Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Emeğin Yerini Robot Alacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş,  robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Edirne'nin İpsala ilçesinde belediye tarafından yaptırılan 20 bin tonluk lisanslı depoculuk ve özel bir tekstil fabrikasının temel atma törenine katıldı, Keşanilçesinde ise ticaret ve sanayi odası ile ticaret borsası yöneticileriyle toplantıda bölgenin sorunlarını dinledi.
Keşan Ticaret ve Sanayi Odası salonunda gerçekleşen toplantıya, Mehmet Daniş'in yanı sıra Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Ak Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, Ak Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık ile oda ve borsa yöneticileri katıldı. Mehmet Daniş, toplantıda yaptığı konuşmada, robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var. Acaba bunları mevcut müfredat içerisinde 4 yıllık liselerde mi modellemek lazım ya da bazı merkezler oluşturularak, eğitimler de verilebilir. Bakanlık olarak TAGEM bünyesinde bunun üzerine çalışıyoruz" dedi.
Daniş “Et Açığımız Var”
Türkiye'nin et ithalatı yaptığını hatırlatan Daniş, "Et açığımız var. Oysa biz dişi hayvanımızı, anaçımızı çoğaltabilsek. Bizim yaklaşık 5 buçuk milyon anaçımız var. Bunu 6 buçuk-7 milyon yaptığımız an bizim et ithalatımız biter. Dişi buzağı ölümleri ve dişi hayvanların kesilmesi, bunlarla ilgili hassasiyetimiz var. Maalesef birçok sahte raporla hayvanların kesildiği bize rapor ediliyor. Bunu zorlaştırmaya çalışıyoruz"  Mehmet Daniş, toplantının ardından Keşan'dan ayrıldı.
 

Rusya'ya Domates İhracatı Başladı

Rusya'nın Türkiye'den alımını 2 yıl boyunca durdurduğu tarım ürünlerinden biri olan domateste yasağın kalkmasının ardından onay alan iki firma daha Rusya'ya ilk ihracatını bugün gerçekleştirdi. Manisa Salihli'de yer alan iki serada üretilen domatesler özel ambalajlar ile Rusya'ya gönderildi.
Manisa’nın Salihli ilçesinde topraksız iki serada üretilen domateslerin Rusya’ya ihracatı başladı.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi’nin, Türkiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı garantisi altında Rusya’ya domates gönderme iznini vermesinin ardından, Salihli’deki topraksız serada domates üreten Lider Gıda ve Bostan Tarım, domates ihracatına başladı.
Salihli’den, Rusya’ya domates ihracatının başladığını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Demir, "Rusya Federasyonu’na domates ihracatı konusunda Bakanlığımız ve Rusya Federasyonu Federal Veterinerlik ve Bitki Karantina Servisi yetkililerince daha önce Lider Gıda ve Bostan Tarım’a ait ilçemizdeki domates seralarında yapılan denetimlerin ardından, iki seraya Türkiye Cumhuriyeti’nden Rusya Federasyonu’na domates ihracatına izni verilmiş olup, Müdürlüğümüz İnspektörlerince kontrol ve denetimleri yapılan domateslerin Rusya Federasyonu’na ihracatları başlamıştır. İhracat başta Salihli olmak üzere, tüm ülkemize hayırlı olsun" dedi.
 

DSİ Kanunu Tasarısı Tarım Komisyonu'nda Kabul Edildi

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarıya göre baraj, gölet ve kanal gibi su yüzeyleri ile rezervuar alanında azami su kotu ile işletme kotu arasında kalan yerlerde güneş enerji sistemlerinin kurulmasına yönelik DSİ Genel Müdürlüğüne gelen taleplerden uygun görülenleri bedeli karşılığında kiralamak, DSİ'nin görevleri arasına ekleniyor.
DSİ Genel Müdürlüğünün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor. Böylece, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile sulama faaliyetlerinin birlikte yürütülmesi ve bu hizmetlerin kamusal faydasının artırılması hedefleniyor.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin görev ve yetkilerini yerine getirmek üzere DSİ bünyesinde yeni hizmet birimleri kurulacak; genel müdür yardımcısı sayısı dörtten beşe çıkarılacak.
DSİ Genel Müdürlüğü, yargı harçları dahil her türlü harçtan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden; görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden damga vergisi ve gelir vergisinden ve paydan; sahip olduğu bina, arsa ve araziden dolayı bina ve arazi vergisinden; görevlerin ifası için gerekli olup ithal edilecek binek araçları hariç motorlu vasıtalar ile motorlu, motorsuz makine, cihaz, araç-gereç ve bunların yedek parçalarının her türlü vergi ve harçlarından muaf olacak.
SU KAYNAKLARININ TAHSİSİ
İlgili kanunların verdiği yetkiye istinaden su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tahsis, kira, ruhsat gibi işlemlerinde DSİ'nin görüşü alınacak. Bu durumda, DSİ tarafından ayrıca tahsis işlemi yapılmayacak.
Genel Müdürlüğün görev ve sorumluluklarının yerine getirilmesinden dolayı haklarında ceza davası açılmış olanların; vekalet verdikleri avukata ödedikleri ücretler ile davayla ilgili yaptıkları masraflar, kesinleşmiş mahkumiyet kararı halinde geri alınmak kaydıyla karşılanabilecek.
ARAZİ TOPLULAŞTIRMA
Tasarıyla, arazi toplulaştırılması yapılacak.
Buna göre; arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi olmayacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri muhtevasında yapılacak duyurular, DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresinin internet sayfalarında ve ayrıca köy veya mahalle muhtarının çalışma yerinde 30 gün süreyle ilan edilecek.
DSİ veya proje idaresi, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek veya kamulaştırabilecek.
Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden satılacak.
SULAMA İŞLETMELERİ
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, sulama kooperatiflerini denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak DSİ'nin yetkisinde olacak.
DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri, DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Sulama tesislerini devralan idareler, bu tesislerin inşa maksatlarına uygun olarak işletme, bakım ve onarım hizmetlerini yapmakla, bu tesislerin proje alanında DSİ tarafından gerekli görülen sulama ve drenaj maksatlı ilave yapıları projelendirip inşa etmekle, tesislerin rehabilitasyonunu yapmak veya yaptırmakla, sulama tesisinden faydalananlardan alınacak su kullanım hizmet bedelini belirlemekle görevli olacak.
Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilecek.
Genel Müdürlüğün mühendis kadrolarına ilk defa açıktan atanacak personel, KPSS (B) Grubu puan sırasına göre her bir unvan için boş kadro sayısının dört katına kadar çağrılacak adaylar arasından Genel Müdürlükçe yapılan sözlü veya uygulamalı sınav başarı sırasına göre atanacak.
 
 
 

Bakan Fakıbaba'dan "Erken Destek" Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen tarımsal desteklemelerin bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da erken ödenmesinin planlandığını bildirdi.
Fakıbaba, Türkiye'nin verimli tarım arazileriyle dünyanın en önemli gıda üretim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.
Ülkenin tarım alanlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapmayı planladıklarını ifade eden Fakıbaba, bu anlamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi daha fazla rahatlatmaya çalıştıklarını belirtti.
Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmelerin ardından, çiftçiye ödenen tarımsal desteklemelerin tarihinde değişikliğe gittiklerine dikkati çekti.
Bu yıl şubat ayında yaptıkları destekleme ödemelerini gelecek yıl da erken ödemeyi planladıklarını vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Tarımsal desteklemeler eskiden altıncı ve yedinci aylarda verilirdi, bu yıl şubatta verildi, seneye de aynısını yapacağız. Her gittiğim yerde çiftçi arkadaşlarım 'Allah razı olsun, biz eskiden haziranda, temmuzda bu destekleri alırken, şimdi şubat ayında alıyoruz' diyor, teşekkür ediyorlar. Allah'ın izniyle, çiftçi kardeşlerim benim ailem. Yani gıda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kim varsa benim ailem. Tabii 81 ilimizdeki her vatandaş benim kardeşim ama açık konuşmam gerekirse özellikle benim ailem bunlardır."
"Sürekli hizmet talimatı alıyoruz"
Fakıbaba, çok yoğun bir tempo ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek yürütülecek çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Fakıbaba, mümkün olduğunca da üretici ve tüketiciyle yüz yüze görüşme gayretinde olduklarını söyledi.
Fakıbaba, görevini en iyi şekilde sürdürmenin gayretinde olduğunu vurgulayarak, "Bütün halkımızın emrindeyiz ve hizmetkarıyız. AK Parti'den almış olduğumuz talimat budur. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan sürekli hizmet talimatı alıyoruz. Haftada en az üç yere gidiyorum, gerekli çalışmaları yapıyorum. Yapabileceklerimiz için söz veriyoruz, yapamayacaklarımız için ise özür diliyoruz. İnşallah her geçen gün daha iyiye doğru gidiyoruz." diye konuştu.
Şanlıurfalı çiftçilerden Mehmet Nuri Albayrak da desteklemelerin erken ödenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftçinin arazisini daha rahat ürüne hazırlayabildiğini anlatan Albayrak, "Desteklemenin erken ödenmesi çiftçi açısından önemlidir. En azından zor duruma düşmez. Erken ödenmesi çiftçinin işine geliyor. Dolayısıyla ister istemez zor durumda kaldığı dönemlerde erken aldığı ödeme sayesinde kendini daha rahat hissediyor. Tarla bakımını ve arazi sürümünü daha iyi yapıyor. Bu dönemde verilmesi çiftçilerimizi memnun etmiştir." şeklinde konuştu.
Çiftçi Hüseyin Öztürk ise erken ödemeler sayesinde borçlanmadan arazilerine bakım yapabildiklerini söyledi.
Desteklemenin erkene çekilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürk, emeği geçen hükümet yetkililerine teşekkür etti.
 

Son 15 Yılda Hayvancılığa Yaklaşık 25 Milyar TL Destek Sağlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvancılık alanında yapılan yatırımlardan bahsederek, “son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek veridi” dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki bir otelde Sakarya tarım sektörü raporu sunumu ve çiftçi eğitim sertifika dağıtım törenine katıldı.
Hayvancılık alanındaki yatırımlardan bahseden Bakan Fakıbaba, "Yediğimiz her gıda bizim sağlığımızı en yakından ilgilendiriyor. Destekleme politikalarımızı dahi üreticileri esas alarak değiştirdik. 'Üretici kazanmazsa hiç kimse kazanamaz' dedik. Bu zamana kadar toplam 110 milyar TL nakit hibe verdik. Bu yıl 14 buçuk milyar TL bütçemiz mevcut, önümüzdeki yıl bunun 19 buçuk milyar olması için gerekli çalışmaları başlattık. Son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek verdik. Elimizde TİGEM’leri çok etkili şekilde kullanacağız. Organizasyonlarda bazı sıkıntılar olsa da bu sorunları çok hızlıca aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
"Vatandaşımızın yaşam kalitesini artıracağız"
Bakan Fakıbaba, Türkiye'deki tarım ve hayvancılık çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin büyümesinde çiftçilerin büyük katkısı olduğunu söyleyen Fakıbaba, şöyle devam etti:"Sofralarımızda tükettiğimiz her gıdada çiftçilerimizin alın teri ve emeği vardır. Yaz kış demeden üretim yapan fedakar Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir. Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın 7. büyük tarım gücü haline bu arkadaşlarımızla geldik. Bu topraklar ilk kez tarımın yapıldığı topraklardır. Bu sebeple Anadolu tarımda çok özel bir yere sahiptir. Türk tarımına ve çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği her zaman sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Çiftçimizi gerçekten yaptığımız projelerin merkezine aldık."
"Kırsalda iyi yaşam sağlayacak, şehre göçü önleyeceğiz"
Bakan Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan Türkiye'nin kalkınamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kalkınma yerelden başlar ve yerel her şeyi bilir. Bugün burada çıkan raporun özetini okudum ve bu çalışmayı yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Maddeler çok hızlı şekilde yapılabilecek şeyleri barındırıyor ama yapamıyoruz. Sanırım bunda benimde sorumluluğum var. Kırsalda iyi yaşamı sağlayacak ve şehre göçü önleyeceğiz. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttıracağız. Bu bağlamda eski bir belediyeci olarak bu yetkileri yerel yönetimlere vermiş olsak çok daha hızlı olarak sorunların çözüleceğini inanıyoruz."
"Talep olmayan ürünleri üretmemeliyiz" 
"Özellikle et ithalatına baktığımızda görüyoruz ki en fazla besicilikle uğraşmışız. Ülkede 1 milyon düve eksiğimiz var ve düve üreten insanlara hayranlıkla bakıyorum. Et eksiğimizin ve et fiyatlarının yüksek olmasının sebebi olan düve eksiğimizi karşılamak için çalışan 

Bakan Fakıbaba Katar’da Süt Üretim Tesisini Gezdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Katar'da Baladna Süt Üretim Tesisini gezdi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" kapsamında Doha'da bulunan Fakıbaba, yaklaşık 8 bin büyük baş hayvanı barındıran Baladna Süt Üretim Tesisi ve çiftliğini ziyaret etti.
Fakıbaba'ya, Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer ile iş adamı Ömer Seyfi Aktülün eşlik etti.
Bakan Fakıbaba, burada AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tesisleri çok beğendim. Katar'ın ihtiyacını karşılaması önemli. Katar'da Türk yatırımcı iş adamlarımızın da katkıları ile önemli atılımlar gerçekleşmesi memnuniyet vericidir." ifadelerini kullandı.
Baladna Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mutez Hıyat, Bakan Fakıbaba ve beraberindekilere, tesis ve üretim hakkında bilgi verdi.
Söz konusu şirket, Katar'ın süt ve süt ürünleri ihtiyacının büyük bir kısmını karşılıyor.
Şirket geçen hafta Katar'a ABD'den 3 bin 200 büyük baş hayvan ithal etmişti. Şirketin 2019 yılı itibarıyla inek sayısını 20 bine çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor.
Daha önce süt ve süt ürünleri ithalatını daha çok Suudi Arabistan'dan sağlayan Katar bu şekilde Körfez ülkelerinin uyguladığı ablukanın etkilerini kırmaya çalışıyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin, 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka uygulamaları, Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.
 

Kazık Değil, Güvenilir Gıda

TBMM'de verilen soru önergesi, organik tarım sektöründe yapılan denetimlerin ciddiyetini ortaya koydu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, organik ürünlerin satışının yapıldığı dükkân, süpermarket/hipermarket vb. mağazalar ile semt pazarlarında yapılan denetimler sonucunda son üç yılda organik tarım mevzuatına aykırı davrandığı tespit edilen, organik ürün üreten ve pazarlayanlara 509 bin TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in organik ürün satışı yapılan yerlere ve ürün satışının denetimine ilişkin soru önergesini yanıtlamak üzere yapılan açıklamada denetimlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri kontrol görevlilerince yapıldığı belirtildi.
Verilen para cezası ne ifade ediyor?
Denetimler sonucu verilen para cezalarının bir bölümü, organik tarım ile ilgisi olmayan, organik ürünlerin popülerliğinden faydalanarak tüketiciyi yanıltmaya çalışan, organik adı altında konvansiyonel ürün pazarlayan kişi veya firmalara kesildi. Söz konusu cezaların bir kısmı ise sadece sahtekarlık ve hile yapan üretici veya pazarlamacılara değil, belgelendirme ve bildirim gibi konularda çeşitli kusurlara yönelik verilen cezalardı.
Bakanlıkça yapılan denetimler sonucu kesilen cezalar, gıdada kontrol ve denetim mekanizmalarının ne denli gerekli olduğunu ve organik sektöründeki denetimlerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2011 – 2016 yılları arasında İl Müdürlüklerince organik tarım mevzuatları çerçevesinde çiftçi, firma, pazar ve satış yerlerinde 30 bin 80 ayrı denetim yapıldı. Bu sayı yılda ortalama 5 bin denetim anlamına geliyor. Sonuç olarak son üç yılda yapılan yaklaşık 15 bin denetimde kesilen toplam cezanın 509 bin lira olması, cezaların yüksek meblağlar olduğu göz önüne alındığında, sahtecilik yapan veya kusurlu bulunan üretici ve satış noktasının az olduğunu ortaya koyuyor.
Haksız yargılar!
Fakıbaba'nın yanıtının, bazı medya kuruluşları tarafından organik üretimin güvenilir olmadığı şeklinde yorumlanıp, "organik kazık" başlıklarıyla yansıtılması da tüketiciyi yanlış yönlendirip kafa karışıklığına neden oluyor. Oysa şu sorulara vereceğimiz yanıtlar, haksız yargıları ve kafa karışıklığını giderebilir: Hiçbir denetimin yapılmadığı ya da hiçbir cezanın kesilmediği bir gıda sektörü mü daha güven verici, yoksa İl müdürlükleri tarafından hem üreticilere, hem pazarlama noktalarına yönelik yapılan habersiz denetimlerde hile yapanların tespit edilip cezalandırıldığı bir gıda sektörü mü?
Yapılan denetimlerde kesilen cezaların bir bölümünün organikle ilgisi olmayan ve organiğin adını kullanan sahtecilere yönelik olması, tüketicilere de sorumluluk yüklüyor. Alışverişlerde her organik denilene kanmamak, ambalajlı ürünlerdeki etikette bakanlığın organik tarım logosu ile sertifika firmasının logosunu aramak, taze sebze meyve gibi tezgahtan satılan ürünlerde ise organik sertifikayı ve faturasını sormak gerekiyor.
Denetimler nasıl yapılıyor?
Ekolojik (organik, biyolojik) tarım -en basit tabiriyle- üretiminde ve işlenmesinde insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar, işlemler ve yöntemler kullanılmayan üretim şeklidir. Türkiye'de ekolojik tarım sektörüne yönelik uygulamalar ve kurallar, 5262 sayılı "Organik Tarım Kanunu" ve "Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik" ile belirlenmiştir. Ülkemizde organik tarım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bu yönetmelik hükümlerine uymak zorundadır. Bu konudaki denetimler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifika kuruluşlarınca ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından haberli/habersiz şekilde gerçekleştirilmektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, sayısı 30'u aşan kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, çiftliklerde ve üretimin her aşamasında haberli ve habersiz denetimler yaptıktan, ürünlerden numune alarak laboratuar analizleri yaparak ekolojik ürünlerde yönetmeliğe aykırı herhangi bir maddenin kullanılmadığından emin olduktan sonra ekolojik ürün sertifikasını veriyor. Her üreticinin üretimine yönelik tohum, fide, yetiştirme teknikleri, kullanılan organik sertifikalı gübreler ve preparatlar, arazi, depo, hasat ve stok verileri kayıt altında tutuluyor; her bir parti satış çiftlikten satış noktasına kadar ayrıca belgelendirilerek tam bir izlenebilirlik sistemi uygulanıyor. Tüm ekolojik ürünlerin bu sıfat ile işlenmesi, taşınması, depolanması, etiketlenmesi ve pazarlanabilmesi için süresi geçerli organik ürün sertifikasının bulunması gerekiyor.
Organik üreticiler zorlu şartlara rağmen vazgeçmiyor
Denetimlerde kesilen cezaları, organik sektörün güvenilir olmadığı şeklinde yorumlamak, her geçen gün yaygınlaşan bütün bir organik ürün sektörünü ve sayısı 70 bine yaklaşan dürüst organik tarım üreticisini zan altında bırakıyor. Aynı zamanda üreticilerin maddi-manevi zarara uğramasına neden oluyor.
Ayrıca, organik üretimin yaygınlaşması ve herkesin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için çabalayan, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve organik pazar açarak vatandaşları sağlıklı ürünlerle buluşturan yerel yönetimlerin emeğini değersizleştiriyor.
Olumsuz örnekler sektöre maledilmemeli!
Her üretim ve hizmet sektöründe kötüye kullanmalar, hatalar, kusurlar, gözden kaçanlar vardır. Ama birkaç kişi veya kurum yüzünden koskaca bir sektörü hedef almak, birçok insanın sağlıklı beslenmesinin güvencesi olan bu ürünlere yönelik güveni sarsmak, sektöre, dürüst üreticilere ve sağlıklı beslenmek isteyen tüketiciye zarar verir. Üstelik gerçek ve sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorken, piyasada pek çok ürünün nereden geldiği, içeriğindeki katkı maddeleri, GDO'lu olup olmadığı tartışılırken, tezgâhlar tonlarca zirai ilaç kullanılan ürünlerle doluyken, limiti aşan kimyasal kalınıtılar nedeniyle yurt dışından iade edilen ürünler söz konusuyken, gıda ürünlerinde tağşiş bu kadar yaygınken; talep eden herkesi kapsayacak bir alternatif sunmadan, ekosisteme, toprak, su ve canlı sağlığına verilen desteği, insanlarda haksız yere şüphe yaratarak engellemek, doğa dostu üretim ve kullanım yolunda verilen çabalara zarar veriyor.
Ekolojik tarım sektörünün gelişimi ve yaygınlaşması gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya, ekosistem, toprak ve su kaynağı bırakmak anlamına geliyor. Gerçek belge ve bilgilere dayanarak ve bunları tarafsızca sorgulayıp yorumlayarak yapacağımız tercihler, gelecek nesillerin hayatı demektir

Tarım Bakanı, Çiftlik Bank İddialarını Yalanladı

Tarım Bakanı Fakıbaba, "Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlığının Çiftlik Bank'a hibe verdiği yönündeki iddiaları yalanladı.
"Çiftlik Bank'ın önünde sadece 'çiftlik' olduğu için millet zannediyor ki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bir ilgisi var. Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." diyen Fakıbaba şöyle konuştu:
"Ama bir tek şey var. O da açılışa davet etmişler. Genel olarak her açılışta, 'işlerimiz yoğun, gelemedik' deriz. Öyle bir telgrafımız olmuştur. Bunun dışında Çiftlik Bank nedir? Nasıldır? Ama sonradan bunun gerçekten vatandaşlarımızı kandırdığını anladığımız an ocak ayı içinde Çiftlik Bank'la ilgili savcılığa müracaat etmişiz. 'Bunu araştırın, bir şeyler var' diye. Çiftlik Bank ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ne ilgisi olabilir ? 'Yüzde 30 hibe vermiş', böyle bir şey yok. Tamamen dolandırıcılık. Mutlaka hükümetimiz bu bağlamda çalışmalar yapıyor."
 

Başbakan, Bakan Fakıbaba'nın Şeker Fabrikası Sözlerine Açıklık Getirdi

Başbakan Binali Yıldırım, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın şeker fabrikalarının özelleştirilmesine bakanlığın da talip olabileceği sözlerine açıklık getirdi.
Başbakan Binali Yıldırım, özelleştirilecek olan şeker fabrikalarına Tarım Bakanlığı'nın talip olmasının söz konusu olmadığını söyledi.
Azerbaycan seyahati öncesinde düzenlenen basın toplantısında Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba'nın basında yer alan açıklamalarının sorulması üzerine bu sözlerin yanlış anlaşıldığını ifade ederek, "Pancar ekici kooperatifleri bu fabrikaları almak için teklif verebilir... kast edilen budur" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle daha fazla küspe üretileceğine, üretimin artacağına ve fiyatların düşeceğine inandığını belirterek, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak biz de talipli olacağız. Şartlarımız uyduğu takdirde Tarım Kredi Kooperatifleri olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz." ifadelerini kullanmıştı. 
 

Okullarda Kuru Üzüm Dağıtılacak

Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek anaokulu, uygulama sınıfı ve ilkokullardaki tüm öğrencilere haftada 2 gün, 25'er gramlık paketlerle sultani çekirdeksiz kuru üzüm dağıtılacak.
Bakanlar Kurulunun, "Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı Uygulama Esasları Hakkında Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca yürütülecek Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı kapsamında bu yıl anaokulu, uygulama sınıfı, ilkokul öğrencilerine sultani çekirdeksiz kuru üzüm dağıtımı yapılacak. Programla öğrencilere kuru meyve tüketim alışkanlığının kazandırılması, çocukların yeterli ve dengeli beslenmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.
Eşdeğer kuru üzüm tüketmesi sağlanan öğrenciler, velilerin isteğiyle program dışı tutulabilecek. Ayrıca aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından kuru üzüme karşı duyarlılığı tespit edilen ve kuru üzüm tüketimini kabul etmeyen öğrenciler de okul yönetimlerince program dışı bırakılacak.
Kurum üzümün temini ve dağıtımı için Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği görevlendirildi.
Birlik, yapılacak alım, muhafaza, nakliye, paketleme, kiralama ve ilgili bakanlıkların görüşünü alarak dağıtıma ilişkin usul ve esasları belirlemeden sorumlu olacak. 
Gıda Bakanlığınca genel bütçeden tahsis edilen ödenekten karşılanacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, programın koordinasyonundan sorumlu olacak.
Program süresince kuru üzümün teslim alınması, muhafazası ve tüketimiyle ilgili kayıtların tutulması, oluşturulacak modüle kaydedilmesi, verilerin düzenli ve erişebilir olması Milli Eğitim Bakanlınca sağlanacak.
Dağıtılacak üzümün ortalama ürün alım maliyeti, ürün işleme-paketleme, dağıtım, depolama, stok maliyeti, tanıtım masraflarıyla diğer işletme giderleri toplamına yüzde 8 oranında hizmet bedeli eklendikten sonra oluşan tutar üzerine katma değer vergisi ilave edilerek faturalandırılan toplam tutar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca genel bütçeden tahsis edilen ödenekten karşılanacak.
Söz konusu karara ilişkin denetimler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yapılacak. Gerekli hallerde, bakanlığın talebi üzerine ilgili diğer bakanlıkların denetim personeli de incelemelerde görevlendirilebilecek.
 
 
 
 
 

2018 Yılında Hayvancığa Verilecek Olan Destek Üreticiyi Memnun Edecek mi?

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve  538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlanmasının ardından hayvancılığa yapılan destekleme kalemlerinde artış yapılmadığı görüldü. 
Buna göre: 4 aylık Buzağaya hayvan başı 350 TL, soy kütüğüne kayıtlı Buzağaya 500 TL, döl kontrollü boğa yavrusuna ilave 50 TL, yetiştiricilik bölgesi illere ilave 200 TL, anaç manda 250 TL, soy kütüğüne kayıtlı manda 400 TL, malak 150 TL, soy kütüğüne kayıtlı malak 400 TL olarak belirlendi.
Bunun yanı sıra büyükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,50 TL,  küçükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,00 TL olarak veridi.
Halk elinden ıslah projesi kapsamında koyun/keçilere elit sürüde 70 TL, taban sürüde ise 40TL verildi. Damızlık erkek koç tekeye hayvan başı 20 TL verilirken, damızlığa ayrılan manda/düve/tosuna ise 200 TL verildi. Öte yandan bu desteklerin buzağı, malak, manda ve koyun, keçi desteğinin %3’ü il birliklerine, bu yüzde 3’ün içerisinde ki %5’lik dilim ise merkez birliklerine verildi.
 
 

2018 Tarımsal Destekler Yayımlandı

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve 538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlandı.
2018  yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin karar çevreye duyarlı tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, verimi ve kaliteyi yükseltmek, araştırma ve geliştirme projelerini desteklemek, uygulanan politikaların etkinliğini sağlamak, sektörün öncelikli problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak, sürdürülebilirliği sağlamak ve tarımsal kayıtların güncel tutulması amacıyla hazırlanmış olup, 2018 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları kapsar.
Alan bazlı destekler; 2018 yılı ÇKS kayıtlarına göre tarımda kullanılan mazot ve gübre desteği için, aşağıda belirlenen miktarda alan bazlı destek ödemesi yapılır.
Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında desteklenen; yağlık  ayçiçeği, kütlü pamuk, soya fasulyesi, kanola (kolza), aspir, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, çeltik, kuru fasulye, mercimek, nohut, yaş çay, fındık, yem bitkileri, patates ve kuru soğan ürünlerinin dışında kalan diğer bütün ürünlere, “Diğer Ürünler” kategorisinde belirtilen miktar kadar Mazot ve Gübre Destekleme ödemesi yapılır. Detaylı bilgiler için aşağıdaki link tıklayınız
  Karar Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız

TİGEM 300 Koyun Başvurusu İçin Süreç Başladı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği ve büyük bir ilgi gören 'Köyüne geri dönenlere 300 koyun ve maaş' projesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından sonra ilk adım atıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, 300 başa kadar küçükbaş hayvan için başvurular başladı. İşte, TİGEM üzerinden yapılan '300 koyun' projesi başvuru şartları ve detaylı bilgileri...
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarafından ''Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol'' projesi kapsamında yapılan köyüne geri dönene 300 koyun artı maaş verileceğine yönelik açıklama ülke genelinde büyük heyecana yol açtı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın detaylarını açıkladığı projede detaylar belli oldu. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında doğacak kuzuların alımı garanti edilecek ve taban alım fiyatı önceden belirlenecek. Üretilecek tüy ve süt yetiştiricinin olacak.
8 yıl sonunda 5 milyon dişi hedefleniyor
Projeye katılımın yeterli düzeyde olması halinde 8.yılın sonunda toplam 5 milyon dişi hedefleniyor. Bu süreçte 3 milyon 250 bin baş erkek hayvanın kesimiyle 52.300 ton et üretimi ise projenin diğer hedefleri arasında yer alıyor.

Başvuru nasıl yapılacak?

Oluşturulacak web sitesinde müracaat şartları ve başvuru kriterlerinin yayınlanması,
Elektronik ortamda yetiştiricilerin ön başvurularının alınması,
Başvuruların TİGEM tarafından değerlendirilmesi,
TİGEM tarafından başvuruları kabul edilen yetiştiricilerin Ziraat Bankası tarafından değerlendirilmesi,
Kazananların duyurulması,
Kredisi onaylanan yetiştiriciler ile Ziraat Bankası ve TİGEM arasında sözleşmelerin imzalanması.
Hayvanların temini ve teslim edilmesi,
Teslim edilen hayvanların İl/İlçe Müdürlükleri tarafından aşılama ve küpelenmesinin ücretsiz olarak yapılması,
Yetiştiriciye bakım giderleri ve sigorta bedeli için avans verilmesi,
Doğacak dişi kuzular için TİGEM tarafından yetiştiriciye alım garantisi verilmesi,
Alınacak dişi kuzuların Bakanlığın diğer projelerinde değerlendirilmesi.

Tunceli'de Bala Yoğun Talep

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Tunceli Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen "organik bal üretiminin desteklenmesi" çalışmaları kapsamında, 15 üreticiye 600 organik kovan, düzenlenen etkinlikle dağıtıldı.

Müdürlük bahçesinde yapılan etkinlikte gazetecilere açıklamada bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Orhan Kaya, organik kovan dağıtımının ikinci etabını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Organik kovan dağıtımının, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Tunceli'de organik arıcılığın geliştirilmesi, üretimin artırılması amacıyla yürütüldüğünü ifade eden Kaya, "İlimiz özellikle bitki florasının zengin olması, iklim koşuları ve yine doğasının bakir olması nedeniyle arıcılık yönünden ön plana çıkarıyor. Tabi bu sebeplerle ilimizde organik arıcılığın tercih edilmesine neden oluyor. İlimizde şu anda 68 bin 500 arı kovanımız mevcut ve 2016 yılında biz 600-650 ton civarında bir bal üretimi gerçekleştirdik" dedi.

Tuncel'de organik arıcılığı yaygınlaştırmak için her yıl düzenli olarak çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kaya, desteklenen üreticilerin ürünlerinin üç yıl boyunca sertifikasyon kuruluşu tarafından analizlerinin düzenli olarak yapıldığını ve hak eden üreticilerin organik arıcılık sertifikası aldığını belirtti.

Bu yıl organik arıcılığı desteklemek için üreticilere 600 adet organik kovan dağıttıklarını aktaran Kaya, yüzde 70'i hibe olarak verilen kovanlarla 15 üreticinin anlaşmalı sertifikasyon kuruluşundan 3 yıl organik bal üretimi konusunda eğitimler alacağını, ballarının düzenli olarak analizlerinin yapılacağını ve uygun görülmesinin ardından "organik bal üreticisi" sertifikasına sahip olacaklarını kaydetti.

Tunceli'de terörle mücadele kapsamında güvenlik bölgesi ilan edilen yerlerin, arıcılık faaliyetleri için üreticilere açıldığını dile getiren Kaya, "Jandarma bölge komutanımız ve valimizin çok büyük destekleriyle biz bu yıl güvenlik nedeniyle kapalı olan yerlerin yüzde 95'ini üreticimize açtık." diye konuştu.

 "Tunceli balının pazar sorunu yok"

Tunceli'de üretilen balların ülke genelinde "Tunceli balı", "Pülümür balı", "Ovacık balı", "Munzur balı" olarak tanındığını ve talep gördüğünü anlatan Kaya, talebin her yıl arttığını bildirdi.

Tunceli'de üretilen balın her yıl kalitesinin arttığını ifade eden Kaya, şunları söyledi:

"Balımızın pazar sorunu yok. Üreticilerle konuştuğumuzda bal elde kalmıyor, yetmiyor. Balımızın kaliteli olduğu bütün Türkiye'de biliniyor ve bu nedenle pazar sorunu yok. Üreticilerimiz piyasanın talebini yetiştiremiyor. Biz markalaşırsak, coğrafi işaretlemesini alırsak 40-50 lira olan balı biz 75-100 liraya satacağız ve bu çok daha iyi olacak. Biz bunu bütün Türkiye'ye tanıttığımızda ister istemez fiyatı da artacak. Amacımız da ilimizin özellikle organik balını tanıtarak üreticinin ürettiğinin karşılığını almasıdır."

 "Tunceli organik bal üretiminde Türkiye'de ilk 5'de"

Tunceli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kazım Doğan da Tunceli'de son 3 yıldır Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile beraber organik arıcılığı geliştirmek ve yaygınlaştırmak için yoğun bir şekilde gayret gösterdiklerini söyledi.

Tunceli'nin balının ülke genelinde tanındığını ve hak ettiği noktaya ulaşması için çalışmaların devam ettiğini belirten Doğan, "Türkiye'de organik bal üretimi noktasında ilk 5'e girdiğimizi öğrendik. 3 yılda bu aşamaya gelmek bizi mutlu ediyor. Bunun dışında ilimizde bu yıl 200 üreticimizin balını alını aldık ve tahlil ettirdik. Sonuçları yakında paylaşacağız. Ben bu çalışmadan dolayı İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür ediyorum." dedi.

Konuşmalar sonrasında Kaya ve Doğan, kovanların özellikleri hakkında yaptıkları bilgilendirmenin ardından arıcılara kovanlarını dağıttı.

Kurban Kesecek Olanlar Dikkat!

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte kurban pazarları da renkli pazarlıklara ev sahipliği yapıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düve kesimini yasaklamasıyla birlikte kurbanlıklarda küçükbaş veya büyükbaş hayvan seçenekleri her yıl olduğu gibi bu yıl da alıcılarını bekliyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, kurban kesmek isteyen vatandaşların duymak istediği “Kurban fiyatlarında herhangi bir artış yok” açıklaması ile birlikte kurbanlıklara olan talebin artacağı yönündeki beklentileri de gündeme getirdi.

Öte yandan kurban bayramı, tatlı telaşı ile birlikte vatandaşları kurban pazarlarında fiyat araştırması yapmaya yönlendirirken, kurbanlıkları yakından görmek isteyen vatandaşların kafasında, her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban tercihlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda soru işaretlerine neden oluyor. Peki, kurban alırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Kurbanlık Alırken Neler Dikkat Edilmelidir?

Kurban edilecek hayvanın gebe olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer hayvan ileri derecede gebe ise kurban edilmemelidir.

Gebe olup olmadığı konusunda emin olunmayan hayvanların gebelik kontrolünü tekrardan yaptırmak daha sağlıklı olacaktır.

Hayvanların gözlerine bakarak, o hayvanın dirençli olup olmadığını muhakkak çıplak gözle kontrol ediniz. Sağlıklı olmadığını düşündüğünüz kurbanlığı almayınız.

Hayvanın göğüs çevresinin geniş olması, kuyruk sokumu ve kalçanın dolgun ve yuvarlak olması, sırt çizgisinin düz ve dolgun olması ve boynun kısa ve etle dolu olması gibi hususlara dikkat edilmesi gerektiği uzmanların altını çizdiği hususlar olarak karşımıza çıkıyor.

Kurban kesilirken nelere dikkat edilmelidir?

Öncelikle kurban bayramında kurban kesilmesi hem Kuran'ı Kerim, hem de sünnet ile sabittir. Kurban kesilmesi ile alakalı Kuran'ı Kerim'de ayetler mevcuttur. Kurban kesmek, durumu olan her müminin yapması gereken bir ibadettir.

Kurban keserken, usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla, iki atardamarından en az birinin kesilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan bir kesim sırasında, hayvanın omuriliğinin kesilmesi mekruhtur. Bu konuda etlik kesim ile kurbanlık kesim arasında bir fark yoktur.

Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Bu nedenle hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir.

Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Aynı şekilde, hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir. 

Ne Zamana Kadar Kurban Kesilebilir?

Kurban kesim vakti, bayram namazının kılındığı yerlerde, namazın bitiminde, kılınmayan yerlerde ise, sabah namazından sonra başlayarak bayramın 3. gününün akşamına kadar devam eder. Bu süre zarfında hem gece hem de gündüz kurban kesilebilir, ancak gündüz kesilmesi daha uygun görülmüştür.

Besmele Çekmek Şart Mıdır?

Kurban kesimi esnasında okunacak dua ya da dualar insanların aklında soru işareti oluşturuyor. Öncelikle sadece bayramda değil, başka bir zaman diliminde farklı bir niyet ile kesilse dahi kurban kesilirken besmelenin çekilmesi gerekir. Hanefi mezhebindekilere göre kurban kesiminde besmele bilerek terk edilir de çekilmezse o zaman o kesilen kurbanın eti yenmez. Fakat insanlık hali ile unutulur da çekilmez ise o zaman bir mahzuru yoktur. Şafiiler de ise besmele kasten çekilmese bile bir sakınca görülmez. 

Kurban Nasıl Dağıtılır?

Kurban kesiminin tamamlanmasının ardından kurban etinin dağıtımı da büyük önem taşıyan konuların başında gelir. Kurban önce 3'e bölünür. Bunun bir bölümü kurban kesmeye yoksullara dağıtılır. Diğer bölümü tanıdık eş dost akrabalara dağıtılır. Diğer kısmının da evde yenmesi tavsiye edilir.

 

Takviye Gıdada Onay Süreci Uzadı !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, takviye edici gıdaların ithalatı, üretimi, işlenmesi ve piyasaya arzında onay başvurusu yapılmış gıdalar için onay alma sürecini 1 Temmuz’a kadar uzattı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği, 28 Mart 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Değişiklik ile 2 Mayıs 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmeliğin geçici 1’inci maddesine “Ancak 31/12/2016 tarihine kadar onay başvurusu yapılmış takviye edici gıdalar için 1/7/2017 tarihine kadar onay alınabilir.” cümlesi eklendi.

Yeni Yönetmelik, 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

 

Gıdalara Eklenebilecek Vitamin ve Mineraller Belli Oldu !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde, gıdalara eklenebilecek vitamin, mineral ve belirli diğer öğeleri ayrı bir yönetmelik ile düzenledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Mineraller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmeliği, 7 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlandı.

Gıdalara eklenebilecek vitamin, mineral ve belirli diğer öğeleri kapsayan Yönetmelik ile tüketicilerin en üst düzeyde korunmasını sağlamak amacıyla vitaminler, mineraller ve belirli diğer öğelerin gıdalara eklenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Vitaminler ve minerallerin gıdalara eklenmesi

Yönetmelik hükümlerine uygun olmak şartıyla sadece Yönetmeliğin ekinde listelenen vitaminler ve/veya mineraller, yine yönetmelik ekinde listelenen formlarda gıdalara eklenebilecek.

İnsan vücudu tarafından biyolojik olarak kullanılabilen formlardaki vitaminler ve mineraller, genellikle gıdanın yapısında doğal olarak bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, şu hususlardan en az biri göz önünde bulundurularak gıdalara eklenebilecek:

a) Eksikliğin klinik veya subklinik kanıt ile ispatlanabildiği veya besin öğelerinin alım düzeyinin düşük olduğunun tahminen gösterilebildiği nüfusta veya nüfusun belirli gruplarında görülen bir veya daha fazla vitamin ve/veya mineral yetersizliği,

b) Nüfusun veya nüfusun belirli gruplarının beslenme açısından durumunu iyileştirmek ve/veya beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerden dolayı vitaminlerin ve minerallerin beslenme yolu ile alınmasındaki muhtemel eksikliklerini düzeltme imkânı,

c) Vitaminlerin ve minerallerin beslenmedeki rolüne ve sağlık üzerindeki nihai etkilerine ilişkin genel kabul görmüş bilimsel bilgilerdeki değişim.

Vitamin ve minerallerin eklenemeyeceği gıdalar

Vitaminler ve mineraller, Özel mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla meyveler, sebzeler, kırmızı et, kanatlı eti ve balık dâhil işlenmemiş gıdalar; Sağlık veya beslenme beyanı yapılmamak koşulu ile hacmen alkol miktarı %1,2’den fazla olan içeceklere eklenemeyecek.

Her ne amaçla olursa olsun gıdaya bir vitamin veya mineral eklendiğinde, gıdanın satışa sunulduğu haliyle içerdiği toplam vitamin ve mineral miktarı, maksimum miktarları aşamayacak. Konsantre ve kurutulmuş ürünler için belirlenen maksimum miktarlar, üretici talimatlarına göre tüketime hazırlanmış olan gıdadaki mevcut miktarlar olacak.

Belirli bir vitamin veya mineralin bir gıdaya veya gıda grubuna ilave edilmesinin kısıtlanması veya yasaklanmasına ilişkin koşullar Bakanlıkça belirlenecek.

Maksimum miktarlar ve koşullar şu hususlara göre belirlenecek:

a) Gerektiğinde farklı tüketici gruplarının değişen hassasiyet dereceleri de dikkate alınarak genel kabul görmüş bilimsel verilere dayanan bilimsel risk değerlendirme vasıtasıyla belirlenen, vitaminlerin ve minerallerin güvenli üst limitleri;

b) Vitaminlerin ve minerallerin diğer beslenme kaynaklarından alımı.

Ayrıca vitaminler ve minerallerin nüfusa yönelik referans alım miktarları da dikkate alınacak.

Maksimum miktarlar ve koşullar belirlenirken, nüfusa yönelik referans alım miktarları güvenli üst limitlerine yakın olan vitaminler ve mineraller için, gerekli olduğunda “Her bir ürünün, genel nüfusun veya nüfusun belirli gruplarının toplam diyetine katkısı; Türk Gıda Kodeksi Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği’nde belirlenen besin öğesi profili” dikkate alınacak.

Bir gıdaya vitamin veya mineral eklendiğinde, o vitamin veya mineral gıdada en az Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketiciyi Bilgilendirme Yönetmeliği’nde tanımlanan belirgin miktarda bulunacak. Belirli gıdalar veya gıda grupları için, belirgin miktara istisnai olarak daha düşük miktarların belirlenmesi de dâhil olmak üzere, en az (asgari) miktarlara ilişkin hususlar Bakanlıkça belirlenecek.

Organik Gıda İnanılmaz Rakamlara Ulaştı !

Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) ve FIBL Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlandı.

Şubat 2017 raporuna göre dünyada 2,4 milyon üretici 51 milyon hektar alanda organik tarım yapıyor. Vahşi toplama alanları ve tarım dışı alanlar ise 40 milyon hektarı buluyor.

2015 yılının sonu baz alınarak açıklanan son verilere göre, dünyada organik gıda ve içeceklerin perakende pazar payı 81,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Bu da 2014 yılında 75 milyar dolar olan pazarın yaklaşık yüzde 9 büyüdüğü anlamına geliyor.

2000 yılında küresel organik gıda ve içecek pazarının 18 milyar dolar olduğunu hatırlarsak, son 16 yılda pazarın 4 kattan fazla büyüdüğü görülüyor.

Bu rakamlar da gösteriyor ki tüketici beklentilerindeki değişim ile birlikte organik tarım ürünleri satışı hızla artıyor.

Dünyada organik tarım yapılan ülkelerin sayısı 179’a çıkarken, bunların 87’si organik standartlara sahip durumda. 17 ülke ise mevzuat taslağı hazırlanma sürecinde.

En fazla organik tarım arazisine sahip ülkelerin başında 22.7 milyon hektar ile Avustralyageliyor. Onu 3.1 milyon hektar ile Arjantin ve 2 milyon hektar ile ABD izliyor.
 

Peki Türkiye özelinde organik tarımın durumu ne?

Türkiye, 70 bin üretici ile organik gıda üreticisi sayısı açısından dünyanın en büyük ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın verilerine göre 2015 itibariyle Türkiye’de 69 bin 967 üretici, toplam 515 bin 268 hektar alanda 197 çeşit ürün ile organik tarım yapıyor.

Ancak organik tarım alanı, üretici sayısı ve ürün çeşidinde bir önceki yıla göre bir gerileme söz konusu.

Bir önceki yıl üretici sayısı 71 bin 400’ü aşıyor, toplam alan 842 bin hektarı geçiyor ve organik ürün çeşidi 208’i buluyordu.

Bugün Türkiye’de toplam tarımsal alan içerisinde organik tarım yapılan alan yüzde 1,95’lik bir paya sahip.

Organik olarak yetiştirilen ürünler arasında fındık, ceviz, antepfıstığı, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm öne çıkıyor.

Yine baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, pamuk ve zeytin gibi ürünler de yine organik üretim açısından yoğun olan ürünler arasında yer alıyor.

Bitkisel üretimin yanısıra organik hayvansal üretim de son yıllarda oldukça revaçta. Et, süt, peynir, yoğurt, yumurta ve bal organik pazarda yerini alıyor.

Organik tarım denilince öne çıkan bölgelere baktığımızda Doğu Anadolu yüzde 57 pay ile ilk sırada yer alıyor. Bu bölgeyi yüzde 23,7 ile Ege, yüzde 6,4 ile Güneydoğu Anadolu bölgesi izliyor.

Çiftçi sayısı açısından baktığımız da ise yüzde 32,2 ile Ege ilk sırada bulunuyor. Bu bölgeyi yüzde 30,3 ile Doğu Anadolu ve yüzde 25,1 ile Karadeniz izliyor.

Türkiye’de organik tarım ürünü pazarı 500 milyon dolar seviyesinde. Organik gıda üretiminin önemli bir kısmı ihraç ediliyor.

İhracat yapılan ülke sayısı 26 civarında. İhracat, Avrupa yoğunluklu olmakla birlikte ABD, Japonya, İngiltere ve Kanada da diğer ihracat pazarları ve bu pastanın büyümesi açısından büyük potansiyel vaat eden ülkeler.