Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Birlikler Kapanıyor

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz gündeminde yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında Ak Parti kongresinde şu sözlerle, "Sulama birliklerindeki tespitlerimiz çok acı. Çok büyük bedeller ödettiler" sözlerinin temelini İçişleri Bakanlığı'nın sulama birlikleri hakkında hazırlamış olduğu denetim raporları oluşturuyordu. TBMM Tarım Orman ve Köy işleri komisyonunda görüşmelerinin ardından sulama birlikleri kapanıyor. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri komisyonunda komisyon üyelerini farklı görüş ayrılığına ite sulama birlikleri DSİ devroluyor.
Sulama Birliklerine ilişkin komisyon üyelerinin görüşleri
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, sulama birlikleri konusunda bir kriter konulması ve buna uymayanların kapatılması, iyi çalışanların ise devam etmesi önerisinde bulunurken çiftçilerin sulama ile ilgili sorunların olduğunu ve birliklere kolayca ulaşıldığını dile getirdi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer suyun yönetimini çok önemli olduğunu belirterek ülkedeki sulama birliklerinin çoğunun iyi hizmet verdiğini söyleyerek doğru işleyeni neden ortadan kaldırıldığını vurguladı.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır ise belediyelere kayyum ataması gibi sulama birliklerinin başına devlet tarafından yönetici atanması arasında hiçbir farkın olmadığını ve suyun ne ticaretle nede siyasete alet edilmemesi gerektiğini söyledi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise ülkedeki bütün sulamaları sulama birliklerinin yapamadığını belirterek yaklaşık olarak 2 milyon 138 bin hektarlık alanı bu birliklerin suladığını aktardı.
Her şeye rağmen sulama birliklerinin arasında tabiri caizse kurunun yanında yaş da yandı. Bu sürecin buralara gelmeden devletin denetim mekanizmaları gününde ve yerinde denetimleri yapmış olsalardı bugün iyi çalışan hizmet götüren sulama birlikleri üreticiye, çiftçiye hizmet etmeye devam edecekti. Şimdi otobüsün en arka koltuğuna geçerek izlemek kalıyor. DSİ üreticiye nasıl hizmetler sunacak? Sulamalarda üreticinin gece gündüz yanında olabilecek mi? Bu soruların cevaplarını da hizmet başladığında görmüş olacağız.
 
 

Sulama Birliklerinin Devri, Demokrasinin Katline Örnektir

Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısında 8. Madde üzerine konuştu. Bu maddeyle sulama alanında her şeyin Devlet Su İşlerine bırakıldığına vurgu yapan Gaytancıoğlu, “yani patron Devlet Su İşleri olacak” tanımını yaptı. Madde de geçen ”Tarım Bakanlığına bağlı sulama kooperatifleri eğer kendi kendilerini yönetemezlerse Devlet Su İşlerine devrolacak" ibaresine “demokrasinin katli” yorumunda bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerine şu açıklamalarda bulundu;
“Köylerde sulama kooperatifleri kuruluyor, ilçe merkezlerinde sulama kooperatifleri kuruluyor, seçimle iş başına geliyorlar, birbirlerini seçiyorlar, birbirlerini denetliyorlar. En üstte yine denetleyen Devlet Su İşleri ama diyor ki: "Yönetemezsen ben alırım, ben yönetirim." İyi, güzel de bu suyun parasını çiftçi niye ödeyemiyor? Acaba bunu düşündük mü?
Bugün dolar 4 lira 20 kuruş. Mazot 5,5 lira. Çiftçiye finansman sağlayan en önemli kurumların başında Ziraat Bankası geliyor. Ziraat Bankasının amacı çiftçilere ucuz finansman sağlamak, gazete patronlarına değil. Fakat, Ziraat Bankası iki yılı ödemesiz 700 milyon dolar parayı çiftçiye kredi olarak vermiyor. Bunun için 1 milyar 440 milyon dolar geçtiğimiz hafta sendikasyon kredisi aldı. Yani dışarıdan yine 1,5 milyar dolar para getirdiler, bunu yandaşlara gazete satın alsınlar diye dağıttılar. Çiftçinin hâlini gören var mı? Çiftçinin maliyetlerini düşünen var mı? Çiftçinin gelirini düşünen var mı? Çiftçinin maliyetleri sürekli artıyor.
On yıl önce buğday 1 lirayı görmemişti, 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce mazot fiyatı 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira oldu. Siz bunlarda bir indirime gitmiyorsunuz, tam tersine zam yapıyorsunuz. Ziraat Bankası görevi dışında her şeyle uğraşıyor ama nedense dar gelirlilerle, ezilenlerle uğraşmıyor.
Az önce beni İpsala İbriktepe'den bir arkadaşımız aradı: "Ziraat Bankasından kredi veriyorlar emekli olabilmem için ama bütün maaşa haciz koymasına rağmen eskiden borçlarım olduğu için bana kredi vermiyorlar." Şimdi soruyoruz: Acaba yandaşlara da böyle incelemelerde bulunuyor musunuz, kredi sicil notlarına bakıyor musunuz, yoksa gücünüz gariban çiftçiye, dar gelirli emekliye mi yetiyor? Siz demokrasiyle seçilen sulama kooperatiflerine, vatandaşın kurduğu, denetlediği, suyu dağıttığı sulama kooperatiflerine sadece el koymayı biliyorsunuz. 1 dolar 4,20 TL oldu. Artık istikrar kalmadı. Hiçbir şekilde Türkiye'nin ekonomisini düzeltemiyorsunuz, tarımsal dengelerini düzeltemiyorsunuz. Siz iktidara geldiğinizde Türkiye tarım ürünlerinde ihracat fazlası veriyordu yani dış ticaret fazlası veriyordu, dışarı tarım ürünleri satıyorduk, az miktarda satın alıyorduk. Şimdi çok fazla denge değişti, artık gıda ürünlerinde bile net ithalatçı olduk. Biraz aklımızı başımıza toplayalım lütfen. Bu destekleri biraz daha çiftçiye aktarmaya çalışalım, suyu çiftçiye daha ekonomik bir şekilde kullandıralım, çiftçinin tarlasına suyu götürelim; barajlardaki çatlakları, patlakları yapmaya çalışalım. Ama biraz da bırakın demokrasi olsun, kendi başına çiftçi bu kooperatifleri kursun, yönetsin, genel kuruluna gitsin, demokrasiyi orada öğrensin; elini kaldırsın, söz alsın. "Siz bu kooperatifi iyi yönetemediniz, biz daha iyi yönetiriz." Diyebilsin. Ama siz ne yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki: "Finansal ve mali yapıda bozukluk varsa Devlet Su İşleri bu kooperatiflerin yönetimlerine el koyar." Yani bunu lütfen yapmayın. Var olan demokrasiyi tabana yaymışken, üreticiler kendi kendilerini seçebiliyorlarken buna devam etsinler.” dedi.

 
 

Meclis Bu Hafta Çiftçi İçin Mesaide

Meclis, çiftçileri, ve üreticileri çok yakından ilgilendiren tasarı için yoğun mesai yapacak. Tasarıyla, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor.
TBMM Genel Kurulunda bu hafta, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda, görüşmeleri iki kez ertelendikten sonra kabul edilen, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Tasarıyla, DSİ Genel Müdürlüğü'nün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğü'ne veriliyor. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Orman Genel Müdürlüğü, devlet ormanlarında arkeolojik kazı yapılmasına; odun kömürü, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına ve yeraltında depolama alanı kurulmasına, bedeli karşılığında 29 yıla kadar izin verebilecek.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ait taşınırlar, taşıtlar, araç, gereç ve malzemeler ile makine ve teçhizatlar DSİ'ye devredilecek.
Kamu kurumlarının ihtiyaçları ile fayda görülen hallerde, her türlü orman ürünü piyasa fiyatı üzerinden satılabilecek.
Sulama Birliği, amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda DSİ'nin teklifi üzerine feshedilecek. Su kullanıcısı olma vasfını kaybedenlerin üyelikleri sonlandırılacak.
Denetimlerde maksadına ulaşamayacağı tespit edilen sulama birlikleri, başka bir birlikle birleştirilebilecek.
Ziyaretçiler milli parklara ücret ödemeden giremeyecek. Bu yerlere ücret ödemeden giriş yaptığı tespit edilenlere, giriş ücretinin on katı tutarında idari para cezası verilecek.
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı ile Şeker Dairesi Başkanlığı kurulacak.
Hayvan sahiplerinden, hayvanların tanımlanmasında kullanılan kulak küpesi ve mikroçip gibi tanımlama araçlarının bedeli alınmayacak.
İHTİSAS KOMİSYONLARI
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, 12 Nisan Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısını ele alacak.
FOREX Piyasasındaki Aracı Kurumların Bireysel Yatırımcıları Mağdur Ettikleri İddialarının Araştırılması Alt Komisyonu, 11 Nisan Çarşamba günü toplanacak.
Toplantıda, Maliye, Adalet ile Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları,Borsa İstanbul A.Ş, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, SPK, BBDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'nin temsilcileri sunum yapacak.
KİT Komisyonu denetimlerine devam edecek.
Komisyon 11 Nisan günü, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ve Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü'nün, 12 Nisan günü ise Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün hesaplarını inceleyecek.
 
 

Kazık Değil, Güvenilir Gıda

TBMM'de verilen soru önergesi, organik tarım sektöründe yapılan denetimlerin ciddiyetini ortaya koydu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, organik ürünlerin satışının yapıldığı dükkân, süpermarket/hipermarket vb. mağazalar ile semt pazarlarında yapılan denetimler sonucunda son üç yılda organik tarım mevzuatına aykırı davrandığı tespit edilen, organik ürün üreten ve pazarlayanlara 509 bin TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in organik ürün satışı yapılan yerlere ve ürün satışının denetimine ilişkin soru önergesini yanıtlamak üzere yapılan açıklamada denetimlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri kontrol görevlilerince yapıldığı belirtildi.
Verilen para cezası ne ifade ediyor?
Denetimler sonucu verilen para cezalarının bir bölümü, organik tarım ile ilgisi olmayan, organik ürünlerin popülerliğinden faydalanarak tüketiciyi yanıltmaya çalışan, organik adı altında konvansiyonel ürün pazarlayan kişi veya firmalara kesildi. Söz konusu cezaların bir kısmı ise sadece sahtekarlık ve hile yapan üretici veya pazarlamacılara değil, belgelendirme ve bildirim gibi konularda çeşitli kusurlara yönelik verilen cezalardı.
Bakanlıkça yapılan denetimler sonucu kesilen cezalar, gıdada kontrol ve denetim mekanizmalarının ne denli gerekli olduğunu ve organik sektöründeki denetimlerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2011 – 2016 yılları arasında İl Müdürlüklerince organik tarım mevzuatları çerçevesinde çiftçi, firma, pazar ve satış yerlerinde 30 bin 80 ayrı denetim yapıldı. Bu sayı yılda ortalama 5 bin denetim anlamına geliyor. Sonuç olarak son üç yılda yapılan yaklaşık 15 bin denetimde kesilen toplam cezanın 509 bin lira olması, cezaların yüksek meblağlar olduğu göz önüne alındığında, sahtecilik yapan veya kusurlu bulunan üretici ve satış noktasının az olduğunu ortaya koyuyor.
Haksız yargılar!
Fakıbaba'nın yanıtının, bazı medya kuruluşları tarafından organik üretimin güvenilir olmadığı şeklinde yorumlanıp, "organik kazık" başlıklarıyla yansıtılması da tüketiciyi yanlış yönlendirip kafa karışıklığına neden oluyor. Oysa şu sorulara vereceğimiz yanıtlar, haksız yargıları ve kafa karışıklığını giderebilir: Hiçbir denetimin yapılmadığı ya da hiçbir cezanın kesilmediği bir gıda sektörü mü daha güven verici, yoksa İl müdürlükleri tarafından hem üreticilere, hem pazarlama noktalarına yönelik yapılan habersiz denetimlerde hile yapanların tespit edilip cezalandırıldığı bir gıda sektörü mü?
Yapılan denetimlerde kesilen cezaların bir bölümünün organikle ilgisi olmayan ve organiğin adını kullanan sahtecilere yönelik olması, tüketicilere de sorumluluk yüklüyor. Alışverişlerde her organik denilene kanmamak, ambalajlı ürünlerdeki etikette bakanlığın organik tarım logosu ile sertifika firmasının logosunu aramak, taze sebze meyve gibi tezgahtan satılan ürünlerde ise organik sertifikayı ve faturasını sormak gerekiyor.
Denetimler nasıl yapılıyor?
Ekolojik (organik, biyolojik) tarım -en basit tabiriyle- üretiminde ve işlenmesinde insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar, işlemler ve yöntemler kullanılmayan üretim şeklidir. Türkiye'de ekolojik tarım sektörüne yönelik uygulamalar ve kurallar, 5262 sayılı "Organik Tarım Kanunu" ve "Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik" ile belirlenmiştir. Ülkemizde organik tarım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bu yönetmelik hükümlerine uymak zorundadır. Bu konudaki denetimler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifika kuruluşlarınca ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından haberli/habersiz şekilde gerçekleştirilmektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, sayısı 30'u aşan kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, çiftliklerde ve üretimin her aşamasında haberli ve habersiz denetimler yaptıktan, ürünlerden numune alarak laboratuar analizleri yaparak ekolojik ürünlerde yönetmeliğe aykırı herhangi bir maddenin kullanılmadığından emin olduktan sonra ekolojik ürün sertifikasını veriyor. Her üreticinin üretimine yönelik tohum, fide, yetiştirme teknikleri, kullanılan organik sertifikalı gübreler ve preparatlar, arazi, depo, hasat ve stok verileri kayıt altında tutuluyor; her bir parti satış çiftlikten satış noktasına kadar ayrıca belgelendirilerek tam bir izlenebilirlik sistemi uygulanıyor. Tüm ekolojik ürünlerin bu sıfat ile işlenmesi, taşınması, depolanması, etiketlenmesi ve pazarlanabilmesi için süresi geçerli organik ürün sertifikasının bulunması gerekiyor.
Organik üreticiler zorlu şartlara rağmen vazgeçmiyor
Denetimlerde kesilen cezaları, organik sektörün güvenilir olmadığı şeklinde yorumlamak, her geçen gün yaygınlaşan bütün bir organik ürün sektörünü ve sayısı 70 bine yaklaşan dürüst organik tarım üreticisini zan altında bırakıyor. Aynı zamanda üreticilerin maddi-manevi zarara uğramasına neden oluyor.
Ayrıca, organik üretimin yaygınlaşması ve herkesin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için çabalayan, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve organik pazar açarak vatandaşları sağlıklı ürünlerle buluşturan yerel yönetimlerin emeğini değersizleştiriyor.
Olumsuz örnekler sektöre maledilmemeli!
Her üretim ve hizmet sektöründe kötüye kullanmalar, hatalar, kusurlar, gözden kaçanlar vardır. Ama birkaç kişi veya kurum yüzünden koskaca bir sektörü hedef almak, birçok insanın sağlıklı beslenmesinin güvencesi olan bu ürünlere yönelik güveni sarsmak, sektöre, dürüst üreticilere ve sağlıklı beslenmek isteyen tüketiciye zarar verir. Üstelik gerçek ve sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorken, piyasada pek çok ürünün nereden geldiği, içeriğindeki katkı maddeleri, GDO'lu olup olmadığı tartışılırken, tezgâhlar tonlarca zirai ilaç kullanılan ürünlerle doluyken, limiti aşan kimyasal kalınıtılar nedeniyle yurt dışından iade edilen ürünler söz konusuyken, gıda ürünlerinde tağşiş bu kadar yaygınken; talep eden herkesi kapsayacak bir alternatif sunmadan, ekosisteme, toprak, su ve canlı sağlığına verilen desteği, insanlarda haksız yere şüphe yaratarak engellemek, doğa dostu üretim ve kullanım yolunda verilen çabalara zarar veriyor.
Ekolojik tarım sektörünün gelişimi ve yaygınlaşması gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya, ekosistem, toprak ve su kaynağı bırakmak anlamına geliyor. Gerçek belge ve bilgilere dayanarak ve bunları tarafsızca sorgulayıp yorumlayarak yapacağımız tercihler, gelecek nesillerin hayatı demektir

TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, "Bu yıl başlattığımız bir çalışma ile karekod sistemini hayata geçirdik. Bununla birlikte bayilerde bulunan tüm ilaçları izliyoruz. Her bayi ilacı kime sattığının kaydını tutuyor. Bu sistemle az miktarda rastlanılan ilaç kalıntısı problemini önlemeye çalışıyoruz." dedi
Bağcılık sektörü ve üzüm üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınacak tedbirlerin tespit edilmesi maksadıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Manisa Milletvekili İsmail Bilen başkanlığında toplandı.
Selçuk, yaptığı sunumda, tüm ürünlerde olduğu gibi sofralık üzümde de bitki sağlığı şartları yönünden kontrollerin gerçekleştirildiğini, şartların oluşması halinde ürünün ihracına, düzenlenen sertifika ile müsaade edildiğini söyledi.
Üzümün önemli bir ihraç ürünü olduğunu vurgulayan Selçuk, 2014 yılında 256 bin ton, 2015 yılında 175 bin ton, 2016 yılında 172 bin ton ve 2017 yılında ise 277 bin ton üzüm ihracatının gerçekleştirildiğini ifade etti.
Ağustos ayında başlanan hasat çalışmalarıyla hayata geçen ihracat faaliyetlerinin ocak ayına kadar sürebildiğini belirten Selçuk, "Tam da bu dönemde bizim faaliyetlerimiz devreye girmektedir. Üzüm bozulmasın, zarar görmesin düşüncesiyle yapılan ilaçlama bizi zaman zaman ilaç kalıntısıyla karşı karşıya bırakabiliyor." dedi.
Selçuk, AB ülkelerine yapılan ihracat öncesinde sahadaki ekiplerin sadece üründe çürüme bulunup bulunmadığı yönünden denetim yaptığını, ilaç kalıntısına ilişkin bir analiz yapılmadığını bildirdi.
Buna rağmen yapılan ihracatta ilaç kalıntısına yönelik 2013 yılında bir bildirim, 2015 yılında 2 bildirim, 2017 yılında ise bir bildirimde bulunulduğuna değinen Selçuk, şunları kaydetti:
"Bu da bize üreticimizin ne kadar bilinçli bir üretim yaptığını gösteriyor. Biz de ürünün ilaç kalıntısından arınması noktasında üreticiye her türlü desteği sağlıyoruz. Ancak yaşadığımız sıkıntıların başında bayilerden alınan ilaçların tavsiye dışı kullanımı geliyor. Bu yıl başlattığımız bir çalışma ile karekod sistemini hayata geçirdik. Bununla birlikte bayilerde bulunan tüm ilaçları izliyoruz. Her bayi ilacı kime sattığının kaydını tutuyor. Bu sistemle az miktarda rastlanılan ilaç kalıntısı problemini önlemeye çalışıyoruz."
 
 

Tritikale Meclis Gündeminde

TBMM Tarım komisyonu üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, meclis genel kurulunda yem ham maddelerinden Tritikale bitkisini gündeme getirdi.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, günümüzde yem ham maddelerinden birisi olan tritikalenin, daha az döviz ödenmesi için her yerde desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Tane İçin Yetiştirilen Tritikale Desteklenmiyor
AKP'nin uyguladığı niteliksiz tarım politikaları sonucu Türkiye'nin et ve hayvan ithalatı için ciddi bir döviz ödediğini hatırlatan CHP’li Gaytancıoğlu, Edirne’nin Süloğlu ilçesi çiftçilerinden elde ettiği bilgilere göre, Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikalenin desteklendiğini ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikalenin desteklenmediğini belirtti.
Tarım Bakanlığı Çiftçiye Duyurmuyor
CHP’li Gaytancıoğlu TBMM Genel Kurulu’nda şunları kaydetti; “Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikale destekleniyor ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikale desteklenmiyor. Çiftçilerimizin bundan yeni haberi olmaktadır. Her fırsatta "Kapatılsa çiftçinin haberi dahi olmayacak" dediğimiz Tarım Bakanlığı bunu neden çiftçilere duyurmamıştır? Çiftçilerimizi neden mağdur ediyorsunuz? Onlar Atatürk'ün "Üreten efendi" dediği çiftçilerimizdir. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini diliyorum”dedi.
 

Bakan Fakıbaba: Tarım ve Gıda Ürünlerimiz 4 kat Arttı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, TBMM Genel Kurulunda görüşülen bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, tarım ve gıdanın insanoğlunun en eski uğraşı olduğunu ve her geçen gün öneminin ve stratejisinin artarak, hayati bir sektör haline dönüştüğünü belirtti. 
Bakan Fakıbaba, Dünya nüfusu hızla artarken tarıma elverişli arazilerin azaldığını, endüstri gelişip şehirler büyürken insanoğlunun gıdasını sağlayan toprağını ihmal ettiğini ve son yüzyılda ülkeler ve insanların sanayileşmenin peşinden giderek, paylaşma duygusunu unutarak bencilleşmeye de başladığını ifade etti.
Bugün, bir tarafta açlığın, diğer tarafta ise aşırı tüketimden gelen sağlık sorunları ve israfın bir arada olduğu dünyada yaşandığına dikkati çeken Fakıbaba, "Adaletsizliğin gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu dünyamızda 2 milyar insan aşırı kilolu. Bunun da 650 milyonu obezite sorunlarıyla uğraşırken 800 milyon insan açlık çekiyor ve yılda 1 milyar 300 milyon ton gıda çöpe gidiyor. O nedenle, geldiğimiz günden beri hep 'israf eden iflas eder', 'tarım ve gıda sadece yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir' diyoruz. Bu sebeple, tarımın siyaset üstü bir mesele olduğuna, ben de yürekten katılıyorum." diye konuştu.
Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 4 kat arttı
Bakan Fakıbaba, tarımsal hasılada 2005 yılından bugüne Türkiye'nin Avrupa liderliğinin devam ettiğine dikkati çekerek, "Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış, 3,7 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülkedir. Son 15 yılda tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde toplam 58 milyar dolar ihracat fazlası verdik." dedi.
AK Parti hükümetlerinin daima çiftçinin yanında yer aldığını, devletin tüm imkanlarını tarım için seferber ettiğini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"2003-2017 döneminde üreticilerimize 103 milyar lira yani eski parayla 103 katrilyon lira destek ödedik. 2018 yılında ise 14,5 milyar lira destek vereceğiz. Bu destek tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli kaynak sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. 
 
 

Bakan Fakıbaba; 1milyon yerli besi Hayvanına destek vereceğiz


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorularını TBMM yanıtladı. Bakan Fakıbaba;   Yem fiyatları ve süt konusunu değerlendirirken yetiştiriciyede müjdeler verdi. Bakan Fakıbaba “Ne kadar ot o kadar et ve süt tarım böyle birşey bazen çok zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz ama necitede biz piyasayı regüle ediyoruz.”dedi. Bakan  Fakıbaba,  küçük aile işletmelerine destek vereceklerine değinirken; aile işletmelerine yönelik desteklerin en geç 1 ocak 2018 e kadar tamamlanmış olacağını söyledi.

Sayın Bakanım yem fiyatlarına son bir kaç ayda yüzde yüz zam söz konusu bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Biz zatan dışardan yapmış olduğumuz ithalatla arpaları 770 kuruştan kapıya kadar getiriyoruz. Şuanda arpa fiyatları 930-940 kuruşa satılıyor ama bizim arpayı getirmediğimizi düşündükleri  anda bir bakıyorsunuz 1,10 kuruşa çıkmış. Biz ihtiyaç olan yerlere TMO aracılığı ile 770 kuruştan kapılarına arpa teslim ediyoruz. Bu nedir piyasayı regüle etme olayıdır. Biz bu regülasyona devam edeceğiz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak ette yaptığımız regülasyonun aynısını yem bitkilerinede ihtiyaç duyuldukça  fiyatlar normale binene kadar yapmaya devam edecektir. Hiç bir kimse stokçuluğa fırsatçılığa kalkışmasın.  Bu fiyatları artıran fırsatçılardır. Hiç bir zaman stokçulara fırsatçılara meydan vermeyeceğiz.
Sayın Bakanım Kasaplar federasyonun  kasaplara yönelik Kırmızı et çağrısını nasıl değerlendirirsiniz?
Önemli olan insanların bütçelerine yönelik uygun neyi almak istiyorlarsa onu almalarıdır. Bu onların takdiridir.  Ben kasap kardeşlerimi de seviyorum. Olabilir ama biz yerliyi korumak adına kısa zamanda özelikle küçük aile işletmelerine  yönelik destek vereceğiz.
Sayın Bakanım küçük aile işletmelerine yönelik nasıl bir destek vereceksiniz?
Küçük aile işletmelerine yönelik özelikle 50 başa kadar aile işletmelerine destek vereceğiz. Bu destek en geç 1 ocak 2018 e kadar hayata geçmiş olacak. Yaklaşık olarak 1 milyon besi hayvanına destek verileceğini tahmin ediyoruz. 50 başın altındaki yetiştirici yüzde 80 oranında bu önemli bir rakam  demek ki küçük hayvan işletmelerinin hayvancılıkla  iştigal edenlerinin  yüzde 80 ini desteklemiş olacağız. Bildiğiniz gibi TBMM plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılına yönelik bütçemiz geçti ancak bütçede bir artışa gitmedik buna rağmen fedekarlık böyle bir şey bir yerlerden  kesip öbür yerleri yamamak.
Sayın Bakanım Organize hayvancılık ve süt ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Organize hayvancılıkla ilgili çalışmalar devam ediyor.  Ne kadar ot o kadar et ve süt. Tarım öyle bir şey bazen zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz  ama neticede biz piyasayı regüle edecek çözümler  bulmak zorundayız. Dedi.
 
 
 
 
 
 

FAKIBABA TEZEK ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASI ÜZÜNTÜ VERİCİDİR


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın  önceki gün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında söylediği sözlerle ilgili olarak bakan fakıbaba şu sözlere yer verdi. “Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum" dedi.
 
"Sayın Vekil, düzenlediği basın toplantısında verdiği bilgilerle kamuoyunu yanlış bilgilendirmiş ve kendisine hiç de yakışmayan birtakım ifadelerde bulunmuştur.
8 aylık dananın fiyatının 6 bin lira ve 10 aylık yem giderinin de 4 bin TL olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira ülkemiz genelinden alınan canlı besilik sığır fiyat ortalaması 15,30 TL/Kg'dır. Besi materyali olarak değerlendirilen erkek sığırlar 250 Kg canlı ağırlığa sahiptir. Buna göre satın alınan besilik sığırın canlı fiyatı, 6 bin lira değil, 3.825 liradır.
Besicilerimiz, satın aldıkları hayvanları, kaba ve kesif yem kaynaklarını kullanarak 10 ay değil, 7-8 ay beslemektedir. 7 aylık bir besi süresince kaba ve kesif yem maliyeti 4 bin lira değil, 2.255 liradır. Dolayısıyla canlı besilik hayvan alımı ve yem giderleri toplamı 10 bin lira değil, 6 bin liradır.
Bakanlık olarak besicilerimizin gelirini artırmak ve hayvancılığımızı daha da geliştirmek amacıyla ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu doğrultuda damızlık hayvan sayısını artırmak amacıyla, düve, koç-teke ve manda üretim merkezleri kurulması çalışmalarımız devam ediyor. Üretim merkezlerinin kurulacağı bu illerde canlı hayvan alımına, fiziksel yapıya ve alet-ekipman alımına % 50 hibe desteği veriyoruz. 30 ilimizi de mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi olarak belirledik. Bu illerde de et verimi yüksek düve alımına %30 hibe desteği veriyoruz. Buzağı kayıplarını azaltmak amacıyla programlı aşılarını yaptırmış 4 ay ve üzeri yaştaki buzağılara da 750 liraya kadar destek veriyoruz.
Hayvancılığın en önemli girdilerinden biri olan yem bitkisi ekilişlerine de önemli desteğimiz söz konusudur. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla önümüzdeki yıl bu kapsamdaki destekleri artırdık. Hayvancılık yapan küçük aile işletmelerinin, yeni kredilerle desteklenmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.
Hükümetlerimiz döneminde verilen destekler ve yürütülen projelerle hayvan varlığımızda ciddi artışlar yaşandı. 2002-2016 döneminde kırmızı et üretimimiz % 179 artışla 421 bin tondan 1 milyon 173 bin tona yükseldi.
Sayın Vekil, Sırbistan'dan yapılması planlanan et ithalatı ile ilgili kamuoyunu yanıltıcı ifadeler kullanmıştır. Zira ithal edilen ya da edilecek sığırların kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi sağlık muayene işlemleri, Bakanlığımızca resmi olarak görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde İslami usullere göre yapılmaktadır.
Dolayısıyla Sayın Vekilin, kamuoyunu yanlış bilgilendirici ve gübrenin kullanılacağı adres üzerinden negatif algı oluşturmaya dönük yakışıksız açıklamalarını doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.
Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum"
 
 

GTHB 2018 YILI  BÜTÇESİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe komisyonunda görüşmelere başlandı. GTHB bütçesi Bakan Fakıba’nın sunumu ile başladı. Fakıbaba sunumunda şunları söyledi.
“İnsanoğlunun varlığını sürdürmesini sağlayan tarım ve gıda üretimi, artık sadece günümüzün değil geleceğin de meselesi haline gelmiştir.
Özellikle sanayi devriminden sonra dünyada;
  • Şehirler büyüdü,
  • Endüstri gelişti,
  • Nüfus hızla arttı,
  • Küresel ısınmanın olumsuz etkileri artık kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.
  • Bütün bu gelişmelere mukabil, su ve toprak kaynaklarının önemi ve korunması gereği de giderek artmaya başladı. 
Bu dönemde maalesef insanoğlu hızla gelişmenin ve modernleşmenin peşine düşerken, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etti.
Dünyada toplam toprak alanı 13 milyar hektardır ve bu alanın sadece 5 milyar hektarlık kısmı tarım alanıdır.
Bu alanın da 1,5 milyar hektarlık bölümü işlenen tarım alanı olarak kullanılıyor.
Tarıma elverişli olan bu araziler hızla azalıyor.
Gıdayı üretebilmek ve karnımızı doyurabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak.
Bu sebeple tarımı çok önemsiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol edecek;
  • 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara dayanacak.
  • Oluşacak bu nüfusu besleyebilmek içinse tarımsal üretimimizi %  60 artırmamız gerekiyor.
  • Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanıyor.
  • 800 milyon insan açlıkla mücadele ediyor.
  • Dünyada her 25 dakikada bir kişi açlık sınırının altına düşüyor.
  • Gelecekte ise kuraklık nedeniyle 2030 yılına kadar 700 milyon insanın yaşadığı yeri terk edeceği tahmin ediliyor.
  • Bunun için küresel düzeyde tedbirler almak gerekiyor.
  • Tedbir alınmadığı takdirde, tarım ürünlerinden aldığımız verimin de %  25’lere varan oranlarda düşeceği bildiriliyor.
  • Aslında mesele sadece ürettiğimiz ürünün bize yetmemesi değil.
  • Bir de üretilen ürünün kıymetinin bilinmemesi ve israf edilmesi konusu var.
  • Dünyada her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor.
  • Bu konu beni çok üzüyor.
  • İsraf eden iflas eder.
  • İnsanlar aşırı tükettikçe insanlık tükeniyor maalesef.
  • Bir tarafta açlığın, diğer tarafta israfın bir arada olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
  • Adaletsizliğin, gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu yüzyılda, insanoğlu hem kendi hakkaniyetine hem de geleceğine daha dikkatli bakmalıdır.
Kısacası, gelecek yüzyılın en önemli meselesi tarım ve gıdadır”. Dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçe görüşmeleri  geç saatelere kadar devam edeceği ön görülüyor.