Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Çoban Evi Karavanlar

Konya Ereğli’de KOP kapsamında İlçe Tarım Müdürlüğü aracılığıyla 100’den fazla koyunu olan çobanlara 26 adet karavan törenle verildi. Yaklaşık bir milyon liraya mal olan projenin yüzde 70’i devlet tarafından karşılanırken yüzde 30’unu çobanlar karşılayacak. 4 kişilik olan karavanlarda oda, mutfak, buzdolabı ve duş alma bölümleri bulunuyor.  Karavan teslim töreninde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, karavanların çobanlara hayırlı olmasını diledi. Karavanların çobanların yayladaki tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edildiğini ifade eden Milletvekili Halil Etyemez, karavanlarla birlikte çobanların hayat standardının yükseleceğini belirtti.
16 yıllık AK Parti iktidarı döneminde tarım ve hayvancılığın en çok önem verdikleri alanlardan biri olduğunu kaydeden Milletvekili Etyemez, üreticilere verdikleri desteklerle, tarım alanlarını korumak ve geliştirmek için yaptıkları yasal düzenlemelerle çiftçilerin üretimini artırmayı hedeflediklerini söyledi. Çiftçilere verilen desteklerden bahseden Halil Etyemez, “2002 yılında 1.8 milyar lira olan tarımsal destek miktarını, 2017 yılında 12.9 milyar liraya çıkarttık. 2002’de 83 milyon lira hayvancılık desteği verilmiş iken, bu desteği 2017 yılında 3.8 milyar liraya yükselttik. Çiftçilerimize son 15 yılda toplam 105 milyar lira destek verdik. Çiftçilerimizin kullanmış oldukları mazotun yarısını destek olarak veriyoruz. 2003-2017 yılları arasında çiftçilerimize 8.2 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Geçtiğimiz yıl için çiftçilerimize bu yıl yaklaşık 2 milyar lira mazot parası ödedik. Desteklerimiz tabi ki bunlarla sınırlı değil. Yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına yüzde 50 hibe sağlıyoruz. Küçükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerimize çoban istihdamında destek sağlıyoruz. Damızlık düve, manda, koç, teke üretim merkezleri kurulmasını destekleme kapsamına aldık. Mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri belirledik ve bu bölgelere ilave özel teşvikler sağladık.” dedi.
Konya’da hayvancılık yatırımlarını desteklediklerinin altını çizen Etyemez,  yeni desteklerle hayvancılıkta büyümenin hız kazandığını vurguladı. Büyükbaştan küçükbaşa, besiden süte, yemden arıcılığa kadar birçok alanı destek kapsamına aldıklarına dikkat çeken Etyemez, “Küçükbaşta 100-200 baş, büyükbaşta 10-50 baş anaçlık işletmeleri destekliyoruz. Ayrıca yüksek verimli erkek damızlık alımında yüzde 80 hibe veriyoruz. Son 15 yılda Konya’da hayvancılık desteğini 74 kat artırdık. Yaklaşık 2 milyar lirası hayvancılık olmak üzere Konya’ya toplam 7 milyar lira tarımsal destek sağladık. Konya, damızlık düve ve damızlık koç-teke üretim merkezi oluyor. En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve ve damızlık koç-teke üretim merkezleri kuruyoruz. Konya’da kırsal kalkınma hamlesini başlattık. Son 11 yılda Konya’ya 173.5 milyon lira hibe desteği verdik. Bu hibelerle 281 yeni tarımsal sanayi tesisi kuruldu, 2 bin 621 kişiye istihdam sağlandı. Gençlere 30 bin lira hibe desteğini 2016 yılında uygulamaya geçirdik. Konya’da 2016-2017 yıllarında 520 genç girişimciye 15.6 milyon lira hibe sağladık.” diye konuştu.
 

İnceden Çoban ve Çiftçi borcu vaadi

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçilmesi durumunda çiftçi borçlarının faizlerini sileceğini, hayvan ilaçlarını devletin üreticiye bedava vereceğini ve çobanların sigorta primlerini devletin ödeyeceğini söyledi.
İnce, Van Beşyol Meydanı'nda düzenlenen mitingde, Türkiye'de turizmi belli aylara değil, yılın tamamına yayacaklarını, yapacakları yatırımlarla yılda 60 milyon turistin gelmesini sağlayacaklarını belirtti.
İnsanları Kürt, Türk, Alevi, Sünni, sağcı, solcu diye ayırmadığını ifade eden İnci, herkesi sevdiğini, kucakladığını, bundan dolayı Türkiye'nin en zengin adamı olduğunu söyledi.
Ülkenin genç nüfusa sahip olduğunun altını çizen İnce, "Almanya'nın yaş ortalaması 40, İsveç'in 45, Türkiye'nin 29. İşte en büyük servet bu. Türkiye'nin en büyük serveti genç nüfusudur. Çocuklarımızı iyi eğiteceğiz, iyi doktorlar, mühendisler olacaklar. Doların yükselmemesi, faizlerin düşmesi yoksulluğu kaldırmamız için büyük değişikliği birlikte gerçekleştireceğiz. Yeni dönemde barışacağız. Önce barışacağız." diye konuştu.
"Türkiye'nin bir Kürt sorunu var. Bunu nasıl çözeceğiz? Kürt sorunu bir demokratikleşme, özgürlük, kültürel, ekonomik ve aynı zamanda bir siyasi ahlak sorunudur." diyen İnce, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bunu çözeceğini ifade etti.
"Çiftçinin borcunun faizlerini sileceğimizi herkesin bilmesini istiyorum. En düşük emekli maaşı 1500, asgari ücret 2200 lira olacak. Engellilerin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. İnsanlara kullanılan ilaçların önemli bir kısmını devlet bedava veriyor. Bir de hayvanlara ilaç kullanıyoruz. İnsanlara 100 liralık ilaç kullanıyorsak, hayvanlara 5 liralık kullanılıyor. Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanlığında hayvanların ilacını devlet bedava verecek. Çobanlarımızı desteklememiz lazım. Bütün çobanların sigorta primlerini devlet ödeyecek. Kimseyi ayırmayacağız. Başörtülü kardeşlerimize 'İnce cumhurbaşkanı olursa devlet dairesine giremezsin.' diyorlar. Türkiye'nin en ucundan sesleniyorum; başörtülü kardeşlerim kandırılma, ister evinde, ister sokakta, istek devlet dairesinde nerede istiyorsan tak."dedi.
 

Yerli Çoban Sıkıntısı Afganlılara İstihdam Sağlıyor

Ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olan tarım ve hayvancılık sektöründe son zamanlarda baş gösteren çoban sıkıntısı sektörü olumsuz yönde etkiliyor.
3 ile 5 bin TL arasında maaş artı sigorta, ayrıca yiyecek, içecek ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen yerli çoban bulamayan üreticiler, kapılarını Afganistanlılara açtı.
Çobanlık mesleğinin hayvancılık sektörünün olmazsa olmazı, vazgeçilmezi olduğuna dikkat çeken Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, artık kimsenin çobanlık yapmak istemediğini söyledi. Özellikle yeni nesilde bu mesleğe karşı aşırı antipati olduğunu vurgulayan Aktürk, köyden kente göçün de artması ile çobanlık mesleğinin yok olmayla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

“Ülkemizde ciddi anlamda bir çoban sıkıntısı var”
Türkiye'de olduğu gibi Aksaray’da da ciddi anlamda çoban sıkıntısı olduğunu belirten Aktürk, “Hem ilimizde hem ülkemizde gerçekten ciddi bir çoban sıkıntısı yaşanıyor. Yeni nesil çobanlık yapmak istemiyor. Şu anda kendi milletimizden çobanlık yapanlar 60-70 yaşlarında. Onlar da bu işi bıraktıktan sonra gerçekten yerli vatandaşlarımızdan çoban bulamayacağız. Onun yerine Afganistan’dan göçen Özbek kardeşlerimiz bu işe soyundular. Özellikle büyükbaş işletmelerinde yoğun olarak çalışıyorlardı. Şimdi küçükbaş işletmelerde de hayvanlarımızı meralarda otlatmak için Afganlı kardeşlerimizi kullanıyoruz. Türk insanının ekonomik seviyesinin iyileşmesi ve köylerde yaşamamak istememesi, şehirlere göçün artması bu sektörün yapılmamasının en önemli etkenlerinden bir tanesi. 3-4 bin lira maaş almasına rağmen bu işi yapmak istemiyorlar. Herkes çocuğunu okutmak, mühendis olsun, avukat olsun, doktor olsun istiyor. Eğer okutamazsa da ‘meslek sahibi olsun’ diyor. Ama hiç kimse çocuğunun çoban olmasını istemiyor” dedi.
“Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya”
Mesleğin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Aktürk, “Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya. Küçükbaş hayvancılığın yaygınlaştırılması, sayısının, verimin, üretimin artırılması, Türkiye’deki et açığının kapatılması için küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi lazım. Biz de bunun için gayret gösteriyoruz. Ama çoban bulamazsak, bu hayvanları işletmelere kapatırsak bu işten para kazanılması mümkün değil. O yüzden çobanlık mesleğinin devam ettirilmesi gerekir diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Severek, isteyerek ve uyumlu çalışıyorlar”
Afganistanlıların severek, isteyerek ve özverili bir şekilde çobanlık mesleğini icra ettiklerine değinen Aktürk, “Afganistan’dan göç eden Özbek kardeşlerimiz, Afgan diyoruz ama bunlar Özbek kökenli, çok daha uyumlu, çok daha mütevazi. Bu işi de biliyorlar, yapıyorlar. Çünkü Türk milletinin genlerinde çobanlık var. Biz Anadolu’nun düzlüklerine Orta Asya’dan koyunlarla, keçilerle geldik. Bunlar da Orta Asya’dan geldiler. Bu işi zaten orada da yapıyorlardı. Severek, isteyerek yapıyorlar, uyumlu da çalışıyorlar. Bizim insanımız da misafirperverdir. Hem maaşlarını düzgün ödüyorlar. Barınmalarını temin ediyorlar, yiyecek içeceklerini veriyorlar. Herkes memnun” diye konuştu.
“Bu insanların çalışma izinleri çözülmeli”
Afganistanlı işçilerin çalışma problemi olduğunun altını çizen Aktürk, bu sorunun sektör için giderilmesi ve bir çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kardeşlerimizin çalışma izinleri noktasında sıkıntılar var. Bunların giderilmesi lazım. Eğer çalışma izinleri noktasında sıkıntılar çözülmezse bu iş bizi de etkileyecek. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiricisini çok ciddi anlamda etkileyecek. Suriye’den gelen misafirlerimiz de var. Onlardan da ufak tefek olsa çobanlık mesleğine başlayanlar oldu. Bir şekilde bu işi sürdürmek istiyoruz. Çobanlık mesleğinin devamı için de inşallah bu kardeşlerimizin önü açılır diye düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’ye çalışıp para kazanmaya geldim”
Afganistan’da yaşayan ve ailesine maddi gelir sağlamak için Aksaray’a gelen 24 yaşındaki Afganistanlı Aziz Özbek, “5 ay önce geldim ve burada çalışmaya başladım. Kendim Afganistanlıyım. Buraya çalışmak için geldim. Çobanlık, hayvancılık, büyükbaş, küçükbaş işi yapıyorum. Türkiye’ye geldiğimize çok seviniyoruz şu anda. Türkiye bizleri bırakmadı. Memlekette iş yok, plan yok. O yüzden para kazanmak için buraya geldik. Ailemin hepsi Afganistan’da. Kazandığım parayı oraya gönderiyorum. Buradan aldığımı da oraya gönderiyorum, kendileri yemek, içmek için kullanıyorlar” dedi.
“Yerli çoban yetişmiyor, Afganlılarla çalışıyoruz”
Hayvan üreticisi Ahmet Erkek ise, yerli çobanın yetişmediğini belirterek, “Türkiye’de yerli çoban bulma şansımız yok. Yetişmiyor çünkü. Yerli çobanlar yetişmediği için şimdi Afganlılar ile çalışıyoruz. Yerli çobana 3 bin lira da aylık versen azımsıyor. Sigortasını yapıyorum, 3 bin lira aylık veriyorum ama yine gelmiyor adam. ‘Ben yatacağım’ diyor, ‘bana devlet bakıyor’ diyor. Onun için biz de Afganlılarla çalışıyoruz. Ben şu anda üç tane Afganlı çoban çalıştırıyorum. Memnunum, Allah razı olsun. Afganlılara da 3 bin lira maaş veriyoruz. Yemesi, içmesi hep bize ait. İzinleri de var. Yerliler çalışmayı istemiyor. Zenginlemişlerdir belki de” ifadelerini kullandı. Kaynak:İHA
 
 
 

Çobanlar İftarda Buluştu

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ( TÜDKİYEB) kuruluşundan bugüne kadar geçen 11 yıllık süreçte ilk defa Ankara’da Çobanlar iftarı düzenledi. İftar programına; Milletvekilleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bürokratları, Sivil Toplum Örgütlerinin Başkanları, Birlik başkanları ile Türkiye’nin dört bir yanından çobanlar katıldı.

İftar programında ilk olarak TÜDKİYEB’in tanıtım filmi gösterildi. Filmde, TÜDKİYEB’in kuruluş aşaması, kronolojik gelişimi ve çobanlara verdiği hizmetlerin kapsamlı anlatımı yer aldı.  Film gösteriminin ardından kürsüye gelen TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, "Bugün bazılarımızın hayatında belki ilk defa Başkent Ankara’mızı görme fırsatı bulan ve cennet ülkemizin dört bir köşesinden davetimize icabet ederek bizleri şereflendiren çoban kardeşlerimiz ve siz kıymetli misafirlerimize ev sahipliğini yaptığımız bu iftarda bir arada olmaktan son derece mutluluk duymaktayım” dedi.

Başkan Çelik çobanlara atfen yaptığı konuşmasında Peygamberlerin de çobanlık yaptığını hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Peygamber efendimizin bir hadisinde ‘’ “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici, bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.” denilmektedir. Çobanların görevi, her ne kadar sürüsünü yönetmek gibi bilinse de Peygamber efendimizin hadisinde çok derin manalar içermektedir. Buradaki hikmet hem bir tevazu talimi, hem mahlûkatın hissiyatını anlayıp  merhameti öğrenme, hem de insanları sevk ve idarenin ana kriterlerini kavrama olayıdır. Dolayısıyla İnsan olarak tevazu sahibi, yani alçak gönüllü olmalıyız. Basit şeylerden keyif almayı alçak gönüllülük- tevazu- sayesinde ancak başarabiliriz. Aynı şekilde, tevazu sayesinde hayatın zorluklarıyla da mücadele edecek gücü kendimizde buluruz. Alçak kelimesi, gönül kelimesine eklenince inanın çok yüce olur. Alçakgönüllü olan bir kimse ise tevazu sahibi olacağı gibi, insanlara, doğaya, hayvanlara tüm mahlûkata karşı merhametli olur. İşte bu merhametli, bir o kadar da gönlü yüce çoban kardeşlerimizi bugün bir çoğunuzun ilk defa gördükleri Başkentimizde Ramazan ayının feyiz ve bereketin bulunduğu bir iftar sofrası etrafında ağırlamaktan son derece onurluyuz. Yanında huzur bulacağımız gerçek dostlarımız çobanlarımızdır. Onlar, dürüsttür, adildir, anlayışlıdır, cömert ve vatanperverdir.  Her zaman onlarla beraber olmak bizim için en büyük servettir. Çünkü çobanlarımız, küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilir olmasının en temel faktörüdür."

Çobanları Yüreği temiz, kalpleri merhametli, alçakgönüllü, yanlarında huzur bulunan kimseler olarak niteleyen Nihat Çelik sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz çok iyi biliyoruz ki; siz kardeşlerimizin ne gecesi, ne gündüzü, ne hafta sonları, ne de tatilleri vardır. Onun için yılda bir defa olmak üzere ülkemiz genelinde ‘Çobanlar Günü’ ilan edilmesini hedefliyoruz."

Haber: Ali suzi Doğan