Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Gürer'den Tarım Politikaları Eleştirisi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekim alanlarının hızla azalmasını, tarımda uygulanan yanlış politikaların yol açtığı etkileri ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. 

 “TEŞVİKLER DOĞRU ADRESLERE GİTMİYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarımda yaşanan sorunların aşılmasının iktidarın bakışına bağlı olduğunu belirtti. Her Bakan değişikliğinde tarım uygulamalarının da değiştiğini hatırlatan Gürer, “Bir yıl alınan karar bir yıl sonra uygulamadan kalktı. Yapılması gereken, girdi fiyatlarından başlayarak, ekimden hasada, pazarlamadan ürünün nihai tüketiciye ulaşımına kadar tarımda uzun vadeli kalıcı planlama sağlanmalıdır. Teşvikler, doğru adrese ve yeterli düzeyde verilmelidir” dedi. 


 
“VERİMLİ TARIM ARAZİLERİMİZ HIZLA AZALIYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1998’den günümüze kadar olan süreçte  4,5 milyon hektar arazisinin tarım dışı kaldığını belirtti. Buğdayda ekim alanlarının her geçen gün azaldığını hatırlatan CHP’li Gürer “Verimli tarım arazilerimiz var. Buğday, arpa, patates, domates… Her çeşit ürünü yetiştirebilecek, dört mevsimin yaşandığı zengin toprakları olan bir ülkemiz var. Ama yanlış tarım politikaları tarım alanlarının daralmasına neden oluyor. 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılmıyor artık. Tarımdaki sorun, planlamanın eksikliğinden kaynaklanıyor. Çiftçi, 1 yıl önce hangi ürünü ekeceğini ve ektiği ürünü hasat ettikten sonra ne kadar para kazanacağını bilirse daha çok üretimin içinde olur ve tüketici daha uygun fiyata ürün alır. Ne yazık ki verimli arazilerimizin her yıl bir kısmı daha üretim dışı kalıyor. Türkiye'de 30 yıl önce  28,5 milyon hektar tarım arazisi  varken 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda, farklı ürünlerin ekim alanları da daraldı” dedi.
 
“AFET YARDIMI, BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZE SAĞLANMALI”
Gürer,  Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kaldığını, çiftçinin TARSİM kapsamına alınmasının engellendiğini ve iklim değişikliği ile ortaya çıkan sorunların çiftçinin mağduriyetini katladığını belirtti. Gürer, “Afet halinde ayırt etmeden tüm mağdur çiftçilere destek sağlanmalıdır” dedi.
 
“İKTİDAR, DESTEKLERİ YANDAŞA DEĞİL, İŞİN EHLİ OLAN ÇİFTÇİYE SAĞLAMALI”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere bütçeden aktarılması gereken desteğin olması gerektiği gibi kullanılmadığını ve desteklerin çiftçiye aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirtti. Avrupa Birliği Kırsal Desteklemeden (IPARD), 42 ilin yararlandığını, aralarında Niğde gibi tarım illerinin bulunduğu illerin bu destek dışında bırakıldığını söyleyen Gürer, “Sayıştay, bu desteklerin kırsala yeterince ulaşmadığına raporlarında yer vermiş. Tarımsal  desteklemenin  bu yönü ile de incelenmesi gerekir. Sektöre sağlanan desteklerin  ne yönde ve ne derecede etkin kullanıldığı bilinmelidir. Doğal olarak hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı araştırmalarla açığa çıkarılmalıdır. Etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modelinin  oluşturulması ve desteğin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması önemlidir. Siyasi iktidar, tarımda yaptığı desteklerin büyük payını yandaşa değil işin ehli olan çiftçiye sağlamalıdır. Aile tipi işletmelerin gelişmesi ve kooperatifleşme özendirilmelidir” dedi.
 

“ÇİFTÇİ ZORDA”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ciddi sorunlar yaşadığını, girdi fiyatlarındaki artışın  arayışlara neden olduğunu belirtti. Gürer, “Gübre ve ilaç kullanımında azalma var. Borçlanma artıyor. Ekim öncesi, ekim sonrası  ve hasat ile pazarlamada sorunlar katlıyor. Ürün yelpazesi, sürekli arayış ile değişkenlik gösteriyor. Üretimde istikrar dengesi oynuyor. Bilgi ile bilime dayalı tarım sınırlı kalıyor. Toplulaştırma sorun olmaya devam ediyor. Sulama suyunun sorun olduğu yerler var. Çiftçi verdiğini alamayınca topraktan uzaklaşıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. Üretici maliyetine ürün satamıyor, aracılık sisteminin kötü tarafları yanında özellikle nakliye fiyatları sıkıntıları artırıyor” dedi.
 
“İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI HIZLA ARTIYOR”

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan tarımın en önemli aktörleri olan çiftçilerin sorunlarının kapsamlı bir şekilde ele alınmasının göçü engelleyeceğinin altını çizen Gürer, “Çiftçi, tarım kredi kooperatiflerinden, bankalardan ve elden alınan borçlarını ödeyemediği için icra tehdidi altında. Yalnız geçen yıl tarım kredisi 8 bin çiftçiyi icralık duruma düşürmüş. Üretimden  gerekli kazanç elde edemeyen çiftçiler, kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıyor. Ancak girdi maliyetleri arttığı için ürününü değerine satamayan çiftçi, borcunu ödeyemez duruma düşüp, icralık oluyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, girdi maliyetlerini artırıyor. Çiftçi de ürününü değerinde satamıyor. Bu durum, tarım alanların daralmasına, üretimin azalmasına neden oluyor. Üretim olmayınca iktidar çareyi ithalatta arıyor” dedi.
 

 


 
 

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 

Hayvancilik'ta En Büyük Sorun Yem

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Nigde’nin Altunhisar ilçesinde hayvan yetistiricileriyle bir araya geldi. Ilçeye bagli köy ve kasabalardaki ahirlara giderek, besicilerin sorunlarini dinleyen Gürer, “Tarim ve hayvancilikta sorunlar çözülemiyor. Eger böyle giderse hayvanciligin gelecegi sorunlu olur. Ithalata mecbur kaliriz” dedi. 
 
MALIYETLER ARTIYOR
 
CHP Nigde Milletvekili Gürer’e sorunlarini anlatan küçükbas hayvan yetistiricileri ise maliyetlerdeki yüksek artisa dikkat çekti. Yem fiyatlarindaki sürekli artisi dile getirip, yemi bu yil vadeli olarak 90 liraya alabildiklerini, hayvan hastaliklarina karsi kullandiklari ilaç ve ignelerin ise yüzde 200’e yakin oranlarda zamlandigini belirten yetistiriciler, “Yeme bir ay içinde 3 kez zam geldi. Mera alanlari sürekli daraldigi için hayvanlarimizi otlatamiyoruz ve çogunlukla yemle beslenmek zorunda kaliyoruz. Ayrica çoban sorunu da yasiyoruz. Çoban bulmakta zorlaniyoruz” diye konustu. 
 
KOYUN FIYATI YERINDE SAYIYOR, KUZU FIYATI DAHA DA DÜSTÜ. 
 
Geçen yil 1000 liradan sattiklari koyunun bu yil da 1000 lira civarinda oldugunu ifade eden hayvan yetistiricisi “Hayvan yetistiricisinin sicak parasi olmaz. Kurban Bayramindan Kurban Bayrami’na elimize para geçer. Yemi veresiye aldigimiz için etiket fiyatlarindan daha fazla fiyata yem ediniyoruz. Geçen yil 750 liraya sattigimiz kuzuyu bu yil 700 liraya satiyoruz. Girdi maliyetleri sürekli artarken, koyun fiyati yerinde sayiyor, kuzu fiyati ise daha da düsüyor. Bu durumda bizim hayvancilik yapma sansimiz azaliyor” seklinde konustu. 
 
25 LIRALIK DESTEKTEN 4 LIRA KESINTI YAPILIYOR 
 
Yetkililerden hayvanciligin girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için önlem almasini isteyen yetistiriciler, “Hayvanciligin, desteklenmesi gerekiyor. Devlet hayvan basina 25 lira prim veriyor ama bankaya 21 lira yatiyor. Küçücük destekte bile kesinti yapiliyor” dedi. 
 
CHP Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvan yetistiricilerinin büyük sorunlarla bogusurken, iktidarin, bu sorunlara kulak tikadigini belirtti. Sorunlarin çözümü için bir an önce yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yetistiricilerin desteklenmesi ve girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için çalisma yapilmasi gerektigini anlatan Gürer, “Tarim ve hayvanciligin bitmesi demek ülkenin geleceginin bu alanlarda daha sorunlu  olmasi demektir. TÜIK verilerine göre, bugün ülkemizde küçükbas hayvan varligi; 35 milyonu koyun ve 11 milyonu keçi olmak üzere 46 milyonu asmistir. Ancak sorunlarin devam etmesi halinde, ülkemiz ekonomisinde önemli bir yeri olan hayvancilik daha sorunlu noktaya gelecektir. Büyükbas hayvan yetistiricileri yaninda küçükbas hayvan yetistiricileri de son yillarda artan girdi fiyatlari ile magdurdur. Banka kredilerini ödemeyen hayvan sahipleri desteklerin yetersiz oldugunu belirtmekte yem ve ilaç konusunda iktidarin önlem almasi gerektigini ifade etmektedirler. Hayvancilik yapan sayisi, çiftçilik yapan sayisi her geçen gün gibi düsmektedir. Bu gidis iyi gidis degildir. Hayvan varligi son bir yilda olusan girdi fiyatlarinin tehdidi altindadir. Özellikle kirsalda aile tipi besicilere destek artirilmalidir  ” ifadelerini kullandi. 
 
 

Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin Tarım Okulları Kurulsun

Gıda fiyatlarını düşürmek için Tarım Okulları'nın açılması gerektiğine dikkat çeken CHP Niğde milletvekili  Fethi Gürer, "Tarım okulları kurulmalı, ortaokuldan başlayarak, tarım ortaokulu, tarım lisesi, tarım üniversiteleri kurulmalı. Buradan mezun olanlara, verimli tarım arazileri uygun koşullarda kiraya verilmeli, bu bölgelerin özelliklerine göre verimli ürünler ekilerek, tarım ve hayvancılık sanayi geliştirilmeli" dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Yeniçağ gazetesini ziyaret etti. Burada gıda fiyatlarıyla ilgili  değerlendirme yapan Fethi Gürer, iktidarın ithalat yaparak soğan, patates fiyatlarını düşüremediğini vurguladı. Fethi Gürer, tarım okullarına, Kalkınma ajansı destek sağlaması gerektiğini belirterek " Ayrıca aile tipi şirket yapılarına dönülmeli ve bu aile içi şirketler de ketten köye göçü sağlamalı. Bu şekilde tarımda dünya lideri olmak işten bile değil" dedi.

İktidarın yabancı şirketleri ve yabancı çiftçiyi kalkındırmak için çalıştığını vurgulayan Fethi Gürer, "Adana'da turfanda patates 4-5 lira civarında iken patates ithaline izin vermek çiftçiye aba altından sopa göstermektir" dedi. 20 Nisana kadar olan gümrüksüz patates ithalatı uygulamasının 31 Mayıs'a kadar uzatılması kararını da eleştiren CHP Milletvekili Gürel, "Bazı bölgelerde tam patates hasadı yapılırken, patates için ithal üründe gümrük vergisinin sıfırlanması, Türk tarımına, Türk çiftçisine vurulmuş en büyük darbedir" ifadelerini kullandı.
Fethi Gürer, 2017 yılında 2 milyon 130 bin ton olan soğan üretiminin 2018 yılında yüzde 6.4 oranında azalarak 1 milyon 900 bin tona kadar düştüğünü hatırlattı.
Soğan ekili alanlarda dekarda 4 ila 5 ton arasında verim beklendiğine işaret eden  Ömer Fethi Gürer, maliyet hesabını da açıkladı. Gürer, "Ürün için dekarda tarla kirası 600-700 TL, tohum bedeli 200-400 TL, gübre bedeli 200-250 TL, ilaç bedeli 600-700 TL, mazot bedeli 300-350 TL, su bedeli 150 TL, hasat ve işçi bedeli de 600-800 TL arasında değişiyor. Bu rakamlar üst üste toplandığında bir dekarda elde edilecek 4-5 ton soğan için 2 bin 650 TL ile 3 bin 350 TL arasında değişen fiyatlarla masraf oluşuyor. Bunlara nakliye, vergiler, üretici ve pazarcı karı da eklendiğinde maliyet katlanarak artıyor. Şayet, maliyet giderlerini azaltılmaz ve üretici desteklenmez ise diğer ürünlerde olduğu gibi soğanda da fiyatların dengelenmesi, fiyat artışının önlenmesi mümkün görünmüyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ PATATESİ 15 KURUŞA SATTI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçtiğimiz hasat döneminde 1 milyon 200 bin ton patates üretimi yapılan Niğde'de, üreticilerin patatesin kiloğramını 15-20 kuruştan tüccara vermek zorunda kaldığını hatırlattı. Niğdeli üreticinin 50 kuruşa mal ettiği patatesi 15 kuruştan verdiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Depolarda bekletilen ve mart, nisan döneminde piyasaya sürülmesi gereken patates için üreticiye stokçu muamelesi yapıldı, depolar basıldı ve zamanından önce bu ürünler piyasaya verildi. Geldiğimiz noktada piyasada patates fiyatları düşmedi.Bu tablo hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor" diye konuştu.

YERLİ NOHUT 3 TL, İTHAL 18 TL
Üreticinin 3 liraya nohut satamamasına rağmen iktidarın nohut ithal ettiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Markete gidiyorsun ithal nohutun kilosu 18 lira. Vatandaşı buna mahkum ediyorlar, ancak Niğde'de üretici nohutun kilosunu 3 liradan satamıyor. Aynı durum ayçiçekte de var. Kuruyemiş olarak tükettiğimiz ayçekirdeğinin kilosunu yerli üretici 3 liradan satarken, bu fiyatı pahalı bulup ithal getiren iktidar, vatandaşa 20 liradan Çin çekirdeği yediriyor. Maalesef iktidar ithalatı gıda fiyatlarını düşürmek için yapmıyor. Sadece yerli üreticiye 'Sen üretme' diyerek bazı ithalatçı firmaları zengin ediyor" diye eleştirdi.
 
 

Üretici Pancarı Hayvan Yemi Yaptı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada buluştuğu pancar  üreticilerinin sorunlarını dinledi. Gürer, “Üretici, pancarı fabrikaya vermek yerine hayvan yemi olarak kullanmaya başladı. Besiciler artık küspe olarak pancardan yararlanıyor, yem fiyatı arttı. Pancardan para kazanamayan üreticiler, pancarı da hayvan yemi yaptı” dedi.
Gürer, çiftçinin fabrika ile yıllık ekim anlaşması yaptığını hatırlatarak, “Çiftçi geçen yıl taahhüt ettiği pancarı fabrikaya veremedi. Kota doldurulamayınca çiftçiye 30-40 bin lirayı bulan kota cezaları çıktı. Çiftçi perişan. Kota cezalarının kaldırılmaması halinde önümüzdeki dönemde çok sayıda üretici pancar ekimi yapamayacak” dedi. Gürer, şunları söyledi.

ÜRÜN TARLADA KALDI
“Şeker pancarı tohumunun fabrika satış fiyatı 150 lira ama daha çok verim alabilmek için üretici 350 liralık ithal tohuma yöneldi. Fabrikanın verdiği tohumun fiyatı düşük olmasına rağmen eski tohum olduğu için çiftçi kullanmak istemiyor. Tohumdan hasata girdi fiyatları da arttı. Nisan ayı ekim zamanı ama kota cezaları silinmezse pancar ekemeyecek.”
100 kilogram şeker pancarından ortalama 16 kilogram şeker elde edildiğini hatırlatan Gürer, “Fabrika çiftçinin ürününü olabildiğince düşük fiyatla almanın yolunu arıyor. Şeker pancarı ekim alanının hazırlanması, çapalanması, sulanması, ekimi, ot alımı, tarladan çekimi, çiftçi için büyük yük ve emek gerektiriyor. Eylül ayında hasadı yapılan şeker pancarının bir bölümü de tarlada kaldı” diye konuştu.

Gürer'e dert yanan üreticiler de, “Bizi ekim yapmama noktasına getirdiler. Bugüne kadarki pancar paralarını da alamadık. Kota cezaları nedeniyle mağduruz. Cezalar kaldırılmazsa, önümüzdeki dönem ekim yapamayız. Pancarı fabrikaya vermek yerine artık hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Yem fiyatları çok arttı” dediler.
 
 

İthalatı Çözüm Görüyoruz Nerede Kaldı Bizim Irklarımız

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hükümetin tarım politikasını eleştirerek, bitki tohumlarında ve hayvanlarda artık yerli ırkların kalmadığını belirterek, 'Yerli Karası' isimli büyükbaş hayvanın yerini Amerika'nın Brangusu, “sert yayla” isimli buğday tohumunun yerini, çılgın tohum diye tanıtılan glosanın aldığını, patates tohumlarının ise madalyn, agata, jeli, agriya, gibi isimlerden oluştuğunu ifade etti.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu'nda konuşmasında, Aksaray, Konya ve Niğde'de görüştüğü çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere değindi. Ömer Fethi Gürer, ithal gübre, ilaç ve tohumun yanı sıra elektrik ve mazottaki fiyat artışlarının çiftçileri kaygılandırdığını anlatan Gürer, çitçiler ve üreticilerin gelecek yıl nasıl üretim yapacaklarını kara kara düşündüğünü vurguladı.



NEREDE BİZİM YERLİ IRKLARIMIZ?
Ziyaret ettiği yerleşim birimlerindeki hayvan ırkı isimlerinden bahseden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Anadolu'muzda, Orta Anadolu Yerli Karası, az ot ve samanla beslenir ve etiyle sütüyle isteğimizi sağlardı. Trakya'nın Boz ırkı, Torosların Güney Doğu Anadolu Kırmızısı ve Doğu Anadolu Kırmızısı diye anılan büyükbaş hayvanlarımız vardı. Şimdi, Anadolu'daki büyükbaş hayvanların isimlerini sordum: Hollanda'nın Holstein'i, Belçika'nın Mavisi, İskoç'un Angusu, Hindistan'ın Brahmanı, Amerika'nın Brangusu, Fransız'ın Şarolesi ve Montofon, Limuzin, Simental adıyla büyükbaş hayvanlarımız var. Doğal olarak, bu hayvanlarımızı daha çok süt almak için, daha çok et almak için ülkemize ithal etmişiz ama bunların yerine yerli ırkları geliştirip… Bu kadar üniversitesi olan, tarımla uğraşan, bilgi ve bilimsellikle buluşmuş kişisi bulunan ülkemizde ne yazık ki dışarıyı, ithali kendimiz için çözüm gibi görüyoruz” şeklinde konuştu.

BUĞDAY TOHUMUNUN ADI BİLE YABANCI

Ülkemizin 1937 yılında 'akyayla sert' isimli buğday tohumu geliştirdiğini hatırlatan Gürer, Tarım Kredi Kooperatifinin "çılgın tohum" diye tanıttığı buğday tohumunun adının "glosa" olduğunu, bunun yanında esperia isimli tohum ekiminin yapıldığını vurguladı.

Patates isimlerine vurgu yapan Gürer, "Patatesin tohumlarının ismi ne diye baktım: Belmanda, madalyn, agata, jeli, agriya, marabel, melodi, esteralla. İyi ki Niğde Patates Enstitüsü şimdi bir denemeye başladı, onunla ilgili bir çalışma yürüyor, onun dışında yerli patates tohumumuz dahi yok” ifadelerini kullandı.
 
 

Pancar Çiftçisi Ürün Tesliminde Sorun Yaşıyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özelleştirilen şeker fabrikaların kapanma noktasına gelmesi dolayısıyla iktidarı ikaz ederek, işçilerin mağdur edildiğini, çiftçilerin ise ürünlerini götürdükleri fabrikalarda sorunlarla karşılaştığını belirtti. 
14 şeker fabrikasının satıldığını hatırlatan Gürer, “Burada çiftçilere ve işçilere verilen sözler vardı, mağdur edilmeyecekleri belirtiliyordu. Önce işçiler işinden oldu, şimdi de çiftçiler pancar hasadı yaptıktan sonra fabrikalara gittiklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi fabrikalarda çiftçilerin pancarları alınmıyor” dedi.  Kış şartlarının oluştuğu bu günlerde ürünlerini götürdükleri fabrikalarda farklı sorunlarla karışlaşan çiftçilerin, böyle giderse önümüzdeki yıl pancar ekimi yapamama durumuna gelebileceğine ifade eden Gürer, “Bu bağlamda, iktidarın konuya eğilmesini temenni ediyorum. Çünkü pancar çiftçisi yaşadığı koşullardan dolayı bizleri de arayarak büyük mağduriyet içinde olduklarını belirtiyorlar” diye konuştu.
‘Keşke yanılmış olsaydık’
Niğde Milletvekili Gürer, konuyla ilgili açıklamada ise, “Bilindiği gibi aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikası, özelleştirme kapsamında geçtiğimiz Nisan ayında satılmıştı. Satış sürecinde, Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda işçilerin ve üreticilerin sorun yaşamayacağı belirtilmişti. Ancak fabrikaların satılmasının ardından pek çok şeker fabrikasında işçiler işlerinden olurken, hasadın ardından fabrikaya şekerpancarı götüren çiftçiler de farklı sorunlarla karşılaştılar. Bazı fabrikalarda kantarın bozuk olması nedeniyle yüzlerce kamyon dolusu şeker pancarı fabrika önlerinde günlerce bekletildi. Biz özelleştirme sürecinde bu olumsuzlukların yaşanacağını öngörmüş ve uyarılarda bulunuştuk. Hatta Bor şeker fabrikasının önünde miting düzenleyerek, ‘bu fabrika özelleşirse kapanmasının da yolu açılır’ demiştik. Keşke yanılmış olsaydım ama yanılmadık” dedi. 
Çiftçi başvuracak yer bulamıyor
Çiftçi ürün tesliminde yaşadığı sorun dolayısıyla tarlada ürününü sökemediğini, fabrikaların belirlediği gün ve saatte belirlediği kadar ürün almadığını anlatan Gürer, “Kantar stoklamasında oluşacak fire ve ürün kaybını çiftçinin üstüne bırakıyor. Bu durum çiftçi için ciddî kayıp yaratıyor. Maddi kayıpların yanında söküm ve nakliyeden oluşan sorunlar çiftçiyi alternatif ürün arayışına yöneltiyor. Gelecek yıl bu nedenle pancar ekim alanları gerileyecek, süreç içinde pancar ekimi yapılmayabilir. Bu süreç NBŞ üreticilerine yarar” şeklinde konuştu. 
 
 

14 Şeker Fabrikasının Özelleştirmesine Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor

Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre "Türkşeker'in 14 fabrikasının özelleştirilmesi için ihale süreci başlatılmıştır”dedi. Aynı zamanda  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, şeker fabrikalarının  özelleştirilmesinde ihale süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüleceği ve kamuoyuna  açık sonuçlandırılacağını da duyurdu. Özelleştirme idaresi Başkanlığının bu duyuruya hem siyasisilerden hemde üreticilerden tepkiler yağıyor.
 
Başkanlık, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait bazı  fabrikaların özelleştirilmesine yönelik yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, Türkşeker'in, özelleştirmeye hazırlanmak amacıyla  2000  yılında özelleştirme kapsamına, 2008'de ise özelleştirme programına alındığı  anımsatıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun belirlediği strateji çerçevesinde  özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale  ilanı aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, bu kapsamda Afyonkarahisar,  Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için  ihale sürecinin başlatıldığına yer verildi.
Açıklamada, bu süreçte özelleştirme yapılırken söz konusu fabrikalarda  çalışanların ve pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması, fabrikalarda üretimin  devamlılığının temel ilke olarak ele alındığı ve bu konularda ihale belgelerinde  önemli düzenlemeler yapıldığı vurgulandı.
Özelleşecek Fabrikalarda Çalışanlara tanınan imkanlar ise şöyle
Edinilen bilgiye göre çalışanların haklarının korunmasına yönelik olarak, özelleşecek fabrikalarda çalışan memurlara diledikleri takdirde Türkşeker’e ait diğer  fabrikalarda çalışma, tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve  kuruluşlarına nakil olma, özelleştirilen fabrikalarda yeni yatırımcılar ile  çalışabilme gibi imkanlar sunulduğu belirtildi. Ayrıca daimi ve  geçici işçilere ise emeklilik hakkını henüz elde etmeyenler açısından Türkşeker'in diğer  fabrikalarında çalışma, ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma, özelleştirilen fabrikalarda çalışmaya devam  etmek isteyenlere Türkşeker tarafından tüm yasal hakları ödendikten sonra alıcı  ile çalışmaya devam edebilme daha sonraki dönemde emeklilik hakkını kazanmadan  önce kamuya geçmek istemeleri halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam  edilme gibi olanaklar tanındığı ifade edildi.
Mevcut durumda Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerin mevcut  kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceğine değinilen açıklamada,  alıcılara mevcut çiftçilerle asgari beş kampanya dönemi boyunca pancar üretim  sözleşmelerini devam ettirme zorunluluğu getirildiğine dikkati çekildi.  Açıklamada, bu düzenlemeyle mevcut tüm çiftçilere pancar üretim sözleşmelerini  devam ettirme imkanı sağlanacağı vurgulandı.
 Fabrikalarda üretim devamlılığı ve zorunluluğu getirildiği belirtilen  açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Özelleştirme modeli çerçevesinde temel hedeflerden birisi de  fabrikaların pancardan şeker üretimi faaliyete devam etmelerinin sağlanmasıdır.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere yatırımcıların üretim faaliyetlerini devam  ettirmeleri yönünde şartlar öngörülmüştür.
Şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale  dışında tutulmuştur. Şeker fabrikalarının üretim faaliyetleri için gerekli  olmayan taşınmazları ihale kapsamı dışında tutulmaktadır.
İhale süreçleri tamamen her aşamasında kamuoyunu bilgilendirilerek  şeffaf bir şekilde yürütülecek ve nihai aşamada özelleştirme ihaleleri tüm teklif  verenlerin katılımı ile kamuoyuna açık bir şekilde sonuçlandırılacaktır.
Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerine katılımın arttırılması  ve rekabetin tesis edilebilmesi amacıyla yerel yatırımcılar, kooperatifler ve  diğer paydaşların tek tek veya bir araya gelerek teklif verebilmelerini teminen  ihaleye katılım için geçici teminatların düşük seviyede tutulması da dahil olmak  üzere ihale belgelerinde bu çerçevede kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır."
Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın özelleştirmesi hem siyasilerden hem üreticilerden tepkileri üstüne çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılmasını sert bir üslupla eleştirdi. Özelleştirmedeki amacın, şekerpancarı üretimini sonlandırarak, sağlığa zararlı olan nişasta bazlı şeker ithalatının önünü açmak olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye’ye geçmiş olsun. 2008 yılından beri özelleştirme kapsamında olan fabrikalara düzenli bakım yapılmadı, modernize edilmedi, çoğu fabrika satılsa da sözde çalıştırılacak. 2019 seçim süreci dikkate alınıp 5 yıl durum idare edilecek, sonrası bu fabrikalar kapanacak, pazar nişasta bazlı şekere teslim edilecek, gidiş bu yönde” dedi.
Türkiye Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla birlikte, sürecin bu noktaya geleceğinin önceden görüldüğünü belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türk Şeker Fabrikaları A.Ş’ye (Türkşeker) ait, aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilerek satılması için ihale sürecinin başlatılmasına tepki gösterdi. 
Hükümetin, Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın satışı için resmen düğmene bastığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu fabrikaların özelleştirilmesinin ardından yaşanabilecek olumsuzlukları değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üreticilerinin, fabrika çalışanlarının ve hatta bir bütün olarak tüm vatandaşların, bu durumdan olumsuz etkileneceğini söyledi. Çiftçi, işçi, esnaf, şoför yaygın bir kesim bu süreçte mağdur olacak diyen Gürer, “Tütünden sonra pancar da sona doğru götürülüyor” diye konuştu.
Fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üretiminin durma noktasına geleceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün on binlerce şekerpancarı üreticisi, fabrikaların özelleştirilerek satışının ardından büyük sorunlar yaşayacak. Kota sorunu nedeniyle zaten sıkıntılı bir sürecin içinde olan şekerpancarı üreticileri, fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte belki de üretimi durdurmak zorunda kalacak” şeklinde konuştu.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanan 14 şeker fabrikasının satışının gerçekleşmesinin ardından, bu fabrikalarda memur, işçi, geçici işçi, taşeron işçi olarak çalışanların durumunun da netlik kazanmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Çalışanlara yeni yatırımcılarla çalışma imkânı verileceği belirtiliyor. Ya da özelleştirme kapsamında olmayan şeker fabrikalarında çalışabilecekleri ifade ediliyor. Görünen o ki, şeker fabrikası çalışanlarını da sıkıntılı bir süreç bekliyor” açıklamasını yaptı.
Şekerpancarının stratejik bir ürün olduğuna değinen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fabrikaların özelleştirilmesiyle oluşacak en önemli sorunlardan birinin ise şekerpancarı üretiminin sonlandırılması ve nişasta bazlı şeker ithalatının önünün açılması olacağını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Bilindiği gibi nişasta bazlı şeker ve bu tür şeker takviyesiyle üretilen ürünler, sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’ye şimdiden geçmiş olsun” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Niğde Millet Vekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin, şekerpancarı üreticileri, çiftçiler ve tüm vatandaşları olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, “Ülkemizin değerleri, özelleştirme kapsamında bir bir satılıyor ve yok oluyor. Üretim açısından onbinlerce çiftçinin, emek açısından binlerce çalışanın ve sağlık açısından tüm vatandaşların olumsuz etkileneceği biline biline, hangi amaç uğruna bu satış gerçekleştiriliyor? AKP hükümeti 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdi. İşsizlik hat safhaya ulaştı. Özelleştirme adı altında, ülkemizin tüm değerleri bir bir yok oldu” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 

Türkiye'nin Tek Çıkışı Tarım ve Hayvancılıkta Saniyeleşme

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikaları eleştirdi, çözüm önerilerini sundu. Ömer Fethi Gürer, “Türkiye, tarım ve hayvancılıkta sanayileşirse geleceğini kurtarır” dedi. Gürer çiftçi ve besicilerle görüştü. Tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunlara değindi. Et, süt ile yaşanan sıkıntılar yanında çiftçi sorunlarının katladığını ifade etti. ÇKS ve Tarsim dışı olan çiftçilerinde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kuraklık ve don riski ile 2018 yılında sorunların artabileceğini ifade eden Gürer yerel ve yerli olan ürün ve hayvan ile sorunların çözüleceğini ifade etti.
Hayvancılığın gelişimi için girdi fiyatlarının düşmesi gerektiğini söyleyen Gürer, yem sorunun da önemine değindi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında toprakların yüzde 56’sının mera alanı iken bugün bu oranın yüzde 14’ler seviyesine indiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Mera alanları korunmalı, ıslah edilmeli, Mera alanlarının yetersiz olması nedeniyle besiciler yılın 12 ayı, hayvanları kapalı alanda beslemek zorunda kalıyor. Sürekli hazır yem tüketiliyor. Yem fiyatları arttıkça maliyet katlıyor. Verimli mera alanlarımızı yok ede ede bu duruma geldik. Mera alanları başka amaçlar için tahsis edilmiş ya da ıslah edilmediği için yok olma noktasına gelmiş, böyle olunca 12 ay boyunca yem tüketilmesi hayvancılığın yapılmasını zora sokuyor” şeklinde konuştu.
Gürer Hükümetin sürekli bir tarım politikası olmadığını, bakan değiştikte arayışın değiştiğini, sorunların AKP hükümetinde zirve yaptığını belirtip, ”Sapı kısa buğday ekip daha çok verim almak isterken samansız kaldık. Her alanda plansızlık almış başını gidiyor. Hesapsız kitapsız işler yapılıyor, kısa saplı buğdayın yaratacağı saman açığı düşünülmemiş, böyle ekim yapıldığı için Türkiye’nin samanı bile ithal eder duruma geldi, tarımda hayvancılıkta ciddi sorun yaşıyoruz. Et sorun, süt sorun, ürün sorun. Tohum ithal, ilaç ithal, gübre ithal, et ithal, saman ithal. Türkiye’nin tarımda hayvancılıkta stratejik olarak hangi noktada olması konusunda kafaların netleşmesi lazım. Serbest piyasa ekonomisiyle birlikte daha büyük çiftliklerin önü açıldı. Yabancıların da bu alanda yer almasından sonra çözümü burada aradık. Oysa Türkiye gibi nüfusu 80 milyona dayanmış bir ülkede bizim köylerimizi ayağa kaldırmamız gerekiyor. Köyler bu sebeplerden dolayı boşaldı. Eğer bizler aile tipi işletmelere dönersek hayvancılığı ve aile tipini de geliştirirsek bu ülkenin sorunlarını çözer ithal etmez ihraç ederiz. Tarımda yurtdışına ihracat yapıldığı söyleniyor ama buğdayı ithal ediyoruz. İthal edilen buğdayı işleyip un haline getirdikten sonra unu ihraç ettiğimizi söylüyorlar. Bu anlamda üretmez iseniz yok olursunuz” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Köylerimiz şehir olsun dediler su deposuna varıncaya kadar taş döşediler parke yaptılar. İyi güzelde köyde yaşam bitiyor önce köyde yaşayanı köyde kalması için teşvik lazımdı. Gençlerimiz çiftçilik ve hayvancılığa özendirilmeli idi. Köylerimizde nerede ise elinde bastonu olanlardan başka kimse kalmadı. Köy okulları boşaldı. Tarım yapılabilecek alanlarda besicilik yapılacak alanlarda o desteği sağlamazsanız teşvikleri doğru kişilere vermezseniz kâğıt üzerindeki planları yaşama gerçekçi biçimde aktaramazsınız. Bundan sonra da dışa muhtaç hale gelirsiniz” açıklamasında bulundu.
 
 
 

Nişasta Bazlı Şeker Kansere mi Neden Oluyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Şeker Kurumunun kapatılmasının, şeker pancarının ve şeker fabrikalarının sonu olacağını belirterek, nişasta bazlı şekerin tehlikelerine vurgu yaptı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Ğürer’in sözlü soru önergelerine Meclis Genel Kurulu’nda yanıt verdi. Ömer Fethi Gürer’in, Şeker üreten şirketlerin denetimi, Şeker Enstitüsü bütçesi ve yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar, Şeker Kurumunun idari giderleri,  Şeker fabrikalarının personel ihtiyacı ve üretim maliyetinin düşürülmesine yönelik çalışmalarıyla ilgili sorularını yanıtlayan Bakan Faruk Özlü, Şeker Kurumunun, Bakanlar Kurulunca, 24/12/2017 tarihli ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 696 sayılı KHK'yle kapatıldığını hatırlattı.
KOTALARIN TESPİTİNİ TARIM BAKANLIĞI YAPACAK
Şeker Kurumuna ve Şeker Kuruluna yapılmış olan atıfların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılmış sayıldığını belirten Bakan Faruk Özlü, “ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bundan böyle kotaların tespiti, denetim, iç fiyat, arz-talep dengesi ve spekülatif etkileri dikkate alarak şeker ticaretine ilişkin kuralları belirleyecek. Dolayısıyla Bakanlığımızın, Şeker Kurumuyla herhangi bir ilişkisi kalmamıştır” dedi. 
YÜKSEK YOĞUNLUKLU TATLANDIRICILARI ŞEKER KURUMU DENETLEDİ
C şekerini Kurul kararı dışında iç piyasada satan veya bedelsiz devredenler hakkında birinci fıkrada öngörülen cezalar uygulanır." hükmüne istinaden gerekli idari para cezalarının uygulandığını kaydeden Bakan Faruk Özlü, “Ancak, Kabahatler Kanunu'na göre, idari para cezalarının tahsil edilebilmesi için bunların kesinleşmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların nihai tüketiciye ulaşmalarına kadarki süreç, mülga Şeker Kurumunca yakinen takip edilerek ithalatla ilgili uygunluk belgeleri de yine bu minvalde verilmiştir” şeklinde konuştu. 
ŞEKER ÜRETEN ŞİRKETLERİN KOTA DIŞI SATIŞI
Bakan Faruk Özlü, “Bu arada, şeker üreten şirketlerin kota dışı satış veya başka ürün adıyla satış yapıp yapmadıkları ve ilgili mevzuata göre pancar temin edip etmediklerinin denetimi, mülga Şeker Kurumu bünyesinde oluşturulan İzleme Ve Denetleme Grup Başkanlığınca yürütülmüştür. Bahse konu denetim faaliyetlerinde Şeker Kurumu personelinin -ki bunlar 52 kişidir- neredeyse tamamı görev almıştır” açıklamasında bulundu. 
NİŞASTA BAZLI ŞEKER KOTASI
AB ülkelerinde yüzde 5 olan nişasta bazlı şeker kotasının ülkemizde Bakanlar Kurulu kararıyla neden artırıldığı yönündeki soruya da yanıt veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Esasen ülkelerarası karşılaştırma yapılırken verilerin aynı temelde olması önemlidir. Avrupa Birliği nişasta bazlı şeker türlerinin toplamı için değil sadece nişasta bazlı şekerin bir türü olan izoglikoz için kuru madde bazında kota tahsis etmektedir. Türkiye'de ise glikoz, izoglikoz ve kristal fruktoz dâhil tüm nişasta bazlı şeker türleri için kota tahsis edilmektedir.
Ayrıca, mülga 4634 sayılı Şeker Kanunu bu şeker türlerini kanun kapsamına dâhil ederek ülke toplam kotasından alacağı payı belirli bir seviyede sınırlamıştır. Kanunla yeni nişasta bazlı şeker fabrikası kurulması için Şeker Kurumundan kota temini zorunluluğu getirilmiştir. Ancak Şeker Kurumu görüşünün icrai bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bakanlar Kurulunun yasal artırım oranı ile kurum görüşü arasında farklılıklar olabilmektedir. Zaten Bakanlar Kurulumuz nişasta bazlı şeker kotalarına her yıl ihtiyaçlar çerçevesinde değişen oranlarda artırmasına karşın nişasta bazlı şekerin pazar payı yükselmemiş tam tersine azalmıştır” dedi. 
GÜRER: ŞEKER KURUMUNUN ORTADAN KALDIRILMASI BÜYÜK RİSK
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise Bakan Faruk Özlü’nün yanıtlarının tatmin edici olmadığını belirtti. Şeker Kurumunun ortadan kaldırılmasının büyük bir risk olduğunu anlatan Ömer Fethi Gürer, “OHAL kapsamında kanun hükmünde kararnameyle Şeker Kurumu kaldırıldı. 2004 yılında çıkarılan bir yasayla bu kurumda düzenleme yapılıyordu ancak Anayasa Mahkemesi ve Danıştay bunu iptal etmişti çünkü Şeker Kurumu piyasa düzenleyicisiydi” dedi. 
Şeker Kurumunun ortadan kalktığı için Bakanlığın ne kadar konuyu denetleyeceği ve takip edeceğinin şüpheli olduğuna değinen Ömer Fethi Gürer, “Nişasta bazlı şekerin ülkemizde yaygınlaşmasının önünü açan, aynı zamanda yoğun tatlandırıcıların da ülkemize girmesine neden olacak bu uygulamadan vazgeçilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu şeker pancarının ve şeker fabrikalarının sonu olur” diye konuştu.
ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAKİ FABRİKALAR DÖKÜLÜYOR
Şeker fabrikalarında çalışan mevsimlik işçilerin kadroya alınmadığını, fabrikalara hiç bakım yapılmadığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Özelleştirme kapsamında olan fabrikalar dökülüyor. Bu anlamda, şeker fabrikaları fabrika üreten fabrikalardı. Hükûmetin şeker fabrikalarını bir an önce revizyona yapıp, bakımlarını yapıp verimli kılmasını da öneriyorum çünkü çok arıza yapıyor, büyük risk var. Bu anlamda yapılacak çalışmaların Hükûmet tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor. Şeker pancarı çiftçisinin korunması, şeker fabrikasında çalışan işçilerin de kadroya alınmasını ayrıca talep ediyorum” şeklinde konuştu. 
NİŞASTA BAZLI ŞEKER KANSERE NEDEN OLUYOR
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üye atanmadığı için 2 yıldır Şeker Kurumu’nun faaliyetlerine devam edemediğini ve bu nedenle nişasta bazlı şekerin Türkiye pazarındaki payının yüzde 17 oranında arttığını belirterek, “Nişasta bazlı şeker ve yoğun tatlandırıcıların kansere neden olduğu  yönünde bilim adamlarının iddiaları var. Bu konu ciddi olarak incelenmelidir” dedi.
​ 
 
 

Çiftçi İcralık

CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım kredi kooperatiflerine borçlarını ödeyemeyen çiftçi sayısının 6 bin 609 olduğunu açıkladı.
Çiftçilerin uygulanan yanlış politikalar yüzünden yaşayamaz duruma geldiğini ifade eden Gürer, ‘Bu rakamlar tarımın bitirildiğinin kanıtıdır’ dedi.
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına; borçlu çiftçiler ve ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayılarıyla ilgili iki ayrı soru önergesi yöneltti. Ömer Fethi Gürer, önergesinde, “Tarım Kredi Kooperatifi tarafından kredi alarak ödeyemediği için takipte olan çiftçi sayısı kaçtır? Takipteki çiftçilere uygulanan faiz nedir? Vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye genelinde vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı 6 bin 609 olduğunu açıkladı. Tarım Kredi Kooperatiflerince, icra takibinde olan ortaklar da dâhil olmak üzere, Kooperatiflere vadesi geçen borçlarını ödeme istek ve gayreti içerisinde olan ortaklarına, borçlarını ödeyebilmelerini teminen ödemede kolaylığı sağlandığını belirten Bakan Fakıbaba, “Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranları da önemli seviyede artmıştır. Türkiye genelinde kredi geri dönüş oranı 2002 yılında % 71 iken, 2016 yılında % 97,3'eyükselmiştir” dedi.