BU YIL TARIMDA MEMNUNİYET SAĞLANACAK MI?| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

BU YIL TARIMDA MEMNUNİYET SAĞLANACAK MI?

   Geçtiğimiz yıl hemen her sektörde inişli çıkışlı bir sezon geçirdik. Bulunduğumuz coğrafya itibariyle pek çok olaya şahit olduk. Etrafımızdaki savaş çemberi ve onun getirdiği nice sıkıntılar bizleri, hem ekonomik hem de sosyal açıdan zor durumda bıraktı ve hala bırakmaya devam ediyor. Aslında sayamadığımız sorunlarımız ve daha bilemediğimiz bir sürü dert var. Bunlar, Osmanlı'dan beri yaşanan şeyler. Aslında yerimizde başka bir devlet ya da ülke olsaydı, şimdiye çoktan dağılıp gitmişti. Tozla dumana karışmıştı. Ama çok şükür ki, bizler son derece dayanıklı, dirençli, bir o kadar da güçlü durumdayız ve ayaktayız. Böylesi zamanlarda birlik ve beraberlik içinde sıkıntılarımızı çözmeye çalışıyor ve onlardan kurtulmak için elimizden geleni yapıyoruz. Anlayacağınız, bu yıl da aynı şekilde olaylar olacak ve benzer sorunlarla karşılaşacağız. İnşallah tez zamanda bunları atlatır, bu  problemlerden kurtuluruz diye umut etmekten başka çaremiz de yok.

            Şimdi, geçen yılı tarım ve hayvancılık sektörü açısından bir gözden geçirirsek;  ülkemiz, 2018 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 1 milyon 160 bin ton et, 21 milyon ton süt, 2.3 milyon ton kanatlı eti, 20.4 milyar adet yumurta üretimi gerçekleştirmiştir. Ayrıca, verilen destekler yönüyle 2018 yılında; 14.5 milyar TL tarımsal destek verilmiş, 16 bin 733 genç çiftçiye 530 milyon TL hibe uygulanmış, 29 ilde 2060 kadın çiftçiye iş imkanı sunulmuş ve yerel yatırımlar yönünden IPARD-II'de 3. çağrıda 2.316 kırsal kalkınma projesi için 1.5 milyar TL yatırıma, 781 milyon lira destek sağlandığı bildirilmiştir. 117 milyon ton bitkisel üretim gerçekleştirilmiş, fındık, kiraz, incir ve kayısı üretiminde dünya birincisi olmuşuz. Ülkemizin sulanabilir arazi varlığı 65.3 milyon dekara ulaşmış, sertifikalı tohum üretiminde firma sayımız 863’e yükselmiş, 1225 ton sertifikalı yem bitkisi tohumu ile145 bin ton sertifikalı hububat tohumu satışı yapılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi de üreticilerimizden 2.8 milyon ton ürün alıp, 3.2 milyar TL ödeme yapmıştır. Özellikle, balıkçılıkta 2023 hedefleri yakalanarak 1 milyar TL balık ihracatı gerçekleşmiştir. Bu arada sokak hayvanları da unutulmamış, onların korunması adına 61 adet yerel idareye 32 milyon TL destek sağlanmıştır. Tüm bunlar gerçekten hoş ve gerçekten güzel uygulamalar. Bakanlıkça her geçen yıl verilen desteklemeler imkanlar ölçüsünde artırılmaya çalışılıyor. Hem çiftçi, hem yatırımcı, hem de diğer paydaşların takdirini almak için büyük çabalar sarf ediliyor. Ama çıtayı yukarı taşıdıkça, hedefleri büyüttükçe, insanların beklentileri de bir o kadar artıyor. Aslında istediğiniz kadar ve istediğiniz ölçüde hedefinizi yükseltebilirsiniz bu sorun değil. Önemli olan hedefleri tutturabilmek ve insanları da memnun edebilmektir.
 
            İşte, buradan hareketle 2019 yılında da bir çok kişinin aklındaki en önemli sorulardan biri Maliyetler, diğeri de Memnuniyet nasıl sağlanacak? Bu hususta hükümet çok ciddi çabalar sarf edecek ve etmeli de. Maliyetleri sabit tutmak adına hamle üstüne hamleler yapılıyor, bunu biliyoruz. Özellikle, ham madde girişi dövize bağlı olduğu için, bu alanda dövizi belli bir düzeyde tutmak gerekiyor. Bunda da kısmen başarılı oluyor diyebiliriz. Herkesin malumu, dünya ticaretinde kullanılan para birimi Amerikan Doları ve Dolar/TL kuru belli aralıklar içinde sabitlenmeli ki;  mısır, soya fasulyesi, buğday, arpa vs. bağlı olarak hayvanların yem fiyatları coşmasın. Ya da çiftçinin olmazsa olmazlarından ilaç, gübre ve akaryakıt fiyatları makul seviyelerde kalsın. Bazıları "Tarım Bakanlığı mazot-gübre desteği zaten veriyor, bu yetmiyor mu?" diyebilir. Buna verilecek cevap; "Yetmiyor !". Neden? Çünkü, devletin verdiği küçük bir yardım, küçük bir destek. Doyumluk değil, tadımlık yani. Ama öyle de olsa yukarıdaki verilere bakıldığında, hazine adına büyük bir bütçe ve büyük bir yük getiriyor. Amaç, sadece teşvik. Köylü ve çiftçiye sorarsanız yetmediğinden bahsediyor, zaten. Ama ne yaparsın? Gerek devletin gücü, gerekse dünya ticaret kuralları gereği daha fazla vermek de mümkün olmuyor. Burada yeri gelmişken belirteyim. Bakanlık bir ürünü desteklemek için rastgele fiyat belirleyemiyor. O ürünün gerçek maliyeti önce hesaplanıyor. Daha sonra da bunun en fazla yüzde 10'u kadar destek verilebiliyor. Örneğin; buğdayın bir kilogramının üretim maliyeti 800 kuruş olsun. Size maksimum ödenebilecek devlet teşviki 80 kuruşu geçemez. Bunun üstüne çıkılması durumunda, buğday veya buğday mamulleri (un vs) gibi ihraç ürünlerine Dünya Ticaret Örgütü veya ilgili kuruluşlar tarafından "haksız rekabet oluşturacağı" gerekçesiyle engeller veya kısıtlamalar getirilebiliyor. Bu nokta gerçekten çok hassas, gerçekten çok önemli. O yüzden daha fazlasını isterken, birilerini suçlamak yerine, mevcudu iyi bir şekilde bilmeli ve ona göre istekte bulunmalıyız. Evet, çiftçimiz, hayvancımız, üreticimiz zor zamanlardan geçiriyor. Dengeleri sağlamak, onca verilen paraya ve desteğe rağmen ayakta durabilmek oldukça zor. Bunlara bir de afetler (fırtına, kar, yağmur, dolu, don vs) eklenince, yapabilecekleri fazla bir şey de kalmıyor. Dolayısıyla her şeyi devletten beklemeye başlıyor insanlar. Çünkü kendi güçleriyle, kendi emekleri ve sermayeleriyle ayakta durmayı başaramıyorlar bu kardeşlerimiz. Onlara ve devlet yetkililerine bu noktada bir takım önerilerden başka bir şey diyemeyeceğim. O da kendi güç ve sermayelerine göre hareket etmeleri ve ürettiklerini aracısız satabilmelerinin yollarını bulmalıdır, diyorum. Artık hedeflerini büyüterek sadece yurtiçi değil, yurt dışına da kendi ürettiklerini ister bitkisel olsun, ister hayvansal olsun pazarlama kanallarını bulmaları gerekiyor. Hatta canlı hayvan ihraç etmeli. Kendi ürettikleri bal, et, süt, yumurtayı kooperatifler, dernekler, vakıflar her ne var ise bir araya gelerek satmayı sağlamalıdır. Artık kimse tek başına bir şey yapabilecek durumda değil. Devir birlik ve beraberlik devri. Bir kaç kişi bir araya gelerek küçük sermayeli şirketler oluşturmalı, ne yapıp edip ihracat yollarını bulmalıdır. Bu gibi şirket veya KOBİ'lere de verilen devlet destekleri çoğaltılarak teşvik edilmelidir. Yoksa Memnuniyet hayal olacaktır. Hem devlet, hem de halk adına memnuniyet olmalı ki, ülkede sükunet olsun, huzur olsun. Devlet adil olsun, güçlü olsun ki bizler de rahatlık içinde yaşayalım. Bütün çiftçimize ve üreticilerimize 2019 yılının hayırlar ve bol kazançlar getirmesini diliyorum…
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
       Bingöl Üniversitesi
 Veteriner İç Hastalıkları ABD