Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Gıda Fiyat Endeksi 6 yılın zirvesini gördü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nden (FAO) yapılan açıklamaya göre, uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan 5 ana gıda maddesinin fiyatlarının ve ticaretinin takibiyle ölçülen Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 2,5 artarak 181,7 puana ulaştı. Bu yükselişte bitkisel yağ fiyatlarındaki artış etkili oldu.

Bu değerle Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2014'ten bu yanaki en yüksek seviyesine çıktı.

Endeks, 2019 genelinde bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artış göstererek 171,5 puan seviyesine geldi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 9,4 artarken, Şeker Fiyat Endeksi yüzde 4,8 yükseldi.

Süt Fiyat Endeksi söz konusu dönemde aylık yüzde 3,3, Tahıl Fiyat Endeksi yüzde 1,4 artış kaydetti. Et Fiyat Endeksi ise değişim göstermedi.
 

Dünyada ve Ülkemizde Orman Kooperatifçiliği

Ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan paha biçilemez faydalar sağlayan orman, yaşamın devamı ve giderek artan nüfusun beslenmesi için tarım alanları ile birlikte mutlak ihtiyaç duyulan önemli bir doğal kaynaktır. Fakat küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi tehditler kaynaklarımızı ve ormanlarımızı yok etmektedir. Dünyanın geleceğine ilişkin artan bu ciddi endişeler, uluslararası örgütlerin özellikle de Birleşmiş Milletlerin öncelikli konusu haline gelmiştir. Bu konuda farkındalığı arttırabilmek için 2011 yılını Dünya Orman Yılı, 2012 yılını ise Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak ilan etmiştir. Dünyada kooperatifçilik hareketi, kalkınmanın merkezinde insan ve çevre unsurunun birlikte ele alınmasını bir kooperatifçilik değeri olarak kabul ettiği için BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili faaliyetlerinde kooperatifler çok etkindir ve yeşil ekonominin en dinamik kuruluşlarıdır. Bu nedenle BM’nin FAO gibi ilgili kuruluşları kooperatiflerle birlikte ekonomik ve sosyal amaçlı uluslararası projeler yürütmektedir.

Ormancılık alanında Dünya çapındaki örgütlenmeye baktığımızda, bölgesel yapılanmaların öne çıktığını görüyoruz. Bunlar kendi coğrafi bölgelerindeki ülkelerde tarım ve orman konusunda multidisipliner bir yaklaşımla bilgi, tecrübe ve fikir alışverişinde bulunmayı amaçlayan uluslararası örgütlerdir. Örnek olarak; Akdeniz bölgesinde Uluslararası Akdeniz Ormanları Derneği (AIMF), Güney Amerika’da Tropikal Tarımsal Araştırma ve Yüksek Öğrenim Merkezi (CATIE) ve Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın birlikte kurdukları Ilıman Tarımsal Ormancılık Derneği (AFTA) verilebilir. Bu örgütlerde dikkat çeken önemli bir ortak kelime bulunmaktadır. Tarım ve orman kelimelerini orman tarımı (agroforesty) şeklinde bir arada kullanmaktadır. Tarımsal ormancılık ifadesi, ormanlar ile tarımsal (bitkisel ve hayvansal) üretimin birleştirilmesiyle ortaya çıkan biyolojik etkileşimlerden faydalanmayı optimize etmek amacıyla etkin bir arazi yönetim sistemi olarak tanımlanmaktadırlar. Kuzey Amerika’daki Derneğin sembolünde bu durum güzel bir şekilde vurgulamaktadır.

Dünya çapındaki uluslararası bu yapılanmanın ormancılık kooperatifleri için de aynı olduğu ve tarımla beraber ele alındığı görülmektedir. Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) altında bulunan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü (ICAO) çatısı altında tarım kooperatifleri ile birlikte yer almaktadır. Bu genel yaklaşıma karşın, ormancılığın maden işçiliği kadar tehlikeli ve zor bir iş olarak kabul edilmesi nedeniyle her ülke kendine özel politikalar uygulamaktadır. Bu durum ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Özellikle mülkiyet durumuna göre kimi ülkelerde orman sahipleri, kimisinde ise orman köylüleri kooperatifleşmektedir.

Başta Avrupa olmak üzere, Amerika, Brezilya, Kanada, Hindistan, Kore ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde orman sahiplerinin kurduğu kooperatifler yaygındır. Ülkenin tarihsel mülkiyet geçmişinden gelen haklar nedeniyle özel orman işletmesi olan kişiler bu kooperatiflerin ortağı olmaktadır. Bu kooperatifler, ormancılık faaliyetlerinin yanı sıra aynı zamanda bir tarım kooperatifi olarak hareket etmektedirler. Örneğin; Avrupa Orman Sahipleri Konfederasyonu (CEPF), Avrupa'daki orman alanının yaklaşık % 60'ına sahip özel bireylerin, ailelerin ve kooperatiflerin üst örgütüdür. Avrupa'da aile ormancılığını temsil eden CEPF, sürdürülebilir orman yönetimini ve sektörünün ekonomik uygulanabilirliğini desteklemektedir. Konfederasyonun en önemli üyeleri bölgesel bazda kurulmuş orman kooperatifleridir.

Birçok ülkede kamuya ait ormanlarda çalışan orman köylülerinin kurduğu kooperatifler bulunmaktadır. Bu kooperatifler devlete ait ormanlarda yaşayan ve buralarda ormanlarda çalışan köylülerin oluşturdukları, işçilik hizmeti veren emek kooperatifleridir. Bunlarda aslında birer tarımsal kooperatif olarak kabul edilmektedirler. Dünyada orman çiftçiliği kooperatifleri olarak anılan bu tür kooperatiflere ABD, Çin ve Asya ülkelerinden örnekler verebiliriz. Ülkemiz bu tip orman kooperatifleri için verilebilecek en başarılı örneklerden biridir.

Türkiye çapında, ormancılık faaliyetlerinin büyük bir bölümü kooperatiflerce gerçekleştirilmektedir. Ülkemizdeki 8.000 tarımsal kalkınma kooperatifinin yarıya yakını orman köylerinde kurulmuştur. Bu kooperatiflerden yaklaşık 2.500 tanesi Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (OR-KOOP) altında birleşmişlerdir. Ortağı olan orman köylüsünün milli gelirden hakça pay alması, sosyal ve ekonomik olarak refahının artması amacıyla 1997 yılında kurulan ORKOOP, bir emek kooperatifidir. Türkiye ormanlarının ulusal çıkarlar doğrultusunda geliştirilmesi ve işletilmesine destek vererek ormancılık gelirlerinin artırılması için aşağıda belirtilen çalışmaları yürütmektedir.

Ülkemizde gerek hazine arazilerinde ve gerekse orman rejimine giren alanlarda birim fiyat usulüne göre gerçekleştirilen ağaçlandırma faaliyetlerinin yaklaşık %70'i ORKOOP’a bağlı kooperatifler tarafından yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, kırsal nüfus istihdamında ve kalkınmasında büyük önemi olan Odun Dışı Orman Ürünleri olarak adlandırılan yabanıl organikler ürünlerin pazarlanması ve ekolojik turizm hizmetlerinin verilmesi konularında da faaliyetlerde bulunulmaktadır. Orman köylülerinin orman işçisi olarak sosyal güvenceye kavuşmaları doğrultusunda çalışmalar yürütmektedir. Kendi içinde oluşturduğu fon ile orman yangınları ve kazalar sonucu ortaklarının karşılaştıkları can ve mal kayıplarına ile ilgili karşılıksız maddi destek vermektedir. Ayrıca; ortaklarına ormancılık, kooperatifçilik ve çevre koruma konularda mesleki gelişim eğitimleri vermektedir.

Bütün bu çalışmalar içinde belki de en dikkate çekici olanı, mesleki yeterlilik ve belgelendirme faaliyetleridir. Dünyada yeşil ekonomi kavramının ön plana çıkmasıyla son yıllarda ormancılıkta mesleki standartlar ile ilgili yeterlilik belgeleri giderek önem kazanmaya başlamıştır. Bu kapsamda eğitim verme ve uluslararası geçerliliğe sahip belge düzenleme konusunda ORKOOP resmi olarak yetki almıştır. Bu belgeye sahip olan orman köylülerimiz Dünyanın her yerinde özellikle de Kuzey Avrupa’da yüksek gelirli işler bulabilmektedirler.

ORKOOP, Dünya kooperatifçilik hareketindeki en üst kuruluşlarla başarı ilişkilerde bulunmaktadır. Ülkemizin uluslararası temsilinde onur verici etkinlikler gerçekleştiren ORKOOP, üyesi olduğu Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) kapsamında, özellikle idari boyutta önemli faaliyetler sürdürmektedir. Genel Başkan Cafer Yüksel, 2009 yılından beri ICA’nın sektör örgütü olan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü’nün (ICAO) yönetim kurulu üyesidir. Eğitim, Araştırma ve Dış İlişkiler Koordinatörü Ünal Örnek ise; 2017-2021 yılları arasında ICA’nın en büyük kıta örgütü olan Cooperative Europe’un yönetim kuruluna seçilmiştir. Dünya Çiftçi Örgütünün (WFO) çalışmalarına ICAO yönetimi adına katılmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin kooperatiflerinin üst örgütü olan COGECA ile de kooperatifçilik alanında işbirliği içinde çalışmaktadır. FAO’daki çalışmalara da destek vermektedir.

Ülkemiz bulunduğumuz coğrafyada önemli bir orman varlığına sahiptir. Orman alanlarımızın yarıdan fazlası verimli ve ekonomik olarak sınıflandırılmaktadır. Biyolojik çeşitlilik yönüyle % 95’ i doğal orman vasfında olan ormanlarımızda zengin bir yaban hayatını sürdürmektedir. Bir çok hayvan türünün yanı sıra ormanlarımızın % 33’ü tıbbi ve aromatik bitkilerden oluşmakta ve çoğu endemik 9000’den fazla bitki türü bulunmaktadır. Bu özellikleriyle ormanlarımızın Avrupa ve Orta Asya’da ciddi bir potansiyele sahiptir.

Bu zenginlik orman köylüsünün emeği hatta kanı ile elde edilmektedir. Çetin şartlar altında ve can güvenliği riskiyle çalışan orman köylüsünün refah düzeyi ülke ortalamasının altındadır. Geçim için küçük birkaç tarım alanı ve birkaç hayvanı dışında varlığı olmayan bu insanlar, eğitim, sağlık, altyapı hizmetlerinden ve modern yaşamın nimetlerinden uzakta tam bir mahrumiyet hayatı yaşamaktadırlar. Milli gelirden en az pay alan bu grup, toplam nüfusun yaklaşık % 9'unu oluşturmaktadır. Ülkemizde 21.500 orman köyünde 7,2 milyon orman köylüsü bulunmaktadır. Bakanlığımızın orman teşkilatı tarafından devlete ait ormanlarımız işletilirken sahadaki iş ortağı ve temel işgücünü kaynağı orman köylüleridir. Bu insanların ve ormanların korunması, geliştirilmesi ve kalkındırılması devletimizin temel görevlerinden biridir.

Dünyanın doğal dengesinin korunması ve sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilebilmesi, tarım ve orman sektörlerinde uygulanacak bütüncül politikalar ile sağlanabilecektir. Bu açıdan tarım ve orman gibi iki büyük bakanlığın güçlerini birleştirerek dev bir bakanlık haline gelmesi, biriken sorunların tek elden çözümü için büyük fırsat yaratmıştır. Ormanlarımızdaki zenginliği öncelikle orman köylüsünün ve bütün halkımızın refahı için kullanmak, doğal kaynaklarımızı korumak ve özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaklaşımlara benzer şekilde geliştirmek için, tarımsal ormancılık (agroforesty), aile ormanı çiftçiliği (family forestry farming) ve kooperatifçilik gibi kavramlar üzerinde durmalıyız. Tarımsal üretimin, ormancılık ile bütüncül olarak ele alan politikaların uygulanmasında devletin yanında yine kooperatiflerimiz olacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi

 

Örgütlü Soğuk Süt Primine Bakan Fakıbaba'dan Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve FAO işbirliğinde yürütülen “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi”nde bir konuşma yaparak üreticiye süt konusunda müjde verdi.
Bakan Fakıbaba konuşmasında Başbakanımız Binali Yıldırım beyle görüştüm önümüzdeki günlerde  sıcak süte 5 kuruş  soğuk süte 10 kuruş örgütlü soğuk süte ise 12 kuruş prim verileceğini söyledi.
 
 

Tropikal Meyveler Gıda Ticaretinin Yeni Yıldızı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu meyvelerin ticaret hacminin yıl sonunda geçen yıla göre miktar bazında yüzde 5,2 artarak 7 milyon tona ulaşacağını, değer bazında ise 10 milyar doları bulacağını öngördü. FAO'nun Gıda Görünümü raporundan derlenen bilgilere göre, mango, ananas, avokado ve papaya gibi taze tropikal meyveler, ticari anlaşmalar ve ulaşımdaki gelişmelerle tüketici tercihlerindeki değişim sayesinde uluslararası gıda ticaretinde hızlı bir büyüme gösterdi.
Raporda, tropikal meyvelerin tarımsal gıda ürünleri arasında en değerli kalemi oluşturduğu ifade edildi. Tropikal meyvelerin Türkiye'nin gıda ticaretindeki varlığı da son yıllarda artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu meyvelerde dış ticaret hacmi 2012 yılında 5 milyon 991 bin 30 dolarlık kısmı ithalat, 33 bin 553 dolarlık kısmı ihracat olmak üzere 6 milyon 24 bin 583 dolar olarak kayıtlara geçti. Dış ticaret hacmi, geçen yıl 2012'ye göre yaklaşık yüzde 20 artışla 7 milyon 226 bin 669 dolara ulaştı. Antalya'da 24 çeşit tropikal meyve yetiştiriliyor.
Alanya'dan Adana'ya kadar uzanan kıyı şeridinin iklimi ve toprağı; muz, papaya, pitahaya, avokado ve kivi yetişmesine imkan sağlıyor. Üreticiler, teşviklerle bu alanda ihracatın artabileceğine dikkat çekiyor.
 
 

FAO-Türkiye Ortaklık Programı Gerçekleşti

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Avrupa ve Orta Asya'dan sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Vladimir Rakhmanin, Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu belirterek, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." dedi.

FAO-Türkiye Ortaklık Programı'nın (FTPP) ikinci aşamasının ulusal tanıtım toplantısı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın katılımıyla CerModern'de gerçekleştirildi.

Rakhmanin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bölgede gıda güvenliğini ve tarımsal kalkınmayı desteklediğini söyledi.

FAO ve Türkiye'nin, Ortaklık Programı'nın ikinci aşaması konusunda gerekli müzakereleri yürüttükten sonra bir anlaşmaya vardığını ifade eden Rakhmanin, "Hedefimiz bu aşamada Türkiye'nin deneyimini bölgedeki ülkelerle paylaşmak ve katılımcı ülkeler arasındaki mevcut olan uluslararası iş birliğini geliştirmek." diye konuştu.

Rakhmanin, söz konusu programın ilk aşamasının başarılı bir şekilde tamamlandığını kaydederek, bu kapsamda toplam 28 projenin uygulandığı ve bunların 10 milyon dolarlık bir bütçesi bulunduğu bilgisini verdi.

Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu vurgulayan Rakhmanin, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." ifadelerini kullandı.

Rakhmanin, 2020'ye kadar sürecek programa büyük önem verdiklerinin altını çizerek, "İnanıyoruz ki mevcut iş birliğimizi geliştirecek bir çalışma olacak. Açlığa karşı mücadelemizi birlikte yürüteceğiz. Gıda güvenliğini arttırırken özellikle de iklim değişiminin yaşandığı şu dönemde sürdürülebilir tarımsal kalkınmayı artırmış, doğal kaynakaların sürüdürülebilir kullanımını geliştirmiş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye, Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı çaba gösteriyor"

Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı bir çaba gösterdiğini belirten Rakhmanin, FAO'nun Türkiye ile yakın iş birliği içerisinde Suriyeli mültecileri desteklemek konusunda tarım alanında çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı.

Rakhmanin, FAO'nun 2018'de Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte Birleşmiş Milletler Küresel Göç grubunun eş başkanlığını yürüteceğine dikkati çekti. Gelecek yıl Türkiye'nin FAO üyesi olmasının 70. yıl dönümünü kutlayacaklarını söyleyen Rakhmanin, bunun Türkiye'nin dünyadaki gıda güvenliğine ne kadar katkı sunduğunu hatırlamak için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdi.

Konuşmaların ardından Rakhmanin ve Fakıbaba program kapsamında açılan fotoğraf sergisini gezdi.

Söz konusu program, Orta Asya ve Kafkaslar'daki ülkelerde gıda güvenliğini sağlamaya ve kırsal yoksullukla mücadeleye odaklanıyor.

Türkiye, 2006'da başlayan ve 5 yıllık bir dönem için 28 projeyi kapsayan programa 10 milyon dolar katkıda bulunmuştu. Programın ikinci aşaması için Türkiye 20 milyon dolarlık daha katkı sunmayı taahhüt etmiş, böylece Türkiye'nin toplam katkısı 30 milyon dolara yükselmişti.

Tarımsal Kalkınmada BM ile İşbirliği

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Türkiye arasında geçtiğimiz günlerde onaylanan beş yıllık işbirliği anlaşmasının önemli noktalarını gıda güvenliği, beslenme, gıda güvenilirliği ve doğal kaynakların yönetimi oluşturuyor.
 
2016-2020 dönemini kapsayan FAOnun Türkiye için yeni Ülke Programlama Çerçevesi (CPF) gıda ve beslenme güvenliği, gıda güvenilirliği, balıkçılık da dahil olmak üzere doğal kaynakların ve ormanların sürdürülebilir yönetimi ve kamu ile özel sektörlerin kurumsal kapasite geliştirme konularını odağa alıyor. 
 
Anlaşma ile yürütülecek faaliyetler, uluslararası olarak kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini yansıtarak, tarım ve kırsal kalkınmaya dair ulusal politika belgelerine Türkiyenin bu Hedefleri dahil etmesine yardımcı oluyor.
 
FAO Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Yuriko Shoji Ülke Programlama Çerçevesinin uygulanması sürdürülebilir tarımsal kalkınma ve gıda güvenliğine dair Türkiye Hükümeti ile gelecekteki işbirliğini garanti altına alacak. Organizasyon gıda güvenliği, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanlarda genel politika tavsiyesi ve teknik yardım sağlayacak. dedi.
 
Çerçevenin birinci öncelik alanında tarımsal altyapıyı güçlendirerek tarımsal ürünlerin verimli kullanımı, değer katma ve işleme alanlarında kapasite geliştirmek, kadınlar da dahil olmak üzere kırsaldaki insanların yaşam koşullarını iyileştirerek gıda güvenliğini ve tarımsal gelişmeyi teminat altına almak yer alıyor. Gıda güvenilirliği bu öncelik alanının önemli bir boyutunu oluşturuyor. 
 
İkinci öncelik alanını ise ormanları, arazi, toprak ve balıkçılığı kapsayan doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi oluşturuyor. Bu öncelik; iklim değişikliğine uyum ve azaltım ilkelerini ormancılık ve tarım sektörlerinde kullanılmasını ve geçim kaynaklarını doğal felaketler ve krizler karşısında daha dirençli hale getirmeyi de içeriyor. FAO iklim dostu tarım üretim sistemlerini teşvik ediyor.
 
Anlaşmada üçüncü öncelik alanı ise tarımsal ve ormancılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlarda kapasitenin güçlendirilmesi ve bu kurumların daha iyi hizmet verebilmesi. Çerçeve; tarım ve ormancılıkta kadınların ve gençlerin güçlendirilmesini teşvik ediyor, kırsal alanda yürütülecek sosyal politikaların mevcut sosyal koruma programlarına eklenmesi hedefleniyor. Başta doğal kaynak yönetimi olmak üzere hükümet kurumları, hükümet dışı kuruluşlar ve özel sektör arasında işbirliği ve koordinasyon bu doğrultuda teşvik edilecek.
 
FAO-Türkiye Ülke Programlama Çerçevesi; ilgili bakanlıklar ve ulusal kurumların yanı sıra kalkınma ortaklarıyla işbirliği içinde katılımcı bir süreç sonucunda geliştirildi. Çerçevenin ana ortaklığını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlığı oluşturuyor.
 
Anlaşmada özetlenen faaliyetler beş yıllık zaman için 28 milyon doları tutarında bir bütçe gerektiriyor. Bunun yaklaşık 12 milyon doları mevcutken, geri kalan kısmın FAO-Türkiye Ortaklık Programı ve FAO-Türkiye Ormancılık Ortaklık Programı da dahil olmak üzere yerli ve dış kaynaklardan karşılanması gerekiyor.

Açlık Krizi Yeniden Geliyor!

Yıllardır sarf edilen çaba tersine dönüyor, dünyada açlık tekrar artıyor. 2 yılda bir yapılan, bu yıl 3-8 Temmuz tarihlerinde Roma’da düzenlenen konferansta üye ülkelere seslenen FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) Genel Direktörü José Graziano da Silva, dünyadaki aç insan sayısının 2015 yılından bu yana artmakta olduğunu söyledi.

J. Graziano da Silva, açlık çeken insanların %60’ının iklim değişimi ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşadığının altını çizdi. FAO şu anda uzun süredir kriz durumunda olan, kuraklık ve sel gibi aşırı iklim olaylarının sık görüldüğü 19 ülke tanımlıyor.
 

Yüksek açlık riski olan ülkeler!

Kuzeydoğu Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’de yüksek açlık riski olduğuna işaret eden FAO, 20 milyon insanın ciddi şekilde etkilendiğini hatırlatıyor.

Çoğu kırsal bölgelerde yaşayan bu insanların geçim kaynaklarının etkilendiğini ifade eden J. Graziano da Silva şöyle konuştu:

“Birçoğunun göç istatistiğini arttırmaktan başka bir çaresi kalmadı. Açlığın ortadan kaldırılması için politik olarak güçlü bir kararlılık gerekiyor, ancak tek başına bu da yeterli değil. Açlığın üstesinden ancak ülkelerin özellikle ulusal ve yerel seviyelerdeki sözlerini hayata geçirmesiyle gelinebilr. Barış tabi ki bu krizlerin sona ermesi için esas unsur. Ancak harekete geçmek için barış sağlanmasını bekleyemeyiz… Bu kişilerin kendi gıdalarını üretmesini sağlamamız son derecede önemli. Kırsal bölgelerde yaşayan savunmasız insanlara, özellikle de gençlere ve kadınlara sırtımızı çeviremeyiz.”