Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Türkiye'de 30 Milyon Dekar Araziyi Çiftçiler Yanlış Politikalar Nedeniyle Ekmiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarının artış sebepleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti;
 
Üretim Tepeden Tırnağa Dışa Bağımlı

Türkiye'de son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışı tüketicilerin tepkisini çekiyor. Sorun çiftçide ve ürettiği ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren AKP yaklaşımındadır. 

Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini ve yemini kullandığı için maliyetler bir türlü düşmemektedir. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyecek TMO, TEKEL, SEK, EBK, ÇAYKUR vb. devlet kurumları da özelleştirme, piyasa etkin rol oynamama gibi nedenlerle devre dışı bırakıldığı için çiftçi ciddi anlamda plansız bir üretim  yapmaktadır. Çiftçi destekleneceğine, Türkiye'de yetiştirilen buğday, arpa, mısır, soya, tütün, ayçiçeği, nohut, mercimek, pirinç gibi bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı ette ithalat rekorları kırıldı ve Türk tarımı dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Son olarak kuru soğan ve ardından domates konservesi, buğday, arpa, mısır, pirinç ve bakliyata ithalat kapısı açıldı.


Kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi Şubat sonuna kadar sıfırlandı.

Domates konservesi ithalatı için de 31 Mayıs'a kadar 25 bin ton sıfır gümrük vergili tarife kontenjanı tanındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) bu yıl 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat ithalatı yetkisi verildi.

Enflasyon Yüzde 20,3 Artarken, Gıda Enflasyonunda Artış Yüzde 25,1 Oldu

İthalat kararı, iç piyasada fiyatların aşırı derecede artmasının önüne geçmek için gerekçe gösteriliyor. Ancak bu fiyat artışlarını çözecek bir önlem olmadığı gibi fiyatlar kısa bir düşüşün ardından yeniden yükselişe geçmektedir. Enflasyon yüzde 20,3 artarken, gıda enflasyonunda artış yüzde 25,1 oldu. Fiyatı en çok artan ürün yüzde 184 ile kuru soğan olarak açıklandı. Kuru soğanı yüzde 91 ile salça, yüzde 75 ile patates izledi.

Peki Fiyatlar Neden Artıyor?

Tarımda yapısal sorunlar düzeltilemediği gibi AKP bu sorunları daha da ağırlaştırdı. Örneğin sulama altyapısı bir türlü tamamlanamadı. Altyapı eski ve 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. Ayrıca, tarım arazileri çok parselli. Türkiye'de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya'da 457, Amerika'da 1817, İngiltere'de 538, Fransa'da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Bir diğer yapısal sorun, ekonomik anlamda örgütlenmenin olmaması. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Tarımsal  girdilerde de ithalata bağımlı bir ülke olmamız yapısal sorunları ağırlaştırmaktadır. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksektir. Örneğin Antalya’dan İstanbul'a nakliye kamyondaki üründen fazladır. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam edecektir. Girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişi tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili  olmaktadır. Sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmelidir. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı yurtiçindeki fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye'de 30 milyon dekar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. 50 milyon dekar arazide nadas nedeniyle boşta. Yanı neredeyse 2 Trakya büyüklüğünde bir araziyi kullanmıyoruz. Fiyat artışları üretici ve tüketici arasındaki zincirin çok uzun oluşuna bağlıdır. Buna göre, üretici ürününü doğrudan tüketiciye ulaştıramadığı için tarladan sofraya fiyatlarda 6-7 kat fark oluşuyor. Yaş meyve-sebze, üreticiden, zincirin son halkası olan tüketiciye gelene kadar hal dışı tüccarlar, toptancı komisyoncular fiyatı belirliyor. Kısacası gıda fiyatlarının artmasında çiftçi suçlu değildir. Üretimi planlayamayan ve rantçılara teslim olan AKP baş suçludur. Dedi.
 

Tarım ve Orman Bakanlığı Atıl Tarım Arazileri İçin Kolları Sıvadı

Tarım ve Orman Bakanlığı atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı konusunda kolları sıvadı.  14 Ocak ile 17 Ocak tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi iş birliği çerçevesinde atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı kurumsal alt yapı çalıştayı Ankara’da gerçekleşti. Çalıştay’da bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli
“Tarımsal üretimde kullanılmayan, çeşitli nedenlerle ekilemeyen ve boş bırakılan atıl tarım arazilerinin, etkin ve verimli kullanımı amacıyla kolları sıvadık. Bu alanları yeniden tarıma kazandırarak yıllık ortalama 13 Milyar TL gelir artışını hedefliyoruz.” Dedi.
 

Ekilmeyen Tarım Arazisi Kalmayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, atıl tarım arazilerinin envanterinin tamamlanacağını belirterek, "İşlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlii, AA muhabirine, bakanlığının 2018 faaliyetleri ile 2019 hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tarım politikalarını yürütürken, çiftçiyi ve üreticiyi korurken, tüketiciyi de kolladıklarını aktaran Pakdemirli, bu politikaları, çiftçilerin yol göstericiliğinde, hep birlikte belirlediklerini söyledi. Pakdemirli, tarımsal desteklerin son 16 yılda yüzde 700 artışla 1,8 milyar liradan 14,5 milyar liraya çıktığına işaret ederek, "Bunun sonucunda, bitkisel üretimimiz yüzde 22 artışla 98 milyon tondan, 120 milyon tona, kırmızı et üretimimiz yüzde 167 artışla 421 bin tondan 1 milyon 126 bin tona yükseldi. Tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara ulaştı." diye konuştu.
Pakdemirli, yerli tohumda üretimi 150 bin tondan, 1 milyon tonun üzerine çıkardıklarını vurgulayarak, "Dünya sertifikalı tohum piyasasında 750 milyon dolarla 11. sıradayız. 2002 ve 2017 yılları arasında sertifikalı tohumda, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 31'den yüzde 74'e çıktı. Sertifikalı tohum üretici firma sayımız, 2002'de 152 iken, 2018'de 863 oldu." ifadesini kullandı.
Baraj sayısını 16 yıllık süreçte 276'dan 541'e, hidro elektrik santrali (HES) sayısını 105'ten 534'e, içme suyu tesis sayısını 31'den 236'ya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, şu anda 6,5 milyon hektar alanın sulandığını ve buna 2 milyon hektarlık alanı daha ekleyeceklerini anlattı. Pakdemirli, bunun sonucunda tarıma ekstra yıllık 15 milyar lira gelir artışı sağlanmış olacaklarını söyledi.
Pakdemirli, buğday ve arpada destekleme primini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını, buğday ve arpa gübre desteğini 4 liradan 8 liraya yükselttiklerini anımsatarak, şöyle devam etti:
"Çiftçimizin ve üreticimizin tüm sorunlarını yakından takip ediyoruz. Kendileriyle sık sık bir araya geliyoruz. Tarım sektörü ister istemez ekonomik hareketlilikten etkilenen bir sektör. Ekonomik hareketlilik tarımı, diğer sektörlere göre daha fazla etkiliyor. Çünkü tarım, dünya emtia fiyatlarına duyarlı bir sektör. Zaman zaman döviz kurundaki dalgalanmalara ve artışlara karşı, çiftçimizi korumak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi.
Başta kooperatifler olmak üzere çiftçi kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasını sağlayacak, tarımın finansmanını ve pazara giriş imkanlarını reforme edeceklerine işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 14 bin 200 birlik ve kooperatif var. Kooperatiflerin ve birliklerin yapısını tekrar ele almada fayda görüyoruz. Bu konularla ilgili önümüzdeki günlerde birden fazla çalıştay yapacağız. Kooperatiflerimiz üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görmeli. Bu süreçte, kooperatif ve birliklerimiz, tarımın finansmanına ve pazara gidiş noktalarında etkin rol alacak."
Pakdemirli, toprak kaynaklarının envanterini tamamlayacaklarını da vurgularken, "Bugüne kadar toplam 6,1 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamladık. 2018 sonu itibarıyla 496 bin hektar alanda daha toplulaştırma çalışmasını tamamlayacağız. 2023'e kadar 8,5 milyon hektar alandan toplulaştırma çalışmalarını tamamlamış olacağız. Atıl tarım arazilerinin envanter tamamlama çalışmalarını başlatıyoruz. Böylelikle işlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Altyapı reformları ve hukuki reformlar hayata geçecek. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." ifadesini kullandı.
Yer Altı Barajları Eylem Planı'nı da yakında duyuracaklarını ve bu çalışmayla, su kapasitesinin etkin kullanılmasının sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Yapılacak yer altı barajları ile buharlaşmanın önüne geçmemiz mümkün. Ayrıca bu işe fazla para harcamadan ufak yer altı bentleriyle önemli miktarda suyu tutabiliyorsunuz. Hatta kendi cazibesiyle de bunu ovalara vermemiz söz konusu. Böylelikle barajlarla ilgili yaşanan istimlak, yeniden yerleşim ve ÇED gibi problemler de yer altı barajlarına yapılacak yatırımlarla ortadan kalkacak." dedi.
 
 
 
 

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 

Hazine Arazilerine Rekor Başvuru

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacakları uygulamaya bugüne kadar 22 bin 860 çiftçinin başvuruda bulunduğunu bildirdi.

Bakan Kurum, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Hazineye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanmasını sağlayan düzenlemeye ilişkin verileri paylaştı. Yaklaşık 218 bin çiftçinin faydalanacağı uygulamaya başvuruların devam ettiğini belirten Kurum, “Yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden, 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayan üzenlemeye bugüne kadar 22 bin 860 çiftçimiz başvuruda bulundu” dedi.
 
 

Hazine Arazileri Çiftçiye Kiralanacak

Hazine arazileri çiftçilere kiraya verilecek. Çevre Şehircilik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisi 10 yıla kadar kiralanması sağlanarak çiftçilere kiraya verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, hazineye ait yaklaşık 3 milyar 400 milyon metrekare tarım arazisinin çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanmasını sağlayacaklarını ve uygulamadan 218 bin çiftçinin faydalanacağını söyledi.
 

Bakan Ağbal'dan 7 Eylül Uyarısı

Maliye Bakanı Naci Ağbal, kamuoyunda "2B yasası" olarak bilinen ve devlet ile vatandaş arasında yıllardır süregelen sorunu çözüme kavuşturan 6292 sayılı Kanun uyarınca, Orman Kanununun 2. maddesinin (b) fıkrası kapsamındaki taşınmazlardan bugüne kadar 666 bin hak sahibine yaklaşık 482 bin taşınmazın satıldığını ifade etti. 
 
Söz konusu satışların toplam değerinin 9,5 milyar lira olduğunu aktaran Ağbal, bu bedelin 6,5 milyar lirasının tahsil edildiğini, geri kalan kısmının ise taksitler halinde ödendiğini söyledi. 
 
Bu kanundan daha fazla hak sahibinin yararlanabilmesini sağlamak için süresi içinde başvurmayanlar, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenler ve taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenler için 6 aylık ek süre tanıdıklarını hatırlatan Ağbal, “Bu süre 7 Eylül 2017'de sona eriyor. Vatandaşlarımıza bilgilendirici mesajlar gönderdik. Bu mesajlarla, erken ödeme halinde faiz indiriminden yararlanılacağı konusunda hak sahiplerini bilgilendirdik” diye konuştu.

"25 Bin 200 kişiye 32 Bin taşınmaz satıldı"
 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, yine aynı kanunla çözüme kavuşturulan Hazine'ye ait tarım arazilerinin kiracılarına, kullanıcılarına ve paydaşlarına satışı uygulamasında rayiç bedel ve hak sahiplerini belirleme çalışmaları tamamlanan illerde satışlara başlandığını bildirdi.
 
Bu uygulamayla vatandaşlara büyük bir imkan sunduklarının altını çizen Ağbal, “Söz konusu uygulama kapsamında, Türkiye genelinde bugüne kadar yaklaşık 25 bin 200 kişiye toplam 32 bin taşınmaz, 399 milyon lira bedelle satıldı ve bu bedelin 182 milyon lirası tahsil edildi” ifadelerini kullandı.
 
Bayram tatiline dikkat
 
Ağbal, 2B ve Hazine'ye ait tarım arazileri için başvuru ve ödeme süresinin 7 Eylül’de bittiğini hatırlattı. Bu zamana kadar başvuru yapmayanların 7 Eylül’e kadar yapmaları halinde hak sahibi olacağını, ödemelerini kaçıranların da ödeme yapmaları halinde arazilerini alabileceğini belirten Ağbal, “Bu son şans. Hak sahibi olan ve olabilecek tüm vatandaşlarımızı bu büyük imkandan yararlanmaya davet ediyorum. Başvuru ve ödeme için önümüzdeki hafta ve bayram tatilinden sonra 3 gün var. Hiçbir vatandaşımızın hakkını kaybetmesini istemiyoruz. Bu nedenle herkesin bayram tatilini de dikkate alarak, başvuru ve ödemelerini yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.