Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Soğanın kilosu tarlada 50-60 kuruş, Ankara İstanbul’da 4-6 lira. Limon, portakalın kilosu tarlada 50 kuruş, Ankara, İstanbul’da 5-6 lira.
Domatesin kilosu Antalya halinden 3-4 liradan kamyona yükleniyor, Ankara İstanbul’da 8-9 liradan satılıyor. Fındık Karadeniz’de 12 lira, Ankara, İstanbul’da 50-60 lira. Hatta 80 liradan satan var.
Çiftçi üretmek için 1 yıl uğraşıyor kilo başı 10 kuruş zor kazanıyor. Her gün tonlarcasını alıp satan aracılar, çiftçinin 1 yıllık kazancından fazlasını 1 günde kazanıyor. 
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6
İşte bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.
Dileriz bu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’na benzemez. Yıllardır sporda şiddetin önlenmesi için yasa çıkar durur ama bir türlü şiddet önlenemez. İnşallah bu kez, tarladan-sofraya köprüsü kurulur. 
 
TÜRKİYE soğan deposu baskınları ve soğan ithalatını konuşuyor. Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor? Bin bir emekle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, iş gücü harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kere hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aracı, stokçu, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, üreticinin 3-5 katı günlük kazanç elde ediyor. 
AYDIN’DAN 60 KURUŞA YÜKLENİYOR. ANKARA’DA 3 LİRADAN SATILIYOR
Limon, portakal mandalinanın kilosu, Aydın’da, Antalya’da, Adana’da, Köyceğiz’deki üretici hallerinden 50-80 kuruş aralığında kamyona yükleniyor. Peki Ankara, İstanbul’da, niçin 3-5 liradan satılıyor?
HALCİ YÜZDE 8, BELEDİYE YÜZDE 3 KOMİSYON ALIYOR
Antalya üretici halinden kilosu 3 liradan 20-25 ton domates kamyona sarılıyor. Halci yüzde 8 komisyon, belediye ise yüzde 3 rüsum vergisi alıyor. KDV ve tüm kesintiler yüzde 13’ü buluyor. Domatesin Antalya üretici halinden çıkış maliyeti yüzde 13 Komisyonla birlikte 3 lira 39 kuruş.
KAMYONCU ANTALYA’DAN ANKARA’YA 20 TON MALI 600 LİRAYA TAŞIYOR
Kamyoncu 20-25 ton domatesi 600 liraya Ankara’ya taşıyor. Nakliye maliyeti kilo başı 40 kuruş olduğunu varsayarsak, domatesin Ankara tüketici haline inişi 3,39 liraya 0,40 kuruş eklenince 3 Lira 89 Kuruşa Ankara haline iniyor. 
FİYATLAR ANTALYA’DA DEĞİL, ANKARA, İSTANBUL’DA ŞİŞİRİLİYOR 
İşte ne oluyorsa, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde oluyor. Üretici halinde faturalandırılıp vergisi ödenen tarım ürünleri, Ankara, İstanbul’da tekrar hale sokulup, tekrar indir bindir yapılıp, yüzde 13 komisyon, rüsum, hamaliye, vergiler tekrar alınıyor.
Tarım ürünleri ticaretinde, hem Antalya halinde %13, hem Ankara’da %13 olmak üzere toplam %26 kesinti yapılıyor. Bu durumda, üretici hali olan Antalya’dan 3 liradan kamyona yüklenen domatesin  kilosu yüzde 26 kesinti ve nakliyeyle birlikte Ankara halinde 4 lira 40 kuruşa satılması gerekiyor. Ama öyle olmuyor.  
Ankara ve İstanbul’daki kabzımal, bu fiyatların üzerine yaklaşık 1 lira hava parası ekleyebiliyor. Yani domates, İstanbul ve Ankara halinden manava 4,40 liradan çıkması gerekirken, 5,40 liradan çıkıyor.
Ankara’daki bir komisyoncu, “domatesin konulduğu plastik kasanın tanesi 20 lira. Bunları bir kısmı geri gelmiyor. Hamal çalıştırıyoruz. İndir bindir sırasında, sebze meyveler telef oluyor. Dükkanın hava parası en az 900 bin lira, ekmek yemeyelim mi? “ dedi.
Manav, tüketici halinden 5,5 liraya aldığı domatesi, tezgahta 7-9 liradan satıyor. Bir manav, “Malı, satıp bitirene kadar çürük, çarık, ezilme gibi kayıplarımız oluyor. Kira, elektrik, su vergi ödüyoruz. Yanımızda sigortalı eleman çalıştırıyoruz. Masraflar ağır” dedi. 

 

ÇİFTÇİYE 5 KURUŞ, HALCİYE 1 LİRA 25 KURUŞ!
Çilekeş çiftçi, soğan yetiştirmek için 1 yıl boyunca tarlasını eşeleyip, traktör, ekipman, tohum, mazot, gübre, sulama, ilaç, ot yoldurmak, amele, hasat masraflarını yaptığı için kilosunu 60-75 kuruşa sattığı soğandan ancak 10-15 kuruşu kendisine kar olarak kalıyor. Çiftçi senede ancak yarım kamyon veya en fazla 1 kamyon soğan üretebiliyor.
Ama aynı soğanı her gün 1 kamyon satan  Ankara, İstanbul’daki toptancı halci veya aracılar, kilo başı 1 lira 25 kuruş kazanabiliyor.   İşte sistemdeki çarpıklıklardan biri bu. Ankara, İstanbul’daki halcinin hava parası en az 900 bin lira olurken, gariban çiftçi kredilerini ödeyemez durumda.

ÇİFTE VERGİLENDİRME KALDIRILMALI

Market zincirleri, tarım ürünlerini direk tarladan alsa bile, mevcut hal yasasına göre, toptancı hallerinde dükkan açıp, faturayı, yine halden geçmiş gibi, belediye rüsumu gibi vergileri ödüyor.  Oysa, marketler, domatesi, portakalı, limonu, direk tarladan alıp satabilirse, maliyetleri yüzde 26 ucuzlayabilir.

TÜRKİYE KURU SOĞANA MUHTAÇ HALE GELDİ 


Tarım ürünlerinin fiyatlarının önceden açıklanması, soğan fiyatındaki fahiş artış ve depo baskınlarını da ortadan kaldırabilir. Soğanı tarladan 0.60 kuruşa alıp 3-4 liraya satan tüccarın deposunu basmak yerine, tıpkı ekmek fiyatındaki gibi, tarla maliyeti, çiftçi karı, depolama, nakliye, hamaliye ve çürüyüp telef olma maliyetleri düzgün hesaplanıp, markete, “Sen bu soğanı en fazla 2 lira 60 kuruştan satabilirsin, yoksa ceza uygularım” denebilir.
Kaldı ki üretim planlaması yapılmadığından, 2 yıl önce soğan, patates üretimi fazla oldu. Alan satan olmadığından tarlada çürüdü. Çiftçi zarar etti, soğan, patatesi yollara döküp, ertesi yıl yetiştirmedi.
Bu yıl, soğan ithalatı gümrük vergisini sıfırlayıp, tarım ülkesine soğan ithal eder olduk! Oysa dolar kıtlığında, soğanı bile dolarla alıp, yabancı ülke çiftçisini fonlayacağımıza, kendi çiftçimizi destek primi verip teşvik etmek daha iyi olmaz mı?

ÜRETİCİ PAZARLARI, AVRUPA’DA YÜZDE 90, TÜRKİYE’DE BİNDE 6 !

Kuzey Avrupa ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90'lar seviyesinde. Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması yüzde 50'yi buluyor. Türkiye'de ise, üreticilerin ve üretici birliklerinin hallerdeki ve tüketici pazarlarındaki payı sadece binde 6'da kaldı.
Üretici pazarlarını çoğaltmadan, tarladan sofraya projesi gerçekleşmiyor. Tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi, büyük şehirlerde sadece üreticiler ve üretici birliklerinden oluşan Pazar yerleri açılabilmeli. Mevcut pazar yerlerinde ve yeni kurulacak hallerde, üreticilere ve üretici birliklerine daha fazla yer verilmeli. Üreticiler, ürünü ucuza satıp piyasayı dengeleyecek, fiyat istikrarı sağlanmalı. Hallerde, açık ve kapalı pazar yerlerinde üreticilere ayrılacak bölüm oranı arttırılmalı.
Halci, komisyoncu, pazarcı baskısıyla, “üreticiler, kendi ürettiklerinden başka ürün satamaz” deniyor. Niye satamasın? Köylü, komşusunun yetiştirdiği diğer tarım ürünlerini de eskiden beri satmıyor muydu? Avrupa’da satıyor da biz de niye satamasın?  Pazarcı, halci tek ürün mü satıyor? 

Mevcut hal yasasında, üreticilere hallerde az da olsa yer verilmesine rağmen, büyük şehirlerdeki, bazı pazarcı, halci esnafının, “Bu pazarda yer kalmadı. Sen daha ucuza satıp, bizi batıracak mısın?” gibi tepkileri nedeniyle, üreticiler bazı pazarlara girememiş, girenler da çıkmak durumunda kalmıştı. Dileriz yeni yasayla bu fiilen gerçekleşebilsin.
Bu konuda bir havuç üreticisi, “Konyalılar olarak, tarlada ürettiğimiz havuçları, ilk elden İzmir halinde ucuza satmaya başladık. Bazı halciler, bizi iflas ettirmek mi istiyorsunuz diye tepki gösterdi. Ya çekip gidecektik, yada fiyatları eşitleyecektik. Dövüş kavga olmasın diye fiyatları eşitlemek durumunda kaldık” dedi.

HAL SAYISINI 175’DEN 30’A İNDİRMEK SAKINCALI

Yeni hal yasasıyla, Türkiye’deki hal sayısının 175 den 30’a indirilecek olması sakıncalı. Ege ve Akdeniz’deki ilçelerden toptancı hallerini kapatmanın ne yararı olacak? Çiftçi, traktörüne yüklediği portakalı, lahanayı, domatesi, 10-20 Km ötedeki üretici haline götürebiliyorken, bu kez 60 Km öteye taşınan hale varana kadar, daha fazla mazot yakacak. Hem fazla zaman kaybedecek, hem de olgunlaşmış domatesin, çileğin, şeftalinin, kayısının, daha fazla ezilip telef olmasına sebep olacak.

FINDIĞI KOMİSYONCU MU ALIP SATIYOR?

Yeni yasayla, komisyonculuğun tüccara dönüştürülmek istenmesine eleştiren bir üretici, “Fındığın kilosu Karadeniz’de, 12 liradan alınıyor da komisyoncu mu var arada? Tüccar alıp satıyor fındığı. Eee Ankara, İstanbul’da, 60 lira 1 kg fındık. Kuruyemişçide 80 lira. Ha komisyoncu, ha tüccar, ne farkediyor ki? Aracıya kar marjı konmalı, denetlenmeli. En önemlisi üretici pazarları çoğaltılmalı” dedi.
 
 
HALLERDE ÜRETİCİ BİRLİKLERİ İÇİN KİRALAR DAHA DÜŞÜK OLACAK
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'de yıllık üretilen 50 milyon ton yaş sebze ve meyvenin yaklaşık yüzde 30'unun zayi olduğuna dikkati çekti.
Pekcan, çıkarılacak yeni hal yasası ile üreticiyi ve tüketiciyi korumaya, sistemi kayıt altına almaya ve zayiatı azaltmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şöyle dedi:
"Bu, hem sağlıklı ürün hem gıda güvenliği hem de enflasyonla mücadele yolunda hizmet veren bir paket. Bunun üretici bölgesi hal tarafı, tüketici bölgesi toptan hal tarafı var. İki tarafta da soğuk hava depoları, soğuk zincir, ambalaj standardı konusunda çalışmalarımızı tamamladık. Buralarda sadece sebze meyve değil, et ve süt ürünleri, kanatlı hayvan, çiçek ve gerektiğinde diğer gıda ürünleri de yer alacak."
Pekcan, üretici birliklerinin kooperatifleşmesi için destek vereceklerini de belirterek, "Tüketici toptancı halinde üretici birlikleri için kiralar çok daha düşük olacak. Onlara yüzde 75 indirim sağlayacağız. Hal rüsumunu kaldıracağız. Vergi oranı herkese yüzde 4 ise üretici birliklerine yüzde 2 olarak uygulayacağız. Herhangi bir ticaret erbabının, esnafın zarar görmesini kesinlikle istemeyiz. Şu anki durumda her şey üreticinin sırtında. Mevcut sistemin ne üreticiye faydası var ne tüketiciye. Biz bunu düzgün kurguladığımız zaman herkesin memnun olacağı bir sistem olacak." dedi.
Bu açıklamadan sonra, toptancı hal komisyoncuları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’la, görüşüp kaygılarını ilettiler. Halci, komisyoncu, kabzımalların talebi doğrultusunda, yasa yeniden değiştirilip, son şekli verilmeye çalışılıyor.
 
KABZIMALLAR TÜCCAR OLACAK MI?
Yeni hal yasası taslağında öne çıkan düzenlemelerden bazıları şöyle:
1- Türkiye genelindeki 175 sebze ve meyve hal sayısı 30'a indirilecek
2- Sebze ve meyve hallerinin kurulması, yönetimi, işletilmesi yetkisi belediyelerden alınıp Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği koordinasyonunda, yerel kurumlara verilecek
3-Hal komisyonculuğu kaldırılacak. Komisyoncular tüccar olarak faaliyetlerine devam edebilecek
4- Ürün tasnifi, standartlaşma ve bölgesel ürünlerin markalaşmasını sağlayacak altyapı kurulacak,
5-Üretim bölgelerinde ihtiyaca uygun olarak ürün toplama merkezleri kurulacak.
6- Ürün fiyatını üreticiler ve üretici birlikleri belirleyecek.

İMKB GİBİ, SEBZE FİYATLARI İNTERNETTEN GÖRÜLEBİLMELİ
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki hisse fiyatlarını, internetten takip edebildiğimiz gibi, tarım ürünlerinin üretici hallerindeki fiyatlarıyla, tüketici hallerindeki fiyatlarını internetten takip edebileceğimiz bir sistem oluşturulmalı. Pazar yerlerinde de bu fiyatları gösteren ekranlar kurulmalı.
 
ÜRETİCİLER MARKETLERE DOĞRUDAN TEDARİKÇİ OLABİLMELİ
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanı Fehmi Kiraz, tarım ürünlerin tarladan son tüketiciye ulaşana kadar 3 ila 7 kat arasında fiyat artışına uğradığını belirterek, “Üretici birlikleri, marketlere doğrudan tedarikçi olabilmeleri durumunda, hem üreticiler emeğinin karşılığını alabilecek, hem de tüketici daha ucuza sebze meyve yiyebilecek.  Gıdada enflasyon düşecek” dedi.

Kadir Ercan 
Sürekli Basın Karti Sahibi/ Gazeteci
 

 
21.1.2019
Devamı

Prof.Dr. Oyan : Çiftçi Zamların Sorumlusu Değil, Mağduru!

Eski Tariş Genel Müdürü Prof. Dr. Oğuz Oyan, gıda ürünlerinde sebze ve meyvede yaşanan fiyat artışlarının dışa bağımlılıktan kaynaklandığını bildirdi. Oyan çiftçilerin zamların sorumlusu değil mağduru olduğunu söyledi.
Son dönemde temel gıda ürünleri ile sebze ve meyvede fiyatlar önemli ölçüde yükseldi. Hükümet temel gıda maddeleri ile sebze ve meyve fiyatlarındaki artışlardan toptancıları ve aracıları sorumlu tutarken, üreticiler ise tarım üretiminde dışa bağımlılığı öne çıkarıyorlar. Eski TARİŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Oğuz Oyan Aydınlık’a yaptığı açıklamada, geçmişte IMF ve Dünya Bankası’yla yapılan anlaşmalara dikkat çekti.
Dünya Bankası ve IMF’nin tarıma desteği engelleyerek Türk tarımının çökertilmesi ve dışa bağımlı olmasının yolunu açtıklarını kaydeden Oyan şunları söyledi:
“Geçmişte Dünya Bankası ve IMF’nin dayattığı politikalar AKP tarafından sadık bir şekilde uygulanarak tarımda destekler azaltıldı. Tarım kanununun öngördüğü milli gelirin yüzde biri destek bile verilmiyor. Önümüzdeki yılın bütçesine bakarsak bu oran yüzde 38’lerde. Yasal zorunluluk olan miktarın yarısı bile değil. Buna bir de ithal girdilerin zamları eklenirse çiftçinin yapacak bir şeyi kalmıyor. İktidar kendi hatalarını çiftçinin, toptancının üzerine atarak sıyrılmaya çalışıyor. Çiftçiler zamların sorumlusu değil, mağdurudur.
Hükümet’in 2019 bütçesinden 16 milyar lira ayırdığını anımsatan Prof. Dr. Oyan, “Hükümet yerel seçimleri nedeniyle bu paranın 10 milyar lirasını 31 Mart seçimlerine kadar dağıtmayı planlıyor. Sonrası ise düşünülmüyor. 31 Mart seçimleri sonrasında çiftçiyi daha zor günler bekliyor” ifadesini kullandı.
Antalyalı turfanda sebze üreticileri Ramazan Topal ve Rüstem Dündar komisyoncu ve aracı sorununun yeni bir durum olmadığını, yılların sorunu olduğunu vurgularken, girdi maliyetlerindeki artışlara dikkat çektiler. Çiftçinin temel girdilerinden tohum, ilaç, gübre, fiyatlarında TÜİK’in açıkladığı enflasyonun çok çok üstünde zam olduğunu kaydeden Topal ve Dündar, “Tamamı ithal olan bu ürünlerin fiyatları döviz kurlarındaki patlama ile paralel olarak yükseldi. Çiftçinin kullandığı mazot da aynı. Ülke tarımı bu kadar dışa bağımlı olursa tapacak bir şey yok. ya fiyatlar yükselecek, ya da ekim yapmayacağız” dedi.
MALİYETLER KATLANDI
Konya Karapınar İlçesi’nden buğday çiftçileri Yakup Karapınarlı, Mustafa Özek, Muhammet Yağız da ithal girdilerde yaşanan zamlar nedeniyle bu yılki ekimlerde taban gübresi atamadıklarını ifade ederek, “Sade bizim bölge değil, birçok çiftçi aynı durumda. Ayrıca iyi tohum da ekemedik. Onlar ithal ve pahalı. Dolayısıyla gelecek sene üretim düşecek. Üretim düşünce de fiyatlar artacak. Devletin gübre fabrikaları satıldı, kapandı. Dışa bağımlılık hem bizi, hem ülkeyi batırıyor” diye konuştular.
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör de yaptığı değerlendirmede tarımda dışa bağımlılığın maliyetleri sürekli artırdığını, çiftçinin ekim yapmakta zorlanır hale geldiğini bildirdi. Güngör tarım sorunlarına çare bulamayan hükümetin çıkışı ithalatta bulduğunu bunun da çiftçiye öldürücü darbe anlamına geldiğini söyledi.
POLİTİKALAR YANLIŞ
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişin tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili olduğunu belirtti. Aysu, “Buğday, arpa, pirinç, domateste sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmeli. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı içerde fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye’de 3 milyon 200 bin hektar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. İthalat politikası fiyat artışlarının önüne geçmenin aksine fiyatları daha da artıracak. Yaşananlar ilk yanlış değil. En büyük yanlış çiftçilere girdi sağlayan KİT’lerin, tarım satış kooperatiflerinin ve çiftçiye kredi sağlayan TARİŞBANK’ın özelleştirilmesi” ifadelerini kullandı.
 
 
21.1.2019
Devamı

Tarımsal Ticaret Zaptı İmzalandı

Türkiye ile Almanya arasında tarım alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Mutabakat zaptına göre, iki ülke arasında tarımsal ticaretin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.
Türkiye ile Almanya arasında tarımda iş birliği anlaşması imzalandı. Bu yıl 11'inci kez düzenlenen "Dünya Gıda ve Tarım Forumu"nun, Almanya’nın başkenti Berlin’de başlaması dolayısıyla Messe Berlin’de resepsiyon verildi.
Forumda Türkiye’yi temsil eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de resepsiyona katılarak, diğer ülkelerden gelen mevkidaşları ile sohbet etti.  Resepsiyondan sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Almanya Federal Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Federal Bakanlığı arasında tarımda iş birliğini öngören mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaya, Türkiye adına Pakdemirli, Almanya adına Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner imza attı.
Mutabakat zaptı kapsamında, iki ülke arasında tarımsal ticaretinin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Aynı zamanda, tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.  İmzalar atıldıktan sonra Pakdemirli, Alman bakan ile bir süre görüştü. Görüşmede iki bakan birbirlerine hediye takdim etti.
 
 
19.1.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde 17 Tutuklama

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ülke genelinde uyguladığı 'Genç Çiftçi Hibe Desteği' projesi kapsamında, işi ihalesiz alan yüklenici şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları rüşvet karşılığında bazı veterinerlere ürettirerek talep sahiplerine, 'küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan' hayvanları vermeye çalıştıkları, böylelikle devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalıştıkları yönündeki iddialar üzerine Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı. Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatlarıyla Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Genel komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ekipleri harekete geçmişti.
Projeyi suistimal ederek suç işlemek amacı ile örgüt kurmak, örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak- vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçları kapsamında Ardahan'da başlatılan soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.

17 TUTUKLAMA

Operasyon kapsamında geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan 30 şüpheliden aralarında şirket sahipleri, çalışanları ve kamu görevlisi veteriner hekimlerin bulunduğu 17'si işlemleri ardından tutuklu yargılanmak üzere Ardahan cezaevine gönderildi.
11'i ise tutuksuz yargılanmak üzere mahkeme tarafından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Bilindiği gibi Tarım Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 2018 yılında tamamlanmak üzere 'Genç Çiftçi Projesini' uygulamaya soktu. Proje kapsamında 44 bin 50 büyükbaş ve 132 bin 431 küçükbaş hayvanın hibe yoluyla ihtiyaç sahibi çiftçilere dağıtımı planlandı.
Tarım Bakanlığı projenin yürütülmesi için Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü görevlendirmiş ve proje amacı doğrultusunda iki kurum arasında projenin yürütülmesine ait detayları içeren protokol hayata geçirildi.
Fiziki takibi yapılan suç örgütünce Ardahan, Erzurum, Kars ve Yozgat illerinde yapılan operasyonlarda 2bin 940 adet hayvan kulak küpesi, 350 adet hayvan pasaportu ve 11 adet hayvan kulak küpesi pensesi ele geçirildi.
Projenin vatandaş gözünde yanlış algılanmasını sağlayan, projeyi suiistimal ederek haksız kazanç sağlayan ve devleti zarara uğratan suç örgütüne yönelik Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 15 Ocak 2019 tarihinde Ankara, Erzurum, Kars, Van, Aydın ve Ardahan illerinde eş zamanlı operasyon icra edilmiş, 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner hekim ve 2 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 30 şahıs gözaltına alınmıştı.
Konuyla ilgili Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak/vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle soruşturma yürütülmekte…
 
 
19.1.2019
Devamı

Edebiyat Öğretmeni Ama Geçimini Hayvancılıkla Sağlıyor

Sivas'ta yaşayan, KPSS'den 83 puan almasına rağmen atanamayan edebiyat öğretmeni 34 yaşındaki İbrahim Çamcı, hayvancılık yaparak geçimini sağlıyor.
2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanan İbrahim Çamcı, 4 yıl sonra başarıyla buradan mezun oldu. Daha sonra Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nden formasyon eğitimini tamamlayıp belgesini ala Çamcı öğretmenlik yapmaya hak kazandı. Yıllardır KPSS sınavlarına giren genç öğretmen adayı, atanamayınca Sivas'ın Yıldızeli ilçesi Mumcuçiftliği köyüne yerleşti. Babasından kalma 4 inek ile burada çobanlık yaparak hayatını idame ettiriyor.

ATANAMAYINCA KÖYÜNE DÖNDÜ 

İbrahim Çamcı, yıllardır atanamadığı ve köyüne döndüğünü belirterek, “2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesine giriş yaptığım Türk Dili ve edebiyatı bölümünden 2012 yılında mezun oldum. 2013 yılında Tokat’ta formasyon belgemi aldım. 2013 yılından bu yıla kadar atanamadım. Bu yılda KPSS’den 83,5 puan almama rağmen atanamıyorum. Ben de baktım olacak gibi değil köy kültürlü olduğum için köye dönüş yaptım. Köyümde ise babadan kalma 3 ineğim ve 1 buzağımla geçimimi sağlıyorum” ifadelerini kullandı.

5 YIL ÜNİVERSİTE OKUDU

Çamcı, beş yıl üniversite okuduğunu ve yapacak bir şeyin olmadığını ifade ederek, “Köydeki evimde tek başıma kalıyorum annem ve babam İstanbul’da yaşıyor. Bende burada köyde ineklerim, tavuklarım ve hayvanlarım ile vakit geçiriyorum. Yapacak bir şey yok 5 yıl üniversite okumuşum. Geriye dönüp de sil baştan da yapamıyorsun. Yapacağım tek çare burada hayvanları beslemek. Yine de Rabbime şükürler olsun ama atanmayınca da olmuyor. Yıllarca emek vermişsin, çalışmışsın, didinmişsin ve benim gibi milyonlarca genç var. En azından benim geriye döndüğümde yapacağım bir iş var” ifadelerini kullandı.

ÖĞRETMEN OLMAK HAYALİYDİ

Çamcı, öğretmen olmanın hayalı olduğunu söyleyerek, “Devletten, Cumhurbaşkanımız ve bakanımızdan eğer sesimi duyarlarsa isteğim temennim 3 ineğim var, eğer uygun koşullarda imkan sağlarlarsa ben hayvanlarımı çoğaltmak istiyorum. Gönül ister ki atanayım ama olmuyor. Eğer imkan sağlarlarsa işletmemi büyütüp vatana, millete hayırlı bir genç olmaya çalışacağım. Öğretmen olmak açıkçası hayalimdi. Annem ve babam bize çok emek verdi. Diğer 3 ağabeyim öğretmen, gönül isterdi ki bende öğretmen olayım. Okuduk öğretmenliği ama olmadı. Geçmişte verdiğimiz emeklerin karşılığını alamamak insanın zoruna gidiyor. İnsanlar diyorlar ki; ‘Sen 4 yıl üniversite okudun, buraya tekrar niye geldin' anlam veremiyorlar. Benimle beraber okuyan arkadaşların sosyal medyada paylaşımlarını gördükçe zoruma gidiyor. İnsan 'Keşke benim de öğrencilerim olsaydı' diyor. Ama bu halime de şükürler olsun mutluyum” şeklinde konuştu.
 
 
18.1.2019
Devamı

Okul ve Çocuklar Sütsüz mü Kalıyor

Bundan yaklaşık 6-7 yıl önce okul sütü projesine merhaba demiştik. Hem geleceğimizin teminatı minik öğrenciler hem de veliler okul sütü projesini benimsemişti. Her yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında Ekim Kasım ve Aralık aylarında okul sütü ihalesi gerçekleşir bizlerde okul sütü ihalesini kim? Nerde? Aldı diye merakla beklerdik. İhale sonuçlarını.
Okul zilleri bugün son kez çalıyor ve yaklaşık 5miyon öğrenci yarı yıl tatiline giriyor. Yarıyıl tatili hemen bitiminde Geleceğimizin teminatı çocuklar, 6-7 yıl önce başlamış olan Okul sütünden mahrum kalacak.
Okul Sütü ’ne Ne oldu İhale Neden Yapılmadı
 “Akıl Küpü Okul Sütü” üstündeki yazılarla da çocukların sevgisine mazhar olan okul sütünü hem öğrenciler hem de veliler bekliyor olacak.  Konuya ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığın’ dan henüz bir açıklama gelmezken;  temennimiz geleceğimizin teminatı çocuklara daha sağlıklı daha güzel beslenmesi için bol proteinli okul sütünden yoksun bırakılmaması.
 
 
 
18.1.2019
Devamı

HİSARCIKLIOĞLU: Tarım Ülkemizde Döviz Kazandırıcı Sektördür

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ‘Kelkit Havzası'nda Küçükbaş Hayvancılığı ve Kooperatifçiliği Geliştirme Çalıştayı'na katıldı. Hisarcıklıoğlu, çalıştayın tarım ve hayvancılığa bölgede ivme kazandıracak fevkalade önemli bir adım olduğunu belirterek, bölgenin kalkınması ve zenginleşmesinin yolunun tarım ve hayvancılıktan geçtiğine işaret etti.

Başkan Hisarcıklıoğlu Şunları kaydetti. "Bugün tedbir almazsak şimdi ucuz diye ithal etmeye kalkarsak boğazımızdan dışa bağlı hale geliriz.
Ülke olarak baktığımızda tarımsal milli gelirde geldiğimiz durum da Avrupa'da birinciyiz. Dünyada 8'inci sıradayız. Tarım ülkemizde net döviz kazandırıcı sektördür. Tarım ve hayvancılık sektörümüz aynen sanayi sektörü gibi küresel rekabete hazırlamalıyız. Sıkıntımız bu. Küresel rekabete tarım ve hayvancılığı hazırlamamız lazım. Bunun için yeni politikalara ihtiyaç var. Zira tarım ve hayvancılık başka sektörlere benzemez. Eğer bugün tedbir almazsak şimdi ucuz diye ithal etmeye kalkarsak boğazımızdan dışa bağlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz de baktığımız zaman tehlikeli hale gelir” dedi.

Birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır

Tarım ve hayvancılığı geliştiren, üretimi artıran bir diğer alanın da kooperatifçilik olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, “Kooperatifçilik için bizim kültürümüzde çok güzel bir söz var. Birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır. Kooperatifçilik bir araya gelmektir. Eğer çok üretemezsen, çok satamazsan söz sahibi olamazsın. Bireysel olarak hepimiz kırılganız ama kooperatif olarak bir araya geldiğimiz zaman dayanışma ile, ortaklık kültürü ile ileriye gidebilme şansımız var. Koperatfiçilik güçleri bir araya getirebilmektir. Ama küçük olsun benim olsun anlayışı bugün ki dünyada bitti. Ben paylaşmam dedin mi kaybediyorsun. Kooperatifçilik te aynı zamanda tarım ve hayvancılık sektörümüzü geleceği” ifadelerini kullandı.

Üretebilsek satabileceğimiz müthiş bir pazar var

Dünyanın önümüzdeki dönemde tarım ve hayvancılığı göz ardı edebilmesinin mümkün olmadığına vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, “Dünyada hızla orta sınıf yükseliyor. Orta sınıf daha çok tüketiyor ve daha çok harcıyor. Her yıl 2 Türkiye büyüklüğündeki nüfus orta sınıfa ekleniyor. Yani her yıl 160 milyon kişi orta sınıfa ilave geliyor. Çevre coğrafyamızda, Türkiye'nin etrafında yaklaşık 2 milyarlık bir nüfus var. Bu 2 milyarlık nüfus yaklaşık 500 milyar dolarlık tarım, gıda ve hayvancılık ürünleri ithal ediyor. Yani çevremizde müthiş bir pazar var. Üretebilsek satabileceğimiz müthiş bir pazar var. Tarım ve hayvancılıkta bütün dünyadaki fiyat artışları diğer ürünlerin fiyat artışından hep üstte. Neden? Nüfus artıyor. Gelir artıyor ve tüketim artıyor. Önümüzdeki dönemde tarım ve hayvancılık yapanlar hep kazanacaklar. Önemini hiçbir zaman yitirmeyecek. Yaşadıkça hepimiz tüketmek zorundayız ve tüm dünyayı doyurmakta bizim elimizde” diye konuştu.


 
18.1.2019
Devamı

TMO'ya SIFIR GÜMRÜK VERGİSİ İLE İTHALAT YETKİSİ

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne verilen 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi 31 Aralık 2019 tarihine kadar kullanılabilecek.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yıl sonuna kadar Toprak Mahsulleri Ofisi'ne sıfır gümrükle 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat (nohut, mercimek, kuru fasulye, bakla) ürünleri olmak üzere toplamda 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi verildi.
 
Konu ile ilgili TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türkiye'nin önümüzdeki yaz buğday üretiminde açıklarla karşılaşacağını öne sürdü.
Gaytancıoğlu, düzenlediği basın toplantısında, "2 milyon 600 bin ton tahıl ve bakliyatın sıfır gümrük vergisiyle alınmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı kararının" bugün Resmi Gazetede yayımlandığını anımsattı.
Bununla yapılmak istenenin gıda enflasyonunu düşürmek olduğunu belirten Gaytancıoğlu, "Gıda enflasyonu düşüyor mu? Hayır. Devlet gelir kaybına uğruyor. Ette yüzde 230, buğdayda yüzde 90, mısırda ise yüzde 80 olan gümrük vergisini almıyoruz." dedi.
Okan Gaytancıoğlu, "Türkiye nereye gidiyor, neden biz çiftçimize destek vermiyoruz, neden her şeyi sıfır gümrükle çözmeye çalışıyoruz? Bir milyon ton buğday, 700 bin ton arpa ve mısır, 100 bin ton pirinç ve bakliyat, 300 bin ton ayçiçeğinde sıfır gümrük vergisi var. Türkiye bunları üretemiyor mu? Hayır. Türkiye toprakları, tropikal ürünler dışında her şeyi yetiştirmeye müsaitken biz bunları ithal ediyoruz." diye konuştu.
Gıda enflasyonunu çözmenin tek yolunun, çiftçiyi üretici ve borçlarını ödeyebilir hale getirmek olduğunu vurgulayan Gaytancıoğlu, çiftçi borçlarının 110 milyar lirayı aştığını iddia etti.
CHP'li Gaytancıoğlu, çiftçinin bugüne kadar birikmiş 154 milyar lira alacağının olduğunu ifade ederek, "Bunu silin ve çiftçiye ciddi anlamda destekler verin, bakın o zaman sıfır gümrüğe gerek kalacak mı? Devletimiz neden gümrük vergisi gelirlerinden mahrum olsun." dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisinin ülke tarımını çökerttiğini ve iyi yönetemediğini ileri süren Gaytancıoğlu, "Gümrük vergileri sıfıra çekilerek çiftçi, üretici korunamaz. Üretemeyen bir ülke maalesef başka ülkelerin ithal cenneti olur. Üreten ve hakça bölüşen bir Türkiye istiyoruz. Özellikle 2019 yazı çok kötü geçecek. Çünkü Türkiye buğday üretiminde açıklarla karşılaşacak. Taban gübre kullanılamadığı için verim ve kalite düşecek." ifadelerini kullandı.
 
 
 
17.1.2019
Devamı

Hububat Destekleri Yarın Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Ak Parti grubunda yaptığı konuşmada  çiftçiye hangi destek ödemelerinin yapılacağını açıklamıştı. Buna göre, dane mısır, ÇATAK, hububat ve yem bitkileri destekleri yarından itibaren ödenmeye başlanacak.

Buna göre;

TCKN son hanesi 6, 8 olanlar 18 Ocak saat 18.00'den sonra...

TCKN son hanesi 2, 4 olanlar 25 Ocak saat 18.00'den sonra...

TCKN son hanesi 0 olanlar 1 Şubat saat 18.00'den sonra…

17.1.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Dünya Gıda ve Tarım Forumu İçin Berlin'de

Bu yıl 11'inci kez düzenlenecek olan Dünya Gıda ve Tarım Forumu, "Tarım Dijitalleşiyor - Geleceğin Tarımına Akıllı Çözümler" temasıyla bugün  Berlin'de başladı.
Foruma, 70 ülkeden tarım bakanları, iş insanları, bilim ve sivil toplum kuruluşlardan temsilciler katılacak. 3 gün boyunca teknolojik gelişmeler ışığında tarım, gıda ve hayvancılık politikaları ele alınacak ve sorunlara çözüm önerileri dile getirilecek. Forumda Türkiye'yi Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli temsil edecek. Bakan Pakdemirli, Tarım Bakanları Konferansı kapsamında gerçekleştirilecek dört oturumdan biri olan "Tarım ve kırsal bölgelerde yapısal değişiklikler" konulu oturuma başkanlık edecek.

Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner ile bir araya gelmesi planlanan Pakdemirli'nin foruma katılacak ülke ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle de ikili görüşmelerde bulunması planlanıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel de foruma ilk defa katılarak 70 ülkeden gelecek tarım bakanlarına "Dijital teknolojilerin tarımın geleceği için önemi" temalı bir konuşma yapacak.
Bu yıl söz konusu forumda düzenlenecek oturumlarda, "Dijital teknolojilerin potansiyeli tarım sektöründe nasıl daha iyi kullanılabilir?", "Çiftçilerin dijital teknolojilere erişimi nasıl daha da geliştirilebilir ve güvence altına alınabilir?, "Dijital bağlılığı artırmak için veri güvenliği ve veri egemenliği nasıl sağlanabilir?, "Dijital dönüşümün bir sonucu olarak tarımda görmek istediğimiz derin yapısal değişiklikler nelerdir ve bu yapısal değişikler politik olarak nasıl desteklenir?" sorularının cevapları aranacak.
 
 
17.1.2019
Devamı

IPARD PROJELERİ ÜCRETSİZ HAZIRLANACAK

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’muz aracılığıyla verilen IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı için, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İşbirliği Protokolü imzalandı. Bu protokolle IPARD kapsamındaki projeler yatırımcılara artık “ücretsiz” hazırlanacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Türkiye odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu arasında imzalanan iş birliği protokolü IPARD projelerinin daha etkin ve ücretsiz yapılması planlanıyor. Bakan Pakdemirli twitter hesabından şu açıklamayı kaydetti.
 “Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’muz aracılığıyla verilen IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı için, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İşbirliği Protokolü imzaladık. Bu protokolle IPARD kapsamındaki projeler yatırımcılarımıza artık “ücretsiz” hazırlanacak. Denildi.
 
 
16.1.2019
Devamı

Erzincan'a 500 Başlık Damızlık Düve Merkezi Temelleri Atılıyor

Erzincan'da Erzincan Damızlık Hayvancılık Gelişme ve Organizasyon A.Ş. öncülüğünde 500 Başlık Düve Üretim Merkezi, Erzincan Ticaret Borsası , Erzincan Ticaret Odası , Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Erzincan Ziraat Odası tarafından kurulacak.
500 başlık düve üretim merkezinin yeri belirlendiği ve inşaatına başlanmakla beraber gerekli incelemeler ve kontroller Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, Zooteknist Ahmet Demirkol , İnşaat Mühendisi Ercan Yılmaz, Birlik Başkanı Y.Faruk Günay tarafından yapıldı.
Hayvancılık sektörünün sürekliliği ve gelişmesi için gerekli olan en önemli temel faktörlerden biri de dişi hayvan varlığının devamlılığı olduğu belirtilerek bununla beraber amacımız düve üretimini artırarak ithalat açığını kapatmak ve kendi hayvanlarımızı üretip çiftçilerimize 0 faizle satarak yetiştiricilerimize destek olmak ve hayvan varlığımızı kendimiz üreterek artırmak amaçlanıyor.
Proje ile ilde bulunan yetiştiricilerin düve üretimini destekleyerek hayvancılığı geliştirmeyi , hayvan üretimini artırmak hedefleniyor.
 
 
16.1.2019
Devamı

Hangi İllerde Kenevir Yetiştirilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  kenevir ekimi yapacağız açıklamasının ardından gözler kenevir yetiştiriciliği yapılacak illere çevrildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 29 Eylül 2016 tarihli Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik'i ile Türkiye'de 19 ilde kenevir yetiştirilmesine izin veriliyor.
Türkiye'de 2016 yılında yayımlanan yönetmelikle kenevir ekimi için şu illere izin çıktı:
Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak.
 
 
16.1.2019
Devamı

Çukurova ve Amik Ovası Sular Altında Kaldı

Adana'daki Seyhan Barajı'nın aşırı yağışlar nedeni ile kapaklarının açılması ile yaklaşık 30 bin dönüm ekili alan sular altında kalırken, mahsur kalan bir kamyonda iş makinesi yardımıyla bulunduğu yerden kurtarıldı. Aynı zamanda Hatay'da da gece saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağış yolları adeta nehre çevirdi.
Çukurova Bölgesi'ne düşen aşırı yağışlar nedeni ile Seyhan Barajı kapakları kontrollü olarak açıldı. Bunun üzerine barajdaki sular dereye ve nehir yatakları aracılığı ile Akdeniz'e doğru akarken yaşanan su baskını nedeniyle Tarsus-Tuzla- Karataş Karayolu ulaşıma kapandı. Adana'ya bağlı Dervişler, Mürseloğlu, Karayusuflu, Salmanbeyli, Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Çöplü, Kefeli, Yaramış, Ağzıdelik ve Baltalı mahallelerinde yaklaşık 30 bin dönüm ekili alan sular altında kaldı.
9 mahalledeki tahıl ve sebze ekili alanlar tamamen sular altında kalırken, bir kamyon şoförü su altında kalan yoldan geçmeye çalıştı. Bir kamyon da suyun içinde mahsur kaldı. Bunun üzerine bölgeye getirilen iş makinesi ile kamyon olduğu yerden uzun uğraşlarla çıkarıldı.
Karayolları ekipleri ise su altında kalan yollara araç girişini engellemek için kavşaklara moloz döktü. Bölgede özellikle tarım alanları hala su altında bulunuyor.
Hatay'da da gece saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağış yolları adeta nehre çevirdi.
Sağanak yağış Antakya, Defne ve Samandağ ilçeleri başta olmak üzere il genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Yağışlar nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Bazı caddelerde yağışların da etkisiyle maddi hasarlı kazalar meydana geldi.
Önceki günlerde baraj kapaklarının açılması sebebiyle tek yönü suyla dolan Hatay Havaalanı yolunun diğer yönü de şiddetli yağışın etkisi altında kaldı. Ekipler havaalanının gidiş ve dönüş yönleri kapanmaması için seferber oldu. 
Dozerler ve karayolları ekipleri alanda çalışmalarını sürdürüyor.
 
16.1.2019
Devamı

Tarla ve Seralar Su altında Kalınca yeşillikler Yok Satıyor

Türkiye’nin örtü altı üretim üssü Antalya’da domates, patlıcan, kabak ve salatalık fiyatlarının yanında yeşillik olarak tabir edilen, roka, dere otu, maydanoz, yeşil soğanın fiyatları da ciddi şekilde yükseldi. Özellikle hale erken saatlerde, az miktarda gelen yeşil soğan yok satıyor. Kilosu 15 liraya kadar alıcı bulan yeşil soğanı üretici yetiştiremiyor. Yeşil soğanın üretiminin zahmetli olması nedeniyle seraların sadece kenarlarına az ekildiğine dikkat çekildi. Adana, Hatay, Tarsus ve Mersin’de bazı yeşillik ekili tarım alanlarının selden zarar görmesi nedeniyle Antalya’da az miktarda yetiştirilen yeşillikler değer kazandı.

Muratpaşa ilçesi Güzelbağ ve Yenigöl Mahallesi’nde yeşillik ekili olan seralarda üreticiler, ürün yetiştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. İşçiler tarafından kesilen marul ve roka, kasalar içine serilen poşete itinayla konuluyor. İşleme tesisinde yıkanılan ürünler kasaladıktan sonra halin yolunu tutuyor. Öte yandan, bazı çiftçilerin fırtınadan zarar gören seralarının naylonlarını değiştirdikleri görüldü.
Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan, diğer sebzelerde olduğu gibi piyasada yeşillik olarak değerlendirilen, marul, maydanoz, roka, dere otu ve ıspanağın fiyatı mevsimsel olarak yükseldiğini kaydetti. Aşırı yağışlardan dolayı açık alanda ürün kalmadığını belirten Akcan, “Yeşil soğan açık alanda yetişen bir ürünümüzdü. Ama açık alandaki ürünler su altında kaldı. Seralarda yetiştirilen yeşillikler çok az olduğu için, talep fazla olunca fiyatlar yükseliyor. Yeşil soğanın kilo fiyatı 15 liraya geliyor. Bu 6 kasa üründe geç geldiği için. Gece pazara çıkar” dedi.

İki hafta önce marulun fiyatının çok düşük olduğundan yakınan Nevzat Akcan, “Çiftçi marulu satamadı. 20 gün önce seranın içine kesim yaptı. Tarsus, Mersin su altında kalınca ürünler gitti. Sadece seralarda ürün var. Yağmur ve soğuk havadan dolayı fiyatlarda bir kıpırdanma var. Sadece yeşillik değil hale tüm ürünlerin gelişi az. Halde 5 liranın altında ürün yok. Yeşillik 2 ay da pahalı olur. Marttan sonra fiyatı düşmeye başlar” diye konuştu.
 
 
15.1.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Atıl Tarım Arazileri İçin Kolları Sıvadı

Tarım ve Orman Bakanlığı atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı konusunda kolları sıvadı.  14 Ocak ile 17 Ocak tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi iş birliği çerçevesinde atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı kurumsal alt yapı çalıştayı Ankara’da gerçekleşti. Çalıştay’da bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli
“Tarımsal üretimde kullanılmayan, çeşitli nedenlerle ekilemeyen ve boş bırakılan atıl tarım arazilerinin, etkin ve verimli kullanımı amacıyla kolları sıvadık. Bu alanları yeniden tarıma kazandırarak yıllık ortalama 13 Milyar TL gelir artışını hedefliyoruz.” Dedi.
 
14.1.2019
Devamı

İzmir Türk Tarımını Dünya Tarımı ile 14. Kez Buluşturacak

Geçen yıl 60 ülkeden 875 katılımcı firmayı 332 bin ziyaretçiyle buluşturan Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarı arasındaki Agroexpo İzmir Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 7-10 Şubat tarihleri arasında Fuar İzmir’de Türk tarımını dünya tarımıyla 14. kez buluşturacak.
Tarım ve hayvancılık sektöründe önemli bir yere sahip olan ve Orion Fuarcılık ev sahipliğinde 2005 yılından bu yana düzenlenen Agroexpo, yurt dışından önemli üreticiler, tarım ve hayvancılık firmaları, yerli ve yabancı traktör üreticileri başta olmak üzere tüm sektör temsilcilerini İzmir’de ağırlayacak.

Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Tan, fuara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bahçe ve tarla tipinde yepyeni tarım teknolojileri, sektöre tahsis edilen B ve C hollerinde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Merakla beklenen 2019 üretim traktör modelleri de etkinlik alanında canlı olarak uzmanları tarafından fuar ziyaretçilerine tanıtılacak. En yeni teknolojilerle donatılmış modellerin sunulacağı bu etkinlik ile birlikte dünya traktör devlerinin her biri, binlerce metrekarelik stantlarında da kendilerine ait modelleri en uzman personelleri ile çiftçimize tanıtacak” dedi.
Avrupa standartlarında düzenlenen ve bin kişilik oturma kapasitesine sahip aktivite alanında düzenlenecek olan inovasyon sunumları, yeni model traktör lansmanları tüm sektör ilgililerinden tam not almaya devam edecek.
2019 Model Traktör Lansmanı dışında Ağır Abiler Yarışıyor Boğa Yarışması, Genç Çiftçiler Yarışıyor Bilgi Yarışması, Koyun Keçi Güzellik Yarışması, Yoğurt Yeme Yarışması, Canlı Hayvan Irk Tanıtımları gibi çeşitli şovlar, eğlenceli yarışmalar ve seminerler fuara renk katacak.
Sektörün lider fuarı, katılımcı sayısını da 900 firma olarak hedefliyor. Yerli ve yabancı firmaların 70 ülkeden 350 bin ziyaretçi ile buluşması öngörülmekle beraber, düzenlenen ziyaretçi organizasyonları ile Türkiye’nin bütün bölgelerinden ve yurt dışından üreticilerin ve sektör temsilcilerinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor.
Girişin ücretsiz olacağı Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 7-9 Şubat tarihlerinde 10.00-18.00, 10 Şubat Pazar günü ise 10.00-17.00 saatleri arasında tüm sektör mensuplarının ziyaretine açık olacak.
 
 
 
14.1.2019
Devamı

Yerli Ağız Sütü Tozu Üretildi

Buzağı kayıplarının önlenmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesindeki öğretim üyeleri tarafından hazırlanan, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı(OKA) tarafından hayata geçirilen "Buzağı Can Sütü Projesi"nde ilk üretim yapıldı.
OMÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Duygu Dalgın ve Doç. Dr. Yücel Meral, hayvancılığın en büyük problemlerinden olan buzağı ölümlerini önlemek için 2 yıl üzerinde çalıştıkları "Buzağı-Can Sütü Projesi"nde ilk yerli ağız sütü tozu üretildi.
OKA’nın desteklediği ve Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan tesiste üretilen ağız sütü ikame tozu için yakında seri üretime geçilecek. Birinci etabı tamamlanan proje ilk olarak TR83 Bölgesi olan Samsun, Çorum, Amasya, Tokat’taki üreticilere sunulacak ağız sütü tozu, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından iki yıl ücretsiz olarak dağıtılacak.
Büyük bir bölümü doğumdan hemen sonra gerçekleşen buzağı ölümlerini yerli ağız sütü tozu ile önlemeyi amaçlayan proje ile milyarlarca lira ekonomik kaybın önüne geçilmesi hedefleniyor. Deneme amaçlı üretilen ilk ürünün dünya standartlarının üzerinde bir kaliteye sahip olduğu belirlendi. Buzağılarda denemelere başlanan yerli ağız sütü tozunun, yenidoğan buzağıların bağışıklığını güçlendirdiği tespit edildi.
 
 
14.1.2019
Devamı

İsrafçımıyız?

Haftada ortalama 2 ekmek israf ediliyor. Ortalama 3 buçuk yılda cep telefonu, 8 yılda bir otomobil değiştiriliyor. Veriler 26 ilde yapılan anket çalışmalarına dayanan israf raporundan. Rapora göre tüketilmeden çöpe atılan gıda ürünleri oranı geçen yıla göre arttı. Özellikle ekmekte israf dikkat çekti.
Araştırmanın gıda tüketimi sonuçlarına göre, bireylerin çoğu haftada bir gıda alışverişi yapıyor, en çok marketten 2. sırada pazardan alışveriş tercih ediliyor. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun evinde yemek pişiyor. Ama araştırmaya göre gıdaların tüketilmeden çöpe atıldığını belirtenlerin oranı %22,8.
Bireysel ekmek tüketim miktarı ise ortalama yaklaşık 0,78 adet olarak tespit edildi. Satın aldığı ekmeği tüketemeden çöpe attığını belirtenlerin oranı ise %11,7. Yani araştırma sonucuna verilerinden çıkan sonuca göre haftada ortalama iki adet ekmek çöpe atılıyor.
Araştırmaya katılanlar akıllı cep telefonlarını ortalama 3,7 yılda bir değiştiriyor. Cep telefonu değiştirme nedenleri arasında öncelik bozulma ve piyasaya çıkan yeni modele sahip olma isteği olarak belirleniyor.
Araştırmaya göre otomobil sahibi olanların sayısı da geçen yıla göre arttı. Yüzde 27.olan oran yüzde 31'e yükseldi. Otomobil değiştirme sıklığı da sekiz yıl ve üzeri olarak göze çarpıyor.
Son 1 yıl içerisinde aylık gelirinin bir bölümünü biriktirerek finansal tasarruf yapanların oranı 2017'de %13,6 iken, 2018 yılında %38,1 olarak belirlendi. 
Büyük çoğunluğu banka mevduatını tercih ederken, çoğunluğun tasarruf aracı altın oldu.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, raporla israfın boyutlarının tespit edilerek ilgili kurumlara dağıtıldığını ve kamuoyunda farkındalık oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti. Bakan, Gıda ve ekmek tasarrufu konusunda bireylerin alışveriş listesi yapması ve ihtiyacı kadar tüketimde bulunması tavsiyesinde bulundu.
 
 
 
14.1.2019
Devamı

Bakan Değişikliği Bizlere Yaramıyor

Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nin 3'üncü olağan genel kurulu yapıldı. Genel Kurulda mevcut Başkan Mehmet Akdoğan, Birlik olarak hazırladıkları projeyi bakanlığa sunduğunu ancak projenin sonuç aşamasında bakanın değiştiğini vurguladı. Başkan Akdoğan şu sözlere yer verdi.
“Daha öne Mehdi Eker Bakanımızı ağırladık. Sonrasında gelen iki bakanımızı da mersinde ağırladık. Biz projelerimizi ortaya koyduk. Bir sonuç alınacaktı yine bakan değişikliği yaşandı. Bakan değişiklikleri pek işimize gelmiyor.  Umarım gelen bakan devam eder dedi.
 
Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Akdoğan, Genel Kurulun açılışında yaptığı konuşmada, Tarım Bakanlarının sürekli değişmesinden yakındı. Birlik olarak hazırladıkları projeleri Bakanlığa sunduklarını ancak sonuçlanma aşamasında Bakanın değiştiğini belirten Başkan Akdoğan, “Daha önce Mehdi Eker Bakanımızı burada ağırlamıştık. Sonrasında gelen iki bakanı da Mersin'de ağırladık. Biz projelerimizi ortaya koyduk, bir sonuç alınacaktı ama bakan değişikliği yaşandı. Yaptığımız bütün işler boşa gitti. Bakan değişiklikleri pek işimize gelmiyor. Umarım gelen Bakan devam eder çünkü hayvancılık ihmale gelmez“ dedi.
Konuşmaların ardından genel kurulda mevcut başkan Mehmet Akdoğan tek aday olarak girdiği seçimleri kazandı.
 
 
14.1.2019
Devamı

Bakan Müjde Verdi Tarım İlaçlarında İndirim

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, sanayicilerin önümüzdeki dönemde tarım ilaçlarında yüzde 15 indirime gideceğini duyurdu.  Pakdemirli, buzağı destekleme ödemelerinin 11-18 Ocak'ta yapılacağını,  438 bin 284 yetiştiriciye 522 milyon lira ödeneceğini kaydetti.
KÜPE BEDELİ BAKANLIKTAN
Pakdemirli "Küçükbaş ve büyükbaş hayvan küpe bedelini de artık, bakanlık olarak biz karşılayacağız. Buzağı desteklemesinde birinci grupta 263 bin 519 yetiştiricimizin 320 milyon TL'yi yarın saat 18.00 itibariyle ödüyoruz" dedi.
'KENEVİR ÜRETİM ALANLARINI BÜYÜTECEĞİZ'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün açıkladığı kenevir üretim alanlarının artırılması konusuna da değinen Pakdemirli "Kenevir üretim alanlarını büyüteceğiz" diye konuştu.
 
 
10.1.2019
Devamı

Genetik'te Banka Atılımı

Türkiye ‘gen’ zenginliğini korumak ve geleceğe taşımak için koruma tedbirlerini teknolojik olarak çeşitlendiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bu çerçevede Tohum, arazi, meyve - asma ve hayvan gen bankalarını devreye aldı. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. 4 bine yakın endemik bitki türü koruma altına alındı.
121 BİN TOHUMUN ATASI EMİN ELLERDE
Türkiye'nin biri İzmir'de biri de Ankara'da olmak üzere iki tohum gen bankası bulunuyor. Ankara'daki tohum gen bankası dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası konumunda. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. Bakanlık, böylece biyolojik çeşitliliğe sahip çıkıyor ve gelecek nesillerin gıda güvenliğini garanti altına alıyor. Türkiye'nin arazi gen bankası da bulunuyor. Arazi gen bankası bünyesinde 17 meyve ve asma gen bankasında 107 türün 9 bin 597 DNA'sı saklanıyor. 6 geofit gen bankasında bin 200 türde 300 bin bitki çeşidi bulunuyor.
5 TÜRDEN HAYVANIN DNA'SI SAKLANIYOR
Türkiye ulusal biyo çeşitliliğin ve gen kaynaklarının korunması hedefleri doğrultusunda 5 türde 88 bin 484 örnek hayvan geni saklanıyor. Hayvanlardan toplanan DNA örnekleri, hayvanların yok olma tehlikesine karşı klonlanıyor. Bakanlığın bünyesinde 7 enstitüde 12 ırk, 3 hatta 2 bin 331 baş, 50 kovan, 3 ipek böceği hattının genetik kaynağı koruma altına saklanıyor. 25 enstitüde 24 ırkta 13 bin 900 baş, 10 bin koloni halk elinde (sığır, manda, koyun, keçi, arı) korunuyor. Boğa test merkezi ve gen bankasında 5 tür ve 30 ırka ait genetik materyal korunuyor.
TARIMSAL ARGE’YE 1,6 MİLYAR TL

Türkiye’de 12 binden fazla bitki türü mevcut ve bunların da 4 bine yakını endemik bitki türü olarak tescil ettirildi. 62 yerli ırk, tip, hat ve hibrit evcil hayvan tescil komitesi tarafından 4 tür su ürünleri genetik kaynakları tescil ulusal komitesi tarafından tescil edildi. Bakanlık, AR-GE harcamaları içerisinde tarımsal AR-GE’nin payını yüzde 7’ye çıkardı. Tarımsal AR-GE harcamaları yüzde yüz artarak 1,6 milyar TL’ye yükseldi. Tarımsal AR-GE harcamalarında özel sektörünün payını 2023’te yüzde 30’a sonrasında da yüzde 50 çıkması hedefleniyor.
KAYNAK: YENİ ŞAFAK
 
 
10.1.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, geçtiğimiz gün Ak Parti grubunda buzağı desteklemelerini ödüyoruz. Açıklamasının ardından 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemeleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından T.C. kimlik numarası son hanesi 4,6,8 ile başlayanlar 11 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına yatırılacak. T.C. Kimlik numarası son  iki hanesi 0 ve 2 ile başlayanlara ise 18 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına geçmiş olacak.
Böylece 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemesi ödemesi olan 525 milyon TL üretici hesaplarına gönderilmiş olacak.
Öte yandan edinilin bilgiye göre çiğ süt desteklemeleri olan 340 Milyon TL için ödemeler ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çalışmaların son aşamaya geldiği yönünde. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde ise çiğ süt desteklerinin de üretici hesaplarına ödenmiş olacak.
 
 
 
 
10.1.2019
Devamı

Başkan Erdoğan : Kenevir Üretimine Başlıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu"nda önemli açıklamalar yaptı. Plastik poşete karşı başlatılan kampanyaya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, poşet yerine kenevirden imal edilen filelerin kullanılmasını önerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor" dedi.


Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl, 750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz. 
 
 
10.1.2019
Devamı

Çiftçi Bağkur Primleri Gözden Geçirilsin

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, çiftçi, esnaf ve sanatkarların Bağ-Kur prim ödemelerinde yapılan artışa tepki göstererek acilen sorunun çözülmesi için harekete geçilmesini istedi.
TALEPLER YERİNE GETİRİLMELİ
Ülkede derin bir ekonomik kriz yaşandığını anımsatan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, "Bu süreçte Bağ-Kur primlerinde yapılan bu artışlar; çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımızı kara kara düşündürüyor. Emek ve alın terinin karşılığını zaten alamayan çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımız, Bağ-Kur primlerini bu süreçte ödemeyeceğini belirtiyor. Ülke ekonomisinin can damarını oluşturan çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımızın faaliyetlerini sürdürebilmesi, geçimlerini sağlayabilmesi ve ayakta durabilmesi için acilen taleplerine yanıt verilmesi gerekiyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ, ESNAF VE SANATKARLARI DESTEKLEYECEK MİSİNİZ?
Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle Meclis'e soru önergesi sunan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şu sorulara yanıt aradı:
  1. Ekonomik kriz, artan üretim maliyetleri ve yükselen faizlerle boğuşan çiftçilerin Tarım Bağ-Kur prim ödemelerinde yaşadığı zorluklara çözüm üretecek misiniz?
  2. Siftahsız dükkan kapatan esnaf ve sanatkarlarımız, mevcut Bağ-Kur primlerini bile ödeyemezken fahiş artış yapılan prim tutarlarını gözden geçirecek misiniz?
  3. Ekonominin çarkını döndüren sanatkarlar ve esnaflarımızın 'Bağ-Kur prim ödemeleri 12 aylığına durdurulsun' çağrısına olumlu yanıt verecek misiniz?
  4. Esnaf ve sanatkarlarımızın 'Bağ-Kur primleri 500 lira olarak sabitlensin' isteğini yerine getirecek misiniz?
  5. Büyük şirketlere sunulan teşvik ve prim desteklerini esnaf ve sanatkarlara da verecek misiniz? 
 
 
9.1.2019
Devamı

Poşet Uygulamasına Farklı Tepkiler Gelmeye Devam Ediyor

Kamuoyunda günlerdir tartışılan ücretli poşet uygulaması 1 Ocak 2019'dan itibaren plastik poşetlerin satış noktalarında kullanıcılara ücreti karşılığı verilmesi ile hayatımıza girdi. Uygulama ile poşetlerin 25 kuruş ücretlendirilmesine farklı tepkiler gelmeye devam ediyor. Kimi vatandaş poşete ücret vermemek adına aldıklarını montuna doldururken kimi vatandaş evinden poşet getirmeye başladı.
 
Konu ile ilgili açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, kamuoyuna düşen Çevre Komisyonu Başkanı AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddialarını, Çevre ve Şehircilik Bakanına sordu.
 
Vatandaştan 5 Milyar TL Kaynak Sağlanacak
 
Uygulamadaki amaç, çevreyi korumak adına, plastik poşetlerin ücretlenmesi ve bu sayede çevre kirliliğini önlenmesi iken basında yer alan haberlere göre yılda 5 milyar TL'nin üzerinde bir kaynağın da sağlanması öngörülüyor. Ayrıca  TBMM Çevre Komisyonu Başkanı olan AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddiaları basında yer alması kamuoyu vicdanını yaralıyor.
 
Amaç Gerçekten Plastik Tüketimini Azaltmak mı?
 
Konu ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı’na yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren CHP’li Gaytancıoğlu, şu sorulara yanıt aradı;

 
1. Basında çıkan haberler doğru mudur? Yani
Çevre Komisyonu Başkanı, AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası var mıdır?
 
2. Ülkemizde aşırı plastik kullanılmaktadır. Bu yüzden plastik poşete yaptırım uyguluyoruz denilerek çıkarılmış olan bu yönetmelik gerçekte plastik tüketimini azaltmak amacıyla mı çıkartılmıştır?
 
3. Türkiye, çöp ithal eden ülkeler arasında kaçıncı sırada yer almaktadır?
 
4. Türkiye'nin en çok plastik çöp ithal eden ikinci ülke olduğu iddiası doğru mudur?
 
5. Türkiye, plastik atıkları geri dönüştürme konusunda en başarısız ilk 20 ülkeden biri iken, bunun iyileştirilmesi yönünde ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
 
 
 
9.1.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Çiftçiye Ocak Ayında 2 Milyar 35 Milyon 300 Bin lira Ödenecek

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Düzenli sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat/saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede, her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak." dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen yılın son grup toplantısında, asgari ücrete beklentilerin üzerinde zam ile birlikte istihdam teşvikleri, asgari ücret destekleri, elektrik ve doğal gazda indirim müjdeleri verdiğini anımsatarak "Her yeni gösterge, her yeni gelişme ağustos ayında ülkemizi hedef alan finansal saldırıların etkisinin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Tabii ki gidecek daha çok yolumuz var. Bütçe disiplininden, tasarruflardan, yapısal reformlardan taviz vermeden bu yolu yürüyeceğiz." diye konuştu.
 
Ocak ayında tarımsal desteklemeler

"Tarıma en ufak destek verilmedi", "Çiftçi sefil", "Arsası ellerinden alındı", "Hayvancılıkta battı" şeklindeki eleştirilere değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bay Kemal, bu ay bizi iyi takip et. Ben sana resmi rakamları açıklıyorum, iyi takip et. Ağustos ayında birçok adımları attık. Spekülatif kur saldırıları, şu, bu falan... Ama şimdi ocak ayında ödenecek tarımsal desteklemeleri söyleyeceğim. Fark ödemesi buğday, mısır ve çeltikte 550 milyon lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon lira, yem bitkileri desteği 268 milyon 600 bin lira, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84 milyon 500 bin lira, diğer desteklemeler 167 milyon 200 bin lira. Toplamda 2 milyar 35 milyon 300 bin lira. Hayırlı olsun. Başbakanlığım dönemimden bugüne kadar tarıma verilen destekleri söylemiyorum. Bay Kemal, 'Hiçbir şey verilmiyor.' diyor. Ama hiçbir zaman, ağzı var hakkı konuşmaz, gözü var doğruyu görmez, kulağı var yine duymaz çünkü kalp mühürlü."
 
8.1.2019
Devamı

3 Milyon Solucan la Gübre Üretiyor

Amasya'da köyde yaşayan genç kadın, aldığı 5 kiloluk organik solucan gübresinin toprak için verimli olduğunu görünce, solucan üretimine geçti, 200 binden 3 milyon solucana ulaştı.
Amasya'nın Büyük Kızılca köyünde yaşayan Hicran İkzek adlı bir genç kadın, yaptığı araştırmalar sonrası 200 bin solucan alıp, ailesine ait ahırda özel ortamda yetiştirmeye başladı. 32 yaşındaki İkzek, "Topraklarımıza faydalı olacağını düşündük. 200 bin solucan ile başladım. Şu an 3 milyona yakın solucanım var.”dedi.
"8 TON GÜBRE ÇIKARACAK"
Asidi alınmış hayvan gübresi, çay posası, yumurta kabuğu ile meyve ve sebze atıklarıyla besledikleri solucanlar sayesinde yıllardır kimyasal gübre kullandıkları arazilerinin verime kavuşacağına inanan İkzek, "Yaklaşık 8 ton gübre çıkacak. 3 tonunu kendi arazilerimizde kullanacağız. Denemek için komşularımıza da vereceğiz. Onlarda aradaki farkı görsünler.” diye konuştu.
 
 
8.1.2019
Devamı

Bakanlıktan Hileli Kıyma İncelemesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine haberlere konu edilen satış noktalarındaki ürünlerde inceleme başlattığını bildirildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, gerek sosyal medyada gerekse bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ekiplerince harekete geçildiği belirtildi.
Haberlere konu edilen satış noktalarında bahsi geçen ürün grubu ile ilgili numune alma işleminin gerçekleştirildiğinin ifade edildiği açıklamada, şu bilgilere yer verildi:
"Rutin olarak yapılmakta olan gıda kontrol ve denetim çalışmalarına ek olarak toplanan numuneler, Bakanlığımız laboratuvarlarında analiz için işleme alınmıştır. İlk analiz sonucuna göre, 'kıymada boya kullanıldığı' bulgusuna rastlanılmamıştır. Ayrıca 9 ilde kıyma ve kuşbaşı üretimi yapan 10 et parçalama tesisinden ve Türkiye genelinde 33 ildeki satış noktalarından numune alınmış olup analiz için laboratuvarlara gönderilmiştir. Çıkacak olan detaylı laboratuvar analiz sonuçları da kamuoyuyla ayrıca paylaşılacaktır".
Açıklamada, laboratuvar analizlerinde, kıymada yağ oranı, cinsiyet tayini, boya, protein oranı gibi detayların incelendiği aktarılarak, halk sağlığı ve gıda güvenliğini ilgilendiren her türlü bilgi, belge ve iddianın Tarım ve Orman Bakanlığınca hassasiyetle ve titizlikle dikkate alındığının altı çizildi.
Bakanlık tarafından yürütülen rutin gıda kontrol ve denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması için vatandaşların da sürece dahil olmasının son derece önemli olduğunun ifade edildiği açıklamada, "Tüketicilerimizin alışveriş yaparken, satın aldıkları ürünlerin ambalaj bütünlüğünün bozulmamış olmasına, etiket üzerindeki son tüketim tarihine, işletme onay numarasına, ürünün etikette belirtilen muhafaza şartlarını taşıyıp taşımadıkları gibi kriterlere dikkat etmeleri gerekmektedir. Şüpheli bir durumda Alo 174 gıda hattına veya en yakın il/ilçe müdürlüklerimize bildirmeleri, ihbarda bulunmaları hassasiyetle rica olunur" değerlendirmesinde bulunuldu.
 
 
8.1.2019
Devamı

Mutfaktaki Düşman Trans Yağ

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yeni hedefi trans yağlar. Pasta, kurabiye, bisküvi, pizza, soslar, kızartmalar, şekerlemeler ve daha pek çok gıdada bulunan, farkında olarak veya olmayarak yüksek oranda tükettiğimiz endüstriyel olarak üretilen trans yağların her yıl 540 bin ölüme yol açtığı hesaplanıyor. WHO tam da bu nedenle 2023 yılına kadar endüstriyel trans yağların kullanımdan kaldırılmasını hedefliyor.
Hürriyet’ten  Mesude Erşan’ın yazına göre Endüstriyel trans yağlar, gıdalara katılan zararlı bileşikler olarak nitelendiriliyor. Oda sıcaklığında yağın katı olarak kalabilmesi için bitkisel yağlara hidrojen ilave ediliyor. Sıvı yağların hidrojen eklenerek katılaştırılmış hali olan trans yağların üretimi ucuz ve kullanımı kolay. Ayrıca uzun süre dayanıyor. Bu nedenle birçok restoran ve fast food zinciri kızartmalarda defalarca kullanılabildiği için trans yağı tercih ediyor. Ancak tam da bu nedenlerle insan sağlığı için ‘en kötü’ yağ türü olarak kabul ediliyor. Yüksek oranda tüketilmesi, herhangi bir nedene bağlı ölümleri yüzde 34, kalp damar hastalığına bağlı ölümleri yüzde 28, kalp damar hastalığını ise yüzde 21 oranında arttırıyor.
 

 
 
7.1.2019
Devamı

Tarım Arazileri Sular Altında Kaldı

Aşırı yağış sonucu Adana’da narenciye bahçeleri, Osmaniye’de ekili tarım arazileri sular altında kalırken, su seviyesi yükselen Ceyhan nehri taşkınlara yol açtı. Antalya Gazipaşa’da ise hortum seralara büyük zarar verdi.
Yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinde kar yağışı yolları keserken, Akdeniz bölgesi ise aşırı yağışların yol açtığı su baskınları ile hortum ile uğraşıyor.
Adana’da aralıksız yağan yağmur nedeniyle bazı narenciye bahçeleri sular altında kaldı.
Günlerdir devam eden yağışlı hava nedeniyle merkez Yüreğir ilçesine bağlı Esenler Mahallesi’nde bulunan narenciye bahçesi sular altında kaldı. Mandalina, portakal gibi ürünler su üzerinde yüzerken, çiftçilikle geçimini sağlayan vatandaşlar mağdur oldu. Sular altında kalan narenciye bahçelerinde su seviyesinin ağaçların boyunun yarısına kadar ulaştığı görüldü.
Adana Valiliği de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Önceki yıllara oranla ilimizde 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak ayında meydana gelen aşırı yağışlar bazı bölgelerde dere yataklarının yükselmesi sonucu taşkınlara neden olmuştur.
İlimizin uzun yıllar toplam yağış miktarı Aralık ayı ortalaması 119.1 kg/ m2 iken 2018 yılı Aralık ayı yağış miktarı 308.5 kg/m2 olarak gerçekleşmiştir. Yine uzun yıllar ocak ayı yağış miktarı 107.6 kg/ m2 iken, bugün itibari ile 2019 Ocak ayı sadece 6 günde 106.6 kg/m2 olarak gerçekleşmiştir.
Yumurtalık ilçesi Kuzupınarı, Yeşilköy, Kırmızıdam ve Kaldırım Mahalleleri; Ceyhan ilçesi Hürriyet, Mithatpaşa, Küçükkırım, Yılankale, Nazımbey, Yeniköy ve Ağaçpınar Mahalleleri; Karataş ilçesi Kızıltahta Mahallesi, Yüreğir ilçesi Eski Misis ve Vali Köprüsü etrafında Aşağı Yahşiler, Vayvaylı, Kütüklü ve Esenler Mahallelerinde aşırı yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmalara devam edilmektedir.
Meteorolojiden alınan bilgilere göre yağışların bu akşam sona ereceği, yarın havanın açık olacağı ancak Pazartesi gece tekrar yağış beklendiği ve bunun aralıklarla devam edeceği değerlendirilmektedir. Bahçe, tarla ve sebze ekili alanlarda gerçekleşen su baskınlarını tespit çalışmaları yetkililerce yapılmakta olup taşkınlara karşı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğü koordineli bir şekilde çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.”
Öte yandan, taşkınlara karşı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğünün çalışmaları koordineli bir şekilde aralıksız sürüyor.
 
 
7.1.2019
Devamı

Çilekte Erkek Fide Rekolteye Neden Oldu

Antalya Serik ilçesinde, çilekte bu yıl ilk defa ortaya çıkan ve meyve vermediği için 'erkek fide' olarak adlandırılan fideler, rekolteyi düşürürken, ürün fiyatını da 2'ye katladı. Geçen yıl kilogramı 6 TL olan çilek, bu yıl 11 TL'den alıcı buluyor.

Türkiye'nin turizmde olduğu kadar örtü altı üretimde de lider kenti olan Antalya'da, çilek üreticisi, bu yıl farklı mağduriyet yaşıyor. Çilek üreticilerinin yüzde 90'lık kısmını barındıran Serik ilçesine bağlı Kadriye Mahallesi'nde, bu sezon 'erkek' olarak nitelendirilen çilek fidesi, üretimi büyük oranda etkiledi. Çiçeklenmeyen, çiçeklense de meyve vermeyen 'erkek fide'ler hem rekolteyi düşürdü hem de çilek fiyatını 2'ye katladı. Geçen yıl bu aylarda kilogramı serada 5 ile 6 TL arasında alıcı bulan çileğin toptancı halindeki fiyatı 11 TL'ye kadar çıktı. Kadriye Mahallesi'nde 12 dönümlük alanda çilek üreten Şaban Aksoy, kendisi dahil bu yıl çilek fidesi alanların ciddi mağduriyet yaşadığını söyledi. Rekoltenin fiyata ciddi oranda etki ettiğini belirten Aksoy, "Serik Toptancı Hali'nde dahi çileğin fiyatı 12- 13 TL. Bu ürün fiyatı İstanbul'a gidince daha da artacaktır. Rekoltenin düşmesine en büyük etken ise fidelerin karışımından kaynaklı 'erkek fide' dediğimiz fide türünün ortaya çıkması. Bitkiye bakınca yeşil ama meyve vermiyor. Çiftçilerin yüzde 80'i bu durumdan mağdur" dedi.
Olumsuz hava şartlarının da etki ettiğini; ancak çiftçinin bu duruma karşı önlem alacak nitelikte olduğunu belirten Şaban Aksoy, ilaç fiyatlarının da çileğin fiyatına etki eden diğer etken olduğunu söyledi. Geçen senenin aynı döneminde fiyatların daha düşük olduğunu kaydeden Aksoy, "Geçen sene tam bu dönemlerde çileğin kilogram fiyatı 6 TL'ydi. Bugün bakılınca 11 TL'yi buldu. Tam olarak 2 katına çıktı" diye konuştu.
 
 
7.1.2019
Devamı

Enflasyon Düştü Gıda Fiyatları Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, tüketici ve üretici fiyat endeksini açıkladı. Buna göre, aralıkta tüketici fiyat endeksi bir önceki aya göre yüzde 0.40 düştü. Yıllık enflasyon yüzde 20.30 oldu. Üretici fiyat endeksi ise aralık ayında yüzde 2.22 düşüş kaydederken, yıllık bazda yüzde 33.64 arttı.

Aralık ayında enflasyon gerilerken en yüksek artış gıda ve alkolsüz içkiler grubunda gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.08 artış oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, hem aylık hem de yıllık bazda gıda fiyatlarındaki artış enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Yıllık gıda enflasyonu yüzde 25.11 oldu.
Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedenlerinden birisi artan yüksek girdi fiyatları, iklim değişikliği ve buna bağlı olarak tarımsal üretimin azalması.

Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu'nun geçen hafta açıkladığı '2018 Bitkisel Üretim' verileri üretimin azaldığını gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 bitkisel üretim verilerine göre 2018 yılında önceki yıla göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5.8, sebzelerde yüzde 2.6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 0.8 oranında artış gerçekleşti.
Üretimdeki düşüşün yanı sıra özellikle yılın ikinci yarısında dövizdeki artışa bağlı olarak ihracatın cazip hale gelmesi gıda fiyatlarının artışında bir başka faktör olarak öne çıktı.

ZAM ŞİMPİYONLARININ İLK 6'SI TARIM ÜRÜNÜ

Aralık ayında fiyatı en çok artan ürünler sıralamasında ilk 6'da tarım ürünleri var. İlk sırada yer alan patlıcanda aylık fiyat artışı yüzde 36.82 olurken diğer ürünlerdeki artış sırasıyla şöyle; salatalık yüzde 32.97, kabak yüzde 29.38, sivri biber yüzde 26.67, yeşil soğan yüzde 20.88 ve kuru soğan yüzde 16.40 oranında arttı. Patateste fiyat artışı yüzde 9.36 oldu.
Aralık ayında fiyatı en çok düşen ürünler arasında portakal yüzde 17.64 düşüşle ilk sırada, yüzde 12.80 düşüşle domates ikinci sırada yer aldı. Limon fiyatı da yüzde 5.75 düştü.
Fiyatı artan tarım ürünlerine bakıldığında patlıcan, salatalık, biber, kabak hemen hepsi yaz sebzesi. Fiyatı en çok düşen portakalda ise Akdeniz sineği nedeniyle ihracatta yaşanan sorunların etkili olduğu söylenebilir. Domateste, tarla üretiminin sona ermesi ve sera üretiminin devreye girmediği geçiş döneminden sonra aralıkta sera domatesinin piyasaya arzı yoğun arz fiyat düşüşünde etkili oldu.
 
 
4.1.2019
Devamı

Yılın İlk Tarım Fuarı Nazilli'de Gerçekleşecek

Nazilli, 10-13 Ocak 2019 tarihleri arasında düzenlenecek olan 2. Exponaz Agro Nazilli Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na ev sahipliği yapacak. 2019'un ilk Tarım Fuarı olma özelliğine de sahip olacak fuarda üreticiler, çiftçilerle buluşacak.
2. Exponaz Agro Nazilli Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 10-13 Ocak 2019 tarihleri arasında Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda gerçekleştirilecek. Ege Bölgesi'nin tarım, hayvancılık ve gıda teknolojileri sektörüne damgasını vuracak olan Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı, 2019'un ilk tarım fuarı da olacak.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan organizasyon sorumlusu Kudret Çiçekçi, Nazilli'nin özellikle uzun yaşam konusunda bir dünya markası olduğunu hatırlatarak, "Uzun yaşam denilince dünya üzerindeki birkaç noktadan biri olarak akıllara ilk gelen yerlerin başında Nazilli yer almaktadır. Dünya üzerindeki birçok bilim adamı Nazilli'yi adeta bir laboratuvar gibi görüp, her yönüyle incelemeye almıştır. İşte bu noktada Nazilli'nin bu önemli özelliğini kazanmasındaki en büyük etkenlerden biri olan tarım ürünlerini tüm dünyaya tanıtmak ve bu alanda daha modern, daha teknolojik ve daha bilimsel bir yaklaşım geliştirmek; ayrıca sektör temsilcileri ile üreticileri bir araya getirerek üretim ve ekonomiye ve dolayısıyla Nazilli'ye katkı sağlamak için 10-13 Ocak tarihlerinde Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı'nın 2'incisini gerçekleştireceğiz" dedi.
"Türkiye'nin en önemli tarım merkezi"
Çiçekçi, arazi varlığı, coğrafi konumu, iklim koşulları, su kaynakları ve toprak yapısının uygunluğu ile Nazilli'nin, tarım ürünleri ve bitkiler açısından Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinin başında geldiğini söyleyerek, "Nazilli'de pamuk, yonca, mısır, zeytin, incir, kestane ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz bir çeşitlilik ve zenginlik söz konusu. Geçtiğimiz yıl yaptığımız çalışmalar neticesinde başta Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük ve Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü, Nazilli Ticaret Odası Başkanı Nuri Arslan, Nazilli Tarım İlçe Müdürü Sunay Güler olmak üzere dernek, oda ve diğer sivil toplum örgütlerimizin çok değerli başkanları ile Nazillimize bu fuarı kazandırdık. Ben buradan bir kez daha Nazillimiz için büyük önem taşıyan, 10-13 Ocak tarihleri arasında Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda gerçekleştireceğimiz Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı'na tüm üreticilerimizi, çiftçilerimizi ve sektör temsilcilerini davet ediyorum" diye konuştu. -
 
 
4.1.2019
Devamı

MEB Çiftçi Kursları Düzenleyecek

Tarımsal ve ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak, kırsal alanda yaşam standardını yükseltmek, ülkemiz ve dünya pazarlarının ihtiyacı olan güvenilir gıdaya ve kaliteli tarım ürünlerine erişilebilirliği sağlamak, tarım sektöründe üretimde bulunanların eğitilmelerine yönelik olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yurt genelinde çiftçi kursları düzenlenecek.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında iş birliği protokolü, MEB Hayat boyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül ve Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı İsa Sertkaya tarafından imzalandı.
Söz konusu protokol ile tarımsal ve ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak, kırsal alanda yaşam standardını yükseltmek, ülkemiz ve dünya pazarlarının ihtiyacı olan güvenilir gıdaya ve kaliteli tarım ürünlerine erişilebilirliği sağlamak, tarım sektöründe üretimde bulunanların eğitilmelerine yönelik olarak yurt genelinde çiftçi kurslarının düzenlenmesi hedefleniyor.
Ayrıca çiftçi çocuklarına ve gençlere el sanatlarını öğreterek istihdam oluşmasına, kırsal ekonominin çeşitlendirilmesine ve iç göçün önlenmesine katkıda bulunmak üzere hizmet içi eğitim dışında el sanatları, meslekî ve teknik eğitim verilmesi ve başarılı olanların belgelendirilmesini sağlamak amaçlanıyor.
 
 
 
4.1.2019
Devamı

TARSİM 2018'de 1.1 Milyar TL Hasar Ödemesi Gerçekleştirdi

 Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) tarafından 2018 yılında tüm tarım sigortası branşlarında 1.7 milyonun üzerinde poliçe düzenlendi. Geçen yıl tarım sigortalarında rekor prim üretimi ile 2 milyar TL aşılırken, 1.1 milyar TL’nin üzerinde hasar ödemesi yapıldı.

Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), tarım sigortaları alanında 2018 yılı sonuçlarını açıkladı.
TARSİM’den yapılan açıklamada, ülkemizde tarımın güvencesi Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi’nin, önceki yıllarda olduğu gibi, 2018 yılında da üreticisiyle, paydaşlarıyla, çalışanlarıyla ve devletin desteğiyle büyüdüğü, güçlendiği; sürdürülebilir ve dengeli yapısını muhafaza ettiği bildirildi.
 
 
3.1.2019
Devamı

AYNES'e Mahkeme'den Kayyum Kararı

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) üye olmak suçundan haklarında dava açılan sanıklardan Aynes Gıda AŞ'nin eski yöneticisi N.S'nin başvurusuyla geçen ay kayyumluk kararı kaldırılan şirketin Gürcistan'daki bağlantılı Aynes GEO Ltd. Şti'nin 284 bin lirayı örgüt üyesine aktarmak istenmesinin tespit edilmesi üzerine yeniden kayyum atanması talebinde bulundu.
FETÖ'ye finans sağladığı gerekçesiyle KHK ile TMSF'ye devredilerek kayyım atanan Aynes gıda, başvuru nedeniyle 10 Aralık 2018'de kayyumluk kararı kaldırıldı. Duruşma savcısı 15.12.2018'de karara itiraz etti ancak mahkeme CMK'nın 267/1 maddesini gerekçe göstererek reddetti.
Denizli Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu şirketin, Gürcistan'daki bağlantılı Aynes GEO Ltd.Şti'nin 284 bin lirayı örgüt üyesi olduğu belirtilen bir kişiye aktarmak istendiğini belirleyip kayyum atanmasını istemesinin ardından Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Aralık 2018'de CMK'un 133. maddesine göre tekrar kayyum atanmasına ve kayyım olarak TMSF'nin tayinine karar verdi.

KAYYUM KARARI

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma çerçevesinde FETÖ'ye üye olmak suçundan haklarında dava açılan ve yargılamaları Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden 21 sanık arasında bulunan Aynes şirketinin eski yöneticisi N.S, Aynes ile Okyanus Yatırım İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret AŞ üzerindeki kayyum kararının kaldırılması için mahkemeye başvurmuş, mahkeme, 10 Aralık'ta Aynes Gıda AŞ üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebini kabul etmiş, diğer şirketle ilgili başvuruyu reddetmişti.
 
 
3.1.2019
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik'ten 2018 Değerlendirmesi

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvancılık sektörünün 2018 yılını Anadolu Ajansına değerlendirdiği açıklamada; 2018 yılında küçükbaş hayvancılık sektöründe çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek mevcut potansiyel ile önümüzdeki birkaç yılda sektörün yıldızının daha da parlayacağını söyledi.

300 KOYUN PROJESİNDE MERKEZ BİRLİĞİNE ÖNEMLİ GÖREV!

2018 yılının en önemli gelişmelerinden birinin kamuoyunda 300 Koyun Projesi olarak bilinen “Üretici şartlarında sözleşmeli küçükbaş hayvancılık projesi” olduğuna vurgu yapan Genel başkan Çelik, ‘’ Ülkemiz küçükbaş hayvancılığı için çok önemli olan 300 koyun projesi Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Sigortaları Havuzu arasında yapılan protokol ile hayata geçirilmiş bir projedir. Tedarik kısmını üstlenen TİGEM ile Merkez Birliğimiz arasında ise 19 Eylül 2018 tarihinde damızlık koyun ve koç tedariki sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalanması sonrasında bütün Türkiye’de proje kapsamında talep edilen hayvanların tedarik ve teslimi Merkez Birliğimiz tarafından yapılmaktadır. Bu proje çerçevesinde ilk etapta 50 bin koyun tedariki sağlanacak olup, TİGEM tarafından hazırlanan teknik şartname doğrultusunda Merkez Birliğimiz tarafından tedariki yapılan hayvanlar talep sahibi yetiştiricilere teslim edilmekte olup, halen çalışmalar ülkemiz genelinde yoğun bir şekilde devam etmektedir. Proje 30 Haziran 2019 tarihinde sona erecek olup bu tarihe kadar tedarik ve dağıtımlar planlandığı gibi tamamlanacaktır.
Üreticilerimizin çok kazançlı çıkacakları ve ülke hayvancılığımızı geliştirecek olan bu proje için Merkez Birliğimize duydukları güvenden dolayı Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli olmak üzere TİGEM Genel Müdürü Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın ve TARSİM Genel Müdürü Sayın Yusuf Cemil Satoğlu’na teşekkür ediyorum.’’ dedi.

KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYISI SON YILLARDA SÜREKLİ ARTIŞ EĞİLİMİNDE…

Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği ve İl Birliklerinin kurulduğu 2006 yılından itibaren küçükbaş hayvan sayısının sürekli artışlar kaydettiğini ifade ederek 2018 yılı Haziran ayı TÜİK verilerine göre küçükbaş hayvan sayısının 36 milyonu koyun, 11 milyonu da keçi olmak üzere toplamda 47 milyon seviyesine ulaştığını ve toplam hayvan varlığımız içerisinde küçükbaş hayvan sayısı oranının yüzde 72,9 olarak gerçekleştiğini ancak bu rakamların yılsonu itibariyle daha da artacağını beklediklerini söyledi.
Çelik, ayrıca iller bazındaki koyun sayısında 2 milyon 516 bin baş ile Van’ın, keçi sayısında ise 757 bin baş ile Mersin’in birinci sırada olduklarını kaydetti.

KÜÇÜKBAŞ HAYVAN ISLAHI ÇALIŞMALARI BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR

Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği ve 80 ilde faaliyet gösteren Birliklerin asli görevlerinin ıslah çalışmalarını yürütmek olduğuna dikkat çekerek ‘’ Bakanlığımız ve Üniversite hocalarımızın liderliğinde Birliklerimizde 1 milyon 250 bin hayvanda ıslah yapıyoruz. Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi olarak bilinen proje ile hem hayvan ırklarımızın verimlerini artırma hem de ürünlerin kalitesini artıma yönüyle ciddi mesafeler alınmıştır. Bunun yanısıra tarihimizde bir ilk olarak yetkisini aldığımız soykütüğü yürütme konusunda da Bakanlığımızla bir protokol imzaladık. Şu ana kadar müracaatta bulunan Birliklerimizi yetkilendirdik. Ulusal Islah Programı ve soykütüğü sisteminin hayata geçirilmesi ile ülkemizin damızlık koç teke ihtiyacı karşılanacaktır’’ dedi.

31 MART 2019’A KADAR KÜPE AFFI GETİRİLDİ

Genel Başkan Çelik, ilgili yönetmelikte yapılan değişiklik ile her yaştaki koyun ve keçi türü hayvanların küpelenmesi için 31 Mart 2019 tarihine kadar af getirildiğine dikkat çekerek "31 Mart 2019 tarihine kadar küçükbaş hayvanlara yaş sınırı olmaksızın küpe takılabilecektir. Ayrıca bu tarihe kadar işletmelerdeki hayvanların sayıları güncellenebilecektir" dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 31 Mart 2019 tarihine kadar küpe taktırmayan yetiştiriciler için herhangi bir cezai işlem yapılmayacağını belirterek yetiştiricilerin belirtilen tarihe kadar mağdur olmamaları için duyarlı davranmaları ve İl ve İlçe Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerektiğini söyledi. Genel Başkan Çelik, söz konusu küpe affının 31 Aralık 2017 tarihine kadar geçerli olmasına rağmen yeni yönetmelikte bu tarihin 31 Mart 2019 tarihine çekilmesiyle bu konuda mağdur olan yetiştiricilere bir şans daha verildiğini ifade ederek Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılık sektörü adına teşekkür etti.
DESTEKLEMELERDEN MAĞDUR OLABİLECEK YETİŞTİRİCİLERİMİZE 120 AY MÜJDESİ!
Genel Başkan Çelik, yaptıkları girişimler sonucunda Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan anaç koyun keçi desteklemelerinden yararlanılacak hayvan yaşına ait 15-90 ay ibaresinin 15-120 ay olarak değiştirilerek uygulamaya konulduğunu söyleyerek ‘’ Değişikliğe ilişkin tebliğ 17 Ekim 2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. 90 ile 120 ay arasında mevcut anaç hayvan varlığı içinde yaklaşık yüzde 20 civarında hayvan bulunmaktaydı. Bu konuda İl Birliklerimizden Merkez Birliğimize yazılı ve sözlü talepler olarak ciddi şekilde mağduriyetler yaşanacağı dile getirildi. Konuyu Sayın Bakanımıza izah ettik. Kendileri de ikna oldular. Değişiklik ile binlerce yetiştiricimizin mağduriyeti önlenmiş oldu ‘‘dedi.
2018 YILI KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2018'de yapılan tarımsal desteklere ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, "Anaç koyun keçi, aşılama ve küpe desteği ile çoban istihdamına getirilen destekler küçükbaş hayvan üretimini artıracak." dedi.
Bakanlar Kurulunca kararlaştırılarak yürürlüğe giren tarımsal desteklemeler kararnamesinin, sektör açısından 2017 yılına göre mevcut durumunu koruduğunun görüldüğünü belirten Çelik, "Geçen yıl 25 lira olan anaç koyun keçi desteği 2018 yılı için de aynen devam ediyor. Geçen yıla göre aynı kalmasını, Bakanlığımızın bütçe imkânları dâhilinde olabileceğini düşünüyoruz. Ancak, sektörümüze bundan sonraki süreçte de imkânlar ölçüsünde daha fazla destek olacağına yürekten inanıyoruz.
Ayrıca anaç koyun keçi desteklemesinde son yıllarda hem yetiştirici sayısının hem de hayvan sayılarının artması sektörümüz adına olumlu gelişmeler olmuştur. " değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, söz konusu kararnameyle getirilen önemli bir desteğinde çoban istihdamı konusunda olduğunu vurgulayarak, "5 bin lira olan destek aynen kalırken, 250 baş olan hayvan sayısı şartı 200 başa indirilmiş, köy ortak sürüleri de destek kapsamına dahil edilmiştir. Bu değişikliğin de yine sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Zaten çoban istihdam desteğinde hayvan sayısının düşürülmesi hususunda Merkez Birliği olarak Bakanlığımıza yaptığımız önerimiz de bu yöndeydi. Bu önerimizin gerçekleşmiş olması da bizi mutlu etmiştir." dedi.
KÜPE BEDELİ ARTIK YETİŞTİRİCİDEN ALINMAYACAK
Genel Başkan Çelik, 2018 yılının önemli bir gelişmesi olarak küpe bedeli konusuna değinerek, 29 Haziran 2018 tarihinde Resmi gazetede yayımlanan Koyun ve Keçi türü hayvanların tanımlanması, tescili ve izlenmesi yönetmeliğinde değişikliğe gidilerek yetiştiricilerden küpe bedeli alınmayacağını ve bu durumda yetiştiricilerin rahat bir nefes aldıklarını söyledi ve küpeleme yetkisinin Birliklere devredilmesi gerektiğini vurguladı.
YAYLALARA ÇIKMA YASAĞININ KALDIRILMASI SEKTÖRÜ OLUMLU ETKİLEDİ
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, terör olayları nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde uygulanan yaylalara çıkma yasağının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatlarıyla birlikte ilkbaharda kaldırılması ile ülkedeki küçükbaş hayvan sayısındaki artışta önemli rol oynadığını belirterek, "Yetiştiricilerimizin dört gözle beklediği meraların koyunlarımıza keçilerimize açılması bizim için en güzel bahar olmuştur." dedi.
Diğer yandan küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi adına Tarım ve Orman Bakanlığınca 22.3 milyon hektar olan orman alanlarının yüzde 53’ünü yani yaklaşık 12 milyon hektarlık alanının otlatmaya açılmış olmasının da memnuniyet verici olduğunu söyleyen Çelik." Yem maliyetlerini de olumlu etkileyecek olması açısından bu kararı memnuniyetle karşılıyor Sayın bakanımıza tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum.’’ dedi.

KIRSAL KALKINMAYA YÖNELİK YETİŞTİRİCİLERE ÜCRETSİZ HİBE PROJELERİ…

Kırsal kalkınmaya yönelik hibe projelerinde çok önemli bir adıma ilk imzayı attıklarına dikkat çeken Genel Başkan Çelik, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile TÜDKİYEB arasında Şubat 2018 de eğitim ve proje hazırlama işbirliği protokolü imzaladıklarını ve protokol sonrasında Koyun Keçi Birliklerinde çalışan personele yönelik Antalya’da 5 günlük eğitim verildiğini söyledi.
Projeden 270 bin işletmenin faydalanacağına dikkat çeken Çelik, ‘’Bu önemli bir rakam. Her talep edene her türlü projesini yapacağız. Protokol yetiştiricilerimiz açısından çok önemliydi çünkü bu protokol ile yetiştiricilerimize mali külfet gelmeden mahallinde birliklerimiz tarafından projeleri ücret alınmadan bedava yapılacaktır. Bunun da ülkemiz hayvancılığına katkısı ve getirileri büyük olacaktır. " dedi.

BAKAN PAKDEMİRLİ KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK İÇİN OLUMLU MESAJLAR VERDİ

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, Yönetim ve Denetleme Kurulu ile birlikte Eylül ayı içerisinde Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’yi makamında ziyaret ettiklerini ve Bakan Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılık sektörüne olumlu yaklaşımı açısından son derece mutlu olduklarını ifade ederek Bakan Pakdemirli’nin de küçükbaş hayvancılık için gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etmesini sektör açısından önemli bulduklarını söyledi.
Görüşmede sektörün birçok sorunlarını dile getirdiğini ifade eden Genel Başkan Çelik, ‘’ Sayın Bakanımız sorunlarımıza karşı duyarlı davranarak el birliği ile sorunların aşılacağı müjdesini verdi. Bu da 270 bin yetiştiricimiz adına bizleri mutlu etti. Küçükbaş hayvancılığın ülkemiz şartları için çok önemli olduğu ve mutlaka daha fazla desteklenmesi gerektiği noktasında görüş birliğine vardık. Dolayısıyla bu görüş birliğimizin neticesinde hedef olarak da kısa vadede küçükbaş hayvan sayımızı en az 60 milyona çıkarmak için yoğun çaba harcayacağımızı ifade ettik. Netice itibariyle Sayın Bakanımızın sektörümüze yaklaşımı ve verdiği olumlu mesajlar bizi ziyadesiyle memnun etmiştir.’’ dedi.
2018 YILI KURBAN BAYRAMI BİLANÇOSU
Genel Başkan Çelik, 2018 yılında kurban bayramı için pazarlara her yıl olduğu gibi ihtiyaç fazlası kadar kurbanlık küçükbaş hayvanların sunulduğunu, geçen yıla oranla hemen hemen aynı miktarda küçükbaş hayvan satıldığını belirterek,‘’ Ülkemizde her yıl kurban bayramlarında 3- 3,5 milyona varan sayıda küçükbaş hayvan kurban ediliyordu. Ancak iki yıldır bu sayı 2,5 - 3 milyon civarında kaldı. Bunun sebeplerinden birisinin tatil döneminin uzun olması diğerinin de ekonomik nedenlerden dolayı olduğunu düşünüyoruz. Tüketici açısından durum böyleyken yetiştiricilerimiz açısından da durum daha farklı bir boyuta geldi. Başta yem maliyetleri olmak üzere diğer girdilerde olan yüzde otuzlara varan artışlara rağmen hayvanların fiyatları geçen yıla göre çok fazla artış göstermedi. Her şeye rağmen bu bayramda küçükbaş hayvanları tercih eden vatandaşlarımıza sektörümüz adına teşekkür ediyor ve kestikleri kurbanların Allah katında kabul ve rıza görmesini temenni ediyorum.’’ dedi.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖR TOPLANTISINA BÜYÜK İLGİ

Merkez Birliği olarak en önemli görevlerinden birinin Bakanlık ve sektörün diğer paydaşları ile Birlikler arasında köprü vazifesi kurmak olduğunu belirten Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği olarak Antalya’da 2018 Mart ayında Küçükbaş Hayvancılık Sektör toplantısını gerçekleştirdiklerini ve toplantıya yaklaşık 300 kişinin katıldığını, Tarım Bakanlığının çeşitli birimlerinden Bakanlık Bürokratları ile birlikte İl Birliklerinin Başkanları, Yönetim Kurulu Üyeleri ve personelinin iştirak ettiğini, üç gün süren toplantıda küçükbaş hayvancılığın her yönüyle ele alındığını söyleyerek toplantı süresince katılımcılarla birlikte sorunlara çözüm aradıklarını ve istişareler sonunda olumlu sonuçlar elde edildiğini ifade etti.
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN 2019 YILINDAN BEKLENTİLERİ…
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 yılında küçükbaş hayvancılık sektöründen beklentilerini de dile getirerek şunları söyledi.
‘’ 2019 yılındaki en büyük beklentimiz, mevcut olan bazı sorunlarımızın çözüme kavuşturulmasıdır. Beklentilerimizin başında öncelikle sektörümüzün olmazsa olmazı olan nitelikli çoban bulma ve çalıştırma sorununun çözüm bulmasıdır. Diğer yandan yem maliyetleri oldukça yüksektir. Ama ülkemizde küçükbaş hayvancılığın meraya dayalı yapıldığı gerçeği de vardır. Meralarımız koyunlarımız ve keçilerimizindir. Ama ne yazık ki meraların kullanımında bu işle uğraşanların söz hakkı yoktur. Onun için biz sürekli İl Mera Komisyonlarında Birliklerimizin de doğal üye olarak bulunmasını istiyor ve bu konuda mevzuatta yeni bir düzenleme yapılmasını istiyoruz. Bu arada meralarımızın ıslah edilerek koyun keçi yetiştiricilerine kayıtsız şartsız tahsis edilmesini ısrarla talep ediyoruz.
Küçükbaş hayvancılığın daha çok desteklenmesi gerektiğini her zaman ve her yerde söylüyoruz. Koyun ve keçi bu ülkenin milli meselesi olmakla beraber ekonomik anlamda da bu ülkenin sigortasıdır. İnsanların köylerinde kalması için, köyden kente göçlerin önlenmesi için sosyal açıdan da önemli bir sektördür. Onun için küçük aile işletmelerinin 2019 yılında daha çok desteklenmesini bekliyoruz.
2019 yılından en büyük beklentilerimizden biri de insanların doğal, organik beslenmesine hizmet etmektir. Bunun için de koyun ve keçiyi güçlü ve sağlıklı nesiller yetiştirmenin bir aracı olarak görüyoruz. Küçükbaş hayvancılık daha çok meraya dayalı yapıldığından koyun keçi ürünlerinin doğal olması sebebiyle küçükbaş hayvancılığın da organik hayvancılığı destekleme kapsamına alınmasını istiyoruz.
Halen uygulanmakta olan anaç koyun keçi desteklemelerinin önümüzdeki süreçte de devam etmesi, ancak son 2 yıldır 25 lira olarak verilen Anaç koyun keçi destek miktarının hayvan başına en az 50 lira olması, Anaç koyun keçi destekleme ödemelerinin yetiştiricilerin paraya en çok ihtiyaç duyduğu Mart veya Nisan ayları içerisinde yapılması, tüm küçükbaş hayvanların destekleme kapsamına alınması, yürürlüğe konulan ve çalışmaları devam eden SOYBİS kapsamında soy kütüğü tutma ile ilgili yetiştiricilere destek verilmesi gibi beklentilerimizin de 2019 yılında gerçekleşmesini umuyor ve Bakanlığımızdan talep ediyoruz.
2019 ve ileriki yıllar için ana hedefimiz küçükbaş hayvan sayısının artırılmasıdır. Bugün 47 milyonluk küçükbaş hayvan varlığımızla Avrupa’da birinci sırada olmamıza rağmen biz bu sayının yetersiz olduğunu ve bu rakamın orta vadede 60-70 milyona çıkarılmasını hedefliyoruz. Onun için de hayvancılık politikalarının bundan böyle ağırlıklı olarak küçükbaş hayvancılık üzerinden planlanması gerektiğini söylüyoruz. Böylelikle kırmızı et açığının kapatılabileceğini iddia ediyoruz.
Hayvancılığa genel manada baktığımızda önemli bir beklentimiz de canlı hayvan ve et ithalatına son verilmesidir. Bizim daha çok üretmemiz ve bu alanda ihracatçı bir ülke olmamız lazım. Üstelik ülkemizde var olan küçükbaş hayvancılık potansiyeli göz önüne alındığında bizim daha çok üretecek politikalara ve çözümlere ihtiyacımız bulunmaktadır.
Birliklerimizin yetiştiricilerimize daha iyi hizmet verebilmesi açısından gelirlerinin artırılarak güçlendirilmeleri son derece önemlidir. Bu nedenle 2019 tarımsal destekleme kararnamesinde çiftçi örgütlerini güçlendirme payının artırılarak Birliklerimizin daha güçlü hale getirilmesini bekliyoruz.
2019 yılı için son sözümüz; Coğrafyamız, iklimimiz ve mera yapımız tamamen küçükbaş hayvancılığa uygun bir durumdadır. Ülkemizin bu avantajlardan mutlaka faydalanması gerekmektedir. Bu nedenle küçükbaş hayvancılığın çok daha iyi yerlere gelmesi için Merkez Birliğimiz ve İl Birlikleri olarak her zaman var olacağız.’’
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, değerlendirmesinin sonunda yeni yıl mesajı vererek ‘’ Yeni yılın tüm insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesi ‘’ temennilerinde bulundu.
 
 
3.1.2019
Devamı

Gübreye Ek Yüzde 5 İndirim Geliyor

 Bolu’da muhtarlarla bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 24 Haziran’da yeni bir sisteme geçildiğini hatırlattı.
Türkiye'nin, parlamenter sistemin işlediği yıllarda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını anlatan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Bugün bizi eleştiriyorlar ama 70'lerde bu millete layık görülen neler vardı. Her şeyin, yani temel ihtiyaç ne varsa hepsinin kuyrukları vardı. Bu kuyrukların yanında da şehir içlerinde terör ve anarşi vardı. Vatandaşlarımız, pırıl pırıl filiz gibi gençlerimiz birbirine düşmüş ve birbirlerini katlediyorlardı. 80'lere geldiğimizde ciddi bir umut filizlendi. Özal'ın gelişiyle bir gelişim rüzgarı almaya başladık. 90'lı yıllarda da yine Türkiye bir taraftan bir tarafa savruldu ve koalisyonlar dönemine tekrar geri dönmüş olduk. Özetle söyleyeceğim şey şu, Türkiye’nin, koalisyonsuz bir yönetim sistemine ihtiyacı vardı. Zamanında da Demirel’in, Özal’ın ve birçok liderin dile getirmiş olduğu başkanlık sistemine geçmiş olduk."
Türkiye'nin 2002 yılından sonra birçok alanda kendisini geliştirdiğini hatırlatan Pakdemirli, o tarihe kadar 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılırken sonrasında 26 bin kilometre yol inşa edildiğini dile getirdi.

"Daha çok verimliliği arıyor olmamız lazım"

Pakdemirli, AK Parti hükümetleriyle sağlıkta, eğitimde ve birçok alanda yatırımların hayata geçirildiğine dikkati çekti. Son yıllarda tarım alanında üreticiye verilen desteklerin arttığına işaret eden Pakdemirli, "2002 yılında verilen 1,9 milyar lira destek bugün 16 milyar lira olmuş. Ama 16 milyar lira olan destekle biz yüzde 20 civarında bitkisel üretimimizi birim olarak arttırabilmişiz.
Hayvancılık alanında daha şanslıyız. Yüzde 100'lere varan bir artışımız var. Ama bitkisel üretim tarafında yüzde 20 büyümüşüz. Bundan sonraki 20 yılda gelecek çocuklarımızı, nesillerimizi büyüyebilmek için yüzde 50 büyümemiz lazım. Bu ev ödevini hep beraber STK’larla, ziraat odaları ile ve başta da köylümüzle, çiftçimizle bu ev ödevini yapıyor olmamız lazım. Daha çok verimliliği arıyor olmamız lazım." diye konuştu.

Gübreye yüzde 5 indirim geliyor

Pakdemirli, Türkiye ekonomisinin 2019’da çok daha iyi olacağını dile getirdi. Üreticiyi artan maliyetlerden korumaya çalıştıklarını aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Gübrede yüzde 15 indirim aldık, üzerine yüzde 5 indirim de bu hafta geliyor. Yem üreticileriyle toplandık ama ne yazık ki orada bir gelişme sağlayamadık.
ama yem üreticilerimizden de çiftçimize destek olarak biraz daha maliyetine katlanıp 2019 yılının daha bereketli geçmesini sağlamalarını istiyorum. Hayvancılık desteği 41 ilde devam ediyor. Burada yüzde 50 hibe desteğimiz olacak. Kırsal kalkınmaya destek için de 50 hayvancılık projesine 37 milyon lira vereceğiz atıl durumdaki 2 milyon hektar tarım arazisini işleyerek 13 milyar lira gelir artışı sağlayacağız. Destekleri söylediğim gibi 14,5 milyar liradan 2019 yılında 16,1 milyara çıkartıyoruz. Besicilere 80 milyon 80 milyon lira besi desteği ödemesi yapacağız. Bakanlık olarak 3 farklı alanda üreticilerimize toplam 971 milyon liraya varan bir destek ödemiş olacağız. "
"Türkiye'nin buğday ve saman derdi yok"
Saman ithalatına yönelik eleştiriler olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, sözlerini şöyle tamamladı:
"8-9 bin ton saman ithalatı yapılmış. Türkiye’nin ihtiyacı 66 milyon ton. Yani rakamsal olarak baktığımızda on binde bir. Bu tarz basit şeyler üzerinden siyaset yapmayalım.
Türkiye, 17 milyar dolar ihracatı ve 12 milyar dolar ithalatı ile tarımda net ihracat fazlası veren bir ülkedir. En nihayetinde Hollanda hepimizin çok beğendiği Hollanda’nın 80 milyar dolar tarımsal ithalatı var. Şimdi Hollanda'yı gidip eleştiriyor muyuz. Çünkü aldığını satmasını biliyor. Bir ülkede ithalat da olacak. İhracat da olacak. Biz saman ithal etmiş olabiliriz. Ama bu ihtiyaçtan dolayı değil. Ülkeyi buğdaya muhtaç ettiniz. Bakıyorum rakamlara Türkiye'nin buğday ve saman derdi yok."
 
 
 
 
 
 
2.1.2019
Devamı

Pilot Üniversite Deney Hayvanları Merkezi Kuracak

"Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı" kapsamında "tarım ve hayvancılık" alanında pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi, bu alanlarda ülkenin lokomotifi haline gelmek için çalışma yürütüyorRektör Prof. Dr. Murat Erman:"İlimizin tarım ve hayvancılık konusundaki dinamikleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla meslek örgütleri ile kamu kuruluşlarıyla iş birliği yapmak suretiyle burada üreticilerimize çok önemli gelir artırıcı çalışmalar üniversitemiz tarafından yürütülecektir"dedi.
Tarım ve hayvancılık alanında pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi (SİÜ), bu alanlarda ülkenin lokomotifi haline gelmeyi hedefliyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından "Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı" kapsamında "tarım ve hayvancılık" alanında pilot üniversite seçilen SİÜ, tescilli ürünler Pervari balı ve Siirt battaniyesi başta olmak üzere kentin tarım ve hayvancılık alanındaki ürünlerinin hem kalitesini hem verimini artırmaya çalışıyor.
Hem bütçe hem akademik kadro yönüyle daha fazla destek alma durumuna ulaşan SİÜ, bu avantajları değerlendirerek hem üretim sektörüne hem bilim dünyasına akademik verilerle katkıda bulunacak çalışmalar yürütüyor.

SİÜ Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2007'de kurulan üniversitenin veteriner fakültesi ve ziraat fakültesi tarafından tarım ve hayvancılık alanında akademik düzeyde çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
YÖK'te birçok kriter yönünden yapılan değerlendirmeler sonucunda başvuran üniversiteler içerisinde ikinci 5 pilot üniversite içerisine SİÜ'nün de tarım ve hayvancılık başlığı adı altında ihtisaslaşma kapsamına alındığını kaydeden Erman, fıstık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi arttırma noktasında üniversitenin bundan sonraki süreç içerisinde çok daha önemli rol üstleneceğini belirtti.

 Siirt, tarım ve hayvancılıkta odak nokta olacak

Kentin 15 bin ton kavlak fıstık üretimi ve 1 milyon küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile ülkede üçüncü il konumunda olduğunu bildiren Erman, "Yürütülecek makro düzeydeki araştırmalarla, projelerle, ilimizin tarım ve hayvancılık konusundaki dinamikleriyle sivil toplum kuruluşlarıyla meslek örgütleri ile kamu kuruluşlarıyla iş birliği yapmak suretiyle burada üreticilerimize çok önemli gelir artırıcı çalışmalar üniversitemiz tarafından yürütülecektir." dedi.
Pervari balı ve Siirt battaniyesinin Türk Patent ve Marka Kurumunca tescil edildiğini anımsatan Erman, özellikle ıslahı, et, süt ve tiftik verimi artırma konusunda tiftik yetiştiriciliğiyle ilgili ivedi şekilde çalışmaları yürüteceklerini söyledi.
Hem bütçe hem akademik kadro yönünden daha fazla destek alacaklarını aktaran Erman, "Bu avantajı ülkemizin hem üretim sektörüne hem de bilim dünyasının akademik birtakım verilerle desteklenmesine katkı sağlayacak katma değerleri dönüştürülmesi konusunda aralıksız çalışmalarımızı sürdüreceğiz." diye konuştu.
Erman, bundan sonraki süreçte yüksek lisans, doktora ve lisans öğrencilerinin de süreç içerisine daha fazla dahil edileceğini anlattı.
"Ülkemizin farklı bölgelerinde özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve fıstık yetiştiriciliği konusunda özel ve kamu kuruluşlarıyla protokoller yapmak ve yurt dışı desteklerine de başvurmak suretiyle ilimizin tarım ve hayvancılık yönünden odak nokta haline gelmesini sağlamaya çalışacağız." diyen Erman, bu çerçevede üretici, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşlarının desteklerini beklediklerini dile getirdi.

Deney Hayvanları Merkezi kurulacak

İhtisaslaşma sürecinden önce "Küçükbaş Hayvan Payetleme Birimi Güdümlü Projesi"nin çalışmalarının sürdürüldüğünü hatırlatan Erman, projenin ihale aşamasına geldiğini anlattı.
Erman, 10 bin metrekare alana sahip modern bir hayvan hastanesinin yanı sıra Deney Hayvanları Merkezi ve Gıda İşleme Merkezinin de proje kapsamında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Merkezin kurulması ile ülkemizde bir ilk olan küçükbaş hayvanlarda sperma payetlerinin oluşturulması ve suni tohumlama neticesinde kaliteli ırkların tohumlarını kullanarak yerli ırkların et ve süt veriminin artırılması hedeflenmektedir. Bu projenin tamamlanması ile aslında ilimiz Türkiye'de küçükbaş hayvan yetiştiriciliği konusunda bir merkez durumuna gelecektir ve buradan üretilen payetler sadece ilimizin ve bölgemizin değil ülkemizin ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak ülkemizin dört bir yanına gönderilecektir."
 
 
31.12.2018
Devamı

ÇKS Son Gün

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü  bugün mesai bitiminde sona ereceğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran'da sona eren ÇKS başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleriyle uzatıldığını hatırlattı.
ÇKS ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğine dikkati çeken Bayraktar, "2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır.
Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var" değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini vurguladı.
 
 
31.12.2018
Devamı

Çiftçi Soğuk Hava'da Seraya Odun Taşıdı

Yurdu etkisi altına alan soğuk ve karlı hava Antalya’nın Aksu ilçesinde çiftçiler, örtü altında yetiştirdikleri ürünlerin donmaması için ‘don’ nöbeti tutmaya başladı. Hava sıcaklığının gece 2 dereceye kadar düştüğü Aksu’da çiftçiler, seralarda ürettikleri sebzelerin dondan zarar görmemesi için çaba gösteriyor. Çiftçiler seralarının önüne önceden stokladıkları kömürleri ve odunları gece saatlerinde el arabası yardımıyla seraların içine taşıdı. 1 dönüm alana yaklaşık 3-4 soba yakan çiftçiler sobalarının sönmemesi için sabaha kadar don nöbeti tuttu. Akşam saat 18.00 gibi başlayan don nöbeti sabah 07.00 gibi son buluyor. Çiftçiler bu süre zarfında seralarının içerisinde birbirlerini de ziyaret ediyor. Ziyarette kahve ya da çay içilip ilerleyen saatlerde meyve tüketiliyor.

ÜRÜNLERİMİZ ZARAR GÖRMESİN DİYE ISITMA YAPIYORUZ'
İlçenin iç kesiminde yer alan Murtuna Mahallesi'nde seralarında domates yetiştiren Aksu Üretici Birliği Başkanı Turan Şahin, ürünleri soğuk havadan korumak için "don nöbeti" tutmaya başladıklarını belirtti. Şahin, gündüz odun ve kömürü sera içine taşıyarak hazırlıklara başladıklarını, akşam da sobaları yakarak seralarını ısıtmaya çalıştıklarını belirterek, "Karadeniz üzerinden gelen soğuk hava Anadolu’ya giriş yaptı. Yurdu etkisi altına alan karlı hava Antalya’da örtü altı seralarda don olayına neden oluyor. Şu anda dışarıda hava sıcaklığı 3 derecenin altına düşmek üzere. Çiftçiler olarak biz de hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştü mü seralarımızda ürünlerimiz zarar görmesin diyen ısıtma yapıyoruz" açıklamasını yaptı. 
BİR GÜNDE 300 KİLOYA YAKIN ODUN 150 KİLO DA KÖMÜR YAKIYORUZ'
Yılın ilk soğuk havasının geldiğini aktaran Şahin, "Gece hangi saatte don olacağı belli olmaz. Bunun için hava karardığı zaman seralarımız başında bekliyoruz. Akşam saat 18.00’den sabah 07.00’ye kadar nöbet tutuyoruz. Hangi saatte don olacağı belli olmaz. Bu sürede komşularımız yanımıza geliyor. Kendi aramızda sohbet ediyoruz. Ürünler üzerine bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Ürünlerimiz her yere ihracat edilecek. Seranın içerisini 6 derecede tutmaya çalışıyoruz. Buradan kazandıklarımız ile hayatımızı devam ettiriyoruz. Bir dönüm alanda ortalama 2-3 soba yakıyoruz. Bir günde 300 kiloya yakın odun 150 kilogram kadar da kömür yakıyoruz. Geçen yıl don olayı çok az oldu. Bu yıl biraz daha fazla olmasını bekliyoruz. Bu yıl havalar daha soğuk geçecek" dedi. 
 
28.12.2018
Devamı

Türkiye’nin yarısında 20 Yıllık Islah Projesi Bitiyor mu?

Dünkü Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yayınlanan Güney doğu Anadolu, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya ovası projeleri kapsamında illerde hayvancılık yatırımlarının desteklenmesine ilişkin kararname yayımlandı.
Islah projeleri bitiyor mu?
Yayımlanan karara göre yatırım konularında inşaat, yeni ahır ağıl, yapımı veya tadilatına yüzde elli hibe destek verilirken hayvan alımında ise damızlık boğa veya koç teke alımına destek vermesi ıslah projeleri bitiyor mu? Sorusu akıllara geliyor.
Kararnamede etçimi sütçümü olması belli olmazken daha önceki yıllarda 5 yıl boğa dağıtım uygulamaları yapılmıştı. Bunlardan kaç tane proje yapıldı.  20 yıldır yürüyen sığır ıslah projeleri ne olacak?  Türkiye’nin yaklaşık yarısında DOKAP, DAP, GAP, KOP bitiyor mu? Bu dağıtılacak boğa ve koç tekeler neye göre dağıtım yapılacak. Etçi işletmeye etçi, Sütçü işletmeye sütçü boğa, koç, teke mi verilecek?

2014 yılında eski Hayvancılık Genel Müdürü Mustafa Kayhan döneminde çıkan boğa ve koç dağıtımı 2yıl devam ederken bu dağıtımda yüzde 80 hibe verilmişti. Bu boğaların dağıtımında ıslah projesine çok büyük darbe vurulmuştu. Bununla beraber hayvan hastalıkları özellikle tüberküloz ve brusella hastalıkları artarak gelmişti.
 Öte yandan edinilen bilgiye göre Anadolu’nun birçok yöresinde üretici ve yetiştiriciler çıkan bu kararname ilişkin görüşlerini beyan ederken Üretici gözünden hem üreticiye darbe olacak hem de uzun yıllardır ıslah projeleri rafa kaldırılmış ve tamamen bitmiş olacak.  Denildi.
Yetiştirici Gözün’den
“Uzun yıllardır ıslah için çalışmalar yaptık. Karşılığında ise en güzel ve kaliteli buzağılar yetiştirdik.  Boğalar dağıtıldığından beri boğadan kaynaklı buzağılarda kaliteler ve verimler çok düşük. Boğa ve koç teke dağıtımı devam ederse gerek et ve süt hayvancılığı bitecek. Bunun dışında önemli bir konu daha var ki adeta insanların sağlığı ile oynamaya alışkanlık hale gelmiş olacaklardır. Özellikle bu boğa ve koç teke dağıtımında Brusella ve tüberkülozun önüne geçilemeyecektir.
Yetiştiriciler olarak uzun yıllar emek verdiğimiz ıslah projelerinin geliştirilerek aynı zamanda artırılarak bu yönde projelerin çıkmasını istiyoruz.” Denildi.
 Konu ile ilgili olarak ilgili bürokratları daha dikkatli davranmaya davet ediyoruz. Kararnameye ilişkin hiç değilse 5 er baş damızlık veya etçi yüzde elli hibeli hayvan verilemez miydi? Umut ediyoruz ki boğalar koç ve tekeler damızlık belgeli ve hastalıktan ari olarak verilmesi daha uygun olacaktır. Bölgelerdeki üreticiler bu konuları talep etmektedir.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü

 
 
 
26.12.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık 2018'de Zor Günler Geçirdi

2018 yılının son ayını geride bırakıyoruz.  2018 yılında tarım sektörü zor günler geçirdi. Gündemden hiç düşmeyen et ve sütü hem konuştuk hem de yazdık. Üstüne birde patates, soğan ve üst üste zam şampiyonu olan domates ve salça ’da sektörün tuzu biberi oldu.
Tarım ve özellikle hayvancılık sektöründeki olumsuz gelişmeler hem tüketiciyi hem de üreteni derinden yaralarken sektörde ise ardı ardına gelen konkordatolar süt üreticisinin damızlık hayvanları kesmesine, bazılarının ise batmasına neden oldu. Hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yem fiyatlarının döviz kuru baskısı altında kalarak %35 % 40 a çıkan zamlarla sektörü durdurma ve üretmeme noktasına getirdi.

 Tarım ve hayvancılık sektöründe herkesin memnuniyetsizliğinden yanı sıra ortada bir gerçek var ki uzun yıllardır üretmenin ve üretebilmenin mutluluğunu yaşayan eli nasırlı üretici bugün borç batağında.  Üretici kendisine uzanacak şefkatli ve merhametli devlet babasından el uzatmasını bekliyor. Et ve süt, bir toplumun olmazsa olmazıdır. Proteinsiz bir toplum geride kalmış bir toplum gibidir. Üretim yapamayıp sürekli ithalata dayalı bir politika yürütmemiz içerdeki yerli ve milli olan çiftçimizi kaderine bırakmanın ötesinde güzel Anadolu’muzu kaderine bırakmakla eş değerdir.
Anadolu insanı merhametlidir. Toprak kokar elleri, güller açar gözleri neden diye sorma ANADOLUDUR yüreği sözleri ise üretebilmenin derdi ile dertlenmiş üretici ve çiftçinin ta kendisidir.

Öyleyse eli nasırlı Anadolu insanına ve üretmenin derdi ile dertlenip her fırsatta devletinin ve milletinin yanında yer almış üretici ve çiftçimize sahip çıkalım. Destekleri artıralım. İthalattan vaz geçelim. Sütü makul bir fiyatta artıralım. Girdileri düşürelim. Et ve sütte yeni dönem için asgari üç yıllık planlama ve proje yapalım. Üretici ve tüketici için olmazsa olmazı Halk ekmek gibi et ve sütte de özelikle büyükşehir belediyeleri gerekli çalışmayı yaparak üreticiden tüketiciye buluşturulmasında büyük fayda vardır.   Kısacası biz üretelim biz kazanalım. Yerli ve milli sermayemizi dışardaki Hans’a, Tony’e değil; Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Köylü Milletin Efendisidir” sözünden yola çıkarak Mehmet Efendiye, Ahmet Bey’e ve Ayşe Annemize harcayalım. Yerli ve milli olmak ancak böyle olunur. 

Muhammet OLUKLU 
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü 

 
26.12.2018
Devamı

50 Hayvancılık Projesine 37 Milyon liralık Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Programı (IPARD II) 3. çağrı ilanı kapsamında 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek, “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” ifadesini kullandı.
Yazılı açıklamasında Pakdemirli, TKDK IPARD-II 3. çağrı ilanı kapsamında bugün 6. grupta yer alan 50 hayvancılık projesini onaylayarak hibe sözleşmelerinin imzalanma sürecini başlattıklarını bildirdi.
50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirten Pakdemirli, şunları söyledi:
“Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak. 6. grupta yer alan bu projelerle birlikte IPARD-II 3. çağrı kapsamında desteklenecek tüm projeleri açıkladık. Böylece toplamda onaylanan 2 bin 316 projeye 781 milyon lira hibe sağladık. Bu hibelerle birlikte kırsalda yaklaşık 1,5 milyar lira tutarında yatırım gerçekleştirilmiş olacak.”
 Bu tesislerde 7 binin üzerinde yeni istihdam oluşmasını beklediklerini ifade eden Pakdemirli, TKDK üzerinden kırsal kalkınma projelerini desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
 
26.12.2018
Devamı

Besilik Hayvan İthalatı Durduruldu

Kırmızı ette yaşanan sıkıntıları çözmek içim Tarım ve Orman Bakanlığı düğmeye basarak besilik ithalatını durdurdu. Hayvancılık Genel Müdürlüğünün talimatıyla 25 Aralık'tan itibaren besilik hayvan ithalatı için kontrol belgesinin verilmeyeceği duyuruldu.

Sektör temsilcileri besilik hayvan ithalatının durdurulmasını olumlu karşıladıklarını belirttiler. Karkas kesim fiyatlarının artan yem ve diğer girdi maliyetlerine rağmen 24 ile 25 lirada seyretmesinin ülke hayvancılığına büyük zarar verdiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Tarım ve Orman Bakanlığının aldığı kararla besilik ithalatının durdurması sektörde yaşanan sorunlara bir nebze çözüm olacaktır. Bakanlıktan üreticinin önünü görecek politikaları hayata geçirmesini bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundular.
 
 
26.12.2018
Devamı

Narenciye Üreticisi Zor Günler Geçiriyor

Ekonomisi büyük ölçüde narenciyeye dayalı olan Hatay’ın Erzin ilçesinde üreticiler zor günler geçiriyor. Maliyetlerin artmasına rağmen yıllardır düşük tutulan narenciye fiyatı bu yıl 25 kuruşa kadar düştü. Evrensel ’den Volkan Pekal’ın haberine göre  Erzin’de narenciye üreticileri, borçlu olmayan, takipte olmayan üreticinin kalmadığı yönünde. Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, tüccarın parasını faize yatırarak kârına kâr kattığını, ürünü alınmayan, malları ipotekli, borç altındaki üreticinin ise kullanacak kredi limitinin kalmadığını söyledi.
Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, birkaç ay önce 60-70 kuruş olarak gerçekleşen narenciye fiyatlarının artmasını beklerken, Akdeniz meyve sineği zararlısının bahane edilerek narenciyelerin Rusya’dan dönmesinin ardından fiyatların düşerek 25 kuruşa kadar gerilediğini ifade etti.
KİLOSU 25 KURUŞA DÜŞTÜ
25 kuruşa narenciye satacak alıcı da bulamadıklarını dile getiren Keskin, “Faizler yükselince büyük tüccar, ihracatçı parasını faize yatırıyor. Niye yüzde 20-25 faiz almak varken parasını yaş meyveye yatırarak riske girsin ki!” diye konuştu. Dolardaki yükseliş ve yüksek faizin çiftçilere yansımasının yıkım olduğunu ifade eden Keskin, “2016’da çekleri karşılıksız çıkan ihracatçı bir holding tarafından dolandırılan, bu yıl zarar eden, önümüzdeki yıl maliyeti artacak olan çiftçi nasıl borç ödesin, nasıl ayakta kalsın? Doların yükselmesine bağlı olarak önümüzdeki yıl narenciye üretim maliyetlerinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Zirai ilacı, gübresi, mazot fiyatları geçen yıla göre en az iki kat arttı. Bu yıl narenciye üretim maliyeti 40-45 kuruştu. Önümüzdeki yıl 90 kuruşla 1.2 lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Artık takipte olmayan çiftçi yok. Yüksek faiz olduğu için borçlarını yapılandıramıyor. Sezon başında borçlanan çiftçi borçlarına ödeyemeyecek duruma geldi” dedi.
KREDİ LİMİTİ DOLU, MALLAR İPOTEKLİ’
Ekim ayında yağan dolu ile bölgedeki ürünün yüzde 40’ının kaybedildiğini ifade eden Keskin, “Kalan mal da elde kaldı. Çiftçi ağaçların bakımı için çektiği kredileri ödeyemeyecek. Artık düşük faizle kredi çekme şansları yok. Ziraat Bankası’ndaki kredi limitleri doldu. Diğer bankalardan kredi çekmek zorunda kalacak. Yüzde 2-3’ü ödeyemeyen çiftçi, yüzde 20-25, masrafları ile yüzde 30’ları bulacak krediyi nasıl ödeyecek? Ya da banka malı mülkü diğer bankaya ipotekli çiftçiye niye kredi versin? Çiftçi krediyi alabilse de altından kalkabilecek mi? Yüzde 20 para kazanmıyor. Kazanamaz hale getiriliyor. Nasıl yüzde 30 para alsın da masraf etsin?” diye sordu.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİ İÇİN DE BİR ŞEYLER YAPSIN’
Bu sistemde aracının kazandığını, aracı kârlı görmediğinde de mallarının ellerinde kaldığını ifade eden Keskin, “Hal yasasının değişmesi lazım. İnsanları birilerine mecbur etmesinin manası yok. Birliklerin yetkilendirilmesi lazım. Alma satma yetkilerinin olması gerekiyor. İktidar piyasaya sürülmesi gereken soğana karşıma hakkını kendinde görüyorsa çiftçinin durumunu düzeltmek için bir şeyler yapması lazım” dedi. Bölgede üretilecek narenciyeyi katma değeri yüksek mamul haline getirmenin bir başka çözüm olduğunu dile getiren Keskin, “Kurulacak bir fabrikaya satış garantimiz olursa bu fiyatı da belirler” dedi.
ÜRETİCİ TOPRAK SATARAK BORCUNU ÖDÜYOR
Zarar eden üreticinin toprak satarak borçlarını ödeme yoluna gittiğini söyleyen Yeşilkent Sulama Kooperatifi Başkanı Mustafa Vural, “Ama toprak da artık para etmiyor. 10 sene önce 30 bin lira olan yer şimdi de 30 bin lira. Borcu ödeyebilmek için toprak satacak. O da alıcı bulursa. Narenciyenin para etmemesi, faizlerin yüksek olması buna neden oluyor. Biz Ziraat Bankası’ndan aldığımız krediyi ödeyemeyince üretici, sigortası varsa erteleyecek ama ertelemenin de bir faizi var” dedi.
‘MALIMIZA SAHİP ÇIKALIM’
Pamukta 35-40 lira olan dönüm başına desteğin narenciyede 12 lira olduğunu ifade eden Vural, “Hükümetin çok büyük destek vermesi olası görünmüyor. Biz kendimize güvenmemiz lazım. Bir, kooperatifleşmemiz gerekir; iki, kendi malımıza sahip çıkmalıyız. Su ücretinin düşürülmesi için elektrik fiyatlarının düşürülmesi gerekir. En azından KDV düşürülmeli. Krediyi ertelesek çözüm değil. Arazimize bakabilmek için kredi limitini arttırılması gerekir. Dönüm başına 2 bin 600’dü, en az 4 bine yükseltmeli” dedi.
‘ERNAR İYİ İŞLETİLMELİ’
1984 yılında kurulan Hatay Erzin Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin ilk yıllarda zaafları olsa da çalışan bir kuruluş halinde olduğunu dile getiren Vural, “Ama en az 6 yıldır tamamen iyi işletilemedi. İyi işlemesi için zaman zaman toplantılar yapıldı ama sonuç alamadık. Kooperatifleşip paketleme fabrikası ile iyi sonuçlar elde edebiliriz” dedi. Sezon başladığında ürünü depolama imkanı olmadığı için üreticinin mahsulü bir an önce satma derdine düştüğünü ile getiren Vural, “İki ayda sattın sattın, satamazsan yağmurda da sıcakta da olumuz etkilenir. Kendi malımıza sahip çıkamıyoruz. Bu yüzden fiyatlar 10 yıldır aynı, hiç yükselmedi. Ekimde dolu vurdu, bu ayın 20’sinden sonra da don vuracak. O yüzden bu yıl narenciyeden bir şey beklemek artık gerçekçi değil. Bundan sonra malımıza sahip çıkmamız lazım. Çiftçi kendine güvenip kooperatifine sahip çıkmalı. Narenciye Erzin ekonomisi için önemli. Nakliyesinden toplanmasına 6 ay boyunca istihdam imkanı yaratıyor” dedi.
‘BURADA 3 KURUŞA VERDİĞİM PORTAKALI İSTANBUL’DA 9 LİRAYA ALDIM’
Narenciye üreticisi Mehmet Nuri Özarslan, fiyatların artmasını beklerken hiç ürün satamadığını belirterek, “Bir kilo bile mal veremedim. Yarısı doluda gitti, çürüdü. 300 ton 150 tona düştü. Sulama Kooperatifine, gübreciye, ilaççıya verdiğim para öylece duruyor. Zarar ettik. İyi ki emekli maaşım var yoksa eve ekmek parası da götüremeyecektim” dedi.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİYE SAHİP ÇIKMIYOR’
Savaş oldu, uçak düştü derken tüccarın mallarını almadığını, fiyatları düşürdüğünü ifade eden Özarslan, “Öyle olunca 30 kuruşa düştü. Burada 30 kuruşa verdiğim malı İstanbul’da torunum portakal istediği zaman 9 liraya aldım. Aradakini kim kazanıyor? Çiftçinin cebine girmiyor. Tüccar da zarar ettim diyor. Sen de zarar ettiysen bu fiyata nasıl çıkıyor? Sen oraya mal götürebilsen, 2 liraya satsan vatandaş 5 kilosunu da alır 10 kilosunu da alır. Malımız elde kalmaz. Hükümet çiftçiye sahip çıkmıyor. Bir ilacın kilosu 70 kuruştan 370 kuruşa fırladı. Birçok ilaca yüzde 300 zam geldi. Dolar yükselince fırladı, biraz düştü ama fiyatlar aynı kaldı” dedi.
‘ELEKTRİĞE, MAZOTA BU KADAR ZAM OLUR MU?’
Öte yandan üretim yapılan tarım arazilerine sanayi ve termik santraller kurulduğunu dile getiren Özarslan, “Bu da çiftçiyi tamamen öldürüyor. Elektriğe bu kadar zam olur mu, mazota bu kadar zam olur mu? Benim malımı da zamlandır o zaman. Seneye ne gübre alacağım ne ilaç alacağım. Geceni gündüzüne katıyorsun. Devlet bunları narenciyeye teşvik verip fabrika kurdurmadıktan sonra, narenciye işleme tesisi kurulmadıktan sonra narenciye para etmez” dedi.
‘SENEYE HİÇBİR ŞEY YAPMAYACAĞIM’
İspanya’da  9 dönümün hobi bahçeleri olarak kullandığını ifade eden üretici Osman Özdemir, “Bizde 9 dönüm insanlar için geçim kaynağı. Asıl tarım orada yapılıyor. Devlet çiftçisini destekliyor. Sanayiye yönelik üretim yapılıyor” dedi. 2 tona yakın meyvesinin yarısının doluda gittiğini ifade eden Özdemir, “Dolu vurduktan sonra dalında bekliyor. Alan yok. Bu sene zarar ettik. Seneye elimden gelse hiçbir şey yapmayacağım. Yapacak bir şey olsa yapacağız. Devlet herkes başının çaresine baksın diyor” dedi.
 
 
 
25.12.2018
Devamı

5 Tarım İlacına Kademeli Yasak

Tarım ve Orman Bakanlığı, arı kolonilerini zehirleyip öldürdüğü gerekçesiyle 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.
Yaklaşık 8 milyon arı kovanına sahip olan Türkiye'de, her yıl ortalama 150 bin kovan arı, pestisitler,, yani tarım ilaçları nedeniyle ölüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı,, arıların koloni halinde ölümüne yol açtığı iddiasıyla 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.

5 İLACA KADEMELİ YASAK 
O ilaçlardan en zararlıları olan Thiamethoxam ve Imidoclaprıd'in açık alanlarda kullanımı aralık ayı itibarıyla yasaklandı. Bu iki ilacın seralarda kullanımı ise devam edecek, ancak etiketlerinde uyarı yazıları yer alacak. Çiftçiler de dikkatli kullanmaları konusunda uyarılacak.
Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre, bir diğer ilaç olan Chothianidin'in kullanımı 31 temmuz 2019'a kadar kademeli olarak devam edecek, o tarihten sonra yasaklanacak. Thiacloprid'in kullanımı da 30 nisan 2019'a kadar devam edecek. Nisan ayı sonunda, kullanılıp kullanılmayacağı yeniden değerlendirilecek...
Acetamibrid'in kullanımı ise devam edecek, ancak etiketinde uyarı yer alacak.
ETİKETLER DEĞİŞECEK
Tarım Bakanlığı yetkilileri, söz konusu ilaçların en zararlılarının yasaklandığını, diğerlerinin de kullanımının kısıtlandığını belirtti. Kullanımı kısıtlanan ilaçların etiketlerinde, "bu ürün arılara karşı çok zehirlidir. Kuru ve rüzgarlı havada ilaçlı tohum ekimi yapmayın, bombus arısı olan seralarda kullanmayın” uyarısı yer alacak. 5 ilaçla ilgili Avrupa Birliği uygulamaları takip edilecek ve aldıkları kararlar Türkiye'de de eş zamanlı uygulanacak.
 
 
25.12.2018
Devamı

Artırılan Süt Prim Desteği Geriye Dönük 6 Ayı'da Kapsasın

Türkiye Süt Üreticileri merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tarım ve Orman Bakanlığımızın süt prim desteğini artırmasından dolayı  teşekkür ediyoruz. Ancak bu desteğin Ocak, şubat , Mart aylarını kapsamasından ziyade  geriye dönük son 6 aylık süt prim desteklerini de kapsamasını istiyoruz" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni yılda verilecek çiğ süt destekleriyle ilgili açıklama yaptı. Bakan Pakdemirli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Tarım ve Orman Bakanlığı olarak süt üreticilerimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretiminde sürdürülebilirliğin ve vatandaşlarımızın ucuz süte ulaşmaların sağlamak, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele” kapsamında fiyat artışının tüketimde talep daralması yaratmasının önüne geçmek ve arz / talep dengesinin devam edebilmesi için çiğ süt destekleme fiyatlarında yeniden düzenlenme yapılmıştır.
2019 yılında yani yeni yıldan itibaren Ocak, Şubat, Mart aylarında süt üreticilerimize, litre başına vermekte olduğumuz ortalama 10 kuruş “Süt Prim Desteği”, 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltilmiştir.
Böylece; Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı tavsiye fiyat kararı olan 1,70 TL lik sütün litre fiyatı, Bakanlığımızca yapılan 25 kuruşluk desteklemeyle 1,95 TL olacaktır.         
Bu desteklemeyle, 2019 yılının ilk 3 ayında süt üreticilerimize toplam 571 Milyon TL süt desteği yapılmış olacaktır ”denildi.

 Bakan Pakdemirli’nin bu açıklamasını değerlendiren Türkiye Süt Üreticileri merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tarım ve Orman Bakanlığımızın bu vereceği desteğe teşekkür ediyoruz. Ancak bu desteğin Ocak, Şubat, Mart ayıarından ziyade  geriye dönük son 6 aylık süt prim desteklerini de kapsamasını istiyoruz. Üreticimiz son 1yıldır girdilerin altında çok ezildi. Son bir yıldır da sütten para kazanamaması süt üreticisini derinden yaralamıştır. Bizler bu artırılan prim desteğinin şuana kadar ödenmeyen 6aylık süt prim desteğinde de uygulanmasında da istiyoruz”.
Süt üreticisi zor günler geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanımız  Bekir Pakdemirli beye süt prim desteğini artırmasından ötürü teşekkür ediyoruz. Bu prim desteğinin geriye dönük son 6 ayı kapsaması süt üreticimizin bir nebze olsun yüzünü güldürecektir". Dedi.
 
 
 
24.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Paramız var ki ithalat yapıyoruz sözlerine açıklık getirdi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmedeki "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin tamamının kesilerek çarpıtıldığını bildirdi.

AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmenin bir kısmının kesilerek başka bir basın yayın organı tarafından olumsuz haber yapıldığı belirtildi.

Pakdemirli'nin tamamına yer verilmeyen konuşmasından sadece "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin alınarak çarptırıldığı ifade edilen açıklamada, Bakan Pakdemirli'nin değerlendirmesinin ilgili kısmına yer verildi:

"Buğdayda Türkiye kendi kendine yeterlidir. Yani bu şey üzerinden muhalefet yapılır. 21,5 milyon ton üretimimiz var. 19 milyon ton tüketimimiz var (son 5 yıl ortalamamız). Ha diyeceksiniz ki neden ithalat yapıyorsunuz? Ben de diyeceğim ki makarna fabrikaları, un fabrikaları boş mu kalsın? Bunu ithal edip karşılığında ihraç ediliyor. Yani bir o kadar da ihracat var. İthalatın olduğundan daha fazla ihracatımız var, buğday tarafı böyle. Samanda da 9 bin küsur ton yani 10 bin ton diyelim. Bizim Türkiye’de de kaba yem ihtiyacımız 66 milyon ton. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 10 binde 1,5’dir. Yani Türkiye’nin ihtiyacının 10 binde 1,5’i saman olarak ithal edilmiş. Bunun bir anlamı var mı? Bana göre bir anlamı yok, hiçbir anlamı yok.

Türkiye; 'Siz saman ithal ettiniz, buğday ithal ettiniz' diyenlere karşı ben de şunu söylüyorum: Biz, Türkiye’de para varmış ki ithal edecek parayı da bulmuşuz. Siz insanları sana yağı kuyruklarına, salça kuyruklarına, ondan sonra tüp kuyruklarına, sigara kuyruklarına muhtaç ettiniz. Önemli olan gıda arz güvenliği, bir şekilde bunu sağlamamız gerekiyor. Bizim iki tane görevimiz var. Biri üreticiyi korumak diğeri de tüketiciyi kollamaktır. O da çok pahalıya yememeli. Biz bu iki görevi dengede götürmeye çalışıyoruz."

Yapılan değerlendirmede Türkiye'de her ürünün üretilmesi gibi bir durum olmadığı ancak stratejik ürünlerin üretilmesi gerektiği ve ithalatın da ihracatın da yapılabileceği hususuna yer verildiği kaydedilen açıklamada, "Konuşmanın tamamına bakıldığında Sayın Bakanımızın nasıl bir değerlendirmede bulunduğu ve bazı mecraların bu değerlendirmeyi nasıl başka yerlere çektiği açıkça görülmektedir." değerlendirmesi yapıldı.

24.12.2018
Devamı

Ekilmeyen Tarım Arazisi Kalmayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, atıl tarım arazilerinin envanterinin tamamlanacağını belirterek, "İşlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlii, AA muhabirine, bakanlığının 2018 faaliyetleri ile 2019 hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tarım politikalarını yürütürken, çiftçiyi ve üreticiyi korurken, tüketiciyi de kolladıklarını aktaran Pakdemirli, bu politikaları, çiftçilerin yol göstericiliğinde, hep birlikte belirlediklerini söyledi. Pakdemirli, tarımsal desteklerin son 16 yılda yüzde 700 artışla 1,8 milyar liradan 14,5 milyar liraya çıktığına işaret ederek, "Bunun sonucunda, bitkisel üretimimiz yüzde 22 artışla 98 milyon tondan, 120 milyon tona, kırmızı et üretimimiz yüzde 167 artışla 421 bin tondan 1 milyon 126 bin tona yükseldi. Tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara ulaştı." diye konuştu.
Pakdemirli, yerli tohumda üretimi 150 bin tondan, 1 milyon tonun üzerine çıkardıklarını vurgulayarak, "Dünya sertifikalı tohum piyasasında 750 milyon dolarla 11. sıradayız. 2002 ve 2017 yılları arasında sertifikalı tohumda, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 31'den yüzde 74'e çıktı. Sertifikalı tohum üretici firma sayımız, 2002'de 152 iken, 2018'de 863 oldu." ifadesini kullandı.
Baraj sayısını 16 yıllık süreçte 276'dan 541'e, hidro elektrik santrali (HES) sayısını 105'ten 534'e, içme suyu tesis sayısını 31'den 236'ya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, şu anda 6,5 milyon hektar alanın sulandığını ve buna 2 milyon hektarlık alanı daha ekleyeceklerini anlattı. Pakdemirli, bunun sonucunda tarıma ekstra yıllık 15 milyar lira gelir artışı sağlanmış olacaklarını söyledi.
Pakdemirli, buğday ve arpada destekleme primini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını, buğday ve arpa gübre desteğini 4 liradan 8 liraya yükselttiklerini anımsatarak, şöyle devam etti:
"Çiftçimizin ve üreticimizin tüm sorunlarını yakından takip ediyoruz. Kendileriyle sık sık bir araya geliyoruz. Tarım sektörü ister istemez ekonomik hareketlilikten etkilenen bir sektör. Ekonomik hareketlilik tarımı, diğer sektörlere göre daha fazla etkiliyor. Çünkü tarım, dünya emtia fiyatlarına duyarlı bir sektör. Zaman zaman döviz kurundaki dalgalanmalara ve artışlara karşı, çiftçimizi korumak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi.
Başta kooperatifler olmak üzere çiftçi kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasını sağlayacak, tarımın finansmanını ve pazara giriş imkanlarını reforme edeceklerine işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 14 bin 200 birlik ve kooperatif var. Kooperatiflerin ve birliklerin yapısını tekrar ele almada fayda görüyoruz. Bu konularla ilgili önümüzdeki günlerde birden fazla çalıştay yapacağız. Kooperatiflerimiz üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görmeli. Bu süreçte, kooperatif ve birliklerimiz, tarımın finansmanına ve pazara gidiş noktalarında etkin rol alacak."
Pakdemirli, toprak kaynaklarının envanterini tamamlayacaklarını da vurgularken, "Bugüne kadar toplam 6,1 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamladık. 2018 sonu itibarıyla 496 bin hektar alanda daha toplulaştırma çalışmasını tamamlayacağız. 2023'e kadar 8,5 milyon hektar alandan toplulaştırma çalışmalarını tamamlamış olacağız. Atıl tarım arazilerinin envanter tamamlama çalışmalarını başlatıyoruz. Böylelikle işlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Altyapı reformları ve hukuki reformlar hayata geçecek. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." ifadesini kullandı.
Yer Altı Barajları Eylem Planı'nı da yakında duyuracaklarını ve bu çalışmayla, su kapasitesinin etkin kullanılmasının sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Yapılacak yer altı barajları ile buharlaşmanın önüne geçmemiz mümkün. Ayrıca bu işe fazla para harcamadan ufak yer altı bentleriyle önemli miktarda suyu tutabiliyorsunuz. Hatta kendi cazibesiyle de bunu ovalara vermemiz söz konusu. Böylelikle barajlarla ilgili yaşanan istimlak, yeniden yerleşim ve ÇED gibi problemler de yer altı barajlarına yapılacak yatırımlarla ortadan kalkacak." dedi.
 
 
 
 
21.12.2018
Devamı

1 milyon Çiftçiye Finansal Okur Yazarlık Eğitimi

Borsa İstanbul'da gong, "Hedef 1 Milyon Çiftçiye Eğitim" sloganıyla 1 milyon çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verilmesini hedefleyen "Bütçesini Bilen Çiftçi Projesi" için çaldı.
Tarım alanında emek veren çiftçilerin finansal ürünler ve kavramlar hakkında bilgilendirilmesi, finansal risk ve alternatifler arasında tercihte bulunabilecek farkındalığa sahip olmasını temin ederek çiftçinin finansal refahının artırılması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından hayata geçirilen proje devam ediyor.
Hazirandan bu yana 10 bin üreticiye eğitimin verildiği Bütçesini Bilen Çiftçi Projesi'nde "Hedef 1 Milyon Çiftçiye Eğitim" sloganıyla 1 milyon çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verilmesi hedefleniyor. Projenin yaygınlaştırılması ve bu konudaki farkındalığın artırılması amacıyla Borsa İstanbul'da gong töreni düzenlendi.
Törende konuşan Borsa İstanbul AŞ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Gönen, Borsa İstanbul'un tarım için de ürünleri olduğunu belirterek, "Çok kafa yorduğumuz, gelişmesi için uğraştığımız ürünler var. Bunların başında ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) geliyor. Ben bunu bilmeyen arkadaşlara, 'Buğdayın hisse senedi hali' diye anlatıyorum." ifadelerini kullandı.
"SAHADA BÖYLE BİR PROJEYE İHTİYAÇ VARDI"
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz da tarım sektöründe kooperatifçilik denildiğinde ilk akla gelenin Tarım Kredi olduğunu belirterek, kurumun köklü geçmişi ve 1 milyon civarındaki çiftçi ortağına işaret etti.
Tarım Kredi'nin bugün 17 bölge birliği, bin 625 kooperatifi, 206 hizmet bürosu, 13 şirketi, 8 bin 597 çalışanı bulunduğunu ve aktif büyüklüğünün 32 milyar TL olduğunu bildiren Poyraz, "Yıllık 9 milyar lira kredi hacmine sahip olan Tarım Kredi Kooperatifleri, bu paranın yaklaşık yüzde 70'ini ayni kredi olarak çiftçilerine kullandırmaktadır." dedi.
Tarım Kredi'nin çiftçilere ekim döneminden hasat sonrasına kadar tüm üretim ve ürün değerlendirme aşamalarında destek verdiğini ifade eden Poyraz, tohum, gübre, yem, mazot, tarım alet ve makine, sulama sistemleri, sera örtüsü ve sigorta gibi girdilerin tamamını temin ettiklerini anlattı.
Daha önce gerçekleştirilen Tarımsal Finans Çalıştayı'nda finansal okuryazarlık eğitimi düzenlenmesi kararı alındığını, bu projenin üstlenilmesi konusunda Tarım Kredi'nin sorumluluk aldığını aktaran Poyraz, "Tarım Kredi Kooperatifleri olarak yaptığımız ön çalışma sonucunda sahada böyle bir ihtiyacın olduğunu ve üreticilere bu anlamda katkı sağlayabileceğimizi gördük." diye konuştu.
"ÜRETİCİLERİMİZİN YÜZDE 84'Ü PARA BİRİKTİREMİYOR"
Fahrettin Poyraz, daha önce yapılan Çiftçinin Nabzı Araştırması'nın sonuçlarına göre, üreticilerin yüzde 56'sının maliyet hesabı tutmadığını, girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranının yüzde 29 seviyesinde olduğunu, bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71'inin girdilerini vadeli şekilde tedarik ettiğini ve en erken hasatta ödeyebildiğini söyledi.
Araştırmaya göre, Türkiye genelinde tarım sigortası yaptıranların oranının yüzde 20'lerde kaldığını belirten Poyraz, çiftçinin malını yüzde 59 ile en çok tüccara sattığını, doğrudan son tüketiciye satış yapan çiftçi oranının ise yüzde 10 olduğunu aktardı.
Poyraz, "Çiftçilerin yüzde 70'i parasını hasatta alıyor. Her 4 çiftçiden 3'ü lisanslı depoları hiç duymamış, ELÜS kullananların oranı ise yüzde 2'yi geçmiyor. Araştırma, üreticilerin yüzde 84'ünün para biriktiremediklerini ve tarlaları için yeni yatırım yapmadıklarını ortaya koydu. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına, bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde." şeklinde konuştu.
"10 BİN SAYISINI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE 1 MİLYON ÇİFTÇİYE ÇIKARACAĞIZ"
Tarım Kredi Genel Müdürü Poyraz, haziran ayından bu yana söz konusu eğitmenler vasıtasıyla 10 bin çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verildiğini belirterek, "Hedefimiz, kooperatifimize kayıtlı yaklaşık 850 bin ortağımız ile birlikte 1 milyon çiftçiye ulaşmak. 10 bin sayısını önümüzdeki dönemde 1 milyon çiftçiye çıkaracağız." dedi.
Tarım üreticilerinin; finansal konuların yanı sıra bütçe yönetimi, planlaması ve tasarruf konularında da bilgi sahibi olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Poyraz, şunları kaydetti:
"Tarımsal işletmelerde üretimin verimliliği ve sürdürülebilir olmasında finansman koşullarının rolü ve yönetimi oldukça önemli olmakla birlikte, tarımsal işletme sahiplerinin kredi kullanırken nelere dikkat edeceğini bilmesi de önemlidir. Finansman maliyeti konusunda sorgulayıcı olabilen üretici, kredi kullanırken de daha bilinçli olacaktır. Çiftçilerimizin tasarruf bilincinin artırılması için bilinçlendirme aktiviteleri, eğitim, seminer, gezi ve ziyaretler kooperatifçi arkadaşlarımız ve iş birliği içinde olduğumuz üniversiteler aracılığıyla gerçekleştirilmeye devam edecektir. Bütçesini Bilen Çiftçi Proje'mizle paralel olarak sürdürdüğümüz çalışmalar ile hem eğitim faaliyetlerimiz desteklenmekte hem de ortaklarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasında kalite ve zaman verimliliğini artırmayı hedefliyoruz."
"HAYALİMİZ, ÇİFTÇİLERİMİZİN FİNANSAL OKURYAZARLIK SEVİYELERİNİN HAK ETTİĞİ YERE GELMESİ"
Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Denizmen ise ülke insanını hak ettiği finansal bilince ulaştırmak üzere FODER'in 6 yıl önce kurulduğunu, bu süreçte gençler, kadınlar ve emekliler gibi birçok çevreden 2 milyon kişiye ulaştıklarını bildirdi.
Denizmen, "Bugün de bu rakama 1 milyon çiftçi dostumuzu eklemekten gurur ve mutluluk duyuyoruz. Çiftçilerimiz; masamıza ekmeği, soframıza bereketi getiriyorlar. Ancak dünyada gıdanın 3'te biri israf oluyor. İsraf büyük bir sorun ve tasarruf dönemindeyiz. Finansal okuryazarlık ise tasarrufun temelidir, davranış ve tutumların altyapısıdır." diye konuştu. Çiftçilerin çok çalışıp az kazandığını dile getiren Denizmen, "Biz çiftçilerimizin, onlar da alın teri ile kazandıkları paralarının değerini ve kıymetini bilsinler diye düşünüyoruz. FODER olarak Tarım Kredi ile bir hayal kurduk. Bu hayalimiz, çiftçilerimizin finansal okuryazarlık seviyelerinin hak ettiği yere gelmesi, onların ekonomik durumlarında olumlu gelişmeler olması, finansal huzur ve özgürlüğe doğru bir geleceği inşa etmekti." ifadelerini kullandı.
 
 
20.12.2018
Devamı

Bir Gıda Devinden daha Konkordato

Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan ve 2 yıl önce TMSF bünyesine geçen ancak bir müddet sonra sahiplerine iade edilen Aynes Gıda konkordato ilan etti. Aynes Gıda'nın yüksek miktarda tahvil borcunu çeviremediği ileri sürülüyor.
Şirket’ten Yapılan Açıklama şu şekilde:
''Bir süredir ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sebeplerle işletmenin bütünlüğünün bozulmaması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, tüm çalışanların ve diğer paydaşların haklarının korunması, alacaklarına tam ve eksiksiz olarak kavuşmalarını temin etmek amacıyla Acıpayam Asli Hukuk Mahkemesi'nin 2018/662 esas sayısı ile konkordato talebinde bulunmuş olup, ilgili mahkemece yapılan inceleme sonrasında İcra İflas Kanunu'nun 287'inci maddesi gereğince şirketimizin 3 aylık süre ile hakkında yapılacak tüm takip işlemlerini durdurmasına yönelik tedbir kararı vermiş bulunmaktadır.''
 
 
19.12.2018
Devamı

YEM FİYATLARI ARTIYOR, DAHA DA ARTACAK

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu yem fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “En önemli yem hammaddelerinden biri olan buğday kepeği piyasada artık zor bulunan ürünlerden biri haline geldi. Yurtiçi buğday üretimi az olunca kepek fiyatları yükselişe geçti. Bununla birlikte ithal buğday kepeğinin fiyatına da zam geldi. ”dedi.
 
Gaytancıoğu açıklamasında şunları kaydetti. “En önemli yem hammaddelerinden biri olan buğday kepeği piyasada artık zor bulunan ürünlerden biri haline geldi. Yurtiçi buğday üretimi az olunca kepek fiyatları yükselişe geçti. Bununla birlikte ithal buğday kepeğinin fiyatına da zam geldi. Bundan 1 ay önce tonu 145 $ olan buğday kepeği bugünlerde 200 $'llara kadar çıktı. Buna paralel olarak yurtiçinde tonu 700 TL olan kepeğin tonu 950-1000 TL'lere çıktı. Bugünlerde yemin çuvalına yine 4-5 TL zam geldi. 
 
Yem Fiyatlarındaki Artışa Üretici Nasıl Dayanacak
 
Yem fiyatlarındaki artışa üretici nasıl dayanacak. Neredeyse tüm yem hammaddeleri ithal ediliyor. Dövizdeki artışla beraber zaten yem hammaddelerinin fiyatları çok yükseldi. Yurtiçi buğday, arpa ve mısır üretimindeki azalmalarla birlikte yem fiyatları sürekli artmaktadır. Çözüm nedir ? Acilen süt fiyatları artmalıdır. Süt Konseyi acilen toplanmalı ve Bakanlığın desteği ile süt üretimine teşvikler verilmelidir.
 
Süt İnekleri Kesime Gidiyor
 
Aksi taktirde şu sıralarda sıkça yapıldığı gibi süt inekleri tüm ülke genelinde kesiliyor. Sütten para kazanamayan, sattığı 1 litre sütle 1 kg yem alamayan süt üreticisi maalesef ineklerini kesiyor. Hatta birçok ilde süt ineklerinin kesimi Valiliklerce yasaklanmasına rağmen üreticiler bir yolunu bularak süt ineklerini mezbahaya götürüp kestiriyorlar. Hatta kesim için ciddi bir sıra bile oluşmaktadır. Sürekli uyarılarımıza rağmen Tarım Bakanlığı bunu görmezden gelmektedir. Bununla birlikte yine devamlı dile getirdiğimiz bir konuda taban gübre kullanımının gübre fiyatlarının yüksekliğinden ötürü azalmasıdır.” Dedi.

 
 
18.12.2018
Devamı

KIRSAL KALKINMA ve ARICILIK

Kırsal alan, altyapı ve sosyal hizmetler imkanlarından yeterince yararlanamayan metropol yerleşim alanları dışında kalan il, ilçe, köy ve mezraların oluşturduğu mekânsal alan olarak tanımlanmaktadır. Kırsal alanlar, ayrıca, kentli nüfus ile güçlü sosyal bağları olan ve bu kesim için dinlenme hizmeti sunan mekânları da ifade etmektedir (Gülçubuk, 2005).
Kırsal kalkınma; kırsal alanlarda yaşayan insanların sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan yapısını değiştirecek biçimde üretim, gelir ve refah düzeylerinin geliştirilmesi, dengesizliklerin giderilmesi, kentsel alanlarda mevcut fiziksel ve toplumsal alt yapının kırsal alanlarda da oluşturulması, tarımsal ürünlerin daha iyi değerlendirilmesi yönündeki süreçleri, etkinlik ve örgütlenmeleri ifade etmekte ve stratejik önemini korumaktadır (Özdemir 2012,Can 2007).
            Türkiye İstatistik Kurumu 2016 verilerine göre, Türkiye'nin nüfusu 2016'da 79 milyon 814 bin 871 kişiyi bulurken, belde ve köylerde yaşayanların oranı ise toplam nüfusun yüzde 7,7'si olup, 6 milyon 145 bin 745 düzeyindedir(TÜİK 2017). Türkiye'de kırsal yerleşimlerin kalkındırılması ve kırsal nüfus yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir(Gülçubuk, 2005). Bu çözüm yollarından biriside, hayvansal üretimin kollarından olan arıcılığın geliştirilmesi üzerinde şekillendirilmiştir.  
            Arıcılık, bitkisel kaynakları, arıyı ve emeği kullanarak, insanın varoluşundan bu yana beslenme ve sağlığını koruma amacıyla kullanmaktan vazgeçemediği bal, polen, arı sütü, propolis, arı zehri gibi ürünler ile günümüzde arıcılığın önemli gelir unsurlarından olan ana arı, oğul gibi canlı materyalleri üretme faaliyetidir. Arıların bitkilerin tozlaşmasındaki etkisi de dikkate alındığında, arıcılığın tarım sektörü içindeki rolü daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ülke ekonomisine önemli katkısı olan arıcılık, dünyanın çoğu ülkesinde ve ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır (Fıratlı ve ark. 2000). Arıcılık, ülkemizde az topraklı veya topraksız çiftçilere güvenli bir iş ve gelir imkânı yaratması, orman içi ve kenarı köylerde yani kırsalda yaşayan halkı kalkındırmak bakımından da önemli bir tarımsal faaliyettir ( Kutlu, 1998).
            Bu açıdan bakıldığında ülkemizde arıcılığın, kırsalda yaşayan az topraklı veya topraksız nüfusun kalkınması açısından önemli katkılar sağlayabilecek faaliyetlerden en önemlisi olarak ortaya çıktığını belirten çok sayıda çalışma bulunmaktadır.( Erkan,2001, Kutlu, 2014 Çakmak, 2003,Kekeçoğlu.2007 ). Arıcılık, kendi işgücünü, kıt kaynaklarını ve bilgisini kullanmaktan başka alternatifi olmayan insanların bulunduğu alanlarda veya yayla ve meralarda gelir ve istihdam yaratarak kırsal kalkınmaya katkı sunduğu tarımsal bir faaliyettir (FAO, 2005).
            Günümüz dünyasında olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sorunlardan biri hızla artan ülke nüfusudur. Artan nüfusa karşın, yüzölçümün değişmemesi ve düzensiz yerleşime bağlı olarak tarım arazilerinde azalma dikkati çekmektedir. Bu azalmada kırsal kesimde yaşayanların sosyoekonomik yapısını bozarak fakirleştirmektedir. Kırsal kesimin birçok bölgede yaşanan göç olayı ve kırsal kesimin düşük gelir düzeyi, bu insanları yaşadıkları yerlerde refaha ulaştırabilecek yeni kaynak arayışlarına zorlamaktadır (Kutlu, 2014 ).TÜİK tarafından yayımlanan “2009 Yoksulluk Çalışması” sonuçlarına göre, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların, yoksulluk oranı %38,69’a civarındadır. Arıcılık yapılabilirliği yoksulluğun önlene bilirliği bakımından tüm dünyada en yaygın tarımsal faaliyetlerden olup ülkemizde de özellikle kırsal alan yaşayanlarına güvenli bir iş ve gelir imkânı yaratıp yoksullukla mücadele bakımından da önemli bir istihdam kolu haline gelmiştir (Kaftanoğlu,1987).
 
            Tüik verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Mayıs döneminde 3 milyon 225 bin kişi olmuştur.  Tarım dışı işsizlik oranı ise işsizlik oranının %12,2 olarak tahmin edildiği belirtilmektedir (TÜİK2017). Çocuk hariç genç, yaşlı, bay, bayan her yaştaki insanın biraz bilgi birikimi az sermaye gereksinimi yanında arazi, tesis, alet-makine ve fazla işgücü gerektirmemesi arıcılığın avantajları arasında sayılmaktadır. Ülkemizin sahip olduğu flora, iklim ve coğrafi koşullar içerisinde tüm yıla yayılabilen ve iş gücü oluşturmakta sıkıntı yaşanmayacak, tarımsal üretim içerisinde önemi gittikçe artan alternatif bir üretim koludur. (Erkan 2001,Sandal 2013,Kekeçoğlu 2007). Bu yönü ile kırsal kesimdeki işsizliğin önlenmesinde ve azaltılmasında, kuruluş giderlerinin de az olması ile de yapılabilir en önemli tarımsal faaliyettir.
            Türkiye’nin sahip olduğu arazilerin niteliklerine bakıldığında toplam arazi varlığının % 0,2’sini işlenemeyen düz araziler, %13,9’unu iyi nitelikli mera ve orman arazileri,
%46’sını bozuk mera ve orman arazileri oluşturmaktadır. Geriye kalan yüzde 5,8 oranındaki arazilerde ise hiçbir şekilde tarımsal üretim yapılamamaktadır (Türkiye Arazi Varlığı, Ankara 1978; KHGM, Yıllık Envanter, Ankara 1998) . Bu alanların diğer önemli bir özelliği ise üzerlerinde hayvancılık ve arıcılık dışında her hangi bir tarımsal faaliyetin yapılmaması ve çevre kirliliğinin olmamasıdır. Bölgelere göre değişmekle beraber bu alanlarda geven, ak üçgül, çayır üçgülü, kırmızı üçgül, adi yonca, taş yoncası türleri, kekik ve birçok bal verimi iyi olan çok yıllık bitkilerin bulunduğu belirtilmektedir (Genç 2002).
            Özellikle kırsal kalkınmada arıcılığın geliştirilmesine yönelik olarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun önemli oranda destekleri bulunmaktadır. Bu kapsamında 2014 yılında 250.000 Euro’ya kadar olan harcamaların %50’si kurum tarafından karşılanacak şekilde desteklenmiş olup (TKDK, 2014), toplamda ise IPARD Programı döneminde 7.341 adet arıcılık yatırımına destek sağlanmıştır(Anonim 2016).
            Arıcılık, kırsal kalkınma ye yaşayanları için yarattığı istihdam ve sağladığı gelir nedeniyle özel bir öneme sahip potansiyeli olan bir sektördür. Arıcılık tekniğine uygun ve bilinçli yapıldığında kendini aynı yıl amorti edip kar getiren tek tarımsal faaliyettir. Ülkemizde arıcılığın uzun yıllardır süre gelen bir faaliyet olması kırsal alanlarda arıcılık kültürünün yerleşmesine neden olmuştur. Ekilebilir arazi miktarının azlığı, arıcılığın önemini kırsal kalkınma için daha iyi ifade etmektedir. Gerçek şudur ki; sahip olunan flora çeşitliliği, kuruluş giderinin azlığı, kırsaldaki işsiz sayısı, istihdama katkısı, verilen kamusal destekler, arıcılık ürünlerinin pazar sıkıntısının olmaması,  dikkate alındığında kırsal alanın kalkındırılması açısından arıcılığın lokomotif durumda olması gerekmektedir.
 
Öğretim Görevlisi Mehmet Ali KUTLU
Bingöl Üniversitesi
Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Müdürlüğü
 
 
KAYNAKLAR
 
Anonim 2016. IPARD Program Değerlendirmeleri Arıcılık Sektör Toplantısı Sonuç Raporu 2016.
 
Can,M., Esengül,K. 2007 Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programlarının Türkiye’nin Kırsal Kalkınması Açısından İncelenmesi: SAPARD ve IPARD Örneği
Çakmak, İ., Aydın, L., Seven, S., Korkut, M. 2003. Beekeping Survey in SouthernMarmara Region of Turkey. Uludağ Arıcılık Dergisi, 3(1): 31
Çelik, H. 1994.Kalecik ilçesinde gezginci arıcıların sorunları ve arıcılıkta yararlanılan bilgi kaynakları üzerine bir araştırma.
 
Erkan. C., Y, Aşkın.2001 Van İli Bahçesaray İlçesi'nde Arıcılığın Yapısı ve Arıcılık Faaliyetleri Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Bilimleri Dergisi (J.Agric. Sci.), 2001, 11(1):19-28
IPARD Program Değerlendirmeleri Arıcılık Sektör Toplantısı Sonuç Raporu 2016.
 
FAO, 2005. International Conference on Organic Agriculture and Food Security. Web adresi: ftp://ftp.fao.org/ docrep/fao/meeting/012/J9918E.pdf
 
Genç, F., Dodoloğlu, A., 2002. Arıcılığın Temel Esasları. Atatürk Üniv. Zir. Fak. Ders Yayınları No: 166, 338 s, Erzurum.
Gülçubuk, B., 2005. AB ve Türkiye’de Kırsal Yapı ve Kırsal Kalkınma. Ankara.http://www.wwf.org.tr/tr/docs/sunum_bulentgulcubu k.pdf. (Erişim Tarihi 28.04.2006)
 
Özdemir. S., 2012.KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 14 (23): 19-21
 
Fıratlı Ç, Genç F, Karacaoğlu M, Gencer HV, 2000. Türkiye arıcılığının karşılaştırmalı analizi sorunlar-öneriler. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, V. Türkiye Ziraat Mühendisliği Teknik Kongresi, Cilt 2, Ankara.
 
Kutlu MA, 1998. Arıcılık yerinin seçimi ve düzenlenmesi. Teknik Arıcılık. 60: 24-25.
Kutlu,M,A., 2014 . Gaziantep İli Arıcılık Düzeyinin Saptanması Sorunları ve Çözüm Yolları, Türk Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi 1(4): 481-484, 2014 481
 
Kekeçoğlu, M., Gürcan, E.K., Soysal, M.İ. 2007. Türkiye Arı Yetiştiriciliğinin Bal Üretimi Bakımından Durumu. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi, 4(2): 227-23.
 
Kaftanoğlu, O. 1987. Arıcılığın temel prensipleri. T.K.V. Teknik Arıcılık, Sayı:10, sh.7–11 Kazan/Ankara
 
TÜİK 2017.
 
Sandal, E.K., Kan, C. 2013. Bingöl ilinde arıcılık faaliyetleri. Türk Coğrafya Dergisi, 60,1-12.
 
18.12.2018
Devamı

TÜRKTOB’un Yeni Yönetiminde Görev Dağılımı

TÜRKTOB 11. Olağan Genel Kurulunun ardından seçilen yeni Yönetim Kurulu, 17 Aralık 2018 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımını yaptı.
8-9 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) 11. Olağan Genel Kurulunda seçilen Yönetim Kurulu Üyeleri ilk toplantısını yaptı.
17 Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda görev dağlımı şöyle oldu;
Yönetim Kurulu Başkanı: Savaş AKCAN ( Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Dr. Vehbi ESER ( Bitki Islahçıları Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Yönetim Kurulu Sayman Üyesi: Miktat OLGUN ( Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Sayman Üyesi)
Yönetim Kurulu Üyeleri;
Aykut HACIOĞLU ( Tohum Dağıtıcıları Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Hurşit NALLI ( Fidan Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Yıldıray GENÇER ( Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)
Ümit Cüneyt KURTULUŞ ( Fide Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Üyesi)
 
 
 
 
18.12.2018
Devamı

Aksaray'da DSYB ve Üniversite'den Canlı Embriyon Transferi

Aksaray Üniversitesi ve Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği iş birliği çerçevesinde KOOP projesi kapsamında Aksaray’da ilk kez canlı olarak embriyo transferi gerçekleşti. Özel kuruluşlar olarak ilk defa gerçekleştirilen embriyo transferi programına, Aksaray’da Kayan çiftliğinde gerçekleşirken; programa Aksaray Valisi Ali MANTI, Aksaray Üniversitesi Rektörü Yusuf ŞAHİN ve Aksaray protokolü eşlik etti. Embriyo transferi programında bir açıklama yapan Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Kayan konu ile ilgili şunları kaydetti.
“Bildiğiniz gibi verimi yüksek hayvanlardan yılda bir kez buzağı alabiliyoruz.  Embriyo projesi ile iyi ve kaliteli hayvanlardan yılda 20 ile 25 arası buzağı almayı hedefliyoruz. Ülkemizde çok fazla ithalat yapılıyor. Embriyo ile ithalatında önüne geçmiş olacağız. İşletmemizde İsveç kırmızısının embriyosunu Hostaın ırka taşıyıcı olarak verildi. Bölgemiz hayvancılık açısından sürekli gelişmekte. Embriyo transferi ile amacımız, üreticilerimize ve üyelerimize kaliteli damızlık kazandırmak aynı zamanda bir yılda aldığımız 1 buzağıyı 20 ile 25’e çıkararak ithalatların önüne geçmeyi hedefliyoruz.” Dedi.
    
 
18.12.2018
Devamı

Ege’de zeytin hasadı, çiftçinin yüzünü güldürmedi

Ege’de zeytin hasadı, çiftçinin yüzünü güldürmedi. Aksine, zeytin üreticisi zarar etti.

Salamura zeytin ve zeytinyağı üretiminde, 2018-2019 yılında sorunlu geçiyor. Çünkü, Ege bölgesinde bu yıl zeytinin çiçek açtığı dönemde ve sonrasında yaşanan yağmur, gece gündüz arasındaki sıcaklık farkı, rutubet, rüzgar gibi iklimsel etkenler nedeniyle zeytinler telef oldu.

ÖNCE ANTRAKNOZ HASTALIĞI DÖKTÜ

Zeytini dalında tutmak için sulak bölgelerde, en az 6 kez ilaçlama yapan bazı üreticiler, zeytini kurtarabildi. Ancak, Aydın ve Muğla dağları gibi, özellikle sarp dağlık, kıraç bölgelerde yetişen zeytinler, çürük leke (antraknoz) hastalığına yakalandı.  18-25 derece sıcaklık ve yüzde 90 oranına ulaşan yüksek nemde oluşan Antraknoz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında, zeytin meyvesi üzerinde dolu vuruğu gibi başlayıp, kuru bereli şekilsiz lekeler oluşturdu. 20 günlük bir hastalanmadan sonra, meyve çürüyüp döküldü.

ARDINDAN SİNEK VURDU

Bu yıl, Ege Bölgesinde görülen Akdeniz sineği ve zeytin sineği gibi zararlılar hem ovada, hem dağda arttı. Şeftali, elma, armut, incir, nar, Trabzon hurması, portakal, mandalina gibi her türlü meyveye larva bırakıp çürüten sineklerden, zeytinler de yoğun şekilde etkilendi.

Zeytin üretiminin en çok olduğu Aydın, İzmir, Manisa, Muğla bölgelerinde, zeytin meyvelerinin neredeyse yüzde 90’ı hasat öncesi dökülüp telef oldu.

Traktörün çıkamadığı, sarp dağlık kesimdeki zeytin ağaçlarında, yıl boyu aralama, budama yapan, delice kaçkınlarını yok eden, pinar gibi yabani dikenli maki çalılarıyla mücadele eden üretici, iki yıl üst üste  hasat yapamayınca ekonomik olarak zor duruma düştü.

ÜRETİM MALİYETLERİ ARTTI, ZEYTİN FİYATLAR DÜŞTÜ

Zeytin yağı toptan satış fiyatları, 2014 yılından beri, litresi 10-17 TL arasında seyrediyor. Bu yıl, Afrin Suriye’den ithal edildiği belirtilen 50 bin ton zeytin yağı nedeniyle önce yağın litresi 12 TL’ye kadar düştü. Sonra tekrar 10-17 TL aralığına oturdu.

Ancak 2014 yılında mazotun litresi 4.30TL iken bu yıl 6.30TL’ye yükseldi. 2014 yılında asgari ücret 1071TL iken, 2018’de 1820Tl oldu. Aynı şekilde gübre, zirai ilaç, yağ sıkım ücretleri gibi girdi maliyetleri en az yüzde 50-60 artmış olmasına rağmen, yağ fiyatları yerinde saydı. Yemeklik dane zeytinin kilogram fiyatları ise Aydın’da 2.5TL’ye kadar düştü.

SARP DAĞLIK BÖLGELERE YÜKSEK TEŞVİK UYGULANMALI

Zeytin ağacı sayısı, ülkemizde son 20-25 yılda, 80 milyondan 177 milyon adede çıktı. Buna rağmen Türkiye, Suriye ve Tunus gibi ülkelerden sofralık zeytin ve zeytin yağı ithal etmeye başladı.

Özellikle sarp dağlarda zeytin üreten köylü, artık para kazanamadığı gibi, zarar etmeye başladı.

ZEYTİNYAĞI DESTEĞİ, İSPANYA’DA 8TL, TÜRKİYE’DE 0.80 KURUŞ!

Ülkemizde, sarp dağlık bölgelerde zeytin yetiştiren çiftçiye daha yüksek destek ve teşvik verilmeli.

İspanya gibi AB ülkelerinde 1 litre zeytinyağına yıllardır 1,32 Euro (Yaklaşık 8TL) destek ödemesi yapılıyor. Türkiye’de ise, 1 Litre zeytinyağına verilen destek 0,70 kuruştan, 0.80 kuruş gibi komik bir rakama yeni yükseltildi.  

Ülkemizde sofralık dane zeytine de destek verilmesi gerekiyor.

HAŞERELERLE TOPYEKÜN MÜCADELE ŞART

Zeytin zararlılarıyla topyekun mücadele şart. Önümüzdeki yıllarda, sinek, antraknoz, sap kurdu, halkalı leke, pamukçuk gibi zeytin zararlılarıyla topyekun mücadele amacıyla, İspanya, İtalya, Yunanistan’daki gibi, zeytinlik bölgelerde uçakla ilaçlama yapılması ve ücretsiz biyolojik tuzaklar dağıtılarak, topyekun mücadele edilmesi gerekiyor.

Kadir ERCAN

Sürekli Basın Kartı sahibi Gazeteci

17.12.2018
Devamı

Kırmızı Et Sektöründeki Sorunlar Erzurum'da Masaya Yatırıldı

Erzurum İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiriciler Birliği’nin ev sahipliği yaptığı, Erzurum Kırmızı Et Yönetim Kurulu Toplantısı; Sektör Temsilcileri, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yetkilileri ile Sivil Toplum Örgütü Başkanları’nın katılımı ile gerçekleştirildi.
ETB başkanı Hakan Oral’ın katılım gösterdiği Yönetim ve Strateji Çalışma Grubu olarak da adlandırılan Erzurum Kırmız Et Kümelenmesi Yönetim Kurulu üçüncü toplantısında; sektördeki son gelişmeler, et ithalatı ve fiyat artışı başta olmak üzere, sektördeki diğer sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili alışverişinde bulunmak üzere Erzurum İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiriciler Birliği toplantı salonunda bir araya geldiler.
Toplantı başlangıcında, Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Proje Koordinatörü Tülin Teker ile Erzurum Kırmızı Et Teknik Destek Ekibinden Kümelenme Uzmanı Barış Cihan Başer, ilgili paydaşlarla birlikte öncelikle söz konusu sektörün küme haritasını ve rekabetçiliğini ortaya koymak ve daha sonra da sektör stratejisini belirlemek amacıyla birebir toplantı sonucunda elde edilen proje listesi üzerinden, finansman ihtiyacı, vizyona etkisi, gereklilik, yararlanıcı sayısı ve uygulanabilirlik kriterlerine göre çizelgeleme çalışmaları hakkında bilgilendirme sunumu yaptılar.
Proje Koordinatörü Tülin Teker, sunumunda kümelenme bazlı destek sistemi için ilk pilot uygulamanın Erzurum’da yapıldığını ve elde edilen tecrübenin ulusal platformda paylaşılarak kümelenme modelinin Tarım ve Hayvancılık sektöründe rekabetçiliğinin artırılması ve sektör stratejisinin, bölgenin bundan sonraki dönemlerde sektörün gelişmesi ile ilgili yol haritası niteliğinde olacağını da belirtti.
Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral ise Erzurum Kırmızı Et Kümelenme Ekibi’nin kısa süre zarfında büyük işler gerçekleştirdiğini ifade ederek: “İlimizde tarım ve hayvancılık sektörünün önceliği yer almaktadır. Bizler Kırmızı Et Kümelenme Yönetim Kurulu olarak, et sektörünün önündeki temel sorunları paydaşlarımız ile görüşerek, bu sorunlara yerinde çözüm bulmak için burada üçüncü toplantımızı yapmış bulunmaktayız. Kamu kurum kuruluş ve sivil toplum örgütlerimizin değerli temsilcileri de burada Erzurum ve bölgemizin temel sorunlarına değinip, yapılması gerekenleri masaya yatırarak; köklü çözüm yolları bulmaya çalışacağız.” dedi.

13.12.2018
Devamı

Tokat'ta Damızlık Koç Teke Üretim Merkezi

Tokat Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nce Karadeniz Bölgesi'nin ihtiyacının karşılanması için damızlık koç ve teke üretim merkezi kuruldu. Merkez, Karadeniz'de ilk, Türkiye'de ise 3'üncü tesis olma özelliği taşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Milli Tarım Projesi' kapsamında kurulan Damızlık Koç, Teke Üretim Merkezi, toplam 1 milyon 400 bin liraya mal oldu. Tesisinin yapım maliyetinin yüzde 40'ı devlet, yüzde 60'ı ise birlik tarafından karşılandı. Toplam 50 dönümlük arazi üzerine inşa edilen, 2 bin metrekare kapalı alana sahip tesis ile özellikle küçükbaş yetiştirmek isteyenlerin damızlık ihtiyacı karşılanacak.
'Milli Tarım Projesi' kapsamında merkezi kurduklarını belirten Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Turan Saldırıcıer, "Buradaki amacımız, Türkiye'deki hayvanların gen ıslahının yapılabilmesidir. Buradaki koçlarımız, Tokat'ta 4 tane ıslah projemiz var. Orada seçilen hayvanlarımız burada. Yetiştiricilerimizdeki hayvanların et, süt ve yapağı daha kaliteli hale gelmesini istiyoruz. Tokat'ta 220 bin küçükbaş mevcudumuz var. Biz eğer Tokat'taki hayvanlarda 1 kilogram artırım yaptırabilirsek 220 bin kilogram et fazlası demektir. Türkiye et ithal eden bir ülke. Amacımız; bu et ithalatını minimuma indirebilmek, Türkiye ve Tokat hayvancılığını geliştirebilmek. Bu tesisin bir özelliği de Karadeniz Bölgesi'nde tek tesis. Öncelikli hedefimiz Tokat yetiştiricisi. Genel hedefimiz Karadeniz Bölgesi. Yani Karadeniz'de aşağı yukarı 20 il var. Bu 20 ilin damızlık ihtiyacını buradan karşılamayı düşünüyoruz. Karayaka ırkının merkezi Tokat'tır. En iyi karayakalar, ırkı bozulmamış, genetik mutasyona uğramamış ırk olarak karayaka ırkı Tokat merkezdedir. Erbaa, Karayaka beldesindedir. Karadeniz'de de bizim dışımızda böyle bir tesis yok. Türkiye'de küçükbaş yetiştiriciliği yapmak isteyen insanlarımız gelip buradan koç temin edebilecekler" diye konuştu.   


'DEDEDEN KALMA USULLERLE HAYVANCILIĞI GÖTÜREMEYİZ'


İleride laboratuvar çalışmalarını da yapacaklarını dile getiren Başkan Saldırıcıer, "Küçükbaşta gen aktarımı babadan olur. Güzel, kaliteli damızlık vermeniz lazım ki nitelikli kuzu veya oğlak yetişsin. Biz eğer nitelikli damızlık koçları verip et, süt, yapağı olarak artırım sağlayabilirsek Türkiye'nin hayvancılık alanının daha da açık olacağını düşünüyoruz. Tokat Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği olarak bizim buradaki hedefimiz 1500 başlık bir dişi damızlık elde etmek. Yani ilerleyen günlerde hayvancılığa başlamak isteyen bir genç arkadaşımız geldiği zaman hiçbir yerde damızlık aramasına gerek yok. Buraya gelip 'Ben damızlık hayvan almak istiyorum. Hayvancılığa başlamak istiyorum' dediği zaman buradan çok rahat bir şekilde temin edebilecek. En azından gözü arkada kalmayacak. Buradaki yapılan işlerin hepsi bilimsel çalışma ile olacak. Bizim dünya piyasasında var olabilmemiz için dededen, neneden kalma usullerle bu hayvancılığı götüremeyiz. Bilim ile tecrübeyi buluşturacağız. Buluşturduktan sonra da hareket edeceğiz" dedi. 

12.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli:Tarım'da Dünya 7.siyiz

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakü'de Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Kerimov'la bir araya geldi. Görüşmede tarım sigortaları alanında iş birliği protokolü imzalanırken, Bakan Pakdemirli, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki tarımsal ticaretin istenilen seviyede olmadığına işaret etti.

İki ülke arasındaki tarımsal ticaretin daha iyi seviyelere gelmesi için görüş alış verişinde bulunduklarını kaydeden Pakdemirli, Türkiye'nin tarım sektörü açısından Avrupa'da birinci, dünyada ise 7'nci ülke olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin bu tecrübesini kardeş ülke Azerbaycan'la paylaşmak istediğini vurgulayan Pakdemirli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarımsal ticaretin istenilen seviyede olmadığını söyledi. Bu ticaretin artması için de Azerbaycanlı mevkidaşıyla daha çok bir araya gelme kararı aldıklarını ifade eden Pakdemirli, özel sektör firmalarının bir araya gelmesinin de bu ticarete renk katacağını vurguladı.

 

11.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli: Toprak varsa biz varız

                 

5 Aralık Dünya Toprak Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Toprak varsa biz varız. Dolayısıyla çocuklarımızı erken yaşta toprakla buluşturmalı ve 2100'leri düşünerek toprak konusunda gereken tedbirleri almalıyız" diye konuştu.

2013 yılında, Birleşmiş Milletler 68. Genel Kurulu'nda, Gıda ve Tarım Örgütü'nün talebiyle, kutlanan 5 Aralık Dünya Toprak Günü bu yıl Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla Bakanlık binasında düzenlenen etkinlikle kutlandı.

Etkinlikte konuşan Bakan Pakdemirli bu seneki sloganlarının 'Toprak Kirliliğine Çare Ol' olarak belirlendiğini ifade ederek "Toprak vatandır, toprak bölünmez ve toprak cömerttir. Toprak varsa biz varız. Bu yüzden çocuklarımızı erken yaşta toprakla buluşturmalıyız. Ziraatla ilgili öğrencilerimizi sahaya sürmeliyiz ve onların toprakla buluşmasını sağlamalıyız" dedi.

"TOPRAĞA MUHTACIZ"

2010'ları da düşünerek toprak konusunda gereken tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizen Pakdemirli "Bizler genellikle, toprakların günlük yaşamlarımızdaki rolünü görmezden geliyoruz. Toprağı, sınırsız bir kaynak gibi kullanıyoruz. Birçoğumuz, binlerce yılda oluşmuş toprakların, çok kısa sürede kaybedilmesinin ya da bozulmasının sonuçlarını düşünmüyoruz. Oysa aldığımız her nefesteki oksijenden, içtiğimiz her yudum suya ve yediğimiz her lokmaya, toprağa muhtacız" değerlendirmesinde bulundu.

"TOPRAK VARSA,  BİZ VARIZ"

Milli ekonomimizin temelinin ziraat, ziraatın temelinin de toprak olduğunu belirten Pakdemirli " Gıda ihtiyacımızın yüzde 95'ini topraktan karşılıyoruz. Artık, Mars'ta tarım yapmaya odaklanmış bir dünyada yaşıyoruz. Toprağın varlığında zenginlik, yokluğunda ise çölleşme ve sefalet vardır. Kısacası; toprak varsa,  biz varız" açıklamasını yaptı.

"DÜNYADA GIDA ÜRETİMİ YÜZDE 60 ARTIŞ GÖSTERMEK ZORUNDA"

Dünyada tarımın ekonomik değeri artan bir sektör olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli "Dünya genelinde, nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme ve göç çözüm bekleyen sorunlar. Bunun yanında iklim değişikliği ve çölleşme tüm dünyamızı tehdit eden en büyük sorun konumunda. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar olacak. Kentleşme yüzde 68 artış gösterecek. Buna bağlı olarak gıda üretimi yüzde 60 artış göstermek zorunda" diye konuştu.

Dünyada, geleneksel tarımın yüzleştiği son problemin ise yiyecek artıkları olduğunu vurgulayan Pakdemirli "Evrensel olarak üretilen gıdalar, yüzde 33 ile yüzde 50 oranı arasında hiç yenilmemektedir. Bir tarafta gıda ürünleri yüksek oranda israf edilirken, dünyanın diğer bir ucunda 800 milyon insan aç uyumaktadır" dedi.

"2050 YILINDA NÜFUSUN 100 MİLYON OLACAĞI TAHMİN EDİLİYOR"

Türkiye'de 2050 yılında nüfusun 100 milyon olacağının tahmin edildiğini belirten Bakan Pakdemirli " Kentleşme oranımız yüzde 86 civarlarında olacak. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından Türkiye nüfusunun 2020 yılında 82 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015'ten 2020 yılına kadar 5 milyonluk bir nüfus artışına denk geliyor. Bu yeni nüfusun gıda ihtiyacı için yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile, 1 milyon ton üretim artışı, bunun için de ek 400 bin hektar, yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde, tarım alanına ihtiyaç duyulmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

DOĞAL KAYNAKLARIN RASYONEL KULLANILMASI BİR ZORUNLULUK

Bu sebeple tüm doğal kaynakların rasyonel kullanılmasının zorunlu olduğunu ifade eden Pakdemirli " 'Bana Dokunmayan Yılan, Bin Yaşasın!' diyemeyiz. Dünya, hepimizin dünyası. Vatan toprağının her bir karışı, atalarımızdan bizlere miras ve bu mirasın, bizlere yüklemiş olduğu sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz. Tarım alanlarımızı korumalı ve en verimli şekilde kullanmalıyız" diye konuştu.

"TOPRAĞI DAHA DEĞERLİ VE VERİMLİ YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"

Toprağı daha değerli ve daha verimli hale getirebilmek için önemli çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli " Bu kapsamda, tarım topraklarını korumak ve yasal boşluğu gidermek amacıyla, 2005 yılında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarıldı. Düzenlemeyle, 655 bin hektar tarım alanının amaç dışı kullanımı engellendi. Ayrıca tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesini önlemek amacıyla da yasal düzenleme yaptık. Parçalı tarım arazilerini birleştirmek için, arazi toplulaştırma çalışmalarına hız verdik. 2003-2017 döneminde 5 milyon 700 bin hektar ve toplamda 6 milyon 150 bin hektar alanda toplulaştırma gerçekleştirdik. 7 milyon hektar alanda ise 258 ovamızı tarımsal sit alanı ilan ettik" açıklamasını yaptı.

EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK 154 MİLYON TONA DÜŞÜRÜLDÜ

1970'li yıllarda ülkemizde erozyon sebebiyle yılda 500 milyon ton toprağın denizlere taşındığını söyleyen Pakdemirli "Yürütülen başarılı ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve mera ıslahı çalışmalarımız neticesinde, bu miktar 154 milyon tona düşürüldü. İnşallah, erozyonla taşınan toprak miktarını,2023'deki hedefimiz olan 130 milyon tonun altına indireceğiz" dedi.

7 MİLYAR FİDAN TOPRAKLA BULUŞTURULACAK

Yine topraklarımızı korumak adına, 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturacaklarını vurgulayan Pakdemirli "Toprağı korumak ve tarımsal üretimimizi daha ileriye taşımak için, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, tüm bakanlık görevlileriyle beraber yoğun mesai sarf ediyoruz. Toprak, tüm kesimleri ilgilendiren en değerli varlığımızdır. Toprağın korunması konusunda tüm paydaşlara sorumluluk düşmektedir" diyerek sözlerini tamamladı

6.12.2018
Devamı

Türkiye Bu Sefer Kırmızı Et ve Canlı Hayvan İhraç Edecek

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, “inanılması  zor olsa da Türkiye’nin canlı hayvan ve kırmızı et ihraç edeceğini” yazdı. Buna göre Türkiye, yaklaşık 20 bin ton karkas et ve kesilmek üzere bekleyen 300 bin baş canlı hayvanı ihraç etmek için pazar arıyor.
Yıldırım’ın yazısı şöyle:
Son 9 yıldan bu yana canlı hayvan ve et ithal eden Türkiye, Et ve Süt Kurumu depolarında biriken yaklaşık 20 bin ton karkas et ve kesilmek üzere bekleyen 300 bin baş canlı hayvanı ihraç etmek için pazar arıyor.
İran, Irak, Suriye ve Katar pazarı için yapılan araştırmalardan olumlu sonuç çıkarsa ihracat hemen başlayacak
Sığır ithalatında Avrupa'da birinci, dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye, uygulanan yanlış hayvancılık politikası sonucu ihtiyacının çok üzerinde canlı hayvan ve et ithal etti. Depolarda biriken karkas et ve kesilmek üzere bekleyen canlı sığırlar pazar bulunursa ihraç edilecek.
Et stoku 20 bin tona ulaştı
Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinden edindiğimiz bilgilere göre, Et ve Süt Kurumu depolarında yaklaşık 20 bin ton kırmızı et stoğu oluştu. Etin şoklanması ile ilgili sorun yaşamaya başlayan Et ve Süt Kurumu ihracat için pazar arayışına girdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir süre önce et fiyatının yüksek olmasından şikayet ederek; "Et yemeyin, hindi,tavuk, balık yiyin" açıklamasından sonra ihracatın gündeme gelmesi şaşkınlık yarattı.
Kesilmeyi bekleyen 300 bin baş sığır ihraç edilecek
Depoların dolu olması nedeniyle Et ve Süt Kurumu'na hayvanını kestirmek isteyen üreticilere en erken Şubat 2019'a gün veriliyor. Besi süresini tamamladığı için kesilmek üzere Et ve Süt Kurumu'na üreticiler tarafından başvurusu yapılmış 300 bin büyükbaş hayvan var. Depolama konusunda sorun yaşayan Et ve Süt Kurumu bu hayvanları kesmek yerine ihraç etmek istiyor.
Hedef pazar komşu ülkeler
Et ve Süt Kurumu ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilileri ihracat için İran, Irak, Suriye ve diğer komşu ülkelere yönelik çalışma yapıyor. Ayrıca Katar'a ihracat için de çalışmalar sürdürülüyor. Bu ülkelerden olumlu sonuç alınması halinde et ve sığır ihracatı hemen başlayacak. İlk etapta depolardaki karkas et ve kesim için sıra bekleyen canlı hayvanlar ihraç edilecek
 
 
5.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli :Türkiye 52.2 Milyar Dolar Tarımsal Hasıla İle Avrupa'nın En Büyüğü Haline Geldi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Bugün Türkiye; 52,2 milyar dolar tarımsal hâsıla, 17,6 milyar dolar tarımsal ihracat ile Avrupa'nın en büyük tarımsal gücü haline geldi" dedi. 
Dr. Pakdemirli, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de düzenlenen Ukrayna-Türkiye Tarım İş Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin stratejik ortağı ve Karadeniz komşusu Ukrayna ile ilişkileri başta ekonomi olmak üzere her alanda geliştirmek istediklerini söyledi.
Ukrayna ve Türkiye arasındaki iş birliğinin çok sayıda alanda geliştiğini ifade eden  Bakan Dr. Pakdemirli, "Ticaret, yatırımlar, turizm ve savunma sanayi alanlarında her seviyede iş birliği halindeyiz." dedi.
"10 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİNE ULAŞMAK İÇİN DAHA FAZLA GAYRET GÖSTERMEMİZ GEREK"
İki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 3 milyar 528 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini anımsatan Dr. Pakdemirli, "Bunun 1 milyar 104 milyon dolarlık kısmı tarımsal ticareti kapsamaktadır. Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen ortak hedefimiz olan 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşabilmek için daha fazla gayret göstermemiz gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin, bölgenin güvenli bir limanı olarak, çevresindeki tüm sorunlara rağmen istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Dr. Pakdemirli, "2003 yılından bu yana ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,9 büyüyen Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde istikrarlı büyüyen ülkeler kategorisindedir. Bir yandan önemli altyapı projelerini hayata geçirirken, diğer yandan istihdamda ve tarımda önemli teşvikler sağlayarak ülkemizin elde ettiği bu kalkınma ivmesini daha da hızlandırmayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Dr. Pakdemirli, Türkiye'nin 52,2 milyar dolarlık tarımsal hâsıla ve 17,6 milyar dolarlık tarımsal ihracat ile Avrupa'nın en büyük tarımsal gücü haline geldiğini vurgulayarak, "Bu potansiyelin tüm dost ülkeler ile paylaşılması konusunda üzerimize düşeni yapmaktayız ve yapmaya devam edeceğiz. Ürettiklerimizle sadece 80 milyon vatandaşımızın değil, ülkemize sığınan yaklaşık 4 milyon Suriyeli mültecinin ve 40 milyon turistin beslenme ihtiyacını karşılıyoruz." dedi.
 
 
 
5.12.2018
Devamı

Hayvancılığın Sorunları Borsa'da Ele Alındı

Aydın Ticaret Borsası (ATB), üyelerinin sorunlarına çözüm bulabilmek adına yaptığı sektör toplantılarına devam ediyor.
Aydın Ticaret Borsası, hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üyelerini ilgili kurum müdürleri ve temsilcileriyle üretici birlikleri başkanlarını bir araya getirerek sektörün sorunlarını masaya yatırdı.
ATB toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Bşk. Yrd. Cengiz Ülgen, Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Er ve Meclis Üyesi Cihan Can, Aydın Damızlık Sığır Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Ünal, Aydın Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Altan Bilgen, Aydın Süt Birliği Başkanı Servet Başkaya, Tarım ve Ormancılık İl Müdürlüğü Şube Müdürü Figen Sezer, TKDK İl Koordinatörü Mustafa Bozkurt, kurum yetkilileri ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üyeler katılım sağladı.
Toplantının açış konuşmasını yapan Aydın Ticaret Borsası Meclis Üyesi Cihan Can; “Sektör temsilcilerimiz ile birlikte hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlarımız ve çözüm önerilerimizi belirlemek adına bir araya geldik. Gelişen ve değişen dünyada insanoğlunun önemli ve değişmez sorunlarının başında yeterli ve dengeli beslenme gelmektedir. Bu olgu söz konusu olduğunda, hayvansal ürünler taşıdıkları biyolojik özellikleri nedeniyle vazgeçilmez ve diğer besin maddeleri ile ikame edilemez bir konumdadır. Birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü (FAO) verilerine göre 2016 yılında tarım sektörü dünya gayri safi hâsılasının yüzde 3,2’sini oluşturmakta, hayvancılık sektörü ise tarımsal gayri safi hâsılanın yüzde 37’sini oluşturmaktadır. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 55, ABD’de yüzde 46 iken gelişmekte olan ülkelerde yüzde 24’ler civarında kalmıştır. Hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm yolları konusunda, toplantımızın verimli geçmesini temenni ediyorum” dedi.
Toplantıda, TKDK tarafından hayvancılık sektörüne yönelik verilen destekler konusunda bilgilendirme yapıldı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda, sektörle ilgili pek çok sorun kayıt altına alınırken; Aydın Ticaret Borsası tarafından toplantı raporu oluşturulması ve tüm katılımcı kurumların üst mercilerine gerekli raporu sunmaları karara bağlandı.
 
5.12.2018
Devamı

Gıda Fiyatlarının Düşmesi Kooperatiflerle Mümkün

Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliği Genel Sekreteri Fikri Kaya, gıda fiyatlarını düşürmenin yolunun kooperatiflerden ve üretici birliklerinden geçtiğini söyledi.
Türkiye Gazetesine açıklamalarda bulunan Kaya,  “Fiyatların düşmesinin ancak güçlü kooperatiflerle mümkün. Türkiye’de hâlihazırda 12 bin kooperatif ve 4 milyon üye var. Fiyatların istenilen seviyeye düşmemesin sebebi sayının yetersizliğinden değil, kanundan kaynaklı bir güçsüzlük söz konusu. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda ufak bir değişiklik yapılırsa her sene yaşanan fiyat dalgalanmalarının önüne geçilir” diye konuştu. Fiyatların düşmesi için kooperatiflerin dağınık yapısının düzeltilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, hem Tarım ve Orman Bakanlığını hem de Ticaret Bakanlığını ilgilendiriyor. Tarımla ilgili konularda Tarım Bakanlığı, yapı işleriyle alakalı konularda da Ticaret Bakanlığı sorumlu. Her ne kadar kuruluşları aynı kanuna bağlı olsa da amaçları farklı. Meselelerin çözümü için adım atıldığında bir taraf aksıyor. Sadece Kooperatif Kanunu’nda değişiklik yapılsa bile fiyatlar düşer” dedi. Ayrıca Kaya, vatandaşın ucuz gıdaya ulaşması için Yeni Hal Yasası ile üretici birliklerine ticaret yapma hakkı verilmesi gerektiğini dile getirdi.
 
5.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Ukrayna'da

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye-Ukrayna Tarım Çalışma Grubu 4. Dönem Toplantısına katılmak için Ukrayna'da
İki günlük resmi ziyarette bulunmak ve Türkiye-Ukrayna Tarım Çalışma Grubu 4. Dönem Toplantısına katılmak üzere beraberindeki heyet ile birlikte Kiev'e giden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi havaalanında Ukrayna Tarımsal Politika ve Gıda Bakan Yardımcısı Olga Trofımtseva ve Kiev Büyükelçisi Yönet Can Tezel karşıladı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ukrayna Tarımsal Politika ve Gıda Bakanı Maksym Martynyuk ile baş başa görüşecek, daha sonra da Ukrayna-Türkiye Tarım İş Toplantısına katılacak. Bakan Pakdemirli, Kiev'de bulunan Türk işadamları ile de bir araya gelecek. Tarım Bakanı Pakdemirli'nin, Ukrayna resmi ziyareti çerçevesinde Ukrayna Başbakanı Volodymyr Groysman ve Başbakan Birinci Yardımcısı Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Stepan Kubiv ile de başbaşa görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.
 
 
4.12.2018
Devamı

Rus Tarım Denetçiler Türkiye'de

Rus federal tarım ürünleri denetim ajansı Rosselhoznadzor'dan bir heyet, Türk tarım yetkilileri ile görüşmek ve şikayetler nedeniyle bir dizi denetim gerçekleştirmek üzere Türkiye'de
Rosselhoznadzor yetkililerinin yaptığı yazılı açıklamaya göre, federal tarım ürünleri denetim ajansı heyeti 3-21 Aralık'ta Türkiye'ye bir ziyarette bulunacak. Rus tarım denetçilerinin ziyaretinde, Türkiye'den Rusya'ya gıda güvenliğine uygun ürünlerin gönderilmesi konusunu ele alacak.
RUSYA'YA SEVK EDİLMEK ÜZERE PAKETLENEN NARENCİYEYİ DENETLEYECEKLER
Rosselhoznadzor yetkilileri ayrıca, 3-21 Aralık süresince Türk tarafıyla, Rusya'ya sevk edilmek üzere paketlenen elma ve erik gibi çekirdekli ürünler ile narenciye ürünlerinin incelemesini yapacak. Söz konusu önlemin, Türkiye'den gönderilen bu ürünlerde pek çok kez Akdeniz meyve sineği rastlanmış olmasına ilişkin gelen şikayetler üzerine alınacağı belirtiliyor.
TÜRKİYE'DEN EKİM ÜRÜNÜ ALINIMA İZİN ÇIKABİLİR
Diğer taraftan Rus denetçilerin, Türk ekim ürünlerinin denetimini de yapacağı kaydedildi. Rosselhoznadzor tarafından yapılacak bu denetim ve laboratuvar testleri sonucunda Türkiye'den ekim ürünü alınmasının uygun olup olmadığını ilişkin karar verilecek.
 
 
4.12.2018
Devamı

ÇKS DE BAŞVURULAR UZATILDI

Tarım ve Orman Bakanlığı, 30 Haziran 2018 tarihine kadar yapılması gereken, 2018 üretim yılı ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçilerin mağdur olmaması için yönetmelikte değişiklik yaptı.
"Çiftçi Kayıt Sistemi  Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve 2018 üretim yılı müracaat süresi 31 Aralık 2018 tarihine kadar uzatıldı.
ÇKS yönetmeliğine göre, çiftçi  başvuruları üretim yılının 30 Haziran tarihinde sona eriyor, çiftçilerin bu  tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç olmak  üzere ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılamıyordu.
Yönetmeliğe eklenen geçici madde ile 2018 üretim yılına ilişkin  başvurularını
30 Haziran 2018 tarihine kadar yapamayan çiftçiler, söz konusu  üretim yılına ilişkin çiftçi kayıt başvurularını 31 Aralık 2018 tarihine kadar  yapılabilecek. Yönetmelik değişikliği ile sisteme kayıt olabilecek çiftçiler, ÇKS verileri baz alınarak yapılan destekleme ödemelerinden faydalanabilecek.
 
 
3.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli'ye Çiftçilerden Protesto

Tarım Zirvesi için Konya'ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin protestosu ile karşılaştı. Bakan'ın 'Avrupa ile Anadolu çiftçisini' kıyaslaması üzerine bazı çiftçiler "Bizim halimiz ortada bizim kazandığımız da devlete verdiğimiz de belli. Bizi dinlemeyen bakanı biz dinlemeyiz" diye salonu terk ettiler.
Bakan Pakdemirli’yi konuşma yaptığı sırada çiftçiler protesto etti. Bakanın konuşmaya başlaması ve Türk çiftçisi ile Avrupa’daki çiftçileri kıyaslaması üzerine programa katılan çiftçilerden bazılar salonu terk etti.
  
Çiftçilerden bazıları, Bakan konuşurken “Bizim halimiz ortada bizim kazandığımız da devlete verdiğimiz de belli. Bizi dinlemeyen bakanı biz dinlemeyiz”  diyerek salonu terk etti.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Konya’da Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Konya Tarım Zirvesi’nde yaptığı konuşmada çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Konya’da olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Pakdemirli, çiftçilerle beraber olmanın kendisi için son derece önemli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 24 Haziran’da farklı bir sisteme geçtiğini anımsatan Pakdemirli, şöyle konuştu: “Türkiye, başkanlık sistemine geçti. Başkanlık sistemiyle ilgili milletin refahının ve hizmetin artırılması konusunda beklentileriniz var. Bunlar da tabii normal. Beklentilerin yavaş yavaş semerilerini görmekle beraber, birkaç yıl içerisinde bu sistemin Türkiye’nin yapısına daha uygun olduğunu hep birlikte göreceğiz. İlk semerilerinden biri, azalan bakanlık sayısı. Yani bürokrasimiz azalacak. İki bakanlık birleşti, Tarım ve Orman Bakanlığı oldu.”
Pakdemirli, bakanlığın birleşmesiyle toprağı ve suyu birlikte yönettiklerini belirterek, şunları kaydetti:  “İnşallah yakın zamanda havza bazlı üretim yapıyoruz. 81 ili dolaşıyorum, şunu gördüm. İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük problemler Ankara’ya gelene kadar ya çok büyüyor veya hiç Ankara’ya ulaşmıyor. O zaman biraz daha yerinde yönetim. Sizin ürün deseninizi bizim Ankara’da yapmamamız lazım. Alacağınız desteğin ne olacağını Ankara’da bizim karar vermememiz lazım. Çok iyi niyetlerle işler yapıyoruz. Ama biraz sizden uzak olunca bazen de yanlış kararlar alabiliyoruz. Danışmanlık firmalarımız, çiftçilerimiz, üreticilerimiz… Onlara gideceğiz, dinleyeceğiz. Henüz 4 aydır görevde olmama rağmen 35 ile gittim. Önümüzdeki 3-4 ay içinde 81 ili tamamlamayı hedefliyorum. Size daha yakın olacağız. Sizlerle yerinde yönetimi hallediyor olmamız lazım. Sene başından sonra havzaların başına yönetici atıyor olacağız. Onlar karar veriyor olacak. Yetkilerimizi biraz daha devrediyor olacağız ama doğru kararlar sizin ihtiyacınız.”
Konya’ya son 16 yılda 7 milyar lira hibe verdiklerini dile getiren Pakdemirli, orman ve su işlerinde de 7 milyar lira yatırımın gerçekleştirildiğini vurguladı.  Pakdemirli, Konya’nın patates üretiminde de önemli bir şehir olduğuna işaret ederek, üretimin 567 bin tonla yüzde 300'ün üzerinde arttığını aktardı.
“Tarım bana göre savunma sanayisinden daha önemli” Tarımın öneminin bilmesi gerektiğini anlatan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım bana göre savunma sanayisinden daha önemli. Çünkü füzeleriniz, uzay mekiğiniz, helikopter ve uçağınız olabilir ama buzdolabınız boşsa bunların hiçbir anlamı yok. O yüzden tarımın önemini hakikaten bilmemiz lazım. Türkiye’de görüyorum birçok insan yazmadan katip, okumadan alim. Herkes bu konuda yorum yapmaktan çekinmiyor. Mutlaka bu işin ciddiyetini ele alıp siyasetiyle, iktidarıyla, muhalefetiyle, STK’larıyla topyekun bu zor ev ödevi yapmamız gerekiyor. Bu ev ödevi ne, yüzde 50 tarımsal hasılayı artırmamız lazım. Çok akıllıca, doğru iş planıyla, üreticiyle el ele aşacağımız bir iş. Türkiye’de her şey kötü mü, yok. Avrupa’da tarımsal hasılada birinciyisiz. Bunun lamı cimi yok. Bu sizlerin başarısı. Uluslararası istatistiklerle ön plana çıkmış rakamlardır. Bunlara dahi muhalefet şöylesin, böylesin diyebiliyor. Rakamlar üzerinde oynamayalım.”
Ziraatin eskiden olduğu gibi değerli hale getirilmesi gerektiğine dikkati çeken Pakdemirli, “Bu hafta YÖK’te rektörlerle bir araya geldik. Görüş alışverişinde bulunduk. Bakanlık olarak özellikle ziraat fakültesini seçecek arkadaşlarımıza, kardeşlerimize ve özellikle üniversitenin ilk 15 bininde olan, 20 bininde olan arkadaşlarımıza bir burs programı üzerinde çalışmaya başladık, yakın zamanda açıklayacağız.” diye konuştu.
“BİR SENE DAHA TÜRKİYE’NİN İTHALATA İHTİYACI YOK GİBİ”
Pakdemirli, Türkiye’de et ithalatının sürekli konuşulduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “Et konusu çok konuşuluyor ama bugün itibarıyla bir hesap yaptık, 6 ay, 1 sene daha Türkiye’nin ithalata ihtiyacı yok gibi gözüküyor. Vatandaş 6 kilo et yiyorken, şimdi 15 kilo et yemeye başlamış. Bu, bir yılda tabii, altını çizelim. Bir yılda 15 kilo vatandaşımız et yemeye başlamış. Balığı 2002’de 6 kilo yiyormuşuz, şimdi 5 kilo yiyoruz. Gıdadan sorumlu bakan olarak ben de doğru diyet tavsiyesinde bulunmayı kendime ödev ediniyorum. Doğru diyet, balığı yiyeceğiz, tavuğu yiyeceğiz, eti de yiyeceğiz.”
 
 
 
 
1.12.2018
Devamı

Dünya Helal Zirvesi İstanbul'da Devam Ediyor

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, İslam Ülkeleri Standartları ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC), İslam Ticareti Geliştirme Merkezi (ICDT) ve Discover Events iş birliğinde gerçekleştirilen "Dünya Helal Zirvesi 2018 ve 6. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Helal Expo Fuarı" Yenikapı'daki Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde sürüyor.
Helal sektörüyle ilgili önemli konular ve son gelişmeler; konferans kapsamında düzenlenen "Helal Gıda", "Et ve Helal Kesim Çalışmaları", "Laboratuvar ve Helal Ürün Doğrulama", "Helal Tedarik Zinciri, Helal Hayvan Yemi ve Helal Deri Ürünleri" ve "Helal Ecza" başlıklı oturumlarda ele alındı.
Öte yandan, zirve kapsamında düzenlenen Helal Expo Fuarı da sektörde faaliyet gösteren firmaların katılımıyla devam ediyor. Toplamda 4 trilyon doları aşan ve gelecek 5 yıl içinde yıllık yüzde 5-10 büyümesi beklenen sektörün, 2 trilyon dolarını finans, 1 trilyon dolarını gıda, 250 milyar dolarını turizm, 750 milyar dolarını da diğer sektörler oluşturuyor.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, zirveye ilişkin yaptığı değerlendirmede, gıda güvenliğinin; teknolojinin gıda maddelerinde etkin halde kullanılmasıyla daha çok önem kazandığını vurguladı.
Gıda güvenliğinde dini bir boyutun da bulunduğunu ifade eden Köse, "Gıda güvenliğinde dini boyut, Müslümanlar açısından çok önemli. Kur'an-ı Kerim'de, bütün peygamberlere, bütün insanlara ve bütün Müslümanlara tekrarla ve vurgulu şekilde helal ve tayyib gıdadan yemeleri emrediliyor. Dolayısıyla bir Müslüman açısından gıdanın sadece güvenli olması yeterli değil, aynı zamanda helal olması da önemli. Bu noktada Müslümanların bu hassasiyeti, dolayısıyla bütün dünyada helal gıda çalışmaları önemli bir aşamaya geldi. Bu konuda çeşitli laboratuvarlarda bilimsel araştırmalar yapılmaya başlandı. Türkiye ve Pakistan'da önemli çalışma ve araştırmalar var." diye konuştu.
 
 
1.12.2018
Devamı

Yerel Pamuk Tohumları Arılar için Hayat Bulacak

Mardin’de Şef Ebru Baybara Demir’in kurucusu olduğu Şükraan Derneği tarafından Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün desteğiyle hayata geçirilen Arıcılık ve Bal Üretimi Projesi’nde 15’i Suriyeli olmak üzere 40 kadına arı kovanları teslim edildi.
ARI nüfusunun artırılmasını hedefleyen proje Avrupa Birliği Göç İdaresi, Tarım ve Orman Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Derik Kaymakamlığı ile ortak yürütülüyor. Bölgede entegrasyonun sağlanması, kültürel bilgi ve beceriye dayalı yeteneklerin eğitilerek ekonomiye dönüştürülmesi amacıyla hayata geçirilen projenin bir sonraki aşamasında arıların sağlıklı bal üretimi için yerel pamuk tohumları ekilerek kovanlar bu bölgelere yerleştirilecek.
Son dönemlerde kullanımı artan tarım ilaçları ile yok olan yerel pamuk tohumları Mardinli kadınların elinde tekrar hayat bulacak. Kızılay tarafından verilen arı kovanları yerel pamuk tohumları ekilen arazilere bırakılacak. Ekimin tamamen doğal koşullarda gerçekleşeceği süreçte toprak temizlenerek kendini yenilerken, arılar yerel pamuk tohumlarındaki nektarla beslenecek. Bir yandan yerel pamuk tohumları ile arı nüfusu artarken diğer yandan üretilen bal kalitesinin artması sağlanacak.
Projede yer alan 40 kadından 15’i Suriyeli. Bu kapsamda kendi topraklarından göç etmek zorunda kalan ve bölgede tarım yapabileceği toprağı ya da iş imkânı olmayan mültecilere yeni bir istihdam alanı sağlanacak. Kültürel bilgi ve beceriye dayalı yeteneklerin eğitilerek ekonomiye dönüştürülmesini sağlayan proje kapsamında arıcılık yerel halk için de öncelikli bir geçim kaynağı haline gelecek. Eğitim alan kadınlar sürdürülebilir geçim kaynaklarını oluştururken, dünyada hıza artan arı ölümlerin de önüne geçilecek.
 
 
 
30.11.2018
Devamı

Zirai Meteorolojik Gelişmeler Çiftçiye SMS Yolu İle Bildirilecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar zirai meteorolojik gelişmelerin SMS uygulamasıyla üreticilere bildirilmesi ve birlik üyelerine meteorolojik eğitim verilmesine ilişkin işbirliği protokolünü imzaladı.
Bu kapsamda zirai meteorolojik gelişmeler çiftçilere önceden SMS yoluyla bildirilecek.
 
 
29.11.2018
Devamı

Orman Alanların Otlatmaya Açılması Küçükbaş Hayvan Üreticisini Sevindiriyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığının desteklenmesi için hayvanların zarar veremeyeceği boya gelmiş ağaçların bulunduğu orman alanlarının tümünü otlatmaya açık hale getirdiklerini açıklaması hayvan yetiştiricilerinde sevinç yarattı. Bakan Pakdemirli’nin açıklamasına göre 12 milyon hektarlık alan otlatmaya açıldı. Antalya Damızlık Keçi ve Koyun Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, yem fiyatlarının arttığı şu günlerde ormanlık alanlarının hayvan otlatmasına açılmasının hayvan yetiştiricilerine umut olduğunu söyledi.
ORGANİK ET VE SÜT ÜRETİMİ
Birlik Başkanı Zeliha Öztürk, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin orman alanlarının otlatmaya açılması için çok mücadele verdiklerini söyledi. Orman içi meraların otlatmaya açılması ile birlikte organik et ve süt üretiminin olacağını ifade eden Öztürk, “Yetiştiricilerin ürettikleri et ve süt organik olma özelliğini korumaya devam edecek. Alınan kararla ülkemizde yaşanan kırmızı et krizinin de biteceğini düşünüyoruz. En kısa zamanda da mevzuat değişikliği yapılarak düzenlemenin hayata geçmesini bekliyoruz” dedi. Öztürk, orman alanlarda hayvanların otlatılmasıyla birlikte çıkabilecek yangınların da önleneceğini söyledi.
ANTALYALI YETİŞTİRİCİLER
Antalya’da hayvan yetiştiricilerinin daha çok desteklenmesini istediklerini belirten Öztürk, “Antalya turizm bölgesi olduğu için kırsal alan desteklerinden tam olarak faydalanamıyor. Antalya’nın kırsal alan destekleme projelerine katılmasını istiyoruz. Sonuçta Antalya’da da 500 rakımdan 2 bin 500 rakıma kadar hayvancılık yapılıyor. Hayvancılık kan kaybeden bir sektör haline geldi. Antalya’nın hayvancısı diğer illerden farklı değil. Antalya’nın desteklerden tam olarak faydalanması gerekiyor” dedi. 
 
 
29.11.2018
Devamı

Antalya'lı Çiftçiye Pamuk Ödemesi

Antalya'da çiftçiye 72 milyon pamuk ödemesi yapıldı İlk defa damlama sulama sistemi ile pamuk üretimi gerçekleştirildi İklim şartları pamuğun rekoltesini düşürdü . Türkiye'de pamuk üretiminin önemli merkezleri arasında yer alan Antalya'da pamuk çiftçisine bu yıl 72 milyon TL ödeme yapıldı.
 Türkiye'de pamuk üretiminin önemli merkezleri arasında yer alan Antalya'da pamuk çiftçisine bu yıl 72 milyon TL ödeme yapıldı. İlk defa damlama sulama sistemi ile pamuk üretimi yapılan ilde geçen yıla göre oranla iklim şartlarından dolayı rekolte düştü. 
Antalya Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (ANTBİRLİK), Aksu, Serik ve Manavgat ilçeleri başta olmak üzere toplam 55 bin dönüm ekili araziden 21 bin 500 ton kütlü pamuk alımı yaptı. Antbirlik bir kilo kütlü pamuk için çiftçiye 3.80 TL verirken, devletin bu yıl teşvik fiyatını kilo başına 80 kuruş olarak açıklamasının ardından çiftçiye toplamda kilo bazında 4.60 TL para verildi. Öte yandan toplam ödenen rakam ise bu yıl 72 milyon lira olarak açıklandı. Antalya'da pamuk ekim sahalarında önceki yıla göre yüzde 10 artış yaşandı. Fakat bu yıl rekolte düştü. Rekolte düşüşünde iklim şartları etkili oldu. Gecen yıl kış mevsimi ılık ve kurak geçtiği için zararlı popülasyonlar arttı.
30 milyon liralık yatırım
ANTBİLİK tarafından yapılan açıklamada, Antalya pamuğunun lif bakımından Türkiye'de yetiştirilen pamuğun en kalitelisi olduğu ifade edildi. Antalya'da Türkiye'nin ihtiyacı olan pamuğun yüzde 5'i üretildiği belirtilen açıklamada, Antbirlik ve devletin teşvik politikaları sayesinde Antalya'da pamuk ekimi son iki yılda küçükte olsa artış sağladığı belirtildi. Öte yandan Antbirlik, 2018 yılında 30 milyon yatırım yaparak 5 adet pamuk toplama makinesi ile 10 adet dorseli kamyon alıp Antalyalı pamuk çiftçinin hizmetine sundu.
Antbirlik Genel Müdürü ve Ziraat Mühendisi Hasan Yıldız açıklamasında," Antalya'da pamuk üretimi azda olsa artıyor. Yatırımlarımız ve teşviklerimiz de bu yönde. Bu yıl beklentimizde biraz sapmalar oldu. Ekili arazi arttı fakat rekolte düştü. Kış mevsiminin kurak ve ılık geçmesinden dolayı zararlı popülasyonlar çoğaldı ve bitkiye zararları oldukça yoğun oldu. Antalya'da tüm tarım alanlarında hissedilen bu etken, bizi de etkiledi. Önümüzdeki sezonlar için olumlu ve umutluyuz. Şimdiden 2019 yılını planlamaya başladık ve tüm çalışmalarımızı bitirip sezona hazırlandık." dedi.
Damlama yöntemiyle sulama sistemi
Öte yandan Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde ilk defa damlama sulama sistemi ile pamuk yetiştirildi. Konu ile ilgili açıklama yapan Yıldız, "Manavgat Kooperatifimiz birkaç yıldır damlama yöntemiyle sulama sistemine geçti. Bin 500 dönüm arazide bu yöntemle pamuk ekimi yapılıyor. Orada 2 yıldır aldığımız sonuçlar oldukça pozitif. Rekolte ve kalite olarak normal ekimden daha verimli. Bu yılda, her arazide kayıp yaşanırken damlama sisteminin yer aldığı arazilerde rekolte ve kalite kaybı yaşanmadı. Amacımız bu yöntemi geliştirip yaygınlaştırmak" açıklamasını yaptı.
 
 
26.11.2018
Devamı

Eskişehir'de Damızlık Düve Merkezi Açıldı

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde, Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yüzde 50 hibe desteği ile hayata geçirilen 500 başlık damızlık düve işletmesi törenle hizmete açıldı.
Programın açılışına Vali Özdemir Çakacak, Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, Seyitgazi Kaymakamı Cüneyt Demirkol, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Emine Sever, Seyitgazi Belediye Başkanı Hasan Kalın, Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlik Başkanı Ali İhsan Çetin, çiftçiler ve davetliler katıldı. 
“Bu çiftlik yerli üretime ve istihdama katkılar sağlayacak” 
Tarım ve hayvancılığın ülkemiz ekonomisindeki yerinin çok önemli olduğunu söyleyen Vali Çakacak, yaptığı konuşmada, “Bugün, ‘Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ tarafından kurulan ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nca %50 hibe desteği sağlanan 500 baş düveye sahip ‘Seyitgazi - Yazıdere Çiftliği’nin açılışını yapıyoruz. Yerli üretime ve istihdama katkılar sağlayacak bu çiftliğin şimdiden ilimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, açılışında emeği geçen herkese teşekkürlerimi ifade ediyorum.” dedi. 
“Bir ülkenin beslenmede dış ülkelere bağımlı olmaması için tarım ve hayvancılıkta ilerlemekten başka seçeneği yoktur” diyen Vali Çakacak, açılışı yapılacak işletmenin proje tutarının 4 milyon 162 bin TL olduğunu, bunun 2 milyon 81 bin lirasının tarım ve hayvancılığa dayalı hibe desteğinden karşılandığını bildirdi. Vali Çakacak, konuşmasına şöyle devam etti, “Tarım ve hayvancılığın geniş bir etki alanına sahip olması nedeniyle, tarım ve hayvancılık politikaları ülkelerin; siyasal, sosyal ve ekonomik politikalarının önemli unsurunu oluşturmaktadır. Tarım ve hayvancılığın ülkemiz ekonomisindeki yeri çok ama çok önemlidir. TÜİK verilerine göre 1 Ocak - 20 Kasım 2018 tarihleri arasındaki tarım ihracatımız yaklaşık 20 milyar dolardır. 2017 yılının aynı dönemindeki ihracatımız ise 18 milyar 283 milyon dolar. Bu yıl ki artış oranımız yüzde 7,8’dir. Ayrıca tarım ve hayvancılıktaki bu ihracat rakamımızın toplam ihracatımızın yüzde 13,7’sine denk geldiğini belirtmek isterim ki, tarımın ekonomimiz içerisindeki büyüklüğünü ifade etmek için. Şuan yıllık 60 milyar dolar seviyesinde olan tarımsal üretimimizi ve 20 milyar dolar civarındaki tarımsal ihracatımızı önümüzdeki beş yıl içinde 150 milyar dolarlık üretim ve 30 milyar dolarlık ihracat rakamına yükseltmek devletimizin ve hükümetimizin ana hedefidir. Bizler aslında bir anlamda bugünkü çiftlik açılışı ile küçükte olsa gelecek hedeflerimize yatırım yapmış oluyoruz. Onun için yatırım yapmak çok önemli, çok değerlidir."
Eskişehir’de çiftçilerimize son 16 yıl içinde ‘bitkisel üretim desteği, hayvancılık desteklemesi, kırsal kalkınma desteklemeleri, tarımsal yayım ve danışmanlık desteği’ olarak 1 milyar 530 milyon TL destek verilmiştir. ‘Genç Çiftçi Projesi Hibe Desteği’ kapsamında da daha önce 462 adet büyükbaş hayvan dağıtımı yapılmıştır.” 
Çağdaş teknikleri kullanarak her alanda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da üretimimizi dünya ortalamalarının üzerine çıkarmalımız gerektiğinin altını çizen Vali Çakacak, “Mevcut tarım alanlarından çok daha iyi verim elde edebilmemiz için çiftçilerimiz babadan kalma usulleri bir kenara bırakarak, çağdaş tekniklerle üretim yaptıkları takdirde belirlenmiş hedeflere ulaşmamız daha kolay olacaktır.” şeklinde konuştu. 
İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerimizin tüm şubeleri, bu şubelerde görev yapan idarî ve teknik personeli siz çiftçilerimizin hizmetindedir“ ifadesinde bulunan Vali Çakacak, konuşmasını Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan ‘Seyitgazi - Yazıdere Çiftliği’nin bir kez daha ilimiz ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını dileyerek bitirdi. 
Tarım ve hayvancılığa dayalı hibe desteklerinin artarak devam ettiğini dile getiren Eskişehir Milletvekili Günay ise, et ve süt ürünlerindeki verimliliği arttırmaya yönelik önemli çalışmalar yapıldığını kaydetti. 
Konuşmaların ardından Vali Çakacak, Milletvekili Günay ve beraberindeki diğer protokol üyeleri açılış kurdelesini keserek, işletme içerisinde yer alan tesisleri gezdi. 
 
 
 
26.11.2018
Devamı

Akçin Çayı Islah Edildi

 DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Akçin çayında çalışmaların tamamlandığını söylerek projede emeği geçenlere teşekkür etti.
DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın, yaptığı açıklamada Çanakkale’ye yapılan yatırımların devam ettiğini söyledi. 2003 yılından bugüne kadar tamamlanan 44 dere ıslahı ile 42 adet yerleşim yeri ve 39 bin 340 dekar arazi taşkınlardan korunduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın; “DSİ Çanakkale iline yaptığı yatırımlarla ilimizin mümbit topraklarını su ile buluşturmaya, vatandaşlarımıza içme ve kullanma suyu temin etmeye ve derelerdeki taşkın riskini azaltmaya devam ediyor.  Su ve toprak kaynaklarımızdan yararlanıp zararlarından korunmak maksadıyla özveri ile çalışmaktadır. Bu kapsamda yürütülen Çanakkale – Ezine Gıda OSB Akçin Çay’ında çalışmalar tamamlandı ’dedi.
Tamamlanan çalışmalarla ilgili detaylı bilgi veren Aydın; “Tamamlanan çalışma kapsamında toplam 6 bin 600 metre güzergâhta bin 400 metre trapez kesit istifli taş tahkimat ve 5 bin 200 metre eğimi düzenlenmiş doğal kanal olacak.  DSİ İş makineleri ile bin 600 metrelik kısımda 21 bin 618 metreküp taş tahkimatı ve 105 bin 840 metreküp kazı dolgu yapılarak ‘Akçin Çay Yatağı’nın tanzim ve sedde çalışması tamamlanmıştır. Bu projenin yapılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum’ dedi. 
Akçin Çayı
26.11.2018
Devamı

Bakan Dönmez Açıkladı 67 bin Çiftçi borçlu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, tarımsal sulama aboneliğinden kaynaklanan elektrik enerjisi borcu olan çiftçi sayısının 66 bin 978 olduğunu açıkladı. Bakan, 2 bin 666 çiftçinin ise icralık olduğunu söyledi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in konuya ilişkin soru önergesine cevap veren Dönmez, şu bilgileri paylaştı:
“7061 Sayılı ‘Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ kapsamında tarımsal sulama abonelerinin kamu dönemine ait borçları, 31.12.2019 tarihine kadar TEDAŞ’a iletilmek üzere dağıtım/perakende satış şirketlerine veya TEDAŞ’a yazılı başvurulması halinde yılda 5 taksit şeklinde ödenmek üzere 5 yıla kadar vade farksız yapılandırılmadadır. Yapılandırılan borçların ödemeleri 2020 yılının ekim ayında başlayacak. Faizli borcu bulunan tarımsal sulama abone sayısı 66 bin 978’dir. Yasal takibe alınan tarımsal sulama abone sayısı 2 bin 666’dır.”
Çiftçilerin en önemli girdi maliyetleri arasında tarımsal sulamadan kaynaklanan elektrik enerjisinin yer aldığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Girdi maliyetlerinin sürekli arttığı ülkemizde özellikte elektrik enerjisi borçları yüzünden binlerce çiftçimiz ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Konuyla ilgili bir başka soru önergemize yanıt veren Sayın Bakan, borçlu yapılandırmaya 8 bin 939 çiftçinin müracaat ettiğini açıklamıştı. 67 bin borçlu çiftçiden 8 bininin yapılandırmaya müracaat etmiş olmasının altında yatan nedenlerin belirlenmesi gerekiyor. Yaklaşık 60 bin çiftçi yapılandırma müracaatında bulunmamış. Bu çiftçilerimizin durumu ne olacak? Yapılandırmanın şartlarının çiftçiler lehine değiştirilmesi gerekiyor. Sulama suyu yeraltından enerji ile çıkarılan yerde elektrik giderleri çiftçi için büyük yük. Bu bağlamda çiftçiyi destekleyecek düzenlemeler sağlanmalı, alternatif enerji sağlama yolları ki başta güneş enerjisi olmak üzere maliyeti azaltacak uygulamalarda sağlanmalıdır.”
 
26.11.2018
Devamı

GÜLDAL'dan Çiftçiye Müjde

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, "Ürünlerin alım fiyatı artık çiftçinin üretim maliyeti, enflasyon, kar marjı, iç ve dış piyasa fiyatları göz önünde bulundurularak belirlenecek ve çiftçiye ilan edilecek. Çiftçi, 'Zarar ettim' demeyecek." ifadesini kullandı.

Güldal, AA muhabirine, TMO'nun ürün piyasasında oynayacağı role ilişkin değerlendirmede bulundu. TMO'nun, arpa, buğday, pirinç ve son dönemde verilen yetkiyle bakliyat çeşitleriyle ilgili regülasyon görevinin bulunduğunu belirten Güldal, kuru üzüm ve fındık gibi ürünlerde de dönemsel olarak kendilerine görev düştüğünü söyledi. Güldal, amaçlarının, üreticinin elindeki ürünün değerinden alınarak zarar etmesinin önlenmesi olduğuna işaret ederek, bu yapılırken de tüketiciyle iç piyasadaki dengelerin korunması gerektiğini bildirdi.
Yeni dönemde TMO'nun ürün piyasalarında daha etkin olması gerektiğini vurgulayan Güldal, şöyle devam etti: 
"Piyasayı regüle eden TMO'nun, karar verici olan Tarım ve Orman Bakanlığının üretim planlarına doğrudan etki etmesi lazım. TMO, belli bir aşamadan sonra piyasaya müdahalede bulunmak yerine, sadece alım döneminde değil, ürün ekim döneminde de etkin olacak. Ekim döneminde de çiftçiyi takip ederek, projeksiyon oluşturmamız lazım. İyi ve kötü senaryo ile alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi gerekiyor. Üretim planlamasında esas olan uygulama ise desteklemeler. Bir ürünün üretiminin artması ve ülkenin ihtiyacını karşılaması için bir planlama gerekiyor. Bakanlığa bu yönde data sunmak istiyoruz. Örneğin, hububat ekiminde azalma varsa yeni teşvik ve desteklerle üretimin artmasını sağlamak istiyoruz."
HASAT DÖNEMİNDE İTHALAT YOK
Bundan sonra TMO'nun artık çiftçinin ürün fiyatını, alım döneminden en az 15-20 gün önce açıklayacağına dikkati çeken Güldal, "Ürünlerin alım fiyatı artık çiftçinin üretim maliyeti, enflasyon, kar marjı, iç ve dış piyasa fiyatları göz önünde bulundurularak belirlenecek ve çiftçiye ilan edilecek. Çiftçi, 'Zarar ettim.' demeyecek. Parametreleri daha reel belirleyerek, üretici memnuniyetini daha çok sağlayacağız. Zikzak çizen üretim yerine, sürdürülebilir, ülkenin ihtiyacına yanıt verecek üretim gerçekleştirilecek. Önceden alım fiyatları, geçmiş yılların fiyatına yapılan belirli orandaki artışa göre belirleniyordu. Alım fiyatı daha reel belirlenmeli ki çiftçi üretimden düşmesin." dedi. 

Güldal, amaçlarının, destekleme mekanizmasına tesir ederek, çiftçi memnuniyetini artırmak olduğunu dile getirdi.  Ürünlerin hasat döneminde ithalat yapmama kararı aldıklarını belirten Güldal, şunları kaydetti: 
"Tüm ürünler için bu geçerli olacak. O ürün için tüm bölgelerdeki hasadın bitmesi beklenecek. Ülkenin herhangi bir yerinde o ürün üretilmiş ve piyasaya sürülmemişse biz ithalatını yapmayı düşünmüyoruz. İthalat duyulunca üreticinin elindeki malın değeri azalıyor, onu yaşatmak istemiyoruz."
 
 
26.11.2018
Devamı

Hayvancılık Sektöründe Ardı Ardına İflaslar

Artan maliyetleri karşılayamayan hayvancılık sektörü, artık bu alandan çıkmayı düşünüyor. Son olarak Türkiye’nin en büyük hayvancılık işletmesi olan Saray Halı Hayvancılık İşletmesi konkordato ilan etmişti.
Dolar kuru, mazot fiyatları derken hayvancılık sektöründe hizmet veren şirketler artık bu alandan çıkma planları yapıyor. Dünya Gazete ‘sinin haberine göre sektörde artan maliyetler, maliyeti karşılayamayan süt fiyatları ve zamanında ödenmeyen süt bedellerine bir de sektörde yaşanan iflas ve konkordato talepleri eklenince, üretici elindeki dişi hayvanları kestirip sektörden çıkma derdine düştü.
Nitekim haftalar önce Türkiye’nin en büyük hayvancılık işletmesi olan Saray Halı Hayvancılık İşletmesi konkordato ilan etmişti. İşletmenin Kayseri Develi’de ve Adana’da toplamda 36 bin baş besilik hayvan kapasitesi bulunuyor.
Saray Halı Yönetim Kurulu Başkanı Necati Kurmel, yanlış hayvancılık politikası nedeni ile bu duruma geldiklerini söylemiş ve "Artık bunu yapabilecek durumda değiliz". demişti.
 
 
22.11.2018
Devamı

Çiftçi Nefes Kredisi Bekliyor

Adana’da Yüreğir İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticinin zor günler beklediğini belirterek, 'Nefes Kredisi' uygulamasının başlatılmasını istedi.
Başkan Mehmet Akın Doğan, daha önce Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları üyelerine tanınan “nefes kredisi” imkânından çiftçilerin de faydalandırılmasının tam zamanı olduğunu bildirdi.
Rusya’nın tonlarca narenciyeyi geri çevirdiğini, bu nedenle başta narenciye üreticisi olmak üzere tüm çiftçilerin zor günler yaşadıklarını anlatan Başkan Akın Doğan, nefes kredisinin üreticiye nefes aldıracağını söyledi. Ziraat Bankası kanalıyla kullandırılacak uygun faizli kredi ile çiftçilerin borçlarını ödeyip,  giderlerini karşılama imkânı bulabileceğini ifade eden Başkan Doğan, “Aksi takdirde üreticimizi daha zor günler beklemektedir. Ürünün maliyetini bile karşılayamayan üreticisi her dönemde olduğu gibi bu dönemde de üretmeye ve istihdam sağlamaya devam etmektedir. Bu desteklerin sağlanması sorunu tamamen çözmese bile nefes aldıracak ve bu kredi piyasaları da rahatlatacaktır” dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, düşük faizli ve uzun vadeli verilmesini bekledikleri kredinin hükümet yetkilileri tarafından dikkate alınması için bölge milletvekillerinin de desteğini beklediklerini sözlerin ekledi.
 
22.11.2018
Devamı

Tekirdağ DSYB den VE Üyelerden Almanya'da Eurotier' Çıkarması

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya’nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya'nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Birlik Başkanı Ergin Durgun'a birlik müdürü ve üyeler eşlik etti. Ayrıca Karaevli Fuarında düzenlenen damızlık inek yarışmasının birincisi Ahmet Eren de ödül olarak bu geziye katıldı.
Birlik Başkanı Ergin Durgun yaptığı açıklamada "Üyelerimiz ile birlikte katıldığımız fuar, çiftlik ve süt ürünleri tesisi ziyaretimiz faydalı geçmiştir. Üyelerimiz memnun kalmışlardır. Bilgi birikimi ve tecrübelerimizi arttırdık. Avrupalı meslektaşlarımızla görüşme fırsatı bulduk" dedi.
Durgun, damızlık inek yarışması birincisinin geziye ödül olarak katılmasını sağlayan DLG fuarcılığa, tur organizatörü ITF Tur'a ve katılımcılara teşekkür ederek bu tür gezilerin devam edeceğini söyledi.
 
 
19.11.2018
Devamı

Türk Kızılay'ından Tarım'da İstihdam Projesi

Türk Kızılay’ı bir ilke daha imza atarak, toplum merkezlerinde Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara tarımda istihdam projesi uygulayacak. Projeyle bin kişiye eğitim verilerek iş imkanı oluşturulacak. Uygulama Doğu ve Güneydoğu illerinde start alacak. Eğitimler bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda verilecek.
 
Bugüne kadar birçok alanda eğitim veren ve meslek edindiren Türk Kızılay'ı şimdi de tarımda istihdam projesini devreye soktu. Türk Kızılay'ının Adana, Kilis, Mardin, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Konya, Mersin ve Şanlıurfa illerinde bulunan toplum merkezlerinde yeni dönemde tarım eğitimleri verilecek. Proje kapsamında, gelecek yılın sonuna kadar binden fazla kişinin gelir sahibi olması planlanıyor. Bu merkezlerde bulunan Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda gerekli olan bilgiler aktarılacak.
HER BÖLGEYE FARKLI EĞİTİM
Proje kapsamında her bölgeye farklı eğitim verilecek. Adana'da sert çekirdekli meyve yetiştiriciliği, mantar yetiştiriciliği olacak. Gaziantep'te zeytin yetiştiriciliği, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkacak. Kursiyerler, Kahramanmaraş'ta park, bahçe ve koruların bakımı, Kilis'te sebze yetiştiriciliği, İzmir'de ekmek yapımını öğrenecek. Mardin'de çilek ve lavanta yetiştiriciliği, seracılık, ağaç budama eğitimi, Mersin'de arıcılık, süs bitkileri, bahçecilik konuları teorik ve uygulamalı olarak gösterilecek. Şanlıurfa'da ise bahçecilik, meyvecilik, zeytincilik ve hayvancılık gibi temel tarım eğitimleri verilecek. Paketleme eğitimleri de ayrıca ele alınacak.
SERTİFİKA İSTİHDAMIN YOLUNU AÇACAK
Verilecek olan tarım eğitimlerinde toplum merkezleri yararlanıcıları önce teorik eğitim, ardından sahada pratik eğitim alacaklar. Eğitimin sonunda ise katılımcılara Tarım İl Müdürlükleri, GAP Tarım Eğitim Merkezi, Zirai Üretim İşletmesi Tarımsal Yayım ve Hizmetiçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü veya Halk Eğitim Merkezleri tarafından katılım sertifikası verilecek, kursiyerlere istihdamın yolu açılacak.
 
 
19.11.2018
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Kiralanmasında Rekor İl

Hazine'ye ait tarım arazilerinin üreticilere kiralanması projesinde başvuru süresi bugün sona eriyor. Projeden yararlanmak için 100 binden fazla çiftçi başvuru yaptı. En fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu.

ADANA İLK SIRADA

Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu. Yaklaşık 218 bin vatandaşı ilgilendiren düzenleme, 3 milyar 400 milyon metrekare Hazine arazisinin ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden kiralanmasını kapsıyor. Uygulama kapsamında 10 yıl süreyle kiralama sözleşmesi yapılabiliyor. 10 yılın sonrasında da sözleşme uzatılabiliyor. Araziyi satın almak isteyen üretici ecrimisil bedelinin yarısını ödeyerek arazinin sahibi olabiliyor. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi halinde yüzde 20, yarısının peşin ödenmesi halinde ise yüzde 10 indirim yapılıyor. Taksitli satışlarda ise 6 yılda 12 eşit taksitle ödeme imkânı sağlanıyor. Arazileri kiralayan çiftçi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verdiği tüm desteklerden faydalanabiliyor.
 
19.11.2018
Devamı

2019 da Tarım ve Hayvancılıkta Reform Hayata Geçecek

Hükümet önümüzdeki yıl tarım ve hayvancılık reformunu hayata geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı milli tarım ve yerli üretimi desteklemek için tarımsal reforma 17 milyar liraya yakın bütçe ayırdı.
Çiftçi, ormancı, balıkçı, seracı kısaca tarım ve hayvancılık alanında üretim yapan herkese teşvik verilecek.

ÜRETENİN GÜVENCESİ

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019'un tarımsal ve hayvancılık noktasında milli etiketle verimli üretimlerin yapıldığı, çiftçinin sorunlardan ziyade üretmeye odaklandığı bir yıl olacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli, "Tarım ve hayvancılık kapsamında üretimi sil baştan ele alıyoruz. Tarım ve üretim desteğine yüzde 48 oranında toplam 16 milyar 700 milyon TL ayırdık. Yapacağımız reformlarla tarım ve hayvancılıktaki ithalatı bitireceğiz" dedi.
Bakan Pakdemirli, 2019'da hayata geçirilecek reformlar için özetle şunları söyledi:

- Bu yıl tarımsal desteğe yaptığımız maddi yardımı yüzde 10 artırdık. Önümüzdeki yıl adeta çiftçinin, tarım üreticisinin yılı olacak. Nakdi yardımlara ek olarak 2019'da 16 milyar TL tarımsal destek sağlayacağız. Ayrıca genç çiftçilere 503 milyon TL hibe, 53 tarımsal AR-Ge projesine toplam 40 milyon TL destek verilecek.
- Çiftçilik muhasebe veri ağı çalışmaları kapsamındaki destekler artırılacak ve 6 bin işletme daha destekleme kapsamına girecek.

- Erkek sığırları mevzuata uygun kesimhanelerde kesen yetiştiricilere 200 başa kadar hayvan başına 250 TL'ye kadar destekleme yapılacak.

- Orman köylüsüne üretim gideri olarak 1,9 milyarlık ödeme yapılacak.
ARAZİ BAŞVURULARI İÇİN  SON GÜN

Üreticiye her kapıyı açmak için harekete geçen hükümetin 'Hazine'ye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması' projesine başvuru sayısı 100 bini aştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 100 günlük eylem planında da yer alan düzenlemeden faydalanmak için en fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu. Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu.

BALIKÇILAR 12 MİLYON ALACAK

Kıyı balıkçılığının artırılması için 2019'da 10-12 metre aralığındaki gemiler de destek kapsamına alınıyor.
Böylece kıyı balıkçılarına toplam 12 milyon TL destek verilecek

İŞTE ET İTHALATINI BİTİRECEK ADIMLAR

Bakan Pakdemirli, "Damızlık değer tespiti, soy kütüğü, süt kalitesinin desteklenmesi, mobil suni tohumlama sperma tahsis projesi ile 3 yılda kırmızı et ithalatını bitireceğiz. Hayvan yetiştiricilerine düşük faizli kredi vereceğiz. Koyun yetiştiricilerine destek olacağız" dedi
 
19.11.2018
Devamı

SÜT ÜRETİCİSİ ÖLÜYOR

Aydın'ın Yenipazar ilçesinde süt üreticileri, başta yem olmak üzere artan girdi maliyetlerine rağmen süt fiyatlarının beklenenin altında olması nedeniyle perişan olduklarını belirterek, yetkililerden sorunlarına çözüm bulmalarını istedi.
Yenipazar'da süt üreticileri, artan yem fiyatlarına rağmen süt fiyatlarının beklenen düzeyde olmamasına tepki gösterdi. Yemi kilosu 1 lira 60 kuruşa alırken, sütün litresini 1 lira 50 kuruşa sattıklarını belirten üreticiler, zarar ettiklerini söyleyerek, seslerini duyurabilmek için çiftliklerinin kapılarına 'Süt üreticisi ölüyor' yazılı pankartlar astı. Yenipazar ilçesinde süt üreticiliği yapan Mehmet Çerçevik, "Süt üreticileri birçok konuda ödün veriyor. Eşim hamileyken bile eşimin yanında değil hayvanımın yanında oldum. Atatürk'ün dediği gibi 'Köylü milletin efendisidir' ama şimdi milletin mağduru oldu. Ailecek çalışıp üretim yapıyor, ülkeye katkı sağlamak için çabalıyoruz. Ama artık süt üreticileri olarak dayanacak gücümüz kalmadı. Birçok üreticinin borcu var. Sütümüz, buzağımız para etmiyor. Hayvanlarımızı kesmek zorunda kalıyoruz. Bizler süt üreticileri olarak, hayvancılıkla uğraşan çiftçiler olarak bu çok önemli sorunumuza ilgililerce çözüm bulunmasını istiyoruz" dedi.

'MAĞDURİYETİMİZ GİDERİLMELİ'

"Aksi halde ekonomimiz zarara uğrayacak. Üreticiler üretmekten vazgeçip küsüyorlar. Küsen üreticilerin tekrar bu işe dönmesi çok zor. Büyüklerimiz bize çiftçiliğin ve hayvancılığın güzelliklerini anlatırdı. Bizler ise bugün çocuklarımıza, 'Bu işi yapmayın' diyecek duruma geldik. Litresi 2 lira 20 kuruş olması gereken sütün fiyatı bugün için 1 lira 50 kuruş. Bir an önce yetkililer tarafından mağduriyetimizin giderilip, gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. İlgililerin süt üreticilerine yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu ülkede hayvancılık yok olmamalı. Bu ülke hayvancılık yönünden dışa bağımlı hale getirilmemeli."
Yem fiyatlarının artmasına rağmen süt fiyatlarında beklenen satış fiyatına ulaşılamamasından yakınan Yenipazar ilçesindeki süt üreticilerinden Tabir Yıldırım da, "Doların yükselmesiyle yem fiyatları arttı. Dolar düştü ama yem fiyatları çıktığı yerde kaldı. Biz üretim ve hayvanları seviyoruz ama kimsenin hayvan sevgimizden istifa ederek üzerimizden para kazanmasına izin vermeyiz" dedi.
 
16.11.2018
Devamı

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 
15.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Ürün Tesliminde Sorun Yaşıyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özelleştirilen şeker fabrikaların kapanma noktasına gelmesi dolayısıyla iktidarı ikaz ederek, işçilerin mağdur edildiğini, çiftçilerin ise ürünlerini götürdükleri fabrikalarda sorunlarla karşılaştığını belirtti. 
14 şeker fabrikasının satıldığını hatırlatan Gürer, “Burada çiftçilere ve işçilere verilen sözler vardı, mağdur edilmeyecekleri belirtiliyordu. Önce işçiler işinden oldu, şimdi de çiftçiler pancar hasadı yaptıktan sonra fabrikalara gittiklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi fabrikalarda çiftçilerin pancarları alınmıyor” dedi.  Kış şartlarının oluştuğu bu günlerde ürünlerini götürdükleri fabrikalarda farklı sorunlarla karışlaşan çiftçilerin, böyle giderse önümüzdeki yıl pancar ekimi yapamama durumuna gelebileceğine ifade eden Gürer, “Bu bağlamda, iktidarın konuya eğilmesini temenni ediyorum. Çünkü pancar çiftçisi yaşadığı koşullardan dolayı bizleri de arayarak büyük mağduriyet içinde olduklarını belirtiyorlar” diye konuştu.
‘Keşke yanılmış olsaydık’
Niğde Milletvekili Gürer, konuyla ilgili açıklamada ise, “Bilindiği gibi aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikası, özelleştirme kapsamında geçtiğimiz Nisan ayında satılmıştı. Satış sürecinde, Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda işçilerin ve üreticilerin sorun yaşamayacağı belirtilmişti. Ancak fabrikaların satılmasının ardından pek çok şeker fabrikasında işçiler işlerinden olurken, hasadın ardından fabrikaya şekerpancarı götüren çiftçiler de farklı sorunlarla karşılaştılar. Bazı fabrikalarda kantarın bozuk olması nedeniyle yüzlerce kamyon dolusu şeker pancarı fabrika önlerinde günlerce bekletildi. Biz özelleştirme sürecinde bu olumsuzlukların yaşanacağını öngörmüş ve uyarılarda bulunuştuk. Hatta Bor şeker fabrikasının önünde miting düzenleyerek, ‘bu fabrika özelleşirse kapanmasının da yolu açılır’ demiştik. Keşke yanılmış olsaydım ama yanılmadık” dedi. 
Çiftçi başvuracak yer bulamıyor
Çiftçi ürün tesliminde yaşadığı sorun dolayısıyla tarlada ürününü sökemediğini, fabrikaların belirlediği gün ve saatte belirlediği kadar ürün almadığını anlatan Gürer, “Kantar stoklamasında oluşacak fire ve ürün kaybını çiftçinin üstüne bırakıyor. Bu durum çiftçi için ciddî kayıp yaratıyor. Maddi kayıpların yanında söküm ve nakliyeden oluşan sorunlar çiftçiyi alternatif ürün arayışına yöneltiyor. Gelecek yıl bu nedenle pancar ekim alanları gerileyecek, süreç içinde pancar ekimi yapılmayabilir. Bu süreç NBŞ üreticilerine yarar” şeklinde konuştu. 
 
 
15.11.2018
Devamı

Tonya Süt Üretimi Durdurunca Sütler Yola Döküldü

Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı. Olası bir taşkınlığı önlemek için özel harekât çevrede önlem aldı.
TRABZON'da, coğrafi tescilli Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere döktü.
Trabzon'un Tonya ilçesinde, 1974 yılında, kooperatifleşme girişimiyle kurulan 'Tonyakoop' adlı süt fabrikasında, ekonomideki son gelişmeler nedeniyle üretime ara verildi. Osmanlı Salnamesi'nde bahsedilen, 2017'deki 'Türkiye Kültür Oscarları Yarışması'nda birinci seçilerek, coğrafi işaretle tescillenen tereyağıyla ünlü ilçede, tarihi fabrikada üretime ara verilmesi üzüntüye neden oldu. Üretime ara verilmesi kararıyla yaklaşık 50 kişi işsiz kalırken, hayvancılıkla geçimini sağlayanların ürettiği sütler ise ellerinde kaldı. Tonya sakinleri, bölgenin önemli kuruluşlarından olan fabrikada üretime yeniden geçilmesini ve ürettikleri sütlerine talip çıkılmasını istedi. İşletmenin borcunun 12 milyon liraya ulaştığı öğrenilirken, fabrikanın akıbetinin ne olacağı ise ilçe sakinleri arasında merak konusu oldu.
SÜTLERİ DÖKÜP TEPKİ GÖSTERDİLER
Günde yaklaşık 30 ton süt işlenen fabrikada üretime ara verilmesiyle işsiz kalanlar ve ilçede geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, işletme önünde bir araya gelerek yaşananlara tepki gösterdi. 'Tepkisizliğe karşı tepki' yazılı dövizler taşıyan üreticiler, süt fabrikasında üretimin durdurulmasını, evlerinden kovalarla yanlarına getirdikleri sütleri işletme önündeki yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı.
'HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA GELDİ'
Eylemciler adına konuşan Gıda Mühendisi Sevtap Kurt, ilçede hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirtti. Kurt, "Tonya halkının tek geçim kaynağı, tek tüten bacası Tonya ve Bütün Köyleri Kalkınma Kooperatifi'mizin son zamanlarda düştüğü bu durum içler açısıdır. Kooperatif mali sorunlar nedeniyle, tarihinde ilk kez 7 Kasım 2018 tarihinde üretime ara vermiştir. Süt üreticisi, kooperatiften alacağı süt parasını ve hayvanlarını beslemek için yem-kepek ihtiyacını alamamaktadır ve bu nedenle Tonya'da hayvancılık bitme noktasına gelmiştir" dedi.
'SAHTE ÜRETİMLERE YOL AÇAR'
Alınan kararla bölgede sahte üretimin yolunun açılacağını da öne süren Sevtap Kurt, "Kooperatifin 2 bin 731 ortağı, istihdam ettiği 50'ye yakın çalışanı vardır. Fabrikanın üretime ara vermesiyle ortaklar, çalışanlar ve Tonya Süt Mamulleri kullanan tüketiciler mağdur olmuştur. İlçemizin ve kooperatifimizin tescilli ürünü tereyağının üretilmemesiyle sahte üretimlerin önü açılmıştır. Kooperatifin üretime ara vermesi, belirtilen sebepler dışında, içerisinde bulunan makine ve ekipmanın ambalaj malzemelerinin kullanılmaz hale düşmesine yol açacaktır. Bu yüzden biz çalışanlar olarak ve tüm ortaklar adına kooperatifimizin bir an önce açılmasını temenni ediyoruz. Buradan bize yardımcı olmak üzere başta İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'ya, akabinde Trabzon'daki vekillerimize ve bizi dinleyen herkese sesleniyoruz. Lütfen üretimimizi devam ettirmeye, Tonya'nın en büyük bacasını tekrar tüttürmeye yardımcı olun" diye konuştu.
'BU İNSANLIĞA SIĞIYOR MU?'
Kooperatif ortakları da üretimin durdurulmasına tepkilerini dile getirdi. Karayolunu trafiğe kapatan ortaklardan Fadime Akan, yaşananları kabullenmediklerini anlatarak şunları söyledi: "Süt satarak ortak oldum buraya. Atımız vardı, onu da satıp ortak olduk buraya. Şimdi satıyorlar fabrikayı, kapatıyorlar. Bu nereye sığıyor? Bunu vatandaşa gelsin anlatsınlar. Bir parça ekmeğimiz yoktur evde yemeye. Neden? 'Kalkınsın kooperatifimiz' diye buraya süt veriyoruz. 7'nci, 8'inci, 12'nci ay geliyor, 'Bunlar ne yiyor? diye neden sormuyor burada çalışanlar? 7'nci ayda aldığımız yem ile geldik bu zamana, şimdi süt parası alıp şeker almayı beklerken fabrikamız kapanıyor. Bu insanlığa sığıyor mu?"
'ÇARE MİLLETVEKİLLERİ'
Kooperatif Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sezgin de "Üretime ara vermek zorunda kalan fabrikamızın bir an önce üretime geçmesini güçlü bir ses ile duyurmak için buradayız. Bunun için çare yollar bellidir. Çare yolları bölgemizin milletvekilleridir" diyerek işletmenin üretime başlamasını istedi. Öte yandan, üreticilerin eylemi sırasında, polis ve özel harekât timlerinin de bölgede yoğun güvenlik önlemi aldığı gözlendi.
 
 
12.11.2018
Devamı

Solucan Gübre İle Organik Tarım

Gümüşhane'de organik tarımda verimi artırmak amacıyla başlatılan 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi kapsamında 5 yetiştiricinin başvuruları kabul edildi, küçük ölçekli tesislerde solucan gübresi üretimine başlandı.
Kentte, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından da desteklenen 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi, ilk kez uygulanmaya başlandı. Proje ile Şiran ilçesinde solucan gübresi üretim tesisi açıldı. İşletmeyi kuran Bayram Özel, sayısı 1 milyona ulaşan solucanlarla gübre üretimine başladı. Özel, tesisinde profesyonel bir şekilde organik ürünler üretmeyi hedeflediklerini söyledi.

'ÜRÜNLER DOĞAL TAT VE LEZZETİNE KAVUŞUYOR'

Solucan gübresinin verimliliği artırdığını belirten Bayram Özel, "DOKAP ve Tarım İl Müdürlüğümüz vasıtasıyla amatörlükten başlayıp, profesyonel sisteme geçiş yaptık. Elimizden geldiği kadar kimyasal gübreyi tamamen kaldırıp, organik sisteme geçebilmek için uğraşlar vermeye çalışıyoruz. Kendi ürünlerimiz üzerinde uygulama yaptık. Solucan gübresinin verimliliği artırdığını gördük. Bizim buradaki amacımız, eski sistemde olduğu gibi, yani geleneksel tarımda yakalanan tat, aroma ve lezzeti yakalayabilmek. Bölgemiz organik tarım bölgesi ilan edildi. Biz de buna öncü olmaya çalışıyoruz. Daha profesyonel üretim için devlet desteği her zaman şart" dedi.

'KİRLENMİŞ TOPRAĞI 1 YIL İÇERİSİNDE TEMİZLİYOR'

Çiftçilik yapan Hakan Suat Başer de, solucan gübresinin kendileri için büyük önemi olduğunu vurguladı. Başer, "1 dönüm arazi için 200 ile 300 kilo solucan gübresi yeterli oluyor. Bu gübrenin kokusuz ve doğal olması ortaya çıkan ürünün kalitesini artırıyor. Solucan gübresi ağır metallerle kirlenmiş olan toprağı 1 yıl içinde temizliyor, tarıma hazır bir hale getiriyor. Solucan gübresi hem katı hem de sıvı halde kullanılabiliyor" diye konuştu.
'VERİM, YÜZDE 50 ARTTI'

Avrupa'da solucan gübresinin 40 yıldır kullanıldığını belirten Başer, "Solucan gübresi 40 yıldır Avrupa'da kullanılıyor. Türkiye'de yeni yeni geçilen bu sistem, organik tarım için çok önemli. Solucan gübresini ilelebet sürdürmeyi ve bütün çiftçilerimizin kimyasal gübre yerine bu gübreyi kullanmasını tavsiye ediyorum. Solucan gübresiyle organik tarıma geçilecek. Bu gübre ile yüzde 40, yüzde 50 verim artışı sağlanırken, ilk yıldan 15 gün önce hasat sağlıyor. Bölgemizin iklim şartlarına bakıldığında ise solucan gübresi çok iyi bir seçenek" dedi.
 
12.11.2018
Devamı

Keskinoğlunda Konkordato Uzatıldı

Nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapan tavukçuluk sektörünün önde gelen firmalarından Keskinoğlu'nun konkordato süresi 1 yıl daha uzatıldı.
Sözcü'den Derin Gökçe'nin haberine göre, Türkiye'nin köklü firmalarından Keskinoğlu tavukçuluk, konkordato süresini 1 yıl daha uzattı.
Şirketten yapılan açıklamada, "11 Haziran 2018 tarihinde ticari faaliyetlerimizi aralıksız devam ettirebilmek adına başvurduğumuz konkordato için şirketimize tanınan 5 aylık geçici mühlet, finansal tablolarımızın incelenmesinin ardından Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin takdiriyle kesin süre olarak 12 ay daha uzatıldı" ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Bu sürede, devlet tarafından atanan komiser heyetinin yapacağı planlama doğrultusunda, alacaklılarımızla anlaşma yoluna giderek; geçtiğimiz 5 ay boyunca durdurulan ödemelerimizi yapmaya başlamayı hedefliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Daha önce konkordato sürecine dair mahkeme tarafından 3 ay geçici mühlet kararı verilen Keskinoğlu'nun 10 Eylül 2018 itibariyle geçici mühlet kararı 2 ay daha uzatılmıştı.
 
 
 
9.11.2018
Devamı

Genç Çiftçide Üretilen Mantarlar Gelir Kapısı Oldu

 Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Arkum Mahallesi'nde, Tarım Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak kurduğu mantar serası Mehtap Göküş'ün gelir kapısı oldu. 
Yaklaşık 1 ay önce Tarım ve Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 120 metrekarelik alanda 10 ton mantar kompostosu kullanarak mantarhane tüneli (Mantar Serası) kuran Mehtap Göküş (31), oluşan mantarlarını toplamaya başladı. Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 27 bin TL'si hibe 60 bin TL'ye mal ettiği mantar serasından 3 ay gibi kısa bir sürede 3,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorlar. 
Kilosunu perakende 10 TL'den sattığını belirten genç çiftçi Mehtap Göküş, "Allah devletimize zeval vermesin. Genç Çiftçi projesi sayesinde mantar seramızı oluşturduk ve 1 ay gibi kısa bir sürede ürün elde etmeye başladık. Şu anda hasat ettiğimiz mantarlar kısa sürede tükeniyor. Amacım buradan elde ettiğimiz para ile bu işi daha da geliştirmek" dedi. 
Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun ve Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yusuf Gün, Genç Çiftçi projesi kapsamında kurulan mantar serasını gezip üreticiyi ziyaret ettiler. 
Mantar serasında incelemelerde bulunan Başkan Doygun, "Çiftçimiz Mehtap Göküş Ziraat Odamızın öncülüğünde Genç Çiftçi projesine başvurdu. Projesi onaylanan çiftçimiz şu anda ürününü hasat etmeye başladı. Mantar üretimini ilk kez yaptığı için üründe yanmalar olmuş. Ziraat Odamız ve Tarım Orman İlçe Müdürlüğünün de destekleri ile daha da kaliteli ürünler elde ederek ekonomiye kazandıracağına inancımız tam. Üreticimize hayırlı ve bol kazançlar diliyorum" dedi. 
Mantar üretiminin bölgede alternatif ürün olarak yapılabileceğini belirten Doygun, "Özellikle iç piyasa mantar çok sık kullanılan bir gıda maddesi. Fiyatı ile de üreticisine kazandıran mantar üretimini çiftçilerimize tavsiye ediyorum. Bilgi almak ve üretim yapmak isteyen herkese Ziraat Odası olarak destek verebiliriz" dedi.
 
8.11.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmızı Et Açıklaması Yerli Üreticiyi Sevindirmedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  önceki gün Ak Parti grup toplantısındaki kırmızı ete yönelik açıklaması yerli üreticinin umudunu kaybetmesine neden oldu. Sektörün uzun bir zamandır sıkıntılı bir süreçten geçmesi yerli üreticiyi sektörden uzaklaşmasına neden oldu. Umutla çözüm bekleyen yerli üretici Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı et fiyatlarındaki artışın talepteki yükselişle ilgili olduğunu belirterek, "Biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balans ederiz" açıklaması yerli üreticiyi sevindirmedi.
Bu açıklamanın ardından edinilen bilgiye göre yerli üretici ithalata devam edildiği takdirde bizler üretimden çekiliriz. Tadı rengi kokusu olmayan etlerle bir ömür boyu yemek zorunda kalacağız. Ülkemizi seviyoruz. Yerli besici ve üreticiye sahip çıkılsın ithalattan vaz geçilsin. Üretim durursa ithalatla bir yere varılamayacağını herkesin bilmesi gerek. Denildi.
AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükbaş hayvan varlığımız 9,9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen et fiyatlarının ülkemizde yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Biz bu fiyatları rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse orada cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı balanse ederiz. İnşallah bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz" açıklamasında bulundu. 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana 16 Yıldızlı logo

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti'ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılan ve Bekir Pakdemirli yönetiminde yoluna devam eden bakanlığın yeni logosu belli oldu. Yeniden yapılandırılan tüm bakanlıklarda olduğu gibi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 24 Haziran seçimlerinden sonra resmen uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştı.
Yeni yapılanmada ortadan kaldırılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görev alanındaki orman ve su işleri ile ilgili kurumlar da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine alınmıştı. Böylece yeniden yapılandırılan Bakanlıkta ilk bakanlık görevine atanan isim de, Anavatan Partisi döneminin tanınmış siyasetçilerinden Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Dr. Bekir Pakdemirli olmuştu.
Bakanlığın yeni logosu, “T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı” yazısının yanı sıra, 16 yıldızın çevrelediği amblemden oluşuyor. Amblemin ortasında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden daha büyük boyuttaki ay yıldızın hemen üzerinde ise aynı kaynaktan çıkan üç ayrı yay şekli dikkat çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı sitesindeki Kurumsal Kimlik sayfasında yeni logoya ilişkin henüz açıklayıcı bir ifade yer almazken, “Cumhurbaşkanlığı 1 Nolu Kararnamesi çerçevesinde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı kurumsal kimlik çalışmaları devam etmektedir” ifadesine yer verildi.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Çiftçi Tarımı Terk ediyor

Tarımın başkenti olarak adlandırılan Antalya’da 2018 yılında yaklaşık 5 bin çiftçi ve yetiştirici üretimi bıraktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdam İzleme Bülteni tarım sektöründen turizm ve kamuya doğru yaşanan büyük göçü ortaya serdi. Tarımda yaşanan işgücü kaybının aksine, bu yıl Antalya, 48 bin işçiyle sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri, istihdamda üretimden tüketime ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kaymayı değerlendirdi.
ARTAN MALİYETLER TARIMI BİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 25 milyar dolarlık milli gelir üreten Antalya’nın bunun yüzde 10’unu tarımsal üretim, yüzde 20’sini de tarımsal ticaretle başardığını kaydetti. Türkiye’de 5’te 1 olan tarımsal istihdam payının Antalya’da 3’te 1 olduğunu belirten Çandır, “Ne yazık ki resmi rakamlar üretici kesiminin tarımdan el çektiğini bizlere gösteriyor. Başta üretim maliyetlerinin artması olmak üzere değişik sebeplerden dolayı çiftçi tarımsal üretimden kopuyor. Türkiye’nin turfanda ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşılayan, ekonomisi tarımla canlanan Antalya’da 5 bin çiftçinin tarımı terk etmesi bizlere şapkayı önümüze koyup bir kere düşünmemiz gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.
Tarımsal üretimin 12 ay yapıldığı Antalya’da çiftçi sayısının azalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çandır, üretimden çekilen insanların hizmet sektörü ya da kamu gibi alanlara kaydığına dikkat çekti. Antalya’da tarımın yarattığı istihdamın önemini belirten Çandır, tarımdan kopan kesimin tekrar tarım sektörüne dönmek istemediğini vurguladı. Çandır, “Başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Üreticiyi üretimde tutacak politikalar bir an önce hayata geçirilmeli” diye konuştu. Çandır, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 2’nin üzerinde aşağı çeken tarım sektörünün itibarına tekrar kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
FİNANSMAN VE MERA DESTEĞİ ŞART
Üretim yapanların azalmasına yem ve diğer maliyetlerinin başa çıkılamaz hale gelmesinin sebep olduğunu söyleyen Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, hayvan yetiştiricilerinin kilosu 80 liraya ulaşan yemi almaya gücü kalmadığını belirtti. Yetiştiricilerin finansman desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, özellikle küçükbaş yetiştiricisinin tarımsal kredileri kullanmada dezavantaj yaşadığını vurguladı. Meraların doğal üretim yapmak isteyenlere tamamen açılmasının sektörün devamlılığı için büyük önem taşıdığının altını çizen Öztürk, “Eskiden ithalatla çözülebilen kırmızı et krizi dövizdeki kur artışlarıyla artık çözüm olmamaya başladı. Üretimden başka çıkış yolumuzun olmadığını görerek sektörün finansman ihtiyacının çözülmesi gerekiyor. Tarım il müdürlüklerine, mera komisyonlarına ve devlet bankalarına büyük iş düşüyor. ‘Ben hayvan yetiştirmek istiyorum’ diyen her üreticiye finansman sağlanarak mera tahsis edilmeli” çağrısı yaptı.
Kent genelinde tarım üretimine dahil olan 170 bin çiftçinin bulunduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bölgede ekonomiyi ayakta tutan temel sektörlerden biri olan tarımın büyümesi için çiftçiyi yaşatmanın şart olduğunu söyledi. Çiftçilerin ve yılın 9 ayı göçebe hayatı yaşayan tarım işçilerinin yaşam şartların korunmasının üretimin sürmesi için büyük önem taşıdığını belirten Alp, “Girdi fiyatlarının çok yükseldiği bu dönemde tarımda üreticiden tüketiciye doğrudan bağ kuracak sistemler oluşturulmalı. Yaylalarda domatesten marula, salatalıktan bibere çok geniş yelpazede üretim yapılıyor. Çiftçiler, yevmiyeli işçiler ve aileleri buradan ekmek yiyor. Diğer sektörlere kayma olmaması için bunun sürmesini sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.
SİGORTALI ARTIŞINDA BİRİNCİ
Çiftçi sayısının 61 ilde azaldığını saptayan TEPAV, tarımdan en büyük kaçışın Antalya’da yaşandığını belirledi. Tarımı terk edenlerin sayısının 5 bine ulaştığı Antalya, yüzde 11.6 ile çiftçi sayısı en hızlı azalan şehirler arasında sekizinci sıraya yerleşti. Tarım sektöründe yaşanan bu büyük kaçışa rağmen Antalya, sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Antalya’da 2017’nin Temmuz ayından 2018’in aynı ayına kadar istihdama eklenen 48 bin yeni çalışanın 2 bin 739’u kamuda görevlendirildi. Kamu istihdamında Antalya 5’inci sıraya yerleşirken, birinciliği ise 8 bin 380 yeni kamu çalışanıyla Isparta elde etti. Isparta yüzde 32.4’lik oranla kamu çalışan sayısının en hızlı arttığı kent olurken, Antalya yüzde 3.8’le 11’inci sırada yer aldı.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana Mühendis Alımı Yapılacak mı?

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı mühendis alımı konusunu Meclis Genel Kurulu’na taşıdı. Ahmet Eşref Fakıbaba’nın döneminde Bakanlığa 3 bin 500 Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımı yapılacağı sözünü hatırlatan Ceylan, “Sözünüze ne oldu? Tarım Bakanlığına 3 bin 500 mühendis alınacak mı?” diye sordu.
Meclis Genel Kurulu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’na Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımıyla ilgili bir konuşma yapan CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, bir önceki Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın geçen yıl bütçe görüşmelerinde 3 bin 500 mühendis alımı sözü verdiği halde bu alımın gerçekleşmediğini hatırlattı.
Tarım ve hayvancılık alanında kalkınmayı sağlayacak, üretimi artıracak, ülkemizi tekrar ihracatçı konuma getirecek olanların veteriner hekimler, gıda, su ürünleri ve ziraat mühendislerinin rehberliğindeki çiftçiler olduğunu kaydeden Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Veteriner Hekim ve Mühendis alımı yapmamasını eleştirdi.
“Tarım ve Orman Bakanlığı uzun süredir hiç atama yapmamaktadır” diyen Özgür Ceylan, 150 bin mühendisin işsiz beklediğini vurguladı.
Tarım, hayvancılık ve gıda üretiminde yaşanan pek çok sorunun uzman personel yetersizliğine bağlı olduğunu bildiren Ceylan, “Boşa giden desteklemeler, ithal zirai ürünlerin artması, gramaj sorunları, şarbon, denizlerde kirlilik, limit altı yapılan avcılık, denetimsiz gıda, et ve gıdada ithalatta bağımlı kalmanın sebebi uzman personel yetersizliğidir” dedi.
CHP’li Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığında bir şeylerin yanlış gittiğini kaydederek, eksik personel sorunu nedeniyle pek çok projelerin uygulanamadığını kaydetti. Türkiye’de tarımın kalkınması için çiftçinin uzman personel rehberliğine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Ceylan, “Tarım ve Orman Bakanlığı ne zaman atama yapacaktır?” diye sordu.
 
 
 
5.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Mağdur Olmaya Başladı

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, “Şeker fabrikaları özelleştirmeleri çiftçiyi mağdur etmeye başladı. Bunun en net sonucu gelecek yıl şeker pancarı üretimindeki ciddi düşüşle görülecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Gök, yazılı açılamasında, şeker fabrikalarını stratejik ve millî bir değer olarak gördüklerini belirterek 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine dair ihale oluru kararının iptali istemiyle Danıştay’a başvurduklarını belirtti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na özelleştirme sürecini şeffaf yürütmediği eleştirisinde bulunan Gök, “Özelleştirme İdaresince sektörel gerçekler ile mevzuata aykırı bir şekilde yürütülen özelleştirme işlemleri kamu ve ülke zararına yol açabilecek noktaya gelmiştir. Bu sebeplerle de devri gerçekleşmeyen fabrikalarla ilgili hukuka aykırı süre uzatım kararlarının iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesinde davalar açılmıştır” bilgisini verdi. 
 
 
5.11.2018
Devamı

Gıda Enflasyon Fiyatları Yüzde 10 dan 13 e Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2018 yıl sonu enflasyon tahminini Temmuz ayındaki yüzde 13.4'ten yüzde 23.5'e yükseltti. 

2019 yılı sonu tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) tahmini ise yüzde 9.3 düzeyinden yüzde 15.2'ye, 2020 yılı sonu TÜFE tahmini de yüzde 6.7'den yüzde 9.3'e yükseltildi.
Raporda, gıda enflasyonu tarafında da tahminler yukarı yönlü revize edildi. 
İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonu 2018 yılı üçüncü çeyreği sonunda yüzde 34’e ulaşarak Temmuz Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleştiği kaydedilen raporda, "Taze meyve-sebze fiyatlarında Temmuz ve Ağustos aylarında beklenen düzeltme sınırlı kalırken Eylül ayında ise güçlü bir fiyat artışı gerçekleşti" ifadelerine yer verildi.
Gıda grubunda hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda kalemlerinde enflasyon görünümü bozulduğunu ifade eden Çetinkaya, üçüncü çeyrekte gıda enflasyonuna dair görünümün bozulmasında Türk lirasındaki değer kaybına bağlı maliyet yönlü gelişmeler temel belirleyici olduğunu kaydetti.
Çetinkaya, "Bu çerçevede, 2018 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 13’ten yüzde 29,5’e; 2019 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini ise yüzde 10’dan yüzde 13’e güncellendi" bilgisini paylaştı.  
Çetinkaya, "Önümüzdeki aylarda baz etkileri, gıda fiyatları veya diğer geçici faktörlerden kaynaklanan oynaklıkların söz konusu olabileceğini tahmin ediyoruz" dedi. 
 
 
 
2.11.2018
Devamı

Yerli Tohum 1 Milyon Elli Bin Tona Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, "2002 yılında 145 bin ton olan yerli tohum üretimimiz bugün itibariyle 1 milyon 50 bin tona ulaştı." dedi.
Emiralioğlu, Kahramanmaraş Fuar Merkezi'ndeki 4. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışında, Türkiye'nin 80 milyon nüfusuyla yılda 40 milyon turisti besleyen bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye'nin özellikle yaş sebze meyve gibi birçok üründe dünyada en fazla ihracat yapan ülke olduğunu, bu nedenle tarım alanlarını çok ekonomik ve verimli kullanması gerektiğini belirten Emiralioğlu, bu kapsamda TAGEM'in TÜBİTAK'a en fazla proje veren kurum olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin en büyük Ar-Ge kurumu olarak yerli üretime dönük ciddi çalışmalar yaptıklarını ifade eden Emiralioğlu, şöyle konuştu:
"Ülkemizin tarımsal anlamda gelecek vizyonunun oluşturulması noktasında, özellikle yerli tohumların geliştirilmesi, ıslah edilmesi, yerli meyve çeşitlerinin geliştirilmesi, ıslah edilmesi hem ülkemizdeki çiftçilerin ihtiyacının karşılanması hem de fırsat oldukça yurt dışına ihracat noktasında fırsatların yakalanması anlamında 50 araştırma enstitüsünde bulunan yaklaşık 2 bin 200 ıslahçımızla birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz."
 
 
2.11.2018
Devamı

Konkordato Balıkesir'de Süt Üreticisini Mağdur Ediyor

Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, konkordato ilan eden ve üreticilere 32-33 milyon lira değerindeki süt paralarını ödemeyen Yörsan’dan dolayı üreticilerin mağdur olduğunu ifade etti.
Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, eylül ayı içerisinde konkordato ilan eden Yörsan firmasının üreticileri zor durumda bıraktığını kaydetti.  Yörsan’ın Balıkesir’deki üreticilerin 70 günlük süt alacağını ödemediğini bunun da 32-33 milyon liraya tekabül ettiğini ifade eden Şimşek, kendileri vasıtasıyla Yörsan’a süt satan ve 3 milyon 120 bin lira alacağı olan üyelerinin 1.5 milyon liralık kısmını Birlik olarak ödediklerini söyledi. Şimşek, konuyla ilgili şunları söyledi.
 “Balıkesir süt üretiminde Türkiye’de ilk üç il içerisinde yer alıyor. Bu potansiyeli bulunan Balıkesir’de süt üreticilerinin en büyük problemlerinden biri Yörsan firmasının durumu.  Geçtiğimiz yıllarda yerli sermayeden yabancı sermayeye geçti ve el değiştirdikten sonra da sıkıntılar baş gösterdi. Daha önceki sıkıntıları aşmışlardı ancak geldiğimiz nokta itibariyle eylül ayı itibariyle konkordato ilan ettiler. Üreticilerinde o tarihten geriye dönük 70 günlük süt alacağı vardı.  250 tonu Balıkesir ili içerisinden, 200 tonu da çevre illerden alıyordu. Bu 250 tonluk süt alımının da rakamsal değeri 33 milyon lira seviyelerinde. Üreticimiz bu parasını alamadı. Alamıyor da. Şu anda bir muhatapta yok. Aşırı derecede mağduruz. Bu mağduriyeti gidermek için Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği olarak en azından kendi pazarladığımız sütlerden alacağımız 3 milyon 120 bin liranın, 1.5 milyon lirasını Birlik bütçesinden üyelerimize ödedik. Böyle bir imkânımız vardı ve üreticilerin ağustos ayı ödemesini ödedik. Yörsan’dan da 1 kuruş para almadık. Şirketi şu anda yönlendirenlerinde ödeme yapmaya hiç niyetleri yok. Geriye dönük borçlardan 1 kuruş ödemiyorlar. Konkordatodan sonra aldıkları sütlere ödemeye yapıyorlar. Bu da Balıkesir üreticisine büyük bir darbe vurdu” dedi.
MALİYETLER ARTTI,SÜTÜN FİYATI DEĞİŞMEDİ
Süt üreticilerinin girdi maliyetlerinin artmasıyla belinin büküldüğünü ifade eden Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, desteklerinde yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Şimşek, “ Zaten döviz artışından dolayı girdi maliyetlerimiz yükseldi. Sonrasında dövizdeki düşüşe rağmen yem fiyatlarının geriye gitmediği bu dönemde ciddi bir yük kaldı üzerimizde. Süt fiyatlarımız aynı değişmiyor. Tüketiciyi düşünürken üreticiyi düşünen hiç yok. Diğer tarafta Bakanlığımızdan aldığımız teşvikler geçtiğimiz yılın ilk üç ayına göre 12 kuruş olan örgütler üzerinden pazarlanan süte bu sefer en yüksek tutar 9 kuruş. 3 kuruşta oradan üreticinin desteği kesilmiş durumda” dedi.
ÜRETİCİ ÜRETEMEZ HALE GELDİ
Süt üreticisinin zor durumda olduğunu vurgulayan Cihat Şimşek, Yörsan’ın süt üreticilerine ödeme yapması için yetkililerden destek beklediklerini söyledi. Mevcut durum itibariyle üreticinin üretim yapmaktan uzaklaştığını belirten Şimşek, “ Yetkililerden öncelikle beklediğimiz bu işin anası olan sütün kendi parasıdır. Yörsan’a ödemediği paraları ödemesi için devlet yetkililerinden destek bekliyoruz. Bu paraların ödenmesi gerekir. Her önüne gelen konkordato ilan edip üreticilerin ürettiği ürünün değerin üzerine yatacaksa bu sektörde kimse üretmez hale gelir. Herkes bu sektörden kaçar. Diğer tarafta da verilen desteklerin azalması değil artması lazım. Bu kadar ekonomik saldırı altında olan üreten kesimin desteklerinin artacağı yerde azalması, insanların yapmış olduğu işlerde heyecanını yitirmesine neden oluyor. Bu sektörün dışında kalmasına sebep veriyor. Bizim toplumumuzu üretmekten uzaklaştırıyor. Bunun önüne geçmek için desteklerin artması gerekiyor” dedi.
 
 
 
1.11.2018
Devamı

Çiftçilerin Kredi Borç Faizlerinin Silinmesi İçin TBMM Teklif

CHP Edirne MilletvekilOkan Gaytancıoğlu, çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi kooperatiflerine olan kredi borçlarının, faizleri silinerek, yeniden yapılandırılması için kanun teklifi verdi.
Gaytancıoğlu'nun TBMM Başkanlığına sunduğu teklife göre çiftçilerin, kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi kooperatiflerine olan tarımsal borçlarının faizleri silinecek. Faiz ve gecikme zammı alınmadan geriye kalan anapara, her yıl eşit taksitte olmak üzere 4 yılda ödenecek.
Teklifin gerekçesinde, her ülkenin, tarımı ve tarımsal üretim yapan çiftçisini desteklediği, bunun temel nedeninin, tarımsal üretimin diğer üretim dallarına göre farklılık göstermesi olduğu belirtildi.
Tarımsal üretimde risk ve belirsizliklerin fazla, tarım piyasalarını düzenlemenin sorunlu olduğu ifade edilen gerekçede, bu nedenle tarımsal üretimin devlet tarafından izlenmesi ve planlanarak gelecekte olabilecek üretim dalgalanmalarının önlenmesi gerektiği vurgulandı.
Gerekçede, devletçe yürütülecek politikanın çiftçi merkezli olması gerektiği vurgulanarak, şöyle denildi:

"Türkiye'de çiftçiye verilecek destek miktarı yasa ile belirlenmiştir. Kanun çerçevesinde çiftçilerimize ödenmesi gereken GSMH'nin yüzde 1'i oranındaki ödemenin yasalara uyulmayarak eksik yapıldığı, AKP'nin yıllarca çiftçiye yasa ile vermesi gereken desteği vermediği bilinen bir gerçektir. AKP iktidarının başladığı yıl olan 2002'de tarımsal nakit kredi kullanımı 1 milyar lirayken, Ağustos 2018 itibariyle sadece bankaların ve Tarım Kredi kooperatiflerinin çiftçiye kredi kullandırımı toplamı 110 milyar liraya ulaşmıştır. Ayrıca bankaların 3 milyar TL alacağı takiptedir. Bunun yanında 2,5 milyar lira gayri nakdi kredi kullanımı söz konusudur."
 
 
31.10.2018
Devamı

Makarnalık Buğday Direk Çiftçiden Alınacak

Oba Makarna, üretimde kullanacağı makarnalık buğdayı, artık tüccarlar yerine Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla doğrudan çiftçiden alacak. Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz: "Sözleşmeli üretim modeli sayesinde, tarım sektöründeki arz ve taleple fiyatlandırmadaki dengesizlikler giderilecek. Benzer iş birliği protokollerini diğer özel sektör firmalarıyla da yapmayı temenni ediyorum." açıklamalarında bulundu.Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü: "Pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğday, firmamız tarafından makarna üretiminde kullanılacak. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayı artık doğrudan çiftçiden alacağız." ifadelerinde bulundu.
Çiftçi ürünlerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) ile Oba Makarna arasında ticari iş birliği protokolü imzalandı. Buna göre, Oba Makarna, tüccarları devreden çıkararak makarnalık buğdayı Tarım Kredi aracılığıyla doğrudan çiftçiden temin edecek.

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ile Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü, Tarım Kredi Genel Müdürlüğünde iş birliği protokolüne imza attı. 
Protokol kapsamında, Tarım Krediye bağlı ortaklarca "sözleşmeli üretim modeli"yle üretilen makarnalık buğday Tarım Kredi tarafından alınarak, Oba Makarnacılık Sanayi Ticaret AŞ'ye satışı gerçekleştirilecek. 
Özgüçlü, törende yaptığı konuşmada, pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğdayın, firması tarafından makarna üretiminde kullanılacağını söyledi. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayın artık doğrudan çiftçiden alınacağını belirten Özgüçlü, böylece çiftçinin makarnalık buğdaya daha çok yönelmesini amaçladıklarını, pilot çalışmanın ardından Türkiye genelinde sözleşmeli üretim modeline geçeceklerini bildirdi. 
Fahrettin Poyraz da çiftçinin ürettiği ürünleri pazara ulaştırma noktasındaki sorumluluklarını yerine getirdiklerini vurgulayarak, şunları dile getirdi: 
"Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye ürettirdiğimiz ürünün değeri 2017'de 40 milyon lira iken, bu yıl 150 milyon liraya çıktı. Çiftçilerin ürettiği ürünleri, pazara ve ihtiyaç duyan sektörlere ulaştırıyoruz. Çiftçilerimiz, dönem sonunda ürettiği ürünü satma ve pazara ulaştırma noktasında bir kayıp yaşamayacak." 
 
 
31.10.2018
Devamı

Çobandan Tutun Fındık, Kayısı Toplamaya Adam Bulamıyoruz

Tarım ve hayvancılık sektöründe iş gücü sıkıntısına değinen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Çobandan tutun da fındık, kayısı toplamaya, adam bulamıyoruz. Yabancılar çalışıyor artık bu işlerde. Köylerde çocuk sesi de kalmadı zaten. İşte bu yüzden tarım ve hayvancılıkta yeni bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç var. Bu sektörlerin şartlarına göre düzenlenmiş, insanlara gelecek vadeden bir sistemi, sizlerin desteğiyle hayata geçirmeliyiz" dedi.
TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı'nda konuşan Hisarcıklıoğlu her iki bakanlığın da sektöre yönelik yaptıkları iyileştirmeleri olumlu bulduklarının altını çizerek, tarım ve hayvancılığa yönelik düşük faizli kredilerin, girişimcilerin ve üreticilerin kullanımına yeniden sunulmasını beklediklerini ifade etti.
Hisarcıklıoğlu, ticaret borsalarındaki işlem hacminin 250 milyar liraya ulaştığını dile getirerek, "Yeni hazırladığımız tescil yazılımı sayesinde, ticaret borsaları, ilgili pek çok kurumla entegre hale gelecek. Bugün geldiğimiz noktada, hem ticaret borsalarımızın hem de girişimcilerimizin gayretleriyle, lisanslı depoculuk yatırımları hızla artmaya devam ediyor" diye konuştu.
 
 
31.10.2018
Devamı

Mera Alanları Sütaş'a Tahsis Edilince Üreticiler Mağdur Oldu

Bingöl Merkez Çeltiksuyu köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturan hayvan besicileri, mezrada kendilerine ait 5 bin civarında küçükbaş ve büyükbaş hayvanın olduğunu belirterek hayvanlarının otlatıldığı mera alanlarının yatırım kapsamında SÜTAŞ'a tahsis edildiğini belirttiler.
Çeltiksuyu Köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturduğunu söyleyen hayvan üreticisi Ferit Karaoba, bu mezrada 15 ailenin ikamet ettiğini belirterek burada geçimlerinin hayvancılık üzerine olduğunu söyledi.
Küçüktepe mezrasında yaklaşık 5 bin küçükbaş ve büyükbaş hayvan olduğuna dikkat çeken Karaoba, "burada 7-8 adet kendi imkânlarımızla ve yüzde 50 hibe destekli olarak yaptığımız modern ahırlarımız var.  Biz iki köy kadar üretim yapıyoruz.  Yılda 5 bin 500 kuzu üretimi yapıyoruz. Biz İddia ediyoruz ki SÜTAŞ'tan daha iyi üretim yapıyoruz.  Çok güzel bir hayvancılığımız var. " dedi. 
"Hayvanlarımızı otlattığımız mera alanlarını Sütaş'a verip bizi mağdur ettiler"
Mezralarında bulunan mera alanlarını otlaklık olarak kullandıklarını ifade eden Karaoba,  "Şu anda arkamızda gördüğünüz alan Çeltiksuyu köyü tamamıyla Sütaş'a tahsis edildi. Biz SÜTAŞ'a karşı değiliz, kesinlikle üretime de karşı değiliz.  Ama biz de burada hayvancılık yapıyoruz.  Bu yörenin insanıyız,  Bizim de üretim yapmamız lazım. Hem üretim yapıyoruz, hem ülke ekonomisine katkı sunuyoruz. Buradan başka gideceğimiz başka bir yerimiz yok.  SÜTAŞ yetkilileri buraya gelirken,  konu hakkında onlarla görüştük, burada hayvancılık yaptığımızı onlara söyledik. İlin yetkililerine söyledik. Onlarda dediler ki 'biz bölgeyi SÜTAŞ'a vereceğiz yalnız sizin için geçiş alanını kesinlikle bırakacağız ve sizi burada mağdur etmeyeceğiz.'  Ama şu anda tamamıyla bizleri mağdur ettiler." İfadelerini kullandı. 
"Mağduriyetimizi gören herkes 'vicdanen rahatsız' ama çözüm bulan yok"
Başka meralara hayvanları götürmek için kullanılan geçiş alanlarının da SÜTAŞ tarafından kapatıldığını dile getiren Karaoba, şöyle devam etti:  "İncesu ve Sarıçiçek köyü meralarına gitmek için kullandığımız geçiş alanları yine SÜTAŞ tarafından çukurlar kazılarak duvar örülecek.  Hayvanlarımızın mera ve otlak alanlarını tamamen kapattılar. Biz ve hayvanlarımızı adeta hapiste koydular.  Biz fazla bir şey istemiyoruz, geçiş alanlarımızı kapatmasınlar başka bir şey istemiyoruz. Biz SÜTAŞ'a, yatırıma karşı değiliz,  ama tamamıyla tüm meramız elimizden alındı. Bizleri adeta hapiste koydular. Şu an ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz. Buraya gelen yetkililer, 'vallahi gerçekten mağdur edilmişsiniz ya vicdanen rahatsız olduk böyle olmaması lazım.' diyorlar.  Geçen gün SÜTAŞ'ın ikinci adamıydı buraya geldi, 'gerçekten ben vicdanen rahatsız oldum.' dedi. Herkes vicdanen rahatsız ama çözüm bulan yok."
"Yetkililer SÜTAŞ'a nasıl sahip çıktıysa bizlere de sahip çıkması gerekiyor"
Yetkililere çağrıda bulunan Karaoba, "Bu yatırımda katkısı olanlara teşekkür ediyoruz.  Yine söylüyorum, SÜTAŞ'a karşı değiliz ama bizde bu yörenin insanıyız, biz de üretim yapıyoruz. Bizim burada yaşama hakkımız var.  Bizim burada hayvancılık yapma hakkımız var.  Biz bu yörenin insanız. Yetkililer nasıl onlara sahip çıkıyorsa,  bizlere de sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.
"Yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar"
5 dönüm üzerinde 2 milyon değerinde bir çiftlik kurduğunu söyleyen Karaoba, "Çok güzel modern bir çiftlik yaptım.  Çok güzel de hayvancılık yapıyoruz. Benim sadece 2 bin hayvanım var. Diğer komşularım da hepsi en iyi şekilde hayvancılık yapıyorlar. Biz büyük üreticileriz. İki köy kadar üretim yapıyoruz. Tüm yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar." İfadelerini kullandı.
"Mera olmadan hayvancılık olmaz"
"Buraya gelen SÜTAŞ yetkilileri size iyi bir komşu olacağız." diyen Karaoba,  "Şimdi ise durumlarından anlaşılıyor ki arazi kapmaya geldiklerine şahit oluyoruz.  Şuan resmen bizleri mağdur ediyorlar. Biz de üreticiyiz. Yani mera olmadan hayvancılık da olmaz. Hayvanlarımızın dışarı çıkıp otlaması gerekiyor. Adeta bizler cezaevini yaşıyoruz." dedi.  
"Meralarımız işgal edilmiş kapı dışarı çıkamıyoruz"
Hayvan besicilerinden Hüseyin Arslan da "Devlet destekli bir han yaptım.  Bu ahırları buradaki meradan faydalanmak için yaptık.  Sütaş şu an kazdığı çukurlarla bizlere adeta cezaevi yaşatıyor. Bizler yatırıma karşı değiliz. Buranın çocuklarıyız, burada yaşadık büyüdük. Şu an kapımıza çıkamıyoruz. Meralarımız işgal edilmiş, kesinlikle beş karış mera bırakılmamış. Yetkililer elini vicdanına koysunlar, bizleri düşünsünler yardımcı olsunlar." ifadelerini kullandı.
"Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz satmak zorunda kalacağız"
Hayvan besicilerinden Faysal Karaoba ise 150 adet büyükbaş hayvana sahip olduğunu belirterek "Tarım desteği ile Han yapmışım.  Ben burada süt üretiyorum,  köyün merası tamamen SÜTAŞ'a verildi.  Yatırıma karşı değiliz, yetkilere diyorum en az bir kısım merayı hayvanlarımız için bize bıraksınlar ki üretime devam edelim. Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz, satmak zorunda kalacağız. Büyükbaş, küçükbaş toplam 5 bin hayvanımız burada mevcut.  Biz yıllardır burada hayvan besliyoruz.  Biz peynir üretiyoruz.  Biz süt üretiyoruz, fabrikalara veriyoruz. Yetkililer bize bir çare bulsunlar. Bize destek çıksınlar.  Bizi de mağdur etmesinler." diyerek çözüm çağrısında bulundu.
"Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler"
Hayvan sahiplerinden Mehmet Dağdelen de 30 yıldır burada hayvancılık yaptığını dile getirdi. Dağdelen, "100 tane büyükbaş hayvanım var.  30 yıldır buradayız. Şimdi bütün yetkililere sesleniyorum;  Arkadaşlarımın konuştuğu gibi aynı mağduriyeti yaşıyoruz. Bir iş yaparken başkalarını mağdur etmeyelim. Sütaş yatırımına karşı değiliz. Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler.  Hayvanlarımızın geçişi engellenmesin diyoruz. Şu an tüm bu bölge mera alanları SÜTAŞ'a verildiği için mağdur durumda bir çözüm bekliyoruz." şeklinde konuştu. Kaynak: İLKHA
 
 
26.10.2018
Devamı

Başkan Erdoğan: Gündemimizde Bir Fındık Meselesi Var

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
''Ana muhalefet partisi önce seçim sonuçlarının üzerine gölge düşürmeye çalıştı başarılı olamadı sonuçları kabullenmek zorunda kaldı. Hem içeride hem dışarıda siyasi ve ekonomik olarak çok önemli hazırlıkların içine girdik.
''GÜNDEMİMİZDE BİR FINDIK MESELESİ VAR''

2012'de yola çıkarken hiçbir zaman halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz demiştik. Enflasyonun üzerinde zam yapmışızdır. O günden bugüne de böyle geldik. Zaman zaman kusura bakmasınlar gerek teşkilatımız milletvekili arkadaşlarımız bakanlarımıza baskı oluşturma yoluna gidiyorlar. Olması gerekenin üstünde bazı taleplerle geliyorlar. Biz devlet yönetiyoruz. Devletimizi yönetirken bazı hassasiyetlere de dikkat etmemiz lazım. Gündemimizde bir fındık meselesi var. Büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-3 milyar dolar düzeyinde fındık ihracatı var. İktidarlarımız döneminde malum muhalefetin yaklaşımlarına dikkat ederek değil vatanımızın geleceğine bakarak değerlendirmeleri yapmamız lazım. Bugüne kadar fındık üreticilerimize 7,5 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Toprak Mahsulleri Ofisimizle ile 1 Kasım 2018 tarihinden itibaren kalite fındığın kilosunu 14 liradan Giresun kalite fındığın kilosunu da 14,5 liradan almaya başlayacağız.''dedi.
 
26.10.2018
Devamı

Çiğ Süt Destekleri Bugün Ödeniyor

Çiğ süt destekleri bugünden  itibaren ödenmeye başlanıyor. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, çiğ süt desteklerinin bugün ödeneceğini belirterek, 2018 Nisan-Mayıs-Haziran aylarına ait 2'nci dönem çiğ süt destekleme ödeme takvimini yayınladı.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Değerli Üreticilerimiz,
2018 Yılı Nisan - Mayıs - Haziran aylarına ait 2. dönem çiğ süt desteklemeleri 26.10.2018 tarihinden itibaren üretici hesaplarına yatırılacaktır.
Ödeme planı;
T.C Kimlik No Son Hanesi: 6 - 8
Vergi Kimlik No Son Hanesi: '1 - 3 - 5 - 7 - 8 - 9' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 26.10.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '2 - 4' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 02.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '0' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 9.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra, Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacaktır."
 
 
26.10.2018
Devamı

GÜİD'ten Enflasyonla Mücadeleye Destek

Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) yazılı bir basın açıklaması yaparak enflasyonla topyekûn mücadelesi kapsamında “Türkiye Kazanacak” sloganı  gübre sektörü ’de duyarsız kalmayacağı bildirildi. GÜİD Yönetim Kurulu Başkanı  Metin Güneş şunları kaydetti.
 
Bu topraklar bizim beslenmemize vesile olan en değerli varlıklarımızdandır.  Topraklarımızı, alın teri dökerek işleyip gıda sektörüne girdi temin eden bizim çiftçilerimizdir. Tarımsal ürünleri, gıdaya dönüştüren gıda sektörü de, bu gıdaları tüketen de yine bizim vatandaşlarımızdır.
Her geçen gün artan nüfusumuza karşın, muhtelif nedenlerle tarım alanlarının ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımızın azalması, birim alandan daha fazla ürün elde etmemizi zorunlu hale getirmiştir.  Gübre ve bitki besini kullanmadan bu verim artışını sağlamak mümkün değildir. Gübre kullanımı bu nedenle zorunludur, gübre maliyetlerinin artması nedeniyle kullanılmaması halinde ortaya daha büyük bir sorun olarak verim ve kalite kayıpları çıkacaktır.

Muhtelif nedenlerle, bilhassa döviz kurlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak sektörümüz zaman zaman bazı güçlüklerle karşılaşmaktadır. Üyelerimizdeki birlik ve beraberlik ruhu ve bilinci bundan önceki badireleri atlattığımız gibi bu olumsuzluğu da atlatacağımıza vesile olacaktır.
Topraklarımızın besin ihtiyacını karşılayan yaklaşık 6 milyon tonluk  kimyevi gübre sektörü, hammadde kaynaklarımızın olmadığından dolayı tamamına yakın dışa bağımlıdır.  Dünyada verim ve kaliteyi olumlu yönde etkileyen bu gübre ve bitki besinleri bürokrasinin elverdiği ölçüde eş zamanlı olarak temin edilerek üreticilerimize kazandırılmaktadır. Dolayısı ile gübre sektörü döviz kurlarındaki dalgalanma ve istikrarsızlıktan en fazla etkilenen sektörlerden biridir. 
                Söz konusu ülkemiz ise gerisi teferruattır düsturu GÜİD üyeleri olarak ortak ideolojimizdir. Gübre sektörü temsilcileri ve GÜİD üyeleri olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecek ve bu topraklarımızın besini olan gübrelerin toprağımız, ekonomimiz, tüketicilerimiz, ülkemizin geleceği ve tarımda dışa bağımlı olmamızı minimize etmek için var gücüyle çalışmaya devam edecektir.
                Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları derneği olarak gerek yerli kaynaklarımız kullanarak gerekse ithalatla temin ettiğimiz gübrelerde tüm üyelerimiz ürün çeşitliliklerine bağlı olarak Enflasyonla Topyekun Mücadeleye destek vereceklerdir.
 
 
25.10.2018
Devamı

Of Çay Resmen Jacobs'un

Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe`ın Of Çaysan Tarım hisselerinin tamamının devralınmasına onay verdi.
Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe Egberts International B.V.’nin kontrolünde bulunan Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş. tarafından Of Çaysan Tarım Ürünleri Entegre Tesisleri San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin tamamının devralınması ve Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerinin belli oranının da Kasap Ailesi’ne devredilmesi işlemine izin verdi. 

Türkiye'de Jacobs markaları ile bilinen JDE, kahve sektöründe 265 yıllık geçmişe sahip bir uluslararası şirket olarak biliniyor. Ofçay ise 1985 yılındaki kuruluşundan beri Türk çay sektöründe faaliyet gösteriyor.

Gür Metal Hisselerinin Devrine de İzin Çıktı
Rekabet Kurulu, diğer yandan Gür Metal Hassas Döküm San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda ve Gürtek Metal San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda hissesinin Tusaş Motor Sanayii A.Ş.’ye devredilmesi işlemine de izin verdi. 
Kurul, ULAK Haberleşme A.Ş.’nin belli oranda hissesinin ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işleminin 
izne ise tabi olmadığına karar verildi.

Rekabet Kurulu'nun kararları internet sitesinde yayımlandı.
 
 
25.10.2018
Devamı

Buğday ve Arpaya Yüzde yüz Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ziraat Odaları Merkez Birliğinin Marmara Bölge toplasında katıldı. Bakan Pakdemirli konuşmasında çiftçilere müjde vererek “Çiftçilerimize bir müjde vermek istiyorum. Buğday ve Arpada 4 Lira olan gübre desteğini % 100 artışla 8 Liraya çıkarıyoruz. Destek bizden üretmek çiftçimizden. Hayırlı ve uğurlu olsun.”dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Çiftçiler Şartnameye Uymayan Hayvanları Kabul Etmediler

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesi talebinde bulundu.
İLKHA nının haberine göre Genç Çiftçi Projesi kapsamında TİGEM tarafından Kızıltepe hayvan pazarında 25 genç çiftçiye teslim edilmek üzere 3 TIR'la getirilen 125 dana, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi.
Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Danaların özelliği yaptığımız sözleşmeyle uyuşmuyor"
Sözleşmede imzaladıkları hayvanlarla gelen hayvanların özelliklerinin birbirini tutmadığını belirten çiftçilerden Abdurrahman Kılıç, hayvanlara yapacakları masrafın, işçiliklerini dahi karşılamayacağını ileri sürdü.
Kılıç, "Hibe edilen hayvanlar çok cılız. Sözleşmemizde canlı ağırlıkları 210 kilo olması gerekirken, gelen danalar 80-90; en semizleri ise 110 kilodur. 2 yıl da bunları beslesek boştur. Toplam 25 çiftçiyiz. Hepimiz, 'bunları kabul etmiyoruz' diye karar aldık. Sözleşmede hangi özellikler belirtilmişse onları istiyoruz. 3 bin 500 TL başvuru masrafı, 7 bin TL'ye ahır için masraf yaptık. Kepeğin torbası 40 TL, arpa da pahalanmış; samanı hesaplamıyoruz bile." dedi.
"İthal dana yerine yerli dana gönderilmiş"
Çiftçilerden Sedat Gümüş ise tepkisini şöyle dile getirdi: "Sözleşmemizde bize gelecek danaların tanesi 6 bin TL değerinde ancak bize gelen danalar bin 500 TL bile etmez. Normalde sözleşmemizde bize gelecek danalar ithal dana olması, ırkı simental, montofon olması gerekirken, gelen danalar ise yerlidir ve küpe numaraları 21-63-25'tir. 3 sene de bunlara arpa, saman, kepek verirsem bunlar masrafımı karşılamaz; zarar edeceğim. Bunlar bize 30 bin TL'ye mal olmuş. Bunları 3 yıl beslesem 10 bin TL etmez. İşsizim, genç çiftçi olduğum için devlet bize bu imkânı tanımış. 'Bunları besle, kâr et' diye. Ama ben bunlarla nasıl kâr edeceğim? Devlet tam para veriyor ama dağıtıcı bizim hakkımızı yemiş. Biz hakkımızı istiyoruz. Buradan İl müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Mardin İl Müdürü) ilçe müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Kızıltepe İl Müdürü) sesleniyoruz; bize yardımcı olsunlar."
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak"
Öte yandan yaşanan bu durum üzerine Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde 5'er büyükbaş hayvan hibe desteği verildi. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından şartnameye uygun olup olmadığı kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir. İhaleyi herhangi bir özel kuruluş almamış. Devletin işletmesi olan TİGEM almış. Bundan dolayı herhangi bir sahtekarlık yoktur." ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

Brezilya'dan Getirilen Besilik Hayvanlara İzin Verilmedi

 Tarım ve Orman Bakanlığı, Brezilya’dan getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında “hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığının” tespit edilmesi üzerine Türkiye’ye girişlerine izin verilmediğini açıkladı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Brezilya'dan Julia AK isimli gemi ile İzmir Limanı'na getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında ‘Hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığı' tespit edilmiş ve ülkeye giriş izni verilmemiştir. Brezilya veteriner otoritesi, hayvanlarda hastalık testlerinin istenilen zaman periyodunda yapılmadığını kabul etmekle birlikte hayvanların izolasyon süresi içerisinde gerekli test ve analizlerin yapıldığını, yüklemenin gecikmesi ile zaman periyodunun aşıldığını, gemiye yükleninceye kadar geçen sürede izolasyon şartlarının muhafaza edildiğini belirtmiştir. Ayrıca ülkemizin üyesi olduğu Dünya Hayvan Sağlığı (OIE) örgütü de ‘hayvan refahının' dikkate alınıp, hayvanların uygun izole alanlara alınmasını talep etmiştir. Brezilya veteriner otoritesinin bilgilendirmesi ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün (OIE) tavsiyeleri de dikkate alınarak bakanlığımızca ‘halk ve hayvan sağlığını' tehdit etmeyecek bir şekilde hayvanların izolasyon altına alınması, test ve analizlerin yapılması yönünde karar alınmıştır. Hayvan sahiplerinin İzmir ve civarında izolasyona uygun alan bulamamaları nedeniyle talepleri üzerine Julia AK isimli gemi İskenderun Limanı'na yönlendirilmiştir. Söz konusunu gemi, İskenderun Limanı'na yanaşmadan önce Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız uzmanlarınca ‘halk ve hayvan sağlığı' yönünden gerekli tetkikler yapılmış, salgın ve bulaşıcı hastalık taşımadıkları, klinik olarak sağlıklı oldukları tespit edilmiştir. Bakanlığımızın öncelikli görevi ‘halk ve hayvan sağlığını korumaya yönelik' her türlü tedbiri almaktır” ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

ÇİFTÇİNİN BORCU 109 MİLYARA ÇIKTI

Çiftçinin borcu 109 milyar CHP'li vekil Okan Gaytancıoğlu araştırdı: Son 16 yıllık dönemde tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyar liraya çıktı.

ÜRETİCİLER NE KAYBETTİ

• Yasa ile alması gereken destek verilmedi, 102 milyar alacağı var. • Borçlandırıldı. AKP ile birlikte tarımsal borçlar 1 milyar TL'den 109 milyara çıktı. • Yabancı ülkelerin çiftçisine tercih edildi. 200 milyar dolarlık ithalat yapıldı. • İpotek karşılığı krediler sayesinde tarlasını, traktörünü, hayvanını kaybetti. • Küresel sermayeye esir edildi. Girdi, ürün piyasaları yabancı tekellerin eline geçti. • Köyden kente göçe zorlandı, AKP döneminde tarımsal nüfus 7 milyon azaldı.
 
ÇİFTÇİNİN BORCU 1 MİLYARDAN  109 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI
 
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, AKP'nin 16 yıllık iktidarında tarımda yaşananlar ve çiftçilerin yaşadığı gerçekleri araştırdı. AKP iktidarlarında çiftçinin hep kaybeden tarafta olduğunu belirten CHP'li vekil, "AKP ile tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyara çıktı" dedi. HER ŞEY İTHAL Türkiye'nin tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken birçok ürünü ithal eden ülke haline dönüştürüldüğünü kaydeden Gaytancıoğlu, "Tüm planlarını yandaşlarına çıkar sağlamak üzere kurgulayan AKP hükümeti, Türkiye'de verimli bir şekilde yetişen tüm tarım ürünlerini ithal etti. Başta buğday, arpa, kırmızı et gibi temel gıda maddeleri olmak üzere her türlü tarım ürünü ithalatı yapılmaktadır. Türkiye fındık ve incir dışında her şeyi ithal etmektedir" dedi.


 
UCUZ MAZOT ALAMADI
 
Çiftçiye mazot için 'yarısı sizden, yarısı bizden' denerek yarı fiyata akaryakıt desteği vaat edildiğini hatırlatan Gaytancıoğlu, "Çiftçi hiçbir zaman ucuz mazot almadı. Yasa ile verilmesi gereken desteğin içinde mazot ve gübre desteği de yer aldı. Ayrıca yasa ile GSMH'nin yüzde l'ini alması gereken desteğin yarısı ödenirken bu ödemeden yüzde 4'te Maliye Bakanlığı kesinti yaptı" diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin sattığı gübre fiyatlarında yüzde 10 indirim yapacağı yönünde haberlerin manşetlerden duyurulduğunu hatırlatan Gaytancıoğlu, "Halbuki indirim yapacağı söylendiği tarihte fiyatlara yüzde 100 oranında zam yapmıştı. Gübre fiyatlarının bu denli artması, özellikle önümüzdeki günlerde buğday ekimindeki taban gübrelerin kullanılmamasına yol açacak ve önümüzdeki yıl ciddi bir buğday açığına neden olacak" dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Yerel Bitki Çeşitleri Kayıt Altına Alınacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitler ve tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.
Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi  oluşturulacak. Hazırlanacak Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitlerin ve tohumlukların çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlamasına Dair Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ ile tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri ve diğer bitki türlerine ait yerel çeşitlerin genetik erozyonlarını engellemek amacıyla tohumluklarının çoğaltımı, pazarlanması, yerinde idamesi ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili kurallar getirerek, ticareti yapılacak yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, tohumluk üretimi ve tohumluklarının piyasaya arzı ve bu konudaki denetimlere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Bakanlıkça ülkedeki yerel bitki çeşitlerinin kayıt altına alınarak denetimi için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Bu çeşitlerin tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne kaydedilerek yapılabilecek.
 
 
22.10.2018
Devamı

İş Bankasından Hayvancılık Raporu

İş Bankası’nın yayımladığı 'Büyükbaş Hayvancılık Sektörü' isimli raporda, paranın değer kaybı sebebiyle tarım ve hayvancılığın çıkmaza girdiği söyleniyor.
İş Bankası’nın yayımladığı "Büyükbaş Hayvancılık Sektörü" isimli raporda, kurdaki artış sebebiyle ithalatla ilerleyen bu üretim modelinin artık sürdürülemez hale geldiği ifade edildi.
Raporda, üreticilerin artan kurun etkisiyle önünü göremez hale geldiği belirtilirken, tarımdaki yeni yatırımların da kur riski sebebiyle sekteye uğrayacağı söylendi.
FİYATLAR SABİT TUTULAMIYOR
Yapılan ithalata rağmen et fiyatlarının düşürülememesi ise, raporda dikkat çeken ikinci bir unsur. İthalata rağmen yurtiçindeki fiyatlar sabit bile tutulamıyor. 2017’nin Ocak-Mayıs döneminde 6.9 milyon dolar olan kırmızı et ithalatı, bu yılın aynı döneminde 122.1 milyon dolara çıktı ancak 2018’e 39 TL’den başlayan dana etinin kilogram fiyatı, tarihi yüksek seviyesini aşarak 43.7 TL’yi aştı. TÜİK verileri incelendiğindeyse, dana etinin kilogram fiyatının 2018 Eylül’de 45 TL’yi aştığı görülüyor.
Cumhuriyet'ten Gamze Bal'ın haberine göre, et fiyatlarında yaşanan bu dalgalanmaların sektörde öngörülebilirliği azalttığının vurgulandığı raporda, aynı zamanda bu belirsizliklerin uzun vadeli kapsayıcı çözümleri de zorlaştırdığının altı çizildi.
YEM MALİYETLERİ ARTIYOR
Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği etkileyen unsurlardan biri de yem maliyetleri. Yüksek kur nedeniyle yalnızca yılbaşından bu yana yem fiyatları yüzde 70’in üzerinde arttı.
Enflasyonun üzerinde artan bu maliyetler, sektör temsilcilerinin de üzerinde durup uyardığı bir konu. Bu durum İş Bankası’nın raporunda da şu sözlerle ifade edildi: “Türkiye’de yem imalatında 50’den fazla sayıda ithal ara mal kullanılıyor. Soya fasulyesi, mısır ve içki sanayiinin posaları gibi ürünler yem sanayinin başlıca ithal ürünleri. 2016’da bu ara malı ithalatına 1 milyar 966 milyon dolar ödenmişken, 2017’de bu sayı 2 milyar 560 milyon dolara çıktı. Son yıllarda yem ithalatının ivmelendiği ve yem sanayisi giderek fazla oranda ithalata bağımlı hale geldi.” 
HAYVANCILIKTA REFORM ÇAĞRISI
Rapordaki değerlendirme ve beklentiler özetle şöyle:
"Büyükbaş hayvancılığındaki yapısal sorunlar uzun vadeli çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir bakış açısıyla yeniden ele alınmalıdır. Tüketici fiyatlarında gözlenen hızlı artışların, salt büyükbaş hayvancılığını odağına alan tedbirlerle çözülemediği gözlenmektedir.
Tarım ürünlerinde olduğu gibi hayvansal ürünlerde de üretici ve tüketici arasındaki makasın genişlediği, alınan önlemlerin üretici aleyhine işlediği görülmektedir.  
Türkiye’de büyükbaş hayvancılığa ciddi destek veriliyor. Ancak verilen desteklerin kırsal kalkınmayı gözeten bütüncül yaklaşımlardan uzak olduğu dikkat çekiyor.
Üreticilerin kur riskine karşı sektörün büyük çoğunluğu önlem almamaktadır."
 
 
22.10.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık'ta Sektöre Nasıl Sahip Çıkılmalı

Döviz kurunun artması ile birlikte tarım sektöründe büyük yaralar açılmaya devam ediyor. Üretici ve yetiştirici gözünden baktığımızda ise kimi hayvanına bakamıyor. Kimi ise işletmesine hayvan koyamıyor. Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Döviz kuru birçok sektöre baskı yapmaya devam ediyor. Yem fiyatları aldı başını gitti. Daha öncede ifade etmiştim. Başka ülkemiz yok. Başka gidecek bir yerimiz yok diye.
Gel gelelim bugün yem fiyatlarını uçuranlar yarın bilmelidirler ki yem satacak ne üretici nede yetiştirici bulabilecekler. Anadolu’da hızlı bir şekilde damızlıklar kesilmeye başlandı. Bir anayı kesmek yerine 5 yıl koyamamak demek. Üretememek demek. Yetiştiricinin olmaması demek.
Daha başka şeylerde demek gerekirse ithalat demek. Ardı ardına bakmadan yerli sermayenin dışa aktarılması demek. Üretemeyen bir ülkenin gelişememesi demek. Peki, bunları neden görmezden geliyoruz.
Süt yemi fiyatlarının son 1,5 yılda yüzde 45, diğer girdilerin ortalama yüzde 30 arttığı bir ülkede alın teri ile evine ekmeğini götürebilmenin ötesinde üretebilmenin derdine düşmüş yerli ve milli üreticimiz nasıl üretecek? Çiğ süt fiyatının yüzde 9 arttığı bir ülkede üretici nasıl hayvanını besleyecek?
Süt/yem paritesinin yetiştiricilerin beklentilerini karşılamadığı bir ortamda nasıl yerli bir üretim olacak?  İşte tüm bu soruların cevabı yerli ve milli olan üreticiye sahip çıkmaktır.
 
Sektöre Nasıl Sahip Çıkılır?
 
Piyasada öncelikle bir denetleme kurumu oluşturulmalı.
Et ve Süt Kurumu yetiştiricinin sigortası olacak
Dişi kesimin önüne geçilmeli
Ekilmeyen bütün araziler ekilecek. Ekmeyenin elinden alıp ekene tahsis edecek.
Bölgelere göre planlama yapılacak
 Sektör uzun vadeli politikalarla yönetilmeli. Minimum 5 yıllık bir plan yapılmalı
Islah çalışmalarına yeniden başlanmalı etçi ve sütçü ırklara sahip çıkılmalı
Küçükbaş süt kuzu kesiminden vaz geçilmeli ve engellenmeli.
Genç Çiftçi projesinde minimum 20 baş hayvan verilmeli.
İthalat durdurulmalı yerli desteklenmeli
Enflasyon oranında süt fiyatı belirlenmeli
Mera hayvancılığı canlandırılmalı
Köye dönüş ile ilgili özendirici projeler yapılmalı
 
Bu bahsettiğimiz hususlar biran önce faaliyete geçerse yerli ve milli kavramlarına o zaman sahip çıkmış oluruz. Ülkemiz tarım ve hayvancılıkta kaliteli üretim yaparak katma değer sağlayacak. İthalatçı değil ihracatçı bir pozisyonda dünya ’da önemli bir sırada yerimizi almış olacağız.
Bugün üreticimiz girdilerin altında ezilmeye devam ediyor. Artık üretmenin değil yok olmanın kaygısını çekiyor. Elindekileri bir bir kaybediyor. Üretici birden de pes etmiyor çünkü ülkesini, milletini, bayrağını seviyor. Üreticimiz, yetiştiricimiz yok olmadan acilen önlemler alınmalı Çünkü bizim başka Türkiye’miz yok.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
19.10.2018
Devamı

300 Koyun Projesinde Start Verildi

Kamuoyunda  “300 Koyun Projesi olarak bilinen “Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında TÜDKİYEB tarafından tedariki gerçekleştirilecek olan koyun ve koçların yetiştiricilere temin ve teslimi için 18 Ekim 2018 tarihinde Ankara’da bir hayvancılık işletmesinde start verildi.
Proje için Aksaray ili Eskil ilçesinden başvuru yapan Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez adlı yetiştiricilere, seçim heyetince teknik şartlara uygunluğunu tespit edildikten sonra seçilen damızlık hayvanları teslim edildi.  
Seçim sonrası bir açıklama yapan TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik şunları söyledi. ‘’ Başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim. Tarım ve Orman Bakanlığımızın start verdiği, ülkemiz hayvancılığı için çok önemli olan bu proje Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Sigortaları Havuzu arasında yapılan protokol ile hayata geçirilmiştir.
Bu proje için Merkez Birliğimize duydukları güvenden dolayı Başta Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli olmak üzere TİGEM Genel Müdürü Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın ve TARSİM Genel Müdürü Sayın Yusuf Cemil Satoğlu’na teşekkür ediyorum.
Bu proje çerçevesinde 300 baş hayvan ağılına sahip yetiştiricilere 300 başa kadar yerli ırklardan damızlık koyun ve koç tedariki yapılarak teslim edilecek ve yetiştiriciler proje şartları çerçevesinde kredilendirilecektir. Projenin finansman kısmını Ziraat Bankası, tedarik kısmını TİGEM ve tarımsal sigorta kısmını da TARSİM üstlenmiştir.
Tedarik kısmını üstlenen TİGEM ile Merkez Birliğimiz arasında ise damızlık koyun – koç tedariki sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre bütün Türkiye’de proje kapsamında talep edilen hayvanların tedarik ve teslimi Merkez Birliğimiz tarafından yapılacaktır.
Bu proje çerçevesinde ilk etapta 50.000 koyun koç tedariki sağlanacak olup önümüzdeki günlerde küçükbaş hayvan teslimatları başlayacak, Merkez Birliğimiz tarafından tedariki yapılacak hayvanlar talep sahibi yetiştiricilere teslim edilecektir.
Projenin temel amacı küçükbaş hayvancılığı geliştirmek ve kırsala dönüşümü sağlamaktır. Bu projenin hayata geçirilmesi ve sürdürülmesi ile ülkemiz hayvanlığı büyük ivme kazanacaktır. Dolayısıyla bu projenin uygulanmasında başta üreticilerimiz çok kazançlı çıkacaklar ve ülke hayvancılığımız gelişecektir.
Tekrar başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim.’’
Hayvanlarını teslim alan yetiştiriciler Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez ise memnuniyetlerini ifade ederek bu projede katkısı olan kuruluşlar ile Genel Başkan Nihat Çelik’e teşekkür ettiler.
 
19.10.2018
Devamı

Gelin Birazda Gübre ve Gübrelemeyi Konuşalım

Gübre tohumla birlikte bitkisel üretimin en önemli girdilerinin başında gelmektedir. Birim alandan alınacak en yüksek verim için, asla ihmal edilmemesi gereken bir girdidir. Üretim maliyetleri içindeki payı, her ne kadar % 15-20 düzeyinde olsa da, bilinçli gübre kullanıldığında % 50’den fazla verim artışı sağlayabilmektedir. Ülkemizde yıllara göre biraz değişiklik göstermekle beraber, 6-7 milyon ton fiziki gübre kullanılmaktadır. 2017 yılında tüketilen fiziki gübre miktarı 7.484.213 tondur.

 
Biz terminoloji olarak gübre dediğimiz zaman, hem kimyevi gübreleri, hem de hayvansal ve bitkisel kökenli organik gübreleri ifade ediyoruz. Avrupalı kimyasal gübreye “Fertilizer” diye tek bir isim vermiş, hayvansal gübreleri ayrı bir kelime olarak “Mennure” diye ifade etmiştir. Biz kimyevi gübreye kimyasal gübre, suni gübre, ticaret gübreleri gibi eş anlamlı kelimeler kullanıyoruz. Bazen birbirimizi anlamakta sıkıntı bile çekiyoruz.
 
Ülkemiz topraklarının % 85’i, % 1-1,5 (bazen % 1’in de altında ) gibi düşük düzeyde organik madde ihtiva etmektedir. Dolayısıyla toprak verimliliği açısından hayvansal gübrelerin çok büyük önemi vardır. Ancak bizim dekara 3-4 ton hayvan gübresi vererek bitkinin bütün ihtiyacını karşılayacağını söylersek bu doğru değildir. Biz usulüne göre muhafaza edilmiş çiftlik gübresi ile verimi artırabiliriz, toprağımızı iyileştirebiliriz ama hedeflediğimiz verime ulaşamayız. Örnek vermek gerekirse yeni nesil ıslah edilmiş sapı sağlam, boyu kısa ve dane verimi çok yüksek buğday çeşitlerinin gübre tüketimi de fazladır. Diğer taraftan çiftlik gübresinin yanmış olmasına da dikkat etmeliyiz. Yoksa tarlada fazla miktarda yabancı ot çıkışına neden olabilir.
 
  1. GÜBRE NEDEN GÜNCEL?
 
Türkiye için serin iklim tahıllarından buğday ve arpa stratejik üründür. Halkımızın temel beslenme alışkanlığında ekmek önde gelir. Dünyada buğday, asırlarca istikrarın ve kendine güvenin temeli olmuş, savaşlar genelde kıtlık yıllarından sonra çıkmıştır. Ekmek bizim milletimizin kültüründe “nimet”tir. Yere düşmüş bir ekmek parçasına asla ayağımızla basmayız, alır yüksek bir yere koyarız. Ülkemizde bölgelere göre Eylül ortalarından Aralık ortalarına kadar sonbahar ayları hububat ekim mevsimidir. Hububatta ekim gübresi olarak tercih edilen fosforlu gübrelerin başında Di-Amonyum Fosfat (% 18-46) kısaca DAP gübresi gelmektedir. Geçen yıl ekim mevsiminde fiyatı ton başına 1.600 TL iken, dolardaki kur artışı sebebiyle fiyatı katlanmış halen tonu 2.900 – 3.100 TL’ye satılmaktadır. Hububat tarımı yapan çiftçilerimiz fiyatların artmasından etkilenmiş, ekim gübresinin kullanılması zihinleri karıştırmıştır. Gübre sektörü zaten dünyadaki konjonktürel gelişmelerden çok etkilenen bir sektördür. Arz-talep dengesi dünya fiyatlarını çok etkilemektedir. Zaten ülkemiz kimyasal gübreler açısından ister mamul olsun, ister ham madde açısından dışa bağımlıdır. Bu gerçeği üzülerek de olsa kabul etmek zorundayız. Öyle ise hububat üretimimize zarar vermeden ne yapalım?
 
  1. YAPACAKLARIMIZ VAR…
 
  • Gübre kullanmaktan vazgeçersek verimimizi düşürürüz.
  • Sonbahar ekim gübrelemesi ağırlıklı olarak fosforlu gübreye dayanır. Di-Amonyum Fosfat gübresi % 18 oranında azot % 46 oranında fosfor ihtiva eder. Azotun devamını ilkbaharda tamamlayabiliriz. Azot elementi toprakta hızlı fakat fosfor ise yavaş hareket eden bir makro elementtir. Kullanılan fosforlu gübrenin etkisi azalarak 3 yıla kadar devam eder. Bu nedenle, toprakta bir yıl önceden kalmış bitkinin yararlanacağı (kabili istifade) fosfor olabilir. Bunu ancak toprak analizi ile anlayabiliriz. Ekim öncesi toprağımızı tahlil ettirmeliyiz. Hangi gübre çeşidini ne miktarda kullanacağımıza karar vermeliyiz. Özellikle sulu alanlarda yazlık olarak ekilmiş pamuk, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, patates ve sebzeler gibi kültür bitkilerinin üretiminden tarlamızda geriye kalmış fosfor olabilir. Kullanacağımız DAP gübresinden belki yarı yarıya keserek gübreleme yapabiliriz. Bu uygulama bizi gübrede tasarrufa götürür. Belki de pahalı DAP gübresi yerine fosfor tenörü daha düşük, fiyatı DAP’tan daha ucuz 20-20-0 gübresi ile taban gübrelemesini yapabiliriz. (DAP gübresi fiyatı: tonu 2.900-3.100 TL. 20-20-0 gübresi fiyatı: tonu 1.900-2.100 TL’dir.) Yapılan araştırmalara göre buğday bitkisi 100 kg dane verimi için 2.7 kg/dekar saf azot, 2 kg/dekar saf fosfor kullanmaktadır. Genelde kuru şartlarda yetiştirilen hububat için önerilen saf fosfor (P2O5) miktarı 7-9 kg/dekardır. Sulu şartlar için de 9-11 kg/dekar saf fosfor karşılığı (P2O5) gübresi verilmesi uygundur.
  • Bitkilerin beslenmesi açısından şu husus unutulmamalıdır. Bitkilerin topraktan beslenmesi esastır. Yapraktan yapılacak gübrelemeler, noksan elementlerin (Örnek: çinko) gibi telafisi başta olmak üzere, hem makro ve hem de mikro elementlerin eksikliğinin kısmen giderilmesi ile verim artışına yönelik uygulamalardır. Yapraktan verilecek organik, organomineral ve kimyasal gübrelerle bitkinin ihtiyacının karşılanacağını düşünme fikri, doğru değildir. Bu ticari anlamda söylenmiş spekülatif ve eksik bilgilerdir.
  • Gübreler için halen dekar başına yapılan destekleme 4 TL’dir. Bu destekle 1 kilo 290 gram DAP gübresi veya 2 kg 20-20-0 gübresi satın alınabilir. Bir yılda katlanan gübre fiyatları karşısında desteklemeler yetersiz kalmıştır. Devletimizin imkanları ölçüsünde gübre desteklerinin artırılması ve basın yoluyla çiftçilere duyurulması önemli olacaktır.
  • Gerek gübreler ve gerekse gübreleme konusunda söyleyecek çok sözümüz var! Son söz olarak sözümüzü şöyle tamamlayalım:
 
Ülkemiz topraklarının çoğunlukla killi yapıda olması, kireç fazlalığı, organik maddenin düşük olması, yağış azlığı, bilinçli ve dengeli gübre kullanımındaki noksanlıklar, bitki besleme sorunlarımızın temelini oluşturmaktadır. Gübre işi öyle yabana atılacak ve ihmal edilecek bir konu değil, ne kadar konuşsak, ne kadar söylesek azdır.
 
Fahri Harmanşah
Gübre İthalatçıları Derneği
 Onursal Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
18.10.2018
Devamı

Küçükbaş Hayvanlarda Yaş Uygulamasında Değişiklik

 Hayvancılık desteklemeleri uygulama tebliğ bugün resmi gazetede yayımlandı. Bu tebliğe göre küçükbaş hayvanlarda yaş problemi çözülmüş oldu.
MADDE 1 – 8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “15-90 ay” ibaresi “15-120 ay” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “15-90 ay (15-90 ay)” ibaresi “15-120 ay (15-120 ay)” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.10.2018
Devamı

Çeltik Üreticisi Kan Ağlıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, “Çeltik Üreticileri Kan Ağlıyor! TMO Piyasalara Müdahale Etmeli!” çağrısında bulundu.
Gaytancıoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, kişi başına 7-8 kilogram pirinç tüketildiğini, Türkiye'nin çeltikte kendine yetmediğini, ithalat yaptığını, tüketimin yaklaşık yüzde 30'unun ithal ürünlerden oluştuğunu belirtti.
Edirne'nin, Türkiye çeltik üretiminin yüzde 60'ını tek başına karşıladığına işaret eden Gaytancıoğlu, Ergene Nehri'nin kirliliği nedeniyle bölgede çeltik ekiminin azaldığını, bunun ithalatın artması anlamına geldiğini anlattı.
Gaytancıoğlu, TMO'nun, çeltikteki düşük fiyatlar karşısında piyasaya müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
Çeltik üretiminin zorluğuna değinen Gaytancıoğlu, bunun yanı sıra pirinç haline gelene kadar ciddi anlamda girdi; akaryakıt, gübre, iş gücü kullanıldığını kaydetti.
Gaytancıoğlu, “Maliyeti 2 bin 200 olan bir üründe neden üreticinin alın terinin karşılığı görünmek istenmez? Temel gıda maddelerinde neden böyle yapıyorsunuz, neden sürekli ithalatçı ülke konumuna geliyoruz, neden Türkiye'nin üretim potansiyelini harekete geçirmiyorsunuz?” diye sordu.
AKP'nin tüm ürünlerde sınıfta kaldığını, mısır, arpa, buğday, tütün, soya, yağlı tohum bitkilerinin ithal edildiğini vurgulayan Gaytancıoğlu, “Neden çiftçiye daha fazla destek vermeyi düşünmez? Çeltikte 10 kuruş destekleme var. Neden bu 40 kuruşa çıkartılmıyor? Tarımsal kredilerde niye yapılandırma söz konusu değil? Çiftçinin bankalara borcunu yapılandırmayı düşünüyor musunuz? Bankalara borçlarının faizini silmeyi düşünüyor musunuz?” diye konuştu.
Her ürün için nitelikli ve tutarlı tarım politikası izlenmemesi halinde Türkiye'yi kıtlık beklediğini belirten Gaytancıoğlu, Türkiye'de yetişmesi mümkün olan bütün tarım ürünlerinde ithalatın durdurulması gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısının ardından genel kurulda söz alarak çeltik üreticilerinin mağduriyetini dile getirdi. Okan Gaytancıoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
 
“Bugünlerde bütün bölgelerde çeltik hasadı yapılıyor. Ancak fiyat o kadar düştü ki Türkiye'nin ithal ettiği bir üründe, ortalama 570 dolara ithal ettiği bir üründe çeltik fiyatının en az 3,5 lira olması gerekirken üreticiler 2 liralara çeltik satıyorlar ve çok zor durumlarda kalıyorlar. Üreticiler borçlarını ödemekte güçlük çekiyorlar; gübre fiyatları son derece arttı, akaryakıt fiyatları son derece arttı. Burada madem çiftçinin kara gün dostu olan bir kurum var, bu kurumun devreye girmesini istiyoruz, bu kurumun piyasaya müdahale etmesini istiyoruz. Yoksa önümüzdeki sene gerçekten Türkiye bir kıtlıkla karşı karşıya kalacak. Her şeyi ithal etmekle çözüm bulamayız. Madem yerliysek madem millîysek çiftçimizi desteklemek, üretenin alın terinin karşılığını ödemek zorundayız.” Dedi.
 
 
 
17.10.2018
Devamı

TARIMDA MİLLİ OLMAK

  Bu yıl gerçekten çok farklı başladı. Her gün yeni bir gündem, her gün yeni bir  olayla karşılaşıyoruz. İnanın, yarın ne olacak acaba? Demeye çalışmak gereksiz. Mutlaka değişik bir durum, değişik bir bilgiyle uyanıyoruz her sabah. Konu üstüne konular, hiç bitmiyor ! Bu coğrafya her şeyin çok çabuk değiştiği, hızla başkalaştığı bir yer. Türk insanının bunlar karşısında gösterdiği tepki de inanılmaz hani. Adaptasyon, sabır, sebat gerçekten takdire değer, gerçekten şahane. Düşünün bir kere dün cebinizde 100 TL para var, sabah uyanıyorsunuz; Dolar, Euro, altın fiyatları uçmuş. Bir gecede paranızın alım gücü yüzde yirmi, yüzde otuz azalmış. Başka bir ülkede olsa, neler olur neler. Sokağa çıkmaz, hayata küser insanlar. Ama, bizler dirençliyiz. Belki kahroluyorsunuz, bin bir beddua ediyorsunuz içinizden. Bir anda bu hale nasıl geldik diyorsunuz?. Sonra rahmetli Erbakan’ın sözleri aklınıza takılıyor “SİZİ GİDİ RANTİYECİLER SİZİ !” diyorsunuz siz de. Rahmetli, bu replikle  çatardı onlara ve haykırırdı içindekileri dış güçlere, vatanı satan pervasızlara. Ama sonuçta hızla birileri zengin, birileri de fakir olurdu. Yine, döndük dolandık aynı yere mi geldik, aynı mı olduk diyoruz sanki ?

            Şimdi neden böyle bir giriş yaptım, bilmem. Ama içimden geçenler, eminim çiftçinin, memurun, işçinin, kısaca halkın da içinden geçenleri yansıtıyor sanırım. Zor günlerden geçiyoruz vesselam. Bu durumda devleti yönetmek de hakikaten zor. Yöneticilerimize Allah kolaylık versin. Bizleri bu sıkıntıdan, bu darlıktan bir an evvel çıkarsınlar diye hep birlikte dua edelim. Yalnız, bunu söylerken onlardan hep  bir çare ummak, hep tek taraflı beklenti içine girmek de doğru değil. Bizlere de çok iş düşüyor. Ülke, toprak, gelecek ve umutlarımız söz konusu çünkü. Herkes biliyor ki, bu kıtada, bu bölgede yaşam oldukça zor. Ve bizlerin ayakta kalması gerekiyor. Aksini düşünmek bile istemiyorum. 15 Temmuzda yaşadığımız üzücü hadise karşısında sergilediğimiz birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var yani. Bunun için el ele vermeli, tek yürek olmalıyız ki, bu çalkantılar bir an evvel sona ersin. Ama az önce dediğim gibi “Bizim yapmamız gerekenler var, mutlaka memlekete katkımız olmalı”. Ülkedeki bütün bireylerin karınca misali beraberlik bilinci içinde hareket etmesi çok önemli. “Ben ne yapabilirim ki, bir kişiden ne ola ki” asla dememeli.
 
            Öncelikle;  kendi kendimize aynada bir bakıp, bir silkinip, şu tembellik hastalığından bir kurtulmalıyız. Beleşçiliği bırakmalıyız yani. Hemen valiliklere, kaymakamlıklara gidip dilekçe vererek kolay yoldan para- pul istemek yerine, oturduğumuz yerde “DEVLET VERSİN” demek yerine, gücü yeten herkesin bir iş bulup çalışması gerekiyor artık. Fabrikatörler, işverenler eleman bulamıyorum, çalışacak kimse yok sözünü söylememeli veya söyletmemeliyiz. Eğer şehirde yaşıyorsak, Sosyal Yardımlaşma kurum ve kuruluşlarının peşini bırakmalıyız. Asgari ücretli dahi olsa fabrikalarda ve iş yerlerinde çalışmak için koşmalıyız. Bir anlamda üretici olmalıyız. Ne kadara mal olursa olsun, ne pahasına gelirse gelsin, kendi ürünümüzü kendimiz elde etmeliyiz ki, global güçlerle cenk edelim, mücadele edelim ve kazanalım. Bir düşünün bu rahat ve hayta yaşamın devlete bedelini. Milyarlarca lira değerinde değil mi? Bırakın gerçek fakirler, gerçek ihtitaç sahipleri alsın onları. Biz üretken olalım ki devletimiz, milletimiz kazansın. Köyde, kasabada yaşayan insanlara sesleniyorum. Sizler de boş durmayın. Elinizden geldiği kadar üretip satmaya bakın. Yerli ve milli ürünler piyasada ne kadar çok olursa, ithalat o oranda düşecektir, azalacaktır. Fiyatlar ister istemez aşağı yönelecektir. Bu gün et, süt, yumurta gibi, patates, soğan gibi temel ihtiyaç ürünlerini pahalı yiyorsak, bunun altında yatan gerçek, yerli üretimin talebi karşılayamayacak düzeyde olmasıdır. Yetersizdir yani. Böyle olunca ithalat kaçınılmaz oluyor, dış ülkelerdeki maliyetler bizdekine göre daha uygun olduğundan, birilerinin iştahı kabarıyor, tonlarca mal ülkeye giriyor, içerideki fiyatlar yerlerde geziyor. Sonuçta ne oluyor, yerli üreticinin malı para etmiyor ya da ziyan oluyor. Arkasından çiftçi, üretici tarıma küsüyor. Üretimi bırakıyor. Malını mülkünü üç kuruşa satıp, şehrin yolunu tutuyor. Bunun üzerine, devlet yetkilileri küskünleri barıştırmak için, proje üstüne projeler yapıyor. Teşvik üstüne teşvik veriyor. Yeniden ahırlar , ağıllar ve binalar yapılıyor. Bir umut, bir heyecan başlıyor. Satış ağı tam oturmamış, yeterli ve doğru planlama yapılmamış bir üretim yeniden şahlanıyor. Ama, kar bir türlü istenen düzeye getirilemiyor. Daha sonra işletmeler elden ele dolaşıyor.  O da  olmuyor, maalesef kapanıyor.  Biz sanıyoruz ki, devlet teşvikleriyle işletme kurarsak, alacağımız destekler bizi ihya edecek. Bize köşe döndürecek. Yok öyle bir  şey. Asla bundan medet ummayın. Hayvancılığı gerçekten profesyonelce yapan işletmelere bir bakarsanız ne kadar dikkatli, ne kadar hassas olduklarını göreceksiniz. Bir yatırım yapmadan önce adam akıllı hesaplar, projeksiyonlar ve teknik verilere bakarak yola çıkıyorlar. En başta yemi, suyu, elektriği,  yetişmiş elemanı nereden bulacağını sorguluyorlar. Her şeyi iğneden ipliğe hesaplayıp, işe öyle giriyor ve başarılı oluyorlar. Yani; "bahçem var, tarlam var hatta bir de ahırım var, hemen yatırım yapayım" demiyorlar. Öyleyse herkes profesyonel hayvancılık yapamaz, yapmamalı anlamı çıkıyor buradan. Sermayesi, gücü, kısaca imkanı olan yapmalı ki, kazanabilsin. Köylerimizde sürdürülen daha küçük çaplı tarım ve hayvancılık işletmelerine gelince; asla boş vermemeli, devamlı desteklenmelidir. Destekler, para vermek dışında teknik imkanları arttırmaya yönelik olmalı. Gerek devlet, gerek özel sektörde çalışan mühendis ve veteriner hekimlerin teknik bilgi ve uygulama kapasiteleri artırılmalı. Köylüye hizmet çok çabuk götürülmelidir. Sahada profesyonel, konusunda uzman veteriner hekimlerle, ziraat, su ürünleri ve gıda mühendisleri olmalı. Bu personeli çok iyi yetiştirip Operasyon Timleri kurmalıyız. Bir salgın, bir felaket ya da savaş halinde olaya hızla müdahale edecek, acil planları yönetecek profesyonel kişilere ihtiyaç var. Biz , kuş gribi, domuz gribi, şap, şarbon gibi pek çok salgın hastalık geçirmiş ülkeyiz. Bu tür tecrübeler bize uzman ekiplerin ne kadar gerekli olduğunu, mutlaka oluşturulması gerektiğini göstermiştir. Doktoralı veya yüksek lisanslı meslektaşların öne çıkarılmasının zamanı geldi de geçiyor bile. Artık Enstitülerde sadece laboratuvarda gönderilen numuneyi değerlendirecek uzman hekim ve mühendisler olmamalı. Onları destekleyecek, problemi yerinde çözecek arazide ziraatın her alanında olduğu gibi, veteriner sahada da klinik bilimlerde doktora yapmış dahiliyeci, doğumcu ve de cerrahlar olmalı ki, hastalık çıkan bölge veya yer çabucak karantinaya alınsın ve kontrol sağlansın. Bu manada hizmet vermek için ambulans uçak ve helikopterler bile olmalı. Üniversitelerin veteriner klinik ve hastaneleriyle sıkı bağlar kurulmalı. Bahsettiğim uzmanları yavaşlatacak, onların hızını kesecek prosedür ve bürokratik işlemler ortadan kaldırılmalı ki, en ufak problem ivedilikle çözülsün, bitirilsin. Yoksa hiç bir işimiz rast gitmez, hastalıklarla edilen mücadelede başarılı olamayız. Kısır döngü içinde döner dururuz.  Söylediğim şeylerin yabana atılmamasını yetkililerin bu hususa eğilmesini önemle rica ediyorum. Teknik kadroların yeni bir anlayış, yeni bir ruhla çalıştırılması şart. Tıpta olduğu gibi uzmanlar bizzat ihtiyaç olan yerlerde çalıştırılmalı. Yabancı belgesellerde evlere veya yerleşim alanlarına giren vahşi hayvanların, ayıların,  yılanların bertaraf edilmesi için profesyonel Veteriner Timler görev alıyor. Bizde neden hala, belediye işçilerinin, zabıtaların veya alakasız kimselerin gayretiyle yapılmaya çalışılıyor anlamıyorum. Artık bunları terk etmeliyiz. Bizler daha iyisini daha güzelini hak ediyoruz. Bunu havacılık sektöründe, savunma sanayisinde uyguladık ve başardık. Neden tarım ve hayvancılıkta da yapmayalım ki. İyi bir modernizasyon, sağlayamazsak kimseyi razı edip köyüne döndüremeyiz. Hayvancılığı istenen ölçüde, istenen kalitede yapamaz, yaptıramayız. Şehirlerde işsizlik, vasıfsız eleman sayısı gittikçe artar. Artık emeklinin ya da yaşlı nüfusun yapacağı iş değil tarım. Kırsalda genç insanlara ihtiyaç var. Kimse dolgun ücretle bile  çobanlık etmez oldu köylerde. Teşvik için Tarım ve Orman Bakanlığı destek oluyor ama, köylere gençler dönmüyor, gitmek istemiyor. Dolayısıyla genç nüfusu olan bir ülkeyiz bunu avantaja çevirmeli ve çok etkin kullanmalıyız. Devletimizin her sektörüne iyi yetişmiş, donanımlı gençleri koymalı, geleceğimizi kurtarmalıyız. Artık kendi yağımızla kavrulmalıyız. Son olarak; stokçuluğa ve stokçulara karşı durmalıyız. İhtiyacımız olmayan gereksiz ürün ve mallardan vebadan kaçar gibi kaçmalıyız. Her türlü alışverişi kendi paramızla yapmalı, yerli ürünleri almaya, kullanmaya gayret etmeliyiz. Ayrıca sosyal medyada çıkan haberlerin doğruluğunu teyit etmeden boş sözlere, yalan haberlere kanmamalı, onları paylaşarak başka insanları tedirgin etmemeliyiz. Bu vatanı kurtaran atalarımız ve büyüklerimiz gibi milli ve manevi değerlere sahip çıkmalıyız.
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
 
17.10.2018
Devamı

Damızlıklar Kesime Gidiyor Kimse Kulak Asmıyor

Topyekûn ülke olarak döviz baskısından ve içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulabilmek adına omuz omuza, birlik beraberliğimizi korumaya ve kucaklaşmaya her zamankinden çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Sanayici, üretici, yetiştirici, tüketici ve toplumun her kesimi içinde hissettiği bu krizi açmaya ve krizden daha nasıl az etkilenirim noktasında bunun muhasebesini yapıyoruz.
Devlet olarak Enflasyonla topyekûn mücadelesi gerçekleştirerek birçok ürüne yüzde 10 indirim geldi. Bu yapılanların ve yapılacak olanları hepsi güzel şeyler. Gel gelelim toplumun hemen hemen her kesimin alım gücü yok. Tüketicinin almaya, sanayicinin üretmeye, üreticinin ise üretmeye dermanı yok. Kısaca bıçak boynumuza dayandı. Anadolu bir söz vardır. “Ağzını bıçak açmıyor.” Diye Tamda toplum olarak bunu yaşıyoruz.
Yetiştirici açısından baktığımızda eldeki damızlıklara bakamaz oldu. Yüksek girdi maliyetleri ve üstüne döviz kuru baskısı nedeni ile girdiler iki katına çıktı. Sanıyorum bu ateş sönmeyecek gibi.
Yetiştirici bakamadığı hayvanlarını kesmek istiyor. Edindiğimiz bilgilere göre Anadolu’da birçok yetiştirici artan girdi maliyetleri ve sütün para etmemesi nedeni ile hayvanlarını kesime götürüyor. Gerçi ortada hayvanları kesen bir taraf ta yok. Yani kestirmek isteyen var. Kesmek isteyen yok.
Bundan sonraki süreçte yapılması gereken şey tarım ve hayvancılık ’ta bugüne kadar yapılan yanlışlardan dönülmesidir. Bu yanlışları herkes görüyor da ilgililer neden görmezden geliyor.
Tarımla direk ya da dolaylı uğraşan her kesim iflasın eşiğindedir. Kimse bunu artık görmezden gelmesin. Bir ülkenin kalkınabilmesi için üretim şarttır. Tarım ve Hayvancılık ise ülkenin olmazsa olmazlarındandır. Yarın geç olmadan sektörü ayağa kaldırıp şahlandırmak bizim elimizde ise doğru politikalara yönlenip kırsaldaki Mehmet ağanın sesini dinlemeliyiz. Onun söylediklerini kulak arkası etmeden aslımıza dönmemiz gerek. 
Muhammet Oluklu Keleminden
 
 
16.10.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım ve Orman Bakanlığında, genel müdür yardımcılıklarına atamalar yapılmaya başlandı. Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde, genel müdür yardımcıları tamamen değişirken, TAGEM, Tarım Reformu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü'ne yeni genel müdür yardımcıları atandı. ÇEM'de de Daire Başkanı Özlem Yavuz Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)'e üç yeni genel müdür yardımcısı atandı. Kahramanmaraş'ta 6 yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yapan ve bu görevinden geçtiğimiz Mayıs ayında ayrılan İhsan Emiralioğlu, Trabzon Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın ve Sivas eski Tarım ve Orman İl Müdürü İhsan Aslan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığını vekâleten yürüten Mesut Akdamar, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına atandı.
Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok BÜGEM'e kaydırılırken yerine Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Erol Bulut, getirildi
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcıları Etem Boz, Hayrettin Yıldırım ve Osman Demirel görevden alınarak, yerlerine Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Bölge Müdürü Mustafa Bulut, Konya Orman Bölge Müdürü Muhammet Çolak, Antalya Beydağları Milli Park Müdürü Erdem İsmetoğlu ve Orman Genel Müdürlüğü eski Daire Başkanı Hasan Kanca atandı.
Orman Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Zeki Temur, Zekeriya Mere ve Yusuf Şahin görevden alınarak yerlerine Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hayati Özgür, İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Muğla Orman Bölge Müdürü Mehmet Çelik ve Giresun Orman Bölge Müdürü Mustafa Özkaya getirildi.
 
16.10.2018
Devamı

TMO Bugün İtibari İle Mısır Alımını 950 den Gerçekleştirecek

TMO bugünden itibaren mısırı 950 TL'ye almaya başlıyor. Elazığ'da üzüm festivaline katılan Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, mısır üreticilerine yönelik yaptığı açıklamanın ardından  mısırda 950TL alımlar bugün gerçekleşecek. Pakdemirli,  Üzüm festivalinde şunları kaydetti:
 
"Toprak Mahsulleri Ofisi'miz (TMO) mısır piyasalarını yakından takip etmekte ve piyasaların seyrine göre uygulamaya konulacak politikaları şekillendirmektedir.
Mısır fiyatlarında son günlerde yaşanan fiyatlardaki dalgalanma nedeniyle çiftçilerimizin olumsuz etkilenmemesi için;
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğümüz, 15 Ekim 2018 Pazartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere 'Mısır Alımlarına' başlayacaktır:
2017 yılında ton başına 760 TL olarak açıklanan mısır alım fiyatı; 2018 yılında %25 artışla ton başına 950 TL olarak belirlenmiştir.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi'ne satabileceklerdir. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üreticimizin hesaplarına aktarılacaktır.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı mısır alımlarının ülkemize ve mısır üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum"
 
 
15.10.2018
Devamı

Rusya'dan Tarım Ürünleri İthalatında Fatura Onay Zorunluluğu Kaldırıldı

20. Altın Sonbahar Tarım Fuarı için Moskova'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus mevkidaşı Dmitriy Patruşev ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından Rus tarafından yapılan açıklamada, "Eylül ayında Türkiye, buğday, ayçiçeği yağı, mısır, bezelye ve pirinç dahil bir dizi tarım ürününün tedarikinde faturaların konsolosluk birimleri tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırdı. Bakan Patruşev'e göre bu adım, Rusya'dan tedariklerin belgelendirilmesini kolaylaştıracak ve prosedürlerin sürelerini önemli ölçüde azaltacak" dendi.
“Tarım Ürünleri Ticareti 3 katına çıktı.”
Bu arada açıklamada sözlerine yer verilen Bakan Patruşev, Ocak-Eylül 2018'de iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticareti hacminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla 3 kat arttığını ve 2.1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti.
Patruşev, "Rusya'nın ihracatı geçen seneye göre yüzde 25 artarak 1.3 milyar dolara yükseldi. Ülkemiz Türk pazarına tahıl, ayçiçek yağı ve baklagiller ihraç ediyor" diye konuştu.
Bakan, Türk pazarına sığır, hindi ve tavuk eti tedarikiyle ilgili bazı konuları Pakdemirli'nin dikkatine sunduğunu da ifade etti.
Türkiye, Ekim 2017'de Rusya menşeli ürünlerin ithalatında Ticaret Ataşeliği onaylı fatura aranması koşulu getirmişti.
Ekonomi Bakanlığı, 9 Ekim'den önce yüklenmiş veya sevk işlemleri başlatılmış uygulama konusu eşyanın ithalatında, bu durumu belgeleyen yükleme kağıtlarının (konşimento, CMR, vs) ibrazı halinde onay şartının aranmaması gerektiğini de vurgulamıştı. Söz konusu uygulamanın kapsamına 7 ürün alındığı kaydedilmişti: Adi buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday.
 
 
12.10.2018
Devamı

Elli Yıllık Süt ve Süt Ürünleri Firması'da Konkordato

Elli yılı aşkın süredir süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Yörsan Gıda konkordato istedi. Dava dilekçesinde, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Dilekçede, konkordato kararı verilmesi halinde Yörsan’ın yeniden etkin bir biçimde faaliyetlerini sürdürebileceği kaydedildi.
Hürriyet Gazetesinden Dinçer Gökçenin haberine göre Yörsan Gıda Mamülleri San. Ve Tic. AŞ için konkordato başvurusu önceki gün Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesine yapıldı. Dava başvurusunda, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Ekonomide yaşanan genel sıkıntıların şirketin mali yapısını olumsuz etkilediği öne sürüldü.
Konuya yakın bir kaynak, zincir marketlere satılan ürünlerin kâr marjındaki düşüş, akaryakıt nedeni ile artan lojistik giderleri ve kredi maliyetlerindeki yükselişin, şirketin mali dengesini bozduğunu kaydetti. Konkordato talep eden Yörsan Gıda’ya yönelik bazı alacaklıların ise icra takibine geçtiği öğrenildi. Şirkete süt veren bir alacaklı 400 bin liralık alacağı nedeni ile Yörsan’a yönelik ihtiyati haciz kararı aldı. Konuya ilişkin, şirket yetkililerinden ise herhangi bir dönüş olmadı.
1984 yılında Türkiye’nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group’a satıldı. Ocak 2018 tarihli ticaret sicil gazetesine göre Yörsan’ın yüzde 96 hissesi Abraaj Grubu’nun kontrolündeki Dairy Fresh Süt Ürünleri Ve Gıda Yatırımları San. Ve Tic. AŞ’ye, kalan hisseise Yörsan’ın üç kurucu kurucusundan biri olan Şerafettin Yörük’e ait. 
Şerafettin Yörük ile Abraaj’ın davalık oldukları gündeme gelmişti. Bloomberg’in 3 ay önceki haberine göre Yörük, ‘adil olmayan sermaye artırımlarıyla şirketteki hisselerinin yüzde 20’den yüzde 3’e inmesine neden olunduğu’ gerekçesi ile yargı yoluna gitmişti.
 
 
12.10.2018
Devamı

Muş'ta Şeker Pancarı Eylemi

Muş Şeker Üretim Sanayi A.Ş.’de oluşan pancar kuyruğu çiftçileri çileden çıkardı. Özelleştikten sonra randevulu sisteme geçen fabrikada, işlerin yavaş ilerlediğini öne süren çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi.

 Çiftçi Fabrika bahçesindeki yolları kapattı 

Kendilerine randevu verilmesine rağmen günlerdir beklediklerini belirten çiftçiler, pancar yüklü traktör ve kamyonlarla fabrika bahçesindeki yolları trafiğe kapattı. Uzun kuyrukların oluştuğu fabrika bahçesine toplanan çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi. Çiftçilerden Ceyhan Danış, “Onların istediği şartlarda getirdiğimiz halde, 48 saattir burada bekliyoruz. Yukarıdaki bantlar boş durduğu halde çalışma yapmıyorlar. Eğer bu sistemle devam ederse, çiftçinin pancarı tarlada kalacak. Pancarlarda en ufak bir çamur olduğu zaman teslim almıyorlar.
Yarın yağmur yağdığı zaman pancarların tamamı çamurlu olacak ve hiçbirimizin mahsulünü teslim almayacaklar. Eğer özelleşmişse ve randevulu sisteme geçilmişse, bizi zamanında göndersinler. Bu şekilde çalışamıyoruz, biz mağdur oluyoruz. 210 dönüm alanda pancar ekmişim, bana daha randevu verilmemiş. Memleketin hava şartları ortada. 11’inci aydan sonra pancar sökümü yapılmaz. Çiftçinin pancarı tarlada kaldığı zaman ne yapacağız” diye konuştu.
Daha önce böyle bir sorun yaşamadıklarını belirten Ekrem Erikli ise “Ben şu ana kadar böyle bir sistem görmedim. Milleti perişan ettiler. Çavuşlara söylüyoruz, yetkililere söylüyoruz ama bir sonuç alamıyoruz. 4 bine yakın çiftçimiz var bu çiftçilerimiz mağdur durumda. Geçen yıl burada 4 bant çalışırken, bu yıl tek bant çalışıyor. Dünden beri burada bekliyoruz, aç susuz bekliyoruz” dedi.
 
12.10.2018
Devamı

Tarım Kredi Enflasyonla Minumum Karla Mücadele Edecek

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na destek verdiklerini belirterek, "Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda programa destek olmak için kar marjımızı minimuma çektik." dedi.
Poyraz, AA muhabirine, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.
Geçen haftalarda gübrede özel finansman yöntemiyle yüzde 15'lere varan indirim yaptıklarını anımsatan Poyraz, "Gübrede piyasa fiyatlarının altına indik. Sonrasında yemle ilgili yüzde 20'ye yakın indirim yaptık. Şimdi de bu kapsamda başta sıvı gübre kısmında olmak üzere, tarımsal ilaçlarda ve çiftçimizin yaptırdığı sigortalarda yüzde 10 civarında indirime gittik. Toplamda şu anda 50'nin üzerinde üründe yüzde 10 civarında indirim var." diye konuştu.
Maliyetleri azaltarak çiftçileri rahatlatmayı amaçladıklarına ifade eden Poyraz, şu anda maliyetlerin azaltılması noktasında Tarım Kredi iştiraki şirketlerin karlılık oranlarını yok denecek kadar aşağıya çektiklerini söyledi. Poyraz, indirimlerin orta ve uzun vadede kazanca dönüşeceğini dile getirdi.
Programa destek verdiklerini vurgulayan Poyraz, "Bu programın etkileri gelecek aydan itibaren enflasyon rakamlarına yansıyacaktır diye düşünüyorum. Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda kar marjımızı minimuma çektik." ifadesini kullandı.
 
 
11.10.2018
Devamı

Çiftçi Borcu 150 Milyar Dolar

CHP Milletvekili Ali Keven, çiftçinin 2002’de 4.5 milyar dolar olan borcunun 150 milyar dolara yaklaştığını ifade ederek, “Bu borcu ödemeleri mümkün değil. Tarlasını ekip biçemeyince şehirlere göçüp asgari ücretle iş bulmaya çalışıyorlar” dedi.
CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Türkiye'de çiftçinin borcunu ödemesinin mümkün olmadığını, bu yüzden kendisine başka çözümler aramak zorunda kaldığını belirtti. Ali Keven, "Bu borç yüküyle çiftçi üretemiyor. Üretim için maddî gücü yok. Tarlasını ekip biçemeyince de köyünden göçüyor. Büyükşehirlerde asgarî ücrete iş bulmaya çalışıyor, onu da bulmakta zorlanıyor. Köylünün, çiftçinin hali perişan" dedi.
Tarım Kredi Kooperatifleri ‘ne kayıtlı çiftçilerinin 25 milyon 216 bin lira tutarındaki borcunu ertelemek zorunda kaldığını ifade eden CHP'li Ali Keven, şunları kaydetti,
"Bu borcu, ben sadece kendi seçim bölgem Yozgat ili için söylüyorum. Çiftçinin dosyaları takipte. Bu insanlar borçlarını nasıl ödeyecekler, kimse sormuyor, iktidar ilgisiz kalıyor. Türkiye genelindeki durumu artık siz düşünün. Çiftçi üretemiyor. Üretemedikçe, daha da geriye gidiyor. Tarım işçisinin tek güvencesi üretimdir. Üretim için de teşvik gerekir. Ancak mazot ve gübre zamları bile, çiftçiyi kara kara düşündürmeye yetti. Çiftçi artık; ürününü satıp kâr elde etmeyi, geçinmeyi değil, borcunu ödemeyi düşünüyor. Çiftçi borç ödemek dışında bir şey düşünemez hale geldi. Bunun sebebi yanlış politikalar. Sadece ay çiçeği için söylüyorum, çerezlik ay çekirdeğinin ne gibi stratejik önemi vardı da Çin'den ithal edildi? Bunu da anlamak mümkün değil. 61 tonluk ithalat ne diye oldu, iktidar ne diyecek merak ediyoruz."
ŞEHİRDE ASGARİ ÜCRETLE BİLE İŞ BULAMIYORLAR
Çiftçinin üretim derdi ve sıkıntısı olduğunu, ancak, bunun için çiftçinin desteklenmediğini dile getiren Ali Keven, "Aksine, göçe zorlanıyorlar. Topraklarınızı bırakın, şehirlere gidin diyorlar adeta. Çiftçi, asgarî ücretle çalışmak zorunda kalıyor, şehirde iş bulamıyor, iş bulmak da kolay değil. Bu sefer işsizlik başlıyor. Yoğun bir göç var, tarımın bu noktaya gelmesinden dolayı. Büyük sıkıntı yaşanıyor Anadolu'da. Çiftçinin bu koşullarda borcunu ödemesi neredeyse imkânsız. Köylünün, çiftçinin 2002 yılında 4 buçuk milyar dolar borcu vardı, şimdi gelinen noktada 150 milyar dolara yakın borcu var. Türkiye'de genel rakam bu. Borca doğru giden bir ivme var, bunu nasıl aşağıya çekeceksiniz?" diye konuştu. Kaynak :Yeniçağ
 
 
 
11.10.2018
Devamı

Enflasyonla Mücadele'de Bir çok Ürüne indirim

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan Enflasyonla Topyekün Mücadele programında yaptığı değerlendirmede gübre ve yem başta olmak üzere hangi ürünlerde yüzde 10 indirim yapılacağını açıkladı. Pakdemirli, şunları söyledi.
ÇAYKUR’dan zam yok
Yaptıklarımızın üzerine neler yapabiliriz dedik. Serbest piyasa ekonomisi tabii ki işleyecek. Gıda arz güvenliğini de mutlaka sağlayacağız. Örneğin kıyma 29, kuşbaşı 31 TL'den satılıyor. Ucuz fiyattan alınıyordu, alınmaya devam edecek. Ucuz et projesi devam edecek. Çaykur bundan sonra da zam yapmayacak. Zincir marketlerde 50 üründe 2 ay yüzde 10 indirim yapacak.
ET VE SÜT KURUMU YÜZDE 10 İNDİRİM YAPACAK
Et ve Süt Kurumu 10 üründe yüzde 10 indirim yaptı. Atatürk Orman Çiftliği 14 üründe yüzde 10 indirim yaptı. Gübrede yüzde 15 indirim yapıldı. Bugünden başlamak üzere sıvı ve toz gübrelerde 35 çeşit üründe Gübretaş yüzde 10 indirim yapacak.
Tarım Kredi, karma hayvan yemlerinde ortaklarına yüzde 10 indirim uygulayacak. Yem sanayicileri Birliği de aynı yönde karar aldı.
Tarım Kredi Şirketi Bereket Sigorta Tarım Kredi ortaklarının tüm sigortalarında yüzde 10 indirim uygulayacak.
50 ÜRÜNDE İKİ AY BOYUNCA YÜZDE 10 İNDİRİM
Toprak Mahsulleri Ofisi pirinci yüzde 20-40 indirimle arasında satmaya devam edecek. Carrefour, BİM, Şok, Migros ve Metro 50 üründe iki ay süreyle yüzde 10 indirim yaptığını açıkladı.
 
 
10.10.2018
Devamı

Sertifikalı Tohum Desteği Neden Ödenmiyor

CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, çiftçiye geçmiş dönemden kalan destekleme ödemelerinin yapılmamasını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu. Bu yıl ürününü ekmeye hazırlanan çiftçinin mağdur olduğunu ve geçen yıldan ödenmesi gereken sertifikalı tohum desteklerini henüz alamadığını söyleyen Akın, “Ekim zamanı geldiği halde çiftçiye 2017 yılının desteklemesinin verilmemesinin gerekçesi nedir?”diye sordu.
'ÇİFTÇİ HANGİ PARAYLA TOHUM ALACAK?'
CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, 2017 yılındaki Sertifikalı Tohum Desteği'nin hala çiftçilere ödenmemesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye sordu. AKP iktidarının çiftçiyi desteklemediği gibi geçmiş dönemden kalan desteklemeleri de vermediğine dikkat çeken Akın, “Geçen yıldan ödenmesi gereken sertifikalı tohum destekleri henüz ödenmedi. Çiftçi mağdur. Bu yıl ürününü ekmeye hazırlanan çiftçimiz geçen seneden kalan destekleme parasını alamadı. Hangi parayla tohum alacak. Zaten zarar ettiler. Saraydakiler çiftçi ekmesin istiyor” dedi.
AYLAR GEÇTİ, ÇİFTÇİYE PARA YOK
Akın, 2017 yılında sertifikalı tohum kullanım desteklemelerinin dekar başına arpa ve buğdayda 8.5 lira, çeltikte 8 lira olarak belirlendiğini söyleyerek, “Balıkesir başta olmak üzere yurdun dört bir yanındaki çiftçilerimiz bu güne kadar desteklemelerini alamadıkları için mağdur. AKP bunu hep yapıyor. Çiftçinin mağduriyetini görmezden geliyor. Müracaatların üzerinden aylar geçti bu paralar çiftçiye neden ödenmedi?” diye konuştu.
VERİLMEYEN DESTEK ENFLASYON KARŞISINDA ERİDİ!
Çiftçinin eline geçmeyen desteklemelerin geçen yıldan bu yıla kadar da enflasyon karşısında eriğini ifade eden Akın, “Çiftçimizin mağduriyetini gidermek için desteklemelere enflasyon farkı da verecek misiniz? Sertifikalı tohuma destek veriyoruz” dediğiniz halde ve yeni sertifikalı tohumların ekim zamanı geldiği halde çiftçiye 2017 yılının desteklemesinin verilmemesinin gerekçesi nedir?”diye konuştu.
Desteklemelerin ne zaman ödeneceğini de soran Akın, buğday üretimindeki yaşanan düşüş için belirlenen politikaların gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sorarken, “Çiftçiden yana tarım politikaları uygulayacak mısınız?”dedi.
 
 
9.10.2018
Devamı

Hazine Arazilerine Rekor Başvuru

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacakları uygulamaya bugüne kadar 22 bin 860 çiftçinin başvuruda bulunduğunu bildirdi.

Bakan Kurum, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Hazineye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanmasını sağlayan düzenlemeye ilişkin verileri paylaştı. Yaklaşık 218 bin çiftçinin faydalanacağı uygulamaya başvuruların devam ettiğini belirten Kurum, “Yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden, 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayan üzenlemeye bugüne kadar 22 bin 860 çiftçimiz başvuruda bulundu” dedi.
 
 
8.10.2018
Devamı

İmarsız Tarım Arazi Kiralamalarda Son Tarih 19 Kasım

Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından, imar planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan hazineye ait tarım arazilerinin kiralanma sürecine ilişkin bir açıklama yapıldı.
Muğla Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada “İmar Planı bulunmayan veya imar planında tarımsal amaca ayrılan Hazineye ait tarım arazileri, 31 Aralık 2017 tarihinden önce en az üç yıl süreyle tarımsal amaçla kullanan ve başvuru tarihi itibariyle kullanımları halen devam eden vatandaşlarımıza, üzerinde sabit tesis yapılmamak kaydıyla 19.11.2018 tarihine kadar talepte bulunan hak sahiplerine kiralama yapılacaktır.” diye ifade edildi.

Böylece hazineye ait tarım arazileri hak sahiplerinin talepleri dikkate alınmak suretiyle on yıla kadar doğrudan kiralanabilecek. Hazine taşınmazlarında tarımsal amaçlı yapılacak kiralamalarda ilk yıl kira bedeli, bedel tespit komisyonunca cari yıl için belirlenen ecrimisil bedelinin yarısı olacak. 10 yıl  sonunda ise tekrar kiralama veya satın alma imkânı verilecek. Müdürlük tarafından yapılan açıklamada son başvuru tarihinin 19 Kasım 2018 olduğu belirtildi.

Hazineye ait tarım arazilerini kiralamak isteyenlerin, başvuru süresi içerisinde kiralama talebini içeren örneği 387 sıra sayılı Milli Emlak Genel Tebliğ ekinde yer alan başvuru formu ile taşınmazın bulunduğu yerdeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün birimlerine (Milli Emlak Müdürlükleri, Milli Emlak Şeflikleri) müracaat etmesi gerekiyor.
 
5.10.2018
Devamı

Süt Üreticisi En Zor Günleri Yaşıyor

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci süt fiyatları ile ilgili açıklamada bulundu. Başkan Dermenci açıklamasında “ Unutulmamalıdır ki sütte yaşanan sıkıntı beraberinde et sıkıntısını da getirmektedir. Damızlıkların kesime gitmesi, ülkemizdeki hayvan sayısının azalmasına, böylelikle de ette dışa bağımlılığa ve ithalatta da sürekliliğe yol açarak, Türkiye hayvancılığının telafisi olmayan bir yola girmesine sebep olacağı aşikârdır. Dedi. Dermenci yem fiyatlarına yönelikte çözüm önerisinde bulundu. “ Yem fiyatlarının önüne geçmek, yem sanayicisine alternatif oluşturmak için, Bakanlığımız TMO’yu devreye sokarak, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin arpa, buğday, mısır gibi girdi maliyetlerini ucuza temin etmelerine yönelik üreticinin “kendi yemini kendilerinin yapmasını sağlayacak” politikalar uygulamalıdır.” Dedi.
 
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilen Ulusal Süt Konseyi Toplantısında üreticinin eline geçecek 1 lt sütün fiyatı toplama ve soğutma bedeli hariç 1.70 TL olarak belirlenmesene rağmen, süt sanayicisi bu fiyata uymayıp, 1 lt sütün fiyatını soğutma ve toplama bedeli dahil 1.50-1.60 TL civarında ödeme yaptığından dolayı, zaten kur atışından kaynaklı yem fiyatlarının artmasıyla zor duruma düşen üreticiye bir darbe de süt sanayicisinden gelmiştir.
 
Gerçekleştirilen Ulusal süt konseyinin fiyat belirleme toplantısında 1 çuval yemin fiyatı 65-70 TL arasındayken 1 lt sütün fiyatı 1.70 tl olarak belirlendi. Fakat buna rağmen süt sanayicisi 1 lt süte 1.70 tl vermez iken şuan bakıldığında 1 çuval yem 85-90 TL hatta kimi bölgelerde 100 TL ye kadar çıkmaktadır. Süt üreticisi bırakın para kazanmayı çok ciddi zarar eder hale gelmiştir.
 
Eğer acil bir önlem alınmazsa; süt fiyatında iyileştirmeye gidilmezse, yem fiyatları düşmezse, süt yem paritesi uygun seviyeye getirtilmezse süt üreticileri hayvanlarına bakamayacak duruma gelecek bunun neticesinde de yüz binlerce damızlık hayvanlarını kasaplık olarak kestirmek zorunda kalacak ve 2008-2009 yılında yaşanan kriz döngüsünden kaçacak durumumuz olmayacaktır.
 
Unutulmamalıdır ki sütte yaşanan sıkıntı beraberinde et sıkıntısını da getirmektedir. Damızlıkların kesime gitmesi, ülkemizdeki hayvan sayısının azalmasına, böylelikle de ette dışa bağımlılığa ve ithalatta da sürekliliğe yol açarak, Türkiye hayvancılığının telafisi olmayan bir yola girmesine sebep olacağı aşikârdır.
 
Ulusal Süt Konseyinin acil olarak toplanıp, süt fiyatının artırılarak revize edilmesi gerekmektedir. Öte yandan kesif yem fiyatı için de Bakanlığımızın yem sanayicisi ile görüşüp fiyatların daha fazla artmaması ve düşürülmesi için gerekli adımlar atmasını beklemekteyiz.
 
Kendi Yemini Kendin yap
 
Artan yem fiyatlarının önüne geçmek, yem sanayicisine alternatif oluşturmak için, Bakanlığımız TMO’yu devreye sokarak, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin arpa, buğday, mısır gibi girdi maliyetlerini ucuza temin etmelerine yönelik üreticinin “kendi yemini kendilerinin yapmasını sağlayacak” politikalar uygulamalı ve böylelikle yem sanayicisinin tekeline mahkûm olmuş yetiştiricilerimizin daha düşük maliyetle daha karlı ve sürdürülebilir bir hayvancılık yapmaları sağlanacak, böylelikle de yüksek fiyatın önüne geçilerek, arz talep dengesi sağlanmış olunacaktır.
 
 
 
 
5.10.2018
Devamı

Cumhurbaşkanlığın'dan Çaykur'a Atama

Cumhurbaşkanlığının 2018/195 sayılı kararına göre Çay İşletmeleri Genel Müdür ve yönetim kurulu başkanlığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2ve 3 maddeleri gereğince Ekrem Yüce atanmıştır. Denildi.
Genel Müdür Ekrem Yüce  daha önceki yıllarda ’da Çaykur İşletmeleri Genel Müdür ve Yönetim kurulu başkanlığında bulundu. Yüce, son yıllarda ise (DOKAP) Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının Başkanlığını yürütmekte idi.
 
4.10.2018
Devamı

Domates'e Yüzde 35,30 Zam

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayı enflasyon nrakamlarını açıkladı. Buna göre, Eylül ayında bir önceki aya göre %6,30, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,37, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,52 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,75 artış gerçekleşti. 

Domates yüzde 35,30, sivri biber yüzde 31,82, bilgisayar yüzde 31,36, salça yüzde 29,12, yazım ve çizim kağıtları yüzde 25,45, fırınlı ocaklar yüzde 24,89, ütü yüzde 24,38, patlıcan yüzde 23,95, perde hazır (Takmatik) yüzde 22,33, bulaşık makinesi yüzde 20,24, çamaşır makinesi yüzde 19,74, üzüm yüzde 19,73, elektrikli küçük ev aletleri (tost makinası) yüzde 18,98, fırın yüzde 18,38, bebek maması (toz karışım) yüzde 18,20, badem içi yüzde 17,78, kombi yüzde 17,77, okul defteri yüzde 17,43, servis ücreti yüzde 17,21, otomobil (benzinli) yüzde 15,84.

Fiyatı en fazla düşen ürün; limon

Söz konusu ayda fiyatı en fazla düşen ürünler ise şunlar oldu:
"Limon yüzde 28,53, balık yüzde 13,46, havuç yüzde 11,37, elma yüzde 10,58, kuru soğan yüzde 8,47, patates yüzde 8,15, nohut yüzde 7,04, araba kiralama ücreti yüzde 7,02, tişört (erkek için) yüzde 3,36, sakatat yüzde 0,59, antep fıstığı yüzde 0,26, metro ücreti yüzde 0,13, zeytin yüzde 0,06, Terlik (kadın için) yüzde 0,03, toz şeker yüzde 0,05, kesme şeker yüzde 0,25, tahıl gevreği yüzde 0,31, özel lise ücreti yüzde 0,35, su faturası yüzde 0,60, çay yüzde 0,72."
Eylül ayı enflasyonu belli oldu. Enflasyon, eylül ayında tüketici fiyatlarında yüzde 6,30 artarken, yıllık bazda yüzde 24,52 oldu. Çekirdek enflasyon yüzde 24.05 oldu. Eylül ayında ÜFE yüzde 10.88 olurken yıllık ÜFE yüzde 46 oldu.
Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Eylül ayında endekste yer alan gruplardan, ulaştırmada yüzde 9,15, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 7,42, eğlence ve kültürde yüzde 6,62 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 6,40 artış gerçekleşti.
Aylık en az artış gösteren grup yüzde 0,07 ile alkollü içecekler ve tütün oldu.
Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Eylül ayında endekste düşüş gösteren grup olmadı. Ana harcama gruplardan alkollü içecekler ve tütün yüzde 0,07 ile en az artış gösteren grup oldu.

Yıllık en fazla artış yüzde 37,28 ile ev eşyası grubunda gerçekleşti.

TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre ulaştırma yüzde 36,61, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 30,61, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 27,70 ve konut yüzde 21,84 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.
Aylık en yüksek artış yüzde 8,12 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis)'de oldu
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzey'de bulunan 26 bölge içinde, bir önceki yılın Aralık ayına göre en yüksek artış yüzde 22,88 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde, bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış yüzde 28,30 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en yüksek artış yüzde 15,32 ile TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde gerçekleşti.
Eylül 2018'de endekste kapsanan 407 maddeden; 50 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 339 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 18 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
 
 
3.10.2018
Devamı

Şimdi'de 300 Tır Lop Et İthalatı

Et ve Süt Kurumu 300 TIR taze soğutulmuş kemiksiz sığır eti ithal edecek. Kurum, bu 300 TIR etin gümrük işlemlerinin yapılması için hizmet alım ihalesi açtı.
Et ve Süt Kurumu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izin verdiği veya izin vereceği ülkelerden 300 TIR taze soğutulmuş kemiksiz sığır eti ithal edecek. Et ve Süt Kurumu, bu 300 TIR etin gümrük işlemlerinin yapılması için hizmet alım ihalesi açtı. İhale için sadece 1 gün süre verilmesi ise dikkat çekti.
İhale duyurusunda; “Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ithalatına izin verilen ülkelerden 300 adet TIR Taze/Soğutulmuş Kemiksiz Sığır Eti İthalatı Gümrükleme Hizmet Alımı yapılacaktır.” denildi.
Duyuruya göre, hizmet alımı için Edirne, İstanbul, Kocaeli, Trabzon ve Ankara illerinde Gümrük Müşavirliği Şubesi bulunduğunu yetkili makamlar tarafından belgelendirmiş gerçek veya tüzel kişiler teklif verebilecek. Bu şartları taşımakla birlikte Türkiye’de halen kamu ihalelerinden yasaklı konumdaki gerçek ve tüzel kişiler teklif veremeyecek.
Hizmet alımı ile ilgili duyuruyu 27 Eylül 2018’de yayınlayan Et ve Süt Kurumu, ihaleye son başvuru tarihini ise 28 Eylül 2018 saat 10.00 olarak açıkladı. Bu kadar kısa sürede teklif hazırlanamayacağını belirten uzmanlar, ihalenin verileceği firmanın önceden belli olduğunu iddia etti.
 
3.10.2018
Devamı

Ticaret Bakanlığına Rağmen Ekmek 1,25'ten Satılmaya Devam Ediyor

Ankara Valiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre  “Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin, 25 Eylül tarihli ekmek fiyat tarifesinin değiştirilmesine ilişkin kararı, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 62 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, Ankara Valiliği ile Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği temsilcileri arasında yapılan müzakereler neticesinde, 1 Ekim’den geçerli olmak üzere iptal edilmiş ve eski tarife üzerinden ekmek satışlarının devamına karar verilmiştir” denildi.
Ticaret Bakanlığı da dün Ankara’da 200 gram ekmek fiyatının 1 TL’nin üzerinde satılmasına yönelik uygun görüş verilmediğini, aykırı uygulamalara yönelik gerekli tedbirlerin alınacağını açıklamıştı. Gel gelelim bu karar doğrultusunda ekmek Ankara’nın bir çok semtinde 1.25 Kuruş olarak satılmaya devam ediyor.
 
 
2.10.2018
Devamı

Yerli Üretim Logosunda Son Gün Yarın

Ticaret Bakanlığı'nın Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde yaptığı düzenleme kapsamında etiket ve listelerde malın üretim yeri, ayırıcı özelliği, tüm vergiler dahil satış fiyatı, birim fiyatı, satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih yanında üretim yeri Türkiye olan mallar için "yerli üretim logosu" da yer alacak.
Yerli üretim logosunun, Türkiye'de üretilen tüm ürünlerin etiketlerinde, tarife ve fiyat listelerinde kolaylıkla görünebilir ve okunabilir şekilde bulunması zorunlu olacak.
Fiyat güncellemelerinde, yalnızca malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih etikette zorunlu olarak belirtilecek, eski fiyatın etikette yer alması gerekmeyecek.
"Yerli üretim" logosunun haksız ve yersiz olarak mevzuata aykırı şekilde kullanımının tespiti halinde, ilgililer hakkında fiyat etiketine ilişkin aykırılıklar için etiket başına 274 lira idari para cezası uygulanabilecek. Ayrıca Reklam Kurulu tarafından reklamın yayımlandığı mecraya göre 6 bin 900 lira ile 276 bin 345 lira aralığında idari para cezası uygulanabilecek.
"Yerli üretim logosu" uygulaması, Türkiye sınırları içerisinde perakende olarak satışa sunulan mallar için geçerli olduğundan ihraç edilen mallar ya da perakende olarak satışa sunulmayan mallar kapsam dışı tutuluyor.
Yabancı firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için de yerli üretim logosu kullanılması zorunluluğu bulunuyor.
 
 
2.10.2018
Devamı

Avrupa'nın En Büyük Hayvancılık Fuarı Clermont Ferrand'ta

Uluslararası Hayvancılık Fuarı (Sommet de L'elevage), 3-5 Ekim'de Fransa'nın Clermont-Ferrand kentinde açılacak.
32 ülkeden bin 500 katılımcı 
Avrupa'nın en büyük hayvancılık fuarı olan Sommet de L'elevage'ın bu yıl 27.'si düzenlenecek. Clermont-Ferrand'da 180 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilecek fuarda, 32 ülkeden bin 500 katılımcı yer alacak.
2 bin baş hayvanın sergileneceği, 95 bine yakın ziyaretçinin beklendiği "hayvancılık zirvesi", sergilenen ürünler dolayısıyla dünyadaki en büyük ihtisas fuarları arasında bulunuyor.
Fuarda sergilenen hayvan ırklarının sunumu yapılacak
Fuarda, heyetlerin katılımıyla Fransa Hayvancılık ve Genetik Birliği ile ortaklaşa Büyük Uluslararası Hayvancılık Gecesi düzenlenecek.
Gecede, fuarda sergilenen tüm hayvan ırklarının sunumunun yapılması planlanıyor.
Fuarda Türkiye'den de heyet yer alıyor
Ayrıca, hayvan yarışmaları, teknik yenilikler, iş görüşmeleri, mesleki faaliyetler ve tarımla ilgili güncel konularda konferanslar da fuar gündeminde.
Fuara, Türkiye'den  Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç ve beraberindeki heyet katılacak.
 
 
2.10.2018
Devamı

Başkan Erdoğan'dan Çok Önemli Mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TBMM 27. Dönem 2 yasama yılı açış konuşmasında sanayiciye, esnafa ve tarım sektörüne yönelik mesajlar verdi. Başkan Erdoğan, TBMM de açış konuşmasında sektöre yönelik şunları söyledi. “Sanayicimizin, tüccarımızın, esnaf ve sanatkarımızın, tarım sektörümüzün, ücretli kesimin velhasıl milletimizin yaşadığı sıkıntıları çok iyi biliyoruz.
Enflasyondan, faizlerden döviz kurundan bunalan, işini çevirmekte zorlanan herkesin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasından kaynaklanan finans sıkışıklığının yol açtığı zincirleme sorunların öneminin ve aciliyetinin de farkındayız.
Tüm sıkıntıların çözümüne yönelik hazırlıklarımız, çalışmalarımız var.
Hiçbir sanayicimizi, hiçbir tüccarımızı, hiçbir çalışanımızı, hiçbir vatandaşımızı vicdan ve ahlak yoksunu tefecilerin , iyi günde ortaya çıkıp kötü günde kaybolan fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz.”dedi. Başkan Erdoğan, TBMM 27.Dönem2. Yasama yılındaki açış konuşmasında kredi ve yatırımlara değinerek şunları söyledi.

En Zoru Geride Bıraktık

Kredi imkanlarını genişletip kolaylaştıracak, yatırımları teşvik edecek, üretime istihdama ve ihracata öncelik verecek  bir ekonomi anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden  yükselişe geçirmekte kararlıyız.
Milletimizden biraz daha sabırlı olmasını, ülkesine ve yönetimine güvenmesini istiyorum.
En zoru geride bıraktık. İnşallah bundan her şey daha kolay olacak.”dedi
 
 
1.10.2018
Devamı

Geleceğin En Parlak Sektörü Tarım

Turhal Şeker Fabrikası’nda pancar alım kampanyasını başlatan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, şekerin milli ve stratejik bir ürün olduğunu, halkın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamının yurt içinde üretildiğini söyledi. Pakdemirli, “Geleceğin en parlak sektörü tarım olacak” mesajını verdi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, özelleştirme ihalesinde Kayseri Şeker tarafından satın alınan Turhal Şeker Fabrikası’nda 85. pancar alım kampanyası töreninde konuştu.
 
“Dünyayı doyuran ülke, lider ülke olacak”
“Hiç şüphesiz ki geleceğin en parlak sektörü tarım olacak. Artık dünyayı doyuran, lider ülke olacak” diyen Pakdemirli, “Bunun yolu da tarımla teknolojiyi buluşturmaktan geçiyor. Daha düne kadar tarlasını sabanla süren çiftçimiz, bugün en son teknolojiyi kullanıyor ve kazancına kazanç katıyor. Artık tarlasında otonom traktör, drone ve sensör kullanan çiftçimiz var. Bu durum bizler için gurur verici” dedi.
“Çiftçinin yüküne ortak oluyoruz”
Çiftçilere geçen günlerde müjde verdiklerini de ifade eden Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gübre fiyatlarını yaklaşık olarak yüzde 15 oranında düşürdük. Buğday ve arpa desteği yüzde 100 arttı. Artık dünya fiyatları üzerinden alacağız. Çiftçimizin yüküne ortak oluyor, onu hiçbir zaman yalnız bırakmıyoruz. Zoru hemen yapıyoruz, imkansız sadece biraz zaman alabiliyor.
Şekerin Türkiye için milli ve stratejik bir ürün olduğunu dile getiren Pakdemirli “Bu konuda yapılan spekülatif haberler gerçeği yansıtmıyor. Özellikle altını çiziyorum, halkın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamı yurt içinde üretiliyor. Ülke olarak şeker üretiminde çok önemli mesafe kaydettik. Hatta Suriye ve Irak’a şeker ihraç ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Tokat Niksar’da, bir çiftçi ailesinin çocuğu olan bir dostunun kendisine anlattığı anıyı da konuşmasında aktaran Bekir Pakdemirli, şunları söyledi:
“Bir paket küçük çay ve 1 kilo şekerle eve geldiğimde, beş kız kardeşimin tamamı, ‘Zengin olduk’ diye evden çıkıp, bağırarak beni karşıladılar. İlçe merkezinde, beş gün çıraklık yapıp kazandığım paranın tamamıyla, bu iki şeyi alabilmiştim.’
Değerli dostlar, bu ülke 1970’lerde böyle bir manzarayla karşı karşıyaydı. Şeker kuyruklarını hala dün gibi hatırlıyoruz. Bakınız, nereden nereye gelmişiz? 2002 yılında 16,5 milyon ton olan pancar üretimimiz, 2017 yılında yüzde 28 artış ile 21 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Aynı dönemde uyguladığımız başarılı politikalar ile birim alandan elde edilen pancar verimi, yüzde 50 oranında artmış. 2018 yılında şeker kotaları Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenmişti. Bu dönemde, nişasta bazlı şeker kotaları, yarı yarıya azaltılmıştı. Daha önce toplam şeker içerisinde yüzde 10 olarak uygulanan nişasta bazlı şeker kotası, yüzde 5’e çekilmiş ve oluşan kota farkı, pancara tahsis edilmişti. 2018/2019 pazarlama yılına ilişkin şeker kotaları, 2 milyon 700 bin ton olarak belirlenmiştir. Bu miktarın 2 milyon 565 bin tonu pancar şekerine tahsis edilmiştir. Böylece halkımızın tükettiği şekerin tamamı yerli üretimle ve bu üretimin yüzde 95’i de pancar şekeri ile karşılanmaktadır. Şeker sektörünün sevk ve idaresi bakanlığımızdadır.” Dedi.
 
 
 
30.9.2018
Devamı

En Güzel Buzağı ve Malak Yarışması

Zonguldak’ta "Batı Karadeniz Gıda Tarım ve Hayvancılık Fuarı" kapsamında "En güzel buzağı ve malak" yarışması düzenlendi.
Çaycuma kapalı pazar yeri fuar alanında iki kategoride gerçekleşen yarışmada, ilçenin köylerinden getirilen 24 buzağı ve malak yer aldı.
Hayvan sahipleri, ayak, kuyruk ve kafalarına çeşitli süsler taktıkları malak ve buzağılarını podyuma çıkardı.
Jüri, yarışmada buzağı ve malakları, gelişimi, ırk özellikleri, mizacı, bacak, gövde ve kafa yapısına göre değerlendirdi.
Yarışmada, buzağı kategorisinde 3 aylık simental cinsi buzağısıyla Murat Yılmaz malak kategorisinde ise Satiye Mantarlı birinciliği elde etti.
Dereceye giren çiftçiler altın ve hayvanları için yemle ödüllendirildi.
 
 
30.9.2018
Devamı

Erzurumda Arazi Çalıştayı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk Fıratoğlu, tarım arazilerini korumanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Erzurum'da Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve Atatürk Üniversitesinin iş birliğiyle düzenlenen "Erzurum İli Arazi Kullanımı Çalıştayı" başladı.
Atatürk Üniversitesi Mavi Salonu'ndaki çalıştayda konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk Fıratoğlu, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımın öneminin giderek arttığını, tarımın stratejik sektör olduğunu ifade etti.
Fıratoğlu, Türkiye'de tarım sektörünün yaklaşık 17 milyar dolar ihracat ile gelir sağladığını söyleyerek, "Türkiye'nin nüfusu hızla artmaktadır. Nüfusumuzun gıda ihtiyacı artarken, kıt olan tarım arazilerinin üzerindeki hızlı kentleşme ve sanayicinin baskısı da daha fazla hissedilmektedir. İklim değişikliğinin arazi kullanımının üzerindeki büyük etkisi ve yanlış arazi kullanımı dikkate alındığında, tarım arazilerini korumak hayati önem taşımaktadır." diye konuştu.
- "Tarım arazileri her yıl yanlış kullanım sonucu azalıyor"
Türkiye'de yaklaşık 24 milyon hektar tarım arazisinin her yıl yanlış kullanım sonucu azaldığını aktaran Fıratoğlu, şöyle konuştu:
"Ülkemizde tarım arazilerin kullanımı, korunması ve geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bakanlığımızca bu amaçla tarım arazileri bilgi sistemini geliştirmiştir. Hayatın temel unsurları arasında bulunan toprak, tarımsal üretimde faktördür. Doğal üretim kaynaklarının ilk sırasında yer alan toprak sınırlı olup, gelecek nesillerinin gıda üretiminin kaynağıdır. Günümüzde hızlı nüfus artışı, teknolojik gelişmeler, yeni konut, fabrika ve yolların yapımı zorunlu hale gelmiş ve bu faaliyetler için ihtiyaç duyulan araziler çoğu kez tarım arazilerinden karşılanmaktadır."
Atatürk Üniversitesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım Canbolat da medeniyetlerin gelişmesinde iki temel unsur olan toprak ve suyu barındıran arazilerin önemine işaret etti.
Ülkelerin kalkınma politikalarının geliştirilmesinin yanı sıra insanların barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılanması açısından arazilerin önem taşıdığına dikkati çekenCanpolat, şöyle devam etti:
"Araziler, farklı sektörlerin gelişmesinde önemli katkılar ortaya koyan doğal ve sınırlı kaynaklardır. Bu kaynak, toprak varlığı, topoğrafyası, hidrolojisi, kullanım şekli ve mülkiyet gibi unsurlarla bir bütünlük arz eder. Tarım sektöründe üretim ortamı olan araziler, amacına uygun kullanılması, özelliklerine göre değerlendirilip üretim ve verimliliklerinin artırılması durumunda gelecek nesillerin sağlıklı gelişmelerinin güvencesi olacaktır."
"Arazilerini koruyarak gelecek nesillere aktarmak asli görevimizdir"
Erzurum Valisi Seyfettin Azizoğlu da Türkiye'de en fazla mera alanlarının Erzurum'da bulunduğunu ve bu mera alanlarını ve tarım arazilerini koruyarak gelecek nesillere aktarmanın kendilerinin asli görevi olduğunu aktardı.
Kurum ve kuruluşların kendisine göre arazi kullanım lüksüne sahip olmadığını vurgulayan Azizoğlu, şunları kaydetti:
"Arazileri kullanırken idari birimlerin yanı sıra birçok kurum arazi kullanım yasalarına göre karar alırsa arazileri daha verimli kullanırız. Sanayi ve eğitim alanları oluşturacağımız şehirleri nasıl geliştireceğiz, nasıl ve nerede yapacağız? sorularının cevapları idari çalışmayla mümkündür. Orman alanlarımızı ağaçlandırma yapmazsak, verimli arazilerimizi kullanmazsak gelecek nesillere ne bırakacağız? Bu arazileri en iyi şekilde kullanabilmek gerekir."
- "Erzurum'daki arazi kullanımının yeniden tespiti için çalışma başladı"
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de şehirlerin geliştirilmesi için imkan ve değerlerin ortaya çıkartılması gerektiğini vurguladı. 
Sekmen, Erzurum'daki arazi kullanımının yeniden tespit edilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını ifade etti. 
Kır ve kent arazi yönetimindeki sorunlara çözümler getirilmesinin yanı sıra arazi kullanımında farkındalık sağlanması amacıyla düzenlenen çalıştay, 28 Eylül'de sona erecek. 
 
 
27.9.2018
Devamı

Tarım Kart'la Gübre, Mazot ve Yem Alınacak

550 bin çiftçi Tarım Kart ile tarlasından ayrılmadan, ilçeye gitmeden işlerini halledecek. Gübre, mazot ve yem bu kartla alınacak. Tarımsal desteklerin de bu kartla verilmesi planlanıyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve PTT A.Ş. arasında Ortak Kart projesi için iş birliği protokolü PTT Pul Müzesi'nde düzenlenen törenle imzalandı. Törene Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, PTT AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik ile bakanlık ve kurum yöneticileri katıldı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarım Kart ile çiftçimiz hızlı, güvenli ve kaliteli hizmet alacak, istediği zaman evinden, tarlasından ayrılmadan, ilçeye gitmeden işini yapabilecek” dedi. 
Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ile birlikte PTT ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) arasında Tarım Kart için iş birliği yapılması amacıyla düzenlenen törene katıldı.
Dünya nüfusunun 2050’de 9.1 milyar, şehirleşmenin ise yüzde 70 olacağını ifade eden Pakdemirli, “Köyden kente göç hızlanıyor. Gıda üretimini yüzde 50 artırmamız lazım. Bu, teknolojisiz, datasız, bilgisiz asla olamaz” diye konuştu.
 
 
26.9.2018
Devamı

Ziraat Bankasından Genç Çiftçi Akademisi

Ziraat Bankası ve Ankara Üniversitesi iş birliği ile “Genç Çiftçi Akademisi “ kapsamında gençlerin tarıma olan ilgisini arttırmak,  başvuru koşullarını taşıyan gençlere belirli konularda tarımsal üretim ve yatırım yapmayı öğretmek, eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmek ve gençlere tarım alanında girişimcilik bilinci kazandırmak üzere bir eğitim programının start verildi.
Programda Zİraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin AYDIN ve Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İBİŞ bir protokol imzalayarak Genç Çiftçi Akademeisini başlatmış oldu.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin AYDIN ,  programda bir konuşma yaparak "Geçmişten bugüne hükümetlerin sermayeyi yönlendirmesiyle Türkiye'nin turizm ve enerjide önemli yatırımlar yaptığını belirterek, "Şimdi dönem, tarım sektörüne büyük oyuncuları getirme dönemidir. Bunu yapmak durumundayız." dedi.

Aydın, Genç Çiftçi Akademisi programında yaptığı konuşmada, Ziraat Bankasının 155 yaşında olduğunu ifade ederek, "Tarımı konuşuyoruz. Tarımı işin tepesine yerleştirmemiz, sektörü doğru anlatmamız gerekiyor." diye konuştu.

Eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'ın devletle iş yapmış zenginlerin bir bölümünü turizme yönlendirdiğini hatırlatan Aydın, bugün Türkiye'nin turizm gelirinin 30 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.

Aydın, ülkenin cari açık nedeniyle her yıl 60 milyar dolar bulması gerektiğine işaret ederek, "Turizmin olmadığını düşünün, bu cari açık nerede olur? Yeni hükümetlerimiz sermaye birikimi olanlara enerjiyi gösterdi. Türkiye, düne nispetle müthiş enerji yatırımları yaptı. Şimdi dönem, tarım sektörüne büyük oyuncuları getirme dönemidir. Bunu yapmak durumundayız.

Genç Çiftçi Akademisinin amacı

Gençlere tarım alanında yeni istihdam ve iş alanları açmayı,
Gençlere tarımda bilerek yatırım ve üretim yapmayı öğretmeyi,
Halen tarımsal üretim yapan gençlerin teknik ve finansal bilgi düzeyini arttırmayı,
Eğitimli ve bilinçli genç çiftçiler yetiştirmeyi,
Tarımın geleceğinde söz sahibi olacak gençleri bugünden kazanmayı amaçlıyor.

Genç Çiftçi Akademisinden Kimler Yararlanır?

Üretim konuyla ilgili teknik bilgisini arttırmak,
Yeni tarımsal yatırım yapmak,
Mevcut tarımsal işletmesini büyütmek veya geliştirmek,
Bir tarımsal işletmede çalışmak isteyen ve başvuru koşulları taşıyan Genç Çiftçiler ve Genç adayları yararlanabiliyor.
Ziraat bankasının Genç Çiftçi Akademisinden eğitim verilecek konular ise Büyükbaş süt hayvancılığı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve Örtüaltı Tarımı kapsıyor.
Eğitim süreci ise azami beş hafta sürecek ve teknik eğitimler ve eğitimin düzenleneceği yerde bulunan Ziraat Bankası tarafından belirlenecek olan üniversitelerin teknik bölümleri tarafından 20 kişilik sınıflar halinde gerçekleşecek. Eğitimler haftanın 6 günü zorunlu olurken;  teknik eğitim ve staj sırasında katılımcı genç çiftçiler sözlü ve yazılı sınava tabi olacaklar.

Eğitimler Ücretsiz

Genç çiftçi Akademisine katılacak olan çiftçilere Ziraat Bankası tarafından eğitim boyunca belirli miktarda yemek ve konaklama giderlerine ise katkı yapılırken, eğitim süresince ücretsiz hayat ve sağlık sigortaları ’da yapılmış olacak.

Genç Çiftçi Akademisi Başvuru Şartları Nelerdir?

T.C. vatandaşı olmak
Türkiye’de yerleşik olmak
18 yaşını tamamlamış 30 yaşından gün almamış olmak.
Asgari lise mezunu olmak
Eğitim verilecek konularda tarımsal faaliyet yapmayı veya mevcut tarımsal faaliyetini büyütmeyi ya da bir tarımsal işletmede çalışmayı istemek.
Erkek adaylar için askerlik görevini tamamlamış yada muaf olmak
Medeni haklarını kullanma hakkına sahip olmak.
Kredi kullanmasına engel bir durumu olmamak
Genç Çiftçi Akademisine ise başvurular alınırken kadın çiftçilere ve kadın çiftçi adaylarına aynı zamanda tarım ile ilgili teknik lise veya üniversite mezunlarına bunun yanı sıra ailesine ya da kendisine ait tarım işletmesinde çalışıyor olanlara öncelik verilecek.

Başvurular Nasıl Yapılacak?
Ziraat Bankası Genç çiftçi Akademesi eğitim  programları ve düzenleneceği şehirler www.ziraarbank.com.tr linkinden yapılabilecek.

  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
26.9.2018
Devamı

Tigem'de Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne getirilen Ayşe Ayşin IŞIKGECE geçtiğimiz gün TİGEM Genel Müdür Yardımcılarını görevden aldı. Bugün ise alınan Genel Müdür yardımcılarının yerine Tarım ve Orman Bakanlığı Baş Müfettişlerinden Recep Semiz, bir diğer Genel Müdür yardımcılığına ise TİGEM eski APK Daire Başkanlarından Sait Kocabay getirildi.
 
24.9.2018
Devamı

Gübre'de Yüzde 15 İndirim

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım Kredi Kooperatifleri'nin kimyevi gübre fiyatına yüzde 15 indirim yaptığnıı açıkladı. Pakdemirli, buğday ve arpa prim desteğinin yüzde 100 arttığını belirtti.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlıkta bir basın toplantısı düzenleyerek gübre fiyatları ve arpa buğdaydaki prim destekleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin gübre fiyatlarına yüzde 15 indirim yapacağını açıklayan Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Türkiye'nin en büyük çiftçi ailesi tarım kredi kooperatiflerimiz, en önemli tarımsal girdilerden birisi olan kimyevi gübre fiyatlarında, gübre cinslerine göre değişmekle beraber yüzde 15'lere varan indirim sağlayacak.

DAP GÜBRESİNDE İNDİRİM YAPILDI

Örneğin DAP gübresinin tonu 3250 liradan 2900 liraya düşmüştür. Yapılan indirimin piyasaya yansımasıyla beraber tüm sektörün de benzer hassasiyeti göstermesini bekliyoruz. Bunun yanı sıra gübre fiyatlarında aşırı fiyat artışı yapan firmaları da takibe aldık.”

ARPA BUĞDAYDA PRİM DESTEKLERİ ARTIRILACAK

Diğer yandan arpa ve buğdaya verilen prim desteklerinde de yüzde 100 artış yapılacağını açıklayan Pakdemirli, “Uzun yıllardır artmayan buğday ve arpa desteğini artıracağız. 5 kuruş olan prim desteğini yüzde yüz artırarak önümüzdeki yıl 10 kuruş olarak ödeyeceğiz” dedi.

ARPA BUĞDAYI DÜNYA FİYATLARINDAN ALACAĞIZ

Çiftçinin hiçbir şekilde mağdur edilmeyeceğini bildiren Pakdemirli, “Çiftçimizin hiçbir şekilde mağdur edilmesine izin vermeyeceğiz. Arpa ve buğday ürünleri üreticisinin alın teri ürünlerini dünya fiyatlar üzerinden alacağız. Bu konuda çiftçilerimizin endişesi olmasın” diye konuştu.

24.9.2018
Devamı

TMO Kabuklu Fındık Stoğunu Satışa Açmayacak

Toprak Mahsulleri Ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre 2017 yılında 79 bin fındık üreticisinden ürün satın alarak piyasaya müdahale eden TMO’nun elinde bulunan fındık stoklarının satışa açılacağı yönünde piyasalarda maksatlı söylentiler yer almaktadır.
Bugün için fındık hasadı tamamlanmış olup piyasaya arz edilen ürün miktarı % 30 seviyelerindedir.
Üreticilerimiz tarafından piyasaya ürün arzının devam ettiği bir dönemde Kurumumuzun, elinde bulunan kabuklu fındık stoklarını 2018 yılı sonuna kadar satışa açması söz konusu değildir.
Bakanlığımız ve Kurumumuz piyasaları yakından takip etmekte, üretici mağduriyeti oluşmaması ve piyasa istikrarının sağlanması için gerekli tedbirleri almaktadır. Denildi.
 
 
24.9.2018
Devamı

SICAK GÜNDEM ŞARBON

  Son günlerde dillerden düşmeyen, herkesin korkulu rüyası olan Şarbon. Aslında bize çok yabancı bir kelime değil. Eskiden beri basında, haberlere konu olmuş adı zikredilen bir hastalık. Yazık ki yurdumuzda  çok sık olmamakla beraber hemen her köşesinde görülmektedir. Basına yansıyan son haberler neden bu kadar prim yaptı? Çünkü, ithal gelen hayvanlarda rastlandı. Çünkü, ülkeler arasında bir takım protokollerin özene bezene yapıldığı, düzinelerce heyetin karşılıklı gidip geldiği ve uluslararası sözleşmelerle korunup kollanan canlılarda yaşandı  da ondan. Yoksa camiadan herkesin bildiği bu derdi böyle abartmaya gerek kalmaz, kimse de bu kadar heyecan yapmazdı. Sakın yanlış anlaşılmasın ben hastalığı küçümsediğimden bu cümleleri kurmuyorum. Hastalık gerçekten dikkat edilmesi gereken, önemli ciddi bir sorun. O ayrı mesele. Ben şunu demek istiyorum; bu sektörde bir çok insanın bildiği bir şey ülkemize de yeni gelmiş değil. Ama ne hikmetse her önüne gelen konuştu da konuştu. Bir vaveyladır koptu. Şimdi şarbon sözcüğünü hatırlayanlar bilir; 2000’li yıllarda Gazetelere sürekli manşet olurdu. Hatta şöyle haberler okurduk;
ABD Senatosu’na şarbonlu mektup” ,
“Almanya’da Türk Başkonsolosluğu'nda şarbonlu mektup şüphesi,
Almanya’da, Türkiye’nin Essen Başkonsolosluğu’na içerisinde Şarbon tozu olduğundan şüphelenilen bir mektup gönderildi.“
 “Şarbon salgını ile ilgili olarak ilk önce Irak suçlanmıştı. ABD şimdi ise beyaz toz dolu zarfların El Kaide örgütü ile bağlantısını kurmaya çalışıyor.”
 “ Sadece ABD'nin değil, dünyanın kábusu haline gelen şarbon, pek çok yolla bulaşabilen bir enfeksiyon hastalığı. Solunum yoluyla bulaşanları ölümcül olabiliyor. İşin en kötü tarafı, şarbonu üretmek çok kolay. Bu nedenle, en ucuz ve en etkili biyo-kimyasal silah olarak biliniyor.” deniyordu.
            Fark ettiyseniz, mektupların içine toz halinde antraks mirobu koyuluyor, silah gibi bir saldırı aracı olarak kullanılıyordu o günler. Aslında yukardaki başlıklar bazı şeyleri söylüyor, Şarbonun solunum yoluyla bulaşabileceği ve ölümcül olduğu anlatılıyor. Bunun dışında insan öldürmek için ne kadar sinsi, ne kadar kötü planlara malzeme olduğunu belirtiyor. Tabi bu tiksindirici ve insan eliyle yapılan  biyolojik saldırılar için kullanılan bakterinin gerektiğinde ne denli büyük bir bela olacağını da vurguluyor adeta. Çok şükür artık böylesi tehlikeler dünya gündeminde değil. Ama isminin zikredilmesi bile insanı ürkütüyor. Son günlerde basında çıkan haberleri dinleyenlerin bir kısmı o korkuyu yaşıyor.  Kendini korumak adına eti, tavuğu tüketmemeye çalışıyor, bir kısmı da sağdan soldan duydukları mantıklı mantıksız sözlere kapılıyor. Güncel hayatını kısıtlıyor. Ama sonuçta herkes bir panik yaşadı, yaşıyor. Fakat bunlara hiç gerek yok. Anlatılan sıkıntılardan kurtulmak için evlerde bizim yapmamızı gerektirecek bir durum yok hani. Ülkemizde yaşayan bütün bireylerin Şarbonu  iyi tanıması, iyi anlaması sorunu kökten çözecektir. İlk başta kendi sağlığımızı korumak, daha sonra da hiç bir canlıya bu mikrobu bulaştırmamak için bütün biyo güvenlik  tedbirlerini almamız lazım. Özellikle konuyu bilen uzmanların gerek yazılı, gerek görsel basında şarbonu anlatması, doğru bilinen yanlışlarla yanlış bilinen doğruları tekrar tekrar hatırlatması gerekiyor.
            Bu kadar sözden sonra hastalığı bir tanımlayalım isterseniz:
            Şarbon; veteriner hekimlik alanında ve teknik dilde  Antraks olarak anılır. Deri, bağırsak ve akciğer olmak üzere üç formu vardır. Deri formu kaşıntı  ve ağrı yapmayan karinkül denen yaralar yapar. Erken farkedilirse tedavi edilebilir. Ama diğer iki form çok daha  tehlikelidir. Zoonoz (hayvandan insana geçebilen) olup ve maalesef öldürücü hastalıklardandır. Sadece ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde  de  rastlanır.  Koyun, keçi, sığır, manda,  deve, domuz, at, insan ve birçok omurgalı canlıda  görülebilir.  Ne yazık ki son zamanlarda ithal edilen hayvanlarda gündem olduğu için, yeniden hatırladık bu illeti.  Esasen “Antraks” çomak şeklinde bir bakteridir ve  özellikle bulaşık meralarda, topraklarda hemen her yıl enzootiler  yapar. “Enzooti” kelimesi, bir bölgeye has veya orada sürekli olarak bulunan enfeksiyon demektir. Özellikle hayvanlar içerisinde  koyun, keçi, manda ve  sığırları ilk planda bulup öldürür. Etken toprakta bulunduğundan genellikle otların toprağa yakın dip kısımlarını yiyen hayvanlara ağız yoluyla geçer, bazen de solunum ve diğer yollardan bulaşma olur. Ancak hastanın bütün vücut sıvılarında mikrop bulunduğu için çizik, yara, bere içindeki deriye temasla da geçebilir. İnsanlara sıklıkla el, kol ayak veya vücudun başka yerlerindeki var olan kesilerden, yaralardan geçer. Ağız yoluyla bulaşma şarbonlu etlerin iyi pişirilmeden yenmesiyle olur. Deri yoluyla bulaşma ise daha çok meslek hastalığı şeklindedir.  En riskli grup kasaplar, mezbahane çalışanları, veteriner hekimler, hayvancılık yapanlar, çobanlar, ham deriyle uğraşanlarla hayvan yünü ya da yapağısı ile temas eden kişilerdir. Enfekte canlının bulaşık kanı yada sıvıları derinin bütünlüğünün bozulduğu yerlere değdiğinde enfeksiyon baş gösterir. Aslında mikrobun vejetatif, yani aktif, canlı hali sıcağa, dış etkenlere, dezenfektanlara fazla dayanıklı değildir. Antraks basillerini 50-55 C’de 10-15 dakika ısıtarak ya da öldükten sonra hiç açılmamış ve dokunulmadan gömülmüş kadavranın 24-48 saat içinde meydana gelecek kokuşması sayesinde, daha iyisi üzerine dezenfektanlar dökerek bertaraf etmek mümkündür. Hastalıktan korunmanın en iyi yolu hayvanların aşılanmasıdır.  Şarbonda mikrobun vejetatif  halinden çok, sporları ya da salgıladığı exotoksin adlı zehir sorun olur. Spor; hasta öldükten sonra kadavranın oksijenle temas etmesi sonucu canlı antraks basillerinin, en kötü çevre şartlarına bile uzun yıllar dayanabilen formlara dönüşmesinin adıdır. Bu o kadar büyük bir problem olur ki, hastalığın çıktığı bölgede çok uzun yıllar kalabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla bir vurgu yapmak gerekirse, “dedesi döneminde bu dertten ölmüş hayvanların sıkıntısını torunları dahi çekecek” demektir. Yani zamanında ve yerinde  tedbirler alınmazsa nesiller boyu yaşanacaktır. Bunun için hangi dertten ne sebeple olursa olsun, ölen hayvanların sağa sola atılmaması gerekir. Yurdumuzda şehirlerde, köylerde ve kentlerde hala ulu orta leşlerin atılmasının önüne geçilebilmiş değildir.  Hayvan ölülerinin derhal  gömülmesi veya yakılması şarttır. Aksi takdirde bu sıkıntı hiç bitmez, sürekli tekrar tekrar karşımıza çıkar. O yüzden özellikle hayvan yetiştiren kardeşlerimizin anlattığım bu hususları iyi bilip kavraması, hastalıkla etkin mücadele etmesi gerekir. Ayrıca yerel yöneticilerimize de bu manada ciddi iş yükü düşmektedir. Başta muhtarlar, belediye başkanları, il encümenleri vs. kendi yaşadıkları yerlerde bu hususları bir hekim hassasiyetiyle ele almalıdır. Hayvanı ölen kişilerin onları rahatlıkla gömebilecekleri, çevredeki su kaynaklarından ve yerleşim yerlerinden uzak alanlar bulmalı, iş makineleriyle kazarak açılan çukurlara gömmelidir. Ya da imkanı olan belediye veya kurumların hastalıklı leşleri yakarak bertaraf edebileceği krematoryumlar (büyük fırınlar) oluşturulmalıdır. Yakarak bu mikroplardan kurtulmanın yolu açılmalıdır.
            Bir diğer husus, karatina tedbirleri sınır ya da sınıra yakın yerlerde devlet eliyle, daha sıkı yapıldıktan sonra, ithal edilen hayvanların vatandaşa teslim edilmesidir. Herkesin kendi ahırında ve ağılında yapılan karantinalardan artık vazgeçilmelidir. Dünyanın bir ucundan 3-4 haftalık yolculukla getirilen hayvanları işletme sahibine hemen teslim etmek, doğru bir davranış değildir. Ulusal basında gündem olan şarbon, ülke dışından gelip bulaştığı düşünülüyorsa, oldukça vahim bir durumdur. Asla bu usulde karantina yapılmamalı, işletme sahibinin yerinde şarbonu bırakın hiç bir hastalık çıkmamalıdır. İthalatı yapan merci tüm sorumluluğu alıp, getirilen hayvanları yukarda bahsettiğim noktalarda tamamen hijyenik kuralların uygulanacağı ahır ve ağıllarda saklamalı. Sorunsuz teslimat yapılmalıdır. Şimdiki durumda ne denli titiz, ne kadar özenli olunursa olunsun bir olumsuzluk yaşandığında bunların hiç birinin kıymeti olmuyor.  Eğer öyle olsaydı, o zaman kimse bunları konuşmayacak ve yazmayacaktı. Ayrıca milyonlarca liralık zarara yol açan bu ve benzer zoonozlar ülkemizde cirit atmayacaktı. Başka  bir gerçek daha var ki o da; yüz binlerce hayvanı teknik heyetler marifetiyle sadece basit gözlemlerle seçmek yeterli olmuyor. Bazı bulaşıcı hastalıkların ülkemize girmesini engellemek için satın alınan yerlerde tekrar tekrar testler yapmalı, emin olunduktan sonra hayvanlar yurda sokulmalıdır. Satış yapan tarafın kağıt üstünde verdiği sözlere inanılmamalıdır. Satıcının ari olduğunu iddia ettiği hastalıkların alıcının ahırında, yani bizim ülkemizde çıkması durumunda, arızalı malları Menşeine İade edebilmeli, ya da büyük tazminatlar istenmelidir. Böyle sineye çekip durarak, günübirlik icraatlarla atlatmaya çalışmamalıyız. Sonuç olarak gelen hastalık bizde kalıyor, ya hiç gitmiyor veya uykuya geçiyor, ta ki bir kurban bulup çıkana kadar. Artık bu gafletten uyanmalı, eğer ithalata devam edilecekse vakit geçirmeden her türlü tedbiri alıp, sıkı sıkıya yapmalıdır. Yoksa, hayalini kurduğumuz ileri milletler seviyesine ulaşmak imkansız hale gelecektir.


Dr. Öğr. Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı
 

 
24.9.2018
Devamı

İnsan Sağlığı için Hayvan Sağlığı

Hayvan sağlığı meselesi onlarca yıldır ülkemizi meşgul etmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz hastalıklarla karşı karşıya kalıyorsak hayvan sağlığına verdiğimiz değerle orantılıdır.
 Aynı insan sağlığında olduğu gibi ülkemiz hayvan sağlığında asgari beş yıllık bir program ve vizyon ortaya koyup takip edilmelidir. Nasıl kuş gribindeki ve domuz gribindeki uygulama dünyaca takdirle karşılanan uygulama olmuşsa aynı şekilde büyükbaş ve küçükbaş ( sığırcılık ve koyunculuk)ta da bir seferberlik başlatılarak özellikle hayvandan insana geçen zoonoz hastalıklarla (şap brucella tüberküloz şarbon vb ) etkin bir mücadele programı yürütülmelidir.
Bilindiği üzere bakanlığımızın verimli ve etkili çalışması ile Trakya bölgemiz sığırcılıkta aşılı ari statüsüne ulaşmıştır. (OIE) standartlarına göre şimdi hedef aşısız arilik olmalıdır.
Trakya bölgemizden sonra hızlı bir şekilde Marmara ve ege bölgelerimizi de aşısız ari statüye ulaştırmak zorundayız.
Başka çaremiz yok
Siyasetçiler ve bakanlığımız ikna edilerek hayvan hareketleri sığır ve koyun keçide kontrol altına alınmalı. Trakya ege Marmara bölgelerine canlı hayvan girişi sıkı bir kontrol altına alınmalıdır.
Yapılacak 5 yıllık proje ile bu bölgeler taranacak veteriner hekimler ise sürekli işletmeleri ziyaret etmelidir.
Hekimleri masa başı idari ve teknik işlerle fazla uğraştırmadan eğiterek sürekli sahada işletmelerde tutmak zorundayız.
Bu proje ile hayvan sağlığı seferberliği başlatılmalı sadece kamu değil borsalar ticaret odaları tarımsal sivil toplum örgütleri kooperatif ve birliklerde işin içinde olmalıdır.
Yeter ’ki hayvan hareketleri kontrol edilsin
1-2 yıl içinde proje uygulanan bölgelerde farkı göreceğiz daha sağlıklı ve kaliteli sığır ve koyunlarımız olacak ve güvenle et yiyeceğiz.
Aksi halde koruyucu hekimlik hijyen ve aşı uygulamalarını yapmazsak daha onlarca yıl bu konuları tartışacağız ve ülke ve çiftçi olarak kaybetmeye devam edeceğiz.
Unutulmamalıdır ki hayvan sağlığı konusu insan sağlığı konusudur.
Tüketicimizi sağlıklı et ve sütle buluşturmak hepimizin görevidir.
Proteinle beslenmeyen toplumların gelecekleri çok parlak olmayacağı bir gerçektir.
Ülkemizin tamamını hayvan hastalıklarından ari yapmak jeopolitik konumu gereği zordur. Zira doğu ve güney komşularımızda bu konuda yeterli çalışma yoktur.
Mecburen bölgesel çalışmak zorundayız. Batı bölgelerimizde daha kontrollü proje uygulayabiliriz.
Bilahare orta ve doğu bölgelerimize projeyi yaygınlaştırabiliriz. Eğer bunları gerçekleştirirsek hayvandan insana geçen zoonoz hastalıklarla (şap brucella tüberküloz şarbon vb ) hastalıkları konuşmamış olacağız. Ülke hayvancılığı ise daha sağlam ve emin adımlarla gelişerek yerli ve milli bir duruşla gelişerek büyüyecektir. Bunlar yapılırsa ithalatçı değil ihracatçı bir ülke durumuna geliriz.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
21.9.2018
Devamı

HAYGEM Genel Müdürü Erdurmuş:Piyasalar Normale Dönecek

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, hayvancılık sektöründe piyasaların bir hafta içinde normale döneceğini ifade ederek, "Bu konuda yeni çalışmalarımız var. Bizim piyasayı baskılamak gibi bir düşüncemiz yok. Üreticilerimiz üretmeye devam etsinler." dedi.
Erdurmuş, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin (TÜKETBİR) Düzce'de sığırcılık konusunda düzenlediği bölgesel istişare toplantısında, hayvancılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplum sağlığı için her konuda çalışmaların devam ettiğini belirten Zekeriyya Erdurmuş, "Sektörden ve ilgili yerlerden açıklama yapılmasına rağmen bu şarbon olayı, kırmızı et sektörüne özellikle sosyal medyada hasar verdi. Devletin bütün kurumları bunun üzerine gitmektedir." değerlendirmesinde bulunarak, vatandaşların endişe etmesi gereken bir durum olmadığını kaydetti.
Hayvancılık sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu vurgulayan Erdurmuş, "Şu anda üreticilerimiz kısmen mağdur olmuş durumda ama piyasaların bir hafta içinde normal şartlarına döneceğini söyleyebilirim. Bu konuda yeni çalışmalarımız var. Bizim piyasayı baskılamak gibi bir düşüncemiz yok. Üreticilerimiz üretmeye devam etsinler. Bakanlık olarak biz üreticimize zarar ettirmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da insanları tüketimden uzaklaştıracak bir salgın durumu olmadığını belirterek, şarbonla ilgili bastırdıkları broşürlerin dağıtımına başladıklarını söyledi.
Tunç, son dönemde yem fiyatlarındaki artışın üreticiyi zor durumda bıraktığına dikkati çekerek, kırmız et desteğinin güncel şartlara uygun olarak yeniden değerlendirilmesini istedi.
Büyük firmaların, üreticiyi bitirme pahasına hayvanları düşük fiyattan kestirerek et stoku yaptıklarını iddia eden Bülent Tunç, "Kesim fiyatlarının bu kadar düşmesine, üretici malını satamamasına rağmen neden hala marketlerde bu etin fiyatı düşürülmedi. Et üreticiden yok pahasına alınıyor. Bakanlığın bu konudaki denetimlerinin artmasını talep ediyorum." diye konuştu.
 
 
 
21.9.2018
Devamı

Tarım Kredi Gübre fiyatlarını Düşüreceğiz

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Ekonomi Muhabirleri Derneği'nde (EMD) basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Poyraz burada yaptığı açıklamada, yurt içinde veya yurt dışında ortaklarla bir katılım bankası kurma hedeflerinin olduğunu belirterek, "Çok da uzun olmayan vadede katılım bankası anlamında faizsiz sistemle böyle bir çalışma yapacağız. Bahsettiğim sistem katılım bankalarının bile isteyip de yapamadığı bir sistem. Aslında faizsiz modelin uygulanabileceği en iyi yer Tarım Kredi." ifadelerini kullandı.
Genelde küçük ve orta ölçekli çiftçilerle muhatap olduklarına vurgu yapan Poyraz, şöyle devam etti:
"Büyük çiftçiler başta Ziraat Bankası olmak üzere diğer bankalarla muhatap oluyor. Ziraat Bankasının bize kaynak kullandırma maliyeti yüzde 27. Biz şu anda özel sektörle Ziraat'in ortasında bir yerdeyiz. İşin kritik noktası, yüzde 20-23 aralığında toplanan mevduatın yüzde 40 oranında tarım sektörüne aktarılması. Biz yüzde 27 ile aldığımız fonu yüzde 29 ile aktarıyoruz. Bu anlamda kredi kısmak gibi bir durumumuz yok, bulabildiğimiz tüm kaynakları tarım sektörünü desteklemek anlamında aktarıyoruz."
 
Çiftçilerin girdi maliyetlerini aşağı çekmek için çalışma yaptıklarını dile getiren Poyraz, gübre üretim maliyetlerini düşürmek için girişimlerde bulunduklarını anlattı.
Sigorta faaliyetlerini de faizsiz sigorta üzerinden yürüttüklerini belirten Poyraz, Bereket Sigorta adı altında hem tarımsal faaliyetlerde hem de diğer sigorta faaliyetlerinde aktif bir şekilde çalışmaya başladıklarını aktardı.
Bereket Sigortanın sermayesinin, yerli ve milli sermaye olduğunu belirten Güngör ise “Sektöre bakıyoruz; yüzde 80’in üzerinde yabancı sermaye var. Bu konuda yatırım yapılmış. Bu bir bakıma iyi, Türkiye’ye tecrübe kattı. Ama bir taraftan da yerli sermayeye de düşen sorumluluklar var. Hizmet noktasında dengelemek lazım. Dünya çok hızlı değişiyor, bu değişen koşullarda yabancı sermaye ile el ele verip, omuz omuza vermesi için yerli sermayenin de güçlenmesi lazım. 2017 Ocak ayı itibariyle 2 şirkete yatırım yapılarak, yerli sermaye olarak burada bir sorumluluk bilinciyle faaliyete başlandı. Devam eden bir faaliyet üstlenildi ve daha iyi bir noktaya getirilmesi için bu sorumluluk da üstlenilmiş oldu” diye konuştu.
 
 
20.9.2018
Devamı

Çiftçiye Acil Destek Çağrısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, "Türkiye'nin her tarafında bir ay sonra ekimler başlanacak. Tohuma acil destek, tarımda kullanılan mazota ve ilaca indirim gerekli. Gelecek sene buğdayı kaça alacağınızı söyleyin ve Toprak Mahsulleri Ofisine alım garantisi verdirin. Bunları yapmazsak ekim azalacak." dedi.
Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gıda ve tarımın bir ülkenin stratejik alanları olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin son 16 yılda 32 milyon dönüm arazisini kaybettiğine, bu arazilerin ekilmediğine dikkati çeken Sarıbal, bunun nedeninin, iktidarın kötü politikaları nedeniyle üretim maliyetlerinin yükselmesi olduğunu savundu.

Sarıbal, 2002-2008 arasında uygulanan "düşük kur, yüksek faiz" uygulamasıyla, Türkiye'nin parasının kıymetlenerek, ithalatın yerel üretimden daha ucuz hale geldiğini, bunun bugün sorun yaşattığını söyledi.

Et ve Süt Kurumunun, Kurban Bayramı sonrasında pazarlarda satılamayan hayvanları aldığını hatırlatan Sarıbal, "Sayın Bakan, iktidar, 16 yıldır neden yapmadınız bunu? Bunu niye yapıyorsunuz? Sadece şunun için, o ithalat sopası döndü, kendi iktidarını, kendi yarattığı zemini dövmeye başladı." diye konuştu.

Konuşmasında şarbon hastalığına dikkati çeken Sarıbal, hastalıkla ilgili ne özel ne kamu hastanelerinden bilgi alınamadığını, herhangi bir açıklamanın yapılmadığını ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin Türkiye'nin Sudan'da kiraladığı araziye ilişkin Çin ve Fransa'dan örnek vererek "Biz, ufku açık bir iktidarız, o yüzden Sudan'a gittik" açıklamasında bulunduğunu aktaran Sarıbal, "Sayın Bakan, Fransa'ya ve Çin'e sorar mısınız kendi topraklarında ekilecek yer varken ekmiyorlar mı? Kendi topraklarında su, güneş, insan, teknoloji varken, kendi topraklarında üretmeyip başka yerlerde mi üretiyorlar?" diye sordu.

Suriyelilere, üretimde çalışmaları için eğitim verilecek olmasını da eleştiren Sarıbal, 1,5 milyon mevsimlik işçinin yerine ucuz emek olarak Suriyelilerin ikame edileceğini, bunun başka ülkelerin de Türkiye'ye insanların geleceğini gösterdiğini belirtti.

- "Hangi değerlere kiraya verilecek"

Sarıbal, 2002'den bugüne kadar 189 milyar dolarlık tarımsal ithalat yapıldığını dile getirerek, buğday, arpa, mısır, ayçiçeğinin Türkiye'de üretilmesine rağmen, kolay yol olan ithalatın seçildiğini savundu.

İktidarın, "3 milyon 400 bin dönüm hazineye ait arazileri satacağını" açıkladığını aktaran Sarıbal, "Bu araziler nerededir? Şu anda kim kullanmaktadır bu arazileri? Ne kadarı işlenmektedir? Ne kadarı kiralanmış durumda görünmektedir? Hangi değerlerle kiraya verilecektir? Bundan sonra bunları kiralayanlar için ne düşünüyorsunuz? Bunlar net bir şekilde kamuoyuna açıklansın." dedi.

Türkiye'de 15 milyon hektar ekim alanı olduğuna dikkati çeken Sarıbal, şunları kaydetti:

"Bu ülkede gıda krizi olmaz, mutlaka dünyada gıda var ama mutfak yanıyor. İnsanların ekonomik durumu çöktü, gelirler düşük, işsizlik artacak. O pazarda, manavda, markette hangi ürünü alabileceksiniz? O yüzden topraklarımızın ekilebilmesi, üretim güvencesinin sağlanabilmesi için Sudan'a değil, Bakanın kafasını çıkarıp bakan odasından çevresine bakması lazım. Başta Ankara'nın çevresi olmak üzere, Türkiye'nin her tarafında bir ay sonra ekimler başlanacak. Tohuma acil destek, tarımda kullanılan mazota ve ilaca indirim gerekli. Gelecek sene buğdayı kaça alacağınızı söyleyin ve Toprak Mahsulleri Ofisine alım garantisi verdirin. 'Eğer ülkede afet, ekonomik kriz, buna bağlı değişik beklenmeyen etkiler olduğunda primini ona göre yenileyeceğim, esnek, sürdürülebilir bir prim politikası uygulayacağım.' demelisin. Bunları yapmazsak, ekim azalacak ve seneye üretim daha da az olacak."
 
 
19.9.2018
Devamı

Şarbona Karşı El Broşürü

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği, şarbon hastalığıyla ilgili olarak kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla 100 bin el broşürü bastırarak, Türkiye genelinde başta okullar ve hastahaneler olmak üzere insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde dağıtımını yapacak.
TÜKETİCİ KIRMIZI ETTEN UZAKLAŞMAYA BAŞLADI
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, şarbon hastalığının Türkiye'de yeni karşılaşılan bir hastalık olmadığını ancak son dönemde karşılaşılan şarbon vakalarının farklı boyutlara taşındığını belirtti. Gerçek vakaların dışında halkın arasında dolaşan iddiaların hayvancılığa zarar verecek boyutlara taşındığını vurgulayan Tunç, “Gerçekle alakası olmayan iddialardan dolayı artık insanlarımız kırmızı etten uzaklaşmaya başladı" dedi.
Bunun sağlıklı beslenme başta olmak üzere ülke hayvancılığına büyük zarar vereceğini dile getiren Tunç, bundan dolayı kamuoyunu şarbon hastalığı konusunda doğru bilgilendirmek ve bu hastalığa karşı neler yapılması konusunda el broşürü hazırladıklarını açıkladı. Tunç, hazırladıkları bu el broşürlerini başta okullar ve hastaneler olmak üzere insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde dağıtacaklarını kaydetti.
Bastırılan el broşürlerinde görsel anlatımlarla halkın şarbon hastalığıyla ilgili kafasındaki sorulara cevaplar veriliyor. El broşüründe 'Şarbon Nedir? Ne yapmalı?' Sorularının yanında insan sağlığı için kırmızı et tüketiminin önemine işaret ediliyor.

ŞARBON TÜRKİYE'DE İLK DEFA GÖRÜLMÜYOR

Şarbon hastalığının Türkiye'de ilk defa görülmediğinin de altı çizilirken, “Yüzlerce hayvan hastalığından birisidir. Ülkemizde ilk defa görülmemiştir. Hayvanlarda 2016 yılında 72, 2017 yılında 114, 2018 yılında ise 79 mihrak ortaya çıkmıştır. Daha önceki yıllarda 300-400 mihrak görülürken alınan tedbirlerle bu gittikçe azalmaktadır" denildi.
Şarbon hastalığına karşı ne yapmalı? Sorusunun cevabı olarak da ruhsatlı mezbahalarda denetimli kesilen etlerin market ve kasaplardan alınması öneriliyor. Bu etlerde risk olmadığı belirtilirken, menşei belli olmayan, açıkta satılan, merdiven altı kesimlerden elde edilen etlerden ise uzak durulması isteniyor.
 
 
19.9.2018
Devamı

Süt Üreticisi Feryatta

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin   “süt çıkmaza girdi üretici zararına üretiyor yemin çuvalı 95 TL oldu. Artık dayanacak gücümüz kalmadığını kaydetti.
Aylardır konseyden çıkacak karara bakan süt üreticileri konseyde 1,70 kuruşluk zam’ıda net alamıyor. Edinilen bilgiye göre  bazı bölgelerde soğutulmuş süt 1,50 kuruşa kadar alındığı ifade ediliyor.
Başkan Keskin şunları kaydetti. “Dövizin hat safhaya geldiği ülkemizde girdi maliyetleri artık iki katını da geçti. Yemin çuvalı 95 TL oldu. Üretici iflas eşiğinde. Hayvancılık yapan herkes iflas noktasına geldi. Süt üreticimiz çok zor durumdadır. Acilen önlem alınmalıdır. Aksi takdirde 2019 yılına damızlık materyal kalmayacağı gibi süt üreten bir ineğimizde olmayacak” dedi.
Besici Zor Durumda
Hammadde ihtiyacının ithalatla karşılanması nedeniyle yem fiyatları yükselişini sürdürüyor. Çok zor durumda olan ve önünü göremeyen büyük ve küçükbaş hayvancılık sektörünün önünün açılması için, önü açık et ve kasaplık hayvan ithalatının durdurulması ile yem maliyetlerinin düşürülmesi için gerekli tedbirlerin alınması artık kaçınılmaz.
Yem ve kepeğe gelen zamlar nedeniyle besiciler zor günler yaşıyor. Ülkemizin elverişli coğrafyası ile önemli hayvancılık merkezlerinde bile besiciler, ekonomideki gidişat ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle zor durumda. Yem ve kepek fiyatlarına ardı ardına yapılan zamlar besicilerin adeta belini büktü. Artan bakım masrafları altında ezilen besiciler, sahip oldukları hayvanlara alım gücünün eskiye oranla düşmesi sonucu alıcı da bulamıyor.
Zamlar Hayvan Alım Satımlarına Doğrudan Yansıdı
Zamların hayvan alım satımlarına doğrudan yansıdığını söyleyen üreticiler, “Akşam evimizde yediğimiz yemeğin içindeki salça bile 3 liradan 10 liraya çıkmış ise pazarın durumunu artık yetkililer düşünsün” dedi.

 
 
 
18.9.2018
Devamı

Üreticide 1,70 Markette 4.50

Kamu oyunu uzunca meşgul eden soğutulmuş süt fiyatı marketlerde 4,50 kuruştan satılıyor.
Geçtiğimiz aylarda Ulusal Süt Konseyi (USK) üyeleri bir araya gelerek soğutulmuş 1litre süt fiyatını belirlemiş; 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş ve aynı zamanda soğutma bedeli diğer giderler olarak karara bağlanmıştı. Karara bağlandı tam derken (USK) sitesinde bir açıklama yapılarak tüm giderler dahil 1,70 kuruş açıklandı. Gel gelelim soğutulmuş sütün üreticinin eline geçecek net bir fiyat bir türlü karara bağlanamazken net olan bir şey var ki markette 1 litre UHK süt 4,50kuruş. Üreticiden 1,70kuruşa alınan süt tüketiciye gelene kadar nasıl 4,50 oluyor? Sorusu hemen akıllara geliyor.  Üreticinin  1 litre soğutulmuş sütüne zam istendiğinde kırk dereden kırk su getirenler marketlerde kolayca 1litrse sütü 4,50 satıyorlar. Üreticinin bir tabak aşı evinde zor kaynarken kendileri aşlarını kaynatıyorlar. Üretici girdi maliyetleri altında ezile dursun. Kimi üretici hayvanını kese dursun. Ortada bir gerçek var ki  geleceğimiz olan üretici evde aşını kaynatamıyor.
17.9.2018
Devamı

Askerin Yağı Trakya Birlik'ten

Tağşiş ve Gıda Güvenliği ile ilgili açıklamalarda bulunan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet SEZEN;
“Gıda, insan yaşamının her alanını kapsayan yaşamın olmazsa olmaz başlıca gereksinimlerinden biridir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam için güvenilir gıda üretimi ve tüketimi oldukça önem taşımaktadır. Dünyanın sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması ve dünyada her geçen gün insan nüfusunun artması, sağlıklı ve güvenli gıdanın önemini gittikçe artırmakta,  Bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik öneminin hızla yükselmesine sebep olmaktadır.
            Tarım kesiminin geniş istihdam yaratması, insanların beslenme ihtiyacını karşılaması, sanayiye hammadde temin etmesi nedenleriyle yarınların tek çözümü ve en önemli sektörü Tarım iken, üretimde artışı sağlayabilmek için tarımın bilimle, teknolojiyle ve sermaye ile buluşturularak aynı tarım alanlarından daha fazla ve sağlıklı ürün alınması, üretim miktarlarının gıda güvenliği çerçevesinde sağlıklı olarak arttırılması zorunluluk halini almıştır.
Tarımsal üretim ve gıda güvenliği kesimindeki sorunlara bu açıdan bakıldığında Trakya Birlik gibi önemli ve etkin teşkilat yapısına sahip kurumların gerekliliği de ön plana çıkmaktadır.
Türkiye’de en çok üretimi gerçekleştirilen yağlı tohumlar ayçiçek, pamuk, soya fasulyesi, kolza ve aspirdir. Yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon ton yağlı tohum üretimi gerçekleştirilmekte olup, yağlık ayçiçek tohumu üretimdeki yaklaşık % 50’lik payı ile ilk sırada yer almaktadır.
 
Türkiye genelinde üretilen yağlık ayçiçeğinin yaklaşık % 20 – 30’u, Trakya bölgesinde üretilen yağlık ayçiçeğinin de % 50-60’ı Trakya Birlikçe mübayaa edilmektedir. Trakya Birlik geçtiğimiz 2017/2018 hasat döneminde Trakya ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere 13 ile yayılmış 48 Kooperatifinde bulunan 108 alım ve hizmet noktasında yaklaşık 350.000 ton yağlık ayçiçek tohumu alımı gerçekleştirmiştir. Ülkemiz için stratejik öneme sahip yağlık ayçiçek tohumu üretiminin sürdürülebilirliğinin ve ülke ihtiyacına yeter seviyeye çıkartılmasında, ekim anından hasat zamanına ve yemeklik yağ olarak sofralara ulaştırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin bilfiil içinde bulunan Trakya Birlik, halkımız nezdinde yerleşmiş damak tadı ve nefasetiyle yemeklik yağ pazarında %80 payıyla açık ara en çok tercih edilen yağ olan ayçiçek yağı ve yıllık 300.000 ton ayçiçek tohumu işleme, 150.000 ton rafine yağ üretim kapasitesi ile sektöründe ülkemizdeki en büyük kuruluşlardan biri olduğu gibi yerli üründen üretim gerçekleştiren en büyük milli üretici konumundadır.
Birliğimiz ithal ikame ürün yapısı ve döviz kurlarına yüksek duyarlılığı nedeniyle spekülatif fiyatlamaya son derece uygun olan rafine yağ fiyatlarının regülasyonu konusunda ve diğer ucuz ham yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesinde önemli bir görev üstlenerek bu suretle üreticiden tüketiciye tüm halkımızın ekonomik menfaatlerinin korunmasında büyük rol oynamaktadır.
Türk çiftçisinin ürününün değerlendirilmesinde ve Türk halkının sağlıklı Ayçiçeği yağı tüketiminde önemli bir misyon üstlenen Trakya Birlik Türk ordusunun da kaliteli, dengeli, güvenli ve sağlıklı beslenmesi için Milli Savunma Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile oluşturulan protokol çerçevesinde Türk Askerinin de Ayçiçeği Yağ ihtiyacını karşılamaya başlamıştır.
Trakya Birlik olarak en büyük hedefimiz, Türk Halkına ve Türk Ordusuna sağlıklı güvenilir ve kaliteli ayçiçeği yağı kullandırmanın yanı sıra,  diğer ucuz bitkisel yağlar ile karıştırılarak ayçiçeği yağı adı altında düşük fiyatla satılan ve piyasada rekabeti ve toplum sağlığını olumsuz şekilde etkileyen tağşiş ve taklit ayçiçeği Yağ üretiminin engellenmesi için de büyük çaba sarfetmektir.
Bu doğrultuda Türkiye’de ilk kez Gaziantep’teki mahkemenin firma sahibine, ayçiçeği yağına soya yağı kattığı için kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş ve değiştirilmiş gıda bulundurma gerekçesiyle açılan davada, bilirkişi raporuna dayanarak 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre uyarı ve teşhir etme yerine TCK 186.maddesi’ne istinaden hapis cezası vermesini çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Bu karar emsal niteliğinde olup tağşiş ve taklit yağların varlığı hakkında  kamuoyunun bilgilendirilmesine ve Tağşiş Yasası ile ilgili düzenlemelerin biran önce uygulamaya konulmasına da katkı sağlamıştır.
Ayçiçeği hasadından üretime oradan da sofralara kadar giden süreçte Türk Halkının sağlıklı ve güvenilir ayçiçeği yağı tüketmesinde büyük çaba sarfeden Trakya Birlik  olarak beklentimiz,   uzun süredir gündemde olan ve TBMM’de bekleyen Tağşiş Yasası’nın çıkmasıdır. Sektörümüz için hayati derecede önemli olan, hem üreticinin, hem de tüketicinin zarar görmesini önleyecek olan bu yasanın öncelikli düzenlemeler arasına alınacağını bekliyoruz.” dedi.
 
 
 
17.9.2018
Devamı

Döviz Baskısına Karşın İhracatı Artırmalıyız

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) tarafından Aydın’da organize edilen Ege Bölge toplantısına katıldı. Çiftçinin yaşadığı ecrimisil sorununun çözümüne yönelik verdiği katkıdan ötürü Bakan Pakdemirli’ye teşekkür ederek konuşmasına başlayan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ecrimisil meselesinin çözülmesinden dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz. Bakanımız, akşam bunun kaynağının da bulunduğu müjdesini verdi. Uzun süredir takip ettiğimiz bir konuydu. Üreticilerimiz üretim yapmalarına rağmen ÇKS’ye kayıt yaptıramadıkları için prim desteklerinden yararlanamıyorlardı. Mazot gübre desteğinden yararlanamıyorlar ve Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ürün veremiyorlardı. Ziraat Bankası ve diğer bankalardan kredi kullanamıyorlardı. Bunlar büyük işletmeler değil, küçük çiftçilerimizdi. En son Binali Bey’e durumu iletmiştik. Başbakanımızın da talimatıyla bu sorun çözüldü” dedi.
“DAHA ÇOK ÜRETMEKTEN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK"

Döviz kurundaki dalgalanma nedeniyle ürün ithal etmenin zorlaştığına işaret eden Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: 
“Dünyanın istediğim noktasından ucuz maliyete istediğim ürünü bulurum deme şansımız kalmadı. Buğdayın ithal maliyeti 88 kuruştan 1 lira 36 kuruşa, mısırın maliyeti 86 kuruştan 1 lira 33 kuruşa, ayçiçeğinin maliyeti 2 liradan 3 lira 8 kuruşa, pamuğun maliyeti 7 liradan 13 lira civarına yükseldi. İthal maliyetinin artması, içerisindeki çiftçimizin hareketlenmesi gibi bir avantaj sağlayabilir. Bu durum girdi maliyetleri karşısında ürünlerini değerinde satma şansı bulacak olan üreticilerimizi rahatlatacak ama asıl mesele artık biz daha çok üretmek zorundayız. Üretime odaklanmak zorundayız. İthalat şansımız kalmadığına göre o zaman çiftçimizi tarlada tutacağız. Çiftçimizi daha fazla destekleyeceğiz. Bakanımız da çiftçimizi desteklemek için kaynak arayışı içerisinde. Çünkü, bu coğrafyadaki komşularımızın başına gelenler bizim başımıza gelse bizi mülteci olarak kabul edebilecek bir ülke yok. Bizi besleyebilecek bir toprak yok, besleyecek bir çiftçi yok. O halde bu ülkede yaşayan insanlar olarak birbirimizin ve bu toprakların kıymetini çok iyi bilmek zorundayız.”
“ÇİFTÇİMİZİN EMEĞİNE GÖZ DİKTİRMEYECEĞİZ"

Tarım Bakanlığı olarak üreticiyi güldürmek ve bunun yanında tüketiciyi de enflasyona ezdirmemek gibi iki önemli misyonları olduğuna işaret eden Bakan Pakdermirli ise, “Aşırı bir enflasyon olmaması lazım. İki tarafı da dengeli bir şekilde götürmeye çalışacağız. 114 bin tane birlik ve kooperatif bu ülkeye ağır geliyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bir hesap yaptım; 114 bin tane birlik ve kooperatife eğer randevu verirsem 5 senelik görev süremin 2,5 yılı bu arkadaşları dinlemekle geçiyor. Ziraat odalarının öncülüğünde bir çalışma yapıp, bu yapıyı sağlıklı bir hale getirmeliyiz. Kim bu konuda ehil ise benim bildiğim Kanada, Fransa ve Hollanda gibi örnekler var. Kooperatifler değerli, kooperatifçilikten asla vazgeçemeyiz ama bu yapıyı sağlıklı bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Ziraat odalarını bir tarafa koyuyorum ama oda ve birliklerde çiftçi üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlar oluyor. Tarım ve Orman Bakanı olarak bunlara asla müsaade etmeyeceğim. Çiftçinin gelirine göz diken, gelip siyaset yapan oda ve birliklerle bundan sonra işimiz olmayacak. Herkesin sandıkta bir görüşü olabilir ama oda, birlik ve kooperatiflerin işi siyaset değil. Sandıkta isteyen istediği oyu kullanır ancak önemli olan köylümüze ve çiftçimize hizmet etmek, onun gelirine göz dikmemektir. Buna da biz müsaade etmeyeceğiz” dedi.
“TARIMSAL İHRACATIMIZI ARTIRMALIYIZ"

Yerel ve ulusal piyasaları yakından takip ettiklerini kaydeden Bakan Pakdemirli, konuşmasını şöyle tamamladı: 
“Uluslararası piyasalarda ve diğer taraflarda birçok emtiayı çok sıkı bir şekilde takibe başladık. Bu maliyetlerin düşürülmesi için ne gerekiyorsa, devletin elindeki tüm enstrümanları ve gümrük indirimi gibi vesaire tüm olanakları çiftçinin lehine olacak şekilde planlıyoruz, programlıyoruz. Tabi ki kurlardaki dalgalanmaları da oturmasını beklememiz gerekiyor. Döviz üzerindeki baskıya karşı tarım ürünleri ihracatımızın artırılması için planlamalarımızı yapmamız lazım.”
Bakan Pakdemirli, basına kapalı olarak devam eden 6 ilden 87 oda başkanının katıldığı toplantıda bölgedeki tarımsal faaliyetler ve yaşanılan sorunlar hakkında bilgi aldı. Toplantıya Vali Yavuz Selim Köşger, AK Parti Aydın Milletvekilleri Mustafa Savaş, Rıza Posacı ve Bekir Kuvvet Erim, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, AK Parti İl Başkanı Ömer Özmen ve bakanlık bürokratları da katıldı.
 
 
17.9.2018
Devamı

Şarbon Şimdide Kasapları Vurdu

Kurban bayramından ardından kırmızı ette çıkan ''Şarbon hastalığı'' iddiaları ve ete gelen yüzde 10 zam kasapları da zor durumda bıraktı. "Satış yapamıyorduk, hem zam, hem şarbon hastalığı satışları iyice bitirdi'' diyen esnaf, çareyi ise ürünlerin getirildiği yerleri belgelemekte buldu.
Sözcü Gazetesinden Seda Önceler ve Fatma vurgunun haberine göre Bakırköy’de yıllardır kasaplık yapan Fahrettin Ensari, şarbon hastalığının gündeme gelmesinden bu yana vatandaşların kırmızı etlere karşı tereddütlü yaklaştığını söyleyerek “Sadece kırmızı et satışlarımız değil, beyaz et satışlarımız da düştü. Vatandaş korkuyor” dedi.
 
“SATIŞLARIN DÜŞMESİ DÖRT NEDENE BAĞLI”
Kırmızı ve beyaz et satışının düşmesinde en büyük sebebinin “Şarbon” olduğunu söyleyen Ensari, “Diğer üç nedenden birisi ekonominin kötü gidişatıdır. İnsanların cebinde para yok. Et ve tavuk yemek adeta bir lüks haline geldi. Şarbon korkusu ve pahalılık, balık mevsiminin açılmasıyla vatandaşı balığa yöneltti. Diğer etken ise kurban bayramından yeni çıkmış olmamız. Vatandaş kurban kesemese bile bir şekilde evine et girdi. Kurban kesen vatandaşlar ise, gelecek bayrama kadar o etlerle idare ediyor” diye konuştu.
Kadıköy’de hizmet veren kasap İlhan Öykenek de, şarbon hastalığının hem vatandaşı hem de kendilerini etkilediğini söyleyerek, “Satışlarımız yüzde 70 düştü. Zaten vatandaşlar et alamıyordu. Şimdi alabilen de bu güvensizlikten dolayı almıyor. Biz çareyi belge asmakta bulduk. Müşteriye bu belgeleri gösteriyoruz. Ne yazık ki yine de çok etkili olmuyor.” dedi.
Bir diğer esnaf Ahmet Özaslan ise konuyla ilgili olarak: “Neredeyse hiç satış yapamaz hale geldik. Bunun sebebi sadece ithal edilen etler mi bilemiyorum ancak birileri çıkıp gerçekçi açıklamalar yapmalı. Sadece kırmızı et değil, beyaz et için de aynı söylentiler başladı. Durumumuz gerçekten çok zor” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Hazine Arazileri Çiftçiye Kiralanacak

Hazine arazileri çiftçilere kiraya verilecek. Çevre Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisi 10 yıla kadar kiralanması sağlanarak çiftçilere kiraya verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacaklarını ve uygulamadan 218 bin çiftçinin faydalanacağını söyledi.
 
14.9.2018
Devamı

Muş'ta Pancar Alım Kampanyası

Muş'ta "37. Dönem Pancar Alım Kampanyası" törenle başladı.
Muş Şeker Fabrikası'nda düzenlenen törende konuşan Vali Aziz Yıldırım fabrikanın özelleştirmenin ardından daha verimli çalışmasını beklediklerini söyledi.
Muş'un kalkınmasının tarım ve hayvancılık potansiyelinin daha yükseklere taşınmasıyla mümkün olacağını belirten Yıldırım, "Bunu yaptığımız sürece Muş daha çok zenginleşecek. Hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımız daha çok kazanacak ve batı illerine göç duracak." dedi.
Yıldırım, Muş, Bulanık,  Malazgirt ve Liz ovalarında, 2 milyon 800 bin dönüm arazi olduğunu ifade etti.
Muş Şeker Fabrikası'nın yeni gelen yatırımcılarla çok daha güzel hale geleceğini ve istihdamın artacağına işaret eden Yıldırım, "Geçen sene istihdamını en çok artıran il sıralamasında beşincilik ödülümüzü Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın elinden almıştık. Umuyorum gelecek yıl da Muş Şeker Fabrikası desteği ile ödüller alırız. Bu fabrika endüstriyel olarak Muş'taki en büyük fabrika. Buradan pek çok eve ekmek gidiyor." diye konuştu.
 
 
14.9.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda makam aracı açıklaması!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Yardımcısına tahsis edildiği iddia edilen zırhlı makam aracı ile ilgili gündeme gelen 169 bin lira bakım masrafı ödendiği yönündeki iddiaların doğru olmadığı belirtildi.
Sözcü gazetesinden Bora Erdin'in haberine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Bakan Yardımcısına tahsis edilen zırhlı makam arabasına 186 bin lira bakım masrafı yapıldığı belirtilmişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı, söz konusu iddialar üzerine yaptığı açıklamada Mercedes marka zırhlı makam aracının Bakanlık makamında kullandığı ve yapılan ödemenin rutin bakım masrafı olarak değil kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamında ödendiğini belirtti.
Bakanlık açıklamasında şunlar kaydedildi:
"Haberde yer verilen araç bakan makamı tarafından kullanılan makam aracı olup, ifade edildiği gibi bakan yardımcısı tarafından kullanılmamaktadır. Söz konusu araç 25 Haziran 2018 tarihinde Şanlıurfa'dan Ankara'ya dönerken Aksaray –Ulukışla istikametinde trafik kazası yapmıştır.
Trafik kazası sonucunda yapılması zaruri olan maddi hasarların giderilmesi, onarım ve parça değişikliklerinin sağlanması maksadıyla araç için 4734 sayılı kanunun 21/F maddesi kapsamında tarafımızdan ihaleye çıkılmıştır. Haberde iddia edildiği gibi ihaleye tek firma katılmamıştır. Ankara'da hizmet veren 4 adet yetkili firmaya ihaleye katılmak üzere davet yazısı gönderilmiş ve bu firmalardan 3 tanesi idaremizden ihale dökümanını satın almıştır. Bu firmalardan ikisi tekliflerini iletmişler ihale komisyonunun değerlendirmesi sonucunda 169 bin TL ile en düşük teklifi veren firma ihaleyi almıştır. Yine haberde doğru olmayan ve iddia şeklinde yer verilen söz konusu rakam, makam aracının rutin bakım masrafı değil, kaza sonrası onarım ve parça değişimini kapsamaktadır. “denildi.
 
 
 
14.9.2018
Devamı

Sasaon Çileği Cipse Dönüşüyor

Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı 2017 yılı Türkiye İkincisi olan “Çıtır Çileğim Projesi “ hayata geçirilerek, çilek hasat edilmeye başlandı. Sason Çileği, tesiste cipse dönüşüyor.
Batman ili Sason ilçesi Kavaklı mezrasında çiftçilikle uğraşan kadın çiftçi Lale Basut’un 2017 yılında program kapsamında hazırladığı ve ikincilik ödülü aldığı projeye, programın ödül sponsoru Şekerbank tarafından destek sağlandı.
5 dekar alanda Sason çileği bahçesi kuruldu
Proje ile 5 dekar alanda örnek çilek bahçesi kuruldu. Üretilen çilekler, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi kullanılarak katma değeri arttırıldı.
Güneş paneli ile çalışan fırınlarda kurutularak cips haline getirilen çilekler, bölgede örnek bir kazanç kapısı oldu. Raf ömrü kısa olan çileğin katma değerini artırarak farkındalık oluşturan kadın çiftçi, bölgede bu uygulamanın yaygınlaşmasına önderlik yaparak, çilek cipsinin il içi ve dışında pazarlanması ile ailenin ve bölge çilek üreticilerinin gelir düzeyinin yükseltilmesini hedefleniyor.
2017 Birincisi kadın girişimci işletmesine kavuştu!
Kahramanmaraşlı kadın çiftçi Sultan Kaçamaz’ın “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığınca yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yayım Projesi” kapsamında gerçekleştirilen “Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi” programında, 2017 yılında 1200 girişimci kadın çiftçi projesi arasından Türkiye birincisi seçilmişti.
Kadın çiftçinin projesi Şekerbank ödül sponsorluğunda 40 bin TL ile ödüllendirilerek hayata geçirildi. “Gelenekten Geleceğe Sumak Ekşisi” projesinin işletme açılışı ve tanıtım günü de yapıldı.
Etkinlikte konuşan Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Bozkurt ve Eğitim ve Yayım Daire Başkanı Sürur Kır; kırsaldaki kadın girişimcilerin özendirilmesi, desteklenmesi ve yatırım imkânlarının geliştirilmesi adına 2015 yılından bu yana Tarımda Kadın Girişimcilerin Güçlendirilmesi Programının hayata geçirildiğini bildirdiler.
Konuşmalarda, kadınların İŞKUR ve KOSGEB işbirliği ile girişimcilik eğitimi verilerek proje hazırlamalarının sağlandığı, son 4 yılda 63 ilde 4 bin 211 kadın çiftçi eğitim alarak sertifika sahibi olduğu, 2019 yılı itibariyle 81 ilde programın tamamlanmasının planlandığı bilgisi verildi.
 
 
13.9.2018
Devamı

Gıdada Tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?

Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taklit ve tağşiş yaptıkları gerekçesiyle 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladığını ancak topu vatandaşa attığını belirterek konuyu yeniden gündeme getirdi. Şimşek, hileli gıda konusunda var olan  yasanın sorunlu olduğuna, düzeltilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi" diye yazdı. 
"Daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor"
En yetkili makamların dahi tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram ettiğini hatırlatan yazar, " Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor" dedi. "Gıdada tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?" sorusunu yönelten Güntay Şimşek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: 
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanları uzun süredir ifşa ediyor. Bakanlık bu yılın başlarında da kesinleşen 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıklayarak, topu vatandaşa atmıştı. Ben de bu gelişme üzerine şunları yazmıştım:
“2012’de gerçekleşen bir yasal düzenlemeyle, tüketiciler kanalıyla, üreticiler üzerinde denetim kurulması maksadıyla bu uygulama yapılıyormuş. 2012’den bu yana da 769 firmanın, bin 605 parti, taklit ve tağşiş ürünü ifşa edilmiş. Bakanlığımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Fakat son partide açıklanan şirket sayısı ortada olduğuna göre bu iş, bu şekilde nereye kadar yürüyebilir?”
Ve gelelim günümüze. Konya Karatay’da kabak çekirdeği yetiştiriciliği yapan çiftçiler, hasat zamanı ürünlerini asfalta serip kurutuyorlarmış. Tağşişe falan gerek var mı? Güneydoğu’da biberlerin nasıl kurutulduğu da ayrı bir hikaye. Tarım ülkesinde ilgili bakanlığın bu işlere odaklanmak yerine ifşaatı tercih etmesi ne kadar doğru? Netice de alamıyor. Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar.
İlginçtir; Gaziantep’te ayçiçeği yağına soya karıştıran üreticiye 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verilmesi sebebiyle ‘hileli gıda’ cezalarında yeni bir dönem başlayacağına dair inanç artmış. Halbuki 2012’de ifşayla bu meselenin önüne geçilmesi amaçlanan yasa sorunlu. O yasanın acilen düzeltilmesi lazım. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, kararın gıda güvenliği için emsal niteliğinde olduğunu belirterek, “Cezayı öder, yoluma devam ederim’ devri bitti” şeklinde yorumlamış ama o yasa değişmediği takdirde pek de öyle gözükmüyor.
Hasılı kelam; BYSD ve Tarım İl Müdürlüğü, mahkemeye başvurmuş, mahkeme de tağşiş yapan hakkında kararını vermiş. Peki mahkemeye verilmeyenler ne olacak? Burada dikkat çeken husus şu: Şimdiye kadar benzer davalarda ‘Kabahatler Kanunu’ kapsamında cezalar veriliyormuş. Gıdada hileli karışım, ilk kez ‘halk sağlığını tehdit’ suçundan TCK’nın 186. maddesine göre değerlendirilip, ceza verilmiş.
Daha önceki yazılarımda okudunuz. Ülkemizde en yetkili makamlar bile tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram etmişlerdi. Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor. İşte o zaman bu ülkenin gıdaları sağlıklı olur, ihracatını yaptığı tarım ürünleri de kıymetli hale gelir. Doğru iş yapanlar korunur ve rekabetçi bir piyasa oluşur."
 
 
13.9.2018
Devamı

Tarım Bir Önceki Yıla Göre 1.5 Küçüldü

(ZMO) İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, TÜİK verilerini değerlendirdi. Atalık açıklamasında, tarımın bir önceki yıla göre yüzde 1.5 oranında küçüldüğünü, sürekli yoksullaşan çiftçinin 2017'de Zonguldak ilinin yüzölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçtiğini söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu  TÜİK verilerine göre Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı dönemine göre 2018 yılının ikinci çeyreğinde (Nisan, Mayıs, Haziran) yüzde 5.2 artarken, tarım sektörünün toplam katma değeri ise yüzde 1.5 azaldı.
Enflasyon, bir önceki yılın Aralık ayına göre 2018 yılı Haziran ayında yüzde 9.4, önceki yılın Haziran ayına göre de yüzde 15,4 olarak gerçekleşti. Buna karşın Aralık 2017–Haziran 2018 dönemleri için çiftçinin üretimde kullandığı girdilerden mazot, Et ve Süt Kurumu (ESK) verilerine göre yüzde 13.2, DAP gübresi yüzde 38.7, üre gübresi yüzde 14.5, besi yemi yüzde 21.3 ve süt yemi yüzde 24.4 artış gösterdi. Tarımsal girdilerin fiyatları enflasyonun çok üzerinde artış gösterir iken, çiftçimizin alım gücü yine geriledi.
EKİLMEYEN TARIM ARAZİSİ MİKTARI BELÇİKA'NIN YÜZÖLÇÜMÜNÜ GEÇTİ
Sürekli fakirleşen çiftçimiz 2017 yılında Zonguldak ilimizin toplam yüzölçümü kadar tarım arazisini ekmekten vazgeçti. Son 15 yılda ise ekilmeyen tarım arazisi miktarı Belçika'nın toplam yüzölçümünün üzerine çıktı.
TÜİK’in Mayıs 2018'de yayımlanan Bitkisel Üretim 1. Tahmini'ne göre önemli ürünlerimizden buğday, mısır, patates, kuru fasulye, kırmızı mercimek, kuru soğan, domates, biber, patlıcan, taze fasulye, karpuz, ayçiçeği, şeker pancarı, kayısı ve fındık üretiminde gerileme beklenmektedir.
Artan et fiyatlarına çözüm olması için 2010 yılında başlatılan canlı hayvan ve et ithalatı 2017 yılında rekor düzeye ulaştı. Bu kapsamda 2017 yılında sığır, koyun ve kırmızı et ithalatına 1.3 milyar dolar ödendi. İthalat 2018 yılında daha da hızlandı ve Ocak-Temmuz döneminde 1.2 milyar dolara ulaştı.
Canlı sığırın 1 kilosuna ödediğimiz dövizin TL karşılığı 2017 yılında 13.83 TL`den 2018 yılında 15.31 TL`ye, koyun için yaptığımız ödeme 12.73 TL`den 13.92 TL`ye, kırmızı ette ise 16.15 TL`den 18.79 TL`ye yükseldi. Görüleceği üzere ithalatın bırakın fiyatları geriletmesini yerinde tutabilmesi dahi mümkün olmadı.
Ucuz et projesinin hayata geçirildiği Kasım 2017`den günümüze ESK`da satılan kıymanın fiyatı yüzde 20, kuşbaşı etin fiyatı ise yüzde 16 arttı.
Aynı durum bitkisel ürünlerin ithalatı için de geçerlidir. İthalatına önemli düzeyde döviz ödemekte olduğumuz ürünlerin 2017 ve 2018 yılları arasında 1 kilosu için yapılan ödemelerinin TL cinsinden karşılıklarına bakarsak buğdayda 77 kuruştan 86 kuruşa, mısırda 76 kuruştan 85 kuruşa, soyada 1.47 TL`den 1.81 TL`ye, pamukta 6.64 TL`den 7.78 TL`ye yükseldiğini görüyoruz.
Tarım ürünleri dış ticaretinde Türkiye 2017 yılında 729 milyon dolar açık verirken, 2018 yılının ilk 7 ayında verilen açık 2 milyar dolara ulaştı.
 
 
 
13.9.2018
Devamı

Sudan'dan 780 bin Hektar Tarım Arazisi

Doğu Afrika ülkesi Sudan, 780 bin 500 hektarlık tarım arazisini Türkiye’nin kullanımına bırakıyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9-11 Eylül tarihlerinde Hartum’u ziyaret ederek Türkiye adına ikili anlaşmalara imza attı.
Bu kapsamda Türkiye, devlet ve özel sektör eliyle Sudan’da ticaret, enerji, bankacılık ve tarım alanlarında yatırımlar yapacak.
PAMUK, SOYA, MISIR, SUSAM, AYÇİÇEĞİ
Euronews’ten Gonca Yağcı’nın haberine göre, Sudan’da kiralanan tarım arazilerinde, iklimsel nedenlerle Türkiye’de üretilemediği veya üretiminin yetersiz kaldığının iddia edildiği tarımsal ürünler yetiştirilecek. Örneğin bu yıl 210 bin dekar alanda pamuk ve soya üretimi yapılması planlanıyor. Toplam 780 bin 500 hektar, Türkiyeli girişimcilerin yatırımına açılacak. Bu topraklarda aşamalı olarak ananas, mango, avokado ve kanola gibi tropikal meyve sebzelerin yanı sıra Türkiye’de üretim açığı olan ayçiçeği, mısır, pamuk, susam, şeker kamışı ve yonca ekilecek.
TARIM ÜRÜNLERİNDE İTHALAT ARTIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’e göre, 2016-2017 sezonunda Türkiye’de 2 bin 100 ton kütlü pamuk üretimi yapıldı. Ayçiçeği üretimi ise yılda ortalama 1 ila 1.5 milyon ton.
Yine Türkiye’nin ithal ettiği tarım ürünlerinde mısır önemli bir kalem. Ziraat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre, 2018’in Ocak ayında mısır ithalatı bir önceki yıla kıyasla 8 buçuk kat artarak 404 bin tona yükseldi.
ATALIK: GIDA EGEMENLİĞİ TEHLİKEYE ATILIYOR
Euronews’e konuşan Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, Türkiye’nin Sudan’da arazi kiralayarak tarım üretimi yapmasının gelecek neslimizin gıda egemenliğini riske atmak anlamına geldiğine dikkat çekiyor.
Atalık’a göre, “Türkiye’nin bilgi ve teknolojisi ile Sudan halkına destek çıkacak olması takdir edilecek bir durum; ancak Türkiye tarım arazileri ve üretimini hızla kaybederken bir başka ülkede kiralanacak arazilerden ihtiyacımızı karşılamayı hedeflemesi gelecek nesillerin gıda egemenliğini riske atar”.
 
 
13.9.2018
Devamı

Süt Üreticilerinin Sorunları Bakan Pakdemirli'ye Aktarıldı

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, beraberinde yönetim kurulu üyeleri ve bazı birlik başkanlarından oluşan heyetle dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi ziyaret etti. Birliğin 14'üncü kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleşen ziyarette, süt üreticilerinin sorunları Bakan Pakdemirli'ye aktarıldı.
Bakan Pakdemirli süt üreticisinin sorunlarını yakından takip ettiklerini dile getirerek sorunların en kısa zamanda çözüleceğini söyledi.
 Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, hayvancılıkta en büyük maliyet kalemlerinden birini oluşturan yemde, 2018 Ocak ayından bugüne yüzde 50 ile yüzde 60 oranında fiyat artışı olduğunu belirterek, sektörel olarak dünyada kabul görmüş 1.5 süt yem paritesinin, sürdürülebilir bir hayvancılık için mutlaka sağlanmasını istedi. Keskin, ziyaret sırasında sektördeki gelişmelerle ilgili olarak kapsamlı bir sunum yaptı.
Bakan Pakdemirli, süt üreticisinin sorunlarını yakından takip ettiklerini belirterek, üreticinin girdi maliyetlerinin düşürülmesinin üzerinde çalıştıklarını kaydetti.
 
 
 
8.9.2018
Devamı

Süt Üreticileri Merkez Birliği 14. Yılında

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve üye Süt Üretici Birliklerinin Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyelerinden oluşan bir heyet ile Anıtkabri  ziyaret ederek Atanın huzurunda Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinin  14.yıl dönümünü kutladı.
 Genel Başkan Tevfik Keskin’in mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşu ve ardından da İstiklal Marşı okundu. Genel Başkan Tevfik KESKİN ve beraberindekiler, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti. Burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan KESKİN şunları kaydetti:
Büyük Önder Atatürk;
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğimizin kuruluş tarihi olan bugünde huzurunuzdayız. Milli ekonominin temeli tarımdır sözünüzle ve gösterdiğiniz hedef ile Merkez Birliğimizin 14. Yılında, Türk çiftçisi ve üreticileri olarak huzurunuzda olmak bizler için gurur tablosudur.
“Türkiye’nin sahibi hakikisi ve efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür” sözleriniz ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren tarımın gelişmesi için almış olduğunuz tedbirler hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yolda bizlere emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyetini ve Türk tarım ve hayvancılığını ilkeleriniz ışığında sonsuza kadar koruyacak ve sahip çıkacağız.
Merkez Birliğimizin 14. Yılını huzurunuzda kutluyor, kurmuş olduğunuz vatanımızda, üreticilerimizle birlikte, sizi sevgi, en derin saygı ve özlemle anıyoruz…
Ruhunuz şad olsun… sözlerine yer verdi.
 
 
 
 
8.9.2018
Devamı

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI MASAYA YATIRILDI

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli  TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik başkanlığındaki Yönetim ve Denetleme Kurulu Üyelerini makamında kabul etti ve 1,5 saat süren görüşmede küçükbaş hayvancılık  sektörünün sorunları detaylı olarak ele alındı.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik,  görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Bakan Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılık sektörüne olumlu yaklaşımı açısından son derece mutlu olduklarını ifade ederek dile getirilen sorunlar karşısında çözüme yönelik önemli mesajlar aldıklarını söyledi.
Genel Başkan Çelik, küçükbaş hayvancılığın bu ülkenin milli meselesi olduğunu, ülkemiz coğrafi ve iklim şartlarının, koyun ve keçi için en uygun şartlara sahip olduğunu her fırsatta dile getirdiğini belirterek Bakan Pakdemirli’nin de küçükbaş hayvancılık için gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etmesini sektör açısından önemli bulduklarını söyledi.
Görüşmede sektörün birçok sorunlarını dile getirdiğini ifade eden Genel Başkan Çelik, ‘’ Sayın Bakanımız sorunlarımıza karşı duyarlı davranarak el birliği ile sorunların aşılacağı müjdesini verdi. Bu da 270 bin yetiştiricimiz adına bizleri mutlu etti. Küçükbaş hayvancılığın ülkemiz şartları için çok önemli olduğu ve mutlaka daha fazla desteklenmesi gerektiği noktasında görüş birliğine vardık. Dolayısıyla bu görüş birliğimizin neticesinde hedef olarak da kısa vadede küçükbaş hayvan sayımızı en az 60 milyona çıkarmak için yoğun çaba harcayacağımızı ifade ettik.  Netice itibariyle Sayın Bakanımızın sektörümüze yaklaşımı ve verdiği olumlu mesajlar bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Biz, Küçükbaş hayvancılık sektörüne katkı sağlayan herkese minnettarız. Bu çerçevede sektörümüzde yaşanılan tüm zorluklara rağmen Sayın Bakanımız şahsında Bakanlığımıza her türlü katkıyı vermek asli görevimizdir. Önümüzdeki süreçte her an Sayın Bakanımızın yanında olacağımızı ifade ederken sektörümüze olan sıcak ilgisinden dolayı kendilerine ve değerli bürokratlarına teşekkürlerimi arz ediyorum’’ dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanı Dr Bekir Pakdemirli ile yapılan görüşme sonunda kendisine sektörün sorunlarına ilişkin detaylı bir rapor sunduklarını belirterek sorunların Bakanlık tarafından titizlikle takip edileceğini, Bakanlık, Merkez Birliği ve İl Birlikleriyle birlikte daha güzel çalışmaları gerçekleştirebileceklerini söyledi.
Görüşmeler sonrasında Genel Başkan Nihat Çelik, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’ye günün anısına koyun keçi çoban tasvirli bir maket hediyesinde bulundu.
 
 
8.9.2018
Devamı

Çiftçi Borcu Tarımsal Destekten Ödenecek

Tarımsal destekleme ödemesinden faydalanan çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ile tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu alacağı çiftçinin alacağı destekten mahsup edilecek. Çiftçinin önce borcu tahsil edilecek, alacaklı kurum, kuruluş ve şirketlere aktarılacak, kalan para çiftçiye destekleme olarak ödenecek..
 
7.9.2018
Devamı

GMO : Şarbonda 1 Numaralı Sorumlu Bakanlık

Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Yönetim Kurulu, Ankara'da başlayan şarbon vakasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Şarbonun kolayca bulaşabilen ve yayılan bir hastalık olduğu dile getirilen açıklamada son 30 yılda kamusal gıda güvenliğini sağlayan kurumların özelleştirildiği ve tasfiye edildiği belirtilerek, “Uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur” denildi.
Şarbon virisünün ve etkenlerinin sonucunda oluşabilecek sonuçlara değinilen açıklamada, sporlu şarbon bakterilerinin dış koşullara dayanıklı ve yıllarca hastalık yapma potansiyelini muhafaza ettiği belirtilerek, “Şarbon otçul hayvanlarda görülen ve insana da bulaşabilen ve zamanında tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır”ifadesi kullanıldı. Hastalık mikrobunun vücuda girdikten sonraki 2 ile 7 gün içerisinde hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı ifadesi kullanılırken, “Şarbon hastalığının deri, bağırsak ve akciğer şarbonu olmak üzere üç farklı çeşidi vardır. Şarbon otçul hayvanlardan insanlara bulaşan ancak insandan insana bulaşmayan zoonoz bir hastalıktır. Hastalık hayvanlar arasında çok hızlı yayılır. Hastalığın görüldüğü sürünün çok sıkı bir şekilde karantinaya alınması gerekir. Hastalık etkeni kolayca toprağa karışabilir, rüzgâr ve yağmur suyu gibi etkenlerle başka bölgelere rahatlıkla taşınabilir” bilgilerine yer verildi.
Hayvan sürülerinin düzenli olarak veteriner hekim kontrolünden geçtiği, aşılama hizmetlerinin periyodik olarak yapıldığı ülkelerde şarbon hastalığına rastlanmasının ender olduğu belirtilen açıklamada, “Ancak uzunca süredir ülkemizde uygulanmakta olan dışa bağımlı Tarım ve Hayvancılık politikaları ciddi gıda güvenliği sorunlarına neden olmaktadır. Ülkemizde şarbon hastalığını kontrol etmek ve tüketicilerin gıda güvenliğini sağlamaktan sorumlu kurum Tarım ve Orman Bakanlığı’dır”denidi. 
GMO, kamusal bir gıda güvenliği sistemi ile kontrol edilebilecek şarbonun, Türkiye'de zaaf içinde olduğunu ifade ederek, “ Bu sistemin altyapısını oluşturabilecek kamu kurumları, geçtiğimiz otuz yıl içinde ya özelleştirilerek ya da kapatılarak tasfiye edildi. Dolayısıyla şu sıralar yaşanan şarbon salgını da bu tasfiyenin olumsuz bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır ”dedi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ithal edilen hayvanlarda yeterli ve gerekli hayvan sağlığı muayenelerini yapmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu sorumsuzluk halk sağlığını tehlikeye atmıştır. Tarım Bakanlığı şarbon konusunda ortaya çıkan ihmallerin bir numaralı sorumlusudur.
Kamuoyunun bilgi edinme hakkı çerçevesinde, konunun muhatabı olan Tarım ve Orman Bakanlığı kamuoyunda oluşan kaygıları gidermek için şarbon vakalarıyla ilgili olarak yaptığı çalışmaları kamuya açık kılmalı, örtbas etmeye çalışmamalıdır” ifadelerine yer verildi
 
 
4.9.2018
Devamı

Market’te de Kasap dada Hastalıklı et yok

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı Bülent Tunç’tan vatandaşları rahatlatan açıklama geldi. Tunç, mezbahalarda kontrollü kesilen ve market ile kasaplarda satılan etlerde hastalık olmasının mümkün olmadığını söyledi.
400’den fazla mezbahada veteriner kontrolünde kesim ve sevkiyat yapıldığını anlatan Tunç, “Vatandaşlar kasaplardan gönül rahatlığıyla et alabilirler. Merdiven altı üretilen etleri ise almasınlar” dedi. Tunç, kurbanlık hayvanların ise her yerde kesildiğini ve denetim yapılamadığını ifade etti.
Tunç, resmi yollarda getirilen hayvanların kan testinden geçirildiğini ve şarbonun ancak buradaki karantina döneminde geçmiş olabileceğini ifade etti. Tunç, özellikle güney sınırından Türkiye’ye giren kaçak hayvanların da hastalıklara neden olabileceğini söyledi. Salgın haberleri nedeniyle ette fiyatların yükseldiği haberlerinin spekülatif olduğunu savunan Tunç, “Burada bir oyun var. Hem üreten, hem tüketen kaybediyor. Şu an hayvan satamıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kuluçka süresi değişiyor’
Ankara Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Doç. Dr. Oytun Okan Şenel ise, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın şarbon aşısı stoğunun yetersiz olduğunu iddia etti.
Şarbon hastalığının nereden geldiğinin tespit edilmesinin zor olduğunu belirten Şenel, ölen hayvanlara hastalığın Brezilya’dan ya da Türkiye’deki otlaklardan da bulaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Türkiye’deki meralarda, sulak alanlarda şarbon bakterisinin bulunduğu kaydeden Şenel, “Burada kesin olarak söylenebilecek şey, ‘Bu hayvanlar bir aylık yolculuktan sonra geliyor, Brezilya’dan hasta olarak gelmeleri olanaklı değil’ önermesinin doğru olmadığıdır. Hastalığın hayvanlardaki kuluçka süresi genellikle kısa olduğu halde bazen bu sürenin 60 güne kadar uzaması, her seçeneği değerlendirmemizi gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
 
 
4.9.2018
Devamı

Gübre Nereye Gidiyor?

Hammadde bakımından gübrede yüzde 90’nın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye, dövizdeki artışa bağlı olarak fiyat artışlarını kontrol edemiyor. Fiyat artışı nedeniyle çiftçi gübre alamamaktan şikayetçi. Kışlık ürünleri ekmeye hazırlanan çiftçi, yüksek fiyat nedeniyle ihtiyacı olan gübreyi alamazsa bir çok üründe tarımsal üretimin düşmesi bekleniyor. Gübre üreticileri ise, Türkiye’nin yıllık 6.5 milyon ton gübre tükettiğini ancak ithalat kaynaklı fiyat artışı nedeniyle tüketimin bu yıl 6 milyon tonun altına düşeceği endişesini yaşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü verilerine göre 2017'de ortalama fiyatı ton başına 617 lira olan %21 Amonyum Sülfat gübresinin şu anda piyasa fiyatı 1400 lira. Aynı dönemde DAP gübresinin tonu 1493 liradan 3 bin 200 liraya ulaştı. Yine 20.20.0 gübresinin tonu 1009 liradan 2 bin 160 liraya, ürenin tonu 1000 liradan 2 bin 200 liraya çıktı. Potasyum ve nitratlı bazı gübrelerin tonu 4 bin lira ile 7 bin lira arasında satılıyor.
Gübre üreticileri de fiyat artışından yakınıyor. Tamamen ithalata bağlı bir sektör olduklarını belirten gübre üreticileri dövizdeki artış nedeniyle fiyatların çok arttığını ve bunun da tüketime olumsuz yansıyacağını ifade ediyor.
İstanbul Gübre Sanayi AŞ. (İGSAŞ) Genel Müdürü Turan Tok, dünyada da gübre fiyatlarının yükseldiğini, Türkiye’de ise dövizdeki artış nedeniyle fiyatların arttığını belirterek şu bilgileri verdi: “Çiftçilerimizin yaygın kullandığı üre gübresinin tonu şu anda 315 dolar. Buna 12 dolar gemiden indirme, tahliye eklenince 327 dolara geliyor. TL karşılığı 2025 lira. İthal maliyetinin altında satıyoruz. Hem müşterilerimizi kaybetmemek için hem de çiftçimiz gübre alabilsin, tüketim düşmesin diye. Çünkü zaten bir çok ülkeye göre bizde tüketim çok düşük. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde gübre satışında büyük bir düşüş olmadı. Fakat son iki ayda dövizdeki yükselmeye bağlı olarak artan fiyatlar nedeniyle geçen yılın sevilerine ulaşılması çok zor görünüyor.”
Gübre üreticilerinin dolarla alıp TL ile satış yaptığını bu nedenle kimsenin ithalat yapmaya cesaret edemediğini anlatan Tok, “Artan fiyatları aynı oranda çiftçilerimize yansıtmamaya çalışıyoruz. Çünkü tüketim azalınca bu kez verimlilik düşer. Bitkisel üretim azalır. Çiftçinin geliri düşer. O zaman gelecek sene hiç alamaz. Bu nedenle gübre konusunda mutlaka önlemler alınması gerekiyor” dedi.
Çiftçiler 2015 üretim yılında hububat, yem bitkileri, baklagiller, yumrulu bitkiler, sebze ve meyve alanları için dekara 6 lira 60 kuruş gübre desteği alıyordu. Yağlı tohum ve endüstri bitkilerinde ise dekara 8 lira 25 kuruş gübre desteği veriliyordu. En az destek verilen peyzaj ve süs bitkileri, özel çayır mera, orman emvali alanlar için bile dekara 4 lira 75 kuruş gübre desteği ödeniyordu. 2016’da önce günbre desteği ve mazot desteği tek kalemde birleştirildi. Çiftçinin önemli kaybı oldu. 2017’de mazot desteği artırılınca gübre desteği tüm ürünler için dekar başına 4 lira olarak sabitlendi. 2018'de de dekara 4 lira gübre desteği veriliyor. Bu desteğin ürün bazında verilmesi ve mutlaka artırılması gerekiyor. dedi.
 
 
31.8.2018
Devamı

Limon Nereye Gidiyor

Bazı market ve pazar tezgâhlarında limonun kilogram fiyatı 10 TL’yi buldu. Üreticiler limonun tarlada 1 TL ile 1.8 TL arasında satıldığını, artan fiyatların ihracat kaynaklı olabileceğini belirtiyor. İhracatçılar ise ihracatın tam olarak başlamadığını, fiyatların artmasında ihracatın etkisinin olamayacağını söyledi. Meyve-sebze komisyoncuları ise limon piyasasına birkaç tüccarın hükmettiğini bunların elinde limon tutarak fiyatları yukarı çektiklerini iddia etti.

Son günlerde market rafları ve pazar tezgâhlarında fiyatıyla en dikkat çeken ürünlerin başında limon geliyor. 1 kilogram limonun fiyatı bazı yerlerde 6-7 TL’ye satılırken, bazı yerlerde ise 10 TL’yi buldu. İhracatçılardan üreticilere, sivil toplum kuruluş-larından halcilere kadar artan limon fiyatları ile ilgili birbirinden farklı görüşler ortaya çıktı. Üreticiler limonun tarlada 1 TL ile 1.8 arasında satıldığını, yeni mahsulün yeni yeni piyasaya çıktığını söylerken halciler limonun depolardan çıkarılmadığını iddia ediyor. İhracat artışının da limon fiyatlarını etkilediğini belirten üreticilere cevap da ihracatçılardan geliyor. İhracatın tam anlamıyla başlamadığını kaydeden ihracatçılar, artışta ihracatın etkisi olmadığının altını çiziyor. Ancak konuştuğumuz herkes aynı şeyi söylüyor: “1 kg limonun fiyatı 10 TL olmamalıydı.”
ÜRETİCİ KAZANMIYOR 
İlk olarak Türkiye’nin limon ihtiyacının yüzde 65’ini karşılayan Mersin Erdemli’nin Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin’e limondaki gelişmeleri sorduk. Erdemli’de hasatın tam olarak başlamadığını ifade eden Şahin, “Piyasada satılan limon ‘yatak limon’ diye tabir edilen geçen senenin mahsulü. 1 kg limonun fiyatını 10 TL’ye çıkaracak bir gelişme olmadı. Şu anda hasat edilen yeni limonun fiyatı da 1 TL’den başlıyor 1.8 TL’ye kadar çıkıyor. Üretici kazanmıyor yani. Tarladan 1.5 TL’ye çıkan limona 1.5 TL de masraf eklenir. Sonrasında son satıcı 2 lira kâr koysa bile en fazla 5 TL’ye satılmalı” dedi. İhracat artışının fiyat üzerinde bir etkisi olabileceğine değinen Şahin, “İhracat hiç durmadı. Rakip ülkelerde aşırı sıcaklardan dolayı limonların kalitesi düştü. Daha bayram öncesinde bölgemizdeki bir üreticiden 6 TIR yani 150 ton limon istediler” diye konuştu. 
Mersin Tarsus Ziraat Odaları Birliği Başkanı Ali Ergezer de, “İhracatçı fiyatın yükselmesine neden oluyor. Tarladan 1-1.8 TL arasına alınan ürünü yükselen dolar kuruyla beraber ihraç etmek daha avantajlı oldu. Örneğin limon geçmişte 1 dolara satılınca 3.5 TL kazandırıyordu. Şimdi ise 6 TL kazanıyorlar” ifadelerini kullandı. 
Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak ise bu iddiaların doğru olmadığını dile getirdi. İhracat sezonunun 15-20 Ağustos gibi başladığını, asıl ihracatın ise eylülde olacağını kaydeden Kavak, “İhraç ettiğimiz limonun fiyatı tarlada 1 TL. tonu 1000 TL yapıyor. Biz de 1 ton ürünü 350-400 dolar civarında ihraç ediyoruz. Fiyat artışını ihracatına bağlamak çok yanlış olur. Şu anda çarşı-pazarda satılan ‘yatak limon’un 10 TL olmaması gerekiyor. En fazla 4 TL civarında olmalı” dedi. İhracatın Türkiye’de rakip ülkelere göre biraz daha erken başladığına değinen Kavak sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de erken hasat edilen bir limon türü var. O da 1 aylık bir avantaj kazandırıyor. Bu sürecin ardından İspanya, Güney Afrika, Çin, gibi ülkeler de ihracata başlıyor.”

'BU FİYATLAR VİCDANSIZLIK'

Türkiye’de toplanan limonun kağıda sarılarak Niğde ve Nevşehir gibi yerlerde mağaralarda depolandığını dile getiren İstanbul Meyve Sebze Komisyoncu ve Tüccarları Derneği Burhan Er, bunun normal bir uygulama olduğunu ancak bu yıl limonun piyasaya çok fazla sürülmediğini ileri sürdü. Burhan Er, “3 bin TL’lik limon alıyoruz içinden çıkan çürükler nedeniyle maliyeti 6-7 bin TL’ye çıkıyor. Limon belli tüccarların elinde. Ürünü piyasaya sürmüyorlar” dedi. Bir kilogram limonun en fazla 7 TL’ye satılması gerektiğini belirten Er, şunları söyledi: “10 TL ve üzeri fiyata limon satmak vicdansızlıktır. Ramazan öncesinde patates ve soğanda da aynı şey yaşanmıştı. Bir kilogram patates 8 TL’ye kadar çıkmıştı. Şimdi ise en kaliteli patatesin kilogramı 2.5 TL civarında.”
Kaynak: Hürriyet
 
29.8.2018
Devamı

İthalatla Gelen Hastalıklar

Hayvancılıkta ithalat politikası ile Türkiye, sığır ithalatında dünya ikincisi, Avrupa'nın ise lideri konumuna geldi. İthalatta ulaşılması zor rekorlar kıran Türkiye, bir çok hayvan hastalığını da ithal ediyor. Saman, et ve et ürünleri ithalatı, hastalık risklerini daha da artırıyor.

Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre İthalatın başladığı 2010 yılından bu yana her yıl özellikle de kurban bayramı döneminde mutlaka bir kaç hastalıkla karşı karşıya kalıyoruz. Kurban döneminde hastalıkların ortaya çıkması tesadüf değil. Hem devlet hem de özel sektör kurban döneminde yerli hayvan fiyatını düşürmek için yoğun olarak ithalat yapıyor.
Şirket parası ile hayvan seçen veterinerler
İthalatın yapılabilmesi için Tarım Bakanlığı tarafından veteriner hekim görevlendirilmesi ve bu hekimlerin ithalatın yapılacağı ülkede hayvan seçiminde, hastalık testlerinde bulunması, onay vermesi gerekiyor. Onay vermezse ithalat yapılamaz.
Görevlendirmede önemli sorunlar yaşanıyor. Bakanlık genellikle aynı hekimleri görevlendirerek daha çok harcırah almalarını sağlıyor. Ayrıca, görevlendirilen veteriner hekimin harcırahını, yol parasını, otel masrafını ve diğer harcamalarını ithalatı yapan kurum veya şirket ödüyor. Görevini doğru yapan namuslu, dürüst görevlileri tenzih ederiz. Ancak, hayvanları hiç görmeden şirket parasıyla 5 yıldızlı otellerde keyif yapan veteriner hekimlerin imzasıyla hayvan ithal edildiği de biliniyor.
Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatının başladığı 2010 yılından bu yana ülkeye giren bazı hastalıkları hatırlayalım:
Polonya'dan deli dana hastalıklı et geldi mi?
Polonya Hükümeti, 2011 ve 2012 yıllarında ihraç ettikleri kırmızı ette deli dana hasatlığı olduğu iddiası ile bir soruşturma başlattı. İhracat yapılan ülkelerden birisi Türkiye'ydi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na yazı yazıldı. Et ithalatında görevlendirilen veteriner hekimlerin görüşüne başvuruldu. Veteriner hekimler soruşturma kapsamında verdikleri ifade de: "Bize, Polonya dilinde evraklar verdiler. Bu dili bilmediğimiz için anlayamadık ve imza attık" diyerek savunma yaptı.
Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba; "Bunlar halkın ucuz et yemesini istemeyen mihraklardır" diye haber yapan gazeteleri suçladı.
Kaçak hayvanlarla Afrika Hastalığı geldi
Yıl 2014. Kurban Bayramı öncesi Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum ve çevresinde sığırlarda “Afrika Hastalığı” görüldü. Bakanlık yetkilileri Afrika hastalığının ülkeye kaçak veya sınır ticareti ile giren hayvanlarla girmiş olabileceğini ve hızla aşılama yapıldığını açıkladı. Bir zamanlar Orta Doğu ülkelerine canlı hayvan ve et ihraç eden Türkiye şimdi bu ülkelerden kaçak veya sınır ticaretiyle aldığı hayvanlarla hastalık ithal ediyordu.
Yunanistan ve Bulgaristan'dan mavi dil hastalığı
Aynı dönemde 2014 yılında Trakya ve Marmara Bölgesi’nde ise “Mavi Dil” hastalığı görüldü ve kısa sürede yayıldı. Bir çok ilde hayvan hareketleri durduruldu.Köy ve mahalleler karantinaya alındı.
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı mavi dil hastalığının mayıs ayı sonunda önce Yunanistan’da daha sonra Bulgaristan’da görüldüğünü Türkiye’de ise ilk kez 12 Ağustos’ta Kırklareli’nde görüldüğünü, hastalığın yayılmaması için aşılama çalışmaları yapıldığını açıkladı.
Fransa'dan ithal edilen hayvanlarda mavi dil riski
Yine bir Kurban Bayramı öncesi Eylül 2015'te, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OİE), Fransa’nın Auvergne Bölgesi’nde (Allier, Cantal, Hauta-Lorie,Puy-DE Dome) Mavidil Serotip 8 hastalığı görüldüğünü ilan etti. Bu bölgeden Fransa’nın diğer bölgelerine ve Avrupa Birliği ülkelerine hayvan sevkiyatı durduruldu. O dönemde Fransa'dan hayvan alımı için seçim yapan Türk yetkililer karadan hayvanları getiremeyeceğini anlayınca deniz yoluyla hayvan ithal etti.
Türkiye'den ithalat yapan firmanın temsilcisi; "Milyonlarca lira ödediğimiz hayvanları Fransa'da mı bıraksaydık" diyerek ithalatı yaptı. Hastalık riskinin en yüksek olduğu bir dönemde Fransa'dan ithalat yapan tek ülke Türkiye olurken, Fransa, 2010 yılından bu yana Türkiye'ye özel önem veriyor. Eski bakanlardan Mehdi Eker'e "şövalyelik" nişanı verdi. Bu yıl Fransa'da yapılacak hayvancılık fuarında Türkiye "onur konuğu ülke" olarak ağırlanacak.
Romanya'dan gelen “Sığır Pasteurellozu" ile çok hayvan telef oldu
Bakanlar Kurulu, 2017 yılı için Et ve Süt Kurumu’na 500 bin baş besilik sığır ithalatı için yetki verdi. Et ve Süt Kurumu aldığı yetki kapsamında Romanya’da iki firma ile 17 bin baş besilik hayvan ithalatı için anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında ithalatına başlanan hayvanlarda Sığır Pasteurellozu” hastalığına bağlı olarak çok sayıda hayvan telef oldu.
Bulgaristan'dan Veba, Romanya'dan Scrapie hastalığı
Türkiye uzun zamandan beri Romanya ve Bulgaristan'dan koyun ithal ediyor. Romanya'da Scrapie hastalığı, Bulgaristan'da koyun vebası hastalığı çıktı. Bu ülkelerde binlerce koyun itlaf edildi.İthalatı yapan Türkiye'de, bakan ve bürokratlar hemen açıklama yaptı: "Bizim ithal ettiğimiz koyunlarda hastalık yok." Ülke vebadan kasıp kavrulurken Türkiye'ye sağlıklı koyunları nasıl seçip verdiler?
Brezilya'dan şarbon ithal edildi
Önceki gün ülkeyi sarsan yeni bir hastalık olayı patladı. Et ve Süt Kurumu'nun Brezilya'dan ithal ederek Ankara Gölbaşı İlçesi Ahiboz Mahallesi'ndeki bir işletmeye getirdiği hayvanlarda şarbon hastalığı tespit edildi. Kesimlik olarak ithal edilen yaklaşık 4 bin sığırın 50’si şarbon hastalığı nedeniyle telef oldu. Et ve Süt Kurumu yetkilileri hastalığı doğruladı. Etlerin imha edildiğini, bölgenin karantiya alındığını duyurdu.
Özetle, hükümet, 2010 yılından bu yana üretim yerine ithalatı destekleyince canlı hayvan ve et ithalatı ile birlikte çok sayıda hastalık ülkeye girdi. Sorumluluğu olan hiç bir yetkili istifa etmedi. Vatandaş hastalıklı etleri afiyetle yedi. Herkese afiyet olsun!
 
 
29.8.2018
Devamı

Serbest Tarım Danışmanları Destekleme Kapsamında

Tarım ve Orman Bakanlığınca çiftçilerin bilgi ihtiyacının yerinde ve zamanında karşılanması ve tarladan sofraya güvenilir gıda arzının etkinleştirilmesi amacıyla Sertifikalı Tarım Danışmanlığı uygulaması yürütülüyor.
Bakanlık, 2009 yılından itibaren tarım danışmanlığı hizmeti destekliyor. Destekleme kapsamında bugüne kadar toplamda 624 bin tarımsal işletme hizmet aldı ve 345 milyon TL destekleme ödemesi yapıldı.
2018 yılı tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi kapsamında Bakanlıkça yetkilendirilerek tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti sunan ziraat odası ve üretici örgütleri ile serbest tarım danışmanları destekleme ödemesinden faydalanacak. Ziraat odası ve üretici örgütlerinde en fazla 5 tarım danışmanı istihdam ediliyor.
2018 yılı bütçesinde tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi için 60 milyon TL ödenek ayrılmış durumda. Konu ile ilgili Tebliğ çalışması Bakanlık Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Bu çerçevede 81 İl Müdürlüğü ile ziraat odası ve üretici örgütleri merkez birliklerinin görüşü alınıyor. Bu görüşler doğrultusunda hazırlanacak Tebliğ yayımlandıktan sonra destekleme ödemelerine başlanacak.
Bakanlık, tarım danışmanlığı konusunda 2018 yılında bazı yeni uygulamaları hayata geçirdi. Bu kapsamda süresinde vize ettirilmeyen ve geçerliliğini kaybeden sertifikaların "vize işlemi" için Yönetmelik değişikliği yapılarak 6 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanması sağlandı. Bu kapsamda hak sahiplerinin başvuruları Bakanlık İl Müdürlüklerince alınıyor. Bakanlık bu uygulamasıyla, tarım danışmanlığı konusunda yaşanan bir sıkıntının önüne geçmiş oldu.
2018'de geçen yılki uygulamadan farklı olarak serbest tarım danışmanları da tarımsal yayım ve danışmanlık desteklemesi kapsamına alındı.
 
28.8.2018
Devamı

Mobil Kesim Merkezi Malatya'dan

 Malatya Büyükşehir Belediyesi, Pütürge ilçesine modern bir kesimhane kazandırdı.

Mobil Kesim Ünitesi'nin açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Açılışa Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat,  Pütürge Kaymakamı Erkan Savar, İstanbul, Esenler İlçe Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Pütürge Belediye Başkanı Mehmet Polat, Sivil Toplum Kuruluşunun temsilcileri ve muhtarlar katıldı.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ın, "Birlikte Yürüyeceğiz" projeleri arasında yer alan Pütürge Mobil Kesim Ünitesi'nde Pütürgeli vatandaşlar ilçe merkezinden ayrılmadan veteriner kontrolünde büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının kesimini bu tesisten faydalanarak yapabilecekler.
112 projeden birinin daha hizmete açıldığını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, "Biz dilimizden Memleket Emektir sloganını hiç düşürmüyoruz. Emek vererek, emek vereceklere öncülük ediyoruz. Yaptığımız modern tesis ilçemizde hayvancılık sektörünün gelişmesine katkılar sağlayacağı gibi milli sermayenin de büyümesini sağlayacak" ifadelerine yer verdi.
Duaların okunmasıyla birlikte kurdelesi kesilen ve hizmete başlayan mobil kesim ünitesini gezen konuklar, Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'a teşekkür ettiler. Pütürge ilçe merkezinde yeni TOKİ konutları bölgesine yapılan mobil kesim ünitesinde, hijyenik ortamlarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan kesimleri yapılabilecek. 
 
 
27.8.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Atama Kararları

Tarım ve Orman Bakanlığında Değişim
Resmi gazetenin bugünkü ekinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 2 ve 3 maddeleri gereğince Tarım ve Orman Bakanlığı’nda devrim yapıldı.
Buna göre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne Mevlüt Aydın
Meteoroloji Genel Müdürlüğüne Volkan Mutlu Coşkun
Hayvancılık Genel Müdürlüğüne Zekeriya Erdurmuş
Balıkçılık ve Su ürünleri Genel Müdürlüğüne Mustafa Altuğ ATALAY
Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne Hasan Özlü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğüne Bilal Dikmen
Çölleşme ve Erozyon Genel Müdürlüğüne Ahmet İpek
Milli Parklar Genel Müdürlüğüne Yusuf Kandazoğlu
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne Ahmet GÜLDAL
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne Ayşe Ayşin IŞIKGECE
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne Osman UZUN
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğüne  Fuat Fikret AKTAŞ
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne Özkan Kayacan
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne Aylin Çağlayan Özcan
Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığına  Süleyman Değerli
Strateji Geliştirme Başkanlığına Oruç Baba
1 Hukuk Müşavirliğine Dursun Kelkit
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığına İsa Sertkaya
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığına Ahmet Kavak
Şeker Dairesi Başkanlığına Mehmet Hasdemir
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığına Ecmel Ercan
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına Selçuk Kavasoğlu nun atamaları bugünkü resmi gazetede Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yayınlandı.
 
 
 
 
 
19.8.2018
Devamı

IPARD'dan 245 Milyon Hibe Destek


 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD programı kapsamında bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılara kullandırılmakta. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde çıkılan 3. Çağrı kapsamında alınan projelerden ilk etapta değerIendirmeleri tamamlanan 1.274 adedi Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu tarafından onaylandı., Hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci ise başladı. 
IPARD-II kapsamında toplam 245 Milyon TL hibe verilecek bu projeler IPARD-II 302-Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri kapsamındaki sektörleri içermekte.
TKDK tarafından IPARD-II 3. Çağrı kapsamında değerlendirmeleri tamamlanan uygun projelerin hızlı bir şekilde Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonuna sunulması ve hibe sözleşmelerinin imzalanması için çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmekte.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sitesinden yapılan duyuruda sitesinden “IPARD-II Programı kapsamında; kırsalda yatırımlarının artması, tarım ve hayvancılığımızın gelişmesi ve istihdamın güçlendirilmesi için projeleri desteklemeye ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edecektir.”denildi.

 
17.8.2018
Devamı

YEMEKLERİN EFENDİSİ ET

Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği’ne göre;
            “Evcil ruminantlar, kanatlılar, tavşan ve domuzdan elde edilen insan tüketimine uygun tüm parçalar”
Genel anlamda;
            “Yeterli olgunluğa erişmiş sağlıklı hayvanlardan (büyük-küçükbaş, kanatlı ve su hayvanları) tekniğine uygun şekilde elde edilen yenilebilir hayvansal dokular”
Bilimsel anlamda;
            “Büyük çoğunluğu kas doku olmak üzere bağ doku, epitel, yağ, kemik ve sinir doku ile kandan oluşan hayvansal gıda” olarak tanımlanır.
 (Mehmet BEYKAYA'nın Kaleminden)
ETİN BESLENMEDEKİ ÖNEMİ
Önemli bir protein kaynağıdır
Hayvansal kaynaklı proteinler (jelatin hariç) esansiyel aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içermektedir.            Günlük protein gereksinimimizin % 50’sinin hayvansal kökenli olması öneriliyor
Ülkemizde günlük protein tüketimi yaklaşık 97 g, bunun 24 g’ı hayvansal 73 g kadarı bitkisel kaynaklı proteinlerden sağlanıyor.
Vitaminleri (A vitamini ve B grubu vitaminler) ve mineral maddeleri (özellikle Fe ve P) önemli oranda içerir. İştah artırıcı, lezzetli, doyurucu ve üretimi kolaydır.
Et proteininin biyolojik değeri yüksektir
                                                                                               
                                    Biyolojik değer          
Yumurta akı                                        100     
Yumurta (tam)                                                  95
Süt                                                         85
Et (sığır)                                               75
Soya fasulyesi                                      75
Nohut                                                   65
Mısır                                                    50
 
Esansiyel aminoasitler
Proteinler asitler, alkaliler ve proteolitik enzimlerle (sindirim enzimleri, bakteriyel enzimler gibi) muamele edildiğinde yapı taşları olan aminoasitlere ayrışır.
Aminoasitler, organizmada sentez edilme durumlarına göre 2 grup altında incelenebilir
  1. Endojen aminoasitler
            İnsan vücudunda sentez edilebilirler
  1. Eksojen aminoasitler
İnsan vücudunda sentezlenemez ve bu nedenle besin maddeleri ile alınmaları gerekir
            Erişkin insanlar için başlıca eksojen aminoasitler:
            Lösin                İsolösin
            Lizin                 Metiyonin
            Fenilalanin      Valin
            Treonin           Triptofan
Çocuklarda bunlara ilave olarak……. Arjinin ve Histidin
Bütün eksojen aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içeren proteinler tam protein olarak
tanımlanır (örneğin; sütte bulunan kazein)
ETİN BİLEŞİMİ
Genel olarak; ortalama  %75 (%65-80) su
                                          %18.5 (%16-22) protein
                                          %3 (%1-3) yağ
                                          %1.5 protein olmayan azotlu maddeler
                                          %1 (%0.5-1.5) karbonhidrat
                                          %1 mineral maddeler
SU
Genç hayvan etleri yaşlı hayvan etlerine, Taze etler olgunlaşmış etlere,Vücudun ön bölge kasları arka bölge kaslarına göre daha yüksek oranda su içerir.
            Su, ette 3 şekilde bulunur:
1) Bağlı su (hidratasyon suyu): Etteki toplam suyun % 8-10’nu Protein moleküllerine bağlanmış olup, etten ayrılmaz
2) İmmobilize (hareketsiz) su: Bağlı suya bir tabaka şeklinde bağlanmıştır. Kendiliğinden dışarı sızmaz. Basınç etkisiyle sızabilir.
3) Serbest su: Ette hücreler arasında bulunur (%20-40 oranında)
Dışarıya kendiliğinden sızabilir (kesilen parça etler veya çözünmüş etlerden sızan sular) Mikroorganizmalar tarafından kullanılabilen sudur
YAĞLAR
Etteki yağ miktarı;
Hayvan türüne,ırkına, yaşına, cinsiyetine, vücut bölgelerine ve beslenme koşullarına göre değişebilir
Organizmada; İntraselüler (hücre içi), İnterselüler (hücreler arası) ve Depo yağlar (deri altında, sırtta, kalp ve böbreklerin etrafında, sindirim sistemi organları üzerinde)
KARBONHİDRATLAR
Etin en önemli karbonhidratı glikojen
  1. Kasın ete dönüşümünde enerji kaynağı olarak kullanılır
  2. Ette %1, karaciğerde % 6 oranında bulunur
  3. Miktarı üzerinde hayvanın yaşı, cinsiyeti, bakım, beslenme ve hareketlilik durumu etkilidir
MİNERAL MADDELER (inorganik maddeler)
Ette bulunan Fe, bağırsaklarda bitkisel gıdalarda bulunan Fe’den daha fazla emilir (en az 5 kat)

VİTAMİNLER
  1. Yağlı etler A, D, E, K
  2. Yağsız etler B grubu vitaminler yönünden zengindir
  3. Et, Vitamin C bakımından fakirdir

Eti genel olarak tanıttıktan sonra şimdi biraz da hazırlanması ve tüketimi hakkında bilgi verelim;
Yukarıda da belirttiğimiz gibi et bizim için son derece önemli bir besin öğesidir ve mutlaka tüketilmelidir. Ancak vücudun ihtiyacından daha fazla et tüketimi sonucunda protein fazlası oluşmakta ve proteinin fazla alınması durumunda ise kolestrol problemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fazla et tüketimi böbrek hastalıklarına ve gut hastalığına yol açmaktadır. Minareller içinde etin kanında bulunan demir araştırmalara göre DNA’yı bozduğunu belirtmektedir. Bu keşif, kırmızı et tüketimi fazlalığının kansere yol açabileceğini söylemektedir. Et tüketiminde aşırıya kaçmak kolon kanseri ve kalın bağırsak kanserine davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden fazla kırmızı et tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Tabii ki burada bahsedilen miktar kişi bünyesi ile de ilintilidir. Ayrıca gelişmiş ülkelere göre et tüketimimiz ne yazık ki oldukça düşüktür.
Eti tüketirken belli pişirme yöntemleri ve sürelerine de dikkat etmek gerekiyor. Kurban Bayramı’nda özellikle yeni kesilen etlerin mutlaka en az 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca eti pişirirken kullanılan kuyruk yağı ya da tereyağında aşırı kullanmamaya dikkat etmek gerekir. Eti pişirirken ekstra yağ kullanılmaması özellikle trans yağlardan kaçınılması gerekiyor. Etin en ideal pişirme yöntemleri ise haşlama, fırında ya da ızgaradır. Böylece ekstra yağ kullanmanıza gerek olmayacaktır. Et çok çiğ kalmayacak bir biçimde pişirilmelidir. Fakat aynı zamanda ateşle doğrudan yoğun bir biçimde temas etmemesi de gerekir. Çünkü kömürleşmiş et ya da fazla kızartılmış et kanserojen maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Etin pişirilmeden çok sıcak ortamlarda saklanması da bakteri üretimine neden olduğu için et mutlaka buzdolabı ya da buzlukta saklanmalıdır. Etin yanında mutlaka bol miktarda yeşil sebzeler tüketilerek gıda çeşitliliği sağlanmalıdır.
Et pişirme konusunda, Et sindirimi zor olan besindir. Özellikle yeni kesilmiş hayvanların etindeki sertlik hem sindirimde hem de pişirmede zorluğa yol açar. Mide ve bağırsak hastalarının yeni kesilmiş et tüketimine dikkat etmesi gerekir. Yağlı etlerin kolesterol değeri yüksek olduğu için kalp damar hastalığı olan kişilerin, diyabet, yüksek tansiyon olan hastaların et tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Bu hastaların az yağlı et tüketmelerini öneriyoruz. Tükettiğimiz et miktarı kadar eti nasıl pişirdiğimizde çok önemlidir. Etlerimizi kızartma değil de özellikle haşlama ve ızgara olarak pişirilmesini öneriyorum. Etlerin yüksek ısıda ve çok uzun süre pişirilmesi sonucu etlerde oluşan kanserojen maddeler zararlı etkilere yol açar, o yüzden etlerimizi düşük ısıda uzun zaman diliminde yavaş yavaş pişirilmesini sağlamamız gerekmektedir.
Beslenme açısından vazgeçilemez gıdaların başında gelen et ve et ürünleriyle ilgili her geçen gün yeni gelişmeler ortaya konmakta hayvan verimliliği, etin teknolojik ve beslenme kalitesini artırma, kolesterol seviyesini düşürme, katkısız et ürünleri geliştirme gibi konular üzerine yoğunlaşılmaktadır. Özellikle protein ve demir kaynağı olması açısından etin insan diyetinde yer alması gerekmektedir. Ancak her türlü besin açısından riskli bir durum olan dengesiz tüketim sonucu çeşitli sağlık problemleri et tüketimi sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Etin beslenmedeki öneminden dolayı ekonomik bir ürün haline getirilmesi üzerine de verimliliği artırmayla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak et diyette dengeli bir şekilde tüketilmesi gereken gıdaların başında yer aldığından verimlilik, besin değeri, teknolojik işlemler, ambalajlama gibi esas konularda kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalara ihtiyaç duymaktadır.
 
 
17.8.2018
Devamı

Zambiya ile Ormanda İş Birliği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Zambiya Toprak ve Doğal Kaynaklar Bakanı Jean Kapata ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti.
Bakanlık'ta yapılan heyetler arası görüşmede Bakan Pakdemirli,  Türkiye'nin her zaman dost ülke Zambiya'nın yönetimi ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Görüşmede Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu'nun 2016'da ülkemizi ziyareti ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yıl Zambiya'ya gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilere ivme kazandırdığına dikkat çekildi.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki ormancılık işbirliği anlaşmasının hayata geçmesiyle özellikle orman yangınlarıyla mücadele, sürdürülebilir odun üretimi, kurak alan ağaçlandırma faaliyetleri, orman yönetim planları, fidanlık tesisi, ormanların korunması ve odun dışı orman ürünleri alanında da Türkiye'nin bilgi ve tecrübesinin Zambiyalı yetkililere aktarılma imkânı doğduğunu belirtti.

"Türkiye Tecrübesini Paylaşacak"

Pakdemirli, tarımsal kullanım, plansız kesimler ve iklim değişikliği sebebiyle her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya maruz kalan Zambiya'da ormanların korunması, geliştirilmesi ve Türkiye ile orman ürünleri ticaretinin artırılması için ormancılık, çölleşme, erozyonla mücadele ve tarımsal işbirliği konularında uzman bir heyetin en yakın zamanda Zambiya'ya gönderileceğini açıkladı. Öte yandan Zambiyalı orman muhafız mamurlarının eğitimi ve Türkiye'deki balık çiftliklerinin yerinde görülmesi maksadıyla Zambiyalı uzmanlar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın konuğu olarak Türkiye'ye davet edilecek.
İkili görüşmelerde tarımsal üretim ve ticaretin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek ortak işbirliği alanlarının kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi için ortak komite kurulmasına karar verildi.
 
 
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB 500 bin Baş Küçükbaş Hayvanın Tedarikçisi olacak

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında 81 ili kapsayan küçükbaş hayvancılığı geliştirme projesi protokolü imzalandı. Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme Projesi çerçevesinde 500 bin baş hayvan tedariki konusunda TÜDKİYEB TİGEM’in çözüm ortağı misyonunu üstlenecek.
TİGEM'in tedarik edeceği damızlık küçükbaş hayvanların alımında TÜDKİYEB  etkin bir rol alırken Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, TİGEM ile imzalanan protokolü, 'Küçükbaş hayvan yetiştiricilerimize müjde' diye duyurdu.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, protokolün imzalanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek “Protokol neticesinde yetiştiricilerimizin asli temsilcisi olan Merkez Birliğimize duyulan bu güvenden dolayı, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ile TİGEM Genel Müdürümüz Sayın İsmail Şanlı 'ya tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın güvenini boşa çıkarmamak ve yetiştiricilerimizin memnuniyetini sağlamak üzere canla başla tüm Birlik Başkanlarımızla üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağımızı kamuoyuna duyurur, hayırlı uğurlu olmasını dilerim” dedi.
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, protokolün imzalanması sonrasında, protokolün ülke hayvancılığına hayırlı olması temennilerinde bulundu. Genel Müdür Şanlı, projenin kırsalda kalkınmayı amaçladığını ifade ederek “Bu proje başarıya ulaştıkça kırsaldan şehirlere göç önlenebilecektir. Üretim döngüsünü doğru planladığımızda başaracağımıza inanıyorum. Bu projeyi model olarak hayvancılığımıza kazandırarak önemli bir görevi yerine getirmiş olacağız” denildi.
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜRKİYE’NİN KABA YEM ÜRETİMİNDE TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ

25-28 Haziran 2018 tarihlerinde Erzurum Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2. Uluslararası Tritikale Konferansı düzenlenmiştir. Tritikale tarımı ve ıslahı yapan ülkelerden gerek yabancı ve gerekse yerli bilim insanları konferansa iştirak etmiştir. Bu konferansın son oturumunda ise “Türkiye’de Tritikalenin Gelişimi ve Kullanım Potansiyeli” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Bu panelde konuşmacılardan biri olarak yer alan, bu makalenin yazarı, kaliteli kaba yem üretimi açısından tritikalenin önemi ve potansiyeli konusunda bir konuşma ve değerlendirme yapmıştır. Bu panelde kısaca dile getirdiğimiz hususlar makalenin konusu olmuştur.
 
  1. KALİTELİ KABA YEM İHTİYACIMIZ
 
2017 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizin büyük ve küçükbaş hayvan varlığı aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi yer almaktadır. (TABLO-1)
 
                                                                                                                      TABLO-1
CANLI HAYVAN SAYISI
 
YIL                   SIĞIR (adet)                KOYUN (adet)            KEÇİ (adet)                 TOPLAM (adet)
 
2017                15.943.586                  33.677.636                  10.634.672                 60.255.894
 
            500 kg canlı ağırlığında bir kültür ırkı hayvanın günlük yem ihtiyacı “Büyük Baş Hayvan Birimi” (BBHB) ile ifade edilmektedir. Büyükbaş hayvanlarımız kültür ırkı, melez ve yerli ırk olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin ışığında 13.417.689 Büyük Baş Hayvan Birimi (BBHB) yapmaktadır. Koyun ve keçileri de büyükbaş hayvan birimine çevirdiğimizde toplam hayvan varlığımız 17.636.227 Büyük Baş Hayvan Birimi yapmaktadır.
 
            Yaşam payı için günlük ihtiyaç 4 kg kaliteli kuru ot + 10 kg silaj / yeşil yem olarak önerilmektedir. (Kaynak:7) (Ham protein ihtiyacı 370 gram ve metabolik enerji 14.000 K cal’dır.)
 
            Bu durumda yaşam payı için gerekli kaba yem ihtiyacı:
 
  • 4 kg kuru ot x 17.636.227 BBHB x 365 gün = 25.748.891 ton kuru ot
  • 10 kg silaj/yeşil  x 17.636.227 BBHB x 365 gün= 64.372.228 ton silaj/yeşil kaba yem ihtiyacı doğmaktadır.
Genel Toplam kuru ot ve silaj/ yeşil ot olarak 90.121.119 ton yapmaktadır.
 
            Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) 2017 yılı verilerine bakıldığında kaba yem üretimi doğal haliyle aşağıdaki gibidir. (TABLO-2)
 
                                                                                                                                  TABLO-2
YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİ
 
YIL       KORUNGA (ton)         BURÇAK (ton) HASIL MISIR (ton)      SİLAJ MISIR (ton)
             (Yeşil  ot              )       

2017    2.001.379                    17.327             220.884                                  23.152.841
 
 
HAYVAN PANCARI (ton)       FİĞ (ton)         ÜÇGÜL (ton)               YONCA (ton)
                                                             (Yeşil ot)         (Yeşil ot        )              (Yeşil ot         )

98.537                                    4.597.600        2.280                           17.561.190
 
KABA YEM ÜRETİMİ GENEL TOPLAMI: 47.652.038 tondur.
            Günlük yaşam payı ihtiyacı ile üretim miktarı arasındaki fark 42.469.908 tondur. Yani üretimin yaşam payı kaba yem ihtiyacını karşılama yeterliliği % 53’tür. Aradaki fark için yem kaynakları ise bitkisel artıklardan oluşmaktadır. Bunların başında ise hububat sapı- samanı gelmektedir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf ekim alanlarının toplamı 10.307 bin hektardır. İyimser bir yaklaşımla bu kadar alandan dekardan 200 kg hesabı ile 20.600.000 ton civarında sap alınabilir. Zira buğday çeşitlerinin boyları kısalmış (80-100 cm) sap verimleri azalmış, dane verimleri artmıştır. Hedef kaliteli kaba yemdir. Sap samanla kültür hayvanlarını beslemek doğru bir yaklaşım değildir. Saman hayvanın işkembesini doldurarak tokluk hissi veren, besleyiciliği az olan yemlerdendir. Buğday samanı % 2,5 protein ihtiva ederken, yonca % 15 ham protein ihtiva etmektedir. Hububat sapı hayvanlara altlık olarak kullanılmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında 20.000.000 tondan fazla kaliteli kaba yem açığımız bulunmaktadır. Muhtelif kaynaklarda bu açık 15.000.000 tondan başlayan rakamlarla ifade edilmektedir. Rakamlar farklı olsa da gerçek olan kaliteli kaba yem açığımızın bulunmasıdır. Bu sadece günlük yaşam payı için ortaya çıkan ihtiyaç rakamlarıdır. Öte yandan rasyonel bir hayvan beslemesi için, sadece yaşam payı için kaba yem ihtiyacının kaba yemle karşılanması değil, yaşam payına ilaveten en az 5 kg süt üretiminin kaliteli kaba yemle karşılanması planlanmalıdır. (Kaynak:7) (450 gram ham protein, 6.000 K cal metabolik enerji). Zira kaba yem, kesif yemlere göre daha az maliyetlidir. Bu durum dikkate alındığında kaliteli kaba yem açığımız daha da artmaktadır.
 
  1. TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ
 
Kaba yem sorununun çözümünde tritikale yeni gelişme gösteren ancak olumsuz şartlara dayanımı sebebiyle yararlanabileceğimiz hububat türlerinden biridir. Tritikale buğday ile çavdarın melezi olup, buğdayın verimi ve kalitesi ile çavdarın olumsuz şartlara (soğuğa, kuraklığa, limit toprak şartlarına) dayanma özelliklerini taşıyan bir bitkidir. Danesi için yetiştirilen tritikale makarnalık buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=42 kromozomlu haploid tritikaledir. Dünyada yetiştiriciliği yapılan bu 42 kromozlu  tritikaledir. Bir de ekmeklik buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=56 kromozomlu oktaploid tritikale vardır ki, dünyada çayır tipi tritikale olarak bilinmektedir.
 
  • Tritikale Doğu Anadolu gibi kışı sert geçen yerlerde soğuktan zarar görmeden yetişme imkanına sahiptir. Sonbaharda eylül-ekim aylarında ekimi yapılmaktadır.
  • Tritikale, soğuklara ve kuraklığa diğer hububatlardan daha dayanıklı olduğu gibi; tuzlu, taşlı, çakıllı, limit şartlardaki topraklarda da yetiştirilme imkanına sahiptir.
  • Sapı sağlamdır ve yatmaz. Diğer hububat türlerinden daha boyludur ve yeşil aksamı fazladır. Bu nedenle silaj ve kuru ot amaçlı ekilişlerde daha fazla ürün verir. Silaj ve kuru ot verimi arpa ve buğdaya göre % 15-20 fazladır. (Kaynak-4) Macar fiği ve yem bezelyesi gibi baklagillerle karışık ekildiğinde dekardan 700 kg kuru ot, 3-4 ton silaj alınabilir. Zira protein bakımından zengin fiğin veya yem bezelyesinin, nişasta değeri yüksek bir ürünle karıştırılması sindirimi kolay ve mükemmel bir yem teşkil eder. (Kaynak:7) Tritikale bu anlamda da önemlidir.
  • 2017 yılı istatistiklerine göre 456.414 dekar alanda tritikale ekilmiş ve buradan 150.000 ton dane ürünü alınmıştır. Danesinde protein oranı yüksektir. Değirmen paçalında ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Tritikale dane üretiminin ötesinde yem açığımızın giderilmesinde, gerek silaj olarak ve gerekse fiğ ve yem bezelyesi ile karışık hasıl olarak ekilerek kaba yem sorunumuzun çözümünde önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır.
  • Ancak hayvanların tercihi bakımından tritikalenin diğer hububat türlerine göre sapının biraz sert oluşu bir olumsuzluk olarak görülse de, kuru ot üretiminde ortaya çıkan bu durumunun iyileştirilmesi konusunda ıslah çalışmalarının yapılması önemli olacaktır.
 
 
KAYNAKLAR:
 
  1. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi Sorunlar ve Öneriler. TÜRKTOB Dergisi Sayı 25
  2. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi ve Bir Öneri. Anadolu İzlenimleri Sayı 97
  3. Harmanşah, F. Türkiye için Macar Fiğinin Önemi. Anadolu İzlenimleri Dergisi Sayı 98
  4. Devlet İstatistik Enstitüsü verileri
  5. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri
  6. Ekiz, H. 2013 Yılı Tritikale Biçme Denemesi.
  7. Alçiçek, A. Kılıç, A. Ayhan V. Özdoğan, M. Türkiye’de Kaba Yem Üretimi ve Sorunları.
 
Fahri Harmanşah Kaleminden
TİGEM Emekli Dai.Bşk.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.8.2018
Devamı

Döviz Kuru Hayvan İthalatını da Vurdu

Son günlerde döviz kurlarında yaşanan aşırı artış Türkiye'nin besilik ve kasaplık hayvan ithalatında politika değişikliğine gitmesine neden oldu. Canlık kasaplık ve karkas et ithalatında daha önce yapılmış bazı sözleşmeler iptal edildi.
Bu kapsamda Sırbistan ve Ukrayna'dan yapılacak 12 bin 500 ton kasaplık et ithalatında yüzde 50 iş eksiltimine gidildi. Bulgaristan ve Romanya'dan yapılacak ithalatlar durduruldu. İspanya'dan yapılan ithalatta ise iş eksiltimi yapıldı.
 
Artan döviz kurundan dolayı üretici önünü göremediği için besilik başvurularını iptal ettirirken, Et ve Süt Kurumu da gelen iptaller üzerine anlaşma yaptığı firmalarla iş eksiltimine gidecek. Ancak üreticinin besilik ithalatından vazgeçmesi 6 ay sonrası için ette yeni bir kriz endişesine neden oldu. Bunun için Bakanlık yetkililerinin besilik ithalatında üreticiyi koruyacak bir sistem üzerinde çalışma başlattığı kaydediliyor.
 
15.8.2018
Devamı

Süt Üreticilerin'den Milli Birlik Kampanyası

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği yazılı bir açıklama yaparak “ABD tarafından Ülkemize yapılan hukuk dışı saldırıları şiddetle kınıyoruz.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Devletimizin uygulayacağı politikalara, tasarruflara, verilecek kararlara, her koşulda kayıtsız ve şartsız destek olacağımızı milletimizle paylaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği üzere Türk ekonomisinin içerisinde olduğu dar boğazdan ve savaştan galip çıkacağız. Bu yapılan haksız ve hukuksuz ekonomik saldırılara, Hükümetimizin uygulayacağı reform planlarına ve eylem planlarına daima destek verecek ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve alt birlikler olarak daha çok üreteceğiz.” Denildi.
Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada  “Üreten Türkiye olarak dünyadaki gelişmiş ülkeler arasında hak ettiğimiz yerimizi alacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu büyük Türk Milletimizin birlikte ve tek yürek olarak hareket ederek, vereceği ekonomik mücadelen kısa ve/veya uzun vadede daha güçlü şekilde çıkacağına inancımız sonsuzdur. Ülkemizin refahı için, daha güçlü bir Türkiye için üretmeye devam edecek, güçlü Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bütün dünyaya örnek olacağız.” denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yazılı yapılan açıklamada Kamuoyunu yerli ürün ve mamullerini her sektörde ve her alanda kullanmaya davet edilmesi de dikkatleri çekerken öte yandan  “Birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla Milli Birlik Kampanyasını ilan ediyoruz.”denildi.Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği  “VAKİT ÜRETME VAKTİDİR, VAKİT BİRLİK VAKTİDİR.” Sözlerine yer verildi.
 
14.8.2018
Devamı

Karkas Et İthalatı Yerli Besici Vuruyor

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç, besicilerin zor bir süreç geçirdiğini belirterek, “Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor” dedi. Üretimin artmasına rağmen karkas et ithalatından vazgeçilmediğini bildiren Tunç, ithalatın yerli üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç "Ciddi anlamda bir karkas ithalatı var. Ayrıca bizim üretimimiz de artıyor. Doğu'da terörün bitmesiyle meraları çok iyi kullanmaya başladık ve üretimimiz arttı. Bu da fiyatları etkiliyor. Üretici şu an sıkıntıda. Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) piyasanın dengesini iyi kurmalı. Planlamayı doğru yapar ve doğru yönlendirirse üretimimiz katlanarak artar ama bunu yaparken üreticinin yarınlarını da görmesi lazım."
Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yaptığı açıklamada, kurbanlık hayvan varlığıyla ilgili bir sorun olmadığını söyledi. Kurbanlık alırken tüyü düzgün, gözleri parlak ve iki yaşını doldurmuş hayvanların tercih edilmesi gerektiğini anlatan Tunç, kurbanlıkların bütün uzuvlarının yerinde olması gerektiğini belirtti.
Bu sene üreticilerin, kurbanlık satışlarından kazanç elde etmediğini ifade eden başkan Tunç, "Büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen seneki fiyatlarla aşağı yukarı aynı. Üretici bu sene girdi maliyetlerinin altında ezilmiş durumda." Dedi.
Kurbanlık fiyatları ile ilgilide bilgi veren Tunç, "Büyükbaş kurbanlık hayvan fiyatları 7 bin liradan başlıyor, 15 bin liraya kadar ulaşıyor." Dedi.
 
 
13.8.2018
Devamı

ÜLKEMİZDE TARIM VE HAYVANCILIĞA BİR BAKIŞ

Ülkemiz doğudan batıya, güneyden kuzeye pek çok güzelliğe sahiptir. Ormanlar, göller, akarsular, yaylalar, ovalar, dağlar ve üç tarafı denizlerle çevrili harikulade olanakları barındıran bir yapıdadır. Aslında bunları hepimiz ziyadesiyle biliyoruz. Bu güzelim, bu münbit topraklarda daha teknik, daha düzgün tarım ve hayvancılık yapılarak milyarlarca dolarlık kar sağlamak hiçte zor değildir. Ama işin iç yüzü hiç de öyle kolay değil. Son yıllarda tarım ve hayvancılıkta ilerleme kaydetmek için bir şeyler yapılması gerektiğini hemen herkes vurguluyor.  Bu nasıl olacak, ne şekilde yapılacak? Özellikle milli ve yerli olanaklarla neler yapılabilir veya yapılmalidır? İnanın her gün basında, televizyon programlarında, gazetelerde bu konuda düzinelerce yazılar pek çok fikirler beyan edilmektedir. Yüzlerce, binlerce insan buna kafa yormaktadır. Fakat sonuç ortada, malesef anlatılan ya da vurgulanan hususlar kolay kolay hayata geçirilemiyor bir türlü. Daha doğrusu bazı noktalar yakalanıyor, hatta atağa geçiliyor, başlanıyor ama istikrarlı bir şekilde ilerleme sağlanamıyor.
Nasıl mı ? Ülkemizde profesyonel anlamda çiftlikler, mandıralar ve besihaneler 2009-2010 yıllarına kadar tam olarak bulunmuyordu. Büyük ve küçükbaş hayvancılık Ege ve Marmara bölgesi dışındaki yerlerde, genellikle küçük veya orta ölçekli ticarethanelerde yapılıyordu. Bu tarihlerde Ziraat Bankası desteğiyle başlatılan faizsiz kredi olanakları büyük kapasiteli (250-1000 başlık) hayvancılık çiftliklerinin bir anda ortaya çıkmasını sağladı. Hatta maddi durumu iyi olan çok sayıda kişi ve kuruluş koşar adım bu sektöre yatırımlar yapmaya başladı. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın Kırsal Kalkınma Yatırımlarıyla da bu tür faaliyetler çok yönlü desteklendi. Bu sayede büyük ve orta ölçekli binlerce yeni tesis eklendi yenilerine. GAP, DAP, DOKAP vs gibi bölgesel gelişme olanakları ve hibe destekler sayesinde işletmeler yenilendi, kapasiteleri artırıldı ve modernize edildi. Kısa zamanda gerçekleşen faaliyetler sayesinde gerçekten Türkiye hayvancılığında bir çığır açılıyor, Cumhuriyet tarihinde çok geniş, kapsamlı ve çok etkili bir ivme sağlanıyordu adeta. Gerçekten çok güzel şeyler oluyordu yurt genelinde, ama bir şeyi unutuyorduk. Bu işletmelerin içine konulacak kalifiye damızlıklar elimizde yeterli miktarda bulunuyor muydu? İstenenler nereden temin edilecekti? Malum ülkemizde küçükbaş hayvan varlığımız da istenen düzeyde değildi, mavi sertifikalı büyükbaş hayvan sayısı da talebi karşılayacak düzeyde bulunmuyordu. Yani kısıtlıydı ve damızlık birliklerine kaydolmuş işletmelerdeki üç yıllık döl ve süt verim kayıtları tutularak hazırlanıyordu mavi sertifikalar. Ama olsun “biz beyaz sertifika sayesinde çözeriz” bu sorunu diye düşünenler oldu. Beyaz sertifika neydi? Sadece ana babası belli, bir birliğe kayıt olan hayvanlardı. Ama verim kayıtları olmadığından et-süt açısından ne tür hayvanlar olduğu belli değildi. Maalesef o da yetmedi ve başladı bizim ithalat maceramız. Üzücü ama hala sürüyor. Şimdilik dur diyebilme imkanımız da yok ne yazık ki. Gerek büyükbaş gerek küçükbaş hayvancılıkta engellenemez bir ithalatla karşı karşıya kalmış durumdayız. Yetmezmiş gibi üretim maliyetlerimiz çok çok artmış durumda. Bir kilogram et ya da sütün eldesi; doğudan batıya, güneyden kuzeye çok farklı. Kaba ve kesif yemi kendi üreten çiftçinin maliyetiyle, dışarıdan satın alan işletmeler arasında korkunç fiyat farkları doğuyor. Hele bir de bulunduğu yerden kilometrelerce uzaktan kaba yemi temin ediyorsa, vay o üreticinin haline! Bu durum işletmelerin ayakta kalıp kalamayacağını, ilerisi için ne tür projeksiyonlar oluşturacağını belirlemekte çok zorluyor onları. Bu sayede hem süt, hem de et üreten işletmecilerin ağzını bıçak açmıyor desek yeridir. Ne olacakları konusunda bir şey söylemek bile istemiyorlar. Dövizdeki dalgalanmalar, piyasalardaki keskin iniş çıkışlar epey endişelendiriyor yatırımcıları. Çünkü hayvan yemlerinin büyük bir kısmı ithalatla sağlanıyor. Mısır, soya, arpa, buğday bunların başlıcaları. Bir de kasaplık erkek danalarla sütçü işletmelerin ham maddesi olan düvelerin ithalatı da bıçağın öteki yüzü hani. Hangisini seçersen seçin kesiyor adam akıllı. Daha önce söylediğim gibi 2009-2010 yılları baz alındığında, Avrupa'da bir süt ineğinin veya düvenin fiyatı 1000-1200 Euro civarında, 11-12 aylık yaklaşık 300 kg bir erkek dananın fiyatı da 800-1000 Euro civarındaydı. Dünyanın diğer ülkelerinde de fiyatlar bu seviyelerde seyrediyordu. Ancak bugün gelinen fiyat aralığı düvelerde 3000-3500 Euro, besilik ithal danalarda da; canlı kilo dört Amerikan Dolarına merdiven dayamış durumda. Bu maliyetlerle bizler nasıl ucuz et yiyeceğiz veya nasıl süt tüketeceğiz merak ediyorum? Son sekiz dokuz yılda bizim gibi sıkı ithalat yapan ülkeler sayesinde dünya hayvancılık piyasası, olandan daha fazla yükselmiş durumda. Fiyatların aşağı çekilmesi arz talep dengesiyle ilgili olduğundan, gerektiğinde ithalat durdurulup sıkı pazarlıklar yapılarak sürdürülmeli bu politika. Yoksa hayvan alıyorum diye pek çok kişinin yurt dışında gezinmesi, sürekli artan talep  bu fiyatları indirmez, aksine artırır. Ayrıca Brezilya gibi yıllık yağış ortalaması 2000 mm olan, devasa tarımsal alanların bulunduğu yerlerde bir takım tarımsal yatırımların kontrollü bir şekilde, işbirliği esas alınarak kısa vadede çözüme kavuşturulması mümkündür. Tıpkı Çin’in yaptığı gibi, sadece hayvan ithal ederek değil, ucuz kaba yem bulmak ve sektörün ihtiyaçlarını hızla kapatmalıyız. Yurt içinin yanı sıra, bilhassa Güney Amerika veya Güney Afrika’da yer alan İklim ve arazinin uygun olduğu ülkeler seçilip, gerek devlet kuruluşlarımız, gerek özel girişimcilerimiz teşvik edilerek, buralarda kiralama ya da satın alma usulleriyle acilen yerli üretim desteklenmeli ve maliyetler düşürülmelidir.
Bir de hayvan hastalıkları yönüyle bakalım bu işe. Ben 1993 yılında Veteriner Fakültesinden mezun olduğumda, adını hiç duymadığım veya ülkemizde bulunmaz deyip geçiştirilen bir takım hastalıklar (Mavi Dil, LSD,BSE, Enzootiklöykoz, Batı Nil Ateşi,Schmallenberg Virüsü vs) yazık ki yurdumuzda ortaya çıkmış durumda. Burada tek sebep ithalattır deyip tüm herşeyi buna bağlamak istemiyorum. Kimseyi de bu hususta suçlamıyorum ama, “ithalatla farkında olmadan bahsedilen hastalıklar bize  gelip bulaşabiliyor” diyorum. Çünkü, karantina ülkenin girişinde ve sınırda uygulanırsa etkili olur.  Yoksa bizdeki gibi, hayvanlar yurda sokulur da, Edirne’den Kars'a kadar yolculuk ettikten sonra Kars’taki bir işletmeye girerse, ve de karantina üreticinin  işletmesinde uygulanırsa, en az 21 günlük bu süreçte bir hastalığın ortaya çıkması halinde yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır. O zaman hastalık artık ülkenize gelmiştir, bulaşmıştır. Bu saatten sonra ister aşılayın, ister imha edin bir şey değişmez. Bu sizin envanterinize eksi olarak yazılmıştır. Hasta olanı mevzuatta belirtildiği gibi “Menşeine İade” edemezsiniz. Gerek Tarım Bakanlığı personeli, gerek serbest çalışan veteriner hekimlerimiz, teknikerler ve teknisyenlerimiz seferber olsa bile, hatta milyonlarca dolarlar, bir dünya emek dökseniz dahi kurtulamazsınız bu illetten. Bu politikanın acilen değiştirilmesi şart. Aksi takdirde durum daha iyi olmayacak besbelli. Bu arada yurt içinde canla başla çalışan Veteriner Hekim camiamızı kutlamak istiyorum. Emin olun kendilerini ifade edemeyen meslektaşlarımın bu ülkenin gelişmesinde katkıları büyük, canla başla bu işte gece gündüz gayret sarfetmekteler. Bu günlerde sağlık çalışanlarına verilmesi gündemde olan yıpranma payı haklarının bu camiayı da kapsamasını ısrarla sayın yetkililerden istiyorum. Şöyle bir düşünün; aşılama yaparken canlı Brucella aşısını eline batırıp hastanelik olan, herkesin köşe bucak kaçtığı kuş gribi hastalığında ahır ahır, kümes kümes gezip, üzerindeki kağıttan korunaksız giysilerle hastalığa karşı mücadele eden, at, sığır tepmesi, kedi köpek ısırmasına karşı kuduzla can siperane çalışan bu kardeşlerimizin haklarının verilmesi gerektiğini savunuyorum. Unutmayın Veteriner hekimlik çok kutsal, koruyucu bir hekimlik dalıdır. İnsanları birçok hastalığa karşı korumak ve önlemler almakla yükümlüdür. 
Sonuç olarak; ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan hayvancılıkta daha radikal, daha samimi, daha şeffaf kararlar alınmalı, çok hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Yeni bakanımız ve yeni ekibine görevlerinin hayırlı olmasını diliyor, bahsedilen hususları tekrar gözden geçirmelerini, profesyonel anlamda köylü, çiftçi ayırımı yaparak, bu sektörden geçimini sağlayanlara pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Hem üretici, hem sanayici terazinin ayrı ayrı kefeleri olduğundan her iki tarafı dengeleyecek politikalar üretilmesini canı gönülden bekliyorum.
 
Dr Öğr.Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
10.8.2018
Devamı

Afet çiftçisine borç Erteleme

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ordu da meydana gelen afetler ile ilgili olarak yazıla bir açıklama yaparak “Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.” Denildi. Balan Pakdemirli yazılı açıklamasında şunları söyledi.
 
“Ordu’nun Fatsa, Ünye, Çaybaşı, Perşembe ve İkizce ilçelerinde dün itibariyle meydana gelen sel, su baskını ve fırtına afetleri neticesinde bazı bölgelerdeki tarım alanlarında etkilenmeler meydana gelmiştir.
Çaybaşı ilçesinde bir üreticimize ait tavuk işletmesinde civcivlerin telef olduğu ve kümeste de maddi hasar meydana geldiği tespit edilmiştir.
Selin etkili olduğu alanlarda bazı üreticilerimize ait harman yerinde bekletilen fındıklar ile dallardan dökülen fındıklar sel sularıyla taşınmıştır.
Birkaç üreticimize ait sebze seralarında da küçük çaplı etkilenmeler görülmüştür.
Bakanlığımıza bağlı il ve ilçe müdürlüklerimizdeki görevli teknik personelimiz, bölgede ön hasar tespit çalışmalarını yürütmektedirler.
Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.
Bölgedeki gelişmeler Hükümetimiz ve Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Bakan Yardımcımız, Valimiz, İl Müdürümüz ve bütün teşkilat mensuplarımız olay mahallinde gerekli incelemelerde bulunmaktadırlar. Yaraların sarılması için gereken her şey yapılacaktır.
Bu afetlerde can kaybı olmaması tek tesellimizdir. Bu vesileyle afetten etkilenen bütün üretici kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu belirtiyor kendilerine geçmiş olsun diyorum.”dedi.
 
 
 
10.8.2018
Devamı

Fındıklar Denize Gitti Üretici Mağdur oldu

Ordu'nun Ünye ilçesinde Cevizdere Deresi'nin su seviyesinin yükselip taşması üzerine Karadeniz Sahil Yolu tedbir amacı ile kapatıldı. Fındıkta ise büyük kayıp yaşandı. Tonlarca fındık denize aktı. Öyle ki denizde bir fındık adası oluştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan bilgi aldı, "Yaralar sarılacak" dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kısa sürede bölgeye geldi, "Zararlar karşılanacak" dedi. Yine bölgede olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Devlet olarak ne gerekiyorsa biz gereğini yapacağız" dedi.
Ordu'da sel felaketi yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alanda etkili oldu, 7 kişi yaralandı. 7 köprü yıkıldı, çok sayıda kişi de mahsur kaldı.
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, yaralanan 7 kişinin tedavilerinin devam ettiğini belirtirken, “100’e yakın mahallemizde ciddi hasar var. 7 ilçemiz, yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alan bu afetten etkilendi. Tesellimiz can kaybının olmaması” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sel felaketine ilişkin Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz’ı telefonla arayarak bilgi aldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Bakan Soylu, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki bir köprünün yıkıldığını anımsatarak “Yedi köprü yıkılmış ama bununla ilgili tüm çalışmaları arkadaşlar yapıyor. Hasarlarla ilgili tüm maddi kayıplar devletimiz, hükümetimiz tarafından karşılanacaktır. Maddi hasar karşılanabilir, önemli olan can kaybıdır, Allah’a şükürler olsun bir can kaybımız söz konusu değil.” dedi.
Kentte yaşanan sel felaketinde Fatsa, Perşembe ve ünye ilçelerindeki bahçelerde yer alan tonlarca fındık denize aktı. İlçede hasat edilen, kurutulmak için bekletilen fındıklar, derelerde su seviyesinin yükselmesiyle oluşan selde sularına kapılıp denize kadar sürüklendi. Fındıkların Karadeniz sahilinde açıkta biriktiği gözlendi. Adacığı andıran fındıklar ilginç görüntü oluşturdu. Mevsimlik fındık işçisi olarak Ordu’ya gelen işçiler, kaldıkları yerden tahliye edildiler. 
Fatsa Ziraat Odası Başkanı İbrahim Ethem Kibar, Fatsa ve Ünye ilçesindeki üreticilerin büyük bölümünün toplanan fındığı kuruması için evlerinin önündeki harmanlara ya da müsait bölgelerde kaldırıma serdiğini söyledi.
Bölgede etkili olan yağışın fındık üreticilerini de etkilediğini belirten Kibar, "Üreticiler, harmandaki fındığın büyük bölümünün denize sürüklenmesi sonucu mağdur oldu. Önümüzdeki günlerde üreticilerin mağduriyetini gidermek için çalışma yapacağız." dedi.
Kibar, şu an için ne kadar mahsulün suya kapıldığını bilmediklerini vurgulayarak, bunun ancak tespit çalışmasının ardından belirlenebileceğini sözlerine ekledi.
 
 
9.8.2018
Devamı

Bakan Yardımcıları Atandı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda uzun bir süredir beklenen Bakan Yardımcıları bugün atandı. Bugünkü resmi gazete yayımlanan kararda Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı olarak üç ismin kararı yayımlandı. Buna göre, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eski Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Orman Bakanlığı Müsteşarı Akif Özkaldı Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan yardımcısı olarak atanırken diğer bir isim ise edinilen bilgiye göre Kayserili ve maden işletmeciliği yapan aynı zamanda Kayseri’den milletvekili adayı olan  Mustafa Aksu Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı oldu.

 
 
9.8.2018
Devamı

TİGEM’ DE NELER OLUYUR ?

TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
 
Doğrudan Temin Fiyatları Yüksek mi? Alındı
Kamuoyunu yakından ilgilendiren genç çiftçi projesinin ihalesinin iptal etmesinin ardından daha önce ki ihalede verilen fiyatlardan yüksek fiyata koyun temin edilmesi (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü zarara mı uğratılıyor? Sorusu ’da akıllara geliyor.
 
Geçtiğimiz aylarda Milli Gazete ‘den Sadettin İnan'ın haberinde gündeme gelen, “Genç çiftçide şaibe iddiası: 160 bin hayvanın ihalesi neden yapılmıyor”? Başlıklı haberde gündeme gelirken; diğer haberlerle ilgili Milli Gazete ’ye TİGEM tarafından 3yıl ile 5 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılmak üzere kamu davası açılması ’da haberi doğruluyor niteliğinde mi? Sorusu akıllara geldi.
ŞANLI İDDALARA YÖNELİK SORULARDAN KAÇINDI
Rize Pazar Kaymakamı İsmail Şanlı'nın atandığı TİGEM'de 'ihale bilmecesi' ortalığı karıştırdı. Genç çiftçi projesi kapsamında TİGEM tarafından tedarik edilerek çiftçiye dağıtılacak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların önce firmalardan teminatlar alınarak ihalesi yapıldı sonra bilinmedik bir gerekçe ile geçtiğimiz aylarda ihaleler iptal edildi. TİGEM'in ihalede oluşan fiyatların üzerinden hayvanları tedarik edecek olması ise kafaları karıştırdı. TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, iddialara yönelik ise Milli Gazete ’den Sadettin İnanın sorularını ise cevaplamaktan kaçındı.
TİGEM İHALE BİLMECESİ İLE ÇALKALANIYOR
TİGEM'de neler oluyor? Genç çiftçi projesi kapsamında tedarik edilecek büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Genç çiftçilere dağıtılan hayvanların sıkıntılı olmasından dolayı bazı iddiaların gündeme geldiği TİGEM, şimdi de ihale bilmecesi ile çalkalanıyor. Nisan ayının sonunda yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvan temini için ihaleler yapıldı. Firmalar ihaleye girebilmek için teminat yatırdılar. Hatta ihalede en düşük teklifi veren firmaların çiftlikleri bile incelendi.
İHALE İPTAL EDİLDİ FİYAT TEKLİFİ ALINDI
Ancak ne olduysa TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı'nın 'fiyat araştırması yaptık' gerekçesiyle ihaleleri iptal ettiği ortaya çıktı. İhalenin bütün prosedürü uygulanmasına rağmen ve firmalardan geçici ve kesin teminatlar alındığı halde Genel Müdür Şanlı'nın ihale yapılmadığını ileri sürmesi dikkat çekti. Diğer yandan TİGEM'in büyükbaş ve küçükbaş hayvanları, ihaledeki fiyatların üzerinde bir fiyatla temin edecek olması kafaları iyice karıştırdı.
FİRMALAR BELLİ Mİ?
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Milli Gazete'nin konuyla ilgili sorularını ise cevaplandırmaktan kaçındı. Şanlı, “Ne öğrenmek istiyorsanız basın müşavirliğine sorularınızı gönderin” diyerek iddialara cevap vermedi. Fakat gazete tarafından TİGEM Basın Müşavirliğine gönderilen sorulara da cevap verilmedi. TİGEM'in böylesine önemli iddialar karşısında sessiz kalması manidar karşılanırken, 'hayvanların tedarik edileceği firmalar belli mi? sorularını gündeme geldi.
TİGEM YÜKSEK FİYATA ENFLASYONU GEREKÇE GÖSTERDİ!
Diğer yandan Milli Gazete’de çıkan haberler üzerine TİGEM tarafından yapılan açıklamada ise hayvanların yüksek fiyattan alınmasına gerekçe olarak enflasyondaki artış gösterildi. Ancak daha düşük fiyattan hayvanları temin edecek firmalar varken, doğrudan alım yöntemiyle daha yüksek fiyattan başka firmalardan alınması soru işaretlerine neden oldu.
 
 
8.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB'ten Küçükbaş Kurbanlık Fiyatları ile İlgili Açıklama

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, canlı küçükbaş hayvanın kilogram fiyatının piyasada ortalama 20 liradan işlem gördüğünü belirterek, "Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri yüzde 20 düzeyinde arttı, enflasyonla birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşti." dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban bayramı için piyasaya sürülecek kurbanlık küçükbaş hayvanların yeterli sayıda hatta fazlasıyla bulunduğunu belirterek, kurban kesecek vatandaşlarımızın hem sağlık hem de ekonomik açıdan küçükbaş hayvanları tercih etmelerinin kendi menfaatlerine olacağını söyledi. ÇELİK, kurbanlık alışverişinde hem satıcıların hem de alıcıların memnun olacağı bir bayram olması temennilerinde bulunarak büyük zorluklarla ve özellikle artan yem masrafları ve enflasyon rakamlarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerin değerinde ve mağdur olmayacak fiyatlarda hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ettiklerini ifade etti. 
Genel Başkan Nihat ÇELİK, Merkez Birliği ve 80 ilde faaliyet gösteren Birlikler olarak her ne olursa olsun ülkemiz yetiştiricilerinin mağdur olmamaları açısından gerek canlı hayvan ithalatı ve gerekse et ithalatını hiçbir zaman tasvip etmediklerini belirterek tüm vatandaşlarımıza yetecek kadar küçükbaş hayvan varlığı olduğunu, geçen yıl Kurban Bayramı'nda Türkiye genelinde toplam 2.5 milyon civarında küçükbaş hayvan kurban edildiğini ve bu bayramda da ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak düzeyde hayvan varlığı bulunduğunu ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, kurban bayramının önemine vurgu yaparak Allah’a yaklaşmak anlamına gelen kurbanın, Hazreti İbrahim’den bu yana maddi güce sahip Müslümanların her yıl yerine getirdikleri kutsal bir davranış ve toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmaya vesile olduğuna işaret etti. ÇELİK, ayrıca kurban bayramının simgesinin koç olduğuna vurgu yaparak geçmişten bugüne gelinen süreçte insanlarımızın genelde küçükbaş hayvan kestiklerini büyükbaşa oranla ülkemizde her yıl 3 katı kadar küçükbaş hayvan kurban edildiğini sözlerine ekledi.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş kurban fiyatları ile ilgili olarak da ‘’ Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri % 20 düzeyinde artış göstermiş ve enflasyon ile birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşmiştir. Ancak şunu söylemeliyim ki bu artışlardan dolayı kurbanlık fiyatlarında olabilecek artışın sorumlusu yetiştiricilerimiz değildir. Kamuoyunun durumu böyle bilmeleri ve yetiştiricilerimizin emeklerinin karşılığını alacak fiyatların gerçekleşmesi yönünde anlayışlı olmalarını bekliyoruz. Her ne surette olursa olsun küçükbaş hayvan kesiminin vatandaşlarımızın kesesini fazlaca zorlamayacağını söyleyebiliriz.’’ dedi.
Sağlığın paradan çok daha önemli olduğuna da dikkat çeken ÇELİK, günümüzde yaşanan sağlık sorunlarıyla birlikte insan kayıplarının fazlaca yaşandığı bir zamanda meraya ve doğal ortamda otlatmaya dayalı olarak yapılan küçükbaş hayvancılığın insanlarımız için doğal beslenmenin ilk adresi olduğunu ve bu yönüyle de küçükbaş hayvan tercihinin yerinde olacağını ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş hayvanlar arasında özellikle damızlık anaç dişilerin erken kesime gitmesinden yana olmadıklarının altını çizerek, sektörün sürdürülebilirliği açısından kurban pazarlarında dişi hayvan satılmasının kesinlikle önüne geçilmesi ayrıca damızlık değerini yitirmiş hayvanların pazarlara sevkinde zorluk çıkarılmaması gerektiğini bildirdi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yılda kurbanlık hayvanlarını satamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden satın alınmasını isteyen ÇELİK, bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından yetiştiricilerin mağdur olmaması adına destek beklediklerini ifade etti.
Belediyelerin kurbanlık hayvanlar için ücretsiz pazar yeri tahsis etmesi gerektiğini vurgulayan ÇELİK, buralarda satış yapacak kişilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere banyo ve barınak gibi tedbirlerin alınmasının da kurban hizmetlerini kolaylaştıracağını söyleyerek ‘’ Bazı illerimizde kurban satış yerleri yetersiz, olanların çoğu da düzenli değil. Hayvanlar için padok ve  sundurma yok. Ayrıca Belediyeler yer kirası olarak yüksek bedeller istiyor. Kurban yeri kirası, çadır maliyeti, yem gibi giderler yetiştiricinin masrafını artırmakta, bu da kurban fiyatını artırması yanında yetiştiricinin hayvanını değerinde satamamasına sebep olmaktadır. Yani yetiştiriciler yaptıkları masrafı satışlardan karşılayamadıkları için bu konuda mağduriyet yaşamaktadır. Biz alıcıların memnuniyeti yanında yetiştiricilerimizin de hak ettiği değeri almalarından yanayız. Onca emeğin karşılığı mağduriyet olmamalıdır.’’ dedi.
Genel Başkan ÇELİK, ayrıca kurban satış yerlerinin çok iyi bir şekilde denetlenmesi gerektiğini, özellikle satış yerlerine hastalıklı hayvan girmemesi yönünde yetkilileri daha titiz olmaya davet ederek kurban kesecek vatandaşlardan da kesimden sonra görmeye alıştığımız çirkin görüntülere mahal vermemelerini istedi.
Genel Başkan ÇELİK, açıklamasının sonunda; kurbanlık ihtiyacının her yıl olduğu gibi bu yıl da sorunsuz bir şekilde karşılanacağını, vatandaşların hiç endişe duymadan gönül rahatlığı ile küçükbaş hayvan kesimine yönelmeleri duyurusunda bulunarak ‘’ Bütün vatandaşlarımızın mübarek kurban bayramlarını tebrik ediyor sağlık, sıhhat ve huzur içerisinde nice bayramlara ulaşmayı temenni ediyorum. ’’  ifadelerine yer verdi.  
 
8.8.2018
Devamı

Hayvancılığın Sahibi Kim?

Hayvancılık sektörü can çekişmeye devam ediyor.
 Sektöre bir dokunsan bin ah işitiyoruz. Her geçen gün tarım sektörün ’de gün günü aratmaya devam ederken; geçtiğimiz günlerde çiğ sütün referans fiyatı için bakanlık binasında toplanan (USK) Ulusal Süt Konseyinde soğutulmuş çiğ süt için ortak bir karar alınarak sütün litre fiyatı 1 lira 70 kuruşa çıkarıldı. Karar doğrultusunda bakanlık çiğ süte 12 kuruluşluk destek vermeye devam edecek. Aynı zamanda soğutma ve diğer giderler hariç üreticinin eline net 1,70 kuruş geçecekti. Bu süt fiyatı 1 Ağustos 2018 tarihinden itibaren geçerli sayılmıştı. Gel gelelim toplantı yapıldı. Karara tam bağlandı. Derken USK’nın web sitesi üzerinden yapılan bir açıklamada “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” Denildi. Bu açıklamaya baktığımızda Merkez bankası uyarısından bahsedilmiş, Merkez Bankası süt fiyatına müdahale etmiş gibi görünüyor. Ancak görünmeyen bir şey var ki bir ülkenin olmazsa olmazı hayvancılık sektöründen bahsediyoruz.  Damızlık kesimine ülke genelinde bir başlandığında anaları tekrar yetiştiririm yerine koyayım demek ülke hayvancığının 5 yıl kaybetmesi en az 10 yılda geriye gitmesi demektir. Hayvancılık sektöründeki kötü bir bilanço arkasından et, süt, tereyağı, peynir gibi önemli ve her gün ihtiyaç duyduğumuz birçok şeyi etkilemiş olacak. Hayvancılık sektörü sadece biz tüketicileri değil dolaylı yoldan birçok kesimi etkileyecektir.  Bu yüzden üreticinin, yetiştiricinin eti ve sütü ile oynamayalım. Aksine yerli ve milli üreticiyi içerde destekleyim. Biz Kazanalım. Ülkemiz kazansın. Geleceğimize umutla bakalım.
Türkiye artık ithalatların değil ihracat üstü bir ülke olsun. Bizlerde yazılarımızda haberlerimizde şu ithalat bu ithalat yapıldı. Demeyelim. Aksine şu ihracat yapıldı. Bu ihracat yapıldı. Diyelim. Her dönem aynı senaryolar yazılıyor çiziliyor. Et düşüyor Süt çıkıyor. Süt çıkıyor Et düşüyor. Peki bunu kim ya da kimler yapıyor. Kim ya da kimlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Bırakın başkalarının ekmeğine yağ sürmeyi. Yağı illa sürmek istiyorsak milli ve yerli üretenimize sürelim. Çünkü onlar alın teri ile kazanandır. Az kazandığında şükredendir. Çok kazandığında paylaşandır. Emek verip çok çalışandır.  Bu yazıyı yazarken bile yine bir şeyler değişti. Artık o kadar değişken fiyat çıkıyor ki yazboz tahtasına döndük.  Görünün o’ki önümüzdeki günlerde sütü çok konuşup çok yazacağız.
(Muhammet oluklu'nun kaleminden)
 
 
7.8.2018
Devamı

Tarım Kredi Çiftçiye Piyasa Faizimi Uyguluyor?

Türkiye’de çiftçi, artık borçsuz ve bankasız üretim yapamaz hale geldi. Tarlasını ekebilmek, masraflarını karşılayabilmek için bankalara mahkûm edilen çiftçiye bir de “kanunsuz ve fahiş faiz” ödetildiği iddiası gündeme geldi.
Bakanlar Kurulu kararına göre çiftçiye yüzde 8’den kullandırılması gereken tarımsal krediler, Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 2012 yılında yaptığı bir anlaşmadan dolayı yüzde 22,5’ten kullandırılıyor. Bunlardan haberi olmayan çiftçinin borcu ise katlanıyor. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre; Türkiye’de hiçbir sektörde yüzde 22.5 kârlılık oranı bulunmazken, çiftçinin kullandığı krediden yüzde 8 doğrudan, yüzde 14.5 de gizli faiz tahsil ediliyor. Bu durum ülke tarımının neden yerlerde süründüğünü acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tarımın belkemiği çiftçi, bu yüzden bir türlü belini doğrultamıyor.
 
ÇİFTÇİYE PİYASA FAİZİ UYGULANIYOR
Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne tahsis ettiği “tarımsal kredileri” “ticari kredi” olarak veriyor. Yani piyasa faiz oranlarından kullandırıyor. Tarımsal kredilerin faiz oranı yüzde 8 olduğu için Tarım Kredi de aradaki farkı çiftçiden “kaynak kullanım ücreti” olarak tahsis ediyor. Faiz her yükseldiğinde Tarım Kredi’nin kaynak kullanım ücreti de artıyor. Dolayısıyla yüzde 8 indirimli kredi kullandığını düşünen çiftçinin kredi maliyetleri de farkına varmadan yükseliyor.
Türkiye genelinde örgütlü bulunan Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1 milyon 200 bin çiftçi ortağı var. Tarım Kredi’den yüzde 8 indirimli tarımsal kredi kullanan çiftçinin kredi maliyeti, yüzde 12.5 kaynak kullanım ücreti yani gizli faiz, yüzde 1 bina bağış fonu ve yüzde 1’de destekleme fonu ile birlikte yüzde 22.5’a çıkıyor. Yani 100 lira kredi kullanan çiftçi, bu borcunu ancak 122.5 lira olarak kapatabiliyor.
 
 
2.8.2018
Devamı

Gıda Enflasyonu Yüzde 13' Yükseldi

Yıl Sonu Gıda Enflasyonu Yüzde 7'den Yüzde 13'e yükseldi.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon raporunu açıkladı. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yılsonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası 2018 yılı üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. MB Başkanı Murat Çetinkaya  yüzde 8.4 olan yılsonu enflasyon tahminini 13.4 olarak güncellediklerini açıkladı. Çetinkaya 2019 sonu için yüzde 6.5 olan enflasyon tahminini de yüzde 9.3'e yükselttiklerini söyledi. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya'nın konuyla ilgili açıklamalarından satır başları şöyle:
KREDİLERİN BÜYÜME HIZI GERİLEDİ
Kredilerin büyüme hızı ikinci çeyrekte gerilemeye devam etti
Enflasyondaki yükseliş alt gruplar genelinde yaygın...
İktisadi faaliyet ikinci çeyrek itibarıyla dengelenme eğiliminde
Temmuz Para Politikası Kurulu'nda iç talep koşullarındaki yavaşlama ve para politikasının gecikmeli etkilerini izlemek için politika faizini sabit tuttuk
Getiri eğrisi negatif eğimle daha sıkı parasal koşullar ima eden görünüm sergiledi
 
 
1.8.2018
Devamı

Soğutulmuş Süt Fiyatında geri adım mı Atılıyor

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığında HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlığında toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) bu kezde Merkez Bankasına takıldı. Her şeye enflasyon gelir gider ne iştir ki süt enflasyon gerekçesi ile soğutulmuş süt fiyatı aşağa çekildi. ile 27 Temmuz 2018 tarihinde alınan 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı üreticiye net geçecek şekilde kararlaştırılmış,  soğutulmuş sütün fiyatı 1,lira 70kuruş ayrıca bakanlığın 12 kuruşluk süt desteği ile karara bağlanmıştı. Süt üreticisi bu süt fiyatını bile yüksek girdi maliyetler yüzünden bile karşılamayacağını söylerken;
şimdide USK nın sitesinden bir bilgi yayınlanarak   “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” denildi.
BU kararı Merkez Bankası mı? aldı Merkez Bankası mı tavsiye etti bilinmez. Ama bilenenin şu ki yakında ne damızlık materyal kalacak. Nede süt kalacak. Her şeyi ithal ettiğimiz gibi artık sütü’de ithal getiririz. Öte yandan yaklaşan kurban bayramı öncesi sütün değerini bulamaması da üretici kör topal demeyip damızlıkları kesecek.
Edinilen diğer bir bilgiye göre süt üreticisi Türkiye’nin her yerinde eylem yapacağı sütleri dökeceği de söylentiler arasında.
 
31.7.2018
Devamı

Islah Projesi Kapanıyor mu?

Ülkemizde şu ana kadar en yaygın ve önemli kazanımların sağlandığı ve Tarım Bakanlığının hayvancılık alanında sahada uyguladığı en prestijli proje kapatılıyor mu?
Edinilen bilgilere göre bir takım kulislerin baskısı ile projenin devam edip etmeyeceği masaya yatırıldı.
Yapılan toplantılardan, bilgilendirmelerden ve tebliğ den anlaşıldığı kadarıyla; Halk elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel projeleri 2005. Anadolu Mandası Islahı Ülkesel Projeleri ise 2011 yılından beri yürütülmekte. Islah projeleri Koyun/Keçilerde 30 ırk ve Anadolu Mandasında da projeler devam etmekte. Toplam ’da 194 adet alt proje ile yürütülen bu projeler yetiştiricinin umudu olmuş, hayvancılığı bırakan yetiştiriciler bu projelerle koyun, keçi ve manda yetiştirmeye tekrardan başlamışlardır.
Hayvan ithalatlarının bir hayli fazla yapıldığı bu dönemde ıslah ’tan ve ıslah projelerinden vaz geçmek yetiştiriciyi tekrardan başladığı noktaya geri getirmektir. Oysaki yetiştiriciler ıslah projeleri ile damızlık ihtiyacını karşılama noktasına gelmişken bugün birileri bu projeleri kapatıyor mu?
Yetiştiriciler ıslah projeleri ile birlikte, ıslah ile ilgili bilgiye sahip olmuşlar, projeli işletmelerdeki hayvanların damızlık ihtiyacı haricinde 30 Koyun/Keçi Irkında diğer işletmeler için yılda 500- 600 bin civarında damızlık hayvan elde edecek hale gelmiştir.
Anadolu Mandasında ise damızlık değeri yüksek tabi tohumlama boğaları elde edilmiş, iller arası damızlık transferi de yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca ülkemizde ilk defa ıslah programında damızlık değeri belirlenmiş boğalardan TAGEM’e bağlı Lalahan araştırma enstitü de dondurulmuş manda sperması üretilmiş ve sahada uygulanmaya başlanmıştı. Bu aşamaya gelmiş bir ıslah uygulamasının kapatılması ya da sonlandırılması, projedeki tüm kazanımların heba olmasına ve büyük ölçüde ıslah sisteminin yok olmasına neden olacaktır.
Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projeleri kapatılması hayvancığa zarar verir
 
Zaman zaman illere yaptığımız ziyaretlerde de gördük  ki; proje kapsamındaki sürülerde, doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlığı, ikizlik artışı, süt veriminde artış sağlandığı üreticiler tarafından da dile getirilmektedir.
Birlikler ve yetiştiriciler bu projeden memnunlar
Projenin kapatılması halinde ülke hayvancılığı önemli yara alacaktır. Gelinen noktada, bu ıslah projesi ile sağlanan verim artışının diğer üreticilere yaygınlaştırılması beklenirken sonlandırılması veya amacından uzaklaştırılarak etkisiz hale getirilmesi, bunca yıllık emeklerin ve devletin bu amaçla verdiği paranın boşa gitmesi anlamını taşıyacaktır.
Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından uygulanan bu projenin geliştirilerek daha ’da artmasını bekliyoruz.
 
 
31.7.2018
Devamı

Çiftçi'ye Yapılandırma Talebi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi  Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, muafiyetin, yeterli tarımsal gelir sağlamayan çiftçiler için önemli bir hak olduğunu, bu sayede çiftçilerin sigortalı kalma imkanının tamamıyla sona erdirilmediğini, geçici bir süre dondurulduğunu anımsattı. Belirlenen sınırlara göre, aylık olarak 2018 için bin 691 lira 25 kuruş tarımsal gelir elde etmeyen çiftçilerin, üyesi bulunduğu ziraat odasından muafiyet belgesi alarak, sigorta prim ödemelerini durdurabildiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
" Çiftçilerimiz, muafiyet dönemlerinde çiftçiliğe ara vermeden çalışmaya devam ediyorlar. Halen aylık sigorta primini düzenli ödediği için 5 puanlık sigorta indirimden yararlanan çiftçilerimiz için prim 498 lira 92 kuruş, yararlanamayan çiftçilerimiz için 583 lira 48 kuruş. Çiftçilerimiz, bu tutarlardaki primi ödeyemediklerinden muafiyet için başvuruyorlar. Yeterli geliri elde ettiklerinde ise üyesi olduğu ziraat odasına başvurup muafiyet halinin kalktığını gösterir belge alarak yeniden tarım Bağ-Kur sigortalılığını başlatabiliyorlar."
Bu durumdaki çiftçilerin borçların yapılandırılmasıyla ilgili 7143 sayılı Kanun çıkınca mağdur duruma düştüklerine, herhangi bir yapılandırmadan da faydalanamadıklarına dikkati çeken Bayraktar, "Çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerde ödemedikleri prim borçları yapılandırılmalıdır. Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 41. maddesine bir fıkra eklenmeli, muafiyette geçen süreler de çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.
 
 
 
31.7.2018
Devamı

Buzağılar Kulak Küpesi Sorunu İle Karşı Karşıya

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını buzağı yılı ilan etmiş üreticilerden tam not almıştı.  2018’in ortasını geçtik. Yeni doğan buzalar kulak küpesi sorunu ile karşı karşıyalar.  Geçtiğimiz aylarda kulak küpeler ücretsiz dendi. Gıda Kontrol kulak küpesi ihalesi açtı. İhaleyi ise 2 firma aldı. Gel gelelim buzağılar doğuyor. Ortada ne küpe var. Nede küpeleri takacak. Daha önceki yıllarda kulak küpeleri bir çok ilde damızlık birlikleri tarafından gerçekleşirdi. Buzağılar doğar. Birlikler tarafından kurulan alo buzağı hatları aranır birlik personeli ise üreticin yanına gider buzağıların  kulak küpeleri takılırdı. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde kulak küpeleri sorun haline geldi. İşleyen bir sistem bozuldu. Küpe ücretsiz, bedava dendi. Dendi demesine de  fizibilite yapılmadan, alt yapı oluşturulmadan böyle bir karar alınınca da buzağılar küpesiz kaldı. Bazı illerde ise buzağılar zamanında takılmayan kulak küpeleri yüzünden kesime gitti.

Edinilen bilgiye göre Aydın’da kulak küpeleri olmadığı gerekçesiyle mezbahaya götürülerek kestirilen buzağılar ise vicdanları sızlattı.
Bakanlığın ilgili yönetmeliğinde bulunan madde nedeniyle Aydın’da küpeleri olmadığı gerekçesiyle 2 haftalık buzağılar mezbahaya götürülerek kesildi. Hayvan sahipleri ‘Buzağılarımızı Yaşatalım’ projesinin amacına ulaşmadığını söyleyerek duruma tepki gösterdi.
Samsun’dan Aydın’a 11 büyükbaşı satmak için gelen Erol Çakmak’ı yolda jandarma ekipleri durdurdu. Hayvanların evraklarını kontrol eden jandarma ekipleri 5 buzağının küpesinin olmadığını belirledi. Ardından kontrol noktasına çağrılan Aydın  Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri tarafından küpesiz olduğu gerekçesiyle hayvanların sahibine idari para cezası kesildi. Veteriner kontrolünden geçirilen buzağıların sağlıklı oldukları anlaşıldı. Tarım ve Orman Bakanlığa yönetmeliğine göre buzağıların kayıt altına alınarak kesilmesi gerekti. Hayvan sahibinin tüm çabalarına rağmen 2 haftalık olan buzağılar Aydın'da bulunan bir et tesisine götürülerek kesildi.
Öteyandan üreticiler kulak küpesine acilen çözüm bekliyor. "Üretici hayvanlarımızın kulak küperi yapılsın biz küpeinin parasında değiliz. Yeni doğan buzağılarımız sistem işlemediği yüzünden kesime gidiyor."diyorlar
 
 
30.7.2018
Devamı

Et'te İthalata Tam gaz

 Brezilya Avustralya'dan canlı hayvan ithal eden Türkiye , Rusya'dan da et almaya başladı. Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden de et alımını 18 milyon kiloya çıkardı.
Et fiyatlarındaki yükselişi durdurabilmek için hükümet hayvancılık sektöründe ithalata tam gaz devam ediyor. Hem tarım, hem de hayvancılık sektöründe yapılan ithalatla, köşeye sıkışan besici bankalara olan kredi borcunu ödeyemediği için iflas noktasına geldi.
Arjantin, Brezilya Avustralya'dan hayvan ithal eden Türkiye, Rusya’dan da et almaya başladı.
Rusya'nın Türkiye'ye sığır eti tedarik etmeye başladığı, kümes hayvanı eti tedariki için de çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında BRICS Zirvesi'nde Rusya'dan et ithalatı konusu tekrar gündeme taşındı.
Rusya Başbakanı Yardımcısı Aleksey Gordeyev, Rusya'nın Tver bölgesine yapıtığı bir iş gezisi sırasında gazetecilere verdiği demeçte "Sığır etinin ilk partisi Türk pazarına teslim edildi. Kümes hayvanı eti tedariği için de büyük umutlar var" ifadelerini kullandı.
Gordeyev, Türk şirketlerinin Rus pazarında aktif pozisyonları olduğunu hatırlatarak, "Ancak, birbirini tamamlayacak şekilde ve karşılıklı ticaret halinde dengeyi kurmak mümkündür" dedi.
Gordeev, bu yıl Rusya'nın 300 bin ton et ürünü ihraç ettiğini belirterek, bunun 1 milyon tona yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Gordeyev açıklamasında ayrıca, "Çin pazarının da açılması için çalışmaların sürdüğünü ve bunun için de umutlarımız var "dedi.
2017 verilerine göre, Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden et alımı yapıyor. Rusya ile birlikte et ithal edilen ülke sayısı 6'ya çıktı. Bu ülkelerden alınan etin toplamı 18 milyon kiloya çıkarken, sadece Bosna Hersek'ten kemiksiz et alınıyor.
Rusya ile et ithalatı 2016 yılından bu yana gündemde olan bir konu. Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba da, konuyla ilgili olarak mart ayında yaptığı açıklamada "Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'Biz sizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" demişti.
Hal böyle olunca iç piyasada yerli besici, üretici can çekişiyor. İthal etler ise ülkeye gelmeye devam ediyor. Böyle giderse yakında ne ana nede dana kalacak.  Yine böyle devam ederse içerde ne yerli besici nede üretici  kalacak. Tüketici açısından ise nerde o mis kokulu kekikli etlerimiz diye de serzenişler gelecek.
 
 
30.7.2018
Devamı

Türkiye, gıda israfı ve çölleşmeyle mücadele konularında örnek çalışmalara imza atıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Zirvesine Türkiye olarak katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduğumuzu belirtti.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilen G20 Tarım Bakanları Zirvesi, üçüncü günün sonunda gerçekleştirilen programlarla sona erdi.

Zirveye Türkiye adına katılan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, programın son gününde zirve kapsamında gerçekleştirilen programlara katılırken aynı zamanda ikili görüşmelerine devam etti.

Bakan Pakdemirli, son günde evvela 142. Uluslararası Hayvancılık Tarım ve Sanayi Fuarı açılışına katıldı. Bakan Pakdemirli ve konuk bakanlar fuardaki stantları ziyaret ederek incelemelerde bulundular.

Daha sonra toplantının yapıldığı San Martin Sarayı’na geçilerek Zirve’nin kapanış yemeği gerçekleştirildi.

Zirve kapsamında ikili temaslarını da sürdüren Pakdemirli, İspanyol mevkidaşı Luis Planas Puchades ile bir araya geldi.

“Suriye gibi çatışma yaşanan ülkelerde gıdaya erişimde zorluklar yaşanıyor”

Sona eren zirve ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli, G20 toplantısının ana temasının sürdürülebilir tarım ve çölleşmeyle mücadele olduğunu kaydederek “Tabi G20 ülkeleri konsept olarak çok önemli. Çünkü küresel gayri safi hasılanın % 85'i, dünya ticaret hacminin % 75'i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80'i bu ülkelerde gerçekleşiyor. Dünya nüfusunun yaklaşık % 65'i ve dünyadaki tarım arazilerinin ise % 60'ı bu ülkelerde bulunuyor. Yapılan toplantılarda Türkiye olarak özellikle gıda güvencesine vurgu yaptık. Zira 2050 yılında dünyanın nüfusu 9,7 milyara ulaşacak. Bu nüfusu beslemek için tarımsal üretimin % 50 artırılması gerekiyor. Şu anda dünya nüfusunun % 55’i kentlerde yaşıyor. Ama 2050 itibariyle kentlerdeki yaşayanların oranı % 70’lere çıkacak. Ayrıca açlık da önemli bir problem dünyamız için. Bugün bile dünya nüfusunun % 11’i, yani 815 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Zirvede bu konulara vurgu yaptık. Ayrıca Suriye gibi iç savaşın yaşandığı ülkelerde durumun daha kritik olduğunu, iç savaş altında olan ülkelerde, tarımsal faaliyetler azaldığından dolayı insanların gıdaya erişiminin zorlaştığını özellikle ifade ettik.” dedi.

“Zirvenin gündemine önemli konuları taşıdık”

Bakan Pakdemirli, toplantıda Türkiye olarak dile getirilen diğer bir önemli konunun da gıda israfı olduğu dile getirerek “Bugün dünyada insan gıdası için üretilen yiyeceklerin üçte biri her yıl israf ediliyor. 2015 yılında ülkemizde yapılan G20 toplantısının ana teması gıda israfı konusuydu. Bu toplantıda da hem konuşmamızda hem de ikili görüşmelerimizde bu konuya tekrar dikkat çektik.” şeklinde konuştu.

Hem gıda israfı hem de çölleşmeyle mücadele konusunda Türkiye’nin örnek çalışmaların altına imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bakanlık olarak yürüttüğümüz ve örnek proje olarak gösterilen Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’nı anlattık. Ayrıca bu yılki zirvenin konusu olan ‘toprak’ konusuna vurgu yaptık. çölleşmeyle ilgili neler yaptığımızı da anlattık. Bu çalışmalarımız, Türkiye adına ortaya koyduğumuz güzel örnekler. Mesela ağaçlandırma çalışmalarıyla 15 yılda 1,5 milyon hektar orman alanımızı artırdığımıza dikkat çektik. 2023’e kadar dünyada yaşayan her bir insan için bir fidan dikilmesini amaçlayan iddialı bir hedefimiz var. Bu hedefle beraber toplam orman alanımız % 30 artacak. Bütün bu çalışmalarımızı dile getirerek diğer ülkelerden de bu tür çalışmaları beklediğimizi ifade ettik. Dolayısıyla Türkiye olarak bu toplantıya katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduk” dedi.

“İkili görüşmelerimizle tarım alanında yapılabilecek işbirliği konularını ele aldık”

Zirvede çok faydalı ikili görüşmeler de gerçekleştirdiğini belirten Pakdemirli “Çok samimi görüşmeler yaptık. Zirveye katılan bakanların çoğu, daha yeni göreve başlayan bakanlardı. Ayaküstü görüşmelerin haricinde AB Tarım Komiseri, OECD ve FAO temsilcileri ile Almanya, İtalya, Kanada, Arjantin ve Hollanda’nın bakanlarıyla özel ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle ülkeler arası ikili görüşmelerimizde tarımsal ticaret hacmimizin artırılması ve tarımsal ilişkilerimizin teknik olarak geliştirilmesi konularını ele aldık. Ayrıca tarım alanında yapılabilecek işbirliği alanlarında istişarelerde bulunduk.” dedi.

Pakdemirli, tüm bakanları ve temsilcileri, 17 Haziran 2019 tarihinde Türkiye’de yapılacak olan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ne davet ettiğini de belirtti.

“Ticaret müşavirliklerimize önemli görevler düşüyor”

Bakan Pakdemirli, Latin Amerika ülkelerinin coğrafi olarak uzak olmasına rağmen buralarda, dünya ekonomisinin yavaşlamasından dolayı nakliye fiyatlarının ucuzladığına dikkat çekerek “O yüzden zaman zaman emtia konusunda doğacak olan fırsatları karşılıklı takip ediyor olmamız lazım. Bu pazarlar artık Türkiye’ye uzak pazarlar değil. Bu anlamda girişimcilerimizin buraya daha çok gelmelerini arzu ediyorum. Buradaki ticaret müşavirliklerimize de önemli görevler düşüyor. Bu bölgedeki ülkelerde özellikle emtialar konusunda Bakanlık olarak üzerimize düşen her tür desteği vereceğiz. Ayrıca tarım ürünlerimizin bu ülkelere ihracatını artırmaya dönük çalışmalara da destek vereceğiz.” diye konuştu.

2019’daki toplantı Japonya’da yapılacak

Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Toplantısı’na, Türkiye, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB'den müteşekkil ülke bakanları ile davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Bu yılki konusu ‘toprak’ olarak belirlenen G20 Tarım Bakanları Toplantısı, ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı'nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015'te Türkiye'de, 2016'da Çin'de, 2017'de ise Almanya'da yapılmıştı. 2019 yılındaki toplantı ise Japonya’da yapılacak.

30.7.2018
Devamı

Sütçü Ne Umdu Ne Buldu

Süt üreticilerini yakından ilgilendiren soğutulmuş süt referans fiyatı Ulusal Süt Konseyi  (USK) tarafından belirlendi. Tarım ve Orman Bakanlığında tüm tarafların katıldığı USK toplantısına HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlık etti. Buna göre 1 Ağustostan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş oldu. Süte bakanlık tarafından verilen 12 kuruşluk destek ise devam edecek.
Sütçü Ne Umdu Ne Buldu
Yem fiyatların yüzde 40 artış gösterdiği şu günlerde Üretici, süt fiyatlarının 2 TL olmasını beklerken, Ulusal Süt Konseyi'nden 1.lira 70 kuruş   gibi soğutulmuş süte zam yapılması üretici mağdur mu? Sorusu akıllara geliyor. Örgüt giderleri hariç üreticinin eline net 1lira 70 kuruş   geçecek. Yem maliyetleri yüzde 40 seviyesinde artarken, çiğ süt fiyatına ise yüzde 11 gibi bir artış yapılması dikkat çekti.
Öte yandan açıklanan yeni süt refarans fiyatı 1 Ağustos'tan itibaren geçerli olması  üreticinin Temmuz ayında sattığı  ucuz sütün karşılığını da alamayacak.
 
27.7.2018
Devamı

Süte Üretici Zam Bekliyor

Süt üreticileri yakından ilgilendiren (USK )Ulusal Süt Konseyi toplantısı nihayete erdi. Edinilen bilgiye göre Ulusal Süt Konseyi toplantısı 27 Temmuz 2018 günü saat 14:00 USK binasında gerçekleşecek.
Yem fiyatlarında yüzde30 artışın ardından süt üreticisi zor günler geçiriyordu. Üreticinin ve bütün tarafların gözü  Gıda komitesinden çıkacak karara bakıyordu. USK bütün tarafları bir araya getirerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirleyecek. Öte yandan süt üreticisi makul bir oranda soğutulmuş süte zam yapılmasını bekliyor.
 
26.7.2018
Devamı

ABD'den Çiftçisine 12 Milyarlık Dolarlık Destek

Amerika Birleşik Devletleri ( ABD ) Çiftçilerine 12 milyar dolar yardım sağlayacak. ABD Tarım bakanlığı diğer ülkelerin gümrük vergileri misillemesi nedeni ile zarar gören Amerikalı çiftçilere 12 milyar dolar yardım programı uygulanacağını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada ABD Başkanı Donalt Trump’ın Tarım bakanı Sonny Perdeu’ya direktif vererek tarım sektöründeki üreticileri korumak için  kısa dönemde bir strateji oluşturulması istendiği belirtildi.
Strateji kapsamında Amerikalı üreticiler için 12 milyar dolarlık bir yardımın onaylandığına vurgu yapılırken ; Trump hükümetinin uzun dönemde Amerikalı çiftçilerin küresel pazarda daha iyi rekabet edebilmesi için daha adil ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıldığı belirtildi.
Her yıl ABD çiftçisine 25 milyar dolar destek verirken; 12 milyar dolarlık bir yardımında ayrıca yapılması Amerikalı çiftçilerle nasıl rekabet edilebilir sorusu ’da akıllara geliyor. Türkiye’de ise çiftçiye toplam ödenen destek 14,5 milyar TL.
 
 
26.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli G20 Zirvesi için Arjantin'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 26-28 Temmuz 2018 tarihleri arasında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilecek olan G20 Tarım Bakanları Toplantısına katılacak.
Bu yılki konusu “toprak” olarak belirlenen toplantının ilk iki gününde Kıdemli Memurlar teknik toplantıları gerçekleştirilecek. 27-28 Temmuz tarihlerinde ise üye ülkelerin tarım bakanlarının veya yetkili temsilcilerinin iştirak edeceği Bakanlar Toplantısı ’da gerçekleştirilecek.
San Martin Sarayı’nda yapılacak Tarım Bakanları Toplantısı, aile fotoğrafı çekimiyle başlayacak. Bakan Pakdemirli burada Genel Kurul’a hitaben “Toprağın önemi ve çölleşme ile mücadele” konusunda bir konuşma yapacak. Pakdemirli, bu yılki Bakanlar Bildirgesi’nde “Gıdada kayıp ve israf” konusuna özel bir bölüm ayrıldığı için Arjantin Dönem Başkanlığına teşekkürlerini sunacak.
Toplantının ikinci gününde ise Uluslararası Hayvancılık, Tarım ve Sanayi Fuarı gerçekleştirilecek. Tarım Bakanları Toplantısı, yapılacak ortak basın toplantısı ile sona erecek.
Bakan Pakdemirli, toplantı kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanları, AB Tarım Komiseri ve FAO Genel Direktörü ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.
G20, küresel ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme için üye ülkeler arasında politika işbirliği sağlamayı, riskleri ve muhtemel finansal krizleri azaltacak düzenlemeleri teşvik etmeyi ve uluslararası finansal yapının modernizasyonunu sağlamayı hedefliyor. Küresel gayri safi hasılanın % 85’i, dünya ticaret hacminin % 75’i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80’i G20 ülkelerinde gerçekleşirken dünya nüfusunun yaklaşık % 65’i ve dünyadaki tarım arazilerinin % 60’ı bu ülkelerde bulunuyor.
Türkiye’nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB’den müteşekkil olan G20 toplantılarına, davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri de katılım sağlayacak.
Tarım Bakanları Toplantısı ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı’nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015’te Türkiye’de, 2016’da Çin’de, 2017’de ise Almanya’da yapılmıştı. Toplantının bu yıl ise Arjantin’de yapılması kararlaştırıldı.
 
 
25.7.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Yüz Milyonluk Tasarruf

Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre;2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinden Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na 20.8 milyar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ise 21.7 milyar lira ödenek ayrılmıştı. İki bakanlığın birleşmesi ile bütçeleri de birleşerek toplam bütçe büyüklüğü 42.5 milyar liraya ulaştı. Edinilen bilgiye göre, Bakanlık söz konusu bütçeyi daha verimli kullanabilmek, harcamaları frenlemek ve tasarruf edebilmek için bir çalışma başlattı. Henüz taslak aşamasındaki çalışmaya göre, toplam 42.5 milyar lirayı bulan bütçeden 100 gün içinde 100 milyon lira tasarruf sağlanacak. Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın koordinesinde yürütülen çalışma tamamlandığında, Bakan Bekir Pakdemirli'ye sunulacak.
Benzer çalışmaların diğer bakanlıklarda da yürütüldüğü öğrenildi. Buna göre, her bakanlık, bütçesine göre tasarruf kapasitesini ortaya koyacak. Tüm çalışmalar tamamlandığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından değerlendirilip yol haritası belirlenecek. Kamuda harcama kalemlerinin başında personel, taşıt, akaryakıt, iletişim ve eğitim giderleri gelirken; bu kalemlerde tasarrufa gidilmesi bekleniyor.
 
 
25.7.2018
Devamı

SÜT İFADESİ NEREDEYSE BİZ ORADAYIZ

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin hem süt fiyatlarını hem de süt fiyatları ile ilgili bazı kişiler tarafından basın yayın organları ve sosyal medya aracılığı ile “ Ulusal Süt Konseyinin toplandığını ve çiğ süt referans fiyatının belirlendiği tarzında asılsız yazılar ve haberlerle ilgili Anadolu İzlenimlerine açıklamada bulundu.

 
Genel Başkan Keskin açıklamasında “31 Ocak 2018 tarih ve 30318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelikte geçtiğimiz günlerde yapılan değişikliğe göre;  çiğ süt tavsiye fiyatı ilan edilmeden önce Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesinin görüşünün alınması, ilgili yasal mevzuat kapsamında Ulusal Süt Konseyinin görevleri arasındadır.  Ulusal Süt Konseyi çatısı altında Sektör temsilcilerimizin ( T.C.  Tarım ve Orman Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu, Üretici ve Yetiştirici Örgütleri, Süt Sanayicileri ve Üniversitelerin temsilcilerinden oluşan Konsey Sektör Toplantısı) bir araya gelerek ve gerekli istatistik raporlar ve fiyat analizleri yapılarak ve komitenin görüşleri dikkate alınarak sektör paydaşlarıyla birlikte süt referans fiyat belirleme toplantısı yapılacaktır.” dedi.
 
“ Tüm tarafların olmadığı yerde olmayız”
 
Başkan Tevfik Keskin ayrıca “Ulusal Süt Konseyinde üretici örgütlerinin temsilcisi olarak süt fiyatlarının belirlendiği yönündeki bu haberlerin asılsız olduğunu belirtir, tüm tarafların bir arada olmadığı bir görüşmenin içerisinde asla olmayacağımızı belirtmek isteriz.” dedi.  
 
“Süt İfadesi Nerdeyse Biz Ordayız”
 
Süt birliklerimiz ve Merkez Birliğimiz bugün SÜT” ifadesi neredeyse orda olmaya gayret göstermektedir. Merkez Birliğimizin ve üye birliklerimizin Ulusal Süt Konseyi üyeliği ve konsey yönetiminde de yer alıyor olmamız bunun bir göstergesidir. Merkez Birliği olarak üreticilerimizin fiyat istikrarının sağlanabilmesi ve sürdürülebilir hayvancılık yapabilmesi adına her platformda gerekli çalışmalarımızı yapıyor, sorunlar ve çözüm noktasında gerekli görüşmeleri yapıyoruz.
 
“USK Toplantısı Bu Ay İçerisinde Gerçekleşecek”
 
“Üreticilerimizin beklediği çiğ süt referans fiyatının belirleneceği Ulusal Süt Konseyi sektör toplantısının haziran ayı içerisinde yapılması gecikmiş olup bu ay içerisinde toplanması beklenilmektedir.” Dedi.
 
Genel Başkan Tevfik Keskin ayrıca Anadolu İzlenimlerine yaptığı yazılı açıklamada “ Eli nasırlı üreticimiz süt üretebilmenin ötesinde işletmesinin sürdürebilirliği konusunda çok sıkıntılar çekmektedir.  Yemin çuvalı 70 TL geçti. Sivil toplum örgütleri olarak üreticimiz için var gücümüz ile çalışmaktayız. Üretici varsa bizler varız. Birlikler üreticiler için vardır. Bizlerde üreticilerimizden aldığımız güçle diğer hayvancılık sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket ederek üreticilerimize daha nasıl iyi nasıl hizmet edebilmenin ötesinde sağlıklı ve ekonomik üretim yapabilmeleri için güç birliği yapıyoruz. Unutulmamalıdır ki örgütsüz bir üretim modeli dünyanın hiç bir yerinde başarılı olmamıştır. Üyesi bulunduğum gerek Ulusal Süt konseyinde gerek Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile görüşmeler içerisindeyiz. Üreticilerimizin sıkıntılarını dile getirdik.  İnşallah önümüzdeki günlerde hem sütün referans fiyatında bir iyileştirme olacak. Hem de üreticimizin en büyük girdisi olan yem fiyatları ile ilgili ivedilikli bir çözüm bulunmuş olacak. Ayrıca süt referans fiyatının belirlenmesinde birlikte hareket ederek üreticiler adına hizmet veren ve mücadele eden Merkez Birliği başkanlarına ve merkez birliklerine bağlı olan başkanlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.” Dedi.
 
 
24.7.2018
Devamı

Kurbanlıklar pazara Damızlıklar Kesime

Kurban bayramı yaklaşıyor üreticinin özenle besleyip büyüttüğü kurbanlıklar Anadolu’da görücüye çıkmaya başladı. Tüketiciler en iyi kurbanı almaya çalışırken küçük başta kurban fiyat aralığı 800 ile 1000TL arasında olurken büyük başta ise 4000 ile 11000 TL aralığında seyrediyor.

Yaklaşan kurban bayramı öncesi pazarlar hareketlenirken; üretici açısından ise girdi maliyetlerinin bir hayli fazla olduğu şu dönemde kar etmesinin ötesinde evine ekmek götürebilmenin derdinde. Yem fiyatlarının tavan yaptığı süt fiyatlarının ise taban yaptığı şu dönemde üretici ve besici yüksek girdiler yüzünden hayvanlara bakamıyor.

Damızlıklar Kesime Gidiyor

Süt üreticisi elindeki damızlık hayvanları yüksek girdi maliyetleri ve sütün para etmemesinden dolayı tek tek kesime gönderirken, besici ise 1 yıl boyunca el bebek gül bebek baktığı kurbanlıkları tüketiciyi de düşünerek kar etmeden evine ekmek götürmenin derdinde.
 
 
24.7.2018
Devamı

Mercimek'te Ton Başına 3 Bin TL

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeşil mercimek alımlarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak “Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.” dedi.
Bakan Pakdemirli yazılı açıklamasında şu sözlere değindi.
“Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.

Mercimekte Ton Başına 3 bin TL

Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 24 Temmuz 2018 Salı gününden itibaren yeşil mercimek alımına başlayacak.
2018 yılı için yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 3.000 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 790 TL ile birlikte yeşil mercimek üreticimizin eline ton başına 3.790 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler ve ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Yeşil mercimek üreticilerimiz dâhil bütün üreticilerimiz, her zaman Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bakanlık olarak bu anlamda piyasaları yakından takip ediyor üreticimizi, tüketicimizi ve sektörümüzü mağdur edecek bir ortamın oluşmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı yeşil mercimek alımlarının ülkemize ve tüm yeşil mercimek üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.”dedi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Hayvancılık Sektörü 73 cü kez İtalya'da Buluşacak

24-28 Ekim tarihinde Cremona –İtalya'da 73. kez yapılacak olan fuara katılım gösterecek olan Türk hayvancılık sektörünün fuar işlemlerini İzmir İtalyan Ticaret Odası yürütüyor.
Geçtiğimiz yıl 61 bin katılımcının ziyaret ettiği, 6 fuarın bir arada yapıldığı Cremona Uluslararası Hayvancılık Fuarları, piyasadaki konumlarını pekiştirmek, İtalyan ve uluslararası yeni müşteriler ile bağlantı kurmak isteyen hayvancılık ve tarım şirketleri için en etkili fuar olarak kabul görüyor.
Özellikle iki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi için bu tarz fuar organizasyonların önemine vurgu yapan İzmir İtalyan Ticaret Odası Başkanı Pietro Alba, bu fuarın İtalya'da hayvancılık sektöründeki tek ihtisas fuarı olduğunu ve ülkenin en büyük ikinci fuarı olduğunu hatırlattı. Buraya katılım gösteren Türk yatırımcıların önemli ikili anlaşmalar yapabileceğini söyleyen Alba, "Bu sayede hem iki ülke arasındaki ticaretimiz gelişirken, kültürel ilişkilerimiz ve turizmimiz de bu ilişkilerden kazançlı çıkacaktır. Bu anlamda fuara katılım göstermek isteyen tüm türk yatırımcılara ve sektör temsilcilerine hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
Fuar sığır, domuz, kümes hayvanları ve tarımsal kaynaklardan yenilenebilir enerji sektörlerinde faaliyet gösteren operatörleri tek bir etkinlik çerçevesinde bir araya getiren, hayvancılıkla ilgili İtalya'da yapılan tek ihtisas fuarı özelliğini koruyor. 55 bin metrekarelik alanda kurulan CremonaFiere, bu açıdan İtalya'nın en büyük ikinci fuarı konumunda. Geçtiğimiz yıl 800 marka fuara katılırken, 111 ayrı etkinlik düzenlendi ve katılımcıların yüzde 65'i ikili ticari ilişkilere girdiği ifade edildi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Anız Yakana Üç yıla Kadar Hapis

Adana  Cumhuriyet Başsavcılığı, hububat hasadının ardından ikinci ürün ekimi için kısa sürede toprak hazırlığını tamamlamak için çiftçiler tarafından çıkarılan ve kenti duman altında bırakan anız yangınlarına karşı harekete geçti.
Edinilen bilgiye göre Başsavcılığın anız yakarak doğaya, çevreye ve canlılara zarar verenler hakkında 'Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokmak' suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle resen soruşturma başlatacağı öğrenilirken, kentteki 691 dönüm alana kurulu tarım açık cezaevinde tarımsal faaliyet yapan çiftçi hükümlüler ise 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartla duyarlılıklarını gösterdi.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan imzasıyla İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Adana'da tarım alanlarında bulanan anızların yakılması suretiyle doğaya, çevreye ve canlılara zarar verildiği, çıkan yoğun dumanın hava ve çevre kirliliği oluşturduğunun görüldüğü belirtildi.
Öte yandan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Adana Tarım Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda yöreye özgü ürünler üreten hükümlüler, anız yangınlarına karşı hazırladıkları pankartla duyarlılıklarını gösterdi. Adalet Bakanlığına tahsisli 691 dönüm alanda yaptıkları tarımsal faaliyet yaparak bir yandan cezalarını çekerken bir yandan da aldıkları eğitimle meslek edindirilerek tahliyelerinden sonra topluma kazandırılan Çukurova'nın 'çiftçi hükümlüleri' Çukurova bölgesinde sık görülen anız yangınlarına karşı tarlaya astıkları 'Anız yakma, geleceğini karartma', 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartlarla çiftçileri uyardı.
 
23.7.2018
Devamı

Süt ve Besi Üreticisinin Gözü Bakan Pakdemirli'de

Girdi fiyatları artarken özellikle yem fiyatları da son 6 ayda yüzde 30 artış yapmış buna bağlı olarak karkas et fiyatları ise 28 ile 29 TL bandında ilerlerken besicinin umudu olan yaklaşan kurban bayramı öncesi karkas et fiyatları Türkiye ortalaması 26 ile 27 civarında seyrediyor. Üreticinin 1kg karkas maliyeti ise 26 TL civarındadır.

YERLİ BESİCİ KORKUYOR
Yerli besici işletmelerin sürdürülebilirliği açısından korkuyorlar. Döviz kurundaki sürekli artış besicinin kesilen hayvanların yerine işletmelere hayvan koyamayacak olması. Bu da sürdürülebilir besicilik yapılamaz hale getirecek.
SÜT FİYATLARI ÇAKILDI GİRDİ ARTTI
Besicinin yanı sıra son 6 ayda yem fiyatlarına gelen zamlardan en büyük nasibi süt üreticisi de aldı.
6 ay önce soğutulmuş süte yapılan zam, artan yem fiyatları ile birlikte eriyip giderken; diğer bir taraftan hem besiciyi hem de et ve süt yönünden herkesi yakından ilgilendiren hayvancılığın olmazsa olmazı damızlıklarında artan yem fiyatları yüzünden kesime gitmesi üreticiyi derinden yaralıyor.
ÜRETİCİNİN VE BESİCİNİN GÖZÜ BAKAN PAKDEMİRLİ’DE
Üretici ve besici ise sorunun çözülmesi açısından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den girişim bekliyor.  Şöyle ki besici kasaplık hayvan ithalatının azaltılmasını beklerken; süt üreticisi ise Gıda komitesi ve USK’dan (Ulusal Süt Konseyi) süt fiyatlarının artırılmasını bekliyor. Diğer bir sorun daha var ki acilen yem fiyatlarına müdahale olunması bekleniyor.
Muhammet Oluklu’nun kaleminden
 
20.7.2018
Devamı

Çoban Evi Karavanlar

Konya Ereğli’de KOP kapsamında İlçe Tarım Müdürlüğü aracılığıyla 100’den fazla koyunu olan çobanlara 26 adet karavan törenle verildi. Yaklaşık bir milyon liraya mal olan projenin yüzde 70’i devlet tarafından karşılanırken yüzde 30’unu çobanlar karşılayacak. 4 kişilik olan karavanlarda oda, mutfak, buzdolabı ve duş alma bölümleri bulunuyor.  Karavan teslim töreninde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, karavanların çobanlara hayırlı olmasını diledi. Karavanların çobanların yayladaki tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edildiğini ifade eden Milletvekili Halil Etyemez, karavanlarla birlikte çobanların hayat standardının yükseleceğini belirtti.
16 yıllık AK Parti iktidarı döneminde tarım ve hayvancılığın en çok önem verdikleri alanlardan biri olduğunu kaydeden Milletvekili Etyemez, üreticilere verdikleri desteklerle, tarım alanlarını korumak ve geliştirmek için yaptıkları yasal düzenlemelerle çiftçilerin üretimini artırmayı hedeflediklerini söyledi. Çiftçilere verilen desteklerden bahseden Halil Etyemez, “2002 yılında 1.8 milyar lira olan tarımsal destek miktarını, 2017 yılında 12.9 milyar liraya çıkarttık. 2002’de 83 milyon lira hayvancılık desteği verilmiş iken, bu desteği 2017 yılında 3.8 milyar liraya yükselttik. Çiftçilerimize son 15 yılda toplam 105 milyar lira destek verdik. Çiftçilerimizin kullanmış oldukları mazotun yarısını destek olarak veriyoruz. 2003-2017 yılları arasında çiftçilerimize 8.2 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Geçtiğimiz yıl için çiftçilerimize bu yıl yaklaşık 2 milyar lira mazot parası ödedik. Desteklerimiz tabi ki bunlarla sınırlı değil. Yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına yüzde 50 hibe sağlıyoruz. Küçükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerimize çoban istihdamında destek sağlıyoruz. Damızlık düve, manda, koç, teke üretim merkezleri kurulmasını destekleme kapsamına aldık. Mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri belirledik ve bu bölgelere ilave özel teşvikler sağladık.” dedi.
Konya’da hayvancılık yatırımlarını desteklediklerinin altını çizen Etyemez,  yeni desteklerle hayvancılıkta büyümenin hız kazandığını vurguladı. Büyükbaştan küçükbaşa, besiden süte, yemden arıcılığa kadar birçok alanı destek kapsamına aldıklarına dikkat çeken Etyemez, “Küçükbaşta 100-200 baş, büyükbaşta 10-50 baş anaçlık işletmeleri destekliyoruz. Ayrıca yüksek verimli erkek damızlık alımında yüzde 80 hibe veriyoruz. Son 15 yılda Konya’da hayvancılık desteğini 74 kat artırdık. Yaklaşık 2 milyar lirası hayvancılık olmak üzere Konya’ya toplam 7 milyar lira tarımsal destek sağladık. Konya, damızlık düve ve damızlık koç-teke üretim merkezi oluyor. En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve ve damızlık koç-teke üretim merkezleri kuruyoruz. Konya’da kırsal kalkınma hamlesini başlattık. Son 11 yılda Konya’ya 173.5 milyon lira hibe desteği verdik. Bu hibelerle 281 yeni tarımsal sanayi tesisi kuruldu, 2 bin 621 kişiye istihdam sağlandı. Gençlere 30 bin lira hibe desteğini 2016 yılında uygulamaya geçirdik. Konya’da 2016-2017 yıllarında 520 genç girişimciye 15.6 milyon lira hibe sağladık.” diye konuştu.
 
20.7.2018
Devamı

Gediz Nehri ilgili Bakanlıktan Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Gediz Nehri’nin temizlenmesi konusunda basına yansıyan haberlerle ilgili olarak yazılı açıklama geldi. Açıklamada  “2008 yılında hazırlanan ve 2013 yılında revize edilen Gediz Havza Koruma Eylem Planı ile; Gediz Havzasında oluşan kirliliğin önlenmesi, havzanın korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla öncelikle havzada durum tespiti yapılmış olup kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler belirlenerek uygulamaya geçilmiştir.” Denildi.
2008 yılında Manisa iline bağlı Akhisar ve Alaşehir, İzmir iline bağlı Foça ve Çiğli ile Kütahya iline bağlı Gediz Belediyelerine ait sadece 5 adet atıksu arıtma tesisi yeterli durumda çalışırken, bunlara ilaveten Manisa iline bağlı Gördes, Ahmetli, Turgutlu, Salihli, Saruhanlı ve Kula yerleşim birimleri, İzmir iline bağlı Kemalpaşa ve Menemen yerleşim birimleri olmak üzere toplam 13 adet atıksu arıtma tesisi işletmededir. Ayrıca kapasitesi yetersiz olan ve ömrünü tamamlayan Manisa Merkez AAT’nin yerine yeni atıksu arıtma tesisinin inşaatına devam edilmektedir.
Bütüncül havza yönetimi anlayışıyla su kirliliğinin önlenmesi ve azaltılması, su kaynaklarının kalitesinin korunması ve miktarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak maksadıyla havza koruma eylem planlarının nehir havza yönetim planına dönüştürülmesi çalışmaları 2014 yılından itibaren gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, Gediz Nehir Havza Yönetim Planının Hazırlanması Projesi”  11 Temmuz 2016 tarihinde resmi olarak başlatılmıştır.
Gediz Nehir Havza Yönetim Planında, havzadaki yerüstü ve yeraltı suyu kaynakları su kütleleri bazında incelenmekte, su kütlelerinin üzerindeki noktasal, yayılı ve hidromorfolojik tüm baskı ve etkiler belirlenmekte ve yapılan izleme çalışmaları ile suyun miktar ve kalite durumları ortaya konulmaktadır. Akabinde, tüm su kütlelerinde iyi su durumuna ulaşılması maksadıyla alınması gerekli tüm tedbirler ve maliyetler ortaya konulmaktadır.
Bu minvalde Gediz Havzası’ndaki tüm su kütlelerinin iyi duruma erişmesi ve iyi durumda olanların da durumlarının korunması maksadıyla 7106 adet tedbir belirlenmiş olup söz konusu tedbirlerin yatırım maliyeti 6,2 milyar TL’dir. Uzun yıllardır yoğun kullanım ve kirlilik baskısı altında bulunan Gediz Nehri’nde teknoloji bazlı deşarj standartlarından alıcı ortam esaslı deşarj standartlarına geçilmesi, en önemli tedbirlerden birisi olarak belirlenmiştir. Detaylı ekonomik analiz ve modelleme çalışmaları yapılarak önceliklendirilen söz konusu tedbirlerin uygulanmasından sorumlu kurum ve kuruluşlar ve uygulama dönemleri, Gediz Nehir Havza Yönetim Planı’nda belirlenmiştir. Bu plan kapsamında ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde yapılacak çalışmalarla tüm tedbirlerin alınması sağlanacaktır.
Gediz Havzası her yönüyle detaylı olarak incelenmekte, elde edilen sonuçlar doğrultusunda mevcut mevzuatta belirlenen önlemlerin yeterliliği analiz edilmektedir. İlaveten, Bakanlığımızca yürütülen tüm faaliyetlerde; gerek havzada yaşayanlar, gerek sivil toplum örgütleri ve üniversiteler, paydaş olarak projelere dâhil edilmektedir. Projeler kapsamında açılış toplantıları, çalışma grubu toplantıları, paydaş katılım toplantıları, paydaş bilgilendirme toplantıları ve kapanış toplantıları gibi faaliyetler düzenlenerek gelinen aşamalar paydaşlara aktarılmaktadır. Bununla birlikte Bakanlığımız internet sitesinde projelerimize dair etkinlik ve gelişmeler yayınlanmaktadır. İlaveten, “Havza Yönetim Heyetlerinin Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” ile oluşturulan Gediz Havza Yönetim Heyeti ve havzaya giren illerde oluşturulan İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulları marifetiyle planların uygulanması takip edilmekte ve havzadaki su yönetimi konuları görüşülmektedir.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Gediz Deltası Sulak Alanı’nda yönetim planı hazırlanması, çevre düzenlemesi ve kuş gözlem kuleleri başta olmak üzere birçok farklı proje de gerçekleştirilmiştir. Sözlerine yer verildi.
 
 
18.7.2018
Devamı

Devlet Arazilerine ‘de Tarım İzni Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, devlet arazileri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Devletin, ‘Münbit topraklarının kiraya açılacağını söyleyen Pakdemirli, şunları kaydetti: “Devletin çok münbit toprakları var. Bunları ilerleyen dönemde kiralamaya açmak istiyoruz. Burada işte kooperatifleşmenin önemi ortaya çıkıyor. Tek kişinin, 3-5 kişinin yetmeyeceği güçlerde bu kiralamaları yapıp çok büyük arazilerde, ölçek ekonomisine uygun tarımı, hayvancılığı yapma imkânımız olacak. Güzel bir kira kontratı yapacağız. İyi kontratların üzerinde bunların halkımızla buluşmasını sağlayacağız. Hem üreticilerimize bir kazanç kapısı imkânı olacak hem de tüketici yerli ürünlerden dolayı gıda enflasyonundan bir nebze daha kurtulmuş olacak”

Görevi boyunca üretici ve tüketiciyle semt pazarlarında da buluşacağını, sorunlara ortak çözüm yollarını bulacağını vurgulayan Pakdemirli, “Beni pazarda da görecekler” dedi.
“Gıda enflasyonunu yapısal reform ve günlük taktiksel hareketlerle önlemek mümkün” diyen Bakan Bekir Pakdemirli, “Stokçuluğu hassasiyetle takip edeceğiz. Çiftçimize yıl boyu daha kaliteli saklama getirirsek ürün fiyatıyla ilgili spekülasyonlardan uzak bir ortam yaratmış oluruz” dedi.
 
17.7.2018
Devamı

Mısır Üreticisi İsyanda

Ekonomik sıkıntılar, mazot, tohum ve gübre gibi girdi maliyetlerin sürekli yükselmesi çiftçiye zor günler yaşatıyor. Silvan’da 40 dönüm üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, gelecek dönem mısır ekimini bırakacaklarını dile getirdi.
Evrenselin haberine göre Diyarbakır merkez başta olmak üzere Silvan, Bismil, Çınar ve Ergani ilçelerinde yetiştirilen mısır, bu yıl masrafı kurtaramıyor. Silvan ilçesinde yaklaşık 40 bin dönümlük arazi üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, taban fiyatının açıklanmasını bekliyor. Devlet desteğinin yetersiz olduğunu, mazot, gübre ve tohum gibi girdi maliyetlerinin yükseldiğini dile getiren çiftçiler, zor günler geçiriyor. Yerli tohum yerine ithal tohum kullanmaya teşvik edilen çiftçiler, 12-13 kilogramlık mısır tohumlarını ise 350 ile 500 lira arasında değişen fiyatlarda almak zorunda kalıyor.
BİR DÖNÜME BİN LİRA
Bir buçuk liraya alınan gübrenin ise bazen karaborsaya düşmesi sonucunda kilosu 2 liraya çıkıyor. Yine, mazotun 6 lirayı bulması çiftçinin belini büküyor. Şubat ayından itibaren mısır yetiştirmek için hazırlıklar yapılırken, ağustosun ayının sonlarına doğru ise mısır hasadı yapılıyor. Yoğun emek isteyen mısırın ekildiği bir dönümlük arazide ise çiftçilere maliyeti en az bin lira. Silvan’da yetiştirilen mısır ise bölge illerinde bulunan fabrikalara götürülerek, hayvan yemi ve mısır yağı olarak işlendikten sonra piyasaya sürülüyor. 40 yıldır Silvan’da çiftçilik yapan Abdulbaki İlterli (55), son 12 yıldır mısır ekiyor.  150 dönüm arazide mısır eken İlterli, yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. İlterli, “Devlet, çiftçiye sahip çıkmıyor. Bizleri, ölüme mahkum etti” dedi.
‘DEVLET DESTEĞİ BİZİM İÇİN HİÇTİR’
Çiftçi desteklemelerine ilişkin de konuşan İlterli, “Devletin desteği, bizim için hiçtir. Bize dönüm başı en fazla 15 lira destek veriyor. 100 dönümde bin 500 lira veriyor. Her çanta, 85 litre mazot alıyor. Verilen para 4 çanta mazot etmiyor. Destekleme bizim için bir şey ifade etmiyor. 100 dönümde 100 bin lira masrafın oluyor” dedi.
Hasat ettikleri mahsulleri ya Devlet Mahsulleri Ofisi’ne ya da mısır alıcısı tüccarlara sattıkları belirten İlterli, geçen yıl mısırın kilosunu 70 kuruşa sattıklarını, bu yıl 80 kuruştan düşmemesi gerektiğini, aksi takdir zarar edeceklerini belirtti.
‘ÇİFTÇİNİN BELİ KIRILIYOR’
Önümüzdeki yıl mısır yerine buğday ekeceğini ifade eden İlterli, şöyle devam etti: “Mısırın maliyeti yüksek. Mazot pahalı. Bu şekilde beni kurtarmıyor. Buğdayın masrafı daha az. Önümüzdeki yıl buğday ekmeyi düşünüyorum. Zaten borçlanıyoruz. Borçlarımızı ödeyemediğimiz vakit ne yapacağız.” Mazot, tohum ve gübre fiyatlarının artmasıyla durumlarının gittikçe kötüye gittiğini ifade eden İlterli, “Bu üçü çiftçinin belini kırıyor. Gemiye 2 liradan verilen mazot, çiftçiye neden 6 liraya veriliyor” diye konuştu.  
‘ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEK İÇİN HER ŞEY YAPILIYOR’
Emek veren çiftçinin olduğu, ancak zarar edenin de yine çiftçi olduğunu vurgulayan İlterli, “Çiftçiler, komisyonculara, sebze haline ve marketlere çalışıyor. Bizler çalışıyoruz, onlar kazanıyor” dedi. Bu yıl yetiştirilen mısırdan herhangi bir kazanç elde edemedikleri durumunda mısır yetiştirmeyi bırakacaklarını dile getiren İlterli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet çiftçiye bakmıyor. Diğer devletler çiftçilerine destek veriyor. Ama burada çiftçiye destek verilmiyor. Çiftçiyi öldürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Neden çiftçileri üretimden uzaklaştırıyorsunuz? Dışardan ithal ettiğiniz ürünleri almayın. Diyorlar, ‘Daha ucuza alıyoruz.’ Mazotu, gübreyi ve tohumu ucuzlatın. Çiftçinizi destekleyin. Maliyet ucuz oldu mu ürünler de ucuz olur” diyerek yetkililerin duyarsızlığına dikkat çekti. 
 
 
16.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 
13.7.2018
Devamı

Çiftçi gelecekten umutlu değil

Türkiye’de çiftçilerin nabzını tutarak tarım sektöründeki mevcut tablonun daha net ve doğru şekilde anlaşılmasına yardımcı olacak önemli bir anket çalışması yapıldı. Doktar tarafından yapılan anket 81 ilin 665 ilçesinde üçbin yüzseksen yedi çiftçi ile görüşülerek gerçekleşti.
 
Tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3 bin 187 üreticiyle görüşerek “Çiftçinin Nabzı Araştırması”nı gerçekleştirerek çiftçilerin 5 yıl öncesine göre kazançlarının %61 azalırken, çiftçilerin %84 ise para biriktirecek kadar kazanç elde etmediklerini söyledi. Çiftçilerin %56 sı maliyet hesabı yapmazken %71i ise girdileri vadeli alıyor. Bloomberk ten İrfan Donatın haberine Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
 
Kırsaldaki üreticilerin profil ve gelirini, finans ve bankacılık konusundaki uygulamalarını, ürün satışında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ortaya koyan anket çalışması, çiftçilerin teknik yeterliliklerini, yaşama ve teknolojiye karşı bakışını ve tarım markaları ile ilişkilerine yönelik de ipuçları veriyor.
Dolayısıyla bu araştırma, tarımla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan tüm kamu kurumları ve özel sektör için yol haritası niteliğinde bulgulara sahip.
Lafı fazla uzatmadan ankette gözümüze çarpan ilginç verileri özetle sizlerle paylaşalım:
ÇİFTÇİLERİN %61’İNİN KAZANCI 5 YIL ÖNCESİNE GÖRE AZALDI
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19.



Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Bir diğer deyişle çiftçilik faaliyetinden tasarruf yapabilecek kadar para kazandığını söyleyen üreticilerin oranı sadece yüzde 16.


Çiftçilerin yüzde 46’sı tarım ile para kazanılabileceğini söylüyor. Yüzde 47’lik bir kesim ise tarımsal faaliyetle iyi para kazanılamayacağını savunurken, yüzde 7 ise kararsız.
Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde.
Son 3 yıl içinde yatırım yapabilenlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda ise yüzde 59’u tercihini traktörden yana kullanmış. Sulama tarafında damla/yağmurlama gibi sistemlere yatırım yapanların oranı sadece yüzde 31 seviyesinde. Yüzde 9’u ise dondan koruma sistemleri, yeni bahçe tesisi gibi alanlara yatırım yapıyor.
ÇİFTÇİLERİN %56’SI MALİYET HESABI YAPMIYOR
Anket sonuçları çiftçinin finansal okuryazarlık konusundaki mevcut durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankete göre çiftçilerin yarıdan fazlası maliyet hesabı yapmıyor.
Türkiye’de maliyet hesabı yapan çiftçi oranı sadece yüzde 44 seviyesinde, geriye kalan yüzde 56’lık kesim gider/gelir hesabı tutmuyor.
ÇİFTÇİLERİN %71’İ GİRDİLERİ VADELİ ALIYOR
Her zaman dile getirdiğimiz üzere üreticilerin en büyük sorunlarından bir tanesi ithalata bağımlı durumdaki girdilerin maliyeti ve erişim koşulları.
Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor.


 
Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
ÇİFTÇİLERİN YARISI ÖDEDİĞİ FAİZİ BİLMİYOR
Ama işin daha da ilginç ve vahim tarafı şu ki kredi kullanan çiftçilerin yüzde 52’si ödediği faizin oranı ya da miktarını yani borçlanma maliyetini bilmiyor.
Banka ile çalışma oranı en düşük bölgeler olarak Doğu ve Batı Karadeniz karşımıza çıkıyor. Bu bölgelerdeki çiftçiler aynı zamanda girdileri peşin temin etmede en yüksek orana sahip.
Peki çiftçiler bankalar ile çalışmak konusunda neden çekimser?
Ankete göre bankalarla çalışmak istemeyen çiftçilerin yüzde 27’si yüksek faiz ödeyeceklerini düşündükleri için bankanın kapısını çalmıyor.
Yüzde 21’i ihtiyaç duymadığı için, yüzde 13’ü kredi alamadığı için ve yüzde 10’u da vade günü ertelemesi olmadığı için bankalarla çalışmayı tercih etmiyor. Gerekçelerini prosedür çokluğu olarak gösterenlerin oranı yüzde 8 iken başka borcu olduğu için banka ile çalışmak istemeyen çiftçilerin oranı yüzde 7. Çiftçilerin yüzde 6’sı banka ile çalışmanın avantajı olmadığını görüşünde iken yüzde 5’i ise güvenmediği gerekçesiyle banka ile çalışmaya sıcak bakmıyor.

 
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 24’ü tarım sigortası yaptırıyor. Büyük üreticilerin yüzde 39’u sigorta yaptırırken, küçük üreticilerde bu oran yüzde 16’da kalıyor.
ÇİFTÇİLERİN %59’U ÜRÜNÜNÜ TÜCCARA SATIYOR
Anketin en can alıcı bölümlerinden bir tanesi de üreticinin malını kime hangi kanal üzerinden sattığı ile ilgili.
Çiftçilerin verdiği yanıtlara bakıldığından neredeyse her ürün grubundaki üretici için tüccar, bir numaralı alıcı konumunda. Çiftçilerin yüzde 59’u ürününü tüccara satıyor.
Kooperatif, birlik ya da kurum üzerinden ürününü pazarlayan çiftçilerin oranı sadece yüzde 16. Çiftçilerin yüzde 11’i ürününü fabrikalara satarken, yüzde 11’i ise ürününü aracısız şekilde son tüketiciye ulaştırma şansı buluyor. Çiftçilerin yüzde 7’si de ürününü hal üzerinden satıyor.


ÜRETİCİLERİN %68’İ PARASINI HASATTA ALIYOR
Peki üreticiler sattıkları ürünlerin parasını ne zaman alabiliyor?
Ürününü hemen hasatta alan üreticilerin oranı yüzde 68 seviyesinde. Hasattan 1 ay sonra parasını alanların oranı yüzde 18 iken, hasattan 2-3 ay sonra alabilenlerin oranı yüzde 8 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 5’i ise hasattan ancak 4-6 ay sonra ürününün parasını alabiliyor.
Anketten çıkan önemli bir sonuç da şu: Çiftçi büyüklüğü ile beraber çiftçinin ürünü saklayarak satış gücünü arttırma kapasitesi de artıyor.
Gelecek dönemde arz-talep dengesinin ve fiyatlarda istikrarın sağlanması açısından en önemli enstrümanlardan biri olarak nitelenen lisanslı depoculuk konusuna da çiftçi şuan için uzak gözüküyor.
Ankete göre çiftçilerin sadece yüzde 1’i lisanslı depoculuğu kullanırken, yüzde 77’si ise lisanslı depoculuğu hiç duymadığını belirtiyor. Küçük üreticiler arasında lisanslı depoculuk kullanan neredeyse yok gibiyken büyük ölçekli üreticilerde lisanslı depoculuğu kullananların oranı yüzde 4 seviyesinde.
ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNE KENDİ KARAR VERİYOR
Tarımda planlama sorunu olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz.
Anket sonuçları da bize çiftçinin bu konuda kendi başına karar verdiğini gösteriyor. Çiftçilerin yaklaşık yüzde 80’i ne ekeceğine kendisi karar veriyor. Aile ve yakın çevresinin telkiniyle üreteceği ürüne karar verenlerin oranı yüzde 10 iken, üreticilerin yüzde 4’ü ise ziraat mühendislerine danışarak ekeceği ürüne karar veriyor.
Peki çiftçi başta gübre ve ilaç olmak üzere girdi kullanımında en çok kime danışıyor?
Ankete göre çiftçilerin yüzde 55’i kendi kararına göre gübre ve ilaç kullanıyor.
Kendi kararı dışında gübre ve ilaç için bayiye danışanların oranı yüzde 18 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 12’si il/ilçe tarım müdürlüklerine, yüzde 8’i aile ve yakın çevresine, toplamda yüzde 17’lik kısmı ise serbest danışman niteliğindeki ziraat mühendisleri, Tarım Kredi Kooperatifi ya ziraat odasına bağlı ziraat mühendislerine söz konusu girdilerin kullanımında danışıyor.

 
Çiftçilerin yüzde 27’si teknik konularda kimseye danışmıyor. Yüzde 25’lik kesim ise Tarım Müdürlüklerine danışırken yüzde 24’ü ise bayilere danışıyor.
Aslında anketteki bu sonuçları şöyle de okuyabiliriz: Ziraat Odaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin ne ilaç ve gübre tercihinde ne de teknik konulardaki danışmanlık ihtiyacında etkili olamıyor. Bayiler bu konuda çok daha etkin ve yönlendirici konumda.
TOPRAK ANALİZSİZ ÜRETİM
Toprak analizinin tarımsal üretimin maliyeti, verimi ve kalitesi açısından ne kadar önemli olduğu konusunda çiftçilerde tam bir farkındalık yaratılamadığı da ankette karşımıza çıkan bir başka sonuç.
Çünkü Doktar’ın çiftçi anketine göre Türkiye’de hâlâ üreticilerin yüzde 57’si toprak analizi yaptırmıyor, yüzde 51’i de düzenli ziraat mühendisi desteği almıyor.
Peki mevcut koşullarda çiftçi açısından en önemli 3 sorun ne?
Mazot maliyeti, gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk, çiftçinin en önemli 3 sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu cevaplar çok şaşırtıcı değil, zira bahsedilen meseleler tarım sektörü açısından kronik sorunlar ama yine de bu veriler tarımın geleceğini şekillendirmek isteyenler açısından önemli.
Çiftçilerin yüzde 57’si en önemli sorun olarak yüksek mazot maliyetini gösterirken, yüzde 44’lük bir kesim için en önemli sorun yüksek gübre maliyeti.
Üreticilerin yüzde 27’si ise en önemli sorun olarak pazara erişimdeki zorluklar ve hak edilen fiyata ürünlerini satamamayı gösteriyor.

 
ÇİFTÇİLER GELECEKTEN NE BEKLİYOR?
Anketin “Hayata ve Geleceğe Bakış” kısmında ise çiftçinin geleceğe yönelik umut taşıyıp taşımadığına değinilmiş.
Türkiye’deki çiftçilerin yüzde 45’i gelecekten umutlu değil, yüzde 19’u ise bu konuda kararsız.
Üreticilerin yüzde 41’i gelecekten umutlu olduğunu söylüyor ama ilginç olan ise büyük çiftçilerin daha da umutsuz olması. Zira büyük çiftçilerin yüzde 52 gibi yarıdan fazla bir oranı gelecek için umutlu olmadığını dile getiriyor.
Umut olmayınca kırsaldaki nüfusu tutmak da zor oluyor.
Ankete göre çiftçilerin yarısından fazlasının – yüzde 52- ailesinde şehre göç eden bir birey mevcut. Küçük, orta ve büyük ölçekli çiftçiler arasında küçük çiftçiler göçten en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle Doğu Anadolu, Doğu ve Batı Karadeniz göçten en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.
ÇİFTÇİLERİN %64’Ü ÇOCUKLARININ TARIMLA UĞRAŞMASINI İSTEMİYOR
Bu işte gelecek görmeyen çiftçilerin önemli bir kısmı çocuklarının ileride tarımla uğraşmasını istemiyor.
Ankete göre üreticilerin yüzde 64’ü çocuklarının kendileri gibi çiftçilikle uğraşmasını, tarımsal üretim yapmasını istemiyor.
Bu soruya ‘İsterim’ ve ‘Kesinlikle isterim’ şeklinde yanıt veren çiftçilerin oranı ise sadece yüzde 30. Ancak ‘kesinlikle isterim’ diyen yüzde 5 ile ‘kesinlikle istemem’ diyen yüzde 20 arasındaki 4 katlık keskin fark da dikkat çekici.


ÜRETİCİLERİN %56’SI TARIM POLİTİKALARINDAN MEMNUN DEĞİL
Anketin önemli başlıklarından bir tanesi de çiftçinin kamu politikalarına yönelik görüşü.
Üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun olmadığını dile getiriyor. Memnun olanların oranı ise yüzde 29 iken çiftçilerin yüzde 13’ü ise bu konuda kararsız olduğunu belirtiyor.

 
Büyük çiftçilerin tarım politikalarından memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 72 ile ortalamanın daha da üzerinde. Büyük çiftçilerde memnuniyet oranı yüzde 16 seviyesinde.
Doktar’ın çiftçinin nabzı anketinde öne çıkan noktaları paylaşmaya çalıştık.
Doktar Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen, ankette öne çıkan bulguları şu şekilde özetliyor: “Çalışmanın en önemli bulgusu, çiftçi işini profesyonel yönetmiyor. Profesyonel yönetimden kastım ne? Kârlı bir şirket için finansal ve operasyonel olarak dikkat etmeniz konular var. Çiftçiler bunların hiçbirini yapmıyor. Yani birkaç cümle ile özetlemek gerekirse çiftçi için ‘tarım eşittir tarla’ halbuki ‘tarım eşittir tarımsal işletme’ olmalı.”
Özetle, bu anketi değerlendirirken karşımıza yine finansal okuryazarlık, eğitim, planlama ve örgütlenme tarafındaki eksikliklerimiz çıkıyor.
Umarız bu anketin sonuçları iyi analiz edilerek yeni dönemdeki tarım politikalarının ve kırsal kalkınma stratejilerinin şekillenmesine katkıda bulunur.
 
 
12.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Görev Yetkileri Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde iki bakanlığın birleştirilmesiyle oluşturulan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görev ve yetkileri belli oldu.
Gıda üretimi güvenliği, kırsal kalkınma, çiftçilerin örgütlenmesi, tarım piyasalarının düzenlenmesi gibi konulardan sorumlu olacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı aynı zamanda ormanların korunarak geliştirilmesi, çölleşme ve erozyonla mücadele, mera ıslahı gibi alanlardan da sorumlu olacak.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dair 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri ile teşkilat yapısı da belirlendi.
Bakanlığın görev ve yetkileri arasında, gıda üretimi güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasını sağlamak yer aldı. Çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlenmesi, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi hususlar bakanlığın ana faaliyet konuları arasında sıralandı. Ayrıca, ormanların korunması, geliştirilmesi, işletilmesi, ıslahı ve bakımı, çölleşme ve erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve ormanla ilgili mera ıslahı konularında politikalar oluşturulması amacıyla çalışmalar yapmak, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilikle av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi bakanlığın sorumluluk sahaları olarak belirtildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarından oluşacak.
Bakanlığın hizmet birimlerinde, Gıda ve Kontrol, Bitkisel Üretim, Hayvancılık, Balık ve Su Ürünleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele, Doğa Koruma ve Milli Parklar, Su Yönetimi, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler ve Personel genel müdürlükleri ile Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı, Şeker Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Özel Kalem Müdürlüğü yer alacak.
Bakanlığa bağlı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, hayvan refahını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacak, güvenilir gıda ve yem arzını sağlayacak. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü de çayır, mera ve yaylaları koruyacak tedbirleri alacak.
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, toprağın korunması ve tabi kaynakların geliştirilmesi amacıyla havza bütünlüğü esas alınarak çölleşme ve erozyonla mücadele, çığ, heyelan ve sel kontrolüyle entegre havza ıslahı plan ve projelerini yapacak, uygulanmasını izleyecek, bu faaliyetlere proje bazında destek verecek.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesiyle ilgili işleri yürütecek.
Öte yandan bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla geçici çalışma grupları oluşturabilecek. 
 
 
11.7.2018
Devamı

Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün

Bakan Pakdemirli’den İlk Mesaj :  Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün
Yeni kabinenin açıklanması ile birlikte kabinenin 16 bakanı TBMM de yemin töreninin ardından devir teslim törenleri ’de gerçekleşti. İl tören Orman bakanlığında gerçekleşirken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise yeni dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevi Ahmet Eşref Fakıbaba’dan devraldı. Bakanlığın makam katında gerçekleşen törende  Yeni Bakan Bekir Pakdemirli Çiftçimizin yüzü gülsün Çocuklarımız ormanla büyüsün mesajı verdi. Bakan Pakdemirli devir teslim töreninde şu sözlere yer verdi.  "Elinizi ayağınızı buradan çekmeyin, biz her zaman sizden faydalanmak isteriz" dedi.
Yeni dönemde üretici ve tüketiciyi koruyan bir şekilde çiftçiliği ileriye götüreceklerini söyleyen Pakdemirli, yerli ve milli duruş sergileyeceklerinin altını çizdi. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacaklarını kaydeden Pakdemir, "Petrolümüz yok, altınımız yok ama çok güzel topraklarımız var. Tarımın yapıldığı ilk yer. Suyumuzu, toprağımızı iyi kullanacağız. Zaman zaman hata da yapacağız, bizi koruyup kolladıkları için medya mensuplarımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Kimdir

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'deki  töreninin ardından yeni kabinede yer alan bakanları açıkladı. Buna göre 1973 yılında İzmir'de doğan merhum eski Başbakan Yardımcısı Ekrem Pakdemirli'nin oğlu Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanı oldu. BİM, Turkcell ve Albara'nın yönetim kurulu üyesi görevlerini de yapan Pakdemirli, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Başkent Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı ve Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü. Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanlarında serbest girişimcilik yapan Pakdemirli, çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında genel müdürlük görevlerini üstlenen Pakdemirli, uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından yine aynı şirkette danışmanlık yaptı. Pakdemirli, sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında Tarihi Kemeraltı AŞ ve Türkiye Ruh Sağlığı Tedavi Vakfı Yönetim Kurulu üyeliklerini, Anadolu Otizm Vakfı Mütevelli üyeliğini, Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği üyeliğini de sürdürüyor. Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik gibi hobileri bulunan Pakdemirli, İngilizce biliyor. Pakdemirli, evli ve üç çocuk babası.
 
10.7.2018
Devamı

Pakdemirliden İlk Açıklama

Bakan Pakdemirli, tarımın her tarafına dokunmuş bir aileden geldiğini söyledi.
Pakdemirli, "Bize bu görevi layık gören Reis-i Cumhurumuza, Erdoğan Bey'e çok çok teşekkür ederim. Çok büyük bir sorumluluk. Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk hissettiriyor ama bir yandan da çok büyük bir şeref. Memleketimize, insanlarımıza hizmet etmek büyük mutluluk" dedi.
Bakanlığı bekleyip beklemediği sorusu üzerine Pakdemirli, "Açıkçası ben çok yakın bir zamanda duydum. Ancak bakanlığın bu olacağını ben de bilmiyordum. Ama bu bizim uzak olduğumuz bir şey değil. Çiftliğimiz var. Üzümümüz, incirimiz, tavuk kümeslerimiz var. Yani tarımın her tarafına dokunmuş bir aileyiz. Zor olmayacak diye düşünüyorum. Allah hepimizi muvaffak etsin. Tabii görevlerin hepsi zor. İnşallah zoru hemen yaparız, imkansız da biraz zaman alır" diye konuştu.
 
 
10.7.2018
Devamı

Ya Süt Fiyatları Yükseltilsin, Ya Yem Fiyatları Düşürülsün

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci  süt ve yem fiyatlarını değerlendirdi. Başkan Dermenci “Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.”dedi.  Başkan Dermenci yem fiyatlarına ilişkin ise şu sözlere yer verdi. “Bakanlığımızdan acilen yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz.” Dedi.
Dermenci yazılı açıklamasında şunlara değindi.
 
"Ankara’da gerçekleştirilen son Ulusal Süt Konseyi toplantısında, bir litre sütün fiyatı 1,53 TL olarak belirlenmişti. Aradan 7 ay geçmesine rağmen Haziran ayı içerisinde yapılması planlanan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı hala yapılamamıştır.
 
Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
 
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.
 
Süt fiyatı belirlenirken girdi maliyeti kesinlikle ve kesinlikle göz önünde bulundurulmalı veya süt fiyatı yem fiyatının artış oranına göre belirlenmeli ya da Devletimiz acilen yem fiyatlarına müdahale ederek, yem fiyatında indirime gitmelidir. Aksi takdirde bu yem fiyatlarıyla sürdürülebilir bir süt ve besi hayvancılığının yapılması mümkün olmayacaktır.
 
Yem sanayicilerimiz yaklaşık 2-3 ay önce kur’daki artış ve hammadde bulmadaki yaşadığı sorunu ortaya koyarak yem fiyatlarında anlık ve güncel olarak ciddi bir artışa gittiler.   
 
Yem Fiyatlarında indirim bekliyoruz
 
Fakat bugün baktığımızda seçimlerden sonra kur fiyatlarında bir istikrar sağlandığı aşikârdır. Ülkemizde hasat mevsiminin gelmesiyle, arpa ve buğday hasadının birçok bölgemizde yapılmış ve yapılmakta olduğu bu dönemde, yemlik arpa ve buğday fiyatları da göz önüne alındığında, yem sanayicimizin daha önce ciddi artış uyguladığı yem fiyatlarının, maliyet oranlarının düşmesiyle yem fiyatlarında indirim bekliyoruz.
 
Eğer yetiştiricilerimiz sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapamaz ve yeteri kadar bir kazanç elde edemezse, hayvanlarını satıp üretimden çekilmek zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumun yaşanmaması için Bakanlığımızda acil olarak Ulusal Süt Konseyinin toplanmasını ve bunun yanında da yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz."dedi.
 
 
 
5.7.2018
Devamı

Süt Üreticisinin Gözü Komite'de

Süt üreticisinin gözü komitede. Çiğ süte 6 ay önce zam yapılmıştı. 6 aylık zaman diliminde birçok ürüne zam geldi. Yetiştiricinin en çok girdisi olan yem’e ise yüzde yirmi ile yirmi beş arasında zam geldi. Ulusal Süt Konseyi (USK ) ise temmuz ayında yapacağı toplantıda Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi'nden süt fiyatının artırılması hususunda destek bekliyor.
Yetiştirici ise artan girdi maliyetlerinden dem vurmaya devama ediyor. Üretimin devam edebilmesi açısından yem fiyatlarında veya çiğ süt fiyatlarında acilen yetiştirici revizyon bekliyor. Üretim maliyetlerinin istenilen ölçülere düşürülememesi durumunda üreticileri daha da zor günler bekliyor. Çiğ sütte acilen fiyat artımı yapılmalı. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının aşağı çekilmesi için de süspanse uygulanmalıdır.
Bunların yapılmaması durumunda üreticinin alın teri damızlık süt hayvanları yaklaşan kurban bayramında kurban olacak.
 
 
4.7.2018
Devamı

Fındıkta Rekolte 10 Temmuzda Açıklanacak

Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor. Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı. Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor
 
İHA'nın haberine göre, 2018 ürünü fındık rekoltesinin tespiti için Türkiye genelinde olduğu gibi, Trabzon’da da 25 Haziran’da başlatılan çalışmalar tamamlandı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın koordinasyonunda fındıkla ilgili tüm kesimlerin temsil edildiği komite tarafından belirlenen rekolte için bu yıl Trabzon’un tüm ilçelerinde çotanak sayımı gerçekleştirildi. Önceki yıllarda Trabzon’un ağırlıklı olarak fındık üretilen 10 ilçesinde rekolte tespiti yapılıyordu.
Sahil, orta ve yüksek kesimlerde örnekleme yöntemi ile rekolte tespiti yapan komisyonda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  İl Müdürlüğü, Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği (DKİB), S.S. Fındık Tarım Satış Koop. Birliği Genel Müdürlüğü (Fiskobirlik), Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği, (KİB), Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (GFAE) ve Ulusal Fındık Konseyi (UFK) yetkilileri yer aldı.
Öte yandan yaklaşık 65 bin hektarlık bir alanda fındık üretiminin yapıldığı Trabzon’da, 2018 yılı fındık rekoltesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye geneli ile birlikte 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor.
 
 
3.7.2018
Devamı

Gıda Fiyatları Arttı

İstanbul Ticaret Odasının  verilerine göre, İstanbul'da haziranda bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlar yüzde 1,27, toptan fiyatlar yüzde 1,4 arttı.
İstanbul'da, haziran ayında bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış yaşandı.
İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, Haziran 2018 itibarıyla Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık ortalama yüzde 9,79, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalama yüzde 12,34 artış gösterdi.
İstanbul'da haziranda bir önceki aya göre perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış kaydedildi. Geçen yılın aynı ayına göre ise perakende fiyatlarda yüzde 12,15, toptan fiyatlarda da yüzde 16,34 yükseliş yaşandı.
SEKTÖREL BAZDA DEĞİŞİM ORANLARI
Perakende fiyatlar, haziranda bir önceki aya göre, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 4,58, ev eşyası harcamalarında yüzde 3,88, kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 2,29, gıda harcamalarında yüzde 1,35, giyim harcamalarında yüzde 0,88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,76, konut harcamalarında yüzde 0,16 arttı. Diğer harcamalar grubunda fiyat değişimi izlenmedi.
 
 
2.7.2018
Devamı

Buğday'da Rekolte Kayıpları Çok

Türkiye’de son aylarda yaşanan sağanak yağışlar, bazı bölgelerde ise dolu şeklinde yağması buğday ’da kaliteyi düşürdü. Aşrı yağışlar buğday ‘da rutubeti artırmasının yanı sıra hem kaliteyi hem de hasatı zorlaştırdı.
Buğday ekim alanlarında hasat vaktinin başladığı şu günlerde çiftçiler verimin düştüğünü hasatın ise biçer döver ile zor yapıldığını vurgu yapıyor. Görülen o ki bu sene kaliteli buğday açığı ortaya çıkacak.
 Öte yandan hasatın uzun bir zaman almasından dolayı çiftçilerin diğer ekili ürünlere zaman ayıramaması da kalitenin yanı sıra rekoltenin de az olacağı yönünde.
 
 
 
 
 
28.6.2018
Devamı

Tarım Orman Birleşiyor

Önemli bir seçimi geride bıraktık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yüzde 50’nin üstünde oy alarak yeniden seçildi. Bununla birlikte yeni dönemde başlamış oldu.  Başbakanlık tarih oldu. Bunun yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçildi. Yeni sistemle bakanlık sayısının daha az olmasının yanı sıra bazı bakanlıklarda birleştirilecek.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise önemli değişiklikler hepimizi bekliyor. Yeni sistemle birlikte hem bakanlığın adı hem de bakan değişecek.
Mevcut Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba Şanlıurfa’dan Milletvekili seçildi.  Bakan Fakıbaba yeniden atanırsa milletvekilliğinden istifa etmesi gerekiyor. Seçim döneminde Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve paylaştığı yeni yönetim şemasına göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın adı "Tarım ve Orman Bakanlığı" olarak değişecek. Görülen o ki bakanlığın ismi ile birlikte birçok şeyde değişeceğe benziyor.
 Tarım konusunda ithalat ile ilgili kararlar alan Ekonomi Bakanlığının da kaldırılması tarımı etkileyecek hususlardan bir tanesi.
Ülkemizde Bakan değişimi, müsteşar değişimi ve bürokrat değişiminde bile birçok şey değişirken, bakanlığın ismi ve birleştirilmesi durumunda kim bilir neler değişecek.  Bu duruma alışıncaya kadar bizleri birçok sorunda beklemiş olacak. Bu süreçte tarım etkilenmemesi için herkesin üzerine düşeninin fazlasını yapması gerekiyor. Umuyoruz ki yeni yönetim şeklinin müspet manada hayırlı olmasını dilerim.
 Muhammt OLUKLU'nun kaleminden
 
 
 
27.6.2018
Devamı

TMO Nohut Alacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, nohut alımlarıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Bakan Fakıbaba “Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.”dedi. Fakıbaba yazılı açıklamasında şunlara yer verdi.
 
 “Ülkemiz bakliyat üretiminde önemli bir yeri olan nohut üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 17 artarak 550 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.
2018 yılı için nohut alım fiyatını ton başına 3.250 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 792 TL ile birlikte nohut üreticimizin eline ton başına 4.040 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Üreticilerimiz, her zaman Hükümetimizin ve Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bugüne kadar üreticilerimize sağladığımız destekleri, önümüzdeki yeni dönemde geliştirerek ve artırarak vermeye devam edeceğiz. 
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı nohut alımlarının ülkemize ve tüm nohut üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.” Dedi.
 
 
27.6.2018
Devamı

Süt Fiyatı İçin Ne Bekleniyor?

Yetiştirici Süt’e Zam Bekliyor
Türkiye’de seçimler bitti. Millet iktidara devam dedi. Herkesin bekleyişi ise devam ediyor. Zaman ise hiç durmadan akıp gidiyor. Su da akıp yolunu buluyor. Kimisi görev bekliyor, kimisi yükselmeyi, kimileri de yeni bakanların kimlerin olacağı konusunda tahminlerde bulunmaya çalışıyor.
Çiftçi, üretici ve yetiştirici ise üretebilmenin ötesinde birde zararlarından nasıl kurtulabilirim?  muhasebesi yapıyor.
Bildiğiniz gibi Ulusal Süt Konseyi 6 ay önce toplandı. Tarihinde ilk defa soğutulmu