Tarım ve Hayvancılık 2018'de Zor Günler Geçirdi| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Tarım ve Hayvancılık 2018'de Zor Günler Geçirdi

2018 yılının son ayını geride bırakıyoruz.  2018 yılında tarım sektörü zor günler geçirdi. Gündemden hiç düşmeyen et ve sütü hem konuştuk hem de yazdık. Üstüne birde patates, soğan ve üst üste zam şampiyonu olan domates ve salça ’da sektörün tuzu biberi oldu.
Tarım ve özellikle hayvancılık sektöründeki olumsuz gelişmeler hem tüketiciyi hem de üreteni derinden yaralarken sektörde ise ardı ardına gelen konkordatolar süt üreticisinin damızlık hayvanları kesmesine, bazılarının ise batmasına neden oldu. Hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yem fiyatlarının döviz kuru baskısı altında kalarak %35 % 40 a çıkan zamlarla sektörü durdurma ve üretmeme noktasına getirdi.

 Tarım ve hayvancılık sektöründe herkesin memnuniyetsizliğinden yanı sıra ortada bir gerçek var ki uzun yıllardır üretmenin ve üretebilmenin mutluluğunu yaşayan eli nasırlı üretici bugün borç batağında.  Üretici kendisine uzanacak şefkatli ve merhametli devlet babasından el uzatmasını bekliyor. Et ve süt, bir toplumun olmazsa olmazıdır. Proteinsiz bir toplum geride kalmış bir toplum gibidir. Üretim yapamayıp sürekli ithalata dayalı bir politika yürütmemiz içerdeki yerli ve milli olan çiftçimizi kaderine bırakmanın ötesinde güzel Anadolu’muzu kaderine bırakmakla eş değerdir.
Anadolu insanı merhametlidir. Toprak kokar elleri, güller açar gözleri neden diye sorma ANADOLUDUR yüreği sözleri ise üretebilmenin derdi ile dertlenmiş üretici ve çiftçinin ta kendisidir.

Öyleyse eli nasırlı Anadolu insanına ve üretmenin derdi ile dertlenip her fırsatta devletinin ve milletinin yanında yer almış üretici ve çiftçimize sahip çıkalım. Destekleri artıralım. İthalattan vaz geçelim. Sütü makul bir fiyatta artıralım. Girdileri düşürelim. Et ve sütte yeni dönem için asgari üç yıllık planlama ve proje yapalım. Üretici ve tüketici için olmazsa olmazı Halk ekmek gibi et ve sütte de özelikle büyükşehir belediyeleri gerekli çalışmayı yaparak üreticiden tüketiciye buluşturulmasında büyük fayda vardır.   Kısacası biz üretelim biz kazanalım. Yerli ve milli sermayemizi dışardaki Hans’a, Tony’e değil; Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Köylü Milletin Efendisidir” sözünden yola çıkarak Mehmet Efendiye, Ahmet Bey’e ve Ayşe Annemize harcayalım. Yerli ve milli olmak ancak böyle olunur. 

Muhammet OLUKLU 
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü