Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Üretici 300 Koyunu Soruyor

Üretici 300 Koyunu Soruyor
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 300 koyun projesi geçtiğimiz aylarda (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Ziraat Bankasının da kredilendirilmesi ile start verilmişti. Her kesimi heyecanlandıran 300 koyun projesinde nefesler tutuldu. Başvurular bir hayli fazla olmuştu. Ne var ki seçimler yaklaştı. 300 koyun projesinden ne ses var ne seda.
300 Koyun Projesi Durdu mu?
 300 Koyun projesinden faydalanmak isteyen TİGEM’in yolunu tutmuş, kimi üreticilerde internet sitesi üzerinden saatlerce başvuru yapmaya çalışmıştı. Gel gelelim seçimlere çok az bir zaman kalmışken ortada dağıtılan ne koyun var? Nede koyunları teslim alan. Edinilen  bilgiye göre TİGEM elemeleri yapmış 70bin den fazla kişinin ismini Ziraat Bankasına teslim etmiş.  Ancak Ziraat Bankası kredilendirmeyi yapabilmesi için koyunların olması şart diyor.  Yani her iki kurum arasında bir anlaşmazlık var. Bunun faturası da üreticiye çıkıyor. Üretici 300 koyunu beklemeye devam ediyor.  Kimi üreticiler ’de 300 koyun projesinde vaz geçmiş durumdalar.
 

Tarımsal Destekte Tapu Şartı Kalkıyor

Maliye Bakanı Naci Ağbal, çiftçilere verilen tarımsal desteklemelerde tapu şartını kaldırarak araziyi işleyene destek verilmesi yönünde 3 bakanlığın çalışma yaptığını açıkladı. Ağbal, hazineye ait tarım arazilerini ecrimisil ödeyerek kullanan çiftçilere kiralama kolaylığı getirilerek desteklemelerden yararlanabilmelerinin önünü açacaklarını kaydetti. Söz konusu düzenlemelerin hayat geçmesi ile yaklaşık 1 milyon çiftçinin tapu mülkiyet sorunlarından kaynaklanan destekleme mağduriyeti giderilmiş olacak.
Ağbal, konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “Hazineye ait tarım arazilerini özellikle kırsal kesimde ve köylerde çiftçilerimiz fiilen kullanıyorlar. Ecrimisil ödeyerek bu tarım arazisini kullanan vatandaşımız, bu tarım arazisini fiilen kullanmasına rağmen, üretim yapmasına rağmen tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor.
Çünkü bizim tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanmanız için ya mülk sahibi olmanız lazım ya da kiracı olmanız lazım. İşte biz burada çiftçilerimize 2 yönlü bir destek sağlamış oluyoruz.dedi.

Bakan Ağbal konuyla ilgili şunları söyledi. “Ecrimisil ödeyerek kullandığınız bu arazileri size ödediğiniz ecrimisil bedelinin yarısı kadar bir tutarla kiralayalım. Doğrudan kiralayalım, ihalede olmasın. Çünkü siz 2017 yılsonundan geriye doğru baktığımızda en az 3 yıldır bu araziliyi kullanıyorsunuz. Üretiyorsunuz. Yani ekonomiye değer katıyorsunuz. Bizde sizin bu yaptığınız gayreti takdir ediyoruz. Burada ecrimisil gibi bir değer yerine doğrudan kiralayalım. Kaç Yıl. 10 yıl süreyle doğrudan kiralama imkânı getiriyoruz.
İsterse 10 yıl daha tekrar uzatabilecek. Ondan sonra tekrar 10 yıl uzatabilecek. Yani kiracılık süresini istediği kadar uzatabilecek. Kiralama yapan vatandaşımıza 10. yılın sonunda doğrudan doğruya satın alma imkânı da veriyoruz.
Burada 2-B kanununun hatırlayın. Uygun bedellerle yüzde 50 bedelle, rayiç bedelin yüzde 50'si bedelle satmıştık burada bu düzenlemeyi getiriyoruz. Bu şekilde 156 bin tarım arazisi var. Çiftçimiz var. Biz birebir şimdi kendileri ile irtibatı kuracağız yasa çıkar çıkmaz kendilerini davet edeceğiz. Gerçekten kaçırılmayacak bir fırsat hem ödedikleri kira azalacak hem dekira kontratını Tarım il Müdürlüğüne gösterip tarımsal desteklerden yararlanacaklar.
Ben tahmin ediyorum bize yapacakları ödemeden daha fazla tutarda bir tarımsal destekleme ödemesini de almış olacaklar.
Biz biliyoruz ki Anadolu'da genellikle babadan, atadan kalan yerler tapuda kalır öyle. Ama fiilen çocuklar torunlar kullanır. Dolayısı ile burada bir mülkiyet sorunu nedeniyle vatandaş o tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor, yararlanmasını istiyoruz.” Dedi.
 
 

Su ve Toprak’ta Yeni Dönem Nasıl Olacak?

Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırmasında yeni bir dönem başladı. Daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda olan arazi toplulaştırma, tarımsal sulama ve sulamaya ilişkin desteklemeler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Böylece Devlet Su İşleri, su ve toprak konusunda tek yetkili kurum oldu.
 
Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 19 Nisan 2018'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Kanun 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni dönemde tarımsal sulama ve arazi toplulaştırması
Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırma konusunda çok önemli değişiklikler getiren Kanun ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın sulama ve arazi toplulaştırma alanındaki yetkileri Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'ne devredildi.
Kanun ile; Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Arazi Toplulaştırması Etüt ve Projelendirme Dairesi Başkanlığı, Değerlendirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı kurulacak.
 Su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca tahsisi, kiralanması, ruhsatlandırılması gibi işlemlerde DSİ' nin görüşü alınacak. Su tahsisine ilişkin usul ve esaslar DSİ tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek.
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ'nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkili olacak..
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine bağlı olmayacak.

İstendiğinde Tarımsal faaliyetleri kısıtlama yetkisi
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
 Arazi mülkiyetinin ihtilaflı olması veya sahibinin gelir kaybına ilişkin takdir edilen bedeli kabul etmemesi durumunda, DSİ veya proje idaresi tarafından yetkili sulh hukuk mahkemesine başvurularak bedel tespiti yapılacak. Mahkemece belirlenen bedel, üçer aylık vadeli hesaba yatırılarak taşınmaz üzerinde malikin iznine tabi olmaksızın toplulaştırmaya ilişkin işlemlere devam edilecek.
 Köy tüzel kişiliği, belediyeler, kooperatifler, birlikler gibi tüzel kişilikler veya kamu kuruluşları, hizmet konuları ile ilgili arazi toplulaştırması ve/veya tarla içi geliştirme hizmeti yapmak istemeleri durumunda DSİ'ye gerekçeleri ile başvurarak toplulaştırma isteklerini bildirecek. Gerekçelerin yeterli görülmesi durumunda DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu kararı alındıktan sonra başvuran tüzel kişilik veya kuruluş bu maddeye göre arazi toplulaştırması projesini yürütecek.
9- Arazi toplulaştırması sahası ilan edilen yerlerle ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra arazi toplulaştırması işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda arazi toplulaştırmasına konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri DSİ'nin ve proje idaresinin iznine bağlı olacak.

Küçük araziler toplulaştırılarak satılabilecek
 DSİ veya proje idaresi gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilir veya bu madde kapsamında değerlendirmek üzere kamulaştırabilecek. Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden DSİ'nin veya proje idaresinin talebi üzerine, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslara göre satılacak.
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak, DSİ'nin yetkisinde olacak. DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.

İzinsiz su kullananlara ağır cezalar uygulanacak
 Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek. Devlet tarafından yapılacak destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi geldiği halde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet bedeli borcu bulunması halinde; DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi tarafından tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarı bildirilecek. Destekleme ödemelerinden borç tutarı mahsup edilerek, DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye ödenecek.
Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, bu fiillerin tekrarı halinde her defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar, Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, Birlik görev alanı dışında kalan su kullanıcılarına, izinsiz olarak suladıkları her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, idari para cezası verilecek.

Sulama tesisleri özel sektöre devredilebilir
 Tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesisleri DSİ tarafından işletilecek veya ilgili idarenin talebi ve DSİ'nin teklifi üzerine bağlı olduğu Bakan tarafından onaylananlar, işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilmek üzere; belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilecek.
 Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işletmeye verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla işlemleri devam eden arazi toplulaştırması işleri ile inşası devam etmekte olan tarla içi geliştirme hizmetlerine DSİ tarafından son verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde çalışanlar DSİ'ye devredilecek.
Destekler DSİ tarafından verilecek
 Tarım Kanunu'nda yapılan değişiklikle, tarla içi sulama sistemi hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla, çiftçilerin birlikte veya ferdi olarak yürütecekleri yatırım projelerinin maliyetinin bir kısmı, tarla içi sulama desteği olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak.
Tarla içi sulama sistemi desteklerine ilişkin işlemler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Destekleme oranını, proje türleri bazında veya toplu olarak belirlemeye ve uygulamaya ilişkin diğer hususları düzenlemeye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkili olacak.
Sulama birlikleri görev alanında yer alan her su kullanıcısı gerçek ve tüzel kişi sulama tesisinden faydalanabilmek için o birliğe üye olmak zorunda. İlk üyelik kaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere DSİ'nin belirlediği katılım payı tahsil edilecek.
 Sulama birliğinin amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda birlik, DSİ'nin teklifi üzerine Bakan onayı ile feshedilecek.
Tarımın temel iki kaynağı olan toprak ve su konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tamamen devre dışı bırakılıyor. Toprak ve su kaynakları konusundaki hizmetler bu yeni dönemde ticari bir yaklaşımla ele alınacak. Özellikle küçük çiftçi bu yeni uygulamalarla tamamen tasfiye edilerek sektörün dışına çıkarılacak. Tarım toprakları belli ellerde toplanacak. Parası olan suyu kullanabilecek. Su kaynakları özel şirketlere devredilerek tarıma yeni bir darbe vurulmuş olacak.
 
 
 

Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Yönetmeliği

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ilgili bir açıklama yaptı.
 
Bakan Fakıbaba uzmanlık eğitimi yönetmeliğine ilişkin şunları söyledi. “Hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve hayvanların sağlıklı ortamlarda yetiştirilmesini sağlamak, hayvancılığımızın sürdürülebilirliği bakımından büyük önem taşıyor. Zaman ve mesai mefhumu gözetmeksizin hayvan hastalıkları konusunda hizmet veren veteriner hekimlerimiz, hayvancılığımızın yanı sıra ülkemiz ekonomisine de ciddi katkı sunuyorlar. Bu denli önemli görev yürüten veteriner hekimlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve özellikle görevlerindeki ihtisaslaşmayla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasına önem veriyor ve bu doğrultuda bazı çalışmalar yürütüyoruz.
 
Veteriner hekimlerimizin, mevzuattaki eksikliklerden dolayı uzmanlaşmalarıyla ilgili birtakım sıkıntıları vardı. Mevzuat düzenlemesi olmadığından, sahanın ihtiyacı olan uzmanlaşmış veteriner hekim sıkıntısı yaşanıyordu. Daha önce çıkarmış olduğumuz bir kanuni düzenlemeyle bu konuda ilk ciddi adım atılmıştı. Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ile bir önemli adım daha atmış olduk.
 
“Bu yönetmelik, ülkemizin ihtiyacı olan uzman veteriner hekimleri yetiştirmek amacıyla düzenlenecek uzmanlık eğitimini ve uzmanlık belgelerinin verilmesini ve Veteriner Hekimliği Uzmanlık Kurulunun yetki, çalışma usul ve esaslarını düzenliyor.
Önümüzdeki dönemde yapılacak diğer mevzuat değişikliği çalışmaları ve ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli kurulları oluşturup ortaya koyacağımız faaliyetlerle veteriner hekimlikteki uzmanlaşmayı tamamen hayata geçireceğiz.” dedi
 
Böylelikle kamu ve özel sektördeki uzman veteriner hekim ihtiyacımızı karşılayacak, veteriner hekimlerimizin, uzmanlaşmayla beraber özlük haklarını daha iyi duruma getirmiş olacağız. Ayrıca sadece beşeri hekimlik, diş hekimliği ve eczalıkta olan “uzmanlık” statüsünün sağlanmasıyla veteriner hekimlik mesleğinin saygınlığına; hem halk nazarında hem de akademik anlamda katkı sunmuş olacağız. Uzmanlaşmayla, aynı zamanda verilen hizmetin kalitesini artıracak ve hayvan hastalıklarıyla mücadelemizi daha etkin kılacağız.
 
Hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu, hayvan varlığımızın artırılmasıyla ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda önemli konu başlıklarından birini oluşturuyor. Veteriner hekimlerimize getireceğimiz bu imkânla, bu mücadelemiz daha da güçlenecek ve hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasına önemli katkı sağlamış olacağız.
 
Bakanlık olarak veteriner hekimlerimizin durumlarını iyileştirecek ve onların daha iyi şartlarda görev yapmalarını sağlayacak her türlü adımı atmaya devam edeceğimizi önemle belirtmek isterim.”dedi.
 
 

Buzağı Destekleri Yetiştiriciye mi Yatıyor ?

Buzağı destekleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 yılı 2. Dönem buzağı destekleme ödemelerini 27 Nisan 2018 günü üreticilerin T.C. Kimlik numaralarına yatırmaya başlıyor. Edinilin bilgiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 buzağı desteklemelerini üretici hesaplarına 27 Nisan 2018 günü mesai bitimine kadar yetiştirici hesaplarına aktarırken; Süt analiz desteklerinin ise bakanlığın kayıt sisteminden değerlendirmeye alındığı süt miktarlarının ise bakanlığa ulaşmasının ardından ödemelerin en kısa sürede yapılacağı bekleniyor.
 

Kimyevi Gübrelere İlişkin Bakanlıktan Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından, tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulamasının, "gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı" şeklinde ifade edilmesinin gerçeği yansıtmadığı bildirildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bir gazetede yer alan köşe yazısındaki bilgilerden hareketle internet medyasına yansıyan bazı haberlerde, tarımda kullanılan kimyevi gübrelere yeni bir düzenlemeyle ÖTV getirildiğinin belirtildiğine yer verildi.
Tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen ÖTV uygulamasının, söz konusu haberlerde bütün kimyevi gübrelere getirilmiş gibi gösterilmeye çalışılmasının doğru olmadığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Yazı ve haberlerde konu edilen 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında “3824.99.96.90.68 GTİP’te yer alan ürünlere kilogram başına 0,939 TL ÖTV getirilmiştir. Bu Bakanlar Kurulu kararı, ithalattaki ÖTV uygulamalarını kapsamaktadır. Kararda yer alan birden fazla GTİP'le, farklı ürünlerin ÖTV oranları düzenlenmektedir. "3824.99.96.90.68 GTİP" içerisinde gübre ve gübre hammaddelerinin yanı sıra sanayinin değişik dallarında kullanılan farklı hammaddeler de bulunmaktadır. Bu GTİP'teki gübre ve gübre hammaddesi şeklinde yer alan ürünler, gübre sektöründe azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze gübrelerde iz element katkısı olarak kullanılmaktadır. Bunun gübre imalatındaki kullanım oranı da yüzde 1'den daha azdır."
Söz konusu düzenleme kapsamında ÖTV'ye tabi olan gübre ve gübre hammaddesinin, toplam gübre ve gübre hammaddesi ithalatı içinde payının yüzde 1,9 olduğuna işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Yani ithal olarak gelen gübre ve gübre hammaddesinin yüzde 98’inden ÖTV alınmamaktadır. Çiftçimizin en önemli girdilerinden olan gübre, ilk kez 2005 yılında doğrudan destek kapsamına alınmıştır. Son 12 yılda üreticilere 7,5 milyar lira gübre desteği ödemesi yapılmıştır. Bu yıl ise 530 milyon lira ödenmiştir. Ayrıca 2016'da gübredeki KDV oranı yüzde 18'den sıfıra indirilerek çiftçiye yıllık ortalama 1 milyar lira dolaylı destek sağlanmıştır.
 
Dolayısıyla gübre konusunda çiftçiye gerekli her türlü desteğin verilmesine karşın, konunun, gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı şeklinde ifade edilmesi gerçeği yansıtmamaktadır."denildi.
 
 

Genç Çiftçide Son Başvurular 30 Nisan

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkındaki tebliğin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından 2 Nisan’da başlayan başvurular, 30 Nisan 2018 tarihinde bitecek.
18-40 yaş arasındaki kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelerden, başvurusu kabul edilip onaylanan genç çiftçilere 30 bin TL'ye kadar hibe ödeme yapılacak.
1milyar lira yakın hibe 31bin Genç çiftçiye verildi
 
Başvurular ilçe müdürlüklerinde kurulan genç çiftçi proje yürütme birimi tarafından kabul edilecek.
Genç Çiftçi Projesi ile tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. 


 
 

Bakan Fakıbaba: Tarımda Daha da Büyüyeceğiz

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ve Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ile hayata geçecek projelerin sözleşme imzalama töreni Mersin'de Akdeniz İhracatçılar Birliği Konferans Salonunda yapıldı.
Törene, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba'nın yanı sıra Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Milletvekilleri, TKDK Başkanı Hakan Kalender, kamu kurumlarının genel müdürleri, sivil toplum kuruşları ve vatandaşlar katıldı.
TKDK Destekleriyle Gurur Duyuyorum
Törende konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan şehirde kalkınma olmayacağını söyledi. Her gittiği yerde kırsal kalkınma desteklerini gördüğünü ve çok gurur duyduğunu ifade eden Fakıbaba, şöyle konuştu:
"Emin olun yarınımız bugünden daha iyi olacaktır. Planlı ve programlı gidiyoruz. Özellikle gıda, tarım ve hayvancılıkla iştigal eden arkadaşlarımı yürekten kutluyorum."
Bakan Fakıbaba: Tarımda Daha da Büyüyeceğiz
Bakan Fakıbaba, gıda, tarım ve hayvancılıkta geleneksel yöntemlerle işi öğrenenler olduğunu ancak artık eğitimli kişilerin de sektörde daha fazla yer almaya başladığını belirtti. Fakıbaba, “Artık öyle bir yere doğru gidiyor ki gıda, tarım ve hayvancılık gerçekten bu işi anadan babadan öğrenen çok değerli arkadaşlarımızın olduğu kadarıyla, bu sefer daha farklı şekilde eğitim almış arkadaşlarımız da bu işe sahip çıkıyor. 'Çobana kız vermezler' diyorlar. Çoban kadar kutsal bir insan olur mu? Bizim her şeyimiz, canımız. Gerçekten bu işle iştigal eden, üreten, buğday üreten, süt üreten, et üreten, meyve, sebze üreten insanlar bu ülkenin en değerli insanlarıdır. İnşallah inanıyorum bu üretimimiz gittikçe artacaktır. Tarımsal hasılada 4'ten 16 milyar dolara çıkmak her babayiğidin harcı değil. Dünya 7'ncisi ve Avrupa birincisiyiz. Tarımda büyük bir büyüme var. Yüzde 4.7 büyüme var. Bu yeterli mi? Değil. Daha da büyüyeceğiz.”
Bakan Elvan: TKDK Çalışanlarını Tebrik Ediyorum
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınması için çaba gösteren Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunu (TKDK) tebrik etti. Yaklaşık 15 yıl önce "kırsal kalkınma" denildiğinde çoğu kişinin bunu anlayamadığını belirten Elvan, şimdi desteklerle kırsal alanda istihdam sağlandığını dile getirdi.
Çalışanın, üretenin her zaman arkasında olduklarını vurgulayan Elvan, “Bugün imzalanacak sözleşmeden sonra 300 milyon liraya yakın bir yatırımın Mersin'e gerçekleştirilmiş olacağını görüyoruz. Ne kadar çok proje üretirsen, ne kadar çok gayret sarfedersen, iş aş için çalışmak istiyorum dersen TKDK burada. Çalışan, üreten kim varsa destek veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yılmaz: Tarımsız Kalkınma Olmaz
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, kalkınmanın tarımsız olamayacağına işaret etti. Gıda güvenliğini sağlamak, göçü durdurmak ve kırsal kalkınmayı sağlamak için köyün, köylünün desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yüzde 50-70 oranındaki hibelerin verilmesi için bugün sözleşmeler imzalandığını aktardı. Eskiden böyle destekleri konuşmanın mümkün olmadığını hatırlatan Yılmaz, üretenin yanında olduklarına dikkati çekti.
“Bakanlık Olarak Çiftçilerimizin Her Zaman Yanındayız”
Yılmaz, 2017 büyüme rakamlarına değinirken de "İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde tarım Türkiye'nin çok daha fazla büyümesine katkıda bulunacaktır. Burada en büyük emek çiftçilerimizdedir. Yılmadan, yorulmadan, usanmadan Türkiye'nin yarınını daha iyi yapmak için çalışan çiftçilerimi tebrik ediyorum. Bizler de bakanlık ve bürokrasi olarak çiftçilerimizin her zaman yanındayız." diye konuştu.
TKDK Başkanı Kalender: IPARD Hibelerinin Etkin Kullanımı İçin Düzenlemeler Yaptık
TKDK Başkanı Hakan Kalender ise, Mersin'de gerçekleşen 104 yatırıma 55 milyon TL hibe sağladıklarını ve bu hibelerle 120 milyon TL'lik yatırımın hayata geçirildiğini belirtirken, Mersin'in meyve ve sebze işleme yatırımlarında 42 il içerisinde ilk sıralarda yer aldığını bildirdi. Bakan Fakıbaba'nın talimatlarıyla IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı ve küçük yatırımcıların daha kolay proje sunması amacıyla önemli düzenlemeler yaptıklarını aktaran Kalender, Mersin'de üretime katkı sağlamak ve kırsalda yatırıma güç katmak isteyen girişimcileri TKDK'ya davet etti.
Konuşmaların ardından hatıra fotoğrafı çekildi ve desteklenen yatırım projelerinin sözleşmesi imzalanarak, hibe almaya hak kazanan yatırımcılara çekleri takdim edildi.
 
 

Buzağı Kayıpları Aşı İle Önlenecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılını Buzağı Yılı ilan etmesi ve buzağı kayıplarının önlenmesi ile ilgili kampanya kapsamında Erzincan Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği arasında sözleşme imzalandı.
Erzincan Valiliği İl Özel İdaresi tarafından desteklenen kampanya ile buzağı kayıplarının önlenmesi için aşılama kampanyası başlatılacak.
Erzincan İl Özel İdaresi tarafından desteklenen kampanya kapsamında imzalanan sözleşmeye Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin ve Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Faruk Günay imza attılar. İmza töreninde konuşan Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin, ülkemiz hayvancılığının kalkınmasında buzağı ölümlerinin önlenmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. İl Müdürü Şahin konuşmasında "Bilindiği üzere 2018 yılı Bakanlığımız tarafından Buzağı Yılı olarak ilan edilmiştir. Başta Sayın Bakanımız olmak üzere Bakanlığımızın tüm birimleri bu konuda önemli çalışmalara imza atmaktadırlar. Biz de Erzincan'da Valimiz ve Erzincan İl Özel İdaresinin destekleri ile Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile işbirliği içerisinde bir aşılama kampanyası başlatıyoruz. Kampanya kapsamında Erzincan genelinde 8-9 aylık gebe düvelerin aşılaması yapılacaktır. İl genelinde yaklaşık 13 bin hayvanımız Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ekipleri tarafından aşılama kampanyasına dahil edilecektir. Kampanyaya destek sağlayan Valimize, Erzincan İl Özel İdaresine ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğimize teşekkür ediyorum" dedi.
Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Faruk Günay ise Erzincan'da büyükbaş hayvancılığının geliştirilmesi amacıyla yaptıkları çalışmalara bir yenisini daha eklediklerini kaydederek, "Birlik olarak buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen kampanya kapsamında elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Amacımız Erzincanlı yetiştiricilerin kayıplarını en aza indirmektir. Kampanyaya destek sağlayan Valimize, Erzincan İl Özel İdaresine, Erzincan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüze şükranlarımı sunuyorum" dedi.
 

Bakanlık Paylaştı Vatandaşa Domuz, At ve Eşek Eti Yedirmişler!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ürünlerinde hile yapan firmaların isimlerini kamuoyu ile paylaştı. Bakanlığın açıkladığı listede, birçok firmanın dana eti ve kırmızı et diyerek vatandaşlara domuz eti ya da tek tırnaklı hayvan yani at ve eşek eti yedirdiği ortaya çıktı. İşte bakanlığın açıkladığı o firmalar…
Hileli ürünleri ifşa listesi aracılığıyla kamuoyu ile paylaşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tek tırnaklı eti (at ve eşek) yediren firmalar başta olmak üzere ürünlerinde tağşiş yapan birçok firmanın adını ifşa etti. Bakanlığın yayımladığı ürünler arasında enerji içeceği, çikolata gibi gıdalar da yer alıyor. İşte, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yayımladığı tek tırnaklı eti tespit edilen hileli ürünler  listesi
KÖFTEDE DOMUZ ETİ
Bir çok markada tek tırnaklı etine (at,eşek) rastlanırken, bazı firma ve restoranların domuz eti kullandığı ortaya çıktı. İstanbul Esenyurt’taki, bir restoranda Adana kıymasında, Tekirdağ Çorlu’da bir firmanın ürettiği kuru köfte ve sebzeli pişmiş köftede domuz eti tespit edildi.
Domuz eti tespit edilen bir diğer firma da Aydın’da üretim yapan bir sucuk üreticisi. Söz konusu firmanın ısıl işlem görmüş dana sucuğunda domuz etine rastlandı.
BOYALI PUL BİBER 
Domuz eti ve tek tırnaklı etlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıllarda devreye giren ve sucuk, salam, sosis gibi ürünlerde et karışımını engelleyen tebliğin de delindiği görüldü. Sadece dana eti ile üretildiği iddia edilen ürünlerde kanatlı etine rastlandı. Yine bazı restoranların kıymalarında sakadat tespit edildi.
Türkiye’nin en büyük gıda firmalarından birinin ‘Uzun sosis avantajlı’ paketinde ise ‘baş eti’ görüldü. Özellikle bazı zeytinyağı üreticilerinin de taklit ve tağşişe sıklıkla başvurduğu ortaya çıktı. Edirne’de üretim yapan bir yağ üreticisinin ‘riviera zeytinyağı’ olarak sattığı ürüne mumsu maddeler ve pirina yağı karıştırıldığı ortaya çıktı. Şanlıurfalı bir biber üreticisinin isot kırmızı pul biberinde ‘boya’ kullandığı ortaya çıktı.
TULUMDA BİTKİSEL YAĞ
Birçok bal üreticisinin de ürünleri listede yer aldı. Ballarda fruktoz ve glukoza rastlandı. Takviye edici birçok gıdada ve enerji içeceklerinde ise ‘ilaç etken maddeleri’ bulundu. Süt ve süt ürünleri üreticileri de listede kendisine geniş yer buldu. Tulum peynirlerinde bitkisel yağ ve nişastaya, manda yoğurtlarında süt yağı ve harici yağlara rastlandı. Bazı yoğurtlarda ise jelatin tespit edildi.
 
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 29 Üründe Fiyatları İzliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemi üzerinden Şubat 2018 itibariyle, 81 ilde 25 market, 14 hal/pazardan 29 ürünün fiyatını takibe aldı. 
Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Koordinasyonu, gıda ve tarım ürünlerine ilişkin piyasaları izlemek, tarım politikalarının doğru ve etkin bir şekilde uygulanmasına yönelik stratejileri geliştirilmek ve piyasa verilerinin doğruluk ve güvenilirliğinin sağlanmasına ilişkin tedbirlerin alınmasına yönelik faaliyetlerde bulunuyor.
Bazı Bakanlıklar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları temsilcilerinden oluşan Koordinasyon, son olarak 7 Mart’ta “tarım istatistiklerinin geliştirilmesi” gündemiyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nde (TRGM) toplandı.
Genel Müdür Emin İzol başkanlığında yapılan toplantıya; Merkez Bankası Genel Müdürü Semih Tümen ve Genel Müdür Yardımcısı Cevriye Aysoy, Kalkınma Bakanlığı Tarım Daire Başkanı Taylan Kıymaz, TÜİK Tarım Daire Başkanı İlhan Tarlacı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan Genel Müdür Yardımcıları Dr. Metin Türker, Muhsin Yazıcı, İstatistik ve Değerlendirme Daire Başkanı Yavuz Er, Entegre İdare ve Kontrol Sistemi Daire Başkanı Dr. Hakan Velioğlu, Pazarlama Daire Başkanı Özgür Akif Tel, Destekleme Daire Başkanı Hayri Yılmaz ve konu ile ilgili uzmanlar katıldı.
AB İle Uyumlu Yeni Veri Toplama Sistemi Kurulacak
Toplantıda konuşan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü İstatistik ve Değerlendirme Daire Başkanı Yavuz Er, halen sahadan istatistik verilerin toplanmasında İstatistik Veri Ağı, Tarım Ürünleri Maliyet Sistemi, Tarım Ürünleri Fiyat İzleme Sistemi, ÇMVA, TÜKAS olmak üzere toplam 6 farklı sistemin kullanıldığını söyledi.
Bu sistemlerin daha iyi ve etkin kullanılması amacıyla Kalkınma Bakanlığı destekli Tarımsal İstatistikler Veri Toplama Süreçlerinde İyileştirme ve Değerlendirme Kapasitesinin Artırılması Projesinin yürütüldüğünü ve AB ile uyumlu olarak yeni bir veri toplama metodolojisi geliştirilmesinin hedeflendiğini belirten Er, belirlenecek metodolojinin uygunluğunun değerlendirilmesinden sonra 2019 yılı çalışmalarında kullanılmasının planlandığını bildirdi.
Metodoloji deneme sürecinin 6 ya da 7 ay süreceğini ve işletmeden pazarlamaya kadar sektörün tüm paydaşlarının çalışmalarda yer alacağını anlatan Yavuz Er, ayrıca, projeksiyonlar, istatistiksel analiz ve değerlendirmeler yapabilmek üzere yazılım ve programlarının tedarik edileceğini kaydetti.
Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemi
Pazarlama Daire Başkanı Özgür Akif Tel ise Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemine, Şubat 2018 itibari ile veri girişlerinin 81 ilde düzenli olarak yapıldığını, 25 market, 14 hal/pazardan 29 ürünün fiyatının takip edildiğini açıkladı. Ülke çapında mağaza zinciri olan marketlerden fiyat takibinin nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Tel, günde yaklaşık 100 bin veri girişi yapılan sistemin, ilgili diğer Bakanlık uygulamaları ile entegre edileceğini ifade etti.
TÜKAS ve ÇKS Kayıt Sistemleri
Entegre İdare ve Kontrol Sistemi Daire Başkanı Dr. Hakan Velioğlu ise Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi (TÜKAS) ile Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) arasındaki kapsam farkı konusunda bilgiler verdi. ÇKS’de destek alan tarım alanlarının %65’inin kayıtlı olduğunu, ancak TÜKAS’da %75 kayıt oranı olduğunu vurgulayan Velioğlu, bunun daha doğru yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan tablet tedariki için yapılan çalışmaları anlattı. Çalışmalarla ilgili olarak yol haritası ve süreci, 2014 yılında yapılan çalışmanın istatistiki detayları ve Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) hakkında da bilgi veren Velioğlu, ÇMVA ile elde edilecek yıllık gelir tespitinin önemine dikkat çekti. Velioğlu, modüllerin çalışmasının rehabilitesine yönelik COGNOS Programının tanıtımını da yaptı.
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sistemleri Geliştirmeli"
Toplantıda söz alan TÜİK Tarım Dairesi Başkanı İlhan Tarlacı, Pazarlama Daire Başkanlığı yaklaşımının geliştirilmesi gerektiğini belirterek, fiyat artışını tespite yönelik bir kayıt sistemi kullanılmasının zorunlu olduğuna değindi.
Kalkınma Bakanlığı ve Merkez Bankası yetkilileri de, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çalışmalarda daha da ileri gitmesi ve mevcut sistemleri geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, ÇKS ve TÜKAS hakkındaki görüşlerini dile getirdiler.
 
 

Nadasa Bırakılan Tarım Arazileri Üretime Kazandırılacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Sözleşmeli üretim modelinin esas alındığı projeyle, ülkemizdeki yaklaşık 4 milyon hektara ulaşan nadas alanlarını tarımsal üretime kazandırmayı ve bu alanlarda ilk etapta arz açığı olan baklagil üretiminin artırılmasını hedefliyoruz" dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, nadasa bırakılan tarım arazilerini üretime kazandırmak amacıyla Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeli ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Arazilerin boş bırakılmasının önlenmesi, nadasa bırakılan alanların tarıma kazandırılması ve arz açığı olan bitkisel ürünlerin üretiminin artırılması amacıyla, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğümüz ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında hayata geçireceğimiz ve sözleşmeli üretim modelinin esas alındığı projeyle, ülkemizdeki yaklaşık 4 milyon hektara ulaşan nadas alanlarını tarımsal üretime kazandırmayı ve bu alanlarda ilk etapta arz açığı olan baklagil üretiminin artırılmasını hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi.
"Çiftçilerimiz, kullandıracağımız sertifikalı tohumlarla alım garantili üretim yapacaklar"
Projenin bu yılki pilot uygulama çalışmasını, Orta Anadolu Bölgesinde yer alan 9 ilde başlattıklarını dile getiren Bakan Fakıbaba, "Proje kapsamında, çeşitli nedenlerle nadasa bırakılan bölgelerde, arazisini 3 yıl süre ile boş bırakmamayı taahhüt eden çiftçilerimizle münavebe esaslarına uygun üretim sözleşmesi yapılacak. Çiftçilerimiz, kullandıracağımız sertifikalı tohumlarla alım garantili üretim yapacaklar. Bu çerçevede dane baklagiller ve baklagil yem bitkileri tohumlarının yüzde 50'si, hububat tohumlarının ise yüzde 100'ü Bakanlığımızca hibe edilecek. Çiftçilerimizin sözleşmeli modelle üreteceği bu ürünlerin ekimden hasada kadar tüm üretim süreçleri Bakanlığımızca kontrol edilecek. Elde edilen ürünler, Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından satın alınacak. Projenin bu yılki pilot uygulama çalışmasını, Orta Anadolu Bölgesinde yer alan 9 ilde (Aksaray, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat) nadasa bırakılan yaklaşık 50 bin dekar alana nohut ekimi yapmak suretiyle başlattık" dedi
"İlk etapta nohut ürünü ile programa başlamayı uygun bulduk"
"Yaptığımız değerlendirmelerde ilk etapta nohut ürünü ile programa başlamayı uygun bulduk" ifadelerini kullanan Fakıbaba, "Önümüzdeki sene diğer baklagil ürünlerini de programa dahil etmeyi planlıyoruz. Programa, kışlık ekim döneminde ise hububat ve yem bitkileri ile de devam edeceğiz. Bu yıl itibariyle elde edeceğimiz 5 bin ton civarındaki nohut, Milli Savunma Bakanlığı ile yaptığımız iş birliği protokolü çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı için kullanılacak. Nadas alanlarının üretime kazandırılması projesini önümüzdeki yıllarda bölge bazında hızla yaygınlaştırmayı planlıyor" açıklamasında bulundu.
 

6 İlimizdeki 13 Ovada Koruma Altına Alındı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, büyük ovaların koruma alanı olarak belirlenmesiyle ilgili açıklama yaptı. Geçen yıl 196 ovamız koruma altına alınmıştı. Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 6 ilimizdeki 13 ovada koruma altına alındı. Bu bağlamda “büyük ova koruma alanı” kapsamında 205 ovamız koruma altına alınmış oldu.
 “Verimli tarım arazilerimizin korunması ve amacı doğrultusunda etkin bir şekilde kullanılması, tarımsal üretimimiz açısından büyük önem arz ediyor.
Bu amaç doğrultusunda geçen yıl başlattığımız uygulamayla; tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının önüne geçmek amacıyla ovalarımızı Bakanlar Kurulu kararları ile “büyük ova koruma alanı” olarak belirliyoruz.
Bu kapsamda geçen yıl toplam 192 adet büyük ovamızı koruma altına almıştık. Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 6 ilimizdeki 13 ovayı daha ‘büyük ova koruma alanı” olarak belirlemiş olduk.
Bu kararla beraber koruma altına aldığımız büyük ova sayısı 205 oldu. Böylelikle ülke genelinde 6,23 milyon hektarlık alanı koruma altına almış olduk.
Ayrıca ilk planda 38 ova olmak üzere yapacağımız yeni değerlendirmelerle bu yıl içinde koruma altına alacağımız büyük ova sayısını daha da artırmayı hedefliyoruz.
Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen ovalarımız, adeta tarımsal sit gibi koruma altına alınmış oluyorlar. Bu ovalarımız artık amacı dışında kullanılamayacak; sadece tohumların atıldığı ve bereketin fışkırdığı topraklar haline gelecek.
Biz toprağımızı milli servet olarak görüyoruz. Bu doğrultuda topraklarımızın korunması ve geliştirilmesine yönelik diğer çalışmalarımızla beraber ülkemizde ekilmedik bir karış toprağın kalmamasını amaçlıyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde geliştirerek sürdürecek; böylelikle topraklarımızı verimli bir şekilde değerlendirmiş olacağız.”
 
 
 

Bakan Fakıbaba’dan Şeker Fabrikaları İle İlgili Açıklama Geldi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, Şeker Fabrikaları ile ilgili gündemde yer alan sorulara ilişkin açıklama getirdi.
“Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili olarak farklı kesimler tarafından getirilen eleştirilerle kamuoyu açık bir şekilde yanıltılmak istenmektedir.
Hükümetlerimiz döneminde, şekerpancarı üretimi azalmamış, aksine üretim geliştirilerek, çiftçilerimizin geliri önemli ölçüde yükseltilmiştir. Nitekim 2002 yılında 16,5 milyon ton olan şekerpancarı üretimi, 2017 yılında 20,8 milyon tona ulaşmıştır. Üretimde yapılan planlama yanında, modern tarım teknikleri ve sulama yöntemleri ile birim alandan elde edilen verim düzeyi ortalama yüzde 50 artmıştır. Böylelikle pancar üreticilerimizin refah seviyesi yükseltilmiştir.
Özelleştirme ile; şekerpancarı fabrikalarının daha etkin çalıştırılması ve verimliliklerinin artırılması, böylece üretim maliyetlerinin azaltılması hedeflenmektedir. Üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, yurtiçi pancar şekeri fiyatları ile dünya fiyatları arasındaki farkı azaltacak, halkımızın pancar şekerini daha uygun fiyatlardan tüketmesine imkân sağlayacaktır. Bunun yanı sıra sektörün rekabet gücü geliştirilecektir.
Gerçekleştirilecek özelleştirmede; söz konusu fabrikalarda çalışanlarla, pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması ve fabrikalarda üretimin devamlılığı temel ilke olarak belirlenmiştir.
Her şeyden önce şunu özellikle belirtmek isterim: Özelleştirme sürecinde, çalışanlarımızın bütün hakları korunacak ve hiçbir mağduriyet oluşmayacaktır.
Çalışanlarımızın yanı sıra çiftçilerimizin de hakları korunacaktır. Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerimiz, mevcut kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceklerdir.
Özelleştirilecek fabrikalara, üretime devam edilmesi zorunluluğu da getirilmiştir. Fabrikayı alacak yatırımcı, şartname gereği kota dâhilinde üretim yapmak mecburiyetindedir.
Ayrıca fabrikaların, arsası için alınacağı iddiası da yanlıştır. Zira şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale dışında tutulmuştur.
Özelleştirmeyle birlikte Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretiminin artacağı iddiası da doğru değildir. NBŞ üretiminde, Kanunla sınırları belirlenmiş bir kota vardır. Bu kota miktarının artırılması söz konusu değildir.
Şekerle ilgili kota yetkisinin Bakanlar Kurulu’na devredilecek olmasıyla ilgili dile getirilen iddialar da tamamen yanlış ve spekülatiftir. Milletimizin seçtiği ve göreve getirdiği bir Hükümetin bütün bakanlarının sorumlu olacağı bir uygulamadan endişe etmek; hem millete hem milletin oylarıyla seçilmiş hükümete hem de hükümette yer alan bütün bakanlara saygısızlıktır.
Şeker pancarı ve şeker sektörü, ülkemiz tarımı için büyük önem arz etmektedir. Bu sektörün ülke menfaatlerimize uygun olarak yönetilmesi, Hükümetimizin önceliğidir. Bu doğrultuda, şeker fabrikalarımızı, pancar üreticilerimizi ve tüketicilerimizi olumsuz etkileyecek hiçbir uygulamaya izin verilmeyecektir.
Tüm bu gerçekler ortadayken, özellikle bazı muhalif siyasetçilerimiz tarafından üreticilerimizi endişeye, halkımızı korkutmaya yönelik hayal mahsulü birtakım iddialar ve senaryoların dile getirilmesi üzüntü vericidir. Evhamlar üreterek olumsuz algı oluşturmaya dönük bu tür açıklamalar aynı zamanda siyasi ahlaka da sığmamaktadır.
Bu tür söylemlerde bulunan siyasetçilerin; Hükümetimizi, Sayın Başbakanımızı ve Sayın Cumhurbaşkanımızı asılsız iddialarla suçlamadan önce, evvela şapkalarını önlerine koyup sağlıklı bir şekilde düşünmeleri gerekmektedir. Siyasetçilerin görevi, yıpratma amaçlı yalan yanlış bilgilerle ve iftiralarla halkı yanıltmak değil, doğruları söylemek olmalıdır.
Halkımızın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda siyasi mülahazalarla yapılan spekülatif açıklamalara itibar etmemesi ve Hükümetimiz tarafından yapılan açıklamalara güvenmesi önem arz etmektedir.”
 
 

Bakan Fakıbaba, Milas'ta Fuar Açılışına Katıldı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın da katılımıyla, Muğla'nın Milas ilçesinde bu yıl 9'uncusu düzenlenen Milas Güney Ege Uluslararası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışını yaptı. Bakanlık tarafından hayata geçirilen küçükbaş hayvan desteği ve şeker fabrikalarının özelleştirmesi konularına değinen Bakan Fakıbaba, "Üreticimiz kazanacaksa bizler özelleştirmenin yanındayız" dedi.
Expolink Fuarcılık tarafından düzenlenen Milas Güney Ege Uluslararası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl 9'uncu kez kapılarını ziyaretçilere açtı. TARİŞ 152 No'lu Pamuk Tarım Satış Kooperatifi'ne ait çırçır fabrikasındaki fuar alanında düzenlenen törene; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Muğla Valisi Esengül Civelek, Milas Kaymakamı Eren Arslan, Milas Belediye Başkanı CHP'li Muhammet Tokat, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, kurum yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Expolink Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Erdoğan, Fuarın tarım sektörüne, bölgeye ve üreticiye büyük katkılar sağladığını ifade etti. Erdoğan, "Bu yıl fuar alanında sergi alanları yüzde 20 artışla 7 bin 300 metrekareye çıkarılırken, katılacak firma sayısında da geçen yıllara göre yaklaşık yüzde 25 bir artış yaşandı" dedi.
KADIN ÇİFTÇİLERE SİGORTA PİRİMİ DESTEĞİ ÇAĞRISI
Erdoğan'ın ardından kürsüye davet edilen TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle tüm kadınların gününü kutladı. Bakan Fakıbaba ve milletvekillerine, tarım sektöründe çalışan kadınlar için daha önce gündeme getirdikleri sigorta pirim desteğini hatırlattı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise, Türkiye'deki tarım alanında çalışan kadın sayısının en fazla olduğu ilin Muğla olduğuna dikkat çekti.
'ŞEKER FABRİKALARI VATANDIR, SATILAMAZ'
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ise Bakan Fakıbaba'nın çalışmalarını başarılı bulduğunu belirterek, fuar alanı eksikliğine dikkat çekti. Bakanlığın tarım alanındaki desteklemelerini artırması gerektiğini de dile getiren Demir, şeker fabrikalarının özelleştirmelerine de değinerek, "Şeker fabrikaları vatandır. Vatan satılamaz. Bu konuyu bir kez daha düşünün. Tarihe fabrika kapatan bir bakan olarak geçmeyin. Tarım stratejidir, millidir, vatandır. Şeker de bunların içerisinde yer alır. Biz cumhuriyet değerlerinin satılmasını değil, korunmasını istiyoruz" dedi.
EĞİTİMLER ÖNEMLİ
Üreten insanın, insanlığa faydalı olan insan olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Bakan Fakıbaba ise "Üretim aşamasındaki en büyük eksikliklerimizden birisi eğitim. İlaçlama, sulama, tohum gibi konularda bilgi eksikliklerimiz var. Gerek Bakanlığımız gerek sivil toplum örgütlerimiz, kurum ve kuruluşlarımızca yapılan eğitim çalışmalarıyla şuanda tarımda iyi noktalara geldik" dedi.
Ege Bölgesi'nin güzelliğini "Allah bu coğrafyaya her şeyi vermiş. Dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor" diyerek tanımlayan Bakan Fakıbaba, "Bizim çok güzel bir ülkemiz var. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Ama şu da iyi bilinsin ki bizim tek bir çakıl taşımızda gözü olanın da gözünü çıkarırız. Afrin'de çok önemli bir operasyon yapılıyor. Şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Bizim bir tek ülkemiz var. Başka da bir şeyimiz yok. Onun için birlik ve beraberlik içerisinde olmamız lazım. El ele verdiğimizde tüm sorunları çözeriz" diye konuştu.
'KADININ ELİNİN DEĞDİĞİ YERDE BEREKET VARDIR'
Konuşması sırasında kadınların 8 Mart'ını da kutlayan Bakan Fakıbaba, "Muğla'daki 60 bin çiftçinin 25 bini kadınlardan oluşuyormuş. Bu çok güzel bir rakam. Kadının elinin değdiği her yerde başarı vardır, bereket vardır. Kadına şiddet uygulayanın da her zaman karşısındayız" dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevinin kolay olmadığını belirten Bakan Fakıbaba, "İnanın ki hiç de kolay olmayan bir çalışma alanı. Benden önceki arkadaşlar da çok güzel çalışma yapmışlar. Bizler de şimdi arkadaşlarımızla daha fazla ne yapabiliriz diyerek projeler üretmeye çalışıyoruz. Ülkemizin et açığını kapatmak için 300 Koyun Projemizi hayata geçirdik. Proje ile şu anda 46 milyon olan küçükbaş hayvan sayımızı 80 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Bizler hayvan varlığımızın azlığından dolayı şuanda et ithal ediyoruz. İnşallah ülkemizin ihtiyacı olan eti kısa sürede kendimiz yetiştireceğiz" dedi.
ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI DEĞİLİM
Törene katılan CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in özelleştirilme çalışmaları devam eden şeker fabrikaları konusuna da değinen Bakan Fakıbaba, özelleştirmeye karşı olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Ülke olarak bizlerin bazı stratejik ürünleri var. Daha önce benzer çalışmaları üzüm ve fındıkta yaptık. ve ürün fiyatlarının üretici açısından değiştiğini gördük. Biz hep üreticinin yanında olduk ve üreticimizi kara geçirdik. Devletimizi zarar ettirmedik. İnşallah şekerde de böyle olacak."
Ülkede devlete ait 25, özel sektöre ait ise 8 fabrika bulunduğunu da dile getiren Bakan Fakıbaba, "Bizim 25 fabrikamızda 10 özel sektör fabrikasına eş değer üretim yapılıyor. Ben de sizin gibi karşı çıkarım ancak eğer fabrika kapanıyor yeri imara açılıyorsa ve çalışanları mağdur ediliyorsa. Biz bunlara karşıyız. Bu özelleştirme ile ülkemiz Avrupa ile rekabet edebilecek. Üreticimiz kazanacaksa bizler özelleştirmenin yanındayız" dedi. Bakan Fakıbaba, 25 yıldır çayında şeker kullanmadığını da konuşması sırasında belirtti.
FUAR ALANI İÇİN SÖZ VERDİ
Milas'ın fuar alanı eksikliği ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Bakan Fakıbaba, "Fuar alanı için Milas'ta 20 dönümlük bir arazi varmış. ve benim imzamı bekliyormuş. Bu kadar güzel bir bölgeye ve etkinliğe tabiki daha iyi şartlar sunulmalı. Ben de buradan bunun sözünü veriyorum. Gereken imzayı atacağım" dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Bakan Fakıbaba ve protokolün katılımıyla fuarın açılış kurdelesi kesildi. Fuarda yer alan stantları tek tek ziyaret eden Bakan Fakıbaba hem üreticiler hem de firma temsilcileriyle kısa süreli sohbetlerde bulundu.
Fuar etkinlikleri kapsamında 10 Mart 2018 Cumartesi günü saat 11'de 'Muğlalı Kadın Çiftçiler Tiyatro Grubu' gösterisi ve aynı gün saat 11.30'da 'Dişi Buzağı Güzellik Yarışması düzenlenecek.
Bakan Fakıbaba, fuar alanından sonra sırasıyla Milas Ziraat Odası ile Milas Ticaret Odası'nı ziyaret etti, kentten ayrıldı. Bakan Fakıbaba, havayoluyla Ankara'ya gitti.
 
 

Sertifikalı Tohum Üretimi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, sertifikalı tohum üretimiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
 “AK Parti Hükümetlerimiz döneminde, tarımın stratejik unsurlarından biri olarak gördüğümüz tohum konusuna gereken önem verildi. Bu doğrultuda ilk kez tohumluk desteğinin verilmeye başlandığı 2005’ten bugüne kadar;
1,5 milyon çiftçimize 1 milyar TL sertifikalı tohum kullanım desteği,
Sertifikalı tohum üreticilerine 330 milyon TL sertifikalı tohum üretim desteği,
86 bin çiftçimize 362 milyon TL sertifikalı fidan kullanım desteği,
Sertifikalı fidan üreticilerimize ise 3 milyon TL fidan üretimi desteği olmak üzere
toplam 1.7 milyar TL destekleme ödemesi yapıldı.
Bu desteklerimizle beraber tohumculuk üretiminde, veriminde, kalitesinde ve ihracatında ciddi artışlar gerçekleşti.
Nitekim 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohumluk üretimi, 7 kat artış göstererek 2017 yılında 1 milyon 50 bin tona çıktı.
Bugün itibariyle ülkemizde, Bakanlığımızda yetkilendirilmiş sertifikalı tohum üretimi yapan 832 adet üretici firma bulunuyor. 50 bin üretim beyannamesi ile tarla, depo ve laboratuvar kontrolleri yapılmak suretiyle 3,8 milyon da alanda sertifikalı tohum üretimi yapılıyor.
Yine 2002 yılında 17 milyon dolar tohum ihracatımız 2017 yılında 8 kat artışla 136 milyon dolara (44 bin ton) yükseldi. 2017 yılında tohum ithalatımız ise son beş yılın en düşük değeri olarak 185 milyon dolar (40 bin ton) şeklinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2002 yılında % 31 iken 2017’de % 73 seviyesine çıktı. Bugün itibariyle Türkiye olarak 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz.
2017 yılında 3,8 milyon adet asma, 101,7 milyon adet meyve ve 132,9 milyon adet çilek olmak üzere toplam 238,4 milyon adet sertifikalı fide/fidan üretimi gerçekleşti. Ayrıca 30,6 milyon dolarlık fidan ve fide ihracatı gerçekleştirildi.
2017 yılında süs bitkileri ihracatımız da 57 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tohum üretimindeki çeşit sayıları da artış gösterdi. Bu çerçevede bugün itibariyle milli çeşit listemizde tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait 10 binden fazla çeşit kayıt altına alındı.
Tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait mevcutta 8 binin üzerinde çeşit sertifikalı; tohum fide ve fidan üretiminde kullanılıyor. Bu çeşitler yeni ve pazar isteklerine uygun, üstün vasıflı olup gerek verim gerekse de kalite bakımından, tarımsal hasılaya ciddi oranda katkı sağladı.
Görüldüğü gibi 2002’den bu yana sertifikalı tohum üretim ve ihracatımızda devamlı bir artış yaşanmıştır. Bugün artık Türkiye, tohum üreten ve ihraç eden bir ülkedir. 2023 hedefimiz ise; 2 milyon ton üretim ve 500 milyon dolarlık ihracattır.”
 

Bakanlıktan Çiftçilere 3 Bin Ceviz Fidanı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen "Laçin İlçesinde Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında Çorum'un Laçin ilçesinde 3 bin ceviz fidanı, toprakla buluşturuldu.                                                                                         
Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje kapsamında bakanlığın finansal desteği ile ilçedeki çiftçilere 3 bin adet ceviz fidanı dağıtıldı. Meyve tarımına uygun coğrafi yapıya sahip ilçede alternatif tarımsal ürünlerin üretilmesini teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında dağıtılan ceviz fidanların, çiftçiler tarafından dikimi yapıldı. İl Müdürü Orhan Sarı, yaptığı açıklamada, meyve üretiminde adından söz edilen ve organik meyvecilik için gerekli altyapının oluşturulduğu Laçin ilçesine bu anlamda destek olduklarını söyledi. "Laçin İlçesinde Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında son 3 yılda 5 bin adet kızılca armudu ve bin adet kiraz fidanı dağıtıldığını belirten Sarı, "Bugün de ilçedeki çiftçilerimize 3 bin adet ceviz fidanı dağıttık. Oluşturulan yaklaşık 300 dekar meyve bahçesinde modern üretim teknikleri kullanılarak üretim yapılmaktadır. Ayrıca bölge çiftçilerine örnek teşkil edecek yapıda ve diğer üreticilerin de meyveciliğe teşvik edilmesinde model olarak gösterilmektedir." dedi.

Çam Fıstığında, Türkiye İspanya'dan Sonra İkinci Sırada

Fıstık çamı alanında Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye 88 bin 443 hektar alan ile İspanya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor.
Türkiye’nin her yerinde yetişmeyen Aydın, Mersin, Adana ve Hatay illerinin başı çektiği Fıstık çamı 15 yaşından sonra ekonomik olarak işlenmeye başlarken, 80-100 yaşına kadar fıstık üretimine devam edildiği öğrenildi.
Aydın İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Türkiye’nin İspanya’dan sonra en fazla fıstık çamı alanına sahip ülke konumunda yer aldığını belirterek, “Aydın’da pek çok ürün çeşidi rahatlıkla yetiştirilebilmekle birlikte bunlardan bazıları özel öneme sahip. Çam fıstığı da Aydın için özel öneme sahip olan ürünlerden bir tanesidir. Türkiye’de her yerde yetişmemekte olup, Aydın çamfıstığı üretimi ve işlemesinde ilk sırada yer almakta ve Aydın’daki işletmelerde Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere diğer pek çok ilden gelen kozalaklar işlenmektedir. Fıstık çamı alanı açısından Türkiye, İspanya’dan sonra en fazla alana sahip ikinci ülkedir. Orman Genel Müdürlüğü rakamlarına göre 88 bin 443 hektar alanda saf olarak ya da kızılçam ile karışık halde bulunur. Aydın’da ise yaklaşık olarak 26 bin hektar orman alanında fıstık çamı bulunmakta olup, özel ağaçlandırmalarda da yaygın olarak kullanılan bir türdür. 15 yaşından sonra ekonomik olarak işletilmeye başlanmakta ve 80-100 yaşına kadar fıstık üretimine devam edilmektedir” dedi.
Fıstık çamının ekonomik değeri yüksek ve aynı zamanda ihracatı yapılan bir ürün olduğunu ifade eden Aktaş, “İlimizde çam fıstığı üretimi yoğun olarak Koçarlı ve Bozdoğan ilçelerinde yapılmakta olup Çine, Karpuzlu, Yenipazar ve Söke gibi diğer ilçelerimizde de üretim yapılmaktadır. Bazı köylerimizin ana geçim kaynağını çam fıstığı teşkil etmektedir. Aydın Ticaret Borsası tescil rakamlarına göre çam fıstığı 725 bin 316 kg ve 348 işlem ile kuru meyve ihracatında kuru incirden sonra ilimizde ikinci sırada yer almaktadır. Ancak son yıllarda fıstık çamlarında gözle görülür şekilde verim ve kalite düşüklüğü yaşandığına dair tespitlerde bulunulmuş olup üreticilerden gelen talep üzerine de İl Müdürlüğümüzce bu konuda toplantılar yapılması kararlaştırılmıştır” dedi.
Çam fıstığı üreticileri eğitiliyor
Aydın ekonomisinin önemli sektörlerinden biri olan Çam Fıstığında verim ve kalitenin arttırılmasına yönelik üreticileri eğitim toplantılarına devam ediliyor. Aydın ekonomisine önemli katkı sağlayan çam fıstığı ürününde karşılaşılan verim kaybı ve kalite problemlerinin giderilmesi için Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından Ege Ormancılık Araştırma Enstitüsü ile de irtibata geçildi. 2018 yılı içinde de fıstık çamı üretimi yapılan Koçarlı, Bozdoğan, Çine, Karpuzlu ve Yenipazar ilçelerine ait 29 mahallede eğitim toplantıları yapılması planlandı.
Toplantılar Mart ayı sonuna kadar devam edecek
Bozdoğan, Çine ve Koçarlı ilçelerinde enstitü personelinin katılımıyla birer toplantı düzenlenerek son olarak Koçarlı ilçesi Mersinbelen Mahallesinde toplantı düzenlendi. Mersinbelen Mahallesindeki toplantıya katılan Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş’ ta katılarak, çam fıstığının yöre ekonomisine katkısı ve önemine değinerek, üreticilerin her zaman yanlarında olduğunu belirtti. Koçarlı başta olmak üzere Bozdoğan, Söke, Karpuzlu, Çine ve Yenipazar ilçelerimizdeki fıstık çamı üretimi yapılan mahallelerde il müdürlüğünün Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şubesinde görevli teknik elemanlar tarafından eğitim toplantılarının Mart ayı sonuna kadar yapılmaya devam edileceği bildirildi.
 

300 Koyun Projesine 10 MİLYONLUK Rekor Başvuru

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere verilecek olan 300 koyun projesi için rekor başvuru yapıldı. Edinilen bilgiye göre 300 Koyun Projesi için başvuruların 330bini aştığı, verilecek 500bin küçükbaş damızlık koyun isteyenlerin ise yapılan başvurular sonucunda 10milyonu aştığı saptandı.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan ‘Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular  devam ediyor. Devem eden başvuruların 330bini bulduğu belirtildi.
Proje için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor. 300 damızlık koyun başvuruları TİGEM’in internet sitesi üzerinden bu gün mesai bitimine kadar devem edecektir.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında Kan Bağışı Kampanyası

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Toç Bir-Sen ve Türk Kızılayı işbirliği ile kan bağışı kampanyası düzenlendi.
Bakanlık’taki Mehmet Akif Ersoy Toplantı Salonunda gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Bakanlığın çatısı altında iki güzide kuruluş olan Toç Bir-Sen ve Türk Kızılayı ile böyle organizasyonu yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Türk Kızılayı’nın 150 yıldır faaliyet gösterdiğini kaydeden Daniş, Kızılay’ın sadece yurt içinde değil yurt dışında da mazlumların, mağdurların yardımına koştuğunu, şefkat elini dünyanın her yerine ulaştırdığını söyledi. Daniş, bugün bir taraftan medeniyet olarak uzaya gitme konusu konuşulurken, diğer taraftan da insanlık onurunun ayaklar altına alındığı sahnelere şahit olunduğunu ifade etti.
Coğrafyada yaşanan haksızlığa Türkiye’nin sessiz kalmadığını ve bu doğrultuda aziz milletin evlatlarının Afrin’de bir operasyon yürüttüğünü anlatan Daniş, operasyonda şehit olan güvenlik güçlerine Allah’tan rahmet, gazilere acil şifalar diledi. Daniş, aynı zamanda birlik ve beraberliğin ve dayanışmanın güzel bir örneği olan kan bağışı kampanyasına katılan herkese teşekkür etti.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Hadi Tunç da yaptığı konuşmada hayırlı ve faydalı olan bu organizasyona katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2003’ten sonra Kızılay’a yapılan kan bağışının artış gösterdiğini hatırlatan Tunç, Bakanlığın yürüttüğü çalışmalar sonucunda aynı dönemde tarım ve hayvancılıkta da ciddi gelişmelerin yaşandığını söyledi.
"Amacımız, kan verecek gönüllü sayısının artırılmasına katkı sunmak"
Toç Bir-Sen Genel Başkanı Hüseyin Öztürk de konuşmasında, Tarım ve Orman Çalışanları Sendikası olarak kan bağışı kampanyasında yer almaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, bu sosyal sorumluluk projesinde amaçlarının kan bağışının önemine dikkat çekmenin yanı sıra kan verecek gönüllü sayısının artırılmasına katkı sunmak olduğunu dile getirdi.
Sağlıklı olan herkesi kan vermeye davet eden Öztürk, 43 bin üyesi ile Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birisi olduklarını belirterek, Türk Kızılayı’nın kan ihtiyacının karşılanmasına destek olmaya devam edeceklerini söyledi.
Öztürk, Afrika’ya gerçekleştirilen yurt dışı seyahatinden dolayı kan bağışı kampanyasına katılmayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya da ev sahipliğinden dolayı teşekkür etti.
"2004’ten bu yana kan bağış oranı yüzde 700 arttı"
Türk Kızılayı Orta Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Murat Güler ise konuşmasında, eskiden kan ihtiyacının anonslar ile temin edildiğini, ancak yaptıkları çalışmalar ile gönüllü kan bağışını teşvik etiklerini belirterek, 2004’ten bugüne kadar yapılan kan bağışı miktarında yüzde 700 artış olduğunu söyledi.
Kanın tek kaynağının hala insan olduğunu dile getiren Güler, Kızılay’ın 18 bölgede kan merkezi, 65 noktada kan bağış merkezi ile günde 250 noktada kan bağışı topladığını belirtti.
Yapılan konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, bakanlık çalışanlarıyla beraber kan bağışında bulundu.
 

Hükümet, Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin 30 Aşamalı Plan Hazırladı

Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için 30 aşamalı plan hazırladı. Bir dizi yeni teşvik ve tedbir devreye alınacak. Üretici desteklenecek, emek fiyatları merkezden belirlenecek.
Hükümet, gıda enflasyonuyla mücadele kapsamında üretim, ticaret, dağıtım, stoklama kanalları başta olmak üzere birçok alanda bir dizi teşvik ve tedbirin yer aldığı 30 aşamalı plan hazırladı.
İşte atılacak adımlardan bazıları:
Taze meyve-sebzede fiyat değişimi, üretim dengesini gözeten bir mekanizma kuruluyor. Acil durumlarda otomatik tedbirler devreye girecek.
Arz zincirindeki koşullar anlık takip edilecek. Üreticilerin piyasada etkin yer alması için vergi avantajı da sağlanacak.
Yerli üretime yönelik destekler artırılacak.
Ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadarki bütün aşamalarında maliyetler düşürülecek.
Üreticilerin teminat sorunları hızlı şekilde çözülecek.
Hangi üründe arz fazlası ya da açığı olacağı önceden bildirilecek. Bu listede yer alan ürünü ekene devlet alım garantisi verecek.
Tarımsal üretime kredi kanalları açılacak.
Üretici birliklerinden alım yapan markete teşvik verilecek.
Ekmek fiyatlarının merkezden belirlenmesine yönelik çalışma tamamlanacak. İl il fiyat belirlenmesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar giderilecek.
Et ve süt ürünleri gibi temel ürünlerde fiyatların aşağı çekilmesi için üretimden rafa her aşama denetlenecek. Etteki fiyat düşüşünün sürekliliği sağlanacak. 
 

Gıda, Tarım, Hayvancılık Olmazsa Olmazlarımız

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba memleketi Şanlıurfa’da, 2013 yılında 100 bin metrekare alana sahip tesiste günlük 500 ton süt işleme kapasitesiyle faaliyete geçen  Pınar Süt Fabrikası’nı gezerek incelemelerde bulundu. Fakıbaba, “Gıda, tarım ve hayvancılık olmazsa olmazımız. Biz bu sektörde başarılı olmak zorundayız. Üreticiler ve sanayicilerimizde bu inanç var. Bunun için de bulunduğum fabrikada yüzlerce Urfalı var. Sanayicilerimiz ve çalışanlarımızla başarıya ulaşacağız. Şanlıurfa’ya fabrika yatırımı yapan Pınar Süt’e teşekkür ediyorum. Modern tesislerinde üretimi, istihdamı, ihracatı artırma hedefleriyle hem ilimize hem bölgemize hem de ülkemize kazandırıyorlar” dedi.
Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı da şunları söyledi: 
“Fabrikamız kurulduğu günden bu yana bölgedeki süt üreticileri ve tedarikçilerine hayvan sağlığı, beslenmesi ve süt kalitesinin arttırılması konusunda eğitimler veriyoruz. Hedefimiz Şanlıurfa Fabrikamızın ihracatımızdaki rolünü artırmak ve bölge ekonomisinin gelişimine katkı sağlamak. Üreticilerimizle beraber bu hedef için çalışarak ülkemize değer yaratmaya devam edeceğiz.”
Tek başına yüzde 20
Yaşar Holding İcra Başkanı Mehmet Aktaş, Şanlıurfa fabrikasından geçtiğimiz yıl başlayan ihracatın bölge ekonomisine kattığı değerden bahsederek “Türkiye süt ihracatının tek başına yüzde 20’sini gerçekleştiren Pınar Süt’ün Şanlıurfa Fabrikası üretim ve lojistik anlamda önemli bir üs konumunda” dedi.
Pınar Süt Şanlıurfa Fabrikası’nda, hammadde, satış, nakliye, ambalaj üretimi gibi alanlarla beraber dolaylı olarak 5.000 kişiye iş imkanı sağlanması hedefleniyor. İleri teknolojinin hakim olduğu fabrika için 100 milyon TL yatırım yapan Pınar’ın yıllık 180 milyon litre kapasiteye ulaşması hedefleniyor. 
 
 

Çiftçilere 2,5 Milyar Liralık Mazot-Gübre Destek Ödemesi Başladı

2,5 Milyar Liralık Mazot-Gübre Destek Ödemesi Başladı
Üreticilerimizin kullandığı mazotun yarısı artık devletten. 2,5 milyar liralık mazot-gübre destek ödemesine bugün başlanıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, mazot-gübre destekleme ödemelerine ilişkin açıklamayı yaptı: "Bilindiği üzere çiftçilerimizin üretim maliyetini azaltmak için mazot desteğini ilk kez 2003 yılında AK Parti olarak biz başlatmıştık. Gübre desteğini de 2005 yılında ilk kez doğrudan çiftçilerimize vermiştik. Şimdi de, yeni bir ilke daha imza atarak çiftçilerimizin kullandığı mazotun yarısını ödemeye başlıyoruz.
Mazot ve gübre desteklerini bugünden itibaren üreticilerimize ödemeye başlıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyar TL’lik ödeme gerçekleştireceğiz.
Bugün saat 18.00’den sonra başlayacak ödemeler, gelen icmaller ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.
Bu 2,5 milyar liralık destekle birlikte, 1 Ocak 2018 tarihinden bu yana çiftçilerimize toplam 4 milyar liralık destek ödemesi yapmış olacağız. Böylelikle 2018 yılı destekleme bütçesi olan 14,5 milyar liranın yüzde 28’ini ödemiş olacağız.
Söz konusu destek ödemelerinin üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
 
 

14 Şeker Fabrikasının Özelleştirmesine Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor

Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre "Türkşeker'in 14 fabrikasının özelleştirilmesi için ihale süreci başlatılmıştır”dedi. Aynı zamanda  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, şeker fabrikalarının  özelleştirilmesinde ihale süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüleceği ve kamuoyuna  açık sonuçlandırılacağını da duyurdu. Özelleştirme idaresi Başkanlığının bu duyuruya hem siyasisilerden hemde üreticilerden tepkiler yağıyor.
 
Başkanlık, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait bazı  fabrikaların özelleştirilmesine yönelik yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, Türkşeker'in, özelleştirmeye hazırlanmak amacıyla  2000  yılında özelleştirme kapsamına, 2008'de ise özelleştirme programına alındığı  anımsatıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun belirlediği strateji çerçevesinde  özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale  ilanı aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, bu kapsamda Afyonkarahisar,  Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için  ihale sürecinin başlatıldığına yer verildi.
Açıklamada, bu süreçte özelleştirme yapılırken söz konusu fabrikalarda  çalışanların ve pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması, fabrikalarda üretimin  devamlılığının temel ilke olarak ele alındığı ve bu konularda ihale belgelerinde  önemli düzenlemeler yapıldığı vurgulandı.
Özelleşecek Fabrikalarda Çalışanlara tanınan imkanlar ise şöyle
Edinilen bilgiye göre çalışanların haklarının korunmasına yönelik olarak, özelleşecek fabrikalarda çalışan memurlara diledikleri takdirde Türkşeker’e ait diğer  fabrikalarda çalışma, tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve  kuruluşlarına nakil olma, özelleştirilen fabrikalarda yeni yatırımcılar ile  çalışabilme gibi imkanlar sunulduğu belirtildi. Ayrıca daimi ve  geçici işçilere ise emeklilik hakkını henüz elde etmeyenler açısından Türkşeker'in diğer  fabrikalarında çalışma, ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma, özelleştirilen fabrikalarda çalışmaya devam  etmek isteyenlere Türkşeker tarafından tüm yasal hakları ödendikten sonra alıcı  ile çalışmaya devam edebilme daha sonraki dönemde emeklilik hakkını kazanmadan  önce kamuya geçmek istemeleri halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam  edilme gibi olanaklar tanındığı ifade edildi.
Mevcut durumda Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerin mevcut  kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceğine değinilen açıklamada,  alıcılara mevcut çiftçilerle asgari beş kampanya dönemi boyunca pancar üretim  sözleşmelerini devam ettirme zorunluluğu getirildiğine dikkati çekildi.  Açıklamada, bu düzenlemeyle mevcut tüm çiftçilere pancar üretim sözleşmelerini  devam ettirme imkanı sağlanacağı vurgulandı.
 Fabrikalarda üretim devamlılığı ve zorunluluğu getirildiği belirtilen  açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Özelleştirme modeli çerçevesinde temel hedeflerden birisi de  fabrikaların pancardan şeker üretimi faaliyete devam etmelerinin sağlanmasıdır.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere yatırımcıların üretim faaliyetlerini devam  ettirmeleri yönünde şartlar öngörülmüştür.
Şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale  dışında tutulmuştur. Şeker fabrikalarının üretim faaliyetleri için gerekli  olmayan taşınmazları ihale kapsamı dışında tutulmaktadır.
İhale süreçleri tamamen her aşamasında kamuoyunu bilgilendirilerek  şeffaf bir şekilde yürütülecek ve nihai aşamada özelleştirme ihaleleri tüm teklif  verenlerin katılımı ile kamuoyuna açık bir şekilde sonuçlandırılacaktır.
Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerine katılımın arttırılması  ve rekabetin tesis edilebilmesi amacıyla yerel yatırımcılar, kooperatifler ve  diğer paydaşların tek tek veya bir araya gelerek teklif verebilmelerini teminen  ihaleye katılım için geçici teminatların düşük seviyede tutulması da dahil olmak  üzere ihale belgelerinde bu çerçevede kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır."
Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın özelleştirmesi hem siyasilerden hem üreticilerden tepkileri üstüne çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılmasını sert bir üslupla eleştirdi. Özelleştirmedeki amacın, şekerpancarı üretimini sonlandırarak, sağlığa zararlı olan nişasta bazlı şeker ithalatının önünü açmak olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye’ye geçmiş olsun. 2008 yılından beri özelleştirme kapsamında olan fabrikalara düzenli bakım yapılmadı, modernize edilmedi, çoğu fabrika satılsa da sözde çalıştırılacak. 2019 seçim süreci dikkate alınıp 5 yıl durum idare edilecek, sonrası bu fabrikalar kapanacak, pazar nişasta bazlı şekere teslim edilecek, gidiş bu yönde” dedi.
Türkiye Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla birlikte, sürecin bu noktaya geleceğinin önceden görüldüğünü belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türk Şeker Fabrikaları A.Ş’ye (Türkşeker) ait, aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilerek satılması için ihale sürecinin başlatılmasına tepki gösterdi. 
Hükümetin, Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın satışı için resmen düğmene bastığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu fabrikaların özelleştirilmesinin ardından yaşanabilecek olumsuzlukları değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üreticilerinin, fabrika çalışanlarının ve hatta bir bütün olarak tüm vatandaşların, bu durumdan olumsuz etkileneceğini söyledi. Çiftçi, işçi, esnaf, şoför yaygın bir kesim bu süreçte mağdur olacak diyen Gürer, “Tütünden sonra pancar da sona doğru götürülüyor” diye konuştu.
Fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üretiminin durma noktasına geleceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün on binlerce şekerpancarı üreticisi, fabrikaların özelleştirilerek satışının ardından büyük sorunlar yaşayacak. Kota sorunu nedeniyle zaten sıkıntılı bir sürecin içinde olan şekerpancarı üreticileri, fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte belki de üretimi durdurmak zorunda kalacak” şeklinde konuştu.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanan 14 şeker fabrikasının satışının gerçekleşmesinin ardından, bu fabrikalarda memur, işçi, geçici işçi, taşeron işçi olarak çalışanların durumunun da netlik kazanmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Çalışanlara yeni yatırımcılarla çalışma imkânı verileceği belirtiliyor. Ya da özelleştirme kapsamında olmayan şeker fabrikalarında çalışabilecekleri ifade ediliyor. Görünen o ki, şeker fabrikası çalışanlarını da sıkıntılı bir süreç bekliyor” açıklamasını yaptı.
Şekerpancarının stratejik bir ürün olduğuna değinen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fabrikaların özelleştirilmesiyle oluşacak en önemli sorunlardan birinin ise şekerpancarı üretiminin sonlandırılması ve nişasta bazlı şeker ithalatının önünün açılması olacağını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Bilindiği gibi nişasta bazlı şeker ve bu tür şeker takviyesiyle üretilen ürünler, sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’ye şimdiden geçmiş olsun” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Niğde Millet Vekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin, şekerpancarı üreticileri, çiftçiler ve tüm vatandaşları olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, “Ülkemizin değerleri, özelleştirme kapsamında bir bir satılıyor ve yok oluyor. Üretim açısından onbinlerce çiftçinin, emek açısından binlerce çalışanın ve sağlık açısından tüm vatandaşların olumsuz etkileneceği biline biline, hangi amaç uğruna bu satış gerçekleştiriliyor? AKP hükümeti 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdi. İşsizlik hat safhaya ulaştı. Özelleştirme adı altında, ülkemizin tüm değerleri bir bir yok oldu” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 

At ve Eşeklere Kimlik Geliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, Tek Tırnaklı Hayvanların Tanımlanması ve İzlenmesine Dair Yönetmeliği, 31 Aralık 2019'da yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlandı.
Yönetmelik, tek tırnaklıların kayıt altına alınması, hareketlerinin izlenmesi, tek tırnaklı hastalıklarının etkin kontrolünün sağlanması, ilgili birimlerce sağlık, ıslah ve istatistik kayıtlarının daha düzenli tutulması amacıyla tek tırnaklı hayvancılık işletmelerinin belirlenmesini ve bu işletmelerde bulunan hayvanların tanımlanmasını düzenliyor.
Yönetmelikte tek tırnaklı hayvanların tanımlanması, hayvanların bilgilerinin kayıt altına alınması ve hayvanların bulundukları işletmelerin kontrol ve denetimleri gibi alanları kapsıyor. 
Yönetmelikte, at, eşek ve benzerleri ile bunların melezlerinden oluşan tek tırnaklı hayvanların kimliklendirilmesi zorunlu olacak.
Bakanlık, Gıda, Tarım ve Hayvancılık il-ilçe müdürlükleri veya Yüksek Komiserler Kurulu gibi düzenleme kuruluşları, hayvan sahibi tarafından bir kimlik belgesi edinme veya mevcut kimlik belgesindeki kimliklendirme detaylarının değiştirilmesi için düzenleme kuruluşuna başvuru yapılmasını talep edecek.
Satış yerlerine kimliksiz giremeyecekler
Yönetmelikte, kimliklerin şekli ve içeriği de yer aldı.
Buna göre, yaşam boyu geçerli olacak tek tırnaklı kimlik belgesinde, hayvanın eşkali, işaret ve nişaneleri kaydedilecek. Belgede, nişane ve işaretlerin çizildiği bir taslak şema ve kimliklendirme detaylarına ilişkin onaylı değişiklikleri açıklayan boş alan da bulunacak.
Yönetmeliğe göre kimliklendirilmeyen ve beraberinde kimlik belgesi veya veteriner sağlık raporu bulunmayan, belgelerinde yanlış bilgi olan tek tırnaklıların hayvan satış yerlerine girişine izin verilmeyecek.
Yarış veya yarışma atlarını kimliklendiren düzenleme kuruluşu, ilgili maddeye uygun bir kimlik belgesi düzenleyecek veya kimlik belgesini tanıyıp doğrulayacak. Bir atın kayıtlı yarış veya yarışma atına dönüştürüldüğü ya da kaydedildiği durumda, kimlik belgesi mevcut duruma uyarlanamıyorsa yeni belge düzenlenecek.
Fotoğraflı akıllı kart olacak
Hayvansal yan ürün olarak işlenecek tek tırnaklıların karkaslarının işletmelere nakillerinin yanı sıra, damızlık ve üretim amaçlı kullanılacak bu nitelikteki hayvanların kimlik belgeleri nakil esnasında yanlarında bulundurulacak. Damızlık ve üretim amaçlı tek tırnaklıların nakli esnasında kullanılmak üzere akıllı kartlar da hazırlanacak. Veri depolayabilen ve bunları bilgisayar sistemlerine iletebilen bilgisayar çipi iliştirilmiş bu plastik kartlarda özel yaşam numarası, isim, cinsiyet ve tek tırnaklının fotoğrafını da içeren bilgiler bulunacak. Bu hayvanlar, kimlik kartları yanlarında olmasa da akıllı kartlarla nakledilebilecek.
Bakanlık, yönetmeliğin amaçlarına uygun merkezi bir veri tabanı kuracak.
Düzenleme kuruluşları, kimlik belgesini düzenlerken veya daha önce düzenlenen belgeleri kayıt ederken, tek tırnaklıya ilişkin bilgileri kendi veri tabanına kaydedecek.
Güvenlik için kullanılanlarda kimlik şartı yok
Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı kapsamındaki kurumlara ait tek tırnaklı hayvanlar için Bakanlık tarafından kimliklendirme şartı aranmayacak. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yararlandığı süvari atları, topçu beygirleri, mekkare katırları ile Emniyet Genel Müdürlüğünün Atlı Polis Birliğinde bulunan tek tırnaklı hayvanlar da yer alıyor. Bu kurumlar ulusal ve uluslararası spor müsabakalarına katılmak maksadıyla talep etmeleri durumunda, bulundukları yere en yakın kimlik belgesi düzenlemeye yetkili kuruluşa başvurarak tek tırnaklı hayvanlara kimlik belgesi temin edebilecek. 
 
 

AR-GE Projelerine Büyük Destek Geliyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarımda Ar-Ge projesi başına üst limiti 3 milyon lira olan yeni bir destek vermeye hazırlanıyor. Sağlanacak destek, proje tutarının yüzde 70’ini kapsayacak ve karşılıksız olacak. Son başvurular 16 Mart’ta yapılabilecek. Başvuru yapmak isteyenler, proje başvuru klasörünü, TAGEM’e elden, kargo veya posta yolu ile ulaştırabilecek. Program kapsamında kuruluşlar en fazla iki devam eden projede yürütücü olarak yer alabilecek. Tarımda araştırma geliştirme projelerine yüzde 70 hibe desteği sağlanacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) kullandıracağı hibe desteğinin üst limiti 3 milyon lira olacak. “2018 Yılı Araştırma-Geliştirme Destek Programı” kapsamında hibe desteğinden yararlanmak isteyen girişimcilerin 16 Mart 2018 tarihine kadar başvuru yapmaları gerekiyor. TTAGEM’in belirlediği öncelikli konularda proje geliştiren girişimciler yüzde 30’unu kendi öz kaynakları ile karşılamak koşulu ile araştırma-geliştirme projeleri için 3 milyon liraya kadar karşılıksız (hibe) desteği alabilecek.
Özel sektör ve üniversiteler için önemli fırsat doğuyor
Her yıl öncelikli konular belirlenerek desteklenen program kapsamında 2017’de proje başına verilen destek 300 bin liradan 3 milyon liraya çıkarıldı. 2018 yılında destek üst limitinde değişiklik yapılmadı. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Araştırma-Geliştirme Destek Programı 13. Proje Çağrısı Başvuru Kılavuzu’nda hibe destek programının amacının; tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu öncelikli konularda; özel sektör Ar-Ge kültür ve kapasitesinin geliştirilmesi, yeni tür, çeşit, teknoloji, model, ürün vb. geliştirilmesi, çıktıların; çiftçiler ve tarımsal sanayicilere aktarılması olarak ifade edildi.
Üniversite-özel sektör işbirliğine büyük katkı sağlayan hibe programı ile ilgili olarak Başvuru Kılavuzu’nda şu değerlendirme yapıldı: “Bakanlığın ve sektörün ihtiyacı olan konularda Araştırma Geliştirme faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için üniversiteler, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları, meslek kuruluşları ve özel sektör tarafından hazırlanan Ar-Ge projeleri desteklenmektedir."
Hibe üst limiti 3 milyon lira
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Araştırma-Geliştirme Destek Programı kapsamında bakanlık, proje bütçesinin en fazla yüzde 70’i oranında destek sağlayacak.Bu çerçevede bakanlığın lığın mali destek üst limiti KDV dâhil 3 milyon lira. Proje yürütücü kurum tarafından taahhüt edilen eş finansman başvuru sahibi yürütücü kurum/kuruluş tarafından karşılanması zorunlu. Yürütücü kurum, kendilerinin karşılamak zorunda oldukları eş finansmanı, öz kaynaklarından sağlayabilecekleri gibi proje ortaklarından, iştirakçilerden veya bankalardan temin edebilecekler.
Kimler yararlanabilir?
Araştırma-Geliştirme Destek Programı kapsamında; özel sektör, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları ile meslek kuruluşları,üniversiteler başvuru yaparak hibe desteğinden yararlanabilecek. Kurum/ kuruluşlar çağrı dönemi içerisinde yürütücü olarak sadece bir proje ile başvuruda bulunabilirler. Program kapsamında Kurum/kuruluşlar en fazla iki devam eden projede yürütücü olarak yer alabilecek. Proje yürütücüsü olarak en az lisans mezunu Türk vatandaşları yer alabilirler.
Destek için “proje ortağı” şartı var
Bakanlık tarafından yayınlanan “Araştırma-Geliştirme Destek Programı 13 .Proje Çağrısı Başvuru Kılavuzu’na göre, program kapsamındaki proje başvurularında proje ortağı bulunması zorunlu. Ortaklıklar ve ortakların uygunluğu ile ilgili şu bilgilere yer verildi: “Proje ortağı, desteğe konu projenin yürütülmesi sürecinde veya sonucunda doğrudan veya dolaylı fayda veya menfaat elde ederek, bunun karşılığında yürütücü kuruma projenin yürütülmesinde katkıda bulunan, başvuru evrakları arasında bulunan ortaklık beyannamesini imzalayan ve ilgili proje formunda açıkça belirtilen kurum/kuruluşlardır. Program kapsamındaki proje başvurularında proje ortağı bulunması zorunludur.Üniversiteler, özel sektör veya sivil toplum kuruluşlarından en az biri ile işbirliği olmadan Ar-Ge Destek Programı kapsamında müstakil olarak proje başvurusunda bulunamazlar. Gerekli durumlarda bu işbirliğine ilave olarak TAGEM’e bağlı araştırma enstitüleri veya araştırma yetkisi verilmiş bakanlık kuruluşları da dahil edilebilir. Özel sektör, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları ile meslek kuruluşları, TAGEM’e bağlı araştırma enstitüleri veya araştırma yetkisi verilmiş bakanlık kuruluşları ile işbirliği olmadan proje başvurusunda bulunamazlar. Gerekli durumlarda bu işbirliğine ilave olarak üniversiteler de dâhil edilebilir.”
Nereye başvurulacak?
Son başvuru tarihi 16 Mart 2018 Cuma günü saat 18:00 olarak belirlendi.Başvuru yapmak isteyenler, Proje Başvuru Klasörünü, TAGEM’e elden, kargo veya posta yolu ile ulaştırmaları gerekiyor.
Bahçe bitkileri
- Sebze, meyve ve bağda biotik ve abiotik stres koşullarına dayanıklı hat ve çeşit geliştirme,
- Ticarete konu olan süs bitkilerinin ıslahı ve çeşit geliştirme çalışmaları,
- Bahçe bitkileri muhafazasında yeni depolama ve ambalaj sistemleri.
Bitki sağlığı
- Kültür bitkilerindeki zararlı organizmalara karşı biyolojik mücadele ürünlerinin (mikrobiyal preparat, biyolojik mücadele etmeni vb.) geliştirilmesi, preparat haline getirilmesi ve kitlesel üretimi,
- Depodaki zararlı organizmalara karşı mücadele olanaklarının geliştirilmesi,
- Ricania sp. ile kimyasal haricinde diğer mücadele olanaklarının araştırılması,
- Organik ürünlerin ve organik tohumun depolanması sırasında ortaya çıkan hastalık ve zararlılar ile mücadele yöntemleri.
Tarım ekonomisi
- Gıda israfı ve kayıplarının ölçülmesi.
Gıda ve yem
- Gıda ve yem analizlerinde kullanılan analitik standart, referans materyal gibi yurt dışından tedarik edilen malzemelerin ve yeterlilik testlerinin ülkemizde üretilmesinin sağlanması, Mikroenkapsüle gıda ve yem üretimi, Gıda işleme süreçlerinde yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması,
- Yerli starter kültür ile gıda enzim ve preparatlarının, model gıdalarda ticari üretiminin gerçekleştirilmesi,
- Arı ürünlerinin fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi, işleme ve muhafaza teknolojilerinin geliştirilmesi, XYeni teknolojilerle alternatif gıdalar, yem hammaddeleri ile yem ve gıda katkı maddeleri üretimi.
Hayvan sağlığı
- Hayvan hastalıkları hızlı teşhis metotlarının geliştirilmesi,
- Ülkemizde üretimi yapılmayan aşıların geliştirilmesi,
- Alternatif veteriner tıbbi ürünlerin geliştirilmesi, üretilmesi ve etkinliklerinin belirlenmesi.
Hayvancılık ve su ürünleri
- Su ürünlerinde ülkemizde üretimi yapılmayan omnivor yeni türlerin deneme üretimi, 19. Hayvancılık ve su ürünlerinde verim artışına yönelik ıslah, yetiştiricilik sistem ve teknoloji geliştirilmesi.
Tarla bitkileri
- Tarla bitkilerinde IMI grubu herbisitlere dirençli çeşit geliştirilmesi,
- Son ürün eldesine yönelik tıbbi ve aromatik bitki çalışmaları,
- Doğal boyar maddelerden boya elde edilmesine yönelik araştırmalar,
- Bitkisel ve mikrobiyal aktif madde tespit, sentez ve üretimi,
- Pamukta yerli çeşit geliştirme, geliştirilen çeşitlerin tanıtımı ve yaygınlaştırılması,
- Yağlı tohumlu ve yem bitkilerinde yerli çeşitlerin geliştirilmesi ve üretime kazandırılması.
Toprak, su kaynakları ve tarımsal mekanizasyon
- Piyasaya arz edilecek nitelikte yerel kaynaklardan etkili mikrobiyal, organik ve nano gübrelerin geliştirilmesi,
- Çevresel kirleticilerin tarımsal ekosistem üzerinde etkileri,
- Drenaj çalışmalarında kullanılan zarf malzemelerinin performans değerlendirmesi,
- Kırsalda kullanıma yönelik mobil/ sabit hibrit enerji platformu tasarımı ve geliştirilmesi,
- Sera gazı emisyon ölçümleri için arazi/ laboratuvar tipi analiz sistemlerinin geliştirilmesi,
- Tarımda verim artırıcı, maliyet düşürücü her türlü yerli tarım makinalarının geliştirilm
 
 

Bakanlık'tan Koordinatörlük Uygulaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahemet Eşref Fakıbaba bir otelde düzenlenen "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Diyarbakır-Şanlıurfa Değerlendirme Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de yeni bir uygulama ile bakanlığın çalışmalarını takip edecek temsilciler atadıklarını söyledi.
Fakıbaba, Diyarbakır'ın önemli bir kültür ve turizm kenti olması yanında gıda, tarım ve hayvancılığın da önemli bir şehri olduğuna dikkati çekerek, Şanlıurfa ve Diyarbakır'daki bakanlık çalışanları ve müdürleriyle bir araya geldiklerini anlattı.
Yerelde ve bölgedeki işlerin daha hızlı yürütülebilmesi için kendisine bağlı çalışan 26 saha koordinatörü atadığı bilgisini veren Fakıbaba, şunları kaydetti:
"26 çok değerli arkadaşımızı saha koordinatörü olarak atadık. Koordinatör tabiri çok hoşuma gitmiyor ama bir ağabey, hoca, bakanın direkt temsilcisi. Problem olduğunda çözen, valimize, büyükşehir belediye başkanımıza giden, milletvekilleriyle irtibat kuran böyle mükemmel bir yapı haline dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Diğer partilerle iş birliği yapabilen, onlarla konuşan. Önemli olan nedir? Önemli olan bütün halkımızın gerçekten gıda, tarım ve hayvancılıkta şehirlerimizi en üst seviyeye getirmektir.
Yerelde artık tamamen sizin eliniz ve avucunuzda olan, valinin imzasından geçtikten sonra evraklarını aceleyle Ankara'ya gönderebilen, bir bakanın temsilcisi olarak, arkadaşınız, hocanız olarak görebilirsiniz."
Fakıbaba, atanan 26 saha koordinatörünün tecrübeli ve bu işe yıllarını vermiş kişilerden seçildiğine işaret ederek, "Bu bağlamda ilk görev anlayışını Diyarbakır'dan başlatıyorum." dedi.
 
 

Karkas Et Yerine Canlı Hayvan İthalatı Sakatat Fiyatlarını Düşürüyormu ?

Sakatat fiyatlarında son zamanlarda yaşanan artış ile ilgili karkas et ithalatını öne süren stokçulara karşı bakanlıktan ters köşe hamle geldi. Et ithalatında karkas et yerine canlı hayvan ithalatı modeline geçildi. Bakanlığın sürpriz hamlesini değerlendiren sektör temsilcileri ise fiyatlarla ilgili yüzde 40’lara varacak indirime işaret etti.
Geçtiğimiz günlerde çok sık gündeme gelen sakatat fiyatlarında yaşanan ciddi artış ile ilgili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı stokçuları işaret ederken, artışın perde arkasına yönelik et ithalatını öne sürenlere yönelik ise bakanlık karkas et yerine canlı hayvan ithalatı ile cevap verecek. Canlı hayvan ithalatı ile yurt dışında kesilen hayvanların etlerinin Türkiye’ye getirilip sakatatlarının ise yurt dışında bırakılmasından kaynaklı fiyat artışları yaşandığı iddiası da bu hamle ile tamamen boşa çıkarılmış olacak. Sektör temsilcileri ise son hamle ile fiyatların yüzde 40 oranında gerileyebileceğine dikkat çekiyor.
BAKANI DA İSYAN ETTİRDİ: ANLAM VEREMİYORUM
Türkiye’nin et talebini karşılamak üzere gerçekleştirdiği yüzde 5’lik et ithalatını fırsat bilen stokçular harekete geçti. Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen sakatat fiyatlarındaki ciddi orandaki artışlar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı da isyan ettirdi.
2017 yılında 1 milyon 250 bin ton olan et ithalatına ilave 75 bin ton bakanlar kurulundan et ithalatı için izin alıp rakamı 2018'de 1 milyon 300 bin ton olarak revize ettiklerinin altını çizen Bakan Fakıbaba, toplam talebin yüzde 5’ine tekabül eden et ithalatının nasıl olur da sakatat fiyatlarını arttırdığına anlam veremediğine vurgu yaptı.
ARTIŞIN PERDE ARKASINDAKİ 3 ETKEN
Sakatat fiyatlarındaki artışı ve bakanlığın canlı hayvan ithaline yönelik hamlesini değerlendiren İşkembe Çorbacıları ve Sakatatçılar Kokoreççiler ve Tavuk Satıcıları Esnaf Odası Başkanı Fevzi Uluceviz, sakatat fiyatlarını arttıran 3 etkeni açıkladı.
Uluceviz fiyat artışlarının arkasındaki en önemli etkenin perakendeci kasap ve marketlerin sakatat satmamaları, arz-talep dengesizliği ve mevsim dolayısı ile canlı hayvan kesiminde yaşanan azalış olduğuna dikkat çekti.
KİLOSU 50 TL’YE KADAR ÇIKMIŞ DURUMDA
Sakatat fiyatlarının geldiği son noktayı da dile getiren Uluceviz, sakatatın en değerlisi olarak bilinen karaciğerde kuzunun toptan fiyatının 44 TL olduğunu, perakende fiyatının ise 50 TL’ye kadar çıktığını, dana da ise rakamın toptanda 30, perakende de ise 38 TL’ye kadar çıkabildiğini ifade etti. Öte yandan sığır işkembe fiyatlarına da değinen Uluceviz orada ise rakamların toptanda 12.00 - 13.00 TL perakende de ise 15.00 - 18.00 TL arasında gezindiğini söyledi.
1/3 FORMÜLÜ KULLANILIYORDU
Sakatat fiyatları için daha önceleri oda tarafından 1/ 3 oranının kullanıldığının da altını çizen Uluceviz bu formülü ise şu sözlerle açıkladı: ‘’Yani etin fiyatı 30.00 TL iken sakatatın fiyatı 10.00 TL idi. Bugünkü şartlarda et fiyatları ortalama 40.00 - 50.00 TL arasında seyrederken sakatatın fiyatı ise örneğin kuzu karaciğerinin kilosu perakende tarafta 50 TL’dir.’’ dedi.
FİYATLARI YÜZDE 40 DÜŞÜRECEK
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın canlı hayvan alımı ile ilgili de değerlendirme de bulunan Uluceviz, canlı hayvan kesiminin arttırılması ile fiyatların yüzde 40 oranında düşeceğine dikkat çekti. Uluceviz bunun yanı sıra kesilecek kuzudan çıkarılacak bağırsakların da kokoreç fiyatlarını aşağıya çekebileceğine işaret etti.
İSTANBUL İÇİN GÜNLÜK KESİM 5 BİN ADET!
Ne kadar canlı hayvan kesimi ile ihtiyacın karşılanabildiği sorusuna da cevap veren Uluceviz, İstanbul için günlük kuzu kesiminin 5 bin adet, aylık ise 150 bin adet, dana ciğeri sarfı için günlük 6 bin adet aylık ise 180 bin adet olduğunu belirtti. Uluceviz, sakatatların genellikle Anadolu ve Marmara bölgesinde kesim yapan entegrelerden alındığını da söyledi.
 
 
 

Hayvancılık Sorunlardan Kurtulacakmı?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasını gerçekleştirirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkat çekiyor. Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları şöyle

 Hayvancılık Şurasından İşte Öne çıkan başlıklar
 
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli.... ayrıntılar geliyor
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
 

Bakanlıktan Hayvancılığa Köklü Çözüm

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasına hazırlanıyor. Edinilin bilgiye göre Hayvancılık Genel Müdürlüğünün (HAYGEM) uhtesinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan hayvancılık şurası büyük baş, küçük baş ve kırmızı ete yönelik bir çalıştay olacağı ifade ediliyor. Bir çok farklı kesimden davetlinin katılacağı şuraya yaklaşık 170 kişinin ve bazı STK temsilcilerinin de davetli olduğu belirtiliyor. Öte yandan Antalya’da düzenlenecek olan Hayvancılık şurası 8 Ocak 13 Ocak tarihleri arasında gerçekleşekken basına kapalı yapılmasıda dikkatleri çekiyor.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın Şuranın açılış gününede katılacağı bekleniyor
 

Su Ürünleri Mühendislerinin Kadro isyanı

Su ürünleri mühendisleri Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı’Nın su ürünleri mezunlarını istihdam etmemesi mühendisleri isyan ettirdi.. Bir açıklama yayınlayan Su Ürünleri Mühendisleri, “Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var?” diye sorarak Bakan Fakıbaba’ya seslendi.
  İşte Su Ürünleri Mühandislerinin o açıklaması;
 “GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’NIN İSMİ Mİ DEĞİŞİYOR?
Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizde Su Ürünleri Mühendisleri işsizdir.Üç tarafı denizlerle çevrili,iç sular tarafından zengin olan ülkemizde Su ürünleri Mühendislerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Yurt dışına ihraç edilen hayvansal üretim sadece su ürünleridir.Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yanlış politikaları yüzünden ,Su Ürünleri Mühendislerinin yapacağı işe ve atanacağı yerlere maalesef farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamını zora sokmuştur. 4 yıl okuyup, o kadar emek harcayarak işsiz kalan meslek grubu herhalde Su Ürünleri Mühendisleridir.Sn Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba’dan bu haksızlıkların giderilmesini umurak artık adil atama bekliyoruz.2016 yılı kpss’nde gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık,alımların 2018 kpss öncesi yapılmasını değerli bakanımızdan istirham ediyoruz.Sn Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanımız 3500 alım olacağını söylemiştir,ancak Veteriner Hekim ve Ziraat Mühendislerini telaffuz ederek ,Su Ürünleri Mühendisleri ile ilgili herhangi bir telaffuzu olmamıştır(Bakanlık görevine geldiğinden beri Su Ürünler Mühendisleri ve su ürünleri sektörü ile ilgili her hangi bir şey söylememiştir).Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var da Su Ürünleri Mühendislerinin atanma hakkı yok mudur?Her zaman haksızlığa uğrayan hep Su Ürünleri Mühendisleri olmuştur.
1. Su ürünleri sektörü Türkiye‘nin önde gelen ve geliştirilmesi gereken temel sektörlerindendir. Ülkemizin protein ihtiyacını karşılamada önemli rolü olan, Avrupa‘ya ihracat yapabildiğimiz sektörün sağlıklı gelişmesini sürdürebilmesi için Su Ürünleri Mühendisleri sektörde hak ettiği yeri almalıdır. Balıkçılık, tarım alanında yapılan bir mühendislik hizmetidir. Bu hizmet, balıkçı gemilerinde Su Ürünleri Mühendislerinin istihdam edilmesini önemli bir zorunluluk haline getirmektedir.
Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
2. Kamuda istihdam edilen Su Ürünleri Mühendisi sayısı 600-650 kişidir. Kamu kurumlarına yapılan mühendis atamalarında ise 3 tarafı deniz ile çevrili ve iç su kaynakları yaygın olan ülkemizde her atama sürecinde 20 ve 30`lu sayılarda mühendis ataması yapılmaktadır. Bu rakam diğer meslek örgütleri ile karşılaştırılmayacak kadar düşük bir sayıdır ve arttırılmalıdır.
Ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı iken, Su ürünleri mühendisleri neden görmezden geliniyor? Su ürünlerinin değerlendirilmesi, projelerin üretilmesi, su ürünlerinde dünya pazarında yer almak su ürünleri mühendislerinin işidir. Ülkemizin su ürünleri potansiyeli göz önüne alındığında bu bölümlerin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Günümüzde Türkiye çapında 24 üniversitede su ürünleri eğitimi verilmektedir. Bu üniversitelerin her birinde Su Ürünleri, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi, Deniz Bilimleri veya Ziraat Fakültesine bağlı bir su ürünleri bölümü bulunmaktadır. Bunların yanında, 3 üniversitede Deniz Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Su Ürünleri Fakülteleri / Meslek Yüksek Okullarında su ürünleri eğitimi 3 anabilim dalında (Temel bilimler+yetiştiricilik+avcılık-işleme) verilmektedir: Bu üniversitelerden mezun olanlar, su ürünleri mühendisi unvanlarını almaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar gereği Su Ürünleri Fakültelerine öğrencileri teşfik amaçlı ilk üç tercihden bölümümüzü tercih eden ve kazanan öğrencilere karşılıksız 12 ay öğrenimleri boyunca 600 TL burs verileceği kararlaştırılmış,ancak öğrenciler su ürünleri fakültelerini tercih yapmadığı için yine kontenjanlar dolmamıştır.Nedeni ise bölümümüzden mezun olanların işsiz kalmasıdır.Şuan Su ürünleri Fakülteleri kapanmanın eşiğindedir.Devlet büyüklerimiz bizleri hep görmezden gelmiştir.
3. 2011 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde kurulan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, kurulumundan itibaren yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen yapılanmasını tamamlayamamış, ilgilendiği alanda öğrenim görmüş olan Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerini gerekli istihdamı etmemiştir.Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün görev tanımında olması gereken ancak diğer Genel Müdürlüklere verilmiş birçok yetki, düzenlemeler Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü görev tanımına alınmalıdır.
4. Su ürünleri çiftliklerinin ekolojik ve faaliyetsel olarak belli dönemlerde denetlenmesi, çiftliklerin çevresel etkilerinin azaltılarak kontrol altına alınması, önemli türlerin korunmasına dair çalışmalar, olta balıkçılığının denetlenmesi, açık deniz balıkçılığının geliştirilmesi ve avcılık sektörünün gelişmesi için etkin görüş alımı, girişimci köylüye bilimsel teknik destek sunma projeleri, ihracat yönetiminde kalitenin korunması, iç piyasada kalite artırımı, çevresel kaynakların ve su kaynaklarının korunmasında alternatif çözümler gibi birçok konuda Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamı gereklidir.
5. Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. 4 yıl boyunca su ürünleri hastalıkları ile ilgili teorik ve uygulamalı dersleri Su Ürünleri Mühendisleri almasına rağmen imza yetkisi Veteriner Hekimlerdedir.Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
6. Deniz ve iç su ekolojisi kapsamında; alınması planlanan koruma önlemlerinde Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri yerine diğer (Ziraat, Veterinerlik, Çevre, Kimya, Biyoloji) meslek gruplarının ilgili kamu kurumlarında görevlendirilmesi ve yetkilendirilmesinin sektöre negatif etkisi yansımaktadır. 2017 yılı içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan denetimlerin (Su ürünleri üretimi, dağıtımı, avcılığı ve işlenmesi alanlarında) diğer meslek gruplarına (Ziraat, Veterinerlik, Gıda, Kimya, Biyoloji Bölümleri) yaptırılıyor olması Su Ürünleri Mühendileri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin istihdamında mağduriyet yaratmakla kalmayıp sağlıklı denetim de yapılamamaktadır.
7. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 28000’den fazla ortağı bulunan 523 Su Ürünleri Kooperatifine ve Su Ürünleri üretiminin yoğun olduğu bölgelere yönelik projelerle devlet destekli Su Ürünleri Mühendisi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi istihdamı yaratması sektörün gelişimi için gereklidir ki görüş alındığında buna benzer birçok proje hayata geçirilmek için hazır beklemektedir.Su Ürünleri Kooperatiflerinde, doğru kayıt sistemini geliştirme adına, sözleşmeli Tarım Danışmanı olarak Su Ürünleri Mühendisleri görevlendirilmelidir.
8. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar neticesinden Su Ürünleri Mühendisleri ile Ziraat Fakültelerinin Hayvansal Üretim Bölümü eş değer sayılmış,ancak uygulamada eşdeğerlilik tek taraflı kullanılmaktadır.Hayvansal Üretim mezunları Su Ürünleri Mühendis kadrolarına başvuru yapabilmekte iken,Su Ürünleri Mühendisleri Hayvansal Üretim kadrolarına başvuru yapamamaktadır.Burada olduğu gibi her zaman Su Ürünleri Mühendisleri görmezden gelinip haksızlıklar yapılmış ve yapılmaya da devam edilmektedir.Bu haksızlıkların giderilmesini istemekteyiz.Denklik ya karşılıklı olarak kullanılmalı ya da iptal edilmelidir.Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na ve Devlet Personel Başkanlığı’na da mağduriyetimiz ile ilgili ne kadar yazı yazsakta yardımcı olmamışlardır.Aklımıza gelen soru Ziraat Mühendislerinin daha baskın olmasından dolayı mı bizler dikkate alınmayarak, mağdur ediliyoruz?
9. Su Ürünleri Mühendislerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dışında da çalışma alanlarımız olduğu halde atama yapılmamakta, bizim hakkımız olan kadrolara başka meslek grupları atanmaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,Denizcilik Müsteşarlığı ve Belediyeler gibi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkımız olduğu halde maalesef atamamız yapılmamaktadır.
10. 2014 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bünyesinde 43 tane Su Ürünleri Şube Müdürlüğü kurulmuştur.Şube Müdürlüklerinin bünyesinde farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendisleri’nin atanmasını zorlaştırmıştır.Bakanlık bünyesinde her branş kendi işini yapması gerekmekte olup, hakkımız olan kadrolara Su Ürünleri Mühendisleri yerleştirilmelidir.
Devletimizin sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri politikasının temellerini atmak konusunda daha fazla geç kalması görev aşkıyla bekleyen biz mühendisleri üzmektedir. Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri ise çözüm için istihdam beklemektedir.
 Meslek aşkımız ve taleplerimiz satırlara sığmayacak kadar fazla olup hükümetimizden gerçek ve kararlı adımlar beklemekteyiz.
 Saygılarımızla,
 
 

Okul Sütü İhalesine Onay

​Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan okul sütü ihalesi onaylandı.
Öğrencilere süt içme alışkanlığı kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla 2012 yılında başlatılan Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde, yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere hafta üç gün, 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak. Eğitim-öğretim dönemi sonuna kadar toplam 254 milyon 368 bin 800 kutu süt dağıtımı gerçekleştirilecek.
Hayvancılık Genel Müdürlüğünün açıklamasında, dağıtılacak okul sütlerinin temini amacıyla 14 Aralık 2017 tarihinde yapılan ihalede;  1. Kısım ( Ege-Doğu Anadolu bölgesi illeri) için Yörükoğlu Süt Ve Süt Ür. A.Ş. , 2. Kısım ( İç Anadolu-Güneydoğu Anadolu bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş ortaklığı, 3. Kısım (Marmara-Karadeniz bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş Ortaklığı, 4. Kısım (Akdeniz bölgesi illeri) için Güney Süt San. Gıda. A.Ş. firmalarının en düşük teklifi verdikleri bildirildi.
Açıklamada, “İhale kararı, İhale Yetkilisince onaylanmış olup, yasal itiraz sürelerinin tamamlanmasına müteakip ilgili firmalarla sözleşme imzalanacaktır” denildi.
 
 

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 

Okul Sütün’de Pazarlık Usulüne Dönüş


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde dağıtılacak okul sütünün temini için yeni ihale tarihini 28 Kasım olarak belirledi. 25 Ekim’de açık ihale usulü ile yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti. İhale bu kez, pazarlık usulü ile yapılacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığında yürütülen Okul Sütü Programı kapsamında dağıtılacak okul sütünün tedariki için yeni ihale, 28 Kasım 2017 tarihinde yapılacak.
Okul Sütü dağıtımı 5 Şubat’ta başlayacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlğı  Hayvancılık Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, Okul Sütü Programı kapsamında yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak.
Okul Sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05.02.2018 tarihinde başlayacak.
Okul Sütü Programı ile öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.
Açık ihaleden, pazarlık usulüne dönüş
Bu kapsamda, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 200 ml yağlı sade UHT içme sütü temini için 25 Ekim 2017 tarihinde, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 19. Maddesine göre açık ihale usulüyle yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti.
Duyuruya göre, programın aksamaması ve devamı amacıyla yeniden yapılacak olan Okul Sütü alım ihalesi, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 21’inci maddesine göre bu kez Pazarlık Usulü ile 28 Kasım 2017 Salı günü, saat 14.00’da Bakanlıkta yapılacak.
 

Bakanlıktan Et İthalatına İlişkin Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sığır eti ithalatı hakkındaki tebliğe ilişkin, “İlk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır” açıklamasında bulundu.

Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliği” ile ilgili olarak bazı basın yayın organları ile haber sitelerinde yanlış değerlendirmelerin yapılması üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bir basın açıklaması yapıldı.

Bakanlığın açıklamasında, “Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen Tebliğ, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Kemiksiz et ithalatı hususu da bu amaçla Tebliğe dahil edilmiştir.

Bu Tebliğle ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının “b” bendindeki ifadeler, bu konuda daha önceden uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer almıştır.

Dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kurallar yeni değildir. Bunun yanı sıra 5. maddede, ithalatın gerçekleştirilebilmesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınacak Kontrol Belgesi ile mümkün olabileceği belirtilmektedir.

Özel sektöre 2012 yılından bu yana Kontrol Belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir” denildi.

Fındık Sorunu Bakana İletilecek

MÜSİAD Düzce Şubesi Başkanı İsa Şengüloğlu fındık konusundaki sorunları istişare toplantısında dosya halinde Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Düzce Şube Başkanı İsa Şengüloğlu’nun yapmış olduğu İstişare toplantısında, Düzce’deki tarımsal sorunların dile getirileceği açıklamasının ardından gerek telefonla gerekse derneği ziyaret ederek birçok vatandaşın sorunlarını dile getirdiği bildirildi.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda Düzce’deki en önemli tarımsal sorunun fındık olduğu ve üreticinin bu yıl yaşanan olumsuz fiyat dalgalanmalarından dolayı mağdur olduğu tespit edildi.

Bu konunun istişare toplantısında Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyleyen MÜSİAD Başkanı İsa Şengüloğlu, “Bunun dışında bize ulaşan diğer talep ve sorunlar hakkında da bakanımızla istişarelerde bulunacağız. Özellikle fındık konusunda toplantı gününe kadar bazı çalışmalar yapıp bakanımıza dosya şeklinde sunmaya gayret edeceğiz. Özellikle fındığın kilogram başına üreticiye maliyeti ve devlet desteklerinin bu konudaki önemine işaret edeceğiz. Bu yıl vatandaşların TMO’ya olan ilgisinin devletimizin bu desteği güçlendirmesi durumunda daha da artacağını, bu sayede Dünya’nın en önemli fındık üreticisi olan Türkiye’nin elinin daha çok güçleneceğini sayın bakanımıza ileteceğiz. Karadeniz bölgesinin en önemli gelir kaynağı olan fındığın gerekli itibarı kazanmasının ancak kamu eliyle olacağı konusunda çalışmalarımızı yapıp bakanımıza teslim edeceğiz. Sadece üyelerimizin değil, tüm vatandaşlarımızın sorunlarını gündeme getirmek, sorunların çözümünde katkı sağlamak ve çözüm arayışlarında bulunmak bizim dernek olarak asli görevlerimizdendir” ifadelerini kullandı.

MÜSİAD Genel İstişare Kurulu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımlarıyla gerçekleştirilecek.

Süt Tozu Desteklemesinde Karmaşa!

Haziran ayında verilmeye başlanan süt tozu desteğinin bu gün itibariyle kaldırıldığı iddia edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiğ sütün değerlendirilmesine yönelik destekleme uygulama esasları kapsamında süt tozu üretiminde üreticiye destek verme kararı almıştı. Haziran ayından itibaren devam eden süt tozu desteklerinin kaldırıldığı iddia edildi.

Edinilen bilgilere göre, Türkiye’nin belirli bölgelerdeki Et ve Süt Kurumu (ESK) yetkilileri, İl Birliklerini arayarak sözlü olarak bilgi verdi. Buna göre ESK, süt tozu üretimi için aldığı sütü, bugün mesai bitiminden sonra almayacak.

Süt, 1.30 TL'den Ucuz Olursa Destekleme Devam Edecek

Et Süt Kurumu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilerinden edinilen bilgiye göre, sütün  1 lira 30 Kuruş’un altında satılması durumunda söz konusu bölgelere süt tozu desteğinin devam edeceği ifade edildi.

1 Ekim 2017’den itibaren 1 lira 40 kuruş olacak olan süt fiyatı göz önünde tutulursa, süt ve süt tozuna ilişkin fiyat karmaşası devam edecek gibi görünüyor.

Çiğ Süt Üreticisine Verilen Destek Kalkacak mı?

Çiğ süt arzının fazla olması, süt tozu üreticisine verilen destekleme kapsamına, 'süt tozunun doğrudan ihracatının desteklenmesi' hükmünün eklenmesini zorunlu kılmıştı. Süt tozuna ihracat yolunun görünmesi hem üreticiyi hem de sanayiciyi memnun etmişti.

Çiğ süt üreticisinin almayı beklediği desteklemeler 7 aydır yatırılmıyor. Bu gecikme akıllara, çiğ süt üreticisine verilen desteğin de mi kaldırılacağı sorusunu  getiriyor.

İhraç Fazlası Süt Tozu İç Piyasaya mı Sürülecek?

Geçtiğimiz günlerde Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 lira 40 kuruşa çıkarılan süt fiyatını aşağı çekmek isteyen sanayicilerin, ihraç fazlası süt tozunu piyasaya sürerek süt fiyatını ucuzlatmak istediği üretici temsilcileri tarafından dillendirilmeye başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, süt fiyatını ucuzlatma politikasına karşı önlem alması gerektiğinin altı çizildi.

Süt Fiyatı Yeniden Belirlenmişti

Ulusal Süt Konseyinin, süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan, 1 lira 40 kuruşa çıkarması beklentileri karşılamamış, üreticileri memnun etmemişti.

Üreticiyi korumak amacıyla, süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması 'süt bulamıyoruz' diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicinin bu şikâyetini dikkate alan ESK, alım-satım konusunda serbesti sağlayarak orta yolu bulmaya çalışmıştı.

Yeni Müsteşar Mehmet Hamdi Tunç Oldu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2 aydır beklenen müsteşar değişikliğini yaptı.

26 Ocak 2016 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlığına atanan Dr. Nusret Yazıcı görevden alındı.

Yazıcı'nın yerine, Mehmet Hadi Tunç atandı. Tunç, Bakanlıkta Müsteşar yardımcısı olarak görev yapıyordu.

 

Veteriner Aşılama Ücretine Devlet Desteği Yolda

Kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca çalışmalar yürütülüyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba pazar günü Bakanlık il müdürleri ile gerçekleştirdiği toplantının ardından, bazı internet sitelerinde, tarım il ve ilçe müdürlüklerinde çalışan veteriner hekimlerin hayvan aşılama karşılığında üreticiden aldığı el emeği ücretinin kaldırılacağına ilişkin haberler yer aldı.

Bu haberler üzerine Bakan Fakıbaba ile görüşen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, söz konusu haberler üzerine sayısı 25 bine ulaşan veteriner hekimlerin manen yıkıldığını ifade ederek, haberin, alınan ücreti “bıçak parası”na benzeterek mesleki camiayı rencide ettiğini söyledi.

Görüşmelerinin kendisini memnun ettiğini dile getiren Gözet, Bakan Fakıbaba’nın veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin bu ücretleri ile ilgili bürokratlarına çalışma yapılması, performans değerlendirmesi gerçekleştirilmesi ve çalışanların özlük haklarında iyileştirme yapılması için talimat verdiğini aktardı.

Gözet, bu konuda Bakan Fakıbaba’nın mesleğe önem verdiğini gördüklerini ifade ederek, “Meslektaşlarımız rahat olsun, Sayın Bakanımız bir meslektaşımız olarak bizimle birlikte özlük haklarımızı koruyucu düzenlemeler yapılması konusunda söz verdi.” dedi.

“Aşılama ücretleri bıçak parası ile karşılaştırılamaz”

Veteriner hekimlere ödenen aşılama ücretlerinin Bakanlığın ilgili genel müdürlüğü tarafından belirlendiğine dikkati çeken Gözet, bu ücretlerin bıçak parasıyla kıyaslanamayacak kadar küçük olduğunu dile getirdi.

Gözet, örneğin aşılamada veteriner hekimlere ödenen paranın bir koyun için 25 kuruş, büyükbaş hayvan için 75 kuruş olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Sayın Bakanımız, görüşmelerimiz neticesinde kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için çalışmalar yürüteceklerinin sözünü verdi. Ayrıca özlük haklarımız içerisinde sağlık hizmetlerinde çalışanların fiili hizmetlerini de konuştuk. Onlarda da mesleki camiamıza sahip çıkacağı konusunda görüş birliğine vardık. Bakanlığın ilgili bürokratları ile birlikte çalışacağız. Bakanlığın bütçesinden ödenecek meslektaşların aşılamadan alacakları para bir performans kriteri tespit edilerek ona göre belirlenecek.”

“Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceğiz”

Daha sonra Bakanlık ile çeşitli çalışmalar yürüteceklerinin altını çizen Gözet, üretim potansiyeli olan bir ülkenin ithalata bağımlı olmadan üretimini sürdürmesi için Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceklerini ve bunu çalıştaylarla destekleyeceklerini bildirdi.

Gözet, hayvan varlığının artırılması için uzun vadeli politikalar gerektiğini dile getirerek, kırsalda yaşayan genç nüfusun özellikle de aile işletmelerinin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Aile işletmelerinin ölçek sayısı baz alınarak desteklemek suretiyle geliştirilmesi gerektiğini belirten Gözet, böylelikle üreticilerin girdi maliyetlerinin de düşeceğini ve daha çok kazanç ile daha fazla üretime yönlenebileceğini kaydetti.

Bakan Fakıbaba Şehit Aileleriyle Bayramlaştı

Kurban Bayramı dolayısıyla Şanlıurfa'da bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Vali Abdullah Erin ile bayramlaşma gezilerini şehit aileleriyle devam ettirdi.

Gap Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü personeliyle bayramlaşan Bakan Fakıbaba, Vali Erin ve beraberindekiler, daha sonra Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde açılan Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine taşınan hastanelerden boşalan binalarda inceleme yaptılar.
 

‘Toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmalıyız’

Bakan Fakıbaba,Türkiye’nin daha çok çalışan veteriner ve ziraat mühendislerine ihtiyacının olduğunu söyledi. Kendisinin de yeni bir bakan olmasına rağmen dersine çok çalıştığını belirten Fakıbaba, “Bizim toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturmamız lazım. Bu da sizin ve bizim görevimizin başında geliyor. Bunun finansını sağlamak benim görevim ama çiftçiyi bilgilendirmek sizin göreviniz. Eğer siz çiftçiyle bilgiyi buluşturamazsanız, eğer o çiftçi sulamayı nasıl yapacağını, hangi ürünü ekeceğini, buğdaydan 100 kilo alacağını 900 kiloya nasıl çıkaracağını siz anlatmazsanız adam bilemez” diye konuştu. Mühendislerden çiftçilerin ayağına gitmelerini isteyen Fakıbaba, kendilerinin halkın, mühendislerin de çiftçilerin hizmetkarı olduğunu ifade etti. Çiftçilerin bilgilenmesinin üretime büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Fakıbaba, “Bakıyoruz fındık dekar başına 80 kilogram alınıyor, Amerika’da 400 kilogram alınıyor. O zaman demek ki ben burada görevimi yapamıyorum. Bunun için daha iyi çalışmalar yürütmeliyiz” şeklinde konuştu.   

İncelemeleri sırasında bölge esnafı ve vatandaşlarla da bayramlaşan Bakan Fakıbaba ve Vali Erin şehit aileleriyle de bayramlaştı. Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde vatani görevini yaparken şehit olan Hüseyin Koroç'un babaevini ziyaret eden heyet aileyle bayramlaştıktan sonra, 15 Temmuz'da şehit olan Şanlıurfalı Şefik Şefkatlioğlu'nun ailesini ziyaret etti. Şehitlerin emaneti olan ailelerin, devlet ve millet için kutsal olduğunu kaydeden Vali Erin, her zaman şehit ailelerinin yanında olacaklarını belirtti.

Bayram ziyaretleri sırasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin'e ilgili kurum amirleri de eşlik etti.

Kurbanlık Rehberine Dikkat!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yayınladığı 'Kurban Rehberi'nde “Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır” ifadeleri kullanıldı.

Rehberde, kurban olabilmesi için sığır ve mandaların 2 yaşını, devenin 5 yaşını, keçi ve koyunların bir yaşını bitirmiş olması gerektiği belirtildi. Manda ve sığırların 2 yaşını tamamlayıp tamamlamadığını ve 3 yaşına girdiğini anlamak için iki ön kesici süt dişlerinin yerini kalıcı dişlerin alması gerektiği vurgulandı. 

Sığırda butların yuvarlak olması gerektiği anlatılan rehberde, "Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır. Ayrıca, göz, burun, ağız, meme ve arkasında anormal akıntılar, bacak ve ayaklarında topallık, deri ve memelerinde hastalık belirtisi, şişkinlik, renk değişimi ve yara bulunmaz" dendi.

Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün hayvanların kurban olarak seçilmemesi gerektiğini kaydeden bakanlık, kör, boynuzları kırık, kulaklarının ve memelerinin yarısı kesik hayvanların kurban olarak tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. 

Rehberde, kurbanlık olarak satın alınacak küçükbaş ve büyükbaş hayvanların bakanlık tarafından kurulan bilgisayar destekli veri tabanlarında kayıtlı olduğunu gösteren kulak küpelerinin bulunması gerektiği vurgulandı. Büyükbaş hayvanlar için pasaport, küçükbaş hayvanlar için nakil belgesinin olup olmadığının da kontrol edilmesi önerildi.

Bakan Fakıbaba'dan Kurbanlık Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bu yıl kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini düşünmediğini dile getirerek, "Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım" dedi.

Fakıbaba, beraberinde TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Vali Nurullah Naci KalkancıAK Parti Adıyaman milletvekilleri Adnan BoynukaraSalih Fırat ve İbrahim Halil Fırat ile özel bir şirketin hayvan çiftliğini ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Fakıbaba, Adıyaman'dan çevre illere hayvan gitmesinin il için güzel bir gelişme olduğunu ve bunun kentin hayvancılık anlamında bir merkez durumuna geldiğini gösterdiğini belirtti.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerini tarım ve hayvancılığın merkezi haline getirmek için çaba gösterdiklerini ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi: 

"Şu anda çok önemli bir yerdeyiz. Bayramdan sonra hayvanlar yine besi amacıyla buraya gelecektir. Besleyecektir ve satacaktır. Kurbanlıkların Adıyaman'dan başka yere gitmesi, kurbanlık fiyatlarının düşmesine de neden oluyor. Bu sene kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini ben düşünmüyorum. Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım. Kurban Bayram'ının çok daha rahat geçeceğini kendime ve arkadaşlarıma güvenerek söyleyebilirim. Ben kurbanımı Kızılay vasıtasıyla kestiriyorum. 740 liradan bir eşime ve bir de kendime Kızılaydan kestiriyorum. Geçen yılın fiyatlarına baktığımız zaman çok yüksek fiyat değil. Hemen hemen aynı fiyat. Bayramın ikinci ve üçüncü günü de bu fiyatların üzerine çıkmayacağını düşünüyorum."

"Satılmayan hayvanlar devletin güvencesi altındadır"

Bayramda satılmayan hayvanların devletin güvencesi altında olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Biz satın alacağız. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu durumdan da bütün üreticinin haberi olmasını istiyorum. Tüketicinin mağdur olmaması için de valilik, belediye ve tarım il müdürlüklerinde gerekli önlemler alınmıştır. Kurban Bayramı'nın son günün kadar bu önlemler devam edecektir. Kurallara uymayanlara yönelik cezalar ve denetimler yapılacaktır." diye konuştu.

Bakan Fakıbaba, temaslarının ardından Adıyaman'dan ayrıldı.

Bakan Fakıbaba Sırbistan Ziyaretini Değerlendirdi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan'ın önemli bir ülke olduğunu belirterek, "Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiye olarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz" dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'na katılmak üzere geldiği Belgrad'da, CumhurbaşkanıAleksandar Vucic, Başbakan Ana Brnabic ve Ticaret, Turizm ve Telekomünikasyon Bakanı Rasim Ljajic ile görüştü.

Temaslarının ardından değerlendirmede bulunan Fakıbaba, misafirperverlikleri için Sırp makamlarına teşekkür ederek, "Çok faydalı olacağına inandığımız görüşmeler oldu." dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun amaçlarından birinin de yakın zamanda Sırbistan'a gelmesi beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinin hazırlıklarını yapmak olduğunu ifade etti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün çok daha ileriye gittiğini görmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Fakıbaba, "Sırbistan, önemli bir ülke. Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiyeolarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz." diye konuştu.

Fakıbaba, iş adamlarının da bu isteğe sahip olduğunu gördüklerini ifade ederek, "Gittikçe bu ilişkilerin çok daha üst seviyeye geleceğine ben şahsen yürekten inanıyorum." dedi.

Sırp mevkidaşı Branislav Nedimovic ile bugün imzaladıkları Eylem Planı'na da değinen Fakıbaba, bu konuda çalışmaların yapılıp iki ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanları ile görüşüleceğini ifade etti.

Fakıbaba, bugün bir araya geldiği Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve Başbakan Brnabic'i Türkiye'ye karşı son derece samimi bulduğunu söyleyerek, "Bu karşılık dostluk ve iyi ilişkinin devam edeceğini düşünüyorum." dedi.

Halkbank Sırbistan'daki şube sayısını artıracak

Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun sponsoru Halkbank'ın Genel Müdürü Osman Arslan da iki yıldır faaliyet gösterdikleri Sırbistan'da 31 şubeleri olduğunu ifade ederek, Türk iş adamlarının Sırbistan'a yapacağı yatırımlarla bankanın da buradaki etkinliğinin artacağını söyledi.

Arslan, bankanın Sırbistan'daki varlığını büyüteceklerini belirterek, "Halkbank, ikili ticaretin artmasında ciddi bir fonksiyon üstlenecektir." dedi.

Bankanın Sırbistan'da yeni şubeler açmayı planladığını ifade eden Arslan, Sırbistan'ın tüm büyük kentlerinde faaliyet göstermeyi hedefledikleri kaydetti.

Fakıbaba, Belgrad'daki temasları kapsamında bugün ayrıca mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüştü, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun açılışında iki ülkenin iş adamlarına hitap etti.

"Türk Yumurtası Zehirli Değil"

Kayseri Yumurta Üreticileri Birliği (Yum-Bir) Başkanı İbrahim Afyon, Avrupa’daki zehirli yumurta zincirinin Türk yumurtasını da etkilediği söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Yum-Bir Başkanı İbrahim Afyon, Avrupa’daki toksik yumurta zincirinden Türkiye’nin de etkilendiği söylentilerinin Türk yumurta ve beyaz et sektörüne zarar vermek için kasıtlı olarak yayıldığını ifade etti. Avrupa’da skandala neden olan ve tavukların yaşam alanlarının temizliği için kullanılan fipronil aktif maddesinin Türkiye’de istense bile bulunamayacağını belirten İbrahim Afyon, “Fipronil aktif maddesi ülkemizde yok. Veteriner ilaçları listemizde olmayan fipronili istesek de bulamayız. O nedenle tüketicilerimizin endişeleneceği bir durum söz konusu değil. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının devamlı surette gözetimi altındayız. Tarladan sofraya kadar yedi noktada haberli ve habersiz denetim altındayız. Avrupa’da yaşanan olaydaki gibi zehirli yumurta üretimi kesinlikle bizde olmaz” diye konuştu.

Türkiye’de fipronil kullanımı yok

Tavukların yaşam alanlarını temizlemek için kullanılan dezenfektanların da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetlendiğini belirten Afyon, “Türkiye’de tavukların yaşam alanlarını temizlemek için fipronil yerine bitkisel ve organik ürünler kullanıyoruz. Bu ürünler, insanların da bina, yer, ekipman temizliğinde kullandığı ozon içerikli, o nedenle fipronil gibi bir etkisinin olması mümkün değil” dedi.

İbrahim Afyon, son olarak vatandaşlara menşei, işletme numarası belli olan paketli ürünleri satın almaları uyarısında bulundu.

Fipronil nedir?

Hayvanlardaki pire, bit ve keneleri yok etmek için kullanılan bir böcek ilacı olan fipronil, hayvanlara temas etmesi durumunda tüy ve deri tarafından emilerek yumurtaya bulaşır. Fipronil maddesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘orta derecede tehlikeli’ olarak tanımlıyor ve yüksek miktarlarda tüketildiğinde böbrek, karaciğer ve tiroit bezlerinde olumsuz etkilere neden oluyor.

Tarımsal İlaçlara Sıkı Denetim

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarım ilaçlarının kullanılmasıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırmak için harekete geçti. Bakanlık, yönetmelik değişikliğine giderek ‘bitki koruma ürünleri takip sistemi’ni devreye almaya hazırlanıyor.

Tarım ilaçları artık merkezi bir sistemden takibe alınacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hazırladığı yeni düzenlemenin amacı, tarım ilaçlarının kullanılmasıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırmak olarak gösteriliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2011 yılında çıkarılan “Bitki koruma ürünlerinin toptan ve perakende satılması ile depolanması” hakkındaki yönetmeliği değiştirmeye hazırlanıyor.

Sektörün görüşüne açılan yeni yönetmelik taslağında, bitki koruma ürünleri takip sistemi de yer alıyor. Bakanlık tarafından çalışmaları tamamlanan sistem, yeni yönetmeliğin ana hatlarından biri olacak. Bu sistem, tarım ilaçlarının üretim veya ithalattan başlayarak toptancı, bayi ve son kullanıcıya kadar geçen tüm aşamalarının kayıt altına alınarak, bitki koruma ürünlerinin takibini sağlayacak mekanizma olarak tanımlanıyor.

Bildirmek zorunlu

Yönetmeliğin uygulamaya geçmesinin ardından, tarımsal ilaç bayileri ve toptancılar, bitki tohumu ürünlerinin alışı, satışı, alındığı firma gibi bilgileri sisteme eklemekle yükümlü olacak. Son kullanma tarihi geçmiş ya da bozulmuş tarımsal ilaçların da takip sistemine bildirilmesi zorunlu olacak. Sistemde yer alan tarım ilacının alıcısı ile, bayi veya toptancı tarafından düzenlenen belgede belirtilen alıcının aynı olması gerekecek.

Yönetmelik taslağıyla, tarımsal ilaç bayi ve toptancılarının yer değiştirmesi, bu firmaların ara vermesi veya devredilmesi de sıkı kurallara bağlanıyor. Bir bayi veya toptancı bulunduğu il içinde başka bir adrese veya başka ile gidecekse eski izin belgesi iptal edilecek. Yeni adres bilgileri kapsamında yeni bir izin belgesi verilecek.  Bayi veya toptancı yaptığı işe ara vermek istiyorsa da il müdürlüğüne müracat etmekle yükümlü olacak. İl müdürlüğünün yapacağı değerlendirmenin ardından da, izin belgesi askıya alınabilecek.

Bayiler veya toptancılar, artık  bakanlıkça yasaklanan veya kullanımı sonlandırılan tarımsal ilaç satarlarsa, il müdürlüğü veya ilçe müdürlüğüne bilgi vermeden adres değişikliği yaparlarsa veya bilgi vermeden faaliyetlerini sonlandırırlarsa, yetki belgeleri iptal edilecek. Aynı yıl içinde bazı idari cezaların tekrarlanması durumunda da yetki belgesi iptali söz konusu olacak. Yeni yönetmeliğe uyum süresi ise bir yıl olarak öngörülüyor.

Tarımsal ilaçların kullanımı, sürekli tartışılan konuların başında geliyor. Fazla ilaç kullanımı, meyve ve sebzelerde sağlığa zarar veren zirai ilaç kalıntısına neden olurken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da son yıllarda bu alandaki denetimini artırdı. Yeni yönetmelikle tüm Türkiye’de zorunlu hale gelecek olan bitki koruma ürünleri takip sistemi ve e-reçete gibi uygulamaların ise, tarımsal ilaçların gözlemlenmesini önemli ölçüde kolaylaştıracağı belirtiliyor. Böylece tarımsal ilaçların yerinde ve doğru bir şekilde kullanılmasının sağlanabileceği ifade ediliyor. Yönetmelik taslağına sonbaharda son şekli verilecek.

Damızlık Koçlar Verimi Artıracak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca başlatılan "Koyun ve Keçilerde Verimliliği Artırma" projesi kapsamında yetiştirilen merinos koçlar, Edirne'de üreticilere dağıtıldı.

Bursa'nın Karacabey ilçesindeki devlet üretme çiftliğinde yetiştirilen merinos ırkı damızlık koçlar, Edirne Ticaret Borsası canlı hayvan satış tesisine getirildi.Projeye başvuran üreticilere kura yöntemiyle 95 damızlık koç teslim edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Orhan Sarı, gazetecilere yaptığı açıklamada, koçların devletin üretme çiftliğinde saf ırk olarak yetiştirildiğini söyledi. Damızlık koçların verimi artıracağını belirten Sarı, "Koçlar bakanlık kontrolünde tüm kontrolleri yapılarak sağlıklı şekilde Edirne'ye getirildi. İlimizde yüzde 30 merinos ırkı koyunumuz var. Bu koyunların ıslahıyla et ve süt üretimini kaliteli şekilde yaparak tüketicilerin hizmetine sunmak istiyoruz." diye konuştu.

Sarı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın her bir koçta bin 100 lira destek verdiğini, 400 lira civarında da çiftçi katkısı bulunduğunu kaydetti. Üretici İsmail Dirik de merinosun küçükbaşta saf ve güzel bir ırk olduğunu söyledi.

Sürüsünü merinosa çevireceğini aktaran Dirik, "Bazı üretici arkadaşlarımız bakımsız oldukları için memnun değil ama ben sürümün merinos olması için, ırkı değişsin diye alacağım. Bu nedenle de mutluyum, tebrik ediyorum." dedi.

Üretici Sezgin Dağdeviren ise çok büyük olmamasına rağmen damızlık koçları değerlendireceklerini kaydetti. Dağdeviren, projeyle normalde satış fiyatı 2 bin lira olan koçu, 450 liraya aldıklarını belirtti.

Fındıkta Rekolte Belirleme Çalışmaları Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca 2017 yılı fındık rekoltesini belirlemek üzere oluşturulan komisyon üyeleri, yarından itibaren bahçelerde inceleme yaparak rekolte tespitinde bulunacak.

Ordu Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz, "Fındık üretimi yapılan illerde eş zamanlı başlayacak rekolte tespit çalışmaları 10 gün sürecek." dedi.

Komisyon üyeleri tarafından 10 gün içinde hazırlanacak raporun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na sunulacağını belirten Yılmaz, 2017 yılı tahmini rekoltesinin bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanacağını söyledi.

Temmuz ayı içerisinde 2017 yılı tahmini fındık rekoltesinin kamuoyu ile paylaşılmış olacağını aktaran Yılmaz, çalışmaların titizlikle yürütüleceğini belirterek, "Bu kapsamda komisyon üyelerine, görevlendiren bir harita mühendisi de eşlik edecek. Bu harita mühendisi hangi bölgelerde, hangi bahçede rekolte tespiti yapıldı, bunun koordinatlarını belirleyecek. Gerektiğinde rekolteye itirazı olanlar, belirlenen bu bahçelere gidip, kendileri de inceleme yapabilecek." şeklinde konuştu.

Yılmaz, çotanakların sayımı ile yapılan rekolte tespit çalışmalarının önce sahil kesimde yürütüleceğini, ardından da orta ve yüksek kesimli bölgelerde devam edeceğini aktardı.

Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin koordinasyonunda yürütülecek çalışmada en doğru tespitin oluşturulması için herkesin elinden geleni yapacağından kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, komisyonda ziraat odaları, FİSKOBİRLİK, ihracatçılar birliği ve borsalar gibi paydaşların temsilcilerinin yer alacağını sözlerine ekledi.

Yaşam Süremiz Biraz da Bizim Elimizde

İnsanoğlu çağlar boyunca yaşamak ve neslini devam ettirebilmek için çok ciddi çaba göstermiştir. Var olması öncelikle yemesi gereken yiyeceklerin var olmasına bağlıydı. İlk önceleri yiyeceğin var olup olmaması önemliyken daha sonraları bu yiyeceklerin yani gıdaların niteliği önem kazanmaya başladı.
 
Günümüz koşullarında yediğimiz her yiyecek yani vücudumuza giren her gıda yaşam kalitemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Bu gıdalar yaşamımızın devamı için son derece elzemken ve yaşamımızı sürdürmemizi sağlarken bir taraftan da yaşamımızı sınırladığının pek farkında değil gibiyiz.
 
Vücuda giren her gıda aynı zamanda bünyemize sirayet eden bir zehir konumunda olabilmektedir. Neden mi?
 
Çünkü kararında alınmayan ve gerekli nitelikte olmayan gıdalar vücuda girdikten sonra  bir dizi biyokimyasal reaksiyonlar sonrası meydana gelen istenmeyen son ürünler yaşam kalitemizi ve süremizi ne yazık ki sınırlamaktadır.
 
RAMAZAN AYINDA BESLENME
 
Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayında dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulmakta ve bununla birlikte bireylerin günlük yaşantılarında önemli değişiklikler olmaktadır. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirip üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ve bu süre zarfında da sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır.

Bu yıl Ramazan ayının sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla önem vermeleri, iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.
 
Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.
 
Su yaşamamız için elzemdir. Vücuttaki su oranın yeterli düzeyde tutulması hayati önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarda suyun mutlaka alınması zorunludur. Günde ortalama en az 2- 2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vd. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir. Çok sıcak havalarda aşırı beden hareketi yapılması durumunda vücuttan su ve tuz kaybı daha da artar. Bu gibi durumlarda tuzlu ayran içilmesi önerilir. Çocuklar sıvı-elektrolit dengesine daha duyarlı oldukları için çok daha dikkatli ve tedbirli davranılmalıdır. Çocuklar su ihtiyaçlarını fark etmeyecekleri ve ifade edemeyecekleri için sık sık kaynatılmış ve soğutulmuş su içirmekte fayda vardır.
 
Ramazan'ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar.
 
ORUÇ TUTUP KİLO ALMAMAK İÇİN
 
-Sakın gece yatarken niyet edip uyumayın, mutlaka sahura kalkın.
-İftarda midenizi çok doldurup tüm gün yemeniz gerekenleri tek bir öğüne sığdırmayın.
-Bol su içmeyi unutmayın.
-Tatlı tercihlerinizi sütlü tatlı olarak yapın.
-Meyve ve sebze tüketiminizi artırın.
-Haftada iki kez sütlü tatlı tüketip diğer günlerde meyve veya kuru meyveyi tatlı olarak kullanın.
-İftardan 1- 2 saat sonra hafif yürüyüş yapmaya çalışın.
-İftariyelikler genelde yüksek yağ içerir, bu sebeple her gün tek bir seçim yapın. Örneğin bir gün tereyağı - bal diğer gün 2-3 dilim sucuk sonraki gün peynir-zeytin gibi.
-Yemeklerin suyunu tüketmemeye çalışın bu şekilde daha az yağ almış olursunuz.
-Yavaş yemeye çalışın ve mutlaka iyi çiğneyin.
-Sıvı ihtiyacını karşılamak için az şekerli komposto veya şeker yerine  bal ilave edilmiş soğuk içecekler  tercih edin.
 
RAMAZAN BAYRAMINDA BESLENME
 
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir. Ancak, Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişiler, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle, bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girmektedirler. Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Ramazan bayramı ve sonrasında sağlıklı beslenmeye yönelik öneriler aşağıda belirtilmiştir.
 
Bayramda ve bayram sonrası sağlıklı beslenme önerileri
 
-Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir.
 -Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır.
-Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir.
-Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı -tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
-Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 1.5- 2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.
-Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.
-Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir.
-Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir.
-Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri ramazan sonrası gece yemek seklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir.
-Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir.
-Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, "yaşam stili aktiviteleri" olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir.

Yaşam kalitemiz bütünüyle bizim elimizde atalarımızın dediği gibi “azı karar çoğu zarar” ayrıca sevgili Peygamberimizin dediği gibi “acıkmadan yemeyen, doymadan kalkan bir ümmetin doktora ihtiyacı olmaz” düsturunu kendimize rehber edebilirsek inanıyorum ki birçok sağlık sorunumuzdan kurtulur ve yaşam kalitemizi artırmış oluruz.

Mehmet BEYKAYA
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müşaviri