Ekonomik Neden, Süt Krizine Etken!

Şimdi şu işe bakın: Çiğ süt üreticisi, “Sütümü satamıyorum, sattığımda da para etmiyor” diye dert yanıyor. Ama biz markete gittiğimizde bir kutu süt, bir kilo yoğurt alırken iki kere düşünüyoruz. Peynir, tereyağı desen zaten neredeyse lüks oldu! Üreticinin kazanamadığını biliyoruz. Soruyoruz, Hani süt para etmiyordu? Peki, bu fiyatlar neden uçuyor?

Abone Ol

Sorunun özeti şu: Çiftçi sütü ucuza satmak zorunda kalıyor ama o süt, işlenip market rafına geldiğinde ateş pahasına dönüşüyor. Arada kim var? Kim bu işten nemalanıyor? Çünkü belli ki, kazanan ne çiftçi ne de biziz!

TÜİK verileri de zaten her şeyi gözler önüne seriyor. Şubat ayında en çok zamlanan ürünler arasında tereyağı, süt, yoğurt, peynir başı çekiyor. Tereyağı bir yılda yüzde 27 zamlanmış, sadece şubatta yüzde 13 artmış. Süt, şubat ayında yüzde 9,13 zamlanırken yıllık artış yüzde 22’yi bulmuş. Ama çiftçi hâlâ “Ben para kazanamıyorum” diyor. Peki ya tüketici? O da “Ben bu fiyatlarla nasıl alayım?” diye hayıflanıyor.

Hal böyle olunca üretici sütünü satamadığı için ineklerini kesime gönderiyor. Yani çözümü üretimde değil, hayvancılığı bırakmakta buluyor. Üretim azaldıkça süt ürünleri daha da pahalanıyor. Sonra da dönüp diyoruz ki, “Bu fiyatlar neden böyle?” E çünkü üretici kalmadı! İnekler kesildi, süt üretimi düştü, arz azaldı. Düşen üretim, yükselen fiyatları getirdi.

Bu işin sonu nereye varacak? Açık ve net: Böyle giderse süt ve süt ürünleri bizim için tamamen lüks olacak. Çiftçi üretmeyecek, biz de marketlerde “Ah ahh eskiden evlerimize peynir, yoğurt tereyağı da alabiliyorduk” diye nostalji yapacağız.

Ama asıl soru şu, bunu değiştirmek için kim ne yapacak? Çünkü artık “Her şey pahalı” demek yetmiyor. Sorunun kaynağını bulup çözüm üretmek gerekiyor. Yoksa süt var ama yok, peynir var ama yok, üretici var ama yok!

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }