Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Çin Malı Tarım İlaçlarında Kanserojen Tehlikesi

Erzurum'da, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Erol Yıldırım, "Çin'de üretilen ucuz tarım ilaçlarındaki maddenin insan ve çevre sağlığı açısından birçok sorun oluşturabileceği düşünülmektedir. Pestisit kullanımının arttığı ülkemizde gelecekte ortaya çıkacak problemlere karşı özellikle çiftçileri uyarıyoruz. Sertifikasız Çin malı ilaçlarda yüksek miktarda kanserojen madde tehlikesi var." dedi.
Üniversitenin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi olan ve yaklaşık 30 yıldır bitki ve böcekler üzerine bilimsel çalışma yapan Prof. Dr. Erol Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya standartlarına uygun olmayan sertifikasız Çin malı tarım ilaçlarında yüksek miktarda kanserojen madde tehlikesinin olduğunu söyledi.
Çin'de üretilip tarım ve halk sağlığı alanlarında kullanılan bu ilaçlarda kanserojen tehlikesinin olduğunu anlatan Yıldırım, "Bu ilaçların kullanımının sürmesi, ülkemizde gelecekte önüne geçilemeyecek sorunları ortaya çıkaracak. Bu tür ilaçlardaki aktif maddedeki saflık oranı yüzde 98'in üzerindedir ama Çin'den gelenlerde maalesef bunu bulamazsınız." diye konuştu.
Yıldırım, kanserin önemli halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayarak, kimyasal mücadelede zararlı, hastalıklı ve yabancı otları yok etmek amacıyla kullanılan ve "pestisit" adı verilen maddelerin saf olarak kullanıldığında bitkiler ve çevre için oldukça zararlı hale gelip kansere sebep olabileceğini kaydetti.
Pestisitlerin aktif, dolgu ve diğer maddelerden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avrupa'dan uluslararası standartlardaki aktif maddenin kilogramı yaklaşık 100 dolara ihraç edilirken Çin'de üretilip sektöre girenler ise 5 dolara alıcı buluyor. Çin'de üretilen ucuz tarım ilaçlarındaki maddenin insan ve çevre sağlığı açısından birçok sorun oluşturabileceği düşünülmektedir. Pestisit kullanımının arttığı ülkemizde gelecekte ortaya çıkacak problemlere karşı özellikle çiftçileri uyarıyoruz. Sertifikasız Çin malı ilaçlarda yüksek miktarda kanserojen madde var."
Bazı çiftçilerin Çin'den gelen sertifikasız ilaçları daha çok ürün elde etmek için gereğinden fazla kullandığına işaret eden Yıldırım, "Denetimsiz ve bilinçsizce kullanılan Çin malı tarım ilaçları insan ve diğer canlıların sağlığını olumsuz yönde tehdit ederken çevrenin kirlenmesine de neden oluyor. Pestisitler deri, ağız ve solunum yoluyla vücuda girerek insanları zehirliyor. Pestisitlerin bitkisel olanları haricindekilerin çoğu kanserojen özelliğe sahip." bilgisini paylaştı.
Prof. Dr. Yıldırım,Türkiye ve dünyada sertifikasız çin orjinli tarım ilaçlarında yüksek miktarda kanserojen tehlikesinin olduğuna dair çokça bilim insanının çalışma ve araştırmalarının olduğunu belirterek, "Bu konuda benim Türkiye'deki birçok üniversitede okutulan 'Tarımsal Zararlılarla Mücadele Yöntemleri ve İlaçlar' gibi isimli çeşitli kitaplarım var. Bu kitaplarda bolca bilgiler dahilinde Çin malı sertifikasız tarım ilaçlarında kanserojen tehlikesinin varlığından bahsetmişiz." dedi.
Devlet Çin'den gelen tarım ilaçlarını yakın takibe aldı
Devletin bu tür ilaçları yakın takibe aldığına işaret eden Yıldırım, "Devlet, son yıllarda Çin'den gelen tarım ilaçlarını mercek altına alıp inceliyor. Bundan sonra bu tarz ilaçlarda 'kanser yapar' veya 'kanserojen özelliğe sahip' şeklinde bilgiler yer alacak." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Yıldırım, bu ilaçların bilinçsizce kullanıldığı ürünleri tüketenlerde sinir sistemindeki tahribatın yanı sıra öğrenme güçlüğü ve hafıza zayıflığı yaşanabileceğini dile getirdi.
"Zorunlu olmadıkça ilaç kullanılmamalı"
Bu tür ilaçların hasada yakın dönemde kullanıldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:
"Zorunlu olmadıkça ilaç kullanılmamalı ve sadece ruhsatlı ve üstün kaliteye sahip sertifikalı ilaçlar kullanılmalı. Pestisitleri, çevreyi ve insan sağlığını koruyacak şekilde kullanırsak geriye dönüşü olmayan zararların önüne geçilmiş ve tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış olur. Böceklere karşı kullanılan ilaçların sadece yüzde birinin hedeflenen zararlıya ulaştığı belirtilmektedir. İlacın geri kalan kısmı çevredeki hedef dışı türleri etkileyerek, toprak, su ve elde edilen üründe kalıntıya sebep olmaktadır, bu nedenle doğal denge bozulmaktadır."
Yıldırım, bazı ülkelerde tehlikeli pestisitlerin kullanılmaması ya da sınırlandırılması yoluna gidildiğini anlatarak, tarım ve halk sağlığı açısından zararlı olan sertifikasız Çin malı tarım ilaçlarının kullanılmamasını önerdi.
 
 

Çin Süt ve Süt Ürünlerini Türkiye'den mi Alacak?

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, resmi ziyaret için gittiği Çin’de Tarım Bakan Yardımcısı Çü Dongyü ile görüştü.
Daniş, başkent Pekin’deki Tarım Bakanlığı binasında Çin Tarım Bakan Yardımcısı Çü ile heyetler arası görüşmede bir araya geldi. Toplantıda, Türkiye’den Çin’e süt ve süt ürünleri, narenciye gibi gıda ürünlerinin ihracatı ele alındı.
Bakan Yardımcısı Daniş, burada yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki tarihi ve ekonomik ilişkilere işaret ederek Çin ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihi İpek Yolu çerçevesinde uzun geçmişe sahip olduğunu ve Türkiye’nin Doğu ve Batı medeniyetleri arasında bulunduğunu vurguladı.
Tarihi İpek Yolu'nun demir ve deniz yoluyla yeniden canlandırılmasını hedefleyen "Kuşak ve Yol Projesi"nin ikili ilişkilerin geliştirilmesi için fırsat olduğunu ifade eden Daniş, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması gerektiğini söyledi.
Öte yandan Daniş, iki ülkenin tarım alanında iş birliğini geliştirmesi ve genişletmesinin önem taşıdığına vurgu yaparak Çin’e kirazın yanı sıra narenciye ve süt ürünleri ihraç etmek istediklerini belirtti.
Çin Tarım Bakan Yardımcısı Çü de coğrafi konumu dolayısıyla Kuşak ve Yol Projesi'nde önemli bir ülke olan Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini dile getirdi.
Çü, iki ülke arasında tarım alanında ortak mekanizma kurulmasının önemine işaret etti.
İkili ticaret hacmine de değinen Çü, Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın çok daha iyi olabileceğini kaydetti. Helal gıdaların Çin'de Müslüman etnik grupların yanı sıra gayrimüslimler tarafından da tüketildiğini belirten Çü, "Türkiye’deki helal gıdalar Çin’e ihraç edilebilir” ifadelerini kullandı.
Çü, Türkiye'yi bu yıl içinde Çin'de düzenlenecek çay ve gıda fuarına da davet etti.
Bakan Yardımcısı Daniş’e Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen eşlik etti. Heyetler arası görüşmeden sonra Daniş, Çinli mevkidaşı Çü'ye seramik tabak hediye etti.
 Kaynak: A.A.
 
 

Çin'e İlk Kez İhraç Edilecekti Seneye Kaldı

Türk kiraz ve vişnesi, ihracatçısına yılın ilk yarısında yüzde 26’lık düşüş yaşatırken, Bursa’da en fazla ihraç edilen ürün grubu kategorisine yerleşti. Öte yandan haziran ayında kirazı incelemek için Türkiye’ye gelen Çin Halk Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı yetkilileri, kiraz ihracatına onay verirken, çiftçi bu yıl mahsulde beklenen kaliteye ulaşılamadı ve Çin’e beklenen ihracat gerçekleştirilemedi. İhracatçı, gelecek yıllardan umutlu.

İhracatçının, bu yıl yaşanan yağmurlar nedeniyle kiraz ürününde ortaya çıkan kalite bozulması ve buna bağlı verim kaybı nedeniyle mevcut pazarların taleplerini bütünüyle karşılamakta zorlandıklarını belirten Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Senih Yazgan, “Çin’e kiraz ihracatında önemli bir gelişmenin bu yıl gerçekleşmesi görünmemekle birlikte, gelecek yıl ve izleyen yıllarda bu ürün bazında önemli bir pazarın kapısının açıldığı söylenebilir” dedi.

Miktarda değer de düştü

Yazgan, 2017 yılı ilk yarısında Türkiye geneli kiraz ihracatının bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 26 düşüşle 37 milyon 759 bin 178 kilo ve değer bazında da yüzde 25 oranında düşüşle 103 milyon 403 bin 449 dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Yazgan, kiraz ve vişne ihracatının ağırlıklı Almanya, Rusya Federasyonu, Hollanda, Avusturya ve Norveç’e yapıldığının bilgisini verdi. Yazgan, “ UYMSİB olarak kiraz ihracatında ise yılın ilk yarısında miktar bazında yüzde 32’lik düşüşle 4 milyon 493 bin 717 kilo ve değer bazında yüzde 24 oranında düşüşle 20 milyon 245 bin 986 dolar gerçekleştirdik. Bursa’da ise kiraz ve vişne, değer bazında yüzde 27’lik düşüşle 19 milyon 92 bin 575 dolar ihracat gerçekleşmesine rağmen 2017’nin ilk altı ayında en fazla ihracat edilen ürün grubu oldu. Kiraz ve vişne grubu ihracatını sırasıyla; 717 bin 128 dolar ile pırasa, 320 bin 491 dolar ile kayısı, 264 bin 113 dolar ile armut ve 204 bin 522 dolar ile ayva izledi” şeklinde konuştu.

Türkiye en çok domates gönderdi

Türkiye geneli yaş meyve sebze sektöründe ilk yarıda yüzde 7 artışla 955,2 milyon dolar ihracat gerçekleştiğini belirten Yazgan, değer bazında en çok domates, limon, kiraz, vişne, mandarin ve portakal ihracatı yapılırken, en yoğun ihracatın Rusya Federasyonu, Irak, Almanya, Romanya ve Beyaz Rusya pazarlarına yapıldığı bilgisini verdi. Aynı dönemde, UYMSİB’nin yüzde 13 düşüşle 46,1 milyon dolar ihracat kaydettiğini ifade eden Yazgan, “Yılın ilk yarısında değer bazında en çok kiraz, vişne, siyah zeytin, domates, yeşil zeytin ve biber ihraç edilirken, Almanya, Hollanda, Romanya, Belçika ve Hong Kong en fazla ihracat yapılan pazarlar oldu” dedi. Senih Yazgan, UYMSİB olarak 2017 yılı ihracat hedeflerinin 120 milyon dolar olduğunu da açıkladı. Yazgan, sektörün önündeki en önemli sorunun ise ürünlerde oluşan kalıntı problemleri olduğunun altını çizdi.

'16 gün soğuk depoda bekletme' şartı avantaj

Birçok ülke ile özel olarak imzalanan kiraz ihracat protokollerine '16 gün soğuk depoda bekletme' şartının eklenmesini de değerlendiren Yazgan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin’le yürütülen karantina protokolü gerekliliğine göre zararlıların taşımının engellenmesi amacıyla 16 gün +4 derecede tutulması, ardından sevki ya da 16 gün belirtilen sıcaklıkta yolda süreci tamamlaması gerekiyor. Kirazın bu süreçte raf ömründe önemli kayıplar ortaya çıkmamasındaki en önemli faktör, hasattan en kısa sürede soğutulması, nihai noktaya kadar bu zincirin korunmasının yanında bu pazarlara gidecek çeşitlerin bilinen çeşitlerden farklı seçilmiş olmasıdır.”

Çin'e İlk Kez İhraç Edilecek!

İki yıldır devam eden görüşmeler anlaşmayla sonuçlanırken 9 firmaya bu ülkeye ihracat izni verildi. Çinliler Türk kirazı ile ağustos ayı başında tanışmış olacak. Hedef ise bu sezon 15-20 ton ihracat yapmak.

Türkiye yılda ortalama 400 bin tonluk üretimle dünyadaki kiraz üretiminin yaklaşık beşte birini karşılıyor. Bu üretimin 70 bin tonu başta Avrupa ve Rusya olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

Uzakdoğu pazarı ise henüz Türk kirazının yeteri kadar giremediği bir pazar. Çin, Japonya ve Tayland gibi ülkelerin özel şartları nedeniyle bu ülkelere şimdiye kadar hiç ihracat yapılamazken, Singapur, Hong Kong ve Malezya’ya ise ufak miktarlarla da olsa ürün gönderimi yapılabiliyor.
 

Yıllık 100 bin ton ithalat ile kiraz açısından en önemli pazarlardan birisi olan Çin’e ise artık ihracat kapısı açıldı. 2015 yılında yapılan G20 zirvesi sırasında iki ülke arasında başlayan görüşmeler aradan geçen dönemde heyetlerin çeşitli temaslarının ardından anlaşma ile sonuçlandı.

Çin hükümeti yaklaşık 10 gün önce, kayıtlı bahçesi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisleri olan toplam 9 Türk firmasına kendilerine ihracat yapabilmesi için resmi yetki verdi.İhracat yapma yetkisi alan firmalardan Alanar Tarım Genel Müdürü Hamdi Taner, haberturk.com’a

yaptığı açıklamada, Çin’e ihracatın çok önemli bir gelişme olduğunu ve sektöre büyük bir kapı açabileceğine dikkat çekti. Çin’e kiraz ihracatının çok büyük bölümünü ABD ve Şili’nin yaptığını anlatan Taner, doğru bir strateji ile Türkiye’nin yaz dönemi ihracatında ABD’nin yerini alabileceğini belirtti.

Bu ülkeye ihracat yapabilmek için bazı şartların gerekli olduğunu ve şimdilik 9 firmaya yetkinin verildiğini anlatan Taner, şöyle konuştu:

Hedef ABD'nin Yerini Almak

“Öncelikle kirazların Türkiye’de 16 gün soğuk hava deposunda 1 derecenin altında kalması gerekiyor. Bu uygulamanın amacı meyvenin içinde meyve sineği veya larva varsa ölmesi. Türkiye’de böyle bir risk olmasa da Çin zorunlu tutuyor ve bu zararlıların riskini almak istemiyor. İhracat ancak bundan sonra gerçekleşecek.

Biz ilk ihracatı Ağustos ayı başında gerçekleştireceğimiz tahmin ediyoruz. Firma olarak bu sezonda 5-6 ton ihracat yapabileceğimizi düşünüyoruz. Diğer firmalarla birlikte toplamda 15-20 ton arası ihracat olabileceğini tahmin ediyorum.”

Çin pazarı için uzun yıllardır hazırlık yaptıklarını ve buna uygun deneme üretimleri gerçekleştirdiklerini anlatan Taner, “Türkiye’de en çok ihraç edilen kiraz cinsi Ziraat 900. Bunun yanında daha dayanıklı olan Regina ve Royal King çeşitleri de var. Hepsinden göndereceğiz.

İlk yıla bir deneme gibi bakıyoruz. Asıl olarak önümüzdeki seneden itibaren ağırlık vereceğiz. Türk firmaları olarak hedefimiz Çin pazarına her yıl yaz döneminde 40-50 bin ton kiraz ihraç eden ABD’nin hegamonyasını kırmak ve Çinlileri Türk kirazına alıştırmak” dedi.

 

Çin’in Gözü Türk Kirazında

Çin’den Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine gelen tarım heyeti ilçe merkezi ve köylerinde bulunan kiraz bahçelerinde inceleme yaptı. Heyet, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden kiraz başta olmak üzere çeşitli tarım ürünleri hakkında bilgi aldı.

Türkiye ile Çin arasında yapılan ticaret hacminin arttırılması çalışmaları kapsamında ülkemizden Çin’e yapılacak kiraz ihracatı öncesi ülkemize gelerek incelemelerde bulunan üst düzey Çin heyeti ilçemizde bulunan kiraz bahçelerinde inceleme yaptı. Çanakkale bölgesinde değişik tesisleri gezen heyet özellikle ziraat 900 kiraz çeşidi için önemli bir üretim kapasitesi olan Bayramiç’in değişik bahçelerinde incelemelerde bulunup, Tarım Müdürlüğü teknik elemanlarından bilgi aldı. Çin Heyetiyle birlikte Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Cahit Uydaş, Tarım Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı uzmanları ve teknik elemanların katıldığı çalışmalar olumlu bir havada geçti.

Konuyla ilgili bilgi veren İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, “Çin dünya genelinde tarımsal ürün açısından çok büyük bir pazar. Biz de Çanakkale olarak kiraz başta olmak üzere tüm tarım ürünlerimizin kalitesine güveniyoruz. Yapılan bu üst düzey ziyaret Çin ile ilişkilerimizin olumlu yolda ilerlediğini gösteriyor. İlk olarak kiraz ile Çin pazarına girersek, ardından Bayramiç Beyazı ile ilgili çalışmalara başlayacağız. Çin’in kültüründen damak tadına kadar her şeyi değerlendiriyoruz. Üreticimizin önünü açmak için tüm personellerimle birlikte seferber olduk. İlimiz ve Ülkemiz için yeni fırsatlar oluşturma çabası içerisine girdik” dedi.
 

Çin'i Pazar Yapmanın Yolları Aranıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 1.3 milyar nüfuslu Çin pazarına peynir, süt tozu, meyve ve sebze satmanın yollarını arayacaklarını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de 190’ın üzerinde peynir çeşidi bulunduğunu belirterek, “190’ın üzerinde peynir çeşidi olan bir ülkenin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” dedi. Çelik, Çanakkale’de düzenlenen Ulusal Peynir Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, süt ve süt ürünlerinin tarımın en önemli alt sektörlerinden olduğunu vurguladı.

Her şeyin modasının geçtiğini, çağların değiştiğini fakat ne olursa olsun tarımın öneminin hiçbir zaman değişmediğini anlatan Çelik, “Türkiye’de 19 milyon ton süt üretimi gerçekleşiyor. Bunun yarısı, yaklaşık 9 milyon tonu sanayide işleniyor ve 5 milyon ton sütle de 660 bin ton peynir elde ediyoruz. Bu çalıştay, bu kapsamda çizebileceğimiz potansiyelimiz açısından son derece önemli. 46 bin ton peynir ihracatı, 10 bin ton da peynir ithalatı gerçekleştiriyoruz. İhracatımızla 150 milyon dolarlık bir değer elde ediyoruz” dedi.

Çelik, potansiyele göre ihracatın yeterli düzeyde olmadığına dikkati çekerek, “Bu potansiyelin daha çok ihracat, pazarlarda daha çok yer alması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. 190’ın üzerinde peynir çeşidi olan Türkiye’nin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını da tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” ifadelerini kullandı.

Bu konuda markalaşmanın önemine değinen Çelik, ürünlere coğrafi işaretleme yapılması için zaman kaybedilmemesi gerektiğini bildirdi. Kimyasallarla fazla haşır neşir olan toprağın sofralara yansımasının, insanları hastanelere taşıdığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti: “Bu çerçevede, Peynir Üretim Tebliği’ni 2015’te yayınladık. Geçtiğimiz ayda da çiğ sütün marketlerde nasıl satılabileceğiyle ilgili bir tebliğ yayınladık.”

Çin’i pazar yapmanın yöntemleri aranacak

Tarıma bakışta değişime ihtiyaç olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık uluslararası pazarlarda, ekmek ağızda değil, aslanın midesinde. Oradan da pazar payı alacaksınız. Nasıl alacaksınız? Peynir, süt, süt tozu, bitkisel ürünler, meyveler, sebzeler, nasıl dünya pazarlarında nasıl yer alacak? Yer alabilmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak iş forumları başlattık ve 6 ülkeyle iş formu yaptık. Nedir iş forumu? Gidiyorsunuz İran’da 250-300 işadamımızla, onlardan da 250-300 işadamı katılıyor ve birlikte imkanlarınız neyse konuşuluyor, paylaşılıyor ve bağlantılar kuruluyor. Bu iş forumlarının sonuncusunu Afrika kıtasıyla yaptık.”

Afrika’nın tarımda çok geride olduğunu ve Türkiye’nin deneyimlerine ihtiyaç duyduğunu aktaran Çelik, “Afrika ülkelerine eğer bizim iş adamlarımız, el atabilse hem üretim hem pazara mal sürme konusunda son derece büyük imkanlar var. Üretebilirsiniz ama pazarınız yoksa bir şey ifade etmez” dedi.

Çelik, mayıs ayı içinde Çin’e gideceğine de değinerek, Çin pazarına süt tozu, meyve ve sebze vermenin yollarını arayacaklarını söyledi.

KAYNAK: dünya.com