Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Türk Şeker'de Çiftçiye 122 Milyon Destek

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker), 122 milyon liranın dün çiftçinin hesabına yatırıldığını duyurdu. Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Türkşeker'in ağustos sonunda ödemesi gereken 122 milyon 593 bin TL avans bedelinin dün itibarıyla pancar çiftçisinin hesabına geçtiğini ve toplamda küspe bedelleri dâhil 355 milyon 787 bin TL'nin bu yıl ödenmiş olacağına vurgu yaptığı hatırlatıldı.

514 MİLYON TL DESTEK
Türkşeker'in ilk defa bu yıl hububat üretiminde sözleşmeli tarım sürecinde de çiftçiye ciddi destekler vermeye başladığı belirtilerek, "Sözleşmeli üretim sürecinde avans olarak 42 milyon TL, ürün bedeli olarak da 116 milyon 431 bin TL ödeme yapılarak, çiftçiye 158 milyon 431 bin TL ödeme gerçekleştirildi. Toplamda çiftçiye ödenen miktar 514 milyon 218 bin TL'yi buldu" denildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sosyal medya hesabından 'Bayram öncesi üreten ellerin yanındayız' başlığıyla paylaştığı mesajında, "600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini bedelinin yarısı üzerinden 20 bin çiftçimizin kullanımına sunmuştuk. Bugün (dün) de ağustos ayı yapılacak 122 milyon 593 bin TL avans bedelini pancar çiftçimizin hesabına yatırıyoruz. Hayırlı olsun" dedi.
 

Bankadan Ucuz Krediyi Bulan Buğday Alıyor

Ekmeklik ve makarnalık buğdayda fiyat 15 günde bin 800 liradan 2 bin 50 liraya çıktı. Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Nihat Uysallı, “Ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu durum, yüksek enflasyonun habercisi" dedi.

Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, ekmeklik ve makarnalık buğdayda, sezon açıldıktan 15 gün sonra oluşan fiyatların “yüksek enflasyonun” habercisi olduğunu söyleyerek karar alıcıları uyardı. Uysallı, “Ucuz para ve TMO dışında Şeker Kurumu’nun alımları buğday fiyatını coşturdu. Bin 800 lira olarak açıklanan fiyat 15 günde 2 bin 50 liraya geldi. İşle alakası olmayan, ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu ekmek ve makarna da fiyat artışı demektir” dedi. Başlangıçta yüksek rekolte var diye sevindiklerini, ama fiyatların bambaşka bir aşamaya geldiğini dile getiren, Uysallı, “Bazı lisanslı depolar dahi alım yapıyor. Çiftçiye “Yer yok” diyen lisanslı depolar, kendi stoklarına yer açıyor. Spekülatif hareketler, yenisini doğuruyor” şeklinde konuştu.

Düşük faiz ortamında sağlanan ucuz paranın, daha fazla kazanç için adres aradığını dile getiren Uysallı, “Sektör paydaşı olmayan, bu işle hiç alakası olmayan insanların spekülasyon amaçlı buğday alımı yaptığını görüyoruz. Çok basit mantıkları var. Yüzde 0.6 faizli aylık krediyle buğday alıp, 1 ay beklettikten sonra yüzde 5-10 kârla satmak. Ve bu oyun tuttu. Türkiye’de 3.7 milyon ton rekolteden bahsettiğimiz makarnalık buğdayda, 22 milyon ton buğday alanında bir anda sistem yerle bir oldu. Biz rekoltenin bolluğuna övünüp, sevinemeden iş bambaşka bir yere gitti.

Artışta COVID-19 pandemisi nedeniyle kışın fiyatların yükselmesi beklentisinin de etkili olduğu kaydediliyor.

Böyle giderse tüm hububat ürünleri zamlanır
Bu gelişmenin enflasyonun yanı sıra ithalatı da artıracağına dikkat çeken Uysallı, “Bir yandan enflasyonla mücadele ediyoruz. Bir yandan da fiyatları artıracak kararlar alıyoruz. Böyle giderse tüm hububat ürünlerine zam gelecek. Yanı sıra ithalat da patlayacak” şeklinde konuştu.

200 bin tonluk alımla, 30 milyon tonluk pazara kontrol!
Fiyatların artmasında stokçuluğun dışında Türkiye Şeker Kurumu’na bağlı şirketin alım yapmasının da etkili olduğunu vurgulayan Uysallı, “Türkiye Şeker Kurumu çok anlayamadığımız bir biçimde buğday piyasasına girdi. TMO lisans depolarının yüzde 2 üzerinde fiyat verip buğday topluyor. Piyasadan buğdayı, hububat ürünlerini toplayıp marketlerde bir yıl zam yapmadan satacakmış. Bu yolla piyasaya sübvanse edecekmiş” diyerek, “22 milyon tonu buğday olmak üzere toplam 30 milyon hububat pazarını regüle eden TMO varken, 200 bin tonla şeker şirketi bunu nasıl yapacak” sorusunu yöneltti.

Gıda sektörünün pandemi döneminde çok onurlu bir duruş sergilediğinin altını çizen Uysallı, “Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, herkesin de saygısını kazandık. Şeker şirketi bize geldi, ‘Dönüşümlü şeker pancarı ekilen yerlerde tarım yapmak istiyoruz. Buğdayla ilgili sürece destek olur musunuz?’ dediler ve biz onları alkışladık. Yüzde 100 doğru bir projeydi. Bizimle bu projeyi konuşan kurum, şimdi buğday ticaretine başladı. Küçücük 100-200 bin tonluk alımlarla, piyasada buğday fiyatını yukarı çekiyorlar. Şeker kurumu farkında mı bilmiyorum ama tıpkı spekülatör gibi fiyatı yukarı taşıyor” iddiasında bulundu.

200 bin ton buğday toplamayla tüketiciye ucuz ürün sunulamayacağını ifade eden Uysallı, şunları söyledi:

“Kabaca 4 milyon tonluk makarnalık buğday ve 13 milyon tonluk ekmeklik buğday pazarına, 200 bin tonla fiyat müdahalesi yapılamaz. Bu uygulama ile daha çok spekülatörlerin ekmeğine yağ sürüp fiyatları şişirirsiniz. Ve çok büyük bir zam olarak döner. Eğer çiftçi ve tüketici desteklenecekse harika bir hamle yapılıyordu. Şeker pancarıyla ilgili dönüşümlü tarıma bütün firmalar destek verdi. Sonra iş ticarete dönüştü. Bu şirket yetkililerinin bazılarının ifadeleri şu ‘Köylüden çıkan buğday ile ürüne dönüşen buğday arasında devasa kayıplar var. Bu kimin cebine giriyor?’ Bu son derece yanlış bir soru. Çünkü, 4 milyon tonluk devasa ve kayıtlı bir lisanslı depoculuk sistemimiz var.”

Bazı lisanslı depo sahipleri yer olmadığını söylüyor
Bu ülkede sanayicinin akıllı ve aklı başında olduğunu vurgulayan Uysallı, “Sanayici dünya piyasalarında ne olduğunu biliyor. Çiftçinin para kazanması konusunda herkesin kafası net. Bu ülkede çiftçi para kazanmalı. Ama bu kararlarla sadece stokçunun cebine para gidiyor. Bazı lisanslı depolar, depo sahipleri, ‘Depomuzda yer kalmadı’ diye çiftçinin getirdiği buğdayı almıyor. Kendilerine buğday stokluyorlar. Spekülatif hareketler diğer spekülatif hareketleri doğruyor” dedi.

“Yoğun rekabet varken kim zam yapabilir”

Rekabetin yoğun olduğu bir ortamda kimsenin zam yapma lüksü olmadığını kaydeden Nihat Uysallı, “Tüm giderler 1 yıl sabit olsa, zaten kimse zam yapmaz. Yanı sıra rekabetin bu kadar yoğun olduğu ortamda kim durup dururken zam yapacak? Gıda piyasasında bu kadar sert rekabet içerisinde, spekülasyon yapmak mümkün değil. Burada da bir mantık hatası var” dedi. Politika yapıcılarına, bu işten sorumlu olanlara doğru veri gitmediği yönünde endişelerinin olduğunu vurgulayan Uysallı, “Biz devletin tarım politikaları ile ilgili hassasiyetine, bu kriz dönemindeki yaptıklarına minnettarız. Ama, şunu da net söylüyoruz, devlete bu konularda yanlış veri gidiyor” şeklinde konuştu.

“Buğdayda tağşiş yapıyorlar, cezası yok”

İhracattaki ucuz fiyat sıkıntısını senelerce anlattıklarını ama muhatap bulamadıklarına dikkat çeken Nihat Uysallı, “Senelerce anlattık. Sıkıntı büyüyecek dedik. Büyüdü. Makarnada, iç piyasada yüzde 50-60 oranında ekmeklik buğday kullanılıyor artık. Kontrolsüzlük buraya getirdi. Bu ülkeyi seviyorum, inanıyorum. Ve sadece iyi buğdaydan makarna yapabiliyorum. Benim başka prosesim yok. Ama öbür rafta benim 2 bin 200 liraya aldığım buğdayı adam 1500 liralık ekmeklik buğdayla harman edip satıyor iç piyasaya. Onun kavgasını da yapıyoruz. Tağşiş yapıyorlar ama cezası yok. Ekmek deyince alın teri, manevi değerler bir arada. O yüzden ekmeklik buğday lafını kullanmak istemiyorum, insanların zihninde ekmeği yanlış bir yere koymak istemiyorum. Ama, neden şimdi 24 saat bize ekmek yemeyi önermiyorlar. Çünkü birisi nişasta birisinde nişasta yok. Birisi şeker. Ve ceza yok.”
 
 
 

Bakan Albayrak : Çiftçiye 400 Milyonluk Avans Desteği

Salgınla mücadele sürecinde verilen ekonomik desteklere ilişkin bir paylaşımda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanındaydık. Hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 Milyon TL’yi aşan avans desteğinde bulunduk." dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde çiftçilere, hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 milyon lirayı aşan avans desteği verdiklerini bildirdi.

Bakan Albayrak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanındaydık. Hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 milyon lirayı aşan avans desteğinde bulunduk. Çiftçilerimizden ilk hasadı TÜRKŞEKER almaya başladı." ifadelerini kullandı.
Öte yandan Albayrak'ın paylaşımında yer alan infografikte, 1,5 milyon dekar sözleşmeli ekili alanda 300 bin ton ürün için sözleşme yapıldığı, 32 bin 900 ton ilk hasat üretimi elde edildiği bilgisi paylaşıldı.



 
 
 

14 Şeker Fabrikasının Özelleştirmesine Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor

Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre "Türkşeker'in 14 fabrikasının özelleştirilmesi için ihale süreci başlatılmıştır”dedi. Aynı zamanda  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, şeker fabrikalarının  özelleştirilmesinde ihale süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüleceği ve kamuoyuna  açık sonuçlandırılacağını da duyurdu. Özelleştirme idaresi Başkanlığının bu duyuruya hem siyasisilerden hemde üreticilerden tepkiler yağıyor.
 
Başkanlık, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait bazı  fabrikaların özelleştirilmesine yönelik yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, Türkşeker'in, özelleştirmeye hazırlanmak amacıyla  2000  yılında özelleştirme kapsamına, 2008'de ise özelleştirme programına alındığı  anımsatıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun belirlediği strateji çerçevesinde  özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale  ilanı aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, bu kapsamda Afyonkarahisar,  Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için  ihale sürecinin başlatıldığına yer verildi.
Açıklamada, bu süreçte özelleştirme yapılırken söz konusu fabrikalarda  çalışanların ve pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması, fabrikalarda üretimin  devamlılığının temel ilke olarak ele alındığı ve bu konularda ihale belgelerinde  önemli düzenlemeler yapıldığı vurgulandı.
Özelleşecek Fabrikalarda Çalışanlara tanınan imkanlar ise şöyle
Edinilen bilgiye göre çalışanların haklarının korunmasına yönelik olarak, özelleşecek fabrikalarda çalışan memurlara diledikleri takdirde Türkşeker’e ait diğer  fabrikalarda çalışma, tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve  kuruluşlarına nakil olma, özelleştirilen fabrikalarda yeni yatırımcılar ile  çalışabilme gibi imkanlar sunulduğu belirtildi. Ayrıca daimi ve  geçici işçilere ise emeklilik hakkını henüz elde etmeyenler açısından Türkşeker'in diğer  fabrikalarında çalışma, ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma, özelleştirilen fabrikalarda çalışmaya devam  etmek isteyenlere Türkşeker tarafından tüm yasal hakları ödendikten sonra alıcı  ile çalışmaya devam edebilme daha sonraki dönemde emeklilik hakkını kazanmadan  önce kamuya geçmek istemeleri halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam  edilme gibi olanaklar tanındığı ifade edildi.
Mevcut durumda Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerin mevcut  kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceğine değinilen açıklamada,  alıcılara mevcut çiftçilerle asgari beş kampanya dönemi boyunca pancar üretim  sözleşmelerini devam ettirme zorunluluğu getirildiğine dikkati çekildi.  Açıklamada, bu düzenlemeyle mevcut tüm çiftçilere pancar üretim sözleşmelerini  devam ettirme imkanı sağlanacağı vurgulandı.
 Fabrikalarda üretim devamlılığı ve zorunluluğu getirildiği belirtilen  açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Özelleştirme modeli çerçevesinde temel hedeflerden birisi de  fabrikaların pancardan şeker üretimi faaliyete devam etmelerinin sağlanmasıdır.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere yatırımcıların üretim faaliyetlerini devam  ettirmeleri yönünde şartlar öngörülmüştür.
Şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale  dışında tutulmuştur. Şeker fabrikalarının üretim faaliyetleri için gerekli  olmayan taşınmazları ihale kapsamı dışında tutulmaktadır.
İhale süreçleri tamamen her aşamasında kamuoyunu bilgilendirilerek  şeffaf bir şekilde yürütülecek ve nihai aşamada özelleştirme ihaleleri tüm teklif  verenlerin katılımı ile kamuoyuna açık bir şekilde sonuçlandırılacaktır.
Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerine katılımın arttırılması  ve rekabetin tesis edilebilmesi amacıyla yerel yatırımcılar, kooperatifler ve  diğer paydaşların tek tek veya bir araya gelerek teklif verebilmelerini teminen  ihaleye katılım için geçici teminatların düşük seviyede tutulması da dahil olmak  üzere ihale belgelerinde bu çerçevede kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır."
Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın özelleştirmesi hem siyasilerden hem üreticilerden tepkileri üstüne çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılmasını sert bir üslupla eleştirdi. Özelleştirmedeki amacın, şekerpancarı üretimini sonlandırarak, sağlığa zararlı olan nişasta bazlı şeker ithalatının önünü açmak olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye’ye geçmiş olsun. 2008 yılından beri özelleştirme kapsamında olan fabrikalara düzenli bakım yapılmadı, modernize edilmedi, çoğu fabrika satılsa da sözde çalıştırılacak. 2019 seçim süreci dikkate alınıp 5 yıl durum idare edilecek, sonrası bu fabrikalar kapanacak, pazar nişasta bazlı şekere teslim edilecek, gidiş bu yönde” dedi.
Türkiye Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla birlikte, sürecin bu noktaya geleceğinin önceden görüldüğünü belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türk Şeker Fabrikaları A.Ş’ye (Türkşeker) ait, aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilerek satılması için ihale sürecinin başlatılmasına tepki gösterdi. 
Hükümetin, Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın satışı için resmen düğmene bastığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu fabrikaların özelleştirilmesinin ardından yaşanabilecek olumsuzlukları değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üreticilerinin, fabrika çalışanlarının ve hatta bir bütün olarak tüm vatandaşların, bu durumdan olumsuz etkileneceğini söyledi. Çiftçi, işçi, esnaf, şoför yaygın bir kesim bu süreçte mağdur olacak diyen Gürer, “Tütünden sonra pancar da sona doğru götürülüyor” diye konuştu.
Fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üretiminin durma noktasına geleceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün on binlerce şekerpancarı üreticisi, fabrikaların özelleştirilerek satışının ardından büyük sorunlar yaşayacak. Kota sorunu nedeniyle zaten sıkıntılı bir sürecin içinde olan şekerpancarı üreticileri, fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte belki de üretimi durdurmak zorunda kalacak” şeklinde konuştu.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanan 14 şeker fabrikasının satışının gerçekleşmesinin ardından, bu fabrikalarda memur, işçi, geçici işçi, taşeron işçi olarak çalışanların durumunun da netlik kazanmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Çalışanlara yeni yatırımcılarla çalışma imkânı verileceği belirtiliyor. Ya da özelleştirme kapsamında olmayan şeker fabrikalarında çalışabilecekleri ifade ediliyor. Görünen o ki, şeker fabrikası çalışanlarını da sıkıntılı bir süreç bekliyor” açıklamasını yaptı.
Şekerpancarının stratejik bir ürün olduğuna değinen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fabrikaların özelleştirilmesiyle oluşacak en önemli sorunlardan birinin ise şekerpancarı üretiminin sonlandırılması ve nişasta bazlı şeker ithalatının önünün açılması olacağını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Bilindiği gibi nişasta bazlı şeker ve bu tür şeker takviyesiyle üretilen ürünler, sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’ye şimdiden geçmiş olsun” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Niğde Millet Vekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin, şekerpancarı üreticileri, çiftçiler ve tüm vatandaşları olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, “Ülkemizin değerleri, özelleştirme kapsamında bir bir satılıyor ve yok oluyor. Üretim açısından onbinlerce çiftçinin, emek açısından binlerce çalışanın ve sağlık açısından tüm vatandaşların olumsuz etkileneceği biline biline, hangi amaç uğruna bu satış gerçekleştiriliyor? AKP hükümeti 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdi. İşsizlik hat safhaya ulaştı. Özelleştirme adı altında, ülkemizin tüm değerleri bir bir yok oldu” şeklinde konuştu.