklanmalı ve zamanında verilmelidir. Desteklemede yüzde 2-4 arasında uygulanan stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Desteklerde adalet sağlanmalı, küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir. Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarında destekler kesintisiz olarak verilmelidir. Gençleri tarımda tutabilmek için genç çiftçilere yönelik ek teşvik ve destekler getirilmelidir. Çeşitli nedenlerle Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) dahil edilemeyen ancak tarımsal üretim yapılan araziler de tarımsal desteklerden faydalanmalıdır."

Bayraktar, ÇKS'ye kaydı olsun olmasın tüm çiftçilerin bankalara ve tarım kredilere olan borçlarının faizleri silinmek suretiyle uzun vadeyle yapılandırılması gerektiğini de ifade etti.

07.01.2021
Devamı

Nevşehir’de Saman Balyaları Ateşe Verildi!

Nevşehir’in Kozaklı İlçesine Bağlı Çağsak köyünde akşam saatlerinde kimliği belirsiz kişi veya kişiler hayvancılık ile uğraşan Mehmet Çetin’e ait saman balyasını ateşe verdi.

Geçimini hayvancılıktan sağlayan ve başka hiçbir yerden geliri olmayan Çağsak köyü sakinlerinden Mehmet Çetin isimli çiftçiye ait yaklaşık bin 700 adet saman balyası akşam saatlerinde ateşe verildi.

 

Kim ve kimler tarafından yakıldığı belli olmayan bu olay ile ilgili olarak Jandarma ekipleri soruşturma başlatırken, hayvancılık ile uğraşan Çetin, kışı nasıl atlatacağını kara kara düşünüyor.

Yaşanan bu olay ile ilgili köylüler, Cağşak köyümüzde Mehmet çetin arkadaşımızın dün akşam hayvanlarının yiyeceği saman balyaları kimliği belirsiz kişi tarafından yakılmış yaklaşık 1700 tane balya yanmıştır. Rabbim şu kış günü yakanların yanına bırakmaz inşallah bu arkadaşımızın hayvanları kış günü samansız kalmıştır. Elinde fazla saman bayası olan çevre köylerde yardımcı olalım bize ulaşsın en azından kışı çıkartacak kadar yardımcı olalım fırsatçılık yapmayalım hepimizin başına gelebilir Herikli köylerimizi yardıma çağırıyorum arkadaşımıza büyük geçmiş olsun diyoruz” dediler.
07.01.2021
Devamı

Gebe İneğin Karnından Çıkanlar Şok Etti!

Giresun Hayvan Hastanesi veteriner hekim Onur Erdem ÇELİK ve veteriner hekim Emre LAP tarafından gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla, 8 aylık gebe inekten 2 kilo ip ve çok sayıda çivi çıkardı.

Giresun İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Giresun Hayvan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Talat ÇETİNER yaptığı açıklamada, yetiştiricilerimiz hayvan beslemede yüksek oranda saman kullanmaktadır. Saman balyalarında bulunan tel ve ipleri rastgele sağa sola atmakta veya saman balyasını açtıkları yerde bırakmakta, hayvanlarımız bu tel ve ip parçalarını farkında olmadan yutmaktadır.

Yine ilimizde fındık bahçelerimiz ile yaylalarımızda kullanılan mera ve otlaklarda sınır belirlenmesinde kullanılan tel ve çiviler de hayvanlar tarafından farkında olmadan yutulmaktadır
.
Bu tel ve çiviler gibi metal parçalarının hayvanlarımıza yapacağı zararları, midelerine atılacak olan mıknatıs yardımı ile minimuma indirebiliriz. Ancak bölgemiz yetiştiricilerinin çok ucuz maliyetli olan mıknatıs atma uygulamasını yaptırmaktan kaçındığını, bu uygulamayı her büyükbaş hayvana uygulanması gerektiğini belirtti.
Çetiner, Karadeniz Bölgesi’nde ilk ve tek olan Giresun Hayvan Hastanesi ile büyükbaş, küçükbaş, kanatlı ve pet hayvanların tamamının teşhis, tedavi, ultrason, röntgen, tüm tahliller ve cerrahi operasyonlarının yapıldığını, özellikle pet hayvanlar için pet otel bulunduğunu belirtti.
06.01.2021
Devamı

TMO’dan Nohut İthalatına Yanıt!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in basında çıkan “TMO yurtdışından nohut ithal etti” iddialarına basın açıklamasıyla yanıt verdi. TMO'nun yaptığı yazılı basın açıklaması ise şöyle:

Bazı basın yayın organlarında yer alan, CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Sayıştay raporundaki verileri referans aldığını beyan ederek, “TMO, stoklarında nohut varken yurtdışından nohut ithal etti…” şeklindeki ifadeleri gerçeği yansıtmamaktadır.
 
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek görülmüştür.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir; Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü’nün (TMO) 2019 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nun hiçbir bölümünde, TMO’nun nohut ithal ettiğine ilişkin tek bir tespit bulunmamaktadır.

Nitekim TMO, bakliyat görevi verilen hiçbir dönemde nohut ithalatı gerçekleştirmemiştir. Son olarak 2018 yılında Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında bakliyat alımları ile görevlendirilen TMO, bu kapsamda yurt içinden 2018 yılında 96 bin ton, 2019 yılında 234 bin ton ve 2020 yılında 6 bin ton nohut alımı yapmıştır. İthalatın aksine TMO, 2019 yılında 22 bin ton nohut ihracatı gerçekleştirmiştir.

Stoklarımızda bulunan nohut yurt içi satışlara arz edilmiş olup sektör tarafından Kuruluşumuzdan alımı yapılan nohut gerek yurt içi tüketime gerek ihracata yönelik olarak değerlendirilmektedir.
Ülkemiz 2018 yılından itibaren her yıl artan oranda nohutta net ihracatçıdır. TMO olarak hiçbir dönemde nohut ithal etmedik, etmiyoruz.
Ancak, özel sektör tarafından, özel tüketim amaçlı bir çeşit olan 10 mm ve üzeri yüksek kalibreli nohut ithal edilmektedir.
 
Nitekim özel sektör tarafından; 2018 yılında 93 bin ton nohut ithalatına karşılık, 117 bin ton nohut ihracatı, 
2019 yılında 13 bin ton ithalata karşılık, 127 bin ton nohut ihracatı, 2020 yılı Kasım ayı itibariyle de 18 bin ton ithalata karşılık, 128 bin ton nohut ihracatı gerçekleştirilmiştir.

TMO, dün olduğu gibi bugün de üretici ve tüketicimiz başta olmak üzere tüm sektör paydaşlarının yararına çalışan bir kurumdur. 
Bilgi, belge ve gerçeklere dayanmadan yapılan açıklamalara halkımız itibar etmemelidir.
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
06.01.2021
Devamı

Gölbaşı Belediyesi Tarım Turizmi Hareketini Başlattı

Gölbaşı Belediyesi, üretken belediyecilik anlayışıyla Gölbaşı’nı Cumhuriyet’in 100. yılına hazırlama vizyonunu adım adım hayata geçirmeye devam ediyor. İlçenin potansiyelini harekete geçirmek için çalışmalarını sürdüren Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, ilçede tarım turizminin gelişmesi için Gölbaşı Kent Çiftliği Projesi’nin ardından büyük bir adım daha attı.

Gölbaşı’nda sürdürülebilir kalkınmaya yönelik yenilikçi süreçlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir kır-kent ilişkisinin kurulması için ilçede yeni bir proje hayata geçti. ‘Gölbaşı Tarım Turizmi Yol Haritasının Oluşturulması’ projesi kapsamında Gölbaşı’nın tarım turizmi yol haritasının belirlenmesi için Gölbaşı Belediyesi yetkilileri, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, STK’lar, mahalle muhtarları ve basın mensuplarının katılımıyla online eğitim çalışmaları yapılırken, projenin kapanış toplantısı da yapıldı. Proje hakkında konuşan Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, “‘Gölbaşı Tarım Turizmi Yol Haritasının Oluşturulması’ projesini başlattık. Bu sayede Gölbaşımızın tarım kenti olması yolunda da büyük bir adım atmış olduk. Projenin şimdiden çiftçimize ilçemize ve Ankara’mıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ederiz” dedi.

Gölbaşı’nın turizm kenti olduğuna dikkat çeken Başkan Şimşek, turizmin yanında ilçenin oldukça verimli topraklara da sahip olduğunu söyleyerek, “Bu verimli tarım topraklarının değerlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyoruz. Gölbaşı Kent Çiftliği Projemizin ardından ilçemizde tarım turizmi yapılması için de bu projeyi Ankara Kalkınma Ajansı ve İlçe Tarım Müdürlüğümüzle birlikte harekete geçirdik. Hem verimli topraklarımızın değerlendirilmesi hem de tarım turizminin başlaması ile bu projeler üretici için önemli bir gelir kaynağı olacak” diye konuştu.

Başkan Şimşek, projenin faaliyete geçmesinde katkısı bulunan Ankara Kalkınma Ajansı, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Yavuz Ekici ile ekibine, projenin koordinatörü Sultan Gündüz’ün yanı sıra eğitime katılanlara teşekkürlerini ileterek konuşmasını sonlandırdı.

Proje ile birlikte Gölbaşı’nın tarım turizmi yol haritasını oluşturma yolunda ilk adım da atılmış oldu. Proje Koordinatörü Sultan Gündüz, proje ile birlikte Gölbaşı’nın sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamayı planladıklarını söyleyerek, “Projemizle, katılımcı bir anlayışla Gölbaşı’nın güçlü tarım turizmi potansiyelini harekete geçirilmesinde faaliyet alanlarımızı belirledik. Faaliyetlerin birbiriyle bağlantılandırılması ve sinerji oluşturması için gereken çalışmaları tamamladık. Özellikle tarımın ekonomideki payının ağırlıklı olduğu kırsal mahallelerde tarımsal üretim çeşitlendirilecek ve tarıma dayalı sanayi geliştirilecek. Kırsal alanlarda alternatif gelir ve istihdam alanları belirlenecek ve desteklenecek. Hassas ekolojik bölgeler korunacak, doğal kaynakların etkin ve verimli kullanımı teşvik edilecektir” dedi.

Kapanış toplantısında Gölbaşı Tarım Turizmi Yol Haritası projesine eğitim çalışmalarına katılan ve projeye destek olan katılımcılara sertifikaları Belediye Başkanı Ramazan Şimşek tarafından verildi.
06.01.2021
Devamı

Balon Balığından Zehirlenen Kişi Hayatını Kaybetti!

Van’da balıkçı arkadaşıyla birlikte pişirdikleri balon balığını yiyerek zehirlenen K.İ. isimli fırıncının tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesi ekipleri harekete geçirdi.

Geçtiğimiz günlerde su ürünlerini satan bir balıkçı, kaya balığına benzettiği balon balığını fırıncı arkadaşıyla birlikte pişirdi. Pişirdikleri balon balığını yiyerek zehirlenen balıkçı ile fırıncı arkadaşı hastaneye kaldırıldı. Balon balığını yiyerek zehirlenen K.İ. tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirirken, balıkçının ise hastanedeki tedavisi devam ediyor.

Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan balık zehirlenmesinin ardından Van Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekipleri, il genelinde perakende ve balık tezgahlarında yapılan su ürünleri denetimleri esnasında zehirli balon balığı konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu.

Balıkçılık ve Su ürünleri Şube Müdürü Muhammet Demir'in de katılımıyla yapılan denetimlerde, balıkların avlanabilir asgari boyları, balıkların tazeliği kontrol edilerek, son zamanlarda ülkede görülen zehirli balon balığı konusunda balıkçılar bilgilendirildi.

Kentteki balıkçılar ise balon balığının bir deniz canlısı olduğunu, Van Gölü’nde yaşamadığını belirterek, daha çok kaya balığına benzeyen zehirli balon balığına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Balıkçılar, vatandaşın güvenilir balıkçılardan deniz ürünlerini satın alması konusunda önerilerde bulundu.
06.01.2021
Devamı

10 Bin 630 Dekar Tarım Arazisi Suya Kavuşacak!

Yapımı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen Kastamonu Taşköprü Hasanlı Göleti’nin tamamlanmasıyla birlikte 10 bin 630 dekar tarım arazisi suyla buluşacak.

Kastamonu ve ilçelerinde son dönemde inşa edilen su yapıları, bölgenin içme suyu teminine katkı sunmanın yanı sıra tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde de önemli rol oynuyor.

Son dönemde modern sulama projelerini geliştirerek uygulamaya koyduklarını söyleyen DSİ Genel Müdürü Kaya Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

"Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışları, üretim deseninin çeşitlenmesi, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden oluyor. Bu durum bir yandan kırsal kalkınmanın hedeflerinden olan yoksulluğun azaltılması amacına hizmet ediyor bir taraftan da yaşam standardını yükselttiği için göçü önlüyor."

Proje ile milli ekonomiye yılda 20 milyon lira katkı sağlanacak

Yıldız, çalışmaların devam ettiğini söyleyerek şöyle konuştu:

"Projenin tamamlanmasıyla depolanacak su ile 10 bin 630 dekar tarım arazisinin sulanması sağlanacak. Projenin yüzde 17'lik kısmı tamamlanmış olup, 55 kilometrelik sulama ve içme suyu isale hattının 7 kilometrelik kısmına HDPE boru döşenmiştir. Projenin hayata geçirilmesiyle milli ekonomiye yılda 20 milyon lira katkı sağlanacaktır."

05.01.2021
Devamı

“Gıda ve Nefes Yoluyla Vücuda Giriyor”!

Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, pandemi sürecinde dışarıdan yemek siparişlerinde, hijyenik olduğu düşüncesiyle gıdaların konulduğu tek kullanımlık plastik ambalajlarla binlerce mikroplastiğin vücuda alındığını belirtti.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, pandemi sürecinde dışarıdan yemek siparişlerinde, hijyenik olduğu düşüncesiyle gıdaların konulduğu tek kullanımlık plastik ambalajlarla binlerce mikroplastiğin vücuda alındığını belirtti.
Yapılan çalışmalara göre, sahil kumunda, deniz ürünlerinde, sofra tuzunda, karton bardaklarda, biberonda ve son olarak plasentada dahi bulunan, boyutları milimetrenin binde birine kadar küçülebilen mikroplastiklerin ambalajlı gıdalarda da bulunduğu bildirildi.

Pandemi döneminde dışarıdan yemek siparişlerinde hijyenik olduğu düşüncesiyle gıdaların konulduğu tek kullanımlık plastik ambalajlar yoluyla da vücuda ciddi miktarda mikroplastik alındığına dikkat çeken Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, "Ambalajlı gıdaların tek problemi bunlar ambalajlanırken içine karışan mikroplastikler değil. Örneğin eve aldığımız bir makarna ya da bakliyat paketini açtığımız zaman makasla da açsak elle de yırtsak her türlü yöntemde binlerce mikroplastik o gıdanın içine bulaşıyor. Bu mikroplastikleri ayıklamamız neredeyse imkansız ve bunlar da bizim vücudumuza karışıyor" dedi.

Mikroplastiklerin marketteki ambalajlardan evdeki halıya kadar çok çeşitli yollarla vücuda alınabildiğini belirten Doç. Dr. Gündoğdu, şöyle konuştu:
"Marketlerde et ve diğer açık gıda reyonlarında kullanılan plastik kapaklı paketlerde de binlerce mikroplastiğin bulunduğu ve bu plastiklerin de içine konulan sıvı ya da yoğurt, peynir gibi benzeri gıdalara yapıştığını araştırmalar ortaya koymuş. Hatta evde kullandığımız eşyaların büyük çoğunluğu artık plastikten yapılıyor. Halılar buna bir örnek. Eğer ki evde çocuk varsa çok hareketli bir ortam söz konusuysa bu halıda bulunan mikroplastikler, koparak iç ortam havasına bulaşıp, oradan nefes yoluyla ya da yemek yerken tabağımızın üzerine konarak, vücudumuza girebiliyor.

Eğer ki boyutları 5 mikrometreden küçükse bunlar bizim bağırsaklarımızdan dolaşım sistemimize karışıp gidebildiği son noktaya kadar gidebiliyor. Hamilelerde de bu plastikler plasentaya kadar ulaşabiliyor. Çünkü buradaki bariyerler bu boyuttaki mikroplastiklerin engellenmesinde yeterli olmuyor. İlerleyen dönemde zeka geriliği, otizm, hiperaktivite, disleksi gibi hastalıklara neden olabileceğine dair çeşitli raporlar söz konusu. Büyüme ve hormonal bozukluğa da neden olabiliyor."
 
05.01.2021
Devamı

Meteorolojinin Yağış Uyarısı Trakyalı Çiftçileri Sevindirdi!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü son değerlendirilmesinde, Trakya için sağanak tahmininde bulundu.

Beklenen yağışların hem sulama için kullanılacak barajlara hem de toprağa iyi geleceğinden umutlu olan çiftçi, son yağış uyarısını sevinçle karşıladı.

 

Son yılların en kurak döneminin yaşandığı Trakya'da, kuraklık, nehir seviyeleri ve baraj doluluk hacimlerinde de görülüyor.

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da, 1 milyar 115 milyon 740 bin metreküp depolama hacmine sahip 14 barajın su seviyesi 373 milyon 259 bin metreküp olarak ölçüldü.

Seviyesi en çok düşen barajlardan biri de Kayalıköy Barajı.

Edirne'ye de içme suyunun sağlandığı Kayalıköy Barajı'ndaki su seviyesi ise yüzde 6 seviyelerine geriledi.

Baraja adını da veren köyün muhtarı Cengiz Yürekli, son 15 yılın en kurak yılının yaşandığını söyledi.

Kuraklık nedeniyle barajdaki su seviyesinin gerilediğini anlatan Yürekli, gelecek yağışlarla barajın su seviyesinin artacağına inandığını ifade etti.

 

Bölge için yaklaşık 1 hafta sağanak tahmini olduğunu belirten Yürekli, "Kayalıköy Barajı, geçen yıl kurak gitmesi, bu yıl da yağışların olmamasından dolayı şu anda yüzde 6 civarına düşmüş durumda. Bölgemizde etkili olması beklenen yağışlarla barajımızın suyunun artmasını umut ediyoruz. Çiftçinin zaten kuraklıktan sıkıntısı vardı. Bir de su seviyesi de düşünce sulamada bu sene kısıtlı oldu." diye konuştu.

Yürekli, yağışların devam etmesi ile barajların da su seviyesinin artacağına inandığını belirtti.

Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan ise yağış tahminlerinin çiftçiyi umutlandırdığını belirtti.

Şaylan, beklenen yağışların hem ekili alanlara hem de barajlara katkısının olacağına inandığını ifade etti.

Çiftçi Muzaffer Bayram ise son yağışların tarım alanlarına ilaç gibi geldiğini belirterek, hafta boyu beklenen yağışların da katkı sağlayacağına inandığını söyledi.
05.01.2021
Devamı

TİGEM Hakkındaki İddialar Doğru mu?

 1984 yılından bugüne Türk tarımına ve çiftçisinin damızlık ve tohumluk ihtiyacını
karşılayan TİGEM de neler oluyor?
    Yaklaşık 2 yıl önce TİGEM Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atanan Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE’nin cevaplaması adına, Kamuoyunda kafaları karıştıran soruları soruyoruz.
Sayın Işıkgece;
 
Atalık tohumları satıyorsunuz. Bunların sertifikası var mıdır? 

DİTAP projesi Tarım Reformunun işidir. TİGEM olarak bu işin neresindesiniz? DİTAP’ın tanıtımını üstlendiniz mi? Üstlendiyseniz neden? 
 
Tigem’e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmenizde 8 milyon zarar kaydı olduğu söyleniyor. Doğru mudur? Bu zararın sebebi nedir? 

Kamuoyunda seyahatlerle ilgili danışman firmaya anlaşma yokken ödeme yaptığınız doğrumudur? 
 
2019 faaliyet raporunuzda kuru tarımdan alınan verim ile sulu tarımdan alınan verim birbirine çok yakın. Bunun sebebi nedir? 

TİGEM işletmelerinde brusella hastalığının kol gezdiği ifade ediliyor. Doğrumudur? Bu konuda tedbirler aldınız mı? 
 
Karacabey Tarım İşletmenizde hayvancılık faaliyetlerinin durdurulduğu söyleniyor. Doğrumudur? 

Ceylanpınar Tarım İşletmenizde sözleşmeli olarak üretim yapan firma 3 yıldır kira ödemesini kuruma yapıyor mu? 

Bu konular kamuoyunda TİGEM ile ilgili soru işaretleri oluşturuyor. Bizlerde sorumlu yayıncılık anlayışı gereği TİGEM Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Ayşin Işıkgece’nin kamuoyu adına cevaplamasını bekliyoruz.
 
 
 
04.01.2021
Devamı

Burhaniyeli Arıcılar Yeni Yıla Sevinçli Girdi!

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğle Arıcılık desteklemelerinden faydalanmak için 'Birlik Üyesi Olma ve En Az 30 Arılı Kovan Şartı'nın kaldırılması arıcıları sevindirdi. Alınan karar Burhaniye’de arı yetiştirici çiftçilere büyük sevinç yaşatırken, arıcılar emeği geçenlere teşekkür etti.

Burhaniye de yılbaşı öncesi sağlık çalışanlarına bal ve polen ikramı yapan arıcılar yeni kararla büyük mutluluk yaşadı. Türkiye Tarım, Hayvancılık ve Arıcılık Platformu üyesi Emekli Öğretmen Aydın Kunter, “Konuyla ilgili bir süredir yoğun girişimlerde bulunan AK Parti Aydın Milletvekili ve MKYK Üyesi Metin Yavuz ile Türkiye Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Platformu (TAHAP) Başkanı Mustafa Sarıoğlu’na teşekkür ediyoruz. Yaşanan gelişmenin üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Tebliğde değişiklik yapılarak arıcılara büyük faydalar sağlanmasının önü açılmıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a arıcılar adına teşekkür ediyoruz. Salgına rağmen alınan kararın arıcılara hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
04.01.2021
Devamı

Tarım Sektörü 2021 Yılından Neler Bekliyor?

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, zor bir yılı geride bırakıp, 2021'e girerken, geçtiğimiz yılda pandemi nedeniyle önemi daha da artan tarım sektörünün beklentilerini 25 madde halinde dile getirdi.

Başkan Mutlu Doğru, konuya ilişkin açıklamasında, tarım sektörünün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerini ilgili merciler ve kamuoyunun görüşlerine sunarken, tarımın olmazsa olmaz sektör özelliğine bir kez daha vurgu yaptı. Doğru, "Pandemi sürecinde, güvenilir gıdaya sürekli ve spekülasyonlardan uzak, makul fiyatlarla ulaşımın sağlanması için ülkemizin başta stratejik tarım ürünlerinde kendi kendine yeter duruma gelebilme hedefi herkes tarafından benimsenmiştir" ifadelerine yer verdi.

Türkiye'nin her dönemde bir numaralı gündem maddesi olan enflasyonla mücadele kapsamında, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatları yerine üretim maliyetlerini düşürücü önlemler alınması gerektiğini savunan Başkan Mutlu Doğru, pandemi sürecinde oluşturulan bilim kurulu benzeri bir kurulun da tarım sektörü için oluşturulmasını önerdi.

Küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliği ve tatlı su kaynaklarının azalma riskinin Türk tarımının önündeki en büyük ortak sorun olduğuna vurgu yapan Doğru, "Su kaynaklarımızın yüzde 70'inin kullanıldığı tarım sektöründe geleceğimizin emaneti suyumuzu tasarruflu kullanmaya yönelik teşvikler yapılmalı. Her türlü tarım desteği, sübvansiyonlu kredi ve tarım yatırım teşviklerinde suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanma ön koşul haline getirilmeli, su ve enerji tasarrufu sağlayacak yeraltı kapalı sistem basınçlı sulamaya geçilmeli" dedi.

Tarım istatistiklerin önemine dikkati çeken Doğru, "Tarım ve Orman Bakanlığımız bünyesinde başlatılan ürün masalarının çalışmalarını takdirle takip etmekle beraber, doğru tarım istatistiklerine ulaşmak için gelişmiş ülkelerin tarım veri toplama metotları da incelenip, her türlü teknolojiyi devreye sokarak, Türk tarımında doğru verilere ulaşmalıyız. Ölçemezsek kontrol edemeyiz, kontrol edemezsek yönetemeyiz" diye konuştu.

Ürün deseninin oluşturulmasına ilişkin olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ve ilgili bürokratların çiftçiyi temsil eden kuruluşlarla daha sık ve düzenli bir araya gelmesi çağrısında bulunan Doğru, şunları kaydetti:

"Tarım sektöründe çalışan sürekli tarım işçileri ve işverenlerin arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik şartlarının düzenlendiği Tarım İş Kanunu, günümüz şartlarına göre yeniden tartışılarak hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

Meclis'te 2020 yılında kabul edilen yeni taklit ve tağşişle mücadele yasası, çiftçimizin ürettiği ürünleri gıda tebliğine uygun olarak üreterek mamul hale getiren dürüst sanayicimizin ve çiftçilerimizin hakkını ve emeğini koruyan, gıda sektöründe üretilen mamul ürünlerde haksız rekabetin önüne geçecek ve halk sağlığını da koruyacak önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak bu yasanın tarım il teşkilatları ve hatta belediyelerimiz tarafından etkili ve adil olarak uygulanması ve sonuçlarının da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından aylık olarak kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyoruz."

Tarım desteklerine ilişkin, tarımın içinden gelen çiftçiler ve temsilcileriyle görüşülerek etki analizlerinin yapılmasını isteyen Doğru, bu konudaki diğer beklentilerini şöyle dile getirdi:

"Rekolteye, üretim maliyetine, çevre ve insan sağlığına, ürünün pazarlama gücüne ve çiftçi refahına katkıları ayrıntılarıyla tek tek ele alınarak, sadeleştirilmeli, gereksiz ve etkisiz olanlar kaldırılmalı, mevcut destekleme bütçesi daha etkili kullanılmalı. Tarım destekleri yılın başında açıklanarak ekim planlamasıyla ülkenin ihtiyacı olan ürünlerin ekimi teşvik edilmeli ve bir sonraki ürün tohum tarlaya düşmeden, çiftçinin üretim maliyetleri için nakit ihtiyacının en çok olduğu zamanda ödenmelidir. Tarım desteklerinden kesilen yüzde 2 ile 4 oranındaki stopaj vergisi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yapacağı görüşme ile kaldırılmalı ve desteklemeler çiftçilerimizin hesabına kesintisiz olarak ve bankanın açık olduğu hafta içi günlerde yatırılmalıdır."

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, tarım kredilerine ilişkin beklentilerini dile getirirken, "Bu kredilerin daha da yaygınlaşarak belirlenen tarım politika ve yönlendirmelerin uygulamasında daha etkin kullanılması tarımın geleceği için yararlı olacaktır. Özellikle küçük çiftçimizin borç yapılandırma ihtiyacı artmıştır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde takibe düşen borçların faizlerinin hazine tarafından ödenip, anaparanın 5 yıl vadeye bölünerek tahsil edilmesi, sadece ekonomik değil, köyde yaşayan ve kefaletle kredi kullanan küçük çiftçimiz için sosyal bir gereklilik haline gelmiştir.

Tarım kredilerdeki geri dönüşlerde kamu ve özel bankalarda yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak, üretimin devamı için ödeme güçlüğü çeken çiftçimize, kredinin açıldığı faiz oranıyla yapılandırma imkanı getirilmeli, yeni açılacak tarım işletme kredilerinde BDDK'nın alacağı kararla, 6 ayda bir faiz ödenmesi şartıyla kapatma vadesi 24 aya çıkarılmalıdır" görüşüne yer verdi.

Doğru, hayvancılık yapan çiftçilerin kredi teminatı olarak hayvan varlığını göstermesi BDDK tarafından da kabul görmesine rağmen, kamu ve özel bankalarımız bu uygulamadan kaçındığını, bunun da çözüm bekleyen sorunlar arasında bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bunun yanı sıra Kooperatifçiliğin gelişmesi için Tarım Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşünü alarak, ortak bir çalışmayla tarım kooperatiflerin kuruluş ve yönetimleriyle ilgili kanunu yeniden düzenlemeli ve yöneticilerine mutlaka tüm şahsi varlıklarıyla sorumluluk getirilmelidir.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin yönetim organizasyonu, kooperatif, bölge birliği, hizmet büroları, depoları ve iştirakleriyle yeniden yapılandırılarak işletme maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı ve ortaklarına piyasa fiyatlarının altında girdi sağlamalı ve üretilen ürünlere katma değer yaratılmalıdır. Kooperatifçiliğin esas amacı budur."

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO), piyasa düzenleyici görevi nedeniyle çiftçinin destekçisi, sanayici ve tüketicinin ise güvencesi olduğuna dikkati çeken Doğru, "TMO değişen piyasa şartları ve enflasyona göre açıkladığı müdahale alım fiyatını aylık olarak güncellemelidir. Aksi halde bu yıl olduğu gibi açıklanan buğday ve mısır fiyatı piyasanın altında kaldığından, gerekli alımı yapamayarak ithal etme durumunda kalabilmektedir. TMO, alım fiyatlarıyla birlikte aylık satış fiyatlarını da açıklamalı, sanayicinin önünü görerek piyasaya girmesini sağlamalıdır" dedi.

Doğru, tarım ürünleri ihracatı için yeni pazarların önemine dikkati çekerek, "Cumhuriyetimizin 100. Yılında tarım ürün ihracatındaki hedeflere ulaşmak için İhraç ettiğimiz tarım ürünlerimizde tek pazara bağlılığı önlemek, yeni ve zengin pazar arayışına girmek, ihracatın artarak sürekli olması ve ürettiğimiz ürüne katma değer yaratılması önemli bir husustur. Bu konuda ihracatçılarımızın yeni pazarlara girmesinin önünü açacak ülkelerle alım protokolleri imzalanması, uzak mesafeler için gerekirse havayolu taşımasını da devreye sokarak navlun desteği verilmesi ihracatçımızın yeni pazarlarda rekabet gücünü arttıracaktır" görüşüne yer verdi.

Yaş meyve üretiminde çok yıllık ürünlerin ekimi ve dikimi konusunda planlama eksikliğinin uzun vadede arz fazlalığına ve dolayısı ile değersiz ve hatta zararına üretime neden olduğuna dikkati çekerek, bu konuda envanter çalışması yapılarak, fazla ekimi olan ve yurt dışında rekabet şansı olmayan ürünlere destekleme kesilerek gereksiz yatırımın önüne geçilmesini önerdi.

Doğru, 2020'de tarımın gündemindeki en önemli problem olan çiğ fiyatları konusundaki beklentilerini ise şöyle dile getirdi:

"Çiğ süt fiyatlarının, açıklanan maliyetler dikkate alınmadan Gıda Komitesince belirlenip, Ulusal Süt Konseyine açıklatılması, konseyin vasfını yitirmiş olduğu anlamındadır. Serbest ekonomi şartlarıyla uyumsuz olan bu duruma açıklık getirilmeli, fiyat açıklanıyorsa Et Süt Kurumu tarafından açıklanan fiyatla çiğ süt alınarak süt tozu haline getirilmeli, fazlası ihraç edilerek piyasa düzenlenmelidir. Çiğ süt maliyeti hesaplanırken, dünyada kabul görmüş süt yem paritesine göre, dörder aylık dönemlerde en çok kullanılan yem hammaddelerinin borsa fiyatlarının baz alındığı bir formül üzerinde anlaşarak çiğ süt fiyatı belirleme bir sisteme bağlanmalı, toplama ve soğutma bedelleri ise yüzdesel olarak bu fiyata ilave edilmelidir. Çiğ süt destekleme prim miktarlarının belirlenerek aylık ödeme yapılacağının açıklanması üretici açısından olumlu bir gelişmedir.

Süt Hayvancılığı ile uğraşan çiftçilerimizin üye oldukları birlik ve kooperatiflerin sayıca çok ve dağınık yapıda olması, sektöre zarar vermektedir. Damızlık sığır yetiştiren ve süt üreten bir çiftçinin üye olması gereken birlik tek bir çatı altında toplanarak tek seslilik sağlanmalı, birbirlerine adeta rakip hale gelen gereksiz birlik ve kooperatifler kapatılmalıdır."

Doğru, tarım amaçlı kullanılan elektrik birim fiyat tarifesinin, dağıtım şirketlerinin özelleşmesi ile diğer tarifelerden farksız hatta daha pahalı hale geldiğini belirterek, tarım ve hayvancılıkla ilgili elektrik faturalarının Ziraat Bankasında otomatik ödemeye alınması şartıyla hazine destekli sıfır faizli kredi ile aylık ödenerek, çiftçilerden yıl sonunda tahsil edilmesini önerdi.

Başkan Mutlu Doğru, iklim değişikliğinin tarımın geleceği üzerindeki en büyük risk olduğuna vurgu yaparak, "Bu riskle mücadele ederken don gibi çiftçimize önemli zararlar veren doğa olaylarına karşı korunma amaçlı ülkemizde de üretimi başlayan dona karşı rüzgar pervanelerindeki yüzde 18 olan KDV oranlarının yüzde 8'e düşürülmesi bu makinaların alımında finansman maliyetini düşürecek ve yaygın kullanımına destek olacaktır" dedi.

Doğru, açıklamasının son bölümünde, tarımın önemine bir kez daha vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dünyada hücresel, dijital, dikey ve hassas tarım gibi konularla geleceğin tarımı tartışılıp, çevreyi koruyan, sağlıklı ve yüksek verimli tarım üretim modelleri dizayn edilmeye çalışılırken, ülkemizde yüzde 17 olan tarım nüfusumuzun milli gelirden aldığı yüzde 7 payla çiftçimizin ayakta kalması ve geçim derdine çare bulmayı konuşuyoruz. Ülkemizin yüksek tarım potansiyeli ve lojistik avantajlarıyla, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve hatta Uzakdoğu'nun tarım üretim merkezi haline gelmesi hayal değildir. İhtiyacımız olan stratejik ürünleri, dışarıya bağımlı olmadan, toprak, su ve iklim koşullarımıza göre en verimli şekilde üretmek için tarım politikalarımızı ve üretim önceliklerimizi, uzun vadeli, siyaset üzeri düşünerek belirlemeliyiz. Tarım kesiminin kronikleşen sorunlarına, güçlü bir siyasal iradeyle, radikal ve kalıcı çözümler getirilmeli, tarımda aynı sorunları konuşma kısır döngüsünden kurtulup, bizler de ülkemizde geleceğin tarımını dizayn etmeliyiz."
04.01.2021
Devamı

Hindistanlı Çiftçiler Protestolarına Devam Ediyor!

Hindistan’ın Haryana eyaletinde başkent Yeni Delhi'ye yürümek isteyen protestocu çiftçilere Revari-Alvar sınırında polis müdahale etti.



Barikatları aşan protestoculara polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Protestocular sınıra yakın hemzemin geçitte durduruldu.



Diğer yandan Pencap eyaletinde iktidardaki Hindistan Halk Partisi (BJP) eyalet başkanı Aşvani Kumar Şarva başkanlığındaki toplantıyı protesto etmek isteyen başka bir grubu da Hint polisi "lathi" adı verilen bambudan yapılan uzun coplarla engelledi.
 
Uttar Pradeş eyaletinin Gaziabad kentinde protestocu bir çiftçinin intihar ettiği bildirildi. Bu, protesto bölgesinde yaşanan 3'ncü intihar oldu.



Protestolar, Tarım Bakanı Narendra Singh Tomar ile çifçti temsilcileri arasındaki uzlaşmazlıkla sonuçlanan 6 görüşmelerin ardından 4 Ocak'ta yapılması kararlaştırılan 7'nci tur görüşmelerin öncesine denk geldi.



Tarım Bakanı Tomar, görüşmelerde çiftçilerin 4 talebinden 2'si üzerinde anlaşma sağladıklarını, Elektrik Yasası'ndaki değişikliği ve anız yakılmasına ceza getiren Hava Kalitesi Komisyonu talimatnamesini geri çekmeyi kabul ettikleri, fakat protestocuların iki ana talebinde, yeni çıkarılan 3 tarım yasasının iptal edilmesi ve destekleme alımından asgari fiyat güvencesi getirilmesi konularından anlaşamadıklarını açıklamıştı.
04.01.2021
Devamı

2020’de Üzen ve Sevindiren Tarım Ürünleri!

Türkiye'de geçen yıl 2019'a kıyasla üretim Antep fıstığında yüzde 248,7 artarak 296 bin 376 tona, muzda yüzde 32,8 artışla 728 bin 133 tona ulaştı.

Türkiye'de 2020'de bitkisel üretim bir önceki yıla göre Antep fıstığında yüzde 248,7 artarak 296 bin 376 tona, muzda yüzde 32,8 artışla 728 bin 133 tona ulaşırken, kütlü pamuk üretimi yüzde 19,4 azalarak 1 milyon 773 bin 646 tona, zeytin üretimi yüzde 13,7 azalışla 1 milyon 316 bin 626 tona geriledi.

ÜRETİM ARTIŞI EN ÇOK TAHILLAR VE BİTKİSEL ÜRÜNLERDE YAŞANDI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, geçen yıl bitkisel ürün grupları içinde en fazla üretim artışı yüzde 8,7 ile tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde gerçekleşirken, bu ürün gruplarında üretim miktarı 69 milyon 337 bin 110 tona ulaştı.

Buğday üretimi yüzde 7,9 artarak 20 milyon 500 bin ton, arpa üretimi yüzde 9,2 yükselerek 8 milyon 300 bin ton, mısır üretimi yüzde 8,3 artış göstererek 6 milyon 500 bin ton oldu.

Yulaf üretimi aynı dönemde yüzde 18,7 artışla 314 bin 528 tona çıktı, çavdar üretimi yüzde 4,6 düşüşle 295 bin 681 tona geriledi.

Patates üretimi 2020'de yıllık bazda yüzde 4,4 artış gösterdi. Geçen yıl 5 milyon 200 bin ton patates üretildi. Nohut üretimi bu dönemde değişim göstermedi ve 630 bin tonda kaldı.

Yağlı tohumlarda ay çiçeği üretimi yüzde 1,6 düşerek 2 milyon 67 bin 4 tona gerilerken, yer fıstığı üretimi yüzde 27,5 artarak 215 bin 927 tona çıktı.

ANTEP FISTIĞI ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ YÜKSELİŞ

Bu dönemde ön plana çıkan ürünlerden Antep fıstığında üretim yüzde 248,7 artarak 296 bin 376 tona, ceviz üretimi de yüzde 27,4 artışla 286 bin 706 tona yükseldi.

Muz üretimi 2020'de yüzde 32,8 artış göstererek 728 bin 133 tona, incir üretimi yüzde 3,2 artarak 320 bin tona ulaştı.

KÜTLÜ PAMUK ÜRETİMİ AZALDI

Tekstilde kullanılan ham bitkiler kapsamındaki kütlü pamuk üretimi ise yüzde 19,4 azalarak 1 milyon 773 bin 646 tona geriledi. Zeytin üretimi bu dönemde yüzde 13,7 düşerek 1 milyon 316 bin 626 tona, fındık üretimi yüzde 14,2 azalarak 665 bin tona geriledi.

Parfümeri ve eczacılık alanlarında kullanılan haşhaşın üretimi yüzde 24,7 azalarak 20 bin 542 tona düşerken, lavanta üretimi yüzde 139,3 artarak 3 bin 499 tona yükseldi.
SOĞAN VE SARIMSAK ÜRETİMİ ARTTI

Sebzelerde ise üretim 2020'de bir önceki yıla göre 0,3 yükselerek 31 milyon 196 bin 717 tona çıktı.

Yumru ve kök sebzelerde kuru soğan üretimi yüzde 3,6 artışla 2 milyon 280 bin tona, kuru sarımsak üretimi yüzde 13,3 artarak 116 bin 840 tona ulaştı.

Havuç ve pırasa üretiminde ise düşüş yaşandı. Havuçta üretim yüzde 11,3 azalarak 588 bin 788 tona, pırasada üretim yüzde 3,7 azalarak 225 bin 480 tona geriledi.

KAVUN VE KARPUZ ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ

Domates üretimi 2020'de bir önceki yıla göre yüzde 2,8 artarak 13 milyon 204 bin 15 ton oldu. Salçalık biber üretimi de yüzde 4,6 artış gösterdi ve 1 milyon 291 bin 91 tona ulaştı. Kabak üretimi yüzde 22,2 artarak 547 bin 208 tona çıktı. Hıyar üretimi ise yüzde 1,6 azalarak 1 milyon 886 bin 239 tona geriledi.

DOLMALIK BİBER ÜRETİMİ YÜKSELDİ

Dolmalık biber üretimi yüzde 4,9 yükselerek 389 bin 957 tona ulaşırken, sivri biber üretimi yüzde 7 azalarak 838 bin 890 ton oldu.

Karpuz ve kavun üretimi de sırasıyla yüzde 9,8 ve 2,9 azaldı. Karpuz üretimi 3 milyon 491 bin 554 ton, kavun üretimi 1 milyon 724 bin 856 ton olarak kayıtlara geçti.
03.01.2021
Devamı

60 yılda 60 Gölü Kuruttuk!

Türkiye’de artan kuraklık ve bilinçsiz su kullanımı yüzünden göllerimiz birer birer kuruyor. Bilinçsiz sulama, kaçak sondajlar, maden ocakları ve kaynak derelerine su akışını engelleyen göletler nedeniyle birçok göl kuruma tehlikesi altında. Geçtiğimiz aylarda Akgöl, Karagöl ve Tecer tamamen kurudu. Son olarak Kırklareli’ndeki Kayalı Barajı çöl oldu.

 Türkiye’deki tüm göllerde sorun olduğunu belirten Türkiye Tabiatı Koruma Derneği bilim danışmanı, göl uzmanı Doç. Dr. Erol Kesici, son 60 yılda 60 gölün kuruduğunu belirterek, “Aşırı şekilde maden ocaklarının, taş ocaklarının açılması hem su kirliliğine hem de bütün göllere zarar veriyor. Konya’da birçok göl tarihten silinmiş durumda. Akdeniz bölgesinde irili ufaklı 15’ten fazla göl tamamen kurudu. Burdur çevresinde 8-10 gölümüz coğrafyadan silinme durumunda. İç Anadolu’da çok sayıda gölümüz kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bir kısmı da kurumuş vaziyettedir” dedi.

 Türkiye’de yüzde 75-80’e varan oranda vahşi tarımda kullanılmak üzere su kullanıldığını belirten Kesici, “Damla ve yağmurlama yöntemiyle yapılan tarım çok az. Kesinlikle bizim kuru tarıma geçmemiz gerekiyor. Sulama nedeniyle Beyşehir gölü 25 metreden son 10-15 yıl içerisinde 3-4 metreye kadar geriledi. En tehlikeli olan da su azaldıkça kirliliğin daha çok artıyor olması” diye konuştu. İçilebilecek olan suyun giderek azaldığını vurgulayan Kesici, “Bırakın tarım yapmayı böyle gidilirse küresel etmenlerinde etkisiyle çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Göllerin kurutan bir başka neden ise yeraltı sularının kuruması. Kaçak çok sayıda kuyu var. Bunların denetimleri zor değil. İlk önce gölümüzü yaşatmak durumundayız. Gölümüzü yaşatamazsak, göletleri de, tarımı da, canlıları da yaşatamayız. Geriye dönüş mümkün. Artık su sudan ucuz değil” dedi.

"TÜM GÖLLERDE TEHLİKE VAR"

Tarım politikasında su kullanımına özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çeken Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da şunları söyledi: “Türkiye’de son dört ay içerisinde ciddi bir kuraklık var.

Türkiye’nin her tarafına yayılmış. Tarımın çoğunluğu vahşi sulama ile yapıldığı için elimizdeki suyu da fazla kullanıyoruz. Bu yetmiyor gibi bir de yeraltı sularını da kullandık. Bunun sonucu olarak da Türkiye’nin her tarafında kuraklık görülmeye başlıyor. Türkiye’de bilinen bütün göllerde bir tehlike söz konusu şu an. Özellikle tarım politikamızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Tarım politikasında su kullanımına özen gösterilmesi gerekiyor. Çok fazla su isteyen ürünlerden daha az su isteyen ürünlere geçmek gibi. Değişik rejimleri denemek zorundayız.”

KURUYAN GÖLLER

Karagöl, Avlan Gölü, Girdev Gölü, Keklicek Gölü, Manay Gölü, Tecer Gölü, Mamak Gölü, Genceli Gölü, Kestel Gölü, Akşehir Gölü, Meke Gölü, Samsa Gölü, Kulu Gölü, Ereğli Sazlıkları, Akgöl, Tersakan Gölü, Bolluk Gölü, Musalar Gölü, Ilgın Gölü, Yay Gölü, Seyfe Gölü, Tuzla Gölleri, Acı Gölü, Işıklı Gölü, Amik Gölü, Girdev Gölü, Keklicek Gölü, Manay Gölü, Mamak Gölü, Genceli Gölleri, Burdur Gölü, Çorak Gölü, Yazır Gölü, Karataş Gölü, Gölhisar Gölü, Karamık Sazlığı, Gölcük Gölü, Hotamış Gölü, Uyuz Gölü, Eşmakaya Gölü, Turna Gölü, Sülüklü Gölü, Bezirci Gölü, Eşmekaya Sazlığı Gölü, Tersakan Gölü, Bolluk Gölleri, Musalar Gölü, Kaz Gölü, Kellah Gölü, Büyük ve Küçük Göl, Türkoğlu Gölü, Azap Gölü, Seki Gölü, Kuyucak Gölü, Akdoğan Gölü, Aygır Gölü, Gölbaşı Göllü, Aktaş Gölü, Çıldır Gölü, Haçlı Gölü, Turna Gölü, Nazik Gölü, Tortum Gölü, Kurugöl Gölü.

"SU BİTTİ, SÖZ DE BİTTİ"

Kuruyan Kayalı Barajı ile ilgili Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem şunları dedi:

“Kayalı bölgenin en büyük barajıydı. Kuraklıktan su tamamen bitti. Su bitti, söz de bitti. Edirne suyunu buradan alıyordu. Bilim insanları artık çığlık atıyor. Herkesin bunun farkına varması gerekiyor. Uzun süredir Istrancalara kar yağmadı. Istrancaların üst kesimlerinde çok yoğun bir madencilik faaliyeti var. Bunun da etkileri var. Patlatmalı madencilik yapılıyor. Bu da yeraltı sularını etkiliyor. Barajın kurumasından dolayı derelere su salınamayacak. Bu nedenle de buradaki ekosistem yok olacak.”

Türkiye’nin her tarafına yayılmış. Tarımın çoğunluğu vahşi sulama ile yapıldığı için elimizdeki suyu da fazla kullanıyoruz. Bu yetmiyor gibi bir de yeraltı sularını da kullandık. Bunun sonucu olarak da Türkiye’nin her tarafında kuraklık görülmeye başlıyor. Türkiye’de bilinen bütün göllerde bir tehlike söz konusu şu an. Özellikle tarım politikamızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Tarım politikasında su kullanımına özen gösterilmesi gerekiyor. Çok fazla su isteyen ürünlerden daha az su isteyen ürünlere geçmek gibi. Değişik rejimleri denemek zorundayız.”

KURUYAN GÖLLER

Karagöl, Avlan Gölü, Girdev Gölü, Keklicek Gölü, Manay Gölü, Tecer Gölü, Mamak Gölü, Genceli Gölü, Kestel Gölü, Akşehir Gölü, Meke Gölü, Samsa Gölü, Kulu Gölü, Ereğli Sazlıkları, Akgöl, Tersakan Gölü, Bolluk Gölü, Musalar Gölü, Ilgın Gölü, Yay Gölü, Seyfe Gölü, Tuzla Gölleri, Acı Gölü, Işıklı Gölü, Amik Gölü, Girdev Gölü, Keklicek Gölü, Manay Gölü, Mamak Gölü, Genceli Gölleri, Burdur Gölü, Çorak Gölü, Yazır Gölü, Karataş Gölü, Gölhisar Gölü, Karamık Sazlığı, Gölcük Gölü, Hotamış Gölü, Uyuz Gölü, Eşmakaya Gölü, Turna Gölü, Sülüklü Gölü, Bezirci Gölü, Eşmekaya Sazlığı Gölü, Tersakan Gölü, Bolluk Gölleri, Musalar Gölü, Kaz Gölü, Kellah Gölü, Büyük ve Küçük Göl, Türkoğlu Gölü, Azap Gölü, Seki Gölü, Kuyucak Gölü, Akdoğan Gölü, Aygır Gölü, Gölbaşı Göllü, Aktaş Gölü, Çıldır Gölü, Haçlı Gölü, Turna Gölü, Nazik Gölü, Tortum Gölü, Kurugöl Gölü.

"SU BİTTİ, SÖZ DE BİTTİ"

Kuruyan Kayalı Barajı ile ilgili Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem şunları dedi:

“Kayalı bölgenin en büyük barajıydı. Kuraklıktan su tamamen bitti. Su bitti, söz de bitti. Edirne suyunu buradan alıyordu. Bilim insanları artık çığlık atıyor. Herkesin bunun farkına varması gerekiyor. Uzun süredir Istrancalara kar yağmadı. Istrancaların üst kesimlerinde çok yoğun bir madencilik faaliyeti var. Bunun da etkileri var. Patlatmalı madencilik yapılıyor. Bu da yeraltı sularını etkiliyor. Barajın kurumasından dolayı derelere su salınamayacak. Bu nedenle de buradaki ekosistem yok olacak.”
03.01.2021
Devamı

Çiftçiler Kısıtlamada Çam Fidanı Dikti!

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, sosyal mesafe ve maske kuralına uyarak “Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik” sloganıyla toplanarak köylerinde çam fidanlarını toprakla buluşturdu.

Kızıltepe Yeniköy kırsal mahallesinde sosyal medya üzerinden organize olan köy sakinleri daha yeşil bir köy için kolları sıvası. Çoğu çiftçi olduğu için kısıtlamadan muaf olan köy sakinleri korona virüs tedbirleri kapsamında köylerine çam fidanı dikti. Çamları kendi imkanları ile aldıklarını ifade eden Cüneyt Karaboğa, “Korona virüsten dolayı konulan 80 saatlik dışarı çıkma kısıtlamasında, köy sakinleri olarak açtığımız Whatsapp grubu üzerinden böyle bir şey yapmak için fikir alışverişinde bulunduk. Sağ olsunlar olumlu karşıladılar. Kendi imkanlarımız ile aldığımız çam ağaçlarını köyümüzün giriş yoluna diktik” dedi.

'Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik'
Cemil Karaboğa da “Kuraklığın arttığı bu dönemde gençler olarak köyümüz için ağaç dikme etkinliği düzenledik. 'Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik’ sloganı ile başlattığımız bu etkinlikte, köy sakinleri olarak aramızda toplandığımız paralar ile çam ağaçları satın aldık” diye konuştu.

03.01.2021
Devamı

Kısıtlamadan Muaf Çiftçiler Tarlada!

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, tarlada çalıştı. Pamukkale Ovası'nda tarlaları olan çiftçiler, aileleriyle birlikte üzüm bağlarını budadı, meyve fidanları dikti.

Pamukkale ilçesinde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, yerli üretime destek vermek için günlerini tarlada çalışarak, geçiriyor. Genellikle üzüm, nar ve ayvanın yetiştirildiği Pamukkale Ovası'ndaki tarlalarına sabah erken saatlerde gelen çiftçiler, üzüm bağları başta olmak üzere fidanlarının bakımını yapıyor.

Üzüm bağında budama yapan Nihat Uyar, çiftçilerin çalışmak zorunda olduğunu belirterek, "Biz sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olduğumuz için üzüm bağında budama yapıyoruz. Budamayı yapmazsak önümüzdeki dönem verim alamayız. Biz çiftçiler çalışmak zorundayız. Sabah erken saatlerde buraya gelip, akşama kadar budama yapıyorum" dedi.

 

Kendisine ait üzüm bağında budama yapan Ozan Süllü de kısıtlamadan dolayı bazılarının evden çıkamadığını ancak kendilerinin çalışmak zorunda olduğunu ifade ederek, "Bu üzüm bağlarının daha iyi verim vermesi için budanması şarttır. Bu bölgedeki üzüm, ayva, nar gibi meyve ağaçlarının bakımı yapıyoruz. Üzüm bağlarının budanması yapılmaz ise Türkiye'nin üzüm ihtiyacını karşılayamayız ve dışardan ithal etmek zorunda kalırız. Herkes yılbaşında eğlendi ancak biz tarlada geçirdik. Ülkemiz için öncelikle üretim yapılmadır" diye konuştu.

Ayva üretimi yapan Muhammet Süllü ise, Türkiye'nin kalkınması ve dışarıya ihtiyaç duymaması için çiftçinin üretim yapması gerektiğini belirterek, "Çiftçi üretim yapmak zorundadır. Eğer üretim yapılmazsa ürünlerimizi dış ülkelerden ithal etmek zorunda kalırız. Sağlıkçılar ölüm pahasına hastanelerde çalışıyor. Biz de tarlalarımızda çalışmak zorundayız. Ege ovasının dağlarından bal, ovalarından da bal damlar. Her şey yetişiyor. Bizde tarlamızda ayva fidanın dikimi için hazırlık yapıyoruz" dedi.

03.01.2021
Devamı

Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Adem Sarı 2020’yi Değerlendirdi

Sakarya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Adem Sarı 2020 yılında ülkemiz ekonomisinin oldukça zorlu bir süreçten geçtiğini ve bu yıla damgasını vuran en önemli gelişmenin koronavirüs olduğunu belirtti . Yönetim Kurulu Başkanı Adem Sarı her riskin bir fırsat yarattığı düşüncesinden hareketle yapılması gerekenler hususunda açıklamalarda bulundu. Başkan Sarı; Ekonominin krize sürüklendiği, sanayide, hizmetler sektöründe daralmanın en üst seviyelerde olduğu dönemlerde tarım sektörünün sığınılan bir liman olduğunu ifade ederek, "Pandemi sürecinde tarıma yönelik atılan adımlar ve desteklemeler çok zayıf kaldı. Fakat bütün sıkıntılara rağmen tarım sektöründe çalışanlarımız en iyi savunma hücumdur diyerek canla başla çalışmaya devam ederek sektörde yüzde 5 büyüme sağlandı" dedi.

 

KISITLI İMKANLARDA ÜRETİM

Başkan Sarı şöyle devam etti “Tarımın ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu her platformda dile getiriyoruz, bundan sonra da dile getirmeye çalışacağız. Konavirüs salgınıyla birlikte sağlık gerekçeleri, ekonomik ve psikolojik gerekçelerle köy hayatına ilgi arttı. Büyük kentlerde yaşayanların bir bölümü kırsala dönerek terk ettikleri topraklarda tarımsal üretim yapmaya başladı. Hizmet sektöründe işçi olarak çalışanlar işsiz kalınca en azından bir bölümü tarımda çalışmaya kendi tarlasına dönerek kısıtlı imkânlarla üretim yapmaya başladı.

BELLİ BAŞLI SORUNLAR

Tarımda mazot, gübre, ilaç, elektrik başta olmak üzere yüksek girdi fiyatları, işçilik maliyeti, hayvancılık sektörü için yem ham maddelerindeki dışa bağımlılık ve genel anlamda örgütlenme gibi kronik hale gelen sorunlarımız var. Girdi fiyatları ve maliyetler hızla artarken üretilen tarım ürünlerinin düşük fiyattan satılması nedeniyle üretici para kazanamamaktan şikayet ediyor. Bu sorunların çözüldüğü bir Türkiye’de tarım sektörü büyük zenginlik yaratmış olacaktır

KÖYE DÖNÜŞ PROJELERİ

Tarımda kendi kendimize yettiğimiz, hayvancılıkta ithalatın en az olduğu dönemlere geri dönmemiz için yapılması gerekenlerin en başında köye dönüş projelerinin sayısının artırılması gelmektedir. Köylerde yaşam alanları açılmalı, çiftçilik, kooperatifçilik özendirilmelidir. Köylerimizde eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, iletişim gibi hizmetler geliştirilerek altyapılar modernize edilmelidir. Şehirde ne varsa köylerde de bunun altyapısını sağlayacak şekilde hazırlık yapılmalıdır. Kırsalı yaşanır hale getiren, her insan için temel olan hizmetlerden köylerimiz mahrum edilmemeli; vatandaşlarımız köy hayatını seçerek hem kazançlarına hem de huzurlarına kavuşmalıdır” ifadelerini kullandı.
01.01.2021
Devamı

Sokak Köpekleri Dehşet Saçtı!

Muğla’nın Menteşe ilçesinde geçimini hayvancılıkla sağlayan Esen ailesinin 63 küçükbaş hayvanı sokak köpekleri tarafından ağılda öldürüldü. Sahipsiz köpeklerin aynı ağıla üçüncü kez girdiği ve yarısı hamile olan koyun ve henüz yeni doğmuş yavru kuzuları öldürdüğü öğrenildi.

Olayın yetkililere bildirilmesinin ardından bölgeye Muğla Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüğü ekipleri ile Menteşe Belediyesi’ne bağlı ekipler yönlendirildi. Hayvanları ölen Suat Esen, “50 senedir hayvancılık yapıyorum. Başıma böyle bir şey ilk kez geliyor. Bundan 3-4 gün önce 8 hayvanımı parçaladılar. Ondan 3 gün sonra 3 gebe koyunumu öldürdüler. Bugün de 50 kadar öldü” dedi.

“ÜRETİCİMİZİN YARALARINI SARACAĞIZ”

İnceleme için bölgeye gelen Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak, “Bu sabah çok üzücü bir haberle karşılaştık. Suat Esen abimizin ağılında çok ürkütücü bir manzara var karşımızda. Ağıla giren başıboş sokak köpekler tarafından hayvanları telef edilmiş durumda. Müdürlük olarak gerekli tespitleri yapıyoruz. Valimiz ve bakanımızın katkılarıyla üreticimizi mağdur ettirmeyeceğiz” diye konuştu.

Saylak, “Zevk için alınan evcil hayvanların daha sonra sokağa bırakılması ve bunların yiyecek bulamaması sonucu bu hayvanların ağıl ve sürülere dalması sıkça karılaşır olduğumuz bir tablo ortaya koyuyor. Bu da üzüntü verici sonuçlar doğuruyor. Üreticimiz mağdur oluyor, ürün ve mal kaybı meydana geliyor. Lütfen çocuklarınızı mutlu etmek için aldığınız evcil hayvanları sokağa bırakmayın. Sahiplendiyseniz sonuna kadar sizlerle kalsın. Güvenlik kameralarından buraya girenin bir köpek olduğunu tespit etti arkadaşlarımız. Üreticimizin yaralarını saracağız. Her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.

“BU KUZULARI BİBERONLA BESLEDİM”

Suat Esen’in eşi Sevim Esen ise, “Bazen televizyonlarda görüyoruz. Köpeğe bir şey olduğunda hayvan hakları diye bağırıyorlar. Ben bu kuzuyu biberonla büyüttüm. Komşudan süt aldım geldim. Bu kadınlar bir buraya gelip hayvan haklarını görsünler. Bakamayacağınız köpeği almayın” diye konuştu. Yaşanan vahim olayın ardından Muğla Valisi Orhan Tavlı’nın talimatları ile yılbaşı sonrası mağdur aileye 40 koyun verileceği belirtildi.
01.01.2021
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Yeni Yıl Mesajı: “ Sizinle Başardık “

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Bakan Pakdemirli yayınladığı mesajda şunları söyledi;

 

Tarımın Pandemiye rağmen 2020 yılında büyüdüğünü ve bir tek gün dahi gıda stoklarında ve market raflarında sıkıntı yaşanmadığını kaydeden Bakan Pakdemirli, bu başarının çiftçimizin ve üreticimizin başarısı olduğunu belirterek, çiftçilerimize seslendi.

  

Tarım ve Orman Bakanı Sn. Bekir Pakdemirli’nin yeni yıl mesajı şöyle;

 

“Tarım sektörümüz, 2020’de her çeyrekte büyüme göstermiştir. İlk 3 çeyrek ortalamasında tarım sektörü %5,3 büyüyerek, ekonomimize önemli katkı sağlamıştır. İnşallah bu yılı tarımda, önemli bir büyüme ile kapatacağız. 9 aylık tarımsal hasılamız geçen yılın aynı dönemine göre %20, tarım ve gıda ürünleri ihracatımızda yılın ilk 10 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre %5 artış gösterdi.

 

Bu dönemde birçok ülke, gıda sektöründe önemli güçlükler yaşarken, aldığımız önlem ve tedbirlerle bizler; çiftçilerimiz, üreticilerimiz ile durmaksızın çalışmaya, üretmeye devam ettik. 83 milyon vatandaşımızın sıkıntı yaşamadan hayatlarına devam etmelerini sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz.

 

Bununla beraber pandemi döneminde, üretimde rekorlar da kırdık. Ülkemizde bitkisel üretimde bu yıl, 2019’a göre 7 Milyon ton artışla 124 Milyon tona ulaşmış, Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır.

 

Hayvansal üretimde ise 2020 yılı ilk 6 aylık verilerine göre; büyükbaş hayvan varlığımız bir önceki yıla göre, 800 bin baş artışla 18,6 Milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımız ise 6,6 Milyon baş artışla, 55,1 milyon başa yükseldi. Küçükbaştaki 6,6 Milyon baş artış ile bir yıl bazında miktar olarak son 80 yıldaki en fazla artışı sağladık. Hamdolsun, küçükbaş hayvan varlığında AB’de birinci, büyükbaşta ikinci sıradayız.

 

Tarımda verimliliğin artırılması ve üretimin doğru yönlendirilmesi için tarımsal desteklere, büyük önem veriyoruz. 2020 yılında; Tarımsal destek miktarını 2019’a göre %37 gibi büyük bir artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise tarım-orman sektörüne yani çiftçimize toplam 24 Milyar lira tarımsal destek ödeyeceğiz.

 

Bizler Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ülkemiz, milletimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Çaba sizden, destek bizden diyerek; yeni umutlarla karşıladığımız 2021 yılının üreticilerimiz ve çiftçilerimiz başta olmak üzere bütün insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini diliyorum.”
01.01.2021
Devamı

Şeker-İş Sendikası Başkanı İsa Gök’ten Yeni Yıl Mesajı!

Şeker-İş sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Yeni yıla girerken yayınladığı mesajda, sağlık, barış, mutluluk ve huzur temennisinde bulundu. Genel başkan Gök mesajına şöyle devam etti:
 
Sevinçler ve üzüntülerle 2020 yılını geride bırakırken, umutlar ve beklentilerle dolu yeni bir yıla girmenin heyecanını yaşıyoruz. Koronavirüs salgının gölgesi altında tamamladığımız 2020 yılı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de başta sağlık olmak üzere ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan imtihan edildiğimiz bir yıl olmuştur.

Koronavirüs dünya genelinde milyonlarca insanın vefatına sebep olurken, ülkemizde de on binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Milyonlarca insanımız da hastalığın etkisi altında yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. Her şeyden evvel sağlık yönüyle hepimizi hedef alan pandemi sürecinin olumsuz etkileri birçok alanda baş göstermiştir. Ekonomik kriz ve sosyal çalkantılar, yenidünya düzeninin sorgulanmasına ve tartışılmasına yol açmıştır. Birçok işçi kardeşimiz işinden ve ekmeğinden olurken, aileleriyle birlikte milyonlarca insanımız sosyal koruma şemsiyesinin dışında kalmıştır. İşten çıkarma yasağı, ücretsiz izin desteği ve kısa çalışma ödeneği düzenlemeleriyle koruma sağlanması hedeflenirken, verilen desteklerin miktarı yüz güldürmekten çok uzak düzeyde kalmıştır.

Her kriz döneminde olduğu gibi 2020 yılında salgının etkisi altındaki krizde de canını dişine takarak memleket sevdasıyla hareket eden ve üreterek var olma mücadelesi veren yine emekçiler olmuştur. Başta sağlık çalışanları ve gıda işçileri olmak üzere, zorunlu sektörlerde işçiler hep sahada olmuştur.

Geçtiğimiz yıla damgasını vuran pandemi döneminde sadece sağlık sistemleri sınav vermekle kalmadı. Ülkelerin kriz yönetim becerileri, siyasi ve ekonomik yan etkilere verilen reaksiyonlar, yaşam ve çalışma tarzının sorgulanması, ekosistem ile uyumlu bir yaşamın gerekliliği ve stratejik sektörlerin yeterliliklerinin görülmesi açısından dikkat çekici olmuştur. Tüm dünyada yaşanan pandemi, ithâl hammaddeye dayalı bir gıda ve tarım üretim modelinin ne denli imkânsızlıklar barındırdığını ortaya koymuştur. Gıda ve tarım sektörlerini yeniden ele alma gereksinimi ortaya çıkmış, yeniden yapılanma arayışı tezahür etmiştir.  Keza ülkemizde pancar şeker sanayinin ihtiyaç duyduğu yeni bir stratejik açılım ihtiyacının yanında, pandemiyle birlikte stratejik ürünlerin özel sektör iradesiyle değil devlet eliyle, çalışan ve üretici organizasyonunda üretilmesinin önemi de ortaya çıkmıştır. Ayrıca şeker sanayisinde verimlilik, işçi sağlığı, çalışma barışı ve kısaca sürdürülebilir üretim açısından yıllarını Türkşeker’e vermiş deneyimli geçici işçi kardeşlerimiz adına yeni yıldan en büyük beklentimiz, kadro müjdesinin verilmesidir.

Salgın sürecinde asıl boşluğunu hissettiğimiz ve odaklanılması gereken diğer bir husus ise gıda egemenliği meselesidir. Gıda egemenliği, bize göre yerli üretime öncelik veren, özgün ulusal tarım politikaları uygulayabilme ve yurtiçi pazarı her türlü uluslararası olumsuz etkiden koruyabilmeyi öngören bir anlayışı ifade eder. Milli ve Yerli üretimden gelen güç işte bu yaklaşımda gizlidir. Pandemi döneminde, adım adım tüm bu kavramlar sınavdan geçmekle birlikte, ülkelerin birçoğunun ne yazık ki sınıfta kaldığı inkâr edilemez bir gerçekliktedir.

Her yeni yıl, bir milâda ve bir umuda tekabül eder. Pandeminin etkilerinin devam edeceğini öngördüğümüz 2021 yılının ülkemiz için kolay bir yıl olmayacağı ortadadır. Ancak içeride ve dışarıda her ne kadar zorluklarla karşılaşacak olsak da başta devletimizin, siyaset kurumunun, işverenin ve sivil toplum kuruluşlarının kronik ve acil sorunlara karşı ortak bir çaba çerçevesinde yaklaşma sorumlulukları bulunmaktadır. Bu mânâda; cesaret, idrak ve girişimcilik ruhunu 58 yıldır genlerinde taşıyan Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluk ve görev bilinci ile hareket edeceğimizin bilinmesini isteriz.
Tüm bu duygu ve düşüncelerle, başta sağlık boyutu olmak üzere insanlık olarak sahip olduğumuz değerlerin, doğanın, sevginin ve hoşgörünün kıymetinin bilineceği, adaletin ve eşitliğin toplumsal ölçekte sağlanabileceği bir dönemin miladı olarak 2021’e girmeyi temenni eder, yeni yılın tüm insanlığa sağlık, barış, huzur ve mutluluk getirmesini umuduyla, ülkemizin ve camiamızın yeni yılını en içten dileklerimizle kutlarız.
 
                                                                                İsa GÖK
                                                           Şeker-İş Sendikası Yönetim Kurulu Adına
                                                                              Genel Başkan
 
 
 
31.12.2020
Devamı

Ağrı’da Yeni Destekle Hayvancılık Atağa Geçecek!

Tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı Ağrı'da, küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için besicilere önemli destekler sunuluyor.

Valilik, mera varlığı ve besicilik anlamında önemli potansiyele sahip kentte, hayvancılık alanındaki ürünlerin hem kalitesini hem de verimini artırmak için çalışma başlattı.

Bu kapsamda çiftçilere ipoteksiz ve faizsiz uygun şartlarda kredi imkanı sunulurken Valilik, Belediye, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Ziraat Bankası ortaklığıyla başlatılan "5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi" kapsamında, ilk aşamada 14 çiftçi, toplamda 1200 koyun almanın sevincini yaşadı.

Büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için çalışmaların sürdürüldüğü kentte, karkas et ve diğer et ile süt ürünlerinin üretilebileceği tesislerin yapılması hedefleniyor.

- "Kentte 1 milyon 400 bin küçükbaş, 400 bin de büyükbaş mevcut"

Vali Osman Varol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ağrı'nın geçmişten günümüze tarım ve hayvancılık açısından hem ülkenin hem de bölgenin merkezi olduğunu söyledi.

Tarım ve hayvancılık alanında kente ciddi anlamda sınıf atlattıracak birçok projenin hazırlığı içerisine girdiklerini ifade eden Varol, şöyle konuştu:

"Ağrı'nın arazi niteliğine baktığınızda yüzde 70'ten fazlasının otlak ve meralardan oluştuğunu görmekteyiz. Bu aslında inanılmaz bir potansiyel ve kuvvettir. Bu anlamda ciddi bir hayvan varlığına sahibiz. 1 milyon 400 bin küçükbaş ve yaklaşık 400 bin de büyükbaş hayvanımız mevcut. Bizler hem bu hayvan varlığının getirilerinden çok verimli bir şekilde istifade edemiyoruz hem de bunun sayısını artırma noktasında istediğimiz başarıyı ortaya koyamıyoruz. Hem hayvan sayımızı sayısal olarak artırmak hem de mevcuttan ve bundan sonra elde edeceğimiz hayvan varlığından daha fazla gelir ve katma değer elde etmek için çeşitli alanlarda projeler hazırlıyoruz."

Vali Varol, kentteki küçükbaş hayvan varlığını artırmak adına Ziraat Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen koyun projesine 2 binin üzerinde başvuru olduğunu ve çiftçilerin koyunlarını almaya devam ettiğini anımsatarak, hayvan sayısını artırmak ve hayvancılığı geliştirmek için çok ciddi projeler hayata geçireceklerini vurguladı.
İldeki küçükbaş hayvan varlığını 3 milyona ulaştırmayı hedeflediklerini aktaran Varol, "Bu hedefleri gerçekleştirirken, insanlarımızın eğitimine de önem veriyoruz. Özellikle otlak ve meralarımızın bilinçli bir şekilde kullanılması, belirli bir planlamaya dahil olması ve hayvancılığın verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi için de vatandaşlarımızla iletişim halinde olup eğitim çalışmaları düzenliyoruz. Otlak ve meraların verimini artırmak adına ıslahları yönünde de çok ciddi çalışmalarımız var." diye konuştu.

31.12.2020
Devamı

Arıcılardan Sağlık Çalışanlarına Sürpriz!

Van Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Başkanlığı üyeleri tarafından korona virüsle mücadelede ön safta yer alan sağlık çalışanlarına ballı sürpriz yapıldı.

Arıcılar korona virüsle mücadele eden sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla adı "şifa" ile anılan bal dağıtımı yaptı. Platforma bağlı arıcılar, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi çalışanlarını ziyaret etti. Sağlık çalışanlarına teşekkür eden arıcılar, daha sonra kendilerine bal, propolis, polen ve arı sütü hediye etti.

Balcılar adına açıklamalarda bulunan Van Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Abdulkerim Yücel, Van'ın 200 bin ton bal üretimiyle ve 20 binin üzerinde arıcısıyla dünyada florası ve faunası açısından ender illerden biri olduğunu söyledi. Sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla şifa kaynağı bal hediye ettiklerini ifade eden Yücel, "Sağlık çalışanlarımıza canımızı feda etsek azdır. Çünkü onlar da bu süreçte canlarını hiçe sayarak, geceli gündüzlü, çoluk çocuklarından uzak sağlığımız için kendilerini feda ediyorlar. Bizde şükranlığımızın bir numunesi olsun diye kendilerine bal verdik. Şifa ismini taşıyan bal, hastaneyle özdeşleştiği için onu temsilen bal veriyoruz" diye konuştu.

Sağlık çalışanları için ballı, polenli ve arı sütlü jest yapmak istediklerini ifade eden Van Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Başkanı Ömer Akbulak, bu süreçte geceli gündüzlü çalışan sağlık çalışanlarını unutmadıklarını kaydetti.

Van YYÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer ve Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ümit Haluk İliklerden ile hastane personeli ise bal jesti için arıcılara teşekkür etti.
31.12.2020
Devamı

Tarım İşçilerini Taşıyan Kamyonet Şarampole Yuvarlandı!

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde tarım işçilerini taşıyan kamyonetin şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen trafik kazasında 22 işçi yaralandı. Kaza, akşam saatlerinde Dikmen Mahallesi mevkiinde meydana geldi.

Edinilen bilgilere göre, tarım işçilerini taşıyan ve sürücüsünün ismi öğrenilmeyen 47 NE 431 plakalı kamyonet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole yuvarlandı. Kazada araçta bulunan 22 işçi yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan bazı işçiler yoldan geçen sürücüler tarafından hastanelere kaldırılırken bazı işçiler de olay yerinde yapılan müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.
31.12.2020
Devamı

Aydın’da Kaçak Zeytinyağı Ele Geçirildi!

Aydın'ın Nazilli İlçesi’nde zabıta ekiplerine yapılan "ilçeye kaçak zeytinyağı sokacaklar" ihbarı sonucu durdurulan kamyonette, bin 150 litre kaçak zeytinyağı ele geçirildi.

Nazilli Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, şehir dışından ilçeye kaçak zeytinyağı getirileceği bilgisini aldı. Durum, polis ve Nazilli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü yetkililerine bildirildi.
 
Şehrin girişinde durdurulan kamyonette, sevk ile irsaliye belgeleri bulunmayan ve sahte olduğu belirtilen bin 150 litre kaçak zeytinyağı, zabıta ekiplerince ele geçirildi. El konulan zeytinyağları incelenmek üzere Nazilli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Araç sürücüsü hakkında ise yasal işlem başlatıldı.
30.12.2020
Devamı

Kaçak Av ile Mücadele Kapsamında Yakalananlara Ceza!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayatı türlerini korumak için yürüttüğü av koruma ve kontrol çalışmalarında teknolojiden faydalanıyor.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle tüm yurtta sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu geçtiğimiz hafta sonu, Sivas’ta gelen bir ihbarı değerlendiren DKMP ekipleri Divriği İlçe Jandarma Karakolu personelinin de desteğiyle, ihbara konu saha olan Divriği ilçesinde “drone” ile kaçak av takibi gerçekleştirdi.
Yapılan incelemeler neticesinde görüntüde yer alan ve kaçak yaban keçisi avına çıktığı tespit edilen 4 şahıs “drone” ile takip edilerek Erzincan sınırları içerisinde yakalandı.

Yakalanan 4 kişiye yasadışı avlanmak ve sokak kısıtlamasını ihlalden 18 bin 900 TL ceza kesilerek, beraberlerindeki tüfekler jandarma birimlerine teslim edildi.
Bu olay “drone” ile kaçak av takibi açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. DKMP Genel Müdürlüğü bu şekilde saha denetimleri yapmaya devam edecek.​
30.12.2020
Devamı

SU KONUSUNDA ÜLKE MENFAATLERİNİ KORUMANIN YOLU

Değerli Okurlar,
 
Son günlerde su ile ilgili yerli yersiz bir sürü haber var. Bunların bir kısmı suyun kime satıldığı, bir kısmı da kuraklıkla ilgili konulardayapılıyor.Gelin bunları birlikte değerlendirelim.

Su kaynaklarımızın kullanımı, özellikle de yurtdışında paylaşımı konusu yine gündeme geldi. Neredeyse yüzyıllardır bitmeyen su meselesi ve hatta su savaşları konularına bir yenisi daha eklendi. Burada aklımıza 2 soru geliyor. İlki, niçin Türkiye bu sorunların odağında ve ikincisi, suniçin önemli?
Dünya coğrafyasında konum, iklim ve doğal kaynaklar özellikle de su kaynakları açısından çok değerli bir yere sahip olan ülkemiz, su temelli sorunların olağan olarak odağında bulunmaktadır. Su kaynakları ve tarımsal üretim açısından sahip olduğumuzjeopolitik avantajaynı zamanda riskler de doğurmaktadır.Sadece son 50 yılda Güneydoğu Anadolu Projesinin gerdanlık misali barajlarının yapılması, güney komşularımızla savaşın eşiğine kadar gelen gerginliklerin yaşanması, hidroelektrik santralların doğa ve ekonomi arasında sürdürülebilirlik açısından kurulamayan dengesi, bütün komşularımızla aramızda su temelli sorunlar olması durumun ciddiyetini hatırlatan sadece birkaç örnek. Bunlar jeopolitik stratejiler gerektiren konular.Sorunun temelinde ülkemizde doğan ve diğer ülkelere akan suyun paylaşılması var. Bir de tam tersine doğal hiçbir bağlantı olmadığı halde Dünyada emsali olmayan yöntemlerle su ilettiğimiz başka bir politik uygulamamız daha var. Askılı boru sistemi kullanılarak denizin içinden su aktarılan dünyadaki tek uygulama olan Su Temin Projesi ile ülkemizdeki suyu yavru vatan ile paylaşıyoruz. Yani suyu ülkemizi korumak için bir silah gibi kullanıyoruz.

  Peki, su niçin bu kadar önemli?

Büyük su potansiyeli nedeniyle mavi gezegen olarak adlandırılan Dünyamız, aslında su fakiridir.Dünya yüzeyinin büyük bir kısmı sularla kaplı olmasına rağmen hayatta kalmamız için ihtiyaç duyduğumuz su, yeryüzündeki bütün suların sadece küçük bir bölümünden sağlanabilmektedir. Bu az miktardaki suyun da %80’ı tarımda kullanılmaktadır. Yani insanların hayatta kalabilmeleri için sahip oldukları az miktardaki suyun çoğunu mutlaka tarımda gıda üretebilmek için kullanması gerekmektedir.

İnsanların doğayı tahribatları ve iklim değişikliği mevcut su kaynaklarının daha da azalmasına neden olmaktadır. Giderek artan nüfusun su ihtiyacı, ancak tarımda alınacak tedbirler ile garanti altına alınabilir. Sanayi de ve insanların kullanımlarında alınacak tedbirler ile tasarruf edilebilecek miktarın yeterli olmayacağı aşikardır. Ancak modern tarım teknikleri ve sulama metotları ile hedeflenen tasarruf sağlanabilir ve ileriye dönük kaynak koruma ortamı oluşturulabilir. Fakat bunlar çiftçi tarafından özellikle de küçük aile çiftçileri tarafından kullanılamazsa hedeflenen fayda ulaşılamayacaktır. Bütün bu teknik ve metotların, sistemlerin satın alınması pahalı ve kullanılabilmesi çok zordur. Yani satın alınmasının ötesinde doğru şekilde kullanılması, kullanım planlamalarının yapılması, eğitimleri verilmesi ve projelerin hayata geçirilebilmesi için devlet üstü bir organizasyonu gerektirmektedir. İş sistemin kurulmasıyla da kalmamaktadır. Sistemin kurulduktan sonra uygun ve adil bir şekilde olarak işletilebilmesi, korunması, geliştirilmesi belki de işin en önemli safhasıdır.  Hem yeraltı su kaynaklarının korunması, hem de barajlardaki suyun uygun şekilde kullanılabilmesi yine tarımsal sulama da yapılacak planlamalara bağlıdır. Sonuç olarak; bütün bu iş ve işlemlerin sahada sadece devlet tarafından yapılabilmesi neredeyse imkansız denecek kadar zordur. Zaten bütün bu iş yükünün sadece devlet tarafından üstlenilmesi de gereksizdir. Tarımda gelişmiş ülkeler bu organizasyonu sahada sulama kooperatifleri ile birlikte gerçekleştirmektedirler. Bilinçli ve doğru sulamada başarının anahtarı, sulama kooperatifleridir. Çünkü daha ilk baştan mevcut bütün kaynakların, hedeflenen üretime göre en optimum kullanımı planlanmakta ve buna en uygun altyapı yatırımları, donanımlar ve diğer girişimler projeli bir şekilde sulama kooperatifleri tarafından hayata geçirilmektedir. Bütün faaliyetler kooperatif ortağı olan bütün küçük aile çiftçilerine doğrudan iletilebilmektedir. Temelinde sulama kooperatiflerinin olmadığı hiçbir sulama yatırımı tarihte başarıya ulaşamamış, ya yarım kalmış ya da yaygınlaşamamıştır. 

Dünya genelinde su kaynakları yönetiminin, artan su talebini kısıtlı su kaynakları ile karşılayabilmek için küresel çapta tarımla uyumlu çözümler aranmaktadır. Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından 170 ülkede yürütülen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals) içinde 6. sırada “temiz su ve sıhhi koşullar(cleanwaterandsanitation)” hedefi yer almaktadır. Hedefte insanlığın %40’nın su kıtlığı yaşadığı ve şeffaf katılımcı su yönetimi ile sorunun çözülmesi planlanmaktadır. Olağan olarak katılımcılık, özellikle de çiftçi katılımcılığının sağlanmasında en büyük rolü sulama kooperatifler üstlenmektedir.
Dünyanın birçok ülkesinde su kullanıcı kooperatif temelli örgütler bulunmaktadır.Ülkelerinde kendi milli teşkilatlarını kuranlar, uluslararası teşkilatlara üye olmaktadırlar. Bunlar arasında 78 ülkeden geniş bir katılıma sahip olan Uluslararası Sulama ve Drenaj Komisyonu (International Commission on IrrigationandDrainage-ICID), en önemli kuruluştur. Kar amacı gütmeyen uluslararası bu komisyon, 1950 yılında kurulmuştur. Fakirlik ve açlıktan korunan bir dünya sağlamak için sürdürülebilir tarımsal su yönetimini teşvik etmeye çalışan Dünyanın her yerinden sulama, drenaj ve taşkın yönetimi alanındaki uzmanlar ağından oluşmaktadır. Her yıl Uluslararası Sulama ve Drenaj Kongresi ve Dünya Sulama Forumu gibi büyük katılımlı dev organizasyonlar düzenlemektedir. Dünya genelinde sulama sistemi çoğunlukla ilk başta devlet kurumları tarafından tasarlanıp işletilmeye başlamakta, sonra su kullanıcıları dernekleri veya kooperatifler gibi özel kuruluşlara sorumluluk transfer edilmektedir. Bu konuda Katılımcı Sulama Yönetimi (ParticipatoryIrrigation Management-PIM) adlı uluslararası kuruluş, hükümetlere yardımcı olmak üzere 40’dan fazla ülkede çeşitli projeler yürütmektedir.

Avrupa Sulama Derneği (EuropeanIrrigationAssociation - EIA), ABD, İsrail ve Avrupa’dan tarımsal sulamada ileri gitmiş 19 ülkeden sulama endüstrisinde yer alan katılımcılarla 1991'de kurulmuştur. Avrupa Sulama Derneği özellikle tarım sektörü ile işbirliği yapmakta ve üreticiler, ithalatçılar, distribütörler, bayiler, su ve enerji ajansları ve üniversitelerden oluşan üyelerine bilgilendirmelerde bulunmaktadır. Sektörün uluslararası norm ve standartlarının oluşturulmasına katkıda bulunmakta ve çeşitli sertifika programları ile eğitimler düzenlemektedir. Sulama uzmanları, hükümetler ve Avrupa kurumları ile birlikte sulama endüstrisi hakkında bilgi kaynağı oluşturmaktadır. Avrupa Birliği’nin çevre politikasının çerçevesini oluşturan 2000/60/EC sayılı “ABSu Çerçeve Direktifi”, suyun tarımsal amaçlı kullanımında kirletilmesi ve çevreye etkisi açısından temel belirleyicidir. Direktifin en temel hususlarından olan “Nehir Havza Yönetim Planı oluşturması” ve “Katılımcılık” ilkesinin tarımsal sulamada uygulanmasında kooperatiflere görev verilmektedir.

Ülkemizde sulama alanında faaliyet gösteren farklı kanunlara göre kurulmuş 2 tip üretici sulama örgüt bulunmaktadır. Bunlardan ilki Sulama Birlikleridir. DSİ’nin sulama işletmeciliğini devrettiği organizasyon modelleridir. Mevcut sulama tesislerinin çok büyük bir bölümü, sulama birliklerine devredilmiştir. Halen 600binden fazla çiftçinin üye olduğu 386 adet Sulama Birliği bulunmaktadır. Sulama Birlikleri başlangıçta yasal gücünü Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ile ilgili mevzuattan almış, ama daha sonra bu kanunla ilişkileri kalmamıştır. Sulama Birliklerinin kaymakamlarca yönetilmesi, demokratik çiftçi organizasyonu olmama özelliği hep tartışılan bir konu olmuştur. Ancak, 2018 yılında çıkarılan yeni bir düzenleme ile Sulama Birliklerinin yönetim ve denetimi tekrar Devlet Su İşlerinin uhdesine geçmiştir. Buna göre; sulama birliklerinin yönetimine “başkan” olarak, DSİ’nin teklif ettiği kamu personeli Bakan tarafından görevlendirilmeye başlamıştır.Bunun en büyük sebebi ise sulama birliklerinin etkin yönetilememeleri ve içinde bulundukları finansal ve yönetsel sorunları bir türlü aşamamaları olarak gösterilmektedir. Sulama Birlikleri, demokratik seçim ile yönetim, tarımsal üretim, girdi tedariki, hayvancılık dahil bölgede üretilen ürünün ticaretinin yapılması, işlenmesi, pazarlanması gibi birçok açıdan sulama kooperatiflerine göre büyük eksiklikleri bulunmaktadır. Bu modele göre çok daha iyi olan ve Dünya çapında kabul gören yaklaşım ise; Sulama Kooperatifleridir.

Tarım ve Orman Bakanlığıbünyesinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş yurt çapında yaklaşık 300.000 den fazla çiftçinin ortağı olduğu, 2450 Sulama Kooperatifi bulunmaktadır. Bu çiftçiler köylerinde Sulama Kooperatiflerini kurduktan sonra 13 Bölge Birliği kurmuşlar daha sonra bunlar da birleşerek Türkiye Sulama Kooperatifler Merkez Birliğini kurmuşlardır. Bütün faaliyetleri projeli yatırımlara dayanan, köyden merkeze kadar demokratik bir anlayışla yönetilen, bir ekonomik şirket gibi finansal idareye sahip olan Sulama Kooperatifleri 1966 yılındanbugüne kadar ülke tarımına ve ekonomisine büyük katkılarda bulunmuşlardır. Ülkemizde yeraltı suyu ile sulanan arazinin %70’den fazlasında sulama kooperatiflerce yapılmaktadır. Bundan sonra da gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi birçok yeniliğe el atabilecek potansiyeldedir.Çiftçiye sulama ve ürün verimliliğin arttırılması konusunda yön gösteren ve bölgede üretimin planlanması konusunda hizmet veren sulama kooperatifleri, girdi tedariki, tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi, ortaklarının hayvancılık dahil her türlü tarımsal ürününün pazarlanmasına kadar çeşitli alanlarda faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Böylece ürünün gerçek değer fiyatının üreticilere geri döndürülmesi, tarımsal arazilerin toplulaştırılarak verimli hale getirilmesi gibi konularda çiftçilere hizmetler verilmektedir. Sulama kooperatifleri aynı zamanda bölge ve ülke su yönetiminin planlanmasının yapılmasını sağlayarak büyük bir görevi de yerine getirmektedir. Ayrıca BM’nin sulama ile ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde belirtilen ülkede tarıma dayalı sanayinin gelişmesine katkıda bulunulması, kentlere olan göçün azaltılmasına yardımcı olunması ve gıda güvenliğinin sağlanması gibi sorumlulukların gerçekleştirilmesinde ülke adına önemli roller üstlenmektedir.

Eğer ülke çapında tarımda etkin su kullanımı tedbirleri alınacak ise, öncelikle modern araç ve tekniklerin yaygınlaştırılmasından başlanmalıdır. Sulama kooperatiflerinin en önemli problemi olan birikmiş elektrik borçlarını ödenebilmeleri sağlayacak, soruna bir an evvel kökten çare bulacak çözümler bulunmalıdır. Örneğin tarımsal sulamada kullanacakları elektrik enerjisini güneş ya da rüzgar gibi alternatif yollarla karşılayabilecekleri üretim tesisleri kurabilmelerine imkan tanıyacak fırsatlar yaratılmalıdır. Bunun yanı sıra sensörler ile sıcaklık, nem, yağış gibi verilerin uzaktan algılanarak su tüketimi verimliliğinin hesaplanabildiği, buharlaşma indekslerine, meteorolojik tahminlere, sulamada kullanılan enerjiye, su basıncına göre sulamanın kontrol edilebildiği yapay zeka, Tarım 4.0 gibi akıllı sistemler de bu kapsamda ele alınmalıdır. Bu tip yenilikçi ama aynı zamanda pahalı ve kullanımı zor çözümlerin sahada yaygınlaştırılabilmesi için sulama kooperatiflerine özel destekler verilmelidir. Burada bir başka önemli husus ise; sulamanın tarım arazilerinin toplulaştırılmasında önemli bir belirleyici unsur olduğu dikkate alınarak, sulama kooperatiflerinin toplulaştırma işlerini de üstlenmelerine imkan sağlayacak hukuki ve teknik alt yapı oluşturulmalıdır.

Ülkemizin tarımsal üretim potansiyelinin devamlılığının sağlanması ve avantaja çevrilmesi, bölgemiz açısından büyük stratejik öneme sahip mevcut su kaynaklarımızın en iyi şekilde kullanılmasına ve korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasına bağlıdır. Yakın bir gelecekte daha da önem kazanacak bu konuda doğru ve sürdürülebilir su yönetimi politikaları belirlenmelidir. Tarımsal su yönetiminde, sürdürülebilirliğin 3 temel kavramı olan ekonomik açıdan uygun, sosyal olarak kabul edilebilir ve çevresel olarak zarar vermeyen bir yaklaşımla ve hep birlikte çalışmak gerekmektedir. Sulama, drenaj ve taşkın yönetimi konularında bu birlikteliğin tabana yayılmasında en iyi politika uygulama aracı olan sulama kooperatiflerinin güçlenmesi ülkemiz menfaati gereğidir.

Bu arada son günlerde su ile ilgili medyada bir başka haber ise, kuraklık ve boşalan baraj gölleri haberleri yapılıyor. Uzman olarak çıkan kişiler bilmem kaç günlük su kaldı diyor. İşin kötüsü uzmanmış gibi yoldan geçen vatandaşa durumu soruyorlar. Maalesef işin bundan da kötüsü konu hakkında bilgisiz adam bile bilmeden daha doğru bir şey söylüyor. “14 sene evvel de burada yine kuraklık oldu, tarlaları sürdüydük” diyor.

Her bölgenin kendine özel hakim iklim yapısı ve döngüsel iklim değişimi vardır. Yani şiddetli soğuk/don, yoğun yağış, asfaltta yumurta pişiren sıcaklık, barajları dibe vurduran kuraklık gibi sıra dışı iklim olayları belli bir döngü içinde kendilerini tekrarlamaktadırlar. Örneğin; Ankara için 14 yıllık bir periyod olduğu söylenebilir. Elimizde en az son 90 yıllık bölgesel iklim verileri var. Buralara baktığımızda bir yerde, ne zaman, hangi hava şartıyla karşılaşabileceğimiz yaklaşık olarak kestirilebilir. Buna bir de küresel iklim değişikliğinin neden olduğu yüzyıllık bir dönem için yaklaşık 2 derecelik artış da düzeltme olarak eklenmelidir. Yani; bir bölgede yıllara göre döngüsel olarak ne zaman yağışların azaldığını, bir de sıcaklığın arttığını, üzerine de güneşli gün sayısındaki artışı ve nem ölçümlerini dikkate alırsanız  kuraklığın ne zaman tekrar edeceğini tahmin edebilirsiniz. Eğer bu basit bilginin farkında olursak şimdiden tedbir alabiliriz. Örneğin tahmini risk yılı yaklaşırken su tasarrufu yapabilir, yeni su biriktirme yöntemleri uygulayabiliriz.

Peki, bunu yapabilmek çok mu zor?

Sebep - sonuç ilişkisini kurabilecek ve bu sonuca göre tedbir alabilecek kadar yeterli zekaya sahip herkes bunu yapabilir. İşte size yapılabilecek birkaç basit öneri. Baraj ya da doğal göl aynasının yüzeyi bidonlar üzerinde oluşturulmuş bir platformda güneş enerjisi panelleri ile kaplayarak, yüzeyden buharlaşma ile oluşan su kaybını azaltabiliriz. Üstelik bir de enerji üretiriz. Baraj ve göl çevrelerindeki habitatı kontrol ederek, su birikim düzeyini arttırabilir ve baraja doğru akımı kontrol edebiliriz. Muhtemel kuraklık dönemleri yaklaşırken tüketiciyi en az bir yıl önceden uyararak tasarruflu olmaya teşvik edebiliriz. Bu dönem boyunca belli bir seviyenin üstünde su kullanımında su ücretini arttırabiliriz. Aslında en temel olan öneriyi tarımda yapabiliriz. Yukarıda açıkladığımız gibi, Dünyadaki kullanılabilir suyun %80’i tarım sektöründe tüketilmektedir. Tarımda modern sulama teknikleri kullanarak önemli tasarruflar elde edip bunları yeraltında depolayabilecek yöntemler uygulayabiliriz.

Bunların hiçbiri zor öneriler değil. Tarımda haber yapan tarımı bilmiyor olabilir. Araştırmak için yeterli bilgiye, beceriye ya da zekaya sahip olmayabilir. Her defasında tarım teknik bir konudur, muhabiri de, habercisi de özel olmalıdır diye boşuna söylemiyoruz. Ama burada bize de biraz görev düşüyor.İzleyicinin de bizim de sorgulama yapmamız gerekiyor. Ya bu tip saçma, işi boş haberleri dinlemeye devam edeceğiz ya da “yeter artık saçmalamayın” diyeceğiz.

      Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi 
30.12.2020
Devamı

CHP’den Teklif: Mazot Ve Gübreden ÖTV Alınmasın

CHP Mersin Milletvekili ve aynı zamanda TBMM Tarım Orman ve Köy işleri Komisyonu üyesi Cengiz Gökçel, çiftçilerin üretimde kullandığı malzemelerin ÖTV’den muaf tutulması gerektiğini belirterek bu doğrultuda bir kanun teklifi sundu.

TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, çiftçilerin üretim maliyetlerinin yüksekliği göz önünde bulundurularak bu yükün azaltılması için kanun teklifi verdi. Mazot ve gübrede ÖTV'nin kaldırılmasını teklif eden Gökçel, bunun yanı sıra düzenleyici kurumların piyasada çiftçiyi koruyacak önlemler alması gerektiğine de vurgu yaptı.

GIDA GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE

Mevsimsel etkilerden bağımsız tamamen arz ve talep dengesine bağlı olarak gıda ürünlerindeki fiyat artışı, gıdaya erişimi zorlaştırmaya başladığına dikkat çeken Gökçel, bunun yanı sıra tarım sektörünün toplum kalkınmasında önemli bir rol üstlendiğini ve bir istihdam kaynağı olduğunu vurguladı.
Potansiyeline rağmen her yıl tarımsal istihdamın daha da azaldığının altını çizen Gökçel, “Şuanda istihdam edilenlerin yüzde 19'u tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Ancak bu istihdam oranı her geçen yıl azalmaktadır. Tarımsal istihdam oranı yalnızca 2019'da bir önceki yıla göre yüzde 4 azalmıştır. Son 18 yılda tarımsal istihdam yüzde 44 düşmüştür. Tarımsal istihdamın bu denli azalmasında elbette tarımsal girdilerin fiyatlarındaki artış etkilidir” dedi.

KÜÇÜK ÇİFTÇİ AYAKTA DURAMIYOR

Tarımda yaşanan krizin ve iktidarın çözüme yönelik politikalar üretememesinin özellikle küçük çiftçileri mağdur ettiğinin altını çizen Gökçel, “Küçük çiftçi artık ayakta duramayacak halde. Tarımsal girdilerin ve maliyetlerin finansmanında zorluk yaşamakta ve sonucunda sektörden uzaklaşmaktadırlar. Tarımsal üretimin tekelleşmesi ve şirketler eliyle yürütülmeye başlanması gıda güvenliği açısından bir tehdit oluşturmaktadır.
Küçük aile işletmeleri tarımsal ürün desenlerini ve yerelliği yaşatması bakımından gıda güvenliğinin sağlanmasında önemli birer aktördürler. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) küçük çiftçiliğin tehlikede olduğuna yönelik uyarılar yaparak, tarımda küçük aile işletmelerinin önemine sürekli vurgu yapmaktadır. Küçük aile işletmelerini korumak ve üretimde sürdürülebilirliği yakalamak için bu işletmelerin maliyetleri düşürülmelidir. Bu maliyetlerin başında motorin, gübre ve tohum maliyetleri gelmektedir” ifadelerini kullandı.

ÖTV'NİN KALDIRILMASI YETMEZ DÜZENLEYİCİ KURUMLAR GEREKLİ

Mazot ve gübrede ÖTV'nin kaldırılmasını teklif eden Gökçel, bunun yanı sıra düzenleyici kurumların piyasada çiftçiyi koruyacak önlemler alması gerektiğine de vurgu yaptı. Gökçel, şunları söyledi:
“ÖTV'nin kaldırılması maliyetler açısından çok önemli. Özellikle küçük aile işletmeleri tarımın sürdürülebilir olmasını sağlayan işletmeler ancak şuan ayakta duracak halleri kalmadı. Bu yüzden girdi maliyetleri düşürülmeli ve piyasanın insafına bırakılmamalı. ÖTV kaldırılsa bile fiyatlarda aynı etkiyi göremediğimiz zamanlar oluyor bunun için Gübretaş, Et ve Süt Kurumu gibi kuruluşların amaçları doğrultusunda harekete geçirilmesi de gereklidir. Bu kurumların üretici ve tüketici yararına harekete geçirilmesi çağrısını da yapıyorum.”
30.12.2020
Devamı

Tarım Ürünlerini Bekleyen Büyük Tehlike!

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde üretilen ve adına festivaller düzenlenen Yenişehir biberinin üretimi susuzluk sebebiyle tehlikeye girdi.

Türkiye’nin bereketli ovalarına sahip ve dünyanın birçok ülkesine ihraç edilen biber çeşitleri suların azalması yüzünden üretimi riske girdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Yenişehir Ziraat odası Başkanı Sadi Aktaş, “İlçemizde üretilen biber çeşitleri kalitesi ile ülkemizde ve dünya genelinde kendini ispatlamış, marka haline gelmiştir. Yenişehir’de yetiştirilen biber çeşitleri sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Fakat bu yıl yağışların az olması sebebiyle gölet ve barajlarda ciddi anlamda su sıkıntısı yaşanıyor. Durum böyle giderse 25 bin dönüm ekilen biber yüzde 80 azalacak. İlçe genelinde 220 bin dönüm üzerinde sulu tarım yapılıyor. Biber, bezelye, domates su ile yetişir. Yağmur ve kar yağmaz ise ekimler azalacak, fiyatlar artacaktır. Bunun sonuçları hepimize yansır” diye konuştu.
30.12.2020
Devamı

TARIM VE İKLİM SORUNSALI

Şu anda sadece dünyada ve Türkiye kamuoyunda değil, daha özel olarak
tarım sektörünün gündeminde de 'iklim değişikliği', 'kuraklık' ve 'su
yetersizliği' sorunları yoğun biçimde tartışılıyor. Ancak sorun
giderek daha kaygı verici boyutlara ulaşmaya başladı. Somut bir örnek
vereyim. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2020
Küresel İklimin Durumu Raporu'nda, 2020'nin şimdiye kadarki en sıcak
yıl olma yolunda ilerlediğine dikkat çekiyor. Dahası, WMO, 2015, 2016,
2017, 2018, 2019 ve 2020'nin modern kayıtların tutulmaya başlandığı
1850'den bu yana en sıcak altı yıl olduğuna da işaret ediyor.

TARİH BOYUNCA NÜFUS HAREKETLERİ
- Bu yazıyı yazdığım dakika itibarıyla
dünyanın nüfusu 7 milyar 830 milyon 735 bin idi... Peki 1000 yılında
dünyanın nüfusu ne kadardı? 400 milyon! 1500 yılında ne oldu? 458
milyon! 1800 yılında insanoğlu 1 milyar sayısına ulaştı. Şimdi daha
çarpıcı gelişmeler var. 1900 yılında 1 milyar 650 milyon olan dünya
nüfusu 50 yıl sonra 2.5 milyara tırmandı. Ama asıl sarsıcı gelişme
ondan sonra meydana geldi. 2000 yılında 6.125 milyar olan küresel
nüfus artık hızla 8 milyara doğru yol alıyor. Ve 2050'de ise 10 milyar
rakamına yaklaşmış olacağız! "Tarih boyunca nüfus hareketleri analiz
edilmeden ekonomik ve sosyal, dolayısıyla tarımsal gelişmeler
anlaşılamaz," sözünü hep söylüyorum.

BU SICAĞA KAR DAYANMAZ
 - Diğer yandan söz konusu aşırı nüfus artışı
olgusu ile birlikte son 100 yıl içinde ekonomik üretim de aşırı
boyutlarda artış gösterdi. Küresel düzeyde hızla yükselen kişisel
refah ve buna bağlı tüketim patlaması kaçınılmaz olarak doğal
kaynaklar ve özellikle iklim üzerinde çarpıcı sonuçlara yol açtı.
Halen yaşadığımız su sorunu ne yazık ki hem dünyada hem ülkemizde
gittikçe büyüyecek. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız şu
değerlendirmeyi yapıyor: "Derneğimizin ilgili çalışma kurulları
tarafından takip edilen ülkemizin yağış ve kuraklık verileri analiz
edildiğinde, 2021 yılının su yönetimi açısından zor bir yıl olacağı
açık bir gerçektir. Büyük kentlerimize içme ve kullanma suyu sağlayan
barajların doluluk oranları hızla düşmekte ve kritik su alma
seviyesine yaklaşmaktadır. COVID-19 salgın dönemi içinde evsel su
kullanımının yüzde 10 civarındaki artışı ve sonbahar yağışlarının
geçen yıla nazaran ortalama yüzde 40 oranında az olması önümüzdeki
aylarda su yönetimi üzerindeki baskıları artıracak. Bu olumsuz durumun
özellikle İstanbul ve İzmir kentlerimizde daha yoğun bir şekilde
yaşanacağını öngörmekteyiz."

ÇORAKLAŞMA TEHLİKESİ
- Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise yine
önemli bir tehlikenin altını çiziyor: "Azalan yağışın topraklarımıza
etkileri çok ağır olacak. Her kış yağışı, toprakta doğal ya da
gübreleme yoluyla biriken tuzları yıkamakta ve tohum ekim dönemine
temiz bir yüzey toprağı sağlamaktadır. Azalan yağış ile yetersiz
yıkanan toprak içi tuzlarının sonraki yıllara bakiye tuz olarak
kalması topraklarımızın giderek çoraklaşmasına neden olacak. Bunun
örnekleri Ege Bölgesi havzalarının batı bölümlerinde etkili bir
şekilde görülmektedir. Artan sıcaklık ve buharlaşmanın getireceği daha
fazla sulama suyu ihtiyacı da üreticilerimizi bozulan su kalitesine
bakmaksızın sulamaya zorlayacak. Bu döngü en verimli topraklarımızın
çoraklaşmasını hızlandıracak ve sonuçta üretimin telafi edilemez
düşüşüne yol açacak!".

YENİ GELİŞMELERE HAZIR MIYIZ
- Şimdi de teorik ve pratik bilgisinin
yanı sıra başarılı TV programcılığı ile tanınan ziraat mühendisi Mine
Pakkaner'e kulak verelim. Pakkaner, "Tarım iklim değişikliğinden en
fazla etkilenen sektör. İklim değişikliği ile ilgili en önemli konu
sadece yükselen hava sıcaklığı ve su kısıtı mı? Peki buna bağlı olarak
gelişecek olan yeni üretim politikalarımız var mı? Tarımı bire bir
uygulayan çiftçiler, ziraat mühendisleri, veteriner hekimler ve su
ürünleri mühendisleri buna hazır mı?" diye soruyor. Bu soru önemli
çünkü bizi bekleyen bu yeni sürece ya hazırlıksız yakalanacağız ve
bunun çok olumsuz sonuçlarında büyük zararlar göreceğiz ya da küresel
iklim sorununu iyi kavrayıp, ona göre bir yol haritası hazırlayacağız.

AYVALIK ZEYTİNİ ÖRNEĞİ
 - Uzman ziraat mühendisi Mine Pakkaner şöyle
devam ediyor: "Tarım geniş kapsamlı bir tanım. Bitkisel üretim,
hayvansal üretim ve su ürünleri üretimini kapsıyor. İklim
değişikliğinden tarım bütün yönleriyle etkileniyor. Özellikle
meyvecilikte 10 yıl içinde iklim değişikliğine bağlı sıkıntılar
yaşayacağımızı öngörüyorum. Meyve ağaçlarının soğuklama isteğinin
sınırda karşılandığı bölgelerde tarımın yüzü de değişecektir. Bir
örnekle açıklamak istersek çok önemli bir yağlık çeşit olan Ayvalık
zeytininin İzmir’ de de geniş alanlarda tesis edilmeye başladığını
görüyoruz. Bu çeşidin soğuklama isteğinin 1000 saat olduğunu
biliyoruz. Devlet meteorolojinin tarım uygulamasından Ayvalık zeytini
İzmir’de 1 yıllık soğuklama ihtiyacını karşılamış mı diye bakıyoruz ve
Seferihisar’da 665, Çeşme’de 528 saatte kalmış olduğunu görüyoruz. Bu
bize düşük verimi getiriyor. Üstelik gittikçe yüksek sıcaklıkların
yaşandığı yaz aylarına, son yılların hiç aksamayan kuraklığını da
ekleyince, yaprakta ve meyvede buruşma, yağlanmada azalma, meyve
dökümü vs sorunlar karşımıza çıkıyor. Bu da yaptığımız yatırımı boşa
çıkarıyor. Her ürünü her bölgede yetiştirmek yerine ekolojiye uygun
olarak yetiştirmeye de dikkat etmek gerekecek. Sürdürülebilirlik
değişen iklim koşullarında en önemli kıstas olacak." Pakkaner'in
verdiği bu çok somut örnek, başka bir ifadeyle Ayvalık zeytini örneği
iklim değişikliği olgusu ile ilgili bizlere fazlasıyla açık bir fikir
veriyor. Son söz; konu bir hayli ciddi, güncel ve önemli. Demek ki
bundan böyle "Tarım ve İklim" sorunsalını daha çok konuşacağız ve bu
alanda daha çok farkındalık içinde olacağız...

                        İsmail UĞURAL
                     TAGYAD BAŞKANI
Tarım Gazeteceileri ve Yazarları Derneği Başkanı
29.12.2020
Devamı

Muş’lu Besicilerin Hayvanlarını Besleme Mücadelesi!

Çetin geçen kış mevsiminin etkilediği Muş’lu besiciler, hayvanlarını kızaklarla ve sırtlarında taşıdıkları otlarla besliyor.

 

Muş'un yüksek kesimlerindeki köylerde yaşayan besiciler, yazın yaylalarda otlattıkları hayvanlarının kışın da yeterince beslenebilmesi için büyük mücadele veriyor.

Tek geçim kaynakları hayvancılık olan besiciler, bölgenin zorlu koşullarına rağmen hayvanlarının bakımını ihmal etmemek için çaba gösteriyor.

Varto ilçesine bağlı Ünaldı köyünde sabahın erken saatlerinde köyün karla kaplı yamaçlarına giden besiciler, biriktirdikleri otları kızak yardımıyla ve sırtlarında taşıyarak hayvanlarına ulaştırıyor.

Köylerine kışın çok fazla kar yağdığı için hayvanların bakımını yaparken zorlandıklarını söyleyen Besicilerden Cihan Kaya, Hayvancılık yaparak ailelerini geçindirdiklerini belirtti. Kaya “Çoğu zaman köyümüzde fırtına, rüzgar ve kar etkili oluyor. Bazı yıllar 2,5 metre kar yağıyor. Bu bölgede 5 ay boyunca hayvanları karın üzerinde beslediğimiz için zorlanıyoruz. 250 küçükbaş hayvanım için 85 ton saman ve 8 ton arpa biriktirdim. Kışın samanların torbalara doldurulması ve taşınması çok zor. Fırtına olduğu için hayvanları beslemek imkansız hale geliyor. Otları kızaklarla ya da sırtımızda taşıyoruz. Günde iki kez hayvanlara yem veriyoruz." ifadelerini kullandı.

Sadrettin Çiçek ise 30 yıldır Ünaldı köyünde besicilik yaptığını bildirerek, kışın çok çetin geçtiğini bu nedenle hayvanların bakımında zorlandıklarını dile getirdi.

Havanın fırtınalı olduğu günlerde hayvanları ahırdan çıkaramadıklarını anlatan Çiçek, şöyle konuştu:

"Burada 2 metre kar yağıyor. Hayvanlara karın üzerinde yem veriyoruz. Ot ve samanları ya kızakla ya da sırtımızda taşıyoruz. Fırtına olduğunda otları kızakla taşıyamıyoruz, çuvallara doldurup sırtımızla götürüyoruz. Tüm zorluklara rağmen hayvanlarımızın beslenmesini ihmal etmiyoruz."
29.12.2020
Devamı

Ardahan’da Hayvan Ölümleri Korkutuyor!

Ardahan’nın Hacıali köyünde doğumu yaklaşan 35 inek bir hafta içinde telef oldu. Sebebi bilinmeyen hayvan ölümleri, köylüleri mağdur etti. Devletten yardım isteyen köylüler, ölümlere ise akıl yürütemediklerini bildirdi. Hayvan ölümleri nedeniyle Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü de harekete geçti.

 

Büyükbaş hayvancılığın merkezi konumunda yer alan Ardahan'da Hacıali köyündeki son günlerde yaşanan esrarengiz hayvan ölümleri ürkütücü boyutlara ulaştı. Bir haftada doğumu yaklaşan 35 ineğinin sebepsizce, aniden öldüğünü kaydeden mağdur köylü Mustafa Kaya, devlete yardım çağrısında bulundu.

Ardahan'da yayım yapan 23 Şubat Gazetesine konuşan mağdur köylü Kaya, devamında şunları söyledi: "8-9 gündür bir anlam veremediğimiz şekilde yakında doğacak olan tüm ineklerim telef oldu. Kars Hayvan Hastanesine de gittim, başvurmadığım veteriner kalmadı. Geçmişte böyle bir durumla hiç karşılaşmadık. Bu zorlu kış günlerinde çoluk çocukla ortada kaldık. Ne yer ne içeriz. Lütfen devlet büyüklerim bir yol göstersin, yardım etsin bizlere!" dedi.

Akıllara durgunluk veren ve beraberinde birçok soru işaretini de getiren nedeni belirsiz hayvan ölümleri, İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü bünyesindeki birimleri harekete geçirdi.

2020 yılıyla birlikte küresel ölçekte etkili olan koronavirüs salgını dâhil çok sayıda etkeni inceleyen yetkililerin önümüzdeki günlerde açıklama yapması bekleniyor.

29.12.2020
Devamı

Kefil Olan Çiftçiye Hapis Cezası!

Bir tanıdığının tarım kredisi alabilmesi için kefil olan Samsunlu çiftçi Mustafa Sezer, ödenmeyen kredi nedeniyle icraya verildi ve 3 ay hapis cezası yedi. Borçlarından dolayı 18 yaşındaki kas hastası oğlunun tedavisine devam edemediğini, çocuğunun her gün gözü önünde eridiğini söyleyen Sezer, “Elim kolum bağlı kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceğim günü bekliyorum. Sayın Cumhurbaşkanım kooperatiflerdeki bu usulsüzlükler müfettişler tarafından incelensin. O zaman nasıl suç işlendiği ortaya çıkacaktır" dedi.

ÇOCUKLARININ TEDAVİ SÜRECİ AKSADI

İki çocuğu Akdeniz Anemisi, bir çocuğu kas hastası olan Sezer, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir yıl boyunca arazilerimi ekip biçemedim. Durumu Vezir Köprü Birinci Asliye Hukuk İcra Mahkemesi’ne dava ettim. Konuyla alakalı Yargıtay 12’nci dairenin vermiş olduğu ‘Çiftçinin ekip biçtiği araçların haczedilemez’ dediği emsal kararlarını sundum. CİMER’e, Ankara Tarım Müdürlüğü’ne bildirdim. Ama hiçbir cevap alamadım. Olay bu kadar yayılınca kooperatif avukatları ve Samsun Tarım Kredi Bölge Müdürü beni aradı. Borcumu ödeme taahhüdünde bulunmamı, bunun neticesinde traktörümün yedi emin olarak bana teslim edileceğini söyledi. Bunun üzerine emekli maaşımdan aylık kesinti yapılarak borcumun geri kalan kısmının hasat mevsiminde ödeyeceğimi taahhüt ettim. Bugüne kadar emekli maaşımdan 4 bin lira kesinti yapıldı. Fakat hasat mevsimi yaklaşmadan kooperatif avukatları hakkımda tekrar dava açtı. Bu arada Samsun Tarım Kredi Bölge Müdürü ve Köprübaşı Tarım Kredi Kooperatifi 8 bin lira yatırırsam davayı durdurabileceklerini söyledi. Bu parayı kooperatif avukatının hesabına yatırmamı istediler. Mahkeme süreci içerisinde avukat bu parayı İcra Müdürlüğü’nün hesabına yatırmayıp ve mahkemeye de bildirmediğinden Vezirköprü Birinci İcra Ceza Mahkemesi hakkımda 3 ay hapis cezası verdi. Beni mahkemeye çıkartmadan benim hakkımda böyle bir karar verilmesine bir üst mahkemeye itirazda bulundum ve mahkeme beni reddetti.”

“GEÇİMİMİZİ KAS HASTASI EVLADIMIN BAKIM ÜCRETİNDEN SAĞLIYORUZ”

Sezer, eli kolu bağlı bir halde, kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceği günü beklediğini söyleyerek şöyle devam ediyor:
“Hanemde 6 kişiyi geçindirmeye çalışıyorum. Geçimimizi 18 yaşında kas hastası olan evladımın bakım ücretiyle sağlıyoruz. Faturalar ve ev kirasını her ay bir arkadaşımdan borç para alarak ödemeye çalışıyorum. Haciz ve icra takipleri elimizi kolumuzu bağladı. Çocuğumun tedavisiyle ilgilenmem gerekirken, borçlar nedeniyle onu hiçbir hastaneye tedaviye götüremiyorum. Hacettepe Üniversitesi’nde tedaviye yanıt vermişti. Maalesef pandemi ve borç nedeniyle evladımı tedavi ettiremiyorum. Bütün işimi gücümü bıraktım çocuğumun derdine düştüm. Çocuğum şu an ayağa kalkamıyor. Ben her gün 18 yaşındaki kas hastası olan evladımın gözlerimin önünde biraz daha erimesini gördükçe üzüntü içerisinde sıkıntımız büyüyor. Elim kolum bağlı kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceğim günü bekliyorum.

“KOOPERATİFLER TEFECİLERİ GEÇTİ, HAKKIMDA HAPİS KARARI ÇIKTI”

Bizler borçlarımızı inkâr etmiyoruz. 17 bin lira borcumun 13 bin lirasını ödedim ve emekli maaşımdan da ödenmeye devam ediyor. Kooperatifin uygulamış olduğu yüzde yüz faizlerle 25 bine ulaştı. Tarım Bakanlığı’nın bana vermiş olduğu ‘Borcun yüzde 50’sini ödendikten sonra geri kalan kısmı yapılandırılabilir’ yazsını kooperatife götürmeme rağmen hiçbir işlem yapılmadı. Avukatların görevini kötüye kullanmaları kendilerine ödemiş olduğum parayı icraya yatırmamalarından dolayı hakkımda 3 ay hapis cezası çıktı. Kooperatifler tefecileri geçti, yüzde yüz faiz uyguluyorlar.”
29.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Bu Başarı Çiftçilerimizin ve Sektörümüzündür

Bitkisel üretim miktarları, 2020 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 8,7, sebzelerde yüzde 0,3, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5,8 oranında artış gösterdi.

 

TÜİK’in açıkladığı bitkisel üretim verilerini değerlendiren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, aldıkları tedbirler sayesinde tarımsal üretimin pandemiye rağmen büyüdüğünü söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir karış tarım toprağı boş kalmayacak” hedefi doğrultusunda pandemi sürecinde üretimin arttığına dikkat çeken Pakdemirli,

“2020 yılında birçok üründe Cumhuriyet tarihinin rekor üretimlerine ulaştık. Ülkemiz bitkisel üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre %5,9 artış göstererek toplam 124 milyon tonu aşmıştır. Bu başarı, pandemiye rağmen tarladan, bahçeden ayrılmayan, üretime kesintisiz devam çiftçimizin ve tarım sektörümüzün başarısıdır.” dedi.

 

Atıl/boş veya nadasa bırakılan alanlarda başlatılan projelerin yanında, birim alandan elde edilen verimi yükseltmeye yönelik yürütülen çalışmaların sonucunda tarımsal hasılanın artmaya devam ettiğini ifade eden Pakdemirli, bitkisel üretim miktarlarının 2020 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 69,3 milyon ton, sebzelerde 31,2 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 23,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıkladı.

 

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında artarak yaklaşık 37,2 milyon tona ulaştığını dile getiren Pakdemirli, bir önceki yıla göre;

“Buğday üretimi yüzde 7,9 oranında artarak 20,5 milyon ton, arpa üretimi yüzde 9,2 oranında artarak 8,3 milyon ton, dane mısır üretimi yüzde 8,3 oranında artarak 6,5 milyon ton, yulaf üretimi %18,7 oranında artarak yaklaşık 314,5 bin ton oldu.” dedi.

 

Bakan Pakdemirli, kırmızı mercimeğin %5,9 oranında artarak yaklaşık 328,4 bin ton, yumru bitkilerden patates ise %4,4 oranında artarak 5,2 milyon ton olarak gerçekleştiğini dile getirdi.

 

“ŞEKER PANCARI ÜRETİMİ YÜZDE 16,3 ARTTI”

Pakdemirli, tütün üretiminin %12,2 oranında artarak 76,5 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise %16,3 oranında artarak 21 milyon tona yükseldiğini söyledi.

 

“MUZDA ARTIŞ YÜZDE 32,8 OLDU”

Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2020 yılında ​bir önceki yıla göre %5,8 oranında artarak yaklaşık 23,6 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Pakdemirli,

“Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elma %18,8, şeftali %7,4, kiraz %9,1, çilek %12,3, nar ise %7,3 oranında arttı.

 

Turunçgil meyvelerinden mandalina %13,3, sert kabuklu meyvelerden Antep fıstığı ise %248,7 oranında arttı. İncirde %3,2, muzda ise %32,8 oranında artış oldu.” İfadelerini kullandı.

 

Sebze ürünleri üretim miktarının ise 2020 yılında bir önceki yıla göre %0,3 artarak yaklaşık 31,2 milyon tona yükseldiğini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler %0,7, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler ise %3,4 oranında arttı. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste %2,8, kuru soğanda %3,6, salçalık kapya biberde %4,6 oranında artış oldu.”

 

“2021 YILINDA ÇİFTÇİLERİMİZE 24 MİLYAR LİRA ÖDEME YAPACAĞIZ”

 

Bakan Pakdemirli, 2021 yılında tarımsal üretimin daha da artması ve ortaya koydukları hedeflere ulaşılması için üreticilerimizin destekleyeceklerini ve ilave 2 milyar lirayla birlikte toplamda 24 milyar tarımsal destek ödemesi yapacaklarını da söyledi.

28.12.2020
Devamı

HAYVANCILIK SEKTÖRÜ ACİL TEDBİRLER BEKLİYOR!

Hayvancılık sektörü can çekiş meye devam ediyor. Çiğ süt taban fiyatlarında yaşanan sorunlardan dolayı çiğ süt üreticisini işletmelerini sürdürebilirliğini sağlamak adına kimi üreticiler damızlık hayvanlarını kesime gönderiyor. Kimi üreticiler ise damızlık hayvanlarını elden çıkartıyor.
Sektör zor günlerden geçiyor. Çiğ süt fiyatına yeterince yapılamayan taban fiyat zammı üreticiyi üretimden geri çekmeye devam ederken, üreticinin girdi maliyetlerine ise sürekli zam gelmeye devam ediyor. Süt yemi, besi yemi, buzağı büyütme yemi gibi girdiler altında ezilen üretici; çiğ süt fiyatlarında acil karar verilmesini istiyor.
Üreticinin Acil Çağrısı Türk hayvancılık sektörü telafisi çok zor olan bir çöküşe girmeden bu kararlar acil alınmalıdır. Çiğ süt taban fiyatı 3,60 olarak açıklanmalı, her ay yem fiyatlarındaki artış süt taban fiyatına eklenmelidir. Paritenin 1/1.5 olması esas alınmalıdır.
Çiftçinin banka ve kamu borçları faizsiz olarak bir yıl ötelenmelidir. Çiftçi kredilerinde kredi garanti fonundan yararlandırılmalı; hayvancılık sektörüne öncelik verilmelidir.
 
Yem fiyatlarındaki yükselişlere acil çözüm bulunmalıdır. Üreticinin destek ödemeleri gününde zamanında yapılmalıdır. Kesim fiyatlarına ESK müdahale etmeli üreticinin zararı önlenmelidir.
Özellikle ithalatın önüne set çekilerek et ve süt fiyatlarında denge sağlanana kadar yerli ve milli üretime destekler artırılmalı, ithalata verilecek milli paralar yerli üretime milli üreticiye kazandırılmalıdır.
Pandemi süresince ekonominin ayakta kalabilmesi için diğer sektörlere verilen destek ve teşviklerin artık hayvancılık sektörüne de verilmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; birçok sektör kapanırken ve gerilerken hayvancılık sektörü üretmeye ve büyümeye devam etmiştir. Büyük fedakârlıklarla sürdürülen bu durum artık iflasın eşiğine gelmiştir.
Bu nedenle hayvancılık sektörüne de diğer sektörlere verilen ayrıcalıklardan, teşviklerden ve desteklerden artık hayvancılık sektörü de istifade etmelidir.
Kalın sağlıcakla…
28.12.2020
Devamı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YÖNÜNDEN TARIMSAL HAYATA BAKIŞ

Bu yıl aralık ayı itibarıyla beklenenden çok daha az yağış alıyoruz. Herkesin bildiği gibi iklim değişikliği birçok alanı etkiliyor. Dünyanın güneşten gelen ışınları olduğu gibi yansıtamaması yani, Sera Etkisi nedeniyle bu tarz iklimsel problemler meydana gelmektedir. Özellikle Ozon tabakası dünyayı 400 lamda dan az olan morötesi ışınlara karşı korurken,700 lamda dan yüksek kızılötesi ışınları da su buharı, karbondioksit ve metan gazı engellemektedir.Mor ve kızıl ötesi ışınları gözümüzün görme olanağı yoktur. Çünkü göz ancak 400-700 lamda boylarında görebilir.  Güneşten dünyaya gelen 342 watt metrekare  olan  ışınlardan  ideal şartlarda 341,3’ü geri  yansır ise iklimler olağan seyreder. Ancak dünyadan geri yansıması gereken ışınları özellikle ekstra oluşturulankarbondioksit ve metan gazı gökyüzünde bir tabaka oluşturarakbırakmazsa, dünya üzerinde tıpkı seralardakine benzer örtü oluşturur. İşte biz buna sera etkisi diyoruz.
 
Sera etkisi de maalesef dünyayı ısıtmaktadır. Bütün dünyanın ortalama sıcaklığı 16 derecedir. Bunun 1  derece yukarı çıkması Kuzey ve Güney Buz Denizi'ndeki buzulların erimesine, okyanus ve denizlerin su seviyelerinin artmasına yol açmaktadır. Böylesi bir hal deniz seviyesinde olan İngiltere, Hollanda, Endonezya gibi ülkelerin topraklarının ileride su altında kalması demektir. Benzer bir felakete yol açmamak için biz dünyada karbondioksit ve metan üretimini düşürmek zorundayız. Bilindiği gibi karbondioksit özellikle sanayileşme ile birlikte hayatımıza girmiş, yazık ki birçok ülkeyi hala etkilemektedir. Özellikle kömür ve petrol gibi fosil yakıtların aşırı tüketilmesi bunu daha da körüklemektedir. Sanayide sıcak suya olan ihtiyaç, ürünlerin birçok ısıl işlemden geçirilmesi zorunluluğuenerji kullanımını mecbur kılmaktadır. Bu alışkanlığı terk etmek öyle kolay olmayacaktır. Ama artık doğalgaz, kaya gazı ve elektrik gibi ürünleri kullanarak karbondioksit miktarının azaltılması mümkündür. 
 
Metan gazı ise  daha ziyade et-süt elde etmek için büyük çiftliklerin kurulması, burada oluşan gübrelerin geri dönüşüme katılmadan direkt doğaya salınması sonucu görülmektedir. Bunun sınırlandırılması şarttır. Aynen karbondioksitte olduğu gibi metan üretiminde de kısıtlamaya gidilmesi gerekmektedir.  Hayvancılıkta ilerlemiş pek çok devlet oluşan bu soruna çözüm bulma arayışına gitmiştir. Çiftliklere ürettikleri gübreden elde edecekleri biyogazı kullanmak için ek destekler verilmiş ve bunun doğaya zarar vermeksizin ortadan kaldırılmasına çalışmıştır. Böyle yapıldığı takdirde dünya eski özlediği günlere geri dönebilecektir.  Her geçen gün artan dünya nüfusunungıda ihtiyacını karşılamak için üretimin artırılması elbette ki şarttır. Fakat bunu akılcı yöntemlerle doğaya zarar vermeksizin yapılması hepimizin boynunun borcudur.
 
Ülkemize baktığımızda; ilkbahardan bugüne pek çok  vilayetimizde meydana gelen sel, yağmur, heyelan, dolu, don, fırtına nedeniyle 50'den fazla şehrimiz etkilenmiştir. Özellikle Mayıs ayının ortalarında Adana, Mersin, Antalya bölgesi ciddi anlamda don faaliyetlerinden etkilenmiş, büyük oranda narenciye ürünlerinde verim kaybı yaşanmıştır. Aynı dönem içinde Orta Anadolu'da özellikle Konya ilimiz başta olmak üzere, Kütahya, Afyonkarahisar, Balıkesir, Bursa illerimizde yeni dikilen sebze fideleri zayi olmuş, yerine yenileri dikilerek ekstra bir maliyet oluşmuştur. Konya'da ise, buğdayların başak verme dönemine denk geldiği için belirgin oranda buğday verimi düşmüştür. Ayrıca Ege Bölgesi'nde zeytinler, Güneydoğu Anadolu’da Antep fıstığı, Malatya’da kayısı, Karadeniz’de ise fındıkta ciddi zararlar görülmüştür. Dolayısıyla ürünlerini sigorta ettirenler dışındaki çiftçilerimiz bu zararı gidermek için ne yapacağını şaşırmış, devletten katkı beklemiştir. Ancak unutmamak gereken bir konu var ki, o da devlet nereye kadar bunu destekleyip sübvanse edebilecektir. Ayrıca tarım sigortaları meydana gelen hasarları ödemek için ciddi bütçe harcamıştır ve onların da bir sınırı vardır. Haliyle bu da fiyatlara yansımıştır. 2020 yılı içinde gerek sebze gerekse meyve fiyatları önceki yıllara oranla mevsiminde bile oldukça yüksek seyretmiştir. 
Hayvancılık sektöründe de benzer etkiler görülmüştür. Beklenen verim önceki yıllara nazaran çok daha düşük seyretmektedir. Hatta meydana gelen kuraklık ve  Yem fiyatlarındaki artış  nedeniyle zarar eden çiftçi bu sektördeki yatırımlarını azaltmakta veya güvenli sınırlarda tutmaktadır.
 
Şimdi olayı şöyle bir değerlendirelim; bir bölgede oluşan kuraklık beraberinde birçok sorunu da meydana getirmektedir. Özellikle de göç olgusu.  Göç şehirlerarası olabildiği gibi ülkeler arası da görülebilir. Çünkü gıda fiyatlarında artış insanlarda geçim kaygısına yol açmaktadır. Kazancı şehirlerde artırabileceğini düşünerek bu insanlar göç etmektedir. Eğer üretim azalırsa iç ihtiyaçları sağlamak adına bu defa ithalat başlayacaktır. Bu da içerideki üretimi kötü yönde etkileyecektir. Özellikle sıcaklıkların dünya çapında artması, buzulların erimesi açık denizlerin  seviyelerinin bir kaç santim yükselmesi deniz seviyesinde olan ülkeleri bir yerleşim yerlerini çok ama çok etkileyecektir.
 
Ülkemizde deniz seviyesinde üretim yapan Aydın Söke havzası, Samsun Bafra Ovası vardır. Bu ovalarda deniz seviyesinin altınadüşmesi demek arazinin çoraklaşıp tuzlanması anlamına geliyor. Yani bu verimli ovaları kaybetmek demektir.
 
Bir başka etki de  hidroelektrik santraller ile  elektrik üretiminin   zarar görmesi. Yağışların azalması barajlarda su seviyesinin düşmesi, bu da içme suyu ile elektrik üretiminin azalması ihtiyaç olan elektriğin parayla satın alınması demektir.  Yine bu barajlar çevresindeki tarım alanlarını kısmen sulamaktadır. Suyun azalması ya da bitmesi, bu arazilerin boşa çıkması anlamına gelir.  Elektrik, birçok alanda  kullandığımız önemli bir ihtiyaç ürünü olması nedeniyle daha pahalı satın alınıp, daha fazla cepten para çıkması demektir.  Bunun tam tersi,  uzun süre 4-5 ay hiç yağış almadan beklenir, ardından metrekareye düşen yağmur oranı çok aşırı olunca her tarafı sel basmakta ve heyelanlar meydana gelmektedir. Bu da hem tarımsal, hem hayvansalyani maddi kayıp demektir.
 
Yine iklim  değişikliği ve sıcaklık  artışları  o coğrafyada yaşayan küçük büyük tüm canlıları yabani hayatı da etkilemektedir. Önceden ülkemizde olmayan bazı haşere ve böcekler artık yaşayabilecek duruma gelmiştir. Örneğin bazı sivrisinek türleri tamamen tropikal ülkelerde bulunurken artık kendi memleketimizde de bunlara rastlamak mümkündür.  Bunun nasıl bir etkisi ne zararı olabilir diyebilirsiniz? Bakın söyleyeyim. Yıllardır ülkemizde rastlanmayan sıtma hastalığı küçük de olsa bazı şehirlerimizde yeniden görülmüştür. Bunun nedeni sivrisineğin birçok şehirde kışı geçirebilecek sıcaklığı bulamaması iken,  şimdilerde bir kaç derecelik sıcaklık artışı mevsimlerin kayması buna zemin hazırlamıştır hayvancılık yapanlar iyi bilir ülkemizde hiç görünmeyen mavi dil, LSD, Afrika at vebası kimi emici sokucu sinekler sayesinde bulaşan birçok hastalık ülkenin başını ağrıtmaktadır.  Bizbunlardan nasıl kurtuluruz diye birçok proje üretmek ekstradan para harcamak durumundayız. Hiç aklımızda olmayan bugüne kadar bir kuruş masraf etmediğimiz hastalıklar artık can yakmaktadır ve devlete millete büyük bedeller ödetmektedir. Kırsalda sürdürülen yaşamın gittikçe zorlaşmasıhayvancılık yapan aileleri de olumsuz yönde etkilemiştir. Onların da yaşam tarzlarında önemli değişiklikler oluşturmuştur. Yeterince kazanç sağlayamayan aileler bir bir kasaba ve kentlerin yolunu tutmuştur. Gittikleri yerlerde gelir düzeyi düşük olduğundan şehrin ücra yerlerini seçmiş, buralarda yaşam kavgası verirken, memleketin demografik yapısını da değiştirmiştir. Belediyelerle diğer kamu kurumlarını plansız bu alanlara elektrik, su ve kanalizasyon gibi hizmetleri vermesi için zorlamış, şehirlerin yapısını değiştirmiştir.
Sonuç olarak iklim değişikliği demek; sayılamayacak kadar sorun,  yazılamayacak kadar çok dert demektir. O halde bizlere düşen evlerimizde su ve elektriği idareli kullanmak, çöp üretimini azaltıcı tedbirler almak, çevremizi kirletmeden yaşamaya çalışmaktır. Doğal hayatın geri kazanılması için üstümüze düşenleri eksiksiz yapalım, yapmayanları uyaralım. Sağlıklı ve huzur dolu günler dileklerimle…

        Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
             Anabilim Dalı Başkanı

 
28.12.2020
Devamı

Milas Zeytinyağına AB’den Coğrafi Tescil

Binlerce yılda oluşan tecrübe ve bilgi birikimiyle üretilen “Milas Zeytinyağı”nın, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu tescil işleminden sonra ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini söyledi.
 
Tarihi binlerce yıl önceye giden Milas bölgesindeki zeytinyağı üretiminin, yöre insanının kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Milas ilçe sınırları içinde çok yaygın bir şekilde "memecik" türü zeytin ağaçları bulunur. Memecik türü, milyonlarca yılda oluşmuş Akdeniz iklim kuşağının ve coğrafi bölgesinin doğal bitki ve ağaç türlerindendir. Bu nedenle yörenin havasından, toprağından ve suyundan aldığı özellikleriyle, lezzet özellikleri üstün bir zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağlamaktadır” diye konuştu.
 
Milas’ın coğrafi özellikleri sebebiyle zeytin ağaçlarının yağ oranının yüksek, aromasının bol, polifenol değerlerinin zengin, üstün lezzetli zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağladığına vurgu yapan Pakdemirli “Ağaçlar doğal ortamında insan müdahalesi olmaksızın, kendiliğinden yetiştiği için Milas zeytinyağı da bu anlamda organik özellikte bir zeytinyağıdır” açıklamasında bulundu.
Bu özellikleri sebebiyle Milas Zeytinyağının, AB Komisyonu tarafından 23 Aralık 2020 tarihinde tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Bakan Pakdemirli, Milas Zeytinyağı ile birlikte ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini sözlerine ekledi.
 
28.12.2020
Devamı

Adana’da At, Eşek ve Katırlara Çip Takılacak!

Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, kentte başlayan yeni uygulama ile at, eşek, katır gibi tek tırnaklı hayvanların deri altına takılan çipler sayesinde, tüm bilgilerine ulaşılacağını ve bu sayede kaçak kesimlerin de önüne geçileceğini kaydetti.

İlk çağlardan bu yana insanların günlük hayatta, ticarette ya da tarımda en büyük destekçisi olan at, eşek, katır gibi tek toynaklı hayvanlar, günümüzde eskisi kadar bu sektörlerde kullanılmasa da insan hayatındaki varlığını koruyor. Çiftçilerin en büyük yardımcılarından olan bu hayvanların sağlıklı takip edilmesi ve tüm aşılarının tam olması gerekiyor. Bunun yanı sıra Türkiye'nin birçok bölgesinde elden ayaktan düşen binek hayvanlarının kaçak kesim yoluyla et ürünü olarak piyasaya sürüldüğü gerçeğiyle karşılaşılabiliyor. Güvenlik güçleri ve tarım il müdürlükleri her ne kadar bu durumların önüne geçmek istese de sahipsiz hayvanların kontrolü tam anlamıyla mümkün olmuyor. Hayvancılık sektöründe yürürlüğe konulan ve ilk olarak Adana'da hayata geçirilen çip takma sisteminin tek toynaklı hayvanların takibinde yeni bir dönem başlatacağını kaydeden Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, bu sayede hem bu hayvanlardan bulaşabilecek hastalıklardan insanların korunabileceğini hem de kaçak kesimlerin önüne geçileceğini söyledi.

Kentte başlatılan uygulamayla yavaş yavaş tek toynaklı hayvanlara il ya da ilçe tarım müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından çip takılmaya başlandığını kaydeden Köse, çipin hafızasında o hayvanın tüm hayati bilgilerinin kaydolacağını söyledi. Hayvanın boynunun bir tarafına deri altına enjekte edilerek yerleştiren çiplerin kulak küpelerinin aksine düşme, koparılma gibi bir riski olmadığına dikkat çeken Köse, "Hayvanın kime ait olduğu, hangi köyden çıktığı bilinecek. Bir yerden bir yere taşındığında kimlerin çiftliğinden geçmiş anlaşılacak. Yasal olmayan bir şekilde kesildiğinde ya da biri kesmeye kalkerken yakalandığında artık 'benim hayvanım değil' deyip işin içinden sıyrılamayacak. Bu kontrol sayesinde çipteki hayvan sahibi kim ise ona yaptırım uygulanabilecek. Bu şekilde kaçak kesimlerin önüne geçilmiş olacak. Çiplerin tanesi 15 liradan takılacak ve hayvan sahipleri bu çipi taktırmak zorundalar. Hayvancılık adına güzel bir gelişme oldu" dedi.
28.12.2020
Devamı

Çiftçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: Hacizler Durdurulsun!

Tarım Kredi Kooperatifi'nden aldıkları kredileri ödeyemedikleri için traktörlerine haciz gelen Düzceli çiftçiler traktörleriyle konvoy yaparak seslerini duyurmaya çalıştı. "Kazancımız faizlere yetmiyor" diyen çiftçiler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek hacizlerin durdurulmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara olan borçları nedeniyle traktörlü eylem düzenliyor. Çiftçilerin son durağı Düzce oldu. Çevre köylerden traktörleriyle korna çalarak, konvoy halinde Düzce’nin Gölormanı Köyü’ne gelen çiftçiler, burada basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını okuyan Düzceli çiftçi Alaattin Ay, şu ifadelere yer verdi:

Bizim devletimizden ve cumhurbaşkanımızdan istediğimiz, Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve diğer bankaların faizinin silinmesi ve 5 yıl yayılarak bir ödeme planı sunulması.

Daha sonra girdi maliyetlerimizin düşürülmesi ve yaşanabilir bir hayat standartlarında bir yaşam sürmemizi sağlayacak gelir elde edebilmemizin yolunun açık duruma getirilmesini istiyoruz.

Bugünkü şartlarda kazancımız, Tarım Kredi Kooperatifi faizine yetmiyor. Bizlerin tarım ve hayvancılık yapmamızı istiyorsanız, şartlarımızın revize edilip tarım ve hayvancılık yapılabilir hale gelmesi lazım. Biz çiftçi kardeşlerimiz ülkemizi, vatanımızı seviyor, bu ülke için üretmek istiyoruz. Bize lütfen yardımcı olsun.
Bugün 80 beygir bir traktör alsak 250 bin lira ve bu da en düşüğü. Ekipmanları da çok pahalı. Tarım bizler için lüks sektör olmaya başladı. Sonuç olarak bizlerin sorunlarımızın dinlenmesini, çözüme ulaştırılmasını istiyoruz.

Ovamızda ağaçların çoğaldığını görüyorsunuz. Bunun sebebi tarımdan kaçan çiftçilerimizdir. Çiftçi üretimde kazanamadığı için ovalarımız kavak ağaçlarıyla dolmaya başladı.

Şu an ekilebilir arazilerimiz sıfır noktasına kadar düşecek böyle giderse. Kavak ağaçları bizim önümüzü 10 yıl kapatıyor. Özellikle tarımla ilgili yaptığınız politikalar daha sonuç alabilir şekilde olursa bizi sevindirecektir. Lütfen bizimle ilgilenin.

Bir başka çiftçi ise, “Ben Tarım Kredi borcumu traktörü satarak ödemeye çalışıyorum. İndirim olacak dediler, olmadı. Tarım Kredi çiftçiye destek demektir ama destek oldukları yok. Aldığım 30 bin lira olmuş 98 bin lira. Ben traktörümü sattım ve tarım kredi borcumu ödedim. Bundan sonra nasıl tarım işleri yapacağım?” şeklinde konuştu.
28.12.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 Hedefleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2021 hedeflerini açıkladı. Bakan Pakdemirli sosyal medya açıklamasında "Tarımda, ormanda ve toprağın üretime kazandırılması konusunda, 2021 yılında da önemli hamleler yapacağız. Hedeflerimizi daha da ileri taşımak için var gücümüzle çalışacağız" ifadelerini kullandı.
İşte Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hedefleri:
Çiftçilerimize 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacağız.
Toplulaştırmada tescil edilecek alanı 1,3 milyon hektar artırarak 6 milyon hektara ulaştıracağız.
2,5 milyon dekar alanda mera ıslah ve amenajman projeleri yapacağız
17 bin 200 hektar toprak muhafaza çalışması yapacağız.
Kırsal kalkınma kapsamında özellikle kadın, genç girişimcilere ve küçük aile işletmelerine 1,3 milyar lira hibe desteği vereceğiz.
Uzman eller projesi kapsamında ülke genelinde 200 milyon lira hibe vereceğiz.

Lisanslı depoculuk kapsamında 170 milyon lira hibe desteği vereceğiz.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde 450 bin ton üreyim yapacağız.

Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele faaliyetleri olarak 100 bin hektar alanda çalışma gerçekleştireceğiz.

270 milyon fidan üreteceğiz.

İHA'ların sayısını dörde çıkartacağız.

32 milyon metreküp odun ürünleri üretimi yapacağız.

300 milyon lira ORKÖY kredi ve hibe destek vereceğiz.
28.12.2020
Devamı

Şanlıurfa’da Veteriner Hekimin Burnu Kırıldı!

Şanlıurfa’da Haliliye Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünde görevli Veteriner Hekim Kenan Soylu, aşı ve küpeleme yaparken hayvan tekmesi sonucu burun kemiği iki yerden kırıldı.

Haliliye ilçesi Mehmetcik Köyünde Veteriner Hekim Kenan Soylu küpeleme işi yaparken büyükbaş hayvan tekmesi neticesinde burun kemiği iki yerden kırıldı. Veterinerin, alnında  açılan yara dikişlerle kapatıldı.
 

Sendika, geçmiş olsun dileklerini ileterek zor şartlar altında çalıştıklarını dikkat çektikleri bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada resmi makamlarca bu tür olaylara karşı yeterince hukuki ve idari tedbir alınmadığı belirterek haklarının yasalaşması için şu sözlerle çağrıda bulunuldu.

"Hayvanlarımızı dolayısı ile insan sağlığını korumak ve geliştirmek amacı ile mesai mefhumu gözetmeksizin zor şartlar altında, büyük fedakarlıklarla ve 7 gün/24 saat esası ile görev yapan Tarım ve Orman Bakanlığı personeli, Ülke olarak Covid-19 ile mücadele ettiğimiz bu zor günlerde bile çalışmalarını aksatmadan, ülke ve millet sevdası ile yürütmeye devam etmektedir.

Hayvan ve hayvansal ürünlerden insanlara geçen (zoonoz) hastalıklar nedeniyle toplum sağlığı ciddi olarak tehdit altında kalabilmektedir. Hayvan sağlığının güvence altına alınamadığı bir ortamda insan sağlığını korumak ve gıda güvenilirliğini temin etmek mümkün değildir. "Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan" yaklaşımında, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenirliği ve halk sağlığı konularında veteriner hekimlerin önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Hayvan hastalıkları ile mücadele yanında, hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması, hayvan hareketlerinin kontrolü, halk sağlığı ve hayvan refahının sağlanması, hastalıkların teşhis ve tedavi hizmetleri ile sağlıklı hayvansal ürün elde edilmesine yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmektedir. Ancak, halk sağlığını korumak, gıda güvenliği sağlamak, ormanlarımızı ve tabiatı korumak amacı ile mesai mefhumu gözetmeksizin, cansiperane görev yapan Tarım ve Orman Bakanlığı çalışanlarımız da sahada yapmış oldukları görevler nedeni ile yıpranmaya maruz kalmakta hatta yaralanan ve yaşamını yitiren arkadaşlarımız olmaktadır. Mesai arkadaşlarımız neredeyse her gün bu tür olayları yaşamakta ve bu olaylarının sayısı her geçen gün artmakta ancak, resmi makamlarca yeterince hukuki ve idari tedbir alınmamaktadır.

Tarım-Orman çalışanlarının yetkili sendikası Toç Bir-Sen olarak; yaralanan mesai arkadaşımıza acil şifalar diliyor, tüm teşkilatımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

26.12.2020
Devamı

Hindistan Başbakanı Modi: Çiftçi Protestoları Siyasi Amaç Taşıyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Hint çiftçilerin gösterilerinin siyasi amaçlarla yapıldığını söyledi.
Modi, Pencap ve Haryana dışında 6 eyaletten çiftçilere seslendiği konuşmasında, bazı partileri, kendi siyasi gündemleri için yeni tarım yasalarına karşı çıkmakla ve sözleşmeli çiftçilik durumunda çiftçilerin topraklarının ellerinden alınacağına dair yalanlar yaymakla itham etti.

Seçmen tarafından reddedilen bu partilerin, çiftçileri yanlış yönlendirdiğini belirten Modi, "Çiftçilere destek için protesto gösterilerine katılan tüm bu insanlar, iktidardayken ne yaptı? Siyasi saiklerle çiftçilerin omuzları üzerinden ateş ediyorlar." ifadesini kullandı.
Hindistan Başbakanı, protestocu çiftçilerle müzakerelere açık olduğunun altını çizerek "Bana muhalif olanlara dahi hükümetimin çiftçilerle ilgili meselelerde onlarla görüşmeye hazır olduğunu söylüyorum. Çiftçilere 'hiç kimse tarafından yanlış yönlendirilmemeleri' çağrısında bulunuyorum." diye konuştu.

Modi, ülkede ezici çoğunlukta çiftçinin yeni tarım yasalarını memnuniyetle karşıladığını da savundu.

Resmi görüşmelerden sonuç çıkmamıştı

Yeni yasaların kaldırılmasını isteyen protestocu çiftçilerin talepleri konusunda yapılan şimdiye kadarki resmi görüşmelerden sonuç çıkmamıştı.
Protestocu çiftçiler, 26 Aralık'ta eylemlerini büyük şirket binaları önüne taşımaya hazırlandıklarını açıklamıştı.
Ana muhalefetteki Kongre Partisi lideri Rahul Gandhi de çiftçi protestolarına destek için tarım yasalarının geri çekilmesini talep eden dilekçeyi Cumhurbaşkanı'na sunmuştu.
26.12.2020
Devamı

Tarım Arazileri Dijital Ortamda Kiralanabilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı, atıl tarım arazilerini üretime kazandırmak için yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Uygulama ile hem atıl tarım arazileri üretime kazandırılırken hem de arazi sahibi gelir elde edecek.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme kapsamında, çeşitli gerekçelerle atıl olabilecek arazilerin üretime yönlendirilmesi için Dijital Tarım Pazarı platformunda tarım arazileri kiralama modülünü kullanıma sundu.
 
Kiraya veren ile kiralamak isteyeni dijital ortmada biraraya getiren yeni bir sitem hizmete sunulmuş oldu.
Daha fazla tarımsal üretim yapmak isteyen üreticilerimiz arazi kiralama modülü ile kiralık tarım arazilerini dijital ortamda görebilecekler. Bu sayede daha fazla üretim ve daha fazla gelir elde edebileceklerdir.
 
Tarım arazisini kiraya vermek isteyenler sisteme giriş yaparak, Tapu Kadastro Bilgi Sistemleri üzerinden üzerine kayıtlı tarim arazilerini dijital ekranda görebilecekler ve modülde istenilen bilgileri sisteme kolaylıkla girebilecekler.
 
Bu kapsamda, tarım arazisini kiralamak isteyenler; arazisinin sulama sisteminin olup olmadığını, kuru ya da sulu tarıma uygunluğunu, geleneksel üretim, iyi tarım, organik tarıma ya da örtü altı üretim mi olduğunu, araziye ekilen, ekilebilecek ürünleri ve dönüm bilgilerini sisteme kaydedecekler. Ayrıca arazinin fotografını koyabilecek ve detay bilgilerinide açıklama bölümüne yazabilecektir.
 
Böylece, ekilmedik bir karış toprak kalmayacak, üretim artacak, gelir artacak ve çiftçimiz, üreticimiz, ülkemiz kazanacak.
26.12.2020
Devamı

Çeşitli Kalemlerde Destek Ödemeleri Bugün Başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, çeşitli kalemlerde yaklaşık 890 milyon liralık destek ödemelerinin bugün hesaplara yatmaya başlayacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli’nin açıklaması şu şekildedir:
“Yem desteği çerçevesinde, 298.540 yetiştiricimize 124 milyon 460 bin TL,
Hububat-Baklagil-Dane Mısır Desteği kapsamında, 60.372 üreticimize 208 milyon 750 bin TL,
Sertifikalı Tohum Kullanımı Desteği kapsamında, 94.795 üreticimize 153 milyon 30 bin TL,
Zeytinyağı desteği kapsamında, 28.158 üreticimize 55 milyon 884 bin TL,
ÇATAK Desteği kapsamında ise 9.092 üreticimize 42 milyon 814 bin TL
bugün saat 17:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödenmeye başlanacak. Ödemeler, TC Kimlik numaralarının son rakamı 0-2-4 olanlara bugün, son rakamı 6 ve 8 olanlara ise 31 Aralık’ta saat 17:00'dan sonra yapılacak.
 
Hastalıktan Ari İşletme desteklemeleri kapsamında, 870 yetiştiricimize 111 milyon 462 bin TL,
Küpe Uygulama, Atık-Aşı desteklemeleri kapsamında 370 yetiştiricimize 3 milyon 34 bin TL,
Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında, 1.466 yetiştiricimize 57 milyon 976 bin TL,
Hayvan Gen Kaynaklarının Koruma desteklemeleri kapsamında, 3.073 yetiştiricimize 35 milyon 381 bin TL,
Kırsal kalkınma desteklemeleri kapsamında 88 projeye 32 milyon 545 bin TL,
Tarımsal Yayım Danışmanlık Desteği kapsamında 585 danışmana 23 milyon 628 bin TL,
Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele kapsamında 4.953 üreticimize 10 milyon 99 bin TL,
AR-GE Desteği kapsamında 43 projeye 4 milyon 563 bin TL,
Sertifikalı Fidan Kullanım desteklemeleri kapsamında 1.995 üreticimize 10 milyon 792 bin TL,
Sertifikalı Tohum Üretim desteklemeleri kapsamında 17 firmaya 9 milyon 034 bin TL
Süt desteklemeleri kapsamında 3.684 yetiştiricimize 5 milyon 231 bin TL,
İşlenmiş Su Ürünleri desteklemeleri kapsamında 5 yetiştiricimize ise 431 bin TL
bugün saat 17.00’dan sonra tek seferde yapılacaktır.
Çiftçi ve yetiştiricilerimize yapacağımız toplam 889 milyon 114 bin TL hayırlı ve bereketli olsun”​
 
25.12.2020
Devamı

Pancar Kooperatifi Birliği’nden Başkan Sekmen’e Plaket!

Erzurum, Kars ve Bayburt İlleri Pancar Kooperatifi Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Yağanoğlu, kentte tarıma verdiği destekten ötürü Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e çiftçiler adına teşekkür plaketi takdim etti.

Başkan Yağanoğlu, ziyarette yaptığı değerlendirmede, şu görüşlere yer verdi: “Kooperatifimizin faaliyet alanında 22 bini aktif olmak üzere toplamda 52 bin çiftçi üyesi bulunmaktadır. Kooperatifimiz çiftçilerimizin başta gübre sertifikalı tohum çeşitleri, yem çeşitleri, tarım alet ve makineleri olmak üzere her türlü tarımsal ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bölgemizdeki tarımsal faaliyetler 6 yılda inanılmaz bir gelişim göstermiştir. Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı, Et ve Et Ürünleri Entegre Tesisi, ilçelerde canlı hayvan pazarları, mobil ve modüler mezbahalar, göletler, sulama tesisleri, sıvat dağıtımları, tarım makineleri parkı ve çiftçilerimize yapılan lojistik desteklerle tarım üreticilerinin en önemli ihtiyaçları belediyemizce karşılanmaktadır. Erzurum’un tarım ve hayvancılık sektöründe zirveye ulaşmasının en büyük faktörü kuşkusuz Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen’in ilimizde hayata geçirdiği yatırımlardır. Başkanımıza tarıma verdiği desteklerden dolayı binlerce çiftçimiz adına şükranlarımızı sunuyoruz.”

Başkan Sekmen de ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, tarım ve hayvancılık sektöründeki yatırımların 2021 yılında da artarak devam edeceğini ifade etti.
 
25.12.2020
Devamı

Tarlada Çalışan Çiftçi Hayat Kurtardı!

Aydın'ın Nazilli ilçesinde tarlasında çalışmakta olan bir çiftçinin dikkati, Mergen çayına uçan sürücünün hayatını kurtardı. Kazada araç içerisinde sıkışan sürücü ekiplerin anında müdahalesi ile kurtarılırken, araç içerisinde bulunan alkol şişeleri üzerine jandarma kaza ile ilgili soruşturma başlattı.

Kaza saat 14:00 sıralarında Nazilli'ye bağlı kırsal Sevindikli mahallesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre yönetimindeki 35 HBV 31 plakalı araç ile seyir halinde olan 32 yaşındaki H.B. henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybederek Mergen Çayı kenarındaki kurutma kanalına uçtu. Kargılıkların arasına uçan otomobil takla atınca araç sürücüsü de aracın içinde mahsur kaldı. Bu sırada tarlada traktörü ile çalışmakta olan Sermet Ekimci adlı çiftçi, bir aracın kurutma kanalına uçtuğunu fark edince durumu 112 ve jandarma ekiplerine ihbar etti. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler araçta mahsur kalan sürücüyü kurtararak Nazilli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Aracın uçtuğu yerin normal şartlarda bulunup görülmesinin mümkün olmadığını belirten Sermet Ekimci, "Tarlada traktör ile çalışıyordum. Bir anda bir aracın uçtuğunu ördüm. Ardından da beni kurtarın sesleri gelmeye başladı. Allah'tan burdaydım gördüm. Yoksa bu araç burada bir hafta 10 gün bulunamazdı" diyerek kısa sürede bölgeye gelen jandarma ve kurtarma ekiplerine teşekkür etti.

Bu arada araçta inceleme yapan jandarma ekipleri otomobil içerisinde bulunan alkol şişeleri üzerine soruşturma başlattı.
25.12.2020
Devamı

Orhan Sarıbal: 2020 Çiftçi İçin Kara Bir Yıl Oldu!

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, pandemi sürecinde bütün dünyanın çiftçilerini desteklediğini vurgulayarak, “Bizim ülkemizde 2020 yılı çiftçi için kara bir yıl olarak hatırlanacak” dedi.
 
TBMM’de düzenlediği basın açıklamasında tarımın sektörünün 2020 yılı için kısa bir değerlendirme yapan Sarıbal, pandemi sürecinde gıda arzında bir sorun yaşanmaması için bütün ülkelerin tedbirler geliştirdiğini ve tarım kesimine büyük destekler verdiğini aktararak, pandemi sürecine rağmen AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikalarının 2020 yılında da sürdürüldüğünü kaydetti. Sarıbal, “2020 yılı çiftçi için çöküş yılı, ithalat lobileri için kazanç yılı, AKP için de bir süreci yönetememenin tarihsel dökümü oldu” dedi.
 
Çiftçi üretti, ürün tarlada kaldı
 
2020 yılının başında soğan ve patateste, bahar aylarında ise limonda kısıtlama kararı alan AKP iktidarının üreticiyi zor durumda bıraktığını kaydeden Sarıbal, “Kararlar nedeniyle Çorum ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde soğan çürümeye terk edildi.  Limon dalında kaldı” dedi. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin pandemi sürecinde çiftçiye “Üretin. Tek karış yer boş kalmasın, gerekirse ürününüzü biz alırız” dediğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçi üretti ama ürünü tarlada kaldı. Domates, biber, patates tarlada kaldı. Ama ‘üretin gerekirse ürününüzü devlet alır’ diyenler ses çıkarmadı. AKP Genel Başkanı  ‘ambarın anahtarı kimin elindeyse güç de onun elinde olur' demişti. Yine ‘tarım milli savunma kadar stratejiktir’ demişlerdi. Ama pandemi sürecinde çiftçiye gereken desteği vermediler” dedi.
 
Afet yılı
 
2020 yılında 70’ten fazla ilde iklim değişikliklerinden kaynaklı doğal afetler yaşandığını kaydeden aktaran Sarıbal, Türkiye’de doğal afetlerden kaynaklı çiftçi kayıplarını telafi edecek bir mekanizma bulunmadığını, çiftçinin oluşan zararlarının karşılanmadığını kaydetti. Sarıbal, ciddi bir kuraklık sorunu yaşandığını ama bu konuda herhangi bir plan, program yapılmadığını da söyledi.
Tarım ekim alanlarındaki daralmanın, buna bağlı olarak çiftçi sayısı ve tarımdaki istihdamın 2020’de de düşmeye devam ettiğini kaydeden Sarıbal, artan nüfusa rağmen tarımsal yeterli tarımsal üretimin gerçekleşmediğini anlattı.
 
Sıfır gümrükle ithalat
 
Üretimin arttırılmasına dönük politika geliştirmek yerine AKP’nin ithalatı öncelediğini ifade eden Sarıbal, “2020 yılı ithalat kararlarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine ‘kara yıl’ olarak geçecek bir yıldır” dedi. “Tarım Bakanı çıkıyor ve La Fontaine’den masallar okuyor. ‘Her şey çok güzel. Hiçbir problemimiz yok. Dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesiyiz’ diyor. Ama üstü üste gümrük indirimleri yapılıyor” diyen Sarıbal, 3 Nisan’da, 18 Nisan’a, 5 Ağustos’ta, 21 Ağustos’ta, 21 Ekim’de, 5 Kasım’da, 25 Kasım’da, 17 Aralık’ta ve son olarak 23 Aralık’ta alınan kararlarla buğday, arpa, mısır başta olmak üzere birçok tarım ürününde gümrüklerin ya sıfırlandığını ya da minimize edildiğini söyledi. Sarıbal, “Tüm dünya özellikle stratejik ürünlerde buğday, ayçiçeği, mısır, soya gibi temel ürünlerde kısıta gitti, stoklarını korudu. Covid-19 nedeniyle tedbir aldı. Biz ise elimizde ürün olmadığını biliyorduk. Bunun için gümrük duvarlarını indirmeye başladık. Tarım dış ticaretinde dışa bağımlı olduğumuzu bir kez daha paylaşmak isterim” diye konuştu.
 
Çiftçi borcu dağları aştı
 
Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin verilmediğini ve Tarım Kanunun yürürlüğe girdiği 2007 yılında bugüne çiftçinin 211 milyar TL alacağı bulunduğunu aktaran Sarıbal, gerekli desteği almayan çiftçinin borç yükü altında ezildiğini söyledi. Sarıbal, “Çiftçinin borcu dağları aştı. 2002 yılında 2,6 milyon çiftçimizin resmi borcu yaklaşık 2,5 milyar TL iken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2020 Eylül ayı verilerine göre, 2 milyon 83 bin çiftçinin bankalara borcu 128 milyar TL borcu var. Çiftçinin borcu 53 kat artmış. Çiftçilerin, Tarım Kredi Kooperatifine ise 12 milyar TL olan borcu ve özel sektör borçları dahil edildiğinde 180 TL’ye yakın borcu bulunmaktadır” dedi. Sarıbal, sözlerini şöyle tamamladı:

“İktidar bitkisel üretimi arttırdığın söylüyor. Üretim yeterli ise neden bu kadar ithalat yapıyorsunuz? Yeterli düzeyde üretim yaptıysanız neden gümrükleri düşürüyorsunuz? 2002 yılında 66.4 milyon nüfusumuz vardı. Bugün sığınmacılarla beraber 87 milyon, turistleri de eklediğimizde günde 89 milyon insanın karnını duyurmak zorundayız. Üretim miktarı ve daralan ekim alanları dikkate alındığında Türkiye’nin hiçbir üretim kalemi Türkiye’nin temel ihtiyacını karşılama gücüne sahip değildir. Türkiye’nin stoku da yoktur.

Kısacası AKP 2020 yılında da çiftçiye, doğaya, tarıma, üreticiye zarar vermiştir. Üretici 2020 yılını kara bir yıl olarak anımsayacaktır. Bu sarmaldan sağlam, planlı bir tarım politikasıyla çıkarız. Yeter ki yabancı şirketleri ve yandaş lobileri değil çiftçimizi ve halkımızı desteklemeyi öne alalım.”
25.12.2020
Devamı

Edirne'de 132 bin Dekar Tarım Arazisi Sulamaya Hazır

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Kaya Yıldız, Edirne'de "Hamzadere Barajı Sulaması" ile toplam 131 bin 570 dekar tarım arazisinin sulamaya hazır hale getirildiğini bildirdi.

Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, Edirne'de inşaatı devam eden önemli sulama projelerinin başında "Hamzadere Barajı Sulaması"nın geldiğini belirtti.

 

Bu kapsamda 273 bin 350 dekar tarım arazisinin sulanmasının sağlanacağını ifade eden Yıldız, bölgede yapılacak sulu tarımla 2020 yılı birim fiyatlarıyla ülke ekonomisine 396 milyon 358 bin lira katkı sağlanmasının hedeflendiğine dikkati çekti.

 

Yıldız, "Hamzadere Barajı Sulaması" işi kapsamında 2020 yılı öncesi İpsala, Keşan ve Enez ilçelerinde 116 bin 570 dekar tarım arazisinin sulamaya açıldığını belirterek şunları kaydetti:

"Bu yıl 6 bin 400 metre uzunluğunda sulama kanalı inşaatı ve 40 bin metre borulu şebeke, 390 sanat yapısı imalatı yapılmıştır. Fiziki gerçekleşmesi yüzde 80 düzeyinde olan işte, 2020'de yapılan imalatlar karşılığında ilave 15 bin dekarlık tarım arazisi sulamaya hazır hale getirilmiş ve sulamaya açılması için çalışmalar hızla devam etmektedir. Böylece Edirne'de Hamzadere Barajı Sulaması ile 131 bin 570 dekar tarım arazisi sulamaya hazır hale getirildi."

DSİ olarak ülke tarımı ve ülke insanı için özveriyle çalışmaya devam ettiklerini vurgulayan Yıldız, tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsediklerini, çalışmalarını bu yönde kararlılıkla sürdürdüklerini bildirdi.
24.12.2020
Devamı

“Çiftçi Kredilere Acil Çözüm Bekliyor”

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, takipteki krediler nedeniyle zor durumda olan çiftçilerin durumuna dikkat çekti.

Koronovirüs sürecinde önemi daha da artan sürdürülebilir gıda temini için çiftçinin sorunlarının acilen çözümlenmesi gerektiğini belirten Doğru, sorunlara ilişkin çözüm önerileri de sundu.

Tarım sektörünün sürdürülebilir kılınması için çiftçinin üretime aralıksız şekilde devam etmesi gerektiğini savunan Doğru, kur artışı ve bunun maliyetlere yansımasından her sektörün olduğu gibi tarım sektörünün de olumsuz etkilendiğini söyledi.

Doğru, “Şu anda Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde çalışma yapıldığını duyuyoruz. Yıl sonuna kadar açıklanırsa çiftçimize bir rahatlama getirecektir” dedi.

Tarım sektörünün Bankacılık açısından halen güvenilir bir liman olduğuna vurgu yapan Doğru, bunu rakamlarla açıklayarak, şunları kaydetti: “Bankacılık açısından tarımda takipteki krediler oranı diğer sektörlere göre daha düşüktür. İçinde bulunduğumuz malum süreçte bir miktar yükselmiş olsa da halen yüzde 4.1 civarındadır. BDDK raporuna göre bu yılın ilk on ayında çiftçilere 125 milyar lira civarında bankacılık sektörünün verdiği krediler var. 9 milyar lira civarında da tarım kredi kooperatiflerini eklerseniz tarımsal krediler 134 milyar lira civarını buluyor. Geçen yıl ile kıyaslarsak yüzde 16 oranında bir artış söz konusu. Bunu diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda ise kredi hacmindeki artış düşük kalıyor. Zira, bankacılık sektörünün ilk on aydaki kredi büyüme hacmi yüzde 36 civarındadır.”

Bu süreçte kredilerin geri ödemesindeki sıkıntıların doğal olduğunu belirten Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Çünkü maliyetlerimiz arttı. Yükselen hammadde fiyatlarına rağmen çiftçi hasatta bundan yararlanamadığı için zorluk çekiyor. Özellikle de küçük çiftçi çok zor durumda. Ziraat Bankası yeniden yapılandırma yaptı. Ziraat Bankası’nın 75 milyar lira civarında 685 bin çiftçiye kullandırdığı tarımsal kredisi var. Yapılandırmadan ise 120 bin çiftçi yararlandı ve 7 milyar liralık kısım yapılandırıldı. Yani miktar olarak yapılandırılan kredi miktarı yüzde 9 ancak faydalanan çiftçi sayısına baktığımızda yüzde 17’dir. Bu da düşük montanlı kullandırılan küçük çiftçi kredilerinde daha büyük sorun yaşandığını göstermektedir. Tarım Kredi Kooperatifleri kredilerindeki takip oranının da yüksek olması küçük çiftçimizin finansal durumunun zorlaştığını gözler önüne sermektedir.” dedi.
24.12.2020
Devamı

“Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Video Konferans yöntemiyle düzenlenen ‘Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Çalıştayı’na katıldı.
Orman Genel Müdürlüğü’nün çok büyük çalışmalara imza attığını belirten Bakan Pakdemirli, ilk olarak Orman varlığına dikkati çekti. Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın bir buçuk katının yapılarak, 5,4 milyon hektar alanda 5,1 milyar fidanın toprakla buluşturulduğunu, yani Bosna-Hersek kadar büyük bir alanın ağaçlandırıldığını söyledi.

 “Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

2023 yılı sonuna kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden olduğunu da söyledi; “ Son 2,5 yılda yaptığımız çalışmalar neticesinde 22.6 Milyon hektar olan orman alanımızı, 300 bin hektar artırarak 22,9 Milyon hektara çıkardık.  FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015’te 47. sırada olan ülkemizi, 2020’de 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk! 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak!”

Milli Ağaçlandırma Günü’nde, Her Yıl Bir Rekor Kırıyoruz

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü ile Geleceğe Nefes olurken, Guinnes rekorları da peş peşe geliyor. Geçtiğimiz yıl yapılan fidan dikme seferberliğinde 1 saatte en fazla fidan dikme rekoru kırılmıştı. Bakan Pakdemirli bu yıl ‘Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes’ temasıyla 81 İlimiz ve 28 Ülkede ikincisi yapılan ağaçlandırma seferberliği ile de yine rekor kırıldığını hatırlattı; “Milli Ağaçlandırma Günü’nde, 81 İl ve 28 Ülke Tek Yürek Olduk! Yine o gün, Ankara’da, 21.826 m2’lik alanda, 452.023 fidan ile büyük bir Türkiye haritası oluşturduk. Bu haritayı, kendi alanında "Dünyanın En Büyük Ağaç Mozaiği" rekoruyla Guinnes’e tescil ettirdik” dedi.
 
5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile 20 Milyon Fidan Dikildi

Sadece ağaçlandırma projeleri değil, Ormancılık faaliyetleri arasında gelir kapısı olan çalışmalar da yer alıyor. Bakan Pakdemirli, 5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile şu ana kadar 20 milyon fidan dikildiğini belirtti; “5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi” ile 5400 köyde; ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktik. Bunlardan bir kısmı meyve vermeye ve köylümüze ek gelir sağlamaya başladı bile. Yine, özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini de söyleyebiliriz.”

Odun Dışı Orman Ürünlerinin Ülke Ekonomisine Katkısı 5 Milyar Lira

Odun dışı orman ürünlerinin ülkeye katkısından da bahseden Bakan Pakdemirli: “2019 sonunda, 771 bin ton olarak gerçekleşen odun dışı orman ürünleri üretiminin orman köylüsüne katkısı 700 Milyon Lira iken, ülke ekonomisine katkısı da 5 Milyar Liradır.  Bu vesileyle; inşallah Odun Dışı Orman Ürünleri üretiminde 2023 hedefimiz de 1,2 milyon ton olup; Orman Köylüsüne 1,1 Milyar Lira, ülke ekonomisine 9 Milyar Lira katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Bal Üretiminde Dünyada İkinci Sıradayız

Bal Ormanları uygulamaları ve arıcılığa verilen desteklerle, ülkemizin dünyada ikinci sıraya yerleştiğini de söyledi Bakan Pakdemirli; “Ülkemiz, bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. Son 2,5 yılda Bal Ormanı sayımızı 176 arttırarak 19 bin hektar alanı arıcılarımızın hizmetine sunduk ve ülke ekonomisine 50 Milyon Lira katkı sağladık” ifadelerini kullandı.

Yangınların %88’i İhmal ve Dikkatsizlikten Kaynaklı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ormanlarımızın yaklaşık 12,5 milyon hektarının yangına çok hassas bölgelerde bulunduğunun altını çizdi, yangınların en büyük sebebinin ihmal ve dikkatsizlik olduğunu söyledi. “Son 10 yıllık verilere göre %88’i ihmal, dikkatsizlik ve bilgisizlikten kaynaklanan her yıl ortalama 2 bin 477 orman yangını sonucu binlerce hektar orman alanımız zarar görmektedir.”
Türkiye’nin, aynı iklim kuşağında bulunduğu diğer Akdeniz ülkelerine göre orman yangınlarıyla mücadelede son derece başarılı olduğuna da dikkati çekti Bakan Pakdemirli. “Son 10 yılda Portekiz’de yıllık ortalama 134 bin hektar, İspanya’da 94 bin hektar, İtalya’da 64 bin hektar, Yunanistan’da 24 bin hektar, Fransa’da 12 bin hektar orman alanı yanarken; ülkemizde yıllık ortalama 7 bin hektar ormanlık alan zarar görmektedir. Bu sonuç; Türk ormancısının fedakâr ve cansiperane mücadele ruhunun ve orman yangınlarıyla mücadelede, vatan toprağını koruma anlayışının bir ürünüdür” dedi.
 
“Bu Yıl Yangınlarda 20 Bin 854 Hektar Alan Zarar Gördü”
2020 yılında meydana gelen 3349 orman yangınında 20 bin 854 hektar alanın zarar gördüğünü söyledi Bakan Pakdemirli. “Bunun yanında, yine bu yıl, 2 bin 990 kırsal alan yangını ekiplerimizce söndürülmüş ve vatandaşlarımızın can ve mal kayıplarının önüne geçilmiştir.”
 
Yangınlara Müdahalede İHA’lar Çok Etkili

Orman yangınlarını tespit ve mücadelede bu yıl ilk kez İHA’ların kullanıldığını hatırlattı Bakan Pakdemirli; “Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bir İHA ile anlık olarak 600-800 Bin hektarlık alan, 1 dakika içinde ise, 3 ila 3,5 milyon hektarlık alan taranabilmektedir. Böylece yangınlar en hızlı şekilde tespit edilerek bölgeye kısa sürede ulaşım sağlanmaktadır” dedi.
 
Yangın-Cell,  Yangınlarda Haberleşme Sıkıntısını Ortadan Kaldıracak

Bakan Pakdemirli 2021’de de 4 dron, 5 amfibik uçak ve 30 helikopter ile
hava gücü filosunu daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtirken, yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak Yangın-Cell sisteminin devreye gireceğini de söyledi. Pakdemirli; “2021’de OGM’ye ait sunucu üzerine kurulan (Yangın-Cell) sistem yazılımı ile OGM mevcut telsiz sistemlerine entegre olacak bir haberleşme sistemine kavuşacağız. Bu da yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak” diyerek sözlerini tamamladı. ​
24.12.2020
Devamı

Selin Bilançosu Çiftçinin Üzerinde!

Antalya’da meydana gelen sel felaketi tarım alanlarını telef etti. 787 çiftçinin yaklaşık 15 bin dönüm tarım arazisi zarar gördü, ekinler sular altında kaldı. Sel felaketinin en yoğun yaşandığı ilçelerden Serik’te çilek üretimi yapan çiftçiler bugünlerde kara kara düşünüyor.

Borç harçla eylül ayında ekinlerini eken çiftçinin tam hasada başlayacağı dönemde yaşanan sel nedeniyle tüm ürünler çöp oldu.

Kadriye Mahallesi’nde çilek üretimi yapan Zeynel Burun, zararının 150 bin lirayı bulduğunu söylüyor. 9 dönüm tarım arazisi olan Burun, “7 dönüm arazim sular altında kaldı. 1 yıllık sezon telef oldu. Ürünü hiçbir şekilde satamıyoruz. İlçe tarımdan gelip not alıp gittiler sadece. Ne olacak şimdi bilmiyorum” dedi. Destek beklediklerini belirten Burun, “Komisyoncudan fide için para aldık, 70 bin lira fideye verdik, gübre, ilaç bunlar hep ürün çıkınca ödediğimiz paralar. Yardım şart” ifadelerini kullandı.

Pandemi döneminde düşük fiyata ürün sattıklarını belirten Burun şöyle konuştu: “Bir önceki yılın ürününü mayısın sonuna kadar sattık düşük fiyata da olsa. Salgın başlayınca fiyatlar 9 liradan 3 liraya düşmüştü. Bir şekilde borçlarımızı ödedik. Dokuzuncu ayda yeniden fidan aldık diktik, tarlanın sürülmesidir, ilacıdır. 40 bin lira sadece gübreye verdim, 20 bin lira üstten attığımız ilaç, fideye 70 bin lira verdim. Emeğimizi, işçiliğimizi saymıyorum bile. Antalya sıcağında o naylonların altında çalıştık.”

Durumun vahim olduğunu, sigortasının olmadığını söyleyen Burun, “Tam hasada başlayacağımız dönemdi, maalesef başlayamadık. Devletten beklentimiz var” dedi. Çilek ekmenin meşakkatli bir iş olduğunu anlatan Burun, “Ektikten 3 ay sonra hasat etmeye başlardık. Marta kadar buradan ürün alamayacağız şimdi. Martın sonlarına doğru belki hasat edebiliriz ama neye yarar neyi kullanır bilmiyorum”diye konuştu.
23.12.2020
Devamı

Bakanlık, Tarıma Yeni Yatırımcılar Kazandıracak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından oluşturulan "Tarımın Geleceği Geleceğin Tarımı Platformu" ile iş dünyası ve tarım sektörü buluşturulurken, tarım sektörünün potansiyeli yatırımcılarla paylaşıldı.

Bu kapsamda, sektörde finansman, teknoloji ve Ar-Ge yatırımı gerektiren alanlarda iş dünyasının talepleri doğrultusunda gerekli altyapı ve rehberlik çalışmaları yapılacak. Küçük ve orta boy işletmelerin kapasitelerinin yetmediği alanlara iş dünyası yönlendirilecek. Bu sayede, tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması ve "Tarıma yatırım yarına yatırımdır" sloganıyla yeni yatırımcıların sektöre kazandırılması hedefleniyor.

İş dünyasından gelen görüş ve öneriler doğrultusunda da ürün ve sektör bazında yatırım rehberlerinin hazırlanmasına başlandı. Ceviz, badem, zeytin, trüf mantarı, mavi yemiş, keçiboynuzu, arıcılık, ipek böcekçiliği ile kaz ve hindi yetiştiriciliği gibi alanlarda hazırlanan yatırımcı rehberleri ve fizibilite raporları yatırımcının kullanımına sunuldu. Bu rehberler ve fizibilite raporlarıyla yatırımcılar, nasıl bir yatırım ile ne kadar kazanç sağlayacağını daha işin başında planlamış oluyor.

Sırada, kekik, adaçayı, anason, kuşburnu, çörek otu, çemen, sumak, sarı kantaron, oğul otu ve tıbbi nane üretimi gibi alanlar bulunuyor. Bakanlık, bu alanlara yatırım yapmak isteyenler için fizibilite raporu ve yatırımcı rehberlerini hazırlamaya başladı.

Yapılan ön çalışmaya göre, 10 dekarlık alanda adaçayı üretmenin maliyeti ortalama 10 bin 184 lira iken net karı 17 bin 766 lira, kekik üretiminin maliyeti 11 bin 506 lira iken net karı 17 bin 442 lira olarak hesaplandı. Tıbbi nane üretiminin maliyeti 17 bin 907 lira iken net kar 27 bin 433 lira olarak belirlendi. Bakanlık, böylece söz konusu bitkileri üretmenin karlı bir yatırım olduğunu ortaya koymuş oldu.
23.12.2020
Devamı

“Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl”

III. Tarım Orman Şurası kapsamında belirlenen eylemler bir bir hayata geçiriliyor.

 

2019’un Kasım ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından III. Tarım Orman Şurası sonuç bildirgesi açıklandı. Tarımın sürdürebilirliği, gıdanın geleceği, ormanlarımızın yarını ve suyun istikbali için 5 yıllık planlar oluşturuldu ve 25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırlandı. İki ayda tamamlanan Eylem planı hemen uygulamaya konuldu.

 

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında “Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl” vizyonu ile işe koyulan ilgili birimlerimiz, 8 ana başlıkta belirlenen 2020 yılı eylemlerini bir bir hayata geçirdi. Tarımsal Üretim ve Arz Güvenliği, Güvenilir Gıda, Kırsal Kalkınma, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Toprak ve Su Kaynakları, Biyolojik Çeşitlilik ve İklim Değişikliği, Ormancılık, Dijitalleşme, Teknoloji Kullanımı, Ar-Ge” başlıklarında ‘yapacağız’ denilen bütün adımlar atıldı.

 

DİTAP’tan Tarım Orman Akademi’ye, Desteklerin artırılmasından, Gıdanı Koru kampanyasına, Hazine arazilerinin üretime kazandırılmasından, Orman varlığının artırılmasına, yangınlarla mücadele ekipmanının genişletilmesine kadar eylem planları, 2020 için verilen sözler ve projeler başarı ile tamamlandı.
23.12.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Bütçesi Yüzde 27.8 Arttı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında, yeni yılın tarım destekleri konusunda açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin pandemi sürecinde gıda arzı ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadığını belirten Pakdemirli, 2020 Aralık itibariyle 19.9 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını hatırlatarak, “Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem vb. tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti. Tarım takvimini de dikkate alarak, ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilimizde, yüzde 75 hibe tohum temini ile ‘Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi’ni başlattık” dedi.
 
Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak,atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını da vurgulayan Pakdemirli, şöyle devam etti: “Hububat, baklagil, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladık. Çiğ süt prim desteğini ilk altı ay için 15 kuruşa kadar artırdık. Temmuz, ağustos ve eylül ayları için ise desteği 40 kuruş olarak verdik. Ekim, kasım, aralık desteğini 30 kuruş olarak vereceğiz. Çiğ süt tavsiye fiyatı 2 lira 80 kuruş ve 30 kuruş destek ile 3 lira 10 kuruş olarak açıkladık. Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içerisinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik.”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı üretim sezonunda tarımsal destekleme uygulamalarında, gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde birim destek miktarlarını artırdıklarını, bazı konularda ise yeni destekleri devreye aldıklarını da söyledi.

Pakdemirli, mazot maliyetinin yüzde 50’sini karşılamaya devam ettiklerini, kütlü pamuk prim desteğini yüzde 37.5 artışla kg başına 1 lira 10 kuruş yaptıklarını, yağlık ayçiçeği prim desteğini kg başına yüzde 25 artışla 50 kuruşa çıkardıklarını, sürü büyütme ve yenileme desteği kapsamında anaç vasfı kazanmış dişi kuzularına ilave 100 lira destek ödemeye başladıkları bilgisini de verdi. Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, reel rakamlarla toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesi yaptıklarını dile getirdi.

Son iki yılda destekleri yüzde 52 artışla 22 milyar liraya çıkardıklarını ve 2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51.6 milyar lira destek ödemesi yaptıklarını vurgulayan Pakdemirli, 2021 yılında ise 22 milyar lira ve 2 milyar lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilere toplam 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacaklarını bildirdi. Pakdemirli, 2021 bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 27.8 artışla 51.5 milyar lira olduğunu da sözlerine ekledi.
 
22.12.2020
Devamı

Hindistan’da Çiftçiler Açlık Grevine Başladı!

Hindistan'da yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçiler açlık grevine gitti.

Protestocu çiftçiler, tüm gösteri noktalarında gruplar halinde gidecekleri açlık grevini 11 kişiyle başlattı.

Protestocu çiftçilerin lideri Yogendra Yadav, üç tarım yasasının kaldırılması yönündeki talepleri konusunda baskı oluşturmak amacıyla açlık grevine gittiklerini söyledi.

Yeni tarım yasalarını mahsul fiyatlarını düşüreceğini ve kazançlarını azaltacağını dile getiren binlerce çiftçi, Haryana ve Uttar Pradeş eyaletlerini Yeni Delhi'ye bağlayan otoyol başta olmak üzere başkentin birçok sınır noktasında dört haftadır kamp kurmuş durumda.

Günlük ihtiyaçlarını otoyol kenarına çektikleri kamyonlarda karşılayan ve açık havada uyuyan çiftçiler, hükümet yeni tarım yasalarını geri çekene kadar gösterilerine devam edeceklerini açıklamıştı.

Hindistan Yüksek Mahkemesi hükümete protestocu çiftçilerle yeniden diyalog kurmak için yeni tarım yasalarının uygulanmasını ertelemesini tavsiye etmişti.
22.12.2020
Devamı

“Çiftçiye Verilen Sözler Yerine Getirilmelidir”

CHP Durağan ilçe Başkanı Mustafa Eker, geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık nedeni ile sulama amaçlı kullanılan ve kuruyan Durağan İkiz Göletleri için verilen kamulaştırma sözünün bir türlü yerine getirilmediğini söyledi.

Bölgede geçimini sağlayan çiftçinin burada yaşanan kuraklık nedeni ile mağdur olacağını ifade eden Mustafa Eker, çiftçiye verilen sözün yerine getirilmesini istedi.
Eker; “Kamulaştırmada yapılan hata nedeni ile Durağan İkiz Göletleri besleyen kanala su verilemiyordu. Basına da  yansıyan ve  Durağan Toprak Su yönetiminin  bulduğu geçici çözümler ve kiralama yöntemi ile  su sağlanan İkiz Göletlerde DSİ tarafından başlatılan taban mil temizleme çalışmaları durduruldu. Geçtiğimiz yıl sorun haline gelen ve  bu yıl çözüleceği sözü verilen kamulaştırmada bir ilerleme sağlanamadı. Arazi sahibi  ile DSİ arasında devam eden mahkemenin ne kadar süreceği belli değil. Kış mevsiminde  kanal açılamaz ve İkiz göletleri besleyen Akbel çayının suyu gölete verilmezse beklenen kuraklıkla birlikle Karayazı mevkii yüzlerce dönüm arazi ve buradan geçimini sağlayan çok sayıda çiftçi mağdur olacaktır. DSİ taban mili bu dönemde temizleyerek göleti daha kullanışlı hale getirebilmelidir. Su bacalarının açılması tek başına yeterli olmayacaktır.  Geçtiğimiz yıl çiftçiye verilen sözler yerine getirilmeli, kamulaştırma sağlanmalı İkiz göletleri besleyen kanala su acilen verilmelidir. Taban mili temizlenerek geleceğe yönelik  adımlar atılmalıdır.  Sadece göstermelik bir temizlik yapılarak  su bacalarını açarak biz temizledik diyerek vatandaşı aldatmanın üreticiye şirin görünmenin bir manası yok. Su yokken milin tamamen ortaya çıktığı ve kamulaştırmanın sorun olduğu  ve sürecin uzadığı bu dönemde mili tamamen temizleyerek üreticiyi rahatlatacak önlemler almalıdır. Çeltik üreticisinin elektrik trafolarına verdiği elektrik bedelini, çeltik üretim maliyetini  ödemekte zorlanırken yeni külfetler yüklemek üretemez hale getirmek doğru değildir. Mevcut temizlemede bacanın içi temizlendi mi ?  bu bile belli değil . 2021 yılında sulamak için kullanılacak İkiz göletlerin hali ne olacak? Çiftçi kaderine mi terk edilecek?” dedi.

İlçede büyük bir geçim kaynağı olan çeltiğin üretiminde gerekli olan su için yapılan İkiz Göletlerin ömrünü tamamladığını ifade eden CHP Durağan İlçe Başkanı Mustafa Eker, iktidarın 2023 hedeflerine durağan yer altı barajının da girmesi gerektiğini söyledi. Eker; “1986 yılında yapılan  ve  günümüze kadar hizmet veren İkiz göletler tamamen mil ile dolmuş durumdadır. Vatandaşımızın sulama ihtiyacını gidermek için kısmi iyileştirmeler yapılmış,  dolgu yüksekliği 3 metre yükseltilmiş olmasına rağmen artık  bu da yetmez hale gelmiştir. Kurak geçen mevsimler ve iklimsel değişiklikler dolan mil yapısı ve temizlemesinin yeni bir sulama göleti yapmak kadar  zor  ve maliyetli olduğu gerçeği karşısında çeltik üreticimiz için yeni bir planlama yapılması gereklidir. Karacaören, Karayazı mevkii ve Durağanlı çeltik üreticilerinin arazilerinin olduğu ve yaklaşık 2000 dönüm araziyi sulayan  İkiz göletlere alternatif bir gölet planlaması zaruri hale gelmiştir. Bu kapsamda iktidarın kuraklığa karşı  2023’e kadar hedeflediği 150 yeraltı barajı projelerinden birini de bu bölge için uygulamaya alması önemlidir. Bu anlamda Durağan’da iktidar temsilcilerinin yeri geldiğinde tarıma destek veriyoruz diyen yöneticileri bu yönde girişimlerle gelecekte yaşanacak sıkıntılara karşı uyarıyoruz. Durağan İkiz göletler  mesire alanı olarak kullanılırken yapılacak yer altı barajı ile de bölgedeki 2000 dönüm arazinin sulanması sağlanmalıdır” diye konuştu. 
22.12.2020
Devamı

Hindistan’lı Çiftçiler Canları Pahasına Mücadeleye Devam Ediyor!

Hindistan'da Narendra Modi hükümetinin tarım reformuna karşı başkent Yeni Delhi'ye çıkan yolları kapatarak eylem yapan çiftçiler zor koşullara rağmen direnişi terk etmiyor. Üç haftadır soğuk hava şartları altında barikatlarda nöbet tutan çiftçilerin 35'i hayatını kaybetti.

Binlerce çiftçi, Modi hükümetine, “Tarımda tekel şirketlerin egemenliğini artıracak düzenlemeler geri çekilsin” çağrısında bulunuyor. Çiftçi liderlerinden Darshan Pal, soğuk hava koşulları nedeniyle eylemci çiftçilerin hayatını kaybettiğini açıklarken Haryana eyaleti polis yetkilisi Manoj Yadav, can kaybının 25 olduğunu iddia etti. Yadav, ölümlerin 14’ünün çoğu kalp krizi ve soğuğa bağlı nedenlerle meydana geldiğini, 10 çiftçinin Pencap’tan Delhi’ye protestolara katılmak üzere gelirken yolda trafik kazalarında yaşamlarını yitirdiğini, bir çiftçinin ise iki gün önce intihar ettiğini belirtti.

Hindistan’daki çiftçi örgütlerinin çatı örgütü olan Tüm Hindistan Kisan Sangharsh Koordinasyon Komitesi’nden yapılan açıklamada ise eylemlere katılmak için çıktıkları yolda trafik kazalarında beş çiftçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yeni Delhi girişinde kamp kuran çoğu 60 yaşın üzerindeki çiftçiler soğuk havaya karşın geceyi traktörlerinde ve motorlu araçların arasında geçiriyor. Ülkenin kuzeyinde geceleri hava sıcaklığı 3-4 dereceye kadar düşüyor. Başbakan Narendra Modi’nin bakanlarının çiftçi örgütleriyle yaptığı görüşmeler ise sonuç vermiyor. Çoğu Pencap ve Haryana’dan gelen çiftçiler özel şirketlerin tarım alanındaki hâkimiyetini artıracak ve devletin çiftçilerden asgari fiyat garantisiyle satın alımını engelleyecek üç yasa geri çekilene dek eylemlere devam edeceğini vurguluyor.
21.12.2020
Devamı

Konya Ovası'na Son Günlerde Düşen Yağışlar Sevindirdi!

'Türkiye’nin tahıl ambarı' olarak bilinen ve bu yıl yağışların yetersizliği nedeniyle kuraklık tehlikesi olan Konya Ovası'na son günlerde düşen yağışlar sevindirdi. Yağışların devam etmesi halinde kuraklık tehlikesini atlatacaklarını belirten Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, "Bir nebze bu yağış bizi kurtardı. Bu yağışlarla Çiftçi stresten kurtuldu, nefes aldı. Hem de ülkemizin ihtiyacını karşılayacak hale geliriz, diye düşünüyorum" dedi.
 
2 milyon 200 bin hektarlık ekim alanına sahip Konya'da, yılda yaklaşık 2,5 milyon ton buğday üretiliyor. Bu nedenle  'Türkiye'nin tahıl ambarı' olarak bilinen Konya'ya geçen yıl temmuz- aralık döneminde 80 milimetre yağış düşerken, bu sene 30 milimetre yağış düştü. Yağış yetersizliğinden kuraklık tehlikesi olan kentte hafta başı 2 günlük yağış, ova için önemli oldu.
 
'Yağışların devamının gelmesi halinde kuraklığın atlatılabileceğini belirten Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, "Lokal de olsa Konya'nın genelinde bu yağışlar var. 5- 6 milimetre bir yağış. Bu yağışlar kurumadan devamı da gelirse inşallah kuraklığı atlatacağız, diye düşünüyorum. Bir nebze bu yağış bizi kurtardı. Geçmişteki yağışlardan tohum tanelerinde yüzde 10- 15 gibi bozulmalar vardı ama bu yağışlar kuvvetli olduğu için bununla belli bir yere kadar gidebiliriz. Bunun arkasının gelmesi lazım eğer arkası gelmezse sıkıntılar devam eder. Bunlar geçiş günlerimiz inşallah iyi olacak" diye konuştu.

Bu yağışların bir nebze de olsa çiftçinin nefes almasını sağladığını kaydeden Kavuneker, "Sahada büyük zararlar yok ama bu yağışlarla birlikte biraz kurtardık. Bu yağışlarla çiftçi stresten kurtuldu hem nefes aldı hem de ülkemizin ihtiyacını karşılayacak hale geliriz, diye düşünüyorum. Taneler rahmetle buluşmuş. Tohumlar, daha bozulmamış sağlam. İçinde tek tük çürüyen var. Zaten biz ekerken bozulan olabilir, diye biraz daha fazla tohum atıyoruz" dedi.

Karatay bölgesinde yer altı su kaynakları olmadığı için su kuyusu bulunmayan arazilerin zor durumda olduğuna dikkat çeken Kavuneker "Kurak arazisi olanlar, yağışları bekliyor. Yağmurla daha yeni çimlenecek ama ruhsatlı kuyuları olan arkadaşlarımızın arazilerinde tohum rahat bir şekilde çimlenmiş. Karatay bölgesinin 1 milyon 760 bin dekar arazisi var. Bunun yarısı sulanıyor yarısı da kurak arazi. Konya şu anda Türkiye'nin yüzde 10'unu karşılıyor. Karatay ise Konya'nın yüzde 10'unu karşılıyor. Eğer ki Konya havzası sulanırsa biz bu rakamları yüzde 25'e çıkarırız. Onun için de yurt dışından ithalat, diye bir şey söz konusu olmaz. Bir an önce tedbirlerin alınması lazım" diye konuştu.
21.12.2020
Devamı

Çiftçiler Hibeli Fidanları Almaya Başladı!

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin, kırsal kalkınma için hayata geçirdiği son projesi kapsamında, çiftçiler yüzde 50 hibeli fidanları almaya başladı.

Yaklaşık 1 yıldır tüm dünyayı etkisi altına alan COVID19 salgını yerel unsurların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel arz-talep dengesinin değiştiği 2020 yılında ulusal hükümetler yerel koruma paketleri açıklayarak kırsal alanları da içeren önlemler aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi de çeşitli destek paketleriyle hem kent merkezinde hem de kırsalda vatandaşların yanında oldu.'Kentten köye dönüş' mottosunun lafla değil icraatla gerçekleşeceği vurgusuyla hareket eden Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda kırsal kalkınma için pek çok projeyi hayata geçirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi son olarak 'Meyveciliği Geliştirme Projesi' kapsamında Kocaelili çiftçilere yüzde 50 hibeli mavi sertifikalı ceviz, cennet hurması ve doku kültürü ile kivi fidanı desteği verdi.
 
KAYITLI ÇİFTÇİLERE VERİLDİ
 
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü'ne yapılan başvurular sonrası Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan çiftçiler hibeden yararlanmaya hak kazandı. Hak sahipleri, ödemelerini yapmalarının ardından İzmit Sanayi Mahallesi'nde bulunan Kocaeli Üniversitesi eski Vinsan Kampusu alanından fidanlarını almaya başladı.

DESTEKLERİN DEVAMINI BEKLİYORUZ
 
Yüzde 50 hibe fidan desteğinden yararlanan ve Karamürsel'e bağlı Yalakdere'de çiftçilik yaptığını belirten İzzettin Baydemir, "Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın'a ve belediyemize çok teşekkür ediyorum" dedi. Verilen desteklerin çiftçi için son derece önemli olduğunu vurgulayan Baydemir, "Bu desteklerin bundan sonra da devam etmesini diliyoruz" şeklinde konuştu.

220 BİN FİDAN DAĞITILDI

Büyükşehir, Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında 2014 yılında itibaren 2 bin 250 çiftçiye yüzde 50 hibeli 200 bin adet mavi sertifikalı ceviz fidanı ve 20 bin adet 16 ayrı çeşit meyve fidanı desteği verdi.Bu proje ile birim alandan en fazla verim elde edilen, iklim şartlarına uyumlu, ekonomik getirisi yüksek meyve çeşitleri yetiştirilmesi hedefleniyor.

2500 ÇİFTÇİYE DANIŞMANLIK HİZMETİ
 
Diğer yandan çiftçilere alternatif tarım ürünlerine yönlendirmek, modern meyve bahçe tesis etmek amacıyla yaklaşık 1.000 adet kivi fidanı ve 12 dekar kivi bahçesi yapım malzemeleri desteği sağlandı. Ayrıca 350 mahallede 2.500 çiftçiye bitkisel üretim danışmanlık desteği de verildi.
21.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Koyunları Telef Olan Aileye Yardım!

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Talimatı ile olan Ali ve Seniye Tekin çiftinin mağduriyeti giderildi. Manisa'nın Demirci ilçesine yaklaşık 20 kilometre mesafedeki kırsal Esenyurt Mahallesi'nde yaşayan çiftin 26 Kasım'da çıkan yangında evi kullanılmaz hale gelmiş, ağılındaki 70 koyunu telef olmuştu.

Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün koordinasyonunda Tekin çiftine 120 koyun ve 1,5 ton hayvan yemi teslim edildi. "Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var" Bakan Pakdemirli, hediyelerin teslimi sırasında Tekin çiftiyle görüntülü konuştu. Tekin ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, koyunların nasıl telef olduğu konusunda bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını ileten Pakdemirli, ailenin başına gelen olay nedeniyle üzüntü duyduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da durumdan haberdar olduğunu ve ailenin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdiğini aktaran Pakdemirli, Bakanlığın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün, kaymakamlığın, belediyenin ve hayırseverlerin desteğiyle 120 koyun alındığını, yanan evin ve ağılın yeniden yapılacağını ve aileye 1,5 ton yem verildiğini ifade etti. Pakdemirli, bir daha böyle musibetler yaşanmaması temennisinde bulunarak "Biz her zaman sizin dertlerinizle dertleniyoruz. Her zaman söylüyoruz, sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var. Sizin gece ışıklarınız yanıyorsa bizim de burada ışıklarımız yanıyor. Derdinize derman olmaya çalıştık." ifadelerini kullandı. "Devletimiz ve milletimiz hep yanımda oldu" Ali Tekin de yardımları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Bakan Pakdemirli'ye teşekkür etti
21.12.2020
Devamı

“Organik Süt Üreticisi Kadın Çiftçiye Destekler Sürecek“

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dün olduğu gibi bugün ve yarın da hayvancılığı desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Pakdemirli, Silivri’de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca’nın da hazır bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli’ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı bölümleri gösterildi. Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek, “Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz. Bundan dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, “İşletmelerimiz de hakikaten yüz güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

20.12.2020
Devamı

Kütahya'nın Acı Kaybı!

Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Birliği Müdürü Özkan İnci, rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

2017 yılından bu yana Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Birliği Müdürlüğü görevini yürüten Özkan İnci, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı üzerinde yürürken rahatsızlandı.

 Ambulansla Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan İnci, hastanedeki tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Evli ve 2 çocuk babası olan İnci’nin vefatı kentte üzüntüyle karşılandı. Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği sanılan İnci’nin kesin ölüm nedeni yapılacak olan otopsinin ardından netlik kazanacak.
 
20.12.2020
Devamı

Terkos Gölünde Yasadışı Balıkçılık Denetimi!

Terkos Gölü’nde yasadışı balıkçılık yapanlara yönelik denetimde 2 ton balığa el konuldu. Canlı balıklar göl sularına geri bırakıldı…

Tarım ve Orman Bakanlığı İsta​nbul Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Jandarma birimleri ve balıkçılık derneklerinin birlikte gerçekleştirdiği Terkos Gölü’ndeki yasadışı ticari balıkçılık yapanlara yönelik denetimde yaklaşık 2 ton balığa el konuldu. Canlı olan balıklar tekrar ait oldukları alana bırakıldı.

Yapılan denetimlerde avcılığa uygun olmayan istihsal av malzemeleri olarak 17 bin metre uzatma misina ağına ve 150 takım büyük boy pinter ağa da el konuldu.

Denetimlerde ayrıca misina ağ ve pinter içinde bulunan canlı 1.500 - 1.600 adet, yaklaşık 2 ton muhtelif balığa da el konuldu. Balıklar ise canlı olduklarından tekrar iç sulara bırakıldı.

Mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere el konulan malzemelerin yanı sıra uyarılara uymayan 3 kişiye idari para cezası uygulandı.
20.12.2020
Devamı

“ Fiyatı Değişmeyen Tek Ürün Çiğ Süt ”

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru 2019 yılının Kasım ayından beri tüm girdilere zam gelmesine rağmen fiyatı değişmeyen tek ürünün çiğ süt olduğunu söyledi.
Son bir yılda süt maliyetlerinin yüzde 40 ile yüzde 55 arasında arttığını belirten Mutlu Doğru, maliyetlerin Ulusal Süt Konseyi tarafından şeffaf bir şekilde açıklanmasına rağmen bu konseyin by-pass edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
Devlet kurumları olan Toprak Mahsulleri Ofisi ile Et ve Süt Kurumu var. TMO, çiftçinin ürününü alıyor, fiyat belirlemesi de gayet doğal.

Ancak, sütü devletin hangi kurumu alıyor da serbest piyasaya müdahale ediliyor? Burada bir çelişki söz konusu. Et ve Süt Kurumu da, eğer çiftçi açıklanan 2.80 TL'den sütünü satamaz ise çiftçinin sütünü satın almalı ve süt tozu yaparak değerlendirmelidir. Doğrusu budur. Çünkü, satın alacağınız ürüne referans fiyat açıklarsınız, ama satın alınmayan ürüne fiyat açıklamak serbest piyasa ekonomisi açısından yanlış bir uygulama.

Açıklanan fiyatın süt ineklerinin kesimini önlemeyeceğini belirten Mutlu Doğru, çiftçinin borcunu ödeyemediğini, gücünün de ineğine yettiğine dikkati çekerek, “Üstelik her üretici de sütünü 2.80 TL'den satamıyor. Süt üretiminin yüzde 80'ini küçük çiftçi yapıyor. Çiftçi, süt toplayıcılara, birliklere ya da mandıralara satış yapıyor. Sütünü direk sanayiye satamayan küçük üreticimizin toplama ve soğutma masrafı olarak en az yüzde 8'lik bir kaybı da oluyor. Yani 2.80 TL'lik fiyat her çiftçinin cebine tam olarak girecek bir bedel değil” diye konuştu.
 
19.12.2020
Devamı

Çiftçilerin İcra ve Hacizleri Ertelendi!

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin dört bir yanında çiftçilerin tepkilerine yol açan tüm haciz işlemleri ve icra takiplerinin 3 ay boyunca ertelendiğini duyurdu.

Tarım kredi kooperatifine borcu olan binlerce çiftçi yapılandırılmalarla ilgili açıklama beklerken Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz yaptığı açıklamada, COVID-19 un yaratabileceği olumsuz etkileri azaltmak amacıyla borç ve haciz işlemlerinin 31.03.2021 tarihine kadar ertelendiğini bildirdi.

Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklama şöyle:

“Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid 19 salgınının sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkilediği görülmektedir.

Bu kapsamda Tarım Kredi Kooperatifleri olarak, Covid 19 salgınının tarım sektöründe yaratabileceği olumsuz etkileri azaltmak amacıyla, 31.03.2021 tarihine kadar kurumumuzun kredi alacaklarının tahsili için yürütülmekte olan tüm haciz işlemleri ve icra takipleri durdurulacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

19.12.2020
Devamı

TMO’dan Kuraklık Açıklaması!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO),ülke genelinde iç kesimler hariç son üç ayda alınan yağışlara bakıldığında, bölgesel olarak meteorolojik anlamda bir kuraklık riski bulunsa da bunun henüz tarımsal kuraklık boyutuna ulaşmadığını tespit etti
Hububat ve bakliyat gibi ürünleri yakından takip eden TMO, bu amaçla Hububat ve Bakliyatta Yağış, Ekiliş ve Gelişim Analizi Raporu hazırladı. Rapor, TMO personelinin sahadan bire bir gözlemi, meteorolojik veri ve teknik bilgilerle hazırlandı.
Raporda, yağışlar doğrultusunda 2020/2021 sezonu ekiliş ve bitki gelişimi değerlendirildi.

Yağışlar, kasımda mevsim normallerine göre yüzde 49 azalırken, geçen yıla kıyasla yüzde 12 arttı. Kasım ayında özellikle Ege, Marmara ve İç Anadolu'nun kuzey ve batısında normale göre azalma yer yer yüzde 80'lerin üzerine çıktı.
Rapora göre, hububat ekilişleri yüzde 90 seviyesinde gerçekleşti, Doğu Anadolu Bölgesi dışında devam ediyor.
Eylül, ekim ve kasım ayları birçok bölgede kurak geçerken, bu durumun devam etmesi halinde özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde erken ekim yapılarak çıkışı gerçekleşen hububat için risk oluşabilecek. Kıraç alanlarda ise nem oranı yetersiz olduğundan çimlenmede gecikme yaşanacak. Dolayısıyla iç bölgelerde tohumun çimlenmesi ve bitki çıkışının sağlanarak gelişmesine başlaması için yağış önem taşıyor. Ülke genelinde sulanabilen ve erken ekilen alanlarda çimlenme ve çıkışın gerçekleştiği, kıraç alanlarda ise henüz çimlenme ve çıkışın yaşanmadığı veya yetersiz olduğu gözlendi.

Ülkede kırmızı mercimek üretiminin yaklaşık yüzde 94'ünün yapıldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağışların yetersiz olmasından dolayı ekilişler kasım ayı başı, Adıyaman'da ise aralık ayı başı itibarıyla başladı. Ekilişlerin geçen sene seviyelerinde olması bekleniyor. Genel olarak ekiliş yapılan yerlerde herhangi bir olumsuz durumun bulunmadığı, ekilişlerin geçen yıl da ekim yapılan alanlarda gerçekleştiği belirlendi.

Nohut ekili alanlarda ise kırmızı mercimek ve hububata kayma nedeniyle geçen yıla oranla yüzde 25 azalış olması öngörülüyor. Bölge genelinde yağışların başlamasından dolayı ekilişlerin aralık ayının ikinci yarısından itibaren hız kazanması bekleniyor.
Ülke genelinde (İç Ege, Güneydoğu'nun batısı, İç Anadolu'nun batısı ve Doğu Anadolu'nun batı kesimleri hariç) son üç ayda alınan yağışlara bakıldığında bölgesel olarak meteorolojik anlamda bir kuraklık riski bulunsa da bunun henüz tarımsal kuraklık boyutuna ulaşmadığı belirlendi.
19.12.2020
Devamı

Nihat Çelik’e Yılın Hizmet Adamı Ödülü

News Time ve News Türk Medya Grubu, sektördeki merkez birlikleri arasından 2020 yılının “Yılın Hizmet Adamı” ödülünü, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik’e verdi.
 
Çelik’e, ödül plaketini News Time ve News Türk Medya Grubu Genel Müdürü Amina Mirzayeva, ödül beratını Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Kerim Akbaş takdim etti.
 
Nihat Çelik, Medya Grubunda gerçekleştirilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, Türk milletinin güzel bir geleneğe sahip olduğunu, savaşa gidene barut, hizmete koşana ödül verildiğini belirtti. Ödülü, 80 il birliği ve 270 bin yetiştirici adına kabul ettiğini bildiren Çelik, şunları söyledi:
 
“Ödül için News Time ve News Türk Medya Grubu’na şahsım ve sektörüm adına teşekkür ediyorum. Ödülü il birliklerimiz ve yetiştiricilerimiz adına alıyorum. Çünkü asıl başarı onların, sahada gece gündüz, yağmur, çamur, soğuk, sıcak demeden çalışan, alın teri ile ekmeğini kazanan yetiştiricilerimiz ve il birliklerimizindir. Onlar adına bu ödülü almam benim için şereftir. Başarımızda Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ile uyum içinde çalışmamız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sektörümüze verdiği desteğin büyük payı vardır. Bu ödülde, Merkez Birliğimiz ve il birliklerimizin güzel bir birliktelik göstermesi, uyum ve hizmet yarışı içinde olmasının da payı büyüktür. Bu açıdan da benim için çok değerli bir ödül.”
 
Kerim Akbaş ise, sıkı bir araştırmaya dayalı, ayrıntılı bir çalışma sonucu ödül alanları belirlediklerini, merkez birlikleri içinde de Nihat Çelik’i bu ödüle ülke ve çiftçi yararına yaptığı çalışmalar dolayısıyla layık gördüklerini belirtti. Akbaş, “bu ödül çiftçimiz ve ülkemiz adına çalışmalarınızın devamı için verilmiş bir ödüldür” dedi.
19.12.2020
Devamı

Bir Gözünü Kaybeden Tarım İşçisi Adalet Peşinde!

Antalya’nın Kepez ilçesinde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Altın Erdoğan, tarladan dönerken servis aracında maske takılmasını talep ettiği için darp edildi. Bir buçuk ay önce meydana gelen olayın ardından bir gözünü kaybeden Erdoğan, adalet arıyor.

60 yaşındaki Erdoğan, geçim sıkıntıları nedeniyle eylül-ekim aylarında nar ve portakal bahçelerinde mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Sabah hava aydınlanmadan nar bahçesine giden Erdoğan, günlük 80 lira yevmiye ile çalıştığını söyledi.

Olay günü kendilerini tarlaya götüren çavuş dedikleri kişi ile tartıştığını belirten Erdoğan, “Yemek dahi yemeden sabah 7’den akşam 3’e kadar çalıştık. Ben çavuşa, ‘Yemek yemeyecek miyiz, biz köle değiliz?' dedim. Çavuş, ‘Yemek yok. Tarlayı bir an önce bitirip gideceğiz' dedi. Bu olaydan sonra gün boyu benimle uğraştılar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Akşam dönerken serviste genç işçiler vardı, maske takmıyorlar. Onları uyardım 'maske takın' diye. Sonra onları videoya çekmeye başladım. Çavuşun eşi arabayı durdurdu, yanıma geldi, boğazımı sıktı. Telefonumdan videoyu sildiler. Evin yakınına geldiğimizde beni beklettiler. Eve gitmeye çalıştığımda da saldırdılar. Sol gözümden kanlar akmaya başladı. Bir gözüm görmüyordu zaten, şimdi diğer gözümü de kaybettim. Adaletin yerini bulmasını, bu kişilerin yargılanmasını istiyorum.”

Erdoğan’ın avukatı Bilge Yılmaz ise hukuk mücadelesi başlattıklarını açıkladı. Yılmaz, “Karakol soruşturması henüz tamamlanmadı. Altın hanım için hastaneden bir ön rapor bekleniyor şu an. Ancak karakol soruşturması eksik yapılmış zaten. Müvekkilin telefonunun zorla alınıp video kayıtlarının silinmesi vb. soruşturulmamış. Bunun için savcılığa ek başvuruda bulunduk” dedi.

Erdoğan’ın korkutulduğunu belirten Yılmaz, “Azmettirici S.A ve eşi H.A., Altın hanımı çocuklarını kaçırmakla tehdit etmiş. Korkudan ilk ifadesinde kaza yaşandığını söylemiş”diye konuştu.

Erdoğan’ın sol gözündeki görme kaybının yüzde 97 olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hukuk mücadelesi başlattık. Çok fazla destek telefonları alıyoruz. Bunlar bizim için moral oluyor. Altın hanım yalnız olmadığını hissediyor” ifadelerini kullandı.

18.12.2020
Devamı

İcralık Çiftçi Kalp Krizi Geçirdi!

Tarlası, evi, traktörü hacizlik olan çiftçiler borçlarına çare aramak ve sesini duyurmak için dün Ankara’ya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen günlerde yaptığı açıklamada "Çiftçiyi, esnafı asla unutmadık… Onları da… Kabine Toplantımızın ardından açıklayacağız" sözlerinin ardından beklenilen açıklama gerçekleşmeyince çiftçiler soluğu başkentte aldı. Türkiye'nin dört bir yanından Ankara’ya gelerek Tarım ve Kredi Kooperatifi ve bankalara borçlu çiftçiler TBMM önünde buluşarak dertlerinin anlatmak istedi. Ancak polis çiftçileri, Meclis yerleşkesine yaklaştırmadı.

Çiftçilerin bir kısmı polis eskortu eşliğinde Ankara dışına çıkarılırken gruplar halinde Ankara’da bulunan çiftçilerin yerini açıklamayanlara da ceza keseceğini söyledi.

İCRAYI DUYDU KALP KİRİZİ GEÇİRDİ 

Uşaklı çiftçi Mazhar Ulubey’in babası borçları için icra avukatı tarafından aranınca kalp krizi geçirdi. Ulubey, “Traktörümüz ve arabamız haczedildi. Borcumuzun yarısından fazlasını ödedik. Avukat bizden rüşvet istedi. ‘Biz sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız’ dediğimiz için avukat dün bizi mahkemeye vermiş ve mahkeme kâğıdı eve geldiğinde babam kalp krizi geçirdi.  Şu an yoğun bakımdan yatıyor. Bizim borcumuz bitirilmek istenmiyor bizden rüşvet isteniyor” dedi.

Amasya’dan Ankara’ya gelen Arif Özdoğan da, "Biz insanız, bizim ürettiklerimizi siz akşam götürüp çocuklarınıza yediriyorsunuz. Çocuğuna nasıl diyeceksin ki ben çiftçileri ite kalka arabaya doldurdum. (ellerini göstererek) bu ellerim tarlada taş topladığı için bu hale geldi. Ben çocuğumun kumbarasını boşaltarak buraya geldim. Cumhurbaşkanı bizden ağlamamızı bekliyor. Biz sonuna kadar onu destekledik. Yine de desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

“KEFİLLİKTEN DOLAYI BİRBİRİMİZİN YÜZÜNE BAKAMIYORUZ”

Amasyalı Ömer Sarı,"Elimizden traktörleri alıyorsunuz, biz bu borçları neyle ödeyeceğiz. Yarın da arazimizi alacaksınız. Kendi köyümüzde kefillikten dolayı kimse kimsenin kapısını açmıyor. Birbirimizin yüzüne bakamıyoruz, baksak kavga çıkacak" diye konuştu.

 “KÖYDE HERKES TRAKTÖRÜNÜ SAKLADI”

Salih Bahçıvan, "Meclis önünde bizi apar topar dağıttılar. Sadece CHP’li vekiller var. İktidar partisinden hiç kimse yanımızda değil.  Kefillik yüzünden aracımı kaptırdım, amcamın borcunu ödeyip çıkardım tekrar haciz gelecek diye traktörümü sattım hala diğer araçlarım da traktörüm de hepsi hacizli. Köyde herkesin tarım aletleri hacizli kimse kullanamıyor, korkusundan dışarı çıkaramıyor. Herkes saklamış durumda" diye konuştu.

18.12.2020
Devamı

Tarihteki İlk Tarım Yerleşimi Güvercinkaya Hakkında Sohbet Programı

Güvercinkaya (Porsukkaya) Yerleşimi kazı başkanı İÜ FEF Arkeoloji ve Sanat Tarihi emekli öğretim üyesi Prof.Dr Sevil Gülçur, kazı başkan yardımcısı NEÜ FEF Arkeoloji Bölümü öğretim görevlisi Dr. Pınar Çaylı, Mimar-Tarım Turizmcisi Faik Bayramoğlu’nun yöneticiliğinde tarım tarihimizin en değerli yerleşim yerlerinden Güvercinkaya’yı konuşacaklar.
19 Aralık 2020 Cumartesi günü 20.00-23.00 saatleri arasında Zoom üzerinden çevrimiçi gerçekleştirilecek sohbet programı, herkesin katılımına açık olup, hocalarımız sunum sonrası katılımcılardan gelecek soruları da cevaplayacaktır. Sohbet programına katılım için, katılımcıların iletişim bilgilerini agri@agritoursturkey.com veya 0 534 526 52 80 WhatsApp iletişim kanallarına göndermeleri yeterlidir.
Güvercinkaya (Porsukkaya) yerleşimi ve kazısı hakkında hazırladığım kısa bir bilgilendirme yazısını  sohbet öncesi okumanız, sohbet sırasında etkileşimi arttıracaktır.

GÜVERCİNKAYA (PORSUKKAYA) YERLEŞİMİ VE KAZISI

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden (Emekli) Sayın Prof. Dr. Sevil Gülçur tarafından 1996 yılında başlatılan Anadolu’da en kapsamlı araştırılan, Taş-Maden Çağı olan Kalkolitik Çağa ait (M.Ö.-5000-M.Ö. 3100), Aksaray İli, Gülağaç İlçesi Çatalsu köyünde bulunan Mamasın Baraj Gölü kenarında yüksek bir kaya üzerinde konumlanmış Güvercinkayası (Porsuklukaya) höyük kazısı, 22 yıl sonra 2019 yılında sonlanmıştır. Bu süre için de 4000 m2’lik yerleşmenin % 99’u kazılmıştır.

Kazı çalışmalarına daha sonra ki yıllarda Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi öğretim görevlisi Dr. Pınar Çaylı katılmış, alan kazılarında yöneticilik yapmış,  2018 yılından sonra da kazı başkan yardımcılığını üstlenmiştir.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülen Güvercinkayasıve Çevre Araştırmaları kazısı sonunda, müzesi de Aksaray Müzesi ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü BAP Birimi destekleriyle 2020 yılında tamamlanarak, yapılan bir törenle ziyarete açılmıştır.

Günümüzden yaklaşık 7000 yıl öncesine tarihlenen bu kayalık üstündeki köy, kuruluşundan terk edilene kadar kuru tarım bölgelerinde toprak işleme ve hayvancılık faaliyetlerini yürütmüştür. Aynı zamanda ‘’Artı Ürün’’ varlığı ve bunun depolanması, işlenmesi ve idaresi konularında son derece özgün bir yerleşme olan Güvercinkayası’nda evcil hayvan sayısının artması ile sürü hayvancılığı bir iş koluna dönüşmüş; yün, süt ve süt ürünleri gibi yan mamuller ekonomiye katılmıştır.

Buluntular yerleşmede toplumsalbir dinamiğin, yerleşim anlayışının elitlere doğru giden bir sınıfla, daha az elit veya daha kırsal bir kesimin de olduğunu göstermekte.
Bu açılardan bakıldığında bu yerleşimin tarım tarihimizin en değerli yerleşim yerlerinden biri olduğu görülmekte.

Haber: Cengiz DOĞAN

 
18.12.2020
Devamı

Küçük Ölçekli Balıkçıya Destek Ödemesi Bugün

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük ölçekli geleneksel kıyı balıkçılarına bugün saat 18.00’dan sonra 13 milyon 733 bin lira destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, küçük ölçekli kıyı balıkçılığı sektörünün refahı ve menfaati için balıkçıların bilgilerini kayıt altına aldıklarını ve onları desteklediklerini dile getirdi.
Türkiye’deki balıkçılık filosunun yüzde 90’ını küçük ölçekli balıkçıların oluşturduğunu ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Kıyı balıkçılarımızın üretiminin tamamına yakını yerelde ve taze olarak tüketiliyor. Bu şekilde sağlıklı gıda güvenliğine ve fiyat istikrarına katkı sağlanıyor. Bu nedenle kıyı kesiminde yaşayan halkımızın geçimine destek olmak, kırsal kalkınmayı sağlamak amacıyla küçük ölçekli balıkçılarımıza destek veriyoruz. Bu kasamda, 2020 yılı için 13.132 balıkçımızın hesabına toplam 13 milyon 733 bin lira destek ödemesini bugün saat 18.00’dan sonra yapacağız.”

“COVİD-19 SÜRECİNDE BALIKÇILARIMIZI YALNIZ BIRAKMADIK”

Covid-19 sürecinde balıkçıları unutmadıklarını ve onlarını yalnız bırakmadıklarını dile getiren Pakdemirli, kıyı balıkçılığının yanı sıra, su ürünleri yetiştiriciliğine, işlenmiş su ürünlerine, balon balığı avcılığına, balıkçıların alet ve ekipman alımına destek vermeye devam ettiklerini de sözlerine ekledi.​
18.12.2020
Devamı

Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

Kırklareli İl Tarım ve Hayvan Müdürlüğü tarafından Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme İl Alt Komisyonu yılın son toplantısı yapıldı.

Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme İl Alt Komisyonu İl Tarım ve Hayvancılık Müdürü Funda Eylem Özel başkanlığında Komisyon üyeleri ve STK temsilcilerinin katılımı ile zoom programı üzerinden gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını Kırklareli İl Tarım ve Hayvancılık Müdürü Funda Eylem Özel yaptı. Özel, toplantıda Kırklareli'nin genel tarımsal yapısına değindi. Daha sonra Bitkisel üretim ve Hayvancılık konularında çeşitli sunumlar yapıldı. Ekonomik yatırım konularının ardından oda ve birlik temsilcileri, çiftçilerin ve toplantıya katılan İl Müdür Yardımcıları, Şube Müdürlerinin kendi alanları ile ilgili 2020 yılı değerlendirmeleri sonucunda toplantı sona erdi.
18.12.2020
Devamı

Buzağı Destek Başvuru Ödemeleri E -Devlette

Coronavirüs (Covid19) salgınından vatandaşları korumak ve salgının yayılmasını engellemek maksadıyla Buzağı Destek Başvuru ödemeleri e-devlet üzerinden yapılmaya başlandı.

2020’yi dijitalleşme yılı olarak ilan eden Tarım ve Orman Bakanlığı çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm iş ve işlemlerini “e-tarım” portalında tek çatı altında toplamıştı. Şimdi ise tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüs salgınına karşı il ve ilçe müdürlüklerindeki yoğunluğun azaltılması için Tarım ve Orman Bakanlığı yeni bir adım daha attı.

Bu çerçevede “Buzağı Destekleme Hizmet Bedeli” tahsilatı ve örgütlü olmayan yetiştiricilerin Buzağı Destekleme Başvurusu işlemlerinin elektronik ortamdan yapılabilmesi için edevlet.tarbil.gov.tr adresi üzerinden “Buzağı Destekleme Başvurusu Ödemesi” modülünü devreye aldı.
Bir dakika gibi kısa bir sürede Buzağı Destekleme Başvuru ödemesi yapmak isteyen gerçek ya da tüzel kişi “Buzağı Destekleme Başvurusu” ödemesini edevlet.tarbil.gov.tr adresi üzerindeki ilgili modülden kredi kartı ile yaptıktan sonra, başvuru işlemi yetkili memur tarafından kontrol edilecek ve işlem tamamlanacak.

Üretilen bu elektronik başvuru sayesinde gerçek veya tüzel kişiliğin il ve ilçe müdürlüklerine şahsen başvuru yapmasına gerek kalmayacak.

Tarım ve Orman Bakanlığının diğer sistemleri ile bütünleşmiş olacak şekilde tasarlanan bu sistem ile Buzağı Destekleme Başvurusu yapmak isteyen kişiler, T.C. kimlik numaraları ile e-devlet üzerinden doğrulanacak.
Kimlik doğrulaması yapılmayan kişinin başvuru yapmasına izin verilmeyecek. ​
 
 
17.12.2020
Devamı

Sıfır Gümrüklü İthalata CHP’li Sarıbal’dan Tepki

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, Cumhurbaşkanlığı kararı ile buğday, arpa ve mısır ithalatında uygulanan sıfır gümrükle ithalat kararı için “Bu Türkiye tarımının bittiğinin adıdır. Bu Türkiye tarımının AKP tarafından çökertilmesinin adıdır. Bu yabancı şirketleri zengin etme ve kendi çiftçisini batırma politikasıdır” diye tepki gösterdi.

Daha önce Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığıyla yapılan tarımsal ürün ithalatının 21 Ekim 2020 tarihinde özel sektöre de verildiğini hatırlatan Sarıbal, “Daha önce ‘paramız var ki ithal ediyoruz’ diyen Tarım Bakanı ve hükümet, döviz krizinden sonra ‘başınızın çaresine bakın’ diyerek, özellikle yem için kullanılmak üzere, özel sektöre buğday, arpa ve mısır ithalat izni verildi” dedi.

İthalat sopası hükümeti terbiye ediyor
2017 yılında buğdayda, arpa ve mısırda  %130, küçükbaş ve büyükbaş hayvanda %135, karkasta ette %100, kemiksiz ette %225 oranında gümrük bulunduğunu hatırlatan Sarıbal, şunları söyledi:

“Özellikle tek adam keyfi yönetimi sırasında 2020 yılında gümrükler buğdayda %45’e, arpada %35’e, mısırda %25’e, küçükbaşta %40’a, büyükbaşta  %26’ya, karkas ve kemiksiz ette %40’a düşürüldü. 21 Ekim 2020 tarihli kararla da buğday, arpa ve mısırda 31 Aralık 2020 tarihine kadar gümrük sıfırlandı. Bugün (17 Aralık 2020) açıklanan karar ile bu tarih 4 ay daha uzatılarak 30 Nisan 2021 tarihine kadar izin veriliyor.

Bu Türkiye tarımının bittiğinin adıdır. Bu Türkiye tarımının AKP tarafından çökertilmesinin adıdır. Bu yabancı şirketleri zengin etme ve kendi çiftçisini batırma, kendi tüketicisine pahalı ürün tükettirme politikasıdır.

Uzun süredir ithalatla çiftçiyi terbiye ediyorlardı. Bugün o terbiye sopası iktidarı terbiye ediyor. Gümrükleri sıfıra indirmelerine rağmen ucuz ürün alamıyorlar. Çünkü gümrükleri sıfırlarken, yabancı ülkeler durmadı ve hızlıca fiyat arttırdılar.

Ülke tarımına ihanet
Bakan o gün bütçe görüşmelerinde ‘biz 160 dolara buğday aldık. Sonra 180 dolara buğday aldık’ dedi. Soruyorum, 160 dolara ne zaman buğday almış? 180 dolara ne zaman buğday almış? Buğday fiyatı yaklaşık 5-6 aydır 220 dolar ile 235 dolar arasında değişiyor.

Bu topraklara ihanet etmek bu kadar açık ve net olamaz. Bu ülkenin toprağına, suyuna, çiftçisine, üretim biçimine, tüketicisine bundan daha büyük ihanet olamaz. Toprağımızı, suyumuzu mahvettiler, ormanlarımızı yağmalıyorlar. Tohumlarımızı tamamen yabancılaştırdılar. Yetmedi, bugün ülkenin ne gıda egemenliği kalmıştır ne gıda güvenliği kalmıştır.

İthal ettiklerinin üçte biri kadar tarım sektörümüzü, çiftçimizi destekleseydik bugün liberal politikaların, vahşi kapitalizmin oyuncağı olmazdık.

Bakan istifa etmeli
Gümrükler, desteklemeler bir ülkenin temel tarım politikasını belirler. Gıda egemenliğini ve güvenliğini bunun üzerinden sağlarsınız. Siz eğer sizden önceki iktidarların koyduğu gümrüklerin ne anlama geldiğini bilmiyorsanız orada oturmayın. Tarım Bakanını derhal istifaya davet ediyorum. Bir ülkenin tarım politikası ancak bu kadar kötü yönetilebilir. Tarım ancak bu kadar yerle bir edilebilir.
Çiftçiden buğdayın tonunu 1620 TL’den aldılar. Şu anda dışarıdan aldıkları buğdayın kilosu 2 TL’nin altında değil. Bunun nakliyesi teslimi 2.20 TL-2.40 TL arasında değişiyor.  Mısır, arpa yine öyle. Bunu kabul etmemiz, razı olmamız mümkün değil.

Çiftçi isyan ediyor alınan kararlara. Şu uçaklardan inin, şu saraylardan çıkın şu halkın feryadını duyun. Bu ülkenin toprağına, suyuna, çiftçisine ihanet etmeyin.”

İthalat rekorları
CHP’li Sarıbal, son iki yılda buğday, arpa ve mısırda ithalat rekorları kırıldığını söyledi. 2019 yılında buğday ithalatında dünya rekoru kırıldığını belirten Sarıbal, 9 milyon 800 bin ton buğday ithalatına 2 milyar 265 milyon dolar, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 7 milyon 606 bin ton buğday ithalatına 1 milyar 795 milyon dolar ödendiğini söyledi. 2003-2020 Ekim tarihleri arasında toplam 69 milyon 656 bin ton buğday ithalatına 18 milyar 161 milyon dolar ödendiğini söyleyen Sarıbal, şu bilgileri verdi:

“2019 yılında 510 bin ton arpa ithalatına 109 milyon dolar ödendi. 2020’nin ilk 10 ayında ise yıl bitmeden 748 bin ton arpa ithalatı ile geçen yıldan %50 daha fazla ithalat yapılarak 138 milyon dolar dolar para ödendi. 2003-2020 Ekim tarihleri arasında 4 milyon 485 bin ton arpa ithal edilerek 1 milyar 43 milyon dolar ödendi. 2019 yılında 3 milyon 593 bin ton mısır ithalatıyla Cumhuriyet dönemi rekoru kırıldı ve 703 milyon dolar para ödendi. 2020’nin ilk 10 ayında ise 1 milyon 903 bin ton mısır ithalatına 388 milyon dolar ödendi. 2003-2020 Ekim tarihlerinde ithal edilen mısır miktarı ise 22 milyon 191 bin ton. Ödene para 5 milyar 70 milyon dolar.”dedi.
 
 
17.12.2020
Devamı

Malları Haczedilen Çiftçiler Ankara’ya Sokulmadı!

Borçlarını ödeyemedikleri için mallarına haciz gelen çiftçiler Türkiye’nin dört bir yanından sorunlarını Meclis’te anlatabilmek için Ankara’ya geldi. Ankara'daki çiftçiler Meclise yaklaştırılmazken, şehir dışından gelenler kente dahi sokulmadı. Amasyalı çiftçi Arif Özdoğan, içinde bulunduğu durumu "Buraya gelebilmek için çocuğumun kumbarasını boşalttım" diyerek anlattı. 

Polis eşliğinde başkent dışına çıkarılan çiftçiler Ankara’ya 25 km mesafedeki bir akaryakıt istasyonunda kendilerini destek olmaya gelen CHP milletvekilleri Kamil Okyay Sındır, Okan Gaytancıoğlu, Ayhan Barut’a sıkıntılarını anlattılar. 

Sivas’tan gelen Başar Yıldırım, kabine toplantısını dört gözle beklediklerini ancak hayal kırıklığına uğradıklarını belirterek "Torba yasasında da çiftçi yapılandırılması var denilmişti. Şu anda ekim ayı ama bizim traktörlerimiz yedieminde. Sivas’tan 120 lirayı zor bularak geldim" dedi. 

Amasyalı Ömer Sarı ağır bir borç yükü altında olduklarını anlatttı. Sarı," Bir arkadaşın cebinde kuruşu yok. Yol parasını kendi aramızda topladık. Borçlarımız ana sermayemizi geçti. Kendi köyümüzde kefillikten dolayı kimse kimsenin kapısını açmıyor. İnsanlar yan yana gelmiyor kavga çıkacak diye. Herkes birbirine kefil, annesi çocuğuna, komşu komşuya"  ifadelerini kullandı.

Amasyalı Mithat Uçar tarım kredisi kullandığını ancak borcun altından kalkamadıklarını belirtti. Uçar, "Bizim büyüklerimizden beklentimiz bizim faizlerimizi silsin, temerrütlerimizi kaldırsın. Beş eşit parçaya bölsün, biz de borcumu ödeyelim, çoluğumuza çocuğumuza ekmek götürelim" dedi.

"1 liraya domatesi satıp 5 liraya fide alırsam, ben borcumu ödeyemedikten sonra çiftçilikle niye uğraşayım?" diye soran Amasyalı Salih Bahçıvan, "Ondan sonra millete devlet destek veriyor. Hibe veriyor. Öyle bir şey yok. 15 dönüm seram var, bana 20 TL mazot desteği vermiş o mazot traktörümü çalıştırdığımda bitiyor. Kaç senedir böyle. 12 yaşımdan beri çiftçilik yapıyorum, 4 senedir böyle bir sıkıntı yaşamadım" diye konuştu.

Sakarya'dan gelen Gökhan Tarım, saplandığı borç batağını şöyle anlattı:

"Traktörümüzü sattık, ineklerimizi sattık hala borcumuz bitmiyor. Biz bittik yapacak bir şeyimiz kalmadı. 50 bin lira borç bir ayda olmuş 140 bin lira. Geçen sene 50 dönümlük ıspanak tarlamızda kaldık. Bizim suçumuz neydi? Çıkamıyoruz işin içinden"

Amasya'dan gelen Arif Özdoğan ise şunları söyledi:

"Harçlık bulamadım çocuğumun kumbarasını boşalttım, Cumhurbaşkanına sesimi duyurmak için. Bizim bu borçları ödeme şansımız yok. Traktörümü aldıktan sonra beni öldürsün. Bizden ağlamamızı mı bekliyor cumhurbaşkanı? Sonuna kadar biz onu destekledik. Yine de desteklemeye devam edeceğiz. Polisler bizim kolumuzdan tutup bizi buraya getirdiler. Benim malım yok halim yok. Polis diyor ‘siz buraya geldiniz suç işlediniz.’ Bizim ürettiklerimizi siz çocuklarınıza götürüyorsunuz. Siz nasıl akşam çocuğunuza bunu yedirebileceksiniz. Şu ellerime bakın taş toplayarak bu hale geldi."

17.12.2020
Devamı

Haluk Levent İstismara Uğrayan Buzağıyı Satın Aldı

Sanatçı Haluk Levent, Antalya'da cinsel saldırıya uğrayan iki aylık buzağıyı satın aldı. Buzağı ve annesi bundan böyle iki sene önce kurban bayramında denize atlayan 'Boğa Ferdinand' ile aynı çiftlikte yaşayacak.

 

Konudan haberdar olan sanatçı Haluk Levent ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Buzağının sahibi ile görüştük. Sürecin takipçisi olacağız. Bir hayırseverimiz de destek oldu. Buzağı ve annesini Ferdinand’ın çiftliğine gönderiyoruz. Orada mutlu bir şekilde yaşayacaklar” ifadelerine yer verdi.

2018 yılında Kurban Bayramı’nın birinci günü Rize’nin İyidere ilçesinde hayvan pazarından kaçıp, bayramın dördüncü günü de yüzerek geldiği Trabzon’un Sürmene ilçesi sahilinde kurtarıldıktan sonra Haluk Levent’in kurucusu olduğu Ahbap Platformu tarafından satın alınan ‘Ferdinand’ adlı boğa, İzmir’deki çiftliğe yerleştirilmişti.

 

BUZAĞI VE ANNESİ GÖTÜRÜLDÜ

Sanatçı Haluk Levent, buzağı ve annesinin sahibi Abdulkerim Gürbüz’le iletişime geçip, hayvanların bedelini ödeyip satın aldı. Dün İzmir’deki çiftlikten gönderilen hayvan nakil aracı Gazipaşa’nın Yeşilyurt Mahallesi’ne ulaşarak buzağı ve annesini alarak, çiftliğe götürmek üzere yola çıktı

Abdulkerim Gürbüz, olayın ardından yaptığı açıklamada, “Üzücü bir olay yaşamıştık, olayın basına yansımasıyla birlikte Haluk Levent hayvanlarımıza ücretini ödeyerek sahip çıktı. Bizler de teslimatını yaptık. Haluk Levent abimize teşekkür ederiz. Çiftlikte hayvanlarımızın daha güzel yaşayacaklarına inanıyorum” dedi.
17.12.2020
Devamı

“Trans Yağ İbaresi Etiketlerde Kalabilir”

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde 'trans yağ' ibaresini kaldırmak için hazırladığı yönetmelik taslağında geri adım atacağı sinyalini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin HaberTürk televizyonunda Mehmet Akif Ersoy'un sunduğu programda hazırlanan taslağın görüşe açıldığını ve gelen görüşler doğrultusunda trans yağ ibaresinin etiketlerde kalabileceğini söyledi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Seçkin, program sonunda son bir cümleniz var mı sorusuna: "Yani 'trans yağ yoktur' ifadesi ile ilgili bir gündem oluştu. Bunun kullanılabileceğini ifade etmek istiyorum, özellikle" yanıtını verdi.

Mehmet Akif Ersoy'un "etiketlerden kaldırılmayacak değil mi?" sorusuna ise Seçkin "Evet" dedi.
17.12.2020
Devamı

Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Tarım ve Orman Bakanlığınca hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı, bin bir emekle üretim yapan Antalyalı çiftçilere, ürünlerini daha avantajlı şekilde satma imkanı sağladı.
Çiftçileri daha fazla üretime teşvik etmek, aracıları kaldırarak ürünün değer fiyattan satılmasını sağlamak amacıyla DİTAP'ın devreye alınmasıyla Antalya genelinde çalışma başlatıldı.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleri ekipleri, kentte kesintisiz üretime devam eden çiftçileri, DİTAP'ı nasıl kullanacakları konusunda bilgilendirdi.
DİTAP'ı kullanmaya başlayan üreticiler, yetiştirdikleri domates, salatalık, kapya biber, yeşillikler, patlıcan gibi ürünleri hale götürmeden henüz seradayken çevrim içi ortamda daha yüksek fiyata satabiliyor.

"Aracılar ortadan kalktı"

Kepez Tarım ve Orman Müdürü Bilge Gözen, alıcı ve satıcıyı çevrim içi ortamda bir araya getiren DİTAP'a, Antalya'da 4 bine yakın üreticinin kaydolduğunu söyledi.
Bakanlığın talimatıyla üreticileri ziyaret ederek bilgilendirme yaptıklarını anlatan Gözen, "Kepez'de 420 üreticimizi DİTAP'a kaydettik. Çiftçilerimiz, ürünlerinin görselini dijital ortama yükleyerek alıcılarla irtibata geçip sözleşme imzalıyor ve ürünlerini satabiliyor. Üreticilerimiz bundan çok memnun, çünkü aradaki alıcılar kalktı. Ürünlerini daha yüksek fiyattan satabiliyor. Bu sistemde hem üretici hem alıcı hem de tüketici kazanıyor." dedi.
Gözen, üreticinin hale gitmek zorunda kalmadığını, böylece DİTAP'ın salgın sürecinde daha az temas için de avantaj sağladığını ifade etti.

"Artık ürünümü seradayken satıyorum"

Yaklaşık 10 dekarlık kapalı alanda biyolojik mücadeleyle ürün yetiştiren Mustafa Mert de yıllardır klasik pazarlama sistemiyle ürünün hale bırakılıp, ne kadara satıldığını ertesi günü çıkan faturadan öğrendiklerini dile getirdi.
Çiftçinin, hale bırakılan ürünün pazarlık payından hiçbir zaman haberdar olmadığına dikkati çeken Mert, şunları kaydetti:
"Komisyoncu ile tüccarlar arasında pazarlık yapılır, arz-talebe göre fiyatlar düşer, yükselirdi. Ürünü kendimizin pazarlama durumu yoktu. DİTAP'ı anlattılar ben de kaydoldum. Dijital pazarlamayla satışlara başladım. Piyasa şartlarına göre yüzde 20-30 daha fazla kazanç sağladık. Aracılar kalkınca ürünün değeri de arttı. Gecenin bir saatinde hale gider, sabaha kadar bekler, malın satılıp satılmadığını neye satıldığını bilmezdik. Artık ürünümü seradayken satıyorum. Piyasada 3 lirayken ben 4 liraya, biyolojik mücadeleyle ürettiğim kapya biber 7,5 lirayken ben 10 liraya satıyorum. Seramdan taptaze alıp, vatandaşa ulaştırıyorlar."

Aynı bölgede 18 dekarlık alanda örtü altı üretim yapan Yaşar Tetik, ürünlerini dijital ortamda müşteriye sunma, alın terinin karşılığını alma imkanı bulduklarını dile getirdi.

Hasan Mert de yetiştirdikleri ürünleri birçok ülkeye ihraç ettiklerini, ilaç kullanmadan böcekler yardımıyla biyojik üretim yaptıklarını söyledi.

İşçilerden Hatice Elcir, sabah erken saatlerde seraya girip saatlerce çalıştıklarını, ürünleri paketleyip satışa hazırladıklarını belirterek, herkesin emeğinin karşılığını almasının önemli olduğunu vurguladı.

Ayşe Mert de sebze yetiştirmenin emek istediğini, bu yıl emeklerinin karşılığını alabildiklerini ifade etti.

"Üretici parasını nakit alıyor"

Dijital ortamda ürün satın alan bir firmanın sahibi olan ziraat mühendisi Aziz Öztürk de dijital tarımda her şeye ulaşmanın daha kolay olduğunu söyledi.

Sistemin biraz daha geliştirilebileceğini belirten Öztürk, "En büyük avantajımız pazarlık. Direkt üreticiden aldığımız için daha karlı. Market de daha ucuz alıyor, son tüketici de daha ucuza tüketiyor. Üreticiyle sözleşme imzalayıp ürünü alıyoruz, tutarını da direkt banka hesabına geçiyoruz. Üretici parasını nakit alıyor." dedi.
17.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Tamamlandığında Dünyanın 3’üncü Yükseği Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, inşaat çalışmaları devam eden Yusufeli Barajı’nın 260 metre yüksekliğe ulaşıldığını ve son 15 metreye girildiğini belirterek, “Tamamlandığında yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak ve ekonomiye yılda 1 milyar 500 milyon lira katkı sağlayacak” dedi.

 

Yusufeli Barajı’nda yapılan çalışmalara ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Türkiye’nin vizyon projelerinden olan Yusufeli Barajı’nın tamamlandığında 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3. yüksek barajı olacağını dile getirdi.

 

“YUSUFELİ, MÜHENDİSLİK HARİKASI BİR PROJE”

Geçen yıl Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın baraj inşaatını ziyaret ederek ‘Muhteşem Bir Eser Ortaya Çıkıyor’ değerlendirmesinde bulunduğunu hatırlatan Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajı inşaatında çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini belirterek, “Zor coğrafi koşullar altında böyle bir mega projeye imza atıyoruz. Belgesellik ve mühendislik harikası projedir” dedi.

 

Yusufeli Barajı ve HES tesisinin kurulu gücünün 558 MW ve yıllık enerji üretiminin 1 milyar 888 milyon KWh olacağını dile getiren Pakdemirli, santral binası ve enerji yapılarında betonlama çalışmalarının planladığı şekilde devam ettiğini belirtti. Barajın tamamlanması ile milli bütçeye yıllık 1 milyar 500 milyon TL katkı sağlanacağını kaydeden Pakdemirli, proje sayesinde yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacının karşılanacağını söyledi.

 

GÖVDE YÜKSEKLİĞİ 260 METREYE ULAŞTI

 

Yusufeli Barajında günlük ortalama 4.400 metreküp beton dökülüyor. Gövde betonunda gerçekleşme oranı yüzde 93 oldu ve baraj 260 metre yüksekliğe ulaşmış durumda. Baraj gövde yüksekliği inşaatında son 15 metre kaldı.

 

Yusufeli Barajının 275 metre gövde yüksekliği ile Eyfel Kulesinden 25 metre kısadır. Barajın gövdesi 100 katlı bir gökdelen yüksekliğindedir. Yusufeli Barajının gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabilir.

 

Baraj tamamlandığında 275 metre ile Türkiye’nin en yüksek barajı olacak.

 

ÇORUH’TA TAŞKIN RİSKİ DE AZALTILACAK

 

Yusufeli Barajı üreteceği enerjinin yanı sıra diğer barajlara da su kaynağı olacak. Diğer taraftan Çoruh nehrinin getireceği rusubatı önemli ölçüde tutarak diğer barajların ömrünün uzamasına ve Çoruh Nehrinde oluşabilecek taşkın riskini de azaltacak.
16.12.2020
Devamı

‘‘Dünyadaki Tıbbi Aromatik Bitkilerin Yüzde 6’sı Ülkemizde”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çevrimiçi olarak düzenlenen IV. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Çalıştayına katıldı.

 

Tıbbi ve aromatik bitkilerin sadece tarım ve ormanı ilgilendiren bir faaliyet olmadığını, gıdadan sağlığa, kozmetikte turizme kadar birçok alanı ilgilendiren önemli bir sektör olduğunu belirten Pakdemirli, dünya nüfusunun yaklaşık %70’inin tedavi ve korunma amacıyla bu ürünleri tercih ettiğini söyledi.

 

Dünyada yaklaşık 425 bin civarında bitki olduğu, bunlardan 50 Bin ile 70 Bin kadarının tıbbi bitki türü olarak tanımlandığı dile getiren Pakdemirli, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bugün dünyada kullanılan tıbbi bitki sayısının 20 Bin civarında olduğunu anlattı.

Bu bitkilerin 4.000’nin tedavi amaçlı ilaç olarak kullanıldığını ifade eden Pakdemirli, Dünyada 2.000, Avrupa’da ise 500’e yakın tıbbi bitkinin ticaretinin yapıldığını ve yıllık ekonomik değerinin de 115 Milyar Dolar civarında olduğunu dile getirdi.

 

Türkiye’nin biyolojik zenginlik bakımından önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, ‘‘3 gen merkezinin kesişme noktasında olan Türkiye, yaklaşık 4.000’i endemik, yani bu coğrafyaya has olmak üzere, toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Başka bir ifadeyle, Avrupa kıtasından daha fazla biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülkeyiz. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden ise zengin bir potansiyele, üretim için uygun iklim ve habitatlara sahibiz. Bu zenginliğimiz içinde 1.700 civarında bitki, tıbbi özellik taşımaktadır. Bunun 500’ünü tıbbi ve aromatik bitki olarak değerlendiriyoruz. Bu veriler bize, dünya üzerindeki tıbbi bitkilerin yaklaşık %6’sının ülkemizde olduğunu göstermektedir. Ülkemiz, hem doğadan toplanan defne, kekik, adaçayı gibi ürünlerde, hem de kültürü yapılan kimyon, anason, nane, rezene gibi ürünlerde geniş bir popülasyona sahiptir. Ayrıca, Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda bulunan Anadolu, bu bitkilerden yararlanma konusunda da zengin birikime sahiptir. Ülkemizin sahip olduğu bu zenginliği, daha yüksek katma değere çevirmesi ve bu pazardan daha yüksek pay alması son derece önemlidir’’ dedi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimimiz 5 Kat Artışla 370 Bin Tona Yükseldi’’

Son 18 yılda tıbbi ve aromatik bitki ekiliş alanının 2 kat artışla 1,7 milyon dekara,

üretiminin ise 5 kat artışla 370 bin tona yükseldiğini belirten Pakdemirli, ‘‘İhracat değerimiz 105 Milyon Dolardan 4 kat artışla 404 Milyon Dolara ulaştı. Kekik ve defne ihracatında dünya lideriyiz. Dünya defne ihtiyacının %90’ını biz karşılıyoruz. Yine, kimyon, adaçayı, biberiye ve anasonda da önemli bir tedarikçi konumundayız’’ diye konuştu.

 

Son 2,5 yılda Anadolu Adaçayı, Dağ Çayı, Ekinezya, Kekik, Oğulotu, Şevketibostan, Tıbbi Adaçayı, Kapari türlerinde toplam 11 yeni çeşit geliştirdiklerini ifade eden Pakdemirli, ‘‘Biyolojik çeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıt altına alınması projesiyle, ülkemizdeki ürünlere ilişkin bilgilerin derlenmesi ve veri sisteminin oluşturulmasını sağladık. Bu sistem sayesinde, elimizdeki yaklaşık 2 milyon veriyle tıbbi ve aromatik bitki çalışmalarına ciddi bilgi kaynağı sağlıyoruz. Bakanlığız araştırma enstitülerince, tıbbi aromatik bitkiler konusunda toplama, kültüre alma, adaptasyon, çeşit geliştirme gibi çalışmalar yürütülüyor. Böylece, yok olma ihtimali olan bitkileri koruma altına alarak, sürdürülebilir üretimini teşvik ediyoruz.  2004’ den bu yana Kamu özel sektör ve Üniversiteler tarafından 20 türde toplam 71 tescilli çeşit geliştirildi. Bunun 16 türdeki 33 çeşidinin tescili Bakanlığımız araştırma enstitülerimiz tarafından yapıldı. Ayrıca, Tohum Gen Bankamızda 264 türe ait 2.641 tıbbi ve aromatik bitki örneğini de koruma altına aldık’’ değerlendirmesinde bulundu.

 

Bakanlık olarak, tıbbi aromatik bitkilerin hem üretimini hem de katma değerini artırmak amacıyla çok sayıda destek ve hibe verdiklerini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

‘‘İyi tarım ve organik tarım kapsamında yer alan tıbbi ve aromatik bitki üreticilerine dekar başına bireyselde 40 Lira, grup sertifikasında ise 20 Lira destek veriyoruz. 2008 yılından bu yana iyi tarım uygulamaları kapsamında yaklaşık 696 bin dekar alanda 71 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Bunun, alan olarak neredeyse tamamını (628 Bin dekar), destek miktarının da 41 milyon Lirasını son 2,5 yılda ödedik. 2013 yılından bugüne kadar ise organik tarım olarak bu ürünleri yetiştiren üreticilere 58 bin dekar alanda 2,7 Milyon Lira organik tarım desteği verdik. TARSİM ile tıbbi aromatik bitkilerin büyük bölümünü dolu zararı kapsamında sigorta teminatı altına aldık. Ayrıca, yağ gülü için de isteğe bağlı don zararı teminatı verdik. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, tıbbi aromatik bitkilerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine önemli hibeler sağlıyoruz. Yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması, sulama sistemleri kurulması ve alet ekipman alımlarına %50 oranında hibe desteği veriyoruz. Bugüne kadar; 104 adet Projeye 30 Milyon Lira, Genç Çiftçi projesi ile 209 tıbbi ve aromatik bitkiler projesine 6,3 Milyon Lira hibe desteği ödedik.  TKDK-IPARD destekleri kapsamında son 2,5 yılda 1.860 projeye 111 Milyon Lira destek ödeyerek kırsalda 234 Milyon Lira yatırım yapılmasını sağladık.  Isparta’da hayata geçirdiğimiz Gülanta Projesiyle küçük işletmeler ve çiftçiler için ortak başvuru modelleri geliştirilmesini sağladık. ORKÖY projeleri kapsamında 18 yılda 306 tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği projesine 9,1 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Yine, Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen “Tıbbi ve Aromatik Bahçeler Eylem Planı” içerisinde yaklaşık 1, 7 milyon fidan dikimiyle yöre halkının gelirine 3 Milyon Lira tutarında ilave katkı sağladık. Bunun yanında, gelir getirici türlerde 15 milyon fidan üretimi yaparken son 2,5 yılda artan talebi karşılamak adına yıllık fidan üretimimizi 25 Milyon adede çıkarttık. 2002 yılında 31 bin ton olan odun dışı orman ürünleri üretimimiz 825 bin tona ulaştı. 2023 hedefimiz ise 1,2 milyon tondur. Böylece, orman köylümüze 2019 yılında 700 Milyon Lira, bu yılda 800 Milyon Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimizi ise 1,1 Milyar Lira ilave katkı olarak belirledik. Odun dışı orman ürünleri üretimi kapsamında kırsalda yaklaşık 25 Bin kişi istihdam imkanı getirdik.  Odun dışı orman ürünlerinde 2019 yılında, ülke ekonomimize 5 Milyar Lira, bu yılda 6 Milyar Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimiz ise 9 Milyar Liradır. 2013 yılındaki 438 Milyon Dolar odun dışı orman ürünleri ihracatımız da bu seneki hedefimiz 1 Milyar 350 Milyon Dolar. 2023 hedefimiz ise 2 Milyar Dolardır.’’

 

Tıbbi ve aromatik bitki üretimini artırmak ve uluslararası pazarlarda biyolojik çeşitliği avantaja dönüştürmek amacıyla 2015 yılında 25 ilde başlattıkları “Itrî ve Tıbbî Bitkiler ile Boya Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi”ni bu yıl 40 ile yaygınlaştırdıklarını kaydeden Pakdemirli, Hatay’da Türkiye’nin ilk Tıbbi ve Aromatik Müzesi’nin kurulmasına da katkı sağladıklarını dile getirdi.

Bakan Pakdemirli, İzmir ili Kınık ilçesinde tıbbi ve aromatik bitkilerin üretilmesi, işlenmesi ve paketlenmesi ile ilgili tesislerin de yoğun olarak yer alacağı 1.228 dekar alanda 3.000 kişinin istihdam edileceği Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin kuracaklarını da söyledi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimi Karlı Bir İş, Girişimcilerimizi Desteklemeyi Sürdüreceğiz’’

16.12.2020
Devamı

Samsun’lu Çiftçi Protez Kol İstiyor!

Samsun'un Çarşamba ilçesi Orduköy Mahallesi'nde 17 Ekim’de kendisine ait mısır tarlasında çalışan Ahmet Aktaş, ayağı takılarak düştü.

Aktaş, ayağının takılması üzerine dengesini kaybederek silaj makinesine kolunu kaptırdı. Ağır yaralanan Aktaş, ambulansla Çarşamba Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Aktaş'ın kolunun omzundan aşağısı ameliyatla alındı.

PROTEZ KOL ARAYIŞINA GİRDİLER

Olayın ardından Ahmet Aktaş'ın oğlu Mustafa Aktaş, sol kolunu kaybeden babası için protez kol arayışına girdi. Araştırma yapan Mustafa Aktaş, babasına 62 bin euroya elektronik kol taktırılabileceğini öğrendi. Aktaş ailesi, bu maddi güce sahip olmadığı için yardım bekliyor.

"BUNA DA ŞÜKÜR"
Olay sırasında başkasına ait silaj makinesiyle mısır tarlasında çalıştığını söyleyen Ahmet Aktaş, "Bir anda dengemi kaybettim. Yüz üstü düştüm. Ve o anda bütün bedenim çarkın arasına girdi. Sağ kolumla bir yere tutundum, tam olarak da hatırlamıyorum. Beni sola doğru çevirerek kolumu kaptı. Aşağı yukarı 5 dakikaya yakın feryat ettim. Tek seferde alıp da bırakmadı, bana işkence etti. Bu acının bir tarifi yok, Allah kimsenin başına vermesin. Bu halime de şükür, en azından hayattayım." dedi.
16.12.2020
Devamı

TİGEM 145 Personel Alımı Yapacak

Tarım İşletmesi (TİGEM) taşra teşkilatlarında istihdam edilmek üzere 145 personel alımı yapılacağını duyurdu. TİGEM personel alımı duyurusunda en az lise mezunları arasından sözleşmeli kamu personeli alımı yapılacağına yer verildi. KPSS 70 puan şartı ile yapılacak personel alımında başvurular 21 Aralık ile 31 Aralık tarihleri arasında alınacak. İşte TİGEM personel alımı başvuru şartları ve detayları...
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatında İstihdam Edilecek Ziraat Mühendisi, Veteriner Hekim, Tekniker ve Teknisyen Pozisyonlarına Ait Sınav ve Atama Yönetmeliği hükümleri uyarınca 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında çalıştırılmak üzere aşağıdaki pozisyonlara yazılı ve sözlü sınav neticesinde açıktan atama yapılacaktır.

TİGEM PERSONEL ALIMI SINAVINA BAŞVURU ŞARTLARI:

Giriş Sınavına katılmak isteyenlerin aşağıdaki şartları taşımaları gerekir;
a) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinde belirtilen genel şartları taşımak,
b) Fakültelerin/Yüksekokulların/Meslek Liselerinin veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca onaylanmış, yurtiçi veya yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının pozisyonu belirtilen bölümlerinden mezun olmak,
c) Son başvuru tarihi itibarıyla 2020 Kamu Personeli Seçme Sınavından KPSSP3(lisans mezunları için), KPSSP93 (önlisans mezunları için) ya da KPSSP94 (ortaöğretim mezunları için 24.12.2020 tarihinde açıklanan sonuç geçerli olacaktır.) puan türünden en az yetmiş(70) puan ve üzeri almış olmak,

SINAVA BAŞVURU ŞARTLARI:

Giriş Sınavına katılmak isteyenlerin aşağıdaki şartları taşımaları gerekir;

a) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinde belirtilen genel şartları taşımak,

b) Fakültelerin/Yüksekokulların/Meslek Liselerinin veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca onaylanmış, yurtiçi veya yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının pozisyonu belirtilen bölümlerinden mezun olmak,

c) Son başvuru tarihi itibarıyla 2020 Kamu Personeli Seçme Sınavından KPSSP3(lisans mezunları için), KPSSP93 (önlisans mezunları için) ya da KPSSP94 (ortaöğretim mezunları  için 24.12.2020 tarihinde açıklanan sonuç geçerli olacaktır.) puan türünden en az yetmiş(70) puan ve üzeri almış olmak.
16.12.2020
Devamı

“Açıklanan Süt Fiyatı Hayal Kırıklığıdır”

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 2.80 TL olarak açıklanan süt referans alım fiyatının üretim maliyetlerinin altında olduğunu belirterek, “Açıklanan fiyatla çiftçi 50 kuruş zarar etmeye devam edecek” dedi.
 
TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulanan Orhan Sarıbal, Ulusal Süt Konseyinin (USK) çiğ süt tavsiye alım fiyatının üreticide büyük hayal kırıklığı yarattığını söyledi. 13 ayın ardından 2 lira 30 kuruş olan çiğ süt tavsiye alım fiyatının 1 Ocak – 30 Nisan 2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 2 lira 80 kuruşa çıkarıldığını anımsatan Sarıbal, “Süt üreticilerinin uzun zamandır beklediği çiğ süt alım tavsiye fiyatı 50 kuruş arttırılmış oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı da, daha önce 40 kuruş olarak belirlediği primi 30 kuruşa düşürdü. Böylelikle üretici eğer açıklanan fiyattan satmayı başarabilirse 3 lira 10 kuruştan satacak. Oysa bir litre sütün bugünkü maliyeti 3 lira 60 kuruş. 13 ayın ardından yapılan artıştan sonra bile çiftçi eğer üretmeye devam ederse, litre başına 50 kuruş zarar etmeye devam edecek” diye konuştu. Sarıbal, açıklanan süt fiyatları nedeniyle süt hayvanlarının kesime gideceğini söyledi.
 
Besici de zarar ediyor
 
Et ve Süt Kurumunun (ESK), karkas kesim fiyatını 34 liradan 36 liraya çıkarmasını da değerlendiren Sarıbal, “Kesim fiyatlarının en az 40-42 TL olması gerekiyor. Açıklanan kesim fiyatlarıyla besici de maalesef zarar ediyor. Alınan iki karar da hayvancılık sektörü için hayal kırıklığıdır” dedi.
 
Meraya hapishane kuruluyor
 
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’deki basın açıklamasında, Bursa Yenişehir’de yapılması kararı alınan hapishane hakkında da bilgi verdi. Hükümet tarafından Bursa Yenişehir ilçesinde havaalanın karşısında Karaköy sınırında mera statüsünde olan 500 dönüm alanda cezaevi yapılması kararı alındığını aktaran Sarıbal, hayvancılığın sürdürülebilmesinde meranın büyük önem taşıdığını ama ülkemizde meraların çeşitli gerekçelerle imara açılarak yok edildiğini söyledi. Sarıbal, “Yenişehir Belediye Meclisinin, bütün siyasi parti temsilcilerinin, Ziraat Odası ve Muhtarlar Derneği üyelerinin de bulunduğu bir toplantı yapıldı. Toplantıya katılanlar, Belediye Başkanı da dâhil herkes, mera alanına hapishane yapılmasına karşı çıktı. Bu karardan dönülmelidir” diye konuştu.
 
8 milyon emekli açlık sınırının altında
 
Konuşmasının son bölümünü emeklilerin sendikal hak mücadelesine ayıran Sarıbal, ülkemizde, emekliler ile yaşamını yitirmiş olan emeklilerin hak sahipliği ile Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık alan 13 milyon 496 bin kişi bulunduğunu, bu insanlardan 8 milyon 850 binini asgari ücretin yani açlık sınırının da altında maaş aldığın vurguladı. “Emeklilerin %20’sinin aylık harcanabilir geliri 763 liradır. 1 milyon 100 bin emekli bin TL’den daha az maaş alıyor.  Kalanların büyük bölümü de yoksulluk sınırı altında hayatlarını sürdürmektedirler” diyen Sarıbal, emekli olduğu halde geçinemediği için 4 milyon kişinin çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını aktardı.

Emeklilerin Sendikal Mücadelesi

Emeklilerin ve hak sahiplerinin haklarını aramak, insan onuruna yaraşır bir yaşam için mücadele etmek ve bunun için de sendika kurmak istediklerini ancak izin verilmediğini ifade eden Sarıbal, şunları söyledi:
 
“Son olarak Tüm Emekli Sen sendikası Ankara Valiliğinin şikayeti üzerine kapatıldı. Emekliler Sendikasının kapatılması davası ise devam ediyor. Oysa emeklilerin sendikalı olmasını engelleyecek bir yasa söz konusu değildir. Tam tersine Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesi, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Temel Haklar Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası emeklilere sendika kurma tanıyor. Anayasanın 90. Maddesi Türkiye’nin onayladığı uluslararası insan hakları sözleşmelerinin iç hukukun üstünde olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle sendikanın kapatılması Anayasayı ihlal suçudur.”
16.12.2020
Devamı

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan’dan TÜDKİYEB’e Ziyaret

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Başkanvekili ve Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik’i ziyaret etti. Özkan, “Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğimiz, hükümetimizin aldığı kararların ete kemiğe bürünmesine katkı sağlıyor” dedi.
 
Cahit Özkan, ziyarette, Türkiye’nin sanayi toplumu olmasının yanı sıra aynı zamanda tarım toplumu da olduğunu, 2002 yılından bu yana tarımsal hasılanın 24,5 milyar dolardan 48,5 milyar dolara çıktığını, Türkiye’nin sıralamada Avrupa’da İspanya, İtalya ve Fransa’nın ardından dördüncü iken birinciliğe yükseldiğini bildirdi. Özkan, şunları kaydetti:
 
“Modern tarım tekniklerinin, gelişen teknoloji ve ürün çeşitliliğinin hayata geçirilmesiyle birlikte hem Birliklerimizin ve hem de özellikle çiftçi kayıt sistemleri ve birlikler üzerinden hükümetimizin yaptığı çiftçilerimizi bilinçlendirme çalışmaları, çok daha büyük bir önem kazandı. Sizin yaptığınız çalışmalarla çiftçimizin tarımsal alanda eğitilmesi, kabiliyetinin geliştirilmesi, sorunların çözümü ve dünya çiftçisi ile rekabet edebilir noktaya gelmelerini sağlıyor. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir hükümet, sadece kendi gücüne, kudretine dayanarak çiftçilerimiz bu tür faaliyetlerde başarısını mümkün kılamaz. Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğimiz ve sahada il teşkilatları, hükümetimizin aldığı kararların ete kemiğe bürünmesine katkı sağlıyor. Kamusal olarak da büyük bir görev ifa ediyor. Artık, dünyanın ileri tarım toplumlarının liginde Türkiye ön sıralarda yerini alıyor. Başarı, her zaman, hükümetin doğru tarım politikalarıyla beraber, birliklerin çiftçilerin kabiliyetlerinin geliştirilmesine dair çalışmalarıyla anlam kazanıyor. Sizlerin başarısı bizim başarımızdır.”
 
Özkan: “Bu meslek peygamberler mesleği. Milletvekili olmasam çobanlık yapardım”
 
Türkiye coğrafyasının hayvanının koyun ve keçi olduğunu vurgulayan Özkan, “Hollanda gibi büyükbaş hayvan üretemeyiz. Ülkemizde en büyük çiftlik dağlar, bayırlar. Bu meslek, peygamberlerin mesleğidir. Milletvekili olmasam çobanlık yapardım” dedi.
 
Özkan, şöyle konuştu: “Eğer dünden bugüne koyun keçi yetiştiriciliğinde gerek et ve gerek süt üretimi iki katın üzerine çıkmış ise bu, son 18 yıllık süre zarfında, başta sizin gayretleriniz ve çiftçilerimizin mücadelesiyle çıkmıştır. İnşallah bundan sonraki dönemde bugüne kadar olduğu gibi sizlerin imkanlarının artırılması için elimizden gelen gayreti, gerek yasama faaliyeti olarak gerekse Cumhurbaşkanımız liderliğinde hükümetimiz ve AK Parti olarak göstereceğiz. Gerekli destekleri sağlayacağız. Sorunlarınızın çözümü ve taleplerinizin yerine getirilmesi için beraber çalışacağız. 2021’de daha önemli destekler sağlayacağız” dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı; “Küçükbaş hayvancılık sektörünün tamamını temsil ediyoruz”
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik de ziyarette yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvancılığın öneminden bahsetti, peygamber mesleği olduğunu vurguladı.
 
Çelik, şunları kaydetti: “15 yıldır küçükbaş hayvancılık sektörünün tamamını temsil ediyoruz. Küçükbaş hayvancılığımızın yeniden canlandırılmasında etkili olduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Sayın Bekir Pakdemirli’nin destekleri çok önemli. Bu destekler neticesinde, aradan geçen sürede küçükbaş hayvan sayımız 31
16.12.2020
Devamı

Trans Yağ Etiketten Çıkartılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde 'trans yağ' ibaresini kaldırmak için yönetmelik taslağı hazırladı.
Taslak bu haliyle kabul edilirse gıda ürünlerinde 'trans yağ' olsa da olmasa da etikete yazılamayacak ve tüketici trans yağ olup olmadığını bilemeyecek. Bazı ürünlerin etiketinde yer alan 'ürünlerimizde trans yağ yoktur' ibaresi de böylece yasaklanmış olacak.
Bakanlık tarafından hazırlanan 'Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik' taslağı bakanlığın internet sayfasında görüşe açıldı.

Taslaktaki en önemli değişiklik, trans yağ ibaresinin gıda etiketlerinden çıkarılması olacak. Taslağın 7. maddesine göre, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği'nin 35.maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi şu şekilde değiştiriliyor: "7/3/2017 tarihli ve 30000 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Mineraller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelik ile getirilen kısıtlamalar kapsamında gıda etiketlerinde trans yağ ile ilgili beyan yapılmaz."

MADDE 35 – (1) Zorunlu beslenme bildirimi aşağıdaki bilgilerden oluşur: a) Enerji değeri. b) Yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şekerler, protein ve tuz miktarı.
c) Tuz içeriğinin sadece gıdanın doğasında bulunan sodyumdan kaynaklandığı durumlarda bu duruma ilişkin bir ifade beslenme bildirimine çok yakın bir yerde yer alabilir.
ç) Diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu maddenin birinci fıkrasının ( b) bendinde belirtilen bilgilere ilave olarak sadece ilgili gıda kodeksinde tanımlanan sürülebilir yağ/margarinler, yoğun yağlar, bitkisel yağlar ve bu yağları içeren gıdaların yüzde 2’den fazla trans yağ içermesi durumunda trans yağ miktarı bildirilir.

Kanada ve bazı AB ülkelerinde yasak
Yapılan araştırmalar, trans yağların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya koyuyor.  Bu nedenle Kanada, AB’nin bazı ülkelerinde kullanımı yasaklanan trans yağ, Türkiye’de tamamen yasak değil.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 7 Mayıs 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Minareller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yüzde 2 ile sınırlandırıldı. Yüzde 2’nin üzerinde kullanımı yasak. Yüzde 2’nin altında ise etikete yazılıyordu. Fakat bundan sonra yazılamayacak.

'Yeni düzenleme trans yağ kullanmayanlar için haksız rekabet oluşturacak'

Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu yetkilileri yapılacak değişikliğin doğru olmadığını, özellikle merdiven altı veya kayıt dışı olarak nitelendirilen ürünlerde trans yağların kullanıldığını belirtiyor.
Yetkililer, "Endüstri bu alanda önemli yatırımlar yaptı.Yeni düzenleme trans yağ kullanmayanlar için haksız rekabet oluşturacak. Trans yağın etiketlerde belirtilmesi gerekir. Ayrıca denetimlerin çok iyi yapılması lazım. Trans yağ kullandığı halde etikette belirtmeyenler var. Bunu önlemek yerine trans yağ ibaresinin tamamen kaldırılması tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ilkesine aykırı. Yıllardır tüketicilerin etikete bakarak ürün almalarını söyledik. Şimdi etiketlere bakan tüketici yanlış ve eksik bilgilendirilmiş olacak” bilgisini verdi.
Bakanlığa göre: İbare tüketiciyi yanlış yönlendiriyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin düzenleme ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Bu düzenleme ile 'trans yağ yoktur' ibaresini kaldırıyoruz. Yağ olan bir gıdada yüzde 2’nin altında trans yağ olması ancak analizle tespit edilebilir. Trans yağ olma olasılığı çok düşük. Etikete 'trans yağ yoktur' diye yazıldığında tüketicide yanlış algı yaratabilir. Diğer ürünlerde trans yağ varmış gibi bir algı oluşuyor. Bunu önlemek istiyoruz. AB, Nisan 2021'de bu uygulamaya geçecek, biz 1 Ocak itibariyle geçmiş olacağız. Geçmişte, GDO ile ilgili benzer bir durum yaşanmıştı. Türkiye'de gıdalarda GDO kullanımı yasak. Bazı üreticiler gıda etiketine 'GDO yoktur' diye yazınca diğerleri için haksız rekabete neden olur diye kaldırılmıştı."

Yasal olarak yüzde 2’nin üzerinde trans yağ kullanımının yasak olduğunu belirten Seçkin, denetimlerde yüzde 2’nin üzerine yasal işlem yapıldığını söyledi.

'Tedavi edici' sözüne izin
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik taslağı ile gıdaların tedavi edici ve iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair bilgilendirme yasağı da kaldırılıyor. Taslak ile Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinin 7. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılacak. Yürürlükten kaldırılan fıkra ise  şöyle: 
"Özel beslenme amaçlı gıdalar ile ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gıdanın bir hastalığı önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair bilgilendirme yapılamaz, bu tür özelliklere atıfta bulunulamaz."
Bu fıkranın yürürlükten kaldırılması ile gıdaların hastalıkları önleme, tedavi edici ve iyileştirici özelliklerine dair bilgilendirme yapılmasına izin verilmiş olacak.
 
 
 
15.12.2020
Devamı

Antalya'da Tarım Alanları ve Evler Su Altında Kaldı!

Antalya'da iki gündür sağanak etkili oluyor. Yağış nedeniyle birçok tarım alanı su altında kaldı, birçok ev ve iş yerini su bastı. Birçok noktada su tahliye işlemleri devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, 214 su baskınına müdahale edildiğini ve suda mahsur kalan 26 kişinin kurtarıldığı aktardı. Öte yandan Acısu Deresi'nde taşkın riski olduğu belirtildi. Kumluca Devlet Hastanesi Acil Servisi'nin yanında yapılacak ek bina inşaatı için açılan çukurda heyelan meydana geldi. Heyelan yüzünden hastanenin acil servisi boşaltıldı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından 'turuncu' alarmın verildiği Antalya'da yağış, yer yer şiddetli olarak etkisini sürdürüyor. Özellikle Serik ilçesine bağlı Belek ve Kadriye mahallelerinde dün sabah saatlerinde başlayan yağış, tarım alanları ve seralarda su baskınlarına neden oldu. Kadriye'de çilek seralarının bazıları tamamen suya gömüldü. Serik- Belek yolunda bulunan muz seraları da sular altında kaldı.

Muz fidelerinin bulunduğu seralara giremeyen üreticiler, yağışın etkisini yitirmesini beklerken Belek'ten geçen Acısu Deresi'nin de su seviyesi yağmur sularıyla birlikte önemli ölçüde yükseldi. Derede taşkın riski bulunduğu belirtildi.
Yağış sırasında yıldırım isabet etmesi sonrası yanan bir palmiye ağacının görüntüleri sosyal medyada paylaşıldı. Evlerde ve tarım alanlarındaki su baskınları da görüntüler arasında yer aldı.

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekiplerinin son 24 saatte 150 kişilik personelle 214 su baskınına müdahale ettiği belirtildi. Su tahliye işlemlerinin devam ettiği bölgelerde, suda mahsur kalan 26 kişinin de kurtarıldığı kaydedildi. Kumluca ilçe merkezinden geçen Gavur Deresi, Baysı Deresi ve Üleşik Deresi'nin su seviyesi yükseldi. Seraların arasından derelere verilen kanallardaki sular geri tepti. İlçeye bağlı Kum ve Göksu mahallelerinde bazı seralar ile gecekondular su altında kaldı.
 
15.12.2020
Devamı

Hindistan’da Tarım Reformuna Karşı Eylemler Devam Ediyor!

Hindistan’da yeni tarım kanunlarını protesto eden on binlerce çiftçi, başkent Yeni Delhi'de eylemlerine devam ediyor.
 
Ülke basınındaki haberlere göre, Yeni Delhi'nin merkezine çıkan beş otoyolu kapatan çiftçiler, hükümet yeni kanunu geri çekene kadar gösterilerine devam edeceklerini bildirdi.

Sembolik bir açlık grevine gidilmesini planlayan çiftçi liderleri, eğer yeni kanun iptal edilmezse tren seferlerinin durdurulması için harekete geçeceklerini belirtti.
Hindistan’da yeni tarım kanunlarını protesto eden çiftçiler, kanunun iptali için cuma günü Yüksek Mahkeme'ye dilekçe vermişti.
Hindistan Tarım Bakanı Narendra Singh Tomar, yeni tarım kanunlarını revize etmeyi arzu ettiklerini ancak çiftçilerin kanunların iptali yönündeki ısrarlarından vazgeçmeleri gerektiğini belirtmişti.

Hükümet, yasalarda bazı değişiklikler yapılacağını belirtse de çiftçiler, söz konusu yasaların tamamen geri çekilmesini istiyor.
Çiftçiler, tarım reformunun mahsul fiyatlarını olumsuz etkileyeceğini ve kazançlarını düşüreceğini belirtiyor.
Söz konusu tarım reformuyla hükümetin minimum garantili fiyattan tahıl almayı bırakacağını kaydeden çiftçiler, bu durumun şirketler tarafından fiyatların aşağı çekilerek sömürülmelerine yol açacağını savunuyor.

Tarım sektörü, Hindistan'ın 2,9 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 15'ini oluştururken, 1,3 milyarı aşan ülke nüfusunun yüzde 60'ından fazlası geçimini topraktan sağlıyor.
15.12.2020
Devamı

Muğla’da Tarım Arazileri Su Altında Kaldı!

Kuvvetli yağış nedeniyle Muğla'nın merkez ve kıyı ilçelerinde su baskınları meydana geldi, tarım arazileri su altında kaldı.

İlçenin Düğerek, Yaraş, Ortaköy, Yeniköy mahalleleri ile Karabağlar Yaylası mevkisindeki bazı tarım alanlarını da su bastı, bu mahallelerde yollar da su altında kaldı.


Menteşe'deki Asar Dağı'nda bulunan ve hafta sonu aşırı yağışlar nedeniyle zarar gören Türk Bayrağı ise Menteşe Belediyesi ekiplerince yenisiyle değiştirildi.
Merkez ilçe Menteşe'de son 24 saatte metrekareye 118 kilogram yağış düştüğü kaydedildi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ula ilçesine ise son 24 saatte 210 kilogram yağış düştü. İlçede bazı yollarda hasar oluştu. Bazı evlerin bodrum katlarını su bastı. Ula'da bir ahırı su basması nedeniyle ise iki koyunun telef olduğu bildirildi.
Yalıkavak Mahallesi'nde rögarlar taştı, bölgedeki 20'ye yakın iş yerini su bastı. Vatandaşlar, belediye ve itfaiye ekipleri bölgede temizlik çalışması yaptı. Kumbahçe sahiline yağışın etkisiyle yosun birikti.
Cumhuriyet Caddesi'nde denize bakan işletmelerin önlerine suların sürükleyerek biriktirdiği yosun ve çakıl iş yeri sahiplerince temizlendi.

Son 24 saatte metrekare başına 79,5 kilogram yağışın düştüğü Marmaris ilçesinde derelerden gelen çamurlu su, bazı bölgelerde denizin rengini kahverengiye dönüştürdü.
İlçede sağanak nedeniyle 3 ağaç devrildi. Marmaris Belediye ekipleri devrilen ağaçları kaldırdı.


Fethiye ilçesinde sağanak nedeniyle dünyaca ünlü Ölüdeniz, turkuaz renge dönüştü. Sahile vuran dalgalar ile denizin turkuaz rengi eşsiz bir manzara meydana geldi.
Ortaca ilçesine bağlı Dalyan Mahallesi'nde de bazı tarım arazileri, narenciye ve nar bahçeleri de suyla doldu.

Hafta sonundan itibaren kentteki bir çok su baskınına müdahale eden Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri, bazı noktalardaki su tahliye çalışmalarını sürdürüyor.
İl genelinde sağanak devam ediyor.
 
15.12.2020
Devamı

“Tarımsal Destek Miktarında 12 Kat Rekor Artış Sağladık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış" sağlandığını açıkladı.

Pakdemirli, bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada şunları ifade etti:
"Reel rakamlarla Toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesini yaptık.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış sağladık.
Son iki yılda desteklerimizi, yüzde 52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık.
2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık.
2021 yılında ise 22 Milyar Lira ve 2 Milyar Lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilerimize toplam 24 Milyar Lira tarımsal destek sağlamış olacağız inşallah.
Hayvancılık Destekleri kapsamda;

2020 Aralık itibariyle 7,4 Milyar Lira ödeme yaptık.
Son 2,5 yılda toplam 16,2 Milyar Lira destek ödedik.
2003-2020 döneminde Aralık itibariyle, günümüz rakamlarıyla toplam 74 Milyar Lira hayvancılık desteği ödedik.
Böylelikle hayvancılık desteklerinde de 60 kat artış sağlamış olduk. Su ürünleri yetiştiriciliğine bugüne kadar 1,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık. Üretici dostu politika ile üreticimizi korurken diğer taraftan tüketicimizi kolladık.

Son iki yılda;

Büyükbaş hayvan varlığımızı % 8 artırarak 18,6 milyona,
Küçükbaş hayvan varlığımızı % 20 artırarak 55,1 milyona çıkardık.
2020 yılı ilk altı ayında 2019 yılına göre,
büyükbaş hayvan varlığı %4,2 ve küçükbaş ise %13,6 oranında artmıştır.
Son iki yılda süt üretimini % 11, kırmızı et üretimini % 7 artırdık.
Ülkemizde yıllık 600-700 Bin Ton civarında su ürünleri üretilirken,
Son iki yılda %33 artışla 837 bin ton üretim gerçekleşmiştir.
2002 yılında 97 milyon ton olan bitkisel üretimimizi,
2018 yılında %18 artışla 115 milyon tona ve
2020 yılında ise %8 artışla 124 milyon tona çıkardık.
Sertifikalı tohum üretimimiz, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır.
2002 yılında 17 Milyon Dolar olan tohum ihracatımız,
2019 yılında 9 kat artışla 155 Milyon Dolara yükselmiştir.
2,4 Milyon gıda denetimi yapılmış olup,
sürecinde de kontrolleri artırdık.
Sağlıksız gıda üreten, gıdada taklit veya tağşiş yapan gıda firmaları
kamuoyuna ifşa ediyoruz.
2012 – 2020 Aralık arasında değişik dönemlerde;
26 kez kamuoyuna açıklama yapılmıştır.
2020 yılında 5 kez taklit-tağşiş yapan firmalar kamuoyuna duyurulmuştur.
2020 yılında orman yangınlarıyla mücadele hizmetlerinde;
27 su atar helikopter, 2 amfibik uçak, 1 insansız hava aracı,
6 idari helikopter olmak üzere toplam 2 bin 597 adet taşıt kullanıyoruz.
Ülkemizde askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için
İHA'ları kullanmaya başladık."
15.12.2020
Devamı

Kuraklık Başladı Tarım Alanlarında Verim Düşürüyor!

Küresel iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonucu kuraklık kapıya dayandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son haritası Türkiye'nin şiddetli kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Geçen yıla oranla yağışlar yüzde 53 düştü. Meteorolojik kuraklık Türkiye'de kuru tarım alanlarında verim kaybına neden oluyor. Önümüzdeki aylarda yer altı suları ile nehirlerde debi düşüşü dolayısıyla hidrolojik kuraklık riski de var. Türkiye'nin tarımsal kuraklık için acil önlemlere ihtiyacı var.

Tarım ve Orman Bakanlığı Kuraklık Eylem Planı'nı hazırladı ancak su tasarrufu konusunda toplumsal bilinç de gerekiyor. Konuyu uzmanlarla konuşup tarımdaki kuraklık riskinin fotoğrafını çektik. Türkiye'nin tarımsal üretimi risk altında mı? Havzalarda, barajlarda su durumu nedir? Neler yapılması gerekir? İşte yanıtlar...
Zirai faaliyetlerde su kaynaklarının etkin kullanımı, suyun miktarına ve bolluğuna uygun tarımsal ürün deseni seçimi yapılmalı.

Türkiye'de suyun yüzde 74'ü sulama amaçlı tarımda kullanılıyor. Türkiye'de tarımda hâlâ suyun yüksek oranda israf edildiği salma sulama yöntemi tercih ediliyor. Sadece yüzde 1 oranında yapılan damla sulama sistemlerinin ise hızla yaygınlaştırılması öneriliyor.

En hızlı su tüketiminin olduğu kentlerde beklenen su sıkıntısının önüne geçmek için ilk etapta park ve bahçelerde şebeke suyunun kullanılmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Çiftçinin kuraklıktan etkilenmemesi için kuraklık sigortası yaptırmasının önemi büyük.

Ülke genelinde su tasarrufu ile ilgili hareket başlatılmalı. Yayınlar ve eğitimlerle su tasarrufu bilinci pekiştirilmeli.

Küçük arazilerde tarım yapan üreticilerin arazi birleşmesine giderek kuraklıktan en az şekilde etkilenmesi elzem.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'de kuru alanlarda yetiştirilen buğday, arpa, kanola ve kırmızı mercimek gibi bazı temel ürünlerin kuraklıktan etkilenme sınırına geldiğini anlatıyor. Bayraktar, "Buğday, arpa ve mercimek tek başına toplam ekili-dikili alanların yüzde 56'sını kapsıyor. Bu ürünler ekim-kasım aylarında ekiliyor. Bu aylarda yağışlar geçen yılın çok altında oldu" diyor. Türkiye'nin buğday başta olmak üzere stratejik ürünlerde stok yapması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, atıl tarım arazilerinin de acilen devreye alınması gerektiğini vurguluyor. Bayraktar, "Birçok ülke kuraklık nedeniyle verimde kayıplar yaşıyor. Örneğin, Rusya'da kışlık buğday ekilişlerinin yüzde 22'sinde büyüme eksiklik tespit edildi. Bunun gibi üretimde kayıp yaşayan ülkeler 2021'de ihracat yasağı getirebilir" diyor.

Türkiye sanılanın aksine de su zengini değil, yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarı ile 'su sıkıntısı çeken' bir ülke... WWF'in verilerine göre, Türkiye nüfusunun 2030'da 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle Türkiye, 'su fakiri' olma yolunda ilerliyor. Yani kısa vadede Türkiye'de kuraklığın şiddet ve süresi bugüne kıyasla çok daha kuvvetli hissedilecek. İç Anadolu en riskli bölgelerin başında geliyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği bölümünün verilerine göre, bölgeye düşen yağışta yüzde 62 oranında azalma var.

Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş da, yağışın geçen yıla göre bu dönemde yüzde 53 azaldığını özellikle tahıl ürünlerinin bu kuraklıktan ilk etapta zarar göreceğini söylüyor. Tahılın suya çok fazla ihtiyaç duymamasına rağmen yağışın dağılımında bir azalma olduğunda toprakta çimlenen ürünün çürüdüğünü dile getiren Demirtaş, bunun da verime negatif yansıyacağını anlatıyor. Kasımda ekim yapanların ise yağışlar az seyrettiği takdirde ekimlerini bahara kaydırabileceklerini dile getiren Demirtaş, şunları söylüyor: "Ancak ürün hasadı ekimdeki gibi yüksek olmaz. Yılda yaklaşık 22 milyon ton buğday üretimi yapmamıza rağmen 10 milyon ton da ithal ediyoruz. Bunun bir bölümünü ihraç ediyoruz ama artık mevcut üretim Türkiye nüfusuna yetmiyor.

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da da durum farklı değil. Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, "31 ilçemizin 28'ine yakınında yağış yok. Acilen bu bölgeye su aktarılması gerekiyor. Mavi Tünel olmasaydı Konya'nın Çumra ve Karatay ilçelerinde tarım bitmiş olacaktı. Allah'tan ümit kesilmez ama yüzde 10'luk bir rekolte düştü. Yağış olmazsa rekolte diye bir şey kalmayacak" diyor. Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Murak Akbulut da 2019'da 80 milimetre alınan yağışın bu yıl 30 milimetreye kadar düştüğünü söylüyor.

Devlet Su İşleri (DSİ) Dairesi Eski Başkan Yardımcısı ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2019'da yağışların yüzde 20 düştüğünü, bu yıl da böyle giderse ciddi bir tehditle karşı karşıya kalınacağını söylüyor. Sulama barajlarındaki depolama suyunun çok dikkatli kullanılması gerektiğinin altını çizen Yıldız, "Kuraklık tablosu endişe verici. Üçte biri dolu depolarla yıla giriyoruz. Melen Barajı projesinin 5 yıldan önce bitmesi çok güç. Kuraklık devam ederse, önümüzdeki yaz su seviyeleri dibe vuracak. Kovid-19 tedbirleri gibi, gerekirse genelgeler yayınlayarak, araba ve halı yıkama gibi hoyratlıklara son verilmeli" diye konuştu.

2020'de ekim ve kasım ayı toplam yağışı 56.4 milimetre, normal yağış ortalaması 118.8 milimetre ve geçen yılın aynı dönemine göre yağış ortalaması ise 58.3 milimetre oldu. Ekim ve kasım ayı toplam yağışlarında normale göre yüzde 53 ve geçen yıl yağışlarına göre yüzde 3 azalma gözlendi. Ekim ve kasım ayı toplam yağışları, tüm bölgelerde normale göre azalma gösterdi. Normaline göre, yağışlarda en fazla azalma yüzde 62 ile İç Anadolu bölgesinde gerçekleşti. Bunu yüzde 57'le Akdeniz, yüzde 56'yla Ege, yüzde 55'le Doğu Anadolu, yüzde 48'le Karadeniz, yüzde 41'le Güneydoğu Anadolu ve yüzde 40'la Marmara Bölgesi izledi.

14.12.2020
Devamı

Tarımda Ödenen Hasar 1.2 Milyar Lira!

2020’de pandemi ile birlikte afetlerin de yaşandığını belirten Tarsim Genel Müdürü Serpil Günal, devlet destekli tarım sigortası kapsamında üreticilere bu yıl 1.2 milyar lira hasar ödediklerini söyledi.

Tarsim Genel Müdürü Serpil Günal, devlet destekli tarım sigortaları kapsamında bu yıl 1.2 milyar lira hasar ödediklerini açıkladı. Günal, 2020’de, 550 bin sigortalı sayısına ulaştıklarını, toplam prim üretiminin ise 2.8 milyar lira olduğunu, bunun da 1.4 milyar lirasının devlet katkısından kaynaklandığını belirterek, bu yıl tarım sigortasında 1.9 milyon poliçe adedine ulaştıklarını söyledi.

Günal, bu yıl üreticiye 1.2 milyar lira hasar ödediklerini ifade ederek, “Bunun da yüzde 50’si bitkisel üründen ve dolu hasarından geliyor. Antalya’da dolu ve fırtına hasarında seralar için 60 milyon lira hasar ödedik. Adana bölgesinde narenciyede fırtına hasarı nedeniyle 53 milyon lira hasar ödemesi yaptık. Toplamda 1.2 milyar lira hasar ödedik, toplamda ödeyeceğimiz hasar miktarı 1.6 milyar lirayı bulacak” dedi.

Serpil Günal, 2021’de TARSİM’in, teminatları içine sıcak hava dalgası riskini de eklediklerini vurgulayarak, şu açıklamaları yaptı: “Sıcak hava dalgası, bizim bilmediğimiz, 80 yıl boyunca görmediğimiz bir hasardı. Bu yılın mayıs ayında Adana, Mersin, Hatay, İzmir, Manisa bölgesinde yaşandı. İncelemeler yaptık ve sıcak havanın sigortalanabilir olduğunu tespit ettik, 2021’den itibaren tarım sigortasının teminatları içine kattık.”

BUĞDAYIN SİGORTA BEDELİ 12 LİRA

SERPİL Günal, tarım sigortasının fiyatlarına da değinerek, şu açıklamaları yaptı: “TARSİM’in lokomotif ürünü buğday; üretici, bir dekarlık alanda 480 kilo buğday üretiyorsa, ödeyeceği prim 12 lira. Aslında prim 24 lira, bunun yüzde 50’sini devlet karşılıyor. Mesela, arpada dekar başına ortalama 410 kilo için çiftçinin ödeyeceği prim 10 lira. Bir örnek daha vereyim. En fazla sigortalanan ürün, kayısı. Kayısıda, bir hektar alanda 1790 kilo üretim yapıldığı zaman üreticimizin ödeyeceği prim 88 lira, bir o kadar da devlet destek oluyor.

14.12.2020
Devamı

Çiftçi ve Esnafın Yaraları Sarılıyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile pandemiden en çok etkilenen kesimlerin başında gelen çiftçi ve esnafı rahatlatacak adımlar atılmaya başlandı. Kabine toplantısından sonra açıklanması beklenen önlemler paketi kapsamında kira desteğinin yanı sıra su ve doğalgaz faturasında da indirim geleceği belirtiliyor.

Ayrıca bankacılık tarafında da bir süre geri ödemesiz kredi verilebileceği de belirtiliyor. Bu konuda son karar kabine toplantısında verilip kamuoyu ile paylaşılacak. Çiftçi borçlarına ilişkin düzenlemenin ayrı bir teklif olarak en kısa sürede TBMM gündemine gelmesi bekleniyor. Gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra çiftçilerin tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankasına olan 5 milyar liralık borçları yeniden yapılandırılacak.
14.12.2020
Devamı

Çiğ Süt Fiyatı Açıklandı Yem Fiyatına Dikkat!

Uzun zamandır çiğ süt üreticisinin gözü kulağı Gıda Komitesinden çıkacak çiğ süt fiyatındaydı.
Gıda Komitesi tarafından belirlenen çiğ süt tavsiye fiyatı açıklandı. (USK) Ulusal Süt Konseyi tarafından yapılan açıklamaya göre Çiğ süt tavsiye fiyatı 2,80 kuruş olarak belirlendi. Litre başına bakanlık tarafından ise 30 kuruş süt desteği  verileceği açıklandı. Çiğ süt desteğinin 1 Ocak 2021'den Nisan sonuna kadar yapılacağı açıklandı.
2,80 kuruş çiğ süt fiyatının Nisan sonuna kadar olması üreticiyi memnun etmedi. 

Öte yandan yem fiyatlarına ardı ardına gelen zamlar bu artışı kısa sürede yok edecek. Her zaman böyle olan bu durum karşısında uygulamanın kalıcı olmaması da,
çiğ süt referans fiyatı da üreticiyi memnun etmedi.
 
11.12.2020
Devamı

Aynı Köyde 100 Büyükbaş Hayvan Çalındı!

Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Başbuğ köyü Sinan mezrasında ikamet eden vatandaşlar, kendilerine ait 26 büyükbaş hayvanın, Batman'ın Sason ilçesine bağlı Acar köyü ile Kozluk İlçesine Bağlı Karatepe köy sınırlarında sulandıkları sırada çalındığını söyledi. Hayvanlarının tek geçim kaynağı olduğunu belirten vatandaşlar, hırsızlara karşı önlem alınması gerektiğini ve zanlıların bulunmasını istedi.

 

Hayvan sahiplerinden Yusuf Çelik, yıllardır hayvancılık yaptıklarını söyledi. Son 3 yılda 100'ün üzerinde büyükbaş hayvanlarının çalındığını kaydeden Çelik, ahırlarının boş kaldığını ifade etti. Çelik, “Özellikle Sason, Kozluk ve Kulp üçgenindeki bölgede hayvanlarımız çalınıyor. Bu iki aydır hayvanlarımızı arıyoruz. Hayvanlarımızı bulamıyoruz. Bu yıl 26 tane çalındı. Bunları götürüp kaçak yollarda kesiyorlar. Hayvan hırsızları yüzünden büyük bir maddi kaybımız var. Malımızın bulunmasını istiyoruz. Son 3 senedir çalışıp çabaladığımız çoluğumuz ve çocuğumuzla emek verdiğimiz bu çalışma sonucu her sene bu hırsızlar gelip bu bölgede hayvanlarımızı alıp gidiyorlar” dedi.

 

TEK GEÇİM KAYNAKLARI YOK OLDU

 

Hayvanları çalınan Nimet Çelik'in oğlu Mahsum Çelik, “Babam burada çiftçilik yaparak geçimizi sağlıyor. 6 kardeşiz hepimiz öğrenciyiz. Tek geçim kaynağımız hayvancılıktır. Son üç yılda hayvanlarımız çalındı. Bu yıl 23 tane hayvanımız çalındı. Geçtiğimiz yıllarda da 20-30 civarında hayvanımız çalındı. Bu yıl hayvanları sulamaya gönderdiğimizde çalınmış, geçmiş yıllarda yine sulama ve otlarlarken çalınmıştı. Gece gündüz hiç fark etmiyor” diye konuştu.
11.12.2020
Devamı

“İpekböceği ve Tiftik Desteklemeleri Ödemelerine Başlıyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, ipekböceği yetiştiricilik desteğinin bugün, tiftik üretim desteğinin ise önümüzdeki hafta yetiştiricilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlayacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, ipekböceği yetiştiriciliği ve tiftik üretim desteği kapsamında yaklaşık 12 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
 
“İpekböceği yetiştiriciliği desteği kapsamında; 1.942 üreticimize 6 milyon 990 bin
lirayı bugün saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız.
 
Tiftik üretim desteği kapsamındaki 171 ton tiftik için 4 milyon 849 bin lirayı ise 18 Aralık Cuma günü saat 18.00 itibariyle ödeyeceğiz.
 
Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun” 
11.12.2020
Devamı

TİKA'dan Kosovalı Veteriner Hekimlere On-Line Eğitim

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Kosovalı veteriner hekimlere yönelik "Tecrübe Paylaşımı On-line Eğitim Programı" gerçekleştirdi.

Yoğun katılımın olduğu eğitimde, veteriner hekimler gelişen teknoloji ve yeni tip koronavirüs salgınına ilişkin güncel bilgileri paylaştı.

Türkiye'nin Priştine Büyükelçisi Çağrı Sakar, programda yaptığı konuşmada, TİKA'nın Kosova'da hayvancılığın geliştirilmesine yönelik projelere daha önce de katkı sağladığını anımsatarak "Bütün dünyayı tehdit eden salgın, biz sıradan insanlara gıda güvenliğinin ne kadar önemli bir konu olduğunu bir kez daha hatırlattı." dedi.

TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi Başkanı Mahmut Çevik de TİKA'nın Kosova'da ve Balkanlar'da her sektörde olduğu gibi gıda, tarım ve hayvancılık alanlarında da önemli projeler hayata geçirdiğini söyledi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, TİKA'nın Balkanlar'da uyguladığı özellikle tarım ve hayvancılık alanındaki projelerin, bu ülkelerdeki soydaş ve akraba toplulukların gıda güvenliğine katkı sağladığını kaydetti.

Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Engin Ünay da TİKA iş birliğinde yurt dışında 116 eğitim programı gerçekleştirdiklerini aktararak Kosova ile birçok alanda iş birliğine hazır olduklarını ifade etti.

Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Cevdet Yaralı da Kovid-19'a karşı anti serum çalışması yürüttüklerini belirterek inaktive edilmiş virüsü verdikleri tavşan ve atlarda virüsü öldürebilen immünglobulin üretmeyi başardıklarını aktardı. İnsanların kullanımı için son bir saflaştırma yapacaklarını anlatan Yaralı, bunun, çok kısa zamanda insanlarda da kullanılabilir hale geleceğini söyledi.
11.12.2020
Devamı

CHP’li Vekil Ömer Fethi Gürer: Çiftçinin ve Esnafın Sesine Kulak Verin!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında pandemi sürecinde mağduriyet yaşayan esnaf ve çiftçinin yaşadığı sorunları sıraladı, çözüm önerilerini anlattı. 

VATANDAŞTAN MEKTUP VAR

Gürer, basın toplantısına; çiftçi ve esnaf başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden kendilerine ulaşan şikayet ve talep mektuplarından bazılarını okuyarak başladı. İşçinin, işsizin, memurun, atama bekleyenlerin, çiftçinin ve esnafın sorunlarının katlanarak arttığını söyleyen Gürer, özellikle pandemi sürecinde mağduriyet yaşayan kesimlerin sesine kulak verilmesini istedi. 

 

ESNAF BORÇLARINI ÖDEYEMEDİ 

Korona virüs tedbirleri kapsamında faaliyetlerine ara verilen esnafın ciddi mağduriyet yaşadığına işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mağduriyet yaşayan esnafın sosyal güvenlik primleri ve vergi borçları ötelenmelidir. Kiralarında kolaylık sağlanmalıdır. Doğalgaz, su ve elektrik faturaları ötelenmelidir. Pandemi sürecinde ‘destekleme’ adı altında kredi verilerek borçlandırılan esnaf, işyerleri yeniden kapandığı için bu kredilerin geri ödemesini yapamamaktadır. Geri ödeme süresi gelen esnafa kredi ödemelerinde de destek sağlanmalı, taksitler ötelenmelidir” dedi. 

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ESNAFIN YANINDA OLMALI 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere de dikkat çekti. 

1935 yılında Atatürk’ün tarımla ilgili hayata geçirdiği projeler kapsamında faaliyetine başlayan Tarım Kredi Kooperatiflerinin, o dönemdeki kuruluş amacının çiftçiye destek sağlamak olduğuna işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ancak sonraki süreçlerde tarım kredi kooperatifleriyle ilgili 6 kez kanun değişikliği yapıldığını hatırlattı. 

ÇİFTÇİNİN TRAKTÖRÜNÜ HACZEDİYORLAR 

1967 yılında çiftçilere Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla verilen kredilerin faizlerinin  düşük olarak düzenlendiğini bugün için yüzde 8-9 oranında  çiftçi faizi olduğunu belirten  Ömer Fethi Gürer, “ 2005 yılında yapılan kanun düzenlemesi ile Tarım Kredi Kooperatifinin özerk bir yapıya kavuşturulduğunu ve  Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatiflerini ticari bir kuruluş gibi görmeye başladığı için bu kuruma ticari kuruluşlara verilen oranda kredi sağladığını anlattı. Gürer, “Tarım Kredi Kooperatifleri de doğal olarak çiftçiye Ziraat Bankasının kredi faiz oranının üstüne bir de  kaynak kullanım bedeli adıyla bir faiz ekleyerek, çiftçiye yüksek oranda faizli kredi verdi. Yüksek faizle kredi almak zorunda kalan çiftçi, maliyet artışları nedeniyle ürün para etmediği için geri dönüş sağlayamadı ve icralık olmaya başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri pandemi sürecindeki mağduriyete rağmen, borcunu ödemekte zorlanan çiftçinin traktörüne el koyuyor” diye konuştu. 

KREDİ İÇİN HEM TEMİZ SİCİL, HEM KEFİL İSTENİYOR 

Çiftçilere verilen kredilerde ‘temiz sicilin’ yanı sıra ‘kefil’ de istendiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Gürer, “Çiftçi kredi alabilmek için hem sicili temiz olacak hem de kefil bulacak. Kefil bulsa bile zaman zaman yaşanan sorunlar nedeniyle borcunu ödeyemeyen çiftçiye önce kefil baskı kuruyor. Ürün para etmediği için borcunu ödeyemeyince hem çiftçi hem kefil mağdur oluyor” şeklinde konuştu. 

KURAKLIK KAPIYI ÇALDI 

Türkiye’de son 5 yıldır baş gösteren kuraklığın, önümüzdeki yıllarda yaşayancak ciddi su sıkıntısının habercisi olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Gürer, göletlerin kuruduğunu, su kaynaklarının debisinin düştüğünü ifade etti. 

REKOLTE DÜŞECEK 

Sonbaharda yeterli yağışın olmaması nedeniyle toprakla buluşan tohumun nemsiz kaldığını ve bu nedenle rekoltenin de büyük oranda düşeceğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mart ve nisan aylarında bahar yağmurlarının da yağmaması durumunda ekili alanlardaki zararın katlanabileceğini belirtti. 

SU KAYNAKLARI DOĞRU KULLANILMALI 

Su kaynaklarının doğru kullanılmadığına da değinen CHP Milletvekili Gürer, vahşi sulamadan vazgeçilerek damlama ve yağmurlama sistemine tam anlamıyla geçilmemiş olmasının su kaynaklarının tükenmesinde etkin rol oyladığına işaret etti. 

GÖLETLER KURUDU 

Gürer, “Su kaynaklarını doğru biçimde planlamalıyız ve gölet ve barajlardan çıkan sulan için kanaletler yaparak, buralardan daha çok ekili alanın yaralanmasını sağlamalıyız. Bazı göletlerde su yok. Bazılarında su kaçağı var. Bugüne kadar sorunları çözümcü bir yaklaşımla ele alınmadığı için var olan sorular da katlanarak büyüdü” diye konuştu. 

FIRAT’IN SUYU ORTA ANADOLU GETİRİLMELİ 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1989 yılında Devlet Su İşleri’nin (DSİ), Fırat Nehri’nin Karaca kolundan Orta Anadolu’ya su getirme projesini hazırladığını da anımsatarak, “Ne yazık ki bu proje hayata geçirilmedi. Konya, Niğde, Aksaray, Nevşehir ve Karaman bölgelerine bu su getirilirse bölgede yoğun olarak yeraltından elektrik enerjisiyle su çıkarma sorunu da büyük ölçüde ortadan kaldırılmış olur. Zira Orta Anadolu’da gübre, mazot, ilaç ve tohum gibi girdilerin haricinde yeraltından elektrik enerjisiyle su çıkarma maliyeti de yüksek meblağlara ulaşmaktadır” şeklinde konuştu. 

300 METREDEN SU ÇIKARIYORLAR 

Yeraltında su çıkarılan bölgelerde su seviyesinin her yıl biraz daha aşağıya doğru ilerlediğini anlatan Gürer, Kırşehir ilinde artık 300 metreden su çıkarıldığına işaret ederek, “Konya’da obruklar oluşmaya başladı. Yeraltındaki su kaynaklarının elektrik enerjisiyle yer üstüne çıkarılması nedeniyle oluşan bu obruklar gelecekte yaşanacak su sorununu da şimdiden gözler önüne seriyor. Bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalıdır” dedi. 

TMO PATATES ALIMI YAPMALI 

Niğde’de 1 liraya mal edilen patatesin 60 kuruşa bile alıcı bulamadığı için depolarda bekletildiğine de işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, depolardaki patatesin ocak ve şubat aylarına kadar bekletilebileceğini, bu aylardan sonra ise çürüyeceği için ekonomik değerinin kalmayacağını belirtti. Gürer, bu konuda TMO’nun devreye girerek, en azından maliyetini karşılayacak bir fiyattan patates alımı yapıp, tüketiciye sunmasının hem üreticinin zararını karşılaması hem de tüketiciye ucuz patates ulaşmasının önünü açabileceğini vurguladı. 

DESTEKLEME TARLA SAHİBİNE DEĞİL, KİRACIYA VERİLMELİ 

Kiralanan tarlalarda uygulanan destekleme sorununa değinen Gürer, “Desteklemeler, ürünü yetiştiren üreticiye değil de tarla sahibine veriliyor. Bu bir saçmalıktır. Desteklemeler, tarla sahibine değil, ürünü yetiştiren üreticiye verilmelidir” dedi. 

YEM FİYATLARINA MÜDAHALE EDİLSİN 

Hayvancılıktaki sorunlara da dikkat çeken Gürer, son 1 ayda 6 kez yem fiyatlarına zam geldiğini, gerek süt inekçiliği gerekse besicilik yapanların ciddi mağduriyet yaşadığını belirtti. Hayvanların 12 ay kapalı alanda beslendiğine işaret eden CHP Milletvekili Gürer, sanayi yemindeki artışın besiciyi mağdur ettiğini, bu nedenle yem fiyatlarına mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini ifade etti. 

Ülkenin gerçek gündeminin çiftçilerin, besicilerin yaşadığı sorunlar oluğunun altını çizen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidar kamu yaklaşımı ile sorunları ele almadığı için sorunların artarak büyüdüğünü belirtti. 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

Gürer, çiftçilerin kendilerinin sahiplenilmesini beklediğine de işaret ederek, “Çiftçi sahipsiz, iktidar sorunlara kulak asmalı, çiftçisinin sesini duymalı ve düzenleme yapmalıdır. Çiftçi dert yanıyor, sorunlarını anlatıyor. ‘İktidar sesimizi duysun’ diyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği tüm milletvekillerine bölgeleriyle ilgili soruları içeren raporlar göndermeye başladı. Görünen o ki, bıçak kemiğe dayandı. Onlar da ses çıkarmaya başladı. Haciz ve borçları nedeniyle mağdur olan çok sayıda çiftçi var. Bu üretimde kayıpları da beraberinde getirir. İthalatçı bir anlayışla tarıma bakılmamalıdır. 3.5 milyon hektar tarım arazisinin yok olduğu ülkemizde çiftçi yeniden toprakla buluşturulmalı, gerekli destekler sağlanmalıdır. Kırsalda küçük aile işletmelerine destek verilmelidir. Tarımsal alanlarda katma değeri yüksek ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmeli, üreticilerin sorunları mutlaka çözülmelidir” diye konuştu.
11.12.2020
Devamı

Bayraktar'dan Dikkat Çekici Kuraklık Raporu

TZOB Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanı Şemsi Bayraktar iklim değişikliğine ve kuraklığa vurgu yaptı . Bayraktar “Kuraklık, dünyada önemli gündem maddelerinden biridir. Bir de pandemi süreci göz önüne alınırsa, gıdanın önemi daha çok artmaktadır. FAO Gıda Fiyatı Endeksine göre; küresel gıda ticareti kasım ayında sert bir şekilde yükselerek, son altı yılın en yüksek fiyat seviyelerini gördü. Gıda fiyatları, 6 aydır aralıksız yükselişine devam etti.”dedi.
 
İklim değişikliğinin etkisi ile dört mevsim iki mevsime düştü. Baharlar ortadan kalktı. Ilık geçen kışlar ve sıcak geçen yazlar yaşıyoruz. Bu değişikliğinin en önemli sonuçlardan birisi de kuraklıktır. Önlem alınmazsa, gelecekte bu durum, tarımsal üretimi sekteye uğratacak, gıda güvenliği endişesini taşımamıza neden olacaktır.

Kuraklık, dünyada önemli gündem maddelerinden biridir. Bir de pandemi süreci göz önüne alınırsa, gıdanın önemi daha çok artmaktadır. FAO Gıda Fiyatı Endeksine göre; küresel gıda ticareti kasım ayında sert bir şekilde yükselerek, son altı yılın en yüksek fiyat seviyelerini gördü. Gıda fiyatları, 6 aydır aralıksız yükselişine devam etti.

2021 yılı ise 2020 yılından daha risklidir. Çünkü bu riski kuraklık oluşturmaktadır. Ülkemizdeki kuraklık, üretimi olumsuz etkileyecektir. Aralık ortalarına kadar yağış alamazsak, risk daha çok artacaktır. Birçok ülkede kuraklık nedeniyle verimde kayıplar görüyoruz. Örneğin, Rusya’da kışlık buğday ekilişlerinin yüzde 22’sinde büyüme eksikliği tespit edilmiştir. Bu durumda Rusya ve diğer üretici ülkeler, pandemi sürecinde gördüğümüz gibi, ihracatlarına 2021 yılında da yasak koyabilirler. Nitekim, Rusya ayçiçeği ürünleri ihracatına yüzde 30 ek vergi getirmeye hazırlanıyor. Bu ürünlerde ithalatçı olan Türkiye, başka ülkelere yönelmek zorunda. Ülkeler şimdiden kapanmaya başladı.

Önümüzdeki yıl buğday başta olmak üzere, bitkisel ve hayvansal ürünlerde ihracat yasaklarıyla karşılaşabiliriz. Yine buğday başta olmak üzere, stratejik ürünlerde belli bir miktar stok yapmak zorundayız. Eskiden olduğu gibi, iç piyasada fiyatlar yükseldiğinde gümrükleri düşürsek bile, ucuz fiyattan ürün bulmak mümkün değildir. Kuraklığın boyutları artarsa, paramız olsa dahi, ürün bulmak mümkün olmayacaktır. Yerli ve milli üretimden başka çaremiz yoktur. Ülkemizde boş toprak kalmamalıdır. Çiftçimizin terk ettiği boş, ekilmeyen topraklar üretime kazandırılmalıdır.

 Dünyada ve ülkemizde yaşanan kuraklık riskine karşı, önlemlerimizi şimdiden almazsak, yeterli üretimi sağlayamazsak, artık üretici ülkelerden ucuz buğday, ucuz et, ucuz süt ürünleri ve diğer ürünleri temin etme imkanımız kalmayacaktır. Bu ülkelerden aynı zamanda enflasyon da ithal etmiş oluruz. Bu durum ülkemizdeki birçok insanımızın gıdaya ulaşamaması demektir. Kaldı ki, paramız olsa da, bazı ürünlerin ithalatı mümkün olmayacaktır. Çok acil olarak tedbirler almalıyız. Sulanmayan alanların sulamaya açılması başta olmak üzere, yapısal sorunlara odaklanmalı, üreticilerimizin bu dönemde zaten yüksek olan elektrik ve su maliyetleri daha da artacağı için acil olarak elektrik ve sulama ücretlerinde indirime gidilmeli, üreticilerimize verilen destekler artırılmalıdır. Bu ülkeyi namerde muhtaç etmeyen üreticilerimizi topraktan soğutmamalıyız.

Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım, Pandemi sürecinde paramız olduğu halde, hububat alamadığımız, pirinç bulamadığımız dönemler oldu. Devam eden pandemi riski sürecine bir de kuraklık riskini eklediğimizde; 2021 yılında gıda riskinin çok daha büyük boyutlarda olacağını söyleyebiliriz. Tedbirlerini almayan ülkeleri, 2021 yılında zor günler bekliyor.

2021 Yılında Zor Günler Bekliyor
Özellikle buğday gibi, temel bir ürünümüz, gıda güvenliğimiz açısından bir adım öne çıkmaktadır. Buğday tek başına ekili dikili alanların yüzde 35’ini oluşturmaktadır. Ülkemizde kuraklıktan en çok etkilenen ürünlerin başında buğday gelmektedir. Çünkü iklim, buğday için en önemli faktör konumundadır. Bugünlerde ekilişleri tamamlanmak üzere olan buğdayın üretimi, bu yüzden dalgalanmalar göstermektedir. Geçen yıl fiyatlardan memnun olan buğday üreticileri bu yıl ekim alanlarını genişletti. Üretici bu seçiminden dolayı da bir endişe içinde beklentiye girmiştir. Pandemi sürecinde, artan döviz kurlarından dolayı girdilerdeki artışlar ürün maliyetlerini yükseltmiştir. Kuraklıktan dolayı, bir de verim kayıpları göz önüne alındığında, 2021 yılında üreticinin maliyeti katlanarak artacaktır. Bu nedenle TMO, alım fiyatlarına dikkat etmelidir. Buğday fiyatları açıklandığında, üretici tüccara yönelmektedir. Böyle bir ortamda, tüccar buğdayı stoklarken, piyasada fiyatlar yükselmekte, TMO başta buğday olmak üzere, üreticiye verdiği fiyatın çok üzerinde fiyatlarla ithalat yapmaktadır.
 
Kuraklık Fazla İthalat Yapılmasına Neden Olacak
Buğdayın yanında, arz açığı olan birçok ürünün üretimi de kuraklıktan etkilenecektir, daha fazla ithalat yapılmasına neden olacaktır. Kışlık ekimleri yapılan arpa, kırmızı mercimek arz açığı olan ürünlerimizdir. Arpa, buğday Orta Anadolu da görülecek kuraklıktan etkilenirken, Güneydoğu Anadolu’da kırmızı mercimek ve kuraklık böyle devam ederse ilkbaharda ekilecek yine arz açığı verdiğimiz ürünlerden pamuk üretimi tehlike altındadır. Trakya bölgesinde arpa buğday ve yine arz açığı verdiğimiz ayçiçeği, kuraklıktan etkilenecek önemli ürünlerimiz arasındadır. Doğu Anadolu’da kuraklık yem bitkileri ve meraları etkileyecek, hayvansal üretimin düşmesine neden olacaktır.
 
Kuraklık Hayvansal Üretimin Düşmesine Neden Olacak
 
Tabii, bütün doğal afetlerden çiftçimizin zarar görmemesi mümkün değildir. Bu nedenle, doğal afetler karşısında çiftçimiz tek başına da bırakılmamalıdır. Tarım sigortası, çiftçi kayıt sistemine dahil olmayanları da kapsamalı, tüm riskleri de karşılamalıdır. Doğal afetlerden en çok zarar gören kesim olan üreticiler için sigorta yaptırmak fevkalade önemlidir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin çabalarıyla sigortalanmış kuru tarım alanlarında üretimi yapılan buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut,  kırmızı mercimek ve yeşil mercimek ile bu ürünlerin sertifikalı tohumluklarında ilçe genelinde gerçekleşen kuraklık, don, sıcak rüzgar ve sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış ile dolu paketi teminat kapsamına alınmıştır. Diğer yandan, tarımda sigortalılık oranı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı olan üreticilerde yüzde 20’de kalmaktadır. Tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının nedenleri arasında, yüksek prim tutarları gelmektedir. Çiftçimiz bu fiyatlarla sigorta yaptırmakta zorlanmaktadır. Tarım sigortasında prim tutarları düşürülmeli veya devlet desteği artırılmalıdır.

Tarım Sigortası Primleri Düşürülmeli
Tarımsal kuraklıkla mücadele etmede sulamanın önemi büyüktür. Boşa akıp giden suları toplamak yani yeni su hasatları yapmak için barajlar ve göletler yapılmalıdır. Sulamada yatırımları bitirilmeli ve yağmurlama ve damla sulama gibi basınçlı sulama sistemleri kullanılarak etkinlik sağlanmalıdır. Su her kesimde tasarruflu kullanılmalı, özellikle toplam suyun yüzde 78’ini kullanan tarımda su heba edilmemelidir. Döngüsel su yönetimi ile atık su değişik alanlarda kullanılmalıdır. Yaklaşık 23 milyon hektar tarım alanımızın halen 8,5 milyon hektarı teknik ve ekonomik olarak sulanabilmektedir. Diğer yandan, tarım alanlarımızın sadece 6,65 milyon hektarında sulama altyapısı tamamlanmış durumdadır. 1,85 milyon hektar alanda sulama altyapısı tamamlanmamıştır. Sulamaya açılacak her metrekare tarım arazisi ülkemizin menfaatine olacaktır. Hükümetin sulama yatırımlarına yönelik çalışmalarını destekliyoruz. GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama yatırımlarını da içeren projelerin tamamlanması önem taşımaktadır. Ülkemizde tarımsal sulamada, sulama randımanı yetersizdir. 2019 verilerine göre mevcut sulama sistemlerinin yüzde 72’si açık sistemdir. Bu durum maliyetleri artırmasının yanı sıra su israfına neden olmaktadır. Acilen eski ve atıl vaziyette olan bu yapılar yenilenmeli, kapalı sistemlere geçilmelidir. Bu durum su tasarrufu sağlayacak, sulama maliyetlerini düşürecektir. Bitkide verim kaybına ve toprakta tuzlanmaya neden olan vahşi sulama yöntemleri bırakılmalıdır. Artan ürün maliyetler karşısında çiftçinin zorluk çekmesi, gelirinin düşmesi, modern sulama sistemlerine geçişini zorlaştırmaktadır. Bunun için çiftçilerimize su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerinin artırılması için teşvik ve krediler artırılmalıdır. Hatta imkanlar dahilinde üreticilere modern sulama sistemleri yüzde 100’ü hibe şeklinde verilerek, modern sulama yöntemlerini etkin kullanması sağlanmalıdır. Özellikle, su sıkıntısının fazla olduğu bölgelerden başlanarak, kuraklığa dayanıklı kültür bitkileri tarımı teşvik edilmeli, gerekirse üreticiye ürün gelirleri arasındaki fark destek olarak verilmelidir. Üreticilerimizin suyu bilinçli kullanması için çiftçilerimize gerekli eğitimler verilmeli ve birim alanda kullanılacak su miktarı belirlenerek gereğinden fazla su kullanımının önüne geçilmelidir. Gelecekte artması beklenen kuraklıkta, üretici sulama suyu bulmada ve kullanım miktarında sıkıntı çekecektir. Kuraklığın etkisiyle üretici tarlasını daha fazla sulamak zorunda kalacaktır. Bu nedenle, sulama ücretleri ve sulama için kullanılan elektrik ücretleri önemli bir maliyet kalemini oluşturacaktır. Tarımsal üretimde maliyetleri artıran, üreticilerimizi zorlayan en önemli hususlardan birisi sulama ücretleridir. Buğday, ayçiçeği, çeltik, pamuk, mısır, meyve ve sebze sulamalarında 2015-2020 yılları arasında sulama ücretleri, cazibe sulamada yüzde 72 ile yüzde 92 arasında, pompaj sulamada ise yüzde 91 ila 193 arasında değişen oranlarda artış olmuştur. 2019-2020 yani son bir yılda ise cazibe sulamada yüzde 20,8 ile yüzde 25 arasında, pompaj sulamada ise yüzde 31,6 ile yüzde 34,8 arasında değişen oranlarda artışlar olmuştur. 2015 yılında dekar başına 1 lira olan yeraltı suyu kullanım ücreti 2016 yılında 2 liraya, 2017’de 5 liraya, 2019 yılında 10 liraya, 2020 yılında da 15 liraya çıkmıştır. 5 yılda 15 kat artış gösteren yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir. Fiyatların düşürülmesi kaçak su kullanımının da önüne geçecektir. Tarımsal sulamada üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların başında ise elektrik fiyatları gelmektedir. Özellikle fon, pay ve vergi dahil, 2017 yılı Aralık ayı itibarıyla 35,63 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz 2019 yılı Aralık ayında yüzde 126,2’lik artışla 80,60 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kalmıştır. 2020 Aralık ayı itibarıyla birim fiyat ise 85,2 kuruştur. Üreticilerimiz mesken abone grubuna göre yüzde 16 daha pahalı elektrik kullanmaktadır. Artan elektrik fiyatları üretimin sürdürülebilirliği için büyük bir tehdit unsuru halinde gelmiştir. Tarımda girdi yükünün hafifletilmesi, üretimin sürdürülebilir kılınması bakımından tarımda kullanılan elektrikte birim fiyatın düşürülmesi büyük önem arz etmektedir. Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretime devam edebilmeleri bakımından, elektrik fiyatları makul düzeye çekilmelidir. Tarım sektörünün stratejik önemi göz önüne alınarak, tarıma pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Birim fiyatın düşürülmesi bakımından; elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV tarımda kullanılan elektrikte yüzde 1’e indirilmelidir. Elektrik mutlaka desteklenmeli, tarifede ciddi bir indirim yapılmalıdır. Aylık fatura düzenlenmesi üreticilerimizi sıkıntıya sokmaktadır. Gerekli düzenlemeler yapılarak aylık fatura tahakkuku şirketlerin ihtiyati kararı olmaktan çıkarılmalı, ürünlerin hasat dönemi dikkate alınarak, hasattan hasada, yılda bir ya da iki kez olacak şekilde tahsilat yapılması sağlanmalıdır. Elektrik borçları, üreticilerimizin hak ettiği desteklerden mahsup edilmek suretiyle tahsil edilmektedir. Elektrik borçlarının desteklerden tahsil edilmesiyle ilgili uygulama kaldırılmalıdır. Desteklerinin mahsup edilmemesi nakit ihtiyacı içinde olan üreticilerimizi rahatlatacaktır. Üreticilerimiz abonelik işlemlerinde de sorun yaşanmaktadır. Çok hissedarlı tarım arazilerinde abonelik işlemleri yapılamamakta, abonelik işlemlerinin yapılabilmesi için hissedarların çoğunluğunun muvafakatnamesi istenmektedir. Üreticilerimizin abonelik işlemleri kolaylaştırılmalıdır. Özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerinin uygulamaları üreticileri zor durumda bırakmaktadır. Üreticilerimiz muhatap bulmakta güçlük çekmektedirler. Üreticilerimiz karşısında şirket avukatlarını bulmaktadır. Üreticilerimizin içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak, elektrik dağıtım şirketleri tarafından gerekli kolaylık sağlanmalıdır.
 
Suyu Denizi Havayı Kirlettik

Sanayi devriminden sonra insanoğlu olarak doğayı koruyamadık. Suyu, denizi, toprağı, havayı kirlettik. Atmosfere kaldırabileceğinin çok üzerinde sera gazı salınımı yaptık. Sonuçta acı gerçekle, küresel iklim değişikliği ile karşı karşıya kaldık. İklim değişikliği artık önlenemez bir hal aldı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin raporuna göre, sıcaklık artışlarının 2050 yılı için 2,5-3 derece civarında olacağı, yüzyıl sonunda ise artışların 6°C’yi bulacağı öngörülmektedir. Günümüzde, 1°C’lik sıcaklık artışının yarattığı etkilerin bu derece büyük olduğu dikkate alındığında, 6°C’lik sıcaklık artışının yaratacağı ekonomik, sosyal ve çevresel riskler, iklim değişikliğini insanlık tarihinin karşı karşıya kaldığı en büyük risklerden biri yapacaktır. Aynı rapora göre, 3 derecelik sıcaklık artışları için 2050 yılı civarında yüzde 25-50 seviyesinde ürün verim kayıpları öngörülmektedir.
 
Sıcaklık 2030’lu Yıllarda Dahada Artacak
Raporlar bize şunu gösteriyor: Sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağışlar 2030’lu yıllarda daha da artacak. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri Doğu Akdeniz Havzası’dır. Bu havzada yer alan ülkemiz de pek tabii olarak küresel iklim değişikliğinin etkilerini yoğun bir şekilde hissedecek. Küresel ısınma, kurak alanları ve çölleşmeyi artırıyor. 21. yüzyılda kuraklıkların sıklık ve yoğunluğunun özellikle Akdeniz bölgesinde ve Güney Afrika'da artacağı tahmin ediliyor. Bu durum, daha şiddetli su kıtlığı, daha fazla toprak erozyonu, bitki örtüsü tahribatı, orman yangını, biyolojik çeşitlilik kaybı ve gıda arzının riske girmesi anlamına geliyor.

Son yıllarda ülkemizde gittikçe artan doğal afetlerin iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu yaşayarak görüyoruz. Gün geçmiyor ki, aşırı yağış, sel, fırtına, hortum, dolu, don, kuraklık gibi doğal afetler yaşanmasın. Bir üretim sezonunda neredeyse hepsini bir arada görebiliyoruz. İklim değişikliğinin etkisiyle, yaz, kış ve bahar kavramları karışmaya başladı, mevsimler farklılaştı. Bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Sanki ortaya iki mevsim çıktı, ılık geçen kışlar, sıcak geçen yazlar. Baharlar ortadan kalktı. Bu yıl da özellikle, kuraklık, sel, fırtına başta olmak üzere çeşitli afetleri yaşamaya devam ediyoruz. Artan bu afetlerden tarımın etkilenmemesi mümkün değildir. Tarımsal faaliyetler, iklim şartlarına doğrudan bağlıdır. İklim değişikliği; kalite ve verim düşüklüğüne,  üretim maliyetlerinin artmasına, daha sıcak ve az yağışlı iklim koşullarına, meteorolojik olaylarda artışa, sağlıklı kullanılabilir suya ulaşımın zorlaşmasına, zararlılarda ve hastalıklarda artışa, ekolojik alanlarda kaymaya, bitkisel çeşitliliğin azalmasına ve kültürel işlemlerde sorunlara neden olmaktadır. Kısacası, dünya nüfusunun artmasına rağmen sağlıklı gıdaya ve suya ulaşımı zorlaştırmaktadır. Tarım üstü açık bir fabrikadır. Kış demeden, kar demeden, yağmur demeden, çamur demeden, soğuk demeden, sıcak demeden, gecesini de gündüzüne katarak üretim yapan çiftçilerimiz, hemen hemen her türlü doğal afetle karşı karşıya kalıyor. Baharda yaşanan don afeti, çoğu zaman meyvede tomurcuk, çiçek, ürün bırakmıyor. Birçok üründe alışılmış hasat dönemlerinde değişiklikler görülüyor. Bazı ürünlerde hasat daha erken başlarken bazılarında bir aya yaklaşan gecikmeler oluyor. Fırtına, hortum son yıllarda hemen hemen her yıl Akdeniz Bölgesinde seralara zarar veriyor. Bu ortamda, artan doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği zararların azaltılması, beklenen afetlere karşı önceden önlem alınabilmesi artık daha önemlidir.

Türkiye’de bu yıl yaz yağışları ortalamaların altında kaldı. Bugünlerde sonbahar yağışları yok gibi. Ülkemizin her yerinde bir yağış azalması görünüyor. Barajlar ve göletlerde su seviyeleri, nehirlerde akış debileri düşmüş durumda. Yeraltı suları azalmış durumda. Su zengini bir ülke olmadığımız kesindir. Uzun vadede, diğer sektörlerin ve konutlarında kullandığı toplam suyun yüzde 78’ini kullanan tarım sektörü endişeli. Kısa vade de, sonbaharda ekilen, kuru tarımda bulunan ürünler su bekliyor. Kuraklık böyle devam ederse, ilkbaharda ekilecek, suya daha çok ihtiyaç duyan ürünlerde de sıkıntı yaşanacak. Genel olarak yerküreye yağan toplam yağışlarda, çok fazla değişiklik olmasa da yağış rejiminin değişmesi büyük sorunlar yaratıyor. Artık öyle bir durum oluştu ki yeni üretim sezonunda beklenen yağış bir türlü gerçekleşmiyor. Tarımda kuraklık, bitkinin suya ihtiyaç duyduğu belirli bir kritik dönemde yeterli toprak neminin olmamasıdır. Bu durum ürün veriminde önemli kayıpları meydana getirmektedir. Türkiye’de kuru alanlarda yetiştirilen buğday, arpa, kanola ve kırmızı mercimek gibi bazı temel ürünlerin kuraklıktan etkilenme sınırına gelinmiştir. Temel ürünlerimizden, buğday, arpa ve mercimek tek başına toplam ekili dikili alanlarının yüzde 56’sını teşkil etmektedir. Yani ekilen dikilen alanlarımızın önemli bir kısmı kuru tarımdadır. Buğday, arpa, kanola, çavdar, yulaf, kırmızı mercimek gibi ürünler kışlık olarak Ekim ve Kasım aylarında ekilmektedir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ülkemizde yeni bir tarım yılının başladığı Ekim Kasım aylarında yağışlar genel olarak normalinden ve geçen yıl yağışından az oldu. Ekim ve Kasım yağışları toplamı, Adıyaman ve Şanlıurfa, Doğu Karadeniz sahil kesimi, Kocaeli, Sakarya ve İstanbul’un kuzeyi haricinde yurdumuzun tamamında normallerinin altında gerçekleşti. Amasya, Tokat ve Kayseri çevrelerinde azalış yer yer yüzde 80’lerin üzerine çıktı. En yüksek yağış 297 milimetre ile Rize’de, en düşük yağış 18 milimetre ile Amasya’da gerçekleşirken, normallerine göre en fazla azalma yüzde 82 ile yine Amasya’da meydana geldi. 2020 yılı Ekim ve Kasım ayı toplam yağışı 56,4 milimetre olurken, normal yağış ortalaması 118,8 milimetre ve geçen yılın aynı dönemine göre yağış ortalaması ise 58,3 milimetre oldu. Ekim ve Kasım ayı toplam yağışlarında normale göre yüzde 53 ve geçen yıl yağışlarına göre yüzde 3 azalma gözlendi. Ekim ve Kasım ayı toplam yağışları, tüm bölgelerde normale göre azalma göstermiştir. Normaline göre, yağışlarda en fazla azalma yüzde 62 ile İç Anadolu bölgesinde gerçekleşmiş, bu bölgeyi yüzde 57 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 56 ile Ege, yüzde 55 ile Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 48 ile Karadeniz Bölgesi, yüzde 41 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 40 ile Marmara Bölgesi izlemiştir. Odalarımızdan aldığımız bilgilere göre; Trakya, Çukurova, İç Anadolu ve Güneydoğuda çiftçilerimiz yağış beklemekte ve bazı bölgelerde hububatta verim kaybı olacağı tahmin edilmektedir. Şu anda yağışların yetersizliğini sulama imkânı olan çiftçilerimiz telafi edebilmektedir. Ancak bu durum maliyetleri artırmaktadır. Çukurova’da sulama imkanı olan çiftçilerimiz sulama yapmakta, yer yer yüksek kesimlerde ürünü sulama imkanı olmayan çiftçilerimiz ise yağış beklemektedir. Tekirdağ’da çiftçilerimizin ekimi geç yapmasından dolayı hububat çıkışlarında sorun gözükmemektedir. Edirne’de ise sulama imkanı olmaya çiftçilerimiz sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle Eskişehir, Konya, Aksaray ve Ankara’da hububat çıkışlarında illere göre değişmekle birlikte yüzde 10-30 oranında kayıp söz konusudur. Yozgat’ta ise bazı bölgelerde çıkışlar olmuş, yüksek kesimlerde ise ekilişler tamamlanmak üzeredir. Önümüzdeki günlerde yağış olmaması halinde verimde kayıp artacaktır. Makarnalık buğday üretiminde ön planda olan Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin’de kırmızı mercimek, buğday ve arpada ekilişler tamamlanmak üzeredir. Önümüzdeki 10 -15 gün içerisinde yağış olması durumunda verim kaybı beklenmemektedir. 2020 yılı Ekim ayında ortalama sıcaklıklar yurdumuzun genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmiştir. Uzun yıllar Ekim ayı ortalama sıcaklığı 15,2 derece iken, 2020 Ekim ayı 18,4 derece olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılı Ekim ayı, uzun yıllar ortalamalarının 3,2 derece daha üzerinde olup, son 50 yılın en sıcak Ekim ayı olmuştur.

Son Elli Yılın En Sıcak Ekim Ayı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak biz de yaşanan doğal afetlerin tarım sektörüne ve üreticilere verdiği zararları daha sıkı takip ediyoruz. Birliğimizce her yıl üretim dönemi başlangıcından sonuna kadar; üreticinin karşılaştığı afetleri takip ediyor, afet sonrası üretici ziyaretleri gerçekleştiriyor, neden olan zararlara ilişkin hasar tespit çalışmalarına katılım sağlıyoruz. Doğal afetlerin yaşandığı bölgelerle ilgili hazırladığımız raporları, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve ilgili diğer kurumlara iletiyor, çiftçilerimizin mağduriyetine çözüm yolları arıyoruz. Doğal afetleri önlemek mümkün değil ama doğal afetlerden en az zararla çıkmak mümkün. Bunun yolu da beklenen afetlere karşı önceden önlem alınmasından geçiyor. Bu konuda Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı çalışmalar oldukça önemlidir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün meteorolojik veri ve tahminlerinin tarımda daha etkin kullanımı, doğal afetlerin oluşturacağı zararın azalmasını sağlayacaktır. Bizim amacımız da zararı azaltmaktır. Bu zararı azaltmak için Birliğimiz ile Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz işbirliğine gitti, yapılan protokolle; Meteoroloji Genel Müdürlüğü meteorolojik tahmin ve uyarıları Birliğimize iletiyor, Birliğimiz de Oda Başkanlıklarımız aracılığıyla çiftçilerimizle bu bilgileri paylaşıyor. Birliğimiz ve Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz zirai meteorolojiyle ilgili eğitim çalışmaları yapıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün meteorolojik uyarılarının ne anlama geldiği, nasıl kullanılacağı, zarardan nasıl korunacağı çiftçimize öğretiliyor. Bu uyarılara karşı önlem alan çiftçimiz, ürününü doğal afetlere karşı daha iyi koruyacaktır.

İklim Değişikliği İle Mücadeleye Odaklanılmalıdır
 
İklim değişikliği ve onun getirdiği tarımsal kuraklıkla mücadelede küresel ölçekte yapılması gerekenler vardır. Tüm ülkeler iklim değişikliği ile mücadeleye odaklanmalıdır. Emisyonların azaltılmasına yönelik politikalar ve çabalar etkili olsa dahi, az da olsa iklim değişikliği kaçınılmazdır. Bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak stratejiler geliştirilmelidir. İklim değişikliği ve doğal afetlerin, ürünlerin verim ve kalitelerine olumsuz etkileri göz önüne alınarak önlem alınmalıdır. Tarımla ilgili tüm kesimlerini iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. İklim değişikliği ve doğal afetlerin etkisini azaltmada, erozyon kontrolü, sulama için baraj yapımı, doğru gübre kullanımı, yeni ürünlerin ortaya çıkarılması, organik madde açısından toprak verimliliğinin iyileştirilmesi, ekim ve hasat zamanlarında değişiklik yapılması, kuraklığa dayanıklı ürünlerin geliştirilmesi, erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi çalışmalar yapılmalıdır. Toprağın ve suyun yönetimine, korunmasına yönelik eğitim programları düzenlenmelidir. İklim değişikliğinin yavaşlatılmasında önemli faktörlerden birisi suyu tutan ormanlar, tarım alanları ve meralar gibi kaynaklar korunmalı, amaçları dışında kullanılmamalıdır.
 
10.12.2020
Devamı

Dünyada Doğal Afetlerden Tarım Arazileri Zarar Gördü!

Dünyanın dört bir yanında doğal afetler etkili oldu... İtalya, Endonezya ve İran'ı sel, Suudi Arabistan'ı kasırga vurdu.

 

Endonezya'da şiddetli yağışlar Açe eyaletinde etkili oldu. Yaklaşık 18 bin ev su altında kaldı.

Tarım arazileri zarar gördü, 2 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 15 bin kişi güvenli bölgelere tahliye edildi.

İtalya'nın kuzey kesiminde, aşırı yağışların yol açtığı sel baskınları vardı. Modena ve Nonantola kentleri ve çevresinde hayat felç oldu.

Modena yakınlarındaki Panaro nehri taştı, köprüler yıkıldı, tarım arazileri, yollar, evler ve araçlar su altında kaldı. Bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi sevk edildi.

İran'ın güney bölgelerinde etkili olan sel felaketi can aldı. Hürmüzgan eyaletinde 7 kişi hayatını kaybetti. Huzistan, İsfahan, Buşehr, Fars ve Yezd eyaletlerinde çok sayıda evi su bastı. Arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Suudi Arabistan'ı ise kasırga vurdu. Sakaka kentinde hortumlar meydana geldi. Şiddetli yağışlar ve fırtına nedeniyle bir çok ev ve araç zarar gördü.
09.12.2020
Devamı

GAP Projesi Kapsamında Arazi Toplulaştırma Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Kaya Yıldız, Şanlıurfa Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında toplam 79 kırsal mahallede 1 milyon 550 bin 240 dekar alanda arazi toplulaştırma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

 

Yıldız, yaptığı açıklamada, arazi toplulaştırma çalışmalarının amacının, tarım işletmelerinin sahip oldukları küçük, parçalı ve dağınık arazileri modern tarım işletmeciliğine göre yeniden düzenleyerek, daha az zaman, iş gücü ve sermaye kullanımı sağlamak olduğunu bildirdi.

Aynı zamanda üretim faktörlerinden en iyi biçimde yararlanarak tarımsal üretimi ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmak ve kırsal kesimdeki nüfusun hayat standartlarını yükseltmenin amaçlandığına dikkati çeken Yıldız, arazi toplulaştırmasının sadece tarım parsellerinin birleştirilerek daha büyük parseller elde etmek olmadığının altını çizdi.

Yıldız, arazi toplulaştırmasıyla sulama, tarla içi geliştirme işlemleri gibi diğer altyapı hizmetlerinin de birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bu kapsamda GAP'ın temel hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek, yöre halkının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmek, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını gidermek, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam olanaklarını artırarak ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmaktır. Söz konusu hedeflere ulaşmanın en önemli bileşenlerinden biri de arazi toplulaştırması ile sulama projelerinin entegre olarak planlanmasıdır."

Yıldız, bu kapsam Şanlıurfa GAP'ta 4 ila 10. kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projeleri'nde çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, "Toplam 79 kırsal mahallede 1 milyon 550 bin 240 dekar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Söz konusu projeler kapsamında 1 milyon 206 bin 420 metreküp taş toplama işlemi yapılarak bu alanlar tarıma kazandırıldı. Bu projeler kapsamında 146 bin 225 kilometrede tarla içi ve blok yolları yapıldı." değerlendirmesinde bulundu.

09.12.2020
Devamı

Keçi 8 Bacaklı Çift Boyunlu Oğlak Doğurdu!

Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı Sarısakal Mahallesi’nde hayvancılık yapan Sarısakal Muhtarı Remzi Siner’e ait keçi, 8 bacaklı, çift boyunlu oğlak doğurdu. Oğlak, doğduktan kısa süre sonra öldü.

Remzi Siner, “Hamile keçimin doğurmasını dört gözle bekliyordum. Kendisi doğuramayınca ben doğurtmaya çalıştım ama başarılı olamadım. Daha sonra keçimin karnını kestim, yavruyu çıkardım. 8 bacak ve 2 boyunluydu oğlak. Hayatımda ilk kez böyle bir şey gördüm. Keçiyi kestim, etini yiyeceğim. Başka çaremiz yok” dedi.
09.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Tarım Ürünleri İhracatçısı Ülke Konumuna Yükseldik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 2.5 yılda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin kırsal kalkınmasının geliştirilmesini amaçlayan Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Kongresine (UKAFEST) katıldı. Programa Pakdemirli'nin yanı sıra, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer ve çok sayıda davetli katıldı.

Burada konuşan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ekonomik kalkınmanın temel anahtarının, kırsal kalkınmadan geçtiğini ifade etti. Kırsal kalkınma alanında yapılacak her türlü yatırım ve çalışmanın, ülkelerin kalkınmasını hızlandıracağını belirten Pakdemirli, "Kırsalın kalkınması, tarım-gıda sektörünün kalkınması demektir. Tarım-gıda sektörünün kalkınması da, ekonominin ve bağlı olarak da ülkenin kalkınması demektir. Dolayısıyla kalkınmanın temelinde; yerel vardır, kırsal vardır, köy vardır, doğduğumuz topraklar vardır" dedi.

Bakan Pakdemirli, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar, kırsal alanlarda yaşayan nüfusun ise 3.1 milyar olmasının beklendiğini, ayrıca son yıllarda AB'de kullanılan tarım alanının gerilediğini ve gerilemenin de devam edeceğinin öngörüldüğünü kaydetti.

AB ekilebilir arazisinin yüzde 3 oranında azalarak 2030 yılına kadar 104 milyon hektara düşmesinin beklendiğine dikkat çeken Pakdemirli, "İşte tarım alanlarının azalması, tarımdan ayrılan insan sayısı, pandemiye bağlı dünya ekonomik buhranı gibi nedenlerle, toplam AB tarımsal gelirinin, önümüzdeki 10 yıl boyunca reel olarak önemli ölçüde azalacağı öngörülmektedir. Buna karşılık; OECD ülkeleri içinde yıllık yüzde 2.9 ile en yüksek büyüme artışına sahip ülke Türkiye'dir.
Son 20 yılda ülkemizde de ekilebilir alanlar azalmasına rağmen, modern tarım yöntemlerinin kullanımı, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi ve desteklerle tarımsal üretimimiz iki katından fazla artmıştır. Son 2.5 yılda da, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye, toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kırsalda su ve sulama sorununun kalmaması için bütün imkanların seferber edildiğini ve bu konuda ülke genelinde son 18 yılda yaklaşık 254 milyar TL'lik yatırım yapıldığını belirterek, şöyle dedi:

"Sulamaya açtığımız alanlar ve toplulaştırma çalışmalarımız neticesinde çiftçilerimize yıllık 20.1 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Son 2.5 yılda ise su alanında yaklaşık 38 milyar liralık yatırım yaptık. Böylece çiftçilerimize yıllık 2.6 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Önümüzdeki yılı da, '2021 Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı' olarak ilan ettik. Bu kapsamda yeraltı barajları başta olmak üzere, suyu tasarruflu ve verimli kullanma konusuna daha çok odaklanacağız" dedi.
08.12.2020
Devamı

Uzaktan Tarım Dersleri Başladı!

Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) arasında imzalanan Tarımsal Eğitimde İşbirliği Protokolü kapsamında Pandemi Günlerinde Tarım Eğitim Programı başladı.

Hayata geçirilen online programın ilkini safran ve ekinezya eğitimleri oluşturdu. 500 kişinin zoom'dan bağlandığı derse, youtube üzerinden de katılımcılarla toplam 1800 kişi katılım gösterdi.

İlk derse katılan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarımsal üretimin kalitesini artırmak için bilimsel eğitime ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çandır, pandemi döneminde tarımsal eğitimin aksamaması için Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle programı hayata geçirdiklerini söylerken, eğitim programları ile tarımı bilimsel temellere oturtmayı hedeflediklerini anlattı. Gelen talepler doğrultusunda düzenlenen eğitimlerin ücretsiz olduğunu belirten Çandır, katılımcılara gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür etti. Çandır, “Hepimiz sağlıkla kalalım, tarımda kalalım" dedi.

Tarım ve Orman İl Müdürü Gökhan Karaca, ATB ile projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, “Biz pandemi döneminde yaşanan krizi, eğitimlerle fırsata çevirdik" dedi. Müdürlük olarak pandemi öncesinde eğitim programlarını köylerde ve sahada yaptıklarını anımsatan Karaca, “Ancak internetten düzenlediğimiz eğitim programlarına ilgi ve katılım çok yoğun. İnsanlar hiçbir zorlama olmadan, severek ve isteyerek eğitimlere katılıyor. İlginin çok yoğun olması bizi çok mutlu ediyor. Eğitim alanlar online sınava tabi tutuldu, başarı durumlarına göre katılım belgesi takdim edilecek" dedi. Karaca, özel ders kalitesinde kitlesel eğitim olarak kurgulanan dersin pandemi döneminde ülkemizde ve dünyada en geniş katılımlı tıbbi ve aromatik bitkiler yetiştiriciliği eğitimi olduğuna dikkat çekti.
08.12.2020
Devamı

Çiftçiyi Kuraklık Korkusu Sardı!

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da buğday, arpa ve diğer ürün tohumları Ekim ayında toprakla buluştu. Tohumlar Kasım ayında yeteri kadar yağış yaşanmamasından dolayı sağlıklı bir çıkış yakalayamadı.

Konya Ovası'nda son 15 yılın en kurak dönemlerinden birinin yaşandığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Murat Akbulut, “Küresel pandemi sürecini yaşadığımız şu günlerde gıda güvenliği oldukça önemli. Yerli üretim ve kendi üretimimiz son derece önemli. Fakat yaşanan kuraklık, özellikle buğday ve arpa üretimi açısından önümüzdeki dönem için olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaya başladı.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayından Kasım ayına kadar Konya'da 87 mm yağış yaşanmasına karşın bu yıl bu oran 37 mm seviyesinde kaldı. Konya olarak Kasım ayı içerisinde ise sadece 18 mm bir yağış aldık. Bu yağış toprak altında bekleyen tohumlara bir can suyu oldu ancak devamında yağışın yaşanmaması sağlıklı çıkışları engelledi. Bu konuda endişeliyiz. Çünkü yağışların azlığı nedeniyle çıkışların olumsuz olması yüzde 10 gibi ciddi bir rekolte kaybına neden olacak. Önümüzdeki hafta içinde meteoroloji müdürlüğü yağış tahmininde bulunuyor. Umarım olası yağışlar bu rekolte kaybını bir miktarda olsa aşağı çeker” dedi.

Konya Ovası'nda 3'te 2'lik kısmının kıraç alanlardan oluştuğunu ve çiftçinin tarlalarını kendi imkanlarıyla suladığını belirten Konya Pancar ve Tarım Ürünleri Üreticileri Derneği (KONPADER) Başkanı Ahmet Bestil ise 8 aydan bu yana bölgede istenilen yağışın olmadığını, ovanın kuraklık sıkıntısı çektiğini kaydetti.

Dış havzalardan Konya'ya su getirilmesi gerektiğini ifade eden Bestil, “Yağış yokluğundan dolayı çiftçi tarlasını kendi imkânlarıyla suluyor. Bu da çiftçiye ekstra bir maliyet yüklüyor. Tarlasını kendi imkânlarıyla sulayamayan çiftçinin ise kuraklıktan dolayı toprak altında bekleyen tohumları çürüyor. Çiftçi, zaten gırtlağına kadar borçlu.

Buğday üretimi ciddi seviyede azalacak. Sonra 2021 yılında yeni sorunlar, zamlar bizleri bekleyecek. Çiftçi, çok karmaşık bir sürecin içinde. Yer altı suları azaldı. Su, artık daha derinden çıkıyor. Suyun daha derinden çıkması, çiftçinin enerji maliyetinin yükselmesi demek. Konya'ya dış havzalardan muhakkak 5 milyar metreküp su getirilmesi gerekiyor. Özellikle Fırat'ın suyunun Kızılırmak üzerinden Konya ve Aksaray'a getirilmesi gerekiyor. Dış havzalardan su getirilirse buğday ve arpa ithalatının önünü kesip, ihraç etmeye başlarız” şeklinde konuştu.
08.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Arıcılarımıza Destek Sağlıyoruz!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu söyledi.

 

Arıcılığın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoğun ilgi gören tarımsal bir uğraş alanı olduğunu dile getiren Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu ifade etti.

2003 yılından bu yuna arıcılığa destek verdiklerini bildiren Pakdemirli, kovan başına 15 lira, ana arı başına da 80 lira ödeme yaptıklarını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, ayrıca, arıcılığın yoğun olarak yapıldığı 34 ilde arıcılık malzeme ve ekipman desteği verdiklerini, bunun yanında kırsal kalkınma programları kapsamında ise arıcılık faaliyetlerine yüzde 50 hibe desteği sağladıklarını dile getirdi.

 

“BALDA ÜRETİM MİKTARI VE KALİTE ARTACAK”

 

Arıcıların meteorolojik parametrelerden en fazla etkilenen üreticilerin başında geldiğini anlatan Pakdemirli, bu etkiyi en aza indirmek için Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü arasında meteorolojik tahminlerin paylaşımı konusunda işbirliği yapılacağını ifade etti.

 

Bu işbirliğiyle, sıcak ve soğuk hava dalgaları ile kuvvetli meteorolojik hadiselere ilişkin tahminlerin erken uyarı olarak SMS ile arıcılara iletileceğini dile getiren Pakdemirli, ayrıca, arıcıların konaklayacakları bölgeleri daha iyi tespit edebilmeleri için de geçmiş yıllara ait verilerin kendileriyle paylaşılacağını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, yapılacak işbirliğiyle bal üretim miktarı ve kalitesinin artmasına katkı sağlanacağını da belirtti.
07.12.2020
Devamı

TMO Hububat Satışları Devam Ediyor

TMO, hububat piyasalarını yakından takip ederek piyasalarda istikrarı korumak, üretici, sanayici ve tüketici arasındaki tedarik zincirinin sorunsuz işlemesi amacıyla piyasaya ürün arz etmektedir.
Bu doğrultuda, Ekim ayında başlayan satışlarımız Aralık ayı itibariyle devam etmektedir.
Aralık ayında; 560 bin ton buğday, 166 bin ton arpa, 152 bin ton mısır, 5 bin ton nohut satışa açılmıştır.
 
Buğday, arpa ve mısır satışlarımız kullanıcılarına yönelik olarak yapılacaktır.
Besici ve yetiştiricilere yönelik olarak yapılan arpa satışlarımızda peşin veya üç ay vadeli vade
farksız satış uygulamamıza devam edilecek olup ayrıca ödemeler; Ziraat Bankası’nın “Bankkart, Başak”, Vakıflar Bankası’nın “Tarım Kart” ve Halk Bankasının tüm bireysel ve ticari banka kartlarıyla vade farksız 3 ay vade ile yapılabilecektir.
 
Bilindiği üzere Kasım ayından itibaren buğday satışlarımızda yeni bir uygulamaya geçilerek
sanayicilerimize temin ettiğimiz buğdayın karşılığı un miktarının makul fiyattan piyasaya sunulması taahhüt altına alınmıştır.
 
Aralık ayında da bu uygulamaya devam edilecek bu kapsamda:
 
• Piyasaya makul fiyatlarla un vereceğini taahhüt eden firmalara, verdikleri fiyat taahhütleri
dikkate alınarak tahsis yapılacak,
 
• Firmalar fiyat taahhütlerini teyit eden faturalarını TMO Elektronik Satış Platformu sistemi
üzerinden ibraz edecek,
 
• İbraz edilen faturalar ayrıca ilgili kurumlar nezdinde teyit edilecektir.
Kasım ayı satışlarımızda 130 TL/çuval fiyat altında ekmeklik buğday un fiyatını taahhüt eden
firmalara taleplerinin %50’si kadar tahsisat yapılmıştır.
 
Kasım ayında taahhüt veren firmaların taahhütleri Aralık ayında da geçerli olacaktır. Bu ay ilk kez
taahhüt verecek olan firmalar, fiyat taahhütlerini başvuru süresi içerisinde (05-11 Aralık 2020) TMO Elektronik Satış Platformu üzerinden yapacaktır.
 
Firmaların verdikleri taahhütlerin miktarı, TMO’dan almış oldukları toplam buğday miktarına karşılık gelen un miktarıyla sınırlı olacaktır. Kasım ayı taahhütlerini yeterli fatura ibraz ederek tamamlayan firmalar Aralık ayında ürün tahsisleri için fiyat taahhütlerini Şube Müdürlüklerimize dilekçe vermek suretiyle değiştirebilirler.
 
TMO’nun bu uygulaması kapsamında Kasım ayında yaklaşık 150 TL/çuval seviyelerine kadar
yükselen ekmeklik buğday unu fiyatları % 10-15 düşerek 130-135 TL/çuval seviyelerine kadar
gerilemiştir.
07.12.2020
Devamı

Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Bugün Başlıyor

Türkiye'nin kırsal bölgelerinin kalkınmasına destek amacını taşıyan Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Kongresi (UKAFEST),7-9 Aralık tarihlerinde çevrim içi gerçekleştirilecek. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "AB Kırsal Kalkınma Programı kapsamında 2012'den bu yana 14 bin 476 projeye, 1 milyar 251 milyon Euro destek verildi" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre etkinlik, Bakan Pakdemirli'nin açılış konuşmasıyla başlayacak.
Kongreye Pakdemirli'nin yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut ile IPARD Yönetim Otoritesi Başkanı Osman Yıldız ve ilgili kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, kooperatifler, dernekler, çiftçiler, yerel eylem derneklerinin temsilcileri katılacak.

Kongre kapsamında, öne çıkan ve hayata geçirilecek konulara ilişkin 8 temada toplantılar düzenlenecek.
Etkinlikte, 42 başarılı kırsal kalkınma yatırımının tanıtımı da yapılacak.

2012'DEN SONRAKİ IPARD DESTEĞİ 1 MİLYAR 251 MİLYON EURO
Açıklamada görüşlerine yer verilen Bakan Pakdemirli, Avrupa Birliği (AB) tarım politikalarının önemli bir unsuru olan Avrupa Kırsal Kalkınma Ağı'nın bileşeni Kırsal Ağ'ın 2008 yılından itibaren tüm üye ülkelerde uygulandığını belirterek, Türkiye'de de IPARD kapsamında 2017 yılında Ulusal Kırsal Ağ kurulduğunu kaydetti.

Böylece kırsal kalkınma programlarının daha etkin uygulandığına işaret eden Pakdemirli, mevcut programlar arasında koordinasyon sağlayarak, kırsal alanda faaliyet gösteren sektör temsilcilerinin ve diğer paydaşların katılımını teşvik ettiklerini bildirdi.

Pakdemirli, 2012-2016 yıllarında uygulanan IPARD I programı kapsamında AB ve Türkiye Cumhuriyeti katkısıyla 10 bin 653 projeye 1 milyar 45 milyon avro destek sağlandığını aktararak, "IPARD II kapsamında ise şu ana kadar 3 bin 823 projeye 206 milyon avro hibe desteği sağlandı. Böylece, 2012'den bu yana IPARD kapsamında 14 bin 476 projeye, 1 milyar 251 milyon avro destek verildi." ifadelerini kullandı.
 
 
 
07.12.2020
Devamı

Hindistanlı Çiftçiler Hükümet ile Anlaşamadı!

Hindistan’da tahıl alımında fiyatları serbest bırakarak şirketler karşısında çiftçileri korumasız bırakan yeni tarım yasalarına karşı protestolarını sürdürülen çiftçilerle hükümet anlaşmaya varamadı. Görüşmeler çarşamba günü devam edecek. Çiftçilerin eylemleri de sürecek.

Ülkede 26-27 Kasım günleri hem tarım yasalarına hem de yeni iş yasalarına karşı iki günlük genel grev düzenlenmiş, çiftçilerle birlikte 250 milyon işçi ve emekçi iş bırakarak onlarca merkezde yürüyüşler düzenlemişlerdi. Grevin ardından eylemlerine devam eden binlerce çiftçi ise gelir kaynaklarını yok edeceğini ileri sürdükleri kanunları protesto etme için başkent Yeni Delhi dışında kamp kurdu ve oturma eylemine başladı. Geçtiğimiz hafta farklı günlerde çiftçilerle dayanışma eylemleri de gerçekleştirildi.

Şu ana kadar yapılan görüşmelerde ise anlaşma sağlanamadı. İktidardaki sağcı ve Hindu milliyetçisi BJP Hükümetinin Lideri ve Başbakan Narendra Modi ve hükümeti, yeni kanunların eskide kalmış satın alma prosedürlerini değiştirerek çiftçilere ürünlerini satabilecekleri daha fazla opsiyon sunmayı amaçladığını savunuyor.
Euronews’ün haberine göre çiftçi sendikası liderlerinden Jagjit Singh Dhalewal ise, bakanlarla görüşmelerinde çiftçilerin kesinlikle kanunun geri çekilmesini istediğini ilettiklerini vurguladı.

GENEL GREV ÇAĞRISI YAPTILAR

El Cezire’nin haberine göre çiftçiler, cumartesi günü yaptıkları açıklamada yeni tarım yasalarına karşı gösterilerini yoğunlaştıracaklarını ve başkentin dış mahallelerindeki önemli otoyolları kapatmaya devam edeceklerini söylediler. Çiftçiler, yarın için de ülke genelinde iş bırakarak greve çıkma çağrısı yaptılar.
Yaklaşık 3 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip Hindistan ekonomisinin yüzde 15’ini tarım oluştururken 1.3 milyarlık nüfusun da neredeyse yarısı tarımla ilgili sektörlerde çalışıyor. Çiftçiler yasaların, devletin, belirlenen asgari fiyatlarla tahıl satın almayı bırakmasına ve fiyatları aşağı çekecek şirketler tarafından çiftçilerin sömürülmesine yol açacağını söylüyor.
07.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Hayvancılığı Desteklemeye Devam Edeceğiz!

Bakan Pakdemirli, Silivri'de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu  tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli  kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca'nın da hazır  bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli'ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı  bölümleri gösterildi.
 
Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek,  "Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı  olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz.  Bundan dolayı teşekkür ediyorum." dedi.
 
Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma  konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, "İşletmelerimiz de hakikaten yüz  güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece  önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam  edeceğiz." diye konuştu.
 
Pakdemirli, yeni yatırımla birlikte kapasitenin artırılması talebinde  bulundu.
 
Çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen, bu talep üzerine, kapasitenin  artırılmasından önce hedeflerinin; ineklerin daha uzun ömürlü olmasını sağlamak  ve onları 25 yıl yaşatmak olduğunu, güneş enerji panelleri sayesinde meraları  sulayarak inekleri sadece otla besleme hayalleri bulunduğunu söyledi.
 
Pakdemirli, bunun üzerine, "Gidip fabrikadan yem almak değil,  özellikle belli bir sayının üzerinde hayvana sahip olan işletmelerin mutlaka  intansif tarımın içerisinde olması gerekiyor. Burada meralar da kullanılabilir.  Çevrenizde bu meraların olması güzel." ifadelerini kullandı.
 
Sökmen, sütün litresini kaç liraya sattıklarının sorulması üzerine,  hastalıktan ari oldukları ve organik süt ürettiklerini belirterek, ürünü  kendilerinin satma ruhsatı bulunduğunu ve 10,5 liraya satış yaptıklarını anlattı.
 
"Yıllık 120 bin liralık elektrik gideri sıfırlanacak"
 
 
Saliha Aysun Sökmen, Bakan Pakdemirli'ye hitaben, "Çok teşekkür  ediyorum. Bu işler ekip işleri... Önce ilçe müdürlüğümüzün, sonra il müdürlüğümüz  ve Bakanlığımızın destekleri çok kıymetli. Biz çiftlikte 30 kişilik bir ekibiz.  Hayali kuran kadın girişimci benim ancak arkamda 30 kişi var. Sizlere de bu  konuyu takdir ettiğiniz için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli'nin, "Salgın sonrası çayınızı içmeye geliriz." demesi  üzerine Sökmen, kendilerinin süt ürettiğini ve süt ikram etmek istediklerini  söyledi.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, görüntülü görüşmede  verdiği bilgide, işletmenin yaklaşık 20 yıldır hastalıktan ari olduğunu  belirterek, "Sütlerini de kendileri pazarlıyorlar. Pazar konusunda da sıkıntıları  yok. Yıllık 120 bin civarında elektrik parası ödüyor. O gider sıfırlanmış  olacak" dedi.
07.12.2020
Devamı

Nihat Çelik’ten Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Açıklaması!

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB)  Genel Başkanı Nihat Çelik, hayvancılıkta çayır ve meraların yanı sıra kaba ve kesif yem kullanımının da büyük önem taşıdığını belirterek, “Küçükbaş hayvan sayımız planladığımız gibi 90 milyona çıkarsa, büyükbaş hayvan sayımız da artarsa, kanatlı sektörünü de düşündüğümüzde şu andaki tüketimden çok daha fazla yeme ihtiyacımız olacak. Bu durumda, hayvancılıkta çok kullanılan arpa, mısır, ayçiçeği, soya, yonca, fiğ, hayvan pancarı, şeker pancarı, yemlik buğday, çavdar, yulaf, kaplıca, darı, kuşyemi, mahlut, tritikale, sorgum, yemlik bakla, kolza, pamuk çiğidi, korunga, üçgül üretimi yetmez” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, koyun ve keçi rasyonlarının kaba yemler, kesif yemler, bunların yan ürünlerinde ve yem katkı maddelerinden meydana geldiğini, her ne kadar özellikle küçükbaş hayvancılıkta meralar çok önem taşısa da, iklim şartları nedeniyle kış aylarında ahır ve ağıllarda besicilik de yapıldığını bildirdi.
 
Mera alanları çetin geçen kış aylarına sahip Doğu ve İç Anadolu’da
 
Yaygın meralara sahip Doğu Anadolu ve İç Anadolu’da hayvanların ağır ve çetin geçen kış aylarını ağıl ve ahırlarda geçirdiğine, kesif ve kaba yem tükettiğine, iklim şartlarının daha ılıman olan Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde ise yeterli alana sahip meraların bulunmadığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
 
“Hayvancılıkta üretim masraflarının yaklaşık yüzde 70’ini yem masrafları teşkil ediyor. Kış aylarını ağılda geçiren küçükbaş hayvanların günlük yemleme masrafı, hayvanın verimine rasyonda kullanılan kaba yemin kalitesine ve kesif yemin miktarına, hayvanın verim dönemine bağlı olarak değişiyor. Üretim masrafları özellikle küçükbaş hayvancılıkta mera ve kaba yem kullanımı ile en alt düzeyde tutulabiliyor.
Kuru maddelerinde yüzde 16 veya daha fazla ham selüloz içeren kaba yemler olmadan hayvanların ekonomik ve sağlıklı beslenmeleri de mümkün değil. Hacimli olan çayır ve meralar, taze yeşil otlar, silajlar, kurutulmuş otlar ve sap-saman gibi materyallerden oluşan kaba yemler enerji değerleri ve sindirilebilirlikleri oransal olarak düşük kalmakla birlikte sağlıklı beslenme açısından önem taşımaktadır.”
 
Hayvan sayısı
 
Toplam küçükbaş hayvan sayısının Haziran 2020 itibarıyla 42 milyon 713 bini koyun, 12 milyon 351 bini keçi olmak üzere 55 milyon 64 bine, büyükbaş hayvan sayısının 18 milyon 426 bini sığır, 189 bini manda olmak üzere 18 milyon 615 bine yükseldiğini vurgulayan Çelik, “2018 verilerine göre 354 milyondan fazla tavuk, 4 milyondan fazla hindi, 1,5 milyondan fazla kaz ve ördek var. Özellikle kanatlıda hayvan stoku kısa aralıklarla yenileniyor. 2019 rakamlarına göre kesilen tavuk sayısı 1 milyar 207 milyonu, kesilen hindi sayısı 6 milyonu aşıyor. Yem tüketimi stoktaki hayvan sayısından çok daha fazla” dedi.
 
Hayvancılığın geliştirilmesi, yemde dışa bağımlılığın yok edilmesi için…
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda küçükbaş hayvan sayısını hızla 90 milyona çıkarmak istediklerini, bu talimata uygun olarak Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de gerekli desteği sektöre verdiğini belirten, hayvancılığa verdikleri önem ve destek nedeniyle hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hem de Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’ye teşekkür eden Çelik, şunları kaydetti:
 
“Küçükbaş hayvan sayımız planladığımız gibi 90 milyona çıkarsa, büyükbaş hayvan sayımız da artarsa, kanatlı sektörünü de düşündüğümüzde şu andaki tüketimden çok daha fazla yeme ihtiyacımız olacak. Bu durumda, hayvancılıkta çok kullanılan 8,3 milyon ton arpa, 6,5 milyon ton mısır, 2,1 milyon ton ayçiçeği, 154 bin ton soya, 17-18 milyon ton yonca, 700 bin ton fiğ, 77 bin tonluk hayvan pancarı üretimi hatta şeker pancarı, yemlik buğday, çavdar, yulaf, kaplıca, darı, kuşyemi, mahlut, tritikale, sorgum, yemlik bakla, kolza, pamuk çiğidi, korunga, üçgül üretimi yetmez. Şeker pancarı, soya, ayçiçeği, pamuk çiğidi, kolza gibi yağlı tohumların küspesi yem sanayinde kesif yem üretiminde kullanılıyor. Bu ülkenin hayvancılığını geliştirmesi, yemde dışa bağımlılığı yok etmesi için kaba yem ve yem sanayinde kullanılan bitkisel ürünlerin üretimini en az ikiye katlaması lazım. Bunun başka yolu yok.”
 
Yapılması gereken
 
Çiftçinin en büyük sorununun önemli oranda ithal girdiye dayalı kesif yem fiyatlarının dövizdeki artışa bağlı olarak yükselmesi olduğunu bildiren Çelik, bu durumun yetiştiriciyi sıkıntıya soktuğunu, yem maliyetlerini düşürmek için çayır ve meraların büyük önem taşıdığının unutulmaması gerektiğini vurguladı. Çelik açıklamasını, “en ucuz besi kaynağı çayır ve meralar. Bu potansiyelden yeterince yararlanamıyoruz.
 
Çayır ve meraları ıslah etmeli, ot verimini artırmalıyız. Meraları ve çayırları korumalı, amacı dışında kullanılmasına müsaade etmemeliyiz. Münavebeli otlatma ile çayır ve meralardan daha verimli yararlanmalıyız. 15,8 milyon hektarı bulan, tarım alanı, orman ve mera olarak kullanılmayan alanları hayvancılığa kazandırmalıyız. Hala sulamaya açılmamış 1,9 milyon hektar alanı sulamaya açmalı ve bu alanlarda yem olarak kullanılan tahılların, yağlı tohumların ve yem bitkilerinin ekimini desteklemeli ve teşvik etmeliyiz. 3,4 milyon hektarı bulan nadas alanlarında kuruya ekim yöntemlerini geliştirmeli ve toprakları boş bırakmamalıyız” bilgilerini vererek tamamladı.
07.12.2020
Devamı

Erozyonla Mücadelede Milli Seferberlik!

Tarım ve Orman Bakanlığı 2023'te erozyonla taşınan toprak miktarını yıllık 130 milyon tona indirmeyi hedefliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, geçen yıl 154 milyon tonu bulan erozyonla taşınan toprak miktarını, 2023'e kadar yürütülecek çalışmalarla yıllık 130 milyon tona düşürmeyi hedefliyor.

Toprakların korunması, tabii kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve gıda güvenliğinin sağlanması için erozyon ve çölleşmeyle mücadele kapsamında "Erozyonla Mücadele Eylem Planı" hazırlanarak uygulandı. Plan kapsamında, yaklaşık 2 milyon hektar alanda erozyonla mücadele amacıyla ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon kontrolü, mera ıslah çalışmalarının yapılması planlandı. Ayrıca, su kaynaklı Türkiye Dinamik Erozyon Modeli ve İzleme Sistemi ile rüzgar kaynaklı Ulusal Dinamik Rüzgar Erozyonu Modeli ve İzleme Sistemi kuruldu.

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında, 1946-1991 döneminde toplam 256,4 bin hektar, 1992-2002 döneminde 213,8 bin hektar, 2003-2012 döneminde 543,9 bin hektar, 2013-2019 döneminde ise 530,9 bin hektar alanda erozyon kontrolü çalışması yaptı. Bugüne kadarki söz konusu çalışmaların yüzde 63'ü son 17 yılda gerçekleştirildi.

OGM verilerine göre, bu alanda 56 yılda yapılan çalışmanın yaklaşık 2 katı, son 17 yılda yapıldı. 1970'li yıllarda erozyonla taşınan toprak miktarı yıllık 500 milyon ton iken iyileştirme çalışmaları sonucu 2018 yılı itibarıyla bu rakam 154 milyon tona düşürüldü. Geçen yıl da 154 milyon ton toprak erozyon sonucu taşındı.

04.12.2020
Devamı

ATSO Başkanı Davut Çetin: Sıcak Hava Tarsim Kapsamında!

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)  40'ıncı Grup (Sigortacılık) Meslek Komitesi'nin, iklim ve ısı değişikliklerinin yol açtığı zararların TARSİM kapsamına alınma talebi karşılık buldu.
ATSO Başkanı Davut Çetin, ATSO meslek komitelerinin sektörlerin sesi olduğunu ifade etti. Başkan Çetin, “ATSO meslek komitelerimiz, çalışma tempolarını pandemi sürecinde artırarak sürdürüyor, adeta arı gibi çalışıyorlar. Üyelerimizden gelen tüm talepler ilgili meslek komitelerimizin online toplantılarında ele alınıyor, sorun ve öneriler yönetim kurulumuza raporlanıyor ve biz de bu taleplerin her mecrada takipçisi oluyoruz. Taleplerimizin karşılık bulması ekonominin çarklarının daha güçlü dönmesine vesile oluyor, motivasyonumuzu daha da artırıyor" dedi.

SICAK HAVA ZARARI RİSKİ TARSİM KAPSAMINDA

Başkan Çetin, şöyle konuştu:
"Bu kapsamda son olarak 40'ıncı Meslek Komitemiz Haziran ayında yaptığı komite toplantısında, yaşanan iklim ve ısı değişikliklerinin yol açtığı zararların Tarım Sigortaları Kanunu kapsamına girmediğini belirtmişti. Komitemiz, Türkiye'de tarım sektörünü tehdit eden risklerin teminat altına alınabilmesi amacıyla 5363 Sayılı Tarım Sigortaları Kanunu'nun bu konuyu kapsamadığı için tarım sektörünün zarar gördüğünü Yönetim Kurulumuza iletti. ATSO olarak bu tür mevsimsel ısı değişikliklerinden kaynaklı hasarların da teminat altına alınmasının tarım sigortaları ve tarım sektörü için büyük önem taşıdığını ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaştık. Bugün geldiğimiz noktada 25 Kasım tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3205 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'na göre altıntop, limon, mandalina, portakal ve üzüm ürünlerinde sıcak hava zararı riski TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) kapsamına alınmış bulunuyor. Karar, tarım ve sigortacılık sektörüne hayırlı olsun"

ATSO 40'ıncı Grup (Sigortacılık) Meslek Komitesi'ne konu üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eden Başkan Davut Çetin, “Komitelerimiz aldıkları kararlarla hem kendi sektörlerini hem de kentimizde faaliyet gösteren diğer sektörleri güçlendirmek için çalışmalarını yürütüyor. Ben karar için çalışan komite üyelerimiz başta olmak üzere, kararın alınmasında emek gösteren herkese teşekkür ediyorum. Kararın tarım ve sigortacılık sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
04.12.2020
Devamı

Hayvancılık İhtisas OSB’ye Lavanta Fidesi Dikildi

Ankara'nın Çubuk ilçesindeki Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesine 40 bin lavanta fidesi dikildi.

Bölgede hayvansal atıklardan oluşan kokunun giderilmesi, haşereyle mücadele, ilçenin tanıtımı ve ilçe ekonomisine katkı sağlanması amacıyla ilk etapta 14 dekarlık alana 40 bin lavanta fidesi dikildi.

Çubuk Kaymakamlığı, Çubuk Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesinin birlikte yürüttüğü proje kapsamında yaklaşık 350 dönüm alanda lavanta yetiştirilmesi hedefleniyor.

Fidan dikimi yapılan alanda ilk fidanları diken Çubuk Kaymakam Adem Keleş, AA muhabirine, ilçe ekonomisine katkı sağlamak amacıyla bir dizi proje hazırladıklarını ve hayata geçirmeye başladıklarını söyledi.

Ankara'da ilk olacak aromatik bitkilerden lavanta yetiştiriciliğine Çubuk'tan başlanılacağını dile getiren Kaymakam Keleş, şunları söyledi:

"Amacımız Çubuk bölgesinde buğday, arpa ve klasik çiftçiliğe alternatif olarak aromatik bitkilerinde yetiştirilebileceğini göstermek. İkincisi burada aşağı yukarı 30 bin başa yakın büyükbaş hayvanımız olacak. Onların çevreye vereceği koku kirliliğini birazda olsa bu tür bitkiyle önlemek istiyoruz. Bunun için de en uygununun lavanta olduğunu tespit ettik. Burada hem çiftçilerimize tanıtacağız hem kendimiz deneyeceğiz hem de uygulamayı birebir göstereceğiz. Hedefimiz önümüzdeki senelerde 350 dönüm alanda lavanta yetiştirmek."

Belediye olarak ilçe ekonomisine katkı verecek tüm projelere destek olduklarını vurgulayan Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş da, "OSB alanımızda ahırlar yükseldikçe geleceğe dönük önlemleri de şimdiden alıyoruz. Bu önlemlerde hem ilçe ekonomisine katkı verecek hem de doğacak problemleri çözecek çalışmalar yapıyoruz." dedi.

Lavantanın hem ekonomik değerinin olduğunu hem de yetiştiği alanda güzel görsel oluşturacağını dile getiren Başkan Demirbaş, "Bugün dikimlerine başladık. Bu diktiğimiz lavantalar büyüdükçe diğer bölgelere de dikimler yapacağız. Burada hem görsellik anlamında hem kokunun değerlendirilmesi anlamında güzel bir çalışma olacak. İlçemizde de ilk defa böyle bir lavanta dikimi yapıldı. Burada lavanta işlemek için değirmende kuracağız. İnşallah lavanta dikimini ilçemizde yaygınlaştıracağız." diye konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediyesinden Ziraat Yüksek Mühendisi Yıldırım Şamil ise diktikleri fidelerin çeşidinin yağ oranı yüksek olduğunu, yağın kilogram fiyatının ise 30 avroyla 110 avro arasında alıcı bulduğunu kaydetti.
04.12.2020
Devamı

Diyarbakır’lı Çiftçilere Fidan Dağıtıldı

Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde çiftçilere 22 bin adet fıstık, 3 bin adet ceviz ve 3 bin adet badem fidanı dağıtıldı.

Hazro Kaymakamlığı ve GAP İdaresi tarafından imzalanan protokol kapsamında, ilçede Organik Entegre Meyvecilik Projesi hayata geçirildi. Proje kapsamında yüzde 70 hibeli şekilde 93 çiftçiye toplam 28 bin adet fıstık, ceviz ve badem fidanı dağıtıldı. Fidan dağıtım törenine Hazro Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Ferhat Vardar, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Enes İse, davetliler ve çiftçiler katıldı.

Burada konuşan Kaymakam Vardar, desteklerinden dolayı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Enes İse’ye teşekkür etti. Kaymakam Vardar, "Kaymakamlığımız ile GAP İdaresi arasında imzalanan protokol sonucunda ilçemizde Organik Entegre Meyvecilik Projesi kapsamında yüzde 70 hibe yüzde 30 çiftçi sermayeli 93 çiftçiye, 22 bin adet fıstık, 3 bin adet ceviz ve 3 bin adet badem fidanı dağıttık. İlçe tarım ve Orman Müdürümüz Enes İse, kentimizde önemli projelere imza atıyor. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ederiz" dedi.

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Enes İse de Organik Entegre Meyvecilik Projesi kapsamında 93 çiftçiye toplam 28 bin adet fıstık, ceviz ve badem fidanı dağıttıklarını söyledi. İse, "Bu proje yüzde 70 hibeli bir proje. 93 çiftçimize fıstık, ceviz ve badem fidanı dağıttık. İlçemizde fıstık, ceviz ve badem üretimini arttıracağız" diye konuştu.

Konuşmaların ardından çiftçilere fidanlar dağıtıldı.
04.12.2020
Devamı

TZOB'dan Yapılandırma Talebi!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz ve uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmesi talebinde bulundu.

 
Bayraktar, artan girdi fiyatları, pazarlama sorunları, doğal afetler ve Kovid-19 nedeniyle çiftçilerin kredi borçlarında artış olduğuna dikkati çekerek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Kovid-19 nedeniyle alınan çeşitli kararlar çerçevesinde bankalar vadesi gelen kredilerde erteleme ve yapılandırma yaptı, ayrıca temmuz ayı sonuna kadar icra işlemleri durduruldu. Ancak süre bitiminden sonra, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalar tarafından icra işlemleri başlatıldı. Bankalar, mevzuatları çerçevesinde yapılandırma kolaylıkları sağlasa da yüksek faiz oranları ile yapılan yapılandırma çiftçilere daha çok zarar vermektedir. Çiftçinin geleceğe yönelik borcu katlanarak artmaktadır. Aslında, çiftçimiz borcunu tamamen ödemek istemektedir. Çiftçilerin bunu yapabilmesi için de tüm bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları yapılandırılarak faizsiz olarak uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmesi önem arz etmektedir."
 
"Patateste pazarlama sorunu yaşanıyor"
 
Lokanta ve otellerin başta kapalı olması, daha sonra tam kapasiteyle çalışmaması nedeniyle patatesin pazarlamasında sıkıntı yaşandığını aktaran Bayraktar, bu yıl patates rekoltesinin 5 milyon 200 bin tona çıkmasının da sorunları derinleştirdiğini savundu.
 
Bayraktar, üreticinin patatesi maliyetinin altında fiyata satmak zorunda kaldığını belirterek, "Türkşeker, Tarım Kredi Kooperatiflerinin acilen piyasaya girerek doğrudan üreticiyi mağdur etmeyecek, piyasa istikrarı sağlayacak bir fiyatla alım yapmasını, patates ihracatına teşvik verilerek artan üretimin ihracata yönlendirilmesini talep ediyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından alımlar artırılarak, menülerde patatese daha fazla yer verilmesi, belediyelerce patates alımı yapılarak, sosyal yardımlar kapsamında dağıtılan ürünlere patatesin de eklenmesi pazarlama sorunlarını çözmede katkı sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

04.12.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar’dan Çiftçi Sorunları Açıklaması!

Koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu süreçte tarımın önemi daha iyi anlaşıldı. Ülkemiz, çiftçilerimizin gayretiyle bu süreci en başarılı şekilde yürüttü. Fedakar çiftçilerimiz, bu süreçte
tüm zorluklara göğüs gererek, tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında, ağılında çalışmaya ve üretmeye devam etmiştir, etmektedir
 
Sizlerin huzurunda ülke insanımızı bu süreçte kimseye muhtaç etmeyen emektar çiftçilerimize bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Çiftçilerimiz, hem insanlarımıza gıdanın ulaşmasını sağlayarak daha büyük bir krizi önledi. Hem de, 2. Çeyrekte tek büyüyen sektör olarak bu süreçte ekonomiyi ayakta tuttu. 2.çeyrek rakamlarına baktığımızda, sanayi, inşaat ve hizmetler sektörleri küçülürken, tarım sektörü büyüme gösterdi. Bu dönemde tarım sektörü üretim, istihdam ve dış ticaret açısından ekonomiye önemli katkıda bulundu.
 
Bu süreçte çiftçilerimizin karşılaştığı her sorunda yanlarında olduk, üretime devam edebilmeleri için büyük çaba sarf ettik. Sorunlarla ilgili hazırladığımız raporları
Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili Bakanlarımıza gönderdik. Çiftçilerimizden yasakların kalkması ve tarlada kalabilmeleri için büyük mücadele verdik. Tarımsal üretimde, yeni bir üretim sezonuna başlamış bulunuyoruz. Koronavirüs süreci devam ederken, çiftçilerimiz sezona başta kredi borçları olmak üzere, hayvansal üretimde de önemli sorunlarla başladı. Patateste ise pazarlama sorunu hala devam etmektedir. Bunların yanında, sözleşmeli üretimde hazırlanması düşünülen mevzuat değişikliği konusunu da üreticilerimiz açısından fevkalade önemli buluyoruz.
 
 Çiftçinin biriken borçlarının faizsiz yapılandırılması, süt hayvanlarının kesime gitmesinin önlenmesi, besicilerimizin maliyet ve pazarlama sorunları, patates pazarlama sorunları ve sözleşmeli üretim ile ilgili görüşlerimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza, Hazine ve Maliye Bakanımıza ve Ticaret Bakanımıza birer mektupla ilettik. Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanımızla da bu sorunları görüştük.
 
Son yıllarda artan girdi fiyatları, pazarlama sorunları ve yaşanan doğal afetler nedeniyle
krediye daha fazla ihtiyaç duyan tarım sektöründe Koronavirüs ile birlikte çiftçilerin kredi borçları da buna paralel olarak arttı. Çiftçinin toplam borç bakiyesi, 2019’da 106 milyar 307 milyon lira olarak gerçekleşirken, 2019 yılı sonundan 2020 Eylül ayına kadar, tarımda kredi kullanımı 122 milyar 941 milyon liraya ulaştı. 9 aylık süreçte bankalardan kredi kullanımı
yüzde 15,6 oranında artış gösterdi. Bu dönemde, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kullandırdığı kredi miktarı ise 7,7 milyar lira oldu. Koronavirüs nedeniyle alınan çeşitli kararlar çerçevesinde bankalar vadesi gelen kredilerde erteleme ve yapılandırma yaptı, ayrıca Temmuz ayı sonuna kadar icra işlemleri durduruldu. Ancak, süre bitiminden sonra, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Bankalar tarafından icra işlemleri başlatıldı.
 
    Bankalar, mevzuatları çerçevesinde yapılandırma kolaylıkları sağlasa da, yüksek faiz oranları ile yapılan yapılandırma çiftçilere daha çok zarar vermektedir. Çiftçinin geleceğe yönelik borcu katlanarak artmaktadır. Aslında, çiftçimiz borcunu tamamen ödemek istemektedir.
 
    Mart ayından beri koronavirüsle mücadele ederken, zor bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte yaşananlar, kendine yeterli miktarda gıda üretebilen ülkelerin bu süreci daha rahat atlatabileceğini gösterdi. Tarımda kendine yeten ülke olmanın önemini her zaman gündemimizde tuttuk. Türk tarımının ülke ekonomisindeki payına ve hasıla olarak dünyadaki yerine baktığımızda, Türkiye’nin hala bir tarım ülkesi olduğunu görmekteyiz. Ancak bu potansiyelimizi yeterince değerlendirmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, Gayri safi Yurtiçi hasılamızın yüzde 1’inin destek olarak, üreticilerimize verilmesini ve üreticilerimizin sorunlarının çözümü için her türlü çabanın gösterilmesini bekliyoruz.
03.12.2020
Devamı

Kervan Gıdaya Norveç'den Yatırım

 

 

26-27 Kasım 2020 tarihleri arasında talep toplama işlemini gerçekleştiren Kervan Gıda'ya beklentilerin üzerinde yatırımcı gelerek Norveç varlık fonu halka arzın yüzde7,7 sini satın aldı.

Şirkete yabancı fonların da ilgisi vardı. Oyak Yatırım, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yayımladığı bir bildiride şirketin halka arzında yüzde beşten fazla pay alanların tablosunu paylaştı. Tabloya göre, Norveç Varlık Fonu (Norges Bank Investment Management) halka arz edilen payların yüzde 7.7’sini satın aldı. Satın alınan payların nominal tutarı TL bazında 4 milyon oldu. Norveç varlık fonunun 74 ülkede 9 bin 202 adet şirkette yatırımı bulunuyor. Fonun büyüklüğü ise 10.8 trilyon NOK yani yaklaşık 1.2 trilyon dolara tekabül ediyor.
 
AVRUPA’DA YATIRIM
 
Kervan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Başar, “Süreç boyunca gördüğümüz büyük ilgiden dolayı mutluyuz. Halka arz gelirinin yüzde 55’i ile Avrupa’da yeni bir yatırım/satın alım yapmayı hedefliyoruz. İç pazara yönelik olarak ise kaynağın yüzde 25 ile yapılmakta olan yatırımların fonlanmasını ve fabrika binası satın alımının finanse edilmesini düşünüyoruz. Kalan yüzde 20’lik kısım ile de kurumun finansal yapımızın daha da güçlendirilmesini amaçlıyoruz” dedi.
 
 
03.12.2020
Devamı

Türkiye En Kurak Eylül ve Ekimi Yaşadı

Anadolu’da yağış gecikti, toprak nemlenmeyince çiftçi buğdayı ekemedi. Zeytin dalında kavruldu. Çiftçi zorda. Sulama yatırımı yapması gereken Devlet Su İşleri, TOKİ ile protokol imzaladı.

Anadolu kuraklığın pençesinde. Cumhuriyetten Mustafa Çakır’ın haberine göre Yağış ya yok ya da çok az. Bir yandan barajlarda su kalmazken, diğer yandan yağış bekleyen çiftçi de toprak nemlenmediği için ekim yapamadı. Buğday ekimi gecikti. Ege’de yağışların yetersizliği nedeniyle zeytin gelişemedi, dalında kavruldu. Yağ miktarı düştü. Tüm bunlara çözüm için sulama yatırımlarının artırılması gerekiyor. Bu işi yapması gereken Devlet Su İşleri (DSİ). Ancak sulama yatırımlarında DSİ ile protokol imzalayan TOKİ devreye sokuldu. Çiftçiye verilen kredilerin faizleri ile mazotun piyasa fiyatlarının üstünde olduğu da bir başka eleştiri konusu. Zordaki çitfçi bir umut son çıkan “torba yasa” ile borçlarının yapılandırılmasını, ertelenmesini bekliyordu. Ancak hemen hemen bütün vergi, prim borçları ile cezalar yapılandırılırken, çiftçilerin borçları kapsam dışında bırakıldı. Borcunu ödeyemeyen çifçtiye haciz gitmeye başladı. Traktörler, arsalar, tarlalar haczediliyor.
 

SULAMA YATIRIMI ŞART

Çiftçinin “zor yılını” TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez gazetemize anlattı. Suiçmez’in değerlendirmeleri şöyle:
- Türkiye en kurak eylül ve ekim aylarını yaşadı. Kasımda da yeterli yağış olmadı. Toprak nem düzeyini yeterince sağlayamayınca, tava gelmeyince ekim de gecikiyor. Ekim yapılsa bile tohum nem olmadığı için gelişemiyor. Bu üretimi de olumsuz etkiliyor. Bir kuraklık var. Meteoroloji verileri de bunu doğruluyor. 
- Aslında çözüm sulama yatırımlarının artırılmasında. Üretimin olabildiğince doğa koşullarına bağımlılığının azaltılması gerekiyor. Bilimsel olarak kuraklığa karşı en temel çözüm bu. “Sulama yatırımları artırılacak” denilse de gelinen nokta sınırlı. 

- Tarımsal sulama bir “kültür”. Sadece baraj, gölet, ana sulama kanalı yapmakla bu sorun çözülmüyor. Suyun tarlanın en uç noktasına kadar götürülmesi, tarla içi sulama faliyetlerinin yapılması gerekiyor. Bunu da uzman kamu kurumlarının DSİ’nin, kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün yapması gerekiyor. 
- Üretim koşulları dışında çitfçinin elinde yeterli para da yok. Borçlanmak zorunda kalıyor. Tarım Kredi’ye borçlanıyor. Ancak Tarım Kredi’nin faizleri, mazotu piyasanın çok üstünde. Normal koşullarda piyasanın altında bir fiyata verilmesi gerekirken, verilmiyor. Maliyetler yüksek. 

- Diğer sektörlerde kredi ödemelerine daha uzun süre erteleme varken Tarım Kredi 6 aylık erteleme yapıyor. TBMM’den geçen “torba yasa” ile birçok borç ertelendi. ‘Tarım Kredi borçları da yapılandırılacak’ denildi. Maalesef olmadı. Birçok sektörde yatırıma kolaylık sağlanırken çiftçiye bu yapılmadı.

BUĞDAY EKİLEMEDİ, ZEYTİN DALINDA KURUDU

Çiftçi beklemede. Yağışları bekliyor. Buğday ekiminde sıkıntı var. Gecikme arttıkça sıkıntı da büyüyecek. Evet, kuraklık var ancak kuraklığa çözüm için izlenen yolda da sorun var.

Çözüm üretmek yerine buğday, arpa ithal ediliyor. Eskiden dünyaya kırmızı mercimek satardık şimdi mercimeği bile dışarıdan alır duruma geldik.
Şu anda hacizler başladı. Daha da sürecek. Çiftçi kuraklık koşullarında bir yerden para bulmak zorunda. Aldığı parayı ödeyemezse traktörü, arsası, tarlası haciz kıskacında. Buna çözüm bulması gereken yer Tarım Bakanlığı’dır, ekonomiden sorumlu bakanlıklardır. “Torba yasada” çiftçiler hariç herkese kredi ödeme kolaylığı sağlandı. Çiftçiye sağlanmadı. Bir yandan kuraklık bir yandan da bu uygulamalar var.

DEVLET SU İŞLERİ ÇEKİLİYOR

- DSİ’nin bütçe kısıtı var. Sulama yatırımlarına kaynak ayrıldı ama şöyle bir yanlış yapılıyor: DSİ güçlendirilmek yerine sulama yatırımlarının TOKİ tarafından yürütülmesi için protokol imzalandı. İnşaat sektörü daraldığı için TOKİ bu alana sokuldu. Ancak TOKİ’nin uzmanlık alanı tarımsal sulama değil ki. İnsanların evleri gibi, kanal yapılıp orada bırakılacaksa bu istenileni sağlamaz. 

- DSİ epeydir alandan çekiliyor. Şu anda kendisinin yapması ya da yaptırması gereken işleri protokol üzerinden TOKİ’ye yaptırıyor. Bu işlerin uzman kamu kuruluşları tarafından yapılması lazım. DSİ’nin görev alması, Köy Hizmetleri ya da küçük sulama hizmetleri yapan uzman kurumların yeniden kurulması lazım. Bu işler il özel idarelerine verildi. Ancak il özel idarelerinin içme suyu, yol gibi çalışmaları içinde tarımsal sulama ihmal ediliyor.

TAHTALI’DAN MESAJ VAR

YAĞMUR YAĞMAZSA İZMİR’İN 320 GÜNLÜK SUYU KALDI

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kentin içme suyu ihtiyacının yarıya yakın bölümünü karşılayan ancak son dönemde kuraklık nedeniyle su seviyesi ciddi oranda düşen Tahtalı Barajı havzasında incelemelerde bulundu. İzmir’in can damarı konumundaki barajda su seviyesinin büyük ölçüde azaldığını ve bu durumun gözle görünebilir bir hal aldığını belirten Soyer, İzmirlilere “tasarruf” çağrısında bulundu.

‘TASARRUF YAPALIM’

Soyer, “İzmir’in içme suyu kullanımının yaklaşık yarısını karşılayan Tahtalı’da geçen yıl aynı zamanlarda yüzde 65 olan doluluk seviyesi, bugün yüzde 35’lere düşmüş vaziyette. Bu bir alarm. Çok ciddi bir tehdit kapımızda” diye konuştu. Suyun dikkatli kullanılmaması halinde çok büyük bir sorunla karşı karşıya kalınacağı uyarısında da bulunan Tunç Soyer, şunları söyledi: “Çok hassas bir noktadayız. Çok kırılgan bir noktadayız. Şu anda birçok hemşerim, arkadaşım farkına varmıyor ama uyarı yapmak bizim görevimiz. Herkesin su kullanımında olağanüstü bir tasarruf yapması ve çok titiz olması gerekiyor. Bu vesile ile tüm İzmir’e çağrı yapıyoruz.” İZSU Genel Müdürlüğü Su Arıtma Dairesi Başkanı Hakan Alpsoykan “Hiç yağmur yağmazsa suyumuz 320 gün kadar yetecek” dedi.

İSTANBUL’DA BARAJLAR ALARMDA

ÖMERLİ’DE 10 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ

stanbul’a içme suyu sağlayan barajlar alarm vermeye devam ediyor. Ömerli Barajı’nın kuruyan Emirli bölgesi havadan görüntülendi. Anadolu yakasının önemli içme suyu kaynaklarından Ömerli Barajı’nda doluluk oranı son 10 yılın en düşük seviyesine ulaşarak yüzde 28 oranına geriledi. Barajın Emirli bölgesi ise tamamen kurudu. Emirli bölgesinin 6 ay önceki durumu ile son halinin görüntüsü içler acısı durumu gözler önüne serdi.
 
 
 
03.12.2020
Devamı

Sarıbal: Çiftçinin 180Milyar dolar TL Yakın Borcu Var

Amasya’da üretim yapabilmek için Tarım Kredi Kooperatifi’ne borçlanan, ancak faizle büyüyen borçları ödeyemediği için traktörü haczedilen 19 çiftçinin ardından, tarımdaki borç yükü tekrar gündeme geldi.

Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan borçların çiftçi üzerinde ağır bir yük olduğunu söyleyen CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Tarım Kredi Kooperatifi artık iktidarın şirketi gibi oldu. Çiftçinin 180 milyar TL borcu var. Bu borçlar yapılandırılmalı” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın icralık çiftçi sayısını açıklamadığını söyleyen Sarıbal, “Bu konuda verilen soru önergeleri ‘bankacılık sırrı’ denilerek açıklanmıyor” diye konuştu. 
Amasya’da yaşanan haciz işleminin tüm Türkiye’nin yansıması olduğunu kaydeden Sarıbal, “2002’de 2.6 milyon çiftçimizin resmi borcu yaklaşık 2.5 milyar TL iken, BDDK’nin 2020 Eylül verilerine göre, 2 milyon 110 bin çiftçinin bankalara borcu 125 milyar TL borcu var. Çiftçilerin, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan 12 milyar TL ve özel sektör borçları dahil edildiğinde 180 milyar TL’ye yakın borcu bulunuyor” diye konuştu. 

Bugün yalnızca bir çiftçinin yaklaşık 61 bin TL borcu olduğuna dikkat çeken Sarıbal, “Çiftçinin 2002’de kişi başına yaklaşık bin TL olan borcu bugün 61 bin TL civarında. Çiftçilerin kullandığı 128 milyar TL kredinin yüzde 73’ünü kamu, yüzde 9’unu yerli ve yüzde 18’ini yabancı bankalardan kullanıyor” diye konuştu. 
Sarıbal, “2004 Aralık’ta takipteki borç miktarı 209 milyon TL iken aradan geçen 16 yılda 24 kat arttı. Geçen hafta çıkarılan yeni torba yasa ile kamu alacakları yapılandırılırken çiftçi borçları yapılandırılmadı” dedi.
 
 
 
02.12.2020
Devamı

Dünya'da Bir İlk... Koranavirüs 15 saniyede Nefesten Tesbit Edilecek

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi (BANÜ), dünyada bir ilk olarak Covid-19 virüsünü sadece 15 saniyede nefes yoluyla tespit edecek cihazın üretimini gerçekleştirecek. TÜBİTAK-MAM sensör üretimi, Çin ise veri desteği sağlayacak.

Türkiye’de TÜBİTAK-MAM ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Çin’de ise kısa adı NSFC olan Çin Doğal Araştırmalar Vakfı’nın partneri olduğu “Nefes yoluyla Covid 19’u tespit edebilecek cihaz” projesi TÜBİTAK’ın onay vermesi ile başladı.

BANÜ Dr. Öğretim Üyesi İlyas Özer ve Dr. Öğretim Üyesi Onursal Çetin’in çalışmalarını yürüttüğü projenin tamamlanması ile birlikte üretilecek cihazla, bir kişinin Covid-19 virüsü taşıyıp taşımadığı sadece 15 saniyede nefes yoluyla belirlenecek.



BANÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Özdemir, dünyada benzeri olmayan ve Türk bilim adamlarının büyük bir başarıya imza atmaya hazırlandıkları projenin detaylarını paylaştı.

Dünyada ve Türkiye’de Covid-19 salgınının ciddi anlamda etkisini sürdürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Özdemir, “Covid-19 salgınının bertaraf edilmesine yönelik üniversitemiz bilim adamları da önemli bir projeye imza atacaklar. TÜBİTAK-MAM üniversitemiz öğretim üyelerinin de içerisinde olduğu önemli bir projeye olur verdi. TÜBİTAK-MAM ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi araştırmacılarının birlikte gerçekleştirecekleri Çin’in NSFC yani Çin Doğal Araştırmalar Vakfı’nın da partner olduğu bir projede yer alacağız. İnsanlık için önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar Covid 19’u tespit etmek sürüntü veya kan PCR testleri ile gerçekleştirilmekteydi. Öğretim üyelerimizin Çin ve TÜBİTAK ile birlikte yapacakları ortak çalışma çerçevesinde bir yıl sonra artık nefes yoluyla da Covid-19’un izlerinin yakalanabileceği, hatta yüzde 100’e yakın bir başarı ile tespit edilebileceğini düşünüyoruz. Hem Çin hem de Türkiye tarafı projeyi kabul etti. Hocalarımız kolları sıvadı” dedi.



Rektör Özdemir, üretilecek cihazın alkolmetreye benzer bir teknikle çalışacağını ifade ederek, “TÜBİTAK-MAM, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi ile Maltepe Üniversitesi, projenin en önemli ayağını gerçekleştirecekler. Biz projenin cihaz kısmını üreteceğiz. Bu cihaz trafik polislerinin kullandığı alkolmetreye benzer, nefes yoluyla Covid-19’u tespit edecek bir cihaz olarak düşünülebilir. Cihazın sensör kısımlarını TÜBİTAK-MAM üretecek. Üniversite olarak cihaz kısmını üreteceğiz. Çin ise cihazın ve sensörün üretilmesine veri seti ile destek olacak. Hem Covid-19 hastalarından hem de bu hastalığı taşımayan insanlardan nefes örnekleri toplayarak ve bunları analiz ederek, cihazın üretilmesine ve kimyasal izlerin tespit edilmesine destek verecek. Bu cihazın bir önemi de sadece Covid-19 için değil önümüzdeki yıllarda oluşabilecek benzer hastalıklarda da tespit için kullanılması sağlanabilecek. 15 saniye içinde cihaz Covid-19’u tespit edebilecek.” şeklinde konuştu.
İHA
 
 
 
02.12.2020
Devamı

Balon Balığı Destekleme Kapsamında

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Su Ürünleri Desteklemeleri kapsamında yeni bir düzenlemeye gittiklerini belirterek, Balon Balığı (Lagocephalus sceleratus) avcılığını destekleme kapsamına aldıklarını söyledi.

İstilacı yabancı türlerle mücadele kapsamında balıkçılara 5 milyon TL destekleme ödemesi yapılacağının altını çizen Bakan Pakdemirli, ekosistemleri korumak ve kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla su ürünleri desteklemelerinde yeni düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
Bu kapsamda istilacı yabancı bir tür olan balon balığının, sucul biyolojik çeşitliliğe ve balıkçıların av araçlarına verdiği zarar nedeniyle avlanmasının destekleneceğini belirten Pakdemirli şöyle devam etti:

“Balon Balığı Avcılığının Desteklenmesine Dair Tebliğ bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu çerçevede çevirme ve sürütme ağları dışında avcılık faaliyetinde bulunan balıkçı gemileri ile yapılan balon balığı avcılığını destekleyeceğiz. Kuyruk başına 5 TL desteleme ödemesi yapacağız. Aynı anda hem sucul biyolojik çeşitliliğin korunması hem de balıkçıların desteklenmesi bağlamında bu uygulama bir ilk olacak”
Bakan Pakdemirli destekleme kararnamesinin, özellikle bahar aylarından önce çıkarılarak, balon balıklarının çoğalma dönemindeki potansiyelinin düşürülmesini sağlayacak şekilde planlama yaptıklarını da sözlerine ekledi.​
 
 
02.12.2020
Devamı

İGGT Tarım Bakanlığı Ev Sahipliğinde Gerçekleşiyor

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın uzmanlaşmış bir kuruluşu olan İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı’nın (İGGT) 3. Genel Kurul Toplantısı 2-3 Aralık 2020 tarihlerinde Bakanlığımız ev sahipliğinde video konferans yöntemi ile düzenlenecek.

“İİT Bölgesinde Gıda Güvenliği Dayanıklılığının Geliştirilmesi” temasıyla düzenlenen toplantıda, üye ve davetli ülkelerden 15 Bakan, 9 Bakan Yardımcısı ve çok sayıda üst düzey temsilci ile uluslararası kuruluşların temsilcileri bir araya gelecek.

2 gün sürecek olan toplantının birinci günü Kıdemli Memurlar Toplantısı, ikinci günü ise Bakanlar Oturumu şeklinde gerçekleştirilecek.
Bu zamana kadar 34 İİT üye ülkesi tarafından kuruluş anlaşması imzalanan İGGT'nin çalışma alanları arasında tarım, kırsal kalkınma, gıda güvenliği, bilgi ve teknoloji paylaşımı, çölleşme, ormanların yok olması, erozyon, suyun verimli kullanımı, sınır ötesi hastalıklar gibi konular yer alıyor.​
 
 
02.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Su Ürünleri Destek Açıklaması

Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğe giren  "Su Ürünleri Yetiştiriciliği Destekleme Tebliği"ne göre, yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin kararla su ürünleri yetiştiriciliği yapan üreticilere verilecek desteğe ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, konuya ilişkin yaptığı açıklamada sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli;

 

“Bugün yayımlanan tebliğle alabalık üretimine 0,75 TL/kg,

Yeni türler, kapalı sistem ve kilogram üstü alabalık üretimine 1,50 TL/kg, 

Midye üretiminde 0,10 TL/kg,

Toprak havuzlarda balık üretiminde 1,00 TL/kg,

Sazan balığı üretiminde 0,50 TL/kg destekleme yapılacak.

Desteklemeden yararlanmak isteyen yetiştiricilerimiz, en geç 25 Aralık 2020 mesai bitimine kadar yetiştiricilik tesisinin bulunduğu Tarım ve Orman il/ilçe müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekiyor.” dedi.

 

“SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ 373 BİN TONA YÜKSELDİ”

 

Su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek verdiklerini dile getiren Pakdemirli, sağladıkları bu destekle yetiştiricilik tesisi sayısının yüzde 70 artışla 2.127’ye, üretim miktarının da yüzde 511 artarak, 373 bin tona yükseldiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin başta AB ülkeleri olmak üzere 100’den fazla ülkeye 1 milyar doların üzerinde su ürünleri ihracatı gerçekleştirdiğini de belirtti.
01.12.2020
Devamı

Karantinaya Alınan Köylere Gıda Yardımı!

Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı 700 nüfuslu Karapınar köyü ile 680 nüfuslu Yenigazi köyüne giriş çıkışlar artan vaka sayıları sebebi ile kapatılarak karantinaya alındı. Bu köylerde yaşayan ve gelir düzeyi düşük olan aileler karantinadan dolayı işine gidemeyince Sarıkamış Kaymakamlığı’na yardım talebinde bulundu. Sarıkamış Kaymakamlığı tarafından köylere gıda yardımı yapıldı.

Sarıkamış Kaymakamı Recep Koşal’ın talimatı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Müdürlüğü, hızlıca harekete geçerek adres bilgileri verilen aileler için içerisinde çay, şeker, un, makarna, sıvı yağ, mercimek ve bakla gibi gıda ürünlerinin olduğu yardım kolisi hazırladı. Yardım kolileri, Sarıkamış Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Müdürü Harun Yılmaz tarafından bizzat gidilerek ihtiyaç sahipli ailelere dağıtıldı.
 Karantinadan dolayı sosyal mesafeyi de göz önünde bulunduran ekipler temasın önüne geçmek için yardım kolilerini köyün girişine bırakıp telefonla bilgi verdi.
Yardım kolileri kendilerine ulaşan vatandaşlar Sarıkamış Kaymakamlığına ve Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğüne teşekkür etti.
01.12.2020
Devamı

Samsun’da Çiftçilere Damızlık Boğa Dağıtıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü'nce uygulanan 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' kapsamında Samsun'da 36 yetiştiriciye damızlık boğa (comba) dağıtımı yapıldı.

Samsun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Samsun İli Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği koordinasyonunda Bafra Hayvan Pazarı'nda yapılan dağıtımdan Bafra, Alaçam19 MayısTerme ve Vezirköprü ilçelerinden 36 yetiştirici yararlandı.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam burada yaptığı konuşmada, "Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, ülkemizde bulunan damızlık değeri yüksek mandaların erkek yavrularını damızlık tabii tohumlama combası (boğa) olarak kullanarak, yerli mandalarımızda süt veriminde genetik olarak ilerleme ve kan tazeleme sağlamak amacıyla 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' uygulanmaktadır. Bu proje kapsamında, ilimizde Damızlık Manda Yetiştirici Birliği'ne üye, en az 15 dişi manda varlığına sahip, sürüsünde tohumlama yaptırabilecek ve dağıtılan mandaların aşım kayıtlarını tutabilecek, bu kayıtların Manda Islah Sistemi'ne girilmesini sağlayacak 36 yetiştirici, komisyon marifetiyle seçilmiştir.

Damızlık comba (boğa) bedelinin yüzde 80'i bakanlık bütçesinden ödenecek olup bu tutar en fazla 7 bin TL/baş olacaktır. İlimizde bu kapsamda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden görevlendirilen komisyon üyeleri ve Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde Kocaeli ili Kandıra ilçesinde combaların seçimi gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilerimize hayırlı olsun" dedi. Dağıtım programına ayrıca, Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah ve Geliştirme Daire Başkanı Adem Bölükbaşı, Bafra Belediye Başkan Vekili Ahmet Tokgöz, Damızlık Manda Birliği Başkanı İsmail Metin, şube müdürü, ilçe müdürleri, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve yetiştiriciler katıldı. 

01.12.2020
Devamı

Tarım Camiasını Yasa Boğan Ölüm!

Bir süredir kanser tedavisi gören, tarım sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan Bayram Er, hayatını kaybetti.
Kanser tedavisi gören Er, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
 
Aydın Ziraat Odası Meclis Başkanlığı, Aydın Ovası Sulama Birliği Başkanlığı, Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı ve Kardeşköy Muhtarlığı görevlerinde bulunan Bayram Er’in ölüm haberi, yakınları ve sevenlerini hüzne boğdu.
 
Bayram Er’in ölümünün ardından AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, “Çiftçimize, Aydınımıza büyük hizmetleri olan samimi dost, iyi insan Bayram Er arkadaşımızı kaybettik. Tarım camiası olarak üzüntümüz büyük. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah. Yakınlarına sabırlar diliyorum” diyerek taziye mesajı yayımladı.
01.12.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Ege Ekonomik Forumunda Konuştu!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı, NTV ve Özgencil Grup iş birliğiyle düzenlenen Ege Ekonomik Forum'un ikinci gün oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarım ve ormancılıkta önemli mesafeler kat ettiğini, gelecek için planlama çalışmalarına önem verdiklerini söyledi.

Tarım sektörüne yönelik desteklemelere ilişkin bilgi veren Dr. Pakdemirli, "Bugün ilk defa buradan çiftçilerimiz için bir müjde açıklamak istiyorum, bugün itibarıyla çiftçilerimize başta organik tarım destekleri olmak üzere birçok kalemde bir destek ödemesi yapmaya başlıyoruz, toplamı 490 milyon lira, hayırlı uğurlu olsun." dedi. 

Türkiye'de protein tercihinin genelde kırmızı etten yana kullanıldığını belirten Bakan Pakdemirli, et üretiminin artmasına rağmen talepteki artışı karşılayamadığını ifade etti.

Dr. Pakdemirli, balık tüketiminin artırılmasını tavsiye ettiğini ancak bunun zaman zaman eleştiri konusu olduğunu dile getirdi. 2002'de kişi başına ortalama 6,7 kilogram olan balık tüketiminin 2017'de 5,5 kilograma gerilediğini, tavukta aynı dönemde tüketimin 10 kilogramdan 26 kilograma, kırmızı ette ise 6 kilogramdan 15 kilograma çıktığına dikkati çeken Dr. Pakdemirli, şöyle devam etti: 

"Önümüzdeki 6 ay içinde kasaplık hayvanlarla ilgili herhangi bir ithalatımız olmayacak. Bunu net söyleyebilirim ama Türkiye (tüketimini) 6 kilogramdan 15 kilograma çıkarırken üretimini yüzde 70 artırmış. Bugün itibarıyla tüketici tercihleri proteinde bir miktar daha ette olduğu için bizim bu konuyla ilgili ithalat bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmamız 3 senelik bir program. 2021 yılı içinde biz artık 'Türkiye tamamen bu konuda ithalata bağımlı olmaktan kesinlikle çıkacaktır.' diyebiliyoruz.

Ucuz eti sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Türkiye'de 81 ilde teşkilatı olan 3 büyük markette 29 liradan kıyma, 31 liradan kuşbaşı et satışları sürmekte. Bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Diğer taraftan tabii ki et sektörü de para kazanmalı ama sektörde her oyuncuya ihtiyaç var. Türkiye'nin aylık et tüketimi ihtiyacı 100 bin tondur, bunun aşağı yukarı 5 bin tonu sosyal sorumluluk projesi kapsamında bizim de desteklediğimiz Et ve Süt Kurumu tarafından yapılan, vatandaşın ucuz ete ulaşmasını sağlayan proje."

"TARIM SAVUNMA SANAYİSİNDEN DAHA ÖNEMLİ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ulusal zincir marketlerde yerel ve coğrafi işaretli ürün satma mecburiyetinin yasal olarak yüzde 1 olduğunu, bunun yüzde 20-25 seviyesine taşınması halinde hem ciddi bir verimlilik yakalanabileceğini hem de yerel kalkınmaya katkı sağlanabileceğini belirtti.

Dr. Pakdemirli, Ege Ekonomik Forum'unda, dünyadaki tarım ve gıda projeksiyonları konularında da değerlendirmelerde bulundu.

Gelecekte yüksek teknoloji ve uzay temalarına rağmen gıdanın vazgeçilmez önemde olacağını, bu konuda Türkiye'yi de zor ev ödevlerinin beklediğini belirten Dr. Pakdemirli, tarımın savunma sanayisinden daha önemli bir alan olduğunu kaydetti.

"Açlıkla karşı karşıyaysanız o kocaman uçakları, roketleri, tankları ısırıp yeme imkânınız yok. Öncelikle vatandaşı besleyeceksiniz ondan sonra her şey geliyor" diyen Pakdemirli, stratejik planlar yapılması gerektiğini bildirdi.

Bakan Dr. Pakdemirli, tarımın günlük siyasete çok açık bir alan olduğunu dile getirerek, "Bizim genel bir alışkanlığımız da var, 'herkes okumadan katip, yazmadan alim'. Bana göre tarımı siyasetten ayrı tutmamız gerekiyor. Çok zor bir ev ödevimiz var. Tarımda hep beraber yan yana yürümeye ihtiyacımız var." dedi.

Tarımda global bir marka oluşturma hayalinin bulunduğunu, bunun çeşitli ürünleri bir şemsiye altında toplayan bir marka da olabileceğini anlatan Bakan Pakdemirli, incir, fındık gibi fiyat belirleyicisi oldukları ürünler için gelecek projeksiyonlarının çizilmesi gerektiğine dikkat çekti.

YEREL ÜRÜN ZORUNLULUĞU

Hal yasası ve perakende yasası çalışmalarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dr. Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Tarlada ürün 1 lira, tüketicide 4 lira. Burada verimsizlikleri ne yapacağız? Yüzde 10-12 tarlada, yüzde 25-30 halde, yüzde 10 markette, yüzde 10 civarı da evde kayıp var. Aslında değer zincirinde ürünün yüzde 50'sini kaybediyoruz. İşte doğru hal yasası, doğru perakende yasası, bunlar üzerinde çalışıyoruz.

Bana göre, İzmir Yelki'deki köylü vatandaşım oradaki ulusal zincir markette ürününü, sebzesini, meyvesini satabilmeli. Bununla ilgili ben perakende sektöründen geldiğim için hepsinin genel müdürleriyle konuşuyorum. Coğrafi işaretli bir ürün veya yerel ürün satma mecburiyeti yasal anlamda yüzde 1 ama biz bunu yüzde 20-25'ler seviyesine taşıyabilirsek hem yerel ekonominin kalkınmasını hem de ciddi bir verimliliği yakalayabiliriz. Bu ürün taşınırken üç defa elleçlenmeyecek, üç defa mazot, işçilik ödenmeyecek. Bunları da mutlaka hesaba katıyor olmamız lazım."

KOOPERATİFLERLE İLGİLİ DÜZENLEME

Tarımsal kooperatif sayısının çok fazla olduğunu, bu işin derlenip toplanması konusunda bakanlık olarak zorlayıcı bir etkilerinin olmasını istemediğini aktaran Dr. Pakdemirli, gelecek günlerde konuyla ilgili çalıştay yapacaklarını söyledi.

Japonya'daki 600 kooperatife karşılık Türkiye'de 14 bin kooperatifin bulunduğunu dile getiren Dr. Pakdemirli, buna rağmen dünyada ilk bine girebilen bir kooperatiflerinin bulunmadığına işaret etti.

"KABALI KÖYÜ ÖRNEK OLMALI"

Bakan Dr. Pakdemirli, Türk tarımında ortalama işletme büyüklüğünün 6 hektarken Fransa'da 40, İngiltere'de 95 hektar olduğunu, ölçeği artırmak için toplulaştırma konusunda önemli adımlar attıklarını, ancak bunun dışında kooperatifler ve birliklerin de devreye girmesini istediklerini bildirdi.

Yozgat'ta ziyaret ettiği Kabalı köyünde üreticinin bir araya gelerek arazilerini toplulaştırdığını, oluşturulan meyve bahçesiyle gelirini katladığını belirten Dr. Pakdemirli, bu güzel örneğin yaygınlaştırılması gerektiğini aktardı.

Bakan Pakdemirli, tohum konusunda arz güvenliğini de önemsediklerini aktararak " Tohum yerli olduğu zaman üretim ve lezzetten vazgeçmemiş oluyorsunuz. Ötesinde katma değeri yurt dışına bırakmıyorsunuz. Tohum konusunda gelişim alanımız vardır, kötü bir yerde değiliz. Bugün 1 milyon 50 bin yerli tohum üretim noktasındayız. Hedeflerimiz var." dedi.

"DİĞER ÜLKELERİN NE İŞİ VARSA BİZİM DE O İŞİMİZ VAR AFRİKA'DA"

Dr. Pakdemirli, Türkiye'nin Afrika'da yürüttüğü çalışmaların zaman zaman eleştiri konusu yapıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Bu hafta Sudan'daydım. Afrika konusu da speküle ediliyor. 'Ne işiniz var' diyorlar. Gıda arz güvenliği bizim stratejik konularımızdan biri. Diğer ülkelerin ne işi varsa bizim de o işimiz var Afrika'da. Dünyada tüm ülkeler bu işi yaparken biz sadece sınırlarımız içinde kalmamalıyız, ufka bakıp ne yapmamız gerektiğine karar vermemiz lazım.

Sudan'daki arazi Türkiye'deki ekilebilir alanın yüzde 10'u ve bize bedelsiz teklif edilmiş. Almasa mıydık? Devlet olarak tarım yapma niyetimiz yok, önümüzdeki günlerde bu tarım arazilerini kullanmaları için iş adamlarımıza açacağız. İzmirli iş adamlarımız yatırım yapmak istiyorsa bu konuda İzmir'e pozitif ayrımcılık yapabiliriz."
30.11.2020
Devamı

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HASTALIKLARIN NEDENİ Mİ?

     Covid – 19 Hastalığı hayatımızda birçok şeyi değiştirmeye devam ediyor. Bunların asıl altında yatan şey ise iklim değişikliği ve çölleşme midir?
Dünyada iklim değişikliği ve çölleşme nedeni ile biyoçeşitliliğinin azalması başta salgın olmak üzere tüm sorunların başında mı geliyor?
Dünyada ve ülkemizde iklim değişikliği ve çölleşme, mevcut ekonomik ve finansal yapıyı aynı zamanda Covid – 19 hastalığını tetikleyen unsurların başlıca nedenlerinden mi?

     İklim değişikliliğinin bazı etkenlerden dolayı değişime uğraması, dünyada birçok hastalığın türemesine neden mi oluyor?  
Özellikle biyoçeşitliliğinin dünyada yavaş yavaş kaybolması ile ismini dahi zikredemediğimiz hastalıklar canlılara bulaşarak kimisinde ölümlü kimisinde ise hasar kalıcı etkiler bırakıyor.

 Bugün, dünyanın ve ülkemizin Covid – 19 hastalığı ile mücadelesi devam ediyor. Ancak geride bıraktığımız endemik türlerini de kaybetmeye de devam ediyoruz.

     Salgınla mücadelemiz bir tarafa dursun. Dünyada mücadele edeceğimiz önemli bir konu var ki iklim değişikliği ve çölleşmedir. Bilim insanlarımız öncelikli olarak iklim değişikliği ve çölleşme konusunda ARGE çalışmaları yapmalı, kaybettiğimiz biyoçeşitliliğini tekrardan kazandırmalıdır.

Aksi takdirde bugün mücadele ettiğimiz Covid – 19 hastalığı biter yarın başka hastalıklar türemeye devam eder. Bu yüzden dünyanın iklim değişikliğine ve çölleşmesine dur demek için Covid – 19 hastalığı ile mücadele edildiği gibi iklim değişikliği ve çölleşme ile de dünya ve ülkemiz mücadele edilmesi gereklidir. Kalın sağlıcakla…
30.11.2020
Devamı

Minibüs Devrildi 9 Tarım İşçisi Yaralandı!

Hatay'da, tarım işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 9 kişi yaralandı.

Hatay'ın Erzin ilçesinde tarım işçilerini taşıyan 01 ACB 996 plakalı minibüs sabah saat 7.30 sıralarında sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla atıp portakal bahçesine devrildi.

Kazada yaralanan 9 kişi 112 Acil Servis ekiplerince Erzin ve Osmaniye'deki hastanelere kaldırıldı.

30.11.2020
Devamı

Nijerya’da 48 Tarım İşçisi öldürüldü!

Nijerya’da Boko Haram terör örgütü düzenlediği saldırıda en az 43 tarım işçisini öldürdü. Bölgede militanlarına karşı koruma görevi üstlenen gruplar AFP’ye saldırıyı Boko Haram örgütünün yaptığını doğruladı.

Ajansa bilgi veren kişilerden biri örgüt üyelerinin tarım işçilerini bağlayarak boğazlarını kestiklerini anlattı.

Boko Haram saldırılarına karşı oluşturulan silahlı grubun lideri Babakura Kolo “43 kişinin cesedini bulduk hep katledilmişti 6 kişi de ağır yaralı durumdaydı. Bunun Boko Haram’ın işi olduğuna şüphe yok. Onlar bu alanda çiftliklere sık sık saldırılar düzenliyorlar” dedi.

Öldürülen tarım işçilerinin bölgeye yaklaşık bin km uzaktaki Sokoto eyaletinden çalışmak için gelen kişiler oldukları belirtiliyor.

AFP’ye konuşan bir başka kişi de saldırı anında bölgede 60 tarım işçisi olduğunu bunlardan 43’ünün öldürüldüğünü söyledi.

Aynı kişi 8 işçinin de kayıp olduğunu bu kişilerin de örgüt üyeleri tarafından kaçırıldığının düşünüldüğünü anlattı.

Kaçırılan kişilerle ilgili arama kurtarma çalışmaları başlatılırken öldürülen işçilerin cesetleri de yakındaki Zabarmari köyüne defnedilmek üzere götürüldü.

Boko Haram terör örgütü üyeleri bölgede geçtiğimiz ay da iki ayrı saldırıda 22 tarım işçisini öldürmüşlerdi.

Örgüt bölgedeki tarım işçileri, balıkçılar, çobanlar ve alım yapan kişileri bölgedeki silahlı korumalar ve askerlere Boko Haram hakkında bilgi sızdırdıkları gerekçesiyle hedef alıyor.

Bölgede 2009 yılından bu yana süren saldırılar nedeniyle, b 36 binden fazla kişi hayatını kaybederken 2 milyon kişi de yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.

Bölgedeki şiddet olayları komşu ülkeler Nijer, Çad ve Kamerun’a da sıçramış durumda.

Saldırı bölgede tam da yerel seçimlerin yapıldığı bir döneme denk geldi. Bölgede seçimler Boko Haram ve bağlantılı ISWAP örgütlerinin tehditleri nedeniyle daha önce de ertelenmişti.
30.11.2020
Devamı

YA TUTARSA!

Değerli Okurlar,
   Nasrettin Hoca’nın meşhur fıkrasında hiç olmayacak, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir şey, mucizevi bir şekilde “ya olursa” diye aslında insana umut veren bir şekilde anlatılır. Hikayenin arka planında tevekkül vardır.

Peki, hikayede ki gibi ya ülkemizde tarımsal kooperatifler gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi kendilerinden beklenen hizmeti verebilirlerse ne olur?
Aslında bunun gerçekleşmesi fıkrada olduğu gibi öyle mucizevi bir durum değildir. Tam tersine bugüne kadar defalarca kurulan genel müdürlüklere ve başkanlıklara, çıkartılan onlarca kanuna, verilen binlerce desteğe, kurulan on binlerce kooperatife rağmen, hedeflenen başarıya ulaşılamamış olması imkansız bir şeydir. Nerede hata yapıyoruz, sorunun çözümü nedir diye bugüne kadar yazılan raporlara baktığınızda ilk önerilerin mevzuat çıkartmak, destek vermek ve sorumlu üst birim kurulması olduğunu görürsünüz. Bir de buna piramit yaparak yeniden yeni bir yapı kurma merakını da eklerseniz durum içinden çıkılmaz bir kısırdöngüye dönüşür.

Konuya bir de daha önce yapılmış AB ve FAO Projeleri kapsamında dışarıdan bakarsanız elde bütün malzeme olmasına rağmen bir türlü yapılamayan bir helva hikayesi ile karşılaşılmaktadır. Sanki kasıtlı şekilde sistemli bir kaos oluşturulmaktadır. Bunun 2 nedeni vardır. Bunlardan ilki, liyakatsiz kişiler tarafından sürekli bilgisizce ve bilinçsizce hataların yapılmasıdır. İkincisi ise; menfaatperest kişiler tarafından disiplinli ve bilinçli bir şekilde hatalar yapılmasıdır. Bu ikinci grup ilkine göre sayıca çok az olmalarına rağmen sistemdeki açıkları çok iyi bildikleri ve değerlendirdikleri için ciddi bir güce ve yaptırıma sahiptirler. Durumun farkında oldukları için de çiftçinin gücünün farkına varmaması ve harekete geçmemesi için her türlü önlemi almaktadırlar. En iyi kullandıkları yol ise; başarısız olan kooperatifleri örnek gösterip, bu komünist işi kültürümüze uygun olmayan şeylerden bıktık diyerek ümitsizlik vermeleridir.

Hal bu ki ülkemizde bütün bu olumsuzluklara rağmen birçok başarılı kooperatif hikayesi vardır. Bunlar arasından holding tipi dev yapılara kadar ulaşanlar olmuştur. Üstelik kültürümüzdeki imecenin günümüzde hayata geçirilmesinin en iyi yoludur. Tarımda gelişmiş bütün ülkelerin başarılarının altında kooperatif yapılanmalar vardır. Dünyada kurallar herkes için aynı ise; bizim de olağan olarak başarıya ulaşmamız gerekmektedir. Bunun için oyunu kurallarına göre oynamalıyız. Bugüne kadar bu köşede defalarca AB’deki durumu, uygulamaları, bizdekiler ile karşılaştırarak anlattım. AB’dekilerden hiçbir eksiğimiz olmamasına rağmen ne helvayı yapabiliyoruz, ne de tutması gereken mayayı tutturabiliyoruz.

Burada iş yine başa düşüyor. Üreticiye kooperatifine ne şekilde sahip çıkacağı, nasıl hesap sorup hakkını koruyacağı anlatılırsa, karşılıklı güven ve profesyonel bir ekiple ile güç birliği yaparak neler başarabileceği gösterilirse, bir de hiç kimseden destek almadan sadece kendi öz kaynakları ile bile bu işi başarabileceklerine inandırılsa çok kısa sürede, çok şey değişir.

Bize düşen, umudumuzu yitirmeden, inatla ve inançla doğruları üreticimize anlatmaktır. Biliyorum ki; eninde sonunda bu maya tutacak. Türk Tarımı, Dünya’da hakkettiği en üst seviyeye gelecek.
   
 Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
30.11.2020
Devamı

“Hayvancılık Gelişecek, Yetiştirici Rahatlayacak”

AK Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas, 28 Kasım 2020 tarih ve 31318 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik değişiklikleri kapsamında sektörden geçimini sağlayan yetiştiricilerin taleplerinin karşılık bulduğunu ifade ederek, “Hayvancılık gelişecek, yetiştirici rahatlayacak” dedi.

Hayvancılık sektörü ile ilgili sahada aldıkları talepleri ve STK’ların önerilerini daha önce ilgili bakanlıklara ilettiğini ifade eden AK Parti Van Milletvekili Abdulahat Arvas, bu konuda yasal bir düzenlemenin yapılmasını talep ettiklerini söyledi. Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Görentaş’ın koordinasyonunda hazırlanan hayvancılık sektörü ile ilgili kayıt, tescil süreleri ile yüksek cezaların sebep olduğu sıkıntıları rapor ederek Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye arz ettiklerini belirten Arvas, “Genel bir sıkıntıya dönüşen bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından 'Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi', 'Koyun ve Keçi Türü Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi', 'Yurt İçinde Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerin Nakilleri' ve 'Göçer Hayvanların Tanımlanması ve Nakilleri' hakkındaki yönetmeliklerde değişiklik yapılarak ülkemiz ve özellikle bölgemiz hayvancılığının gelişmesine değerli bir katkı sağlanmıştır. Yıllardır sektörden geçimini sağlayan yetiştiricilerin talepleri karşılık bulmuştur” dedi.

28 Kasım 2020 tarih ve 31318 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik değişiklikleri kapsamında yetiştiricilerin lehine yapılan bazı değişiklikleri aktaran Arvas, “Sığır cinsi hayvanların tanımlama süresi 3 aydan 6 aya uzatılmış, koyun ve keçi türü hayvanların tanımlama süresi ise 6 aydan 1 yıla çıkartılarak kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemlerinin daha geniş zamana yayılması sağlanmıştır. Alım ve satım işlemlerinde yasal bildirim süresi 7 günden 30 güne çıkarılmış, İşletmede tespit edilen hayvanların il içerisinde nakli serbest bırakılmış, il dışında görünen hayvanların nakli için 5996 sayılı kanunun ‘’e’’ bendince tek bir ceza ile işletmeye nakli sağlanmıştır. Yine işletmede tespit edilemeyen hayvanlar için depo işletme belirlenerek cezasız bir şekilde işletmeye kayıtlı işletmede bulunmayan hayvanların düşümünün önü açılmış, bu sayede işletmeye kayıtlı hayvan sayısı ile fiili hayvan mevcudu ile uyumlu hale getirilmesi sağlanacaktır. İlin coğrafi yapısı, personel ve araç durumu, iklim şartları, doğal afet, idare kaynaklı gecikmeler veya mücbir sebepler nedeniyle bu yönetmelik hükümlerine uygun olarak tanımlanamayan her yaştaki büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alınabilmesi amacıyla İl Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonuna yetki verilmiştir” ifadelerini kullandı.
30.11.2020
Devamı

Damızlık Alabalığa Destek Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek sağladıklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini bildirdi.

Bu çerçevede, hazırladıkları “Su Ürünleri Yetiştiriciliği Kapsamında Hastalıktan Ari Alabalık Kuluçkahanelerinde Damızlık Alabalık Desteğine İlişkin Tebliğ”in dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:

ANAÇ ALABALIK BAŞINA 60 LİRA DESTEK VERİLECEK
“Söz konusu tebliğle, alabalık kuluçkahane işletmelerinin hijyenik ve sağlıklı şartlarda kurulumlarını sağlamak, biyogüvenlik tedbirlerinin alınmasını temin etmek, balık hastalıklarının yayılmasını engellemek, kaliteli yumurta ve yavru üretimlerini sağlamak, ülkemizde yetiştirilen alabalıkların uluslararası standartlarda tüketime sunulma kalitesini artırmak için Bakanlığımızca izin verilen kuluçkahanelere damızlık alabalık desteği ödeniyor. Buna göre, hastalıktan ari kuluçkahanelere yılda en fazla 10 bin adet damızlık anaça kadar sınırlı olmak kaydıyla birim başına 60 lira destek vereceğiz.”

“100’DEN FAZLA ÜLKEYE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI YAPIYORUZ”

2003 yılında ilk defa destekleme kapsamına aldıkları su ürünleri üreticilerine son 16 yılda toplam 1,350 milyar lira ödeme yaptıklarını dile getiren Pakdemirli, şunları söyledi:

“Verilen bu desteklerle, bin 245 olan yetiştiricilik tesisi sayısı yüzde 70 artışla 2.127’ye, 61 bin ton olan su ürünleri üretim miktarı ise yüzde 511 artışla 373 bin tona yükseldi. Bu gelişmelerle su ürünleri ihracatımız da önemli oranda artış gösterdi. Bu kapsamda, 2002 yılında 27 bin ton olan su ürünleri ihracatımız 2019 yılında yüzde 640 artışla 200 bin tona, değer olarak ise 97 milyon dolardan 1,025 milyar dolara çıktı. Bugün itibariyle başta AB ülkeleri olmak üzere aralarında Japonya, ABD, Rusya ve Kore gibi ülkelerin de yer aldığı 100’ün üzerinde ülkeye su ürünleri ihracatı yapıyoruz.”​
 
 
29.11.2020
Devamı

Hayvancılık'ta Yeni Yönetmelikler Bürokrasiyi Azaltacak

Hayvan tanımlanması, tescili, izlenmesi, göçer hayvanların, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakli ile ilgili yönetmelikler hayvancılıkta bürokrasiyi azaltacak. Tanımlama ve bildirim işlemlerinde süreyi uzatarak hayvan sahiplerinin işlerini kolaylaştıracak”
“Yetiştiricilerimiz idari para cezaları ile karşı karşıya kalmaması için tanımlama süresi sığır cinsi hayvanlarda 6 aya, koyun ve keçi türü hayvanlarda 1 yıla çıkarılarak kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemlerinin daha geniş zamana yayılması sağlandı”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan hayvan tanımlanması, tescili, izlenmesi, göçer hayvanların, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakli ile ilgili yönetmeliklerinin hayvancılıkta bürokrasiyi azaltacağını, tanımlama ve bildirim işlemlerinde süreyi uzatarak hayvan sahiplerinin işlerini kolaylaştıracağını bildirdi.

Çelik, “Bakanlığımızın yönetmelikleri işimizi kolaylaştıracak, dikkatimizi büyümeye vereceğiz, hem biz hem ülke kazanacak” dedi.



Nihat Çelik, yaptığı açıklamada, mevcut durumda sığır cinsi hayvanlar 3 aylık yaşa kadar, koyun ve keçi türü hayvanlar ise 6 aylık yaşa kadar (göçer hayvanlar için bu süre 9 ay) küpelenerek kayıt altına alınırken, yetiştiricilerin idari para cezaları ile karşı karşıya kalmaması için bu sürelerin sığır cinsi hayvanlarda 6 aya, koyun ve keçi türü hayvanlarda ve göçer hayvanlarda 1 yıla çıkarılarak kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemlerinin daha geniş zamana yayılmasının sağlandığını belirtti.

Türkiye’de küçük ölçekli geleneksel aile işletmeciliğinin yaygın olmasının, göçer, yayla ve kurban bayramı başta olmak üzere hayvan hareketlerinin çok yoğun görülmesinin, ağır kış şartları ve coğrafi koşulların uygun olmamasının zaman zaman tanımlama süreleri içinde hayvanların küpelenerek kayıt altına alınamamasına yol açtığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Yetiştiricilerimiz idari para cezaları ile karşı karşıya kalıyordu. Bu nedenle yönetmeliklerde yapılan değişiklik ile süreler sığırda 3 aydan 6 aya, koyun ve keçide 6 aydan 12 aya çıkarıldı.

Ayrıca hayvan sahipleri tarafından yapılması gereken hayvan giriş-çıkışı veya alım-satımları için 7 gün olan bildirim süresi 30 güne yükseltildi.
İlin coğrafi yapısı, personel ve araç durumu, iklim şartları, doğal afet, idare kaynaklı gecikmeler veya mücbir sebepler nedeniyle yönetmelik hükümlerine uygun olarak tanımlanamayan her yaştaki büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alınabilmesi amacıyla İl Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonuna yetki verildi.”
 
“Pasaport ve nakil belgesi il/ilçe müdürlüğüne gidilmesine gidilmeden e-devlet üzerinden alınabilecek”
 
Yapılan düzenleme ile sığır cinsi hayvan pasaportu ve koyun keçi nakil belgesinin il/ilçe müdürlüğüne gidilmesine gerek kalmadan yetiştiricilerimiz tarafından e-Devlet üzerinden alınarak il içi nakillerde kullanılması sağlandığını belirten Çelik, şöyle devam etti:
“Yine işletme ziyaretleri ve aşılama çalışmaları sırasında, yeni mevzuat kapsamında işletmelerin güncellenmesi daha kolay ve hızlı bir şekilde yapılabilecek.
Yönetmelik değişiklikleri ve yeni yayımlanan Göçer Hayvanların Tanımlanması ve Nakilleri Hakkında Yönetmelik kapsamında, hayvancılıkta özellikle kayıt ve nakil işlemleri için yerinden yönetim imkânı verildi. Her bölgenin kendi sorunlarını yerinde çözmesine imkân tanındı.
Göçer hayvancılık yapan vatandaşlarımızın yaptıkları hayvancılığa uygun ihtiyaçlarını karşılayacak mevzuatla mağduriyetlerinin en aza indirilmesi amaçlandı.
Yayımlanan Göçer Hayvanların Tanımlanması ve Nakilleri Hakkında Yönetmelik kapsamında göçer hayvan sevklerinde belirlenen güzergâh üzerinde gidiş ve dönüş için tek veteriner sağlık raporu yeterli olacak. Göçer hayvanların nakli esnasında doğan kuzu ve oğlakların en yakın sevk kontrol noktasında küpelenerek kayıt altına alınması sağlanacak.”
 
“Düzenlemeler büyümeye odaklanmamızı sağlayacak”
 
Bütün bu düzenlemelerin hayvan sahiplerinin işini kolaylaştıracağına dikkati çeken Çelik, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli hayvancılığımızın sorunlarını biliyorlar, her türlü desteği yapıyorlar. Verdikleri destek hayvan sayısının ve verimliliğinin artışında görülüyor. Kendilerine şahsım ve sektörümüz adına teşekkür ediyorum” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılıkta çok önemli çalışmaları bulunduğunu, sektörün önünü açtığını, hayvan sayısının hızla artmasını sağladığını bildiren Çelik, “Tarım Bakanımız küçükbaş hayvancılıkta çalışmalarıyla birçok kez zirve yaptı. Bakanımızın yaptığı ilklerden biri de budur. Şahsımız sektörümüz adına minnettarız” ifadelerini kullandı.

Hayvancılıkla ilgili çıkarılan 4 yönetmeliğin de önemli olduğunu bildiren Çelik, açıklamasını, yetiştiricilerin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması, zaten kıt kanaat geçinmeye çalışan hayvan sahiplerinin idari para cezalarıyla mağdur olmaması, sadece işine yoğunlaşarak ülkeye daha fazla katkı yapmasının sağlanması gerektiğini, bu yönetmeliklerin bu yönde atılmış adımlar olduğunu belirterek tamamladı.
 
 
 
29.11.2020
Devamı

Adana'nın 40 Yıllık Rüyası Gerçekleşiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından taşkınların engellenmesi ve zararlarının asgariye indirilmesi için "seferberlik" ilan edildi.
 
Bakan Pakdemirli, Adana'da tarım arazilerine zarar veren taşkınların önüne geçmek için yürütülen projelerden olan ve incelemelerde bulunduğu Seyhan Nehri Toplu Makinalı Çalışması ile ilgili konuştu. 


 
Bakan Pakdemirli; “Adana Yüreğir, Seyhan, Sarıçam ve Karataş İlçeleri ile Mersin Tarsus İlçesine bağlı toplam 90 mahalle ve 1 milyon 552 bin dekarlık alanda, yıllık 5 milyar 207 milyon TL’lik tarımsal üretimi taşkın risklerine karşı korumayı hedefliyoruz” dedi. 
 
Çalışmalar neticesinde Aşağı Seyhan Ovasında, taban suyu ve yüzey sularını deşarj eden toplam 2000 km uzunluğunda ana drenaj, yedek-tersiyer drenaj ve tahliye kanallarının temizlenmesi, Seyhan Nehri mansap yatağında toplam 60 km yatak tanzimi yapılarak, iç seddinin yükseltilmesi hedefleniyor.
 
Bakan Pakdemirli projede gelinen aşama hakkında da bilgi verdi;
 
“Aşağı Seyhan Ovasında toplam 2.000 km uzunluğunda 10 milyon m³ rusubat temizliği planlandı. Bugüne kadar DSİ 6. Bölge Müdürlüğümüz bünyesindeki makinalarla 2020 yılı Ocak ayı başından itibaren toplam 550 km uzunluğunda 3,2 milyon m³ rusubat temizliği yapıldı. Çalışmalar kapsamında 1450 km uzunluğunda, 6,8 milyon m³ rusubat temizliği daha yapılmasını planlıyoruz. 
60 km uzunluğunda 5 milyon m³ rusubat temizliği planlanan Seyhan Nehir Yatağında ise Temmuz ayında başlanan Toplu Makinalı Çalışma kapsamında nehrin denize mansaplandığı ve rusubat birikiminin fazla olduğu 7 km’lik kısımda 2,8 milyon m³ kazı çalışması yaptık. Seyhan Nehir yatağında 53 km uzunluğunda 2,2 milyon m³ rusubat temizliği daha yapılacak” ifadelerini kullandı.  
 
 
80 Milyon TL’ye Mal Olacak Büyük Proje…
Projenin Mayıs 2021 itibariyle tamamlanmasının hedeflendiğini belirten Bakan Pakdemirli;
 
“Bu çalışma ile Adana Yüreğir, Seyhan, Sarıçam ve Karataş İlçeleri ile Mersin’in Tarsus İlçesine bağlı toplam 90 mahalle ve 1 milyon 552 bin dekarlık alanda, yıllık 5 milyar 207 milyon TL’lik tarımsal üretimin taşkın risklerine karşı korunmasını hedefliyoruz. Çalışmanın maliyeti 2020 yılı fiyatlarıyla 80 milyon lira” dedi.
 
Adana’nın 40 Yıllık Rüyası ‘İmamoğlu Sulama Projeleri’
Bölgedeki bir diğer önemli proje ‘İmamoğlu Sulamaları Projesi’…
Projeye dair detaylı incelemede bulunan Bakan Pakdemirli;
“İmamoğlu Sulamaları Adana’da, İmamoğlu, Sarıçam, Ceyhan, Kozan ve Yüreğir ilçelerinde toplam 1 milyon 66 bin 800 dekar arazinin sulanmasını sağlayacak. Su kaynağı Seyhan Nehri üzerinde kurulu olan ve 2010 yılından bu yana işletmede olan Yedigöze Barajı. Proje kapsamında bugüne kadar 26 bin 230 dekar arazi sulamaya açılmış olup 522 bin 920 dekar arazide inşaat, 142 bin 150 dekar arazide ise ihale çalışmaları devam ediyor. 375 bin 500 dekarlık ek sahanın da planlama çalışmalarını tamamladık” dedi.
Sulu Tarım İle Yıllık 1,6 Milyar TL Gelir Artışı Sağlanacak. İmamoğlu Sulamaları Projesi’nin tamamlanması ile yıllık 1 milyar 600 milyon TL gelir artışı beklendiğini de belirten Bakan Pakdemirli;
“106 bin kişiye de ilave istihdam imkanı sağlanacak. Toplam yatırım bedeli 4 Milyar TL olan proje 2,5 yıl gibi kısa bir sürede kendini amorti edecek” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli’nin yerinde yaptığı incelemelerde kendisine DSİ Genel Müdürü Kaya Yıldız da eşlik etti.
 
 
 
29.11.2020
Devamı

EKONOMİDEN SONRA EĞİTİM DE Mİ DÜNYA VİRÜSLE HİZAYA GETİRİLİYOR

İngiliz The Ekonomist dergisi kapaklarına  skandal veya sıra dışı mesajları taşıyarak devamlı gündem olmaya çalışıyor. Her nasılsa,bunların adına da kehanet diyorlar? Aslında hiç de öyle değil. 2018 yılı Ocak ayı kapağına bir baktığımızda, hemen sağ üst köşede “Amerikan meşalesi Sert rüzgârlar altında” başlığını görüyoruz.Onun biraz altında “Avrupa Birliği dökülüyor” ibaresi yer alıyor ve Avrupa Birliğini temsil eden bayrağın üstündeki yıldızdan bir tanesi (İngiltere)dökülüyor.

Aşağıdaki diğer resimlerde de başlıklar “Arap İsrail Sorunu” “Hibrit Araba Geldi”, “İklim Sorunlarına Devam”, “Üç Kutuplu Dünya”,“Uzaydan Wi-Fi Kontrol Altında”,“Petrol Savaşları”, “Mülteciler Sorunu” ve bir deköprü resmi var.Onu da Yavuz Sultan Selim köprüsüne benzetmişler sanki.Öteki konu başlıkları da; “Yeni oyuncu Çin, İngiltere, Fransa, Japonya Yedek kulübesinde” ibaresi ile“Dinler Arası Diyalog İslam’ı Ehlileştirmek İstedikleri Projesi”,“Robot Ve Mutant İnsanlar”“Netenyahuve Bilişimle Siyaset”, “Uzay Bilimine Devam”. İçlerinden engarip olanı da“Haçın Galibiyeti İçin Gerekirse  Biyolojik Savaş”yaparız diyorlar.Yani içlerindeki her türlü iyi-kötü beklentiyi gizlemeden açıkça yazmışlar hani.

 Bu gün için baktığımızda yapmak istedikleri ne varsa büyük çoğunluğunu da gerçekleştirmişler. İnsan kendine sorup duruyor daha neler yapacaklar, ne naneler yiyecekler acaba. Ama çok da düşünmeye gerek yok. 

Mesela şimdi 8 Ağustos 2020 kapağını bir inceleyelim.  Kapakta tek resim görünüyor. Mezun olan bir öğrenci portresi çizilmiş. Tabloda cübbe giymiş bir öğrenci kravat takmış,  önünde kırmızı fiyonklu bir diploma, başında mezuniyet kepi var AMA İÇİNDE İNSAN  YOK. Unutmadan belirteyim. Başlıkta daşöyle yazıyor:“Devamsız Öğrenci: “Covid19 Üniversiteyi Nasıl Değiştirecek”.Ne demek şimdi bu? Yazının alt başlığında da;“Covid19 Üniversiteler İçin Acı Verici Olacak Ama Aynı Zamanda Değişim Getirecek”  deniyor.

Bakın ben anlatayım.

Aslında dünyaya Coronapandemisini yayanlar  gerçekte ne yapmak istediklerini de gayet iyi biliyorlar. Yani söylenmek istenen şu; biz “Öncelikle Hristiyanlık adına savaşırız, dünyada başka din ve düşüncelere yer vermeyeceğiz” mesajıdır bu. Bunun yanı sıra siz Müslüman ülkeleri köle gözünde görüyoruzve elinizdeki bütün sermaye bizim, canımız istediği gibi kullanırız, engel olmak isteyeni de dünyadan sileriz”den başka bir şey değil. Bir de içi boş elbiseli mezun öğrenciden maksat; artık nasıl olsa uzaktan eğitim yapılacak onda da bizim programları kullanacaksınız, dolayısıyla öğrencilere istediğimiz kadar bilgi yükleyeceğiz ama bomboş yetiştirilecekler. İleride dünyayı tam bir cehalet bekliyor, diyorlar sanırım. Hâlbuki gerek savaşlardan, gerekeğitim projelerindenkendilerinden olan insanlar da fazlasıyla etkilenecek, kendi ülkeleri de bunu yaşayacak. Ama gelin görün ki bu  rezillerin umurunda değil.  Varsa yoksa petrol, altın,gümüş, silah ve güç her şey bizde, bizim tekelimizde olsun,  geri kalan dünya yanarsa yansın modundalar. Hatta bir de 2018'in kapak resminde bildirilen; petrol ile savaşlar arasındaki ilişki devam edecek, gerekirse nükleer güç kullanılacak yazılmış.  Yani kendi zevklerine kendi keyiflerine göre dünyada her çeşit sorun oluşturulacak, eğer itiraz eden olursa ellerindeki her çeşit silahla tehdit edip, yok edilecek. 

Şayet nükleer güç kullanılır ve 1940'larda Japonya'da yaptıkları katliam ve pervasızlık olursa, resmen 3. Dünya savaşı çıkar. Aman inşallah böyle bir deliliğe meydan verilmez. Böyle bir çılgınlık yapılmaz diye dua edelim. Bakın önceden kullandıkları nükleer bombaların tesiri hala Japonya'da devam ediyor. Hatta kazara meydana gelen bir olayda komşumuz Ukrayna'da 1986’da Çernobil Nükleer Santrali patladıktan sonra Karadeniz başta olmak üzere ülkemizin birçok şehrinde radyasyona bağlı yan etkiler görüldü. Hala bu patlamanın cezasını çeken insanlarımız var. Neredeyse  her çeşit kanserle karşı karşıya kalmış vatandaşlarımız bulunuyor? Birçok ocağı söndürüp gencecik insanları toprağa veren bu patlama ve radyasyon değil miydi? Birçok anneyi evlatsız, yavruları da anne babasız bırakmadı mı?  

Sonuç olarak; daha önceleri gözümüzde çok büyüttüğümüz medeniyetin beşiği diye yutturulanBirleşik devletler ile Avrupakendi içine düştükleri kuyudan çıkmaya çalışıyor. Ülkelerindeki insanlar kum gibi kaynıyor. Adalet ve insanlık meziyetlerinden yoksun bu memleketler patlamaya hazır bir bomba durumundalar. Başkalarına ayar verelim derken yarın ayarı fena bozulacak haldeler yani. İşte bizler bu yaşananlardan bir ders çıkaralım. Bizleri cahilleştirip kendilerine köle edecek sistemleri  onların beklemedikleri şekle çevirelim. Ülkemiz adına bu bir dijital dönüşüm olsun kendimize ait program ve yazılımlar geliştirmemize vesile olsun. Biz de kimseye  küsmeden kızmadan birbirimizin ayıbını aramadan ülkemize hizmet edelim. Yoksa bizlere çok daha ağır bedeller ve faturalar ödetecekler.  İnsanlara özgürlük diye pompaladıkları fakat başkasının kişisel hak ve düşüncelerini hiçe saydıkları dünyaları da kendilerine kalsın. Üç yanı denizlerle, dört yanı da düşmanlarla sarılı  ülkemizi pazarlayıp satmayalım. Eğitimde üzerimize düşen görevleri en iyi şekliyle yaparak bizi cahilleştirmeye çalışan bu zihniyete dersini verelim. Kalın sağlıcakla...

Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Anabilim Dalı Başkanı

 
27.11.2020
Devamı

Hindistan’da Çiftçilere Polis Müdahalesi!

Hindistan’da hükümetin çıkardığı tarım alanındaki yeni yasaları protesto etmek için sokaklara dökülen binlerce çiftçi, polis tarafından durduruldu.

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de çiftçiler, Başbakan Narendra Modi hükümeti tarafından kısa süre önce onaylanan bir dizi tarım alanındaki yeni yasalara karşı ayaklandı. Yapılan değişikliklerle hükümetin garanti ettiği fiyatlardan tahıl alımına son verileceği ve çiftçileri piyasaya karşı savunmasız bırakacağını öne süren binlerce çiftçi sokaklara döküldü. Yeni Delhi'nin komşu eyaleti Haryana'da polis, başkente yürüyerek ulaşmaya çalışan çiftçilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale etti. Çiftçilerin barikatları iterek polise tuğlayla saldırması sonucu tansiyon yükseldi. Delhi sınırında durdurulan 100'den fazla çiftçi gözaltına alınırken, Güney Hindistan'da 500 kişi tutuklandı.

Protestolar Eylül'den bu yana devam ediyor

Çiftçilerin protestoları ilk olarak Eylül ayında, “Hindistan'ın tahıl merkezi” olarak bilinen Pencap ve Haryana'nın kuzey eyaletlerinde başlamıştı. Toplamda 5 farklı eyaletten çiftçiler “Delhi'ye git” adında bir kampanya başlatarak bugün için protestoculara çağrıda bulunmuşlardı. Bunun üzerine hükümet, bugün için önlem alarak Delhi'nin tüm giriş-çıkış noktalarına yüzlerce polis ve asker konuşlandırdı. Başkent sınırları polis tarafından kapatılırken, bazı bölgelerde metro hizmeti de kısıtlandı.

Modi hükümeti kararlılığını sürdürüyor

Öte yandan Modi hükümeti, Eylül ayında parlamentodan geçen yasaların çiftçilerin ürünlerini büyük kurumsal alıcılara satmalarını kolaylaştıracağı konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Hükümet, yeni düzenlemelerle birlikte aracıların ticaretteki hakimiyetinin zayıflayacağını, bu sayede fiyatların iyileştirildiğini ve çiftçilerin özgürleştirildiğini ileri sürüyor.
27.11.2020
Devamı

Siirtli Çiftçilere Yem Bitkisi Tohumu Dağıtıldı

Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yürütülen "Yem Bitkileri Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi" kapsamında Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerinde üreticilere yonca ve fiğ tohumları dağıtıldı.

Şirvan, Pervari ve Eruh ilçelerinde çiftçilere yem bitkileri tohumu dağıtım programı düzenlendi.
Programda 3 ilçede toplam 3 bin 330 dönümlük arazide ekilmek üzere çiftçilere 38 ton yem bitkisi tohumu dağıtıldı.
Dağıtım programlarının ilkinin düzenlendiği Şirvan'da konuşan Kaymakam Recep Hasar, "Şirvan ilçemiz Siirt tarım ve hayvancılığının parlayan yıldızıdır. İl Müdürlüğümüzün katkıları ile dağıtılan yem bitkileri tohumları ile hayvanlarımız kaliteli beslenecek, verim artacaktır. Katkı sağlayanlara teşekkür ederim" dedi.

"Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek"

Tarımsal üretimin devamlılığı için şartlar ne olursa olsun çiftçilerin üretmeye devam ettiğini ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan, şunları söyledi:
Daha kaliteli bir üretim, verim artışı ve kârlı hayvancılık yapabilmek için projeyle Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerimizde 38 ton yem bitkileri tohumu dağıtarak 3 bin 330 dönüm alanda yapılacak ekimler ile ilimizin kaba yem ihtiyacının bir kısmını karşılamak istiyoruz. Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek.

Pervari ilçesinde düzenlenen tohum dağıtım programında konuşan Pervari Kaymakamı Aziz Kayabaşı, hayvancılık ve yem bitkileri üretim potansiyeli yüksek olan ilçede yem bitkilerinin büyük önem arz ettiğini belirterek bu konuda üreticilere yem bitkileri tohum desteği sağlayan Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne teşekkür etti.
Eruh ilçesinde de yem bitkileri tohum dağıtım programı düzenlendi. Eruh'ta da yem bitkisi üreticilerine tohumlar dağıtıldıktan sonra program sona erdi. 
27.11.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Havzalarda Kuraklık Mücadelesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla bu yıl 15 havza için kuraklık yönetim planlarını hazırlarken gelecek yıl 7 havza ölçeğinde bu çalışmaların yapılmasını ve 2023'e kadar 25 havzada söz konusu planların tamamlanmasını hedefliyor.
Plan kapsamında, ttarım sektörünün iklim değişikliğine karşı uyum sağlaması, verim kaybının minimize edilmesi, gıda güvenliğine katkıda bulunması amacıyla tarımsal faaliyet kaynaklı sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve azaltılmasına yönelik faaliyetler belirlenerek sürdürülebilir arazi yönetimi ve iklim dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması çalışmaları yapılıyor.
Bakanlık tarafından, orman alanlarında, tarım arazilerinde, mera alanlarında, sulak alanlarda, yerleşim yerlerinde ve diğer arazilerde, arazi kullanımı ve kullanım değişikliği ile ormancılıktan kaynaklı sera gazı emisyonları ve yutakların hesaplamaları yapılarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasına (UNFCCC) raporlandı.
Bu yıl hazırlanan Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri sonuçlarına göre, 2018 yılı toplam sera gazı emisyonu, bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,5 azaldı. 2018 yılı emisyonlarında karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,6 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla yüzde 12,5 ile tarımsal faaliyetler, yüzde 12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 3,4 ile atıklar takip etti.
Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektöründen kaynaklı yutak miktarı 94,6 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplanıyor. AKAKDO sektörü sayesinde ulusal net sera gazı emisyonları 426,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerine düşerek önemli sera gazı azaltımı sağlandı.
Yine Bakanlık yetkililerince, arazi bozunumunun önlenmesi için sürdürülebilir toprak yönetimi, iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması için iklim dostu tarım uygulamaları, tarım alanlarının verimli kullanımı çerçevesinde düşük karbon salımı teknolojilerinin adaptasyonu ve yaygınlaştırılması açısından tarımsal çevrenin koruma-kullanma dengesi içinde dış kaynaklı projelerle yerinde uygulama projeleri yürütülüyor.
Bu bağlamda, 24 uygulamalı çiftçi okulu kuruldu ve bu zamana kadar 550 çiftçiye uygulamalı eğitimler verildi. Bakanlık tarafından 39 il ve toplam 32 milyon hektar alanı kapsayan Bozkır Ekosistem Haritası oluşturularak Tarım Bilgi Sistemi'ne (TARBİL) entegre edildi.
Bakanlık tarafından Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla havza ölçeğinde kuraklık yönetim planları hazırlanıyor.
Bu yıl sonu itibarıyla 15 havzada (Konya, Akarçay, Kuzey Ege, Küçük Menderes, Doğu Akdeniz, Batı Akdeniz, Burdur, Van Gölü, Antalya, Asi, Seyhan, Ceyhan, Gediz, Büyük Menderes ve Fırat-Dicle) kuraklık yönetim planları tamamlandı.
2021'de 7 havzada (Sakarya, Susurluk, Meriç-Ergene, Marmara, Yeşilırmak, Batı Karadeniz, Kızılırmak) söz konusu planların hazırlanmasına devam edilecek. 2023 yılına kadar toplam 25 havzanın planlarının tamamlanması hedefleniyor. 
27.11.2020
Devamı

Kuş Gribi Avrupa’da Hızla Yayılıyor!

Avrupa ülkelerinde hızla yayılan kuş gribi, kümes hayvancılığını tehdit etmeye başladı. Tavuk vebası olarak da adlandırılan hastalığın daha önceki salgınlarında milyonlarca kanatlı hayvan itlaf edilmiş, sektör ağır kayba uğramıştı.

Fransa, Hollanda, Almanya, İngiltere, Danimarka, İrlanda, İsveç’in ardından Hırvatistan, Slovenya ve Polonya’da da kuş gribine yol açan virüse rastlandı. Hastalık, Avrupa dışında ise Rusya, Kazakistan ve İsrail’de de yayıldı.

Kuş gribi vakalarının çoğunluğu göçmen kuşlarda görülse dahi, virüsün çiftliklere kadar ulaşması 1,6 milyon tavuk ve ördeğin itlafına yol açtı.

Avrupa’nın en büyük tavuk eti ve yumurta tedarikçisi Hollanda’da son aylarda yaklaşık yarım milyon hayvan ya itlaf edildi ya da telef oldu. Polonya’da sadece bir çiftlikte 900 bin tavuk öldü.

Almanya’nın hayvan hastalıkları araştırma merkezi Friedrich-Loeffler Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, Avrupa’da kuş gribi virüsünün farklı türlerinde daha sık rastlandığından, salgının yayılma riskinin bu yıl son iki yıla göre çok daha yüksek olduğu belirtildi.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü verilerine göre Rusya’daki kümes hayvanı kaybı ekim ayı sonunda 1,8 milyona ulaştı. Bu kayıpların 1,6 milyonu Kazakistan yakınlarındaki bir çiftlikte kaydedildi.

Bu yıl çoğunlukla H5N8 virüsü tespit edilse de H5N5 ve insanlara da bulaşabilen H5N1 türlerine de rastlandığı rapor edildi. Şu an için insanlara yönelik riskin çok düşük olduğunu bildiren Avrupa Gıda Güvenliği Dairesi, buna rağmen virüsün seyrini yakından takip etmek gerektiğini aktardı.

Salgından dolayı kümes hayvancılığı sektöründe önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Virüsün görüldüğü ülkelerde, çiftliklerdeki kanatlı hayvanların tamamının göçmen kuşlarla temasını engellemek için kapalı alanlarda tutulmaları istendi.

Diğer ülkeler ise önlem amaçlı tavuk ve tavuk ürünleri ithalini askıya aldı.
27.11.2020
Devamı

2. Dönem Buzağı Destekleme Ödemeleri Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2. Dönem Buzağı Destekleme ödemelerinin yarın yapılacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, 2019 yılı 2. dönem buzağı desteklemeleri kapsamında yetiştiricilerimize toplam 641,6 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“2019 yılı 2. Dönem Buzağı Desteği kapsamında; 599. Bin 551 yetiştiricimizin 1 milyon 570 bin buzağısı için toplam 641,6 milyon lirayı yarın saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı olsun” ​
 
26.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Kadrolu İşçi Alım Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda yeni bir alım daha yapacaklarını duyurarak bakanlığın taşra teşkilatında görev yapmak üzere 826 adet kadrolu tarım işçisi istihdam edileceğini söyledi.

  Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Alımı yapılacak 826 işçi, İŞKUR üzerinden gerekli şartları taşıyanlar arasından kura ile belirlenecek. Dolayısıyla alımda mülakat olmayacak”
  
2019-2020 döneminde Bakanlık, taşra birimleri ve bağlı kuruluşlarda toplam 11 bin 717 personel istihdamı gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu dönemde Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerine Veteriner, Ziraat Mühendisi, tarım işçisi ve memur olmak üzere 2 bin 419, OGM’ye 6 bin 90, DSİ’ye 535, Meteorolojiye 100, TMO’ya 231, ÇAYKUR’a 911, TİGEM’e 496, Tarım Kredi Kooperatiflerine 810 ve ESK’ya 115 personel alımı gerçekleştirdik” dedi.
Bakan Pakdemirli, 826 kadrolu tarım işçisi alımının hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.​
 
26.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: İlk 9 Ayda İhracatımız Yüzde 6,3 Artış Gösterdi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) Tarım ve Hayvancılık Sektör Meclisleri toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli

Tarımda oluşturdukları güçlü altyapının avantajlarını pandemi sürecinde net olarak gördüklerini belirtti. Bakan Pakdemirli, “Bu süreçte, pek çok ülkede raflar boş kalırken, ülkemizde tarım-gıda sektöründe hamdolsun hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Perakende zincirlerini hızlı ve doğru şekilde yönlendirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Pandemi sürecini şuana kadar başarıyla yürüttük. Son yayımlanan genelgede sektörlerimizi ilgilendiren yeni tedbirler bulunuyor. Üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Bitkisel ve hayvansal üretimi yapanlar yine yasaklardan muaf olacak” dedi. 

TÜRKİYE NET İHRACATÇI BİR ÜLKE 

Türkiye’nin, tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti: 

“18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 Milyar Dolardan, 18 Milyar Dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 Milyar Dolar ihracat yaptık ve 73 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik. 
193 ülkeye 1.827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. 

Bu yılın ilk 9 ayında ihracatımız pandemiye rağmen geçen yılın aynı dönemine göre %6,3 artış gösterdi.” 

Tarım-orman sektörünün her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam ettiğini belirten Bakan Pakdemirli, “ Son 2 yılda tarımsal hasılamız %47 artışla, 277,5 Milyar Liraya ulaştı. 48,7 Milyar Dolar tarımsal hasılası ile Avrupa’da lider, Dünya’da ilk 10 içindeyiz. GSYH içindeki payımız 2018 yılında %5,8 iken, 2019 yılında %6,4’e yükseldi. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörü 2 yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösteriyor. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamlarında, tarım %4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. İnşallah bu yılı, önemli bir büyüme rakamı ile kapatarak ekonomimize güç katmaya devam edeceğiz” dedi. 

BİTKİSEL ÜRETİMİMİZ 124 MİLYON TONA ULAŞTI

Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmayacaklarını ifade eden Pakdemirli “Bu kapsamda yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, son 2 yılda bitkisel üretimimiz %8 artışla 124 Milyon tona ulaştı. Yani bitkisel üretimde 8,7 Milyon ton ilave artış oldu. Ayrıca, tarımsal üretimimizi garanti altına almak için, 2020 yılında koruma altına aldığımız 26 büyük ova ile birlikte toplam 291 büyük tarımsal ovayı sit alanı olarak ilan ettik. Bu yıl, %75 tohum hibesi ile boş arazileri üretime kazandıracak projeleri başlattık. Hazine arazilerini üretime açarak, bitkisel üretimi daha da yukarılara taşıyacağız. Hayvan varlığımızda ise son 2 yılda artan rakamlar hemen göze çarpıyor. Büyükbaş hayvan varlığımız %8 artışla, 18,6 milyon baş, Küçükbaş hayvan varlığımız ise %20 artışla, 55,1 milyon başa çıktı. Hamdolsun bugün Türkiye, küçükbaş hayvan sayısında Avrupa’da birinci, Büyükbaş sayısında ikinci sırada” açıklamasını yaptı. 

SON 18 YILDA, TOPLAM 310 MİLYAR LİRA TARIMSAL DESTEK VERDİK

Tarımdaki tüm bu gelişmelerin arkasında üreticiye ve yatırımcıya verilen desteklerin büyük rolü olduğunun altını çizen Pakdemirli “Son 18 yılda, üreticilerimize reel rakamlarla toplam 310 Milyar Lira tarımsal destek verdik. Hayvancılıkta ise 18 yılda toplam 73 Milyar Lira destek ödedik. Bunun %21’i yani 15,5 Milyar Lirası son iki yılda ödendi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte; son iki yılda tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise üreticilerimize, 1 Milyar Lira ilave ödenekle birlikte toplam 23 Milyar Lira destek vereceğiz. Son 2 yılda 12 yeni destek başlattık, birçok destek kalemi birim fiyatında artış yaptık” 

SON 18 YILDA SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 8 KAT ARTTI

Türkiye’nin tohumculukta ulaştığı seviyeyi herkesin bilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda; sertifikalı tohum üretimini 8 kat artışla 1 milyon 143 bin tona çıkardık. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96’sı yerli. Ayrıca, atalarımızdan kalan tohumların üretimi ve bu tohumlardan elde edilen ürünlerin marketlerde daha fazla yer alması için önemli çalışmalar yapıyoruz.

Tohum ihracatımız 18 yılda 9 kat artışla, 155 Milyon Dolara ulaştı. Tohumluk ihracatının ithalatı karşılama oranı ise 18 yılda %31’den %86’ya yükseldi. Hedefimiz bunu %100’ün üzerine taşımak. Bu hedefe ulaşmak için 2020 yılı bitkisel üretim desteklemeleri içerisinde en yüksek artışı yurtiçi sertifikalı tohum kullanım desteğine yaptık. Sertifikalı tritikale, yulaf ve çavdar tohumu kullanım desteğini yüzde 166, Sertifikalı çeltik kullanım desteğini yüzde 100, Sertifikalı buğday ve arpa tohumu kullanım desteğini ise yüzde 88 artırdık” dedi. 

Tarım-sanayi entegrasyonunu güçlendirmek için kırsaldaki yatırımlara önemli destek sağladıklarını belirten Pakdemirli “Ekonomik yatırımlar, TKDK-IPARD hibeleri ve ORKÖY projeleri dâhil bugüne kadar toplam 316 bin projeye, reel rakamlarla 24,5 Milyar Lira hibe desteği ödedik. Bu destekler sayesinde, kırsalda reel olarak yaklaşık 46,5 Milyar Liralık yatırım yapıldı, 230 bin yeni istihdam oluşturuldu. Önümüzdeki dönemde daha çok projeye destek verebilmek amacıyla Ekonomik Yatırımları 2025 yılına kadar uzattık. TKDK- IPARD kırsal kalkınma destekleri ve ORKÖY kredileri devam ediyor” diye konuştu.

26.11.2020
Devamı

"Model Üretim Projesi" ile Daha Yüksek Verim

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri'nin bazı bölgelerde hayata geçirdiği  "Model Üretim Projesi" ile çiftçiler daha yüksek verim almaya başladı.

Tarım Kredi, tarımsal üretimin farklı alanlarında faaliyet gösteren 17 şirketinin yanı sıra ülke genelindeki 1621 kooperatifi ve hizmet bürolarıyla her aşamada çiftçilere hizmet sunuyor.

Kuruluş, şirketleriyle birlikte son yıllarda ağırlık verdiği bilinçli tarımı yaygınlaştırma uygulamalarıyla üreticilerin yüksek verime ulaşması için tarımsal danışmanlık hizmetleri sunarken, aynı zamanda farklı bölgelerde bazı çiftçilerle el ele model üretimler gerçekleştiriyor.

Deneme ekimi yapılan tarlalarda tohumdan gübreye, bitki besleme ve bitki koruma ürünlerine kadar tüm girdiler Tarım Kredi şirketleri tarafından sağlanıyor. Tohumlar TAREKS Tohumculuk tarafından geliştirilirken, gübreler GÜBRETAŞ, zirai ilaçlar ise TARKİM aracılığıyla temin ediliyor.

Tarım Kredi iştirakleri GÜBRETAŞ, TAREKS Tohumculuk ve TARKİM arasında model üretim alanları için kurulan iş birliğiyle bu yıl, Tekirdağ'da buğday, Kahramanmaraş'ta danelik mısır ve Balıkesir'de silajlık mısır için deneme ekimleri yapıldı.

Bu yıl 29 farklı noktada model üretim alanları kuruldu

2017'ye kadar her yıl 4-5 yerde ekim yapılan GÜBRETAŞ'ın model alan sayısı, üreticilerin bizzat arazide gözlemleyerek bilgi edinme yöntemine ilgisinin artması üzerine son 3 yılda artırıldı.

Böylece 2018'de 18, geçen yıl 27, bu yıl ise 29 farklı noktada model üretim alanları kuruldu. Ayrıca bu yıl ilaveten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan 2 ayrı model alan uygulaması başarıyla tamamlandı.

TAREKS Tohumculuk tarafından da Balıkesir, Gaziantep ve Konya bölge birlikleriyle Türkiye genelinde 10 alanda silajlık ve danelik mısırda model üretim alanları oluşturuldu.

26.11.2020
Devamı

CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Çiftçi haciz kıskacında!

CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, “Ülke çiftçisi borç yükü altında eziliyor. Kamu alacakları yapılandırıldı ama çiftçinin borçları yapılandırılmadı. Borcunu ödeyemeyen çiftçilerin tarım araçları, traktörleri, haciz ediliyor. Borçları yapılandırılmayan çiftçi şimdi haciz kıskacında” dedi.
 
TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin sorunlarını dile getiren CHP’li Sarıbal, pandemi sürecinde bütün dünya ülkelerinin çiftçilerini desteklemek için bütçe ayırdığını, bizde ise koronavirüsün ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak için açıklanan 100 milyar TL’lik “Ekonomik İstikrar Kalkanı”nda çiftçiye hiç destek verilmediğini hatırlattı.
 
Ürün Tarlada Kaldı
Destek görmemesine ve salgına rağmen çiftçilerin üretmeye devam ettiğini belirten Sarıbal, “Pandemi döneminde başlarında AKP Genel Başkanı “Bir karış toprak boş kalmasın” Tarım ve Orman Bakanının “Ürününüz tarlada, serada, etiniz, sütünüz ise elinizde kalmayacak. Gerekirse devlet olarak biz girer alım yaparız” demişti. Hiçbir destek almamalarına rağmen AKP Genel Başkanı ile Tarım ve Orman Bakanının sözüne güvenip borç edinip, emek harcayıp, ter döküp üretim yapan çiftçiler maalesef yüzüstü bırakıldılar. Çiftçilerin ürünleri domates, biber, soğan, patates tarlada, depoda kaldı” dedi.
 
Borç çığ oldu
“Çiftçi üretmek için her yıl biraz daha borçlanıyor” diyen Sarıbal, şöyle devam etti:
“AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında çiftçinin toplam borcunun 2.4 milyar liraydı. Bankalara 128 milyar TL, Tarım Kredi Kooperatifine 12 milyar TL ve piyasaya olan borçları da hesaba katıldığında çiftçinin bugün toplam 180 milyar TL borcu var. Çiftçinin AKP iktidarı öncesi kartopu büyüklüğündeydi, şimdi çığ oldu ve çiftçiyi eziyor.
 
Çiftçi borcu yapılandırılmadı
Geçen hafta Meclis’te kabul edilen ve iki gün önce Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Torba Yasa ile kamu alacakları ile ilgili düzenleme getirildi. Birçok kesimin borçları yapılandırıldı. Söz verdikleri halde çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifleri borçları yapılandırılmadı.
Şimdi Tarım Kredi Kooperatifi, borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin ekipmanlarını, traktörlerini haczediyor. Yasaya göre tarım ekipmanı haczedilemez ama Tarım Kredi Kooperatifi Amasya’da çiftçilerin traktörlerini ve ekipmanlarını haczetti. Çiftçi bugün borç yükü altında ve haciz kıskacında.”
 
Şeker Pancarı Üreticileri Perişan
CHP’li Sarıbal, Afyonkarahisar ve Erzincan şeker pancarı üreticilerinin sorunlarını da aktardı. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle şeker pancarı üreticilerinin her yıl biraz daha fazla mağduriyet yaşadığını ifade eden Sarıbal, “Şeker fabrikaları satılıp özelleştirildiği dönemde şeker pancarı üretiminin daha da artacağı, fabrikaların çok daha iyi çalışacağı, çalışanların da mağdur edilmeyeceği sözü verilmişti. Hiçbiri olmadı. Satılan fabrikaların çoğu işçileri işinden etti. Kadrolu işçi yerine sözleşmeli işçi çalıştırarak, emekçiler üzerinde baskı oluşturdu” dedi.
Sarıbal, bugünlerde ise Erzurum Şeker Fabrikasının Erzincan’daki üreticiyi, Afyon Şeker Fabrikasının ise Afyonkarahisar’daki pancar üreticisi çiftçileri zor durumda bıraktığını anlattı. Fabrikaların uyguladığı alım politikası nedeniyle şeker pancarında fire oranının arttığını kaydeden Sarıbal, tonu için 336 TL açıklanan şeker pancarının, yüksek fire nedeniyle çiftçiye gelirinin 210 TL’ye kadar düştüğünü kaydetti. Sarıbal, “Bu paralarla çiftçi nasıl kazanacak, nasıl geçinecek?” diye sordu.
Sarıbal, özelleştirilen şeker fabrikalarının 5 yıllık taahhütlerini tamamladıktan sonra üretimden tamamen çıkacağını da söyledi.
 
TÜİK Bu Yem Fiyatlarını Nereden Almış?
Sarıbal’ın dile getirdiği bir diğer konu ise yem fiyatlarındaki artış oldu. TÜİK’in Eylül 2020 dönemine ait Tarımsal Girdi Fiyat Endeksinde (Tarım-GFE) bir yıllık kesif yem fiyat artış oranının %18.1 olmasına tepki gösteren Sarıbal, “Türkiye Yem Sanayicileri Birliğinden aldığımız verilere göre yem fiyatları en az %30 ile %38 arasında artmış durumda. TÜİK bu yem fiyatlarını nereden almış? Süt ve besi üreticilerimiz TÜİK’in yem fiyatlarını nereden aldığını merak etmektedir. Adres verirler ise çiftçimiz de gidip oradan yem alacak” dedi.
25.11.2020
Devamı

Çiftçiler Girdi Maliyetlerinin Düşmesini Bekliyor

Yozgat’ın Yerköy Ziraat Odası Başkanı Cahit Metin, Yozgat’ın tarım ve hayvancılık açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirterek, bölgede daha fazla tarımsal ve hayvansal üretim yapılabilmesi için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi.
Metin yaptığı açıklamada, “Ülkemizde tahıl ambarı olarak bilinen iller arasında Yozgat ilk 5’in içerisinde yer almaktadır. Şuan bölgemizde çiftçimizin yüzde 90’nı ekimini tamamladı diyebiliriz. Kalan yüzde 10’luk kısım ise pancar hasadını tamamladıktan sonra ekimini yapacaktır. Hayvancılık açısından da kırsalda özellikle büyükbaş hayvancılık yapan çiftçilerimiz haklı olarak girdi maliyetlerinden yakınmaktadırlar” dedi.

Tarım Ve Hayvancılık Bir Bütündür

Tarım ve hayvancılığın bir bütün olduğunu vurgulayan Başkan Metin, “Bu ikisi ayrılmaz bir bütündür. Bir yerde tarım yapılamıyorsa, hayvancılığında yapılması mümkün değildir. O yüzden tarımda hayvancılığa, hayvancılıkta tarıma dayalıdır. İlimiz coğrafi konumu itibariyle Tarım ve hayvancılığa oldukça elverişlidir. Fakat üyelerimizin odamıza geldiğinde sürekli şikâyetlerinin başında girdi maliyetlerinin yüksek olması geliyor. Köylülerimiz ve üreticilerimiz mazot, gübre ve yem girdi maliyetlerinden serzenişte bulunuyor. Bir yemin torbasında her ay yaşanan artış özellikle besicilerimizi zor durumda bırakıyor. Buna işçilik maliyeti eklenmiyor. Çünkü çiftçilerimiz kendi işini kendisi gördüğü için maliyette bu hesaplanmıyor işçiliği de üzerine koyduğumuz zaman çiftçi ve üreticilerimiz kar elde etme şansları zor oluyor. Bu durum sadece ilçemizde ya da bölgemizde değil, ülkemizin genelinde böyle bir durum söz konusu. Bizler oda başkanları olarak gerek devlet büyüklerimize gerekse yetkililerimize bu durumu anlatıyor ve biran önce çözüm üretmelerini istiyoruz. Aksi takdirde böyle giderse tarımda ve hayvancılıkta Yozgat’ımız da üretim durma noktasına gelebilir” diye konuştu.
25.11.2020
Devamı

Arı Sütü Eğitimi Projesi Kapsamında Çiftçilere Gelir

Ordu Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği proje ile eğitim alan kursiyerler, ürettikleri 80 kilogram arı sütünden 800 bin lira gelir elde etti.
Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, Başkan Mehmet Hilmi Güler’in, kadın çiftçilerin gelir kaynağına sahip olması amacıyla başlattığı Arı Sütü Eğitimi Projesinin yüzleri güldürdüğü belirtildi.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında hayata geçirilen “Önder Kadın Çiftçiler Yetiştirmeye Yönelik Arı Sütü Eğitimi Projesi” kapsamında 75 kadın çiftçinin kursa katıldığı ve kadın çiftçilerin arı sütü satışından büyük kazanç elde ettikleri aktarıldı.
Projenin Ordu Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirildiği kaydedilerek, “18 ayda 75 kadına arı sütü eğitimi verildi. 75 kadın çiftçi 18 ayda üretilen 80 kilogram arı sütü ile yaklaşık 800 bin lira gelir elde etti.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada Başkan Güler, “Düşünen, Üreten, Yarışan Ordu” sloganına uygun çalışmalara her alanda devam ettiklerini belirtti.

Altınordu, Ulubey, Perşembe, Fatsa ve Gölköy ilçelerinde arıcılık yaparak geçimini sağlayan kadın üreticilerin, aldıkları eğitim sonrası 2 yılda toplamda 80 kilogram arı sütü elde ettiğini aktaran Güler, şunları kaydetti:
“Üretimi yapılan arı sütünün kilogramı 7-10 bin liradan satıldı. 800 bin liraya yakın gelir elde eden kadın üreticilerimiz bu ürünleri daha da artırmak için yoğun çalışma içerisindeler. Kadın üreticilerimizin ürettikleri arı ürünlerinin başta Büyükşehir Belediyemizin iştiraki ORTAR AŞ’den vatandaşlarımıza, www.orduorganikpazar.com alışveriş sitesi üzerinden de tüm dünyaya satışını gerçekleştiriliyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda olduğu gibi arıcılık alanında da kadınlarımıza destek vermeye devam edeceğiz.”
 
25.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Orman Teşkilatına Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 2021 Yılı Döner Sermaye Bütçe Hazırlık toplantısında, Orman Genel Müdürlüğü çalışanlarına seslendi.
Konuşmasında orman teşkilatının köklü teşkilat yapısına vurgu yaparak, 181 yıldır bilim ve teknolojinin ışığında, gurur veren nice başarılara imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi, geçen yıl; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle; 11 Kasım günü, Milli Ağaçlandırma Günü ilan edildi. Ve o gün, 1 saatte en fazla fidan dikme rekorunu kırarak, anlamlı bir Giness rekoruna imza attık. Ayrıca ormancılık faaliyetlerimize halkımızı da dâhil ederek, ülke genelinde 13,8 milyon fidanı toprakla buluşturduk” dedi.
 
Hava Gücü Filomuzu Daha da Güçlendiriyoruz
Orman yangınları konusuna da değinen Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi bu yıl, ülkemizin her yerinde, yoğun orman yangınlarıyla mücadele ettiğimiz zor bir yıl oldu. Malum, bu yıl, İnsansız Hava Araçlarını (İHA), orman yangınlarında sık sık kullandık. Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bu sayede yangına hassas ormanlarımızın bulunduğu bölgelerde, yangına ilk müdahale süresi 2003’te ortalama 40 dakika iken; bu süreyi 2020’de, 12 dakikaya indirdik. İnşallah 2023’e kadar, bu süreyi 10 dakikaya kadar indirmek için gerekli çalışmaları da yapıyoruz.
Yine 2020’de, ülkemizde ilk kez, 10 ton üzerinde su atabilen 2 amfibik uçak ve 1 helikopter kullandık. 2021’de de 4 Dron, 5 Amfibik Uçak ve 30 adet helikopter ile hava gücü filomuzu daha da güçlendireceğiz. Çünkü dünyada sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2020 yılından sonra, 2021’de de aynı meteorolojik risklerin olacağını tahmin ediyoruz” açıklamasını yaptı.
 
Büyük Bir Ağaçlandırma Seferberliğine Daha İmza Attık

Bu yıl, 11 Kasım’da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde hem ülkemizde, hem de dünyamızda büyük bir ağaçlandırma seferberliğine daha imza attıklarını hatırlatan Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
Bir yandan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirirken, bir yanda da genç kuşaklara tabiat sevgisini aktarmayı sürdürüyoruz. İşte bu hedef doğrultusunda; “Tohum Ver, Fidana Dönüşsün” Projesini başlattık. Bu projeyle; ilk ve ortaokul çağındaki çocuklarımız, bu yıldan itibaren kendi fidanlarını yetiştirmeye başlayacak. Biz, onlara bir tohum vereceğiz, bunu büyüt, fidan yap diyeceğiz. Onlarda bir yıl boyunca, tohumun fidana dönüşmesi serüvenine bizzat şahitlik edecekler. Ve bir yıl sonra, Milli Ağaçlandırma Günü'nde çocuğumuz, kendi sulayıp büyüttüğü fidanını toprakla buluşturacak” diye konuştu.
 
5.400 Köyde 20 Milyona Yakın Fidan Dikildi

5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi ile 5400 adet köyde ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Bunlardan bir kısmı meyve vermeye başladı bile. Yine, bildiğiniz gibi özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini söyleyebiliriz. Eylül ayındaki müracaatlara ait değerlendirmeleri de bir an önce sonuçlandıralım. Sizden isteğim; ceviz, badem, kestane, zeytin gibi türlerle ağaçlandırma yapmaya devam edelim” ifadelerini kullandı.
 
2023 Yılı Hedefimiz, Orman Varlığını Ülke Yüzölçümünün %30'una Çıkarmak
Orman varlığını ise son 18 yılda 2,1 Milyon hektar artırmayı başardıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:
“FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015 yılında 47. sırada olan ülkemizi, 2020 yılında 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk. 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak”
 
Yanan Alanlar Başka Bir Amaçla Kullanılamaz

2020’de ABD’de yangın başına düşen alan 68 hektar, Kanada’da 76 hektar, İspanya’da 20,4 hektar, Fransa’da 7,6 hektar iken ülkemizde, bu yıl yangın başına düşen alanın 6,2 hektar olarak gerçekleştiğini belirten Pakdemirli “Bu veriler de gösteriyor ki, orman yangınlarıyla mücadelede ülkemiz, dünyadaki en başarılı ülkelerden biridir. Maalesef bu gerçekler görülmüyor, üstüne kamuoyunda gerçek dışı algı operasyonları yürütülüyor. Sizlerin bu konuda kamuoyunu doğru bilgilendirmeniz şart. Bazı çevrelerce, yangının kasti çıkarıldığına, yanan bölgelerin de imara açılacağı iftirasına maruz bırakılıyoruz. Hâlbuki yanan orman alanları, anayasamız ile güvence altına alınmıştır. Bu bölgelerin başka bir amaçla kullanılmasına asla müsaade edilmeksizin bir yıl içerisinde tekrar ağaçlandırılması zorunludur” dedi.
 
ORKÖY Bütçesini, 2021’de 300 Milyon Liraya Çıkarmayı Hedefliyoruz

Çalışmalarda orman köylülerini unutmadıklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Sosyal ve Ekonomik maksatlı ferdi desteklemeler için; 2020’de 251 Milyon 780 Bin Lira olan ORKÖY bütçesinin, 2021’de 300 Milyon Liraya çıkartılmasını hedefliyoruz. Ayrıca 14.023 orman köylüsünden tahsil edilmesi gereken yaklaşık 40 Milyon Lira değerindeki kredi taksitlerini, koronavirüs salgını nedeniyle başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle erteliyoruz.  Bunun yanında, tüm desteklemelerde kredi faizi uygulamasına son verdik. Ve her herhangi bir doğal afet durumunda 1 yıla kadar faizsiz olarak borç ertelenmesine de imkân sağladık” diye konuştu.
 
BAL ORMANI SAYISINI 720’YE ULAŞTIRACAĞIZ

Bal Ormanları uygulamalarımız ve arıcılığa verilen desteklerle de, ülkemiz bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. 585 olan Bal Ormanı sayısını, 2023’te 720’ye ulaştırmak istiyoruz. Öbür yandan; 25 binden fazla istihdam ve milli ekonomiye 1 Milyar Liradan fazla katkı sağlayan 1.566 adet mesire yeri sayısını, 2023’te 1870’e, 26 adet olan Ekoturizm alanını da, 2023 itibarı ile 60 adet ekoturizm alanına ulaştırmayı planlıyoruz.
 
BU YIL 5000 BİN PERSONEL ALIMI YAPTIK

Ormancılık çalışmalarında daha başarılı olabilmek için ihtiyaçlar doğrultusunda personel alımı yapıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Bu yıl, 700 daimî, 390 geçici olmak üzere, toplam 1090 işçi, 1200’ü mühendis olmak üzere 5000 memur, personel alımı gerçekleştirdik. 5000 geçici işçi alımı için de, yine Hazine ve Maliye Bakanlığı ile gerekli adımları atıyoruz” diye konuştu.
 
Pandemi ve bu yılki afetler nedeniyle çok çalıştıklarını yoğun mesailer harcadıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Şimdi 2021’de, 2020’den daha çok çalışma vakti. Benim size güvenim tam” diyerek sözlerini tamamladı.
25.11.2020
Devamı

Hububat Tedarikçileri Derneğinden Açıklama!

Hububat Tedarikçileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem EREN dernek üyesi olan ve olmayan  tüccarlar, stokçuluk ve spekülasyonlara dair bir açıklama yaptı. Başkan Eren açıklamasında şöyle devam etti;

Bilindiği üzere Devletimiz, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilere ve lisanslı depodaki ürünün alım ve satımını yapan tüccar ve sanayicilere çeşitli destek ve teşvikler vermektedir. Bu kapsamda lisans alarak faaliyet geçen lisanslı depo kapasitesi 6.875.000 tona ulaşmış olup önümüzdeki yıllarda 10 milyon ton seviyelerine ulaşması beklenmektedir.

Lisanslı depoculuk sisteminin gelişmesi ve Türkiye Ürün İhtisas Borsasının (TÜRİB) devreye girmesiyle, TÜRİB platformuna üye olan uluslar ve uluslararası tüm şirket ve kişiler elektronik ortamda kolaylıkla elektronik ortamda ürün alıp satabilir hale gelmiştir. Lisanslı depoculuk ve Ürün ihtisas Borsasının kuruluş amaçlarından birisi de emtiaya yatırım yapmak isteyen yatırımcılara imkan sağlayarak, çiftçilerin ürünlerini daha iyi fiyata satmalarına imkan sağlamaktır.

Tüm Dünyaya yayılan ve 2020 yıl Mart ayında Ülkemizde de ortaya çıkan pandemi süreciyle birlikte gıdaya talebin armasıyla, Dünyada ve Ülkemizde buğday, arpa, mısır ve ayçiçeği fiyatlarında büyük oranda artışlar yaşanmıştır. 2020 yılı hasadıyla birlikte Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) iyi bir alım fiyatı açıklamasına rağmen ürünlerini lisanslı depolara teslim eden çiftçilerin büyük kısmı, piyasa fiyatlarının daha yüksek olması nedeniyle, bekletmek veya TMO’ya satmak yerine tüccar ve sanayicilere satarak daha çok kazanç sağlamışlardır.

Çiftçi ürününü alan tüccarlar da piyasa fiyatlarının günlük yükselmesiyle, satmak yerine beklemeyi tercih etmişlerdir. Devletimizin kontrol ve denetiminde olan TÜRİB platformu üzerinden çiftçi ürününü piyasa şartlarında alan tüccarlarımızı stokçuluk ve spekülatif eylemlerde bulunmakla itham edilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bizce tüccarlarımızın bu şekilde itham edilmeleri yerine, piyasa düzenlemesi anlamında gerekli tedbirlerin alınarak sürecin yönetilmesi gerekmektedir. Nitekim; hububat ve yağlı tohumlarda gümrük vergilerinin düşürülmesi, TMO’nun yaptığı ithalat ihaleleri ve sektöre yaptığı satışlar piyasaları rahatlatmış ve elinde ürünü olan kişileri satışa yöneltmiştir.

Bu bakımdan stratejik öneme sahip tarımsal ürünlerde üretimin sürdürülebilirliği bakımından, çiftçilerin ürünlerini lisanslı depolarda bekleterek daha çok kazanç sağlamalarına imkan verecek tedbirlerin alınması ve tüccar ve sanayicilerimizin lisanslı depolardaki ürün alım ve satışının desteklenerek piyasa derinliği kazandırılması gerekmektedir dedi.
24.11.2020
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri'nden Çiftçiye Haciz!

Amasya’nın Büyükkızılca köyünde Seracılıkla uğraşan 250 hanelik köyde Tarım Kredi Kooperatiflerine borçları ödenmediği için çiftçilerin traktörü, binek araç ve kamyonetleri çekicilere yükleyerek götürüldü.

Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçilerin traktörleri haczedildi. 

Pandemide sokağa çıkma yasağından üretimin devam etmesi için çiftçiler muaf tutulmuştu. Çiftçilere yapılan bu uygulama tepki gördü. 
Tarım Kredi Kooperatifinin haksız yere uyguladığı ve Katılım Payı adı altında aldığı yüksek faizin altında ezilen çiftçilerimiz bugün de evlerinin önünden, bağ ve bahçesinden traktörleri jandarma eşliğinde toplandı.
 
İYİ Partili Amasya Belediye Meclis Üyesi Osman Yüce sosyal medyadan yaptığı açıklamada "Bu zor zamanlarda bile ülkesi milleti için canını hiçe sayıp tarlasında üretim yapmak için çırpınan köylülerimizi görmezden gelen bu anlayışı kınıyoruz." ifadeleriyle yaşananlara tepki gösterdi.
24.11.2020
Devamı

Kocaeli Veteriner Hekimler Odası’ndan Önemli Açıklama!

Kocaeli Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Cüneyt Özer, Antimikrobiyal Farkındalık Haftası’nda dünyada büyük tehdit oluşturan antimikrobiyal (Antibiyotik, Antiviral, Antiparaziter, Antifungal) maddelerin bilinçli kullanımına dair açıklamalarda bulundu. Özer; tüm paydaşların birleşerek çalışma yapması gerektiğini vurguladı.

Tüm Dünyada 18 Kasım 2020-24 Kasım 2020 tarihleri ‘Antimikrobiyal Farkındalık’ Haftası olarak belirlendiğini hatırlatan Özer, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) ve Birleşmiş Milletler Gıda, Tarım Örgütünün (FAO) ortaklaşa düzenlediği bu etkinlikle, halk sağlığı ve hayvan sağlığı için tehdit oluşturan günümüzün ciddi problemi haline gelen ‘Antimikrobiyal Direnç’ farkındalığını artırmak, bireyleri ve toplumu bu tehditlerden uzak tutmak amaçlanmıştır. Çoğu zaman gereksizce kullanılan antimikrobiyal (Antibiyotik, Antiviral, Antiparaziter, Antifungal ilaçlar) maddeler bakteri, virüs, mantarlar ve parazitlerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesi geçmiş yıllardan çok daha tehlikeli noktaya gelmiştir” dedi.
 

‘DÜNYADA HER YIL 700 BİN İNSAN ÖLÜYOR’

Son yıllarda ciddi boyutlara ulaşan antimikrobiyal direncin tedavisi zor hastalıklara yol açabildiğini belirten Özer, “Bu maddeler, büyük cerrahi operasyonlarda ağır hastalıkların oluşmasına sebebiyet verebilir. Antibiyotiklere dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar nedeniyle her yıl Avrupa’da 30 Bin, dünya çapında ise yaklaşık 700 Bin kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Antimikrobiyal direnç gelişimi önlenemez, yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ise 2050 yılında yaklaşık 10 Milyon insanın sadece Antimikrobiyal direnç yüzünden öleceği rapor edilmektedir. Özellikle kontrolsüz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı nedeniyle antibiyotik direnci artarak insan ve hayvan sağlığını tehdit etmekte hayvansal üretim sürecinde önemli hayvansal ürün kayıplarına yol açmaktadır.

‘TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI’

Zararlı gidişe dur denilmezse bu maddelerin günümüz ve yakın gelecekte en önemli sorunların kaynağı olacağını belirten Özer, “Zararlı etkileri her geçen gün artan bu riskleri ortadan kaldırmak insanın elindedir. Antimikrobiyal direnç nedeniyle gıda güvenliği ve gıda güvenirliği stratejik bir hale gelmiştir. Antimikrobiyal direnç oluşumunu önlemek amacıyla koruyucu hekimlik uygulamalarını hayata geçirmek beşeri, veteriner hekimler ve sağlığın diğer paydaşlarının bir arada çalışmasını sağlayacak ‘Tek Sağlık’ yaklaşımı hayata geçirilmelidir. Tek Sağlık yaklaşımı ile tüm meslek gruplarını bir arada bulunduran COVİD-19 gibi zoonoz hastalıkların önlenmesini sağlayacak, Antimikrobiyal direnç gibi gelecekteki sorunları önleyecek insan, hayvan ve gıda güvenliği gibi alanlarda riskleri ortadan kaldıracak ulusal ve uluslararası çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

‘ULUSLARARASI BİR TEHDİT’

Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) kurulması gerektiğinin de altını çizen Özer, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü,Sağlık Bakanlığı’nda Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, ayrıca büyükşehir belediyelerinde Veteriner İşleri Daire Başkanlığı ve her İlçe belediyesinde Veteriner İşleri Müdürlüğü kurulmalıdır. Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası olarak; Antimikrobiyal direnç sorununu toplum ve hayvan sağlığı ile hayvancılık ekonomisi bakımından önemli bir tehdit olduğunu vurguluyoruz. Disiplinlerarası işbirliği ile güncel ve etkili çalışmaların yapılmasını destekliyoruz. Sağlığı çok yönlü etkileyen Antimikrobiyal direncin uluslararası bir tehdit olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
24.11.2020
Devamı

Türkşeker: Ürünler Borsa Fiyatlarına Göre Alınacak

Türkşeker'in sözleşmeli tarım ve münavebe sistemi ile üreticilere verdiği destekler kapsamında Türkşeker ile sözleşme imzalayan çiftçilere tohum ve gübre desteği verilmeye devam ediyor.

Türkşeker'den yapılan açıklamaya göre, Türkşeker, model kapsamında üretilen ürünlere değerinde alım garantisi veriyor. Şirket, bu kapsamda 2021 üretim yılında sözleşmeli olarak hububat üretimi yapacak çiftçilerin ürünlerini bölgedeki Borsa fiyatlarına göre değerinde alacak.

 

Öte yandan, Türkşeker'in çiftçiyi faiz yükünden kurtarmak için verdiği avans destekleri de devam ediyor. Türkşeker, bu kapsamda buğday ve arpa ekimi yapan üreticilere kasım ayının sonunda avans ödemelerini gerçekleştirecek. Çiftçilerin desteklerden yararlanabilmesi için en kısa zamanda sözleşme imzalamaları gerekiyor.

Türkşeker'in verdiği alım ve fiyat garantisinden her çiftçi yararlanabiliyor. Bunun için çiftçilerin bulundukları bölgedeki Türkşeker’e bağlı ziraat bölge şefliklerine müracaat ederek sözleşme imzalamaları yeterli oluyor.
24.11.2020
Devamı

Mevsimlik Tarım İşçilerinin Çocuklarına Süt ve Hijyen Kiti

Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından çadırlarda kalan mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına süt ve hijyen kiti dağıtıldı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, talimatıyla oluşturulan ve halkla birebir iletişim kurup, sorunların olabilecek en kısa sürede çözümlenebilmesi adına faaliyet gösteren Derman ekipleri, mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına süt dağıttı. İlk etapta 7 bin 500 kutu süt ailelere teslim edildi. Adana Büyükşehir Belediyesi, anne babalarıyla birlikte çadırlarda yaşayan ve temel gıda, hijyenik ortam sorunlarıyla karşılaşan çocuklara süt ve hijyen kiti desteğini sürdürecek.

Adana Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın çalışmalarına destek veren Derman ekipleri, tarım arazilerine yakın bölgelerde kurulan ve derme çatma çadırlardan oluşan yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren mevsimlik işçileri ziyaret etti.
Yaşam mücadelesini çocuklarıyla birlikte çadırlarda sürdüren mevsimlik işçilerin sorun ve talepleri en hızlı biçimde çözüme kavuşturulmak üzere tespit edildi ve belediyenin ilgili birimlerine iletildi. Zor koşullarda barınan ve çalışan mevsimlik işçilerinin, yaşıtlarına göre beslenme ve hijyen konularında dezavantajlı olan çocuklarına süt, devam sütü ve hijyen kiti dağıtıldı.
 
23.11.2020
Devamı

Batman'da Çiftçilere 200 Bin Siirt Fıstığı Fidanı Dağıtıldı

Batman merkez ve ilçelerinde meyve bahçesi sayısını artırmak, çiftçilerin tarımsal gelirini yükseltmek, meyveciliğin gelişmesini sağlamak ve ekonomiye katkıda bulunmak amacıyla "Meyveciliğin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında çiftçilere 200 bin Siirt fıstığı fidanı düzenlenen törenle dağıtıldı.

Batman Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne bağlı Çiftçi Eğitim Merkezinde yapılan fidan dağıtım törenine, Vali Hulusi Şahin, Şanlıurfa Tarım ve Orman Bölge Müdürü Aytaç Onkun, İl Müdürü Mehmet Gün ve çiftçiler katıldı. Batman’da çiftçilerden fıstığa yoğun ilgi gösterildiğini belirten Hulusi Şahin: “İl Özel İdaresi olarak kendi imkânlarımızı sonuna kadar kullanarak çiftçimizi desteklemeye ve ürün yönünden geliştirmeye ve çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Seracılık konusunda İl Özel İdaresinin destekleri var. Ayrıca tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili de çeşitli desteklerimiz oluyor. Bugün ise fıstık fidanları veriyoruz. Batman fıstığı sevdi. Çiftçilerimiz çok ilgi gösteriyor. Fıstık bitkisi de bu ilginin ve sevginin karşılığını veriyor. Özellikle belli bir yaşı geçtikten sonra çok ciddi ekonomik getirisi olduğunu çiftçilerimiz gördüler. Bu sayede de ilgi hızla arttı” dedi.

Vali Şahin, şöyle devam etti: “Bundan 10-15 yıl önce Batman’da hiç fıstık yokken bugün 60 bin dekara çıktı ve hızla artmaya devam ediyor. Bu hızla devam ederse bu işin başı olan Siirt’i yakalayacağız diye düşünüyoruz. Tüm hedefimiz çiftçilerimizin ekonomisini güçlendirmektir. Sloganımız ‘Çiftçi gülerse bütün ülke güler.’ Çiftçimizi güldürmeye çalışıyoruz. Elimizdeki imkanları son aşamaya kadar çiftçimizin lehine kullanıyoruz. Bugünde burada 200 bin fidan dağıtıyoruz. Böylece şimdiye kadar vermiş olduğumuz fıstık fidan sayısı 860 bine çıkacak. Bu verdiğimiz fidanların yüzde 70’i hibedir.” Fıstık fideleriyle buluşan çiftçiler ise fıstık ekiminin kendileri için çok daha avantajlı olduğunu, fıstığın gelir getirdiğini belirterek, hibe desteğinde bulunan yetkililere teşekkür etti.
23.11.2020
Devamı

Yasaktan Muaf Tutulan Çiftçiler Tarlalarda

Yeni tip koronavirüs salgını önlemleri kapsamında ilan edilen sokağa çıkma kısıtlamasında muaf tutulan çiftçiler tarlanın yolunu tuttu.

Kilis'te yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan çiftçiler üretime devam etti.

Demirışık Köyü'nde günün ilk ışıklarıyla tarlanın yolunu tutan üreticiler, zeytin topladı.

Kovid-19 nedeniyle sosyal mesafe kuralına dikkat eden işçilerin, maske ve eldivenlerini takarak çalıştığı görüldü.

Çiftçi Ökkeş Kaplan, gazetecilere yaptığı açıklamada, tarımsal faaliyetlerin yoğun şekilde devam ettiğini söyledi.

Sokağa çıkma kısıtlaması kapsamı dışında tutulmalarını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Kaplan, "Devletimizin çiftçilere hak tanınması iyi oldu. Sabah erkenden çiftçi tarlaya gidip zeytinini topluyor." dedi. Çiftçi Cuma Kaplan da günün ilk ışıklarıyla tarlaya gittiklerini belirterek, kendilerini uygulamadan muaf tuttukları için yetkililere teşekkür etti.

Zor şartlar altında üretime devam ettiklerini dile getiren Kaplan, bu süreçte çiftçiler için bir günün bile çok değerli olduğunu kaydetti.
23.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Bölge ve İl Müdürlerine Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle bakanlığa bağlı bölge ve 81 ilin tarım ve orman müdürleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Bakan Pakdemirli,  bölge ve il müdürlerinden illerindeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini harekete geçirecek projeleri belirlemelerini ve bu projelere öncelik vermelerini istedi.

 

Ayrıca, ekim alanları, rekolte bilgileri, küçükbaş, büyükbaş hayvan sayıları gibi konuların yakından takip edilmesini ve ildeki et, süt, yem, yem hammaddeleri, hububat fiyatları, meyve ve sebze fiyatları gibi tarım ürünleri fiyatlarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, “2021 yılında, 2020’den daha çok çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki; her mevki, her makam, her unvan geçicidir. Kanunun, mevzuatın arkasına sığınmayın, bahane etmeyin, insanımızı eli boş göndermeyin! Bakanlığımızla ilgiliyse mutlaka ama mutlaka çözün, başka bakanlığı ilgilendiriyorsa da yine çözün, gidin görüşün, mutlaka çözün! Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, işte tam da bu etkileşim için, yani bürokrasiyi azaltmak, hızı arttırmak, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var!” diye konuştu.

 

Toplantıda konuşan Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 150 binden fazla personelle 83 milyon vatandaşın gıdasını, havasını, suyunu, toprağını, ormanını koruyan, insanların en temel ihtiyaçları konusunda büyük