Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Tekirdağ DSYB den VE Üyelerden Almanya'da Eurotier' Çıkarması

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya’nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya'nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Birlik Başkanı Ergin Durgun'a birlik müdürü ve üyeler eşlik etti. Ayrıca Karaevli Fuarında düzenlenen damızlık inek yarışmasının birincisi Ahmet Eren de ödül olarak bu geziye katıldı.
Birlik Başkanı Ergin Durgun yaptığı açıklamada "Üyelerimiz ile birlikte katıldığımız fuar, çiftlik ve süt ürünleri tesisi ziyaretimiz faydalı geçmiştir. Üyelerimiz memnun kalmışlardır. Bilgi birikimi ve tecrübelerimizi arttırdık. Avrupalı meslektaşlarımızla görüşme fırsatı bulduk" dedi.
Durgun, damızlık inek yarışması birincisinin geziye ödül olarak katılmasını sağlayan DLG fuarcılığa, tur organizatörü ITF Tur'a ve katılımcılara teşekkür ederek bu tür gezilerin devam edeceğini söyledi.
 
 
19.11.2018
Devamı

Türk Kızılay'ından Tarım'da İstihdam Projesi

Türk Kızılay’ı bir ilke daha imza atarak, toplum merkezlerinde Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara tarımda istihdam projesi uygulayacak. Projeyle bin kişiye eğitim verilerek iş imkanı oluşturulacak. Uygulama Doğu ve Güneydoğu illerinde start alacak. Eğitimler bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda verilecek.
 
Bugüne kadar birçok alanda eğitim veren ve meslek edindiren Türk Kızılay'ı şimdi de tarımda istihdam projesini devreye soktu. Türk Kızılay'ının Adana, Kilis, Mardin, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Konya, Mersin ve Şanlıurfa illerinde bulunan toplum merkezlerinde yeni dönemde tarım eğitimleri verilecek. Proje kapsamında, gelecek yılın sonuna kadar binden fazla kişinin gelir sahibi olması planlanıyor. Bu merkezlerde bulunan Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda gerekli olan bilgiler aktarılacak.
HER BÖLGEYE FARKLI EĞİTİM
Proje kapsamında her bölgeye farklı eğitim verilecek. Adana'da sert çekirdekli meyve yetiştiriciliği, mantar yetiştiriciliği olacak. Gaziantep'te zeytin yetiştiriciliği, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkacak. Kursiyerler, Kahramanmaraş'ta park, bahçe ve koruların bakımı, Kilis'te sebze yetiştiriciliği, İzmir'de ekmek yapımını öğrenecek. Mardin'de çilek ve lavanta yetiştiriciliği, seracılık, ağaç budama eğitimi, Mersin'de arıcılık, süs bitkileri, bahçecilik konuları teorik ve uygulamalı olarak gösterilecek. Şanlıurfa'da ise bahçecilik, meyvecilik, zeytincilik ve hayvancılık gibi temel tarım eğitimleri verilecek. Paketleme eğitimleri de ayrıca ele alınacak.
SERTİFİKA İSTİHDAMIN YOLUNU AÇACAK
Verilecek olan tarım eğitimlerinde toplum merkezleri yararlanıcıları önce teorik eğitim, ardından sahada pratik eğitim alacaklar. Eğitimin sonunda ise katılımcılara Tarım İl Müdürlükleri, GAP Tarım Eğitim Merkezi, Zirai Üretim İşletmesi Tarımsal Yayım ve Hizmetiçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü veya Halk Eğitim Merkezleri tarafından katılım sertifikası verilecek, kursiyerlere istihdamın yolu açılacak.
 
 
19.11.2018
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Kiralanmasında Rekor İl

Hazine'ye ait tarım arazilerinin üreticilere kiralanması projesinde başvuru süresi bugün sona eriyor. Projeden yararlanmak için 100 binden fazla çiftçi başvuru yaptı. En fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu.

ADANA İLK SIRADA

Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu. Yaklaşık 218 bin vatandaşı ilgilendiren düzenleme, 3 milyar 400 milyon metrekare Hazine arazisinin ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden kiralanmasını kapsıyor. Uygulama kapsamında 10 yıl süreyle kiralama sözleşmesi yapılabiliyor. 10 yılın sonrasında da sözleşme uzatılabiliyor. Araziyi satın almak isteyen üretici ecrimisil bedelinin yarısını ödeyerek arazinin sahibi olabiliyor. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi halinde yüzde 20, yarısının peşin ödenmesi halinde ise yüzde 10 indirim yapılıyor. Taksitli satışlarda ise 6 yılda 12 eşit taksitle ödeme imkânı sağlanıyor. Arazileri kiralayan çiftçi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verdiği tüm desteklerden faydalanabiliyor.
 
19.11.2018
Devamı

2019 da Tarım ve Hayvancılıkta Reform Hayata Geçecek

Hükümet önümüzdeki yıl tarım ve hayvancılık reformunu hayata geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı milli tarım ve yerli üretimi desteklemek için tarımsal reforma 17 milyar liraya yakın bütçe ayırdı.
Çiftçi, ormancı, balıkçı, seracı kısaca tarım ve hayvancılık alanında üretim yapan herkese teşvik verilecek.

ÜRETENİN GÜVENCESİ

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019'un tarımsal ve hayvancılık noktasında milli etiketle verimli üretimlerin yapıldığı, çiftçinin sorunlardan ziyade üretmeye odaklandığı bir yıl olacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli, "Tarım ve hayvancılık kapsamında üretimi sil baştan ele alıyoruz. Tarım ve üretim desteğine yüzde 48 oranında toplam 16 milyar 700 milyon TL ayırdık. Yapacağımız reformlarla tarım ve hayvancılıktaki ithalatı bitireceğiz" dedi.
Bakan Pakdemirli, 2019'da hayata geçirilecek reformlar için özetle şunları söyledi:

- Bu yıl tarımsal desteğe yaptığımız maddi yardımı yüzde 10 artırdık. Önümüzdeki yıl adeta çiftçinin, tarım üreticisinin yılı olacak. Nakdi yardımlara ek olarak 2019'da 16 milyar TL tarımsal destek sağlayacağız. Ayrıca genç çiftçilere 503 milyon TL hibe, 53 tarımsal AR-Ge projesine toplam 40 milyon TL destek verilecek.
- Çiftçilik muhasebe veri ağı çalışmaları kapsamındaki destekler artırılacak ve 6 bin işletme daha destekleme kapsamına girecek.

- Erkek sığırları mevzuata uygun kesimhanelerde kesen yetiştiricilere 200 başa kadar hayvan başına 250 TL'ye kadar destekleme yapılacak.

- Orman köylüsüne üretim gideri olarak 1,9 milyarlık ödeme yapılacak.
ARAZİ BAŞVURULARI İÇİN  SON GÜN

Üreticiye her kapıyı açmak için harekete geçen hükümetin 'Hazine'ye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması' projesine başvuru sayısı 100 bini aştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 100 günlük eylem planında da yer alan düzenlemeden faydalanmak için en fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu. Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu.

BALIKÇILAR 12 MİLYON ALACAK

Kıyı balıkçılığının artırılması için 2019'da 10-12 metre aralığındaki gemiler de destek kapsamına alınıyor.
Böylece kıyı balıkçılarına toplam 12 milyon TL destek verilecek

İŞTE ET İTHALATINI BİTİRECEK ADIMLAR

Bakan Pakdemirli, "Damızlık değer tespiti, soy kütüğü, süt kalitesinin desteklenmesi, mobil suni tohumlama sperma tahsis projesi ile 3 yılda kırmızı et ithalatını bitireceğiz. Hayvan yetiştiricilerine düşük faizli kredi vereceğiz. Koyun yetiştiricilerine destek olacağız" dedi
 
19.11.2018
Devamı

SÜT ÜRETİCİSİ ÖLÜYOR

Aydın'ın Yenipazar ilçesinde süt üreticileri, başta yem olmak üzere artan girdi maliyetlerine rağmen süt fiyatlarının beklenenin altında olması nedeniyle perişan olduklarını belirterek, yetkililerden sorunlarına çözüm bulmalarını istedi.
Yenipazar'da süt üreticileri, artan yem fiyatlarına rağmen süt fiyatlarının beklenen düzeyde olmamasına tepki gösterdi. Yemi kilosu 1 lira 60 kuruşa alırken, sütün litresini 1 lira 50 kuruşa sattıklarını belirten üreticiler, zarar ettiklerini söyleyerek, seslerini duyurabilmek için çiftliklerinin kapılarına 'Süt üreticisi ölüyor' yazılı pankartlar astı. Yenipazar ilçesinde süt üreticiliği yapan Mehmet Çerçevik, "Süt üreticileri birçok konuda ödün veriyor. Eşim hamileyken bile eşimin yanında değil hayvanımın yanında oldum. Atatürk'ün dediği gibi 'Köylü milletin efendisidir' ama şimdi milletin mağduru oldu. Ailecek çalışıp üretim yapıyor, ülkeye katkı sağlamak için çabalıyoruz. Ama artık süt üreticileri olarak dayanacak gücümüz kalmadı. Birçok üreticinin borcu var. Sütümüz, buzağımız para etmiyor. Hayvanlarımızı kesmek zorunda kalıyoruz. Bizler süt üreticileri olarak, hayvancılıkla uğraşan çiftçiler olarak bu çok önemli sorunumuza ilgililerce çözüm bulunmasını istiyoruz" dedi.

'MAĞDURİYETİMİZ GİDERİLMELİ'

"Aksi halde ekonomimiz zarara uğrayacak. Üreticiler üretmekten vazgeçip küsüyorlar. Küsen üreticilerin tekrar bu işe dönmesi çok zor. Büyüklerimiz bize çiftçiliğin ve hayvancılığın güzelliklerini anlatırdı. Bizler ise bugün çocuklarımıza, 'Bu işi yapmayın' diyecek duruma geldik. Litresi 2 lira 20 kuruş olması gereken sütün fiyatı bugün için 1 lira 50 kuruş. Bir an önce yetkililer tarafından mağduriyetimizin giderilip, gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. İlgililerin süt üreticilerine yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu ülkede hayvancılık yok olmamalı. Bu ülke hayvancılık yönünden dışa bağımlı hale getirilmemeli."
Yem fiyatlarının artmasına rağmen süt fiyatlarında beklenen satış fiyatına ulaşılamamasından yakınan Yenipazar ilçesindeki süt üreticilerinden Tabir Yıldırım da, "Doların yükselmesiyle yem fiyatları arttı. Dolar düştü ama yem fiyatları çıktığı yerde kaldı. Biz üretim ve hayvanları seviyoruz ama kimsenin hayvan sevgimizden istifa ederek üzerimizden para kazanmasına izin vermeyiz" dedi.
 
16.11.2018
Devamı

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 
15.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Ürün Tesliminde Sorun Yaşıyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özelleştirilen şeker fabrikaların kapanma noktasına gelmesi dolayısıyla iktidarı ikaz ederek, işçilerin mağdur edildiğini, çiftçilerin ise ürünlerini götürdükleri fabrikalarda sorunlarla karşılaştığını belirtti. 
14 şeker fabrikasının satıldığını hatırlatan Gürer, “Burada çiftçilere ve işçilere verilen sözler vardı, mağdur edilmeyecekleri belirtiliyordu. Önce işçiler işinden oldu, şimdi de çiftçiler pancar hasadı yaptıktan sonra fabrikalara gittiklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi fabrikalarda çiftçilerin pancarları alınmıyor” dedi.  Kış şartlarının oluştuğu bu günlerde ürünlerini götürdükleri fabrikalarda farklı sorunlarla karışlaşan çiftçilerin, böyle giderse önümüzdeki yıl pancar ekimi yapamama durumuna gelebileceğine ifade eden Gürer, “Bu bağlamda, iktidarın konuya eğilmesini temenni ediyorum. Çünkü pancar çiftçisi yaşadığı koşullardan dolayı bizleri de arayarak büyük mağduriyet içinde olduklarını belirtiyorlar” diye konuştu.
‘Keşke yanılmış olsaydık’
Niğde Milletvekili Gürer, konuyla ilgili açıklamada ise, “Bilindiği gibi aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikası, özelleştirme kapsamında geçtiğimiz Nisan ayında satılmıştı. Satış sürecinde, Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda işçilerin ve üreticilerin sorun yaşamayacağı belirtilmişti. Ancak fabrikaların satılmasının ardından pek çok şeker fabrikasında işçiler işlerinden olurken, hasadın ardından fabrikaya şekerpancarı götüren çiftçiler de farklı sorunlarla karşılaştılar. Bazı fabrikalarda kantarın bozuk olması nedeniyle yüzlerce kamyon dolusu şeker pancarı fabrika önlerinde günlerce bekletildi. Biz özelleştirme sürecinde bu olumsuzlukların yaşanacağını öngörmüş ve uyarılarda bulunuştuk. Hatta Bor şeker fabrikasının önünde miting düzenleyerek, ‘bu fabrika özelleşirse kapanmasının da yolu açılır’ demiştik. Keşke yanılmış olsaydım ama yanılmadık” dedi. 
Çiftçi başvuracak yer bulamıyor
Çiftçi ürün tesliminde yaşadığı sorun dolayısıyla tarlada ürününü sökemediğini, fabrikaların belirlediği gün ve saatte belirlediği kadar ürün almadığını anlatan Gürer, “Kantar stoklamasında oluşacak fire ve ürün kaybını çiftçinin üstüne bırakıyor. Bu durum çiftçi için ciddî kayıp yaratıyor. Maddi kayıpların yanında söküm ve nakliyeden oluşan sorunlar çiftçiyi alternatif ürün arayışına yöneltiyor. Gelecek yıl bu nedenle pancar ekim alanları gerileyecek, süreç içinde pancar ekimi yapılmayabilir. Bu süreç NBŞ üreticilerine yarar” şeklinde konuştu. 
 
 
15.11.2018
Devamı

Tonya Süt Üretimi Durdurunca Sütler Yola Döküldü

Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı. Olası bir taşkınlığı önlemek için özel harekât çevrede önlem aldı.
TRABZON'da, coğrafi tescilli Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere döktü.
Trabzon'un Tonya ilçesinde, 1974 yılında, kooperatifleşme girişimiyle kurulan 'Tonyakoop' adlı süt fabrikasında, ekonomideki son gelişmeler nedeniyle üretime ara verildi. Osmanlı Salnamesi'nde bahsedilen, 2017'deki 'Türkiye Kültür Oscarları Yarışması'nda birinci seçilerek, coğrafi işaretle tescillenen tereyağıyla ünlü ilçede, tarihi fabrikada üretime ara verilmesi üzüntüye neden oldu. Üretime ara verilmesi kararıyla yaklaşık 50 kişi işsiz kalırken, hayvancılıkla geçimini sağlayanların ürettiği sütler ise ellerinde kaldı. Tonya sakinleri, bölgenin önemli kuruluşlarından olan fabrikada üretime yeniden geçilmesini ve ürettikleri sütlerine talip çıkılmasını istedi. İşletmenin borcunun 12 milyon liraya ulaştığı öğrenilirken, fabrikanın akıbetinin ne olacağı ise ilçe sakinleri arasında merak konusu oldu.
SÜTLERİ DÖKÜP TEPKİ GÖSTERDİLER
Günde yaklaşık 30 ton süt işlenen fabrikada üretime ara verilmesiyle işsiz kalanlar ve ilçede geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, işletme önünde bir araya gelerek yaşananlara tepki gösterdi. 'Tepkisizliğe karşı tepki' yazılı dövizler taşıyan üreticiler, süt fabrikasında üretimin durdurulmasını, evlerinden kovalarla yanlarına getirdikleri sütleri işletme önündeki yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı.
'HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA GELDİ'
Eylemciler adına konuşan Gıda Mühendisi Sevtap Kurt, ilçede hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirtti. Kurt, "Tonya halkının tek geçim kaynağı, tek tüten bacası Tonya ve Bütün Köyleri Kalkınma Kooperatifi'mizin son zamanlarda düştüğü bu durum içler açısıdır. Kooperatif mali sorunlar nedeniyle, tarihinde ilk kez 7 Kasım 2018 tarihinde üretime ara vermiştir. Süt üreticisi, kooperatiften alacağı süt parasını ve hayvanlarını beslemek için yem-kepek ihtiyacını alamamaktadır ve bu nedenle Tonya'da hayvancılık bitme noktasına gelmiştir" dedi.
'SAHTE ÜRETİMLERE YOL AÇAR'
Alınan kararla bölgede sahte üretimin yolunun açılacağını da öne süren Sevtap Kurt, "Kooperatifin 2 bin 731 ortağı, istihdam ettiği 50'ye yakın çalışanı vardır. Fabrikanın üretime ara vermesiyle ortaklar, çalışanlar ve Tonya Süt Mamulleri kullanan tüketiciler mağdur olmuştur. İlçemizin ve kooperatifimizin tescilli ürünü tereyağının üretilmemesiyle sahte üretimlerin önü açılmıştır. Kooperatifin üretime ara vermesi, belirtilen sebepler dışında, içerisinde bulunan makine ve ekipmanın ambalaj malzemelerinin kullanılmaz hale düşmesine yol açacaktır. Bu yüzden biz çalışanlar olarak ve tüm ortaklar adına kooperatifimizin bir an önce açılmasını temenni ediyoruz. Buradan bize yardımcı olmak üzere başta İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'ya, akabinde Trabzon'daki vekillerimize ve bizi dinleyen herkese sesleniyoruz. Lütfen üretimimizi devam ettirmeye, Tonya'nın en büyük bacasını tekrar tüttürmeye yardımcı olun" diye konuştu.
'BU İNSANLIĞA SIĞIYOR MU?'
Kooperatif ortakları da üretimin durdurulmasına tepkilerini dile getirdi. Karayolunu trafiğe kapatan ortaklardan Fadime Akan, yaşananları kabullenmediklerini anlatarak şunları söyledi: "Süt satarak ortak oldum buraya. Atımız vardı, onu da satıp ortak olduk buraya. Şimdi satıyorlar fabrikayı, kapatıyorlar. Bu nereye sığıyor? Bunu vatandaşa gelsin anlatsınlar. Bir parça ekmeğimiz yoktur evde yemeye. Neden? 'Kalkınsın kooperatifimiz' diye buraya süt veriyoruz. 7'nci, 8'inci, 12'nci ay geliyor, 'Bunlar ne yiyor? diye neden sormuyor burada çalışanlar? 7'nci ayda aldığımız yem ile geldik bu zamana, şimdi süt parası alıp şeker almayı beklerken fabrikamız kapanıyor. Bu insanlığa sığıyor mu?"
'ÇARE MİLLETVEKİLLERİ'
Kooperatif Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sezgin de "Üretime ara vermek zorunda kalan fabrikamızın bir an önce üretime geçmesini güçlü bir ses ile duyurmak için buradayız. Bunun için çare yollar bellidir. Çare yolları bölgemizin milletvekilleridir" diyerek işletmenin üretime başlamasını istedi. Öte yandan, üreticilerin eylemi sırasında, polis ve özel harekât timlerinin de bölgede yoğun güvenlik önlemi aldığı gözlendi.
 
 
12.11.2018
Devamı

Solucan Gübre İle Organik Tarım

Gümüşhane'de organik tarımda verimi artırmak amacıyla başlatılan 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi kapsamında 5 yetiştiricinin başvuruları kabul edildi, küçük ölçekli tesislerde solucan gübresi üretimine başlandı.
Kentte, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından da desteklenen 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi, ilk kez uygulanmaya başlandı. Proje ile Şiran ilçesinde solucan gübresi üretim tesisi açıldı. İşletmeyi kuran Bayram Özel, sayısı 1 milyona ulaşan solucanlarla gübre üretimine başladı. Özel, tesisinde profesyonel bir şekilde organik ürünler üretmeyi hedeflediklerini söyledi.

'ÜRÜNLER DOĞAL TAT VE LEZZETİNE KAVUŞUYOR'

Solucan gübresinin verimliliği artırdığını belirten Bayram Özel, "DOKAP ve Tarım İl Müdürlüğümüz vasıtasıyla amatörlükten başlayıp, profesyonel sisteme geçiş yaptık. Elimizden geldiği kadar kimyasal gübreyi tamamen kaldırıp, organik sisteme geçebilmek için uğraşlar vermeye çalışıyoruz. Kendi ürünlerimiz üzerinde uygulama yaptık. Solucan gübresinin verimliliği artırdığını gördük. Bizim buradaki amacımız, eski sistemde olduğu gibi, yani geleneksel tarımda yakalanan tat, aroma ve lezzeti yakalayabilmek. Bölgemiz organik tarım bölgesi ilan edildi. Biz de buna öncü olmaya çalışıyoruz. Daha profesyonel üretim için devlet desteği her zaman şart" dedi.

'KİRLENMİŞ TOPRAĞI 1 YIL İÇERİSİNDE TEMİZLİYOR'

Çiftçilik yapan Hakan Suat Başer de, solucan gübresinin kendileri için büyük önemi olduğunu vurguladı. Başer, "1 dönüm arazi için 200 ile 300 kilo solucan gübresi yeterli oluyor. Bu gübrenin kokusuz ve doğal olması ortaya çıkan ürünün kalitesini artırıyor. Solucan gübresi ağır metallerle kirlenmiş olan toprağı 1 yıl içinde temizliyor, tarıma hazır bir hale getiriyor. Solucan gübresi hem katı hem de sıvı halde kullanılabiliyor" diye konuştu.
'VERİM, YÜZDE 50 ARTTI'

Avrupa'da solucan gübresinin 40 yıldır kullanıldığını belirten Başer, "Solucan gübresi 40 yıldır Avrupa'da kullanılıyor. Türkiye'de yeni yeni geçilen bu sistem, organik tarım için çok önemli. Solucan gübresini ilelebet sürdürmeyi ve bütün çiftçilerimizin kimyasal gübre yerine bu gübreyi kullanmasını tavsiye ediyorum. Solucan gübresiyle organik tarıma geçilecek. Bu gübre ile yüzde 40, yüzde 50 verim artışı sağlanırken, ilk yıldan 15 gün önce hasat sağlıyor. Bölgemizin iklim şartlarına bakıldığında ise solucan gübresi çok iyi bir seçenek" dedi.
 
12.11.2018
Devamı

Keskinoğlunda Konkordato Uzatıldı

Nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapan tavukçuluk sektörünün önde gelen firmalarından Keskinoğlu'nun konkordato süresi 1 yıl daha uzatıldı.
Sözcü'den Derin Gökçe'nin haberine göre, Türkiye'nin köklü firmalarından Keskinoğlu tavukçuluk, konkordato süresini 1 yıl daha uzattı.
Şirketten yapılan açıklamada, "11 Haziran 2018 tarihinde ticari faaliyetlerimizi aralıksız devam ettirebilmek adına başvurduğumuz konkordato için şirketimize tanınan 5 aylık geçici mühlet, finansal tablolarımızın incelenmesinin ardından Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin takdiriyle kesin süre olarak 12 ay daha uzatıldı" ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Bu sürede, devlet tarafından atanan komiser heyetinin yapacağı planlama doğrultusunda, alacaklılarımızla anlaşma yoluna giderek; geçtiğimiz 5 ay boyunca durdurulan ödemelerimizi yapmaya başlamayı hedefliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Daha önce konkordato sürecine dair mahkeme tarafından 3 ay geçici mühlet kararı verilen Keskinoğlu'nun 10 Eylül 2018 itibariyle geçici mühlet kararı 2 ay daha uzatılmıştı.
 
 
 
9.11.2018
Devamı

Genç Çiftçide Üretilen Mantarlar Gelir Kapısı Oldu

 Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Arkum Mahallesi'nde, Tarım Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak kurduğu mantar serası Mehtap Göküş'ün gelir kapısı oldu. 
Yaklaşık 1 ay önce Tarım ve Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 120 metrekarelik alanda 10 ton mantar kompostosu kullanarak mantarhane tüneli (Mantar Serası) kuran Mehtap Göküş (31), oluşan mantarlarını toplamaya başladı. Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 27 bin TL'si hibe 60 bin TL'ye mal ettiği mantar serasından 3 ay gibi kısa bir sürede 3,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorlar. 
Kilosunu perakende 10 TL'den sattığını belirten genç çiftçi Mehtap Göküş, "Allah devletimize zeval vermesin. Genç Çiftçi projesi sayesinde mantar seramızı oluşturduk ve 1 ay gibi kısa bir sürede ürün elde etmeye başladık. Şu anda hasat ettiğimiz mantarlar kısa sürede tükeniyor. Amacım buradan elde ettiğimiz para ile bu işi daha da geliştirmek" dedi. 
Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun ve Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yusuf Gün, Genç Çiftçi projesi kapsamında kurulan mantar serasını gezip üreticiyi ziyaret ettiler. 
Mantar serasında incelemelerde bulunan Başkan Doygun, "Çiftçimiz Mehtap Göküş Ziraat Odamızın öncülüğünde Genç Çiftçi projesine başvurdu. Projesi onaylanan çiftçimiz şu anda ürününü hasat etmeye başladı. Mantar üretimini ilk kez yaptığı için üründe yanmalar olmuş. Ziraat Odamız ve Tarım Orman İlçe Müdürlüğünün de destekleri ile daha da kaliteli ürünler elde ederek ekonomiye kazandıracağına inancımız tam. Üreticimize hayırlı ve bol kazançlar diliyorum" dedi. 
Mantar üretiminin bölgede alternatif ürün olarak yapılabileceğini belirten Doygun, "Özellikle iç piyasa mantar çok sık kullanılan bir gıda maddesi. Fiyatı ile de üreticisine kazandıran mantar üretimini çiftçilerimize tavsiye ediyorum. Bilgi almak ve üretim yapmak isteyen herkese Ziraat Odası olarak destek verebiliriz" dedi.
 
8.11.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmızı Et Açıklaması Yerli Üreticiyi Sevindirmedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  önceki gün Ak Parti grup toplantısındaki kırmızı ete yönelik açıklaması yerli üreticinin umudunu kaybetmesine neden oldu. Sektörün uzun bir zamandır sıkıntılı bir süreçten geçmesi yerli üreticiyi sektörden uzaklaşmasına neden oldu. Umutla çözüm bekleyen yerli üretici Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı et fiyatlarındaki artışın talepteki yükselişle ilgili olduğunu belirterek, "Biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balans ederiz" açıklaması yerli üreticiyi sevindirmedi.
Bu açıklamanın ardından edinilen bilgiye göre yerli üretici ithalata devam edildiği takdirde bizler üretimden çekiliriz. Tadı rengi kokusu olmayan etlerle bir ömür boyu yemek zorunda kalacağız. Ülkemizi seviyoruz. Yerli besici ve üreticiye sahip çıkılsın ithalattan vaz geçilsin. Üretim durursa ithalatla bir yere varılamayacağını herkesin bilmesi gerek. Denildi.
AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükbaş hayvan varlığımız 9,9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen et fiyatlarının ülkemizde yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Biz bu fiyatları rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse orada cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı balanse ederiz. İnşallah bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz" açıklamasında bulundu. 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana 16 Yıldızlı logo

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti'ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılan ve Bekir Pakdemirli yönetiminde yoluna devam eden bakanlığın yeni logosu belli oldu. Yeniden yapılandırılan tüm bakanlıklarda olduğu gibi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 24 Haziran seçimlerinden sonra resmen uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştı.
Yeni yapılanmada ortadan kaldırılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görev alanındaki orman ve su işleri ile ilgili kurumlar da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine alınmıştı. Böylece yeniden yapılandırılan Bakanlıkta ilk bakanlık görevine atanan isim de, Anavatan Partisi döneminin tanınmış siyasetçilerinden Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Dr. Bekir Pakdemirli olmuştu.
Bakanlığın yeni logosu, “T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı” yazısının yanı sıra, 16 yıldızın çevrelediği amblemden oluşuyor. Amblemin ortasında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden daha büyük boyuttaki ay yıldızın hemen üzerinde ise aynı kaynaktan çıkan üç ayrı yay şekli dikkat çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı sitesindeki Kurumsal Kimlik sayfasında yeni logoya ilişkin henüz açıklayıcı bir ifade yer almazken, “Cumhurbaşkanlığı 1 Nolu Kararnamesi çerçevesinde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı kurumsal kimlik çalışmaları devam etmektedir” ifadesine yer verildi.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Çiftçi Tarımı Terk ediyor

Tarımın başkenti olarak adlandırılan Antalya’da 2018 yılında yaklaşık 5 bin çiftçi ve yetiştirici üretimi bıraktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdam İzleme Bülteni tarım sektöründen turizm ve kamuya doğru yaşanan büyük göçü ortaya serdi. Tarımda yaşanan işgücü kaybının aksine, bu yıl Antalya, 48 bin işçiyle sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri, istihdamda üretimden tüketime ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kaymayı değerlendirdi.
ARTAN MALİYETLER TARIMI BİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 25 milyar dolarlık milli gelir üreten Antalya’nın bunun yüzde 10’unu tarımsal üretim, yüzde 20’sini de tarımsal ticaretle başardığını kaydetti. Türkiye’de 5’te 1 olan tarımsal istihdam payının Antalya’da 3’te 1 olduğunu belirten Çandır, “Ne yazık ki resmi rakamlar üretici kesiminin tarımdan el çektiğini bizlere gösteriyor. Başta üretim maliyetlerinin artması olmak üzere değişik sebeplerden dolayı çiftçi tarımsal üretimden kopuyor. Türkiye’nin turfanda ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşılayan, ekonomisi tarımla canlanan Antalya’da 5 bin çiftçinin tarımı terk etmesi bizlere şapkayı önümüze koyup bir kere düşünmemiz gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.
Tarımsal üretimin 12 ay yapıldığı Antalya’da çiftçi sayısının azalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çandır, üretimden çekilen insanların hizmet sektörü ya da kamu gibi alanlara kaydığına dikkat çekti. Antalya’da tarımın yarattığı istihdamın önemini belirten Çandır, tarımdan kopan kesimin tekrar tarım sektörüne dönmek istemediğini vurguladı. Çandır, “Başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Üreticiyi üretimde tutacak politikalar bir an önce hayata geçirilmeli” diye konuştu. Çandır, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 2’nin üzerinde aşağı çeken tarım sektörünün itibarına tekrar kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
FİNANSMAN VE MERA DESTEĞİ ŞART
Üretim yapanların azalmasına yem ve diğer maliyetlerinin başa çıkılamaz hale gelmesinin sebep olduğunu söyleyen Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, hayvan yetiştiricilerinin kilosu 80 liraya ulaşan yemi almaya gücü kalmadığını belirtti. Yetiştiricilerin finansman desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, özellikle küçükbaş yetiştiricisinin tarımsal kredileri kullanmada dezavantaj yaşadığını vurguladı. Meraların doğal üretim yapmak isteyenlere tamamen açılmasının sektörün devamlılığı için büyük önem taşıdığının altını çizen Öztürk, “Eskiden ithalatla çözülebilen kırmızı et krizi dövizdeki kur artışlarıyla artık çözüm olmamaya başladı. Üretimden başka çıkış yolumuzun olmadığını görerek sektörün finansman ihtiyacının çözülmesi gerekiyor. Tarım il müdürlüklerine, mera komisyonlarına ve devlet bankalarına büyük iş düşüyor. ‘Ben hayvan yetiştirmek istiyorum’ diyen her üreticiye finansman sağlanarak mera tahsis edilmeli” çağrısı yaptı.
Kent genelinde tarım üretimine dahil olan 170 bin çiftçinin bulunduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bölgede ekonomiyi ayakta tutan temel sektörlerden biri olan tarımın büyümesi için çiftçiyi yaşatmanın şart olduğunu söyledi. Çiftçilerin ve yılın 9 ayı göçebe hayatı yaşayan tarım işçilerinin yaşam şartların korunmasının üretimin sürmesi için büyük önem taşıdığını belirten Alp, “Girdi fiyatlarının çok yükseldiği bu dönemde tarımda üreticiden tüketiciye doğrudan bağ kuracak sistemler oluşturulmalı. Yaylalarda domatesten marula, salatalıktan bibere çok geniş yelpazede üretim yapılıyor. Çiftçiler, yevmiyeli işçiler ve aileleri buradan ekmek yiyor. Diğer sektörlere kayma olmaması için bunun sürmesini sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.
SİGORTALI ARTIŞINDA BİRİNCİ
Çiftçi sayısının 61 ilde azaldığını saptayan TEPAV, tarımdan en büyük kaçışın Antalya’da yaşandığını belirledi. Tarımı terk edenlerin sayısının 5 bine ulaştığı Antalya, yüzde 11.6 ile çiftçi sayısı en hızlı azalan şehirler arasında sekizinci sıraya yerleşti. Tarım sektöründe yaşanan bu büyük kaçışa rağmen Antalya, sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Antalya’da 2017’nin Temmuz ayından 2018’in aynı ayına kadar istihdama eklenen 48 bin yeni çalışanın 2 bin 739’u kamuda görevlendirildi. Kamu istihdamında Antalya 5’inci sıraya yerleşirken, birinciliği ise 8 bin 380 yeni kamu çalışanıyla Isparta elde etti. Isparta yüzde 32.4’lik oranla kamu çalışan sayısının en hızlı arttığı kent olurken, Antalya yüzde 3.8’le 11’inci sırada yer aldı.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana Mühendis Alımı Yapılacak mı?

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı mühendis alımı konusunu Meclis Genel Kurulu’na taşıdı. Ahmet Eşref Fakıbaba’nın döneminde Bakanlığa 3 bin 500 Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımı yapılacağı sözünü hatırlatan Ceylan, “Sözünüze ne oldu? Tarım Bakanlığına 3 bin 500 mühendis alınacak mı?” diye sordu.
Meclis Genel Kurulu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’na Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımıyla ilgili bir konuşma yapan CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, bir önceki Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın geçen yıl bütçe görüşmelerinde 3 bin 500 mühendis alımı sözü verdiği halde bu alımın gerçekleşmediğini hatırlattı.
Tarım ve hayvancılık alanında kalkınmayı sağlayacak, üretimi artıracak, ülkemizi tekrar ihracatçı konuma getirecek olanların veteriner hekimler, gıda, su ürünleri ve ziraat mühendislerinin rehberliğindeki çiftçiler olduğunu kaydeden Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Veteriner Hekim ve Mühendis alımı yapmamasını eleştirdi.
“Tarım ve Orman Bakanlığı uzun süredir hiç atama yapmamaktadır” diyen Özgür Ceylan, 150 bin mühendisin işsiz beklediğini vurguladı.
Tarım, hayvancılık ve gıda üretiminde yaşanan pek çok sorunun uzman personel yetersizliğine bağlı olduğunu bildiren Ceylan, “Boşa giden desteklemeler, ithal zirai ürünlerin artması, gramaj sorunları, şarbon, denizlerde kirlilik, limit altı yapılan avcılık, denetimsiz gıda, et ve gıdada ithalatta bağımlı kalmanın sebebi uzman personel yetersizliğidir” dedi.
CHP’li Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığında bir şeylerin yanlış gittiğini kaydederek, eksik personel sorunu nedeniyle pek çok projelerin uygulanamadığını kaydetti. Türkiye’de tarımın kalkınması için çiftçinin uzman personel rehberliğine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Ceylan, “Tarım ve Orman Bakanlığı ne zaman atama yapacaktır?” diye sordu.
 
 
 
5.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Mağdur Olmaya Başladı

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, “Şeker fabrikaları özelleştirmeleri çiftçiyi mağdur etmeye başladı. Bunun en net sonucu gelecek yıl şeker pancarı üretimindeki ciddi düşüşle görülecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Gök, yazılı açılamasında, şeker fabrikalarını stratejik ve millî bir değer olarak gördüklerini belirterek 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine dair ihale oluru kararının iptali istemiyle Danıştay’a başvurduklarını belirtti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na özelleştirme sürecini şeffaf yürütmediği eleştirisinde bulunan Gök, “Özelleştirme İdaresince sektörel gerçekler ile mevzuata aykırı bir şekilde yürütülen özelleştirme işlemleri kamu ve ülke zararına yol açabilecek noktaya gelmiştir. Bu sebeplerle de devri gerçekleşmeyen fabrikalarla ilgili hukuka aykırı süre uzatım kararlarının iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesinde davalar açılmıştır” bilgisini verdi. 
 
 
5.11.2018
Devamı

Gıda Enflasyon Fiyatları Yüzde 10 dan 13 e Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2018 yıl sonu enflasyon tahminini Temmuz ayındaki yüzde 13.4'ten yüzde 23.5'e yükseltti. 

2019 yılı sonu tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) tahmini ise yüzde 9.3 düzeyinden yüzde 15.2'ye, 2020 yılı sonu TÜFE tahmini de yüzde 6.7'den yüzde 9.3'e yükseltildi.
Raporda, gıda enflasyonu tarafında da tahminler yukarı yönlü revize edildi. 
İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonu 2018 yılı üçüncü çeyreği sonunda yüzde 34’e ulaşarak Temmuz Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleştiği kaydedilen raporda, "Taze meyve-sebze fiyatlarında Temmuz ve Ağustos aylarında beklenen düzeltme sınırlı kalırken Eylül ayında ise güçlü bir fiyat artışı gerçekleşti" ifadelerine yer verildi.
Gıda grubunda hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda kalemlerinde enflasyon görünümü bozulduğunu ifade eden Çetinkaya, üçüncü çeyrekte gıda enflasyonuna dair görünümün bozulmasında Türk lirasındaki değer kaybına bağlı maliyet yönlü gelişmeler temel belirleyici olduğunu kaydetti.
Çetinkaya, "Bu çerçevede, 2018 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 13’ten yüzde 29,5’e; 2019 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini ise yüzde 10’dan yüzde 13’e güncellendi" bilgisini paylaştı.  
Çetinkaya, "Önümüzdeki aylarda baz etkileri, gıda fiyatları veya diğer geçici faktörlerden kaynaklanan oynaklıkların söz konusu olabileceğini tahmin ediyoruz" dedi. 
 
 
 
2.11.2018
Devamı

Yerli Tohum 1 Milyon Elli Bin Tona Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, "2002 yılında 145 bin ton olan yerli tohum üretimimiz bugün itibariyle 1 milyon 50 bin tona ulaştı." dedi.
Emiralioğlu, Kahramanmaraş Fuar Merkezi'ndeki 4. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışında, Türkiye'nin 80 milyon nüfusuyla yılda 40 milyon turisti besleyen bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye'nin özellikle yaş sebze meyve gibi birçok üründe dünyada en fazla ihracat yapan ülke olduğunu, bu nedenle tarım alanlarını çok ekonomik ve verimli kullanması gerektiğini belirten Emiralioğlu, bu kapsamda TAGEM'in TÜBİTAK'a en fazla proje veren kurum olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin en büyük Ar-Ge kurumu olarak yerli üretime dönük ciddi çalışmalar yaptıklarını ifade eden Emiralioğlu, şöyle konuştu:
"Ülkemizin tarımsal anlamda gelecek vizyonunun oluşturulması noktasında, özellikle yerli tohumların geliştirilmesi, ıslah edilmesi, yerli meyve çeşitlerinin geliştirilmesi, ıslah edilmesi hem ülkemizdeki çiftçilerin ihtiyacının karşılanması hem de fırsat oldukça yurt dışına ihracat noktasında fırsatların yakalanması anlamında 50 araştırma enstitüsünde bulunan yaklaşık 2 bin 200 ıslahçımızla birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz."
 
 
2.11.2018
Devamı

Konkordato Balıkesir'de Süt Üreticisini Mağdur Ediyor

Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, konkordato ilan eden ve üreticilere 32-33 milyon lira değerindeki süt paralarını ödemeyen Yörsan’dan dolayı üreticilerin mağdur olduğunu ifade etti.
Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, eylül ayı içerisinde konkordato ilan eden Yörsan firmasının üreticileri zor durumda bıraktığını kaydetti.  Yörsan’ın Balıkesir’deki üreticilerin 70 günlük süt alacağını ödemediğini bunun da 32-33 milyon liraya tekabül ettiğini ifade eden Şimşek, kendileri vasıtasıyla Yörsan’a süt satan ve 3 milyon 120 bin lira alacağı olan üyelerinin 1.5 milyon liralık kısmını Birlik olarak ödediklerini söyledi. Şimşek, konuyla ilgili şunları söyledi.
 “Balıkesir süt üretiminde Türkiye’de ilk üç il içerisinde yer alıyor. Bu potansiyeli bulunan Balıkesir’de süt üreticilerinin en büyük problemlerinden biri Yörsan firmasının durumu.  Geçtiğimiz yıllarda yerli sermayeden yabancı sermayeye geçti ve el değiştirdikten sonra da sıkıntılar baş gösterdi. Daha önceki sıkıntıları aşmışlardı ancak geldiğimiz nokta itibariyle eylül ayı itibariyle konkordato ilan ettiler. Üreticilerinde o tarihten geriye dönük 70 günlük süt alacağı vardı.  250 tonu Balıkesir ili içerisinden, 200 tonu da çevre illerden alıyordu. Bu 250 tonluk süt alımının da rakamsal değeri 33 milyon lira seviyelerinde. Üreticimiz bu parasını alamadı. Alamıyor da. Şu anda bir muhatapta yok. Aşırı derecede mağduruz. Bu mağduriyeti gidermek için Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği olarak en azından kendi pazarladığımız sütlerden alacağımız 3 milyon 120 bin liranın, 1.5 milyon lirasını Birlik bütçesinden üyelerimize ödedik. Böyle bir imkânımız vardı ve üreticilerin ağustos ayı ödemesini ödedik. Yörsan’dan da 1 kuruş para almadık. Şirketi şu anda yönlendirenlerinde ödeme yapmaya hiç niyetleri yok. Geriye dönük borçlardan 1 kuruş ödemiyorlar. Konkordatodan sonra aldıkları sütlere ödemeye yapıyorlar. Bu da Balıkesir üreticisine büyük bir darbe vurdu” dedi.
MALİYETLER ARTTI,SÜTÜN FİYATI DEĞİŞMEDİ
Süt üreticilerinin girdi maliyetlerinin artmasıyla belinin büküldüğünü ifade eden Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, desteklerinde yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Şimşek, “ Zaten döviz artışından dolayı girdi maliyetlerimiz yükseldi. Sonrasında dövizdeki düşüşe rağmen yem fiyatlarının geriye gitmediği bu dönemde ciddi bir yük kaldı üzerimizde. Süt fiyatlarımız aynı değişmiyor. Tüketiciyi düşünürken üreticiyi düşünen hiç yok. Diğer tarafta Bakanlığımızdan aldığımız teşvikler geçtiğimiz yılın ilk üç ayına göre 12 kuruş olan örgütler üzerinden pazarlanan süte bu sefer en yüksek tutar 9 kuruş. 3 kuruşta oradan üreticinin desteği kesilmiş durumda” dedi.
ÜRETİCİ ÜRETEMEZ HALE GELDİ
Süt üreticisinin zor durumda olduğunu vurgulayan Cihat Şimşek, Yörsan’ın süt üreticilerine ödeme yapması için yetkililerden destek beklediklerini söyledi. Mevcut durum itibariyle üreticinin üretim yapmaktan uzaklaştığını belirten Şimşek, “ Yetkililerden öncelikle beklediğimiz bu işin anası olan sütün kendi parasıdır. Yörsan’a ödemediği paraları ödemesi için devlet yetkililerinden destek bekliyoruz. Bu paraların ödenmesi gerekir. Her önüne gelen konkordato ilan edip üreticilerin ürettiği ürünün değerin üzerine yatacaksa bu sektörde kimse üretmez hale gelir. Herkes bu sektörden kaçar. Diğer tarafta da verilen desteklerin azalması değil artması lazım. Bu kadar ekonomik saldırı altında olan üreten kesimin desteklerinin artacağı yerde azalması, insanların yapmış olduğu işlerde heyecanını yitirmesine neden oluyor. Bu sektörün dışında kalmasına sebep veriyor. Bizim toplumumuzu üretmekten uzaklaştırıyor. Bunun önüne geçmek için desteklerin artması gerekiyor” dedi.
 
 
 
1.11.2018
Devamı

Çiftçilerin Kredi Borç Faizlerinin Silinmesi İçin TBMM Teklif

CHP Edirne MilletvekilOkan Gaytancıoğlu, çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi kooperatiflerine olan kredi borçlarının, faizleri silinerek, yeniden yapılandırılması için kanun teklifi verdi.
Gaytancıoğlu'nun TBMM Başkanlığına sunduğu teklife göre çiftçilerin, kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi kooperatiflerine olan tarımsal borçlarının faizleri silinecek. Faiz ve gecikme zammı alınmadan geriye kalan anapara, her yıl eşit taksitte olmak üzere 4 yılda ödenecek.
Teklifin gerekçesinde, her ülkenin, tarımı ve tarımsal üretim yapan çiftçisini desteklediği, bunun temel nedeninin, tarımsal üretimin diğer üretim dallarına göre farklılık göstermesi olduğu belirtildi.
Tarımsal üretimde risk ve belirsizliklerin fazla, tarım piyasalarını düzenlemenin sorunlu olduğu ifade edilen gerekçede, bu nedenle tarımsal üretimin devlet tarafından izlenmesi ve planlanarak gelecekte olabilecek üretim dalgalanmalarının önlenmesi gerektiği vurgulandı.
Gerekçede, devletçe yürütülecek politikanın çiftçi merkezli olması gerektiği vurgulanarak, şöyle denildi:

"Türkiye'de çiftçiye verilecek destek miktarı yasa ile belirlenmiştir. Kanun çerçevesinde çiftçilerimize ödenmesi gereken GSMH'nin yüzde 1'i oranındaki ödemenin yasalara uyulmayarak eksik yapıldığı, AKP'nin yıllarca çiftçiye yasa ile vermesi gereken desteği vermediği bilinen bir gerçektir. AKP iktidarının başladığı yıl olan 2002'de tarımsal nakit kredi kullanımı 1 milyar lirayken, Ağustos 2018 itibariyle sadece bankaların ve Tarım Kredi kooperatiflerinin çiftçiye kredi kullandırımı toplamı 110 milyar liraya ulaşmıştır. Ayrıca bankaların 3 milyar TL alacağı takiptedir. Bunun yanında 2,5 milyar lira gayri nakdi kredi kullanımı söz konusudur."
 
 
31.10.2018
Devamı

Makarnalık Buğday Direk Çiftçiden Alınacak

Oba Makarna, üretimde kullanacağı makarnalık buğdayı, artık tüccarlar yerine Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla doğrudan çiftçiden alacak. Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz: "Sözleşmeli üretim modeli sayesinde, tarım sektöründeki arz ve taleple fiyatlandırmadaki dengesizlikler giderilecek. Benzer iş birliği protokollerini diğer özel sektör firmalarıyla da yapmayı temenni ediyorum." açıklamalarında bulundu.Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü: "Pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğday, firmamız tarafından makarna üretiminde kullanılacak. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayı artık doğrudan çiftçiden alacağız." ifadelerinde bulundu.
Çiftçi ürünlerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) ile Oba Makarna arasında ticari iş birliği protokolü imzalandı. Buna göre, Oba Makarna, tüccarları devreden çıkararak makarnalık buğdayı Tarım Kredi aracılığıyla doğrudan çiftçiden temin edecek.

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ile Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü, Tarım Kredi Genel Müdürlüğünde iş birliği protokolüne imza attı. 
Protokol kapsamında, Tarım Krediye bağlı ortaklarca "sözleşmeli üretim modeli"yle üretilen makarnalık buğday Tarım Kredi tarafından alınarak, Oba Makarnacılık Sanayi Ticaret AŞ'ye satışı gerçekleştirilecek. 
Özgüçlü, törende yaptığı konuşmada, pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğdayın, firması tarafından makarna üretiminde kullanılacağını söyledi. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayın artık doğrudan çiftçiden alınacağını belirten Özgüçlü, böylece çiftçinin makarnalık buğdaya daha çok yönelmesini amaçladıklarını, pilot çalışmanın ardından Türkiye genelinde sözleşmeli üretim modeline geçeceklerini bildirdi. 
Fahrettin Poyraz da çiftçinin ürettiği ürünleri pazara ulaştırma noktasındaki sorumluluklarını yerine getirdiklerini vurgulayarak, şunları dile getirdi: 
"Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye ürettirdiğimiz ürünün değeri 2017'de 40 milyon lira iken, bu yıl 150 milyon liraya çıktı. Çiftçilerin ürettiği ürünleri, pazara ve ihtiyaç duyan sektörlere ulaştırıyoruz. Çiftçilerimiz, dönem sonunda ürettiği ürünü satma ve pazara ulaştırma noktasında bir kayıp yaşamayacak." 
 
 
31.10.2018
Devamı

Çobandan Tutun Fındık, Kayısı Toplamaya Adam Bulamıyoruz

Tarım ve hayvancılık sektöründe iş gücü sıkıntısına değinen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Çobandan tutun da fındık, kayısı toplamaya, adam bulamıyoruz. Yabancılar çalışıyor artık bu işlerde. Köylerde çocuk sesi de kalmadı zaten. İşte bu yüzden tarım ve hayvancılıkta yeni bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç var. Bu sektörlerin şartlarına göre düzenlenmiş, insanlara gelecek vadeden bir sistemi, sizlerin desteğiyle hayata geçirmeliyiz" dedi.
TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı'nda konuşan Hisarcıklıoğlu her iki bakanlığın da sektöre yönelik yaptıkları iyileştirmeleri olumlu bulduklarının altını çizerek, tarım ve hayvancılığa yönelik düşük faizli kredilerin, girişimcilerin ve üreticilerin kullanımına yeniden sunulmasını beklediklerini ifade etti.
Hisarcıklıoğlu, ticaret borsalarındaki işlem hacminin 250 milyar liraya ulaştığını dile getirerek, "Yeni hazırladığımız tescil yazılımı sayesinde, ticaret borsaları, ilgili pek çok kurumla entegre hale gelecek. Bugün geldiğimiz noktada, hem ticaret borsalarımızın hem de girişimcilerimizin gayretleriyle, lisanslı depoculuk yatırımları hızla artmaya devam ediyor" diye konuştu.
 
 
31.10.2018
Devamı

Mera Alanları Sütaş'a Tahsis Edilince Üreticiler Mağdur Oldu

Bingöl Merkez Çeltiksuyu köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturan hayvan besicileri, mezrada kendilerine ait 5 bin civarında küçükbaş ve büyükbaş hayvanın olduğunu belirterek hayvanlarının otlatıldığı mera alanlarının yatırım kapsamında SÜTAŞ'a tahsis edildiğini belirttiler.
Çeltiksuyu Köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturduğunu söyleyen hayvan üreticisi Ferit Karaoba, bu mezrada 15 ailenin ikamet ettiğini belirterek burada geçimlerinin hayvancılık üzerine olduğunu söyledi.
Küçüktepe mezrasında yaklaşık 5 bin küçükbaş ve büyükbaş hayvan olduğuna dikkat çeken Karaoba, "burada 7-8 adet kendi imkânlarımızla ve yüzde 50 hibe destekli olarak yaptığımız modern ahırlarımız var.  Biz iki köy kadar üretim yapıyoruz.  Yılda 5 bin 500 kuzu üretimi yapıyoruz. Biz İddia ediyoruz ki SÜTAŞ'tan daha iyi üretim yapıyoruz.  Çok güzel bir hayvancılığımız var. " dedi. 
"Hayvanlarımızı otlattığımız mera alanlarını Sütaş'a verip bizi mağdur ettiler"
Mezralarında bulunan mera alanlarını otlaklık olarak kullandıklarını ifade eden Karaoba,  "Şu anda arkamızda gördüğünüz alan Çeltiksuyu köyü tamamıyla Sütaş'a tahsis edildi. Biz SÜTAŞ'a karşı değiliz, kesinlikle üretime de karşı değiliz.  Ama biz de burada hayvancılık yapıyoruz.  Bu yörenin insanıyız,  Bizim de üretim yapmamız lazım. Hem üretim yapıyoruz, hem ülke ekonomisine katkı sunuyoruz. Buradan başka gideceğimiz başka bir yerimiz yok.  SÜTAŞ yetkilileri buraya gelirken,  konu hakkında onlarla görüştük, burada hayvancılık yaptığımızı onlara söyledik. İlin yetkililerine söyledik. Onlarda dediler ki 'biz bölgeyi SÜTAŞ'a vereceğiz yalnız sizin için geçiş alanını kesinlikle bırakacağız ve sizi burada mağdur etmeyeceğiz.'  Ama şu anda tamamıyla bizleri mağdur ettiler." İfadelerini kullandı. 
"Mağduriyetimizi gören herkes 'vicdanen rahatsız' ama çözüm bulan yok"
Başka meralara hayvanları götürmek için kullanılan geçiş alanlarının da SÜTAŞ tarafından kapatıldığını dile getiren Karaoba, şöyle devam etti:  "İncesu ve Sarıçiçek köyü meralarına gitmek için kullandığımız geçiş alanları yine SÜTAŞ tarafından çukurlar kazılarak duvar örülecek.  Hayvanlarımızın mera ve otlak alanlarını tamamen kapattılar. Biz ve hayvanlarımızı adeta hapiste koydular.  Biz fazla bir şey istemiyoruz, geçiş alanlarımızı kapatmasınlar başka bir şey istemiyoruz. Biz SÜTAŞ'a, yatırıma karşı değiliz,  ama tamamıyla tüm meramız elimizden alındı. Bizleri adeta hapiste koydular. Şu an ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz. Buraya gelen yetkililer, 'vallahi gerçekten mağdur edilmişsiniz ya vicdanen rahatsız olduk böyle olmaması lazım.' diyorlar.  Geçen gün SÜTAŞ'ın ikinci adamıydı buraya geldi, 'gerçekten ben vicdanen rahatsız oldum.' dedi. Herkes vicdanen rahatsız ama çözüm bulan yok."
"Yetkililer SÜTAŞ'a nasıl sahip çıktıysa bizlere de sahip çıkması gerekiyor"
Yetkililere çağrıda bulunan Karaoba, "Bu yatırımda katkısı olanlara teşekkür ediyoruz.  Yine söylüyorum, SÜTAŞ'a karşı değiliz ama bizde bu yörenin insanıyız, biz de üretim yapıyoruz. Bizim burada yaşama hakkımız var.  Bizim burada hayvancılık yapma hakkımız var.  Biz bu yörenin insanız. Yetkililer nasıl onlara sahip çıkıyorsa,  bizlere de sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.
"Yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar"
5 dönüm üzerinde 2 milyon değerinde bir çiftlik kurduğunu söyleyen Karaoba, "Çok güzel modern bir çiftlik yaptım.  Çok güzel de hayvancılık yapıyoruz. Benim sadece 2 bin hayvanım var. Diğer komşularım da hepsi en iyi şekilde hayvancılık yapıyorlar. Biz büyük üreticileriz. İki köy kadar üretim yapıyoruz. Tüm yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar." İfadelerini kullandı.
"Mera olmadan hayvancılık olmaz"
"Buraya gelen SÜTAŞ yetkilileri size iyi bir komşu olacağız." diyen Karaoba,  "Şimdi ise durumlarından anlaşılıyor ki arazi kapmaya geldiklerine şahit oluyoruz.  Şuan resmen bizleri mağdur ediyorlar. Biz de üreticiyiz. Yani mera olmadan hayvancılık da olmaz. Hayvanlarımızın dışarı çıkıp otlaması gerekiyor. Adeta bizler cezaevini yaşıyoruz." dedi.  
"Meralarımız işgal edilmiş kapı dışarı çıkamıyoruz"
Hayvan besicilerinden Hüseyin Arslan da "Devlet destekli bir han yaptım.  Bu ahırları buradaki meradan faydalanmak için yaptık.  Sütaş şu an kazdığı çukurlarla bizlere adeta cezaevi yaşatıyor. Bizler yatırıma karşı değiliz. Buranın çocuklarıyız, burada yaşadık büyüdük. Şu an kapımıza çıkamıyoruz. Meralarımız işgal edilmiş, kesinlikle beş karış mera bırakılmamış. Yetkililer elini vicdanına koysunlar, bizleri düşünsünler yardımcı olsunlar." ifadelerini kullandı.
"Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz satmak zorunda kalacağız"
Hayvan besicilerinden Faysal Karaoba ise 150 adet büyükbaş hayvana sahip olduğunu belirterek "Tarım desteği ile Han yapmışım.  Ben burada süt üretiyorum,  köyün merası tamamen SÜTAŞ'a verildi.  Yatırıma karşı değiliz, yetkilere diyorum en az bir kısım merayı hayvanlarımız için bize bıraksınlar ki üretime devam edelim. Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz, satmak zorunda kalacağız. Büyükbaş, küçükbaş toplam 5 bin hayvanımız burada mevcut.  Biz yıllardır burada hayvan besliyoruz.  Biz peynir üretiyoruz.  Biz süt üretiyoruz, fabrikalara veriyoruz. Yetkililer bize bir çare bulsunlar. Bize destek çıksınlar.  Bizi de mağdur etmesinler." diyerek çözüm çağrısında bulundu.
"Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler"
Hayvan sahiplerinden Mehmet Dağdelen de 30 yıldır burada hayvancılık yaptığını dile getirdi. Dağdelen, "100 tane büyükbaş hayvanım var.  30 yıldır buradayız. Şimdi bütün yetkililere sesleniyorum;  Arkadaşlarımın konuştuğu gibi aynı mağduriyeti yaşıyoruz. Bir iş yaparken başkalarını mağdur etmeyelim. Sütaş yatırımına karşı değiliz. Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler.  Hayvanlarımızın geçişi engellenmesin diyoruz. Şu an tüm bu bölge mera alanları SÜTAŞ'a verildiği için mağdur durumda bir çözüm bekliyoruz." şeklinde konuştu. Kaynak: İLKHA
 
 
26.10.2018
Devamı

Başkan Erdoğan: Gündemimizde Bir Fındık Meselesi Var

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
''Ana muhalefet partisi önce seçim sonuçlarının üzerine gölge düşürmeye çalıştı başarılı olamadı sonuçları kabullenmek zorunda kaldı. Hem içeride hem dışarıda siyasi ve ekonomik olarak çok önemli hazırlıkların içine girdik.
''GÜNDEMİMİZDE BİR FINDIK MESELESİ VAR''

2012'de yola çıkarken hiçbir zaman halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz demiştik. Enflasyonun üzerinde zam yapmışızdır. O günden bugüne de böyle geldik. Zaman zaman kusura bakmasınlar gerek teşkilatımız milletvekili arkadaşlarımız bakanlarımıza baskı oluşturma yoluna gidiyorlar. Olması gerekenin üstünde bazı taleplerle geliyorlar. Biz devlet yönetiyoruz. Devletimizi yönetirken bazı hassasiyetlere de dikkat etmemiz lazım. Gündemimizde bir fındık meselesi var. Büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-3 milyar dolar düzeyinde fındık ihracatı var. İktidarlarımız döneminde malum muhalefetin yaklaşımlarına dikkat ederek değil vatanımızın geleceğine bakarak değerlendirmeleri yapmamız lazım. Bugüne kadar fındık üreticilerimize 7,5 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Toprak Mahsulleri Ofisimizle ile 1 Kasım 2018 tarihinden itibaren kalite fındığın kilosunu 14 liradan Giresun kalite fındığın kilosunu da 14,5 liradan almaya başlayacağız.''dedi.
 
26.10.2018
Devamı

Çiğ Süt Destekleri Bugün Ödeniyor

Çiğ süt destekleri bugünden  itibaren ödenmeye başlanıyor. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, çiğ süt desteklerinin bugün ödeneceğini belirterek, 2018 Nisan-Mayıs-Haziran aylarına ait 2'nci dönem çiğ süt destekleme ödeme takvimini yayınladı.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Değerli Üreticilerimiz,
2018 Yılı Nisan - Mayıs - Haziran aylarına ait 2. dönem çiğ süt desteklemeleri 26.10.2018 tarihinden itibaren üretici hesaplarına yatırılacaktır.
Ödeme planı;
T.C Kimlik No Son Hanesi: 6 - 8
Vergi Kimlik No Son Hanesi: '1 - 3 - 5 - 7 - 8 - 9' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 26.10.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '2 - 4' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 02.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '0' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 9.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra, Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacaktır."
 
 
26.10.2018
Devamı

GÜİD'ten Enflasyonla Mücadeleye Destek

Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) yazılı bir basın açıklaması yaparak enflasyonla topyekûn mücadelesi kapsamında “Türkiye Kazanacak” sloganı  gübre sektörü ’de duyarsız kalmayacağı bildirildi. GÜİD Yönetim Kurulu Başkanı  Metin Güneş şunları kaydetti.
 
Bu topraklar bizim beslenmemize vesile olan en değerli varlıklarımızdandır.  Topraklarımızı, alın teri dökerek işleyip gıda sektörüne girdi temin eden bizim çiftçilerimizdir. Tarımsal ürünleri, gıdaya dönüştüren gıda sektörü de, bu gıdaları tüketen de yine bizim vatandaşlarımızdır.
Her geçen gün artan nüfusumuza karşın, muhtelif nedenlerle tarım alanlarının ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımızın azalması, birim alandan daha fazla ürün elde etmemizi zorunlu hale getirmiştir.  Gübre ve bitki besini kullanmadan bu verim artışını sağlamak mümkün değildir. Gübre kullanımı bu nedenle zorunludur, gübre maliyetlerinin artması nedeniyle kullanılmaması halinde ortaya daha büyük bir sorun olarak verim ve kalite kayıpları çıkacaktır.

Muhtelif nedenlerle, bilhassa döviz kurlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak sektörümüz zaman zaman bazı güçlüklerle karşılaşmaktadır. Üyelerimizdeki birlik ve beraberlik ruhu ve bilinci bundan önceki badireleri atlattığımız gibi bu olumsuzluğu da atlatacağımıza vesile olacaktır.
Topraklarımızın besin ihtiyacını karşılayan yaklaşık 6 milyon tonluk  kimyevi gübre sektörü, hammadde kaynaklarımızın olmadığından dolayı tamamına yakın dışa bağımlıdır.  Dünyada verim ve kaliteyi olumlu yönde etkileyen bu gübre ve bitki besinleri bürokrasinin elverdiği ölçüde eş zamanlı olarak temin edilerek üreticilerimize kazandırılmaktadır. Dolayısı ile gübre sektörü döviz kurlarındaki dalgalanma ve istikrarsızlıktan en fazla etkilenen sektörlerden biridir. 
                Söz konusu ülkemiz ise gerisi teferruattır düsturu GÜİD üyeleri olarak ortak ideolojimizdir. Gübre sektörü temsilcileri ve GÜİD üyeleri olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecek ve bu topraklarımızın besini olan gübrelerin toprağımız, ekonomimiz, tüketicilerimiz, ülkemizin geleceği ve tarımda dışa bağımlı olmamızı minimize etmek için var gücüyle çalışmaya devam edecektir.
                Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları derneği olarak gerek yerli kaynaklarımız kullanarak gerekse ithalatla temin ettiğimiz gübrelerde tüm üyelerimiz ürün çeşitliliklerine bağlı olarak Enflasyonla Topyekun Mücadeleye destek vereceklerdir.
 
 
25.10.2018
Devamı

Of Çay Resmen Jacobs'un

Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe`ın Of Çaysan Tarım hisselerinin tamamının devralınmasına onay verdi.
Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe Egberts International B.V.’nin kontrolünde bulunan Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş. tarafından Of Çaysan Tarım Ürünleri Entegre Tesisleri San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin tamamının devralınması ve Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerinin belli oranının da Kasap Ailesi’ne devredilmesi işlemine izin verdi. 

Türkiye'de Jacobs markaları ile bilinen JDE, kahve sektöründe 265 yıllık geçmişe sahip bir uluslararası şirket olarak biliniyor. Ofçay ise 1985 yılındaki kuruluşundan beri Türk çay sektöründe faaliyet gösteriyor.

Gür Metal Hisselerinin Devrine de İzin Çıktı
Rekabet Kurulu, diğer yandan Gür Metal Hassas Döküm San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda ve Gürtek Metal San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda hissesinin Tusaş Motor Sanayii A.Ş.’ye devredilmesi işlemine de izin verdi. 
Kurul, ULAK Haberleşme A.Ş.’nin belli oranda hissesinin ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işleminin 
izne ise tabi olmadığına karar verildi.

Rekabet Kurulu'nun kararları internet sitesinde yayımlandı.
 
 
25.10.2018
Devamı

Buğday ve Arpaya Yüzde yüz Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ziraat Odaları Merkez Birliğinin Marmara Bölge toplasında katıldı. Bakan Pakdemirli konuşmasında çiftçilere müjde vererek “Çiftçilerimize bir müjde vermek istiyorum. Buğday ve Arpada 4 Lira olan gübre desteğini % 100 artışla 8 Liraya çıkarıyoruz. Destek bizden üretmek çiftçimizden. Hayırlı ve uğurlu olsun.”dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Çiftçiler Şartnameye Uymayan Hayvanları Kabul Etmediler

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesi talebinde bulundu.
İLKHA nının haberine göre Genç Çiftçi Projesi kapsamında TİGEM tarafından Kızıltepe hayvan pazarında 25 genç çiftçiye teslim edilmek üzere 3 TIR'la getirilen 125 dana, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi.
Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Danaların özelliği yaptığımız sözleşmeyle uyuşmuyor"
Sözleşmede imzaladıkları hayvanlarla gelen hayvanların özelliklerinin birbirini tutmadığını belirten çiftçilerden Abdurrahman Kılıç, hayvanlara yapacakları masrafın, işçiliklerini dahi karşılamayacağını ileri sürdü.
Kılıç, "Hibe edilen hayvanlar çok cılız. Sözleşmemizde canlı ağırlıkları 210 kilo olması gerekirken, gelen danalar 80-90; en semizleri ise 110 kilodur. 2 yıl da bunları beslesek boştur. Toplam 25 çiftçiyiz. Hepimiz, 'bunları kabul etmiyoruz' diye karar aldık. Sözleşmede hangi özellikler belirtilmişse onları istiyoruz. 3 bin 500 TL başvuru masrafı, 7 bin TL'ye ahır için masraf yaptık. Kepeğin torbası 40 TL, arpa da pahalanmış; samanı hesaplamıyoruz bile." dedi.
"İthal dana yerine yerli dana gönderilmiş"
Çiftçilerden Sedat Gümüş ise tepkisini şöyle dile getirdi: "Sözleşmemizde bize gelecek danaların tanesi 6 bin TL değerinde ancak bize gelen danalar bin 500 TL bile etmez. Normalde sözleşmemizde bize gelecek danalar ithal dana olması, ırkı simental, montofon olması gerekirken, gelen danalar ise yerlidir ve küpe numaraları 21-63-25'tir. 3 sene de bunlara arpa, saman, kepek verirsem bunlar masrafımı karşılamaz; zarar edeceğim. Bunlar bize 30 bin TL'ye mal olmuş. Bunları 3 yıl beslesem 10 bin TL etmez. İşsizim, genç çiftçi olduğum için devlet bize bu imkânı tanımış. 'Bunları besle, kâr et' diye. Ama ben bunlarla nasıl kâr edeceğim? Devlet tam para veriyor ama dağıtıcı bizim hakkımızı yemiş. Biz hakkımızı istiyoruz. Buradan İl müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Mardin İl Müdürü) ilçe müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Kızıltepe İl Müdürü) sesleniyoruz; bize yardımcı olsunlar."
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak"
Öte yandan yaşanan bu durum üzerine Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde 5'er büyükbaş hayvan hibe desteği verildi. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından şartnameye uygun olup olmadığı kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir. İhaleyi herhangi bir özel kuruluş almamış. Devletin işletmesi olan TİGEM almış. Bundan dolayı herhangi bir sahtekarlık yoktur." ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

Brezilya'dan Getirilen Besilik Hayvanlara İzin Verilmedi

 Tarım ve Orman Bakanlığı, Brezilya’dan getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında “hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığının” tespit edilmesi üzerine Türkiye’ye girişlerine izin verilmediğini açıkladı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Brezilya'dan Julia AK isimli gemi ile İzmir Limanı'na getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında ‘Hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığı' tespit edilmiş ve ülkeye giriş izni verilmemiştir. Brezilya veteriner otoritesi, hayvanlarda hastalık testlerinin istenilen zaman periyodunda yapılmadığını kabul etmekle birlikte hayvanların izolasyon süresi içerisinde gerekli test ve analizlerin yapıldığını, yüklemenin gecikmesi ile zaman periyodunun aşıldığını, gemiye yükleninceye kadar geçen sürede izolasyon şartlarının muhafaza edildiğini belirtmiştir. Ayrıca ülkemizin üyesi olduğu Dünya Hayvan Sağlığı (OIE) örgütü de ‘hayvan refahının' dikkate alınıp, hayvanların uygun izole alanlara alınmasını talep etmiştir. Brezilya veteriner otoritesinin bilgilendirmesi ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün (OIE) tavsiyeleri de dikkate alınarak bakanlığımızca ‘halk ve hayvan sağlığını' tehdit etmeyecek bir şekilde hayvanların izolasyon altına alınması, test ve analizlerin yapılması yönünde karar alınmıştır. Hayvan sahiplerinin İzmir ve civarında izolasyona uygun alan bulamamaları nedeniyle talepleri üzerine Julia AK isimli gemi İskenderun Limanı'na yönlendirilmiştir. Söz konusunu gemi, İskenderun Limanı'na yanaşmadan önce Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız uzmanlarınca ‘halk ve hayvan sağlığı' yönünden gerekli tetkikler yapılmış, salgın ve bulaşıcı hastalık taşımadıkları, klinik olarak sağlıklı oldukları tespit edilmiştir. Bakanlığımızın öncelikli görevi ‘halk ve hayvan sağlığını korumaya yönelik' her türlü tedbiri almaktır” ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

ÇİFTÇİNİN BORCU 109 MİLYARA ÇIKTI

Çiftçinin borcu 109 milyar CHP'li vekil Okan Gaytancıoğlu araştırdı: Son 16 yıllık dönemde tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyar liraya çıktı.

ÜRETİCİLER NE KAYBETTİ

• Yasa ile alması gereken destek verilmedi, 102 milyar alacağı var. • Borçlandırıldı. AKP ile birlikte tarımsal borçlar 1 milyar TL'den 109 milyara çıktı. • Yabancı ülkelerin çiftçisine tercih edildi. 200 milyar dolarlık ithalat yapıldı. • İpotek karşılığı krediler sayesinde tarlasını, traktörünü, hayvanını kaybetti. • Küresel sermayeye esir edildi. Girdi, ürün piyasaları yabancı tekellerin eline geçti. • Köyden kente göçe zorlandı, AKP döneminde tarımsal nüfus 7 milyon azaldı.
 
ÇİFTÇİNİN BORCU 1 MİLYARDAN  109 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI
 
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, AKP'nin 16 yıllık iktidarında tarımda yaşananlar ve çiftçilerin yaşadığı gerçekleri araştırdı. AKP iktidarlarında çiftçinin hep kaybeden tarafta olduğunu belirten CHP'li vekil, "AKP ile tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyara çıktı" dedi. HER ŞEY İTHAL Türkiye'nin tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken birçok ürünü ithal eden ülke haline dönüştürüldüğünü kaydeden Gaytancıoğlu, "Tüm planlarını yandaşlarına çıkar sağlamak üzere kurgulayan AKP hükümeti, Türkiye'de verimli bir şekilde yetişen tüm tarım ürünlerini ithal etti. Başta buğday, arpa, kırmızı et gibi temel gıda maddeleri olmak üzere her türlü tarım ürünü ithalatı yapılmaktadır. Türkiye fındık ve incir dışında her şeyi ithal etmektedir" dedi.


 
UCUZ MAZOT ALAMADI
 
Çiftçiye mazot için 'yarısı sizden, yarısı bizden' denerek yarı fiyata akaryakıt desteği vaat edildiğini hatırlatan Gaytancıoğlu, "Çiftçi hiçbir zaman ucuz mazot almadı. Yasa ile verilmesi gereken desteğin içinde mazot ve gübre desteği de yer aldı. Ayrıca yasa ile GSMH'nin yüzde l'ini alması gereken desteğin yarısı ödenirken bu ödemeden yüzde 4'te Maliye Bakanlığı kesinti yaptı" diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin sattığı gübre fiyatlarında yüzde 10 indirim yapacağı yönünde haberlerin manşetlerden duyurulduğunu hatırlatan Gaytancıoğlu, "Halbuki indirim yapacağı söylendiği tarihte fiyatlara yüzde 100 oranında zam yapmıştı. Gübre fiyatlarının bu denli artması, özellikle önümüzdeki günlerde buğday ekimindeki taban gübrelerin kullanılmamasına yol açacak ve önümüzdeki yıl ciddi bir buğday açığına neden olacak" dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Yerel Bitki Çeşitleri Kayıt Altına Alınacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitler ve tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.
Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi  oluşturulacak. Hazırlanacak Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitlerin ve tohumlukların çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlamasına Dair Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ ile tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri ve diğer bitki türlerine ait yerel çeşitlerin genetik erozyonlarını engellemek amacıyla tohumluklarının çoğaltımı, pazarlanması, yerinde idamesi ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili kurallar getirerek, ticareti yapılacak yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, tohumluk üretimi ve tohumluklarının piyasaya arzı ve bu konudaki denetimlere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Bakanlıkça ülkedeki yerel bitki çeşitlerinin kayıt altına alınarak denetimi için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Bu çeşitlerin tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne kaydedilerek yapılabilecek.
 
 
22.10.2018
Devamı

İş Bankasından Hayvancılık Raporu

İş Bankası’nın yayımladığı 'Büyükbaş Hayvancılık Sektörü' isimli raporda, paranın değer kaybı sebebiyle tarım ve hayvancılığın çıkmaza girdiği söyleniyor.
İş Bankası’nın yayımladığı "Büyükbaş Hayvancılık Sektörü" isimli raporda, kurdaki artış sebebiyle ithalatla ilerleyen bu üretim modelinin artık sürdürülemez hale geldiği ifade edildi.
Raporda, üreticilerin artan kurun etkisiyle önünü göremez hale geldiği belirtilirken, tarımdaki yeni yatırımların da kur riski sebebiyle sekteye uğrayacağı söylendi.
FİYATLAR SABİT TUTULAMIYOR
Yapılan ithalata rağmen et fiyatlarının düşürülememesi ise, raporda dikkat çeken ikinci bir unsur. İthalata rağmen yurtiçindeki fiyatlar sabit bile tutulamıyor. 2017’nin Ocak-Mayıs döneminde 6.9 milyon dolar olan kırmızı et ithalatı, bu yılın aynı döneminde 122.1 milyon dolara çıktı ancak 2018’e 39 TL’den başlayan dana etinin kilogram fiyatı, tarihi yüksek seviyesini aşarak 43.7 TL’yi aştı. TÜİK verileri incelendiğindeyse, dana etinin kilogram fiyatının 2018 Eylül’de 45 TL’yi aştığı görülüyor.
Cumhuriyet'ten Gamze Bal'ın haberine göre, et fiyatlarında yaşanan bu dalgalanmaların sektörde öngörülebilirliği azalttığının vurgulandığı raporda, aynı zamanda bu belirsizliklerin uzun vadeli kapsayıcı çözümleri de zorlaştırdığının altı çizildi.
YEM MALİYETLERİ ARTIYOR
Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği etkileyen unsurlardan biri de yem maliyetleri. Yüksek kur nedeniyle yalnızca yılbaşından bu yana yem fiyatları yüzde 70’in üzerinde arttı.
Enflasyonun üzerinde artan bu maliyetler, sektör temsilcilerinin de üzerinde durup uyardığı bir konu. Bu durum İş Bankası’nın raporunda da şu sözlerle ifade edildi: “Türkiye’de yem imalatında 50’den fazla sayıda ithal ara mal kullanılıyor. Soya fasulyesi, mısır ve içki sanayiinin posaları gibi ürünler yem sanayinin başlıca ithal ürünleri. 2016’da bu ara malı ithalatına 1 milyar 966 milyon dolar ödenmişken, 2017’de bu sayı 2 milyar 560 milyon dolara çıktı. Son yıllarda yem ithalatının ivmelendiği ve yem sanayisi giderek fazla oranda ithalata bağımlı hale geldi.” 
HAYVANCILIKTA REFORM ÇAĞRISI
Rapordaki değerlendirme ve beklentiler özetle şöyle:
"Büyükbaş hayvancılığındaki yapısal sorunlar uzun vadeli çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir bakış açısıyla yeniden ele alınmalıdır. Tüketici fiyatlarında gözlenen hızlı artışların, salt büyükbaş hayvancılığını odağına alan tedbirlerle çözülemediği gözlenmektedir.
Tarım ürünlerinde olduğu gibi hayvansal ürünlerde de üretici ve tüketici arasındaki makasın genişlediği, alınan önlemlerin üretici aleyhine işlediği görülmektedir.  
Türkiye’de büyükbaş hayvancılığa ciddi destek veriliyor. Ancak verilen desteklerin kırsal kalkınmayı gözeten bütüncül yaklaşımlardan uzak olduğu dikkat çekiyor.
Üreticilerin kur riskine karşı sektörün büyük çoğunluğu önlem almamaktadır."
 
 
22.10.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık'ta Sektöre Nasıl Sahip Çıkılmalı

Döviz kurunun artması ile birlikte tarım sektöründe büyük yaralar açılmaya devam ediyor. Üretici ve yetiştirici gözünden baktığımızda ise kimi hayvanına bakamıyor. Kimi ise işletmesine hayvan koyamıyor. Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Döviz kuru birçok sektöre baskı yapmaya devam ediyor. Yem fiyatları aldı başını gitti. Daha öncede ifade etmiştim. Başka ülkemiz yok. Başka gidecek bir yerimiz yok diye.
Gel gelelim bugün yem fiyatlarını uçuranlar yarın bilmelidirler ki yem satacak ne üretici nede yetiştirici bulabilecekler. Anadolu’da hızlı bir şekilde damızlıklar kesilmeye başlandı. Bir anayı kesmek yerine 5 yıl koyamamak demek. Üretememek demek. Yetiştiricinin olmaması demek.
Daha başka şeylerde demek gerekirse ithalat demek. Ardı ardına bakmadan yerli sermayenin dışa aktarılması demek. Üretemeyen bir ülkenin gelişememesi demek. Peki, bunları neden görmezden geliyoruz.
Süt yemi fiyatlarının son 1,5 yılda yüzde 45, diğer girdilerin ortalama yüzde 30 arttığı bir ülkede alın teri ile evine ekmeğini götürebilmenin ötesinde üretebilmenin derdine düşmüş yerli ve milli üreticimiz nasıl üretecek? Çiğ süt fiyatının yüzde 9 arttığı bir ülkede üretici nasıl hayvanını besleyecek?
Süt/yem paritesinin yetiştiricilerin beklentilerini karşılamadığı bir ortamda nasıl yerli bir üretim olacak?  İşte tüm bu soruların cevabı yerli ve milli olan üreticiye sahip çıkmaktır.
 
Sektöre Nasıl Sahip Çıkılır?
 
Piyasada öncelikle bir denetleme kurumu oluşturulmalı.
Et ve Süt Kurumu yetiştiricinin sigortası olacak
Dişi kesimin önüne geçilmeli
Ekilmeyen bütün araziler ekilecek. Ekmeyenin elinden alıp ekene tahsis edecek.
Bölgelere göre planlama yapılacak
 Sektör uzun vadeli politikalarla yönetilmeli. Minimum 5 yıllık bir plan yapılmalı
Islah çalışmalarına yeniden başlanmalı etçi ve sütçü ırklara sahip çıkılmalı
Küçükbaş süt kuzu kesiminden vaz geçilmeli ve engellenmeli.
Genç Çiftçi projesinde minimum 20 baş hayvan verilmeli.
İthalat durdurulmalı yerli desteklenmeli
Enflasyon oranında süt fiyatı belirlenmeli
Mera hayvancılığı canlandırılmalı
Köye dönüş ile ilgili özendirici projeler yapılmalı
 
Bu bahsettiğimiz hususlar biran önce faaliyete geçerse yerli ve milli kavramlarına o zaman sahip çıkmış oluruz. Ülkemiz tarım ve hayvancılıkta kaliteli üretim yaparak katma değer sağlayacak. İthalatçı değil ihracatçı bir pozisyonda dünya ’da önemli bir sırada yerimizi almış olacağız.
Bugün üreticimiz girdilerin altında ezilmeye devam ediyor. Artık üretmenin değil yok olmanın kaygısını çekiyor. Elindekileri bir bir kaybediyor. Üretici birden de pes etmiyor çünkü ülkesini, milletini, bayrağını seviyor. Üreticimiz, yetiştiricimiz yok olmadan acilen önlemler alınmalı Çünkü bizim başka Türkiye’miz yok.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
19.10.2018
Devamı

300 Koyun Projesinde Start Verildi

Kamuoyunda  “300 Koyun Projesi olarak bilinen “Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında TÜDKİYEB tarafından tedariki gerçekleştirilecek olan koyun ve koçların yetiştiricilere temin ve teslimi için 18 Ekim 2018 tarihinde Ankara’da bir hayvancılık işletmesinde start verildi.
Proje için Aksaray ili Eskil ilçesinden başvuru yapan Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez adlı yetiştiricilere, seçim heyetince teknik şartlara uygunluğunu tespit edildikten sonra seçilen damızlık hayvanları teslim edildi.  
Seçim sonrası bir açıklama yapan TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik şunları söyledi. ‘’ Başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim. Tarım ve Orman Bakanlığımızın start verdiği, ülkemiz hayvancılığı için çok önemli olan bu proje Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Sigortaları Havuzu arasında yapılan protokol ile hayata geçirilmiştir.
Bu proje için Merkez Birliğimize duydukları güvenden dolayı Başta Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli olmak üzere TİGEM Genel Müdürü Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın ve TARSİM Genel Müdürü Sayın Yusuf Cemil Satoğlu’na teşekkür ediyorum.
Bu proje çerçevesinde 300 baş hayvan ağılına sahip yetiştiricilere 300 başa kadar yerli ırklardan damızlık koyun ve koç tedariki yapılarak teslim edilecek ve yetiştiriciler proje şartları çerçevesinde kredilendirilecektir. Projenin finansman kısmını Ziraat Bankası, tedarik kısmını TİGEM ve tarımsal sigorta kısmını da TARSİM üstlenmiştir.
Tedarik kısmını üstlenen TİGEM ile Merkez Birliğimiz arasında ise damızlık koyun – koç tedariki sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre bütün Türkiye’de proje kapsamında talep edilen hayvanların tedarik ve teslimi Merkez Birliğimiz tarafından yapılacaktır.
Bu proje çerçevesinde ilk etapta 50.000 koyun koç tedariki sağlanacak olup önümüzdeki günlerde küçükbaş hayvan teslimatları başlayacak, Merkez Birliğimiz tarafından tedariki yapılacak hayvanlar talep sahibi yetiştiricilere teslim edilecektir.
Projenin temel amacı küçükbaş hayvancılığı geliştirmek ve kırsala dönüşümü sağlamaktır. Bu projenin hayata geçirilmesi ve sürdürülmesi ile ülkemiz hayvanlığı büyük ivme kazanacaktır. Dolayısıyla bu projenin uygulanmasında başta üreticilerimiz çok kazançlı çıkacaklar ve ülke hayvancılığımız gelişecektir.
Tekrar başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim.’’
Hayvanlarını teslim alan yetiştiriciler Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez ise memnuniyetlerini ifade ederek bu projede katkısı olan kuruluşlar ile Genel Başkan Nihat Çelik’e teşekkür ettiler.
 
19.10.2018
Devamı

Gelin Birazda Gübre ve Gübrelemeyi Konuşalım

Gübre tohumla birlikte bitkisel üretimin en önemli girdilerinin başında gelmektedir. Birim alandan alınacak en yüksek verim için, asla ihmal edilmemesi gereken bir girdidir. Üretim maliyetleri içindeki payı, her ne kadar % 15-20 düzeyinde olsa da, bilinçli gübre kullanıldığında % 50’den fazla verim artışı sağlayabilmektedir. Ülkemizde yıllara göre biraz değişiklik göstermekle beraber, 6-7 milyon ton fiziki gübre kullanılmaktadır. 2017 yılında tüketilen fiziki gübre miktarı 7.484.213 tondur.

 
Biz terminoloji olarak gübre dediğimiz zaman, hem kimyevi gübreleri, hem de hayvansal ve bitkisel kökenli organik gübreleri ifade ediyoruz. Avrupalı kimyasal gübreye “Fertilizer” diye tek bir isim vermiş, hayvansal gübreleri ayrı bir kelime olarak “Mennure” diye ifade etmiştir. Biz kimyevi gübreye kimyasal gübre, suni gübre, ticaret gübreleri gibi eş anlamlı kelimeler kullanıyoruz. Bazen birbirimizi anlamakta sıkıntı bile çekiyoruz.
 
Ülkemiz topraklarının % 85’i, % 1-1,5 (bazen % 1’in de altında ) gibi düşük düzeyde organik madde ihtiva etmektedir. Dolayısıyla toprak verimliliği açısından hayvansal gübrelerin çok büyük önemi vardır. Ancak bizim dekara 3-4 ton hayvan gübresi vererek bitkinin bütün ihtiyacını karşılayacağını söylersek bu doğru değildir. Biz usulüne göre muhafaza edilmiş çiftlik gübresi ile verimi artırabiliriz, toprağımızı iyileştirebiliriz ama hedeflediğimiz verime ulaşamayız. Örnek vermek gerekirse yeni nesil ıslah edilmiş sapı sağlam, boyu kısa ve dane verimi çok yüksek buğday çeşitlerinin gübre tüketimi de fazladır. Diğer taraftan çiftlik gübresinin yanmış olmasına da dikkat etmeliyiz. Yoksa tarlada fazla miktarda yabancı ot çıkışına neden olabilir.
 
  1. GÜBRE NEDEN GÜNCEL?
 
Türkiye için serin iklim tahıllarından buğday ve arpa stratejik üründür. Halkımızın temel beslenme alışkanlığında ekmek önde gelir. Dünyada buğday, asırlarca istikrarın ve kendine güvenin temeli olmuş, savaşlar genelde kıtlık yıllarından sonra çıkmıştır. Ekmek bizim milletimizin kültüründe “nimet”tir. Yere düşmüş bir ekmek parçasına asla ayağımızla basmayız, alır yüksek bir yere koyarız. Ülkemizde bölgelere göre Eylül ortalarından Aralık ortalarına kadar sonbahar ayları hububat ekim mevsimidir. Hububatta ekim gübresi olarak tercih edilen fosforlu gübrelerin başında Di-Amonyum Fosfat (% 18-46) kısaca DAP gübresi gelmektedir. Geçen yıl ekim mevsiminde fiyatı ton başına 1.600 TL iken, dolardaki kur artışı sebebiyle fiyatı katlanmış halen tonu 2.900 – 3.100 TL’ye satılmaktadır. Hububat tarımı yapan çiftçilerimiz fiyatların artmasından etkilenmiş, ekim gübresinin kullanılması zihinleri karıştırmıştır. Gübre sektörü zaten dünyadaki konjonktürel gelişmelerden çok etkilenen bir sektördür. Arz-talep dengesi dünya fiyatlarını çok etkilemektedir. Zaten ülkemiz kimyasal gübreler açısından ister mamul olsun, ister ham madde açısından dışa bağımlıdır. Bu gerçeği üzülerek de olsa kabul etmek zorundayız. Öyle ise hububat üretimimize zarar vermeden ne yapalım?
 
  1. YAPACAKLARIMIZ VAR…
 
  • Gübre kullanmaktan vazgeçersek verimimizi düşürürüz.
  • Sonbahar ekim gübrelemesi ağırlıklı olarak fosforlu gübreye dayanır. Di-Amonyum Fosfat gübresi % 18 oranında azot % 46 oranında fosfor ihtiva eder. Azotun devamını ilkbaharda tamamlayabiliriz. Azot elementi toprakta hızlı fakat fosfor ise yavaş hareket eden bir makro elementtir. Kullanılan fosforlu gübrenin etkisi azalarak 3 yıla kadar devam eder. Bu nedenle, toprakta bir yıl önceden kalmış bitkinin yararlanacağı (kabili istifade) fosfor olabilir. Bunu ancak toprak analizi ile anlayabiliriz. Ekim öncesi toprağımızı tahlil ettirmeliyiz. Hangi gübre çeşidini ne miktarda kullanacağımıza karar vermeliyiz. Özellikle sulu alanlarda yazlık olarak ekilmiş pamuk, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, patates ve sebzeler gibi kültür bitkilerinin üretiminden tarlamızda geriye kalmış fosfor olabilir. Kullanacağımız DAP gübresinden belki yarı yarıya keserek gübreleme yapabiliriz. Bu uygulama bizi gübrede tasarrufa götürür. Belki de pahalı DAP gübresi yerine fosfor tenörü daha düşük, fiyatı DAP’tan daha ucuz 20-20-0 gübresi ile taban gübrelemesini yapabiliriz. (DAP gübresi fiyatı: tonu 2.900-3.100 TL. 20-20-0 gübresi fiyatı: tonu 1.900-2.100 TL’dir.) Yapılan araştırmalara göre buğday bitkisi 100 kg dane verimi için 2.7 kg/dekar saf azot, 2 kg/dekar saf fosfor kullanmaktadır. Genelde kuru şartlarda yetiştirilen hububat için önerilen saf fosfor (P2O5) miktarı 7-9 kg/dekardır. Sulu şartlar için de 9-11 kg/dekar saf fosfor karşılığı (P2O5) gübresi verilmesi uygundur.
  • Bitkilerin beslenmesi açısından şu husus unutulmamalıdır. Bitkilerin topraktan beslenmesi esastır. Yapraktan yapılacak gübrelemeler, noksan elementlerin (Örnek: çinko) gibi telafisi başta olmak üzere, hem makro ve hem de mikro elementlerin eksikliğinin kısmen giderilmesi ile verim artışına yönelik uygulamalardır. Yapraktan verilecek organik, organomineral ve kimyasal gübrelerle bitkinin ihtiyacının karşılanacağını düşünme fikri, doğru değildir. Bu ticari anlamda söylenmiş spekülatif ve eksik bilgilerdir.
  • Gübreler için halen dekar başına yapılan destekleme 4 TL’dir. Bu destekle 1 kilo 290 gram DAP gübresi veya 2 kg 20-20-0 gübresi satın alınabilir. Bir yılda katlanan gübre fiyatları karşısında desteklemeler yetersiz kalmıştır. Devletimizin imkanları ölçüsünde gübre desteklerinin artırılması ve basın yoluyla çiftçilere duyurulması önemli olacaktır.
  • Gerek gübreler ve gerekse gübreleme konusunda söyleyecek çok sözümüz var! Son söz olarak sözümüzü şöyle tamamlayalım:
 
Ülkemiz topraklarının çoğunlukla killi yapıda olması, kireç fazlalığı, organik maddenin düşük olması, yağış azlığı, bilinçli ve dengeli gübre kullanımındaki noksanlıklar, bitki besleme sorunlarımızın temelini oluşturmaktadır. Gübre işi öyle yabana atılacak ve ihmal edilecek bir konu değil, ne kadar konuşsak, ne kadar söylesek azdır.
 
Fahri Harmanşah
Gübre İthalatçıları Derneği
 Onursal Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
18.10.2018
Devamı

Küçükbaş Hayvanlarda Yaş Uygulamasında Değişiklik

 Hayvancılık desteklemeleri uygulama tebliğ bugün resmi gazetede yayımlandı. Bu tebliğe göre küçükbaş hayvanlarda yaş problemi çözülmüş oldu.
MADDE 1 – 8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “15-90 ay” ibaresi “15-120 ay” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “15-90 ay (15-90 ay)” ibaresi “15-120 ay (15-120 ay)” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.10.2018
Devamı

Çeltik Üreticisi Kan Ağlıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, “Çeltik Üreticileri Kan Ağlıyor! TMO Piyasalara Müdahale Etmeli!” çağrısında bulundu.
Gaytancıoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, kişi başına 7-8 kilogram pirinç tüketildiğini, Türkiye'nin çeltikte kendine yetmediğini, ithalat yaptığını, tüketimin yaklaşık yüzde 30'unun ithal ürünlerden oluştuğunu belirtti.
Edirne'nin, Türkiye çeltik üretiminin yüzde 60'ını tek başına karşıladığına işaret eden Gaytancıoğlu, Ergene Nehri'nin kirliliği nedeniyle bölgede çeltik ekiminin azaldığını, bunun ithalatın artması anlamına geldiğini anlattı.
Gaytancıoğlu, TMO'nun, çeltikteki düşük fiyatlar karşısında piyasaya müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
Çeltik üretiminin zorluğuna değinen Gaytancıoğlu, bunun yanı sıra pirinç haline gelene kadar ciddi anlamda girdi; akaryakıt, gübre, iş gücü kullanıldığını kaydetti.
Gaytancıoğlu, “Maliyeti 2 bin 200 olan bir üründe neden üreticinin alın terinin karşılığı görünmek istenmez? Temel gıda maddelerinde neden böyle yapıyorsunuz, neden sürekli ithalatçı ülke konumuna geliyoruz, neden Türkiye'nin üretim potansiyelini harekete geçirmiyorsunuz?” diye sordu.
AKP'nin tüm ürünlerde sınıfta kaldığını, mısır, arpa, buğday, tütün, soya, yağlı tohum bitkilerinin ithal edildiğini vurgulayan Gaytancıoğlu, “Neden çiftçiye daha fazla destek vermeyi düşünmez? Çeltikte 10 kuruş destekleme var. Neden bu 40 kuruşa çıkartılmıyor? Tarımsal kredilerde niye yapılandırma söz konusu değil? Çiftçinin bankalara borcunu yapılandırmayı düşünüyor musunuz? Bankalara borçlarının faizini silmeyi düşünüyor musunuz?” diye konuştu.
Her ürün için nitelikli ve tutarlı tarım politikası izlenmemesi halinde Türkiye'yi kıtlık beklediğini belirten Gaytancıoğlu, Türkiye'de yetişmesi mümkün olan bütün tarım ürünlerinde ithalatın durdurulması gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısının ardından genel kurulda söz alarak çeltik üreticilerinin mağduriyetini dile getirdi. Okan Gaytancıoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
 
“Bugünlerde bütün bölgelerde çeltik hasadı yapılıyor. Ancak fiyat o kadar düştü ki Türkiye'nin ithal ettiği bir üründe, ortalama 570 dolara ithal ettiği bir üründe çeltik fiyatının en az 3,5 lira olması gerekirken üreticiler 2 liralara çeltik satıyorlar ve çok zor durumlarda kalıyorlar. Üreticiler borçlarını ödemekte güçlük çekiyorlar; gübre fiyatları son derece arttı, akaryakıt fiyatları son derece arttı. Burada madem çiftçinin kara gün dostu olan bir kurum var, bu kurumun devreye girmesini istiyoruz, bu kurumun piyasaya müdahale etmesini istiyoruz. Yoksa önümüzdeki sene gerçekten Türkiye bir kıtlıkla karşı karşıya kalacak. Her şeyi ithal etmekle çözüm bulamayız. Madem yerliysek madem millîysek çiftçimizi desteklemek, üretenin alın terinin karşılığını ödemek zorundayız.” Dedi.
 
 
 
17.10.2018
Devamı

TARIMDA MİLLİ OLMAK

  Bu yıl gerçekten çok farklı başladı. Her gün yeni bir gündem, her gün yeni bir  olayla karşılaşıyoruz. İnanın, yarın ne olacak acaba? Demeye çalışmak gereksiz. Mutlaka değişik bir durum, değişik bir bilgiyle uyanıyoruz her sabah. Konu üstüne konular, hiç bitmiyor ! Bu coğrafya her şeyin çok çabuk değiştiği, hızla başkalaştığı bir yer. Türk insanının bunlar karşısında gösterdiği tepki de inanılmaz hani. Adaptasyon, sabır, sebat gerçekten takdire değer, gerçekten şahane. Düşünün bir kere dün cebinizde 100 TL para var, sabah uyanıyorsunuz; Dolar, Euro, altın fiyatları uçmuş. Bir gecede paranızın alım gücü yüzde yirmi, yüzde otuz azalmış. Başka bir ülkede olsa, neler olur neler. Sokağa çıkmaz, hayata küser insanlar. Ama, bizler dirençliyiz. Belki kahroluyorsunuz, bin bir beddua ediyorsunuz içinizden. Bir anda bu hale nasıl geldik diyorsunuz?. Sonra rahmetli Erbakan’ın sözleri aklınıza takılıyor “SİZİ GİDİ RANTİYECİLER SİZİ !” diyorsunuz siz de. Rahmetli, bu replikle  çatardı onlara ve haykırırdı içindekileri dış güçlere, vatanı satan pervasızlara. Ama sonuçta hızla birileri zengin, birileri de fakir olurdu. Yine, döndük dolandık aynı yere mi geldik, aynı mı olduk diyoruz sanki ?

            Şimdi neden böyle bir giriş yaptım, bilmem. Ama içimden geçenler, eminim çiftçinin, memurun, işçinin, kısaca halkın da içinden geçenleri yansıtıyor sanırım. Zor günlerden geçiyoruz vesselam. Bu durumda devleti yönetmek de hakikaten zor. Yöneticilerimize Allah kolaylık versin. Bizleri bu sıkıntıdan, bu darlıktan bir an evvel çıkarsınlar diye hep birlikte dua edelim. Yalnız, bunu söylerken onlardan hep  bir çare ummak, hep tek taraflı beklenti içine girmek de doğru değil. Bizlere de çok iş düşüyor. Ülke, toprak, gelecek ve umutlarımız söz konusu çünkü. Herkes biliyor ki, bu kıtada, bu bölgede yaşam oldukça zor. Ve bizlerin ayakta kalması gerekiyor. Aksini düşünmek bile istemiyorum. 15 Temmuzda yaşadığımız üzücü hadise karşısında sergilediğimiz birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var yani. Bunun için el ele vermeli, tek yürek olmalıyız ki, bu çalkantılar bir an evvel sona ersin. Ama az önce dediğim gibi “Bizim yapmamız gerekenler var, mutlaka memlekete katkımız olmalı”. Ülkedeki bütün bireylerin karınca misali beraberlik bilinci içinde hareket etmesi çok önemli. “Ben ne yapabilirim ki, bir kişiden ne ola ki” asla dememeli.
 
            Öncelikle;  kendi kendimize aynada bir bakıp, bir silkinip, şu tembellik hastalığından bir kurtulmalıyız. Beleşçiliği bırakmalıyız yani. Hemen valiliklere, kaymakamlıklara gidip dilekçe vererek kolay yoldan para- pul istemek yerine, oturduğumuz yerde “DEVLET VERSİN” demek yerine, gücü yeten herkesin bir iş bulup çalışması gerekiyor artık. Fabrikatörler, işverenler eleman bulamıyorum, çalışacak kimse yok sözünü söylememeli veya söyletmemeliyiz. Eğer şehirde yaşıyorsak, Sosyal Yardımlaşma kurum ve kuruluşlarının peşini bırakmalıyız. Asgari ücretli dahi olsa fabrikalarda ve iş yerlerinde çalışmak için koşmalıyız. Bir anlamda üretici olmalıyız. Ne kadara mal olursa olsun, ne pahasına gelirse gelsin, kendi ürünümüzü kendimiz elde etmeliyiz ki, global güçlerle cenk edelim, mücadele edelim ve kazanalım. Bir düşünün bu rahat ve hayta yaşamın devlete bedelini. Milyarlarca lira değerinde değil mi? Bırakın gerçek fakirler, gerçek ihtitaç sahipleri alsın onları. Biz üretken olalım ki devletimiz, milletimiz kazansın. Köyde, kasabada yaşayan insanlara sesleniyorum. Sizler de boş durmayın. Elinizden geldiği kadar üretip satmaya bakın. Yerli ve milli ürünler piyasada ne kadar çok olursa, ithalat o oranda düşecektir, azalacaktır. Fiyatlar ister istemez aşağı yönelecektir. Bu gün et, süt, yumurta gibi, patates, soğan gibi temel ihtiyaç ürünlerini pahalı yiyorsak, bunun altında yatan gerçek, yerli üretimin talebi karşılayamayacak düzeyde olmasıdır. Yetersizdir yani. Böyle olunca ithalat kaçınılmaz oluyor, dış ülkelerdeki maliyetler bizdekine göre daha uygun olduğundan, birilerinin iştahı kabarıyor, tonlarca mal ülkeye giriyor, içerideki fiyatlar yerlerde geziyor. Sonuçta ne oluyor, yerli üreticinin malı para etmiyor ya da ziyan oluyor. Arkasından çiftçi, üretici tarıma küsüyor. Üretimi bırakıyor. Malını mülkünü üç kuruşa satıp, şehrin yolunu tutuyor. Bunun üzerine, devlet yetkilileri küskünleri barıştırmak için, proje üstüne projeler yapıyor. Teşvik üstüne teşvik veriyor. Yeniden ahırlar , ağıllar ve binalar yapılıyor. Bir umut, bir heyecan başlıyor. Satış ağı tam oturmamış, yeterli ve doğru planlama yapılmamış bir üretim yeniden şahlanıyor. Ama, kar bir türlü istenen düzeye getirilemiyor. Daha sonra işletmeler elden ele dolaşıyor.  O da  olmuyor, maalesef kapanıyor.  Biz sanıyoruz ki, devlet teşvikleriyle işletme kurarsak, alacağımız destekler bizi ihya edecek. Bize köşe döndürecek. Yok öyle bir  şey. Asla bundan medet ummayın. Hayvancılığı gerçekten profesyonelce yapan işletmelere bir bakarsanız ne kadar dikkatli, ne kadar hassas olduklarını göreceksiniz. Bir yatırım yapmadan önce adam akıllı hesaplar, projeksiyonlar ve teknik verilere bakarak yola çıkıyorlar. En başta yemi, suyu, elektriği,  yetişmiş elemanı nereden bulacağını sorguluyorlar. Her şeyi iğneden ipliğe hesaplayıp, işe öyle giriyor ve başarılı oluyorlar. Yani; "bahçem var, tarlam var hatta bir de ahırım var, hemen yatırım yapayım" demiyorlar. Öyleyse herkes profesyonel hayvancılık yapamaz, yapmamalı anlamı çıkıyor buradan. Sermayesi, gücü, kısaca imkanı olan yapmalı ki, kazanabilsin. Köylerimizde sürdürülen daha küçük çaplı tarım ve hayvancılık işletmelerine gelince; asla boş vermemeli, devamlı desteklenmelidir. Destekler, para vermek dışında teknik imkanları arttırmaya yönelik olmalı. Gerek devlet, gerek özel sektörde çalışan mühendis ve veteriner hekimlerin teknik bilgi ve uygulama kapasiteleri artırılmalı. Köylüye hizmet çok çabuk götürülmelidir. Sahada profesyonel, konusunda uzman veteriner hekimlerle, ziraat, su ürünleri ve gıda mühendisleri olmalı. Bu personeli çok iyi yetiştirip Operasyon Timleri kurmalıyız. Bir salgın, bir felaket ya da savaş halinde olaya hızla müdahale edecek, acil planları yönetecek profesyonel kişilere ihtiyaç var. Biz , kuş gribi, domuz gribi, şap, şarbon gibi pek çok salgın hastalık geçirmiş ülkeyiz. Bu tür tecrübeler bize uzman ekiplerin ne kadar gerekli olduğunu, mutlaka oluşturulması gerektiğini göstermiştir. Doktoralı veya yüksek lisanslı meslektaşların öne çıkarılmasının zamanı geldi de geçiyor bile. Artık Enstitülerde sadece laboratuvarda gönderilen numuneyi değerlendirecek uzman hekim ve mühendisler olmamalı. Onları destekleyecek, problemi yerinde çözecek arazide ziraatın her alanında olduğu gibi, veteriner sahada da klinik bilimlerde doktora yapmış dahiliyeci, doğumcu ve de cerrahlar olmalı ki, hastalık çıkan bölge veya yer çabucak karantinaya alınsın ve kontrol sağlansın. Bu manada hizmet vermek için ambulans uçak ve helikopterler bile olmalı. Üniversitelerin veteriner klinik ve hastaneleriyle sıkı bağlar kurulmalı. Bahsettiğim uzmanları yavaşlatacak, onların hızını kesecek prosedür ve bürokratik işlemler ortadan kaldırılmalı ki, en ufak problem ivedilikle çözülsün, bitirilsin. Yoksa hiç bir işimiz rast gitmez, hastalıklarla edilen mücadelede başarılı olamayız. Kısır döngü içinde döner dururuz.  Söylediğim şeylerin yabana atılmamasını yetkililerin bu hususa eğilmesini önemle rica ediyorum. Teknik kadroların yeni bir anlayış, yeni bir ruhla çalıştırılması şart. Tıpta olduğu gibi uzmanlar bizzat ihtiyaç olan yerlerde çalıştırılmalı. Yabancı belgesellerde evlere veya yerleşim alanlarına giren vahşi hayvanların, ayıların,  yılanların bertaraf edilmesi için profesyonel Veteriner Timler görev alıyor. Bizde neden hala, belediye işçilerinin, zabıtaların veya alakasız kimselerin gayretiyle yapılmaya çalışılıyor anlamıyorum. Artık bunları terk etmeliyiz. Bizler daha iyisini daha güzelini hak ediyoruz. Bunu havacılık sektöründe, savunma sanayisinde uyguladık ve başardık. Neden tarım ve hayvancılıkta da yapmayalım ki. İyi bir modernizasyon, sağlayamazsak kimseyi razı edip köyüne döndüremeyiz. Hayvancılığı istenen ölçüde, istenen kalitede yapamaz, yaptıramayız. Şehirlerde işsizlik, vasıfsız eleman sayısı gittikçe artar. Artık emeklinin ya da yaşlı nüfusun yapacağı iş değil tarım. Kırsalda genç insanlara ihtiyaç var. Kimse dolgun ücretle bile  çobanlık etmez oldu köylerde. Teşvik için Tarım ve Orman Bakanlığı destek oluyor ama, köylere gençler dönmüyor, gitmek istemiyor. Dolayısıyla genç nüfusu olan bir ülkeyiz bunu avantaja çevirmeli ve çok etkin kullanmalıyız. Devletimizin her sektörüne iyi yetişmiş, donanımlı gençleri koymalı, geleceğimizi kurtarmalıyız. Artık kendi yağımızla kavrulmalıyız. Son olarak; stokçuluğa ve stokçulara karşı durmalıyız. İhtiyacımız olmayan gereksiz ürün ve mallardan vebadan kaçar gibi kaçmalıyız. Her türlü alışverişi kendi paramızla yapmalı, yerli ürünleri almaya, kullanmaya gayret etmeliyiz. Ayrıca sosyal medyada çıkan haberlerin doğruluğunu teyit etmeden boş sözlere, yalan haberlere kanmamalı, onları paylaşarak başka insanları tedirgin etmemeliyiz. Bu vatanı kurtaran atalarımız ve büyüklerimiz gibi milli ve manevi değerlere sahip çıkmalıyız.
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
 
17.10.2018
Devamı

Damızlıklar Kesime Gidiyor Kimse Kulak Asmıyor

Topyekûn ülke olarak döviz baskısından ve içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulabilmek adına omuz omuza, birlik beraberliğimizi korumaya ve kucaklaşmaya her zamankinden çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Sanayici, üretici, yetiştirici, tüketici ve toplumun her kesimi içinde hissettiği bu krizi açmaya ve krizden daha nasıl az etkilenirim noktasında bunun muhasebesini yapıyoruz.
Devlet olarak Enflasyonla topyekûn mücadelesi gerçekleştirerek birçok ürüne yüzde 10 indirim geldi. Bu yapılanların ve yapılacak olanları hepsi güzel şeyler. Gel gelelim toplumun hemen hemen her kesimin alım gücü yok. Tüketicinin almaya, sanayicinin üretmeye, üreticinin ise üretmeye dermanı yok. Kısaca bıçak boynumuza dayandı. Anadolu bir söz vardır. “Ağzını bıçak açmıyor.” Diye Tamda toplum olarak bunu yaşıyoruz.
Yetiştirici açısından baktığımızda eldeki damızlıklara bakamaz oldu. Yüksek girdi maliyetleri ve üstüne döviz kuru baskısı nedeni ile girdiler iki katına çıktı. Sanıyorum bu ateş sönmeyecek gibi.
Yetiştirici bakamadığı hayvanlarını kesmek istiyor. Edindiğimiz bilgilere göre Anadolu’da birçok yetiştirici artan girdi maliyetleri ve sütün para etmemesi nedeni ile hayvanlarını kesime götürüyor. Gerçi ortada hayvanları kesen bir taraf ta yok. Yani kestirmek isteyen var. Kesmek isteyen yok.
Bundan sonraki süreçte yapılması gereken şey tarım ve hayvancılık ’ta bugüne kadar yapılan yanlışlardan dönülmesidir. Bu yanlışları herkes görüyor da ilgililer neden görmezden geliyor.
Tarımla direk ya da dolaylı uğraşan her kesim iflasın eşiğindedir. Kimse bunu artık görmezden gelmesin. Bir ülkenin kalkınabilmesi için üretim şarttır. Tarım ve Hayvancılık ise ülkenin olmazsa olmazlarındandır. Yarın geç olmadan sektörü ayağa kaldırıp şahlandırmak bizim elimizde ise doğru politikalara yönlenip kırsaldaki Mehmet ağanın sesini dinlemeliyiz. Onun söylediklerini kulak arkası etmeden aslımıza dönmemiz gerek. 
Muhammet Oluklu Keleminden
 
 
16.10.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım ve Orman Bakanlığında, genel müdür yardımcılıklarına atamalar yapılmaya başlandı. Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde, genel müdür yardımcıları tamamen değişirken, TAGEM, Tarım Reformu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü'ne yeni genel müdür yardımcıları atandı. ÇEM'de de Daire Başkanı Özlem Yavuz Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)'e üç yeni genel müdür yardımcısı atandı. Kahramanmaraş'ta 6 yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yapan ve bu görevinden geçtiğimiz Mayıs ayında ayrılan İhsan Emiralioğlu, Trabzon Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın ve Sivas eski Tarım ve Orman İl Müdürü İhsan Aslan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığını vekâleten yürüten Mesut Akdamar, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına atandı.
Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok BÜGEM'e kaydırılırken yerine Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Erol Bulut, getirildi
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcıları Etem Boz, Hayrettin Yıldırım ve Osman Demirel görevden alınarak, yerlerine Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Bölge Müdürü Mustafa Bulut, Konya Orman Bölge Müdürü Muhammet Çolak, Antalya Beydağları Milli Park Müdürü Erdem İsmetoğlu ve Orman Genel Müdürlüğü eski Daire Başkanı Hasan Kanca atandı.
Orman Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Zeki Temur, Zekeriya Mere ve Yusuf Şahin görevden alınarak yerlerine Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hayati Özgür, İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Muğla Orman Bölge Müdürü Mehmet Çelik ve Giresun Orman Bölge Müdürü Mustafa Özkaya getirildi.
 
16.10.2018
Devamı

TMO Bugün İtibari İle Mısır Alımını 950 den Gerçekleştirecek

TMO bugünden itibaren mısırı 950 TL'ye almaya başlıyor. Elazığ'da üzüm festivaline katılan Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, mısır üreticilerine yönelik yaptığı açıklamanın ardından  mısırda 950TL alımlar bugün gerçekleşecek. Pakdemirli,  Üzüm festivalinde şunları kaydetti:
 
"Toprak Mahsulleri Ofisi'miz (TMO) mısır piyasalarını yakından takip etmekte ve piyasaların seyrine göre uygulamaya konulacak politikaları şekillendirmektedir.
Mısır fiyatlarında son günlerde yaşanan fiyatlardaki dalgalanma nedeniyle çiftçilerimizin olumsuz etkilenmemesi için;
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğümüz, 15 Ekim 2018 Pazartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere 'Mısır Alımlarına' başlayacaktır:
2017 yılında ton başına 760 TL olarak açıklanan mısır alım fiyatı; 2018 yılında %25 artışla ton başına 950 TL olarak belirlenmiştir.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi'ne satabileceklerdir. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üreticimizin hesaplarına aktarılacaktır.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı mısır alımlarının ülkemize ve mısır üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum"
 
 
15.10.2018
Devamı

Rusya'dan Tarım Ürünleri İthalatında Fatura Onay Zorunluluğu Kaldırıldı

20. Altın Sonbahar Tarım Fuarı için Moskova'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus mevkidaşı Dmitriy Patruşev ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından Rus tarafından yapılan açıklamada, "Eylül ayında Türkiye, buğday, ayçiçeği yağı, mısır, bezelye ve pirinç dahil bir dizi tarım ürününün tedarikinde faturaların konsolosluk birimleri tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırdı. Bakan Patruşev'e göre bu adım, Rusya'dan tedariklerin belgelendirilmesini kolaylaştıracak ve prosedürlerin sürelerini önemli ölçüde azaltacak" dendi.
“Tarım Ürünleri Ticareti 3 katına çıktı.”
Bu arada açıklamada sözlerine yer verilen Bakan Patruşev, Ocak-Eylül 2018'de iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticareti hacminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla 3 kat arttığını ve 2.1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti.
Patruşev, "Rusya'nın ihracatı geçen seneye göre yüzde 25 artarak 1.3 milyar dolara yükseldi. Ülkemiz Türk pazarına tahıl, ayçiçek yağı ve baklagiller ihraç ediyor" diye konuştu.
Bakan, Türk pazarına sığır, hindi ve tavuk eti tedarikiyle ilgili bazı konuları Pakdemirli'nin dikkatine sunduğunu da ifade etti.
Türkiye, Ekim 2017'de Rusya menşeli ürünlerin ithalatında Ticaret Ataşeliği onaylı fatura aranması koşulu getirmişti.
Ekonomi Bakanlığı, 9 Ekim'den önce yüklenmiş veya sevk işlemleri başlatılmış uygulama konusu eşyanın ithalatında, bu durumu belgeleyen yükleme kağıtlarının (konşimento, CMR, vs) ibrazı halinde onay şartının aranmaması gerektiğini de vurgulamıştı. Söz konusu uygulamanın kapsamına 7 ürün alındığı kaydedilmişti: Adi buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday.
 
 
12.10.2018
Devamı

Elli Yıllık Süt ve Süt Ürünleri Firması'da Konkordato

Elli yılı aşkın süredir süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Yörsan Gıda konkordato istedi. Dava dilekçesinde, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Dilekçede, konkordato kararı verilmesi halinde Yörsan’ın yeniden etkin bir biçimde faaliyetlerini sürdürebileceği kaydedildi.
Hürriyet Gazetesinden Dinçer Gökçenin haberine göre Yörsan Gıda Mamülleri San. Ve Tic. AŞ için konkordato başvurusu önceki gün Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesine yapıldı. Dava başvurusunda, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Ekonomide yaşanan genel sıkıntıların şirketin mali yapısını olumsuz etkilediği öne sürüldü.
Konuya yakın bir kaynak, zincir marketlere satılan ürünlerin kâr marjındaki düşüş, akaryakıt nedeni ile artan lojistik giderleri ve kredi maliyetlerindeki yükselişin, şirketin mali dengesini bozduğunu kaydetti. Konkordato talep eden Yörsan Gıda’ya yönelik bazı alacaklıların ise icra takibine geçtiği öğrenildi. Şirkete süt veren bir alacaklı 400 bin liralık alacağı nedeni ile Yörsan’a yönelik ihtiyati haciz kararı aldı. Konuya ilişkin, şirket yetkililerinden ise herhangi bir dönüş olmadı.
1984 yılında Türkiye’nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group’a satıldı. Ocak 2018 tarihli ticaret sicil gazetesine göre Yörsan’ın yüzde 96 hissesi Abraaj Grubu’nun kontrolündeki Dairy Fresh Süt Ürünleri Ve Gıda Yatırımları San. Ve Tic. AŞ’ye, kalan hisseise Yörsan’ın üç kurucu kurucusundan biri olan Şerafettin Yörük’e ait. 
Şerafettin Yörük ile Abraaj’ın davalık oldukları gündeme gelmişti. Bloomberg’in 3 ay önceki haberine göre Yörük, ‘adil olmayan sermaye artırımlarıyla şirketteki hisselerinin yüzde 20’den yüzde 3’e inmesine neden olunduğu’ gerekçesi ile yargı yoluna gitmişti.
 
 
12.10.2018
Devamı

Muş'ta Şeker Pancarı Eylemi

Muş Şeker Üretim Sanayi A.Ş.’de oluşan pancar kuyruğu çiftçileri çileden çıkardı. Özelleştikten sonra randevulu sisteme geçen fabrikada, işlerin yavaş ilerlediğini öne süren çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi.

 Çiftçi Fabrika bahçesindeki yolları kapattı 

Kendilerine randevu verilmesine rağmen günlerdir beklediklerini belirten çiftçiler, pancar yüklü traktör ve kamyonlarla fabrika bahçesindeki yolları trafiğe kapattı. Uzun kuyrukların oluştuğu fabrika bahçesine toplanan çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi. Çiftçilerden Ceyhan Danış, “Onların istediği şartlarda getirdiğimiz halde, 48 saattir burada bekliyoruz. Yukarıdaki bantlar boş durduğu halde çalışma yapmıyorlar. Eğer bu sistemle devam ederse, çiftçinin pancarı tarlada kalacak. Pancarlarda en ufak bir çamur olduğu zaman teslim almıyorlar.
Yarın yağmur yağdığı zaman pancarların tamamı çamurlu olacak ve hiçbirimizin mahsulünü teslim almayacaklar. Eğer özelleşmişse ve randevulu sisteme geçilmişse, bizi zamanında göndersinler. Bu şekilde çalışamıyoruz, biz mağdur oluyoruz. 210 dönüm alanda pancar ekmişim, bana daha randevu verilmemiş. Memleketin hava şartları ortada. 11’inci aydan sonra pancar sökümü yapılmaz. Çiftçinin pancarı tarlada kaldığı zaman ne yapacağız” diye konuştu.
Daha önce böyle bir sorun yaşamadıklarını belirten Ekrem Erikli ise “Ben şu ana kadar böyle bir sistem görmedim. Milleti perişan ettiler. Çavuşlara söylüyoruz, yetkililere söylüyoruz ama bir sonuç alamıyoruz. 4 bine yakın çiftçimiz var bu çiftçilerimiz mağdur durumda. Geçen yıl burada 4 bant çalışırken, bu yıl tek bant çalışıyor. Dünden beri burada bekliyoruz, aç susuz bekliyoruz” dedi.
 
12.10.2018
Devamı

Tarım Kredi Enflasyonla Minumum Karla Mücadele Edecek

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na destek verdiklerini belirterek, "Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda programa destek olmak için kar marjımızı minimuma çektik." dedi.
Poyraz, AA muhabirine, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.
Geçen haftalarda gübrede özel finansman yöntemiyle yüzde 15'lere varan indirim yaptıklarını anımsatan Poyraz, "Gübrede piyasa fiyatlarının altına indik. Sonrasında yemle ilgili yüzde 20'ye yakın indirim yaptık. Şimdi de bu kapsamda başta sıvı gübre kısmında olmak üzere, tarımsal ilaçlarda ve çiftçimizin yaptırdığı sigortalarda yüzde 10 civarında indirime gittik. Toplamda şu anda 50'nin üzerinde üründe yüzde 10 civarında indirim var." diye konuştu.
Maliyetleri azaltarak çiftçileri rahatlatmayı amaçladıklarına ifade eden Poyraz, şu anda maliyetlerin azaltılması noktasında Tarım Kredi iştiraki şirketlerin karlılık oranlarını yok denecek kadar aşağıya çektiklerini söyledi. Poyraz, indirimlerin orta ve uzun vadede kazanca dönüşeceğini dile getirdi.
Programa destek verdiklerini vurgulayan Poyraz, "Bu programın etkileri gelecek aydan itibaren enflasyon rakamlarına yansıyacaktır diye düşünüyorum. Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda kar marjımızı minimuma çektik." ifadesini kullandı.
 
 
11.10.2018
Devamı

Çiftçi Borcu 150 Milyar Dolar

CHP Milletvekili Ali Keven, çiftçinin 2002’de 4.5 milyar dolar olan borcunun 150 milyar dolara yaklaştığını ifade ederek, “Bu borcu ödemeleri mümkün değil. Tarlasını ekip biçemeyince şehirlere göçüp asgari ücretle iş bulmaya çalışıyorlar” dedi.
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Türkiye'de çiftçinin borcunu ödemesinin mümkün olmadığını, bu yüzden kendisine başka çözümler aramak zorunda kaldığını belirtti. Ali Keven, "Bu borç yüküyle çiftçi üretemiyor. Üretim için maddî gücü yok. Tarlasını ekip biçemeyince de köyünden göçüyor. Büyükşehirlerde asgarî ücrete iş bulmaya çalışıyor, onu da bulmakta zorlanıyor. Köylünün, çiftçinin hali perişan" dedi.
Tarım Kredi Kooperatifleri ‘ne kayıtlı çiftçilerinin 25 milyon 216 bin lira tutarındaki borcunu ertelemek zorunda kaldığını ifade eden CHP'li Ali Keven, şunları kaydetti,
"Bu borcu, ben sadece kendi seçim bölgem Yozgat ili için söylüyorum. Çiftçinin dosyaları takipte. Bu insanlar borçlarını nasıl ödeyecekler, kimse sormuyor, iktidar ilgisiz kalıyor. Türkiye genelindeki durumu artık siz düşünün. Çiftçi üretemiyor. Üretemedikçe, daha da geriye gidiyor. Tarım işçisinin tek güvencesi üretimdir. Üretim için de teşvik gerekir. Ancak mazot ve gübre zamları bile, çiftçiyi kara kara düşündürmeye yetti. Çiftçi artık; ürününü satıp kâr elde etmeyi, geçinmeyi değil, borcunu ödemeyi düşünüyor. Çiftçi borç ödemek dışında bir şey düşünemez hale geldi. Bunun sebebi yanlış politikalar. Sadece ay çiçeği için söylüyorum, çerezlik ay çekirdeğinin ne gibi stratejik önemi vardı da Çin'den ithal edildi? Bunu da anlamak mümkün değil. 61 tonluk ithalat ne diye oldu, iktidar ne diyecek merak ediyoruz."
ŞEHİRDE ASGARİ ÜCRETLE BİLE İŞ BULAMIYORLAR
Çiftçinin üretim derdi ve sıkıntısı olduğunu, ancak, bunun için çiftçinin desteklenmediğini dile getiren Ali Keven, "Aksine, göçe zorlanıyorlar. Topraklarınızı bırakın, şehirlere gidin diyorlar adeta. Çiftçi, asgarî ücretle çalışmak zorunda kalıyor, şehirde iş bulamıyor, iş bulmak da kolay değil. Bu sefer işsizlik başlıyor. Yoğun bir göç var, tarımın bu noktaya gelmesinden dolayı. Büyük sıkıntı yaşanıyor Anadolu'da. Çiftçinin bu koşullarda borcunu ödemesi neredeyse imkânsız. Köylünün, çiftçinin 2002 yılında 4 buçuk milyar dolar borcu vardı, şimdi gelinen noktada 150 milyar dolara yakın borcu var. Türkiye'de genel rakam bu. Borca doğru giden bir ivme var, bunu nasıl aşağıya çekeceksiniz?" diye konuştu. Kaynak :Yeniçağ
 
 
 
11.10.2018
Devamı

Enflasyonla Mücadele'de Bir çok Ürüne indirim

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Enflasyonla Topyekün Mücadele programında yaptığı değerlendirmede gübre ve yem başta olmak üzere hangi ürünlerde yüzde 10 indirim yapılacağını açıkladı. Pakdemirli, şunları söyledi.
ÇAYKUR’dan zam yok
Yaptıklarımızın üzerine neler yapabiliriz dedik. Serbest piyasa ekonomisi tabii ki işleyecek. Gıda arz güvenliğini de mutlaka sağlayacağız. Örneğin kıyma 29, kuşbaşı 31 TL'den satılıyor. Ucuz fiyattan alınıyordu, alınmaya devam edecek. Ucuz et projesi devam edecek. Çaykur bundan sonra da zam yapmayacak. Zincir marketlerde 50 üründe 2 ay yüzde 10 indirim yapacak.
ET VE SÜT KURUMU YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK
Et ve Süt Kurumu 10 üründe yüzde 10 indirim yaptı. Atatürk Orman Çiftliği 14 üründe yüzde 10 indirim yaptı. Gübrede yüzde 15 indirim yapıldı. Bugünden başlamak üzere sıvı ve toz gübrelerde 35 çeşit üründe Gübretaş yüzde 10 indirim yapacak.
Tarım Kredi, karma hayvan yemlerinde ortaklarına yüzde 10 indirim uygulayacak. Yem sanayicileri Birliği de aynı yönde karar aldı.
Tarım Kredi Şirketi Bereket Sigorta Tarım Kredi ortaklarının tüm sigortalarında yüzde 10 indirim uygulayacak.
50 ÜRÜNDE İKİ AY BOYUNCA YÜZDE 10 İNDİRİM
Toprak Mahsulleri Ofisi pirinci yüzde 20-40 indirimle arasında satmaya devam edecek. Carrefour, BİM, Şok, Migros ve Metro 50 üründe iki ay süreyle yüzde 10 indirim yaptığını açıkladı.
 
 
10.10.2018
Devamı

Sertifikalı Tohum Desteği Neden Ödenmiyor

CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, çiftçiye geçmiş dönemden kalan destekleme ödemelerinin yapılmamasını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu. Bu yıl ürününü ekmeye hazırlanan çiftçinin mağdur olduğunu ve geçen yıldan ödenmesi gereken sertifikalı tohum desteklerini henüz alamadığını söyleyen Akın, “Ekim zamanı geldiği halde çiftçiye 2017 yılının desteklemesinin verilmemesinin gerekçesi nedir?”diye sordu.
'ÇİFTÇİ HANGİ PARAYLA TOHUM ALACAK?'
CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, 2017 yılındaki Sertifikalı Tohum Desteği'nin hala çiftçilere ödenmemesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye sordu. AKP iktidarının çiftçiyi desteklemediği gibi geçmiş dönemden kalan desteklemeleri de vermediğine dikkat çeken Akın, “Geçen yıldan ödenmesi gereken sertifikalı tohum destekleri henüz ödenmedi. Çiftçi mağdur. Bu yıl ürününü ekmeye hazırlanan çiftçimiz geçen seneden kalan destekleme parasını alamadı. Hangi parayla tohum alacak. Zaten zarar ettiler. Saraydakiler çiftçi ekmesin istiyor” dedi.
AYLAR GEÇTİ, ÇİFTÇİYE PARA YOK
Akın, 2017 yılında sertifikalı tohum kullanım desteklemelerinin dekar başına arpa ve buğdayda 8.5 lira, çeltikte 8 lira olarak belirlendiğini söyleyerek, “Balıkesir başta olmak üzere yurdun dört bir yanındaki çiftçilerimiz bu güne kadar desteklemelerini alamadıkları için mağdur. AKP bunu hep yapıyor. Çiftçinin mağduriyetini görmezden geliyor. Müracaatların üzerinden aylar geçti bu paralar çiftçiye neden ödenmedi?” diye konuştu.
VERİLMEYEN DESTEK ENFLASYON KARŞISINDA ERİDİ!
Çiftçinin eline geçmeyen desteklemelerin geçen yıldan bu yıla kadar da enflasyon karşısında eriğini ifade eden Akın, “Çiftçimizin mağduriyetini gidermek için desteklemelere enflasyon farkı da verecek misiniz? Sertifikalı tohuma destek veriyoruz” dediğiniz halde ve yeni sertifikalı tohumların ekim zamanı geldiği halde çiftçiye 2017 yılının desteklemesinin verilmemesinin gerekçesi nedir?”diye konuştu.
Desteklemelerin ne zaman ödeneceğini de soran Akın, buğday üretimindeki yaşanan düşüş için belirlenen politikaların gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sorarken, “Çiftçiden yana tarım politikaları uygulayacak mısınız?”dedi.
 
 
9.10.2018
Devamı

Hazine Arazilerine Rekor Başvuru

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacakları uygulamaya bugüne kadar 22 bin 860 çiftçinin başvuruda bulunduğunu bildirdi.

Bakan Kurum, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Hazineye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanmasını sağlayan düzenlemeye ilişkin verileri paylaştı. Yaklaşık 218 bin çiftçinin faydalanacağı uygulamaya başvuruların devam ettiğini belirten Kurum, “Yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden, 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayan üzenlemeye bugüne kadar 22 bin 860 çiftçimiz başvuruda bulundu” dedi.
 
 
8.10.2018
Devamı

İmarsız Tarım Arazi Kiralamalarda Son Tarih 19 Kasım

Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından, imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan hazineye ait tarım arazilerinin kiralanma sürecine ilişkin bir açıklama yapıldı.
Muğla Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada “İmar Planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazileri, 31 Aralık 2017 tarihinden önce en az üç yıl süreyle tarımsal amaçla kullanan ve başvuru tarihi itibariyle kullanımları halen devam eden vatandaşlarımıza, üzerinde sabit tesis yapılmamak kaydıyla 19.11.2018 tarihine kadar talepte bulunan hak sahiplerine kiralama yapılacaktır.” diye ifade edildi.

Böylece hazineye ait tarım arazileri hak sahiplerinin talepleri dikkate alınmak suretiyle on yıla kadar doğrudan kiralanabilecek. Hazine taşınmazlarında tarımsal amaçlı yapılacak kiralamalarda ilk yıl kira bedeli, bedel tespit komisyonunca cari yıl için belirlenen ecrimisil bedelinin yarısı olacak. 10 yıl  sonunda ise tekrar kiralama veya satın alma imkânı verilecek. Müdürlük tarafından yapılan açıklamada son başvuru tarihinin 19 Kasım 2018 olduğu belirtildi.

Hazineye ait tarım arazilerini kiralamak isteyenlerin, başvuru süresi içerisinde kiralama talebini içeren örneği 387 sıra sayılı Milli Emlak Genel Tebliğ ekinde yer alan başvuru formu ile taşınmazın bulunduğu yerdeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün birimlerine (Milli Emlak Müdürlükleri, Milli Emlak Şeflikleri) müracaat etmesi gerekiyor.
 
5.10.2018
Devamı

Süt Üreticisi En Zor Günleri Yaşıyor

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci süt fiyatları ile ilgili açıklamada bulundu. Başkan Dermenci açıklamasında “ Unutulmamalıdır ki sütte yaşanan sıkıntı beraberinde et sıkıntısını da getirmektedir. Damızlıkların kesime gitmesi, ülkemizdeki hayvan sayısının azalmasına, böylelikle de ette dışa bağımlılığa ve ithalatta da sürekliliğe yol açarak, Türkiye hayvancılığının telafisi olmayan bir yola girmesine sebep olacağı aşikârdır. Dedi. Dermenci yem fiyatlarına yönelikte çözüm önerisinde bulundu. “ Yem fiyatlarının önüne geçmek, yem sanayicisine alternatif oluşturmak için, Bakanlığımız TMO’yu devreye sokarak, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin arpa, buğday, mısır gibi girdi maliyetlerini ucuza temin etmelerine yönelik üreticinin “kendi yemini kendilerinin yapmasını sağlayacak” politikalar uygulamalıdır.” Dedi.
 
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilen Ulusal Süt Konseyi Toplantısında üreticinin eline geçecek 1 lt sütün fiyatı toplama ve soğutma bedeli hariç 1.70 TL olarak belirlenmesene rağmen, süt sanayicisi bu fiyata uymayıp, 1 lt sütün fiyatını soğutma ve toplama bedeli dahil 1.50-1.60 TL civarında ödeme yaptığından dolayı, zaten kur atışından kaynaklı yem fiyatlarının artmasıyla zor duruma düşen üreticiye bir darbe de süt sanayicisinden gelmiştir.
 
Gerçekleştirilen Ulusal süt konseyinin fiyat belirleme toplantısında 1 çuval yemin fiyatı 65-70 TL arasındayken 1 lt sütün fiyatı 1.70 tl olarak belirlendi. Fakat buna rağmen süt sanayicisi 1 lt süte 1.70 tl vermez iken şuan bakıldığında 1 çuval yem 85-90 TL hatta kimi bölgelerde 100 TL ye kadar çıkmaktadır. Süt üreticisi bırakın para kazanmayı çok ciddi zarar eder hale gelmiştir.
 
Eğer acil bir önlem alınmazsa; süt fiyatında iyileştirmeye gidilmezse, yem fiyatları düşmezse, süt yem paritesi uygun seviyeye getirtilmezse süt üreticileri hayvanlarına bakamayacak duruma gelecek bunun neticesinde de yüz binlerce damızlık hayvanlarını kasaplık olarak kestirmek zorunda kalacak ve 2008-2009 yılında yaşanan kriz döngüsünden kaçacak durumumuz olmayacaktır.
 
Unutulmamalıdır ki sütte yaşanan sıkıntı beraberinde et sıkıntısını da getirmektedir. Damızlıkların kesime gitmesi, ülkemizdeki hayvan sayısının azalmasına, böylelikle de ette dışa bağımlılığa ve ithalatta da sürekliliğe yol açarak, Türkiye hayvancılığının telafisi olmayan bir yola girmesine sebep olacağı aşikârdır.
 
Ulusal Süt Konseyinin acil olarak toplanıp, süt fiyatının artırılarak revize edilmesi gerekmektedir. Öte yandan kesif yem fiyatı için de Bakanlığımızın yem sanayicisi ile görüşüp fiyatların daha fazla artmaması ve düşürülmesi için gerekli adımlar atmasını beklemekteyiz.
 
Kendi Yemini Kendin yap
 
Artan yem fiyatlarının önüne geçmek, yem sanayicisine alternatif oluşturmak için, Bakanlığımız TMO’yu devreye sokarak, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin arpa, buğday, mısır gibi girdi maliyetlerini ucuza temin etmelerine yönelik üreticinin “kendi yemini kendilerinin yapmasını sağlayacak” politikalar uygulamalı ve böylelikle yem sanayicisinin tekeline mahkûm olmuş yetiştiricilerimizin daha düşük maliyetle daha karlı ve sürdürülebilir bir hayvancılık yapmaları sağlanacak, böylelikle de yüksek fiyatın önüne geçilerek, arz talep dengesi sağlanmış olunacaktır.
 
 
 
 
5.10.2018
Devamı

Cumhurbaşkanlığın'dan Çaykur'a Atama

Cumhurbaşkanlığının 2018/195 sayılı kararına göre Çay İşletmeleri Genel Müdür ve yönetim kurulu başkanlığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2ve 3 maddeleri gereğince Ekrem Yüce atanmıştır. Denildi.
Genel Müdür Ekrem Yüce  daha önceki yıllarda ’da Çaykur İşletmeleri Genel Müdür ve Yönetim kurulu başkanlığında bulundu. Yüce, son yıllarda ise (DOKAP) Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının Başkanlığını yürütmekte idi.
 
4.10.2018
Devamı

Domates'e Yüzde 35,30 Zam

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayı enflasyon nrakamlarını açıkladı. Buna göre, Eylül ayında bir önceki aya göre %6,30, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,37, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,75 artış gerçekleşti. 

Domates yüzde 35,30, sivri biber yüzde 31,82, bilgisayar yüzde 31,36, salça yüzde 29,12, yazım ve çizim kağıtları yüzde 25,45, fırınlı ocaklar yüzde 24,89, ütü yüzde 24,38, patlıcan yüzde 23,95, perde hazır (Takmatik) yüzde 22,33, bulaşık makinesi yüzde 20,24, çamaşır makinesi yüzde 19,74, üzüm yüzde 19,73, elektrikli küçük ev aletleri (tost makinası) yüzde 18,98, fırın yüzde 18,38, bebek maması (toz karışım) yüzde 18,20, badem içi yüzde 17,78, kombi yüzde 17,77, okul defteri yüzde 17,43, servis ücreti yüzde 17,21, otomobil (benzinli) yüzde 15,84.

Fiyatı en fazla düşen ürün; limon

Söz konusu ayda fiyatı en fazla düşen ürünler ise şunlar oldu:
"Limon yüzde 28,53, balık yüzde 13,46, havuç yüzde 11,37, elma yüzde 10,58, kuru soğan yüzde 8,47, patates yüzde 8,15, nohut yüzde 7,04, araba kiralama ücreti yüzde 7,02, tişört (erkek için) yüzde 3,36, sakatat yüzde 0,59, antep fıstığı yüzde 0,26, metro ücreti yüzde 0,13, zeytin yüzde 0,06, Terlik (kadın için) yüzde 0,03, toz şeker yüzde 0,05, kesme şeker yüzde 0,25, tahıl gevreği yüzde 0,31, özel lise ücreti yüzde 0,35, su faturası yüzde 0,60, çay yüzde 0,72."
Eylül ayı enflasyonu belli oldu. Enflasyon, eylül ayında tüketici fiyatlarında yüzde 6,30 artarken, yıllık bazda yüzde 24,52 oldu. Çekirdek enflasyon yüzde 24.05 oldu. Eylül ayında ÜFE yüzde 10.88 olurken yıllık ÜFE yüzde 46 oldu.
Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Eylül ayında endekste yer alan gruplardan, ulaştırmada yüzde 9,15, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 7,42, eğlence ve kültürde yüzde 6,62 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 6,40 artış gerçekleşti.
Aylık en az artış gösteren grup yüzde 0,07 ile alkollü içecekler ve tütün oldu.
Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Eylül ayında endekste düşüş gösteren grup olmadı. Ana harcama gruplardan alkollü içecekler ve tütün yüzde 0,07 ile en az artış gösteren grup oldu.

Yıllık en fazla artış yüzde 37,28 ile ev eşyası grubunda gerçekleşti.

TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre ulaştırma yüzde 36,61, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 30,61, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 27,70 ve konut yüzde 21,84 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.
Aylık en yüksek artış yüzde 8,12 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis)'de oldu
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzey'de bulunan 26 bölge içinde, bir önceki yılın Aralık ayına göre en yüksek artış yüzde 22,88 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde, bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış yüzde 28,30 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en yüksek artış yüzde 15,32 ile TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde gerçekleşti.
Eylül 2018'de endekste kapsanan 407 maddeden; 50 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 339 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 18 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
 
 
3.10.2018
Devamı

Şimdi'de 300 Tır Lop Et İthalatı

Et ve Süt Kurumu 300 TIR taze soğutulmuş kemiksiz sığır eti ithal edecek. Kurum, bu 300 TIR etin gümrük işlemlerinin yapılması için hizmet alım ihalesi açtı.
Et ve Süt Kurumu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izin verdiği veya izin vereceği ülkelerden 300 TIR taze soğutulmuş kemiksiz sığır eti ithal edecek. Et ve Süt Kurumu, bu 300 TIR etin gümrük işlemlerinin yapılması için hizmet alım ihalesi açtı. İhale için sadece 1 gün süre verilmesi ise dikkat çekti.
İhale duyurusunda; “Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ithalatına izin verilen ülkelerden 300 adet TIR Taze/Soğutulmuş Kemiksiz Sığır Eti İthalatı Gümrükleme Hizmet Alımı yapılacaktır.” denildi.
Duyuruya göre, hizmet alımı için Edirne, İstanbul, Kocaeli, Trabzon ve Ankara illerinde Gümrük Müşavirliği Şubesi bulunduğunu yetkili makamlar tarafından belgelendirmiş gerçek veya tüzel kişiler teklif verebilecek. Bu şartları taşımakla birlikte Türkiye’de halen kamu ihalelerinden yasaklı konumdaki gerçek ve tüzel kişiler teklif veremeyecek.
Hizmet alımı ile ilgili duyuruyu 27 Eylül 2018’de yayınlayan Et ve Süt Kurumu, ihaleye son başvuru tarihini ise 28 Eylül 2018 saat 10.00 olarak açıkladı. Bu kadar kısa sürede teklif hazırlanamayacağını belirten uzmanlar, ihalenin verileceği firmanın önceden belli olduğunu iddia etti.
 
3.10.2018
Devamı

Ticaret Bakanlığına Rağmen Ekmek 1,25'ten Satılmaya Devam Ediyor

Ankara Valiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre  “Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin, 25 Eylül tarihli ekmek fiyat tarifesinin değiştirilmesine ilişkin kararı, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 62 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, Ankara Valiliği ile Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği temsilcileri arasında yapılan müzakereler neticesinde, 1 Ekim’den geçerli olmak üzere iptal edilmiş ve eski tarife üzerinden ekmek satışlarının devamına karar verilmiştir” denildi.
Ticaret Bakanlığı da dün Ankara’da 200 gram ekmek fiyatının 1 TL’nin üzerinde satılmasına yönelik uygun görüş verilmediğini, aykırı uygulamalara yönelik gerekli tedbirlerin alınacağını açıklamıştı. Gel gelelim bu karar doğrultusunda ekmek Ankara’nın bir çok semtinde 1.25 Kuruş olarak satılmaya devam ediyor.
 
 
2.10.2018
Devamı

Yerli Üretim Logosunda Son Gün Yarın

Ticaret Bakanlığı'nın Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde yaptığı düzenleme kapsamında etiket ve listelerde malın üretim yeri, ayırıcı özelliği, tüm vergiler dahil satış fiyatı, birim fiyatı, satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih yanında üretim yeri Türkiye olan mallar için "yerli üretim logosu" da yer alacak.
Yerli üretim logosunun, Türkiye'de üretilen tüm ürünlerin etiketlerinde, tarife ve fiyat listelerinde kolaylıkla görünebilir ve okunabilir şekilde bulunması zorunlu olacak.
Fiyat güncellemelerinde, yalnızca malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih etikette zorunlu olarak belirtilecek, eski fiyatın etikette yer alması gerekmeyecek.
"Yerli üretim" logosunun haksız ve yersiz olarak mevzuata aykırı şekilde kullanımının tespiti halinde, ilgililer hakkında fiyat etiketine ilişkin aykırılıklar için etiket başına 274 lira idari para cezası uygulanabilecek. Ayrıca Reklam Kurulu tarafından reklamın yayımlandığı mecraya göre 6 bin 900 lira ile 276 bin 345 lira aralığında idari para cezası uygulanabilecek.
"Yerli üretim logosu" uygulaması, Türkiye sınırları içerisinde perakende olarak satışa sunulan mallar için geçerli olduğundan ihraç edilen mallar ya da perakende olarak satışa sunulmayan mallar kapsam dışı tutuluyor.
Yabancı firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için de yerli üretim logosu kullanılması zorunluluğu bulunuyor.
 
 
2.10.2018
Devamı

Avrupa'nın En Büyük Hayvancılık Fuarı Clermont Ferrand'ta

Uluslararası Hayvancılık Fuarı (Sommet de L'elevage), 3-5 Ekim'de Fransa'nın Clermont-Ferrand kentinde açılacak.
32 ülkeden bin 500 katılımcı 
Avrupa'nın en büyük hayvancılık fuarı olan Sommet de L'elevage'ın bu yıl 27.'si düzenlenecek. Clermont-Ferrand'da 180 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilecek fuarda, 32 ülkeden bin 500 katılımcı yer alacak.
2 bin baş hayvanın sergileneceği, 95 bine yakın ziyaretçinin beklendiği "hayvancılık zirvesi", sergilenen ürünler dolayısıyla dünyadaki en büyük ihtisas fuarları arasında bulunuyor.
Fuarda sergilenen hayvan ırklarının sunumu yapılacak
Fuarda, heyetlerin katılımıyla Fransa Hayvancılık ve Genetik Birliği ile ortaklaşa Büyük Uluslararası Hayvancılık Gecesi düzenlenecek.
Gecede, fuarda sergilenen tüm hayvan ırklarının sunumunun yapılması planlanıyor.
Fuarda Türkiye'den de heyet yer alıyor
Ayrıca, hayvan yarışmaları, teknik yenilikler, iş görüşmeleri, mesleki faaliyetler ve tarımla ilgili güncel konularda konferanslar da fuar gündeminde.
Fuara, Türkiye'den  Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç ve beraberindeki heyet katılacak.
 
 
2.10.2018
Devamı

Başkan Erdoğan'dan Çok Önemli Mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TBMM 27. Dönem 2 yasama yılı açış konuşmasında sanayiciye, esnafa ve tarım sektörüne yönelik mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, TBMM de açış konuşmasında sektöre yönelik şunları söyledi. “Sanayicimizin, tüccarımızın, esnaf ve sanatkarımızın, tarım sektörümüzün, ücretli kesimin velhasıl milletimizin yaşadığı sıkıntıları çok iyi biliyoruz.
Enflasyondan, faizlerden döviz kurundan bunalan, işini çevirmekte zorlanan herkesin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasından kaynaklanan finans sıkışıklığının yol açtığı zincirleme sorunların öneminin ve aciliyetinin de farkındayız.
Tüm sıkıntıların çözümüne yönelik hazırlıklarımız, çalışmalarımız var.
Hiçbir sanayicimizi, hiçbir tüccarımızı, hiçbir çalışanımızı, hiçbir vatandaşımızı vicdan ve ahlak yoksunu tefecilerin , iyi günde ortaya çıkıp kötü günde kaybolan fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz.”dedi. Başkan Erdoğan, TBMM 27.Dönem2. Yasama yılındaki açış konuşmasında kredi ve yatırımlara değinerek şunları söyledi.

En Zoru Geride Bıraktık

Kredi imkanlarını genişletip kolaylaştıracak, yatırımları teşvik edecek, üretime istihdama ve ihracata öncelik verecek  bir ekonomi anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden  yükselişe geçirmekte kararlıyız.
Milletimizden biraz daha sabırlı olmasını, ülkesine ve yönetimine güvenmesini istiyorum.
En zoru geride bıraktık. İnşallah bundan her şey daha kolay olacak.”dedi
 
 
1.10.2018
Devamı

Geleceğin En Parlak Sektörü Tarım

Turhal Şeker Fabrikası’nda pancar alım kampanyasını başlatan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, şekerin milli ve stratejik bir ürün olduğunu, halkın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamının yurt içinde üretildiğini söyledi. Pakdemirli, “Geleceğin en parlak sektörü tarım olacak” mesajını verdi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, özelleştirme ihalesinde Kayseri Şeker tarafından satın alınan Turhal Şeker Fabrikası’nda 85. pancar alım kampanyası töreninde konuştu.
 
“Dünyayı doyuran ülke, lider ülke olacak”
“Hiç şüphesiz ki geleceğin en parlak sektörü tarım olacak. Artık dünyayı doyuran, lider ülke olacak” diyen Pakdemirli, “Bunun yolu da tarımla teknolojiyi buluşturmaktan geçiyor. Daha düne kadar tarlasını sabanla süren çiftçimiz, bugün en son teknolojiyi kullanıyor ve kazancına kazanç katıyor. Artık tarlasında otonom traktör, drone ve sensör kullanan çiftçimiz var. Bu durum bizler için gurur verici” dedi.
“Çiftçinin yüküne ortak oluyoruz”
Çiftçilere geçen günlerde müjde verdiklerini de ifade eden Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gübre fiyatlarını yaklaşık olarak yüzde 15 oranında düşürdük. Buğday ve arpa desteği yüzde 100 arttı. Artık dünya fiyatları üzerinden alacağız. Çiftçimizin yüküne ortak oluyor, onu hiçbir zaman yalnız bırakmıyoruz. Zoru hemen yapıyoruz, imkansız sadece biraz zaman alabiliyor.
Şekerin Türkiye için milli ve stratejik bir ürün olduğunu dile getiren Pakdemirli “Bu konuda yapılan spekülatif haberler gerçeği yansıtmıyor. Özellikle altını çiziyorum, halkın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamı yurt içinde üretiliyor. Ülke olarak şeker üretiminde çok önemli mesafe kaydettik. Hatta Suriye ve Irak’a şeker ihraç ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Tokat Niksar’da, bir çiftçi ailesinin çocuğu olan bir dostunun kendisine anlattığı anıyı da konuşmasında aktaran Bekir Pakdemirli, şunları söyledi:
“Bir paket küçük çay ve 1 kilo şekerle eve geldiğimde, beş kız kardeşimin tamamı, ‘Zengin olduk’ diye evden çıkıp, bağırarak beni karşıladılar. İlçe merkezinde, beş gün çıraklık yapıp kazandığım paranın tamamıyla, bu iki şeyi alabilmiştim.’
Değerli dostlar, bu ülke 1970’lerde böyle bir manzarayla karşı karşıyaydı. Şeker kuyruklarını hala dün gibi hatırlıyoruz. Bakınız, nereden nereye gelmişiz? 2002 yılında 16,5 milyon ton olan pancar üretimimiz, 2017 yılında yüzde 28 artış ile 21 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Aynı dönemde uyguladığımız başarılı politikalar ile birim alandan elde edilen pancar verimi, yüzde 50 oranında artmış. 2018 yılında şeker kotaları Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenmişti. Bu dönemde, nişasta bazlı şeker kotaları, yarı yarıya azaltılmıştı. Daha önce toplam şeker içerisinde yüzde 10 olarak uygulanan nişasta bazlı şeker kotası, yüzde 5’e çekilmiş ve oluşan kota farkı, pancara tahsis edilmişti. 2018/2019 pazarlama yılına ilişkin şeker kotaları, 2 milyon 700 bin ton olarak belirlenmiştir. Bu miktarın 2 milyon 565 bin tonu pancar şekerine tahsis edilmiştir. Böylece halkımızın tükettiği şekerin tamamı yerli üretimle ve bu üretimin yüzde 95’i de pancar şekeri ile karşılanmaktadır. Şeker sektörünün sevk ve idaresi bakanlığımızdadır.” Dedi.
 
 
 
30.9.2018
Devamı

En Güzel Buzağı ve Malak Yarışması

Zonguldak’ta "Batı Karadeniz Gıda Tarım ve Hayvancılık Fuarı" kapsamında "En güzel buzağı ve malak" yarışması düzenlendi.
Çaycuma kapalı pazar yeri fuar alanında iki kategoride gerçekleşen yarışmada, ilçenin köylerinden getirilen 24 buzağı ve malak yer aldı.
Hayvan sahipleri, ayak, kuyruk ve kafalarına çeşitli süsler taktıkları malak ve buzağılarını podyuma çıkardı.
Jüri, yarışmada buzağı ve malakları, gelişimi, ırk özellikleri, mizacı, bacak, gövde ve kafa yapısına göre değerlendirdi.
Yarışmada, buzağı kategorisinde 3 aylık simental cinsi buzağısıyla Murat Yılmaz malak kategorisinde ise Satiye Mantarlı birinciliği elde etti.
Dereceye giren çiftçiler altın ve hayvanları için yemle ödüllendirildi.
 
 
30.9.2018
Devamı

Erzurumda Arazi Çalıştayı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk Fıratoğlu, tarım arazilerini korumanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Erzurum'da Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve Atatürk Üniversitesinin iş birliğiyle düzenlenen "Erzurum İli Arazi Kullanımı Çalıştayı" başladı.
Atatürk Üniversitesi Mavi Salonu'ndaki çalıştayda konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk Fıratoğlu, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımın öneminin giderek arttığını, tarımın stratejik sektör olduğunu ifade etti.
Fıratoğlu, Türkiye'de tarım sektörünün yaklaşık 17 milyar dolar ihracat ile gelir sağladığını söyleyerek, "Türkiye'nin nüfusu hızla artmaktadır. Nüfusumuzun gıda ihtiyacı artarken, kıt olan tarım arazilerinin üzerindeki hızlı kentleşme ve sanayicinin baskısı da daha fazla hissedilmektedir. İklim değişikliğinin arazi kullanımının üzerindeki büyük etkisi ve yanlış arazi kullanımı dikkate alındığında, tarım arazilerini korumak hayati önem taşımaktadır." diye konuştu.
- "Tarım arazileri her yıl yanlış kullanım sonucu azalıyor"
Türkiye'de yaklaşık 24 milyon hektar tarım arazisinin her yıl yanlış kullanım sonucu azaldığını aktaran Fıratoğlu, şöyle konuştu:
"Ülkemizde tarım arazilerin kullanımı, korunması ve geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bakanlığımızca bu amaçla tarım arazileri bilgi sistemini geliştirmiştir. Hayatın temel unsurları arasında bulunan toprak, tarımsal üretimde faktördür. Doğal üretim kaynaklarının ilk sırasında yer alan toprak sınırlı olup, gelecek nesillerinin gıda üretiminin kaynağıdır. Günümüzde hızlı nüfus artışı, teknolojik gelişmeler, yeni konut, fabrika ve yolların yapımı zorunlu hale gelmiş ve bu faaliyetler için ihtiyaç duyulan araziler çoğu kez tarım arazilerinden karşılanmaktadır."
Atatürk Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım Canbolat da medeniyetlerin gelişmesinde iki temel unsur olan toprak ve suyu barındıran arazilerin önemine işaret etti.
Ülkelerin kalkınma politikalarının geliştirilmesinin yanı sıra insanların barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılanması açısından arazilerin önem taşıdığına dikkati çekenCanpolat, şöyle devam etti:
"Araziler, farklı sektörlerin gelişmesinde önemli katkılar ortaya koyan doğal ve sınırlı kaynaklardır. Bu kaynak, toprak varlığı, topoğrafyası, hidrolojisi, kullanım şekli ve mülkiyet gibi unsurlarla bir bütünlük arz eder. Tarım sektöründe üretim ortamı olan araziler, amacına uygun kullanılması, özelliklerine göre değerlendirilip üretim ve verimliliklerinin artırılması durumunda gelecek nesillerin sağlıklı gelişmelerinin güvencesi olacaktır."
"Arazilerini koruyarak gelecek nesillere aktarmak asli görevimizdir"
Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu da Türkiye'de en fazla mera alanlarının Erzurum'da bulunduğunu ve bu mera alanlarını ve tarım arazilerini koruyarak gelecek nesillere aktarmanın kendilerinin asli görevi olduğunu aktardı.
Kurum ve kuruluşların kendisine göre arazi kullanım lüksüne sahip olmadığını vurgulayan Azizoğlu, şunları kaydetti:
"Arazileri kullanırken idari birimlerin yanı sıra birçok kurum arazi kullanım yasalarına göre karar alırsa arazileri daha verimli kullanırız. Sanayi ve eğitim alanları oluşturacağımız şehirleri nasıl geliştireceğiz, nasıl ve nerede yapacağız? sorularının cevapları idari çalışmayla mümkündür. Orman alanlarımızı ağaçlandırma yapmazsak, verimli arazilerimizi kullanmazsak gelecek nesillere ne bırakacağız? Bu arazileri en iyi şekilde kullanabilmek gerekir."
- "Erzurum'daki arazi kullanımının yeniden tespiti için çalışma başladı"
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de şehirlerin geliştirilmesi için imkan ve değerlerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurguladı. 
Sekmen, Erzurum'daki arazi kullanımının yeniden tespit edilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını ifade etti. 
Kır ve kent arazi yönetimindeki sorunlara çözümler getirilmesinin yanı sıra arazi kullanımında farkındalık sağlanması amacıyla düzenlenen çalıştay, 28 Eylül'de sona erecek. 
 
 
27.9.2018
Devamı

Tarım Kart'la Gübre, Mazot ve Yem Alınacak

550 bin çiftçi Tarım Kart ile tarlasından ayrılmadan, ilçeye gitmeden işlerini halledecek. Gübre, mazot ve yem bu kartla alınacak. Tarımsal desteklerin de bu kartla verilmesi planlanıyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve PTT A.Ş. arasında Ortak Kart projesi için iş birliği protokolü PTT Pul Müzesi'nde düzenlenen törenle imzalandı. Törene Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, PTT AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik ile bakanlık ve kurum yöneticileri katıldı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarım Kart ile çiftçimiz hızlı, güvenli ve kaliteli hizmet alacak, istediği zaman evinden, tarlasından ayrılmadan, ilçeye gitmeden işini yapabilecek” dedi. 
Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ile birlikte PTT ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) arasında Tarım Kart için iş birliği yapılması amacıyla düzenlenen törene katıldı.
Dünya nüfusunun 2050’de 9.1 milyar, şehirleşmenin ise yüzde 70 olacağını ifade eden Pakdemirli, “Köyden kente göç hızlanıyor. Gıda üretimini yüzde 50 artırmamız lazım. Bu, teknolojisiz, datasız, bilgisiz asla olamaz” diye konuştu.
 
 
26.9.2018
Devamı

Ziraat Bankasından Genç Çiftçi Akademisi

Ziraat Bankası ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile “Genç Çiftçi Akademisi “ kapsamında gençlerin tarıma olan ilgisini arttırmak,  başvuru koşullarını taşıyan gençlere belirli konularda tarımsal üretim ve yatırım yapmayı öğretmek, eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmek ve gençlere tarım alanında girişimcilik bilinci kazandırmak üzere bir eğitim programının start verildi.
Programda Zİraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin AYDIN ve Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İBİŞ bir protokol imzalayarak Genç Çiftçi Akademeisini başlatmış oldu.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin AYDIN ,  programda bir konuşma yaparak "Geçmişten bugüne hükümetlerin sermayeyi yönlendirmesiyle Türkiye'nin turizm ve enerjide önemli yatırımlar yaptığını belirterek, "Şimdi dönem, tarım sektörüne büyük oyuncuları getirme dönemidir. Bunu yapmak durumundayız." dedi.

Aydın, Genç Çiftçi Akademisi programında yaptığı konuşmada, Ziraat Bankasının 155 yaşında olduğunu ifade ederek, "Tarımı konuşuyoruz. Tarımı işin tepesine yerleştirmemiz, sektörü doğru anlatmamız gerekiyor." diye konuştu.

Eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'ın devletle iş yapmış zenginlerin bir bölümünü turizme yönlendirdiğini hatırlatan Aydın, bugün Türkiye'nin turizm gelirinin 30 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.

Aydın, ülkenin cari açık nedeniyle her yıl 60 milyar dolar bulması gerektiğine işaret ederek, "Turizmin olmadığını düşünün, bu cari açık nerede olur? Yeni hükümetlerimiz sermaye birikimi olanlara enerjiyi gösterdi. Türkiye, düne nispetle müthiş enerji yatırımları yaptı. Şimdi dönem, tarım sektörüne büyük oyuncuları getirme dönemidir. Bunu yapmak durumundayız.

Genç Çiftçi Akademisinin amacı

Gençlere tarım alanında yeni istihdam ve iş alanları açmayı,
Gençlere tarımda bilerek yatırım ve üretim yapmayı öğretmeyi,
Halen tarımsal üretim yapan gençlerin teknik ve finansal bilgi düzeyini arttırmayı,
Eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmeyi,
Tarımın geleceğinde söz sahibi olacak gençleri bugünden kazanmayı amaçlıyor.

Genç Çiftçi Akademisinden Kimler Yararlanır?

Üretim konuyla ilgili teknik bilgisini arttırmak,
Yeni tarımsal yatırım yapmak,
Mevcut tarımsal işletmesini büyütmek veya geliştirmek,
Bir tarımsal işletmede çalışmak isteyen ve başvuru koşulları taşıyan Genç Çiftçiler ve Genç adayları yararlanabiliyor.
Ziraat bankasının Genç Çiftçi Akademisinden eğitim verilecek konular ise Büyükbaş süt hayvancılığı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve Örtüaltı Tarımı kapsıyor.
Eğitim süreci ise azami beş hafta sürecek ve teknik eğitimler ve eğitimin düzenleneceği yerde bulunan Ziraat Bankası tarafından belirlenecek olan üniversitelerin teknik bölümleri tarafından 20 kişilik sınıflar halinde gerçekleşecek. Eğitimler haftanın 6 günü zorunlu olurken;  teknik eğitim ve staj sırasında katılımcı genç çiftçiler sözlü ve yazılı sınava tabi olacaklar.

Eğitimler Ücretsiz

Genç çiftçi Akademisine katılacak olan çiftçilere Ziraat Bankası tarafından eğitim boyunca belirli miktarda yemek ve konaklama giderlerine ise katkı yapılırken, eğitim süresince ücretsiz hayat ve sağlık sigortaları ’da yapılmış olacak.

Genç Çiftçi Akademisi Başvuru Şartları Nelerdir?

T.C. vatandaşı olmak
Türkiye’de yerleşik olmak
18 yaşını tamamlamış 30 yaşından gün almamış olmak.
Asgari lise mezunu olmak
Eğitim verilecek konularda tarımsal faaliyet yapmayı veya mevcut tarımsal faaliyetini büyütmeyi ya da bir tarımsal işletmede çalışmayı istemek.
Erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış yada muaf olmak
Medeni haklarını kullanma hakkına sahip olmak.
Kredi kullanmasına engel bir durumu olmamak
Genç Çiftçi Akademisine ise başvurular alınırken kadın çiftçilere ve kadın çiftçi adaylarına aynı zamanda tarım ile ilgili teknik lise veya üniversite mezunlarına bunun yanı sıra ailesine ya da kendisine ait tarım işletmesinde çalışıyor olanlara öncelik verilecek.

Başvurular Nasıl Yapılacak?
Ziraat Bankası Genç çiftçi Akademesi eğitim  programları ve düzenleneceği şehirler www.ziraarbank.com.tr linkinden yapılabilecek.

  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
26.9.2018
Devamı

Tigem'de Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne getirilen Ayşe Ayşin IŞIKGECE geçtiğimiz gün TİGEM Genel Müdür Yardımcılarını görevden aldı. Bugün ise alınan Genel Müdür yardımcılarının yerine Tarım ve Orman Bakanlığı Baş Müfettişlerinden Recep Semiz, bir diğer Genel Müdür yardımcılığına ise TİGEM eski APK Daire Başkanlarından Sait Kocabay getirildi.
 
24.9.2018
Devamı

Gübre'de Yüzde 15 İndirim

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım Kredi Kooperatifleri'nin kimyevi gübre fiyatına yüzde 15 indirim yaptığnıı açıkladı. Pakdemirli, buğday ve arpa prim desteğinin yüzde 100 arttığını belirtti.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlıkta bir basın toplantısı düzenleyerek gübre fiyatları ve arpa buğdaydaki prim destekleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin gübre fiyatlarına yüzde 15 indirim yapacağını açıklayan Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Türkiye'nin en büyük çiftçi ailesi tarım kredi kooperatiflerimiz, en önemli tarımsal girdilerden birisi olan kimyevi gübre fiyatlarında, gübre cinslerine göre değişmekle beraber yüzde 15'lere varan indirim sağlayacak.

DAP GÜBRESİNDE İNDİRİM YAPILDI

Örneğin DAP gübresinin tonu 3250 liradan 2900 liraya düşmüştür. Yapılan indirimin piyasaya yansımasıyla beraber tüm sektörün de benzer hassasiyeti göstermesini bekliyoruz. Bunun yanı sıra gübre fiyatlarında aşırı fiyat artışı yapan firmaları da takibe aldık.”

ARPA BUĞDAYDA PRİM DESTEKLERİ ARTIRILACAK

Diğer yandan arpa ve buğdaya verilen prim desteklerinde de yüzde 100 artış yapılacağını açıklayan Pakdemirli, “Uzun yıllardır artmayan buğday ve arpa desteğini artıracağız. 5 kuruş olan prim desteğini yüzde yüz artırarak önümüzdeki yıl 10 kuruş olarak ödeyeceğiz” dedi.

ARPA BUĞDAYI DÜNYA FİYATLARINDAN ALACAĞIZ

Çiftçinin hiçbir şekilde mağdur edilmeyeceğini bildiren Pakdemirli, “Çiftçimizin hiçbir şekilde mağdur edilmesine izin vermeyeceğiz. Arpa ve buğday ürünleri üreticisinin alın teri ürünlerini dünya fiyatlar üzerinden alacağız. Bu konuda çiftçilerimizin endişesi olmasın” diye konuştu.

24.9.2018
Devamı

TMO Kabuklu Fındık Stoğunu Satışa Açmayacak

Toprak Mahsulleri Ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre 2017 yılında 79 bin fındık üreticisinden ürün satın alarak piyasaya müdahale eden TMO’nun elinde bulunan fındık stoklarının satışa açılacağı yönünde piyasalarda maksatlı söylentiler yer almaktadır.
Bugün için fındık hasadı tamamlanmış olup piyasaya arz edilen ürün miktarı % 30 seviyelerindedir.
Üreticilerimiz tarafından piyasaya ürün arzının devam ettiği bir dönemde Kurumumuzun, elinde bulunan kabuklu fındık stoklarını 2018 yılı sonuna kadar satışa açması söz konusu değildir.
Bakanlığımız ve Kurumumuz piyasaları yakından takip etmekte, üretici mağduriyeti oluşmaması ve piyasa istikrarının sağlanması için gerekli tedbirleri almaktadır. Denildi.
 
 
24.9.2018
Devamı

SICAK GÜNDEM ŞARBON

  Son günlerde dillerden düşmeyen, herkesin korkulu rüyası olan Şarbon. Aslında bize çok yabancı bir kelime değil. Eskiden beri basında, haberlere konu olmuş adı zikredilen bir hastalık. Yazık ki yurdumuzda  çok sık olmamakla beraber hemen her köşesinde görülmektedir. Basına yansıyan son haberler neden bu kadar prim yaptı? Çünkü, ithal gelen hayvanlarda rastlandı. Çünkü, ülkeler arasında bir takım protokollerin özene bezene yapıldığı, düzinelerce heyetin karşılıklı gidip geldiği ve uluslararası sözleşmelerle korunup kollanan canlılarda yaşandı  da ondan. Yoksa camiadan herkesin bildiği bu derdi böyle abartmaya gerek kalmaz, kimse de bu kadar heyecan yapmazdı. Sakın yanlış anlaşılmasın ben hastalığı küçümsediğimden bu cümleleri kurmuyorum. Hastalık gerçekten dikkat edilmesi gereken, önemli ciddi bir sorun. O ayrı mesele. Ben şunu demek istiyorum; bu sektörde bir çok insanın bildiği bir şey ülkemize de yeni gelmiş değil. Ama ne hikmetse her önüne gelen konuştu da konuştu. Bir vaveyladır koptu. Şimdi şarbon sözcüğünü hatırlayanlar bilir; 2000’li yıllarda Gazetelere sürekli manşet olurdu. Hatta şöyle haberler okurduk;
ABD Senatosu’na şarbonlu mektup” ,
“Almanya’da Türk Başkonsolosluğu'nda şarbonlu mektup şüphesi,
Almanya’da, Türkiye’nin Essen Başkonsolosluğu’na içerisinde Şarbon tozu olduğundan şüphelenilen bir mektup gönderildi.“
 “Şarbon salgını ile ilgili olarak ilk önce Irak suçlanmıştı. ABD şimdi ise beyaz toz dolu zarfların El Kaide örgütü ile bağlantısını kurmaya çalışıyor.”
 “ Sadece ABD'nin değil, dünyanın kábusu haline gelen şarbon, pek çok yolla bulaşabilen bir enfeksiyon hastalığı. Solunum yoluyla bulaşanları ölümcül olabiliyor. İşin en kötü tarafı, şarbonu üretmek çok kolay. Bu nedenle, en ucuz ve en etkili biyo-kimyasal silah olarak biliniyor.” deniyordu.
            Fark ettiyseniz, mektupların içine toz halinde antraks mirobu koyuluyor, silah gibi bir saldırı aracı olarak kullanılıyordu o günler. Aslında yukardaki başlıklar bazı şeyleri söylüyor, Şarbonun solunum yoluyla bulaşabileceği ve ölümcül olduğu anlatılıyor. Bunun dışında insan öldürmek için ne kadar sinsi, ne kadar kötü planlara malzeme olduğunu belirtiyor. Tabi bu tiksindirici ve insan eliyle yapılan  biyolojik saldırılar için kullanılan bakterinin gerektiğinde ne denli büyük bir bela olacağını da vurguluyor adeta. Çok şükür artık böylesi tehlikeler dünya gündeminde değil. Ama isminin zikredilmesi bile insanı ürkütüyor. Son günlerde basında çıkan haberleri dinleyenlerin bir kısmı o korkuyu yaşıyor.  Kendini korumak adına eti, tavuğu tüketmemeye çalışıyor, bir kısmı da sağdan soldan duydukları mantıklı mantıksız sözlere kapılıyor. Güncel hayatını kısıtlıyor. Ama sonuçta herkes bir panik yaşadı, yaşıyor. Fakat bunlara hiç gerek yok. Anlatılan sıkıntılardan kurtulmak için evlerde bizim yapmamızı gerektirecek bir durum yok hani. Ülkemizde yaşayan bütün bireylerin Şarbonu  iyi tanıması, iyi anlaması sorunu kökten çözecektir. İlk başta kendi sağlığımızı korumak, daha sonra da hiç bir canlıya bu mikrobu bulaştırmamak için bütün biyo güvenlik  tedbirlerini almamız lazım. Özellikle konuyu bilen uzmanların gerek yazılı, gerek görsel basında şarbonu anlatması, doğru bilinen yanlışlarla yanlış bilinen doğruları tekrar tekrar hatırlatması gerekiyor.
            Bu kadar sözden sonra hastalığı bir tanımlayalım isterseniz:
            Şarbon; veteriner hekimlik alanında ve teknik dilde  Antraks olarak anılır. Deri, bağırsak ve akciğer olmak üzere üç formu vardır. Deri formu kaşıntı  ve ağrı yapmayan karinkül denen yaralar yapar. Erken farkedilirse tedavi edilebilir. Ama diğer iki form çok daha  tehlikelidir. Zoonoz (hayvandan insana geçebilen) olup ve maalesef öldürücü hastalıklardandır. Sadece ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde  de  rastlanır.  Koyun, keçi, sığır, manda,  deve, domuz, at, insan ve birçok omurgalı canlıda  görülebilir.  Ne yazık ki son zamanlarda ithal edilen hayvanlarda gündem olduğu için, yeniden hatırladık bu illeti.  Esasen “Antraks” çomak şeklinde bir bakteridir ve  özellikle bulaşık meralarda, topraklarda hemen her yıl enzootiler  yapar. “Enzooti” kelimesi, bir bölgeye has veya orada sürekli olarak bulunan enfeksiyon demektir. Özellikle hayvanlar içerisinde  koyun, keçi, manda ve  sığırları ilk planda bulup öldürür. Etken toprakta bulunduğundan genellikle otların toprağa yakın dip kısımlarını yiyen hayvanlara ağız yoluyla geçer, bazen de solunum ve diğer yollardan bulaşma olur. Ancak hastanın bütün vücut sıvılarında mikrop bulunduğu için çizik, yara, bere içindeki deriye temasla da geçebilir. İnsanlara sıklıkla el, kol ayak veya vücudun başka yerlerindeki var olan kesilerden, yaralardan geçer. Ağız yoluyla bulaşma şarbonlu etlerin iyi pişirilmeden yenmesiyle olur. Deri yoluyla bulaşma ise daha çok meslek hastalığı şeklindedir.  En riskli grup kasaplar, mezbahane çalışanları, veteriner hekimler, hayvancılık yapanlar, çobanlar, ham deriyle uğraşanlarla hayvan yünü ya da yapağısı ile temas eden kişilerdir. Enfekte canlının bulaşık kanı yada sıvıları derinin bütünlüğünün bozulduğu yerlere değdiğinde enfeksiyon baş gösterir. Aslında mikrobun vejetatif, yani aktif, canlı hali sıcağa, dış etkenlere, dezenfektanlara fazla dayanıklı değildir. Antraks basillerini 50-55 C’de 10-15 dakika ısıtarak ya da öldükten sonra hiç açılmamış ve dokunulmadan gömülmüş kadavranın 24-48 saat içinde meydana gelecek kokuşması sayesinde, daha iyisi üzerine dezenfektanlar dökerek bertaraf etmek mümkündür. Hastalıktan korunmanın en iyi yolu hayvanların aşılanmasıdır.  Şarbonda mikrobun vejetatif  halinden çok, sporları ya da salgıladığı exotoksin adlı zehir sorun olur. Spor; hasta öldükten sonra kadavranın oksijenle temas etmesi sonucu canlı antraks basillerinin, en kötü çevre şartlarına bile uzun yıllar dayanabilen formlara dönüşmesinin adıdır. Bu o kadar büyük bir problem olur ki, hastalığın çıktığı bölgede çok uzun yıllar kalabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla bir vurgu yapmak gerekirse, “dedesi döneminde bu dertten ölmüş hayvanların sıkıntısını torunları dahi çekecek” demektir. Yani zamanında ve yerinde  tedbirler alınmazsa nesiller boyu yaşanacaktır. Bunun için hangi dertten ne sebeple olursa olsun, ölen hayvanların sağa sola atılmaması gerekir. Yurdumuzda şehirlerde, köylerde ve kentlerde hala ulu orta leşlerin atılmasının önüne geçilebilmiş değildir.  Hayvan ölülerinin derhal  gömülmesi veya yakılması şarttır. Aksi takdirde bu sıkıntı hiç bitmez, sürekli tekrar tekrar karşımıza çıkar. O yüzden özellikle hayvan yetiştiren kardeşlerimizin anlattığım bu hususları iyi bilip kavraması, hastalıkla etkin mücadele etmesi gerekir. Ayrıca yerel yöneticilerimize de bu manada ciddi iş yükü düşmektedir. Başta muhtarlar, belediye başkanları, il encümenleri vs. kendi yaşadıkları yerlerde bu hususları bir hekim hassasiyetiyle ele almalıdır. Hayvanı ölen kişilerin onları rahatlıkla gömebilecekleri, çevredeki su kaynaklarından ve yerleşim yerlerinden uzak alanlar bulmalı, iş makineleriyle kazarak açılan çukurlara gömmelidir. Ya da imkanı olan belediye veya kurumların hastalıklı leşleri yakarak bertaraf edebileceği krematoryumlar (büyük fırınlar) oluşturulmalıdır. Yakarak bu mikroplardan kurtulmanın yolu açılmalıdır.
            Bir diğer husus, karatina tedbirleri sınır ya da sınıra yakın yerlerde devlet eliyle, daha sıkı yapıldıktan sonra, ithal edilen hayvanların vatandaşa teslim edilmesidir. Herkesin kendi ahırında ve ağılında yapılan karantinalardan artık vazgeçilmelidir. Dünyanın bir ucundan 3-4 haftalık yolculukla getirilen hayvanları işletme sahibine hemen teslim etmek, doğru bir davranış değildir. Ulusal basında gündem olan şarbon, ülke dışından gelip bulaştığı düşünülüyorsa, oldukça vahim bir durumdur. Asla bu usulde karantina yapılmamalı, işletme sahibinin yerinde şarbonu bırakın hiç bir hastalık çıkmamalıdır. İthalatı yapan merci tüm sorumluluğu alıp, getirilen hayvanları yukarda bahsettiğim noktalarda tamamen hijyenik kuralların uygulanacağı ahır ve ağıllarda saklamalı. Sorunsuz teslimat yapılmalıdır. Şimdiki durumda ne denli titiz, ne kadar özenli olunursa olunsun bir olumsuzluk yaşandığında bunların hiç birinin kıymeti olmuyor.  Eğer öyle olsaydı, o zaman kimse bunları konuşmayacak ve yazmayacaktı. Ayrıca milyonlarca liralık zarara yol açan bu ve benzer zoonozlar ülkemizde cirit atmayacaktı. Başka  bir gerçek daha var ki o da; yüz binlerce hayvanı teknik heyetler marifetiyle sadece basit gözlemlerle seçmek yeterli olmuyor. Bazı bulaşıcı hastalıkların ülkemize girmesini engellemek için satın alınan yerlerde tekrar tekrar testler yapmalı, emin olunduktan sonra hayvanlar yurda sokulmalıdır. Satış yapan tarafın kağıt üstünde verdiği sözlere inanılmamalıdır. Satıcının ari olduğunu iddia ettiği hastalıkların alıcının ahırında, yani bizim ülkemizde çıkması durumunda, arızalı malları Menşeine İade edebilmeli, ya da büyük tazminatlar istenmelidir. Böyle sineye çekip durarak, günübirlik icraatlarla atlatmaya çalışmamalıyız. Sonuç olarak gelen hastalık bizde kalıyor, ya hiç gitmiyor veya uykuya geçiyor, ta ki bir kurban bulup çıkana kadar. Artık bu gafletten uyanmalı, eğer ithalata devam edilecekse vakit geçirmeden her türlü tedbiri alıp, sıkı sıkıya yapmalıdır. Yoksa, hayalini kurduğumuz ileri milletler seviyesine ulaşmak imkansız hale gelecektir.


Dr. Öğr. Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı
 

 
24.9.2018
Devamı

İnsan Sağlığı için Hayvan Sağlığı

Hayvan sağlığı meselesi onlarca yıldır ülkemizi meşgul etmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz hastalıklarla karşı karşıya kalıyorsak hayvan sağlığına verdiğimiz değerle orantılıdır.
 Aynı insan sağlığında olduğu gibi ülkemiz hayvan sağlığında asgari beş yıllık bir program ve vizyon ortaya koyup takip edilmelidir. Nasıl kuş gribindeki ve domuz gribindeki uygulama dünyaca takdirle karşılanan uygulama olmuşsa aynı şekilde büyükbaş ve küçükbaş ( sığırcılık ve koyunculuk)ta da bir seferberlik başlatılarak özellikle hayvandan insana geçen zoonoz hastalıklarla (şap brucella tüberküloz şarbon vb ) etkin bir mücadele programı yürütülmelidir.
Bilindiği üzere bakanlığımızın verimli ve etkili çalışması ile Trakya bölgemiz sığırcılıkta aşılı ari statüsüne ulaşmıştır. (OIE) standartlarına göre şimdi hedef aşısız arilik olmalıdır.
Trakya bölgemizden sonra hızlı bir şekilde Marmara ve ege bölgelerimizi de aşısız ari statüye ulaştırmak zorundayız.
Başka çaremiz yok
Siyasetçiler ve bakanlığımız ikna edilerek hayvan hareketleri sığır ve koyun keçide kontrol altına alınmalı. Trakya ege Marmara bölgelerine canlı hayvan girişi sıkı bir kontrol altına alınmalıdır.
Yapılacak 5 yıllık proje ile bu bölgeler taranacak veteriner hekimler ise sürekli işletmeleri ziyaret etmelidir.
Hekimleri masa başı idari ve teknik işlerle fazla uğraştırmadan eğiterek sürekli sahada işletmelerde tutmak zorundayız.
Bu proje ile hayvan sağlığı seferberliği başlatılmalı sadece kamu değil borsalar ticaret odaları tarımsal sivil toplum örgütleri kooperatif ve birliklerde işin içinde olmalıdır.
Yeter ’ki hayvan hareketleri kontrol edilsin
1-2 yıl içinde proje uygulanan bölgelerde farkı göreceğiz daha sağlıklı ve kaliteli sığır ve koyunlarımız olacak ve güvenle et yiyeceğiz.
Aksi halde koruyucu hekimlik hijyen ve aşı uygulamalarını yapmazsak daha onlarca yıl bu konuları tartışacağız ve ülke ve çiftçi olarak kaybetmeye devam edeceğiz.
Unutulmamalıdır ki hayvan sağlığı konusu insan sağlığı konusudur.
Tüketicimizi sağlıklı et ve sütle buluşturmak hepimizin görevidir.
Proteinle beslenmeyen toplumların gelecekleri çok parlak olmayacağı bir gerçektir.
Ülkemizin tamamını hayvan hastalıklarından ari yapmak jeopolitik konumu gereği zordur. Zira doğu ve güney komşularımızda bu konuda yeterli çalışma yoktur.
Mecburen bölgesel çalışmak zorundayız. Batı bölgelerimizde daha kontrollü proje uygulayabiliriz.
Bilahare orta ve doğu bölgelerimize projeyi yaygınlaştırabiliriz. Eğer bunları gerçekleştirirsek hayvandan insana geçen zoonoz hastalıklarla (şap brucella tüberküloz şarbon vb ) hastalıkları konuşmamış olacağız. Ülke hayvancılığı ise daha sağlam ve emin adımlarla gelişerek yerli ve milli bir duruşla gelişerek büyüyecektir. Bunlar yapılırsa ithalatçı değil ihracatçı bir ülke durumuna geliriz.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
21.9.2018
Devamı

HAYGEM Genel Müdürü Erdurmuş:Piyasalar Normale Dönecek

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, hayvancılık sektöründe piyasaların bir hafta içinde normale döneceğini ifade ederek, "Bu konuda yeni çalışmalarımız var. Bizim piyasayı baskılamak gibi bir düşüncemiz yok. Üreticilerimiz üretmeye devam etsinler." dedi.
Erdurmuş, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin (TÜKETBİR) Düzce'de sığırcılık konusunda düzenlediği bölgesel istişare toplantısında, hayvancılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplum sağlığı için her konuda çalışmaların devam ettiğini belirten Zekeriyya Erdurmuş, "Sektörden ve ilgili yerlerden açıklama yapılmasına rağmen bu şarbon olayı, kırmızı et sektörüne özellikle sosyal medyada hasar verdi. Devletin bütün kurumları bunun üzerine gitmektedir." değerlendirmesinde bulunarak, vatandaşların endişe etmesi gereken bir durum olmadığını kaydetti.
Hayvancılık sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu vurgulayan Erdurmuş, "Şu anda üreticilerimiz kısmen mağdur olmuş durumda ama piyasaların bir hafta içinde normal şartlarına döneceğini söyleyebilirim. Bu konuda yeni çalışmalarımız var. Bizim piyasayı baskılamak gibi bir düşüncemiz yok. Üreticilerimiz üretmeye devam etsinler. Bakanlık olarak biz üreticimize zarar ettirmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da insanları tüketimden uzaklaştıracak bir salgın durumu olmadığını belirterek, şarbonla ilgili bastırdıkları broşürlerin dağıtımına başladıklarını söyledi.
Tunç, son dönemde yem fiyatlarındaki artışın üreticiyi zor durumda bıraktığına dikkati çekerek, kırmız et desteğinin güncel şartlara uygun olarak yeniden değerlendirilmesini istedi.
Büyük firmaların, üreticiyi bitirme pahasına hayvanları düşük fiyattan kestirerek et stoku yaptıklarını iddia eden Bülent Tunç, "Kesim fiyatlarının bu kadar düşmesine, üretici malını satamamasına rağmen neden hala marketlerde bu etin fiyatı düşürülmedi. Et üreticiden yok pahasına alınıyor. Bakanlığın bu konudaki denetimlerinin artmasını talep ediyorum." diye konuştu.
 
 
 
21.9.2018
Devamı

Tarım Kredi Gübre fiyatlarını Düşüreceğiz

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Ekonomi Muhabirleri Derneği'nde (EMD) basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Poyraz burada yaptığı açıklamada, yurt içinde veya yurt dışında ortaklarla bir katılım bankası kurma hedeflerinin olduğunu belirterek, "Çok da uzun olmayan vadede katılım bankası anlamında faizsiz sistemle böyle bir çalışma yapacağız. Bahsettiğim sistem katılım bankalarının bile isteyip de yapamadığı bir sistem. Aslında faizsiz modelin uygulanabileceği en iyi yer Tarım Kredi." ifadelerini kullandı.
Genelde küçük ve orta ölçekli çiftçilerle muhatap olduklarına vurgu yapan Poyraz, şöyle devam etti:
"Büyük çiftçiler başta Ziraat Bankası olmak üzere diğer bankalarla muhatap oluyor. Ziraat Bankasının bize kaynak kullandırma maliyeti yüzde 27. Biz şu anda özel sektörle Ziraat'in ortasında bir yerdeyiz. İşin kritik noktası, yüzde 20-23 aralığında toplanan mevduatın yüzde 40 oranında tarım sektörüne aktarılması. Biz yüzde 27 ile aldığımız fonu yüzde 29 ile aktarıyoruz. Bu anlamda kredi kısmak gibi bir durumumuz yok, bulabildiğimiz tüm kaynakları tarım sektörünü desteklemek anlamında aktarıyoruz."
 
Çiftçilerin girdi maliyetlerini aşağı çekmek için çalışma yaptıklarını dile getiren Poyraz, gübre üretim maliyetlerini düşürmek için girişimlerde bulunduklarını anlattı.
Sigorta faaliyetlerini de faizsiz sigorta üzerinden yürüttüklerini belirten Poyraz, Bereket Sigorta adı altında hem tarımsal faaliyetlerde hem de diğer sigorta faaliyetlerinde aktif bir şekilde çalışmaya başladıklarını aktardı.
Bereket Sigortanın sermayesinin, yerli ve milli sermaye olduğunu belirten Güngör ise “Sektöre bakıyoruz; yüzde 80’in üzerinde yabancı sermaye var. Bu konuda yatırım yapılmış. Bu bir bakıma iyi, Türkiye’ye tecrübe kattı. Ama bir taraftan da yerli sermayeye de düşen sorumluluklar var. Hizmet noktasında dengelemek lazım. Dünya çok hızlı değişiyor, bu değişen koşullarda yabancı sermaye ile el ele verip, omuz omuza vermesi için yerli sermayenin de güçlenmesi lazım. 2017 Ocak ayı itibariyle 2 şirkete yatırım yapılarak, yerli sermaye olarak burada bir sorumluluk bilinciyle faaliyete başlandı. Devam eden bir faaliyet üstlenildi ve daha iyi bir noktaya getirilmesi için bu sorumluluk da üstlenilmiş oldu” diye konuştu.
 
 
20.9.2018
Devamı

Çiftçiye Acil Destek Çağrısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, "Türkiye'nin her tarafında bir ay sonra ekimler başlanacak. Tohuma acil destek, tarımda kullanılan mazota ve ilaca indirim gerekli. Gelecek sene buğdayı kaça alacağınızı söyleyin ve Toprak Mahsulleri Ofisine alım garantisi verdirin. Bunları yapmazsak ekim azalacak." dedi.
Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gıda ve tarımın bir ülkenin stratejik alanları olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin son 16 yılda 32 milyon dönüm arazisini kaybettiğine, bu arazilerin ekilmediğine dikkati çeken Sarıbal, bunun nedeninin, iktidarın kötü politikaları nedeniyle üretim maliyetlerinin yükselmesi olduğunu savundu.

Sarıbal, 2002-2008 arasında uygulanan "düşük kur, yüksek faiz" uygulamasıyla, Türkiye'nin parasının kıymetlenerek, ithalatın yerel üretimden daha ucuz hale geldiğini, bunun bugün sorun yaşattığını söyledi.

Et ve Süt Kurumunun, Kurban Bayramı sonrasında pazarlarda satılamayan hayvanları aldığını hatırlatan Sarıbal, "Sayın Bakan, iktidar, 16 yıldır neden yapmadınız bunu? Bunu niye yapıyorsunuz? Sadece şunun için, o ithalat sopası döndü, kendi iktidarını, kendi yarattığı zemini dövmeye başladı." diye konuştu.

Konuşmasında şarbon hastalığına dikkati çeken Sarıbal, hastalıkla ilgili ne özel ne kamu hastanelerinden bilgi alınamadığını, herhangi bir açıklamanın yapılmadığını ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin Türkiye'nin Sudan'da kiraladığı araziye ilişkin Çin ve Fransa'dan örnek vererek "Biz, ufku açık bir iktidarız, o yüzden Sudan'a gittik" açıklamasında bulunduğunu aktaran Sarıbal, "Sayın Bakan, Fransa'ya ve Çin'e sorar mısınız kendi topraklarında ekilecek yer varken ekmiyorlar mı? Kendi topraklarında su, güneş, insan, teknoloji varken, kendi topraklarında üretmeyip başka yerlerde mi üretiyorlar?" diye sordu.

Suriyelilere, üretimde çalışmaları için eğitim verilecek olmasını da eleştiren Sarıbal, 1,5 milyon mevsimlik işçinin yerine ucuz emek olarak Suriyelilerin ikame edileceğini, bunun başka ülkelerin de Türkiye'ye insanların geleceğini gösterdiğini belirtti.

- "Hangi değerlere kiraya verilecek"

Sarıbal, 2002'den bugüne kadar 189 milyar dolarlık tarımsal ithalat yapıldığını dile getirerek, buğday, arpa, mısır, ayçiçeğinin Türkiye'de üretilmesine rağmen, kolay yol olan ithalatın seçildiğini savundu.

İktidarın, "3 milyon 400 bin dönüm hazineye ait arazileri satacağını" açıkladığını aktaran Sarıbal, "Bu araziler nerededir? Şu anda kim kullanmaktadır bu arazileri? Ne kadarı işlenmektedir? Ne kadarı kiralanmış durumda görünmektedir? Hangi değerlerle kiraya verilecektir? Bundan sonra bunları kiralayanlar için ne düşünüyorsunuz? Bunlar net bir şekilde kamuoyuna açıklansın." dedi.

Türkiye'de 15 milyon hektar ekim alanı olduğuna dikkati çeken Sarıbal, şunları kaydetti:

"Bu ülkede gıda krizi olmaz, mutlaka dünyada gıda var ama mutfak yanıyor. İnsanların ekonomik durumu çöktü, gelirler düşük, işsizlik artacak. O pazarda, manavda, markette hangi ürünü alabileceksiniz? O yüzden topraklarımızın ekilebilmesi, üretim güvencesinin sağlanabilmesi için Sudan'a değil, Bakanın kafasını çıkarıp bakan odasından çevresine bakması lazım. Başta Ankara'nın çevresi olmak üzere, Türkiye'nin her tarafında bir ay sonra ekimler başlanacak. Tohuma acil destek, tarımda kullanılan mazota ve ilaca indirim gerekli. Gelecek sene buğdayı kaça alacağınızı söyleyin ve Toprak Mahsulleri Ofisine alım garantisi verdirin. 'Eğer ülkede afet, ekonomik kriz, buna bağlı değişik beklenmeyen etkiler olduğunda primini ona göre yenileyeceğim, esnek, sürdürülebilir bir prim politikası uygulayacağım.' demelisin. Bunları yapmazsak, ekim azalacak ve seneye üretim daha da az olacak."
 
 
19.9.2018
Devamı

Şarbona Karşı El Broşürü

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, şarbon hastalığıyla ilgili olarak kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla 100 bin el broşürü bastırarak, Türkiye genelinde başta okullar ve hastahaneler olmak üzere insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde dağıtımını yapacak.
TÜKETİCİ KIRMIZI ETTEN UZAKLAŞMAYA BAŞLADI
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, şarbon hastalığının Türkiye'de yeni karşılaşılan bir hastalık olmadığını ancak son dönemde karşılaşılan şarbon vakalarının farklı boyutlara taşındığını belirtti. Gerçek vakaların dışında halkın arasında dolaşan iddiaların hayvancılığa zarar verecek boyutlara taşındığını vurgulayan Tunç, “Gerçekle alakası olmayan iddialardan dolayı artık insanlarımız kırmızı etten uzaklaşmaya başladı" dedi.
Bunun sağlıklı beslenme başta olmak üzere ülke hayvancılığına büyük zarar vereceğini dile getiren Tunç, bundan dolayı kamuoyunu şarbon hastalığı konusunda doğru bilgilendirmek ve bu hastalığa karşı neler yapılması konusunda el broşürü hazırladıklarını açıkladı. Tunç, hazırladıkları bu el broşürlerini başta okullar ve hastaneler olmak üzere insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde dağıtacaklarını kaydetti.
Bastırılan el broşürlerinde görsel anlatımlarla halkın şarbon hastalığıyla ilgili kafasındaki sorulara cevaplar veriliyor. El broşüründe 'Şarbon Nedir? Ne yapmalı?' Sorularının yanında insan sağlığı için kırmızı et tüketiminin önemine işaret ediliyor.

ŞARBON TÜRKİYE'DE İLK DEFA GÖRÜLMÜYOR

Şarbon hastalığının Türkiye'de ilk defa görülmediğinin de altı çizilirken, “Yüzlerce hayvan hastalığından birisidir. Ülkemizde ilk defa görülmemiştir. Hayvanlarda 2016 yılında 72, 2017 yılında 114, 2018 yılında ise 79 mihrak ortaya çıkmıştır. Daha önceki yıllarda 300-400 mihrak görülürken alınan tedbirlerle bu gittikçe azalmaktadır" denildi.
Şarbon hastalığına karşı ne yapmalı? Sorusunun cevabı olarak da ruhsatlı mezbahalarda denetimli kesilen etlerin market ve kasaplardan alınması öneriliyor. Bu etlerde risk olmadığı belirtilirken, menşei belli olmayan, açıkta satılan, merdiven altı kesimlerden elde edilen etlerden ise uzak durulması isteniyor.
 
 
19.9.2018
Devamı

Süt Üreticisi Feryatta

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin   “süt çıkmaza girdi üretici zararına üretiyor yemin çuvalı 95 TL oldu. Artık dayanacak gücümüz kalmadığını kaydetti.
Aylardır konseyden çıkacak karara bakan süt üreticileri konseyde 1,70 kuruşluk zam’ıda net alamıyor. Edinilen bilgiye göre  bazı bölgelerde soğutulmuş süt 1,50 kuruşa kadar alındığı ifade ediliyor.
Başkan Keskin şunları kaydetti. “Dövizin hat safhaya geldiği ülkemizde girdi maliyetleri artık iki katını da geçti. Yemin çuvalı 95 TL oldu. Üretici iflas eşiğinde. Hayvancılık yapan herkes iflas noktasına geldi. Süt üreticimiz çok zor durumdadır. Acilen önlem alınmalıdır. Aksi takdirde 2019 yılına damızlık materyal kalmayacağı gibi süt üreten bir ineğimizde olmayacak” dedi.
Besici Zor Durumda
Hammadde ihtiyacının ithalatla karşılanması nedeniyle yem fiyatları yükselişini sürdürüyor. Çok zor durumda olan ve önünü göremeyen büyük ve küçükbaş hayvancılık sektörünün önünün açılması için, önü açık et ve kasaplık hayvan ithalatının durdurulması ile yem maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli tedbirlerin alınması artık kaçınılmaz.
Yem ve kepeğe gelen zamlar nedeniyle besiciler zor günler yaşıyor. Ülkemizin elverişli coğrafyası ile önemli hayvancılık merkezlerinde bile besiciler, ekonomideki gidişat ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle zor durumda. Yem ve kepek fiyatlarına ardı ardına yapılan zamlar besicilerin adeta belini büktü. Artan bakım masrafları altında ezilen besiciler, sahip oldukları hayvanlara alım gücünün eskiye oranla düşmesi sonucu alıcı da bulamıyor.
Zamlar Hayvan Alım Satımlarına Doğrudan Yansıdı
Zamların hayvan alım satımlarına doğrudan yansıdığını söyleyen üreticiler, “Akşam evimizde yediğimiz yemeğin içindeki salça bile 3 liradan 10 liraya çıkmış ise pazarın durumunu artık yetkililer düşünsün” dedi.

 
 
 
18.9.2018
Devamı

Üreticide 1,70 Markette 4.50

Kamu oyunu uzunca meşgul eden soğutulmuş süt fiyatı marketlerde 4,50 kuruştan satılıyor.
Geçtiğimiz aylarda Ulusal Süt Konseyi (USK) üyeleri bir araya gelerek soğutulmuş 1litre süt fiyatını belirlemiş; 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş ve aynı zamanda soğutma bedeli diğer giderler olarak karara bağlanmıştı. Karara bağlandı tam derken (USK) sitesinde bir açıklama yapılarak tüm giderler dahil 1,70 kuruş açıklandı. Gel gelelim soğutulmuş sütün üreticinin eline geçecek net bir fiyat bir türlü karara bağlanamazken net olan bir şey var ki markette 1 litre UHK süt 4,50kuruş. Üreticiden 1,70kuruşa alınan süt tüketiciye gelene kadar nasıl 4,50 oluyor? Sorusu hemen akıllara geliyor.  Üreticinin  1 litre soğutulmuş sütüne zam istendiğinde kırk dereden kırk su getirenler marketlerde kolayca 1litrse sütü 4,50 satıyorlar. Üreticinin bir tabak aşı evinde zor kaynarken kendileri aşlarını kaynatıyorlar. Üretici girdi maliyetleri altında ezile dursun. Kimi üretici hayvanını kese dursun. Ortada bir gerçek var ki  geleceğimiz olan üretici evde aşını kaynatamıyor.
17.9.2018
Devamı

Askerin Yağı Trakya Birlik'ten

Tağşiş ve Gıda Güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulunan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet SEZEN;
“Gıda, insan yaşamının her alanını kapsayan yaşamın olmazsa olmaz başlıca gereksinimlerinden biridir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam için güvenilir gıda üretimi ve tüketimi oldukça önem taşımaktadır. Dünyanın sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması ve dünyada her geçen gün insan nüfusunun artması, sağlıklı ve güvenli gıdanın önemini gittikçe artırmakta,  Bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik öneminin hızla yükselmesine sebep olmaktadır.
            Tarım kesiminin geniş istihdam yaratması, insanların beslenme ihtiyacını karşılaması, sanayiye hammadde temin etmesi nedenleriyle yarınların tek çözümü ve en önemli sektörü Tarım iken, üretimde artışı sağlayabilmek için tarımın bilimle, teknolojiyle ve sermaye ile buluşturularak aynı tarım alanlarından daha fazla ve sağlıklı ürün alınması, üretim miktarlarının gıda güvenliği çerçevesinde sağlıklı olarak arttırılması zorunluluk halini almıştır.
Tarımsal üretim ve gıda güvenliği kesimindeki sorunlara bu açıdan bakıldığında Trakya Birlik gibi önemli ve etkin teşkilat yapısına sahip kurumların gerekliliği de ön plana çıkmaktadır.
Türkiye’de en çok üretimi gerçekleştirilen yağlı tohumlar ayçiçek, pamuk, soya fasulyesi, kolza ve aspirdir. Yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon ton yağlı tohum üretimi gerçekleştirilmekte olup, yağlık ayçiçek tohumu üretimdeki yaklaşık % 50’lik payı ile ilk sırada yer almaktadır.
 
Türkiye genelinde üretilen yağlık ayçiçeğinin yaklaşık % 20 – 30’u, Trakya bölgesinde üretilen yağlık ayçiçeğinin de % 50-60’ı Trakya Birlikçe mübayaa edilmektedir. Trakya Birlik geçtiğimiz 2017/2018 hasat döneminde Trakya ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere 13 ile yayılmış 48 Kooperatifinde bulunan 108 alım ve hizmet noktasında yaklaşık 350.000 ton yağlık ayçiçek tohumu alımı gerçekleştirmiştir. Ülkemiz için stratejik öneme sahip yağlık ayçiçek tohumu üretiminin sürdürülebilirliğinin ve ülke ihtiyacına yeter seviyeye çıkartılmasında, ekim anından hasat zamanına ve yemeklik yağ olarak sofralara ulaştırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin bilfiil içinde bulunan Trakya Birlik, halkımız nezdinde yerleşmiş damak tadı ve nefasetiyle yemeklik yağ pazarında %80 payıyla açık ara en çok tercih edilen yağ olan ayçiçek yağı ve yıllık 300.000 ton ayçiçek tohumu işleme, 150.000 ton rafine yağ üretim kapasitesi ile sektöründe ülkemizdeki en büyük kuruluşlardan biri olduğu gibi yerli üründen üretim gerçekleştiren en büyük milli üretici konumundadır.
Birliğimiz ithal ikame ürün yapısı ve döviz kurlarına yüksek duyarlılığı nedeniyle spekülatif fiyatlamaya son derece uygun olan rafine yağ fiyatlarının regülasyonu konusunda ve diğer ucuz ham yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesinde önemli bir görev üstlenerek bu suretle üreticiden tüketiciye tüm halkımızın ekonomik menfaatlerinin korunmasında büyük rol oynamaktadır.
Türk çiftçisinin ürününün değerlendirilmesinde ve Türk halkının sağlıklı Ayçiçeği yağı tüketiminde önemli bir misyon üstlenen Trakya Birlik Türk ordusunun da kaliteli, dengeli, güvenli ve sağlıklı beslenmesi için Milli Savunma Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile oluşturulan protokol çerçevesinde Türk Askerinin de Ayçiçeği Yağ ihtiyacını karşılamaya başlamıştır.
Trakya Birlik olarak en büyük hedefimiz, Türk Halkına ve Türk Ordusuna sağlıklı güvenilir ve kaliteli ayçiçeği yağı kullandırmanın yanı sıra,  diğer ucuz bitkisel yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesi için de büyük çaba sarfetmektir.
Bu doğrultuda Türkiye’de ilk kez Gaziantep’teki mahkemenin firma sahibine, ayçiçeği yağına soya yağı kattığı için kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş ve değiştirilmiş gıda bulundurma gerekçesiyle açılan davada, bilirkişi raporuna dayanarak 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre uyarı ve teşhir etme yerine TCK 186.maddesi’ne istinaden hapis cezası vermesini çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Bu karar emsal niteliğinde olup tağşiş ve taklit yağların varlığı hakkında  kamuoyunun bilgilendirilmesine ve Tağşiş Yasası ile ilgili düzenlemelerin biran önce uygulamaya konulmasına da katkı sağlamıştır.
Ayçiçeği hasadından üretime oradan da sofralara kadar giden süreçte Türk Halkının sağlıklı ve güvenilir ayçiçeği yağı tüketmesinde büyük çaba sarfeden Trakya Birlik  olarak beklentimiz,   uzun süredir gündemde olan ve TBMM’de bekleyen Tağşiş Yasası’nın çıkmasıdır. Sektörümüz için hayati derecede önemli olan, hem üreticinin, hem de tüketicinin zarar görmesini önleyecek olan bu yasanın öncelikli düzenlemeler arasına alınacağını bekliyoruz.” dedi.
 
 
 
17.9.2018
Devamı

Döviz Baskısına Karşın İhracatı Artırmalıyız

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından Aydın’da organize edilen Ege Bölge toplantısına katıldı. Çiftçinin yaşadığı ecrimisil sorununun çözümüne yönelik verdiği katkıdan ötürü Bakan Pakdemirli’ye teşekkür ederek konuşmasına başlayan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ecrimisil meselesinin çözülmesinden dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz. Bakanımız, akşam bunun kaynağının da bulunduğu müjdesini verdi. Uzun süredir takip ettiğimiz bir konuydu. Üreticilerimiz üretim yapmalarına rağmen ÇKS’ye kayıt yaptıramadıkları için prim desteklerinden yararlanamıyorlardı. Mazot gübre desteğinden yararlanamıyorlar ve Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ürün veremiyorlardı. Ziraat Bankası ve diğer bankalardan kredi kullanamıyorlardı. Bunlar büyük işletmeler değil, küçük çiftçilerimizdi. En son Binali Bey’e durumu iletmiştik. Başbakanımızın da talimatıyla bu sorun çözüldü” dedi.
“DAHA ÇOK ÜRETMEKTEN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK"

Döviz kurundaki dalgalanma nedeniyle ürün ithal etmenin zorlaştığına işaret eden Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: 
“Dünyanın istediğim noktasından ucuz maliyete istediğim ürünü bulurum deme şansımız kalmadı. Buğdayın ithal maliyeti 88 kuruştan 1 lira 36 kuruşa, mısırın maliyeti 86 kuruştan 1 lira 33 kuruşa, ayçiçeğinin maliyeti 2 liradan 3 lira 8 kuruşa, pamuğun maliyeti 7 liradan 13 lira civarına yükseldi. İthal maliyetinin artması, içerisindeki çiftçimizin hareketlenmesi gibi bir avantaj sağlayabilir. Bu durum girdi maliyetleri karşısında ürünlerini değerinde satma şansı bulacak olan üreticilerimizi rahatlatacak ama asıl mesele artık biz daha çok üretmek zorundayız. Üretime odaklanmak zorundayız. İthalat şansımız kalmadığına göre o zaman çiftçimizi tarlada tutacağız. Çiftçimizi daha fazla destekleyeceğiz. Bakanımız da çiftçimizi desteklemek için kaynak arayışı içerisinde. Çünkü, bu coğrafyadaki komşularımızın başına gelenler bizim başımıza gelse bizi mülteci olarak kabul edebilecek bir ülke yok. Bizi besleyebilecek bir toprak yok, besleyecek bir çiftçi yok. O halde bu ülkede yaşayan insanlar olarak birbirimizin ve bu toprakların kıymetini çok iyi bilmek zorundayız.”
“ÇİFTÇİMİZİN EMEĞİNE GÖZ DİKTİRMEYECEĞİZ"

Tarım Bakanlığı olarak üreticiyi güldürmek ve bunun yanında tüketiciyi de enflasyona ezdirmemek gibi iki önemli misyonları olduğuna işaret eden Bakan Pakdermirli ise, “Aşırı bir enflasyon olmaması lazım. İki tarafı da dengeli bir şekilde götürmeye çalışacağız. 114 bin tane birlik ve kooperatif bu ülkeye ağır geliyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bir hesap yaptım; 114 bin tane birlik ve kooperatife eğer randevu verirsem 5 senelik görev süremin 2,5 yılı bu arkadaşları dinlemekle geçiyor. Ziraat odalarının öncülüğünde bir çalışma yapıp, bu yapıyı sağlıklı bir hale getirmeliyiz. Kim bu konuda ehil ise benim bildiğim Kanada, Fransa ve Hollanda gibi örnekler var. Kooperatifler değerli, kooperatifçilikten asla vazgeçemeyiz ama bu yapıyı sağlıklı bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Ziraat odalarını bir tarafa koyuyorum ama oda ve birliklerde çiftçi üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlar oluyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bunlara asla müsaade etmeyeceğim. Çiftçinin gelirine göz diken, gelip siyaset yapan oda ve birliklerle bundan sonra işimiz olmayacak. Herkesin sandıkta bir görüşü olabilir ama oda, birlik ve kooperatiflerin işi siyaset değil. Sandıkta isteyen istediği oyu kullanır ancak önemli olan köylümüze ve çiftçimize hizmet etmek, onun gelirine göz dikmemektir. Buna da biz müsaade etmeyeceğiz” dedi.
“TARIMSAL İHRACATIMIZI ARTIRMALIYIZ"

Yerel ve ulusal piyasaları yakından takip ettiklerini kaydeden Bakan Pakdemirli, konuşmasını şöyle tamamladı: 
“Uluslararası piyasalarda ve diğer taraflarda birçok emtiayı çok sıkı bir şekilde takibe başladık. Bu maliyetlerin düşürülmesi için ne gerekiyorsa, devletin elindeki tüm enstrümanları ve gümrük indirimi gibi vesaire tüm olanakları çiftçinin lehine olacak şekilde planlıyoruz, programlıyoruz. Tabi ki kurlardaki dalgalanmaları da oturmasını beklememiz gerekiyor. Döviz üzerindeki baskıya karşı tarım ürünleri ihracatımızın artırılması için planlamalarımızı yapmamız lazım.”
Bakan Pakdemirli, basına kapalı olarak devam eden 6 ilden 87 oda başkanının katıldığı toplantıda bölgedeki tarımsal faaliyetler ve yaşanılan sorunlar hakkında bilgi aldı. Toplantıya Vali Yavuz Selim Köşger, AK Parti Aydın Milletvekilleri Mustafa Savaş, Rıza Posacı ve Bekir Kuvvet Erim, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, AK Parti İl Başkanı Ömer Özmen ve bakanlık bürokratları da katıldı.
 
 
17.9.2018
Devamı

Şarbon Şimdide Kasapları Vurdu

Kurban bayramından ardından kırmızı ette çıkan ''Şarbon hastalığı'' iddiaları ve ete gelen yüzde 10 zam kasapları da zor durumda bıraktı. "Satış yapamıyorduk, hem zam, hem şarbon hastalığı satışları iyice bitirdi'' diyen esnaf, çareyi ise ürünlerin getirildiği yerleri belgelemekte buldu.
Sözcü Gazetesinden Seda Önceler ve Fatma vurgunun haberine göre Bakırköy’de yıllardır kasaplık yapan Fahrettin Ensari, şarbon hastalığının gündeme gelmesinden bu yana vatandaşların kırmızı etlere karşı tereddütlü yaklaştığını söyleyerek “Sadece kırmızı et satışlarımız değil, beyaz et satışlarımız da düştü. Vatandaş korkuyor” dedi.
 
“SATIŞLARIN DÜŞMESİ DÖRT NEDENE BAĞLI”
Kırmızı ve beyaz et satışının düşmesinde en büyük sebebinin “Şarbon” olduğunu söyleyen Ensari, “Diğer üç nedenden birisi ekonominin kötü gidişatıdır. İnsanların cebinde para yok. Et ve tavuk yemek adeta bir lüks haline geldi. Şarbon korkusu ve pahalılık, balık mevsiminin açılmasıyla vatandaşı balığa yöneltti. Diğer etken ise kurban bayramından yeni çıkmış olmamız. Vatandaş kurban kesemese bile bir şekilde evine et girdi. Kurban kesen vatandaşlar ise, gelecek bayrama kadar o etlerle idare ediyor” diye konuştu.
Kadıköy’de hizmet veren kasap İlhan Öykenek de, şarbon hastalığının hem vatandaşı hem de kendilerini etkilediğini söyleyerek, “Satışlarımız yüzde 70 düştü. Zaten vatandaşlar et alamıyordu. Şimdi alabilen de bu güvensizlikten dolayı almıyor. Biz çareyi belge asmakta bulduk. Müşteriye bu belgeleri gösteriyoruz. Ne yazık ki yine de çok etkili olmuyor.” dedi.
Bir diğer esnaf Ahmet Özaslan ise konuyla ilgili olarak: “Neredeyse hiç satış yapamaz hale geldik. Bunun sebebi sadece ithal edilen etler mi bilemiyorum ancak birileri çıkıp gerçekçi açıklamalar yapmalı. Sadece kırmızı et değil, beyaz et için de aynı söylentiler başladı. Durumumuz gerçekten çok zor” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Hazine Arazileri Çiftçiye Kiralanacak

Hazine arazileri çiftçilere kiraya verilecek. Çevre Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisi 10 yıla kadar kiralanması sağlanarak çiftçilere kiraya verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacaklarını ve uygulamadan 218 bin çiftçinin faydalanacağını söyledi.
 
14.9.2018
Devamı

Muş'ta Pancar Alım Kampanyası

Muş'ta "37. Dönem Pancar Alım Kampanyası" törenle başladı.
Muş Şeker Fabrikası'nda düzenlenen törende konuşan Vali Aziz Yıldırım fabrikanın özelleştirmenin ardından daha verimli çalışmasını beklediklerini söyledi.
Muş'un kalkınmasının tarım ve hayvancılık potansiyelinin daha yükseklere taşınmasıyla mümkün olacağını belirten Yıldırım, "Bunu yaptığımız sürece Muş daha çok zenginleşecek. Hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımız daha çok kazanacak ve batı illerine göç duracak." dedi.
Yıldırım, Muş, Bulanık,  Malazgirt ve Liz ovalarında, 2 milyon 800 bin dönüm arazi olduğunu ifade etti.
Muş Şeker Fabrikası'nın yeni gelen yatırımcılarla çok daha güzel hale geleceğini ve istihdamın artacağına işaret eden Yıldırım, "Geçen sene istihdamını en çok artıran il sıralamasında beşincilik ödülümüzü Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın elinden almıştık. Umuyorum gelecek yıl da Muş Şeker Fabrikası desteği ile ödüller alırız. Bu fabrika endüstriyel olarak Muş'taki en büyük fabrika. Buradan pek çok eve ekmek gidiyor." diye konuştu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda makam aracı açıklaması!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Yardımcısına tahsis edildiği iddia edilen zırhlı makam aracı ile ilgili gündeme gelen 169 bin lira bakım masrafı ödendiği yönündeki iddiaların doğru olmadığı belirtildi.
Sözcü gazetesinden Bora Erdin'in haberine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Bakan Yardımcısına tahsis edilen zırhlı makam arabasına 186 bin lira bakım masrafı yapıldığı belirtilmişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı, söz konusu iddialar üzerine yaptığı açıklamada Mercedes marka zırhlı makam aracının Bakanlık makamında kullandığı ve yapılan ödemenin rutin bakım masrafı olarak değil kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamında ödendiğini belirtti.
Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:
"Haberde yer verilen araç bakan makamı tarafından kullanılan makam aracı olup, ifade edildiği gibi bakan yardımcısı tarafından kullanılmamaktadır. Söz konusu araç 25 Haziran 2018 tarihinde Şanlıurfa'dan Ankara'ya dönerken Aksaray –Ulukışla istikametinde trafik kazası yapmıştır.
Trafik kazası sonucunda yapılması zaruri olan maddi hasarların giderilmesi, onarım ve parça değişikliklerinin sağlanması maksadıyla araç için 4734 sayılı kanunun 21/F maddesi kapsamında tarafımızdan ihaleye çıkılmıştır. Haberde iddia edildiği gibi ihaleye tek firma katılmamıştır. Ankara'da hizmet veren 4 adet yetkili firmaya ihaleye katılmak üzere davet yazısı gönderilmiş ve bu firmalardan 3 tanesi idaremizden ihale dökümanını satın almıştır. Bu firmalardan ikisi tekliflerini iletmişler ihale komisyonunun değerlendirmesi sonucunda 169 bin TL ile en düşük teklifi veren firma ihaleyi almıştır. Yine haberde doğru olmayan ve iddia şeklinde yer verilen söz konusu rakam, makam aracının rutin bakım masrafı değil, kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamaktadır. “denildi.
 
 
 
14.9.2018
Devamı

Sasaon Çileği Cipse Dönüşüyor

Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı 2017 yılı Türkiye İkincisi olan “Çıtır Çileğim Projesi “ hayata geçirilerek, çilek hasat edilmeye başlandı. Sason Çileği, tesiste cipse dönüşüyor.
Batman ili Sason ilçesi Kavaklı mezrasında çiftçilikle uğraşan kadın çiftçi Lale Basut’un 2017 yılında program kapsamında hazırladığı ve ikincilik ödülü aldığı projeye, programın ödül sponsoru Şekerbank tarafından destek sağlandı.
5 dekar alanda Sason çileği bahçesi kuruldu
Proje ile 5 dekar alanda örnek çilek bahçesi kuruldu. Üretilen çilekler, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi kullanılarak katma değeri arttırıldı.
Güneş paneli ile çalışan fırınlarda kurutularak cips haline getirilen çilekler, bölgede örnek bir kazanç kapısı oldu. Raf ömrü kısa olan çileğin katma değerini artırarak farkındalık oluşturan kadın çiftçi, bölgede bu uygulamanın yaygınlaşmasına önderlik yaparak, çilek cipsinin il içi ve dışında pazarlanması ile ailenin ve bölge çilek üreticilerinin gelir düzeyinin yükseltilmesini hedefleniyor.
2017 Birincisi kadın girişimci işletmesine kavuştu!
Kahramanmaraşlı kadın çiftçi Sultan Kaçamaz’ın “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığınca yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi” kapsamında gerçekleştirilen “Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi” programında, 2017 yılında 1200 girişimci kadın çiftçi projesi arasından Türkiye birincisi seçilmişti.
Kadın çiftçinin projesi Şekerbank ödül sponsorluğunda 40 bin TL ile ödüllendirilerek hayata geçirildi. “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesinin işletme açılışı ve tanıtım günü de yapıldı.
Etkinlikte konuşan Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Bozkurt ve Eğitim ve Yayım Daire Başkanı Sürur Kır; kırsaldaki kadın girişimcilerin özendirilmesi, desteklenmesi ve yatırım imkânlarının geliştirilmesi adına 2015 yılından bu yana Tarımda Kadın Girişimcilerin Güçlendirilmesi Programının hayata geçirildiğini bildirdiler.
Konuşmalarda, kadınların İŞKUR ve KOSGEB işbirliği ile girişimcilik eğitimi verilerek proje hazırlamalarının sağlandığı, son 4 yılda 63 ilde 4 bin 211 kadın çiftçi eğitim alarak sertifika sahibi olduğu, 2019 yılı itibariyle 81 ilde programın tamamlanmasının planlandığı bilgisi verildi.
 
 
13.9.2018
Devamı

Gıdada Tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?

Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taklit ve tağşiş yaptıkları gerekçesiyle 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladığını ancak topu vatandaşa attığını belirterek konuyu yeniden gündeme getirdi. Şimşek, hileli gıda konusunda var olan  yasanın sorunlu olduğuna, düzeltilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi" diye yazdı. 
"Daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor"
En yetkili makamların dahi tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram ettiğini hatırlatan yazar, " Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor" dedi. "Gıdada tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?" sorusunu yönelten Güntay Şimşek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: 
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanları uzun süredir ifşa ediyor. Bakanlık bu yılın başlarında da kesinleşen 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıklayarak, topu vatandaşa atmıştı. Ben de bu gelişme üzerine şunları yazmıştım:
“2012’de gerçekleşen bir yasal düzenlemeyle, tüketiciler kanalıyla, üreticiler üzerinde denetim kurulması maksadıyla bu uygulama yapılıyormuş. 2012’den bu yana da 769 firmanın, bin 605 parti, taklit ve tağşiş ürünü ifşa edilmiş. Bakanlığımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Fakat son partide açıklanan şirket sayısı ortada olduğuna göre bu iş, bu şekilde nereye kadar yürüyebilir?”
Ve gelelim günümüze. Konya Karatay’da kabak çekirdeği yetiştiriciliği yapan çiftçiler, hasat zamanı ürünlerini asfalta serip kurutuyorlarmış. Tağşişe falan gerek var mı? Güneydoğu’da biberlerin nasıl kurutulduğu da ayrı bir hikaye. Tarım ülkesinde ilgili bakanlığın bu işlere odaklanmak yerine ifşaatı tercih etmesi ne kadar doğru? Netice de alamıyor. Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar.
İlginçtir; Gaziantep’te ayçiçeği yağına soya karıştıran üreticiye 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verilmesi sebebiyle ‘hileli gıda’ cezalarında yeni bir dönem başlayacağına dair inanç artmış. Halbuki 2012’de ifşayla bu meselenin önüne geçilmesi amaçlanan yasa sorunlu. O yasanın acilen düzeltilmesi lazım. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, kararın gıda güvenliği için emsal niteliğinde olduğunu belirterek, “Cezayı öder, yoluma devam ederim’ devri bitti” şeklinde yorumlamış ama o yasa değişmediği takdirde pek de öyle gözükmüyor.
Hasılı kelam; BYSD ve Tarım İl Müdürlüğü, mahkemeye başvurmuş, mahkeme de tağşiş yapan hakkında kararını vermiş. Peki mahkemeye verilmeyenler ne olacak? Burada dikkat çeken husus şu: Şimdiye kadar benzer davalarda ‘Kabahatler Kanunu’ kapsamında cezalar veriliyormuş. Gıdada hileli karışım, ilk kez ‘halk sağlığını tehdit’ suçundan TCK’nın 186. maddesine göre değerlendirilip, ceza verilmiş.
Daha önceki yazılarımda okudunuz. Ülkemizde en yetkili makamlar bile tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram etmişlerdi. Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor. İşte o zaman bu ülkenin gıdaları sağlıklı olur, ihracatını yaptığı tarım ürünleri de kıymetli hale gelir. Doğru iş yapanlar korunur ve rekabetçi bir piyasa oluşur."
 
 
13.9.2018
Devamı

Tarım Bir Önceki Yıla Göre 1.5 Küçüldü

(ZMO) İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, TÜİK verilerini değerlendirdi. Atalık açıklamasında, tarımın bir önceki yıla göre yüzde 1.5 oranında küçüldüğünü, sürekli yoksullaşan çiftçinin 2017'de Zonguldak ilinin yüzölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçtiğini söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu  TÜİK verilerine göre Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı dönemine göre 2018 yılının ikinci çeyreğinde (Nisan, Mayıs, Haziran) yüzde 5.2 artarken, tarım sektörünün toplam katma değeri ise yüzde 1.5 azaldı.
Enflasyon, bir önceki yılın Aralık ayına göre 2018 yılı Haziran ayında yüzde 9.4, önceki yılın Haziran ayına göre de yüzde 15,4 olarak gerçekleşti. Buna karşın Aralık 2017–Haziran 2018 dönemleri için çiftçinin üretimde kullandığı girdilerden mazot, Et ve Süt Kurumu (ESK) verilerine göre yüzde 13.2, DAP gübresi yüzde 38.7, üre gübresi yüzde 14.5, besi yemi yüzde 21.3 ve süt yemi yüzde 24.4 artış gösterdi. Tarımsal girdilerin fiyatları enflasyonun çok üzerinde artış gösterir iken, çiftçimizin alım gücü yine geriledi.
EKİLMEYEN TARIM ARAZİSİ MİKTARI BELÇİKA'NIN YÜZÖLÇÜMÜNÜ GEÇTİ
Sürekli fakirleşen çiftçimiz 2017 yılında Zonguldak ilimizin toplam yüzölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçti. Son 15 yılda ise ekilmeyen tarım arazisi miktarı Belçika'nın toplam yüzölçümünün üzerine çıktı.
TÜİK’in Mayıs 2018'de yayımlanan Bitkisel Üretim 1. Tahmini'ne göre önemli ürünlerimizden buğday, mısır, patates, kuru fasulye, kırmızı mercimek, kuru soğan, domates, biber, patlıcan, taze fasulye, karpuz, ayçiçeği, şeker pancarı, kayısı ve fındık üretiminde gerileme beklenmektedir.
Artan et fiyatlarına çözüm olması için 2010 yılında başlatılan canlı hayvan ve et ithalatı 2017 yılında rekor düzeye ulaştı. Bu kapsamda 2017 yılında sığır, koyun ve kırmızı et ithalatına 1.3 milyar dolar ödendi. İthalat 2018 yılında daha da hızlandı ve Ocak-Temmuz döneminde 1.2 milyar dolara ulaştı.
Canlı sığırın 1 kilosuna ödediğimiz dövizin TL karşılığı 2017 yılında 13.83 TL`den 2018 yılında 15.31 TL`ye, koyun için yaptığımız ödeme 12.73 TL`den 13.92 TL`ye, kırmızı ette ise 16.15 TL`den 18.79 TL`ye yükseldi. Görüleceği üzere ithalatın bırakın fiyatları geriletmesini yerinde tutabilmesi dahi mümkün olmadı.
Ucuz et projesinin hayata geçirildiği Kasım 2017`den günümüze ESK`da satılan kıymanın fiyatı yüzde 20, kuşbaşı etin fiyatı ise yüzde 16 arttı.
Aynı durum bitkisel ürünlerin ithalatı için de geçerlidir. İthalatına önemli düzeyde döviz ödemekte olduğumuz ürünlerin 2017 ve 2018 yılları arasında 1 kilosu için yapılan ödemelerinin TL cinsinden karşılıklarına bakarsak buğdayda 77 kuruştan 86 kuruşa, mısırda 76 kuruştan 85 kuruşa, soyada 1.47 TL`den 1.81 TL`ye, pamukta 6.64 TL`den 7.78 TL`ye yükseldiğini görüyoruz.
Tarım ürünleri dış ticaretinde Türkiye 2017 yılında 729 milyon dolar açık verirken, 2018 yılının ilk 7 ayında verilen açık 2 milyar dolara ulaştı.
 
 
 
13.9.2018
Devamı

Sudan'dan 780 bin Hektar Tarım Arazisi

Doğu Afrika ülkesi Sudan, 780 bin 500 hektarlık tarım arazisini Türkiye’nin kullanımına bırakıyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9-11 Eylül tarihlerinde Hartum’u ziyaret ederek Türkiye adına ikili anlaşmalara imza attı.
Bu kapsamda Türkiye, devlet ve özel sektör eliyle Sudan’da ticaret, enerji, bankacılık ve tarım alanlarında yatırımlar yapacak.
PAMUK, SOYA, MISIR, SUSAM, AYÇİÇEĞİ
Euronews’ten Gonca Yağcı’nın haberine göre, Sudan’da kiralanan tarım arazilerinde, iklimsel nedenlerle Türkiye’de üretilemediği veya üretiminin yetersiz kaldığının iddia edildiği tarımsal ürünler yetiştirilecek. Örneğin bu yıl 210 bin dekar alanda pamuk ve soya üretimi yapılması planlanıyor. Toplam 780 bin 500 hektar, Türkiyeli girişimcilerin yatırımına açılacak. Bu topraklarda aşamalı olarak ananas, mango, avokado ve kanola gibi tropikal meyve sebzelerin yanı sıra Türkiye’de üretim açığı olan ayçiçeği, mısır, pamuk, susam, şeker kamışı ve yonca ekilecek.
TARIM ÜRÜNLERİNDE İTHALAT ARTIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’e göre, 2016-2017 sezonunda Türkiye’de 2 bin 100 ton kütlü pamuk üretimi yapıldı. Ayçiçeği üretimi ise yılda ortalama 1 ila 1.5 milyon ton.
Yine Türkiye’nin ithal ettiği tarım ürünlerinde mısır önemli bir kalem. Ziraat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre, 2018’in Ocak ayında mısır ithalatı bir önceki yıla kıyasla 8 buçuk kat artarak 404 bin tona yükseldi.
ATALIK: GIDA EGEMENLİĞİ TEHLİKEYE ATILIYOR
Euronews’e konuşan Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, Türkiye’nin Sudan’da arazi kiralayarak tarım üretimi yapmasının gelecek neslimizin gıda egemenliğini riske atmak anlamına geldiğine dikkat çekiyor.
Atalık’a göre, “Türkiye’nin bilgi ve teknolojisi ile Sudan halkına destek çıkacak olması takdir edilecek bir durum; ancak Türkiye tarım arazileri ve üretimini hızla kaybederken bir başka ülkede kiralanacak arazilerden ihtiyacımızı karşılamayı hedeflemesi gelecek nesillerin gıda egemenliğini riske atar”.
 
 
13.9.2018
Devamı

Süt Üreticilerinin Sorunları Bakan Pakdemirli'ye Aktarıldı

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, beraberinde yönetim kurulu üyeleri ve bazı birlik başkanlarından oluşan heyetle dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi ziyaret etti. Birliğin 14'üncü kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleşen ziyarette, süt üreticilerinin sorunları Bakan Pakdemirli'ye aktarıldı.
Bakan Pakdemirli süt üreticisinin sorunlarını yakından takip ettiklerini dile getirerek sorunların en kısa zamanda çözüleceğini söyledi.
 Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, hayvancılıkta en büyük maliyet kalemlerinden birini oluşturan yemde, 2018 Ocak ayından bugüne yüzde 50 ile yüzde 60 oranında fiyat artışı olduğunu belirterek, sektörel olarak dünyada kabul görmüş 1.5 süt yem paritesinin, sürdürülebilir bir hayvancılık için mutlaka sağlanmasını istedi. Keskin, ziyaret sırasında sektördeki gelişmelerle ilgili olarak kapsamlı bir sunum yaptı.
Bakan Pakdemirli, süt üreticisinin sorunlarını yakından takip ettiklerini belirterek, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesinin üzerinde çalıştıklarını kaydetti.
 
 
 
8.9.2018
Devamı

Süt Üreticileri Merkez Birliği 14. Yılında

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve üye Süt Üretici Birliklerinin Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyelerinden oluşan bir heyet ile Anıtkabri  ziyaret ederek Atanın huzurunda Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinin  14.yıl dönümünü kutladı.
 Genel Başkan Tevfik Keskin’in mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşu ve ardından da İstiklal Marşı okundu. Genel Başkan Tevfik KESKİN ve beraberindekiler, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti. Burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan KESKİN şunları kaydetti:
Büyük Önder Atatürk;
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğimizin kuruluş tarihi olan bugünde huzurunuzdayız. Milli ekonominin temeli tarımdır sözünüzle ve gösterdiğiniz hedef ile Merkez Birliğimizin 14. Yılında, Türk çiftçisi ve üreticileri olarak huzurunuzda olmak bizler için gurur tablosudur.
“Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür” sözleriniz ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren tarımın gelişmesi için almış olduğunuz tedbirler hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yolda bizlere emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyetini ve Türk tarım ve hayvancılığını ilkeleriniz ışığında sonsuza kadar koruyacak ve sahip çıkacağız.
Merkez Birliğimizin 14. Yılını huzurunuzda kutluyor, kurmuş olduğunuz vatanımızda, üreticilerimizle birlikte, sizi sevgi, en derin saygı ve özlemle anıyoruz…
Ruhunuz şad olsun… sözlerine yer verdi.
 
 
 
 
8.9.2018
Devamı

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI MASAYA YATIRILDI

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli  TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik başkanlığındaki Yönetim ve Denetleme Kurulu Üyelerini makamında kabul etti ve 1,5 saat süren görüşmede küçükbaş hayvancılık  sektörünün sorunları detaylı olarak ele alındı.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik,  görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Bakan Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılık sektörüne olumlu yaklaşımı açısından son derece mutlu olduklarını ifade ederek dile getirilen sorunlar karşısında çözüme yönelik önemli mesajlar aldıklarını söyledi.
Genel Başkan Çelik, küçükbaş hayvancılığın bu ülkenin milli meselesi olduğunu, ülkemiz coğrafi ve iklim şartlarının, koyun ve keçi için en uygun şartlara sahip olduğunu her fırsatta dile getirdiğini belirterek Bakan Pakdemirli’nin de küçükbaş hayvancılık için gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etmesini sektör açısından önemli bulduklarını söyledi.
Görüşmede sektörün birçok sorunlarını dile getirdiğini ifade eden Genel Başkan Çelik, ‘’ Sayın Bakanımız sorunlarımıza karşı duyarlı davranarak el birliği ile sorunların aşılacağı müjdesini verdi. Bu da 270 bin yetiştiricimiz adına bizleri mutlu etti. Küçükbaş hayvancılığın ülkemiz şartları için çok önemli olduğu ve mutlaka daha fazla desteklenmesi gerektiği noktasında görüş birliğine vardık. Dolayısıyla bu görüş birliğimizin neticesinde hedef olarak da kısa vadede küçükbaş hayvan sayımızı en az 60 milyona çıkarmak için yoğun çaba harcayacağımızı ifade ettik.  Netice itibariyle Sayın Bakanımızın sektörümüze yaklaşımı ve verdiği olumlu mesajlar bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Biz, Küçükbaş hayvancılık sektörüne katkı sağlayan herkese minnettarız. Bu çerçevede sektörümüzde yaşanılan tüm zorluklara rağmen Sayın Bakanımız şahsında Bakanlığımıza her türlü katkıyı vermek asli görevimizdir. Önümüzdeki süreçte her an Sayın Bakanımızın yanında olacağımızı ifade ederken sektörümüze olan sıcak ilgisinden dolayı kendilerine ve değerli bürokratlarına teşekkürlerimi arz ediyorum’’ dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanı Dr Bekir Pakdemirli ile yapılan görüşme sonunda kendisine sektörün sorunlarına ilişkin detaylı bir rapor sunduklarını belirterek sorunların Bakanlık tarafından titizlikle takip edileceğini, Bakanlık, Merkez Birliği ve İl Birlikleriyle birlikte daha güzel çalışmaları gerçekleştirebileceklerini söyledi.
Görüşmeler sonrasında Genel Başkan Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’ye günün anısına koyun keçi çoban tasvirli bir maket hediyesinde bulundu.
 
 
8.9.2018
Devamı

Çiftçi Borcu Tarımsal Destekten Ödenecek

Tarımsal destekleme ödemesinden faydalanan çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ile tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu alacağı çiftçinin alacağı destekten mahsup edilecek. Çiftçinin önce borcu tahsil edilecek, alacaklı kurum, kuruluş ve şirketlere aktarılacak, kalan para çiftçiye destekleme olarak ödenecek..
 
7.9.2018
Devamı

GMO : Şarbonda 1 Numaralı Sorumlu Bakanlık

Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Yönetim Kurulu, Ankara'da başlayan şarbon vakasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Şarbonun kolayca bulaşabilen ve yayılan bir hastalık olduğu dile getirilen açıklamada son 30 yılda kamusal gıda güvenliğini sağlayan kurumların özelleştirildiği ve tasfiye edildiği belirtilerek, “Uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur” denildi.
Şarbon virisünün ve etkenlerinin sonucunda oluşabilecek sonuçlara değinilen açıklamada, sporlu şarbon bakterilerinin dış koşullara dayanıklı ve yıllarca hastalık yapma potansiyelini muhafaza ettiği belirtilerek, “Şarbon otçul hayvanlarda görülen ve insana da bulaşabilen ve zamanında tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır”ifadesi kullanıldı. Hastalık mikrobunun vücuda girdikten sonraki 2 ile 7 gün içerisinde hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı ifadesi kullanılırken, “Şarbon hastalığının deri, bağırsak ve akciğer şarbonu olmak üzere üç farklı çeşidi vardır. Şarbon otçul hayvanlardan insanlara bulaşan ancak insandan insana bulaşmayan zoonoz bir hastalıktır. Hastalık hayvanlar arasında çok hızlı yayılır. Hastalığın görüldüğü sürünün çok sıkı bir şekilde karantinaya alınması gerekir. Hastalık etkeni kolayca toprağa karışabilir, rüzgâr ve yağmur suyu gibi etkenlerle başka bölgelere rahatlıkla taşınabilir” bilgilerine yer verildi.
Hayvan sürülerinin düzenli olarak veteriner hekim kontrolünden geçtiği, aşılama hizmetlerinin periyodik olarak yapıldığı ülkelerde şarbon hastalığına rastlanmasının ender olduğu belirtilen açıklamada, “Ancak uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır. Ülkemizde şarbon hastalığını kontrol etmek ve tüketicilerin gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kurum Tarım ve Orman Bakanlığı’dır”denidi. 
GMO, kamusal bir gıda güvenliği sistemi ile kontrol edilebilecek şarbonun, Türkiye'de zaaf içinde olduğunu ifade ederek, “ Bu sistemin altyapısını oluşturabilecek kamu kurumları, geçtiğimiz otuz yıl içinde ya özelleştirilerek ya da kapatılarak tasfiye edildi. Dolayısıyla şu sıralar yaşanan şarbon salgını da bu tasfiyenin olumsuz bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır ”dedi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ithal edilen hayvanlarda yeterli ve gerekli hayvan sağlığı muayenelerini yapmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu sorumsuzluk halk sağlığını tehlikeye atmıştır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur.
Kamuoyunun bilgi edinme hakkı çerçevesinde, konunun muhatabı olan Tarım ve Orman Bakanlığı kamuoyunda oluşan kaygıları gidermek için şarbon vakalarıyla ilgili olarak yaptığı çalışmaları kamuya açık kılmalı, örtbas etmeye çalışmamalıdır” ifadelerine yer verildi
 
 
4.9.2018
Devamı

Market’te de Kasap dada Hastalıklı et yok

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı Bülent Tunç’tan vatandaşları rahatlatan açıklama geldi. Tunç, mezbahalarda kontrollü kesilen ve market ile kasaplarda satılan etlerde hastalık olmasının mümkün olmadığını söyledi.
400’den fazla mezbahada veteriner kontrolünde kesim ve sevkiyat yapıldığını anlatan Tunç, “Vatandaşlar kasaplardan gönül rahatlığıyla et alabilirler. Merdiven altı üretilen etleri ise almasınlar” dedi. Tunç, kurbanlık hayvanların ise her yerde kesildiğini ve denetim yapılamadığını ifade etti.
Tunç, resmi yollarda getirilen hayvanların kan testinden geçirildiğini ve şarbonun ancak buradaki karantina döneminde geçmiş olabileceğini ifade etti. Tunç, özellikle güney sınırından Türkiye’ye giren kaçak hayvanların da hastalıklara neden olabileceğini söyledi. Salgın haberleri nedeniyle ette fiyatların yükseldiği haberlerinin spekülatif olduğunu savunan Tunç, “Burada bir oyun var. Hem üreten, hem tüketen kaybediyor. Şu an hayvan satamıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kuluçka süresi değişiyor’
Ankara Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Doç. Dr. Oytun Okan Şenel ise, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın şarbon aşısı stoğunun yetersiz olduğunu iddia etti.
Şarbon hastalığının nereden geldiğinin tespit edilmesinin zor olduğunu belirten Şenel, ölen hayvanlara hastalığın Brezilya’dan ya da Türkiye’deki otlaklardan da bulaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Türkiye’deki meralarda, sulak alanlarda şarbon bakterisinin bulunduğu kaydeden Şenel, “Burada kesin olarak söylenebilecek şey, ‘Bu hayvanlar bir aylık yolculuktan sonra geliyor, Brezilya’dan hasta olarak gelmeleri olanaklı değil’ önermesinin doğru olmadığıdır. Hastalığın hayvanlardaki kuluçka süresi genellikle kısa olduğu halde bazen bu sürenin 60 güne kadar uzaması, her seçeneği değerlendirmemizi gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
 
 
4.9.2018
Devamı

Gübre Nereye Gidiyor?

Hammadde bakımından gübrede yüzde 90’nın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye, dövizdeki artışa bağlı olarak fiyat artışlarını kontrol edemiyor. Fiyat artışı nedeniyle çiftçi gübre alamamaktan şikayetçi. Kışlık ürünleri ekmeye hazırlanan çiftçi, yüksek fiyat nedeniyle ihtiyacı olan gübreyi alamazsa bir çok üründe tarımsal üretimin düşmesi bekleniyor. Gübre üreticileri ise, Türkiye’nin yıllık 6.5 milyon ton gübre tükettiğini ancak ithalat kaynaklı fiyat artışı nedeniyle tüketimin bu yıl 6 milyon tonun altına düşeceği endişesini yaşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü verilerine göre 2017'de ortalama fiyatı ton başına 617 lira olan %21 Amonyum Sülfat gübresinin şu anda piyasa fiyatı 1400 lira. Aynı dönemde DAP gübresinin tonu 1493 liradan 3 bin 200 liraya ulaştı. Yine 20.20.0 gübresinin tonu 1009 liradan 2 bin 160 liraya, ürenin tonu 1000 liradan 2 bin 200 liraya çıktı. Potasyum ve nitratlı bazı gübrelerin tonu 4 bin lira ile 7 bin lira arasında satılıyor.
Gübre üreticileri de fiyat artışından yakınıyor. Tamamen ithalata bağlı bir sektör olduklarını belirten gübre üreticileri dövizdeki artış nedeniyle fiyatların çok arttığını ve bunun da tüketime olumsuz yansıyacağını ifade ediyor.
İstanbul Gübre Sanayi AŞ. (İGSAŞ) Genel Müdürü Turan Tok, dünyada da gübre fiyatlarının yükseldiğini, Türkiye’de ise dövizdeki artış nedeniyle fiyatların arttığını belirterek şu bilgileri verdi: “Çiftçilerimizin yaygın kullandığı üre gübresinin tonu şu anda 315 dolar. Buna 12 dolar gemiden indirme, tahliye eklenince 327 dolara geliyor. TL karşılığı 2025 lira. İthal maliyetinin altında satıyoruz. Hem müşterilerimizi kaybetmemek için hem de çiftçimiz gübre alabilsin, tüketim düşmesin diye. Çünkü zaten bir çok ülkeye göre bizde tüketim çok düşük. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde gübre satışında büyük bir düşüş olmadı. Fakat son iki ayda dövizdeki yükselmeye bağlı olarak artan fiyatlar nedeniyle geçen yılın sevilerine ulaşılması çok zor görünüyor.”
Gübre üreticilerinin dolarla alıp TL ile satış yaptığını bu nedenle kimsenin ithalat yapmaya cesaret edemediğini anlatan Tok, “Artan fiyatları aynı oranda çiftçilerimize yansıtmamaya çalışıyoruz. Çünkü tüketim azalınca bu kez verimlilik düşer. Bitkisel üretim azalır. Çiftçinin geliri düşer. O zaman gelecek sene hiç alamaz. Bu nedenle gübre konusunda mutlaka önlemler alınması gerekiyor” dedi.
Çiftçiler 2015 üretim yılında hububat, yem bitkileri, baklagiller, yumrulu bitkiler, sebze ve meyve alanları için dekara 6 lira 60 kuruş gübre desteği alıyordu. Yağlı tohum ve endüstri bitkilerinde ise dekara 8 lira 25 kuruş gübre desteği veriliyordu. En az destek verilen peyzaj ve süs bitkileri, özel çayır mera, orman emvali alanlar için bile dekara 4 lira 75 kuruş gübre desteği ödeniyordu. 2016’da önce günbre desteği ve mazot desteği tek kalemde birleştirildi. Çiftçinin önemli kaybı oldu. 2017’de mazot desteği artırılınca gübre desteği tüm ürünler için dekar başına 4 lira olarak sabitlendi. 2018'de de dekara 4 lira gübre desteği veriliyor. Bu desteğin ürün bazında verilmesi ve mutlaka artırılması gerekiyor. dedi.
 
 
31.8.2018
Devamı

Limon Nereye Gidiyor

Bazı market ve pazar tezgâhlarında limonun kilogram fiyatı 10 TL’yi buldu. Üreticiler limonun tarlada 1 TL ile 1.8 TL arasında satıldığını, artan fiyatların ihracat kaynaklı olabileceğini belirtiyor. İhracatçılar ise ihracatın tam olarak başlamadığını, fiyatların artmasında ihracatın etkisinin olamayacağını söyledi. Meyve-sebze komisyoncuları ise limon piyasasına birkaç tüccarın hükmettiğini bunların elinde limon tutarak fiyatları yukarı çektiklerini iddia etti.

Son günlerde market rafları ve pazar tezgâhlarında fiyatıyla en dikkat çeken ürünlerin başında limon geliyor. 1 kilogram limonun fiyatı bazı yerlerde 6-7 TL’ye satılırken, bazı yerlerde ise 10 TL’yi buldu. İhracatçılardan üreticilere, sivil toplum kuruluş-larından halcilere kadar artan limon fiyatları ile ilgili birbirinden farklı görüşler ortaya çıktı. Üreticiler limonun tarlada 1 TL ile 1.8 arasında satıldığını, yeni mahsulün yeni yeni piyasaya çıktığını söylerken halciler limonun depolardan çıkarılmadığını iddia ediyor. İhracat artışının da limon fiyatlarını etkilediğini belirten üreticilere cevap da ihracatçılardan geliyor. İhracatın tam anlamıyla başlamadığını kaydeden ihracatçılar, artışta ihracatın etkisi olmadığının altını çiziyor. Ancak konuştuğumuz herkes aynı şeyi söylüyor: “1 kg limonun fiyatı 10 TL olmamalıydı.”
ÜRETİCİ KAZANMIYOR 
İlk olarak Türkiye’nin limon ihtiyacının yüzde 65’ini karşılayan Mersin Erdemli’nin Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin’e limondaki gelişmeleri sorduk. Erdemli’de hasatın tam olarak başlamadığını ifade eden Şahin, “Piyasada satılan limon ‘yatak limon’ diye tabir edilen geçen senenin mahsulü. 1 kg limonun fiyatını 10 TL’ye çıkaracak bir gelişme olmadı. Şu anda hasat edilen yeni limonun fiyatı da 1 TL’den başlıyor 1.8 TL’ye kadar çıkıyor. Üretici kazanmıyor yani. Tarladan 1.5 TL’ye çıkan limona 1.5 TL de masraf eklenir. Sonrasında son satıcı 2 lira kâr koysa bile en fazla 5 TL’ye satılmalı” dedi. İhracat artışının fiyat üzerinde bir etkisi olabileceğine değinen Şahin, “İhracat hiç durmadı. Rakip ülkelerde aşırı sıcaklardan dolayı limonların kalitesi düştü. Daha bayram öncesinde bölgemizdeki bir üreticiden 6 TIR yani 150 ton limon istediler” diye konuştu. 
Mersin Tarsus Ziraat Odaları Birliği Başkanı Ali Ergezer de, “İhracatçı fiyatın yükselmesine neden oluyor. Tarladan 1-1.8 TL arasına alınan ürünü yükselen dolar kuruyla beraber ihraç etmek daha avantajlı oldu. Örneğin limon geçmişte 1 dolara satılınca 3.5 TL kazandırıyordu. Şimdi ise 6 TL kazanıyorlar” ifadelerini kullandı. 
Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak ise bu iddiaların doğru olmadığını dile getirdi. İhracat sezonunun 15-20 Ağustos gibi başladığını, asıl ihracatın ise eylülde olacağını kaydeden Kavak, “İhraç ettiğimiz limonun fiyatı tarlada 1 TL. tonu 1000 TL yapıyor. Biz de 1 ton ürünü 350-400 dolar civarında ihraç ediyoruz. Fiyat artışını ihracatına bağlamak çok yanlış olur. Şu anda çarşı-pazarda satılan ‘yatak limon’un 10 TL olmaması gerekiyor. En fazla 4 TL civarında olmalı” dedi. İhracatın Türkiye’de rakip ülkelere göre biraz daha erken başladığına değinen Kavak sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de erken hasat edilen bir limon türü var. O da 1 aylık bir avantaj kazandırıyor. Bu sürecin ardından İspanya, Güney Afrika, Çin, gibi ülkeler de ihracata başlıyor.”

'BU FİYATLAR VİCDANSIZLIK'

Türkiye’de toplanan limonun kağıda sarılarak Niğde ve Nevşehir gibi yerlerde mağaralarda depolandığını dile getiren İstanbul Meyve Sebze Komisyoncu ve Tüccarları Derneği Burhan Er, bunun normal bir uygulama olduğunu ancak bu yıl limonun piyasaya çok fazla sürülmediğini ileri sürdü. Burhan Er, “3 bin TL’lik limon alıyoruz içinden çıkan çürükler nedeniyle maliyeti 6-7 bin TL’ye çıkıyor. Limon belli tüccarların elinde. Ürünü piyasaya sürmüyorlar” dedi. Bir kilogram limonun en fazla 7 TL’ye satılması gerektiğini belirten Er, şunları söyledi: “10 TL ve üzeri fiyata limon satmak vicdansızlıktır. Ramazan öncesinde patates ve soğanda da aynı şey yaşanmıştı. Bir kilogram patates 8 TL’ye kadar çıkmıştı. Şimdi ise en kaliteli patatesin kilogramı 2.5 TL civarında.”
Kaynak: Hürriyet
 
29.8.2018
Devamı

İthalatla Gelen Hastalıklar

Hayvancılıkta ithalat politikası ile Türkiye, sığır ithalatında dünya ikincisi, Avrupa'nın ise lideri konumuna geldi. İthalatta ulaşılması zor rekorlar kıran Türkiye, bir çok hayvan hastalığını da ithal ediyor. Saman, et ve et ürünleri ithalatı, hastalık risklerini daha da artırıyor.

Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre İthalatın başladığı 2010 yılından bu yana her yıl özellikle de kurban bayramı döneminde mutlaka bir kaç hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz. Kurban döneminde hastalıkların ortaya çıkması tesadüf değil. Hem devlet hem de özel sektör kurban döneminde yerli hayvan fiyatını düşürmek için yoğun olarak ithalat yapıyor.
Şirket parası ile hayvan seçen veterinerler
İthalatın yapılabilmesi için Tarım Bakanlığı tarafından veteriner hekim görevlendirilmesi ve bu hekimlerin ithalatın yapılacağı ülkede hayvan seçiminde, hastalık testlerinde bulunması, onay vermesi gerekiyor. Onay vermezse ithalat yapılamaz.
Görevlendirmede önemli sorunlar yaşanıyor. Bakanlık genellikle aynı hekimleri görevlendirerek daha çok harcırah almalarını sağlıyor. Ayrıca, görevlendirilen veteriner hekimin harcırahını, yol parasını, otel masrafını ve diğer harcamalarını ithalatı yapan kurum veya şirket ödüyor. Görevini doğru yapan namuslu, dürüst görevlileri tenzih ederiz. Ancak, hayvanları hiç görmeden şirket parasıyla 5 yıldızlı otellerde keyif yapan veteriner hekimlerin imzasıyla hayvan ithal edildiği de biliniyor.
Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatının başladığı 2010 yılından bu yana ülkeye giren bazı hastalıkları hatırlayalım:
Polonya'dan deli dana hastalıklı et geldi mi?
Polonya Hükümeti, 2011 ve 2012 yıllarında ihraç ettikleri kırmızı ette deli dana hasatlığı olduğu iddiası ile bir soruşturma başlattı. İhracat yapılan ülkelerden birisi Türkiye'ydi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na yazı yazıldı. Et ithalatında görevlendirilen veteriner hekimlerin görüşüne başvuruldu. Veteriner hekimler soruşturma kapsamında verdikleri ifade de: "Bize, Polonya dilinde evraklar verdiler. Bu dili bilmediğimiz için anlayamadık ve imza attık" diyerek savunma yaptı.
Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba; "Bunlar halkın ucuz et yemesini istemeyen mihraklardır" diye haber yapan gazeteleri suçladı.
Kaçak hayvanlarla Afrika Hastalığı geldi
Yıl 2014. Kurban Bayramı öncesi Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum ve çevresinde sığırlarda “Afrika Hastalığı” görüldü. Bakanlık yetkilileri Afrika hastalığının ülkeye kaçak veya sınır ticareti ile giren hayvanlarla girmiş olabileceğini ve hızla aşılama yapıldığını açıkladı. Bir zamanlar Orta Doğu ülkelerine canlı hayvan ve et ihraç eden Türkiye şimdi bu ülkelerden kaçak veya sınır ticaretiyle aldığı hayvanlarla hastalık ithal ediyordu.
Yunanistan ve Bulgaristan'dan mavi dil hastalığı
Aynı dönemde 2014 yılında Trakya ve Marmara Bölgesi’nde ise “Mavi Dil” hastalığı görüldü ve kısa sürede yayıldı. Bir çok ilde hayvan hareketleri durduruldu.Köy ve mahalleler karantinaya alındı.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı mavi dil hastalığının mayıs ayı sonunda önce Yunanistan’da daha sonra Bulgaristan’da görüldüğünü Türkiye’de ise ilk kez 12 Ağustos’ta Kırklareli’nde görüldüğünü, hastalığın yayılmaması için aşılama çalışmaları yapıldığını açıkladı.
Fransa'dan ithal edilen hayvanlarda mavi dil riski
Yine bir Kurban Bayramı öncesi Eylül 2015'te, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OİE), Fransa’nın Auvergne Bölgesi’nde (Allier, Cantal, Hauta-Lorie,Puy-DE Dome) Mavidil Serotip 8 hastalığı görüldüğünü ilan etti. Bu bölgeden Fransa’nın diğer bölgelerine ve Avrupa Birliği ülkelerine hayvan sevkiyatı durduruldu. O dönemde Fransa'dan hayvan alımı için seçim yapan Türk yetkililer karadan hayvanları getiremeyeceğini anlayınca deniz yoluyla hayvan ithal etti.
Türkiye'den ithalat yapan firmanın temsilcisi; "Milyonlarca lira ödediğimiz hayvanları Fransa'da mı bıraksaydık" diyerek ithalatı yaptı. Hastalık riskinin en yüksek olduğu bir dönemde Fransa'dan ithalat yapan tek ülke Türkiye olurken, Fransa, 2010 yılından bu yana Türkiye'ye özel önem veriyor. Eski bakanlardan Mehdi Eker'e "şövalyelik" nişanı verdi. Bu yıl Fransa'da yapılacak hayvancılık fuarında Türkiye "onur konuğu ülke" olarak ağırlanacak.
Romanya'dan gelen “Sığır Pasteurellozu" ile çok hayvan telef oldu
Bakanlar Kurulu, 2017 yılı için Et ve Süt Kurumu’na 500 bin baş besilik sığır ithalatı için yetki verdi. Et ve Süt Kurumu aldığı yetki kapsamında Romanya’da iki firma ile 17 bin baş besilik hayvan ithalatı için anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında ithalatına başlanan hayvanlarda Sığır Pasteurellozu” hastalığına bağlı olarak çok sayıda hayvan telef oldu.
Bulgaristan'dan Veba, Romanya'dan Scrapie hastalığı
Türkiye uzun zamandan beri Romanya ve Bulgaristan'dan koyun ithal ediyor. Romanya'da Scrapie hastalığı, Bulgaristan'da koyun vebası hastalığı çıktı. Bu ülkelerde binlerce koyun itlaf edildi.İthalatı yapan Türkiye'de, bakan ve bürokratlar hemen açıklama yaptı: "Bizim ithal ettiğimiz koyunlarda hastalık yok." Ülke vebadan kasıp kavrulurken Türkiye'ye sağlıklı koyunları nasıl seçip verdiler?
Brezilya'dan şarbon ithal edildi
Önceki gün ülkeyi sarsan yeni bir hastalık olayı patladı. Et ve Süt Kurumu'nun Brezilya'dan ithal ederek Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesi'ndeki bir işletmeye getirdiği hayvanlarda şarbon hastalığı tespit edildi. Kesimlik olarak ithal edilen yaklaşık 4 bin sığırın 50’si şarbon hastalığı nedeniyle telef oldu. Et ve Süt Kurumu yetkilileri hastalığı doğruladı. Etlerin imha edildiğini, bölgenin karantiya alındığını duyurdu.
Özetle, hükümet, 2010 yılından bu yana üretim yerine ithalatı destekleyince canlı hayvan ve et ithalatı ile birlikte çok sayıda hastalık ülkeye girdi. Sorumluluğu olan hiç bir yetkili istifa etmedi. Vatandaş hastalıklı etleri afiyetle yedi. Herkese afiyet olsun!
 
 
29.8.2018
Devamı

Serbest Tarım Danışmanları Destekleme Kapsamında

Tarım ve Orman Bakanlığınca çiftçilerin bilgi ihtiyacının yerinde ve zamanında karşılanması ve tarladan sofraya güvenilir gıda arzının etkinleştirilmesi amacıyla Sertifikalı Tarım Danışmanlığı uygulaması yürütülüyor.
Bakanlık, 2009 yılından itibaren tarım danışmanlığı hizmeti destekliyor. Destekleme kapsamında bugüne kadar toplamda 624 bin tarımsal işletme hizmet aldı ve 345 milyon TL destekleme ödemesi yapıldı.
2018 yılı tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi kapsamında Bakanlıkça yetkilendirilerek tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti sunan ziraat odası ve üretici örgütleri ile serbest tarım danışmanları destekleme ödemesinden faydalanacak. Ziraat odası ve üretici örgütlerinde en fazla 5 tarım danışmanı istihdam ediliyor.
2018 yılı bütçesinde tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi için 60 milyon TL ödenek ayrılmış durumda. Konu ile ilgili Tebliğ çalışması Bakanlık Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Bu çerçevede 81 İl Müdürlüğü ile ziraat odası ve üretici örgütleri merkez birliklerinin görüşü alınıyor. Bu görüşler doğrultusunda hazırlanacak Tebliğ yayımlandıktan sonra destekleme ödemelerine başlanacak.
Bakanlık, tarım danışmanlığı konusunda 2018 yılında bazı yeni uygulamaları hayata geçirdi. Bu kapsamda süresinde vize ettirilmeyen ve geçerliliğini kaybeden sertifikaların "vize işlemi" için Yönetmelik değişikliği yapılarak 6 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanması sağlandı. Bu kapsamda hak sahiplerinin başvuruları Bakanlık İl Müdürlüklerince alınıyor. Bakanlık bu uygulamasıyla, tarım danışmanlığı konusunda yaşanan bir sıkıntının önüne geçmiş oldu.
2018'de geçen yılki uygulamadan farklı olarak serbest tarım danışmanları da tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi kapsamına alındı.
 
28.8.2018
Devamı

Mobil Kesim Merkezi Malatya'dan

 Malatya Büyükşehir Belediyesi, Pütürge ilçesine modern bir kesimhane kazandırdı.

Mobil Kesim Ünitesi'nin açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Açılışa Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat,  Pütürge Kaymakamı Erkan Savar, İstanbul, Esenler İlçe Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Pütürge Belediye Başkanı Mehmet Polat, Sivil Toplum Kuruluşunun temsilcileri ve muhtarlar katıldı.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ın, "Birlikte Yürüyeceğiz" projeleri arasında yer alan Pütürge Mobil Kesim Ünitesi'nde Pütürgeli vatandaşlar ilçe merkezinden ayrılmadan veteriner kontrolünde büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının kesimini bu tesisten faydalanarak yapabilecekler.
112 projeden birinin daha hizmete açıldığını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, "Biz dilimizden Memleket Emektir sloganını hiç düşürmüyoruz. Emek vererek, emek vereceklere öncülük ediyoruz. Yaptığımız modern tesis ilçemizde hayvancılık sektörünün gelişmesine katkılar sağlayacağı gibi milli sermayenin de büyümesini sağlayacak" ifadelerine yer verdi.
Duaların okunmasıyla birlikte kurdelesi kesilen ve hizmete başlayan mobil kesim ünitesini gezen konuklar, Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'a teşekkür ettiler. Pütürge ilçe merkezinde yeni TOKİ konutları bölgesine yapılan mobil kesim ünitesinde, hijyenik ortamlarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan kesimleri yapılabilecek. 
 
 
27.8.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Atama Kararları

Tarım ve Orman Bakanlığında Değişim
Resmi gazetenin bugünkü ekinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2 ve 3 maddeleri gereğince Tarım ve Orman Bakanlığı’nda devrim yapıldı.
Buna göre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne Mevlüt Aydın
Meteoroloji Genel Müdürlüğüne Volkan Mutlu Coşkun
Hayvancılık Genel Müdürlüğüne Zekeriya Erdurmuş
Balıkçılık ve Su ürünleri Genel Müdürlüğüne Mustafa Altuğ ATALAY
Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne Hasan Özlü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğüne Bilal Dikmen
Çölleşme ve Erozyon Genel Müdürlüğüne Ahmet İpek
Milli Parklar Genel Müdürlüğüne Yusuf Kandazoğlu
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne Ahmet GÜLDAL
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne Ayşe Ayşin IŞIKGECE
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne Osman UZUN
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğüne  Fuat Fikret AKTAŞ
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne Özkan Kayacan
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne Aylin Çağlayan Özcan
Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığına  Süleyman Değerli
Strateji Geliştirme Başkanlığına Oruç Baba
1 Hukuk Müşavirliğine Dursun Kelkit
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığına İsa Sertkaya
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığına Ahmet Kavak
Şeker Dairesi Başkanlığına Mehmet Hasdemir
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına Ecmel Ercan
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına Selçuk Kavasoğlu nun atamaları bugünkü resmi gazetede Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yayınlandı.
 
 
 
 
 
19.8.2018
Devamı

IPARD'dan 245 Milyon Hibe Destek


 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD programı kapsamında bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılara kullandırılmakta. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde çıkılan 3. Çağrı kapsamında alınan projelerden ilk etapta değerIendirmeleri tamamlanan 1.274 adedi Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu tarafından onaylandı., Hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci ise başladı. 
IPARD-II kapsamında toplam 245 Milyon TL hibe verilecek bu projeler IPARD-II 302-Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri kapsamındaki sektörleri içermekte.
TKDK tarafından IPARD-II 3. Çağrı kapsamında değerlendirmeleri tamamlanan uygun projelerin hızlı bir şekilde Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonuna sunulması ve hibe sözleşmelerinin imzalanması için çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmekte.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sitesinden yapılan duyuruda sitesinden “IPARD-II Programı kapsamında; kırsalda yatırımlarının artması, tarım ve hayvancılığımızın gelişmesi ve istihdamın güçlendirilmesi için projeleri desteklemeye ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edecektir.”denildi.

 
17.8.2018
Devamı

YEMEKLERİN EFENDİSİ ET

Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği’ne göre;
            “Evcil ruminantlar, kanatlılar, tavşan ve domuzdan elde edilen insan tüketimine uygun tüm parçalar”
Genel anlamda;
            “Yeterli olgunluğa erişmiş sağlıklı hayvanlardan (büyük-küçükbaş, kanatlı ve su hayvanları) tekniğine uygun şekilde elde edilen yenilebilir hayvansal dokular”
Bilimsel anlamda;
            “Büyük çoğunluğu kas doku olmak üzere bağ doku, epitel, yağ, kemik ve sinir doku ile kandan oluşan hayvansal gıda” olarak tanımlanır.
 (Mehmet BEYKAYA'nın Kaleminden)
ETİN BESLENMEDEKİ ÖNEMİ
Önemli bir protein kaynağıdır
Hayvansal kaynaklı proteinler (jelatin hariç) esansiyel aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içermektedir.            Günlük protein gereksinimimizin % 50’sinin hayvansal kökenli olması öneriliyor
Ülkemizde günlük protein tüketimi yaklaşık 97 g, bunun 24 g’ı hayvansal 73 g kadarı bitkisel kaynaklı proteinlerden sağlanıyor.
Vitaminleri (A vitamini ve B grubu vitaminler) ve mineral maddeleri (özellikle Fe ve P) önemli oranda içerir. İştah artırıcı, lezzetli, doyurucu ve üretimi kolaydır.
Et proteininin biyolojik değeri yüksektir
                                                                                               
                                    Biyolojik değer          
Yumurta akı                                        100     
Yumurta (tam)                                                  95
Süt                                                         85
Et (sığır)                                               75
Soya fasulyesi                                      75
Nohut                                                   65
Mısır                                                    50
 
Esansiyel aminoasitler
Proteinler asitler, alkaliler ve proteolitik enzimlerle (sindirim enzimleri, bakteriyel enzimler gibi) muamele edildiğinde yapı taşları olan aminoasitlere ayrışır.
Aminoasitler, organizmada sentez edilme durumlarına göre 2 grup altında incelenebilir
  1. Endojen aminoasitler
            İnsan vücudunda sentez edilebilirler
  1. Eksojen aminoasitler
İnsan vücudunda sentezlenemez ve bu nedenle besin maddeleri ile alınmaları gerekir
            Erişkin insanlar için başlıca eksojen aminoasitler:
            Lösin                İsolösin
            Lizin                 Metiyonin
            Fenilalanin      Valin
            Treonin           Triptofan
Çocuklarda bunlara ilave olarak……. Arjinin ve Histidin
Bütün eksojen aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içeren proteinler tam protein olarak
tanımlanır (örneğin; sütte bulunan kazein)
ETİN BİLEŞİMİ
Genel olarak; ortalama  %75 (%65-80) su
                                          %18.5 (%16-22) protein
                                          %3 (%1-3) yağ
                                          %1.5 protein olmayan azotlu maddeler
                                          %1 (%0.5-1.5) karbonhidrat
                                          %1 mineral maddeler
SU
Genç hayvan etleri yaşlı hayvan etlerine, Taze etler olgunlaşmış etlere,Vücudun ön bölge kasları arka bölge kaslarına göre daha yüksek oranda su içerir.
            Su, ette 3 şekilde bulunur:
1) Bağlı su (hidratasyon suyu): Etteki toplam suyun % 8-10’nu Protein moleküllerine bağlanmış olup, etten ayrılmaz
2) İmmobilize (hareketsiz) su: Bağlı suya bir tabaka şeklinde bağlanmıştır. Kendiliğinden dışarı sızmaz. Basınç etkisiyle sızabilir.
3) Serbest su: Ette hücreler arasında bulunur (%20-40 oranında)
Dışarıya kendiliğinden sızabilir (kesilen parça etler veya çözünmüş etlerden sızan sular) Mikroorganizmalar tarafından kullanılabilen sudur
YAĞLAR
Etteki yağ miktarı;
Hayvan türüne,ırkına, yaşına, cinsiyetine, vücut bölgelerine ve beslenme koşullarına göre değişebilir
Organizmada; İntraselüler (hücre içi), İnterselüler (hücreler arası) ve Depo yağlar (deri altında, sırtta, kalp ve böbreklerin etrafında, sindirim sistemi organları üzerinde)
KARBONHİDRATLAR
Etin en önemli karbonhidratı glikojen
  1. Kasın ete dönüşümünde enerji kaynağı olarak kullanılır
  2. Ette %1, karaciğerde % 6 oranında bulunur
  3. Miktarı üzerinde hayvanın yaşı, cinsiyeti, bakım, beslenme ve hareketlilik durumu etkilidir
MİNERAL MADDELER (inorganik maddeler)
Ette bulunan Fe, bağırsaklarda bitkisel gıdalarda bulunan Fe’den daha fazla emilir (en az 5 kat)

VİTAMİNLER
  1. Yağlı etler A, D, E, K
  2. Yağsız etler B grubu vitaminler yönünden zengindir
  3. Et, Vitamin C bakımından fakirdir

Eti genel olarak tanıttıktan sonra şimdi biraz da hazırlanması ve tüketimi hakkında bilgi verelim;
Yukarıda da belirttiğimiz gibi et bizim için son derece önemli bir besin öğesidir ve mutlaka tüketilmelidir. Ancak vücudun ihtiyacından daha fazla et tüketimi sonucunda protein fazlası oluşmakta ve proteinin fazla alınması durumunda ise kolestrol problemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fazla et tüketimi böbrek hastalıklarına ve gut hastalığına yol açmaktadır. Minareller içinde etin kanında bulunan demir araştırmalara göre DNA’yı bozduğunu belirtmektedir. Bu keşif, kırmızı et tüketimi fazlalığının kansere yol açabileceğini söylemektedir. Et tüketiminde aşırıya kaçmak kolon kanseri ve kalın bağırsak kanserine davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden fazla kırmızı et tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Tabii ki burada bahsedilen miktar kişi bünyesi ile de ilintilidir. Ayrıca gelişmiş ülkelere göre et tüketimimiz ne yazık ki oldukça düşüktür.
Eti tüketirken belli pişirme yöntemleri ve sürelerine de dikkat etmek gerekiyor. Kurban Bayramı’nda özellikle yeni kesilen etlerin mutlaka en az 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca eti pişirirken kullanılan kuyruk yağı ya da tereyağında aşırı kullanmamaya dikkat etmek gerekir. Eti pişirirken ekstra yağ kullanılmaması özellikle trans yağlardan kaçınılması gerekiyor. Etin en ideal pişirme yöntemleri ise haşlama, fırında ya da ızgaradır. Böylece ekstra yağ kullanmanıza gerek olmayacaktır. Et çok çiğ kalmayacak bir biçimde pişirilmelidir. Fakat aynı zamanda ateşle doğrudan yoğun bir biçimde temas etmemesi de gerekir. Çünkü kömürleşmiş et ya da fazla kızartılmış et kanserojen maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Etin pişirilmeden çok sıcak ortamlarda saklanması da bakteri üretimine neden olduğu için et mutlaka buzdolabı ya da buzlukta saklanmalıdır. Etin yanında mutlaka bol miktarda yeşil sebzeler tüketilerek gıda çeşitliliği sağlanmalıdır.
Et pişirme konusunda, Et sindirimi zor olan besindir. Özellikle yeni kesilmiş hayvanların etindeki sertlik hem sindirimde hem de pişirmede zorluğa yol açar. Mide ve bağırsak hastalarının yeni kesilmiş et tüketimine dikkat etmesi gerekir. Yağlı etlerin kolesterol değeri yüksek olduğu için kalp damar hastalığı olan kişilerin, diyabet, yüksek tansiyon olan hastaların et tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Bu hastaların az yağlı et tüketmelerini öneriyoruz. Tükettiğimiz et miktarı kadar eti nasıl pişirdiğimizde çok önemlidir. Etlerimizi kızartma değil de özellikle haşlama ve ızgara olarak pişirilmesini öneriyorum. Etlerin yüksek ısıda ve çok uzun süre pişirilmesi sonucu etlerde oluşan kanserojen maddeler zararlı etkilere yol açar, o yüzden etlerimizi düşük ısıda uzun zaman diliminde yavaş yavaş pişirilmesini sağlamamız gerekmektedir.
Beslenme açısından vazgeçilemez gıdaların başında gelen et ve et ürünleriyle ilgili her geçen gün yeni gelişmeler ortaya konmakta hayvan verimliliği, etin teknolojik ve beslenme kalitesini artırma, kolesterol seviyesini düşürme, katkısız et ürünleri geliştirme gibi konular üzerine yoğunlaşılmaktadır. Özellikle protein ve demir kaynağı olması açısından etin insan diyetinde yer alması gerekmektedir. Ancak her türlü besin açısından riskli bir durum olan dengesiz tüketim sonucu çeşitli sağlık problemleri et tüketimi sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Etin beslenmedeki öneminden dolayı ekonomik bir ürün haline getirilmesi üzerine de verimliliği artırmayla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak et diyette dengeli bir şekilde tüketilmesi gereken gıdaların başında yer aldığından verimlilik, besin değeri, teknolojik işlemler, ambalajlama gibi esas konularda kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalara ihtiyaç duymaktadır.
 
 
17.8.2018
Devamı

Zambiya ile Ormanda İş Birliği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Zambiya Toprak ve Doğal Kaynaklar Bakanı Jean Kapata ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti.
Bakanlık'ta yapılan heyetler arası görüşmede Bakan Pakdemirli,  Türkiye'nin her zaman dost ülke Zambiya'nın yönetimi ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Görüşmede Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu'nun 2016'da ülkemizi ziyareti ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yıl Zambiya'ya gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilere ivme kazandırdığına dikkat çekildi.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki ormancılık işbirliği anlaşmasının hayata geçmesiyle özellikle orman yangınlarıyla mücadele, sürdürülebilir odun üretimi, kurak alan ağaçlandırma faaliyetleri, orman yönetim planları, fidanlık tesisi, ormanların korunması ve odun dışı orman ürünleri alanında da Türkiye'nin bilgi ve tecrübesinin Zambiyalı yetkililere aktarılma imkânı doğduğunu belirtti.

"Türkiye Tecrübesini Paylaşacak"

Pakdemirli, tarımsal kullanım, plansız kesimler ve iklim değişikliği sebebiyle her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya maruz kalan Zambiya'da ormanların korunması, geliştirilmesi ve Türkiye ile orman ürünleri ticaretinin artırılması için ormancılık, çölleşme, erozyonla mücadele ve tarımsal işbirliği konularında uzman bir heyetin en yakın zamanda Zambiya'ya gönderileceğini açıkladı. Öte yandan Zambiyalı orman muhafız mamurlarının eğitimi ve Türkiye'deki balık çiftliklerinin yerinde görülmesi maksadıyla Zambiyalı uzmanlar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın konuğu olarak Türkiye'ye davet edilecek.
İkili görüşmelerde tarımsal üretim ve ticaretin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek ortak işbirliği alanlarının kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi için ortak komite kurulmasına karar verildi.
 
 
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB 500 bin Baş Küçükbaş Hayvanın Tedarikçisi olacak

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında 81 ili kapsayan küçükbaş hayvancılığı geliştirme projesi protokolü imzalandı. Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme Projesi çerçevesinde 500 bin baş hayvan tedariki konusunda TÜDKİYEB TİGEM’in çözüm ortağı misyonunu üstlenecek.
TİGEM'in tedarik edeceği damızlık küçükbaş hayvanların alımında TÜDKİYEB  etkin bir rol alırken Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, TİGEM ile imzalanan protokolü, 'Küçükbaş hayvan yetiştiricilerimize müjde' diye duyurdu.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, protokolün imzalanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek “Protokol neticesinde yetiştiricilerimizin asli temsilcisi olan Merkez Birliğimize duyulan bu güvenden dolayı, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ile TİGEM Genel Müdürümüz Sayın İsmail Şanlı 'ya tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın güvenini boşa çıkarmamak ve yetiştiricilerimizin memnuniyetini sağlamak üzere canla başla tüm Birlik Başkanlarımızla üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağımızı kamuoyuna duyurur, hayırlı uğurlu olmasını dilerim” dedi.
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, protokolün imzalanması sonrasında, protokolün ülke hayvancılığına hayırlı olması temennilerinde bulundu. Genel Müdür Şanlı, projenin kırsalda kalkınmayı amaçladığını ifade ederek “Bu proje başarıya ulaştıkça kırsaldan şehirlere göç önlenebilecektir. Üretim döngüsünü doğru planladığımızda başaracağımıza inanıyorum. Bu projeyi model olarak hayvancılığımıza kazandırarak önemli bir görevi yerine getirmiş olacağız” denildi.
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜRKİYE’NİN KABA YEM ÜRETİMİNDE TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ

25-28 Haziran 2018 tarihlerinde Erzurum Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2. Uluslararası Tritikale Konferansı düzenlenmiştir. Tritikale tarımı ve ıslahı yapan ülkelerden gerek yabancı ve gerekse yerli bilim insanları konferansa iştirak etmiştir. Bu konferansın son oturumunda ise “Türkiye’de Tritikalenin Gelişimi ve Kullanım Potansiyeli” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Bu panelde konuşmacılardan biri olarak yer alan, bu makalenin yazarı, kaliteli kaba yem üretimi açısından tritikalenin önemi ve potansiyeli konusunda bir konuşma ve değerlendirme yapmıştır. Bu panelde kısaca dile getirdiğimiz hususlar makalenin konusu olmuştur.
 
  1. KALİTELİ KABA YEM İHTİYACIMIZ
 
2017 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizin büyük ve küçükbaş hayvan varlığı aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi yer almaktadır. (TABLO-1)
 
                                                                                                                      TABLO-1
CANLI HAYVAN SAYISI
 
YIL                   SIĞIR (adet)                KOYUN (adet)            KEÇİ (adet)                 TOPLAM (adet)
 
2017                15.943.586                  33.677.636                  10.634.672                 60.255.894
 
            500 kg canlı ağırlığında bir kültür ırkı hayvanın günlük yem ihtiyacı “Büyük Baş Hayvan Birimi” (BBHB) ile ifade edilmektedir. Büyükbaş hayvanlarımız kültür ırkı, melez ve yerli ırk olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin ışığında 13.417.689 Büyük Baş Hayvan Birimi (BBHB) yapmaktadır. Koyun ve keçileri de büyükbaş hayvan birimine çevirdiğimizde toplam hayvan varlığımız 17.636.227 Büyük Baş Hayvan Birimi yapmaktadır.
 
            Yaşam payı için günlük ihtiyaç 4 kg kaliteli kuru ot + 10 kg silaj / yeşil yem olarak önerilmektedir. (Kaynak:7) (Ham protein ihtiyacı 370 gram ve metabolik enerji 14.000 K cal’dır.)
 
            Bu durumda yaşam payı için gerekli kaba yem ihtiyacı:
 
  • 4 kg kuru ot x 17.636.227 BBHB x 365 gün = 25.748.891 ton kuru ot
  • 10 kg silaj/yeşil  x 17.636.227 BBHB x 365 gün= 64.372.228 ton silaj/yeşil kaba yem ihtiyacı doğmaktadır.
Genel Toplam kuru ot ve silaj/ yeşil ot olarak 90.121.119 ton yapmaktadır.
 
            Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) 2017 yılı verilerine bakıldığında kaba yem üretimi doğal haliyle aşağıdaki gibidir. (TABLO-2)
 
                                                                                                                                  TABLO-2
YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİ
 
YIL       KORUNGA (ton)         BURÇAK (ton) HASIL MISIR (ton)      SİLAJ MISIR (ton)
             (Yeşil  ot              )       

2017    2.001.379                    17.327             220.884                                  23.152.841
 
 
HAYVAN PANCARI (ton)       FİĞ (ton)         ÜÇGÜL (ton)               YONCA (ton)
                                                             (Yeşil ot)         (Yeşil ot        )              (Yeşil ot         )

98.537                                    4.597.600        2.280                           17.561.190
 
KABA YEM ÜRETİMİ GENEL TOPLAMI: 47.652.038 tondur.
            Günlük yaşam payı ihtiyacı ile üretim miktarı arasındaki fark 42.469.908 tondur. Yani üretimin yaşam payı kaba yem ihtiyacını karşılama yeterliliği % 53’tür. Aradaki fark için yem kaynakları ise bitkisel artıklardan oluşmaktadır. Bunların başında ise hububat sapı- samanı gelmektedir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf ekim alanlarının toplamı 10.307 bin hektardır. İyimser bir yaklaşımla bu kadar alandan dekardan 200 kg hesabı ile 20.600.000 ton civarında sap alınabilir. Zira buğday çeşitlerinin boyları kısalmış (80-100 cm) sap verimleri azalmış, dane verimleri artmıştır. Hedef kaliteli kaba yemdir. Sap samanla kültür hayvanlarını beslemek doğru bir yaklaşım değildir. Saman hayvanın işkembesini doldurarak tokluk hissi veren, besleyiciliği az olan yemlerdendir. Buğday samanı % 2,5 protein ihtiva ederken, yonca % 15 ham protein ihtiva etmektedir. Hububat sapı hayvanlara altlık olarak kullanılmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında 20.000.000 tondan fazla kaliteli kaba yem açığımız bulunmaktadır. Muhtelif kaynaklarda bu açık 15.000.000 tondan başlayan rakamlarla ifade edilmektedir. Rakamlar farklı olsa da gerçek olan kaliteli kaba yem açığımızın bulunmasıdır. Bu sadece günlük yaşam payı için ortaya çıkan ihtiyaç rakamlarıdır. Öte yandan rasyonel bir hayvan beslemesi için, sadece yaşam payı için kaba yem ihtiyacının kaba yemle karşılanması değil, yaşam payına ilaveten en az 5 kg süt üretiminin kaliteli kaba yemle karşılanması planlanmalıdır. (Kaynak:7) (450 gram ham protein, 6.000 K cal metabolik enerji). Zira kaba yem, kesif yemlere göre daha az maliyetlidir. Bu durum dikkate alındığında kaliteli kaba yem açığımız daha da artmaktadır.
 
  1. TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ
 
Kaba yem sorununun çözümünde tritikale yeni gelişme gösteren ancak olumsuz şartlara dayanımı sebebiyle yararlanabileceğimiz hububat türlerinden biridir. Tritikale buğday ile çavdarın melezi olup, buğdayın verimi ve kalitesi ile çavdarın olumsuz şartlara (soğuğa, kuraklığa, limit toprak şartlarına) dayanma özelliklerini taşıyan bir bitkidir. Danesi için yetiştirilen tritikale makarnalık buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=42 kromozomlu haploid tritikaledir. Dünyada yetiştiriciliği yapılan bu 42 kromozlu  tritikaledir. Bir de ekmeklik buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=56 kromozomlu oktaploid tritikale vardır ki, dünyada çayır tipi tritikale olarak bilinmektedir.
 
  • Tritikale Doğu Anadolu gibi kışı sert geçen yerlerde soğuktan zarar görmeden yetişme imkanına sahiptir. Sonbaharda eylül-ekim aylarında ekimi yapılmaktadır.
  • Tritikale, soğuklara ve kuraklığa diğer hububatlardan daha dayanıklı olduğu gibi; tuzlu, taşlı, çakıllı, limit şartlardaki topraklarda da yetiştirilme imkanına sahiptir.
  • Sapı sağlamdır ve yatmaz. Diğer hububat türlerinden daha boyludur ve yeşil aksamı fazladır. Bu nedenle silaj ve kuru ot amaçlı ekilişlerde daha fazla ürün verir. Silaj ve kuru ot verimi arpa ve buğdaya göre % 15-20 fazladır. (Kaynak-4) Macar fiği ve yem bezelyesi gibi baklagillerle karışık ekildiğinde dekardan 700 kg kuru ot, 3-4 ton silaj alınabilir. Zira protein bakımından zengin fiğin veya yem bezelyesinin, nişasta değeri yüksek bir ürünle karıştırılması sindirimi kolay ve mükemmel bir yem teşkil eder. (Kaynak:7) Tritikale bu anlamda da önemlidir.
  • 2017 yılı istatistiklerine göre 456.414 dekar alanda tritikale ekilmiş ve buradan 150.000 ton dane ürünü alınmıştır. Danesinde protein oranı yüksektir. Değirmen paçalında ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Tritikale dane üretiminin ötesinde yem açığımızın giderilmesinde, gerek silaj olarak ve gerekse fiğ ve yem bezelyesi ile karışık hasıl olarak ekilerek kaba yem sorunumuzun çözümünde önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır.
  • Ancak hayvanların tercihi bakımından tritikalenin diğer hububat türlerine göre sapının biraz sert oluşu bir olumsuzluk olarak görülse de, kuru ot üretiminde ortaya çıkan bu durumunun iyileştirilmesi konusunda ıslah çalışmalarının yapılması önemli olacaktır.
 
 
KAYNAKLAR:
 
  1. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi Sorunlar ve Öneriler. TÜRKTOB Dergisi Sayı 25
  2. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi ve Bir Öneri. Anadolu İzlenimleri Sayı 97
  3. Harmanşah, F. Türkiye için Macar Fiğinin Önemi. Anadolu İzlenimleri Dergisi Sayı 98
  4. Devlet İstatistik Enstitüsü verileri
  5. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri
  6. Ekiz, H. 2013 Yılı Tritikale Biçme Denemesi.
  7. Alçiçek, A. Kılıç, A. Ayhan V. Özdoğan, M. Türkiye’de Kaba Yem Üretimi ve Sorunları.
 
Fahri Harmanşah Kaleminden
TİGEM Emekli Dai.Bşk.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.8.2018
Devamı

Döviz Kuru Hayvan İthalatını da Vurdu

Son günlerde döviz kurlarında yaşanan aşırı artış Türkiye'nin besilik ve kasaplık hayvan ithalatında politika değişikliğine gitmesine neden oldu. Canlık kasaplık ve karkas et ithalatında daha önce yapılmış bazı sözleşmeler iptal edildi.
Bu kapsamda Sırbistan ve Ukrayna'dan yapılacak 12 bin 500 ton kasaplık et ithalatında yüzde 50 iş eksiltimine gidildi. Bulgaristan ve Romanya'dan yapılacak ithalatlar durduruldu. İspanya'dan yapılan ithalatta ise iş eksiltimi yapıldı.
 
Artan döviz kurundan dolayı üretici önünü göremediği için besilik başvurularını iptal ettirirken, Et ve Süt Kurumu da gelen iptaller üzerine anlaşma yaptığı firmalarla iş eksiltimine gidecek. Ancak üreticinin besilik ithalatından vazgeçmesi 6 ay sonrası için ette yeni bir kriz endişesine neden oldu. Bunun için Bakanlık yetkililerinin besilik ithalatında üreticiyi koruyacak bir sistem üzerinde çalışma başlattığı kaydediliyor.
 
15.8.2018
Devamı

Süt Üreticilerin'den Milli Birlik Kampanyası

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği yazılı bir açıklama yaparak “ABD tarafından Ülkemize yapılan hukuk dışı saldırıları şiddetle kınıyoruz.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Devletimizin uygulayacağı politikalara, tasarruflara, verilecek kararlara, her koşulda kayıtsız ve şartsız destek olacağımızı milletimizle paylaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği üzere Türk ekonomisinin içerisinde olduğu dar boğazdan ve savaştan galip çıkacağız. Bu yapılan haksız ve hukuksuz ekonomik saldırılara, Hükümetimizin uygulayacağı reform planlarına ve eylem planlarına daima destek verecek ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve alt birlikler olarak daha çok üreteceğiz.” Denildi.
Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada  “Üreten Türkiye olarak dünyadaki gelişmiş ülkeler arasında hak ettiğimiz yerimizi alacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu büyük Türk Milletimizin birlikte ve tek yürek olarak hareket ederek, vereceği ekonomik mücadelen kısa ve/veya uzun vadede daha güçlü şekilde çıkacağına inancımız sonsuzdur. Ülkemizin refahı için, daha güçlü bir Türkiye için üretmeye devam edecek, güçlü Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bütün dünyaya örnek olacağız.” denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yazılı yapılan açıklamada Kamuoyunu yerli ürün ve mamullerini her sektörde ve her alanda kullanmaya davet edilmesi de dikkatleri çekerken öte yandan  “Birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla Milli Birlik Kampanyasını ilan ediyoruz.”denildi.Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği  “VAKİT ÜRETME VAKTİDİR, VAKİT BİRLİK VAKTİDİR.” Sözlerine yer verildi.
 
14.8.2018
Devamı

Karkas Et İthalatı Yerli Besici Vuruyor

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç, besicilerin zor bir süreç geçirdiğini belirterek, “Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor” dedi. Üretimin artmasına rağmen karkas et ithalatından vazgeçilmediğini bildiren Tunç, ithalatın yerli üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç "Ciddi anlamda bir karkas ithalatı var. Ayrıca bizim üretimimiz de artıyor. Doğu'da terörün bitmesiyle meraları çok iyi kullanmaya başladık ve üretimimiz arttı. Bu da fiyatları etkiliyor. Üretici şu an sıkıntıda. Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) piyasanın dengesini iyi kurmalı. Planlamayı doğru yapar ve doğru yönlendirirse üretimimiz katlanarak artar ama bunu yaparken üreticinin yarınlarını da görmesi lazım."
Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yaptığı açıklamada, kurbanlık hayvan varlığıyla ilgili bir sorun olmadığını söyledi. Kurbanlık alırken tüyü düzgün, gözleri parlak ve iki yaşını doldurmuş hayvanların tercih edilmesi gerektiğini anlatan Tunç, kurbanlıkların bütün uzuvlarının yerinde olması gerektiğini belirtti.
Bu sene üreticilerin, kurbanlık satışlarından kazanç elde etmediğini ifade eden başkan Tunç, "Büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen seneki fiyatlarla aşağı yukarı aynı. Üretici bu sene girdi maliyetlerinin altında ezilmiş durumda." Dedi.
Kurbanlık fiyatları ile ilgilide bilgi veren Tunç, "Büyükbaş kurbanlık hayvan fiyatları 7 bin liradan başlıyor, 15 bin liraya kadar ulaşıyor." Dedi.
 
 
13.8.2018
Devamı

ÜLKEMİZDE TARIM VE HAYVANCILIĞA BİR BAKIŞ

Ülkemiz doğudan batıya, güneyden kuzeye pek çok güzelliğe sahiptir. Ormanlar, göller, akarsular, yaylalar, ovalar, dağlar ve üç tarafı denizlerle çevrili harikulade olanakları barındıran bir yapıdadır. Aslında bunları hepimiz ziyadesiyle biliyoruz. Bu güzelim, bu münbit topraklarda daha teknik, daha düzgün tarım ve hayvancılık yapılarak milyarlarca dolarlık kar sağlamak hiçte zor değildir. Ama işin iç yüzü hiç de öyle kolay değil. Son yıllarda tarım ve hayvancılıkta ilerleme kaydetmek için bir şeyler yapılması gerektiğini hemen herkes vurguluyor.  Bu nasıl olacak, ne şekilde yapılacak? Özellikle milli ve yerli olanaklarla neler yapılabilir veya yapılmalidır? İnanın her gün basında, televizyon programlarında, gazetelerde bu konuda düzinelerce yazılar pek çok fikirler beyan edilmektedir. Yüzlerce, binlerce insan buna kafa yormaktadır. Fakat sonuç ortada, malesef anlatılan ya da vurgulanan hususlar kolay kolay hayata geçirilemiyor bir türlü. Daha doğrusu bazı noktalar yakalanıyor, hatta atağa geçiliyor, başlanıyor ama istikrarlı bir şekilde ilerleme sağlanamıyor.
Nasıl mı ? Ülkemizde profesyonel anlamda çiftlikler, mandıralar ve besihaneler 2009-2010 yıllarına kadar tam olarak bulunmuyordu. Büyük ve küçükbaş hayvancılık Ege ve Marmara bölgesi dışındaki yerlerde, genellikle küçük veya orta ölçekli ticarethanelerde yapılıyordu. Bu tarihlerde Ziraat Bankası desteğiyle başlatılan faizsiz kredi olanakları büyük kapasiteli (250-1000 başlık) hayvancılık çiftliklerinin bir anda ortaya çıkmasını sağladı. Hatta maddi durumu iyi olan çok sayıda kişi ve kuruluş koşar adım bu sektöre yatırımlar yapmaya başladı. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın Kırsal Kalkınma Yatırımlarıyla da bu tür faaliyetler çok yönlü desteklendi. Bu sayede büyük ve orta ölçekli binlerce yeni tesis eklendi yenilerine. GAP, DAP, DOKAP vs gibi bölgesel gelişme olanakları ve hibe destekler sayesinde işletmeler yenilendi, kapasiteleri artırıldı ve modernize edildi. Kısa zamanda gerçekleşen faaliyetler sayesinde gerçekten Türkiye hayvancılığında bir çığır açılıyor, Cumhuriyet tarihinde çok geniş, kapsamlı ve çok etkili bir ivme sağlanıyordu adeta. Gerçekten çok güzel şeyler oluyordu yurt genelinde, ama bir şeyi unutuyorduk. Bu işletmelerin içine konulacak kalifiye damızlıklar elimizde yeterli miktarda bulunuyor muydu? İstenenler nereden temin edilecekti? Malum ülkemizde küçükbaş hayvan varlığımız da istenen düzeyde değildi, mavi sertifikalı büyükbaş hayvan sayısı da talebi karşılayacak düzeyde bulunmuyordu. Yani kısıtlıydı ve damızlık birliklerine kaydolmuş işletmelerdeki üç yıllık döl ve süt verim kayıtları tutularak hazırlanıyordu mavi sertifikalar. Ama olsun “biz beyaz sertifika sayesinde çözeriz” bu sorunu diye düşünenler oldu. Beyaz sertifika neydi? Sadece ana babası belli, bir birliğe kayıt olan hayvanlardı. Ama verim kayıtları olmadığından et-süt açısından ne tür hayvanlar olduğu belli değildi. Maalesef o da yetmedi ve başladı bizim ithalat maceramız. Üzücü ama hala sürüyor. Şimdilik dur diyebilme imkanımız da yok ne yazık ki. Gerek büyükbaş gerek küçükbaş hayvancılıkta engellenemez bir ithalatla karşı karşıya kalmış durumdayız. Yetmezmiş gibi üretim maliyetlerimiz çok çok artmış durumda. Bir kilogram et ya da sütün eldesi; doğudan batıya, güneyden kuzeye çok farklı. Kaba ve kesif yemi kendi üreten çiftçinin maliyetiyle, dışarıdan satın alan işletmeler arasında korkunç fiyat farkları doğuyor. Hele bir de bulunduğu yerden kilometrelerce uzaktan kaba yemi temin ediyorsa, vay o üreticinin haline! Bu durum işletmelerin ayakta kalıp kalamayacağını, ilerisi için ne tür projeksiyonlar oluşturacağını belirlemekte çok zorluyor onları. Bu sayede hem süt, hem de et üreten işletmecilerin ağzını bıçak açmıyor desek yeridir. Ne olacakları konusunda bir şey söylemek bile istemiyorlar. Dövizdeki dalgalanmalar, piyasalardaki keskin iniş çıkışlar epey endişelendiriyor yatırımcıları. Çünkü hayvan yemlerinin büyük bir kısmı ithalatla sağlanıyor. Mısır, soya, arpa, buğday bunların başlıcaları. Bir de kasaplık erkek danalarla sütçü işletmelerin ham maddesi olan düvelerin ithalatı da bıçağın öteki yüzü hani. Hangisini seçersen seçin kesiyor adam akıllı. Daha önce söylediğim gibi 2009-2010 yılları baz alındığında, Avrupa'da bir süt ineğinin veya düvenin fiyatı 1000-1200 Euro civarında, 11-12 aylık yaklaşık 300 kg bir erkek dananın fiyatı da 800-1000 Euro civarındaydı. Dünyanın diğer ülkelerinde de fiyatlar bu seviyelerde seyrediyordu. Ancak bugün gelinen fiyat aralığı düvelerde 3000-3500 Euro, besilik ithal danalarda da; canlı kilo dört Amerikan Dolarına merdiven dayamış durumda. Bu maliyetlerle bizler nasıl ucuz et yiyeceğiz veya nasıl süt tüketeceğiz merak ediyorum? Son sekiz dokuz yılda bizim gibi sıkı ithalat yapan ülkeler sayesinde dünya hayvancılık piyasası, olandan daha fazla yükselmiş durumda. Fiyatların aşağı çekilmesi arz talep dengesiyle ilgili olduğundan, gerektiğinde ithalat durdurulup sıkı pazarlıklar yapılarak sürdürülmeli bu politika. Yoksa hayvan alıyorum diye pek çok kişinin yurt dışında gezinmesi, sürekli artan talep  bu fiyatları indirmez, aksine artırır. Ayrıca Brezilya gibi yıllık yağış ortalaması 2000 mm olan, devasa tarımsal alanların bulunduğu yerlerde bir takım tarımsal yatırımların kontrollü bir şekilde, işbirliği esas alınarak kısa vadede çözüme kavuşturulması mümkündür. Tıpkı Çin’in yaptığı gibi, sadece hayvan ithal ederek değil, ucuz kaba yem bulmak ve sektörün ihtiyaçlarını hızla kapatmalıyız. Yurt içinin yanı sıra, bilhassa Güney Amerika veya Güney Afrika’da yer alan İklim ve arazinin uygun olduğu ülkeler seçilip, gerek devlet kuruluşlarımız, gerek özel girişimcilerimiz teşvik edilerek, buralarda kiralama ya da satın alma usulleriyle acilen yerli üretim desteklenmeli ve maliyetler düşürülmelidir.
Bir de hayvan hastalıkları yönüyle bakalım bu işe. Ben 1993 yılında Veteriner Fakültesinden mezun olduğumda, adını hiç duymadığım veya ülkemizde bulunmaz deyip geçiştirilen bir takım hastalıklar (Mavi Dil, LSD,BSE, Enzootiklöykoz, Batı Nil Ateşi,Schmallenberg Virüsü vs) yazık ki yurdumuzda ortaya çıkmış durumda. Burada tek sebep ithalattır deyip tüm herşeyi buna bağlamak istemiyorum. Kimseyi de bu hususta suçlamıyorum ama, “ithalatla farkında olmadan bahsedilen hastalıklar bize  gelip bulaşabiliyor” diyorum. Çünkü, karantina ülkenin girişinde ve sınırda uygulanırsa etkili olur.  Yoksa bizdeki gibi, hayvanlar yurda sokulur da, Edirne’den Kars'a kadar yolculuk ettikten sonra Kars’taki bir işletmeye girerse, ve de karantina üreticinin  işletmesinde uygulanırsa, en az 21 günlük bu süreçte bir hastalığın ortaya çıkması halinde yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır. O zaman hastalık artık ülkenize gelmiştir, bulaşmıştır. Bu saatten sonra ister aşılayın, ister imha edin bir şey değişmez. Bu sizin envanterinize eksi olarak yazılmıştır. Hasta olanı mevzuatta belirtildiği gibi “Menşeine İade” edemezsiniz. Gerek Tarım Bakanlığı personeli, gerek serbest çalışan veteriner hekimlerimiz, teknikerler ve teknisyenlerimiz seferber olsa bile, hatta milyonlarca dolarlar, bir dünya emek dökseniz dahi kurtulamazsınız bu illetten. Bu politikanın acilen değiştirilmesi şart. Aksi takdirde durum daha iyi olmayacak besbelli. Bu arada yurt içinde canla başla çalışan Veteriner Hekim camiamızı kutlamak istiyorum. Emin olun kendilerini ifade edemeyen meslektaşlarımın bu ülkenin gelişmesinde katkıları büyük, canla başla bu işte gece gündüz gayret sarfetmekteler. Bu günlerde sağlık çalışanlarına verilmesi gündemde olan yıpranma payı haklarının bu camiayı da kapsamasını ısrarla sayın yetkililerden istiyorum. Şöyle bir düşünün; aşılama yaparken canlı Brucella aşısını eline batırıp hastanelik olan, herkesin köşe bucak kaçtığı kuş gribi hastalığında ahır ahır, kümes kümes gezip, üzerindeki kağıttan korunaksız giysilerle hastalığa karşı mücadele eden, at, sığır tepmesi, kedi köpek ısırmasına karşı kuduzla can siperane çalışan bu kardeşlerimizin haklarının verilmesi gerektiğini savunuyorum. Unutmayın Veteriner hekimlik çok kutsal, koruyucu bir hekimlik dalıdır. İnsanları birçok hastalığa karşı korumak ve önlemler almakla yükümlüdür. 
Sonuç olarak; ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan hayvancılıkta daha radikal, daha samimi, daha şeffaf kararlar alınmalı, çok hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Yeni bakanımız ve yeni ekibine görevlerinin hayırlı olmasını diliyor, bahsedilen hususları tekrar gözden geçirmelerini, profesyonel anlamda köylü, çiftçi ayırımı yaparak, bu sektörden geçimini sağlayanlara pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Hem üretici, hem sanayici terazinin ayrı ayrı kefeleri olduğundan her iki tarafı dengeleyecek politikalar üretilmesini canı gönülden bekliyorum.
 
Dr Öğr.Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
10.8.2018
Devamı

Afet çiftçisine borç Erteleme

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ordu da meydana gelen afetler ile ilgili olarak yazıla bir açıklama yaparak “Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.” Denildi. Balan Pakdemirli yazılı açıklamasında şunları söyledi.
 
“Ordu’nun Fatsa, Ünye, Çaybaşı, Perşembe ve İkizce ilçelerinde dün itibariyle meydana gelen sel, su baskını ve fırtına afetleri neticesinde bazı bölgelerdeki tarım alanlarında etkilenmeler meydana gelmiştir.
Çaybaşı ilçesinde bir üreticimize ait tavuk işletmesinde civcivlerin telef olduğu ve kümeste de maddi hasar meydana geldiği tespit edilmiştir.
Selin etkili olduğu alanlarda bazı üreticilerimize ait harman yerinde bekletilen fındıklar ile dallardan dökülen fındıklar sel sularıyla taşınmıştır.
Birkaç üreticimize ait sebze seralarında da küçük çaplı etkilenmeler görülmüştür.
Bakanlığımıza bağlı il ve ilçe müdürlüklerimizdeki görevli teknik personelimiz, bölgede ön hasar tespit çalışmalarını yürütmektedirler.
Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.
Bölgedeki gelişmeler Hükümetimiz ve Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Bakan Yardımcımız, Valimiz, İl Müdürümüz ve bütün teşkilat mensuplarımız olay mahallinde gerekli incelemelerde bulunmaktadırlar. Yaraların sarılması için gereken her şey yapılacaktır.
Bu afetlerde can kaybı olmaması tek tesellimizdir. Bu vesileyle afetten etkilenen bütün üretici kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu belirtiyor kendilerine geçmiş olsun diyorum.”dedi.
 
 
 
10.8.2018
Devamı

Fındıklar Denize Gitti Üretici Mağdur oldu

Ordu'nun Ünye ilçesinde Cevizdere Deresi'nin su seviyesinin yükselip taşması üzerine Karadeniz Sahil Yolu tedbir amacı ile kapatıldı. Fındıkta ise büyük kayıp yaşandı. Tonlarca fındık denize aktı. Öyle ki denizde bir fındık adası oluştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan bilgi aldı, "Yaralar sarılacak" dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kısa sürede bölgeye geldi, "Zararlar karşılanacak" dedi. Yine bölgede olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Devlet olarak ne gerekiyorsa biz gereğini yapacağız" dedi.
Ordu'da sel felaketi yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alanda etkili oldu, 7 kişi yaralandı. 7 köprü yıkıldı, çok sayıda kişi de mahsur kaldı.
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, yaralanan 7 kişinin tedavilerinin devam ettiğini belirtirken, “100’e yakın mahallemizde ciddi hasar var. 7 ilçemiz, yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alan bu afetten etkilendi. Tesellimiz can kaybının olmaması” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sel felaketine ilişkin Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz’ı telefonla arayarak bilgi aldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Bakan Soylu, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki bir köprünün yıkıldığını anımsatarak “Yedi köprü yıkılmış ama bununla ilgili tüm çalışmaları arkadaşlar yapıyor. Hasarlarla ilgili tüm maddi kayıplar devletimiz, hükümetimiz tarafından karşılanacaktır. Maddi hasar karşılanabilir, önemli olan can kaybıdır, Allah’a şükürler olsun bir can kaybımız söz konusu değil.” dedi.
Kentte yaşanan sel felaketinde Fatsa, Perşembe ve ünye ilçelerindeki bahçelerde yer alan tonlarca fındık denize aktı. İlçede hasat edilen, kurutulmak için bekletilen fındıklar, derelerde su seviyesinin yükselmesiyle oluşan selde sularına kapılıp denize kadar sürüklendi. Fındıkların Karadeniz sahilinde açıkta biriktiği gözlendi. Adacığı andıran fındıklar ilginç görüntü oluşturdu. Mevsimlik fındık işçisi olarak Ordu’ya gelen işçiler, kaldıkları yerden tahliye edildiler. 
Fatsa Ziraat Odası Başkanı İbrahim Ethem Kibar, Fatsa ve Ünye ilçesindeki üreticilerin büyük bölümünün toplanan fındığı kuruması için evlerinin önündeki harmanlara ya da müsait bölgelerde kaldırıma serdiğini söyledi.
Bölgede etkili olan yağışın fındık üreticilerini de etkilediğini belirten Kibar, "Üreticiler, harmandaki fındığın büyük bölümünün denize sürüklenmesi sonucu mağdur oldu. Önümüzdeki günlerde üreticilerin mağduriyetini gidermek için çalışma yapacağız." dedi.
Kibar, şu an için ne kadar mahsulün suya kapıldığını bilmediklerini vurgulayarak, bunun ancak tespit çalışmasının ardından belirlenebileceğini sözlerine ekledi.
 
 
9.8.2018
Devamı

Bakan Yardımcıları Atandı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda uzun bir süredir beklenen Bakan Yardımcıları bugün atandı. Bugünkü resmi gazete yayımlanan kararda Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı olarak üç ismin kararı yayımlandı. Buna göre, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eski Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Orman Bakanlığı Müsteşarı Akif Özkaldı Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan yardımcısı olarak atanırken diğer bir isim ise edinilen bilgiye göre Kayserili ve maden işletmeciliği yapan aynı zamanda Kayseri’den milletvekili adayı olan  Mustafa Aksu Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı oldu.

 
 
9.8.2018
Devamı

TİGEM’ DE NELER OLUYUR ?

TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
 
Doğrudan Temin Fiyatları Yüksek mi? Alındı
Kamuoyunu yakından ilgilendiren genç çiftçi projesinin ihalesinin iptal etmesinin ardından daha önce ki ihalede verilen fiyatlardan yüksek fiyata koyun temin edilmesi (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü zarara mı uğratılıyor? Sorusu ’da akıllara geliyor.
 
Geçtiğimiz aylarda Milli Gazete ‘den Sadettin İnan'ın haberinde gündeme gelen, “Genç çiftçide şaibe iddiası: 160 bin hayvanın ihalesi neden yapılmıyor”? Başlıklı haberde gündeme gelirken; diğer haberlerle ilgili Milli Gazete ’ye TİGEM tarafından 3yıl ile 5 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılmak üzere kamu davası açılması ’da haberi doğruluyor niteliğinde mi? Sorusu akıllara geldi.
ŞANLI İDDALARA YÖNELİK SORULARDAN KAÇINDI
Rize Pazar Kaymakamı İsmail Şanlı'nın atandığı TİGEM'de 'ihale bilmecesi' ortalığı karıştırdı. Genç çiftçi projesi kapsamında TİGEM tarafından tedarik edilerek çiftçiye dağıtılacak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların önce firmalardan teminatlar alınarak ihalesi yapıldı sonra bilinmedik bir gerekçe ile geçtiğimiz aylarda ihaleler iptal edildi. TİGEM'in ihalede oluşan fiyatların üzerinden hayvanları tedarik edecek olması ise kafaları karıştırdı. TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, iddialara yönelik ise Milli Gazete ’den Sadettin İnanın sorularını ise cevaplamaktan kaçındı.
TİGEM İHALE BİLMECESİ İLE ÇALKALANIYOR
TİGEM'de neler oluyor? Genç çiftçi projesi kapsamında tedarik edilecek büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Genç çiftçilere dağıtılan hayvanların sıkıntılı olmasından dolayı bazı iddiaların gündeme geldiği TİGEM, şimdi de ihale bilmecesi ile çalkalanıyor. Nisan ayının sonunda yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvan temini için ihaleler yapıldı. Firmalar ihaleye girebilmek için teminat yatırdılar. Hatta ihalede en düşük teklifi veren firmaların çiftlikleri bile incelendi.
İHALE İPTAL EDİLDİ FİYAT TEKLİFİ ALINDI
Ancak ne olduysa TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı'nın 'fiyat araştırması yaptık' gerekçesiyle ihaleleri iptal ettiği ortaya çıktı. İhalenin bütün prosedürü uygulanmasına rağmen ve firmalardan geçici ve kesin teminatlar alındığı halde Genel Müdür Şanlı'nın ihale yapılmadığını ileri sürmesi dikkat çekti. Diğer yandan TİGEM'in büyükbaş ve küçükbaş hayvanları, ihaledeki fiyatların üzerinde bir fiyatla temin edecek olması kafaları iyice karıştırdı.
FİRMALAR BELLİ Mİ?
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Milli Gazete'nin konuyla ilgili sorularını ise cevaplandırmaktan kaçındı. Şanlı, “Ne öğrenmek istiyorsanız basın müşavirliğine sorularınızı gönderin” diyerek iddialara cevap vermedi. Fakat gazete tarafından TİGEM Basın Müşavirliğine gönderilen sorulara da cevap verilmedi. TİGEM'in böylesine önemli iddialar karşısında sessiz kalması manidar karşılanırken, 'hayvanların tedarik edileceği firmalar belli mi? sorularını gündeme geldi.
TİGEM YÜKSEK FİYATA ENFLASYONU GEREKÇE GÖSTERDİ!
Diğer yandan Milli Gazete’de çıkan haberler üzerine TİGEM tarafından yapılan açıklamada ise hayvanların yüksek fiyattan alınmasına gerekçe olarak enflasyondaki artış gösterildi. Ancak daha düşük fiyattan hayvanları temin edecek firmalar varken, doğrudan alım yöntemiyle daha yüksek fiyattan başka firmalardan alınması soru işaretlerine neden oldu.
 
 
8.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB'ten Küçükbaş Kurbanlık Fiyatları ile İlgili Açıklama

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, canlı küçükbaş hayvanın kilogram fiyatının piyasada ortalama 20 liradan işlem gördüğünü belirterek, "Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri yüzde 20 düzeyinde arttı, enflasyonla birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşti." dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban bayramı için piyasaya sürülecek kurbanlık küçükbaş hayvanların yeterli sayıda hatta fazlasıyla bulunduğunu belirterek, kurban kesecek vatandaşlarımızın hem sağlık hem de ekonomik açıdan küçükbaş hayvanları tercih etmelerinin kendi menfaatlerine olacağını söyledi. ÇELİK, kurbanlık alışverişinde hem satıcıların hem de alıcıların memnun olacağı bir bayram olması temennilerinde bulunarak büyük zorluklarla ve özellikle artan yem masrafları ve enflasyon rakamlarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerin değerinde ve mağdur olmayacak fiyatlarda hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ettiklerini ifade etti. 
Genel Başkan Nihat ÇELİK, Merkez Birliği ve 80 ilde faaliyet gösteren Birlikler olarak her ne olursa olsun ülkemiz yetiştiricilerinin mağdur olmamaları açısından gerek canlı hayvan ithalatı ve gerekse et ithalatını hiçbir zaman tasvip etmediklerini belirterek tüm vatandaşlarımıza yetecek kadar küçükbaş hayvan varlığı olduğunu, geçen yıl Kurban Bayramı'nda Türkiye genelinde toplam 2.5 milyon civarında küçükbaş hayvan kurban edildiğini ve bu bayramda da ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak düzeyde hayvan varlığı bulunduğunu ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, kurban bayramının önemine vurgu yaparak Allah’a yaklaşmak anlamına gelen kurbanın, Hazreti İbrahim’den bu yana maddi güce sahip Müslümanların her yıl yerine getirdikleri kutsal bir davranış ve toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmaya vesile olduğuna işaret etti. ÇELİK, ayrıca kurban bayramının simgesinin koç olduğuna vurgu yaparak geçmişten bugüne gelinen süreçte insanlarımızın genelde küçükbaş hayvan kestiklerini büyükbaşa oranla ülkemizde her yıl 3 katı kadar küçükbaş hayvan kurban edildiğini sözlerine ekledi.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş kurban fiyatları ile ilgili olarak da ‘’ Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri % 20 düzeyinde artış göstermiş ve enflasyon ile birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşmiştir. Ancak şunu söylemeliyim ki bu artışlardan dolayı kurbanlık fiyatlarında olabilecek artışın sorumlusu yetiştiricilerimiz değildir. Kamuoyunun durumu böyle bilmeleri ve yetiştiricilerimizin emeklerinin karşılığını alacak fiyatların gerçekleşmesi yönünde anlayışlı olmalarını bekliyoruz. Her ne surette olursa olsun küçükbaş hayvan kesiminin vatandaşlarımızın kesesini fazlaca zorlamayacağını söyleyebiliriz.’’ dedi.
Sağlığın paradan çok daha önemli olduğuna da dikkat çeken ÇELİK, günümüzde yaşanan sağlık sorunlarıyla birlikte insan kayıplarının fazlaca yaşandığı bir zamanda meraya ve doğal ortamda otlatmaya dayalı olarak yapılan küçükbaş hayvancılığın insanlarımız için doğal beslenmenin ilk adresi olduğunu ve bu yönüyle de küçükbaş hayvan tercihinin yerinde olacağını ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş hayvanlar arasında özellikle damızlık anaç dişilerin erken kesime gitmesinden yana olmadıklarının altını çizerek, sektörün sürdürülebilirliği açısından kurban pazarlarında dişi hayvan satılmasının kesinlikle önüne geçilmesi ayrıca damızlık değerini yitirmiş hayvanların pazarlara sevkinde zorluk çıkarılmaması gerektiğini bildirdi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yılda kurbanlık hayvanlarını satamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden satın alınmasını isteyen ÇELİK, bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından yetiştiricilerin mağdur olmaması adına destek beklediklerini ifade etti.
Belediyelerin kurbanlık hayvanlar için ücretsiz pazar yeri tahsis etmesi gerektiğini vurgulayan ÇELİK, buralarda satış yapacak kişilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere banyo ve barınak gibi tedbirlerin alınmasının da kurban hizmetlerini kolaylaştıracağını söyleyerek ‘’ Bazı illerimizde kurban satış yerleri yetersiz, olanların çoğu da düzenli değil. Hayvanlar için padok ve  sundurma yok. Ayrıca Belediyeler yer kirası olarak yüksek bedeller istiyor. Kurban yeri kirası, çadır maliyeti, yem gibi giderler yetiştiricinin masrafını artırmakta, bu da kurban fiyatını artırması yanında yetiştiricinin hayvanını değerinde satamamasına sebep olmaktadır. Yani yetiştiriciler yaptıkları masrafı satışlardan karşılayamadıkları için bu konuda mağduriyet yaşamaktadır. Biz alıcıların memnuniyeti yanında yetiştiricilerimizin de hak ettiği değeri almalarından yanayız. Onca emeğin karşılığı mağduriyet olmamalıdır.’’ dedi.
Genel Başkan ÇELİK, ayrıca kurban satış yerlerinin çok iyi bir şekilde denetlenmesi gerektiğini, özellikle satış yerlerine hastalıklı hayvan girmemesi yönünde yetkilileri daha titiz olmaya davet ederek kurban kesecek vatandaşlardan da kesimden sonra görmeye alıştığımız çirkin görüntülere mahal vermemelerini istedi.
Genel Başkan ÇELİK, açıklamasının sonunda; kurbanlık ihtiyacının her yıl olduğu gibi bu yıl da sorunsuz bir şekilde karşılanacağını, vatandaşların hiç endişe duymadan gönül rahatlığı ile küçükbaş hayvan kesimine yönelmeleri duyurusunda bulunarak ‘’ Bütün vatandaşlarımızın mübarek kurban bayramlarını tebrik ediyor sağlık, sıhhat ve huzur içerisinde nice bayramlara ulaşmayı temenni ediyorum. ’’  ifadelerine yer verdi.  
 
8.8.2018
Devamı

Hayvancılığın Sahibi Kim?

Hayvancılık sektörü can çekişmeye devam ediyor.
 Sektöre bir dokunsan bin ah işitiyoruz. Her geçen gün tarım sektörün ’de gün günü aratmaya devam ederken; geçtiğimiz günlerde çiğ sütün referans fiyatı için bakanlık binasında toplanan (USK) Ulusal Süt Konseyinde soğutulmuş çiğ süt için ortak bir karar alınarak sütün litre fiyatı 1 lira 70 kuruşa çıkarıldı. Karar doğrultusunda bakanlık çiğ süte 12 kuruluşluk destek vermeye devam edecek. Aynı zamanda soğutma ve diğer giderler hariç üreticinin eline net 1,70 kuruş geçecekti. Bu süt fiyatı 1 Ağustos 2018 tarihinden itibaren geçerli sayılmıştı. Gel gelelim toplantı yapıldı. Karara tam bağlandı. Derken USK’nın web sitesi üzerinden yapılan bir açıklamada “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” Denildi. Bu açıklamaya baktığımızda Merkez bankası uyarısından bahsedilmiş, Merkez Bankası süt fiyatına müdahale etmiş gibi görünüyor. Ancak görünmeyen bir şey var ki bir ülkenin olmazsa olmazı hayvancılık sektöründen bahsediyoruz.  Damızlık kesimine ülke genelinde bir başlandığında anaları tekrar yetiştiririm yerine koyayım demek ülke hayvancığının 5 yıl kaybetmesi en az 10 yılda geriye gitmesi demektir. Hayvancılık sektöründeki kötü bir bilanço arkasından et, süt, tereyağı, peynir gibi önemli ve her gün ihtiyaç duyduğumuz birçok şeyi etkilemiş olacak. Hayvancılık sektörü sadece biz tüketicileri değil dolaylı yoldan birçok kesimi etkileyecektir.  Bu yüzden üreticinin, yetiştiricinin eti ve sütü ile oynamayalım. Aksine yerli ve milli üreticiyi içerde destekleyim. Biz Kazanalım. Ülkemiz kazansın. Geleceğimize umutla bakalım.
Türkiye artık ithalatların değil ihracat üstü bir ülke olsun. Bizlerde yazılarımızda haberlerimizde şu ithalat bu ithalat yapıldı. Demeyelim. Aksine şu ihracat yapıldı. Bu ihracat yapıldı. Diyelim. Her dönem aynı senaryolar yazılıyor çiziliyor. Et düşüyor Süt çıkıyor. Süt çıkıyor Et düşüyor. Peki bunu kim ya da kimler yapıyor. Kim ya da kimlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Bırakın başkalarının ekmeğine yağ sürmeyi. Yağı illa sürmek istiyorsak milli ve yerli üretenimize sürelim. Çünkü onlar alın teri ile kazanandır. Az kazandığında şükredendir. Çok kazandığında paylaşandır. Emek verip çok çalışandır.  Bu yazıyı yazarken bile yine bir şeyler değişti. Artık o kadar değişken fiyat çıkıyor ki yazboz tahtasına döndük.  Görünün o’ki önümüzdeki günlerde sütü çok konuşup çok yazacağız.
(Muhammet oluklu'nun kaleminden)
 
 
7.8.2018
Devamı

Tarım Kredi Çiftçiye Piyasa Faizimi Uyguluyor?

Türkiye’de çiftçi, artık borçsuz ve bankasız üretim yapamaz hale geldi. Tarlasını ekebilmek, masraflarını karşılayabilmek için bankalara mahkûm edilen çiftçiye bir de “kanunsuz ve fahiş faiz” ödetildiği iddiası gündeme geldi.
Bakanlar Kurulu kararına göre çiftçiye yüzde 8’den kullandırılması gereken tarımsal krediler, Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 2012 yılında yaptığı bir anlaşmadan dolayı yüzde 22,5’ten kullandırılıyor. Bunlardan haberi olmayan çiftçinin borcu ise katlanıyor. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre; Türkiye’de hiçbir sektörde yüzde 22.5 kârlılık oranı bulunmazken, çiftçinin kullandığı krediden yüzde 8 doğrudan, yüzde 14.5 de gizli faiz tahsil ediliyor. Bu durum ülke tarımının neden yerlerde süründüğünü acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tarımın belkemiği çiftçi, bu yüzden bir türlü belini doğrultamıyor.
 
ÇİFTÇİYE PİYASA FAİZİ UYGULANIYOR
Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne tahsis ettiği “tarımsal kredileri” “ticari kredi” olarak veriyor. Yani piyasa faiz oranlarından kullandırıyor. Tarımsal kredilerin faiz oranı yüzde 8 olduğu için Tarım Kredi de aradaki farkı çiftçiden “kaynak kullanım ücreti” olarak tahsis ediyor. Faiz her yükseldiğinde Tarım Kredi’nin kaynak kullanım ücreti de artıyor. Dolayısıyla yüzde 8 indirimli kredi kullandığını düşünen çiftçinin kredi maliyetleri de farkına varmadan yükseliyor.
Türkiye genelinde örgütlü bulunan Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1 milyon 200 bin çiftçi ortağı var. Tarım Kredi’den yüzde 8 indirimli tarımsal kredi kullanan çiftçinin kredi maliyeti, yüzde 12.5 kaynak kullanım ücreti yani gizli faiz, yüzde 1 bina bağış fonu ve yüzde 1’de destekleme fonu ile birlikte yüzde 22.5’a çıkıyor. Yani 100 lira kredi kullanan çiftçi, bu borcunu ancak 122.5 lira olarak kapatabiliyor.
 
 
2.8.2018
Devamı

Gıda Enflasyonu Yüzde 13' Yükseldi

Yıl Sonu Gıda Enflasyonu Yüzde 7'den Yüzde 13'e yükseldi.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon raporunu açıkladı. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yılsonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası 2018 yılı üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. MB Başkanı Murat Çetinkaya  yüzde 8.4 olan yılsonu enflasyon tahminini 13.4 olarak güncellediklerini açıkladı. Çetinkaya 2019 sonu için yüzde 6.5 olan enflasyon tahminini de yüzde 9.3'e yükselttiklerini söyledi. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya'nın konuyla ilgili açıklamalarından satır başları şöyle:
KREDİLERİN BÜYÜME HIZI GERİLEDİ
Kredilerin büyüme hızı ikinci çeyrekte gerilemeye devam etti
Enflasyondaki yükseliş alt gruplar genelinde yaygın...
İktisadi faaliyet ikinci çeyrek itibarıyla dengelenme eğiliminde
Temmuz Para Politikası Kurulu'nda iç talep koşullarındaki yavaşlama ve para politikasının gecikmeli etkilerini izlemek için politika faizini sabit tuttuk
Getiri eğrisi negatif eğimle daha sıkı parasal koşullar ima eden görünüm sergiledi
 
 
1.8.2018
Devamı

Soğutulmuş Süt Fiyatında geri adım mı Atılıyor

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığında HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlığında toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) bu kezde Merkez Bankasına takıldı. Her şeye enflasyon gelir gider ne iştir ki süt enflasyon gerekçesi ile soğutulmuş süt fiyatı aşağa çekildi. ile 27 Temmuz 2018 tarihinde alınan 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı üreticiye net geçecek şekilde kararlaştırılmış,  soğutulmuş sütün fiyatı 1,lira 70kuruş ayrıca bakanlığın 12 kuruşluk süt desteği ile karara bağlanmıştı. Süt üreticisi bu süt fiyatını bile yüksek girdi maliyetler yüzünden bile karşılamayacağını söylerken;
şimdide USK nın sitesinden bir bilgi yayınlanarak   “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” denildi.
BU kararı Merkez Bankası mı? aldı Merkez Bankası mı tavsiye etti bilinmez. Ama bilenenin şu ki yakında ne damızlık materyal kalacak. Nede süt kalacak. Her şeyi ithal ettiğimiz gibi artık sütü’de ithal getiririz. Öte yandan yaklaşan kurban bayramı öncesi sütün değerini bulamaması da üretici kör topal demeyip damızlıkları kesecek.
Edinilen diğer bir bilgiye göre süt üreticisi Türkiye’nin her yerinde eylem yapacağı sütleri dökeceği de söylentiler arasında.
 
31.7.2018
Devamı

Islah Projesi Kapanıyor mu?

Ülkemizde şu ana kadar en yaygın ve önemli kazanımların sağlandığı ve Tarım Bakanlığının hayvancılık alanında sahada uyguladığı en prestijli proje kapatılıyor mu?
Edinilen bilgilere göre bir takım kulislerin baskısı ile projenin devam edip etmeyeceği masaya yatırıldı.
Yapılan toplantılardan, bilgilendirmelerden ve tebliğ den anlaşıldığı kadarıyla; Halk elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel projeleri 2005. Anadolu Mandası Islahı Ülkesel Projeleri ise 2011 yılından beri yürütülmekte. Islah projeleri Koyun/Keçilerde 30 ırk ve Anadolu Mandasında da projeler devam etmekte. Toplam ’da 194 adet alt proje ile yürütülen bu projeler yetiştiricinin umudu olmuş, hayvancılığı bırakan yetiştiriciler bu projelerle koyun, keçi ve manda yetiştirmeye tekrardan başlamışlardır.
Hayvan ithalatlarının bir hayli fazla yapıldığı bu dönemde ıslah ’tan ve ıslah projelerinden vaz geçmek yetiştiriciyi tekrardan başladığı noktaya geri getirmektir. Oysaki yetiştiriciler ıslah projeleri ile damızlık ihtiyacını karşılama noktasına gelmişken bugün birileri bu projeleri kapatıyor mu?
Yetiştiriciler ıslah projeleri ile birlikte, ıslah ile ilgili bilgiye sahip olmuşlar, projeli işletmelerdeki hayvanların damızlık ihtiyacı haricinde 30 Koyun/Keçi Irkında diğer işletmeler için yılda 500- 600 bin civarında damızlık hayvan elde edecek hale gelmiştir.
Anadolu Mandasında ise damızlık değeri yüksek tabi tohumlama boğaları elde edilmiş, iller arası damızlık transferi de yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca ülkemizde ilk defa ıslah programında damızlık değeri belirlenmiş boğalardan TAGEM’e bağlı Lalahan araştırma enstitü de dondurulmuş manda sperması üretilmiş ve sahada uygulanmaya başlanmıştı. Bu aşamaya gelmiş bir ıslah uygulamasının kapatılması ya da sonlandırılması, projedeki tüm kazanımların heba olmasına ve büyük ölçüde ıslah sisteminin yok olmasına neden olacaktır.
Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projeleri kapatılması hayvancığa zarar verir
 
Zaman zaman illere yaptığımız ziyaretlerde de gördük  ki; proje kapsamındaki sürülerde, doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlığı, ikizlik artışı, süt veriminde artış sağlandığı üreticiler tarafından da dile getirilmektedir.
Birlikler ve yetiştiriciler bu projeden memnunlar
Projenin kapatılması halinde ülke hayvancılığı önemli yara alacaktır. Gelinen noktada, bu ıslah projesi ile sağlanan verim artışının diğer üreticilere yaygınlaştırılması beklenirken sonlandırılması veya amacından uzaklaştırılarak etkisiz hale getirilmesi, bunca yıllık emeklerin ve devletin bu amaçla verdiği paranın boşa gitmesi anlamını taşıyacaktır.
Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından uygulanan bu projenin geliştirilerek daha ’da artmasını bekliyoruz.
 
 
31.7.2018
Devamı

Çiftçi'ye Yapılandırma Talebi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi  Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, muafiyetin, yeterli tarımsal gelir sağlamayan çiftçiler için önemli bir hak olduğunu, bu sayede çiftçilerin sigortalı kalma imkanının tamamıyla sona erdirilmediğini, geçici bir süre dondurulduğunu anımsattı. Belirlenen sınırlara göre, aylık olarak 2018 için bin 691 lira 25 kuruş tarımsal gelir elde etmeyen çiftçilerin, üyesi bulunduğu ziraat odasından muafiyet belgesi alarak, sigorta prim ödemelerini durdurabildiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
" Çiftçilerimiz, muafiyet dönemlerinde çiftçiliğe ara vermeden çalışmaya devam ediyorlar. Halen aylık sigorta primini düzenli ödediği için 5 puanlık sigorta indirimden yararlanan çiftçilerimiz için prim 498 lira 92 kuruş, yararlanamayan çiftçilerimiz için 583 lira 48 kuruş. Çiftçilerimiz, bu tutarlardaki primi ödeyemediklerinden muafiyet için başvuruyorlar. Yeterli geliri elde ettiklerinde ise üyesi olduğu ziraat odasına başvurup muafiyet halinin kalktığını gösterir belge alarak yeniden tarım Bağ-Kur sigortalılığını başlatabiliyorlar."
Bu durumdaki çiftçilerin borçların yapılandırılmasıyla ilgili 7143 sayılı Kanun çıkınca mağdur duruma düştüklerine, herhangi bir yapılandırmadan da faydalanamadıklarına dikkati çeken Bayraktar, "Çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerde ödemedikleri prim borçları yapılandırılmalıdır. Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 41. maddesine bir fıkra eklenmeli, muafiyette geçen süreler de çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.
 
 
 
31.7.2018
Devamı

Buzağılar Kulak Küpesi Sorunu İle Karşı Karşıya

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını buzağı yılı ilan etmiş üreticilerden tam not almıştı.  2018’in ortasını geçtik. Yeni doğan buzalar kulak küpesi sorunu ile karşı karşıyalar.  Geçtiğimiz aylarda kulak küpeler ücretsiz dendi. Gıda Kontrol kulak küpesi ihalesi açtı. İhaleyi ise 2 firma aldı. Gel gelelim buzağılar doğuyor. Ortada ne küpe var. Nede küpeleri takacak. Daha önceki yıllarda kulak küpeleri bir çok ilde damızlık birlikleri tarafından gerçekleşirdi. Buzağılar doğar. Birlikler tarafından kurulan alo buzağı hatları aranır birlik personeli ise üreticin yanına gider buzağıların  kulak küpeleri takılırdı. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde kulak küpeleri sorun haline geldi. İşleyen bir sistem bozuldu. Küpe ücretsiz, bedava dendi. Dendi demesine de  fizibilite yapılmadan, alt yapı oluşturulmadan böyle bir karar alınınca da buzağılar küpesiz kaldı. Bazı illerde ise buzağılar zamanında takılmayan kulak küpeleri yüzünden kesime gitti.

Edinilen bilgiye göre Aydın’da kulak küpeleri olmadığı gerekçesiyle mezbahaya götürülerek kestirilen buzağılar ise vicdanları sızlattı.
Bakanlığın ilgili yönetmeliğinde bulunan madde nedeniyle Aydın’da küpeleri olmadığı gerekçesiyle 2 haftalık buzağılar mezbahaya götürülerek kesildi. Hayvan sahipleri ‘Buzağılarımızı Yaşatalım’ projesinin amacına ulaşmadığını söyleyerek duruma tepki gösterdi.
Samsun’dan Aydın’a 11 büyükbaşı satmak için gelen Erol Çakmak’ı yolda jandarma ekipleri durdurdu. Hayvanların evraklarını kontrol eden jandarma ekipleri 5 buzağının küpesinin olmadığını belirledi. Ardından kontrol noktasına çağrılan Aydın  Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri tarafından küpesiz olduğu gerekçesiyle hayvanların sahibine idari para cezası kesildi. Veteriner kontrolünden geçirilen buzağıların sağlıklı oldukları anlaşıldı. Tarım ve Orman Bakanlığa yönetmeliğine göre buzağıların kayıt altına alınarak kesilmesi gerekti. Hayvan sahibinin tüm çabalarına rağmen 2 haftalık olan buzağılar Aydın'da bulunan bir et tesisine götürülerek kesildi.
Öteyandan üreticiler kulak küpesine acilen çözüm bekliyor. "Üretici hayvanlarımızın kulak küperi yapılsın biz küpeinin parasında değiliz. Yeni doğan buzağılarımız sistem işlemediği yüzünden kesime gidiyor."diyorlar
 
 
30.7.2018
Devamı

Et'te İthalata Tam gaz

 Brezilya Avustralya'dan canlı hayvan ithal eden Türkiye , Rusya'dan da et almaya başladı. Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden de et alımını 18 milyon kiloya çıkardı.
Et fiyatlarındaki yükselişi durdurabilmek için hükümet hayvancılık sektöründe ithalata tam gaz devam ediyor. Hem tarım, hem de hayvancılık sektöründe yapılan ithalatla, köşeye sıkışan besici bankalara olan kredi borcunu ödeyemediği için iflas noktasına geldi.
Arjantin, Brezilya Avustralya'dan hayvan ithal eden Türkiye, Rusya’dan da et almaya başladı.
Rusya'nın Türkiye'ye sığır eti tedarik etmeye başladığı, kümes hayvanı eti tedariki için de çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında BRICS Zirvesi'nde Rusya'dan et ithalatı konusu tekrar gündeme taşındı.
Rusya Başbakanı Yardımcısı Aleksey Gordeyev, Rusya'nın Tver bölgesine yapıtığı bir iş gezisi sırasında gazetecilere verdiği demeçte "Sığır etinin ilk partisi Türk pazarına teslim edildi. Kümes hayvanı eti tedariği için de büyük umutlar var" ifadelerini kullandı.
Gordeyev, Türk şirketlerinin Rus pazarında aktif pozisyonları olduğunu hatırlatarak, "Ancak, birbirini tamamlayacak şekilde ve karşılıklı ticaret halinde dengeyi kurmak mümkündür" dedi.
Gordeev, bu yıl Rusya'nın 300 bin ton et ürünü ihraç ettiğini belirterek, bunun 1 milyon tona yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Gordeyev açıklamasında ayrıca, "Çin pazarının da açılması için çalışmaların sürdüğünü ve bunun için de umutlarımız var "dedi.
2017 verilerine göre, Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden et alımı yapıyor. Rusya ile birlikte et ithal edilen ülke sayısı 6'ya çıktı. Bu ülkelerden alınan etin toplamı 18 milyon kiloya çıkarken, sadece Bosna Hersek'ten kemiksiz et alınıyor.
Rusya ile et ithalatı 2016 yılından bu yana gündemde olan bir konu. Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba da, konuyla ilgili olarak mart ayında yaptığı açıklamada "Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'Biz sizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" demişti.
Hal böyle olunca iç piyasada yerli besici, üretici can çekişiyor. İthal etler ise ülkeye gelmeye devam ediyor. Böyle giderse yakında ne ana nede dana kalacak.  Yine böyle devam ederse içerde ne yerli besici nede üretici  kalacak. Tüketici açısından ise nerde o mis kokulu kekikli etlerimiz diye de serzenişler gelecek.
 
 
30.7.2018
Devamı

Türkiye, gıda israfı ve çölleşmeyle mücadele konularında örnek çalışmalara imza atıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Zirvesine Türkiye olarak katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduğumuzu belirtti.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilen G20 Tarım Bakanları Zirvesi, üçüncü günün sonunda gerçekleştirilen programlarla sona erdi.

Zirveye Türkiye adına katılan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, programın son gününde zirve kapsamında gerçekleştirilen programlara katılırken aynı zamanda ikili görüşmelerine devam etti.

Bakan Pakdemirli, son günde evvela 142. Uluslararası Hayvancılık Tarım ve Sanayi Fuarı açılışına katıldı. Bakan Pakdemirli ve konuk bakanlar fuardaki stantları ziyaret ederek incelemelerde bulundular.

Daha sonra toplantının yapıldığı San Martin Sarayı’na geçilerek Zirve’nin kapanış yemeği gerçekleştirildi.

Zirve kapsamında ikili temaslarını da sürdüren Pakdemirli, İspanyol mevkidaşı Luis Planas Puchades ile bir araya geldi.

“Suriye gibi çatışma yaşanan ülkelerde gıdaya erişimde zorluklar yaşanıyor”

Sona eren zirve ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli, G20 toplantısının ana temasının sürdürülebilir tarım ve çölleşmeyle mücadele olduğunu kaydederek “Tabi G20 ülkeleri konsept olarak çok önemli. Çünkü küresel gayri safi hasılanın % 85'i, dünya ticaret hacminin % 75'i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80'i bu ülkelerde gerçekleşiyor. Dünya nüfusunun yaklaşık % 65'i ve dünyadaki tarım arazilerinin ise % 60'ı bu ülkelerde bulunuyor. Yapılan toplantılarda Türkiye olarak özellikle gıda güvencesine vurgu yaptık. Zira 2050 yılında dünyanın nüfusu 9,7 milyara ulaşacak. Bu nüfusu beslemek için tarımsal üretimin % 50 artırılması gerekiyor. Şu anda dünya nüfusunun % 55’i kentlerde yaşıyor. Ama 2050 itibariyle kentlerdeki yaşayanların oranı % 70’lere çıkacak. Ayrıca açlık da önemli bir problem dünyamız için. Bugün bile dünya nüfusunun % 11’i, yani 815 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Zirvede bu konulara vurgu yaptık. Ayrıca Suriye gibi iç savaşın yaşandığı ülkelerde durumun daha kritik olduğunu, iç savaş altında olan ülkelerde, tarımsal faaliyetler azaldığından dolayı insanların gıdaya erişiminin zorlaştığını özellikle ifade ettik.” dedi.

“Zirvenin gündemine önemli konuları taşıdık”

Bakan Pakdemirli, toplantıda Türkiye olarak dile getirilen diğer bir önemli konunun da gıda israfı olduğu dile getirerek “Bugün dünyada insan gıdası için üretilen yiyeceklerin üçte biri her yıl israf ediliyor. 2015 yılında ülkemizde yapılan G20 toplantısının ana teması gıda israfı konusuydu. Bu toplantıda da hem konuşmamızda hem de ikili görüşmelerimizde bu konuya tekrar dikkat çektik.” şeklinde konuştu.

Hem gıda israfı hem de çölleşmeyle mücadele konusunda Türkiye’nin örnek çalışmaların altına imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bakanlık olarak yürüttüğümüz ve örnek proje olarak gösterilen Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’nı anlattık. Ayrıca bu yılki zirvenin konusu olan ‘toprak’ konusuna vurgu yaptık. çölleşmeyle ilgili neler yaptığımızı da anlattık. Bu çalışmalarımız, Türkiye adına ortaya koyduğumuz güzel örnekler. Mesela ağaçlandırma çalışmalarıyla 15 yılda 1,5 milyon hektar orman alanımızı artırdığımıza dikkat çektik. 2023’e kadar dünyada yaşayan her bir insan için bir fidan dikilmesini amaçlayan iddialı bir hedefimiz var. Bu hedefle beraber toplam orman alanımız % 30 artacak. Bütün bu çalışmalarımızı dile getirerek diğer ülkelerden de bu tür çalışmaları beklediğimizi ifade ettik. Dolayısıyla Türkiye olarak bu toplantıya katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduk” dedi.

“İkili görüşmelerimizle tarım alanında yapılabilecek işbirliği konularını ele aldık”

Zirvede çok faydalı ikili görüşmeler de gerçekleştirdiğini belirten Pakdemirli “Çok samimi görüşmeler yaptık. Zirveye katılan bakanların çoğu, daha yeni göreve başlayan bakanlardı. Ayaküstü görüşmelerin haricinde AB Tarım Komiseri, OECD ve FAO temsilcileri ile Almanya, İtalya, Kanada, Arjantin ve Hollanda’nın bakanlarıyla özel ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle ülkeler arası ikili görüşmelerimizde tarımsal ticaret hacmimizin artırılması ve tarımsal ilişkilerimizin teknik olarak geliştirilmesi konularını ele aldık. Ayrıca tarım alanında yapılabilecek işbirliği alanlarında istişarelerde bulunduk.” dedi.

Pakdemirli, tüm bakanları ve temsilcileri, 17 Haziran 2019 tarihinde Türkiye’de yapılacak olan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ne davet ettiğini de belirtti.

“Ticaret müşavirliklerimize önemli görevler düşüyor”

Bakan Pakdemirli, Latin Amerika ülkelerinin coğrafi olarak uzak olmasına rağmen buralarda, dünya ekonomisinin yavaşlamasından dolayı nakliye fiyatlarının ucuzladığına dikkat çekerek “O yüzden zaman zaman emtia konusunda doğacak olan fırsatları karşılıklı takip ediyor olmamız lazım. Bu pazarlar artık Türkiye’ye uzak pazarlar değil. Bu anlamda girişimcilerimizin buraya daha çok gelmelerini arzu ediyorum. Buradaki ticaret müşavirliklerimize de önemli görevler düşüyor. Bu bölgedeki ülkelerde özellikle emtialar konusunda Bakanlık olarak üzerimize düşen her tür desteği vereceğiz. Ayrıca tarım ürünlerimizin bu ülkelere ihracatını artırmaya dönük çalışmalara da destek vereceğiz.” diye konuştu.

2019’daki toplantı Japonya’da yapılacak

Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Toplantısı’na, Türkiye, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB'den müteşekkil ülke bakanları ile davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Bu yılki konusu ‘toprak’ olarak belirlenen G20 Tarım Bakanları Toplantısı, ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı'nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015'te Türkiye'de, 2016'da Çin'de, 2017'de ise Almanya'da yapılmıştı. 2019 yılındaki toplantı ise Japonya’da yapılacak.

30.7.2018
Devamı

Sütçü Ne Umdu Ne Buldu

Süt üreticilerini yakından ilgilendiren soğutulmuş süt referans fiyatı Ulusal Süt Konseyi  (USK) tarafından belirlendi. Tarım ve Orman Bakanlığında tüm tarafların katıldığı USK toplantısına HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlık etti. Buna göre 1 Ağustostan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş oldu. Süte bakanlık tarafından verilen 12 kuruşluk destek ise devam edecek.
Sütçü Ne Umdu Ne Buldu
Yem fiyatların yüzde 40 artış gösterdiği şu günlerde Üretici, süt fiyatlarının 2 TL olmasını beklerken, Ulusal Süt Konseyi'nden 1.lira 70 kuruş   gibi soğutulmuş süte zam yapılması üretici mağdur mu? Sorusu akıllara geliyor. Örgüt giderleri hariç üreticinin eline net 1lira 70 kuruş   geçecek. Yem maliyetleri yüzde 40 seviyesinde artarken, çiğ süt fiyatına ise yüzde 11 gibi bir artış yapılması dikkat çekti.
Öte yandan açıklanan yeni süt refarans fiyatı 1 Ağustos'tan itibaren geçerli olması  üreticinin Temmuz ayında sattığı  ucuz sütün karşılığını da alamayacak.
 
27.7.2018
Devamı

Süte Üretici Zam Bekliyor

Süt üreticileri yakından ilgilendiren (USK )Ulusal Süt Konseyi toplantısı nihayete erdi. Edinilen bilgiye göre Ulusal Süt Konseyi toplantısı 27 Temmuz 2018 günü saat 14:00 USK binasında gerçekleşecek.
Yem fiyatlarında yüzde30 artışın ardından süt üreticisi zor günler geçiriyordu. Üreticinin ve bütün tarafların gözü  Gıda komitesinden çıkacak karara bakıyordu. USK bütün tarafları bir araya getirerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirleyecek. Öte yandan süt üreticisi makul bir oranda soğutulmuş süte zam yapılmasını bekliyor.
 
26.7.2018
Devamı

ABD'den Çiftçisine 12 Milyarlık Dolarlık Destek

Amerika Birleşik Devletleri ( ABD ) Çiftçilerine 12 milyar dolar yardım sağlayacak. ABD Tarım bakanlığı diğer ülkelerin gümrük vergileri misillemesi nedeni ile zarar gören Amerikalı çiftçilere 12 milyar dolar yardım programı uygulanacağını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada ABD Başkanı Donalt Trump’ın Tarım bakanı Sonny Perdeu’ya direktif vererek tarım sektöründeki üreticileri korumak için  kısa dönemde bir strateji oluşturulması istendiği belirtildi.
Strateji kapsamında Amerikalı üreticiler için 12 milyar dolarlık bir yardımın onaylandığına vurgu yapılırken ; Trump hükümetinin uzun dönemde Amerikalı çiftçilerin küresel pazarda daha iyi rekabet edebilmesi için daha adil ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıldığı belirtildi.
Her yıl ABD çiftçisine 25 milyar dolar destek verirken; 12 milyar dolarlık bir yardımında ayrıca yapılması Amerikalı çiftçilerle nasıl rekabet edilebilir sorusu ’da akıllara geliyor. Türkiye’de ise çiftçiye toplam ödenen destek 14,5 milyar TL.
 
 
26.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli G20 Zirvesi için Arjantin'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 26-28 Temmuz 2018 tarihleri arasında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilecek olan G20 Tarım Bakanları Toplantısına katılacak.
Bu yılki konusu “toprak” olarak belirlenen toplantının ilk iki gününde Kıdemli Memurlar teknik toplantıları gerçekleştirilecek. 27-28 Temmuz tarihlerinde ise üye ülkelerin tarım bakanlarının veya yetkili temsilcilerinin iştirak edeceği Bakanlar Toplantısı ’da gerçekleştirilecek.
San Martin Sarayı’nda yapılacak Tarım Bakanları Toplantısı, aile fotoğrafı çekimiyle başlayacak. Bakan Pakdemirli burada Genel Kurul’a hitaben “Toprağın önemi ve çölleşme ile mücadele” konusunda bir konuşma yapacak. Pakdemirli, bu yılki Bakanlar Bildirgesi’nde “Gıdada kayıp ve israf” konusuna özel bir bölüm ayrıldığı için Arjantin Dönem Başkanlığına teşekkürlerini sunacak.
Toplantının ikinci gününde ise Uluslararası Hayvancılık, Tarım ve Sanayi Fuarı gerçekleştirilecek. Tarım Bakanları Toplantısı, yapılacak ortak basın toplantısı ile sona erecek.
Bakan Pakdemirli, toplantı kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanları, AB Tarım Komiseri ve FAO Genel Direktörü ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.
G20, küresel ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme için üye ülkeler arasında politika işbirliği sağlamayı, riskleri ve muhtemel finansal krizleri azaltacak düzenlemeleri teşvik etmeyi ve uluslararası finansal yapının modernizasyonunu sağlamayı hedefliyor. Küresel gayri safi hasılanın % 85’i, dünya ticaret hacminin % 75’i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80’i G20 ülkelerinde gerçekleşirken dünya nüfusunun yaklaşık % 65’i ve dünyadaki tarım arazilerinin % 60’ı bu ülkelerde bulunuyor.
Türkiye’nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB’den müteşekkil olan G20 toplantılarına, davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri de katılım sağlayacak.
Tarım Bakanları Toplantısı ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı’nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015’te Türkiye’de, 2016’da Çin’de, 2017’de ise Almanya’da yapılmıştı. Toplantının bu yıl ise Arjantin’de yapılması kararlaştırıldı.
 
 
25.7.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Yüz Milyonluk Tasarruf

Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre;2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinden Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na 20.8 milyar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ise 21.7 milyar lira ödenek ayrılmıştı. İki bakanlığın birleşmesi ile bütçeleri de birleşerek toplam bütçe büyüklüğü 42.5 milyar liraya ulaştı. Edinilen bilgiye göre, Bakanlık söz konusu bütçeyi daha verimli kullanabilmek, harcamaları frenlemek ve tasarruf edebilmek için bir çalışma başlattı. Henüz taslak aşamasındaki çalışmaya göre, toplam 42.5 milyar lirayı bulan bütçeden 100 gün içinde 100 milyon lira tasarruf sağlanacak. Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın koordinesinde yürütülen çalışma tamamlandığında, Bakan Bekir Pakdemirli'ye sunulacak.
Benzer çalışmaların diğer bakanlıklarda da yürütüldüğü öğrenildi. Buna göre, her bakanlık, bütçesine göre tasarruf kapasitesini ortaya koyacak. Tüm çalışmalar tamamlandığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından değerlendirilip yol haritası belirlenecek. Kamuda harcama kalemlerinin başında personel, taşıt, akaryakıt, iletişim ve eğitim giderleri gelirken; bu kalemlerde tasarrufa gidilmesi bekleniyor.
 
 
25.7.2018
Devamı

SÜT İFADESİ NEREDEYSE BİZ ORADAYIZ

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin hem süt fiyatlarını hem de süt fiyatları ile ilgili bazı kişiler tarafından basın yayın organları ve sosyal medya aracılığı ile “ Ulusal Süt Konseyinin toplandığını ve çiğ süt referans fiyatının belirlendiği tarzında asılsız yazılar ve haberlerle ilgili Anadolu İzlenimlerine açıklamada bulundu.

 
Genel Başkan Keskin açıklamasında “31 Ocak 2018 tarih ve 30318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelikte geçtiğimiz günlerde yapılan değişikliğe göre;  çiğ süt tavsiye fiyatı ilan edilmeden önce Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesinin görüşünün alınması, ilgili yasal mevzuat kapsamında Ulusal Süt Konseyinin görevleri arasındadır.  Ulusal Süt Konseyi çatısı altında Sektör temsilcilerimizin ( T.C.  Tarım ve Orman Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu, Üretici ve Yetiştirici Örgütleri, Süt Sanayicileri ve Üniversitelerin temsilcilerinden oluşan Konsey Sektör Toplantısı) bir araya gelerek ve gerekli istatistik raporlar ve fiyat analizleri yapılarak ve komitenin görüşleri dikkate alınarak sektör paydaşlarıyla birlikte süt referans fiyat belirleme toplantısı yapılacaktır.” dedi.
 
“ Tüm tarafların olmadığı yerde olmayız”
 
Başkan Tevfik Keskin ayrıca “Ulusal Süt Konseyinde üretici örgütlerinin temsilcisi olarak süt fiyatlarının belirlendiği yönündeki bu haberlerin asılsız olduğunu belirtir, tüm tarafların bir arada olmadığı bir görüşmenin içerisinde asla olmayacağımızı belirtmek isteriz.” dedi.  
 
“Süt İfadesi Nerdeyse Biz Ordayız”
 
Süt birliklerimiz ve Merkez Birliğimiz bugün SÜT” ifadesi neredeyse orda olmaya gayret göstermektedir. Merkez Birliğimizin ve üye birliklerimizin Ulusal Süt Konseyi üyeliği ve konsey yönetiminde de yer alıyor olmamız bunun bir göstergesidir. Merkez Birliği olarak üreticilerimizin fiyat istikrarının sağlanabilmesi ve sürdürülebilir hayvancılık yapabilmesi adına her platformda gerekli çalışmalarımızı yapıyor, sorunlar ve çözüm noktasında gerekli görüşmeleri yapıyoruz.
 
“USK Toplantısı Bu Ay İçerisinde Gerçekleşecek”
 
“Üreticilerimizin beklediği çiğ süt referans fiyatının belirleneceği Ulusal Süt Konseyi sektör toplantısının haziran ayı içerisinde yapılması gecikmiş olup bu ay içerisinde toplanması beklenilmektedir.” Dedi.
 
Genel Başkan Tevfik Keskin ayrıca Anadolu İzlenimlerine yaptığı yazılı açıklamada “ Eli nasırlı üreticimiz süt üretebilmenin ötesinde işletmesinin sürdürebilirliği konusunda çok sıkıntılar çekmektedir.  Yemin çuvalı 70 TL geçti. Sivil toplum örgütleri olarak üreticimiz için var gücümüz ile çalışmaktayız. Üretici varsa bizler varız. Birlikler üreticiler için vardır. Bizlerde üreticilerimizden aldığımız güçle diğer hayvancılık sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket ederek üreticilerimize daha nasıl iyi nasıl hizmet edebilmenin ötesinde sağlıklı ve ekonomik üretim yapabilmeleri için güç birliği yapıyoruz. Unutulmamalıdır ki örgütsüz bir üretim modeli dünyanın hiç bir yerinde başarılı olmamıştır. Üyesi bulunduğum gerek Ulusal Süt konseyinde gerek Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile görüşmeler içerisindeyiz. Üreticilerimizin sıkıntılarını dile getirdik.  İnşallah önümüzdeki günlerde hem sütün referans fiyatında bir iyileştirme olacak. Hem de üreticimizin en büyük girdisi olan yem fiyatları ile ilgili ivedilikli bir çözüm bulunmuş olacak. Ayrıca süt referans fiyatının belirlenmesinde birlikte hareket ederek üreticiler adına hizmet veren ve mücadele eden Merkez Birliği başkanlarına ve merkez birliklerine bağlı olan başkanlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.” Dedi.
 
 
24.7.2018
Devamı

Kurbanlıklar pazara Damızlıklar Kesime

Kurban bayramı yaklaşıyor üreticinin özenle besleyip büyüttüğü kurbanlıklar Anadolu’da görücüye çıkmaya başladı. Tüketiciler en iyi kurbanı almaya çalışırken küçük başta kurban fiyat aralığı 800 ile 1000TL arasında olurken büyük başta ise 4000 ile 11000 TL aralığında seyrediyor.

Yaklaşan kurban bayramı öncesi pazarlar hareketlenirken; üretici açısından ise girdi maliyetlerinin bir hayli fazla olduğu şu dönemde kar etmesinin ötesinde evine ekmek götürebilmenin derdinde. Yem fiyatlarının tavan yaptığı süt fiyatlarının ise taban yaptığı şu dönemde üretici ve besici yüksek girdiler yüzünden hayvanlara bakamıyor.

Damızlıklar Kesime Gidiyor

Süt üreticisi elindeki damızlık hayvanları yüksek girdi maliyetleri ve sütün para etmemesinden dolayı tek tek kesime gönderirken, besici ise 1 yıl boyunca el bebek gül bebek baktığı kurbanlıkları tüketiciyi de düşünerek kar etmeden evine ekmek götürmenin derdinde.
 
 
24.7.2018
Devamı

Mercimek'te Ton Başına 3 Bin TL

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeşil mercimek alımlarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak “Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.” dedi.
Bakan Pakdemirli yazılı açıklamasında şu sözlere değindi.
“Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.

Mercimekte Ton Başına 3 bin TL

Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 24 Temmuz 2018 Salı gününden itibaren yeşil mercimek alımına başlayacak.
2018 yılı için yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 3.000 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 790 TL ile birlikte yeşil mercimek üreticimizin eline ton başına 3.790 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler ve ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Yeşil mercimek üreticilerimiz dâhil bütün üreticilerimiz, her zaman Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bakanlık olarak bu anlamda piyasaları yakından takip ediyor üreticimizi, tüketicimizi ve sektörümüzü mağdur edecek bir ortamın oluşmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı yeşil mercimek alımlarının ülkemize ve tüm yeşil mercimek üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.”dedi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Hayvancılık Sektörü 73 cü kez İtalya'da Buluşacak

24-28 Ekim tarihinde Cremona –İtalya'da 73. kez yapılacak olan fuara katılım gösterecek olan Türk hayvancılık sektörünün fuar işlemlerini İzmir İtalyan Ticaret Odası yürütüyor.
Geçtiğimiz yıl 61 bin katılımcının ziyaret ettiği, 6 fuarın bir arada yapıldığı Cremona Uluslararası Hayvancılık Fuarları, piyasadaki konumlarını pekiştirmek, İtalyan ve uluslararası yeni müşteriler ile bağlantı kurmak isteyen hayvancılık ve tarım şirketleri için en etkili fuar olarak kabul görüyor.
Özellikle iki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi için bu tarz fuar organizasyonların önemine vurgu yapan İzmir İtalyan Ticaret Odası Başkanı Pietro Alba, bu fuarın İtalya'da hayvancılık sektöründeki tek ihtisas fuarı olduğunu ve ülkenin en büyük ikinci fuarı olduğunu hatırlattı. Buraya katılım gösteren Türk yatırımcıların önemli ikili anlaşmalar yapabileceğini söyleyen Alba, "Bu sayede hem iki ülke arasındaki ticaretimiz gelişirken, kültürel ilişkilerimiz ve turizmimiz de bu ilişkilerden kazançlı çıkacaktır. Bu anlamda fuara katılım göstermek isteyen tüm türk yatırımcılara ve sektör temsilcilerine hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
Fuar sığır, domuz, kümes hayvanları ve tarımsal kaynaklardan yenilenebilir enerji sektörlerinde faaliyet gösteren operatörleri tek bir etkinlik çerçevesinde bir araya getiren, hayvancılıkla ilgili İtalya'da yapılan tek ihtisas fuarı özelliğini koruyor. 55 bin metrekarelik alanda kurulan CremonaFiere, bu açıdan İtalya'nın en büyük ikinci fuarı konumunda. Geçtiğimiz yıl 800 marka fuara katılırken, 111 ayrı etkinlik düzenlendi ve katılımcıların yüzde 65'i ikili ticari ilişkilere girdiği ifade edildi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Anız Yakana Üç yıla Kadar Hapis

Adana  Cumhuriyet Başsavcılığı, hububat hasadının ardından ikinci ürün ekimi için kısa sürede toprak hazırlığını tamamlamak için çiftçiler tarafından çıkarılan ve kenti duman altında bırakan anız yangınlarına karşı harekete geçti.
Edinilen bilgiye göre Başsavcılığın anız yakarak doğaya, çevreye ve canlılara zarar verenler hakkında 'Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokmak' suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle resen soruşturma başlatacağı öğrenilirken, kentteki 691 dönüm alana kurulu tarım açık cezaevinde tarımsal faaliyet yapan çiftçi hükümlüler ise 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartla duyarlılıklarını gösterdi.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan imzasıyla İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Adana'da tarım alanlarında bulanan anızların yakılması suretiyle doğaya, çevreye ve canlılara zarar verildiği, çıkan yoğun dumanın hava ve çevre kirliliği oluşturduğunun görüldüğü belirtildi.
Öte yandan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Adana Tarım Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda yöreye özgü ürünler üreten hükümlüler, anız yangınlarına karşı hazırladıkları pankartla duyarlılıklarını gösterdi. Adalet Bakanlığına tahsisli 691 dönüm alanda yaptıkları tarımsal faaliyet yaparak bir yandan cezalarını çekerken bir yandan da aldıkları eğitimle meslek edindirilerek tahliyelerinden sonra topluma kazandırılan Çukurova'nın 'çiftçi hükümlüleri' Çukurova bölgesinde sık görülen anız yangınlarına karşı tarlaya astıkları 'Anız yakma, geleceğini karartma', 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartlarla çiftçileri uyardı.
 
23.7.2018
Devamı

Süt ve Besi Üreticisinin Gözü Bakan Pakdemirli'de

Girdi fiyatları artarken özellikle yem fiyatları da son 6 ayda yüzde 30 artış yapmış buna bağlı olarak karkas et fiyatları ise 28 ile 29 TL bandında ilerlerken besicinin umudu olan yaklaşan kurban bayramı öncesi karkas et fiyatları Türkiye ortalaması 26 ile 27 civarında seyrediyor. Üreticinin 1kg karkas maliyeti ise 26 TL civarındadır.

YERLİ BESİCİ KORKUYOR
Yerli besici işletmelerin sürdürülebilirliği açısından korkuyorlar. Döviz kurundaki sürekli artış besicinin kesilen hayvanların yerine işletmelere hayvan koyamayacak olması. Bu da sürdürülebilir besicilik yapılamaz hale getirecek.
SÜT FİYATLARI ÇAKILDI GİRDİ ARTTI
Besicinin yanı sıra son 6 ayda yem fiyatlarına gelen zamlardan en büyük nasibi süt üreticisi de aldı.
6 ay önce soğutulmuş süte yapılan zam, artan yem fiyatları ile birlikte eriyip giderken; diğer bir taraftan hem besiciyi hem de et ve süt yönünden herkesi yakından ilgilendiren hayvancılığın olmazsa olmazı damızlıklarında artan yem fiyatları yüzünden kesime gitmesi üreticiyi derinden yaralıyor.
ÜRETİCİNİN VE BESİCİNİN GÖZÜ BAKAN PAKDEMİRLİ’DE
Üretici ve besici ise sorunun çözülmesi açısından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den girişim bekliyor.  Şöyle ki besici kasaplık hayvan ithalatının azaltılmasını beklerken; süt üreticisi ise Gıda komitesi ve USK’dan (Ulusal Süt Konseyi) süt fiyatlarının artırılmasını bekliyor. Diğer bir sorun daha var ki acilen yem fiyatlarına müdahale olunması bekleniyor.
Muhammet Oluklu’nun kaleminden
 
20.7.2018
Devamı

Çoban Evi Karavanlar

Konya Ereğli’de KOP kapsamında İlçe Tarım Müdürlüğü aracılığıyla 100’den fazla koyunu olan çobanlara 26 adet karavan törenle verildi. Yaklaşık bir milyon liraya mal olan projenin yüzde 70’i devlet tarafından karşılanırken yüzde 30’unu çobanlar karşılayacak. 4 kişilik olan karavanlarda oda, mutfak, buzdolabı ve duş alma bölümleri bulunuyor.  Karavan teslim töreninde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, karavanların çobanlara hayırlı olmasını diledi. Karavanların çobanların yayladaki tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edildiğini ifade eden Milletvekili Halil Etyemez, karavanlarla birlikte çobanların hayat standardının yükseleceğini belirtti.
16 yıllık AK Parti iktidarı döneminde tarım ve hayvancılığın en çok önem verdikleri alanlardan biri olduğunu kaydeden Milletvekili Etyemez, üreticilere verdikleri desteklerle, tarım alanlarını korumak ve geliştirmek için yaptıkları yasal düzenlemelerle çiftçilerin üretimini artırmayı hedeflediklerini söyledi. Çiftçilere verilen desteklerden bahseden Halil Etyemez, “2002 yılında 1.8 milyar lira olan tarımsal destek miktarını, 2017 yılında 12.9 milyar liraya çıkarttık. 2002’de 83 milyon lira hayvancılık desteği verilmiş iken, bu desteği 2017 yılında 3.8 milyar liraya yükselttik. Çiftçilerimize son 15 yılda toplam 105 milyar lira destek verdik. Çiftçilerimizin kullanmış oldukları mazotun yarısını destek olarak veriyoruz. 2003-2017 yılları arasında çiftçilerimize 8.2 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Geçtiğimiz yıl için çiftçilerimize bu yıl yaklaşık 2 milyar lira mazot parası ödedik. Desteklerimiz tabi ki bunlarla sınırlı değil. Yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına yüzde 50 hibe sağlıyoruz. Küçükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerimize çoban istihdamında destek sağlıyoruz. Damızlık düve, manda, koç, teke üretim merkezleri kurulmasını destekleme kapsamına aldık. Mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri belirledik ve bu bölgelere ilave özel teşvikler sağladık.” dedi.
Konya’da hayvancılık yatırımlarını desteklediklerinin altını çizen Etyemez,  yeni desteklerle hayvancılıkta büyümenin hız kazandığını vurguladı. Büyükbaştan küçükbaşa, besiden süte, yemden arıcılığa kadar birçok alanı destek kapsamına aldıklarına dikkat çeken Etyemez, “Küçükbaşta 100-200 baş, büyükbaşta 10-50 baş anaçlık işletmeleri destekliyoruz. Ayrıca yüksek verimli erkek damızlık alımında yüzde 80 hibe veriyoruz. Son 15 yılda Konya’da hayvancılık desteğini 74 kat artırdık. Yaklaşık 2 milyar lirası hayvancılık olmak üzere Konya’ya toplam 7 milyar lira tarımsal destek sağladık. Konya, damızlık düve ve damızlık koç-teke üretim merkezi oluyor. En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve ve damızlık koç-teke üretim merkezleri kuruyoruz. Konya’da kırsal kalkınma hamlesini başlattık. Son 11 yılda Konya’ya 173.5 milyon lira hibe desteği verdik. Bu hibelerle 281 yeni tarımsal sanayi tesisi kuruldu, 2 bin 621 kişiye istihdam sağlandı. Gençlere 30 bin lira hibe desteğini 2016 yılında uygulamaya geçirdik. Konya’da 2016-2017 yıllarında 520 genç girişimciye 15.6 milyon lira hibe sağladık.” diye konuştu.
 
20.7.2018
Devamı

Gediz Nehri ilgili Bakanlıktan Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Gediz Nehri’nin temizlenmesi konusunda basına yansıyan haberlerle ilgili olarak yazılı açıklama geldi. Açıklamada  “2008 yılında hazırlanan ve 2013 yılında revize edilen Gediz Havza Koruma Eylem Planı ile; Gediz Havzasında oluşan kirliliğin önlenmesi, havzanın korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla öncelikle havzada durum tespiti yapılmış olup kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler belirlenerek uygulamaya geçilmiştir.” Denildi.
2008 yılında Manisa iline bağlı Akhisar ve Alaşehir, İzmir iline bağlı Foça ve Çiğli ile Kütahya iline bağlı Gediz Belediyelerine ait sadece 5 adet atıksu arıtma tesisi yeterli durumda çalışırken, bunlara ilaveten Manisa iline bağlı Gördes, Ahmetli, Turgutlu, Salihli, Saruhanlı ve Kula yerleşim birimleri, İzmir iline bağlı Kemalpaşa ve Menemen yerleşim birimleri olmak üzere toplam 13 adet atıksu arıtma tesisi işletmededir. Ayrıca kapasitesi yetersiz olan ve ömrünü tamamlayan Manisa Merkez AAT’nin yerine yeni atıksu arıtma tesisinin inşaatına devam edilmektedir.
Bütüncül havza yönetimi anlayışıyla su kirliliğinin önlenmesi ve azaltılması, su kaynaklarının kalitesinin korunması ve miktarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak maksadıyla havza koruma eylem planlarının nehir havza yönetim planına dönüştürülmesi çalışmaları 2014 yılından itibaren gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, Gediz Nehir Havza Yönetim Planının Hazırlanması Projesi”  11 Temmuz 2016 tarihinde resmi olarak başlatılmıştır.
Gediz Nehir Havza Yönetim Planında, havzadaki yerüstü ve yeraltı suyu kaynakları su kütleleri bazında incelenmekte, su kütlelerinin üzerindeki noktasal, yayılı ve hidromorfolojik tüm baskı ve etkiler belirlenmekte ve yapılan izleme çalışmaları ile suyun miktar ve kalite durumları ortaya konulmaktadır. Akabinde, tüm su kütlelerinde iyi su durumuna ulaşılması maksadıyla alınması gerekli tüm tedbirler ve maliyetler ortaya konulmaktadır.
Bu minvalde Gediz Havzası’ndaki tüm su kütlelerinin iyi duruma erişmesi ve iyi durumda olanların da durumlarının korunması maksadıyla 7106 adet tedbir belirlenmiş olup söz konusu tedbirlerin yatırım maliyeti 6,2 milyar TL’dir. Uzun yıllardır yoğun kullanım ve kirlilik baskısı altında bulunan Gediz Nehri’nde teknoloji bazlı deşarj standartlarından alıcı ortam esaslı deşarj standartlarına geçilmesi, en önemli tedbirlerden birisi olarak belirlenmiştir. Detaylı ekonomik analiz ve modelleme çalışmaları yapılarak önceliklendirilen söz konusu tedbirlerin uygulanmasından sorumlu kurum ve kuruluşlar ve uygulama dönemleri, Gediz Nehir Havza Yönetim Planı’nda belirlenmiştir. Bu plan kapsamında ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde yapılacak çalışmalarla tüm tedbirlerin alınması sağlanacaktır.
Gediz Havzası her yönüyle detaylı olarak incelenmekte, elde edilen sonuçlar doğrultusunda mevcut mevzuatta belirlenen önlemlerin yeterliliği analiz edilmektedir. İlaveten, Bakanlığımızca yürütülen tüm faaliyetlerde; gerek havzada yaşayanlar, gerek sivil toplum örgütleri ve üniversiteler, paydaş olarak projelere dâhil edilmektedir. Projeler kapsamında açılış toplantıları, çalışma grubu toplantıları, paydaş katılım toplantıları, paydaş bilgilendirme toplantıları ve kapanış toplantıları gibi faaliyetler düzenlenerek gelinen aşamalar paydaşlara aktarılmaktadır. Bununla birlikte Bakanlığımız internet sitesinde projelerimize dair etkinlik ve gelişmeler yayınlanmaktadır. İlaveten, “Havza Yönetim Heyetlerinin Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” ile oluşturulan Gediz Havza Yönetim Heyeti ve havzaya giren illerde oluşturulan İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulları marifetiyle planların uygulanması takip edilmekte ve havzadaki su yönetimi konuları görüşülmektedir.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Gediz Deltası Sulak Alanı’nda yönetim planı hazırlanması, çevre düzenlemesi ve kuş gözlem kuleleri başta olmak üzere birçok farklı proje de gerçekleştirilmiştir. Sözlerine yer verildi.
 
 
18.7.2018
Devamı

Devlet Arazilerine ‘de Tarım İzni Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, devlet arazileri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Devletin, ‘Münbit topraklarının kiraya açılacağını söyleyen Pakdemirli, şunları kaydetti: “Devletin çok münbit toprakları var. Bunları ilerleyen dönemde kiralamaya açmak istiyoruz. Burada işte kooperatifleşmenin önemi ortaya çıkıyor. Tek kişinin, 3-5 kişinin yetmeyeceği güçlerde bu kiralamaları yapıp çok büyük arazilerde, ölçek ekonomisine uygun tarımı, hayvancılığı yapma imkânımız olacak. Güzel bir kira kontratı yapacağız. İyi kontratların üzerinde bunların halkımızla buluşmasını sağlayacağız. Hem üreticilerimize bir kazanç kapısı imkânı olacak hem de tüketici yerli ürünlerden dolayı gıda enflasyonundan bir nebze daha kurtulmuş olacak”

Görevi boyunca üretici ve tüketiciyle semt pazarlarında da buluşacağını, sorunlara ortak çözüm yollarını bulacağını vurgulayan Pakdemirli, “Beni pazarda da görecekler” dedi.
“Gıda enflasyonunu yapısal reform ve günlük taktiksel hareketlerle önlemek mümkün” diyen Bakan Bekir Pakdemirli, “Stokçuluğu hassasiyetle takip edeceğiz. Çiftçimize yıl boyu daha kaliteli saklama getirirsek ürün fiyatıyla ilgili spekülasyonlardan uzak bir ortam yaratmış oluruz” dedi.
 
17.7.2018
Devamı

Mısır Üreticisi İsyanda

Ekonomik sıkıntılar, mazot, tohum ve gübre gibi girdi maliyetlerin sürekli yükselmesi çiftçiye zor günler yaşatıyor. Silvan’da 40 dönüm üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, gelecek dönem mısır ekimini bırakacaklarını dile getirdi.
Evrenselin haberine göre Diyarbakır merkez başta olmak üzere Silvan, Bismil, Çınar ve Ergani ilçelerinde yetiştirilen mısır, bu yıl masrafı kurtaramıyor. Silvan ilçesinde yaklaşık 40 bin dönümlük arazi üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, taban fiyatının açıklanmasını bekliyor. Devlet desteğinin yetersiz olduğunu, mazot, gübre ve tohum gibi girdi maliyetlerinin yükseldiğini dile getiren çiftçiler, zor günler geçiriyor. Yerli tohum yerine ithal tohum kullanmaya teşvik edilen çiftçiler, 12-13 kilogramlık mısır tohumlarını ise 350 ile 500 lira arasında değişen fiyatlarda almak zorunda kalıyor.
BİR DÖNÜME BİN LİRA
Bir buçuk liraya alınan gübrenin ise bazen karaborsaya düşmesi sonucunda kilosu 2 liraya çıkıyor. Yine, mazotun 6 lirayı bulması çiftçinin belini büküyor. Şubat ayından itibaren mısır yetiştirmek için hazırlıklar yapılırken, ağustosun ayının sonlarına doğru ise mısır hasadı yapılıyor. Yoğun emek isteyen mısırın ekildiği bir dönümlük arazide ise çiftçilere maliyeti en az bin lira. Silvan’da yetiştirilen mısır ise bölge illerinde bulunan fabrikalara götürülerek, hayvan yemi ve mısır yağı olarak işlendikten sonra piyasaya sürülüyor. 40 yıldır Silvan’da çiftçilik yapan Abdulbaki İlterli (55), son 12 yıldır mısır ekiyor.  150 dönüm arazide mısır eken İlterli, yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. İlterli, “Devlet, çiftçiye sahip çıkmıyor. Bizleri, ölüme mahkum etti” dedi.
‘DEVLET DESTEĞİ BİZİM İÇİN HİÇTİR’
Çiftçi desteklemelerine ilişkin de konuşan İlterli, “Devletin desteği, bizim için hiçtir. Bize dönüm başı en fazla 15 lira destek veriyor. 100 dönümde bin 500 lira veriyor. Her çanta, 85 litre mazot alıyor. Verilen para 4 çanta mazot etmiyor. Destekleme bizim için bir şey ifade etmiyor. 100 dönümde 100 bin lira masrafın oluyor” dedi.
Hasat ettikleri mahsulleri ya Devlet Mahsulleri Ofisi’ne ya da mısır alıcısı tüccarlara sattıkları belirten İlterli, geçen yıl mısırın kilosunu 70 kuruşa sattıklarını, bu yıl 80 kuruştan düşmemesi gerektiğini, aksi takdir zarar edeceklerini belirtti.
‘ÇİFTÇİNİN BELİ KIRILIYOR’
Önümüzdeki yıl mısır yerine buğday ekeceğini ifade eden İlterli, şöyle devam etti: “Mısırın maliyeti yüksek. Mazot pahalı. Bu şekilde beni kurtarmıyor. Buğdayın masrafı daha az. Önümüzdeki yıl buğday ekmeyi düşünüyorum. Zaten borçlanıyoruz. Borçlarımızı ödeyemediğimiz vakit ne yapacağız.” Mazot, tohum ve gübre fiyatlarının artmasıyla durumlarının gittikçe kötüye gittiğini ifade eden İlterli, “Bu üçü çiftçinin belini kırıyor. Gemiye 2 liradan verilen mazot, çiftçiye neden 6 liraya veriliyor” diye konuştu.  
‘ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEK İÇİN HER ŞEY YAPILIYOR’
Emek veren çiftçinin olduğu, ancak zarar edenin de yine çiftçi olduğunu vurgulayan İlterli, “Çiftçiler, komisyonculara, sebze haline ve marketlere çalışıyor. Bizler çalışıyoruz, onlar kazanıyor” dedi. Bu yıl yetiştirilen mısırdan herhangi bir kazanç elde edemedikleri durumunda mısır yetiştirmeyi bırakacaklarını dile getiren İlterli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet çiftçiye bakmıyor. Diğer devletler çiftçilerine destek veriyor. Ama burada çiftçiye destek verilmiyor. Çiftçiyi öldürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Neden çiftçileri üretimden uzaklaştırıyorsunuz? Dışardan ithal ettiğiniz ürünleri almayın. Diyorlar, ‘Daha ucuza alıyoruz.’ Mazotu, gübreyi ve tohumu ucuzlatın. Çiftçinizi destekleyin. Maliyet ucuz oldu mu ürünler de ucuz olur” diyerek yetkililerin duyarsızlığına dikkat çekti. 
 
 
16.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 
13.7.2018
Devamı

Çiftçi gelecekten umutlu değil

Türkiye’de çiftçilerin nabzını tutarak tarım sektöründeki mevcut tablonun daha net ve doğru şekilde anlaşılmasına yardımcı olacak önemli bir anket çalışması yapıldı. Doktar tarafından yapılan anket 81 ilin 665 ilçesinde üçbin yüzseksen yedi çiftçi ile görüşülerek gerçekleşti.
 
Tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3 bin 187 üreticiyle görüşerek “Çiftçinin Nabzı Araştırması”nı gerçekleştirerek çiftçilerin 5 yıl öncesine göre kazançlarının %61 azalırken, çiftçilerin %84 ise para biriktirecek kadar kazanç elde etmediklerini söyledi. Çiftçilerin %56 sı maliyet hesabı yapmazken %71i ise girdileri vadeli alıyor. Bloomberk ten İrfan Donatın haberine Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
 
Kırsaldaki üreticilerin profil ve gelirini, finans ve bankacılık konusundaki uygulamalarını, ürün satışında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ortaya koyan anket çalışması, çiftçilerin teknik yeterliliklerini, yaşama ve teknolojiye karşı bakışını ve tarım markaları ile ilişkilerine yönelik de ipuçları veriyor.
Dolayısıyla bu araştırma, tarımla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan tüm kamu kurumları ve özel sektör için yol haritası niteliğinde bulgulara sahip.
Lafı fazla uzatmadan ankette gözümüze çarpan ilginç verileri özetle sizlerle paylaşalım:
ÇİFTÇİLERİN %61’İNİN KAZANCI 5 YIL ÖNCESİNE GÖRE AZALDI
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19.



Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Bir diğer deyişle çiftçilik faaliyetinden tasarruf yapabilecek kadar para kazandığını söyleyen üreticilerin oranı sadece yüzde 16.


Çiftçilerin yüzde 46’sı tarım ile para kazanılabileceğini söylüyor. Yüzde 47’lik bir kesim ise tarımsal faaliyetle iyi para kazanılamayacağını savunurken, yüzde 7 ise kararsız.
Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde.
Son 3 yıl içinde yatırım yapabilenlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda ise yüzde 59’u tercihini traktörden yana kullanmış. Sulama tarafında damla/yağmurlama gibi sistemlere yatırım yapanların oranı sadece yüzde 31 seviyesinde. Yüzde 9’u ise dondan koruma sistemleri, yeni bahçe tesisi gibi alanlara yatırım yapıyor.
ÇİFTÇİLERİN %56’SI MALİYET HESABI YAPMIYOR
Anket sonuçları çiftçinin finansal okuryazarlık konusundaki mevcut durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankete göre çiftçilerin yarıdan fazlası maliyet hesabı yapmıyor.
Türkiye’de maliyet hesabı yapan çiftçi oranı sadece yüzde 44 seviyesinde, geriye kalan yüzde 56’lık kesim gider/gelir hesabı tutmuyor.
ÇİFTÇİLERİN %71’İ GİRDİLERİ VADELİ ALIYOR
Her zaman dile getirdiğimiz üzere üreticilerin en büyük sorunlarından bir tanesi ithalata bağımlı durumdaki girdilerin maliyeti ve erişim koşulları.
Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor.


 
Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
ÇİFTÇİLERİN YARISI ÖDEDİĞİ FAİZİ BİLMİYOR
Ama işin daha da ilginç ve vahim tarafı şu ki kredi kullanan çiftçilerin yüzde 52’si ödediği faizin oranı ya da miktarını yani borçlanma maliyetini bilmiyor.
Banka ile çalışma oranı en düşük bölgeler olarak Doğu ve Batı Karadeniz karşımıza çıkıyor. Bu bölgelerdeki çiftçiler aynı zamanda girdileri peşin temin etmede en yüksek orana sahip.
Peki çiftçiler bankalar ile çalışmak konusunda neden çekimser?
Ankete göre bankalarla çalışmak istemeyen çiftçilerin yüzde 27’si yüksek faiz ödeyeceklerini düşündükleri için bankanın kapısını çalmıyor.
Yüzde 21’i ihtiyaç duymadığı için, yüzde 13’ü kredi alamadığı için ve yüzde 10’u da vade günü ertelemesi olmadığı için bankalarla çalışmayı tercih etmiyor. Gerekçelerini prosedür çokluğu olarak gösterenlerin oranı yüzde 8 iken başka borcu olduğu için banka ile çalışmak istemeyen çiftçilerin oranı yüzde 7. Çiftçilerin yüzde 6’sı banka ile çalışmanın avantajı olmadığını görüşünde iken yüzde 5’i ise güvenmediği gerekçesiyle banka ile çalışmaya sıcak bakmıyor.

 
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 24’ü tarım sigortası yaptırıyor. Büyük üreticilerin yüzde 39’u sigorta yaptırırken, küçük üreticilerde bu oran yüzde 16’da kalıyor.
ÇİFTÇİLERİN %59’U ÜRÜNÜNÜ TÜCCARA SATIYOR
Anketin en can alıcı bölümlerinden bir tanesi de üreticinin malını kime hangi kanal üzerinden sattığı ile ilgili.
Çiftçilerin verdiği yanıtlara bakıldığından neredeyse her ürün grubundaki üretici için tüccar, bir numaralı alıcı konumunda. Çiftçilerin yüzde 59’u ürününü tüccara satıyor.
Kooperatif, birlik ya da kurum üzerinden ürününü pazarlayan çiftçilerin oranı sadece yüzde 16. Çiftçilerin yüzde 11’i ürününü fabrikalara satarken, yüzde 11’i ise ürününü aracısız şekilde son tüketiciye ulaştırma şansı buluyor. Çiftçilerin yüzde 7’si de ürününü hal üzerinden satıyor.


ÜRETİCİLERİN %68’İ PARASINI HASATTA ALIYOR
Peki üreticiler sattıkları ürünlerin parasını ne zaman alabiliyor?
Ürününü hemen hasatta alan üreticilerin oranı yüzde 68 seviyesinde. Hasattan 1 ay sonra parasını alanların oranı yüzde 18 iken, hasattan 2-3 ay sonra alabilenlerin oranı yüzde 8 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 5’i ise hasattan ancak 4-6 ay sonra ürününün parasını alabiliyor.
Anketten çıkan önemli bir sonuç da şu: Çiftçi büyüklüğü ile beraber çiftçinin ürünü saklayarak satış gücünü arttırma kapasitesi de artıyor.
Gelecek dönemde arz-talep dengesinin ve fiyatlarda istikrarın sağlanması açısından en önemli enstrümanlardan biri olarak nitelenen lisanslı depoculuk konusuna da çiftçi şuan için uzak gözüküyor.
Ankete göre çiftçilerin sadece yüzde 1’i lisanslı depoculuğu kullanırken, yüzde 77’si ise lisanslı depoculuğu hiç duymadığını belirtiyor. Küçük üreticiler arasında lisanslı depoculuk kullanan neredeyse yok gibiyken büyük ölçekli üreticilerde lisanslı depoculuğu kullananların oranı yüzde 4 seviyesinde.
ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNE KENDİ KARAR VERİYOR
Tarımda planlama sorunu olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz.
Anket sonuçları da bize çiftçinin bu konuda kendi başına karar verdiğini gösteriyor. Çiftçilerin yaklaşık yüzde 80’i ne ekeceğine kendisi karar veriyor. Aile ve yakın çevresinin telkiniyle üreteceği ürüne karar verenlerin oranı yüzde 10 iken, üreticilerin yüzde 4’ü ise ziraat mühendislerine danışarak ekeceği ürüne karar veriyor.
Peki çiftçi başta gübre ve ilaç olmak üzere girdi kullanımında en çok kime danışıyor?
Ankete göre çiftçilerin yüzde 55’i kendi kararına göre gübre ve ilaç kullanıyor.
Kendi kararı dışında gübre ve ilaç için bayiye danışanların oranı yüzde 18 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 12’si il/ilçe tarım müdürlüklerine, yüzde 8’i aile ve yakın çevresine, toplamda yüzde 17’lik kısmı ise serbest danışman niteliğindeki ziraat mühendisleri, Tarım Kredi Kooperatifi ya ziraat odasına bağlı ziraat mühendislerine söz konusu girdilerin kullanımında danışıyor.

 
Çiftçilerin yüzde 27’si teknik konularda kimseye danışmıyor. Yüzde 25’lik kesim ise Tarım Müdürlüklerine danışırken yüzde 24’ü ise bayilere danışıyor.
Aslında anketteki bu sonuçları şöyle de okuyabiliriz: Ziraat Odaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin ne ilaç ve gübre tercihinde ne de teknik konulardaki danışmanlık ihtiyacında etkili olamıyor. Bayiler bu konuda çok daha etkin ve yönlendirici konumda.
TOPRAK ANALİZSİZ ÜRETİM
Toprak analizinin tarımsal üretimin maliyeti, verimi ve kalitesi açısından ne kadar önemli olduğu konusunda çiftçilerde tam bir farkındalık yaratılamadığı da ankette karşımıza çıkan bir başka sonuç.
Çünkü Doktar’ın çiftçi anketine göre Türkiye’de hâlâ üreticilerin yüzde 57’si toprak analizi yaptırmıyor, yüzde 51’i de düzenli ziraat mühendisi desteği almıyor.
Peki mevcut koşullarda çiftçi açısından en önemli 3 sorun ne?
Mazot maliyeti, gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk, çiftçinin en önemli 3 sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu cevaplar çok şaşırtıcı değil, zira bahsedilen meseleler tarım sektörü açısından kronik sorunlar ama yine de bu veriler tarımın geleceğini şekillendirmek isteyenler açısından önemli.
Çiftçilerin yüzde 57’si en önemli sorun olarak yüksek mazot maliyetini gösterirken, yüzde 44’lük bir kesim için en önemli sorun yüksek gübre maliyeti.
Üreticilerin yüzde 27’si ise en önemli sorun olarak pazara erişimdeki zorluklar ve hak edilen fiyata ürünlerini satamamayı gösteriyor.

 
ÇİFTÇİLER GELECEKTEN NE BEKLİYOR?
Anketin “Hayata ve Geleceğe Bakış” kısmında ise çiftçinin geleceğe yönelik umut taşıyıp taşımadığına değinilmiş.
Türkiye’deki çiftçilerin yüzde 45’i gelecekten umutlu değil, yüzde 19’u ise bu konuda kararsız.
Üreticilerin yüzde 41’i gelecekten umutlu olduğunu söylüyor ama ilginç olan ise büyük çiftçilerin daha da umutsuz olması. Zira büyük çiftçilerin yüzde 52 gibi yarıdan fazla bir oranı gelecek için umutlu olmadığını dile getiriyor.
Umut olmayınca kırsaldaki nüfusu tutmak da zor oluyor.
Ankete göre çiftçilerin yarısından fazlasının – yüzde 52- ailesinde şehre göç eden bir birey mevcut. Küçük, orta ve büyük ölçekli çiftçiler arasında küçük çiftçiler göçten en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle Doğu Anadolu, Doğu ve Batı Karadeniz göçten en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.
ÇİFTÇİLERİN %64’Ü ÇOCUKLARININ TARIMLA UĞRAŞMASINI İSTEMİYOR
Bu işte gelecek görmeyen çiftçilerin önemli bir kısmı çocuklarının ileride tarımla uğraşmasını istemiyor.
Ankete göre üreticilerin yüzde 64’ü çocuklarının kendileri gibi çiftçilikle uğraşmasını, tarımsal üretim yapmasını istemiyor.
Bu soruya ‘İsterim’ ve ‘Kesinlikle isterim’ şeklinde yanıt veren çiftçilerin oranı ise sadece yüzde 30. Ancak ‘kesinlikle isterim’ diyen yüzde 5 ile ‘kesinlikle istemem’ diyen yüzde 20 arasındaki 4 katlık keskin fark da dikkat çekici.


ÜRETİCİLERİN %56’SI TARIM POLİTİKALARINDAN MEMNUN DEĞİL
Anketin önemli başlıklarından bir tanesi de çiftçinin kamu politikalarına yönelik görüşü.
Üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun olmadığını dile getiriyor. Memnun olanların oranı ise yüzde 29 iken çiftçilerin yüzde 13’ü ise bu konuda kararsız olduğunu belirtiyor.

 
Büyük çiftçilerin tarım politikalarından memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 72 ile ortalamanın daha da üzerinde. Büyük çiftçilerde memnuniyet oranı yüzde 16 seviyesinde.
Doktar’ın çiftçinin nabzı anketinde öne çıkan noktaları paylaşmaya çalıştık.
Doktar Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen, ankette öne çıkan bulguları şu şekilde özetliyor: “Çalışmanın en önemli bulgusu, çiftçi işini profesyonel yönetmiyor. Profesyonel yönetimden kastım ne? Kârlı bir şirket için finansal ve operasyonel olarak dikkat etmeniz konular var. Çiftçiler bunların hiçbirini yapmıyor. Yani birkaç cümle ile özetlemek gerekirse çiftçi için ‘tarım eşittir tarla’ halbuki ‘tarım eşittir tarımsal işletme’ olmalı.”
Özetle, bu anketi değerlendirirken karşımıza yine finansal okuryazarlık, eğitim, planlama ve örgütlenme tarafındaki eksikliklerimiz çıkıyor.
Umarız bu anketin sonuçları iyi analiz edilerek yeni dönemdeki tarım politikalarının ve kırsal kalkınma stratejilerinin şekillenmesine katkıda bulunur.
 
 
12.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Görev Yetkileri Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde iki bakanlığın birleştirilmesiyle oluşturulan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görev ve yetkileri belli oldu.
Gıda üretimi güvenliği, kırsal kalkınma, çiftçilerin örgütlenmesi, tarım piyasalarının düzenlenmesi gibi konulardan sorumlu olacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı aynı zamanda ormanların korunarak geliştirilmesi, çölleşme ve erozyonla mücadele, mera ıslahı gibi alanlardan da sorumlu olacak.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dair 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri ile teşkilat yapısı da belirlendi.
Bakanlığın görev ve yetkileri arasında, gıda üretimi güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasını sağlamak yer aldı. Çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlenmesi, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi hususlar bakanlığın ana faaliyet konuları arasında sıralandı. Ayrıca, ormanların korunması, geliştirilmesi, işletilmesi, ıslahı ve bakımı, çölleşme ve erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve ormanla ilgili mera ıslahı konularında politikalar oluşturulması amacıyla çalışmalar yapmak, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilikle av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi bakanlığın sorumluluk sahaları olarak belirtildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarından oluşacak.
Bakanlığın hizmet birimlerinde, Gıda ve Kontrol, Bitkisel Üretim, Hayvancılık, Balık ve Su Ürünleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele, Doğa Koruma ve Milli Parklar, Su Yönetimi, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler ve Personel genel müdürlükleri ile Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı, Şeker Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Özel Kalem Müdürlüğü yer alacak.
Bakanlığa bağlı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, hayvan refahını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacak, güvenilir gıda ve yem arzını sağlayacak. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü de çayır, mera ve yaylaları koruyacak tedbirleri alacak.
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, toprağın korunması ve tabi kaynakların geliştirilmesi amacıyla havza bütünlüğü esas alınarak çölleşme ve erozyonla mücadele, çığ, heyelan ve sel kontrolüyle entegre havza ıslahı plan ve projelerini yapacak, uygulanmasını izleyecek, bu faaliyetlere proje bazında destek verecek.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesiyle ilgili işleri yürütecek.
Öte yandan bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla geçici çalışma grupları oluşturabilecek. 
 
 
11.7.2018
Devamı

Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün

Bakan Pakdemirli’den İlk Mesaj :  Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün
Yeni kabinenin açıklanması ile birlikte kabinenin 16 bakanı TBMM de yemin töreninin ardından devir teslim törenleri ’de gerçekleşti. İl tören Orman bakanlığında gerçekleşirken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise yeni dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevi Ahmet Eşref Fakıbaba’dan devraldı. Bakanlığın makam katında gerçekleşen törende  Yeni Bakan Bekir Pakdemirli Çiftçimizin yüzü gülsün Çocuklarımız ormanla büyüsün mesajı verdi. Bakan Pakdemirli devir teslim töreninde şu sözlere yer verdi.  "Elinizi ayağınızı buradan çekmeyin, biz her zaman sizden faydalanmak isteriz" dedi.
Yeni dönemde üretici ve tüketiciyi koruyan bir şekilde çiftçiliği ileriye götüreceklerini söyleyen Pakdemirli, yerli ve milli duruş sergileyeceklerinin altını çizdi. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacaklarını kaydeden Pakdemir, "Petrolümüz yok, altınımız yok ama çok güzel topraklarımız var. Tarımın yapıldığı ilk yer. Suyumuzu, toprağımızı iyi kullanacağız. Zaman zaman hata da yapacağız, bizi koruyup kolladıkları için medya mensuplarımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Kimdir

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'deki  töreninin ardından yeni kabinede yer alan bakanları açıkladı. Buna göre 1973 yılında İzmir'de doğan merhum eski Başbakan Yardımcısı Ekrem Pakdemirli'nin oğlu Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanı oldu. BİM, Turkcell ve Albara'nın yönetim kurulu üyesi görevlerini de yapan Pakdemirli, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Başkent Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı ve Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü. Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanlarında serbest girişimcilik yapan Pakdemirli, çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında genel müdürlük görevlerini üstlenen Pakdemirli, uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından yine aynı şirkette danışmanlık yaptı. Pakdemirli, sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında Tarihi Kemeraltı AŞ ve Türkiye Ruh Sağlığı Tedavi Vakfı Yönetim Kurulu üyeliklerini, Anadolu Otizm Vakfı Mütevelli üyeliğini, Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği üyeliğini de sürdürüyor. Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik gibi hobileri bulunan Pakdemirli, İngilizce biliyor. Pakdemirli, evli ve üç çocuk babası.
 
10.7.2018
Devamı

Pakdemirliden İlk Açıklama

Bakan Pakdemirli, tarımın her tarafına dokunmuş bir aileden geldiğini söyledi.
Pakdemirli, "Bize bu görevi layık gören Reis-i Cumhurumuza, Erdoğan Bey'e çok çok teşekkür ederim. Çok büyük bir sorumluluk. Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk hissettiriyor ama bir yandan da çok büyük bir şeref. Memleketimize, insanlarımıza hizmet etmek büyük mutluluk" dedi.
Bakanlığı bekleyip beklemediği sorusu üzerine Pakdemirli, "Açıkçası ben çok yakın bir zamanda duydum. Ancak bakanlığın bu olacağını ben de bilmiyordum. Ama bu bizim uzak olduğumuz bir şey değil. Çiftliğimiz var. Üzümümüz, incirimiz, tavuk kümeslerimiz var. Yani tarımın her tarafına dokunmuş bir aileyiz. Zor olmayacak diye düşünüyorum. Allah hepimizi muvaffak etsin. Tabii görevlerin hepsi zor. İnşallah zoru hemen yaparız, imkansız da biraz zaman alır" diye konuştu.
 
 
10.7.2018
Devamı

Ya Süt Fiyatları Yükseltilsin, Ya Yem Fiyatları Düşürülsün

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci  süt ve yem fiyatlarını değerlendirdi. Başkan Dermenci “Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.”dedi.  Başkan Dermenci yem fiyatlarına ilişkin ise şu sözlere yer verdi. “Bakanlığımızdan acilen yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz.” Dedi.
Dermenci yazılı açıklamasında şunlara değindi.
 
"Ankara’da gerçekleştirilen son Ulusal Süt Konseyi toplantısında, bir litre sütün fiyatı 1,53 TL olarak belirlenmişti. Aradan 7 ay geçmesine rağmen Haziran ayı içerisinde yapılması planlanan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı hala yapılamamıştır.
 
Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
 
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.
 
Süt fiyatı belirlenirken girdi maliyeti kesinlikle ve kesinlikle göz önünde bulundurulmalı veya süt fiyatı yem fiyatının artış oranına göre belirlenmeli ya da Devletimiz acilen yem fiyatlarına müdahale ederek, yem fiyatında indirime gitmelidir. Aksi takdirde bu yem fiyatlarıyla sürdürülebilir bir süt ve besi hayvancılığının yapılması mümkün olmayacaktır.
 
Yem sanayicilerimiz yaklaşık 2-3 ay önce kur’daki artış ve hammadde bulmadaki yaşadığı sorunu ortaya koyarak yem fiyatlarında anlık ve güncel olarak ciddi bir artışa gittiler.   
 
Yem Fiyatlarında indirim bekliyoruz
 
Fakat bugün baktığımızda seçimlerden sonra kur fiyatlarında bir istikrar sağlandığı aşikârdır. Ülkemizde hasat mevsiminin gelmesiyle, arpa ve buğday hasadının birçok bölgemizde yapılmış ve yapılmakta olduğu bu dönemde, yemlik arpa ve buğday fiyatları da göz önüne alındığında, yem sanayicimizin daha önce ciddi artış uyguladığı yem fiyatlarının, maliyet oranlarının düşmesiyle yem fiyatlarında indirim bekliyoruz.
 
Eğer yetiştiricilerimiz sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapamaz ve yeteri kadar bir kazanç elde edemezse, hayvanlarını satıp üretimden çekilmek zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumun yaşanmaması için Bakanlığımızda acil olarak Ulusal Süt Konseyinin toplanmasını ve bunun yanında da yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz."dedi.
 
 
 
5.7.2018
Devamı

Süt Üreticisinin Gözü Komite'de

Süt üreticisinin gözü komitede. Çiğ süte 6 ay önce zam yapılmıştı. 6 aylık zaman diliminde birçok ürüne zam geldi. Yetiştiricinin en çok girdisi olan yem’e ise yüzde yirmi ile yirmi beş arasında zam geldi. Ulusal Süt Konseyi (USK ) ise temmuz ayında yapacağı toplantıda Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi'nden süt fiyatının artırılması hususunda destek bekliyor.
Yetiştirici ise artan girdi maliyetlerinden dem vurmaya devama ediyor. Üretimin devam edebilmesi açısından yem fiyatlarında veya çiğ süt fiyatlarında acilen yetiştirici revizyon bekliyor. Üretim maliyetlerinin istenilen ölçülere düşürülememesi durumunda üreticileri daha da zor günler bekliyor. Çiğ sütte acilen fiyat artımı yapılmalı. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının aşağı çekilmesi için de süspanse uygulanmalıdır.
Bunların yapılmaması durumunda üreticinin alın teri damızlık süt hayvanları yaklaşan kurban bayramında kurban olacak.
 
 
4.7.2018
Devamı

Fındıkta Rekolte 10 Temmuzda Açıklanacak

Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor. Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı. Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor
 
İHA'nın haberine göre, 2018 ürünü fındık rekoltesinin tespiti için Türkiye genelinde olduğu gibi, Trabzon’da da 25 Haziran’da başlatılan çalışmalar tamamlandı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın koordinasyonunda fındıkla ilgili tüm kesimlerin temsil edildiği komite tarafından belirlenen rekolte için bu yıl Trabzon’un tüm ilçelerinde çotanak sayımı gerçekleştirildi. Önceki yıllarda Trabzon’un ağırlıklı olarak fındık üretilen 10 ilçesinde rekolte tespiti yapılıyordu.
Sahil, orta ve yüksek kesimlerde örnekleme yöntemi ile rekolte tespiti yapan komisyonda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  İl Müdürlüğü, Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği (DKİB), S.S. Fındık Tarım Satış Koop. Birliği Genel Müdürlüğü (Fiskobirlik), Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği, (KİB), Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (GFAE) ve Ulusal Fındık Konseyi (UFK) yetkilileri yer aldı.
Öte yandan yaklaşık 65 bin hektarlık bir alanda fındık üretiminin yapıldığı Trabzon’da, 2018 yılı fındık rekoltesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye geneli ile birlikte 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor.
 
 
3.7.2018
Devamı

Gıda Fiyatları Arttı

İstanbul Ticaret Odasının  verilerine göre, İstanbul'da haziranda bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlar yüzde 1,27, toptan fiyatlar yüzde 1,4 arttı.
İstanbul'da, haziran ayında bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış yaşandı.
İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, Haziran 2018 itibarıyla Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık ortalama yüzde 9,79, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalama yüzde 12,34 artış gösterdi.
İstanbul'da haziranda bir önceki aya göre perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış kaydedildi. Geçen yılın aynı ayına göre ise perakende fiyatlarda yüzde 12,15, toptan fiyatlarda da yüzde 16,34 yükseliş yaşandı.
SEKTÖREL BAZDA DEĞİŞİM ORANLARI
Perakende fiyatlar, haziranda bir önceki aya göre, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 4,58, ev eşyası harcamalarında yüzde 3,88, kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 2,29, gıda harcamalarında yüzde 1,35, giyim harcamalarında yüzde 0,88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,76, konut harcamalarında yüzde 0,16 arttı. Diğer harcamalar grubunda fiyat değişimi izlenmedi.
 
 
2.7.2018
Devamı

Buğday'da Rekolte Kayıpları Çok

Türkiye’de son aylarda yaşanan sağanak yağışlar, bazı bölgelerde ise dolu şeklinde yağması buğday ’da kaliteyi düşürdü. Aşrı yağışlar buğday ‘da rutubeti artırmasının yanı sıra hem kaliteyi hem de hasatı zorlaştırdı.
Buğday ekim alanlarında hasat vaktinin başladığı şu günlerde çiftçiler verimin düştüğünü hasatın ise biçer döver ile zor yapıldığını vurgu yapıyor. Görülen o ki bu sene kaliteli buğday açığı ortaya çıkacak.
 Öte yandan hasatın uzun bir zaman almasından dolayı çiftçilerin diğer ekili ürünlere zaman ayıramaması da kalitenin yanı sıra rekoltenin de az olacağı yönünde.
 
 
 
 
 
28.6.2018
Devamı

Tarım Orman Birleşiyor

Önemli bir seçimi geride bıraktık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yüzde 50’nin üstünde oy alarak yeniden seçildi. Bununla birlikte yeni dönemde başlamış oldu.  Başbakanlık tarih oldu. Bunun yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçildi. Yeni sistemle bakanlık sayısının daha az olmasının yanı sıra bazı bakanlıklarda birleştirilecek.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise önemli değişiklikler hepimizi bekliyor. Yeni sistemle birlikte hem bakanlığın adı hem de bakan değişecek.
Mevcut Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba Şanlıurfa’dan Milletvekili seçildi.  Bakan Fakıbaba yeniden atanırsa milletvekilliğinden istifa etmesi gerekiyor. Seçim döneminde Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve paylaştığı yeni yönetim şemasına göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın adı "Tarım ve Orman Bakanlığı" olarak değişecek. Görülen o ki bakanlığın ismi ile birlikte birçok şeyde değişeceğe benziyor.
 Tarım konusunda ithalat ile ilgili kararlar alan Ekonomi Bakanlığının da kaldırılması tarımı etkileyecek hususlardan bir tanesi.
Ülkemizde Bakan değişimi, müsteşar değişimi ve bürokrat değişiminde bile birçok şey değişirken, bakanlığın ismi ve birleştirilmesi durumunda kim bilir neler değişecek.  Bu duruma alışıncaya kadar bizleri birçok sorunda beklemiş olacak. Bu süreçte tarım etkilenmemesi için herkesin üzerine düşeninin fazlasını yapması gerekiyor. Umuyoruz ki yeni yönetim şeklinin müspet manada hayırlı olmasını dilerim.
 Muhammt OLUKLU'nun kaleminden
 
 
 
27.6.2018
Devamı

TMO Nohut Alacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, nohut alımlarıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Bakan Fakıbaba “Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.”dedi. Fakıbaba yazılı açıklamasında şunlara yer verdi.
 
 “Ülkemiz bakliyat üretiminde önemli bir yeri olan nohut üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 17 artarak 550 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.
2018 yılı için nohut alım fiyatını ton başına 3.250 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 792 TL ile birlikte nohut üreticimizin eline ton başına 4.040 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Üreticilerimiz, her zaman Hükümetimizin ve Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bugüne kadar üreticilerimize sağladığımız destekleri, önümüzdeki yeni dönemde geliştirerek ve artırarak vermeye devam edeceğiz. 
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı nohut alımlarının ülkemize ve tüm nohut üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.” Dedi.
 
 
27.6.2018
Devamı

Süt Fiyatı İçin Ne Bekleniyor?

Yetiştirici Süt’e Zam Bekliyor
Türkiye’de seçimler bitti. Millet iktidara devam dedi. Herkesin bekleyişi ise devam ediyor. Zaman ise hiç durmadan akıp gidiyor. Su da akıp yolunu buluyor. Kimisi görev bekliyor, kimisi yükselmeyi, kimileri de yeni bakanların kimlerin olacağı konusunda tahminlerde bulunmaya çalışıyor.
Çiftçi, üretici ve yetiştirici ise üretebilmenin ötesinde birde zararlarından nasıl kurtulabilirim?  muhasebesi yapıyor.
Bildiğiniz gibi Ulusal Süt Konseyi 6 ay önce toplandı. Tarihinde ilk defa soğutulmuş süte 1,53 kuruş fiyat verildi. Bu fiyat yetiştiricinin yüzünü güldürdü. Gel gelelim 6 ay ne çok uzun nede çok kısa. 6 aylık bu zaman diliminde bir çok şeye de zam geldi. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yemin çuvalı 70TL oldu. Zaman akıp gitti. USK nın süt fiyatını belirleme vakti geldi. Geldi gelmesine ’de Ne komisyon üyelerinden nede yetiştirici temsilcilerinden ne ses var nede seda. Belliki herkes kendi sorunları ile meşgul. Ama üretici süte zam bekliyor. Girdilerin iki kat arttığı bu günlerde eli nasırlı üretici, yetiştiriciler çiğ süte zam bekliyor. Toplum olarak rehaveti bir kenarı bırakıp sorunlarımıza eğilmemiz gerek.  
Son yapılan değişikliğe göre Ulusal Süt Konseyi sütte fiyat artımı yapabilmesi için Gıda Komitesinden uygun görüş almak zorunda. Eğer bu uygun görüşü alamaması durumunda soğutulmuş süte zam yok demek. Bu durumda hızlı bir şekilde vakit kaybetmeden süte zam konusunu Üretici Birliklerinin temsilcileri gündeme getirmeli. Aynı zamanda süt ile ilgili yürütülen kampanyaları hızlandırmalıdırlar. 
Aksi durumda kapanmayan yaralar tarımda, hayvancılıkta büyüyerek devam edecektir.
Muhammet OLUKLU
 
 
 
 
26.6.2018
Devamı

Erkenci Patates Fiyatları Düşürecek İthalata Gerek Yok

Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar Anadolu İzlenimleri ’ne patates fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “patateste ithalata gerek yok. Patatesteki fiyat artışı geçicidir. Önümüzdeki günlerde erkenci patates toplanacak.” Dedi.
Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar Anadolu İzlenimleri ’ne patates fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “patateste ithalata gerek yok. Patatesteki fiyat artışı geçicidir. Önümüzdeki günlerde erkenci patates toplanacak. Niğde, Tokat’ın Niksar ilçesinde Bursa’nın Yenişehir de ve Afyonkarahisar’da erkenci yazlık dediğimiz patates çıkacak. Bu yüzden patateste ithalata gere yok dedi.


Tarlada Patates İki buçuk lira

Başkan Veli Kenar patates fiyatlarına ilişkinde değerlendirilmelerde bulunurken “ Patates fiyatları şuanda tarlada 2.50 kuruş tüketiciye gelene kadar patates fiyatları 6TL buluyor. Bu fiyatları halciler tüccarlar yükseltiyor dedi.
 
Ekim alanlarının az olması ve aşırı yağmur Patates fiyatlarında etkili oldu
Patates fiyatlarının artmasına yönelikte değerlendirmede bulunan başkan Kenar şunları söyledi.
“1 yıl önce yani 2016 -2017 yıllarında yazlıkçı dediğimiz patates ekim alanları bir hayli fazla idi. O yılda Adana’da yazlıkçı patatesin zarar etmesi 2017 -2018 yılında patatesin ekimin az olması ve aşırı yağmurlardan dolayı toplanamaması patates fiyatlarını etkiledi. Patates fiyatlarının yükselmesi geçicidir.  Önümüzdeki günlerde patates fiyatları ülke genelinde normale dönecektir.” Dedi.
 
25.6.2018
Devamı

Çiftçi Borçları Ertelendi

Çiftçilerin ve tarım işletmelerinin bu yıl maruz kaldıkları afetlerden dolayı Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarında 1 yıl ertelemeye gidildi.

Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, 1 Ocak 2018'den 31 Aralık 2018'e kadar Türkiye genelinde meydan gelen deprem, şiddetli rüzgar, yangın, aşırı sıcak zararı, samyeli, çığ, heyelan, taban suyu yükselmesi, sel-su baskını, fırtına, aşırı yağış, aşırı kar yağışı, kar fırtınası, dolu, kırağı, don, kuraklık, yıldırım düşmesi, güneş yanıklığı ve hortum afetlerine maruz kalan ve bu afetler nedeniyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri veya seraları zarar gören Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının diğer kayıt sistemlerine kayıtlı gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal amaçlı kooperatiflerin ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine (TKK) kredi borçları 1 yıl ertelendi.

Borç ertelemelerinde, hasar tespit komisyonu kararı aranacak. Komisyon kararları oy çokluğuyla alınacak. Çiftçilerin borçlarının ertelenebilmesi için zarar oranının en az yüzde 30 olması gerekecek.

Bakanlar Kurulu kararı, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
25.6.2018
Devamı

Genç Çiftçide En Büyük Destek Hayvancılığa

Genç çiftçi Projesinin 2018 yılı uygulaması için proje başvuruları, 02-30 Nisan 2018 tarihleri arasında il/ilçe müdürlükleri tarafından alınmıştı. İllerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan “İl Proje Değerlendirme Komisyonları” tarafından değerlendirilen başvurular nihayete erdirildi. Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 yılı uygulama yılında yaklaşık 16.733 genç çiftçiye hibe desteği verilecek.
Projede uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs - 05 Haziran 2018 tarihleri arasında sözleşmelerini imzalayarak, İş yapımına başladı. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilirken; projede en büyük destek ise hayvancığa verildi. Genç çiftçi projesi seçimlere az bir zaman kala projeden hak kazananların ise dağıtımları yapılmaya devam ediyor. En çok genç çiftçi  projesinden destekler ise hayvancılığa gidiyor.
 
Projelerin yüzde 75 Hayvancılık Üzerine
 
2018 yılı programı kapsamın genç çiftçilere, büyük baş ve küçük baş hayvancılık, arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında hibe desteği verilecek.
 
Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak “çok yıllık yem bitkisi üretimi” ile “arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği” de projeler içerisinde yer alacak.
Proje konuları içerisinde hayvancılık yine önemli bir yer tutacak. Toplam projelerin yüzde 75’ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.
Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.
Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için  TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürütülecek.
 
“2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçilere çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe verildi.  2018 yılında ise16 bin 733 genç çiftçiye 503 milyon TL hibe verilecek.
 Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası. Bu destekteki amacın, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz.” Denildi.
 
 
18.6.2018
Devamı

Mazot Desteği Nasıl Olmalı?

Türkiye, çok farklı bir seçime doğru gidiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi olarak adlandırılan 24 Haziran seçiminin çalışmaları da diğer seçimlerden çok farklı.
Parti ve aday farkı olmaksızın herkes çiftçiye mazot desteği vereceğini söylüyor. Bu konuda ilk polemik de Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba arasında yaşandı. Muharrem İnce'nin çiftçiye mazotun litresini 3 liradan verme vaadine karşı çıkan Bakan Fakıbaba, çiftçinin aldığı mazotun yarısının devlet tarafından ödendiğini söyledi.
Bu tartışma üzerine Muharrem İnce, Uşak'ta traktöre binerek benzin istasyonuna gitti. Litresi 5 lira 72 kuruştan traktörün deposunu 237 liraya doldurdu. Fişini de Bakan Fakıbaba'ya göndermişti.
Çiftçiye her hâlükârda mazot desteği veriliyor verilmesine de Anadolu bir tabir vardır “Attığın taş yerini bulmadı” İşte masa başında alınan kararlar yerini bulmuyor. Bu konuda çiftçinin en çok girdisi olan mazotun biran önce pompada yarısının ödenmesi için çalışmalara başlanmalıdır. Balıkçılara uygulanan sistemin çiftçilere de getirilerek hem üretimin artmasına hem de girdi maliyetleri düşerek birçok kesimi memnun etmiş oluyorsunuz.
 
 
 
Çiftçinin Mazot gerçeği
Çiftçi, hangi ürünü üretirse üretsin en önemli gider kalemlerinden birisidir mazot. Üstelik sadece üretim için değil, hasat, nakliye ve benzeri her aşamada mazot kullanılıyor. Türkiye' deki çiftçi yüksek vergi oranları nedeniyle dünyada en pahalı mazotu kullanıyoruz.
Bu günlerde mazotun litre fiyatı illere göre bir kaç kuruş farklılık gösterse de ortalama 5 lira 60 kuruş civarında. Sürekli zamlanıyor. Mazot desteğine gelince Hükümet, son 3 yılda mazot desteğinde 3 kez değişiklik yaptı. 2015 yılına kadar mazot ve gübre desteği ürün bazında ayrı ayrı ödenirken, 2016 destekleme kararnamesinde mazot ve gübre desteğini tek kalemde birleştirildi. Üreticinin ciddi kaybı oldu. 2017’de ise gübre desteği ciddi oranda azaltılarak dekar başına 4 lira ile sabitlendi. Mazot desteği ise tekrar ürün bazında farklılaştırıldı. Ekilen ürüne göre destek verilmeye başlandı.

Mazotta yarısı devletten

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın "biz mazotun yarısını çiftçiye ödüyoruz" sözü ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor..
Başbakan Binali Yıldırım, 14 Ekim 2016’da İzmir Ödemiş’te “Milli Tarım Projesi”ni açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” demişti. O tarihte mazotun litresi 3 lira 70 kuruştu. Hükümet, 2017 üretim yılı tarım desteklerini 18 Ağustos 2017’de ancak açıklayabildi. Ödemesi de 2018 Şubat sonunda yapıldı.
Destek nasıl hesaplanıyor?
Destek, çiftçinin mazot alarak ekim yaptığı veya hasat yaptığı dönemde değil, bir yıl sonra ödeniyor. Yani, 2017 yılında mazot kullanılarak ekilen, hasat edilen ürünün mazot desteği 2018'de ödeniyor.
Hesaplama yapılırken öncelikle ürün bazında ortalama mazot kullanımı belirleniyor. Yani pamuk eken bir çiftçi ortalama ne kadar mazot kullandığı belirleniyor. Bunun doğru belirlenmesi çok önemli. Ankara'da masa başında yapılan hesaplamalar genellikle gerçeği yansıtmıyor.
İkinci aşamada 2017 yılı ortalama mazot fiyatı hesaplanıyor. Yani 1 Ocak 2017 ile 31 Aralık 2017 tarihleri arasındaki ortalama mazot fiyatı belirleniyor. Bu ortalama fiyat kullanılan ortalama mazot miktarı ile çarpılarak mazot gideri bulunuyor ve bunun yarısı çiftçiye ödeniyor.
Diyelim ki pamuk eken bir çiftçi ortalama dekar başına 20 litre mazot kullanıyorsa ve 2017 yılı için hesaplanan ortalama mazot fiyatı da 3.5 lira ise toplamda 70 liralık mazot kullanmış kabul ediliyor. Bunun yarısı olan 35 lira dekar başına destek olarak çiftçiye ödeniyor.
Fakat, mazot miktarı veya fiyatı eksik, yanlış hesaplandığında çiftçi çok daha az destek alıyor. Nitekim 2017 yılı için yapılan hesaplamalarda çiftçinin aldığı destek, kullandığı mazotun yarısından çok daha az oldu.
 
Mazot desteği Nasıl Olmalı?

Çiftçiye her hâlükârda mazot desteği veriliyor verilmesine de Anadolu bir tabir vardır “Attığın taş yerini bulmadı” İşte masa başında alınan kararlar yerini bulmuyor. Bu konuda çiftçinin en çok girdisi olan mazotun biran önce pompada yarısının ödenmesi için çalışmalara başlanmalıdır. Balıkçılara uygulanan sistemin çiftçilere de getirilerek hem üretimin artmasına hem de girdi maliyetleri düşerek birçok kesimi memnun etmiş oluyorsunuz.
 
 
18.6.2018
Devamı

Hibe Koyunlar Genç Çiftçilerle Buluştu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç çiftçi projesi kapsamında hibe desteğinden faydalanmaya hak kazanan çiftçilere destekleri devam ediyor. Buna göre Mersin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından kırsal kalkınmayı desteklemek amacı ile  Erdemli ilçesinde 4 genç çiftçiye 148 küçükbaş hayvan dağıtıldı. Proje kapsamında hibe desteğinden faydalanmaya hak kazanan 4 genç çiftçiye veteriner hekimlerin ve teknik personellerin takibi ve kontrolünde gerçekleştirildi toplam 148 koyun dağıtımı yapıldı. İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mesut Yıldız, "Genç çiftçilerimize koyunlarını vermekten dolayı büyük mutluluk duymaktayım. Bundan sonra da ilçemizde tarımsal desteklemeler yapılmaya devam edecektir. Basta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ilçe Müdürlüğümüz yetkilileri olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
 
18.6.2018
Devamı

Tarımda Ortak Fikir Kendine Yetebilme

Türkiye 24 Haziran seçimlerine doğru giderken seçime giren partilerin seçim beyannamelerine bir göz atalım istedik. Tarım ile ilgili seçim beyannamesinde genel olarak partilerin ortak fikri tarımda kendine yetebilme.
 
Seçime giren partilerin tarım ilgili beyannameleri.
 
Ak Parti : Hedef 40 milyar dolar ihracat
 
    Tarım ürünlerinde net ihracatçı konumu geliştirilecek.
• Hayvancılıkta kendine yeterli hale gelinecek, bitkisel üretimde verimlilik ve rekabet gücü üst düzeye çıkacak. 
• 2023 yılında Tarımsal GZYİH 150 milyar dolara, tarımsal ihracat 40 milyar dolara çıkacak.
• Arazi toplulaştırmada kümülatif 8.5 milyon hektara çıkılacak.
• Tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönem için açıklanacak.
• 81 il ve 250 köyde Birlikte Üretim Modelini hayata geçirilecek.
• TİGEM ile Sudan Hükümeti ortaklığında kurulan şirket aracılığıyla Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini Türk girişimcilerin yatırımına açılacak. 
• Hayvan varlığını artırılarak, kırmızı ette kendine yeterli konuma gelinecek. 
• Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. 
• KOBİ’ler gıda üretiminde markalaşmaya yönelik desteklenecek.
 
CHP: Tarımsal destek artırılacak
 
• Türkiye tarımda ithalatçı olmaktan çıkarıp, ihracatçı haline getirilecek. 
• Tarımsal destek GSYH’nin yüzde 2’sine çıkarılacak, tarımsal girdilerin verileri düşürülecek.
• Çiftçilerin tarımsal kredi borçlarının faizleri silinecek. 
• Tüm tarımsal ve hayvansal üretimi kayıt altına alan, Üretici Kayıt Sistemi oluşturulacak.
• Tarımsal destekler 1 yıl önce açıklanacak.
• Tüm tarımsal KİT’lerin özelleştirme süreçleri durdurulacak, şeker fabrikaları özelleştirmesi iptal edilecek.
• Biyoyakıtlar ÖTV ve KDV’den muaf olacak.
• Arazi Edindirme Ofisi ile arazi toplulaştırma faaliyetleri 5 yıl içinde tamamlanacak.
• Karadeniz’de fındık borsası kurulacak, çay kotası kalacak
• Hayvan varlığını artırmak için KOBİ’ler yaygınlaştırılacak.
 
MHP: Tarımsal ihracata odaklanılmalı
 
• Tarım sanayi entegrasyonunun sağlanacağı tarım kentleri kurulmalı:
• Tohum, fide, fidanda dışa bağımlılığı önlenmeli.
• Tarım ürünleri piyasasında denetim etkinleştirilmeli.
• Tarımsal üretimde ihracatçılığa odaklanılmalı.
• Tarım sektörü, ülke insanını besleyebilen ve ihracat kapasitesi yüksek düzeye getirilmeli. 
• Hububat, tütün, et, şeker ve süt piyasalarında denetim etkinleştirilmeli, gıda güvenliği çağdaş normlara ulaştırılmalı. 
• Yüksek verim ve kalitede tohum, fide ve fidan üretimi desteklenerek dışa bağımlılığa son verilmeli. 
• Tarımsal üreticilerin en kısa zincir ile pazara ulaşımı sağlanmalı.
• Vadeli işlem borsaları etkinleştirilerek, ürün borsaları geliştirilmeli, lisanslı depo kullanımı yaygınlaştırılmalı. 
• Stratejik öneme sahip buğday, mısır, pamuk, soya, ayçiçeği, fındık, üzüm, incir, kayısı, zeytin, yer fıstığı ve enerji bitkileri gibi ürünler için özel destekleme programları ve fiyat garanti sistemi getirilmeli.
 
HDP: İhracatçı konuma gelinecek

• Tarımda kendine yeterlik sağlanarak ihracatçı konuma getirilecek. 
• Tarım işçilerinin tamamı iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alınacak.
• Küçük çiftçilere su ve elektrik ücretsiz verilecek
• GDO yasaklanacak.
• Et ve et ürünleri ithalatı yerine yerli üretim artırılacak
• Köyler canlı birer yaşam ve üretim merkezi haline getirilecek. 
• Kooperatifler Yasası geçimlik tarımdan yana olacak biçimde yeniden düzenlenecek. 
• Küçük çiftçiler için üretim girdilerinden kullandıkları mazottan ve gübreden vergi alınmayacak.
• Tarım toprakları korunacak, amaç dışı kullanılamayacak, kirletilemeyecek. 
• Mayınlı araziler temizlenerek geçimlik tarıma açılacak.
 
13.6.2018
Devamı

Üretici 300 Koyunu Soruyor

Üretici 300 Koyunu Soruyor
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 300 koyun projesi geçtiğimiz aylarda (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Ziraat Bankasının da kredilendirilmesi ile start verilmişti. Her kesimi heyecanlandıran 300 koyun projesinde nefesler tutuldu. Başvurular bir hayli fazla olmuştu. Ne var ki seçimler yaklaştı. 300 koyun projesinden ne ses var ne seda.
300 Koyun Projesi Durdu mu?
 300 Koyun projesinden faydalanmak isteyen TİGEM’in yolunu tutmuş, kimi üreticilerde internet sitesi üzerinden saatlerce başvuru yapmaya çalışmıştı. Gel gelelim seçimlere çok az bir zaman kalmışken ortada dağıtılan ne koyun var? Nede koyunları teslim alan. Edinilen  bilgiye göre TİGEM elemeleri yapmış 70bin den fazla kişinin ismini Ziraat Bankasına teslim etmiş.  Ancak Ziraat Bankası kredilendirmeyi yapabilmesi için koyunların olması şart diyor.  Yani her iki kurum arasında bir anlaşmazlık var. Bunun faturası da üreticiye çıkıyor. Üretici 300 koyunu beklemeye devam ediyor.  Kimi üreticiler ’de 300 koyun projesinde vaz geçmiş durumdalar.
 
12.6.2018
Devamı

Mevsimlerden Bu Ay Kiraz

Mevsim kiraz ayına gelince kiraz dönemi ’de başlamışken saymakla bitmeyen kirazın insan sağlığına çok önemli faydaları var. İşte bunlardan bazılarını sizler için derlerdik.
Kirazın iyi bir antioksidan olması sağlığımıza çok fazla katkı sağlamaktadır. Bu özelliği sayesinde uykusuzluğu giderir, eklem ve karın ağrısı şikayetlerini azaltabilir. Kalp hastalıklarına ve zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması için faydalıdır.  Kolon kanserine yakalanma riskini azaltır. Bunların dışında şaşırtıcı bir şekilde bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmesi gereken meyvelerden bir tanesidir.
Şeker Hastaları İçin Kiraz
Kiraz diğer meyvelerle karşılaştırıldığında daha düşük glisemik indeks özelliği vardır. Glisemik indeks kan şekeriyle alakalıdır ve yüksek miktarda alındığında kan şekerini hızla yükseltir ve aynı şekilde hızla düşürür. Fakat kiraz şeker hastaları için bir risk olan bu özelliği taşımaz.
Kiraz İyi Bir Uyku Çekmeye Yardımcı Olur
 Akşam yatmadan önce bir miktar kiraz yemek veya sabah bir bardak kiraz suyu içmek melatonin alımını arttırır ve bu madde kirazda bol miktarda bulunur. Yapılan klinik deneyleri sonucu kirazın rahat bir uykuya yardımcı olduğu ispatlanmıştır.
Kiraz Yağları Eritir
 Bazı bilimsel araştırmalar kirazın yağları erittiğini ortaya koymuştur. Özellikle karın yağlarını eritme noktasında çok başarılı bir meyvedir. Düzenli olarak kiraz tüketmek veya kiraz suyu içme alışkanlığı edinmek yağları eritmenizde önemli bir rol oynar.
Alzheimer Hastalığına Yakalanma Riskini Azaltır
 Kirazın antioksidanlar açısından zengin olması direkt olarak bütün organların sağlığına olumlu yönde etki eder. Bunlardan bir tanesi de beyindir. Kiraz özelikle serbest radikallerin ve yaşlanmanın yol açtığı alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.
 
Kiraz İnme ve Felç Riskini Azaltır
Michigan Üniversitesi’nin yaptığı klinik araştırmalarına göre kirazın içerdiği yağlar ve antioksidan özelliği, kan basıncını düzenlemekle kalmayıp kolesterol seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutmaktadır. Dolayısıyla kan basıncı ve kolesterolden kaynaklanan inme ve felç risklerini azaltır.
Kiraz Cilt Sağlığını Korur
 Kirazın içerdiği yüksek antioksidan sayesinde vücutta dolaşan serbest radikallere karşı çok etkilidir. Michigan Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptıkları araştırmaya  göre kiraz yaşlanmayı yavaşlatır. Ayrıca günlük olarak tüketilen bir bardak kiraz suyu cilt hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Hücrelerin işlevlerini kaybetmesine neden olan serbest radikalleri ortadan kaldıran kiraz, böylece cilt sağlığına da ciddi katkıda bulunur.
Kiraz Gut Hastalığı Riskini Düşürür
 Boston Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, düzenli olarak kiraz tüketmenin Gut hastalığını %30 oranında düşürdüğünü ortaya koymuştur. Denekler üzerinde yapılan bu araştırmada ayrıca kiraz özünün gut kriz riskini azalttığı tespit edilmiştir.
 
 
10.6.2018
Devamı

TAGYAD’tan Dergimize Ödül

(TAGYAD) Tarım Gazetecileri Yazarları Derneğinin düzenlemiş olduğu iftar yemeği ve ödül gecesinde Anadolu İzlenimleri ’ne Tarım ve Gıda sektörüne yapmış olduğu katkılardan dolayı ödüle layık görüldü. Ödülü Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz’dan aldı.



Gecede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Güldal yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcileri, üniversitelerin ziraat ve veteriner fakültelerin öğretim üyeleri ve çok sayıda Tarım medya sektöründe görsel ve yazılı yayın yapan gazetecilerde programa eşlik etti.
İftar yemeği ve ödül gecesinde bir açılış konuşması yapan TAGYAD Başkanı İsmail Uğural Tarım Gazetecileri Yazarları Derneğinin çalışmalarından bahsederken şu sözlere yer verdi. “ TAGYAD olarak 7 yılı geride bıraktık. Sektör her geçen gün gelişerek büyüyor. Tarım ve gıda olmazsa olmazlarımızdandır. Böylesine stratejik bir durumda olan tarım ve gıda, sektörün her kesimi ile ortak çalışmalarımız var. Bu çalışmaları önümüzdeki günlerde daha da geliştirerek hızlandıracağız.” Dedi. Gecede ödüller dağıtıldıktan sonra hatıra fotoğrafı ile son buldu.
 
9.6.2018
Devamı

Fark Ödemeleri Desteği Bayramdan Önce Ödeniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin aşağıdaki açıklamayı yaptı. Fakıbaba “Ramazan Bayramına kadar da fark ödemeleri desteği, süt ve besi gibi hayvancılık destekleri ve diğer tarımsal desteklemeler kapsamında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir ödeme daha yapmayı planlıyoruz.” denildi.
 
 
Bakan Fakıbaba açıklamasında “2018 yılı desteklemeleri kapsamında üreticilerimize yaptığımız ödemelere Ramazan ayında da yoğun bir şekilde devam ediyoruz.
Ramazan ayı öncesi üreticilerimize toplamda 8,5 milyar TL ödeme yapmıştık. Ramazan başından bu güne kadar da yaklaşık 1,1 milyar TL’lik ödeme yaptık.
Ramazan Bayramına kadar da fark ödemeleri desteği, süt ve besi gibi hayvancılık destekleri ve diğer tarımsal desteklemeler kapsamında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir ödeme daha yapmayı planlıyoruz.
Bu ödemelerle birlikte 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren Ramazan Bayramına kadar üreticilerimize ödediğimiz nakit hibe tutarı 10,1 milyar TL’ye ulaşmış olacak.
Böylelikle 2018 yılı için üreticilerimize vermeyi planladığımız toplam 14,5 milyar TL’lik tarımsal desteklerin % 70’lik kısmını ödemiş olacağız.
Bu destekler, üreticilerimiz için sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanı sıra arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli miktarlarda kaynak sağlıyoruz.
Hükümet olarak her zaman üreticinin yanında ve ülkemiz tarımına değer katanların hizmetinde olmaya devam edeceğiz.”
 
 
5.6.2018
Devamı

İnceden Çoban ve Çiftçi borcu vaadi

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçilmesi durumunda çiftçi borçlarının faizlerini sileceğini, hayvan ilaçlarını devletin üreticiye bedava vereceğini ve çobanların sigorta primlerini devletin ödeyeceğini söyledi.
İnce, Van Beşyol Meydanı'nda düzenlenen mitingde, Türkiye'de turizmi belli aylara değil, yılın tamamına yayacaklarını, yapacakları yatırımlarla yılda 60 milyon turistin gelmesini sağlayacaklarını belirtti.
İnsanları Kürt, Türk, Alevi, Sünni, sağcı, solcu diye ayırmadığını ifade eden İnci, herkesi sevdiğini, kucakladığını, bundan dolayı Türkiye'nin en zengin adamı olduğunu söyledi.
Ülkenin genç nüfusa sahip olduğunun altını çizen İnce, "Almanya'nın yaş ortalaması 40, İsveç'in 45, Türkiye'nin 29. İşte en büyük servet bu. Türkiye'nin en büyük serveti genç nüfusudur. Çocuklarımızı iyi eğiteceğiz, iyi doktorlar, mühendisler olacaklar. Doların yükselmemesi, faizlerin düşmesi yoksulluğu kaldırmamız için büyük değişikliği birlikte gerçekleştireceğiz. Yeni dönemde barışacağız. Önce barışacağız." diye konuştu.
"Türkiye'nin bir Kürt sorunu var. Bunu nasıl çözeceğiz? Kürt sorunu bir demokratikleşme, özgürlük, kültürel, ekonomik ve aynı zamanda bir siyasi ahlak sorunudur." diyen İnce, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bunu çözeceğini ifade etti.
"Çiftçinin borcunun faizlerini sileceğimizi herkesin bilmesini istiyorum. En düşük emekli maaşı 1500, asgari ücret 2200 lira olacak. Engellilerin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. İnsanlara kullanılan ilaçların önemli bir kısmını devlet bedava veriyor. Bir de hayvanlara ilaç kullanıyoruz. İnsanlara 100 liralık ilaç kullanıyorsak, hayvanlara 5 liralık kullanılıyor. Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanlığında hayvanların ilacını devlet bedava verecek. Çobanlarımızı desteklememiz lazım. Bütün çobanların sigorta primlerini devlet ödeyecek. Kimseyi ayırmayacağız. Başörtülü kardeşlerimize 'İnce cumhurbaşkanı olursa devlet dairesine giremezsin.' diyorlar. Türkiye'nin en ucundan sesleniyorum; başörtülü kardeşlerim kandırılma, ister evinde, ister sokakta, istek devlet dairesinde nerede istiyorsan tak."dedi.
 
5.6.2018
Devamı

Fındık'ta spekülatif Söylemlere TZOB'tan Tepki

Seçimler yaklaşırken tarım ürünlerinin önemli ürünlerinden biri olan fındık ile ilgili spekülatif bir çok söylentiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındık üreticilerinden, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanacak rekoltenin dışında yapılan açıklamalara itibar etmemelerini istedi.
 Son günlerde bazı kurumlar tarafından fındık rekoltesine ilişkin açıklamaları basından takip ediyoruz.
Ortaya atılan yeni sezon fındık rekoltesinin dikkate alınmamasını isteyen Soydan, fındıkta tahmini rekolte çalışmalarına henüz başlanmadığını ifade etti.
Soydan, sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018'in tahmini rekoltesini açıklama yetkisine sahip olduğuna işaret ederek, "En son yapılan toplantıda alınan karar da rekoltenin tek kurum tarafından açıklanması yönündeydi. Şimdi herkes bu karara uymak zorunda. Ziraat Odaları olarak bizler bu alınan karara saygı gösterip herhangi bir tahminde bulunamıyoruz. Açıklama yetkisi sadece ilgili bakanlığa aittir." diye konuştu.
Ordu'da haziran ayında başlanacak rekolte çalışmasına her yıl olduğu gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü koordinasyonunda Ordu Üniversitesi, Ordu Ticaret Borsası, FİSKOBİRLİK, Karadeniz İhracatçılar Birliği, Altınordu Ziraat Odası, Fındık Araştırma Enstitüsü ve bazı ilgili kurumların temsilcilerinin katılacağını belirten Soydan, şöyle devam etti:
"Komisyon üyeleri her bölgede yürütecekleri çalışmasını rapor halinde Bakanlığa sunacak. Bu raporun ardından 2018 fındık rekoltesi kamuoyuna açıklanacak. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanacak rekoltenin dışında yapılan açıklamalara hiçbir üreticimiz itibar etmesin."
Soydan, en doğru rekolteyi belirlemek için tüm komisyon üyelerinin elinden geleni yapacağını kaydederek, üreticilerin en doğru rekolteyi temmuz ayı içerisinde öğrenebileceğini söyledi.
Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu da fındık rekoltesiyle ilgili açıklamaların kabul edilir olmadığını vurgulayarak, "Bu aceleyi anlamış değiliz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu konuda tam yetkili iken başka kurumların rekolte açıklamasına bir anlam veremiyoruz. Lütfen hiçbir üreticimiz itibar etmesin." ifadesini kullandı.
 
 
 
30.5.2018
Devamı

Aşırı Yağışlardan Çiftçi Zarar Gördü

 Türkiye’nin dört bir tarafında sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarlada ürünlerin kalmasına neden oldu. Üreticinin kış ayında kar yağmasını beklerken, karın yağmayıp bu aylarda yağan yağmurlarla yüzü tam gülmüşken yağmurların bir hayli fazla yağması ve bazı bölgelerde ise doluya çevirmesi tarlalarda ürünlerin kalmasına neden oldu.

Buğday ve Sebze Tarlalarında büyük zarar
 
Eskişehir’de ise etkili olan dolu yağışı buğday ve sebze tarlalarında büyük zarara yol açarken, Tepebaşı Tarım İlçe Müdürlüğü yetkilileri hasar tespit çalışması yaptı.
Dolu yapışından ürünleri zarar gören çiftçiler zararlarının karşılanmasını isterken, Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan bazı taleplerini sıraladı. Buluşan, "6 Mayıs’ta yağan dolu Tepebaşı bölgemizde Sakintepe Mahallemizde birinci ekim mahsule zarar vermişti. 25 Mayıs’a kadar bol yağış aldık. Cuma günü yağan yağışta Tepebaşı bölgemizde Karagözler, Satılmışoğlu, Zincirlikuyu ve Sakintepe de yine dolu zararı oldu. Çiftçimizin ürünü zarar gördü. 6 Mayıs ve bugün Tepebaşı Tarım İlçe Müdürlüğümüz yetkilileri zarar gören bölgelerimizde hasar incelemesi yaptı. Mahsulü heba olan çiftçimize destek olunmalı. Çiftçilerimizin kredi ödemesi gibi tarihli ödemeler ertelenmeli. Biz üretmezsek ülkemiz aç kalır. İntikal yaptıramama nedenleriyle ÇKS alamadık. Mayıs yağmurları ürünlerimizi strese soktu, bozulmalar oldu büyüyemez hale geldi . Bazı bölgelerde üreticimiz ürününü bozarak yeniden ekim yapmaya başladı. Kuraklık, kuvvetli yağışlarla dolu yağışları tespit yapıldıktan sonra kredi borçlarına erteleme getirilmeli" diye belirtti.

Bursa'da Dolu

Önceki gün ve dün  yağan ve özellikle İnegöl’ün yüksek kesimlerinde etkili olan sağanak yağmurun ardından oluşan sel ile dolu, İnegöl’e bağlı 3 mahallede üreticileri zarara uğrattı.
Önceki gün etkili olan sağanak yağmur İnegöl’e bağlı Dömez, Akbaşlar ve Çerkez Fındıklı mahallelerinde ekili ürünlere zarar verdi. Aşırı yağışla birlikte oluşan sel ile dolu 3 mahallede bulunan ayçiçeği, buğday ve üzüm bağlarına ağır zararlar verdi. Sel ve dolu Çerkez Fındıklı Mahallesi’nin üst kısımlarında bulunan 15 dönümlük üzüm bağlarına zarar verirken, İnegölün Akbaşlar Mahallesi’nde ise 390 dönümlük alandaki ürünler zarar gördü. Dolu ve selden en büyük zararı ise Dömez Mahallesi gördü. Toplam 6 bin dönümlük ekili alanı olan mahallede 3 bin 500 dönümlük alan zarar gördü.
 
29.5.2018
Devamı

Deli Dana'ya Bakanlıktan Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, bir gazetede yayımlanan "Deli dana yedirmişler" başlıklı haberde yer alan Türkiye'nin 2011-2012 yıllarında Polonya'dan ithal ettiği sığır etinde "deli dana" (BSE) hastalığına rastlandığı iddialarının doğru olmadığına yönelik açıklama geldi.

Bakanlık tarafından söz konusu haberle ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, Bakanlığımız veteriner hekimlerince yürütülen kesim öncesi kontrollerinde BSE hastalığına ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde BSE hastalığına ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu olan iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Türkiye'de sığır eti ithalatının, ilgili uluslararası düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ulusal mevzuat çerçevesinde yapıldığına işaret edilen açıklamada, ithalat uygulamasında kesim öncesi, kesim sırası ve kesim sonrası bütün süreçlerin Bakanlıkça görevlendirilen veteriner hekimler kontrolünde gerçekleştirildiği kaydedildi.

Veteriner hekimlerin gözetiminde elde edilen etlerin, iki ülke arasında anlaşma sağlanan ve o ülkenin yetkili otoritesi tarafından onaylanan veteriner sağlık sertifikasıyla Türkiye'ye sevk edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Veteriner hekimlerimiz, kesilen hayvanların küpe numaralarıyla elde edilen karkasların etiketlerinin eşleştirilmesini takip etmekte, ithal edilecek etler ayrı depolarda tutulmaktadır. İthal edilmek üzere yüklenen karkaslar için kesim raporu düzenlenmekte ve ekinde kesilen hayvanların kulak küpe numaraları bulunmaktadır. Depodaki etler yerine başka etlerin verilmesi gibi bir durum kesinlikle yaşanmamaktadır. Polonya'dan gerçekleştirdiğimiz ithalat uygulamalarında da bu hususlara riayet edilmektedir. Polonya, Dünya Hayvan Sağlık Teşkilatı'nın sağlık şartlarını karşıladığı için bu ülkeden sığır eti ithal edilmiştir. AB içerisinde, Polonya'da üretilen etlere ilişkin de herhangi bir yasaklama bulunmamaktadır."
Bakanlıkça, haberde bahsi geçen konunun, 2011 yılındaki ithalat uygulamalarıyla ilgili o ülkedeki kesimhanelerin birbirlerini şikayeti üzerine ortaya çıktığı belirtilen konuya ilişkin olarak Polonya adli makamlarınca yürütülen soruşturmaya yönelik adli yardımlaşma kapsamında Bakanlıktan bilgi talep edildiği aktarıldı.

"Kesim öncesi kontrolleri yapılmış"
Yazışmalarda, Türkiye'ye gönderilen etlerde "süngerimsi beyin (BSE)" hastalığı tespit edildiğine yönelik herhangi bir bilgi yer almadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında veteriner hekimlerimizin ifadelerine başvurulmuş, belgelerin sahteliği ve uyguladığımız prosedür sorulmuştur. Veteriner hekimlerimiz de konunun kriminal inceleme gerektirebileceği dolayısıyla bilgi sahibi olmadıklarını, sorunun muhatabının Polonya tarafı olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Veteriner hekimlerimizin, 'Polonya dilinde olması nedeniyle raporda ne yazıldığını anlamadıkları' gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır.

İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, kesim öncesi kontrollerinde bu hastalığa ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde söz konusu hastalığa ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır."

Polonya'daki bazı firmaların birbirlerini şikayeti üzerine yürütülmüş bir soruşturmadan yola çıkılarak, Türkiye'ye hastalıklı etlerin girdiği yönündeki iddiaların gerçeklerle bağdaşmadığının belirtildiği açıklamada, halkın bu iddialara itibar etmemesi gerektiği ifade edildi.
 
 
28.5.2018
Devamı

Türkiye İsrail'den Tohum İthal Etmiyor

Türkiye Tohumcular Birliğinin düzenlediği geleneksel İftar Yemeğine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar yardımcıları Ahmet Güldal ve Hasan Özlünün yanı sıra bakanlığın üst düzey bürokratları ve tohumculuk sektörünün duayenleri bir araya geldi.

İsrail'den Tohum İthalatı Yok

İftar yemeğinde bir konuşma yapan TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz; “Türkiye tohumlarını İsrail’den ithal ediyor gibi çok yanlış bir algı var. Türkiye’nin 2017 yılındaki 185 milyon dolarlık tohum ithalatı içinde İsrail’in payı oldukça düşüktür.(sadece % 7’dir.) Kaldı ki ülkemiz İsrail’e yaklaşık 3 milyon dolarlık tohum ihraç etmektedir. Bırakınız İsrail’i, şu an tohum ithalatı toptan yasaklansa Türkiye 80 milyon yurttaşını, 40 milyona dayanan turisti ve 4 milyonu aşan mülteciyi rahatlıkla doyurabilecek potansiyele sahiptir.” Dedi. Başkan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti.

“GDO ve Hibrit tohumlar meselesidir.  Türkiye’de GDO’lu tohum üretim ve ithalatı yasaktır. Bu konuda çok ciddi yaptırımlar ve etkin bir denetim söz konusudur.       
GDO teknolojisi ile Hibrit / melez teknolojisi çok farklıdır. Hibrit tohumlarla üretilen ürünler doğaldır.Bu ürünler sağlık riski taşımaz. Tüketicilerimizi yediği meyve sebzeden ve diğer gıda ürünlerinden soğutmak ülkemize yapılacak en büyük kötülüklerden biridir.
Ayrıca, ülkemizin yaş meyve-sebze, tahıl ürünleri ve süs bitkileri ihracatı sürekli artmaktadır. Bu artışta kaliteli tohumlukların ve çoğaltım materyallerinin kullanılmasının payı çok büyüktür.”  Başkan Yılmaz;  Atadan tohum konusunu da dile getirdi. Sözlerine şöyle devam etti.
“Tohumculuk Kanunu’nun temelinde; çiftçinin ve tohum kullanan tüketicinin korunması amacıyla tohumlukların kamunun veya yetki verdiği kurumların denetiminde hastalık ve zararlılardan ari, tohum kalite kontrolleri test edilerek standartlara uygunluğu onaylanmış olmaları ve piyasaya arz edilmeleri esası yer almaktadır.” Dedi.
 
25.5.2018
Devamı

Arazi Alım Satımına DSİ Engeli

Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 19 Nisan 2018'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmişti.
Kanun 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Tasarısı ile arazi alım satımlarında İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin onayına tabi olan işlemler bundan böyle DSİ tarafından yürütülüyor.   Arazi toplulaştırmasıyla ilgili daha önce İl veya İlçe Tarım Müdürlüklerince incelendikten sonra verilen izinler de bundan böyle DSİ tarafından verilecek. DSİ, bu işlemler için özel bir birim oluşturacak ve vatandaşların talepleri değerlendirilecek.

Birimler Çalışmıyor

Ancak yürürlüğe giren kanun çerçevesinde oluşturulması gereken birimler henüz çalışmalarına başlamadı. Bu da arazisini ya da tarlasını satmak isteyenlerle, alıcı vatandaşlar açısından mağduriyet yaşanmasına neden oluyor. Vatandaşlar Tapu'da işlem yapamıyor Daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda olan arazi toplulaştırma, tarımsal sulama ve sulamaya ilişkin desteklemeler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne devredildi.  Böylece Devlet Su İşleri, su ve toprak konusunda tek yetkili kurum oldu.  

Tapuda Satışlar Durdu

Satış için izin almak üzere İl-İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinin yolunu tutan vatandaşlar, herhangi bir işlem yapılmadan su ve toprak konusunda tek yetkili kurum olan DSİ’ye gönderiliyor. DSİ’de ise henüz böyle bir birim kurulmadığı için elleri boş bir şekilde geri dönüyor. Bu durum, alım-satım işlemlerinin ise neredeyse durmasına neden oluyor. Vatandaşlar ise, bu duruma bir çare bulunmasını istiyor. Süreçle ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılmasını talep eden vatandaşlar, söz konusu birimin çalışmalarına biran önce başlaması gerektiğini vurguluyor. Yetkililerden net bir cevap alamadıklarını ifade eden üreticiler“İl-İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinin, tarla satışı için verdiği onay yazısı DSİ’ye aktarılmış. DSİ’nin böyle bir birimi kurulmamış. Bu izni kimin vereceği belli değil. Kime gitsek elimiz boş dönüyoruz. Hem satıcı hem de alıcı bu işte mağdur durumda. Nereye başvurmamız gerekiyorsa söylesinler biz de oraya gidelim. Oradan oraya koşmaktan biz de yorulduk. Karşımızda muhatap da bulamıyoruz. Bu duruma mutlaka çözüm bulunmalı. Yetkililer sesimizi duysun” diye konuştular. "




 
24.5.2018
Devamı

Genç Çiftçide En Çok Destek Hayvancılığa

 Genç çiftçi Projesinin 2018 yılı uygulaması için proje başvuruları, 02-30 Nisan 2018 tarihleri arasında il/ilçe müdürlükleri tarafından alınmıştı. İllerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan “İl Proje Değerlendirme Komisyonları” tarafından değerlendirilen başvurular bugün nihayetlendiriliyor. Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 yılı uygulama yılında yaklaşık 16.733 genç çiftçiye hibe desteği verilmiş olacak.
Proje uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs - 05 Haziran 2018 tarihleri arasında sözleşmelerini imzalayarak, İş Yapımı için 06 Haziran 2018 tarihinden itibaren mahallinde uygulamaya başlanacak. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek.
 
Projelerin yüzde 75 Hayvancılık Üzerine
 
2018 yılı programı kapsamın genç çiftçilere, büyük baş ve küçük baş hayvancılık, arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında hibe desteği verilecek.
 
Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak “çok yıllık yem bitkisi üretimi” ile “arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği” de projeler içerisinde yer alacak.
Proje konuları içerisinde hayvancılık yine önemli bir yer tutacak. Toplam projelerin yüzde 75’ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.
Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.
Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için  TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürütülecek.
 
“2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçilere çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe verildi.  2018 yılında ise16 bin 733 genç çiftçiye 503 milyon TL hibe verilecek.
 Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası. Bu destekteki amacın, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz.” Denildi.
 
 
23.5.2018
Devamı

Çiğ Süt Fiyatı Artırılsın

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Süt, sadece hayvancılık sektörü için değil tarım için de en önemli ürünlerinden biridir. Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara uygun bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir.” dedi.
Süt hayvancılığının et hayvancılığının da temeli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “ana varsa dana vardır. Et hayvancılığının materyalini süt hayvancılığı sağlamaktadır. Üretici 1 litre süt sattığında en az 1,5 kilogram yem alabilmelidir. Buna göre üreticinin eline litrede 1 lira 89 kuruş geçmelidir. Üreticinin sattığı sütün ülke ortalaması litrede 1 lira 38 kuruştur. Litresi 1 lira 5 kuruştan süt satılan illerimiz bile vardır. Çiğ süt fiyatları artırılmalıdır” dedi.
Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu'nun müdahale kurumuna dönüştürülmesinin önemli bir gelişme olduğunu bildiren Bayraktar, “hayvancılığımızın gelişmesine ve sorunlarının çözümlenmesine önemli katkı sağlayacağına inandığımız ve her platformda dile getirdiğimiz ‘müdahale kurumunun' oluşturulmasıyla ilgili talebimizin dikkate alındı. Dönemin bakanı ve başbakanı ile görüşerek kurdurduğumuz Et ve Süt Kurumu'nun devrede olması, çiğ süt fiyatlarındaki daha fazla düşmeyi önlüyor. Eğer taleplerimiz yerine getirilmeseydi, böyle bir kurum oluşturulmamış olsaydı piyasaya nasıl müdahale edilecekti? Zaman zaman yaşanan sorunlara nasıl bir çözüm üretilecekti” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, sektörün istikrara kavuşması, sürdürülebilir bir üretime ulaşması için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı: “Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için çiğ süt/yem paritesinin en az 1,5 olması için gereken tedbirler alınmalıdır. Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir. Son dönemde artan döviz kurları nedeniyle yem fiyatlarında önemli oranlarda artış olmuştur. Sürekli artan yem fiyatları için gereken tedbirler alınmalıdır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın kesif yemdeki fiyat artışını dikkate alarak çiğ süt prim desteklerini, yılın ilk 3 ayını kapsayacak şekilde sıcak süt için 3 kuruştan 5 kuruşa, soğuk süt için 6 kuruştan 10 kuruşa, örgütler aracılığıyla pazarlanan soğuk süt için 7 kuruştan 12 kuruşa çıkarma ve süt üreticilerine toplamda 270 milyon liralık prim desteği verme kararı yerinde bir uygulama olmuştur. Süt üreticileri başta olmak üzere herkesin “Dünya Süt Günü”nü kutlayan Bayraktar, üretenin hak ettiği kazancı elde ettiği, tüketenin ise rahatça süt içip süt ürünlerini tüketebildiği günler diledi.
 
21.5.2018
Devamı

Bakan'dan Fındıklı Baklava Önerisi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Gaziantep’teki bir dizi ziyaretinde antep fıstığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Fakıbaba Antep fıstığı ile ilgili açıklamalarda bulunurken baklavacılara bir öneride bulundu. Fakıbaba : “Baklavacı arkadaşlarla da paylaştık, diyorlar ki 'İnsanlar bu lezzete alıştı.' Buna saygı duyuyorum ama fıstıklı baklava 60 lira ise cevizli 50, fındıklı da 40 lira olur. Eğer ben çocuğuma baklava götüreceksem mutlaka cevizli götürmek zorunda mıyım? Yani bu konuda da üretici arkadaşlarımızın çeşitliliği artırması gerekir." Dedi.
Ticarete de karşı olmadığını söyleyen Fakıbaba, "Sadece parası olup hiçbir gayret etmeyen, sadece stokçuluk yapan ve sadece stokçuluktan para kazanmak isteyen insanlara karşı hakikaten gerekli önlemleri alacağız. İnsanlara stokçuluk yaptırmayız, yapılmasına da izin vermeyiz." Dedi.
Üreticilere her türlü desteğin arttığını vurgulayan Fakıbaba, bu anlamda da teşvik ve desteklerin verilmeye devam edileceğini bildirdi.
Fakıbaba, tüm bu çalışmaları yaparken 81 milyon insanın alın terini azaltanlara karşı da mücadele edeceklerini söyledi. Fakıbaba; sözlerine şöyle devam etti:
"Piyasayı gözetliyoruz. Eğer fiyatlar gereken ayarın altına düşmediği taktirde, gerekli tedbirleri alırız. Bu kesin kararımız. Hangi gıdada olursa olsun, bu ülke sahipsiz değildir. Üreticinin de tüketicinin de esnafın da sanayicinin de mutlu olduğu bir çalışma şeklini benimsemeliyiz. Bu anlamda özellikle fıstığın fiyatını spekülatif anlamda artırmak isteyenler şunu bilsinler ki Ahmet Fakıbaba buna izin vermeyecek."
Fakıbaba’dan Fındıklı Baklava Önerisi 
Bakan Fakıbaba, TMO'nun elinde şu an 100 bin ton kabuklu fındık olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Ne kadar güzel bir şey olur aslında. Baklavacı arkadaşlarla da paylaştık, diyorlar ki 'İnsanlar bu lezzete alıştı.' Buna saygı duyuyorum ama fıstıklı baklava 60 lira ise cevizli 50, fındıklı da 40 lira olur. Eğer ben çocuğuma baklava götüreceksem mutlaka cevizli götürmek zorunda mıyım? Yani bu konuda da üretici arkadaşlarımızın çeşitliliği artırması gerekir."
Gittiği bazı toplantılarda yapılan baklava ikramlarında porsiyonların büyük olmasıyla karşılaştığını belirten Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Allah aşkına bu kadar baklava nasıl yenecek. Bu konuda ciddi olarak israfın önüne geçmemiz lazım. İsraf eden, iflas eder. Bu ülkeye bir şey olursa İslam alemi gider. O yüzden ülkemize sahip çıkmalıyız. Samimi olarak söylüyorum, israfı önlememiz lazım. Fıstıkla ilgili olarak arkadaşlarımızla görüşüyoruz, lisanslı depoculuğu da geliştireceğiz. İnşallah bu sıkıntıların önüne geçmiş olacağız. Lisanslı depoculukla fırsatçılığın da önüne geçmiş olacağız."
 
 
18.5.2018
Devamı

Sulamada Kullanılan Elektrik Borçları Yasal Takibe Alınmadan Tahsil Edilebilecek

Kamuoyunda "Torba yasa" olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM genel kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre;  Tarımsal desteklemelerden yararlanan çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçları yasal takibe gerek kalmaksızın tahsil edilebilecek.
 Çiftçilerin ödenmeyen sulama işletme, bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borcunun yanı sıra tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu bulunması halinde; DSİ, işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi, elektrik dağıtım şirketi veya elektrik perakende satış şirketi, tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarını bildirecek.
Borç tutarı, çiftçilerin destekleme ödemelerinden mahsup edilerek, DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye, elektrik dağıtım şirketine veya elektrik perakende satış şirketine ödenecek.
 
 
18.5.2018
Devamı

İsrail'in Beyhude Çabası'na Pabuç Bırakmayız

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel’in Twitter üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin sert yanıt geldi. Bakan Fakıbaba “Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor.” Dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı açıklamada, İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel'in, dün Twitter hesabından, "İsrail ve Filistin'e yönelik tutumu nedeniyle Türkiye'den gerçekleştirdikleri tarım ürünleri ithalatını durdurma talimatı verdiğine" ilişkin sözlerini değerlendirdi.

“Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin 'ithalatı dondurması'ndan çekinmesi asla düşünülemez. Ülkemizin tarımı, artık dünya piyasasında alternatif pazarlar bulma noktasında sıkıntı yaşamayan dinamik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor. Halkımız, mazlumların gür sesi olan Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin konusunda da yanındadır. Bizler Filistin davasını Türkiye'nin davası olarak görüyor ve Kudüs'ü kırmızı çizgimiz olarak değerlendiriyoruz. Hiçbir ekonomik kaygı, bizim Kudüs sevdamızın ve Filistinlilerin haklı davasını savunmamızın önüne geçemez. “dedi.
 
 
 
17.5.2018
Devamı

Fıstıklı Baklava İçin Fıstık İthalatı Açılıyor mu?

 Ramazan öncesi birçok şerbetli tatlı hazırlıkları evde ve tatlıcılarda yapılırken; ramazan ayının girmesi ile birlikte Antep fıstıklı tatlılar tatlıcılarda yapılamaz oldu.  Antep fıstığının fiyatı çeyrek altın ile yarışması tüketicileri Antep fıstıklı baklavadan etti.

Tatlı üreticileri Antep fıstığının fiyatından dolayı fıstıklı baklava üretemezken; vatandaşında bu lezzetten geriye kalmaması için çözüm yolu aradıklarını belirtiyor.

Öte yandan edinilin bilgiye göre Baklava Tatlı Üreticileri Derneği ise (BAKTAD) Antep fıstığındaki fiyatın yüksek olmasında dolayı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile görüşeceklerini fıstık’ta bir an önce hızlı çözüm açısından ithalatın açılması gerektiğini söylüyor.
 
 
17.5.2018
Devamı

Örgütlü Soğuk Süt Primine Bakan Fakıbaba'dan Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve FAO işbirliğinde yürütülen “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi”nde bir konuşma yaparak üreticiye süt konusunda müjde verdi.
Bakan Fakıbaba konuşmasında Başbakanımız Binali Yıldırım beyle görüştüm önümüzdeki günlerde  sıcak süte 5 kuruş  soğuk süte 10 kuruş örgütlü soğuk süte ise 12 kuruş prim verileceğini söyledi.
 
 
15.5.2018
Devamı

Buğday Fiyatı Yüzleri Erken Güldürecek

Başbakan Binali Yıldırım Geçtiğimiz gün memleketi Erzincan’da 2018 yılı hububat alım fiyatını açıkladı. İlk defa hububat alım fiyatları erken açıklanırken açıklanan hububat fiyatından üretici memnun kaldı. Buna göre  TMO 2017'de tonunu 940 liradan aldığı Anadolu Kırmızı Sert Buğdayı bu sene 1050 liradan alacak. Geçen yıl arpa için fiyat açıklamayan TMO bu sene arpanın tonunu 825 liradan alacak. Açıklanan fiyatlar üzerine ayrıca buğdayın protein ve rutubet oranına göre yüzde 6'ya kadar ilave fiyat uygulanacak.
Bu şekilde kaliteli ürünün fiyatı ton başına 1110 liraya kadar çıkabilecek. Bu fiyatlara ilave olarak çiftçilere buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalede ton başına 50 lira prim ödemesi yapılacak. TMO’nun hesaplamasına göre, Anadolu Kırmızı Sert Ekmeklik Buğday için belirlenen ton başına 1050 liralık alım fiyatı prim, mazot ve gübre destekleri ile birlikte 1200 liraya kadar yükselebilir.
TMO  2018 yılında yüzde 10 artışla 1100 liradan alacak. Geçen sene tonu 840 lira olan düşük vasıflı makarnalık buğdayı 920 liradan alacağını açıklarken 2017 yılında tonu 895 lira olan diğer beyaz ve kırmızı buğdaylar 1000 liradan, geçen sene 800 lira olan düşük vasıflı ekmeklik buğdaylar ise tonu 870 liradan alınacak. Fiyatı yüksek olduğu gerekçesiyle geçen yıl alım fiyatı açıklanmayan arpa için bu sene alım fiyatı’ da açıklandı. 2018 arpa alım fiyatı ton başına 825 lira olarak belirlenirken;  Çavdar, yulaf ve tritikale alım fiyatı ise ton başına 800 lira olarak açıklandı.
 
15.5.2018
Devamı

Tarımsal Destekte Tapu Şartı Kalkıyor

Maliye Bakanı Naci Ağbal, çiftçilere verilen tarımsal desteklemelerde tapu şartını kaldırarak araziyi işleyene destek verilmesi yönünde 3 bakanlığın çalışma yaptığını açıkladı. Ağbal, hazineye ait tarım arazilerini ecrimisil ödeyerek kullanan çiftçilere kiralama kolaylığı getirilerek desteklemelerden yararlanabilmelerinin önünü açacaklarını kaydetti. Söz konusu düzenlemelerin hayat geçmesi ile yaklaşık 1 milyon çiftçinin tapu mülkiyet sorunlarından kaynaklanan destekleme mağduriyeti giderilmiş olacak.
Ağbal, konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “Hazineye ait tarım arazilerini özellikle kırsal kesimde ve köylerde çiftçilerimiz fiilen kullanıyorlar. Ecrimisil ödeyerek bu tarım arazisini kullanan vatandaşımız, bu tarım arazisini fiilen kullanmasına rağmen, üretim yapmasına rağmen tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor.
Çünkü bizim tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanmanız için ya mülk sahibi olmanız lazım ya da kiracı olmanız lazım. İşte biz burada çiftçilerimize 2 yönlü bir destek sağlamış oluyoruz.dedi.

Bakan Ağbal konuyla ilgili şunları söyledi. “Ecrimisil ödeyerek kullandığınız bu arazileri size ödediğiniz ecrimisil bedelinin yarısı kadar bir tutarla kiralayalım. Doğrudan kiralayalım, ihalede olmasın. Çünkü siz 2017 yılsonundan geriye doğru baktığımızda en az 3 yıldır bu araziliyi kullanıyorsunuz. Üretiyorsunuz. Yani ekonomiye değer katıyorsunuz. Bizde sizin bu yaptığınız gayreti takdir ediyoruz. Burada ecrimisil gibi bir değer yerine doğrudan kiralayalım. Kaç Yıl. 10 yıl süreyle doğrudan kiralama imkânı getiriyoruz.
İsterse 10 yıl daha tekrar uzatabilecek. Ondan sonra tekrar 10 yıl uzatabilecek. Yani kiracılık süresini istediği kadar uzatabilecek. Kiralama yapan vatandaşımıza 10. yılın sonunda doğrudan doğruya satın alma imkânı da veriyoruz.
Burada 2-B kanununun hatırlayın. Uygun bedellerle yüzde 50 bedelle, rayiç bedelin yüzde 50'si bedelle satmıştık burada bu düzenlemeyi getiriyoruz. Bu şekilde 156 bin tarım arazisi var. Çiftçimiz var. Biz birebir şimdi kendileri ile irtibatı kuracağız yasa çıkar çıkmaz kendilerini davet edeceğiz. Gerçekten kaçırılmayacak bir fırsat hem ödedikleri kira azalacak hem dekira kontratını Tarım il Müdürlüğüne gösterip tarımsal desteklerden yararlanacaklar.
Ben tahmin ediyorum bize yapacakları ödemeden daha fazla tutarda bir tarımsal destekleme ödemesini de almış olacaklar.
Biz biliyoruz ki Anadolu'da genellikle babadan, atadan kalan yerler tapuda kalır öyle. Ama fiilen çocuklar torunlar kullanır. Dolayısı ile burada bir mülkiyet sorunu nedeniyle vatandaş o tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor, yararlanmasını istiyoruz.” Dedi.
 
 
15.5.2018
Devamı

Ramazan’da Sağlıklı Beslenme ve Önlemler

Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli. Anadolu İzlenimleri sizler için Ramazan ayına girerken nasıl sağlıklı ve dengeli beslenebiliriz? sorularını sizler için araştırdı.
Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli.
Ramazan ayında besin tüketim saatlerinin kısıtlı oluşu nedeniyle beslenme alışkanlıklarının da değiştiğini ifade eden Diyetisyenler, sadece dengeli beslenmenin önemine değil, sıcak, susuzluk ve uzun süre yaşanan açlığın ardından tüketilen besinlerde nelere dikkat etmek gerektiğinin vurgusunu yapıyor.
 Sıcak ve nemli havalar su kaybettirir
 Özellikle sıcaklık ve nem artışı ile birlikte vücutta terleme daha fazla olmaktadır. Bununla birlikte artan sıvı ihtiyacını iftar ve sahur saatleri arasında tamamlamak için 2-2,5 litre (10-14 bardak) su içilmesi gerekmektedir.
Çay ve kahve ile meyve suyu tüketimi azaltılmalı
 Aşırı çay kahve tüketimi vücudun sıvı ihtiyacını arttıracağından Ramazan ayında tüketimi kısıtlanmalıdır. Sıvı kaynağı olarak ayrıca ayran ve maden suyu tüketilebilir. Ancak meyve suları ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Özellikle kilo problemi veya kan şekeri değerlerinde yükseklik yaşayanların meyve suyu tüketmemesi gerekmektedir. Gazlı içeceklerin içinde bulunan şeker oranı ve kafein nedeni ile de tüketilmemesi önerilmektedir.
Sahura kalkmak önemli
 Oruç tutarken sahura kalkmak Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyi sürdürmek için çok önemlidir. Sahura kalkmamak ya da sadece su içip yatmak uzayan açlık süresini 20 saatin üstüne çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak açlık kan şekeri daha hızlı düşeceğinden gün içinde verimsizliğe sebep olmaktadır.
Sahurda tok tutucu hafif bir kahvaltı yapılmalı
Sahur öğününde kalori içeriği fazla olan besinleri tüketmek iftar saatine kadar vücudu sağlıksız kılar. Sahur öğününde hafif bir kahvaltı içeriğine tok tutucu özelliği olan ve kaliteli protein içeren yumurtanın dahil edilmesi iftara kadar olan açlık hissinin azalmasına yardımcı olacaktır. Aynı zamanda meyve tüketimi, gün içerisinde vücut için gerekli vitamin-mineral desteğini sağlamaya yardımcı olacaktır.
İftar ve sahur arasına üç öğün konulmalı
Gün boyu çok uzun süre aç kalan vücudun düşen metabolizma hızını yükseltmek için iftar ve sahur arasında kalan sürede en az üç öğün besin tüketilmesi gerekmektedir. 1 kase çorba ile açılacak iftar öğününe en az 15-20 dakika mola verilip sonra ana yemek tüketilirse hazımsızlık, şişkinlik yaşanmaz. Ayrıca tüketilen besinlerin çoğunlukla yağ olarak depolanması engellenmiş olur. Ana yemek tüketiminden ortalama 1,5 saat sonrası küçük bir ara öğün yapmak da kilo koruma açısından etkili olacaktır.
İftarda kan şekeri dengelenmeli
İftar öğününde kan şekerini dengeli olarak yükseltecek besin tercihleri yapılmalıdır. Örneğin pirinç pilavı, beyaz ekmek gibi glisemik indeksi yüksek tercihler yapmak yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek veya kepekli makarna gibi sağlıklı seçimler yapılmalıdır.
Sağlıklı besin seçimi yapılmalı
 Ramazan ayında kilo almayı engellemek için sağlıklı besin seçimi önem kazanmaktadır. Kızartma ve kavurma gibi sağlıklsız pişirme yöntemleri yerine ızgara, haşlama, buğlama ve fırında pişirme yöntemleri ile yapılmış besinleri tercih edilmelidir.
Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar
 İftar saatine kadar düşen kan şekeri sebebi ile artan tatlı tüketme ihtiyacında da, sağlıklı seçimler yapmak önem taşımaktadır. Şerbetli ağır tatlılar yerine porsiyon miktarları dengelenerek sütlü tatlı, güllaç, meyve tatlıları veya dondurma yemek daha sağlıklı seçimler olacaktır.
Kabızlık sorun olmasın
 Beslenme düzenindeki değişiklikler ve gün içine dağılmış sıvı tüketimi olamayacağından kabızlık da Ramazan ayında sık görülen bir sindirim problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kabızlığı önlemek için öğünlerde posa içeriği yüksek besinler (kurubaklagiller, salatalar), ara öğünlerde de meyve tüketimini ihmal etmemek gerekmektedir.
Yürüyüş sindirim sistemini çalıştırır
İftar öğününden 2 saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olmakla birlikte kan basıncını yani tansiyonu dengeler, aynı zamanda kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.
 
15.5.2018
Devamı

Et İthalatında Şimdide Ukrayna

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte ucuz et’te market zincirinin 2den 3’e çıkarılması ile birlikte bir çok ülkeden kırmızı et ithalatı yapılmaya devem ederken şimdi sıra ise ukrayna’da.
Ukrayna'dan Türkiye'ye sığır eti ihracatı için bir süredir devam eden görüşmelerde sona gelindi.

Ukrayna Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma Servisi'nden yapılan açıklamada, Ukrayna'nın Türkiye'ye sığır eti ihracatı için gerekli izinleri aldığı belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan geçtiğimiz ay Kiev'e giderek Ukraynalı yetkililerle görüşmelerde bulunmuştu.
Türkiye'den Ukrayna'ya giden uzman heyetin ülkedeki sığır eti üretimi üzerindeki devlet kontrolüyle ilgili denetimlerde bulunduğu, ayrıca Türkiye'ye et ihracatı yapmayı planlayan Ukraynalı işletmeleri denetlediği kaydedildi.

Ukrayna'dan Türkiye'ye et ihracatı için gerekli sertifikalar ve standartlarla ilgili onay işlemlerinde de son aşamada olunduğu belirtiliyor.
 
 
15.5.2018
Devamı

Ette Market Zincir Sayısı 3'e Çıktı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, fiyatları dengelemek için Et ve Süt Kurumu aracılığıyla et ve kıyma verilen market zinciri sayısının 2’den 3’e çıkarıldığını söyledi. Fakıbaba, kur nedeniyle kesif yemde problem olduğunu, çözmeye çalıştıklarını da belirtti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, piyasayı regüle etmek için Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla 2 market zincirine et verildiğini hatırlatarak, dünden itibaren market sayısının 3’e, şube sayısının da 13 binden 15 bine çıktığını söyledi. Böylece A101 ve BİM’den sonra marketlere Migros da eklenmiş oldu. Tarıma 16 yılda verilen desteğin toplam 120 milyar lira olduğuna dikkati çekti, şöyle devam etti: “17 milyar dolarlık ihracatımıza karşılık 13 milyar dolar ithalatımız var. Zaman zaman muhalefet ‘Et, saman ithal ediliyor’ diyor. Muhalefet bu, tabii ki diyecek ama bizim için önemli olan vicdanımızın rahat olmasıdır. Yıllık 1 milyon 350 bin ton et tüketimimiz var ama biz 100 bin tonluk et bile ithal etmiyoruz. Şu anda dolar artışından dolayı kesif yemde problem var. Onu da bugün arkadaşlarımızla çalışacağız ve sayın Başbakan’ımıza ileteceğim. Onu da çözmenin gayreti içindeyiz.” dedi
 
15.5.2018
Devamı

Mevsiminde Yeşil Eriğin Bilinmeyen Özellikleri

Manav tezgâhlarında ve pazarlarda yeşil erik görüyorsak, yaz gelmiş demektir. Peki, genellikle yaz aylarının gözdesi olan bu meyvenin sizce ne gibi faydaları var? İşte, zayıflamadan kabızlığa kadar yeşil eriğin hiç bilinmeyen faydaları...
YEŞİL ERİK KABIZLIĞI ÖNLER
Sağlıklı çalışan sindirim sisteminin belirtisi günde bir veya iki kez büyük tuvalete çıkmaktır. Ancak, kabızlık yaşayanlar için bu hayal gibi görünür. Oysaki günde bir avuç yeşil erik yiyerek kabızlığın üstesinden gelebilirsiniz. Yeşil erik sindirilebilir lif açısından zengin olduğundan, mide gazı, kabızlık ve gaz problemini önler.
 
YEŞİK ERİK SARKMALARI ÖNLER
Diyet yapmayı erteleyenlerin en büyük korkularından biri, kilo verdiklerinde deride sarkma olacağıdır. Oysaki yeşil erik gibi C vitamini açısından zengin ve bağ dokusunu güçlendiren meyvelerle beslenmek hem sarkmaları önler hem de cildin genç kalmasını sağlar. Yeşil eriğin faydalarından biri de sağlıklı beslenme eşliğinde günde bir avuç yeşil erik yiyerek sarkmaların üstesinden gelebilirsiniz.
YEŞİL ERİK KANSIZLIĞI GİDERİR
Kansızlık, demir eksikliği gibi hastalıklar başta yorgunluk ve şişmanlık olmak üzere saç dökülmesi, hamile kalamama gibi ciddi sorunlara yol açar. Yeşil eriğin faydaları arasında demir ve kalsiyum içermesi vardır. Sağlıklı beslenme eşliğinde günde bir avuç yeşil erik yiyerek kansızlığın üstesinden gelebilirsiniz.
YEŞİL ERİK KİLO VERDİRİR
Açlık ve tokluk hissinin belirlenmesinde en büyük etkenlerden biri kan şekeridir. Eğer, kan şekeri dengede olursa sağlıklı insanlar gibi acıkır veya doyduğunuzu hissedersiniz. Bunu sağlamanın en garantili yollarından biri de kan şekerini dengeleyen yeşil erik gibi besinler tüketmektir. Yeşil erik, bu özelliğiyle kilo verdirir ve ara öğünler için çok ideal bir meyvedir. 1 kâse yeşil erik ortalama 50 kaloridir.
YEŞİL ERİK BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR
Güçlü bir bağışıklık sisteminin anlamı şudur: herkes hasta olurken siz sağlam ve keyifle hayata devam edersiniz; aids, kanser gibi ürkütücü ve acı veren hastalıklardan korunursunuz. İşte, yeşil erik içerdiği yüksek oranda C vitaminiyle bağışıklığı güçlendirir.
YEŞİL ERİK AKCİĞER KANSERİNİ KORUR
Yeşil erik yiyenlerin astım, akciğer kanseri, soğuk algınlığı, öksürük ve çok kronik akciğer sorunları gibi akciğer sorunlarından uzak kaldığı araştırmalarca saptanmıştır. Eğer sigara içiyorsanız, gördüğünüz zararı bir nebze olsun azaltmak için günde bir avuç yeşil erik yiyebilirsiniz. Yaşlılarda düzenli olarak yeşil erik tüketmenin görme sorunlarını önlediği düşünülmektedir.
 
ERİĞİN FAYDALARINA DAİR BİLİMSEL AÇIKLAMALAR
Agri Life Research Center’ da yapılan yeni araştırmada; eriklerdeki antioksidan özellikleri incelenmiş, 100 farklı meyve ile karşılaştırılmış. Bu araştırmada antioksidanları kanser hücreleri ile etkileşime sokmuşlar, Araştırmacıların sonucunda: erikteki antioksidanlar yaban mersinindekilerden daha güçlü çıkmış. Daha sonra laboratuvarda göğüs kanseri hücrelerine etkisini görmek için başka bir araştırma yapılmış. Bunlar erik içerdiği eşsiz bitkisel besinleri normal hücrelere zarar vermeden meme kanseri hücrelerinin büyümesini durdurduğu bulunmuş. Özellikle kalp hastalıkları, kolesterol ve damar tıkanıklarında erik önerilebilir. Çocuklarda oluşan büyüme sorunlarında ve benzeri problemlerde de eriğin etkisi araştırılmaktadır. Özellikle bolca tüketilebilen ve kalorisi çok az olan bu meyve zayıflama diyetlerinde yaz aylarının vazgeçilmezidir.
Kişilerin şeker ihtiyacı oluştuğunda çilek ve erikten oluşan 1 kâse meyveyi tüketmeleri yeterli olacaktır. Eriğin tuzlanarak yenmesi vücutta su tutulmasına ve ödem oluşmasına neden olur buda dolaylı yolda kilo almayı tetikleyecektir. Bu nedenle erik tek başına yenmelidir.
Pek çok çeşidi bulunan erik kaynatılarak komposto şeklinde tüketildiğinde özellikle anne sütünün artmasında ve kabızlık probleminin ortadan kalkmasında oldukça etkilidir. Erik tip II diyabet hastalarında kan şekerinin dengelenmesi ve düşürülmesinde etkilidir. Özellikle yaz aylarında 200 gr a yakın rahatlıkla tüketilebilir.”
 
 
 
 
14.5.2018
Devamı

Her Koşulda Çiftçi Üretmeye Devam Ediyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekliyor, üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yaptık. Çiftçimiz, zor tabiat koşullarında, yağmur, çamur demeden,  gecesini gündüzüne katarak üretiyor, tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmuyor, ormanda, denizde üretimini sürdürüyor, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. Bu ülkeye hizmeti de ibadet gibi görüyor. Buna karşın kıymetinin bilinmesini, yaptığı işin öneminin idrak edilmesini istiyor" dedi.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından buyana, her yıl tüm dünyada 14 Mayıs’ın 'Dünya Çiftçiler Günü' olarak çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirtti.
“TARIM ÖNEMİ TARTIŞILMAZ BİR SEKTÖR”
Bu günün kutlanmasıyla değeri çok da iyi anlaşılmayan çiftçinin ve tarım sektörünün gündeme geldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
"Tarım, önemi tartışılmaz bir sektördür. Tarım modası geçmeyen tek sektördür. Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan da yaşanabilir ama gıda olmadan yaşanamaz, gıda ihtiyacı ertelenemez. Bütün insanlık tarihi boyunca tarım, en stratejik sektör olmuştur. Önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir.
Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, 815 milyon insan açlık çektikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız. Uzay çağını yaşarken, dijital devrim ve otomasyon her alana girmişken hala dengesiz gelir dağılımı nedeniyle yüz milyonlarca insanın açlık çekmesini gelecek kuşaklara anlatamayız. Üstelik yüz milyonlarca insan açlık çekerken gıdanın üçte birini, 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atarken bunu açıklayamayız."
‘TARIMSAL POTANSİYEL AÇISINDAN EN ŞANSLI ÜLKELER ARASINDAYIZ’
Türkiye’nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
"Tarımsal potansiyel açıdan cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Dünyanın en eski tarım merkezlerinden biri olan Anadolu ve Trakya’ya sahibiz. Ülkemizde tarımsal çeşitlilik kıtalarla karşılaştırılabilecek kadar zengin. 55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz. Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş üretiminde birinci, karpuz, kavun, pırasa, bal ve fiğ üretiminde ikinci, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı, çilek ve koyun sütü üretiminde üçüncü sıradayız. Endemik bitki türü bizde 3 bin 500’ü aşarken, her gün bunlara yenileri eklenirken, kıta Avrupası’nda toplam endemik bitki türü sayısı 2 bin 500’de kalıyor. Bugün dünya tarımının en temel ürünlerinden çoğunun anavatanı bu topraklar. Buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz ve vişnenin anavatanının Anadolu’dur. Bunların dışında, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane, kuşburnu, kekik, ahududu, alıç, ahlat, karadut, keçiboynuzu, böğürtlen, kızılcık, muşmula, menengiç, üvez, anason, Bektaşi üzümü, çam fıstığı, kara yemiş, koca yemiş gibi önemli tarım ürünlerinin kaynağı da Anadolu Bunun yanı sıra ülke olarak çok stratejik bir konumdayız. İçinde bulunduğumuz bölgede, başta Ortadoğu olmak üzere, Balkanlar, Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika’da büyük bir gıda talebi bulunmaktadır. Bu coğrafyanın tam ortasında yer alan ülkemiz, tarım potansiyelini nüfusu 700-800 milyonu bulan bu bölgenin gıda açığını karşılamak üzere rahatlıkla kullanabiliriz. Bölgenin tarımsal üretim merkezi olabiliriz."
Bütün bu artılara rağmen, ülke olarak tarım sektöründe var olan potansiyeli tam olarak kullanabildiğinin söylenemeyeceğini belirten Bayraktar, "var olan potansiyeli kullanamıyoruz çünkü; tarımın, arazi parçalanması ve işletme ölçek sorunu, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri, tarım sigortasının yeterince yaygınlaşamaması, sulama, girdi maliyetleri, kredi finansman, örgütlenme, üretim planlaması, fiyat istikrarı, eğitim, kırsalda nüfus kaybı gibi çeşitli sorunları bulunmaktadır. Bu sorunları çözmek zorundayız. Çözüm bekleyen sorunların en önemlileri yapısal sorunlar olan arazi parçalılığı, sulama altyapı eksikliği ve örgütlenmedir" dedi.
YAPISAL SORUNLAR”
Bayraktar, şunları kaydetti:
"Tarımsal işletmelerimiz küçük, arazilerimiz çok parçalıdır. Ortalama işletme büyüklüğümüz 61 dekardır. Üstelik bu alan yaklaşık 10 parselden oluşmaktadır. Parsel büyüklüğü ortalama 6 dekara inmektedir. Bu durum inanılmaz bir maliyet getirmektedir. Bu kadar parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkansızdır. Bu açıdan bizim de çıkarılması için sonuna kadar desteklediğimiz, Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu çok önemlidir. Kanunda iyi bir şekilde uygulanırsa, arazilerin daha da bölünmesi önlenecektir. Halen devam eden toplulaştırma çalışmalarıyla da parseller birleştirilip büyütülecektir. Sulama hepimizin bildiği gibi ülkemizin en önemli meselelerinden biridir. Hala ekonomik ve teknik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin 2,15 milyon hektarını gerekli altyapı çalışmaları tamamlanamadığı için sulayamıyoruz. Sulanan alanlarda da yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemlerine yaygın olarak geçemedik. Hızla basınçlı sulama oranını artırmamız gerekiyor. Bunun çözümü, basınçlı sulama sistemlerinin kurulum maliyeti devletimiz tarafından hibe yoluyla karşılanmasıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama projelerini içeren bölgesel kalkınma projelerin bir an önce tamamlanmalıdır. Üreticimizin ekonomik örgütlenmesinin yeterince sağlanamamış olması da önemli bir sorundur. Ekonomik örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır. Bu örgütler, gelişmiş ülkelerde örnekleri görüldüğü gibi üyelerine ucuz girdi temin edebilmeli, soğuk hava depoları, lisanslı depolar kurabilmeli, çiftçinin ürününü stoklayabilmeli, pazarlayabilmeli, ürünü işleyebilmeli, en iyi şekilde değerlendirebilmeli, piyasaya girip regülasyonu sağlayabilmelidir. Ekonomik örgütlenme etkin olarak sağlanmadan ne çiftçimiz ürününü değerinden satabilir ne de tüketicimiz makul fiyatlarla tüketim yapabilir. Piyasada da fiyat istikrarı sağlanamaz. Üretim planlaması da yapılamaz."
Ziraat Odalarının eğitime çok önem verdiğini, çiftçinin bilgiyle buluşturulması için çalıştığını bildiren Bayraktar, "Ne yaparsak yapalım, çiftçimizi bilgiyle buluşturamazsak 150 milyar dolarlık hasıla, 40-50 milyar dolarlık tarım gıda ihracatı hedeflerine ulaşamayız. Gerek Türkiye Ziraat Odaları Birliği gerekse de Ziraat Odaları olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla protokoller imzalayarak, işbirliği yaparak 427 bin çiftçimizin eğitim almasını sağladık. Üstelik bunların 174 bini de kadın çiftçilerimiz. Yine teknolojik gelişmeleri yakından görebilsin diye 670 bin çiftçimizi fuarlara taşıdık. Bu sayılar daha da artırılmalı, bütün çiftçilerimiz eğitimden geçirilmelidir" dedi.
“TALEPLERİMİZ”
Çiftçiyi rahatlatmak için mazot, gübre, yem, elektrik, tohum, ilaç gibi girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, çiftçinin öncelikli taleplerini ise şöyle sıraladı:
"Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin sorunların bir bölümü çözüldü. Bu şekilde üretim yapan bütün çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) konusundaki sorunlarının çözüm yolu bulunmalıdır. Bu sorunlar çözülmeli ki çiftçimiz tarımsal desteklerden yararlansın, Hazine destekli düşük faizli Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kredisi kullanabilsin, tarım sigortası yaptırabilsin, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ürün satabilsin. İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan ‘miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan tapu harcı muafiyeti’ devam ettirilmelidir. 2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.
Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’ine çıkarılmalıdır. Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir. Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır. Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu tarifesi uygulanmalıdır. Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır. Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır. Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir. Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır. 2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları ertelenmelidir. Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir. Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir. Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir. Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır. Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir.”
Bayraktar, bütün çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutladı, bütün çiftçilere bereketli hasatlar diledi.
 
14.5.2018
Devamı

Tarımın Temsilcilerine Milletvekilleri Aday Listelerinde Yer verilsin

Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili genel seçim ile ilgili bir basın açıklaması yaparak kamuoyuna  önemli bir çağrıda bulundu. TAGYAD’tan yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?” denildi.
 
Türkiye 24 Haziran 2018 tarihinde milletvekili genel seçimlerine gidiyor. Bizler de Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) olarak kamouyuna önemli bir çağrıda bulunmak istiyoruz.
 
Tarım Temsilcilerine Milletvekilliği aday listelerinde yer verilsin
 
Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?
 
Belki seçimlere çok az bir sürenin kaldığı düşünülebilir, ancak tarım ve gıda sektörü bir an önce harekete geçmeli ve siyasi partilere karşı bu çok önemli konuda açık tavır koymalıdır. TAGYAD'ın "Tarım Temsilcileri Meclise" çağrısı bu büyük sektör mensuplarınca mutlaka etkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
 
Aksi takdirde yine her seçim öncesi olduğu gibi siyasi partiler, tarım ve gıda sektörüne ve özellikle çiftçiye verdikleri önemden bahsedecekler fakat bunun gereğini yapmayacaklar!
 
Son sözümüz şudur; TARIM TEMSİLCİLERİNE milletvekili aday listelerinde mutlaka seçilecek sıralarda yer verilmelidir!
 
 
10.5.2018
Devamı

Su ve Toprak’ta Yeni Dönem Nasıl Olacak?

Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırmasında yeni bir dönem başladı. Daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda olan arazi toplulaştırma, tarımsal sulama ve sulamaya ilişkin desteklemeler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Böylece Devlet Su İşleri, su ve toprak konusunda tek yetkili kurum oldu.
 
Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 19 Nisan 2018'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Kanun 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni dönemde tarımsal sulama ve arazi toplulaştırması
Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırma konusunda çok önemli değişiklikler getiren Kanun ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın sulama ve arazi toplulaştırma alanındaki yetkileri Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'ne devredildi.
Kanun ile; Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Arazi Toplulaştırması Etüt ve Projelendirme Dairesi Başkanlığı, Değerlendirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı kurulacak.
 Su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca tahsisi, kiralanması, ruhsatlandırılması gibi işlemlerde DSİ' nin görüşü alınacak. Su tahsisine ilişkin usul ve esaslar DSİ tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek.
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ'nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkili olacak..
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine bağlı olmayacak.

İstendiğinde Tarımsal faaliyetleri kısıtlama yetkisi
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
 Arazi mülkiyetinin ihtilaflı olması veya sahibinin gelir kaybına ilişkin takdir edilen bedeli kabul etmemesi durumunda, DSİ veya proje idaresi tarafından yetkili sulh hukuk mahkemesine başvurularak bedel tespiti yapılacak. Mahkemece belirlenen bedel, üçer aylık vadeli hesaba yatırılarak taşınmaz üzerinde malikin iznine tabi olmaksızın toplulaştırmaya ilişkin işlemlere devam edilecek.
 Köy tüzel kişiliği, belediyeler, kooperatifler, birlikler gibi tüzel kişilikler veya kamu kuruluşları, hizmet konuları ile ilgili arazi toplulaştırması ve/veya tarla içi geliştirme hizmeti yapmak istemeleri durumunda DSİ'ye gerekçeleri ile başvurarak toplulaştırma isteklerini bildirecek. Gerekçelerin yeterli görülmesi durumunda DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu kararı alındıktan sonra başvuran tüzel kişilik veya kuruluş bu maddeye göre arazi toplulaştırması projesini yürütecek.
9- Arazi toplulaştırması sahası ilan edilen yerlerle ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra arazi toplulaştırması işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda arazi toplulaştırmasına konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri DSİ'nin ve proje idaresinin iznine bağlı olacak.

Küçük araziler toplulaştırılarak satılabilecek
 DSİ veya proje idaresi gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilir veya bu madde kapsamında değerlendirmek üzere kamulaştırabilecek. Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden DSİ'nin veya proje idaresinin talebi üzerine, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslara göre satılacak.
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak, DSİ'nin yetkisinde olacak. DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.

İzinsiz su kullananlara ağır cezalar uygulanacak
 Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek. Devlet tarafından yapılacak destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi geldiği halde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet bedeli borcu bulunması halinde; DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi tarafından tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarı bildirilecek. Destekleme ödemelerinden borç tutarı mahsup edilerek, DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye ödenecek.
Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, bu fiillerin tekrarı halinde her defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar, Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, Birlik görev alanı dışında kalan su kullanıcılarına, izinsiz olarak suladıkları her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, idari para cezası verilecek.

Sulama tesisleri özel sektöre devredilebilir
 Tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesisleri DSİ tarafından işletilecek veya ilgili idarenin talebi ve DSİ'nin teklifi üzerine bağlı olduğu Bakan tarafından onaylananlar, işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilmek üzere; belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilecek.
 Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işletmeye verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla işlemleri devam eden arazi toplulaştırması işleri ile inşası devam etmekte olan tarla içi geliştirme hizmetlerine DSİ tarafından son verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde çalışanlar DSİ'ye devredilecek.
Destekler DSİ tarafından verilecek
 Tarım Kanunu'nda yapılan değişiklikle, tarla içi sulama sistemi hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla, çiftçilerin birlikte veya ferdi olarak yürütecekleri yatırım projelerinin maliyetinin bir kısmı, tarla içi sulama desteği olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak.
Tarla içi sulama sistemi desteklerine ilişkin işlemler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Destekleme oranını, proje türleri bazında veya toplu olarak belirlemeye ve uygulamaya ilişkin diğer hususları düzenlemeye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkili olacak.
Sulama birlikleri görev alanında yer alan her su kullanıcısı gerçek ve tüzel kişi sulama tesisinden faydalanabilmek için o birliğe üye olmak zorunda. İlk üyelik kaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere DSİ'nin belirlediği katılım payı tahsil edilecek.
 Sulama birliğinin amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda birlik, DSİ'nin teklifi üzerine Bakan onayı ile feshedilecek.
Tarımın temel iki kaynağı olan toprak ve su konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tamamen devre dışı bırakılıyor. Toprak ve su kaynakları konusundaki hizmetler bu yeni dönemde ticari bir yaklaşımla ele alınacak. Özellikle küçük çiftçi bu yeni uygulamalarla tamamen tasfiye edilerek sektörün dışına çıkarılacak. Tarım toprakları belli ellerde toplanacak. Parası olan suyu kullanabilecek. Su kaynakları özel şirketlere devredilerek tarıma yeni bir darbe vurulmuş olacak.
 
 
 
10.5.2018
Devamı

Hayvancılıkta 2018 Destekleri Yüz Güldürecekmi

Gıda Tarım ve Hyavancılık Bakanlığının hazırlamış olduğu 2018 hayvancılık desteklemeleri önceki gün resmi gazatede yayınlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre bir çok kalemde ayrı ayrı destekler verilirken üreticinin alacağı 2018 hayvancılık destekleri üreticinin yüzünü güldürecekmi? sorusu akıllara geliyor. İthalatların bir hayli fazla yapıldığı şu günlerde hayvancılık destekleme esasaları belli olurken bu esaslara ilişkin üreticinin memnun olup olmayacağı hayvancılığın gündeminde.
Hayvancılığın geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması, hayvancılık politikalarının yürütülmesinde etkinliğin artırılması, yerli hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi, kayıtların güncel tutulması, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve sağlıklı hayvansal üretim için yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartılan Tebliğ, Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan 2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararda yer alan hayvancılık desteklemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buzağı desteklemesi, 1/1/2018-31/12/2018 tarihleri arasında doğan, Bakanlık kayıt sisteminde doğduğu işletmenin ve anasının kaydı bulunan buzağılara verilecek. Buzağıların, küpelenmiş ve birinci dönem buzağı desteklemesine başvuranlar için 1/10/2018 tarihine kadar, ikinci dönem buzağı desteklemesine başvuranlar için ise 1/4/2019 tarihine kadar TÜRKVET/E-Islah’a kayıt edilmiş ve doğduğu işletmede en az 4 ay (120 gün) süreyle yaşamış olması gerekecek.
Başvurular, 2/7/2018-31/8/2018 tarihleri arasında ve 2/5/2019-1/7/2019 tarihleri arasında olmak üzere iki dönem halinde yapılacak.
Malak desteklemesi, 1/1/2018-31/12/2018 tarihleri arasında doğmuş olan malaklar için verilecek.
Anaç manda desteklemesinden faydalanacak yetiştiricilerin işletmeleri ve anaç mandalarının, 31/12/2018 tarihi itibariyle TÜRKVET’te kayıtlı olması şartı aranacak. Başvurular 1/11/2018-31/12/2018 tarihleri arasında yapılacak.
Anaç koyun keçi desteklemesi, 2/11/2018 tarihi itibari ile yaşları 15-90 ay (15-90 ay) arasında olan anaç koyun keçi için verilecek. Söz konusu yaş aralığı dışındaki dişi hayvanlar desteklemeden yararlandırılmayacak. Mardin, Siirt ve Şırnak illerinde saf ırk anaç tiftik keçileri (Ankara keçisi) Karar’da belirtilen ilave destekten yararlandırılacak.
Yetiştiriciler (göçer hayvancılık yapan yetiştiriciler dâhil), üyesi olduğu damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliğine 1/9/2018-2/11/2018 tarihleri arasında başvuracak.
Tiftik keçisi yetiştiriciliği ve tiftik üretimi desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve tiftiğin elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması, tiftiğin, Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Tiftikbirlik) ve bağlı kooperatifleri ile damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliklerine satılmış olması şartı aranacak.
Çiğ süt desteklemesi
İşletmesi ve sütün elde edildiği hayvanları TÜRKVET’e kayıtlı, ulusal düzeyde üst örgütlenmesini tamamlamış yetiştirici/üretici örgütüne üye üreticilere, çiğ süt desteklemesi yapılacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ kapsamında pazarlanan sütler hariç olmak üzere üretilen süt, onay belgesi almış süt işleme tesislerine satılmış olması gerekecek. Süt regülasyonu uygulaması kapsamında sütünü üretici örgütleri aracılığı ile satanlar da desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede 1 kg süt tozuna karşılık Bakanlıkça belirlenen süt miktarı esas alınacak.
Çiğ süt desteklemeleri Bakanlığın belirleyeceği birim fiyatlar üzerinden dönemler halinde yapılacak.
Üreticiler başvurularını dilekçe ile desteğini almak istediği ve üyesi olduğu yetiştirici/üretici örgütüne yapacak.
Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi
Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi için, işletme ve anaç sığırların (etçi ırklar hariç) E-Islah soy kütüğü sistemine kayıtlı ve işletme en az süt analizi yapılmış on baş saf ırk ineğe sahip olması gerekecek.
Süt analizi yapılan her inek için yılda bir kez destekleme yapılacak. Buzağılama tarihi, 1/7/2018’den önce olan ineklerde en az üç, bu tarihten sonra olanlarda ise en az iki olmak üzere yağ, protein oranı ve somatik hücre sayısı yönünden süt içerik analizi yaptırılacak.
Arılı kovan desteklemesi
Arıcılık Kayıt Sistemine (AKS) kayıtlı ve yetiştirici/üretici örgütüne üye, işletmesinde en az 30 arılı kovan bulunan arıcılara, arılı kovan desteklemesi yapılacak. Arıcılık işletmesi, en az 30 en fazla 1000 adet arılı kovan için desteklemeden yararlandırılacak. Arıcılar, desteğini almak istediği ve üyesi olduğu yetiştirici/üretici örgütüne 20/7/2018 tarihine kadar başvuruda bulunacaklar.
Bakanlıktan 31/12/2017 tarihinden önce üretim izni alan işletmelerden satın alınmış olması kaydıyla arıcılara, damızlık ana arı ve ana arı desteklemesi de yapılacak.
İpekböceği yetiştiriciliği desteklemesi için ipekböceği tohumu üretim ve dağıtımı Kozabirlik tarafından yapılacak, destekten Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Kozabirlik) yararlanacak.
Çoban istihdam desteği
En az 200 anaç küçükbaş hayvan varlığına sahip, işletmesi ve işletmedeki hayvanları TÜRKVET’e kayıtlı sürü sahiplerine, çoban istihdam desteği verilecek. Köy-mahalle sürülerini ortak otlatan çobanlar da desteklemeden yararlandırılacak. Çobanın Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin en az altı ay süreyle yatırılmış olması gerekecek.

Başvurular, 1/6/2018-31/12/2018 tarihleri arasında, işletme sahibi veya köy/mahalle sürülerini otlatan çobanlar tarafından işletmenin kayıtlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine yapılacak.

Düve alım desteği

Düve alım desteğinden, yetiştiricilik bölgesi olarak belirlenen iller ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenen diğer illerdeki yetiştiriciler yararlandırılacak.
Yetiştiricinin işletmesinin, 1/1/2018 tarihinden önce TÜRKVET’e kayıt edilmiş, işletme kapasitesinin destek talep ettiği hayvan sayısı ile uyumlu olması şartı aranacak. Yetiştiricinin işletmesine en az 20 baş düve satın almış olması gerekecek. Bir işletmenin düve desteklemesinden yararlanabileceği hayvan sayısı, 20-100 (100 dâhil) baş olacak.
Destek miktarı, düve alım bedelinin %30’u kadar olacak ve düve başına desteklemeye esas Bakanlıkça belirlenen fiyatın %30’undan fazla olamayacak.
Düveler, düve yetiştirici merkezlerinden, hastalıktan ari işletmelerden, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden (TİGEM), damızlık sığır yetiştirici birliklerinden, süt üretici birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) ve iştiraklerinden temin edilecek. Destek kapsamında alınan düveler, 2 yıl süre ile satılamayacak.
Besilik erkek sığır desteklemesi
Manda dahil besilik erkek sığır desteklemesinden yararlanmak için, erkek sığırların yurt içinde doğmuş, küpelenmiş, TÜRKVET’e işletme ve hayvanların kaydının yapılmış, 1/1/2018 – 31/12/2018 tarihleri arasında kesilmiş olması gerekecek. Sığırlar, erkek, 12 aylık yaştan büyük ve karkas ağırlığı en az 200 kilogram olacak. Bir yetiştirici en fazla 200 baş (200 dâhil) sığırı için destekten yararlandırılacak. Başvurular Tebliğin yayımı tarihi ile 11/1/2019 tarihi arasında yapılacak.
Hayvan hastalığı tazminatı desteklemeleri
Hayvan Hastalıklarında Tazminat Yönetmeliği ile belirlenmiş tazminatlı hastalıkların tespit edilmesi sonucu, Resmi Veteriner Hekim veya Bakanlıkça yetki verilen veteriner hekim gözetiminde mecburi kesime tâbi tutulan veya itlaf edilen hayvanlar, kesimhanelerde tespit edilen tazminatlı hastalık nedeniyle imha edilen hayvanlar ile ihbarı mecburî bir hastalığa karşı koruma sağlamak amacıyla, Resmi Veteriner Hekim veya sorumluluğundaki yardımcı sağlık personeli ile Bakanlıkça yetki verilen veteriner hekim tarafından yapılan aşı ve serum uygulaması nedeniyle öldüğü Resmi Veteriner Hekim raporu ile tespit edilen hayvanların bedelleri hayvan sahiplerine hayvan hastalığı tazminatı desteği ödenecek.
Bakanlıkça belirlenen aşı uygulamaları sonrasında oluşan atıklar için hayvan sahiplerine atık desteği verilecek.
Hastalıktan ari işletme desteklemeleri
Hastalıklardan ari işletmeler için sağlık sertifikasına sahip olan süt sığırı işletmelerinde bulunan, damızlık boğalar dışındaki, altı ay yaşın üzerindeki erkek hayvanlar hariç, tüm sığırlar için hayvan başına doğrudan destekleme ödemesi yapılacak.
Ari sığır başına ödeme birim miktarları 500 (beş yüz) başa kadar tam olarak, 501 baş ve üzeri için ise % 50’sine karşılık gelen tutarın ödenmesi suretiyle uygulanacak.
Bakanlıkça programlanan aşı uygulamalarında, uygulayıcılara programlı aşı ve küpe uygulamaları desteği verilecek.
Hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunmasına ilişkin olarak hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi desteği verilecek.
Üye yetiştiricilerden kesinti
Yetiştirici/üretici örgütlerine üyelik şartı aranan destekleme ödemelerinde, merkez birliğini kurmuş olan; 5996 sayılı Kanuna göre kurulmuş ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri ve/veya 5200 sayılı Kanuna göre kurulmuş üretici birlikleri ve/veya Bakanlıkça kuruluşuna izin verilen 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden hizmet bedeli olarak belirlenen oranlarda Çiftçi Örgütlerini Güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Tebliğ 1/1/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 
10.5.2018
Devamı

Genç Çiftçiler Hayvancılık Projesinden Yararlanmaya Devam Ediyor

Gümüşhane’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Destekleri Genç Çiftçi Projesi kapsamında Büyükbaş Hayvancılık Projesinden yararlanmaya hak kazanan 93 genç çiftçiye 2 Milyon 790 bin TL değerindeki 558 adet damızlık düveleri kurayla teslim edildi. 
Hacıemin Mahallesi Belediye Mezbahanesinde yapılan dağıtım töreninde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Metin Yalvaç, büyükbaş hayvanların TİGEM tarafından Erzurum'daki çiftliklerden temin edilerek kurumun teknik personelleri tarafından titizlikle seçimlerinin yapıldığını söyledi.
Yalvaç, Genç Çiftçi Projesi kapsamında Gümüşhane Merkez ilçede 10, Kelkit’te 34, Şiran’da 17, Köse’de 12, Kürtün’de 9 ve Torul’da 11 genç çiftçiye büyükbaş hayvan yetiştiriciliği projesi kapsamında hibe almaya hak kazanan toplam 93 genç çiftçiye 2 milyon 790 bin TL değerinde 558 adet büyükbaş hayvanların tesliminin tamamlandığını kaydetti.
Proje kapsamında bakanlık tarafından kişi başına 30 bin TL olmak üzere, 2016 yılında 144 genç çiftçiye, 2017 yılında ise 157 genç çiftçiye toplam 301 proje uygulanarak 9 milyon 30 bin TL hibe desteği verildiğini ifade eden Yalvaç, “Tarım ve hayvancılığın gelişmesine önemli bir katkı sağlayan bu projenin ilimiz çiftçilerinin en üst seviyede yararlanmaları için yaptığımız çalışmalar devam edecektir” dedi.
Törende daha sonra temin edilen damızlık hayvanlar kura yoluyla hak sahiplerine teslimi yapıldı.
Törene Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Metin Yalvaç, Şube Müdürleri, Proje Yürütme Ekibi ile projeden yararlanmaya hak kazanan genç çiftçiler katıldı.
 
4.5.2018
Devamı

TKDK ya 1,5 Milyarlık Hibe 3651 Proje

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, IPARD-II Programı 3.Çağrı kapsamındaki proje başvurularıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Fakıbaba TKDK tarafından IPARD programı ili ilgili olarak “ IPARD kapsamında daha çok projenin desteklenmesi hedefi çerçevesinde, 3.Çağrı bütçesi göz önüne alındığında TKDK’ya sunulan projelerin önemli bir kısmının destek kapsamına alınacağını öngörüyoruz.” Dedi. Bakan Fakıbaba basın açıklamasında şunları söyledi.
 
 
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından IPARD programı kapsamında, bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılarımıza kullandırıyoruz.
Süt ve et üreten hayvancılık işletmeleri, süt, et, meyve-sebze ve su ürünleri işleme tesisleri ile kırsal alanda çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesine yönelik projeleri, TKDK tarafından IPARD programında belirlenen 42 ilimizde destekliyoruz. 
2011 yılından bugüne IPARD-1 Programı ile yaklaşık 11 bin projeye 3,2 milyar TL hibe desteği sağladık. Bu hibeler ile kırsalda 7 milyar liralık yatırım hayata geçirildi ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde 3. Çağrı İlanına çıkıldı. Bu Çağrı doğrultusunda; “süt ve et üreten hayvancılık işletmeleri” ile “çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi” kapsamındaki tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, arıcılık, zanaatkârlık ve yöresel ürünler, kırsal turizm, kültür balıkçılığı ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde başvuru kabul işlemleri tamamlandı.
Geçen ay itibariyle kabul işlemleri tamamlanan Çağrı ile toplam 3.651 proje teslim alındı. Teslim alınan bu projelerin toplam hibe talebi 1,5 milyar TL, toplam yatırım tutarı 3 milyar TL’dir. Projelerin 926’sı süt ve et üretimi sektöründen, 2.725’i ise çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi sektöründen alındı.
Başvuruları yapılan projelerin incelenme süreci, TKDK’ya bağlı 42 il koordinatörlüğü tarafından yapılacak. Kontrol, değerlendirme ve proje seçim sürecinin tamamlanmasından sonra desteklenmeye hak kazanan proje sahipleri kamuoyuna duyurulacak. Projelerin değerlendirme sürecinde kadın ve gençlerimizin projelerine pozitif ayrımcılık yapıyoruz.
IPARD kapsamında daha çok projenin desteklenmesi hedefi çerçevesinde, 3.Çağrı bütçesi göz önüne alındığında TKDK’ya sunulan projelerin önemli bir kısmının destek kapsamına alınacağını öngörüyoruz.
Önümüzdeki dönemde IPARD-II Programı kapsamında çıkılacak yeni başvuru çağrıları ile kırsal kalkınmaya yönelik yatırımları desteklemeye devam edeceğiz.”   
 
 
3.5.2018
Devamı

Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Yönetmeliği

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ilgili bir açıklama yaptı.
 
Bakan Fakıbaba uzmanlık eğitimi yönetmeliğine ilişkin şunları söyledi. “Hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve hayvanların sağlıklı ortamlarda yetiştirilmesini sağlamak, hayvancılığımızın sürdürülebilirliği bakımından büyük önem taşıyor. Zaman ve mesai mefhumu gözetmeksizin hayvan hastalıkları konusunda hizmet veren veteriner hekimlerimiz, hayvancılığımızın yanı sıra ülkemiz ekonomisine de ciddi katkı sunuyorlar. Bu denli önemli görev yürüten veteriner hekimlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve özellikle görevlerindeki ihtisaslaşmayla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasına önem veriyor ve bu doğrultuda bazı çalışmalar yürütüyoruz.
 
Veteriner hekimlerimizin, mevzuattaki eksikliklerden dolayı uzmanlaşmalarıyla ilgili birtakım sıkıntıları vardı. Mevzuat düzenlemesi olmadığından, sahanın ihtiyacı olan uzmanlaşmış veteriner hekim sıkıntısı yaşanıyordu. Daha önce çıkarmış olduğumuz bir kanuni düzenlemeyle bu konuda ilk ciddi adım atılmıştı. Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ile bir önemli adım daha atmış olduk.
 
“Bu yönetmelik, ülkemizin ihtiyacı olan uzman veteriner hekimleri yetiştirmek amacıyla düzenlenecek uzmanlık eğitimini ve uzmanlık belgelerinin verilmesini ve Veteriner Hekimliği Uzmanlık Kurulunun yetki, çalışma usul ve esaslarını düzenliyor.
Önümüzdeki dönemde yapılacak diğer mevzuat değişikliği çalışmaları ve ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli kurulları oluşturup ortaya koyacağımız faaliyetlerle veteriner hekimlikteki uzmanlaşmayı tamamen hayata geçireceğiz.” dedi
 
Böylelikle kamu ve özel sektördeki uzman veteriner hekim ihtiyacımızı karşılayacak, veteriner hekimlerimizin, uzmanlaşmayla beraber özlük haklarını daha iyi duruma getirmiş olacağız. Ayrıca sadece beşeri hekimlik, diş hekimliği ve eczalıkta olan “uzmanlık” statüsünün sağlanmasıyla veteriner hekimlik mesleğinin saygınlığına; hem halk nazarında hem de akademik anlamda katkı sunmuş olacağız. Uzmanlaşmayla, aynı zamanda verilen hizmetin kalitesini artıracak ve hayvan hastalıklarıyla mücadelemizi daha etkin kılacağız.
 
Hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu, hayvan varlığımızın artırılmasıyla ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda önemli konu başlıklarından birini oluşturuyor. Veteriner hekimlerimize getireceğimiz bu imkânla, bu mücadelemiz daha da güçlenecek ve hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasına önemli katkı sağlamış olacağız.
 
Bakanlık olarak veteriner hekimlerimizin durumlarını iyileştirecek ve onların daha iyi şartlarda görev yapmalarını sağlayacak her türlü adımı atmaya devam edeceğimizi önemle belirtmek isterim.”dedi.
 
 
3.5.2018
Devamı

“Tarım Kredi Kooperatifleri Çiftçiyi Soyan Kuruluştur”

Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği 7olağan mali genel Kurulunu Ankara’da gerçekleştirdi. Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz bir konuşma yaparak sektördeki gelişmeleri ve kooperatifçiliğe değindi. Başkan Özkurnaz;   “Kooperatifçiliğin her zamankinden önemsenmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Dünya’ya baktığımızda kooperatifçilik ön plandadır. Bizler inanıyoruz ki bakanlığımız kooperatiflere ve kooperatifçiliğe önem verecektir. Tarım ülkesi olmasak ’ta tarım faaliyetlerine dayalı bir ülkede tarıma en büyük desteği verecek olan da kooperatiflerdir.” Dedi.
Genel Başkan Özkurnaz, yem fiyatlarını ve 250 bin Damızlık düve projesine yönelikte bir açıklama yaparak Özkurnaz; “ Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiyi soyan kuruluşlardır. Çiftçi Tarım Krediden gübre, yem, tohum vs aldığı zaman %2 faizi vardır. Bugünkü tabirle %20 faiz demektir. Anapara ile faiz birleştirilir birleşik faiz uygulanır. Harmanda ödeyecekse anapara faize dönüşür bu şekilde işleyiş yapar. Tarım Kredi Kooperatifi iyi niyetle kurulmuştur ancak şuan iyi niyette değildir. Bu durumdan vaz geçilmelidir.  Tarım Kredi Kooperatiflerinin 250 bin damızlık düve projesine yönelik Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin zorunlu tutulması tamamen yanlış ve pragmatik bir düşüncedir.” Dedi.
 
“Kooperatifçiliğin her zamankinden önemsenmesi gerekliğinin bilincindeyiz. Dünya’ya baktığımızda kooperatifçilik ön plandadır. Bizler inanıyoruz bakanlığımız kooperatiflere önem verecektir.  Kooperatifler aldığını da sattığını da faturaya yansıtmaktadır. Tarım ülkesi olmasak ’ta tarım faaliyetlerine dayalı bir ülkede tarıma en büyük desteği verecek olan da kooperatiflerdir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ülkemizde bu işin önderliği yapıyor.  Kooperatifçilik bu ülkede Anadolu’nun kırsalında yaşayan üretim sağlayanın sesidir. Tarım ve Hayvancılık Türkiye’de güzel bir yere gelecekse bu iş kooperatifçilikten geçmektedir.” diye ifade etti.
Yem Fiyatları
Yem fiyatlarına ve girdi maliyetlerine de değinen TARKOOP Başkanı Özkurnaz tarımdan kaçışların başladığını söyledi.
“Girdi maliyetlerin yükselmesinden dolayı tarımdan bir kaçış vardır. Tarımla hükümetlerimiz bir ahenk içeresinde olmalıdır.  Kooperatifler geçmişte olduğu gibi üst birlik üyesi olma zorunluluğu vardı. Bu durumun tekrardan eski şekline getirilmesi halinde kooperatifler daha özgün daha şeffaf ve daha faydalı olacak şekilde çalışacaktır. 
Bölgelerde kooperatifler yok olursa bu çektiğimiz sıkıntıların daha fazla sıkıntısını çekeriz.  Bakanlığımız bu duruma kayıtsız kalmaması gerekiyor. Dedi.
Çiftçi Borçları Arttı. Çiftçi Azaldı
“Geçmişte TL bazına baktığımızda 1.5 milyar çiftçi borcu vardı. Şimdi ise çiftçinin 80 milyar borcu vardır. Çiftçi azaldığı halde çiftçi borcu artmıştır. Bu borçlar kamu ve özel bankalaradır. Bir tabir vardır “Borç yiğidin kamçısıdır derler.” Çiftçi bizim toplumumuzda en ahlaklı kesimdir. Borcunu ödemek için arazisini satar. Borcunu ödeyebilmesi için tarlasını satar bu durum dada çiftçi tarımdan vaz geçmiş olur.” Dedi.
“Tarım kredi kooperatifleri Çiftçiyi Soyan Kuruluştur”
Başkan Özkurnaz Tarım Kredi ve 250 bin damızlık düve projesine yönelik ise şu sözlere yer verdi. “Geçmişte Gıda Tarım ve Hayvancılık eski bakanımız Mehdi Eker ’in bakanlığı döneminde Antalya’da bir toplantıdayken bakanımıza şunu demiştim. Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiyi soyan kuruluşlardır. Çiftçi Tarım Krediden gübre, yem, tohum vs aldığı zaman %2 faizi vardır. Bugünkü tabirle %20 faiz demektir. Anapara ile faiz birleştirilir birleşik faiz uygulanır. Harmanda ödeyecekse anapara faize dönüşür bu şekilde işleyiş yapar. Tarım Kredi Kooperatifi iyi niyetle kurulmuştur ancak şuan iyi niyette değildir. Bu durumdan vaz geçilmelidir.  Tarım Kredi Kooperatiflerinin 250 bin damızlık düve projesine yönelik Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin zorunlu tutulması tamamen yanlış ve pragmatik bir düşüncedir. Burada Damızlık düve ilgili Tarım Kredi Kooperatiflerinin öncelikle hayvanı hangi fiyat ’tan aldığını irdelemek gerekir. Avrupa’da hayvan fiyatlarına baktığımızda 1500 EURO civarındadır. Ne hikmetse bu hayvanlar Türkiye’ye geldiğinde bu rakam 3000 EURO bulmaktadır. Bu zihniyette bu anlayışta gitmeye devam edersek yakında ne çiftçi nede hayvancılık yapan bulamayacağız. Yok, olan çiftçiyi daha da yok edeceğiz. ”dedi.
 
 
 
 
3.5.2018
Devamı

Yarısı Sizden Yarısı Bizden Farklı Desteklere'de Geliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bloomberg HT'nin düzenlediği Tarım ve Gıda Zirvesi’nde konuştu.
Fakıbaba, tarım girdilerinde "yarısı sizden yarısı bizden" şeklinde farklı destekler olacağını söyledi.

Tarım ve hayvancılıkta rekabetçi bir Türkiye vizyonuyla 2018-2000 strateji planı yayınladıklarını belirten Fakıbaba "sürdürülebilir üretimi, kırsal kalkınmayı ve rekabet edebilirliği sağlamak amacıyla stratejiyi 'milli tarım güçlü yarın' olarak belirledik.

Tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi için 2 kaynağa ihtiyaç var, tarım arazisi ve çiftçilerimiz. Bu 2 unsura sahip çıkmalıyız. Başarılı olmamak için hiçbir sebebimiz yok problemlerimiz olduğu doğru ama bunları tek tek aşabilecek güce sahibiz." dedi.  

Türkiye'nin tarımsal hasılada Avrupa'da birinci sırada olduğunu belirten Fakıbaba "tarımda geleceği de öngörüyoruz ve faaliyetlerimizi bu yönde sürdürüyoruz. Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler tam bağımsız olamaz derken buna gerçekten inanıyoruz." dedi.

Tarımsal kredilerde yüzde 25 ile yüzde 100 arasında faiz indirimi uygulamasının devam edeceğini belirten Fakıbaba üreticiyi desteklemek için bu indirimi uygulayan tüm bankalara teşekkür etti. 

"FARKLI DESTEKLER OLACAK"

2003 - 2017 döneminde mazot maliyetinin ortalama yüzde 16'sını destekleyerek üreticimize 7.5 milyar TL ödeme yapıldığını belirten Bakan Fakıbaba"2018'de çiftçilerimizin kullandığı mazotun yarısını ödemeye başladık, bu kapsamda 1.8 milyar TL destekleme ödemesi yaptık. Mazot fiyatlarını takip edip bunun ortalamasıyla çiftçilere yarısı bizden yarısı sizden diyebileceğimiz projelere imza attık, tarım girdilerinde "yarısı bizden yarısı sizden " diyeceğimiz farklı girdiler olacağını müjdelemek isterim" diye konuştu. 

Fakıbaba konuşmasına şöyle devam etti;
"2005 yılında gübre desteğini vermiştik. 2017 dönemine kadar ortalama yüzde 15'ini destekledik. 2016'da gübredeki KDV oranını yüzde 18'den sıfıra indirerek yıllık ortalama 1 milyar TL dolaylı destek sağladık. 2018'de 530 milyon TL gübre desteği verdik.
Bunları hep revize edeceğiz
Hayvancılığımızın gelişmesini yem bitkisi tohumu ve üretimi ile ilgili destekleri artırdık. 2018'de üretim ve kullanım desteğini yüzde 100 ve yem bitkisi üretim desteğini ise yüzde 50'ye kadar artırdık. Pamuk ekim alanlarında arazinin boş bırakıldığı zamanlarda yem bitkiciliği üretimine başladık."

2002 yılında 145 bin ton sertifikalı tohum üretimi varken 2017'de 1 milyon tona yükselmiş. Tohum ihracatımız 2017'de 136 milyon dolara yükselmiş. İthalatımız nedir? İthalatımız 185 milyon. Bugün Türkiye olarak 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. Bakanlığımızın yetkilendirdiği 832 adet firma sertifikalı tohum üretimi yapıyor. 

Bakanlık olarak tohumda 2023 hedefimiz 2 milyon ton üretim 500 milyon dolarlık ihracattır. 

Tohumlarımızı kayıt ve koruma altına alıyoruz. 10 binden fazla tohum çeşidini kayıt altına aldık. Geleceğimizi düşünerek Ankara'daki Tohum Gen Fabrikası ve İzmir'deki Gen Fabrikası'nda 121 bin örneği muhafaza ediyoruz.

2002-2017 döneminde önemli artışlar sağlandı. Sığır sayısı 16.2'ye küçükbaş sayısı ise 46 milyon başa yükseldi. Artışa karşılık halkın alım gücünün artması sonucu gibi etkenler kırmızı ete olan talebi yükseltti. 2017'de 1.150 milyon tona yükseldi. 
2023'e kadar ithalat eden bir ülke değil ithalatı bitiren hatta ihracat yapabilecek bir ülke haline gelebiliriz.


Arz açığı kapatmak ve fiyat dalgalanmalarını önlemek amacı ile kontrollü kırmızı et ithalatına geçici bir süre için müsaade ediyoruz. Hedefimiz, ihtiyacımız olan kırmızı eti yerli imkanlar ile karşılamak. Birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Kayıtlı aşıları yapılmış 4 ay ve üzeri buzağılar için 750 TL kadar destek veriyoruz. Benden önceki bakan arkadaşlarımızın projeleri. Buzağı kayıplarını önlemek için 2018 yılını ilan ettik ve tüm aşıları ücretsiz hale getirdik. 
200 başa kadar yerli hayvan besleyen besicilere hayvan başına 250 lira destek veriyoruz. Bu da önemli bir destekleme. 30 ilde etçil düve alımlarında buzağılara 250 lira ilave destek veriyoruz.”dedi.
 
 
2.5.2018
Devamı

İthalat Patladı Tarım Sektörü Tehlikede

Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, konuşmalarında çok sıklıkla tarım ve gıda üretiminin bir ülke için bağımsızlığın olmazsa olmaz şartı olduğuna vurgu yapıyor. Daha üç gün önceki konuşmasında gıdaya ulaşmanın gün geçtikçe daha önemli hale geldiğini belirterek: "Böyle bir ortamda kendi gıdasını üretemeyen hiçbir devlet bağımsızlıktan söz edemez. Son zamanlarda gördük, tırlar dolusu doları olan ülkeler gıdaları olmayınca ne duruma düştüler" dedi.
Fakıbaba'nın söylediklerine aynen katılıyoruz. Ancak, kendisinin bakanlığı döneminde tarım ürünlerinde, hayvancılıkta, gıdada hemen her alanda ithalat rekorları kırılıyor. İthalat arttıkça ülkenin bağımsızlığı tehlikeye giriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılının ilk üç aylık dönemine ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Genel olarak ihracattaki artış yüzde 7.7 seviyesinde, ithalattaki artış ise yüzde 12.7 oldu.
İlk 3 aylık dönemde tarımda ithalat deyim yerindeyse patladı. 2018 Ocak-Şubat-Mart döneminde kırmızı et ithalatında yüzde 675, canlı hayvanda yüzde 142, buğdayda yüzde 148 artış oldu.
En çok artış kırmızı et ve hayvancılıkta
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık'ın Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, ithalatta en büyük artış canlı hayvan ve kırmızı ette yaşanıyor. Türkiye 2017 yılında 1.2 milyar dolar karşılığında 896 bin baş sığır ithal etti.
Mart 2018 itibarıyla 329 bin baş sığır ithal edildi. İthal edilen sığır karşılığında dışarıya ödenen döviz 395.4 milyon dolar. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalattaki artış yüzde 142. Geçen yıl ilk 3 ayda 136 bin baş sığır ithalatı için 169.6 milyon dolar ödenmişti.
Koyun ithalatında da durum pek farklı değil. 2018 Mart ayı itibarıyla 125 bin baş koyun ithal edilerek 15.2 milyon dolar başka ülke çiftçilerine ödendi. Geçen yılın aynı dönemine göre tam 28 katlık artış var. Geçen yıl ilk 3 ayda 4 bin 466 baş koyun ithalatı için 565 bin dolar ödendi.
2017 yılında toplamda 281 bin baş koyun ithalatına 37.3 milyon dolar ödendi.
Geçen yıl toplamda 18 bin 879 ton büyükbaş hayvan eti ithalatı yapan ve 85.3 milyon dolar ödeyen Türkiye, 2018 Mart ayı itibarıyla 12 bin 714 ton büyük baş hayvan eti ithal ederek 63,3 milyon dolar ödedi. Geçen yıl ilk üç ayda 1.640 ton büyük baş hayvan eti ithalatı için 6,5 milyon dolar ödenmişti. Büyük baş hayvan eti ithalatı 2018 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 675 arttı.
Buğdaydaki artış yüzde 148
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 1 milyon 987 bin ton buğday ithal etti. Bunu karşılığında 421,5 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 801 bin ton buğday ithalatı için 167,6 milyon dolar ödenmişti. Buğday ithalatındaki artış ilk 3 ayda yüzde 148 oldu. 2017 yılında toplamda 5 milyon ton buğday ithalatına 1 milyar dolar ödemişti.
Buğday alanlarındaki daralma saman üretimine de olumsuz yansıması nedeniyle saman ithalatı da artıyor. Saman ithalatı 2013 yılında miktar olarak 64 bin ton değer olarak 14.2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2017 yılında 25 bin ton saman ithalatı için 3.8 milyon dolar ödendi. Bu yılın ilk üç ayında ise 5 bin ton civarında saman ithalatı için 555 bin dolar döviz ödendi.
Mısır ithalatı 10 kat arttı
Türkiye 2017 yılında ilk 3 ayda 103 bin ton mısır ithalatı için 30.3 milyon dolar döviz öderken bu yıl aynı dönemde ithalat 10 kattan daha fazla artarak 1 milyon 41 bin tona ulaştı. Bu ithalat için ödenen döviz ise 206.1 milyon dolar. Türkiye, 2017 yılında 2.1 milyon ton mısır ithalatına 429 milyon dolar ödedi.
GDO denetimi soya ithalatını engelledi
Bir çok üründe ilk 3 aylık dönemde ithalat artarken soya ithalatı geçen yıl ile aynı seviyede kaldı. Türkiye 2017 yılında 2.3 milyon ton soya ithalatına 948 milyon dolar öderken, bu yılın ilk üç ayında 462 bin ton soya ithal edilerek karşılığında 190 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 437 bin ton soya ithalatı için 185,5 milyon dolar ödenmişti. Soya ithalatı geçen yılın aynı dönemi ile hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda daha hassas olacağız" açıklaması ile ithal edilen soyada denetimlerin artırılması ve içeriye sokulmasının engellenmesi.
Pamuk ve ayçiçeği ithalatı
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 230 bin ton pamuk ithalatı karşılığında 412.1 milyon dolar öderken, geçen yılın aynı döneminde 187 bin ton pamuk ithalatı için 322,8 milyon dolar ödenmişti. Pamuk ithalatındaki artış geçen yılın ilk 3 ayına göre yüzde 23 arttı. Türkiye 2017 yılında 914 bin ton pamuk ithalatına 1,7 milyar dolar ödemişti.
Bu yılın ilk 3 aylık döneminde ayçiçeği ithalatı 290 bin tona ulaşırken bunun karşılığında 135.9 milyon dolar ödendi. 2017'nin aynı döneminde 225 bin ton ayçiçeği ithalatı için 121.4 milyon dolar ödendi. Ayçiçeği ithalatındaki artış ilk üç ayda yüzde 29 civarında. 2017 yılında toplamda 640 bin ton ayçiçeği ithalatı yapılarak karşılığında 443,8 milyon dolar ödendi.
Özetle, Fakıbaba çok haklı. Gıdasını üretmeyen ülke bağımsız olamaz. Fakat bunu şu anda Türkiye'de söyleyecek en son kişi Tarım Bakanı olmalı. Bu ithalat rakamları ile Türkiye bağımsız olabilir mi?
 
 
2.5.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba: Üreticiye Ne Versek Azdır

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşre Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım 'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.
Rize'de, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde, 2018 yılı yaş çay kampanya dönemi açılışı için düzenlenen törene katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak   Genel Müdürlük binasına gelişleri sırasında çiçeklerle karşılandı. Turkuaz halıda yürüyen Fakıbaba ve Bak, kuyruğa giren bürokratların tek tek ellerini sıktı.
 
 
2.5.2018
Devamı

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?
1998 yılında büyük emek ve zahmetlerle kurulan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği bugün 20.yılında kazanımlarını kaybediyor mu? 20 yıl önce temelleri atılan TDSYMB ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu, misyonu olmuştur. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Hayvancılık ’ta Türkiye’nin en büyük ve güçlü sivil toplum örgütü iken bugün gelinen noktada her geçen gün geriye doğru gitmektedir.
Bu konuda Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan ne gibi çalışmalar yapar?
TDSYMB ‘nin Ankara’da güzel bir misafirhanesi var. Genel Başkan Kamil Özcan Ankara’ya geldiğinde bu misafirhane de kalır mı? Yoksa otelde mi konaklama yapar? Otel giderlerini kendimi karşılar? Yoksa Merkez Birliğinden mi karşılanır?
2018 yılında yönetim kurulunun günlük harcırahı 150 TL dir.  Hem harcırah alıp hem de Merkez Birliği yemek giderlerinizi karşılıyor mu?
Merkez Birliğinizin 06 TMB 48 plakalı Mercedes marka aracın 2018 yılı trafik cezaları var mıdır? Bu trafik cezaları ne şekilde ödenmektedir?
Merkez Birliğinizde hali hazırda yönetim kurulu üyesi olup hapiste veya yargılanan yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliğinde yönetim kurulu üyesi olup İl Birliğine haciz giden yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliği Genel Başkanı siyasi emelleri için Merkez Birliğini kullanıyor mu? İhmal mi ediyor? Öğrenmek istiyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili denetim birimlerini ve kontrolörlerini incelemeye yapmaya davet ediyor ve  bekliyoruz.

Kamuoyunun merak ettiği bu sorular ve buna benzer soruların açığa çıkması açısından muhataplarına sorumlu yayıncılık anlayışı gereği buradan sorulmak zorunda kalınmıştır. Eli nasırlı üreticiler, yetiştiriciler ve kamuoyu adına Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan’dan bu soruların ve bir önceki soruların cevaplarını beklemekteyiz.
 
30.4.2018
Devamı

Domates İhracatçısına Rusya’dan Güzel Haber

Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) tarafından yapılan açıklamada, “Rosselhoznadzor, Türkiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında 1 Mayıs 2018’den itibaren Türkiye’de üretilen domateslere işletme kısıtlaması olmadan Rusya’ya sevkiyat yapmalarına izin verileceğini açıklıyor” denildi.
Rusya’ya yıllık 50 bin tonluk kotanın kaldırılıp kaldırılmayacağı ise kesinleştirilmedi.

Rosselhoznadzor’dan bir heyetin 16-20 Nisan 2018 tarihleri arasında Türkiye’de yaptığı ziyaretin ardından, yine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında, 4Ü Antalya’da biri ise Aydın da olmak üzere 5Türk şirketine daha Rusya’ya domates ithalatı için izin verilmişti.
Domates ihracatında öne çıkan illerden Antalya’daki ihracatçılar ise ithalatta şirket sınırlamasına karşı çıkmışlar ve bütün şirketlere ihracat yolunun açılması gerektiğini dile getirmişlerdi.
 
28.4.2018
Devamı

Yemde Avrupa Liderliğine 2 adım Kaldı

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEMBİR) tarafından 13’üncüsü düzenlenen Uluslararası Yem Kongresi ve Sergisi Antalya’da gerçekleşti. TÜRKİYEMBİR Başkan Ülkü Karakuş, Türkiye’nin en geç 2 yıl içinde miktar bazında Avrupanın önüne geçeceğini söyledi.
Türkiye’nin kayıtlı yem üretiminin ciddi miktarda yükselerek 22.5 milyon tona çıktığını kaydeden Karakuş, kendi yemini üreten tesislerin yaptığı üretimin kayda geçmediğini, bunun da eklenmesiyle fiili üretim miktarının 25 milyon tonu bulduğunu aktardı. Son 15 yıllık dönemde sektörün yüzde 7-8 ortalama büyüme oranı yakaladığının altını çizen Ülkü Karakuş, bu yıl da aynı oranda büyüme beklediklerini bildirdi ve “TUYEM’i iki yılda bir organize ediyoruz. Önümüzdeki toplantıyı yem üretiminde Avrupa birincisi olarak gerçekleştireceğiz. Yem sektörü Türkiye’nin katma değerine destek sağlayacak ve misyonunu layıkıyla yerine getirecek” diye konuştu.
Yem sektörünün Türkiye’de kaliteli hayvansal protein tüketiminin artırılmasına önemli katkılar sağladığına vurgu yapan Karakuş, Türkiye’nin henüz uzağında durduğu biyoteknolojiyi hayata geçirmesi gerektiğini bildirdi. İnsan, hayvan ve en önemlisi çevre sağlığına sıkıntısı olmayan çeşitler üretmeyi ve bu alandaki yatırımlara ağırlık vermeyi misyon olarak gördüklerine vurgu yapan Karakuş, “Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzde Biyogüvenlik Kanunu var, bu alandaki mevzuatımızı Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Gerçekleştiği takdirde tüm sektörler rahatlayacak önüne bakacak” ifadelerini kullandı.
İçinde bulunduğumuz 2018 yılında yem ana hammaddesi fiyatlarının aşırı yükseldiğini, kurdaki hareketliliğin de bunun etkisini artırdığını dile getiren Ülkü Karakuş, bunu mümkün olduğu kadar fiyata yansıtmadıklarını vurguladı. Bu noktada arz eksikliği sebebiyle Türkiye’nin yem hammaddesini ithal etmek zorunda kaldığını ifade eden Ülkü Karakuş, yıllık ithalatın 10 milyon tonu bulduğunu anlattı.
Kırmızı et sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Karakuş, damızlık materyal ithalatının olabileceğini ancak kasaplık hayvan ve et ithalatına karşı olduklarını belirtti.


Nick Major: Yem toplumsal sorunun çözümünün bir parçasıdır

Avrupa Yem Üreticileri Federasyonu (FEFAC) Başkanı Nick Major, hayvan beslemesi ve refahı ile yem güvenliği yönetiminin önemine işaret ederken, yem sektörünün toplumsal sorunun çözümünün bir parçası olduğunu vurguladı.
Çiftliklerdeki hijyen noktasında beslenmenin önemli olduğunu kaydeden Major, gıda atıklarının yem hammaddesi olarak kullanılmasının ekonomiye büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Durali Koçak: Et dışında hayvansal ürün arzında sorun yok

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Türkiye’de kırmızı et dışında hayvansal ürünlerin arzında bir sorun olmadığını, maliyetlerdeki artışa rağmen Türk çiftçisi ve sanayicisinin üretmeye devam ettiğini bildirdi. Durali Koçak, Bakanlığın kırmızı et açığındaki sorunun da giderilmesi konusunda çalışmalarının sürdüğü bilgisini verdi.
Yem sektörünün hammadde ihtiyacını ithalatla karşıladığının altını çizen Koçak, bu konuda fiyat istikrarının oluşması için de çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
 
 
 

 
 
28.4.2018
Devamı

Buzağı destekleri Bugün Ödeniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, buzağı destekleme ödemelerine ilişkin bir açıklamayı yaptı. Bakan Fakıbaba yaptığı açıklamada “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.” Dedi.
 
 “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.
Dolayısıyla hayvancılıkta sürdürülebilirliği sağlamak bakımından buzağı kayıplarını önlemek ve hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek amacıyla Bakanlıkça ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu çerçevede 2018 yılını “Buzağı Kayıplarını Önleme Yılı” ilan ettik. Bu konuda farkındalık oluşturmak ve gerekli bilinçlendirmeyi sağlamak amacıyla 81 ilde toplantılar düzenliyoruz. Ayrıca hayvancılıkla ilgili işletmeleri, veteriner hekimlerimiz aracılığıyla devamlı kontrol altında tutuyor, onların bakım, sağlık, beslenme, barınma konularını birebir takip ediyoruz. Aşılama işlemlerini, aşı bedeli almadan yapıyoruz.
Bütün bu çalışmalarımızın yanı sıra üreticilerimize, buzağı kayıplarını önlemek amacıyla nakit hibe desteği sağlıyoruz. Bu kapsamdaki desteklerimizi; Türkvet’e kayıtlı, 120 günlük ve programlı aşıları yapılmış buzağılar için veriyoruz.
Bu doğrultuda 2018 yılı destekleme ödemeleri kapsamında ülke genelindeki 597bin yetiştiricimize, 2 milyon 509 bin baş buzağı için; 1 milyar 200 milyon TL’lik ödeme yapacağız.
Destek ödemelerini bugün saat 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına aktarmaya başlayacağız. Ödemeler, gelen icmallere ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.
Bütün bu çalışmalarımızla buzağı kayıp oranını azaltıp, hayvancılığımızı daha da geliştireceğiz. Kurtardığımız her bir buzağıyla; üreticilerimize, ülke hayvancılığımıza ve ekonomimize hep birlikte güç katacağız.”
 
 
27.4.2018
Devamı

Burdur Birlikte ve Merkez Birliğinde Talan mı?

Burdur Birlikte ve Merkez Birliği’nde Talan mı Var?
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği (TDSYMB) ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü döl kontrol projesi yeterli boğa ve kaliteli ve sağlıklı boğa olmadığı için proje çalışmıyor mu?
Burdur’dan gelen muhtarlar ağırlama, konaklama, yiyecek ve yemek giderleri Merkez Birliği bütçesinden mi karşılanıyor? Nereden karşılandı?
Ankara Kızılay da Starton Otelde 2018’in Ocak ayından beri Merkez Birliği adına kimler konaklama yapıyor? Ayıca Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan’ın şoförü Mahmut Bey Starton otelde mi kalıyor? Şoför Mahmut beyin Otel ödemeleri Merkez Birliğinden mi karşılanıyor?
Merkez Birliğinin 20. yıl toplantısı Ankara’da düzenlenirken teklif veya ihale yapılmadan hangi kişi yada kişilere verildi? Kaça verildi? Merkez Birliğine faturası kaça patladı?
Merkez Birliği yönetimi 2018 yılının ocak ayından beri denetleme kurulu üyelerini çalıştırmıyor’ mu?
Yönetim kurulunda üyelik vasfını kaybeden üyemi var yoksa?
Merkez birliği yönetimi yerli ve milli olan Gen Türk markasını yeterli kullanmıyor mu? Üreticiyi ithal spermaya mahkûm mu ediyor? Burdur Birliğinin spermacılara ne kadar borcu var?
Burdur birliğinden son iki yılda işten çıkarılan personellere ne kadar tazminat ödendi?
Burdur Birliğinin arsası 2015 yılında ihalesiz teknik şartnamesiz hazırlanmadan hangi müteahhit’e hangi şartlarla verildi. Birlik zarara uğratıldı mı? Burdur Birliğin eski yöneticisi Ahmet beyden bilgi alınabilir.
Burdur’da buzağı yarışması düzenleniyor. Ülkemizin yerli ve mili sperması olan Gen Türk markalı buzağılar yarışmaya giriyor mu?
Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan kişisel harcamalarını ve çiçek paralarını merkez birliğine mi karşılatıyor? Bu hafta Burdur’da gerçekleşen tarım ve hayvancılık fuarına bakan bu yüzden ‘mi gitmiyor?
Yeni dönemde aday adayı olan Kâmil Özcan aday adaylık giderlerini Merkez Birliği ve Burdur birliğinden mi karşılayacak?
2015 yılı öncesi Merkez Birliğinin alacakları avukat vasıtası ile icra takibi başlatılacakken; Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN tarafından bu takip durduruluyor mu?
Bu tür soruları ve buna benzer birçok soruları eli nasırlı üreticilerimiz,  yetiştiricilerimiz hem de yaklaşık 1 milyona yakın üyeyi ve kamuoyunu merak içerisinde bırakan bu soruların cevaplarını sorumlu yayıncılık anlayışı gereği bu işlerin açığa kavuşmasını istiyoruz.
 
 
27.4.2018
Devamı

Afyon Şeker Fabrikası'da Satıldı

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait Afyon Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesi ihalesinde en yüksek teklifi 725 milyon lirayla Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ verdi.
Özelleştirme İdaresinde (ÖİB), kurumun Başkan Yardımcısı Bekir Emre Haykır başkanlığında pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ihaleye, Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret AŞ, Safi Katı Yakıt Sanayi ve Ticaret AŞ, Kayseri Şeker Fabrikası AŞ, Torunlar Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Mutlucan Tuz Madencilik İnşaat Turizm Otomotiv Petrol Nakliye Sanayi ve Ticaret AŞ-MBM Enerji İnşaat Turizm Emlak Petrol Nakliye Sanayi ve Ticaret AŞ Ortak Girişim Grubu, Özbey Holding AŞ Ortak Girişim Grubu, Alkon Yapı Sanayi Tekstil Ticaret AŞ, Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ katıldı.
İhalede ilk olarak kapalı zarflarda elemesiz teklifler alındı. Üç elemeli tur sonrasında gerçekleştirilen açık artırmada başlangıç tutarı 701 milyon 100 bin lira, artırım aralığı da 1 milyon lira olarak belirlendi.
Açık artırma sonunda en yüksek teklifi 725 milyon lirayla Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ verdi.
Teknik olarak sonuçlanan ihalenin neticesi, komisyonun nihai kararının onaya sunulmasının ardından duyurulacak.
 
 
26.4.2018
Devamı

Düve Projeleri TARSİM Güvencesinde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından başlatılan 500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve projeleri kapsamında, yetiştiricilere edindirilecek küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar Tarım Sigortaları Havuz İşletme AŞ (TARSİM) güvencesinde olacak.
TARSİM'den yapılan açıklamaya göre, 250 Bin Düve Projesi için "Dar Kapsamlı Tarife", 500 Bin Anaç Koyun Projesi için ise hırsızlık teminatının da dahil olduğu “Geniş Kapsamlı Tarife” üzerinden işlemler gerçekleştirilecek.
Hayvan popülasyonunun artırılması, et ithalatının önlenmesi ve Türkiye'deki hayvancılık sektörünün gelişimine katkı sağlanması amacıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından başlatılan projeler, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Ziraat Bankası ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından yürütülüyor.
Üreticilerin edinecekleri hayvanlar için ihtiyaç duyulacak "Hayvan Hayat Sigortası" primlerinin yüzde 50'si Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesinden, geriye kalan yüzde 50'lik tutar ise üreticiden tahsil edilmeyerek TARSİM tarafından karşılanacak.
Üreticilerin, edindikleri hayvanlarda teminat kapsamında yer alan herhangi bir riskin gerçekleşmesi halinde en geç 24 saat içinde doğrudan ya da acente aracılığı ile TARSİM Çağrı Merkezi'ne (0850 250 82 77) hasar ihbarında bulunması gerekiyor.
 
 
26.4.2018
Devamı

Beyaz Altına Verilen Destek Ekim Alanlarını Artırdı

Türkiyenin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan pamuğa bir dönem kota uygulaması yüzünden bir çok bölgede pamuk üretiminden çekilen çiftçi desteklemelerin ve teşviklerin artırılması ile pamuk ekimine rağbet arttı.
Manisa'nın bir zamanlar en önemli tarımsal ürünü olan pamuğa 2001 yılında getirilen kota ve destekleme verilmemesi nedeniyle üretimi terk eden çiftçiler 2016 yılında başlanan destekleme ile yeniden pamuğa dönüş yapmaya başladı. Uzun yıllar sonra tekrar pamuk ekimine başlayan Manisalı çiftçiler üretime devam edebilmek için desteğin artırılmasını istedi.
2001 yılında pamuk ekiminde devlet desteğinin kaldırılmasından sonra Manisa ovasından kaybolan pamuk, devlet desteğinin tekrar verilmeye başlanması ile yeniden ekilmeye başlandı.
Manisalı çiftçiler uzun süre ayrı kaldıkları beyaz altın olarak adlandırılan pamuğa kavuşurken Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Selimşahlar Mahallesi'nde yaklaşık 400 dönümlük araziye pamuk ekimini gerçekleştiren Murat Malta, uzun bir aradan sonra ekimine başladıkları pamuğun daha fazla ekilmesini istediklerini ama çiftçilerin önlerini göremedikleri için tereddüt yaşadığını dile getirdi.

"Çiftçiler pamuk ekmekte hala tereddüt yaşıyor"

Pamuk üreticisi Murat Malta, "Manisa'nın Şehzadeler ilçesi Selimşahlar Mahallesi'nde tarımla uğraşmaktayım. Bu sene yaklaşık 400 dönüm pamuk ekiyoruz. Pamuğa devlet tarafından verilen destek 2001 yılında kesildikten sonra alternatif ürün arayışını girdik.
Pamuğa alternatif olarak 2001 yılından bu yana 16 sene mısır ektik. Mısırdan elde ettiğimiz gelir düşünce, devlet tarafından pamuğa desteleme primi 2016 yılında verilmeye başlandı ve tekrar pamuğa döndük. Geçen sene uzun bir aradan sonra ilk defa ektik pamuğu. Bu sene ikinci yılımızda tekrar ekiyoruz. Allah bereket versin geçen sene güzel kazanç sağladık. dedi.
 
 
26.4.2018
Devamı

Adıyaman DSYB'den Depremzede Üreticiye Anlamlı Destek

Adıyaman’ın Samsat ilçesinde yaşanan depremin ardından yaralar sarılmaya devam ediyor. Samsat ilçesinde yaşanan felaketin ardından en çok yarayı depremde çiftçiler aldı. Samsat’ta bir çiftçinin depremden dolayı 107 koyunu telef olunca Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği çiftçi Hacı Berk için bir yardım kampanyası başlattı. Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştirici Birliği Yönetim Kurlu Başkanı Sırrı Öztürk “Bir koyunda sen ver” kampanyası çerçevesinde birlik üyeleri ile birlikte Samsat bölgesine giderek koyunları telef olan Hacı Berk’in yanında olduklarını söyledi.
Adıyaman DSYB Başkanı Sırrı Öztürk “ Samsat’ta evi yerle bir olan 107 koyunu depremde telef olan dürüst üreticimiz Hacı Berk kardeşimizin yanındayız. Birlik olarak elimizden gelen desteği vereceğiz. Bu nedenle Adıyaman DSYB olarak “ Bir Koyunda Sen Ver” projesi başlatarak Hacı Berk kardeşimizin bir nebze olsun yaralarını sarmak istiyoruz. Bir Koyunda Sen Ver kampanyasına destek vermek isteyen herkesi Adıyaman DSYB bekliyoruz.” Dedi.
 
25.4.2018
Devamı

Konya Birlikten Genç Yetiştirici Platformu

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından Konya’da bir otelde düzenlenen genç yetiştiricilere yönelik tanıtım ve değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda Konya DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız, bir açılış konuşması yaparak “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız.” Dedi.
Başkan Edip Yıldız, “Gıdanın sosyal ve ekonomik açıdan önemi önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelmesini beklemekteyiz. Her ne kadar günümüzde bazı gıda ürünlerini dış pazardan temin ediyor olsak bile birçok gıda ürününü ülkemizde üretmeye mecburuz. Bunun içinde genç, dinamik, üretmenin önemini bilen bir kırsal nüfusa ihtiyacımız var. Maalesef ülkemizde kırsal nüfus her geçen gün azalmakta; buna karşılık devletimiz kentten kırsala göçü artırmaya yönelik yeni politikalar üretmektedir. Genç çiftçi bu durumun bir örneği olarak önümüze gelmektedir. Son 10 yıla baktığımızda belde ve köy nüfusu ise 14,6 milyon azalarak 6,1'e düşmüştür. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 7‘si oluşturuyor. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de genç nüfus tarımla uğraşmak istemiyor” vurgusu yaptı.
  
Sektörde Öncelik Genç Nüfus
Hayvancılık sorunlarının bazılarının  gündeme gelmediğini ifade eden Başkan Edip Yıldız,  “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız. Bizi Avrupa ülkelerinden farklı ve güçlü kılan en önemli unsur genç nüfusumuz, elimizdeki bu gücü genç nüfusu doğru yönlendirir üretimin önemini onlara daha iyi anlatır ve onları daha fazla hayvancılık sektörüne dahil edebilirsek inanıyorum ki sektöründe birçok sorunu zaman içerisinde çözüme ulaşacaktır. Çünkü sektördeki ve toplumdaki tüm sorunların çözümü gençlerdedir” şeklinde konuştu.
 
25.4.2018
Devamı

Bal Damlayan Çiçekler Projesi Bal Üretimini Artıracak

Adana’da “Bal Damlayan Çiçekler Projesi” ile arı otunu yaygınlaştırarak bal üretimini artırma hedefleniyor.
Adana İl Gıda ve Tarım Hayvancılık Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, Doğu Akdeniz Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Adana Arıcalar Birliği’nin katkılarıyla yürütülen "Bal Damlayan Çiçekler" projesinde arı otu tanıtıldı. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhammet Ali Tekin, arı otunun yaygınlaştırılması ve bal üretiminin artırılmasına yönelik projenin 3 yıldır sürdürüldüğünü belirterek, bir dekarda binin üzerinde çiçek veren verimli bir ürün olduğunu söyledi. Çiçek sayısının fazla olmasıyla arı otunun arılar için cazibe merkezi olduğunu belirten Tekin, "Türkiye, bal üretiminde dünyada 5’nci sırada. Adana ise bal üretiminde Türkiye’de 3’üncü sıradadır. Bizim önümüzde Ordu ve Muğla illeri var. Adana, arıcılık yönünden de çok gelişmiş bir bölge. O yüzden biz arıcılığa önem veriyoruz. Bu sektörün gelişmesi için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Bu çeşit denemelerle de bunu ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah ilerleyen yıllarda bu arı otunu yaygınlaştırarak bal üretimini artıracağız” dedi.
Adana Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün Yüreğir’deki tesislerinde düzenlenen “Bal damlayan Çiçekler Projesi” tanıtımına Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürü Abdullah Çil, Dr. İlker Ünal ve çok sayıda arı yetiştiricisi katıldı.
Tekin, vatandaşların arı otunu piyasadan temin edebileceği gibi talipli olan arıcı ve çiftçilerin proje kapsamında tohumları temin edebileceklerini sözlerine ekledi.
 
25.4.2018
Devamı

Kadın Çiftçilere Yenilebilir Otlar Tanıtılıyor

Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce yürütülen “Tat, Tanı ve Doğada Bırak” proje çalışmaları hızla devam ediyor. Kadın çiftçilere ve öğrencilere yönelik gerçekleştirilen Gıda ve Beslenme İçin Biyoçeşitliliğin önemine değinilen projede yenilebilir otların tanıtılması, toplanma zamanı ve şekli ile beslenmedeki önemine dair Menteşe ve Milas ilçelerinde toplam 68 kadın çiftçi ve 48 öğrenciye eğitim verildi. 
Proje kapsamında kadın çiftçilere yönelik teknik gezi düzenlendi. Ula İlçesi Yeşilçam Mahallesinde kuşkonmaz yetiştiriciliği yapan “Elibelinde” markası ile kuşkonmaz yetiştiriciliği yapan doğa aşığı ODTÜ İşletme mezunu olan Aslı Aksoy’a ait işletme ve tarlalar gezildi. Bölgede Tilkişen olarak bilinen Kuşkonmaz yetiştiriciliği hakkında bilgi veren Aslı Aksoy, Muğla bölgesinin Kuşkonmaz yetiştiriciliği için çok uygun olduğuna dikkat çekti.
Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Süleyman Kurnaz ‘Tat, Tanı ve Doğada Bırak’ projesinin 2018 yılında başladığını ve yıl boyu çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Hedef kitlenin kadın ve çocuklar olduğunu söyleyen Kurnaz, proje kapsamında gerçekleştirilen eğitim ve teknik gezilerin yanı sıra Bodrum İlçesi Çamlık Mahallesinde yapılan Çamlık Ot Şenliğinin bölge halkı tarafından yoğun ilgi gördüğünü, yüksek katılımın olduğunu ve yenilebilir otlar konusunda kamuda farkındalık yaratmak adına projenin büyük bir adım olduğunu söyledi. Yıl boyu eğitim ve çalışmaların devam edeceğini, Bakanlığın ‘Lider Çocuk Tarım Kampı’ projesi kapsamında bu yılın ana tema konusu seçilen doğada yenilebilir otlar konusunda ise Muğla’da yakın tarihte öğrencilere yönelik eğitim ve gezilerin düzenleneceğini ifade etti. Doğada bulunan biyoçeşitliliğin korunması ve tanınmasının hem doğa için hem de insanoğlunun yaşamı için önemine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak istediklerini ifade etti.
 
25.4.2018
Devamı

İthalatta Süper Lig

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatları ile geçtiğimiz günlerde Tarım Kredi Kooperatifleri, Tigem ve Ziraat bankası ile üçlü bir protokol imzalanarak 250 bin damızlık projesine ilk adım atılmış oldu.
İthalatla Damızlık Projesi
Ülkemizde her sektörde olduğu gibi tarım ve hayvancılık ’tada sorunlar bitmiyor. Türkiye’de her geçen gün günü aratmaya devam ediyor.  Bu kez ’de 250bin damızlık projesine start verildi.  Verildi verilmesinede Tarım Kredi Kooperatiflerinden yapılan açıklamaya göre her üretici faydalanamıyor.
250bin Damızlık Projesine başvuru Şartları
 Proje başvuru tarihi itibari ile Tarım Kredi Kooperatifi ortağı olmak.
2 Nisan 2018 ve öncesi tarihlerde büyükbaş süt hayvancılığı yapıyor olmak.
En az 15 baş kapasiteli ve hayvancılık yapmaya elverişli ahıra sahip olmak.
 Ahırın bulunduğu yerde ikamet etmek.
 Kredi kullanmaya uygun mali durumu olmak.
 Bu şartları uygun olan üretici, yetiştirici 250 bin damızlık projesinden faydalanmış olacak. Nevar ki ülkemizde ne kadar Tarım Kredi Kooperatifi üyesi ya da ortağı var? Üreticinin yetiştiricinin ve tarım sektörünün zor günlerden geçtiği şu günlerde kredi kullanmaya uygun mali durumu olan kaç çiftçi çıkar?  İthalatla damızlık çözülebilinir mi? İthalata giden paraları ülkemizdeki yerli ve milli üreticilerimizi destekleyerek hem ülkemizi kalkındırma hem de üreticiyi kalkındırabilsek daha güzel olmazıydı?
 Her fırsatta ithal et ve ithal hayvana yönlenmemiz üretime ve üretime katma değer sağlayanlara darbe vurmaya devam ediyor. Hayvancılıkta geldiğimiz nokta üreten değil ithal eden ve ithalatta süper ligde oynayan bir duruma doğru gidiyoruz. Sanıyorum ithalatla ilgili ülkemizin bir kupa almadığı kaldı. Önümüzdeki süreçte250 bin damızlık projesinden bakalım ne kadar üreticimiz faydalanmış olacak? Sorusunu bizlerde merak ediyoruz. 24 Nisan 2018 ve 7Mayıs 2018 tarihleri arasında 250 bin damızlık ithalat projesine bakalım ne kadar başvuru ve ne kadar üretici faydalanacak?  (Muhammet Oluklu kaleminden)
 
 
 
 
 
24.4.2018
Devamı

250 Bin Baş Düve Projesi Başvuraları Başladı

Geçtiğimiz ayda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım İşletmeleri (TİGEM) Genel Müdürü İsmail Şanlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından et ithalatını önlemeye ve hayvan varlığını artırmaya yönelik bir protokol imzalandı.
Et ithalatını önlemek ve hayvan varlığını artırmak amacıyla ithal edilerek kredi karşılığında çiftçilere verilmesi planlanan 250 bin baş damızlık düve için başvurular bugün başlıyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’nde yapılan açıklamaya göre, projeden isteyen herkes yararlanamayacak. Projeden sadece Tarım Kredi Kooperatifi ortakları yararlandırılacak. Buna göre projeden yararlanma koşulları ise  şöyle:
1- Projeye başvuru tarihi itibariyle Tarım Kredi Kooperatifi ortağı olmak. 
2- 2 Nisan 2018 ve öncesi tarihlerde büyükbaş süt hayvancılığı yapıyor olmak. 
3- En az 15 baş kapasiteli ve hayvancılık yapmaya elverişli ahıra sahip olmak. 
4- Ahırın bulunduğu yerde ikamet ediyor olmak. 
5- Kredi kullanmaya uygun mali durumda olmak.
Ziraat Bankası’ndan 7 yıl vadeli kredi
Proje kapsamında damızlık düve alacak Tarım Kredi Kooperatifi ortağı çiftçilere 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılacak. Tarım Kredi Kooperatifl eri’nin açıklamasına göre, Ziraat Bankası’nca kredi limiti tahsisi yapılacak ortaklara, işletme kapasitelerinin 15 başa tamamlanabilmesi amacıyla; damızlık gebe düve tedariki için 7 yıllık yatırım kredisi (İlk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli), yem tedariki için en fazla 18 ay vadeli işletme kredisi kullandırılacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın daha önce açıkladığı gibi, söz konusu proje kapsamında çiftçilere 100 bin lira kredi kullandırılacak. Bu kredinin yüzde 80’i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacak.
Proje kapsamında Ziraat Bankası’nın yatırım kredisi tahsisi yaptığı kooperatif ortaklarına Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce damızlık gebe düve teslimi yapılacak. Damızlık gebe düve teslimi yapılan ortakların yem ihtiyaçları da yine Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce karşılanacak.
Alınacak hayvan ırkları ve verilecek hizmetler
Ziraat Bankası’nın kredilendireceği, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin ise tedarik edeceği damızlık düveler Simental, Holstein, Esmer (Montafon) ve Montbeliard ırkı hayvan olacak.
Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce ortaklara teslimatı yapılacak düveler ile ilgili olarak ihtiyaç duyulacak; veterinerlik hizmeti, aşı ve küpeleme hizmeti, hayvan hayat sigortası (dar kapsamlı),Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) tarafından ücretsiz karşılanacak.
 
 
24.4.2018
Devamı

Birlikler Kapanıyor

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz gündeminde yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında Ak Parti kongresinde şu sözlerle, "Sulama birliklerindeki tespitlerimiz çok acı. Çok büyük bedeller ödettiler" sözlerinin temelini İçişleri Bakanlığı'nın sulama birlikleri hakkında hazırlamış olduğu denetim raporları oluşturuyordu. TBMM Tarım Orman ve Köy işleri komisyonunda görüşmelerinin ardından sulama birlikleri kapanıyor. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri komisyonunda komisyon üyelerini farklı görüş ayrılığına ite sulama birlikleri DSİ devroluyor.
Sulama Birliklerine ilişkin komisyon üyelerinin görüşleri
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, sulama birlikleri konusunda bir kriter konulması ve buna uymayanların kapatılması, iyi çalışanların ise devam etmesi önerisinde bulunurken çiftçilerin sulama ile ilgili sorunların olduğunu ve birliklere kolayca ulaşıldığını dile getirdi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer suyun yönetimini çok önemli olduğunu belirterek ülkedeki sulama birliklerinin çoğunun iyi hizmet verdiğini söyleyerek doğru işleyeni neden ortadan kaldırıldığını vurguladı.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır ise belediyelere kayyum ataması gibi sulama birliklerinin başına devlet tarafından yönetici atanması arasında hiçbir farkın olmadığını ve suyun ne ticaretle nede siyasete alet edilmemesi gerektiğini söyledi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise ülkedeki bütün sulamaları sulama birliklerinin yapamadığını belirterek yaklaşık olarak 2 milyon 138 bin hektarlık alanı bu birliklerin suladığını aktardı.
Her şeye rağmen sulama birliklerinin arasında tabiri caizse kurunun yanında yaş da yandı. Bu sürecin buralara gelmeden devletin denetim mekanizmaları gününde ve yerinde denetimleri yapmış olsalardı bugün iyi çalışan hizmet götüren sulama birlikleri üreticiye, çiftçiye hizmet etmeye devam edecekti. Şimdi otobüsün en arka koltuğuna geçerek izlemek kalıyor. DSİ üreticiye nasıl hizmetler sunacak? Sulamalarda üreticinin gece gündüz yanında olabilecek mi? Bu soruların cevaplarını da hizmet başladığında görmüş olacağız.
 
 
20.4.2018
Devamı

Buzağı Destekleri Yetiştiriciye mi Yatıyor ?

Buzağı destekleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 yılı 2. Dönem buzağı destekleme ödemelerini 27 Nisan 2018 günü üreticilerin T.C. Kimlik numaralarına yatırmaya başlıyor. Edinilin bilgiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 buzağı desteklemelerini üretici hesaplarına 27 Nisan 2018 günü mesai bitimine kadar yetiştirici hesaplarına aktarırken; Süt analiz desteklerinin ise bakanlığın kayıt sisteminden değerlendirmeye alındığı süt miktarlarının ise bakanlığa ulaşmasının ardından ödemelerin en kısa sürede yapılacağı bekleniyor.
 
20.4.2018
Devamı

Kimyevi Gübrelere İlişkin Bakanlıktan Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından, tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulamasının, "gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı" şeklinde ifade edilmesinin gerçeği yansıtmadığı bildirildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bir gazetede yer alan köşe yazısındaki bilgilerden hareketle internet medyasına yansıyan bazı haberlerde, tarımda kullanılan kimyevi gübrelere yeni bir düzenlemeyle ÖTV getirildiğinin belirtildiğine yer verildi.
Tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen ÖTV uygulamasının, söz konusu haberlerde bütün kimyevi gübrelere getirilmiş gibi gösterilmeye çalışılmasının doğru olmadığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Yazı ve haberlerde konu edilen 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında “3824.99.96.90.68 GTİP’te yer alan ürünlere kilogram başına 0,939 TL ÖTV getirilmiştir. Bu Bakanlar Kurulu kararı, ithalattaki ÖTV uygulamalarını kapsamaktadır. Kararda yer alan birden fazla GTİP'le, farklı ürünlerin ÖTV oranları düzenlenmektedir. "3824.99.96.90.68 GTİP" içerisinde gübre ve gübre hammaddelerinin yanı sıra sanayinin değişik dallarında kullanılan farklı hammaddeler de bulunmaktadır. Bu GTİP'teki gübre ve gübre hammaddesi şeklinde yer alan ürünler, gübre sektöründe azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze gübrelerde iz element katkısı olarak kullanılmaktadır. Bunun gübre imalatındaki kullanım oranı da yüzde 1'den daha azdır."
Söz konusu düzenleme kapsamında ÖTV'ye tabi olan gübre ve gübre hammaddesinin, toplam gübre ve gübre hammaddesi ithalatı içinde payının yüzde 1,9 olduğuna işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Yani ithal olarak gelen gübre ve gübre hammaddesinin yüzde 98’inden ÖTV alınmamaktadır. Çiftçimizin en önemli girdilerinden olan gübre, ilk kez 2005 yılında doğrudan destek kapsamına alınmıştır. Son 12 yılda üreticilere 7,5 milyar lira gübre desteği ödemesi yapılmıştır. Bu yıl ise 530 milyon lira ödenmiştir. Ayrıca 2016'da gübredeki KDV oranı yüzde 18'den sıfıra indirilerek çiftçiye yıllık ortalama 1 milyar lira dolaylı destek sağlanmıştır.
 
Dolayısıyla gübre konusunda çiftçiye gerekli her türlü desteğin verilmesine karşın, konunun, gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı şeklinde ifade edilmesi gerçeği yansıtmamaktadır."denildi.
 
 
20.4.2018
Devamı

TZOB ve GTHB İş Protokolü İmzalandı

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) arasında, kırsal kalkınma projelerinin ücretsiz hazırlanmasına ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.
TZOB Genel Merkezi'ndeki imza törenine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Hakan Kalender ve Bakanlık yetkilileri katıldı.
Bakan Fakıbaba, törende yaptığı konuşmada, iş birliği protokolü sayesinde, Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) hibelerinin daha etkin kullanılacağını ve geliri az olan küçük işletmelerin projelerinin ücretsiz hazırlanmasının amaçlandığını söyledi.
Şubat ve mart aylarında 5 üretici birliğiyle protokol imzaladıklarını ifade eden Fakıbaba, protokol kapsamında proje hazırlama konusunda ziraat odalarına ve üretici örgütlerine TKDK'nin eğitim vereceğini belirtti.
Fakıbaba, proje hazırlama aşamasında yatırımcıya önemli alternatif sunduklarını dile getirerek, "İlk aşamada hiçbir ücret talep edilmeyecek ve projeler ücretsiz olacaktır. Proje kabul edildiğinde, bu işletmeler TKDK'dan alacağı danışmanlık desteğini ziraat odalarına veya üretici örgütlerine ödeyeceklerdir. Eğer proje kabul edilmemiş ise çiftçinin cebinden hiçbir ücret çıkmayacaktır. Paydaşlarımızla da kırsal kalkınma anlamında güçlü bir iş birliği oluşturacağız." diye konuştu.
Kalkınma ve büyümenin kırsalda başlayacağını anlatan Fakıbaba, bu hibelerle kırsaldaki birçok kişinin hayatının değiştiğini kaydetti.
Fakıbaba, bu desteklerle gençlerin kırsala dönmeye başladığını belirterek, bakanlık olarak, kırsalda yaşam standartlarını yükseltmek ve tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek için çalıştıklarını vurguladı.
TKDK'nin IPARD Avrupa Birliği fonları ile Türkiye'de kırsal kalkınmaya önemli hibe sağladığına işaret eden Fakıbaba, şöyle konuştu:
"2011 yılından bugüne 42 ilimizde yatırımları destekliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 11 bin projeye 3,2 milyar lira hibe verdik. Bu hibeler ile kırsalda yaklaşık 7 milyar liralık yatırım gerçekleştirildi. Desteklenen işletmelerde 60 bin yeni istihdam sağlandı. Amacımız, ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli tarım ve hayvancılık işletmelerini Avrupa Birliği ve uluslararası standartlara ulaştırmaktır. IPARD AB katılım öncesi yardım aracı olan Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kapsamında, hem fonların kullanımı hem de sağladığı katkı bakımından başarılı programdır."
Fakıbaba, TKDK olarak IPARD-II döneminde 2020 yılına kadar hibe sağlamaya devam edeceklerini ifade ederek, destekler kapsamında kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık uyguladıklarını dile getirdi.
TKDK'nin, küçük işletmelerin daha kolay başvuru yapabilmesi için yeni düzenlemeler yaptığını anlatan Fakıbaba, "Amacımız elimizdeki hibe ile daha fazla işletmeyi desteklemek. Küçük işletmelerin IPARD’dan daha çok faydalanması için et ve süt işletmelerinde başvuru alt limiti 2 binden 5 bin avroya düşürülmüştür. Küçük işletmelere ilave puan verilerek nihai hibe sıralamasında öne çıkmaları sağlanmıştır." ifadesini kullandı.
- "Bu karar bir milat olacak"
TZOB Genel Başkanı Bayraktar da IPARD programının Avrupa Konseyi tarafından 2008 yılında kabul edildiğini belirterek, şu an Türkiye genelinde 42 ilde uygulandığını söyledi.
IPARD-I kapsamında yaklaşık 10 bin 300 kişiye kaynak aktarıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"IPARD-II kapsamında da sözleşmeler devam ediyor. İki çağrıda da yaklaşık 9 bin 107 müracaat var ama bin 600 civarında da şu an sözleşme imzalanmış durumda. Bu programın amacı sektörü rekabete hazırlayabilmek, pazara açık bir sektör haline getirebilmek ve Avrupa standartlarına uygun üretim yapabilmek. Burada danışmanlara büyük görevler düşüyor. Bizde 411 danışmanımızı proje yapar hale getireceğiz. Birlik ve odalar olarak bugüne kadar 200 civarında Avrupa Birliği projesi yaptık, bunun 103'ü kabul gördü."
Konuşmaların ardından, Bakan Fakıbaba ve Bayraktar iş birliği protokolünü imzaladı.
Törenin ardından bir gazetecinin, 24 Haziran’da yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin sorusu üzerine Fakıbaba, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu kararın devletimize, milletimize, ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye lider bir ülke. Bu kararın bir milat olacağına ve ülkemiz için hayırlar doğuracağına yürekten inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
19.4.2018
Devamı

Sebzeler Pet Şişe İle Korunuyor

Yozgat'ta, bir çiftçi erken ürün almak için mevsiminden önce tarlasına ektiği domates ve fasulye fidelerini zirai dondan, üzerlerini pet şişelerle kapatarak korudu. Eksi 3 derecede ceviz ağaçları zarar görürken, sebze fideleri soğuk havadan etkilenmedi.
Yozgat'ın Başıbüyüklü köyünde çiftçilik yapan Hacı ömer kılıç kendine özgü yöntemle tarlasına mevsiminden yaklaşık 45 gün önce sebze fideleri dikti. Normal şartlarda Mayıs ayının ilk haftasında yapılması gereken sebze ekimini, Mart ayında yapan çiftçi, zirai dona karşı sebzelerini korumak için de önlemini aldı. Üç bin tane sebze fidesinin üzerini pet şişelerle kapatarak tek fidelik seralar oluşturdu.
'3 BİN PET ŞİŞEYİ 500 LİRAYA ALDIM'
Hacı Ömer Kılıç, bu yöntemi internette hobi bahçesi yapanlardan gördüğünü kendisinin de bunu uyguladığını söyledi. Tarlasının iki dönümüne sebze ektiğini anlatan Kılıç, 'Ekim yaptığım alanda sera yapmak veya örtü altı üretim yapmanın maliyeti yüksek. Ben hurdacılardan 3 bin pet şişeyi yaklaşık 500 liraya aldım dedi.
 
 
19.4.2018
Devamı

Trakya'da Mısır Ağası Projesi

Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü işbirliği ile  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca uygulanan tarımsal yeniliklerin yaygınlaştırılması projesi kapsamında, yeni tescil edilmiş mısır çeşitlerinin tanıtılması ve yaygınlaştırılması kapsamında, 'Trakya'ya Mısırın Aga'sı geliyor' proje tanıtıldı.
Pehlivanköy Halk Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen toplantıya Pehlivanköy Kaymakamı Emrah Bütün, Kırklareli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Ortan, Kırklareli Atatürk Toprak, Su ve Tarımsal Metoroloji Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Fatih Bakanoğulları, Kırklareli DSYB Başkanı Ali Dermenci, İlçe ve Şube Müdürleri, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının temsilcileri, Muhtarlar ve üreticiler katıldı. Toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Pehlivanköy İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ali Doğan, şunları söyledi:
"İlçe ve bölge ekonomisinin ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayalı olması,  hayvancılık işletmelerinde kaba yem üretimini zorunlu hale getirmektedir. İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olarak, bakanlığımızın hedef ve planları doğrultusunda, tarımsal yeniliklerin üreticilere ulaştırılması, araştırmacı, yayımcı ve çiftçi bağının kurulması amacıyla ne yapabiliriz diye düşündük arkadaşlarımızla. Her nimetinden faydalandığımız ülkemize bir şeyler de vermek gerekiyor diye düşündük. Gerekli araştırmalar sonunda, ilçemizde yıllık ortalama 1000-1400 dekar arasında ekilişi bulunan silajlık mısır konusunda çalışmaya karar verdik. Sonuçta Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü'nden Sayın Ahmet Duman ile iletişime geçerek Silajlık Mısır Projesi üzerinde çalıştık ve proje 2018-2019 yıllarında ilçemizde uygulanmak üzere bakanlığımızca onaylandı.  Hali hazırda proje Türkiye genelinde toplam üç ilçede uygulanacaktır. Projenin önemli olmasının temel sebebi ise, ülkemiz genelinde mısır üretiminin neredeyse tamamının yabancı firmaların hâkimiyetinde olması. Bizler Trakya da hayvancılığın gelişmesi, işletmelerin kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla zaten ekilen silajlık mısırın daha çok yerli tohum kullanılarak üretilmesi için çiftçilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, tohum bayilerinin tüm kamu kurumlarımızın, yerli ve milli olan bu projeye destek olmalarını ve sahip çıkmalarını bekliyoruz. 2018 üretim sezonu içerisinde ilçemiz Kuştepe köyünde iki üreticimizin parsellerinde araştırma enstitümüzce geliştirilen üç yerli tohum çeşidi ile demonstrasyon kurulacak ve hasat döneminde sizlerin de katılımı yapılacak olan tarla gününde çeşitlerin verimleri tüm paydaşlar ile paylaşılacaktır."
Kırklareli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Ortan, projenin önemine değinerek, sahada olmayı gerektiren bu tür projelerin artmasını, tarım ve hayvancılık konularında üreticilerin doğru bilgiyi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden almaları gerektiğini söyledi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nden Dr. Ahmet Duman, mısır üretimi, ıslah çalışmaları, projenin önemi ve proje ile hedeflenen amaç ve sonuçlara ilişkin bilgilendirme sunumunu gerçekleştirdi.
 
 

19.4.2018
Devamı

300 Damızlık Koyun Projesinin Sonuçları Açıklandı

300 Damızlık Koyun Projesi başvuru sonuçları tam isim listesi açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) resmi internet sitesinde Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık 300 Koyun Projesi ön değerlendirme sonuçlarının açıklandığı duyuruldu.

Kamuoyunda "300 Koyun Projesi" olarak bilinen "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi" ön değerlendirme sonuçları açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) internet sitesinden yapılan duyuruda, "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi (300 Koyun) kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerimizin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmiştir" denildi.

300 koyun projesi kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmesinin ardından aynı zamanda  bu listede ismi yer alan üreticilerin e posta adreslerine ve telefonlarına bilgi mesajları iletildi.Bilgi mesajı gelen üreticiler, projeden faydalanabilmek için başvuru yaptığı İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine en geç 24 Nisan 2018 tarihi mesai bitimine kadar istenilen evrakları eksiksiz olarak teslim etmeleri gerekiyor. 
18.4.2018
Devamı

Tarım'da İç Anadolu'nun Sorunları Masada!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin dünkü grup toplantısında seçimlere ilişkin yaptığı açıklamanın ardından tarım sektörünün en çok sıkıntı yaşanan illere yönelik çalışmalara ve sorunlara yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bir araya geldi. 
Toplantı basına kapalı yapılırken; edinilen bilgiye göre İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bölgenin sorunları ve yatırımların değerlendirilmesi bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Niğde Bor şeker fabrikası ve Kırşehir Fabrikaları satılmıştı. Bunun üzerine bölgede şeker pancarı üreticisinin 2018 yılında gerçekleştirilecek seçimlere yönelik kırsalda yaşayan ve alın terini tarladan elde eden üreticiyi bir nebze memnun etmek için adımlar atılıyor. İç Anadolu Bölgesinde bazı illerin besi ve hayvancılık üzerine geçim kaynağı sağlarken Niğde ve Nevşehir illeri ise Patates ve diğer sorunlara ilişkin bir durum değerlendirilmesi yapılması düşünülüyor.
Ancak kırsalda yaşayan çiftçinin tarım sektörünün her alanda sorunlar yaşaması ve sorunlarında giderek büyümesi üreticiyi de her geçen gün tedirgin etmeye devam ediyor.
Ekonomi Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının geçtiğimiz günler de sıfır vergili ithalatında gündemde olması bukez de  yerli besiciyi ve üreticiyi tedirgin etmeye başladı. Kasaplık karkas etin gündeme gelmesi ile  özellikle İç Anadolu’nun  yerli beside öncü ve lokomotif görevi gören Kırşehirli üreticileri tedirgin ederken Bakan Fakıbaba’nın bölge Milletvekilleri ile bugün gerçekleştirdiği istişare toplantısında da masaya yatırılması bekleniyor.
 
18.4.2018
Devamı

Domates İhracatında Tam Serbestlik İlkesi

CHP’ Ankara Milletvekili Levent Gök’ün Rusya’nın tarım ürünlerine getirdiği ithalat kısıtlamalarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmıştır” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Binali Yıldırım'ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde Türkiye'den Rusya'ya ithal edilen başta domates olmak üzere tarım ürünlerini sordu. Gök, "Türkiye için önemli bir Pazar olan Rusya ile ticari ilişkilerin iyileştirilmesi ve kısıtlamaların kaldırılması için yapılan çalışmalar nelerdir?" dedi.

TAM SERBEST İLKESİNİN UYGULANMASININ ÖNEMİ DİLE GETİRİLDİ
 
"Bakanlığımız ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Rus makamları nezdinde gerçekleştirilen girişimlerde, iki ülke arasındaki tarım ürünleri dış ticaretinin sürdürülebilir bir nitelik arz edebilmesi için ihracatta tam serbesti ilkesinin uygulanmasının önemi dile getirilmiş ve münhasıran domates ithalatında firma listesi uygulamasının kabul edilebilir olmadığı müteaddit defalar ifade edilmiş ve konunun çözümüne yönelik irade en üst düzeyden Rus muhataplarına iletilmiştir.
"Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında muhtelif tarihlerde yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmış, domates ürününde ise ithalat yasağı (ülkemizin, Rusya Federasyonu tarafından uygulanmakta olan kısıtlamaların genel ticaret serbestisi kapsamında tamamen ve herhangi bir şarta bağlı olmaksızın kaldırılması minvalindeki yaklaşımına mukabil) belirli firmalardan ithalat yapılması şartıyla kaldırılmıştır."
 
ENGELLERİN KALKMASI İÇİN GEREKLİ ADIMLAR ATILMALI
 
Ekonomi Bakanı Zeybekci'nin önergeye verdiği yanıtı değerlendiren CHP'li Levent Gök, Rusya'nın sadece ihracat yapacak firmalara kısıtlama getirmediğini aynı zamanda Türkiye'ye 50 bin ton domates kotası uyguladığını belirtti. Gök, "Yasaktan önceki dönemlerde 500.000 ton seviyelerine kadar yükselen domates ihracatımızın önündeki engellerin kaldırılması için gerekli adımlar atılmalıdır" dedi
 
 
18.4.2018
Devamı

Genç Çiftçide Son Başvurular 30 Nisan

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkındaki tebliğin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından 2 Nisan’da başlayan başvurular, 30 Nisan 2018 tarihinde bitecek.
18-40 yaş arasındaki kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelerden, başvurusu kabul edilip onaylanan genç çiftçilere 30 bin TL'ye kadar hibe ödeme yapılacak.
1milyar lira yakın hibe 31bin Genç çiftçiye verildi
 
Başvurular ilçe müdürlüklerinde kurulan genç çiftçi proje yürütme birimi tarafından kabul edilecek.
Genç Çiftçi Projesi ile tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. 


 
 
18.4.2018
Devamı

Sıfır Vergili İthalat Üretici İçin Çok zararlı

TÜKETBİR Genel Başkanı Bülent Tunç “sıfır vergili ithalat Türkiye için çok zararlı olur”. Dedi. Başkan Tunç Anadolu İzlenimleri Dergisine yaptığı açıklamada Kırmızı ete yönelik hem sorunları hem de merkez birliği uhdesinde yapacakları embriyo projesini değerlendirdi.
 
Ramazan Ayının İlk Haftası Et Fiyatı Düşer
 
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç Kırmızı ete yönelik önemli açıklamalarda bulunurken TUNÇ:  “Talep artışına bağlı olarak fiyatlar artıyor. Şuna eminim ki ramazan ayının ilk haftası et fiyatları düşer. Türkiye’ye kasaplık hayvan gelmesi cinayettir. Sayın cumhurbaşkanı milli tarım projesini açıkladı. Buna uygun hareket edilmesi gerekir. Kısa zaman içinde yem fiyatları yüzde 25, yem katkı maddesi üç katına çıktı.
 
Ete İhtiyacı Olan TÜKETBİR’le Bağlantıya Geçebilir
 
“Ete ihtiyacı olduğunu söyleyen herkes bizimle irtibata geçebilir. Ne kadar istiyorlarsa o kadar hayvan vermeye hazırız. İnsanlar sattıklarının yerine koyamıyorlar. İnsanların para kazanması lazım. Yeterli besi hayvanı bulunmadığı için insanlar elindekini satmak istemiyorlardı.
İthalat çözüm olmuyor. İthalat sektörün önünü tıkıyor. Birkaç yıl önce ithalat yapıldığında 18 lira olan etin fiyatı 12 liraya düşmüştü. Ancak ne kasapta ne marketlerde raf fiyatı bir TL bile düşmedi. Yani üreticinin ucuza satması tüketicinin de ucuz alacağı anlamına gelmiyor.
Kimse para kazanmadığı işi yapmaz. O zaman döneri, sucuğu da dışarıdan getirelim her şey ucuzlasın. İthalat niye sürekli gündeme geliyor. ” dedi.
 
Beefmaster  ( Etçi Sığır ırkı)  projesi
 
Egevet, TAGEM, Sütaş, HAYGEM, Üniversiteler ve kırmızı et birliği olarak ortaklaşa, beefmaster projesi gerçekleştiriyoruz. Bu Türkiye için çok önemli bir proje. Daha düşük masrafla daha yüksek ürün elde ediliyor. 3 yılda 20.000 bin anaç gelecek. Yatırım tutarı 20 milyon civarını buluyor. Öncelikli olarak 50 gebe hayvan gelecek ve 500 doz embriyo getirilecek. Bu gebe hayvanlar Sütaş’ın çiftliklerinde uygulamaya açılacak. Dedi.


 
 
 
 
 
 
 
 
18.4.2018
Devamı

Emeğin Yerini Robot Alacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş,  robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Edirne'nin İpsala ilçesinde belediye tarafından yaptırılan 20 bin tonluk lisanslı depoculuk ve özel bir tekstil fabrikasının temel atma törenine katıldı, Keşanilçesinde ise ticaret ve sanayi odası ile ticaret borsası yöneticileriyle toplantıda bölgenin sorunlarını dinledi.
Keşan Ticaret ve Sanayi Odası salonunda gerçekleşen toplantıya, Mehmet Daniş'in yanı sıra Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Ak Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, Ak Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık ile oda ve borsa yöneticileri katıldı. Mehmet Daniş, toplantıda yaptığı konuşmada, robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var. Acaba bunları mevcut müfredat içerisinde 4 yıllık liselerde mi modellemek lazım ya da bazı merkezler oluşturularak, eğitimler de verilebilir. Bakanlık olarak TAGEM bünyesinde bunun üzerine çalışıyoruz" dedi.
Daniş “Et Açığımız Var”
Türkiye'nin et ithalatı yaptığını hatırlatan Daniş, "Et açığımız var. Oysa biz dişi hayvanımızı, anaçımızı çoğaltabilsek. Bizim yaklaşık 5 buçuk milyon anaçımız var. Bunu 6 buçuk-7 milyon yaptığımız an bizim et ithalatımız biter. Dişi buzağı ölümleri ve dişi hayvanların kesilmesi, bunlarla ilgili hassasiyetimiz var. Maalesef birçok sahte raporla hayvanların kesildiği bize rapor ediliyor. Bunu zorlaştırmaya çalışıyoruz"  Mehmet Daniş, toplantının ardından Keşan'dan ayrıldı.
 
17.4.2018
Devamı

2 Şeker Fabrikası Daha Satıldı. Erzurum'a Teklif Yok!

Erzurum, Turhal ve Ilgın şeker fabrikalarının ihalesi bugün yapılıyor. Erzurum şeker fabrikası ihalesi saat 14.30'da başladı. 211 milyon lirayla başlayan ihaleye iki firmadan da teklif gelmedi. Turhal fabrikasına ise 5 firma teklif verdi. İhaleyi 569 milyon lirayla en yüksek teklifi veren Kayseri Şeker kazandı.
Erzurum’ a Teklif Çıkmadı
Erzurum şeker fabrikası ihalesine sadece iki firma katıldı. İhalede Doğuş Gıda ve MBM Enerji teklif verirken, masada sadece MBM Enerji yer aldı. Doğuş Gıda ihaleye gelmedi, ancak teklifini gönderdi.
İhale 211 milyon lirayla başladı. MBM Enerji Enerji bu rakamı duyunca ihaleden çekildiğini açıkladı. Doğuş da masada olmadığı için ihale teklifsiz sona erdi.
Turhal’ı Kayseri Şeker Kazandı
Turhal şeker fabrikasına Bilgi Gıda, Kayseri Şeker, Albayrak Turizm, Doğuş Gıda ve Mutlucan Tuz teklif verdi.  İhaleyi 569 milyon lirayla en yüksek teklifi veren Kayseri Şeker kazandı.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin üçüncü ihaleyi de önceden ilan etmeksizin yapıyor. ÖİB, Erzurum, Turhal ve Ilgın şeker fabrikaları için ihalenin bugün olduğunu sabah yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu. Şeker fabrikaları öncesinde yaptığı teklifleri kamuoyuna ihaleler öncesinde açıklayan ÖİB, yine bugünkü duyurusunda üç fabrikaya hangi yatırımcıların teklif verdiğini ilan etmedi.
1956 yılında açılan şeker fabrikası Erzurum'un ilk fabrikasıydı. Turhal Şeker Fabrikası 1934 yılında, Ilgın ise 1982'de üretime başlamıştı.
Şeker Fabrikalarının satışları geçtiğimiz günlerde başlamış Bor Şeker Fabrikası'na 336 milyon, Yozgat'a 275 milyon lirayla Doğuş Gıda; Kırşehir’e 330 milyon lirayla Tutgu Gıda; Çorum Şeker Fabrikasına da 528 milyon lirayla Safi Yakıt en yüksek teklifi vererek şeker fabrikalarını satın aldılar.
Şeker fabrikalarının satışı ilerleyen zamanlarda da devam edecek; 18 Nisan'da Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş Fabrikaları ile teklif verme süreleri uzatılan Erzincan ve Kastamonu Fabrikaları için teklifler alınacak.
 
 
16.4.2018
Devamı

Rusya'ya Domates İhracatı Başladı

Rusya'nın Türkiye'den alımını 2 yıl boyunca durdurduğu tarım ürünlerinden biri olan domateste yasağın kalkmasının ardından onay alan iki firma daha Rusya'ya ilk ihracatını bugün gerçekleştirdi. Manisa Salihli'de yer alan iki serada üretilen domatesler özel ambalajlar ile Rusya'ya gönderildi.
Manisa’nın Salihli ilçesinde topraksız iki serada üretilen domateslerin Rusya’ya ihracatı başladı.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi’nin, Türkiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı garantisi altında Rusya’ya domates gönderme iznini vermesinin ardından, Salihli’deki topraksız serada domates üreten Lider Gıda ve Bostan Tarım, domates ihracatına başladı.
Salihli’den, Rusya’ya domates ihracatının başladığını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Demir, "Rusya Federasyonu’na domates ihracatı konusunda Bakanlığımız ve Rusya Federasyonu Federal Veterinerlik ve Bitki Karantina Servisi yetkililerince daha önce Lider Gıda ve Bostan Tarım’a ait ilçemizdeki domates seralarında yapılan denetimlerin ardından, iki seraya Türkiye Cumhuriyeti’nden Rusya Federasyonu’na domates ihracatına izni verilmiş olup, Müdürlüğümüz İnspektörlerince kontrol ve denetimleri yapılan domateslerin Rusya Federasyonu’na ihracatları başlamıştır. İhracat başta Salihli olmak üzere, tüm ülkemize hayırlı olsun" dedi.
 
16.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 
16.4.2018
Devamı

Kırmızı Ette Sürekli Spekülatif Fiyat Artışlarının Önüne Geçeceğiz

(TÜKETBİR) Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin Antalya’da düzenlenen istişare toplantısına katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba 300bin koyun projesinin 26 Nisanda dağıtıma başlayacağını 250bin düve projesinin ise Haziran ayında start verileceğini söyledi. Bakan Fakıbaba son günler de artış gösteren yem fiyatlarına ilişkin de bir açıklama yaparak “Besicilikte yem giderleri, toplam girdilerin %25 – 40’ını oluşturmaktadır. Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundaki dalgalanma da, maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır. Bu durumda hayvancılıkta, yem maliyeti açısından meraların ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.” Dedi.
Bakan Fakıbaba Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin İstişare toplantısında şunları dile getirdi. “Bilindiği üzere hayvancılık sektörü, endüstriyel hammadde arzını sağlaması halkımızın ihtiyaç duyduğu hayvansal proteini tedarik etmesi kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi köyden kente göçün önlenmesi yüksek katma değer sağlaması nedeniyle stratejik bir sektördür. Diğer taraftan Sosyal ve ekonomik gelişme Kent nüfusunun artması turizm sektöründeki büyüme gibi faktörler, başta kırmızı et olmak üzere hayvansal ürünlere olan talebi de arttırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre;
Sağlıklı bir insan vücut ağırlığının her bir kilosu için 1 gram protein tüketmelidir. Bunun da yüzde 50’sinin hayvansal kökenli olması gerekmektedir. Amerika ve Avrupa’da günlük tüketilen protein miktarının %70’i hayvansal Ülkemizde ise günlük tüketilen protein miktarının %73’ü bitkisel gıdalardan sağlanmaktadır. Yine Ülkemizde yıllık kişi başı kırmızı et tüketimi 14 kg’dır. Dengeli bir beslenme için bu miktarın yıllık 33 kg olması gerekmektedir. Bu durum, Türkiye’de; Kırmızı et üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalara Pratik ve sürdürülebilir politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.” dedi. Üretimde sürdürülebilirliği sağlamak Tüketicinin erişebileceği fiyatlarda yeterli arzı oluşturabilmek için
İhtiyacımız olan 1 Milyon Düve hedefine ulaşmak durumundayız. Bu nedenle hayvan varlığımızı artırmalıyız. Ayrıca hayvan hastalıklarıyla da mücadele etmemiz gerekmektedir. Hayvancılığın devam edebilmesi için buzağı varlığı büyük önem taşımaktadır. Bundan dolayı 2018 yılını "Buzağı Kayıplarını Önleme Yılı" ilan ettik. Ülkemizde buzağı ölüm oranı yüzde 15 civarında. Biz bu oranı yüzde 5’e düşürmeliyiz. Bu kapsamda tüm aşıları da ücretsiz yapıyoruz. Kayıtlı, programlı aşıları yapılmış, 4 ay ve üzeri yaştaki buzağılar için 750 liraya kadar destek veriyoruz. Ayrıca 2018 yılında hayvan sayımızın arttırılmasına yönelik iki yeni proje başlattık. Bunlardan ilki 250 Bin Düve Projesi, Proje kapsamında 3 yılda toplam 250 bin baş düve verilecek Proje ile 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık hayvan sayısına ulaşılacaktır. İkincisi ise 300 Koyun Projesi Her bir yetiştiriciye 300 başa kadar olmak üzere 2018 yılı sonuna kadar toplam 500 bin baş damızlık koyun verilecektir. 300 Koyun projesine 26 Nisan start  veriyoruz. Proje kapsamında sekizinci yılda yaklaşık 5 milyon baş damızlık koyun sayısına ulaşılacaktır. Yem fiyatlarına değinen bakan Fakıbaba “Besicilikte yem giderlerinin toplam girdilerin %25 ile %40 oluşturmaktadır. Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundak dalgalanmada maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır dedi.” Fakıbaba konuşmasını şöyle sürdürdü.


YEM FİYATLARI
  • Son 15 yılda hayvan sayımızda % 60 artış olmuştur.
  • Yine aynı dönemde karma yem üretiminde ise % 320 artış sağlanmıştır.
  • İki değer arasındaki farktanda anlaşlacağı üzere hayvan beslenmesinde daha çok karma yem tercih ediyoruz.
  • Karma yem hayvancılık sektöründe önemli bir yere sahiptir.
  • Bu da doğal olarak maliyetlere yansımaktadır.
  • Özellikle besicilik karma yeme dayalı olarak yapılmaktadır.
  • Besicilikte yem giderleri, toplam girdilerin %25 – 40’ını oluşturmaktadır.
  • Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundaki dalgalanma da, maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır.
  • Bu durumda hayvancılıkta, yem maliyeti açısından meraların ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Yemden alınan % 8 oranındaki KDV’yi kaldırdık. Son 15 yılda 5 milyar lira yem bitkilerine destek ödedik. Yem bitkisi tohumu üretim ve kullanım desteğini yüzde 100, Yem bitkisi üretim desteğini ise yüzde 30-50 oranında artırdık. Ayrıca mera hayvancılığı yetiştirici bölgelerinde yem bitkisi ekenlere ilave yüzde 25 destek vereceğiz.
  • Ot olmadan et olmaz dedik ve mera ıslah çalışmalarına hız verdik.
  • Bunun için kaba yem deposu olan meralara önem veriyoruz.
  • Biliyoruz ki meralar sürdürülebilir hayvancılığın sigortasıdır.
  • 6 milyon 400 bin dekar alanda mera ıslah çalışmasını tamamladık.
  • Bu yıl da 2,7 milyon dekar alanda çalışma başlattık.
  • Bunlara ek olarak 2018 yılında mazot maliyetinin yarısını karşılamaya başladık. dedi.
Karkas verime de değinene Bakan Fakıbaba “Büyükbaşta karkası 1 kg artırdığımızda 32 bin baş hayvanı ithal etmeyeceğiz anlamına gelmektedir.” dedi.
Sığırda karkas verimini 185 kilogramdan 274 kilograma çıkarttık.
Amacımız bu rakamı daha da yukarılara çekebilmektir.
Ancak hiç istemesekte girdi maliyetlerindeki artıştan kaynaklı erken kesimler gerçekleşmektedir. Buda kırmızı et miktarında verim kaybına neden olmaktadır. Örneğin karkası 1 kg artırdığımızda;
16 milyon büyükbaş hayvanımızda 16 bin ton karkas yapar. Buda 500 kg canlı ağırlık hesabına göre 32 bin büyükbaş hayvan karşılığıdır.
Bu ne demektir; Tüm büyükbaşta karkası 1 kg artırdığımızda 32 bin baş hayvanı ithal etmeyeceğiz anlamına gelmektedir.
Karkasta verim artışının sağlanması için 2018 yılında;220 kg ve üstü karkas et veren yerli besilik erkek hayvanlara 250 TL/baş besi desteği vermeye başladık. Sonuç olarak, karkas veriminin artırılması için gerekli olan çalışmaları hep birlikte yapmamız gerekmektedir. dedi. Fakıbaba  sivil toplum örgütleri ile ilgili şu sözleri kaydetti. Hayvancılık sektöründeki sorunların çözümünde, üretici birlikleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, yetiştiricilerle ve sektörün diğer tüm paydaşlarıyla ortak hareket etmenin çok önemli olduğunu söyledi.
TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da Bakan Fakıbaba'nın her zaman üreticinin yanında olduğunun altını çizerek, "Birlik olarak Bakanımızın projelerini destekliyoruz. 1 milyon düve projesi çok yerinde ve doğru bir proje." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.4.2018
Devamı

Ette İstişare Toplantısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin istişare toplantısı Alanya’da başladı. Programa Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Müslüm Beyazgül Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu ve Kırmızı Et Üreticileri Birliklerin Birlik Başkanları katıldı. Programda bir açılış konuşması yapan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç “Et sektöründe yaşanan sorunlara değinerek çalışıyoruz emek veriyoruz. Kırmızı et fiyatının yüksekliğinden üretici sorumlu değildir. Üretici zor şartlarda besleyip büyüttüğü hayvanları neredeyse maliyetine satmakta ve birçok soruna rağmen özverili bir şekilde üretmeye devam etmektedir. Besicimizin sorunları çözülmelidir”. dedi. Daha sonra kürsüye gelen HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak ise “Hayvancılık sabır isteyen bir iştir. Biyoloji ve ekoloji diyoruz her hayvan her yerde yetişmiyor. Bizim bu ürüne ihtiyacımız var. Hayvan varlığı bakımından baktığımızda kırsalda nüfus azalıyor buna rağmen hayvansal üretimde artış var. Her ne kadar zorluklardan geçsek de Ülkenin hayvancılığı gelişiyor. Avrupa’dan sonra 2 sırada yer alıyoruz.  Ülkemizin refah seviyesi artıkça ete rağbet artıyor. Ne olursa olsun Sektörümüzün önü açık”. Dedi. Genel Müdür koçak ayrıca üretim ile ilgili ise “biz ürünü üretiyoruz her üretimin bir maliyeti var bu maliyeti ya üretici yada tüketici yada devlet karşılayacak bir gerçek var ki üretimin değerini yani gerçek fiyatını tüketici öder alan ödemelidir. üreticin alın terini ödenmeli. Dedi.

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin toplantısı 2 oturum halinde devam ederken öğleden sonraki oturuma Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımı bekleniyor.
 
 
14.4.2018
Devamı

Tarımsal Arazi Edinme Usulleri Belirlendi

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine yönelik usul ve esaslar belirlendi. Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca gerçekleştirilecek.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Tarımsal Arazi Edindirme İş ve İşlemleri Hakkında Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. 
Yönetmelikle Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen, tarım amaçlı arazi ediniminin kolaylaştırılması, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi, tarım arazilerinin değerinin tespiti, tarımsal üretimde kullanılmayan arazilerin üretime kazandırılması, arazi sahiplerinin satış, alıcıların alım taleplerinin değerlendirilerek tarafların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve işletmelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaştırılması veya daha da artırılması amacıyla tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. 
Buna göre, tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri, gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazilerinde Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak, tarım arazilerinin değeri ve kira bedelleri Bakanlıkça belirlenecek.
Hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafı, tarımsal faaliyete son verilmesi ve göç gibi nedenlerle işlenmeyen ve tarımsal üretimde kullanılmayan, ekonomik olarak işletilememesi nedeniyle sahipleri tarafından satışa çıkarılmak istenen, kiralama, ortakçılık veya yarıcılık şeklinde değerlendirilmesi talep edilen, intikali yapılmamış, hisseliliğin giderilemediği ve intikal işlemleri çözülemeyen gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazileri tespit edilecek. 
Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri kapsamında tespit edilen tarım parselleri, maliklerinin veya hissedarların talebi üzerine muvafakat alınmak kaydıyla mülkiyet bilgilerine de yer verilerek "Satışa Çıkarılacak Parseller" veya "Kiralama Yapılacak Parseller" listesine eklenecek. Bu listeler, Bakanlığın kurumsal internet sitesinde ve mahallinde 15 gün ilan edilecek. 
İlan edilen listelerdeki parselleri satın almak veya kiralamak isteyen gerçek ya da tüzel kişilikler belirlenerek alıcı ve kiracı listeleri oluşturulacak. Satışa ve kiraya çıkarılan parsellerle alıcı ve kiracıların eşleştirildiği liste, Bakanlığın belirleyeceği usullerle 15 gün süreyle ilan edilecek. 
Alıcı, satıcı veya vekilleri tarafından mahalli tapu müdürlüklerinde devir işlemleri gerçekleştirilecek. Tarafların talebi halinde, satışa çıkarılacak parseller listesindeki taşınmazların alıcısıyla satıcıları arasındaki satış işleminin gerçekleşmesine yönelik il/ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğünce aracılık işlemleri yapılacak. 
Tarım arazilerinin gelir değeri, değerleme tarihinde, arazilerin optimum koşullarda işletilmesi halinde elde edilecek yıllık ortalama net gelire göre hesaplanacak. 
Üretim dönemlerine ait gayrisafi üretim değerlerinin hesaplanmasında, çiftçi eline geçen ürün fiyatlarıyla verimler dikkate alınacak. 
Yönetmelik kapsamında tarım işletmelerinin ölçeğinin büyütülmesi ve ekonomik açıdan verimli kılınması amacıyla yapılan devirlerde, Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik ve Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamındaki uygulamalar kısıtlamalara yol açmayacak.
 
 
13.4.2018
Devamı

Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım Ve Teknolojileri Fuarı

Bu yıl 7.'si düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı Afyonkarahisar'da açıldı. ART Fuarcılık tarafından organize edilen Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyonkarahisar Ziraat Odası ve Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından desteklenen fuar, Afyonkarahisar Belediyesi fuar alanında açıldı.
Çeşitli illerden firmaların da aralarında bulunduğu 128 firmanın katıldığı fuarda, hayvancılık ve tarım teknolojileri ile malzemeleri sergileniyor.
Fuarın açılış töreninde konuşan Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, fuarın bu yıl uluslararası olarak düzenlendiğini belirterek, "Fuarımızın uluslararası olması bizim için mutluluk kaynağı oldu. Ancak bunun lafta uluslararası olarak kalmamasını diliyoruz. Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı'nın Türkiye'nin ve bölgemizin en önemli organizasyonu olmasını istiyoruz. Bunun için gerek alt yapı olarak, gerekse katılımcılar ve ziyaretçiler olarak güçlü bir fuara dönüşmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü yardıma hazırız." diye konuştu.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ise, Afyonkarahisar’a yeni yapılacak fuar merkezinin biraz gecikebileceğini dile getirdi.
Çoban, şöyle konuştu "Ben daha önceki konuşmalarımda da dile getirmiştim. Termal turizm alanımızda otellerin yanında en az 100 bin metrekarelik bir alanı termal yatırım alanı olan toplam 150 bin metrekarelik bir alanın fuar alanı yapacaktık. Bununla ilgili de belediye olarak tüm çalışmaları tamamlayarak ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden de gerekli plan değişikliklerini gerçekleştirmiştik. Ancak orada devletimizin özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin çok büyük bir Termal Sağlık Projesi yapacağından dolayı fuar alanı projemiz gerçekleşmeyecek. Fuar alanına Afyonkarahisar’a şimdiye kadar yapılan tüm yatırımlardan daha büyük bir yatırıma ayrıldı. Biz belki bu alanda veya başka bir alanda daha güzel daha büyük bir fuar alanı yapacağız" dedi.
Afyonkarahisar Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Acar da, kentin potansiyeli ile ilgili bilgiler verdi.
Acar, Tarımsal potansiyel olarak Afyonkarahisar’ın Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Afyonkarahisar ili olarak bizim nüfusumuzun yaklaşık yüzde 50’si bizzat tarımla uğraşıyor. Geçimin tarımdan veya tarıma dayalı sanayiden sağlayan insanlarımızı düşündüğümüz zaman bu oran yüzde 50’nin çok daha üzerinde. Dolayısıyla tarım Afyonkarahisar için en önemli sektörlerden." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, birlikte kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.
Vali Tutulmaz ve Belediye Başkanı Çoban ile birlikte fuardaki stantları gezdi.Tutulmaz ve Çoban, yerli olarak üretilen bir traktörün üstüne çıkarak fotoğraf çektirdi.Uluslararası Afyonkarahisar Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 15 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.
 
 
13.4.2018
Devamı

Sulama Birliklerinin Devri, Demokrasinin Katline Örnektir

Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısında 8. Madde üzerine konuştu. Bu maddeyle sulama alanında her şeyin Devlet Su İşlerine bırakıldığına vurgu yapan Gaytancıoğlu, “yani patron Devlet Su İşleri olacak” tanımını yaptı. Madde de geçen ”Tarım Bakanlığına bağlı sulama kooperatifleri eğer kendi kendilerini yönetemezlerse Devlet Su İşlerine devrolacak" ibaresine “demokrasinin katli” yorumunda bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerine şu açıklamalarda bulundu;
“Köylerde sulama kooperatifleri kuruluyor, ilçe merkezlerinde sulama kooperatifleri kuruluyor, seçimle iş başına geliyorlar, birbirlerini seçiyorlar, birbirlerini denetliyorlar. En üstte yine denetleyen Devlet Su İşleri ama diyor ki: "Yönetemezsen ben alırım, ben yönetirim." İyi, güzel de bu suyun parasını çiftçi niye ödeyemiyor? Acaba bunu düşündük mü?
Bugün dolar 4 lira 20 kuruş. Mazot 5,5 lira. Çiftçiye finansman sağlayan en önemli kurumların başında Ziraat Bankası geliyor. Ziraat Bankasının amacı çiftçilere ucuz finansman sağlamak, gazete patronlarına değil. Fakat, Ziraat Bankası iki yılı ödemesiz 700 milyon dolar parayı çiftçiye kredi olarak vermiyor. Bunun için 1 milyar 440 milyon dolar geçtiğimiz hafta sendikasyon kredisi aldı. Yani dışarıdan yine 1,5 milyar dolar para getirdiler, bunu yandaşlara gazete satın alsınlar diye dağıttılar. Çiftçinin hâlini gören var mı? Çiftçinin maliyetlerini düşünen var mı? Çiftçinin gelirini düşünen var mı? Çiftçinin maliyetleri sürekli artıyor.
On yıl önce buğday 1 lirayı görmemişti, 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce mazot fiyatı 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira oldu. Siz bunlarda bir indirime gitmiyorsunuz, tam tersine zam yapıyorsunuz. Ziraat Bankası görevi dışında her şeyle uğraşıyor ama nedense dar gelirlilerle, ezilenlerle uğraşmıyor.
Az önce beni İpsala İbriktepe'den bir arkadaşımız aradı: "Ziraat Bankasından kredi veriyorlar emekli olabilmem için ama bütün maaşa haciz koymasına rağmen eskiden borçlarım olduğu için bana kredi vermiyorlar." Şimdi soruyoruz: Acaba yandaşlara da böyle incelemelerde bulunuyor musunuz, kredi sicil notlarına bakıyor musunuz, yoksa gücünüz gariban çiftçiye, dar gelirli emekliye mi yetiyor? Siz demokrasiyle seçilen sulama kooperatiflerine, vatandaşın kurduğu, denetlediği, suyu dağıttığı sulama kooperatiflerine sadece el koymayı biliyorsunuz. 1 dolar 4,20 TL oldu. Artık istikrar kalmadı. Hiçbir şekilde Türkiye'nin ekonomisini düzeltemiyorsunuz, tarımsal dengelerini düzeltemiyorsunuz. Siz iktidara geldiğinizde Türkiye tarım ürünlerinde ihracat fazlası veriyordu yani dış ticaret fazlası veriyordu, dışarı tarım ürünleri satıyorduk, az miktarda satın alıyorduk. Şimdi çok fazla denge değişti, artık gıda ürünlerinde bile net ithalatçı olduk. Biraz aklımızı başımıza toplayalım lütfen. Bu destekleri biraz daha çiftçiye aktarmaya çalışalım, suyu çiftçiye daha ekonomik bir şekilde kullandıralım, çiftçinin tarlasına suyu götürelim; barajlardaki çatlakları, patlakları yapmaya çalışalım. Ama biraz da bırakın demokrasi olsun, kendi başına çiftçi bu kooperatifleri kursun, yönetsin, genel kuruluna gitsin, demokrasiyi orada öğrensin; elini kaldırsın, söz alsın. "Siz bu kooperatifi iyi yönetemediniz, biz daha iyi yönetiriz." Diyebilsin. Ama siz ne yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki: "Finansal ve mali yapıda bozukluk varsa Devlet Su İşleri bu kooperatiflerin yönetimlerine el koyar." Yani bunu lütfen yapmayın. Var olan demokrasiyi tabana yaymışken, üreticiler kendi kendilerini seçebiliyorlarken buna devam etsinler.” dedi.

 
 
13.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba et fiyatlarına yönelik olarak açıklamalarda bulundu.
"Hayvanı sakla fiyatlar artsın hayvanı yağlandır ondan sonra da vatandaşlar fazla fiyatla yesin, bunlara hükümetimiz müsaade etmemektedir. Bazı süreçler geçiçi olarak ithatlar yapılabiliyor ancak bunlar yapılırken hep besici ve çiftçi kardeşlerimizi özellikle anadan babadan uğraşan varsa üretim yapan hayvancılık yapan kardeşlerimizi ön planda tutuyoruz.
Birinci derecede onları ve halkımızı düşünerek hükümetimiz tarafından bazı önlemler alınabilmektedir. Bu spekülatif hareketlerle piyasalarda kimse et fiyatlarında oynama yapmasın yükselttiği taktirde mutlaka ama mutlaka hükümetimizin alacak kararları vardır.
Bu konularda hükümetimiz çalışmalarına devam etmektedir ve mutlaka ama mutlaka üreticilerimizin mağdur olmayacğaı ve onların Allah razı olsun diyebileceği ve diğer yandan tüketici vatandaşlarımızın bu et çok pahalı yiyemiyorum demeyeceği bir fiyatta karar kılacağız"dedi.

 
13.4.2018
Devamı

DSİ Tarlaya Su Götürsün

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerine konuştu. 
Gaytancıoğlu, yasa tasarısının, ne bir sivil toplum kuruluşunda ne üniversitelerde ne de meslek örgütlerinde tartışıldığını söyledi. Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda bazı düzeltmelere CHP’li Komisyon Üyelerinin ısrarları üzerine gidildiğini belirtti. Eğer bunlar da düzeltilmeseydi; bütün tarlalara su sayacı takılacak, ne var ne yok kullanılan sular özelleştirilecekti. Fakat hâlâ bu özelleştirme tehlikesi var çünkü bu yasa bu hâliyle geçerse suyun parayla satılmasına olanak sağladığı gibi ormanların da talanına yol açıyor, ifadelerini kullandı.

ÇED Raporu Şart

Maddelere göre, bütün su alanlarına, nehirlere, göllere, barajların üzerine güneş enerjisi panellerinin kurulabileceğini söyleyen Gaytancıoğlu,”Başlangıçta güzel geliyor ama bakalım çok modern güneş enerjisi panelleri mi kuracaksınız, yoksa basit, düzmece düzenekler mi kullanacaksınız? Çünkü suyu kim yönetirse istediği şekilde devri edebiliyor, bunda ÇED raporu da yok. Suyun altında, üstünde binlerce, on binlerce canlı hayvan var, ekolojik sistem var, denge bozulursa bozulsun. Siz ona bakmıyorsanız ki, siz sadece paraya bakıyorsunuz. Dolayısıyla bunda acilen ÇED raporu alınması gerekmektedir” dedi.
Gaytancıoğlu sözlerine şöyle devam etti; “Bu ülkede daha önceden toprak, su genel müdürlüğü vardı. Toprak toplulaştırması işlerini onlar yapıyordu, her türlü haritalar üzerinde çalışarak nerelere barajlar kurulacağı, nerelere sulama tesisleri kurulacağı konusunda bilimsel araştırmalar yapılıyordu, onu kapattınız, Köy Hizmetleri kuruldu. Köy Hizmetlerinin yerine şimdi görevleri başka başka kurumlara veriyorsunuz. Toprak toplulaştırma işini de Tarım Bakanlığına bağlı Toprak Reformu Genel Müdürlüğü yapıyordu, şimdi Devlet Su İşleri bu işi yapacak. Yani Devlet Su İşleri, bırak bu işleri; başka işlere bakın. Siz tarlalara su götürmeye, üreticiye su götürmeye bakın. Barajlar delik deşik; barajlara o tamiratı yapalım. Artık dünyada ciddi bir su sıkıntısı başlayacak, belki yirmi, otuz yıl sonra dünyada su savaşları çıkacak; 1 gram su bile önemli. Tarlaya da suyu götürmemiz lazım, sağlıklı suyu insanlara da içirmemiz lazım. Ama dediğim gibi Devlet Su İşleri, açık olan sulama havzalarını artık kapatması lazım, suyu damla damla tarlalara götürmesi lazım. Bu yönde yasalar getirdiniz de biz "Hayır." mı dedik? Ama sizin getirdiğiniz yasalarda ne var? Demokrasiyi ortadan kaldırıyorsunuz. Yirmi beş yıl önce "Aman bu DSİ bu işi yapamıyor, bu işleri bıraksın." dediğiniz, sulama birliklerine suyu devrettiğiniz konuyu tekrar Devlet Su İşlerine alıyorsunuz” dedi.
Çiftçi Kredi Çekmeden Nasıl Dursun
CHP’li Gaytancıoğlu, “On yıl önce 1 kilo buğday 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce 1 litre mazot 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira. Hangi sulama birliği, hangi kooperatif, hangi çiftçi buna dayansın, dayansın da kredi çekmesin; var mı böyle bir şey? Siz iktidara geldiğinizde 1 milyar lira olan çiftçi borcu 100 milyar liraya dayandı yani tabii ki birlikler çalışamaz. Buna rağmen, DSİ'nin raporlarına baktığınızda, sulama birlikleri o kadar da kötü değil. Bırakın demokrasin yaşasın; eksiklikler varsa, sorunlar varsa denetleme mekanizmalarını çalıştıralım”
Nişasta Bazlı Şekerin Kotasını Israrımız Üzerine Yüzde 5’e Çektirdik Ama Denetim Yok
CHP’li Okan Gaytancıoğlu,”Bunun dışında, eklediğiniz yeni genel müdürlükler var. Nişasta bazlı şekerin denetimini sağlayacak Şeker Kurumu, Tarım Bakanlığına bağlandı. Burayı getirdiniz Komisyona, 6 tane daire başkanlığı ihdas ettiniz, Maliye Bakanlığı "Vermem." dedi. Ben o bürokratları tebrik ediyorum. Şimdi tekrar Komisyondan Genel Kurula indi, "Onu da denetleyeceğiz..." İnşallah bu kurum denetler yani denetim görevini yapar, halkımızı nişasta bazlı şekere muhtaç etmeyiz, sağlığını tehlikeye sokmayız. Tarım Bakanlığını bu konuda göreve davet ediyorum. Çünkü nişasta bazlı şekerin kotası, biliyorsunuz, yüzde 15'e çıkarılmıştı, ciddi baskılar yaptık, yüzde 5'e çekildi ama denetim yok. Denetim olmazsa, isterseniz sıfıra çekin, denetleyemezseniz nişasta bazlı şeker kansere, şekere, obeziteye yol açar. Niye bunu söylüyorum? Çünkü torba yasa, torba yasanın içinde bu da var, tabii ki bunları konuşacağız. Yani suyun içinde şeker var, şekerin içinde toprak var, toprağın içinde orman var yani karman çorman bir şey”
Bu Yasayı Geri Çekin
CHP’li Gaytancıoğlu,”Komisyon aşamasında yüzlerce sulama birliğinin yöneticisi bizlere geldi, dolaştılar. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin sonuna kadar işlemesinden yana. Bu yasayı çekin. Sulama birliklerini tarihe gömdüğünüzde ne olacak? Asıl sorun, sizin, tarıma, çiftçiye yeterli önemi vermemeniz, bir türlü çiftçiyi efendi görmemeniz. Yahu, o çiftçi güneşin alnında ter ter terliyor, güneşin altında elleri nasırlı çalışıyor; tarlasına suyu götürebildi mi, hele hele o suyu ucuza götürebildi mi ondan mutlusu yok. Burada bu çiftçimize hep beraber yardımcı olalım; tarlasına suyu en ekonomik nasıl götürürse, nasıl başarılı olursa, üretimi nasıl artırırsa ona destek verelim. Yem bitkileri ekilişini artıralım. Ama siz ne yapıyorsunuz? Yem ithalatını artıyorsunuz yani yem bitkileri ekilişine destek vermiyorsunuz, çayır, meralara gübre götürmüyorsunuz, su götürmüyorsunuz, onun yerine ithalatı artırıyorsunuz. Bakın, şu anda Türkiye'ye yem ham maddelerinden soyayı, mısırı, buğdayı, arpayı; tam yarısını ithal ediyor, yazık değil mi? Kendi çiftçimiz borçlanıyor, kendi çiftçimiz perişan bir vaziyette, sizden destek alamıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Su parasını ödemediği için onun desteğine bile göz dikiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Destekleme ödemelerinden kesinti yapacağım." Çiftçi ne yaparsa yapsın. Çiftçi de ne yapıyor? Çiftçimiz köyden kente göç ediyor. Peki, köyünü terk ettiği zaman mutlu mu oluyor? Hayır, kesinlikle mutlu olmuyor.
Pazar günü Tokatlıların dernekleri ağırlıklı olarak İstanbul'da, şeker özelleştirmesine karşı bir yürüyüş ve ardından bir basın açıklaması yaptık. Bizler de Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak oradaydık. "Ya biz Tokat'ı terk etmek zorunda kaldık." diyor oradakiler. "Niye terk etmek zorunda kaldınız?" "Çünkü bize AKP Hükûmeti söz vermişti." "Neyin sözünü vermişti?" "Şu sigara fabrikasını bir kapatalım, burada 300 kişi çalışıyordu, 1.000'e çıkartacağız. "Tokatlılar da inanmış. Sigara fabrikasını kapatmışlar, şimdi o fabrikanın yerinde yeller esiyor. Şimdi şeker fabrikaları özelleştiriliyor. Biz size güvenmiyoruz. Fabrikaları sözde satmaya çalışıyorsunuz ama bunlar kapanacak. Kapandığı zaman da Anadolu boşalacak, Türkiye'deki çiftçiler büyük şehirlere göç edecekler. Bunu mu istiyorsunuz? Birazcık da bizi dinleyin” diyerek konuştu.
 
13.4.2018
Devamı

Türkiye ve Kırgızistan Arasında Tarım Anlaşması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Ziyaret sırasında; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Kırgız mevkidaşı Tarım, Gıda Sanayisi ve Arazi Islahı Bakanı Nurbek Murashev; Ankara'da "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı"nı imzaladılar.
Tarım alanında iş birliği mutabakat zaptında İki ülke arasında tarımsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temel anlaşma olma özelliğini taşıyan bu Mutabakat ta hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi gibi birçok konuda anlaşmaya varıldı.
Öte yandan bitkisel üretim ve bitki koruma, tarımsal üretimin mekanizasyonu ve otomasyonu, arazi ıslahı ve modern sulama sistemleri, tarımsal ürünlerin işlenmesi, üretici örgütlenmesi gibi konularda ise Türkiye ve Kırgızistan ortak araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) konularında işbirliğinin geliştirilmesinde ortak hareket edecek.
Anlaşmanın iki ülkeler arasında ki ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi, doğrudan yatırımın çekilmesi için düzenleyici bir yasal çerçevenin oluşturulması, yatırımların istikrarlı ve adil bir şekilde muamele edilmesi hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi, bitkisel üretim ve bitki koruma ve daha birçok alanda ki gelişiminin sağlanması bekleniyor.

 
13.4.2018
Devamı

Şeker Fabrikaları Vatandır

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu,  Şeker Fabrikalarına verilen önemi ve fabrikalar için verilen büyük mücadelenin anlamını değerlendirdi.” Cumhuriyet Halk Partisine göre Şeker Vatandır, Satılamaz ama 16 yıldır Türkiye’yi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisine göre fabrikalar zarar ediyor, satalım gitsin. Neden Şeker Fabrikaları Vatandır, Satılamamalı neden bu fabrikalara gözümüz gibi bakmalıyız.” İfadesini kullandı.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu şöyle devam etti “Şeker fabrikalarını kim kurmuş? Türkiye Cumhuriyetini yöneten neredeyse herkes şeker fabrikası kurmuş. Atatürk kurmuş, İnönü kurmuş, Menderes kurmuş, Demirel kurmuş, Ecevit kurmuş, Erbakan kurmuş, Özal kurmuş. Kim satıyor,16 yıllık iktidarlarında bir tane bile şeker fabrikası kurmamış Ak parti iktidarı ve onun genel başkanı satıyor.PEKİYİ, şekerpancarı, şeker fabrikaları Türkiye için neden önemli, neden fabrikalar birer kaledir, biz neden şeker fabrikaları vatandır diyoruz. Bu coğrafya herkese nasip olmayan bir ürünü yani ŞEKERPANCARINI bize vermiş. Dünya’da  şekerpancarı üretiminde Türkiye beşinci sırada. Şekerpancarı üretimi Türkiye’nin yüz akı. Şeker fabrikaları bölgelerinde Cumhuriyet’in kültür devrimlerinin gelişmesine katkı sağlamış, Fabrikalarda okuma yazma kursları, tiyatro, sinema, bale gösterileri düzenlenmiştir.” dedi.
Şekerpancarı Türkiye’de Üretimi Planlı Yapılan Tek Ürün
Şekerpancarı vasıfsız işgücüne (çapacı-toplayıcı vb.) istihdam yaratmaktadır. Bu haliyle işsizlik sorununa da katkı sağladığı, köyden kente göçü önlediği söylenebilir.Şekerpancarı işlenip içindeki şeker alındıktan sonra kalan posası değerli bir hayvan yemidir. Türkiye hayvancılığının bugün içindeki durumu gördüğümüzde, önemi daha iyi anlaşılır.                                       Üretilen pancar; taşımacılık ve birçok sanayinin gelişmesine, önemli katkılar sağlamaktadır.Şeker pancarı, bir ormana kıyasla 3 kat daha fazla oksijen yarattığından, tüm canlılar için hayati önem arz eden bir oksijen kaynağı olmakta, kendinden sonra ekilecek ürünlerde verim artışı sağlamakta, alternatiflerine göre daha fazla istihdam olanağı yaratmaktadır.
Bu yararlara baktığımızda Devletin elindeki bazı şeker fabrikalarının sosyal amaçlı kurulduğu, yani zarar edebileceği, bazılarının da karlı olabileceği, iyi bir işletmecilikle zarar etmeden düşük karlılık ile “kamu hizmetinin” öncelikli olarak yapılması gerektiği anlaşılır. Nitekim Devlete ait 25 şeker fabrikasının kuruluş yerleri dikkate alınırsa bulundukları il ve ilçelere ciddi sosyal ve ekonomik katkılar yaptığı anlaşılır.
Gaytancıoğlu Şeker Fabrikaları Neden Özelleştirilmek İsteniyor?
Gaytancıoğlu şeker Fabrikaları ile ilgili değerlendirmesinde “Kendilerine yerli ve milli, diyenler, bilmezler mi, tekel özelleştirildi, Türkiye tütün ve sigara ithal ediyor, Et Balık özelleştirildi, Türkiye Canlı Hayvan ver Kırmızı Et ithal ediyor, devlete ait Yem Sanayii A.Ş özelleştirildi, Türkiye samana muhtaç kaldı. Demek ki özelleştirme bir çözüm değil. Bilgisizler ve anlayamıyorlar. Enflasyonu arttıran unsurlardan biri de gıda fiyatlarıdır diyen bir Ak parti hükümeti var. “Dünya’da şeker fiyatları 250-300 $, Türkiye’de şekerin maliyeti 700 $’ a denk geliyor”, diyen bir NBŞ lobisi tarafından kuşatılmış olan bu Ak parti hükümeti 700 $’lık şekerin aslında daha ucuz olduğunu, Türkiye ekonomisine ciddi katma değer yarattığını anlayamaz. Anlasa da anlamak istemez.” dedi.
Gaytancıoğlu Şekerde ki stok fazlalığı gerekçe gösterilerek şeker pancarı üretimine kota getirilirken, diğer taraftan kendine yeterliliği halen sağlayamadığımız hatta ithalatçı olduğumuz mısırı hammadde olarak kullanan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimine geniş olanaklar sunuldu. “Bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa Türkiye’de şekerpancarı üretimi yerine GDO’lu mısır ithalatı yapılacak ve bir başka küresel dev olan “MONSANTO, BAYER” gibi tohum firmaları kazanacağını, bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa AB ülkelerinde ortalama % 1.5, Türkiye’de şimdilik göstermelik olarak% 5’e düşürülen ancak denetimi yapılamayan NBŞ kotası daha yukarılara çıkacak (belki de sınırsız olacak) ve bir başka küresel dev olan CARGILL kazanacak.” İfadesini kullandı.
Şeker Fabrikaları Zarar Etmiyor, Zarar Ettiriliyor.
Gaytancıoğlu Tarım piyasalarını düzenleyen hiçbir KİT bugün için yeterince görevini yapmıyor. Var olan Toprak Mahsulleri Ofisi, ÇAYKUR gibi kurumlarda piyasa düzenleme görevini yapamaz hale getirilmiştir. Objektif bakarsak, Devletin elinde sadece Şeker Fabrikaları kaldığını belirterek,
Şekerpancarı üretimi kasıtlı olarak engellenmiştir
Ak parti,  şekerpancarı üretimini desteklememiştir. Ülkemizdeki şeker fabrikalarını kapattıracak ve bir sanayi kolunu çökertecek kadar sıkıntı yaratan bir ürün olan şeker pancarı, hala havza bazlı destekleme modelinde desteklenecek ürünler içerisinde yer almamaktadır. Ayrıca şekerpancarından şeker üretimine yönelik üretici gelirini arttırmaya yönelik özel bir destekleme yoktur. Örneğin 2017 için şekerp