Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Barajlar Çiftçileri Sevindirdi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından video konferans ile 23 Ocak'ta açılışları yapılan Ergani ve Başlar barajlarının suyu, Diyarbakır'ın verimli topraklarıyla buluştu. 29 milyon metreküp depolama hacmine sahip Başlar Barajı'yla 38 bin 200 dekar, 15 milyon metreküp su depolama hacmine sahip Ergani Barajı'yla da 18 bin 660 dekar arazi sulanacak. Bu iki barajla 43 milyon liranın üzerinde ilave gelir artışı ve 7 bin 500 kişiye de istihdam sağlanacak. Tamamlanan ve tarım arazilerini suyla buluşturan barajlar, geçen yıl kuraklık tehlikesi yaşayan çiftçinin yüzünü güldürdü.

 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Diyarbakır Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Mehmet Cevat Delil, eskiden kuru hububattan sadece buğday, arpa ve mercimek üretebildiklerini belirterek, arazilerin suyla buluşmasıyla sulu buğday, pamuk, mısır, soya fasulyesi ile sebzecilik ve meyveciliğin artacağını söyledi.

 

'TERSİNE GÖÇ YAŞANACAK'

Çiftçilerin gelirinin 4'e katlanacağına vurgu yapan Mehmet Cevat Delil, şunları söyledi:

"Ergani ve Başlar Barajı, Silvan Barajı'nın bir kolu. Az bir alan değil, yaklaşık 60 bin dönümlük alanımız suyla buluştu. Eskiden verim ortalaması olarak kuru tarımda 200-250 kilo verim alırken, şu anda 600 kilo civarında bir verim alıyoruz. Bu durum pamukta da öyle. Pamuk, çok iş gücü olan bir ürünümüz ve böylelikle bölgemiz kalkınacak. Özellikle çiftçilerimizin refah seviyeleri de yükselecek. Silvan Projesi'nin tamamlanmasıyla 2 milyon 400 bin dönüm alan sulanmış olacak. Tersine göç yaşanacak ve 500 bin insana iş imkanı sağlanacak. Üretim katbekat artacak. Bu durum bizi de çok mutlu ediyor, heyecanlandırıyor. Diyarbakır'ın çılgın projesi bu gerçekten. Arazilerimiz suyla buluşacak. Herkes 300 bin diyor ama ben 500 bin insana iş imkanı sağlanacak diyorum. Çünkü gelirlerimiz artacak, insanlarımız eskiden buradan batıya göç edip oralarda çalışıyordu. Artık Diyarbakır'da, Bismil'de, Silvan'da, Batman'da, Sur'da çalışacaklar. Kendi illerinde ikamet ederken iş sahibi olacaklar ve para kazanacaklar. Aynı zamanda bu durum beraberinde yatırımları da getirecek. Burada daha fazla fabrika açılacak. Örneğin iplik fabrikaları, salça fabrikaları açılacak. Belki bu işi yapmayanlar bilmezler ama 2 milyon 400 bin hektar alan, çok büyük bir alan. Bugün Diyarbakır'da 7 milyon kullanılabilir tarım alanımız var. Şu anda destekten faydalanan 5 milyon dönümün üzerinde alanda üretim yapıyoruz. Üretim olarak Diyarbakır, buğdayda en fazla üretim yapan 3'üncü ildir. Pamukta, mısırda, kırmızı mercimekte de durum aynı. Üretimimiz katbekat artacak ve ekonomimiz fırlayacak. Biz onun için 'çılgın proje' diyoruz. Üreticilerimiz çok memnun, biz bir an önce diğer barajların da bitmesini bekliyoruz." 

'SULU TARIMDA 3, MEYVE VE SEBZEDE 10 KAT FAZLA GELİR ELDE EDİLECEK'

Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar da barajların kent ekonomisine ve çiftçilere çok büyük katkı sağlayacağını belirterek, kıraç arazilerde sadece belirli ürünlerin ekildiğini, sulu tarımla birlikte endüstri, nişasta, şeker ve yağ bitkilerine kadar değişik bitkilerin yetiştirilebileceğini söyledi. Meyve ve sebzeciliğin de gelişmesiyle çiftçilerin gelirlerinin 3 ile 10 kat arasında artacağını vurgulayan Atalar, "Örneğin kıraç tarlada, buğdayda bütün gelirler hesaplandığı zaman dekar başına 300 TL bir kar elde edilirken, bunu meyveciliğe döndürdüğünüz zaman sert çekirdeklilerde bu 10 katına kadar yani dekar başına elde edilen kar 3-4 bin lirayı buluyor. Bunu yumuşak çekirdeklilere ve sebzeye döndürdüğünüz zaman da 10 katına kadar bir gelir elde ediliyor. Çok büyük rakamlar bunlar. Bunun için de su, olmazsa olmaz, en önemli materyal. O yüzden sulanabilir arazilerin sulanması lazım" dedi.

 

'İKLİME DAYALI TARIMDAN KONTROLLÜ TARIMA GEÇİŞ SAĞLANACAK'

Silvan Projesi ve diğer barajların tamamlanmasıyla Diyarbakır'ın ekonomik olarak sulanabilir arazisi olan 4 milyon 200 bin dekarın tamamının sulamaya açılmış olacağını kaydeden Mustafa Ertan Atalar, iklime dayalı tarımdan kontrollü tarıma geçişin sağlanacağını dile getirdi. Atalar, "Silvan Projesi, başta Silvan Barajı olmak üzere 8 barajdan oluşmakta ve 23 sulama şebekesiyle beraber arazilere basınçlı sulama sistemleri tesis edilmektedir. İklime dayalı tarımdan kontrollü tarıma geçişini de sağlayacağı için sadece verim ve elde edilen getirin artmasının yanı sıra elde edilen ürünlerin kalitesinde de çok ciddi yükseliş meydana gelecek. Sudan tasarruf sağlayacağız. Basınçlı sulama sistemleri kurulacak. Bakanlığımızca basınçlı sulama sistemlerini yüzde 50 hibeyle destekliyoruz. Şu ana kadar 250 bin dekarın üzerinde basınçlı sulama sistemi kurduk ve kurmaya da devam ediyoruz" diye konuştu.

Çiftçi Evine Dönerken 4 Genç Cesedi Buldu!

Manisa'da tarlasından evine dönerken, 4 gence ait ceset bulan çiftçi, karşılaştığı korkunç manzarayı hemen jandarma ekiplerine bildirdi.

Manisa'nın Ahmetli ilçesinde tarlasından dönen bir çiftçi, yol kenarında bir aracın yanında 4 ceset buldu. İhbar üzerine olay yerine intikal eden ekipler, yaptıkları incelemede Serkan (23) ve Ümit Zangal (20) ile Muharrem Zengin (22) ve Neşet Dalgın'ın (24) hayatını kaybettiğini belirledi. 

3'Ü AV TÜFEĞİ İLE İNFAZ EDİLDİ

Bu kişilerden 3'ünün av tüfeğiyle başlarından vurulduğu, birinde ateşli silah ya da kesici, delici alet yarası olmadığı, söz konusu tüfeğin ise Muharrem Zengin'in babasına ait olduğu tespit edildi

Cesetler, incelemelerin ardından Turgutlu Devlet Hastanesi'ne götürüldü. 

Bölgeye gelen ölen kişilerin yakınları ise sinir krizi geçirdi. 

Olayın aydınlatılması ve cesetleri bulunan kişilerin kesin ölüm nedeninin belirlenmesine ilişkin başlatılan çalışma sürüyor.

Hindistan’lı Çiftçiler Polisle Çatıştı: 1 Ölü 300’den fazla Yaralı!

Hindistan'ın başkenti Delhi'de, yeni tarım yasalarını protesto eden binlerce çiftçi polisle çatıştı. Bir göstericinin hayatını kaybettiği protestolarda, 200 kişi gözaltına alındı. 300'den fazla polis de yaralandı.

 
Hindistan'ın başkenti Delhi'de, yeni tarım yasalarını protesto eden binlerce çiftçi polisle çatıştı. Bir göstericinin hayatını kaybettiği protestolarda, 200 kişi gözaltına alındı. 300'den fazla polis de yaralandı.

Çiftçilerin liderleri, çatışmadan, eylemcilerin arasına karışan "şiddet yanlısı bazı kişileri" sorumlu tuttu ve barışçıl bir gösteri yapmak istediklerini söyledi.
Gözaltına alınanlar "karışıklık çıkarmak", "kamu malına zarar vermek" ve "kolluk güçlerine saldırmakla suçlanıyor. Şimdiye kadar 22 polisin şikayette bulunduğu bildirildi.

Çiftçiler dünkü protestolarda şehir merkezi girişindeki polis barikatlarını geçmiş ve "Kızıl Kale" adı verilen tarihi kaleyi işgal etmişti.
Polisten bugün yapılan açıklamada, protestocuların sokakları terk ettiği ve Delhi'de durumun normale döndüğü belirtildi.

Eylemler, 26 Ocak 1950'de Hindistan'da anayasanın kabul edildiği Cumhuriyet Bayramı'nda düzenlendi.
Protestocu çiftçileri temsil eden Samyukta Kisan Morcha isimli organizasyon, ortaya çıkan şiddeti kınadıklarını ve kendilerini şiddet yanlılarından ayırdıklarını duyurdu.

Eylemlerin arkasındaki çiftçi birlikleri, yeni tarım yasalarına karşı protestoların devam edeceğini de belirtti.
Çiftçilerin sözcüleri, polisin eylemcileri provoke ederek şiddete neden olduğunu da belirtiyor. Sözcülerden Kawalpreet Singh Pannu, Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, "Barışçıl bir eyleme saldırdığınız zaman bunlar yaşanır. Burada bitmeyecek. Hareketimiz ve mesajımız daha da güçlenecek" dedi.
Hükümet söz konusu reformların sektörün yararına olduğunu savunsa da çiftçiler bu yasalar neticesinde gelirlerinin azalacağını ve yoksullaşmanın artacağını belirtiyor.

Yeni tarım yasalarının geri çekilmesini isteyen çiftçiler geçen Kasım ayından bu yana başkent Delhi'de eylemler düzenliyor.
Yeni yasalar, satış, fiyatlama ve tarım ürünlerinin stoklanması konusunda uzun süredir Hintli çiftçileri koruyan düzenlemelerin gevşetilmesini getiriyor.
Çiftçiler, yeni düzenlemelerin serbest piyasanın yararına, kendilerinin ise zararına olacağı görüşünde.
Pazarlık güçlerinin azalacağını savunan çiftçiler, özel sektör karşısında savunmasız kalacaklarını belirtiyor.

Birçok ekonomist ve uzman Hindistan'da tarımın reforma ihtiyaç duyduğunu belirtse de, hükümeti eleştirenler söz konusu reformların çiftçilere danışılmadan yapılmasına karşı çıkıyor.

Eskişehir’li Çiftçi: Tarımı ve Hayvancılığı Yok Ediyorsunuz

Eskişehir’de Çiftçiler binlerce dönüm tarım arazisinin yok olacağını düşünerek Raylı Sistemler Test Merkezi Projesi (URAYSİM) test merkezinin verimli topraklar üzerinde yapılmamasını istiyor.

Alpu’nun Bozan, Çardakbaşı ve Yeşildon köylerinde proje kapsamında ray döşenecek binlerce dönüm verimli tarım arazisi için kamulaştırma kararı alındı. Bölgede tarım ve hayvancılığı bitireceği gerekçesiyle karara karşı çıkan köylüler, projenin bölgedeki kıraç arazilere kaydırılması çağrısında bulundu. Çiftçilerle bir araya gelen CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Demiryolu kenti Eskişehir’e, Alpu’ya test merkezi yapılmasına karşı değiliz. Ama buğday deposu verimli topraklarımızın üzerine yapılması doğru değil. Bu bölgenin ana geçim kaynağı tarıma hayvancılığa darbe vurur, bitirir. Köylüler ayakta. Hiçbiri verimli toprağını vermek istemiyor. Bu proje verimli tarım arazileri yerine aynı bölgedeki verimsiz kıraç bölgeler üzerine kurulmalıdır. Türkiye buğday ithal etme noktasına geldi. Ama birileri hala buğday üreten verimli toprakları yok etme peşinde” dedi.

TOPRAKLARI İÇİN AYAKTALAR
Anadolu Üniversitesi bünyesinde Alpu’da hayata geçirilmesi planlanan URAYSİM test alanı için Bozan, Çardakbaşı ve Yeşildon köylerini içine alan 35 bin dönümlük alana raylar döşenecek. Yaklaşık 100 kilometrelik ray döşenecek test alanında yer alan binlerce dönüm tarım arazileri için kamulaştırma kararı çıktı. Verimli topraklarının ellerinden alınmasını istemeyen yaklaşık 500 çiftçi seslerini duyurma mücadelesi veriyor. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Bozan’da çiftçilerle bir araya gelerek, Anadolu Üniversitesi’ne ‘test merkezinin verimli tarım arazileri yerine aynı bölgedeki kıraç hazine arazilerine kaydırılması’ çağrısında bulundu.

EKMEĞİMİZLE OYNUYORLAR
Bozan Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Güven Kırgı, itirazlarının ana gerekçelerini şöyle anlattı:
“Yıllardır mücadele ediyoruz. Dilekçeler verdik. Projenin yerini değiştirin, kıraç bölgeye alın dedik. Ama dinlemeyip oldu bittiye getirmişler. Onayımızı dahi istemeden kamulaştırma çıkarmışlar. Bu araziler bizim ekmeğimiz. Burada tarım yapılsın diye toplulaştırma yaptık, kuyular açtık. Çok büyük emek ve para harcandı. Şimdi bu topraklara rızamız dışında kilometrelerce ray döşenecek. Hepsi bir kalemde yok olacak. Tarım da hayvancılık da bitecek. O raylar bu köyler yerine Akbayır dediğimiz kıraç bölgeye döşensin” dedi.

TARIMI, HAYVANCILIĞI BİTİRİR
Alpu Belediyesi Meclis Üyesi çiftçi Murat Erginbaş, “Alpu Ovamızın en verimli yerleri. O kadar bereketli topraklar ki senede 2 ayrı mahsul ekiyoruz. Aynı tarladan yıl boyu tonlarca ürün alıyoruz. Hayvancılıkta ise tüm bölgenin yüzde 60 besiciliği tam da bu bölgede yapılıyor. 60 bin küçük ve büyükbaş hayvan, bu rayların döşeneceği köylerde besleniyor. O yüzden gelin bu arazilere kıymayın” dedi.

Bozan Sulama Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi Ali Baş da, “Yüksek Hızlı Tren dediler en verimli arazilerimiz yok oldu. Şimdi tüm itirazlarımıza URAYSİM projesini yine verimli topraklarımız üzerine kurma çabasındalar. Dilekçelerimiz topladık, çağrılarımızı yaptık ama hiçbir cevap verilmedi. Şimdi bir anda arazilerimize kamulaştırma kararı çıktı. Bizler mağduruz. Biz buna tüm çiftçiler, köylüler karşıyız. Gitsinler ot bitmeyen yerlere bu projeleri yapsınlar” diye konuştu.

ÇAKIRÖZER: KÖYLÜYE OLDU BİTTİ YAPILDI
Projenin daha kıraç alanlara kaydırılması için çiftçilerle birlikte yıllardır direndiklerini dile getiren CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, “5 yıldır söylüyoruz. 2016’da TBMM’den çağrılarımız var. Köylülerin yüzlerce imzalı dilekçeleri var. Bu test merkezi yapılsın ama verimli araziler yerine, bölgedeki daha kıraç alanlara yapılsın. Ama çiftçinin sesine kulak veren yok. Oldu bittiye getirip kamulaştırma kararı çıkarmışlar. Eğer hukuk yoluyla engel olunmazsa Türkiye’nin en verimli tarım arazisine raylar döşenecek. Bu bölgede tarım da hayvancılık da bitecek. Türkiye buğday ithal etme noktasına işte bu politikalarla geldi. Verimli tarım topraklarını Alpu’da olduğu gibi yok etikleri için geldi” dedi.

ÜNİVERSİTE RAYLARIN YERİNİ DEĞİŞTİRMELi
URAYSİM projesinin sahibi konumundaki Anadolu Üniversitesi yönetimine de seslenen Çakırözer projedeki test alanının güzergahının değiştirilmesi çağrısında bulundu. Çakırözer, “Eskişehir demiryolcu kenti. Raylı sistemler alanında yatırım yapılması olumludur. Çiftçiler de projeye karşı değil. Ama Anadolu’nun verimli tarım topraklarını yok etme pahasına yapılmasına karşıyız. Aynı bölgede kıraç topraklar var. Hem de hazine arazisi. Oraya yapılarsa proje daha az maliyetle, tarımsal üretim kaybı yaşamadan ve daha süratli hayata geçirilebilir. Bu konuda hukuki mücadele de başlatılıyor. Ama dava sonucunu beklemek yerine Anadolu Üniversitesi kendisi karar alarak, projenin yerini değiştirmelidir ” diye konuştu.
 

Hindistan’da 12 Bin Traktörle Protesto!

Hindistan'da Eylül 2020'de kabul edilen tarım yasası, Çiftçilerin yaklaşık 12 bin traktörle protesto edilecek. Serbestleşme getirdiği iddia edilen 2 yasa, taban fiyatı ve destekleme alımı politikalarını sona erdireceği, aracı şirketlerin fiyatları düşürerek sonunda kendilerini topraksız bırakacağı gerekçesiyle çiftçiler tarafından protesto ediliyor.

Hindistan'da polis, yeni tarım yasalarını protesto eden çiftçilerin Cumhuriyet Bayramı'nda traktörleriyle gösteri düzenlemesine izin verecek.

Hindistan Yüksek Mahkemesinin, hükümetin Cumhuriyet Bayramı'nda çiftçilerin başkentte yapmayı planladıkları gösterinin yasaklanması talebini reddetmesinin ardından Hindistan polisinden gösteriye izin verileceği açıklaması geldi.

Yeni Delhi Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Dependra Pathak, 26 Ocak'ta Cumhuriyet Bayramı’nda askeri geçit töreninin ardından, çiftçilerin 12 bin traktörle 64 kilometrelik alanda gösteri yapabileceklerini duyurdu.

İzin verilen gösterinin polis açısından zor bir görev olduğunu belirten Pathak, "Ancak barışçıl ve kontrollü bir çözüm olsun diye buna karar verdik" dedi.
Pathak, traktörlerin yarın sadece belirlenen giriş ve çıkış noktalarından geçmesine izin verilmesi için güvenlik düzenlemeleri yapıldığına, barışçıl gösterinin rayından çıkarılmaya çalışılacağına ilişkin istihbarat alındığına da dikkati çekti.

Çiftçiler, Cumhuriyet Bayramı'nda Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin izleyeceği askeri geçit töreni sırasında traktörlerini, Yeni Delhi'nin merkezine sürerek tarım reformlarını protesto etmek istemişti.

11'İNCİ MÜZAKERE SONUÇSUZ KALDI

Çiftçilerin, 22 Ocak'ta hükümet yetkilileriyle yaklaşık 5 saat sürmesi planlan görüşmeleri, yarım saatte sona ermişti.
Böylelikle hükümet ile çiftçiler arasındaki tartışmalı tarım kanunlarının görüşülmesine yönelik 11'inci müzakere de sonuçsuz kalmış oldu. Bir sonraki müzakere tarihi ise açıklanmamıştı.

Hükümetin tartışmalı kanunları 18 aylığına askıya alma teklifi de çiftçiler tarafından reddedilmişti.
Hükümetle sonuçsuz kalan müzakerelerin ardından çiftçiler, hükümetin kendilerine yönelik tutumunu "hakaret" olarak değerlendirirken, protestoların devam edeceğini duyurmuştu.

Mansur Yavaş’tan Çiftçiye Mercimek Desteği

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla Başkentli çiftçilere yönelik destek projelerini çeşitlendirerek hayata geçirmeyi sürdürüyor. 

Yerli üretimi artırmak ve üreticiye destek olmak amacıyla yeni bir destek projesini daha devreye sokacak olan Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı; Şereflikoçhisar, Bala ve Haymana ilçelerinde çiftçilere ilk kez “Kırmızı Mercimek Tohumu” dağıtımı gerçekleştirecek.

YAKLAŞIK BİN 400 YERLİ ÜRETİCİYE TOPLAM 400 TON MERCİMEK DAĞITILACAK

Büyükşehir Belediyesi; üretimi teşvik ederek tarımı canlandırmak, nadas alanlarını daraltmak, üretimi ve çiftçilerin gelir seviyesini artırmak, üretim girdi maliyetlerini düşürmek, ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve iklim kaynaklı tarım alanlarından maksimum düzeyde fayda sağlamak amacıyla yüzde 90’ı hibe, yüzde 10’u çiftçi katkı payı olmak üzere “Kırmızı Mercimek Tohumu” desteğinde bulunacak.

Şereflikoçhisar, Bala ve Haymana ilçelerinde yaklaşık bin 400 yerli üreticiye toplam 400 ton “Kırmızı Mercimek Tohumu” dağıtımı yapılacak.

 BAŞVURULAR 25-27 OCAK 2021 TARİHLERİ ARASINDA

Mercimek tohumu desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin;

-Bala Gençlik Merkezi,

-Haymana ASKİ Şantiyesi,

-Şereflikoçhisar Fen İşleri Şantiyesine 25-27 Ocak 2021 tarihleri arasında gelerek bizzat başvuruda bulunması gerekiyor.

Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı başvurular tamamlandıktan sonra üç ilçede çiftçilere tohum dağıtımına başlayacak.

Saruhanlı Belediyesi’nden Traktör Desteği

Manisa'nın Saruhanlı Belediyesi, icralık çiftçiye traktör desteğinde bulundu.

 

Mazot, gübre ve ilaç maliyetlerinin artması, Tarım-Kredi kooperatiflerine, bankalara borçları yüzünden birçok çiftçinin tarlası ve traktörü icralık oldu. Türkiye'de tarımsal üretimde önemli bir noktada olan Manisa'da da traktörlerine haciz konulan yüzlerce çiftçi tarlasında ve bağında iş yapamaz hale geldi.

Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, çiftçiden gelen 'traktörüm hacizli, mazot alacak param yok' şikayeti üzerine belediyeye ait 18 traktörü çiftçinin kullanımına verdi. Traktörün mazotu da hayırseverlerin katkılarıyla karşılanıyor.

‘KENDİ TRAKTÖRÜMÜ DE ONLARA VERDİM'

CHP'li Zeki Bilgin, “Kendi traktörümü de çiftçilerimizin kullanımına verdim” dedi.

Üretimin durmaması ve çiftçiye destek için CHP'li Saruhanlı Belediyesi devreye girdi. Saruhanlı'da tarımsal üretimin durmaması ve çiftçinin yükünü hafifletmek amacıyla CHP'li Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin ‘Üretim Durmasın, Çiftçimiz Kazansın' sloganıyla örnek bir uygulamaya imza attı. Belediyeye ait 18 traktör mazotuyla birlikte ücretsiz olarak çiftçinin kullanımına sunuldu.

"DEVAMI DA GELECEK"

Çiftçiyle sürekli diyalog halinde olduklarını söyleyen Bilgin, üreticinin ‘Üretemiyoruz' isyanına çözüm bulmak için belediye bünyesinde bir çalışma başlattıklarını ifade etti. Bilgin, şunları söyledi: “Pandemi döneminde ziyaret ettiğimiz çiftçilerden birisi bana ‘Üretemiyoruz başkan. Artık durma noktasına geldik. Traktörüm hacizli. Mazot alacak param yok' dedi. Ben de bu isyanın üzerine çiftçimize nasıl destek oluruz diye bir çalışma başlattım. Belediyemiz şantiyesinde 18 adet traktörümüz var. Bu traktörlerimizi işlerimizi aksatmayacak şekilde hafta sonları çiftçimizin hizmetine sunduk. Ayrıca şahsıma ait traktörümü de çiftlerimizin hizmetine sundum.”

ÇİFTÇİNİN DERDİNİ İYİ BİLİRİM

Üreticilerle sık sık bir araya gelip derdini dinleyen Bilgin, “Ben de çiftçiyim, onların derdini iyi bilirim” diye konuştu. Başkan Bilgin, üreticiye katkı sağlamak için başka uygulamaları da hayata geçireceklerini söyledi.

ÜRETİM TEKRAR BAŞLADI

Başkan Bilgin, “Çiftçinin mazotlarını da ilçemizdeki hayırseverlerin katkılarıyla karşılıyoruz. Böylece çiftçimizin üretime devam etmesi için traktörlerimizi mazotlarıyla birlikte ücretsiz olarak hizmetlerine sunmuş olduk. Bu şekilde traktörü icralık olması sebebiyle tarlasında çalışamayan çiftçimiz tekrar çalışır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca belediye bünyesindeki traktörleri çiftçiler için hazırlayan Bilgin, “Mazot desteğini hayırseverlerimiz karşılıyor” dedi.

'ÇİFTÇİ ÜRETMEZSE BİZ AÇ KALIRIZ'

Saruhanlı'da çiftçinin buğday, mısır, üzüm ve zeytin üretimi yaptığını dile getiren Bilgin, kendisinin de çiftçi olduğunu ve üreticinin sıkıntılarını çok iyi bildiğini söyledi.

Bir ülkeyi ayakta tutan en önemli lokomotifin tarım sektörü olduğuna dikkat çeken CHP'li Başkan Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: “Çiftçimizin hali ortada. Bir taraftan pandemi ile boğuşuyor, bir taraftan artan borç yüküyle. Özel bankalar yetmiyormuş gibi şimdi de Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin üzerine karabasan gibi çöktü. Bu şartlar altında ezilen çiftçi artık üretimi bırakma noktasına geldi. Şu bir gerçektir ki eğer çiftçi üretimi bırakırsa biz açız.”

Yeniden üretime başlayan çiftçileri ziyaret etti, üreticiye destek için başka projeleri olduğunu anlatan Saruhanlı Belediye Başkanı Zeki Bilgin, “Belediye demek sadece bulunduğu bölgeye bina yapmak, alt ve üstyapı hizmetleri sunmak değil. Kentte yaşayanların sıkıntısına ortak olmak da gerekir. Kentin sıkıntı yaşayan esnafına, çiftçisine destek vermek lazım. CHP'li belediyeler sosyal belediyelik anlamında bunu en iyi şekilde yapıyor. Diğer belediyelerin de bunu gerçekleştirmesi gerekir. Saruhanlı Belediyesi olarak önümüzdeki günlerde de çiftçimize imkanlarımız çerçevesinde destek olmaya çalışacağız. Önümüzdeki üzüm sezonunda üreticimize bağ direklerini biz sağlayacağız. Üzümleri açığa dökmemelerini sağlamak için depo alanları sağlayacağız” dedi.

“Türkiye, Koyun Keçi Sayısı En Hızlı Artan Ülkeler Arasında”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik,  küçükbaş hayvancılığa verilen önem ve desteğin sonuçlarının alındığını bildirerek, “FAO verilerine göre, Türkiye, 2009-2018 döneminde, hayvan varlığını artırma hızında keçide tüm ülkeler içinde 5’inci, koyunda 15’inci, 10 milyonu aşan hayvan varlığı olan ülkeler içinde keçide 2’nci, 30 milyonu aşan hayvan varlığı olan ülkeler içinde koyunda 3’üncü oldu” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2009-2018 döneminde Türkiye’nin koyun sayısını yüzde 61,5, yıllık ortalama yüzde 5,47, keçi sayısını ise yüzde 113, yıllık ortalama yüzde 8,76 artırdığını, bu artış hızıyla dünya sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını belirtti.

Nihat Çelik, küçükbaş hayvan varlığını artırmayı sürdüren Türkiye’nin 2009-2020 döneminde, koyun sayısındaki artışını yüzde 96’ya, keçi sayısında yüzde 140,8’e çıkardığını ve toplam küçükbaş varlığını bu dönemde 26,9 milyondan 55 milyona yükselttiğini vurguladı.
 
Önemli ülkeler içinde koyunda Moğolistan ve Çad’ın, keçide Myanmar’ın
ardından hayvan sayısını en hızlı artıran ülke Türkiye
 
Koyun sayısını artırma hızında Katar, Litvanya, Fiji, Burundi, Tanzanya, Maruitus, Myanmar, Lübnan, Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri gibi koyun varlığı açısından dikkate alınmayan ülkelerin ilk sıralarda yer aldığını, ilk 15’te koyun varlığı 30 milyonu aşan önemli koyunculuk ülkelerinden yalnızca, Moğolistan, Çad ve Türkiye’nin yer aldığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

“Koyun varlığı açısından dikkate alınmayacak ülkeleri devre dışı bıraktığımızda Türkiye, 2009-2018 döneminde Moğolistan ve Çad’ın ardından koyun varlığını en hızlı artıran 3’üncü ülke konumunda bulunuyor.

Keçi varlığını artırma hızında Türkiye, 2009-2018 döneminde Myanmar, Katar, Malavi ve Togo’nun ardından 5’nci sırada yer alıyor ama bu ülkeler içinde Katar, Malavi ve Togo’nun keçi varlığı son derece sınırlı. Bu ülkeleri hesaplama dışında tuttuğumuzda Türkiye, 10 milyonu aşan keçi varlığı bulunan ülkeler içinde Myanmar’ın ardından 2’inci sırada yer alıyor.”
 
Koyun ve keçi sayısında Avrupa'da birinci sıradayız
 
Türkiye’nin, koyun ve keçi varlığı belli seviyenin üzerinde yer alan ülkeler içinde başa güreştiğini vurgulayan Çelik, şu bilgileri verdi:
“Küçükbaş hayvancılıkta hızlı bir büyüme içindeyiz. Koyun sayısında Avrupa’da birinci, dünyada 8’inci sırayı aldık. Kısa zamanda Çad, Sudan, İran, Nijerya’yı geride bırakarak Çin, Hindistan ve Avustralya’nın ardından 4’üncü sıraya yükseleceğiz.

Keçi sayısında da Avrupa’da birinciyiz. Dünyada 23’üncü sıradayız. Bu hızla gidersek, keçi sayısında da dünyada ilk 15’te yer alabiliriz.
Koyun sütü üretiminde ülke olarak Çin’i geride bıraktık ve dünya birincisi olduk. Keçi sütü üretiminde Hindistan, Sudan, Bangladeş, Pakistan ve Fransa’nın ardından altıncı sıradayız.

Koyun ve keçi süt ve süt ürünleri üretiminde çok daha önde yer alıyoruz. Koyun sütünde Çin’i geride bırakarak dünya birincisi olduk. Keçi sütünde, Hindistan, Sudan, Bangladeş, Pakistan ve Fransa’nın ardından altıncı sıradayız. Et e süt verimliliğimiz artıyor.

Yetiştiricimiz üretiyor, hayvan sayısını artırıyor. 365 gün uğraş isteyen, gecesi gündüzü olmayan, yağmurda, çamurda, sıcakta, soğukta, genellikle zor coğrafyada çalışma gerektiren dünyanın en zor mesleği olan hayvancılığı hakkıyla yapıyor ve sonucunu ülke olarak alıyoruz.”
 
Sektörün geleceği parlak
 
Sektörün geleceğinin parlak olduğunu, ihracata başlandığını, bu gelişimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin büyük desteklerini gördüklerini belirten Çelik, “kendilerine sektörümüz ve 270 bin yetiştiricimiz adına teşekkür ediyorum. Hem Cumhurbaşkanımız hem de Tarım ve Orman Bakanımız küçükbaş hayvancılığa büyük önem veriyorlar ve desteklerini esirgemiyorlar” dedi.

Hayvan sayısı artmaya devam ederken, üretimin sürdürülebilir olması için yapılması gerekenler de bulunduğunu bildiren Çelik, açıklamasını, “Hollanda’nın 5 katı kadar bir alana yayılan, 15,8 milyon hektarı bulan orman, mera ya da tarım alanı olarak kullanılmayan boş alanlar mera haline dönüştürülsün, en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlar ıslah edilsin, verimliliği artırılsın, suya kavuşturulmamış Kıbrıs adasının iki katından büyük olan 1,9 milyon hektar alan suya kavuşturulsun, bu alanlarda yem bitkileri ekimi teşvik edilsin, en önemli sorunlarımızdan biri olan çoban sorumuz çözülsün, girdi maliyetleri düşürülsün, destekler artırılarak sürdürülsün, destek ve teşviklerde, genç nüfusa, aile işletmelerine, hayvancılığa öncelik tanınsın” şeklinde bitirdi.
 

Hindistan’da Çiftçiler Hükümetin Teklifini Reddetti!

Hindistan'da çiftçiler, hükümetin yeni tarım yasalarını askıya alma teklifini reddetti.

57. gününe giren protestolarda, çiftçi liderleri, hükümetin yeni düzenlemeleri 18 ay boyunca askıya alma ve yasaların çiftçilerin talepleri dikkate alınarak incelenmesini sağlayacak bir komitenin kurulması teklifini kabul etmedi.

Çiftçi sendikalarının oluşturduğu koalisyon Birleşmiş Çiftçiler Cephesi, yaptığı açıklamada, hükümetin önerisini reddettiklerini ve yasaların tamamen yürürlükten kaldırılmasından daha azına razı olmayacaklarını bildirdi.

Hindistan'da eylülde tarım sektörüne serbestlik getiren 3 yasanın parlamentoda kabul edilmesinin ardından protestolara başlayan çiftçiler, Pencap ve Haryana'dan başkent Yeni Delhi'ye doğru hareket etmişti.

Kasım ayından itibaren Yeni Delhi sınırındaki çok sayıda noktada kamp kuran çiftçiler, zaman zaman bazı yolları kapatarak protestolarını sürdürüyor.

Yoldaki polis barikatlarını kaldıran çiftçilere göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve coplarla müdahale edilmişti. Eylemlerini Yeni Delhi'ye taşıyan çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağından, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağından ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağından endişe ediyor.

Modi, çiftçilerin eylemlerini başkente taşıması üzerine Uttar Pradeş eyaletinde düzenlediği mitingde, çiftçilerin muhalefet partileri tarafından yanlış yönlendirildiğini ve yeni yasaların çiftçilerin yararına olduğunu söylemişti.

Hindistan'da muhalefet partileri ve Modi'nin bazı müttefikleri, yasaların çiftçi karşıtı olduğunu belirtiyor.

Hindistan'da son olarak Yüksek Mahkeme, yasalarla ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararı almıştı.

Narendra Modi hükümeti ve çiftçiler arasında 10. tur görüşmelerde, çiftçi liderlerine yasayı askıya alma teklifi yapılmıştı.

Elektrik Akımına Kapılan Çiftçi Hayatını Kaybetti!

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde yaşayan ve çiftçilik yapan Bayram cin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

Esentepe Mahallesi'nde komşusunun evinin önündeki ağacın dallarının, enerji nakil hattına değmemesi için budamak istedi. Bu sırada akıma kapılan Cin, ağır yaralandı.

Vatandaşlar tarafından hastaneye kaldırılan Cin, müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

Evli ve iki çocuk babası Bayram Cin'in cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Çiftçi İsyanını 40 Saniyede Anlattı!

Antalya’lı çiftçi Mustafa Çetin çiftçinin yaşadığı güçlüklere rağmen ne kadar önemli bir iş yaptığını 40 saniyede anlattı. Kurduğu yer sofrasında çiftçilerin ürettiği ürünleri sıralayarak, "Zehirli dilleriyle çiftçinin ürettiği ürünü kirleten cahiller esas zehir domateste değil, sizin dilinizde. Şu sofraya bir bakın. Domates, çiftçiden, peynir çiftçiden, biber çiftçiden, çay çiftçiden, şeker çiftçiden çiftçi olmadan ne yiyeceksiniz ne!" dedi. 

Antalya Kumluca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Çetin çiftçilerin, pandemi döneminde vatandaşın sofrasına sağlıklı ürün koyabilmek için canla başla çalıştığını söyledi. Uzman olmayan kişilerin dile getirdiği "Kışın üretilen domatesin zehirli" olduğu iddialarının gerçeğini yansıtmadığını ve yerli üreticiye olan güveni de sarstığını belirten Çetin şunları söyledi:

"Onlarca problemin altında ezilen çiftçi bu kadar zulmü hak etmemektedir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Zehirli dilleriyle çiftçinin ürettiği ürünü kirleten cahiller esas zehir domateste değil, sizin dilinizde. Hele şu sofraya bir bakın. Domates çiftçiden, peynir çiftçiden, biber çiftçiden, çay çiftçiden, şeker çiftçiden... Çiftçi olmadan ne yiyeceksiniz ne... Bir düşünün. Çin sarımsağı mı yiyeceksiniz. Konuyla alakalı alakasız insanların konuşması bizi çok üzmektedir. Yaz aylarında üretilen domatesler neyse kış aylarında bizde aynısını aynı kalitede üretiyoruz. Neden çünkü bölgemiz mikroklima özelliğinden dolayı sıcak bölge yazın bu bölgede domates üretilemiyor. Onun için karalama kampanyası düzenleyen doktorlara sporculara kesinlikle izin vermeyelim."

Kumluca’da domatesin fiyatının 1,5-2 lira bandında üreticiden alınarak İstanbul'da 12-14 liradan satıldığını ifade eden Çetin, "Bugün 16 ocak 2021 domates fiyatı Kumluca da 1,5-2 lira İstanbul’da 12-14 lira bu üreteninde tüketenin de belini bükmektedir. Yerel kooperatifleri destekleyelim ki parayı götüren, aracıları aradan kaldırarak tarımı sürdürebilir hale getirelim. Bu konuyla alakalı gerekeni yapmazsak ülke tarımı çıkmaza gider. Geçtiğimiz yıllarda sarımsak krizi yaşamıştık. İthal çin sarımsağın analizlerinde kimyasallar çıkmıştı. Bugün domates de salatalık da biber de ithal ürün tüketen bir ülke olmak istemiyorsak ülkemize çiftçimize sahip çıkalım" diye konuştu.

Zirai Don Riskine Karşı Sobalı Nöbet!

Muğla’da sebze yetiştiriciliği yapan üreticiler, zirai don riskine karşı seralarda kurdukları sobaları yakarak nöbet tuttu.
Fethiye Meteoroloji İstasyon Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, hava sıcaklığı ilçede gece saatlerinden itibaren sıfır dereceye kadar düştü.
 
Karaçulha, Patlangıç, Çamköy, Kargı mahallelerinde domates, patlıcan ve kabak yetiştiriciliği yapan çiftçiler, havanın soğumasıyla seralarda kurdukları sobaları yakarak zirai dona karşı önlem aldı.
Seraların farklı noktalarına astıkları termometrelerle ortamın ısısını ölçen çiftçiler, sabahın ilk ışıklarına kadar sobaları yakmaya devam ediyor.

"Sabaha kadar aralıklarla sobaya odun atıyoruz"

Karaçulha Mahallesi'ndeki 2,5 dönümlük serasında domates üreten Zübeyde Ongün, sıcaklıkların şimdiye kadar düşmediğini, üç gündür serada nöbet tuttuklarını söyledi.
Hava sıcaklığı 1 dereceye düştüğünde seralarındaki sobayı yaktıklarını anlatan Ongün, "Sabaha kadar aralıklarla sobaya odun atıyoruz. Ürünlerimize soğuk zarar verirse emeğimizin hiçbir anlamı kalmaz." dedi.

Son Yağmurlar Çiftçinin Yüzünü Güldürdü!

Aşırı kuraklıktan dolayı tarlaya ektikleri ürünlerini kaybetme korkusu yaşayan Osmaniyeli çiftçilerin yüzü, 4 gündür yağan yağmurla güldü. Yağmurun tam zamanında imdatlarına yetiştiğini belirten çiftçiler, buğdaylarının kuraklıktan ölmek üzereyken tekrardan canlandığını söylediler.

Osmaniye’de yaz aylarının yağışsız geçmesi, kış aylarının da yeterince yağışlı olmaması nedeniyle bölgede yaşanan kuraklık çiftçileri tarlalarına ektikleri buğdayları sulamaya teşvik etmişti. Yaşanan kuraklığın ardından etkili olan sağanak yağışlar Düziçi ilçesinde çiftçilik yapan vatandaşların yüzünü güldürdü. Aşırı kuraklıktan dolayı kuruma aşamasına gelen ürünlerinin yağışla birlikte tekrardan canlandığını söyleyen çiftçiler, toprağın suya doyduğunu ifade ettiler.


"Allah’ın bereketi tam zamanında çiftçilerin imdadına yetişti"

Yaşanan kuraklıktan dolayı yağmur için dua ettiklerini kaydeden çiftçilerden biri şöyle konuştu:

“Son zamanlarda çok büyük bir kuraklık vardı. Dua ediyorduk Allah’a bizlere de yağmur nasip et diye çünkü sulama mevsimi değil. Yağmur bekliyorduk. 4 gündür güzel bir yağmur yağdı. Yağmurla beraber dağlarda kar yağdı, inşallah gelecek yıla kuraklık yaşamayacağız. Allah’ın bereketi tam zamanında çiftçilerin imdadına yetişti. Buğdaylarımız kuraklıktan ölmek üzereyken yağmurla birlikte tekrardan canlandı. Kuraklık nedeniyle ektiğimiz ürünlerden bir hayli zorluk çektik. Bazı çiftçiler tarlalarını sulamak zorunda kaldılar. Ama şu an yağmurla birlikte topraklar suya doydu. Şu anda buğdaylarımız su içerisinde inşallah daha fazla verim alacağız”

Ağrı’lı Çiftçiler Ekmeklerini Buzun Altından Çıkarıyorlar!

Ağrı'nın Tutak ilçesine bağlı Batmış köyünde yazın tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar, kışın ailelerini geçindirmek için Murat Nehri'nde zorlu balık avına çıkıyor.

Hayvanlarının bakımını yaptıktan sonra köyün önünden geçen Murat Nehri'nin yolunu tutuyor.

Balık avı hazırlıklarını yapıp su geçirmeyen tulumlarını giyerek iyi bir başlangıç için "vira bismillah" diyen köylüler, nehrin yüzeyindeki buzlara küreklerle vurarak balıkların yerini tespit ediyor.

Bölge halkının nehirlerde avlanmak için kullandığı ve "serpme" ismini verdiği ağı suya atan balıkçılar, bir süre bekledikten sonra ağı sudan çıkarıp avladıkları balıkların sevincini yaşıyor.

Ağlarını atmak ya da toplamak için dondurucu soğuğa rağmen nehirdeki buzların üzerine çıkan vatandaşlar, avladıkları balıkları çuvallara dolduruyor.

Sabah erken saatlerde başladıkları zorlu mesailerini akşam saatlerine kadar sürdüren balıkçıları, çuval dolusu balığı tahtalardan yaptıkları kızaklara koyarak evlerine doğru dönüş yoluna koyuluyor.


Batmış köyünde yaşayan balıkçılardan Orhan Artış, çetin geçen kış nedeniyle balık avlarken çoğu zaman kaş ve kirpiklerinin kırağı tuttuğunu söyledi.

Köylülerin kışı balık avlayarak geçirdiğini anlatan Artış, şöyle konuştu:

"Murat Nehri'nin donmaya başlamasıyla biz de balık avına çıkıyoruz. Bu şekilde geçimimizi sağlıyoruz. Günde ortalama 50-100 kilogram balık avlıyoruz. Havalar soğuk olduğu için balık avlamak daha da zorlaşıyor. Kışın suya girmek balık avlamak kadar zordur. Bazen buzu kırıp suyun içine giriyoruz, bu da bizi çok zorluyor. Ne yapalım ekmek davası. Nehirdeki buzlar eriyinceye kadar sürekli balık avlıyoruz."

Avladıkları balıkların büyük bir kısmını satarak evlerini geçindirmeye çalıştıklarını aktaran Artış, geriye kalanını da tükettiklerini sözlerine ekledi.

Kar Yağdı, Çiftçinin Yüzü Güldü!

Aksaray'da 2 gündür devam eden kar yağışı, çiftçileri sevindirdi. Kar yağışıyla yüzü gülen ve 'beyaz altın' benzetmesi yapan çiftçi Hidayet Koçak, “Allah'ın verdiği kar umudumuz. Nasıl yeni doğan bir çocuk, umuduyla rızkıyla doğuyorsa bizim de çiftçiler olarak umudumuz yağmur ve kar. Kar bekliyorduk. Şu an emeklerimiz 'beyaz altınla buluştu" dedi.

Ülkede çoğu bölgede olduğu gibi 799 bin 700 hektar yüz ölçümünün yüzde 50,85'i tarım arazisi olan Aksaray'da da yağışların yetersiz olması nedeniyle kuraklık endişesi başlamıştı. Kentte 2 gündür yağan kar ise çiftçilere umut olduKar yağışı sonrası beyaz örtüyle kaplanan tarlalarına giden çiftçiler, ektikleri ürünleri kontrol etti.

Kazıcık Tolu köyünde oturan çiftçi Hidayet Koçak, yağan karı 'beyaz altına benzeterek, “Allah’ın verdiği kar umudumuz. Nasıl yeni doğan bir çocuk, umuduyla rızkıyla doğuyorsa bizim de çiftçiler olarak umudumuz yağmur ve kar. Kar bekliyorduk. Şu an emeklerimiz 'beyaz altınla buluştu. Tohumlara baktığımız zaman bir haftadır çok büyük bir risk altındaydı. Şükürler olsun ki 2 gündür yağan yağmur ve kar umutlarımızı tekrar yeşertti. Köylülerimizle dua ediyorduk. Allah’ın izniyle dualarımız kabul oldu. Köyde bayram havasındayız” diye konuştu. 

Aksaray Ziraat Odası Başkanı Emin Koçak ise “Allah’a binlerce şükürler olsun. 2 gündür bereket yağıyor. Şu anda Aksaray’da 'beyaz altın' yağışı var. Bu 'beyaz altın' da çiftçimiz için insanlık için her şey için berekettir, huzurdur. Dualarımız kabul oldu, Aksaray’da şu an ciddi şekilde kar yağışı devam ediyor. İnşallah bu şekilde devam eder. Çiftçiler olarak kara, 'beyaz altın' diyoruz. İnşallah 'beyaz altınımız 1 hafta, 10 gün daha metrelerce yağmaya devam eder ve kuraklıktan kurtulmuş oluruz'' dedi. 

Ziraat teknikeri Emrah Karaaslan da 10 gün daha yağış olmaması halinde yaşanabilecek kuraklığa değinerek, ''Şükürler olsun ki kar yağışı Aksaray’da çiftçilerimizi sevindirdi. 1 hafta, 10 gündür arazide tespit çalışmalarında bulunuyorduk. Çimlenme ve çıkış açısından arpa ve buğdayda sıkıntılarımız vardı. 10 gün daha yağış olmasaydı kuraklığın olumsuz etkilerini verim düşüklüğü olarak çok ciddi şekilde görecektik. Bu yağış hem çimlenme hem çıkışta ürünlerimize olumlu bir etki yapacak” diye konuştu.

Kuraklık Nedeniyle Çiftçi Şimdiden Tarlasını Sulamaya Başladı!

Yaşanan kuraklık nedeni ile ortalamanın çok altında yağış alınan Konya'da bazı çiftçiler tarlasını sulamaya başladı.
Son 3 ayda, uzun yılların ortalamasının yarısı kadar yağış alan Türkiye'nin "tahıl ambarı" Konya'da, kışın da kurak gitmesi çiftçileri telaşlandırdı. Bazı çiftçiler, tarlasını suladı.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, son yıllarda yağış azlığı ve rejimindeki değişikliğin, tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Konya Ovası'nın, yıllık ortalama yağışın en az görüldüğü yerlerden biri olduğuna dikkat çeken Soylu, şöyle konuştu:
 
"Ekim, kasım ve aralıkta düşen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasının çok altında. Sulama imkanı olanlar, bu yıl 2-3 defa çıkış suyu vermek zorunda kaldı. Bu da maliyeti şimdiden artırdı. Bölgemizde, hububat çıkışlarında asıl sorun kıraç alanlarda. Ocak ayı içindeki yağış, sıkıntılı tarlaların kaderini belirleyecektir. Havaların mevsim normallerinin üzerinde sıcak olması da hububat ekim alanlarını olumsuz etkiledi. Rekolte kaybı konusunda yorum yapmak zor. Mart başlarında ovanın durumu ortaya çıkacak." 

Çumra ilçesinde, tarlasında sulama malzemelerini seren çiftçilerden 23 yaşındaki Ali Gürbüz de bugüne kadar ocak ayında sulama yapmadıklarını anlattı.

Yağış azlığına bağlı hububatın toprak üstüne çıkamadığını belirten Gürbüz, "Normalde mart ayına kadar araziye çıkmazdık. İlk kez bu mevsimde sulama yapıyorum. Kıraç yerlerde de Allah yardımcımız olsun, durum sıkıntılı. İnşallah bu hafta yağışları bekliyoruz. Sulamaya 15 gün önce başladık" dedi.

Çiftçilerden Hayrettin Altun ise çiftçilerin sulama telaşında olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Bu aylarda hiç sulama yapmazdık. Şu an tarlaların yeşermesi için sulamaya başladık. Kıraç arazilerde durum ciddi. İlerisi için bir tahminde bulunmak zor. Daha önce böyle bir durumla karşılaşmadık. Sulama imkanı bulan komşularımız tarlalarda çalışıyor. Tek umudumuz yağışlar. Bu hafta yağış tahmini var. İnşallah beklediğimiz yağmur düşer." 

Hindistan’da Tarım Reformu Yüksek Mahkemeden Döndü!

Hindistan’da aylardır tartışma konusu olan ve çiftçilerin protesto edip eylem yaptığı tarım reformu yasası Hindistan Yüksek Mahkemesi Tarafından askıya alındı. Yüksek Mahkeme yeni tarım yasalarının uygulanmasını askıya alma kararını, çiftçilerin reforma yönelik itiraz dilekçelerini görüştükten sonra açıklarken hükümetle çiftçiler arasındaki müzakereler için bağımsız uzmanlar kurulu oluşturulması da talep edildi.
 
Yüksek Mahkeme ayrıca 26 Ocak Cumhuriyet Günü'nde çiftçilerin traktörlerle geçit yapmasının engellenmesi için başkent Yeni Delhi polisine uyarıda bulundu.
Başyargıç SA Bobde ise "Bunlar ölüm kalım meseleleri. Biz yasalardan dolayı meydana gelen kargaşadan etkilenen insanların canları ve mallarıyla ilgileniyoruz. Sorunu en iyi şekilde çözmeye çalışıyoruz. Sahip olduğumuz yetkilerden biri de askıya almaktır." ifadelerini kullandı.
 
Hindistan Yüksek Mahkemesi dün de hükümetin, tartışmalı tarım yasalarını protesto eden çiftçilerle arasında çıkan krizi yönetememesini eleştirmişti.
 
Mahkemenin dünkü açıklamasında, "Sizin (hükümetin) bu konuyu ele alış şeklinizden aşırı derecede hayal kırıklığına uğradık. Grevle sonuçlanan bir kanunu yeteri kadar istişare yapmadan çıkarttınız. Birçok eyalet size karşı isyan içinde." ifadeleri kullanılmıştı.
 
PROTESTOLARA NEDEN OLAN TARIM REFORMU
 
Hindistan'da eylülde tarım sektörüne serbestlik getiren 3 yasanın parlamentoda kabul edilmesinin ardından protestolara başlayan çiftçiler, Pencap ve Haryana'dan başkent Yeni Delhi'ye doğru hareket etmişti.
 
Kasım ayından itibaren Yeni Delhi sınırındaki çok sayıda noktada kamp kuran çiftçiler, zaman zaman bazı yolları kapatarak protestolarını sürdürüyor.
 
Yoldaki polis barikatlarını kaldıran çiftçilere göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve coplarla müdahale edilmişti. Eylemlerini Yeni Delhi'ye taşıyan çiftçiler, yeni tarım yasalarının kazançlarını azaltacağından, aracı şirketlere daha fazla yetki tanıyacağından ve sonunda kendilerini topraksız bırakacağından endişe ediyor.
Hindistan'da Başbakan Narendra Modi hükümeti, parlamentoda eylülde kabul edilen yeni yasaların, çiftçilere ürünlerini pazarlama özgürlüğü tanıyarak ve özel yatırımla tarımsal büyümeyi teşvik ederek tarım sektöründe reform amacı taşıdığını savunuyor.
 
Modi, çiftçilerin eylemlerini başkente taşıması üzerine Uttar Pradeş eyaletinde düzenlediği mitingde, çiftçilerin muhalefet partileri tarafından yanlış yönlendirildiğini ve yeni yasaların çiftçilerin yararına olduğunu söylemişti.
 
Hindistan'da muhalefet partileri ve Modi'nin bazı müttefikleri, yasaların çiftçi karşıtı olduğunu belirtiyor.
Ülkede çiftçilerin yarısından fazlasının ağır borç yükü altında olduğu ifade ediliyor.
 
 

Bıçağın Üzerine Düşen Çiftçi Hayatını Kaybetti!

Malatya'nın Doğanşehir ilçesinde, hindi kestikten sonra ayağı takılıp, bıçağın üzerine düşen çiftçi Mustafa Dinçer (62), yaşamını yitirdi.

Olay, akşam saatlerinde Doğanşehir ilçesine bağlı Doğu Mahallesi'nde meydana geldi. Çiftçilik yapan 4 çocuk babası Mustafa Dinçer, hindi kesmek için indiği bahçede ayağı takılıp yere düşünce, elindeki bıçak bir anda göğsüne saplandı. Kanlar içinde yığılan Dinçer, çevredekilerin yardımıyla Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumu ağırlaşan Dinçer, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedaviye alınan Dinçer, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Mustafa Dinçer'in cansız bedeni Adli Tıp Kurumu morguna konuldu.
 

Tarım Sektörü 2021 Yılından Neler Bekliyor?

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, zor bir yılı geride bırakıp, 2021'e girerken, geçtiğimiz yılda pandemi nedeniyle önemi daha da artan tarım sektörünün beklentilerini 25 madde halinde dile getirdi.

Başkan Mutlu Doğru, konuya ilişkin açıklamasında, tarım sektörünün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerini ilgili merciler ve kamuoyunun görüşlerine sunarken, tarımın olmazsa olmaz sektör özelliğine bir kez daha vurgu yaptı. Doğru, "Pandemi sürecinde, güvenilir gıdaya sürekli ve spekülasyonlardan uzak, makul fiyatlarla ulaşımın sağlanması için ülkemizin başta stratejik tarım ürünlerinde kendi kendine yeter duruma gelebilme hedefi herkes tarafından benimsenmiştir" ifadelerine yer verdi.

Türkiye'nin her dönemde bir numaralı gündem maddesi olan enflasyonla mücadele kapsamında, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatları yerine üretim maliyetlerini düşürücü önlemler alınması gerektiğini savunan Başkan Mutlu Doğru, pandemi sürecinde oluşturulan bilim kurulu benzeri bir kurulun da tarım sektörü için oluşturulmasını önerdi.

Küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliği ve tatlı su kaynaklarının azalma riskinin Türk tarımının önündeki en büyük ortak sorun olduğuna vurgu yapan Doğru, "Su kaynaklarımızın yüzde 70'inin kullanıldığı tarım sektöründe geleceğimizin emaneti suyumuzu tasarruflu kullanmaya yönelik teşvikler yapılmalı. Her türlü tarım desteği, sübvansiyonlu kredi ve tarım yatırım teşviklerinde suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanma ön koşul haline getirilmeli, su ve enerji tasarrufu sağlayacak yeraltı kapalı sistem basınçlı sulamaya geçilmeli" dedi.

Tarım istatistiklerin önemine dikkati çeken Doğru, "Tarım ve Orman Bakanlığımız bünyesinde başlatılan ürün masalarının çalışmalarını takdirle takip etmekle beraber, doğru tarım istatistiklerine ulaşmak için gelişmiş ülkelerin tarım veri toplama metotları da incelenip, her türlü teknolojiyi devreye sokarak, Türk tarımında doğru verilere ulaşmalıyız. Ölçemezsek kontrol edemeyiz, kontrol edemezsek yönetemeyiz" diye konuştu.

Ürün deseninin oluşturulmasına ilişkin olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ve ilgili bürokratların çiftçiyi temsil eden kuruluşlarla daha sık ve düzenli bir araya gelmesi çağrısında bulunan Doğru, şunları kaydetti:

"Tarım sektöründe çalışan sürekli tarım işçileri ve işverenlerin arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik şartlarının düzenlendiği Tarım İş Kanunu, günümüz şartlarına göre yeniden tartışılarak hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

Meclis'te 2020 yılında kabul edilen yeni taklit ve tağşişle mücadele yasası, çiftçimizin ürettiği ürünleri gıda tebliğine uygun olarak üreterek mamul hale getiren dürüst sanayicimizin ve çiftçilerimizin hakkını ve emeğini koruyan, gıda sektöründe üretilen mamul ürünlerde haksız rekabetin önüne geçecek ve halk sağlığını da koruyacak önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak bu yasanın tarım il teşkilatları ve hatta belediyelerimiz tarafından etkili ve adil olarak uygulanması ve sonuçlarının da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından aylık olarak kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyoruz."

Tarım desteklerine ilişkin, tarımın içinden gelen çiftçiler ve temsilcileriyle görüşülerek etki analizlerinin yapılmasını isteyen Doğru, bu konudaki diğer beklentilerini şöyle dile getirdi:

"Rekolteye, üretim maliyetine, çevre ve insan sağlığına, ürünün pazarlama gücüne ve çiftçi refahına katkıları ayrıntılarıyla tek tek ele alınarak, sadeleştirilmeli, gereksiz ve etkisiz olanlar kaldırılmalı, mevcut destekleme bütçesi daha etkili kullanılmalı. Tarım destekleri yılın başında açıklanarak ekim planlamasıyla ülkenin ihtiyacı olan ürünlerin ekimi teşvik edilmeli ve bir sonraki ürün tohum tarlaya düşmeden, çiftçinin üretim maliyetleri için nakit ihtiyacının en çok olduğu zamanda ödenmelidir. Tarım desteklerinden kesilen yüzde 2 ile 4 oranındaki stopaj vergisi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yapacağı görüşme ile kaldırılmalı ve desteklemeler çiftçilerimizin hesabına kesintisiz olarak ve bankanın açık olduğu hafta içi günlerde yatırılmalıdır."

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, tarım kredilerine ilişkin beklentilerini dile getirirken, "Bu kredilerin daha da yaygınlaşarak belirlenen tarım politika ve yönlendirmelerin uygulamasında daha etkin kullanılması tarımın geleceği için yararlı olacaktır. Özellikle küçük çiftçimizin borç yapılandırma ihtiyacı artmıştır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde takibe düşen borçların faizlerinin hazine tarafından ödenip, anaparanın 5 yıl vadeye bölünerek tahsil edilmesi, sadece ekonomik değil, köyde yaşayan ve kefaletle kredi kullanan küçük çiftçimiz için sosyal bir gereklilik haline gelmiştir.

Tarım kredilerdeki geri dönüşlerde kamu ve özel bankalarda yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak, üretimin devamı için ödeme güçlüğü çeken çiftçimize, kredinin açıldığı faiz oranıyla yapılandırma imkanı getirilmeli, yeni açılacak tarım işletme kredilerinde BDDK'nın alacağı kararla, 6 ayda bir faiz ödenmesi şartıyla kapatma vadesi 24 aya çıkarılmalıdır" görüşüne yer verdi.

Doğru, hayvancılık yapan çiftçilerin kredi teminatı olarak hayvan varlığını göstermesi BDDK tarafından da kabul görmesine rağmen, kamu ve özel bankalarımız bu uygulamadan kaçındığını, bunun da çözüm bekleyen sorunlar arasında bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bunun yanı sıra Kooperatifçiliğin gelişmesi için Tarım Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşünü alarak, ortak bir çalışmayla tarım kooperatiflerin kuruluş ve yönetimleriyle ilgili kanunu yeniden düzenlemeli ve yöneticilerine mutlaka tüm şahsi varlıklarıyla sorumluluk getirilmelidir.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin yönetim organizasyonu, kooperatif, bölge birliği, hizmet büroları, depoları ve iştirakleriyle yeniden yapılandırılarak işletme maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı ve ortaklarına piyasa fiyatlarının altında girdi sağlamalı ve üretilen ürünlere katma değer yaratılmalıdır. Kooperatifçiliğin esas amacı budur."

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO), piyasa düzenleyici görevi nedeniyle çiftçinin destekçisi, sanayici ve tüketicinin ise güvencesi olduğuna dikkati çeken Doğru, "TMO değişen piyasa şartları ve enflasyona göre açıkladığı müdahale alım fiyatını aylık olarak güncellemelidir. Aksi halde bu yıl olduğu gibi açıklanan buğday ve mısır fiyatı piyasanın altında kaldığından, gerekli alımı yapamayarak ithal etme durumunda kalabilmektedir. TMO, alım fiyatlarıyla birlikte aylık satış fiyatlarını da açıklamalı, sanayicinin önünü görerek piyasaya girmesini sağlamalıdır" dedi.

Doğru, tarım ürünleri ihracatı için yeni pazarların önemine dikkati çekerek, "Cumhuriyetimizin 100. Yılında tarım ürün ihracatındaki hedeflere ulaşmak için İhraç ettiğimiz tarım ürünlerimizde tek pazara bağlılığı önlemek, yeni ve zengin pazar arayışına girmek, ihracatın artarak sürekli olması ve ürettiğimiz ürüne katma değer yaratılması önemli bir husustur. Bu konuda ihracatçılarımızın yeni pazarlara girmesinin önünü açacak ülkelerle alım protokolleri imzalanması, uzak mesafeler için gerekirse havayolu taşımasını da devreye sokarak navlun desteği verilmesi ihracatçımızın yeni pazarlarda rekabet gücünü arttıracaktır" görüşüne yer verdi.

Yaş meyve üretiminde çok yıllık ürünlerin ekimi ve dikimi konusunda planlama eksikliğinin uzun vadede arz fazlalığına ve dolayısı ile değersiz ve hatta zararına üretime neden olduğuna dikkati çekerek, bu konuda envanter çalışması yapılarak, fazla ekimi olan ve yurt dışında rekabet şansı olmayan ürünlere destekleme kesilerek gereksiz yatırımın önüne geçilmesini önerdi.

Doğru, 2020'de tarımın gündemindeki en önemli problem olan çiğ fiyatları konusundaki beklentilerini ise şöyle dile getirdi:

"Çiğ süt fiyatlarının, açıklanan maliyetler dikkate alınmadan Gıda Komitesince belirlenip, Ulusal Süt Konseyine açıklatılması, konseyin vasfını yitirmiş olduğu anlamındadır. Serbest ekonomi şartlarıyla uyumsuz olan bu duruma açıklık getirilmeli, fiyat açıklanıyorsa Et Süt Kurumu tarafından açıklanan fiyatla çiğ süt alınarak süt tozu haline getirilmeli, fazlası ihraç edilerek piyasa düzenlenmelidir. Çiğ süt maliyeti hesaplanırken, dünyada kabul görmüş süt yem paritesine göre, dörder aylık dönemlerde en çok kullanılan yem hammaddelerinin borsa fiyatlarının baz alındığı bir formül üzerinde anlaşarak çiğ süt fiyatı belirleme bir sisteme bağlanmalı, toplama ve soğutma bedelleri ise yüzdesel olarak bu fiyata ilave edilmelidir. Çiğ süt destekleme prim miktarlarının belirlenerek aylık ödeme yapılacağının açıklanması üretici açısından olumlu bir gelişmedir.

Süt Hayvancılığı ile uğraşan çiftçilerimizin üye oldukları birlik ve kooperatiflerin sayıca çok ve dağınık yapıda olması, sektöre zarar vermektedir. Damızlık sığır yetiştiren ve süt üreten bir çiftçinin üye olması gereken birlik tek bir çatı altında toplanarak tek seslilik sağlanmalı, birbirlerine adeta rakip hale gelen gereksiz birlik ve kooperatifler kapatılmalıdır."

Doğru, tarım amaçlı kullanılan elektrik birim fiyat tarifesinin, dağıtım şirketlerinin özelleşmesi ile diğer tarifelerden farksız hatta daha pahalı hale geldiğini belirterek, tarım ve hayvancılıkla ilgili elektrik faturalarının Ziraat Bankasında otomatik ödemeye alınması şartıyla hazine destekli sıfır faizli kredi ile aylık ödenerek, çiftçilerden yıl sonunda tahsil edilmesini önerdi.

Başkan Mutlu Doğru, iklim değişikliğinin tarımın geleceği üzerindeki en büyük risk olduğuna vurgu yaparak, "Bu riskle mücadele ederken don gibi çiftçimize önemli zararlar veren doğa olaylarına karşı korunma amaçlı ülkemizde de üretimi başlayan dona karşı rüzgar pervanelerindeki yüzde 18 olan KDV oranlarının yüzde 8'e düşürülmesi bu makinaların alımında finansman maliyetini düşürecek ve yaygın kullanımına destek olacaktır" dedi.

Doğru, açıklamasının son bölümünde, tarımın önemine bir kez daha vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dünyada hücresel, dijital, dikey ve hassas tarım gibi konularla geleceğin tarımı tartışılıp, çevreyi koruyan, sağlıklı ve yüksek verimli tarım üretim modelleri dizayn edilmeye çalışılırken, ülkemizde yüzde 17 olan tarım nüfusumuzun milli gelirden aldığı yüzde 7 payla çiftçimizin ayakta kalması ve geçim derdine çare bulmayı konuşuyoruz. Ülkemizin yüksek tarım potansiyeli ve lojistik avantajlarıyla, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve hatta Uzakdoğu'nun tarım üretim merkezi haline gelmesi hayal değildir. İhtiyacımız olan stratejik ürünleri, dışarıya bağımlı olmadan, toprak, su ve iklim koşullarımıza göre en verimli şekilde üretmek için tarım politikalarımızı ve üretim önceliklerimizi, uzun vadeli, siyaset üzeri düşünerek belirlemeliyiz. Tarım kesiminin kronikleşen sorunlarına, güçlü bir siyasal iradeyle, radikal ve kalıcı çözümler getirilmeli, tarımda aynı sorunları konuşma kısır döngüsünden kurtulup, bizler de ülkemizde geleceğin tarımını dizayn etmeliyiz."

Hindistanlı Çiftçiler Protestolarına Devam Ediyor!

Hindistan’ın Haryana eyaletinde başkent Yeni Delhi'ye yürümek isteyen protestocu çiftçilere Revari-Alvar sınırında polis müdahale etti.



Barikatları aşan protestoculara polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Protestocular sınıra yakın hemzemin geçitte durduruldu.



Diğer yandan Pencap eyaletinde iktidardaki Hindistan Halk Partisi (BJP) eyalet başkanı Aşvani Kumar Şarva başkanlığındaki toplantıyı protesto etmek isteyen başka bir grubu da Hint polisi "lathi" adı verilen bambudan yapılan uzun coplarla engelledi.
 
Uttar Pradeş eyaletinin Gaziabad kentinde protestocu bir çiftçinin intihar ettiği bildirildi. Bu, protesto bölgesinde yaşanan 3'ncü intihar oldu.



Protestolar, Tarım Bakanı Narendra Singh Tomar ile çifçti temsilcileri arasındaki uzlaşmazlıkla sonuçlanan 6 görüşmelerin ardından 4 Ocak'ta yapılması kararlaştırılan 7'nci tur görüşmelerin öncesine denk geldi.



Tarım Bakanı Tomar, görüşmelerde çiftçilerin 4 talebinden 2'si üzerinde anlaşma sağladıklarını, Elektrik Yasası'ndaki değişikliği ve anız yakılmasına ceza getiren Hava Kalitesi Komisyonu talimatnamesini geri çekmeyi kabul ettikleri, fakat protestocuların iki ana talebinde, yeni çıkarılan 3 tarım yasasının iptal edilmesi ve destekleme alımından asgari fiyat güvencesi getirilmesi konularından anlaşamadıklarını açıklamıştı.

Çiftçiler Kısıtlamada Çam Fidanı Dikti!

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, sosyal mesafe ve maske kuralına uyarak “Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik” sloganıyla toplanarak köylerinde çam fidanlarını toprakla buluşturdu.

Kızıltepe Yeniköy kırsal mahallesinde sosyal medya üzerinden organize olan köy sakinleri daha yeşil bir köy için kolları sıvası. Çoğu çiftçi olduğu için kısıtlamadan muaf olan köy sakinleri korona virüs tedbirleri kapsamında köylerine çam fidanı dikti. Çamları kendi imkanları ile aldıklarını ifade eden Cüneyt Karaboğa, “Korona virüsten dolayı konulan 80 saatlik dışarı çıkma kısıtlamasında, köy sakinleri olarak açtığımız Whatsapp grubu üzerinden böyle bir şey yapmak için fikir alışverişinde bulunduk. Sağ olsunlar olumlu karşıladılar. Kendi imkanlarımız ile aldığımız çam ağaçlarını köyümüzün giriş yoluna diktik” dedi.

'Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik'
Cemil Karaboğa da “Kuraklığın arttığı bu dönemde gençler olarak köyümüz için ağaç dikme etkinliği düzenledik. 'Kuşların sesini duymak istiyorsan kafes alma ağaç dik’ sloganı ile başlattığımız bu etkinlikte, köy sakinleri olarak aramızda toplandığımız paralar ile çam ağaçları satın aldık” diye konuştu.

Kısıtlamadan Muaf Çiftçiler Tarlada!

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, tarlada çalıştı. Pamukkale Ovası'nda tarlaları olan çiftçiler, aileleriyle birlikte üzüm bağlarını budadı, meyve fidanları dikti.

Pamukkale ilçesinde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olan çiftçiler, yerli üretime destek vermek için günlerini tarlada çalışarak, geçiriyor. Genellikle üzüm, nar ve ayvanın yetiştirildiği Pamukkale Ovası'ndaki tarlalarına sabah erken saatlerde gelen çiftçiler, üzüm bağları başta olmak üzere fidanlarının bakımını yapıyor.

Üzüm bağında budama yapan Nihat Uyar, çiftçilerin çalışmak zorunda olduğunu belirterek, "Biz sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olduğumuz için üzüm bağında budama yapıyoruz. Budamayı yapmazsak önümüzdeki dönem verim alamayız. Biz çiftçiler çalışmak zorundayız. Sabah erken saatlerde buraya gelip, akşama kadar budama yapıyorum" dedi.

 

Kendisine ait üzüm bağında budama yapan Ozan Süllü de kısıtlamadan dolayı bazılarının evden çıkamadığını ancak kendilerinin çalışmak zorunda olduğunu ifade ederek, "Bu üzüm bağlarının daha iyi verim vermesi için budanması şarttır. Bu bölgedeki üzüm, ayva, nar gibi meyve ağaçlarının bakımı yapıyoruz. Üzüm bağlarının budanması yapılmaz ise Türkiye'nin üzüm ihtiyacını karşılayamayız ve dışardan ithal etmek zorunda kalırız. Herkes yılbaşında eğlendi ancak biz tarlada geçirdik. Ülkemiz için öncelikle üretim yapılmadır" diye konuştu.

Ayva üretimi yapan Muhammet Süllü ise, Türkiye'nin kalkınması ve dışarıya ihtiyaç duymaması için çiftçinin üretim yapması gerektiğini belirterek, "Çiftçi üretim yapmak zorundadır. Eğer üretim yapılmazsa ürünlerimizi dış ülkelerden ithal etmek zorunda kalırız. Sağlıkçılar ölüm pahasına hastanelerde çalışıyor. Biz de tarlalarımızda çalışmak zorundayız. Ege ovasının dağlarından bal, ovalarından da bal damlar. Her şey yetişiyor. Bizde tarlamızda ayva fidanın dikimi için hazırlık yapıyoruz" dedi.

CHP’den Teklif: Mazot Ve Gübreden ÖTV Alınmasın

CHP Mersin Milletvekili ve aynı zamanda TBMM Tarım Orman ve Köy işleri Komisyonu üyesi Cengiz Gökçel, çiftçilerin üretimde kullandığı malzemelerin ÖTV’den muaf tutulması gerektiğini belirterek bu doğrultuda bir kanun teklifi sundu.

TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, çiftçilerin üretim maliyetlerinin yüksekliği göz önünde bulundurularak bu yükün azaltılması için kanun teklifi verdi. Mazot ve gübrede ÖTV'nin kaldırılmasını teklif eden Gökçel, bunun yanı sıra düzenleyici kurumların piyasada çiftçiyi koruyacak önlemler alması gerektiğine de vurgu yaptı.

GIDA GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE

Mevsimsel etkilerden bağımsız tamamen arz ve talep dengesine bağlı olarak gıda ürünlerindeki fiyat artışı, gıdaya erişimi zorlaştırmaya başladığına dikkat çeken Gökçel, bunun yanı sıra tarım sektörünün toplum kalkınmasında önemli bir rol üstlendiğini ve bir istihdam kaynağı olduğunu vurguladı.
Potansiyeline rağmen her yıl tarımsal istihdamın daha da azaldığının altını çizen Gökçel, “Şuanda istihdam edilenlerin yüzde 19'u tarım sektöründe istihdam edilmektedir. Ancak bu istihdam oranı her geçen yıl azalmaktadır. Tarımsal istihdam oranı yalnızca 2019'da bir önceki yıla göre yüzde 4 azalmıştır. Son 18 yılda tarımsal istihdam yüzde 44 düşmüştür. Tarımsal istihdamın bu denli azalmasında elbette tarımsal girdilerin fiyatlarındaki artış etkilidir” dedi.

KÜÇÜK ÇİFTÇİ AYAKTA DURAMIYOR

Tarımda yaşanan krizin ve iktidarın çözüme yönelik politikalar üretememesinin özellikle küçük çiftçileri mağdur ettiğinin altını çizen Gökçel, “Küçük çiftçi artık ayakta duramayacak halde. Tarımsal girdilerin ve maliyetlerin finansmanında zorluk yaşamakta ve sonucunda sektörden uzaklaşmaktadırlar. Tarımsal üretimin tekelleşmesi ve şirketler eliyle yürütülmeye başlanması gıda güvenliği açısından bir tehdit oluşturmaktadır.
Küçük aile işletmeleri tarımsal ürün desenlerini ve yerelliği yaşatması bakımından gıda güvenliğinin sağlanmasında önemli birer aktördürler. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) küçük çiftçiliğin tehlikede olduğuna yönelik uyarılar yaparak, tarımda küçük aile işletmelerinin önemine sürekli vurgu yapmaktadır. Küçük aile işletmelerini korumak ve üretimde sürdürülebilirliği yakalamak için bu işletmelerin maliyetleri düşürülmelidir. Bu maliyetlerin başında motorin, gübre ve tohum maliyetleri gelmektedir” ifadelerini kullandı.

ÖTV'NİN KALDIRILMASI YETMEZ DÜZENLEYİCİ KURUMLAR GEREKLİ

Mazot ve gübrede ÖTV'nin kaldırılmasını teklif eden Gökçel, bunun yanı sıra düzenleyici kurumların piyasada çiftçiyi koruyacak önlemler alması gerektiğine de vurgu yaptı. Gökçel, şunları söyledi:
“ÖTV'nin kaldırılması maliyetler açısından çok önemli. Özellikle küçük aile işletmeleri tarımın sürdürülebilir olmasını sağlayan işletmeler ancak şuan ayakta duracak halleri kalmadı. Bu yüzden girdi maliyetleri düşürülmeli ve piyasanın insafına bırakılmamalı. ÖTV kaldırılsa bile fiyatlarda aynı etkiyi göremediğimiz zamanlar oluyor bunun için Gübretaş, Et ve Süt Kurumu gibi kuruluşların amaçları doğrultusunda harekete geçirilmesi de gereklidir. Bu kurumların üretici ve tüketici yararına harekete geçirilmesi çağrısını da yapıyorum.”

Kefil Olan Çiftçiye Hapis Cezası!

Bir tanıdığının tarım kredisi alabilmesi için kefil olan Samsunlu çiftçi Mustafa Sezer, ödenmeyen kredi nedeniyle icraya verildi ve 3 ay hapis cezası yedi. Borçlarından dolayı 18 yaşındaki kas hastası oğlunun tedavisine devam edemediğini, çocuğunun her gün gözü önünde eridiğini söyleyen Sezer, “Elim kolum bağlı kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceğim günü bekliyorum. Sayın Cumhurbaşkanım kooperatiflerdeki bu usulsüzlükler müfettişler tarafından incelensin. O zaman nasıl suç işlendiği ortaya çıkacaktır" dedi.

ÇOCUKLARININ TEDAVİ SÜRECİ AKSADI

İki çocuğu Akdeniz Anemisi, bir çocuğu kas hastası olan Sezer, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir yıl boyunca arazilerimi ekip biçemedim. Durumu Vezir Köprü Birinci Asliye Hukuk İcra Mahkemesi’ne dava ettim. Konuyla alakalı Yargıtay 12’nci dairenin vermiş olduğu ‘Çiftçinin ekip biçtiği araçların haczedilemez’ dediği emsal kararlarını sundum. CİMER’e, Ankara Tarım Müdürlüğü’ne bildirdim. Ama hiçbir cevap alamadım. Olay bu kadar yayılınca kooperatif avukatları ve Samsun Tarım Kredi Bölge Müdürü beni aradı. Borcumu ödeme taahhüdünde bulunmamı, bunun neticesinde traktörümün yedi emin olarak bana teslim edileceğini söyledi. Bunun üzerine emekli maaşımdan aylık kesinti yapılarak borcumun geri kalan kısmının hasat mevsiminde ödeyeceğimi taahhüt ettim. Bugüne kadar emekli maaşımdan 4 bin lira kesinti yapıldı. Fakat hasat mevsimi yaklaşmadan kooperatif avukatları hakkımda tekrar dava açtı. Bu arada Samsun Tarım Kredi Bölge Müdürü ve Köprübaşı Tarım Kredi Kooperatifi 8 bin lira yatırırsam davayı durdurabileceklerini söyledi. Bu parayı kooperatif avukatının hesabına yatırmamı istediler. Mahkeme süreci içerisinde avukat bu parayı İcra Müdürlüğü’nün hesabına yatırmayıp ve mahkemeye de bildirmediğinden Vezirköprü Birinci İcra Ceza Mahkemesi hakkımda 3 ay hapis cezası verdi. Beni mahkemeye çıkartmadan benim hakkımda böyle bir karar verilmesine bir üst mahkemeye itirazda bulundum ve mahkeme beni reddetti.”

“GEÇİMİMİZİ KAS HASTASI EVLADIMIN BAKIM ÜCRETİNDEN SAĞLIYORUZ”

Sezer, eli kolu bağlı bir halde, kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceği günü beklediğini söyleyerek şöyle devam ediyor:
“Hanemde 6 kişiyi geçindirmeye çalışıyorum. Geçimimizi 18 yaşında kas hastası olan evladımın bakım ücretiyle sağlıyoruz. Faturalar ve ev kirasını her ay bir arkadaşımdan borç para alarak ödemeye çalışıyorum. Haciz ve icra takipleri elimizi kolumuzu bağladı. Çocuğumun tedavisiyle ilgilenmem gerekirken, borçlar nedeniyle onu hiçbir hastaneye tedaviye götüremiyorum. Hacettepe Üniversitesi’nde tedaviye yanıt vermişti. Maalesef pandemi ve borç nedeniyle evladımı tedavi ettiremiyorum. Bütün işimi gücümü bıraktım çocuğumun derdine düştüm. Çocuğum şu an ayağa kalkamıyor. Ben her gün 18 yaşındaki kas hastası olan evladımın gözlerimin önünde biraz daha erimesini gördükçe üzüntü içerisinde sıkıntımız büyüyor. Elim kolum bağlı kolluk kuvvetleri tarafından cezaevine götürüleceğim günü bekliyorum.

“KOOPERATİFLER TEFECİLERİ GEÇTİ, HAKKIMDA HAPİS KARARI ÇIKTI”

Bizler borçlarımızı inkâr etmiyoruz. 17 bin lira borcumun 13 bin lirasını ödedim ve emekli maaşımdan da ödenmeye devam ediyor. Kooperatifin uygulamış olduğu yüzde yüz faizlerle 25 bine ulaştı. Tarım Bakanlığı’nın bana vermiş olduğu ‘Borcun yüzde 50’sini ödendikten sonra geri kalan kısmı yapılandırılabilir’ yazsını kooperatife götürmeme rağmen hiçbir işlem yapılmadı. Avukatların görevini kötüye kullanmaları kendilerine ödemiş olduğum parayı icraya yatırmamalarından dolayı hakkımda 3 ay hapis cezası çıktı. Kooperatifler tefecileri geçti, yüzde yüz faiz uyguluyorlar.”

Çiftçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: Hacizler Durdurulsun!

Tarım Kredi Kooperatifi'nden aldıkları kredileri ödeyemedikleri için traktörlerine haciz gelen Düzceli çiftçiler traktörleriyle konvoy yaparak seslerini duyurmaya çalıştı. "Kazancımız faizlere yetmiyor" diyen çiftçiler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek hacizlerin durdurulmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara olan borçları nedeniyle traktörlü eylem düzenliyor. Çiftçilerin son durağı Düzce oldu. Çevre köylerden traktörleriyle korna çalarak, konvoy halinde Düzce’nin Gölormanı Köyü’ne gelen çiftçiler, burada basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını okuyan Düzceli çiftçi Alaattin Ay, şu ifadelere yer verdi:

Bizim devletimizden ve cumhurbaşkanımızdan istediğimiz, Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve diğer bankaların faizinin silinmesi ve 5 yıl yayılarak bir ödeme planı sunulması.

Daha sonra girdi maliyetlerimizin düşürülmesi ve yaşanabilir bir hayat standartlarında bir yaşam sürmemizi sağlayacak gelir elde edebilmemizin yolunun açık duruma getirilmesini istiyoruz.

Bugünkü şartlarda kazancımız, Tarım Kredi Kooperatifi faizine yetmiyor. Bizlerin tarım ve hayvancılık yapmamızı istiyorsanız, şartlarımızın revize edilip tarım ve hayvancılık yapılabilir hale gelmesi lazım. Biz çiftçi kardeşlerimiz ülkemizi, vatanımızı seviyor, bu ülke için üretmek istiyoruz. Bize lütfen yardımcı olsun.
Bugün 80 beygir bir traktör alsak 250 bin lira ve bu da en düşüğü. Ekipmanları da çok pahalı. Tarım bizler için lüks sektör olmaya başladı. Sonuç olarak bizlerin sorunlarımızın dinlenmesini, çözüme ulaştırılmasını istiyoruz.

Ovamızda ağaçların çoğaldığını görüyorsunuz. Bunun sebebi tarımdan kaçan çiftçilerimizdir. Çiftçi üretimde kazanamadığı için ovalarımız kavak ağaçlarıyla dolmaya başladı.

Şu an ekilebilir arazilerimiz sıfır noktasına kadar düşecek böyle giderse. Kavak ağaçları bizim önümüzü 10 yıl kapatıyor. Özellikle tarımla ilgili yaptığınız politikalar daha sonuç alabilir şekilde olursa bizi sevindirecektir. Lütfen bizimle ilgilenin.

Bir başka çiftçi ise, “Ben Tarım Kredi borcumu traktörü satarak ödemeye çalışıyorum. İndirim olacak dediler, olmadı. Tarım Kredi çiftçiye destek demektir ama destek oldukları yok. Aldığım 30 bin lira olmuş 98 bin lira. Ben traktörümü sattım ve tarım kredi borcumu ödedim. Bundan sonra nasıl tarım işleri yapacağım?” şeklinde konuştu.

Hindistan Başbakanı Modi: Çiftçi Protestoları Siyasi Amaç Taşıyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Hint çiftçilerin gösterilerinin siyasi amaçlarla yapıldığını söyledi.
Modi, Pencap ve Haryana dışında 6 eyaletten çiftçilere seslendiği konuşmasında, bazı partileri, kendi siyasi gündemleri için yeni tarım yasalarına karşı çıkmakla ve sözleşmeli çiftçilik durumunda çiftçilerin topraklarının ellerinden alınacağına dair yalanlar yaymakla itham etti.

Seçmen tarafından reddedilen bu partilerin, çiftçileri yanlış yönlendirdiğini belirten Modi, "Çiftçilere destek için protesto gösterilerine katılan tüm bu insanlar, iktidardayken ne yaptı? Siyasi saiklerle çiftçilerin omuzları üzerinden ateş ediyorlar." ifadesini kullandı.
Hindistan Başbakanı, protestocu çiftçilerle müzakerelere açık olduğunun altını çizerek "Bana muhalif olanlara dahi hükümetimin çiftçilerle ilgili meselelerde onlarla görüşmeye hazır olduğunu söylüyorum. Çiftçilere 'hiç kimse tarafından yanlış yönlendirilmemeleri' çağrısında bulunuyorum." diye konuştu.

Modi, ülkede ezici çoğunlukta çiftçinin yeni tarım yasalarını memnuniyetle karşıladığını da savundu.

Resmi görüşmelerden sonuç çıkmamıştı

Yeni yasaların kaldırılmasını isteyen protestocu çiftçilerin talepleri konusunda yapılan şimdiye kadarki resmi görüşmelerden sonuç çıkmamıştı.
Protestocu çiftçiler, 26 Aralık'ta eylemlerini büyük şirket binaları önüne taşımaya hazırlandıklarını açıklamıştı.
Ana muhalefetteki Kongre Partisi lideri Rahul Gandhi de çiftçi protestolarına destek için tarım yasalarının geri çekilmesini talep eden dilekçeyi Cumhurbaşkanı'na sunmuştu.

Orhan Sarıbal: 2020 Çiftçi İçin Kara Bir Yıl Oldu!

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, pandemi sürecinde bütün dünyanın çiftçilerini desteklediğini vurgulayarak, “Bizim ülkemizde 2020 yılı çiftçi için kara bir yıl olarak hatırlanacak” dedi.
 
TBMM’de düzenlediği basın açıklamasında tarımın sektörünün 2020 yılı için kısa bir değerlendirme yapan Sarıbal, pandemi sürecinde gıda arzında bir sorun yaşanmaması için bütün ülkelerin tedbirler geliştirdiğini ve tarım kesimine büyük destekler verdiğini aktararak, pandemi sürecine rağmen AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikalarının 2020 yılında da sürdürüldüğünü kaydetti. Sarıbal, “2020 yılı çiftçi için çöküş yılı, ithalat lobileri için kazanç yılı, AKP için de bir süreci yönetememenin tarihsel dökümü oldu” dedi.
 
Çiftçi üretti, ürün tarlada kaldı
 
2020 yılının başında soğan ve patateste, bahar aylarında ise limonda kısıtlama kararı alan AKP iktidarının üreticiyi zor durumda bıraktığını kaydeden Sarıbal, “Kararlar nedeniyle Çorum ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde soğan çürümeye terk edildi.  Limon dalında kaldı” dedi. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin pandemi sürecinde çiftçiye “Üretin. Tek karış yer boş kalmasın, gerekirse ürününüzü biz alırız” dediğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçi üretti ama ürünü tarlada kaldı. Domates, biber, patates tarlada kaldı. Ama ‘üretin gerekirse ürününüzü devlet alır’ diyenler ses çıkarmadı. AKP Genel Başkanı  ‘ambarın anahtarı kimin elindeyse güç de onun elinde olur' demişti. Yine ‘tarım milli savunma kadar stratejiktir’ demişlerdi. Ama pandemi sürecinde çiftçiye gereken desteği vermediler” dedi.
 
Afet yılı
 
2020 yılında 70’ten fazla ilde iklim değişikliklerinden kaynaklı doğal afetler yaşandığını kaydeden aktaran Sarıbal, Türkiye’de doğal afetlerden kaynaklı çiftçi kayıplarını telafi edecek bir mekanizma bulunmadığını, çiftçinin oluşan zararlarının karşılanmadığını kaydetti. Sarıbal, ciddi bir kuraklık sorunu yaşandığını ama bu konuda herhangi bir plan, program yapılmadığını da söyledi.
Tarım ekim alanlarındaki daralmanın, buna bağlı olarak çiftçi sayısı ve tarımdaki istihdamın 2020’de de düşmeye devam ettiğini kaydeden Sarıbal, artan nüfusa rağmen tarımsal yeterli tarımsal üretimin gerçekleşmediğini anlattı.
 
Sıfır gümrükle ithalat
 
Üretimin arttırılmasına dönük politika geliştirmek yerine AKP’nin ithalatı öncelediğini ifade eden Sarıbal, “2020 yılı ithalat kararlarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine ‘kara yıl’ olarak geçecek bir yıldır” dedi. “Tarım Bakanı çıkıyor ve La Fontaine’den masallar okuyor. ‘Her şey çok güzel. Hiçbir problemimiz yok. Dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesiyiz’ diyor. Ama üstü üste gümrük indirimleri yapılıyor” diyen Sarıbal, 3 Nisan’da, 18 Nisan’a, 5 Ağustos’ta, 21 Ağustos’ta, 21 Ekim’de, 5 Kasım’da, 25 Kasım’da, 17 Aralık’ta ve son olarak 23 Aralık’ta alınan kararlarla buğday, arpa, mısır başta olmak üzere birçok tarım ürününde gümrüklerin ya sıfırlandığını ya da minimize edildiğini söyledi. Sarıbal, “Tüm dünya özellikle stratejik ürünlerde buğday, ayçiçeği, mısır, soya gibi temel ürünlerde kısıta gitti, stoklarını korudu. Covid-19 nedeniyle tedbir aldı. Biz ise elimizde ürün olmadığını biliyorduk. Bunun için gümrük duvarlarını indirmeye başladık. Tarım dış ticaretinde dışa bağımlı olduğumuzu bir kez daha paylaşmak isterim” diye konuştu.
 
Çiftçi borcu dağları aştı
 
Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin verilmediğini ve Tarım Kanunun yürürlüğe girdiği 2007 yılında bugüne çiftçinin 211 milyar TL alacağı bulunduğunu aktaran Sarıbal, gerekli desteği almayan çiftçinin borç yükü altında ezildiğini söyledi. Sarıbal, “Çiftçinin borcu dağları aştı. 2002 yılında 2,6 milyon çiftçimizin resmi borcu yaklaşık 2,5 milyar TL iken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2020 Eylül ayı verilerine göre, 2 milyon 83 bin çiftçinin bankalara borcu 128 milyar TL borcu var. Çiftçinin borcu 53 kat artmış. Çiftçilerin, Tarım Kredi Kooperatifine ise 12 milyar TL olan borcu ve özel sektör borçları dahil edildiğinde 180 TL’ye yakın borcu bulunmaktadır” dedi. Sarıbal, sözlerini şöyle tamamladı:

“İktidar bitkisel üretimi arttırdığın söylüyor. Üretim yeterli ise neden bu kadar ithalat yapıyorsunuz? Yeterli düzeyde üretim yaptıysanız neden gümrükleri düşürüyorsunuz? 2002 yılında 66.4 milyon nüfusumuz vardı. Bugün sığınmacılarla beraber 87 milyon, turistleri de eklediğimizde günde 89 milyon insanın karnını duyurmak zorundayız. Üretim miktarı ve daralan ekim alanları dikkate alındığında Türkiye’nin hiçbir üretim kalemi Türkiye’nin temel ihtiyacını karşılama gücüne sahip değildir. Türkiye’nin stoku da yoktur.

Kısacası AKP 2020 yılında da çiftçiye, doğaya, tarıma, üreticiye zarar vermiştir. Üretici 2020 yılını kara bir yıl olarak anımsayacaktır. Bu sarmaldan sağlam, planlı bir tarım politikasıyla çıkarız. Yeter ki yabancı şirketleri ve yandaş lobileri değil çiftçimizi ve halkımızı desteklemeyi öne alalım.”

“Çiftçi Kredilere Acil Çözüm Bekliyor”

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, takipteki krediler nedeniyle zor durumda olan çiftçilerin durumuna dikkat çekti.

Koronovirüs sürecinde önemi daha da artan sürdürülebilir gıda temini için çiftçinin sorunlarının acilen çözümlenmesi gerektiğini belirten Doğru, sorunlara ilişkin çözüm önerileri de sundu.

Tarım sektörünün sürdürülebilir kılınması için çiftçinin üretime aralıksız şekilde devam etmesi gerektiğini savunan Doğru, kur artışı ve bunun maliyetlere yansımasından her sektörün olduğu gibi tarım sektörünün de olumsuz etkilendiğini söyledi.

Doğru, “Şu anda Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde çalışma yapıldığını duyuyoruz. Yıl sonuna kadar açıklanırsa çiftçimize bir rahatlama getirecektir” dedi.

Tarım sektörünün Bankacılık açısından halen güvenilir bir liman olduğuna vurgu yapan Doğru, bunu rakamlarla açıklayarak, şunları kaydetti: “Bankacılık açısından tarımda takipteki krediler oranı diğer sektörlere göre daha düşüktür. İçinde bulunduğumuz malum süreçte bir miktar yükselmiş olsa da halen yüzde 4.1 civarındadır. BDDK raporuna göre bu yılın ilk on ayında çiftçilere 125 milyar lira civarında bankacılık sektörünün verdiği krediler var. 9 milyar lira civarında da tarım kredi kooperatiflerini eklerseniz tarımsal krediler 134 milyar lira civarını buluyor. Geçen yıl ile kıyaslarsak yüzde 16 oranında bir artış söz konusu. Bunu diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda ise kredi hacmindeki artış düşük kalıyor. Zira, bankacılık sektörünün ilk on aydaki kredi büyüme hacmi yüzde 36 civarındadır.”

Bu süreçte kredilerin geri ödemesindeki sıkıntıların doğal olduğunu belirten Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Çünkü maliyetlerimiz arttı. Yükselen hammadde fiyatlarına rağmen çiftçi hasatta bundan yararlanamadığı için zorluk çekiyor. Özellikle de küçük çiftçi çok zor durumda. Ziraat Bankası yeniden yapılandırma yaptı. Ziraat Bankası’nın 75 milyar lira civarında 685 bin çiftçiye kullandırdığı tarımsal kredisi var. Yapılandırmadan ise 120 bin çiftçi yararlandı ve 7 milyar liralık kısım yapılandırıldı. Yani miktar olarak yapılandırılan kredi miktarı yüzde 9 ancak faydalanan çiftçi sayısına baktığımızda yüzde 17’dir. Bu da düşük montanlı kullandırılan küçük çiftçi kredilerinde daha büyük sorun yaşandığını göstermektedir. Tarım Kredi Kooperatifleri kredilerindeki takip oranının da yüksek olması küçük çiftçimizin finansal durumunun zorlaştığını gözler önüne sermektedir.” dedi.

Hindistan’lı Çiftçiler Canları Pahasına Mücadeleye Devam Ediyor!

Hindistan'da Narendra Modi hükümetinin tarım reformuna karşı başkent Yeni Delhi'ye çıkan yolları kapatarak eylem yapan çiftçiler zor koşullara rağmen direnişi terk etmiyor. Üç haftadır soğuk hava şartları altında barikatlarda nöbet tutan çiftçilerin 35'i hayatını kaybetti.

Binlerce çiftçi, Modi hükümetine, “Tarımda tekel şirketlerin egemenliğini artıracak düzenlemeler geri çekilsin” çağrısında bulunuyor. Çiftçi liderlerinden Darshan Pal, soğuk hava koşulları nedeniyle eylemci çiftçilerin hayatını kaybettiğini açıklarken Haryana eyaleti polis yetkilisi Manoj Yadav, can kaybının 25 olduğunu iddia etti. Yadav, ölümlerin 14’ünün çoğu kalp krizi ve soğuğa bağlı nedenlerle meydana geldiğini, 10 çiftçinin Pencap’tan Delhi’ye protestolara katılmak üzere gelirken yolda trafik kazalarında yaşamlarını yitirdiğini, bir çiftçinin ise iki gün önce intihar ettiğini belirtti.

Hindistan’daki çiftçi örgütlerinin çatı örgütü olan Tüm Hindistan Kisan Sangharsh Koordinasyon Komitesi’nden yapılan açıklamada ise eylemlere katılmak için çıktıkları yolda trafik kazalarında beş çiftçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yeni Delhi girişinde kamp kuran çoğu 60 yaşın üzerindeki çiftçiler soğuk havaya karşın geceyi traktörlerinde ve motorlu araçların arasında geçiriyor. Ülkenin kuzeyinde geceleri hava sıcaklığı 3-4 dereceye kadar düşüyor. Başbakan Narendra Modi’nin bakanlarının çiftçi örgütleriyle yaptığı görüşmeler ise sonuç vermiyor. Çoğu Pencap ve Haryana’dan gelen çiftçiler özel şirketlerin tarım alanındaki hâkimiyetini artıracak ve devletin çiftçilerden asgari fiyat garantisiyle satın alımını engelleyecek üç yasa geri çekilene dek eylemlere devam edeceğini vurguluyor.

Çiftçiler Hibeli Fidanları Almaya Başladı!

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin, kırsal kalkınma için hayata geçirdiği son projesi kapsamında, çiftçiler yüzde 50 hibeli fidanları almaya başladı.

Yaklaşık 1 yıldır tüm dünyayı etkisi altına alan COVID19 salgını yerel unsurların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel arz-talep dengesinin değiştiği 2020 yılında ulusal hükümetler yerel koruma paketleri açıklayarak kırsal alanları da içeren önlemler aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi de çeşitli destek paketleriyle hem kent merkezinde hem de kırsalda vatandaşların yanında oldu.'Kentten köye dönüş' mottosunun lafla değil icraatla gerçekleşeceği vurgusuyla hareket eden Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda kırsal kalkınma için pek çok projeyi hayata geçirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi son olarak 'Meyveciliği Geliştirme Projesi' kapsamında Kocaelili çiftçilere yüzde 50 hibeli mavi sertifikalı ceviz, cennet hurması ve doku kültürü ile kivi fidanı desteği verdi.
 
KAYITLI ÇİFTÇİLERE VERİLDİ
 
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü'ne yapılan başvurular sonrası Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan çiftçiler hibeden yararlanmaya hak kazandı. Hak sahipleri, ödemelerini yapmalarının ardından İzmit Sanayi Mahallesi'nde bulunan Kocaeli Üniversitesi eski Vinsan Kampusu alanından fidanlarını almaya başladı.

DESTEKLERİN DEVAMINI BEKLİYORUZ
 
Yüzde 50 hibe fidan desteğinden yararlanan ve Karamürsel'e bağlı Yalakdere'de çiftçilik yaptığını belirten İzzettin Baydemir, "Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın'a ve belediyemize çok teşekkür ediyorum" dedi. Verilen desteklerin çiftçi için son derece önemli olduğunu vurgulayan Baydemir, "Bu desteklerin bundan sonra da devam etmesini diliyoruz" şeklinde konuştu.

220 BİN FİDAN DAĞITILDI

Büyükşehir, Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında 2014 yılında itibaren 2 bin 250 çiftçiye yüzde 50 hibeli 200 bin adet mavi sertifikalı ceviz fidanı ve 20 bin adet 16 ayrı çeşit meyve fidanı desteği verdi.Bu proje ile birim alandan en fazla verim elde edilen, iklim şartlarına uyumlu, ekonomik getirisi yüksek meyve çeşitleri yetiştirilmesi hedefleniyor.

2500 ÇİFTÇİYE DANIŞMANLIK HİZMETİ
 
Diğer yandan çiftçilere alternatif tarım ürünlerine yönlendirmek, modern meyve bahçe tesis etmek amacıyla yaklaşık 1.000 adet kivi fidanı ve 12 dekar kivi bahçesi yapım malzemeleri desteği sağlandı. Ayrıca 350 mahallede 2.500 çiftçiye bitkisel üretim danışmanlık desteği de verildi.

Çiftçilerin İcra ve Hacizleri Ertelendi!

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin dört bir yanında çiftçilerin tepkilerine yol açan tüm haciz işlemleri ve icra takiplerinin 3 ay boyunca ertelendiğini duyurdu.

Tarım kredi kooperatifine borcu olan binlerce çiftçi yapılandırılmalarla ilgili açıklama beklerken Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz yaptığı açıklamada, COVID-19 un yaratabileceği olumsuz etkileri azaltmak amacıyla borç ve haciz işlemlerinin 31.03.2021 tarihine kadar ertelendiğini bildirdi.

Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklama şöyle:

“Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Covid 19 salgınının sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkilediği görülmektedir.

Bu kapsamda Tarım Kredi Kooperatifleri olarak, Covid 19 salgınının tarım sektöründe yaratabileceği olumsuz etkileri azaltmak amacıyla, 31.03.2021 tarihine kadar kurumumuzun kredi alacaklarının tahsili için yürütülmekte olan tüm haciz işlemleri ve icra takipleri durdurulacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bir Gözünü Kaybeden Tarım İşçisi Adalet Peşinde!

Antalya’nın Kepez ilçesinde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Altın Erdoğan, tarladan dönerken servis aracında maske takılmasını talep ettiği için darp edildi. Bir buçuk ay önce meydana gelen olayın ardından bir gözünü kaybeden Erdoğan, adalet arıyor.

60 yaşındaki Erdoğan, geçim sıkıntıları nedeniyle eylül-ekim aylarında nar ve portakal bahçelerinde mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Sabah hava aydınlanmadan nar bahçesine giden Erdoğan, günlük 80 lira yevmiye ile çalıştığını söyledi.

Olay günü kendilerini tarlaya götüren çavuş dedikleri kişi ile tartıştığını belirten Erdoğan, “Yemek dahi yemeden sabah 7’den akşam 3’e kadar çalıştık. Ben çavuşa, ‘Yemek yemeyecek miyiz, biz köle değiliz?' dedim. Çavuş, ‘Yemek yok. Tarlayı bir an önce bitirip gideceğiz' dedi. Bu olaydan sonra gün boyu benimle uğraştılar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Akşam dönerken serviste genç işçiler vardı, maske takmıyorlar. Onları uyardım 'maske takın' diye. Sonra onları videoya çekmeye başladım. Çavuşun eşi arabayı durdurdu, yanıma geldi, boğazımı sıktı. Telefonumdan videoyu sildiler. Evin yakınına geldiğimizde beni beklettiler. Eve gitmeye çalıştığımda da saldırdılar. Sol gözümden kanlar akmaya başladı. Bir gözüm görmüyordu zaten, şimdi diğer gözümü de kaybettim. Adaletin yerini bulmasını, bu kişilerin yargılanmasını istiyorum.”

Erdoğan’ın avukatı Bilge Yılmaz ise hukuk mücadelesi başlattıklarını açıkladı. Yılmaz, “Karakol soruşturması henüz tamamlanmadı. Altın hanım için hastaneden bir ön rapor bekleniyor şu an. Ancak karakol soruşturması eksik yapılmış zaten. Müvekkilin telefonunun zorla alınıp video kayıtlarının silinmesi vb. soruşturulmamış. Bunun için savcılığa ek başvuruda bulunduk” dedi.

Erdoğan’ın korkutulduğunu belirten Yılmaz, “Azmettirici S.A ve eşi H.A., Altın hanımı çocuklarını kaçırmakla tehdit etmiş. Korkudan ilk ifadesinde kaza yaşandığını söylemiş”diye konuştu.

Erdoğan’ın sol gözündeki görme kaybının yüzde 97 olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hukuk mücadelesi başlattık. Çok fazla destek telefonları alıyoruz. Bunlar bizim için moral oluyor. Altın hanım yalnız olmadığını hissediyor” ifadelerini kullandı.

Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Tarım ve Orman Bakanlığınca hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı, bin bir emekle üretim yapan Antalyalı çiftçilere, ürünlerini daha avantajlı şekilde satma imkanı sağladı.
Çiftçileri daha fazla üretime teşvik etmek, aracıları kaldırarak ürünün değer fiyattan satılmasını sağlamak amacıyla DİTAP'ın devreye alınmasıyla Antalya genelinde çalışma başlatıldı.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleri ekipleri, kentte kesintisiz üretime devam eden çiftçileri, DİTAP'ı nasıl kullanacakları konusunda bilgilendirdi.
DİTAP'ı kullanmaya başlayan üreticiler, yetiştirdikleri domates, salatalık, kapya biber, yeşillikler, patlıcan gibi ürünleri hale götürmeden henüz seradayken çevrim içi ortamda daha yüksek fiyata satabiliyor.

"Aracılar ortadan kalktı"

Kepez Tarım ve Orman Müdürü Bilge Gözen, alıcı ve satıcıyı çevrim içi ortamda bir araya getiren DİTAP'a, Antalya'da 4 bine yakın üreticinin kaydolduğunu söyledi.
Bakanlığın talimatıyla üreticileri ziyaret ederek bilgilendirme yaptıklarını anlatan Gözen, "Kepez'de 420 üreticimizi DİTAP'a kaydettik. Çiftçilerimiz, ürünlerinin görselini dijital ortama yükleyerek alıcılarla irtibata geçip sözleşme imzalıyor ve ürünlerini satabiliyor. Üreticilerimiz bundan çok memnun, çünkü aradaki alıcılar kalktı. Ürünlerini daha yüksek fiyattan satabiliyor. Bu sistemde hem üretici hem alıcı hem de tüketici kazanıyor." dedi.
Gözen, üreticinin hale gitmek zorunda kalmadığını, böylece DİTAP'ın salgın sürecinde daha az temas için de avantaj sağladığını ifade etti.

"Artık ürünümü seradayken satıyorum"

Yaklaşık 10 dekarlık kapalı alanda biyolojik mücadeleyle ürün yetiştiren Mustafa Mert de yıllardır klasik pazarlama sistemiyle ürünün hale bırakılıp, ne kadara satıldığını ertesi günü çıkan faturadan öğrendiklerini dile getirdi.
Çiftçinin, hale bırakılan ürünün pazarlık payından hiçbir zaman haberdar olmadığına dikkati çeken Mert, şunları kaydetti:
"Komisyoncu ile tüccarlar arasında pazarlık yapılır, arz-talebe göre fiyatlar düşer, yükselirdi. Ürünü kendimizin pazarlama durumu yoktu. DİTAP'ı anlattılar ben de kaydoldum. Dijital pazarlamayla satışlara başladım. Piyasa şartlarına göre yüzde 20-30 daha fazla kazanç sağladık. Aracılar kalkınca ürünün değeri de arttı. Gecenin bir saatinde hale gider, sabaha kadar bekler, malın satılıp satılmadığını neye satıldığını bilmezdik. Artık ürünümü seradayken satıyorum. Piyasada 3 lirayken ben 4 liraya, biyolojik mücadeleyle ürettiğim kapya biber 7,5 lirayken ben 10 liraya satıyorum. Seramdan taptaze alıp, vatandaşa ulaştırıyorlar."

Aynı bölgede 18 dekarlık alanda örtü altı üretim yapan Yaşar Tetik, ürünlerini dijital ortamda müşteriye sunma, alın terinin karşılığını alma imkanı bulduklarını dile getirdi.

Hasan Mert de yetiştirdikleri ürünleri birçok ülkeye ihraç ettiklerini, ilaç kullanmadan böcekler yardımıyla biyojik üretim yaptıklarını söyledi.

İşçilerden Hatice Elcir, sabah erken saatlerde seraya girip saatlerce çalıştıklarını, ürünleri paketleyip satışa hazırladıklarını belirterek, herkesin emeğinin karşılığını almasının önemli olduğunu vurguladı.

Ayşe Mert de sebze yetiştirmenin emek istediğini, bu yıl emeklerinin karşılığını alabildiklerini ifade etti.

"Üretici parasını nakit alıyor"

Dijital ortamda ürün satın alan bir firmanın sahibi olan ziraat mühendisi Aziz Öztürk de dijital tarımda her şeye ulaşmanın daha kolay olduğunu söyledi.

Sistemin biraz daha geliştirilebileceğini belirten Öztürk, "En büyük avantajımız pazarlık. Direkt üreticiden aldığımız için daha karlı. Market de daha ucuz alıyor, son tüketici de daha ucuza tüketiyor. Üreticiyle sözleşme imzalayıp ürünü alıyoruz, tutarını da direkt banka hesabına geçiyoruz. Üretici parasını nakit alıyor." dedi.

Samsun’lu Çiftçi Protez Kol İstiyor!

Samsun'un Çarşamba ilçesi Orduköy Mahallesi'nde 17 Ekim’de kendisine ait mısır tarlasında çalışan Ahmet Aktaş, ayağı takılarak düştü.

Aktaş, ayağının takılması üzerine dengesini kaybederek silaj makinesine kolunu kaptırdı. Ağır yaralanan Aktaş, ambulansla Çarşamba Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Aktaş'ın kolunun omzundan aşağısı ameliyatla alındı.

PROTEZ KOL ARAYIŞINA GİRDİLER

Olayın ardından Ahmet Aktaş'ın oğlu Mustafa Aktaş, sol kolunu kaybeden babası için protez kol arayışına girdi. Araştırma yapan Mustafa Aktaş, babasına 62 bin euroya elektronik kol taktırılabileceğini öğrendi. Aktaş ailesi, bu maddi güce sahip olmadığı için yardım bekliyor.

"BUNA DA ŞÜKÜR"
Olay sırasında başkasına ait silaj makinesiyle mısır tarlasında çalıştığını söyleyen Ahmet Aktaş, "Bir anda dengemi kaybettim. Yüz üstü düştüm. Ve o anda bütün bedenim çarkın arasına girdi. Sağ kolumla bir yere tutundum, tam olarak da hatırlamıyorum. Beni sola doğru çevirerek kolumu kaptı. Aşağı yukarı 5 dakikaya yakın feryat ettim. Tek seferde alıp da bırakmadı, bana işkence etti. Bu acının bir tarifi yok, Allah kimsenin başına vermesin. Bu halime de şükür, en azından hayattayım." dedi.

Hindistan’da Tarım Reformuna Karşı Eylemler Devam Ediyor!

Hindistan’da yeni tarım kanunlarını protesto eden on binlerce çiftçi, başkent Yeni Delhi'de eylemlerine devam ediyor.
 
Ülke basınındaki haberlere göre, Yeni Delhi'nin merkezine çıkan beş otoyolu kapatan çiftçiler, hükümet yeni kanunu geri çekene kadar gösterilerine devam edeceklerini bildirdi.

Sembolik bir açlık grevine gidilmesini planlayan çiftçi liderleri, eğer yeni kanun iptal edilmezse tren seferlerinin durdurulması için harekete geçeceklerini belirtti.
Hindistan’da yeni tarım kanunlarını protesto eden çiftçiler, kanunun iptali için cuma günü Yüksek Mahkeme'ye dilekçe vermişti.
Hindistan Tarım Bakanı Narendra Singh Tomar, yeni tarım kanunlarını revize etmeyi arzu ettiklerini ancak çiftçilerin kanunların iptali yönündeki ısrarlarından vazgeçmeleri gerektiğini belirtmişti.

Hükümet, yasalarda bazı değişiklikler yapılacağını belirtse de çiftçiler, söz konusu yasaların tamamen geri çekilmesini istiyor.
Çiftçiler, tarım reformunun mahsul fiyatlarını olumsuz etkileyeceğini ve kazançlarını düşüreceğini belirtiyor.
Söz konusu tarım reformuyla hükümetin minimum garantili fiyattan tahıl almayı bırakacağını kaydeden çiftçiler, bu durumun şirketler tarafından fiyatların aşağı çekilerek sömürülmelerine yol açacağını savunuyor.

Tarım sektörü, Hindistan'ın 2,9 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 15'ini oluştururken, 1,3 milyarı aşan ülke nüfusunun yüzde 60'ından fazlası geçimini topraktan sağlıyor.

Çiftçi ve Esnafın Yaraları Sarılıyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile pandemiden en çok etkilenen kesimlerin başında gelen çiftçi ve esnafı rahatlatacak adımlar atılmaya başlandı. Kabine toplantısından sonra açıklanması beklenen önlemler paketi kapsamında kira desteğinin yanı sıra su ve doğalgaz faturasında da indirim geleceği belirtiliyor.

Ayrıca bankacılık tarafında da bir süre geri ödemesiz kredi verilebileceği de belirtiliyor. Bu konuda son karar kabine toplantısında verilip kamuoyu ile paylaşılacak. Çiftçi borçlarına ilişkin düzenlemenin ayrı bir teklif olarak en kısa sürede TBMM gündemine gelmesi bekleniyor. Gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra çiftçilerin tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankasına olan 5 milyar liralık borçları yeniden yapılandırılacak.

CHP’li Vekil Ömer Fethi Gürer: Çiftçinin ve Esnafın Sesine Kulak Verin!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında pandemi sürecinde mağduriyet yaşayan esnaf ve çiftçinin yaşadığı sorunları sıraladı, çözüm önerilerini anlattı. 

VATANDAŞTAN MEKTUP VAR

Gürer, basın toplantısına; çiftçi ve esnaf başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden kendilerine ulaşan şikayet ve talep mektuplarından bazılarını okuyarak başladı. İşçinin, işsizin, memurun, atama bekleyenlerin, çiftçinin ve esnafın sorunlarının katlanarak arttığını söyleyen Gürer, özellikle pandemi sürecinde mağduriyet yaşayan kesimlerin sesine kulak verilmesini istedi. 

 

ESNAF BORÇLARINI ÖDEYEMEDİ 

Korona virüs tedbirleri kapsamında faaliyetlerine ara verilen esnafın ciddi mağduriyet yaşadığına işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mağduriyet yaşayan esnafın sosyal güvenlik primleri ve vergi borçları ötelenmelidir. Kiralarında kolaylık sağlanmalıdır. Doğalgaz, su ve elektrik faturaları ötelenmelidir. Pandemi sürecinde ‘destekleme’ adı altında kredi verilerek borçlandırılan esnaf, işyerleri yeniden kapandığı için bu kredilerin geri ödemesini yapamamaktadır. Geri ödeme süresi gelen esnafa kredi ödemelerinde de destek sağlanmalı, taksitler ötelenmelidir” dedi. 

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ESNAFIN YANINDA OLMALI 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere de dikkat çekti. 

1935 yılında Atatürk’ün tarımla ilgili hayata geçirdiği projeler kapsamında faaliyetine başlayan Tarım Kredi Kooperatiflerinin, o dönemdeki kuruluş amacının çiftçiye destek sağlamak olduğuna işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ancak sonraki süreçlerde tarım kredi kooperatifleriyle ilgili 6 kez kanun değişikliği yapıldığını hatırlattı. 

ÇİFTÇİNİN TRAKTÖRÜNÜ HACZEDİYORLAR 

1967 yılında çiftçilere Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla verilen kredilerin faizlerinin  düşük olarak düzenlendiğini bugün için yüzde 8-9 oranında  çiftçi faizi olduğunu belirten  Ömer Fethi Gürer, “ 2005 yılında yapılan kanun düzenlemesi ile Tarım Kredi Kooperatifinin özerk bir yapıya kavuşturulduğunu ve  Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatiflerini ticari bir kuruluş gibi görmeye başladığı için bu kuruma ticari kuruluşlara verilen oranda kredi sağladığını anlattı. Gürer, “Tarım Kredi Kooperatifleri de doğal olarak çiftçiye Ziraat Bankasının kredi faiz oranının üstüne bir de  kaynak kullanım bedeli adıyla bir faiz ekleyerek, çiftçiye yüksek oranda faizli kredi verdi. Yüksek faizle kredi almak zorunda kalan çiftçi, maliyet artışları nedeniyle ürün para etmediği için geri dönüş sağlayamadı ve icralık olmaya başladı. Tarım Kredi Kooperatifleri pandemi sürecindeki mağduriyete rağmen, borcunu ödemekte zorlanan çiftçinin traktörüne el koyuyor” diye konuştu. 

KREDİ İÇİN HEM TEMİZ SİCİL, HEM KEFİL İSTENİYOR 

Çiftçilere verilen kredilerde ‘temiz sicilin’ yanı sıra ‘kefil’ de istendiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Gürer, “Çiftçi kredi alabilmek için hem sicili temiz olacak hem de kefil bulacak. Kefil bulsa bile zaman zaman yaşanan sorunlar nedeniyle borcunu ödeyemeyen çiftçiye önce kefil baskı kuruyor. Ürün para etmediği için borcunu ödeyemeyince hem çiftçi hem kefil mağdur oluyor” şeklinde konuştu. 

KURAKLIK KAPIYI ÇALDI 

Türkiye’de son 5 yıldır baş gösteren kuraklığın, önümüzdeki yıllarda yaşayancak ciddi su sıkıntısının habercisi olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Gürer, göletlerin kuruduğunu, su kaynaklarının debisinin düştüğünü ifade etti. 

REKOLTE DÜŞECEK 

Sonbaharda yeterli yağışın olmaması nedeniyle toprakla buluşan tohumun nemsiz kaldığını ve bu nedenle rekoltenin de büyük oranda düşeceğini ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mart ve nisan aylarında bahar yağmurlarının da yağmaması durumunda ekili alanlardaki zararın katlanabileceğini belirtti. 

SU KAYNAKLARI DOĞRU KULLANILMALI 

Su kaynaklarının doğru kullanılmadığına da değinen CHP Milletvekili Gürer, vahşi sulamadan vazgeçilerek damlama ve yağmurlama sistemine tam anlamıyla geçilmemiş olmasının su kaynaklarının tükenmesinde etkin rol oyladığına işaret etti. 

GÖLETLER KURUDU 

Gürer, “Su kaynaklarını doğru biçimde planlamalıyız ve gölet ve barajlardan çıkan sulan için kanaletler yaparak, buralardan daha çok ekili alanın yaralanmasını sağlamalıyız. Bazı göletlerde su yok. Bazılarında su kaçağı var. Bugüne kadar sorunları çözümcü bir yaklaşımla ele alınmadığı için var olan sorular da katlanarak büyüdü” diye konuştu. 

FIRAT’IN SUYU ORTA ANADOLU GETİRİLMELİ 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1989 yılında Devlet Su İşleri’nin (DSİ), Fırat Nehri’nin Karaca kolundan Orta Anadolu’ya su getirme projesini hazırladığını da anımsatarak, “Ne yazık ki bu proje hayata geçirilmedi. Konya, Niğde, Aksaray, Nevşehir ve Karaman bölgelerine bu su getirilirse bölgede yoğun olarak yeraltından elektrik enerjisiyle su çıkarma sorunu da büyük ölçüde ortadan kaldırılmış olur. Zira Orta Anadolu’da gübre, mazot, ilaç ve tohum gibi girdilerin haricinde yeraltından elektrik enerjisiyle su çıkarma maliyeti de yüksek meblağlara ulaşmaktadır” şeklinde konuştu. 

300 METREDEN SU ÇIKARIYORLAR 

Yeraltında su çıkarılan bölgelerde su seviyesinin her yıl biraz daha aşağıya doğru ilerlediğini anlatan Gürer, Kırşehir ilinde artık 300 metreden su çıkarıldığına işaret ederek, “Konya’da obruklar oluşmaya başladı. Yeraltındaki su kaynaklarının elektrik enerjisiyle yer üstüne çıkarılması nedeniyle oluşan bu obruklar gelecekte yaşanacak su sorununu da şimdiden gözler önüne seriyor. Bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalıdır” dedi. 

TMO PATATES ALIMI YAPMALI 

Niğde’de 1 liraya mal edilen patatesin 60 kuruşa bile alıcı bulamadığı için depolarda bekletildiğine de işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, depolardaki patatesin ocak ve şubat aylarına kadar bekletilebileceğini, bu aylardan sonra ise çürüyeceği için ekonomik değerinin kalmayacağını belirtti. Gürer, bu konuda TMO’nun devreye girerek, en azından maliyetini karşılayacak bir fiyattan patates alımı yapıp, tüketiciye sunmasının hem üreticinin zararını karşılaması hem de tüketiciye ucuz patates ulaşmasının önünü açabileceğini vurguladı. 

DESTEKLEME TARLA SAHİBİNE DEĞİL, KİRACIYA VERİLMELİ 

Kiralanan tarlalarda uygulanan destekleme sorununa değinen Gürer, “Desteklemeler, ürünü yetiştiren üreticiye değil de tarla sahibine veriliyor. Bu bir saçmalıktır. Desteklemeler, tarla sahibine değil, ürünü yetiştiren üreticiye verilmelidir” dedi. 

YEM FİYATLARINA MÜDAHALE EDİLSİN 

Hayvancılıktaki sorunlara da dikkat çeken Gürer, son 1 ayda 6 kez yem fiyatlarına zam geldiğini, gerek süt inekçiliği gerekse besicilik yapanların ciddi mağduriyet yaşadığını belirtti. Hayvanların 12 ay kapalı alanda beslendiğine işaret eden CHP Milletvekili Gürer, sanayi yemindeki artışın besiciyi mağdur ettiğini, bu nedenle yem fiyatlarına mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini ifade etti. 

Ülkenin gerçek gündeminin çiftçilerin, besicilerin yaşadığı sorunlar oluğunun altını çizen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidar kamu yaklaşımı ile sorunları ele almadığı için sorunların artarak büyüdüğünü belirtti. 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

Gürer, çiftçilerin kendilerinin sahiplenilmesini beklediğine de işaret ederek, “Çiftçi sahipsiz, iktidar sorunlara kulak asmalı, çiftçisinin sesini duymalı ve düzenleme yapmalıdır. Çiftçi dert yanıyor, sorunlarını anlatıyor. ‘İktidar sesimizi duysun’ diyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği tüm milletvekillerine bölgeleriyle ilgili soruları içeren raporlar göndermeye başladı. Görünen o ki, bıçak kemiğe dayandı. Onlar da ses çıkarmaya başladı. Haciz ve borçları nedeniyle mağdur olan çok sayıda çiftçi var. Bu üretimde kayıpları da beraberinde getirir. İthalatçı bir anlayışla tarıma bakılmamalıdır. 3.5 milyon hektar tarım arazisinin yok olduğu ülkemizde çiftçi yeniden toprakla buluşturulmalı, gerekli destekler sağlanmalıdır. Kırsalda küçük aile işletmelerine destek verilmelidir. Tarımsal alanlarda katma değeri yüksek ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmeli, üreticilerin sorunları mutlaka çözülmelidir” diye konuştu.

Çiftçiyi Kuraklık Korkusu Sardı!

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da buğday, arpa ve diğer ürün tohumları Ekim ayında toprakla buluştu. Tohumlar Kasım ayında yeteri kadar yağış yaşanmamasından dolayı sağlıklı bir çıkış yakalayamadı.

Konya Ovası'nda son 15 yılın en kurak dönemlerinden birinin yaşandığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Murat Akbulut, “Küresel pandemi sürecini yaşadığımız şu günlerde gıda güvenliği oldukça önemli. Yerli üretim ve kendi üretimimiz son derece önemli. Fakat yaşanan kuraklık, özellikle buğday ve arpa üretimi açısından önümüzdeki dönem için olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaya başladı.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayından Kasım ayına kadar Konya'da 87 mm yağış yaşanmasına karşın bu yıl bu oran 37 mm seviyesinde kaldı. Konya olarak Kasım ayı içerisinde ise sadece 18 mm bir yağış aldık. Bu yağış toprak altında bekleyen tohumlara bir can suyu oldu ancak devamında yağışın yaşanmaması sağlıklı çıkışları engelledi. Bu konuda endişeliyiz. Çünkü yağışların azlığı nedeniyle çıkışların olumsuz olması yüzde 10 gibi ciddi bir rekolte kaybına neden olacak. Önümüzdeki hafta içinde meteoroloji müdürlüğü yağış tahmininde bulunuyor. Umarım olası yağışlar bu rekolte kaybını bir miktarda olsa aşağı çeker” dedi.

Konya Ovası'nda 3'te 2'lik kısmının kıraç alanlardan oluştuğunu ve çiftçinin tarlalarını kendi imkanlarıyla suladığını belirten Konya Pancar ve Tarım Ürünleri Üreticileri Derneği (KONPADER) Başkanı Ahmet Bestil ise 8 aydan bu yana bölgede istenilen yağışın olmadığını, ovanın kuraklık sıkıntısı çektiğini kaydetti.

Dış havzalardan Konya'ya su getirilmesi gerektiğini ifade eden Bestil, “Yağış yokluğundan dolayı çiftçi tarlasını kendi imkânlarıyla suluyor. Bu da çiftçiye ekstra bir maliyet yüklüyor. Tarlasını kendi imkânlarıyla sulayamayan çiftçinin ise kuraklıktan dolayı toprak altında bekleyen tohumları çürüyor. Çiftçi, zaten gırtlağına kadar borçlu.

Buğday üretimi ciddi seviyede azalacak. Sonra 2021 yılında yeni sorunlar, zamlar bizleri bekleyecek. Çiftçi, çok karmaşık bir sürecin içinde. Yer altı suları azaldı. Su, artık daha derinden çıkıyor. Suyun daha derinden çıkması, çiftçinin enerji maliyetinin yükselmesi demek. Konya'ya dış havzalardan muhakkak 5 milyar metreküp su getirilmesi gerekiyor. Özellikle Fırat'ın suyunun Kızılırmak üzerinden Konya ve Aksaray'a getirilmesi gerekiyor. Dış havzalardan su getirilirse buğday ve arpa ithalatının önünü kesip, ihraç etmeye başlarız” şeklinde konuştu.

Hindistanlı Çiftçiler Hükümet ile Anlaşamadı!

Hindistan’da tahıl alımında fiyatları serbest bırakarak şirketler karşısında çiftçileri korumasız bırakan yeni tarım yasalarına karşı protestolarını sürdürülen çiftçilerle hükümet anlaşmaya varamadı. Görüşmeler çarşamba günü devam edecek. Çiftçilerin eylemleri de sürecek.

Ülkede 26-27 Kasım günleri hem tarım yasalarına hem de yeni iş yasalarına karşı iki günlük genel grev düzenlenmiş, çiftçilerle birlikte 250 milyon işçi ve emekçi iş bırakarak onlarca merkezde yürüyüşler düzenlemişlerdi. Grevin ardından eylemlerine devam eden binlerce çiftçi ise gelir kaynaklarını yok edeceğini ileri sürdükleri kanunları protesto etme için başkent Yeni Delhi dışında kamp kurdu ve oturma eylemine başladı. Geçtiğimiz hafta farklı günlerde çiftçilerle dayanışma eylemleri de gerçekleştirildi.

Şu ana kadar yapılan görüşmelerde ise anlaşma sağlanamadı. İktidardaki sağcı ve Hindu milliyetçisi BJP Hükümetinin Lideri ve Başbakan Narendra Modi ve hükümeti, yeni kanunların eskide kalmış satın alma prosedürlerini değiştirerek çiftçilere ürünlerini satabilecekleri daha fazla opsiyon sunmayı amaçladığını savunuyor.
Euronews’ün haberine göre çiftçi sendikası liderlerinden Jagjit Singh Dhalewal ise, bakanlarla görüşmelerinde çiftçilerin kesinlikle kanunun geri çekilmesini istediğini ilettiklerini vurguladı.

GENEL GREV ÇAĞRISI YAPTILAR

El Cezire’nin haberine göre çiftçiler, cumartesi günü yaptıkları açıklamada yeni tarım yasalarına karşı gösterilerini yoğunlaştıracaklarını ve başkentin dış mahallelerindeki önemli otoyolları kapatmaya devam edeceklerini söylediler. Çiftçiler, yarın için de ülke genelinde iş bırakarak greve çıkma çağrısı yaptılar.
Yaklaşık 3 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip Hindistan ekonomisinin yüzde 15’ini tarım oluştururken 1.3 milyarlık nüfusun da neredeyse yarısı tarımla ilgili sektörlerde çalışıyor. Çiftçiler yasaların, devletin, belirlenen asgari fiyatlarla tahıl satın almayı bırakmasına ve fiyatları aşağı çekecek şirketler tarafından çiftçilerin sömürülmesine yol açacağını söylüyor.

TZOB'dan Yapılandırma Talebi!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz ve uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmesi talebinde bulundu.

 
Bayraktar, artan girdi fiyatları, pazarlama sorunları, doğal afetler ve Kovid-19 nedeniyle çiftçilerin kredi borçlarında artış olduğuna dikkati çekerek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Kovid-19 nedeniyle alınan çeşitli kararlar çerçevesinde bankalar vadesi gelen kredilerde erteleme ve yapılandırma yaptı, ayrıca temmuz ayı sonuna kadar icra işlemleri durduruldu. Ancak süre bitiminden sonra, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalar tarafından icra işlemleri başlatıldı. Bankalar, mevzuatları çerçevesinde yapılandırma kolaylıkları sağlasa da yüksek faiz oranları ile yapılan yapılandırma çiftçilere daha çok zarar vermektedir. Çiftçinin geleceğe yönelik borcu katlanarak artmaktadır. Aslında, çiftçimiz borcunu tamamen ödemek istemektedir. Çiftçilerin bunu yapabilmesi için de tüm bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları yapılandırılarak faizsiz olarak uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmesi önem arz etmektedir."
 
"Patateste pazarlama sorunu yaşanıyor"
 
Lokanta ve otellerin başta kapalı olması, daha sonra tam kapasiteyle çalışmaması nedeniyle patatesin pazarlamasında sıkıntı yaşandığını aktaran Bayraktar, bu yıl patates rekoltesinin 5 milyon 200 bin tona çıkmasının da sorunları derinleştirdiğini savundu.
 
Bayraktar, üreticinin patatesi maliyetinin altında fiyata satmak zorunda kaldığını belirterek, "Türkşeker, Tarım Kredi Kooperatiflerinin acilen piyasaya girerek doğrudan üreticiyi mağdur etmeyecek, piyasa istikrarı sağlayacak bir fiyatla alım yapmasını, patates ihracatına teşvik verilerek artan üretimin ihracata yönlendirilmesini talep ediyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından alımlar artırılarak, menülerde patatese daha fazla yer verilmesi, belediyelerce patates alımı yapılarak, sosyal yardımlar kapsamında dağıtılan ürünlere patatesin de eklenmesi pazarlama sorunlarını çözmede katkı sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Şemsi Bayraktar’dan Çiftçi Sorunları Açıklaması!

Koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu süreçte tarımın önemi daha iyi anlaşıldı. Ülkemiz, çiftçilerimizin gayretiyle bu süreci en başarılı şekilde yürüttü. Fedakar çiftçilerimiz, bu süreçte
tüm zorluklara göğüs gererek, tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında, ağılında çalışmaya ve üretmeye devam etmiştir, etmektedir
 
Sizlerin huzurunda ülke insanımızı bu süreçte kimseye muhtaç etmeyen emektar çiftçilerimize bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Çiftçilerimiz, hem insanlarımıza gıdanın ulaşmasını sağlayarak daha büyük bir krizi önledi. Hem de, 2. Çeyrekte tek büyüyen sektör olarak bu süreçte ekonomiyi ayakta tuttu. 2.çeyrek rakamlarına baktığımızda, sanayi, inşaat ve hizmetler sektörleri küçülürken, tarım sektörü büyüme gösterdi. Bu dönemde tarım sektörü üretim, istihdam ve dış ticaret açısından ekonomiye önemli katkıda bulundu.
 
Bu süreçte çiftçilerimizin karşılaştığı her sorunda yanlarında olduk, üretime devam edebilmeleri için büyük çaba sarf ettik. Sorunlarla ilgili hazırladığımız raporları
Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili Bakanlarımıza gönderdik. Çiftçilerimizden yasakların kalkması ve tarlada kalabilmeleri için büyük mücadele verdik. Tarımsal üretimde, yeni bir üretim sezonuna başlamış bulunuyoruz. Koronavirüs süreci devam ederken, çiftçilerimiz sezona başta kredi borçları olmak üzere, hayvansal üretimde de önemli sorunlarla başladı. Patateste ise pazarlama sorunu hala devam etmektedir. Bunların yanında, sözleşmeli üretimde hazırlanması düşünülen mevzuat değişikliği konusunu da üreticilerimiz açısından fevkalade önemli buluyoruz.
 
 Çiftçinin biriken borçlarının faizsiz yapılandırılması, süt hayvanlarının kesime gitmesinin önlenmesi, besicilerimizin maliyet ve pazarlama sorunları, patates pazarlama sorunları ve sözleşmeli üretim ile ilgili görüşlerimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza, Hazine ve Maliye Bakanımıza ve Ticaret Bakanımıza birer mektupla ilettik. Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanımızla da bu sorunları görüştük.
 
Son yıllarda artan girdi fiyatları, pazarlama sorunları ve yaşanan doğal afetler nedeniyle
krediye daha fazla ihtiyaç duyan tarım sektöründe Koronavirüs ile birlikte çiftçilerin kredi borçları da buna paralel olarak arttı. Çiftçinin toplam borç bakiyesi, 2019’da 106 milyar 307 milyon lira olarak gerçekleşirken, 2019 yılı sonundan 2020 Eylül ayına kadar, tarımda kredi kullanımı 122 milyar 941 milyon liraya ulaştı. 9 aylık süreçte bankalardan kredi kullanımı
yüzde 15,6 oranında artış gösterdi. Bu dönemde, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kullandırdığı kredi miktarı ise 7,7 milyar lira oldu. Koronavirüs nedeniyle alınan çeşitli kararlar çerçevesinde bankalar vadesi gelen kredilerde erteleme ve yapılandırma yaptı, ayrıca Temmuz ayı sonuna kadar icra işlemleri durduruldu. Ancak, süre bitiminden sonra, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Bankalar tarafından icra işlemleri başlatıldı.
 
    Bankalar, mevzuatları çerçevesinde yapılandırma kolaylıkları sağlasa da, yüksek faiz oranları ile yapılan yapılandırma çiftçilere daha çok zarar vermektedir. Çiftçinin geleceğe yönelik borcu katlanarak artmaktadır. Aslında, çiftçimiz borcunu tamamen ödemek istemektedir.
 
    Mart ayından beri koronavirüsle mücadele ederken, zor bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte yaşananlar, kendine yeterli miktarda gıda üretebilen ülkelerin bu süreci daha rahat atlatabileceğini gösterdi. Tarımda kendine yeten ülke olmanın önemini her zaman gündemimizde tuttuk. Türk tarımının ülke ekonomisindeki payına ve hasıla olarak dünyadaki yerine baktığımızda, Türkiye’nin hala bir tarım ülkesi olduğunu görmekteyiz. Ancak bu potansiyelimizi yeterince değerlendirmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, Gayri safi Yurtiçi hasılamızın yüzde 1’inin destek olarak, üreticilerimize verilmesini ve üreticilerimizin sorunlarının çözümü için her türlü çabanın gösterilmesini bekliyoruz.

Hindistan’da Çiftçilere Polis Müdahalesi!

Hindistan’da hükümetin çıkardığı tarım alanındaki yeni yasaları protesto etmek için sokaklara dökülen binlerce çiftçi, polis tarafından durduruldu.

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de çiftçiler, Başbakan Narendra Modi hükümeti tarafından kısa süre önce onaylanan bir dizi tarım alanındaki yeni yasalara karşı ayaklandı. Yapılan değişikliklerle hükümetin garanti ettiği fiyatlardan tahıl alımına son verileceği ve çiftçileri piyasaya karşı savunmasız bırakacağını öne süren binlerce çiftçi sokaklara döküldü. Yeni Delhi'nin komşu eyaleti Haryana'da polis, başkente yürüyerek ulaşmaya çalışan çiftçilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale etti. Çiftçilerin barikatları iterek polise tuğlayla saldırması sonucu tansiyon yükseldi. Delhi sınırında durdurulan 100'den fazla çiftçi gözaltına alınırken, Güney Hindistan'da 500 kişi tutuklandı.

Protestolar Eylül'den bu yana devam ediyor

Çiftçilerin protestoları ilk olarak Eylül ayında, “Hindistan'ın tahıl merkezi” olarak bilinen Pencap ve Haryana'nın kuzey eyaletlerinde başlamıştı. Toplamda 5 farklı eyaletten çiftçiler “Delhi'ye git” adında bir kampanya başlatarak bugün için protestoculara çağrıda bulunmuşlardı. Bunun üzerine hükümet, bugün için önlem alarak Delhi'nin tüm giriş-çıkış noktalarına yüzlerce polis ve asker konuşlandırdı. Başkent sınırları polis tarafından kapatılırken, bazı bölgelerde metro hizmeti de kısıtlandı.

Modi hükümeti kararlılığını sürdürüyor

Öte yandan Modi hükümeti, Eylül ayında parlamentodan geçen yasaların çiftçilerin ürünlerini büyük kurumsal alıcılara satmalarını kolaylaştıracağı konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Hükümet, yeni düzenlemelerle birlikte aracıların ticaretteki hakimiyetinin zayıflayacağını, bu sayede fiyatların iyileştirildiğini ve çiftçilerin özgürleştirildiğini ileri sürüyor.

Siirtli Çiftçilere Yem Bitkisi Tohumu Dağıtıldı

Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yürütülen "Yem Bitkileri Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi" kapsamında Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerinde üreticilere yonca ve fiğ tohumları dağıtıldı.

Şirvan, Pervari ve Eruh ilçelerinde çiftçilere yem bitkileri tohumu dağıtım programı düzenlendi.
Programda 3 ilçede toplam 3 bin 330 dönümlük arazide ekilmek üzere çiftçilere 38 ton yem bitkisi tohumu dağıtıldı.
Dağıtım programlarının ilkinin düzenlendiği Şirvan'da konuşan Kaymakam Recep Hasar, "Şirvan ilçemiz Siirt tarım ve hayvancılığının parlayan yıldızıdır. İl Müdürlüğümüzün katkıları ile dağıtılan yem bitkileri tohumları ile hayvanlarımız kaliteli beslenecek, verim artacaktır. Katkı sağlayanlara teşekkür ederim" dedi.

"Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek"

Tarımsal üretimin devamlılığı için şartlar ne olursa olsun çiftçilerin üretmeye devam ettiğini ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan, şunları söyledi:
Daha kaliteli bir üretim, verim artışı ve kârlı hayvancılık yapabilmek için projeyle Pervari, Şirvan ve Eruh ilçelerimizde 38 ton yem bitkileri tohumu dağıtarak 3 bin 330 dönüm alanda yapılacak ekimler ile ilimizin kaba yem ihtiyacının bir kısmını karşılamak istiyoruz. Çiftçilere yönelik desteklerimiz devam edecek.

Pervari ilçesinde düzenlenen tohum dağıtım programında konuşan Pervari Kaymakamı Aziz Kayabaşı, hayvancılık ve yem bitkileri üretim potansiyeli yüksek olan ilçede yem bitkilerinin büyük önem arz ettiğini belirterek bu konuda üreticilere yem bitkileri tohum desteği sağlayan Siirt Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne teşekkür etti.
Eruh ilçesinde de yem bitkileri tohum dağıtım programı düzenlendi. Eruh'ta da yem bitkisi üreticilerine tohumlar dağıtıldıktan sonra program sona erdi. 

CHP Bursa Milletvekili Sarıbal: Çiftçi haciz kıskacında!

CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, “Ülke çiftçisi borç yükü altında eziliyor. Kamu alacakları yapılandırıldı ama çiftçinin borçları yapılandırılmadı. Borcunu ödeyemeyen çiftçilerin tarım araçları, traktörleri, haciz ediliyor. Borçları yapılandırılmayan çiftçi şimdi haciz kıskacında” dedi.
 
TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin sorunlarını dile getiren CHP’li Sarıbal, pandemi sürecinde bütün dünya ülkelerinin çiftçilerini desteklemek için bütçe ayırdığını, bizde ise koronavirüsün ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak için açıklanan 100 milyar TL’lik “Ekonomik İstikrar Kalkanı”nda çiftçiye hiç destek verilmediğini hatırlattı.
 
Ürün Tarlada Kaldı
Destek görmemesine ve salgına rağmen çiftçilerin üretmeye devam ettiğini belirten Sarıbal, “Pandemi döneminde başlarında AKP Genel Başkanı “Bir karış toprak boş kalmasın” Tarım ve Orman Bakanının “Ürününüz tarlada, serada, etiniz, sütünüz ise elinizde kalmayacak. Gerekirse devlet olarak biz girer alım yaparız” demişti. Hiçbir destek almamalarına rağmen AKP Genel Başkanı ile Tarım ve Orman Bakanının sözüne güvenip borç edinip, emek harcayıp, ter döküp üretim yapan çiftçiler maalesef yüzüstü bırakıldılar. Çiftçilerin ürünleri domates, biber, soğan, patates tarlada, depoda kaldı” dedi.
 
Borç çığ oldu
“Çiftçi üretmek için her yıl biraz daha borçlanıyor” diyen Sarıbal, şöyle devam etti:
“AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında çiftçinin toplam borcunun 2.4 milyar liraydı. Bankalara 128 milyar TL, Tarım Kredi Kooperatifine 12 milyar TL ve piyasaya olan borçları da hesaba katıldığında çiftçinin bugün toplam 180 milyar TL borcu var. Çiftçinin AKP iktidarı öncesi kartopu büyüklüğündeydi, şimdi çığ oldu ve çiftçiyi eziyor.
 
Çiftçi borcu yapılandırılmadı
Geçen hafta Meclis’te kabul edilen ve iki gün önce Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Torba Yasa ile kamu alacakları ile ilgili düzenleme getirildi. Birçok kesimin borçları yapılandırıldı. Söz verdikleri halde çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifleri borçları yapılandırılmadı.
Şimdi Tarım Kredi Kooperatifi, borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin ekipmanlarını, traktörlerini haczediyor. Yasaya göre tarım ekipmanı haczedilemez ama Tarım Kredi Kooperatifi Amasya’da çiftçilerin traktörlerini ve ekipmanlarını haczetti. Çiftçi bugün borç yükü altında ve haciz kıskacında.”
 
Şeker Pancarı Üreticileri Perişan
CHP’li Sarıbal, Afyonkarahisar ve Erzincan şeker pancarı üreticilerinin sorunlarını da aktardı. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle şeker pancarı üreticilerinin her yıl biraz daha fazla mağduriyet yaşadığını ifade eden Sarıbal, “Şeker fabrikaları satılıp özelleştirildiği dönemde şeker pancarı üretiminin daha da artacağı, fabrikaların çok daha iyi çalışacağı, çalışanların da mağdur edilmeyeceği sözü verilmişti. Hiçbiri olmadı. Satılan fabrikaların çoğu işçileri işinden etti. Kadrolu işçi yerine sözleşmeli işçi çalıştırarak, emekçiler üzerinde baskı oluşturdu” dedi.
Sarıbal, bugünlerde ise Erzurum Şeker Fabrikasının Erzincan’daki üreticiyi, Afyon Şeker Fabrikasının ise Afyonkarahisar’daki pancar üreticisi çiftçileri zor durumda bıraktığını anlattı. Fabrikaların uyguladığı alım politikası nedeniyle şeker pancarında fire oranının arttığını kaydeden Sarıbal, tonu için 336 TL açıklanan şeker pancarının, yüksek fire nedeniyle çiftçiye gelirinin 210 TL’ye kadar düştüğünü kaydetti. Sarıbal, “Bu paralarla çiftçi nasıl kazanacak, nasıl geçinecek?” diye sordu.
Sarıbal, özelleştirilen şeker fabrikalarının 5 yıllık taahhütlerini tamamladıktan sonra üretimden tamamen çıkacağını da söyledi.
 
TÜİK Bu Yem Fiyatlarını Nereden Almış?
Sarıbal’ın dile getirdiği bir diğer konu ise yem fiyatlarındaki artış oldu. TÜİK’in Eylül 2020 dönemine ait Tarımsal Girdi Fiyat Endeksinde (Tarım-GFE) bir yıllık kesif yem fiyat artış oranının %18.1 olmasına tepki gösteren Sarıbal, “Türkiye Yem Sanayicileri Birliğinden aldığımız verilere göre yem fiyatları en az %30 ile %38 arasında artmış durumda. TÜİK bu yem fiyatlarını nereden almış? Süt ve besi üreticilerimiz TÜİK’in yem fiyatlarını nereden aldığını merak etmektedir. Adres verirler ise çiftçimiz de gidip oradan yem alacak” dedi.

Çiftçiler Girdi Maliyetlerinin Düşmesini Bekliyor

Yozgat’ın Yerköy Ziraat Odası Başkanı Cahit Metin, Yozgat’ın tarım ve hayvancılık açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirterek, bölgede daha fazla tarımsal ve hayvansal üretim yapılabilmesi için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi.
Metin yaptığı açıklamada, “Ülkemizde tahıl ambarı olarak bilinen iller arasında Yozgat ilk 5’in içerisinde yer almaktadır. Şuan bölgemizde çiftçimizin yüzde 90’nı ekimini tamamladı diyebiliriz. Kalan yüzde 10’luk kısım ise pancar hasadını tamamladıktan sonra ekimini yapacaktır. Hayvancılık açısından da kırsalda özellikle büyükbaş hayvancılık yapan çiftçilerimiz haklı olarak girdi maliyetlerinden yakınmaktadırlar” dedi.

Tarım Ve Hayvancılık Bir Bütündür

Tarım ve hayvancılığın bir bütün olduğunu vurgulayan Başkan Metin, “Bu ikisi ayrılmaz bir bütündür. Bir yerde tarım yapılamıyorsa, hayvancılığında yapılması mümkün değildir. O yüzden tarımda hayvancılığa, hayvancılıkta tarıma dayalıdır. İlimiz coğrafi konumu itibariyle Tarım ve hayvancılığa oldukça elverişlidir. Fakat üyelerimizin odamıza geldiğinde sürekli şikâyetlerinin başında girdi maliyetlerinin yüksek olması geliyor. Köylülerimiz ve üreticilerimiz mazot, gübre ve yem girdi maliyetlerinden serzenişte bulunuyor. Bir yemin torbasında her ay yaşanan artış özellikle besicilerimizi zor durumda bırakıyor. Buna işçilik maliyeti eklenmiyor. Çünkü çiftçilerimiz kendi işini kendisi gördüğü için maliyette bu hesaplanmıyor işçiliği de üzerine koyduğumuz zaman çiftçi ve üreticilerimiz kar elde etme şansları zor oluyor. Bu durum sadece ilçemizde ya da bölgemizde değil, ülkemizin genelinde böyle bir durum söz konusu. Bizler oda başkanları olarak gerek devlet büyüklerimize gerekse yetkililerimize bu durumu anlatıyor ve biran önce çözüm üretmelerini istiyoruz. Aksi takdirde böyle giderse tarımda ve hayvancılıkta Yozgat’ımız da üretim durma noktasına gelebilir” diye konuştu.

Tarım Kredi Kooperatifleri'nden Çiftçiye Haciz!

Amasya’nın Büyükkızılca köyünde Seracılıkla uğraşan 250 hanelik köyde Tarım Kredi Kooperatiflerine borçları ödenmediği için çiftçilerin traktörü, binek araç ve kamyonetleri çekicilere yükleyerek götürüldü.

Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçilerin traktörleri haczedildi. 

Pandemide sokağa çıkma yasağından üretimin devam etmesi için çiftçiler muaf tutulmuştu. Çiftçilere yapılan bu uygulama tepki gördü. 
Tarım Kredi Kooperatifinin haksız yere uyguladığı ve Katılım Payı adı altında aldığı yüksek faizin altında ezilen çiftçilerimiz bugün de evlerinin önünden, bağ ve bahçesinden traktörleri jandarma eşliğinde toplandı.
 
İYİ Partili Amasya Belediye Meclis Üyesi Osman Yüce sosyal medyadan yaptığı açıklamada "Bu zor zamanlarda bile ülkesi milleti için canını hiçe sayıp tarlasında üretim yapmak için çırpınan köylülerimizi görmezden gelen bu anlayışı kınıyoruz." ifadeleriyle yaşananlara tepki gösterdi.

Türkşeker: Ürünler Borsa Fiyatlarına Göre Alınacak

Türkşeker'in sözleşmeli tarım ve münavebe sistemi ile üreticilere verdiği destekler kapsamında Türkşeker ile sözleşme imzalayan çiftçilere tohum ve gübre desteği verilmeye devam ediyor.

Türkşeker'den yapılan açıklamaya göre, Türkşeker, model kapsamında üretilen ürünlere değerinde alım garantisi veriyor. Şirket, bu kapsamda 2021 üretim yılında sözleşmeli olarak hububat üretimi yapacak çiftçilerin ürünlerini bölgedeki Borsa fiyatlarına göre değerinde alacak.

 

Öte yandan, Türkşeker'in çiftçiyi faiz yükünden kurtarmak için verdiği avans destekleri de devam ediyor. Türkşeker, bu kapsamda buğday ve arpa ekimi yapan üreticilere kasım ayının sonunda avans ödemelerini gerçekleştirecek. Çiftçilerin desteklerden yararlanabilmesi için en kısa zamanda sözleşme imzalamaları gerekiyor.

Türkşeker'in verdiği alım ve fiyat garantisinden her çiftçi yararlanabiliyor. Bunun için çiftçilerin bulundukları bölgedeki Türkşeker’e bağlı ziraat bölge şefliklerine müracaat ederek sözleşme imzalamaları yeterli oluyor.

Bakan Pakdemirli Bölge ve İl Müdürlerine Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle bakanlığa bağlı bölge ve 81 ilin tarım ve orman müdürleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Bakan Pakdemirli,  bölge ve il müdürlerinden illerindeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini harekete geçirecek projeleri belirlemelerini ve bu projelere öncelik vermelerini istedi.

 

Ayrıca, ekim alanları, rekolte bilgileri, küçükbaş, büyükbaş hayvan sayıları gibi konuların yakından takip edilmesini ve ildeki et, süt, yem, yem hammaddeleri, hububat fiyatları, meyve ve sebze fiyatları gibi tarım ürünleri fiyatlarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, “2021 yılında, 2020’den daha çok çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki; her mevki, her makam, her unvan geçicidir. Kanunun, mevzuatın arkasına sığınmayın, bahane etmeyin, insanımızı eli boş göndermeyin! Bakanlığımızla ilgiliyse mutlaka ama mutlaka çözün, başka bakanlığı ilgilendiriyorsa da yine çözün, gidin görüşün, mutlaka çözün! Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, işte tam da bu etkileşim için, yani bürokrasiyi azaltmak, hızı arttırmak, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var!” diye konuştu.

 

Toplantıda konuşan Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 150 binden fazla personelle 83 milyon vatandaşın gıdasını, havasını, suyunu, toprağını, ormanını koruyan, insanların en temel ihtiyaçları konusunda büyük sorumlulukları bulunan güçlü bir büyük bir bakanlık olduklarını söyledi.

 

“İşimiz de gücümüz de saha” diyen Pakdemirli, göreve geldiği günden beri 71 ili ziyaret ettiğini, 239 il programı ve 51 sektör buluşması gerçekleştirdiğini belirterek, daima sahada bulunmaya gayret ettiğini dile getirdi.

 

Son iki yılda, çok büyük başarılara birlikte imza attıklarını ifade eden Pakdemirli, bakanlık olarak, COVİD-19 salgınının yaygın etkilerini en aza indirmek için sürecin başından beri tüm imkânlarını seferber ettiklerini belirtti.

 

Son yayımlanan genelgede tarım ve gıda sektörünü ilgilendiren yeni tedbirlerin bulunduğuna dikkati çeken Pakdemirli, “Gıda sektöründe; restoran ve pastane gibi yeme­içme yerleri 10:00 ila 20:00 saatleri arasında sadece paket servis hizmeti verecek şekilde açık olabilecek. Bununla birlikte; üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanları otlatanlar, arıcılık faaliyetini yürütenler, veteriner hekimler, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi, sulaması, işlenmesi, ilaçlaması, hasadı, pazarlanması ve nakliyesinde çalışanlar da yasaklardan muaf olacak, yani işlerini yürütebileceklerdir.” dedi.

 

“TARIMSAL HASILA SON 2 YILDA YÜZDE 47 ARTTI”

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, “Tarım ve Ormanın” tek bir bakanlık çatısı altında toplandığını hatırlatan Pakdemirli, “Bu sayede alınan hızlı kararlarla 2018 yılını %2,1 ve 2019 yılını ise % 3,7 büyüyerek tamamladık. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise sektörümüz, %2,6 ve ikinci çeyreğinde de %4 ile ilk altı ayda ortalama %3,5 büyüdü.” diye konuştu.

2002 yılında 37 milyar lira olan tarımsal hasılanın 277,5 milyar liraya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, son iki yılda ise hasılanın toplamda %47 arttığını söyledi.

“DİTAP’TA TİCARET HACMİ 150 MİLYONA ULAŞTI”

Bu yıl hayata geçirdikleri DİTAP’ın yaklaşık 150 milyon liralık işlem hacmine ulaştığını ve sisteme 105 binin üzerinde kayıtlı alıcı ve satıcının bulunduğunu anlatan Pakdemirli, sistemin daha yaygınlaşması için taşra teşkilatına önemli görevler düştüğünü söyledi.

Türkiye’de her yıl 18,8 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirten Pakdemirli, bunun önüne geçmek için “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını başlattıklarını belirterek, “Eğer, toplumsal farkındalık meydana getirebilir, yüzde 2’lik bir tasarruf sağlayabilirsek, 10 milyar liramızı çöpe atmamış oluruz. Bu rakam, 360 bin ailenin yıllık asgari geçimi demektir!” dedi.

Pakdemirli, bu kapsamda “Söz Ver, Rekor Gelsin” sloganıyla hayata geçirdikleri kampanyayla şuana kadar 700 bin vatandaşın gıdasını koruyacağına dair söz verdiğini dile getirdi.

 

“11 KASIM’DA 13,8 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK”

 

Geçen yıl başlattıkları ve halkın sahiplenerek büyük destek verdiği “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” kampanyasının da kalıcı hale geldiğini belirten Pakdemirli, son 18 yılda yaklaşık 5,4 milyon hektar alanda çalışma yapılarak, 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, böylece 20,8 milyon hektar olan orman varlığını 22,7 milyon hektara çıkardıklarını söyledi.

 

“2023 YILINA KADAR 100’ÜN ÜZERİNDE YERALTI BARAJINI ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

 

Bu yüzyılın stratejik sektörlerinden birisinin su olduğunu ve bu nedenle bakanlık olarak 2021 yılını “Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı” olarak ilan ettiklerini kaydeden Pakdemirli, son 18 yılda suya toplam 254 milyar liralık yatırım yaptıklarını, 2023 yılına kadar ise 100’ün üzerinde yeraltı barajını ülkeye kazandıracaklarını dile getirdi.

Obruklar Çiftçileri Tedirgin Ediyor!

Konya'nın Karapınar ilçesindeki yaylalarda oluşan obruklar yöre halkını tedirgin ediyor. Son 1 ay içerisinde Reşadiye Mahallesi'nde 2 yeni obruk oluştuğunu söyleyen çiftçi Murat Acar (64), "Çok tedirgin oluyoruz. Her an ayağımızın altı çökecekmiş gibi hissediyoruz" dedi.

 
Karapınar ilçesinde yer altı sularının çekilip, toprağın göçmesiyle meydana gelen 350'nin üzerinde obruk bulunuyor.
 
İlçeye 8 kilometre uzaklıktaki Reşadiye Mahallesi Acarlar Yaylası'nda ise son 1 ayda 15 metre derinliğinde iki obruk oluştu.
Yaylada tarım ve hayvancılıkla uğraşan Murat Acar, oluşan obruklar nedeniyle korku içinde yaşadıklarını belirterek, "Obruk problemini sürekli yaşıyoruz.
 
Bu bölgede 10-15 adet irili ufaklı obruk var. Ne zaman ne şekilde olacağını da bilemiyoruz. Kardeşimin çardağının altında göçme yaptı. İçerisinde hayvanlar da vardı.
Çardağın ucunda oluştuğu için hayvanlara bir şey olmadı. Çok tedirgin oluyoruz tabi. Her an ayağımızın altı çökecekmiş gibi hissediyoruz. Burada tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Buraya biçerciler bile gelmek istemiyor, korkuyorlar. Obruklardan dolayı tarımla da uğraşamıyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Altımızda ne olduğunu bilemiyoruz, korkuyoruz" dedi.

Çiftçileri Sevindiren Gelişme!

"Bitkisel Üretimde Biyolojik ve/veya Biyoteknik Mücadele Destekleme Ödemesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre bitkisel üretimde biyolojik ve biyoteknik mücadele yapan çiftçiye 520 TL destek ödemesi yapılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı, uygulamayla, bitkisel üretimde zararlı organizmalar ile mücadelede zirai ilaç kullanımının azaltılması, kalıntının önlenmesi ve ekosistemin korunarak sürdürülebilir üretimin sağlanması amacıyla kimyasal mücadeleye alternatif yöntemleri tavsiye ve teşvik ediyor.

Bu çerçevede, örtü altında domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak üretiminde biyolojik mücadeleye dekara 400 lira, biyoteknik mücadeleye 120 lira olmak üzere her ikisini de uygulayan üreticilere 520 lira destek ödemesi yapılacak. Açık alanda ise turunçgil, domates, bağ, elma, kayısı, zeytin, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarinde dekara 130 lira destek ödenecek.
Desteklerden faydalanmak isteyen üreticiler başvurularını, açık alandaki turunçgil, domates, elma, bağ, zeytin, kayısı, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarin için 4 Aralık'a, örtü altında ise 31 Aralık 2020 tarihine kadar yapabilecekler. Tarım ve Orman Bakanlığı, biyolojik ve biyoteknik mücadele kapsamında son 9 yılda 62 bin 94 üreticiye 97 milyon 221 bin lira destekleme ödemesi yaptı.
 

Kılıçdaroğlu’ndan Çiftçilere: “Hak Ediyorsunuz”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu parti grubunda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu konuşmasında, "Biz mercimeği Bosna Hersek'ten alıyoruz. Çiftçi bunu hak ediyor mu? Oy veriyorsa hak ediyor. Sesini çıkarmıyorsan açlığı ve yoksulluğu hak ediyorsun kardeşim" dedi.

 

Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti;

"Ekonomik bir buhran var, hukuk buhranı var. Çözülmesi mi gerekiyor, çözülmesi gerekiyor. Kim çözecek? Siyaset kurumu çözecek. Her ortamda şunu söyledik. Eğer ekonomide veya hukukta bir sorunu çözecekseniz ve o çözüm milletin hayrına olacaksa CHP olarak biz Meclis'te elimizi kaldıracağız ve evet diyeceğiz, engellemeyeceğiz. Fakat ısrarla sadece söylemde kalan sözler var. Gerçeğe dönüşmüyor. Yasaya dönüşmüyor. Herkes beklenti içinde nasıl çözülecek diye. Dolarla devlete borç verenler için de ekonomi pik yapmış vaziyette. Buradan AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Yerli ve milli olanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla borçlanma konusunda hazine tahvili çıkarırlar mı? Sen kendi vatandaşından kendi parana güvenmiyorsun, kendi vatandaşına bana dolar üzerinden borç ver diyorsun. Sarayın bekçiliğini yapan için de bu sözüm geçerli. Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Servete servet katıyorlar. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı.

"OY VERİYORSA HAK EDİYOR"

Çiftçiye destek kanunu bugüne kadar hiç uygulanmadı. Uygulanmadı ama 2020 bütçesinde çiftçiye verilen desteğin önemli bir kısmı 2021 bütçesinde kesiliyor. Mazot desteği 2021 bütçesinde bir önceki yıla göre 177 milyon lira daha az olacak. Gübre 52 milyon, çatak 50 milyon daha az para verilecek çiftçiye. Niçin? Dışarıdan alıyoruz. Samanı dışarıdan alıyoruz. Yozgat'ın dünya çapında kokulu mercimeği var. Biz mercimeği Bosna Hersek'ten alıyoruz. Çiftçi bunu hak ediyor mu? Oy veriyorsa hak ediyor. Sesini çıkarmıyorsan açlığı ve yoksulluğu hak ediyorsun kardeşim. Ben senin, çocuklarının hakkını savunuyorum. Emeğin hakkını savunuyorum. Sen saraylarda yaşayan kişileri onları savunuyorsan bir sorunumuz var demektir. Ahlaki bir sorunumuz var demektir. Herkesin bu bağlanma iyi düşünmesi lazım. Bütün çiftçilerin oylarını AK Parti çantada keklik olarak görüyor.
 

"BİR NEŞTER ATILMASI LAZIM"

İşin ilginci şu: 18 yıldır devleti yönetenler bu ülkede adaletsizlik var, biz bunu çözeceğiz diyorlar. 18 yıl istediğini yapacaksın, adaleti perişan edeceksin, şimdi de hukuk reformuna ihtiyaç var diyeceksin. İnsanın biraz yüzü kızarır. Özür dileriz demeleri gerekmiyor mu? Evet, bir neşter atılması lazım. Yine büyük bir iyi niyetle, adalette reform yapacaksanız, sayayım: Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan hakimlere ne yapacaksınız? Bırakın hukuk fakültelerini, ilkokul mezunu olmayan biri bile Anayasa Mahkemesi kararlarına herkesin uyması gerektiğini bilir"

Şanlıurfa’da Elektrik Borcu Olan Çiftçiler Dikkat!

Şanlıurfa'da tarımsal sulama abonelerine ait yaklaşık 2.9 milyar lira borç biriktiğini söyleyen

Dicle Elektrik, yeni yılda ödeme yapmayan abonelerin elektriklerinin kesileceği uyarısında bulundu. Şirket borçlu abonelere bugüne kadar gösterilen anlayışa rağmen bunun istismar edildiğini savunarak, artık bir istisna uygulanmayacağını bildirdi.

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş Şanlıurfa İl Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, ilde 2020 yılı Ekim itibariyle tarımsal sulama alanında vadesi geçmiş alacak tutarı gecikme cezasıyla birlikte toplam 2 milyar 945 milyon 468 liraya ulaştı. Verilen bilgiye göre, bu rakamın 1 milyar 113 milyon lirası 2018 yılı ve öncesine aitken, 502 milyon lirası ise sadece 2019 yılına ait. 2020 yılının ilk 10 ayına ait borç tutarı ise rekor kırarak 1 milyar 331 milyon lira oldu. Dicle Elektrik Dağıtım Şanlıurfa İl Müdürü Osman Hondu geçmiş dönem borçları bulunan ve ödeme yapmak isteyen aboneler için gecikme cezaları, icra masrafları gibi hususlarında ödeme kolaylıkları sağlanacağını, ancak borçlarını ödemeyen aboneler için yeni yılda hiçbir istisna ve kolaylık sağlanmayacağını, tarımsal sulamada kullandıkları elektriğin kesileceğini belirtti.

"Enerji ve zirai danışmanlık desteği veriliyor"

Şanlıurfa İl Müdürü Osman Hondu, ilde GAP kapsamı dışında kalan alanlarda yeraltı su derinliğine göre, ürün çeşitliliğinin ve modern sulama tekniğinin elektrik maliyetine doğrudan etkisinin yüksek olduğunu belirtti. Bu nedenle ilde çiftçilerin elektrik maliyetlerinden kaçınmak için kayıt dışı mısır ekimine yöneldiğini ifade eden Hondu, "Su yetersizliği olan ilçelerde mısır üretiminde mutlaka damla sulama yapılmalıdır. Bu sulama tekniğinin başlangıçtaki kurulum maliyeti yüksek olduğu için daha verimsiz olan vahşi sulama yöntemleri tercih ediliyor. Oysa uzun vadede damla sulama çok büyük tasarruf sağlıyor" dedi.

Hondu çiftçilere Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) girerek, yüzde 45 oranındaki enerji desteğinden ve zirai danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları çağrısı da yaptı.

"2021'de 281.6 milyon lira yatırım planlanıyor"

İl Müdürü Hondu, Dicle Elektrik olarak Şanlıurfa'da özelleştirmenin yapıldığı 2013 yılından bu yana altyapı ve şebeke iyileştirmeleri için toplam 923 milyon 27 bin 398 lira yatırım yapıldığını belirtti. Sadece geçen yıl 176 milyon 414 bin lira yatırım yapıldığına dikkat çeken Hondu, 2021 yılında ise planlanan yatırım miktarının 281 milyon 678 bin lira olduğunu kaydetti.

Hayvancılık Kredi Başvurusu Nasıl Yapılır?

Tarım ve orman Bakanlığı tarafından her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi imkânı sağlanıyor. Kredi, Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. Bakanlık tarafından talep edene 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi veriliyor.
Ziraat bankası devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme imkanı sağlıyor. Yeterli şartları bulunduran çiftçiye hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır. Buna göre;
Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
 Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.

Sarıbal: Türkiye Dünya Pazarındaki Gücünü Kaybediyor!

CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, tarımsal hasıladaki düşüş nedeniyle ülke tarımının her gün kan kaybettiğini belirterek, “Bu durum dünyadaki konumumuzu da etkiliyor. ‘Ülke uçuşa geçecek’ denilen ucube Cumhurbaşkanlığı Sisteminde tarımdaki gerileme daha da arttı.  Yeni sisteme geçtikten sonra 2018, 2019 yıllarında dünya tarımsal hasıla içindeki payımız son 39 yılın en düşük oranına geldi” dedi.
CHP Genel Başkanı Tarım Politikaları Başdanışmanı da olan Orhan Sarıbal, tarım sektörünün ekonomik kriz yaşanan 2001 döneminden bile daha kötü duruma geldiğini söyledi.
 
Son 39 Yılın En Düşüğü
Sarıbal, “2001 krizinde ülkemizin dünya tarımsal hasıla içindeki payı %1.59 idi. Tek adam keyfi yönetimine geçildiği 2018 yılında bu oran 1981 yılından sonraki en düşük oran olan 1,33’e düştü. Türkiye’nin dünya tarımsal hasıla içindeki payı 2019 yılında ise %1,38 oldu. Son 39 yıl içerisinde dünya pastasındaki en düşük pay 2018 ve 2019 yıllarında, ‘tek adam keyfi yönetimi’nde gerçekleşti” dedi.
 
Dünya tarımsal hasılanın 2019 yılında 3,5 trilyon dolar olduğunu hatırlatan Sarıbal, şöyle devam etti:
 
Çok Ürün Verip Az Döviz Kazanıyoruz
“Dünyanın üretilen ürünlerin ekonomik değeri her geçen gün artarken ülkemizin tarımsal hasılası dolar kuru karşısında sürekli değer kaybediyor. Bu durum üreticiminiz ürünün aynı para birimi ile daha çok ürün satarak daha az para kazanması anlamına geliyor. Üreticilerimiz, dövize bağlı olarak her gün zam gören girdilerle ürettikleri ürünlerini hak ettikleri değerde satamıyor. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alamazken ülkemiz de daha az döviz girdisi sağlıyor.”

Çiftçilerin Tarım Kredi Borçlarına Yapılandırma!

Önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan teklifin ilk 10 maddesi dün kabul edildi. Çiftçilerin Tarım Kredi borçları yapılandırma kapsamına dahil edildi.

Geniş kapsamlı yapılandırmaya  AK Parti milletvekilleri tarafından verilen önergeyle Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu olan çiftçiler ile kredi kullanan orman köylülerinin  borçlarının da taksitlendirilerek yapılandırılması hükümleri eklendi.

Kabul edilen önergeye göre, Tarım ve Orman Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına 3l Ağustos 2020 tarihinden önce kullandırılan krediler yapılandırmadan yararlanacak. Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar Tarım ve orman il müdürlüklerine başvuruda bulunmaları  gerekiyor. ilk taksit 2021 yılı Kasım ayından başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenecek. 

Tarım ve Orman Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına 31 Ağustos 2020 tarihinden önce kullandırılan ve kanun yayınlandığı tarih itibarıyla muaccel hale gelen krediler yapılandırılacak. Daha önce yapılandırılan ancak taksitleri süresinde ödenemeyen borçlar da yapılandırma kapsamında olacak.

İki ay içinde başvurulması halinde, bunların ödenmeyen kısımlarına yüzde 3 faiz uygulanarak yapılandırma gerçekleştirilecek.

Tarımsal krediler 5 yıl vadeyle yapılandırılacak ve ilki 2021 yılı Kasım ayında olmak üzere 5 eşit taksitle ödenecek. Bu ödeme şartlarına uyulması halinde alacakların gecikme cezalarından vazgeçilecek. Kanunun yayınlandığı tarihten sonraki sürelere ilişkin herhangi  bir faiz, zam ve katsayı uygulanmayacak.

Kanun yayınlanmadan önce dava konusu edilmiş alacaklar da borçlunun istemesi halinde, davadan vazgeçme şartıyla yapılandırılabilecek. Hakkında icra takibi başlatılan borçlular da yapılandırmadan yararlanmak isterse, icra takipleri durdurulacak.

Öte yandan aynı önerge uyarınca,  orman köylerinde oturan köylüler ile bu köylülerce kendi aralarında Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş veya durumları Kanun hükümlerine intibak ettirilmiş çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatiflerine orman Genel Müdürlüğü tarafından kullandırılan kredilerde yapılandırılabilecek.

Bursa'lı Vatandaşlardan Çiftçi Pazarına Büyük İlgi

Osmangazi Belediyesi tarafından kurulan Çiftçi Pazarı, hem üreticilerden hem de vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.
Bursa Ovası'nda gerçekleştirilen tarımsal faaliyetleri hareketlendirmek adına Osmangazi Belediyesi tarafından her Pazar günü Çarşamba Pazarpark'ta kurulan Çiftçi Pazarı, Bursalı çiftçilerin bahçelerinde, tarlalarında yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri, komisyonsuz bir şekilde doğrudan tüketiciyle buluşturmalarına imkan sağlıyor.
Bursa'nın 17 ilçesinden gelen çiftçiler, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından verilen kimlik kartları ile Çiftçi Pazarı'nda tezgah açabiliyor. Kimlik kartı olmayanlar pazarda kesinlikle satış yapamıyor. Her hafta 253 çifti ve 35 kooperatif pazarda yerlerini alarak yetiştirdikleri taze sebze ve meyveleri vatandaşlar ile buluşturuyor. Doğrudan üreticiden tüketiciye sunulan ürünlerin fiyatlarının semt pazarlarına oranla daha ucuz olması Çiftçi Pazarı'na olan ilgiyi daha da arttırıyor.
Çiftçi Pazarı'nda sadece Bursa'da üretilen ürünlerin satışının yapılmasına izin veriliyor. Muz, portakal, limon gibi bölgede yetişmeyen ürünler kesinlikle pazarda yer almıyor. Bursalı çiftçiler bahçelerinde, tarlalarında yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri satarak ev ekonomisine katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşarken, vatandaşlarda Bursa'nın en modern pazar alanında geniş ve ferah bir ortamda alışveriş yapmanın keyfini yaşıyor. Pazarda satıcı ve alıcılar, sosyal mesafe, maske ve temizlik kuralına dikkat ederken, zabıta ekipleri de bu konuda sık sık hatırlatmada bulunuyor.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, tarım şehri Bursa'nın dört bir yanında yetişen ürünlerin en taze ve en ekonomik haliyle vatandaşla buluştuğuna dikkat çekerek, "Doğallık, tazelik, bereket, emek ve alın teri bu pazarda. 17 ilçemizden gelen ürünler Bursa'nın ilk ve en büyük çiftçi pazarında tezgahlarda yerini alıyor. Güneşin doğuşu ile birlikte tarlalarından topladıkları ürünleri Bursalı vatandaşlarımıza sunan üreticilerimize bol kazançlar diliyorum. Vatandaşlarımız, ilk elden taze ürün almanın mutluluğunu yaşıyor. Bu pazarımız daha da gelişerek, Türkiye'nin en önemli pazarlarından olacak. Üreticimizin değerli emeklerine Bursa olarak sahip çıkmalı ve bu güzel organizasyon her pazar büyüyerek sürmeli" dedi.
Üreticiler, kendilerine böyle bir olanak sunan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a teşekkür etti.

Çiftçi Çocuklarına Tablet Jesti!

Kayseri Şeker Fabrikası tarafından düzenlenen törenle çiftçi çocuklarına bin adet tablet dağıtıldı.

Fabrikada düzenlenen törene; Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, çiftçiler ve çocukları katıldı. Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Değerli başkanımız burada ne istesek yardımcı oluyor. Ne istesek derken, şehrimize katkı sağlayacak, örneğin şuanda Keykubat Millet Bahçesi yapılıyor, buradaki çalışmalarımızı kolaylaştırıyorlar, sağ olsunlar" diye konuştu.

Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay ise, Kayseri Şeker´in büyük bir aile olduğunu belirterek, "Ailemizin bütünlüğü içerisinde gençlerimizi, çocuklarımızı ve diğer aile fertlerimizi de düşünmemiz gerekiyor, bizim hem sosyal sorumluluk anlayışımız çerçevesinde hem de eğitime katkı anlamında önemli çalışmalarımız var. Biz söz verdiğimiz gibi bin adet tableti temin ettik" diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından çiftçi çocuklarına bin adet tablet dağıtıldı.

Çiftçiye ve Esnafa Emeklilik Fırsatı!

İstihdam paketi kapsamında binlerce kişiye emeklilik fırsatı doğdu. Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim'den itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre zarfında binlerce esnaf, çiftçi ve vatandaşa istihdam paketi kapsamında sağlık primi borçlarını yapılandırma fırsatı tanınacak
 
Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim öncesi borçlarını ödemeleri için yasanın çıkmasından itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre yasanın yayımlandığı tarih itibarıyla başlayacak. Borcunu peşin ödemeyenler de yapılandırma için başvurabilecek. Gecikme faizi yerine anapara ve enflasyon farkının şubata kadar ödenmesi durumunda durdurulan sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. Borcunu bitirenler başvurusunu yapıp emekli olabilecek.
Şubat ayına kadar anapara ve enflasyon farkını ödeyenlerin, durdurulan süreleri sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. İlk taksit süresinde borç yatırılmazsa ihya işlemi geçerli sayılmayacak. Yasa teklifine göre, prim borcu olup da iki ay içinde yapılandırmayanların mevcut borcu silinirken sigortalılıkları da durdurulacak. Durdurulan süreler emeklilik için kullanılamayacak. Geçmiş borcunu ödemeyip hâlâ faaliyetlerini sürdürenlerin sigorta kaydı 1 Kasım'da başlayacak. Borçlarını yatıranlar 1 Kasım sonrası 5 puanlık prim indiriminden de yararlanacak.
Primini kendi ödeyen taksici, dolmuşçu ve sanatçılar için de düzenlemeye gidildi. Yapılandırılan borç haricinde 60 günden fazla prim borçları bulunmaması durumunda, ilk taksiti ödemeleri kaydıyla genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlayabilecekler.

Trakya’lı Çiftçilerde Kuraklık Endişesi!

Türkiye'nin buğday, ayçiçeği, çeltik gibi ürünlerin en önemli merkezlerinden olan Trakya, son 91 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Kuraklık nedeniyle, buğdayda yüzde 25- 30, ay çekirdeğinde de yüzde 40- 50'lere veren verim kaybı yaşandı. Edirne'ye temmuz ayından bu yana sadece ağustosta, 1,6 milimetre yağış düştü. Kurak dönemin ardından ekim ayında, bugüne kadar metrekareye toplam 58,8 kilogram yağış düşmesi, ekim hazırlığında olan üreticiye az da olsa nefes aldırdı.
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kuraklığın ardından son yağışlarla birlikte üreticilerin nefes aldığını ve tarlalarını ekmeye başladığını söyledi. İklimlerin artık değiştiğini ve ürünlerine ekim ayı yerine kasım ayında ekmeye başladıklarını belirten Arabacı, "Yağışlar geç gelmeye başladığından bizim ekilişlerimizde geçe kalıyor. Bunun sebebi erken ektiğimiz yerlerde, yağış zamanında düşmüyor, kurak oluyor ve çeşitli sebeplerden dolayı hastalık oluşuyor buğdaylarda. Önceden ekim ayının 15'i gibi ekilişe başlardık, şimdi artık ekim ayının sonu ya da kasım ayının başı diyoruz. Özellikle geçen sene çok ılıman bir kış geçirdik. O yüzden ekilişleri hastalık yapmaması adına daha geç gerçekleştiriyoruz. Bu yıl biraz yağış aldık, buğday yerlerinin hazırlanması ve kızgın tav dediğimiz tav dönemi kalmadı. Güzel bir tav var arazide. O yüzden çiftçilerimiz birkaç gün içinde hazırlıklarına başlayıp, ekim ayının sonuna doğru ekilişlerine başlayacaktır. Kasım ayının ilk haftası da birçok çiftçimiz ekilişini yapacaktır" dedi.

Antalya Kumluca’da Zarar Gören Çiftçilere Destek

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Antalya Bölge Müdürü Yakup Kasal, Antalya’nın Kumluca ilçesinde üç gün önce yaşanan fırtına ve doluda zarar gören çiftçileri ziyaret etti. Kasal, tarım alanları ve seraları zarar görenlere gereken tüm desteği vereceklerini söyledi.

Kasal, plastik sera örtülerini piyasa fiyatından yüzde 12, gübre ve bitki besleme ürünleri, zirai ilaçlarını ve fidelerini yüzde 15 oranında indirimli ve dört yıla kadar vade uygulayarak vereceklerini kaydetti.

Çiftçilere kredilendirme aşamasında uygulanan sabit faiz uygulamalarının devam ettiğini vurgulayan Kasal, "Çiftçilerimiz mutlaka seralarını, tarım alanlarını TARSİM sigortası yaptırsınlar. Bu konuda devletimizin desteği var. Tarım Kredi Kooperatifleri olarak çiftçilerimize her türlü desteği vermeye hazırız. Ben afetten etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum." dedi.

Zarar gören çiftçilerin büyük bölümünün TARSİM sigortasının olmadığını gördüklerini ifade eden Kasal, çiftçilerin ister mevsimsel olsun, isterse yıllık üretim yaptıkları tüm tarım alanlarını mutlaka sigorta yaptırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Tarım Kredi 1,6 Milyar Liralık Ürün Aldı

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, yılın ilk 9 aylık döneminde çiftçi ortaklarından 1 milyar 600 milyon liralık ürün alırken, yıl sonu hedefini 2,5 milyar liralık alım olarak koydu.

Başta gübre ve tohum olmak üzere ilaç, yem ve diğer tarımsal girdilerde çiftçi ortakların ihtiyaçlarını ve bunun finansmanını karşıladıklarını belirtti. Poyraz ayrıca, üretilen ürünlerin pazara taşınması noktasında da çiftçilere yardımcı olduklarını söyledi.

Yaklaşık 300 çeşit ürünü çiftçi ortaklardan alıp pazara taşıdıkları bilgisini de veren Poyraz, "Son 3 yılı karşılaştırdığımızda, 2018'de 9 aylık döneme baktığımızda ortaklarımızdan aldığımız ürün tutarı yaklaşık 540 milyon lira civarındayken 2019'un aynı döneminde bu rakam 880 milyon liraya çıktı. Bugün itibarıyla bu yılın 9 aylık döneminde rakam 1 milyar 600 milyon lirayı geçti. Bu sene kendimize 2,5 milyar liralık bir hedef koyduk. 2 milyar liralık eşiği inşallah geçeceğiz." diye konuştu.

Geçen yılın tamamında toplam 1 milyar 250 milyon liralık alım yaptıklarını anımsatan Poyraz, şu değerlendirmede bulundu:

"Burada esas amacımız, bir taraftan üreticimizin malını değerinde alıp pazara taşırken öbür taraftan da kendi şirketlerimiz uhdesinde açtığımız marketlerimize ve anlaşmalı olduğumuz yaklaşık 29 bin markete bu ürünleri taşıyarak piyasada üretici ile tüketici arasında bir bağ kurmak. Belli oranda gücümüz nispetinde regülasyon sağlama ve daha da önemlisi doğal, kaliteli ürünleri en makul fiyatlarla tüketiciye ulaştırma gayreti içindeyiz. Buna devam edeceğiz. Burada kendimize hedef olarak 5 milyar lira rakamını koyduk. Birkaç yıl içinde rakam buralara taşınacak."

Poyraz, piyasada zaman zaman fiyat dalgalanmaları olabildiğine işaret ederek, Tarım Kredi'nin ürün alımı yaparken sözleşmelere bağlı kalarak çiftçiyi mağdur etmemeye gayret gösterdiğini dile getirdi.

Geçen yıl salçalık domates sözleşmeleri imzaladıklarını hatırlatan Poyraz, şunları kaydetti: "Geçen sene bu domateslerin kilogramını 57 kuruştan alma taahhüdünde bulunduk. Bu sene tabi yaşanan sıkıntılardan dolayı fiyatlar bir dönem 33 kuruş bandına düşmüş olmasına rağmen biz sözleşmemizdeki fiyatın arkasında durduk. Zarar etme pahasına 57 kuruştan sözleşmelerimizdeki ortaklarımızdan üretilmiş ürünün tamamını piyasadan çektik" dedi.

Buğday Alım Garantili Tohum Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Beypazarı ilçesinde sözleşmeli çiftçilere yüzde 90 hibe alım garantili tohum dağıttı.Tohum dağıtımı, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Odasının çalışmasıyla gerçekleştirildi.

Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Beypazarı ilçesinde 630 çiftçiye toplam 263 ton buğday dağıtıldığını bildirdi.

Sözleşmeli üretim kapsamında çiftçilere dağıtılan tohumların yetiştirilmesinin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bu ürünlerin ekmek ve unlu mamul üretimi için satın alınacağını belirten Ateş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı yetkililerine teşekkür etti.

Fen İşleri Müdürlüğü bahçesinde yapılan tohum dağıtımına, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Esin Korkmaz, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Atilla Çelik ve çiftçiler katıldı.

Batman’da Anız Yakan Çiftçi Sayısında Düşüş

Anız yangınlarının küçük alanlarda oluştuğuna dikkat çeken Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Muzaffer Özkan: “Valimiz ve Belediye Başkanvekilimiz sayın Hulusi Şahin’in hassasiyetle üzerinde durduğu konulardan biri de anız yangınlarıdır. Son yıllarda artık Batman ovasında, üreticilerimiz bu ilkel yöntemden iyice uzaklaştı. Bu yıl ovamızda anız yangınlarının yaşandığı 5 küçük alanı tespit eden timlerimiz, arazi sahiplerine 3000 TL’lik idari işlem cezası uyguladı. Anız yakmayan Batmanlı çiftçilere duyarlılıktan ötürü teşekkür ediyoruz. Aynı hassasiyeti komşu ilçelerimiz olan Sason ve Bismil’deki çiftçilerden de bekliyoruz” diye konuştu. Batman Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, bu yıl Batman’da anız yangınında 5 çiftçi hakkında da idari işlem yaptı.
 

İTB Başkanı Işınsu Kestelli: Bu Maliyetlerle Hayvancılık Yapmak Çok Zor

İzmir Ticaret Borsası Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı 30 Eylül 2020 Çarşamba günü video konferans aracılığıyla, Meclis ve Meslek Komiteleri üyelerinin geniş katılımıyla düzenlendi.
Meclis Toplantısı öncesinde Meslek Komiteleri Ortak Toplantısında konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Borsa üyelerinin temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin yaşadıkları sıkıntılar ve Borsa olarak ürettikleri çözüm önerilerini üyelerle paylaştı.
Hayvancılık sektöründe maliyetler konusunda önemli sıkıntılar yaşandığına değinen Işınsu Kestelli, “Büyükbaş hayvancılık maliyetinde hayvani materyali yüzde 55-60, yem giderleri yüzde 30-35 ve diğer giderler ise yüzde 10-15 paya sahip. Döviz kurundaki yükseliş dolayısıyla yem maliyetlerinde son dönemlerde önemli artış yaşandı. Kaba yem kaynağı olan mera ve çayırlarımızın yeterli olmaması nedeniyle, karma yem hammaddesi olan soya ve yağlı tohumlu bitkileri ağırlıklı olarak ithal ediyoruz. Üstelik mevcut çayır ve mera alanlarımızın da büyük bir kısmının ıslah edilme ihtiyacı bulunuyor. Dünyada ise hayvancılıkta ileri gitmiş ülkelerin hemen hepsinin doğal mera alanları bakımından zengin olduklarını görüyoruz. Çin, ABD, Avustralya, Brezilya bu ülkelerin başında geliyor. Dünyada toplam tarım alanlarının yüzde 67’si çayır ve mera alanlarından oluşurken, ülkemizde bu oran sadece yüzde 39. Tarla ve bahçe alanlarında 15’inci sıradayken, çayır ve mera alanlarında 43’üncü sırada yer alıyoruz. Bu kaynak dağılımı ile sürdürülebilir hayvancılık yapmak gerçekten kolay değil. Buradan şu sonuca varmak gerekiyor: Yem kaynağı olan çayır ve mera alanları ve karma yem kaynağı olan yağlı tohumlu bitkiler sorununu çözmeliyiz. Çözemediğimiz sürece özellikle büyükbaş hayvancılıkta bu sorunlar ile karşılaşmamız kaçınılmaz. Aksi takdirde özellikle büyükbaş hayvancılık sektörü için girdilerin devlet tarafından yeteri miktarda ve sürekli olarak desteklenmesi ihtiyacı bulunuyor. Yem kaynağı açısından benzer durumda olan kümes hayvancılığı sektörümüz de aynı sorunlarla savaşıyor” dedi. 
Hasadı bölgemizde yeni başlayan pamuk piyasaları ile ilgili olarak da görüşlerini paylaşan Işınsu Kestelli, “Pamuk konusu son dönemde hem üyelerimiz hem de bizler tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Geçtiğimiz yıl ülke olarak 1,6 milyar dolar değerinde yaklaşık 1 milyon ton pamuk ithalatı yaptık. Bu miktarda ithalata rağmen yerli pamukta yeni sezona stok devri olduğunu belirtmek isterim. Ege pamuğu kalitesinde bir pamuğun yurtdışı piyasalardaki değeri şu an için 12 lirayı bulurken yerli pamuğumuz henüz 11 liradan bile işlem görmedi. Bu durumda üreticimizin bu sezon kâr etmesi söz konusu olmayacak ve önümüzdeki sezon pamuk ekim alanları daha da azalacaktır. Pamuktan kaçan alanlarının mısır, domates gibi ürünlere kayması muhtemeledir. Ancak domateste bu yıl yaşanan sorunu sanırım hepimiz biliyoruz. Fiyatların düşük olması, hasat maliyetinin bile karşılanamaması nedeniyle ürününü tarlada bırakan üreticilerimiz oldu. Böyle bir ortamda pamuk ekim alanlarının azalması alternatif ürünlerin piyasasını da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığımızdan 2020 yılı pamuk priminin üreticimizi memnun edecek seviyede bir an önce açıklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
 

2021 Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Başvuruları Başladı

2021 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları ÇKS Yönetmeliği ve Genelgesinde belirtildiği üzere 01 Eylül 2020 tarihinde başlamış olup 30 Haziran 2021 tarihi mesai bitiminde sona erecektir.

Üreticilerimizin  Bakanlığımızca uygulamada olan Mazot-Gübre Desteği, Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği, Sertifikalı Tohum Üretimi Desteği, Sertifikalı Fidan/Çilek Fidesi ve Standart Fidan Kullanımı Desteği, İyi Tarım Uygulamaları Desteği, Organik Tarım Desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Hububat- Baklagil Fark Ödemesi Desteği, Küçük Aile İşletme desteği, Yem Bitkileri desteği ve Lisanslı Depoculuk gibi desteklemelerden faydalanabilmeleri için ÇKS'ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu kapsamda üreticilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamamaları ve bahsedilen desteklemelere müracaat edebilmeleri için arazilerinin bulunduğu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine gerekli başvuru evrakları ile müracaat etmeleri gerekmektedir.

30 Haziran 2021 tarihine kadar başvuruda bulunmayan üreticilerimiz Bakanlığımızca uygulamada olan ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden yürütülen desteklemelerden faydalanamayacaktır.

Nihat Çelik: Hava Şartlarını Takip Çiftçimizi, Yetiştiricimizi Afetlerin Zararından Korur

 Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, hava şartlarını anlık takibin çiftçi ve yetiştiriciyi yağış, sel, su baskını, don, kırağı gibi doğal afetlerin sebep olacağı zarardan önemli oranda koruyacağını bildirerek, “dünyamızdaki iklim değişikliği nedeniyle, doğal afetlerin çok sık görüldüğü ve tarımsal üretim ile hayvancılığı olumsuz etkilediği günümüzde, afet yaşanmadan haberdar olup önlem almak hayati önem kazanmıştır. Bu açıdan Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulaması sektörümüz açısından çok yararlı olacaktır” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 19. ve özellikle 20. yüzyılda insanoğlunun, doğada binlerce yılda giderilemeyecek çevre sorunlarına neden olduğunu, ormanları, sulak alanları hızla bozduğunu, toprak ve suyu kirlettiğini, toprağı amacı dışında kullandığını, 21. yüzyılın ilk 20 yılını yaşadığımız bu dönemde de bu faaliyetlere devam ettiğini belirtti. Doğayı hoyrat kullanımın sonuçlarının hızla görüldüğünü, tüm dünyada tarım ve orman alanlarının, mera ve otlakların azaldığını, ciddi su sorunları yaşanmaya başladığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Doğa, insanoğlu olarak yaptıklarımızın hesabını bize soruyor. Dünya çapında bir iklim değişikliği yaşıyoruz. Doğal afetler, hiç olmadığı kadar arttı. Dünyamızda neredeyse yılın her günü bir doğal afet görülüyor. İnsanoğlunun faaliyetleri nedeniyle geçmişe nazaran çok daha fazla fırtına, kasırga, yağış, sel, su baskını, toprak kayması, don, kırağı, aşırı soğuk, aşırı sıcak, hortum, erozyon, kuraklık yaşanıyor. Bunun tarım ve hayvancılığı etkilememesi mümkün değil.  
Gelişmiş ülkelerde çiftçiler, yetiştiriciler artık meteorolojik verileri teknolojinin imkanlarını kullanarak anlık takip ediyorlar. Meteorolojik verilerde yaşanacak olumsuz durumlara karşı önlemlerini vakit kaybetmeden alıyorlar. Ürünlerini, hayvanlarını yaşanan doğal afetlerden koruyorlar. Ülkemiz çiftçi ve yetiştiricilerinin de bu uygulamalardan yararlanması hem kendileri hem ülke ekonomisi açısından son derece yararlı olacaktır. Çiftçi ve yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulamasını akıllı cep telefonlarına indirmelerini tavsiye ediyoruz.”
 
“Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan
çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır”
Bu uygulamadan en fazla yararlanacak kesimin koyun keçi yetiştiricileri olacağına dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
“Genel Müdür Volkan Mutlu Coşkun’un şahsında Meteoroloji Genel Müdürlüğümüze mobil uygulamadan dolayı sektörümüz ve yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bu uygulamayı tüm yetiştiricilerimizin telefonlarında kullanmaları öncelikle kendileri ve sürüleri için önem arz etmektedir. Dağda bayırda çok zor şartlarda görev yapan çobanlarımız, bu uygulamayı kullanmaları halinde anlık hava durumundan haberdar olacak ve istenmeyen mağduriyetlerin önüne geçilebileceklerdir. Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır.”
 
“Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz çok önemli bir olaya imza attı”
 
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün mobil uygulama ile çok önemli bir olaya imza attığını ifade eden Çelik, “Genel Müdürlüğümüz kamuoyunun bütün kesimlerine hitap ederek hava raporlarıyla onların can ve mal emniyetini sağlamakla hayat kalitesini artırmak, başta bizim sektörümüz olmak üzere diğer sektörlerinde beklentilerini karşılamak, sosyoekonomik faydalar sağlamak adına kaliteli ve güvenilir meteorolojik hizmetler sunmanın gayretindedir. Bu yönüyle de takdire şayan çalışmalarına şahit oluyoruz” ifadelerine yer verdi.
Çelik, mobil uygulamayı kullanacak yetiştiricilerin sağlayacağı faydalara da dikkat çekerek, “mobil uygulama sayesinde yetiştiricilerimiz il ve ilçe merkezlerinde bulundukları her yerde istediği noktanın anlık hava durumu, sıcaklık, basınç, nem, saatlik tahminleri, tarımsal hava durumu tahminleri, zirai don risk tahminlerini anında öğrenecekleri gibi anlık gözlem bilgilerine, kar kalınlıkları ve meteorolojik uyarı ve değerlendirmelere de ulaşabilecekler, uygulama içinde Meteorolojinin Sesi radyosunu dinleyebilecekler. Onun için yetiştiricilerimiz için bu uygulama bir şanstır ve kullanmalarında büyük faydalar olacaktır” dedi.
 

Çiftçi Son Bir Yılda Ne Kadar Kredi Kullandı?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
600 bin çiftçinin cebinde kredi kartı var; en önemli girdilerde kredi kartı kullanılıyor.
DenizBank Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak 2003’te Tarişbank satın alması ile girdikleri tarım bankacılığı alanında 17 yılda özel bankalar arasında yüzde 48 gibi yüksek bir pazar payına ulaştıklarını söyledi.
Gübre, ilaç, yem, tohum, akaryakıt gibi en önemli girdi kalemlerinde sektörün tüm paydaşları ile işbirliği yaptıklarını anlatan Koçak, bu açıdan bakıldığında Üretici Kart’ın adeta 600 bin üyeli bir kooperatif gibi üyelerin tarafından alışverişlerde kullandığını söyledi.
5,3 milyarı takibe düştü bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlenend bilgilere göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Böylece sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Kullandırılan tarım kredilerinin bakiyesi, temmuz sonu itibarıyla 2019 sonuna kıyasla yüzde 13’lük artışa işaret etti. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
Balıkçılık sektörü de kredi sarmalında
Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 2019 sonunda 2 milyar 546 milyon lira olurken, temmuz sonu itibarıyla bu tutar 3 milyar 202 milyon liraya yükseldi. Yılbaşından itibaren geçen 7 aylık süreçte balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 656 milyon lira arttı. Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesinin 759 milyon lirasını kısa, 2 milyar 265 milyon lirasını orta ve uzun vadeli, 177 milyon lirasını da takipteki krediler oluşturdu.
Ziraat Bankası Tarım Bankacılığından Sorumlu Pazarlama Grup Başkanı Ferhat Pişmaf,  yaptığı açıklamada, 2010-2020 döneminde tarımsal üretime yönelik olarak kullandırdıkları kredilerin miktarının 258 milyar TL’yi, kredi kullandırdıkları üretici sayısının ise 4,5 milyon kişiyi aştığını belirterek, “Ağustos sonu itibarıyla kredileri devam eden 685 bin üreticimiz ve 73,4 milyar TL’nin üzerinde kredimiz var. Bu kredilerin yüzde 33’ü yatırım kredilerinden, kalan kısmı ise işletme kredilerinden oluşuyor.” dedi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: Doğu Anadolu'nun Zengin Meraları İyi Değerlendirilmeli

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Doğu Anadolu’nun zengin meralarının daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek, “Bölgedeki 14 il, ülke mera toplamının yüzde 37,1’ine sahip. Buna karşın koyun sayısında payı yüzde 26,8’de, keçide yüzde 14,1’te kalıyor” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, Doğu Anadolu’da 2019 yılında 10 milyona yakın koyun 1,6 milyona yakın keçi varlığı bulunduğunu, 2020 yılında 55 milyon başa çıkan küçükbaş varlığı düşünüldüğünde, bu sayıların 2020 yılında koyun sayısının 11,4, keçi sayısının 1,7 milyonu, toplamda 13,1 milyonu aşacağını tahmin ettiklerini belirtti.
Mera varlığı dikkate alındığında bölgedeki küçükbaş varlığının mevcut verilere göre en az 20 milyon olması gerektiğini vurgulayan Çelik, “bu durumda mevcut mera varlığı ve verimiyle küçükbaş hayvan sayısı sadece Doğu Anadolu’da 7 milyondan fazla artırılabilir. Bu rakam mera alanları ve verimi artırılır, ülke küçükbaş hayvan varlığı 90 milyona çıkarsa Doğu Anadolu’nun küçükbaş hayvan varlığı rahatlıkla 30 milyonu geçer ” dedi.
 
-Bölgedeki mera alanları Marmara’nın 15,2, Ege’nin 15,7 katı
 
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Doğu Anadolu’da 4 milyon 337 bin 580 hektar mera alanı bulunduğu bilgisini veren Çelik, şunları kaydetti:
“Bu rakam 1970 yılında Doğu Anadolu’da 9 milyon 162 bin 100 hektardı. Meraların önemli bir bölümü kaybedildi. Yine de mevcut mera alanı açısından bölge, İç Anadolu’nun önünde bölgeler açısından birinci sırada. Bölgedeki meralar İç Anadolu’dan 170 bin 946 hektar daha fazla. Bölgenin Karadeniz Bölgesinin 3,4, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 5,5, Akdeniz Bölgesinin 7,5, Marmara Bölgesinin 15,2, Ege Bölgesinin 15,7 katı mera alanı var. Bu zenginlik daha iyi değerlendirilmelidir.”
 
-Doğu Anadolu mera verimliliğinde Karadeniz’in ardından ikinci sırada
 
Doğu Anadolu Bölgesindeki meraların verimlilik açısından da dikkat çektiğini bildiren Çelik, “İç Anadolu, Doğu Anadolu’ya yakın bir mera alanı olmakla birlikte verimliliği düşüktür. Buna karşın Doğu Anadolu Bölgesindeki meralar kuru ot verimi açısından zengindir. Hektar başına kuru ot verimi, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da 450, Akdeniz Bölgesinde 500, Ege ve Marmara Bölgelerinde 600 kilogramda kalırken, Doğu Anadolu Bölgesinde 900 kilogramı bulmaktadır. Kuru ot veriminde bölgeler arasında sadece Karadeniz Bölgesi 1000 kilogramla Doğu Anadolu Bölgesini geride bırakmaktadır. Karadeniz Bölgesinden sonra en verimli meraların bulunduğu bölge çok daha fazla koyun ve keçi besleyebilir” dedi.
 
-Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak
 
Tarım alanları açısından sınırlı olan Doğu Anadolu Bölgesinin, küçükbaş hayvancılıkla önemli bir gelir artışı sağlayabileceğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:
“Doğu Anadolu Bölgesi, zor iklim ve arazi koşullarına sahip, nüfus yoğunluğu düşük, büyük pazarlara uzak, sanayinin gelişmediği bir bölgemiz. Ancak zengin su kaynaklarına ve mera alanlarına sahip, madencilik açısından potansiyel arz eden bir bölge. Gelişmeye müsait. Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tarım ve hayvancılığa inanmaları, kırsala, tarım ve hayvancılığa, özellikle küçükbaş hayvancılığa verilen destekleri artırmaları bizleri daha da umutlandırıyor. Bu alana destek verilmesi bu ülkenin en önemli sorunlarının da çözüm yollarından biri olacaktır.”
 
-Mera alanları artırılmalı
 
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık potansiyeli çok büyük bir ülke olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Mülteci ve yabancılarla birlikte 88 milyonluk bir ülkenin gıda güvencesini çiftçimiz, yetiştiricimiz sağlıyor. Yakın çevrede tarım ve hayvancılıkta bizimle yarışacak bir ülke de yok. Bu ülkenin hala yeterince kullanılmayan tarlaları, otlakları var. Suya kavuşturulmamış 1,9 milyon hektar alan bulunuyor. Türkiye, verimli tarım alanlarını korumalı, sulama yatırımlarını tamamlamalı, kırsalda nüfusu tutacak kırsal kalkınma projeleri uygulamaya koymalı, tüm tarım arazilerini tarımsal üretim için kullanmalıdır. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Mevcut mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır.

Gaziantep’te Küçükbaş Hayvan İçin Proje Geliştirildi


Gaziantep’te “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” hayata geçirildi.

Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün imzalanan protokol ile hayata geçirilen proje hayvan yetiştiricilerinden büyük bir ilgi gördü.

Proje ile ilgili bilgi veren Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak istediklerini ve bu proje ile birlikte Gaziantep’in hayvancılıkta Türkiye'nin lokomotifi olacağına dikkat çekti.

Türkiye'de hayvancılık denildiğinde özellikle büyükbaş hayvancılığın akla geldiğine dikkat çeken Türkman, sektörde küçükbaş hayvancılığın da önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Türkiye'de küçükbaş hayvancılığın her geçen gün gelişmekte olduğunu ifade eden Türkman, koyun ve keçi yetiştiricilerinin özellikle kriz dönemlerinde hayvancılığın sigortası durumunda olduğunu belirtti.

Pandemi döneminde hayvancılığın öneminin daha iyi anlaşıldığına dikkat çeken Türkman, çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin kıymetlerinin bilinmesini istedi.

Küçükbaş hayvancılık sektörünün büyüdüğüne dikkat çeken Türkman, “Ülkemizde küçükbaş hayvancılık her geçen gün biraz daha rağbet görüyor. İnsanlar özellikle küçükbaş hayvancılıkta meralarda yararlanma imkânlarını buldukça küçükbaş hayvancılığı daha çok yapmaya çalışıyorlar. Bu anlamda ilimizde her geçen gün hem üye sayımız hem de küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlarımızın sayısı çoğalıyor.” dedi.

“Tarım ve hayvancılığa sahip çıkmayan ülkeleri zor günler bekliyor”

Her sektörde olduğu gibi hayvancılık sektöründe de sıkıntıların olduğunu anımsatan Türkman, şunları söyledi:

“Özellikle yem başta olmak üzere girdi maliyetleri yüksek. Fakat tüm bu sıkıntılara rağmen bir şekilde hayvancılığı çoğaltmaya, hayvan sayımızı artırmaya çalışıyoruz. İnsanların günlük yaşamları için gerekli olan gıda tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Yani tarım ve hayvancılık birbirinden ayrılmaz ikilidir.  İnsanın yaşamı için gıda gerekiyor, gıda ise tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Bu yüzden hayvancılık insanların yaşamında oldukça önemlidir. Örneğin pandemi sürecinin ilk günlerinde sokağa çıkma yasağı ile insanlar marketlere hücum etti. Çünkü yaşamlarının sürdürebilecek, ihtiyaç duyabilecek gıdaları almak için marketlere hücum ettiler. Oysa kimse galerilere hücum edip araba almadı. Ya da kimse mobilya mağazasına hücum edip evdeki koltuklarını değiştirmek için koşmadı. Kimse mobilya, beyaz eşyaya ve giyim mağazasında koşup gitmedi. Ama herkes marketlere erzakını almak üzere koştu. Gıda araziden, ağıldan geliyor. Gıda, tarım ve hayvancılıktan geliyor. Bu yüzden özellikle hep söylediğimiz bir şey var; önümüzdeki yıllarda tarım ve hayvancılığa ve çiftçisine sahip çıkmayan ülkeleri gerçekten zor günler bekliyor. Eksikliklerimizi var ama buna rağmen tarım ve hayvancılıkta doğru işlerde yapılıyor. Bu pandemi sürecinde tarım ve hayvancılığa,

çiftçiye üreticiye ve köylüye daha çok sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. O yüzden bizim bu insanlara sahip çıkmamız gerekiyor.”

Türkman, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün hayata geçirilen “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” ile ilgili bilgi verdi.

Proje ile amaçlarının küçükbaş hayvancılığı yaymak ve hayvan yetiştiricilerine sahip çıkmak olduğunu belirten Türkman, “Projenin ilk etabı 10 Eylül 2020 tarihinde başladı, 10 Eylül 2021 tarihinde de sona erecektir. Üreticinin İlçe Tarım Müdürlüğüne kayıtlı işletmesi olmalıdır. Bulunduğu ilde ikamet etmelidir.  Kişi faal olarak küçükbaş hayvancılık yapıyor olmalı veya daha önce hayvancılık yapmış olmalıdır. En az 100 adet ve üzeri hayvanlık sürüyü alacak kapasite de ağılı olmalıdır. İşletme şahsın kendi malı veya kiralık da olabilir. Ancak kiralık ise kira sözleşmesi en az 7 yıl olmalıdır. Başvuru için şahıs veya şirket olması fark etmez. Sadece 2 kişi kefil olmalıdır. Kendisinin ve kefillerinin kredi almasına engel bir durumu güncel sorgu da icra, haciz ve herhangi bir banka da borç takibi olmamalıdır. Banka gerek görürse teminat isteyebilir.” diye konuştu.

Sadece dişi koyunun proje kapsamında olduğunu ifade eden Türkman, alınacak koyunların yurt içinde doğmuş, 6-24 aylık dişi, ivesi ırkı veya ivesi ırkı melezi olması, kişinin işletmedeki koyun sayısının en az 100 adete tamamlanması gerektiğini belirterek, keçi alımının ise proje kapsamında olmadığını söyledi.

Proje devam ettiği sürece hayvan sayısının 100’ün altına düşmemesi gerektiğini belirten Türkman, “100 adetin altına düşürülürse hayvanların yerine en az 30 gün içinde aynı vasıflarda yeni hayvan eklenmelidir.” uyarısında bulundu.

Projeden faydalanmak isteyen üreticinin 2 kefili bulamaması durumunda mal varlığını güvence olarak gösterebileceğini belirten Türkman, proje kapsamında alınan hayvanların 7 yıl boyunca sigorta işlemlerinin de yapılacağını bildirdi.

“Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak”

İşletmelerin 3’er aylık dönemlerle kontrol edileceğini ve hayvan sayılarını yazılı olarak bildirileceklerini belirten Türkman, “Üreticinin işletmesi var ama tüm hayvanları elden çıkarmış ağılında hiç hayvanı yoksa projeden faydalanabilir. Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak, para hayvan tedariki sağlayan firmalara ödenecektir. Ziraat Bankası koyun alım fiyatları için üst limit şu anda bin 750 lira olup fiyatlar dönemler halinde güncellenecektir. Bin 750 lira üzerinde koyun alımı yapılırsa aradaki farkı faydalanıcı ödeyecek.  Proje süresince işletmenin yem ihtiyacı anlaşma yapılan firmalardan alınacaktır. Proje süresince kesimi yapılacak hayvanlar anlaşma yapılan kombinalarda kestirilecektir. Proje süresince elde edilen sütler anlaşma yapılan süt işleme firmalarına satılacaktır.” şeklinde konuştu.

Proje başvurularının ilçe tarım müdürlüklerine yapılacağını belirten Türkman, başvuruların ise 21 Eylül pazartesi gününden itibaren başlayacağını bildirdi.

Alınan başvuruların Ziraat Bankası bölge müdürlüklerine gönderileceğini, uygun görülen başvuru sahiplerine duyuru yapılacağını, üreticinin gerekli evraklar ile ilçesindeki Ziraat Bankası şubesine veya hesabının bulunduğu Ziraat Bankası Şubesine gidip işlemlerini başlatacağını bildirdi.

Türkman, diğer illerde de valilik ile Ziraat Bankası arasında protokol imzalandığı takdirde projenin uygulanacağını ve faydalanmak isteyenlerin başvuru yapabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Özellikle bugüne kadar kredi kullanamayan, kullanma imkânı olmayan, arazisi olmayıp da ipotek veremeyen, tapusu olmayan yetiştiricilerimiz için bu proje güzel bir projedir. Bizim yaklaşık bin 700 civarında hayvan sayımız, 100’ün altında olan işletmemiz var. Özellikle bu işletmelerimizin öncelikle bu projelerden faydalanmalarını bekliyoruz. Dolayısıyla 100’ün altındaki işletmelerimizdeki hayvan sayılarının ortalamasını aldığımız zaman 51 tane hayvana denk geliyor. Burada yüzde 50 boşluğumuz var. Özellikle bu küçük üreticilerimiz inşallah hayvan sayılarını 100'ün üzerine çıkarır. 100'ün üzerine çıkartmaları ile beraber hem normal desteklemelerini alacaklar hem de 5 bin lira çoban desteğinden faydalanmış olacaklar. Onun dışında devletin vermiş olduğu sürü büyütme desteğinden de faydalanmış olacaklar.”

Türkman, “Her projenin eksik yönleri olduğu gibi bu projenin de muhakkak eksik yönleri vardır. Ama projenin geneline bakmamız lazım. Projenin geneline baktığımızda biraz daha ayakları yere basan ve biraz daha küçük işletmelerin önünü açan bir proje olduğu için inanıyorum ki ilimize, ülkemize ve üreticilerimize faydalı olacaktır.”diye konuştu. 

Türkşeker’den Çiftçi Lokallerine Modern Görünüm

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) yeni iletişim stratejileri çerçevesinde çiftçi lokallerini modern bir görünüme kavuşturdu. Çiftçi karşılama alanları olarak da kullanılacak olan lokaller de çiftçiler çay ve çorba hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde faydalanacak.
Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamaya göre; büyüklükleri fabrika kapasitelerine göre belirlenen çiftçi lokallerinin çevre ve iç mekânları yeniden düzenlendi. Yeni kampanya döneminde modern görünümüyle hizmete giren lokaller de çiftçilerin yararlanabilmesi için mescit ve duş alanları oluşturuldu.

Çiftçi lokalleri, Türkşeker ile çiftçiler arasındaki iletişim ağının güçlendirilmesi ve fabrika çalışanları ile çiftçiler arasında daha iyi bir iletişim ortamının kurulmasını sağladı. Bu sayede Türkşeker, çiftçilerin daha rahat diyalog kuracağı bir ortamı onların kullanımına sunmuş oldu. Çiftçi lokalleri sayesinde fabrika alanları içerisinde daha sosyal bir ortama kavuşan çiftçiler, fabrikaların açılışlarında lokallerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkşeker'in çiftçilerin kullanımına sunduğu lokaller, sivil toplum kuruluşları tarafından takdirle karşılandı. Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cengizhan Yorulmaz, çiftçilere kampanya döneminde tüketmeleri için bedava ayran taahhüdünde bulundu. Ankara Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Muhittin Bıyıkoğlu ise Ankara Şeker Fabrikası Lokali'ni çok beğendiğini ifade ederek lokalde kullanılmak üzere bir televizyon hediye etti.

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi'ni açıkladı. Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,22, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 arttı

 

Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %0,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre %9,25, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,36 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,74 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre değişim; ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %1,54, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde %0,24 azalış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %0,27 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde %0,81 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde %0,55 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde %2,01 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren diğer alt gruplar ise %7,90 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular, %9,59 ile yağlı meyveler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla %30,50 ile üzüm, %30,39 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve %27,47 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Alt gruplar itibarıyla bir önceki aya göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %6,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve %2,75 ile üzüm oldu. Buna karşılık, 2020 yılı Ağustos ayında artışın yüksek olduğu alt gruplar, %4,49 ile tahıllar (pirinç hariç),baklagiller ve yağlı tohumlar, %2,62 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve %2,23 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Ağustos 2020'de, endekste kapsanan 86 maddeden, 28 maddenin ortalama fiyatında azalış olurken 8 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 50 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Üzüm Alımları Başladı, Çiftçiler Kuyruk Oluşturdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 7 Eylül'de üzüm alımlarının 9 numara üzüm için 12,5 lira taban fiyat üzerinden alımlara başlanacağının açıklanması üzerine Manisa'da çiftçiler mahsullerini getirmeye başladı. Ürünlerini satmak için alım noktalarına gelen çiftçiler traktör kuyrukları oluşturdu.

Geçtiğimiz 27 Ağustos'ta Manisa Ticaret Borsası tarafından düzenlenen alım törenine canlı bağlantıyla katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9 numara üzüm için TMO'nun 12.5 lira alım garantisi verdi. Bu kapsamda TMO bugün itibarıyla Manisa ile ilçeleri Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Sarıgöl, Saruhanlı ve Denizli Buldan'ın yanı sıra İzmir ve Salihli Ticaret Borsaları üzerinden alımların yapılabileceği çekirdeksiz kuru üzüm alımına başlandı. Bakan Pakdemirli'nin alımların 7 Eylül'de başlayacağını açıklaması üzerine üzümlerini çuvallayan üreticiler soluğu TMO ve TARİŞ'te aldı. TMO'ya internet üzerinden randevu aldıktan sonra çiftçi kayıt sistemi belgeleriyle birlikte gelen çiftçilerin mahsulleri ekspertizler tarafından değerlendirildikten sonra numara verilerek fiyatları belirlendi. Çuvallarla getirilen ürünler daha sonra depolara konulmaya başlandı.

TARİŞ depolarında da üzüm alımları başlarken, çiftçilerin traktörleri uzun kuyruklar oluşturdu. TARİŞ'te de ekspertizler tarafından numaralandırılan üzümler depolara yerleştirildi.

Üzümünü TARİŞ'e getiren üreticilerden Mustafa Kököz, "TARİŞ'e geldik. Senelerden beri TARİŞ'in ortaklarından olduğum için her yıl üzümümüzü buraya veriyoruz. Biz üzüm fiyatlarını 13,5 olarak bekliyorduk. Ama çoğu çevrede konuşulan 'Her şeye yüzde 25 zam geldi' dediler. Bu fiyat 9 numara için verildi. Ama 8 numara üzüm için 12,5 lira fiyat verilmesi gerekiyordu. Şu anda tabi TARİŞ daha fiyatını açıklamadı" dedi.

Bu yıl bağlarda hava şartlarından dolayı zarar meydana geldiğini belirten Kököz, "Bu sene bağlarda silkinti yaptı. Bu yüzde neredeyse bütün çiftçilerde zarar var. Havalar bir sıcak bir soğuk gidince silkinti oldu. Ona istinaden geçen seneye nazaran çok büyük bir zarar var" diye konuştu.

Sezonun pek iyi geçmediğini belirten üzüm üreticisi Hüseyin Hasacar, "Şu an üzüm fiyatları için bir şey söyleyemem. Bana göre normal. Eskiden üzüm 1 dolar diyorlardı. Şu an aşağı yukarı 2 dolar seviyelerinde. Yağışlar zamanında yağmadı. Çok fazla üzüm vardı bazı yerlerde üzüm kendini besleyemedi. Sezon çok iyi geçti diyemem" dedi.

"7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda"

Bugün itibariyle TMO tarafından üzüm alımlarına başlandığını belirten Manisa Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, "27 Ağustos'ta Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli canlı yayında üzüm törenimize katılmış ve orada Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 9 numara Sultani çekirdeksiz kuru üzümün 12 lira 50 kuruştan alınacağını belirtmişti. 7 Eylül itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımları başlayacağını söylemişti. Bugün 7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda. 7 ayrı noktadan TMO tarafından çekirdeksiz Sultani kuru üzümün alımları gerçekleştiriliyor. Eksperler sahada. Bugün saat 11.00 itibariyle alımlar başladı. Eksperler numuneler alarak, numaraları vererek üreticimizin ürünlerini alıyorlar" ifadelerini kullandı.

TİGEM 2020 Tohum Satış Fiyatlarını Açıkladı Çiftçi Hibe Desteği İstiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) 2020 tohum satış fiyatlarını açıkladı.
Açıklanan fiyatlara bakıldığında 2019’a göre ortalama yüzde 20 zam yapıldığı dikkat çekiyor. Geçen yıl tonu 2 bin 100 lira olan tohumluk makarnalık buğday fiyatı 2020’de 2 bin 500 liraya çıkarıldı. Ekmeklik buğday tohumluğunun tonu 1900 liraydı, 2 bin 300 lira oldu. Arpa tohumluğunun tonu 1700 liradan 2 bin liraya yükseldi. Tritikale ve yulaf tohumluğunun tonu 1750 liradan 2 bin 100 liraya çıkarıldı.
Bu fiyatlara ilaç, bayi karı, nakliye eklenecek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre açıklanan bu fiyatlara bazı ilaveler yapılacak. Açıklanan fiyatlara;
Kök ve kök boğazı çürüklüğüne karşı ilaçlanan tohumlukların kilogram fiyatına (KDV Hariç) 4 kuruş ilave olarak eklenmesi,
Tarım ve Orman Müdürlüklerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere, Üniversitelere ve İşletmelerden çiftçilere yapılacak doğrudan peşin bedelle tohumluk satışlarında, dağıtıcı kuruluşlara uygulanan peşin satış fiyatı üzerine 0,20 TL/ Kg eklenmesi,
Dağıtıcı kuruluşların, belirlenen tohumluk satış fiyatları üzerine nakliye, sigorta v.s. masraflar ve kar karşılığı azami %14’e kadar ilave yapılarak belirlenecek fiyat üzerinden, çiftçiye satışı yapılması öngörülüyor.
Çiftçi yüzde 75 hibe desteği istiyor Tarım ve Orman Bakanlığı, koronavirüs sürecinde çiftçilere destek olmak ve daha fazla ekim yapılması amacıyla yazlık ekim yapılan alanlarda çiftçilere %75 doğum desteği sağladı. Bu destekten çok sınırlı sayıda çiftçi yararlanabildi. Çiftçiler bu desteğin güz ve kışlık ekimlerde ülke genelinde uygulanmasını istiyor.

Yerli Mısır Verimi Artırdı

Kırklareli'nde geliştirilen ve verimliliği ile dikkati çeken yerli mısır çeşidi 'aga' ile üreticilerin yüzü gülecek. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Funda Eylem Özel 'Burada dekar başına 12 tonluk bir verimden bahsediliyor’ dedi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Pehlivanköy Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen “Trakya'ya mısırın agası geliyor” projesi kapsamında, Kırklareli'nin Armağan köyünde oluşturulan demostrasyon sahasındaki çalışmalar sonucu, geliştirilen yerli mısır tohumunun, ithal çeşitlerine göre dekara yaklaşık 6 ton daha fazla verim sağladığı tespit edildi.
 
“Aga” ismi verilen mısır çeşidinin ithal mısırlara göre verim ve kalitesinin yüksekliğiyle ön plana çıktığını aktaran Özel, üretici ve besicilerin yerli ve milli tohumlara yönelmesini istediklerini belirtti. Bazı ithal tohumlarda dekarda yaklaşık 4 ton verim elde edildiğini anlatan Özel, 'aga' çeşidinde ise dekar başına yer yer 10 ya da 12 tonluk verim gözlendiğini aktardı.
İthal tohuma göre geliştirilen yerli tohumun birçok avantajı olduğunu anlatan Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeni geliştirilen 'ağa' ismini verdiğimiz mısır çeşidinde ithal tohumlara göre yüzde 100 oranında bir verim artışı var. Ekonomiye en büyük katkısı yerli ve milli olması. Dışa bağımlılığımızın olmaması çok büyük avantaj. Ayrıca besi hayvanlarının süt veriminde de yaklaşık yüzde 10 verim artışı sağlıyor. Boyunun uzunluğu ve dekara alınacak verimin yüksek olması, silajlık mısır üretiminde üretici için avantaj. Burada dekara 12 tonluk bir verimden bahsediliyor. Daha fazla kaba yem üretmesi, hayvanlara daha fazla besin ulaştırılması sürecini getirecektir. Normalde hayvancılık işletmelerinde hayvanların süt veriminin artması için dengeli beslenme rasyon dediğimiz programın oluşturulması gerekiyor. Sırf samana bağladığımız zaman süt verimi 10 kiloları, 12 kiloları geçmez. Ne kadar kaliteli kesif yem verirseniz, o kadar süt verimi artar. Birden süt verimi 20-25 kilolara çıkan durumlar var. Bu projede uyguladığımız 5 çeşit var ancak en çok biz 'aga'yı önemsiyoruz.”
 
Çiftçi Bülent Özkaya da yerli mısır çeşidinden çok memnun kaldığını vurguladı. İlk kez yerli mısır üretimi yaptığını ve ithal ürünlere göre yer yer 5-6 ton daha fazla verim elde ettiğini dile getiren Özkaya, “Çok yüksek bir verim çıktı. Yaklaşık dekarda 6 ton kadar fark var. İthal mısır ile aynı gübreyi kullanıyor ve aynı sulamayı yapıyoruz. Girdi maliyetlerimiz aynı ama yerli mısırda daha çok verim aldık” dedi.
 

Tarımsal İlaçta Drone Tasarrufu

Tarımda girdi maliyetlerinin düşürülmesi için projeler geliştirip uygulayan Tarnet a.ş, 800 milyon doları aşan tarım ilaçları kullanımını “drone’la” yüzde 45 azaltacak.

Pilot ürün olarak seçilen çeltikte, 1 yılda 150 milyon liralık tarım ilacı kullanıldığına dikkat çeken TARNET AŞ Genel Müdürü Huzeyfe Yılmaz, “Yaptığımız Ar-Ge çalışmaları sonucunda drone ile ilaçlama yapıldığında, ilaç kullanımının yüzde 45-50 oranında düşürülebileceğini gördük. Pilot ürün olarak çeltiği seçtik. Bugün 120 bin hektar alanda çeltik tarımı yapılıyor ve yıllık yaklaşık 150 milyon liralık ilaç kullanılıyor. Drone ile ilaçlama yaparak sadece ilaçta yıllık 70 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Araziye tekerlekli araçların girmemesi nedeniyle, ilaçlama ve gübreleme işleminden kaynaklanan yüzde 15’lik ürün zayiatı da önlenmiş olacak. İlacı, Tarım Kredi Kooperatifleri’nden alan çiftçimize ise hizmeti ücretsiz vereceğiz. Çeltikten sonra mısır ve pamukla devam edeceğiz” dedi.

Tarım Kredi Kooperatiflerimin bin 600’ün üzerindeki hizmet noktasının ve 17 iştirak şirketinin bilişim altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan TARNET AŞ’nin son dönemde tarım teknolojilerine de odaklandığını ifade eden Yılmaz, “Tarım alanında Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmeye başladık. Yürüttüğümüz birçok projemiz var. Tarım Kredi’nin sahadaki gücü ile TARNET’in çiftçiye dokunur, çiftçiye hizmet eden bir tarafının da olmasını istedik. Aslında çok geniş bir hareket alanı var, ama kısaca girdi maliyetlerinin düşürülmesi, tarımsal veri ve farkındalık olmak üzere üç ana konuya odaklandık” şeklinde konuştu.

Yılmaz, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesinde öncelikle ilaçlama konusuna eğildik. Bunun için de en doğru teknolojinin İnsansız Hava Aracı olduğunu gördük. İlaçlamayı tekerlekli bir makine ile yapmadığınız için tarla ve ürün ezilmiyor. Doğru ilacı doğru miktarda vermek de önemli. Bu nedenle ilk etapta ilaçlama zorlukları ve İHA ile ilaçlamanın yüksek verimliliği nedeniyle çeltik ürününü seçtik. Mevcut yöntemlerin öncelikle sağlık sorunlarına, sonrasında ürün kayıplarına neden olan sakıncaları var. Biz Zirai İnsansız Hava Aracı (ZİHA) adını verdiğimiz bir teknoloji ile bu sorunların da önüne geçmeyi planlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda sona yaklaştık. İlaçlama yaptığımız alanlarda verimliliği artırarak yabancı otların tamamını öldürdük ve ilaçta yüzde 50’ye kadar tasarruf sağladığımız yerler oldu” diye konuştu.

İlaçlamanın ardından gübreleme ve tohumlama işini de ZİHA aracılığıyla yapmayı planladıklarını dile getiren Yılmaz, “Gelecek sene ZİHA’larımızı yerli ve milli olarak çiftçimizin hizmetine sunmak için çalışıyoruz. Ayrıca biz sadece ilaçlama yaparak sahadan çekilmek istemiyoruz. Üzerinde çalıştığımız multispektral İHA’lar ile tarla sağlığını ilaçlama öncesinde ve sonrasında takip etmek, ilaçlamayı da değişken oranlı yapabilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte toprak daha sağlıklı hale geleceği için verimlilik de artacak” ifadelerini kullandı.

Çiftçinin Umudu Mısır

Batman’ın dört bir yanını saran mısır hasadına start verilirken, çiftçi bu yıl bol verim bekliyor. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebubekir Doğan, korona sürecine rağmen çiftçinin tarladan kopmadığına dikkat çekerek, çiftçinin umudunun mısır olduğunu söyledi. Batman ovasında 70 Bin ton mısır rekoltesinin beklendiğini belirten Doğan: “Korona salgını sürecinde Tarım alanında çalışanlar da Sağlık sektöründekiler gibi hiç durmadı. Hep tarlasına bağlı kaldı. Çiftçiler çok büyük bir emek sarf ediyor. Sabah erken saatlerinden geç saatlere kadar tarlasından kopmayan çiftçi, haklı olarak emeğinin karşılığını bekliyor. Batman ovasında yetişen kaliteli mısıra Marmara ve İç Anadolu Bölgelerindeki  illerinden  talep var. Mısır üreticisi hasadı tarlasında topladıktan sonra kendisine uygun koşullar tercih edene ürününü teslim ediyor. Mısır üreticilerine bereketli ve bol kazançlı bir hasad mevsimi diliyoruz” diye konuştu.

Tzob Başkanı Bayraktar: Süt Üreticisi Zorda

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışların süt üreticisini zora soktuğunu bildirerek “Süt fiyatları acilen artırılmalı, üreticide en düşük fiyat 2 lira 80 kuruş olmalıdır" dedi.

Bayraktar, çiğ süt fiyatlarının Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlendiğine dikkati çekti. Çiğ süt fiyatlarının 15 Kasım 2019 tarihinden itibaren brüt 2 lira 30 kuruş olarak belirlendiğini, daha sonra yapılan toplantıda da bu fiyatın 2020 Aralık ayına kadar sabitlendiğini anımsatan Bayraktar, bugün itibariyle üreticinin eline 2 lira 13 kuruş geçtiğini bildirdi.

Dövize bağlı girdi maliyetlerindeki artışlarının kontrol edilemediği bir ortamda, üretici fiyatlarının sabit kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi en kısa zamanda yeni fiyat belirlemek için bir araya gelmelidir” diye konuştu.

Süt fiyatı sabit olmasına rağmen, yem fiyatlarının sürekli artış gösterdiğinin altını çizen Bayraktar şunları söyledi:

“Çiğ süt fiyatları 14 aylık süre için brüt 2 lira 30 kuruşta sabitlenirken, bu tarihler arasında süt yem fiyatları yüzde 15,4, saman yüzde 12,9, mısır silajı yüzde 21,1, yonca otu ise yüzde 15,2 oranında artmıştır. Maliyetlerdeki bu artışlar üreticilerimizin zor durumda kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.

1 litre çiğ süt satan üreticimiz, karşılığında 1.5 kilogram yem alabilmeli, bunun için de üreticide en düşük süt fiyatı 2 lira 80 kuruş olmalıdır.

Fiyatlar belirlenirken yemde meydana gelen artışlar dikkate alınmalı, fiyat 1,5 pariteye göre belirlenmeli, ya da maliyet artışlarını durdurmaya yönelik tedbirler hayata geçirilmelidir. Girdi fiyatlarındaki artışı kontrol edemeyen fakat üretici fiyatlarını uzun süre sabitleyen bir sistem ülke hayvancılığına ve üreticilerimize zarar vermektedir. Bu soruna çözüm bulunamazsa, üreticilerimiz üretimden kopacak, hayvanlar kesime gidecektir.”

Türkiye'de üreticilerin diğer ülke üreticilerine kıyasla daha düşük fiyata çiğ süt sattığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Temmuz 2020 itibariyle dünya ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarına bakıldığında Arjantin ve Uruguay gibi meraya dayalı ucuz maliyetli üretim yapan ülkelerden sonra en ucuz çiğ süt fiyatının Türkiye'de olduğu görülmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarıyla, ülkemizdeki çiğ süt fiyatları karşılaştırıldığında, 100 litre süt Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 32,50 euroya satılırken bizde 27,24 euroya satılmaktadır. Süt üreticilerimiz, Letonya ve Litvanya'dan sonra en düşük fiyata süt satan üretici konumundadır. Fiyat sorununa çözüm bulunmazsa süt üreticileri ve süt sektörünün geleceği sıkıntıya girecektir.”

Çiftçi Telefonundan Tarlasını Takip Edebilecek

Tarım Kredi tarafından, tarımda verimliliğin artırılması, maliyet ve risklerin azaltılması amacıyla geliştirilen Uydu Tarla Takip Sistemi (TARKİP) ile Tarım Kredi ortağı çiftçiler, tarlalarını mobil cihazlarından takip edebilecek, ürünlerin gelişim, sağlık, su, stres, hastalık ve ilaç durumlarını harita üzerinden izleyebilecek

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi'nin ekim öncesi girdi temininden, hasat sonrası ürünlerin pazara ulaşmasına kadar tarımsal üretimin her alanında sorumluluk aldığını belirtti.

Uzaktan algılama teknolojileri ve güncel uydu görüntülerinin analiziyle geliştirilen TARKİP'i Tarım Kredi ortaklarının kullanımına açtıklarını ifade eden Poyraz, şunları kaydetti:

Tarımda, ürün ve toprak şartlarını uygun hale getirmek için gerekli girdileri hassas tarımın gerektirdiği gibi sağlamak, üretim işlemlerini daha etkin gerçekleştirmek, araziden sürekli bilgi akışını sağlamak ve olası risklere engel olabilmek için uzaktan algılama teknolojileri geliştirdik. Kullanıma açtığımız mobil yazılım TARKİP ile ortaklarımız, tarladaki ürünlerine ait gelişim, verim, sağlık, su ve stres (besin eksikliği, klorofil geriliği, hastalık, ilaç takip gibi) durumlarını harita üzerinden takip edebilir, arazinin farklı yerlerinde meydana gelen riskleri tespit edebilir ve farklı üretim dönemleriyle karşılaştırarak yorumlar alabilirler.

Poyraz, uzaktan algılama teknolojisinin sağladığı en önemli faydanın, ürün çeşidi, sezon ve fenolojik safhadan bağımsız olarak değerlendirme yapılabilmesi olduğuna dikkati çekti.

TARKİP ile ürünün, tarlanın tümüne yayılmış konumsal durumuna göre verimlilik ve gelişim dağılımının tespit edilebildiğini dile getiren Poyraz, tarlanın her yerinde aynı homojenlikte dağılım, iyi kalite ve yüksek ürün hasadı yapabilmek için tarlanın neresinde nasıl bir farklılık olduğunun izlenilebildiğini bildirdi.

Ziraat mühendisleri başta olmak üzere sahadaki tüm Kooperatif personelince de kullanıma açılan TARKİP'in, ortakların kullanımına Kooperatif Ortak Bilgi Sistemi mobil uygulaması üzerinden ücretsiz olarak sunulduğunu ve online zirai destek verilmesinin sağlandığını ifade eden Poyraz, sistem hakkında ayrıntılı bilginin http://www.korbis.org.tr/uydutakip internet sitesinden alınabileceğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tarımsal üretimi uzaktan takip edebilmenin öneminin arttığına işaret eden Poyraz, Tarımsal Hava Bilgi ve Erken Uyarı Sistemi entegrasyonu çalışmalarının da devam ettiğini kaydetti.

Poyraz, bilgi ve teknoloji çağının sağladığı olanakları kullanmak, Tarım Kredi ortaklarına tarımsal üretimde verimliliği artıracak teknik ve teknolojiler geliştirmek, adaptasyonlarını sağlamak için çaba sarf ettiklerini sözlerine ekledi.

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne Başvuru Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Buna göre, 2020 üretim yılına ilişkin 30 Haziran'a kadar ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçiler için süre 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Hatay Yardımlaşma Derneğinden Gıda Yardımı

Hatay Yardımlaşma Derneği (HAYAD) tarafından Kırıkhan ilçesindeki tarlaların kenarında kurdukları çadırlarda yaşayan tarım işçisi ailelere gıda yardımı yapıldı.

 
HAYAD üyeleri, çadırlarda kalan 100 aileye gıda yardımında bulunurken, çocuklara da çeşitli oyuncaklar hediye etti.Derneğin proje sorumlusu Hüsnü İnci, AA muhabirine, "İhtiyaç sahibi ailelere yardımlarımıza devam ediyoruz. Bugün Kırıkhan'ın yakın mahallelerinde tarım işlerinde çalışan ve çadırlarda kalan 100 aileye gıda kolisi yardımında bulunduk. Çocuklara ise oyuncak hediyelerimiz oldu." dedi.İnci, kış aylarının gelmesiyle bölgede yatak, battaniye ve kışlık kıyafet yardımı yapacaklarını da belirtti.Yaklaşık 9 yıldır mazlumun yanında yer almak için çalıştıklarını vurgulayan İnci, mazlumun dini, dili, ırkı, mezhebi sorulmaz" prensibiyle yardımlarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi.

Örnek Fındık Bahçeleri Projesi Verimi Artırıyor

Fındık üretilen Karadeniz illerinde uzman ekipler eşliğinde uygulanan projede oluşturulan örnek fındık bahçeleri, ürünün verim ve kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadı.

Perşembe ilçesine bağlı Efirli Mahallesi'ndeki örnek bahçede açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, ülke için oldukça önemli olan fındığın verim ve kalitesinin artırılması noktasında son yıllarda çok ciddi çalışmaların olduğunu, bu çalışmalarının sonucunu olumlu şekilde almaya başladıklarını söyledi.

Birkaç yıldır sürdürülen projeler sayesinde fındıkta verim ve kaliteyi artırmayı başardıklarını belirten Soydan, bu projelerden birinin de Örnek Fındık Bahçeleri Projesi olduğunu aktardı. Soydan, tarım il ve ilçe müdürlüklerinin yanı sıra ziraat odalarının katkılarıyla bölgede örnek fındık bahçelerinin hızla yaygınlaştığına dikkati çekerek, sadece Ordu'da 1000 bahçede projenin başarılı şekilde uygulandığını, hedeflerinin 2 bin bahçeye ulaşmak olduğunu kaydetti.

"Proje sayesinde üreticimiz daha fazla kazanmış oluyor"

Üreticilerden aldıkları bilgi ve kendi gözlemlerine göre, örnek bahçelerdeki verimin ve kalitenin önceki yıllara göre 2-3 katına kadar çıktığına dikkati çeken Soydan, "Geçmiş yıllarda dekarda 90-100 kilogram fındık alan bir üretici, örnek fındık bahçeleri uygulamaları sonrasında 300 kilograma kadar ürün alabilmekte. Bu proje, ihracatımız açısında da son derece önem arz etmektedir" dedi.

Soydan, verim ve kalitenin artmasının kent ekonomisine yaklaşık 400 milyon lira ekstra gelir getireceğine vurgu yaparak, proje sayesinde üreticinin daha fazla kazanmış olduğunu söyledi.

Örnek bahçelerde uygulanan tarım teknikleri hakkında Soydan, şu bilgileri paylaştı: "Fındık hasadı tamamlandıktan sonra uzman tarım danışmanları nezaretinde bahçelerin tüm yıl boyunca bakımı yapılıyor. İlk olarak bahçenin toprak tahlilleri analiz ediliyor. Ardından kışlık bakım ve dal budamaları uzmanlar nezaretinde sürdürülüyor. Bunun yanı sıra sonbahar bakımları uygulanıyor. Bahçenin ilaçlamaları ve gübreleme işlemleri de yine tekniğine uygun şekilde yapılıyor. Zararlı böceklerle ve hastalıklarla bilinçli mücadele bu bahçelerde gerçekleştiriliyor. Kısaca A'dan Z'ye tüm bakımlar ve mücadeleler bu ekipler tarafından bahçelerde titizlikle yapılıyor."

Soydan, tarım danışmanlarının uygulama sırasında bahçe sahiplerine işin teknik boyutunu anlattığını ve eğitim verdiğini de belirterek, örnek bahçelerde ömrünü tamamlamış yaşlı dallar kesildiği için hasat işleminin daha kolay olduğunu da sözlerine ekledi.

Üreticiler projeden memnun

Fındık üreticisi Tahir Karadeniz ise tavsiye üzerine başvurduğu projeyi, tarım danışmanı aracılığıyla bahçesinde uyguladığını ifade ederek, "Bahçemin bakımlarını ziraat mühendislerinin dedikleri şekilde yaptım. Bu uygulamayı yaptıktan sonra her sene ürünümde artış görmeye başladım" diye konuştu.

Ziraat danışmalarıyla bahçedeki tüm bakımları gerçekleştirdiklerini anlatan Karadeniz, "Geçen sezon bahçemden 8 ton fındık topladım. Bu sezon 16-17 ton hasat bekliyorum. Önceden fındığım bu kadar iri değildi. Bu projeyi uygulamaya başladıktan sonra fındığım daha irileşti ve randımanı arttı" ifadesini kullandı.

Tarım Kredi Kooperatifi Fındık Alımı Yapacak

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, kooperatifin bu sene üreticilerden fındık alımı yapacağını bildirdi.

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, “Tarım Kredi Kooperatifi fındık alımına geçtiğimiz sene Giresun ve Trabzon bölgesinde başlamıştı. Bu kez Samsun ve Ordu bölgesinde de fındık alımlarına başlayacak. Biz Samsun bölgeye bağlıyız. Samsun bölgesi bu sene ilk kez alım yapacak. Alım yeri de Altınordu ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde Atatürk Bulvarı’nın kenarında bulunan kooperatif önünde yapacak. Depo olarak alım yapılmayacak. Kamyonlar aracılığıyla alım yapacağız. Altınordu’nun yanı sıra Fatsa ve Ünye ilçelerinde de alımlar yapılacak. Naylon çuvalda değil kara çuvallardaki fındıklar alınacak. Fındık ücretlerine çuval parası ve nakliye bedeli peşin ödenecek. 44 randıman altında fındık alınmayacak.” ifadelerini kullandı.
 

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılmaya Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesinin tanıtım çalışmaları, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı köylerde de devam ediyor. Çiftçi, DİTAP projesi sayesinde yetiştirdiği ürünlerini online sistem üzerinden satabilecek.

Kırklareli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlığımızın tarımda dijitalleşme adına hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) sayesinde, üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünler değer fiyattan alıcı ile buluşabilmektedir.

DİTAP üzerinden üretici ile alıcı doğrudan bağ kurabilmektedir. Bu sayede üretici elindeki ürünü değerinde satabilmekte, alıcı da daha uygun fiyattan ürüne ulaşabilmektedir. Online bir platform olan DİTAP’a üreticilerimiz ve alıcılar e-Devlet şifresi ile kolaylıkla üye olabilmektedir. İstenilen yer ve zamanda platforma rahatlıkla giriş yapılabilmektedir” bilgilerine yer verildi

Açıklamada ayrıca, “Bakanlığımızın üretici ve alıcıları yanında olmak adına hayata geçirmiş olduğu bu projenin tanıtımı ve üyelik için Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gereken çalışmaları sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Vize İlçe Müdürümüz Zeynep Şeyda Gürsu ve İlçe Müdürlüğümüz teknik personelleri Müsellim, Hasbuğa ve Sergen köylerinde üreticilerimizle bir araya gelerek, DİTAP projesi hakkında bilgilendirme yapmıştır. Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yararı için hayata geçen DİTAP projesinin tanıtımı ve kullanımı için çalışmalarımız devam edecektir” denildi.

Sivas’ta Buğday Satışları Başladı

Çiftçiler hasat yaptıkları arpa, buğday ve yulaf gibi ürünleri traktör ve kamyonetlerle Toptancılar Sitesinde bulunan Buğday Pazarına getiriyor. Pazarda bulunan esnaflar çiftçinin ürünlerini alarak Türkiye’nin çeşitli illerine satış gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Sivas Ziraat Odası Başkanı’nın yaptığı açıklamada rakımın yüksek olması, soğuk havanın etkisi ve dolu yağışı sebebiyle rekolte de kayıp olduğu söylenmişti. Buğday pazarında satış yapan çiftçi buğdayın veriminden memnun değilken alım yapan bazı esnaflar ise halinden memnun gözüküyor. Buğdayın fiyatını ise kalitesi ve çeşidi belirliyor.
Buğday Pazarı esnaflarından Ahmet Yiğit, bu sene hasadın iyi olduğunu ve çiftçinin yüzünün güldüğünü belirterek, “Buğdayları bu sene çok pahalı alıyoruz. Beyaz buğdayları bin 750 liraya, Kızıltanları 850 bin-900 bin arası, bayraktarları ve gerekleri bin 740-bin760 arası ve tritikal tahılları 450-500 arası alıyoruz. Hasat iyi, köylünün yüzü gülüyor.Mazot ve gübre de biraz düşüm olursa, devletimiz büyük imkanlar sağlamış olur. Biz de aldığımız malın bir kısmını stokluyoruz bir kısmını ise satıyoruz.800 -810 lira gibi fiyatlara satıyoruz. Ama faturalar çok geldiği için pek bir şeyde öğrenemiyoruz. Ürünlerin kalitesi geçen seneye göre iyi. Kesik olmuş az bitmiş ama tahıllar kalorili’’ şeklinde konuştu.
Buğdayını pazara satmaya getiren çiftçi İdris Cırıtcı, doludan etkilenen bölgelerde ürün kaybı yaşandığını belirtip, “Satışlarımız şu an normal. Ama buğdayların durumları bu yıl çok zayıf. Tarlalardan mı hava durumlarından mı? ürünlerimiz çıkmıyor. Yöre yöre tarlalarımızdan verim alamıyoruz’’ dedi.

Çiftçi Yakup Çoban ise, buğdayın fiyatının kalitesine göre değiştiğini ifade ederek “Bu seneye geçen seneye gene olarak iyi gözüküyor. Milletimiz biraz tembel çalışıyor gibi bir izlenim var. Desteklemelerden ziyade hububat alımlarında biraz daha fiyatların iyi olmasını talep ediyoruz.Geçen seneye göre bu sene fiyatlar aşağı yukarı aynı.Fazla bir değişiklik olmadığı için bu konuda mustaribiz. Hasat zamanı yoğun bir hareketlenme olduğu için fiyatlarda çok aşırı bir oynama oluyor. Sabit bir fiyatımız yoktur. Buğdayın kalitesine göre fiyat değişiyor’’ ifadelerini kullandı.
 

Dolar ve Altındaki Artışın Çiftçi İçin Anlamı Nedir?

Hububat fiyatlarının bu yıl TMO'nun açıkladığı rakamların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatırken, kurdaki artışlar çiftçiyi şimdiden düşündürmeye başladı.
Tüm dünyada 19 milyon insana bulaşan koronavirüsün ikinci dalgasının gelip gelmeyeceği yönündeki endişeler, Lübnan'ın Beyrut Limanı'ndaki patlama, Türkiye'de dövize talebin güçlenmesi, alınan swap kısıtlamaları nedeniyle yabancı yatırımcının Türkiye piyasasına güveninin düşmesi gibi faktörler altın, döviz piyasasında yeni rekorları da beraberinde getirdi.
Uzun bir süredir yükselişini sürdüren altın fiyatları da yeni rekorlar kırdı. Peki, kur ve altın piyasasında yaşanan bu fiyat hareketlilikleri çiftçi için ne anlam ifade ediyor?
 
Bu yıl hububat fiyatlarının TMO'nun açıkladığı taban fiyatların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatmıştı. Ekmeklik buğday TMO tarafından 1650 TL olarak açıklanırken, fiyatlar bu rakamın üstünde seyretmiş, 1930 TL’ye kadar çıkmıştı. Çiftçi ürününü bu yıl iyi bir fiyattan sattığı için sevinirken, özellikle kurdaki artışlar, çiftçinin sevincini de altı götürdü.
Altın fiyatlarındaki yükseliş dolaylı yoldan etkilese de özellikle dolardaki yükseliş, çiftçiyi şimdiden kara kara düşündürmeye başladı. Çünkü dolardaki her birim artış, çiftçinin yeni dönemde girdi maliyetlerini de o oranda artıracak. Mozot, gübre, ilaç ve yem fiyatları artan kur fiyatlarından doğrudan etkileneceği için maliyetler bu kalemlerde ciddi oranda artacak. Diğer yandan çiftçilerin şimdiden piyasada gübre sıkıntısı yaşamaya başladığı da kaydediliyor.

Muş’ta Açılan Süt Toplama Üniteleri Hayvancılığı Canlandırıyor

Muş’ta, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından finanse edilen ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen “Çiğ Süt Soğuk Zincir” projesi çerçevesinde kentteki 17 köye 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri kuruldu.
Muş’ta tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan vatandaşların yüzü, DAP İdaresi ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan süt toplama merkezleri ile gülmeye başladı. Yılın 12 ayı sütlerini değerlendirmenin sevincini yaşayan vatandaşlar, günde 2 defa elde ettikleri sütü toplama ünitelerine teslim ediyor. İlk olarak 17 köye kurulan süt toplama ünitelerinden umutlu olan besiciler, hayvancılık ve üretimin artacağını ifade etti.
Günde iki defa süt toplama ünitesine süt teslim ettiğini ifade eden Kıyık köyü sakinlerinden Ali Sosan, uygulamadan memnun olduklarını söyledi. 12 ay sürekli olarak sütlerini buraya teslim edeceklerini belirten Sosan, “Yeni kuruldu. Köy olarak katılım da var. Günde 60 litre süt teslim ediyorum. Her ay başında paramız hesaplarımıza yatıyor” dedi.

“Yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk”
Kıyık Köyü Muhtarı Mustafa Sönmez ise çiğ süt soğuk zincirinin 12 ay boyunca günde 2 defa süt teslim aldığını belirterek, “Temmuz ayının birinden itibaren süt alımına başlandı. Büyük firmalarla anlaşmalar yapılmış. Buraya getirilen sütler hijyenik bir şekilde teslim alınıyor. Bu süt toplama ünitesi kurulmadan önce sütlerimizi mandıraya teslim ediyorduk. Piyasa şartları oluşmadan mandıra sütümüzü almıyordu. Biz yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk. Merkezin kurulmasıyla bu bölgede hayvancılık canlanacak. Başlangıç etabı olmasına rağmen günlük 30 vatandaşımız sabah akşam sütünü buraya teslim ediyor” diye konuştu.

Afyonkarahisar’da Ölümlü Kaza!

Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patpat diye tabir edilen tarım aracı ile tırın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında baba hayatını kaybederken kızı ise ağır yaralandı.
Kaza, Şuhut'un Atlıhisar köyü yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şuhut ilçesinden Karaadilli beldesi istikametine giden Osman A. idaresindeki 03 BP 793 plakalı tır, Atlıhisar köyü çıkışında Bayram Köken'in kullandığı patpat ile çarpıştı.
Kaza sonrası hurdaya dönen patpatın sürücüsü Bayram Köken ile kızı Nurcan K. yaralandı. Yaralılar çevredekilerin haber vermesi ile olay yerine gelen 112 Acil Servis ambulansları ile hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan sürücü Bayram Köken yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı, kızının tedavisi ise sürüyor.

Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.

Sivas'ta 10 Bin Dekar Tarım Arazisine Dolu Zararı

Sivas’ın Ulaş ilçesinde etkisini gösteren sağanak ve dolu nedeniyle Acıyurt, Kurtoğlu ve Çevirme köylerinde su baskını yaşandı. Baskınlarda ekili tarım arazileri zarar gördü.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Ulaş İlçe Tarım Müdürü Sevil Sırakaya ve Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu, köylülerle birlikte ekili alanlarda hasar tespitinde bulundu.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, "Dolu yağışı nedeniyle Acıyurt ve Kurtoğlu köylerinde zarar meydana geldi. Ben de yerinde görmek amacıyla buradayım. Arkadaşlarımız hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarına başladı. Tahmini 10 bin dekar arazi zarar görmüş gibi. İnşallah Bakanlık olarak da gereken desteği vereceğimizden herkes emin olsun. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum" dedi.

"Afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz"

 

Ekili alanların büyük ölçüde zarar gördüğünü belirten Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu ise "Tarlada ekin kalmamış. Afet olmuş. Bunun genel bir afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Çiftçilerimizin bazılarının sigortası yok, Çifti Kayıt Sistemi (ÇKS) yok. Bunları genel kapsamda değerlendirmek istiyoruz. Devletimizden yardım istiyoruz" diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığından Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kalkınmasına yönelik yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği vererek, kırsaldaki üreticilerimizin yanında durdu ve onları yalnız bırakmadı.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında kırsal kalkınma yatırımlarını desteklediklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “2006 yılında başlattığımız KKYDP ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi ile alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması maksadıyla çeşitli alanlardaki yatırımlara %50 oranında hibe desteği veriyoruz” diye konuştu.
GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER BAŞVURABİLİYOR
Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik, yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması ve alet ekipman alımlarına ilişkin hibe desteklerine gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Bu kapsamda 2006-2020 yılları arasında bu alanlarda 4,1 Milyar TL hibe desteği sağladık. Ayrıca modern sulama sistemlerinin desteklenmesi maksadıyla yapılan yaklaşık 625 milyon liralık hibe ile bu rakam 4,725 milyar liraya ulaştı” değerlendirmesinde bulundu.
GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİNE 1,43 MİLYARLIK HİBE
Diğer yandan kırsal kalkınma için 2016-2018 yılları arasında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programının uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Proje ile bitkisel üretime,  hayvansal üretime, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kişi başı 30.000 lira hibe desteği verdik. Bu bağlamda 47.775 genç çiftçimizin projesine toplam 1,43 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu proje 2018 yılında tamamlandı” açıklamasını yaptı.
UZMAN ELLER PROJESİNİ BAŞLATTIK
2019 yılında ise tarım ve orman alanında üniversite eğitimi alan genç çiftçilerimize yönelik Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesini pilot olarak başlattıklarını söyleyen Pakdemirli “Projeyi İzmir, Düzce, Mardin ve Amasya illerinde başlattık. 100 kişiye 100’er bin lira hibe sağladığımız bu projede destekleme verilen işletmelerin kâr-zarar durumu ve faaliyetleri yakından takip edilecek. Olumlu etkileri görüldüğü takdirde, projeyi, Türkiye’nin bütün illerine yaymayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
IPARD İLE KIRSALA 4,3 MİLYAR LİRALIK HİBE
Ülkemizde Avrupa Birliğinin ortak tarım politikasına uyum için politika geliştirmeyi destekleyen, tarım sektörü ve kırsal alanların sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlamayı amaçlayan Kırsal Kalkınma Programının da (IPARD) uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“IPARD-1 ve IPARD-2 programlarıyla son 10 yılda yaklaşık 16.500 projeyle sözleşme imzaladık, bu projelere 4.3 milyar TL hibe desteği ödedik. Böylece kırsalda 12.5 milyar TL yatırım yapıldı, 67 bin yeni istihdam oluştu”
KIRSALA TOPLAM HİBE YAKLAŞIK 10,5 MİLYAR LİRAYI BULDU
Bakanlık olarak kırsaldaki vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin her daim yanında olduklarını ve bundan sonra da onları yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bugüne kadar kırsal kalkınma maksadıyla yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği sağladık. Bu desteklemelerimiz bundan sonra da devam edecek” ifadelerini kullandı.​
 

Buğday Ekili Tarla Yandı! Tarla Sahibi Çiftçi Hayatını Kaybetti

Konya'da, Ramazan Özbek'e ait buğday ekili tarlada henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Özbek, alevlerin arasında kalıp hayatını kaybetti.

Olay, bugün Akkise Mahallesi'nde meydana geldi. Ramazan Özbek'e ait 20 hektarlık buğday ekili tarlada belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Ramazan Özbek, alevler arasında kalıp yaşamını yitirdi. Tarlayı saran alevler ise çevre belediyelerinin itfaiye ekiplerinin de müdahalesiyle söndürüldü. Özbek'in cansız bedeni de otopsi için morga kaldırıldı. Soruşturma sürüyor.

Tarım Yatırımlarına Hibe Desteği

Tarımsal üretim ve istihdamı artırmak, gençler ile kadınların tarımsal üretime katılımını teşvik etmek amacıyla önümüzdeki beş yıl boyunca hibe desteği verilecek. Destek miktarı proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar olacak.
"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı" Resmî Gazete'de yayımlandı. Kararla 1 Ocak 2021 ile 31 Aralık 2025 döneminde, kırsal alanda ekonomik, sosyal ve altyapısal gelişimi sağlamak, tarımsal istihdamı artırmak, gelirleri çoğaltmak ve farklılaştırmak amacıyla ihracata yönelik yatırımlar ve üretici örgütleri ile kadın ve genç girişimciler öncelikli olmak üzere, gerçek ve tüzel kişilerin tarıma dayalı ekonomik ve kırsal ekonomik altyapı faaliyetlerine yönelik yatırımları için yapılacak hibe ödemelerine ilişkin hususlar düzenlendi. Buna göre tarıma dayalı ekonomik yatırımlar ile kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına hibeye esas proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar hibe yoluyla destek verilecek. Karar kapsamında gerekli kaynak, ilgili mali yıl bütçe kanunu ile tahsis edilen ödeneklerden karşılanacak ve Ziraat Bankası aracılığıyla ödenecek. Bankaya, kararın uygulanmasıyla ilgili yapılan nakdi ödeme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu verilecek. Destek verilecek alanlar ise şöyle:
 

-  Tarıma dayalı ekonomik yatırımlar kapsamında, tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik olanlar, tarımsal üretime yönelik sabit yatırımlar, karar kapsamındaki tesislerin enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları jeotermal ve biyogazdan ısı veya lisanssız elektrik üreten tesisler ile güneş ve rüzgâr enerjisinden lisanssız elektrik üreten tesisler desteklenecek.
 

-  Su ürünleri yetiştiriciliği yapılmasına yönelik yatırımlar ile hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesine yönelik yatırımlara destek verilecek.
-  Kırsal ekonomik altyapı yatırım konuları kapsamında ise aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, arıcılık ve arı ürünlerine yönelik yatırımlar, bilişim sistemleri ve eğitimi, el sanatları ve katma değerli ürünler, ipek böceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği destek kapsamında olacak.

-  Belirlenen yatırım konularının yeni olması, kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına yönelik gerçekleştirilmesi, kapasite artırımı, modernizasyon veya teknoloji yenilenmesine yönelik yapılması gerekecek.

Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Genel Kurula Gidiyor

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlimiz ve ilçelerinde 122 Tarımsal Kalınma Kooperatifi, 23 Sulama Kooperatifi, 12 adet Su Ürünleri Kooperatifi ile 18 adet Birlik faaliyet göstermektedir. 1163 sayılı kooperatifler kanunun kapsamında faaliyet gösteren kooperatifler mali yılının ilk altı ayı, birlikler ise ilk dört ayı içerisinde olağan genel kurullarını yapmaları gerektiği hükmü bulunmaktadır. Ancak; 17 Nisan 2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması hakkın da Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin (d) bendi ile 24 Nisan 1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birliklerin genel kurul toplantılarını yapmak üzere 31 Temmuz 2020 tarihine kadar çağrı ve ilana çıkmamaları, bu sürenin sonunda ise 2020/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine istinaden Vilayetlerde kurulmuş olan Pandemi Kurulları ile koordineli olarak Valiliklerce durumun değerlendirilerek genel kurul toplantılarının yapılabileceği veya üç aya kadar ertelenebileceği hüküm edilmektedir. Valilik Makamının 17 Temmuz 2020 tarih ve E.1992694 sayılı olurları ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birlikleri, tarım kredi kooperatif ve bölge birlikleri ile üretici ve yetiştirici birliklerinin sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uyarak ve gerekli tedbirleri alarak 2020 yılında yapmaları gereken genel kurul toplantılarını 01 Ağustos 2020 tarihinden itibaren 3 ay içinde yapmaları için izin verilmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 87 nci maddesi uyarınca Bakanlık Temsilcisi olarak görevlendirilecek İl/İlçe personelin genel kurul toplantı öncesi, toplantı sırasında ve toplantı sonrası yapması gereken hususlar hakkında bilgi verildi. Ayrıca genel kurul esnasında sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarına uyum konusu hassasiyetle vurgulandı” denildi.
 

Kars, Erzurum ve Iğdır’da Kurban Bayramı Yoğunluğu

Erzurum, Iğdır ve Kars'ta, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hayvan pazarlarında yoğunluk yaşanıyor.

Erzurum'da bayram öncesi Erzurum-Ağrı kara yolu üzerindeki Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı ile Aziziye ilçesindeki Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Hayvan Pazarı'nda hareketlilik arttı.

Tüm önlemin alındığı pazarlarda, büyükbaş ve küçükbaş hayvan almak isteyenler ile besiciler arasında sıkı pazarlıklar yapılıyor.

Pazarda, küçükbaş hayvanlar 800 ile bin 600, büyükbaş hayvanlar ise 6 bin ile 23 bin lira arasında alıcı buluyor.

Erzurum Hancı, Besici ve Sütçüler Odası Başkanı Sebahattin Bingöl, AA muhabirine, alış ve satışlarda besiciler ve alıcıların her hangi bir mağduriyet yaşamayacağını belirterek, "Kilogram fiyatı geçtiğimiz yıla göre çok farklı değil. Canlı hayvanın kilogramı 22-23 liradan alıcı buluyor. Fiyatlar geçtiğimiz yıl ile hemen hemen aynı. Mahallelerde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bir bölümü daha gelmemesine rağmen yoğunluk var." dedi.

Karayazı ilçesinden pazara getirilen 950 kilogram ağırlığındaki "Cihangir" ismi verilen kurbanlık, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

Kurbanlığı satışa çıkaran besici Muzaffer Karataş, pazarın en güzel kurbanlıklarından birini bayram dolayısıyla satacağını aktardı.

Iğdır'da kurbanlıklar görücüye çıktı

Iğdır Belediyesinin canlı hayvan pazarına ilçe ve köylerden kamyonlarla getirilen büyük ve küçükbaş kurbanlıklar görücüye çıktı.

Pazara gelenler, beğendikleri kurbanlığı en uygun fiyata almak, besiciler ise istedikleri fiyata satabilmek için pazarlık yapıyor.

Küçükbaş hayvanlar 700 ile 1400 lira arasında alıcı bulurken, büyükbaş hayvanlar ise 4 bin ile 25 bin lira arasında satılıyor.

Yoğun pazarlığın yaşandığı pazarda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle daha önce yapılan el sıkışarak anlaşma geleneği yerine, sosyal mesafe kurallarına uyularak alıcı ve satıcı pazarlığı ellerindeki sopaları sallayarak tamamlıyor.

Kars'ta kurbanlık satışları arttı

Kars'ta da pazartesi ve perşembe günleri kurulan Selim Belediyesi Canlı Hayvan Pazarında, Kurban Bayramı'na sayılı günler kala yoğunluk yaşanıyor.

Kovid-19 tedbirlerine uyulan modern hayvan pazarında, kurbanlık satışlarının arttığı gözlendi.

Besicilerden Hüseyin Özbaş, Kovid-19 nedeniyle pazardaki hareketliliğin önceki yıllara göre biraz daha sakin geçtiğini ifade ederek, satışların iyi geçtiğini anlattı.

Kurbanlık almak üzere pazara gelen Turan Yılmaz da bayrama sayılı günler kalmasıyla pazar alanlarında yoğunluk yaşandığını belirterek, pazar alanlarına maskesiz gelinmemesi önerisinde bulundu.

Bakan Pakdemirli: e-Tarım Çiftçilerin Hayatını Kolaylaştıracak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin e-Tarım portalıyla köylerinde en çok ihtiyaç duydukları hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabileceğini söyledi.

Tekirdağ Şarköy ilçesinde çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, zeytini, üzümü, bağları ve bahçeleriyle meşhur "Tekirdağ'ın incisi", "Marmara'nın mavi boncuğu" Şarköy'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Son 18 yılda Şarköy'ü hiç yalnız bırakmadıklarını, bundan sonra da yalnız bırakmayacaklarını belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 18 yılda Şarköy'e 130 milyon lira yatırım yaptık ve tarımsal destek verdik. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 72 projeyi 2,2 milyon lirayla destekledik. Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında 14 projeye 3,5 milyon lira hibe desteği sağladık. Süt desteği kapsamında üreticilerimize 8,4 milyon lira destekleme ödemesi yaptık. Tabii vermiş olduğumuz destekler ve sizlerin gayretleriyle Şarköy, tarımsal hasılasını 5,1 kat artışla 61 milyon liraya çıkardı."

Çiftçileri Bakanlık olarak gerçekleştirdikleri devrim niteliğindeki büyük, faydalı ve çok yönlü projelere  davet eden Pakdemirli, bu projelerden ilkinin sözleşmeli tarım modelinin ilk adımı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) olduğunu anlattı.

Pakdemirli, şunları kaydetti:

"DİTAP ile tohumdan çatala, gıdaya dair toplumun her kesimini birleştiriyoruz. Bu vesileyle sizleri de DİTAP'ta emeğinizin karşılığını almaya davet ediyorum. İkinci projemiz ise Gıdanı Koru Seferberliği. Bu konuyu çok fazla önemsiyorum çünkü gıda kaybı ve israfıyla mücadelede dünyaya örnek olacak, kapsamlı büyük bir mücadeleyi hayata geçirdik. Zira yüzde 2'lik gıdayı çöpe atmazsak 360 bin ailenin bir yıllık asgari geçimini sağlıyoruz. Bu nedenle artık Şarköy ile 'Gıdanı koru, sofrana sahip çık' diyoruz. Seferberlik için 'gidanikoru.com' web sitesini ziyaret etmenizi önemle rica ediyorum."

Pakdemirli, üçüncü büyük çalışmalarının da e-tarım portalı olduğunu vurgulayarak, "İnşallah bu sistemle çiftçimiz, artık köyünde en çok ihtiyacı olan hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabilecek. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için de 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti inşallah bundan sonra buradan sunuyor olacağız." diye konuştu.

Köylüler Hayvanları İçin Su Taşıyor

Karaabük’ün merkez ilçeye bağlı Aşağı Kızılcaören köyü Çamlık Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan köylüler hayvanları için su bulmakta zorlanıyor. Hava sıcaklıklarının arttığı şu günlerde köylüler hayvanlarının su ihtiyaçlarını tankerlerle karşılamaya çalışıyor. Uzun zamandır yaşanan su sorunu nedeniyle göç veren köydeki vatandaşlar yetkililerden yardım bekliyor. Köyde büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Adem Ertan, susuzluk nedeniyle hayvanların telef olduğunu belirterek, “Bunlar cins hayvan. Getirme suyu ile uğraşıyoruz. Yetkililerden bir an önce çare istiyoruz” dedi.
Kardeşlerinin de kendisi gibi hayvancılık yapmak istediğini ifade eden Ertan, su sıkıntısından dolayı köye gelemediklerini söyledi. Kendi imkanları ile birkaç yer kazdıklarını ve su bulduklarını kaydeden Ertan, suyu çıkartmak için makine gücünün olması gerektiğini dile getirdi.
Köye gelen suyun ihtiyacı karşılamadığını söyleyen Selahattin Tuncer ise, “Hayvancılık yapacak arkadaşlarımız var. Aşağı bölgelerde kapalı besicilik yapıyorlar. Köyde su olması halinde köy canlanır. En büyük problem su sıkıntısı. Su olmadığı için herkes aşağıya göç etti. Köyün etrafında su çıkacak, sondaj vurulacak yerler var. 3040 metreden belki de su çıkar. Sondaj yapılsa buralarda su temin edilebilir. Yetkililer gelip incelese zaten onlarda görür” diye konuştu.
15 yıl önce ailesi ile birlikte Van’dan Karabük’e gelerek küçükbaş hayvancılık yapmak için Aşağı Kızılcaören köyüne yerleşen Hamdullah İzbekler, “Su sıkıntımız var. Tankerle su getiriyoruz ama yetmiyor. Yaklaşık 250300’e yakın koyunum var. Otlamadan getirdikten sonra köyün içerisine geldikleri zaman yarısı su içiyor yarısı da susuz kalıyor. Hayvanları çoğaltmak istiyoruz ama su olmadığı için bir şey yapamıyoruz. İnşallah e n kısa zamanda sıkıntımızı giderirler” ifadelerini kullandı.

Gölbaşı Türkiye'nin En Kapsamlı Hayvancılık Bölgesi Olacak

Türkiye’nin en güvenilir ve steril Kurban Pazarı alanı Gölbaşı’nda hayata geçti. Özellikle salgın süreci kapsamında pek çok tedbirin düşünülerek tasarlandığı alanı gezen Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek incelemelerde bulundu. Belediye Meclis Üyeleri ile Siyasi Partilerin İlçe Başkanlarının da katıldığı ziyarette açıklamalarda bulunan Başkan Ramazan Şimşek “Türkiye’nin en nitelikli kapsamlı hayvancılık bölgesinin ilk adımını attık. Salgın sürecini de dikkate alarak hijyenik kuralların ön planda olduğu bir alan tasarladık. 100 kurban çadırı konumlandırdığımız alan, 100.000 metrekare üzerine kuruldu. Otomatik kesim sistemi ile helal kesim sağlanırken vatandaşlarımızın da ibadetlerini usule ve hijyene uygun ortamda kesmelerine zemin hazırladık” ifadelerini kullandı.

Günde 240 kesim yapılacak

Kesim sistemi hakkında da ilgi veren Ramazan Şimşek “İlk kesimde 16 dk sonraki kesimlerde 8 dakikada kurban kesim işlemini tamamlayacağız. Alanda, günde 240 kesim yapabileceğiz. Hayvan satış alanının giriş kapılarına ve uygun yerlere çağımızın salgını olan corona virüsten korunma önlemlerini içeren tabelalar ve bilgilendirici yazılar yerleştirdik. Yine hayvan kesim noktalarına ateş ölçümü yapılarak giriş sağlayacağız.”

Otopark sorunu ve çocuklarda düşünüldü

“Aynı zamanda ailelerin kurbanları keserken, çocuklarında vakit geçirebileceği oyun alanı oluşturduk” açıklamasında bulunan Ramazan Şimşek sözlerine şunları ekledi: “Kurban pazarları alanında sıklıkla karşılaşılan otopark sorununu da düşünerek bin araçlık alan kurduk. Aynı zamanda acil durumlar için de kurmuş olduğumuz acil helikopter pisti de hizmette olacak. Buradan Fen İşleri Müdürlüğümüze bütün çalışmaları kendi bünyelerinde yürüttükleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Gölbaşı Belediyesi’nin yeni pazar yerinden çok memnun kaldıklarını belirterek Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek’e teşekkürlerini ileten çiftçiler “Çalışmadan çok memnun kaldık. Bundan iyisi can sağlığı emekleriniz için teşekkür ederiz” dedi. Bir başka kurban çiftçisi ise “6-7 belediye başkanı gördük söz verdiler sözler havada kaldı siz sözünüzü yerinize getirdiniz. Size yakışanı yaptınız Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.”

Çiftçi, Vatandaş ve Firmalar ‘e-tarım’da Toplandı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın toplantı salonundan, video konferans yöntemiyle düzenlenen ve tüm tarımsal-hayvansal kayıtlar ile işlemlerin tek bir platformda toplandığı e-Tarım Portalı'nın tanıtım programına katıldı.
 
Dijital teknolojinin hayatın her yerinde olduğuna işaret eden Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının da bu dijital hamle içinde güçlü bir altyapıyla yerini aldığını söyledi. 
 
Pakdemirli, Bakanlığının dijital çalışmalarını paylaşırken uydu teknolojilerini de yaygın kullandıklarını bildirdi. Uydu görüntüleri sayesinde su kaynaklarının, ekilemeyen tarım alanlarının ve ormanların izlendiğini vurgulayan Pakdemirli, coğrafi bilgi sistemleri sayesinde de uydu ve hava görüntülerinin sayısal veriye çevrildiğini dile getirdi.
 
Pakdemirli, e-Çiftçi Portalı ile üreticilerin işletmesindeki tüm bilgilere, cep telefonu ya da bilgisayarlarıyla kolayca ulaşabildiğini ve işlemlerini yapabildiğini anlattı.
 
Tarım Arazileri Yönetim Portalı'nın tapu işlemleriyle ilgili en büyük yazılım entegrasyonlarından biri olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, zamandan tasarruf sağlayan portalda 6 aylık sürede 80 binin üzerinde işlem yapıldığını kaydetti.
 
Pakdemirli, bu yıl hayata geçirilen önemli portallardan birinin de Pancar Kayıt Sistemi olduğunu belirterek şeker pancarının tohumdan başlayıp fabrikaya teslimine kadarki tüm süreçlerin, çiftçi bazında bu sisteme girildiğini kaydetti.
 
DİTAP'TAKİ ÜYE SAYISI 3 AYDA 28 BİNİ GEÇTİ
 
Bu yılın "Tarımda Dijitalleşme Yılı" ilan edildiğini hatırlatan Pakdemirli, bu doğrultuda atılan önemli adımlardan birinin de "Dijital Tarım Pazarı (DİTAP)" olduğunu söyledi. Pakdemirli, "DİTAP sadece üretici ve tüketiciyi buluşturan bir dijital platform değil. Bunun arkasında sözleşmeli üretim başta olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşmesi, fiyat istikrarının sağlanması, aracı unsurların kaldırılması, üreticinin pazar gücünün artması, finansman olanaklarının arttırılması gibi tarıma değer katacak birçok faktör var. DİTAP'taki üye sayısı, 3 ayda 28 bini, toplam ciro da 100 milyon lirayı geçti" diye konuştu.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede de dijital sistemlerin etkin kullanıldığına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'de askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığını söyledi.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede haberleşme sistemini güçlendirdiklerini vurgulayan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Yangın-Cell Haberleşme Sistemi'ni kurduk. Bu sistemde, 'Bas-Konuş' cihazları ile telsiz sistemleri arasında bağlantı kuruluyor. Akıllı telefonlar ile telsiz sistemlerinin entegrasyonu sağlandı. Böylece yangın anında mobil telefonlarla hızlıca iletişime geçiyoruz. Sistemin testleri başladı ve 3 ay içinde inşallah tam olarak hizmete alacağız. Diğer bir çalışmamız ise Navigasyon Takip Sistemi. Bu dijital sistem sayesinde, Orman Genel Müdürlüğümüzün yangın söndürme ve hizmet araçları uydu üzerinden online takip edilecek. Yangın olduğunda, o bölgeye söndürme araçlarının en hızlı ve en etkin şekilde yönlendirilmesi sağlanacak. Sistemin denemeleri başladı ve 2 ay içinde hizmete almayı planlıyoruz."
 
E-TARIM PORTALI ÜZERİNDEN 138 HİZMET SUNULUYOR
 
Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından biri olan e-Tarım Portalı sayesinde, başta çiftçiler olmak üzere, tüm vatandaşların, Bakanlıkla olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden, tamamen evraksız şekilde on-line yapabileceklerini bildirdi.
 
Bugün itibarıyla e-Tarım Portalı'nın hayata geçtiğini belirten Pakdemirli, "e-Tarım Portalı, Bakanlığımızın çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan on-line bir sistemdir. Yani her bir iş için il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, her bir işlem için ayrı ayrı sistemlere girmeden, e-Tarım Portalı üzerinden yüzlerce hizmete tek çatıda ulaşabileceksiniz. Sisteme 'etarim.gov.tr' web adresinden giriliyor. Android veya IOS uygulamalarıyla sistemi cep telefonunuza veya tabletinize indirebilirsiniz. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti buradan sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli, e-Tarım Portalı'nın getirdiği büyük kolaylıklar yanında, zaman ve mali olarak da önemli tasarruf ve katkı sağlayacağına dikkati çekerek şunları kaydetti: "Bir çiftçi, yıl içinde Çiftçi Kayıt Sistemi, destek başvuruları, hayvanlarıyla ilgili iş ve işlemleri için il/ilçe müdürlüğüne ortalama 3 ile 8 defa gidiyor. Her seferde yol dahil, ortalama 1 saatini harcıyor. Portal sayesinde bir kez bile il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, işlemini dijital olarak yapmasını sağlayabilirsek Türkiye'deki 2,7 milyon çiftçi için 2,7 milyon saat tasarruf etmiş oluruz ya da 55'lik bir traktörle 1 saatte ortalama 5 dekar arazinin işlemesi yapılırsa 2,7 milyon saatte 13,5 milyon dekar arazi işlenebilir. Bu da Türkiye'deki mısır ekili 6,4 milyon dekar arazinin 2 katından fazlasının işlenmesi demektir. Mali faydasına bakacak olursak yine bu sistem sayesinde üreticimiz işlemlerini dijital olarak yaparsa yılda ortalama 110 lira tasarruf etmiş olacaktır. 2,7 milyon çiftçimiz için de yaklaşık 300 milyon lira tasarruf sağlanacaktır. Bu miktarla 157 bin ton buğday tohumu alınabilir. Bu tohum ile 7,1 milyon dekar arazide, 2,5 milyon ton buğday hasat edilebilir. Böylece ekonomiye yılda 4,1 milyar lira katkı sağlanacaktır."

Kars'ta Süt Toplantısı

Kars Valisi Türker Öksüz Başkanlığı’nda “Sütün Soğuk Zincirine Girmesi Çalışmaları” toplantısı düzenlendi
Kars Valilik Makam Toplantı Salonu’nda Vali Türker Öksüz, Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıya İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün ve süt işletmeleri yöneticileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Türker Öksüz, “Şehir olarak ekonomimiz büyük ölçüde hayvancılığa dayanan bir iliz. Hayvancılık vatandaşlarımızın günlük hayatında çok önemli yer tutuyor. Hem istihdam açısından, hem büyükbaş hayvan sayısı açısından özellikle Türkiye genelinde 5’inci sırada bulunuyoruz. Bu yönüyle de ülkemiz hayvancılığında da önemli bir şehir Kars, diğer yandan hayvanlarımızdan elde edilen süt ve süt ürünleri yani peynir yapma yönünden önemli bir şehir, marka olmuş bir şehir, coğrafi işareti olan kaşar peynirine sahibiz. Toplam 1 milyon 100 bine yakın hayvan varlığı, canlı hayvan sevklerimiz yönünden ülkemiz hayvancılığına katkı sunmaya çalışıyoruz” dedi.

Vali Öksüz, “yıllık yaklaşık 590 bin civarında bir sütümüz var. Onu buradaki tesislerde değerlendiriyoruz. Burada 57 tane tesisimiz var. Bizim amacımız coğrafi işareti sahip olan ve marka olan peynirimizin kalitesini artırmak. Daha uygun şartlarda üretimini temin etmek. Sütlerimizin toplanmasında soğuk zinciri oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu toplantıyı da bunun için düzenledik. Soğuk zincir içerisinde peynir üretimi yaparsak, kalitemizi artırmış olacağız. Hem de daha hijyenik şartlarda tüketicilerin hizmetine sunmuş olacağız peynirlerimizi, inşallah bu toplantı bir başlangıç olur” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
 

E-Tarım Portalında Yapılan İşlemler Neler

Tarımsal kayıtlar ve işlemler tek çatı altında toplanıyor. Çiftçiler E-Tarım portalında bürokrasiye takılmadan online işlem yapabilecek.
Gıda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından birisi olan E-Tarım portalının tanıtım toplantısına katılacak. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "E-Tarım portalı sayesinde başta çiftçilerimiz ve tüm vatandaşlarımız, Bakanlığımız ile olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden tamamen evraksız şekilde online olarak yapabiliyorlar" denildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi: "E-Tarım Portalı ile çiftçilerimiz artık Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar zaman ve emek kaybetmeden, bürokratik süreçlere takılmadan destekleme ön başvurularını, çiftçi kayıt sistemi ön kayıt ve başvuru durumlarını, ‘Çiftçi Kayıt Belgesi’ni, Büyük ve Küçük Baş hayvanların ölüm, doğum, satış ve hastalık bildirim işlemlerini, Hayvan Nakil ve Hayvan Pasaportu Belgelerini, İşletme Tescil Belgesi gibi daha birçok belge teminini ve takip işlemini bu sistemden anlık olarak tamamlayabiliyorlar.
Ayrıca kayıtlı tarım arazilerinin ada/parsel bilgilerine, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün bilgilerine erişim sağlayıp işlem yapabiliyorlar.
E-devlet şifresi ile giriş yapılabilen sistem ile çiftçimizin tamamen evraksız işlem yapması için gerekli alt yapı oluşturulmuş ve vatandaşların tarımsal faaliyetlerini tek bir çatı altında görmesi sağlanmıştır"

IPARD-II Kapsamında 71 Projeye 71 Milyon Lira Hibe

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 8. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 71 projeye 71 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme ve yerinde kalkınma” anlayışıyla kırsaldaki yatırımları desteklemeye devam ettiklerini bildirdi.
Bu çerçevede, kırsalı kalkındırmak, kente göçü önlemek, kadın ve genç girişimcileri desteklemek ve istihdama katkı sağlamak amacıyla IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla çeşitli sektördeki yatırımlara yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe desteği verdiklerini dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 25 Kasım 2019 tarihinde yayımlanan 8. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması sektöründe açıklanan 71 adet projeye 71 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 183 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar tedbirinde açıklanan projelerin; 43’ü süt işleme tesisi ve süt toplama merkezi, 3’ü kırmızı et işleme ve kesimhane, 4’ü kanatlı eti işleme ve kesimhane, 1’i su ürünleri işleme, 20’si meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını kapsıyor.”
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanacak.

Lisanslı Depolara Ürün Teslim Eden Çiftçilere Destek

Şekerbank, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilerin nakit ihtiyaçları için Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) teminatlı kampanya başlattı. Banka kampanya ile çiftçilere 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarından yararlanma fırsatı sunuyor.

Şekerbank, lisanslı depolara teslim edilen tarım ürünleri karşılığındaki Elektronik Ürün Senedi’ne (ELÜS) sahip olan çiftçilere kısa vadeli nakit ihtiyaçları için finansman sunuyor.

Banka kampanya kapsamında, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilere ürün senetlerini teminat göstererek 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarıyla nakit ihtiyaçlarını karşılama fırsatı sunuyor. Ürünlerini sağlıklı koşullarda depolayarak fiyat avantajından yararlanmak isteyen çiftçiler, 31 Temmuz 2020 tarihine kadar Şekerbank şubelerine başvuru yapabilecek.

“Çiftçilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyoruz”

Şekerbank KOBİ, Perakende ve Tarım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Tuğbay Kumoğlu konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Şekerbank olarak, üç nesildir yol arkadaşı olduğumuz çiftçi müşterilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyor, onlara özel hizmetler sunuyoruz. Bu çerçevede Anadolu Bankacılığı misyonumuzun bir gerekliliği olarak üreticilerimizin yanında yer alıyor, yeni kampanyamızla ELÜS sahibi çiftçilerimize hızlı bir finansal çözüm getirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız ile hasadını değerinde satışa sunmak isteyen çiftçilerimiz hem sağlıklı bir şekilde ürünlerini depolayacak hem de nakit ihtiyacını karşılayacak. Çiftçilerimizin üretimini artırmak için onların yanında olmaya devam edeceğiz.”

Çiftçi Kazandığı İle Traktör Alıyor

Batman'da verimli bir hasat dönemini geride bırakan Batman ovasındaki Çiftçi, üründe elde ettiği kazancını traktöre yatırıyor. Batman’ın Binatlı (Bileyder) köyündeki 50 yaşındaki Bayram Demir "Bu yıl mercimek fena değildi. Buğdayda da verim iyiydi ama sünne verimi biraz da etkiledi. Son yılların en iyi hasad verimiyle karşılaştık. Genelde Buğday, arpa ve mercimek ekimi yapıyoruz. 1970'li yıllarda merhum babamın kullandığı traktör markasından biz de imkanlarımızı zorlayıp aynı marka traktör aldık. Bölge bayisi bize her türlü kolaylığı sağladı. Kendilerine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

60 TRAKTÖR SATIŞI

Çiftçinin bu yıl hububatta yüksek verim elde etmesine sevindiklerini belirten Cansağ Otomotiv Bölge Bayii Halil Cansağ, şunları kaydetti: "Son aylarda Batman ovasındaki çiftçilere yaklaşık 60 traktör satışımız oldu. Bazı serilerde elimizde traktör kalmadı. Çiftçimizin talebini anında karşılıyoruz. Önümüzdeki günlerde de çiftçilerimize tarla günü düzenlemeyi planlıyoruz. Bu yıl verim iyi gidince, çiftçi de haliyle yeni traktörlerin alımına yöneldi. Biz de toprak dostuyuz ve çiftçimizin her yıl daha çok kazanmasını istiyoruz."

Bayraktar: ' Bir alkışı da emektar çiftçimiz hak ediyor'

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, koronavirüsle mücadele sürecinde, tüm kesimlere “evde kal” çağrısı yapılırken çiftçilerin üretime devam ettiğini bildirerek, “Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir. Bir alkışı da emektar çiftçimiz hak ediyor” diye konuştu.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tarımın ve çiftçilerin öneminin salgınla mücadele sürecinde daha iyi anlaşıldığını vurguladı.
Hastalıklarla mücadelede yeterli ve dengeli beslenmenin ilaç kadar önemli olduğunu ifade eden Bayraktar, “Çiftçimiz pandemi sürecinde fedakarlık göstererek üretmeye devam etmiş gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmemiştir. Dünyada çiftçiler, pandemi sürecinde üretimden kaçarken bizim çiftçimiz ülkemiz için üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
            Bayraktar, “Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa, ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır” diye konuştu.
 
            -“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor”
Bayraktar, koronavirüs salgınıyla birlikte tarımsal üretiminin ve tarımda kendine yeter ülke olmanın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Tarlada kalmak, üretmek, insanlarımızı doyurmak istiyoruz. Arz açığı olan temel ürünlerde kendine yeterlilik derecemizi en üst seviyeye çıkarmalıyız” diye konuştu.
Kendi kendine yeten ülkelerin, zor dönemleri daha başarılı bir şekilde atlattığına işaret eden Bayraktar şunları söyledi:
“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor. Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir. Bu süreçte tarım sektörünün ve üretimde kendi kendine yeten ülke olmanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmıştır.
Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki, tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız.
Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, üretimin artırılmasına yönelik destek politikaları belirlenmeli, verim artışı sağlanmalıdır. Bunun için de özellikle sulama yatırımları tamamlanmalı, 1 milyon 850 bin hektar arazi sulamaya açılmalıdır.”
 
-“Çiftçilerimiz tüm kaygılara rağmen üretime devam ediyor” 
Şemsi Bayraktar, çiftçilerin diğer kesimlerin üçte biri oranında bir gelir elde ettiğini, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtti.
Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerin yeterli gelir elde etmesinin önemine işaret eden Bayraktar, “Bunu sağlamak için sektörün başlıca sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir” diye konuştu.
Bayraktar şöyle devam etti:
“Koronavirüsle mücadelenin ne kadar süreceği ve nasıl önlemler alınacağı konusundaki belirsizlikler, çiftçilerimizin önünü görmesine engel olmaktadır. Salgın nedeniyle vatandaşlarımızın evlerinde kalması, turistik tesisler, lokanta, restoran gibi yerlerin kapalı olması, her yıl ülkemize gelen 40 milyon turistin bu yıl belki de gelemeyecek olmasının doğuracağı muhtemel talep daralması üreticilerimizi kaygılandırmakta, tedirginliğe yol açmaktadır.
Çiftçilerimiz tüm kaygılara rağmen üretime devam ederken, ürününü hasat edemeyeceği ve satamayacağı gibi endişeler yaşamaktadır. Bu endişelerin giderilmesi için, gıda zincirinin ilk halkası olan tarladaki üretimin
güvence altına alınması gerekmektedir. Beklentimiz, bir an evvel tarım sektörüne özel bir ekonomik paket açıklanmasıdır.”
           
-Çözüm önerileri ve talepler-
Çiftçilerin bu günlerde her zamankinden daha çok desteğe ihtiyacı olduğunu ifade eden Bayraktar, üretimin artması için çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunları şöyle sıraladı:
“Gübre, mazot, elektrik, ilaç, yem gibi girdiler ile sulama ücretlerindeki artış tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Gübre fiyatları üretimde önemli bir kriterdir. Fiyatlar arttığında kullanım azalmakta, yeterli ve kaliteli bir üretim sağlamak güçleşmektedir. Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.
Çiftçilerimizin sulama birlikleri ve elektrik şirketlerine olan borçları nedeniyle tarımsal desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.
Üreticilerimiz, özellikle kredi borçlarının ödenmesi konusunda da büyük sıkıntı yaşamaktadır. Beklentimiz çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçları ile elektrik, sulama, BAĞ-KUR primleri gibi borçlarının faizsiz olarak uzun vadeli yapılandırılmasıdır.

Destek miktarları girdi fiyatlarında yaşanan artışlar göz önünde bulundurularak arttırılmalıdır. Çiftçilerimize ek destek verilmelidir. Küçük aile işletmeleri ve genç çiftçilere özel olarak desteklenmelidir. 2019 yılı destekleri biran evvel ödenmeli 2020 destekleri avans olarak verilmelidir.
Et ve süt fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirler alınmalı, sektör desteklenmelidir. Gerektiğinde Et ve Süt Kurumu müdahale etmelidir.
Bazı gıda ürünlerinde spekülatif olarak yaşanan fiyat artışları, üretici- tüketici makasının açılmasına neden olmaktadır. Bu durum hem üreticilerimizi hem de tüketicileri olumsuz etkilemektedir. Üreticilerimiz ürününü düşük fiyatla satarken
tüketici pahalıya almaktadır. Bu spekülatif hareketlerin denetimlerle kontrol altına alınması gerekmektedir.
Hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasaklarında da tarladan sofraya kadar uzanan zincirde aksama yaşanmaması için önlemler alınmalıdır.”
 
- “Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin hizmetindeyiz”
            Çiftçilerin, tüm zorluklara göğüs gererek, tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında, ağılında üretmeye devam ettiğini belirten Bayraktar, bu gayretin karşılıksız kalmaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları’nın çiftçinin hizmetinde, Anayasal meslek kuruluşu olduğunu belirten Bayraktar, “Her zaman olduğu gibi koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu süreçte de çiftçilerimizin karşılaştığı her sorunda yanlarında olduk. Çiftçilerimizin tarlada çalışmaya devam edebilmesi için önemli çaba sarf ettik. Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarımızla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, üreticilerimizin bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaştıkları sorunlar, çözüm önerileri ve beklentileri görüştük. Toplantıların ardından hazırladığımız raporları Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili Bakanlarımıza gönderdik.
Odalarımız ve Birliğimiz, 5 milyon üyesinin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da her platformda sonuna kadar savunacaktır” ifadelerini kullandı.
 
-“Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır” 
Türkiye’nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“İçinde bulunduğumuz süreç gösterdi ki her zaman önemini koruyan tarım sektörü daha da önem kazanacak. Üreticilerimizi daha fazla destekler, sektörün yapısal sorunlarını çözersek tüm ülkelerin zarara uğradığı bu süreçte durumu fırsata çevirebilir, içinde bulunduğumuz coğrafyanın gıda ambarı olabiliriz.
Cumhuriyetimizin 100. yılında 90 milyonluk Türkiye nüfusuyla birlikte 60 milyon turisti besleyecek, tarım ve gıdada 40 milyar dolarlık ihracat geliri, gıda sanayi ile birlikte 200 milyar doların üzerinde üretim değeri sağlayacak kapasiteye sahibiz. Ülkemizin zenginleşmesine katkı sağlamak istiyoruz.
Hedefimiz; bütün sorunlarını çözmüş, örgütlenmesini tamamlamış, üretimde yüksek verim ve kaliteyi yakalamış, dünya ile rekabet eden, üreticisine istikrarlı gelir sağlayan, tüketicisine bol ve makul fiyatlarla ürün sunan, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü oluşturulmasıdır.
Bunun için üreticiyi merkez almış, istikrarlı, sorun çözen, geleceği planlayan politikalara ihtiyacımız vardır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak bu hedeflerin peşindeyiz. Gece gündüz bu amaçlar için çalışıyoruz. Tarımda gelişmiş ülkeler arasında yer alma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz.

Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin.
Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günümüzü kutluyor, gece gündüz üretimini sürdüren bütün çiftçilerimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.”
 
 

Şeker Pancarı Konya’da Çiftçinin Yüzünü Güldürüyor

Türkiye'de en fazla şeker pancarı üretiminin yapıldığı Konya'da şeker pancarı hasadı başladı. Şeker fabrikalarının pancar alım ve işleme kampanyası başlamasıyla birlikte üreticiler pancarı sökmeye başladı.

Konya'da binlerce çiftçinin ekimini gerçekleştirdiği şeker pancarının hasadı ile çiftçilerin tarlalarda zorlu mesaisi başladı. Tarladan sökülen pancarların geçen yıllara oranla daha verimli olması ise çiftçilerin yüzünü güldürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirdiği Konya ziyaretinde, "Bu yıl, pancar üretiminde yüzde 11 artış bekliyoruz. Pancar alım fiyatını da bu yıl için ton başına 235 liradan 300 liraya yükseltiyoruz"  dedi. Böylece pancar alım fiyatında yaklaşık yüzde 28 bir artış gerçekleşti.

Çiftçiler, kampanya döneminde 122 gün boyunca pancarlarını fabrikaya ulaştırabilecek. Çiftçiler, bu yıl daha yüksek rekolte bekliyor. Bu üretimlerle birlikte ülke genelinde toplam şeker pancarı üretiminin yaklaşık yüzde 29'u karşılanacak. Konya Şeker'in, bu yıl üreticilerden toplamda 3 milyon 650 bin ton pancar alımı yapması planlanıyor. Konya Şeker, bu kampanya döneminde 3 milyon 220 bin ton pancar işleyecek ve bu işlenen pancarlarla 455 bin ton şeker, 690 bin bin ton yaş pancar küspesi, 126 bin ton melas, 50 bin ton kuru küspe üretilmesi bekleniyor.

Tarlada şeker pancarında elle söküm yapan çiftçilere de rastlanırken, büyük söküm makineleriyle pancarlar topraktan sökülerek yapraklardan ayrılıyor. Şeker pancarının bu yıl daha verimli olduğunu belirten pancar üreticisi Halil İbrahim Çalık, "Hasadımız bu sene güzel, bereketli çok şükür. Tarlalardan dönümden 20 ton hasat yapıyoruz, tabii hepsinden 20 ton çıkmıyor ama beklentimiz bizim o yönde. Çiftçilerimiz onun için çabalıyor bir yaz boyunca inşallah beklediğimizi umuyoruz" şeklinde konuştu.
 

Tarım Kredi Kooperatifleri Mağaza Sayısını Artırıyor

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, çiftçinin ürettiği ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabilmesini istediklerini belirterek, "2017'de 1 şubeyle başlayan ve şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız" dedi.

Tarımsal girdileri çiftçiye sağlamalarının yanı sıra çiftçinin ürettiği ürünleri de tüketiciye ulaştırmak için çaba harcadıklarını söyleyen Poyraz, söz konusu gayretlerini son birkaç yılda somut hale getirdiklerini söyledi.

Poyraz, birlik ortaklarından alınan ürünleri tesislerde işleyerek tüketicinin kullanımına uygun hale getirdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bir diğer yöntem ise çiftçilerimizden ürünlerimizi alalım, kendimiz tesis kurmak yerine, aldığımız ürünleri özellikle eksik kapasite çalışan ama altyapısı düzgün olan sanayici arkadaşlarımıza teslim edelim. Sonra standardını kendimiz belirlediğimiz ürünleri kendi markamızla piyasaya sunalım."

Geçen yıl, ortaklarından 20 bin ton civarında buğday alıp makarna ürettirerek tüketiciye sunduklarını anlatan Poyraz, 30 bin tondan fazla domatesin de salça haline getirilerek satışa sunulduğunu vurguladı.

Poyraz, çiftçiden ürünü değerinde almaya özen gösterdiklerini belirterek, zaman zaman piyasadaki arz daralmasından kaynaklanan yüzde 100'e yakın fiyat artışlarını takip ettiklerini söyledi.

Her İle Bir Market Olacak
Poyraz, Tarım Kredi'nin ürünlerinin yaklaşık 26 bin markette satıldığına işaret ederek, şöyle devam etti: "Her köşede bir marketimiz olsun istemiyoruz ama her ilde bir marketimiz olsun, çiftçi ürettiği ürünü doğrudan doğruya tüketiciyle buluşturabilsin istiyoruz. 2017'de 1 şubeyle başlayan şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız. 500 marketi Anadolu'nun il ilçelerine doğru bir şekilde yaygınlaştırmak için planlama yapıyoruz."

Poyraz, marketlerde diğer kooperatiflerin ve kamu kuruluşlarının ürünlerinin de yer aldığına dikkati çekerek, özellikle kadın kooperatiflerini önemsediklerini ve yaygınlaşması için çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

Gıda arz güvenliğinin özgür bırakılacak bir alan olmadığını da vurgulayan Poyraz, birlik olarak üretici ve tüketiciyi mağdur edecek spekülasyonlara karşı devreye girecek alternatif yapı oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. 
 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve Orman Bakanlığı’na buradan sesleniyorum. Biz planlamaya her türlü desteği vereceğiz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bugün yaptığı basın açıklamasında çiftçilerin kanayan yarası olan konuları dile getirdi.
TZOB Başkanı Bayraktar; “Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanının geldiğini, çoğu çiftçinin ise kredi vadelerinin geçtiğini bildirerek, “Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezinde düzenlediği basın toplantısında Eylül ayı üretici-market fiyatlarını açıkladı, tarımdaki güncel sorunları değerlendirdi. Eylül ayı sonu itibarıyla çoğu üründe hasadın tamamlandığını, Ekim ayı itibarıyla yeni bir üretim sezonuna girildiğini vurgulayan Bayraktar, “Biz de hasatlara katıldık. 19 Eylül’de Şanlıurfa’da, 23 Eylül’de Edirne’de çiftçilerimizle bir aradaydık. Çiftçimizin durumunu net bir şekilde gördük. Şunu söylemeliyim, çiftçimizin sıkıntıları var. Geçtiğimiz üretim sezonunda, çiftçimiz bir taraftan afetlerle mücadele etti, diğer taraftan da artan girdi masraflarının yükünü çekti. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı ama tarlasından, bahçesinden beklediği geliri elde edemedi” diye konuştu.
 
-“Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçimiz borcunu ödeyemedi”-
 
Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçinin borcunu da ödeyemediğini, yeni üretim sezonunun masraflarını da karşılayamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:
“Çiftçimiz rahatlatılmalı. Özellikle hükümetimizden beklentilerimiz birkaç yıldır doğal afet geçiren çiftçilerimiz var. Bunların önemli bir miktarda borç stoku var. Üreticimizin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır. Bunları, tüm borçların bir hasat sezonunda, defaten ödenmesi mümkün değildir.

Bunun dışında maliyetlerimiz yüksek. Para kazanamayan üreticilerimiz var. Bunlar da borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Eylül sonu Ekim başı gibi kredi vadeleri de geldi. Borçlarını ödeyemedikleri takdirde hepsi icralık olacak. Bugünler çok önemli acil olarak hükümetimizden borçların yapılandırılmasını bekliyoruz. Türkiye’nin her tarafından yoğun bir şekilde çiftçilerimizden talep var. Borçların acil olarak yapılandırılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Ve bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz.

Dün söyledik bugün de söylemeye devam ediyoruz. Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiş, çoğu çiftçimizin ise kredi vadeleri geçmiştir. Çiftçilerimize, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Kefiller ile asıl borçlular arasında sorunlar her geçen gün artmaktadır. Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.”
 
-“Artan girdi fiyatları üretimi tehdit eder hale geldi”-
 
Artan girdi fiyatlarının üretimi tehdit eder hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlaması için başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir. Özellikle elektrik fiyatları son zamanlarda çiftçimizi çok fazla zorlar hale gelmiştir. En son 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere üreticilerimizin kullandığı elektriğin fiyatı yüzde 14,9 artmıştır. Tarımda elektriğin kilowattsaat fiyatı 70,2 kuruştan 80,6 kuruşa çıkmıştır. Oysa bu rakam konutlarda 69,3 kuruştur. Çiftçimiz, bu elektrik fiyatıyla, 82 milyon nüfusu, 5 milyon aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti doyurmaya çalışmaktadır. Zaman geçirilmeden tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalıdır. Yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Çiftçimizin her ay elektrik parası ödemesinin imkanı yoktur. Elektrik tahsilatı hasat dönemlerinde yapılmalıdır.”
 
-“Mısırda piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır”-
 
Mısır üreten çiftçilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır. Yüzde 30 rutubetli mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra 730 liraya kadar gerilemiştir. Bu fiyatlarla üreticimizin tarlada kalması mümkün değildir. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatın bu seviyelere inmesi üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır. Piyasa fiyatlarının gerilememesi için mısır hasadı devam ederken, ithalat yapılmasının da önüne geçilmelidir. Fiyat istikrarsızlıkları sebebiyle oluşan üretici zararı mısır prim destekleri artırılarak telafi edilmelidir. Yaptığımız görüşmede TMO Genel Müdürü, üreticiden gelen mısırın tamamını alacağını üreticiyi mağdur etmeyeceğini iletmiştir. Üreticilerimiz fiyatlar daha da düşecek diye panik içinde hasat yapmamalıdır. Üretici ürününü lisanslı depolara koymalıdır. Lisanslı depolar, kurutma maliyetini özel sektör seviyesine çekmelidir. Lisanslı depoya götürülen ürün daha yüksek fiyattan alıcı bulacaktır. Fiyat da lisanslı depolarda sabit olacağı için düşüşlerden etkilenmeyecektir.”
 
-“Sütte ve besi hayvancılığında sorunlar devam ediyor”-
 
Sütte ve besi hayvancılığında sorunların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“En son 23 Eylül’de Tekirdağ’da Ziraat Odaları Başkanları ve Süt Birliği Başkanlarıyla bir araya geldik, çiftçimizin sorunlarını ele aldık. Buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Üreticimiz sürdürülebilir bir gelir elde edemiyor. Sektörde kazan kazan yok. Sanayici kazanmaya devam ederken, süt üreticimiz geçimini sağlayamıyor. Üretici de kazanırsa sistem yürür.
Halen çiftçimizin eline çiğ sütte litre başına ortalama 1 lira 83 kuruş geçiyor. Bu fiyatın çok daha altında süt satan üreticilerimiz de var. Sadece biz değil, uzmanlar da söylüyor. Süt/yem paritesi 1,5 olmalıdır diyorlar. Yani üreticimiz 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yemi rahatlıkla alabilmelidir. Bugün alamıyor. Parite 1,1 civarında seyrediyor. Süt yemi fiyatı halen 1 lira 67 kuruş civarında. 1,5 paritenin tutturulabilmesi için çiğ sütün litre fiyatı 2 lira 51 kuruşa yükseltilmelidir.
Önümüzdeki aylarda maliyetler daha da artacak. Süt hayvancılığımız için zorlu bir dönem başlayacak. Hayvanların kesime gitmemesi için acilen tedbir alınmalıdır.
 
-“Beside piyasada neredeyse yaprak kımıldamıyor”-
 
Sadece süt hayvancılığında değil besi hayvancılığında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Piyasa da hayvan alım satımları durağan vaziyette. Hayvan fiyatlarında geçen yıla göre düşüş var. Besilik hayvanını satmak isteyen de kesime gelip hayvanını kestirmek isteyen de memnun değil. Üreticilerimiz, devletin bu duruma el atmasını bekliyor.
Bazı yerlerde yağsız karkas kilogram fiyatı 28-28,5 liraya kadar düştü. Et ve Süt Kurumu yerli hayvanı 32 liraya, ithal hayvanı ise 31 liraya kesiyor ama kesim için çok az hayvan kabul ediyor. Konya ilinde günde 80 hayvanı ancak kesiyor, 56-57 gün de vade yapıyor. Özel sektörde de durum pek farklı değil. Kasaplar hayvanı 28,5 liraya, 1 ay vadeli hem de nazlanarak kesiyorlar. En az 33-34 lira olması gereken fiyatlar, 28 liraya kadar düşmüş vaziyette. Üretici Eylül ayı itibariyle 1 kilogram karkas et sattığında; 2016 yılında 29,18 kilogram yem alabiliyordu. Bu rakam, 2019 yılında 19,11 kilograma geriledi.”
 
-“Besicilikte üreticinin alım gücü her gezen gün azaldı”-
 
“Görüldüğü üzere üreticinin alım gücü her geçen gün azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Önünü göremeyen, ahırına bağladığı hayvanı kesim zamanında kaça satacağını bilemeyen, yem fiyatlarının besi boyunca ne kadar artacağını kestiremeyen üretici, ahırına yeni mal koymakta tereddüt etmektedir.
Üreticilerimiz;
Kısa, orta ve uzun vadede ithalatı bitirecek politikalar uygulanmasını,
Yem piyasasına müdahale edilmesini,
Ahırlarına koydukları hayvanlar için kendilerine besi sonunda üretimi sürdürebilecekleri fiyatın garanti edilmesini (destekler+piyasa müdahalesi ile),
Kredi borçlarının faizsiz uzun süreye yayılmasını talep etmektedirler.”
 
-“Birçok üründe destek yetersiz kaldı”-
 
Desteğin, maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda çiftçi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bilindiği gibi Tarım Kanunu’nda “bütçeden ayrılacak kaynak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” hükmü bulunmasına rağmen, desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,4’e gerilemiştir. Her fırsatta birçok üründe desteğin yetersiz kaldığını dile getiriyoruz. Çiftçimiz de hükümetimizden daha fazla destek bekliyor. 2019 yılı destekleriyle ilgili kararname henüz yayınlanmadı. Hükümetimizden tarıma verilen desteğin azaltılmamasını, hatta üretimi destekleyecek düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.
Çiftçinin üretimden vazgeçmesi halinde bu fiyatların aranacağını bildiren Bayraktar, “Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu olmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi üretim, üretim, üretim. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
-Üretici-market fiyatları-
 
Basın toplantısında, Eylül ayı üretici market fiyatlarını açıklayan Bayraktar, market fiyatlarında, Eylül ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini, kuru soğan, kuru kayısı, dana eti, toz şeker ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildirdi.
Fiyat düşüşünün markette yüzde 41,39 ile en fazla limonda meydana geldiğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 12 ile elma, yüzde 8,11 ile kuru incir izledi. Kuru üzüm, fındık, kaşar peyniri, beyaz peynir, yeşil mercimek, süt, tereyağı ve kuzu etinde fiyatlar yüzde 0,39 ile yüzde 1,72 arasında değişen oranlarda azaldı.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,31 ile patlıcanda oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 32,73 ile sivri biber, yüzde 32,25 ile kabak takip etti. Fiyat marulda yüzde 20,22, salatalıkta yüzde 15,95, domateste yüzde 13,47, pirinçte yüzde 8,50 arttı. Kırmızı mercimek, yoğurt, yumurta, kuru fasulye, tavuk eti, patates, nohut, yeşil fasulye, Antep fıstığı, mısırözü yağı, havuç, maydanoz, ayçiçeği yağı ve zeytinyağında fiyatlar yüzde 0,58 ile yüzde 4,84 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
Üretici fiyatlarında ise; Eylül ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 6 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini, yeşil fasulye, havuç, maydanoz, kuru soğan, kuru kayısı, süt ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:
“Fiyat düşüşü üreticide yüzde 43,60 ile en fazla limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10 ile kuru incir takip etti. Fiyat, kuru üzümde yüzde 1,70, fındıkta yüzde 1,54, Antep fıstığında yüzde 1,09, dana eti yüzde 0,49 geriledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 80,33 ile patlıcanda meydana geldi. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 52,17 ile kabak,  yüzde 51,28 ile sivri biber izledi. Patateste yüzde 29,55, salatalıkta yüzde 24,07, pirinçte yüzde 20, yeşil mercimekte yüzde 17,55, domateste yüzde 12,64, yumurtada yüzde 9,22, elmada yüzde 7,24 arttı. Yumurta, elma, marul, nohut, zeytinyağı, kuru fasulye, mercimek ve kuzu eti fiyatlarında yüzde 0,32 ile yüzde 4,35 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
 
-Fiyat değişimlerinin nedenleri-
 
Eylül ayında marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün limon, fiyatı en fazla artan ürün ise patlıcan olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patlıcan, kabak, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde açıkta yetiştiriciliğin sonuna yaklaşılması, kıyı bölgelerdeki seralarda ise henüz hasada girilmemesi fiyatları yükseltti. Patates üretiminde ise hasadın yaklaşık yüzde 50’sinin tamamlanmış olması fiyatlara yansıdı. Yeni sezona ait pirinç ve elma fiyatlarında artan maliyetlerin etkisi görüldü. Yeşil ve kırmızı mercimekte tohumlukların ayrılmaya başlaması fiyat artışında etkili oldu. Fiyat düşüşünde limon ilk sırada yer aldı. Kuru incirde tüccarın alımları tamamlaması fiyata yansırken, kuru üzümde ise tüccarın peşin alım yapması etkili oldu” dedi.
 
-Üretici-market fiyat farkı-
 
Eylül ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 334,50 ile en fazla mandalinada görüldüğünü, mandalinadan sonra fiyat farkının sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 307,25, nohutta yüzde 288,45, kuru soğanda yüzde 284, domateste yüzde 277,69 olduğunu bildiren Bayraktar, “mandalina 4,3 kat, kuru kayısı 4,1 kat, nohut 3,9 kat, kuru soğan 3,8 kat, domates 3,8 fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Üreticide 80 kuruş olan mandalina 3 lira 48 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 88 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ediyor.
Tarladan markete olan zincirin kısalması, fiyatların çiftçimiz lehine oluşturulabilmesi, tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün almalarının sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor.

Üreticilerin üretim ve pazarlamada ortak hareket ve örgütlü hareket etmelerini teşvik edici mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu örgütlerinin finansal bakımdan daha güçlü hale gelmesi, etkinlik ve işlevselliklerinin artırılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere çiftçimizin durumu gün gibi ortadadır. Kazananın da kim olduğu bellidir.
Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir.”
Şemsi Bayraktar, basın toplantısının bitiminde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Tarımda yeni ekim sezona girildiğini bildiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçiye, tabii afetlerden uzak, bol ve bereketli bir üretim sezonu diledi.
 
 

'1000 Çiftçi 1000 Bereket’

Cargill, ülkemizin çiftçilerini sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda destekleyip verim ve kazançlarını artırmak hedefiyle başlattığı ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ kurumsal sosyal sorumluluk programı kapsamında, mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının gelişmesine katkı sunmak amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri’ne başladı.

 Bu yılın başında hayata geçirdiği “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programıyla çiftçilerin verimliliklerini ve refahlarını artırmak için çalışmalar yapan Cargill, Türkiye’de mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sunmak için, Konya’nın Çumra, Karaman, Ereğli ve Karapınar ilçelerinde iki gün süren eğitim programları gerçekleştirdi.

Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir’de mısır tarımı yapan 1000 çiftçi ile yürütülen program kapsamında üreticiler, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla bir araya geliyor. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili farkındalık oluşturulması ve üretimde bu kültürün yerleşmesi amacıyla düzenlenen eğitimlere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanları da katılıyor. Çiftçilerin yenilikçi dijital araçlara erişimini sağlayarak refah artıran tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını hedefleyen program kapsamında üreticiler, alanında uzman ziraat mühendislerinden zirai ve teknik danışmanlık almaya ise devam ediyor.

2019 üretim sezonundan başlayan ve üç sezona yayılması planlanan “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programı Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir illerinde mısır tarımıyla uğraşan 1000 çiftçi ile yürütülüyor. İlk yıl program kapsamında 1000 çiftçi ekim öncesi ziyaret edildi ve tarlalarında dijital toprak analiz cihazı ile toprak analizleri yapıldı. 22 ziraat mühendisinin görev aldığı programda çiftçiler, ekimden hasada kadar doğru gübreleme, sulama yöntemleri ve hastalıklarla mücadele konusunda verilen danışmanlık hizmetinden yararlanıyor. Çiftçiler 444 5 175 numaralı telefon hattından ulaşabildikleri 1000 Çiftçi 1000 Bereket Danışma Hattı kanalıyla her türlü zirai problemlerini uzman ziraat mühendislerine danışabiliyor ve Çiftlik Yönetim Sistemi online portalı ile de tarlalarını bir işletme gibi yönetme imkânı buluyorlar.
 

27 Yıllık Çiftçinin Domatesi Tarlada Kaldı

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Pozluk Mahallesi’nde ailesi ile birlikte binlerce lira verip tarla kiralayan ve 27 yıldır çiftçilik yapan İsmail Menek, domates fiyatının ucuz olduğunu ifade ederek satamadıkları tonlarca domatesi tarlaya döktü. 

27 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Menek, kiraladığı tarlada domates ekip üretim yaptığını söyledi. Menek, “Hep sıkıntı çekiyoruz. Satın aldığımız fidelerin parasını bile çıkaramıyoruz. Şu anda ektiğim tonlarca domates satılmadığı için tarlada çürüyüp gidiyor. Satmak istiyorum fakat alıcı bulamıyoruz. Hepsi kızarmış, hazırdır, bölgede en güzel domatesi bu topraklarda yetişiyoruz ama satacak bir pazar ya da alıcı bulamıyoruz. Kış mevsiminde domates fiyatları tavan yapıyor ve bizlere domates ekin diyorlar ama biz yaz mevsiminde domates ekiyoruz fakat satacak bir tüccar dahi bulamadığımız için domatesler çürüyüp gidiyor ve bizler zararımız ile baş başa kalıyoruz. 170 dönüm tarlanın tamamını domates ekledim yaklaşık 350 bin lira masraf ettim, bunların masrafını nasıl geri alacağımı kara kara düşünüyorum. Elimizden bulunan tonlarca domatesi alıcı bulamadığımızdan kaynaklı olarak hayvanlara yem olması için tarlaya dökeceğiz. Devlet bizlere destek olsun, borç altındayız, çek ve senetlerimizi dahi ödeyemiyoruz” dedi. 



Eşi ve çocukları ile aylarca tarlada çadır kurarak yaşadığını belirten Saddet Minigül isimli kadın çiftçi ise ektikleri domatesleri satılmadığından dolayı döktüklerini söyledi.
 
 

300 Damızlık Koyun Projesinin Sonuçları Açıklandı

300 Damızlık Koyun Projesi başvuru sonuçları tam isim listesi açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) resmi internet sitesinde Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık 300 Koyun Projesi ön değerlendirme sonuçlarının açıklandığı duyuruldu.

Kamuoyunda "300 Koyun Projesi" olarak bilinen "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi" ön değerlendirme sonuçları açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) internet sitesinden yapılan duyuruda, "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi (300 Koyun) kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerimizin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmiştir" denildi.

300 koyun projesi kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmesinin ardından aynı zamanda  bu listede ismi yer alan üreticilerin e posta adreslerine ve telefonlarına bilgi mesajları iletildi.Bilgi mesajı gelen üreticiler, projeden faydalanabilmek için başvuru yaptığı İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine en geç 24 Nisan 2018 tarihi mesai bitimine kadar istenilen evrakları eksiksiz olarak teslim etmeleri gerekiyor. 

Rusya'ya Domates İhracatı Başladı

Rusya'nın Türkiye'den alımını 2 yıl boyunca durdurduğu tarım ürünlerinden biri olan domateste yasağın kalkmasının ardından onay alan iki firma daha Rusya'ya ilk ihracatını bugün gerçekleştirdi. Manisa Salihli'de yer alan iki serada üretilen domatesler özel ambalajlar ile Rusya'ya gönderildi.
Manisa’nın Salihli ilçesinde topraksız iki serada üretilen domateslerin Rusya’ya ihracatı başladı.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi’nin, Türkiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı garantisi altında Rusya’ya domates gönderme iznini vermesinin ardından, Salihli’deki topraksız serada domates üreten Lider Gıda ve Bostan Tarım, domates ihracatına başladı.
Salihli’den, Rusya’ya domates ihracatının başladığını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Demir, "Rusya Federasyonu’na domates ihracatı konusunda Bakanlığımız ve Rusya Federasyonu Federal Veterinerlik ve Bitki Karantina Servisi yetkililerince daha önce Lider Gıda ve Bostan Tarım’a ait ilçemizdeki domates seralarında yapılan denetimlerin ardından, iki seraya Türkiye Cumhuriyeti’nden Rusya Federasyonu’na domates ihracatına izni verilmiş olup, Müdürlüğümüz İnspektörlerince kontrol ve denetimleri yapılan domateslerin Rusya Federasyonu’na ihracatları başlamıştır. İhracat başta Salihli olmak üzere, tüm ülkemize hayırlı olsun" dedi.
 

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 

DSİ Tarlaya Su Götürsün

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerine konuştu. 
Gaytancıoğlu, yasa tasarısının, ne bir sivil toplum kuruluşunda ne üniversitelerde ne de meslek örgütlerinde tartışıldığını söyledi. Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda bazı düzeltmelere CHP’li Komisyon Üyelerinin ısrarları üzerine gidildiğini belirtti. Eğer bunlar da düzeltilmeseydi; bütün tarlalara su sayacı takılacak, ne var ne yok kullanılan sular özelleştirilecekti. Fakat hâlâ bu özelleştirme tehlikesi var çünkü bu yasa bu hâliyle geçerse suyun parayla satılmasına olanak sağladığı gibi ormanların da talanına yol açıyor, ifadelerini kullandı.

ÇED Raporu Şart

Maddelere göre, bütün su alanlarına, nehirlere, göllere, barajların üzerine güneş enerjisi panellerinin kurulabileceğini söyleyen Gaytancıoğlu,”Başlangıçta güzel geliyor ama bakalım çok modern güneş enerjisi panelleri mi kuracaksınız, yoksa basit, düzmece düzenekler mi kullanacaksınız? Çünkü suyu kim yönetirse istediği şekilde devri edebiliyor, bunda ÇED raporu da yok. Suyun altında, üstünde binlerce, on binlerce canlı hayvan var, ekolojik sistem var, denge bozulursa bozulsun. Siz ona bakmıyorsanız ki, siz sadece paraya bakıyorsunuz. Dolayısıyla bunda acilen ÇED raporu alınması gerekmektedir” dedi.
Gaytancıoğlu sözlerine şöyle devam etti; “Bu ülkede daha önceden toprak, su genel müdürlüğü vardı. Toprak toplulaştırması işlerini onlar yapıyordu, her türlü haritalar üzerinde çalışarak nerelere barajlar kurulacağı, nerelere sulama tesisleri kurulacağı konusunda bilimsel araştırmalar yapılıyordu, onu kapattınız, Köy Hizmetleri kuruldu. Köy Hizmetlerinin yerine şimdi görevleri başka başka kurumlara veriyorsunuz. Toprak toplulaştırma işini de Tarım Bakanlığına bağlı Toprak Reformu Genel Müdürlüğü yapıyordu, şimdi Devlet Su İşleri bu işi yapacak. Yani Devlet Su İşleri, bırak bu işleri; başka işlere bakın. Siz tarlalara su götürmeye, üreticiye su götürmeye bakın. Barajlar delik deşik; barajlara o tamiratı yapalım. Artık dünyada ciddi bir su sıkıntısı başlayacak, belki yirmi, otuz yıl sonra dünyada su savaşları çıkacak; 1 gram su bile önemli. Tarlaya da suyu götürmemiz lazım, sağlıklı suyu insanlara da içirmemiz lazım. Ama dediğim gibi Devlet Su İşleri, açık olan sulama havzalarını artık kapatması lazım, suyu damla damla tarlalara götürmesi lazım. Bu yönde yasalar getirdiniz de biz "Hayır." mı dedik? Ama sizin getirdiğiniz yasalarda ne var? Demokrasiyi ortadan kaldırıyorsunuz. Yirmi beş yıl önce "Aman bu DSİ bu işi yapamıyor, bu işleri bıraksın." dediğiniz, sulama birliklerine suyu devrettiğiniz konuyu tekrar Devlet Su İşlerine alıyorsunuz” dedi.
Çiftçi Kredi Çekmeden Nasıl Dursun
CHP’li Gaytancıoğlu, “On yıl önce 1 kilo buğday 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce 1 litre mazot 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira. Hangi sulama birliği, hangi kooperatif, hangi çiftçi buna dayansın, dayansın da kredi çekmesin; var mı böyle bir şey? Siz iktidara geldiğinizde 1 milyar lira olan çiftçi borcu 100 milyar liraya dayandı yani tabii ki birlikler çalışamaz. Buna rağmen, DSİ'nin raporlarına baktığınızda, sulama birlikleri o kadar da kötü değil. Bırakın demokrasin yaşasın; eksiklikler varsa, sorunlar varsa denetleme mekanizmalarını çalıştıralım”
Nişasta Bazlı Şekerin Kotasını Israrımız Üzerine Yüzde 5’e Çektirdik Ama Denetim Yok
CHP’li Okan Gaytancıoğlu,”Bunun dışında, eklediğiniz yeni genel müdürlükler var. Nişasta bazlı şekerin denetimini sağlayacak Şeker Kurumu, Tarım Bakanlığına bağlandı. Burayı getirdiniz Komisyona, 6 tane daire başkanlığı ihdas ettiniz, Maliye Bakanlığı "Vermem." dedi. Ben o bürokratları tebrik ediyorum. Şimdi tekrar Komisyondan Genel Kurula indi, "Onu da denetleyeceğiz..." İnşallah bu kurum denetler yani denetim görevini yapar, halkımızı nişasta bazlı şekere muhtaç etmeyiz, sağlığını tehlikeye sokmayız. Tarım Bakanlığını bu konuda göreve davet ediyorum. Çünkü nişasta bazlı şekerin kotası, biliyorsunuz, yüzde 15'e çıkarılmıştı, ciddi baskılar yaptık, yüzde 5'e çekildi ama denetim yok. Denetim olmazsa, isterseniz sıfıra çekin, denetleyemezseniz nişasta bazlı şeker kansere, şekere, obeziteye yol açar. Niye bunu söylüyorum? Çünkü torba yasa, torba yasanın içinde bu da var, tabii ki bunları konuşacağız. Yani suyun içinde şeker var, şekerin içinde toprak var, toprağın içinde orman var yani karman çorman bir şey”
Bu Yasayı Geri Çekin
CHP’li Gaytancıoğlu,”Komisyon aşamasında yüzlerce sulama birliğinin yöneticisi bizlere geldi, dolaştılar. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin sonuna kadar işlemesinden yana. Bu yasayı çekin. Sulama birliklerini tarihe gömdüğünüzde ne olacak? Asıl sorun, sizin, tarıma, çiftçiye yeterli önemi vermemeniz, bir türlü çiftçiyi efendi görmemeniz. Yahu, o çiftçi güneşin alnında ter ter terliyor, güneşin altında elleri nasırlı çalışıyor; tarlasına suyu götürebildi mi, hele hele o suyu ucuza götürebildi mi ondan mutlusu yok. Burada bu çiftçimize hep beraber yardımcı olalım; tarlasına suyu en ekonomik nasıl götürürse, nasıl başarılı olursa, üretimi nasıl artırırsa ona destek verelim. Yem bitkileri ekilişini artıralım. Ama siz ne yapıyorsunuz? Yem ithalatını artıyorsunuz yani yem bitkileri ekilişine destek vermiyorsunuz, çayır, meralara gübre götürmüyorsunuz, su götürmüyorsunuz, onun yerine ithalatı artırıyorsunuz. Bakın, şu anda Türkiye'ye yem ham maddelerinden soyayı, mısırı, buğdayı, arpayı; tam yarısını ithal ediyor, yazık değil mi? Kendi çiftçimiz borçlanıyor, kendi çiftçimiz perişan bir vaziyette, sizden destek alamıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Su parasını ödemediği için onun desteğine bile göz dikiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Destekleme ödemelerinden kesinti yapacağım." Çiftçi ne yaparsa yapsın. Çiftçi de ne yapıyor? Çiftçimiz köyden kente göç ediyor. Peki, köyünü terk ettiği zaman mutlu mu oluyor? Hayır, kesinlikle mutlu olmuyor.
Pazar günü Tokatlıların dernekleri ağırlıklı olarak İstanbul'da, şeker özelleştirmesine karşı bir yürüyüş ve ardından bir basın açıklaması yaptık. Bizler de Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak oradaydık. "Ya biz Tokat'ı terk etmek zorunda kaldık." diyor oradakiler. "Niye terk etmek zorunda kaldınız?" "Çünkü bize AKP Hükûmeti söz vermişti." "Neyin sözünü vermişti?" "Şu sigara fabrikasını bir kapatalım, burada 300 kişi çalışıyordu, 1.000'e çıkartacağız. "Tokatlılar da inanmış. Sigara fabrikasını kapatmışlar, şimdi o fabrikanın yerinde yeller esiyor. Şimdi şeker fabrikaları özelleştiriliyor. Biz size güvenmiyoruz. Fabrikaları sözde satmaya çalışıyorsunuz ama bunlar kapanacak. Kapandığı zaman da Anadolu boşalacak, Türkiye'deki çiftçiler büyük şehirlere göç edecekler. Bunu mu istiyorsunuz? Birazcık da bizi dinleyin” diyerek konuştu.
 

Türkiye ve KKTC Arasında Tarım Alanında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek, "Tarımsal anlamda her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz." dedi.
Türkiye ile KKTC arasında "Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptı"nın imzalanması dolayısıyla Bakanlığın Toplantı Salonu'nda tören düzenlendi. Mutabakat zaptını, Fakıbaba ile KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali imzaladı.
Fakıbaba, buradaki konuşmasında, yavru vatan Kıbrıs'ın değerli Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Şahali'yi ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi.KKTC'nin tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizen Fakıbaba, "İki tarım bakanı olarak birlikte hangi çalışmaları yürüteceğimizin detaylarını konuştuk.Yavru vatan Kıbrıs'ı, ülkemizin bir parçası olarak görüyoruz. Bugüne kadar Kıbrıs ile birçok projeye ve birçok ortak işbirliğine imza attık. Tarımsal anlamda her tür desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Şimdi imza atacağımız anlaşma ile tarımsal işbirliğimiz daha da güçlenecektir." dedi.
Fakıbaba, mutabakatın her iki ülke için hayırlı olması temennisinde bulundu.
Şahali de imzalanan mutabakatla iki ülke arasındaki ilişkilerin ileri boyuta taşınacağını belirterek, "Tarım, bilimsel olarak ele alınması gereken bir üretim alanı. Bu doğrultuda Türkiye çok mesafeler katetti. Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanmak bizim için çok önemli." diye konuştu.Tarım ve kırsal kalkınma alanında ekonomik ve teknik işbirliğinin geliştirilmesi için uygun şartların oluşturulması amacıyla imzalanan anlaşmayla tarım, bitkisel üretim, bitki koruma, hayvancılık, hayvan sağlığı, balıkçılık, sulama ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği yapma hususlarında mutabakata varıldı.
 
 

Meclis Bu Hafta Çiftçi İçin Mesaide

Meclis, çiftçileri, ve üreticileri çok yakından ilgilendiren tasarı için yoğun mesai yapacak. Tasarıyla, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor.
TBMM Genel Kurulunda bu hafta, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda, görüşmeleri iki kez ertelendikten sonra kabul edilen, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Tasarıyla, DSİ Genel Müdürlüğü'nün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğü'ne veriliyor. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Orman Genel Müdürlüğü, devlet ormanlarında arkeolojik kazı yapılmasına; odun kömürü, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına ve yeraltında depolama alanı kurulmasına, bedeli karşılığında 29 yıla kadar izin verebilecek.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ait taşınırlar, taşıtlar, araç, gereç ve malzemeler ile makine ve teçhizatlar DSİ'ye devredilecek.
Kamu kurumlarının ihtiyaçları ile fayda görülen hallerde, her türlü orman ürünü piyasa fiyatı üzerinden satılabilecek.
Sulama Birliği, amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda DSİ'nin teklifi üzerine feshedilecek. Su kullanıcısı olma vasfını kaybedenlerin üyelikleri sonlandırılacak.
Denetimlerde maksadına ulaşamayacağı tespit edilen sulama birlikleri, başka bir birlikle birleştirilebilecek.
Ziyaretçiler milli parklara ücret ödemeden giremeyecek. Bu yerlere ücret ödemeden giriş yaptığı tespit edilenlere, giriş ücretinin on katı tutarında idari para cezası verilecek.
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı ile Şeker Dairesi Başkanlığı kurulacak.
Hayvan sahiplerinden, hayvanların tanımlanmasında kullanılan kulak küpesi ve mikroçip gibi tanımlama araçlarının bedeli alınmayacak.
İHTİSAS KOMİSYONLARI
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, 12 Nisan Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısını ele alacak.
FOREX Piyasasındaki Aracı Kurumların Bireysel Yatırımcıları Mağdur Ettikleri İddialarının Araştırılması Alt Komisyonu, 11 Nisan Çarşamba günü toplanacak.
Toplantıda, Maliye, Adalet ile Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları,Borsa İstanbul A.Ş, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, SPK, BBDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'nin temsilcileri sunum yapacak.
KİT Komisyonu denetimlerine devam edecek.
Komisyon 11 Nisan günü, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ve Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü'nün, 12 Nisan günü ise Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün hesaplarını inceleyecek.
 
 

Bakan Fakıbaba'dan "Erken Destek" Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen tarımsal desteklemelerin bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da erken ödenmesinin planlandığını bildirdi.
Fakıbaba, Türkiye'nin verimli tarım arazileriyle dünyanın en önemli gıda üretim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.
Ülkenin tarım alanlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapmayı planladıklarını ifade eden Fakıbaba, bu anlamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi daha fazla rahatlatmaya çalıştıklarını belirtti.
Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmelerin ardından, çiftçiye ödenen tarımsal desteklemelerin tarihinde değişikliğe gittiklerine dikkati çekti.
Bu yıl şubat ayında yaptıkları destekleme ödemelerini gelecek yıl da erken ödemeyi planladıklarını vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Tarımsal desteklemeler eskiden altıncı ve yedinci aylarda verilirdi, bu yıl şubatta verildi, seneye de aynısını yapacağız. Her gittiğim yerde çiftçi arkadaşlarım 'Allah razı olsun, biz eskiden haziranda, temmuzda bu destekleri alırken, şimdi şubat ayında alıyoruz' diyor, teşekkür ediyorlar. Allah'ın izniyle, çiftçi kardeşlerim benim ailem. Yani gıda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kim varsa benim ailem. Tabii 81 ilimizdeki her vatandaş benim kardeşim ama açık konuşmam gerekirse özellikle benim ailem bunlardır."
"Sürekli hizmet talimatı alıyoruz"
Fakıbaba, çok yoğun bir tempo ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek yürütülecek çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Fakıbaba, mümkün olduğunca da üretici ve tüketiciyle yüz yüze görüşme gayretinde olduklarını söyledi.
Fakıbaba, görevini en iyi şekilde sürdürmenin gayretinde olduğunu vurgulayarak, "Bütün halkımızın emrindeyiz ve hizmetkarıyız. AK Parti'den almış olduğumuz talimat budur. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan sürekli hizmet talimatı alıyoruz. Haftada en az üç yere gidiyorum, gerekli çalışmaları yapıyorum. Yapabileceklerimiz için söz veriyoruz, yapamayacaklarımız için ise özür diliyoruz. İnşallah her geçen gün daha iyiye doğru gidiyoruz." diye konuştu.
Şanlıurfalı çiftçilerden Mehmet Nuri Albayrak da desteklemelerin erken ödenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftçinin arazisini daha rahat ürüne hazırlayabildiğini anlatan Albayrak, "Desteklemenin erken ödenmesi çiftçi açısından önemlidir. En azından zor duruma düşmez. Erken ödenmesi çiftçinin işine geliyor. Dolayısıyla ister istemez zor durumda kaldığı dönemlerde erken aldığı ödeme sayesinde kendini daha rahat hissediyor. Tarla bakımını ve arazi sürümünü daha iyi yapıyor. Bu dönemde verilmesi çiftçilerimizi memnun etmiştir." şeklinde konuştu.
Çiftçi Hüseyin Öztürk ise erken ödemeler sayesinde borçlanmadan arazilerine bakım yapabildiklerini söyledi.
Desteklemenin erkene çekilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürk, emeği geçen hükümet yetkililerine teşekkür etti.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: 'Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek'

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: "Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek" 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Hayata geçirdiğimiz proje ile çiftçilerimize 100 bin TL faizsiz kredi kullandırılacak. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" dedi.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında, "500 bin Anaç Koyun ve 250 bin Düve Projesi Protokolü" gerçekleştirildi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında, Bakan Fakıbaba'nın katılımlarıyla gerçekleştirilen iş birliği protokolü ile, hem çiftçilerin gelirinin arttırılması hem de tüketicilerin uygun fiyatla kaliteli kırmızı et ve süt tüketimi sağlayabilmesi hedefleniyor. Programda konuşan Fakıbaba, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan anaç koyun sayısını elde etmek için, TİGEM aracılığıyla, “Sözleşmeli Üretim Modeli” Projesini başlattıklarını ifade ederek, "Bu projeden, kredibilitesi yeterli, Bakanlık Kayıt Sistemine kayıtlı, barınak kapasitesi yeterli, mera varlığı olan ve/veya kaba yem teminini sağlayabilen yetiştiricilerimiz arasından, puanlama usulüyle seçilenler faydalanabilecektir. Bu proje ile; her bir yetiştiricimize, 300 başa kadar anaç koyun temin edilecektir. Doğacak kuzulara taban fiyat ile alım garantisi veriyoruz. Kredi ile avansların geri ödemesi, doğan kuzuların bedelinden düşülerek, kalan meblağ üreticiye ödenecektir. Kredinin geri ödemesi ise ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Ayrıca proje sonunda yetiştiricilerimize, 2018 yılı sonuna kadar, toplamda 500 bin baş damızlık koyun vermeyi, ve sekizinci yılda yaklaşık 5 milyon baş damızlık dişi koyun sayısına ulaşmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
"250 bin düve projesi" Eş zamanlı olarak büyükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan düve sayısına ulaşabilmek içinse Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile “250 Bin Düve” Projesi başlatıldı. Bu projeden de tecrübeli ve kapasite açığı bulunan kooperatif üyesi çiftçiler yararlanabilecek. Proje ile çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verileceğini kaydeden Fakıbaba, "Bu kredinin yüzde 80’ i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacaktır. Kredinin geri ödemesi ise, ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında protokol imzalandı. İmza törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fakıbaba, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin yapılan eleştiriler hakkında, "Ben Başbakanımızın verdiği kararın doğru olduğuna inanıyorum, kendisi çok zeki bir büyüğümüz bizim. Bu bağlamda Başbakanımızın verdiği kararın altına ben imzamı atarım" ifadelerinde bulundu.
 

"Köylünün Hayat Standardını Yükseltmek İçin Çalışıyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırsal kesime yönelik projeleri artıracaklarını belirterek, "Elimizden geldiği, kadar özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız." dedi.
Fakıbaba, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık potansiyelini daha iyi kullanabilmek için çok yönlü çalışma yaptıklarını söyledi.
Özellikle Anadolu köylerinde yaşayan vatandaşlara sahip çıkmayı temel düstur edindiklerini vurgulayan Fakıbaba, bu kapsamda kısa, orta ve uzun vadeli farklı projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.
Türkiye'de tarımın önünün açık olduğunu anlatan Fakıbaba, ürün planlaması yaparak arz ve talep dengesini sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.
Fakıbaba, tarımda değişimin ve dönüşümün ilk adımını "Örnek Köy Projesi"yle başlatacaklarına dikkati çekerek, "Üretimde sistemli bir planlama yapacağız. Arz ve talep dengesini üretimde gözeteceğiz. Talebe göre üretim yapacağız. Ürünün fazlasının ihracını daha iyi planlayacağız. Bunlar basit konular gibi gözükse de inanın bu, Türkiye'nin tarımsal geleceği açısından büyük önem arz ediyor." diye konuştu.
Her şehre 3 örnek köy
Fakıbaba, Örnek Köy Projesi ile tarım ve hayvancılığın kalkındırılmasının amaçlandığını belirtti.
Proje sayesinde kırsal nüfusu ve tarımsal üretimde verimliliği artıracaklarını vurgulayan Fakıbaba, "Yaptığımız bütün işler önce insan için. Biz elimizden geldiği kadar, özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız. Şu anda iki köyde başladık, diğer illerimizde de yıl sonuna kadar başlayıp bitireceğiz. Tek tek hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Fakıbaba, proje kapsamında her ilde 3 örnek köy kurulmasının planlandığını sözlerine ekledi.
 

Gece Sulaması Çiftçinin Kazancını Yüzde 15 Artırıyor

Dicle Elektrik Dağıtım tarafından özelleştirmenin gerçekleştiği ilk günden bu yana bölge çiftçisine hem enerji israfını, hem de su israfını önlemek amacıyla birçok kez önerilen gece sulamasına bilim insanlarından bir destek daha geldi.
Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, gece sulaması yapan çiftçilerin enerji ve suyu daha az harcarken, üretimde yüzde 15 daha fazla verim sağladığını açıkladı.
Dicle Elektrik Dağıtımın hem enerji israfını önlemek, hem de çiftçinin daha modern ve bilimsel yöntemlerle üretim yapmasını özendirmek amacıyla ziraat odaları ve sulama birlikleri gibi kurumlara önerdiği gece sulamasını küçük bir kesim uyarken, çoğunluk yine doğal enerji kaynaklarını aşırı tüketen alışkanlıklarına devam etmişti. Gece sulamasına yapılmasına ilişkin bir uyarı da konuyla ilgili çalışmalar yapan Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu’dan geldi. Çullu kuraklık riskine dikkat çekerek, “Harran ovasındaki suyun yüzde 25’ini, yani yaklaşık 500 milyon metreküp suyu aşırı ve bilinçsiz kullanım sonucu kaybettik. Çiftçilerimize gece sulaması yapmalarını tavsiye ediyoruz. Gece sulamasında bitkiler sudan daha iyi yararlandıkları gibi, su buharlaşarak boşa gitmiyor. Cullap Sulama Birliğinde 3 yıl deneme yaptık. Çiftçilerin ektiği ürünlerin verimi arttı. Dekarda 500 kilo yerine 550 kilo verim alan çiftçi, 100 dekarda 5 ton fazla verim almayı başardı. Son olarak, Doğa Koruma Merkezinin de katkısı ile Suruç’ta 10 çiftçiyle birlikte bir çalışma yaptık. Bu çalışmada gece ve gündüz sulaması yapılan pamuk tarlalarındaki sonuçları karşılaştırdık. Sulama metodu olarak yağmurlama yapıldı. Araştırma sonuçlandığında gece sulaması yapılan tarlalarda hem yüzde 15 verim artışı oldu, hem de yüzde 15 daha az su kullanıldı. Gündüz sulama yapılan tarlada dönümde 500 kilo pamuk alınırken, gece sulaması yapılan tarlanın dönümünden 550 kilo pamuk hasadı yapıldı. Çiftçi hem daha az enerji ile daha az su harcadı, hem de daha fazla ürün elde etti. Bu yöntemle çiftçimizin üründen elde edeceği gelirin de artacağını görmüş olduk” dedi.
Gece sulamasında sezonda 2-3 sulama tasarrufu sağlanıyor
Gece sulamasının devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini de kaydeden Harran Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, “Gece sulaması yapmaya mecburuz. Devlet Su İşleri ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile birlikte bunun bir zorunluluğa dönüştürülmesi ekonomik anlamda çok faydalı olur. Gece sulaması, sezonda 2-3 sulama tasarrufu ve ürün artışı sağladığı gibi yüzde 15-20 oranında da enerji tasarrufu sağlıyor. Yaptığımız araştırmalar bize, gece sulaması gibi tedbirler alınmadan aşırı ve bilinçsiz sulama yapıldığında, toprağı yorduğunu ve giderek çoraklaştığını ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.
 
 

Tarım-ÜFE’de Artış

Tarım-ÜFE Şubat ayında Bir önceki yılın aynı dönemine göre %2.5 artış gösterdiği açıklandı.
TÜİK, şubat ayına ilişkin tarım-ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre tarım ürünlerinde üretici fiyatı bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 2,50, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,37 arttı.
Bir önceki aya göre değişim, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 0,57, ormancılık ürünlerinde yüzde 2,97 ve balıkçılıkta yüzde 9,13 artış şeklinde oldu.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,43, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,10 artış, çok yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 1,80 azalış olarak gerçekleşti.
Bir önceki aya göre alt tarım gruplarından çeltik yüzde 9,31, koyun ve keçinin işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 2,65, sebzeler yüzde 2,58 ve tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 0,22 artış, turunçgiller yüzde 3,33 ve canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 1,70 azalış gösterdi.
Şubat 2018’de endekste kapsanan 86 maddeden; 56 maddenin fiyatlarında artış, 25 maddenin fiyatlarında düşüş gerçekleşirken, 5 maddenin fiyatlarında değişim gözlenmedi.
 
 

Tarlada Su Saati Dönemi mi Başlıyor !

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek" dedi.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde yetkiyi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alıp Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı DSİ’ye veren tasarı, dün TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. 
Yetki alanı ile ilgili görüş ayrılığı yaşadıkları iddia edilen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, komisyonda birlikte görüntü verip, muhalefetin eleştirilerine karşı düzenlemeyi beraber savundu. Fakıbaba, getirilen düzenleme ile suyun israf edilmeden kullanılması için her tarlanın başına saat getirileceğini, evlerdeki gibi parasını ödemeyenin de suyunun kesileceğini söyledi. CHP, 59 maddelik tasarının 9-10 maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitme sinyali verirken, MHP de tasarının yeniden gözden geçirilmesini talep etti. 
Komisyonda, tasarıya ilişkin sunum yapan Eroğlu, “Su zengini bir ülke değiliz, bilinçli kullanmalıyız. Fazla su, fazla ürün değildir. Hem lüzumsuz su, hem lüzumsuz para harcanıyor. Bunların önüne geçilecek” dedi.
Tasarı ile içme suyu tesisleri nedeniyle DSİ’ye borcu olan belediyelerin, bu borçlarını Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından kesinti yapılarak DSİ’ye ödenmesinin sağlanacağını söyleyen Eroğlu, “Baraj, gölet projelerinde yatırım bedeli olarak çiftçilerden ücret alınıyordu, bu uygulamayı kaldırıyoruz. Çiftçilerin üzerindeki ağır yükleri alıyoruz” diye konuştu.
Çiftçiyle Su Sözleşmesi
Bakan Fakıbaba da hükümet adına yaptığı konuşmada, “Tarla içi sulama için sözleşme imzalanacak. Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek. Evlerde nasıl uygulanıyorsa tarım alanlarında da aynı uygulama geçerli olacak. Yapılan değişiklikleri doğru buluyorum” dedi.
Fakıbaba, “Çiftçimiz suyu pahalı alıyor, gelin indirelim, diyebilirsiniz ama birisi borcunu öderken birisi ödemiyorsa devlet bunun gereğini yapmalı” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 59 maddelik tasarıda 9 ya da 10 madde ile ilgili muhalefetin çekinceleri olduğunu söyledi. MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da özellikle sulama birlikleri ve su kullanımına ilişkin icra, iflas ile ilgili düzenlemelerin çiftçilerin aleyhine olacağını savundu.
 

Kayseri, Kırsalı Organik Tarım ve Besicilikle Kalkındıracak

Kırsalda kalkınmayı sağlamak için bir çok proje geliştiren Kayseri Büyükşehir Belediyesi özellikle organik tarım ve besicilik üzerinde yoğunlaştı. Üretimin sağlıklı yapılması adına ‘Organik Köyler’ kurmayı hedefleyen Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi , Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi Projesi ile çiftçilere ürünlerin üretilmesinden pazarlamasına kadar önemli olanaklar sağlıyor.
Türkiye’de örnek olarak nitelendirdikleri projenin daha fazla bölgede uygulanmasını amaçladıklarını belirten Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik şu bilgileri verdi:
“Gıda maddelerinin içerisindeki bir takım katkı maddeleri son yıllarda insanları sağlıklı, doğal ve organik beslenmeye yöneltti. Bu çerçevede organik tarımdan, doğal üretimden son yıllarda yoğun bir şekilde bahsedilmeye başlandı; ancak uygulamada çok ciddi çalışmalar olduğunu söylemek zor. Çünkü organik ya da doğal üretimin detaylarına girdiğinizde çok da doğal olmadığını görüyorsunuz. Bu anlamda Kayseri’de yüzde 100 doğal ürünlerin üretilmesi için Türkiye’de ilk olan bir projeyi hayata geçirdik.”
Sınavla Bahçe Tahsisi
Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi ile Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi Projesi’ni hayata geçirerek çiftçilerin organik tarımı öğrenmesi ve benimsemesi adına önemli bir adım attıklarını belirten Çelik, proje kapsamında sadece organik üretim değil tıbbi bitki yetiştirilmesini de çiftçilerin gündemine taşıdıklarını söyledi. Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi’nin ayrıntılarından bahseden Çelik , “Projemiz için Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Derneği ile bir protokol imzaladık. Bu protokol kapsamında ortak bir çalışma yaptık. Önce, Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı için 53 bin metrekarelik bir alan belirledik. Burada farklı büyüklüklerde 54 adet bahçe oluşturduk. Ardından bu bahçelerde üretim yapacak çiftçilerimizi tespit ettik. Bahçemizin bulunduğu bölgeye öncelik vererek belirlediğimiz çiftçilerimizi eğitime aldık. Konusunda uzman akademisyenler getirerek 88 saatlik organik tarım eğitimi verdik. Her eğitim sonunda değerlendirme sınavı yaparak sınav ortalaması 70 ve üzeri olan 48 üreticiye bahçe tahsisi yaptık. Eğitim sonunda, sınavlardan başarıyla geçen 48 üreticiye ekmeleri için domates, biber, patlıcan, salatalık ve çilekten oluşan yerli tohumlar ve yine lavanta, kekik, ekinezya, biberiye gibi tıbbi aromatik bitkilerin fideleri verdik. Üreticilerimize 50 bin fide dağıtımı yapıldı” bilgisini verdi.
Kayseri’nin Yerel Ürünleri Üretiliyor
Doğal ürünler bahçesinde yüzde 100 yerli, yüzde 100 doğal ürünler üretildiğini vurgulayan Çelik şöyle devam etti: “Burada Kayseri’nin meşhur ürünlerinden Karahıdır domatesinin, Yamula patlıcanının, Cırgalan biberinin üretimleri yapılıyor. Üreticilerimiz bu ürünlerini 1500 metrekare kapalı pazar yeri ile 1300 metrekare açık pazaryerinde çarşamba ve cuma günleri kurulan pazarda tüketici ile buluşturuyorlar. Doğal ürünler bahçemizde doğal ürünlerin satışını yapan 8 adet de dükkan bulunuyor. Hemşehrilerimiz bu dükkanlardan organik ekmek, salça, konserve, yumurta, bal gibi gıda maddelerini temin edebiliyorlar” dedi.
Kadın Çiftçilerin Emeği Değerlendiriliyor
Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi çalışmalarına da değinen Çelik, “Bünyan ilçemizin Karahıdır Mahallesi’nde kullanılmayan okul binasını Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi haline getirdik. Projeyi Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kapadokya Organik tarım Üreticileri Derneği ile birlikte gerçekleştirdik. İç Anadolu Bölgesinde bir ilk olan bu merkezde organik üretici olan kadınlara ekolojik olarak ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi gibi konularda eğitimler veriliyor. Ayrıca ürünlerin işlenerek pazarlanması ve bu yolla kadınlarımıza istihdam oluşturulması için çalışılıyor. Her iki projemizin model alınarak ülkemizde yaygınlaştırılacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Çiftçilere makine ve ekipman desteği
Kırsalın kalkınması için bir dizi destek de sağladıklarını belirten Çelik: “Özellikle makine teçhizat alanında çiftçilere katkı sağladık.Çiftçilerimizin alamadıkları 57 tarım makinesini Büyükşehir Belediyesi olarak aldık ve çiftçilerimizin kullanımı için ilçelerimize dağıttık. Amacımız çiftçilerimizin daha modern imkanlarla ekim yapmalarını ve bu yolla üretimi artırmalarını sağlamaktır. “Soğuk Süt Zinciri” adıyla hayata geçirdiğimiz proje çerçevesinde süt üreticilerimizin ihtiyaç duyduğu 206 adet çiğ süt soğutma tankını aldık ve çitçimize dağıttık” dedi.
Beydeğirmeni Besi Bölgesi 4 bin kişiye istihdam sağlayacak
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ilçelere yönelik tarım projelerinin yanı sıra yaklaşık iki yıldır gündeminde yer alan ve toplam yatırım tutarı 1 milyar TL’yi bulacak olan Beydeğirmeni Besi Bölgesi Projesi’ne odaklandı. Proje kapsamında temin edilen 5,5 milyon metrekarelik alanda kurulacak tesisler ile 80 bin baş besi yapılacak.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik proje hakkında şu bilgileri verdi:
“Bizim yazılı görevlerimiz arasında bulunmamasına rağmen sektöre sahip çıktık. 2,5 senelik detaylı bir çalışmanın sonucu Beydeğirmeni bölgesindeki 5,5 milyon metrekarelik alanı temin ettik. Burası 80 bin baş besinin yapılacağı, her yıl Kayseri ekonomisine 800 bin TL sıcak para kazandıracak bir bölge olacak. Beydeğirmeni’nde elde edilen hasılatın tamamı Kayseri’de kalacak. Şu anda talep topluyoruz. Arsa bedelini metrekaresi 35 TL+KDV olarak açıkladık. Taleplerin tamamlanmasının ardından bu yatırımı faaliyete geçirmiş olacağız.”

Çiftçi Borçlarının Silinmesi ve Taksitlendirilmesi Kanun Teklifi

Çiftçilerin borçlarının silinmesi hakkında kanun teklifi verildi. TBMM’ye verilen teklifte çiftçilerin faiz borçlarının silinmesi ve borçların taksitlendirilmesi isteniyor.
Çiftçi borçları hakkında kanun teklifi verildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan kanun teklifi Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdem imzası taşıyor. Verilen kanun teklifinde çiftçilerin tarımsal üretimden kaynaklanan tüm borçlarına ilişkin faizlerin affedilerek, ana para borcun taksitlendirilmesi konusu yer alıyor.
Teklifin gerekçesinde Türkiye’de son yıllarda hem kuru baklagil hem canlı hayvan ithalatı ciddi bir artış gösterdiği, çiftçi sayısının 2 milyon 124 bine gerilediği ifade edildi. Çiftçinin bankalara borcunun 73 milyar TL’yi aştığı, binlerce ekim alanının çiftçinin ödeyemediği krediler nedeniyle icra yoluyla bankaların eline geçmiş olduğu vurgulandı.
Kanun teklifi kabul edilirse çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve Kamu bankalarına vadesi geçmiş olduğu halde ödeyemediği borçlarının faizleri silinecek, anapara borcu eşit taksitlere bölünerek alınacak. Hakkında hukuki işlem başlatılmış olan alacaklarla ilgili icra takipleri durdurulacak, açılmış davalar sonlandırılacak. Tarım kredilerinden kesinti yapılamayacak, komisyon alınamayacak. Çiftçilerden tarım sigortası adı altında ek ödeme talep edilemeyecek.
Çiftçi borçlarının silinmesi konusunda verilen kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Gündeme girecek olan teklif komisyonda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurul gündemine alınabilecek. Çiftçi faiz borçları, çiftçi borç yapılandırması için gözler teklifte olacak.
 

Sertifikalı Tohum Üretimi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, sertifikalı tohum üretimiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
 “AK Parti Hükümetlerimiz döneminde, tarımın stratejik unsurlarından biri olarak gördüğümüz tohum konusuna gereken önem verildi. Bu doğrultuda ilk kez tohumluk desteğinin verilmeye başlandığı 2005’ten bugüne kadar;
1,5 milyon çiftçimize 1 milyar TL sertifikalı tohum kullanım desteği,
Sertifikalı tohum üreticilerine 330 milyon TL sertifikalı tohum üretim desteği,
86 bin çiftçimize 362 milyon TL sertifikalı fidan kullanım desteği,
Sertifikalı fidan üreticilerimize ise 3 milyon TL fidan üretimi desteği olmak üzere
toplam 1.7 milyar TL destekleme ödemesi yapıldı.
Bu desteklerimizle beraber tohumculuk üretiminde, veriminde, kalitesinde ve ihracatında ciddi artışlar gerçekleşti.
Nitekim 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohumluk üretimi, 7 kat artış göstererek 2017 yılında 1 milyon 50 bin tona çıktı.
Bugün itibariyle ülkemizde, Bakanlığımızda yetkilendirilmiş sertifikalı tohum üretimi yapan 832 adet üretici firma bulunuyor. 50 bin üretim beyannamesi ile tarla, depo ve laboratuvar kontrolleri yapılmak suretiyle 3,8 milyon da alanda sertifikalı tohum üretimi yapılıyor.
Yine 2002 yılında 17 milyon dolar tohum ihracatımız 2017 yılında 8 kat artışla 136 milyon dolara (44 bin ton) yükseldi. 2017 yılında tohum ithalatımız ise son beş yılın en düşük değeri olarak 185 milyon dolar (40 bin ton) şeklinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2002 yılında % 31 iken 2017’de % 73 seviyesine çıktı. Bugün itibariyle Türkiye olarak 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz.
2017 yılında 3,8 milyon adet asma, 101,7 milyon adet meyve ve 132,9 milyon adet çilek olmak üzere toplam 238,4 milyon adet sertifikalı fide/fidan üretimi gerçekleşti. Ayrıca 30,6 milyon dolarlık fidan ve fide ihracatı gerçekleştirildi.
2017 yılında süs bitkileri ihracatımız da 57 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tohum üretimindeki çeşit sayıları da artış gösterdi. Bu çerçevede bugün itibariyle milli çeşit listemizde tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait 10 binden fazla çeşit kayıt altına alındı.
Tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait mevcutta 8 binin üzerinde çeşit sertifikalı; tohum fide ve fidan üretiminde kullanılıyor. Bu çeşitler yeni ve pazar isteklerine uygun, üstün vasıflı olup gerek verim gerekse de kalite bakımından, tarımsal hasılaya ciddi oranda katkı sağladı.
Görüldüğü gibi 2002’den bu yana sertifikalı tohum üretim ve ihracatımızda devamlı bir artış yaşanmıştır. Bugün artık Türkiye, tohum üreten ve ihraç eden bir ülkedir. 2023 hedefimiz ise; 2 milyon ton üretim ve 500 milyon dolarlık ihracattır.”
 

Tarım Sigortası Yaptıranlar Artıyor

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu dile getiren Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Engürülü, bu rakamda sürekli artış olduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu, sigortalılık oranın devamlı arttığını bildirdi.
TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonuna sunum yapan Engürülü, tarımsal zarar meydana geldiği zaman, ilk yapılan incelemeye itiraz edildiği zaman ikinci bir ekspertizin gönderildiğini ifade etti.
İkinci ekspertize de itiraz edilirse, çiftçinin uzun yargılamada mağdur olmaması için beş ayda bitmesi gereken tahkimin yolunun açıldığını belirten Engürülü, "Çiftçi eğer tahkimden de mutmain olmazsa mahkemeye gidebilir." dedi.
Uygulamanın başladığı günden bu yana 8,5 milyon sigorta poliçesi üretildiğini aktaran Engürülü, "Mahkemelik olduğumuz çiftçi sayısı on binde birdir. Diğer sigorta branşlarına bakılırsa bu oranın çok düşük olduğu görülecektir." ifadesini kullandı.
Van'da sigortalılık oranı yüzde 25'e çıktı
Engürülü, tarım sigortasında popülizm yapılırsa sistemin sürdürülebilir olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sigortayla ilgili tanıtım yapıyoruz. Bakanlığımızın il, ilçe müdürlükleri zaten bu konuda görevli ama biz, başımıza bir musibet gelmeden sigorta yapma gerekliliğini maalesef pek hissetmiyoruz. Van depreminde yüzde 9’du konutlarda sigortalılık oranı, Van’da şimdi sigortalılık oranı yüzde 25’e çıktı. Anlatılsa da çiftçi, başına gelmeden maalesef sigorta yaptırma ihtiyacı hissetmiyor. DASK’ta zorunluluk olmasına rağmen penetrasyon oranı yüzde 40’tır. Motorlu taşıtlarda yüzde 67’dir.
Şu anda sigortalılık oranı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranı yüzde 20. Sigortalılık oranında devamlı yükseliş var, değişkenlik yok; iniş çıkışlar olmadan artış var. Bu yüzde 20 ölçeği bize yeterli mi? Tabii ki yeterli değil ama Türkiye’ye model olarak mukayese edebileceğimiz, ekolojisi de uyan bir ülke olması itibarıyla İspanya 40 yılda yüzde 35’e ulaşmıştır. Türkiye ise on yılda yüzde 20’ye ulaşmıştır, bunu daha hızlı geliştireceğiz."
 

Genç Çiftçiye Büyük Destek

2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçiye, destekleme programı kapsamında 931 milyon lira hibe veridi. Bu yıl da 503 milyon lira hibe desteği sağlanacak.
Genç Çiftçi Destekleme Programı'ndan, 2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçi yararlandı. Bu çiftçilere 931 milyon 350 bin lira hibe yardımı yapıldı. Genç çiftçilere, bu yıl da 503 milyon lira hibe desteği sağlanacak. Bu desteklerden 2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçi yararlandı. Bu çiftçilere 931 milyon 350 bin lira hibe ödendi. Destekler, bu yıl da verilmeye devam edilecek. 2018 yılı bütçesinden genç çiftçilerin desteklenmesine yönelik 503 milyon lira ödenek ayrıldı. Genç çiftçiye hibe desteği başvuru şartları ise Kırsal alanda ikamet eden 18-40 yaş aralığında tarımsal faaliyet gösteren veya göstermek isteyen kişiler. Nüfusu yirmi binden az olan yerleşim birimleri ve 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun öncesi tüzel kişiliği olan ve nüfusu 20 binden az olan yerleşim birimlerinde yer alan çiftçiler.

Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, TBMM Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu için bilgi notu hazırladı. Buna göre, 26 Şubat 2016 yılında yürürlüğe konulan Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında, 18-40 yaş arası çiftçilere 30 bin liraya kadar, proje karşılığı hibe veriliyor. 2016-2018 yılları arasına kapsayan program kapsamında yaklaşık 48 bin 100 genç çiftçiye toplam 1 milyar 443 milyon lira hibe desteği verilmesi planlanıyor.

Genç Çiftçilşere Hibe Desteği Başvuru Koşulları Neler
Kırsal alanda ikamet eden 18-40 yaş aralığında tarımsal faaliyet gösteren veya göstermek isteyen kişiler.                                Nüfusu yirmi binden az olan yerleşim birimleri ve 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun öncesi tüzel kişiliği olan ve nüfusu 20 binden az olan yerleşim birimlerinde yer alan çiftçiler.                                                                            Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.                                                                                                                                          Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla 18 yaşından gün almış, 41 yaşından gün almamış olmak.                                              Okur-yazar olmak.                                                                                                                                                                      Başvuru tarihi itibarıyla ücretli çalışıyor olmamak.                                                                                                                      Başvuru tarihi itibarıyla örgün eğitime devam ediyor olmamak.                                                                                                    Başvuru tarihi itibarıyla KDV, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi olmamak.                                                                          Aynı proje konusunda Bakanlığın diğer hibe programlarından yararlanmış olmamak.                                                                  Genç çiftçi hibe desteği 3 yıl süreyle uygulanacak. Bu kapsamda hibe desteğinden yararlanacak çiftçinin 1 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2018 tarihleri arasında kırsalda yaşamaları gerekiyor.                                                                                                      Ödemeler ilgili yılın bütçesinden karşılanacak. Dolayısıyla 2016-2017 ve 2018'de proje başvuruları alınacak. Başvuran herkese destek verilmeyecek. Projesi kabul edilen genç çiftçilere destek verilecek.                                                                                    Genç çiftçiler bu program kapsamında verilen hibe desteğinden sadece bir kez yararlanabilecek. Aynı proje konusunda Bakanlığın diğer hibe programından yararlanan çiftçiler bu destekten yararlanamayacak. Herkese 30 bin lira verilmeyecek.        Başvuruların, genç çiftçilerin kırsal alanda ikamet ettiği veya ikamet etmeyi taahhüt ettiği yerleşim biriminin bağlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine bizzat yapılması şarttır.                                                                                                                                          Söz konusu hibe desteğinden yararlanmak isteyen genç çiftçiler; başvurularını 13 Nisan - 12 Mayıs 2016 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüklerine yapılacak.

31 Bin Genç Çiftçiye Hibe Desteği
2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçiye, destekleme programı kapsamında 931 milyon lira hibe verildi. Bu yıl da 503 milyon lira hibe desteği sağlanacak. Genç Çiftçi Destekleme Programı'ndan, 2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçi yararlandı. Bu çiftçilere 931 milyon 350 bin lira hibe yardımı yapıldı. Genç çiftçilere, bu yıl da 503 milyon lira hibe desteği sağlanacak.                                                                                                                                                                                    Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, TBMM Bağcılık Sektörü ve Üzüm Üreticilerinin Sorunlarının Araştırılarak Alınacak Tedbirlerin Tespit Edilmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu için bilgi notu hazırladı. Buna göre, 26 Şubat 2016 yılında yürürlüğe konulan Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında, 18-40 yaş arası çiftçilere 30 bin liraya kadar, proje karşılığı hibe veriliyor. 2016-2018 yılları arasına kapsayan program kapsamında yaklaşık 48 bin 100 genç çiftçiye toplam 1 milyar 443 milyon lira hibe desteği verilmesi planlanıyor.                                              Bu desteklerden 2016-2017 yıllarında 31 bin 45 genç çiftçi yararlandı. Bu çiftçilere 931 milyon 350 bin lira hibe ödendi. Destekler, bu yıl da verilmeye devam edilecek. 2018 yılı bütçesinden genç çiftçilerin desteklenmesine yönelik 503 milyon lira ödenek ayrıldı.                                                                                                                                                                            Destekler, "büyükbaş hayvancılık, küçükbaş hayvancılık, tesis yapımı, arıcılık, kanatlı yetiştiriciliği, mantarcılık, kontrollü örtü altı tesisi, coğrafi işaretli olan gıdaların üretimi, ipek böcekçiliği, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi, açık alanda süs bitki yetiştiriciliği, meyve bahçesi, bağcılık, meyve üretimi" alanlarında veriliyor.2016 yılında 71, 2017 yılında 40 olmak üzere 111 genç çiftçiye bağcılık projesi için 3 milyon 330 bin lira hibe desteği sağlandı.

300 Koyun Projesine 10 MİLYONLUK Rekor Başvuru

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere verilecek olan 300 koyun projesi için rekor başvuru yapıldı. Edinilen bilgiye göre 300 Koyun Projesi için başvuruların 330bini aştığı, verilecek 500bin küçükbaş damızlık koyun isteyenlerin ise yapılan başvurular sonucunda 10milyonu aştığı saptandı.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan ‘Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular  devam ediyor. Devem eden başvuruların 330bini bulduğu belirtildi.
Proje için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor. 300 damızlık koyun başvuruları TİGEM’in internet sitesi üzerinden bu gün mesai bitimine kadar devem edecektir.
 

TİGEM 300 Koyun Başvuruları Sona Eriyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere satılacak 300 koyun projesi için başvurular bu gün sona eriyor.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular devam ediyor.
Söz konusu hayvanların alımı için başvurular, TİGEM'in internet sitesinden (www.tigem.gov.tr) alınıyor. Proje için bu gün son başvurular alınacak.
Proje kapsamında Akkaraman, Morkaraman, Merinos, İvesi, Karayaka, Hemşin, Eşme koyunu, Halep keçisi ve kıl keçisi elektronik ortamda müracaat eden yetiştiriciler tarafından tercih edilebiliyor. Başvuru sahipleri en fazla 3 ırk tercihinde bulunabiliyor.Yerli ırk küçükbaş hayvanlar yurt içinden, diğerlerinin Türkiye'den karşılanamayan kısmı yurt dışından getirilecek.
Proje kapsamındaki koyunlardan doğan kuzular için TİGEM tarafından alım garantisi verilecek. TİGEM'den, fiyatlar ve alım kriterlerinin, hayvanların bir yıl sonra doğum yapacağı göz önüne alınarak daha sonra açıklanacağı belirtildi. Fiyat tespitinde yetiştiricinin zarar etmeyeceği bir fiyatın baz alınacağı bildirildi.
Üretici başına 300 küçükbaşa kadar hayvanın verileceği projeyle 500 bin anaç hayvan temin edilmesi planlanıyor.
Projeyle 8. yılın sonunda küçükbaş dişi sayısının ilave 5 milyon başa ulaşması ve yaklaşık 3 milyon 250 bin baş erkek kesimiyle 52 bin 300 ton et üretimi hedefleniyor.
Üretici seçimi kriterleri
Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor
 
 

Tarım Üretimine Risk Oluşturan La Nina Enflasyonu Körükleyebilir

Tarımsal emtia üretimini etkileyebilecek güçte hava değişimlerine neden olan La Nina geri geliyor. Bazı bölgelere aşırı yağış, bazılarına ise kuraklık getirilirken, küresel üretimde art arda 6 yıldır yaşanmakta olan artışı bu yıl göremeyebiliriz. Bu da gıda fiyatlarını daha yukarı itebilir.
Dünyada gıda fiyatlarının yükseldiği bir dönemdeyiz. 2017'de küresel gıda fiyatları önceki yıla oranla yüzde 8,2 yükselerek 2014 yılından bu yana en yüksek seviyeye çıkmıştı. 2018'de yükseliş tahıl fiyatlarındaki artışla birlikte devam ediyor. Analistlere göre ekonomik büyüme beklentilerinin güçlenmesinin yarattığı talep, petrol fiyatlarındaki artışın maliyetlere getireceği yük ve biyoyakıt talebindeki artış, tahıl ve gıda fiyatlarını yukarı yönlü destekleyecek. Ancak, gıda fiyatlarını yükselterek enflasyonist baskı yaratacak bir risk daha kapımızda; La Nina.
İspanyolca kökenli bir kelime olan ve 'küçük kız' anlamına gelen La Nina, rüzgarın şiddetinin değişmesinden veya yön değiştirmesinden dolayı oluşan bir okyanus olayı. Tarımsal emtia üretimini etkileyebilecek güçte hava değişimlerine neden olabiliyor. Doğu Pasifik okyanusunda 3 ila 5 derece olması gereken deniz suyunun derecesi La Nina ile soğuyor. La Nina yaklaşık 5 ay kadar sürüyor ve tahıl üreticisi ülkelerde ciddi hava olaylarına neden oluyor. Etkilerinin kışın sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.
Fiyatlar Yılbaşından Bu Yana Yüzde 5,8 Arttı                                                                                                                          La Nina'nın geri gelmesiyle tarım ülkelerinde üretimin düşüş göstermesi bekleniyor. Bu da yılbaşından bu yana tarımsal emtiada yaşanan fiyat çıkışlarının sürerek, faizlerin arttığı bir ortamda enflasyonist baskıların şiddetlenmesine yol açabilir.
BMI Research La Nina'nın etkisini en çok hissedecek ürün gruplarının buğday, soya safulyesi, mısır, pamuk, şeker ve kahve olacağı tahmininde bulunuyor. ING Group da La Nina'nın 2018 emtia görünümünü etkilemeye başladığı uyarısı yapıyor. Yılbaşından bu yana tarım ürünlerinin fiyatlarında yaşanan artış bunu destekliyor. Zayıf seyreden dolar ve olumsuz hava koşullarının etkisiyle tarımsal emtia fiyatları yılın ilk işlem gününden bu yana yüzde 5,8 yükseldi. En büyük artış yüzde 17,1 ile kakao fiyatlarında kaydedildi. Chicago Emtia Borsası'nda buğday fiyatları yüzde 10,7 yükselirken, soya fasulyesinde yüzde 8,8, mısır fiyatlarında yüzde 7,6 ve pamukda yüzde 4,5 artış yaşandı. Analistler, La Nina'nın etkisiyle küresel üretiminde art arda 6 yıldır yaşanmakta olan artışı bu yıl göremeyebileceğimiz uyarısı yapıyor ve tahıl fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları güçlendireceğini belirtiyorlar.
Arjantin, Brezilya ve ABD’nin Üretimi Kritik!                                                                                                                            La Nina, Doğu Avustralya, Güney Doğu Asya için yağış; Güney Amerika için kuraklık demek. Mısır ve soya üretiminde önde gelen ülkelerden Arjantin ve Brezilya'da kuraklık getiren La Nina, bölgenin kahve üretimini de aksatabilir. ABD'nin kuzeyinde havaların soğumasına yol açması ise, dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından ABD'nin buğdayı için bir risk oluşturuyor. Güney Doğu Asya'da da aşırı yağışlar palm yağı, pirinç, şeker ve kauçuk için tehdit olarak görülüyor. Analistler en son 2015/2016 sezonunda yaşanan La Nina'nın, tarımsal emtia üreticisi Güney Afrika, Tayland, Hindistan, Vietnam'a da zarar verdiğini; Mozambik, Etiyopya ve Kosta Rika gibi ülkelerde de üretimin hasar gördüğünü hatırlatıyorlar.

 
 

Prim Borçluları İçin Ziraat Bankası Desteği Yarın Başlıyor

Ziraat Bankası Nakit ve Ürün Yönetimi Grup Başkanı Gülcihan, esnaf ve çiftçilerin birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyebilmeleri için uygun koşullarda kredi imkanı sunacaklarını, başvuruların 1 Mart'ta başlayacağını bildirdi.                    Ziraat Bankası Nakit ve Ürün Yönetimi Grup Başkanı Turgut Gülcihan, emeklilik hakkı doğmuş ancak prim borcu bulunan Bağkur'lulara kredi sağlanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ziraat Bankası arasındaki iş birliği protokolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yapılan protokolle 2011 ve 2016'daki iş birliklerinde olduğu gibi Bağkur prim borcundan dolayı emekli olamayan vatandaşlara, borçlarını ödeyip emekli olabilme imkanı sağlandığını hatırlatan Gülcihan, Bağkur kapsamında hizmeti olan ve bu hizmetler dikkate alındığında borcunu ödemesi durumunda yaşlılık aylığı bağlanacak esnaf ve çiftçilerin birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyebilmeleri için uygun koşullarda kredi imkanı sunacaklarını bildirdi.
Gülcihan, kredilendirme kapsamına birikmiş sigorta prim borcu, genel sağlık sigortası borcu, durdurulan sürelerin ihyası, doğum ve askerlik kapsamındaki hizmet borçlanmalarının dahil edildiğini bildirdi.
"KREDİ TAKSİTLERİ BAĞLANACAK MAAŞLA KARŞILANACAK"
Turgut Gülcihan, kredinin 48 aya varan vade avantajı ve aylık yüzde 1,28 faiz oranı ile sunulacağını belirterek, kredi kapsamında herhangi bir komisyon tahsil edilmeyeceğini, kredinin taksitlerinin bağlanacak emekli maaşı ile karşılanacağını söyledi.
"TÜM ZİRAAT BANKASI ŞUBELERİNE BAŞVURU YAPILABİLECEK"
Ziraat Bankası Nakit ve Ürün Yönetimi Grup Başkanı Gülcihan, krediden faydalanmak isteyen vatandaşların neler yapması gerektiğine ilişkin, şunları kaydetti:
"Vatandaşlar, öncelikle prim/borçlanma tutarlarının ne kadar olduğunu ve sigorta prim borçlarını ödemeleri halinde yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanamayacaklarını, kazanmaları durumunda bağlanacak yaşlılık aylık tutarının ne kadar olduğunu öğrenebilmek için SGK il/merkez müdürlüklerine başvurmalıdır. Söz konusu bilgileri içeren form ile bankamız şubelerine başvuruda bulunabilirler. Kredi kullandırımı uygun bulunan vatandaşlar, kullandırılan kredi tutarının vadesiz hesabında tutulduğunu gösteren, bankamızca düzenlenen yazı ile birlikte SGK il/merkez müdürlüklerine yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunacaklar. SGK il/merkez müdürlüklerince verilen, sigortalının talebinin kabul edildiğini, prim borcunun kurum hesabına aktarılması halinde emekli aylığının bağlanacağını içeren belge, başvuru yapılan şubeye ibraz edildiğinde sigortalının vadesiz hesabında bekleyen tutar, kuruma aktarılacaktır. Kurum tarafından sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığı ile kredi taksitlerinin ödemesi yapılacaktır."
Gülcihan, başvuruların yarın başlayacağını, tüm Ziraat Bankası şubelerine başvuru yapılabileceğini bildirdi.
"1,6 MİLYAR LİRA KREDİ KULLANDIRDIK"
Turgut Gülcihan, 2011 ve 2016 yıllarında da prim borcundan dolayı emekli olamayan vatandaşlara kredi desteği sunduklarını hatırlatarak, 2011 yılında 89 bin 649 vatandaşa 1 milyar 489 milyon 441 bin 162 lira kredi kullandırımı yaptıklarını, 2011'de ilgili vatandaşlara ortalama 16 bin 600 liralık kredi kullandırdıklarını bildirdi.
 

Çiftçilere Ödenecek Tarımsal Destek Belli Oldu

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dahil olan çiftçilere bu yıl ödenecek tarımsal destek belli oldu.
Bakanlar Kurulunun, "2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar"ı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, ÇKS'ye dahil olan çiftçilere bu yıl için ödenecek tarımsal destekler belirlendi.
Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale için dekar başına 15 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere toplam 19 lira, çeltik, pamuk için dekar başına 40 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak  üzere 44 lira, nohut, mercimek, kuru fasulye için dekar başına 14 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere toplam 18 lira, aspir için dekar başına 12 lirası mazot, 4 lirası gübre üzere 16 lira, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, dane mısır, patates için dekar başına 19 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere 23 lira, kanola (Kolza), soğan, yaş çay, fındık, yem bitkileri ve diğer ürünler için dekar başına 10 lirası mazot, 4 lirası gübre olmak üzere 14 lira, nadas için de 6 liralık mazot desteği verilecek.
Mazot fiyatlarında artış olması durumunda belirlenen mazot destekleme birim fiyatları, bu yıl içerisinde günlük mazot fiyat artış oranları ortalaması kadar oranda Maliye Bakanlığının uygun görüşüyle artırılarak uygulanacak.
Toprak analizi desteği olarak asgari 50 dekar ve üzeri tarım arazilerinde, her 50 dekar araziye kadar analiz başına yetkili toprak analiz laboratuvarlarına 40 lira destek sunulacak.
Organik tarım için 10 ila 100 lira destek
Organik tarım için kategorilerine göre dekara 10 ila 100 lira destek sağlanacak.
İyi tarım uygulamaları desteklemesi kapsamında meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı ve çeltik için dekar başına 10 ila 150 lira arasında destek verilecek. Ayrıca alabalık, çipura, levrek için kilogram başı 25 kuruş desteklenecek.
Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmelerinin desteklenmesi uygulamalarında dekara 100 lira ödenecek.
Fındık üreticilerine alan bazlı gelir desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında belirlenen yerlerde yapılan üretimde dekara 170 lira olarak ödenecek.
Fark ödemeleri kapsamında belirlenen havzalarda yetiştirilecek ürünler için verilecek destekler de tespit edildi. Bu kapsamda kilogram başına yağlık ayçiçeğine 40 kuruş, kütlü pamuğa 80 kuruş, soya fasulyesine 60 kuruş, kanolaya 50 kuruş, aspire 55 kuruş, dane mısıra 3 kuruş, buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikaleye 5 kuruş, çeltiğe 10 kuruş, kuru fasulyeye, nohuda, mercimeğe 50 kuruş, zeytinyağına 80 kuruş ve yaş çaya 13 kuruş destek verilecek.
4 ay ve üzeri buzağı için 350 lira destek
Hayvancılık alanında, programlı aşıları tamamlanmak kaydıyla 4 ay ve üzeri buzağı için 350 lira, malak için 150 lira, soy kütüğüne kayıtlı buzağı için 500 lira, malak için 400 lira, yurt içinde üretilen ve döl kontrolü kapsamında testlerini tamamlamış boğaların buzağılarına 50 lira, anaç mandalara 250 lira, soy kütüğüne kayıtlı anaç mandalara 400 lira destek ödenecek. Bakanlıkça Yetiştirici Bölgesi olarak belirlenen illerde buzağı ve malaklara 200 lira ilave destek verilecek.
Ürettiği çiğ sütü kayıtlı süt işleme tesislerine satan ve bir hayvancılık örgütüne üye olan yetiştiricilere, manda, koyun ve keçi sütü ile inek sütü, soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalıyla pazarlanan soğutulmuş inek sütüne farklı olmak üzere, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden destekleme ödemesi yapılacak. Ürettiği çiğ sütü üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne (ESK) satan üreticilerin çiğ süt desteklemeleri devam edecek.
Çoban istihdamı desteği, 200 ve üzeri küçükbaş anaç hayvan varlığına sahip işletmelere 5 bin lira olarak ödenecek. Damızlık koyun-keçi yetiştiriciliğinde anaç hayvan başına 25 lira, Mardin, Siirt ve Şırnak’ta anaç tiftik keçilerine ilave 20 lira ödeme yapılacak.
Arı yetiştiricilerine kovan başına 10 lira verilecek
Arı yetiştiricilerine de arılı kovan başına 10 lira, ana arı için 15 lira, damızlık ana arı için ise 40 lira destek sunulacak.
Öte yandan ipek böceği yetiştiriciliği de desteklenecek.
Yurt içinde doğmuş ve besi süresini tamamlamış erkek sığırlarını (manda dahil) mevzuatına uygun kesimhanelerde kestiren yetiştiricilere, 1-200 baş için (200 dahil), hayvan başına 250 liraya kadar Bakanlıkça belirlenen fiyat üzerinden destekleme ödemesi yapılacak.
 
 

2018 Yılında Hayvancığa Verilecek Olan Destek Üreticiyi Memnun Edecek mi?

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve  538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlanmasının ardından hayvancılığa yapılan destekleme kalemlerinde artış yapılmadığı görüldü. 
Buna göre: 4 aylık Buzağaya hayvan başı 350 TL, soy kütüğüne kayıtlı Buzağaya 500 TL, döl kontrollü boğa yavrusuna ilave 50 TL, yetiştiricilik bölgesi illere ilave 200 TL, anaç manda 250 TL, soy kütüğüne kayıtlı manda 400 TL, malak 150 TL, soy kütüğüne kayıtlı malak 400 TL olarak belirlendi.
Bunun yanı sıra büyükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,50 TL,  küçükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,00 TL olarak veridi.
Halk elinden ıslah projesi kapsamında koyun/keçilere elit sürüde 70 TL, taban sürüde ise 40TL verildi. Damızlık erkek koç tekeye hayvan başı 20 TL verilirken, damızlığa ayrılan manda/düve/tosuna ise 200 TL verildi. Öte yandan bu desteklerin buzağı, malak, manda ve koyun, keçi desteğinin %3’ü il birliklerine, bu yüzde 3’ün içerisinde ki %5’lik dilim ise merkez birliklerine verildi.
 
 

2018 Tarımsal Destekler Yayımlandı

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve 538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlandı.
2018  yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin karar çevreye duyarlı tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, verimi ve kaliteyi yükseltmek, araştırma ve geliştirme projelerini desteklemek, uygulanan politikaların etkinliğini sağlamak, sektörün öncelikli problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak, sürdürülebilirliği sağlamak ve tarımsal kayıtların güncel tutulması amacıyla hazırlanmış olup, 2018 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları kapsar.
Alan bazlı destekler; 2018 yılı ÇKS kayıtlarına göre tarımda kullanılan mazot ve gübre desteği için, aşağıda belirlenen miktarda alan bazlı destek ödemesi yapılır.
Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında desteklenen; yağlık  ayçiçeği, kütlü pamuk, soya fasulyesi, kanola (kolza), aspir, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, çeltik, kuru fasulye, mercimek, nohut, yaş çay, fındık, yem bitkileri, patates ve kuru soğan ürünlerinin dışında kalan diğer bütün ürünlere, “Diğer Ürünler” kategorisinde belirtilen miktar kadar Mazot ve Gübre Destekleme ödemesi yapılır. Detaylı bilgiler için aşağıdaki link tıklayınız
  Karar Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız

Gıda, Tarım, Hayvancılık Olmazsa Olmazlarımız

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba memleketi Şanlıurfa’da, 2013 yılında 100 bin metrekare alana sahip tesiste günlük 500 ton süt işleme kapasitesiyle faaliyete geçen  Pınar Süt Fabrikası’nı gezerek incelemelerde bulundu. Fakıbaba, “Gıda, tarım ve hayvancılık olmazsa olmazımız. Biz bu sektörde başarılı olmak zorundayız. Üreticiler ve sanayicilerimizde bu inanç var. Bunun için de bulunduğum fabrikada yüzlerce Urfalı var. Sanayicilerimiz ve çalışanlarımızla başarıya ulaşacağız. Şanlıurfa’ya fabrika yatırımı yapan Pınar Süt’e teşekkür ediyorum. Modern tesislerinde üretimi, istihdamı, ihracatı artırma hedefleriyle hem ilimize hem bölgemize hem de ülkemize kazandırıyorlar” dedi.
Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da şunları söyledi: 
“Fabrikamız kurulduğu günden bu yana bölgedeki süt üreticileri ve tedarikçilerine hayvan sağlığı, beslenmesi ve süt kalitesinin arttırılması konusunda eğitimler veriyoruz. Hedefimiz Şanlıurfa Fabrikamızın ihracatımızdaki rolünü artırmak ve bölge ekonomisinin gelişimine katkı sağlamak. Üreticilerimizle beraber bu hedef için çalışarak ülkemize değer yaratmaya devam edeceğiz.”
Tek başına yüzde 20
Yaşar Holding İcra Başkanı Mehmet Aktaş, Şanlıurfa fabrikasından geçtiğimiz yıl başlayan ihracatın bölge ekonomisine kattığı değerden bahsederek “Türkiye süt ihracatının tek başına yüzde 20’sini gerçekleştiren Pınar Süt’ün Şanlıurfa Fabrikası üretim ve lojistik anlamda önemli bir üs konumunda” dedi.
Pınar Süt Şanlıurfa Fabrikası’nda, hammadde, satış, nakliye, ambalaj üretimi gibi alanlarla beraber dolaylı olarak 5.000 kişiye iş imkanı sağlanması hedefleniyor. İleri teknolojinin hakim olduğu fabrika için 100 milyon TL yatırım yapan Pınar’ın yıllık 180 milyon litre kapasiteye ulaşması hedefleniyor. 
 
 

300 Koyun Projesinin Detayları Bakan Fakıbaba Tarafından Açıklandı!

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba 300 koyun projesinin yanlış anlaşıldığını belirterek,"Hayvan vereceğimiz
çiftçinin merası ve ahırı olacak, aynı zamanda bu işi yapan kişi olacak" dedi. Peki 300 koyun projesi nedir? 
Ülkemizde bilindiği üzere köyden şehre göç uzun süredir devam etmekte olup bu durum köylerin yok olmasına sebep olmaktadır. Öyle ki son 20 - 30 yılda yüzlerce köyün nüfusu neredeyse yok olma düzeyine geldi ve hayvancılıkta pek çok bölgede yapılmamaya başlandı. Buna göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı harekete geçerek köylerine dönen ailelere 300 koyun verileceği müjdesini açıkladı. Yeni açıklamasında bu projenin detaylarını açıkladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "300 koyun" projesine açıklık getirdi. Fakıbaba, "Bir yanlış anlaşılma oldu 'sanki herkese dağıtacağız gibi'. Hayvan vereceğimiz çiftçinin merası ve ahırı olacak, aynı zamanda bu işi yapan kişi olacak. 300 koyunluk ahırı vardır ama 100 koyunu var, biz bunu 300'e tamamlayacağız, 50 tane vardır biz bunu da 300'e tamamlayacağız" diye konuştu ve ekledi: "Emin olun 500 bin anaç koyun 5 yıl sonra 5 milyon ediyor ve bu 500 bin her yıl devam edecek ve bunun yanı sıra 250 bin düve vereceğiz. Bunlar yarın bizim ihtiyacımızı karşılayacak. Et ithal etmemizin esas nedeni ananın azlığıdır, biz anayı nasıl çoğaltırız onun hesaplarını yapıyoruz. TİGEM'le de farklı bir şekilde damızlık konusunda çalışmalarımız olacak"
 

Gıda Enflasyonuyla Mücadele İçin Paket Açıklanacak

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek üzere önemli bir paketin yakında açıklanacağını söyledi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek üzere önemli bir paket ile enerji alanında akü ve depolama konusunda kritik bir yatırımın yakında açıklanacağını söyledi, ayrıca tekstil sektörüne yönelik teşvik düzenlemeleri yapacaklarını ifade etti.
Zeybekci, "İnşallah birkaç hafta içinde enerji saklama ve akü ile ilgili, bunun yüzde 100'ünün Türkiye'de üretilmesiyle ilgili çok önemli bir yatırımı da Türkiye'ye kazandırdığımızı göreceksiniz" dedi.
Enflasyonla mücadele edeceklerini belirten Zeybekci, "Özellikle aşırı oynak gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek için çok önemli bir paketi inşallah yakında Başbakanımız Binali Yıldırım'ın açıklayacak" diye konuştu.
Tekstil, hazır giyim ve konfeksiyonla ilgili de teşvik düzenlemeleri yapacaklarını dile getiren Zeybekci, daha önce verilen teşvikleri güncelleyen, modernizasyon, yenileme ve kapasiteyle ilgili destekleri içine alan kombinasyonları yeniden hayata geçireceklerini bildirdi.
 

Prim Borcu Bulunan Bağkur'lu Çiftçiye Emeklilik Fırsatı

SGK ile Ziraat Bankası arasında, emeklilik hakkı doğmuş ama prim borcu bulunan Bağkurlu çiftçilere kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ziraat Bankası arasında, emeklilik hakkı doğmuş ama prim borcu bulunan Bağkur'lu çiftçilere aylık yüzde 1,28 faiz oranı ve 48 ay vade imkanıyla kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Salonu'ndaki "Prim Borçlarını Ödeyerek Emekli Olabilecek Tarım Bağkurlu Sigortalılara Kredi Sağlanması Protokolü" imza törenine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı ve diğer yetkililer katıldı.
Törendeki konuşmasına Zeytin Dalı Harekatı'na katılanlara başarı dileyerek başlayan Sarıeroğlu, şehit olan Mehmetçiklere Allah'tan rahmet, yaralananlara ise acil şifa diledi.
Sarıeroğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak, şehit ailelerinin yanında olduklarını, onları emanet olarak gördüklerini ve her türlü işlemlerini kolaylaştırdıklarını söyledi.
Türkiye'nin bir yandan terörle mücadelesini sürdürürken diğer yandan yatırım ve reformlarına hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Sarıeroğlu, ihtiyaçların karşılanması konusunda milletin yanında olmaya devam ettiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hafta çiftçiler için önemli düzenlemeleri içeren açıklamalar yaptığını hatırlatan Sarıeroğlu, bugün imzalanan protokolün ve düzenlemelerin çiftlere kolaylık sağlamasını diledi.
Göreve geldiği ilk andan itibaren hiçbir konuyu kenara itmediklerini anlatan Sarıeroğlu, şöyle devam etti:
"Her konuyla ilgili ortak akla inanarak, diyalogla istişareyle çözüm odaklı bir bakış açısıyla çalışmalarımızı sürdürdük. Ücretsiz aile işçiliği bizim için önemli. Bu bağlamda kadınlarla ilgili özellikle çiftçi kadınlarımızla ilgili Tarım Bakanlığımızla geçmişten beri yürüttüğümüz çalışmalarımız var. Bu dönemde de inşallah İŞKUR aracılığıyla kadın çiftçilerimize destek olmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz sene çok başarılı bir projeyi, kadın girişimciliğinin desteklenmesiyle ilgili bir projeyi hayata geçirmiştik. Diğer taraftan uygulamaya koyduğumuz hem geçmiş dönemdeki teşviklerimiz hem bu dönemdeki istihdam teşviklerimiz çiftçilerimizi de kapsıyor. Beş puanlık prim indirimlerimiz çiftçilerimizi kapsıyor."
Sosyal Güvenlik anlamında önemli atılımlar yaptıklarını aktaran Sarıeroğlu, "Şuan 708 bin tarım Bağkur'lu sigortalımız var. Tarım Bağkur'lu 682 bin de emeklimiz var. Biz, inşallah önümüzdeki dönemlerde de bu kesimlerin tamamına dokunacak çalışmalarımızı gerçekleştirmek için çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz." dedi.
Tüm kesimlerle ilgili çalışmalarını sürdüreceklerini bildiren Sarıeroğlu, tüm vatandaşların geçmişinin, bugününün, geleceğinin Sosyal Güvenlik şemsiyesinin teminatı altında olduğunu kaydetti.
İmzalanan protokolün içeriğine ilişkin bilgi veren Sarıeroğlu, şunları söyledi:
"Kapsama giren Tarım Bağkur'lularımız, yaşını doldurmuş, prim gün sayısını doldurmuş ancak prim borçlarını ödeyemediği için emekli olamamış kişileri kapsıyor. Bu borçları ödediği takdirde emekliliğe hak kazanma şartına sahip olması gerekiyor. Yine doğum ve askerlik borçlanması yaparak emekliliğe hak kazanma şartlarına sahip olması gerekiyor. Hizmetlerini dondurmuş olup, emekliliğe hak kazanma şartlarını sağlayan tarım Bağkur'lu sigortalılarımızı kapsama alıyoruz. Ziraat Bankasından alınacak krediler, burada önemli bir ayrıntı, emekli maaşlarından taksitleri ödenecek. Bunun da önemli bir kolaylık olacağını düşünüyoruz."
Protokol üç ay süreyle geçerli
TZOB Genel Başkanı Bayraktar ise imzalanacak iş birliği protokolünü çok önemsediklerine işaret ederek "Birçok çiftçimizin birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyemedikleri için emekli aylığına hak kazanamadıklarını biliyoruz." dedi.
5510 sayılı Kanunun 4/B kapsamındaki yaşlılık aylığı bağlanacak Tarım Bağkur sigortalısı çiftçilerin birikmiş sigorta prim borçlarının tasfiye edilmesi için kredi kullandırılması ve böylelikle emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanmasının büyük bir mağduriyeti gidereceğini bildiren Bayraktar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Tasfiye edilecek borçların, sigorta primlerinin yanı sıra genel sağlık sigortası borcu, durdurulan sürelerin ihyası, doğum ve askerlik kapsamındaki hizmet borçlanmalarını da kapsaması son derece isabetli bir karar olmuştur.
Bu durumdaki çiftçilerimiz, imzalanan bu protokol hükümleri çerçevesinde, aylık yüzde 1,28 faiz oranıyla 48 ay vade imkanıyla Ziraat Bankası'ndan kredi çekip, birikmiş prim borcunu ödeyip emekli olabilecektir.
Üç ay süreyle geçerli olacak protokol, iki kez daha uzatılabilecek. Takdir edersiniz ki bizim için süre önemlidir. Protokolden, kapsamdaki tüm çiftçilerimizin yararlanması için yeterince bir süre olmalıdır.
4/A sigortalı olarak tarımda çalışan ve kendi primini ödeyen mevsimlik işçilerimiz ile Tarım Bağkur'lu olup da daha sonra 4/A sigortalı olarak bir işe girip çalışan çiftçilerimiz de bu protokolden yararlandırılmalıdır. Bu protokol kapsamına, bu durumdaki çiftçilerimiz de alınırsa çok sayıda çiftçimizin mağduriyeti giderilmiş olur."
Tarımdaki sigortalı nüfusunun hızla artırılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, tarımda kayıt dışı çalışmanın azaltması, sigortalı nüfusun artırılması için tarımda sigorta prim yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, şöyle konuştu:
"2018'de 25 olan prim ödeme gün sayısı yeniden 2008'deki rakama, 15 güne indirilmelidir.
Tarım sektöründe çalışan kadınlara da pozitif ayrımcılık istiyoruz. Bu kapsamda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50'si devlet tarafından karşılanmalıdır. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir."
SGK Başkanı Bağlı da bugün imzalanan protokolün daha önce imzaladıkları "Emeklilik Hakkı Doğmuş Bağkur'lu Esnafa Kredi Sağlanması Protokolü" ile aynı şartlara sahip olduğunu belirtti.
Bağlı, protokolün 1,28 faiz oranı, 48 ay vade ve 3'er ay süre uzatma imkanı verdiğini kaydederek "Talimatımız doğrultusunda, herhangi bir kredi, sicil sorgulanması yapılmayacak ve komisyon söz konusu olmayacak." dedi.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Aydın ise protokolün hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından, Bağlı ve Aydın tarafından emeklilik hakkı doğmuş Bağkur'lu çiftçiye kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.

13. Mersin Tarım, Gıda Ve Hayvancılık Fuarı Açıldı

13. Mersin Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı düzenlenen törenle açıldı. 22-25 Şubat tarihleri arasında ziyaret edilebilecek fuarda tarım ürünleri, tarım makineleri, ambalajlama ve paketleme malzemeleri sergileniyor.
CNR Holding’e bağlı Pozitif Fuarcılık ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası, Tarım İl Müdürlüğü işbirliğinde CNR EXPO Yenişehir Fuar Merkezi’nde düzenlenen 13. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nın açılışına Mersin Valisi Ali İhsan Su, Akdeniz Bölge  ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Önder Gürbüz, Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Kerim Tufan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Osman Güzelgöz, Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Fatih Hasdemir, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut ve sektör temsilcileri katıldı. Fuarın açılışında konuşan Vali Su, Mersin’in bugün önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptığını söyledi. Dünyada insanlık için her zaman gerekli olan şeyin “gıda” olduğunu vurgulayan Su, “Herşeyi öteleyebilirsin, almayabilirsin ama bir ihtiyaç vardır ki ötelenmesi, ihtiyaç duyulmaması mümkün değildir. Bu da insanın beslenmesi, gıdadır. O yüzden bu fuar çok önemli. Günümüzde tarım sektörü gittikçe önemini artırıyor. Artık gelişen teknolojiyle beraber bazı sorunlar da ortaya çıkıyor. Bu anlamda kullanılabilir sular, kullanılabilir tarım arazileri, iklim değişimleri hesap edildiği zaman tarım sektöründe çok ciddi araştırmalara gerek olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün dünyada, aynı doğrultuda ülkemizde de tarım, gıda ve hayvancılık sektöründe çok ciddi çalışmalar, araştırmalar yapılmaktadır. Dünyada tarım deyince gittikçe kavramlar değişiyor. Eko tarım, organik tarım, şimdi ise dijital tarımdan bahsediyoruz. Her geçen gün tarımda yeni gelişmeler meydana geliyor. Tüm bu gelişmeleri de takip etmek zorundayız” dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Osman Güzelgöz ise fuarların üreticinin tüketiciyle, sanayicinin katılımcılarla buluştuğu, tanıştığı, üretimini değerlendirdiği alanlar olduğunu söyledi. Tarım anlamında Mersin’i çok önemsediklerini kaydeden Güzelgöz, “Mersin tarım fuarları konusunda önemli çalışmalar yapıyor. Bizde elimizden geldiği kadar destek veriyoruz. Mersin bizim için önemli çünkü hem bir ova şehri, hem bir hayvancılık şehri hem bir gıda şehri. Tamamıyla bakarsanız önemsenmesi gereken ciddi bir tarım şehri. Onun için fuarların da önemsenmesi gerekiyor. Gelecek sene bu fuarın uluslararası bir boyut kazanması için şimdiden çalışmaya başlayacağız. Gelecek sene inşallah burada uluslararası bir fuar yapmak istiyoruz. Biz bu fuara Türkiye’de birinci kategoride bakarak katılıyoruz. Bu çapta Türkiye’de üç ilde fuara katılıyoruz. Mersin onlardan birisidir” diye konuştu.
Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Fatih Hasdemir de katma değeri yüksek ürünler üretilmezse dünya rekabet liginde hak ettiğimiz yeri alamayacağımızı belirterek, “Daha sürdürülebilir, daha rekabetçi, daha doğa dostu ürünlere, teknolojilere ve sanayiye yönelmemiz lazım. İnsanoğlunun vazgeçemeyeceği en temel unsurlardan bir tanesi gıdadır. Bu her geçen gün önemini daha da artırarak devam edecektir. Mersin ilimiz ve özellikle Çukurova bölgemiz bu konuda Türkiye’ye en fazla katkı sağlayacak bölgelerden birisidir. Dolayısıyla sektörlerde değişim ve dönüşüm sağlarken gıda, tarım ve hayvancılık sektörünü de bu değişimin merkezine koymamız lazım. Bizde bakanlık olarak hazırlayacağız kalkınma planlarında ve bizlere bağlı kalkınma ajansları vasıtasıyla bu değişim ve dönüşüme katkı sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Özellikle topraklarının yüzde 25’i tarımsal arazi olan Mersinimize de katkı sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
MTSO Başkanı Şerafettin Aşut ise dünya ekonomisinin ciddi anlamda değişim yaşadığının altını çizerek, "Dünyanın hızla değişen demografik yapısı, artan nüfus ve daha önemlisi kentleşen dünya nüfusu, tarım, gıda ve hayvancılık sektörlerini ulusal güvenlik meselesi haline getirmektedir. Bu işin tüm gelişmiş dünyada üç payandası vardır. Devlet yani işin kamu ayağı, özel sektör, yani üreticiler ve yerel yönetimlerdir. Bu üç payandadan biri olmazsa o sektörde gerçek bir gelişme bekleyemeyiz. Bu üç temel payandanın ulusal anlamda oluşturmak istediğimiz yüksek teknolojili üretim vizyonunu daha çok sahiplenmesi gerekiyor. İşte bu vizyonla ve iş birliğiyle düzenlenen bu fuar, Mersin Valiliğimizin vermiş olduğu büyük desteklerle, uluslararası ve ulusal çapta sektörlerinde lider 100 yerli ve 10 yabancı firma ile Mersin’in önemli sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Mersin tarımına önemli faydalar sağlayacağına inandığımız fuarı yaklaşık 30 bin çiftçimizin ziyaret etmesini beklemekteyiz. Fuar süresince düzenlenecek konferans ve etkinlikler çerçevesinde çiftçilerimizi bilinçli tarım uygulamalarındaki en son teknoloji ve uygulamalarla buluşturmayı hedefliyoruz. Ülkemin üreticisine olan güvenimle, büyüyen Türkiye’nin ve büyüyen Mersin’in potansiyeline olan inancımla, Mersin’in Türkiye’nin tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında daha iddialı bir merkez olacağına inanıyorum" dedi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. Protokol üyeleri daha sonra fuardaki stantları tek tek gezerek, üreticilere ve firma temsilcilerine başarılar diledi.
 

TİGEM 300 Koyun Başvurusu İçin Süreç Başladı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği ve büyük bir ilgi gören 'Köyüne geri dönenlere 300 koyun ve maaş' projesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından sonra ilk adım atıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, 300 başa kadar küçükbaş hayvan için başvurular başladı. İşte, TİGEM üzerinden yapılan '300 koyun' projesi başvuru şartları ve detaylı bilgileri...
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarafından ''Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol'' projesi kapsamında yapılan köyüne geri dönene 300 koyun artı maaş verileceğine yönelik açıklama ülke genelinde büyük heyecana yol açtı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın detaylarını açıkladığı projede detaylar belli oldu. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında doğacak kuzuların alımı garanti edilecek ve taban alım fiyatı önceden belirlenecek. Üretilecek tüy ve süt yetiştiricinin olacak.
8 yıl sonunda 5 milyon dişi hedefleniyor
Projeye katılımın yeterli düzeyde olması halinde 8.yılın sonunda toplam 5 milyon dişi hedefleniyor. Bu süreçte 3 milyon 250 bin baş erkek hayvanın kesimiyle 52.300 ton et üretimi ise projenin diğer hedefleri arasında yer alıyor.

Başvuru nasıl yapılacak?

Oluşturulacak web sitesinde müracaat şartları ve başvuru kriterlerinin yayınlanması,
Elektronik ortamda yetiştiricilerin ön başvurularının alınması,
Başvuruların TİGEM tarafından değerlendirilmesi,
TİGEM tarafından başvuruları kabul edilen yetiştiricilerin Ziraat Bankası tarafından değerlendirilmesi,
Kazananların duyurulması,
Kredisi onaylanan yetiştiriciler ile Ziraat Bankası ve TİGEM arasında sözleşmelerin imzalanması.
Hayvanların temini ve teslim edilmesi,
Teslim edilen hayvanların İl/İlçe Müdürlükleri tarafından aşılama ve küpelenmesinin ücretsiz olarak yapılması,
Yetiştiriciye bakım giderleri ve sigorta bedeli için avans verilmesi,
Doğacak dişi kuzular için TİGEM tarafından yetiştiriciye alım garantisi verilmesi,
Alınacak dişi kuzuların Bakanlığın diğer projelerinde değerlendirilmesi.

Tarımsal Destekler Ne Zaman Yatıyor? Destekleme Ürünleri Nelerdir?

Tarımsal destek almak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na başvuracak çiftçiler 2018 tarım destek ödemelerinin ne zaman yapılacağını merak ediyorlar. Peki, 2018 tarım destekleri ne zaman yatacak? Tarım destek tutarları ve desteklenecek olan ürünler nelerdir? İşte, tarım destek ödemeleri tarihi...
Gıda Tarım ve Hayvancılık  Bakanlığı tarım ile uğraşan çiftçi vatandaşları desteklemeye devam ediyor. Tarım destek ödemeleri adı altında yapılan bu yardımın 2018 yılında ne zaman ödeneceği çiftçiler tarafından araştırılmaya başlandı. Peki, 2018 tarım destek ödemeleri ne zaman yapılacak? Tarım destek ödemeleri illere göre tutarları nelerdir?  Tarım destek ürünleri  listesi ve tarım desteğine ilişkin tüm ayrıntılar www.anadoluizlenimleri.com da
2018 TARIM DESTEKLERİ NE ZAMAN YATACAK?
2018 yılında yapılacak tarım destek ödemelerine ilişkin henüz herhangi bir tarih belirtilmedi. Ancak geçen yıldan yola çıkılarak bir tahmin öngörülüyor. 2017 yılında 31 Mart-14 Nisan tarihleri arasında kişinin TC. kimlik numarasının son harfi baz alınarak yapılan ödemeler Ziraat Bankası tarafından yapılmıştı.
Bu yıl da, geçtiğimiz yıl gibi Ziraat Bankası tarafından; TC Kimlik Numarası 0 ile bitenler için 31 Mart 2017, TC Kimlik Numarası 2-4 arasında bitenler için 07 Nisan 2017, TC Kimlik Numarası 6-8 arasında bitenler için ise 14 Nisan 2017 tarihinde ödenmesi öngörülüyor. 
TARIM DESTEĞİ ALAN ÜRÜNLERİN LİSTESİ İÇİN TIKLAYINIZ
 

Motorine yapılan zamlar’dan Üretici de mağdur


Motorine ardı ardına yapılan zamlar üreticiyide mağdur ediyor. Son günlerde morine yapılan zamların ardından  tarım kesiminde motorin tüketenlerin maliyetleri de artmaya başladı. Tarım kesiminde edinilin bilgiye göre yılda 3 milyon ton motorin kullanılıyor. Yılbaşında bu tarafa mtorine yapılan zam 50 kuruşu geçti.
Tarım kesimin de motorin kullanan üreticininde 1,5 milyar TL gibi girdilerine bir girdi daha eklenmiş oldu. Üretmenin hergeçen gün zorlaştığının altını çizen üreticiler girdi maliyetlerinin çok fazla olduğunu ve birde motorine gelen bu zamlarında etkilemesi ile ekimin ve üretimin yapılamaz hale geldiğinin altını çiziyor. Üretici yine kendi sorunun çözümünüde kendisi söylüyor. Diyorki Balıkçılara yapılan ucuz mazotun üreticiye verilsin biz üretiyoruz devletimizde daha çok üretmenin önündeki engeli kaldırsın diye serzenişte bulunuyor. Devlet, çiftçiye dekar başına, farklı ürünlerde farklı oranlarda mazot desteği veriyor. Ancak bu yılın destekleri gelecek yıl ödenecek. Buğdayda dekar başı 7 litre mazot kullanılıyor. Şimdilerde 7 litre mazot 35 TL, devlet desteği 13 TL.
Pamuk ve çeltikte dekar başı 20 litreden fazla mazot kullanılıyor. Dekar başı mazot gideri 100 TL. Devlet desteği 36 TL.
 
 
 

‘Genç Çiftçiler’ Geri Döndü

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde “Genç Çiftçi Projesi”ne başvuran 9 genç, aldıkları 30’ar bin lira hibe desteğiyle kivi bahçeleri kuruyor.

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde bu yıl içinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamındaki “Genç Çiftçi Projesi”nden yararlanmaya hak kazanan 9 genç, kivi bahçesi kurmak için 30’ar bin lira hibe desteği alacak.

İş umuduyla ayrıldıkları köylerine geri dönen gençler, Türkiye’nin en kaliteli kivi üretiminin yapıldığı Çınarcık’a bağlı Kocadere köyünde kuracakları tarım tesislerinde üretim yapacak.

Çınarcık Kaymakamı Abdullah Çiftçi yaptığı açıklamada, Yalova’nın Türkiye’de kivi üretimi konusunda önde gelen yerlerden olduğunu söyledi.

55 proje, 1 milyon 650 bin liralık katma değer

İki yıldır uygulanan tarım projeleriyle ilçede önemli mesafeler alındığını dile getiren Çiftçi, şöyle konuştu:

“Çınarcık, iki yılda ‘Genç Çiftçi Projesi’nden 55 projeyle istifade etti. Türkiye ortalamasına bakıldığında çok iyi bir rakam. Bu 55 projeden 1 milyon 650 bin lira katma değer kazandırıldı. Gençlerin büyük şehirlere iş bulmak için göç ettiği durumlar yerine Genç Çiftçi Projesi’yle ilçemize geri dönüşler başladı. Gerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü gerek ilçe müdürlüğümüzdeki arkadaşlarımızın ciddi gayreti ve köylülerimizin de bilinçlenmesiyle beraber bu noktada önemli mesafeler alındı.”

Kivide 2 bin tonluk rekolte

Çiftçi, ilçedeki kivi rekoltesinin 2 bin ton civarında olduğunu belirterek, bu rakamı artırmayı istediklerini söyledi.

Özellikle Şenköy ve Kocadere bölgesinin, iklimi ve toprağı itibarıyla Türkiye’de kivi üretimi bakımından en verimli alanlardan olduğunu dile getiren Çiftçi, “Bu alana ağırlık vereceğiz. Genç Çiftçi Projesi bu noktada önemli bir destek sağladı.” dedi.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Suat Parıldar da “durmak yok, üretime devam” diyen çiftçilerin, gençlerin yanında olduklarını belirtti.

Parıldar, Yalova genelinde geçen yıl 119, bu yıl da 121 gencin projeden faydalandığını ifade ederek, gençlerin köylerine dönüşünün ve üretim katkısının sağlandığını söyledi.

Genç Çiftçi Projesi’nin köylere dönüşü hızlandırdığını vurgulayan Parıldar, “Genç Çiftçi Projesi’yle gerek büyük şehirlere göçmüş ancak aradığını bulamamış, geçimini istediği gibi sağlayamayan gençlerimizin köylere dönüşümünü sağladık. Gerekse de köyden kente göç eğiliminde olan gençlerimize de yine köyünde istihdam sağladık.” diye konuştu.

Genç çiftçiler destekten memnun

Kocadere köyüne geri dönen genç çiftçilerden Erdem Er de 2008’de Süleyman Demirel Üniversitesi Orman İşletmeciliği Bölümünden mezun olduğunu aktardı.

Aldığı hibeyle kivi bahçesi kurduğunu belirten Er, “Üniversiteyi bitirdikten sonra büyükşehirlerde iş aradım, umduğumu bulamadım. Bakanlığımızın uyguladığı Genç Çiftçi Projesi’nden yararlanmak için başvuru yaptım ve 30 bin liralık hibe aldım. Yalova kent merkezinde oturuyordum. Köyüme dönmek için Bakanlığımızın uygulamış olduğu Genç Çifti Projesinden yararlanmak için çalıştığım işimi bıraktım ve kendi işimi kurma çabasındayım.” dedi.

Diğer genç çiftçilerden Barış Varol da verilen destek için teşekkür ederek, “Yalova merkezde bir işte çalışıyordum. Bakanlığın desteğini duyunca başvurdum ve köyüme döndüm. Kocadere’de kurduğum 5 dönümlük tesiste 25 ton kivi üretmeyi hedefliyorum. Elmayı kilosu 50 kuruşa satıyorduk ama kivi en düşük 2,5 liradan alınıyor.” diye konuştu.

"Burayı İthalat Cenneti Sanmayın"


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Çelik, “Halkımızın aydınlatılmasının yanında üreticilerimizin bilinçlendirilmesi önemli” dedi.

Bakan Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminin geçen yılkı hasat bayramına denk gelmesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bakan Çelik, “Hasat bir yılık mücadelenin sonunda elde edilen imkânların toparlanmasıdır. Karşılığın alınmasıdır, berekettir. Toplumun büyük kısmını etkilemektedir. Biz hasatla uğraşırken birileri milletin tankıyla topuyla milleti nasıl vurma çabası içinde olduğunu gördük. Bu milletin o gece başına ocağına tankla topla mermi yağdıran FETÖ, her zaman olduğu gibi milletimizin ferasetiyle püskürtüldü. Tankın karşısında iman gücünün nasıl dik durduğunun gördük. Cumhurbaşkanı bir dünya lideri olarak bir geminin kaptanı gibi milletine liderlik etti. Milleti meydanlara davet etti. Millet bu ateşi göğsünde söndürdü, daha ağır tahribatlara neden olmaktan ülkemizi kurtardı. Bütün şehitlerimize bu vesile ile başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.

Rekolte durumu

Bu yıl ki hasat döneminden umutlu olduklarını dile getiren Bakan Çelik, "Bugün hububat üretiminde yüzde 40’ı bulmuş durumdayız. 2016 sıkıntılı bir yıldı. Birinci sevindirici gelişme, hububat üretimi artıyor. İkincisi ise, buğday üretiminde kalitede büyük bir artış var. Bakanlığa İlk geldiğimizde tohumda ARGE çalışmalarına büyük destek sunduk. Bunu özel sektöre de açtık. Yasaklayıcı olmadık. Bütün imkânlarımızı paylaştık. Yerel tohumları korurken, sınırsız gıda talebi karsısında dirençli olabilmek için sertifikalı tohum kullanımının önemine vurgu yaptık. 2018 yılında kademeli olarak, sertifikalı tohum kullanana destek vereceğiz. Kedi tohumunu kendi tarlanda üreteceksin, milli tarım politikasının temeli budur" dedi.

Buğday Fiyatında Spekülatif Durumlar

TMO’nun gerekli önlemleri aldığını kaydeden Bakan Çelik, "Piyasada farklı spekülatif çalışmalar yapanlar var. TMO alımlarda ödemeleri direk yapıyor. 300 noktada TMO ciddi alımlar gerçekleştirdi. Fiyat açıklandıktan sonrada TMO 24 saat çiftçilerimizin hizmetinde, alımlar gerçekleştiriyor. Fiyatın geç açıklanması çiftçiyi, üreticiyi korumak adına yapılmıştır. Ülkemiz geniş coğrafyaya sahip ve hasat farklı zamanlarda gerçekleşiyor. İlk hasat yapıldığında buğday fiyatları ucuzdu. Ülke genelinde hasat dönemlerinin başlamasıyla fiyatları açıkladık. Üreticiyi ve tüketiciyi korumak ve bunlar arasında dengeyi kurmak çok önemlidir. Gümrük vergilerindeki indirim psikolojik etki ile ucuzlama yarattı. Fiyatların gevşemesi ile birlikte harekete geçerek, üreticinin ucuza satmasının önüne geçtik. Milletin aleyhine bir gelişme varsa biz devreye giriyoruz" ifadelerine yer verdi.

Buğday Fiyatları

Bakan Çelik, yüzde 12,5 ila 13 arasında proteine sahip ekmeklik buğdayın 940-990 Lira arasında, makarnalık buğdayın da 1000 ila 1070 lira aralığında satışının gerçekleşeceğini söyledi. Çiftçinin emeğini yerine düşürmememiz lazım diyen Bakan Çelik, "Biz taban fiyatı belirledik, üretici de daha yüksek fiyattan satabiliyorsa buna da karışmıyoruz. Açıkladığımız fiyat doğrudur, isabetlidir. Üreticimizin de tüketicimizinse dengesini korumalıyız. Açıklanan fiyat son derece dengelidir" diye konuştu.

Gümrük Vergilerinin Düşürülmesi

Gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin açıklamanın hasat dönemine denk gelmesi psikolojik olarak olumsuz bir etki yaptı diyen Bakan Çelik, "Keşke olmasaydı. Gümrük vergilerinin indirilmesinin hasat dönemine denk gelmesi keşke dedirtiyor. Gıda komitesi adı verilen komite böyle bir karar vererek açıkladı bunu. Buda algıları değiştirdi.  Çiftçimizin ürününe tüccarın tavrı değişecekmiş gibi değerlendirildi. Çiftçinin aleyhine bir şey yok. Ama algıda bir oynanma yarattı. Çiftçimiz burayı ithalat cenneti olduğunu sanmasın. Açıklamalarımızdan sonra psikolojik etki dağıldı. Çiftçimizin ürünü elinde kalmayacak. İndirimin açıklanması içerik itibariyle yanlış değil ama zamanlama olarak doğru bir zamanlama olmadı. Enflasyon yüzde 11,  Gıdadaki yüzde 2’lik kısım konuşuluyor. 9’luk kısım nerede? Önce 9’luk kısmı halledelim, gıdadakini konuşmuyor hale geliriz zaten" ifadelerine yer verdi.

Anız yakımı

Anızın enerjiye dönüştürülmesi için makine üreticilerinin çalıştığını belirten Bakan Çelik şunları söyledi:

"Bu anızların paraya dönüşeceğini şimdiden ifade ediyorum. Oradaki yaktığınız şey, anız değil, toprağı yakıyorsunuz. Verimi düşürüyorsunuz. Doğada bir denge var. 12 Ay boyunca devam ediyor bu denge. Anız yakıldığında toprak ölüyor. Dolayısıyla geleceğimiz ölüyor. İnsan kendi evini yakar mı? Toprakta da binlerce canlı yaşıyor, onların evini yakarsan, onlar işlevini sürdüremez. Bu yanlışın içinde olanları uyarıyorum. Geleceğimizi yakmasınlar."

Et fiyatı

Et ithalatı meselesinin bu günün sorunu olmadığını dile getiren Bakan Çelik,"Türkiye’de 1969’dan beri et ithalatı yapılır. Bu bizim sorun alanımızdan biridir. Milli Tarım ve Hayvancılık politikamız ile et meselesini dert meselesi olmaktan çıkmak istiyoruz. Coğrafyamızdan kaynaklana sıkıntılar bu problemleri önümüze çıkarıyor. Bununla ilgili önemli adımlar attık. İthal et eden değil kendine yeten bir ülke olmak için çalışıyoruz. Baktığınızda, yaptığımız belirli düzenlemelerle, bir kimse canlı hayvan ithal edilecekse bakanlıktan izin almadan yapamaz. Piyasayı üreticinin gözüyle gördükten sonra ithalat yapılabilir. Amacımız spekülatif durumlara karsı önlem almaktır. Biz üreticimizin 'maliyet arttı kâr' anlayışını destekliyoruz. Piyasanın üzerinde fiyat ortaya koyanlara ithalat kozumuzu ortaya koyacağız. Spekülatörler, serbest piyasa adı altında yurt dışından hayvan ithal ediyor. Daha önce üreticiye 6 dolar civarında bir maliyeti vardı bunun. Bakanlığın bünyesine aldıktan sonra ithal etme konusunu bu 3.70 ila 3.95 dolar seviyelerine düştü. Perakende satıcılar da dikkat etmelidir. Günü birlik 2-3 lira alayım diye düzeni bozarsanız sistemi bozarasınız” diye konuştu.

Ette Ararcılar Fiyatı Artırıyor

Aracıların et fiyatlarıyla oynadığını söyleyen Bakan Çelik, "Elde edilen bu paralar üreticiye gitmiyor. Hiç emek çekmeyenler kazanıyor. Hayvancılığa devam edecek üretici kazansın istiyorum. Aracılar fiyatı yükseltiyor. Kasaplara et verelim dedik. Alın bu karkası, 30-40 TL bandında arz edin. Bu konuda da kasaplarla iyi bir noktaya gelemedik. Vatandaşımıza kuşbaşı ve kıymayı alacak imkân sağlamak isteriz. Bir hayvandan elde edilen kâr rakamları var bizde. 45 liraya satıyor. İzah edebilir misiniz bunu? 80 milyon kazansın, alın teri kadar kazansın" İfadelerine yer verdi.

Hayvancılığın sorunları

Hayvancılığın temel sorunun yem sorunu olduğunu dile getiren Bakan Çelik şunları dile getirdi:

 "Milli tarım projesi kapsamında destekleme kararlarımız var. Bütün atıl ve nadas alanlarının yem bitkisi üretiminde kullanılması konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Yem maliyetini düşürmek lazım. Hayvan sağlığı ikinci meselemiz. Şaptan ari hayvanlar olsun istiyoruz. Türkiye’nin her yerine seferber oluyoruz. Buzağıların ölümü ilgisizlikten kaynaklanıyor. Diğer bir sorun; İşletme ölçeği sorunu, aile geçimi ile ilgili az ölçekli yetiştiricilik görüşünden vazgeçip daha fazla hayvana yönlemek gerekiyor. Yeni açılan işletmelere 20 baş hayvan tabanı koyduk. Klasik destek devam ediyor ama yeni işletmeler için en az 20 hayvan şartı var. Ayrıca ,embriyo transferi çalışmamız başladı.Amacımız ırk ıslahı, Kültür ırkı hayvan alıp kütüğünü bilerek damsızlık sayımızı artırmaktır."
 
 
 
 

Genç Çiftçi Projesinde İlk Mahsul Alındı

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında yürütülen Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı ilimizde ürünlerini vermeye başladı.
2016 yılında Bitkisel Üretim Projeleri başlığı altında proje uygulamasına müracaat eden ve İl Proje Değerlendirme Komisyonu tarafından projesi uygulamaya değer görülen Bünyan ilçesi Karahıdır köyü genç çiftçilerinden Nihal Aydemir’in işletmesi Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından ziyaret edildi.

Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programından örtüaltı sebze yetiştiriciliği için sera yapımı, sulama sistemi ve sebze fidesi kalemlerinden oluşan projesini gerçekleştiren genç Nihal Aydemir, açıkta sebze yetiştiriciliğindeki emsallerine göre daha erken zamanda domates, biber, patlıcan ve salatalıklarını yetiştirdi ve pazarda tezgahına koydu.

Genç çiftçi Aydemir, yaptığı uygulamalarla köydeki gençlere ve bayan çiftçilere örnek oluşturduğunu ve emeklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

51 Bin Büyükbaş ve 100 Bin Küçükbaş Hayvan Dağıtılacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Genç Çiftçi Hibe Desteği Programı kapsamında bu yıl 11 bin genç çiftçiye manda dâhil en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtacak.

Genç Çiftçi Hibe Desteği Programı kapsamında bu yıl genç çiftçilere 151 bin baş hayvan dağıtılacak. 2016-2018 yıllarını kapsayacak genç çiftçi projelerine 30 bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı’nın 2017 yılı başvuruları sona erdi.

İlk kez 2016’da uygulanan hibe desteği için geçen yıl 397 bin genç çiftçi başvurmuştu. Bu çiftçilerden 14 bin 790 çiftçinin projesi kabul edildi.

Dünya'nın haberine göre bu yıl şartların zorlaştırılması nedeniyle başvuranların son gününe kadar 195 bin kişi başvuruda bulundu. Böylece geçen yıla göre hibe desteği almak için proje başvurusu yapanların sayısı yüzde 50 azaldı. Cuma günü yapılan başvurularla sayının 200 bini aşması bekleniyor. Destek verilecek çiftçi sayısı ise 16 bin 100 olarak belirlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında 16 bin 100 çiftçiye 483 milyon lira hibe desteği verileceğini açıkladı.

Geçen yıl yaklaşık 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırdıklarını hatırlatan Çelik, bu sene için ise programın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçi için kullandıracaklarını ifade etti. Çelik’in açıklamalarına göre, 4 Mayıs itibariyle yaklaşık 195 bin başvuru yapıldı.

 Genç Çiftçilere 151 Bin Baş Hayvan Verilecek

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bu yılki bütçenin 330 milyon liralık kısmını en az 11 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri kapsamında vermeyi planladıklarının altını çizerek, bu kapsamda genç çiftçilere manda dâhil en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtılacağını bildirdi.

Hayvanların geçen yıl olduğu gibi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından temin edileceğine dikkati çeken Çelik, “Bütçenin kalan diğer kısmı ise ana hatlarıyla ağıl ve ahır yapımı ile arıcılık, kanatlı, ipek böceği yetiştiriciliği,meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında verilecek. Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak en az bin adet modüler sistem büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi yapımı konusu da projeler içerisinde yer alacak ve ayrıca genç çiftçilerin finans ihtiyacını gidermek amacıyla Tarım Kredi Kooperatifl eri Merkez Birliği tarafından daha etkin kredi kullanımı ve anahtar teslim proje gerçekleştirmeleri sağlanacak” bilgisini verdi.

 Başvurular Komisyonlarda Değerlendirilecek

Başvurular, illerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan komisyonlarda değerlendirilecek. Değerlendirme sonunda belirlenen genç çiftçilerle hibe sözleşmeleri, bakanlığın il ve ilçe müdürlüklerince imzalanacak ve projelerin uygulanmasına başlanacak.
 

Referandum Günü Tarladan Sandığa

Referandum sürecine hızla yaklaşırken Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ‘dan bir açıklama geldi. YSK yayınladığı ilan ile kaç tane seçmenin oy kullanacağını duyurdu.

16 Nisan pazar günü yapılacak olan Referandum’da yurt içinde toplamda 55 milyon 319 bin 222 vatandaş oy kullanacak. Seçmen sayısı en fazla olan il İstanbul olurken seçmen sayısı en az olan il Bayburt oldu. Yaklaşık 2,5 milyon çiftçi de oy kullanmak üzere sandık başına gidecek. 

Geçtiğimiz günler de seçmenin nerelerde oy kullanacağını duyurdu.

YSK sorgulama ekranı ya da E-Devlet sistemi üzerinden sandık sorguma işlemi yaparak hangi merkezlerde oy kullanabileceğinizi öğrenmeniz mümkün.

Anayasa değişikliğine ilişkin yapılacak olan Referandum’da sandık başında oy kullanacak seçmen sayısı ise 410 ile 415 arasında olacak. Diğer taraftan cezaevlerinde olan vatandaşlarında oy kullanabilmesi için sandıklar kurulacak.

Anadolu İzlenimleri Dergisi: Ali Suzi Doğan

Genç Çiftçilere Hibe Desteği Başlıyor

Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla 18-40 yaş aralığındaki çiftçilere 30 bin TL hibe desteği verilecek.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliği, bugün Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğ ile kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere otuz bin TL’ye kadar hibe ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı Uygulama Birimleri olarak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlüklerinin görev ve sorumluluklarına yer verilen Tebliğe göre, son başvuru tarihinden en geç beş iş günü öncesinde kurulacak Genç çiftçi proje değerlendirme komisyonu ile Tebliğin yayımı tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde kurulacak Genç çiftçi proje yürütme birimi, Tebliğ, uygulama rehberi ve ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemleri yapacak. Proje yürütme biriminin proje hazırlama yükümlülüğü olmayacak.

Hangi projeler desteklenecek?

Genç çiftçi projeleri;

Hayvansal üretime yönelik destekleme projeleri kapsamında; Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, tesis yapımı ve hayvan alımı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, tesis yapımı ve hayvan alımı, Arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, Kanatlı yetiştiriciliği ve tesis yapımı, İpekböceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı,

Bitkisel üretime yönelik destekleme projeleri kapsamında; Kapama meyve bahçesi tesisi, Fide, fidan, iç ve dış mekân süs bitkisi yetiştiriciliği, Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği, Kültür mantarı üretimi,

Yöresel ürünler ile tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik destekleme projeleri kapsamında; Çok yıllık tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi, Coğrafi işaretli, organik veya iyi tarım uygulamalı bitkisel ve hayvansal üretim, Coğrafi işareti olan gıdaların üretimi konularını kapsayacak.

Çiftçi Borcunu Nasıl Yapılandıracak?

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, borç yapılandırılmasına ilişkin olarak bir açıklama yaptı. 'Borç Yapılandırmasında Tarihi Fırsat' başlığı ile yapılan açıklamada, 14 yıl sonra ilk defa Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarının borçlarının Devlet destekli yapılandırılacağı kaydedildi.

"Ortaklarımıza önemli avantajlar getiren yapılandırmanın en dikkat çekici noktası, 2003 yılında 4876 sayılı Kanun ile borçların yapılandırılmasına ilişkin son hukuki düzenlemeden 14 yıl sonra, ilk defa Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarının borçlarının Devlet destekli yapılandırılıyor olması olacak.
Ortaklarımız Kanunun yayım tarihi olan 08.03.2017'den itibaren 3 aylık süre içerisinde ortağı olduğu kooperatif ya da hizmet bürosuna başvuruda bulunabilecek. Uygulamadan Tarım Kredi Kooperatiflerine vadesi geçmiş borcu bulunan yaklaşık 34 bin ortak yararlanabilecek.
Yapılandırmaya ilişkin 6824 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanımızca onaylanmış olup ilgili kanun kapsamında 31.12.2016 tarihi itibariyle takip hesaplarında izlenen kredi alacakları yapılandırılacak.
Yapılandırma kapsamındaki alacaklara vade tarihlerinden itibaren temerrüt faizi yerine % 5 faiz uygulanarak hesaplanan borçlar defaten ödenebileceği gibi % 20'si peşin tahsil edilmek suretiyle 4 yıl boyunca % 5 faiz oranı ile taksitlendirilebilecek.
Yapılandırmaya esas tutarın belirlenmesinde ve taksitlendirmeye ilişkin faiz işlemlerinde, ortaklarımıza % 5 oranında faiz uygulanacak olup, % 6 oranındaki faiz ise Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanacak.

Bakan Çelik'ten Çiftçilere Düşük Faizli Kredi Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yaptığı açıklamada, tarım sektöründe üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun şartlarda karşılanması amacıyla 2004 yılından itibaren kullandırılan, düşük faizli kredi uygulamasına 2017 yılında da devam edileceğinin altını çizdi. 

Tarım faaliyetlerinde düşük faizli yatırım ve işletme kredisi uygulamasına 2017 yılında da devam edileceğini belirterek, "Bu sene damızlık etçi ve kombine sığır yetiştiriciliği kredi kullanma üst limiti 7,5 milyon liradan 12,5 milyon liraya, yaygın bitkisel üretimde ise 250 bin TL'den 750 bin TL'ye yükseltildi." dedi.

iraat Bankası ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) aracılığıyla, gerçekleştirilecek ve toplam 35 başlık altında birçok tarımsal faaliyet alanını kapsayan bu uygulama ile tarımsal maliyetlerin azaltılacağını belirten Çelik, üreticinin gelir seviyesini yükseltilmesinin hedeflendiğini vurguladı.

Çelik, damızlık süt ve etçi sığır ile kombine sığır yetiştiriciliği, damızlık düve, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği, kanatlı sektörü damızlık ve su ürünleri yetiştiriciliği, modern basınçlı sulama, çok yıllık yem bitkisi, yurtiçi sertifikalı tohum, fide, fidan üretimi, sera modernizasyonu konularında yüzde 100, diğer konularda yüzde 25-75 arasında faiz indirimi sağlayan uygulama tebliğinin yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildiğini kaydetti.

Söz konusu kredi kapsamında bu sene uygulanacak değişiklikler hakkında da bilgi veren Çelik, damızlık etçi ve kombine sığır yetiştiriciliği kredi kullanma üst limitinin 7,5 milyon liradan 12,5 milyon liraya yükseltildiğini belirtti.

"Soğuk hava depo yatırımları da kapsama dâhil edildi"

Üst limitleri yaygın bitkisel üretimde 250 bin liradan 750 bin liraya, stratejik bitkisel üretimde 2 milyon liradan 3 milyon liraya yükselttiklerine dikkati çeken Çelik, söz konusu kredi kapsamına soğuk hava deposu yatırımlarının da dâhil edildiğini, traktörün ayrı bir başlıkta değerlendirildiğini ve traktör alımlarında uygulanacak kredi üst limitinin 250 bin lira olacağını kaydetti.

Çelik, hayvancılık, arıcılık ve su ürünlerinden kontrollü örtü altı tarımı, stratejik bitkisel üretim, yenilenebilir enerji yatırımları, sulama ve iyi tarım uygulamalarından, organik tarıma kadar birçok tarımsal faaliyeti içine alan düşük faizli kredi uygulamasında üst limitleri belirlediklerini belirterek "Yurt içi sertifikalı tohum, fide, fidan üretimi ve kontrollü örtü altı tarımında 10 milyon lira, damızlık düve yetiştiriciliği ve kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliğinde 7,5 milyon lira, büyükbaş hayvan besiciliği, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, su ürünleri yetiştiriciliği, yurt içi sertifikalı fidan kullanımı, i̇yi tarım uygulamaları ve organik tarım uygulamaları ve lisanslı depoculuk yatırımlarında 5 milyon lira, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve kanatlı sektörü, çok yıllık yem bitkisi üretimi, süs bitkisi üretimi konularında 2,5 milyon lira, su ürünleri avcılığında 2 milyon lira, tarımsal mekanizasyon, modern basınçlı sulama, küçükbaş hayvan besiciliği ve arıcılık konularında 1,5 milyon lira, hindi besiciliği, yurtiçi sertifikalı tohum fide kullanımında 1 milyon lira, arazi alımında 500 bin lira olarak belirlendi." dedi.

Bakan Çelik, bu sene düşük faizli kredi kullanımlarında stratejik bitkisel üretim başlığına tıbbi aromatik bitkilerden kekik, biberiye, adaçayı, sığla yağı, sumak, keçiboynuzu, defne, fesleğen, likapa, ıhlamur, safran ve jojoba'nın da eklendiğine işaret etti.

Çiftçilere Müjde: Borçlar Öteleniyor

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında çiftçilerin borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçların yeniden yapılandırılıp, öteleneceğini açıkladı.

Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamada “Tarım bakanlığı ile ilgili bir paket sunulmuştur. Bunlardan biri, Türkiye’deki hayvan varlığının kayıt altına alınmasıyla ilgili ilave tedbirler öngörülmektedir. Hayatı ve sağlığı tehlikeye atan bir takım taklit ve tağşiş ürünlerini üretenlere karşı cezai tedbirlerin arttırılması; bu alanda da etkin bir mücadelenin yapılması öngörülmektedir. Belki bir müjde mahiyetinde verebileceğimiz husus ise çiftçi kardeşlerimizin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Koopera-tifleri’ne olan borçları yeniden yapılan-dırılacak, yani ötelenecektir” dedi.

Kimlerin Borcu Yapılandırılacak?

Bu zararın telafisi için çiftçiler Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatifine başvuruyor. Doğal afetler nedeniyle ürünü zarar gören ve tarımsal faaliyetlerinin finansmanı amacıyla Ziraat Bankası'nda ve Tarım Kredi Kooperatifinde kredi borcu bulunan vatandaşlar yapılandırmadan yararlanacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Çiftçilere Seslendi "Tefecilere Dikkat Edin"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sosyal Güvenlik Kurumu Hizmet Binalarının Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. 

Çiftçileri tefecilere karşı uyaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Tarlada domates 1 lira, çarşıda 7-8 lira. Ne bu, arada olanlar kimler? İnsaf, insaf. Bu işe kesinlikle bir çözüm bulmamız lazım. Aracı-tefecilere lanet olsun derdik. Çiftçime sesleniyorum, 1 yıl önceden senin tarlanı satın alanlar noktasında dikkatli ol. Gıda, Tarım Bakanımızın tedbirini alması lazım.Planlarımızı buna göre yapacağız."

“Başbakanlığım döneminde fındıkta bu tür oyunlar oynadılar. Ona da alaverici derler. Fındığı depolara yığıp, parasını önceden ödeyenler vardı. Bunlar vatandaşa peşin para verip fındığı alırdı. O zaman arkadaşlara söyledim; bu iş bir yere gidiyor. Gelin devlet olarak depolar kurup, fındığı biz alalım, parasını vatandaşa biz verelim, hiç olmazsa vatandaş sömürülmesin. Geçen sayın Putin'le görüşüp, 'Biz Rusya'ya domates satmak istiyoruz' dedim. Rusya tarafıyla çok sıkı ilişkileri kurup, ihracatımızı arttıralım diye arkadaşlara söyledim."

Bakanlıktan Vatandaşa “Yeşil Masa”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın taleplerini daha hızlı ve sağlıklı sonuçlandırmak amacıyla il müdürlüklerinde faaliyet gösterecek olan Yeşil Masa uygulamasına başladı. Yeşil Masa ile bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticiler, gıda üretimi yapan işletmeler ile il müdürlükleri arasında hızlı ve sürekli bir bilgi ağı kurulması amaçlanıyor.

Strateji Geliştirme Başkanlığı Koordinasyon ve İdari İşler Daire Başkanı Sedat Ildız, Yeşil Masa uygulamasının, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla hayata geçirildiğini söyledi. Ildız, 81 il müdürlüğü girişinde vatandaşın çok rahat ulaşabileceği bir mekan oluşturulduğunu kaydetti.
Ildız, “Burada diksiyonu düzgün, halkla iletişim konusunda uzman, teknik yeterliğe sahip personelimiz görevli olacak. Müracaatlar, masada görevli olan personelimize şahsen, telefonla veya internet üzerinden olabilir. Oluşturduğumuz yesilmasa.tarim.gov.tr adresinden de, vatandaşlarımız isteklerini, önerilerini, şikayetlerini il müdürlüklerimize bildireceklerdir. İl müdürlüklerimizdeki görevli personel arkadaşlarımız da gelen talepleri dinleyecekler. Konu, şube müdürlüğünü ilgilendiriyorsa ilgili şube müdürlüğüyle veya ilçe müdürlüğünü ilgilendiriyorsa onlar kendileri muhatap olacaklar. O sorunun cevabını ya da çözümünü oluşturacaklar. 5 iş günü içerisinde de o vatandaşımıza geri dönecekler” dedi.

5 İş günü İçinde Vatandaşa Geri Dönülecek

İletişim çağında olduklarını belirten Ildız, çiftçinin, yetiştiricinin, ithalatçının ve tarımsal sanayicinin taleplerini Yeşil Masa ile daha rahat ileteceklerini vurguladı. Yeşil Masa’ya gelecek vatandaşın, o masadaki uzman personel tarafından karşılanacağını belirten Ildız, “Artık vatandaşın kafasında ‘ben hangi şubeye başvuracağım’ sorusu olmayacak” şeklinde konuştu. Ildız, Yeşil Masa ile gereksiz bürokrasinin engelleneceğine işaret ederek, 5 iş günü içerisinde vatandaşa geri dönüleceğini söyledi.

Yeşil Masa ile Bürokrasi Azalacak

Fiziki mekan olarak bazı il müdürlüklerinin değişik alanlarda yerleştiklerini vurgulayan Sedat Ildız, “İl Müdürlüğü ayrı bir yerde, şube müdürlüklerimiz ayrı bir yerde. Vatandaşımız tabi il müdürlüğünü bildiği için il müdürlüğüne gidiyor. Ondan sonra eğer o talebi veya isteği diğer şubeyi ilgilendiriyorsa diğer şubeye gitmesi lazım olacak. İşte burada Yeşil Masa devreye girecek. Vatandaşımız oraya gitmeyecek, direkt Yeşil Masa’daki görevli arkadaş ilgili şubeyle ilgili konu uzmanıyla görüşecek. O vatandaşımızın fazla mesai sarf etmesine engel olacak. Dolayısıyla bürokrasiyi azaltmış olacağız” değerlendirmesinde bulundu.