Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Merkez Bankası Enflasyonun Yavaşlamasının Ana Belirleyicisi Gıda Fiyatları

TCMB tarafından haziran ayına ilişkin 'Fiyat Gelişmeleri Raporu' yayımlandı. Rapora göre, haziran ayında tüketici fiyatları yüzde 0.03 arttı ve yıllık enflasyon 2.99 puan azalarak yüzde 15.72'ye geriledi.
Çekirdek enflasyon göstergesi B endeksinin yıllık değişim oranı ise 0.62 puan düşüşle yüzde 16.28 olarak gerçekleşti. Tüketici enflasyonundaki yavaşlamanın ana belirleyicisi sebze ürünlerindeki görünüme bağlı olarak düşen işlenmemiş gıda fiyatları oldu. 

'SEBZE FİYATLARI MEVSİMSEL ORTALAMALARININ ÜSTÜNDE DÜŞTÜ'
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu haziran ayında 9.24 puan azalarak yüzde 19.20 oldu. Bu gelişmede sebze fiyatlarına bağlı olarak yüzde 15.31’e gerileyen işlenmemiş gıda enflasyonu ana belirleyici olurken, işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonu yükselişini sürdürdü.
Bu dönemde taze meyve-sebze grubunda yıllık enflasyon baz etkilerinin yanı sıra sebze fiyatlarının mevsimsel ortalamalarının üstünde düşüş göstermesiyle birlikte yüzde 11.48’e geriledi.
Diğer işlenmemiş gıda grubunda ise patates ve yumurta fiyatlarındaki gerileme devam etmekle birlikte, başta beyaz et (yüzde 4.67) ve süt (yüzde 4.57) olmak üzere diğer kalemlerde fiyat artışları sürdü.

İşlenmiş gıda grubunda fiyatlar mayıs ayının ardından bu ayda da maliyet artışlarının fiyatlara gecikmeli yansımasına bağlı olarak, yüzde 2.44 ile yüksek bir oranda arttı ve grup yıllık enflasyonu 1.42 puan yükselişle yüzde 23.41 oldu. Bu grupta, ekmek ve tahıllar ile süt ürünlerinde daha belirgin olmak üzere alt kalemler geneline yayılan artışlar izlendi.

'ÜRETİCİ FİYATLARI KAYNAKLI MALİYET BASKILARI BİR MİKTAR AZALDI'

Yurt içi üretici fiyatları haziran ayında yüzde 0.09 yükselirken, yıllık enflasyon 3.67 puan düşüşle yüzde 25.04'e geriledi. Aylık artışın ılımlı gerçekleşmesinde, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler belirleyici oldu. Bu dönemde, petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi bir miktar gerilemekle birlikte yüksek seviyesini korudu.
 
 

Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin Tarım Okulları Kurulsun

Gıda fiyatlarını düşürmek için Tarım Okulları'nın açılması gerektiğine dikkat çeken CHP Niğde milletvekili  Fethi Gürer, "Tarım okulları kurulmalı, ortaokuldan başlayarak, tarım ortaokulu, tarım lisesi, tarım üniversiteleri kurulmalı. Buradan mezun olanlara, verimli tarım arazileri uygun koşullarda kiraya verilmeli, bu bölgelerin özelliklerine göre verimli ürünler ekilerek, tarım ve hayvancılık sanayi geliştirilmeli" dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Yeniçağ gazetesini ziyaret etti. Burada gıda fiyatlarıyla ilgili  değerlendirme yapan Fethi Gürer, iktidarın ithalat yaparak soğan, patates fiyatlarını düşüremediğini vurguladı. Fethi Gürer, tarım okullarına, Kalkınma ajansı destek sağlaması gerektiğini belirterek " Ayrıca aile tipi şirket yapılarına dönülmeli ve bu aile içi şirketler de ketten köye göçü sağlamalı. Bu şekilde tarımda dünya lideri olmak işten bile değil" dedi.

İktidarın yabancı şirketleri ve yabancı çiftçiyi kalkındırmak için çalıştığını vurgulayan Fethi Gürer, "Adana'da turfanda patates 4-5 lira civarında iken patates ithaline izin vermek çiftçiye aba altından sopa göstermektir" dedi. 20 Nisana kadar olan gümrüksüz patates ithalatı uygulamasının 31 Mayıs'a kadar uzatılması kararını da eleştiren CHP Milletvekili Gürel, "Bazı bölgelerde tam patates hasadı yapılırken, patates için ithal üründe gümrük vergisinin sıfırlanması, Türk tarımına, Türk çiftçisine vurulmuş en büyük darbedir" ifadelerini kullandı.
Fethi Gürer, 2017 yılında 2 milyon 130 bin ton olan soğan üretiminin 2018 yılında yüzde 6.4 oranında azalarak 1 milyon 900 bin tona kadar düştüğünü hatırlattı.
Soğan ekili alanlarda dekarda 4 ila 5 ton arasında verim beklendiğine işaret eden  Ömer Fethi Gürer, maliyet hesabını da açıkladı. Gürer, "Ürün için dekarda tarla kirası 600-700 TL, tohum bedeli 200-400 TL, gübre bedeli 200-250 TL, ilaç bedeli 600-700 TL, mazot bedeli 300-350 TL, su bedeli 150 TL, hasat ve işçi bedeli de 600-800 TL arasında değişiyor. Bu rakamlar üst üste toplandığında bir dekarda elde edilecek 4-5 ton soğan için 2 bin 650 TL ile 3 bin 350 TL arasında değişen fiyatlarla masraf oluşuyor. Bunlara nakliye, vergiler, üretici ve pazarcı karı da eklendiğinde maliyet katlanarak artıyor. Şayet, maliyet giderlerini azaltılmaz ve üretici desteklenmez ise diğer ürünlerde olduğu gibi soğanda da fiyatların dengelenmesi, fiyat artışının önlenmesi mümkün görünmüyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ PATATESİ 15 KURUŞA SATTI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçtiğimiz hasat döneminde 1 milyon 200 bin ton patates üretimi yapılan Niğde'de, üreticilerin patatesin kiloğramını 15-20 kuruştan tüccara vermek zorunda kaldığını hatırlattı. Niğdeli üreticinin 50 kuruşa mal ettiği patatesi 15 kuruştan verdiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Depolarda bekletilen ve mart, nisan döneminde piyasaya sürülmesi gereken patates için üreticiye stokçu muamelesi yapıldı, depolar basıldı ve zamanından önce bu ürünler piyasaya verildi. Geldiğimiz noktada piyasada patates fiyatları düşmedi.Bu tablo hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor" diye konuştu.

YERLİ NOHUT 3 TL, İTHAL 18 TL
Üreticinin 3 liraya nohut satamamasına rağmen iktidarın nohut ithal ettiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Markete gidiyorsun ithal nohutun kilosu 18 lira. Vatandaşı buna mahkum ediyorlar, ancak Niğde'de üretici nohutun kilosunu 3 liradan satamıyor. Aynı durum ayçiçekte de var. Kuruyemiş olarak tükettiğimiz ayçekirdeğinin kilosunu yerli üretici 3 liradan satarken, bu fiyatı pahalı bulup ithal getiren iktidar, vatandaşa 20 liradan Çin çekirdeği yediriyor. Maalesef iktidar ithalatı gıda fiyatlarını düşürmek için yapmıyor. Sadece yerli üreticiye 'Sen üretme' diyerek bazı ithalatçı firmaları zengin ediyor" diye eleştirdi.
 
 

Gıda Fiyatları Çiftçi Örgütlenirse Düşer

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretici örgütlenmesinin güçsüzlüğünün Türkiye'de tarım sektörünün en önemli sorunu olduğunu belirtti.

Çiftçilerin ürünlerini pazara doğrudan ulaştıramamalarının fiyat artışına yol açtığını dile getiren Selışık, "Spekülasyon, fırsatçılar ve aracılar dünyanın her yerinde var fakat çiftçiler kurumsallaşıp pazara erişim kapasiteleri arttıkça karları artacak, çiftçinin tüketiciye doğrudan ulaşması ekonomiye katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

Tarım sektörünün gelişmesi için Türkiye'de yasal altyapının yeterli olduğunu ifade eden Selışık, şöyle devam etti:

"Türkiye, üretim çeşitliliği ve yeni teknolojilerin aktarılması anlamında çok zengin bir ülke. Biraz daha planlı ve örgütlü çalışmaya ihtiyaç var. Gıda fiyatlarının ucuzlaması ve üretici kazancının artması için çiftçi örgütlenmesinin güçlenmesi gerekiyor. Tarım danışmanlığının ve ziraat mühendislerinin çiftçiye nasıl ulaşacağına dair yasal altyapı Türkiye'de mevcut. Sadece bu daha da aktifleştirilmeli ve güçlendirilmeli."

"ARACI, FİYATLARI MANİPÜLE EDEBİLİYOR"

Uluslararası ve ulusal ölçekteki müdahalelerin gıda fiyatlarını etkileyen en önemli unsur olduğunu anlatan Selışık, aracıların, özellikle stokçuluk yaparak, fiyatların artmasına yol açtıklarını söyledi.

Selışık, "Aracı, stoklama imkanı varsa, fiyatları manipüle edebiliyor ya da ürüne talep olduğunda stoklarını kullanıyor" açıklamasında bulundu.

Küçük ölçekli çiftçiler desteklendiğinde fiyatların da dengeleneceğini kaydeden Selışık, fiyatların dengede tutulması adına özel sektör ve kamunun farklı bir model yaratmalarının ve birbirleriyle iletişim halinde olmalarının önemine işaret etti.

"ARACILAR TAMAMEN ORTADAN KALKMAZ"
Selışık, çiftçiler pazara doğrudan ulaşsalar bile aracıların tamamen ortadan kalkmayacağını belirterek, buna karşın örgütlenme yoluyla çiftçilerin maliyetlerinin bir miktar üzerinde kazanabileceklerini ifade etti.

Gıda kaynaklı atıkların azaltılmasının da ekonomiye ciddi katkı sağlayacağını anlatan Selışık, "Tarladan sofraya kadar geçen sürede ciddi bir gıda israfı var. Bunun azaltılması da çiftçinin cebine girecek olan paraya katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

FAO olarak gıda fiyatlarının hesaplanması açısından dünya genelinde temel besin ihtiyaçlarının üretimini takip ettiklerini belirten Selışık, verileri toplayıp analizinin yapılmasının yanında tüketici taleplerini ve maliyetlerini dikkate alan fiyat analizi yaptıklarını da sözlerine ekledi.
 

Gıda Fiyatlarına Önümüzde'ki Hafta Adım Atılacak

Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak; 'Gıda fiyatlarıyla ilgili önümüzdeki hafta adım atacağız' açıklamasında bulundu.
Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Albayrak, yüzde 2.3'lük büyüme hedefinin tutturulacağını öngördü. Bakan Albayrak; '2008 krizinden büyük ders çıkarıldı, seçimden sonra daha iyi olacağız' dedi. 

Haftaya Adım Atılacak

Bakan Albayrak gıda fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti. “Fiyatlara karşı haftaya önemli adımlar atacağız. Gıda terörünün perde arkasına baktık. Gördük ki felaket tellallığı yapanlar bazı siyasi partilerden aday. 
 Şaşırmamak lazım ülkenin canına kasteden terör örgütlerine destek olanlar mutfağına mı kast etmeyecek. Dedi.
 
 
 

Başkan Erdoğan: Yeni Hal Yasası Gıda Fiyatlarındaki Artışın Önüne Geçecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni hal yasası ile gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçileceğini belirterek, "Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
TRT canlı yayınında gündeme ilişkin sorular yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hazırlıkları yapılan yeni hal yasasıyla birçok sorunun önüne geçileceğini açıklayarak, "Üretici ile tüketici arasındaki istasyonlar maliyeti artırıyor. Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
 

Enflasyon Düştü Gıda Fiyatları Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, tüketici ve üretici fiyat endeksini açıkladı. Buna göre, aralıkta tüketici fiyat endeksi bir önceki aya göre yüzde 0.40 düştü. Yıllık enflasyon yüzde 20.30 oldu. Üretici fiyat endeksi ise aralık ayında yüzde 2.22 düşüş kaydederken, yıllık bazda yüzde 33.64 arttı.

Aralık ayında enflasyon gerilerken en yüksek artış gıda ve alkolsüz içkiler grubunda gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.08 artış oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, hem aylık hem de yıllık bazda gıda fiyatlarındaki artış enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Yıllık gıda enflasyonu yüzde 25.11 oldu.
Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedenlerinden birisi artan yüksek girdi fiyatları, iklim değişikliği ve buna bağlı olarak tarımsal üretimin azalması.

Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu'nun geçen hafta açıkladığı '2018 Bitkisel Üretim' verileri üretimin azaldığını gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 bitkisel üretim verilerine göre 2018 yılında önceki yıla göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5.8, sebzelerde yüzde 2.6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 0.8 oranında artış gerçekleşti.
Üretimdeki düşüşün yanı sıra özellikle yılın ikinci yarısında dövizdeki artışa bağlı olarak ihracatın cazip hale gelmesi gıda fiyatlarının artışında bir başka faktör olarak öne çıktı.

ZAM ŞİMPİYONLARININ İLK 6'SI TARIM ÜRÜNÜ

Aralık ayında fiyatı en çok artan ürünler sıralamasında ilk 6'da tarım ürünleri var. İlk sırada yer alan patlıcanda aylık fiyat artışı yüzde 36.82 olurken diğer ürünlerdeki artış sırasıyla şöyle; salatalık yüzde 32.97, kabak yüzde 29.38, sivri biber yüzde 26.67, yeşil soğan yüzde 20.88 ve kuru soğan yüzde 16.40 oranında arttı. Patateste fiyat artışı yüzde 9.36 oldu.
Aralık ayında fiyatı en çok düşen ürünler arasında portakal yüzde 17.64 düşüşle ilk sırada, yüzde 12.80 düşüşle domates ikinci sırada yer aldı. Limon fiyatı da yüzde 5.75 düştü.
Fiyatı artan tarım ürünlerine bakıldığında patlıcan, salatalık, biber, kabak hemen hepsi yaz sebzesi. Fiyatı en çok düşen portakalda ise Akdeniz sineği nedeniyle ihracatta yaşanan sorunların etkili olduğu söylenebilir. Domateste, tarla üretiminin sona ermesi ve sera üretiminin devreye girmediği geçiş döneminden sonra aralıkta sera domatesinin piyasaya arzı yoğun arz fiyat düşüşünde etkili oldu.
 
 

Gıda Fiyatlarının Düşmesi Kooperatiflerle Mümkün

Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliği Genel Sekreteri Fikri Kaya, gıda fiyatlarını düşürmenin yolunun kooperatiflerden ve üretici birliklerinden geçtiğini söyledi.
Türkiye Gazetesine açıklamalarda bulunan Kaya,  “Fiyatların düşmesinin ancak güçlü kooperatiflerle mümkün. Türkiye’de hâlihazırda 12 bin kooperatif ve 4 milyon üye var. Fiyatların istenilen seviyeye düşmemesin sebebi sayının yetersizliğinden değil, kanundan kaynaklı bir güçsüzlük söz konusu. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda ufak bir değişiklik yapılırsa her sene yaşanan fiyat dalgalanmalarının önüne geçilir” diye konuştu. Fiyatların düşmesi için kooperatiflerin dağınık yapısının düzeltilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, hem Tarım ve Orman Bakanlığını hem de Ticaret Bakanlığını ilgilendiriyor. Tarımla ilgili konularda Tarım Bakanlığı, yapı işleriyle alakalı konularda da Ticaret Bakanlığı sorumlu. Her ne kadar kuruluşları aynı kanuna bağlı olsa da amaçları farklı. Meselelerin çözümü için adım atıldığında bir taraf aksıyor. Sadece Kooperatif Kanunu’nda değişiklik yapılsa bile fiyatlar düşer” dedi. Ayrıca Kaya, vatandaşın ucuz gıdaya ulaşması için Yeni Hal Yasası ile üretici birliklerine ticaret yapma hakkı verilmesi gerektiğini dile getirdi.
 

Gıda Enflasyon Fiyatları Yüzde 10 dan 13 e Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2018 yıl sonu enflasyon tahminini Temmuz ayındaki yüzde 13.4'ten yüzde 23.5'e yükseltti. 

2019 yılı sonu tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) tahmini ise yüzde 9.3 düzeyinden yüzde 15.2'ye, 2020 yılı sonu TÜFE tahmini de yüzde 6.7'den yüzde 9.3'e yükseltildi.
Raporda, gıda enflasyonu tarafında da tahminler yukarı yönlü revize edildi. 
İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonu 2018 yılı üçüncü çeyreği sonunda yüzde 34’e ulaşarak Temmuz Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleştiği kaydedilen raporda, "Taze meyve-sebze fiyatlarında Temmuz ve Ağustos aylarında beklenen düzeltme sınırlı kalırken Eylül ayında ise güçlü bir fiyat artışı gerçekleşti" ifadelerine yer verildi.
Gıda grubunda hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda kalemlerinde enflasyon görünümü bozulduğunu ifade eden Çetinkaya, üçüncü çeyrekte gıda enflasyonuna dair görünümün bozulmasında Türk lirasındaki değer kaybına bağlı maliyet yönlü gelişmeler temel belirleyici olduğunu kaydetti.
Çetinkaya, "Bu çerçevede, 2018 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 13’ten yüzde 29,5’e; 2019 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini ise yüzde 10’dan yüzde 13’e güncellendi" bilgisini paylaştı.  
Çetinkaya, "Önümüzdeki aylarda baz etkileri, gıda fiyatları veya diğer geçici faktörlerden kaynaklanan oynaklıkların söz konusu olabileceğini tahmin ediyoruz" dedi. 
 
 
 

Gıda Fiyatları Arttı

İstanbul Ticaret Odasının  verilerine göre, İstanbul'da haziranda bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlar yüzde 1,27, toptan fiyatlar yüzde 1,4 arttı.
İstanbul'da, haziran ayında bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış yaşandı.
İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, Haziran 2018 itibarıyla Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık ortalama yüzde 9,79, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalama yüzde 12,34 artış gösterdi.
İstanbul'da haziranda bir önceki aya göre perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış kaydedildi. Geçen yılın aynı ayına göre ise perakende fiyatlarda yüzde 12,15, toptan fiyatlarda da yüzde 16,34 yükseliş yaşandı.
SEKTÖREL BAZDA DEĞİŞİM ORANLARI
Perakende fiyatlar, haziranda bir önceki aya göre, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 4,58, ev eşyası harcamalarında yüzde 3,88, kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 2,29, gıda harcamalarında yüzde 1,35, giyim harcamalarında yüzde 0,88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,76, konut harcamalarında yüzde 0,16 arttı. Diğer harcamalar grubunda fiyat değişimi izlenmedi.
 
 

Gıda Fiyatlarını Bu kez Kuraklık mı Etkileyecek

Bu günlerde "2018 ürün yılında üretim az olacak" beklentisi ile bazı ürünlerde stok yapılıyor. Özellikle Türkiye'nin geleneksek tarım ürünleri ihracatında önemli bir yer tutan fındık, kuru kayısı ve kuru üzümde ise fiyatlar artmaya başladı. Konuştuğumuz ihracatçılar, kuru üzümün kilogram fiyatının son 20 günde 4 liradan 5.5 liraya kadar çıktığını, kuru kayısının kilosunun ise 7 liradan 12 liraya çıktığını söylüyor. Bu yıl hasat döneminde fiyatı düştüğü için TMO tarafından müdahale alımları yapılan fındıkta da ihracat fiyatı artıyor. İç fındığın toptan kilosu 20 liradan 23 liraya yükseldi.
KURAKLIK TARIMSAL SULAMAYI OLUMSUZ ETKİLEYECEK
Meteroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Türkiye 2017 yılında son 44 yılın en düşük yağışını aldı. 2017 Kasım-Aralık ve 2018'in ilk günlerinde beklenen yağışların olmaması üreticiyi endişelendiriyor. Özellikle kar yağışının birçok bölgede olmaması, yağmurun ise azalması 2018'in kurak geçeceği endişesini doğuruyor. Uzmanlara göre, yağışların azalması ile ortaya çıkacak su sorunu tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek.
Mevsimsel değişiklik nedeniyle bazı ürünler için don riski de artıyor. Aralık-Ocak döneminde olmayan kar yağışının Şubat-Mart dönemine kayması ve bu dönemde hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesi durumunda kayısı, badem ve diğer bazı ürünlerin çiçeklenme döneminde donması nedeniyle üretimin azalma riski var. Kuraklık ve don riski nedeniyle ürününün az olacağı beklentisi içinde olanlar stok yapıyor. Ya da elindeki ürünleri bekletiyor. Bu nedenle ürün fiyatları artıyor.
FİYAT ARTIŞINA RAMAZAN ETKİSİ
Gıda tüketiminin hem iç piyasada hem de dışarıda artış gösterdiği Ramazan ayının bir çok tarım ürününde hasat öncesine yani hazirana denk gelmesi de gıda fiyatlarının artmasında önemli bir faktör olarak gösteriliyor.
Konuştuğumuz uzmanlar, ihracat için Şubat ve Mart'ta, Ramazan ayına yönelik tedarik ve satışların yapılacağını belirterek: "Ramazan ayı bu yıl hazirana denk geliyor. Ramazanda gıda ürünleri tüketiminde ciddi artış oluyor. Bu artışı karşılamak için şimdiden piyasadan mal almanız ve ihraç etmeniz gerekiyor. Ramazanın ayı tarım ürünleri hasadının yapıldığı döneme denk geldiği yıllar daha ucuza ürün temin ediliyor. Fakat, Haziran ayı, Türkiye açısından hasadın henüz başlamadığı ve ürünün en az olduğu dönem. Bu nedenle artan talep fiyat artışına neden olacak. Gıda fiyatlarındaki artışta Ramazan ayı etkisi de mutlaka dikkate alınmalı" görüşünü dile getiriyor.
FİYAT ARTIŞININ ÜRETİCİYE YARARI YOK
Gıda fiyatlarındaki artışın çiftçiye bir yararı yok. Genel olarak çiftçiler ürününü hasat ettikten sonra satarak borçlarını kapatır. Gelecek yılın üretimi için hazırlık yapar. Çiftçiler hasat döneminde ürünü hızlı bir biçimde piyasaya sunduğu için fiyat düşük olur. Ürün çiftçinin elinden çıktıktan sonra ürün arzı kontrollü olduğu için fiyat yükselir. Bu dönemdeki fiyat artışının çiftçiye bir yararı yok.
2018 ZOR YIL OLACAK
Kuraklık ve don riski, tarımsal üretimin azalacağı beklentisi 2018'de gıda fiyatlarında önemli artışa yol açması bekleniyor. Dövizdeki artışa bağlı olarak ithalatta ucuz olmayacak. Kaldı ki, fındık, kayısı, kuru üzüm gibi ürünlerde dünyada lider konumda olan Türkiye'nin bu ürünleri ithal etmesi de mümkün değil. Bu nedenle gıda fiyatları açısından 2018 zor bir yıl olacak.
ÜZÜM, GÜNEY YARIMKÜRE ÜRETENE KADAR DEĞER KAZANACAK
Kuru üzüm fiyatı sezon başında düşük olduğu için TMO devreye girerek kilosu 4 liradan kuru üzüm aldı. Dünya kuru üzüm üretiminde ve ihracatında lider durumda olan Türkiye, sezon başında yüksek rekolte nedeniyle düşük fiyat sorunu yaşarken, bu günlerde fiyat artmaya başladı. Fiyat artışında Türkiye'nin rakibi olan üretici ülkelerdeki üretim önemli rol oynuyor. ABD'nin su sorunu nedeniyle bağ alanlarını sökerek yerine badem dikimine yönelmesi bu ülkede üretimi azalttı. Avusturalya 'da da üretim düştü. İran, ambargo nedeniyle ürün satamıyor. Şili, Güney Afrika gibi Güney Yarımküre'de olan ülkelerde ise üzüm sezonu bitti. Bu ülkelerde Mart ayından sonra yeni ürün çıkacak. Kanada başta olmak üzere alıcı ülkeler için Türkiye'den başka kuru üzüm alacakları pazar yok. Bu talep artışı fiyatların artmasında etkili oldu. Sezon başında kilosu 4 lira civarında olan kuru üzümün fiyatı bugünlerde 5.5 liraya kadar yükseldi. İhracatçılara göre bu sezon başında en ucuz üzüm olan Türk üzümü bu yeni fiyat artışı ile gerçek değerine kavuştu. Ancak fiyat artışının Güney Yarımküre üzümünün piyasaya girmesine kadar devam etmesi bekleniyor.
KAYISIDA SATIŞLAR DÜŞTÜ FİYAT FIRLADI
Kuraklık ve don riski beklentisiyle fiyatı en çok artan ürünlerden birisi kuru kayısı. Bir ay öncesine kadar kilosu toptan 7-8 liradan satılan kuru kayısının fiyatı 12 liraya kadar çıktı. İhracatçılara göre, piyasada yeterince ürün olmasına rağmen kuraklık ve don riski nedeniyle kayısı satışı yapılmıyor. Talep olmasına rağmen satış az olunca fiyat yükseldi. Türkiye'de bademle birlikte en erken çiçek açan meyvelerden biri olan kayısıda çiçeklenme dönemine kadar fiyat artışının devam etmesi bekleniyor. Hava koşullarının olumlu olması ve çiçeklenmenin iyi olması ile fiyatlar gevşeyebilir. Fakat, genel beklenti 6-7 ay sonra çıkacak yeni ürüne kadar fiyat yükselmesinin devam edeceği yönünde.
FINDIKTA ÜRETİM DÜŞERSE PİYASAYI TMO BELİRLEYECEK
Sezon başında kabuklu fındığın kilosu 10 liranın altına düşmesi nedeniyle, TMO devlet adına fındık alımına başlayarak fiyatı 10 lirada tutmayı başardı. TMO'nun aldığı kabuklu fındık miktarı 140 bin tonun üzerinde. Bu yıl emanete fındık alımı çok az olması nedeniyle ağırlıklı olarak banka kredisi ve öz sermaye ile fındık alan tüccarın maliyeti yükseldi. Tüccar bu maliyeti düşürmek için fındık fiyatını artırıyor. Bu nedenle iç fındığın kilosu toptan 20 liradan 23 liraya çıktı. İki yıl üst üste fındık üretiminin yüksek olduğunda üçüncü yıl üretimde düşüş yaşanıyor. Bu nedenle 2018 yılında üretimin düşeceği beklentisi ile fiyatın artması bekleniyor. Üretim düşerse TMO'nun elindeki fındık çok önem kazanacak ve piyasayı belirleyecek.