Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Buzağı Destekleri Yetiştiriciye mi Yatıyor ?

Buzağı destekleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 yılı 2. Dönem buzağı destekleme ödemelerini 27 Nisan 2018 günü üreticilerin T.C. Kimlik numaralarına yatırmaya başlıyor. Edinilin bilgiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 buzağı desteklemelerini üretici hesaplarına 27 Nisan 2018 günü mesai bitimine kadar yetiştirici hesaplarına aktarırken; Süt analiz desteklerinin ise bakanlığın kayıt sisteminden değerlendirmeye alındığı süt miktarlarının ise bakanlığa ulaşmasının ardından ödemelerin en kısa sürede yapılacağı bekleniyor.
 

Antalyalı Yetiştirici İnekleri İle Servetine Servet Katıyor

Antalya’nın Korkuteli'nin Yelten Mahallesi'nde yaklaşık 10 yıl veteriner hekimlik yapan 35 yaşındaki Ulusoy, çevresindekilere hayvancılığın karlı bir iş olduğunu göstermek için süt üretim çiftliği kurmaya karar verdi. Ziraat Bankasından 1 milyon 500 bin lira "Hayvansal Üretim Kredisi" alan Ulusoy, ailesinin de desteğiyle mahallesinde yaklaşık 3 milyon lira maliyetinde süt çiftliği kurdu. Bulunduğu iklime en uygun süt ineklerinin montofon ırkı inekler olduğunu tespit eden Ulusoy, Almanya'ya giderek seçtiği 65 ineği Antalya'ya getirdi ve çiftliğinde beslemeye başladı.
 "SÜTLER EL DEĞMEDEN TOPLANIYOR"  
Türkiye'de hayvancılığın çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ulusoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aracı şirketleri devreden çıkartarak Almanya'ya gidip ineklerini seçtiğini ve hayvanları 1,5 ayda Türkiye'ye getirdiğini söyledi. Ulusoy, satın aldığı gebe ineklerin yavrulamasının ardından süt üretimine başladıklarını, teknolojik bir üretim sistemi kurmaya çalıştıklarını, sütün el değmeden direkt tankın içinde toplandığını anlattı.
 "AYLIK 20 BİN LİRA KAZANIYORUZ"
Montofon ırkı inekleri, soğuğa ve hastalıklara çok dayanıklı oldukları için tercih ettiğine dikkati çeken Ulusoy, "Almanya'da güneşi fazla görmemiş bu inekler daha soğuk iklime ve hastalıklara dayanıklılar. Ayrıca süt yağları çok fazla. Bir süt çiftliğinde bir ineğin günlük ortalamasının 25 kilogramın altına düşmemesi gerekiyor. Bu hayvanlar günlük 25 litreyi geçiyor. Böyle bir tesiste süt üretimini düzenli yaparsanız aylık 20 bin liraya yakın para kazanırsınız. Ülkemizde hayvancılığın önü açık. Hayvanlarınıza iyi bakarsanız kazanç elde edersiniz. İyi destek verilmesi durumunda yüzde 70'i tarım ve hayvancılıkla uğraşan ilçe, hayvancılığın merkezi konumuna gelebilir." diye konuştu. "ÜÇ YILDA MALİYETİNİ ÇIKARACAK" Ulusoy, "Piyasadan alacaklarımı toplayamadım ancak yine de hayvancılığın karlı bir iş olduğunu göstermek için kendi işletmemi kurmaya karar verdim. Sermayenin bir kısmını bankadan destek kredisi olarak aldık. İki yıl geri ödemesiz krediyi 5 taksitle geri ödeyeceğim. İşletmenin üç yıl sonra kendisini amorti etmesini planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Dim Medya A.Ş. ve Yeni Alanya Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Dim Medya Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
 

Üreticiye Kredi Müjdesi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi tarafından tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak. Bu çerçevede sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine ve sertifikalı tohum kullananlara söz konusu yatırımlarında kullanacakları kredi için faizlerde yüzde 100 indirim uygulanacak. Küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, arazi alımı, lisanslı depoculuğa yönelik yatırımlar da değişen oranlarda faiz indirimi ile desteklenecek. Su ürünleri sektöründe de 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi sağlanacak.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğince (Tarım Kredi), tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak.
Bakanlar Kurulunun konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Üreticilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla yapılan düzenleme çerçevesinde, gerçek veya tüzel kişi üreticilere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve lisanslı depo yatırımlarına yönelik krediler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM), 1 Ocak 2018-31 Aralık 2020 tarihleri arasında Banka tarafından uygulanan tarımsal kredi faiz oranlarından hayvansal ve bitkisel üretim kalemlerinde indirim yapılarak, kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilecek.
Birden fazla üretim konusunda kredi talebinde bulunan üreticilere kullandırılabilecek toplam kredi üst limiti, krediye konu ürünlerden en yüksek kredi limitine sahip ürüne göre belirlenecek.
Sözleşmeli Üretim Modeli kapsamında üreticiler ile imzaladığı sözleşmeler dahilinde yetiştirilen ürünü almayı garanti etmek suretiyle tarımsal üretim yaptıran gerçek veya tüzel kişi üreticilere, söz konusu üretim faaliyetlerinin finansmanı amacıyla azami 10 milyon liraya kadar sözleşmeli üretim kredisi açılabilecek.
Bankacılık Kanunu'nun risk grubu tanımına giren işletmelere söz konusu karar kapsamında kullandırılacak kredilerin toplamı üretim konuları itibarıyla belirlenen kredi üst limitlerini aşamayacak. Risk grubundaki işletmeler bu karar kapsamında tek bir işletme kabul edilecek.
Üreticiler indirim oranlarından, kullanacakları kredi miktarına göre ve yatırımla işletme dönemleri esas alınarak kademeli olarak yararlandırılacak.
  • Örneğin, sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine kredi üst limiti 12,5 milyon lira olmak üzere alacakları 100 bin liraya kadar kredilerin faizlerinde yüzde 100 indirim uygulanacak. Bu oran 100 bin lira ile 750 bin lira arasındaki kredilerde yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50, 750 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerde sırasıyla yüzde 75 ve yüzde 50, 5 milyon lira ve 12,5 milyon lira arasındaki kredilerde yüzde 50 ve yüzde 25 olarak uygulanacak. Yaygın hayvansal üretimde de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verilebilecek.
Damızlık düve yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, kanatlı damızlık yetiştiriciliğinde alınacak kredilerde de değişen oranlarda faiz indirimi sağlanacak.
Su ürünleri sektöründe de üst limiti 5 milyon lira olmak üzere 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi verilecek. 100 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerin faizlerinde de yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50 indirim uygulanacak.
Bitkisel üretim
Bitkisel üretimde de kontrollü örtüaltı tarım yapan işletmelere, kullanacakları 750 bin liraya kadar olan kredilerin faizlerinde yatırım döneminde yüzde 75, işletme döneminde yüzde 50 indirim yapılacak.
Yaygın bitkisel üretim için kullanılan 250 bin liraya kadar kredi için de faizlere yüzde 50, 250 bin lira ile 750 bin lira arasındaki krediler için de yüzde 25 indirim uygulanacak.
Yurt içi sertifikalı tohum, fide, fidan üretimi için 10 milyon liraya kadar, bunların kullanımı için de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi sağlanabilecek.
Ayrıca, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, tarımsal mekanizasyon, modern sulama, arazi alımı, lisanslı depoculuk ve soğuk hava deposu ve tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik yatırımlar da kredi faizi indirimi yoluyla desteklenecek.
Öte yandan, tarımsal amaçlı kooperatiflerin üretimlerine yönelik krediler için de üst limitler ve faiz indirim oranları belirlendi.
Kararla ayrıca, kredi kullanarak yapılan yatırımlardan sigortaya konu olabilecek varlıklar ile tarımsal ürünlerin kredi tutarı üzerinden sigorta ettirilmesi zorunluluğu getirildi.

 
 
 

Koyun Keçi Sütü Üreticileri Süt Fiyatlarından Memnun

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bülent Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il." dedi.
Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başakanı Bülent ORAL yaptığı açıklamada, süt üreticilerinin mağdur olmaması ve hak ettiğini kazanması için çalıştıklarını söyledi.
Kentte üretilen sütün kalitesi ve lezzetinin Avrupa standartlarında olduğunu belirten Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il. İzmir, Balıkesir, Çanakkale bu fiyatlara yakındır." ifadesini kullandı.
Koyun ve keçi sütü üreticilerinin fiyatlardan son derece memnun olduğunu vurgulayan Oral, bu rakamların örnek olacağına inandığını bildirdi.
 

Hayvancılığın Sorunları Çözülür mü?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurası gerçekleştirdi. Hayvancılık şurası  gerçekleştirilirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkatlari çekti. 
Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları  ise şöyle
 
Hayvancılık Şurasından Öne Çıkan Başlıklar
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli,
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı,
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli,
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı,
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli,
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli,
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
Peki bu başıklar hayvancığa köklü çözümler getirebilirmi? Yani bu başıklar hayvancılığın sorunlara köklü çözümler getirirde bu uygulamalar faaliyete geçermi? Sorusunu  akıllara getiriyor. Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanlığı uzun yıllar sonra hayvancığın sorunlarını köklü çözümler getirmek için büyük bir organizasyonla  bir çok kesimden kişileri bir araya getirdi. Şurada öne çıkan bir çok başlık hayvancılıkta yaşanan sorunlarıda dile getirmiş oldu. 2018 yılı tarım ve hayvancılık açısından diğer yıllara göre farklılık gösterecek.  İşte bu farklılıklardan bir tanesi de 2018 yılının Buzağı Yılı ilan edilmesi. Ancak bu farklılıkların yaşanabilmesi için gerek şuradan öne çıkan başlıkların gerekse kamu oyunda söylenenlere bence kulak kabartılmalı. Gelecek yüz yılın en önemli konularından birisi gıda.  Gıdayı, Tarım ve Hayvancılıkla entegre ederek bir çok hammaddeyi oluşturabiliyoruz.  O zaman tarım ve hayvancıllıkta geçmişte yaşanan sorunları dikkate alarak belirlenen bu çözüm önerileri ivedilikle faaliyete koyulmalı. Tarım ve Hayvancılık  üreticinin, yetiştiricinin sadece geçim kaynağı değil aynı zamanda para kazandığı, istihdam sağladığı, milli gelire katkı sağladığı, tüketiciye sağlıklı besinler ürettiği gibi görülmelidir.
Tarım olmadan yaşam olmayacağını, canlı olmayacağını sadece söylemlerde değil filiyata geçirerek hem bu sektörde hizmet eden eli nasırlı üreticinin yüzünü güldürmeyi hemde sağlıklı besinler üreterek ülkemizin geleceğine ışık tutmaktır. (Muhammet Oluklu’nun Kaleminden)
 
 

Yetiştiriciyi Sektörde Tutmak Gerekir

Haycancılık sektörü sizinde bildiğiniz gibi 2017 yılını kötü geçirdi. Yetiştiricinin tek geçim kaynağı olan süte geçtiğimiz günlerde  Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından  yeniden bir referans fiyatı belirlenerek 1,53 kuruşa çıkarıldı. Bu gelişme üretici bakımından sevindirici bir durumdu. Ancak süt üretimi yapan yetiştiriciyi tatmin edermi? Etmezmi?  Sorularıda akıllara gelmiyor değil. Süt fiyatı artıyor arkasından hemen yem fiyatları  ve diğer girdi maliyetlerinede zam yapılıyor. Muhammet oluklu'nun kaleminden
 Ulusal Süt Konseyi 1 litre soğutulmuş sütün maliyetini 1,18 kuruş olarak söylemişti. 1,53 kuruş olarak açıklanan 1 litre soğutulmuş sütün 0,9 kuruşu soğutmadan kaynaklı hizmet bedeli olarak yansıyacak. Yani masraflar ve girdi maliyetleri çıktıktan sonra üreticinin litre bazında eline geçen rakam 0,26 kuruş.  0,26 kuruşluk bir  gelirin üzerine girdi maliyetlerindeki bir artış söz konusu olursa üretici yine sütten zarar edebilir. Bir çok yetiştirici işletme giderlerini iyi hesaplamaya çalışıyor.  (USK) toplantısında firmaların üretici kısmına  bir serzenişleri vardı. Bu serzeniş sütteki yağ oranı ile ilgiliydi. İşte sütteki yağ oranın 4,2 olması yönünde bir açıklama gelsede üretici pencerisinden baktığımızda yetiştirici sütten para kazanabilmeliki hayvanına iyi bakarak sütteki yağ oranını artırabilsin.  Bu konuda gerek süt işleyen firmaların gerekse hayvancılık sektörüne girdi sağlayan kuluşların bunoktayı iyi irdelemesi gerek. Çünkü üretici geçim kaynağını karşılayamadığı durumda sektörden geri çekiliyor. Geçtiğimiz yıla tekrar geri dönüp baktığımızda  köyler boşalmış üretici hayvancılığı terketmiştir. Tekrar sektöre geri dönülmesi açısından gerek destekler gerekse yeni projeler üretilsede giden artık geri dönmeyebiliyor. Bu yüzden eli nasırlı yedi dört çalışan emek veren yetiştiriciyi memnun etmek gerekirki karşımıza birde 2018 yılında süt ithalatı çıkmasın.
 

Çiğ Süt'e Yetiştirici Zam Bekliyor

Ulusul Süt Konseyi (USK) yarın bir araya geliyor. Yaklaşık ikibuçuk milyon yetiştiricinin umutla beklediği süt fiyatı yarın belirleniyormu? Anadolunun bir çok yerinde umutla beklenen süt fiyatı ne olacak? Geçtiğimiz aylarda yapılan ulusal süt konseyinin seçimlerinin ardından  yönetim ilk toplantıda süt fiyatlarını değerlendirmişti. Buna göre süt fiyatlarında bir artış yapılamazken süte bu kezde enflasyon engel olmuştu. 16 ocak 2018 tarihinde toplanacak ulusal süt konsey toplantısını yetiştirici dört gözle beklerken, süt ve süt ürünlerine fabrikalarca yapılan zamlar ardı ardına gelmişti. Peki ulusal süt konseyinde yarın çiğ süt bedeli ne olacak? Bu sorunun cevabını yetiştirici umutla beklerken, edinilin bilgiye göre çiğ süt bedeline 20 kuruş ile 30 kuruş arasında bir öneri geleceği yönünde.
 

Hayvancılığın Sorunları Antalya'da Masaya Yatırılıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasına Antalya’da start verdi. Hayvancılık Genel Müdürlüğünün (HAYGEM) uhtesinde Antalya’da gerçekleştirilen  hayvancılık şurasına Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar yardımcıları Dr. Nihat Pakdil, Ahmet GÜLDAL, HAYGEM, Gıda Kontrol, TİGEM  genel müdürlerinin yanı sıra STK başkanları ve sektör temsilcileri katıldı. 9 Ocak ve 13 Ocak tarihleri arasında sürecek olan hayvancılık şurasına  büyük baş, küçük baş ve kırmızı ete yönelik çözümler bulunacağı bekleniyor.  Öte yandan Hayvancılık şurasına Gıda Tarımm ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbabanın ise Çarşamba günü şuraya katılacağı bekleniyor.
 

Hayvancılığa 250 Lira Mazota Yüzde Elli İndirim Başlıyor

Hayvancılığı geliştirilerek ülkedeki kırmızı et ihtiyacı sorununu çözmek isteyen hükümet, 2018 yılında yeni projeler hayata geçiriyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu yıl 200 büyükbaşa kadar hayvan varlığı olan besicilere, hayvan başına 250 lira destek verecek. Küçük aile işletmeleri uygun kredilerle desteklenecek. Bu projeden halen hayvancılık yapan veya işletmesi bulunan, ancak hayvanı bulunmayan üreticileri yararlandırılacak.

MAZOTU KARŞILANACAK
Yerli besiciliği korumak için Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından, uygun taban fiyattan alım garantisi sağlanacağı gibi 2018'de girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri destekleri de devam edecek. Bu kapsamda mazot desteğini 2003'te ilk kez hayata geçiren hükümet, şimdi ise ürün bazında mazot maliyetinin yarısını karşılayacak.

BESİ DESTEĞİ VERİLECEK
Önceki yıllarda olduğu gibi 2018'de de çiğ süt, süt regülasyon, buzağı, koyun keçi, besilik erkek sığır, tiftik, malak ve çoban istihdamı gibi çeşitli desteklerle hayvancılığın geliştirilmesi sağlanacak. DAP, GAP, KOP ve DOKAP Projesi kapsamındaki illerde hayvancılık yatırımları desteklenirken, kalkınma bölgelerindeki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatı için yüzde 50 hibe, damızlık boğa, koç ve teke alımlarına yüzde 80 hibe desteği başvurularıda devam ediyor.
 

Konya DSYB 2018 Buzağı Yılı Eğitim Toplantılarına start Verdi

   Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından  geçtiğimiz aylarda başlatılan 2018 yılı buzağı yılı projesine yönelik çalışmalar hız kazandı. Artan buzağı ölümlerine ve yetiştiricinin sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Konya DSYB 2018'i Buzağı Yılı ilan ederek eğitim başta olmak üzere bir takım faaliyetler organize etmeyi şimdiden hedefliyor.  2018 Buzağı Yılı kapsamında Konya DSYB ilk eğitim toplantısını Konya Merkezde ikamet eden yetiştiricilere yönelik eğitim toplantısı gerçekleştirdi.
Eğitim toplantısına Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürülüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Süleymen Özcan, Meram İlçe Müdürü Mahir Keleş, Karatay İlçe Müdürü Esat Altuntaş, Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Nazif Karabulut, Karatay Süt Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Ali Kalaycı, Konya DSYB yönetim kurulu başkanı Edip Yıldız ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte çok sayıda yetiştirici katıldı.
Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin ev sahipliğinde bir açılış konuşması yapan Başkan Edip Yıldız, neden böyle bir organizasyon gerçekleştirildiğini ve Birliğin genel çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yıldız, "Buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır" dedi.
Damızlık Düve Merkezi Büyüyor
Edip Yıldız konuşmasında yönetim kurulunun iki dönemdir görev üstlendiklerini ve söz verdikleri gibi ikinci dönemin yatırımlarla dolu geçtiğinin altını çizdi. Yıldız "Yetiştiricilerimizin yüksek verimli ve kaliteli gebe düvelerle üretim yapmasını sağlamak ve piyasaya göre uygun fiyata damızlık materyale ulaşabilmesi amacıyla 570 baş kapasiteye sahip olan Damızlık Düve Merkezimizi büyütüyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteği ile 500 başlık yeni bir tesis daha yaparak toplam kapasitemizi 1070 başa çıkarıyoruz. Bu proje kapsamında Konya’da başka örneği olmayan Damızlık Düve Merkezimizin ülkemiz geneline örnek olacak. Artık daha fazla yetiştiricimize hizmet etme fırsatı bulacağız" dedi. 
Edip Yıldız'ın açılış konuşmasının ardından sözü Konya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube  Müdürü Süleyman Özcan aldı. Özcan ise  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yeni dönemdeki çalışmaları hakkında Konyalı yetiştiricilere bilgi verdi. Konuşmalarının ardından Veteriner Hekim Emrah Erbay Buzağı Bakım ve Beslemesi hakkında sunumunu gerçekleştirirken sunumundan hemen sonra  soruları cevaplandırdı ve toplantı sona erdi. 
 

 

Küpeleme ve Aşı Ücretleri 1Kuruş

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak'tan itibaren Bakanlık personeli veteriner hekimlerin aşı ve küpe uygulama hizmetleri karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Buna göre Bakanlık personeli veteriner hekimlerin aşı ve küpe uygulama hizmetleri karşılığında üreticilerden alınan ücretler yeniden belirlendi. Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretleri 1 kuruşa düşürüldü.
Bakanlık, bu doğrultuda kamuoyunda aşı ve küpe ücreti olarak bilinen "Hayvanların Tanımlanması ile Veteriner Biyolojik Ürün Uygulama Ücreti Makbuzu" karşılığı uygulama ücreti olarak 1 Ocak 2018'den itibaren 1 kuruş alınması hususunda 81 il müdürlüğüne gerekli yazıyı gönderdi.
Öte yandan söz konusu ücretlerin tamamen kaldırılması amacıyla mevzuat değişikliği çalışması sürdürülüyor. Bakanlık, veteriner hekimlerin, aşı ve küpe uygulaması hizmetleri karşılığında farklı şekilde ücretlendirilmesi konusunda da bir çalışma yapıyor.
Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nda hayvanlara uygulanan aşı ve küpe uygulamaları için hayvan sahipleri ya da bakıcılarından ücret alınmasına ilişkin maddeler yer alıyor. Söz konusu mevzuat ile bu ücretin miktarının belirlenmesi yetkisi de Bakanlıkta bulunuyor.
 
 

Buzağı Desteklemesinden Faydalanabilmek için Son 2 gün

2018 yılında buzağı desteklemelerinden faydalabilmek için son 2 gün kaldı. Yetiştiricinin 2018 yılında buzağı desteklemesinden faydalanabilmesi için İl ilçe Tarım müdürlükleri, Damızlık birlikleri,Süt birlikleri, Haykoop ve Tar koop gibi kuruluşlara başvurması gerekiyor. Yetiştirici son 2 iş gününde birliklere yada il yada ilçe tarım müdürlüklerine   başvurmadığı takdirde 2018 yılındaki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının buzağı desteklemesinden faydalanamıyacak. Öte yandan buzağı desteklemesinden faydalanmak için başvuru yapan yetiştiriciler 750 TL ye kadar destekleme alacak.

 

Yaylalar Baharda Şenlenecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, uzun zamandır güvenlik sebebiyle uygulanan yaylalara çıkma yasağının gelecek bahardan itibaren kaldırılacağı yönündeki açıklaması, doğu illerinde sevinçle karşılandı.
Hakkari, Van, Muş ve Bitlis'te ziraat odası, ticaret borsası ve üretici birliklerinin yöneticileri, terör örgütü PKK'ya yönelik yürütülen etkin mücadelede vatandaşların zarar görmemesi için uygulanan yayla yasağının gelecek yıl ilkbahar mevsiminden itibaren kaldırılmasıyla yaylaların eskisi gibi hayvan sürüleriyle renkleneceğini ifade etti.
Hakkari Ziraat Odası Başkanı Naif Önal, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yayla yasaklarının kaldırılacağına yönelik açıklamasının bölgede heyecan yarattığını söyledi. Kentte en önemli geçim kaynaklarından birinin hayvancılık olduğunu belirten Önal, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu açıklaması Hakkari çiftçisini ve halkını son derece heyecanlandırmıştır." dedi.
Tekrar küçükbaş hayvancılık yapabilmek için yaylalara, meralara, çayırlara çıkmaları gerektiğini ifade eden Önal, "Yaylaya çıkabilmemiz için de altyapı lazım. Şu anda üreticilerimiz yayla yasaklarından dolayı hayvanlarını satmış durumda. Yaylaya çıkabilmemiz için hayvan lazım. Köylerimizde hayvan barınaklarının bir an önce yapılması lazım. Her aileye 25 koyun 2 koç vermek koşuluyla, hibe veya geri ödemeli olarak her aileye bu koyunlarımızı tahsis ettiğimiz zaman tabii ki insanlar yaylaya çıkacak. 1990'lı yıllarda hedefimiz olan 2 milyon 500 bin küçükbaş hayvana ulaşabiliriz." diye konuştu.
Hakkari'de kırsal kalkınma alanında bin 155 proje hazırlanarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına sunulduğunu anlatan Önal, bunların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Önal, yayla yasaklarının kaldırılması ve üreticilerin desteklenmesi durumunda 2 yıla kadar et konusunda dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak potansiyele sahip olacaklarını dile getirdi.
"Hayvan ve süt çoğalacak, et ucuzlayacak"
Yüksekova Ziraat Odası Başkanı Adnan Onay da ilçede 2 milyon ton kaba yem potansiyeli olduğunu söyledi.
Yayla yasağının kaldırılmasıyla buralardaki ot ve kaba yemin tekrar gündeme geleceğini belirten Onay, şöyle devam etti:
"Bununla hayvan ve süt çoğalacak, et ucuzlayacak. Tarıma dayalı olan sanayinin hareketlenmesine de katkıda bulunacak. Bu, büyük bir atılımdır. Hayvanlara kışın yedireceğimiz bitkiyi yazın yediriyorduk, kışa yemimiz kalmıyordu. Yayla yasağının kaldırılması bu sıkıntının giderilmesi anlamına gelir. Memlekete faydası çok büyüktür. İlçede 500 bin koyun, 60-70 bin civarında büyükbaş hayvan bulunuyor. Yaylalara insanlarımız çıktığı zaman bu iş gücünü katma değere çevirecek. Katma değer paraya dönecek, dolayısıyla vatandaşların durumu iyi olacak."
"Desteklediğimiz bir karar"
Van Ticaret Borsası Başkanı Enver Memduhoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını desteklediklerini söyledi.
Bundan önce de her platformda yasaklı yaylaların açılması konusunu gündeme getirdiklerini belirten Memduhoğlu, "Bölgemizin en büyük ekonomik dinamiklerinden biri tarım ve hayvancılık. Bu nedenle Cumhurbaşkanımızın söylemleri desteklediğimiz bir açıklama. Mera alanlarının yeniden açılması hayvancılığa da olumlu katkı sağlayacak. Özellikle küçükbaş hayvancılığın daha da gelişmesini etkileyen bir adım olacak. Desteklediğimiz bir konuydu. İnşallah bunun etkisi kısa zamanda bölgemizde hissedilecek." dedi.
Van Ziraat Odası Başkanı Hasan Özgökçe, yasağın kaldırılmasının bölgede pozitif etki yaratacağını ifade etti.
Bölgenin en önemli geçim kaynaklarından birinin hayvancılık olduğuna işaret eden Özgökçe, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hayvancılık zor durumdaydı. Besicilerimiz hayvanlarını yaylalara çıkarıp ot veremedikleri için yem almak zorunda kalıyorlardı. Bu da maliyetlerin artasına neden oluyor, insanlar da hayvancılık yapmaktan vazgeçiyordu. Yaylaların tekrar insanların hizmetine sunulması kararını çok olumlu buluyoruz. Bu karar hayvancılığın gelişmesine ve bölgenin eski günlerine kavuşmasına vesile olacaktır ancak hayvancılığın gelişmesindeki tek engel bu değil. Diğer sorunların çözümü konusunda da gereken çalışmaların yapılmasını bekliyoruz."
"Hayvancılığı zirveye taşıyacak"
Van Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Sabri Yılmaz, hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlar olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamasını büyük bir sevinçle karşıladıklarını ifade etti.
Daha önce bölgede tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileriyle yapılan toplantılarda da bu konuyu gündeme getirdiklerini söyleyen Yılmaz, Türkiye'nin en geniş yaylalarına sahip olan bölgede bu potansiyelin sadece yüzde 30'unu kullanabildiklerine dikkati çekerek, bu durumun hayvancılığın gelişmesini olumsuz etkilediğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını desteklediklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bu kararın ardından biz de üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu karar bölgede hayvancılığı tekrar zirveye taşıyacak. Cumhurbaşkanımız bu kararı açıklayarak üzerine düşeni yaptı. Şimdi sıra bizlerde. Biz de bölgede hayvancılığın gelişmesi için çaba göstereceğiz. Üreticilerimizin de hayali buydu. Yıllar önce birçok ülkeye ihraç edilen küçükbaş hayvanların yüzde 70'i Van'dan gidiyordu. Yaylaların açılmasıyla biz o günlere yeniden kavuşacağımıza inanıyoruz. Yasaklı dönemde hayvancılığı bırakarak kente göç eden insanlar var. Bundan sonra o insanların tekrar köylere dönmesini sağlayacak desteklemelerin sağlanması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız beklediğimiz açıklamayı yaparak üzerine düşeni yaptı. Bundan sonra bakanlıkların ve bizlerin hayvancılığın gelişmesi için üzerimize düşeni yapmamız lazım. Biz yöremizde bu görevi üstlendik ve ne gerekiyorsa yapmaya hazırız."
"Yasağın kalkması ekonomiye olumlu katkı sağlayacak"
Hizan Ziraat Odası Başkanı Erkan Durmaz, yasağın kaldırılmasının bölge hayvancılığına canlılık getireceğini söyledi.
"Bölgemizin geçim kaynağı hayvancılığa dayalı. Yaylalar açılmadığında bölgede hayvancılık yapmak zor oluyor çünkü coğrafi yapıdan dolayı büyük tarım alanlarımız yok. Bu nedenle yem depolayacak şansımız da olmuyor." diyen Durmaz, "Güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla yasaklarının kaldırılmasının ilimizin ve ülkemizin ekonomisine büyük katkı sunacağına inanıyorum. Yaylaların tekrar kullanıma açılmasıyla ilimizde hayvancılık eski canlılığına kavuşacak. Ülkenin et ithalatını da önleyebilecek bir karardır. Bu karardan dolayı Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Hizan Bal Üreticileri Birliği Başkanı Seyithan Ekinci de yasak nedeniyle arıcıların da yaylalara gidemediğini söyledi.
Ekinci, "Bu açıklama bizi çok sevindirdi. İlçemizdeki yaylalarda bitki örtüsü çok zengin ancak bunları güvenlik gerekçesiyle kullanamıyoruz ayrıca bu yaylaların yolu yok. Yasakların kaldırılmasıyla buralara yol yapılması için girişimlerde bulunacağız. Yaylalarımızın bitki örtüsü kekik ve geven bitkisinden oluşuyor. Bu yasaklar kalktığında arıcılarımız daha fazla bal üretecek." diye konuştu.
"Karar bölge ekonomisine olumlu katkı sağlayacak"
Muş Ziraat Odası Başkanı Hakim Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hakkari'de yaptığı açıklamanın besicileri mutlu ettiğini dile getirdi.
Muş'ta 315 bin büyükbaş ve 1 milyonun üzerinde küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
"Yaylaların açılmasıyla ben inanıyorum ki önümüzdeki yıl bu sayı artacaktır. Güvenlik gerekçesiyle uzun süreden beri yaylalara çıkılmaması sonucu birçok üretici hayvanlarını satarak göç etmek zorunda kalmıştı. Yaylaların yeniden serbest olması göç eden vatandaşların dönüş yapmasını sağlayacak ve böylece hayvan varlığı da büyük oranda artacaktır. Vatandaş hayvanın sütünden, peynirinden, yoğurdundan, yününden ve yağından elde ettiği gelirle geçimini sağlıyor. Alınan karar bölge ekonomisine olumlu katkı sağlayacaktır. A.A.
 
 

Oğlak etine ilgi ve talep her geçen gün artıyor

Marka olma yolunda ilerleyen Ankara keçisi oğlağına tüketiciler yoğun ilgi gösteriyor.

Bir dönem yetiştiricinin satmakta zorlandığı Ankara Keçisi Oğlağında artık Ankaralı keçi yetiştiricileri talebe yetişemiyor. Sonbahar aylarında oğlak üretimi en fazla Ankara’da gerçekleşirken Ankara Keçisi Oğlak etine Ankaralı tüketicilerin yani sıra Türkiye’nin 7 bölgesinden de yoğun talep geliyor.
Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin 3 yıl önce başlattığı “Dolsa da yesek” adlı kampanya ile Ankara’da yok olmaya yüz tutan oğlak eti tüketimi yeniden canlandı. Kampanyadan önce 12 TL olan oğlak eti fiyatı kampanyanın ilk yılında 20 TL’ye kadar yükselirken bugün kuzu etiyle hemen hemen aynı fiyattan alıcı bulabiliyor. Kampanya ile Ankaralı yetiştiricilerin oğlak satamama sorunu ortadan kalkerken düşük karkas verimi nedeniyle alıcı bulamayan Ankara Keçisi Oğlağı ise tüketici tarafından özellikle aranan ürünler arasına girdi.
Türkiye de ilk defa bir yemek markalaşıyor.
Başarının mimarlarından Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, “Dolsa da yesek” adlı kampanyanın yetiştirici olduğu kadar tüketici için de büyük bir kazanç olduğuna dikkat çekti.
“Tüketici kampanya ile daha kaliteli bir kımızı etten hem haberdar oldu hem de ona ulaşma olanağına kavuştu” diyen Başkan Kılınç: "Dolsa da yesek adlı kampanya mutfak kültürümüz acısından da büyük bir kazanç. Unutulmaya yüz tutmuş olan oğlak etinin tekrar mutfağa girmesinde büyük katkısı oldu. Sağlık acısında üstün özellikleri olan bir et. Oğlak etindeki kolesterol ve yağ seviyesi diğer etlere göre daha düşüktür. Üniversitelerin yaptığı çalışmalara bakıldığında özellikle doymamış yağ asitleri bakımından zengin, doymuş yağ asitleri açısından da diğer kırmızı etlerle kıyaslandığında daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da günümüzün rahatsızlıkları olarak görülen kalp ve damar hastalıklarını engellemede sağlıklı bir diyet üründür. Oğlak eti sağlıklı olduğu kadar çok lezzetli bir ettir” dedi.
Oğlak etinin fiyatı Ankara’da şekilleniyor
Artık oğlak eti denildiğinde akla Ankara’nın geldiğini belirten Hasan Kılınç: “Oğlak etinin ülkemizde 4 mevsim üretimi mevcut. İlk Şubat ayında Balıkesir ve İzmir ile başlar daha sonra Çanakkale, Tekirdağ devam eder. Doğu illerinde de farklı illerde farklı tarihlerde oğlak etine ulaşmak mümkün. Ankara’da ise oğlak sezonu 1 Aralık’ta başlar yılbaşında sona erer. Ankara artık oğlak etinin en fazla tüketildiği illerin başında geliyor. Sonbahar aylarında en yoğun oğlak üretimi Ankara’da gerçekleşirken Ankara’ya oğlak almak Türkiye’nin 7 bölgesinden de alıcı geliyor. Türkiye’de oğlak sektörü Ankara’da şekilleniyor. Fiyatı burada belirleniyor” dedi. 


 
 

2018 Yılı Büyümelerin Tabana Yansıması Olsun

 2017 yılına acısı ve  tatlısıyla veda ediyoruz. Veda ediyoruz etmesinede 2017 yılı üretici ve yetiştirici noktasında zor bir yıl olarak geçti. Aynı geminin içerisinde olduğumuz için bu zor günleri hep birlikte içimizde hissettik. Bir yılı daha geride bırakırken geçmişten ders alıp geleceğe sağlam adımlarla birlikte yürümeleyiz. 
Muhammet Oluklu'nun Kaleminden
Geçtiğimiz günlerde sizlerinde bildiği gibi TUİK büyüme rakamlarını açıklamıştı.Buna göre Tarım sektörü ise yüzde 3.3 büyüme göstermişti. Bu büyüme umuyoruzki 2018 yılında tabana yansıması olur. Geriye dönüp baktığımızda 2017 yılının kurak geçmesi bir çok üreticimizi ve yetiştiricimizi zarar etmesine hatta ithalatların önünü bir çok ürün alanında  açmasına neden oldu. Kuru fasulye, Mercimek, Nohut gibi önemli baklagillerin ithalatların önünü açarak üretimi ve üreticiyi zor durumda bıraktık.
Yetiştirci kısmına baktığımızda ise mevsimin kurak geçmesi ile birlikte bulgaristan’dan saman ithalatı gerçekleştirdik. Bugün 2017 yılında bunların hepsini geride bırakarak ömür var ise 2018 yılına hep birlikte  adım atıcağız. 2018 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  bu sorunları bilerek yeni projeler geliştirmeye ve kendisini yenilemeye devam ediyor. Bu projelerden bir taneside yetiştirici açısından çok önem arz eden 2018 yılının buzağı yılı olmasıdır. Buzağılar çocuklarımız gibi bizim hayvancılık sektöründeki geleceğimizdir. Geleceği iyi analiz etmeden, geleceğimize sahip çıkmadan bugünlerimizi iyi öngöremeyiz. Bakanlıkta sanıyorumki  bu konuyu iyi analiz etmiş ve 2018 yılını buzağı yılı ilan etmiştir. Geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söylemişti. Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni ederek amaçlarının da bu olduğunu vurgulamıştı.
Bizlerde umuyoruz ki bu büyüme rakamları ve söylemler biran önce hayata geçerde taban yansıması sounucunda hem yetiştiricinin hemde üreticilerimizin  yüzünün gülmesini  umut ediyoruz.
 
 

Yeni Yıla Tarım Sektörü Yeni Uygulamalarla Girecek

Tarım sektörü yeni yıla yeni uygulamalarla girecek. Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018 yılında mazot, gübre, hayvancılık, et ve tohum konusunda yeni uygulamalar devreye girecek. Bu yeni uygulamalarla tarımsal üretim ve dış ticaret şekillenecek.
Özellikle girdilerle ilgili ve hayvancılık konusunda devreye girecek yeni uygulamalar tarımsal üretimi, ticareti ve fiyatları doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018’de uygulamaya başlanacak mazot desteğinin yüzde 50’ye kadar çıkarılması, gübre denetiminde DNA barkod uygulamasına geçilmesi, tohumda sertifikalı tohum kullanmayan üreticilere destek verilmemesi, hayvancılıkta ve kırmızı ette yeni desteklerin devreye girmesinin tarım sektörüne yeni bir yön vermesi bekleniyor.
aşbakan Binali Yıldırım’ın Milli Tarım Politikası’nı açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” sözü 2018’de uygulamaya geçiyor. Mazot desteğinin yaklaşık 3 kat artırılmasını öngören uygulama çerçevesinde ilk ödemenin 2018 yılı Mart-Nisan döneminde yapılması bekleniyor. Buna göre 2015 yılında 700 milyon, 2016’da 740 milyon ve 2017’de 723 milyon lira öngörülen mazot desteği 2018 yılı tarımsal destekleme bütçesine 1.9 milyar lira olarak girdi.
Mazottaki yeni destekleme uygulaması çerçevesinde ürün bazında verilecek destek miktarları belirlendi. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 üretim yılı için belirlenen ve 2018’de ödenecek ürün bazında mazot desteğinde en yüksek ödeme pamuk ve çeltik üreticilerine yapılacak. Pamuk ve çeltik üreten çiftçilere dekar başına 36 lira mazot desteği verilecek. Ayçiçeği, soya, dane mısır ve patates için çiftçilere dekar başına 17 lira, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale üretenlere dekar başına 13 lira aspir, nohut,mercimek ve kuru fasulye üreten çiftçilere dekar başına 11 lira, fındık, yem bitkileri, çay, soğan, kanola ve havza modeli kapsamındaki 21 ürünün dışındaki diğer ürünlere ise dekar başına 9 lira mazot desteği ödemesi yapılacak.Tarlasını ekmeyerek nadasa bırakan çiftçiler dekar başına 5 lira mazot desteği alacak. 
Gübrede Kerakod ve DNA Barkod uygulaması
Yeni yılın ilk gününden itibaren gübre sektörünü derinden etkileyecek Karekod ve DNA Barkod uygulaması başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 6 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ” kapsamında 1 Ocak 2018 itibariyle tüm gübre çeşitleri Karekod ve DNA Barkod uygulaması ile izlemeye alınıyor. Gübre üreticileri ve dağıtıcılarının karşı çıktığı ve “uygulanamaz” dedikleri yeni uygulama, gübrede maliyeti artıracak olması çiftçileri de olumsuz etkileyecek.
Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ, tarımda kullanılan kimyevi gübrelerin, organik, organomineral gübreler ve toprak düzenleyiciler ile mikrobiyal, enzim içerikli ve organik kaynaklı diğer ürünlerin son kullanıcıya kadar takibine yönelik içerik ve ambalajların işaretlenmesi ile gübre dağıtıcılarının depo ve/veya satış yerlerine kamera takılmasına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Tebliğ ile gübre üreticileri piyasaya arz edilecek gübrelerde izlenebilirliği sağlayacak şekilde Karekod ve DNA Barkod içeren işaretleyici etiketli takip sistemini kurmak ve uygulama zorunluluğu getiriliyor. İşaretleyici etiket ve karekod bulunmayan ürünler, 4703 sayılı Kanun kapsamında “güvensiz ürün” olarak değerlendirilecek. Ambalajlara Karekod uygulaması da getiren Tebliğ’in “ambalaj içindeki ürüne işaretleyici etiket uygulanması” gübre üreticileri ve ithalatçıları tarafından “uygulanamaz” olarak değerlendiriliyor.
Uygulama ilk kez Türkiye’de Yapılacak
Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin DNA Barkod ile izlenmeye alınmasını eleştiren gübre üreticileri, ithalatçıları, dağıtıcıları ve satıcıları bu tebliğin uygulanamayacağı, uygulanırsa kaos doğuracağı endişesini yaşıyor. Gübre sektörü temsilcileri, "Türkiye’de yüzlerce gübre çeşidi var. Bunların içinde patlama riski olan sadece iki çeşit var. O iki çeşit için yasak geldi. Fakat, Ankara’da masa başında alınan bir kararla tüm gübre çeşitlerinin izlenmesi için 1 Ocak 2018 itibariyle 'DNA Barkod' uygulaması başlatılacak. Gübrelerin içine DNA Barkod etiketi konularak izlenmesi sektörü işlemez duruma getirecek. Bu uygulama dünyada yok. İlk kez Türkiye’de denecek” bilgisini verdi.
Sertifikalı tohum kullanmayana destek verilmeyecek
Yeni yılda başlayacak bir başka uygulama ise tarımın temeli olan tohumculukta olacak. Sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2018 üretim yılında sertifikalı tohum kullanmayana tarımsal destek verilmeyecek. Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in gündeme getirdiği uygulama kapsamında çiftçiler tarımsal destekten yararlanmak için sertifikalı tohum kullanmak zorunda. Sadece 5 dekarın altında üretim yapanlar için bu şart aranmayacak. 
Türkiye’de yılda 2 milyon 700 bin ton tohum toprakla buluşurken, bunun 1 milyon tonu sertifikalı. 2018 yılında sertifikalı tohum ekmeyene destek vermeme uygulaması bir çok çiftçinin mağdur olmasına yol açabilir. Tohumculuk sektörü ise bu konuda farklı görüşler dile getiriyor. Sektör temsilcilerinden bazıları uygulamanın sektör açısından çok önemli olduğunu ve sertifikalı tohum üretimini artıracağını ve buna bağlı olarak tarımda verimin artacağını savunuyor. Bir diğer görüş ise, çiftçinin sertifikalı tohum ekmeye zorlamanın yanlış olacağını ve yeterli tohum olmayacağı için çiftçinin mağdur olacağını belirterek,uygulamanın geri çekilebileceğini ifade ediyor.
Küçük aile işletmeleri sözleşmeli üretim yapacak
Yeni yılda hayvancılık politikası deyim yerindeyse bir kez daha değişecek. Büyük işletmelerin teşvik edilmesi yerine 2018 yılından itibaren en az 3 yıl sürecek yeni bir proje ile sözleşmeli üretim yapacak küçük aile işletmeleri desteklenecek. Milli Hayvancılık Politikası temel alınarak hazırlanan proje ile küçük aile işletmeciliği, besicilik ve küçükbaş hayvancılığına yönelik destekler artırılırken, 2018 yılında 20 bin işletmenin rehabilitasyonu öngörülüyor. Bakanlığın 2018 yılında uygulayacağı hayvancılık politikası kapsamında canlı hayvan ve et ithalatı devem edecek. Ancak, bir yandan da üretimi artırmaya yönelik destekler sağlanacak.
Besi desteği bir yıllık aradan sonra yeniden başlayacak
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2016 yılında; yerli besilik hayvandan üretilen, 190 Kg ve üstü karkas et veren erkek hayvanlara hayvan başına 200 lira destek verirken, 2017’de bu destek kaldırıldı. 2018’de besi desteği yeniden uygulanacak. Yeni yılda 50 başa kadar kapasiteye sahip küçük aile işletmelerinin, yerli hayvanlardan ürettikleri karkas et için hayvan başına 250 lira destekleme yapılacak. Küçükbaş hayvan sayısını arttırmak ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen et miktarını yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltmek için; erken kuzu oğlak kesimlerini engelleyerek birim karkas ağırlığını arttırmak için kuzu ve oğlaklara 2018 yılında destek verilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını aynı zamanda Buzağı Yılı ilan etti. 2018’de buzağı ölümlerinin yüzde 15’ten yüzde 5’e kadar düşürülmesi ve hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesi hedefleniyor.
Aşı ve küpe ücretsiz olacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bakanlık bütçesi üzerine yaptığı konuşmada 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren hayvancılıkta küpe ve aşı bedelini kaldıracaklarını söyledi. Fakıbaba, ”Aşıların hepsi bedava, veteriner hekim bakımı bedava. Kulak küpesi bedava; bakın, ilk defa kulak küpeleri bedava. Aile hekimliğini getiriyoruz” dedi.
 
 

Bir Ülkede Çiftçi Mutlu ise Herkes Mutlu dur

Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah DURMAZ,  Batman birliği olarak yapılan çalışmaları ve sektördeki sıkıntıları Anadolu İzlenimleri’ne değerlendirdi. Başkan DURMAZ “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız dışarıdan İthal et, ithal hayvan yada ithal yem getirebilir ama “İthal Çitfçi” getiremez. Bu bağlamda çiftçimizin değerini bilmemiz gerekiyor ve çiftçimizin gelişmesi ve büyümesi için büyük bir olağanla destek olmak gerekiyor.
Çiftçilerin birlik tarafından desteklenebilmesi için, Birliklerin de Bakanlık tarafından desteklenmesi gerekiyor, Bakanlık örgütlü çiftçiyi daha fazla bir farkla desteklemesi gerekiyor. üyelerden aldığımız hizmet bedelinin tahsili konusunda birlik ile üyelerin karşı karşıya gelmemesi ve Hayvan ıslahı çerçevesinde tekrar suni tohumlama desteğinin başlaması, buzağı desteği ile birlikte anaç sığırın da desteklenmesi ve bu konuda bakanlığın bir iyileştirme proğramı başlatması gerekiyor.”dedi. Başkan DURMAZ birliği ve yetiştirici ile ilgili sorunları şöyle değerlendirdi.
 
 
“Kısa adı BDSYB olan Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğimiz 2005 yılında kurulmuş olup, 12 yıldır Batman Hayvancılığına hizmet etmektedir. Bizler 6.Mayıs.2017 tarihinde yapılan seçimli Genel Kurul ile yönetimi devraldık, Birliğimizin 318 asil üyesi bulunmaktadır. Bizler yönetime geldikten sonra Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetine başladık ve bu kapsamda üyelerimize danışmanlık hizmetinde bulunuyoruz, 318 üyemiz olmasına rağmen ilk günkü heyecanla mevcut üyelerimiz ve eski üyelerimiz olmak üzere 3.000 den fazla kişiyi, tüm yönetim kurulu üyelerimizle birlikte; evlerinde ziyaret ettik ve etmeye devam ediyoruz, anlaştığımız özel bankalarla üyelerimize 5 ay vadeli kredi kartı veriyoruz ve üyelerimizin hizmet bedellerini bu kredi kartıyla ödeme imkanı sunuyoruz.
 Tüm üyelerimizin süt verim kayıtları ve suni tohumlama kayıtları e-ıslah veri tabanına kaydedip, tüm buzağılarımızın şap, brusella ve çiçek aşılarını birliğimiz tarafından takip edilmektedir, eksik yapılan aşılamalar için GTH il-ilçe müdürlüklerine yazı yazmakta ve aşılarının yapılması ve küpelerinin zamanında takılması için hizmet takibi yapılamaktadır. 2015 yılından sonra üye sayısının çok düşmesinden dolayı “Şimdi Birlik Zamanı” sloganı ile yeni üye kaydı yapılmaktadır. bu kapsamda her hafta Cuma günleri seçtiğimiz bir köyde Cuma namazı kıldıktan sonra köylüleri cami bahçesinde toplayıp,  birliği tanıtan el broşürleri dağıtmak suretiyle hayvan sahiplerini birliğe üye olmaya davet ediyoruz.
Bizler Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üyelerimizi memnun etmeye çalışıyoruz, şunu bir kez daha söylemek gerekir ki “Bir ülkede çiftçi mutluysa, herkes mutludur; çiftçi mutsuz ise herkes mutsuz olur” bu bağlamda çitçinin mutluluğu bizim mutluluğumuzdur şiarıyla hareket ediyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız dışarıdan İthal et,ithal hayvan yada ithal yem getirebilir ama “İthal Çitfçi” getiremez. Bu bağlamda çiftçimizin değerini bilmemiz gerekiyor ve çiftçimizin gelişmesi ve büyümesi için büyük bir olağanla destek olmak gerekiyor.
Çiftçilerin birlik tarafından desteklenebilmesi için, Birliklerin de Bakanlık tarafından desteklenmesi gerekiyor, Bakanlık örgütlü çiftçiyi daha fazla bir farkla desteklemesi gerekiyor. üyelerden aldığımız hizmet bedelinin tahsili konusunda birlik ile üyelerin karşı karşıya gelmemesi ve Hayvan ıslahı çerçevesinde tekrar suni tohumlama desteğinin başlaması, buzağı desteği ile birlikte anaç sığırın da desteklenmesi ve bu konuda bakanlığın bir iyileştirme proğramı başlatması gerekiyor. Tüm üyelerimizin Ürünü bol,  kazancı bereketli olsun.”dedi.
 
 

Yetiştirici Zor Durumda


Hergün güzel şeyler olması için hem devlet hem millet uğraş vermeye devam ediyor. muhammet oluklu'nun kaleminden

Uğraş vermesine veriyoruzda bir tarafı düzeltirken bir diğer tarafıda geri bozuyoruz.
Gelelim yaptığımız şeylere; Ne mi yaptık? vatandaşa ucuz et yedirmek için  lop et getirdik; getirmeye de devam ediyoruz. Peki ithal et kimlere yaradı? Kimlere yaramadı?  sorularının cevaplarını gelin birlikte arıyalım. İthal et kimlere yaradı önce bu sorunun cevabını verelim.
İthal et fakir fukaranın garip gurabanın evinde bazen ayda bazen yılda bir alabildiği bazende hiç alamayanların işine yaradı. Ne dedi Bakan Fakıbaba Plan bütçe komisyonunda işte şu sözlere yer verdi. “Biz o etleri dar gelirli insanları korumak adına oraya koyuyoruz. Esasında benim hakkım yok onu tüketmeye, sizin de hakkınız yok. Esasında sizin bize teşekkür etmeniz lazım, fakir insanları etle buluşturuyoruz." diye konuşmuştu. Sanırım ilk sorunun cevabını vermiş olduk.
Gelelim ikinci sorunun cevabına; işte bu sorunun cevabı hem zordur hemde kolay. Biz de en  zor olandan başlayalım. Zor durumda kalan ilk besicilerimizdir. Besicilerimizin yani üreticilerimizin yazı olmaz, kışı olmaz, bayramı olmaz, seyranı olmaz kısacası 7/24 hayvanlarının yanındadır.Tam bir emekçidir alın terini dökmeden sofraya oturmayandır. Peki bu kadar emek veren bu üretici bir buzağıyı  tıpkı bir çocuk gibi büyütür, yetiştirir ve besi durumuna geldiğinde ise 2 yıl aradan sonra hayvanını satar. Siz 2 yıl emek verip çocuğunuz gibi baktığınız hayvanları yada besilerinizi kaça satmak isterseniz?  Devlet bizim devletimiz çok parada gözümüz yok zarar etmeyelim yeter diyor eli nasırlı üretici.
Bugün gelinen noktada yerli üretici zor durumdadır. Hayvan satışları durdu. Hayvancılık sektörü zor günlerden geçiyor. Buna bağlı olarak kasaplar ve serbes piyasada dolaylı iş yapanların hepsi zor durumda ve biran önce çözüm bekleniyor. Biz de umut ediyoruz ki mevcut üreticimize devletimizin ilgili kuruluşları el atar da bu sıkıntılardan feraha kavuşurlar.  
 

Yetiştiricinin Düve Alım Desteğinde bu kezde Süre Engeli

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  düve alım desteklemesi projesi  kapsamında  türkvete kayıtlı sığır işletmesi olan ve şahıs ve tüzel kişi yetiştiricilere vereceği askari 20 baş azami 200 başlık kombina veya etçi ırk düve alım bedelinin yüzde 30 hibe verilmesini amaçıyordu. Ancak, yüzde 30 hibe desteklemesi kapsamında verilen 37 günlük süreyi yetiştirici sağlayamadığından bu destekten faydalanamıyor. Yetiştiricinin %30 hibe desteklemesinden 2017 yılı içinde yararlanabilmesi için sürenin minumum 45 gün olması gerekeyir.
Yüzde 30 düve alım  Desteklemesi alacak iller
Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane,  Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van ve Yozgat olmak üzere 30 il faydalanabiliyor. Bu illerin yetiştiricileri %30 düve alım desteğinden faydalabilmesi için karantina şartlarının 42 günü bulmasından dolayı  bakanlığın belirlemiş olduğu 37 günlük sürenin  minumum 45 gün olmasını bekliyor.
Öte yandan edinilen bilgiye göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yüzde 30 düve alım hibe desteğini 2018 ve 2019 yılı içerisin de de devam edeceğini öngörüyor.
 

DAKA BİZE UMUT OLDU

                                         
Van’ın Erçek beldesinde hayvancılıkla uğraşan Fahrettin HANDİL hayvancılık sektörünü  Anadolu İzlenimlerine anlattı. Üretici Fahrettin Handil; “ DAKA bize  nasıl umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz.”dedi.
Van’ın Erçek beldesinde  ipek yolu mahallesinde  hayvancılıkla uğraşmaktayım. 2010 yılında Doğu Anadolu Kalkınma Ajansından aldığımız %50 süt sığırcılığı hibe projesi kapsamında  30 büyük baş ithal gebe düveleri  işeletmeme getirerek  başladım.   Bugün işletmemizde 55 tane simental vardır. Kendi çabalarımız ve uğraşlarımız neticesinde buraya kadar gelebildik. Devletimiz sağolsun bizlere destek oldu.  ancak Bugün geldiğimiz noktada yemi karşılayamıyoruz.
Gerek saman gerekse arpa çok pahalı olduğundan  işletmenin giderlerini karşılayamaz hale geldik. 2010 yılında bizimle birlikte DAKA dan proje alanların bir çoğu battı.  Bizlerde 7 yıldır dayanmaya çalışıyoruz. Ancak  süt sığırcılığı bu bölgede para etmiyor kaldı ki  sütte para etmiyor bugün 0,90 kuruşa süt satarak  maliyetleri karşılayamayız. Bu gördüğünüz işletmede 7 yıldır hiçbir eleman sigortasız çalışmamıştır.  600 hanelik bu köyde ilk projeyi başlatıp diğer üreticimize örnek olduk. Bu köyde ilk projeyi başlatarak Doğu Anadolu kırmızısı olan yerli ırktan bugün simantale geçiş vardır. Diyebilirimki % 80  hayvan ırkının değişimine katkımız oldu.
Şimdi devletimizden şunu bekliyoruz. Geriye dönük vermiş olduğu projelerin takipcisi olsunlar, yem desteği versin, kaba yeme destek bekliyoruz. Samanın kğ 80kuruş nakliyesi ile birlikte 1Tl buluyur  Devletimiz bizim babamızdır biz ise onun çocuklarıyız. DAKA nasıl bize umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz. bizlerde hayatımızı idam etme anlamında besiciliği dönüş yapacağız.
 

Mevcut Yetiştirici Koruyalım Üretim Devam Etsin

       
  Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurhan DAYAN Birliğin çalışmalarını ve yapılan hizmetleri Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi. Başkan DAYAN;  “ Mevcut üreticiyi korumak gerekir, gerekirse üreticinin bağkur ve SSK giderlerinin devlet tarafından desteklenmesi gerekir. Bu tür çalışmalar devlet tafarından eğer gerçekleştirilirse üreticiyi üretime teşvik eder; ülkede üretim artar, hemde kırsaldan göçü engellemiş oluruz. Ayrıca önemli bir husus daha varki ülke hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmış oluruz.” dedi.
 
             Sayın Başkan Birliğin kuruluşundan bahsedermisiniz?
 
 Öncelikle Tarımın ve Hayvancılığın ve özellikle Damızlık Sığır Birliklerinin çalışmalarını yakından takip eden her fırsatta bizlerin sesi, gözü, kulağı olan derginize ve derginizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU’ya şahsınızda teşekkür ediyorum. Birliğimiz 1998 yılında kurulmuştur. 1998 yılından 2004 yılında kadar gerek ekonomik açıdan gerekse üreticinin talebi olmayışından bir faaliyet gerçekleştiremedi. 2004 yılında hemen sonra tabela birliği olarak devam eden birliğimiz 2011 yılında bildiğiniz üzere Van büyük bir depremle karşı karşıya kalmıştı. Depremin hemen sonrası devletimizin ve o dönemde Tarım Bakanlığımızın üreticimize yapmış olduğu desteklerden sonra devlet millet el ele bizlerde birlik olarak suni tohumlama ve küpeleme faaliyetlerine başladık.
 
               Sayın Başkan birlikte ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
 
 Faaliyetlere geçmeden önce Birliğimizde; 6 hizmet aracı, 1 sorumlu müdür ziraat mühendisi 5tarımsal danışman, 2 ziraat mühendisi, 2 veteriner hekim,  6 veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni bunun yanı sıra 9 büro elamanı olmakla beraber toplam 25 kişiyi istihdam etmekteyiz. Ayrıca birliğin merkez şubesinin yanı sıra Erciş, Muradiye ve Gevaş ilçelerinde de şubeleri olup üreticilerimize oralarda da Van’a gelmesine gerek kalmadan tüm işlemlerini orada yürütmekteyiz. Bildiğiniz üzere Damızlık birlikleri ıslah amaçlıdır. Islah bizim olmassa olmazlarımızdandır. Bunun dışında da Van genelinde 182 bin büyük baş hayvan varlığı olan bu ilde 21 bin işletmeye hizmet veriyoruz.
 
             Sayın Dayan üreticiye yönelik birliğinizin hizmetleri nelerdir.?
 
 Birliğimizin 1045 üyesi bulunmaktadır. Van’ın ise 13 ilçesi vardır. İl genelinde birlik olarak 13 ilçenin tamamında  üyemiz veya üye olmayan tüm yetiştircilere suni tohumlama ve küpeleme hizmeti vermekteyiz. İl genelinde 21bin işletmede 182 bin büyük baş  hayvana küpeleme ve suni tohumlama hizmeti vermekteyiz. 2017 yılı içerisinde birlik olarak 3bin suni tohumlama gerçekleştirdik. Bizimle baraber Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü suni tohumlama yapmaktadır. Onların yaptığı suni tohumlama miktarı ile il genelinde 8bin suni tohumla gerçekleştirilmiştir. Alın teri ile kazanan üreticimiz hizmetin en iyisine layiktir. İl genelinde genç nüfus yoğunluktadır.Üretime ve üretene destek olunması gerekmektedir.
               Sayın başkan Hayvancılık bu bölge de nasıl yapılıyor.?

 Bu sorunuz için çok teşekkür ediyorum. Vanda öncelikle az öncede ifade etmiştim genç nüfusumuz fazladır. İl genelinde %63 oranında mera hayvancılığı yapılmaktadır. yerli ırk dediğimiz doğu anadolu kırmızısı ile hayvancılık yapılmakta idi. Üreticilerimizde artık  hayvancılıkta karlı dediğimiz hem et açısından hem süt açısından değerlendirildiğinde  simantal’e doğru büyük bir hızla dönüş başlamıştır. İlde yoğun şekilde besicilik yapılmaktadır. İşletmelerimiz ise genelde aile işletmeleridir. İlimiz çayır mera varlığı  ülkemizin çayır mera varlığının %10 dur. Bu son derece önemli bir potansiyeldir. Mevcut  haliyle hayvancılık ilimiz ve bölgemiz için sosyal ve  ekonomik yönü ağır basan bir sektördür. Yatırım yapmak için geniş mera varlığı ile  koyunculukta ve büyük baş hayvan besiciliği için önemli bir potansiyel taşımaktadır. İlde  1.359000  hektar mera bulunuyor. Geniş meralarda  yem bitkilerinin üretiminin  yapılması özellikle süt sığırcılığı için avantaj oluşturmaktadır. İl genelinde 104 bin hektar yem bitkileri üretilmektedir.
 
             Sayın Dayan; buradan bizim aracılığımız ile gerek üreticilerinize gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına neler söyleyebilirsiniz.?
 
Öncelikle mesajım Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ve devletimizin ilgili kurumlarına yönelik olacaktır.  Hayvancılıkta önceliğimiz mevcudu korumaya yönelik olmasıdır. Mevcudu destekler ona sahip çıkarsak üreticimizde üretmeye ve üretimi artırmaya devam edecektir.  Mevcut üreticimizi korumanın yanı sıra önemli bir konu daha vardırki üretenlerin kaldıki en büyük sorunudur bu söyleyeceğim iki şey  Bağkur ve SSK primleridir.  Üreticilerimizle her zaman bir aradayız. Hepsinin üretmekten yanı sıra kimisi Bağkur ve SSK prim borçlarından, kimisi ise güvencesi olmayaşından dem vurmaktadır.  Şunu söylemek gerekir bu konuda: Üreticimize devletimiz Bağkur ve SSK primler konusunda destek versin hatta devlet primlerini karşılasın üreten Türkiye’nin üreticisi sadece üretmeye yönelsin hayvancılığı nasıl geliştiririm onu düşünsün şimdilerde üretici borç düşünmektedir. Primlerini yatıramamaktadır. Devlet bizim babamızdır biz ise çocuklarıyız. Çocuklara ne kadar çok sahip çıkar koruyup kollarsak çocuk babaya o kadar daha faydalı olur. Eğer bu söylediklerimi devletimiz gerçekleştirirse ülke hayvancılığımız dışa bağımlılıktan kurtulur. Sizlerde buraya kadar gelip bizim ve üreticilerimizin tercümanı olduğunuz için üyelerim adına teşekkür ediyorum.